Etiket: TSK

  • Dersim’de, DEM Parti’nin açıklamasına polis müdahalesi-VİDEO

    Dersim’de, DEM Parti’nin açıklamasına polis müdahalesi-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim İl Örgütü’nün, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi operasyonlarına yönelik yapmak istediği açıklamaya polis müdahale etti, 1 kişi gözaltına alındı. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Örgütü’nün, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi operasyonlarına yönelik Sanat Sokağı’nda yapmak istediği açıklamaya polis müdahale etti, 1 kişi gözaltına alındı.

    Polisin müdahalesine yurttaşlar tepki gösterirken, Sanat Sokağı polis ablukasına alındı.

    PİRHA/DERSİM

  • Şahin: On binlerce insan öldü, en büyük sorumlu ülkeyi yönetenler- VİDEO

    Şahin: On binlerce insan öldü, en büyük sorumlu ülkeyi yönetenler- VİDEO

    PİRHA – Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin, TSK’nın sınır ötesi operasyonlarına işaret ederek “AKP hükümeti 22 yıldır bu ülkenin başında, ancak siyasi hiçbir çözüm aramadı. Bunlar da katletmekle var olan meseleyi durduracaklarını zannettiler. Katletmekle bu işin bitmeyeceği anlaşıldı. Artık müzakere zamanı” diye belirtti.

    Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 22 Aralık’ta Irak’ta 6 askerin hayatını kaybettiğini, bir askerin de yaralandığını duyurdu. Bakanlıktan Cumartesi günü yapılan bir diğer açıklamada ise 6 askerin daha yaşamını yitirdiği bilgisi verildi.

    Her kayıp sonrasında olduğu gibi yine TBMM’deki siyasi partilerden AKP, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi grupları ortak bildiri yayınlayarak “Birlik ve bütünlüğümüze, huzur ve güvenliğimize yönelik bu saldırıları şiddetle kınıyoruz” denildi.

    Ana muhalefet partisi CHP ise Meclis’te kapalı oturum çağrısı yaptı. “Ulusal Yas ilan edilmesi” konusunda öneride bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı açıklamada, “Bildiri imzalamakla şehit gelmiyor olsa ben günde beş bin tane bildiriye imza atayım. Biz bildiriye imza atıyoruz, onlar bayrağı asıyorlar. Erdoğan propaganda yapıyor, bir sonraki şehide kadar herkes unutuyor. Unutmamak için itiraz ediyoruz” dedi.

    Muhalefet cephesindeki DEM Parti ise “Siyasetimiz, yaşam siyaseti” vurgusunu öne çıkardı. Yaşananlara dair yazılı açıklama paylaşan DEM Parti “Ölümü, çatışmaları, savaşı savunanlara karşı partimizin siyaseti yaşam siyasetidir. Bugün yaşanan can kayıplarının sorumlusu Kürt sorununun çözümsüzlüğünde ısrar eden, sorunları askeri yollarla çözmeye çalışanlardır” diye belirtti.

    “40 YIL GEÇTİ, ON BİNLERCE İNSAN ÖLDÜ!”

    Yeniden çatışmaların yükselmesine Alevi toplumundan da tepki yükselmekte.

    Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin, “Bu savaşın geçmişine bakacak olursak 40 yıl değil, 100 yıldır Anadolu’da böyle bir çatışma var” diyerek iktidarı eleştirdi. Şahin, “Katletmekle bu işin bitmeyeceği artık anlaşıldı” diyerek şöyle devam etti:

    “1984 yılına gelindiğinde ilk Güneydoğu’da bu tür hareketler başlayınca o günün başbakanı, küçümseyerek ‘Bunlar üç beş çapulcu, biz bunları hemen bitiririz’ dedi. Siyasi bir çözüm aranmaya bakılmadı, kaba kuvvetle, öldürmekle, katletmekle durduracaklarını zannettiler. İnsanlara ‘bugün bitireceğiz, yarın bitireceğiz’ diyerek aradan 40 yıl geçti. Bu ülkede on binlerce insan öldürüldü. Bugünkü duruma bakacak olursak, bu hükümet de ‘bitirdik, kökünü getiriyoruz, artık ses çıkaramayacak duruma geldiler’ diyerek insanları yıllarca oyaladı. 22 yıldır bu ülkenin başındalar, siyasi hiçbir çözüm aramadılar. Bunlar da katletmekle bu meseleyi durduracaklarını zannettiler.”

    “İKTİDAR, İNSANLARI BİRBİRLERİNE DÜŞMANLAŞTIRIYOR”

    Enver Cemal Şahin, Anadolu’da çok sayıda kültürün yaşam sürdüğünün altını çizerek “İnsanların bir arada yaşayabilmeleri için tüm etnik kökenlere, inançlara saygı gösterilmesi lazım” dedi. Şahin, Türkiye’de ‘tek devlet, tek millet, tek inanç’ baskısının olduğunu söyleyerek değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:

    “Baskı olduğu müddetçe bu ülkede barış olmaz. Bunun en büyük sorumluları siyasetçilerdir. Bugünkü hükümet, ‘bu işi bitirdik’ diyor ama her gün insanlar ölüyor. Zarar görenler gariban insanların çocukları oluyor. Hiç kendi evlatları ya da akrabaları o çatışmalara gönderilmiyor. İktidar bu durumu siyasi çıkar olarak da kullanıyor. İnsanların katledilmesi ile kendilerine bir payda çıkarıyorlar. İnsanları birbirlerine düşmanlaştırıyor, ötekileştiriyor. Bu politika devam ettikçe on binlerce insan daha ölecektir. Bu insanlara yazık! Bir an önce dünyada evrensel kurallar ne ise ülkemizde de uygulanarak bu işin siyasal yönüyle çözülmesini istiyoruz.”

    “KINAMAKLA BİRYERE VARILMAZ”

    Alevi felsefesinin “Sevgi, barış. kardeşlik ve dostluk üzerine kurulu” olduğunu ifade eden Enver Cemal Şahin, çatışmaların durması için çağrı da yaptı. Şahin, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bizler cümle aleme bir nazardan bakarız. Bu evrende yaşayan bütün canlar aynı haklara sahiptir. Bu bilim çağında insanları ayrı inançtan, ayrı etnik kökenden gelmesi nedeniyle katletmek suçtur. Yeri geldiği zaman insan haklarından, demokrasiden bahsediyoruz fakat halen daha bu toplumda insanlar katlediliyor. Eğer demokrasi, hukukun üstünlüğü layıkıyla kullanılsaydı bu katliamlar da dururdu. Siyasi iktidar, her zaman kınıyor. Kınamakla bir yere varılmaz! Sen eğer karşıdakini muhatap olarak almaz ve onu küçümsersen olmaz. Bu topluma yazık! Artık analar ağlamasın, canlar öldürülmesin. Bu nedenle en büyük sorumlu ülkeyi yöneten siyasilerdir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Milli Savunma Bakanlığı’nın açtığı davada Fincancı’nın ilk duruşması görüldü

    Milli Savunma Bakanlığı’nın açtığı davada Fincancı’nın ilk duruşması görüldü

    PİRHA – Milli Savunma Bakanlığı tarafından TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında açılan tazminat davasının ilk duruşması görüldü.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, 19 Ekim’de Medya Haber isimli televizyon kanalına katılması sebebiyle hakim karşısına çıktı.
    Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından açılan manevi tazminat davasında Fincancı’nın, TSK tarafınca kullanıldığı iddia edilen kimyasal silahlar hakkındaki yorumları suç gerekçesi sayıldı.
    Milli Savunma Bakanlığı tarafından 100 bin TL tazminat istemiyle 26 Ekim 2022’de açılan davanın ilk duruşmasına THİV, İHD, KESK yöneticileri de katıldı.
    Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmada kimlik tespitlerinin ardından ifade işlemine başlandı.

    “DAVANIN KONUSU DAHİ BELLİ DEĞİL”

    Duruşmada ilk söz alan Avukat Oya Meriç Eyüboğlu, davanın dayandığı maddi olguların somut olmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Yayın yolu ile TSK’nın saygınlığının karalandığı iddia edilmiş. Ama hangi cümleler belli değil. TSK’yı aşağılamak, küçük düşürmek iddiası var. Bu davada müvekkilin hangi eylemi ve söyleminin dava konusu olduğu belli değil. Konuşmaya ilişkin bir döküm dahi mahkemeye sunulmamış. Bu davanın yürümesi mümkün olmadığı için davanın usülden reddi yönünde talebimizi dile getiriyoruz.
    Ortada bir delil yok. Yapılan konuşma dahi şikayet dilekçesinde yok. Davacının, iddia edilen suçtan zarar görmedikleri çok açık. Türk milletini, TC’yi ve kurumu aşağılamak suçundan bir yargılama yapılmadı ve iddianame düzenlenmedi.”

    “MANEVİ TAZMİNAT MÜMKÜN DEĞİL”

    Avukat Hülya Yıldırım ise manevi tazminat davasının mümkün olmadığını belirterek, “Bu talep için objektif ve subjektif şart aranır. Bir kurumun incindiğini söylemek mümkün değildir. O nedenle de manevi tazminat mümkün değildir. Manevi zarar kanıtlanamamıştır. Tüzel kişiler manevi tazminat davasında bulunamayacağı için davanın reddini talep etmekteyiz” diye belirtti.

    Mahkeme başkanı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına karar vererek, Fincancı hakkında TCK 301’den dava açılıp açılmadığına dair bilgi ve belgeleri istedi.
    Duruşma 11 Ocak 2024’e ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

  • 58 kuruluştan Sezgin Tanrıkulu’na destek açıklaması: Hiçbir kurum eleştiriden muaf değildir

    58 kuruluştan Sezgin Tanrıkulu’na destek açıklaması: Hiçbir kurum eleştiriden muaf değildir

    PİRHA- TV100 kanalında TSK ile ilgili ifadeleri nedeniyle hakkında soruşturma açılan ve hedef gösterilen CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’na Alevi kurumlarının da içinde olduğu 58 kuruluştan daha destek açıklaması geldi.

    Bir televizyon kanalına telefonla bağlanarak TSK ile ilgili yorum yapan ve hakkında soruşturma açılıp hedef gösterilen CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’na destek açıklamaları gelmeye devam ediyor.

    TANRIKULU’NUN TARTIŞMA YARATAN AÇIKLAMALARI

    TV100 kanalında yayınlanan bir programda Tanrıkulu şu ifadeleri kullanmıştı:
    “TSK’nın yaptığı her şey, eleştiriden azade değil. Biz milletvekiliyiz bunları sorgularız. TSK değil mi 12 Eylül’de darbe yapan? Bu ordu değil mi 15 Temmuz’da darbe girişimi yapan, köyleri yakan… Benim takip ettiğim davalar var. 15 köylüyü helikopterden atan TSK değil mi? AİHM kararıyla sabit hale gelen… Biz eleştirel yaklaşırız. Soru sorarız, doğru olup olmadığını sorarız, TSK üzerinden bu tür şaibelerin kalkması amacıyla bunu sorarız. 40 yılda her şeyi doğru yapsaydı Türkiye bu durumda olmazdı. AİHM kararı orada, 15 tane köylü, kim attı? Bu kadar köyü yaktı? Daha yeni Roboski, Uludere oldu… Sizler de eleştirel yaklaşamadığınız için Türkiye bu noktaya geldi”

    BİR KESİM HEDEF GÖSTERDİ, BİR KESİM DESTEKLEDİ

    Bu açıklamalarından sonra ilk olarak TV100 kanalı Tanrıkulu’nu TSK’ye iftira atmakla itham etmiş, bu açıklamalar kamuoyunda tartışılmış ve hedef gösterilmişti. Bu açıklamalara ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da Tanrıkulu hakkında soruşturma başlatmıştı. Bu gelişmelerin ardından CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, milletimizin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri’ni töhmet altında bırakan ifadeleri kabul edilemez” ifadelerini kullanmış, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise “TSK bizim göz bebeğimizdir” açıklamasında bulunmuştu.

    Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da kampanyaya katılarak, “Bu şahıs, dünyanın en şerefli, en mert ordusuna dil uzatmanın cezasını hukuk önünde alacaktır. Düşmanlarının bile mertliğinden övgüyle söz ettiği Türk Silahlı Kuvvetlerimize yapılan bu namertçe hakaret, iftiralar cezasız kalmayacaktır” demişti.

    Tüm bu gelişmelere rağmen geri adım atmayan ve hakkında ağır eleştirinin ötesine geçen açıklamalar yapan herkesle hukuk önünde hesaplaşacağını, zora düşünce susanlardan olmadığını belirten Tanrıkulu’na Diyarbakır Barosu’ndan başlayarak destekler de gelmeye başlamıştı.

    “SEZGİN TANRIKULU YALNIZ DEĞİLDİR”

    Son olarak 58 kuruluş ve platformdan “Sezgin Tanrıkulu Yalnız Değildir” başlıklı bir destek açıklaması geldi. Demokrasilerde eleştiriden, denetimden, hesap vermeden muaf hiçbir kurum, kuruluş ve kişi olmadığı hatırlatılan açıklamada, “Milletvekillerinin görevi devletin kurum ve kuruluşlarını millet adına denetlemek, varsa suç, hata ve eksiklikleri eleştirerek millete açıklamaktır. Sezgin Tanrıkulu ‘TSK’nın yaptığı her şey eleştiriden azâde değildir. TSK üzerinden bütün şaibelerin kalkması amacıyla bunları sorarız’ derken görevinin gereğini yerine getirmiştir” denildi.

    “ORDUYA DİL UZATMAK DEĞİL, BU TÜR SUÇLARIN İŞLENMEMESİ İÇİN YURTTAŞLIK GÖREVİDİR”

    Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Vesayetçi zihniyetin seçilmiş iktidarlara karşı giriştiği askerî darbelerden çok çekmiş bir ülkede; kimi birimleri tarafından halka, yurttaşlara, insan haklarına karşı tümü belgelerle ve yargı kararlarıyla kanıtlanmış suçların dile getirilmesi ‘orduya dil uzatmak’ değil bu tür suçların işlenmemesi için yurttaşlık görevini yerine getirmektir.

    Yasal açıdan suç sayılamayacak, bağlayıcı ve kesin AİHM ve AYM kararları ile hüküm altına alınan gerçekler üzerinden eleştiri ve uyarı mahiyetindeki sözleri nedeniyle lince uğratılan Sezgin Tanrıkulu’nun arkasında olduğumuzu bildirirken, ona karşı çıkan, suçlayan ve desteklerini esirgeyenlerin de demokrasi ve sivil siyaset adına söyleyecekleri sözleri kalmadığını hatırlatmak isteriz.”

    İMZALAYAN KURULUŞ VE PLATFORMLAR

    2017 Bodrum Yurttaş İnisiyatifi

    78’liler Girişimi

    Adıyamanlılar Derneği

    Akdeniz Engelliler Federasyonu

    Alevi Bektaşi Federasyonu

    Alevi Dernekleri Federasyonu

    Amed Dernekler Federasyonu

    Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

    Bismilliler Derneği

    Bitlis Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu (BİTLİSKON)

    Boğaziçi Üniversitesi Müdahil Mezunlar

    Çağdaş Avukatlar Grubu

    Datça Demokrasi Platformu

    Demokrasi İçin Birlik (DİB)

    Demokrasi İçin Hukukçular

    Demokratik Alevi Dernekleri

    Diem25 Türkiye Kolektifi

    Diyalog Grubu

    Doğubeyazıtlılar Derneği

    Doğu-Güneydoğu Dernekleri (DGD) Platformu

    Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim

    Elih Batman Dernekler Federasyonu

    Emekliler Dayanışma Sendikası

    Engelli Hakları ve Engelsiz Gelecek Derneği

    Engelliler Konfederasyonu

    Engelsiz Bileşenler Federasyonu

    Garip Dede Dergâhı

    Görme Engelli Müzisyenler Derneği

    Güngören Demokrasi Platformu

    Hak ve Adalet Platformu

    Halkevleri

    Iğdır Dernekler Federasyonu

    İklim Adaleti Koalisyonu

    İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)

    Karakoçan Dernekleri Federasyonu

    Katılımcı Avukatlar (KAV) Grubu

    KAYY-DER Kültür Derneği

    Mardin Dernekler Federasyonu

    Mersin Mezitli Engelli Çocuk Anneleri ve Gönüllüler Derneği

    Muğla Çevre Platformu

    Muş Dernekler Federasyonu

    Ortak Yaşam Ağı

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD)

    Özgürlükçü Demokrat Avukatlar

    Patnos Dernekler Federasyonu

    Silvanlılar Derneği

    Siverek Görme Engelliler Derneği

    Şirvan Dernekler Federasyonu

    Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı

    Türk Tabipleri Birliği (TTB)

    Türkiye-Almanya Kültür Forumu

    Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (UNİVDER)

    Validebağ Direnişi

    Validebağ Savunması

    Yeryüzü Güncesi

    Yurttaş Girişimi

     

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’den Soylu hakkında suç duyurusu: Seçim için TSK’ya neden ihtiyaç duyuyorsunuz?

    CHP’den Soylu hakkında suç duyurusu: Seçim için TSK’ya neden ihtiyaç duyuyorsunuz?

    PİRHA- CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulunduklarını duyurdu. Murat Bakan, “Süleyman Soylu suç örgütünü savcılığa şikâyet ediyoruz. GAMER, TSK’dan zırhlı araçların hazır bulundurulmasını istediğine yönelik bir yazı hazırlamış” dedi.

    CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulunduklarını aktardı. Bakan, İçişleri Bakanlığı’nın GAMER üzerinden Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) seçim günü için zırhlı araç ve personel talebini içeren belgeyi de kamuoyu ile paylaştı.

    Murat Bakan, “Arkadaşlar savaşa mı gidiyoruz, seçime mi gidiyoruz? Seçim için TSK’ya neden ihtiyaç duyuyorsunuz? TSK’nın zırhlı araçları neden hazır bulundurulacak?” diye sordu.

    “SOYLU SUÇ ÖRGÜTÜNÜ SAVCILIĞA ŞİKÂYET EDİYORUZ”

    Bakan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

    “Kendisiyle ilgili başındak beri söylüyoruz: Suç işleri bakanı. Sadece suç işleri bakanı değildir, içişleri bakanlığında bir suç örgütü oluşturmuştur. Süleyman Soylu suç örgütünü savcılığa şikâyet ediyoruz. Soylu’nun kendisiyle ilgili 5 tane ayrı suç duyrusunda bulunduk. Geride 105 tane daha var. O kadar çok suç işledi ki. Soylu devlet sırrından yararlanma suçundan yargılanacak.

    Asıl önemli konuya geliyorum. GAMER üzerinden yapılan yeni bir operasyondan bahsediyorum. Bu gördüğünüz belge, İzmir Valiliği İl Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi’nin (GAMER) yazısıdır. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nü bir yazısın il valilikleri ordu komutanlıklarına gönderiyor.

    “ZIRHLI ARAÇ VE PERSONELİ HAZIR BULUNDURUN”

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ne istiyor GAMER arkadaşlar söyleyelim: ‘Oy verme günü öncesinde alınacak tedbirler kapsamında kolluk birimlerimize ait zırhlı ve hava araçlarının göreve hazır vaziyette bulundurulması ile seçimin güvenli şekilde yapılmasını sağlamak amacıyla Valilerimizce gerek görülmesi halinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait personel, zırhlı araç ve diğer araçlardan istifa edilebileceği bildirilmiş olup, kolluk birimlerine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait personel ile zırhlı araç ve diğer araçların göreve hazır vaziyette bulunulması hususuna ve gereğine arz ve rica ederim.’

    “SEÇİME Mİ GİDİYORUZ, SAVAŞA MI?”

    CHP’li Bakan sözlerine şöyle devam etti:

    “Arkadaşlar savaşa mı gidiyoruz, seçime mi gidiyoruz? Ben soruyorum: Seçim için Türk Silahlı Kuvvetleri’ne neden ihtiyaç duyuyorsunuz? TSK’nın zırhlı araçları neden hazır bulundurulacak?

    Ben bunu soruyorum: İçişleri Bakanı yanıt versin: Bu yazının gerekçesi nedir? Bu yazıyı niye yazdınız?

    Buradan valilere sesleniyorum: Suça ortak olmayın. Türk Silahlı Kuvvetlerimize sesleniyorum: Bu normal rutin bir seçimdir, Türkiye’de seçimler her 5 yılda bir olur. Bu seçim de öyle bir seçimdir. Herkes oyunu kullanacak. Kanun dışı emirlere riayet etmemelerini, onların İçişleri Bakanlığı’na ya da herhangi birisine bağlılıklarının olmadığını, asıl bağlılıklarının Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası, kanunu ve milletine olduğunu hatırlatmak istiyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Her koşulda barışı savunmalıyız’ açıklaması yapan 12 baronun başkanına soruşturma açıldı

    ‘Her koşulda barışı savunmalıyız’ açıklaması yapan 12 baronun başkanına soruşturma açıldı

    PİRHA-Ağrı, Batman, Bingöl, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Barosu Başkanları hakkında Türk Silahlı Kuvvetlerinin geçtiğimiz Kasım ayında Kuzey Suriye ve Irak’a yönelik düzenlediği hava operasyonlarına karşı “Her Koşulda Barışı Savunmalıyız!” başlığıyla yayınladıkları ortak açıklama gerekçe gösterilerek “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını aşağılama (Türk Ceza Kanunu m. 301)” suçu şüphesiyle soruşturma açıldı.

    Ağrı, Batman, Bingöl, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Barosu Başkanları, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye’nin kuzeyine yönelik 20 Kasım 2022’de hem havadan hem de karadan başlattığı “Pençe Kılıç Hava Harekatı” ismi verilen operasyona ilişkin 21 Kasım’da “Bölge Barolarından Ortak Açıklama; Her Koşulda Barışı Savunmalıyız!” başlığıyla ortak açıklama yayınlanmıştı. Açıklamada, bölgedeki sorunlara askeri müdahaleler yerine barışçıl siyasi çözümler arama çağrısı yapılmıştı.

    Baroların bu açıklama ile PKK ve YPG’ye “destek” verdiğini savunan bir kişi, internet üzerinden Diyarbakır 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü’ne ihbarda bulundu. İhbarda, “Ekteki görseldeki bildiriden görüleceği üzere Diyarbakır ve beraberindeki 12 baronun 21.11.2022 tarihli PKK/YPG’ye destek açıklamasıyla ilgili gereğini arz ederim” denildi.

    BAROLARIN YAPTIĞI AÇIKLAMANIN YAYINLANDIĞI HABER SİTELERİNİN EKRAN GÖRÜNTÜSÜ SUÇ UNSURU GÖSTERİLDİ

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu,  ortak açıklamada ismi geçen 12 baro başkanının açık kimlik bilgilerinin tespit edilerek, haklarında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını aşağılama” suçundan ayrı ayrı fezleke hazırlanıp, savcılığa gönderilmesi için polise talimat verdi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, 12 baro başkanı hakkında yürüttüğü soruşturmayı jet hızıyla tamamlayıp hazırladığı fezlekeyi aynı gün soruşturmayı yürüten Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yetkilendirilen savcıya gönderdi. Fezlekede yer alan “Araştırma Tutanağı”nda baroların yaptığı açıklamanın yayınlandığı haber sitelerinin ekran görüntüsü suç unsuru olarak gösterildi.

    TSK, TERÖRLE MÜCADELE KONUSUNDA İTİBARSIZLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILDI

    Tutanakta, baroların yaptığı açıklamaya ilişkin olarak şu değerlendirme ve iddialara yer verildi:

    “12 baronun açıklaması ile ilgili örgüte müzahir internet haber sitesinde ‘Kürdistan Baroları, Hükümeti Siyasi Çözüm Aramaya Davet Etti’ şeklinde haber başlığı olduğu. Haber içeriğinin bir kısmında ‘Kürdistan’da bulunan 12 Baro, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye ile Irak Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarına ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı’ şeklinde ifadelerin yer aldığı. 12 baronun ortak basın açıklaması içeriği incelendiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyon yaptığı PKK/YPG’nin saldırılarından bahsedilmediği gibi örgütün bulunduğu bölgelerin güvenli olarak nitelendirilerek PKK/YPG’nin legal olarak görüldüğü. TSK’nın operasyonlarının meşru olduğu ve İstanbul ilindeki terör saldırısı sonrası gerçekleştiğinden bahsedilmediği.  Açıklama içeriğinde her ne kadar barış vurgusu yapıldığı görülmüş ise de yaşanan süreç,  gerek PKK/KCK/YPG terör örgütü gerekse örgüte müzahir haber siteleri ile diğer oluşumların protesto vb. çağrıları dikkate alındığında ihbara konu 12 baronun basın açıklamasının örgütün ‘TSK’nın sivilleri öldürdüğü, kimyasal silah kullandığı vb. propagandalarına uygun şekilde yapıldığı ve Devletin  (Türk Silahlı Kuvvetleri) terörle mücadele konusunda itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı değerlendirilmektedir.”

    12 BARO BAŞKANININ GÖREV YAPTIĞI İLLERDEKİ BAŞSAVCILIKLARA FEZLEKE GÖNDERİLDİ

    12 baro başkanının görev yaptığı illerdeki başsavcılıklara fezleke gönderildi. Terör Suçları Soruşturma Bürosu savcısı, Ağrı Barosu Başkanı Serdar Günakın, Batman Barosu Başkanı Erkan Şenses, Bingöl Barosu Başkanı Ömer Faruk Hülakü, Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, Hakkari Barosu Başkanı Ergün Canan, Mardin Barosu Başkanı İsmail Elik, Muş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik, Siirt Barosu Başkanı Muhammed Alptekin, Şanlıurfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel, Şırnak Barosu Başkanı Rojhat Dilsiz ve Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz hakkında yürüttüğü soruşturmada görevsizlik kararı verdi.

    Savcı, baro başkanları hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılması için hukukçular hakkında hazırladığı soruşturma evraklarını, ikamet ettikleri illerin başsavcılıklarına gönderdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fincancı hakkında 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı

    Fincancı hakkında 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı

    PİRHA-Kimyasal silah iddialarının araştırılmasını isteyen açıklamaları nedeniyle tutuklanan TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı.

    *Ayrıntılar geliyor…

    NE OLMUŞTU?

    TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, TSK tarafından Irak’ın kuzeyine yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonlar sırasında kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada “Daha önce de incelemiştim. Sinir sistemini doğrudan tutan toksik gazlardan birisi kullanılmış durumda. Çok çeşitli kimyasal silahlar var. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da ne yazık ki çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz. Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.

    Fincancı, açıklamalarının ardından başlatılan soruşturma kapsamında 27 Ekim’de tutuklanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • TSK’nın Suriye ve Federe Kürdistan Bölgesi’ne saldırıları sürüyor!

    TSK’nın Suriye ve Federe Kürdistan Bölgesi’ne saldırıları sürüyor!

    PİRHA – Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçakları, Kuzey ve Doğu Suriye kentleri ile Federe Kürdistan Bölgesi’nde birçok bölgeye ha saldırısı düzenliyor.

    TSK’ye ait savaş uçakları, Suriye kentleri ile Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki birçok bölgeye hava saldırısı düzenledi. Art arda kalkan savaş uçakları, Kuzey ve Doğu Suriye’de Kobanê, Şehba, Dêrik ve Girê Spî’yi bombaladı.
    DAİŞ’e karşı büyük bir mücadelenin verildiği Kobanê kentinde Miştenur tepesi hedef alındı. Ardından kentin doğusundaki Helinc köyü ve Kaniya Kurda mahallesi bombalandı.

    Şehba’nın Belûniyê ve Şêx İsa köyleri, Şera ilçesindeki Şiwarxa Kalesi ve Zirgan’ın kuzey doğusundaki Dehir Ereb buğday ambarları da bombaların hedefi oldu.

    QSD Basın Sözcüsü Ferhat Şami, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “İŞİD’i yenen #Kobanê Türk işgal uçaklarının bombardımanına uğruyor” dedi.

    Uçaklar, aynı zamanda Qamişlo’nun Dêrik ilçesi sınırlarındaki Koçerat bölgesinde Teqil Beqil ile Gir Kendal köyleri arasındaki kırsal bölgeyi bombaladı. Berav bölgesindeki Til Şiyê köyündeki Girê Çelê de bombalanan yerlerden birisi oldu.
    Kuzey ve Doğu Suriye kentlerinin yanı sıra Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki Kandil Dağı civarındaki birçok nokta yoğun bir şekilde havadan bombalandı.

    BOMBALAMA SABAH SAATLERİNDE DE DEVAM ETTİ

    Türkiye, gece başladığı saldırılarını sabah da Kobanê’deki Miştenûr tepesini bombalayarak sürdürdü. 19 Kasım akşamında başlatılan hava harekatı nedeniyle can kaybı yaşanıp yaşanmadığı konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

    Kaynak: MA

  • TTB Tıp Öğrenci Kolu: Kimyasal silah kullanımı insanlık suçudur, derhal aydınlatılmalıdır!

    TTB Tıp Öğrenci Kolu: Kimyasal silah kullanımı insanlık suçudur, derhal aydınlatılmalıdır!

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) Tıp Öğrenci Kolu (TÖK), TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanmasına karşı basın açıklaması düzenledi. Okunan metinde “Hocamızın hiçbir sözü suç unsuru değildir! Kimyasal silah kullanımı insanlık suçudur, derhal aydınlatılmalıdır!” ifadelerine yer verildi.

    Tıp Öğrenci Kolu, TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanması ve meslek örgütlerinin hedef alınmasına ilişkin basın açıklaması düzenledi.

    TTB Genel Merkezi önünde yapılan açıklamaya TÖK üyelerinin yanı sıra gençlik örgütlerinin temsilcileri de katıldı.

    Basın açıklamasında ilk sözü alan TÖK Yürütme Kurulu üyesi Helin Çakır, hem hekimlik hem de demokrasi ve insan hakları mücadelesindeki öğretmenleri Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanması üzerine bir araya geldiklerini söyledi. Üniversiteler üzerinde baskı kurma sürecinin tam 41 yıl önce, 6 Kasım 1981’de YÖK’ün kurulmasıyla büyüdüğüne dikkat çeken Çakır, baskılara karşı gençliğin mücadeleden vazgeçmediğini söyledi.

    “ŞEBNEM HOCAMIZA ÖZGÜRLÜK!”

    70 gençlik örgütünün imzasıyla yayımlanan ve TÖK Yürütme Kurulu üyesi Şiyar Güneş tarafından okunan açıklama da şu ifadelere yer verildi:

    “Siyasal iktidar, yarattığı krizleri yönetemedikçe her fırsatta gençlere, kadınlara, LGBTİ+’lara, ezilen halk ve inançlara, emekçilere, demokrasi güçlerine saldırmaya devam ediyor. Ancak biz biliyoruz ki faşizme karşı mücadele birlikte, yan yana, omuz omuza durarak ve gerçekleri korkusuzca haykırarak yapılır. Tıpkı Şebnem Korur Fincancı’nın yaptığı gibi…

    Peki Şebnem hoca kimdir?

    Şebnem hoca insan haklarının yılmaz savunucusudur. Bir adli tıp uzmanıdır ve yıllarını işkence, kötü muameleye karşı yaşam hakkını savunarak geçirmiş bir bilim insanıdır.

    Hocamız Dr. Şebnem Korur Fincancı iktidarın hedef gösterdiği, körüklediği saldırılara maruz kalmış, akabinde hukuksuzca tutuklanmıştır. Bu tutuklamanın da açılan soruşturmaların da yasal bir zemini yoktur! Hocamızın hiçbir sözü suç unsuru değildir! Kimyasal silah kullanımı insanlık suçudur, derhal aydınlatılmalıdır!

    Dr. Şebnem Korur Fincancı bu ülkenin aydınlık yüzüdür. Biz üniversite öğrencilerinin, demokrasi mücadelesi verenlerin, insan hakları savunucularının, hak mağdurlarının ve daha nicesinin ‘Şebnem hoca’sıdır.

    Hocamızı hukuksuzca tutuklayan siyasal akıl, hayatımızın her alanına saldırmaya devam ediyor; sansür yasasıyla gazetecilere saldırıyor, kadınların ve LGBTİ+’ların kazanılmış tüm haklarına saldırıyor, gençliğin en ufak taleplerini dile getirmesine saldırıyor.

    Yine aynı siyasal akıl, Şebnem hocamız adliyeye getirildiğinde süreci takip etmek ve dayanışmak isteyen ikisi TTB Tıp Öğrencileri Kolu üyesi, beş kadını darp ederek gözaltına aldı.

    Biz üniversite öğrencileri Şebnem hocamızı tutuklayan bu siyasal aklı, üniversitelerin dönüşümü için yayımlanan genelgelerden, üniversitelerimize soktukları çetelerden, akademiye saldırılarından, Barış Akademisyeni hocalarımızı ihraç etmelerinden; hakları için mücadele eden öğrencilere soruşturma açmalarından, öğrencileri disiplin cezalarıyla sindirmeye çalışmasından tanıyoruz!

    Şebnem hocamızın serbest bırakılması için; demokratik bir ülke, demokratik bir üniversite için kampüslerden sokaklara bulunduğumuz her yerde dayanışmamızı büyütüyoruz!

    Şebnem Korur Fincancı emeğin, barışın, demokrasinin sesidir. Şebnem hocamıza özgürlük istiyoruz!

    Baskılarınız, tutuklamalarınız, gözaltılarınız bizi yıldıramayacak ve yaşamı savunanlar mutlaka kazanacak!”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’nin çağrı yaptığı Taksim’de polis ablukası: Çok sayıda gözaltı

    HDP’nin çağrı yaptığı Taksim’de polis ablukası: Çok sayıda gözaltı

    PİRHA-Kimyasal silah iddialarına ilişkin HDP’nin çağrısıyla İstanbul Beyoğlu’nda açıklama yapmak isteyenlere polis müdahale etti. Çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Birleşik Mücadele Güçleri, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak’ın kuzeyinde yürütülen askeri operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin İstanbul Beyoğlu’nda buluştu.

    HDP’nin çağrıda bulunduğu yürüyüş öncesi Taksim’de çok sayıda sokak ve cadde polis barikatları ile kapatıldı. Galatasaray Meydanı’nda slogan atarak yürüyüş başlatan bir grup, önce abluka altına alındı. Grup daha sonra kelepçelenerek gözaltına alındı.

    HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise polis çemberinde tutularak çıkmasına izin verilmedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Silopi’de ‘İnsanlık Yürüyüşü’ başladı!

    Silopi’de ‘İnsanlık Yürüyüşü’ başladı!

    PİRHA – Silopi’nin Tilqebîn beldesinde bir araya gelen yurttaşlar, kimyasal silah kullanımına karşı “İnsanlık Yürüyüşü” başlattı.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Özgür Kadın Hareketi (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Barış Anneleri Meclisi, Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Hukuki Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER), Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), Göç Platformu ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi öncülüğünde Silopi ilçesinde kimyasal silah kullanımına karşı yürüyüş başlatıldı.

    Silopi kent merkezinden Habur Sınır Kapısı’na kadar uzanan yol, yürüyüş öncesi asker ve polisler tarafından ablukaya alındı. Askerler, HDP Tilqebîn Belde Örgütü binasında toplanmak isteyen kişilere gaz ve tazyikli suyla müdahalede bulundu.

    Kimyasal silah kullanımına karşı yapılan “İnsanlık Yürüyüşü”ne katılmak için birçok kişi, dere ve tepelerden Tilqebîn’e beldesine ulaştı. Binlerce kişi, tüm engellere rağmen bir araya gelerek sloganlarla yürüyüşe geçti.

    Kaynak: MA

  • Alevi çatı örgütleri: TTB Başkanı Fincancı linç kampanyasıyla tutuklandı, serbest bırakılmalı

    Alevi çatı örgütleri: TTB Başkanı Fincancı linç kampanyasıyla tutuklandı, serbest bırakılmalı

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanma kararına Alevi çatı örgütlerinden tepki geldi. Konuya ilişkin yapılan açıklamada “Düşünce ve ifade özgürlüğünün Anayasal güvence altında olduğu ülkemizde, hakkında yürütülen linç kampanyası sonucu tutuklanan Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı derhal serbest bırakılmalıdır” denildi. 

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 27 Ekim’de tutuklandı.

    “CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI AÇIKÇA SUÇ İŞLEMEKTEDİR”

    Prof. Dr. Fincancı’nın tutuklanmasına Alevi örgütlerinden de tepki geldi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ortak yazılı bir açıklama yaparak, TTB Başkanı Fincancı’nın en kısa zamanda serbest bırakılmasını istedi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bir süredir yürütülen siyasi linç kampanyasının ardından gözaltına alınan Türkiye’nin önde gelen insan hakları savunucusu Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı tutuklandı.

    Fincancı hakkında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonlarında ‘kimyasal silah kullandığı’ yönündeki iddialarla ilgili yaptığı bir açıklamanın ardından soruşturma başlatılmış, AKP ve MHP Financı’yı hedef göstermişti.

    Fincancı, bir TV kanalında canlı yayına katıldığını ancak söylediklerinin haberleştirilerek çarpıtıldığını belirterek, ‘Sanki ben ‘Kimyasal kullanılmıştır’ demişim gibi haber yapıyorlar. Öyle bir şey demedim ben. Canlı yayında konuşuyorum. Hani diyorum ki bir kimyasal etkisi olabilir, sinir sistemini de etkileyen, o istemsiz hareketler ama bunun araştırılması gerekir diyorum’ dedi.

    Düşünce ve ifade özgürlüğünün Anayasal güvence altında olduğu ülkemizde, hakkında yürütülen linç kampanyası sonucu tutuklanan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı derhal serbest bırakılmalıdır.

    Asılsız haberleri dikkate alan Cumhuriyet Başsavcılığı açıkça suç işlemektedir. Biz Alevi Kurumları olarak demokratik hak ve özgürlüklerin tam uygulanarak yaşanan bir Türkiye istiyoruz.

    Bizler, haksızlıklara karşı hukukun üstünlüğüne inanıyoruz. Bizler, Sayın Şebnem Korur Fincancı’ya uygulanan hukuksuzluğa derhal son verilmesini bekliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Fincancı, gözaltı öncesi PİRHA’ya konuştu: İşkencenin, şiddetin olmadığı bir dünya istiyorum-VİDEO

    Fincancı, gözaltı öncesi PİRHA’ya konuştu: İşkencenin, şiddetin olmadığı bir dünya istiyorum-VİDEO

    PİRHA-Hedef gösterildikten sonra gözaltına alınan TTB Başkanı Prof. Dr. Fincancı, gözaltına alınmadan önce PİRHA’ya yaptığı açıklamada iddiaların araştırılması için tüm tarafların adım atması gerektiğini belirtti. Fincancı, “Gözaltına da alınabilirim, tutuklayabilirler de elbette. Ama söylemek istediklerimizi engelleyecek bir durum olmamalı bu” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, geçen hafta bir televizyon kanalında, TSK’nin kimyasal silah kullandığı iddialarının araştırılmasını istediği için gözaltına alındı. Fincancı, gözaltına alınmadan önce Almanya’nın Köln kentinde hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin PİRHA ve CAN TV mikrofonlarına açıklamalarda bulundu.

    “İDDİALARIN ARAŞTIRILMASI ÇOK ÖNEMLİ”

    Kimyasal silah iddialarının araştırılması gerektiğini belirten Fincancı şunları söyledi:

    “Bir takım iddialar var. Bazı kuşkulu görüntüler var. Bunlar kişilerin kendileri tarafından çekilmiş görüntüler. Tam olarak bilebilme olanağımız yok hangi koşullarda nasıl çekildiğini. Ancak istemsiz hareketleri olan bir kişi görülüyor. Ayrıca ağzından kanlı, köpüklü sıvı geldiğini görüyoruz. Tabii bunlar özellikle de solunum yoluyla etkili olabilecek bir toksik maddeyi düşündürüyor. Bunun araştırılması gerekir. Ölümle sonuçlanmış bir olay olduğu için de özellikle etkili soruşturma ve belgeleme kılavuzumuz olan Minnesota Protokolü’ne uygun bir bağımsız araştırmaya ihtiyaç olduğunu ifade ettim.

    Bu iddiaların araştırılması açısından önemli. Çünkü kimyasal silah kullanımı uluslararası sözleşmelerle yasaklanmıştır. Kullanıldığına dair veriler de ancak araştırma sonucuyla tespit edilebilir. Videoda sadece kuşkulu bir görüntü olduğu ve bu yönde bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Araştırılması gerektiğine ilişkin her açıklamamız aslında refleks olarak bir tepkiyle karşılaşıyor. Bir savunma refleksi geliştirildiğini görüyoruz. Oysa “Evet etkili bir soruşturma tabii ki yapacağız ve bu konuyu araştıracağız” diyebilirler. Kaldı ki böyle bir toksik etki gösteren maddenin ne olduğu, kim tarafından kullanıldığı da dahil olmak üzere belirsiz. Dolayısıyla bütün taraflardan etkili bir soruşturmayı kolaylaştıracak adımlar atması beklenir.”

    “TÜM TARAFLARIN BAĞIMSIZ ARAŞTIRMAYI OLANAKLI KILMASI GEREKİR”

    Fincancı, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin de iddiaların araştırılması için adım atması gerektiğini de belirtirken, şöyle konuştu:

    “Yalnızca Türkiye’nin değil, diğer tarafların da aslında bununla ilgili bağımsız bir araştırmayı olanaklı kılmasına ihtiyaç var. örneğin bağımsız araştırma konusunda adım atmak isteyenleri engellemiş Kuzey Irak yönetimi. Dolayısıyla onlar da bunun tarafı ve bu konuda bir değerlendirme yapmalarına ihtiyaç var. Ama Türkiye hemen hızlı bir refleks gösterdi. Tabii burada gündem değiştirme, özellikle Bartın’da meydana gelen 41 işçinin katliamıyla sonuçlanan maden patlaması gündemdeyken birden gündemi bir başka yöne çekmiş oldular. Bir çarpıtma aslında.

    Daha geçtiğimiz günlerde dezenformasyon yasası adı altında bir sansür yasası çıkardı hükümet. Ama kendileri bir dezenformasyon çabası içine giriyorlar bu durumda. Ve bir savunma refleksi gösteriyorlar bir yandan da. Dezenformasyonun insanların bilgi alma hakkını ihlal ettiğini bir kez daha hatırlatayım. Hem de bununla ilgili etkili soruşturma talep etme bizim yurttaş sorumluluğumuz, devletlerin de yükümlülüğüdür soruşturmayı yapmak. Yükümlülüklerini de hatırlatmış olayım.”

    “KRİMİNALİZE EDİLMEMİZ KABUL EDİLEBİLİR BİR DURUM DEĞİL”

    Fincancı, hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin ise şunları kaydetti:

    “Gözaltına da alınabilirim, tutuklayabilirler de elbette. Ama söylemek istediklerimizi engelleyecek bir durum olmamalı bu. Çünkü bu hepimizin haklarını savunmak adına sessiz kalmamız için herhangi bir şekilde eleştiri yöneltmek, talepte bulunmak, yurttaş haklarımızı talep etmemizi engellemeye dönük bir takım çabalar olabilir. Biz tam da bunun için konuşmak zorundayız. Ben hepsini kabul ediyorum, alıyorum, başımın üstüne koyuyorum.

    İnsan hakları mücadelesi, suçu işleyen kim olursa olsun, o suçun varlığını ve sorumlularını ortaya koymaya dönük bir mücadele. O yüzden hepimizin de sorumluluğu. Bu suçu işleyenler tabi devletin organları olabilir. Bu suçu işleyenler başka örgütler olabilir, yapılar olabilir. Ama insan haklarını koruma devletlerin görevi. Devletlerin işlediği iddia edilen suçların ortaya çıkarılması talebi ya da ortaya çıkarma mücadelesinde bizim kriminalize edilmemiz kabul edilebilir bir durum değil.

    “İNSANLARIN ÖLMEDİĞİ, İŞKENCE GÖRMEDİĞİ BİR DÜNYA, TÜRKİYE İSTİYORUM”

    Her seferinde devleti bir kutsal varlıkmış gibi gösterme çabası aslında bizim yurttaş bilincimizin olmaması ile de ilgili. Bu yüzden hepimizin yurttaş olduğunu, hak özneleri olduğumuzu bir kez daha hatırlatayım. Hekim olarak da tabi ki insan sağlığına zarar veren her türlü etkinliğin varlığı veya iddiası halinde bizim orada sorumluluk almamız gerektiğini unutmayalım. Yurttaş olarak da ben bir arada, barış içerisinde yaşayabileceğim, şiddetin olmadığı, insanların ölmediği, zarar görmediği, işkence görmediği bir dünya ve Türkiye istiyorum. Onun için de mücadeleye devam edeceğim.”

    PİRHA/KÖLN

  • TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı gözaltına alındı

    TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı gözaltına alındı

    PİRHA-Kimyasal silah iddialarına dair açıklamaları nedeniyle hedef gösterilen TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, İstanbul’da gözaltına alındı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla gözaltı yapılmasına tepki göstererek, “Derhal serbest bırakılsın” dedi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKYB) bölgesinde yürüttüğü askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığına dair iddialarla ilgili yaptığı açıklaması nedeniyle hedef gösterilen Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla İstanbul’da gözaltına alındı.

    Başsavcılık, Fincancı hakkında soruşturma başlaşmıştı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ayrıca Türk Tabipler Birliği Başkanı Korur ve Türk Tabipler Birliği yönetiminin de görevden alınması için Ankara Sulh hukuk mahkemesine talepte bulundu.

    “DERHAL SERBEST BIRAKILSIN”

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla gözaltı yapılmasına tepki göstererek, “TTB Başkanı ve Vakfımızın Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı kabul edilemez bir şekilde gözaltına alınmıştır. Derhal serbest bırakılsın” dedi.

    Avukat Eren Keskin de, “Şebnem Korur Fincancı gözaltına alındı. Bir Adli Tıp hekimi, TTB başkanı çağrılınca ifadeye gidecekken gözaltına alınıyor. Gözaltında tutulan gazeteciler ve Şebnem Korur Fincancı.. Sizi asla yalnız bırakmayacağız” şeklinde tepki gösterdi.

    PROF. DR. FİNCANCI NE DEMİŞTİ?

    Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Irak’ın kuzeyinde PKK’ye yönelik yürütülen askeri operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin görüntüleri incelediğini belirterek, “Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

    Açıklamasında, bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğunu belirten Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB: Fincancı’nın hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz

    TTB: Fincancı’nın hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz

    PİRHA-Kimyasal silah iddialarına yönelik açıklamaları nedeniyle hedef gösterildikten sonra hakkında soruşturma başlatılan Prof. Dr. Şebnem Korur ile ilgili olarak yazılı bir açıklama yayımlayan TTB, “Fincancı’nın hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) yazılı bir açıklama yayımlayarak TTB Merkez Konsey Başkanı ve Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında başlatılan soruşturmaya tepki gösterdi. Açıklamada “Fincancı’nın hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz” denildi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKYB) bölgesinde yürüttüğü askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığına dair iddialarla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu bir açıklama yapmış ve “Konuyu Meclis gündemine taşıyacağım” demişti. Partisinin il eş başkanları toplantısının açılışında gündeme ilişkin konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, TSK tarafından Irak’ın kuzeyinde yürütülen askeri operasyonlar sırasında kimyasal silah kullanıldığı iddialarının bağımsız heyetler tarafından incelenmesi gerektiğini söyledi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da “Bu görüntülere TBMM sessiz kalamaz” mesajını paylaşmıştı.

    İddialara için “Bu yönde bir iddia varsa soruşturma başlatılmalı” açıklaması yapan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında ise soruşturma başlatıldı.

    “FİNCANCI’NIN HEDEF GÖSTERİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    “Yaşamın ve Hakikatin Yanındayız” başlığıyla yazılı bir açıklama yayımlayan TTB şu ifadelere yer verdi:

    “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın bir yayın organında uzmanlık alanına dair yaptığı açıklamaların ardından hedef gösterilmesini üzülerek takip etmekteyiz. Şebnem Korur Fincancı hocamız her zaman yaşamın ve yaşatmanın yanında; silahın ve şiddetin karşısında yer almıştır. Bu yönüyle kanalın yayın politikası ve haber diliyle hocamızın ifade ettikleri arasında bir bağ yoktur.

    Şebnem Korur Fincancı’nın hiçbir kurum ve kuruluşu hedef almayan, hakikatin ortaya çıkmasına yönelik bilimsel yöntemi dile getirdiği açıklamaları nedeniyle hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz. Birçok etik ilke ve uluslararası sözleşme hekimler olarak bizlere, yaşamın ve yaşatmanın yanında yer alma sorumluluğunu vermektedir. Bizler de dün olduğu gibi, bugün de yaşamın ve hakikatin yanında olmayı sürdüreceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu, Roboski’de katledilenlerin aileleri ile bir araya geldi-VİDEO

    Kılıçdaroğlu, Roboski’de katledilenlerin aileleri ile bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-TSK uçaklarının bombardımanı sonucu 28 Aralık 2011 tarihinde Roboski’de katledilenlerin aileleri ile bir araya gelen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Acı sadece sizin acınız değil, bu memlekette vicdanı olan herkesin acısı. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Sizin evlatlarınız bizim de evlatlarımızdır. Devletin sizinle helalleşmesi lazım. Olayı aydınlatacağıma dair söz vermek için buraya geldim. Ölenler geriye gelmeyecek, bunun farkındayım. Ama bir şekilde annelerin acılarının dindirilmesi gerekiyor” dedi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte 28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait uçakların bombalaması sonucu 34 kişinin öldürüldüğü Roboski’ye gitti. ‘helalleşme’ kapsamındaki ziyarette, Kılıçdaroğlu‘na CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Uludere Alt Komisyonu’nun 15 ay süren çalışmalarında görev yapan CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de eşlik etti.

    “OLAYI AYDINLATACAĞIMA DAİR SÖZ VERMEK İÇİN BURAYA GELDİM”

    Roboski’de katledilenlerin aileleri ile bir araya gelen Kılıçdaroğlu, “Acı sadece sizin acınız değil, bu memlekette vicdanı olan herkesin acısı. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Sizin evlatlarınız bizim de evlatlarımızdır. Devletin sizinle helalleşmesi lazım” dedi. Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

    “28 Aralık 2011 tarihinde burada çok acı bir olay gerçekleşti. 34 evladımızı kaybettik. Bunların 18’i, 18 yaşından küçüktü. Acı hala dinmiş değil. Eğer ülkeye adalet gelecekse bu acının dindirilmesi lazım. Olayın aydınlatılması lazım. Olayı aydınlatacağıma dair söz vermek için buraya geldim. Adalet olmalı, olay aydınlatılmalı. Aydınlatıldıktan sonra ancak helalleşme olabilir. Ölenler geriye gelmeyecek, bunun farkındayım. Ama bir şekilde annelerin acılarının dindirilmesi gerekiyor. Anneler hala evlat acısıyla yaşıyorlar. Adalet istiyorlar bizden. Biz bu adaleti sağlayacağız. Eğer adaleti sağlarsanız, toplumda kucaklaşmayı, huzuru, barışı sağlamış olursunuz. Aksi halde annelerin yüreğindeki ateş sönmüyor, sönmeyecek.”

    PİRHA / ŞIRNAK

  • Zaxo saldırısının yankıları sürüyor: Irak’ta ulusal yas ilan edildi

    Zaxo saldırısının yankıları sürüyor: Irak’ta ulusal yas ilan edildi

    PİRHA-TSK’ye ait olduğu bildirilen savaş uçaklarının, Zaxo’ya bağlı Perex köyünde piknik yapan turistleri bombalaması ve en az 9 kişi yaşamını yitirdiği, 22 kişi yaralandığı saldırıya dönük sıcak gelişmeler yaşanıyor.

    Iraklı parlamenterler, Türkiye’nin savaş suçu işlediğini belirtip BM’ye başvurulması çağrısında bulunurken, hava sahasının kapatılması sosyal medyada gündem oldu.

    Zaxo’da yaşanan katliama karşı Türkiye büyükelçiliği önünde yapılan protesto eyleminde, büyükelçiliğin kapatılması istenirken, Irak’ta bir günlük ulusal yas ilan edildi.

    Türkiye’nin Zaxo’da gerçekleştirdiği katliamın ardından toplanan Irak Ulusal Güvenlik Kurulu, Türkiye’yi özür dilemeye çağırarak, askeri güçlerini Irak’tan çekmesi istedi.

    Zaxo’nun Perex köyüne düzenlenen saldırıya ilişkin açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı ise, Roboski Katliamı’nın TSK tarafından yapıldığını görmezden gelerek, “Türkiye, sivilleri hedef alan her türlü saldırının karşısındadır” savunmasında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Avukat Koluman: Sınır ötesi operasyona karşı barışı savunalım-VİDEO

    Avukat Koluman: Sınır ötesi operasyona karşı barışı savunalım-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Genel Başkan Yardımcısı, Avukat Cafer Koluman, sınır ötesi operasyonların ekonomik krizi daha da derinleştireceğini vurgulayarak, “Her daim inancında ve yaşamında barışı savunan Aleviler olarak savaş istemiyoruz” dedi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 17 Nisan’da Federal Kürdistan Bölgesi’ne yönelik başlattığı operasyon sürerken, ölüm haberleri de gelmeye devam ediyor.

    TSK’nin başlattığı sınır ötesi operasyona dair PİRHA‘ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Avukat Cafer Koluman, sınır ötesi operasyonun doğru olmadığını ve operasyonun Türkiye’yi daha da büyük ekonomik ve siyasal krizlere  sürükleyeceğinin altın çizdi.

    Koluman, “Biz Alevi kurumları olarak her daim sorunların barışçıl ve demokrasi temelinde çözülmesinden yanayız. Savaşa ve şiddete karşı olduğumuz bilinen bir gerçek. Dolayısıyla yaşama ve yaşatma üzerine kurulu bir inanca mensup olduğumuzdan bu yapılan sınır ötesi operasyonuna karşıyız” dedi.

    “NASIL BİR KAZANIM ORTAYA ÇIKTI?”

    Avukat Koluman, sınır ötesi operasyonun ciddi anlamda bir ekonomik kriz ve insan kaybı yaratacağını belirterek, şunları dile getirdi:

    “İçinde bulunduğumuz bu ülkeyi gittikçe daha da derin krizin bekleyeceğinin işaretidir. Geçmiş dönemde hükümet ne zaman bir kriz yaşadı? Şu an yaşanan üç tane kriz olduğunu söyleyebiliriz. Bir siyasal kriz var. Hükümet içerisinde bir çatışma oldu. Artık apaçık ortada. Tartışma götürmez bir gerçektir. Dolayısıyla hem içindeki bu krizi bastırmak hem de iki yıldır devam eden, hele hele bu son altı aydır gittikçe derinleşen bir ekonomik krizin üstünü operasyonla örtmek istiyor. Sınır ötesi operasyon geçmişte çok yapıldı. Ne elde edildi? Nasıl bir kazanım ortaya çıktı?”

    “BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ YÜKSELTMELİYİZ”

    Türkiye’de yaşayan başta Aleviler olmak üzere bütün farklı etnik toplulukları, inançları yok sayan politikanın devam ettirildiğini aktaran Koluman, “Bu politikaların mutlaka bir sonu gelecektir. Bu yanlış politikalardan vazgeçilmelidir. Çünkü biz her daim nereden gelirse gelsin savaşa ve şiddete karşı olduğumuzu, insan sevgisini esas alarak, insan haklarının teslim edilmesi gerektiğini belirtiyoruz. İnsan hakları temelinde barış ve demokrasi mücadelesini yükseltmeliyiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • ‘Topluma bir şey vaat edemeyen hükümet sahte bir zafer ile milliyetçilik pazarlayacak’-VİDEO

    ‘Topluma bir şey vaat edemeyen hükümet sahte bir zafer ile milliyetçilik pazarlayacak’-VİDEO

    PİRHA-TSK tarafından Irak’ın kuzeyine dönük devam eden askeri operasyona dair konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, “Seçime doğru giderken artık içeride, topluma bir şey vaat edemeyen hükümet dışarıda ‘Güney Kürdistan’ dediğimiz bölgeye saldırarak belki küçük, sahte bir zafer de elde ederek topluma milliyetçilik pazarlamaya çalışacaklar. Mesele biraz bundan ibarettir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak’ın kuzeyine yönelik 18 Nisan günü başlatılan askeri operasyona ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Özsoy, Kürt sorununun konuşularak çözülmesi gereken bir mesele olduğunu vurgularken, “Kürt meselesinde kavgayı tercih ederseniz kaybedersiniz, siyaseten kaybedersiniz. Belli ki Erdoğan ve Devlet Bahçeli kendilerinden önce Kürt meselesinde şiddeti önceleyen kesimler gibi siyasetin çöp kutusuna yakın zamanda itileceklerdir” ifadelerini kullandı.

    “SAHTE BİR ZAFER İLE TOPLUMA MİLLİYETÇİLİK PAZARLAYACAKLAR”

    Sınır ötesi operasyonların gölgesinde büyüdüklerini belirten Özsoy, “Kırk beş yaşında bir siyasetçiyim. İlk çocukluk dönemimi çıkarın. Seksenlerin ortalarından bu yana sınır ötesi operasyonların gölgesinde büyüdük. Bir Kürt genci olarak orada büyüdüm. Sayısız sınır ötesi operasyon olduğunu gördük. Şahitlik ettik. Bu da onlardan bir tanesi. Tabii seçime doğru giderken artık içeride, topluma bir şey vaat edemeyen hükümet dışarıda işte Güney Kürdistan dediğimiz bölgeye saldırarak belki küçük, sahte bir zafer de elde ederek topluma milliyetçilik pazarlamaya çalışacaklar. Mesele biraz bundan ibarettir” dedi.

    “MUHALEFET KÜRT SORUNU SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA İKTİDARIN PEŞİNE TAKILIYOR”

    Özsoy, ekonomik krize de değinerek, şunları söyledi:

    “Şu an Türkiye ekonomik olarak gerçekten büyük bir çöküntünün içerisinde. Böyle bir operasyonla milliyetçiliği artırarak muhalefeti de kendi arkasına dizmeye çalışıyor. Yani şu ana kadar bu son kez hariç olmak üzere genelde muhalefet de zaten Kürt meselesi söz konusu olduğu zaman iktidarın peşine maalesef takılıyor. Daha önceki sınır ötesi operasyon tezkerelerine hep birlikte destek veriyorlardı. Sadece en son tezkere iki yıllık geldiği için CHP buna ‘hayır’ dedi. İyi ki de ‘hayır’ dedi. Teşvik etmek lazım. Bu yanlış bir politika.”

    “KÜRT SORUNU KONUŞULARAK ÇÖZÜLMESİ GEREKEN BİR MESELEDİR”

    “Kürt meselesinin çözümünü Türkiye’nin dışındaki sınır ötesi operasyonlarda görmemek lazım” diyen Özsoy, çözümün sınır içinde siyaset yaparak gerçekleşeceğini kaydetti. Kürt sorununun temelde siyasi bir mesele olduğunu belirten Özsoy, “Konuşularak çözülmesi gereken bir meseledir. Konuşulduğu zaman kanın akmadığını, şiddetin durduğunu biz defalarca gördük, gözlemledik. Dolayısıyla hükümetin içerisinde olduğu çok büyük bir acziyetin sonucudur. Yani bu çok güçlü olduğu için sınır ötesi o operasyona gitmiyor. Hükümet olarak çok zayıf yani seçimlerden önce bir sahte de olsa bir zafer elde ederek seçimlere gitmeye çalışıyor” diye konuştu.

    “YOKSUL HALKIN ÇOCUKLARINI ASKER OLARAK GÖNDERİYORLAR”

    Kürt sorununda şiddeti önceleyenlerin siyaset sahnesinden silindiğini hatırlatan Özsoy sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Gidin tek tek şu iktidarda olan partinin milletvekillerine, siyasetçilerine sorun. Size diyecekler ki “Biz de bu meselenin böyle çözülmeyeceğini biliyoruz.” Ama devletin ezberine tekrar dönmüş, devletin askeri, militarist yöntemlerine saplanmış, kalmış bir iktidardan bahsediyoruz. Dolayısıyla o acziyetlerin sonucu olarak İç Anadolu’dan, Karadeniz’den, yoksul halkın çocuklarını asker olarak gönderiyorlar, oralara.

    “KÜRT MESELESİNDE KAVGAYI TERCİH EDERSENİZ, KAYBEDERSİNİZ”

    “Vatan, millet, Sakarya” diye kendi hükümetlerinin idamesini ve devamını sağlamak için şu an böyle bir operasyon yapıyorlar. Yani burada başarının kriteri nedir, bilmiyorum ama dediğim gibi kırk yıldır sınır ötesi operasyonlar var. Ama kırk yıldır sürekli büyüyen, artan, ağırlaşan ve bölgeselleşen ve hatta şu an küreselleşen bir Kürt meselesi söz konusu.

    Hal böyleyken bizim sadece bu hükümete veyahut da Türkiye’de bundan sonra gelecek hükümetlere salık vereceğimiz şey Kürt meselesinde kavgayı tercih ederseniz kaybedersiniz, siyaseten kaybedersiniz. Her kim ki Kürt meselesini barışçıl yollarla çözmeye niyet etmiş; niyetini, iradesini ortaya koymuşsa siyaseten muhakkak kazanmıştır. Belli ki Erdoğan ve Devlet Bahçeli kendilerinden önce Kürt meselesinde şiddeti önceleyen kesimler gibi siyasetin çöp kutusuna yakın zamanda itileceklerdir.”

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / İZMİR

  • Dört siyasi oluşumdan Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama!

    Dört siyasi oluşumdan Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama!

    PİRHA- DTK, HDK, DBP ve HDP, TSK uçakları tarafından Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama yaptı. Söz konusu saldırıyı “IŞİD’in yarım bıraktığının tamamlanması” olarak değerlendiren DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz “Kürt halkı asla kazanımlarından vazgeçmeyecektir” dedi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP), yakın zamanda sivil yerleşim yerlerine yönelik artan saldırılara ilişkin ortak açıklama yaptı.

    TSK uçakları tarafından 1 Şubat’ta başlayan saldırılar kapsamında 3 merkezi sivil alanının bombardımana tutulduğuna dikkat çekildi. Söz konusu saldırılarda, Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in yoğun bombardımana tutulduğu ifade edildi.

    Diyarbakır’da yapılan açıklamada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Şengal halkına dönük soykırımlara dikkat çekerek  “Asla boyun eğilmeyecektir” dedi. Kürt halkının kazanımlarının hedefe alındığını söyleyen Saliha Aydeniz, şu konuşmayı yaptı:

    “Bu saldırıda, Mexmûr, Şengal ve Dêrik’i özellikle seçmiştir. Çünkü 3 merkez DAİŞ’e karşı mücadele veren, Ortadoğu ve Kürdistan coğrafyasında insanlık adına suç işlemelerini engelleyen ve bunun mücadelesini veren 3 merkezdir. O yüzden bilinçli seçildi. Şengal 21 kez bombardımana tutuldu. Şengal’e karşı bu kadar düşmanca, soykırımcı bir yaklaşımla bombardımanın sebebi DAİŞ’in 2014’te yürüttüğü 73’üncü Fermanı’nı, 74’üncüyü tamamlamak adına yapılmasıdır. Ama Şengal halkı yalnız 74’üncü fermanı yaşamamak için kendi oluşturduğu sistemde mücadelesini verecektir ve soykırım girişimcilerine asla boyun eğmeyecektir. Biz Kuzey Kürdistan halkı olarak Şengal halkının yanında olduğumuzu ve saldırıyı kınadığımızı belirtiyoruz.

    Mexmûr halkının verdiği mücadele ile Hewlêr korundu. Hewlêr’in korunması Kürdistan’ın kazanımlarını koruma savunmasıdır. Buradan da Mexmûr’un hedef alınması Kürdistan kazanımlarına yönelik yürütülen bir saldırıdır. Yine Dêrik’e saldırmasının da, Kobanî’de yenilgiye uğrayan, sonun başlangıcını yaşayan, ikinci yenilgisini de Dêrik’te almıştır. Derik’in seçilmesinin nedeni de tam da budur.”

    “IŞİD’İN YARIM BIRAKTIĞINI TAMAMLAMAK AMAÇLANMIŞTIR”

    “10 gün önce Hasekê’de Kobanî düştü diyenler yenilgiye uğradı. IŞİD çetelerinin yeniden palazlandırıldığı, yeniden TSK elinde olan yerlerden geçerek Hesekê’de bu saldırıyı gerçekleştirmelerinin hemen arkasında bu saldırının olması Hesekê’de boşa çıkarılan bu oyunun intikamını alma girişimidir. Buradan evet TC devleti, TSK, Kürt halkının 4 parça Kürdistan kazanımlarını yerle bir etmek, statüye en yakın olduğumuz bir dönemde bu saldırıyı gerçekleştirmesi IŞİD’in yarım bıraktığının tamamlanması olarak değerlendiriyoruz.

    Bu saldırının Kobanî zaferinin yıl dönümüne yakın bir dönemde gerçekleştirilmesi de bu AKP ve MHP faşist ittifakının saldırısı olarak değerlendiriyoruz. Bu saldırıları DBP, DTK, HDK, HDP olarak şiddetle kınıyoruz. Kürt halkı asla kazanımlarından vazgeçmeyecektir. Bu saldırılarda yaşamını yitirenlere Allahtan rahmet diliyoruz. Hesekê’de insanlık adına savunma gerçekleştiren 121 şehidi de saygıyla anıyorum. Bu saldırılar sonuç almayacaktır, bu saldırılar tükenmişliğin saldırılarıdır. Kürt halkının başı sağ olsun.”

    “ÇÖZÜM ERTELENDİKÇE İKTİDARLAR ÇÖKÜŞ İÇİNE GİRMİŞTİR”

    Basın açıklamasında söz alan bir diğer isim de HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek oldu. “Kalkan her savaş uçağı elektrik faturalarına zam olarak yansımaktadır” diyen Çiçek, şu konuşmayı yaptı:

    “AKP ve MHP ittifakı çöküş ve çözülüş içindedir. Kendisinden önceki iktidarlarla aynı yöntemi denemektedir. Kürt sorununun çözümsüzlüğü bu ülkede iktidarlarının ömürlerini uzattığı gibi, çözüm ertelendikçe iktidarlar çözülüş ve çöküş içine girmiştir. Bu AKP’yi de bekleyen bir sondur. Biz buradan Amed’den Kürdistan’ın kalbinden Türkiye halklarına sesleniyoruz. Kürt meselesinin çözümsüzlüğü sadece Kürtlerin sorunu değildir, Kürt meselesinin çözümsüzlüğü Türkiye halklarının, emekçilerinin yoksulluğu demektir. Kalkan her savaş uçağı elektrik faturalarına zam olarak yansımaktadır.

    Kürt meselesi çözümsüz kaldıkça Türkiye halkları açlığa, yoksulluğa mahkum edilmektedir. Kürt meselesinin çözümüne toplumsal çözüm perspektifi geliştirmediğimiz sürece, Türkiye halklarının Türkiye sosyalist ve devrimcilerinin müdahalesi geliştirilmediği sürece Kürt sorunu iktidarların tekelinde kaldığı sürece, çözümsüzlüğe mahkum edilecek ve bu girdapta sadece Kürtler değil Türkiye emekçileri de kaybedecektir. Demokratik Cumhuriyet mücadelemizin esaslarından biri olan Kürt meselesinin çözümünü Türkiye’de bütün mücadele alanlarında ele almak ve geliştirmek zorundayız. Bu saldırdılar daha fazla bizleri Türkiye demokrasi güçlerini birleşik ve yan yana gelmeye zorluyor. Sadece direnerek değil, birleşerek kazanacağımızı biliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)