Etiket: trt

  • ‘TRT’de muhalif sanatçılar için ‘Ambargo listesi’ mi hazırlandı?’

    ‘TRT’de muhalif sanatçılar için ‘Ambargo listesi’ mi hazırlandı?’

    PİRHA – CHP’li vekil Mahmut Tanal, Erdoğan’a övgüler yağdıranların, yandaş sanatçıların yüksek ücretlerle TRT’ye çıkarılmasını Meclis gündemine taşıdı. Tanal, muhalif sanatçıların TRT’ye çıkarılmaması için ‘ambargo listesi’ hazırlanıp hazırlanmadığını sordu.

    CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, TRT’deki yandaş sanatçı kayırmacılığını Meclis gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması talebiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi veren Tanal, TRT’nin Türkiye’de halkın vergileriyle faaliyetlerini sürdüren, kamu yayıncılığı yapmakla görevlendirilen tek yayın kuruluşu olduğunu hatırlattı.

    Özel yasayla özerk tüzel bir kişiliğine sahip olarak temelleri atılan TRT’nin tarafsız olmasının beklendiğini vurgulayan Tanal, “Ancak TRT’ye AKP iktidarından bu yana uyması gereken tarafsızlık ilkesini ihlal ettiği suçlaması yöneltilmektedir. Ayrıca sadece AKP’ye yakınlığıyla bilinen, iktidara yönelik övgü dolu sözler sarf eden sanatçıların TRT ekranlarında kendilerine yer bulabildiği, TRT’de program yapabildiği eleştirileri dile getirilmektedir” ifadelerini kullandı.

    MUHALİF SANATÇILAR İÇİN AMBARGO LİSTESİ Mİ HAZIRLANDI?

    CHP’li vekil Mahmut Tanal’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a yönelttiği TRT soruları şöyle:

    • TRT ekranlarına çıkacak, ücret karşılığı program yapacak sanatçılar, tiyatrocular, şarkıcılar, türkücüler, müzisyenler, dizi ve sinema oyuncuları, hangi kriterler dikkate alınarak seçilmektedir?
    • Sanatçılar, tiyatrocular, şarkıcılar, türkücüler, müzisyenler, dizi ve sinema oyuncuları, belli kriterler, kurallar, şartlar, gerekçeler gözetilerek mi TRT’ye çıkarılmaktadır? TRT’ye sanatçı çıkarma, para karşılığı program yaptırma kriterleri, kuralları, şartları, gerekçeleri nelerdir?
    • İktidara yakın olmayan, muhalif sanatçıların TRT ekranlarına çıkarılmaması, TRT’de program yapmaması, emekleri karşılığında TRT’den ücret almaması için bir ‘ambargo listesi’ mi hazırlanmıştır? Bu ambargo listesi kim ya da kimler tarafından hazırlanmıştır? Bu ambargo listesinde kaç sanatçı vardır? TRT’nin kara listesine alınan sanatçıların isimleri nelerdir?
    • TRT ekranlarına çıkarılacak, TRT’de program yapacak sanatçılar kim ya da kimler tarafından belirlenmektedir?                    (HABER MERKEZİ)
  • Uzaktan eğitimde idam sahnesi izletildi, ilahiler dinletildi-VİDEO

    Uzaktan eğitimde idam sahnesi izletildi, ilahiler dinletildi-VİDEO

    PİRHA – Koronavirüs salgını sebebiyle uygulamaya geçilen uzaktan eğitimde öğrencilere Adnan Menderes’in idamı izletildi, ilahiler dinletildi.

    Koronavirüs salgını sebebiyle okullara ara verilmesiyle başlayan uzaktan eğitim programında ortaokul öğrencilerine idam sahnesi izletilmesi ve ilahiler dinletilmesi tepkilere neden oldu.

    TRT EBA TV’de, ‘Kilometre Taşları – Adnan Menderes’ adlı kısa animasyon izletildi. Filmde, idam sahnesi detaylarıyla gösterildi.

    Ders aralarında ‘Ara nağme’ programı adı altında ortaokul ve lise öğrencilerine çeşitli ilahiler dinletildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TRT’de yandaştan İdlip yorumu: Şehit olmayı istemek lazım

    TRT’de yandaştan İdlip yorumu: Şehit olmayı istemek lazım

    TRT 1’de yayınlanan İyi Fikir programına katılan Yazar Hayati İnanç’ın İdlib’de hayatını kaybeden 33 askerle ilgili yorumu tepki çekti. 

    Yaşamını yitiren askerler için, “Kayıp falan yok” diyen İnanç, şunları dedi:

    “Bitmiş gibi, kaybımız varmış gibi konuşuyorlar. Bunlar güzel sözler değil. Ne kaybı yahu? Kayıp falan yok. Yer değiştirdiler. Dünyadan kabir hayatına geçtiler. Nasıl olsa herkes gidecek. Güzel gitmek lazım. Herkese nasip olmaz. Şehit olmayı istemek lazım.”

    Hayati İnanç’ın bu sözlerine sunucunun da bir şiirden alıntı yaparak katıldığı görüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD İstanbul Şubesi: 12 Eylül darbesi devam ediyor

    İHD İstanbul Şubesi: 12 Eylül darbesi devam ediyor

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi 12 Eylül 1980 darbesinin yıl dönümü sebebiyle, Elmadağ’da bulunan TRT İstanbul Radyosu önünde basın açıklaması yaptı. 

    Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve 78’liler Girişimi’nin de destek verdiği açıklamada “12 Eylül Devam Ediyor! Darbelere Hayır” pankartı açıldı.

    Basın açıklamasında konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, 12 Eylül darbesinin sabah 03:00’de TRT İstanbul Radyosundan duyurulduğunu hatırlattı ve “12 Eylül’ü tamamen ortadan kaldıracağını söyleyen AKP, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan ettiği ve iki yıl süren OHAL ile 12 Eylül’ü daha da pekiştirdi” dedi.

    “12 EYLÜL DARBESİ DEVAM EDİYOR”

    OHAL döneminde çıkan KHK’leri hatırlatan Yoleri, “OHAL’in adı gitti kendisi sürüyor, 12 Eylül darbesi devam ediyor” diye konuştu.

    12 Eylül darbesi sürecinde işlenen insanlığa karşı suçları hatırlatan Yoleri, “517 kişiye idam cezası verilmiş ve 50 infaz edilmişti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde ölmüş, 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelerle kanıtlanmış, 11 kişi göz altında kaybedilmişti” diye 12 Eylül’ün bilançosunu açıkladı.

    OHAL sürecinde yaşananlara da dikkat çeken Yoleri, “446 bin kişi hakkında adli işlem yapıldı. 80 bine yakın kişi tutuklandı. 20 bin civarında kişi adli kontrolle serbest bırakıldı. 125 bin 800 kamu görevlisi meslekten ihraç edildi. 20 bin dolayında memur açığa alındı. Her tür darbeye karşı biz insan hakları savunucuları 12 Eylül’e de, bugünkü devamına da hayır diyoruz” diye sözlerini bitirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Turan Dursun 85 yaşında

    Yazar Turan Dursun 85 yaşında

    PİRHA – Araştırmacı yazar Turan Dursun’un ölümünün üzerinden 29 yıl geçti. Dursun, 29 yıl önce uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti.

    TURAN DURSUN KİMDİR?

    1934’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde dünyaya gelen Turan Dursun, beş yaşındayken ailesiyle birlikte Ağrı’nın Tutak ilçesine göç etti. Yatılı din okullarına, Kur’an kurslarına ve birçok ünlü hocanın yanında eğitim gördü.

    Diyânet İşleri Başkanlığı’nın İlâhiyat Fakülteleri’nde sürdürdüğü Sünnî-Hanefî-Mâtûridîyye İ’tikadî mezhebi ana ilkelerine dayalı olarak Monoteistik dinler tarihi eğitimi almaya karar verdi ve genç yaşta Kürtçe, Çerkezce ve Arapça öğrendi. Antropolojiyle de yakından ilgilenen Dursun’un, Müftülük sınavını kazandıktan sonra tayini yapılamadı. İstanbul Mahmutpaşa İlkokulu’nu kısa sürede dışarıdan bitirdi.

    İlk imamlık deneyimlerini Tarsus’a bağlı Baltalı köyünde yaptı. Askerliğinden sonra İstanbul’da bulunan İsmailağa ve Üçbaş medreselerinde hocalık yaptı. Ardından müftülük yapmaya başladı. 1958 yıllında başlayan müftülük görevi 1966’da son buldu. Bu yıllar arasında sürgün edildi. Daha sonra müftülükten ayrılarak TRT’de prodüktör olarak çalıştı ve buradan emekli oldu.

    Müftü iken İslâmiyeti, Hıristiyanlığı ve Yahudiliği hem kendi kaynaklarından, hem de diğer kaynaklardan yararlanarak daha detaylı bir şekilde birbiriyle karşılaştırarak kökenlerini aramaya yönelik çalışmalar yürüttü. Bu çalışmalar inancında da farklılıklara neden oldu ve müftülük görevinden istifa etti.

    Dursun 4 Eylül 1990’da İstanbul Koşuyolu’ndaki evinin yakınlarında islamcı saldırganlar tarafından silahla öldürüldü. Cinayetin ardından Dursun’un kütüphanesindeki bir çok şeyin kaybolduğu anlaşıldı. Yatağının üzerine ise “Kutsal Terör Hizbullah” kitabı bırakılmıştı. Yakınları kitabın Dursun’a ait olmadığını, eve giren kişiler tarafından bir “mesaj” olarak bırakıldığını söyledi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Dursun’un evinde polislerin arama yaptığını doğruladı ancak arama tutanağında kitaplıktan alınanlara ilişkin bilgi yer almadı.

    Görüşleri sebebiyle gericilerin hedefi olan Dursun’un pek çok çalışması da cinayetin ardından evine giren kişilerce yok edildi.

    PİRHA / ANKARA

  • CHP’li İlgezdi: Yandaş olmayana basın kartı yok mu?

    CHP’li İlgezdi: Yandaş olmayana basın kartı yok mu?

    PİRHA – Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, 13 ay sonrasında, gizlice toplanan basın kartı komisyonunun AKP’ye yakın isimlerden oluştuğunu söyleyerek “Yandaş olmayan gazetelerde çalışan gazetecilere basın kartı vermemek için çalışmalar ve listeler yapılmaktadır.” dedi.

    CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) kapatılması ardından ilgili komisyonun 13 ay sonra ilk kez gizlice toplanmasını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a yazılı soru önergesi ile sordu.

    Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) kapatılarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına (CİB) devredildiğini hatırlatan İlgezdi, “BYEGM döneminde Basın Kartı Komisyonu yılda en az 3 kez toplanırken bu değişiklikten sonra 13 ay toplanamamıştır. Basın Kartı komisyonu 13 ay sonraki ilk toplantısını da tarihinde ilk defa gizlice yapmıştır.” dedi.

    Toplanan komisyonun üyelerinin AKP’ye yakın isimler olduğunu ifade eden İlgezgi, komisyonda Türkiye Gazeteciler Sendikası, Gazeteciler cemiyetleri, Çağdaş Gazeteciler Derneği gibi ilgili kurumlara yer verilmemesini de eleştirdi.

    İlgezdi, “Kurum içinden gelen bilgilere göre yandaş olmayan gazetelerde çalışan gazetecilere basın kartı vermemek için çalışmalar ve listeler yapılmaktadır.” diyerek şunları söyledi:

    “Komisyonda TRT’yi temsil eden kişinin sürekli basın kartı yokken sürekli basın kartı alacaklara karar vermesi de soru işaretlerine neden olmuştur. Sürekli basın kartı için 18 yıl basın kartı taşıma zorunluluğu yeterliyken 45 TRT çalışanına sürekli basın kartları oy birliği yerine oy çokluğu ile verilmiştir.

    Sabah, Star ve Doğuş gruplarından gazetecilere yer verilen komisyonda neden Demirören, Ciner medya grupları ile, Cumhuriyet, Sözcü, Birgün, Evrensel, Yeniçağ, Karar ve diğer gazetelerden hiçbir gazeteciye yer verilmemiştir?

    Oluşturulan yeni basın kartı komisyonunda Evrensel, Birgün, Cumhuriyet, Karar, Sözcü, Yeniçağ gazeteleri ile Tele 1, KRT, Halk TV’de görev yapan medya çalışanlarına basın kartı verilmemesi yönünde bir eğilim olduğu doğru mudur?

    TRT’de basın kartı ve sürekli basın kartı sahibi kaç personel bulunmaktadır?”

    PİRHA / ANKARA

  • İmamoğlu ve Yıldırım’ın karşı karşıya gelecekleri kanal belli oldu

    İmamoğlu ve Yıldırım’ın karşı karşıya gelecekleri kanal belli oldu

    CHP’nin İstanbul Büyükşehir Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu ile AKP’nin adayı Binali Yıldırım, TRT’de karşı karşıya gelecek.

    AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım ile İBB’nin seçilmiş başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılacağı tartışma programı, TRT ekranlarında olacak.

    Yıldırım, Ekrem İmamoğlu ile canlı yayında yapılacak bir tartışma için “Kesin olacak.” demişti. Buluşmanın günü ve saati ise Pazartesi günü belli olacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘TRT birilerinin arka bahçesi ya da arpalığı değildir’-VİDEO

    ‘TRT birilerinin arka bahçesi ya da arpalığı değildir’-VİDEO

    PİRHA – Elektrik Mühendisleri Odası ve Haber-Sen, 169 TRT çalışanının “İstihdam Fazlası Personel” olarak başka kurumlara gönderilmesini protesto etti. Yapılan açıklamada şirketler üzerinden yeni işe alımların yapıldığı ve siyasal kadrolaşmanın arttığına dikkat çekildi.

    Aralarında Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) üyelerinin de bulunduğu 169 TRT çalışanının “İstihdam Fazlası Personel” olarak Devlet Personel Başkanlığı’na bildirilmesine tepkiler sürüyor.

    EMO ve Haber-Sen üyeleri, kararı protesto etmek amacıyla TRT Ankara Radyosu önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. TRT çalışanlarına çok sayıda milletvekili de destek verdi.

    HABER- SEN Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, yapılan son düzenlemelerle çalışanların iş güvencesinin ortadan kaldırıldığına işaret ederek, “Bizler, kamu hizmeti yayıncılığını benimsemiş, üretmekten yana insanlar olarak, halkın olan TRT’nin halkta kalması için buradayız” dedi.

    “KURUMSAL HAFIZA YOK EDİLİYOR”

    Ortak basın açıklamasını okuyan Haber-Sen Genel Başkanı Musa Özdemir, “TRT’de istihdam fazlası personel yoktur” diyerek şunları söyledi:

    “Siyasal iktidarın sınırsızca kadrolaşabilmek için getirdiği ‘İstihdam Fazlası Personel’ uygulaması TRT’de aralarında Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) üyelerinin de bulunduğu deneyimli kadroların tasfiyesine dönüşmüştür. Geçen yıl emekliliğe teşvik adı altında, perde gerisindeyse sürgün tehdidiyle 1774 personelini emekli eden TRT, bu kez 169 emekçiyi ‘İstihdam Fazlası Personel’ olarak listelemiştir. Çoğunluğu TRT’de yetişen, bilgi ve birikimlerini kuruma aktaran çalışanların, uzmanlık alanları dışında görevlendirilerek atıl bırakılmak istenmesi, kamu yönetiminde etik ve liyakat ilkelerine aykırı olduğu gibi, kurumsal hafızanın da yok edilmesine neden olacaktır.

    Resmi Gazete’de 9 Temmuz 2018 tarihinde yayımlanan 703 sayılı KHK ile sözde emekliliğe teşvik ile birlikte getirilen ‘istihdam fazlası personel’ uygulaması kapsamında TRT’de aralarında mühendis, sanatçı, prodüktör, yönetmen, spiker, montajcı, müfettiş, muhabir, kameraman, memur, şef, teknisyen ve teknikerlerin de bulunduğu 169 kişi istihdam fazlası personel olarak belirlenmiştir.”

    “TASFİYESİNDEN DERHAL VAZGEÇMELİDİR”

    Musa Özdemir, TRT yönetimine “hukuksuzluğa son verin” çağrısı yaparak sözlerine şöyle devam etti:

    “Kamu hizmeti yayıncılığından yana, yetişmiş, deneyimli, üretmekten yana olan emekçilerin tasfiyesinden derhal vazgeçmelidir. Devlet Personel Başkanlığına bildirilen 169 İFP (istihdam fazlası personel) listesini geri çekmeli ve bu hukuksuzluğa son vermelidir.

    Bilinmelidir ki bir mühendis, ses sanatçısı, prodüktör, yönetmen, spiker, montajcı ve diğerleri bu ülkede kolay yetişmiyor. Belli bir çabanın, emeğin, birikimin ürünü olan bu çalışanları hangi kuruma göndermeyi düşünüyorsunuz? Tarım ve Orman Bakanlığı’na mı, Çevre Bakanlığı’na mı, Sağlık Bakanlığı’na mı yoksa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın yanına Hazine ve Maliye Bakanlığı’na mı?

    Anayasada ve kendi yasasında özerk ve tarafsız bir kamu hizmeti yayıncısı olarak tanımlanan TRT, 703 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve sonrasında çıkartılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile özerk ve kamu yararına yayın yapan bir kurum olmaktan çıkartılmıştır. Gelirleri, halkın vergileri ve bandrol ücretlerinden oluşan TRT 31 Mart seçimlerinde de görüldüğü üzere ‘Tek Bir Ses’in Sesi’ olmuştur.

    Bir yandan istihdam fazlası denilerek TRT emekçileri havuza atılırken bir yandan da bu kuruma dışarıdan devamlı personel alımı yapılmaktadır. TRT birilerinin ‘arka bahçesi’ değildir, ‘arpalığı’ hiç değildir! Kendi yandaşlarını yine ‘yandaş kurumlardan’  TRT’ye aktaranlar bir yandan da dış yapımlarla kendi destekçilerinin cebini doldurmaktadır.

    Personel kıyımının sadece TRT ile sınırlı kalmayacağı önümüzdeki günlerde başka kurumlarda da benzer uygulamaların başlayacağı iddia edilmektedir. TBMM’yi devre dışı bırakarak ülkeyi Kanun Hükmünde Kararnameler ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile yöneten AKP, yılların birikimi ve alınterini bir çırpıda yok etmek istemektedir. TRT fiilen şirkete dönüştürülürken kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar iş güvencesinden yoksun, özlük hakları bulunmayan, yönetenlerin iki dudağı arasından çıkacak kararlarla çalışır hale getirilmek istenmektedir.

    TRT’yi siyasi kadrolaşma için mekan olarak görenler bilmeliler ki TRT emekçileri sahipsiz değildir. Sadece TRT çalışanlarının haklarının korunması için değil, TRT’nin özerk, demokratik ve kamusal yayın yapacak bir kurumsal yapıya kavuşturulması için tüm kamuoyunu duyarlı olmaya ve mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz.”

    PİRHA /ANKARA

     

     

  • Haber-Sen: TRT tarihinin en büyük emekçi katliamı yapılmakta-VİDEO

    Haber-Sen: TRT tarihinin en büyük emekçi katliamı yapılmakta-VİDEO

    PİRHA – Haber-Sen, TRT’nin kamu görevi hizmetinden vazgeçerek şirket mantığıyla yönetildiğini ifade etti. Yakın bir zamanda 169 çalışanın farklı kurumlara sürgün edildiği TRT’de ayrıca ‘istihdam fazlalığı’ nedeniyle yüzlerce çalışanın da emekliliğe zorlandığı açıklandı.

    Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER-SEN), Anayasada özerk ve tarafsız bir kamu hizmeti yayıncısı olarak tanımlanan TRT’nin, 703 sayılı KHK ile kamu hizmetinden uzak bir anlayışla yayın yaptığını açıkladı.

    Haber-Sen Genel Merkezinde yapılan açıklamada konuşan Genel Sekreter Burak Ustaoğlu, TRT tarihinin en büyük siyasi kadrolaşmasının yapıldığını ifade ederek bir tür emek kıyımı yaşandığını da sözlerine ekledi.

    169 ÇALIŞAN FARKLI KURUMLARA SÜRGÜN EDİLDİ

    703 Nolu KHK ile TRT’nin şirketleşip tasfiyelere başladığını ifade eden Ustaoğlu, şunları söyledi:

    “İkna odalarında baskılara uğrayarak önce 186 arkadaşımız emekli edildi. 169 arkadaşımız da TRT’den diğer kamu kurumlara sürgün edildi. Bu arkadaşlarımız, hiçbir alakası olmayan kamu kurumlarına sürgün ediliyor. Daha önce de 1980 yılında gördük. 1402 Sıkıyönetim Yasası’yla TRT’den 101 arkadaşımız faşist yönetimin uygulamasıyla TRT’den uzaklaştırmıştır. O arkadaşlarımız yılmadı, usanmadı ve on senelik süren bir hukuk savaşından sonra iade itibariyle TRT’ye geri döndü. Bizler de döneceğiz.”

    Basın açıklamasını okuyan Haber-Sen Genel Başkanı Musa Özdemir ise TRT’nin mevcut yayıncılık anlayışı ile kamu hizmeti yayıncılığından çıkıp, iktidar propagandası yapan bir kanala dönüştüğünü söyledi.

    Özdemir şöyle devam etti:

    “Gelirlerinin yüzde 80’inden fazlası halktan toplanan TRT, ‘Halk için yapılan, halk tarafından finanse edilen ve halk tarafından kontrol edilen’ Kamu Hizmeti Yayıncılığı yapmakla mükelleftir. Dün 1786 kişiyi teşvik adı altında ikna odaları vasıtası ile emekli edenler şimdi gözlerini TRT emekçilerine diktiler. TRT’de İFP (İstihdam Fazlası Personel) var denilerek üretmekten yana, kamu hizmeti yayıncılığı bilincine sahip, tecrübeli emekçileri kurumdan ayırarak başka kurumlara gönderilmek üzere 169 TRT emekçisi Devlet Personel Başkanlığına bildirilmiştir. Merak ediyoruz nasıl oluyor da bir kurumda hem İstihdam Fazlası Personel olacak hem de o kurum dışarıdan devamlı personel alacak. Eğer personel fazla ise geçen ay sadece AA (Anadolu ajansı) üzerinden 280 kişi bu kuruma nasıl alındı? Diğer kurumlardan nakille TRT’ye geçişler neden olmaktadır? Yapılan ihalelerle alınan insanlar kim? Madem bu kurumda fazla personel var bu insanları neden TRT alıyor? Çok açık ve net… TRT tarihinin en büyük siyasi kadrolaşması yapılmaktadır. Ve yine TRT tarihinin en büyük emekçi katliamı yapılmaktadır.

    Kamu Hizmeti Yayıncılığını sadece sahibinin sesi haline getirilmeye çalışıldığı gibi, Taşrada görevli personele ise tayin baskısı yapılmaktadır. Bir yandan İstihdam Fazlası Personel var denilirken diğer yandan yüzlerce kişinin şirketler üzerinden işe alınması kamu yayıncılığına karşı yapılan en büyük ihanettir.

    Bizler HABER-SEN olarak Şirketleşen bir TRT değil. Emeği sömüren bir TRT değil.  Tarafsız ve halka hizmet eden bir TRT istiyoruz.

    TRT emekçilerinin geleceğini karartmaya çalışanlara son sözümüz ‘Ferman padişahın ise ferman halkındır’ yaşasın özerk demokratik katılımcı TRT mücadelemiz”

    Açıklama ardından söz alan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ise şunları kaydetti:

    “Biliyoruz ki 15 Temmuz darbe girişiminin ardından çıkartılan KHK’lerle birlikte kamuyu bir şirket gibi yönetme anlayışı hakim oldu. TRT çalışanlarının uzun süreden beri iş güvencelerine dönük saldırılar artarak devam etmekte. Güvencesizliğe karşı çalışma hakkımızı ortadan kaldıran uygulamalara karşı öteden beri mücadele içerisindeyiz. Özellikle kamuda kadrolu çalışmayı ortadan kaldırıp güvencesizliği dayatan bu uygulamaya karşı örgütlü bir mücadele sürdüreceğimizi buradan bir kez daha belirtmek istiyorum.”

    PİRHA ANKARA

  • ‘TRT, seçim sürecinde iktidarın yayıncısı oldu’

    ‘TRT, seçim sürecinde iktidarın yayıncısı oldu’

    PİRHA – 31 Mart yerel seçimlerinde TRT dahil birçok televizyon kanalının Cumhur İttifakı lehine yayınlar yaptığı belirtildi. CHP RTÜK Üyesi İsmet Özdal Demirdöğen, hazırladığı rapordan yola çıkarak, kamu yayıncısı TRT’nin temel görevini bir yana bıraktığını iktidarın yayıncısı haline geldiğini belirtti. 

    Geride kalan 31 Mart yerel seçimlerinin 57 günlük çalışma süresi içinde TRT haberlerinde siyasi partilere ayrılan sürelere ilişkin CHP RTÜK Üyesi İsmet Özdal Demirdöğen bir rapor hazırladı.

    Demirdöğen’in hazırladığı raporda şunlar belirtildi:

    1 Şubat-29 Mart 57 gün içinde AKP’ye 146:38:29 ve MHP’ye 18:14:26 saat lehte, CHP’ye 21:12:45 lehte 17:05:32 ise aleyhte, İYİ Parti’ye 04:35:54 lehte 03:45:31 ise aleyhte ayrıldı.

    HDP’ye ise 00:00:36 lehte ayrılırken 03:17:53 saat ise aleyhte zaman ayrıldı.

    TRT dışında Cumhur İttifakına lehine haberler veren ama Millet İttifakı’nın sadece aleyhine haber yapan yayın kuruluşları; A Haber, TGRT Haber, 24, Akit TV, TV Net, Uzay Haber, Ülke, Kanl7 ve Beyaz Tv.

    Raporda, ATV ve A Haber dahil 11 kanalın sadece AKP ve MHP lehine yayın yaptıkları uzman raporlarıyla tespit edildi. Raporda, “Yayın kuruluşu bu yayınlarıyla, Yüksek Seçim Kurulu’nun 24.12.2018 tarih ve 2018/1123 sayılı kararının sonuç bölümünün (b) bendinde yer alan, ‘seçim döneminde tarafsızlık, gerçeklik, doğruluk ilkelerine uygun davranmakla yükümlü radyo ve televizyon kuruluşları ile yazılı, sözlü ve görsel basının tek yönlü, taraf tutan yayınlar yapamayacaklarına, bu kuruluşların yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde adaylar arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorunda olduklarına oybirliği ile karar verilmiştir’ hükmünü ihlal ettiği” belirtildi.

    Fakat RTÜK’ün AKP kontejanından seçilen üyelerin oylarıyla ‘ihlal yok’ kararı verildiği belirtildi.

    “TRT, MUHALEFETİ KARALAYAN HABERCİLİĞE GEÇİŞ YAPMIŞTIR”

    CHP RTÜK Üyesi İsmet Özdal Demirdöğen, hazırlanan rapor ile ilgili, taşların bağlı olduğu bir dönem yaşadıklarını belirtti. Demirdöğen, “Anayasa ve yasasını çiğnemekte bir sakınca görmeyen TRT bu seçim döneminde yeni bir çığır açmış, kimi özel yayıncıların misyonunu üstlenmiş, muhalefeti karalayan haberciliğe geçiş yapmıştır. Bir ittifakın haberlerine ezici bir üstünlükle yer veren TRT, az da olsa kendini ifade etme şansı bulan muhalefet partilerinin aleyhine yaptığı haberlerle bir siyasi partinin çıkarlarının bekçisi haline getirilmiştir” dedi.

    “KAYBEDEN DEMOKRASİ ÖLDÜREN GAZETECİLİK”

    Önceki seçimelerde muhalefeti görmezden gelme, yok sayma anlayışının olduğunu bu seçimlerde ise karalama, itibarsızlaştırma ve kriminalize etmeye yönelik politikaların olduğunu söyleyen Demirdöğen, “Hiç bir değer tanınmıyor, hak, hukuk adalet kavramları bir yana bırakılmış, gazetecilik doğruyu söyleme mesleğidir ama şimdilerde tam tersine dönüştü. Yalanla bezeli infaz timi gibi bir hal aldı. Kaybeden demokrasi öldürülen de gazetecilik. Kamu yayıncısı TRT temel görevini bir yana bıraktı iktidarın yayıncısı oldu” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • TRT fiilen şirket oluyor; Haber-Sen’den tepki – VİDEO

    TRT fiilen şirket oluyor; Haber-Sen’den tepki – VİDEO

    PİRHA – TRT’nin özelleştirilmesi sonucu personele yansıyacak olan sorunları değerlendiren Haber-Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, “TRT’ye şirket kurma, yerli yabancı sermayeli şirketlere ortak olma hakkı veriliyor. TRT fiilen şirket oluyor. Neoliberal politikaları benimsemiş bir anlayışla bunu yapıyorlar. En önemlisi TRT kamu ihale kanunundan muaf tutuluyor” dedi.

    TRT’nin özelleştirilmesiyle yaşanacak sorunları Haber-Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu PİRHA’ya değerlendirdi.

    TRT’de 2003 yılında acil eylem planı ile başlayan TRT’yi itibarsızlaştırmak için tartışmaya açtıklarını söyleyen Ustaoğlu, 703 No’lu KHK ile birlikte TRT’de yaklaşık 5 bin kişinin hayatının değişeceğini ve bu 5 bin kişinin 2 binin emekli olacağını kalanların ise istihdam personel fazlası adı altıda başka kamu kuruluşlarına gönderileceklerini kaydetti.

    TRT’deki bu değişikliğin sadece TRT’nin var olan personeline yönelik olmadığını, bundan sonra TRT’de çalışacak personele de özel hukuk hükümlerine tabii bir istihdam modeli belirlendiğini belirten Ustaoğlu, “Bu değişiklikle tamamen iş kanunu gereği işçi statüsünde çalıştırılacaklar. 657 (Devlet Memurlar Yasası) sayılı yasada çalışanların iş güvencesi vardı, iş güvencesinden, özlük haklarından arındırılmış insanlar TRT’de istihdam edilecek” dedi.

    “TRT MÜDÜRÜNÜN GÖREV SÜRESİ CUMHURBAŞKANI İLE AYNI”

    TRT’deki değişikliğin sadece personele yapılmadığının altını çizen Ustaoğlu, “İdarecilere yönelikte yapılıyor. TRT’de bu kadar değişim, bu kadar farklılaşma yaşanırken 703 No’lu KHK’nin 3 ve 4 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile TRT’deki yönetim kurulu 15 günde bir toplanma zaruriyeti vardı, bunu değiştirdiler ve bunu 3 ayda bire çıkardılar. Bu ne demek? Yönetim kuruluna ‘TRT’yi biz yöneteceğiz sen maaşını alıyorsun, sen sadece onaylayacaksın’ demektir” ifadelerini kullandı.

    TRT genel müdürünün görev süresini Cumhurbaşkanının görev süresiyle eşitlendiğini belirten Ustaoğlu, “Böyle bir pozisyonda doğru tarafsız bir yayıncılık yapılabileceğini düşüne bilir miyiz?” diye sordu.

    TRT’YE ŞİRKET KURMA HAKKI

    TRT’ye şirket kurma, yerli yabancı sermayeli şirketlere ortak olma hakkının tanındığını söyleyen Burak Ustaoğlu,  Neo Liberal politikaları benimsemiş bir anlayışın bunu yapabileceğini belirterek şöyle devam etti:

    “En önemlisi TRT kamu ihale kanunundan muaf tutuluyor. TRT’nin bir şirkette %1 bile olsa o şirkette kamu ihale kanunundan muaf tutuluyor. TRT’nin halk tarafından finanse edildiği bir bütçesi vardı. Elektrik payı ve bandrol paralarıyla. Bunların hangi şirkete nasıl, ne şekilde ihale edildiği kamu ihale kanunundan uzaklaşınca bununla birlikte bizim de denetlememizden uzaklaşmış olacak.”

    TRT’nin uzun zamandır kamu hizmeti yayıncılığında karnesinin zayıf olduğunu ve bunun da son seçimlerde siyasi partilere göstermiş olduğu zaman dilimleriyle de kanıtlandığını kaydeden Ustaoğlu, TRT’de kamu hizmeti yayıncılığının çok ciddi bir darbe aldığını, kar mantalitesi ile hareket eden bir kurumdan kamu hizmetinin beklenilmeyeceğini söyledi.

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ” 

    TRT’de kamu hizmeti yayıncılığını benimsemiş insanların olduğunu ve bunların kurumdan el çektirilmeye, uzaklaştırılmaya çalışıldığının altını çizen Haber-Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, mücadeleye devam edeceklerini, gerek hukuki zeminde, gerek sendikal zeminde ve gerekse de kurumlarla kurdukları irtibatlarla  mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • TRT’de ‘Ya emekli olacaksın ya da başka kuruma göndereceğiz’ baskısı-VİDEO

    TRT’de ‘Ya emekli olacaksın ya da başka kuruma göndereceğiz’ baskısı-VİDEO

    PİRHA- Haber- Sen Genel Başkanı Musa Özdemir, TRT’nin Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlanması ile birlikte TRT çalışanları üzerindeki baskıların giderek arttığına dikkat çekti. Emekliliğe teşvik için ikna odalarının kurulduğunu söyleyen Özdemir, bu yasa ile iş güvencesini ortadan kaldıracak maddeler getirildiğini vurguladı. 

    “Bakanlıklara Bağlı, İlgili ve İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile İlgili 2018/2 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi” ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu TRT Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlandı.

    14 televizyon kanalı, 14 radyo kanalı, trt.net.tr ve 41 dilde hazırlanan www.trtvotworld.com web siteleri, 5 basılı dergiyle yayın yapan TRT, şimdiye kadar Başbakanlık’a bağlıydı.

    KESK’e bağlı Haber-Sen Genel Başkanı Musa Özdemir, 703 No’lu kararname ile anayasanın 333. maddesine göre bağımsız, tarafsız özerk olması gereken TRT’nin cumhurbaşkanlığı iletişim kurumuna bağlanmasını değerlendirdi.

    Bu kararname ile TRT’nin tarafsız, bağımsız, özerk yapısının ortadan kalktığını söyleyen Özdemir, “TRT’nin normal şartlarda yurttaşlardan almış olduğu vergilerle kamu yayıncılığı yapması, tüm toplumun ötekilerin, Alevilerin, Sünnilerin, dezavantajlı kurumların, kuruluşların, kültürlerin daha iyi bir şekilde yayın politikasına geçmesi gerekirken, TRT en son çıkarılan KHK ile direk siyasi iktidarın bir aygıtına dönüştürülmüş oldu” dedi.

    Yine bu süreçte KESK ve bağlı sendikalar olarak bu antidemokratik uygulamalara karşı mücadeleyi yükselteceklerini söyleyen Özdemir, özellikle AKP iktidarının bu KHK’yı çıkarmasının en büyük sebebinin TRT’yi tek yanlı, tek sesli bir kamu yayıncılığına çevirmek olduğunu vurguladı.

    “YA EMEKLİ OLACAKSIN YA DA BAŞKA KURUMA GÖNDERECEĞİZ”

    Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunun için TRT hiçbir kamu kuruluşunda olmayan bir şekilde 10 yılda 3 teşvik çıkarıldı. En son 703 No’lu KHK ile emekliliğine 5 yıl kala emekçilere yüzde 50 ve 3 yılın altında az kalanlara da yüzde 30 teşvik vererek bunların başka kurumlara gitmesini sağlamaya çalışacak. 2 bin 100’e yakın TRT emekçisi bu şekilde emekliliğe zorlanacak. Emekliliğe zorlanmayacaklar ise ve emekliliği gelmiş fakat olmak istemeyenlere ise şöyle bir yöntem geliştirdiler: Daha önce hiçbir kamu kuruluşu özelleştirilmeden, küçültülmeden veya anonim şirketine dönüştürülmeden personel farklı kurumlara gönderilmiyordu. Ancak TRT’de ilk defa 2 bin 3 bin arasındaki personel havuza gönderilerek bunların özlük mali hakları ellerinden alınmış olacak. ‘Ya emekli olacaksın ya da biz seni başka kuruma göndereceğiz’ diyorlar. İhtiyaç fazlası personel üzerinden ancak ihtiyaç fazlası personel olması gerekir diye ifade eden TRT yöneticileri lağvedilen başbakanlıktan 600’e yakın kişiyi TRT’ye istihdam ediyorlar. Bize göre TRT’de kadrolaşmak istiyorlar. Daha önce çalışan, muhalif olan kamu yayıncılığı yapmak isteyen TRT emekçilerini tasfiye ederek yeniden bir kadrolaşma hareketi yapmaya çalışıyorlar.”

    EMEKLİLİĞE TEŞVİK İÇİN İKNA ODALARI

    703 No’lu kararnameden sonra TRT’de yıllık izne ayrılanların işyerine çağrılarak bölge müdürlükleri genel müdürlükleri üzerinden ikna odaları kurulduğunu aktaran Özdemir, bu kişilerin emekliliğe teşvik için ikna edilmeye çalışıldığını söyledi.

    “Buradaki amaç eski personelin ikna edilerek emekliliğe gönderilmesi. Emekli olmayacaklarsa eğer tehdit veya farklı yöntemlerle korkutarak insanlar, başka kuruma gönderileceği için emekli olması konusunda ikna edilmeye çalışılıyor. Bununla birlikte TRT’de başka bir personel yönetmeliği rejimi geliştirildi. Normalde TRT’de çalışan kamu emekçilerinin tamamı 657 devlet memurları kanununa bağlı. Bir antidemokratik eşitsizlik, hukuksuzluk ve işten çıkarılma gibi bir durumla karşılaştığında bu arkadaşlar bu kanun maddesine dayandırılarak dava açıp yargı kararı ile işe döndürülüyordu. Ancak en çok çıkartılan KHK ile özel statülü personel diye bir ibare bulmuşlar. Ve istediği kişiye istediği maaşı verecek. İş güvencesini ortadan kaldıracak personel rejimini düzenleyecek maddeler getirdiler. Tabii bu TRT emekçisini kaygılandırıyor. Çünkü baskıyla zorla mobbing ile sürgün, havuza gönderilmeyen emekli olmayan personeli bu özel statüye geçirmek için ellerinden geleni yapacaklar.”

    “TRT’NİN GELİRLERİ BAŞKA ALANLARA AKTARILIYOR”

    Anonim şirket olmasına rağmen TRT’ye şirket kurma yetkisinin verilmesini de değerlendiren Özdemir, “Şirkete yüzde 1 ile ortak olsa dahi TRT kamu ihale kanununa devre dışı bırakıldı. TRT’nin gelirlerinin hortumlanması başka alanlara aktarılması ve TRT’nin ortak olduğu şirketlere bir muafiyet getiriyor” ifadelerini kullandı.

    “SARI BASIN KARTININ SARAYA BAĞLANMASI GAZETECİLİĞE ENGEL”

    Bununla birlikte KHK ile Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün lağvedilmesi ile mesleki kart olan sarı basın kartının direk saraya bağlandığını söyleyen Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yani direk saray sarı basın kartını kendi düzenleyecek. Toplumun muhalif, özgürlükten yana, laik olan kesimin gazetecilik yapmasının önüne engel koyulacak. Zaten basının üzerinde çok ciddi baskılar mevcuttu. 160’ın üzerinde gazeteci hala bu ülkede tutuklu. Sarı basın kartları da iptal edilmişti. Bu hamle ile birlikte sarı basın kartlarının tamamını cumhurbaşkanlığının kontrolüne bırakılacak bir yöntem geliştirdiler.”

    Özdemir son olarak, KESK ve Haber-Sen olarak bu antidemokratik uygulamaların sonlanıncaya kadar TRT emekçisinin yanında mücadelelerini yükselteceklerini söyledi.

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

     

     

  • Haber-SEN: Tehdit edilen TRT emekçilerinin sesine nefes olalım-VİDEO

    Haber-SEN: Tehdit edilen TRT emekçilerinin sesine nefes olalım-VİDEO

    PİRHA- TRT’deki kadrolaşma harekatıyla ilgili (Haber Sen) Basın Yayın İletişim ve Posta Hizmetleri Sendikası Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ve KESK’e bağlı sendikaların MYK üyeleri ve Haber-Sen üyeleri katıldılar.

    TRT’deki kadrolaşmaya ilişkin Haber-Sen Genel Merkezi’nde basın açıklaması gerçekleşti. Açıklamaya KESK MYK üyeleri, Haber-Sen üyeleri katıldı. Açıklamayı okuyan Haber-SEN Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu okudu. Ustaoğlu, “TRT’nin deneyimli, bilgili, birikimli yayıncılarını kurumdan uzaklaştırmak için AKP 10 yılda üçüncü emekliliğe teşvik düzenlemesini yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devre dışı bırakarak ülkeyi Kanun Hükmünde Kararnamelerle ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yöneten AKP, TRT tarihinin en büyük kadrolaşma harekatını başlattı” ifadelerini kullandı.

    “TRT EMEKÇİLERİ TEHDİT EDİLİYOR”

    “Bakanlıkların ve çeşitli kamu kurumlarının teşkilat yasaları KHK ile değiştirildi. OHAL KHK’ları ve sonrasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile TRT fiilen şirkete dönüştürüldü” diyen Ustaoğlu, ‘İstihdam Fazlası Personel’ uygulamasına ilişkin şunları aktardı:

    703 sayılı KHK ile TRT’de emekliliğe teşvik düzenlemesi ile “İstihdam Fazlası Personel”in diğer kamu kurumlarına gönderilmesine ilişkin düzenleme yapıldı. TRT kapatılmıyor, küçültülmüyor ve özelleştirilmiyor ama “İstihdam Fazlası Personel” yaftasıyla deneyimli bilgili birikimle TRT emekçileri “Ya emekli ol, ya da diğer kamu kurumlarına gideceksin” denilerek “atıl” hale getiriliyor. KHK çıktıktan sonra TRT’de değişim ofisi adı altında ikna odaları oluşturuldu. Emekliliği hak eden personel emekli olmamaları halinde diğer kamu kurumlarına gönderilmekle tehdit ediliyor. Emekliliği henüz hak etmemiş kamu yayıncıları da iş güvencesi ile tehdit ediliyor;

    TRT emekçilerine, “Emekli olmayanlar, diğer kamu kurumlarına gönderilmeyenler TRT’de kadrolu çalıştırılmayacak, ‘Özel Hukuk Hükümlerine Tabi Personel’ olarak istihdam edilecek” denilerek tehdit ediliyor. Kısacası TRT Emekçileri tehdit ediliyor…

    Öte yandan kapatılan Başbakanlıktan yüzlerce çalışan TRT’ye naklediliyor. Neden.”

    “TRT, FİİLEN ŞİRKETE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Ustaoğlu, KHK ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile TRT’nin fiilen şirkete dönüştürüldüğünü belirterek “Yönetim Kurulu hem yandaşlar için bir gelir kaynağına dönüştürüldü hem de 15 günde bir yapılan toplantı 3 ayda bire çıkarılarak işlevsizleştirildi. Şirket kurma, satıl alma ve ortak olma düzenlemesi genişletilerek TRT’nin tüm işlerinin şirketler aracılığı ile yapılmasının önü açıldı. TRT ve TRT’nin kurduğu, satın aldığı, yüzde 1 payla olsa bile ortak olduğu şirketler kamu ihale kanunu kapsamı dışına çıkarıldı” dedi.

    Bu düzenlemelerin hedefinin; bilgi, birikim ve deneyim sahibi birer kültür işçisi olan TRT emekçilerinin tasfiye edilmesi ve iş güvencesinin ortadan kaldırılması olduğunu ifade eden Ustaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “TRT’nin tek adamla bir şirket gibi yönetilmesi TRT’ye aktarılan kamu kaynaklarının hortumlatılmasının önündeki tüm engellerin kaldırılmasıdır. TRT yönetimini, “İstihdam Fazlası Personel “in diğer kamu kurumlarına gönderilmesinden ve emekçileri iş güvencesi ile tehdit etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz.

    Biz HABER-SEN olarak bugüne kadar olduğu gibi işimize, aşımıza ve Kurumumuza sahip çıkmak için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Ustaoğlu, son olarak şöyle çağrı yaptı:

    “TRT emekçilerini, TRT’de örgütlü sendikaları işimize, aşımıza ve kurumumuza sahip çıkmak için ortak mücadeleye çağırıyoruz. Gelin TRT emekçilerinin sesine nefes olalım…

    Şimdi sesimizi ortaklaştırmaz isek yarın için çok geç olabilir.”

    “CUMHURBAŞKANI, ANONİM ŞİRKETİ HAYALİNE UYGUN KABİNEYİ HAYATA GEÇİRDİ”

    Açıklamadan sonra konuşma yapan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

    “Bugün TRT’nin 703 sayılı KHK ile Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile teşkilat yapılanmasının ve yasal mevzuatının değiştirilmesi aslında bir anlamda fiilen bu özelleştirmelerin sürdüğünün bir göstergesi.

    Baktığınızda Türkiye’yi bir anlamda anonim şirketi gibi yönetmek istediğini bu hayallerini kamuoyuyla paylaşmak tan çekinmeyen bir cumhurbaşkanı tam da bu hayaline uygun bir kabineyi hayata geçirdi. Şirket sahibi, özel hastane sahibi, sağlık bakanı, özel okul sahibi bir Milli Eğitim Bakanı, özel tur sahibi bir Turizm Bakanı ve benzeri örnekler kabine de yer aldı.

    Bu kabine bize Türkiye’nin bundan sonra bir anonim şirket mantığı ile yürütüleceğini ve bu şirketin de bir aile şirketi olduğuna çok net gösterdi.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • CHP’den Urfa açıklaması: Pis kokular geliyor

    CHP’den Urfa açıklaması: Pis kokular geliyor

    CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, seçim usulsüzlüklerine ilişkin açıklamada bulundu. Tezcan, devam eden seçimlerdeki oy kullanma süreçleriyle ilgili birçok ilde usulsüzlük yapıldığını belirterek, “Suruç ilçesinde silahlı kişiler seçim ortamını tehdit eder vaziyette, ayan beyan geziyorlar” dedi.
    CUMHURİYET Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, devam eden seçimlerdeki oy kullanma süreçleriyle ilgili birçok ilde usulsüzlük yapıldığını belirterek, ” Suruç ilçesinde silahlı kişiler seçim ortamını tehdit eder vaziyette, ayan beyan geziyorlar. Sandıklarda görev yapmak engellenirken, vatandaşın üzerine seçim günü korkuyla, baskıyla, tehditle terör havası estirilmektedir. Orada kamu görevlilerini, güvenlik kuvvetlerini, seçim güvenliğini sağlamaları konusunda dikkatli davranmaya çağırıyoruz” dedi.

    Bülent Tezcan, CHP Genel Merkezinde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin genelinde seçim güvenliği için parti olarak çalıştıklarını belirterek, tespit ettiklerini iddia ettikleri usulsüzlükleri açıkladı.
    “İKTİDAR MERKEZLİ KAYNAKLAR ORTAMI GERMEYE ÇALIŞIYOR”

    Ortada ilginç bir tablonun olduğunu belirten Tezcan, şunları söyledi:

    “İktidar merkezli kaynaklar ortamı germe konusunda özel bir çaba harcıyor. Öncelikle iktidara, kamu görevlilerine çok dikkatli davranmaları çağrımızı bir kez daha tekrar ediyoruz. Toplumda gerginlik ve huzursuzluk yaratacak adımlardan kaçınılması gerekir. Yargı mercilerinin ve seçim kurullarının görevlerini eksiksiz yapmaları isteğimizi bir kez daha paylaşmak istiyoruz. Bakın bir talihsiz paylaşımı TRT danışmanı Mustafa Akış yaptı. Önceki dönem AK Parti Milletvekili. Dün resmi gazetede yayımlanan kararnameyle TRT’ye yönetim kurulu üyesi olarak atamış kişi. Bugün paylaştığı twitt de ‘Vatandaş için ateş edin’ diyor. ‘Ömer Halisdemir biz bugün senin gibi vatandaş için ateş edeceğiz’ diyor. Ne için ateş edeceksin? Bu açıkça sosyal medyadan kamuya açık bir şekilde kamuoyunu tehdit etmektir. Seçim günü bu paylaşımların yapılması hangi akla hizmet. Bu kişi sıradan bir kişi değil. Acele bir şekilde TRT’ye atanmış bir kişi. TRT’nin kimlere teslim edildiğinin çarpıcı bir örneği. Vatandaşı çatıştırmaya dönük bu tür paylaşımlara karşı Cumhuriyet savcılarının işlem yapması gerekir. Biz bu kişiyle ilgili suç duyurusun bulunduk. Derhal gözaltına alınıp hakkında işlem yapılmalı.”

    “SURUÇ 1043 NUMARALI SANDIKTA TOPLU OY KULLANDIRILMIŞ”

    Seçimle ilgili kendilerine en yoğun şikayet gelen ilin Urfa olduğunu belirten Tezcan, “Orada 3 milletvekili arkadaşımızı görevlendirdik. Onlardan gelen bilgiler ve Urfa bölgesinde yaşananlar özellikle ciddiye alınması gereken konular. Arkadaşlarımız mahallinde itiraz etti, Seçim Kurullarına itirazlarını yaptı. Yaşananları kamuoyuyla paylaşmak zorunlu olmuştur. Birincisi Suruç 1043 numaralı sandık. Bu sandıkta çok açık bir şekilde toplu oy kullandırılmış. Sabah erken saatlerde sahte oy kullandırılmıştır” diyerek olayla ilgili müşahitlerden gelen görüntüleri izlettirdi.

    “YÜZ OYUN CUMHUR İTTİFAKINA KULLANILDIĞI YÖNÜNDE TESPİTLER VAR”

    Tezcan, yine Şanlıurfa Eyübiye ilçesi 2313 numaralı sandığa önceden mühürlenmiş 100 oyun atıldığının tespit edildiğini belirterek, “100 oyun Cumhur ittifakına kullanıldığına yönelik de tespit var. Bu 2 işlem sadece görüntülerle tutanaklar tespit edilmiş işlem. Bunları nasıl gerçekleştiriyorlar? Bölgeye bizim gönderdiğimiz müşahitleri sandıklara sokmamak için tehdit ve saldırı söz konusu. Bütün bunları tek tek tespit ettik. Haliliye İlçesi Uluhan İlköğretim Okulu’nda müşahitlerimiz darp edildi. Müşahit olarak gitmek isteyenler sandıklara alınmıyor, tehditle, baskıyla ‘görev yapamazsınız’ diye sandıklardan çıkartılıyor. Şanlıurfa Eyübiye ilçesinde müşahit olarak sandık kurulanda görev almak için gidenler içeri alınmadan sandık kurulları oluşturuluyor. Sandık kurullarından görev almaları engelleniyor” diye konuştu.

    “BASKI VE TEHDİTLE MÜŞAHİTLERE GÖREV YAPTIRILMIYOR”

    Van’ın İpekyolu ilçesinde de kolluk güçlerinin kapıda kimlik kontrolü yaptığı ve görevlileri seçmen kimlik kartları olmadığı gerekçesiyle içeri almadığını ileri süren Tezcan şunları söyledi:

    “Bu usulsüzlüklerin tümü ile ilgili tespitler yapıp ilçe seçim kurullarına ve il seçim kurullarına bildirdik. Şanlıurfa’nın Sağlık, Uluhan, Havşanlı, Karaali, Göbekli, Mamuca, Verginli, Seksenören, Gönenler, Yeniyol, Banallı, Bulduk, Özlü, Ulucanlar, Bakırtaş, Gönerli köylerinde birçok sandıkta tehdit, baskı ile müşahitlere görev yaptırılmıyor. Bunlarla ilgili çalışmalarımızı sürüyoruz. Suruç ilçesinde silahlı kişiler seçim ortamını tehdit eder vaziyette ayan beyan geziyorlar. Suruç’ta seçmen baskı altına alınmaya çalışılıyor. Sandıklarda görev yapmak engellenirken, vatandaşın üzerine seçim günü korkuyla, baskıyla, tehditle terör havası estirilmektedir. Orada kamu görevlilerini, güvenlik kuvvetlerini, seçim güvenliğini sağlamaları konusunda dikkatli davranmaya çağırıyoruz. seçim kurullarını, il ve ilçe seçim kurulu başkanlarını bu konuda gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz. Vatandaşın özgürce oy kullanmasının önüne geçenler, mutlaka hukuk önünde bunun hesabını verecektir.”

    “SÜREÇ PİS KOKULAR BARINDIRAN BİR SÜREÇ”

    Oyların sayım işlemleri sırasında da oy çalınmasının engellenmesi için çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Tezcan, “Başta Şanlıurfa Valisi olmak üzere, seçim kurulu başkanları, Şanlıurfa’daki süreç pis kokular barındıran bir süreçtir, etkin ve acil müdahale edin. Vatandaşın korku içerisinde, silahlı çetelerin dolaştığı bir ortamda güvenliği sağlayamazsınız. Bu noktada kamu görevlilerini dikkatle görev yapmaya çağırıyoruz” dedi.

    Sorular üzerine Tezcan, bütün müşahitlerin engellemelere rağmen sandıklarda görev yapmalarını sağlayacaklarını belirtti. Tezcan ayrıca, adilsecim.net adresinden sonuçları vereceklerini belirtti.

  • Demirtaş’tan 20 ay sonra TRT’de seçim konuşması: Boyun eğmeyeceğim

    Demirtaş’tan 20 ay sonra TRT’de seçim konuşması: Boyun eğmeyeceğim

    HDP’nin Kasım 2016 tarihinden beri Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, 20 ay sonra TRT Haber’de 24 Haziran seçimlerine yönelik propaganda konuşması yapıyor.

    HDP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın TRT’de yapacağı seçim konuşmalarının çekimi Edirne Cezaevi’nde yapıldı.

    Demirtaş’ın konuşmasından başlıklar şöyle:

    Bu seçim kampanyasından Edirne F Tipi’nden sesleniyorum. 20 ayı aşkın süredir hukuksuz şekilde tutuluyorum. Sadece 2 defa hakim karşısına çıkarıldım. Hakkımdaki suçlamaların tamamı sizlere yaptığım konuşmalardır. Tek neden Erdoğan’ın benden korkmasıdır.

    Derin bir karamsarlık var. Komşu komşudan korkar hale geldi. Tek adam rejiminde uğradığımız haksızlıklar için başvuracağımız bir yer kalmayacak. Boğulur gibi hissedeceksiniz. Bunca zulme rağmen dik duruşunuz yarının teminatıdır. Ülkemizi bu uçurumun kenarından kurtaracağız. Sandığa gidin oyunuzu kullanın ve sandıklarınıza sahip çıkın. Benim buradaki imkanlarım çok kısıtlı. Benim adıma inançla ve coşkuyla inanıyorum ki çalışma yapıyorsunuz. 20 ay değil 20 yıl verseler bile boyun eğmeyeceğim.

     

  • Demirtaş’ın seçim konuşması için Edirne Cezaevi’nde çekim yapıldı

    Demirtaş’ın seçim konuşması için Edirne Cezaevi’nde çekim yapıldı

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı gereği, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın yapacağı 10 dakikalık propaganda konuşması için dün Edirne Cezaevi’nde çekim yapıldı. Cezaevi yönetiminin belirlediği bir odanın, TRT ekibi tarafından küçük bir stüdyoya dönüştürülerek yapılan çekim, 17 Haziran’da TRT’de yayımlanacak. Konuşmanın ikincisi ise 23 Haziran’da ekranlara gelecek.

    YSK’nin geçen hafta verdiği karar kapsamında, tutuklu bir kişinin cezaevi dışına çıkabileceği haller arasında propaganda konuşmasını yapmak olmadığı gerekçesiyle, TRT ekibinin cezaevine giderek çekim yapmasına karar verilmişti.

    Cumhuriyet’ten Mahmut Lıcalı’nın haberine göre, TRT’den aralarında makyöz, teknisyen ve kameramanların da bulunduğu yaklaşık 10 kişiden oluşan bir ekip, çekimleri gerçekleştirmek üzere Edirne Cezaevi’ne geldi. Cezaevi yönetiminin ekibe 10 metrekare büyüklüğünde bir odayı kullanması için tahsis ettiği öğrenildi. Küçük bir stüdyoya dönüştürülen odanın ses yalıtımının yetersiz olduğu için TRT ekibinin saatlerce teknik çalışmalar yürüttüğü, teknik çalışmalarla birlikte Demirtaş’ın her iki konuşmasının çekimlerinin yaklaşık 5 saat sürdüğü ifade edildi.

    PAZAR GÜNÜ YAYINLANACAK

    Demirtaş’ın konuşmalarında 2014 yılında cumhurbaşkanı adayı olduğu dönemde yaptığı TRT konuşmasında olduğu gibi esprili bir dil kullandığı da belirtildi. İlk konuşma bu hafta sonu pazar günü (17 Haziran) saat 20.53 ile saat 21.03 arasında yayımlanacak. İkinci konuşması ise seçimlere bir gün kala, 23 Haziran günü yine TRT ekranlarında saat 17.50 ile saat 18.00 arasında yer bulacak.

     

  • Demirtaş’ın TRT konuşmasını nerede yapacağı belli oldu

    Demirtaş’ın TRT konuşmasını nerede yapacağı belli oldu

    HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, propaganda konuşması için Ankara’ya götürülecek.  

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK), HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın propaganda konuşması için TRT’nin Ankara’daki stüdyosuna getirilmesine karar verdi.

    Demirtaş, Edirne Cezaevi’nden iki ayrı kayıt için iki kez Ankara’ya götürülecek.

    Cumhuriyet’in haberine göre, konuya ilişkin YSK kararı da hazırlandı. Karara göre Demirtaş, tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden TRT Genel Müdürlüğü’nün Ankara Oran Sitesi’ndeki yerleşkesinde bulunan S1 stüdyosuna getirilecek. Demirtaş, 17 Haziran konuşmasının çekimleri için 13 Haziran’da; 23 Haziran konuşması için ise 22 Haziran’da TRT stüdyosunda kayda girecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Muhalefet adaylarına yer vermeyen TRT hakkında suç duyurusunda bulunuldu

    Muhalefet adaylarına yer vermeyen TRT hakkında suç duyurusunda bulunuldu

    Seçim çalışmaları devam ederken televizyon kanallarının çoğunun muhalefet adaylarına yer vermemesi tepki gördü. Bir yurttaş, hak kaybına uğradığı gerekçesiyle devlet televizyonu TRT hakkında suç duyurusunda bulundu.

    CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim çalışmalarını ekrana taşımayan TRT’ye “Bu son uyarım, bir daha uyarmayacağım. TRT babanızın çiftliği değildir. TRT 80 milyonundur” diye seslenmişti.

    Sözcü’den Fatma Vurgun’un haberine göre İsmail Saygılı isim bir yurttaş, TRT’de cumhurbaşkanı adayları Meral Akşener ve Muharrem İnce’ye yer verilmediğini belirterek hak kaybına uğradığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu yapan İsmail Saygılı’nın dilekçesinde şöyle dendi: “Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) bir kamu kurumu basın yayım organıdır. Basın demokratik toplumlarda dördüncü kuvvettir. TRT, halkın ortak sesi ve yöneticilerin gözü kulağıdır. Kamu kurumu olması nedeniyle kanun, tüm halkımızın vergileriyle ve her vatandaşın tükettiği elektrik bedeli üzerinden gelir sağlamaktadır. Hem kanun hem de icra cebir vergi nedeniyle TRT, her haber ve yayımlarında 80 milyon vatandaşa karşı sorumludur. Bir yurttaş olarak ben, TRT’nin Cumhurbaşkanı adaylarının mitinglerine ve basın toplantılarına yer vermemesi nedeniyle hak kaybına uğramaktayım.” (HABER MERKEZİ

  • ‘Madımak yandığında Ali Ekber Çiçek günlerce eline sazını alamadı’-VİDEO

    ‘Madımak yandığında Ali Ekber Çiçek günlerce eline sazını alamadı’-VİDEO

    PİRHA- Halk ozanı Ali Ekber Çiçek ölümünün 12. yılında Balıkesir’in Edremit ilçesindeki mezarı başında anılacak. Eşi Can Çiçek ödülleri, sazları ile geçmişin tüm anılarının yer aldığı Güre’deki evlerinde Ali Ekber Çiçek’i anlattı. Çiçek, “Madımak yandığında eline saz alamamıştı Ali Ekber. Şimdi yaşasaydı Türkiye’nin daha da umutsuz halde olduğunu düşünürdü” dedi.   

    Gerçek adı Günay. Ali Ekber Çiçek bugüne kadar adıyla hiç hitap etmedi. “Herkese ‘Can, Cano’ derdi benim için. Onun için herkes beni Can olarak biliyor. Siz de Can abla diyebilirsiniz” diyor Günay Çiçek.

    Ali Ekber Çiçek’in eşi Can abla ile yıllardır aynı evi paylaştıkları Edremit Güre’deki evinde görüştük. Ali Ekber Çiçek’i, onun sanat hayatını, dünü bugünü konuştuk.

    Ali Ekber Çiçek ile 1993 yılından bu yana Körfez’de 2006’ın 26 Nisan’ına kadar beraber yaşayan Can Çiçek, “Ali Ekber’in çevresi çoktur. Sert mizaçlı görünebilir ama gerçek yaşamında çok esprilidir. Hoş sohbeti çoktur. Ali Ekber ile yaşamak her şeyden önce bir onurdur. Keşke hep yaşasaydı. Ama biz kendimizle yaşatıyoruz, kalbimizde” diye başlıyor sözlerine.

    “HAYDAR HAYDAR’I 3 SENE ÇOCUK GİBİ BÜYÜTTÜ” 

    Çiçek’in müziğe olan tutkusundan bahseden Can Çiçek şöyle konuşuyor:

    “Müziğe çok farklı bakıyordu. Bir eser üzerinde çalıştığında gecenin bir vaktinde saz sesi duyardık. Onun kafasında takılmış bir yer vardır. Okuyacağı eserlerin üzerinde çok dururdu. Dikkatlice incelerdi. Sözlerine çok önem verirdi. İçerik onun için önemliydi. Ali Ekber’in okuduğu eserlerde herkes kendinden bir şey bulur. Onun tek bir özeli Haydar Haydar’ı 3 senede yapabildiğidir. Bir gün sormuştum; Nasıl radyoya girdin? diye. Dedi ki; Sorma üç sene çocuk gibi büyüttüm elimde. Fakat bir gün solo programım vardı TRT’de. Ama hiç kimseye bir şey söylemedim. Şöyle düşündüm, ya müzik dairesi tarafından çıkarılır bu eser. Solo programda üç tane eser okudum. Dördüncüsünü de ‘Haydar Haydar’ ile bağladım. Ama radyo üzerime yıkıldı. Dışarı çıktım, bütün sanatçı arkadaşlarım ‘Ali Ekber Çiçek o neydi çaldığın’ dedi. Öyle girdi ve kaldı radyoda. Haydar Haydar’ın radyoya girişi böyle oldu.”

    “ALEVİ ÖĞRETİSİNİN ETKİSİYLE BARIŞ DOLUYDU”   

    12 yaşında TRT’ye ilk girdiğinde Pir Sultan Abdal’dan bir deyişi seslendiren Ali Ekber Çiçek’in o günden bugüne çizgisini hiç bozmadığını söyleyen eşi Can Çiçek, “Ali Ekber Çiçek’in dünya görüşü, sadece Alevi öğretisinin de etkisiyle yeryüzünde yaşayan bütün insanların kardeş olduğunu söylerdi. İnsan ayrımı yapmazdı. Onun için de barışçı bir tutumu vardı. Doğru olmaktan yana tavrını her zaman belirlemiştir. Merhametli ve sevgi doluydu. Sabretmesini bilen biriydi. Ağzından çıkacak kelimeleri dikkatli seçerdi. Kocaman bir yüreği vardı sevgi doluydu. Gönlü yüceydi kendisinin. Hiçbir zaman etki altında kalmadı. Keşke insanlar ölmese barış içinde yaşasalar derdi. İnsan yönetimleri her zaman insanlara zarar vermiştir” ifadelerini kullanıyor.

    “MÜZİĞİNİ YAPARKEN TAM ÖZGÜR DEĞİLDİ”

    Müziğini yaparken Ali Ekber Çiçek’in kendini tam olarak özgür hissedemediğini söyleyen Can Çiçek, yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor:

    “Radyonun da bir yasağı vardı. Başka yerde çalışamazdı. Okuyacağı eserler müzik dairesinden dönebilir. Hatta Süleyman Demirel zamanında Kul Hüseyin’den alınan bir deyiş okumuştu. ‘Hey erenler akıl fikir eyleyin. Dağlara da duman ne güzel uymuş.” O zaman bunu okumayacaksınız. Orada Süleyman adı geçiyor diye. Demişti ki ben 16.yy’da yaşamış bir halk şairinden bahsediyorum. Sizin Süleyman Demirel’iniz olan Sultan Süleyman oldu diye bir cevap vermişti. Sonra da kazasız belasız bu eser de geçmiş oluyor.”

    “ALEVİ OLDUĞUNDAN DOLAYI…”

    Ali Ekber Çiçek’in Alevi kimliğinden dolayı yaşadığı bir sorunu ise Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’e bir cevap hakkı da doğabileceğini söyleyerek anlatıyor:

    “O zaman İsmail Ağa Konağında görüşme yaptılar onunla. İkinci kez Amerika’ya çağrıldığında TRT Haber Müdürü Nurullah Kadiroğlu, Yeşilköy havalimanında onu uğurlamıştı. 21 günlük uluslararası MESAM’ın bir gecesini müziğe ayırıyorlar. Ardından Türkiye’ye döndüğünde ben Namık Kemal Zeybek’in onu havalimanında daha iyi şekilde ağırlamasını isterdim. Çünkü ödüller almış. Bazı okuduğu eserler üniversitelerde okutulmaya başlamış böyle bir değerin hafifletilerek geçiştirilmesi Alevi olduğundan dolayıdır. Onunla ilgili bir sürü haberler duyurulması lazım. Ama üstü sönük çekti.”

    “MADIMAK YANDIĞINDA ELİNE SAZINI ALAMADI”

    Peki ya yaşasaydı diyoruz Can Çiçek’e. Türkiye’nin bugünkü halini nasıl görürdü diye sorduğumuzda şu cevabı veriyor:

    “Çok üzülürdü. Madımak Oteli’ni unutmuyoruz biz. Eline sazını alamadı. Günlerce ağladık. Çünkü Nesimi Çimen’i çok severdik. Muhlis Akarsu iki gün öncesinden çiğ köfte istemişti. Yaptım geldi yediler. Çok üzülmüştük. Kabus gibiydi ev de. İnsanları cayır cayır bir film gibi izletir gibi yaktılar.”

    “BU DÜNYA ÜZERİNDE HİÇBİR UMUT BELİRTİSİ YOK”

    Can Çiçek için de bugün umut vadetmiyor; “Ali Ekber Çiçek de yaşasaydı aynı şeyi söyleyebilirdi. Gençlerimizin yarınına ümitsizlikle bakıyorum. Gerçekten bu dünya üzerinde hiçbir ümit belirtisi yok. Maalesef iyi olacağını ben sanmıyorum. Çünkü giderek kötüleşiyoruz. Çok kötü bir hal alıyor yani. Hiç tutulacak bir dal kalmadı. Acı ve hüzün. Anneler, babalar, kardeşler gözü yaşlı insanlar… Bizim istediğimiz dünya bu değil. Dünya çok güzel ama dünyayı çirkinleştiren insanlarımızdır.”

    “ALİ EKBER ÇİÇEK VAKFI YA DA DERNEĞİ”

    “11 yıl çok zor geçti. İnsanın canının yarısı değil tamamı gidiyor. Evet gönlümüzde ama başka yapacağımız bir şey yok” diyen Can Çiçek son olarak, Ali Ekber Çiçek’in hayatının, eserlerinin, ve eşyalarının yer aldığı ve şu anda yaşadığı Güre’deki evi, Ali Ekber Çiçek Vakfı’na çevirmek istediğini söylüyor.

    “Burada Çiçek’in bekçiliğini yapıyorum. Ali Ekber’in evini, geleni gidenini ağırlıyorum. Ben de son görevimi tamamlayacağım. Biz de sıramız geldiğinde bu dünyadan göçüp gideceğiz. Ama kalıcı bir şey bırakmak istiyorum. Bir Ali Ekber Çiçek Vakfı ya da Derneği. Onun bütün hayatı, eserleri, eşyaları kendisi ile bu evde yaşasın istiyorum. Bu evin, bu kurulacak olan derneğe ya da vakfa verip müze olarak kalmasını arzu ediyorum.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    BALIKESİR

  • TRT’den Kürtçe ve Türkçe şarkılara yasak

    TRT’den Kürtçe ve Türkçe şarkılara yasak

    PİRHA – TRT Yayın Denetleme ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı yaptığı denetimler sonucu 142 Türkçe, 66 Kürtçe şarkıyı sözleri nedeniyle yayınlamama kararı aldı.

    CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel TRT yönetimine yasaklanan program ve şarkıları sordu. Bunun üzerine TRT yönetimi tarafından KİT Komisyonu üyelerine verilen yanıtta Akıl Çıkmazı, Dört Duvar Özgürlük isimli programların ve 142 Türkçe, 66 Kürtçe şarkı sözünün, 6112 sayılı yasanın 8. maddesinin 1. fıkrası ilgili bentleri çerçevesinde yasaklandığı belirtildi.

    2016’nın yasaklı listesinde Sıla, Nazan Öncel, Demet Akalın gibi isimler de bulunuyor.

    “TRT HALA NEYİN PEŞİNDE”

    Sertel konuya dair şu açıklamayı yaptı:

    “Geçmişte bestecisi Ermeni olduğu, halkı isyana teşvik ettiği, devlet memurunu yerdiği, Yassıada’yı çağrıştırdığı, erotik bulduğu, sözlerinde ‘Deniz’ adı geçtiği, halkı içmeye ve intihara teşvik ettiği gibi gerekçeyle çok sayıda şarkı ve sanatçı TRT’de yasaklanmıştı. Darbe dönemi çok gerilerde kaldı ancak AKP iktidarında hemen her konuda darbe dönemini dahi aratan gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde insanların şarkılara ve sanatçılara ulaşması bu denli kolayken, internet üzerinden milyonlarca kez dinlenebiliyorken ‘TRT hala daha neyin peşindedir’ merak ediyorum. Bu ayıptan bir an önce dönülsün.”

    Atila Sertel’in paylaştıklarına göre 2016 yılında TRT tarafından yasaklanan şarkılar ve seslendiren sanatçılar şöyle: