Etiket: tüm bel-sen

  • Maaşlarını alamayan Yorum Basın Yayın işçilerinden açıklama-VİDEO

    Maaşlarını alamayan Yorum Basın Yayın işçilerinden açıklama-VİDEO

    PİRHA – Yorum Basın Yayın Limited Şirketi’nde çalışan ve aylardır maaşlarını alamayan işçiler Tüm-Bel-Sen Genel Merkezinde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ekonomik kriz bahanesiyle maaşlarının ödenmediğini belirten işçiler, işverene tepki gösterdi.   

    CHP Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ile kızına ve eşine ait olan Yorum Basın Yayın Limited Şirketi’nde çalışan ve aylardır maaşlarını alamayan işçiler, Tüm-Bel-Sen Genel Merkezinde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını işten atılan işçiler adına Sibel Polat okudu.

    Yılmaz Ateş’in aktif olarak siyasetle uğraştığını ve kendi kişisel mal varlığını korumak istediği  için matbaanın resmi ticari kayıtlarında şirket sahibi ve yöneticisi olarak kızı Burcu Ateş ve eşini gösterdiğini dile getiren Polat, “Bu resmi kayıtların aksine matbaa ve şirketin tüm yönetimini Yılmaz Ateş yapmaktadır. Özellikle tüm işçi alımlarını, maaş ve mesailer gibi ücret ödeme ve belirlemeleri, alım /satım kalemleri ile ilgili işlemlerini ve ihale ile ilgili tüm süreçlerini Yılmaz Ateş’in yapıyor olması şirketin asıl sahip ve yöneticisinin Yılmaz Ateş olduğunu açıkça göstermektedir” diye konuştu.

    “EKONOMİK KRİZ BAHANESİ İLE MAAŞLARIMIZ ÖDENMEMEKTEDİR”

    Çalıştığımız süre boyunca bizler de tabii ki ülkedeki tüm işçi ve emekçilerin uğradığı hak gasplarına maruz kalmamıza rağmen işleri aksatmadan yerine getirdik. Asıl önemli ve dikkat çekici olan nokta ise sosyal demokrat bir partide halen siyasetle uğraşan sendika ve emek kurumlarında yöneticilik yapan bir işverenin tarafımıza uyguladığı emek gasp ve sömürüsüdür” diyen Polat şöyle devam etti:

    “İşveren ekonomik kriz bahanesi ile 4 aydır maaşlarımızı ödememektedir. Oysa aynı işveren milyonluk yatırımlar yapmakta, yeni ve son teknoloji makinalar almaktadır. Sözde kriz sürecinde dahi işin aralıksız sürdüğü, hatta mesai yapılarak iş yetiştirildiği düşünüldüğünde kriz bahanesinin işverenlerce işçi ve emekçiye karşı kötü niyetli kullanıldığı bir kez daha açıkça görülmektedir.”

    “AİLE HAYATIMIZ BOZULDU”

    Polat, “Krizle sınırlı olmayarak çalışma hayatımızın başından beri işverence; sigorta primlerimiz eksik yatırılmış, emekli çalışanların ek sigorta primleri yatırılmamış, maaşların bir kısmı elden bir kısmı bankadan ödenerek yasaya aykırı hareket edilmiş, fazla mesai, hafta sonu çalışma, yıllık izin, bayram ve resmi tatil ücretlerimiz işverence ödenmemiştir. Yine işveren ucuz iş gücünden faydalanmak için işyerinde çalışma ve oturma izni olmayan mültecileri ve çocuk işçileri çalıştırmış ve iş kazalarını örtbas etmiştir. Maaş ve diğer alacak haklarımızı alamamamız nedeniyle emekçi çalışan olan bizler okuyan çocuklarımızın yurttan atılması, evlerimize icra için gelinmesi, kiralarımızı ödeyemediğimiz için tahliye işlemleri ile karşı karşıya kaldık. Elektrik, su, doğalgazımızı alamadığımız gibi artık evimize ekmek aş götüremediğimiz için aile hayatımız bozuldu” şeklinde konuştu.

    “SAVUŞTURMA VE OYALAMA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Sorunlarımız işverene aksettirildiğinde ise; alacaklarının ve haklarının ileriki bir tarihte ödeneceğine dair savuşturma ve oyalama ile karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Polat, “Mağduriyetimize “biz size ödeyince sizde borçlarınızı kapatırsınız, bu kadar borcu bize güvenip mi yaptınız, daha iyi bir yer bulursanız tabii ki istifa edip gidebilirsiniz” denilerek var olan haklarımızı talep etmemiz dahi engellendi” diye konuştu.

    “TEHDİT EDİLİP İŞTEN ÇIKARILDIK”

    3 Ocak Perşembe 2019 da alınan son toplantıda  şirketin asıl sahibi Yılmaz Ateş’in “İflasımı bildirirsem buradan hiç biriniz hakkınızı alamazsınız, servisi ve yemeği de kaldırıyorum“ diyerek kendilerini tehdit edip topluca işten çıkardığını kaydeden Polat, şunları ifade etti:

    “Buna bağlı olarak  04 Ocak 2019 Cuma günü avukatımızla birlikte noter huzurunda yasal hakkımızı kullanarak iş akdimiz haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiği için alacaklarımızın tarafımıza ödenmesi istemli ihtarname gönderdik. İşveren hak ve alacaklarımızı ödemediği gibi, tarafımızın işsizlik maaşından yararlanmasını da engellemek için; işten işverence haksız olarak çıkarıldığımız halde işten çıkışlarımızı SGK’ya istifa olarak bildirip,  tarafımıza karşı kötü niyet ve cezalandırma iradesini bir kez daha göstermiştir.”

    YILMAZ ATEŞ KİMDİR?

    Yılmaz Ateş, uzun yıllar siyasetle iç içe olmuş ve hala aktif siyasetle uğraşmakta. Siyasi geçmişinde Cumhuriyet Halk Partisi Ankara İl başkanlığını yürütmüş; 20 ,21 ve 22. dönem Ankara Millet Vekilliği ve 22. Dönem Meclis Başkan vekilliği  yapmıştır. Yine Basın – İş yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunmuş, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda ( TGS) iş yeri temsilciliği yaptı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Tüm Bel-Sen Başkanı Bozkurt: 31 Mart yerel seçimler dönüm noktası-VİDEO

    Tüm Bel-Sen Başkanı Bozkurt: 31 Mart yerel seçimler dönüm noktası-VİDEO

    PİRHA – 31 Mart yerel seçimlerin dönüm noktası olduğunu kaydeden Tüm Bel-Sen Başkanı Erdal Bozkurt, iktidarın olumsuz ve haksız faaliyetlerine karşı muhaliflerin mücadele etmesi gerektiğini söyledi. Bozkurt, “31 Mart seçimleri dönüm noktası bizim için. Demokratik parlamenter sisteme dönmek için bir adım olarak değerlendirmek lazım” dedi. 

    Tüm Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) Genel Başkanı Erdal Bozkurt, 2018 yılında ilan edilen OHAL’in Türkiye’de yarattığı sorunları, ekonomi, sağlık ve eğitimde yaşananları PİRHA’ya değerlendirdi.

    2018 yılının OHAL süreci ile birlikte yeni bir siyasi rejimin devamı niteliğinde olduğunu kaydeden Bozkurt, 2018’in Tüm Bel-Sen açısında temel hak özgürlükler ve sendikal haklarının kısıtlandığı bir yıl olduğunu belirterek 24 Haziran süreciyle yeni bir rejimin inşa edildiğini ifade etti.

    “YARGI BAĞIMSIZLIĞINI TAMAMEN KAYBETTİ”

    24 Haziran seçimleriyle birlikte tek adam rejimine ve partili Cumhurbaşkanı sistemine geçildiği bununla birlikte parlamentonun tamamen işlevsiz kaldığını dile getiren Erdal Bozkurt, yargının bağımsızlığını tamamen kaybettiğini, yasamanın da tek adamın atadığı bakanlar eliyle hazırlandığını belirterek, “Anayasanın temel ilkesi olan sosyal hukuk devleti ilkesi tamamen ortadan kaldırılmış oldu” dedi.

    Bozkurt, 2018’de belediyelere kayyum atandığını ve bunların hükümetin isteği ile gerçekleştirİLdiğini belirterek şöyle devam etti:

    “2018’de temel yaşadığımız sorunlardan biri de 20 Temmuzdan sonra başlayan belediyelere yapılan kayyum atamalardır. Örgütlülük alanımızın bir bütününü temsil eden belediyelerde örgütlenmiş bir sendika olarak, 96 belediyeye kayyum atanması ile birlikte ihraçlar gündeme geldi. Yaşanan ihraçların tamamı hukuksuzca ve hükümletin isteği ile gerçekleşmiş, tek taraflı kararlar ile alınmış bir durumdur. Kaldı ki dönemin Adalet Bakanı yapılan işlemin hukuksuz bir işlem olduğunu kendisi de teyit etmişti ama bunu yapmaktan geri çekilmeyeceğiz, demişti. Şu ana kadar 1700 kamu çalışanı özellikle kayyum belediyelerde ağırlıklı olmak üzere işlerinden, ekmeklerinden edildiler.”

    “TOPLUMU KUTUPLAŞTIRAN BİR YAPI OLUŞTU”

    Toplumu bölen, kutuplaştıran bir yapı oluşturulduğunu kaydeden Bozkurt, akademisyenlerin, eğitimcilerin, sağlıkçıların, gazetecilerin,  siyasetçilerin sadece düşüncelerinden dolayı gözaltına alınıp cezaevlerine konulduklarını belirtti.

    Ülkenin açık cezaevine döndüğünü kaydeden Tüm Bel-Sen Başkanı Erdal Bozkurt, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Tutuklama yerine adli kontrol verilen, yeni bir ucube sisteme bıraktı ülkeyi. Ülkenin yarıdan fazlası açık cezaevinde. Bütün bunlar yaşanırken siyasal ve ekonomik krizde üst üste geldi ekonomide giden iyi işler olmayınca siyasal iktidar kendini farklı göstermek ya da ekonomide kötü gidişatı kapatmak amacıyla belli ki bu olanlara yöneldi yani bizim üzerimizden aslında kendi gerçeğini kapatmaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Ekonomide dış borçtan aldıkları paraların tamamını beton ekonomisine yandaşa peşkeş çekerek ülkeyi bugün krize getirdiler. Çok derin bir kriz yaşıyoruz. Bunu ne kadar yoksa arsalarda halen kabini atadıkları bakanlar eliyle yapılan açıklamalarda krizi teyit eden ve buna karşı önlemler alacağız söylemleri ile işin ne kadar ciddi bir boyuta geldiğini görmek mümkün. Ülke kaynakları betonu ve yandaşı harcandı dedik birçok kurumumuz 95 yıllık kurumlar, 100 yıllık kurumlar satıldı, özelleştirildi. Ama buradan elde edilen gelirler ne milli gelir bize yansıdı ne de başka bir yere kaynağı betona ve kendi yandaş mı peşkeş çektiğini görmek mümkün.

    “TEMEL TÜKETİM MALLARINA YAPILAN ZAMLARDAN GERİ ADIM ATILMADI”

    Temel tüketim mallarına yapılan zamlardan bir adım geri atılmazken ilginçtir ki mermi tüketimine yönelik yeni bir şey çıkardılar mermilere indirim yaptılar. Silahsızlanmanın dünya ölçeğinde bugün tartışıldığı bir dönemde hele hele ülkemizde kadın cinayetlerine, iş cinayetlerine, eğitim alanındaki cinayetlere bakıldığında silahlanmanın geldiği boyutu görmek ve tehlikenin farkında olmak gerekirken tam da bunu teşvik edercesine mermi fiyatlarına yapılan indirim aslında politik ve ideolojik olarak iktidarın meseleye nasıl baktığını açıkça göstergesi ve gerçekten korkunç bir durumla karşı karşıyayız.

    “EĞİTİM CEMAATİN ELİNDE”

    Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin yapılan zamlara karşı güçlü ses çıkarmaları gerektiğinin altını çizen Bozkurt, aksi taktirde gelecek dönem açısından ülkeyi sıkıntılı dönemlerin beklediğini kaydetti.

    İktidarın, eğitim, sağlık alanında da politik bakış açısıyla çalışmalar yaptıklarını söyleyen Bozkurt, şunları söyledi:

    “Eğitim ve sağlık alanında yapılan çalışmalar ya da politik bakış açıları biliyoruz. Eğitimde yine dinsel motiflerle cemaate teslim edilen bir eğitim sistemimiz var yani laik, kamusal, parasız, eğitim yerine tam tersine ticarileştirilen ve cemaatler eliyle yönlendirilen bir eğitim sistemine döndük. Sağlık politikaları son yapılan hastanelerle şehir hastanelerinde vatandaşın sağlığından çok ticarileştirilmiş yani yandaşa kaynak aktaran sağlık anlayışıyla hizmet edilmektedir. Kıyılarımız, ormanlarımız, doğal güzelliklerimiz yani ülkenin bütün varlıkları bu süreçte talan edilirken 31 Mart seçimlerine girerken iktidarda olanlar sanki bunları başkaları yapmış gibi ifade ederek yeni bir popülist politikayla kamuoyunun gündemine çıkmaya çalışıyorlar.”

    Bozkurt, son olarak, 31 Mart yerel seçimlerin önemine vurgu yaparak, “31 Mart seçimleri dönüm noktası bizim için. Demokratik parlamenter sisteme dönmenin bir yolu, bir adım olarak değerlendirmek lazım. Mağdur olanlarla, muhalif olanlarla, bir araya gelip bu süreci ortak bir demokratik ortama dönüştürmenin zeminini oluşturabiliriz” dedi.

    Cebrail ARSLAN-Derya DÖNMEZ
    ANKARA

  • Tüm Bel-Sen Ankara 2 No’lu Şube’den lösemi hastası Öykü Arin için kampanya-VİDEO

    Tüm Bel-Sen Ankara 2 No’lu Şube’den lösemi hastası Öykü Arin için kampanya-VİDEO

    PİRHA – Tüm Bel Sen Ankara 2 No’lu Şube yönetiminin girişimleriyle lösemili çocuklara umut olmak için İzmir Tüm Bel Sen 1 No’lu Şube Başkanı Çağdaş Yazıcı’nın kızı Öykü Arin Yazıcı için kök hücresi, donör bağışı yapılması için kampanya başlatıldı. Bu kampanya çerçevesinde Kızılay kan merkezi önüne toplu olarak kan bağışında bulunuldu.

    Tüm Bel Sen Ankara 2 No’lu şube yönetimi, lösemili çocuklara umut olmak ve ilik nakli olmayı bekleyen Öykü Arin Yazıcı için kampanya başlattı. Yazıcı için kök hücresi, donör bağışı için başlatılan kampanya kapsamında Ankara Kızılay kan merkezi önünde toplu kan bağışında bulunuldu.

    Kan bağışı öncesi kampanyayı düzenleyen Tüm Bel-Sen Tüm yerel yönetim emekçileri sendikası 2 No’lu Şube Başkanı Devrim Kahraman kısa bir açıklama yaptı.

    Kahraman, bu duyarlılığın Öykü Arin Yazıcı üzerinden toplumda bu duyarlılığın artması için Tüm Bel Sen olarak çalışmalarına  devam edeceklerini duyurdu. Kahraman, özellikle tüm lösemili çocuklara kök hücre bulmak üzere  iş yerlerinde faaliyetleri sürdüreceklerini söyledi.

    “TÜM ÇOCUKLARA UMUT OLMAK İÇİN KAN BAĞIŞI YAPIN”

    Kan bağışı yapan sendikacılar kan bağışı yapılması için şöyle çağrıda bulundular:

    Tüm Bel-Sen Genel Sekreteri Yılmaz Yıldırımcı: Merkez Yürütme Kurulu adına çalışanlarımızı ve tüm halkımızı kök hücre bulunabilmesi için kan vermeye davet ediyoruz. Öykü Arin ve tüm çocuklarımız lösemili tüm çocukların sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmeleri için kan vermeye davet ediyoruz.

    Tüm Bel- Sen Ankara 2 No’lu Şube Kadın Sekreteri Filiz Koçak: Kök hücre bağışı hayat kurtarır. Öykü Arin öncülüğünde kampanya başlattık tüm lösemili çocukların umudu belki de sizsiniz lütfen donör olun.

    Tüm Bel Sen Ankara 2 No’lu Şube Sekreteri İsmail Kaygusuz: Öykü Arin sahsında şube başkanımızın kızı olduğu için biraz daha duyarlılık oluştu. Bizim çocuklarımız değil, tüm lösemili çocuklara umut olmak onların geleceğini yaşatmak için buradayız. Umarım bu çabamız ve Türkiye’nin her tarafında yürütülen bu çaba bir sonuç verir.

    Tüm Bel Sen 2 No’lu Şube YK Üyesi Mehmet Aslan: Öykü Arin kızımızın şahsında tüm lösemi hastaları için Tüm Bel Sen olarak bir duyarlılık gösterdik. Bu duyarlılığı tüm halkımızın göstermesi dileği ile tüm lösemi hastalarına sağlıklı ve mutlu güzel günler diliyorum.

    Tüm Bel- Sen Genel Merkez Denetleme Kurulu Başkanı Yusuf Güler: Sendikamız KESK olarak insanların ekonomik ve sosyal alanda olduğu  gibi yaşam alanında da mücadele yürütüyoruz. Ne yazık ki bu konuda duyarlılık son zamanlarda çok fazla değil, sağlıkla ilgili kamuoyunda duyarlılığı biraz daha yükseltmek ve sağlık alanında her türlü duyarlılığı göstermek ve geliştirmek  için Öykü Arin şahsında kamuoyunda bir duyarlılık yaratmaktır. Bugün kök hücre ile ilgili döner arama amacımız budur.

     

    Emekli memur  Oya Bacaksız ise “Tüm topluma şunu söylemek istiyorum. Öykü Arin öncülüğünde tüm halkımızı kök hücre bağışı, kan bağışı vermeye davet ediyorum” çağrısında bulundu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Dersim SES’ten gözaltılara tepki: Arkadaşlarımız serbest bırakılsın

    Dersim SES’ten gözaltılara tepki: Arkadaşlarımız serbest bırakılsın

    PİRHA – Sabah saatlerinde Ankara, İzmir, İstanbul gibi illerde sendikacı ve demokratik kitle örgütü yöneticisi ve üyelerine yönelik gözaltılara tepki gösteren SES Dersim Şubesi, gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. 

    Ankara’da KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen yöneticilerinin ve HDP Ankara il ve ilçe yöneticilerinin evlerine sabah saatlerinde yapılan polis baskınında çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

    Gözaltılara tepki gösteren Dersim SES Şubesi basın açıklaması yaptı. Açıklamayı SES Dersim Şube Başkanı Nurşat Yeşil okudu. Açıklamada, OHAL uygulamaları ve hukuksuzluğun artarak devam ettiği belirtilen açıklamada, her gün gözaltıların olduğu vurgulandı.

    Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte Ankara, Adana, Samsun, Diyabakır ve İstanbul’da yapılacak mitin öncesi iktidarın harekete geçtiği belirtilen açıklamada, SES, Tüm Bel-Sen, Haber-Sen ve çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü yöneticisi, üyesi ve avukat evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındığı kaydedildi.

    “BASIN AÇIKLAMALARI ANAYASAL HAKKIMIZDIR”

    İktidarın gözaltı ve tutuklamalar yöntemiyle muhalif kesimleri sindirmeyi hedeflediği belirtilen açıklamada, şunlar belirtildi:

    “İktidarlarını sürdürmek ve faşizan politikalarına meşruiyet kazandırmak için demokratik eylem ve etkinliklere katılmamız yasa dışı faaliyetlermiş gibi sunuluyor. Toplantı ve gösteri hakkımızın kullanımı valiliklerin ya da idarecilerin insafına bağlı değildir. Valilerin keyfiliklerine uymak zorunda değiliz. Anayasaya aykırı yasaklara ve talimatlara uyma yükümlülüğümüz yoktur.

    Basın açıklamalarına, mitinglere katılım, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındaki paylaşımlar ve benzeri demokratik eylem ve etkinlikler anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükler kapsamındadır. Bu nedenle değil gözaltına alınmak, soruşturma açılması dahi anayasa ihlalidir.”

    “BARIŞ TALEBİ SUÇ UNSURU GÖRÜLÜYOR”

    Gözaltına alınanların 2016 yılında SES’in sağlık ve yaşam hakkını savunmak amacıyla Ankara Sakarya Caddesinde gerçekleştirilen ve barış talebinin ifade edildiği Beyaz Bayrak eylemine katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alındıkları kaydedilen açıklamada, barış talebinin suç unsuru olarak görülmesinin kabul edilmez olduğunun altı çizildi.

    Türkiye’de ve bölgede çatışmaların her gün biraz daha tırmandığı bir süreçte barış talebini dile getirmenin insani bir talep olduğu vurgulanan açıklamada, emekçilerin mücadeleye devam edecekleri belirtilerek, gözaltıların serbest bırakılması istendi.

    PİRHA/DERSİM

  • KESK’ten gözaltı tepkisi: Yöneticilerimiz derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    KESK’ten gözaltı tepkisi: Yöneticilerimiz derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da polis baskınlarına ve gözaltılara ilişkin KESK tarafından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Demokratik eylem ve etkinliklere katılmamız yasa dışı faaliyetlermiş gibi sunuluyor” denilerek, gözaltına alınan yöneticilerinin serbest bırakılmasını istedi. 

    Ankara’da Kamu Emekçileri Sendikası’na (KESK) bağlı Tüm Bel-Sen ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticilerinin aralarında bulunduğu çok sayıda kişi bugün (26 Kasım) sabah saatlerinde gözaltına alınmıştı.

    Konuyla ilgili, KESK ve KESK’e bağlı sendikalar adına ortak basın açıklaması yapıldı.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) binasında yapılan açıklamayı kurumlar adına KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik okudu.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “OHAL uygulamaları hukuksuzluk ve keyfilik tüm hızıyla devam ediyor. Her gün yeni baskılarla yeni gözaltı ve tutuklama haberleriyle uyanır hale geldik.

    Yaklaşmakta olan yerel seçim hesapları emekçilerin hak mücadelesi konfederasyonumuzun İzmir’de gerçekleştirdiği bölge mitingi Samsun, Adana, Diyarbakır ve İstanbul’da yapılacak miting hazırlıkları kadınların şiddete karşı sokaklara dökülmesi, iktidar ve devlet organlarını telaşa düşürmüş olmalı ki hemen harekete geçildi.

    İstanbul’da kadınlara uygulanan polis şiddetinin üzerinden 24 saat geçmeden, bu sabah çok sayıda arkadaşımız gözaltına alınmıştır. Ses Eş Genel Başkanımız Gönül Erden, Tüm Bel Sen Genel Sekreteri Yılmaz Yıldırımcı ve MYK üyesi Adem Yavuz Kaya, Haber Sen eski MYK Üyesi Ramazan Taş, Tüm Bel Sen Denetleme Kurulu Başkanı Yusuf Güler ile birlikte çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü yöneticisi üyesi ve avukat evlerine yapılan baskınlarda gözaltına alınmıştır.

    “KORKU DALGASI YARATILMAK İSTENİYOR” 

    Gözaltına alınanların tamamının adresleri belli olup Çağırılma durumunda ifade verecek kişilerdir. Ancak iktidar gözaltı ve tutuklamalar yoluyla muhalif kesimleri sindirmeyi, korku dalgası yaratmayı hedeflediğinden bu politikayı özellikle ve sistematik olarak uygulamaktadır.  İktidarlarını sürdürmek ve faşizan politikalarına meşruiyet kazandırmak için demokratik eylem ve etkinliklere katılmamızı yasa dışı faaliyetlermiş gibi sunuluyor. Toplantı ve gösteri hakkımızın kullanımı valiliklerin ya da idarecilerin insafına bağlı değildir. Valilerin keyfiliklerine uymak zorunda değiliz. Anayasaya aykırı yasaklara ve talimatlara uyma yükümlülüğümüz yoktur.

    “GÖZALTINA ALMAK ANAYASA İHLALİ”

    Basın açıklamalarına, mitinglere katılım düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında ki paylaşımlar ve benzeri demokratik eylem ve etkinlikler anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükler kapsamındadır. Bu nedenle değil, gözaltına alınmak soruşturma açılması dahi anayasa ihlalidir.

    Arkadaşlarımızın 2016 yılında sendikamız sesin sağlık ve yaşam hakkını savunmak amacıyla aldığı kararla yapılan ve çok sayıda kurumun desteklediği Ankara Sakarya Caddesi’nde gerçekleştirilen ve barış talebinin ifade edildiği beyaz bayrak eylemine katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alındıklarını öğrenmiş bulunmaktayız.

    “HUKUK HİÇ BİR DÖNEM BU KADAR AYAKLAR ALTINA ALINMADI” 

    Barış talebi suç unsuru olarak görülmesi kabul edilemez. Ülkemizde ve bölgemizde çatışmaların her gün biraz daha tırmandı, bir süreçte barış talebini dile getirmek kadar insani başka hangi talep olabilir. Emekçiler dün olduğu gibi, bugün de bundan sonrada bedeli ne olursa olsun barış için mücadele edecektir.

    Ancak hukuk hiçbir dönemde bu kadar ayaklar altına alınmadı, temel hak ve özgürlükler hiçbir dönemde bu denli ihlal edilmedi, siyasi iktidarı bir kez daha uyarıyoruz. Gözaltılarla, tutuklamalarla, bizleri emek demokrasi ve barış mücadelesinden alıkoyamayacaksınız.

    Arkadaşlarımızın gözaltına alınmasını kınıyoruz, yöneticilerimiz derhal serbest bırakılmalı, hukuk tanımaz saldırılara son verilmelidir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Emir veren kurumlar dahi zabıta emekçilerine sahip çıkmıyor’-VİDEO

    ‘Emir veren kurumlar dahi zabıta emekçilerine sahip çıkmıyor’-VİDEO

    PİRHA- Zabıta Haftası dolayısıyla Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Emekçiler Sendikası Tüm-Bel-Sen Zabıta Haftası dolayısıyla zabıta ve itfaiye çalışanlarının çalışma koşulları ve mesai ücretlerinin yeniden düzenlenmesi talebi ile Kızılay Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. 

    Basın açıklaması Tüm-Bel-Sen 2 No’lu Şube Başkanı aynı zamanda KESK Dönem sözcüsü Devrim Kahraman tarafından yapıldı.

    Kahraman yaptığı açıklamada; “Bilindiği üzere her yıl Eylül ayının ilk haftasını Zabıta haftası olarak kutlamaktayız. Kamuoyu gündemine daha çok seyyar satıcılarla yaşanan olaylar nedeniyle giren Zabıta emekçisi arkadaşlarımızın sorunlarını, çalışma koşullarını sizlerle paylaşmak istiyoruz” dedi.

    “ZABITA EMEKÇİSİNE YETERİNCE SAHİP ÇIKILMIYOR”

    “Beldenin düzenini muhafaza eden, belde halkının esenlik, sağlık ve huzurunu koruyan, yetkili organların bu amaçla alacakları kararları uygulayan özel zabıta kuvveti olarak tanımlanmıştır. Bu tanım çerçevesinde belediye zabıtası resmi tatil günleri de dahil 24 saat kesintisiz hizmet sunuyor” diyen Kahraman, şöyle devam etti:

    “Kentin huzur ve güvenliğinden esenliğine, çevre ve halk sağlığından hayvan sağlığına, trafik hizmetlerinden tüketicinin korunmasına, nüfus hizmetlerinden kentin turistik ve tarihi yerlerinin muhafaza edilmesine kadar belediye hizmetlerinin tamamında aktif görev alan zabıta arkadaşlarımız ne yazık ki emeklerinin karşılığını alamamaktadırlar. Bu görevleri canı pahasına ifa eden zabıta emekçisi saldırıya uğradığında, yaralandığında karşı karşıya kaldığı durum bireysel adli bir olaymış gibi değerlendirilmektedir. Kendine bu emirleri veren kurumlar dahi zabıta emekçisine yeterince sahip çıkmamaktadır.”

    “İŞ YÜKÜ DİKKATE ALINARAK ZABITA PERSONELİ ARTIRILMALI”

    “Her seçimden önce siyasi partiler bir takım vaatlerde bulunmaktalar. Hükümet 24 Haziran seçimlerinden önce de bazı meslek gruplarına çalışma koşulları nedeniyle vaatlerde bulunmuştur. Zabıta emekçileri gerek çalışma koşulları, gerekse iş yükü ve riskleri göz önüne alındığında verilen vaatleri en çok hak eden meslek grubudur”diyen Kahraman hükümetten zabıta emekçilerine ilişkin taleplerini sıraladı:

    • 3600 ek gösterge ve yıpranma payının verilmesini,
    • 657 sayılı D.M.K’ na zabıta hizmetleri sınıfının eklenmesini,
    • Hizmeti sürdürürken karşılaştığı keyfi uygulamalara son verilmesini,
    • Görevde yükselme sınavlarının liyakat usulüne uygun yapılmasını,
    • Zabıta emekçisinin “fiili hizmet zammından” yararlandırılmasını,
    • Kadro ve derece vb. özlük hakları ile ilgili mevzuatlarda gerekli düzenlemelerin yapılmasını,
    • İş yükünün ağırlığı ve nüfus artışı dikkate alınarak zabıta personeli sayısının artırılmasını,
    • Fazla mesai ücretlerinin belirlenmesinde eskiden olduğu gibi belediye meclisinin yetkili kılınmasını,
    • Zabıta meslek tanımının, görev ve sorumluluklarının çağa uygun olarak mevzuatlarda yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.

    “ÖNCELİKLE ÇALIŞMA KOŞULLARI DÜZELTİLMELİDİR”

    Kahraman’dan sonra söz alan Tüm Bel sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, “Zabıta haftası dolayısıyla çeşitli etkinlikler yapılır, ama temel sorunlara ve zabıtalara ve çalışanların sorunlarına ilişkin özlük hakları konusunda bugüne kadar düzenleme olmamıştır. Dolayısıyla bir haftanın kutlanması veya hafta uygun kutlanma isteniyorsa öncelikle çalışma koşullarını düzeltilmelidir. Sadece şeklen bu günü kutlamak bu günü anmak salonlarda toplantılarla şölenlere dönüştürmek yeterli değildir. Belediyede ayrıca itfaiye diye nitelenen bu işçi sınıfı yaptığınız hizmetler açısından sadece yasada tanımlanan sorunlar değil, kentin her türlü sorunun müdahale edecek ve yapacak durumdalar. Arkadaşlarımızın fiziki çalışma koşullarının düzenlenmesi lazım” diye konuştu.

    “ZABITA EMEKÇİLERİNİN SIKINTILARI ÇOK”

    Ardından söz alan KESK MYK üyesi Elif Çuhadar, “Tüm zabıta çalışanlarının zabıta haftasını kutladığını ifade ederek yaptığı konuşmada, sıkıntılar fazla bunu birey olarak ta bende yaşadım çünkü benim babamda zabıta emekçisiydi” dedi.

    Çuhadar şunları kaydetti:

    “Hem belediyenin siyasi bir erk olmasından kaynaklı sıkıntılar hem zabıta emekçilerinin halk sağlığı olan ve ilk basamağı olan denetleme hakkını zaman içerisinde kişilerin ve rantçıların çıkarları uğruna onları arada bırakan ve onları baskılayan süreçler haline geldi. Zabıta emekçisi arkadaşlarımızın sıkıntıları çok. Bu haftayı bu sıkıntılara karşı mücadele etme ve örgütlenme aracı olarak kutlayacağımız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Tüm-Bel-Sen: 1743 üyemiz haksız, hukuksuz ihraç edildi-VİDEO

    Tüm-Bel-Sen: 1743 üyemiz haksız, hukuksuz ihraç edildi-VİDEO

    PİRHA – Tüm Bel-Sen (Tüm Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası) Genel Sekreteri Yılmaz Yıldırımcı, OHAL ile birlikte çıkan KHK’lerle emek alanının ciddi bir hak ihlaline uğramaya başladığını belirtti. Yıldırımcı, “Mücadeleye devam edeceklerini” söyledi.

    Tüm Bel-Sen Genel Sekreteri Yılmaz Yıldırımcı, OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile emek alanında yaşanan haksızlıklara ve mağduriyetlere ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “EMEK ALANI CİDDİ HALK İHLALLERİNE UĞRUYOR”

    Emek örgütlerinin ve emekçilerin 15 Temmuz 2016 tarihinden itibaren bugüne kadar ciddi sorunlar yaşadığını belirten Yıldırımcı, “Daha öncede KESK ve KESK bağlı iş kollarına ilişkin anti demokratik uygulamalar vardı ve devam etmekteydi. Ama darbe girişiminden sonra 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra ilan edilen OHAL’le birlikte çıkan KHK’lerle emek alanı ciddi bir hak ihlaline uğramaya başladı” dedi.

    “HALKIN İRADESİNE EL KONULDU”

    Belediyelerde örgütlü olan Tüm Belediye Emekçileri Sendikası olarak çalışan ve üyelerimize ilişkin daha farklı bir yönelim söz konusu oldu” diyen Yıldırımcı şöyle devam etti:

    “Bunların başında 2016 tarihinden itibaren özellikle halkın oylarıyla halkın iradesi ile seçilmiş belediye başkanları önce gözaltına alındı ve sonrasında belediyelere kayyum atandı. Kısacası halkın iradesine el konuldu. Sonrasında demokratik siyasete müdahale edildi. Yine halkın iradesi ile seçilmiş eş başkanları ve milletvekilleri cezaevine atıldı. O anlamıyla hem demokratik siyaset alanı, hem yerel yönetimlerde ciddi bir anti demokratik uygulama söz konusu oldu. On yıllardır halkın iradesiyle belediye çalışanlarının emeği ile belediye başkanlarının çabası ile kurumsallaşmış belediyedeki önemli kurumlar örneğin kadın meclisleri, kooperatifler, halk evleri, ekolojik kurumlar, çocuk evleri, eğitim kurumları tamamen tasfiye edildi. Bir bütün olarak siyaset tasfiye noktasına getirildi.”

    “1743 ÜYEMİZ HAKSIZ, HUKUKSUZ İHRAÇ EDİLDİ”

    Yıldırımcı, “Kayyumların atanması ve belediyelere el konulması ile birlikte yine çıkarılan KHK’lerle üyelerimize ilişkin hak ihlalleri üst boyuta çıktı. Sadece bizim sendikamızda şu an itibariyle son çıkartılan 701 sayılı KHK ile birlikte 1743 üyemiz haksız ve hukuksuz bir şekilde hiç bir gerekçe gösterilmeden bir soruşturma yapılmadan, ifadelerine dahi başvurulmadan ulusal ve uluslararası yasalar hiçe sayılarak hakları ihlal edilerek mesleklerinden çıkartıldılar ve ihraç edildiler. Bir gece yarısı çıkartılan kararnamelerle ertesi gün resmi gazetede isimlerinin yazılması ile birlikte işlerinden oldular. Bu mevcut olan 657 sayılı yasa ile DMK’ye tabii çalışan memurların işten çıkartılmasına ilişkin belirli yasa, kural ve haklar vardır. Bu hakların hiçbir tanesi işletilmedi, soruşturma yapılmadı, ifadeleri alınmadı” diye konuştu.

    “OHAL’E DAYANARAK BASKI KURUYORLAR”

    Bölgede AKP’den beslenen sendikaların oradaki kayyuma ve yeni mevcut OHAL’e dayanarak üyeleri üzerinde baskı kurmaya çalıştıklarını vurgulayan Yıldırımcı, “Büro Emekçiler Sendikasının (BES) İŞKUR’ dan çıkartılan arkadaşların ihracına ilişkin kurum kanaati ve benzeri araştırma ve raporlarla orada Memur-Sen’e bağlı Bem Bir-Sen’in yönetici ve üyelerinin teşviki ve önerisiyle belediyelerin hemen hemen  %80’e yakın, bazı yerlerde tamamı ihraç listesine alınarak personel müdürlüklerinden üyelerin listeleri bilgisayardan çıkartılarak, olduğu gibi ihraç edildiği ortaya çıktı” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEKTİR”

    “Üyenin ekonomik demokratik hakkını savunurken hiçbir kuruma, birime, siyasete, iktidara bağlı veya onlara endeksli, biat eden bir temelde değil, ulus ve uluslararası hukuktan gelen haklar ile hareket edildiği için bugüne kadar siyasal iktidarların ve işverenlerin hedefi haline geldiklerini” ifade eden Yıldırımcı, şunları kaydetti:

    “Tüm Bel-Sen ve KESK ilkelerinden, halkların kardeşliğinden, barış ve kardeşlik mücadelesinden, özgür, eşit, demokratik bir toplum mücadelesinden taviz vermediği için, bundan sonrada boyun eğmeyecektir. Türkiye demokratikleşinceye, emekçiler hakkını alıncaya, barış idealimiz bu toplumda tamimiyle hâkim oluncaya kadar mücadelemiz devam edecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • KHK mağduru Sarı: Evimin eşyalarını bile satmak zorunda kaldım-VİDEO

    KHK mağduru Sarı: Evimin eşyalarını bile satmak zorunda kaldım-VİDEO

    PİRHA – Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası Antep Şube Yöneticisi Mehmet Sarı, PİRHA’ya konuştu. Sarı, “İhraç olduğum günden beri gerek ekonomik gerekse de manevi anlamda büyük sıkıntılar yaşadım ve hala yaşamaktayım. Öncelikle iş bulamıyoruz. Ya yaşımızı bahane ediyorlar iş vermiyorlar ya da büyük çoğunlukla da ihraç olduğumuzu öğrenince de işverenler iş vermekten kaçınıyor” dedi.

    Antep Büyükşehir Belediyesi’nde görev yaparken 26 Temmuz 2016 tarihinde önce açığa alınıp 22 Kasım 2016 tarihinde çıkan 677 sayılı KHK ile görevinden ihraç edilen Mehmet Sarı, bugüne kadar adli ve idari soruşturma geçirmediğini ifade etti.

    Sarı, “En son 11 Mayısta Gaziantep Cumhuriyet başsavcılığına dilekçe ile başvurdum. Hakkımda her hangi bir dosya açılmış veya kapanmış var mı diye oradan cevaben hakkımda herhangi bir dosya açılmadığına dair yazı aldım. Ve bu yazıyı komisyona ilettim” diye konuştu.

    “İHRAÇ OLDUĞUMUZU ÖĞRENEN İŞVEREN, İŞ VERMEKTEN KAÇIYOR”

    İhraç olduğu günden beri gerek ekonomik, gerekse de manevi anlamda büyük sıkıntılar yaşadığını ve hala yaşamakta olduğunu belirten Sarı, şöyle devam etti:

    “Öncelikle iş bulamıyoruz. Ya yaşımızı bahane ediyorlar iş vermiyorlar ya da ihraç olduğumuzu öğrenince de işverenler iş vermekten kaçınıyor. Evim kira ve bu süreçte evimin eşyalarını satmak zorunda kaldım. Şu anda Tüm Bel-Sen Gaziantep şubesinde hala gururla görev yapıyorum. Ve görevimi sürdüreceğimi buradan belirtmek istiyorum. Pes etmeyeceğiz, sonuna kadar direneceğiz. Buna yürekten inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KHK mağduru Yazıcı: KESK, KHK saldırısına karşı etkili mücadele yapamadı-VİDEO

    KHK mağduru Yazıcı: KESK, KHK saldırısına karşı etkili mücadele yapamadı-VİDEO

    PİRHA – Tüm Bel-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı ve KHK mağduru Çağdaş Yazıcı, OHAL’de yaşanan mağduriyetleri değerlendirdi. Yazıcı, KESK ve sınıf mücadelesinin diğer bileşenlerinin, KHK, kayyum ve OHAL saldırısını püskürtemediğini ve etkili bir mücadele sergileyemediğini söyledi. Yazıcı, KESK’in üyelerine sahip çıktığını, her türlü sorunlarını çözdüğünü de sözlerine ekledi. 

    Tüm Bel-SEN İzmir 1 Nolu Şube Başkanı ve KHK mağduru Çağdaş Yazıcı, OHAL’de yaşanan mağduriyetleri PİRHA’ya aktardı.

    Yazıcı, “14 Temmuz itibariyle 692 sayılı KHK marifetiyle ihraç edilmemin 1. yılı… Son 1.5 yıldır yürüttüğümüz faaliyetin son 1 yılı ihraç vaziyetteyim. Tüm haklarım gasp edilerek işimden ekmeğimden edildim” dedi.

    Yazıcı, nedenini şöyle açıklıyor:

    “Çünkü KHK’larla hükümetin, AKP iktidarının vermek istediği mesaj şuydu: Sınıf mücadelesi konusunda, ezilen emekçilerin haklarını savunanları, güvencesizliğe, yoksulluğa, yalana, talana karşı mücadele eden kimseleri KHK’larla ihraç edersek, onlar ellerini ayaklarını çekerse, kimse konuşmayacaktır. Biz bunu tersine çevirmeye, işlevsizleştirmeye çalıştık.
    Ne yaptık?
    Kapıdan kovulduğumuz işverenin bacasından girdik. Ne yapıyorsak, yapmaya devam ettik. Kanaatimiz değişmedi. Dolayısıyla sınıf mücadelesi aktif bir öznesi olarak söylediğimiz şey ne oldu? Şimdi bundan sonra artık siz düşünün.”

    “BU MÜCADELEYİ BÜYÜTMEK VE GENİŞLETMEK GEREKİYOR”

    “Çünkü artık daha fazla zamanımız var. Bizim sınıf mücadelemiz ezilenlerle birlikte olmuş olmamız, görüşlerimiz, politik kimliğimiz işten çıkartılmamıza sebep oluyorsa o zaman sizinle daha fazla uğraşacağız” diye konuşan Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tabii bu 1 yıl çok kolay geçmedi. KESK’e bağlı sendikalar 4 bine aşkın ihracın yaşandığı KESK’te, KESK  üyelerine sahip çıkma iradesi koyan eksiği ile gediği ile bütünüyle eksik de olsa tek sendika. Bu anlamıyla Türkiye’de 4 büyük konfederasyondan büyük hüviyeti taşıyan tek sendika tek konfederasyon KESK olmuştur. Diğer sendikalar ihraç edilen üyeleri için bırakın sokağa çıkmayı telefona dahi çıkmazken bu konuda tepki örgütlemeye çalışan, dayanışma örgütlemeye çalışan tek sendika KESK olmuştur.
    Dolaysıyla KESK’e bağlı sendika üyeleriyle dayanışmak için üye aidatlarını 2 kata çıkarmış, çok cüzi de  olsa bir kısmıyla bazı şubeler, bazı sendikalar tümüyle maddi bir dayanışma örneğini ortaya koymaya çalışmıştır.

    Elbette KESK ve sınıf mücadelesinin diğer bileşenleri KHK kayyum OHAL saldırısını püskürtememiştir. Bunun için yeterince etkili bir mücadele sergileyememiştir. Ama hiç olmazsa bu kadarını yapmıştır. Hakkını teslim etmek gerekir. Bu mücadeleyi büyütmek ve genişletmek gerekiyor.”

    “ARKADAŞLARIMIN YOĞUN DESTEĞİNİ GÖRDÜM”

    Bu 1 yıl boyunca kendi şubesinden arkadaşlarının yoğun desteğini gördüğünü belirten Yazıcı, şöyle devam etti:

    “İşten atıldım, bırakın bize karşı tavır koymayı, kafalarını çevirmeyi, aksine bizi daha fazla sahiplendiler. Bağırlarına bastılar, yanımızda olduklarını gösterdiler.

    AKP iktidarı, devlet, bir sabah ansızın kapılarımıza dayandı. Ve bizi terörizmle irtibatlı göstermeye çalıştı, ama artık bunun da gerçek bir anlamı yok. Çünkü ana muhalefet liderini bile terör ile ilişkilendirme çalışması yapıldı. Türkiye’de muhalif herhangi birisine, hangi görüşte olursa olsun, terörist vatan haini yaftası yapılıyor bu koşullarda.
    Artık bu söylemin hiçbir anlamının kalmadığı ortadadır. Dolayısıyla OHAL koşularında 8 gün gözaltında kaldıktan sonra çıktık ve aynı şeyleri söylemeye devam ettik. Etrafımızdaki arkadaşlarımızda polis evlerinde yazılan şeylerin tümünün ne anlama geldiğini, nasıl uydurulduğunu, nasıl masa başında yazıldığını, hangi ihbarlara dayandırıldığını öğrendiler.”

    “BU SÜRECİN KAYBEDENİ DEĞİLİZ”

    Yazıcı, “Sarı sendikalar da, bu ihbarların insanların ihraç edilmelerine sebep olan ya da polis operasyonlarına maruz kalmasına sebep olan ihbarlarda paylarını gördüler. Dolayısıyla biz bu sürecin kaybedeni değiliz. Mücadele ile başka bir şey olabileceğini gösterdik, göstermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KHK mağduru Altıntaş: Zorlu süreci dayanışarak aştım-VİDEO

    KHK mağduru Altıntaş: Zorlu süreci dayanışarak aştım-VİDEO

    PİRHA – Tüm Bel-Sen Mardin Şube Yönetim Kurulu üyesi Makbule Altıntaş, KHK’leri ve ihraç edilmelerini PİRHA’ya değerlendirdi. Altıntaş, “KHK’nin çıkış sebebini örgütsel sendikal çalışmalarımızın darbelenmesi olarak ifade edebiliriz. Aslında sindirilmeye çalışılıyoruz” dedi. 

    Tüm Bel-Sen Mardin Şube Yönetim Kurulu üyesi Makbule Altıntaş, KHK’lere ve ihraç edilmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu. Altıntaş, “Mardin Büyükşehir belediyesinde çalışıyordum. 2016 yılında 677 Nolu KHK ile bir sabah uyandığımızda herhangi bir idari soruşturma, herhangi bir yargı olmaksızın, resmi gazetede yayınlanan kararname ile hepimizin yaşadığı kaderi yaşamış oldum” dedi.

    “FARKLI BASKI TÜRLERİYLE SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYORUZ”

    “Aslında bu KHK’lerin çıkış sebebini örgütsel sendikal çalışmalarımızın darbelenmesi olarak ifade edebiliriz. Biliyoruz ki bu ülkede muhalif olan tüm kesimlere yönelik KHK’ler. Farklı farklı baskı türleriyle aslında sindirilmeye çalışılıyoruz” diye konuşan Altıntaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizlerin bu süreçte mücadelemizi yürütme konusunda herhangi bir geri adımımız söz konusu olmayacak, bunun böyle bilinmesi gerekiyor. Mesele sadece ekonomik olarak yaşamımızı sürdürmekle alakalı değil,  sendikal mücadelemizi dimdik yürüteceğimiz konusunda da kararlılığımız söz konusu.
    İşime son verildikten sonra sendikal çalışmalarda daha aktif oldum. Öncesinde belediyede çok ciddi çalışmalarım söz konusu idi. Bunu sendikal çalışmalarda da göstererek ihraç olduktan sonra Şube Yönetim kuruluna seçildikten sonra da sürdürdüm ve çalışmalarımı yürüttüm. Ekonomik anlamda bireysel olarak arkadaşlarımla da dayanışarak birlikte iş kurma girişimimiz oldu. Bu iş kurma girişimi ile birlikte sendikal çalışmalarımızı da yürüttük.”

    “BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ”

    Altıntaş, “Mardin’den İstanbul’a gittim. Ancak İstanbul’da sendikal çalışmalarımı da diğer çalışmalarımı da sürdürdüm. Zorluklar yaşadım., gerçekten bu süreç çok zorlu, çok sıkıntılı ancak örgütsel olarak sendikamızla ve  üye arkadaşlarımızla dayanışarak bunu aşabildiğimizi düşünüyorum” dedi ve mücadele çağrısı yaptı:

    “Baskılar bizi yıldıramaz. Bizler bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu anti-demokratik yaklaşımlara karşı sürekli direnişimizi yükselteceğiz. Alanlarda olacağız bu konuda ne KHK ne de başka bir şey bizi bu mücadelemizden geri adım atmamızı sağlamayacak, bu konuda kararlıyız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu Şube: OHAL kaldırılsın, 3600 ek gösterge verilsin-VİDEO

    Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu Şube: OHAL kaldırılsın, 3600 ek gösterge verilsin-VİDEO

    PİRHA- Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu Şube, bir açıklama yaparak taleplerini dile getirdi. Açıklamada, OHAL’in kaldırılması, işten atılan emekçilerin işlerine iade edilmesi, düşünce ve düşünceyi ifade etme ve sendikal örgütlenmenin  önündeki engellerin kaldırılması, tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesi istendi. 

    Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu Şube, kamuda çalışan tüm emekçilerin 3600 ek gösterge verilmesine, Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve ek ödeneklerin emeklilik durumunda emekliliğe yansıtılmasına, zabıta çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesine ve ülkede yaşanan bir bütün anti demokratik uygulamalara son verilmesine ilişkin Kızılay Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması yapmak istedi.
    Ancak polis, valiliğin yasağını gerekçe göstererek açıklamaya izin vermedi. Bunun  üzerine basın açıklaması Eğitim-Sen 5 No’lu Üniversiteler Şubesi önünde gerçekleştirildi.

    Basın açıklamasını Yönetim Kurulu adına Şube Başkanı Devrim Kahraman tarafından okundu.

    Açıklamada şunlar belirtildi:

    “Haziran 2018 seçimlerine giderken siyasi partiler ve cumhurbaşkanı adayları seçim bildirgelerinde, katıldıkları televizyon programları ve toplantılarda vaatlerini açıklamaktadırlar.

    “ÖZLÜK VE EKONOMİK HAKLARIMIZI ALAMADIK”

    Bizler; yerel yönetimlerde çalışan ve KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen üyesi kamu emekçileri olarak seçimlerden sonra nasıl bir ülke beklediğimizi ve taleplerimize ilişkin görüşlerimizi kamuoyu ve seçime katılacak olan bütün siyasi çevrelerle paylaşma ihtiyacı duyuyoruz. Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki bizler; halka temiz su, sağlıklı gıda, sağlıklı konut, temiz çevre gibi çevre ve halk sağlığı hizmetlerini ulaşım, zabıta, itfaiye, eğitim- kültür, cenaze, alt yapı hizmetlerini; özetle bir yurttaşın doğumundan ölümüne kadar ihtiyaç duyduğu veya duyabileceği tüm hizmetleri sağlayan kamu emekçileriyiz. Halkımıza verdiğimiz bu hizmetlerden dolayı mutluyuz, kıvançlıyız. Ancak emeğimizin karşılığı olan özlük ve ekonomik haklarımızı alabilmiş değiliz.

    Kamu hizmetleri herhangi bir meslek grubunun tek başına ifa edebileceği hizmetler değildir. Belediye hizmetleri de belediye başkanından meclis üyesine, mühendisinden zabıtasına, doktorundan veri hazırlama memuruna tüm meslek gruplarının birlikte çalışmasının ürünüdür. Bugün seçime girenlerin bazı meslek gruplarına yapmış oldukları vaatlere karşı değiliz. Ancak bu vaatler tüm kamu emekçilerini kapsamalıdır. Bu vaatleri “seçmene selam”, “oy devşirme” gibi popülist amaçlar için değil verilmesi gereken haklar olarak görmek isteriz.

    “24 HAZİRAN’DA HALKIN İRADESİ AÇIĞA ÇIKACAK”

    Yerel yönetimlerde örgütlü bir sendika olarak kurulduğumuz günden itibaren demokratik, katılımcı, şeffaf, özgür bir yerel yönetim anlayışını savunmakta ve bunun için mücadele etmekteyiz. Altyapıdan çok görüntüye önem veren, halkın ihtiyacındansa rantiyeye öncelik veren popülist “asfaltınız hayırlı olsun” anlayışını reddediyoruz. Zira son 2 ayda Ankara’ da yaşadığımız sel vakalarının müsebbibi yağan yağmurlar değil, bu çağ dışı kalmış yerel yönetim anlayışıdır. 24 Haziran 2018 de yapılacak seçimlerle “halkın iradesi” açığa çıkacaktır. Bu iradenin anlamını bulması için yerellerde de halk iradesinin şekillenmesinin önündeki anti demokratik uygulamalara son verilmeli yerel yönetimler kayyumlarla değil halkın seçilmiş temsilcileriyle yürütülmelidir.”

    Tüm Bel-Sen seçimlerde kim kazanırsa kazansın şu taleplerini dile getirdi:

    • OHAL’in kaldırılmasını, işten atılan arkadaşlarımızın işlerine iade edilmesini,
    • Düşünce ve düşünceyi ifade etme ve sendikal örgütlenme önündeki engellerin kaldırılmasını,
    • Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesini,
    • Toplu sözleşmemiz önündeki tüm sınırlandırmaların kaldırılmasını,
    • Tüm ek ödemelerimizin emekliliğimize yansıtılmasını,
    • Zabıta emekçilerinin özlük haklarının iyileştirilmesini.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tüm Bel-Sen Basın Sekreteri: Emekçiler her zaman barışı savunmuşlardır-VİDEO

    Tüm Bel-Sen Basın Sekreteri: Emekçiler her zaman barışı savunmuşlardır-VİDEO

    PİRHA – Tüm Bel-Sen Genel Eğitim ve Basın Yayın Sekreteri Meliha Beysülen, Türk Tabibler Birliği’ne (TTB) yönelik  yapılan operasyonlara yönelik düşüncelerini PİRHA’ya değerlendirdi. Beysülen, TTB’nin yaptığı barış söylemini kabul ettiklerini ve sahiplendiklerini belirtti.

    Haberin videosu

    TTB’ye yönelik operasyonlara ilişkin PİRHA’ya konuşan Tüm Bel -Sen Genel Eğitim ve Basın Yayın Sekreteri Meliha Beysülen, “Biz TTB’nin yaptığı barış söylemini sahipleniyoruz. Biz de barışa dair sesimizi asla kısmayacağımızı daha da yükselteceğimizi toplumsal barışın, demokrasinin ve evrensel değerlerin takipçisi olacağımızı belirtmek istiyoruz” dedi.

    “OHAL’İ SÜREKLİ HALE GETİRMEYE ÇALIŞTIKLARI DÖNEMDEYİZ”

    Beysülen, “15 Temmuz’dan itibaren OHAL sürecinin ilan edildiği ve bunun süreklileştirilmeye çalışıldığı bir sürecin içerisindeyiz. Bunun topluma yansımaları tüm muhalif kesimlerin bastırılmaya çalışıldığı, akademisyenlerin, aydınların açıklamalarıyla gözaltında tutulduğu, tüm siyasi partilerin özellikle HDP’nin parlamentonun 3. partisi iken şu anda hiçleştirilme haline getirildiği, kendini ifade edemediği bir süreçten geçiyoruz” dedi.

    Beysülen, sürecin emekçiler açısından da zorlu olduğunun altını çizerek şunları kaydetti:

    “Biz emekçiler açısından da zorlu bir süreç. Dışarıda bir basın açıklaması yapamadığımız, sesimizi duyuramadığımız, yandaş medyalar yoluyla da kesinlikle duyulmadığımız bir süreci yaşıyoruz. Aynı zamanda Suriye’deki savaş ilanı biz emekçiler açısından da ekonominin savaşa bütçe ayırması konusunda kötü sonuçları var. İşçilerin kendisini yaktığı, ekonominin savaşa ayrıldığı, emekçilere hiç bir hakkın verilmeyeceği biliyoruz. Emekçilerin açlıkla yüz yüze kalacaklarını hepimiz biliyoruz.”

    “EMEKÇİLER HER DAİM BARIŞI SAVUNMUŞLARDIR”

    Beysülen, “Tarihler boyunca da emekçiler her daim savaşa karşı barışı ve evrensel değerleri savunmuşlardır. Bu kapsamda önceki günlerde barışa dair açıklamaları nedeni ile ‘’savaş bir halk sağlığıdır sorunudur’’  diyen TTB’ne yönelik gözaltı ve TTB’nin basılarak tüm araçlarının, bilgisayarlarının, tahrip edilerek alınması meselesi de bu barış sesinin susturulmaya çalışılması meselesidir” diye konuştu.

    “Biz TTB’nin yaptığı barış söylemini sahipleniyoruz. Biz de barışa dair sesimizi asla kısmayacağımızı daha da yükselteceğimizi, toplumsal barışın, demokrasinin ve evrensel değerlerin takipçisi olacağımızı belirtmek istiyoruz” diye konuşan Beysülen, “Yaşasın hakların barış ve özgürlük mücadelesi” ifadesini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KESK: Barış talebine yönelik gözaltı ve tutuklamaları kınıyoruz

    KESK: Barış talebine yönelik gözaltı ve tutuklamaları kınıyoruz

    PİRHA – Bu sabaha karşı sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlardan dolayı gözaltına alınanlardan Tarım Orkam Sen Genel Başkanı ve ESM üyelerinin gözaltına alınmalarına ilişkin Tarım Orkam Sen’de basın toplantısı gerçekleştirildi. KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik “Barış talebine yönelik başlatılan sürek avı niteliğindeki gözaltı ve tutuklamaları kınıyoruz” dedi.

    Ankara’da bu sabah yapılan ev baskınlarında birçok kurum temsilcisi gözaltına alındı. Aralarında Tarım Orkam Sen Genel Başkanı Hamit Kurt da bulunuyordu. Konuya ilişkin Tarım Orkam Sen’de gerçekleştirilen basın açıklamasında “AKP sadece dışarıya değil içeriye yönelik de bir harekat yürütüyor. Görevi ve ahlaki sorumluluğu gereği savaş karşıtı, barış talebi içeren açıklaması nedeniyle TTB Merkez Konseyi üyelerine yönelik başlatılan gözaltı operasyonu sonrası şimdi de TTB ile yapılan dayanışma etkinlikleri nedeniyle gözaltı operasyonları yapılmaktadır” denildi.

    “İKTİDAR HUKUKU HİÇE SAYARAK SUÇ İŞLEMEKTEN VAZGEÇMELİ”

    Açıklamayı okuyan KESK Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, şunları kaydetti:

    “Bu kapsamda ve genel olarak barış içerikli sosyal medya paylaşımları nedeniyle bağlı sendikamız Tarım Orkam Sen Genel Başkanı Hamit Kurt’un da aralarında bulunduğu çok sayıda insanımız bu sabah gözaltına alınmıştır. Gözaltılar devam etmektedir. Hukukun üstünlüğü” sıralamasında 113 ülke arasında ülkemizi 101. sıraya getirenlere düşünce ve ifade özgürlüğünü hatırlatmamızın bir etkisinin olmayacağını biliyoruz. Ancak temel hak ve özgürlüklerin bu kadar pervasız biçimde ayaklar altına alınmasını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Düşünce ve ifade özgürlüğü dönemsel politikalar uğruna ezip geçilecek, yok sayılacak haklardan olmayıp yüzlerce yıllık mücadeleler ve ödenen bedellerle güvence altına alınmışlardır. İktidar, hukuku hiçe sayarak suç işlemekten vazgeçmelidir.”

    “İKTİDAR ANAYASA’YA UYGUN DAVRANMALI”

    Bozgeyik, sosyal medya paylaşımı nedeniyle yerel mahkemenin verdiği cezayı bozan Anayasa Mahkemesi kararında; “Anayasa’nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu” bir kez daha ifade ettiğine dikkat çekti.

    “Ancak AYM kararlarına, iç hukukta da bağlayıcı nitelikte olan uluslararası sözleşmelere rağmen iktidarın hiç kimsenin temel hak ve özgürlükler yönünden bir güvencesinin kalmadığına dair her gün yeni uygulamalarına şahit olmaktayız” diye konuşan Bozgeyik, iktidara ya hala ortada bir yargı, bir anayasa ‘varmış’ görüntüsü vermekten vazgeçip fiili parti devleti olma durumunu resmi olarak da ilan etmeli ya da anayasaya, yargı kararlarına, uluslararası sözleşmelere uygun davranma çağrısında bulundu.

    “KURUMLAR HÜKÜMET POLİTİKALARINI ONAYLAMAK ZORUNDA DEĞİL”

    Bozgeyik, emek ve meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, demokrasi güçleri ve aktivistlerinin, devletin ya da AKP’nin kurumları, üyeleri olmadığını, kurumların ya da bireylerin hükümetin politikalarını onaylamak zorunda olmadığına vurgu yaparak “Savaş koşullarında dahi resmi politikalar eleştirilebilir, farklı düşünceler ifade edilebilir” dedi.

    Bozgeyik, “Barış talebine yönelik başlatılan sürek avı niteliğindeki gözaltı ve tutuklamaları kınıyoruz. Sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan Tarım Orkam Sen Genel Başkanı Hamit Kurt ve bir gün öncesinde gözaltına alınan Tüm Bel Sen uzmanı çalışanımız başta olmak üzere gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Tüm-Bel-Sen: OHAL’in gölgesindeki yerel yönetimler ayaklar altında-VİDEO

    Tüm-Bel-Sen: OHAL’in gölgesindeki yerel yönetimler ayaklar altında-VİDEO

    PİRHA- Tüm Bel-Sen, kayyumlara ve AKP’nin yerel yönetimler politikasına ilişkin sendika genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, OHAL döneminde hak ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığını, demokrasinin en önemli basamağı olan yerel demokrasinin ayaklar altına alındığını belirtti. 

    HABERİN VİDEOSU

    Tüm-Bel-Sen Tüm Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası Genel Merkezi’nde ‘OHAL’de yerel yönetimler’ başlıklı basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın açıklamasını Tüm-Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt yaptı.

    Bozkurt, AKP’nin tek adam rejimi anlayışıyla belediyeleri seçilmişler yerine atanmışlarla yönetmeye karar vererek genelde hak ve özgürlükler rafa kaldırıp demokrasinin en önemli basamağı olan yerel demokrasiyi ayaklar altına aldığına dikkat çekti.

    AKP devletin tüm kurumlarını tek adama bağlı birer hükümet birimine dönüştürdüğünü belirten Bozkurt, belediyeleri de aynı zihniyetle seçilmişler yerine atanmışlar eliyle yönetmek istediğini vurguladı.

    YOKSULLUK, IRKÇI, CİNSİYETÇİ UYGULAMALAR..

    Bozkurt, DBP’li 104 belediyeden 94’üne kayyum atanarak halkın iradesinin gasp edildiğini söyledi. Atanan kayyumların ilk icraatlarının on yıllardır kent halkına hizmet üreten Tüm Bel-Sen üyelerini ihbarlarla, hukuk dışı uygulamalarla ihraç edildiğini kaydeden Bozkurt, “Diğer yandan, 25 yıla yakın bir süredir büyük şehirleri yöneten AKP’li belediye başkanları her türlü ranta, yolsuzluğa antidemokratik uygulamalara, çevrenin ve doğanın tahribatına, ırkçı ve cinsiyetçi uygulamalara ve halka hesap vermeden, adeta hukuktan kaçırırcasına emir ve talimatla istifa ettirilmeleri, ülkemiz genel ve yerel demokrasisinin nasıl yok edildiği açıkça ortaya çıkmıştır” dedi.

    “DEMOKRASİ KAVRAMI ORTADAN KALKTI”

    AKP’li belediyelerde yaşanan görevden almalara değinen Bozkurt, “Son günlerde, herkesin gözleri önünde belediyelerde yaşananlar, ‘Metal Yorgunluğu’ ile ifade edilecek kadar basit bir olay değildir” diye konuştu. Bozkurt konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Son dönem de İstanbul, Ankara, Bursa ve Balıkesir gibi Büyükşehirler başta olmak üzere beş ilde belediye başkanları, görevlerinden el çektirilmiştir. Farklı nedenlerle daha önce de istifa eden veya boşalan belediyeler de dikkate alındığında ülkemiz nüfusunun yüzde 43’nün yaşadığı kentler artık atanmışlar eliyle yönetildiğine, dolayısıyla sandık iradesi, demokrasi gibi kavramların tamamen ortadan kaldırıldığına şahit oluyoruz.”

    AKP’Lİ BELEDİYE BAŞKANLARININ İSTİFASI

    İstifa eden AKP’li belediye başkanlarının binlerce çalışana mobbing, şiddet vb. uygulamalar ile işinden görevinden edenler olduğunu vurgulayan Bozkurt, “Başta üyelerimize ve diğer çalışan emekçilere yönelik, iş akdinin fesinden tutun da keyfi uygulamalarla yüzlerce kilometre ötede, çalışma koşullarının olmadığı, en insani ihtiyaçların bile karşılanamayacağı noktalarda görevlendirilmelerini özellikle kadınların ve engelli kadınların şehir merkezine 200 km uzaklıkta yerlere sürgün edilmelerini nasıl unutacağız” dedi.

    Bozkurt konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

    “İşyerinde uğradığı mobbing nedeni ile eşi ve çocuğunun gözleri önünde intihar teşebbüsünde bulunan ve yıllarca tedavi gören üyemizi arkadaşımızı nasıl unuturuz.? Ankara büyükşehir belediyesi ve bağlı genel müdürlüklerde imzaladığı TİS sosyal denge sözleşmesi ile çalışanlar arasında yaptığı ayrımcılığı, yandaş sendikanın üyelerine 840 TL Melih Gökçek’e biat etmeyen sendikamız üyelerine 120 TL ödeyerek yarattığı haksızlığı nasıl unuturuz. Tüm-Bel-Sen üyelerinin uğradığı haksız ve hukuksuz uygulamalara karşı belediye yönetimine açtığı on binlerce davayı nasıl unutacağız? Kazanılmış dava sonuçlarını uygulamayan kendince hukuku askıya alanları, kazanılan bu davalardan dolayı kurumu milyonlarca lira zarara uğratanları gerçek bağımsız yargı önüne çıkartamadan hiçbir şey olmamış gibi davranıp, tüm bu anti demokratik hakka-hukuka uygun olmayan icraatlarını ve yarattığı tahribatları yok mu sayacağız? Özellikle AKP’li ve istifa ile boşaltılan bu belediyelerde bizlerin yaşadığı bu kadar olumsuzlukları suç saymayanların, ancak ‘eğer istifalar gerçekleşmezse gereğini yaparız’ diyenlerin ellerindeki belge bilgileri savcılıklara bildirmemeleri nasıl bir hukuk anlayışı ve neyin halktan saklanmasıdır. Bunların açık şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılması gerekmiyor mu?”

    ŞEFFAF, KATILIMCI, ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR DEMOKRASİ TALEBİ

    Bu kentlerde yapılan yağmanın, yolsuzlukların, halka ve emekçiye düşman gerici-rantçı belediyecilik uygulamalarının hepsinde istifa eden belediye başkanları kadar AKP’nin de kendisinin suçlu olduğunu kaydeden Bozkurt, “Bu nedenle söz konusu bu istifalar ne o belediye başkanlarını ne de siyasi iktidarı sorumluluktan kurtaramaz, yargı önünde hesap vermekten alı koyamaz” diye belirtti. Yerel yönetimlerde yaşanan sorunların, yolsuzlukların veya usulsüzlüklerin çözümü seçilenlerin görevden alıp yerlerine atanmışları getirmek olmadığını ifade eden Bozkurt, bağımsız yargı ile korunan, halkın denetimine açık, şeffaf, katılımcı ve özgürlükçü bir demokratik işleyişin yaygınlaştırılması gerektiğinin altını çizdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Tüm Bel-Sen: Bu sahte sözleşmeyle emekçiler hiçbir somut kazanım elde etmedi

    Tüm Bel-Sen: Bu sahte sözleşmeyle emekçiler hiçbir somut kazanım elde etmedi

    PİRHA – Tüm Bel-Sen Tüme Yerel Yönetim çalışanları sendikası Sümer sokakta bulunan binasında “Toplu iş sözleşmesini gerçek sendikalar yapar” pankartını açarak basın açıklaması yaptı. Açıklamayı yapan Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt “yandaşlar için bile utanç belgesi olan bu sözleşme hükümete veya cumhurbaşkanına yanaşarak sendikacılık değil ancak kapı kulluğu yapılabileceğinin kanıtıdır” dedi.

    Bozkurt “Milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisinin 2018 ve 2019 yıllarına yönelik ekonomik ve sosyal haklarının masaya yatırıldığı 4. Dönem Toplu Sözleşme süreci kapalı kapılar ardında yapılan pazarlık sonucu adeta bir satış sözleşmesi olarak sona erdi.

    İş güvencemiz başta olmak üzere en temel hak ve özgürlüklerimize yönelik ağır saldırıların yaşandığı bir süreçte başlayan toplu sözleşme görüşmelerinde AKP hükümeti ücret artışlarında dahi kamu emekçileriyle dalga geçer gibi önerilerde bulunmuş ve milyonlarca emekçiyi kandırmak adına yürütülen orta oyunu hükümetin teklifinin göstermelik bir biçimde yarım puan artılmasıyla sona ermiştir” değerlendirmesinde bulundu.

    “SÜREÇ KAPALI KAPILAR ARDINDA YAPILAN KİRLİ PAZARLIKLARLA İŞLEMİŞTİR”

    Bir kez daha görülmüştür ki evrensel değerlere uygun gerçek bir toplu pazarlık süreci yürütmekten çok uzak, kapalı kapılar ardında kirli pazarlıklarla bir süreç işlemiştir, ifadelerini kullanan Bozkurt şöyle devam etti:

    “Görüşmelerin ilk günü Konfederasyonumuzun “kamu emekçilerinin iş ve yaşam güvencesinin gasp edenler ekmeğimizi de elimizden alacaklar, bu zihniyete karşı yapılacak şey sadaka pazarlığı değil güvenceli iş güvenceli gelecek talebidir” söylemine kulak tıkayarak hükümete methiyeler dizip masaya oturanlar, görüşmelerin ilk turunda karikatür gibi dövizlerle “4-5 puan üzeri gelmezse hükümetin teklifine kapalıyız” lafları ettikten sonra iş imzaya gelince hükümetin ilk teklifinin yarım puan üstüne paşa paşa imza atmıştır.

    İmza sırasında üye sendika başkanlarının mahcup tavırlarından da anlaşılacağı üzere yandaşlar için bile utanç belgesi olan bu sözleşme hükümete veya cumhurbaşkanına yanaşarak sendikacılık değil ancak kapı kulluğu yapılabileceğinin kanıtıdır. İmza sonrasında geçmişte imza atılan ancak hiçbir takibi yapılmayan maddeleri dahi yeni dönemin kazanımı gibi sunmaktan geri durmayan yandaş sendika, iki yıl boyunca açlığa mahkûm ettikleri kamu emekçilerini rakamlarla oynayarak kandırmaya çalışmakta, gerçeğin üzerini perdelemektedir”

    “EMEKÇİLERİN HANGİ TALEBİ GERÇEKLEŞTİ DİYE SORMAK GEREKİR”

    Ekranların karşısında sahte başarı öyküleri anlatan siyasal iktidarın memur kolları rolünü üstelenen bu sendikamsı yapıya emekçilerin hangi talebinin gerçekleştiğini sormak gerekir diyen Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt gerçekleşmeyen talepleri şöyle sıraladı.

    • Haksız ve hukuksuz bir biçimde sorgusuz sualsiz bir gecede işten atılan on binlerce kamu emekçisi işe iade mi edilmiştir?
    • Ekonomik büyümeden emekçilere hak ettikleri pay mı verilmiştir?
    • Hepimizin çarşı pazarda yaşadığı gerçek enflasyon karşısında ücretlerimizde enflasyon rakamları üzerinde bir artış mı olmuştur?
    • 4/B’liler, 4/C’liler, kamuda asli işleri yapan taşeron firma çalışanları başta olmak üzere kamuda güvencesiz çalışanlar kadroya mı geçirilmiştir?
    • Vergi dilimi ve ek gösterge adaletsizlikleri sona mı ermiştir?
    • Ek ödemeler emekliliğe ve emekli aylığına mı yansıtılmıştır?
    • Sendikamızın mücadelesi ile yerel yönetim emekçilerinin fiili ve meşru mücadele ile kazanıp evrensel hukukta onaylattığı özgür toplu sözleşme hakkının kısıtlanmasına son mu verilmiştir?
    • Belediyelerde sözleşme imzalama şartlar ile miktar, süre, zaman sınırları sona mı ermiştir?
    • Yine belediyelerde imzalanan sözleşmeler toplu sözleşme sayılıp, ekonomik ve sosyal haklar emekliliğe esas aylığa dahil mi edilmiştir?
    • Zabıta ve itfaiye emekçilerinin ek ödeme, mesleki sınıf tanımı, maktu mesai, fiili hizmet zammı, iş güvenliği ve tazminatı gibi yıllardır çözülmeyen sorunlarına ilişkin adım mı atılmıştır?
    • Onlarca belediyede seçilmişler yerine kayyumlar atanarak hem halkın iradesinin hem de oralarda çalışan emekçilerin iş ve yaşam güvencesinin gasp edilmesine son mu verilmiştir?
    • En temel Anayasal hak olan sendikal örgütlenme özgürlüğüne aykırı bir şekilde, kayyumların atadığı müdürlerler eliyle sürdürdüğü emekçilerin kendi sendikalarından istifa ettirilip yandaş sendikaya üye olmaya zorlanması baskısı sona mı ermiştir?
    • Emekçilerin örgütlü gücüyle sürdürdüğü mücadele ve binlerce bedel pahasına imzalanan Toplu İş Sözleşmelerinin kayyumlar tarafından tek taraflı feshedilmesi iptal mi edilmiştir?
    • Kadın emekçilerin yaşadığı baskı, mobbing, şiddet ve ayrımcılığın engellenmesine yönelik somut her hangi bir düzenleme mi yapılmıştır?
    • Tüm işyerlerinde kreş, etüt ve gündüz bakım merkezi, yemekhane açılması ve emekçilere ücretsiz toplu ulaşım sağlanmasına yönelik söylemin ötesinde somut her hangi bir düzenleme yapılmış mıdır?

    “BU SAHTE SÖZLEŞMEYLE EMEKÇİLER HİÇBİR SOMUT KAZANIM ELDE ETMEDİ”

    Bozkurt “Burada sadece bir kısmını dile getirdiğimiz kamu emekçilerinin temel taleplerinden hiç birisi müzakere dahi edilmemiştir, dolayısıyla imzalanan bu sahte sözleşme metni ile emekçiler ekonomik ve sosyal olarak hiçbir somut kazanım elde edememiştir.

    Bu süreç, TÜM BEL SEN olarak en başından beri karşı çıktığımız, grev hakkını yasaklayarak emekçileri pazarlık masasında sakat bırakan, gerçek evrensel toplu sözleşme sistemi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, tekli sendikal rejim ve siyasal iktidarın son sözü söylemesinin dayatıldığı “Türkiye Tipi Toplu Sözleşme Sisteminin” iflas ettiğini bir kez daha ispatlamıştır.

    Bu tiyatro bir kez daha kamu emekçilerinin ve emeklilerinin grev hakkının yasal güvence altına alındığı, sendikal hak ve özgürlüklerin önünü açan, konfederasyon ve sendikaların demokratik bir şekilde temsiline imkan tanıyan, işyeri düzeyinde eşit ve özgür koşullardaki pazarlıklara dayalı evrensel gerçek toplu sözleşme sistemine olan ihtiyacının yakıcılığını ortaya çıkarmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

    “OHAL-KHK REJİMİNİN GÖLGESİ TOPLU SÖZLEŞME GÖRÜŞMESİNE DÜŞMÜŞTÜR”

    Bozkurt “Sonuç olarak yeni bir satış sözleşmesi ile sonuçlanan bu süreç, en başından beri dikkat çektiğimiz üzere demokrasinin, hak-hukuk ve adaletin olmadığı bir yerde emeğin hakkının da olmayacağını ispatlamıştır. Yani OHAL-KHK rejiminin gölgesi toplu sözleşme görüşmelerine düşmüştür.

    TÜM BEL SEN olarak sendikalı, sendikasız tüm kamu emekçilerini OHAL ve KHK rejiminin tüm sonuçlarıyla birlikte sona ereceği, emekçilerin iş ve yaşam güvencesinin korunduğu, insanca yaşayacak ücret ve çalışma koşullarının sağlandığı, herkes için gerçek bir adaletin garanti edildiği, emeğin, demokrasinin, barış ve özgülüklerin ülkesini yaratmanın mücadelesini veren emeğin gerçek tarafında yer almaya çağırıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Ankara Kızılay’da ihraçlar bir kez daha protesto edildi-VİDEO

    Ankara Kızılay’da ihraçlar bir kez daha protesto edildi-VİDEO

    PİRHA – Ankara Kızılay Sakarya Caddesi’nde Kasım ayından bugüne her Cumartesi bir araya gelen KHK ile bir gece yarısı görevlerinden ihraç edilen KESK’e bağlı kamu emekçileri yaptıkları açıklamada, mücadeleye devam edeceği belirttiler.

    Haberin Videosu

    Ankara Kızılay’da KHK ile işlerinden edinilen KESK’e bağlı kamu emekçileri bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı KESK Ankara Şubeler Platformu dönem sözcülüğü adına Tüm Bel-Sen 2 No’lu Şube Sekreteri İsmail Kaygusuz okudu.

    “ADALETSİZLİK ORTADAN KALDIRILINCAYA KADAR MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklamada aylardır kışın dondurucu soğuğu, yazın kavurucu sıcağında hukuksuz bir biçimde işlerinden edilen kamu emekçilerine yönelik adaletsizliğin ortadan kaldırılması için birçok alanda seslerini duyurmaya çalıştıklarını belirten Kaygusuz, “Gasp edilen haklarımızın iadesini istiyoruz. Kimseden lütuf beklemiyoruz. Bu büyük adaletsizlik ortadan kaldırılıncaya kadar da buralarda olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Açıklamada, 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde siyasi iktidar, bir taraftan ‘demokrasi nöbeti’ için tüm olanaklarını seferber ederek halkı sokaklara davet ettiğini, diğer taraftan ise yeni bir KHK ile aralarında 703 KESK üyesinin de bulunduğu 7563 kamu çalışanının ihraç edildiğini vurgulandı.

    “HALK CEZALANDIRILDI”

    Belediyelere atanan kayyumlarla adeta ayrım yapmadan tüm çalışanlarına bir kıyım yaşatmakta olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kayyum atanan belediyelerde kamu çalışanlarına, önce KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen’den istifa etmeleri dayatılmış, bu dayatmayı kabul etmeyen kamu emekçileri KHK’lerle ihraç edilmişlerdir. Siyasi iktidar yerel seçimlerde alamadığı bu belediyelerin önce yöneticilerini tutuklamış ardından atadığı kayyumlar eliyle bu belediyeleri adeta çalışamaz hale getirilerek orada yaşayan halkı cezalandırmıştır.”

    KESK’in tarihinin böyle zor süreçleri aşma tarihi olduğunun vurgulandığı açıklamada KESK’in gücünü haklılıktan aldığını, ülkenin tüm değerlerine sahip çıktığını, demokrasi, özgürlük, barış, sağlıklı nesillerin yetişmesi için laik, bilimsel eğitim istediği ifade edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Tüm Bel-Sen Başkanı Bozkurt: İhraçlar, AKP’ye muhalif kesimlere karşı bir saldırı-VİDEO

    Tüm Bel-Sen Başkanı Bozkurt: İhraçlar, AKP’ye muhalif kesimlere karşı bir saldırı-VİDEO

    PİRHA – 14 Temmuz 2017 akşamı yeni yayınlanan 692 sayılı KHK ile 7 bin 348 kamu çalışanı ihraç edildi. İhraç edilenler arasında Tüm Bel-Sen üyelerinin çoğunlukta olması dikkat çekiyor. Sendikanın Genel Başkanı Erdal Bozkurt, “1 yıl önce 20 Temmuz 2016 yılında başlatılan OHAL ve KHK süreci FETO ile mücadele adı altında başlatılmış olmasına rağmen, bugün gelinen noktada FETO ile mücadeleden çok AKP’ye karşı muhalif kesimlere yönelik saldırıya dönüştü” dedi.  

    HABERİN VİDEOSU

    14 Temmuz 2017’de çıkarılan KHK ile ihraç edilen 7 bin 348 kişiye yönelik Tüm Belediye Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Erdal Bozkurt Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “İHRAÇ EDİLMENİZ İÇİN MUHALİF OLMANIZ YETERLİ”

    “Son kararname ile 553 kamu çalışanı, üyemiz, sendika yöneticimiz ve şube başkanımız görevlerinden ihraç edildi” diyen Bozkurt, “İhraçların gerekçesi aslında daha önceki KHK’lerde yayınlandığı gibi her hangi bir gerekçeye dayanmıyor. AKP’ye karşı olmanız, muhalif olmanız ihraç edilmeniz için yeterli bir gerekçe” ifadesini kullandı.

    “BİRÇOK İŞÇİ DE BU SÜREÇTE İHRAÇ EDİLDİ”

    Bozkurt, “Son KHK ile 8 şube başkanımız, bir il temsilcimiz ve yine onlara bağlı olarak iş yerinde yönetici düzeyinde olan arkadaşlarımız ihraç edildi. Aslında ağırlıklı olarak Diyarbakır, Van, Mardin gibi büyükşehirler başta olmak üzere bölgedeki birçok ilde sadece kamu çalışanları değil, birçok işçinin de bu süreçte ihraç edildiğini görmekteyiz” dedi.

    “KHK İLE TASFİYE SÜRECİNE GİRİLMİŞTİR”

    “Buradan da görülmektedir ki AKP hükümeti aslında OHAL’le başlayan süreci kendi lehine çevirip, KHK’lerle bir tasfiye sürecine gitmiştir” diyen Tüm Bel-Sen Yerel Yönetimler Başkanı Erdal Bozkurt şunları ifade etti:

    “Kadrolaşamadığı, elinde bulunduramadığı birçok belediyede hem sendikal örgütlülüğümüze müdahale edilmiş, hem de, halkın iradesi ile seçilmiş belediye başkanlarını ve eş başkanlarını gözaltına alıp kayyum ile görevlerine son verilmiştir. Böylelikle seçimle alamadığı belediyeleri ve yerleri OHAL gerekçesi ile ele geçirmiş durumdalar.”

    “OHAL’İN KALDIRILMASI DOĞRU VE AÇIK BİR TALEPTİR”

    Bozkurt, “ Adalet ve demokrasi talebinin bu kadar acil hissedildiği bir dönemde OHAL’in kaldırılması doğru ve açık olduğunu düşündüğümüz bir taleptir. Seçilmişlerin yerine atanan kayyuma bir an önce son verilmesi yine taleplerimiz arasındadır. Çünkü 5393 Sayılı Belediyeler Kanunu’ndaki belediye meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen yasa ve onun ilgili maddeleri halen yürürlüktedir. Dolayısıyla Kayyumla ilgili sürecin ne zamana kadar süreceği belirsizliğinden kurtulmak gerek” diye konuştu.

    “HANGİ GEREKÇE İLE İHRAÇ EDİLDİĞİMİZİ BİLE BİLMİYORUZ”

    “Anayasal bir hak olan adil yargılanma ve yine aynı biçimde savunma hakkı kamu çalışanlarının elinden bugün de alınmış durumdadır” diyen Tüm Bel-Sen Yerel Yönetimler Başkanı Erdal Bozkurt şunları kaydetti:

    “ OHAL süreciyle başlatılmış olan süreçte arkadaşlarımız ihraç edilirken hangi gerekçeyle ve neye dayandırıldığını bilmeden bir sabah kalktıklarında işlerinden olduklarını gördüler. Düşünün evlerine çocuklarının ve çevresindekilere işten niye atıldıklarını bile ifade edemiyorlar. Yarını karanlık olan açlığa, sefalete çocukları ile mahkûm edilmiş 150 bine yakın şu an kamu çalışanı var.”

    “MAĞDUR OLAN HERKESİ MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Tüm Bel-Sen Yerel Yönetimler Başkanı Erdal Bozkurt mücadele çağrısında bulundu:

    “Mücadeleyi işyerlerimizle sokaklar, sokaklardan alanlara taşımak zorundayız. Mücadelenin bu noktada büyümesi hepimizin ortak görevidir. Tüm bu alanda mağdur olan kesimleri sendikaları, emek örgütlerini, meslek örgütlerini dayanışmaya, mücadeleye davet ediyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA