Etiket: Tv10

  • KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin 3. duruşması 12 Ocak’ta

    KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin 3. duruşması 12 Ocak’ta

    PİRHA- KHK ile kapatılan, Alevilerin sesi TV10 çalışanlarına yönelik asılsız beyanlarla yargılama süreci devam ediyor. Alevilerle ilgili hazırladığı belgesellerden dolayı hakkında dava açılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin üçüncü duruşması saat 11.00’de İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. 

    Kanun Hükmünde Kararname ile 2016 yılında kapatılan TV10’un çalışanlarından Rohat Emekçi, Irak’ın Süleymaniye şehrinde Kakai ve Yaresan Alevilerinin yaşamı ve inancı hakkında yaptığı belgesel üzerine gizli tanık beyanıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Davanın 6 Ekim 2020’de görülen ikinci duruşmasında gizli tanığın katılmaması üzerine duruşma 12 Ocak 2021 tarihine ertelenmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin ikinci duruşması bugün

    KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin ikinci duruşması bugün

    PİRHA- KHK ile kapatılan Alevilerin sesi TV10 çalışanlarına yönelik asılsız beyanlarla yargılama süreci devam ediyor. Alevilerle ilgili hazırladığı belgesellerden dolayı hakkında dava açılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin ikinci duruşması saat 11.30’da İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

    Kanun Hükmünde Kararname ile 2016 yılında kapatılan TV10’un çalışanlarından Rohat Emekçi, Irak’ın Süleymaniye şehrinde Kakai ve Yaresan Alevilerinin yaşamı ve inancı hakkında yaptığı belgesel üzerine gizli tanık beyanından dolayı yargılanıyor.

    Davanın ikinci duruşması saat 11.30’da İstanbul Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    İSTANBUL/PİRHA

  • Kapatılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin duruşması ertelendi-VİDEO

    Kapatılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin duruşması ertelendi-VİDEO

    PİRHA- KHK kapatılan Alevilerin sesi TV10 çalışanlarına yönelik asılsız beyanlarla yargılama süreci devam ediyor. Alevilerle ilgili hazırladığı belgesellerden dolayı hakkında dava açılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin ilk duruşması bugün görüldü. Duruşma 9 Nisan’a ertelendi. 

    Haberin videosu

    Türkiye başta olmak üzere Irak, Suriye, İran gibi dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Alevilerle ilgili hazırladığı belgesellerden dolayı KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi hakkında bir itirafçı beyanıyla dava açılmıştı.

    Davanın ilk duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görüldü. Emekçi’ye Alevi kurum temsilcilerinin destek olduğu görülürken, duruşma 9 Nisan’a ertelendi.

    “BELGESEL ÇEKTİĞİ İÇİN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ İLE YARGILANIYOR”

    Duruşma sonrası Çağlayan Adliyesi önünde a Rohat Emekçi ve Avukatı Seyit Demir bir basın açıklaması yaptılar.

    Avukat Seyit Demir, “Dosya kapsamında Rohat Emekçi; silahlı örgütün üyesi olmakla yargılanıyor. Dosya incelendiğinde Emekçi’nin sadece basın faaliyeti yürüten bir kişi olduğu çok kolay anlaşılabilecek bir durum” dedi. Demir, “Irak’ın Süleymaniye şehrinde yapmış olduğu Kakai ve Yeresan Alevileri ile ilgili belgesel çalışmaları suç unsuru olarak gösterilmiş. Dosyaya bakıldığında böyle bir şey yok. Bunlar siyasi kovuşturmalardır. Bunlar hukuki açıdan değerlendirilemez, siyasi kovuşturmalardır. Siyasi açıdan değerlendirilmelidir. Amacına bakmak lazımdır” dedi.

    “BU TÜR SORUŞTURMALAR DEMOKRATİK KAMUOYUNU KORKUTMAK İÇİNDİR”

    “Bu tür soruşturmalar ve kovuşturmalar, demokratik kamuoyunu demokratik mücadeleden korkutmak, insanları soruşturmalarla yıldırmak ve sindirmek için yapılan siyasi içerikli gelişmelerdir” diyen Demir, haklı ve demokratik mücadelenin her alanda devam edeceğini ve bu tür eylemlerin kamuoyunda karşılık bulamayacağını belirtti.

    “SÜLEYMANİYE’DE ALEVİLERİN SESİ OLDUĞUMUZ İÇİN YARGILANIYORUZ”

    Irak’ın Süleymaniye şehrinde Kakai ve Yersan Alevilerinin yaşamı ve inancı hakkında yaptığı belgesel üzerine bir tanık beyanından dolayı yargılandığını belirten Rohat Emekçi de, “Çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Süleymaniye’de Aleviler ile ilgili hazırladığım belgeselden dolayı yargılanıyorum. Çalışmamın arkasındayım” dedi.

    “DÜNYANIN HER YERİNDE YAŞAYAN HER ALEVİNİN SESİ OLACAĞIZ”

    Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Alevilerin inançları ve yaşam kültürleri hakkında hazırladığı belgesellere devam edeceğini belirten Rohat Emekçi, “Türkiye’de, Avrupa’da ve dünyanın her yerinde Aleviler için çalışmaya, onlar için belgeseller hazırlamaya devam edeceğim. Bu tür girişimler beni yıldırmayacaktır” diye konuştu.

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”

    Türkiye’de cezaevlerinin gazetecilerle doldurulduğunu belirten Emekçi, “Henüz davası görülmeyen mahkemeye çıkarılmayan ama cezaevinde mahkum edilen onlarca gazeteci varken bugün gazetecilikten dolayı yargılanmam nasıl bir sosyopolitik bir mecranın içinde olduğumuzu gösteriyor. Gazeteciyim, gazetecilik suç değildir” dedi.

    KHK ile kapatılan TV10 çalışanlarının haklarında çeşitli tanık ifadeleri ile açılan davalar sürerken, Belgeselci Rohat Emekçi’nin davası 9 Nisan 2020’ye ertelendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kapatılan TV10’un çalışanı Rohat Emekçi’nin ilk duruşması bugün

    Kapatılan TV10’un çalışanı Rohat Emekçi’nin ilk duruşması bugün

    PİRHA- KHK ile kapatılan Alevilerin Sesi TV10’un çalışanlarından Rohat Emekçi’nin, yaptığı belgesel çalışmaları nedeniyle hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 11.00’de görülecek. 

    Kanun Hükmünde Kararname ile 2016 yılında kapatılan TV10’un çalışanlarından Rohat Emekçi, hakkın açılan dava nedeniyle bugün hakim karşısına çıkıyor.

    Tv10 için Alevi inancı kapsamında yaptığı belgesel çalışmaları dolayısıyla hakkında açılan davanın ilk duruşması  Çağlayan Adliyesi’nde 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saa 11.00’de görülecek.

    “TV10 İÇİN BELGESEL ÇEKİMİ YAPIYORDUM”

    PİRHA‘ya bilgi veren Rohat Emekçi, “Yargılandığım dosyada üzerime atılı suçlar, yaptığım gazetecilik faaliyetlerimle ilgili. Bahsi geçen dönemde TV10’da program ve belgesel çalışmaları yürütüyordum. Bu kapsamdaki faaliyetlerden dolayı yargılanıyorum. Alevi kadın gazeteci olarak uzun yıllardır medya alanında belgesel çalışmaları yapıyorum. Örneğin Dersim’de Ana Fatma belgeselini çalışıyordum” dedi.

    Alevi kurum temsilcilerinin ve Alevi yurttaşların, Rohat Emekçi’ye duruşmada destek olmak için bugün Çağlayan Adliyesi’ne gitmesi bekleniyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Gazeteci Diren Keser serbest bırakıldı

    Gazeteci Diren Keser serbest bırakıldı

    PİRHA- Mersin Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Diren Keser serbest bırakıldı.

    Evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınarak tutuklanan KHK ile kapatılan TV10 Mersin Temsilcisi Gazeteci Diren Keser serbest bırakıldı.

    Keser, cezaevinde inancını sürdürebilmek için bir Alevi dedesiyle görüşme talep etmiş ancak bu talebi karşılık bulmamıştı. Cezaevinde Muharrem orucu tutan Keser’in, bu talebini yinelemesi üzerine bir Alevi dedesiyle görüştürülmüştü.

    NE OLMUŞTU?

    Gazeteci Diren Keser, 2017 yılının Şubat ayında Mersin’de evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınmış ve 14 gün sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Ancak 26 Aralık 2017 yılında görülen duruşma sonucunda 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Keser’e sosyal medya paylaşımlarında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlaması yöneltilmişti.

    Keser, OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan TV 10’da “Hak Yolu” ve “Akdeniz’in Güncesi” programlarını hazırlayıp sunuyordu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerin sesi TV10’un kapatılmasının üzerinden 3 yıl geçti

    Alevilerin sesi TV10’un kapatılmasının üzerinden 3 yıl geçti

    PİRHA- Alevilerin sesi TV10’un Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) kapatılıp, 4 Ekim 2016 tarihinde kapısının mühürlenmesinin üzerinden 3 yıl geçti.

    15 Temmuz Darbe girişiminin ardından, Alevilerin sesi TV10, 27 Eylül 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 668 sayılı KHK ile kapatılmış, 04 Ekim 2016 tarihinde mühürlenmiş ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılıp satılmıştı.

    17 Ağustos 2011 yılından kapatılana kadar Alevi toplumunun sorunlarını, ihtiyaçlarını, yol erkanını, Türkiye’nin her bölgesinden ekranlarına taşıyan Alevilerin sesi TV10’un yayının KHK ile kesilmesi ve kapısının mühürlenmesinin üzerinden 3 yıl geçti. TV10 çalışanları, kapatılan TV10’un geri açılması için 82 hafta boyunca Galatasaray Meydanı’nda eylem yapıldı.

    TV10 kapatıldıktan sonra bütün hukuki girişimlerde bulunuldu. En son AİHM’e başvurma kararı alınmıştı. Ancak AHİM ve AYM, mağduriyetleri gidermek için oluşturulan OHAL Komisyonunu gösterdi.

    Mal varlıkları TMSF’ye devredilen TV10’un mal varlıklarının ihale yoluyla Eylül 2017’de satışa çıkarılmasının ardından 13 Eylül 2017’de TV10 avukatları ve Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin Ankara’da OHAL Komisyonu’na başvurdu. TV10’nun başvurusunu “KHK listesinde adı yok” gerekçesiyle OHAL Komisyonu reddetti.

    Kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, “OHAL inceleme komisyon mağduriyetleri gidermek adına kuruldu. Biz başvuru yaptık. KHK listesinde adımızın olmadığını söylediler. Ama elimizdeki tutanaklarda KHK ile kapatıldığımız yazılıyor. Sonra öğrendik ki Başbakanlığa bağlı bir komisyon tarafından kapatılmış” açıklamasını yapmıştı.

    9 AY İDDİANAMESİZ TUTUKLU KALDILAR

    Öte yandan, TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 programcısı Veli Haydar Güleç, 10 Ocak 2018 tarihinde gözaltına alınmış, daha sonra da tutuklanmışlardı.

    Büyükşahin ve Güleç’in tutukluluğunun yedinci ayında hazırlanan iddianame, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yetersiz bulunarak reddedilmişti. Aynı iddianame bir üst mahkemeye de gönderilmiş ve oradan da yetersiz denilerek reddedilmişti. İki kez reddedilen iddianameyi bir üst mahkemeye gönderen savcı, oradan da ret cevabı alınca dosyadaki ses kayıtlarının analizi için kayıtları Adli Tıp Kurumu’na göndermişti. Büyükşahin ve Güleç, 18 Nisan 2019’da tahliye edildiler.

    TV10 kameramanı Kemal Demir ve reklam sorumlusu Kemal Karagöz de 25 Kasım 2017’de evlerinde yapılan baskınla gözaltına alınmıştı. Kemal Karagöz adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken kameraman Kemal Demir, tutuklanarak Silivri Cezaevine gönderilmişti. Demir, 15 ay tutukluluğun ardından yurtdışına çıkmama şartı ile 10 Şubat 2019’da tahliye edilmişti.

    Büyükşahin, Güleç ve Demir cezaevinde inançlarını sürdürebilmek için Alevi dedesiyle görüşme talebinde bulunmuşlar ancak bu talepleri karşılık bulmamıştı.

    PROGRAMCI DİREN KESER HALA TUTUKLU

    Diğer taraftan TV10’da “Hak Yolu” ve “Akdeniz’in Güncesi” adlı programları yapan programcı Diren Keser de Tarsus Cezaevi’nde tutuklu.

    Keser, 2017 yılının Şubat ayında Mersin’de evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınmış ve 14 gün sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Ancak 26 Aralık 2017 yılında görülen duruşma sonucunda 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Keser’e sosyal medya paylaşımlarında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlaması yöneltilmişti.

    Keser cezaevinde inançlarını sürdürebilmek için Alevi dedesiyle görüşme talebi önce reddedildi ancak daha sonra Alevi dedesi Efe Engin ile görüşmesi kabul edildi. Keser’in iddianamesi henüz hazır değil.

    PİRHA/İSTANBUL

  • TV10 çalışanları Demir ve Karagöz’ün duruşması 14 Kasım’a ertelendi

    TV10 çalışanları Demir ve Karagöz’ün duruşması 14 Kasım’a ertelendi

    PİRHA- KHK ile kapatılan TV10’un çalışanları Kemal Demir ve Kemal Karagöz’ün tutuksuz yargılandığı davanın 3. duruşması bugün Çağlayan Adliyesi’nde görüldü. Duruşmaya aralarında IPI ve CPJ üyelerinin de bulunduğu gazeteciler alınmadı.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan TV10 çalışanları Kemal Demir ve Kemal Karagöz’ün yargılandığı davanın 3’üncü duruşması İstanbul 28’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Tutuksuz yargılanan Demir ve Karagöz’ün katılmadığı duruşmada avukatlar hazır bulundu.

    GAZETECİLER DURUŞMAYA ALINMADI

    Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre duruşmayı takip etmek için aralarında Uluslar Arası Basın Enstitüsü (IPI) ve Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) üyelerinin de bulunduğu gazeteciler mahkeme başkanı tarafından gerekçe gösterilmeden duruşma salonuna alınmadı.

    TANIKLAR DİNLENDİ

    Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada ilk olarak tanık Mustafa Karakaş dinlendi. Kemal Demir’i tanımadığını belirten Karakaş, çalıştığı firma tarafından satılan ürünü kendisinin teslim etmediğini sadece parayı teslim aldığını söyledi. Satın alınan ürünün ücretini Kemal Karagöz’den aldığını aktaran Karakaş, emniyette kendisine gösterilen fotoğraflarda ise sadece Kemal Karagöz’ü teşhis ettiğini söyledi.

    Kemal Demir’i tanıdığını ifade eden tanık Serkan Apaydın ise çalıştığı şirketin televizyon kanallarına malzeme tedarik ettiğini belirtti. Demir’i firmaya geliş ve gidişlerinden tanıdığını aktaran Apaydın, son gelişinde yurtdışında stüdyo açacaklarını ve malzeme fiyatlarını sorduğunu ardından ayrıldığını belirtti.

    YURTDIŞINA ÇIKMA YASAĞI KALDIRILMADI

    Tanıklarının ifadelerinin ardından mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmada tanık Şükrü Yıldız’ın dinlenmesine karar verdi. Tutuksuz sanıkların yurtdışına çıkma yasağının kaldırılması talebini reddeden mahkeme heyeti, duruşmayı 14 Kasım’a erteledi.  (HABER MERKEZİ)   

  • Tutuklu gazeteci Diren Keser, Alevi dedesiyle görüşme talebinde bulundu

    Tutuklu gazeteci Diren Keser, Alevi dedesiyle görüşme talebinde bulundu

    PİRHA- Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Diren Keser, cezaevinde inancını sürdürebilmek için Alevi dedesiyle görüşme talebinde bulundu. 

    KHK ile kapatılan TV10 Mersin Temsilcisi Gazeteci Diren Keser, evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Şu an Mersin Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Keser, cezaevinde inancını sürdürebilmek için Alevi dedesiyle görüşme talep etti.

    Gazeteci Diren Keser, 2017 yılının Şubat ayında Mersin’de evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınmış ve 14 gün sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Ancak 26 Aralık 2017 yılında görülen duruşma sonucunda 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Keser’e sosyal medya paylaşımlarında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlaması yöneltilmişti.

    Keser, OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan TV 10’da “Hak Yolu” ve “Akdeniz’in Güncesi” programlarını hazırlayıp sunuyordu. (HABER MERKEZİ)

  • Şükrü Samsunlu’nun aramızdan ayrılışının 3. yılı

    Şükrü Samsunlu’nun aramızdan ayrılışının 3. yılı

    PİRHA- Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan TV10’un Teknik Yönetmeni Şükrü Samsunlu’nun yaşamını yitirmesinin üzerinden 3 yıl geçti. TV10’un kurumlaşmasında, teknik altyapısının oluşmasında çok büyük emeği olan Samsunlu’nun da lokmaları vardı bu televizyonda.

    Usta Yönetmen Şükrü Samsunlu Alevilerin sesi TV10’un teknik yönetmeniydi. 30 Haziran 2016 tarihinde TV10 İstanbul ofisinde geçirdiği kalp krizi sonucu hakka yürümüştü. TRT’nin eski yönetmenlerinden Şükrü Samsunlu, Alevi televizyon kanallarına azımsanmayacak derecede emekler vermişti.

    SAMSUNLU’NUN DA LOKMALARI VARDI TV10’DA

    Ölümünün birinci yıl dönümünde TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin Samsunlu’yu mezarı başında ziyaret etmişti. Ziyarette PİRHA’ya konuşan Büyükşahin Samsunlu’ya ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

    “30 Haziran 2016’da televizyonumuzda çalışırken, işbaşında Şükrü Samsunlu’yu kaybettik. Şükrü Samsunlu Karadenizli. Bugün ölüm yıl dönümü. Kendisi Karadeniz’in güzel bir çocuğu. TRT başta olmak üzere bir çok televizyon kanalında yönetmenlik yapmış, emek vermiş bir dostumuzdu. TV10’un kurumlaşmasında, teknik altyapısının oluşmasında çok büyük emeği olan bir arkadaşımızdı, canımızdı. TV10 Alevilerin lokmalarıyla kurulan bir televizyondu. Şükrü Samsunlu’nun da lokmaları vardı bu televizyonda. Çünkü kendi emeğini, alın terini katmıştı. En son orada yaşamını yitirdiğinde de tamir, tadilat işleriyle, montaj, kurgu işleriyle uğraşıyordu, televizyonun teknik alt yapısını daha iyi bir noktaya taşımaya çalışıyordu.

    Bir özelliği daha var Şükrü Samsunlu’nun. Özellikle ötekilere, farklı olanlara, devletin şiddetine maruz kalmış, hakları yenmiş bütün toplumsal kesimlere sürekli el uzatan, onlarla dayanışma içerisinde olan bir insanımızdı. Alevi toplumundan gelmemiş olmasına rağmen Alevi toplumunun sorunlarının, ihtiyaçlarının kamuoyuna taşınmasında çok büyük emeği geçen ve TV10’da çok sayıda kameramanın, sunucunun yetişmesine ön ayak olmuş, büyük destekleri olmuş bir canımızdı.”

    ŞÜKRÜ SAMSUNLU KİMDİR?

    1 Temmuz 2016 günü 55 yaşında hayatını kaybeden Şükrü Samsunlu, meslek hayatına TRT’de başladı. Özel televizyon kanallarında çok sayıda yapımda görev alan Samsunlu, uzun süre Objektif isimli programın da yönetmenliğini yapmıştı. Şükrü Samsunlu, son olarak KHK ile kapatılan Alevilerin sesi TV10 televizyon kanalında teknik yönetmen olarak görev yapıyordu.  (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD’den Büyükşahin, Güleç ve Tunçdemir’in duruşmalarına çağrı- VİDEO

    PSAKD’den Büyükşahin, Güleç ve Tunçdemir’in duruşmalarına çağrı- VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri 17-18-19 Nisan tarihlerinden Silivri’de görülecek TV10 yöneticileri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç’in duruşmaları ile 22 Nisan’da Malatya’da görülecek olan PSAKD eski Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in duruşmalarına  katılım çağrısı yaptı. 

    Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve programcı Veli Haydar Güleç bir yılı aşkın süredir, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım da 9 aydır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube önceki dönem başkanı Songül Tunçdemir ise 2 aydır Elazığ Cezaevi’nde.

    Tv10 yöneticileri Veli Büyükşahin ile Veli Haydar Güleç’in duruşmaları 17-18-19 Nisan tarihlerinde Silivri Cezaevi Kampüsü’nde bulunan 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Songül Tunçdemir’in duruşması ise 22 Nisan Pazartesi günü saat 09.30’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Henüz iddianamesi bile hazır olmayan Zeynep Yıldırım’ın ise ne zaman hakim karşısına çıkartılacağı bilinmiyor.

    Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Songül Tunçdemir’in yaklaşan duruşmalarına Alevi kurumlarından katılım çağrıları da gelmeye devam ediyor.

    “BASKILARDAN ALEVİLER DE PAYINI ALDI”

    PSAKD İstanbul Şubeleri, bugün yaptığı yazılı açıklamayla duruşmalara katılım çağrısı yaparak tutuklu canların serbest bırakılmasını talep etti.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yakın tarihte genel seçimler ile yerel seçimler süreci bitti. AKP seçimler sürecinde tekrar iktidarda kalmak için her türlü demokratik hak ve talep için mücadele edenlere karşı baskılar yaptı. Demokratik tek bir talep şiddetle bastırıldı. Milletvekilleri başta olmak üzere belediye başkanları aydınlar, yazarlar, sanatçılar, avukatlar ile ezilenden yana siyaset yapan ve haksızlıklara karşı mücadele eden parti ve kurum yöneticileri, üyeler gözaltına alındı ve tutuklandılar. Bağımsız haber yapan televizyonlar kapatıldı.

    Bu baskı ve tutuklamalardan Aleviler ve Alevi kurum üyeleri de payını aldılar. Alevilerin kendi lokmaları ile kurdukları TV10 kapatıldı. Genel yayın yönetmeni bir yıldır tutuklu bulunan Veli Büyükşahin ve programcısı Veli Haydar Güleç Silivri’de 17-18-19 Nisan’da davaları görülecektir.

    PSAKD bir önceki dönem GYK üyeliği yapmış ve aynı zamanda PSAKD Malatya ve Kartal’da şube başkalığı yapmış olan ve sadece Alevi hak mücadelesi yürüttüğü için KHK ile öğretmenlikten atılan Songül Tunçdemir’in ve uzun süredir Alevi hak mücadelesi yürüten ve Sarıyer’de Şube başkanlığı yapan Zeynep Yıldırım ile onlarca üyemiz haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu olarak tutulmaktalar. Bilinmesini isteriz ki nerede haksızlık varsa karşı durmak bizim yol önderlerimizden aldığımız mirastır.

    DURUŞMALARA KATILIM ÇAĞRISI

    Bizler PSAKD İstanbul şubeleri olarak haksızca tutuklu bulunan tutuklularımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Başta Alevi kurumları olmak üzere demokrasiden yana olan herkesi haksız ve hukuksuz şekilde tutuklanan canlarımız için bizimle birlikte olmaya çağırıyoruz. PSAKD olarak yaptığımız çağrıyla bizler de İstanbul’dan önce 17-18-19 Nisan’da Silivri’de görülecek davada canlarımızı yalnız bırakmamayı, 22 Nisan’da Malatya’da görülecek davaya katılacağımızı belirtiyoruz.”

    “MÜCADELE SIRASI BİZDE”

    Ayrıca PSAKD Disiplin Kurulu Üyesi ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Üyesi Pir Hasan Doğan da TV10 davasının basite alınamayacak bir dava olduğunu vurgulayarak Alevi toplumuna davalara sahip çıkma çağrısında bulundu. Alevilerin tek tek gözaltına alınarak sindirilmeye çalışıldığını belirten Doğan, bu baskılara boyun eğmeyeceklerini ifade etti. Doğan, “Atalarımız geçmişte nasıl mücadele ettiyse bugün de sıra bizde. Biz kendi tarihsel misyonumuzu yerine getirmek zorundayız” dedi.

    Doğan, ayrıca 20 Nisan’da PSAKD Kartal Şubesi’nde basın açıklaması yaparak ardından otobüsle Malatya’ya doğru yola çıkacaklarını da ekledi. (HABER MERKEZİ)

  • Özgürlüğüne kavuşan Kemal Demir: Oğlumla 15 ayın eksikliğini gidereceğim-VİDEO

    Özgürlüğüne kavuşan Kemal Demir: Oğlumla 15 ayın eksikliğini gidereceğim-VİDEO

    PİRHA-Yaklaşık bir buçuk yıldır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan KHK ile kapatılan TV10 kameramanı Kemal Demir, özgürlüğüne kavuştu. Geçtiğimiz günlerde tahliye olan Demir, cezaevinde yaşadığı hukuksuzlukları ve ailesinden ayrı geçirdiği günlerin zorluğunu anlattı. Demir,”Cezaevi içinde cezaevi yaşatıyorlar” dedi. 

    25 Kasım 2017’de gözaltına alınıp 1 Aralık 2017’de tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilen ve yaklaşık 15 aydır tutuklu bulunan Tv10 kameramanı Kemal Demir geçtiğimiz günlerde tahliye edildi. Demir, cezaevinde yaşadığı olumsuz koşulları, ailesinden ayrı geçirdiği günlerin zorluklarını anlattı.

    Demir, gözaltına alındığı gece oğlu Roni, 5 aylıktı, şimdi ise bir buçuk yaşında olan Roni gülüyor, koşuyor. Oğlunun ilk kelimelerine, dişinin çıktığına ve koşuşuna şahit olamamanın hüznü içinde olan Demir, bunları görememenin bir baba için büyük bir eksiklik olduğunu söyledi. 15 ay sonra oğlunu tekrardan özgürce kucağına alabilmenin kendisinde büyük bir mutluluk ve sevinç yarattığını dile getiren Demir, bundan sonra ailesinden ayrı kaldığı 15 aylık eksikliği tamamlamayı, oğluyla ve ailesiyle bol bol zaman geçirmeyi planlıyor.

    Cezaevinde kalmanın hem olumsuz hem de olumlu yanları olduğunu ifade eden Demir, cezaevinde kaldığı bu 15 aylık zaman diliminde dışarıya dair pek çok şeyi düşünme fırsatı bulduğunu ve her dakikayı dolu geçirdiğini belirtti. Demir, “İçeride günlerimiz boş geçmiyordu. Her dakikayı dolu ve bilinçli bir şekilde geçiriyorduk. Araştırma kitapları falan okuyup yoğunlaşıyorduk. Günümüzü planlı bir şekilde bölmüştük. Sabah kahvaltıdan öğle yemeğine kadar her şeyimizi planlamıştık, spor saatimiz vardı, uyuma saatimiz vardı. Çok fazla sıkılmaya zaman olmuyordu aslında” dedi.

    Demir, cezaevinde yaşadığı koşulları, kapalı görüşlerde kullanılan telefonlardan, koğuşlarına, yemeklerden su sorununa kadar birçok hak ihlalini şöyle anlattı:

    “CEZAEVİ İÇİNDE CEZAEVİ YAŞIYORSUNUZ”

    Telefonlar başlı başına bir kaos. Ses gelmiyor, çoğu bozuk. Birinden az geliyor birinden çok geliyor. Yan tarafınızdaki arkadaşınız konuşunca karşı tarafın sesini duymuyorsunuz. Enteresan bir durum var yani. Cezaevi içinde cezaevi yaşıyorsunuz. Görüşe çıkarken aranıyorsunuz, girerken geri aranıyorsunuz. Aileler 4, 5 ayrı arama noktasından tek tek geçirilip ondan sonra içeriye alınıyorlar, orada da zaten camların arkasındasınız. Herhangi bir temas yok. Buradaki amaç insanları psikolojik olarak yıldırmak, cezaevlerinin amacı bu. İçeriye attıkları kişiyle birlikte ailesini de çökertmek. Onların düşüncesinde insanları terbiye edebilmek, terbiye alanı olarak görüyorlar cezaevlerini. Ama farkında değiller insanlar daha fazla kızgın, daha bilgili olarak çıkıyorlar dışarıya.

    “ZİNDAN İÇİNDE İKİNCİ BİR ZİNDAN”

    Kaldığımız koğuşlar toplamda 7 kişilik, 2 katlı. Alt katta mutfak ve 2 oda var. Bu 2 odanın her biri teker kişiliktir. Tuvalet banyo alt katta yine, mutfak yemek yediğimiz televizyon izlediğimiz ortak alan alt katta. Yukarıda da 5 tane oda daha var. Bu 5 odanın da her biri yine teker kişiliktir. Toplamda 7 kişi oluyor. Toplam 300 metrekare bir alan. Ama biz orada 40 kişiyi bulduk. O tek kişilik dediğimiz odalarda 6 kişi yatıldığı oldu. Üst üste ranzalar, daracık bir alan, hareket alanı sıfır. Zindan içinde ikinci bir zindanı daha yaşamış oluyorsunuz orada. Yemekler aynı şekilde çok kötü. Bir akşam yemeği getiriyorlar saat 14.00’te geliyor, akşam yemeğini 19.00’da yiyorsunuz. Yemekler buz gibi oluyor. Isıtma imkanın yok. Sıcak su, soğuk su meselesi var. Arıtma suyunu kullanıyoruz geri dönüşüm. Bizden giden su geri bize geliyor. O da rezalet bir şekilde geliyor. Sıcak su bildiğiniz turuncu akıyor, gözle görebildiğimiz demir parçacıkları var içinde bir de gözle göremediğimiz mikro parçacıklar var. Onlarla banyo ediyorduk, onlarla çay yapıyorduk. Yani imkanlar inanılmaz derecede zorluyor insanı orada. Ama ona rağmen orada insanlar bir şekilde yaşamaya, hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar, dayanıyorlar.

    “TAHLİYEMİ BEKLİYORDUM ZATEN”

    Demir, tahliyesine yaklaşan günlerini ve tahliye olduğu günü şöyle anlattı:

    “Pazartesi günü dosyanın Ankara’dan İstanbul’a gönderildiğini duyduğumda eşimi aradım Sevim’i. Sevim bana dedi ki ‘Dosyan gönderilmiş Ankara’dan İstanbul’a.’ UYAP üzerinden düşmüş fakat fiziki olarak dosyanın gelmesi gerekiyor ki mahkeme inceleyip tensiple tahliye etsin veyahut da mahkeme günü versin. İki seçenek vardı, ikisi birden oldu. Biz Pazartesi’den beri arkadaşlarla esprileşiyorduk ‘Şimdi gelecek beni alacaklar. Hadi yemeği yiyelim, hızlı yiyelim. Hadi şu oyunu hızlı bitirelim. Hadi voleybolu bitirelim’ falan. En son yemeği falan yedik dama oynuyorduk. Oynarken arkadaşa dedim ‘Hadi çabuk bitirelim seni yeneyim de gelip beni alacaklar’ dedim. Aradan iki dakika geçmedi mazgal açıldı, arkadaşlardan birisi baktı ‘Kemal Demir tahliye’ dediler. Bizde de bir beklenti olduğu için bir şok etkisi yaratmadı. Tabi mutlu olduk olmadık değil. Ama dışarıya çıkıp ailemle kucaklaştığımda çok farklı bir duydu oldu. İnsan bir anda şoka giriyor, kilitleniyorsunuz. Güzel bir histi.”

    “HIZIR VE MUHARREM’DE GEREKLİ KOŞULLAR SAĞLANMADI”

    Cezaevinde kaldığı süreçte Aleviler için kutsal sayılan bir Hızır ayı bir de Muharrem ayı geçiren Demir, TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve programcı Veli Haydar Güleç ile birlikte oruç tutan Demir, kendilerine gerekli koşulların sağlanmadığını söyledi. Defalarca dilekçe vermelerine rağmen hiçbir girişimde bulunulmadığını belirten Demir, medyada bir hareketlilik olduktan sonra cezaevi yönetiminin kendilerini muhatap almaya başladığını ve kendilerini çağırıp sohbet etmek istediğini ifade etti. Cezaevi yönetiminin kendilerine “Neden böyle yapıyorsunuz, bizden istediniz de biz size vermedik mi? Bize niye söylemiyorsunuz? Siz yanlış yere dilekçe vermişsiniz” gibi şeyler söylediğini ve dilekçeyi ne zaman verdiklerini sorduğunu dile getiren Demir, dilekçelerinin bile cezaevi yönetimi tarafından kaybedildiğini kaydetti. Muharrem orucunda cezaevi yönetiminin telafi amaçlı kendilerin “Ne istiyorsunuz?” diye sorduğunu kendilerinin de bir Alevi dedesiyle görüşme talep ettiklerini ve bunun için kurum ve kişi ismi belirttiklerini söyleyen Demir, “Fakat o anlık durumu kurtarmaya yönelik bir hareketmiş. Herhangi bir girişimde yine bulunulmadı” dedi.

    “SES ÇIKARTILMADIĞI MÜDDETÇE ALEVİLERE YÖNELİK BASKILAR DEVAM EDECEK”

    Cezaevindeki Aleviler için bir Alevi kamuoyunun oluşması gerektiğinin altını çizen Demir, Alevilerin cezaevinde de yok sayıldığını kaydetti. Kendilerinin Tv10 çalışanları olarak bir girişimde bulunduklarını ancak yetersiz kaldıklarını ifade eden Demir, bunun devam edebilmesi için Alevi kurumlarının, derneklerin, cemevlerinin harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin bu konuda Silivri Cezaevi önünde yaptığı basın açıklamasının önemli bir girişim olduğunu ancak yetersiz kaldığını belirten Demir, “Genel olarak zaten bir etki yapıyor bir anlık ama sonrasında masa başında o masanın üzerinde kalıyor o konu. Bir tık ötesine geçme durumu olmuyor. Bunun ötesine geçilmesi gerekiyor. Bunun ötesine geçilmediği müddetçe biz Aleviler bir hak elde edemeyeceğiz. Televizyonumuz kapandığında bile kimse sesini çıkarmadı. Belli başlı kişi ve kurumlar haricinde kimsenin sesi çıkmadı ve bizim tutuklanmamıza kadar giden bir sürece vardı. Daha sonrasında da dernek yöneticileri alınmaya başlandı Erzincan’da, İstanbul’da. Bunlara ses çıkartılmadığı müddetçe bunlar devam edecek. Alevilere dönük baskılar daha da artmaya başlayacak. Alevilerin bir an önce bu konuda bir hassasiyet gösterip sahiplenmeleri gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    Suay ABAK/İSTANBUL

  • Bir yıldır tutuklu TV10 çalışanı Kemal Demir’in duruşması 2 Mayıs’ta

    Bir yıldır tutuklu TV10 çalışanı Kemal Demir’in duruşması 2 Mayıs’ta

    PİRHA- İstanbul Silivri Cezaevi’nde bir yıldan fazladır tutuklu bulunan KHK ile kapatılan TV10’un Kameramanı Kemal Demir’in duruşma tarihi belli oldu. Dosyası Yargıtay’ın kararıyla Mersin’den İstanbul Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen Demir’in ikinci duruşması 2 Mayıs’ta görülecek.

    25 Kasım 2017’de evlerine yapılan baskın sonucu KHK ile kapatılan Tv10’un çalışanları Kemal Karagöz ve Kemal Demir gözaltına alınmıştı. 1 Aralık 2017’de Çağlayan Adliyesi’nde çıkarıldıkları mahkemede Kemal Karagöz adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken kameraman Kemal Demir tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne götürülmüştü. 6 ay iddianamesi hazırlanmadan cezaevinde tutulan Demir’in ilk duruşması 3 Temmuz 2018 tarihinde Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkamesi’nde görülmüştü. Mahkemede Demir’in dosyası Mersin’e gönderilmişti. Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesi ise dosya üzerinde yetkisizlik kararı vererek Demir’in dosyasını uyuşmazlık mahkemesine göndermişti.

    Silivri Cezaevi’nde bir yıldan fazla bir süredir tutuklu bulunan TV10 Kameranı Kemal Demir’in dosyası ile ilgili Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nde oy birliğiyle de karar çıktı. Buna göre Kemal Demir’in dosyası İstanbul Çağlayan Adliyesi gönderildi.

    Demir’in ikinci duruşması 2 Mayıs 2019 tarihinde 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Avukat Erden: TV10’un kapatılması akıl dışı ve siyasi bir karardır-VİDEO

    Avukat Erden: TV10’un kapatılması akıl dışı ve siyasi bir karardır-VİDEO

    PİRHA – TV10’un kapatılması sonucu yürütmenin durdurulması talebi ile açılan iptal davasına ilişkin Ankara 8. Bölge İdare Mahkemesi red kararı verdi. Karara ilişkin PİRHA’ya konuşan kanalın avukatlarından Zülfikar Erden, “Bu akıl dışı ve siyasi bir karardır” dedi.

    Aleviler’in sesi TV10, 27 Eylül 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılmış, 04 Ekim 2016 tarihinde mühürlenmiş ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılıp satılmıştı.

    TV10 Yönetim Kurulu, yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay’da dava açmıştı. Ankara 8. İdare Mahkemesi tarafından davaya red kararı verildi. Davaya ilişkin ajansımıza bilgi veren Tv10’un avukatlarından Zülfikar Erden, bu kararın “akıl dışı” olduğunu söyledi.

    28 Eylül 2016 tarihinde 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. Maddesi dayanak gösterilerek bu doğrultuda  kurulan komisyon tarafından TV10’un kapatıldığını belirten Erden, “TV10 kanalının kapatılmasının ardından TV10’un kurucu şirketi olan Anadolu Medya İletişim Hizmetleri Ticaret ve Anonim Şirketi adına yürütmenin durdurulması talebi ile iptal davası açtık. Bu davada öncelikle İdare Mahkemesi yaklaşık bir yıl boyunca dava dilekçemize cevap bile vermeden sessiz kalmıştı. Ardından Ankara 8. İdare Mahkemesi davayı karara bağladı ve “Davanın açıldığı tarihte Anadolu Medya İletişim Hizmetleri Ticaret ve Anonim Şirketi’nin kapatılmasını da gerekçe göstererek o tarihte böyle bir şirket bulunmadığı ve tüzel kişiliği haiz olmadığı için bu davayı açamayacağını, bu davaya taraf olamayacağını, dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davayı reddetti” dedi.

    “AKIL DIŞI BİR KARAR”

    Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin red kararına karşın Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz ettiklerini dile getiren Erden şöyle devam etti:

    “İstinaf kanun yoluna başvurup Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf talebinde bulunduk. Ama maalesef yakın zamanda Ankara Bölge İdare Mahkemesinde Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin kararını onaylayan bir karar elimize ulaştı. Şimdi bu kararı hukuksal olarak değerlendirebiliriz. Ama hukuktan da öte biraz bu karar akıl dışı bir karar. Çünkü söz konusu TV10’un kapatılması süreci ile ilgili davayı açabilecek bu konuda TV10’un haklarını koruyabilecek tek bir tüzel kişilik var o da Anadolu Medya İletişim.

    “BİZ SİZİ KAPATTIK, GİDİN DERDİNİZİ KİME ANLATIRSANIZ ANLATIN”

    Şimdi siz mahkeme olarak eğer Anadolu Medya iletişimin dava tarihinde bir tüzel kişilik ehliyeti bulunmadığı sebebi ile dava açamayacağından bahsederseniz bu şu demektir: ‘Biz sizi kapattık ve sizin haklarınızı arayabilecek herhangi bir merci, herhangi bir kurum, herhangi bir mahkeme yok.’ Çünkü mahkemenin konusu Anadolu Medya Hizmetleri Ticaret A.Ş’nin kapatılması. Yanlış olan bu şirketin kapatılması. Biz idari anlamda yanlışlığının iptalini istiyoruz. Siz kalkmış kapatılmış bir şirkete sen dava tarihinde kapatıldığın için böyle bir dava açamazsın dersen bu şu demektir: ‘Biz sizi kapattık gidin derdinizi kime anlatırsanız anlatın.’ Şimdi bunun tercümesi çok akıl dışı bir durum. Ama burada şöyle bir sonuç öngörmek gerekiyor. Devletin muhalif kesimlere, Alevi kanalına verdiği bir mesaj olarak algılamak lazım. Çünkü işin hukuksal boyutu ile açıklayabileceğimiz, izah edebileceğimiz hiçbir şey yok.”

    “HUKUKUN BİTTİĞİ NOKTADAYIZ”

    Erden, “Hukukun gerçekten bittiği noktadayız. O zaman şunu sormak lazım: Yapılan TV kapatma idari işlemine karşı hangi hukuksal yola başvuracağız? Bu bir idari işlem olduğuna göre ve anayasamıza göre bütün idari işlemlerin de hukuksal denetime tabi olması gerekir. Buna rağmen TV10’a söylenen ‘siz bu davayı açamazsınız.’ Bundan sonraki süreç ile ilgili olarak da kısaca bahsedecek olursak. Danıştay’a Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin verdiği onama kararına istinaf red kararını Danıştay nezdine taşıyacağız ve Danıştay’da temyiz yoluna gideceğiz. Danıştay’dan bu hukuksuz karar geri alınmazsa önce Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapacağız. Anayasa Mahkemesi’nden de bir sonuç alınmazsa uluslar arası hukuktan kaynaklı haklarımızdan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hem kapatma kararını hem de mahkemeler sürecinde verilen usulsüzlükleri mecburen taşıyacağız” diye konuştu.

    “BU SİYASİ BİR KARAR”

    TV10’un kapatılma gerekçesinin  söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameye dayanak gösterildiğini ve komisyonun verdiği gerekçelerin hukuksal dayanağının olmadığını vurgulayan Erden, “Bu siyasi bir karar. Aslında hukuki bir karar olmadığını biliyoruz. Ve TV10’un özellikle Aleviler nezdinde çok geniş kitlelere yayılma durumu söz konusuydu. Özelde Aleviler daha genelde bütün muhalifler, sol ve Kürt halkı tarafından da izlenme oranı yüksek olduğundan ve bu devirde de maalesef devlet kendisine karşı olabilecek muhalif ses istemediği için böyle bir kapatma süreci ile karşı karşıyayız. Hukuksal olarak yapılan başvurulara bu aşamada beklediğimiz gibi red ile karşılaşıyoruz. Ama sonuna kadar da hem ulusal hem de uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm haklarımızı kullanmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Armutlu Cemevi Başkanı Yıldırım’dan mektup: Cezaevi soğuk, üşüyoruz

    Armutlu Cemevi Başkanı Yıldırım’dan mektup: Cezaevi soğuk, üşüyoruz

    PİRHA – Yaklaşık bir yıldır Silivri Cezevi’nde tutuklu olan İstanbul Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım Alevi Dernekler Federasyon’u Başkanı Celal Fırat’a bir mektup göndererek, cezevinde yaşadığı hukuksuzluklara dikkat çekti. Yıldırım cezaevinin soğuk olduğunu, giyindikleri kalın elbiselerin bile kendilerinden alındığını kaydetti. 

    İstanbul’da evine yapılan baskınla gözaltına alınan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım yaklaşık bir yıldır Silivri Cezevinde tutuklu bulunuyor.

    Alevi Dernekler Federasyon’u Başkanı Pir Celal Fırat yaklaşık bir yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu olan Zeynep Yıldırım’ın kendisine gönderdiği mektuba ilişkin Pir Haber Ajansına konuştu.

    “CEZAEVLERİ SOĞUK ÜŞÜYORUZ”

    Yıldırım’ın gönderdiği mektupta cezaevindeki hukuksuzluklara ve yaşadığı sıkıntılara değindiğini kaydeden Fırat, Yıldırım’ın ‘Cezaevinin soğuk olduğunu ve giydikleri kalın elbiselerin dahi kendilerinden alındığını, üşüdüklerini ve kendisini kimse ile görüştürmediklerini’ belirttiğini ifade etti.

    Pir Celal Fırat’ın aktardığına göre, Zeynep Yıldırım, cezaevinde yaşadıkları sıkıntıların son bulmasını, toplumun buna yönelik duyarlı olmasını istedi.

    “HERKES YAN YANA VE BERABER OLMALI”

    Yıldırım’ın cezevinde yaşadıkları tüm hukuksuzluklardan Adalet Bakanının ve cezaevi yönetiminin sorumlu olduğunu ifade ettiğini söylen Fırat, Yıldırım’ın mektubunda, ‘Türkiye’nin bugünkü gidişatına ilişkin üzüldüklerini, herkesin yan yana olmasını, beraber olmasını ve geçmişten ders çıkarılmasını istediğini kaydetti.

    ” TUTUKLU ARKADAŞLARIMIZIN TALEPLERİNİ HAYKIRMALIYIZ”

    Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ile tutuklu TV10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir arkadaşlarımızın talep ve isteklerini daha gür bir şekilde haykırmamız ve iletmemiz lazım” diyen Fırat, “Veli Büyükşahin, Zeynep Yıldırım ve diğer arkadaşlar için Pazar günü Ankara’da tüm Alevi kurumları ile birlikte cezaevinden gelen mektuplara, hak taleplerine ve eğitime ilişkin bir açıklama yapacağız. Tüm Alevi kurumları ile bundan sonra ne yapabiliriz, nasıl çözüm üretebiliriz şeklinde aramızda tartışma yürüteceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tutuklu TV10’un çalışanı Kemal Demir ile ilgili Yargıtay kararını verdi

    Tutuklu TV10’un çalışanı Kemal Demir ile ilgili Yargıtay kararını verdi

    PİRHA- Silivri Cezaevi’nde bir yıldan fazla bir süredir tutuklu bulunan kapatılan TV10’un çalışanı Kemal Demir’in dosyası Yargıtay’ın kararıyla Mersin’den İstanbul’a, Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.   

    Silivri Cezaevinde bir yıldan fazla bir süredir tutuklu bulunan TV10 Kameranı Kemal Demir’in dosyası ile ilgili Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nde oy birliğiyle karar çıktı. Buna göre Kemal Demir’in dosyası İstanbul Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

    PİRHA‘ya bilgi veren Av. Seyit Demir, Kemal Demir’in Mersin’de bulunan dosyasının yeniden İstanbul’a gönderildiğini belirterek, duruşma gününün henüz belirlenmediğini söyledi.

    NE OLMUŞTU?

    25 Kasım 2017’de evlerine yapılan baskın sonucu Tv10 çalışanları Kemal Karagöz ve Kemal Demir gözaltına alınmıştı. 1 Aralık 2017’de Çağlayan Adliyesi’nde çıkarıldıkları mahkemede Kemal Karagöz adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken kameraman Kemal Demir tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne götürülmüştü. 6 ay iddianamesi hazırlanmadan cezaevinde tutulan Demir’in ilk duruşması 3 Temmuz 2018 tarihinde Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkamesi’nde görülmüştü. Mahkemede Demir’in dosyası Mersin’e gönderilmişti. Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesi ise dosya üzerinde yetkisizlik kararı vererek Demir’in dosyasını uyuşmazlık mahkemesine göndermişti. Tutukluluk hali devam eden Demir’in dosyası yargı yerinin belirlenmesi için Yargıtay’da bekletiliyordu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • DAD eş başkanlarından tutuklu Tv10 çalışanları için Alevi kurumlarına çağrı-VİDEO

    DAD eş başkanlarından tutuklu Tv10 çalışanları için Alevi kurumlarına çağrı-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanları Musa Kulu ve Selda Güneş tutuklu Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ile Kemal Demir’in Alevi dedesiyle görüşme taleplerinin takipçisi olacaklarını ve önümüzdeki haftalarda tüm Alevi kurumları ile buna yönelik bir açıklama yapacaklarını duyurdu.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Tv10’un  Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ile kameraman Kemal Demir, 1 yıldan fazladır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

    Kameraman Kemal Demir’in ilk duruşması görülüp yetkisizlik kararı ile dosyası Mersin’e gönderilmiş,  Mersin’deki mahkemenin de yetkisizlik kararı vermesinin ardından dosya uyuşmazlık mahkemesine gönderilmişti. Demir’in dosyası hala Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nde bekletilirken Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç’in iddianameleri ise bugünlerde hazırlandı.

    Son 1 yılı cezaevinde geçirmek zorunda kalan Tv10 çalışanları Hızır ve Muharrem oruçlarını da cezaevinde tutmuş ve bu yönde çeşitli taleplerde bulunmuşlardı. Talepleri içerisinde yer alan Alevi dedesi ile görüşme isteklerine resmi bir cevap verilmemişti. Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, konuyla ilgili Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na dilekçe ve Alevi kurum temsilcilerine ise birer mektup göndererek yaşanan hak ihlaline dikkat çekmek istemişti.

    Demokratik Alevi Dernekleri DAD Eş Başkanları Musa Kulu ve Selda Güneş tutuklu Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ile Kemal Demir’in Alevi dedesiyle görüşme talebine ilişkin Pir Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundular.

    “BU HUKUKSUZLUĞA  SON VERİLMELİ”

    Ülkede adalet ve hukukun nasıl ayaklar altına alındığına ve nasıl çifte standart uygulandığına dikkat çeken DAD Eş Başkanı Musa Kulu, “Bizim için şaşırtıcı bir şey yok. Ancak her insan temel insan hakkı olan kendi inancını yaşamalı. Hala hakkında hiçbir hüküm olmayan bu arkadaşlar 1 yılı aşkındır cezaevindeler. Bu arkadaşların durumu elbetteki insan olarak, can olarak bizi derinden etkiledi” dedi. Bunun bir insan hakkı ihlali olduğunu söyleyen Kulu, inancını, ibadetini, orucunu yaşamak isteyenlere bu hakkın verilmemesini adaletsizlik ve hukuksuzluk olarak tanımladı. Kulu, “Bunun başka bir izahı da yok ve bunu kamuoyu ile paylaşmak gibi bir sorumluluğumuz var. Çünkü mektup bize hitaben yazılmış ve  bize bu sorumluluğu da yüklemektedir. Biz bu anlamda şu anda hukuksuz bir şekilde cezaevinde yatan Veli Büyükşahin ve diğer arkadaşlara yönelik uygulanan bu  hukuksuz uygulamalardan bir an önce vazgeçilerek özgür bırakılmalarını talep ediyoruz.” dedi.

    DAD SÜRECİ TAKİP EDECEK

    DAD olarak süreci takip edeceklerini vurgulayan Kulu “Cezaevinde hukuksuz bir şekilde tutulan bu canların temel, hukuki ve yasal haklarının kendilerine tanınması için Adalet Bakanlığı ve cezaevleri nezdinde kurumsal olarak görüşeceklerini söyledi. Kulu, “Arkadaşları talep ettikleri pir ile beraber ziyaret etme girişimimiz olacak” dedi.

    Türkiye halklarının inanç ve farklılıklar açısından oldukça üzücü bir süreç yaşadığına işaret eden Kulu, bu ülkede hak ve hukukun çiğnenmediği, her insanın suçlu da olsa bir hakkının olduğunu dile getirdi. Tv10 yöneticilerinin hiçbir suça karışmadıklarını, hiçbir suç işlemediklerini sadece kendi inançlarını yaşamak ve inançlarını kendi emeği ve çabasıyla toplumla paylaşmak gibi bir çabası olduğunu ifade den Kulu, bu adaletsizliğin sona ermesini temenni etti.

    “HİÇBİR KÖTÜLÜK KENDİNİ SONSUZA KADAR VAR EDEMEZ”

    Kendisine benzemeyeni yok sayan, kendisinden olmayanı tutsak eden bu zihniyetin yeni olmadığını belirten DAD Eş Başkanı Selda Güneş ise, “İsmi hiç önemli değil. AKP olur ya da başka bir isimle anılır. Dünyanın başka yerinde başka bir isimle karşımıza çıkar. Ama biliyoruz ki yaptıkları bu zulüm her halükarda iyiye evrilecek. Çünkü hiçbir kötülük sonsuza kadar kendisini var etmeyecek” diye konuştu.

    Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, Kemal Demir ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın cezaevinde olduğunu hatırlatan Güneş, “Alevilere, Alevi kurumlarının başkanlarına, Alevi sözünü, itirazlarını, yaşama karşı söyleyenlere dönük operasyonlar ve tutuklamalar var.” dedi.

    ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRI

    Silivri Cezaevi’nde 1 yılı aşkındır tutuklu bulunan tutuklu TV10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, Kemal Demir  ve PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım ile kısa bir süre önce dayanışmak için basın açıklaması yapılmak istendiğini fakat engellendiğini dile getiren Güneş şu çağrıda bulundu:

    “En temel hak olan kendini ifade etme, zulme itiraz etme hakkı ne yazık ki ‘Bana benzemeyenin sözü doğru değildir’ diyenler tarafından bastırılıyor. Silivri Cezaevi önündeki basın açıklaması engellendi. Ama canlarımız sesimizi duymuşlar. Kendilerine aşk olsun. Dayanışmaya bizler devam edeceğiz. Yeniden tüm Alevi kurumları ile birlikte canlarımızın yalnız olmadığını bir kere daha haykıracağız. Tüm Alevi kurumlarına da buradan çağrımızdır. Tüm kurumlarla birlikte bu süreci yeniden başlatmak istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aleviler 26 Aralık’ta Silivri Cezaevi önünde açıklama yapacak

    Aleviler 26 Aralık’ta Silivri Cezaevi önünde açıklama yapacak

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri öncülüğünde cezaevinde bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç, Kameraman Kemal Demir ve PSAKD Sarıyer Cemevi Şube Başkanı Zeynep Yıldırım için 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’te Silivri Cezaevi önünde basın açıklaması yapılacak. Açıklamaya Tv10’un eski çalışanları da katılacağını duyurdu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri öncülüğünde, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç, Kameraman Kemal Demir ve PSAKD Sarıyer Cemevi Şube Başkanı Zeynep Yıldırım için 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’te Silivri Cezaevi önünde basın açıklaması yapılacak.

    TV10 ESKİ ÇALIŞANLARI DA SİLİVRİ’DE OLACAK

    Tv10’un eski çalışanları da, 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’te Silivri Cezaevi önünde yapılacak basın açıklamasına katılacaklarını duyurdu.

    Açıklamada, “TV10 eski çalışanları olarak bizler de 1 yıldır cezaevinde olan ve iddianameleri bile hala hazırlanmayan arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması için Silivri Cezaevi önünde olacağız.
    Tüm dostlarımızı, basın kuruluşlarını, duyarlı kişi ve kurumları destek olmaya çağırıyoruz” denildi.

    SONGÜL TUNÇDEMİR: CANALRIMIZIN TEK SUÇU MAZLUMLARIN YANINDA OLMAKTIR 

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD Kartal Şubesi ve Cemevi Başkanı Songül Tunçdemir, “Ülkemizde daha önce az da olsa varolan hukuk kırıntıları, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında tamamen yok edilmiştir. Her gün insanlarımız sorgusuz sualsiz, gerekçe gösterilmeden gözaltına alınıp tutuklanmakta, çoğu zaman da düzmece iddianameler ile aylarca cezaevinde tutulmaktadır. KHK ile kapatılan TV10 Kameramanı Kemal Demir 2 Aralık 2017 tarihinden beri, TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile TV10 Yayın Kurulu üyesi ve Programcı Veli Haydar Güleç ise 18 Ocak 2018 tarihinden beri Silivri Cezaevi’nde haksız hukuksuz bir şekilde yatmaktadır. Aradan 1 yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen iddianameleri hala hazır değil. Aylardır ne ile suçlandıklarını bilmeden cezaevinde tutulmaları büyük bir hukuksuzluk örneğidir. Bizler canlarımızın ne ile suçlandığını biliyoruz. Tek suçları vardır, o da mazlumların yanında ve Alevi halkının sesi olmaktır” dedi.

    Tunçdemir, Kartal Cemevi önünden saat 09.00’da otobüs kaldırılacağını söyledi.

    “DOSTLARIMIZI SESİMİZE SES OLMAYA DAVET EDİYORUM”

    Tunçdemir, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Sarıyer Şubesi Başkanımız Zeynep Yıldırım ise Küçükarmutlu cemevimize yapılan saldırıdan sonra 26 Temmuz 2018 tarihinden beri Silivri Cezaevi’nde tutulmaktadır. Alevi toplumunun hak ve hakikati arama yolunda sesi, sözü, mücadele eden yüzü olmuş canlarımızın uğramış oldukları hukuksuzluğun bir an önce giderilmesi ve serbest bırakılmaları için 26 Aralık 2018 Çarşamba günü saat 13:00 de Silivri Cezaevi’nin önünde basın açıklaması yapılacak. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi olarak haksızlıklara boyun eğmeyen tüm duyarlı dostlarımızı sesimize ses olmaya, gücümüze güç katmaya ve bu haksızlıkları yaratanları hep bir ağızdan kınamaya ve “sen haksızsın” demeye davet ediyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

    CELAL FIRAT: HERKES BU DAVAYA SAHİP ÇIKMALI

    Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Celal Fırat da “Yaklaşık 1 senedir Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, Kemal Demir, Zeynep Yıldırım haksız şekilde tutuklu bulunuyorlar. Haklarında bir iddianame yok. Geç gelen adalet adalet değildir. Herkesin bu davaya sahip çıkması lazım. Bir an önce bunun son bulmasını istiyoruz. O gün güçlü bir şekilde orada olmamız lazım. Bu toplumsal bir meseledir. Her insanın vicdanına seslenmek lazım” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD İstanbul Şubeleri cezaevinde bulunan Aleviler için basın açıklaması yapacak

    PSAKD İstanbul Şubeleri cezaevinde bulunan Aleviler için basın açıklaması yapacak

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri cezaevinde bulunan Aleviler için 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’de Silivri Cezaevi önünde basın açıklaması yapacak. Yazılı bir açıklama yaparak basın açıklamasına tüm duyarlı kamuoyunu davet eden PSAKD İstanbul Şubeleri, tutuklu bulunan canların serbest bırakılmasını isteyecek. 

    KHK ile kapatılan Tv 10 kameramanı Kemal Demir 2 Aralık 2017 tarihinden beri, Tv 10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile programcı Veli Haydar Güleç 18 Ocak 2018 tarihinden beri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım ise Küçükarmutlu cemevine yapılan saldırıdan sonra 26 Temmuz 2018 tarihinden beri Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

    PSAKD İstanbul Şubeleri hukuksuz biçimde cezaevinde bulunan canların serbest bırakılması için 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’de Silivri Cezaevi önünde bir basın açıklaması yapacak. Yapılacak olan basın açıklamasına yazılı bir metinle katılım çağrısı yapan PSAKD İstanbul Şubeleri, çağrı metinlerinde aradan 1 yıl geçmesine rağmen TV 10 yönetim Kurulu başkanı Veli Büyükşahin ile programcı Veli Haydar Güleç’in iddianamelerinin bile hazırlanmadığını belirtti.

    KAMUOYUNA ÇAĞRI

    Alevi toplumunun hak ve hakikati arama yolunda sesi, sözü, mücadele eden yüzü olmuş canların uğradıkları hukuksuzluğun giderilmesinin istendiği metinde “Haksızlıklara boyun eğmeyen tüm duyarlı dostlarımızı sesimize ses olmaya, gücümüze güç katmaya ve bu haksızlıkları yaratanları hep bir ağızdan kınamaya ve ‘sen haksızsın’ demeye davet ediyoruz.” ifadelerine yer verildi. (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu’ndan, TV10 çalışanları ve cemevi başkanıyla görüşme engeline tepki-VİDEO

    Kenanoğlu’ndan, TV10 çalışanları ve cemevi başkanıyla görüşme engeline tepki-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Silivri cezaevinde tutuklu bulunan TV10 çalışanları ve Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’la görüşme talebinin neden yanıtsız bırakıldığını Adalet Bakanlığı’na sordu.

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, tutuklu TV10 emekçileri Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, kameraman Kemal Demir ve geçtiğimiz ağustos ayında tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ile görüşmek üzere Adalet Bakanlığı’na 2 defa başvuruda bulunmuştu.

    Başvurularının yanıtsız bırakıldığını dile getiren Kenanoğlu, bu hukuksuzluğa ne zaman son verileceğini sordu.

    Kenanoğlu Meclis’te konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Adalet Bakanlığı’na yönelik soracağım: Olağanüstü halde KHK ile kapatılan Alevilerin Sesi TV10 yönetici ve emekçilerinden Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile Armutlu Cemevi’ne yönelik baskın ve yapılan hakaretleri kamuoyuna duyuran, deşifre eden başkan Zeynep Yıldırım Silivri Cezaevi’nde tutuluyorlar.

    Bu Can’larla görüşme talebimiz her defasında cevapsız bırakılıyor. Bizim bu görüşme engelimizin sebebi nedir? Bu tutuma son verilmesini talep ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • HDP’li Peköz, tutuklu TV10’un çalışanlarını meclis gündemine getirdi-VİDEO

    HDP’li Peköz, tutuklu TV10’un çalışanlarını meclis gündemine getirdi-VİDEO

    PİRHA-HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz, mecliste yaptığı konuşmada TV10’un kapatılması ve çalışanlarının aylardır haksız yere cezaevinde olmasını gündeme getirdi. 

    HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz mecliste yaptığı konuşmada Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Alevilerin sesi TV10 kanalını ve kanalın tutuklu çalışanlarını gündeme getirdi.

    “KHK’LER OHAL’İN GEREKLİ KILDIĞI KONULARI AŞTI”

    Mecliste torba yasa tasarıları görüşülmeye devam ediyor. 701 sayılı Olağanüstü Hal kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi hakkında konuşmak için HDP grubu adına Adana Milletvekili Kemal Peköz söz aldı.

    Hemen hemen her gün bir Kanun Hükmünde Kararnamenin görüşüldüğüne dikkat çeken Peköz, “Sözde OHAL kalktı ama ruhu yaşamaya devam ediyor” dedi.

    Birbirinden bağımsız birçok konunun bir torbaya atılır gibi yürürlüğe konduğunu ifade eden Peköz, anayasanın 121. maddesinde yer alan OHAL koşullarında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler’in Olağanüstü Hal’in gerekli kıldığı konuları aştığını kaydetti.

    Çıkarılan bir çok Kanun hükmünde Kararname’de temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığını, baskı altına alındığını veya tümden kaldırılmak istendiğini söyleyen Peköz, birbiriyle alakalı ya da alakasız birçok konunun bir torbaya atılır gibi aynı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe koymanın haksız ve hukuksuz olduğunu belirtti.

    “KAPATILMAKLA YETİNİLMEDİ MALLARINA EL KONULDU VE SATILDI”

    Alevilerin sesi TV10’un da bir Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığını hatırlatan Peköz, “Alevilerin seslerinden birisi olan TV10, Alevilerin günlük sofralarından kıt kanaat olarak biriktirdikleri ve yardımlarıyla oluşturdukları bir televizyon kanalıydı. Alevilerin yolunu, erkanını, geleneklerini ve törelerini yaşatmak için köy köy, kasaba kasaba dolaşıyor programlar yapıyordu. Büyük bir sermaye grubuna ait bir kanal değildi. Çok az çalışanıyla kıt kanaat imkanlarla bu etkinliklerini yapmaya çalışırken Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldı. Kapatılmakla yetinilmedi mallarına el kondu ve daha sonra TMSF tarafından satıldı.” şeklinde konuştu.

    “MAHKEME İKİ KEZ İDDİANAMEYİ YETERSİZ BULDU”

    TV10’un kapatılması ve mallarının satışa çıkarılmasıyla yetinilmeyip çalışanlarının gözaltına alınarak tutuklandıklarını ifade eden Peköz, “Kameraman Kemal Demir’in 7 ay sonra iddianamesi geldi ve mahkeme yetkisizlik kararı vererek İstanbul’dan Mersin’e gönderdi. Yine yöneticilerinden Veli Haydar Güleç ve Veli Büyükşahin, 10 aydır tutuklular. İki kez iddianame geldi ikisinde de mahkeme iddianameyi yetersiz buldu, reddetti. Daha sonra bir üst mahkemeye yapılan itiraz da reddedildi ve onun üzerine ses kayıtlarının istenmesine karar verildi” şeklindeki bilgileri paylaştı.

    “BELİRSİZLİK HÜKÜM SÜRÜYOR”

    Durumun her yönden haksız olduğunu dile getiren Peköz, “Bunun neresinden bakarsanız bakın. Bu insanların evleri var, aileleri var, çocukları var ve kendilerine ait yaşamları var. İddianamede ciddi bir suç unsuru bulunamadığı için iddianame iki kez reddediliyor, üst mahkeme de reddediyor. Ama bununla yetinilmiyor ve 10 aydır arkadaşlar hala tutuklular ve ne zaman yargılanacakları, ne zaman sonuç alınacağı konusunda da bir belirsizlik hüküm sürmeye devam ediyor.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)