Etiket: türkiye işçi partisi

  • Madımak Adalet arayışı sürüyor, nöbetin 8. günü-VİDEO

    Madımak Adalet arayışı sürüyor, nöbetin 8. günü-VİDEO

    PİRHA-7 gün boyunca Madımak Adalet Nöbetini sürdüren PSAKD Genel Merkezi,  8’inci gününde nöbeti PSAKD Ankara Şubesi’ne devretti.

    2 Temmuz 1993 tarihinde kaldıkları Sivas Madımak Otelinin gerici dinci kişiler tarafından yakılması sonucu 33 aydın, yazar ve sanatçı yaşamını yitirmişti. 33 insanın yakılmasına neden olan kişiler hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesine rağmen 17 kişi hakkında tahliye kararı çıkartıldı. Verilen tahliye kararına karşı çıkan Alevi inanç kurumları ve aileleri kararı tanımadıklarını belirterek 33 gün sürecek olan ‘Madımak Adalet Nöbeti’ tutma kararı aldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, başlatmış olduğu nöbet eylemini kendi bünyesindeki şubelerle birlikte sürdüreceklerini söyledi.

    33 gün sürecek ‘Adalet Nöbetinin’ 8’inci gününde PSAKD Ankara Şubesi, genel merkezden devraldıkları nöbet eylemini 7 gün boyunca sürdürecek.

    Nöbetin 8’inci gününde çok sayıda yurttaşın destek verdiği nöbet eylemine Ankara Türkiye İşçi Partisi (TİP) temsilcileri katıldı. Adalet nöbetine destek verdiklerini belirten Türkiye İşçi Partisi yöneticileri dayanışma vurgusu yaptı.

    PİRHA/ANKARA

  • Sera Kadıgil: Devlet, kayyımlarla Kürtlerin seçme ve seçilme hakkı yok diyor- VİDEO

    Sera Kadıgil: Devlet, kayyımlarla Kürtlerin seçme ve seçilme hakkı yok diyor- VİDEO

    PİRHA- Akdeniz Belediyesi önünde yapılan kayyım protestosunda konuşan TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, kayyım atanmalarına tepki göstererek, “Kentte o kadar belediye varken kayyumlar neden Kürt halkının seçtiği belediyelere atanıyor? Devlet; ‘Kürtlerin seçme ve seçilme hakkı bu ülkede yok’ diyor” diye belirtti.

    Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne 14 Ocak’ta kayyım atanmasına karşı başlayan protestolar, polis ablukasında olan belediye binası önünde sürüyor. Nöbet eyleme HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, TİP Milletvekili Sera Kadıgil, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Barış Anneleri, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile çok sayıda kişi katıldı. Kitle, sık sık “Direne direne kazanacağız”, “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Hırsız kayyum Akdeniz’den defol” sloganları atıldı.

    “BU ÜLKEDE DEM KAZANMASIN İSTİYORLAR”

    Eylemde konuşan TİP Milletvekili Sera Kadıgil, ablukaya alınan Akdeniz Belediyesi’ni işaret ederek buranın işgal edildiğini söyledi. İktidarın, Kürtlerin seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldırmaya çalıştığını belirten Kadıgil, “Devlet; ‘Kürtlerin seçme ve seçilme bu ülkede yok’ dedi. Burada bu kadar belediye var değil mi? Büyükşehir belediyesi var, ilçe belediyeleri var, neden ama yoğunluklar olarak sormak gerekir bu kayyumlar neden Kürt halkının yoğunlukta yaşadığı yerlere atanıyor. Sormak gerekir bunu açık açık” dedi.

    Esenyurt Belediyesi Başkanı Ahmet Özer’in Kürt olmasından ötürü tutuklandığını ifade eden Sera Kadıgil, “Bu ülkede Kürtlerin seçme ve seçilme hakkı yok bu ülkede. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan öyle istiyor” diye belirtti. Akdeniz Belediyesi kayyımın nasıl bir yüz ve vicdanla o koltukta oturduğunu soran Sera Kadıgil, “Akdeniz’de 200 bine yakın seçmen var. 200 bin insan, beğenirsin beğenmezsin. Birisi gitmiş DEM’e basmış oyunu, kimisi gitmiş AKP’ye basmış, kimisi gitmiş MHP’ye, kimisi gitmiş TİP’e basmış oyunu. Ne olmuş, DEM kazanmış. Peki sonuç, ‘hayır, yasak’. Bu ülkede DEM’in belediye kazanması yasak. Bu ülkede DEM’in siyaset yapması yasak. Bu ülkede DEM’in anadilini konuşması yasak. Bu ülkede istiyorlar ki; DEM de olmasın Kürtler de olmasın. Bu istiyorlar, bunu hayal ediyor, bunu umut ediyorlar. Resmen bir tek tipçinin peşindeler. Ve bizde tam olarak buna karşı durmak için dayanışma göstermek için bugün buradayız” şeklinde konuştu.

    “KADINLARIN İNADINDAN KORKUN”

    Ardından konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan da, kadınların iktidarın bu uygulamalarına ve iktidara son vereceğini vurguladı. Sultan Özcan, iktidarın kayyımı bir rejim haline getirdiğini belirtip, iktidarın Kürt için hukuku askıya aldığına dikkat çekti. Özcan son olarak ortak mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • TİP Muratpaşa Adayı Güneşhan: Halkçı ve sosyal belediyeciliği inşa edeceğiz-VİDEO

    TİP Muratpaşa Adayı Güneşhan: Halkçı ve sosyal belediyeciliği inşa edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Türkiye İşçi Partisi Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Ayfer Güneşhan, seçildiği taktirde rantçı değil halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışı inşa edeceklerini vurguladı. Çocuklara, gençlere, kadınlara, yaşlılara yönelik birçok projeleri olduğunu belirten Güneşhan, “Hep birlikte özlemini duyduğumuz, hak ettiğimiz belediyeciliği yeniden yaratmak için beraber el ele çalışacağız” dedi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Ayfer Güneşhan adaylığı açıklandığı günden beri Muratpaşa’da yoğun bir çalışma yürütüyor.

    Sosyalist bir parti olduklarını, rantçı değil, halkçı bir belediyecilik anlayışını savunduklarını belirten TİP Antalya Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Ayfer Güneşhan, “Muratpaşa’da sosyal belediyecilik anlayışı inşa edip, aday çıkardığımız bütün bölgelerde bu bilinçle ve bu ideolojiyi temsilen belediyecilik anlayışımızı gerçekleştireceğiz” dedi.

    “MURATPAŞADA HALKIMIZIN BÜTÜN İHTİYAÇLARINI GİDERECEĞİZ”

    Muratpaşa sınırları içerisinde bütün yurttaşların ihtiyaçlarının giderilmesi için herkese eşit hizmet götüreceklerini belirten Güneşhan, “Temel sorunlarına baktığımız zaman aslında 2 bölge arası sınıf farklılığı bariz bir şekilde görülüyor. Aynı şekilde hizmetin de ona göre gittiğini görüyoruz ve bu durum Muratpaşa için ciddi bir rahatsızlık yaratmaktadır” diye konuştu.

    MUTATPAŞADA ALT YAPI YOK, TEMİZLİK YOK”

    Muratpaşa’da yeterli sayıda kreşlerin olmadığını, insanların sosyalleşebilecek alanlardan yoksun olduğunu vurgulayan Güneşhan, şöyle devam etti:

    “Sokaklarına baktığımızda temizlik yok, alt yapı yok. Muratpaşa Antalya’da en çok göç alan yerler arasında geliyor ve dolayısıyla buna hazırlıklı bir ilçe olmadığını düşünüyoruz. Mevcut yönetimin de bu anlamda gerekli hazırlıkları ya da gerekli yatırımları yapmadığını düşünüyoruz.

    “MURATPAŞADA MEVCUT BELEDİYECİLİK RANT ÜZERİNDEN YAPILIYOR”

    Muratpaşa’da belli bir kesimin zenginleşmesi ve rant için yapılan bir belediyecilik anlayışı hâkim. Bunun karşısında olmak adına kadınlar, çocuklar, gençler, dezavantajlı bireyler için de Muratpaşa’da yaşayan tüm halk için olabilecek, onların yaşam koşullarını iyileştirebilecek her türlü sosyal proje ve altyapı çalışmalarıyla bu sorunları çözebilmek adına hizmet için gelebileceğimizi söylüyoruz.

    “MURATPAŞA’DA HER MAHALEYE KREŞ AÇACAĞIZ” 

    Muratpaşa’ da kreş sayısı oldukça yetersiz. Çocuklarını güvenle bırakacağı alanların az olduğunu, olan yerlerin de neredeyse aldıkları maaşları kadar olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla biz bütün mahallelere, bütün kadınların çocuklarını güvenli bir şekilde bırakabilecekleri bir kreş açalım istiyoruz. Bu kreşin de sadece mesai saati içerisinde değil, akşam da aynı şekilde hizmet verip o kadının sosyalleşebilmesi için eşiyle, ailesiyle, sevdikleriyle beraber mesai bitiminden sonra çıkabileceği çocuğunu güvenle bırakabileceği bir ortamı yaratmak istiyoruz.”

    “YÜKSEK KİRA FİYATLARINDAN DOLAYI ÖĞRENCİLERİMİZ OKULLARINA KAYITLARINI YAPTIRAMIYOR”

    Muratpaşa’nın en önemli sorunlarından bir diğerinin de barınma sorunu olduğunu belirten Güneşhan, “Özellikle öğrenci arkadaşlarımız artan kira fiyatlarından dolayı kayıtlarını dondurmak zorunda kaldılar. İlk defa üniversiteyi kazanmış ve Akdeniz Üniversitesi’ne gelme durumunda olan öğrenciler de maalesef buradaki kira fiyatlarının çok yüksek olmasından kaynaklı kayıtlarını yaptırmadılar” dedi.

    ANTALYA’DA YETERLİ SAYIDA ÖĞRENCİ YURDU YOK”

    TİP Antalya Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Ayfer Güneşhan, belediyeyi kazandıklarında yapmayı planladıkları projeleri şöyle sıraladı:

    “Antalya’da öğrencilerimizin için yeterli sayıda yurt yok, yurtlar yapacağız. Diğer temel sıkıntılarımızdan bir tanesi de engelliler sorunu. Hem engelli olan dostlarımız için hem de aileleri için rehabilite merkezleri açacağız. Birlikte yan yana gelebilecekleri sosyalleşebilecekleri sosyal tesislerin sayısını çoğaltarak bunlara psikolojik destek sağlayacağız.

    “YAŞLI HASTALARIMIZIN TEDAVİLERİNİ EVLERİNDE YAPACAĞIZ”

    Yaşlı hasta bakımında ise direkt onların evine gideceğiz. Doktorlarımızla, hemşire arkadaşlarımızla birlikte, gerek temizlik olsun, gerek sağlık olsun eğer hastanede yatmak gibi bir durumu yoksa ayakta tedavi edilmesi için evlerine hizmet götürerek gerçekleştireceğiz.

    Türkiye işçi partisi olarak bugün aday olduğumuz Muratpaşa Belediyesi’nde de diğer ilçelerimizde de aynı şekilde taşıdığımız ideolojinin temsilcisi olarak sosyal belediyecilik anlayışıyla çıktığımız bu yolda hep birlikte özlemini duyduğumuz, hak ettiğimiz belediyeciliği yeniden oluşturmak için hep beraber el ele, Oylar TİP’e, oylar Ayfer Güneşhan’a diyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Hozat İttifak adayı Attila Bulut: ‘İnanç ve kültürümüzü yaşatmak için çalışacağız’ -VİDEO

    Hozat İttifak adayı Attila Bulut: ‘İnanç ve kültürümüzü yaşatmak için çalışacağız’ -VİDEO

    PİRHA- Hozat İttifakı Belediye Başkan Adayı Attila Bulut ilçedeki göç, anadil, inanç ve kültür sorunlarına değinerek “Burada yok edilmeye çalışılan inanç ve dilimizin tekrar geri yaşatılması büyük önem taşıyor. Bununla beraber köylerimizi yeniden yaşama açarsak hem köy kooperatifleri kuracağız hem de üretim alanında istihdam yaratarak gençlerimizin burada yaşamasını sağlayacağız”dedi.

    H0zat, Dersim’in hemen her bölgesi gibi türlü sorunlarla boğuşan en eski yerleşim yerlerinden biri. Dersim’in her dönemde genel sorunlarından biri olan göç, Hozat’ta hem yaşam dinamiğini ve enerjisini köreltiyor hem dil, inanç, kültür bağlamında bir erozyon yaratıyor hem de köylerde bacası tüten evleri oldukça azaltmış durumda.

    İlçede yaşama tutunmaya çalışanları da başta işsizlik olmak üzere pek çok sorun olumsuz etkiliyor. Su kaynaklarının yetersizliği, varolan kaynakların da çöp ve çevresel sorunlar yüzünden kirletilmesi de esaslı sorunlardan biri. Bir diğer sorun da konutların yetersizliği, kiraların yüksekliği ve mevcut konutların da eski yapılar olmasından kaynaklı olarak özellikle deprem riskine karşı yenilenme ihtiyacı.

    31 Mart Yerel Seçimlerine iki hafta kala adaylık yarışları hız kazanırken, ilçede sokaktaki insanların yüzlerine de bir beklentisizlik, ümitsizlik havası çökmüş durumda.

    HOZAT İTTİFAKI ADAYI BİR EĞİTİM EMEKÇİSİ ATTİLA BULUT

    Dersim merkez, ilçeler ve bir beldede ittifak olarak seçime giren DEM Parti, SMF (Sosyalist Meclisler Federasyonu), Emeğin Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ortak adayı olarak, SMF kontenjanından yarışan ve TİP amblemiyle seçime girecek olan Hozat Belediyesi Başkan Adayı Attila Bulut, PİRHA’ya Hozat’ın sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini anlattı.

    1979 Hozat, Boydaş (Samoşi) köyü doğumlu olan Attila Bulut, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu, Munzur Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi dalında yüksek lisans yapmış. Hozat Halk Eğitim Müdürlüğü görevinde de bulunmuş bir eğitim emekçisi.

    “HOZAT 38’DEN BERİ SİSTEMATİK BİR GÖÇE TABİ TUTULUYOR”

    1938’de yaşanan katliam sonrası sürgün edilen nüfusun büyük bir kısmı geri döndüğünü ancak 70’li yıllardan itibaren sistematik bir şekilde tekrar göçe tabi tutulduğuna vurgu yapan Bulut, Hozat’ın en önemli sorunlarının başında göç meselesinin geldiğini belirterek, bu konuda şunları söyledi:

    “Bundan dolayın öncelikle Hozat’ın 30 yıldır, 94 göçünden sonra boş kalan köylerin insanlarının geri döndürülmesi, insanların tekrar burada yaşamaya başlaması gerekir. Burada yok edilmeye çalışılan inanç ve dilimizin tekrar geri yaşatılması anlamında büyük önem taşımaktadır. Bununla beraber köylerimizi yeniden yaşama açarsak hem köy kooperatifleri kuracağız hem de üretim alanında istihdam yaratarak gençlerimizin burada yaşamasını sağlayacağız.”

    “ANADİLİMİZ 94 GÖÇLERİNDEN SONRA HAYATTAN ÇEKİLDİ”

    Özellikle 1993-94 köy boşaltmalarından sonra anadillerinin günlük hayatlarından çekildiğini oysa o zamana kadar köylerde günlük hayatta çok yoğun bir şekilde kullanıldığının altını çizen Bulut, “1994 göçlerinden sonra günlük hayattan çekilen dilimiz yok olmayla karşı karşıya. Yerel yönetimlerle beraber biz burada açacağımız kültür merkezi içerisinde dili tekrar günlük hayatta çocuklarımızın ve gençlerimizin kullanabileceği bir noktaya getireceğiz. Zazaca (Kırmancki) korolar, tiyatrolar ve masal anlatımlarının yanı sıra, büyüklerimize bu dili tekrar yeniden konuşturarak, kayıt altına alarak dilin sürekliliğini sağlamaya çalışacağız” dedi.

    “İNANCIMIZ KONUSUNDA GERİYE DÖNÜŞÜ ÇOK ZOR BİR NOKTADAYIZ”

    İnanç konusunda ilçede geç kalınmış bir ortamın yaşanmakta olduğuna işaret eden Bulut, “İnançlar noktasında ağır bir tahribat yaşanmış. Geriye dönüşü çok zor olan bir noktadayız. Bu sorunun gerçek muhatapları ve halkımızla beraber, gençlerimizin istekleri doğrultusunda, hem akademik anlamda hem de geçmişten getirilen birikimler anlamında araştırılması ve bunun çalıştaylarla halkla beraber ortaya konulması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

    “KONUT VE ÇEVRE SORUNLARINI İTTİFAK GÜÇLERİMİZLE BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”

    Göç, anadil ve inanç başlıklarını birincil sorun olarak belirten Attila Bulut, ilçenin diğer iki büyük sorunu olarak gördüğü konut ve çevre sorunlarıyla ilgili şunları aktardı:

    “İlçemizin en büyük sorunlarından bir tanesi şu anda konut sorunudur. Biliyoruz ki ilimiz yoğun bir deprem fay hattı içerisinde bulunmakta ve uzun yıllardan beri burada sağlam yapılar yapılmamaktadır.  İlçemizi incelediğimiz zaman konut stoğunun çok kötü bir durumda olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Bu anlamda hem depreme hazırlık hem de riskleri azaltma noktasında belediyenin mutlaka konut meselesine el atması gerekiyor.

    Bunun dışında ilçemizde çevre sorunları da çok yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Kozkozluca köyümüz ve Aliboğazı mevkii İliç’le sınır noktasında bulunmaktadır. Oradaki çevre sorunlarından şu anda ilçemiz de çok yoğun bir şekilde etkilenmektedir. Dolayısıyla burada açılmaya ve devam ettirilmeye çalışılan maden sahalarına karşı toplu bir şekilde mücadele etmemiz noktasında yerel yönetimlere çok büyük bir rol düşmektedir. Bu açıdan biz de yerel yönetimlerde belediyeyi kazandığımız zaman ittifak güçlerimizle beraber bu işte üzerimize düşeni yapacağız.

    “ÇÖPLERİMİZ KEBAN BARAJINA KADAR BÜTÜN SU HAVZASINI ZEHİRLİYOR”

    Hozat, uzun zamandan beri merkezi yönetimden hiçbir şekilde destek almamaktadır. Şu an Hozat’ın çöpleri vahşi depolama alanı dediğimiz bir alana, buradan da Hozat Deresi mevkiine dökülmekte ve direkt suya karışmaktadır. Hozat’tan Keban Barajı’na kadar olan bütün su havzasını zehirliyor. Bunun önlemini çok acil bir şekilde almamız gerekiyor. Eğer burada katı atık ve arıtma tesisleri yapılmazsa bu çöp depolama alanları hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulmazsa, biz yıllar boyunca kendi derelerimizi, sularımızı kendi ellerimizle kirletmiş olacağız. Bunlarla ilgili çok acil bir şekilde projelendirmeler yapıp hem çöp alanında hem de atık su alanında çözümler bulmak zorundayız.”

    “İLÇEMİZE TURİST ÇEKMEMİZ LAZIM”

    Hozat’ın Kemaliye, Harput ve Ovacık gibi turizm kentlerinin yol güzergahı üzerinde bulunduğunu ve bunu avantaja çevirmeleri gerektiğini ifade eden Bulut, “Bundan dolayı bu yol güzergahı üzerinde olan ilçemize turistleri çekmemiz ve bunun dışarıya bir tanıtımını yapmamız gerekiyor. Bu tanıtımı da ilçemizde bulunan kiliseler, tarihi çeşmeler, köprüler ve eski hamamlar, eski evlerimiz noktasında gelişmeler sağlayarak yapabiliriz. Bunun haricinde ilçemizde tarihi ve yöresel dokumalar ile yemek kültürümüz çok farklı bir noktada. Biz bunların tanıtımını yaptığımız zaman aslında çok yoğun bir şekilde ilçemize turist çekebilir” değerlendirmesinde bulundu.

    “KADINLAR EVLERİNE KAPANMIŞ, YAŞLILAR İSE YALNIZ KALMIŞ DURUMDA”

    Yüksek lisansını yetişkin eğitimi (eğitim çağı dışına çıkmış insanlar) üzerine yaptığını ve bu konuda tez yazdığını söyleyen Bulut, kadınlar ve yaşlılarla ilgili çözümlerini şöyle anlattı:

    “İlçemizde herhangi bir istihdam alanı bulunmadığı için çok yoğun bir işsizlik bulunmaktadır. Bu işsizliğin en acı tarafını da kadınlar yaşamaktadır evlerde. Çünkü ilçemizde istihdam hayatına, çalışma hayatına girmeyen kadınlar tamamen eve kapanmış durumda. Burada üretimi tekrar canlandırırsak kadınlar da tekrar günlük hayatın içerisine girmiş olurlar. Kadınlarımızı mutlaka üretimin içerisine çekmemiz gerekiyor.

    Hozat’ta yaşanan yoğun göç sürecinden sonra evlerimizde lise öğrencilerimiz haricinde neredeyse genç bulmak mümkün değil. Yaşlılarımız burada soğuk evlerde kendi başlarına yaşamak durumunda kaldılar. Buna en kısa zamanda bir çözüm bulmamız gerekiyor. Yapacağımız yaşlı bakım evleri, onları destekleyecek, ısınma sorunu olmayan sosyal konutların içerisinde barındırabilecek ve onların her türlü öz bakımlarını giderebilecek çalışmalar yapmamız gerekiyor. Bu noktada da hazırlıklarımızı yapmışız.”

    “BÜTÜN SORUNLARI HALKIMIZ VE İTTİFAK GÜÇLERİMİZLE BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”

    Hozat’ın tarihi, kültürel ve siyasal sorunlarını bilen biri olarak, her soruna karşı çözüm önerisini önceden tasarlamış ve hazırlamış bir başkan adayı olduğunu vurgulayan Hozat Belediye Başkan adayı Attila bulut, son olarak şunları kaydetti:

    “Çözüm önerilerimizi en kısa sürede hayata geçireceğimizi biliyoruz. Çünkü biz ilçemizin sorunlarına hakimiz. Bu ilçede doğduk. Bu ilçede okuduk, bu ilçede büyüdük ve bu ilçenin her sorununa, her alanda sağlam bir şekilde, sağlam bir kafayla ve bunları nasıl çözeceğimizle ilgili bilgi birikimi ve ekibe de sahibiz.

    Geçmiş dönemlerde yapılan festivallerde dahi sunucumuzu ve bütün sanatçılarımızı dışarıdan getiren, burada bir tiyatro ekibi oluşturmayı beceremeyen, gençlerle ilgili herhangi bir folklor çalışması dahi yapamayan çalışmalardan ve yerel yönetimlerden farklı olarak kendi gücümüze, kendi birikimimize ve kendi altyapımıza güvenerek bütün sorunlarımızı halkımız ve ittifak güçlerimizle birlikte çözeceğiz.

    Hozat ittifakında altı tane kurum ve partiyle birlikte hareket ettik ve bu ittifakı oluşturduk. Bu partilerin ve bu kurumların tarihsel süreç içerisinde burada ödediği bedeller ve oluşturduğu birikimler var. Bundan dolayı Hozat halkını temsil edebilecek ve geçmişi geleceğe taşıyacak bu ittifak güçleridir. Bundan dolayı Hozat halkının bize oy vermesini istiyoruz.”

    Eyüp HANOĞLU-Nuray ATMACA/DERSİM

     

  • Defne İçin Sol İttifak’tan açıklama: TİP, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır

    Defne İçin Sol İttifak’tan açıklama: TİP, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır

    PİRHA- Emek Partisi, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Bağımsız Defne Hareketi, Beytulma ve Defne Gönüllüleri Grubu kamuoyuna ortak bir açıklama yaparak, ‘Defne İçin Sol İttifak’ sürecine dair yaşananları paylaştılar.

    Emek Partisi, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Bağımsız Defne Hareketi, Beytulma ve Defne Gönüllüleri Grubu kamuoyuna ortak bir açıklama yaparak, ‘Defne İçin Sol İttifak’ sürecine dair yaşananları paylaştılar.

    Yapılan açıklama şöyle:

    “DEFNE İÇİN SOL İTTİFAK”

    “6 Şubat depremleri sonrası Hatay’ın ve Defne’nin içinden geçtiği zorlu süreçte kentin yeniden inşa edilmesinde sorumluluk alan sosyalistler, bağımsız yerel inisiyatifler ve gönüllülerle birlikte Aralık ayında bir yerel yönetim çalıştayı düzenledik. Bu çalıştayda ortaya koyduğumuz ilke ve program ışığında, 28 Aralık’ta “Defne biziz, yöneten de biz olacağız” diyerek Defne İçin Sol İttifak’ı kurduğumuzu kamuoyuna deklare ettik.  Bu birliktelik ve program Defne’nin geleceği için büyük bir umut doğurdu.

    “TİP, BU SÜRECİN SORUMLULUĞUNU TAŞIYAMAMIŞTIR”

    Ne var ki TİP bizi ortaklaştıran ve sosyalist bir alternatife kapı aralayan bu olguyu hiçe sayarak, karşı çıktığımız siyaset anlayışının kriterlerini esas alan ve aylar önce ortaya koyduğumuz açık itirazlarımızı dikkate almayan bir aday tercihinde bulunmuştur. Böylece de kendi kendini sol ittifak sürecinin dışına taşımıştır.

    Defne ilçesinin deprem sonrasında yaşadığı devasa sorunlar ortada dururken, yerel yönetim neredeyse sırra kadem basmışken, halk sosyalistlerden birlikte ortak bir adım atmasını beklerken, çatı partisi olarak belirlediğimiz Türkiye İşçi Partisi, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır.

    “ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUK SADECE SEÇİM ODAKLI DEĞİL”

    Defne için sol ittifak bileşenleri olarak, Türkiye İşçi Partisi’nin aksine üzerimize düşen sorumluluğun salt seçim odaklı olmadığının bilincinde hareket edeceğiz. Defne halkı seçeneksiz değildir. Bizler Defne halkıyla birlikte, şehrin yeniden inşası, insana ve doğaya yaraşır bir gelecek için seçim süreçlerini aşan bir çalışmayı canla başla sürdüreceğiz.

    İttifakın her bir bileşeni ne olursa olsun tüm olanaklarını, deneyimlerini ve araçlarını bu kentin yeniden inşa edilmesi için seferber edecek, Defne halkının omuz başında olmaya devam edecektir.

    Defne’nin sol, sosyalist, demokratik bileşenleri olarak, Defne için Sol İttifak’ın ilke ve ortaya koyduğu programdan asla taviz vermeyeceğimizi bir kez daha kamuoyuna ilan ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye İşçi Partisi’nden Anayasa Mahkemesi’ne Can Atalay başvurusu

    Türkiye İşçi Partisi’nden Anayasa Mahkemesi’ne Can Atalay başvurusu

    Türkiye İşçi Partisi, Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespit edilmesi istemiyle AYM’ye başvurdu.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP), Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesinin ‘yok hükmünde’ olduğunun tespit edilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

    Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin Anayasa’nın 84. maddesine aykırı olması sebebiyle bu işlemin yokluğunun tespiti ve iptali istemiyle TİP Genel Başkanı Erkan Baş adına avukatı AYM’ye başvuru yaptı.

    AYM’nin hakkında iki kez hak ihlali kararı vermesine rağmen cezaevinden tahliye edilmeyen TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliği salı günü düşürülmüştü.

    CHP’DEN DE BAŞVURU

    Atalay için Cumhuriyet Halk Partisi de AYM’ye başvurdu. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu’nda Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin yazısının okunmasıyla Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ‘yok hükmünde’ olduğunun tespiti ve iptali ile ortaya çıkan eylemli İçtüzük değişikliğinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

    Günaydın, “Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi yok hükmündedir. 15 gün içinde karar Meclis’e gönderilmeli. Kurtulmuş bugüne kadar neden bu kararı okumadı?” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > CHP’den AYM’ye başvuru: Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi yok hükmündedir

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Yapılan yargı ve demokrasi darbesidir- VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Yapılan yargı ve demokrasi darbesidir- VİDEO

    PİRHA- Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine tepki gösteren Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen milletvekilliğinin düşürülmesini yargı ve demokrasi darbesi olarak değerlendirdi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin DİSK Genel İş Mersin Şubesinde basın açıklaması yaptı. “Can Atalay seçilmiş milletvekilidir, milletvekilliğinin düşürülmesi anayasaya darbedir, halkın iradesine sahip çıkacağız” yazılı pankartın asıldığı açıklamada basın metnini platform adına DİSK Genel İş Şube Başkanı Kemal Göksoy okudu.

    “TBMM, ANAYASA’YI İHLAL ETMİŞTİR”

    Anayasa Mahkemesi tarafından, iki kere hak ihlali kararı verilmiş olmasına rağmen, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadığına vurgu yapan Kemal Göksoy, “Hatay halkının oylarıyla seçilmiş Can Atalay’ın milletvekilliği TBMM Genel Kurulunda düşürülmüştür. Yasama organı olan TBMM, Anayasa’nın açık hükmünü ihlal ederek, Anayasa’ya aykırı davranmıştır. TBMM, hukuk devletini ve milletin iradesini yok saymıştır” dedi.

    “ANAYASASIZ DEVLET TEHLİKESİNE SÜRÜKLENİYORUZ”

    Göksoy, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesini yargı ve demokrasi darbesi olduğunu belirterek, “Anayasasız bir devlet tehlikesine doğru sürüklendiğimizi göstermektedir. Yargının araçsallaştırılarak, muhaliflerden öç alma haline getirildiği ve hesaplaşıldığı günleri yaşamaktayız. Yargı ve adalet gücünü kullanamayan, yasalara bağlı olmayan güç, devlet niteliğini kaybeder. Devleti çetelerden ayıran en büyük güç yasalar, yasalara uygunluk ve adalet sağlama ilkesidir” sözlerini kullandı.

    Kemal Göksoy, yapılan hukuksuzluk karşısında mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.

    PİRHA/ MERSİN

  • Dersim’de TİP’lilerden Can Atalay kararına tepki: Yapılan darbedir!

    Dersim’de TİP’lilerden Can Atalay kararına tepki: Yapılan darbedir!

    PİRHA- TİP Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine Dersim’den de tepki yükseldi. Türkiye İşçi Partisi Dersim İl Başkanlığı tarafından yapılan eylemde TBMM’nin Yargıtay eliyle darbe girişimine ortak olduğu belirtilerek, “Türkiye’de artık bir anayasanın bulunmadığı TBMM tarafından tescillenmiştir” denildi.

    Gezi Davası’nda 18 yıl hapis cezasına mahkum edilen ve AYM’nin iki kez hak ihlali kararı vermesine rağmen tahliye edilmeyen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliği dün düşürüldü. Kamuoyundan tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    TİP Dersim İl Örgütü, konuya ilişkin Sanat Sokağında eylem yaptı. Burada yapılan basın açıklamasını TİP Dersim İl Başkanı Ali Avcıoğlu okudu.

    “HATAY HALKININ İRADESİ YOK SAYILDI”

    Ali Avcıoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Hatay halkının iradesini yok sayan bir karara imza attığını belirterek, “Hatay halkı, iradesini ortaya koyarak Can Atalay’ı milletvekili seçmiş ve Can’a milletvekili mazbatası verilmiştir. Ortada Can Atalay’ın milletvekili sıfatı kazandığına dair hiçbir şüphe yoktur” dedi.

    TBMM’nin Yargıtay eliyle darbe girişiminin bir ortağı haline geldiğini ifade eden Avcıoğlu, “AYM kararlarının bağlayıcı olduğu ve tüm yargı kurumlarını bağladığı yönündeki Anayasa hükmü önce Yargıtay tarafından, ardından da TBMM tarafından fiilen yürürlükten kaldırılmıştır. Türkiye’de artık bir anayasanın bulunmadığı, anayasal güvencelerin ortadan kaldırıldığı, TBMM tarafından tescillenmiştir” diye konuştu.

    “HESAP VERECEKSİNİZ!”

    Ali Avcıoğlu, iktidardan ve ortaklarından hesap soracaklarını söyleyerek şunları kaydetti:

    “Ölümü reva gördüğünüz, ölüme mahkum ettiğiniz Hatay halkının iradesini hiçe saymanın hesabını mutlaka vereceksiniz. Bu ülkede geçmişten bu yana halk iradesini hiçe sayarak düşürdüğünüz milletvekilliklerinin ve kayyım eliyle gasp ettiğiniz belediyelerin hesabını mutlaka vereceksiniz. Can Atalay er ya da geç esir
    tutulduğu o dört duvar arasından çıkacak. Hatay halkı vekiline kavuşacak.”

    PİRHA/DERSİM

  • EMEP, SMF, TİP ve EÖC’den Dersim’de seçim ittifakı -VİDEO

    EMEP, SMF, TİP ve EÖC’den Dersim’de seçim ittifakı -VİDEO

    PİRHA- EMEP, SMF, TİP ve Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC), 31 Mart yerel seçimlerine, Dersim merkez ve ilçelerde ittifakla gireceklerini duyurdular. Yapılan ortak açıklamada, Dersim merkez ve ilçeleri kapsayan ortak program, ortak yönetim ve ortak protokolün en doğru, birleştirici ve demokratik bir ittifak olduğu belirtildi.

    Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC), Dersim’de ortak bir basın toplantısı düzenleyerek, 31 Mart yerel seçimlerine Dersim merkez ve ilçelerde ittifak olarak gireceklerini duyurdular. İttifak adına yapılan ortak açıklamayı EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “DERSİM, KENDİ SINIRLARINI AŞAN BİR MUHTEVAYA SAHİPTİR”

    Devrimci, demokratik ve ilerici cephe açısından seçimlerin en çok tartışıldığı, ittifaklar ve sonuçları itibariyle önem kazandığı yerlerin başında Dersim’in geldiğini belirten Ergin Tekin, Dersim’in özgünlüğüne dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “Bu sebepsiz olmadığı gibi tarihsel ve güncel boyutlarıyla Dersim’in tarihsel, siyasal, sosyolojik, ulusal, inançsal, kültürel özgün kodlarıyla ve birikimleriyle birebir ilintili bir durumdur. Bu anlamıyla Dersim, kendi sınırlarını aşan ve devrimci, demokratik, yurtsever cephe ve kamuoyunda politik etkisi ve yansımaları belirleyici olan politik bir muhtevaya sahiptir. Aynı biçimde egemenlerin ve somuttaki temsilcisi AKP/MHP iktidarının Dersim’e yönelik tarihsel ve güncel olarak topyekûn ideolojik, siyasal ve kültürel saldırılarının mahiyeti de Dersim’in bu özgün politik gerçekliğinden kaynaklanmaktadır.”

    “BURJUVA BELEDİYECİLİĞİNE KARŞI HALKIN ALTERNATİF BELEDİYECİLİĞİNİ OLUŞTURACAĞIZ”

    Tekin, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerde emeği, üretimi ve şeffaflığı merkeze koyan bir tutumla demokratik halkçı bir belediyecilik anlayışıyla hareket ederek, burjuva belediyeciliğine karşı halkın alternatif belediyeciliğini birlikte oluşturacaklarını vurguladı.

    “DERSİM MERKEZ VE İLÇELERDE ORTAK PROGRAM ETRAFINDA BİRLEŞTİK”

    Tekin, şöyle devam etti:

    “Dersim’in tarihsel, siyasal ve sosyolojik gerçekliği ve özgünlüğünü esas alan en geniş demokratik ittifakı savunarak kazanımla çıkmak tek politik doğrultumuzdur. Somut olarak, Dersim merkez, ilçeler ve bir beldeyi kapsayan ortak program, ortak yönetim ve ortak protokolün en doğru, birleştirici ve demokratik bir ittifak olduğunu savunarak, bu politik tutum etrafında birleştiğimizi buradan halkımıza ilan ediyoruz. Dünden bugüne Dersim özgülünde halkın kazanımıyla sonuçlanan bütün demokratik, halkçı yerel yönetim tecrübelerini kendi kazanımlarımız olarak görüyor, tereddütsüzce savunmaktayız. Olumsuzluk ve eksikliklerimizi aşmak, doğrularımızı ve ileri birikimlerimizi sahiplenerek çoğaltmak politik doğrultumuzdur.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Akkuyu’da işçilere menenjit virüsü bulaştı, yetkililer suskun; TİP’ten tepki-VİDEO

    Akkuyu’da işçilere menenjit virüsü bulaştı, yetkililer suskun; TİP’ten tepki-VİDEO

    PİRHA- Akkuyu Nükleer Santral inşaatında çalışan işçilerin, bakteriyel menenjit virüsü sebebiyle hastanelere sevk edilmeleri üzerine kamuoyuna hiçbir açıklama yapmayan Akkuyu Nükleer A.Ş., yöneticilere “Dikkatli olalım A ve B Plas’taki arkadaşlardan uzak duralım” mesajı gönderdi. TİP ise Mersin İl Sağlık Müdürlüğü önüne giderek, “İşçilerin sağlığı hakkında herhangi bir bilgi vermeyen İl Sağlık Müdürlüğü ve Akkuyu Nükleer A.Ş.’nin yakasındayız” dedi.

    Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımına başlandığı günden bu yana birçok skandalla gündeme gelen, toplumun büyük bir kesiminin ekolojik facia olarak tanımladığı Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde vukuatlar son bulmuyor. Çevreye verdiği zararların yanında nükleer santral inşaatında çalışan işçi ölümleri, yaralanmalar ve zehirlenmeler çok sık yaşanıyor. Son olarak bakteriyel menenjit virüs sebebiyle hastaneye çok sayıda işçi kaldırıldı. Ancak konuya ilişkin Akkuyu Nükleer A.Ş. ve Mersin İl Sağlık Müdürlüğü herhangi bir açıklama yapmadı.

    ŞİRKETTEN İÇ YAZIŞMADA YÖNETİCİLERE UYARI

    Konuya ilişkin sessizliğini sürdüren Akkuyu Nükleer A.Ş.’nin whatsaap mesajlarında virüse karşı uyarıda bulunularak “Dikkatli olalım A ve B Plas’taki arkadaşlardan uzak duralım” denildi.

    Şirketin yöneticilere attığı mesajda hastalığa karşı şu uyarılara yer verildi:

    “01/12/24 tarihinde daha önce gönderilen Güvenlik temalı konuşma yerine, personelin “Menenjitin önlenmesi” konusunda bilgilendirilmesini talep ediyorum.

    1. Kalabalıkların olduğu etkinliklerden kaçının, sosyal mesafeyi koruyun ve selamlaşmadan, el sıkışmaktan kaçının.
    2. Ellerinizi daha sık yıkayın ve antiseptiklerle ek olarak ellerinizi dezenfekte edin.
    3. Çalışma ofislerini ve kapalı ortamları havalandırın (her 1,5 saatte en az 10 dakika).
    4. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız (yüksek vücut ısısı, baş ağrısı, boyun kaslarının çekmesinde, yani çenenizle göğsünüze ulaşamama durumlarında), çalışanları acilen tıp merkezlerine gönderin.
    5. Herhangi üst solunum rahatsızlık belirtilerinde tıbbi maske kullanın.

    (Maskeler başvuru üzerine merkez depodaki sorumlular tarafından temin edilebilir).

    1. Mümkünse beslenmenize daha fazla sebze, meyve ve C vitamini içeren besin takviyeleri ekleyin.
    2. Sebze ve meyveleri yemeden önce iyice yıkayın. Yalnızca bardak veya şahsi kabınızdan su için.
    3. Beslenme öğünlerinize soğan ve sarımsak ekleyin.
    4. Koruyucu amaçlı olarak doktor ve tıbbi destek ekibindeki uzmanlarımızın önerdiği antibiyotik cipro 500 mg tableti bir kereye mahsus olarak temin edebilirsiniz.”

    “AKKUYU’DA HASTALIK KOL GEZİYOR”

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Mersin İl Örgütü, işçilerin sağlık durumuna ilişkin açıklama yapmayan Mersin İl Sağlık Müdürlüğü önünde toplanarak basın açıklaması yaptı. TİP Mersin İl Örgütü, 11 Ocak’tan bu yana en az üç işçinin hastalığının kesinleştiğini ve bu işçilerin Silifke Devlet Hastanesi ve Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gönderilerek izole edildiğini belirtti.

    TİP adına konuşan Şeyda Kopmaz, aylar öncesinde işçilerin hijyene dair şikayetlerini dile getirdiklerini ancak dikkate alınmadıklarını hatırlattı. Kopmaz, “Hijyen gerekliliklerinin olmadığı, işçilere insani hiçbir koşulun layık görülmediği, yemeklerini bile ikinci sınıf insan muamelesiyle yedikleri o inşaat sahasında şimdi ise bakteriyel menenjit kol geziyor. İşçilerin durumu hakkında tek bir bilgi dahi verilmiyor” dedi.

    SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ ÖNÜNDE HESAP SORULDU

    İşçilerin akıbetini soran Kopmaz, “Hiçbir açıklama yapmayan, işçilerin sağlığı hakkında herhangi bir bilgi vermeyen Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ve Akkuyu Nükleer A.Ş.’nin yakasındayız. İşçilerin sağlık durumu ve hastalığa neden olan çalışma koşullarını açıklamakla yükümlüsünüz. Ne bu ekosistemi sizin rant sevdanıza bırakırız ne de tek bir işçinin hayatını! Hesap vereceksiniz” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    >DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan: Akkuyu’da virüs salgını duyumlarımız artıyor

    > ‘Nükleer santral ekosisteme yapılan bir darbe, vazgeçilmeli’

    >‘Akkuyu’daki nükleer cinayetleri durdurun’

    >Nükleer santrale ilişkin kaygılar artıyor: Akkuyu, nükleer atık alanı haline getirilebilir

    >Koca: Akkuyu Nükleer Santrali ekokırım projesidir, kapatılmalıdır

  • Can Atalay AYM’nin kararına rağmen bir kez daha tahliye edilmedi- VİDEO

    Can Atalay AYM’nin kararına rağmen bir kez daha tahliye edilmedi- VİDEO

    PİRHA- İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin hak ihlali kararına rağmen Can Atalay hakkında tahliye kararı vermedi. Karara tepki gösteren TİP Parti Meclisi Üyesi Avukat Özgür Urfa, “Bu karara imza atan üç kişi hakim falan değildir, Anayasa’ya karşı suç işleyen suçlulardır. Derhal açığa alınmalılardır” dedi.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hakkında ikinci kez hak ihlali kararı verdiği Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay‘ın dosyasını bir kez daha Yargıtay’a gönderdi.

    Gezi Davası sebebiyle tutuklu olan ve 14 Mayıs’ta TİP Hatay Milletvekili seçilmesine rağmen Silivri Cezaevi’nde tutulan Can Atalay hakkında AYM daha önce hak ihlali kararı vermiş, ancak kararın iletildiği 13. Ağır Ceza Mahkemesi tahliye kararı vermeyerek dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne göndermişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi de AYM kararının uygulanmamasına karar vererek AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Ardından Can Atalay’ın avukatları, AYM’ye ikinci kez bireysel başvuruda bulunmuş ve AYM de Atalay hakkında ikinci kez hak ihlali kararı vermişti.

    Kararın iletildiği 13. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyayı karara bağlayarak, Atalay hakkında tahliye kararı vermedi ve dosyayı bir kez daha Yargıtay’a gönderdi.

    “BU KARARI VERENLER HAKİM DEĞİL BİRER SUÇLULARDIR”

    Kararın ardından Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapan TİP Parti Meclisi Üyesi Avukat Özgür Urfa, hakimlerin Anayasa Mahkemesi’nin kararını uygulamayarak suç işlediklerine işaret ederek derhal görevden alınmalarını talep etti. Urfa, şu ifadeleri kullandı:

    “10 saatin sonunda 2 buçuk sayfalık evrak yollamaları, iktidar partisinden ve onun küçük ortağından talimat beklediklerini gösterir. Siz hakim değilsiniz, birer emir erisiniz. Bu karara imza atan üç kişi hakim falan değildir, anayasaya karşı suç işleyen suçlulardır. Anayasal rejime karşı başkaldırmışlardır. Bu üç kişinin derhal açığa alınmaları gerekmektedir. Yerlerine yeni hakimler görevlendirilerek bu karar tekrar değerlendirilmelidir.”

    PİRHA/ İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    > AYM’den Can Atalay hakkında açıklama: Yargıtay, Anayasa’ya aykırı hareket etti

    >TİP, Can Atalay için Çağlayan’da oturma eylemi başlattı

    >Anayasa Mahkemesi, Can Atalay için ikinci kez hak ihlali kararı verdi

  • TİP, Can Atalay için Çağlayan’da oturma eylemi başlattı- VİDEO

    TİP, Can Atalay için Çağlayan’da oturma eylemi başlattı- VİDEO

    PİRHA- TİP Genel Başkanı Erkan Baş, AYM’nin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu tahliye kararının uygulanana kadar Çağlayan Meydanı’nda oturma eylemi yapacaklarını duyurarak, “Günlerdir bekliyoruz artık sabrımız taştı. Bu maskeli baloya son veriyoruz. Karar çıkana kadar Çağlayan Meydanı’nda bekleyeceğiz” dedi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ikinci kez hak ihlali kararı verdiği Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında tahliye kararı verilmemesi nedeniyle İstanbul Adliyesi önünde eylem yaptı.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin tahliye kararını uygulayana kadar Çağlayan Meydanı’nda oturma eylemi gerçekleştireceklerini duyurarak, “Günlerdir bekliyoruz artık sabrımız taştı. Bu maskeli baloya son veriyoruz. Karar çıkana kadar Çağlayan Meydanı’nda bekleyeceğiz” dedi.

    Baş, İstanbul Adliyesi’nde yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

    “Can Atalay ile ilgili karar Resmi Gazete’de yayımlandığından bu yana mahkemenin yapması gereken tek bir şey var; Anayasa Mahkemesi’nin yazdığını okumak, bunun altına imza atmak ve Can Atalay’ın derhal tahliyesine karar vermek. Günlerdir bekliyoruz artık sabrımız taştı. Bu maskeli baloya son veriyoruz. Karar çıkana kadar Çağlayan Meydanı’nda bekleyeceğiz. Tüm yurttaşları, hukuka sahip çıkan herkesi bizimle beraber oturmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Mersin’de nükleere tepki: Bu akıl almaz proje derhal durdurulmalı- VİDEO

    Mersin’de nükleere tepki: Bu akıl almaz proje derhal durdurulmalı- VİDEO

    PİRHA- Akkuyu NGS’nin birinci güç ünitesi için işletmeye alma izni verilmesine tepki gösteren TİP Mersin İl Başkanı Ahmet Paket, “Rusya ve ortağı olan sarayın inatla sürdürdüğü Akkuyu NGS Projesi’nin yapımının sürdürülmesi bir akıl tutulmasıdır. Bu akıl almaz proje derhal durdurulmalı” dedi.

    Rusya tarafından Mersin’in Gülnar ilçesinde inşa edilen Akkuyu Nükleer Santrali, ilk reaktörün işletmeye alınması için Nükleer Düzenleme Kurumu’ndan gerekli izinleri aldı. Konuya ilişkin Türkiye İşçi Partisi (TİP) Mersin İl Örgütü, Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı.

    “Rantınıza da reaktörünüze de geçit yok” yazılı pankartın açıldığı eyleme emek ve demokrasi güçleri ile çok sayıda çevreci destek verdi.

    “TÜM AKDENİZ’İ YOK EDECEK BİR PROJE”

    Basın açıklamasını okuyan TİP Mersin İl Başkanı Ahmet Paket, nükleerin tüm Akdeniz’i yok edecek bir proje olduğunu belirterek, AKP iktidarını bu ısrarı yüzünden eleştirdi. “Bu nükleer yerli ve milli” diyerek halka yalan söylendiğine işaret eden Paket, Topraklarımızın 100 yıllığına Rusya’ya kiralanması bir yana, daha geçtiğimiz yıl yaşanılan yangınlara müdahale etmekte geciken, yılı bile dolmayan ve on binlerce yurttaşımızın hayatını yitirdiği depremlere önlem almak bir yana canlarını hiçe sayacak uygulamalara imza atan AKP iktidarının ısrarla sürdürdüğü Akkuyu NGS Projesi’nin yapımının sürdürülmesi bir akıl tutulmasıdır” dedi.

    Nükleer Santral inşaatında yaşanan iş cinayetlerine de değinen Paket, buranın bir işçi mezarlığına dönüştüğünü ve üstünün örtüldüğüne de dikkatleri çekti.

    “RUSYA’NIN TÜRKİYE’DEKİ ÜSSÜ”

    Yapımı süren nükleer ile toprakların Rusya’ya peşkeş çekildiğini dile getiren Ahmet Paket, söylenenin aksine yurttaşların daha pahalıya elektrik kullanmasına neden olacağını söyledi:

    “Öncelikle bu santralin sahibi yüzde 100 Rusya olacak. Yapım maliyeti ise 22 milyar dolar. 15 yılda Rusya’ya ödenecek toplam alım garantisi tutarı 38 milyar dolar. 60 yılda Rusya’ya ödenecek olan toplam tutar en az 284 milyar dolar. Rusya bir koyup 13 kazanacak, Türkiye kendi sınırları içerisinde yabancı bir santralden yıllarca ithalat yapmak zorunda kalacak. Bu sözleşmeyle Rusya Türkiye’de bir nevi ilk Rus askeri üssünü de kurmuş olacak. 11 kilometrelik vatan toprağı 100 yıl boyunca göz göre göre yabancı bir ülkeye verilmiş olacak.”

    NÜKLEER PROJESİNİN İPTALİ İÇİN ÇAĞRI

    En ufak bir nükleer sızıntıda tüm habitatın yok olacağını vurgulayan Paket, “Rusya ve ortağı olan sarayın inatla sürdürdüğü nükleer inşaatında reaktörler devreye sokulmadan bu akıl almaz proje durdurulsun. Reaktörler daha devreye girmeden iklim krizi nedeniyle 2 derece ısınan Akdeniz’de yapılmaması gerek bu projeden vazgeçin. Mersinliler olarak yaşamda inat ediyoruz ve nükleer projesi durdurulana kadar sokaklarda olmaya devam edeceğimizi yeniden duyuruyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Hatay’daki hak ihlalleri AİHM’ye taşındı- VİDEO

    Hatay’daki hak ihlalleri AİHM’ye taşındı- VİDEO

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) 6 Şubat depreminden sonra Hatay’daki insan hakları ihlalleri nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yaptı. DAÇE avukatı İsmail Hakkı Atal, “AKP ile organik bağı olan hakimler artık dilekçelerimizi dahi okumadan otomatik ret kararı vermektedir. Bu nedenlerle yargı sistemi işlemeyen bir ülkede herhangi bir iç hukuk yolu tüketmeden AİHM’e doğrudan başvurumuzu yapıyoruz” dedi.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE), AKP hükümetinin depremden sonra Hatay’daki uygulamalarıyla yaşam hakkı, ayrımcılık yasağı, özel ve aile hayatına saygı hakkı, mülkiyet hakkı ve serbest seçim hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yaptı.

    DAÇE üyeleri ve Hataylı yurttaşlar Hatay Adliyesi önünde bir araya gelerek konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    “DEPREMDEN SONRA HAK İHLALLERİ DERİNLEŞTİ”

    Açıklamayı DAÇE adına yapan avukat İsmail Hakkı Atal, deprem bölgesindeki asbest faciasıyla son noktaya gelen, doğal ekosistemler üzerindeki kirletme ve yok etme politikalarının bir idari pratik haline geldiğini ifade etti.

    Maraş merkezli depremlerden sonra başta sağlıklı çevrede yaşam hakkı olmak üzere insan hakları ihlallerinin derinleştirildiğini belirten Atal, “Yaşam hakkına mülkiyet hakkına, sağlıklı çevrede yaşama hakkına yönelik yıkıcı politikaların önünü kesecek Zeytin Yasası gibi yasalar deprem bölgesinde yürürlükten kaldırılmıştır. Deprem bölgesindeki asbestli ve diğer kimyasal-zehirli atıklar ise, milyonlarca insanın önümüzdeki 8-10 yıl içinde ölümüne veya kanser olmasına neden olacak şekilde doğal ekosistemlere karıştırılmaktadır” dedi.

    “ALEVİ YURTTAŞLARIN MÜLKÜ GASP EDİLİYOR”

    Alevi köyü olan Dikmece’de acil kamulaştırma sebebiyle yurttaşların mülklerinde konut yapılması projesine de işaret eden İsmail Hakkı Atal, “Alevi yurttaşların zeytinlikleri başta olmak üzere özel mülkleri kamulaştırma kılıfı altında gasp edilmektedir. Kırsaldan sonra sıra kent merkezine gelmiş bu defa da 6306 sayılı yasada yapılan değişiklikle başta Samandağ olmak üzere kent merkezlerindeki yurttaşların mülkiyet hakkı gasp edilmek istenilmektedir. Hatay’lı yurttaşlara karşı ‘ayırımcılık yasağı’ ihlal edilerek, AKP hükümetinin ideolojik politikalarıyla Hatay’ın demografik yapısı değiştirilmek istenilmektedir. Alevi Canlara ait zeytinliklerin yanı başındaki devlete ait hazine arazileri ise bomboş durmaktayken toplu konut için kullanılmamaktadır” sözlerini kullandı.

    “İNSAN HAKLARI İHLALİ İDARİ PRATİK HALİNE GELDİ”

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğuna ilişkin de başvuru yaptıklarını duyuran Atal, şu ifadeleri kullandı:

    “Hataylıların uğradığı ayırımcılığın genel seçimlere kadar yansımıştır. Hatay halkının iradesiyle milletvekili olarak seçilen Can Atalay’ın Anayasal hükümler ihlal halen cezaevinde tutulması, ‘serbest seçim’ hakkının ihlaline evrilmiştir. Hatay’lıların seçim iradesinin seçmen olarak Meclis’e yansıması engellenmiştir.

    Biz bu başvurumuzla, Hataylıların başta yaşam hakkı , sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, mülkiyet hakkı ve serbest seçim hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerimizin ihlallerini; uluslararası hukukta uygulanmaya başlanılan ‘ihtiyatlılık’ ve ‘öngörülebilirlik’ ilkeleri gereğince, sadece bir sonuç olarak değil, bir süreç olarak da tespit edilmesini talep ediyor ve AİHM’e doğrudan başvurumuzu yapıyoruz.”

    PİRHA/ HATAY

  • Yargıtay’dan Can Atalay serbest bırakılmalı diyen AYM üyelerine suç duyurusu

    Yargıtay’dan Can Atalay serbest bırakılmalı diyen AYM üyelerine suç duyurusu

    PİRHA- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasının tutuklusu TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın serbest bırakılması yönündeki kararı tanımadı. Anayasa Mahkemesi (AYM) Can Atalay hakkında “Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma, kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkının ihlal edildiğine hükmetmişti.

    Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’yı ihlal ettiğini ve yetkisini aştığını belirten Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Atalay hakkında ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Özgürlük Yürüyüşü’ Ankara’da son buldu: Sosyalist Cumhuriyet’i mutlaka kuracağız-VİDEO

    ‘Özgürlük Yürüyüşü’ Ankara’da son buldu: Sosyalist Cumhuriyet’i mutlaka kuracağız-VİDEO

    PİRHA-TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın, Hatay’dan başlattığı “Özgürlük Yürüyüşü” Ankara’da düzenlenen buluşma ile son buldu.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın, partisinin Hatay Milletvekili Can Atalay ve Gezi tutuklularının tahliye edilmemesine karşı 1 Ekimde Hatay’dan başlattığı, Ankara’da sona ermesi planlanan ‘Özgürlük Yürüyüşü’ Ankara’da düzenlenen buluşma ile sona erdi.

    Ankara Anıtpark’ta düzenlenen buluşmaya Demokratik Alevi Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yanı sıra çok sayıda siyasi parti temsilcisi katıldı. Buluşmada emeğin ve eşitliğin sesinin Cumhuriyet’in 100. yılında daha da yükseltilmesi gerektiği vurgulanırken alanda “İkinci yüzyılda cumhuriyet emekle özgürleşecek, sosyalist cumhuriyet” yazılı pankartlar yer aldı.

    Mitingin sunuculuğunu İrfan Değirmenci yaparken alana giriş yapan TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve Milletvekilleri alkışlar ile karşılandı.

    “GÜN OTURUP AĞLAMA GÜNÜ DEĞİLDİR”

    TİP Sözcüsü Sera Kadıgil mücadeleye devam vurgusu yaparak, “Halkın egemenliğini çaldırmamak için Hatay’dan buraya kadar yürüyen Genel Başkanımız ve ona eşlik eden yoldaşlarımız hoş geldiniz. Bugün cumhuriyetimizin 100 yılını bitirdiği en büyük bayramdır. Ülkemiz bir daha dinci piyonlar ile emperyalist işgal edilmiş durumda. Ülkemiz şu an kadın düşmanı, çocuk düşmanı bir kaç yobaz ülkeyi yönetmekte. Kadın düşmanı sapkın bir zihniyet ile yönetiliyoruz. Ortada kutlanacak bir cumhuriyet bırakmadılar. Tüm mücadeleyi bir sandığa sığdıran ‘aman ağzımızın tadı kaçmasın’ diye sarayın en önemli aparatı haline gelen mevcut muhalefette suçludur. Gün evde oturup ağlama günü değildir” diye konuştu.

    “PES EDEN ONLAR OLACAK”

    Tutuklu Milletvekili Can Atay’ın babası Mustafa Atalay, “Öfkemizi edecek kelime bulamıyorum. 3 gün içindeki gelişmeler ülkemizdeki adaletin içler acısı durumunun göstergesidir. Can Atay çıkacak bundan eminiz çünkü özgürlük için yürüyenler var, çünkü bir köşede sıkıştırılmış olsa da adalet için direnenler var. Özgürlük için yürüyenler yollarda olduğu sürece pes edenler onlar olacaktır. Bu vesileyle Filistin halkına dayanışmamızı iletelim, bu savaşın durdurulması talebimizi iletelim. Can’ın annesi ile sizi sevgi ile selamlıyoruz” şeklinde konuştu.

    “HER ENKAZI DEMİR MADENİ OLARAK GÖRÜYORLAR”

    Hatay halkı adına konuşmasını yapan Hasan Yılmaz, “Hatay halkı bir şişe su için mücadele ederken, molozlar içinde asbest riski ile mücadele ederken, yeniden kalkıp mücadele etmemize köstek olanların karşısında duruyoruz. Asrın dayanışmasını örüyoruz.6 şubat depremi ile her ankazı demir madeni olarak görenler Can Atalay’ı tutsak etmek istemektedir” dedi.

    “GÖZ GÖRE GÖRE BİR ARKADAŞIMIZIN CANINA KIYDILAR”

    Gençler adına konuşan Ege Arda Arıer, “Bugün burada bir öğrenci olarak, insanca yaşamı çok gören KYK yurdunda kalan bir öğrenci olarak karşınızdayım göz göre göre bir arkadaşımızın daha canına kıyıldı. Üzerimize indirmek istedikleri karabulutlar karşısında reflesimiz daha güçlü olmalıdır. Cumhuriyetimiz değerlerine karşı bir grup tarafından yönetiliyoruz” diye konuştu.

    “CAN’I O ZİNDANDAN ÇIKARACAĞIZ”

    Düzenlenen buluşmada konuşan Erkan Baş şunları söyledi:

    “Tam 28 gündür yürüyoruz. Ülkenin dört bir yanında adaletsizliğe karşı adımlarımıza destek olan herkese teşekkür ediyorum. Biz bu yürüyüşe sevgili yoldaşımız Can Atay’ın esaretine karşı yürüdük. Haksızlığa adaletsizliğe karşı duyacağımız bir kez daha gösterdik. Hep birlikte bir adım daha atacağız, gideceğiz ve Can’ı o zindandan çıkaracağız. Son 3 gündür hersey iyice netleşti. İstanbul’daki mahkeme saraydan emir bekliyor. Adalet Sarayı denilen yerler buradaki sarayın yan şubesidir. Can’a özgürlük diye başladık bugün Cumhuriyet’e özgürlük diye devam ediyoruz. Cumhuriyet halkın egemen olmasıdır devrimcidir, halk egemenliğidir, halkın kendi kaderini eline almasıdır. Sadece AKP için değil bütün iktidarlar için Cumhuriyetin altı boşaltılmıştır.

    Geçmişi ile yüzleşmeyen geleceği kuramaz. Yobazlara yaranmak için Cumhuriyet’in adını anamadıkları adamları okullarımıza soktular, çocuklarımızı yobazlardan kurtaracağız. Kayyumların olduğu yerde Cumhuriyetten söz edilemez.

    “TESLİM OLMAYIZ”

    Cumhuriyetin düşmanları bugün iktidarda ama muhalefete de bir sözümüz var ağızlarının tadı kaçmasın diye susarak, tarikatlara sevimli gözükmeye çalışarak bu ülke bir adım ileri gidemez. Cesur olmalıyız. Bu ülke için kim ter döküyorsa bu ülke onundur. Onlar kindar ve dindar nesiller yetiştirmek istiyorlar biz laiklik çatısı altında Alevisi, Sünnisi, inanı, inanmayan ile birlikte yaşamak istiyoruz. Gerçekten Filistin’in yanındaysa İsrail ile tüm ticareti kessinler. Bu yobazların iktidarı, en çok özgür kadından korkar. Bağımsız bir ülkede barış içinde yaşayacağımız bir ülke istiyoruz. Biz teslim olmayız kanıtı Gezi’dir, memleketin her yerinde Zeren için KYK yurtlarında sokaklara çıkan gençlerdir.

    Söz veriyoruz geleceğimizle oynatmayacağız. Saray iktidarına mutlaka son vereceğiz. Evet meydan okuyoruz bizim Cumhuriyetçiliğimiz, devrimciliğimiz meydan okumadır. Dost düşman herkes duysun biz buradayız. Bitti dediğimiz yerde yeniden ayağa kalkarız. İnsanların etnik kimliğine göre, mezhebine göre ayrıştırmasına izin vermeyeceğiz. Mutlaka Sosyalizmi kuracağız.”

    Mitingin sonunda gençler Cumhuriyet bildirgesini okudu.

    PİRHA/ANKARA

  • Kızılay’ı protesto eden 87 TİP üyesine dava açıldı

    Kızılay’ı protesto eden 87 TİP üyesine dava açıldı

    PİRHA- Maraş merkezli depremlerde çadır satması ile gündeme gelen Kızılay’ı protesto ettikleri gerekçesiyle 87 Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesine dava açıldı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP), Maraş merkezli depremlerde çadır sattığı ortaya çıkan Kızılay’ı protesto ettikleri gerekçesiyle 10’u Parti Meclisi (PM) üyesi olmak üzere toplam 87 üye ve yöneticisine ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü kanuna muhalefet’ suçlamasıyla dava açıldığını duyurdu.

    Türkiye İşçi Partisi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Bu dava bize iktidarı Kızılay’ın eyleminin arkasında olduğunu göstermektedir. Asıl yargılanması gereken, parayla çadır satanlardır. Biz de sözümüzün arkasındayız, depremde dahi cebini düşünenlerle hesaplaşacağız!” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erkan Baş’ın ‘Özgürlük Yürüyüşü’ başladı-VİDEO

    Erkan Baş’ın ‘Özgürlük Yürüyüşü’ başladı-VİDEO

    PİRHA- TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Gezi tutuklukları içi başlattığı ‘Özgürlük Yürüyüşü’ için Hatay’dan Ankara’ya doğru yola çıktı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, başta tutuklu TİP Hatay Milletvekili Can Atalay olmak üzere Gezi tutukluları için Hatay’dan Ankara’ya yürüyüş başlattı. ‘Özgürlük Yürüyüşü’ne başlayan Baş, öncesinde bir basın açıklaması yaptı.

    Erkan Baş, yürüyüş öncesi yaptığı açıklamada “Bugün 1 Ekim tarihi bir özgürlük yürüyüşünün ilk adımını atmak için Hatay’dayız. Yürüyüşümüzü Hatay’dan başlatıyoruz çünkü on binlerce yurttaşımızın iradesinin gasp edildiği kentteyiz. Yürüyüşümüzü Hatay’dan başlatıyoruz çünkü depremde yitirdiğimiz on binlerce yurttaşımızın kentindeyiz. Yürüyüşümüzü Hatay’dan başlatıyoruz çünkü Gezi bir dava konusu olacaksa önce Ali İsmail’in, Abdo Can’ın, Ahmet Atakan’ın hesabının sorulması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

    “DİRENİŞİ SUÇ İLAN ETMEYE KALKMAK MİLYONLARCA YURTTAŞIMIZA HAKARET ETMEKTİR”

    Baş, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Geçtiğimiz günlerde Gezi Davası sözde Yargıtay tarafından onaylandı. AKP iktidarının yargıyı bir sopaya çevirdiği ve bu sopayla toplumu hizaya getirmeye çalıştığının yeni bir örneğiyle daha karşı karşıyayız. İlk örneği değil ama itiraf etmek gerekir ki en cüretkar, en halk düşmanı olanlardan bir tanesiyle karşı karşıyayız. Bu yürüyüşe başlarken bir kez daha ifade etmek istiyoruz Gezi Direnişi dünyanın en barışçıl, en insanı ve en haklı itirazlarından bir tanesiydi. Bu ülkede milyonlarda insanın parçası olmaktan gurur duyduğu bir isyanı, bir direnişi suç ilan etmeye kalkmak milyonlarca yurttaşımıza hakaret etmektir. Can Atalay’ı, Osman Kavala’yı , Çiğdem Mater’i, Tayfun Kahraman’ı, Mine Özerden’i suçlu ilan etmeye kalkanlar ülke tarihine kara leke olarak geçecekler.”

    PİRHA/HATAY

  • TİP, Atalay için sokaklardaydı: Hatay’ın iradesi saray rejimi tarafından esir tutuluyor- VİDEO

    TİP, Atalay için sokaklardaydı: Hatay’ın iradesi saray rejimi tarafından esir tutuluyor- VİDEO

    PİRHA- TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın serbest bırakılmasına ilişkin yapılan eylemde konuşan TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, tutukluluğun hukuksuz olduğunu söyleyerek, “Hatay iradesi, saray rejimine hizmet eden bir grup tarafından esir tutuluyor. Can Atalay’a özgürlük istiyoruz” dedi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP), Hatay Milletvekili Can Atalay‘ın mazbatasını almasına rağmen cezaevinde tutulmasına ilişkin bugün 36 şehir ve 85 noktada sokağa çıkarak basın açıklaması düzenledi. İstanbul’daki Haydarpaşa Garı önünde yapılan basın açıklamasına TİP üyeleri, TİP Sözcüsü Sera Kadıgil ve çok sayıda demokratik kitle örgütü katıldı.

    “TUTUKLULUK ANAYASA’YA AYKIRI”

    TİP adına açıklamayı yapan Melis Yağmur Yıldırım yaşanan durumun hukuksuzluğuna dikkat çekerek, Yargıtay’ın anayasa hükmünü yerine getirmediğini belirtti. Yıldırım, “Seçilmiş vekilimiz, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde esir tutulduğu için henüz milletvekili yeminini edemedi ve görevine başlayamadı. Can Atalay’ın tahliye edilmesi için avukatlarının Yargıtay’a yaptığı başvuru günlerdir yanıtsız bırakıldı ve yoldaşımız hala cezaevinde tutuluyor. Yaşanan durum her anlamda Anayasa’ya aykırıdır ve Yargıtay, Anayasa’nın emrettiği hükmü uygulamamakta ısrar etmektedir. Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluk hâlinin devamı, hukuka aykırı bir şekilde, kişi hürriyeti ve güvenliğinin engellenmesi ve aynı zamanda seçmenlerin temsil edilme haklarının ihlali anlamına gelmektedir” diye konuştu.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI: YASALARA UYUN

    Anayasa’nın 83. Maddesi’ndeki “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” ifadeleri hatırlatan Yıldırım, yetkililere yasalara uyma konusunda çağrıda bulundu.

    “Anlamı apaçık olan Anayasa hükmü ortadayken, buradan başta Yargıtay savcıları olmak üzere yetkilileri Anayasa’ya uymaya bir kez daha davet ediyoruz. Artık bu hukuksuzluğa bir son verin. Yetkinizi aldığınız yasaları uygulayın. Can Atalay’ın seçilmiş bir milletvekili olarak yasama faaliyetlerine katılmasının önündeki engellerin kaldırılmasını, T.C. Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altında olan seçme ve seçilme hakkının derhal yerine getirilmesini bekliyoruz”

    KADIGİL: BU DAVALAR SARAY REJİMİNİN MASKARALIĞIDIR

    Açıklamada Can Atalay’ın tutukluluğu ve Gezi davalarına ilişkin konuşan TİP Sözcüsü Sera Kadıgil şunları söyledi.

    Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala ve bu sebeple içerde bulunan tüm arkadaşlarımız tam bir senedir bir maskaralık esiri olarak Silivri zindanlarında tutsaklar. Saray rejimi bu maskaralığa bir yenisini daha ekledi. Seçilmiş bir milletvekili, aradan 3 hafta geçmiş olmasına rağmen, Anayasa’nın 83. Maddesi çok açık olmasına rağmen Yargıtay tarafından hukuka karşı hile kullanılarak şu anda resmen esir tutuluyor. Can’ın mazbatasıyla birlikte itiraz dilekçesini haftalar öncesinden Yargıtay’a sunmuşken hala gereği yapılmıyor, dosya ilgili ceza dairesine gönderilmiyor. Hatay iradesi, saray rejimine hizmet eden bir grup tarafından esir tutuluyor. Bu haksızlığa dur demek için buradayız. Şu anda esir tutulan sadece Can değil, Hatay halkının iradesidir. Can Atalay’a özgürlük istiyoruz”

    İstanbul, Mersin, İzmir başta olmak üzere birçok kentte yapılan açıklamada, Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğunun hukuksuz olduğuna ve serbest bırakılması gerektiğine vurgu yapıldı.

     PİRHA/ İSTANBUL- MERSİN- İZMİR

  • ‘Turizm çalışanlarının sorununu turizm patronları çözemez’

    ‘Turizm çalışanlarının sorununu turizm patronları çözemez’

    PİRHA-Antalya Manavgat’taki mevsimlik işçilik sorununa dair basın açıklaması yapan Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyeleri, “Geçimini turizmden sağlayan işçilerin, sektör geleneği haline gelmiş turizm çalışanlarının sorununu, sorunun baş sorumlusu turizm patronları çözemez. Güvenceli ve güvenli ortamlarda çalışmak her işçinin hakkıdır” ifadelerini kullandı.

     

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Antalya’nın Manavgat bölgesindeki turizm emekçilerinin yaşadığı mevsimlik işçilik sorununa ilişki basın açıklaması yaptı. Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Manavgat Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Manavgat ilçe başkanı ve yöneticileri ile Eğitim Sen’in de destek verdiği açıklamada basın metnini TİP Manavgat ilçe başkanı Zehra Balko okudu.

    “EN BÜYÜK SIKINTI MEVSİMLİK İŞÇİLİK SORUNU”

    Zehra Balko, Manavgat bölgesinde turizm emekçilerinin en büyük sıkıntısının mevsimlik işçilik sorunu olduğuna dikkat çkerek, “Gelişimi ve bölgenin tek kalkınma aracı olarak turizm, bu bölgede yaşayan emekçilerin neredeyse tek geçim kaynağı olmak ile birlikte sezon sonu askıya alınma ile geçinememe sorununa dönüşmektedir” dedi.

    “GÜVENVELİ ORTAMDA ÇALIŞMAK HER İŞÇİNİN HAKKIDIR”

    Sezon sonu askıya alınan işçilerin, asgari ücret artışından henüz yararlanamadan artan kira, gıda, ulaşım, elektrik ve su giderleri ile hayatta kalma savaşı vermekte, bulabildiği güvencesiz işlerde çalışmak zorunda bırakıldığını ifade eden Zehra Balko, ” İş akdinin askıya alınması hususu, turizm sektöründe uygulanmak üzere iş kanununda, özel maddeler ile işçi lehine düzenlenmelidir. Mevsimlik çalışan işçiler için işsizlik fonundan ödenek ayrılmalı, sezon sonu askıda olduğu süre içerisinde geçinebilmesi için ödenekten faydalandırılmalıdır. Geçimini turizmden sağlayan işçilerin, sektör geleneği haline gelmiş turizm çalışanlarının sorununu, sorunun baş sorumlusu turizm patronları çözemez. Güvenceli ve güvenli ortamlarda çalışmak, daha iyi ücret ve mesaiden doğan diğer yasal haklarını korumak, işyerindeki haksız uygulamalara karşı durabilmek, her işçinin hakkıdır” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANTALYA