Etiket: tutuklu gazeteciler

  • Gazeteci Sinan Aygül serbest bırakıldı

    Gazeteci Sinan Aygül serbest bırakıldı

    PİRHA – Yazdığı bir köşe yazısında AKP’li milletvekiline “kurt siyasetçi” dediği için ceza alıp tutuklanan gazeteci Sinan Aygül, Covid izinleri kapsamında tahliye edildi.

    2014 yılında yazdığı köşe yazısında AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler için kullandığı “kurt siyasetçi” ifadesinden dolayı 1500 lira adli para cezası alan Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül “Cezayı basın ve ifade özgürlüğüne yönelik bir darbe olarak görüyorum, ödemiyorum beni cezaevine atın” diyerek kararı protesto etmişti.

    Adli para cezası hapis cezasına çevrilen Aygül hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Dün başka bir duruşması için Bitlis Adliyesi’ne giden Aygül tutuklanarak Bitlis Açık Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi.

    Gazeteci Aygül, açık cezaevlerinde 30 Eylül’e kadar devam edecek olan salgın hastalık (Covid-19) izinleri kapsamında bugün tahliye edildi.

    “GAZETECİLİK MESLEĞİNİN İÇLER ACISI DURUMU”

    Sinan Aygül, cezaevi çıkışı açıklama yaparak, ilkesel bir karar aldığını ve aldığı kararın arkasında olduğunu ifade etti. Aygül konuşmasında şunları söyledi:

    “Aldığım ceza gazetecilik mesleğinin içler acısı durumunu açık bir şekilde gösteren bir örnek. Ben gazeteci olarak kamuoyu adına siyasetin ve bürokrasinin, yeri gelir yargının kamu hilafına her fiilini takip etmek, eleştirmek, sorgulamak, teşhir etmekle mükellefim. Mesleğimin evrensel tanımı bu. Bu ülkede belki unutulan bir kaide bu ama bu iş böyledir, böyle yapılmalıdır. 8 yıl önce yazdığım bir yazıda 460 milyon dolar gibi korkunç bir rakamın telaffuz edildiği işte usulsüzlük, yolsuzluk yapılmaması yönünde dönemin iktidar partisi milletvekili Vahit Kiler ve yine AKP’li İl Genel Meclisi Başkanı Adnan Süphanoğlu’na çağrıda bulunmuştum. Hepsi bu kadardı. Aradan 8 yıl geçmiş ve ben bugün bunun için cezaevine giriyorum. Haklı mıyım, haksız mıyım bunu tarih gösterecek demiştim. Tarih gösterdi. Memleketin haline, ülkenin ekonomisine ve çok uzağa gitmeden çağrıda bulunduğum iki şahsın bugünkü mal varlıklarına bakın yeter. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Yolsuzluk, hırsızlık, inkar, asimilasyon vb. bütün kötülükler devam edecekse gazeteciliğimiz de kaldığı yerden, dilimiz döndüğünce, gücümüzün yettiği yere kadar devam edecek.”

    ‘HASTALIK İZNİ’ KAPSAMINDA TAHLİYE OLDU!

    Aygül’ün avukatı Burhan Aksoy tahliyenin geçici bir durum olduğunun Aygül’ün halen hükümlü durumunda olduğunu söyleyerek “Müvekkilim açık ceza infaz kurumundan ‘salgın jastalık (Covid-19) İzni’ kapsamında tahliye oldu. İzinler 30 Eylül’de bitecek. Uzatılırsa şayet 75 günlük cezanın infazı dışarda tamamlanmış olacak. Ancak 30 Eylül’de izinler uzatılmaz ve müvekkilim kararında ısrar ederse tekrar cezaevine girecek.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu gazetecilerin yaşadığı hak ihlalleri Meclis gündeminde

    Tutuklu gazetecilerin yaşadığı hak ihlalleri Meclis gündeminde

    HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, 16 Haziran tarihinden bu yana tutuklu bulunan gazetecilerin yaşadığı hak ihlallerini Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu. 
    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, 16 Haziran tarihinde tutuklanan ve şu anda Diyarbakır 1ve 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan 16 gazetecinin yaşadığı hak ihlallerine ilişin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.
    Dağ önergesinin gerekçesinde, “2021 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin 180 ülke arasında 153’üncü, Uluslararası Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 139 ülke arasında 117’nci, dünyada cezaevinde en fazla gazetecinin olduğu ülkeler sıralamasında ise 6’ıncı sırada bulunmaktadır” dedi.
    “GAZETECİLER DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR”
    Dağ, tutuklanan gazetecilerin mektuplaşma hakları ve diğer tutuklularla bir araya gelmelerinin engellendiğini belirterek, “Sosyal aktivite hakları engellenen gazetecilere Yeni Yaşam, Birgün ve Evrensel gibi istedikleri gazeteler verilmemektedir. Gazetecilerin kaldıkları koğuşlarda tasarruf adı altında sürekli su kesintileri yaşanmaktadır. Yanı sıra, tutuklanmalarının üzerinden 2 ayı aşkın zaman geçmesine rağmen gazetecilerin soruşturma dosyasına ilişkin bir iddianame hazırlanmamıştır. Avukatların tutukluluğa itirazları ise reddedilmiştir. Dosyanın sürüncemede kalması başlı başına bir hak ihlali olmakla beraber, ayrıca halkın haber alma hakkı da engellenmektedir. Yargının basın üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılması demokratik-hukuk devletinden uzaklaşıldığının açık göstergesidir. Gazeteciler üzerindeki baskılar kaldırılarak, tutuklu bulunan gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.
    Dağ, bu bağlamında Bekir Bozdağ’a şu soruları yöneltti:
    “*Gazeteciler serbest bırakılacak mıdır?
    *16 gazetecinin tutuklanma gerekçesi nedir? Gazetecilerin tutuklanmasına gerekçe yapılan soruşturma hangi aşamadadır?
    *Geçen süreye rağmen gazeteciler hakkında neden iddianame hazırlanmamıştır? İddianame olmadan gazetecilerin tutuklu bulunmasının yasal gerekçesi nedir?
    *Diyarbakır 1 Nolu ve 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşanan su sorununun nedeni nedir? Mahpuslar günde kaç saat suya ulaşabilmektedir?
    *Soruna ilişkin bir adım atacak mısınız? Mahpusları mağdur eden cezaevi yönetimine soruşturma açılacak mıdır?
    *Gazetecilerin mektuplarına el konulmasının sebebi nedir? Mahpusların iletişim hakkını engelleyen cezaevi yönetimine soruşturma açılacak mıdır?
    *Cezaevlerinde Yeni Yaşam, Birgün ve Evrensel gazetelerine yönelik engellemenin gerekçesi nedir?”
    (HABER MERKEZİ)
  • Tutuklu gazetecilerin mektuplarına el konuldu

    Tutuklu gazetecilerin mektuplarına el konuldu

    PİRHA-Diyarbakır’da 16 Haziran’da tutuklanan 16 Kürt gazeteciden Serdar Altan, Mehmet Ali Ertaş ve Zeynel Abidin Bulut’un mektuplarına, “örgütsel nitelik taşıyabilir” gerekçesiyle el konuldu. 

    Diyarbakır’da 16 Haziran’da tutuklanan 16 Kürt gazeteciden Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, Xwebûn gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş ile gazetenin editörlerinden Zeynel Abidin Bulut’un mektuplarına el konuldu.

    Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi Disiplin Kurulu, gazeteci Hüseyin Aykol’a gönderilen mektupları “sakıncalı” buldu. Mektuplara el konulmasına ise, “örgüt propagandası ve örgütsel haberleşme niteliği taşıyabileceği” gerekçe gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu gazeteci Altan: Bedeli ne olursa olsun hakikati söylemekten vazgeçmeyeceğiz

    Tutuklu gazeteci Altan: Bedeli ne olursa olsun hakikati söylemekten vazgeçmeyeceğiz

    PİRHA- DFG Eş Başkanı Serdar Altan, birlikte tutuklandığı Zeynel Abidin Bulut’la röportaj yaptı. Altan verdiği röportajda, “Dışarıdaki arkadaşlarımız da bu zulmün devam edeceğini düşünmemeli. Herkes kurumlarına sahip çıkmalı. En başta da gazetecilik değerlerine sahip çıksınlar. Bu zulme en büyük cevap olacaktır” dedi.

    Diyarbakır’da gazetecilik faaliyetlerinden kaynaklı 16 Haziran’da tutuklanan Xwebûn gazetesi editörlerinden Zeynel Abidin Bulut, birlikte tutuklandığı 15 meslektaşından biri olan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan ile Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde röportaj yaptı.

    Altan, Xwebûn gazetesinde yayımlanan röportajında, gazetecilere yönelik operasyonun amaçlarını ve Kürt gazetecilerin karşılaştığı baskıları anlattı.

     “AKP, TOPLUMUN GÖZÜNÜ KORKUTMAK İSTİYOR”

    AKP-MHP’nin seçimlere daha rahat gitmek için bütün demokratik kurum ve sivil toplum örgütleri üzerindeki baskısını arttırdığına vurgu yapan gazeteci Altan, şunları dile getirdi:

    “Toplumu tecrit altına almak ve susturmak istiyor. Bu planın temel esası ise basının susturulmasıdır. Bu operasyonla basının büyük bölümünü tasfiye etmek ve susturmak istediler. Operasyonun kapsamına bakıldığında bunu rahatlıkla görebiliyoruz. Tutuklanan arkadaşlar genelde görsel alanda ve farklı farklı kurumlarda çalışıyordu. Sadece tutuklamalar olmadı aynı zamanda çalıştıkları yerlerdeki ekipmanlara da el konuldu. AKP, tüm bunlarla toplumun da gözünü korkutmak istedi. Ancak amaçlanan gerçekleşmedi.”

    “GAZETECİLİK DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    AKP’nin özellikle özgür basından çok fazla rahatsız olduğunu ifade eden Altan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Çünkü bütün kötülükleri özgür basın tarafından teşhir ediliyor. Bundan kaynaklı gözü kara bir şekilde saldırıyor. Son yıllarda muhalif gazeteciler etkisizleştirilmişti. Sadece Kürt ve bazı sol gelenekten gelen basın kamuoyunun sesi oluyordu. Bu sesi de kısmak istediler. Kürt basın çalışanları 1990’lı yılardan bu yana baskı ve şiddete maruz kalıyor. Arkadaşlarımız, sokak ortasında yaşanan katliamlara rağmen geri adım atmadılar. Bu baskılara karşı durdular ve her geçen gün daha da büyüdüler. 2011’de ‘KCK’ adı altında gazetecilere yönelik büyük bir operasyon yapıldı. 2016’da FETÖ gerekçesiyle ilan edilen OHAL’de onlarca Kürt basın kurumu kapatıldı. Bir tane açık yer bırakmadılar. Ancak yine de yeni yerler açarak yoluna devam etti. Dışarıdaki arkadaşlarımız da bu zulmün devam edeceğini düşünmemeli. Herkes kurumlarına sahip çıkmalı. En başta da gazetecilik değerlerine sahip çıksınlar. Bu zulme en büyük cevap olacaktır. Bu sahiplenme olursa bu zorlu günler de kolaylıkla atlatılır.”

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”

    Daha önce hakkında birçok soruşturma açıldığını da kaydeden Altan, ilk defa tutuklandığını belirtti.

    Altan, son olarak, “Ancak çok garipsemedim. Çünkü bu işi yapanlar her zaman böylesi bir durumla karşı karşıya kalabileceğini bilir. Yine de çalışmalardan koparılmak zor bir durum. Bugün tutuklu olabiliriz ancak bu devran böyle gitmeyecek. Dışarıdaki arkadaşlarımızın gönüllerinin bizimle olduğunu biliyoruz. Bunu yaptıkları eylem ve açıklamalarla gösterdiler. Bundan sonra işlerinin başlarına geçip, çalışmalarını daha da ilerletmeliler. İktidarın, çalışmalarından çok korktuğunu bilmeliler. Biz tutukluyuz ancak gençlerin bizim kalemimizi yerde bırakmayacaklarını biliyoruz. Bu kerwan durmaz. Apê Musa, Cengiz, Hafiz ve Ferhatların bıraktığı miras gençler tarafından sürdürülecek. Biz gazeteciyiz ve bu suç değil. Bedeli ne olursa olsun hakikati topluma ulaştırmaktan vazgeçmeyiz. Bütün basın kuruluşlarına bu hukuksuzluk karşısında daha fazla ses çıkarmaya çağırıyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da polisin saldırısına uğrayan gazeteciler: Asla susmayacağız!-VİDEO

    Ankara’da polisin saldırısına uğrayan gazeteciler: Asla susmayacağız!-VİDEO

    PİRHA- DFGD ve MKGP’nun çağrısıyla basın açıklaması yapmak için bir araya gelen gazetecilere polisin müdahalesine tepki gösterildi. Gazeteciler özgür basın olarak asla susmayacaklarını vurguladı.

    Ankara’da Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen demokratik kitle örgütleri Diyarbakır’da 16 gazetecinin hukuksuz bir şekilde tutuklanmasını protesto etmek istedi.
    Ulus Heykel önünde yapılmak istenen açıklamaya polis izin vermedi. Açıklama yapmak isteyen gazeteciler direnince polis müdahale etti.
    Serbest gazeteci Sibel Yükler ve Mezopotamya Haber Ajansı Ankara Büro Şefi Deniz Nazlım darp edilerek gözaltına alındı.

    Polisin dağıttığı gazeteciler DİSK Basın İş Sendikası’na yürüyerek burada Basın açıklaması yaptı.
    Açıklamaya İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ile il yöneticileri ve HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Murat Sarısaç ile HDP il yöneticileri ve Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube yöneticileri destek verdi.

    Açıklamada ilk olarak Turgut Dedeoğlu söz aldı. Dedeoğlu, “25 yıl önce Özgür Ülke Gazetesi bombalanmıştı. 2022 yılına geldik ama hiçbir şey değişmedi. Basın açıklaması anayasal bir hak ama engellendik. Valiliğe bir izin yazısı da gönderdik ama cevap dahi alamadık. Alana geldiğimizde bazı arkadaşlarımız gözaltına alındı. Bazıları darp edildi. Gazetecilik yapmak suç değildir” diye konuştu.

    Mezopotamya Haber Ajansı’nın editörü Özgür Paksoy ise, “Bugün açıklama yapmak istedik ama polisler bizi engelledi ve saldırdılar. İşkenceyle 2 arkadaşımız gözaltına alındı. Biz polis devletine karşı halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    Yeni Yaşam Gazetesi Ankara temsilcisi Hüseyin Aykol da, şunları dile getirdi:

    “Son 33 yıldır özgür basın olarak çalışıyoruz. Bu 33 yılda büyük bedeller ödedik. Hala saldırıya uğruyoruz. Ama her şeye rağmen gazetecilik yapamaya devam ediyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. Halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Bu iktidardan kurtulduğumuzda bu saldırıyı yapan polislerde hesap verecektir. Bize destek olan herkese teşekkür ediyoruz.”

    “İSTİBDAT REJİMİ KURDULAR”

    HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Bugün yapılmak istenen açıklamaya polis saldırdı ve 2 arkadaşımız gözaltına alındı. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Oluşturdukları havuz medyasıyla istibdat rejimi kurdular. Ama özgür basın emekçileri var. Toplumun sesi oldular. Teşekkür ederiz onlara. Özgür basın üzerindeki baskılar bitene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise, “Bu saldırı kabul edilemez. Yasalara göre basın araç ve gereçlere el konulamaz. Suç işleniyor. Türkiye’de ki olup biteni nasıl öğreneceğiz? Özgür basından tabi ki. Toplumsal mücadele verilecekse bunun haber alma özgürlüğüyle ilintili olduğunu söyleyelim. Ankara’da bir OHAL var. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın” diye konuştu.

    “AKP GİDEREK SERTLEŞİYOR ÇÜNKÜ OY KAYBEDİYOR”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de söz alarak, “Bizde bu durumu kınıyoruz. AKP giderek sertleşiyor çünkü oy kaybediyor. Halkın haber almasını, gerçekleri öğrenmesini istemiyorlar. Sansür yasası çıkarmaya çalıştılar. Açıktan bir OHAL yaşanıyor. Yoğun hak ihlalleri yaşanıyor. Özellikle Ankara’da yaşıyoruz bunu. Milliyetçi kadrolar yerleştirildi her yere. Bu saldırılar onlar üzerinden yapılıyor. Ancak baskıların sona erdirilmesi için tüm kesimler birleşmeliyiz. Ancak birlik olursak yenebiliriz faşizmi” ifadelerini kullandı.

    JinNews muhabiri Öznur Değer ise, “Bu fotoğraf makinesi bizim hakikatimizi yansıtıyor. Biz Ape Musalardan aldık bu mirası. Bize bırakılan bu emanete sahip çıkmak için açıklama yapmak istedik ancak saldırıya uğradık. Gelin hep birlikte mücadele edelim” dedi.

    Açıklama ‘Özgür basın susturulamaz’ sloganıyla son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Gazeteciler Cemiyeti Ağustos ayı raporu: En az 61 gazeteci cezaevinde

    Gazeteciler Cemiyeti Ağustos ayı raporu: En az 61 gazeteci cezaevinde

    Gazeteciler Cemiyeti’nin Ağustos ayı raporuna göre bir ayda en az sekiz gazeteci hakkında yaptıkları haberler nedeniyle yeni soruşturma açıldı. Son verilere göre Türkiye’de 61 gazeteci tutuklu.

    Gazeteciler Cemiyeti’nin Demokrasi için Medya / Medya için Demokrasi projesinin desteğiyle “Haberin Bedeli” başlığıyla yürütülen gazeteci yargılamaları raporlama çalışmasının Ağustos raporu açıklandı.

    Gazeteci Hayri Demir tarafından hazırlanan raporda, adli tatil döneminde olunmasına rağmen gazeteciler üzerindeki yargı baskısının artarak devam ettiği aktarıldı.

    Rapordaki verilere göre; Ağustos ayında en az 8 gazeteci hakkında yaptıkları haberler nedeniyle yeni soruşturmalar açıldı. Aynı dönemde 4 gazeteci hakkında 2 yıl 3 aydan 11 yıl 9 aya kadar hapis ve 100 bin TL tazminat talebiyle yeni davalar açıldı. Öte yandan üç ayrı kentte 5 gazeteci gözaltına alındı.

    TUTUKLU GAZETECİLER

    Adli tatil döneminde olunmasına rağmen iki ayrı kentte yargılanan iki gazeteciye toplamda 10 yıl 5 ay 22 gün hapis cezası verildi. Raporda, tutuklu gazeteciler sorununun gazetecilerin mesleklerini yaparken karşılaştıkları en büyük engel olduğu anımsatıldı. Cezaevinde en az 61 gazetecinin tutuklu bulunduğuna yer verilen raporda, haklarında verilmiş cezaların infazını tamamlayan iki gazetecinin tahliye edildiği kaydedildi.

    Orman yangınlarının yaşandığı bölgelerde gazetecilerin mesleklerinin yapmalarının engellendiğine de dikkat çekilen raporda, bir aylık dönemde 15 gazetecinin mesleğini yaparken engellendiği ya da saldırıya uğradığı aktarıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • TİHV raporu: 8 ayda 1346 kişiye işkenceli gözaltı

    TİHV raporu: 8 ayda 1346 kişiye işkenceli gözaltı

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın sekiz aya ilişkin ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlükleri ihlal raporu açıklandı. Rapora göre En az 637 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk güçlerinin müdahalesi sonucunda 1346 kişi işkence ve diğer kötü muamele niteliğinde uygulamalara maruz kalarak gözaltına alındı.

    TİHV Dokümantasyon Merkezi tarafından hazırlanan, 1 Ocak -31 Ağustos 2020 Tarihleri Arasında İfade, Toplanma ve Örgütlenme Özgürlükleri İhlal Raporu yayımlandı.

    “Türkiye’nin mevcut koşullarında giderek ağırlaşan insan hakları sorunumuzun aynı zamanda bir demokrasi sorunu olduğunu gösteriyor” denilen raporda 2020 yılının ilk sekiz ayındaki ihlal tespitleri şöyle:

    17 GAZETECİ TUTUKLANDI
    38 gazeteci ve 1 yazar gözaltına alındı. 17 gazeteci tutuklanırken 9 gazeteci adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    53 habere, 75 internet sitesine, 2 internet sayfasına ve 5 sosyal medya hesabına, 59 internet içeriğine ve 143 internet adresine erişim mahkeme kararlarıyla engellendi. Ayrıca henüz basılmamış olan bir kitap ile bir gazete sayısı da mahkeme kararıyla yasaklandı.

    “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla en az 24 kişi gözaltına alındı, 3 kişi tutuklandı, 1 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. 1 kişi ise hakkında bu gerekçeyle açılan davada Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu düzenleyen 299. madde uyarınca değil, hakaret suçunu düzenleyen 125. madde uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırıldı.

    18 sanatçı hakkında “örgüt propagandasını yapmak”, “Cumhurbaşkanına hakaret” vb. gerekçeler ile açılmış olan davaların görülmesine devam edildi, 2 sanatçı hakkında hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi.

    En az 637 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk güçlerinin müdahalesi sonucunda 1346 kişi işkence ve diğer kötü muamele niteliğinde uygulamalara maruz kalarak gözaltına alındı, 54 kişi yaralandı ve 1’i çocuk olmak üzere 9 kişi de tutuklandı.

    YEREL YÖNETİMLERE SEÇİLMİŞ 16 KİŞİ TUTUKLANDI

    Valilikler tarafından 33 ilde en kısası 2, en uzunu 30 gün olmak üzere 89 kez tüm eylem ve etkinlikler yasaklandı. Valilik ve kaymakamlıklar tarafından en az 24 etkinlik yasaklandı.

    Belediye eş başkanı, belediye meclisi üyesi ve muhtarlardan oluşan yerel yönetimlere seçilmiş 79 kişi gözaltına alındı. Yerel yönetimlere seçilmiş 16 kişi tutuklandı.

    73 PARTİ ÜYESİ TUTUKLANDI

    284’ü HDP, 7’si DBP, 2’si EMEP, 10’u ESP, 5’i Gelecek Partisi, 1’i CHP, 4’ü EHP, 1’i SYKP üye ve yöneticisi olan en az 314 kişi gözaltına alındı. 69’u HDP’nin, 2’si DBP’nin, 1’i CHP’nin, 1’i SYKP’nin üye ve yöneticisi olan en az 73 kişi tutuklandı.

    Dernek, vakıf, sendika ve meslek örgütlerinin üye ve yöneticisi olan en az 160 kişi gözaltına alındı, 70 kişi tutuklandı, 73 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    “Örgüte yardım ve yataklık etmek”, “örgüt propagandası yapmak” ve “örgüt üyesi olmak” gibi gerekçeler ile en az 675 kişi gözaltına alındı, 72 kişi tutuklandı, 117 kişi adli kontrol şartıyla, 19 kişi ise ev hapsi şartıyla serbest bırakıldı.

    2’si il, 11’i ilçe ve 2’si belde olmak üzere toplam 14 belediyenin başkanı İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak yerine kayyım atandı. 1 il belediye başkanı İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı, 1 ilçe belediye başkanın da mazbatası Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından, hakkında kesinleşmiş hapis cezası hükmü olduğu gerekçesiyle iptal edildi.

    Haklarındaki kesinleşmiş mahkeme kararlarına dayanarak vekillikleri düşürülen 3 milletvekili tutuklandı.

  • ‘Yargılanan gazeteciliktir, halkın haber alma hakkıdır’-VİDEO

    ‘Yargılanan gazeteciliktir, halkın haber alma hakkıdır’-VİDEO

    PİRHA – Tutuklu gazetecilerin duruşmasını takip eden gazeteci ve siyasetçiler, gazetecilerin haksız hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunduklarını belirterek, toplumsal mücadeleden umutlu olduklarını, basın özgürlüğünün galip geleceğini belirttiler. 

    Libya’da ölen MİT mensubunun cenaze törenine ilişkin yapılan haberler gerekçe gösterilerek 6’sı tutuklu 8 gazeteci hakkında açılan davanın ilk duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 34’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.
    Tutuklu yargılanan Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik ile gazetenin Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser, Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, muhabiri Hülya Kılınç ve Yeniçağ yazarı Murat Ağırel tutuklu bulundukları Silivri Cezaevi’nden duruşma salonuna getirilirken, tutuksuz yargılanan Akhisar Belediyesi Basın Birimi görevlisi Eren Ekinci SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.

    Duruşmayı takip etmek için Çağlayan Adliyesi’ne gelen gazeteciler açıklamalarda bulundular.

    “YARGILANAN GAZETECİLİKTİR, HALKIN HABER ALMA HAKKIDIR”

    CHP Önceki Dönem Milletvekili Gazeteci Barış Yarkadaş, “Çağlayan Adliyesi’nde gazeteciler yargılanıyor. Siyasi iktidar 6 gazeteciyi tutuklatarak hem topluma hem de medyaya bir gözdağı veriyor. 120 gündür arkadaşlarımız haksız, hukuksuz ve adaletsiz bir biçimde Silivri Cezaevi’nde tutuluyorlar. Derhal tahliye edilmelerini söylüyoruz. Burada yargılanan gazeteciliktir, halkın haber alma hakkıdır. Arkadaşlarımız halkın haber alma hakkını korudukları için tutuklanmışlardır. Haksız ve hukuksuz bu keyfi uygulamanın bir an önce sona ermesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “MESLEKTAŞLARIMIZ HAKSIZ HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE TECRİT ALTINDA TUTULUYOR”

    Gazeteci, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Bugün Türkiye’de geçmişte sık sık örneklerini gördüğümüz gibi haberin, gazeteciliğin yargılandığı bir gün. Arkadaşlarımız suç işlemeden, haksız hukuksuz bir şekilde tecrit altında tutuluyorlar. Bu yanlıştan dönülmesi lazım. Çağrımız; meslektaşlarımızın özgür kalması, bu davanın da bir an önce düşmesi lazım. Çünkü ortada bir suç yok, suç unsuru yok” diye konuştu.

    “GAZETECİLERİ CEZAEVİNDE TUTMAK İÇİN ÖZEL DÜZENLEME YAPILDI”

    DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren ise “Umarım duruşma sonunda tahliye kararı çıkar. Çünkü çok saçma bir iddianame var. İddianame yayınlandığı an içindeki saçmalığı herkes gördü. Salgın sırasında infaz yasasında bir değişiklik yapıldı. Sadece 6 arkadaşımızı cezaevinde tutmak için özel düzenleme yapıldı. MİT Kanunu’na ekler yapıldı. Arkadaşlarımızın yargılanması MİT Kanunu’yla ilişkilendirildi. Tüm bunlara rağmen tahliye edilmelerini umuyoruz” dedi.

    “HUKUKTAN DEĞİL TOPLUMSAL MÜCADELEDEN UMUTLUYUZ”

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise şunları kaydetti:

    “Pandemi nedeniyle duruşmaların yapılamadığını görüyoruz. Sağlık gerekçesiyle insanlar içeri alınmıyor. Diğer taraftan aylardır arkadaşlarımız haksız hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuluyor. İktidar kendisine muhalif olan, gerçeklerin açığa çıkması için mücadele eden, halkın yanında duran herkesi potansiyel suçlu olarak görüyor. Umutluyuz, umuyoruz, hukuktan değil ama toplumsal mücadeleden umutluyuz.”

    “TUTUKLANMALARININ SEBEBİ DAHİ BELLİ DEĞİL”

    CHP’nin Eski İstanbul Milletvekili Dr. Kadir Gökmen Öğüt, “FETÖ’nün yaptığı yöntemlerle tutuklu arkadaşlarımız. Tutuklanmalarının sebebi belli değil, haber yapmaktan mı yapmamaktan mı belli değil. Türkiye’nin en yurtsever gazetecileri içerideyse bir mesaj verilmek isteniyor; ayağınızı denk alın, bakın baro başkanlarına bunu yapıyoruz. En yurtsever gazetecileri sabah gözaltına alıyoruz. FETÖ ilişkilerini açığa çıkaranları gözaltına alıyoruz deyip topluma bir korku salmaya başladılar. Türkiye’yi 18 yıldır yöneten parti bugünlerde gösterdi ki adaletin olmadığı nadir ülkelerden biriyiz” ifadelerini kullandı.

    “DEMOKRASİ, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GALİP GELECEK”

    Gazeteci Zafer Arapkirli, “Arkadaşlarımız gerçekten yana oldukları için, kalemlerini satmadıkları için ve onurlarını ayaklar altına almadıkları için bu bedeli ödüyorlar. Eğitimli, profesyonel ama en önemlisi de örgütlü insanlara bugün Türkiye’yi yöneten kadroların. Örgütlü insanlardan ve demokrasiyi, vatanını seven insanlardan hazzetmiyorlar. Dolayısıyla gazeteci yazmasın, avukat, insan haklarını savunmasın, doktorlar gerçekten halkın hizmetinde görev yapmasın, mühendisler, mimarlar, akademisyenler demokrasiden yana tavır almasın diye binbir türlü oyun çeviriyorlar. Ama sonunda basın özgürlüğü galip gelecek, demokrasi galip gelecek” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 6 tutuklu gazeteci 8 yıldan 19 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor

    6 tutuklu gazeteci 8 yıldan 19 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor

    MİT mensuplarına ilişkin haberler nedeniyle tutuklanan gazetecilerin duruşması Çağlayan’daki İstanbul Adiyesi’nde görülüyor. 

    Libya’da ölen MİT mensubunun cenaze törenine ilişkin yapılan haberlerden yargılanan gazetecilerden Murat Ağırel, savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin bir “niyetname” olduğunu söyledi.

    Libya’da ölen MİT mensubunun cenaze törenine ilişkin yapılan haberler gerekçe gösterilerek 6’sı tutuklu 8 gazeteci hakkında açılan davanın ilk duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 34’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.
    Tutuklu yargılanan Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik ile gazetenin Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser, Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, muhabiri Hülya Kılınç ve Yeniçağ yazarı Murat Ağırel tutuklu bulundukları Silivri Cezaevi’nden duruşma salonuna getirilirken, tutuksuz yargılanan Akhisar Belediyesi Basın Birimi görevlisi Eren Ekinci SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.
    SINIRLI SAYIDA GAZETECİ ALINDI
    Davayı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), İyi Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP)  milletvekilleri, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın İş, tutuklu yargılanan gazetecilerin aileleri, Sivil Toplum Örgütü temsilcileri ve çok sayıda kişi davayı izledi.
    Duruşma salonunun küçük olması ve koronavirüs salgını nedeniyle salona sadece 12 kişi izleyici olarak alınırken, gazeteciler salona giremedi. Mahkeme başkanı ile yapılan görüşmelerin ardından sınırlı sayıda gazeteci duruşma salonuna alındı. Duruşma salonun önünde, adliye koridorunda ve adliye dışında çok sayıda kişi duruşmanın sonuçlanmasını bekliyor.
    ARAMA KARARININ DEVAMINA KARAR VERİLDİ
    Duruşma, yapılan kimlik tespitiyle başladı. İlk olarak konuşan Gazeteci Erk Acerer’in avukatı Ömer Faruk Eminağaoğlu, müvekkilinin kaçak olmadığını, 3 yıldır yurtdışında yaşadığını söyledi.  Eminağaoğlu, atılı suçun yurtdışında işlendiğini, bu nedenle Acarer hakkında duruşma açılamayacağını, sadece kanıt toplanabileceğini ifade etti.
    Mahkeme Başkanı, Acarer hakkındaki tensip ara kararıyla yakalama kararı çıkartıldığından, yakalama kararının devamına, yakalanıp savunması alındıktan sonra sanık hakkındaki yargılamanın ondan sonra devam etmesine karar verdi.
    AĞIREL’İN SAVUNMASI ALINDI
    Yeniçağ yazarı Murat Ağırel de savunmasında, şunları söyledi:
    “Mahkemenizde iddia edildiği gibi bir suçun olmadığını ve nasıl olmadığını savunacağım. Zira bu olmayan suçlamalarla tam 120 gündür cezaevinde bir odada tek başıma tutuluyorum. Hakkımdaki suçlamalar ne bir somut delile dayanıyor ne de vicdana sığıyor. İddia makamının tarafınıza sunduğu iddianame bana göre bir ‘niyetnamedir” diye konuştu. Libya’da ölen MİT mensubu ile ilgili yaptığı paylaşımların sosyal medya hesabından 50 ile 60 dakika kaldığını söyleyen Ağırel, daha sonra hesabının ele geçirilip paylaşımlarının silindiğini ve konuya ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. Habere ilişkin kendisini çok kişinin aradığını belirten Ağırel, “Sonrasında hesabımı el koyanlar tüm maillerimi ve tüm tweet paylaşımlarımı silerek bir paylaşım yaptılar. Bana da WhatsApp programı ile bir mail ve şifre gönderdiler. Ondan sonra hesabıma girebildim. Savcılığa da bu konuda suç duyurusunda bulundum. O günden sonra konu kapandı.”
    “11 GÜN SONRA HABERLER YAYINLANDI”
    Kendi yaptığı paylaşımın ardından 11 gün sonra Odatv’nin haberi yaptığını ifade eden Ağırel, “OdaTV haberinden Barış Terkoğlu gözaltına alınınca ancak haberim oldu. 6 Mart günü Başsavcılıktan arandım. Savcıya ifademi verdim. Savcının sorduğu her soruya cevap verdim. Tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildim. 8’inci Sulh Ceza Mahkemesi karşına çıktım. Savcılık ifademi tekrarladım. Belgeleri sundum. Mahkeme adli kontrol şartı ile serbest bıraktı. Serbest kaldıktan sonra Ankara kitap fuarına katılmak üzere Ankara’ya hareket ettim. Dönüşte arandığımı öğrendim. Ankara dönüşünde avukatım ile birlikte gidip teslim oldum. Sonrasında 5’inci Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldım. ‘kaçma şüphesi’ ve ‘delilleri karartma’ gerekçesi ile tutuklandım ve cezaevine gönderildim” dedi.
    “HUKUK HATALARIN DEĞİL ADALETİN ARACIDIR”
    Ağırel, savunmasının devamında şunları kaydetti:
    “Milyonluk soygunlara, yolsuzluklara, yoksulluğa alıştırılan Türk halkı hukuksuzluğa da alıştırılmaya çalıştırılmaktadır. Hukuk devleti vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlayan demektir. Hukuk devleti ilkesi insan hakları ile ilgili bütün ilkelerin anasıdır. Bugün karşı karşıya olduğum çağdışı hukuk uygulamaları, keyfi soruşturma süreçleri hukuk devletine yakışmamaktadır.Hukuk adli hataların değil barış, düzen ve adaletin aracıdır.”
    Ağırel, savunmasını bitirdikten sonra mahkeme başkanının sorularını yanıtladı. Ardından mahkeme heyeti duruşmaya kısa bir ara verdi.
    Duruşma, Yeni Yaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser’in savunmasıyla devam ediyor.
    (Mezopotamya Ajansı)
  • Altı tutuklu gazetecinin bugün ilk duruşması görülecek

    Altı tutuklu gazetecinin bugün ilk duruşması görülecek

    PİRHA- 112 gündür “MİT kanuna muhalefet” iddiasıyla tutuklu bulunan altı gazeteci, bugün ilk kez hakim karşısına çıkacak. Duruşma öncesi davaya dikkat çeken gazetecilerin avukatları, “Türkiye’de hukuk varsa Çarşamba günü görülecek davada tahliyeleri görmemiz gerekir” dedi.

    Libya’da hayatını kaybeden MİT görevlisinin cenaze töreniyle ilgili haber yaptıkları gerekçesiyle tutuklanan gazeteciler Mehmet Ferhat Çelik, Aydın Keser, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ile Murat Ağırel’in de aralarında bulunduğu sekiz basın çalışanı ilk kez hakim karşısına çıkıyor.

    Haklarında açılan davanın ilk duruşması, bugün Çağlayan’daki İstanbul 34’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Libya’da hayatını kaybeden MİT mensubunun cenaze töreniyle ilgili haber yaptıkları, bu haberlere gazeteleri ve haber sitelerinde yer verdikleri gerekçesiyle altı gazeteci tutuklu yargılanıyor.

    Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser, Odatv Sorumlu Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Odatv muhabiri Hülya Kılınç ile Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel “MİT Kanununa muhalefet” iddiasıyla tutuklanmıştı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda sekiz basın çalışanı hakkında iddianame de hazırlanmıştı.

    50 sayfalık iddianamede altısı tutuklu, biri serbest, biri de yurt dışında olmak üzere sekiz sanık yer alıyor.

    “Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama” ve “İstihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” suçlamaları yöneltilen gazeteciler hakkında 8 yıldan 17 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

    Tutuklu gazetecilerin yanı sıra iddianamede ‘şüpheli’ sıfatıyla yer alan diğer iki isim şöyle: Gazeteci-yazar Erk Acarer ve Akhisar Belediyesi Basın Birimi görevlisi Eren Ekinci.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu, Sancar ve Baş’tan tutuklu gazeteciler için çağrı-VİDEO

    Kılıçdaroğlu, Sancar ve Baş’tan tutuklu gazeteciler için çağrı-VİDEO

    PİRHA – MİT mensubunun cenazesini haberleştirdikleri gerekçesiyle 6’sı tutuklu 8 gazeteciye açılan davanın ilk duruşması 24 Haziran Çarşamba günü Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesinde görülecek. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanı Sancar ve TİP Genel Başkanı Baş, basın özgürlüğü ve demokrasi için mücadele çağrısında bulundular.

    MİT mensubunun kimliğini ifşa ettikleri gerekçesiyle tutuklanan gazeteciler Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Murat Ağırel, Hülya Kılınç, Ferhat Çelik ve Aydın Keser 24 Haziran’da hakim karşısına çıkacak.

    Haberin Var mı İnisiyatifi’nden mahkemeye çağrı yapıldı. Çağrıda, “Gazeteciler 24 Haziran’da ilk kez hakim karşısına çıkıyor. 5-6 Mart’ta bir haber bahane edilerek tutuklanan Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Ferhat Çelik, Aydın Keser ve Murat Ağırel 110 gündür Silivri Cezaevi’nde tecrit altında. Hepimiz biliyoruz gazeteci arkadaşlarımız tertemiz, bu davanın amacı gerçeği yazan gazetecileri susturmak” denildi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş da basın özgürlüğü ve demokrasi için mücadele çağrısında bulundular.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Haberin Var Mı İnisiyatifi: İnfaz paketine gazeteciler de dahil edilsin-VİDEO

    Haberin Var Mı İnisiyatifi: İnfaz paketine gazeteciler de dahil edilsin-VİDEO

    PİRHA – Haberin Var Mı İnisiyatifi, cezaevinde bulunan gazetecilerin yeni infaz paketine dahil edilmesi için çağrı yaptı. 

    Haberin Var Mı İnisiyatifi, TBMM Genel Kurulu’na gelen yeni infaz paketine gazetecilerin de dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

    İnisiyatif tarafından hazırlanan bir video ile cezaevindeki gazetecilerin salgın karşısında korumasız bırakıldığı belirtilerek, “İnfaz yasası 3 gündür Meclis’te görüşülüyor. Tasarıda pek çok ağır suç kapsama alınırken, sadece mesleklerini yaptıkları için hapsedilen gazeteciler virüs kapma tehlikesi altında, demir parmaklıkların ardında bırakılıyor” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Cezaevindeki Gazeteciler de Evde Kalsın’ kampanyası başlatıldı-VİDEO

    ‘Cezaevindeki Gazeteciler de Evde Kalsın’ kampanyası başlatıldı-VİDEO

    PİRHA –Haberin Var Mı İnisiyatifi, infaz düzenlemesine tutuklu gazetecilerin de dahil edilmesi talebiyle kampanya başlattı.

    Tutuklu meslektaşları için yakın zaman önce Haberin Var Mı İnisiyatifi’ni oluşturan gazeteciler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle cezaevlerinde oluşan tehdide dikkat çekerek #GazetecilerDeEvdeKalsın etiketiyle sosyal medya kampanyası başlattı.

    Kampanda ile çalışmaları süren 3’üncü Yargı Paketindeki infaz düzenlemesiyle mesleğini icra etmekten başka bir suçu bulunmayan gazeteciler ile öğrenciler ve siyasetçilerin cezaevlerinde kalmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu vurgulandı.

    “Yapılan haberlerden dolayı tutuklanmış olanlar derhal tahliye edilmelidir” talebinin dile getirildiği kampanya kapsamında “Hapishaneler boşaltılmalı, derhal” başlıklı metin bir videoyla paylaşıldı.

    Kampanya metninde şu ifadeler yer aldı:

    “Türkiye’deki 389 hapishanede doluluk oranı yüzde 121. Aralık ayı rakamlarına göre hapishanelerde, aralarında yüzden fazla gazetecinin de olduğu 208 bin hükümlü, 55 bin tutuklu var.

    Birçok ülke koronavirüs tehdidi nedeniyle cezaevlerini boşalttı. Türkiye’de hükumet benzer endişelerle infaz süreleriyle ilgili bir çalışma yürütüyor. Ancak anlaşıldığı kadarıyla bu çalışma cinsel saldırı suçlarını, uyuşturucu kaçakçılığını, hırsızlığı, vergi kaçakçılığını, insan ticaretini kapsıyor. Mesleğini icra etmekten başka bir suçu bulunmayan gazeteciler, öğrenciler ve siyasetçiler ise salgın tehdidine rağmen cezaevlerinde kalacak.

    Bu yaklaşım öncelikle Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı!

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Ağustos ayında 700 haber sansürlendi’

    ‘Ağustos ayında 700 haber sansürlendi’

    Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (ÖGİ), Ağustos’ta gazetecilere yönelik hak ihlalleri raporunu açıkladı.

    Raporda, “Her ay gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, yargılanıp cezalandırılıyor. Ağustos ayında gazetecilere yönelik baskılar zirve yaptı. Gazeteciler defalarca engellendi, haklarında soruşturma ve dava açıldı. Yüzlerce haberin erişimi engellendi” denildi.
    Basına dönük keyfi ve yasa dışı baskıların son bulması istenilen raporda, “Türkiye’de hala 146 gazeteci tutuklu bulunuyor. Hükümet Türkiye’nin demokratik bir ülke ve hukuka saygılı olduğunu savunuyorsa, derhal tutuklu gazetecileri serbest bırakmalı, gazetecilere dönük baskılara son vermelidir” diye kaydedildi.

    15 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI

    146 gazetecinin tutuklu bulunduğu belirtilen raporda, Ağustos ayında 15 gazetecinin gözaltına alındığı, 2 gazeteciye soruşturma açıldığı, 5 gazeteci hakkında dava açıldığı, 1 gazeteciye 2 yıl 4 ay hapis cezası verildiği, 700 habere erişimin engellediği, 1 gazetecinin evine baskın yapıldığı, 2 gazetecinin darp edildiği, 1 gazetecinin silahlı saldırıya uğradığı, 1 gazetecinin baskılardan kaynaklı mesleği bıraktığı açıklandı.

    Van, Mardin, Diyarbakır ve İstanbul’da gazetecilerin haber takibinin engellendiği vurgulanan raporda, RTÜK’e internet üzerinden yayın yapan radyo ve televizyonlara sansür yetkisi verildiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu gazeteciler için Almanya’dan Türkiye’ye yürüyor

    Tutuklu gazeteciler için Almanya’dan Türkiye’ye yürüyor

    PİRHA- Almanya’da yaşayan Kubilay Bozkurt, suçsuz yere tutuklanan tüm insanlara ve özellikle de gazetecilere ithaf ettiği büyük yürüyüşüne başladı. 70-75 günde İstanbul’a ulaşmayı planlıyor.

    Tiyatro ve Edebiyat eğitmeni Kubilay Bozkurt, tutukluluğu devam eden tüm suçsuz insanlara ve özellikle de gazetecilere ithaf ettiği yürüyüşüne başladı.

    “Sapiens Dönüyor” projesinin devamı olarak, Almanya’nın Münih şehrinden İstanbul’a yola çıkan Bozkurt, 2 bin 350 km’lik yolculuğunu İstanbul’da Galata Kulesi’nde sonlandıracak.

    70-75 gün sürmesi planlanan proje kapsamında, 8 ülkenin toprağını yürüyerek geçecek olan Kubilay Bozkurt, sosyal medya hesaplarından yolculukta başından geçen olayları da paylaşıyor. (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteci Pınar Gayıp ve Semiha Şahin yine tahliye edilmedi

    Gazeteci Pınar Gayıp ve Semiha Şahin yine tahliye edilmedi

    PİRHA-Yaklaşık 10 aydır Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Semiha Şahin ile muhabir Pınar Gayıp yine tahliye edilmedi.

    Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Semiha Şahin ve muhabiri Pınar Gayıp ile birlikte toplamda 4 kişinin ‘örgüt üyeliği’ ve ‘terör propagandası’ suçlamalarıyla tutuklu olarak yargılandığı davanın 3’üncü duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeki 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Gazete Tamam’da yer alan habere göre savcı, esas hakkındaki mütalaasında Semiha Şahin ve Pınar Gayıp hakkında terör örgütü propagandası iddiasıyla tutukluluk hallerinin devamını istedi. Bir önceki duruşmada tahliye edilen Gülsen İmre ve Ferhat Harun Pehlivan hakkında da örgüt propagandası, örgüt üyeliği ve 2911 Nolu kanuna muhalefetten ceza istedi.

    “GAZETECİLİK YAPMAK SUÇ DEĞİLDİR”

    Semiha Şahin savunmasına basın emekçilerini selamlayarak başladı. İddianamede yer alan tüm belgelerin hukuksuz olduğunu, bahsi geçen eylemlere gazeteci olarak gittiğini, propaganda iddia edilen paylaşımların ise kendi yaptığı haberler olduğunu dile getiren Şahin, “Gazetecilik yapmak suç değildir. Biz sosyalist gazetecileriz” diyerek tahliyesini talep etti.

    “GAZETECİLERİN GÖREVİ GERÇEKLERİ HALKA ANLATMAKTIR”

    Pınar Gayıp ise 9 aylık tutukluluğun cezalandırmaya dönüştüğünü belirtti. Sosyal medya paylaşımlarının propaganda olarak lanse edilmeye çalışıldığını dile getiren Gayıp, ETHA’nın kendileri için yaptığı gözaltı haberinin ise suç teşkil ettiği iddiasıyla dosyaya konulduğunun altını çizdi. Tahliyesini talep eden Gayıp, savunmasını şöyle sürdürdü:

    “Biz sosyalist gazetecileriz. Bugün burada gazetecilik yargılanıyor. Yapmış olduğum haberleri elbette sosyal medyada paylaşacağım. Bir diğer ironik olan durum ise ETHA’nın gözaltına alınmamıza dair yaptığı haber örgüt propagandası olarak dosyaya konulmuş. Polis fezlekesi olduğu gibi davaya konulmuş. Yüzden fazla meslektaşımız bugün tutuklu durumda. Gazetecilerin görevi gerçekleri halka anlatmaktır. Ben bu ülkenin en kanlı katliamlarından biri olan Suruç katliamının tanığıyım. Tutuklu iken görülen duruşmalarda da yerimi alamadım.”

    “ARA KARARLAR KOPYALA-YAPIŞTIR YÖNTEMİYLE VERİLİYOR”

    Av. Özcan Karakoç, dosyadaki delillerin hukuka aykırı olduğunun altını çizerek, savcının mütalaası ile hukuka aykırılığın devam ettiğini dile getirdi. Bütün delillerin eksiksiz toplanması gerektiğini savunan Karakoç, suçun oluşup oluşmadığının da araştırılmadığını belirtti. Ara kararların ironileştiğini savunan Karakoç, daha önce adli kontrol şartıyla tahliye edilen müvekkilleri hakkında savcının ceza istemesine atıfta bulunarak ara kararların ‘kopyala-yapıştır’ yöntemiyle verildiğini dile getirdi. Heyetin vicdanına seslenen Karakoç, müvekkillerinin adli kontrol şartı ile tahliye edilmelerini talep etti.

    KAPALI BİR SOSYAL MEDYA HESABINDAKİ PAYLAŞIMLAR NASIL DOSYAYA EKLENDİ?

    Av. Kader Tonç, mütalaada istenen cezaların gerekçelerini göremedikleri için esasa ilişkin savunmalarını şimdi yapamayacaklarını, zaman isteyeceklerini dile getirerek müvekkillerinin tahliyelerini talep etti. Pınar Gayıp’ın kilitli, yani kapalı olan Instagram profilindeki paylaşımların hukuka aykırı şekilde dosyaya eklendiğini kaydeden Tonç, açık kaynak tutanağında imzası olan polislerin mahkeme huzurunda dinlenilmesi gerektiğini beyan etti.

    Av. Gülhan Kaya, bir önceki duruşmada tahliye edilen müvekkili Gülsen İmre hakkındaki adli kontrol uygulamasının kaldırılmasını talep eti. Av. Gül Günaydın da müvekkili Ferhat Harun Pehlivan hakkında adli kontrolün kaldırılmasını talep etti.

    YİNE TAHLİYE YOK

    Taleplerin değerlendirilmesi nedeniyle verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Gayıp ve Şahin hakkında tutukluluğun devamına karar vererek bir sonraki duruşmayı 27 Mart tarihine erteledi.

     

  • Gazetecilerden, tutuklu meslektaşlarının duruşmasına katılım çağrısı-VİDEO

    Gazetecilerden, tutuklu meslektaşlarının duruşmasına katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA- İsminaz Temel, Pınar Gayıp, Semiha Şahin, Hicran Ürün, Reyhan Hacıoğlu… Liste uzayıp gidiyor. Tutuklu gazeteci sayısı her geçen gün artarken dışarıdaki gazeteciler de meslektaşları ile dayanışmaya devam ediyor. Tutuklu meslektaşlarının duruşmalarına katılım çağrısı yapan gazeteciler, “İktidarın tek sesli politikalarına boyun eğmeyeceğiz” dedi.

    ETHA muhabirleri İsminaz Temel, Pınar Gayıp, Semiha Şahin, Özgürlükçü Demokrasi gazetesi çalışanları Hicran Ürün, Reyhan Hacıoğlu, İhsan Yaşar, İshak Yasul ve Mehmet Ali Çelebi ile birlikte toplam 14 gazeteci bu hafta ikinci kez hakim karşısına çıkacak.

    İlki 29 Kasım Perşembe günü İsminaz Temel’in, 5 Aralık günü Pınar Gayıp ve Semiha Şahin’in ve 6 Aralık Perşembe günü Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi çalışanlarının duruşması görülecek. Duruşma öncesi Bakırköy Cezaevi önünde basın açıklaması yapan gazeteciler duruşmalara katılım çağrısı yaptı.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) üyesi Gülfem Karataş, yıllardır TGS olarak ‘Gazetecilik suç değildir’ dediklerini ve gazetecilerin serbest bırakılmasını istediklerini ifade ederek tutuklu gazetecilerin duruşmalarına katılım çağrısı yaptı.

    “GAZETECİLER ARTIK YARGILANMASIN” 

    Meslek örgütlerinin verilerine göre Türkiye’de 170’in üzerinde gazetecinin cezaevinde olduğunu hatırlatan gazeteci Evrim Kepenek de tutuklu bulunanların arasında çok sayıda kadın gazetecinin olduğunu belirtti. Bu haftadan itibaren görülmeye başlanacak olan gazetecilerin davalarına destek çağrısında bulunan Kepenek, “Gazeteciler artık yargılanmasın, hakim karşısına çıkmasın. Çünkü ‘gazetecilik suç değildir’ demek için bir kez daha Bakırköy Cezaevi önündeyiz” dedi.

    Tutuklu gazetecilerin görülecek olan duruşmalarına dikkat çekmek istediklerini söyleyen Gazete TAMAM muhabiri Emre Orman da tüm duyarlı kamuoyunu gazetecilerin duruşmalarına katılmaya davet etti.

    “ÇIKANA KADAR ONLARIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Tutuklu bulunan meslektaşlarına özgürlük talep ettiklerini belirten TGS üyesi Eda Narin ise eylem yaptıkları Bakırköy Cezaevi önündeki polis yığınağına ve ablukaya dikkat çekti. Özgür basının sesinin kısılamayacağına işaret eden Narin, arkadaşlarının özgürlüklerine kavuşacaklarına olan inancını dile getirerek arkadaşları çıkana kadar onların sesi olmaya devam etmek istediklerini söyledi.

    “İKTİDARIN TEK SESLİ POLİTİKALARINA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    İktidarın tek sesli politikasına karşı çok sesliliği ve halkın haber alma hakkını savunduklarını ifade eden ETHA muhabiri Havva Cuştan da içeride ve dışarıda iktidarın baskı ve zulüm politikalarının gazeteciler üzerindeki yansımalarını gördüklerini kaydetti. İktidarın gazetecileri sadece birbirlerinin haberlerini takip eder hale getirmek istediğine dikkat çeken Cuştan, halkın gerçeklere ulaşmasının engellenmek istendiğini belirterek iktidarın tek sesli politikalarına boyun eğmeyeceklerini ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • CHP’li Çakırözer: 12 bin gazeteci işsiz, 144 gazeteci tutuklu

    CHP’li Çakırözer: 12 bin gazeteci işsiz, 144 gazeteci tutuklu

    Gazete ve gazetecilerin yaşadığı sorunların araştırılmasına ilişkin Meclis araştırması isteyen CHP Milletvekili Utku Çakırözer, 144 gazetecinin cezaevinde tutuklu bulunduğunu açıkladı. Çakırözer, kapatılan medya kuruluşlarını da hatırlatarak 12 bin civarında gazetecinin de işsiz olduğunu söyledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, basın özgürlüğü ve basın çalışanlarının sorunlarının araştırılması için Meclis araştırması istedi.

    TBMM Başkanlığı’na sunduğu araştırma önergesini Meclis’te düzenlediği basın toplantısında kamuoyu ile paylaşan Çakırözer, Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın geçtiğimiz günlerde Gazete Habertürk’ün kapatılmasına ilişkin söylediği “Birini kapattık, biri kaldı, onlar da bizim gibi işsiz kaldı” cümlelerini hatırlatarak, bu tür ifadelerin yetkili kişilerce bu kadar rahat ifade edilmesinin basın özgürlüğü açısından kaygı verici olduğunu söyledi.

    Açıklamasında Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda 180 ülke içerisinde 157’nci sırada yer aldığını hatırlatan Çakırözer, 12 bin gazetecin işsiz olduğunu, 144 gazetecinin de cezaevlerinde tutulduğunu ifade etti.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin verilerinden örnekler de veren Çakırözer, “2018 yılının ilk 6 ayında 27 gazeteci gözaltına alındı. 32 gazeteci tutuklandı. Yaklaşık 55 gazeteci işten atıldı” dedi.

    Medya kurumlarının kapatılması ile yüksek olan işsizlik oranlarını daha da arttırdığını dile getiren Çakırözer, şunları söyledi:

    “TÜİK verilerine göre işsizliğin %19,1 ile en yüksek olduğu meslek alanlarından birisi gazeteciliktir. Sektörde işsizlik oranı yüzde 30’lara varmış, bugün 12 bin civarında meslektaşımız işsiz. OHAL kapsamında da toplam 167 basın, yayın, radyo, televizyon ve haber ajansı kapatılmış, bu kapsamda birçok medya çalışanı işsiz kalmıştır. Son olarak 3 gazete kapatıldı. Bu durum işsiz sayısını daha da çok arttıracak.”

     

  • Türkiye’nin basın özgürlüğünde ‘kara listeye’ girmesine 4 sıra kaldı

    Türkiye’nin basın özgürlüğünde ‘kara listeye’ girmesine 4 sıra kaldı

    PİRHA-3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü. Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 157. sırada yer alıyor. Düşünce ve ifade özgürlüğü açısından “Kara liste” olarak adlandırılan en kötü durumdaki ülkelerin arasında girmesine sadece dört sıra kaldı.

    Bugün Birleşmiş Milletler’in ilan ettiği 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü. Dünya çapında basın özgürlüğüne dikkat çeken çeşitli etkinlikler yapılıyor. Ama Türkiye’de ise 190 gazeteci cezaevinde. Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasından 157. sırada yer alıyor. Türkiye’nin düşünce ve ifade özgürlüğü açısından “kara liste” olarak adlandırılan en kötü durumdaki ülkelerin arasına girmesine sadece dört sıra kaldı.

    Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (ÖGİ) gazetecilere yönelik hak ihlallerine ilişkin açıkladıkları rapora göre 190 gazeteci cezaevinde, bu ay 33 gazeteci tutuklandı, 2 gazeteciye dava açıldı, 29 gazeteciye 144 yıl, 2 ay, 29 gün ve 3 bin TL para cezası verildi.

    “ÖZGÜR BASIN GERÇEĞİN PEŞİNDE DİRENMEYE DEVAM EDİYOR”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) yazılı bir açıklama yaparak basına yönelik baskıların son bulmasını talep etti. “Türkiye’de gazeteler kapalı, gazeteciler tutuklu ama özgür basın gerçeğin peşinde, direnmeye devam ediyor” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Basın özgürlüğü; demokrasinin, düşünce ve ifade özgürlüğünün, gerçeği bilme hakkının olmazsa olmazı ve Türkiye’de en çok ihlal edilen özgürlük alanlarının başında yer alıyor. Özellikle OHAL sürecinde; basın yayın organlarının yargı kararı olmaksızın kapatılması, mal varlıklarına el konulması, gazetecilerin keyfi suçlamalarla tutuklanmaları, gazeteleri basan matbaalara ve matbaa çalışanlarına yönelik kapatma, gözaltı ve tutuklamalar basını tamamen baskı altına alma çabasının eriştiği vahim boyutu gösteriyor.

    Basına yönelik bu baskının, gerçekleri gizleme ve gerçek dışı bilgi ve haberlerle halkı maniple etme, yönlendirme gayesi taşıdığı malum. Ancak bu gaye, özgür basın çalışanlarının direnci ve direnişi sayesinde tam başarılı olamıyor. İnsan hakları savunucuları olarak; ‘Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ vesilesi ile tüm basın emekçilerinin bu onurlu direncini selamlıyoruz.

    Basına yönelik baskılara son!
    Basın yayın organlarına yönelik kapatma kararları geri alınsın!
    Özgür basın susturulamaz!”

    TUTUKLU ETHA ÇALIŞANLARINDAN DAYANIŞMA ÇAĞRISI

    Şuanda cezaevinde bulunan Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanları da Semiha Şahin, İsminaz Temel, Havva Cuştan, Pınar Gayıp, Ali Sönmez Kayar ve Adil Demirci ortak bir dayanışma mesajı gönderdi.

    Gazetecilerin gönderdikleri mesaj şöyle:

    “3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü onlarca gazeteci gibi hapishanede karşılıyoruz. Hakikatin ve vicdanın, eşitliğin ve adaletin ekmek gibi, su gibi, hava gibi en temel ihtiyaçlar arasında olduğu bu topraklarda gerçeğin sesini ezilenlere ulaştırma misyonunu üstlenmiş gazeteciler olarak, tutsaklık koşullarında dahi, dayatılan karanlığı aydınlatma görevini bir an olsun aksatmayı, bu yoldan bir adım geri düşmeyi düşünmedik, düşünmeyeceğiz. Bizler Bakırköy ve Silivri hapishanelerinde tutsak olan ETHA emekçileri olarak hakikatin sesini ezilenlerin kürsüsünden haykırmaya devam edeceğiz. Er ya da geç maviliklere kucak açacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Eyüp Şubesi Kültür Komisyonu’ndan ‘Pir Sultan’dan Afrin’e Barışa Ses Ver’ paneli

    PSAKD Eyüp Şubesi Kültür Komisyonu’ndan ‘Pir Sultan’dan Afrin’e Barışa Ses Ver’ paneli

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi Kültür Komisyonu, ‘Pir Sultan’dan Afrin’e Barışa Ses Ver’ paneli gerçekleştiriyor. 

    27 Ocak Cumartesi günü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi Kültür Komisyonu, ‘Pir Sultan’dan Afrin’e Barışa Ses Ver’ paneli gerçekleştiriyor. Alibeyköy Cemevi’nde yapılacak panelde serbest kürsü oluşturularak herkesin sözünü söylemesi sağlanacak.

    Saat: 17.00’de başlayacak panelde Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş, tutuklu gazetecilere özgürlük konusunu değerlendirecek. Öte yandan kurulacak serbest kürsüde Afrin’deki savaşa ilişkin katılanların düşüncelerini paylaşma şansları olacak.