PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik etnik kökeni, inancı ve memleketi üzerinden yapılan saldırıları eleştirerek, “Siyasi eleştiriler yapılabilir ancak ailesine, kimliğine, mezhebine yönelik söylemler yanlıştır” dedi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, CHP’de yaşanan tartışmalar ve Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştiriler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Bir inanç kurumu başkanı olarak CHP’nin iç siyasetine ilişkin değerlendirme yapmayı doğru bulmadığını belirten Akpınar, parti üyesi kimliğiyle konuştuğunda CHP’nin bugün yaşadığı krizin yeni olmadığını söyledi.
“CHP’nin problemi bugün ortaya çıkmış bir sorun değil” diyen Akpınar, “Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olduğu dönemden bu yana taşınan bir süreçtir. CHP’nin kendi içinde yaşadığı sorunlar bugün partiyi bu noktaya getirdi. Bu süreç İmamoğlu’nun yanlışlarıyla başlar, Özgür Özel’in yanlışlarıyla devam eder, Kılıçdaroğlu’nun yanlışlarıyla biter” ifadelerini kullandı.
“KILIÇDAROĞLU’NU TEK SORUMLU GÖSTERMEK YANLIŞ”
Toplumun CHP’ye yönelik desteğinin, uzun yıllardır iktidarda bulunan hükümete karşı duyulan tepkinin sonucu olduğunu söyleyen Akpınar, “Hukuksuzluklara, adaletsizliklere, yoksulluğa karşı oluşan tepki doğrudur. Ancak bu sürecin tek sorumlusu olarak Kılıçdaroğlu’nu göstermek doğru değildir” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun bazı Alevi çevrelerince “düşkün” ilan edilmesi ya da etnik kimliği üzerinden hedef alınmasını da eleştiren Akpınar, “Bir insanı Ermeni olduğu iddiasıyla suçlamak ya da aşağılamak çok yanlış bir yaklaşımdır. Eğer bir Ermeni bu ülkenin vatandaşıysa bu ülkeyi yönetme hakkına da sahiptir” diye konuştu.
“KILIÇDAROĞLU NE YAPTI DA DÜŞKÜN SAYILIYOR?”
Alevilikte düşkünlük kavramının siyasi tartışmalara alet edilmemesi gerektiğini vurgulayan Akpınar, şu soruları yöneltti:
“Kemal Kılıçdaroğlu hırsızlık mı yaptı? Yolsuzluk mu yaptı? Ahlaksızlık mı yaptı? Ne yaptı da bugün Alevilikte düşkün ilan ediliyor? Alevi kurumlarını ve inancını siyasi amaçlar için kullananları kınıyorum.”
Her siyasetçinin yanlışlarının eleştirilebileceğini ifade eden Akpınar, “Kılıçdaroğlu da, Özgür Özel de, Ekrem İmamoğlu da siyasetçidir. Yanlışlarına yanlış, doğrularına doğru demeliyiz. Bu mesele Alevilerin inanç sorunu haline getirilmemeli, Aleviler bu tartışmaların içine çekilmemelidir” dedi.
“KİMLİĞİ ÜZERİNDEN SALDIRMAK AHLAKSIZLIKTIR”
Kılıçdaroğlu’nun siyasi görüşleri ve uygulamalarının tartışılabileceğini ancak etnik kökeni, inancı ya da memleketi üzerinden hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu belirten Akpınar, şunları söyledi:
“Kılıçdaroğlu’nu düşkün kılmak, Ermeni kılmak, Kürt kılmak, Dersimli olması üzerinden saldırmak ahlaksızca bir yaklaşımdır. Siyasi anlamda yanlışları olabilir, bunlar elbette tartışılır. Ancak ailesine, kimliğine, mezhebine yönelik söylemler doğru değildir.”
Akpınar, Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşların eşit haklara sahip olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Ermeniler de bu ülkenin yurttaşıdır, Kürtler de, Aleviler de. Bu ülkenin vatandaşı olan her insanın bu ülkeyi yönetme hakkı vardır. Kim olursa olsun, etnik kökeni, inancı ya da mezhebi üzerinden hedef gösterilmesini doğru bulmuyoruz. Kılıçdaroğlu’na yönelik bu tür söylemleri kınıyor ve şiddetle karşı çıkıyoruz.”
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Alevilerin hala inançlarını özgürce yaşayamadığını belirterek, Düzgün Baba Ziyaretgaha yönelik tahribatın kabul edilemez olduğunu söyledi. Akpınar, AKP iktidarının yarattığı çıkar ilişkilerinin toplumsal değerleri aşındırdığını savundu.
AKP’nin 25 yıllık iktidar sürecinde en büyük tahribatın insan ahlakı alanında yaşandığını belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Çıkarı için bütün değerlerini satan bir toplum yaratıldı. Alevi toplumu da bundan payını aldı. Düzgün Baba ziyaretgahlarına yönelik saldırılar da bunun yansımalarıdır” dedi.
Alevilerin bu ülkede devlet tarafından resmi olarak tanınmadığını ve bu nedenle inançlarını özgürce yaşayamadıklarını belirten Tahsin Akpınar, “Devlet yasal haklarımızı vermeyip bizi Kültür Bakanlığı’na bağlayarak Aleviliği bir inanç değil de sanki bir kültürmüş gibi göstermeye çalışıyor” dedi.
“DEVLET, ALEVİLİĞİN SÜNNİ İNANÇLA AYNI OLMADIĞINI ÇOK İYİ BİLİYOR”
Devletin Aleviliğin bugünkü Sünni inanç anlayışıyla benzer olmadığını çok iyi bildiğini vurgulayan Akpınar, şunları söyledi:
“Devlet, Aleviliğin bir inanç olduğunu, bir yaşam biçimi olduğunu ve ibadet şeklinin Sünni İslamcıdan farklı olduğunu bizden daha iyi biliyor. Ancak iki farklı İslam anlayışı yaratılmış durumda; biri halkın yaşadığı, diğeri ise devletin uyguladığı İslam anlayışı. İnançlar açısından bakıldığında halkların birbirleriyle bir sorunu yoktur. Bu sadece Aleviler için değil, diğer inançlar açısından da böyledir.”
Devletin inanç üzerinden siyaset yapan ve iktidarını bunun üzerinden sürdürmeye çalışan bir anlayışa sahip olduğunu ifade eden Akpınar, “Bu iktidar bilinçli olarak kendi egemenliğini sürdürmek ve toplumu ayrıştırmak için Alevilerin yasal haklarını vermemektedir. Bugün yapılmak istenen de budur” diye konuştu.
4 Mayıs’ta Dersim’de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya katılan dedeleri de eleştiren Akpınar, şunları söyledi:
“Kendi çıkarı için o toplantıya katılan dedelerin lanetlenmesi gerekir. Burada tüm kurumlarımıza görev düşüyor. Kurumlarımızın en büyük sıkıntısı gündemi yeterince takip edememesi ve gereken tepkiyi zamanında verememesidir. Birbirimizle yeterli iletişim kuramıyoruz. Örgütlü gücü yaratamadığımız için bu tür girişimlere zamanında karşı koyamıyoruz. Oysa onların bu girişimlerine izin vermememiz gerekiyor.”
“DÜZGÜN BABA ZİYARETGAHININ TAHRİP EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”
Dersim’deki Düzgün Baba Ziyaretgaha yönelik saldırının kabul edilemez olduğunu belirten Akpınar, “Bunu nasıl yaparsınız? Bu nasıl bir anlayıştır? Üstelik bunu yapanlardan birinin köy muhtarı olması daha da düşündürücüdür” dedi.
AKP iktidarının 25 yıllık döneminde en büyük tahribatın insan ahlakında yaşandığını savunan Akpınar, şöyle devam etti:
“Çıkarı için bütün değerlerini satan bir toplum yaratıldı. Alevi toplumu da bundan payını aldı. Bu muhtar da onlardan biriydi. Küçük çıkarlar uğruna toplumun değerlerini ve inançlarını satıyor, birileri tarafından kullanılıyor.”
PİRHA-Antalya Konyaaltı’nda düzenlenen Newroz Cemi’nde Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 53. yılı anıldı. Cemde hem inanç ritüelleri yerine getirildi hem de Alevi kurumlarına yönelik politikalara eleştiriler dile getirildi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği’nde, Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 53. yılı dolayısıyla Newroz Cemi yürütüldü. Uryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba’nın yürüttüğü ceme, Alevi ocaklarından temsilciler, kurum yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Cemde, Newroz’un Alevi inancındaki yeri ve anlamına vurgu yapılırken aynı zamanda Aşık Veysel’in düşünsel ve inançsal mirası anıldı. Dernek Başkanı Tahsin Akpınar, Newroz’un doğanın uyanışı ve baharın gelişi olmasının yanı sıra halkların ortak bayramı olduğunu belirtti. Programda ayrıca Ali Soğucak, Aşık Veysel için yazdığı şiiri okudu.
Cemi yürüten Dede Kenan Akbaba ise konuşmasında, Newroz öncesinde tutulan oruç ve gerçekleştirilen ritüellerin inanç içindeki yerine dikkat çekerek Aleviliğin kadim bir yol olduğunu vurguladı. Aleviliğin özünde insan sevgisi ve birlikte yaşam anlayışı bulunduğunu ifade eden Akbaba, farklı kimliklerin bir arada yaşamına vurgu yaptı.
Akbaba, konuşmasında ayrıca Alevi köylerine cami yapılması tartışmalarına ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluş sürecine ilişkin eleştirilerde bulundu. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğini belirten Akbaba, Alevi kurumlarının sürece dahil edilmeden alınan kararları kabul etmediklerini ifade etti.
Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından Zakir İlyas Şimşek de Aşık Veysel’in sanatını besleyen temel kaynağın Alevi-Bektaşi geleneği olduğunu belirterek, ozanın dergâh kültürü içinde yetiştiğine dikkat çekti.
Cem, rızalık alınmasının ardından 12 hizmet erkânının yürütülmesiyle devam etti. Çerağların yakılması ve zakirlerin deyişleri eşliğinde semahlar dönüldü. Gülbeng verilmesinin ardından lokmalar pay edilerek cem tamamlandı.
PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneğim Başkanı Tahsin Akpınar, Orta Doğu’da din üzerinden yürüyen siyasetin sonucunda bugün geldiği noktanın toplumları nasıl ayrıştırdığı ve yoksullaştırdığının ortada olduğunu belirterek, “AKP hükümeti bundan ders çıkarması gerekiyor” dedi.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat’ta 81 il valiliğine gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta; okul öncesinden ortaöğretime kadar öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörüldüğü belirtildi.
Söz konusu genelgeye yönelik eleştiriler devam ederken, Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneğim Başkanı Tahsin Akpınar, “Kindar ve dindar bir nesil yetiştireceğim’ dedi, oda elinde patladı” dedi.
23 yıldır devleti yöneten AKP’nin ülkenin anayasal bir çok kurumunu devre dışı bıraktığını belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneğim Başkanı Tahsin Akpınar, “AKP birçok toplumsal beklentileri hem sosyal, hem ekonomi, hem yaşam anlamda o kadar zorlaştırdı ki topluma karşı kullanacağı hiçbir şey kalmadı” diye konuştu.
Türkiye’nin tüm kaynaklarını sattığını ve sermayeye peşkeş çektiğini belirten Akpınar, “İktidar toplumu fakirleştirdi ve topluma vereceği hiç bir şey kalmadı” diye belirtti.
Seçim sürecinin yaklaştığını iktidarın yeniden toplumu ayrıştırmak istediğini belirten Akpıonar, “Hükümetin bu tutumuyla anayasamıza laikliğe aykırı olan bir süreci başlatmış bulunuyor. Onun için Milli Eğitim Bakanı bu genelgesini bir anayasa sorunudur” diye ifade etti.
“AKP DERS ÇIKARMALI!”
Hükümetin ‘kindar ve dindar’ bir toplum üzerinden bir yere varamayacağını ifade eden Akpınar, “Orta Doğu’da din üzerinden yürüyen siyasetin sonucunda bugün geldiği nokta toplumları nasıl ayrıştırdığını, fakirleştirdiğini, yoksullaştırdığını ve kapitalist ülkelerin gelip o ülkenin değerlerini kullanıp tüm kaynaklarını nasıl sömürdüğünü bugünkü İran molla rejimi bize gösteriyor. AKP hükümeti bundan ders çıkarması gerekiyor” diye belirtti.
PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar ve PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, sadece Alevilerin değil, inancı, etnik yapısı ne olursa olsun herkesin birlik içinde katliamlara dur demeleri gerektiğinin altını çizdi.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi. Kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı ve satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı. Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkûm edildi.
Saldırıların yıl dönümünde birçok coğrafyadan Aleviler ve dostları, soykırımın durdurulması için çağrılarını sürdürüyor. 7 Mart’ta birçok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. Hatay Samandağ’da büyük bir miting düzenlenecek. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.
“HEP BİRLİKTE SURİYE’DEKİ İNSANLARIN SESİ OLALIM”
Suriye’de Alevilere dönük yapılan katliamın üzerinden bir yıl geçtiğini belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Suriye’de katliamın yeniden yaşanmaması için 7 Mart’ta Hatay Samandağ’da 75. Parkı’nda bir eylem gerçekleştirilecek. Bu eylemde Alevi kurumlarımızın, federasyonlarımızın, konfederasyonlarımızın hep birlikte ortak bir basın metniyle orada bulunan mevcut iktidarlar bir duyuru yapacaklar ülke ve dünya kamuoyuna seslenerek Suriye’deki insanların sesi ve nefesi olacak” dedi.
Kim olursa olsun demokratik özgür yaşamı kendine bir felsefe olarak gören bütün insanları Samandağ’a çağıran Akpınar, “Sadece Aleviler değil. Ülke genelinde yaşayan tüm toplumların inancı, etnik yapısı ne olursa olsun herkesin birlik içinde “katliamlara dur” demeleri gerekiyor. Toplumdan beklediğimiz budur. Biz herkesi eşit gördüğümüz için herkes de bize eşit şekilde bakmalı ve oradaki canların sesi olmalı. İmkânı olan canlarımızın da Samandağ’daki eyleme katılmalarını bekliyoruz “ dedi.
“EMPERYALİZMİN YARATTIĞI YENİ DÜZEN SURİYE’DE BÜYÜK BİR ALEVİ SOYKIRIMINA YOL AÇTI”
Ortadoğu’nun bir cehenneme döndüğünü belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Başkanı Atakan Eren de, “Bu cehennemden Aleviler de payını aldı. Emperyalizmin yarattığı yeni düzen Suriye’de büyük bir Alevi soykırımına yol açtı” diye konuştu.
Suriye’de yaşanan katliamı bütün dünyanın izlediğini vurgulayan Eren, Suriye’deki Alevi toplumuna sahip çıkılması gerektiğini belirtti.
“SURİYE’DEKİ YÖNETİM SURİYE HALKLARINA EŞİTLİK, KARDEŞLİK VE BARIŞ GETİREMEZ”
Artık Suriye’de cihatçı bir devlet anlayışının var olduğunu belirten Akpınar, “IŞİD’ten gelen kadroların yönettiği bir devlet aygıtı var. Bu aygıtın da Suriye halklarına eşitlik, barış, kardeşlik, demokrasi getireceğini düşünmüyoruz. Onun için de 7 Mart’taki mitinge yoğun bir katılım sağlanması ve bu mitingin 7 Mart’ta da sınırlandırılmaması gerekiyor” diyerek hatırlatmada bulundu.
Suriye toplumuyla ilgili Alevi örgütlerinin komisyon kurması önerisinde bulunan Eren, “Suriye’deki hareketliliği incelemesi, Suriye toplumunun önder insanlarıyla ya da orada sözü dinlenen, o toplumu bilen insanlarıyla sürekli istişare halinde olması ve orayı net bir şekilde izlemeye almamız gerekiyor” dedi.
“SADECE 7 MART DEĞİL 7 MART’TAN SONRADA ALANLARDA OLMALIYIZ”
7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge herkesi davet eden Eren, “Alevi katliamını anmak için değil, katliama dur demek için 7 Mart’ta orada olmak ve 7 Mart’tan sonra da gene alanlarda olmak zorundayız. Suriye’deki Alevilerin sesini dünyaya duyurmak gibi bir zorunluluğumuz var. Yoksa katliamlar sürekli bir hale gelecek ve bir müddet sonra da belki de kanıksanacak” ifadelerine yer verdi.
PİRHA – Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu, halk ozanı Davut Sulari’nin ölüm yıldönümü dolayısıyla Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Korkmaz Tedik Konferans Salonu’nda anma konseri verdi.Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu, halk ozanı Davut Sulari’nin 41. ölüm yıldönümünde verdiği konserle hem usta ozanı andı hem de Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara karşı güçlü bir mesaj verdi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi bünyesinde çalışmalarını sürdüren, ağırlığı kadınlardan oluşan ve koro şefliğini Serdar Baysal’ın yaptığı Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu’nun konseri yoğun ilgi gördü.
Konser öncesinde Davut Sulari’nin yaşamına dair bir slayt gösterimi sunuldu. Sunuculuğunu Fatma Güngör’ün yaptığı gecede ilk konuşmayı Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar yaptı.
“DAVUT SULARİ’Yİ MİNNETLE ANIYORUZ”
Akpınar, Davut Sulari’nin Alevi inancı ve halk kültürü açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Ozanımız Davut Sulari, kendi çağında at sırtında köy köy dolaşarak bu inancı ve kültürü yaydı, deyişlerini bizlere miras bıraktı. Kendisine minnet borçluyuz” dedi.
Konuşmasında güncel siyasal gelişmelere de değinen Akpınar, AKP Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta’nın TBMM’de yaptığı açıklamayı hatırlatarak şunları söyledi:
“Suriye’de yaşanan katliamları dile getiren milletvekillerine ‘Müslümanlar ölürken sesiniz çıkmıyordu ama bugün Aleviler ölüyor diye konuşuyorsunuz’ denilmesi asla kabul edilemez. Bu söylem, Suriye’de Alevilere yönelik katliamları meşrulaştıran bir zihniyettir ve şiddetle kınıyoruz.”
“KATLİAMLARA KARŞI HER YERDE TEPKİ GÖSTERMELİYİZ”
Akpınar, dünyanın neresinde olursa olsun tüm katliamlara karşı olduklarını vurgulayarak konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Filistin’de olduğu gibi, Suriye’de Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara, Kürtlere ve tüm inançlara yönelik saldırılara karşıyız. İŞİD’in Müslümanlara yaptığı zulmü de aynı şekilde kınıyoruz. Katliamın kim tarafından ve kime karşı yapıldığına bakmadan karşı çıkmak, insan olmanın gereğidir.”
Uluslararası siyasete de değinen Akpınar, başka ülkelerin siyasi iradesine müdahaleleri demokrasi ve hukukla bağdaşmadığını belirterek bu anlayışı reddettiklerini söyledi.
DAVUT SULARİ DEYİŞLERİ SESLENDİRİLDİ
Konuşmaların ardından Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu, Davut Sulari’nin unutulmaz deyişlerini seslendirdi. Dinleyiciler, ozanın eserlerine hep birlikte eşlik etti.
PİRHA – Antalya’daki Alevi kurum temsilcileri, 2026 yılının Aleviler üzerinde yürütülen asimilasyon politikalarının son bulduğu, hak ve özgürlüklerin tanındığı, halkların dilinden kimliğinden, inancından dolayı ötekileştirilmediği, savaşların son bulduğu, savaşsız ve sömürüsüz, insanların refah içerisinde yaşayacağı bir yıl olması temennisinde bulundu.
Antalya’daki Alevi kurum temsilcileri, yeni yıla dair beklentilerini PİRHA ile paylaştı.
“DÜNYANIN NERESİNDE BİR ACI YAŞANIYORSA BİZ KENDİ ACIMIZ GİBİ HİSSEDERİZ”
Konyaaltı Alevi Bektaşi Alevi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, 2025 yılını değerlendirerek 2026’dan beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:
“2025 yılında Alevi toplumu olarak yüreğimizi yakan en büyük sorunlardan birisi hiç kuşkusuz Suriye’deki Alevi canlarımızın HTŞ-IŞİD zihniyeti emperyalist ülkeler ve ülkemizin de katkısıyla Alevilerin büyük acılar yaşaması bizi en çok üzen sorunlarından biridir”
Alevi toplumu olarak sadece kendi acılarına değil, dünyada yaşanan tüm sıkıntıları tüm acıları kendi acıları gibi hissettiklerini vurgulayan Akpınar şunları söyledi:
” Filistin olayı dünyanın ve ülkemizin en ciddi 2025’in sorunlarından biri olmakla birlikte aynı zamanda ülkemizde yoksulluğun diz boyu olduğu ve emekçilerin çok ciddi sıkıntılar yaşadığı bu ülkenin gazetecileri, yazarları, çizerleri, tabiattan doğadan yana olan birçok değerli insanın hapislerde kaldığı bir yıl oldu. Acılarla dolu bir yıldı. 2026 yılında bunların hiçbirinin olmamasını, herkesin bir an önce bu ülkede özgürlüğüne kavuşmasını diliyor tüm dünyanda savaşsız, sömürüsüz bir yıl olmasını herkesin mutlu olacağı bir yıl dilerim.”
“İKTİDARIN KURDURDUĞU ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI ASİMİLASYON MERKEZİ KONUMUNDA”
Antalya Tahtacı Derneği Başkanı Mehmet Akar ise 2025 yılının Antalya Tahtacı örgütleri açısından iyi geçtiğini ancak Türkiye Alevi toplumunun bir parçası olarak iyi geçmediğini belirterek, “Özellikle iktidarın 2025 sürecinde asimilasyonun bir parçası olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden Alevi kurumları ile ilişkilenmeye çalışması bizi en çok rahatsız eden bir durumdu. Aleviler iktidar veya başkaları tarafından kendilerinin tanımlanmak istemiyor. Aleviler kendi inançlarıyla ilgili kendilerini tanımlıyorlar. Devletin bizim elektriğimizi, suyumuzu ödemesine ihtiyacımız yok” diye konuştu.
“SURİYE’DE ALEVİLER BAŞTA OLMAK ÜZERE DİĞER HALKLAR HEDEFTE”
2025 yılında özellikle Suriye’deki Alevilerin katledilmesi açısından çok kötü geçtiğini vurgulayan Akar, konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Bu yüzyılda bu dönemde maalesef insanlar inançlarından ötürü katlediliyorlar. Tabii bunu biraz da emperyalizmin Orta Doğu coğrafyasındaki faaliyet bir parçası olarak da görmek lazım. Ezidiler bu anlayışla Suriye coğrafyasında yok edildi. Dezavantajı olan farklı gördükleri toplumsal kesimleri yok etmek istiyorlar. Ama biz buna direneceğiz. Çünkü biz sadece kendi coğrafyamızda değil, dünyanın her tarafında aynı zamanda barışçıl bir dili olan, barışçıl söylemi olan, hiçbir zaman kavgadan yana olmadan barışı savunan bir toplumuz.
Alevi örgütlülüğü açısından baktığımızda Türkiye’de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını bizleri temsil eden kurum olarak görmüyoruz. Cemevlerine cümbüş hane diyen bir siyasi anlayışın bizimle ilgili samimi bir önerisi olduğunu görmüyoruz.
2026’da da bundan vazgeçmeyeceğiz. Tüm bulunduğumuz coğrafyada, çevremizle ilişkilenerek yine haksızlıklara, adaletsizliklere itiraz edecek karşı çıkacağız ve her zamankinden daha fazla bunun örgütlülüğünü örmeye çalışacağız 2026 ile ilgili isteğimiz, temennimiz bu olacak. Bunun için de mücadele etmeye devam edeceğiz.”
“KATLİAMLAR BİTSİN”
2025 yılını iyi bir yıl olarak geçirmediklerini dile getiren Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Yönetin Kurulu üyesi Zehra Demir, “2005 yılı Suriye’de Alevi katliamları, Alevi köylerine cami projeleri, kadınların ve çocukların katledilmesi vb. gibi olumsuz ve üzüntü verici gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu” dedi.
2006 yılında Alevilere yapılan katliamların bitmesinin en büyük dilekleri olduğunu vurgulayan Demir, “Yeni yılda Alevilerin asimile olmadığı birlik ve beraberlik içerisinde hakkın, adaletin, barışın ve sevginin yanında olan canlar olarak ayrımcılığın olmadığı, barışın ve dayanışmanın olduğu bir yıl dileğiyle yolumuz açık, birliğimiz daim olsun” şeklinde ifade etti.
“BASKILAR SON BULSUN”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Yöetim Kurulu Üyesi Dursun Ali Özel de, 2025 yılında Alevi toplumu olarak iyi bir geçirmediklerini, bunun nedeni Türkiye’de ve Suriye’de Alevi canlarımız üzerindeki bu baskıları sona erdirilmesi için mücadele yürüttükleri bir süreç yaşadıklarını ifade etti. Böl-parçala-yönet politikasıyla Alevi köylerine cami yaptırıldığına dikkat çeken Özel, şunları belirtti:
“Aleviler üzerinde asimilasyon kurumu gibi çalışan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını tanımıyoruz. Aleviler üzerinden elini çeksin, Alevileri bölmesin. Aleviler olarak 2026 yılından beklentim; özellikle Suriye üzerindeki bu baskıların kaldırılması dileğiyle birlik ve beraberlik içerisinde 2026 yılı geçirelim ve 2026’da bütün canların yeni yılını kutluyorum. Savaşların olmadığı, demokrasinin olduğu bir yeni yıl istiyoruz.”
“DEVLET YENİ HI(N)ZIR PAŞALAR YARATMA DERDİNDE”
Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Yönetim Kurulu üyesi Seyfi Aslan ise, 2025 yılı Aleviler açısından asimilasyon politikalarının yoğun yaşandığı bir yıl olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti:
“İnanç merkezimiz konumunda olan Munzur’a mescit yapılması Alevi köylerine cami yapılması, dergahlarımıza hemen yanı başına minerallerin dikilmesi, dedelere, zakirlere maaş adı altında kendilerine bağlayarak Hızır paşalar yaratma girişimlerinin yoğun yaşadığı bir yıl oldu.
Suriye’de Alevilerin katledilmesi, her gün 5 kadının erkekler tarafından katledilmesi, çocuklara taciz ve tecavüzlerin devam ettiği, Anaysa Mahkemesi ve AİHM kararlarının hiçe sayıldığı, kayyımların atandığı, anayasal bir hak olan gösteri ve yürüyüş hakkının keyfi şekilde yasaklandığı, hukuksuz gözaltı ve tutuklamaların yaşandığı bir yılı geride bıraktık.
YENİ YILDA ÖZGÜRLÜKLERE DAYALI YENİ BİR ANAYASA İSTİYORUZ
Aleviler olarak 2026 yılından beklentilerimiz insan hak ve özgürlüklerine dayalı demokratik bir anayasa AİHM kararlarının tanındığı eşit yurttaşlık taleplerinin karşılandığı, cemevlerinin yasal statüye kavuştuğu, hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kalktığı, halkların dilinden kimliğinden, inancından dolayı ötekileştirilmediği, savaşların son bulduğu, insanların refah içerisinde yaşayacağı bir yıl olmasın dilerim.”
PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik süren katliamlara karşı iktidarın Alevilerin sesini duyduğunu ancak hiçbir şey yapmadığını belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı MİT Başkanı ya da Dışişleri Başkanı bir gün değil, bir saat değil, bir dakika içinde bir telefonla bunların hepsini durdurabilir” dedi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Suriye’de Alevilere dönük katliama dair konuştu.
“TÜRKİYE İSTESE SURİYEDE ALEVİLERE YAPILAN KATLİAMI BİR DAKİKADA DURDURUR”
Tahsin Akpınar, bugün iktidarın Suriye’deki Alevilere yapılan katliamı durduracak gücü olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, MİT Başkanı ya da Dışişleri Başkanı bir gün değil, bir saat değil, bir dakika bir telefon etse bunların hepsi duracaktır” diye belirtti.
Suriye’de yaşananların ne insani, ne vicdani, ne inançsal, ne de ahlaki olduğunu belirten Akpınar, “Esat’ın yaptığı yanlış, doğru, farklı bir şey ama bugün emperyalizmin hizmetindeki bu İŞİD’çi anlayışın, bu bedelleri Ortadoğu’daki mazlum halktan çıkarılması kabul etmiyor, doğru bulmuyor kınıyoruz” dedi.
“SURİYE’DE YAŞANAN KATLİAMA KARŞI CHP VE DEM PARTİ PARLEMENTO ÜZERİNDE BASKI GÜCÜ KURMALI”
Alevi toplumunun sesini bu ülkeyi yönetenlerin duyduğunu ancak hiçbir şey yapmadığını ifade eden Akpınar, Suriye’deki soykırıma karşı CHP ve DEM Parti’nin daha fazla insiyatif alması gerektiğini belirtti.
Kuzey Doğu Suriye’deki Kürtlerin siyasal gücünün herkes tarafından bilindiğini vurgulayan Akpınar, “Eğer bugün biz Türkiye’de Alevi toplumu olarak son 40 yıldır Kürtlere gösterdiğimiz duyarlılığı, insani, vicdani, siyasal ilişkileri ve sahiplenme duygusunun aynısını Suriye’de Kürtlerin Alevilere göstermesini bekliyoruz” diye konuştu.
Suriye’de Alevilere yönelik yaşanan katliamlara rağmen bu ülkeyi yöneten cumhurbaşkanı bu konuda üç maymun oynadığını belirten Akpınar, “Bu ülkenin Dış İşleri Bakanı, MİT Başkanı, oradaki Alevi insanları göz göre göre bir çetenin eline bırakıyor” diyerek tepki gösterdi.
Aleviler olarak Suriye’de sadece Alevilerin değil oradaki masum halktan insanların burnunun kanamasını istemediklerinin altını çizen Akpınar, “Onun için Hristiyanlar, Ezidiler, Kürtler, Türkmenler, hiçbir halkın ezilmemesi istiyoruz” dedi.
Ülkeyi yöneten AKP -MHP iktidarına çağrıda bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Biz Suriye’deki bir diktatörün yıktık diyorlarsa onun gereğini yapmaları gerekir. Yoksa yeni bir diktatörle başka toplumların, başka inançların, mazlum halkın ezilmesi doğru değil ve buna çanak tutanları kınıyor ve bir an önce bu sorunun çözülmesini katliamın durmasını bekliyoruz.
Alevi toplumu olarak Suriye’de yaşanan katliama karşı bunun mücadelesini vermeliyiz. Oradaki halkımızın göz göre göre yok edilmesine gönül ve vicdan kabul etmez. Onun için tüm Türkiye’deki duyarlı Alevi toplumuna görev düşüyor.”
PİRHA- Diyanet’in Cuma hutbesinde eğitimin “manevi değerlere göre şekillenmesi” gerektiğini savunmasına tepki gösteren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Diyanet’in asıl amacı bu tür çalışmaları aileler üzerinden kurgulayarak kindar ve dindar bir nesil yetiştirme girişimleridir” dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 Eylül 2025 tarihli Cuma hutbesini yeni eğitim öğretim yılına ayırdı. “İlim Hakkı Bilmektir” başlığıyla yayımlanan hutbede, eğitimin yalnızca bilgi edinme süreci olmadığı, aynı zamanda çocukların “ahlaki ve manevi değerlerle” yetiştirilmesi gerektiği belirtildi. Diyanet, okul ve ailenin bu konuda birlikte hareket etmesi gerektiğini savunurken, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin bu “değer aktarımı” için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.
Diyanet’in eğitimi dinsel temellere dayandıran söylemlerine ilişkin Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.
“DİNDAR VE KİNDAR BİR NESİL YARATMAK!”
AKP’nin iktidara geldiği günden beri siyasi ve ideoloji olarak kendini derinleştirmeye çalıştığını belirten Akpınar, “Çünkü sağ siyasetten gelen birçok siyasi parti liderleri iktidarı kaybettiğinde partisi de yok olup gidiyor. Bunu Menderes’ten Demirel’den, Özal’dan Erbakan’dan biliyoruz” dedi.
Türkiye’de sağ liderlerin ve politikalarının Amerikan ve yerli işbirlikçiler tarafından belirlendiğini dile getiren Akpınar, “Amerika ve Türkiye’deki iş birlikleriyle beraber projelendirdiği için sağ partilerin ideoloji olarak derinliği olmadığı için yok oluyorlar. Onun için AKP bu derinliği oluşturmaya çalışıyor. Bu öz derinlik ne? Dindar ve kindar bir nesil yaratmak. AKP bunu yaratmaya çalışıyor” diye belirtti.
“AKP 23 YILLlK İKTARININ SONUCU ORTADA”
Siyasal iktidarın ‘İmam Hatip ’okullarında kindar ve dindar bir gençlik yetiştirmeyi amaçladığını vurgulayan Akpınar, “Bugün Diyanet eliyle daha ileriye bir adım atmaya çalışıyorlar. Hatta okullar yetmez gibi bir de aileleri görevlendiriyorlar” diyerek tepki gösterdi.
Alevi toplumu olarak her zaman, çağdaş, demokrat bir toplum için mücadele yürüttüklerinin altını çizen Akpınar, “Eğer ahlaklı bir toplum yetiştiremiyorsan inançlı bir toplum da yetiştiremezsin. Önce ahlaklı, adaleti, sevgiyi, hoşgörü ve saygıyı bilen bir toplum yetiştirmen lazım. Oysa bunlar sevgiden, adaletten, vicdandan yoksunlar. Bir ideoloji, bir din üzerinden kendi siyasi yaşamlarını uzatmak için devletin bütün kurumlarını kullanıyorlar” ifadelerine yer verdi.
“DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ADETA AKP’ NİN REKLAM TABELASI HALİNE DÖNÜŞTÜ”
Diyanet’in 20 yıllık süreçte adeta AKP’nin reklam tabelası haline geldiğine dikkat çeken Akpınar, “Bunların İslam inancıyla da ilişkisi yoktur. Çünkü tarikatlar almış başını gitmiş bu kadar kirliliğin, bu kadar ahlaksızlığın, bu kadar olumsuzluğu görmedikleri gibi buna karşı direnen duyarlı bir kesimi de kirletmeye çalışıyorlar” dedi.
“DİYANET İŞLERİ BAKANLIĞI’NIN FETVASI DOĞRU VE AHLAKİ DEĞİL”
Diyanet’in yapmış olduğu fetvaya da tepki gösteren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Zorunlu din dersleri birçok okulda neredeyse Matematik’i, Fizik’i, Türkçe’yi geçecek şekilde ağırlıklı olarak din eğitimi veriyorlar. Oysa evrensel ve gelişmiş ülkelerde din bireyin özgürlüğüne, isteğine bırakılmış çocuklara sadece dinler tarihi öğretiliyor.
Alevi kurumları olarak biz bu tür girişimlere karşı mücadelemize devam edeceğiz. Diyanet’in fetvası doğru değil, kabul etmiyor, ahlaklı bulmuyoruz. Buna izin vermeyeceğiz.”
PİRHA- İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasına tepki gösteren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “DEM Parti’nin birçok belediyesine kayyum atandığında CHP sesini çıkartmadı. Kayyumlar ne zaman gelip İmamoğlu’na dayandı o zaman CHP işin ciddiyetini anladı. Toplum sadece İmamoğlu’na yapılan haksızlık için değil aynı zamanda adaletsizliğe, hukuksuzluğa ve yaşanan yoksulluğa isyan ettiği için sokakta” dedi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan sürece dair konuştu.
“CHP ADALETSİZLİKLER KARŞISINDA DİMDİK DURMALI”
DEM Parti’nin birçok belediyesine kayyum atandığında CHP’nin yeterli tepkiyi vermediğini belirten Akpınar, “Kayyumlar ne zaman gelip İmamoğlu’na dayandı o zaman CHP işin ciddiyetini anladı. Bugün sokaklara dökülen gençler, emekliler, kadınlar, sadece İmamoğlu’na yapılan haksızlık için değil, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı sokakta. Kimi yaşam standardı, kimi kadın cinayetlerine, kimi üniversitedeki sorunlara karşı sokağa çıktı. Adaletsizliğin, yoksulluğun, hukuksuzluğun giderilmesi için sesini yükseltiyor. CHP de bu ülkede yaşanan bütün adaletsizliklere karşı gençlere, kadınlara, herkese sahip çıkmalıdır ve bu adaletsizliğin önünde dimdik yürümelidir” dedi.
“CHP GENÇLERİ KORUMALI”
CHP’nin, iktidarın gençlere zarar vermesine izin vermemesi gerektiğinin altını çizen Akpınar, “Çünkü Gezi’de bunu gördük ve bunun ikinci provası olmasın. Bu ülkede madem çocuklar bu bedeli ödüyorsa bunun bir sonucu olmalı, yoksa bunun sonuçsuz kalmasının tek sorumlusu CHP olur. Onun için sadece İmamoğlu üzerinden bunun işlemesi doğru değil” diye konuştu.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, son olarak, Türkiye’de yaşanan tüm adaletsizlikler üzerinden bir mücadelenin yürütülmesi gerektiğini söyledi.
PİRHA- Sivas Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesine karşı PSAKD Genel Merkezi’nin başlatmış olduğu ‘Adalet Nöbeti’nin anlamlı olduğunu vurgulayan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Orada devrimciler, aydınlar, yazarlar, şairler, Aleviler, Sünniler, Kürtler ve Türkler katledildi. Onun için tüm toplumsal kesimleri kapsayan bir şekilde tepki göstermemiz lazım” diye belirtti.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hüküm cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepki göstererek, 33 gün boyunca sürecek ‘Adalet Nöbeti’ kararı almıştı.
1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hüküm cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine ilişkin Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu
“MADIMAK KATLİAMI ILIMLI İSLAM PROJESİNİN HAYATA GEÇİRİLME PROJESİNİ BİR PARÇASIDIR “
Madımak Katliamı’nın, Türkiye’de Amerika’nın talimatıyla ‘Ilımlı İslam’ projesini yaratma adına Kenan Evren tarafından yapılan 12 Eylül 80 darbesiyle başlayan bir sürecin devamı olduğunu belirten Akpınar, “Sivas Madımak Katliamı bunun ilk ayak sesleriydi. Ama bu ülkenin aydınları, devrimcileri olarak biz bunu fark edemedik” dedi.
AKP’nin zaman içerisinde bir devlet partisi haline geldiğini söyleyen Akpınar, “Hukuku kendi lehine kullanarak bu hale getirdiler. Onun için bugün bizi yöneten hükümet bu katilleri affetti” diye ifade etti.
Siyasi düşüncelerinden dolayı cezaevinde yatan hasta tutuklulara da dikkat çeken Akpınar, “Hapislerde sadece fikir düşüncesi olan ve kimseye zarar vermeyen, şiddet uygulamayan insanlar bugün cezaevlerinde çürüyor” diyerek tepki gösterdi.
“KATİLLERİN BIRAKILMASI SADECE PSAKD DEĞİL, TÜM TOPLUMSAL KESİMLERİN SORUNUDUR”
Madımak katillerinin bırakılmasına ilişkin bu sorunun sadece PSAKD’nin sorunu olmadığının altını çizen Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, konuşmasını söyle sürdürdü:
“Orada devrimciler, aydınlar, yazarlar, şairler, Aleviler, Sünniler, Kürtler, Türkler katledildi. Onun için örgütlü bir şekilde bizim tepki göstermemiz lazım. Örgütlerimizi üst kurulları bu tür olayları daha planlı örgütleyip, yukarıdan aşağıya doğru hayata geçirmesi lazım.Hep beraber daha örgütlü, daha güçlü sesimizi çıkarmamız lazım.”
PİRHA- Kürtlerin, Alevilerin, devrimcilerin, emekçilerin barış istediğini vurgulayan, Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin ifadeye çağırılmasına tepki göstererek, “Açılan soruşturmayı doğru bulmuyor, kabul etmiyoruz. Cuma başkanımızın her zaman yanındayız” dedi.
Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik gözaltı ve tutuklamalar ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe‘ye yaptığı konuşmalardan dolayı ifadeye çağrılmasına tepkiler yükselmeye devam ediyor.
“DOĞRU BULMUYORUZ”
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’ye Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının şikâyeti üzerine açılan soruşturmayı kabul etmediklerini belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Bizim inancımızın kabulü, cemevlerimizin yasallaşması ve eşit yurttaşlık haklarımızın verilmesi mücadelesini yaparken, hükümet bizi götürüp sıradan bir bakanlığın bir dairesine sıkıştırması kabul edilecek bir şey değildir bunu doğru bulmuyoruz ve Cuma arkadaşımızın yanındayız, bu böyle bilinsin” diye belirtti.
SİYASAL İKTİDARIN BARIŞI BİR KALKAN OLARAK KULLANARAK BARIŞI SAVUNANLARI BARIŞ KARŞITLIĞINA ZORLUYOR”
Bu ülkedeki Kürtlerin, Alevilerin, devrimcilerin, emekçilerin barış istediğini vurgulayan Akpınar, “İktidarıın amaçları barış istemek değildir, barışı kullanmaktır. Gerçekten bizler barıştan taraf olduğumuz için şu an bu barışı bozmak için bu barışı isteyen bu ülkenin sanatçılarına, gazetecilerine, aydınlarına, yazarlarına, Alevilere, Kürtlere, belediye başkanlarına baskı yapıyorlar” dedi.
“ALEVİLER OLARAK HİÇBİR ZAMAN BARIŞIN BOZULMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”
Alevileri olarak hiçbir zaman barışı bozmayacaklarının altını çizen Akpınar, “Biz hep barıştan yana olacağız. Onun için biz oynanan oyunun farkındayız ve onun için bu oyunun bizim üstümüzden denemelerini ve kazanmalarına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.
“BU ÜLKE HEPİMİZİN”
Bu ülkede duyarlı, ahlaklı ve vicdanı olan herkesin bugünkü mevcut anlayışa karşı çıkması gerektiğine dikkat çeken Akpınar, “Sanki bu ülkenin tapusu kendisinin üzerindeymiş gibi iktidar hakkında bir eleştiri olduğu zaman hemen hukuk sopasını kullanarak cezalandırılıyor. Bunu bu toplum kabul edemez, bizler bunu doğru bulmuyoruz. Bu güzel ülkenin bunu hakketmediği düşünüyoruz. Onun için topyekûn bu yanlışa karşı çıkmamız ve buna izin vermemeliyiz” dedi.
PİRHA-Müzakere sürecine dair değerlendirmede bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, hükümetin barışla ilgili söylemlerinde samimi bir yaklaşımın söz konusu olmadığını belirterek, “Her gün DEM Parti’nin belediyelerine kayyım atanıyor, belediye başkanları tutuklanıyor. Bu hükümetin ne Kürtler, ne Aleviler, ne de bu ülkede ezilen emekçiler için bir şey yapacağını tahmin etmiyorum” dedi.
Devlet yetkilileri ile PKK Lideri Abdullah Öcalan arasında süren görüşmelerin yanı sıra DEM Parti heyeti de siyasi parti, demokratik kitle örgütü, sivil toplum kuruluşları ve İmralı ile temaslarını sürdürüyor.
Müzakere sürecine ilişkin Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“ALEVİLER OLARAK BARIŞI İSTEMEMEK EN SON TALEBİMİZ OLUR”
Öncelikle Alevi toplumu olarak Alevi inancının gereği olarak barışı istememek gibi bir durumun asla söz konusu olamayacağını belirten Akpınar, “Bir ülkede barışı istememek en son isteğimiz olur. Çünkü her süreçte Alevi toplumu olarak barıştan yana inanan, düşünen toplumuz” dedi.
Asıl sorunun bu ülkede var olan iktidar ve hükümet sorunu olduğunu, siyasal ve uluslarası konjöktürün iktidarı sürece zorladığını dile getiren Akpınar, ” Dilerim barış olur. Ama ben bu hükümetin ne Kürtler için ne Aleviler için ne bu ülkede ezilen emekçiler için devrimciler için bir şey yapacağını tahmin etmiyorum. Bu hükümet yeni iktidara gelen bir hükümet olsa bunların hepsine inanacağız bu konuda hiçbir sıkıntı yok. Bu ülkeyi 23 yıldır yöneten bir zihniyet bu anlamda bize güven vermiyor, inandırıcı da gelmiyor” diye konuştu.
“ÜLKEMİZDE VE DÜNYADA DEMOKRASİYİ SÖZLÜ OLARAK İFADE EDENLER GÜVEN VERMİYOR”
Egemen güçlerin şeriatçı, insan düşmanı, kadın düşmanı, kadını köle olarak pazarda satan bir zihniyeti Suriye’de iktidara getirdiğini aktaran Akpınar, “Demokrasi adına herkesin terörist olarak ilan ettiği kişiyi getirdiler Suriye’nin başında koydular. Durum böyle olunca ne bu ülkede ne de dünyadaki demokrasiyi sözlü olarak ifade edenlere bir güven kalmıyor. Kimin çıkarını neredeyse, o an neyi gerektiriyorsa onu yapıyor. Onun için bu anlamda bugünkü hükümete güvenmiyoruz bugün ki cumhurbaşkanına da güvenmiyoruz. Amerika ve Avrupa devletlerinin de politikalarına güvenmiyoruz” diye belirtti.
“HÜKÜMET BARIŞ KONUSUNDA SAMİMİ İSE HERGÜN BİR DEM PARTİLİ BELEDİYEYE KAYUM ATAMAZ, BELEDİYE BAŞKANLARINI TUTKLAMAZ”
Suriye’de Alevilerin, Hıristiyanların farklı düşünen herkesin katledildiğini, işkencelere tabi tutulduğunu vurgulayan Akpınar, şunları söyledi:
“Burada törenle onu ağırlıyorlar ve sözde gelişmiş demokrasi ile yönetilen ülkeler terörist listesinden çıkarıyorlar.Böyle bir durumda bizim bugünkü Kürt sorununu hükümetin bu devletin çözeceğine inanmıyoruz.
Her gün bir DEM Partililer içeri atılıyor, belediyelerine kayyım atanıyor. Gerçekten böyle bir niyetleri olsa, her gün bir tane DEM Partinin veya CHP’nin belediye başkanını hapse atarlar mı? Nasıl inanalım, nasıl güvenelim.”
“HÜKÜMETİN BARIŞ GİRİŞİMİ ANLAMLI GELMİYOR”
Ülkede barışın sağlanması tüm insanlığın değerlerini, kültürlerini, inançlarını, dillerini özgürce yaşamasını dilediklerini iafde eden Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Kürtlerin, Alevilerin bu ülkenin ezilenlerinin iş birliği yapması lazım, bu oyuna gelmemesi lazım. Elbette Kürt sorununun çözümüne yönelik girişimlere yok diyemeyiz. Elbette barıştan yanayız ama dikkatli olmalıyız. Çünkü bu ülkenin ezilenlerinin ayrıştıran, kutuplaştıran anlayışa izin vermemelerini dileriz.”
PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Suriye’de yaşanan sorunları sanki Aleviler yaratmış gibi ezilmesi, işkence görmesi, katledilmesi kabullenecek bir şey değildir diyerek tepki gösterdi.
Suriye’de 8 Aralık tarihinde 61 yıllık BAAS rejiminin yıkılması ve yerine Heyet Tehrir el-Şam’ın (HTŞ) getirilmesi ile Ortadoğu farklı bir noktaya evrildi. Hegemon güçlerin desteğini arkasına alan HTŞ, Şam’ı ele geçirene kadar uzanan süreçte herhangi bir direnç ile karşı karşıya kalmadı. Son günlerde ise Aleviler ve Hristiyanlar başta olmak üzere farklı etnik ve dini inançlara dönük saldırılara karşı Lazkiye, Tartus, Hama ve Şam başta olmak üzere itiraz sesleri yükselmeye başladı.
BAAS rejiminin devrilmesi sonrasında Suriye’de yaşayan Alevilere karşı kaçırma, katletme gözaltı ve tutuklama furyası başlatıldı. HTŞ öncülüğündeki Suriye geçici yönetimi, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı kentler, mahalleler ve köylerde “cadı avı” başlattı.
Akdeniz kıyısında Alevi nüfusun yoğun yaşadığı “sahil” bölgesinde bulunan Tartus ve diğer operasyon bölgelerinden sanal medyaya düşen videolarda HTŞ güçlerinin Alevileri hakaretler eşliğinde gözaltına aldıkları, tekmeledikleri hatta infaz ettikleri görüldü.
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Suriye’de Alevilere dönük saldırılara ilişkin PİRHA ‘ya değerlendirmelerde bulundu.
“AMAÇ ŞERİATA DAYALI BİR REJİM KURMAKTI”
Suriye’deki yaşanan sorunların bu noktaya gelmesinde öncelikle Avrupa Amerika ve Türkiye’nin büyük rol oynadığını belirten Akpınar,13 yıldır şeriatçı bir zihniyetin iktidara getirme projesinin uygulamada olduğunun altını çizdi. Sünni inancın yumuşak karnının Alevilik olduğunu belirten Akpınar, “Esad’ın diktatörlüğüne biz de karşıyız. Alevi toplumu olarak dünyadaki bütün diktatörlere karşıyız” diye ifade etti.
Esat’ın yerine daha özgürlükçü ve çağdaş birinin getirilmesi gerekirken daha büyük yanlışlıklar yapıldığını vurgulayan Akpınar, “Özgürlükten, çağdaşlıktan, demokrasiden yana olan halklar ve inanç mensuplarını bugün şeriat çetelerin eline bıraktığınız zaman bunların yaşam hakkı kalmayacaktır” diye belirtti.
“SURİYE İLE İLGİLİ GEÇMİŞTE ALEVİLERİN SÖYLEDİKLERİ TEK TEK ORTAYA ÇIKIYOR”
Geçmişte Alevilerin söylediklerinin bugün tek tek ortaya çıktığını belirten Akpınar, “Bunun için biz Aleviler sadece Suriye’de değil, dünyadaki tüm haksızlıklara karşı bir ses çıkarıyor ve karşı çıkıyoruz. Demokrasiden, özgürlükten emekten yana olan Alevilerin üzerinde bilinçli olarak oyunlar oynanıyor. Alevilerin orada ezilmesi işkence görmesi katledilmesi kabullenecek bir şey değildir” diye belirtti
“SURİYEDE ALEVİLERE DÖNÜK YAŞANANLARI TÜM DÜNYA KAMUOYU GÖRMELİ”
Bu yaşananları tüm dünya kamuoyunun görmesi gerektiğini vurgulayan Akpınar, “Bu yaşanan olumsuzlukları görmeli, duymalı ve buna izin vermemelidir. Tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, sendikalar ve dernekler bu anlamda üzerine düşeni yapmalıdır. Çünkü bu bir insanlık sorunudur ve böyle bilinmelidir” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- 31 Mart Yerel Seçim sonuçlarını değerlendiren Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Toplumun sosyal demokratlara ve solculara bir şans verdiğini, bunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Akpınar, “Asıl bizim sorunumuzu, bizim taleplerimizi belediyeler değil, hükümetin çözmesi, kabul etmesi gerekir” dedi.
31 Mart Yerel Seçim sonuçlarına ilişkin Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, PİRHA’ya konuştu.
KILIÇDAROĞLU CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ KAZANDI, DERİN DEVLET VERMEDİ”
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP’nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ektiğinin bugün biçildiğini belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetmedi, derin devlet Cumhurbaşkanlığını Kılıçdaroğlu’na vermedi. Alevi toplumu bunu böyle görmek istemezse, doğru bakmamış olur. Çünkü fakirleşen, yoksullaşan ve bu kadar zulüm çeken bu halk daha önceden bu kararı verdi. Niye bunun kararını verdi? Bu ülkede Gezi olayları toplumun yürek yarasıdır. Birçok adaletsizliğin, hukuksuzluğun yaşandığını bu toplum gördü” dedi.
“SEÇMEN DEMOKRATLARA VE SOLCULARA BİR ŞANS VERDİ, ÇOK İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ”
Toplumun 31 Mart’ta yapılan Yerel Seçimlerde sosyal demokratlara ve solculara bir şans verdiğinin vurgulayan Akpınar, “Eğer bu şans iyi değerlendirmezse bu ülkede daha büyük acılar, daha büyük yoksulluk ve hukuksuzluk yaşanır. CHP’nin ve DEM Parti’nin kazandıkları belediyelerde iyi bir hizmet vermeleri temennimiz. CHP Genel Başkanı Özgür Özel doğru bir politika yürütüyor. Erken seçim istememesi doğrudur. Ancak bu ülkede bu zulmün 4 yıl daha sürmesi doğru bir şey değil. Çünkü bu hukuksuzluğun bu yoksulluğun daha uzun sürmesi belediyelerin toplumsal yapısını da bozacağı için CHP’nin iktidara talip olması ve erken seçim istemeleri lazım” diye belirtti.
“ALEVİLER OLARAK BELEDİYELERDEN ÇOK SİYASAL İKTİDARDAN BEKLENTİLERİMİZ VAR”
Aleviler olarak belediyelerden beklentilerinin ne olması gerektiği noktasında düşüncelerini de belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Konyaaltı’nda Alevi bir vatandaşın belediye başkanı olması elbette bizi sevindirir. Belediye başkanlarıyla bugüne kadar ufak tefek sorunlarımız olsa da ciddi bir problem yaşamadık. Asıl bizim sorunumuzu belediyeler değil, iktidarda olan hükümet çözecek” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Konyaaltı cemevi Canlar hak müziği topluluğu 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Korkmaz Tedik konferans salonunda konser verdi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi bünyesinde 6 yıl önce bir araya gelen ağırlığı kadınlardan oluşan ve koro şefliğini Kenan Güney’in yaptığı canlar halk müziği korosu 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Korkmaz Tedik Salonunda konser verdi.
Katılımın oldukça yoğun olduğu etkinlikte, Koro Şefi Kenan Güney’in yönetiminde farklı yörelerden Türkçe ve Kürtçe ezgiler, Aşık-ı Sadıkların deyişleri ve nefesleri seslendirildi.
“ANALAR İNSANDIR, ERKEKLER İNSAN OĞLUDUR”
Konser sonrası Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, Ozan Neşet Ertaş’ın “kadınlar insandır, erkekler insan oğludur” sözüyle yaptığı kısa konuşmasında, “Tabiat ana da söylüyor. Bu dünyayı mahfeden insan oğullarıdır, kadınların doğurduğu erkeklerdir. Bu ülkede gerçekten hem kadınlara hem de doğaya çok büyük zararlar veriyoruz. Dilerim dünyada ve ülkemizde kadın şiddetleri son bulur, kadın cinayetleri, kadın ölümleri son bulur. Alevi inancının kadına verdiği değer bütün dünyaya örnek olur. Kadına değer vermeyen Alevi erkeklerini de buradan kınıyorum” dedi.
PİRHA-Hükümetin okullara imam atamasının ardından mescit zorunluluğunu getirmesine tepki gösteren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Milli Eğitim Bakanı bir tarikatın şeriatı yayan temsilcisi gibi. Bütün işi gücü okullarda dini eğitimini nasıl verebiliriz” dedi.
AKP hükümeti tarafından okullara imam atanması ve ardından anaokullarına mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesine ilişkin Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, PİRHA’ya konuştu.
“OKULLARDA BUGÜN YAŞANAN UYGULAMALAR YENİ DEĞİL”
Okullarda bugün yaşananların yeni uygulamalar olmadığını belirten Akpınar, “Bu hükümetin aslında niyetlerinin ne olduğunun bir şekilde farkında ve bilincindeydik. İktidar devleti tam anlamıyla eline alamadığı için amaçları hep söylemde kaldı. Uygulamayı dönem dönem yaptılar ama bir türlü yasallaştıramadılar” dedi.
“ŞERİATI HAYATA GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Cumhurbaşkanının dindar ve kindar gençlik projesini hatırlatan Akpınar, “Yeniden iktidara gelmesi ile şeriat devleti heveslerini resmen hayata geçirmeye çalışıyorlar” diye belirtti.
Alevi toplumu olarak laik cumhuriyet, laik eğitim talebi için ciddi mücadeleler verdiklerini belirten Akpınar, “Okullara sadece bizim çocuklarımız gitmiyor. Bu ülkede çağdaş, aydın, laiklikten yana olan birçok insanın bu mücadeleye katılması gerekiyor, el vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÜLKEYE ŞERİATI YAYAN BİR TEMSİLCİ GİBİ”
Milli Eğitim Bakanının bir tarikatın üyesi gibi davrandığını vurgulayan Akpınar, şunları ifade etti:
“Okullara aç gidiyor çocuklar. Bunu görmeyip şeriatı yayan temsilcisi gibi bütün işi gücü dini eğitimi nasıl verebiliriz derdinde. Amaçladıklarını imam hatip okullarında başaramadılar. Niye başaramadılar? Çünkü imam hatip okullarında dindar ve kindar bir gençliği yetiştireceğiz derken, çağın gençliği dünyayla bütünleşiyor, teknoloji o kadar gelişti ki dünyada gençlik nasıl yaşıyor? Dünyada eğitim nasıl gelişiyor? Bunları biliyor. Zaten kafası çalışan bir genç bunların karanlık fikirlerine inanmıyor. Devletin eliyle okullara, anaokullarına mescit açarak çocukları zehirlemek istiyorlar.
“OKULLARDA MESCİT PROJESİNE KARŞI HERKES MÜCADELE ETMELİ”
Çocukları karanlığa gömmek için projelerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bu anlamda laik cumhuriyete, laik eğitime sahip çıkan herkesin bu mücadelede yer almasını istiyoruz ve bu karanlığa izin vermeyeceğiz. Okullara mesciti açıp, yasallaştırıp bizim hayatımızı da zorunlu olarak etkiliyorlar. Çocuklarımız matematikten 95 -100 not puan alırken din dersinden 40 not alıyorlar. Bu da eğitim hayatını etkiliyor. Onun için tüm velilerin bu konuda uyanık olması ve çocuklarını bu karanlık beyinlere bırakmamasını diliyorum.”
PİRHA-AKP hükümetinin okullara imam atamasına dair değerlendirmede bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Biz yeterince mücadele veremiyoruz. Mücadele vermediğimiz için bugün bizi yöneten anlayış hızla kendi yaptığı projeleriyle hayat buluyor ” dedi. Akpınar, hukukçuların ve kurumların dilekçeler hazırlayarak topluma ulaştırması gerektiğini kaydetti.
AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle, dini eğitimin ağırlığı katlanarak arttı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında okullara “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.
Antalya’da bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, okullara imam atanmasına dair PİRHA‘ya konuştu.
“İMAM HATİPLERLE BAŞARAMADIKLARINI DEVLET OKULLARINDA DENEMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Bu ülkede dindar ve kindar bir nesil yetiştirecekler diye Türkiye’de başarılı birçok okulu imam hatibe çevirdiklerini söyleyen Akpınar, “Buna rağmen imam hatipe çevirdikleri okullarda okuyan çocukların %45’i de deist olunca amaçlarına ulaşamadılar” dedi.
“İmam hatip okullarıyla, tarikatlarla başaramadıklarını devlet okulları üzerinde denemeye çalışıyorlar” diyen Akpınar. Bunların tek amacı 5-10 yıl içerisinde Türkiye’yi bir şeriat devleti haline hazırlamaktır. Onun için bize düşen de buna karşı mücadele etmektir. Bence burada başta bizler olmak üzere Alevi kurumları, hukukçular özellikle bu konu ile ilgili dilekçe hazırlayarak tüm üyelerine bu dilekçenin örneğini göndermesi lazım” diye belirtti.
Türkiye’de bulunan bütün cemevlerinin kendi binalarına bu konu ile ilgili afiş asmasını öneren Tahsin Akpınar, “Binalarımıza afişler asarak ‘biz bunu reddediyoruz, kabul etmiyoruz’ demeliyiz. Sadece kendi çocuklarımızı değil, bu ülkede yaşayan demokrat Sünni vatandaşımızı da bilinçlendirmemiz ve onlarla da işbirliği yapmamız lazım” dedi.
Bu ülkede demokrasiye inananın sadece Aleviler olmadığının altını çizen Akpınar, “Bu ülkenin en az %50’si demokrasiye inanıyor. Ama toplum şu an öyle bir duruma düşmüş ki siyasal iktidar bilinçli şekilde ekonomik olarak toplumu fakirleştirerek, ekmek derdine düşürerek, toplumun bütün değerlerini anlamsız bıraktı” ifadelerini kullandı.
Toplum kendi değerlerine sahip çıkmazsa yârin çok geç olur diyen Akpınar şöyle devam etti:
“Bu fakirliğin de altından çıkamazlar, bu değerleri de bir daha bulamazlar. O zaman ezilen, aç kalan, gericileşen Ortadoğu ülkelerinden farkımız kalmaz, o zaman işimiz çok zor olur. Kurumlar olarak gerekirse Eğitim-Sen’le işbirliği yapıp okullarda el ilanları dağıtarak, insanlar aydınlatarak toplumu daha duyarlı bir hale getirmemiz lazım. Bu konuda kendimizi eleştirmemiz lazım. Biz yeterince bu mücadeleyi veremiyoruz, mücadele vermediğimiz için bugün bizi yöneten beyin, anlayış hızla kendi yaptığı projelerle hayat buluyor. Yarın çok geç olur” diye ifade etti.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılarak düşürülmesine tepki gösterdi. Akpınar, “Katillerin avukatlığını yapan, insanlık suçu işleyenleri affedenlerin adaletten, hukuktan, vicdandan yana bir karar vermeyeceklerinin farkındaydık” dedi.
Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin yürütülen dava zaman aşımına uğratıldı. Alevi kurumları başta olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden karara ilişkin tepkiler yükseliyor.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ZAMANAŞIMI KARARI BEKLENMEYEN BİRŞEY DEĞİLDİ”
Sivas Madımak Katliamı davasında adaletli bir karar beklemediklerini belirten Akpınar, “Zaten katillerin avukatlığını yapan, insanlık suçu işleyenleri affeden, cezaevinde yatan yüzlerce sağlık sorunu olanları affetmeyen bir anlayışın, Sivas davasında verdiği zaman aşımı kararı bizi çokta hayrete düşürmedi, beklenen bir şeydi” dedi.
Ülkede adaletin olmadığını ifade eden Akpınar, “En azından bir davada karar verirken ideolojik bir duruşunuz olsa bile bir de insanın vicdanı vardır ve insan vicdanına göre karar verir. İnsanları cayır cayır yaktılar, devlet oturdu seyretti. 30 yıldır devleti yöneten bugünkü siyasal anlayış hem onlara avukatlık yaptı hem de katilleri yakalamadığı gibi cezaevinde olan katilleri de affetti” dedi.
“ALEVİLER İÇİN HİÇBİR ZAMAN ADALET OLMADI”
Adaletin hiçbir zaman Alevi toplumunu kapsamadığını ifade eden Akpınar, şunları söyledi:
“Bu ülkede asıl sorun, ezilenlerin birleşememesi, demokrasiden, emekten, çağdaşlıktan yana olanların ortak mücadele etmemesidir. Türkiye’deki sosyal demokrat, sol-sosyalist partiler yapay gündemlerle birbiriyle didişiyor. Hızla siyasi bir irade konulması gerekiyor. Bu ülkede ezilenler örgütlü bir şekilde siyasal bir irade ortaya koymazsa bırakın Sivas’ı bundan sonra Ortadoğu’da gördüğümüz Afganistan, İran gibi bir ülkeye dönüşebiliriz.”
“EZİLENLER OLARAK SİYASAL BİR GÜÇ OLMAK ZORUNDAYIZ”
Toplumun susturulup ve yoksullaştırılarak teslim alındığını söyleyen Tahsin Akpınar, “Bu süreç böyle giderse önümüzdeki günlerde çok daha kötü acılar çekeceğiz. Onun için demokrasiden yana olan tüm güçlerin hızlı örgütlenip yaşanan haksızlıklara karşı çıkması lazım” diye de ekledi.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Kültürü Derneği Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, geçen haftalar Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan sözlerine tepki gösterdi. Akpınar, “Bugün çocuklarımızı sınıfından ayıracak, yarın otobüsleri de ayıracak, hastaneleri de ayıracak, öbür gün başka alanları da ayıracaklar ve bir gün bakacağız ki kadınlarımızı evlerimize tıkamışız” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, geçen haftalar, “Çocuklarını okula göndermeyen aileleri ikna etmek adına gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” sözleri üzerine endişeler ve tepkiler sürüyor. Karma eğitimi ve eşitliği hedef alan bu söyleme başta kadınlar olmak üzere toplumun birçok kesimi sesini yükseltiyor.
Konyaaltı Alevi Kültürü Derneği Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, bu konuda görüşlerini PİRHA‘ya anlattı.
“ÜLKENİN DEĞERLERİNİN ORTADAN KALDIRILMASIDIR”
Akpınar, “Karma eğitimin sona erdirilmek istenmesi, bu ülkenin resmen bütün değerlerini ortadan kaldıran, bugünkü 100 yıllık Cumhuriyetin, laikliğin en son gelinen halkasıdır. Yani bugün karma eğitimdeki kız çocuklarımızı sınıftan ayıracak, yarın otobüsleri de ayıracak, hastaneleri de ayıracak. Öbür gün başka alanları da ayıracaklar ve bir gün bakacağız ki kadınlarımızı evlerimize tıkamışız. Afganistan’la bu ülkenin hiçbir farkı kalmamış olacak” dedi.
Alevilerin bu konuda çok duyarlı olduklarını ancak Sünni vatandaşlara çağrıda bulunmak istediğini belirten Konyaaltı Alevi Kültürü Derneği Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, “Bu konuda Sünni yurttaşlarımızın buna izin vermemeleri lazım. Bu Türkiye Cumhuriyetinde laikliğin sonu anlamına gelir. 100 yıldır bu ülkede özgürce tüm inançların kendilerini ifade etmesi için en büyük teminat laikliktir” diye ifade etti.
BU PROJE BÜTÜN KADINLARI KÖLELEŞTİRME PROJESİDİR
Akpınar ayrıca, Türkiye’de kadın voleybol takımının dünya birincisi olmasını tebrik ederek, “Kadınların bu ülkede ne kadar güçlü olduğunun bir örneğidir. Ben tüm kadınlara seslenmek istiyorum. Buna izin vermesinler! Kesinlikle bu proje kadınları köleleştirme projesidir. Bütün dünya İran’daki kadın mücadelesini görüyor ve onu görsünler. Bugün buna izin verilmemesi gerektiğini düşünüyorum, diliyorum” dedi.
“BU NE İNSANLIĞA, NE VİCDANA NEDE İNANCA SIĞAR”
“Çocuklarımızı ‘kız çocuğu, erkek çocuğu’ diye ayırmak kadar anlamsız bir şey yoktur” diyen TahsinAkpınar konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı:
“Çocuğunu, erkek çocuğun yanına oturacak diye okula göndermeyen zihniyet 6 yaşındaki bir çocuğu 30 yaşındaki adama gönderiyor. Bu zihniyeti doğru bulmak ne insanlığa ne inanca, ne vicdana sığar. Türkiye Cumhuriyeti halkının buna izin vermeyeceğinin bilinmesi lazım.”