Etiket: tutuklu

  • KESK’ten yargı paketi açıklaması: İktidar cezaevlerinde tahliye konusunu suistimal ediyor

    KESK’ten yargı paketi açıklaması: İktidar cezaevlerinde tahliye konusunu suistimal ediyor

    PİRHA – KESK, yeni infaz düzenlemesine ilişkin açıklama yaptı. Koronavirüse karşı birçok ülkede cezaevlerinde ayrımsız tahliyeler başlatıldığının hatırlatıldığı açıklamada, cezaevlerinin büyük oranda boşaltılarak yaşanacak olası felaketin önlenmeye çalışıldığı vurgulandı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu, yeni yargı paketine ilişkin açıklama yaptı.

    KESK açıklamasında, “Dışarıda dahi hijyenik koşulların sağlanmasının, dezenfekte malzemelerinin temin edilmesinin zorlaştığı bugünlerde sayıları 300 bini bulan tutuklu ve hükümlüler, birkaç misli dolu ve hijyen koşullarından yoksun cezaevlerinde salgına yakalanma ve hayatlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır” uyarısında bulundu.

    “CEZAEVLERİ, KAPASİTELERİNİN ÜZERİNDE DOLU DURUMDADIR”

    Açıklamanın devamında şunlara dikkat çekildi:

    “Son yıllarda bitmek bilmeyen OHAL uygulamaları ve özgürlükleri askıya alan güvenlikçi politikalar nedeniyle sürekli yenileri yapılmasına, devasa kampüs tipi cezaevleri inşa edilmesine rağmen cezaevleri tıka basa, kapasitelerinin birkaç katı üzerinde dolu durumdadır. Ocak 2020 verilerine göre 355 hapishanede aralarında binlerce kadın ve çocuğun da bulunduğu 300 bin dolayında insan bulunmaktadır.

    “HİJYENİK ORTAMDA İZOLASYON HAYATİ ÖNEMDEDİR”

    Cezaevlerinin bu halde olduğu, dışarısının ise 500 bin kişinin denetimli serbestlik uygulamasına maruz kaldığı ve yaklaşık 200 bin kişinin ise iki yılın altında kalan cezalarını denetimli serbestlik uygulamasıyla çekmesi nedeniyle açık cezaevine çevrildiği bir dönemde koronavirüs salgını baş gösterdi.

    Konfederasyonumuzun, sağlık emekçilerinin tüm uyarılarına rağmen IMF, Dünya Bankasının neo liberal politikaları doğrultusunda “Sağlıkta Dönüşüm” adıyla sağlık hizmetlerinin piyasaya açılması nedeniyle sonuçlarını daha ağır yaşadığımız salgın, tüm yaşam alanlarını tehdit etmektedir. Salgının daha da büyüyeceği ve yaygınlaşacağı resmi ağızlardan da doğrulanmakta, itiraf edilmektedir. Dolaysıyla hijyenik ortamda izolasyon hayati önemdedir.

    “MAHKUMLAR CEZAEVLERİNDE SALGINA YAKALANMA RİSKİ İLE KARŞI KARŞIYA

    Ne yazık ki, dışarıda dahi hijyenik koşulların sağlanmasının, dezenfekte malzemelerinin temin edilmesinin zorlaştığı bugünlerde sayıları 300 bini bulan tutuklu ve hükümlüler, birkaç misli dolu ve hijyen koşullarından yoksun cezaevlerinde salgına yakalanma ve hayatlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

    Bu gerçeklik nedeniyle birçok ülkede cezaevlerinde ayrımsız tahliyeler başlatılmış, cezaevleri büyük oranda boşaltılarak yaşanacak olası felaket önlenmeye çalışılmıştır.

    “İKTİDAR, KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK İSTİYOR”

    Ancak AKP iktidarı, kayyum meselesinde, Kanal İstanbul ihalesinde, doğal alanların imara açılmasında ve daha birçok konuda olduğu gibi milyonların evlerine kapanmak zorunda kaldığı, salgın dışında başka bir gündemi takip etmekte zorlandığı bu süreçte cezaevlerinde tahliye konusunu da suistimal etmektedir. İktidar, sadece ülkemizin değil tüm insanlığın ilk kez karşılaştığı böylesine yaygın ve ölümcül salgın krizini bile canhıraş şekilde fırsata çevirmek istemektedir.

    “KADIN KATİLLERİNİN BIRAKILMASI SİYASİ BİR TERCİHTİR”

    Uzun süredir şekillendirdikleri, ancak çocuk istismarcılarının, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz suçlularının, uyuşturucu tacirlerinin, mafya liderlerinin, organize suç örgütü üyelerinin, katillerin, hırsızların tahliyesine yol açacağı için büyük tepki toplayan infaz düzenlemesini salgın gerekçesiyle raftan indirmiş, olduğu gibi Meclise sevk etmiştir. Kadına yönelik şiddetin korkunç boyutlarda olduğu, mevcut salgından kaynaklı ev içinde kadınların şiddete daha fazla maruz kaldığı böylesi bir süreçte iktidarın bu riski en aza indirecek acil çözümler üretmesi gerekirken kadın katillerini ve tecavüzcüleri salmaya hazırlanması bir tesadüf değil ideolojik ve siyasal bir tercihtir.

    “AİHM SÖZLEŞMESİ AÇIKÇA İHLAL EDİLİYOR”

    Biliyoruz ki, son yıllarda çok sayıda muhalif gazeteci, akademisyen, aydın, milletvekili, belediye başkanı, avukat, öğrenci, sendika yöneticisi/üyesi keyfi, öngörülemez, belirsiz ve geniş terör tanımı nedeniyle “terör soruşturması” adı altında tutuklanmıştır. Bu durum çok sayıda AİHM kararına da yansımış ve başta adil yargılanma hakkı olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin çok sayıda maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiştir. Biliyoruz ki, herhangi bir şiddet eylemine bulaşmamış binlerce kişi keyfi, belirsiz ve geniş terör tanımı nedeniyle halen cezaevlerinde bulunmaktadır.

    “HERKESİN SAĞLIĞINDAN DEVLET SORUMLUDUR”

    Attığı tweet ya da sosyal paylaşımları nedeniyle “terör suçları” kapsamında tutuklanan çok sayıda kişinin cezaevlerinde bulunduğu ülkemizde bu gerçekliği görmeyen, es geçen bir düzenleme ölümcül bir ayrımcılık olacaktır.

    Cezaevlerinde bulunan herkesin sağlığından ve canından devlet sorumludur. Salgının cezaevlerine sıçraması durumunda sonuçlarının tahminlerin ötesinde ağır sonuçlara, kitlesel ölümlere yol açacağı açıktır.

    Dolayısıyla, başta Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesinde yer alan sağlık hakkı maddesi olmak üzere, birçok uluslararası sözleşme ve AİHM kararlarında belirtildiği gibi, mahpusların yaşam ve sağlık koşullarından yoksun bırakılması hiçbir koşulda kabul edilemez.

    “SİYASİ SUÇLARIN KAPSAM DIŞI KALMASI DEVLETİN KİN GÜTMESİ ANLAMINA GELMEKTEDİR”

    Kaldı ki, iktidarın vatandaşlara karşı işlenen suçlarda indirime, affa ya da infaz sisteminde rahatlıkla giderken devlete karşı işlendiği söylenen siyasal suçları ise kapsam dışı bırakması devletin kin gütmesi anlamına gelmektedir. Oysa tersi olmalı, yani devlet adına bir düzenleme yapılacaksa ilkin kendisine karşı işlendiği söylenen siyasal suçlardan yargılananlardan başlanmalıdır.

    Salgının cezaevlerine sıçraması durumunda, virüsün iktidar gibi davranmayacağı, yani suç kategorilerine göre yayılmayacağı, ayrımcılık yapmayacağı ortada iken iktidarın hala ayrımcılıkta ısrar etmesi kabul edilemez.

    ÖLÜM HABERLERİNİN ARTIĞI BU GÜNLERDE BARIŞA İHTİYAÇ VAR”

    Mevcut tutumdan derhal vazgeçilmeli, en geniş toplumsal mutabakat sağlanarak; uluslararası hukuk ve anayasamızın eşitlik ilkesi çerçevesinde Mecliste tartışmaları devam eden düzenleme siyasal suçları da kapsayacak şekilde genişletilmeli, gazeteciler, yaşlılar, hasta mahkumlar, çocuklar ve çocuklarıyla birlikte kalan kadınlar öncelikle tahliye edilmeli, infazlar ertelenmelidir.

    Salgının yayılma hızının ve ölüm haberlerinin giderek arttığı bugünlerde hepimizin daha çok dayanışmaya, güzel haberlere ve toplumsal barışa ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • Change.org’da imza kampanyası: Tüm tutuklu ve hükümlüler serbest bırakılsın

    Change.org’da imza kampanyası: Tüm tutuklu ve hükümlüler serbest bırakılsın

    PİRHA – Koronavirüsten dolayı cezaevlerinde bulunun hükümlü ve tutukluların tedbir amaçlı serbest bırakılması için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı. 

    Dünyada ve Türkiye’de yayılımı katlanarak artan koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı.

    Change.org’da imza kampanyası için yapılan açıklamada şunlar belirtildi:

    •  Cezaevi kapasitelerinin üzerindeki mevcuttan dolayı, salgının daha hızlı yayılma ihtimali artmaktadır.
    •  Cezaevlerindeki revir imkanları yetersizdir. Şikayeti olan tutuklu ve hükümlülerin hızlı bir şekilde muayene edilmesi ve gerekli teşhisin koyulması, mevcut şartlar itibariyle imkansızdır.
    •  Açık ve kapalı görüş yasağı yeterli değildir. İnfaz ve koruma memurlarından ya da cezaevi sağlık çalışanlarından hastalığın yayılması kuvvetle muhtemeldir.
    • Cezaevlerindeki hijyen ve dezenfeksiyon imkanları yetersizdir. Kurum kantinlerinde, el dezenfektanı, kolonya gibi temel temizlik malzemeleri yeterince bulunmamaktadır. Yine tutuklu ve hükümlülerin gerektiği kadar duş alma imkanları bulunmamaktadır. Bu durum da salgın riskini artırmaktadır.
    • Tedbiren açık ve kapalı görüş yasağı getirilmesi, ve bu sebeple tutuklu ve hükümlülerin böylesi bir salgın ortamında aileleriyle gerektiği gibi haberleşememeleri; hem tutuklu ve hükümlülerde hem de ailelerinde psikolojik bir yıkıma sebep olacaktır.
    •  HSK; gecikmesinde sakınca bulunan haller ve tutuklu işler haricinde avukatların mazeretli sayılmasını ve duruşmaların ertelenmesini düzenleyen bir genelge yayınlamıştır. Her ne kadar ilgili genelgede tutuklu işlerin yine de görülmesi gerektiği belirtilmiş ise de; özellikle adli tatil benzeri uygulamalardan tecrübe edildiği üzere, tutuklu işlerin sağlıklı bir şekilde incelenmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Zira bu durumda, hakim ve savcıların da mazeret izni kullanması kuvvetle muhtemeldir.
    • Hükmen tutuklu bırakılan hükümözlülerin kanun yolu incelemeleri; BAM ve Yargıtay üyelerinin kullanması muhtemel mazeret izni göz önüne alındığında zamanında ve sağlıklı bir şekilde yapılamayacaktır.
    • İlerleyen günlerde salgın sebebiyle bazı bölgelerde karantina ilan edilmesi kuvvetle muhtemel olup, bu durum adli mercilerin çalışmasını da muhakkak engelleyecek ve özellikle tutuklu işlerde telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verecektir.
    •  Zorunlu eğitime ara verildiği, kamu çalışanlarının bile yurtdışına çıkışının tedbiren durdurulduğu, insanların toplu taşımayı dahi kullanmaktan imtina ettiği böyle bir ortamda; tutuklu ve hükümlülerin 2 metrekareye bir insan düşecek şekilde bir ortamda tutulmaları vicdani değildir.
    • İran gibi bazı ülkelerin, tutuklu ve hükümlüleri tedbiren salıvermesi olayın vehametini göstermektedir.
    • Bu sebeplerle, kutsal olan yaşama hakkının korunması için; suç ayrımı gözetilmeden tüm tutuklu ve hükümlülerin ivedilikle ve tedbiren (gerekirse ev hapsi gibi ilave tedbirlerle) salıverilmesini talep ediyoruz. PİRHA/İSTANBUL
  • İran’da 10 bin mahkum için af çıkarılıyor

    İran’da 10 bin mahkum için af çıkarılıyor

    İran’da korona virüsü salgını nedeniyle, aralarında siyasi tutukluların da bulunduğu 10 bin mahkum için af çıkarılacak. Ülkede önceki gün 85 bin mahkum geçici olarak serbest bırakılmıştı.

    Korona virüsü salgını nedeniyle aralarında siyasi tutukluların da bulunduğu 85 bin mahkumun geçici olarak serbest bırakıldığı İran’da, 10 bin mahkum için af çıkarılacağı açıklandı. İran’ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney, siyasi tutuklular dahil, 10 bin mahkumu affedecek.

    İran yargı sözcüsü Golamhüseyin İsmaili, “Geçici olarak salıverilen mahkumların büyük bir kısmının, ruhani liderin affından sonra cezaevine geri dönmesine gerek yok. Güvenlikle ilgili suçlardan tutuklananlar ve cezaları beş yıldan kısa olanlar da affedilecek” dedi.

    Birleşmiş Milletler, korona virüsü salgınından ölenlerin sayısının 1000’i geçtiği ülkedeki siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısı yapmıştı.

  • Asrın Hukuk Bürosu: Aileler İmralı’da yakınlarıyla görüştü

    Asrın Hukuk Bürosu: Aileler İmralı’da yakınlarıyla görüştü

    PİRHA – PKK Lideri Abdullah Öcalan ve İmralı’da bulunan diğer 2 tutuklu yakınlarıyla görüşme gerçekleştirdi.

    İmralı F Tipi Kapalı Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş’ın aileleri İmralı’ya giderek görüşme gerçekleştirdi.

    Görüşmeyi, Asrın Hukuk Bürosu avukatları sosyal medya hesabı üzerinden yaptıkları paylaşımla duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sanatçı Şenol Akdağ tahliye edildi

    Sanatçı Şenol Akdağ tahliye edildi

    Sosyalist Meclisler Federasyonu’na yönelik yapılan polis baskınında gözaltına alınıp tutuklanan sanatçı Şenol Akdağ bugün görülen mahkeme sonrası tahliye edildi.

    Sosyalist Meclisler Federasyonu SMF’ye yönelik 19 Kasım’da yapılan polis baskınında gözaltına alınan Şenol Akdağ,  “cenazeye katılmak, örgüt propagandası yapmak ve konserlere katılmak” suçlamaları ile tutuklanmıştı.

    Sanatçı Şenol Akdağ bugün Çağlayan Adliyesi’nde çıkarıldığı mahkemece tahliye edildi.

  • Avukat Muhittin Köylüoğlu cinsel saldırı suçundan tutuklandı

    Avukat Muhittin Köylüoğlu cinsel saldırı suçundan tutuklandı

    Sosyal medyada çok sayıda kişinin cinsel istismarla suçladığı ceza avukatı Muhittin Köylüoğlu, Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği’nce nitelikli cinsel saldırı suçundan tutuklandı.

    İstanbul’da mesleğe yeni başlayan Öykü isimli Hukuk Fakültesi öğrencisi, yanında çalıştığı ve babasının da avukatı olan Mühittin Köylüoğlu tarafından cinsel saldırıya maruz kaldığını açıkladı.

    Öykü’nün Twitter hesabından yaptığı açıklamaların ardından söz konusu avukatın başka kadın avukatlara dönük cinsel saldırılarının da olduğu ortaya çıktı.

    Ceza avukatı Mühittin Köylüoğlu suçlamalar üzerine gözaltına alındı, ofisi ve evi arandı. Köylüoğlu, sevk edildiği Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği’nce nitelikli cinsel saldırı suçundan tutuklandı.

  • Tutuklu ÇHD  Başkanı Kozağaçlı ile 7 avukat açlık grevinde

    Tutuklu ÇHD Başkanı Kozağaçlı ile 7 avukat açlık grevinde

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), tutuklu Genel Başkanları Selçuk Kozağaçlı ile üyeler Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Barkın Timtik, Ebru Timtik, Engin Gökoğlu, Ayşegül Çağatay ve Oya Aslan’ın açlık grevine başladığını duyurdu.

    ÇHD tarafından yapılan açıklamada “Derneğimiz başkanı ve üyeleri 2 yılı aşkın bir süredir birbirinden farklı hapishanelerde tutsaktır. Avukatlık anlayışlarını ezilenlerden yana saf tutmak üzerinden inşa etmiş dostlarımız, faşizm karşısında direnmeyi devrimci avukatlığın bir gereği olarak görmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    ÇHD, açlık grevindeki avukatların yanında olduklarını açıkladı.

    Açlık grevindeki avukatlar ise haklarına ve onurlarına sahip çıktıklarını vurgulayarak, “Asla çaresiz kalmayacağımızı, hakkımız olanı istemekten, onurumuzu her şeyin üstünde tutmaktan vazgeçmeyeceğimizi göstermek için açlık grevindeyiz ve biz kazanacağız” mesajını iletti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hastaneden geri çevrilen hasta tutuklu yaşamını yitirdi

    Hastaneden geri çevrilen hasta tutuklu yaşamını yitirdi

    Tekirdağ F Tipi Hapishanesi’nde mide kanaması geçiren ancak götürüldüğü hastanede “yer olmadığı” gerekçesiyle geri gönderilen tutsak Hüseyin Polat hayatını kaybetti.

    24 yıldır hapishanede bulunan hasta tutsak Hüseyin Polat, Tekirdağ F Tipi Kapalı Hapishanesi’nde 25 Ocak günü mide kanaması geçirdi. Hastaneye götürülen Polat, burada ‘yer olmadığı’ gerekçesiyle hapishaneye geri getirildi.
    Bu sırada ailesiyle telefonda görüşme imkanı bulan Polat, kendisine sadece bir iğne yapılarak hapishaneye geri gönderildiğini, vücudunda şişlikler oluşmaya başladığını aktardı. Telefonda “Öleceğimi hissediyorum” diyen Polat, bundan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.
    Polat’ın cenazesinin Bursa’nın Kestel ilçesinde toprağa verildiği belirtildi.
  • Hasta tutuklu Nurcan Bakır yaşamına son verdi

    Hasta tutuklu Nurcan Bakır yaşamına son verdi

    PİRHA – Açlık grevi eylemlerinin sonlanması ardından Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden Balıkesir Burhaniye Cezaevi’ne sürgün edilen ve 28 yıldır tutsak olan Nurcan Bakır, baskılara karşı protesto eylemi gerçekleştirerek yaşamına son verdi.

    Tecride karşı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım 2018’de başladığı ve cezaevlerindeki tutukluların da 1 Mart itibariyle başladığı açlık grevi eylemleri 26 Mayıs 2019’da sona ermişti.

    “ZULME SESSİZ KALMAYACAĞIM”

    Açlık grevi eyleminin sona ermesiyle beraber Kocaeli Gebze Cezaevi’nden Balıkesir Burhaniye Cezaevi’ne sürgün edilen, tahliyesine 2 yıl kalan ve hasta tutsak olduğu için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurusu bulunan ve 28 yıldır hapishanede olan 47 yaşındaki tutsak Nurcan Bakır, dün ailesi ile haftalık telefon görüşmesi gerçekleştirdikten sonra bu sabah saatlerinde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Bakır’ın, “zulme karşı sessiz kalmayacağını ve her gün rüyasında katledilen çocukları gördüğünü” söylediği aktarıldı.

    Ailesi, Nurcan Bakır’ın cenazesini almak için Balıkesir’e doğru yola çıkarken, cenazenin Mardin’in Ömerli ilçesine bağlı Sulakdere Köyü’nde defnedileceğini kaydetti.

    CENAZE AİLEYE TESLİM EDİLMİYOR

    Bursa Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) bekletilen Bakır’ın cenazesi ellerinde cenazeyi almaları için belge olmadığı gerekçesi ile teslim edilmiyor.

    Bursa Mezarlıklar Müdürlüğü’ne giden aile bireyleri cenaze için tabut, kefen ve cenaze nakil aracı ile birlikte ölüm ve defin belgesi almak istedi. Ancak Mezarlıklar Müdürlüğü yetkilileri aileye “Bu isimle ilgili bize talimat geldi ve hiçbir şekilde hizmette bulunamayız. Kefen, tabut ve araç vermiyoruz” cevabını aldı. Ailenin ölüm ve defin belgesi talebi ise yine “yukarıdan talimat var” denilerek verilmiyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avukatı, tutuklu Zeynep Yıldırım hakkında konuştu-VİDEO

    Avukatı, tutuklu Zeynep Yıldırım hakkında konuştu-VİDEO

    PİRHA- Bir yıldan uzun bir süredir tutuklu bulunan PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın iddianamesi hala hazır değil. Yıldırım’ın avukatı Yaprak Türkmen, dosyaya sundukları dilekçelere ve savcıyla görüşme taleplerine hiçbir cevap alamadıklarını söyledi. 

    Haberin videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, 26 Temmuz 2018’den bu yana tutuklu. Hala iddianamesi hazırlanmayan Yıldırım, Silivri Cezaevi’nden Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti.

    Bu arada, Yıldırım’ın annesi Kezban Bektaş ise bir yıldan uzun bir süredir cemevindeki oturma eylemini sürdürüyor.

    Yıldırım’ın görüşçüsü PSAKD Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, sürgünün ardından Yıldırım’a verilen iletişim yasağının şimdi de görüş yasağına çevrildiği bilgisini aktardı.

    Yıldırım’ın dosyasında gizlilik kararı olduğu için dosyayla ilgili herhangi bir bilgi alamadıklarını söyleyen avukatı Yaprak Türkmen, dosyayla ilgili sundukları dilekçelere ve savcıyla görüşme taleplerine hiçbir cevap alamadıklarını ifade etti.

    “GİZLİ TANIK İFADELERİYLE TUTUKLANANLARIN ÇOĞU SERBEST”    

    Yıldırım’ın itirafçı ve gizli tanık ifadeleriyle tutuklandığını belirten Türkmen, “İtirafçı ve gizli tanık ifadeleriyle 100-200 kişi alındı tutuklandı. Onların yargılamalarında gelinen aşamada neredeyse tamamı tahliye edilmiş durumda. Hal böyleyken bu tanıkların ifadesi üzerine yapılan yargılamalarda sanıkların tahliyesine karar verilmişken Zeynep Yıldırım’ın hala aynı kişilerin ifadesiyle tutulması durumu mesnetsiz kılıyor. Hukuksuz olduğu buradan da çok aşikar” diye konuştu.

    “TUTUKLULARIN HAKLARI YOK SAYILIYOR”

    Yıldırım’ın cezaevinde uğradığı hak ihlallerine değinen Türkmen, şunları kaydetti:

    “Mağduriyet tutuklanmayla başlıyor, diğer mağduriyet de hapishane tarafı. Tutukluların hapishanelerde zaman içerisinde kazanmış oldukları aile ile görüşme, haftada bir telefonla arama, mektup hakları var. Ancak birçok şey bahane edilerek hapishane idaresi tarafından bu haklar yok sayılıyor, engelleniyor. Bunun sonucunda da bir mağduriyet yaşanıyor. Bir hak verilmediği zaman tutsak orada direnç gösteriyor. O dirence karşılık yeni bir hak gaspı uygulanıyor. Örneğin iletişim yasağıyla dışarıyla iletişimi kesiliyor. Dertlerini anlatamıyorlar açıkçası. Biz avukat olarak gidip görüşebiliyoruz. Zeynep Yıldırım’ın kendisi aynı zamanda infaz hakimliğine başvurularını yapıyor. Oradan çıkacak kararı da ağır ceza mahkemesine götürüyor itiraz ediyor. Sonuç olarak derdini anlatmaya çalışırken o iletişim cezası uygulanmış oluyor. Çok da farklı bir karar çıkmıyor, hapishane idaresinin verdiği karar yönünde bir kararla karşı karşıya kalıyor.”

    “TUTUKLU LEHİNE BİR DEĞİŞİKLİK YOK”

    Yeni düzenlenen yargı paketinde tutukluluk süresinin kısalmasının Zeynep Yıldırım’ın bir işine yaramayacağını ifade eden Türkmen, “‘Tutukluluk sürelerini azaltıyoruz’ dediler. Rakamsal olarak azaltıldı evet. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde uzatmayla birlikte 3 yılken 2 yıla indirildi. Ancak pratik yaşamda onun bir karşılığı yok. Kişinin yaşamına yansımıyor. Zaten tutuklu olan kişinin 3 yıl dosyası tamamlanmadan cezaevinde tutulması zaten uzun bir süre. 2 yıl da uzun bir süre. Normal şartlarda birkaç ay içerisinde inceleme yapılıp tamamlanabilir dosyalar. Normalde tutukluluk süresi azami 3 yılken soruşturma aşamasında bir senenin sonunda tamamlanıyordu. Ama şimdi ‘yargı paketi yapıyoruz süreyi kısalttık’ dediler 2 yıl oldu. Öyle olunca savcıların eli rahatlamış oldu açıkçası. Şimdi o zaman bir buçuk senedir Zeynep Yıldırım tutuklu. 2 yıl olan azami süreyi mi bekleyeceğiz bu da hukuksuz. Tutuklu lehine gelen bir değişiklik yok açıkçası” diye konuştu.

    AİHM ‘HAK İHLALİ’ DEMİŞTİ AMA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) geçtiğimiz Eylül ayında tutuklunun ailesinden uzak bir cezaevine nakledilmesinin hak ihlali olduğuna karar verdi. Yıllardır tutukluların ailelerinden uzak yerlerdeki cezaevlerine sürgün edildiğini belirten Türkmen, “Yıllardır biz bunu anlatmaya çalışıyoruz. Diyoruz ki ‘uzağa gidince aile ziyarete gidemiyor, kişinin dışarıdaki yaşantısıyla tamamen bağı koparılıyor.’ Öyle de tecrit ediliyor aslında. AİHM kararı var ancak hala tutsaklar ailelerinden uzakta farklı illerde tutuklular. Pek değişen bir şey yok. Hala devam ediyor tecritleri” dedi.

    “ZEYNEP YILDIRIM’IN TAHLİYE EDİLMESİNİ BEKLİYORUZ”

    Zeynep Yıldırım’ın yıllardır Armutlu’da ailesiyle birlikte yaşadığını ve inançlarını, kültürel değerlerini yaşatmak için mücadele verdiğini hatırlatan Türkmen, “Ne yaptıkları belli, verdikleri mücadele belli. Bir şekilde iktidarın hedefi haline geliyor. İstiyorlar ki bana karşı farklı bir ses çıkmasın. Herkes benim istediğim gibi yaşasın. Benim istediğim inançta yaşasın düşüncesiyle yaklaşıyor mevcut iktidar. Öyle olunca belirli dönemlerde kendine muhalif insanlara karşı bir saldırıya geçiyor. Zeynep Yıldırım da bu saldırı sonucunda tutuklandı. Tahliye olacağına inanıyoruz nihayetinde. Bu saldırılar da devam edecek. Buna karşı insanlar kendi hakkını savunmaya devam edecek. Zeynep Yıldırım’ın da bir an önce tahliye olmasını bekliyoruz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tunceli Barosu’ndan Yüksekdağ ve Demirtaş açıklaması

    Tunceli Barosu’ndan Yüksekdağ ve Demirtaş açıklaması

    PİRHA- Tunceli Barosu eski HDP Eş Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahaddin Demirtaş’ın tutukluluklarının devam etmesine ilişkin açıklama yaptı. 

    Tunceli Barosu eski HDP Eş Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahaddin Demirtaş’ın tutukluluklarının devam etmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Baro yönetim kurulu Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı dosyada tahliyesine karar verilmesinden sonra, kesinleşen cezası sonrası mahsup işlemlerinin yapılması ile tahliyesinin beklendiği gün yeniden tutuklama kararı verildiğini hatırlatarak, “yargılaşan siyasetin son hamlesi ile tahliyesine karar verilen dosyada yer alan suçlamalar tekrardan hukuksuzca gerekçe gösterilerek tutuklanmasına karar verilmiştir. Verilen karar, artık siyasallaşan yargıdan öte, yargılaşan, emir veren siyasi düşüncenin tezahürüdür. Bu durum siyasetin hukuku yok etmesidir, siyasetin longa manus’udur” denildi.

    YARGININ HUKUKSUZLUK HALİ

    Açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi:

    “Hukukun, demokrasinin lime lime edilmeye çalışıldığı bir dönemde tüm dünya, 18 Eylül 2019’da AİHM büyük dairesinde görülen davaya kilitlenmişken aradan 2 gün geçmeden, 5 yıldır devam eden üstelik tahliyesine karar verilen dosyada isnat edilen mükerrer suçlarla devam ettirilen bir soruşturma ile tam da tahliyenin gerçekleşeceği gün apar topar tutuklanmanın istenilerek bu yönde karar verilmesi yargının nasıl bir hukuksuzluk hali içinde olduğunu göstermektedir. Elbette bu hukuksuzluk bu ülkenin kaderi değildir; demokratik, eşitlikçi ve yargı bağımsızlığının evrensel hukuk kurallarıyla koruma altına alındığı bir hukuk sistemi ülkemizin temeli olacağı günler de gelecektir. Ancak bir ülkeyi ayakta tutması gereken ve ‘yıkılırsa her şey yıkılır’ dediğimiz hukukun, siyasetin oyuncağı haline getirilmesi ülkeyi geri dönülemez bir uçuruma çekmekte, yanı sıra toplumsal kutuplaşmaya zemin hazırlamaktadır.

    Hukukun üstünlüğü, geçmişten geleceğe birlikte yaşamın, demokratik ilkelerin, yargı bağımsızlığının ve de hukuki güvence hakkının en temel amacı ve aracıdır. Hukukun, siyasetin bir silahı haline dönüştürülmesi, vatandaşları hukuki güvenceden yoksun büyük bir tehlikeyle baş başa bırakmaktadır. Tüm hukuk kurumlarının da bu tehlikeye karşı demokratik tepkisini ortaya koyması tarihsel sorumluluk gereğidir. Unutulmamalıdır ki ‘İnsanların refah ve huzurunun temeli hukuktur’ (Marcus Tullius Cicero). Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında Ceza hukukunun en temel ilkeleri ihlal edilerek verilen tutuklama kararından derhal dönülmelidir. Bu, yok edilmek istenen bağımsız yargının tesisi için atılacak etkili ilk adım olacaktır.”

    PİRHA/DERSİM

  • AİHM’den emsal karar; tüm mahpuslar etkilenecek

    AİHM’den emsal karar; tüm mahpuslar etkilenecek

    AİHM, tutuklu ve hükümlülerin ikametgahlarından uzak yerlere nakledilmesini hak ihlali sayarak Türkiye’yi tazminata mahkum etti. Avukat Sidar Avşar, kararın tüm tutuklu ve hükümlüleri etkileyeceğini söyledi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), iki tutuklunun ailelerinden uzak bir cezaevine nakledilmeleri nedeniyle yaptığı başvuruyu karara bağlayarak Türkiye’yi tazminata mahkûm etti.

    Türkiye’nin her iki başvurucunun “aile hayatına saygı yükümlüğünü” ihlal ettiği kararına varan AİHM, her başvurucu için Türkiye’yi 6 bin euro tazminata mahkûm etti.

    Abdülkerim Avşar ve Abdülkerim Tekin istemleri dışında Kırıkkale Cezaevi’ne nakledildi. Avşar’ın avukatı Sidar Avşar, 2008 yılında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne başvurarak, sağlık ve uzaklık, görüş zorluğu gerekçesiyle müvekkillerinin ikametgâhlarına yakın 3 ilden birindeki bir cezaevine nakledilmesini istedi.

    İDARE TALEBE YANIT VERMEYİNCE AİHM’YE TAŞINDI

    Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, nakil istemine hiçbir şekilde yanıt vermedi. Avukatların iç hukuktaki girişimleri sonuç vermeyince avukatlar, davayı AİHM’e taşıdı.

    “Adil yargılanma”, “ailenin özel ve aile hayatının korunmasına saygı”, “ayrımcılık yasağı”, “insan haklarına saygı yükümlülüğü” hakkının ihlali başlıklarıyla yapılan başvuruyu karara bağlayan AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) düzenleyen 2 maddesini ihlal ettiğine karar verdi.

    AİHM, başvurucuların AİHS’in “özel ve aile hayatının korunmasına saygı yükümlülüğünün” ihlalini ve “talebin gerekçesiz, keyfi biçimde idare tarafından reddedilmesi”ni düzenleyen maddelerinden ihlal kararı verdi.

    TÜRKİYE 6 BİN EURO TAZMİNATA MAHKUM EDİLDİ

    AİHM, başvurucuların aile ilişkileri, sağlık durumları, sevk taleplerine idare tarafından gerekçesiz reddedilmesi, özel hayatın korunması, keyfi bir biçimde aile ile görüşün kısıtlanması haklarının ihlal edildiğini hükmetti.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ihlalden dolayı her 2 başvurucu için ayrı ayrı Türkiye’yi 6 bin euro tazminata mahkûm etti.

    AİHM, her bir başvurucu için bin euro mahkeme masrafının da Türkiye tarafına yüklenmesine karar verdi.

    Mezopotamya Ajansı’na konuşan Abdülkerim Avşar’ın avukatı Sidar Avşar, AİHM kararlarının Türkiye için bağlayıcı olduğuna işaret ederek, “Bu sebeple tüm tutuklu ve hükümlüler bulundukları cezaevinden ailelerine yakın bir yere sevk başvurusunda bulunabilir” dedi.

    “Siyasi tutuklu ve hükümlülerin birçoğu kendi ailelerinin bulunduğu yerden uzak yerlere sevk ediliyorlar. HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere Sebahat Tuncel, Selma Irmak, Çağlar Demirel, İdris Baluken, Abdullah Zeydan gibi HDP’nin tutuklu eski milletvekilleri daha tutukların ilk günden itibaren bin 500 kilometre uzaklıktaki cezaevlerine gönderildiler. Bu karar onları da etkiliyor. Bu karar tüm tutuklu ve hükümlüler için bağlayıcı olacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD üyesi Haydar Yıldırım’ın duruşması bugün

    PSAKD üyesi Haydar Yıldırım’ın duruşması bugün

    PİRHA – İki yıla yakın bir süredir İzmir Şakran Cezaevi’nde tutuklu bulunan yüzde 80 engelli PSAKD Sarıyer Şube Üyesi Haydar Yıldırım, bugün (16 Temmuz Salı) hakim karşısına çıkacak. 

    4 Ekim 2017 tarihinde İstanbul Küçük Armutlu’daki evinden gözaltına alınıp tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Üyesi Haydar Yıldırım, hala tutuklu.

    Yüzde 80 engelli olan Yıldırım, iki yıla yakın bir süredir İzmir Şakran Cezaevi’nde bulunuyor. Yıldırım’ın bugün duruşması görülecek. İstanbul Çağlayan Adliye’sinde görülecek ola duruşma 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 14.00’te başlayacak. Yıldırım, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılacak.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Kandıra Cezaevi’nde bir tutuklu yaşamına son verdi

    Kandıra Cezaevi’nde bir tutuklu yaşamına son verdi

    Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan İrfan Kılıç’ın yaşamına son verdiği ileri sürüldü. Kılıç’ın cenazesi Kocaeli ATK’ye kaldırıldı.

    Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde İrfan Kılıç isimli tutuklunun yaşamına son verdiği ileri sürüldü. Olayın duyulması üzerine cezaevine giden avukatlar Kılıç’ın cenazesinin Kocaeli Adli Tıp Kurumuna (ATK) kaldırıldığı bilgisini paylaştı.

    Olayın detaylarına ulaşılamazken, avukatların ve Kılıç’ın ailesinin Kocaeli ATK’ye hareket ettiği belirtildi.

    Kaynak: MA

  • Temelli: Samsun’daki fotoğrafta verilen mesaj tekçiliktir

    Temelli: Samsun’daki fotoğrafta verilen mesaj tekçiliktir

    PİRHA-  Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Urfa’nın Halfeti ilçesinde gözaltına alınanların elleri bağlı halde yere yatırılmasını eleştiren Temelli “Güvenlik güçleri Urfa’da halka zulmediyor. Kürtlere defol git diyen zihniyet, iş başında” diye konuştu.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında Urfa’nın Halfeti ilçesinde gözaltına alınan köylülere dönük işkence üzerinde de durdu.

    “Urfa’dan gelen görüntülerle 90’ların sahnelerini bir kez daha bu ülke yaşıyor” diyen Temelli, “Kürde zulüm bitmiyor. Türkiye siyasetinin adeta değişmez zemini Kürde zulüm. Kürtlere ‘defol git’ diyen zihniyet hala iş başında, zulüm işkence hala devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

    “SAMSUN’DA TESPİH TANELERİ GİBİ SIRALANDILAR”

    Samsun’da gerçekleşen 19 Mayıs törenlerini de değerlendiren Temelli, partisinin törenlere davet edilmediğinin altını çizerek “19 Mayıs’ta da bunu gördük. 19 Mayıs’ın ruhuna vakıf olmayanlar kutlama bahanesiyle Cumhur İttifakı’na iman tazelemeye gittiler. Tespih taneleri gibi sıralanmış bir de fotoğraf çekmişler” dedi.

    Konuşmasına Çerkes Soykırımı’nın yıldönümü nedeniyle katledilenleri anarak başlayan Temelli, “Soykırımlara aşina bir coğrafyada yaşıyoruz” dedi.

    Temelli sözlerine şöyle devam etti;

    “ARKADAŞLARIMIZ DİRENMEYE DEVAM EDİYOR”

    “Bundan tam 3 yıl önce bu Meclis, Anayasa’ya rağmen dokunulmazlıkları kaldırdı. O dokunulmazlıkların kaldırılmasına neden olanlar fezlekecilerdi. O zaman fezlekeciler FETÖ’cülerdi, şimdi o fezlekeciler yine uydurma fezlekelerle tıpkı 3 yıl önce olduğu gibi insanların söz söyleme hakkını gasp ediyor. Hukuk adeta güdümlü yargı eliyle darbe mekaniği içinde öğütüldü. Arkadaşlarımızı 3 yıl önce rehin aldılar ama direniş sürüyor. İşte Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Sırrı Süreyya Önder, İdris Baluken, Ferhat Encü… Arkadaşlarımız direnmeye devam ediyor.”

    “KAYYUMLARIN TALANLARINI İYİ BİLİYORUZ”

    “Bütün ülkeyi bir adaletsizlik cenderesinde sıkan bir hükümet var. Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin elektriğini kesiyorlar. Kayyım öyle bir borç yapmış ki hacze geliyorlar. Oysa biliyoruz ki bu kayyımların ne yolsuzluklar yaptıklarını, belediyeleri nasıl talan ettiklerini, usulsüz ihalelerini çok iyi biliyoruz. Belediyeleri çalışamaz halde bırakıp gidenler, şimdi adeta Kürt halkından 31 Mart’ın intikamını alma peşinde. Oysa biz 31 Mart’tan ders alın diyoruz. Onlar bu dersi çıkarmak yerine, bunun acısını halkımızdan çıkarma peşinde.”

    “AKADEMİSYENLERİN YERİ CEZAEVİ DEĞİL”

    “Her zaman dile getirdiğimiz gibi, bu şiddetin, bu zulmün sürmesi için barış isteyenlerin sesi kısılmak isteniyor. Bu suça ortak olmayacağız diyen Barış Akademisyenleri’nin sesi yargı eliyle kısılmak isteniyor. Füsun hocamız cezaevine girdi. 100’ün üzerinde cezaevine girmeyi bekleyen akademisyen var. Akademisyenlerini cezaevine sokmaya çalışan bir hükümet var. Onbinlerce insan mağdur edildi, hakları ellerinden alındı. Akademisyenlerin yeri cezaevi değildir. Ayşe Düzkan, gazeteci cezaevinde. Basın özgürlüğünü savundu, Özgür Gündem’de nöbetçi yayın yönetmenliği yaptı diye cezaevinde. Bunlar bu ülkenin nasıl bir ortamda olduğunun örnekleri. Çok yakında hepsiyle buluşacağız bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

    “CEZAEVİ YÖNETİMLERİ İNSANLARA SALDIRIYOR”

    “6 buçuk aydır Hakkari Milletvekilimiz Leyla Güven açlık grevinde. Bu kahrolası sessizliği yırtmak için haykırıyor. Tüm Türkiye’yi tüm dünyayı duyarlı olmaya çağırıyor. Bir kez daha Türkiye’ye sesleniyorum. Artık durum çok vahim bir hal almıştır. Buna son verme zamanıdır. Bunun gereğinin bir an önce yapılmasını istiyoruz. Açlık grevlerindeki insanlar görme duyularını, hareket etme kabiliyetini yitiriyor. Cezaevi yönetimleri bu insanlara saldırıyor. Dışarıda ‘evlatlarımız ölmesin’ diye bu sesi yükseltmeye çalışan annelere de saldırıyorlar. Annelere yönelik saldırılara maalesef herkes sessiz. Bu sessizlik ülkenin nasıl bir karanlıkla karşı karşıya olduğunun göstergesi. Gelin bu karanlığı hep birlikte yırtalım. Sayın Öcalan üzerindeki tecrite son verelim. Bu tecrite son vermedikçe, bu adaletsizlik hepimizin kapısını çalacak. Gelin bu sese ses katın, bu mücadeleye güç verin.”

    “TESPİH TANELERİ GİBİ FOTOĞRAF ÇEKMİŞLER”

    “Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum; Olumlu bir adım attınız, bu adımı tamamlayın. Hükümet olarak üzerinize düşeni yapın. Bakan’ın da belirttiği gibi tutukluların avukatlarıyla görüşmesi bir haktır. Şimdi bunun gereğini yerine getirin. Bakın Cumhurbaşkanlığı sistemi öyle bir sistem ki karşımızda bir cumhurbaşkanı mı var AKP genel başkanı mı anlayamıyoruz. Cümleye cumhurbaşkanı olarak başlıyor, parti genel başkanı olarak bitiriyor. Çünkü bu uyduruk bir sistem. 19 Mayıs’ta da bunu gördük. 19 Mayıs’ın ruhuna vakıf olmayanlar kutlama bahanesiyle Cumhur İttifakı’na iman tazelemeye gittiler. Tespih taneleri gibi sıralanmış bir de fotoğraf çekmişler. Emekli fotoğrafı gibi. Evet hepinizi çok yakında emekli edeceğiz. O fotoğrafı da duvara asarsınız. Neyin ittifakı bu, neyin fotoğrafı? O fotoğrafta verilen mesaj tekçiliktir. Orada Kürtler yok, kadınlar yok.”

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD İstanbul Şubeleri Kadıköy’den seslendi: Tunçdemir ve Yıldırım onurumuzdur

    PSAKD İstanbul Şubeleri Kadıköy’den seslendi: Tunçdemir ve Yıldırım onurumuzdur

    PİRHA-Tutuklu PSAKD yöneticileri Zeynep Yıldırım ile Songül Tunçdemir için basın açıklaması düzenleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubeleri, “Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım nezdinde zindanlardaki tüm kadın tutsaklarımızın onurlu direnişini selamlıyoruz ve diyoruz ki mücadeleniz, mücadelemizdir” dedi.

    PSAKD İstanbul Şubeleri tutuklu olan Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, tutuklu yöneticileri ve üyeleri için Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasında “Acıyla yoğrulan sabırla bilenen kadınlar bir gün acıları ile güzelleştirecek yaşamı, Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım yalnız değildir” yazılı pankart açıldı.

    PSAKD İstanbul Şubeleri adına basın açıklamasını Pendik Şube Yöneticisi Nebahat Ağbayır yaptı.

    Dünden bugüne yaşam alanlarına dair hiçbir şeyin değişmediğini belirten Ağbayır, “Özellikle sömürünün, baskıların, zulümlerin, kadınlara yönelik şiddetin, eşitsizliğin ve de kadın cinayetlerinin daha da arttığı dönemlerden geçiyoruz. Bunun dünyadaki örnekleri de ülkemizden pek farklı değil, özellikle de AKP iktidarı döneminde kadına yönelik cinsiyetçi, çağ dışı uygulamalar kadın cinayetlerinin, baskının, zulmün, eşitsizliğin dozu her geçen gün daha da artmaktadır” dedi.

    “KADINLAR KENDİ KİMLİĞİNE YABANCILAŞIYOR”

    Kadınların kendi kimliğine her geçen gün daha da yabancılaştığını kaydeden Ağbayır, “Tam da bu sebeple bugün kadın emekçilerinin sömürüye, baskıya, zulme, haksızlığa ve eşitsizliğe karşı tüm dünyada ve ülkemizde mücadele ve dayanışma günüdür. Bugün özgür birey olma ve de geleceği hep birlikte inşa etme ve mücadele günüdür. Bu düzenin hep böyle sürmemesi ve yürümemesi için hep birlikte adım atacağız. Gelecek güzel günleri birlikte inşa edeceğimiz gündür bugün” şeklinde konuştu.

    “İKTİDARIN ANLAYIŞI ÜLKEYİ KADINLARA CEHENNEME ÇEVİRDİ”

    Ağbayır, “Hepimizin de çok iyi bildiği gibi iktidarın gerici, cinsiyetçi, çağ dışı bir iktidar anlayışı bugün ülkemizi kadınlar için bir cehenneme çevirmiştir. Ülkemizde her yıl yüzlerce kadın katlediliyor, binlerce kadın tacize ve tecavüze maruz kalıyor. Egemen sistem ise iktidarıyla, yargısıyla, medyasıyla kadınlara dönük şiddeti teşvik eden kadın düşmanlığını toplumsal, siyasal ve ekonomik hayatın tamamına yayıyorlar. Yargı katilleri ve tecavüzcüleri ya aklamaya çalışıyor, aklayamadığı koşullarda ise çeşitli bahanelerle önemli ceza indirimlerine gidiyor, iktidar yetkilileri sürekli olarak kadınları aşağılayan nefret söylemlerinde bulunuyorlar. Yandaş medya ise kadın cinayetleri ile kadınlara dönük cinsel saldırıları aşağılık bir tavırla, içini boşaltıp magazinleştirerek haber yapıyor” dedi.

    “YAŞAMI YARATAN KADINLAR YAŞAMIN HER ALANINDA DIŞLANIYOR”

    Yaşamı yaratan kadınların yaşamın her alanından dışlandığını ifade eden Ağbayır, şöyle devam etti:

    “Gerici ve cinsiyetçi iktidar kadınlara kaç çocuk doğurmaları gerektiğinden tutun nasıl gülmeleri gerektiğine kadar akla gelebilecek her konuda dayatmalarda bulunuyor. İsteniyor ki; kadınlar eve kapansınlar, eğer çalışma zorunlulukları varsa da toplumsal yaşamda görünmez olsunlar. İsteniyor ki; kadınlar egemenlere ucuz iş gücü olması için çocuk yapsınlar ve çocuk yetiştirsinler. İsteniyor ki; kadınlar cinsiyetçiliğe dayalı, ilkel arkaik ve çağ dışı karanlık bir zihniyetten beslenen gerici ve ataerkil bir sömürü düzenine itaat etsinler.

    Ama kadınlar itaat etmiyorlar. Kadınlar yaşamın her alanında özgürlükleri için savaşıyorlar. Kadınlar her türlü zulme karşı örgütleniyorlar. Kadınlar hiç kimsenin kendilerine ne yapmaları, nasıl davranmaları gerektiğini söyleyemeyeceğini haykırıyorlar. Kadınlar ailenin korunması ve yüceltilmesi bahaneleriyle kendilerine biçilen geleneksel toplumsal rolleri kabul etmiyorlar. Kadınlar erkek baskısına ve şiddetine boyun eğmiyorlar. “

    “SONGÜL TUNÇDEMİR VE ZEYNEP YILDIRIM ONURUMUZDUR”

    Egemenlere boyun eğmeyen ve itaat etmeyen, onların kendilerine biçtikleri kalıpları reddeden kadınların egemenler tarafından sürekli hedef alındığını dile getiren Ağbayır, “Bu baskıların en son örneğini Pir Sultan Abdal örgütlülüğümüzün iki kadın emekçisi ve yöneticisi özelinde yaşadık. Sarıyer Şube başkanımız Zeynep Yıldırım ile önceki dönemlerde örgütümüzde Malatya ve Kartal Şube başkanlıkları ile GYK üyeliği görevlerinde bulunmuş olan Songül Tunçdemir canlarımız tamamen haksız, hukuksuz ve keyfi bir uygulamayla, asılsız ve temelsiz suçlamalarla tutuklandılar. Erkek şiddetine karşı kadınlan koru(ya)mayan devlet, söz konusu Alevi-ilerici-muhalif kadınlar olunca deyim yerindeyse aslan kesildi. Kerbela katliamından sonra bin bir eziyetle götürüldüğü Şam’da Yezidin yüzüne karşı yaptığı zulümleri cesurca haykıran Zeynep Ana’nın direngenliğini ve boyun eğmez duruşunu günümüze taşıyan Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım onurumuzdur” dedi.

    “TÜM TUTSAK KADINLARIN ONURLU DİRENİŞİNİ SELAMLIYORUZ”

    Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım’a dönük zulme son verilerek derhal serbest bırakılması gerektiğini vurgulayan Ağbayır, “Bugün burada bulunma sebebimiz Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım nezdinde zindanlardaki tüm kadın tutsaklarımızın onurlu direnişini selamlıyoruz ve diyoruz ki mücadeleniz, mücadelemizdir. Ve yine diyoruz ki Roboski annelerinin Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, mücadelemizdir. Dini, dili, ırkı fark etmez tüm kadınların mücadelesi, mücadelemizdir. Ve dünyanın bütün kadınlarının uğradığı zulme, haksızlığa, baskıya, zorbalığa karşı mücadeleye çağırıyoruz. Gelecek için söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var şiarıyla selam olsun zulme karşı direnenlere” diyerek sözlerini şöyle tamamladı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • PSAKD İstanbul Şubeleri yarın Kadıköy’de açıklama yapacak

    PSAKD İstanbul Şubeleri yarın Kadıköy’de açıklama yapacak

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri yarın İstanbul Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması gerçekleştirecek.

    PSAKD İstanbul Şubeleri tutuklu yöneticileri ve üyeleri ile 12-15 Mart Gazi Katliamı ve Newroz’a ilişkin yarın Kadıköy Süreyya Operası önünde saat: 13.00’de basın açıklaması yapacağını duyurdu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Armutlu Cemevi Başkanı Yıldırım’dan mektup: Cezaevi soğuk, üşüyoruz

    Armutlu Cemevi Başkanı Yıldırım’dan mektup: Cezaevi soğuk, üşüyoruz

    PİRHA – Yaklaşık bir yıldır Silivri Cezevi’nde tutuklu olan İstanbul Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım Alevi Dernekler Federasyon’u Başkanı Celal Fırat’a bir mektup göndererek, cezevinde yaşadığı hukuksuzluklara dikkat çekti. Yıldırım cezaevinin soğuk olduğunu, giyindikleri kalın elbiselerin bile kendilerinden alındığını kaydetti. 

    İstanbul’da evine yapılan baskınla gözaltına alınan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım yaklaşık bir yıldır Silivri Cezevinde tutuklu bulunuyor.

    Alevi Dernekler Federasyon’u Başkanı Pir Celal Fırat yaklaşık bir yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu olan Zeynep Yıldırım’ın kendisine gönderdiği mektuba ilişkin Pir Haber Ajansına konuştu.

    “CEZAEVLERİ SOĞUK ÜŞÜYORUZ”

    Yıldırım’ın gönderdiği mektupta cezaevindeki hukuksuzluklara ve yaşadığı sıkıntılara değindiğini kaydeden Fırat, Yıldırım’ın ‘Cezaevinin soğuk olduğunu ve giydikleri kalın elbiselerin dahi kendilerinden alındığını, üşüdüklerini ve kendisini kimse ile görüştürmediklerini’ belirttiğini ifade etti.

    Pir Celal Fırat’ın aktardığına göre, Zeynep Yıldırım, cezaevinde yaşadıkları sıkıntıların son bulmasını, toplumun buna yönelik duyarlı olmasını istedi.

    “HERKES YAN YANA VE BERABER OLMALI”

    Yıldırım’ın cezevinde yaşadıkları tüm hukuksuzluklardan Adalet Bakanının ve cezaevi yönetiminin sorumlu olduğunu ifade ettiğini söylen Fırat, Yıldırım’ın mektubunda, ‘Türkiye’nin bugünkü gidişatına ilişkin üzüldüklerini, herkesin yan yana olmasını, beraber olmasını ve geçmişten ders çıkarılmasını istediğini kaydetti.

    ” TUTUKLU ARKADAŞLARIMIZIN TALEPLERİNİ HAYKIRMALIYIZ”

    Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ile tutuklu TV10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir arkadaşlarımızın talep ve isteklerini daha gür bir şekilde haykırmamız ve iletmemiz lazım” diyen Fırat, “Veli Büyükşahin, Zeynep Yıldırım ve diğer arkadaşlar için Pazar günü Ankara’da tüm Alevi kurumları ile birlikte cezaevinden gelen mektuplara, hak taleplerine ve eğitime ilişkin bir açıklama yapacağız. Tüm Alevi kurumları ile bundan sonra ne yapabiliriz, nasıl çözüm üretebiliriz şeklinde aramızda tartışma yürüteceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tutuklu ressam Zehra Doğan, Sise Nine ve Dersim bebeği çizdi

    Tutuklu ressam Zehra Doğan, Sise Nine ve Dersim bebeği çizdi

    PİRHA- Tutuklu gazeteci ressam Zehra Doğan’ın son çizdiği resmi twitter hesabı üzerinden paylaşıldı. Doğan, 85 yaşındaki hasta tutuklu Sise Bingöl ve cezaevinin en küçük tutuklusu 2 yaşındaki Dersim bebeği çizdi.

    Gazeteci Zehra Doğan, cezaevinde yaptığı son resmi twitter hesabı üzerinden paylaştı.

    85 yaşındaki hasta tutuklu Sise Bingöl ve yine cezaevinin en küçük tutuklusu 2 yaşındaki Dersim bebeği çizen Doğan’ın resmi, twitter hesabından şu notla paylaşıldı:

    “Tarsus Cezaevi’nden yeni resim: Koğuşun en yaşlı tutsağı Sise Ana (86) ve en bebek tutsağı Dersim (2)”

    SİSE NİNENİN DURUMU

    85 yaşındaki Sise Bingöl yaşından ötürü yaşadığı birçok rahatsızlığa rağmen yıllardır tutuklu durumda. 2016’da tutukluyken Adli TIP’ın “cezaevinde kalamaz” raporuyla tahliye olan Sise Bingöl, daha sonra görülen duruşmasında tutuklanarak Muş E Tipi Kapalı Cezaevine götürüldü. Buradan da memleketi Muş’tan Tarsus T tipi cezaevine sürgün edildi. 2017’den bu yana Tarsus Cezaevinde bulunan Sise Bingöl’ün sağlık durumu her geçen gün daha fazla kötüleşmesine rağmen avukatlarının şartlı tahliye talepleri her defasında “hayati tehlike arz etmediği” gerekçesiyle geri çevrilmekte.
    2 Kasım 2018 Cuma günü Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yatırılan Bingöl’e Mersin Üniversitesi Hastanesi’nin %97 (ileri derecede) engelli raporu ile “cezaevinde hayatını sürdüremez” dedi. İstanbul Adli Tıp Kurumu ise tıbbi, bilimsel ve hukuki dayanakları olmaksızın, bu raporu tanımadan “cezaevinde kalabilir” hükmüne vardı. Oysa Sise Bingöl’ün başta yüksek tansiyon olmak üzere akciğer, böbrek ve rahim ile ilgili farklı hastalıklarının olduğu tüm heyet raporlarıyla belgelenmesine karşın dikkate alınmadı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tutuklu avukatlar açlık grevine başlıyor

    Tutuklu avukatlar açlık grevine başlıyor

    Tahliye edildikten sonra yeniden tutuklanan ve bir yılı aşkın süredir cezaevinde tutulan HHB ve ÇHD’li 5 avukat, “hukuksuzluğa dikkat çekmek için” 24 Ocak’ta açlık grevine başlayacak.

    Aralarında Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarının bulunduğu 17 avukat, 14 Eylül 2018’de çıkarıldıkları ilk duruşmada tahliye edildi. Bir gün sonra yeniden tutuklanan avukatlardan aralarında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da bulunduğu 5 avukat, “hukuksuzluğa dikkat çekmek” amacıyla açlık grevine başlıyor. 5 tutuklu avukat 24 Ocak’ta açlık grevine başlayacak.
    Tutuklu avukatlardan Aytaç Ünsal’ın eşi avukat Didem Baydar Ünsal, “24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü itibariyle tutsak 5 avukat arkadaşımız açlık grevine başlayacak. Bu derin sessizliğe ses olabilmek için bu adaletsizliği, hukuksuzluğu teşhir etmek için kendi bedenlerini açlığa yatıracaklar. Duruşma gününe kadar bu açlık grevi devam edecek. Duruşmaya da bu şekilde gelecekler” dedi.
    Duruşma ise 18-21 Mart tarihleri arasında yapılacak.
    NE OLMUŞTU?
    12 Eylül 2017 tarihinde tutuklanan 17 avukat, bir yıl sonra çıktıkları ilk duruşmalarında tahliye edilmişti. Ancak tahliye kararının üzerinden 24 saat geçmeden savcının itirazıyla mahkemeye çıkarılan 6 avukat tekrar mahkemeye çıkarıldı. Aralarında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da yer aldığı avukatlar Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşçı, Engin Gökoğlu yeniden tutuklandı. Tekrar görülen duruşmada ise tutuklu bulunan avukat Ahmet Mandacı ev hapsi ile tahliye edilmişti. (HABER MERKEZİ)