Etiket: tutuklu gazeteciler

  • İstanbul’da mahkemeye sevk edilen 6 gazeteci tutuklandı

    İstanbul’da mahkemeye sevk edilen 6 gazeteci tutuklandı

    PİRHA- Dün Şişhane’de gözaltına alınıp bugün Çağlayan Adliyesi’ne getirilen çoğu gazeteci olan 14 kişiden 9’u tutuklandı.

    Kuzey ve Doğu Suriye’de öldürülen gazeteciler için düzenlenen açıklamaya katılan 6 gazeteci ve 3 siyasetçi tutuklandı.

    Tutuklanan gazeteciler: Gülistan Dursun, Pınar Gayıp, Serpil Ünal, Hayri Tunç, Enes Sezgin, Osman Akın

    Tutuklanan diğer isimler: Can Papila, Haci Ugis, İmam Senol.

    Adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edilen gazeteciler Zeynep Kuray Yadigar Aygün, Mahsum Sağlam ile Yağmur Filiz ve Pelin Laçin adli kontrol ile serbest bırakıldı.

    NE OLMUŞTU

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ve DİSK Basın-İş öncülüğünde bir araya gelen gazeteciler, Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeleri takip ederken Türkiye SİHA’sı ile katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için 21 Aralık’ta Istanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan Şişhane Meydanı’nda açıklama yapmak istedi. Çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisilerinin de destek verdiği açıklamaya saldıran polis, 59 kişiyi gözaltına aldı.
    Gözaltına alınanlardan 45 kişi emniyet işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, 14 kişi ise savcılığa sevk edildi. Savcılık, 14 kişiden 5’ini adli kontrol, 9 kişiyi  ise “örgüt propagandası yapmak” ve “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet” iddiasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk etti.
    (HABER MERKEZİ)
  • ‘Tutuklanan gazetecilerin %60’ının aleyhlerine herhangi bir suçlama dahi yapılmadı!’

    ‘Tutuklanan gazetecilerin %60’ının aleyhlerine herhangi bir suçlama dahi yapılmadı!’

    PİRHA –Milletvekili Ayten Kordu, basın özgürlüğünün güvence altına alınması hakkında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun cevaplaması istemiyle soru önergesi hazırladı. Kordu, “Adalet Bakanlığı, 2023 yılında tutuklanan gazetecilerin %60’ının aleyhlerine herhangi bir suçlama dahi yapılmadığını raporlamıştır. Bu konu hakkında bir çalışmanız var mıdır?” sorusunu yöneltti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, basın-yayın emekçilerinin tutuklanması ve yaşadıkları baskılara dikkat çekti. Kordu, basın çalışanlarının işlerini yaparken maruz kaldıkları baskılara karşı basın özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiğini vurgulayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi sundu.

    TÜRKİYE, EN FAZLA GAZETECİ HAPSEDEN 9. ÜLKE!

    Milletvekili Ayten Kordu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na yönelttiği iki ayrı soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Kayyımların göreve gelmesiyle birlikte basın özgürlüğüne yönelik saldırılar da artmıştır. Protesto hakkını kullanan halkın sokağa çıkmasının ardından, birçok yerde polis, halkı hedef almış ve günlerce süren olaylar yaşanmıştır. Güvenlik güçlerinin bu saldırılarında, basın mensupları hedef alınarak gözaltına alınmış, kayyımları eleştiren haber ve paylaşımlar suç sayılmış, basın büroları basılmış ve birçok gazeteci darp edilerek gözaltına alınmıştır. Haber takibi engellenmiştir. Dicle Fırat Gazetecileri Derneği’nin Kasım ayı Hak İhlalleri raporuna göre, 21 gazeteci gözaltına alınmış, 3 gazeteci saldırıya uğramış, 9 gazetecinin haber takibi engellenmiş, 5 gazeteci tutuklanmış ve 40 gazeteci cezaevinde tutuklu bulunmaktadır. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), 2023 yılı raporunda, Türkiye’nin en fazla gazeteci hapseden 9. ülke olduğunu bildirmiştir. Aynı raporda, 2023 yılında hapisteki gazetecilerin yüzde 60’ının aleyhlerine herhangi bir suçlama olmadan tutuklandığı vurgulanmıştır.

    Tüm bu baskılara, gözaltılara, tutuklamalara, şiddet ve tacizlere karşı, kalemleriyle ve kameralarıyla direnen basın emekçileri, zorlu koşullara rağmen hakikat mücadelesine devam etmektedir.

    Hükümeti eleştiren gazetecileri susturmak amacıyla uygulanan ağır yargı kararları ve diğer uygulamalar, caydırıcılık üzerine kurulu bir sistem yaratmaktadır. Bu sistem, gazetecilerin hem maddi hem de manevi olarak yıpranmasına yol açmakta ve özgür bir eleştiri ortamının en büyük düşmanı olan oto sansürün yaygınlaşmasına neden olmaktadır.”

    “YARGILANAN BASIN MENSUBU SAYISI KAÇTIR?”

    Milletvekili Ayten Kordu, Adalet Bakanı Tunç tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “Adalet Bakanlığı, 2023 yılında tutuklanan gazetecilerin %60’ının aleyhlerine herhangi bir suçlama dahi yapılmadığını raporlamıştır. Bu durumun hukuka ve adalete aykırı olduğu düşünülünce bu konu hakkında bir çalışmanız var mıdır?

    Bir süre tutuklu kaldıktan ya da gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan basın mensubu sayısı kaçtır? Kesinleşmeyen veya cezanın infazı 5 yıl süreyle ertelenmiş olan basın mensubu sayısı kaçtır?

    Hapis cezası istemiyle yargılanan basın mensubu sayısı kaçtır? Halen tutuklu olan ve iddianameleri hazırlanmayan gazeteci sayısı kaçtır?

    Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan kanun hükümlerinde değişiklik yapılması, suçun tanımı ve suç unsurlarının yeniden belirlenmesi için bir çalışmanız var mıdır?

    Son 5 yıl içerisinde kaç gazeteci ve karikatürist hakkında hakaret ve tazminat davaları açılmıştır?

    Son beş yıl içerisinde online haber sitelerine yönelik erişimi engellenen haberlerin ve ‘kişilik hakları ihlali’ iddiasıyla silinen ve arama motorlarında görünmez kılmak için talimatını verdiğiniz haberlerin sayısı nedir?

    Mesleki faaliyetlerinden dolayı yargılanan gazetecilerin dosyalarında, kimliği belli olmayan ‘gizli’ ve açık ‘tanık’ beyanları doğrultusunda yargılanan ve ceza alan sayısı kaçtır?

    Son beş yıl içerisinde saldırıya uğrayan, haber takibi engellenen, kötü muameleye maruz kalan ve evine baskın düzenlenen basın-yayın mensubu sayısı kaçtır?

    Nitelikli uzman gazetecilerin işsiz kaldığı bu dönemde, haber yaparken maruz kaldıkları şiddet nedeniyle kullandıkları araç ve gereçlerini kaybedenlerin zararını/bedelini karşılamak için bir çalışmanız var mıdır?

    “YASALARI UYGULAMAK İÇİN ÇALIŞMALARINIZ NELERDİR?”

    Ayten Kordu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu’ndan ise şu soruların cevabını talep etti:

    “Basın-yayın emekçilerinin Anayasa, yasalar ve uluslararası anlaşmalarla elde edilmiş haklarını korumak ve geliştirmek için yaptığınız çalışmalarınız var mıdır?

    Son yıllarda basın-yayın emekçilerinin tutuklanması, cezalandırılması vakalarının artışı ve işlerini yaparken maruz kaldıkları baskılara karşı basın özgürlüğünü güvence altına almak ve düzeltmek için yaptığınız çalışmalar nelerdir?

    Basın -Yayın emekçilerinin mesleki faaliyetleri nedeniyle keyfi olarak gözaltına alınması, halkın doğru bilgiye ulaşma hakkı engellemiştir. Bu tür keyfi gözaltılarla ilgili çözüm öneriniz veya yasaları uygulamak için çalışmalarınız nelerdir?

    Basın çalışanlarının tutuklu olmalarına rağmen mesleki faaliyetlerine devam etmesi, onları susturmanın imkânsız olduğunu gösteriyor. Bu durum karşısında özlük haklarının korunması ve iş güvencesinin sağlanması, basın ve ifade özgürlüğünün kullanılabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bunları sağlamak ve teminat altına almak için yapılan çalışmalarınız var mıdır?

    Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklara girişleri kısıtlanan ve haber izlemeleri engellenen basın-yayın mensubunun sayısı nedir?

    Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), son beş yıl içerisinde haber ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına toplam kaç idari para cezası ve yayın durdurma cezası vermiştir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Dicle Fırat Gazeteciler Derneği raporu: 21 gazeteci gözaltına alındı 3’ü tutuklandı

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği raporu: 21 gazeteci gözaltına alındı 3’ü tutuklandı

    PİRHA- Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin Kasım Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri raporunda 21 gazetecinin gözaltına alındığı 3’ünün tutuklandığı belirtildi. Raporda Devlet Bahçeli’nin gazetecileri tehdit etmesi de yer aldı. 

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Kasım ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri raporunu açıkladı. Raporun değerlendirme bölümünde, kayyım uygulamasının AKP-MHP iktidarı tarafından tekrar devreye konulduğu belirtildi.

    İstanbul’dan Esenyurt ile başlayan Halfeti, Dersim, Ovacık ve Bahçesaray ile devam eden kayyım uygulamasının birçok merkezde halkın büyük tepkisine ve protestolara neden olduğunun belirtildiği raporda, “Kayyımlarla birlikte basın özgürlüğüne dönük saldırıların da en yoğun yaşadığı bir ayı geride bıraktık” ifadelerine yer verildi.

    KAYYIMLAR VE BASIN ÜZERİNDEKİ BASKILAR

    Kayyıma karşı birçok yerde halk sokağa çıkarak protesto hakkının kullanıldığının belirtildiği raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:

    “Ancak birçok noktada polis, halka saldırmış, günlerce süren olaylar yaşanmıştır. Polisin bu saldırılarında meslektaşlarımız defalarca kez hedef alınarak gözaltına alınmış ve haber takipleri engellenmiştir. Êlih’te basına dönük saldırılar ise Türkiye’nin basın özgürlük tarihinde kara bir leke olarak yerini almıştır. Batman’da 4 Kasım’da başlayan olaylarda Batman Sonsöz gazetesinin bürosu basılmış, gazetenin muhabiri Serhat Aslan gözaltına alınmıştır. 5 Kasım’da ise JINNEWS Muhabiri Pelşin Çetinkaya, Gazeteci Mizgin Sönük ile Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Veysi Akören darp edilerek gözaltına alınmıştır.

    8 Kasım’da da Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Veysi Akören, sokakta meslektaşları ile birlikte yürüdüğü esnada yüzü maskeli, kendisini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırılmak istendi. Çevredekilerin tepkisi sonucu Akören kaçırılmaktan kurtuldu. Basın meslek örgütlerinin tepkisine rağmen Batman Valisi, yüzü maskeli olan kişilerinin kim olduğunu açıklamak yerine Akören’i hedef gösterdi.

    Sahadaki gözaltı, baskı, şiddet ve haber takibini engelleme yetmezmiş gibi kayyımı eleştiren haber ve paylaşımlarda bulunmak da suç sayıldı. 10Haber Muhabiri Furkan Karabay yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’le ilgili yargılama sürecine dair haberi ve paylaşımlarından sonra gözaltına alınarak tutuklandı. Halkın iradesini gasp eden Esenyurt kayyımı ise belediyede çalışan basın müdürü, basın danışmanının görevine son verirken, kameraman olarak çalışan iki kişinin de görev yerini değiştirdi.”

    21 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI

    Kasım ayında 21 gazetecinin gözaltına alındığı belirtilen rapora şöyle devam edildi:

    “Sadece haber yaptıkları için ve bu haberler karşılığında telif aldıkları için çoğunluğu serbest gazeteci olan 14 gazeteci gözaltına alındı. Gazeteciler Roza Metina, Ahmet Sümbül, Erdoğan Alayumat (serbest gazeteci), Bilge Aksu (serbest gazeteci), Tuğçe Yılmaz (Bianet), Suzan Demir (Gazete Duvar), Serap Güneş (serbest gazeteci), Havin Derya, Mehmet Uçar (serbest gazeteci), Bilal Seçkin (serbest gazeteci), Baver Yoldaş, karikatürist ve gazeteci Doğan Güzel, Berfin Atlı ve Mehmet Yaşar Abatan gözaltına alındı. Üç günlük gözaltı işlemlerinin ardından Mehmet Üçar ve Bilge Aksu tutuklandı.

    Kasım ayında 21 gazeteci gözaltına alındı. Bu sayı, son yıllarda gazetecilere dönük saldırıların en zirve yaptığı ay olmuştur. Sayının çokluğu bile bize; gazetecilerin özgür çalışma koşulların giderek yok edildiğinin, basın ve ifade özgürlüğünün artık dip noktaya geldiğinin göstergesidir.

    DEVLET BAHÇELİ’NİN GAZETECİLERİ TEHDİT ETMESİ

    Gazetecilere dönük şiddetin sadece sokaklarda değil meclisin içerisine kadar girdiğini gözlemledik. MHP Lideri Devlet Bahçeli, haftalık grup toplantılarında basın mensuplarına dönük tehditlerini artık sıradanlaştırdı. Basın mensuplarını ‘Not alıyoruz’ şeklinde tehdit eden Bahçeli’ye basın örgütleri ‘Artık yeter’ diye tepki gösterse de yargı mercileri üç maymunu oynama devam ediyor.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesi görüşmelerine gelen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile kayyum atamalarına tepki gösteren muhalefet milletvekilleri arasında çıkan arbede sırasında Bakan Yerlikaya, görüntü almaya çalışan ANKA Haber Ajansı kamerasına yumruk attı. Gazetecileri korumak ile sorumlu olan bir bakanın meslektaşımıza yaptığı bu saldırıyı kınıyor, bu yumruğun dahi Türkiye’de gazetecilerin güvende olmadığının en çıplak hali olduğu gerçeğini yineliyoruz.”

    25 KASIM’DA KADINLARTA ŞİDDET 

    Raporda’da 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü kapsamında yapılan etkinliklerdeki basına dönük ihlallerde raporun değerlendirme kısmında “Son olarak 25 Kasım’a da ayrı bir parantez açmak istiyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadele gününde on binlerce kadın alanlara çıkarak kadına dönük şiddete ve cinayetlere karşı güçlü bir duruş sergilemiştir. Bu eylemlerde de çok sayıda gazetecinin haber takibi engellenmiş, Özgür Yurttaş Muhabiri İrem Kabataş gözaltına alınmıştır. Tüm bu saldırılara karşı gazeteciler, bir kez dahi geri adım atmamış, bulundukları her yerde mesleklerini icra etmeye devam etmişlerdir. Gözaltına alınan meslektaşlarımız bırakıldığı anda görevlerinin başına dönerek haber yapmaya, hakikati yazmaya devam etmiştir. Hem kayyım protestolarında açığa çıkan meslektaşlarımıza dönük saldırılar hem de Eskişehir merkezli operasyonda gazetecilerin gözaltına alınması güçlü bir şekilde protesto edilmiş ve geri adım atılmayacağı mesajı verilmiştir. 18 meslek örgütü bir araya gelerek güçlü bir dayanışma ağını açığa çıkarmıştır. Bizlere düşen görev; bu dayanışma ağını büyütmektir” denildi.

    TUTUKLU GAZETECİ SAYISI 40 

    Raporda, saldırıya uğrayan gazeteci sayısı 3, evine baskın düzenlenen gazeteci sayısı 13, gözaltına alınan 21, tutuklanan 3, tehdit edilen 5, haber takibi engellenen 9, kötü muameleye maruz kalan gazeteci sayısı ise 6 olarak yer aldı. Yine raporda, 8 gazeteci hakkında soruşturma, 6 gazeteci hakkında dava, 2 gazeteciye 88 bin 80 TL para cezası verildiği, 44 dosyada 98 gazetecinin yargılanmasının sürdüğü, tutuklu gazeteci sayısının ise 2 Aralık itibariyle 40 olduğu bilgisi yer aldı.
    2 gazetecinin işine son verildiği, RTÜK tarafından 39 yayın yasağı, 1 toplatma kararı, 6 habere erişim engeli, bir internet sitesinin kapatıldığı ve 3 sosyal medya içerine erişim getirildiği de raporda yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Basın örgütlerinden gazetecilere verilen hapis cezalarına tepki-VİDEO

    Basın örgütlerinden gazetecilere verilen hapis cezalarına tepki-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da yapılan soruşturmalar sonrasında davalarının karar duruşması görülerek haklarında hapis cezası verilen gazeteciler için ortak açıklama yapan Kadın Gazeteciler Derneği ve DİSK Basın İş Mersin temsilciliği hapis cezalarını protesto etti. Yapılan açıklamada, gazetecilik mesleğinin bu soruşturmalar ve davalarla kriminalize edildiği vurgulandı.

    Ankara merkezli soruşturmalar kapsamında ‘örgüt üyeliği’ suçlaması ile haklarında dava açılan gazetecilerin yargılandığı duruşma sonucunda 29 Ekim 2022’de tutuklanan ve 16 Mayıs 2023 tarihinde tahliye edilen Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri ve Disk Basın İş Disiplin Kurulu üyesi Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Emrullah Acar, Zemo Ağgöz, Deniz Nazlım ve JINNEWS muhabiri Öznur Değer’e 6 yıl 3’er ay hapis cezası verildi.

    “GAZETECİLİK MESLEĞİ KRİMİNALİZE EDİLİYOR”

    ‘Gazeteciliği savunacağız’ diyerek bir araya gelen Mersin’deki basın örgütlerinden Kadın Gazeteciler Derneği ve DİSK Basın İş temsilciliği İnsan Hakları Derneği binasında yaptıkları basın açıklaması ile kararları protesto etti.

    Basın örgütleri adına ortak hazırlanan basın açıklamasını okuyan Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Fatoş Sarıkaya, gazetecilerin haberlerinin davaların konusu haline geldiğini belirtirken, bu davaların kanıtının da kamuoyuna açık olan haberlerin kendisi olduğunu ifade etti.

    Gazetecilik mesleğinin bu soruşturmalar ve davalarla kriminalize edildiğini söyleyen Sarıkaya, “Yine varlığı şüpheli ‘gizli tanık’ ifadeleri ile gazetecilik mesleği kriminalize edilmiş, faaliyetleri de “örgüt üyeliği” kapsamında gösterilmiştir. Belirtmek isteriz ki; haber konularını, neyin haberinin yapılıp neyin yapılamayacağını, nasıl yapılacağını, başlığını, görselini belirleyecek olan mahkeme heyetleri değil, mesleki ilkelerdir. Yargıçlar, yayın yönetmenleri; mahkemeler de haber merkezi değildir. Nasıl ki bir hakim kamusal bir görev ifa ediyorsa, gazeteci de kamusal bir görev ifa ediyor” diyerek gazetecilik mesleğinin suç olmadığını vurguladı.

    “BİZLER GAZETECİLİK ÖRGÜTÜNÜN ÜYELERİYİZ”

    Gazetecilere yönelik baskıların iktidarın hoşuna gidip gitmeyecek haberlere göre şekillendiğini belirten Sarıkaya, “Gazetecilerin görevlerinin başında iktidarın uygulamalarını kamu adına denetlemek, toplumu bilgilendirmek bulunmaktadır. İşte meslektaşlarımız bu faaliyeti yürüttüğü için cezalandırılmış, ülkemiz tam da bu nedenle bir gazeteciler hapishanesine dönüştürülmüştür” dedi.

    Gazetecilik faaliyetlerini yürüttüğü için tutuklanan tüm gazetecilerin serbest bırakılması için çağrı yapan Fatoş Sarıkaya şunları ifade etti:

    “Gazetecilik faaliyetleri yürüttüğü için tutuklanan tüm meslektaşlarımız bırakılmalıdır. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hapis cezası verilen tüm meslektaşlarımızın cezaları bozulmalı, özgürce toplumu bilgilendirme faaliyetlerini yürütebilmelidir. Belirtmek isteriz ki bizler ‘gazetecilik örgütü’nün üyeleriyiz. Hiçbir baskı, hapis cezası bizleri toplumu bilgilendirmekten alıkoyamaz. Toplumun hakikate, habere an fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde, mesleğimizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Diren Keser için Britanya Alevi Festivali’nde açıklama yapıldı -VİDEO

    Diren Keser için Britanya Alevi Festivali’nde açıklama yapıldı -VİDEO

    PİRHA- 27 Şubat’ta evinden gözaltına alınarak Tarsus Kampüs Cezaevi’ne gönderilen PİRHA Muhabiri ve CAN TV Programcısı gazeteci Diren Keser için Britanya Alevi Festivali’nde bir açıklama yapıldı.

    Britanya Alevi Festivali’nde, 27 Şubat’ta evinden gözaltına alınarak Tarsus Kampüs Cezaevi’ne gönderilen PİRHA Muhabiri ve CAN TV Programcısı gazeteci Diren Keser için bir açıklama yapıldı. Açıklamayı Elif Tabak okudu.

    “DİREN İKTİDARIN RAHATSIZ OLACAĞI HABERLER YAPTIĞI İÇİN CEZA ALDI”

    Türkiye’de gazeteci olmanın günden güne zorlaştığı, MHP destekli AKP hükümetinin gazeteciler üzerinde, özellikle özgür basın üzerinde baskısını arttırdığı belirtilen açıklamada şunlar ifade edildi:
    “Gazeteciler yaptıkları ve paylaştıkları haberler nedeniyle sabah saatlerinde evleri basılarak gözaltına alınıp tutuklanıyor.
    Bu gazetecilerden biri de PİRHA Muhabiri/CAN TV Programcısı Diren Keser.
    Diren canımız, daha önceki yıllarda hakkında açılan dava sonucu aldığı ceza nedeniyle herhangi bir bildirim yapılmadan 27 Şubat’ta evinden gözaltına alındı ve Tarsus Kampüs Cezaevi’ne gönderildi.
    Yıllardır Alevi medyasında haber yapan, program yapan Diren Keser, iktidarın rahatsız olacağı haberler yaptığı için propaganda suçundan ceza almıştı.

    “DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ENGELLENEMEZ”
    İfade özgürlüğünün suç sayıldığı Türkiye’de halkın haber alma özgürlüğü iktidar tarafından engelleniyor. Hakikatin peşinde olan gazeteciler tehdit ediliyor, tutuklanıyor. Hükümetin bu tavrı kabul edilemez. Demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü tanımak zorunda iktidar. Gazeteciliğin engellenmesi suçtur. Gazeteciler yaptıkları haberler yüzünden tutuklanamazlar.
    Diren Keser, haksızlık karşısında sesini çıkaran, hak haberciliği yapan bir canımız. Alevilerin sesiydi. Alevi hak haberciliği yapıyordu. Diren Keser ve tutuklu tüm özgür basın emekçilerinin bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz.
    Özgür basın susturulamaz! Düşünce ve ifade özgürlüğü engellenemez!”

    Elif TABAK/LONDRA

     

  • DFG Mayıs ayı raporu: ‘Etki ajanlığı’ maddesiyle gazetecilik kıskaca alınıyor

    DFG Mayıs ayı raporu: ‘Etki ajanlığı’ maddesiyle gazetecilik kıskaca alınıyor

    PİRHA – Tutuklu gazeteci sayısının 42 olduğunu belirten DFG, Mayıs ayı raporunda 9’uncu yargı paketinde yer alan “Etki ajanlığı” maddesiyle gazeteciliğin kıskaca alınmaya çalışıldığını ve maddenin çekilmesi gerektiğini vurguladı. 

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), 2024 Yılı Mayıs Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı. Raporda gazetecilerin ev baskınlarıyla gözaltına alınması, kötü muameleye maruz kalması gibi birçok hak ihlalleri sıralandı. Raporda 42 gazetecinin cezaevinde olduğu belirtildi.

    “ETKİ AJANLIĞI KABUL EDİLEMEZ”

    DFG tarafından hazırlanan raporda, “Gazeteciliğe yönelik baskı ve ihlaller devam ederken iktidar bununla da yetinmeyerek 9’uncu yargı paketiyle birlikte ‘etki ajanlığı’ adlı maddeyi yasalaştırmayı amaçlıyor. ‘Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hapis cezası ile cezalandırılacak’ ibarelerinin yer aldığı madde ile gazetecilik bir kez daha kıskaca alınacak. Siyasi iktidar başta olmak üzere güç odaklarını rahatsız edecek bilgileri topluma aktaran her bir gazeteci bu madde kapsamında yargılanacak, hapsedilecek. Elbette bu madde sadece gazetecileri kapsamayacak dijital medya platformlarında fikir ya da bilgi paylaşımı yapan herkes bu kapsamda yargılanabilecek. Yasa ile birlikte demokrasinin olmadığı bir ülkede gazeteciler başta olmak üzere toplumun tüm muhalif sesleri kısılmış olacak. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği olarak böylesi bir yasayı kabul etmiyoruz. Tasarının da geri çekilmesini talep ediyoruz” denildi.

    1 MAYIS’TA GAZETECİLER DARP EDİLDİ

    Gazeteciler ile basın ifade özgürlüğüne yönelik ihlallerin Mayıs’ta da sürdüğünün belirtildiği rapor değerlendirilmesinde, şunlar kaydedildi:

     “1 Mayıs İşçi Bayramı için İstanbul’da Taksim Meydanı’na yürüyen işçi ve emekçileri takip eden medya mensupları da darp edildi, kelepçelenerek gözaltına alındı. İşçi ve emekçilere yönelik polis saldırısının yaşandığı alanlardan biri olan Saraçhane’de polis amirinin ‘Basını süpürün’ talimatıyla gazetecilere yönelik şiddet gerçekleşti. Bu saldırılarda meslektaşlarımız yaralandı, çalışmaları engellendi. Polisin saldırısında Mücadele Birliği muhabiri Serpil Ünal ters kelepçe takılarak gözaltına alınırken, gazeteciler Fatoş Erdoğan ve Umut Taştan, haber takibi sırasında yaralandı. Gazeteci Umut Taştan ayağından yaralandı, Fatoş Erdoğan’a ise plastik mermi isabet etti. 1 Mayıs’ın ardından Taksim eylemlerine dönük 3 dalga şeklinde operasyon yapıldı, birçok ev ve iş yeri polisler tarafından basıldı. Baskın yapılan adreslerden biri de Sendika.org bürosu oldu. Kimseye haber verilmeden yapılan baskında Sendika.org çalışma ofisinde hukuksuz arama yapıldı. Taksim eylemlerine katılanlara dönük yapılan operasyonların 3’üncüsünde ise Gazete Patika Muhabiri Ali Kadir Güler gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi. Güler, daha sonra yapılan itiraz sonucu serbest bırakıldı. Gazetecilere dönük baskıları sadece 1 Mayıs’la sınırlı tutmayan iktidar, 6 Mayıs’ta Amed’de yapılan ev baskınlarında gazeteciler Nurcan Yalçın ve Derya Us’u gözaltına aldı. Us ve Yalçın, Diyarbakır Adliyesindeki sorgularının ardından sevk edildikleri Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince 7 Mayıs’ta adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.”

    GAZETECİLERE KALKANLI ENGEL

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle yapılan eylemlere yönelik saldırılarda gazetecilere yönelik engellemelerin yaşandığının ifade edildiği raporda, “Eylemlere saldıran polis bu durumun yansımasını engellemek adına gazetecileri çembere aldı. Benzer engelleme Kobane davasının açıklanan kararların ardından başlayan eylemlerde de gerçekleşti. Diyarbakır’da Koşuyolu’ndan İstasyon Meydanı’na yapılan yürüyüşte gazeteciler kalkanlarla çember içine alınarak mesleklerini yapmaları engellendi. Yine eylemi takip eden gazeteciler, polis amirinin ‘Eylemcilerden uzaklaşmadığınız takdirde hakkınızda işlem yapılacak’ söylemiyle tehdit edildi. Gazetecileri tehdit eden isimlerden biri de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ydi. Muhalif TV kanallarını ve gazetecileri hedef alan Bahçeli, ‘Halk Televizyonu, Sözcü, Now başta olmak üzere haksız ithamlarda bulunan kimler varsa mahkemelerde dinlenmelerini istiyoruz’ dedi. 21 Mayıs’ta 24 gün önce tutuklanan gazeteciler Esra Solin Dal, Mehmet Aslan ve Erdoğan Alayumat’a cezaevinde yapılanlara da yer verilen raporda, “Meslektaşlarımızın açık açık hedef alındığı bir ayı da geride bırakırken birçok meslektaşımız, yeni açılan soruşturmalarla iktidarın baskı kıskacına alınmaya devam ediyor. Mayıs ayından 4 gazeteci tutuklanırken cezaevlerinde tutuklu sayısı 42 oldu. Raporumuzda da ayrıntılı bir şekilde verdiğimiz 7 olayda gazetecilerin haber takipleri engellenerek tehdit edildi. Bu engellemelerde 4 gazeteci kötü muameleye maruz kaldı. Mayıs ayında 10 gazeteci hakkında soruşturma açılırken 11 gazeteci hakkındaki soruşturma ise davaya dönüştürüldü” diye belirtildi.

    GAZETECİLERE BASKI HER YERDE

    Federe Kurdistan Bölgesi’nde KDP’ye bağlı birimler tarafından alıkonulan gazeteci Süleyman Ahmet’ten 211 gün sonra haber alındığının belirtildiği raporda bunun yeterli olmadığını belirtilerek serbest bırakılması istendi. Kürt gazetecilere yönelik baskının bir diğer adresinin Hollanda olduğu belirtilen raporda, şunlara yer verildi: “Özgür Ülke gazetesi bombalandığı gün gazete binasında olan ve şimdi de sürgünde gazetecilik yapan Serdar Karakoç, Almanya’nın talimatı doğrultusunda gözaltında alındı ve gözaltı süresi 20 gün uzatıldı. Kürt gazetecilere yönelik egemenlerin bakış halinin devamı olan bu saldırıyı kınıyoruz. Meslektaşımız Serdar Karakoç’un derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

    İHLALLER

    Raporda 2 gazetecinin saldırıya uğradığı, 4 gazetecinin evine baskın düzenlendiği ve gözaltına alındığı, 4 gazetecinin tutuklandığı, 4 gazetecinin kötü muameleye maruz kaldığı ve 3 tehdit edildiği, 7 gazetecinin haber takibinin engellendiği cezaevlerinde ise 4 gazetecinin ihlale uğradığı ifade edildi. 10 gazeteci hakkında soruşturma açıldığı, 11 gazeteci hakkında dava açıldığı ve toplamda 23 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile 200 bin TL para cezası verildiği raporda yer aldı. Yine raporda yargılaması devam eden 43 gazeteci dosyasının olduğu tutuklu gazete sayısının ise 42 olduğu belirtildi. 1 gazetecinin işine son verilirken, 10 yayın yasağı, 307 internet sitesinin kapandığı, 450 habere erişim engeli getirildiği bilgileri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Suzan Saka: Diren Keser Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, LGBTİ+’ların ve çevrenin sesidir

    Suzan Saka: Diren Keser Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, LGBTİ+’ların ve çevrenin sesidir

    PİRHA – Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü sebebiyle yaptığı açıklamada, Gazeteci Diren Keser şahsında tutuklu gazetecilere dikkat çekti. Saka, “Asıl amaç kişiyle birlikte yakınlarına ve topluma da ceza çektirmek ve gözdağı vermektir” diye belirtti.

    Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke içerisinde 165’inci sırada yer alıyor.

    RSF yorumunda Türkiye, “sorunlu” kategoriden “vahim” kategorisine gerilerken, gazetecilere yönelik baskılar günden güne artıyor.

    3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü, AKP-MHP Hükümetinin baskıları nedeniyle Türkiye’de maalesef ihlallerin sıralandığı tarih olarak anılıyor. Cezaevinde tutuklu olan gazetecilerin birçoğu ‘Örgüt Üyeliği Suçu’ ile yargılanıyor.

    “DİREN’İN VE HAKİKATİN SESİ OLALIM”

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka, günün önemine dair bir yazı kaleme alarak “Gazetecilik suç sayılabilir mi?” diye sordu.

    Tutuklu PİRHA Muhabiri Diren Keser için de “Senin, benim, onun, ötekinin sesidir” diyen Saka, muhabirimiz Keser’in mücadelesine de vurgu yaptı.

    “Özgür basınının, hakikati ortaya çıkaranların günü bugün” diyen Suzan Saka, PİRHA’ya gönderdiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu ilk yıllardan itibaren muhalif olan gazeteci, yazar, çizer ve şairlere karşı devlet her dönem gözaltı, tutuklama, işkence ve benzeri yöntemleri ile baskı ve şiddet aygıtını sürekli olarak kullanmıştır. Onlarca aydın, yazar, gazeteci, faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar ve suikastlar yoluyla katledilmiştir. Devlet, bu gazeteciler ve yazarlar hakkında yüzlerce dava açarak, hakikatin ortaya çıkmasını engellemiştir. Bugün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü ve yine biz yüzyıl öncesi olduğu gibi gazetecilere karşı uygulanan baskıları konuşuyoruz.

    Gazetecilik mesleğinin yüceliğini bir tarafa bırakalım gazetecilerin ailelerine yaşatılan eziyete bakalım. Onların sevdiklerinden, çocuklarından, anne-babalarından ve sevgililerinden koparılmaları duygusal, psikolojik olarak başta gazetecilerin ve ailelerinin üzerinde çok yıkıcı bir travma bırakmaktadır. Geride kalanların günlük yaşamdan kopmalarına, sürekli bir korku ve kaygıyla yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu durum çocukların duygusal dünyasında onarılması büyük bir tahribata yol açar. İlerleyen yaşlarda çocuklar, hem ilişkilendikleri bireylerle, hem de toplumsal olarak girdikleri ortamlarda daha çekingen, içine kapanık kırılgan olurlar. Çünkü kas hafızası denen olgu da beden, travmayı hatırlar, tüm hücrelerine yayar. Sadece psikolojik olarak etkilenmenin de ötesine geçer. Dolayısıyla iyileşmek için travmanın onarılması şarttır.

    Devlet, iktidarlar değişse de Türkiye de tüm azınlıklara, Alevilere, Kürtlere, demokrasi güçlerine, aydınlara, gazetecilere, akademisyenlere, siyasetçilere, devrimcilere, işçilere her dönem baskı uygulamıştır. Bu baskıyı mücadele edenleri-düş yolcularını cezaevlerine koyarak cezalandırmakla kalmamış, katliamlarla, idamlarla, faili meçhul cinayetlerle, işten çıkarmalarla onların varlıklarını yok etmeye çalışmıştır. Oysaki direnen bu düş yolcuları, toplumların gelişmesine ve ilerlemesine öncülük yapar. Devlet aslında bu düş yolcularına, uyguladığı baskı ve şiddetle, denize atılan bir taşın seke seke düştüğü yerde nasıl küçük halkalarla başlayıp giderek daha büyüyen halkalarla denizde dalga yaratması misali, başta aileleri olmak üzere, sevdikleri, yakınları, meslektaşları ve ait oldukları toplumları da cezalandırır ve bunu da bilinçli yapar. Çünkü asıl amaç kişiyle birlikte yakınlarına ve topluma da ceza çektirmek ve gözdağı vermektir. Toplumun susmasını sağlamak, sessizleştirmektir. Toplumsal güçler, demokratik güçler elinden geldiğince bu tür hak ihlallerine karşı durmaya çalışır her alanda ses yükseltirler. Ama bununla bitmez. Asıl el ayak çekildiğinde, sular dindiğinde geriye kalanlardır. Yani o düş yolcuları ve aileleri yalnız kalır acısıyla, uğradığı haksızlıkla…

    “DÜŞÜNCELERİNDEN DOLAYI CEZALANDIRILANLARI UNUTMAYALIM”

    Düş yolcularını, düşüncelerinden dolayı cezalandırılanları, içerdekileri unutmayalım. Onların, sadece bir numaradan bir isimden ibaret olduğunu düşünmeyelim. Tıpkı bizler gibi birer insan olduklarını ve yaşamlarının böylesi bir şekilde sekteye uğramasının hukuksal boyutu bir yana insani boyutuyla da bir haksızlık olduğunu hatırlayalım. Her an toplumsal mücadeleyle birlikte, ailelerin yanlarında olabilmenin ve onların hassasiyetlerini anlayabilmenin çaresine bakalım. Nasıl bizler, evlatlarımızı iki gün görmeyince burnumuzda tütüyorsa onların da yıllarca dört duvar arasında kendi ev ortamlarından, sevdiklerinden zorunlu bir şekilde kopartılarak böyle biz ezaya reva görülmelerini hep hatırlayalım. Unutmadıklarımız, hatırladıklarımızdır…

    Metin Göktepe’yi hangimiz unuttuk! Biz unuttuysak bile anası Fadime Ana unuttu mu?

    Metin Göktepe’den sonra bayrağı devralan daha nice gazeteciler oldu ve olacak da. Genç, cesur, vicdanlı yürekler… Toplumun gerçek habere ulaşması için baskılara boyun eğmeyen, maddi zorlukları dayanışmayla aşan, Türkiye’de ve dünyadaki sesi duyulmayanların çığlığı olan, sınır tanımayan gözü pek ve hakikatin sırrına inanan gazeteciler… Bu koca-yaşlı dünya ancak ve ancak bu düş yolcuları sayesinde milyarlarca yıldır döndü ve bundan sonra da dönecek. Neticede mutlak olan hakikat ve iyiliktir.

    İşte basın emekçilerinin, özgür basınının, hakikati ortaya çıkaranların günü bugün. Bugün ana akım medyada tanınmayan, yereldeki gazetecilerin de günü. Onların sesini duymak böyle sisli-puslu zamanlarda daha da zor. O emekçilerden bir tanesi de Diren Keser… Uzun yıllardır yerelde gazetecilik, program yapımcılığı, belgesel yönetmenliği yapan Diren; Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, LGBTİ+’ların, doğanın ve çevrenin sesidir. Depremde göçük altında kalanların çığlığıdır. Senin, benim, onun, ötekinin sesidir.

    Diren’in ve hakikatin sesi olalım. Çünkü er ya da geç hakikatin, ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Adı gibi direne direne yaşayan Diren’e ve direne direne yaşayan herkese selam olsun.

    Bir kez daha yine yeniden direnenlere selam olsun.”

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • 3 Gündür gözaltında tutulan gazetecilerin emniyet ifadeleri tamamlandı

    3 Gündür gözaltında tutulan gazetecilerin emniyet ifadeleri tamamlandı

    PİRHA – 23 Nisan’da gözaltına alınan basın çalışanlarının emniyetteki ifadeleri tamamlandı. Gazetecilere, sosyal medya paylaşımlarının yanı sıra katıldıkları basın toplantılarının nedenleri de soruldu.

    İstanbul’da, 23 Nisan’da yapılan ev baskınlarında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Esra Solin Dal, Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Enes Sezgin ile Özgür Basın emekçileri Saliha Aras, Yeşim Alıcı, Beste Argat Balcı, Şirin Ermiş ve gazeteci Erdoğan Alayumat gözaltına alınmıştı. MA muhabiri Mehmet Aslan Ankara’da, gazeteci Doğan Kaynak ise Urfa’da yapılan ev baskınları sonucu gözaltına alınmıştı.

    3 gündür İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan gazetecilerin emniyetteki ifade işlemleri tamamlandı. Avukatlardan alınan bilgilere göre, polisler, gazetecilerin çalıştıkları kurum ve yayınları örgüte bağlamaya yönelik sorular sordu. Aynı zamanda gazetecilere X platformundan yaptıkları paylaşımlar ve İletişim Tespit Tutanağı (TAPE) kayıtları soruldu. Gazetecilere, takip ettikleri haberlerin sorulduğunu belirten avukatlar, kadın gazetecilere ise Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ile ilgili sorular sorulduğu bilgisini paylaştı. Urfa’da gözaltına alınan MA eski muhabiri Doğan Kaynak’a ise telefon tapeleri ve tecrit ile ilgili yaptığı haberlere ilişkin sorular sorulduğu öğrenildi.

    Avukatlar, kadın gazetecilere derneğin düzenlediği basın toplantılarına neden katıldıkları, amaçlarının ne olduğu yönünde sorular yönetildiğini dile getirdi.

    SUSMA HAKKINI KULLANDI

    Ankara Emniyeti’nde tutulan MA muhabiri Mehmet Aslan Emniyet’teki ifadesinde susma hakkını kullandı. Gözaltına alındığı sırada kendisine dayatılan “baş eğdirme” uygulamasına tepki olarak emniyette ifade vermek istemediğini beyan eden Aslan’ın, yarın SEGBİS üzerinden savcılık ifadesinin alınacağı öğrenildi.

    Emniyet ifadesinde gazeteciler susma hakkını kullanırken, gazetecilerin yarın adliyeye çıkarılması bekleniyor.

    Kaynak: MA

  • DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında tahliye kararı

    DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında tahliye kararı

    PİRHA- Diyarbakır’da, 29 Nisan 2023’te evine düzenlenen baskında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında, yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında tahliye kararı verildi.

    Diyarbakır’da, 29 Nisan 2023’te evine düzenlenen baskında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında karar açıklandı.

    Ankara merkezli yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında, yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında tahliye kararı verildi.

    DİSK Basın İş‘in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı, Mezopotamya Ajansı editörü, üyemiz Dicle Müftüoğlu, tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında tahliye edildi. Dicle 10 ay sonra aramızda, yine yan yanayız. Hapisteki tüm arkadaşlarımızı alacağız” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Dezenformasyon Yasası ile birlikte, özgür basına yönelik saldırılar daha fazla arttı’-VİDEO

    ‘Dezenformasyon Yasası ile birlikte, özgür basına yönelik saldırılar daha fazla arttı’-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’de gazetecilere yönelik baskılar artarak devam ediyor. Mezopotamya Ajansı muhabiri Esra Solin Dal, “Yaptığım haberlerden dolayı evim 5 defa basıldı, gözaltına alındım ve polisin şiddetine maruz kaldım. Gazetecilik yaparak hakikati ortaya çıkarmaya devam edeceğiz” dedi. Yeni Demokrasi Gazetesi muhabiri Mert Soydan ise, “Halkın geniş kesimlerinin sesini duyurmak için devrimci-demokrat-yurtsever basının daha bir arada ve güçlü olması lazım ki hem onların sesini daha fazla duyurabilelim hem de kendimize yönelik bu saldırılara karşı daha güçlü karşılık verebilelim” diye konuştu.

    Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, geçen yıla göre 16 sıra gerileyerek 180 ülke içerisinde 165’inci sırada yer aldı. RSF’ye göre Türkiye, “sorunlu” kategoriden “vahim” kategorisine geçti ve gazetecilere yönelik baskılar artarak devam ediyor. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin 2023 yılı raporunda, Türkiye’de 280 gazetecinin yargılanırken ve 57 gazeteci de tutuklu.

    Bugün Türkiye’de gazeteciler yaptıkları haberlerden dolayı evleri basılıp, gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Mezopotamya Ajansı muhabiri Esra Solin Dal ve Yeni Demokrasi Gazetesi muhabiri Mert Soydan, Türkiye’de gazetecilere yönelik baskıyı ve haber takip ederken yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “SIK SIK KOLLUK GÜÇLERİNİN ŞİDDETİNE MARUZ KALIYORUZ”

    Türkiye’de gazetecilik yapmanın çok zor olduğunu söyleyen Esra Solin Dal, “Eğer hakikati ortaya çıkarmak gibi bir hedefiniz varsa ve muhalif bir gazetede çalışıyorsanız işiniz diğer gazetecilere oranla daha zorlaştığını söylemek mümkün. Ben 1,5 yıldır İstanbul’da çalışıyorum, gittiğim eylemlerde birçok sorunla karşılaşıyorum. En temel hakkımız olan eylem ve etkinliği takip etme sırasında bile polis engeliyle karşılaşıyoruz. Kameralarımıza el konulmakla tehdit ediliyoruz, polis copuna maruz kaldığımız zamanlar oluyor. Özellikle toplumsal muhalefetin odağında olan etkinlikleri takip ettiğimizde iktidarın yetkilendirdiği kolluk güçleri tarafından sık sık şiddete maruz kalıyoruz” diye belirtti.

    “YAPTIĞIMIZ HABERLERDEN DOLAYI EVLERİMİZ BASILIYOR”

    Yaptıkları haberlerin dava konusu olduğunu ve yaptıkları haberlerden dolayı evlerinin basıldığını belirten Dal, “Yaptığım haberlerden dolayı evim 5 defa basıldı, gözaltına alındım ve polisin şiddetine maruz kaldım. Yaptığın haberlerden dolayı gözaltına alınıyorsun ama dosyana baktığın zaman yapmış olduğun kadın cinayeti, cezaevi ve hak ihlali haberinden dolayı gözaltına alınıp yıllarca yargılanabiliyorsun. Eğer muhalif bir medya da çalışıyorsanız yaptığınız haberlerden dolayı aylarca cezaevinde tutuklu kalabiliyorsunuz. Bunlardan birisi de Dicle Müftüoğlu. Yaklaşık 9 aydır cezaevinde ve dosyasına bakıldığında sadece yaptığı haberler suç konusu yapıldığını ve bu haberlerden dolayı tutuklu olduğunu görüyoruz. Biz sadece haber yapıyoruz. Eğer bu ülkede gazetecilik yapmak suçsa bunu da açık bir şekilde söylesinler ve bu ülkede kimse haber yapmasın. Ve haber yapmak suçsa biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz, gazetecilik yaparak hakikati ortaya çıkarmaya devam edeceğiz” dedi.

    “BASKI ORANI ARTTIKÇA HALKIN HABER ALMA HÜRRİYETİNE YÖNELİK SALDIRILAR DA ARTIYOR”

    Son zamanlarda çok daha fazla gazetecilere yönelik saldırılara şahit olunduğuna dikkat çeken Mert Soydan, “Özellikle Kürt basınına yönelik son dönemdeki saldırılar bunun en net görüntüsü. Birçok gazeteci yaptığı haberlerden ya da haber kaynaklarından dolayı tutuklandı, serbest bırakıldı ama bu süreç hala devam ediyor ”dedi. Soydan, devletin şiddet oranı arttıkça baskı oranı arttıkça halkın haber alma hürriyetine yönelik saldırıların da aynı oranda değiştiğini vurguladı.

    “DEZENFORMASYON YASASI İLE BİRLİKTE ÖZGÜR BASINA YÖNELİK SALDIRILAR DAHA FAZLA ARTTI”

    İnternet haberciliğinin daha fazla kitlelere ulaşan bir araç olarak kullanıldığını söyleyen Soydan, devrimci-demokrat yurtsever basının internet yayıncılığının ise daha fazla sansürlerle, baskılarla, daha fazla faşist uygulamalarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Soydan, “Belki bunun en net örneği ‘Dezenformasyon Yasası’dır. Dezenformasyon Yasası ile birlikte gerçekleri anlatan muhalif, özgür basına yönelik bu saldırılar daha fazla arttı”diye konuştu.

    Dezenformasyon Yasası ile birlikte devrimci-demokrat yurtsever basının sitelerinin devlet tarafından sürekli kapatıldığının altını çizen Soydan, şöyle devam etti:

    “Birçok devrimci-demokrat yurtsever basının internet sitesine bugün girelim bakalım -bizden örnek verirsek Yenidemokrasi34, 35, 100, 200… – artık ne kadar çok sayı varsa kapatılarak yenisini açmak zorunda kalıyoruz. Tabii türlü bahanelerle bu siteler sürekli kapatılıyor. Haberi olduğu gibi vermek de bir kapatma gerekçesi olabiliyor. Ya da haberin içerisinde yorum yapmak da bir kapatma gerekçesi olabiliyor. Onun dışında yerel haberlere yönelik yaptığımız haberlerde orasının savcılıkları orasının hakimliği bir dava açarak hemen siteyi kapatabiliyor. Tabii bu sürekli yeniden açma kapatma gibi at yarışında kitlelerin gerçekleri görebilecek olan sitelere ulaşabilme imkanı da daralmış oluyor. Çünkü bir kere kapatıldığında tekrar siteyi açmak zor bir süreç. Tekrar aynı kitleye ulaşmak zor bir süreç.”

    “HABER TAKİBİNDEYKEN POLİS TARAFINDAN DARP EDİLEREK GÖZALTINA ALINDIM”

    Devrimci-demokrat-yurtsever basının içerisinde yer alan gazetecilerin sahada karşılaştıkları fiziki zorluklar ve haber takip etmedeki zorluklarının ciddi anlamda son süreçlerde baskı altına alındığını dile getiren Soydan, haber takibi sırasında yaşadığı zorlukları ise şöyle anlattı:

    “Kendimden örnek vermem gerekirse yaklaşık 2 yıl önce Çırağan Sarayı’nda patronların bir buluşması vardı. ETF işçileri de orada kendi haklarını almak için eylem yapacaklardı. Bende orada haber takibindeydim. Tabii haber takibi yapmaya girdiğimiz yer Çırağan Sarayı’nın bir parçası olduğu için ilk önce özel güvenlikler tarafından fiziki şiddete maruz kaldım. Kameramı almaya çalıştılar ben tekrardan geri aldım. Daha sonra oradaki polis karakolundan polisler geldi. Bu sefer işçileri fiili olarak gözaltına aldılar. Bende o süreci çekerken bir polis tarafından darp edildim, gözaltına alındım. Hiçbir nedeni yoktu aslında sadece haber takibindeydim. Orada patronların çıkarlarını koruyan bir sistem olduğunu çok net bir şekilde gördük. Gazetecilerin onların gözünde hiçbir önemi olmadığı için ekipmanlarımızı çok rahat bir şekilde kırabiliyorlar. Zaten gazeteci nasıl o ekipmanı tekrardan tedarik edebilsin? Orada haber takibi yapıp olayları anlatabilme durumunu engellemesi bir yana bir yandan da ekipmanları parçalanıyor. İki durumda da mağdur oluyorsunuz. Hem haberi yapamayıp orada kitlelerin durumunu anlatamıyorsunuz hem de ekipmanlarınız parçalanmış oluyor.”

    “TUTSAK GAZETECİLERİN SESİ OLMAK GEREKİYOR”

    Türkiye’de tutsak gazeteci sayısının çok fazla olduğunu ifade eden Soydan, “Bir gazetecinin gözaltına alınıp tutuklanmasını sürekli görüyoruz. Yakın dönemde yine birçok gazeteci tutuklandı. Bizim muhabirlerimizden Ertan Çıta da bunlara dahil. Yapmış olduğu yayıncılık faaliyetleri gerekçe gösterilerek tutuklandı. Şu an Elazığ Hapishanesi’nde yaklaşık 3 aydır tutsak bulunuyor” diye konuştu. (Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Yenidemokrasi Gazetesi Dersim muhabiri Ertan Çıta’ya 26 Ocak’ta görülen ara duruşmada tahliye kararı verildi.)

    Mahpus gazetecilerin sesi olmak gerektiğini söyleyen Soydan, “Aynı zamanda halkın geniş kesimlerinin sesini duyurmak için bu devrimci-demokrat-yurtsever basının daha bir arada ve güçlü olması lazım ki hem onların sesini daha fazla duyurabilelim hem de kendimize yönelik bu saldırılara karşı daha güçlü karşılık verebilelim ”dedi.

    “BİR YANDA KİRLİ MEDYA BİR YANDA DEVRİMCİ DEMOKRAT YURTSEVER BASIN VAR”

    Gazetecilere yönelik saldırıların sahada olsa da aslında düşünsel anlamda ideolojik anlamda bir saldırı olduğunu belirten Soydan, son olarak şunları dile getirdi:

    “Bugün gazetecilere yönelik saldırıların hepsi ideolojik bir saldırı aynı zamanda onu baskılamaya, kendi istediği gibi göstermeye, bu gerçekleri kapatmaya, halkın haber alma hürriyetini engellemeye çalışan bir anlayış var. Bu anlayışa karşı da uzun yıllardır muhalif, devrimci-demokrat-yurtsever gazeteciler, mücadele ediyor. Sadece halkın sesini değil kendi sesini, mücadelesini de duyurmaya çalışıyor. Bu yönüyle gerçekten bir yanda kirli medya bir yanda bunları anlatmaya çalışan, objektif olarak aktarmaya çalışan devrimci-demokrat-yurtsever basın var.”

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • DEM Parti: Bedel ödeyen ama bir an bile geri durmayan gazeteciler var!

    DEM Parti: Bedel ödeyen ama bir an bile geri durmayan gazeteciler var!

    PİRHA – DEM Parti, basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Yapılan açıklamada “Türkiye tümüyle faşizme ve kara propagandaya teslim olmamışsa mücadele edenler ve meslek onuruna sahip çıkan gazeteciler sayesindedir” ifadelerine yer verildi.

    DEM Parti Basın Yayın ve Propagandadan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle yazılı açıklama yaptı.

    “BEDEL ÖDEYEN AMA BİR AN BİLE GERİ DURMAYAN GAZETECİLER VAR”

    Basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan Temel, gerçeğin peşinde olan gazetecilerin hedef haline getirildiğini ifade etti. Tayip Temel, gazetecilerin maruz kaldığı iktidar baskısına da değinerek şu açıklamayı paylaştı:

    “Hakikati barındıran sözün, düşüncenin ve ifadenin taşıyıcılığını yapan, bunun için mücadele eden, özgür düşünceye ve özgür ifadeye can suyu olan, bu uğurda bedel ödeyen bütün basın emekçilerinin Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun. Gönül ister ki basın emekçileri bugünü gönül rahatlığıyla, hak ettikleri gibi ve bayram havasında kutlayabilsin. Basın emekçilerinin sosyal ve ekonomik haklarını güvence altına alan 212 Sayılı Basın Yasası’nın yürürlüğe girdiği gün olan 10 Ocak ne yazık ki gelinen aşamada “Çalışan Gazeteciler Günü” olmaktan çıkmış; çalıştırılmayan, tutuklanan, gözaltına alınan, işsiz bırakılan ve hakları gasp edilen gazetecilerin hak aradığı ve mücadeleyi yükselttiği güne dönüşmüştür.

    “GASP EDİLEN SADECE GAZETECİLERİN HAKLARI DEĞİL TOPLUMUN HABER ALMA HAKKIDIR”

    Gasp edilen sadece gazetecilerin çalışma ve üretme hakkı değil toplumun haber alma, bilgilenme, gerçeği öğrenme hakkıdır. Düşünce ve ifade özgürlüğü gibi temel hakların gasp edildiği günümüz Türkiye’si gibi yerlerde ne adaletten ne hukuktan ne de diğer temel insan haklarından söz edilebilir. Özgür basın ve özgür düşünce yoksa çürüme başlar, darbecilik ve keyfiyet kol gezer. Maalesef ki AKP iktidarıyla birlikte Türkiye; bütün hakların sistematik olarak ihlal edildiği, Anayasanın yok sayıldığı, hukukun tümüyle rafa kaldırıldığı, siyasal darbeciliğin yargı eliyle meşrulaştırıldığı bir gerçeklikle karşı karşıya kalmıştır. Bu yüzden hakikati savunan gazeteciler hedeftedir, işsiz bırakılmıştır, aşla ve işle terbiye edilmeye çalışılmaktadır. Birçoğu mesleğinden dolayı ya tutuklanmıştır ya da yargı kıskancında, adliye koridorlarında mesleğini yapamaz hale getirilmiştir. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, yalan ve kara propaganda merkezleri haline gelen yandaş basın kurumları üzerinden manipülasyon yapmaktadır, gerçeği ters yüz etmektedir.

    Bütün bunlara rağmen bugün Türkiye tümüyle faşizme ve kara propagandaya teslim olmamışsa mücadele edenler ve meslek onuruna sahip çıkan gazeteciler sayesindedir. Çünkü bütün saldırılara rağmen gazetecilik yapan, bedel ödeyen ama bir an bile geri durmayan gazeteciler var. İktidarın kuşatmasını aşarak topluma yönelik saldırıları, talanı, yalanı, yoksulluğu ve yaşanan felaketleri araştıran ve halka sunan gazeteciler var. Hakikatin peşinde olan bu gazetecilerin varlığı Türkiye’de özgürlük ve demokrasinin umududur. Bu umudu var eden ve bütün zorluklara rağmen meslek onuruna sahip çıkan bütün gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    PİRHA-Basın emekçileri, tutuklu gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Abdurrahman Gök ve Sedat Yılmaz için Ankara’da Sincan Cezaevi Kampüsü önünde açıklama yaptı. 

    Tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve MA Editörü Sedat Yılmaz’ın duruşmaları önümüzdeki hafta başlayacak.

    MA editörü Abdurrahman Gök’ün 2’nci duruşması, 5 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Müftüoğlu’nun ilk duruşması 7 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Yılmaz’ın ilk duruşması ise, 14 Aralık’ta Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DGF), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, konuya ilişkin bir çok ilde basın açıklamaları yapıyor.

    Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü’nde yapılan açıklamaya çok sayıda gazeteci, siyasi parti temsilcileri ve kurum temsilcisi katıldı.

    Kurumlar adına basın metnini Turgut Dedeoğlu okudu.

    “MÜCADELE ETMEYİ GÖREVİMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Ülkede can alıcı sorunların başında basın özgürlüğünün olduğunu söyleyen Dedeoğlu, “Tutuklu gazetecilerin durumu maalesef ki kangrenleşen bir sorun olarak önümüzde durmaya devam ediyor. İktidarın ötekileştirme politikaları sonucu yandaş olmayan kimseye yaşam şansı tanımama yaklaşımı sorunu daha da katmerleştirmektedir” dedi.

    Dedeoğlu, Gazetecilerin özgür çalışma ortamından yoksunluğundan tutalım, bir tweet attı diye derdest edilmesine, sokak gösterilerinde gazetecinin darp edilmesinden yayın organlarının sansürlenmesine kadar neredeyse her alanda gazeteciye yaşam şansı tanınmıyor. Mevzu Kürt gazeteciler ve Özgür Basın olunca baskı dozajı daha da arttırılarak adeta boğdurulmaya çalışılmakta, gerçeklerin üzerini kapatma uğraşı içerisine girilmektedir. İçinde bulunduğumuz Aralık ayında onlarca gazeteci yine adliye koridorlarında olacak, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hâkim karşısına çıkacaklar. Yargılanan gazeteciler içerisinde tutuklu meslektaşlarımızın durumu son derece acil ve yakıcıdır. Çünkü onlar her yönüyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmışlardır. Sadece bu da değil, onların üzerinden bir bütün olarak basın ve medya organlarına gözdağı verilmektedir. Bu nedenle tutuklu arkadaşlarımızla dayanışma göstermeyi ve onların özgürlüklerine kavuşması için mücadele etmeyi öncelikli görevimiz olarak görmekteyiz” diye konuştu.

    “İYİ GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN TUTUKLULAR”

    Dedeoğlu, tutuklu gazetecelerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını hatırlattı. Dedeoğlu, şunları ekledi:

    “Aralık ayının en dikkat çeken davaları da aylardır hapishanede, özgürlüklerinden yoksun bırakılan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ile Mezopotamya Ajansı editörleri Sedat Yılmaz ile Abdurrahman Gök’ün görülecek duruşmalarıdır.
    İlk olarak Abdurrahman Gök 5 Aralık günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. 7 Aralık günü ise DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’nun duruşması yine aynı mahkemede görülecek. Son olarak Sedat Yılmaz 14 Aralık’ta Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.
    Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Zaten arkadaşlarımızın bu nedenle cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Yani iyi gazetecilik yaptıkları için… Ayrıca baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir.
    Oysa ki dünyada iyi gazetecilik yapanlar ödüllendirilir, herkes tarafından takdir görürler, el üstünde tutulurlar. Nitekim DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu merkezi Hollanda’da bulunan uluslararası bir kuruluş olan Free Press Unlimited tarafından “En dirençli gazeteci” ödülüne layık görüldü. Ama maalesef Türkiye’de iyi gazetecilik yaptığınız zaman mekanınız hapishane oluyor. Bu yetmiyor, engelleniyorsunuz, sansürleniyorsunuz, darp ediliyorsunuz, hakkınızda soruşturmalar/davalar açılıyor, cezalandırılıyorsunuz. Tutuklu üç arkadaşımız haricinde sadece Aralık ayı içerisinde 40 gazetecinin hakim karşısına çıkıyor olması anlatmak istediğimiz bu gerçekliği doğrular niteliktedir.”

    “HERKESİ DİYARBAKIR CEZAEVİNE BEKLİYORUZ”

    “Basına yönelik bu baskıların son bulmasını istiyoruz” diyen Dedeoğlu, halkın haber alma hakkını savunan gazeteciler olarak, bu kötü gidişatı kabul etmiyoruz. Gazetecilerin tutuklanmasını, basın ve medya organlarının baskı altına alınmasını, sansürlenmesini, susturulmasını reddediyoruz. Gazetecilerin sefalet koşullarına mahkûm edilip, bu yetmezmiş gibi işsiz bırakılmasını derin bir sömürü olarak değerlendiriyoruz. Kamuoyunda “Sansür yasası” olarak bilinen “Dezenformasyon yasası” gibi kanuni düzenlemelerle sansürün hayatın her alanına hâkim kılınmasını istibdat rejimlerinin bir yöntemi olarak görüyoruz. Tüm bunları reddederken, öncelikli olarak gazetecilere özgürlük talep ediyoruz. Belirttiğimiz tarihlerde duruşmaları görülecek olan Dicle, Sedat ve Abdurrahman’ın bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz. Bunun gerçekleşebilmesi için de başta gazeteci meslektaşlarımız olmak üzere, ulusal ve uluslararası basın meslek örgütleri ile tüm demokratik kurum, kuruluş ve kamuoyuna gazetecilerle dayanışma çağrısında bulunuyor, herkesi her üç arkadaşımızın duruşmalarının görüleceği Diyarbakır Adliyesi’ne bekliyoruz” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Tutuklu gazeteci Abdurahman Gök, ödülünü cezaevindeki gazetecilere adadı

    Tutuklu gazeteci Abdurahman Gök, ödülünü cezaevindeki gazetecilere adadı

    PİRHA- Musa Anter Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri kapsamında, Türkçe haber kategorisinde birincilik ödülünü alan tutuklu gazeteci Abdurrahman Gök, ödülünü tüm tutuklu gazetecilere adayarak, “Özgürlüğünden yoksun bırakılma riskine rağmen hiçbir şekilde hakikatten ve vicdanlarından ödün vermeyen herkese selam olsun” mesajını paylaştı.

    Musa Anter Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri, Türkçe haber kategorisinde birincilik ödülünü, İran’da Mahsa Amini’nin katledilişinin ardından başlayan “Jin jiyan azadî” hareketini dünyaya yayan “Rojhilat ve İran’dayım: Yeni bir İran umudu” haberiyle alan Mezopotamya Ajansı’nın tutuklu editörü Abdurrahman Gök, bir mesaj yayınladı.

    Tutuklu bulunduğu Diyarbakır Cezaevi’nden mesaj gönderen Gök, haberini seçen jüri üyelerine teşekkür etti ve ödülünü adını sıraladığı tutuklu gazetecilerin şahsında tüm tutuklu gazetecilere adadı.

    “HAKİKATTEN ÖDÜN VERMEYEN HERKESE SELAM OLSUN”

    Gök’ün gönderdiği mesaj şöyle:

    “Mahza Jina Emini’nin 13 Eylül 2022’de Tahran’da polis tarafından öldürülmesinden sonra tam Tahran’a yayılan eylemleri takip etmek için gittiğim İran ve Rojhilat kentlerinde yaptığım gözlemler sonucu hazırladığım yazı dizisini ödüle layık gören jüri üyelerine teşekkür ederim.

    Bu ödülü özgürlüklerinden yoksun bırakılmak pahasına Jina’nın ölümünü kamuoyuna duyurdukları için tutuklanan İranlı gazeteciler Nilufer Hamedi ve Elahe Mohammedi’ye, benim gibi tutuklu gazeteci arkadaşlarım Sedat Yılmaz, Dicle Müftüoğlu, Mehmet Şah Oruç, Fırat Can Arslan ve Merdan Yanardağ şahsında tutuklu gazetecilere adıyorum. Özgürlüğünden yoksun bırakılma riskine rağmen hiçbir şekilde hakikatten ve vicdanlarından ödün vermeyen herkese selam olsun.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Gazeteci Dicle Müftüoğlu’na kelepçeli muayene dayatıldı

    Gazeteci Dicle Müftüoğlu’na kelepçeli muayene dayatıldı

    PİRHA- Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu olan Mezopotamya Ajansı editörü Dicle Müftüoğlu’na kelepçeli muayene dayatıldı.

    Ankara merkezli yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu’na götürüldüğü Sincan Cezaevi Kampüs Hastanesi’nde kelepçeli muayene dayatıldı.

    DOKTOR KELEPÇELİ MUAYENEYİ NORMALLEŞTİRDİ

    Doktor odası girişinde kelepçesinin açılmasını isteyen Müftüoğlu’na kadın asker komutan, “Siz istiyorsunuz diye kelepçe açmam ancak doktor talep ederse açarım” dedi. Dahiliye doktoru da kelepçeli muayeneyi normalleştirmek için, “Siz şöyle bir oturun, derdinizi anlatın sonra bakarız” sözlerini kullandı.

    Duruma tepki gösteren Müftüoğlu, “Siz bana kelepçeli muayene dayatıyorsunuz. Bu insan onuruna aykırı bir durum, kabul etmem mümkün değil. Kelepçeler elimden sökülmediği müddetçe oturmayacağım” diye belirtti.

    Müftüoğlu’nun diretmesi üzerine doktor askerden kelepçelerin açılmasını rica etti. Müftüoğlu’nun yüzüne dahi bakmadan şikayeti dinleyen doktor, “Tamam tamam tahlil için kan ver” deyip Müftüoğlu’nu odadan çıkarttı.

    Müftüoğlu’nun, görevli askerler ve doktor hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağı açıklandı.

    BASIN ÖRGÜTLERİNDEN TEPKİ

    Basın meslek örgütleri konuya ilişkin tepkilerini sosyal medya hesaplarından dile getirdi. DİSK Basın-İş, “Sincan Kadın Cezaevi’nde tutulan üyemiz Dicle Müftüoğlu’na kelepçeli muayene dayatıldı. Müftüoğlu’nun cezaevinde rehin tutulması yetmezmiş gibi sağlık hakkı da elinden alınmaya çalışılıyor. Tüm meslektaşlarımızı bu duruma karşı tepki göstermeye ve daynışmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu gazeteciler için Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama: Utanç verici-VİDEO

    Tutuklu gazeteciler için Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama: Utanç verici-VİDEO

    PİRHA- DFG ve MKGP Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan gazetecilerin görülen duruşmasına ilişkin adliye önünde açıklama yaptı. Yapılan konuşmalarda asılsız iddialarla tutuklanan gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamenin ve davanın Türkiye hukuk tarihi açısından utanç verici bir olay olduğu belirtildi. 

    Diyarbakır merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de gözaltına alınan ve 16 Haziran’da tutuklanan gazeteciler hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. 15’i tutuklu 18 gazeteci yargılanıyor.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, gazeteciler Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin ile tutuksuz Esmer Tunç, İbrahim Bayram ve Mehmet Yalçın’ın ilk duruşması başladı.

    Gazeteciler, mesleki faaliyetleri nedeniyle “örgüt üyesi olmak” la suçlanıyorlar.

    Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya ara verildi.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı.

    “BİZ GAZETECİLİĞE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklamada konuşan Yeni Yaşam Gazetesi Yazarı/Gazeteci Hüseyin Aykol, 34 yıldır burada gazetecilik yaptıklarını belirterek, “34 yıldır sadece haber peşindeyiz. Ama nedense yaptığımız haberler bu devleti, kurulan hükümetleri hep rahatsız ediyor. Bizim haberciliğimizi önlemek için her türlü önlemi alıyorlar. Nitekim burada maalesef sadece gazetecilik yapan arkadaşlarımızı öldürdüler, kaybettik. Bazı arkadaşlarımızı şimdi olduğu gibi cezaevine attılar, bazıları sürgüne gitmek zorunda kaldı ama biz devam ediyoruz. Gazetelerimizi kapattılar devam ettik, bombaladılar devam ettik, şimdi de devam ediyoruz. Son dönemde bize yönelik baskılar arttı, bence sebebi şu; hem iktidar hem de muhalefet için dönüm noktası olarak görülen son seçimlerde bizi sahada istemediler. Operasyonlarla arkadaşlarımızı içeri aldılar ama ilk duruşmada serbest bırakmak zorunda kalıyorlar. Ankara’daki arkadaşlarımız ilk duruşmada bırakıldı, bugün de arkadaşlarımızın bırakılmalarını bekliyoruz. Baskılamaya devam etseler de biz gazeteciliğe devam edeceğiz” dedi.

    “GAZETECİLİĞİN KAMU HİZMETİ OLDUĞUNU GÖSTERECEĞİZ”

    TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş ise, Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli basın davalarından birinin görüldüğünü söyleyerek, “Aslında 13 aydır bu hâkim karşısına çıkmış olsalardı, çoktan serbest bırakılan arkadaşlar olacaktı. Aylarca iddianameyi beklediler, 13 ay sonra hâkim karşısına çıktılar. Gazeteciler gözaltına alınıyor ama ortada suç yok. 15 meslektaşımız serbest kalacak ama hukuk sistemi adil bir şekilde çalışsaydı bu kadar uzun bir süre kalmazlardı. Bunu biz gazeteciler dayanışarak, gazeteciliği suç olarak gösterenlere inat gazeteciliğin kamu hizmeti olduğunu göstereceğiz. Biz gazetecilik yapacağız, halkımız da haberine ulaşabilecek” diye belirtti.

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİL”

    Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Yusuf Kanlı ise, şunları kaydetti:

    “Basın zor dönemlerden geçiyor. Çok zor şartlardan geçiyoruz, dün de böyle bugün de böyle. Arkadaki binada çok değerli arkadaşlarımız haber yazdıkları için 13 aydır hürriyetlerinden mahrum. Gazetecilik suç değildir, bunu bize kabul ettiremezler. Bugün bu arkadaşlarımızın beraat etmelerini bekliyoruz. Umarız bu gibi ağır bedellerin ödenmesi de son bulur.”

    MLSA Eş Direktörü Veysel Ok, “Gazeteci arkadaşlarımız, özellikle Kürt meselesinde devletin son dönemdeki şiddetini teşhir ettikleri, hak ihlallerini haber yaptıkları, kamu görevlilerini ifşa ettikleri için şu an tutuklu. Tahliyeleri için elimizden gelen her şeyi yapacağız” diye belirtti.

    ÇANDAR: TÜRKİYE HUKUK TARİHİNİN UTANÇ VERİCİ OLAYLARINDAN BİRİ

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, görülen duruşmayı Türkiye’nin hukuk tarihinin utanç verici olaylarından birisi olarak tanımladı.

    Duruşmanın Türkiye’de basın özgürlüğü mücadelesi için bir kilometre taşı niteliğinde olduğuna değinen Çandar, şunları kaydetti:

    “Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde de üstünde durulması gereken tarihe geçecek nitelikte bir olay. Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO zirvesinde görüşmeler gerçekleştiriyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği yolu Diyarbakır’dan geçiyor. Diyarbakır’dan Avrupa Birliği’ne gidecek yol ise Kürtlerin hakkının tanınması ve basın özgürlüğünden geçer. Kürt medyasının özgürce çalışmasından geçer, bunlar olmadan Türkiye’ye bütün demokrasi yolları tıkalıdır. Bugün görülmekte olan dava her bakımdan önem taşıyor, tam 13 aydır hakim önüne çıkarılamamış 15 tutuklu gazeteci ve bu gazeteciler seçim sürecinde alındılar. İçeri konulduktan 6 ay sonra derme çatma ifadelerle hukukla hakla ilişkisi olmayan iddianamelerle tutulmaya devam ettiler. Bu dava artık Kürt medyasının yalnız olmadığını da gösteriyor.”

    TANRIKULU: HUKUKLA BAĞDAŞMAYAN NE VARSA İDDİANAMEYE KONULMUŞ
    CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, “Hukukla bağdaşmayan ne varsa iddianameye konulmuş. Hukuka uygun bir delil bile söz konusu değil. İtirafçı ve gizli tanıkların uydurma beyanları var. Bu dava ve duruşma burada gazetecilik yapmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Umarım biran önce özgürlüklerine kavuşurlar” dedi.
    Açıklamaya, Yeni Yaşam Gazetesi yazarı Hüseyin Aykol ile Basın ve Hukukta Hakikatleri Araştırma Derneği (BAHAD), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), DİSK Basın-İş, MLSA, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), İnsan Hakları Derneği (İHD), Amsterdam Law Clinics (Amsterdam Hukuk Klinikleri), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK, Diyarbakır Barosu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetici ve üyeleri ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri katıldı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    > Diyarbakır’da tutuklu gazetecilerin duruşması başladı

    > Dedeoğlu ve Aykol’dan, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı-VİDEO

  • Dedeoğlu ve Aykol’dan, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı-VİDEO

    Dedeoğlu ve Aykol’dan, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı-VİDEO

    PİRHA – Diyarbakır’da yaptıkları haberlerden dolayı “örgüt üyesi” olmakla suçlanan 15’i tutuklu 18 gazetecinin ilk duruşması başladı. Duruşma öncesi PİRHA’ya konuşan Disk Basın İş Bölge Temsilcisi Turgut Dedeoğlu ile Gazeteci Hüseyin Aykol, mesleğe sahip çıkmak için duruşmayı takibe gittiklerini belirterek, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı yaptı.

    Diyarbakır merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de gözaltına alınan ve 16 Haziran’da tutuklanan gazeteciler hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. 15’i tutuklu 18 gazeteci yargılanıyor. Gazeteci meslek örgütlerinin yanı sıra hukuk ve sivil toplum örgütleri de duruşmayı takip ediyor.

    Duruşmayı takibe gelen DİSK Basın İş Bölge Temsilcisi Turgut Dedeoğlu ile Gazeteci Hüseyin Aykol duruşma öncesi PİRHA‘ya konuştu.

    “MESLEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Gazeteci Turgut Dedeoğlu, bugün 730 sayfa bir iddianameyle karşılaştıklarını belirterek, “Arkadaşlarımız 13 aydır ceza evindeler bu iddianamede de şunu gördük sanıktan delile gitme. Bu Türkiye’de gazeteciler üzerinde de uygulanan bir yöntem. Önce sanık yaratılıyor ardından delil toplanıyor. Dünyanın bütün ülkelerinde gazetecilere yönelik bu tür suçlamalar baskılar var” dedi.

    Türkiye’nin en fazla cezaevinde gazeteci olan ülkelerden biri olduğunu, mesleklerine sahip çıkmak için duruşmayı takip etmeye geldiklerini söyleyen Dedeoğlu şöyle devam etti:

    “Her seçim döneminde bunu yaşıyoruz. Her seçim döneminde iktidar özellikle muhalif gazeteciler üzerinde baskıları yoğunlaştırıyor. Buna alışmamak gerekiyor. Bütün gazetecilerin birlik olması gerekiyor. Çünkü bugün burada yargılanan gazeteciler değil, meslek. Mesleğimize sahip çıkmamız gerekiyor. Hepimiz burada dayanışma göstererek gazeteciliğin onuruna sahip çıkmamız gerekiyor. Ankara’da da duruşmaya çıkan arkadaşlarımız çıkıp kendilerini değil, gazeteciliği savundular. Burada da arkadaşlarımız aynısını yapacaklar, mesleklerini savunacaklar. Buradaki en büyük sorunumuz ulusal medyanın muhalif gazeteciliği, Kürt gazetecileri, özgür basını görmemeleri. Biz yaşasın sınıf dayanışması diyoruz. Mesleğimize sahip çıkmak için buradayız.”

    “HALKIMIZ BİZİMLE DAHA ÇOK DAYANIŞMALI”

    Duruşma öncesi konuşan Gazeteci Hüseyin Aykol ise “Evet bir dayanışma var. Gazeteci örgütleri aramızda. Yeterli mi? Yetersiz bence. Başta halkımız olmak üzere bu tarz davalara daha çok ilgi göstermek lazım, çünkü biz gazeteciler onların dertlerini, sorunlarını dile getiriyoruz. Bizi sustururlarsa, sizi susturmuş oluyorlar. Halkımızın bizimle daha çok dayanışmalarını istiyoruz. Susma sustukça sıra size gelecek” dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    > Diyarbakır’da tutuklu gazetecilerin duruşması başladı

  • Diyarbakır’da tutuklu gazetecilerin duruşması başladı

    Diyarbakır’da tutuklu gazetecilerin duruşması başladı

    PİRHA- Diyarbakır’da yaptıkları haberlerden dolayı “örgüt üyesi” olmakla suçlanan 15’i tutuklu 18 gazetecinin ilk duruşması başladı.

    Diyarbakır merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de gözaltına alınan ve 16 Haziran’da tutuklanan gazeteciler hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. 15’i tutuklu 18 gazeteci yargılanıyor. Gazeteci meslek örgütlerinin yanı sıra hukuk ve sivil toplum örgütleri de duruşmayı takip ediyor.

    GAZETECİLİK FAALİYETLERİYLE SUÇLANIYORLAR

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, gazeteciler Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin davada tutuklu yargılanıyor.

    Kadir Bayram, Esmer Tunç ve Mehmet Yalçın ise tutuksuz yargılanıyor. Gazeteciler, mesleki faaliyetlerinden kaynaklı “örgüt üyesi olmak” suçlanıyor.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Gazeteci Fırat Bulut serbest bırakıldı

    Gazeteci Fırat Bulut serbest bırakıldı

    PİRHA – Deprem bölgesinde yaptığı haberler nedeniyle ‘yalan bilgi yayma’ iddiasıyla mahkemeye çıkartılan Gazeteci Fırat Bulut, serbest bırakıldığını duyurdu.

    Gazeteci Fırat Bulut, Malatya’dan Ankara’ya döndüğü esnada 9 Mart gecesi Esenboğa Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.

    Deprem haberleri gerekçe gösterilerek “yalan bilgi yayma” iddiasıyla gözaltına alınan Bulut, geceyi nezarethanede geçirdi.

    Bingöl Sulh Ceza Hakimliği’nin, hakkında çıkardığı yakalama kararı gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Bulut, sabah saatlerinde Çubuk Adliyesi’ne götürülmüştü.

    Gözaltı ve yargılama sürecine ilişkin yeni bilgi paylaşan Bulut, “Merhaba dün akşam saat 11’den beri gözaltındaydım. Deprem boyunca yaptığım haberler suçlama konusu olarak yöneltildi. Dezenformasyon yasasına göre 217 / a maddesine göre ‘Alanen yanıltıcı bilgi yayma’ suçlaması ile soruşturma devam edecek. Savcılık adli kontrol istedi mahkeme reddederek serbest bıraktı. Yargılama devam edecek” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Tutuklu gazeteci sayısı 87’e çıktı: Solidaires ve SNJ’den dayanışma çağrısı

    Tutuklu gazeteci sayısı 87’e çıktı: Solidaires ve SNJ’den dayanışma çağrısı

    DFG, ekim ayı raporunda 14 gazetecinin kötü muameleye maruz kaldığını ve 10 gazetecinin daha tutuklanmasıyla birlikte tutuklu sayısının 87’ye çıktığını paylaşırken, SOLIDAIRES Sendikalar Birliği ve Ulusal Gazeteciler Sendikası (Syndicat National des Journalistes –SNJ), Ankara merkezli operasyonda 9 Kürt gazetecinin tutuklanmasını kınadı. 

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Ekim Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu’nu yayınladı. Raporun değerlendirme kısmında, “Basın tarihi açısından iktidarın bir kez daha hukuk garabetlerine imza attığı Ekim ayında, gazeteciler ve gazetecilik bir kez daha katledilmekle, tutuklanmakla, gözaltılarla, sansürle yüz yüze kaldı. Özgür basında uzun yıllar emek veren meslektaşımız Nagihan Akarsel’in katledilişiyle karşıladığımız Ekim ayının sonunda ise 10 meslektaşımız tutuklandı” diye belirtildi.

    SOLIDAIRES ve SNJ ise Ankara’da tutuklanan 9 Kürt gazetecinin serbest bırakılmasını talep ederek, gazetecilerin Erdoğan’ın otoriter politikalarını kamuoyuna duyurdukları için tutuklandıklarını belirtti.

    SANSÜR YASASI

    Meclis’ten geçen Sansür Yasası’nın hatırlatıldığı Dicle Fırat Gazeteciler Derneği açıklamasında, “En çok ses çıkaranlar yine basın meslek örgütleri olsa da bu yasanın, toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiği su götürmez bir gerçek. Bu yasa ile bir yurttaşın, uğradığı hak ihlali karşısında sesini duyurma çabası, ‘dezenformasyon’ denilerek engellenebilecek. Yani sansür yasası ile özellikle faili devlet olan, erkek olan suçlara ilişkin haberlerin yapılmasının, yayılmasının önüne geçmek amaçlanıyor” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamada, yasanın Resmi Gazete’de yayınlanmasından bir hafta sonra JINNEWS ve Mezopotamya Ajansı’nın (MA) hedef alındığı ve akabinde 11 gazetecinin tutuklandığı hatırlatıldı. Açıklamanın devamında şöyle denildi: “Özgür basın emekçisi 26 arkadaşımızın birkaç ayda tutuklanmış olması, özgür basın geleneğini bitiremedi. Ancak iktidarın hakikat korkusunun onu bitişe ne kadar yaklaştırdığını bir kez daha gösterdi. 90’lı yılların iktidarlarının, JİTEM’inin 21’inci yüzyılda farklı yöntemlerle formüle edilmiş hali de özgür basına baş eğdiremedi, eğdiremeyecek.”

    DAYANIŞMAYA ÇAĞRI

    Özgür basına yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamalara karşı başlatılan “Bir Haber de Senden” kampanyasının da hatırlatıldığı açıklamada, tüm gazetecilere şu çağrıda bulunuldu: “Tutuklamalarla susturulmak istenen Kürt gazetecilerin yaptığı haberlerin ve gazeteciliğin suç olmadığını göstermek için tüm meslektaşlarımızı yaptıkları haberleri JİNNEWS ve Mezopotamya Ajansı ile paylaşmaya çağırıyoruz.”

    Raporda, gazetecilere yönelik hak ihlalleri şu şekilde sıralandı:

    GAZETECİNİN YAŞAM HAKKI VE GÜVENLİĞİNE YÖNELİK İHLALLER

    * Saldırıya uğrayan gazeteciler: 1

    * Evine baskın yapılan gazeteciler: 12

    * Gözaltına alınan gazeteciler: 23

    * Tutuklanan gazeteciler: 10

    * Kötü muameleye maruz kalan gazeteciler: 14

    * Tehdit edilen gazeteciler: 2

    * Haber takibi engellenen gazeteciler: 6

    * Hapishanelerde gazetecilere yönelik ihlaller: 23

    GAZETECİYE YÖNELİK DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İHLALLERİ

    * Cezalandırılan gazeteciler: 5

    * Yargılanması devam eden gazeteciler: 59

    * Tutuklu gazeteci sayısı (1 Kasım itibariyle): 87

    GAZETECİNİN EKONOMİK/SOSYAL HAKLARINA YÖNELİK İHLALLER

    * Ekonomik haklara ilgili ihlaller: 2

    BASIN-MEDYA KURULUŞLARINA YÖNELİK ENGELLEME VE SANSÜR

    * Yayın yasağı kararı: 1

    * Yayın durdurma cezası: 5

    İNTERNET-DİJİTAL MEDYA MECRALARINA YÖNELİK ERİŞİM ENGELİ

    * Kapatılan internet sitesi: 4

    * Erişim engeli getirilen haberler: 49

    * Erişim engeli getirilen sanal medya içeriği: 2

    SOLIDAIRES VE SNJ’DEN GAZETECİLERLE DAYANIŞMA MESAJI

    SNJ (Syndicat National des Journalistes –SNJ), Ankara merkezli operasyonda 9 Kürt gazetecinin tutuklanmasını kınadı. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan SOLIDAIRES ve SNJ, gazetecilerin serbest bırakılmasını talep etti.

    ERDOĞAN MUHALEFETİ SUSTURUYOR

    Sendikaların açıklaması şöyle;

    “Bu operasyon, Haziran 2022’deki bir önceki tutuklama dalgasını takip etmektedir. Şu anda Mezopotamya Ajansı ve JinNews medyasından 26 Kürt gazeteci, Erdoğan’ın otoriter rejiminin politikaları hakkında kamuoyunu bilgilendirmeye çalışmak gibi tek bir suçtan dolayı parmaklıklar ardında. 2023 cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken Erdoğan tüm muhalif sesleri susturmaya çalışıyor. Kürt özgür basını da ‘yaraya merhem oluyor’ (Albert LondresFransız gazeteci dediği gibi) ve hükümetin emirlerine boyun eğmeyi reddediyor. Ekim ayı ortasında Türkiye Büyük Millet Meclisi, basın meslek örgütleri tarafından ‘sansür yasası’ olarak adlandırılan ‘dezenformasyon yasasını hızla kabul etti. Bu yasa muhalif medyanın kapatılması ve muhalif söylemin sansürlenmesi için daha fazla yasal araç sağlamaktadır.

    DESTEK MESAJI

    Bu koşullar altında, mesleğin önde gelen örgütü Ulusal Gazeteciler Sendikası ve Union Syndicale Solidaires (Solidaires Sendika Birliği), Türk hükümeti tarafından hedef alınan bağımsız medyaya desteklerini bir kez daha yineler ve hapisteki tüm gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulunur. Sizi unutmuyoruz! Özgür basın susturulamaz!”

    SOLIDAIRES ve SNJ, geçtiğimiz ay, 16 Haziran’da tutuklanan gazetecilere de kart göndererek dayanışmalarını paylaştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ülke genelinde çok sayıda gazeteci gözaltına alındı

    Ülke genelinde çok sayıda gazeteci gözaltına alındı

    PİRHA – Ülke genelinde yapılan operasyonlar sonucunda MA ve JINNEWS muhabirleri gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında Mezopotamya Ajansı (MA) ve JINNEWS muhabirleri, evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen bir soruşturma kapsamında, Mezopotamya Ajansı’nın (MA) Ankara bürosuna baskın yapıldı. Ajansın Ankara bürosunda polis araması devam ederken, MA ve JINNEWS muhabirlerinin bulunduğu eve de polislerce baskın düzenlendi. MA Ankara muhabiri Zemo Ağgöz de evine yapılan baskın sonucu gözaltına alındı.

    Soruşturma kapsamında MA muhabiri Selman Güzelyüz Diyarbakır, Hakan Yalçın ise Van’da evlerine yapılan baskın sonucunda gözaltına alındı. Gazetecilerin evlerinde yapılan aramalarda, Demokratik Modernite ve Jineoloji dergileri ile birçok kitaba polis tarafından el konuldu.

    Diyarbakır’da JINNEWS muhabiri Habibe Eren’in de, Kayapınar ilçesindeki evine baskın yapıldı. Yapılan aramaların ardından JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Derya Ren gözaltına alındı.

    Aynı soruşturma kapsamında Mardin’de çalışan JINNEWS muhabiri Öznur Değer, Kızıltepe’de evine yapılan baskınla gözaltına alındı.

    MA muhabiri Emrullah Acar’ın ise Urfa’da evine polis baskın yaptı. Yapılan aramaların ardından Acar gözaltına alındı. Ayrıca Acar’ın Mardin’in Dargeçit ilçesinde yaşayan aile evine de baskın yapıldığı ve birçok kitaba el konulduğu öğrenildi.

    MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever’in ise İstanbul’daki evine baskın yapıldığı bilgisi paylaşıldı. Yurtsever’in evinde yapılan aramalarda birçok kitaba el konuldu. Yurtsever, gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    BİR BUÇUK AYLIK BEBEĞİ OLAN MA ANKARA MUHABİRİ ZEMO AĞGÖZ DE GÖZALTINA ALINDI

    Ankara Keçiören’deki evine baskın yapılan ve bir buçuk aylık bebeği olan MA Ankara muhabiri Zemo Ağgöz de gözaltına alındı. Ev aramasının ardından gözaltına alınan Ağgöz’ün anne sütü ile beslenen ve 2 saatte bir süt emmesi gereken bebeğinin henüz emzirilmediği öğrenildi. Ağgöz’ün avukatının, bebeğin emzirilmesi için savcı ile görüşme yaptığı ancak Ağgöz’ün henüz hangi emniyete götürüldüğü bilinmediği için dönüş sağlanmadığı belirtildi. Ağgöz, gözaltına alınmasının ardından sadece anne sütü ile beslenen bir buçuk aylık bebeği 4 saattir beslenemiyor.

    DİSK BASIN-İŞ’TEN TEPKİ

    Gazetecilere dönük gözaltı operasyonlarına ilk tepki DİSK Basın-İş’ten geldi. Yazılı yapılan açıklamada “Aralarında üyelerimizin de olduğu çok sayıda JIN NEWS ve Mezopotamya Ajansı çalışanları bu sabah ev baskınıyla gözaltına alındı. Şu ana kadar en az 7 gazeteci gözaltında. Süreci takip ediyoruz. Gazetecilik suç değildir, arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın!” denildi.