Etiket: uzaktan eğitim

  • Veli-Der yöneticisi Yılmaz: Bilgisayarı ve interneti olmayan öğrenciler var-VİDEO

    Veli-Der yöneticisi Yılmaz: Bilgisayarı ve interneti olmayan öğrenciler var-VİDEO

    PİRHA – Öğrenci Veli Derneği 1 No’lu Şube yöneticminden Ömer Yılmaz, koronavirüs salgını sebebiyle eğitim-öğretime ara verilmesini ve uzaktan eğitimin topluma ve çocuklara yansımasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Koronavirüs salgını sebebiyle ara verilmiş, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden uzaktan eğitime başlanmıştı. Öğrenci Veli Derneği 1 No’lu Şube yöneticisi Ömer Yılmaz, yaşadıkları problemleri şöyle aktardı:

    “İki çocuğum var, biri liseye biri orta okula gidiyor, sabahları EBA’ya girmek istediğimizde sistemin donduğunu görüyoruz, televizyona yöneliyoruz, aynı sorunları orada da yaşıyoruz, senkron bozuklukları olduğunu gözlemliyoruz. Bu konuda mutlaka altyapı çalışmaları yapılmalı. Haziran sonuna kadar uzaktan eğitime devam edilecek gibi, bu sürçte bu sistemin sürekli geliştirilmesi gerekiyor.”

    “BİLGİSAYARI VE İNTERNETİ OLMAYAN ÇOCUKLAR VAR”

    Yılmaz, derneklerine başvuran ailelerin taleplerine değindi.

    İnterneti, bilgisayarı ve elverişli televizyonları olmayan öğrenciler olduğunu belirten Yılmaz, “Bu insanların eğitim alabilmesi için bir an önce bu sorunların giderilmesi gerekiyor, bakanlığın bu konuda bir çalışma yapması gerekiyor” çağrısında bulundu.

    Velilerin uzaktan eğitimle birlikte çocuklarının eğitimleri için kaygılanmamaları gerektiğini ifade eden Yılmaz, “Önceliğimiz can sağlığımız, uzaktan eğitimle çocuklarımızın karnelerine notlar yansımayacak. Çocukları akademik olarak geliştirmek, sıcak tutmak maksadıyla uzaktan eğitim veriliyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘ Uzaktan eğitim, ayrımları belirginleştiriyor ve fırsat eşitsizliği yaratıyor’

    ‘ Uzaktan eğitim, ayrımları belirginleştiriyor ve fırsat eşitsizliği yaratıyor’

    PİRHA- EBA üzerinden verilen uzaktan eğitime dair konuşan öğrenci, veli ve eğitimciler uzaktan eğitimin başarılı bulmadıklarını belirtip, ortaya çıkan zamanın eğitim bağlamında doğru değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

    Tüm dünyayı etkisine alan ve her geçen gün bilançonun ağırlaşmasına neden olan koronavirüs salgını nedeniyle okullar 30 Nisan tarihine kadar tatil edilirken, uzaktan eğitimin de devam edeceği belirtildi.

    Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden verilmeye başlanan ve her bir sınıf için 20+20 toplan 40 dakika süren uzaktan eğitim, tartışmaları da beraberinde getirdi.

    Hazırlıklar yürütülürken eğitimin tüm taraflarının işe dahil edilmemesi, müfredat ve içerikler uzmanların, bilim insanları ve pedagogların kontrolünden yeterince geçirilmemesi eğitim iş kolunda örgütlü sendikalar tarafından eleştirildi.

    Uzaktan eğitime ilişkin düşüncelerini sorduğumuz eğitimciler ve veliler, şu düşünceleri dile getirdi:

    Korona salgınını fırsat bilerek çocuklara dini ve milli duyguların aşılanacağını düşündüğünü ifade eden öğretmen, örnek olarak da Hayat Bilgisi dersine “Vatanım” şiiriyle giriş yapılmasını göstererek, “Televizyondaki yayınları oldukça sıkıcı buluyor öğrenciler. Türkçe öğretmenleri bir sürü hata buldular derslerde. Ayrıca idam görüntüsü gibi durumlar – bu tepki topladığı için geri adım attılar ama birçok öğrenci bu şiddete maruz kaldı – muhafazakar kodlar tek merkezden evlere kadar ulaşma şansı yakaladı” dedi.

    “VİRÜS HALKLARI YATAY BİR DÜZLEME ÇEKİP EŞİTLEMİYOR, AKSİNE AYRIMLARI BELİRGİNLEŞTİRİYOR”

    Eğitim bilimlerinde doktorasını tamamlamış bir diğer eğitimci de, hem iktidar hem de muhalefetin EBA sistemini fetişleştirdiğini ve bunun da zamanın ruhuna uygun olmadığına dikkat çekerek şunları vurguladı:

    “Biri bir oyuncak koyuyor ortaya. Birileri bunun neresini övsem, diye inceliyor. Diğerleri bunun neresini dövsem, diye bakıyor. Ve bunu yapanlar bunu yaparken derya deniz bir oyuncak okyanusunun içinde oturuyorlar. Oyuncağın hedef kitlesi de hiç umurlarında değil. Onlar o okyanus içinde bir onu bir diğerini eline alıp bırakıyorlar. Kazanım belirlemek de doğru değil ama en fazla bir kazanımlar listesi belirleyip içeriği oluşturma ya da içeriğe ulaşma işini muhataplarına bırakabilirlerdi. Bir de şu millilik meselesi var. Muktedir olayım derken, gülünç olma halinin ötesine geçememe hali. Bir de işin özel-devlet okulu ayrımı meselesi var. Özel okullar kendi uzaktan eğitimi içeriğini kendileri çok daha istendik yönde oluşturmuş durumdalar ve hatta çoğu bunu salgın öncesinde zaten kullanıyordu. Ait olduğun sosyal sınıf erişeceğin içeriği belirliyor. Özel okullar kendi kastlarına hizmet vermeye devam ediyor. Dayanışma naralarının atıldığı böyle bir dönemde bile içerik erişimlerini ülkenin tüm öğrencilerine açmayı düşünmüyorlar bile. Şifrelerle, IP numaralarıyla kendi kompartmanlarını ihya etmeye devam ediyorlar. Finlandiya örneğinde olduğu gibi sığınaklarına göç eden zenginlerin bir çeşit tezahürü. Diğerleri de tüm enerjilerini kendilerince muktedir, diye tanımladıkları kliklerin kendilerine sunduklarını fetişleştirmeye harcıyorlar. Mesela hiç kimse “Özel okul alt yapısı herkese açılsın” ya da “Şifreni paylaş” gibi kampanyalar yapmıyor. Birilerinin dediği gibi bu virüs halkları yatay bir düzleme çekip eşitlemiyor. Tam aksine ayrımları belirginleştiriyor.”

    “BOZUK DÜZENDE SAĞLAM ÇARK OLMAZ”

    Rehber öğretmen olan bir başka eğitimci de, “Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi ‘Bozuk düzende sağlam çark olmaz’ sözünün günümüzde karşılığını bulduğunu söyleyerek, “Tüm yaşananlara baktığımız zaman çirkin bir düzen de güzel bir şey olmayacağını düşündürtüyor. Uzaktan eğitim de en azından ekranı kapatma fırsatları var diye de gelmiyor bana. Çocuklar ve bilinçsiz ebeveynler de var nihayetinde ve çocuklar bütün bunlara okulda da, evde de maruz kalıyorlar. Zengin bir içerik sunup içerik talep edildiği ölçüde ulaşım sağlanabilmesi güzel olabilirdi. İktidar olmuş bir aklın ve bütün akılları bu akla çağırması bütün itirazların ise bu akıl tarafından yok sayılıyor olma hali var. Bizim de derdimiz yaşanan salgını fırsata çevirmeye çalışanlara karşı düşüncelerimizi ifade etmek” dedi.

    “UZAKTAN EĞİTİMLE BİR KUMANDA DÜĞMESİNE BASARAK BUNA SON VEREBİLİYORLAR”

    “Uzaktan eğitimi savunuyorum. Çocukların sınıfta kaldıkları sürece gereksiz bilgi bombardımana kendi istekleri dışında maruz kaldıkları çok açık, uzaktan eğitimle bir kumanda düğmesine basarak buna son verebiliyorlar” diyen Okul Öncesi Öğretmen ise “İçerik ile ilgili kaygıları benim de taşıyor olmamla birlikte şu anda olan eğitim sisteminin ve dolaylı olarak yarattığı veli profilinin uzun süre değişmeyeceği ortada. Bu  sistemin uzaktan eğitimi de kendisinden çok uzak bir içeriğe ve kaliteye sahip olmayacak gibi. Çocukların neredeyse günün yarısından fazlasını okul ve ödeve ayırmak zorunda kalması, geri kalan zamanda sadece fizyolojik ihtiyaçlarına ayırması, sürekli dolu ve öğrenmeye kapalı bir beyin, mutsuz ve yapmak istediklerini yapamayan bir tablo ortada. Onlara kitap okuyacak, oyun oynayacak ya da onların tabiriyle ‘boş yapacak’ zamanın kalmaması ve onlardan götürdükleri düşünülünce bazen uzaklaşmak iyi gelebilir” diyerek ortaya çıkan durumun fırsata dönüşebileceğini belirtti.

    “ÇOCUKLAR EKRAN BAĞIMLISI OLMASINLAR”

    Bir eğitimci-veli de “Evde biz daha çok mutluyuz. Bol kitap okuma, günlük yazma, dans… Saati onun ihtiyacına göre ayarlayabiliyoruz. Bizim gibi çocuk merkezli yaklaşan eğitimci ve anne babalar bu fırsatı iyiye çevirebilir. Asıl mesele bu bilinci olmayanlar.  Sanırım bu süreçte sadece EBA ile yetinenlerin çoğu çocukları daha çok ekran bağımlısı yapacaklar” diyerek velilere uyarıda bulundu.

    “DEZAVANTAJLI ÖĞRENCİLER EĞİTİMDEN UZAKLAŞTIRILIYOR”

    “Uzaktan eğitimin, zamanı daha esnek planlayabilmek açısından avantajını kabul etmekle birlikte, okulun sağladığı sosyalleşme imkanını da düşünmek gerekiyor. Bu süreçte sosyalleşme sokakta bile mümkün değilken, içeriği çok iyi planlanmamış çalışma başarılı olamayacaktır” diyen özel bir okulda çalışan bir eğitimci ise şunları söyledi:

    “Özel okullar çok daha harika bir iş çıkarıyor mu? Emin değilim. Mevcut kitaplarını, müfredata göre ilerlemeleri gerektiğini de düşünecek olursak çok da farklı bir iş çıkmıyor. Bazı özel okullarda altyapı sorunu yaşandığını biliyorum. İlkokula uygun bir iş değil uzaktan eğitim, tamamlayıcı uygulamalar olarak kullanılabilir ama temel olarak kullanabileceğimizi düşünmüyorum.  İlkokul akran etkileşimi yüksek, akran desteğinin çok kullanıldığı bir kademe. Öğretmen kendini merkez olmaktan ne kadar uzaklaştırsa dahi öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci etkileşimi öğrenmeyi olumlu etkiliyor. Öğrencilerimle online bir araya gelmeye çalışıyorum, video ile iletişim teknik aksaklıkların çok yaşanmasına neden oluyor, konsantrasyon bozucu oluyor. Çocukları sık sık dokunmak, sarılmak olumlu etkiliyor; temas, dikkati toplamak için de işimize yarıyor. En büyük arzum okullardaki ders saati sayısı azaltılsın, derslerin içerikleri düzenlensin. Bir de görme ve işitme duyusu yeterli çalışmayan veya hiç çalışmayan çocuklar için yayın yapılmıyor. Özellerde de görmedim, MEB’de de görmedim.”

    Velinin takibini daha çok gerektiren, çok yetersiz ders programı olduğunu ve anlatım şekli itibariyle de öğrenciyi içine çeken bir yapı olmadığını belirten ve çocuğu özel okulda eğitim gören bir veli de “Özel okula giden bir öğrenci olarak okulun alternatif iletişim ve ders anlatımlı videoları gibi bir takım materyalleri olmazsa kesinlikle izlemese ya da katılmasa da olur denecek bir düzey. Ama özel okullar da henüz tam adapte olamadı. 30 Nisan’a uzatılmasıyla birlikte sistemi daha verimli kullanıma hazırlarlar diye düşünüyorum” dedi.

    “VİDEOLU KONU ANLATIMINA ‘UZAKTAN EĞİTİM’ DEMEK NE KADAR DOĞRU”

    Bir başka eğitimci de şunları söyledi.

    “Günümüzün gerisinde kalmış bir yöntem kullanıldığını düşünüyorum. Günümüzde yaygın olarak bilgisayar ve çevrimiçi teknolojiler kullanılmaya başlandı. Hali hazırda bu tarz eğitimlere katıldım ve faydasını gördüm. Peki bu eğitimler nasıldı? Eğitimin içeriği önceden açıklanıyor, eğitim sürecinde neler yapacağımız ve sonucunda bizden neler beklendiği (genellikle bir ürün- işbirlikli üretilmiş olmasına dikkat ediliyor) belirtiliyor. Süreçte eğitimin konusuyla ilgili webinarlar (katılımın 500 kişiyle bile yapılabildiği)  ve etkileşimli tartışma ortamları yaratılıyor. Videolu uzaktan eğitimin günümüzün gerisinde kaldığını düşünüyorum. Bizdeki duruma öncelikle kazanımlardan yola çıkmak istiyorum. Halihazırda her sınıf düzeyinde kazanım listeleri MEB tarafından belirleniyor fakat tarihleri ile birlikte yayınlanmıyor. Öğretmenler genellikle yıllık planların tarihli halini internetten indirip kullanıyor. Üç aşağı beş yukarı konularda aynı yerlerde olmalıyız devlet okulları olarak, fakat özel okullar (8. sınıflar için söylüyorum) en geç Nisan sonu konularını bitirmiş oluyorlar.( Ara tatillerde ek dersler yaparak daha da ileriye gidiyorlar) Bunları şunun için yazdım, her okul aynı kazanımda değil. Yani ülke genelinde bir bütünlük yok. Mesela benim öğrencilerim -8’ler için söylüyorum yine- EBA TV’deki matematik konu anlatımındaki kazanımı işlemişti. Ayrıca öğrencilerimizden gelen dönüt, konu anlatımının çok hızlı olduğu ve anlatımı takip edemedikleri yönünde. Kazanımlar neye göre belirlendi? Bu önemli bir husus. Eğitimde eşitlik sağlandığı söyleniyor ama ben buna da katılmıyorum. EBA üzerinden etkinlik, çalışma verilebileceği belirtiliyor, kaç çocuğumuz buna erişebiliyor? değerlendirmek gerek. Etkileşim çok önemli. Dijital ortamda uzaktan eğitimi amaçlayan platformlar var, bu iş için de gerçekten çaba sarf edildiğini biliyorum. Günümüzde videolu konu anlatımına uzaktan eğitim demek ne kadar doğru bilemiyorum. Soru cevap kısmı öğrenciler için olduğu kadar öğretmenler için de önemli. Sorular ve sorulara verilen cevaplar doğrultusunda ders yön değiştirebiliyor, bireysel farklılıklar gerçekten çok önemli.”

    Anadolu lisesinde okuyan bir öğrenci de uzaktan eğitimin verimli olmadığını söyleyip “Öncelikle soru-cevap kısmı bizler için çok önemli. Biz okuldayken konu kısaca anlatılır ve aklımızdakileri sorup konuyu tamamlardık. Ancak şu an izlediğim şeyler okuduğum bir ders kitabıyla aynı etkiyi yaratıyor bende ve fark ettim ki hocalar da ezbere okuyor zaten. Bir de öğrenciler arasında farklılıklar var. Aradaki dengeyi kurmaya çalışıyorlar ancak etkili olduğunu söyleyemem” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Evde eğitim süreci 30 Nisan’a kadar uzatıldı

    Evde eğitim süreci 30 Nisan’a kadar uzatıldı

    PİRHA – Bilim Kurulu toplantısı sonrası Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıklamalarda bulundu. Açıklamada, uzaktan eğitim sürecinin 30 Nisan’a kadar uzatıldığı belirtildi. 

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama gerçekleştirdi.

    Koca, bugünkü Bilim Kurulu toplantısında eğitimi ele alacaklarını duyurmuştu. Milli Eğitim Bakanı Selçuk, uzaktan eğitimin 30 Nisan’a kadar devam edeceğini açıkladı.

    Sağlık Bakanı Koca, yaptığı açıklamada 60 yaş üzeri iki hastanın bugün tedavisinin tamamlanarak taburcu edildiğini bildirdi.

    “ELİMİZDEKİ EN BÜYÜK KOZ YAKALANMAMAK”

    Açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:

    “Bir virüs dünyayı tehdit ediyor. 185 ülkede 8 milyara yakın insan her gün hastalığa yeni yakalanan insanların sayısını endişe içerisinde öğrenmeyi bekliyor. Bilim bugün için büyük vaatlerde bulunamıyor. Bu insan sağlığının yeni ve sırrı tam olarak çözülememiş düşmanı. Elimizdeki en büyük koz yakalanmamak.”

    “Koronavirüse karşı verdiğimiz mücadelenin başarısı tek tek bireylere bağlıdır. Devlet bu mücadelede yaptırım gücü olan bir kılavuzdur. Mücadeleyi organize eden bir güçtür. Hiçbir sağlık grubu, hekim virüsün size bulaşmasını önleyemez. Bunu siz önleyebilirsiniz. Gerekli durumlarda maske takarak önleyebilirsiniz. Temastan kaçınarak önleyebilirsiniz. ”

    “Sevgili gençler, insan sayısının arttığı her ortam riskin arttığı ortamdır. Büyük şehirlerimizde caddeler, meydanlar, kapalı mekanlar sosyal mesafenin korunamadığı ortamlardır. Risk altına giriyorsunuz, belki hasta olmuyorsunuz ama öldürücü bir virüsün taşıyıcısı oluyorsunuz. Sabah sizi evden uğurlayanlar akşam neyle karşılaşacaklarını bilmiyor. Daha büyük acılara aracılık etmeyin.”

    “ORTA YAŞLARDA VAKA SAYISI AZ DEĞİL”

    “Orta yaşlarda vaka sayısı az değil. Virüs genç, yaşlı, orta yaşlı ayrımı yapmıyor. Farkında olmadığınız bir şey varsa virüs bunu ortaya çıkarıyor. Dikkatli olamlısınız, sosyal hayatınızı asgari düzeye indirmelisiniz. Büyüklerimizin ziyaretine gitmek sakıncalı, onları korumak zorundayız. Sevdiklerimizle, yakınlarımızla birbirimizi biraz özleyelim.”

    “Milletimizin evlatları, bakın ben çocuk doktoruyum. Tavsiyelerime uymanız gerekir, dışarıya çıkmak yok, misafir gelirse sarılmak, el öpmek yok. Sevgimizi saygımızı uzaktan gösteriyoruz.”

    “Okullarımız koronavirüs nedeniyle tatile girdi şeklinde bir kanı var, bu yanlıştır. Eğitim devam ediyor. Şu an ara verilen eğitimin bir süreliğine internet ve televizyon üzerinden devam ediyor. Bu esasında eğitimde yaygın hale gelen bir modeldir. Uygulamayı lütfen tatil olarak görmeyin. Derslerinden, arkadaşlarından geri kalmasınlar. Verilen ara uzatılacak, Sayın Bakanım söylemiş olacak, çocuklarınızın sağlığı konusunda endişeli olmayın. Dışarı çıkmamalarına dikkat edin.”

    “Koronavirüs salgınında ölüm oranı düşük ama hastalığı ağır geçirmese de herhangi birimiz hiç ummadığımız kadar ölüme yol açabiliriz. Sağlıklı görünen başka birisi ölüm sebebi olabilir. Gençliğimize, sağlığımıza, yaşımıza güvenmemeliyiz. Virüsün yol açacağı sonucu bilemeyiz. Hele sigara içiyorsa asla bilemeyiz.”

    “30 NİSAN TARİHİ ORTAKLAŞA KARARLA ORTAYA KONULDU”

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk‘un açıklamaları şöyle:

    “Meseleye nasıl baktığımızı paylaşma fırsatımız oldu. Mesele dünya tarihinde ilk kez karşılaşılan bir mesele. Bu bağlamda biz bakanlık olarak meseleye pedagojik olarak bakıyoruz ama çocuklarımızın sağlığı birinci referans noktamız. Eğitimsel olarak ortaya çıkan ihtiyaçları da bütün ülkeleri günlük olarak izleyerek tespit etmeye çalışıyoruz. Bakanlık uzaktan eğitime televizyon yoluyla başladı, bu hafta test haftamızdı. Önümüzdeki haftadan itibaren çok daha dolu programlarla yapmaya devam edeceğiz. En kısa sürede yüz yüze eğitimle telafi yapma çalışmalarımız devam ediyor. Telafinin ne zaman olacağı Bilim Kurulu’nun önerileriyle doğrudan ilgili. Eğitimde elbette kayıplar olacaktır ama vatandaşlarımızın müsterih olmasını isterim. Her türlü eğitsel ihtiyaçların tamamlanması ve sınavlar konusunda her türlü senaryoya hazırız. Eksik bırakmadan bu yolculuğu yürüteceğiz.”

    “Bilim Kurulu’nun da önerisiyle önümüzdeki tatil sürecini, evde eğitim süresini bir müddet daha uzatma ihtiyacı oldu. 30 Nisan tarihi ortaklaşa kararla ortaya konuldu.”

    “Çocukların ruhsal sağlığı da çok önemli, bizim televizyon yoluyla ulaşmaya çalıştığımız içeriklerde çalışmalarımız artacak. Bugünkü çalışmalardan dolayı bütün heyetlere teşekkür ederim. Gereken her türlü tedbirin alınacağını ifade etmek isterim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İlkokul öğrencilerine de ‘kafa kesme’ sahnesi izlettiler

    İlkokul öğrencilerine de ‘kafa kesme’ sahnesi izlettiler

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzaktan eğitim uygulamasında bir skandal daha ortaya çıktı. Ortaokul öğrencilerine gösterilen idam sahnesinin ardından ilkokul öğrencilerine de ‘kafa kesme’ sahnesi izletildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzaktan eğitim serüveni skandallarla başladı.

    Ortaokul öğrencilerine gösterilen idam sahnesinin ardından ilkokul öğrencilerine de kafa kesme sahnesi gösterildi.

    İlkokul 4’üncü sınıf öğrencileri için gösterilen Selahaddin Eyyubi animasyonunda kafa kesme sahnesi bütün detaylarıyla gösterildi. Fatımi hükümdarının kafasının kesilme sahnesinin yanı sıra yine aynı animasyonda savaş sahnelerine de detaylı şekilde yer verildi.

     

  • CHP’li Kaya’dan Bakan Selçuk’a idam tepkisi: Bu anlayış virüsten daha tehlikeli

    CHP’li Kaya’dan Bakan Selçuk’a idam tepkisi: Bu anlayış virüsten daha tehlikeli

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tatil edilen okullarda eğitimin aksamaması adına hayata geçirilen uzaktan eğitim programı kapsamında bugün ilk ders evlerinde öğrencilere gösterildi. Öğrencilere koronavirüs ile mücadele kapsamında eğitim verilmesi beklenirken, Adnan Menderes’in idamı öğrencilere ilahiler eşliğinde izletildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okulların kapalı olmasından dolayı hayata geçirilen uzaktan eğitim programı için bugün öğrenciler ilk ders için bilgisayarların başına oturdular. Program başlangıcında Türkiye’nin şu anki koronavirüs tehlikesi ile karşı karşıya olma durumu hakkında öğrencilere bilgi verilmezken, 27 Mayıs 1960 Askeri darbesinde cunta yönetimi tarafından idam edilen Adnan Menderes’in idam sahnesi ile başlangıç yapıldı. Eğitim-Sen Kurucu Genel Başkanı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, yaptığı açıklama ile Ziya Selçuk’u göreve davet etti. Kaya Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a  “Sarayın Eğitim Bakanı olma bu ülkenin bakanı ol” dedi.

    “İDAM SEHPALARI İZLETEREK ÇOCUKLARI SİYASETİNİZE ALET ETMEYİN”

    CHP’nin Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, “Çocuklarımıza Adnan Menderes’in idamı izletilip ilahiler dinletildi. Çocuklarımıza idam sahnesinin animasyonla ayrıntılı olarak izletilmesi hangi ruh halinin ve zihniyetinin ürünüdür” dedi. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un uzun bir süredir program hakkında sürekli kamuoyuna açıklamalar yapmasına da değinen Kaya “Bakan Bey sürekli konuşuyordu hepimiz merak ettik şimdi ne olduğunu anladık” dedi.

    “BU ANLAYIŞ KORONAVİRÜSTEN DAHA TEHLİKELİDİR”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, “Uzaktan eğitim sistemini tam anlamıyla kuramayan, çocuklarımıza bu programdan faydalanmasını sağlamayanlar çocuklarımızı kendi siyasetlerinde kullanmaya kalkıyorlar. Çocuklarımıza korku salan yüreklerine kin ve nefret tohumu ekmeye çalışan bu anlayış  koronavirüsten daha tehlikelidir” dedi.

    “ART NİYETLİSİNİZ”

    CHP’li Yıldırım Kaya, “İlk derste siz öğrencilere önümüzdeki süreci anlatmıyor da 60’lı yıllarda ki Adnan Mendereslerin idam sahnesini anlatıyorsanız bunda bir art niyet vardır. Müfredatta olmayan, hurafelerin anlatıldığı, ilahilerle bir dersin olamayacağını ilkokul birinci sınıftaki öğrenci bilir. Sizin gözünüzü beyninizi kindarlık bürümüş hala hiçbir şeyin farkında değilsiniz, hala siz ayrımcılık yapıyor, eğitimde siyasi bir davranışı hayata geçiriyorsunuz. Ziya Selçuk’un yapması gereken bu çocuklara sahip çıkmaktır” dedi.

     

  • Uzaktan eğitimde idam sahnesi izletildi, ilahiler dinletildi-VİDEO

    Uzaktan eğitimde idam sahnesi izletildi, ilahiler dinletildi-VİDEO

    PİRHA – Koronavirüs salgını sebebiyle uygulamaya geçilen uzaktan eğitimde öğrencilere Adnan Menderes’in idamı izletildi, ilahiler dinletildi.

    Koronavirüs salgını sebebiyle okullara ara verilmesiyle başlayan uzaktan eğitim programında ortaokul öğrencilerine idam sahnesi izletilmesi ve ilahiler dinletilmesi tepkilere neden oldu.

    TRT EBA TV’de, ‘Kilometre Taşları – Adnan Menderes’ adlı kısa animasyon izletildi. Filmde, idam sahnesi detaylarıyla gösterildi.

    Ders aralarında ‘Ara nağme’ programı adı altında ortaokul ve lise öğrencilerine çeşitli ilahiler dinletildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim Sen: Virüs bahane edilerek, eğitim sistemi oldu bittiye getirilemez

    Eğitim Sen: Virüs bahane edilerek, eğitim sistemi oldu bittiye getirilemez

    PİRHA – Eğitim Sen, YÖK tarafından kamuoyuna yapılan çağrıya ilişkin bir açıklama yaparak “23 Mart 2020 tarihinden itibaren uzaktan öğretimin devam edeceği açıklamalarına üzülerek görmekteyiz ki bu süreç oldu bittiye getirilmek istenmektedir” dedi.

    Eğitim-Sen, koronavirüs salgınının yaşandığı süreçte eğitime dair açıklama yaparak eğitim sisteminin oldu bitti durumuna getirilmesine tepki gösterdi.

    Eğitimde çok ciddi sıkıntıların yaşandığı ifade edilen açıklamada şunlar belirtildi:

    “13 Mart 2020 tarihinde üniversitelere gönderdiği yazıda, içinde bulunduğumuz süreçte ara verilen yüksek öğretimi uzaktan öğretim yöntemleri ile sürdürebilmek adına bazı bilgiler istemiş, 18 Mart 2020 tarihine kadar üniversitelerden gelen yanıtlar doğrultusunda bir uzaktan öğretim planlaması oluşturmuştur. Bu planlamaya göre üniversitelerde ara verilen öğretim faaliyetleri 23 Mart 2020 tarihinden itibaren uzaktan öğretim ile devam edecektir.

    “EĞİTİM, KORONAVİRÜS BAHANE EDİLEREK OLDU BİTTİYE GETİRİLEMEZ”

    Üzülerek görmekteyiz ki bu süreç “oldu bitti”ye getirilmektedir. 2 yıl önce başlatılan “Yüksek öğretimde Dijital Dönüşüm Projesi” kapsamında yapılanlar ya da 120 üniversitede uzaktan eğitim ve uygulama merkezinin (UZEM) var olması, Türkiye yüksek öğretim sistemindeki sayıları 4 milyonu bulan örgün öğretim öğrencisine uzaktan eğitim verilebileceği anlamına gelmemektedir. Aynı şekilde 6 bin öğretim elemanına  “dijital çağda yüksek öğretimde öğrenme ve öğretme” eğitiminin verilmiş olması da sayıları 170 bini bulan akademisyenin uzaktan öğretim sistemine hazır olduğu anlamına gelmemektedir. Bünyesinde UZEM olan üniversitelerin çoğunda uzaktan eğitim alt yapısı henüz oluşmamıştır, hatta bu üniversitelerin çoğunda UZEM sadece bir tabeladan ibarettir. Sadece bunlar düşünüldüğünde bile 23 Mart 2020 tarihinde başlatılması planlanan uzaktan öğretim sisteminin işlemeyecek olmasını görmek kaçınılmazdır.

    “ÖRGÜN, UZAKTAN, AÇIK ÖĞRETİM SİSTEMLERİ FARKLI EĞİTİM YÖNTEMLERİDİR”

    Her şeyden önce vurgulanmalıdır ki, “örgün eğitim”, “uzaktan eğitim” ve “açık öğretim” sistemleri birbirinden farklı öğretim yöntemleridir. Birbirlerinden farklı özelliklere ve dinamiklere sahip bu farklı yöntemleri birbirleri yerine ikame etmek doğru değildir.

    İçinden geçtiğimiz dönemin kendine has olağanüstülüğü dolayısıyla bu ayrımı göz ardı etsek bile, uygulanmak istenen uzaktan eğitim sistemi işlemeyecek, çoğu yerde ve çoğu bölüm programı için bir fiyasko ile sonuçlanacaktır. Sadece aşağıdaki soruların yanıtlarının olmaması bile bunu görmeye yeterlidir:

    – Uygulaması olan dersler için uygulama nasıl yapılacaktır?

    – Derslerin değerlendirilmesi nasıl yapılacaktır?

    – Üniversitelerimizin alt yapısının yanında uzaktan öğretim alacak olan yaklaşık 4 milyon öğrenci gerekli alt yapıya sahip midir ve uzaktan öğretim araçları ile tanışık mıdır?

    – Kendisi devasa bir uzmanlık ve araştırma alanı olan uzaktan öğretim, İnternet ortamına yüklenen ders notu ya da videolarının öğrenciler tarafından okunması ya da izlenmesi sürecine indirebilir mi?

    “SÜREÇ SAĞLIKLI İŞLETİLMELİ, İŞİN ÖZNELERİNDEN GÖRÜŞ ALINMALIDIR”

    Ülkemizde uzaktan öğretim ve açık öğretim gibi sistemlerde uzmanlaşmış üniversiteler mevcuttur ve yıllar boyunca sahip oldukları deneyim ve birikimle kimi programlarda uzaktan öğretim ya da açık öğretim hizmeti sunabilmektedir. Ancak kimi programlar için, değil Türkiye’de, dünyada henüz uzaktan öğretim örneği yoktur. İktisadi idari bilimler fakültesinin bir programının uzaktan öğretimle yürütüldüğü şekliyle fen fakültesi fizik bölümü programı nasıl yürütülebilecektir? Aynı şekilde güzel sanatlar fakültesi heykel programı ya da konservatuvardaki herhangi bir program nasıl yürütülebilir?

    Eğitim ve bilim emekçileri olarak, işte bu ve benzeri sorular YÖK’ün 23 Mart 2020 tarihinde başlayacağını duyurduğu uzaktan öğretim yönteminin uygulanmasını olanaksız kılmaktadır. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Olağanüstü koşullarda hayatın olağan akışını sürdürmek olağanüstü araçlara sahip olmayı gerektirir ve yazık ki ülke olarak henüz bu araçlara sahip değiliz. Bu nedenle, bu süreçte yüksek öğretimin nasıl sürdürülebileceği problemi “Ben yaptım oldu.” mantığı ile değil başta eğitim fakültelerindeki konunun uzmanlarının ve tüm ilgili bileşenlerin görüşü alınarak çözülebilir. YÖK’e bu yanlıştan dönmesini ve süreci sağlıklı bir şekilde işletebilmek için işin öznelerinden görüş alarak yeniden olabilir bir çözüm üretmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • YÖK Başkanı Saraç: Pazartesi üniversitelerde uzaktan eğitim başlıyor

    YÖK Başkanı Saraç: Pazartesi üniversitelerde uzaktan eğitim başlıyor

    Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, “23 Mart Pazartesi uzaktan eğitim kapasitesine sahip olan bütün üniversitelerimizde dijital imkanlar ile uzaktan öğretim süreci başlayacaktır” dedi.

    YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, 23 Mart itibariyle, uzaktan eğitim kapasitesine sahip olan bütün üniversitelerde uzaktan öğretim sürecine başlanacağını bildirdi.

    Saraç, “23 Mart Pazartesi uzaktan eğitim kapasitesine sahip olan bütün üniversitelerimizde dijital imkanlar ile uzaktan öğretim süreci başlayacaktır. İçeriğe destek olmak ve bu alanda çeşitliliği artırmak amacıyla TRT tarafından YÖK’e tahsis edilecek kanal üzerinden daha geniş öğrenci kitlesinin aldığı ortak dersler yayınlanacaktır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)