Etiket: uzaktan eğitim

  • Koçyiğit: Elektriğin olmadığı yerde online eğitim öğrencilerle dalga geçmektir

    Koçyiğit: Elektriğin olmadığı yerde online eğitim öğrencilerle dalga geçmektir

    PİRHA – HDP Eğitim Politikaları Komisyonu Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, deprem nedeniyle okulların kapatılmasını eleştirerek, “Eğitim savaş koşullarında bile devam ederken -ki bunun en iyi örneği Filistin’dir- ilk afette okulları kapatmanın zihinsel kodlarını çok iyi ifade ettiğini düşünüyoruz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eğitim Politikaları Komisyonu Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıda konuşan Kılıç Koçyiğit, AFAD’ın açıklamasının gerçeği yansıtmadığını belirterek, depremler nedeniyle yüz binden fazla insanın hayatını kaybettiğini söyledi.

    Koçyiğit, depremle birlikte 3.5 milyon öğrencinin eğitim hakkı, 200 bin öğretmenin de çalışma hakkının gasp edildiğini ifade etti.

    “DEPREMZEDELER YURTLARA DEĞİL OTELLERE YERLEŞTİRİLSİN”

    Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, depremzedelerin KYK yurtlarına yerleştirilmesini eleştirerek, şuları ifade etti:

    “KYK yurtları gerçekten depremzedelerin barınmaları için uygun mekanlar mıdır? Kesinlikle değildir. Buna karşı çıkan, buna itiraz eden öğrencilerin ve çevrelerin de hızlıca tehdit edildiğini görüyoruz. İstanbul Kadıköy’de KYK yurtlarının boşaltılmasına tepki gösteren 30’a yakın kişi darp edildi. Bu sürecin içerisinde şöyle bir sayı vermek istiyorum. KYK yurtlarının sayı olarak üniversite öğrencilerine bile yetmediği, öğrencilerin barınamıyoruz diye kampanya yaptığı bir coğrafyada -ki en son açıklamada 800 bin kapasiteli KYK yurdu vardı- bunları depremzedelere açan akıl şunu hiç düşünmedi. Sadece Turizm Bakanının oteline 2,5 milyar TL teşvik veren bir hükümetten bahsediyoruz. Ülke genelindeki otellerin kapasitesi de 2 milyon. Yani bu öğrencileri mağdur etmek yerine, eğitim ve öğretim sürecine ara vermek yerine insanlar otellere yerleştirilebilirdi. Ama bu tercih edilmedi.

    “EĞİTİM SİSTEMİNİ YOK ETMEK İÇİN!”

    Sadece 50 bin depremzede şu anda okullarda misafir ediliyor. Saray’ın bir günlük harcaması 11 milyon lira iken, 4 kişilik bir aile için yoksulluk sınırı 28 bin liraya dayanmışken, depremzedeler için açıklanan yardım her hane başına taşınmak için 15 bin TL, 2 bin TL kiracılar için ve 5 bin lira da ev sahiplerine kira desteği. Bu rakamların ne kadar komik olduğunu hiper enflasyonun olduğu bu ülkede ifade etmek gerekiyor. Yine Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, 17 Şubat’ta bir açıklama yaparak Nisan ayında hibrit eğitim modeli seçeneğinin değerlendirileceğini söyledi. AKP var olan eğitim sistemini yok etmek için her gün yeni bir uygulamayı hayata geçiriyor. Bu hibrit eğitim dedikleri model de bunlardan birisi.

    12 Eylül zihniyetinin bir ürünü olan YÖK’ün şu anda ne yapmak istediğini çok iyi biliyoruz. Örneğin okulları kapatarak ve bütün Türkiye’deki yüksek eğitimde online eğitime geçerek, öğrencilerin depreme yönelik tepkilerini ve enkaz altında bırakılan 100 binlerce canın hesabının sorulmasını istemediklerini, suskun bir Türkiye, muhalefetsiz bir Türkiye yaratmak istediklerini biliyoruz.

    “ELEKTRİĞİN OLMADIĞI YERDE ONLİNE EĞİTİM”

    Uzaktan eğitim kararı pandemi sürecinde ne yarattı? Liyakatsiz öğrencilerin yetişmesine ve onların meslek hayatına atılmasına yol açtı. O süreçte de kötü bir tercih olduğunu gördük. Birçok kişi okula erişemedi, birçok insan internete erişemedi. Bugün de online eğitim deniliyor. Çadırın bile olmadığı deprem bölgelerinde öğrenciler nasıl online eğitime ulaşacaklar? Günlerce elektriğin ve suyun olmadığı, en temel ihtiyaçların karşılanmadığı kentlerde öğrencilere online eğitim yapın demek aslında insanlarla, öğrencilerle dalga geçmektir.

    “TAYİN HAKKI BÜTÜN DEPREMZEDE EĞİTİM EMEKÇİLERİNE VERİLMELİ”

    Diğer bir mesele deprem sürecini yaşamış ve çok büyük bir travmaya maruz kalmış eğitim emekçilerinin psikolojik ve duygusal olarak yaşadığı sorunlardır. Bu sorunları da görmezden gelen, bu sorunlara da duyarsız kalan bir iktidar olduğunu görüyoruz. Çünkü sadece ailesini kaybetmiş, sağlık sorunu yaşayan eğitim emekçilerine tayin hakkı tanınıyor. Evleri yıkılan, çadırda yaşamak zorunda kalan eğitim emekçilerinin bölgede kalma zorunluluğu devam ediyor. Bu, kabul edilebilir bir durum değildir. Bu insanların eğitim sürecine katkıları çok sınırlı olur. Bu insanları da depremzede olarak değerlendirdiğimizde, hızlı bir şekilde tayinlerinin yapılması ve bölgeye gönüllü eğitimcilerin gönderilmesi gerekiyor. Ataması yapılmayan öğretmenlerin de hızlıca atamasının yapılarak, bölgedeki eğitim ve öğretim sürecinin hızlıca başlaması en önemli başlıklardan birisidir.

    “KONTEYNER OKULLARA GEÇİLMELİ”

    Bu deprem sürecinde neler yapılmalı? Deprem bölgesindeki her yerleşim yerinde eğitim yapılabilecek, öğrencilerin kolayca erişebileceği güvenli mekanlar hazırlanmalıdır. Öğrenci nakillerinde depremzede öğrencilerin yararı gözetilmelidir. Depremin yaşandığı kentlerde öğrenciler sağlam mekanlara ve çok hızlı bir şekilde konteyner okullara yerleştirilerek eşitlikçi ve adil bir eğitim öğretim süreci izlenmelidir. Burada sağlam okul diyoruz ama birçok öğrencinin ve eğitimcinin artçılar devam ederken binalara girmek istemediği gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla hızlı bir şekilde konteyner okullara geçilmesi gerektiğinin altını çizmekte fayda var. Deprem bölgesindeki tüm üniversite öğrencilerinin geçici olarak güvenli bölgelerdeki üniversitelere alınmasının koşulları yaratılmalıdır.

    “DEPREMZEDELER KYK YURTLARINDA KALMAK İSTEMİYOR”

    Bu kadar kıyamet koparan AKP, online eğitime geçti ve yüz yüze eğitimi kapattı. Ankara’dan bir örnek vermek istiyorum. Ankara’daki 37 KYK yurdundan sadece 2 tanesi depremzedelere açıldı. Biri Gölbaşı’ndaki yurt, yaraları tedavi edilen depremzedeler tedavi ediliyor. Diğer ise Çubuk’taki. Burada ise depremzedeler misafir ediliyor. Diğer 35 yurtta kimse yok. Gerekçe talep olmaması. Demek ki insanlar KYK yurtlarında kalmak istemiyor. Bu gerçeklik ortada iken neden yüz yüze eğitime geçmiyor, online eğitimde ısrar ediyorsunuz? Korkunuz nedir? Öğrencilerin eğitim hakkını gasp gederek, stattaki taraftarın maç hakkını gasp ederek, muhalefetin itiraz hakkını gasp ederek, depremzedenin çadır ve gıda hakkını gasp ederek nereye ulaşacağınızı bir kez daha sormak istiyoruz.

    “FİLİSTİN’DE BİLE EĞİTİM DEVAM EDİYOR”

    Eğitim savaş koşullarında bile devam ederken -ki bunun en iyi örneği Filistin’dir- ilk afette okulları kapatmanın zihinsel kodlarını çok iyi ifade ettiğini düşünüyoruz. Kindar ve dindar bir nesil yaratmanın yolu eğitimden geçmiyor. Üniversitelerin kapısına kilit vuran, en iyi üniversitelere kayyım atayan bir rejim ile karşı karşıyayız. Biz bu faşizme ne öğrenciler ne eğitim emekçileri ne de siyasetçiler olarak razı olamayız. Bütün öğrenciler yüz yüze eğitime geçene kadar dayanışma içinde ve mücadelede olacağımızı ifade etmek istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Gençlerin ‘uzaktan eğitim’ tepkisi: Darbe, deprem, koronavirüs gördük ama eğitim görmedik-VİDEO

    Gençlerin ‘uzaktan eğitim’ tepkisi: Darbe, deprem, koronavirüs gördük ama eğitim görmedik-VİDEO

    PİRHA-Garip Dede Cemevi’nden deprem bölgelerine gönderilecek yardım malzemelerinin hazırlanmasında gönüllü olan üniversite öğrencileri, YÖK’ün uzaktan eğitim kararına tepki gösterdi. Gençler, “Darbesinden, depremine, koronavirüsten, karantinaya kadar her şeyi gördük ama eğitim görmedik” yorumunda bulundu.

    Merkez üssü Maraş olan ve 10 ili etkileyen depremlerin ardından Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kararıyla üniversitelerde uzaktan eğitime geçildi açıklanmıştı. Alevi kurumları tarafından deprem bölgelerine gönderilmek üzere İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’nde toplanan yardım malzemelerini kolileyerek, tırlara yükleyen gönüllü gençler, uzaktan eğitim kararını CAN TV mikrofonuna değerlendirdi.

    “İLK HARCANAN ŞEY EĞİTİM OLMAMALI”

    Sağlık bölümünde okuyan bir genç YÖK’ün kararını eleştirirken, “Uzaktan eğitime kesinlikle katılmıyorum. Hiçbir şekilde verimli olduğunu düşünmüyorum. Sağlık öğrencisiyim. Radyoterapi okuyorum. Yaptığım işin zorlukları çok yüksek. Kanser hastalarına ışın tedavisi uyguluyoruz. Yapacağımız en ufak bir hata onların belki de canına mal olabilir. Yüz yüze eğitim daha iyi olur. Uzaktan eğitimde bir disiplin de yok. Onun dışında sosyalleşme konusunda da ciddi zarara uğruyoruz. Bu süreçte ilk harcanması gereken şey eğitim olmamalı” dedi.

    Bir başka sağlık öğrencisi de “Hekimliğin uzaktan eğitimle olmayacağını düşünüyorum. Okulumuz yüz yüze eğitim yapacaktı fakat YÖK’ün kararı nedeniyle uzaktan eğitim yapılacağı söylendi. İlk senemde de uzaktan eğitim oldu” ifadelerini kullandı.

    “DARBE, DEPREM, KORONAVİRÜS GÖRDÜK AMA EĞİTİM GÖRMEDİK”

    Bir diğer gönüllü genç ise “İlk gözden çıkarılan eğitimin olduğunu ve pandemide de benzer şeylerin yaşandığını biliyoruz. Seçimlerde yaklaşırken böyle fırsatlardan yararlanıyorlar” diye konuştu.

    Gönüllülerden biri de “Darbesinden, depremine, koronavirüsten, karantinaya kadar her şeyi gördük ama eğitim görmedik” yorumunda bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Munzur Üniversitesi’nden, barınma sorunu yaşayan öğrencilerle uzaktan eğitim kararı

    Munzur Üniversitesi’nden, barınma sorunu yaşayan öğrencilerle uzaktan eğitim kararı

    PİRHA-Munzur Üniversitesi yönetimi, barınma sorunu yaşayan üniversite öğrencileriyle ilgili uzaktan eğitim kararı verdi.

    Bir süredir barınma sorunu yaşayan Munzur Üniversitesi öğrencileriyle ilgili uzaktan eğitim konusunu gündeme geldi. Üniversite yönetimi uzaktan eğitim konusunda kararını verdi.

    Rektör Prof. Dr. Ubeyde İpek başkanlığında toplanan üniversite senatosu, “2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Güz Döneminde Covid-19 salgını önlemleri kapsamında, Üniversitemiz Akademik birimlerinde teorik derslerin %40’ı veya herhangi bir teorik dersin %40’ı kadarına ilgili akademik birim tarafından dijital ortamda eğitim verilebileceğinin uygun olduğuna oy birliğiyle karar vermiştir” açıklamasını yaptı.

    “UZAKTAN EĞİTİM İLE DEVAM EDİLECEK”

    Yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Sağlık Bakanlığının yaptığı uyarılar, Bilim Kurulunun aldığı tavsiye kararları ve Yükseköğretim Kurulunun salgına dair hazırladığı raporların yanı sıra 07.09.2020 tarihinde gerçekleştirilen Üniversitemiz Senato kararı sonucunda, COVİD-19 küresel salgını ile mücadele kapsamında 5 Ekim’de başlayacak 2020-2021 Akademik Yılı eğitim-öğretim faaliyetlerinin güz döneminde geçerli olmak üzere uzaktan eğitim yolu ile devam etmesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi ve Mühendislik Fakültesine bağlı tüm bölümlerde, Sağlık Bilimleri Fakültesine bağlı hemşirelik ve ebelik bölümlerinde uygulamalı derslerin ilk 10 haftasının uzaktan eğitim yoluyla, son 4 haftasının ise yüz yüze eğitim yoluyla yapılması kararlaştırılmıştır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 Mu varyantına karşı uyardı!

    Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 Mu varyantına karşı uyardı!

    PİRHA-Koronavirüs beşinci varyantı ile insan sağlığını tehlikeye atmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ) Kolombiya kökenli Mu varyantının aşıya karşı daha dirençli olduğunu da belirtti.

    Mu varyantının, dünya çapındaki toplam vakaların yüzde 0,1’inden daha az bir orana denk geldiği biliniyor. Ayrıca Delta varyantı gibi aşıya karşı direnç gösterebildiği saptandı.

    DSÖ’nün yaptığı açıklamada bazı ülkelerde hastaneler üzerinde artan bir yük ve daha fazla ölüm gözlemlemeye başlandığı belirtildi. Bu artıştan üç faktör sorumludur. İlki, şu anda Bölgedeki 50 ülkede rapor edilen daha bulaşıcı Delta çeşididir. İkinci faktör, halk sağlığı önlemlerinin hafifletilmesi ve üçüncüsü, çoğu ülkede vaka sayılarında önemli bir artışa neden olan seyahatlerdeki mevsimsel artıştır. Özellikle Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya cumhuriyetlerinde vakalarda keskin bir artış görünüyor.

    Açıklamada aşı karşıtlığına da değinildi. DSÖ açıklamada; “Aşı bir haktır ama aynı zamanda bir sorumluluktur. Bölgemizde aşı alımındaki durgunluk endişe vericidir. Artık birçok ülkede halk sağlığı ve sosyal önlemler gevşetildiğine göre, daha fazla bulaşma, daha ciddi hastalıklar, ölümlerdeki artış ve yeni endişe türlerinin ortaya çıkması riskinin artmasını önlemek istiyorsak, halkın aşıyı kabul etmesi çok önemlidir” dedi.

    DSÖ OKULLARIN AÇILMASINI DESTEKLİYOR

    Yaklaşık bir buçuk yıldır okullar uzaktan eğitim ile devam ediyor. Türkiye’nin birçok ilçesinde çocuklar köylerinde internetin çekmemesinden kaynaklı ya da teknolojik ekipmanlarının eksikliğinden bu eğitimden faydalanamadı. Ekonomik farklılıklar, fırsat eşitsizliğini gözler önüne serdi. DSÖ ise okulların açılmasını akademik performans üzerinden düşünüyor. DSÖ sebebini “Çocukların eğitimi bırakma olasılığını artırır ve çocukların ruh sağlığını etkiler. Çocuklarımız, özellikle zaten savunmasız olan ve dijital öğretim yöntemlerinden yararlanamayanlar olmak üzere, geçtiğimiz 20 ay içinde çok acı çekti. Bir yıl öncesinin aksine, şimdi onları güvende tutabilecek durumdayız.” şeklinde açıkladı.

    Milyonlarca çocuk okula dönerken, DSÖ/Avrupa ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), okulların açık olması ve açık kalması için gerekli tüm önlemlerin alınması çağrısında bulunuyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • 14 yaşındaki Nazar seslendi: Başarılıyım ama tabletim yok, yardım istiyorum-VİDEO

    14 yaşındaki Nazar seslendi: Başarılıyım ama tabletim yok, yardım istiyorum-VİDEO

    PİRHA-Pandemi döneminde birçok öğrenci eğitimde fırsat eşitsizliğiyle karşı karşıya kaldı. Maddi imkansızlıklar nedeniyle çevrimiçi bağlantıyla derslerine giremediğini söyleyen 14 yaşındaki Nazar A., İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na seslenerek, “Çoğu arkadaşımın tableti, telefonu var. Sınıfımdaki herkes derslere girdi ama ben giremedim. Bunun için bir yardım talep ediyorum” dedi.

    Pandemi döneminde birçok öğrenci eğitimde fırsat eşitsizliğiyle karşı karşıya kaldı. Öğrenciler okula gidemediği için çevrimiçi eğitimle baş başa bırakıldı. Ancak her öğrenci bilgisayar, tablet, telefon gibi cihazlara sahip olmadığı gibi internete erişmeleri de mümkün olmadı.

    “KARDEŞİMLE BERABER MAĞDUR OLDUM”

    İstanbul Bağcılar’da bir semt pazarında, maddi imkansızlıklar nedeniyle çevrimiçi bağlantıyla derslerine giremediği için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yardım etmesi için çağrıda bulundu.

    14 yaşındaki Nazar A. şunları söyledi:

    “Ben şu anda 8. sınıf öğrencisiyim. Çok başarılı bir öğrenciyim, 6. sınıfta iki dönem birinci oldum. Başarılarımın devamı için çok çabalayan bir öğrenciyim, elimden geldiğince soru çözmeye çalışıyorum ama maddi imkânlarımız iyi olmadığı için test kitapçığı alamadım. Öğretmenlerimiz sağolsun birazcık yardımcı oldular ama ben bu durumda kardeşimle beraber mağdur oldum. Çoğu arkadaşımın tableti, telefonu var, sınıfımdaki herkes derslere girdi ama ben giremedim. Bunun için bir yardım talep ediyorum. Buradan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na seslenmek istiyorum. Sayın Ekrem İmamoğlu lütfen benim ve kardeşimin eğitimi için bir şey yapmanızı istiyorum. Benim gibi bu sorunları yaşayan birçok öğrenci var bunu biliyorum ama bir yardım istiyorum, lütfen bunu yaparsanız çok sevinirim.”

    Berfin YILDIZ/İSTANBUL

  • MEB: 1 Haziran’a kadar uzaktan eğitim devam edecek

    MEB: 1 Haziran’a kadar uzaktan eğitim devam edecek

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 17 Mayıs’tan itibaren 8 ve 12’nci sınıfların destekleme ve yetiştirme kurslarında yüz yüze eğitime geçileceğini, diğer kademelerdeki tüm eğitim ve öğretim kurumlarında 1 Haziran Salı gününe kadar uzaktan eğitime devam edileceğini açıkladı.

    İçişleri Bakanlığı’nın kademeli normalleşme takvimini açıklamasıyla birlikte, Milli Eğitim Bakanlığı da uzaktan eğitime ilişkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “17 Mayıs’tan itibaren 8 ve 12’nci sınıfların destekleme ve yetiştirme kurslarında yüz yüze eğitime geçileceğini, diğer kademelerdeki tüm eğitim ve öğretim kurumlarında 1 Haziran Salı gününe kadar uzaktan eğitime devam edileceği belirtildi.

    MEB’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    Ülkemiz genelinde Covid-19 salgın tedbirleri çerçevesindeki kademeli normalleşme kapsamında 17 Mayıs Pazartesi gününden itibaren okul öncesi eğitim kurumları, özel gereksinimli öğrencilerimizin özel eğitim okul ve sınıfları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile 8 ve 12’nci sınıfların destekleme ve yetiştirme kursları/takviye kurslarında yüz yüze eğitime geçilecektir. Diğer kademelerdeki resmî ve özel, örgün ve yaygın tüm eğitim ve öğretim kurumlarında 1 Haziran Salı gününe kadar uzaktan eğitime devam edilecektir. Resmî ve özel tüm okul öncesi eğitim kurumları, özel gereksinimli öğrencilerimizin özel eğitim okul ve sınıfları,  özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile 8 ve 12’nci sınıf öğrencilerinin destekleme ve yetiştirme kursları/takviye kurslarında 17 Mayıs Pazartesi gününden itibaren ‘Eğitim Kurumlarında Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi ve Enfeksiyonu Önleme Kontrol Kılavuzu’ndaki koşullara uyulması şartıyla yüz yüze eğitime başlanabilecektir. Bu kapsamdaki öğrenci, öğretmen ve eğitim çalışanlarımızın salgın kısıtlamalarından etkilenmemesi için gerekli kolaylık, Valiliklerimiz tarafından sağlanacaktır. 1 Haziran Salı gününden itibaren yüz yüze eğitimin devamıyla ilgili karar, bu tarih öncesinde yapılacak durum değerlendirmesinin ardından kamuoyu ile paylaşılacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • MEB’e göre 4 milyona yakın öğrenci uzaktan eğitime katılamadı

    MEB’e göre 4 milyona yakın öğrenci uzaktan eğitime katılamadı

    PİRHA-Türkiye’de pandemi sürecinin başlamasının ardından alınan ilk tedbirlerden biri de okulların kapatılarak uzaktan eğitime geçilmesi oldu. MEB’in açıkladığı verilere göre bu süreçte 4 milyona yakın öğrenci uzaktan eğitime katılamadı.

    Mart 2020’de, Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının görülmesinin ardından alınan önlemler sonucu okullar 16 Mart’ta tatil edilirken, 24 Mart itibarıyla uzaktan eğitime geçildi. Vaka sayılarının yükselişe geçmesi ile birlikte 2019 –2020 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi uzaktan tamamlandı.

    Bu süreçte EBA platformu ile birlikte üç eğitim kanalı faaliyete geçse de cihaz ya da internet eksikliği gibi nedenlerle bu dönemde milyonlarca öğrenci uzaktan eğitime erişemedi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) verilerine göre 23 Mart-19 Haziran 2020 tarihleri arasında 18 milyonu aşkın öğrenciden yalnızca 7 milyon 383 bin 213’i EBA’yı kullanabildi.

    GERÇEK RAKAMLAR DAHA FAZLA

    MEB’in açıkladığı verilerine göre 23 Mart-19 Haziran 2020 tarihleri arasında 18 milyonu aşkın öğrencinin yalnızca 14 milyon 82 bini uzaktan eğitime katılırken, 4 milyona yakın öğrencinin de yeterli koşulları olmadığı için uzaktan eğitime katılamadı. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 23 Mart 2020 –7 Mayıs 2021 verilerine göre 18 milyonu aşkın öğrencinin yalnızca 14 milyon 82 bini uzaktan eğitime katılırken 4 milyona yakın öğrencinin de katılamadı.

    Açıklanan verilerde, uzaktan eğitime katılan öğrencilerin yüzde 60’ının dersleri yalnızca cep telefonundan izleyebilmesi ve öğrencilerin derslere katılım sürekliliğine ilişkin bilgi bulunmaması nedeniyle bu sayının daha yüksek olabileceği söyleniyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Erzincan Yalınca Köyü Cemevi, 11 köyde öğrencilere tablet dağıttı

    Erzincan Yalınca Köyü Cemevi, 11 köyde öğrencilere tablet dağıttı

    PİRHA-Erzincan Yalınca Köyü Cemevi, uzaktan eğitim noktasında ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaştırılmak üzere tablet kampanyası başlattı.

    Erzincan Yalınca Köyü Cemevi, pandemi dolayısıyla uzaktan eğitime geçilmesi sebebiyle eğitime destek amaçlı ihtiyaç sahibi öğrenciler için tablet kampanyası başlattı.

    “GİTMEDİĞİMİZ KÖY KALMADI, BİRÇOK BÖLGEYE GİTTİK”

    Yardım kampanyası ile ilgili bilgi paylaşan Erzincan Yalınca Köyü Cemevi Başkanı Selçuk Güzel, “Biz Erzincan, Nazımiye ve Pülümür kırsalında bulunan köylerdeki gençlerimize yaklaşık 140 adet tablet dağıtımını Avrupa’daki iş adamlarımız sayesinde yaptık. Pülümür ve Nazımiye’de gitmediğimiz köy kalmadı. Birçok bölgeye gittik, Erzincan’da da Yalınca ortaokulunda tablet dağıtımı yaptık. Buraya 11 köyden öğrencilerimiz geliyor, yani 11 köye dağıtım yapılmış oluyor” diye konuştu.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Eğitim Sen: Milli Eğitim Bakanı’nı uyarıyoruz, eğitim uzaktan olmaz!

    Eğitim Sen: Milli Eğitim Bakanı’nı uyarıyoruz, eğitim uzaktan olmaz!

    PİRHA-Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un “Salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak” sözlerini eleştirdi. Yapılan açıklamada “Türkiye’de mevcut koşullarda yüz yüze eğitimde bile onca sorun varken, uzaktan eğitim uygulamalarını kalıcı hale getirmeye çalışmak öğrencisiz ve öğretmensiz okullar ve üniversiteler istendiğini göstermektedir” denildi.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Covid-19 salgını nedeniyle zorunlu olarak geçilen uzaktan eğitim sistemine yönelik “Salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak. EBA altyapımızı güçlendirdik” sözlerine, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’ndan (Eğitim Sen) tepki geldi.

    Eğitim Sen, yazılı yaptığı açıklamada, eğitimin amaçları ve hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi açısından eğitimin yüz yüze yapılmasının esas olduğunun altı çizildi. Açıklamada ayrıca, uzaktan eğitimin ancak yüz yüze eğitimi desteklemek amacıyla yapılabileceğine de vurgu yapıldı.

    “OKULLAR AYNI ZAMANDA BİR YAŞAM ALANIDIR”

    Eğitim Sen açıklamasında, “Yüz yüze eğitimin çocuklarımız ve gençlerimiz açısından ne kadar önemli ve hayati bir konu olduğunu son bir yıl içinde yaşananlar fazlasıyla göstermiştir” ifadesine yer verilerek şu bilgiler paylaşıldı:

    “Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un iddiasının aksine uzaktan eğitimin kalıcı hale getirilmesi doğru değildir. Çünkü okullar aynı zamanda bir yaşam alanı, başka çocuklarla, farklı öğretmenlerle karşılaşma alanıdır. İnsani güç ve yetilerin açığa çıktığı, hep birlikte gelişme, güçlenme ve özgürleşme alanıdır. Uzaktan eğitim uygulamalarıyla bu temel kazanımları sağlamak mümkün değildir. Üstelik uzaktan yapılan eğitim değil, sadece öğretimdir. Sayın Bakan’ın da çok iyi bildiği gibi, eğitim ve öğretim amaçlar ve hedefler açısından farklıdır.

    Okullar, çocuk ve gençlerin her bakımdan sosyalleşmesini sağlayan en önemli kurumların başında gelmektedir. Çocuk, okulda yaşıtlarıyla birlikte yaşayarak onlarla yaşamı ve çalışmayı öğrenir. Diğer sosyalleşme araçlarına nazaran okul, daha örgütlü ve resmi bir kurumdur. Yüz yüze eğitimle sadece bilgi ve beceri kazanılmaz, aynı zamanda toplu yaşamanın kuralları ve sorumlulukları da öğrenilir. En iyi okul en yakın olan, en iyi öğretmen yüz yüze gelinen, en yakın öğretmendir.

    Okuldaki eğitim ile sosyalleşmenin kalıpları genişler ve daha karmaşık toplumsal sorunlarla mücadele etme yeteneği kazanılır. Yüz yüze eğitimi başarı ile uygulayan toplumlarda kendisiyle barışık, topluma ve kendisine faydalı, kendini geliştiren, araştıran ve sorgulayan sağlıklı bireylerle karşılaşılır. Türkiye’de mevcut koşullarda yüz yüze eğitimde bile onca sorun varken, uzaktan eğitim uygulamalarını kalıcı hale getirmeye çalışmak öğrencisiz ve öğretmensiz okullar ve üniversiteler istendiğini göstermektedir.

    Uzaktan eğitimi kalıcılaştırmak, özellikle küçük çocuğu olan çalışan kadınlar açısından son derece olumsuz sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Esnek çalışma uygulamalarının hedef kitlesinin kadın emekçiler olduğu dikkate alındığında, uzaktan eğitim uygulamalarının sadece öğrenciler açısından değil, çalışan ebeveynler açısından da olumsuz sonuçlarının ortaya çıkması kaçınılmazdır.”

    “UZAKTAN EĞİTİME ERİŞEMEYEN BİR MİLYON ÖĞRENCİ VAR”

    Türkiye’de, ne yüz yüze eğitimle ne de uzaktan eğitimle eşitlik ve adaletin sağlanamadığına değinilen açıklama şu şekilde devam etti:

    “Uzaktan eğitim uygulamalarının bir diğer boyutu ise eğitim emekçileri açısından uzaktan çalışma ya da evden çalışma uygulamasının kalıcı hale getirilmesidir. En yaygın esnek çalışma biçimlerinden birisi haline gelen uzaktan çalışma uygulamaları ile eğitim emekçilerinin ekonomik, sosyal, mesleki ve özlük hak kayıplarının gündeme gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

    MEB’in resmi açıklamalarına göre, aradan bir yıl geçmesine rağmen hala uzaktan eğitime erişemeyen bir milyonun üzerinde öğrenci bulunmaktadır. Milli Eğitim Bakanı’na tavsiyemiz, uzaktan eğitim uygulamalarını kalıcı hale getirmek yerine, eğitime erişim başta olmak üzere yıllardır eğitimin çözüm bekleyen temel sorunlarına, eşitsizliklere ve adaletsizliklere yoğunlaşması, kalıcı çözümler üretmek için çalışmasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Uzaktan eğitim dönem sonuna kadar uzatıldı

    Uzaktan eğitim dönem sonuna kadar uzatıldı

    İlkokul, ortaokul ve liselerde uzaktan eğitim, 2020 – 2021 eğitim öğretim yılının ilk döneminin tamamlanacağı 22 Ocak 2021 Cuma gününe kadar devam edecek. Sömestr tatili ise üç haftaya uzatıldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre ilkokul, ortaokul ve liselerde uzaktan eğitim, 2020 – 2021 eğitim öğretim yılının ilk döneminin tamamlanacağı 22 Ocak 2021 Cuma gününe kadar devam edecek.

    22 Ocak 2021 tarihinden itibaren karne dağıtımları eğitim kurumu yönetimlerince, farklı gün ve zaman dilimlerine yayılarak yoğunluk oluşturmayacak şekilde planlanacak.

    25 Ocak 2021 Pazartesi günü başlayacak yarıyıl tatil süresine ikinci dönemdeki bir haftalık ara tatil süresi de eklendi

    2020 – 2021 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi 15 Şubat 2021 Pazartesi günü başlayacak.

    İlkokullarda sınav yapılmayacak, karne notları, ders etkinliklerine katılım puanı ile belirlenecektir. Ortaokul ve liselerde birinci döneme ait bir (1) yazılı/uygulama puanları ve performans notları üzerinden ölçme değerlendirme yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Beş ilde okul öncesine uzaktan eğitim kararı

    Beş ilde okul öncesine uzaktan eğitim kararı

    PİRHA-İstanbul’un ardından Ankara, Bursa, Tokat, Kırklareli ve Zonguldak’ta da anaokulu, anasınıfları ile uygulama sınıflarında eğitim-öğretimin uzaktan yapılmasına karar verildi.

    Covid-19 nedeniyle İstanbul’un ardından beş kentte daha okul öncesi eğitim-öğretime uzaktan devam edilmesi yönünde karar alındı. Buna göre;

    Ankara’da 30 Kasım 2020 – 4 Ocak 2021 arasında resmi anaokulu, anasınıfları ile uygulama sınıflarında eğitim-öğretimin uzaktan yapılmasına karar verildi.

    Bursa’da 4 Ocak 2021’e kadar kent genelindeki resmi anaokulları, ana sınıfları ve uygulama sınıflarında eğitim-öğretim uzaktan yapılacak.

    Tokat’ta 4 Ocak 2021 tarihine kadar resmi anaokulu ve anasınıfları ile uygulama sınıflarında eğitim öğretim faaliyetleri uzaktan eğitim yoluyla sürdürülecek.

    Kırklareli’de resmi ana sınıfı ve uygulama sınıflarında haftada 5 gün uzaktan eğitime devam edilecek. Bağımsız anaokulları ile özel eğitim anaokullarında ise yüz yüze eğitim devam edecek.

    Zonguldak’ta resmi anaokulları, ana sınıfları ve uygulama sınıfları için 4 Ocak 2021 tarihine kadar uzaktan eğitime geçilecek.

    Milli Eğitim Bakanlığı, yüz yüze eğitim yapılan okul öncesi eğitim kurumlarında uzaktan eğitim kararının il veya ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından alınabileceğini duyurmuştu.

    İlk olarak İstanbul’da, 1 Aralık-4 Ocak arasında resmi anaokulları, anasınıfları ve uygulama sınıflarında eğitim-öğretimin uzaktan yapılmasına karar verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim-Sen: Öğretmenlerin %70’i mesleğini bırakabilir

    Eğitim-Sen: Öğretmenlerin %70’i mesleğini bırakabilir

    PİRHA-Eğitim Sen, “Öğretmenlerin Ekonomik ve Mesleki Sorunlarına Bakış Anketi” yaparak öğretmenlerin sorunlarına dikkat çekti. “Öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunların üzeri örtülmekte” denilen raporda, eğitimci haklarının görmezden gelindiğine vurgu yapıldı.  

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 4 bin 565 öğretmenin katılımıyla “Öğretmenlerin Ekonomik ve Mesleki Sorunlarına Bakış Anketi” yaptı. Sonuçlar doğrultusunda Covid-19 salgınıyla birlikte öğretmenlere mesai hakkının ödenmediği ve esnek çalışma uygulamalarının arttırıldığına işaret edildi.

    ÖĞRETMENLER EKONOMİK ZORLUKLARLA KARŞI KARŞIYA”

    “Aldığınız maaşın yaptığınız işin karşılığı olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna verilen yanıtlar öğretmenlerin ekonomik durumunu ortaya koydu. Sonuçlara göre eğitimcilerin yüzde 59,6’sı “Hiç karşılamıyor” derken yüzde 38,3’ü ise “Kısmen karşılıyor” yanıtını verdi.

    “Ekonomik koşulları daha iyi olan bir iş teklifi alsanız, öğretmenlik mesleğini bırakmayı düşünür müydünüz?” sorusuna verilen yanıtlar da çarpıcı boyutlarda oldu. Yanıtlar doğrultusunda öğretmenlerin ekonomik sorunları nedeniyle meslekleriyle zayıf bağlar taşıdığı görüldü. Öğretmenlerin yüzde 70’i ekonomik koşulları daha iyi olan bir iş teklifi aldığında mesleğini bırakabileceğini düşünüyor. 

    “ÖĞRETMENLER KENDİSİNİ DEĞERLİ HİSSETMİYOR”

    Öğretmenlere “İşyerinizde kendinizi değerli hissediyor musunuz?” sorusu da yönlendirildi. Öğretmenlerin yüzde 56’sının (2.559 kişi) “Hayır” yanıtı vermiş olması dikkat çekti. İş yerinde kendisini değerli hissettiğini söyleyen öğretmenlerin (2006 kişi) oranı ise yüzde 44 oldu.

    Anket doğrultusunda “İş yerinde kendinizi güvende hissediyor musunuz?” sorusuna da cevap arandı. Öğretmenlerin yüzde 70’i (3194 kişi) “Hayır” yanıtı vererek kendisini güvende hissetmediğini söyledi. Oranın bu kadar yüksek çıkmasının altındaki temel neden olarak, son yıllarda eğitim emekçilerine yönelik şiddet oldu.

    “OKULLAR HİJYENDEN YOKSUN”

    “Pandemi koşullarında yüz yüze eğitime başlanması için okulunuzda yeterli hijyen koşullarının sağlandığını düşünüyor musunuz?” sorusu da çarpıcı sonuçlar çıkardı. Katılımcıların yüzde 70’den fazlası (3219 kişi) “Hayır” yanıtını verdi.

    “Pandemi koşullarında yüz yüze eğitim yaparken üzerinizde idari baskı hissediyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 69’u (3145 kişi) “Hayır” yanıtı verirken, idari baskı yaşadığını belirtenlerin (1420 kişi) oranı yüzde 31 oldu.

    “Pandemi koşullarında okullarda ‘maske, mesafe, temizlik’ şartlarının hayata geçirildiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna ise katılımcıların yaklaşık yüzde 69’u (3134 kişi) “Hayır” yanıtı verdi.

    “ÖĞRETMENLER ARASINDA EŞİT HAKLAR MEVCUT DEĞİL”

    “Mülakat ile öğretmen alımının eşit, adil, geçerli ve yansız bir yöntem olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 91’i (4156 kişi) “Hayır” yanıtı verdi.

    “Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle eşit haklara sahip olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna da yüzde 90’ın üzerinde “Hayır” yanıtı vermiş olması, öğretmenlerin eşit haklara sahip olduğu iddiasını ortadan kaldırdı.

     Katılımcılara “Bir eğitimci olarak MEB ile çeşitli vakıf ve derneklerin yürüttüğü protokolleri doğru buluyor musunuz?” sorusu da yönlendirildi. Verilen cevaplar doğrultusunda öğretmenlerin yüzde 88’i (4 bin 29 kişi) doğru bulmadığını belirtirken, yüzde 9,5 oranında katılımcı ise doğru bulduğunu belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Milli Eğitime cuma namazı ayarı!

    Milli Eğitime cuma namazı ayarı!

    PİRHA-MEB tarafından okullara gönderilen yazıda uzaktan yapılan eğitimin cuma namazı saatine dikkat edilerek planlanması istendi.

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafınca okullara gönderilen yazılı talimatta uzaktan yapılan eğitimlerin cuma namaz saati dikkate alınarak planlanması istendi .

    Bakan Yardımcısı Reha Denemeç imzasıyla gönderilen yazıda şu ifadeler yer alıyor:

    “Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin kendi öğretmenleriyle anlık etkileşim halinde olarak ders yapabilmesine olanak sağlayan EBA canlı ders özelliğinin kullanımına yönelik bazı yenilikler yapılmıştır:

    EBA Clcanlı ders özelliğiyle, pazar günü hariç her gün 08.30—20.20 saatleri arasında canlı ders yapılabilmesine olanak sağlamaktadır.

    Zaman planları hazırlık sınıfı hariç tüm seviyedeki öğrenciler için pazartesi-cumartesi günleri dahil her gün 9 ders olmak üzere, haftalık toplam 54 EBA canlı ders yapılabilmesine olanak sağlanmaktadır.

    Lise hazırlık sınıflarının pazar hariç her gün 08.30-20.20 saatleri arasında istenilen saatte ders yapabilmesine imkân sağlanmıştır.

    Öğrencilerimizin sokağa çıkma yasağının olmadığı 13.00-16.00 aralığı ve cuma namazı saatine denk gelen zaman aralığının dikkate alınabilmesine olanak sağlama amacıyla belirtilen günlük ve haftalık ders saatlerinden daha fazla ders saati sağlanmıştır. Öğretmenler çizelgeleri esas alarak ders atamalarını belirtilen saat aralıklarından istedikleri saatlere yapabilecektir.

    Canlı dersler sırasında öğrencilerin kameraları genellikle kapalı olacak, ancak ders süresince birkaç kez olmak üzere derse odaklanmayı artırmak ve kontrol amaçlı olarak öğretmenler, öğrencilerin kameralarını kısa süreli açmalarını isteyecektir.

    EBA canlı ders ve harici canlı ders atamaları öğretmenler tarafından yapılacaktır. Okul yöneticilerimizin canlı ders programlarını, zorunlu haller dışında EBA platformu kullanılacak şekilde oluşturmaları, sürecin izlenmesi, raporlanması ve değerlendirilmesi açısından önem arz etmektedir.

    Okul yöneticileri tarafından okullarındaki sınıf ve branş öğretmenlerinin oluşturdukları canlı ders atama raporları sistem üzerinden görüntülenebilecektir. Öğretmenlerimiz, istenmesi durumunda 4 şubeye kadar şube birleştirme özelliğini kullanabileceklerdir.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Öğretim, 31 Aralık Tarihine Kadar Uzaktan Devam Edecek

    Eğitim Öğretim, 31 Aralık Tarihine Kadar Uzaktan Devam Edecek

    PİRHA-MEB,”Resmi, özel, örgün ve yaygın tüm eğitim öğretim faaliyetleri, 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzaktan eğitim yoluyla devam edecektir” açıklamasında bulundu.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), resmi, özel, örgün ve yaygın tüm eğitim öğretim faaliyetlerinin, 31 Aralık 2020’ye kadar uzaktan eğitim yoluyla devam edeceğini bildirdi.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ara tatilde olan okullardaki eğitim öğretim faaliyetlerinin yıl sonuna kadar online olarak sürdürüleceğini açıklamasının ardından Milli Eğitim Bakanlığından konuya ilişkin açıklama yapıldı.

    Açıklamada, “Resmi, özel, örgün ve yaygın tüm eğitim öğretim faaliyetleri, 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzaktan eğitim yoluyla devam edecektir. Uzaktan eğitim sürecine ilişkin detaylı bilgilendirme ayrıca yapılacaktır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de veliler tedirgin; devletten internet ve bilgisayar desteği bekliyor-VİDEO

    Dersim’de veliler tedirgin; devletten internet ve bilgisayar desteği bekliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de öğrenci velileri, yüz yüze eğitimin başlamasının ardından yaşanan sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar. Veliler, “Pandemiden dolayı çocuklarımızı okula göndermek istemiyoruz ama evimizde bilgisayar, internet olmadığından dolayı okula gönderiyoruz. Bu konuda rahat değiliz” diyerek, devletten internet ve bilgisayar desteği beklediklerini eklediler. 

    Yüz yüze eğitime 21 Eylül’de sadece okul öncesi ve 1. sınıflar başladı, 12 Ekim’de ise 2, 3, 4. sınıflar ile 8. ve 12. sınıflar başladı. Dersim halkı yüz yüze eğitimin başlamasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLETTEN İNTERNET VE BİLGİSAYAR DESTEĞİ BEKLİYORUZ”

    Pandemiden dolayı çocuklarını okula göndermek istemediğini söyleyen Hıdır Kişioğlu, “Evimizde bilgisayar, internet olmadığından dolayı okula gönderiyoruz ve bu konuda rahat değiliz, mecbur kalıp gönderiyoruz. İşin gerçeği pandemi döneminde okulların açılmaması daha iyi olurdu. Çocuklarımızın, bizlerin sağlığı önemli. Çocuğumu okula gönderiyorum bir hastalık kapsa evdeki herkese bulaştıracak, o yüzden okulların açılmasını istemiyoruz. Ama devletten ya internet ya da bilgisayar desteği bekliyoruz, uzaktan eğitim şart” dedi.

    “SÜRECİ NASIL TAKİP EDECEĞİMİZ KONUSUNDA HEPİMİZ TEDİRGİNİZ”

    Eda Çakar ise, “Kaygılarımız şöyle başlıyor: Öncelikle yönetimle çok fazla iletişime geçemiyoruz. Okulun kapısından çocuklarımızı bırakıyoruz. Tabi ki kaygılarımız var temizlik açısından. Sonuçta kronik hastalarımız var evde. Süreci nasıl takip edeceğimiz konusunda hepimiz tedirginiz. Ama çocukların da hevesini kırmak istemiyoruz. Tabi bir yandan da şüphelerimiz var. Veliler bu konuda ne kadar duyarlı? Herkesin kafasında bir sürü soru işaretleri var. Umarım bu süreç düzelir biz de gönül rahatlığıyla çocuklarımızı okula göndeririz” diye konuştu.

    “ŞU AN ÇOCUKLAR İNTERNET KESİNTİSİ YÜZÜNDEN EĞİTİM ALAMIYOR”

    Okulların açılmasını eğitim açısından istediğini söyleyen Menşure Çin de, “Şu an eğitim veriliyor ama hiç beğenmiyorum. İnternet kesintisi gibi sorunlar yüzünden çocuklar eğitim alamıyor, çok mağduruz. Bu yüzden eğitim sisteminin yerine oturtulup okulların açılmasını istiyorum. Şu an olmuyor, çocuklar eğitim alamıyor. O yüzden ne yapacağımızı biz de şaşırdık, buna bir çözüm bulunması gerekiyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Milyonlarca öğrenci ve öğretmenin kullandığı EBA çöktü

    Milyonlarca öğrenci ve öğretmenin kullandığı EBA çöktü

    PİRHA- Milyonlarca öğrencinin derslerini izlemek için girmeye çalıştığı Eğitim Bilişim Ağı (EBA) sistemi çöktü. Sisteme giriş yapamayan öğretmenler ve öğrenciler ‘çok kalabalık’ uyarısıyla karşılaştı.

    Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un online eğitim sistemine ilişkin “Dünyanın en iyi dijital eğitim altyapısını kuracağız” dediği ancak milyonlarca öğrencinin ve öğretmenin girmek istediği EBA sistemi ilk gününde çöktü.

    Koronavirüs salgını nedeniyle 2020-2021 eğitim öğretim dönemi 31 Ağustos’ta uzaktan telafi eğitimiyle başlamıştı. Milyonlarca öğrenci bugün online derse başlayacakken Eğitim Bilişim Ağı (EBA) “çok kalabalık” uyarısı verdi. Öğretmenlerin de sisteme girememesi sebebiyle eğitim durduğu EBA’da “İsterseniz hazırladığımız Eğitim Takvimi’nden günün önerilerine bakabilirsiniz” denildi.

    Sistemin çökmesi nedeniyle sosyal medyada #EBACanlıDers etiketiyle veli ve öğretmenlerden tepkiler yükseldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu, uzaktan eğitimde öğrencilerin sorunlarını Meclis gündemine taşıdı

    Kenanoğlu, uzaktan eğitimde öğrencilerin sorunlarını Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, uzaktan eğitimde bilgisayar ve interneti olmayan öğrencilerin sorunlarını Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, Bakan Selçuk’a “Evinde bilgisayarı olmayan öğrencilere ücretsiz bilgisayar desteği sunulacak mıdır?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, uzaktan eğitimde Bilgisayar ve interneti olmayan öğrencilerin sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.

    Koronavirüs salgını nedeniyle uygulamaya çalışılan uzaktan eğitime erişimin yoksul aileler için bir lüks haline geldiği, son yapılan araştırmalara göre Türkiye’de bilgisayarı olmayan öğrencilerin oranının % 30 olduğu ve internet kotalarının yetersizliğine dikkat çeken Kenanoğlu, bu olanaklardan yoksun bulunan ailelerin ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanması ile ilgili Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a soru önergesi verdi.

    “UZAKTAN EĞİTİME ERİŞİM YOKSUL AİLELER İÇİN BİR LÜKS HALİNE GELDİ”

    Koronavirüs salgınının dünya üzerinde bütün ülkeleri etkisi altına alırken, sağlık sektörü ile birlikte en çok açmazı içinde barındıran eğitim sektörü ise içinden çıkılamaz bir hale dönüşme tehlikesi taşıdığını belirten Kenanoğlu, “Ülkemizde yüz yüze eğitimin salgın riskini artıracağı endişesi ile çözüm olarak sunulan uzaktan eğitim bir dizi sorunu beraberinde getirmiş ve neredeyse teknolojik bir soruna dönüşmüştür” dedi.

    Uzaktan eğitime erişim, yoksul aileler için bir lüks haline geldiğini kaydeden Kenanoğlu, yapılan araştırmalara göre Türkiye’de bilgisayarı olmayan öğrencilerin oranının % 30 civarında olduğunu anımsattı.

    “EŞİTSİZLİK GİDEREK DERİNLEŞMEKTEDİR”

    Eğitimde fırsat eşitsizliğinin farklı nedenlerle her geçen yıl arttığına dikkat çeken Ali Kenanoğlu, şunları kaydetti:

    “Uzaktan eğitim bazı öğrencileri eğitimden kopma noktasına getirmiştir. COVID-19 salgınıyla birlikte evden çalışmak veya uzaktan eğitim almak, milyonlarca çalışan ve öğrenci için zorunluluk haline gelirken Türkiye’de kurumsal olmayan nüfus içinde bilgisayar sahipliği oranı son yıllarda giderek gerilemektedir. 2016’da yüzde 50,6 olan bilgisayar sahipliği oranı, 2019’da yüzde 44,1’e gerilemiştir.

    Uzaktan eğitime erişemeyen öğrenciler bir taraftayken özel ders alan öğrenci sayısında da patlama yaşandığı bilgileri kamuoyuna yansımaktadır. Bu süreçte olan tabi ki yine yoksul ailelerin çocuklarına olmaktadır. Bu durum MEB için sorun olarak görülmese de eşitsizlik giderek derinleşmektedir. Bilgisayarı olmayan, interneti yetersiz olan öğrenci yığınları çaresizlik içinde destek beklerken, bu olanağı olan öğretmen ve öğrencilerin büyük kısmının ise sisteme girişte sorun yaşadığı, üstelik öğretmenlere verilen 6 GB’lık kotanın ise canlı dersleri kapsamadığı iddia edilmektedir.

    Eğitim-Sen’in Eylül ayı Eğitim Çalıştayı raporuna göre; uzaktan eğitim sürecinin belirli bir program dahilinde işletilmediği, EBA üzerinden canlı derslere katılımın birçok okulda yüzde 15-20 dolaylarında olduğu aktarılmıştır.”

    Bu bağlamda HDP Milletvekili Kenanoğlu, Bakan Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    • Yeni uzaktan eğitim öğretim sürecinde evinde bilgisayarı olmayan öğrenci sayısı tespit edilmiş midir? Evinde bilgisayarı olmayan öğrencilere ücretsiz bilgisayar desteği sunulacak mıdır?
    • Yeni uzaktan eğitim öğretim sürecinde evinde interneti olmayan öğrenci sayısı tespit edilmiş midir? Evinde interneti olmayan öğrencilere ücretsiz internet imkanı sağlanacak mıdır?
    • Evinde interneti olanlara uzaktan eğitim nedeniyle ücretsiz kota artırımı sağlanacak mıdır?
    • Aynı evde birkaç öğrenci olması halinde, bilgisayar ve internet erişimi noktasında bu ailelere nasıl bir destek sunulacaktır?
    • Öğretmenlere verilen 6 GB internetin canlı ders uygulamalarını kapsamadığı iddiaları doğru mudur?
    • EBA üzerinden derslere katılım oranı kaçtır? Bu oran düşük ise katılımın artması için nasıl bir çözüm önerilmektedir?
    • Yeni bir uygulama olması nedeniyle öğretmenlere uzaktan eğitime dair eğitim verilmiş midir? Teknik destek sağlanmış mıdır?
    • Uygulanacak uzaktan eğitim sürecinde ölçme ve değerlendirme nasıl yapılacaktır? Bu konuda bir planlama varsa uzaktan da olsa öğretmenlere, öğrencilere ve velilere bilgilendirme neden yapılmamaktadır?
    • Veli ve öğrencilere yönelik uzaktan rehberlik ve psikolojik destek birimlerinin kurulacak mıdır?  (HABER MERKEZİ)
  • 31 Ağustos’ta uzaktan, 21 Eylül’de yüz yüze eğitim başlayacak

    31 Ağustos’ta uzaktan, 21 Eylül’de yüz yüze eğitim başlayacak

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okulların 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle açılacağını ve 21 Eylül’de Bilim Kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda yüz yüze eğitimin başlamasına karar verildiğini duyurdu.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bilim Kurulu Toplantısı ardından okulların açılmasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Selçuk, okulların 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle açılacağını ve 21 Eylül’de Bilim Kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda yüz yüze eğitimin başlamasına karar verildiğini duyurdu.

    “ÖZEL OKULLAR 17 AĞUSTOS’TA AÇILABİLİR”

    Özel okulların dilediği takdirde 17 Ağustos’tan itibaren eğitim faaliyetlerine başlayabileceğini de açıklayan Selçuk, “Yüz yüze eğitim alamayan öğrenciler eğitimlerine uzaktan eğitim araçlarıyla devam edecekler. Okullarla ilgili herkesin sağlık durumu takip altında olacak. Ailesinde ya da yakın çevresinde virüs tanısı konmuş kişiler tespit edilecek ve gerekli önlemler alınacaktır. Okullarda maske ve benzeri hususlardaki standartlar da belirlenmişti. Bu kılavuz çerçevesinde öğrenci, öğretmen ve velilerimiz için bir takım rehberler hazırladık” dedi.

    “2 BİN DENETMEN SAHADA”

    Maske tedariğinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanacağını da söyleyen Selçuk, şöyle konuştu: “Okullarımızın uyması gereken hijyen standartları konusunda bir takım kılavuzlar hazırlamıştık. Denetleme için 2 bin denetmenimiz sahalardalar.  Okulun ilk haftasında özel bir uyum programı ortaya koyacağız. Öğretmenlerle ilgili daha önce bir çalışmamız olacak, çocuklarımız için bir hafta boyunca uyum çalışması devam edecek. Okullarımızın temizliği için personel alımımız devam ediyor. Okullarla ilgili ihtiyaç kalemleri tek tek çıkarılmış, nelere ihtiyaç olduğu somut olarak ortaya konulmuştur. Buna uygun şekilde okullarımıza mali destek vermek ve diğer teknik destekleri sağlamak için de gereken planlamaları yaptık. İl müdürlerimizle bir toplantımız var. Kısa zaman içerisinde öncelikli okullarımızdan başlamak üzere bu destekler ulaştırılacak. Bakanlık bürokratlarımız risk analizlerine katılıp o illerdeki çalışmaları takip etme imkânı bulacaklar. Bilim Kurulu’nu bilgilendirmeyi ve önümüzdeki yol haritasını ortaya koymayı planlıyoruz.”

  • HDP’li Bülbül, uzaktan eğitim uygulamalarını Meclis gündemine taşıdı

    HDP’li Bülbül, uzaktan eğitim uygulamalarını Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 23 Mart tarihinde başlayan uzaktan eğitim uygulamalarını Meclis gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un yanıtlanması istemiyle verdiği önergede “Uzaktan eğitim için, vakit kaybetmeksizin bütün eğitim kesimlerinin düşünce ve önerilerini dikkate alan yeni bir planlama yapılmış mıdır?” diye sordu.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 23 Mart tarihinde başlayan uzaktan eğitim uygulamaları, aksaklıklar ve sorunlarla ilgili yaşanan problemleri, bir soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı.

    Bülbül soru önergesini şu gerekçelerle hazırladı:

    “23 Mart tarihinde başlayan uzaktan eğitim uygulamaları pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Kamusal nitelik taşıyan eğitim süreçlerinde egemen zihniyetin yeniden üretildiğine tanıklık ettik. Toplumsal cinsiyete duyarlı olmayan, toplumun zayıf, kırılgan ve dezavantajlı kesimlerini içermeyen uygulamalarıyla eğitim müfredatı mevcut zihniyetin değer yargılarının yeni yol ve yöntemlerle yeniden üretildiği bir platforma döndü.
    Millî Eğitim Bakanlığı politikalarını, anlayışını, ideolojik bakış açısını belirleyen yeni rejim inşa fikridir, hattıdır. Ensar Vakfı ile bağlantılı kişilerin Eğitim Bilişim Ağı’nda (EBA) ders anlatmasının yanı sıra yine EBA üzerinden yapılan uzaktan eğitim derslerinde şiddet ve dini öğreti görüntülerinin varlığı, siyasi iktidarın ajandasındaki örtük müfredat üzerinden çocuklarımıza dayatılmaktadır. Kamu kurumu niteliği taşıması gereken Millî Eğitim Bakanlığı tam da bu yüzden bir siyasi partinin, iktidarın organı gibi hareket etmekte, kamusal sorumluluğunu yerine getirmemektedir.
    Eğitim uzmanları EBA TV’nin ilk gününde ders içeriklerinin sorunlu olduğunu, örtük müfredat unsurlarıyla, ders aralarında veya içeriklerinde ilahilerin dinletilmesi, Adnan Menderes’in idam görüntülerinin izletilmesinin öğrencilerde telafisi olmayacak sorunlara neden olacağını, uzaktan eğitim programının ilk gününde Eğitim Bilişim Ağı (EBA) sistemine sağlıklı erişim sağlanamadığını dile getirmiştir. EBA TV ders içeriklerinin hazırlanırken öğrencilerin yaş ve ilgi düzeyleri göz önünde tutularak yeniden tasarlanması gerekmektedir.
    Ders içeriklerinin zorluk derecesi, öğrencilerin dersleri takip etmekte zorlanmaları, Millî Eğitim Bakanlığı’nın uzaktan eğitim ile ilgili olarak eğitim sürecinin bütün paydaşlarının (bakanlık, eğitim emekçileri, veliler, öğrenciler vb.) etkin katılımını gözetmediği anlaşılmaktadır.
    Uzaktan eğitim süreçlerinde karşılaşılan temel problemlerden biri de bilgisayar ve internet erişimi ile ilgilidir. Bakanlığınızın açıklamalarına göre öğrencilerin %25’lik diliminin bu süreçten yararlanamadığı ifade edilmiştir.

    “SEÇMELİ DİN DERSLERİ FİİLEN ZORUNLU DERSLERE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Uzaktan eğitim sürecinde bir başka önemli sorun ise seçmeli din derslerinin, uzaktan eğitim programında fiilen zorunlu derslere dönüştürülmüş olmasıdır. Eğitimciler bu tür uygulamaları kamusal ve bilimsel eğitimin terk edilişinin kanıtı biçiminde değerlendirmektedirler. Uzaktan eğitim sürecinde bir başka mağduriyet alanı ücretli öğretmenler ve usta öğreticiler ile ilgilidir. Bu meslek grubu ek ders ücreti açısından kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlerle eşit durumda değildir. Ücretli öğretmenlerin ve usta öğreticilerin hiçbir geliri yoktur ve bu nitelikleriyle de en mağdur kesimi oluşturmaktadır. Bakanlığınız her ne kadar sonrasında alamadıkları ücretleri alacaklarını ifade etmiş olsa da paraya en çok ihtiyaçları bulunan dönemde kendilerine ödemelerin yapılmasının mağduriyetlerinin giderilmesine vesile olacağı düşünülmektedir.

    “KHK İLE İHRAÇ EDİLEN ÖĞRETMENLER HERHANGİ BİR İŞ ÜRETEMEMEKTEDİRLER”

    KHK ile ihraç edilen öğretmenler kendilerini finanse etmek amacıyla birtakım işler yapmaya başlamışlardı. Şu anda ‘’Evde Kal’’ çağrısı üzerine ve ailesinin sağlığını riske atmamak adına herhangi bir iş üretememektedirler. İhraç öğretmenlerin derhal görevlerine iade edilmesi veya bu süre içerisinde mağduriyetlerinin giderilmesine dönük bir çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

    Bu bağlamda, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ‘un yanıtlaması istemiyle verdiği önergede şunları sordu:

    1. Uzaktan eğitim süreci bilim insanları ve eğitim örgütleriyle birlikte yürütülmelidir. Uzaktan eğitim için, vakit kaybetmeksizin bütün eğitim kesimlerinin düşünce ve önerilerini dikkate alan yeni bir planlama yapılmış mıdır?
    2. Uzaktan eğitim süreçlerinin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi için ihtiyaç sahibi öğrencilere bilgisayar, tablet vb. eğitim materyalinin ve internet erişiminin bakanlığınız tarafından ücretsiz bir şekilde sağlanması ile ilgili herhangi bir girişimde bulunulmuş mudur?
    3. Bakanlığınız seçmeli din derslerinin, uzaktan eğitim programında fiilen zorunlu derslere dönüştürülmüş olması ile ilgili problemin çözümüne dair ne öngörmektedir?
    4. 80 binden fazla ücretli öğretmenin açlığa mahkûm edilmesi, usta öğreticilerin ise mağdur edilmesi tutumu kabul edilemez. Ücretli öğretmenlere ilişkin mevzuat açığı bir an evvel kapatılarak, Bakanlığınızın ücretli öğretmenler ve usta öğreticilerin de tıpkı diğer öğretmenler gibi pandemi sürecinde idari izinli sayılmaları herhangi bir girişimde bulunmuş mudur?

    PİRHA/ ANKARA

  • Eğitim-Sen: Milli Eğitim Bakanlığı ders ortamını ve konuşmaları kayıt altına alıyor

    Eğitim-Sen: Milli Eğitim Bakanlığı ders ortamını ve konuşmaları kayıt altına alıyor

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı’nın koronavirüs süreci boyunca evlerinde ders alacak öğrenciler için uyarladığı EBA uygulaması üzerinden sürdürdüğü derslerin kayıt altına alınması Eğitim-Sen tarafından tepkiyle karşılandı. Eğitim-Sen 7 Nolu Şube’den yapılan açıklamasında “Kişisel veriler izinsiz kaydedilemez” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un kendi projem dediği ve içerik konusunda kefil olduğu EBA uygulamasında skandallar ardı ardına geliyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın dersler ile birlikte konuşmalarında kayıt altına alınmasının ortaya çıkmasından sonra Eğitim-Sen 7 Nolu Şube tarafından gerçekleştirilen açıklamada Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu uygulamasına tepki gösterildi.

    “İZİNSİZ KAYDEDİLEMEZ”

    Eğitim-Sen 7 Nolu Şube tarafından gerçekleştirilen açıklamada şöyle denildi:

    “EBA dersleri, önceden haber verilmeksizin, öğretmenlerin ve öğrencilerin bilgi dışında MEB tarafından otomatik olarak başından sonuna kadar kaydedilmektedir. Bu durum öğretmenin akademik özerkliğine ve pedagojik esaslara aykırı olduğu gibi, anayasaya ve diğer kanunlara da aykırılık oluşturmaktadır. Kim tarafından ve hangi amaçla yapılırsa yapılsın kişisel verilerin izinsiz olarak kaydedilmesi yasal bir uygulama değildir. On binlerce öğretmeni ve yüz binlerce öğrenciyi ilgilendiren bu durum, ileride telafisi mümkün olmayan sakıncaları da beraberinde getirecektir.”

    (HABER MERKEZİ)