Etiket: TSK

  • Önlü: Dersim Soykırımı’na ilişkin TSK’nin arşivi neden açıklanmamaktadır?

    Önlü: Dersim Soykırımı’na ilişkin TSK’nin arşivi neden açıklanmamaktadır?

    PİRHA- Dersim Milletvekili Alican Önlü, Seyit Rıza ve arkadaşlarının 84 yıl önce idam edilmesini Meclis gündemine getirdi. Önlü, konuya ilişkin soru önergesi hazırlayarak “Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri aradan geçen 84 yıla rağmen neden hala açıklanmamaktadır?” diye sordu.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, 15 Kasım 1937’de idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarına ilişkin bilinmeyenler hakkında Meclis’e soru önergesi sundu. Önlü, aradan geçen 84 yıla rağmen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin bilinmediğine vurgu yaptı.

    Milletvekili Alican Önlü, önergesinde, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamı sonrasında Dersim’e yönelik soykırım harekatı yapıldığını, bağımsız araştırmacı ve tarihçilere göre 70 bin ile 100 bin civarında Dersimlinin katledildiğini not düştü. Önlü, yapılan soykırım operasyonlarında Dersim’in Raye Haq inancı, dili, kültürü ve doğasının da soykırıma uğratıldığının altını çizdi.

    Alican Önlü, hazırladığı soru önergesinde “Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Dersim’e yönelik başlatılan bu soykırım, inkar ve asimilasyon zihniyeti bugün de Dersim coğrafyasına yönelik saldırılar, kültür ve inancının hedef alınmasıyla devam etmektedir. Öyle ki, Seyit Razı ve arkadaşlarının anmasına ilişkin afişlere dahi tahammül edilmemekte, anma etkinlikleri yasaklanmaktadır” ifadelerini de kullandı.

    DERSİM SOYKIRIMI İLE NEDEN YÜZLEŞİLMEMEKTEDİR?”

    Milletvekili Önlü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanmasını istediği önerge ile şu soruları yöneltti:

    “*Cumhurbaşkanı Erdoğan dahi 2011 yılında Başbakanlığı döneminde, Dersim soykırımına ilişkin, “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa, ben özür dilerim ve diliyorum” ifadelerini kullanmasına rağmen Dersim soykırımı ile neden yüzleşilmemektedir?

    *Dersim Soykırımı’na ilişkin devlet tarafından özellikle TSK’nın arşivi neden açıklanmamaktadır?

    *Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri aradan geçen 84 yıla rağmen neden hala açıklanmamaktadır?

    *15 Kasım 1937 tarihinde Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edildikleri mahkeme tutanakları kamuoyuyla neden paylaşılmamaktadır?

    *1937/38/39 tarihlerinde Dersim’de kaç yurttaşımız katledilmiştir?

    *37-38 Dersim Soykırımı sonrasında kaç Dersimli zorla göç ettirilmiş, ne şekilde ve hangi bölgelere/yerlere sürgüne gönderilmiştir?

    *37-38 Dersim Soykırımı sonrasında kaç kız çocuğu ailelerinde koparılarak askerlere evlatlık verilmiştir? Evlatlık verilen kız çocuklarına ilişkin devlet arşivlerinde resmi kayıtlar bulunmakta mıdır?

    *Dersim’in tüm tarihsel arka planıyla, gasp edilen hakları, dili, inancı ve kültürüyle yüzleşmek amacıyla herhangi bir çalışma yürütmekte misiniz?”

    PİRHA/ANKARA

  • TSK’dan Metina, Zap ve Avaşin bölgesine operasyon

    TSK’dan Metina, Zap ve Avaşin bölgesine operasyon

    PİRHA-Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) dün akşam saatlerinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi toprakları içerisinde bulunan Metina, Zap ve Avaşin başta olmak üzere birçok bölgeye havadan ve karadan operasyon düzenledi. Yerel kaynaklara göre operasyon bölgesi içinde kalan sivil yerleşim birimlerinin de etkilendiği kaydedildi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), dün akşam saat 20.00 sıralarında Federe Kürdistan sınırında bulunan Metina bölgesine önce havadan sonra karadan operasyon başlattı. TSK, aynı saatlerde Avaşîn bölgesine asker indirmesi yaparken, sabah saatlerinde de Zap’a operasyon başlattı. Her üç bölgede de TSK ile HPG güçleri arasında yoğun çatışmaların yaşandığı kaydedildi.
    Sınır bölgelerine yönelik operasyonların ABD Başkanı Joe Biden ile Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın dün yaptığı telefon görüşmesinden sonra gelmesi dikkat çekti. Basına yansıyan iddialara göre, görüşmede Biden 1915’te yaşananları “Ermeni Soykırımı” olarak tanımlayacağını Erdoğan’a iletti. Erdoğan’ın “soykırım” tanımasına ne karşılık verdiği bilinmezken, TSK askerleri dün akşam Federe Kürdistan Bölgesi sınırında bulunan üç bölgeye operasyon başlattı.

    METİNA’NA OPERASYON

    Fırat Haber Ajansı’nın yerel kaynaklara dayandırdığı habere göre, TSK ait savaş uçakları, Metina’nın Zendura bölgesine bağlı Derarê, Koordine ve Stuna alanları dün akşam saat 20.00’den sonra bombaladı. Sınır hattı üzerinde bulunan ve Kaşura hattı olarak bilinen bölge daha sonra helikopterler tarafından bombalandı. Helikopterler hareketliliğinin sürdüğü bölge, çevredeki sınır karakollarından da havan ve obüslerle vuruluyor.

    Hava saldırısından sonra Metina bölgesine bu kez helikopterler tarafından indirme yapılarak, karadan operasyon başlatıldı. İndirme yapan askerlere, Halk Savunma Güçleri’nin (HPG) karşılık verdiği belirtildi. Bölgede keşif uçaklarının hareketliliği de yoğun bir şekilde yaşanıyor.

    AVAŞÎN’E İNDİRME

    Metina’na yapılan operasyonla eş zamanlı olarak yine sınır bölgesinde bulunan Avaşîn alanı TSK tarafından yoğun şekilde vuruldu. Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Avaşîn’e bağlı Mamreşo bölgesi bombalandıktan sonra gece yarısından itibaren bu kez Mamreşo Tepesi’ne asker indirme yaptı. HPG/YJA Star güçlerinin indirmeden sonra askerlere karşılık verdi. Bölgede yoğun çatışmalar yaşanıyor. Bombalamanın sürdüğü bölgede, büyük kayıpların olduğu kaydedildi.

    SABAH ZAP VURULDU

    Metina ve Avaşîn’den sonra sabah saatlerinde Zap bölgesine yönelik operasyon başlatıldı. Zap’a bağlı Qela Bêdewê, Şehît Munzur, Dola Nêrwe ve Kinyaniş alanlarını hedef alan TSK’nin operasyonu sürüyor.
    Her üç bölgede de hem çatışmalar hem de TSK’nin karadan ve havadan yoğun bombardımanı devam ediyor. Yerel kaynaklara dayandırılan bilgilere göre operasyon bölgesi içinde kalan sivil yerleşim birimlerinin de operasyondan olumsuz etkilendiği ve sivil can kayıplarının da yaşanabileceği kaydedildi.

    Heftanîn ve Xakurkê’den sonra geçtiğimiz Şubat ayında Garê’ye yapılan operasyonda TSK, HPG anakargahını hedef almıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Başarısız oldu” dediği operasyon sonucunda, 13 esir asker ve polis, 6 yıl tutuldukları yerlerinden cansız bedenleriyle Türkiye’ye getirilmişti. HPG yetkilileri, esir asker ve polislerin tutulduğu bölgenin yoğunca bombalandığını ve bombalamada kimyasal gazın kullanıldığını açıklamıştı ve Birleşmiş Milletleri’nden bölgede inceleme yapmasını istemişti.

     

  • İHD’den çağrı: Olayı araştırmak için TBMM’de araştırma komisyonu kurulmalı

    İHD’den çağrı: Olayı araştırmak için TBMM’de araştırma komisyonu kurulmalı

    Kuzey Irak’ta PKK’nin elinde olan 13 kişinin TSK’nin yürüttüğü operasyon sırasında hayatını kaybetmesi ile ilgili olarak İnsan Hakları Derneği bir basın toplantısı yaptı. Olayı araştırmak için TBMM’de araştırma komisyonu kurulması çağrısı yapıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), TSK’nin Kuzey Irak’ta bulunan Garê bölgesine yönelik 10 Şubat’ta başlatılan askeri operasyonda PKK tarafından alıkonulan asker, polis ve MİT mensubu 13 kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin İHD Genel Merkezi’nden basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıya İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri katıldı.

    Türkdoğan ve İHD yöneticileri gelinen süreci değerlendirdi. Açıklamada İHD’nin alıkonan 13 kişi için çok sayıda girişimde bulunduğu ve basın açıklaması yaptığı hatırlatıldı.

    Açıklamadan öne çıkan bölümler şöyle:

    “Malatya Valiliği’nin 14 Şubat günü yaptığı açıklama ve akabinde yapılan kimlik tespitlerine göre yukarıda isimleri belirtilen alıkonan asker ve polislerden 10 kişi ile sivil iki kişinin kimlik tespitleri yapılmış, bir kişinin ise kimlik tespit çalışmasının devam ettiği yönündedir.

    Silahlı çatışmanın tarafları çatışmanın tarafı olmayanlara (hors de combat) yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştiremez. Söz konusu olayda hayatını kaybeden 13 kişinin çatışmaya taraf olmadığı açıktır. Bu tür eylemler sadece insancıl hukuku ihlal etmez aynı zamanda savaş suçu niteliği taşırlar. Bu nedenle, doğrudan çatışma dışı kişilerin hedef alınıp alınmadığı bu gibi vakalarda kritik önem taşımaktadır. Öte yandan sadece devletleri bağlayan insan hakları hukuku da devletlere yapacakları operasyonlarda bazı sorumluluklar yükler. İnsan hakları hukuku uyarınca devletlerin çatışmanın tarafı olmayan kişileri tehlikeye düşürecek operasyonlardan kaçınması, bu kişilerin yaşam hakkının güvence altına alınması için gerekli önlemleri alması yükümlülüğü vardır.

    “ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMELİ”

    “Bu hususlar, etkili bir soruşturma yürütülmeksizin açığa çıkarılamaz. Her iki hukuk alanı da ihlal gerçekleştikten sonra sorumluların ortaya çıkarılması için tarafsız ve bağımsız organlar eliyle, soruşturmayı sekteye uğratmadığı sürece başta mağdur yakınları olmak üzere kamuoyunun hakikati bilme hakkına saygı gösterilerek etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir. İHD bu yükümlülüğün sadece ölen kişilerin yakınlarına karşı bir sorumluluk olmadığını aynı zamanda benzer hak ihlallerinin tekrar etmemesi için de zorunlu bir yol olduğunu hatırlatmayı zorunlu görmektedir.

    PKK, insancıl hukuk kuralları gereği alıkoyduğu kişilerin hayatından sorumludur. Bu olaydaki sorumluluğu açıktır. Halen elinde alıkoyduğu kişiler var ise bu kişileri bir an önce serbest bırakmaya davet ediyoruz.”

    Devlet/Hükümet yetkililerine sesleniyoruz. Genelkurmayın alıkonan kişilerin bulunduğu yere oldukça riskli askeri operasyon yapmasının muhtemel sonuçlarından da sorumlu tutulacağı açıktır. Hükümetin bu konuda adım atarak idari soruşturma konusu yapması gerekmektedir. Yaşamını yitiren alıkonan kişiler ile ilgili etkili soruşturma için yetkili Başsavcılığın çalışmalarının kolaylaştırılması gerekmektedir. Askeri operasyon ile ilgili eldeki tüm bilgi ve belgelerin yetkili Başsavcılık ile paylaşılması gerekmektedir. Adli tıp kurumunun yapacağı otopsi ve benzeri çalışmalarda yaşamını yitirenlerin ölüm sebebini ve ölüm anını uluslararası standartlara uygun olarak ve denetime açık bir şekilde yapması gerekir. Adaletin yerini bulması açısından tüm gerçekliğin açığı çıkmasının zorunlu olduğunu, bu tip ağır yaşam hakkı ihlallerinde yukarıda belirttiğimiz gibi tarafsız ve bağımsız organlar eliyle soruşturma yürütülmesinin gerekli olduğunu belirtmek isteriz.”

    “TBMM’DE ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI”

    “Olayın önemi dikkate alınarak, TBMM’nin bu olayı araştırma komisyonu kurarak araştırması ve olayı açıklığa kavuşturması gerekmektedir.”

    “Tüm bu olup biten ağır yaşam hakkı ihlallerinin devam eden silahlı çatışmanın sonuçları olduğu ve Kürt sorununun demokratik çözümü olmadığı sürece maalesef devam edeceği unutulmamalıdır. Bizler barış savunucuları olarak savaşa karşı barışı savunmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Lice’de köyler abluka altında

    Lice’de köyler abluka altında

    PİRHA-Diyarbakır’ın Lice ilçesinde başlatılan askeri operasyon sonrası köylerin askerler tarafından ablukaya alındığı bilgisi aktarıldı.

    Diyarbakır’ın Lice ilçesinin Çağdaş, Dibek, Arıklı ve Bağlan köyleri arasındaki kırsal bölgedeki askeri operasyon sürüyor. 1 Askerin yaşamını yitirdiği çatışma sonrası köylerin askerler tarafından ablukaya alındığı aktarıldı.

    Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, Twitter’da #LicedeİşkenceVar hastagiyle de gündem olan konuya ilişkin bilgi paylaştı.

    Semra Güzel, “Lice’ye bağlı Mışrıf köyüne düzenlenen ev baskınında uzun süre yapılan aramanın ardından M.B ve eşi A.Z gözaltına alındığı ve köye giriş ve çıkışların askerler tarafından engellendiği, köylülerin evlerinden çıkmalarına izin verilmediği bilgisi var.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İdlib’de iki asker daha yaşamını yitirdi

    İdlib’de iki asker daha yaşamını yitirdi

    Milli Savunma Bakanlığı, İdlib’de Suriye hükümetine bağlı güçlerin açtığı ateş sonucu iki askerin yaşamını yitirdiğini, altı askerin yaralandığını duyurdu.

    Milli Savunma Bakanlığı, 1 Mart’ta İdlib’de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından başlatılan ve adına “Bahar Kalkanı” adı verilen operasyona ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklamada Suriye hükümet güçlerince açılan ateş sonucu iki askerin hayatını kaybettiği, altı askerin de yaralandığı duyuruldu.

    “Bölgede tespit edilen hedefler derhal ateş altına alınmıştır. Hedefler vurulmaya devam edilmektedir” ifadeleri de kullanılan açıklamada, TSK birliklerine yönelik saldırının detaylarına yer verilmedi.

    Milli Savunma Bakanlığı, dün de (3 Mart) İdlib’de Suriye hükümetine bağlı güçlerin açtığı ateş sonucu bir askerin yaşamını yitirdiğini, dokuz askerin yaralandığını duyurmuştu.

    2 Mart’ta da topçu ateşi sonucunda bir askerin yaşamını yitirdiği, bir askerin de yaralandığı açıklanmıştı.

    23 Şubat’ta ise İdlib’de TSK birliklerinin hedef alındığı hava saldırısında 34 asker yaşamını yitirmişti.

    Şubat ayının başından bu yana İdlib’de hayatını kaybeden askerlerin sayısı ise resmi açıklamalara göre 50’nin üzerinde.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu: Millet İttifakı iktidarında şehitler tepesi boş kalacak

    Kılıçdaroğlu: Millet İttifakı iktidarında şehitler tepesi boş kalacak

    PİRHA – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İdlib’de TSK’ya yönelik saldırıyla ilişkin yaptığı açıklamada, “Tuzun koktuğu yerde ne denir? Söz veriyorum, Millet İttifakı’nın iktidarında şehitler tepesi boş kalacak. Bir tek askerimizin tırnağına zarar gelmesini istemiyoruz” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İdlib saldırısında yönelik yaptığı açıklamalara tepki gösterdi: “Erdoğan’ın açıklamaları beni derinden yaraladı, bütün milletime söz veriyorum, Millet İttifakı’nın iktidarında şehitler tepesi boş kalacak” diyen CHP lideri: “Kahraman ordumuzun bütün mensuplarını kucaklıyoruz. Onlar özveriyle görev yapıyorlar hayatlarını feda ediyorlar. Annelerin hangi acılar içinde olduğunu ben biliyorum. Bana dertlerini anlatıyorlar. Dolayısıyla hiç kimsenin tırnağına zarar gelmesini istemeyiz. Söyleyeceklerim bu kadar. Tuzun koktuğu yerde ne söylenir ya!” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün milletvekilleriyle bir araya geldiği İstanbul’da yaptığı konuşmasında, “Şehitler Tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak. 36 şehidimiz inanıyorum ki bu milletin vatan kılınması mücadelesinin zirve yaptığı noktalardır” sözlerini kaydetmişti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hatay Valisi: 33 asker şehit oldu

    Hatay Valisi: 33 asker şehit oldu

    Hatay Valisi Rahmi Doğan, İdlib’de Suriye ordusu tarafından yapılan hava saldırısında 33 askerin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Doğan, hastanelerdeki yaralı askerlerin hayati tehlikesi bulunmadığını aktardı.

    Doğan, AFAD İl Müdürlüğü binasında, İdlib’de TSK’ye yönelik hava saldırısına ilişkin  açıklamalarda bulundu.

    Doğan, şunları kaydetti:

    “İdlib’de TSK mensuplarımıza karşı yapılan hava saldırısı sonucu 22 Mehmetçiğimizin şehit olduğunu kamuoyuyla paylaşmıştım. Yaralılarımızın ve ağır yaralılarımızın olduğunu da ifade etmiştim. Maalesef ağır yaralılarımızdan 7 Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Hava saldırısı sonucu 33 Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Hastanelerdeki yaralı askerlerimizin hayati tehlikesi bulunmamaktadır. Ben tekrar şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, ailelerine başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Yaralılarımızla ilgili durumu kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğim. Milletimizin başı sağ olsun.”

  • Menbiç’de 2 asker yaşamını yitirdi

    Menbiç’de 2 asker yaşamını yitirdi

    Suriye ordusunun Menbiç’in tamamında kontrolü ele geçirdiği açıklandı. Menbiç’te yaşanan çatışmalarda TSK mensubu 2 asker hayatını kaybetti. Resulayn ve Tel Abyad’da şiddetli çatışmalar sürüyor.  

    Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve içerisinde cihatçı grupların da yer aldığı ÖSO’nun Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği operasyon 7. gününde sürüyor.

    Suriye ordusunun kontrolü sağladığı belirtilen Menbiç’te yaşanan çatışmalarda TSK mensubu 2 askerin hayatını kaybettiği açıklandı.

    Mardin Kızıltepe’ye düşen havan topu nedeniyle ise 2 sivil hayatını kaybetti.

    Öte yandan Resulayn (Serekaniye) ve Tel Abyad’da da çatışmalar şiddetli şekilde devam ediyor. İki farklı kaynak geçtiğimiz günlerde TSK’nin kontrolü sağladığı belirtilen Resulayn’da kontrolün yeniden SDG’ye geçtiğini ileri sürdü.

  • Dersimli yurttaşlar: Biz Aleviler olarak savaşa karşıyız-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Biz Aleviler olarak savaşa karşıyız-VİDEO

    PİRHA -Türkiye’nin Suriye’ye yönelik yaptığı operasyona ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersimli yurttaşlar, savaşa karşı barışı savunmak gerektiğini belirttiler. Yurttaşlar,  “Savaş, çözümsüzlüğün son noktasıdır, Suriye’de ölümler filizleniyor, kendine insanım diyen herkesin barışı savunması lazım” ifadelerini kullandılar.       

    Haberin videosu

    Türk silahlı Kuveetleri ve ÖSO’nun Suriye’nin kuzeyine yönelik sürdürdüğü operasyona ilişkin PİRHA‘ya konuşan Dersimli yurttaşlar, barışın savunulması gerektiğini ifade ettiler.

    Savaşların ölümden başka bir şey getirmediğini belirten yurttaşlar, yaşanan durumun çözümsüzlüğün son noktası olduğunu ifade ettiler.

    “SAVAŞ ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN SON NOKTASIDIR”     

    Yurttaşlar, “Biz Aleviler olarak bu savaşa karşıyız. İnsanların ölmesini istemiyoruz. Çoluk çocuk insanlar ölmesin. Savaş demek ülkenin gerilemesi demektir. Herkesin bu dünyada yaşama hakkı vardır. Kürt, Türk, Laz, Çerkez fark etmez, herkes eşittir. Savaş kötüdür, çözümsüzlüğün son noktasıdır. İnsanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, analar ağlamasın” diye konuştular.

    “HALKLARIN ORTAK CEPHEDE BULUŞUP BARIŞI İNŞA ETMESİ LAZIM” 

    Savaşta kazananın olmayacağını belirten yurttaşlar, şunları kaydettiler:

    “Savaşta kazanan olacağını sanmıyoruz. Barıştan yanayız. Savaşlardan barış çıkmaz. Savaş baronlarının yok olması lazım, halkların ortak cephede buluşup barışı inşa etmesi lazım. Türkiye, Suriye’ye girmekte haksızdır. Barış filizlenmiyor, ölüm filizleniyor, ölüm çoğalıyor. Kendisine insanım diyen herkesin savaşlara karşı durması, barışı savunması lazım.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Askeri harekatta 6. gün: Suriye Ordusu Tabka’ya girdi

    Askeri harekatta 6. gün: Suriye Ordusu Tabka’ya girdi

    TSK ve ÖSO’nun Suriye’nin kuzeyine başlattığı operasyon 6. gününde sürüyor. Şam yönetiminin SDG ile yaptığı anlaşma sonucu Suriye ordusu, TSK’nin operasyonuna karşı sınıra konuşlanmaya başladı. Suriye Ordusu’nun daha önce DSG tarafından kontrol edilen bölgelerden olan Tabka şehrine giriş yaptığı belirtildi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve içerisinde cihatçı grupların da yer aldığı ÖSO’nun Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği operasyon 6. gününde sürüyor.

    Dün akşam saatlerinden itibaren Suriye’nin kuzeyine doğru ilerleyen Suriye Ordusu’nun Tabka şehrine giriş yaptığı belirtildi.

    Suriye hükümetinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Tabka şehri, Rakka’nın batısında bulunuyor.

    Öte yandan Fransız haber ajansı AFP, Suriye Ordusu’nun, Türkiye sınırına doğru ilerlediğini iddia etti.

    Dün akşam saatlerinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetiminin anlaşması sonucu Suriye ordusu Menbiç’e girdi ve ardından ülke sınırına konuşlanacağı açıklanmıştı.

    Dün ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in “Askerlerimizi Suriye’nin kuzeyinden çekiyoruz” açıklamasının ardından SDG ve Suriye ordusunun görüştüğü ve Türkiye’nin askeri operasyonuna karşı harekete geçmek üzere anlaşmaya vardığı bildirildi. Gün içerisinde Almanya Başbakanı Merkel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak, “Operasyonu derhal durdurun” çağrısında buılunmasının ardından Rusya Savunma Bakanlığı da “Suriye çözüm sürecine dahil olan tüm taraflar ülkenin kuzeydoğusundaki insani felaketi önlenmeye yönelik tedbir almalı” çağrısında bulundu.

    İBRAHİM KALIN’DAN “DURMAK YOK” TWEETİ

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, askeri operasyona ilişkin bugün sabah saatlerinde yaptığı Twitter paylaşımında “Musul, Rakka ve Deyrizzor yerle bir edilir ve binlerce sivil öldürülürken seslerini çıkartmayalar, #BarisPinariHarekati’nin başarısı karşısında panik halinde ‘operasyonu durdurun’ çağrıları yapıyor, Türkiye’yi yaptırımlarla tehdit ediyor. Hedeflerimize ulaşana kadar durmak yok” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD: Ankara’da yaşamını yitiren yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var

    PSAKD: Ankara’da yaşamını yitiren yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 4. yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, “Barış ve kardeşlik uğruna 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı katliamında canlarını vermekten çekinmeyen yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var. Onları gerçek anlamda anmak ‘Barış’ şiarını yükseltmekten geçer” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Gar katliamına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak katliamda yaşamını yitirenler andı.

    Açıklamada, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde barış uğruna katledilen yoldaşlarının acısını halen yüreklerinde taşıdıklarını aktararak, o günden bugüne siyasal iktidarın savaş politikalarında bir değişiklik olmadığı kaydedildi.

    “SAVAŞ; ACI, KAN VE GÖZYAŞI DEMEK”

    TSK’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyonuna tepki gösterilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Siyasal iktidar ömrünü uzatmak ve yönetememe krizinin üstünü örtmek için savaş politikalarında ısrar etmektedir. Başka bir ülkenin topraklarına müdahale etmek doğru değildir. Bu varolan sorunları daha da ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Suriye’nin geleceğine Suriye halkları karar vermelidir. Ayrıca Kürt sorunu güvenlik eksenli baskıcı ve inkarcı politikalarla değil demokratik ve özgürlükçü politikalarla çözülebilir. Batılı emperyalist ülkeler ise Suriye’de izledikleri kışkırtıcı politikalarla Suriye’nin yıkımında önemli rol oynamışlardır. Bu yüzden Ortadoğu halkları emperyalizme karşı biraraya gelmeli; savaş ve sömürü politikalarına karşı Ortadoğu’da özgür, eşit, demokratik, kardeşçe bir yasam inşa etmelidirler. Savaş acı, kan ve gözyaşı demektir. Savaş halklar arasına kin ve nefret tohumları ekmektir. Savaş emperyalistlerin ve bölge egemenlerinin çıkarları uğruna masum insanların ölmesidir. Kısacası halkların savaştan bir kazancı yoktur. Halkların lehine olan barış ve kardeşliktir.”

    “KATLİAMIN GERÇEK SORUMLULARI HALA YARGILANMADI”

    “Barış ve kardeşlik uğruna 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı katliamında canlarını vermekten çekinmeyen yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var” denilen açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:

    “Onları gerçek anlamda anmak ‘Barış’ şiarını yükseltmekten geçer. 10 Ekim katliamında yitirdiğimiz yoldaşlarımız da bu savaş politikalarının kurbanı olmuş, bütün istihbarat bilgilerine rağmen önlem alınmamış, katiller emniyet birimlerinin gözü önünde miting alanına girmiş ve katliamı gerçekleştirmişlerdir. Katliamdan sonra insanlarımızın üzerine gaz sıkılmış ve ambulanslar bekletilmiştir. Katliamdan sonra açılan davada bir avuç kişiye göstermelik olarak ceza verilmiş, ama katliamın gerçek sorumluları yargılanmamışlardır. Hiçbir kamu görevlisine bu katliamdaki sorumluluklarından dolayı işlem yapılmamıştır. Katliamın üzeri kapatılmıştır. Katliamın gerçek sorumluları yargı önüne çıkarılıp hesap verinceye kadar mücadelemiz devam edecektir. 10 Ekim Katliamında yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyoruz. Barış ve kardeşlik bayrağını onların bıraktıkları yerden daha da yükseğe taşıyacağız. Anıları mücadelemizde yaşayacak. 10 Ekim katliamını unutmadık, unutmayacağız!” (HABER MERKEZİ)

  • Gazi Cemevi Başkanı: Savaş çözüm değil-VİDEO

    Gazi Cemevi Başkanı: Savaş çözüm değil-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin Suriye’ye başlattığı askeri operasyonu değerlendiren Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, “Nasıl biz kendi ülkemize bir operasyonun yapılmasını içselleştirmiyorsak kendi dışımızdaki ülkelere bu tür operasyonların yapılmasını çok doğru bulmuyoruz” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    TSK ve ÖSO’nun Fırat’ın doğusunda gerçekleştirdiği operasyon ikinci gününde devam ediyor. Gece yarısı açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı TSK’nin operasyon kapsamında 181 hedefi vurduğunu açıkladı. Sınırın öte yanında sürdürülen operasyondan Mardin’nin ve Urfa’nın sınır ilçeleri de etkileniyor.

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna başlattığı operasyonu PİRHA’ya değerlendirdi. Suriye’de yıllardır süren savaşın etrafındaki ülkeleri de ciddi anlamda etkilediğini ifade eden Karataş, herkesin kendi kararlarının kendi iradesi neticesinde gelişmesinden taraf olduklarını belirtti.

    Suriye’de bütün halkların bir arada yaşayabileceği demokratik bir anayasanın oluşturulmasının öncelikle olması gerektiğini kaydeden Karataş, “Oradaki bütün canların bu demokratik yaşamı kurumsallaştırma noktasında çaba ve gayret içerisinde olmalarını diliyoruz” dedi.

    “BİZ BARIŞIN TARAFIYIZ”

    Türkiye’nin Suriye’ye başlattığı askeri operasyonu doğru bulmadığını ifade eden Karataş, şunları belirtti:

    “Nasıl biz kendi ülkemize bir operasyonun yapılmasını içselleştirmiyorsak bizim dışımızdaki ülkelere bu tür operasyonların yapılmasını çok doğru bulmuyoruz. Biz özellikle inanç kurumları açısından değerlendirdiğimiz vakit eğer bir yardım yapılacaksa bir sorun çözülecekse bunu demokratik yollarla çözmek gerekiyor, masa başında çözmek gerekiyor. Savaş hiçbir zaman sonuçların pozitif üretimine katkı sağlayacak bir argüman değildir. Dolayısıyla da biz her daim barışın, hukukun, demokrasinin yaşamsallaştırılması noktasında taraf olan canlarız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yazar İnce: Savaş bütün hoyratlıkların en büyüğüdür ve savaşta önce çocuklar ölür

    Yazar İnce: Savaş bütün hoyratlıkların en büyüğüdür ve savaşta önce çocuklar ölür

    PİRHA- TSK’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyonuna tepki gösteren Yazar Özcan İnce, “Uygar topluluklarda kültür bir değer olduğu için hoyratlığa yer yoktur. Savaş bütün hoyratlıkların en büyüğüdür. Dost bahçesine hoyrat girerse önce gonca gül ezilir. Bu nedenle hoyratça savaşlarda önce çocuklar ölür” dedi.

    Yazar Özcan İnce TSK’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyonuna tepki gösterdi.

    Barbarlık ve uygarlığın kültürel olduğunu kaydeden İnce, “Bir topluluğun barbar ve uygar oluşu, kültürüyle doğrudan bağlantılıdır. Çünkü kültür insanlığın temelidir. Temel iyi inşa edilmişse  kültürün bir değeri vardır. Temel iyi inşa edilmemişse, hangi cilayla süslenirse süslensin o kültürün bir değeri yoktur. Kültürel alış veriş bu değer üzerinden yapılır. Kültür bir değer değilse kültürel alış veriş niye olsun” diye konuştu.

    İnce, “Barbarlık kültür olarak tarih sahnesine geç girmiş. Geç girdiği için hoyrattır. Onun için hangi maskeyle görünürse görünsün barbarlık ve hoyratlığını gizleyemez. Bu nedenle barbarlık ve hoyratlığını gizlemek için sürekli maskeli olmak durumundadır” dedi.

    “‘SAVAŞ’ DİYEN BİR ALEVİ BİREYİ ASLA OLMAZ”

    Uygar topluluklarda kültürün bir değer olduğunu bu nedenle  hoyratlığa yer olmadığını belirten İnce, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Savaş bütün hoyratlıkların en büyüğüdür. Dost bahçesine hoyrat girerse önce gonca gül ezilir. Bu nedenle hoyratça savaşlarda önce çocuklar ölür. Hak Yol inancında barış bu nedenle sevilir. Çünkü barışın olduğu yerde güller ezilmez. Hak Yol Kızılbaş Alevilerin barışsever olmasının temel nedeni budur. ‘Savaşa evet’ diyen bir Alevi bireyi bu nedenle asla olmaz. Olursa o birey müşkül ve düşkün bile değildir. Doğrudan Alevi toplumundan uzaktır. Çünkü, düşkün ve müşgülün bile Alevilikte bir yeri vardır. Alevilikten çıkmış olsa bile gideceği bir düşkünler ocağı vardır. Toplumdan kopsa bile insanlıktan kopmaz. Ama barbarın toplumda hiçbir yeri olmadığı için insanlığın dışındalar. Xızır savaş çıldını barbarları düştükleri hoyratlıktan kurtarsın. Savaş pilotluğu bu nedenle meslek değil hoyratlığın zirvesidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kara harekatıyla birlikte sivil ölüm haberleri de gelmeye başladı

    Kara harekatıyla birlikte sivil ölüm haberleri de gelmeye başladı

    PİRHA – Milli Savunma Bakanlığı, Barış Pınarı Harekatı kapsamında Suriye’ye kara harekatının başladığı duyurdu.

    Milli Savunma Bakanlığının Twitter adresinden yaptığı açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve Suriye Milli Ordusu, Barış Pınarı Harekatı kapsamında Fırat’ın doğusuna kara harekatına başladı” bilgisini paylaştı.

    Askeri kaynaklar, kara birliklerinin Resulayn ve Tel Abyad’a 4 koldan giriş yapıldığını bildirdi.

    İNCİRLİK HAVA ÜSSÜNDE HAREKETLİLİK

    Harekatın başlamasıyla Adana İncirlik 10. Tanker Üs Komutanlığında da hava hareketliliği gözlendi. Üste, 20.00-22.00 saatlerinde savaş uçaklarının iniş ve kalkış yaptığı görüldü.

    5 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ

    Harekatın başlamasıyla birlikte Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Basın Merkezi, Türkiye’nin bölgeye yönelik 3 savaşçı ile 5 sivilin hayatını kaybettiğini, çok sayıda sivilin de yaralandığı duyurdu.

    QSD Sözcüsü Mustafa Bali, en tehlikeli DAİŞ’li tutukluların bulunduğu hapishanenin çevresinin de Türkiye tarafından bombaladığını aktardı.

  • Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye ‘Operasyonu durdurun’ çağrısı

    Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye ‘Operasyonu durdurun’ çağrısı

    PİRHA – Almanya, Fransa ve İngiltere, Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesiyle ilgili BM Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı

    Fransa, Almanya ve İngiltere, Türkiye’nin Suriye’ye dönük askeri operasyonu ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı.

    Fransa’nın AB Bakanı Amelie de Montchalin, Türkiye’nin Suriye’ye başlattığı askeri operasyonu sert bir şekilde kınadıklarını açıklarken Paris’in, Berlin ve Londra ile birlikte BM Güvenlik Konseyi’ni bu operasyonu görüşmek üzere toplantıya çağırdığını söyledi.

    Meclis Dışilişkiler Komisyonu’nda konuşan Amelie de Montchalin, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın, Türkiye’yi kınayan bir ortak metin üzerinde çalıştıklarını da aktardı.

    Bakan Montchalin, AB’nin de ayrı bir metin üzerinde çalıştığını söyledi.

    “ASKERİ OPERASYONU DURDURUN”

    AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Junker, Türkiye’ye Suriye’de başlatılan askeri operasyonu durdurması çağrısında bulundu. Junker ayrıca Suriye sınırında bir güvenlik bölgesi oluşturulması halinde AB’nin mali yardımda bulunmayacağını söyledi.

    Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Juncker, “Türkiye, devam eden askeri operasyonları durdurmalı, bu operasyon bir sonuç getirmez. Eğer Türkiye burada bir güvenli bölge oluşturacaksa, AB’den mali yardım beklememeli. Türkiye sınırda güvenlik sorunu var bunu anlıyoruz, bununla birlikte Türkiye’ye sağduyu çağrısı yapıyorum.” dedi.

    PİRHA / ANKARA

  • Harbiyeli öğrencilerin aileleri: Hakkımızı her yerde arayacağız-VİDEO

    Harbiyeli öğrencilerin aileleri: Hakkımızı her yerde arayacağız-VİDEO

    PİRHA- AKP İstanbul İl Binası önünde yapmak istedikleri oturma eylemine izin verilmeyen  Harbiyeli öğrencilerin aileleri İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesinde basın toplantısı yaptı. Aileler, 15 Temmuz gecesi çocuklarının hiçbir şeyden haberleri olmadan kışlalarından dışarıya çıkarıldıklarını belirterek adalet istediler.

    HABERİN VİDEOSU 

    Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İstanbul Hava Harp Okulu’nda öğrenciyken 15 Temmuz 2016’da askeri darbe girişimi sürecinde tutuklananların aileleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube binasında basın toplantısı düzenleyerek, çocuklarının gözaltında ve cezaevlerinde yaşadıklarına ilişkin başvuruda bulundu. Toplantıya, İHD İstanbul Şube yöneticileri de katıldı.

    Toplantıda ilk olarak söz alan tutuklu Yasin Güleşçi’nin annesi Ayten Güleşçi, çocuklarının 15 Temmuz gecesi acil tatbikat var denilerek kışlalarından çıkarıldıklarını dile getirdi. Güleşçi, “Bu çocuklar otobüslere bindiriliyorlar. Akabinde, otobüse bindirilince ‘terör saldırısı var’ diyerek çocuklarımızı alıp bu defa İstanbul’un çeşitli yerlerine getiriyorlar. Olaylar bittikten sonra çocuklar oradan alındıkları için darbe girişimiyle yargılandılar. Benim oğlum 2’nci duruşmasında müebbet hapis cezası aldı. Oğlumun hiçbir suçu günahı yoktu” diye vurguladı. 15 Temmuz gecesi ve sonrasında çocuklarının ağır işkencelerden geçirildiklerini söyleyen Güleşçi, “Çocuklarımız AKP’nin önüne gittik ama bizi kovdular. Orada 5 dakika bile kalmamıza izin vermiyorlar. Geçtiğimiz günlerde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nin önüne gittik. Şimdi de İHD’ye geldik. Bundan sonra hakkımızı her yerde arayacağız” diye belirtti.

    “ÇOK FAZLA İŞKENCE GÖRDÜLER”

    Müebbet hapis cezası alan Vahit Samet Yılmaz’ın kardeşi Aybüke Yılmaz da, ailesinin kardeşini 13 yaşında Hava Harp Okuluna teslim ettiğini belirterek, “Kardeşimi Hava Harp Okuluna emanet ettiğimizde komutanları bize, ‘Vahit bize emanet’ demişti. Ama biz 15 Temmuz gecesinden sonra aslında kardeşimin nasıl bir cehennemde olduğunu öğrendik. Çok fazla işkence gördüler, gözaltında, mahkemelerde, cezaevlerinde. Artık bunların son bulmasını istiyorum. 15 Temmuzdan beri annemin yüzü gülmedi. Artık annemde oğluna kavuşsun istiyorum” şeklinde konuştu.

     “BİR PARKTA BİLE OTURAMIYORUZ”

    Tutuklu Murat Duran’ın annesi Aysel Duran da 15 Temmuz gecesinden itibaren toplumdan her anlamda dışlandıklarını belirterek, “Benim çocuğumun hiçbir suçu yok. Oğlumun telefonunda baylock bile bulunmadı. Cumhurbaşkanımız kandırıldık diyor. 19-20 yaşındaki öğrenciler nasıl kandırılmıyor onlar kandırılıyor. Bunu anlayamıyorum. Bir parkta bile dahi oturamıyoruz” dedi.

    VALİ VE EMNİYET MÜDÜRÜ NEREDEYDİ?”

    Berat Dereli’nin annesi Mahmure Dereli ise, “Çocuklarımız darbe gecesi kışlalarından çıkarıldıkları zaman Yalova Valisi ve Yalova Emniyet Müdürü neredeydi” diye sordu. Dereli, “O gün çocuklarımız Yalova’da kampa götürülüyor. Asla ve asla kamp bitmeden hiçbir komutanın oraya gitmemesi gerekirken, içinde hava kuvvetleri komutanlığı olduğu 5 komutan oraya geliyorlar. Akşama kadar çocuklarımıza emir komuta zinciri altında eğitim veriyorlar. Akşam komutan emir veriyor. ‘Bu çocukları çok yormayın’ diye. Çocuklarımız defalarca bunu dile getirdi. Mahkemede yüzbaşı ‘çocukları ben çıkardım. Çocukların hiçbir şeyden haberi yoktu. Ben de binbaşından emir alıyorum. Binbaşı da 4 kişiden emir alır’ demesine rağmen oğlumu bırakmıyorlar. Neden bu suçlamalara bizim çocuklar maruz kalıyorlar. Neden bu ceza sadece rütbesiz askerlere bırakılmaya çalışılıyor. Çocuklarımız suçsuzdur. Çocuklarımızın bırakılmasını istiyoruz” diye belirtti.

    Toplantı sonrası tutuklu öğrencilerin anneleri İHD’ye başvuru dilekçelerini verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ABD ile ortak devriye başladı

    ABD ile ortak devriye başladı

    Türkiye ve ABD askerlerinin sınırın Suriye tarafında ilk ortak kara devriyesi bu sabah başladı. Daha önce de helikopterle ortak devriye yapılmıştı.

    Türkiye ve ABD’nin ‘güvenli bölge’ çalışmaları kapsamında bugün yeni bir aşamaya geçildi. ABD askerleriyle ortak devriye çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) zırhlı birlikleri bugün sınırın Suriye tarafına geçti. Daha sonra ABD ve TSK birlikleri Fırat’ın doğusuna yönelik ilk ortak kara devriyesine başladı.

    Varılan mutabakat kapsamında Şanlıurfa’ya gelen ABD’li askeri heyet ile Türk askeri heyeti Müşterek Harekat Merkezi’ni kurdu.

    Geçen haftalarda ise iki ülke askeri yetkilileri helikopterle havadan üç kez ortak uçuş ile gözetleme ve keşif çalışması yaptı.

    Bu sabah erken saatlerde ise Akçakale’den yola çıkan zırhlı birlikler saat 09.00 sularında sınırın Suriye tarafına geçti.

     

  • Sanatçı Ferhat Tunç hakkında 20 yıl hapis istendi

    Sanatçı Ferhat Tunç hakkında 20 yıl hapis istendi

    PİRHA- Sanatçı Ferhat Tunç hakkında Diyarbakır’da yürütülen bir soruşturma kapsamında “terör örgütüne üye olmak” ve “terör örgütü propagandası” yapmak suçlamalarıyla 8 yıl 6 aydan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

    İddianamede, Tunç’un PKK’ye finansal destek vermek amacıyla kuryelik yaptığı, Zeytin Dalı Harekatı sırasında aleyhte, PKK’yi destekler mahiyette paylaşımlarda bulunduğu ileri sürüldü.

    İddianamede, “Şüpheli tarafından yapılan paylaşımların şiddete çağrı niteliğinde olduğu, ülkemizde yaklaşık 40 yıldır süregelen terör faaliyetleri dikkate alındığında, yakın tehlike kriterinin oluştuğu anlaşılmaktadır.” denildi.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede Tunç’un Demokratik Toplum Kongresi’nde “şahsiyet” ve “kurum delegesi” sıfatıyla faaliyet yürüttüğü bildirildi. Tunç’un farklı tarihlerdeki DTK toplantılarına katıldığı belirtildi.

    İddianamede, Tunç’un sosyal medya hesabında, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Suriye’nin Afrin bölgesinde yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı’nda, PKK’yi destekler mahiyette ve operasyon aleyhine paylaşımlar yaptığı ileri sürüldü. Tunç’un PKK üyeleriyle fotoğraf çekerek, paylaştığı ileri sürülen iddianamede, Tunç’un örgüt ile irtibatlı olduğunun anlaşıldığı öne sürüldü.

    PAYLAŞIMLARI SUÇ SAYILDI

    Tunç’un paylaşımlarına ilişkin iddianamede şu değerlendirmelerde bulunuldu: “Terör örgütü PKK/KCK’lı teröristlerin ülkemizin farklı bölgelerinde, çukur kazarak ve barikat kurarak sokakları kapatması, çukurlara ve çevresine bomba yerleştirilmesi, güvenlik güçlerimize karşı silahlı, bombalı, roketatarlı saldırıları gerçekleştirmesi, vatandaşların günlük yaşamlarının engellenmesi üzerine kamu düzeninin tahsisi için yapılan operasyonları örgütün propaganda faaliyetleri doğrultusunda çarpıtmaktadır. Kürt kökenli vatandaşların devlet tarafından katledildiği, ezildiği, sömürüldüğü ve tecride mahkum bırakıldığı yönünde algı oluşturmak, terör faaliyetlerinin meşru olduğuna insanları inandırmak, vatandaşların devlete karşı kin ve nefret duyguları beslemesini sağlayarak, devlete küskün kitleler oluşturmak ve bu kitleyi terör örgütünün saflarına çekmek maksadıyla paylaşımlarda bulunduğu anlaşılmaktadır.”

    İddianamenin sonuç kısmında, şunlar kaydedildi: “Örgütsel nitelikteki çeşitli toplantılar ve eylemlere katılarak devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak, toplumsal ayrışmaya sebep olmak amacıyla halk kitlelerini etkilemeye çalışmıştır. Şüphelinin, herkesin ulaşabileceği internet ortamında yaptığı paylaşımlarında kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmiştir. Şüpheli tarafından yapılan paylaşımların şiddete çağrı niteliğinde olduğu, ülkemizde yaklaşık 40 yıldır süregelen terör faaliyetleri dikkate alındığında, yakın tehlike kriterinin oluştuğu anlaşılmaktadır.”

    8 YILDAN 20 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

    İddianamede Tunç hakkında, “terör örgütüne üye olmak” ve “terör örgütü propagandası” yapmak suçlarından 8 yıl 6 aydan 20 yıla kadar hapis cezası istenerek, mahkumiyeti halinde TCK’nin 53/1 maddesinde görülen hak yoksunluklarına hükmedilmesi talep ediliyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Tunç, 14 Ocak’ta Almanya’dan tarifeli uçakla geldiği İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınmış, Bakırköy Adliyesindeki ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İlker Başbuğ: Cemaatin TSK içindeki hedefi Alevilerdi

    İlker Başbuğ: Cemaatin TSK içindeki hedefi Alevilerdi

    Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, cemaatin TSK içindeki hedeflerinden birinin de Aleviler olduğunu söyleyerek “Bu konuda biz hassasiyet gösterdik, çünkü özellikle bizim dönemimizde ihbarlara baktığınız zaman büyük bölümü mezhepsel olaya dayanıyordu” dedi.

    Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Gülen Cemaati’nin MİT ihbarları üzerinden TSK içindeki Alevileri tasfiye etmeye çalıştığını söyledi.

    Hürriyet’ten İpek Özbey’e konuşan Başbuğ, “FETÖ, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik komploları yaparken özellikle mezhep olayını temel aldı, Aleviliği istismar etmeye çok çalıştı. Bu konuda biz hassasiyet gösterdik, çünkü özellikle bizim dönemimizde ihbarlara baktığınız zaman büyük bölümü mezhepsel olaya dayanıyordu. Alevilerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nden temizlenmesine yönelik hedefin öncelikli olduğunu gördük. Bu çok tehlikeliydi, milli orduyu çökertebilirdi. FETÖ, acımasızca bu konuyu hedef aldı, istismar etmeye çalıştı” dedi.

    TSK içindeki Alevilerin ihbarının MİT üzerinde geldiğini belirterek “Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) üzerinden geliyordu. Biz bu ihbarları ciddiye almadık ve gerekli olan hassasiyet gösterildi. Milli ordu niteliğinden sadece Fetullah Gülen değil yabancılar da rahatsızdı.” dedi.

    Başbuğ ayrıca “Alevilerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nden temizlenmesine yönelik hedefin öncelikli olduğunu gördük. Bu çok tehlikeliydi, milli orduyu çökertebilirdi. FETÖ, acımasızca bu konuyu hedef aldı, istismar etmeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Duhok’ta halk askeri üssü bastı

    Duhok’ta halk askeri üssü bastı

    İki sivilin öldürülmesini protesto eden halk askeri araçları ateşe verdi. Askerlerin protestocu sivillere ateş açması sonucu 1 kişi öldü, 11 kişi yaralandı.

    Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki Duhok’un Amediye ilçesine bağlı Dereluk kasabasına yönelik TSK bombardımanını sırasında iki sivilin öldürülmesini protesto eden halk, Türkiye’ye ait askeri üssü basarak askeri araçları ateşe verdi.

    Süleymaniye merkezli NRT televizyonunun haberinde yer alan görüntülerde bombardımanda iki sivilin öldürülmesini protesto eden vatandaşlarır askeri bir aracı ateşe verdiği ve bir tankın üzerine çıktığı görüldü.

    Sirê Askeri Üssü’nün halk tarafından basılmasının ardından TSK’nin Duhok yakınları, Deralok ve Zap bölgesini kapsayan bombardımanlara başladığı belirtildi. Roj News, eylemlerde askerin sivillerin üzerine ateş açtığını, bir sivilin öldüğünü, 6 sivilin ise yaralandığını duyurdu.