Etiket: vali

  • Aygül Doku: Gülistan’ı kaybedenler konuşsun; yas hakkımızı istiyoruz-VİDEO

    Aygül Doku: Gülistan’ı kaybedenler konuşsun; yas hakkımızı istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Gülistan’ın naaşının nerede olduğunu dosya kapsamında tutuklanan polis Şükrü Eroğlu’nun bildiğini dile getirerek, “Gülistan’ı kaybedenler konuşsun; Gülistan’ın naaşı nerede? Gülistan’ın naaşını istiyoruz. Yas hakkımızı istiyoruz” dedi.

    Türkiye’nin son yıllardaki en karanlık dosyalarından biri olan Gülistan Doku davası sil baştan yürütülüyor. 6 yıldır “Munzur’un karanlık sularında” aranan adaletin aslında devletin arşivlerinde, silinen hastane kayıtlarında ve yönü değiştirilen kameralarda gizlendiği ortaya çıktı.

    BİR SUÇ BÜROKRASİSİNİN ANATOMİSİ

    2026’nın şafak operasyonuyla aralanan perde bir üniversite öğrencisinin kaybının değil, bir valinin oğlunu ve bir polisin yakınını korumak için seferber edilen devasa bir “suç bürokrasisinin” anatomisini gözler önüne seriyor. Dosya kapsamında dönemin valisi ve kayyımı Tuncay Sonel’in yanı sıra 12 kişi tutuklanırken, dosya kapsamının kimlere uzanacağı tartışılıyor.

    Gülistan Doku soruşturmasında gelinen aşamaya dair Aygül Doku ajansımıza konuştu:

    Biz adelete güveniyoruz. Gülistan’ı öldürenler ve kaybedenler hesabını verecek. Yeni gözaltılarda olacak. Hala hesap vermeyen, sorgulanmayan isimler var. Dönemin bütün yetkililerinin sorgulanması gerekiyor. Kim niye susuyor? Açıklasınlar, Gülistan Doku’nun naaşı nerede? Biz Gülistan’ın naaşını istiyoruz. Üzerinde ağlayacağımız, yas tutacağımız bir mezarımızın olmasını istiyoruz.”

    “CEM TEKİNOĞLU NEDEN GAZETECİLERİ TEHDİT EDİYORSUN?”

    Munzur Üniversitesi’nin geçmiş ve şimdiki rektörünün ilk günden bu yana Gülistan Doku’ya dair bir açıklama ve girişimde bulunmadığını vurgulayan Aygül Doku, Munzur Üniversitesi’nin dönemin Bilgi İşlem Daire Başkanı ve CHP Milletvekili Cemal Enginyurt’un danışmanı olan daha önce öğrencileri fuhuşa teşvik iddialarıyla gündeme gelen Cem Tekinoğlu’nun Gülistan Doku’ya dair haber yapan Emrullah Erdinç’i tehdit ettiğini belirtti:

    “İlk gün biz üniversiteye gittik ve kayıtları istedik. Gözaltına alınıp bırakılan Süleyman Önal bize kameraların Dinar Köprüsü’nü görmediğini söyledi. Sonradan öğreniyoruz ki 60 kamera kaydı silinmiş. O dönem oranın da başında olan isim kim? Cem Tekinoğlu. Gülistan ile ilgili haber yapan gazeteciler tehdit ediliyor. Daha dün Munzur Üniversitesi’nde görevli Cem Tekinoğlu, Gazeteci Emrullah Erdinç’i tehtid ediyor. Niye tehdit ediyorsun? Neden bu kadar bu dosyayla ilgileniyor, ucunun ona dokuncağını mı düşünüyor? Ben Gülistan’ın diplomasını almaya gittiğimde yaka paça dışarı çıkarıldım. Dönemin rektörü hiçbir şekilde bizimle irtibat kurmadı, sesizliğe gömüldü. Halbuki biz kızımızı üniversiteye emanet ettik. Sorumluluğu olanlar susuyor. Neden susuyorsunuz? Susunca gerçeklerin açığa çıkmayacağını mı düşünüyorsunuz? Gerçekler siz konuşsanız da konuşmasanız da açığa çıkacak.”

    “TUNCAY SONEL KENDİNİ TUNCELİ’NİN TANRISI İLAN ETMİŞTİ”

    Gülistan tacavüzcülerine karşı çıktığı, direndiği için katledildiğine dikkat çeken Aygül Doku, şunları kaydetti:

    “Bunun ilk olduğunu düşünmüyoruz. Daha öncede benzer süçları işlemişler, susturmuşlar. Gülistan karşı çıktığı için kaybettirildi. Tuncay Sonel kendini ‘Tuncelinin Tanrısı’ ilan etmişti. Devlet içinde devlet kurmuş. Kimse karşı çıkmamış. Ne İl Emniyet Müdürü, ne Munzur Üniversitesi’ndekiler ne de Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi. Hepsi ne demişse yapmış. Biri hastane kayıtlarını silmiş, diğeri kamera katılarını, bir başkası katledip, kaybetmiş. İl Özel İdare’den bir memur Gülistan’a dokunan son kişi olduğu ortay açıktı. Bu nasıl olur?”

    “GÜLİSTAN’I KAYBEDENLER KONUŞSUN, GÜLİSTAN’IN NAAŞI NEREDE?

    “Bu mesele artık bizim meselemiz olmaktan çıktı” diyen Aygül Doku, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz ilk gün ‘Gülistan Doku nerede?’ diye sormaya başladığımızdan bu güne kadar mesele bütün kadınların meselesi oldu. Bir Gülistan daha katledilmesin diye adalet mücadelesi veriyoruz. Biz Gülistan’ın geri gelmeyeceğini biliyoruz. Biz sadece Gülistan’ın naaşını istiyoruz. Yas hakkımızı istiyoruz. Gülistan’ı kaybedenler konuşsun; Gülistan’ın naaşı nerede? Dosya kapsamında tutuklanan polis Şükrü Eroğlu Gülistan’ın naaşının nerede olduğunu biliyor. Onlar bunu saklayarak cezaevinden çıkıp, normal hayatlarına döneceklerini mi sanıyorlar. Hayır. Böyle olmayacak. Buna izin vermeyeceğiz. Gülistan Doku dosyasında adalet sağlanana, Gülistan’a dokunan her kim varsa hesap verene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Cevdet Konak: Tuncay Sonel’in yanında, tüm kamu yetkilileri Gülistan Doku cinayetinde sorumludur! -VİDEO

    Cevdet Konak: Tuncay Sonel’in yanında, tüm kamu yetkilileri Gülistan Doku cinayetinde sorumludur! -VİDEO

    PİRHA- Yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Gülistan Doku soruşturmasında dönemin kayyımı ve valisi Tuncay Sonel’in yanında, o dönemde yetkili olan tüm kamu görevlilerinin Gülistan Doku cinayetinde sorumlu olduğunu belirtti. 

    Türkiye’nin son yıllardaki en karanlık dosyalarından biri olan Gülistan Doku davası sil baştan yürütülüyor. 6 yıldır “Munzur’un karanlık sularında” aranan adaletin aslında devletin arşivlerinde, silinen hastane kayıtlarında ve yönü değiştirilen kameralarda gizlendiği ortaya çıktı.

    2026’nın şafak operasyonuyla aralanan perde; bir üniversite öğrencisinin kaybının değil, bir valinin oğlunu ve bir polisin yakınını korumak için seferber edilen devasa bir “suç bürokrasisinin” anatomisini gözler önüne seriyor.

    Dosya kapsamında dönemin valisi ve kayyımı Tuncay Sonel’in yanı sıra 12 kişi tutuklanırken, dosya kapsamının kimlere uzanacağı tartışılıyor.

    Görevden alınarak yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişemelere ve dönemin valisi Tuncay Sonel’in görev yaptığı dönemdeki uygulamalarına dair sorularımızı cevaplandırdı.

    “YAŞANANLARIN TARİHSEL ARKA PLANI VAR”

    PİRHA: Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Cevdet Konak: Gülistan Doku 6 yıl önce burada üniversite öğrencisi dolayısıyla 5 Ocak 2020 tarihinde kayboldu diye işte bir süreç başladı. Ama buraya gelmeden şunu ifade etmek gerekiyor. Yani 2016 yılına kadar belediyelerimiz Dersim’de özel savaşın yaratmak istediği psikolojik stratejilere karşı bir mücadele ağı oluşturmuştu. Belediyelerimiz şunun farkındaydı. Özel savaş taktikleri ve psikolojik savaşın kendisi Dersim’de sürekli hareketlidir, diğer Kürdistan coğrafyasında olduğu gibi. Çünkü bir deneyimleri vardı.

    Osmanlı döneminde devlet Dersim coğrafyası üzerinde silahlı saldırıların dışında özel savaş yöntemlerini harekete geçirmiş ve 1915’te Dersim coğrafyasında yaşayan Ermeni canlarımıza yönelik saldırılar düzenlenmiş. Bu coğrafyadan uzaklaştırılmışlar. Onlar Dersimlilerin hem yoldaşlarıydı, kirveleriydi, müsahipleriydi. 1921’de merkezi yetkiler verilen Sakallı Nureddin Koçgiri’de bir Alevi Kürt katliamını yaptı. Taş üstüne taş bırakmadı. Binlercesini katlettikleri gibi binlercesini de köylerinden sürgün ettiler. Şimdi böyle bir devlet geleneğinden bahsediyoruz.

    Geliyor tek partili dönem. Yine bu yöntemler devam ediyor. 1935 ‘Tunceli Kanunu’ ile birlikte Abdullah Alpdoğan’ı tüm yetkilerle donatıp Dersim coğrafyasına gönderiyorlar. 37-38 soykırımında tüm yetkilerin verildiği bir vali ve Dersim’de çocuk, bebek, genç, yaşlı, kadın demeden on binlerce insanımızın katledilmesine öncülük yapıyor.

    12 Eylül geldi. Tam yetkiler ile Kenan Güven vardı. O da bir valiydi. Asker kökenli bir valiydi. Ve aynı şekilde hem köylerimizi yaktı yıktılar. Ayrıca da özel savaşın psikolojik savaşın bütün yöntemlerini, araçlarını bu coğrafyada kullandılar.

    14 yıllık yerel yönetimler sürecinde özel savaşın yöntemlerine ve araçlarına karşı Dersim Belediyesi bir mücadele ağı oluşturmuştu. Yani hem uyuşturucu ve diğer bağımlılıkla ilgili. Dersim’de, ilçelerinde ve köylerinde çok kullanamıyorlardı. Çünkü karşılarında bir irade vardı. Dersim iradesi bu halkın kimliği, kültürü, inançsal değerlerini temsil ediyordu. Ve dolayısıyla buradaki bütün değerlere karşı bir koruma ağı oluşturarak sistemin bu savaş taktiklerine karşı da demokratik yolda mücadele ediyordu.

    “DEVLETİ KALKAN OLARAK KULLANMIŞ”

    -Soruşturmanın ana merkezinde bir dönem vali  ve kayyım olan Tuncay Sonel’in olduğu belirtiliyor. Kamu gücünü kullanarak cinayeti örtbas ettiği soruşturma dosyasına girmiş durumda. Bu kamu gücünün kullanılma halini nasıl yorumluyorsunuz?

    2016 17 Kasım’da eş başkanlarımız Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul’un tutuklanmasından sonra kayyım atandı. Şimdi kayyımın kendisi yağmadır, talandır. Kayyım senin kimliğine, diline, kültürüne ve inançlarına düşmandır. Kayyım senin kazanımlarını yok etmek için atanmıştır. Çünkü atanan hem vali hem de kayyım olarak belediye başkanlığını yapıyor. Dolayısıyla bir kentte devletin bütün kurumları bunun elinde. Kendi varlığını devam ettirmek için bir baskı oluşturuyor. Tepeden ve yerel ağlarıyla birlikte hem ekonomik, sosyal, siyasal, politik alanda da kendisini güç olarak öne çıkarıyor.

    Tam da bu kayyımın döneminde Gülüstan Doku sözüm ona o tarihte kayboldu dediler. Şu viyadükte bulundu dediler. Ama genel anlamda Dersim’de şu tartışılıyordu; Gülüstan’ın başına acı bir olay geldi.

    Gülüstan üniversiteli bir öğrencimiz ve dolayısıyla sistemin de saldırılarının farkında olmuştur. Ancak kayyım valinin oluşturduğu ağda Gülüstan gibi kızlarımızı yaşamlarına son verdiler.

    Gülüstan Doku’nun soruşturması 6 yıl önce başladı. Arama-tarama çalışmaları 2022’ye kadar devam etti. 2022’de bir sessizlik başladı. Dolayısıyla 6 yıl sonra açığa çıkan bu durumda görüyoruz ki kayyım vali bütün yetkilerini kullanarak bu olayı, bu durumu kapatmaya çalışmış. Çünkü işin içerisinde kendisi var. Ve şu anda tutuklu. Dolayısıyla o dönemde sorumlu olan tüm kamu yetkilileri Gülüstan Doku cinayetinde sorumludur.

    İl Emniyet Müdürü sorumludur, jandarması sorumludur, hastane başhekimi sorumludur, rektör sorumludur, o dönemde yargı dosyasını takip eden ama sonuna doğru götürmüyen yargıdaki görev alan kamu çalışanları da sorumludur. Şu açıdan çıkıyor. Burada devleti bir kalkan olarak kullanmışlar.

    “SADECE TUNCAY SONEL DEĞİL TÜM KAMU SORUMLULARI YARGILANMALI”

    -Aynı zamanda Tuncay Sonel’in görevde olduğu süreye dair çeşitli yolsuzluk iddialar kamuoyuna yansıdı. Bu süreçte sizler sık sık buna dair açıklamalar yaptınız. Bugün açığa çıkan ilişki ağlarına baktığınızda ne görüyorsunuz?

    Kayyım bu kentin kimliğine, kültürüne, inançsal değerlerine yönelik bir saldırı içerisindeydi. Belediyenin tüm kazanımlarını kapattılar, feshettiler, belediyenin kapılarını kapattılar. Dolayısıyla o tarihte yoğun gözattılar ve tutuklamalarla bir süreci birlikte yürütmeye çalıştılar. Sürecin kendisinde de bir gerginlikler, sorun ve sıkıntılar yaşanıyordu. Dolayısıyla bu olayın yanlarına kalacağını düşündüler.

    Toplum da, Dersim halkı da, kayyımın muhakkak bu olayın üzerini kapatmak için kamunun diğer müdürleri, amirleri üzerinde bir baskı yarattığının da farkındaydılar. Ama geldiğimiz aşamada şu anda 12 tutuklu var. Eski İl Emniyet Müdürü’nü Erzurum’da ifadeye çağırmışlar. Kamunun vicdanı şu şunu diyor. Hak, hukuk, adalet eğer işlenecekse burada sorumlu olan herkesin yargılanması ve kamu vicdanında, halkın vicdanında mahkum edilmesi gerekiyor.

    Aynı yıl yapılan arama tarama çalışmalarında Esma Kılıçarslan’ın cenazesi bulundu. Esma Kılıç dosyası da kapatıldı. Ama inanıyoruz ki Gürüstan Dokunu’nun dosyasıyla birlikte kurumlarımızın, STK’lerimizin ve Dersim halkının ve Dersim halkının yanında yer alan dostlarımızın demokratik tepkileri sonucunda Esma Kılıçarslan’ın da dosyasının açılacağına inanıyoruz.

    “DEMOKRATİK AĞI BÜYÜTMELİYİZ”

    -Bundan sonra nasıl bir yol izlenmeli?

    Cevdet Konak: Bölgeye yönelik, coğrafyaya yönelik, kimliğimize, kültürümüze yönelik kısa, orta, uzun vadede yapmış olduğu planlamaların farkındayız. Asıl bizim bu saldırılara karşı demokratik anlamda ne yapmamız gerekiyor. Şu an bize de, Dersimlilere de, Dersim’in dostlarına da büyük bir görev ve sorumluluk düşüyor. Biz demokratik alanda gücümüzü daha da bir araya getirmeliyiz.

    Tüm kurumlarımızla, sosyalist hareketlerle birlikte, bu coğrafyada inanç kurumlarımızla birlikte demokratik toplumu, demokratik mücadeleyi güçlendirmenin yöntemleri üzerinde daha ağırlıklı çalışma yürütmemiz gerekiyor. Aksi takdirde bugün bu kayyım da gider, yarın bir başka kayyım gelir. Ama şunun farkındayız biz.

    Hep Dersim’in yüzyıllardır sistemin uzun vadeli bu psikolojik ve özel savaş araçlarını burada kullandığını ifade ediyoruz ama dönemsel olarak da mücadele ağı da gelişiyor tabii. Ama bundan sonraki süreçte aslında bizi bekleyen daha büyük sorunlarla karşı karşıya olacağımızı bilmemiz gerekiyor.

    O anlamda diasporada bulunan Dersimliler ve yerelde de dahil olmak üzere tüm dostlarımızın hem Dersim hem Kürdistan coğrafyasında kayyım siyasetine, sistemin bu özel ve psikolojik savaş yöntemlerine karşı güçlü bir şekilde demokratik ağını ve mücadelesini büyütmesi gerekiyor.

    Nuray ATMACA-Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı!

    Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı!

    PİRHA- Gülistan Doku soruşturmasında dönemin Tunceli Valisi ve Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel, yürütülen soruşturma kapsamında sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Adliyeye kelepçesiz getirilmesiyle kamuoyunda büyük tepki toplayan Sonel, tutuklama kararının ardından  cezaevine nakledildi.

    SAVCILIK SORGUSUNDA “HATIRLAMIYORUM” SAVUNMASI

    Emniyetteki 3 günlük gözaltı süresince susma hakkını kullanan Sonel, savcılıkta çarpıcı iddialarla karşı karşıya kaldı.

    Savcılık, Gülistan Doku’ya ait SİM kartın neden resmi kanallar yerine illegal yollarla eski bir polise (Gökhan Ertok) gönderildiğini sordu. Sonel, kartı sadece “yer tespiti” için gönderdiğini iddia etse de, kartın teslim edildiği yer konusundaki çelişkili ifadeler tutanağa geçti.

    Köprüye bakan kameraların silinmesi ve kayıtların alınmaması konusundaki sorulara Sonel, “bilgim yok” ve “talimat vermedim” yanıtını verdi.

    Sabah saatlerinde adliyeye “protokol” eşliğinde ve kelepçesiz getirilmesi toplumda “ayrıcalıklı muamele” tepkisine neden olmuştu. Mahkemenin tutuklama kararı sonrası Sonel’in cezaevine kelepçeli sevk edilmesi dikkat çekti.

    5 AYRI SUÇTAN TUTUKLAMA

    Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, Tuncay Sonel’in aşağıdaki suç maddeleri kapsamında tutuklanmasına karar verdi:

    Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme.

    Sistemi engelleme, bozma ve verileri yok etme.

    Özel hayatın gizliliğini ihlal.

    Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme.

    Resmi belgeyi bozmak veya yok etmek.

    PİRHA/DERSİM

  • Aygül Doku, Tuncay Sonel hakkında soruşturma başlatılmasına dair konuştu!-VİDEO

    Aygül Doku, Tuncay Sonel hakkında soruşturma başlatılmasına dair konuştu!-VİDEO

    PİRHA- İçişleri Bakanlığı, dönemin Tunceli Valisi ve şu anki Mülkiye Müfettişi Tuncay Sonel hakkında idari ve adli soruşturma başlatmasını “Umut verici” olarak yorumlayan Aygül Doku, koruma zırhının bütün kız çocukları için kaldırıldığını vurguladı.

    Yıllardır Doku ailesinin ve kamuoyunun “soruşturmayı engelleyen en üst düzey isim” olarak işaret ettiği Tuncay Sonel hakkında İçişleri Bakanlığı, idari ve adli soruşturma başlattı.

    Gülistan Doku’nunablası Aygül Doku, Tuncay Sonel hakkında İçişleri Bakanlığı’nın, idari ve adli soruşturma başlatmasını “Umut verici” bir gelişme olarak yorumladı. Meclis’e çağrıda bulunan Aygül Doku, araştırma komisyonunun kurulmasını istedi.

    Koruma zırhının bütün kız çocukları için kaldırıldığını vurgulayan Aygül Doku, “Cinayetin üstünü kapatamayacaklar” dedi.

    PİRHA / DERSİM

  • EMEP Dersim İl Örgütü: Tekbıyıkoğlu, işçileri işten atmasıyla, irade gasbıyla hatırlanacak

    EMEP Dersim İl Örgütü: Tekbıyıkoğlu, işçileri işten atmasıyla, irade gasbıyla hatırlanacak

    PİRHA- Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Tunceli valisiyken kayyım olarak atanan Tekbıyıkoğlu’na dair açıklama yaparak, “Kahraman ilan edilen kayyımcı, işçileri işten atmasıyla, irade gasbıyla hatırlanacak” dedi.

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Tunceli valisiyken kayyım olarak atanan Bülent Tekbıyıkoğlu’na dair açıklama yaptı. “Tekbıyıkoğlu’nu halk iradesine çöken bir kayyımcı olarak hatırlayacağız” denilen açıklamada, “Dersim’in kayyım valisinden kahraman çıkarmaya çalışan ulusalcıları da Tekbıyıkoğlu’nu da iyi tanırız” denildi.

    EMEP Dersim İl Örgütünün açıklaması şöyle:

    “ALDIĞI TUTUM BARIŞIN KONUŞULMASINA KARŞI BİR ANLAYIŞTIR”

    “Tunceli Valisi’yken, PKK üyeleri Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun’u anmak için yapılan anmaya izin verip, vermeme tartışması üzerine, gündeme oturan ve bir kısım ‘ulusalcı’ çevre tarafından kahramanlaştırılıp ‘ilkeli duruş’ sıfatı kendisine yapıştırılan Bülent Tekbıyıkoğlu, 2024 yılının Kasım ayında halk iradesine çökülürken kayyım olarak atandı.

    Anma törenine izin vermek istememesi elbette ki ulusalcı çevreler tarafından alkışlarla karşılandı. Barış karşıtı, ulusalcı çevrelerin kahramanlık mertebesine ulaştırdığı Tekbıyıkoğlu’nun aldığı bu tutum, silahların susmasına da barışın konuşulmasına karşı bir anlayıştır.”

    “İŞÇİLERİ İŞTEN ATTI, ZORLA EMEKLİ ETTİRDİ”

    “Tunceli Valisi olarak kente geldiği ilk günden itibaren Dersim’i, ‘Anadolu’nun Horasan’ı’ yapmak için çok uğraştı! Yüz yıldır devam eden asimilasyon politikalarının devamcısıydı Tekbıyıkoğlu! Tekbıyıkoğlu, kayyım olarak atandıktan sonra, bir kısım belediye işçisini zorla emekli ettirdi, 9 işçiyi de işten attı.

    Biz Tekbıyıkoğlu’nu iyi tanırız: Bugünlerde ‘ilkeli duruşlu’ olarak lanse edilse de halk iradesi gasbedilip, seçilmişlerin yerine belediyeye kayyım olarak atandığında ‘ilkeli bir duruş’ göstermediğini çok iyi biliyoruz!

    Bir anma eylemine izin verilmesini kabul etmeyip merkeze çekilen Dersim’in kayyım valisinden kahraman çıkarmaya çalışan ulusalcılar tanımaz Tekbıyıkoğlu’nu, biz tanırız, Dersim halkı tanır!

    Dersim halkı onu, halkın iradesine çöken, halkın belediyesini gasbeden bir kayyımcı olarak hatırlamaya devam edecek!”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Milletvekili Bozan’dan Mersin Valisi’ne: Korkmuyoruz, geri adım atmıyoruz!-VİDEO

    Milletvekili Bozan’dan Mersin Valisi’ne: Korkmuyoruz, geri adım atmıyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Mersin Valisi’nin Yeşil Sol Parti ve şahsını hedef almasına tepki göstererek, “Halkla iç içe olduk. Her konuda varolan sorunları her yerde dile getirdik, çare bulmaya çalıştık ve muhattaplarına aktardık. Çalışmalarımız sizi rahatsız ediyorsa, rahatsız etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan hakkında, “O Bozan sokak sokak dolaşıyor, yarın bir gün başına bir şey gelecek” şeklinde açıklamasına Yeşil Sol Parti tepki gösterdi.

    Mersin Valisi’nin tehdit iddialarına ilişkin Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Toroslar ilçe binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, HDP Mersin İl ve ilçe eş başkanları katıldı.

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan Mersin Valisi’nin Akdeniz ilçesinde yaptığı bir ziyarette kendisi hakkında kimi söylemlerle parti  çalışmalarını tartışmaya açtığını aktararak, seçim öncesi ve sonrasında halkın sorunlarını ve sıkıntılarını dinlediklerini ve gece gündüz demeden sokakta çalışma yürüttüklerini söyledi.

    “VALİ NEDEN RAHATSIZ?”

    Çevre sorunundan, gençlerin uyuşturucu bağımlısı olmasına, kanal sorunundan, öğrencilerin servis sorununa kadar her konuda varolan sorunları her yerde dile getirdiklerini, çare bulmaya çalıştıklarını ve muhattaplarına aktardıklarını ifade eden Bozan, “Bu çalışmalarımız birilerini rahatsız etmiş. Vali neden rahatsız? Çünkü bizler seçimden önce olduğu gibi seçimden sonra da halkın içinde olduk ve valiye görevlerini hatırlattık” dedi.

    “BİR ZARAR GELİRSE SORUMLU MERSİN VALİSİDİR”

    “Mersin Valisi, çalışmalarımızı tartışmak senin haddine değil” diyen Bozan, şöyle devam etti:

    “Partimiz bu ülkenin ve şehrinin üçüncü büyük partisidir ve bu partinin seçilmiş vekilinin adını uygunsuz sözler söylemek senin haddine değil. Biz senin mesajını aldık. Senin mesajına vereceğimiz cevap; bugünden sonra daha fazla halkla iç içe olmaktır. Bu çalışmalarımız sizi rahatsız ediyorsa, rahatsız etmeye devam edeceğiz. Korkmuyoruz, geri adım atmayacağız. Bugünden sonra herhangi bir çalışma arkadaşımızın tırnağına zarar gelirse bunun sorumlusu Mersin Valisidir.”

    “HALK İÇİN ÖRGÜTLENMEYE DEVAM EDECEĞİZ

    Ardından konuşan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Seçimlerden bu yana halkın vekili olarak sokakta sürdürdüğümüz çalışmalardan atanmışlar rahatsız olmuş. Halkın iradesiyle seçilmiş milletvekiline liyakatsiz konuşmalar yapma halini kendisinde bulabiliyor. Bizler atanmışların seçilmişler hakkında konuşmasını kabul etmiyoruz. Bizler halkla beraber halk için örgütlenmeye devam edeceğiz, bu faşist yönetimlere de halka beraber cevap vereceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • Alevi köyü Hubyar’a ayrımcılık yapılıyor; Vali, İçişleri Bakanlığına şikayet edildi-VİDEO

    Alevi köyü Hubyar’a ayrımcılık yapılıyor; Vali, İçişleri Bakanlığına şikayet edildi-VİDEO

    PİRHA-Tokat’ın Almus ilçesindeki Hubyar köyünde çöpler toplanmazken Sünni köyü olan Çayönü (Değeryer) köyüne ise çöp konteyneri konuldu. Köylülerin dilekçeler verdiğini, sorunlarını valiye anlattıklarını ancak sorunlarının çözülmediğini belirten 27. dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Buradan valiye sesleniyoruz ayrımcılık yapma, vatandaşlarına eşit davran. Valiyi yapmış olduğu ayırımcılıktan dolayı İçişleri Bakanlığı’na şikâyet ettik” dedi.

    Tokat il merkezine 120 kilometre mesafede bulunan, Almus ilçesine bağlı Hubyar köyü, hem bir dergaha ev sahipliği yapıyor hem de bölgedeki Alevilerin inanç merkezi konumunda. Ancak devletin, Alevi köylerine yönelik ayrımcı politikası devam ediyor. Tokat’ın Almus ilçesindeki Hubyar köyünde çöpler toplanmazken Sünni köyü olan Çayönü (Değeryer) köyüne ise çöp konteyneri konulmuş durumda.

    27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, çektiği video ile Hubyar köyünde yaşanan ayrımcılığı anlattı.

    “AÇIK BİR ŞEKİLDE AYRIMCILIK VAR”

    İki köy arasındaki tek farkın Alevi köyü ve Sünni köyü olması olduğunu belirten Ali Kenanoğlu, “Ancak Hubyar köyü sadece Alevi köyü değil aynı zamanda Alevi inanç merkezi, binlerce insanın ziyaret ettiği bir yer. O nedenle bu köyde üretilen çöpler sadece köylülerin ürettiği çöpler değil. Bu nedenle Hubyar köyünün çöp sorununun çözülmesi için mutlaka valiliğin ve il özel idaresinin gerekli tedbirleri alması gerekiyor. Bu konuda dilekçeler verildi, köylüler sorunlarını valiye anlattı fakat bir türlü bu sorun çözülmüyor. O yüzden biz de bu durumu ayrımcılık olarak nitelendiriyoruz. Eğer Hubyar köyü Alevi inanç merkezi değil de Sünni inanç merkezi olsaydı orayı ihya ederlerdi, bunu çok iyi biliyoruz. İnsanlar diyor ki kendi sorununuzu çözün! Tabii kendi sorunumuzu çözeriz ama burada açık bir şekilde ayrımcılık var. Buradan valiye sesleniyoruz ayrımcılık yapma, vatandaşlarına eşit davran! Valiyi yapmış olduğu ayırımcılıktan dolayı İçişleri Bakanlığı’na şikâyet ettik. Bu şikâyet sonunda hiçbir şey olmayacak ama yaşanan ayrımcılığı belgeleyerek ortaya koymak için bunları yapmamız gerekiyor” dedi.

    PİRHA/TOKAT

    İLGİLİ HABERLER:
    -Alevi inanç merkezine ayrımcılık; Hubyar’da çöpler toplanmıyor-VİDEO

  • Kayseri Valisi destekledi, çocuklar yine gerici cemaatlerin eline bırakıldı

    Kayseri Valisi destekledi, çocuklar yine gerici cemaatlerin eline bırakıldı

    PİRHA- Kayseri Valisi tarikatçı İlim Yayma Cemiyeti’nin yaz Kuran kursu açılışında konuştu. Vali Gökmen Çiçek “Yavrularımız sizlere emanettir. Emanetimize iyi bakacağınıza inanıyor ve başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı. 

    Laiklik karşıtı faaliyetleri sürdüren AKP iktidarının desteği ile çocuklar üstündeki istismar günden güne büyüyor.

    Önce Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) protokolü ile okullara imam atanmasında işbirliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) şimdi de kendi bünyesine bağlı kurumlarda Kuran kursu açılmasına olanak tanıyor. Okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte istismar merkezi Kuran kurslarının sayısı da hızla artıyor. MEB’e bağlı kurumlarda Kuran kurslarına bir yenisi daha eklendi. 

    BirGün’ün haberine göre İlim Yayma Cemiyeti Kayseri’de 4-6 yaş grubu için yaz okulu açtı. Açılışa katılan vali çocukları gerici derneğe ‘emanet’ etti. Samsun’da ise İlkadım Halk Eğitim Merkezi Kuran kursu açtı. 12 Haziran’da yapılan duyuruya göre kurslar okullarda da gerçekleştiriliyor. Burdur Bucak’ta ise Nakşibendi Tarikatı’na yakınlığıyla bilinen Hayrat Vakfı da MEB ile yaptığı protokol kapsamında okullarda Kuran kursu düzenliyor.

    Devletin ilk ve orta okul seviyesindeki çocuklara yaz döneminde neredeyse hiçbir sosyal imkan tanımaması öğrenci velilerini Kuran kurslarına yöneltiyor. Türkiye’de uygulanan gerici islamcı politikaların yansımaları 4-6 yaş arasındaki çocukları bile ele geçiriyor. 50. Yıl Dedeman İmam Hatip Ortaokulu’nda gerçekleşen törende konuşan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, “Yavrularımız sizlere emanettir. Emanetimize iyi bakacağınıza inanıyor ve başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı. 400 öğrencinin yaz okuluna kayıt yaptırdığı aktarılırken, yaz okulu programının hedefi olarak, “kendini bilen, milli ve manevi değerlerini tanıyan, ahlaki gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan nesiller yetiştirmek” ifadesi yer aldı. 

    (HABER MERKEZİ)

  • Kaya: Devletin valisi, kaymakamı iktidar partisinin propagandasını yapamaz-VİDEO

    Kaya: Devletin valisi, kaymakamı iktidar partisinin propagandasını yapamaz-VİDEO

    PİRHA- CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, “Valiler, kaymakamlar, bürokratlar AKP’nin il ve ilçe başkanları değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin valisi, kaymakamı ve bürokratlarıdır. Devletin bürokratları, iktidar partilerinin propagandasını yapmak, toplantılar düzenlemek için o koltukları işgal edemezler. İktidarlar değişir hesap sorulur!” dedi.

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya Ankara Yenimahalle Kaymakamlığının “muhtar-bürokrat” toplantısı üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplandırması için soru önergesi verdi.

    Kaya, “Valiler, kaymakamlar, bürokratlar AKP’nin il ve ilçe başkanları değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin valisi, kaymakamı ve bürokratlarıdır. Devletin bürokratları, iktidar partilerinin propagandasını yapmak, toplantılar düzenlemek için o koltukları işgal edemezler. İktidarlar değişir hesap sorulur!” dedi.

    Kaya soru önergesinde şunları kaydetti:

    “Ankara Yenimahalle Kaymakamlığı muhtarlara gönderdiği mesajda, 21 Mayıs 2022 Cumartesi günü “muhtar-bürokrat” toplantısı yapılacağını duyurmuş; süren projeler, muhtarların talepleri ve beklentilerinin değerlendirileceği kaydedilmiştir. Toplantıya ilçe sağlık müdürlüğünden, ilçe milli eğitim müdürlüğünden, ilçe müftülüğünden, ilçe nüfus müdürlüğünden ve Başkentgaz’dan kurum temsilcilerinin de katılacağı bilgisi verilmiştir. Mesajda ayrıca toplantıya bölge milletvekillerinin de katılacağı aktarılmıştır.

    Toplantıya katılan muhtarların tarafımıza aktardığı bilgiye göre, Yenimahalle Kaymakamlığı’nın mesajda duyurduğu kurum temsilcilerinin toplantıya katılmadığı; toplantıya AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, AKP Yenimahalle İlçe Başkanı Abdulkadir Aydoğan, MHP Yenimahalle İlçe Başkanı Dursun Dinçer ve iki partinin ilçe yöneticilerinin katıldığı bildirilmiştir.

    Toplantıya katılan muhtarların AKP Yenimahalle İlçe Başkanı Abdulkadir Aydoğan ve MHP Yenimahalle İlçe Başkanı Dursun Dinçer tarafından kapıda karşılandığı da iddia edilmektedir.

    Toplantı divanı ise Yenimahalle Kaymakamı Türker Çağatay Halim, AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, AKP Yenimahalle İlçe Başkanı Abdulkadir Aydoğan, MHP Yenimahalle İlçe Başkanı Dursun Dinçer’den oluşmuştur.

    Kürsüde söz alarak konuşan, AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan ve MHP Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi’ni hedef alan açıklamalarda bulunmuştur. AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan Yenimahalle Belediyesinin çalışmadığını iddia ederek, Yenimahalle’nin bunları hak etmediği açıklamalarında bulunmuştur. Toplantının Cumhur İttifakının siyasi propagandasına dönüştüğünü söylen bazı muhtarların da toplantıyı terk ettiği bildirilmiştir.

    Bu bilgiler kapsamında;

    1. Yenimahalle Kaymakamlığı tarafından düzenlenen toplantıya AKP ve MHP milletvekilleri ve ilçe başkanları davet edilirken, neden diğer siyasi partilerin milletvekilleri ve ilçe başkanları davet edilmemiştir?
    2. Toplantıya kamu kurumlarının temsilcilerinin de katılacağı duyurulmasına rağmen, neden hiçbir kamu kurumu temsilcisi katılmamıştır?
    3. Yenimahalle Kaymakamlığının düzenlediği bir toplantıya sadece Cumhur İttifakını oluşturan AKP ve MHP’nin milletvekilleri ve ilçe başkanlarının davet edilmesi ne anlama gelmektedir?
    4. Toplantıda AKP ve MHP’nin Ankara milletvekillerinin muhalefeti eleştiren, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi’nin çalışmadığını iddia eden açıklamalarda bulunması etik midir?
    5. Ankara Valiliğinin konuya ilişkin bilgisi var mıdır?
    6. Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Yenimahalle Kaymakamı Türker Çağatay Halim’in, AKP ve MHP’nin siyasi propaganda yapması için toplantı düzenlemesi hakkında bir işlem yapılacak mıdır?

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • ‘Tunceli Valiliği, Nazımiye Kaymakamın kanunsuzluğunu örtbas etmek istemektedir’

    ‘Tunceli Valiliği, Nazımiye Kaymakamın kanunsuzluğunu örtbas etmek istemektedir’

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi Yönetim Kurulu, silahlı fotoğrafla cemevi başkanını tehdit eden Nazımiye Kaymakamına sahip çıkan Valiliğe tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Kaymakamın içerisine düştüğü yanlışı, kanunsuzluğu ve hukuksuzluğu örtbas etmek istemektedir” denildi.

    Dersim Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın Düzgün Baba Cemevi yönetimini tehdit etmesi üzerine verilen tepkileri, Tunceli Valiliği, “Kaymakamımıza yönelik karalama kampanyası” olarak nitelendirmişti. Düzgün Baba Cemevi Yönetim Kurulu, Tunceli Valiliği’nin açıklamasına yaptığı yazılı açıklamayla cevap verdi.

    “TUNCELİ VALİLİĞİ, KAYMAKAMIN YAPTIĞI YANLIŞI ÖRTBAS ETMEK İSTEMEKTEDİR”

    Nazımiye Kaymakamı’nın Düzgün Baba Cemevi özelinde Alevi toplumuna, Alevi inancına yönelik tehdit ve hakaretini görmezden gelindiği belirtilen açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Kaymakamın içerisine düştüğü yanlışı kanunsuzluğu ve hukuksuzluğu örtbas etmek istemektedir. Öncelikle valiliğin ilgili açıklamasındaki bazı iddialara kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur. Valilik açıklamasında, 5 Şubat tarihinde cemevi yönetiminin Nazımiye Kaymakamıyla iletişime geçerek Xızır Cemi nedeniyle kapalı olan cemevi yolunun açılmasını talep etmiş, kaymakamlık ve bağlı ilgili kurumlar yol açma çalışmaları için yönlendirilmiştir, deniliyor. Fakat bu görüşmeden sonra yol açılmadığı gibi kaymakam köy hizmetlerinde yetkili birini arayarak “Benim bilgim ve onayım olmadan Düzgün Baba Cemevi yolunu açmayacaksınız “diyor. Bu görüşmeden bir hafta sonra yaklaşık bir aydır kapalı olan Düzgün Baba Cemevi yolunun açılması talebiyle Düzgün Baba Cemevi yönetimi sosyal medyadan açıklama ve çağrı yapmak zorunda kalıyor. Bu çağrıdan bir gün sonra ve kaymakamla görüşmeden bir hafta sonra Düzgün Baba Cemevi yolu açılıyor. Valilik açıklamasında iddia edildiği gibi aynı gün yol açılma durumu söz konusu değildir.”

    “FOTOĞRAF CEMEVİNİN ÖNÜNDE ÇEKİLMİŞTİR”

    Valilik açıklamasındaki diğer bir iddia da uzun namlulu silahlarla çekilen fotoğrafın bulunduğu yerin cemevi olmadığı açıklamasıydı.
    Düzgün Baba Cemevi yönetimi, fotoğrafın cemevinin önünde çekildiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Bu açıklama doğru değildir. Bu silahlı fotoğraf cemevimizin önünde bulunan ‘EL ELE EL HAKKA’ tabelasının hemen önünde çekilmiştir. Fotoğrafta da net bir şekilde bu tabela görülmektedir. Valilik açıklamasında Düzgün Baba Cemevi’nin tapusunun Çevrecik köyü muhtarlığına ait olduğu ve muhtarlığın derneğe bir tahliye davası açtığından söz etmektedir. Öncelikle şunun altını çizmekte fayda var. Düzgün Baba kimsenin tapulu yeri değildir. Düzgün Baba hakikati; makamları, mevkileri aşan bir hakikattir. Düzgün Baba dünya Alevi toplumunun Serçeşmesi, murad kapısıdır. Dolayısıyla cemevinin bulunduğu alan köy sınırları içerisinde bulunsa da, cemevi 20 bin m2’lik alan tapuda ibadet alanı olarak tescillenmiştir. Ayrıca Çevrecik köy muhtarının Düzgün Baba Cemevi yönetimine dönük bir tahliye davası söz konusu değildir. Bu cemevimizin kuruluşundan bu yana dernek statüsünde hizmet vermektedir.”

    “NAZIMİYE KAYMAKAMI UĞUR TUTKAN DERHAL GÖREVİNDEN ALINMALIDIR”

    Düzgün Baba Cemevi, Valiliğin açıklamasındaki “Derneğin, cemevini işgalen kullanması” diye bir beyanı olduğunu hatırlatarak, “Bu açıklama skandal niteliğindedir. Aslında Valilik Nazimiye Kaymakamı’nın inanç yerlerimize dönük tehditini bir adım ileri taşımıştır. Cemevi yönetiminin inanç, itikat, ibadet, faaliyet ve hizmetlerini önemsiz görmüştür. Bütün bu iddialarından anlaşılan önümüzdeki süreçte cemevlerimizde inanç yerlerimizde hizmet yürüten yol evlatlarını “Fuzili işgal” nedeniyle engelleyip kendileri açısından bir yol temizliği yapmak istedikleri anlaşılmaktadır. Valilik açıklamasında kaymakamın Düzgün Baba Cemevinde hizmet yürüten canlarımız şahsında bütün Alevi toplumuna dönük tehdit ve hakaretine sahip çıkmış ve bu yapılanı bir adım ileri taşımıştır. Bütün Alevi toplumu, Alevi kurumları, Alevi dostları günlerdir bu yapılan tehdidi kendilerine yapılmış olarak gördüklerine dair açıklamalar yapıyor. Fakat bu durum görmezden geliniyor. Çıkıp en azından bütün bu kesimlerden bir özür dilemek yerine, günü kurtarmaya, hedef şaşırtmaya yönelik açıklamalar yapıyorlar.

    KAYMAKAM HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

    Düzgün Baba Cemevi yönetimi olarak 16.02.2022 Nazımiye Savcılığı’na Kaymakamın tehdit ve hakareti nedeniyle suç duyurusunda bulunduğumuzun ve bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızın bilinmesini isteriz. Cemevimizin kapısına uzun namlulu silahlarla dayanıp size devletimizin gücünü göstereceğim diye tehdit eden Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan derhal görevden alınmalıdır” denildi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER
    > ‘Hızır ayında Düzgün Baba Cemevi’ne 60 bin TL idari ve mali para cezaları kesildi’
    > Nazimiye Kaymakamı’ndan Düzgün Baba Cemevi yöneticilerine tehdit!

     

  • Gülüstan Kılıç Koçyiğit: Cem tiyatro değil, inançsal bir ritüeldir!

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit: Cem tiyatro değil, inançsal bir ritüeldir!

    PİRHA-Nazımiye’nin Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevinde vali, kaymakam ve askerlerin katılımıyla yapılan ceme, Aleviler yoğun tepki gösterdi. Söz konusu cemin inanca yönelik bir müdahale olduğunu söyleyen HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Cem tiyatro, halk oyunu değil, inançsal bir ritüeldir ve sadece o inancın gerçekten parçası olmak isteyenler girebilir. ‘Hadi bir cem tutun görelim’ diyen devlet yetkililerinin orada oturmaları mümkün değildir” dedi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevi’nde Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan, Nazımiye Kaymakamı ve askerlerin katılımıyla cem yapıldı. Alevi toplumunun tepkisini çeken cemi, kaymakamın istediği ortaya çıktı.

    Nazımiye Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevinde vali, kaymakam ve askerlerin katılımıyla yapılan ceme tepki gösteren HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit PİRHA’ya konuştu.

    Yeryüzündeki bütün inançlar saygılı olunması gerektiğini söyleyen Koçyiğit, “Ama ne yazık ki Türkiye’de uzun yıllardan beri Alevi toplumu her zaman inancı asimile edilmek istenmiş. Aleviler de buna karşı bin yıldır direniş sürdürerek inancını bugüne kadar getirdiler. Geldiğimiz yüzyıl içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Alevi inancını yok sayan tutumunun değişmeden devam ettiğini görüyoruz. Devletin halen Aleviliğin ne olduğunu tartışıyor ve Aleviliği bir kalıba sokmaya çalışarak Sünniliğin yan dalı gibi gösterme arayışları var” dedi.

    “İNANCIMIZI KORUMAK HER ALEVİ YURTTAŞIN GÖREVİDİR”

    Nazımiye Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevi’nde vali, kaymakam ve askerlerin katılımıyla yapılan cemin inanca yönelik bir müdahale olduğunu vurgulayan Koçyiğit, “Bu artık ‘bir cem tutun da bakalım nasıl tutuyorsunuz’ olayına dönmüş durumda. Yapılanlar kabul edilecek şeyler değildir” dedi. Koçyiğit, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Valilerin, kaymakamların, askeri personelin oturması ve oradaki halkımızın da cem tutması diye bir şey olamaz. O bir cem olamaz zaten. Cem tiyatro, halk oyunu değildir, inançsal bir ritüeldir ve sadece o inancın gerçekten parçası olmak isteyenler girebilir. ‘Hadi bir cem tutun görelim’ diyen devlet yetkililerinin orada oturmaları mümkün değildir. Çünkü cemde can olunur, daha önce de Ahmet Davutoğlu’nun gelip Tunceli Cemevinde posta oturması veya başkalarının makamlarından mevkilerinden aldıkları güçle o inancın mekanında oturmaları ve o inanca yönelik müdahalede bulunmaları kesinlikle kabul edilecek bir durum değildir. Buna bir şekilde karşı çıkmayan veya çıkamayanların da kendisini gözden geçirmesi gerekiyor. Alevi inancı böyle asimile olur, böyle yok olur. ‘Herkes gelsin bir şey olmaz’ derse ortada inanç diye bir şey kalmaz, inancımızı korumak her Alevi yurttaşın görevidir. Bu konuda Alevi toplumunun da ciddi eksiklikleri olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor. Aleviler de inancını korumakta ve gelecek nesillere aktarmakta ne yazık ki sorunlar yaşıyorlar” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >Tunceli Valisinin ve askerlerin ceme katılması tepki çekti: Cemevleri, gösteri alanı değildir!

    >Nazımiye’de tepki çeken cemi Kaymakam istemiş: Bu kadar hizmet ettim bir cem yapayım!

  • Nazımiye’de tepki çeken cemi Kaymakam istemiş: Bu kadar hizmet ettim bir cem yapayım!

    Nazımiye’de tepki çeken cemi Kaymakam istemiş: Bu kadar hizmet ettim bir cem yapayım!

    PİRHA- Nazımiye Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevinde Vali, Kaymakam ve askerlerin katılımıyla yapılan ve tepki çeken cemi, Kaymakamın istediği belirtildi. PİRHA’ya konuşan Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi Derneği Başkanı Yaşar Seyrek, “Bu sene Kaymakam biraz yardım etti. Bir depo yaptı. Sonra bu kadar hizmet ettim, burada bir cem yapayım, dedi” şeklinde konuştu. 

    Dersim Nazımiye ilçesine bağlı Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevinde Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan, Nazımiye Kaymakamı ve askerlerin katılımıyla geçen hafta bir cem yapıldı.

    Alevi toplumunun tepkisini çeken cemi, kaymakamın istediği ortaya çıktı.

    Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi Derneği Başkanı Yaşar Seyrek’e ulaşarak cem ile ilgili sorularımızı yöneltip bilgi aldık.

    PİRHA: Bir cem yapmışsınız. Askerler, Vali, Kaymakam da var cemde. Nasıl katıldılar ceme?

    YAŞAR SEYREK: Kaymakam bey kendisi bir cem yapacağım, dedi.

    -Kaymakam Alevi mi? 

    Onu ben bilemem. Dikkat ederseniz hep askerdi, sivil yoktu.

    -Evet askerler de vardı. Bu cemevinin dedesi kim?

    Cemevinde Ali Ekber (Yurt) dede, Nesimi dede vardı.

    -Cemi bu kişiler mi yürüttü?

    Evet. Biz onay verdik, yapabilirsiniz, dedik. Bu sene Kaymakam biraz yardım etti. Bir depo yaptı. Sonra dedi ki bu kadar hizmet ettim, burada bir cem tutayım.

    -Her canı isteyen ‘cemevinde cem yapacağım’ diyebilir mi?

    Neden demesin. Bizim orası ibadet yeridir. Herkes gelir, kurbanını, niyazını dağıtır.

    -Ancak biliyorsunuz cemi Aleviler yapıyor. 

    Onlar cemevine geliyorsa bir şey diyeceğim yok.

    -Cemin bir anlamı var. Her isteyen ‘cem yapacağım ben’ diyebilir mi?

    Aleviler geldi cem yaptı da biz bırakmadık mı?

    -Hangi gün yapıldı cem?

    Perşembe günü.

    -Cemi, Ali Ekber Yurt mu yürüttü?

    Beraber yürüttüler. Vali vardı, Kaymakam vardı.

    -Askerler de resmi kıyafetiyle katılmışlar ceme. Neden öyle geldiler?  

    Bölük komutanı, askerler onlar da geldiler.

    -Ceme sivil kıyafetle katılması gerekmiyor mu? 

    Bir Valiye ben ‘burada cem yapmayın, girmeyin’ diyebilir miyim.

    -Her inancın kuralları var. Denilebilir tabi ki.

    Vali bey buraya girme deme şansım var mı?

    -Deme şansınız var tabi. Her isteyen ya da bir Alevi; camiye, kiliseye gidip ‘ben burada ibadet yapacağım’ diyebilir  mi? İstediği gibi girebilir mi?

    Girebilir, kimse ona girme diyemez ki.

    -Peki ‘Erenler cemine her can giremez’ demiyor muyuz?

    Biz adam seçmiyoruz.

    -İki Alevi derneği açıklama yaptılar. ‘Bizim cemevimiz gösteri merkezi değil, cemimiz tiyatro değil, seyirlik değil’ diyerek tepki gösterdiler bu duruma.

    Herkesin düşüncesi kendisine ait. Ben kimlik kontrolü yapamam. Burası ibadet yeri.

    -Peki askerler silahlarıyla mı cemevine girdi?

    Ne silahı, ne topu, ne tüfeği?

    -Tamam ama askerler ceme sivil kıyafetleriyle gelmemişti. 

    Ben kontrol edemem silahı var mı yok mu? İnsan insan olsun. Herkese kapımız açıktır. Cemevimize Aleviler neden yardım etmedi?

    -Doğru. Aleviler dayanışmalı, yardım etmeli elbette. Peki Kaymakam cemevine hangi yardımları yaptı? 

    Su deposunu, çatıyı, yolu, asfaltı, tuvaletleri yaptı.

    -Anladım. Sonra da ‘cem yapacağım’ dedi!

    İstanbul’da geldik. Derdimizi anlattık. Kimse derdimize derman olmadı. Belediye (Maltepe) Başkanı Ali Kılıç Alevidir ama yardım etmedi. Gürsel Erol her yere yardım etti, buraya etmedi.

    ***

    “CEMEVİ GÖSTERİ MERKEZİ, CEM SEYİRLİK DEĞİL”

    Bu arada, söz konusu ceme tepki gösteren iki Alevi derneği de dün yaptıkları açıklamada, “Cemde mevki, makam ön plana çıkarılmaz. Bunu düzenleyen hiç bir rehber, pir ve dernek başkanının hakkı yoktur ve olmaz da. Günümüzde bir inanç kurumuna gidip ‘siz inancınızı yerine getirin, biz de bir tiyatro, sinema izler gibi izlemeye geldik’ desek herhangi bir ibadete yakışır mı? İnanan bütün insanların inancına ters düşmez mi?” dedi.

    Açıklamada, “Kişi cemevine ziyarete gelirse benliğini, kibirini dışarda bırakarak bir can olarak yapar. Bu ziyareti reklam olarak kullanamaz. Ocaklarımızı ve ocakta bulunan cemevlerimizi siyasi sermayeye çevirmemeliyiz. Cemevleri, ocak, dergahlar bir müze, bir sergi, bir gösteri alanı değil, olmamalıdır da. Ocaklarımızı, Ziyaretlerimizi, İnançsal değerlerimizi bireysel çıkarlar ve menfaatleriniz için kimsenin kullanmaya hakkı ve yetkisi yoktur” denildi.

    PİRHA/ DERSİM

    İLGİLİ HABER

    Tunceli Valisinin ve askerlerin ceme katılması tepki çekti: Cemevleri, gösteri alanı değildir!

  • Tunceli Valisinin ve askerlerin ceme katılması tepki çekti: Cemevleri, gösteri alanı değildir!

    Tunceli Valisinin ve askerlerin ceme katılması tepki çekti: Cemevleri, gösteri alanı değildir!

    PİRHA- Nazımiye Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevinde Tunceli Valisi’nin katılımıyla geçen hafta cem yapılması tepki çekti. Anadolu Alevi Ocakları Derneği ve Seyyid Hacı Kureyş Dergahı Derneği ortak yazılı bir açıklama yaparak, cemin tiyatro gibi izlenemeyeceğini, bunu yapmaya kimsenin hakkı olmadığını belirttiler. Açıklamada, “Cemevleri, ocak, dergahlar bir müze, bir sergi, bir gösteri alanı değildir” denilerek sert tepki gösterildi. 

    Nazımiye Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevini ziyaret eden Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan da yürütülen ceme katılıp izlemesi tepki çekti.

    Anadolu Alevi Ocakları Derneği ve Seyyid Hacı Kureyş Dergahı Derneği “Alevi Ocakları üzerinde oynanan oyunlar” ortak yazılı bir açıklama yaparak, cemin seyirlik olmadığını belirterek, “Cemde mevki, makam ön plana çıkarılmaz. Bunu düzenleyen hiç bir rehber, pir ve dernek başkanının hakkı yoktur ve olmaz da. Günümüzde bir inanç kurumuna gidip ‘siz inancınızı yerine getirin, bizde bir tiyatro, sinema izler gibi izlemeye geldik’ desek herhangi bir ibadete yakışır mı? İnanan bütün insanların inancına ters düşmez mi?” diyerek tepki gösterdi.

    Yapılan yazılı açıklama şöyle:

    “Son zamanlarda bazı derneklerin içinde örgütlenen kimi insanlar inancımıza inanılmaz büyük zararlar vermektedirler. Bugünlerde Düzgün Baba Dergahında yapılan cem hadisesi örnek teşkil etmektedir. Edindiğimiz bilgilere göre yetki ve yeteneği olmayan bu şahıslar, cem ve cem olma adabı, erkanını bilmeden siyasi bir şov şeklinde inanç önderimiz olan bir ocağın içinde cem yaptıkları belirlenmiştir. Bu şahıslar bilinçsiz ve HAKK MUHAMMED ALİ yolu erkanına uymayan tavırlar sergilemişlerdir. Yine edindiğimiz bilgilere göre yanına devlet erkanı yetkililerini de alarak onları da kendi emellerine (amaçlarına) alet etmişlerdir.

    “CEMDE MEVKİ, MAKAM ÖN PLANA ÇIKARILMAZ”

    Bu Yolun erkan ve adabını bilenler ceme giren her bireyi can olarak kabul edilir. O, can Teslim-i Rıza olmadan halkla bir öz, bir can olmadan veya halktan birisi olarak cem erkanına katılmıyorsa ceme alınmaz. Cem de mevki, makam ön plana çıkarılmaz. Bunu düzenleyen hiç bir rehber, pir ve dernek başkanının hakkı yoktur ve olmaz da. Günümüzde bir inanç kurumuna gidip ‘siz inancınızı yerine getirin, biz de bir tiyatro, sinema izler gibi izlemeye geldik’ desek herhangi bir ibadete yakışır mı? İnanan bütün insanların inancına ters düşmez mi?

    Bazı dernek başkanları devlet erkanını veya siyasi parti başkanlarını yanlarına alarak bir güç gösterisinde bulunuyorlar. Bu olayı inancın gereği gibi gösterebiliyorlar. Hâlbuki ceme gelen bir şahsın mevki ve makamı ne olursa olsun orada mevki sorgulanamaz. O şahıs inanıyorsa gelir halktan biri olarak ceme katılır, inancın erkanına uyar.

    “CEMEVLERİMİZ BİR MÜZE, BİR SERGİ, GÖSTERİ ALANI DEĞİLDİR”

    Kişi cemevine ziyarete gelirse benliğini, kibirini dışarda bırakarak bir can olarak yapar. Bu ziyareti reklam olarak kullanamaz. Ocaklarımızı ve ocakta bulunan cemevlerimizi siyasi sermayeye çevirmemeliyiz. Cemevleri, ocak, dergahlar bir müze, bir sergi, bir gösteri alanı değil, olmamalıdır da. Örnek olarak Yüce Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa (s.a.a.) Efendimiz Miraç dönüşü Kırklar Cemine girince kendisini halktan biri olarak tanıtır. Kırklar Cemine öylece alınır. Bunu tüm insanlığa güzel miras olarak bırakmıştır.

    Sözün kısası Ocaklarımızı, Ziyaretlerimizi, İnançsal değerlerimizi bireysel çıkarlar ve menfaatleriniz için kimsenin kullanmaya hakkı ve yetkisi yoktur.

    Düzgün Baba’da yapılan ve sosyal medyaya yansıyan görüntüler bir cem değildir. Cemin de töreni olmaz. Anlayamadığımız bireysel bir çıkar ilişkisi olduğunun ispatıdır. Tüm Seyyid evlatlarının ve cemevlerinin bilgisine.

    (HABER MERKEZİ)

  • “Demokrasi Yürüyüşü”ne koronavirüs yasağı!

    “Demokrasi Yürüyüşü”ne koronavirüs yasağı!

    PİRHA- HDP’nin yarın başlatacağı ‘Demokrasi Yürüyüşü’ ne 8 ilden yasaklama geldi. Bitlis, Hakkari, Kırklareli, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Van ve Tekirdağ’da valilikler tarafından şehirlere giriş-çıkış yasağı kararları alındı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından Edirne ve Hakkari’den başlayarak Ankara’da sona erecek ‘Demokrasi Yürüyüşü’ne saatler kalmışken, güzergah üzerindeki illerden yasak kararları birbiri ardına çıkıyor.

    Edirne, Hakkari, Bitlis, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Van ve Tekirdağ valilikleri toplantı, gösteri ve yürüyüşlerin yasaklandığını, bu amaçlarla şehirlere girişlerin de engelleneceğini açıkladı.

    Valiliklerden yapılan açıklamalarda koronavirüs salgını gerekçesiyle, il genelinde yapılması planlanan eylem ve etkinliklerin yasaklanması kararı alındığı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Seyit Rıza ile birlikte Dersim’in inancı, dili ve kültürü de idam edildi’-VİDEO

    ‘Seyit Rıza ile birlikte Dersim’in inancı, dili ve kültürü de idam edildi’-VİDEO

     PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilişlerinin 82. yılına ilişkin konuşan Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz, Dersim’de Seyit Rızalar ile birlikte inançlarının, dillerinin ve kültürlerinin de idam edildiğini söyledi.

    Haberin Videosu

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu imzası ile başlatılan harekat sonrası binlerce Kürt-Alevi yurttaş Dersim’de katledildi. Katliamının üzerinden 82 yıl geçmesine rağmen henüz sorumluluğu olan tek bir isim dahi yargılanmadı.

    Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü biliniyor. Bugün halen Dersim’e dair tüm arşivler açılmadı, hakikatler tam olarak açığa çıkarılmadı.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının idam edilişinin 82. yılında da bu talepler yinelenecek.

    Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz, Dersim hadisesinin Cumhuriyet döneminde değil 1860’lardan başlayarak günümüze kadar geldiğini kaydetti.

    Cumhuriyet öncesi dönemlerde Dersim’e ilişkin raporların hazırlanıp tedip ve tenkil harekatlarının yapıldığını belirten Yeşilgöz “Cumhuriyet dönemiyle devleti yönetenlerin tek ulus, tek devlet, tek dil anlayışı üzerine iktidarlarını kurmak istediklerini ancak buna karşı Dersim’de kendi kültürünü, dilini, inancını kendine özgü yaşamak isteyen bir toplumun olduğunu söyledi.

    Dersim Katliamı’ndan önce Koçgiri, Zilan, Şeyh Said katliamlarının yaşandığını ve bu katliamlardan sonra tekçi anlayışın egemen kılınması için Dersim’in ve Dersim Seyitlerinin imhasına yönelik hazırlanan programların gündeme konulduğunu ve uygulandığını belirten Yeşilgöz, 1937’ye geldiğinde ise yapılan tüm görüşmeler sonucu verilen tüm sözlerin yok sayıldığını Seyit Rıza’nın da içinde yer aldığı 7 kişinin idamıyla sonuçlanan bir sürecin başlatıldığını ifade etti.

    “GÖSTERMELİK BİR MAHKEME İLE SEYİT RIZA VE YOLDAŞLARI İDAM EDİLİYOR”

    Yeşilgöz  Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilme ve idam edildikten sonraki sürecini ise şöyle aktarıyor:

    “Hiçbir hukuksal alt yapısı olmayan tamamen hukuk devleti anlayışı dışındaki bir anlayışla Elazığ’da kurulan mahkemede 72 yargılanıyor. Bu 72 kişinin yargılanması özel kanunlarla, yani o dönem meclise sunulan daha önce kanun tasarısı olarak Munzur Vilayetinin kurulması kanunu meclise geliyor. Devletin tekçi anlayışının bir ürünü olan Tunç-el operasyonu Tunceli olarak değiştirildiği bir süreçten sonra da orada insanların idamı ve imhasına yönelik bir altyapı oluşturuluyor. Bu oluşturulan altyapının sonucunda da Elazığ’da kurulan göstermelik bir mahkemede Seyit Rıza ve Dersim ileri gelenleri yargılanarak 7’si idama mahkum ediliyor. Diğerleri de ömür boyu hapse çarptırılarak Türkiye’nin birçok ilindeki hapishanelerine gönderiliyor.  Şimdi öylesine hukuksuz bir anlayış ki idam edilenlerin bugün mezar yerleri dahi bilinmemektedir. O gün anlatılan bir rivayete göre gece sabaha doğru bir traktör römokuna konulan 7 kişinin cenazesi Elazığ-Malatya arasındaki Kömürhan Köprüsündeki tepelik bir alanda yakıldığı söyleniyor. Süreç bu şekilde buraya geliyor. Ama o günden sonra değişen bir şey var mı Türkiye’de veya iktidar erklerinde? O günden bugüne değişen bir anlayış yok.  Seyitlerimizin mezar yerleri tespit edilinceye kadar, bildirilinceye kadar, o dönem sürgüne gönderilen ve sürgün yerlerinde ölen Dersim ileri gelenlerinin bilgileri açıklanana kadar ve o gün evlat verilen kızlarımızın akıbetleri belli oluncaya kadar biz bu mücadeleye devam edeceğiz.”

    “ALEVİ İNANCINA SAHİP OLANLARA HEP KATLİAM VE ZULÜM REVA GÖRÜLMÜŞTÜR”

    O dönem Dersim’de Seyit Rızalar ile birlikte inançları, dilleri ve kültürlerinin de idama götürüldüğüne dikkat çeken Yeşilgöz sözlerine şöyle devam etti:

    “Seyit Rıza bir ocakzadedir. Alevi anlayışında önemli bir noktadır. Bu anlamda tek dil, tek din, tek ulus anlayışın sonucu ve farklı inançlara, kültürlere, dillere olan tahammülsüzlüğün sonucu Seyit Rızalar idama götürülüyor. Çünkü o tekçi anlayışı o gün kabul etmeyip kendi inançları doğrultusunda da mücadelesini sürdüren insanlardı. O gün, Buğday Meydanı’nda dönüp oğluna ‘Başını dik tut cigeramın varsın Buğday Meydan’ı bize Kerbela Meydan’ı olsun’ şiarı o inancının bir üründür. Kerbela’dan günümüze kadar Alevi inancına ve bu inancın ileri gelenlerine hep zulüm, katliam, ölüm reva görülmüştür. Bu bugünde farklı yönleri ile devam ediyor. O gün ‘ Ben sizin yalanlarınız ve hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu ama bende sizin karşınızda diz çökmedim buda size dert olsun’ şiarı tüm mazlum halkların tüm insanlığın önünde bir rehber olarak durmaktadır. Bugün inanıyorum ki Kobani’de ve Rojava’da zulme karşı sürdürülen mücadele o gün söylenen zalimin zulmü karşısında boyun eğmemenin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. O gün söylenen bu söz bugün mazlum halklar arasında da kabul görmüştür ve zulme karşı boyun eğmeme yönünde ki mücadele devam edecektir.”

    “GÜNLÜK POLİTİKALAR İLE BAŞARIYA ULAŞAMAYACAKLARINI DÜŞÜNÜYORUM”

    Alevi Ocaklarının hemen hemen hepsinin çıkış noktasının Dersim olduğunu belirten Yeşilgöz, şunları ifade etti:

    “Bugüne kadar Dersim’e yönelik birçok  özel politikalar üretilmiştir. Bu politikaların sonucu olarak 1980 darbesi sonrası oraya gönderilen Kenan Güven Dersim’de asimilasyon politikasını en canlı şekilde uygulamaya çalıştı. Ve Dersim’in birçok yerinde camiler inşa etmeye başladılar. Ancak bu politika tutmadı. Ancak devletin bu politikasında bugün de  geri adım atmadığını görüyoruz. Bir dönemde kayyım olarak görev yapan bugünkü Dersim Valisi  Dersim’in Alevi inancının asimile edilmesi için bir sürü politikalar uyguluyor. Dersim’de tek bir cemevi bulunurken yeni oluşan mahallelerde sürekli camilerin yaptırılması bu tekçi din anlayışının tekrardan hortlatılmasıdır. Bu politikalar tutmayacaktır. Dersim cemevinin bugün devlet eli ile yönetiliyor olması bir ölçüde bu asimilasyon politikasının adım adım başarıya götürülmesi yönündeki çabadır. Ama tutmayacaktır. Son yıllarda dağlarımız, ormanlarımız yakılırken vali ve müftü eli ile Dersim Meydanı’nda aşure dağıtılması yine bu geleneğimize karşı bir haksızlıktır. Bu inancımıza karşı bir tahammülsüzlüğün orada sergilenmesidir. Bu gibi günlük politikalar ile veya bu tip asimilasyon politikaları ile başarıya ulaşamayacaklarını düşünüyorum. Çünkü Dersim’in Kızılbaş Alevi inancı zalimin zulmüne boyun eğmeyen tutumu hiçbir dönem bunları kabul etmeyecektir. Günlük başarılar elde edebilirler ama uzun  vadeli hiçbir dönemde bu asimilasyoncu politikalar inancımız, dilimiz, kimliğimiz üzerinde de başarılı olamayacaktır. Bu başarılı olamama yolu da tüm Dersim kurumlarının veya Dersim halkının örgütlü bir şekilde mücadele etmesine bağlıdır. Dağınıklık, farklı farklı yerlerde bulunmak bu asimilasyona karşı gücümüz zayıflatacaktır. Tüm demokrasi güçleri ile ortak mücadele etme yollarını ve zeminlerini genişletmemiz ve güçlendirmemiz gerekir. Ancak inancımıza, dilimize, kültürümüze bu şekilde sahip çıkabiliriz. “

    “YAPILAN ZULMÜ UNUTTURMAMAK ADINA HERKESİ DESTEK OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilişinin 82. Yılına ilişkin Cumartesi Günü saat 18:00’de yapılacak olan anmaya  ilişkin Dam Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz şu çağrıyı yaptı:

    “Biz 90’larda Tunceli kültür ve Dayanışma Derneği olarak başlattığımız o geleneği daha sonra 2013 yılında kurmuş olduğumuz Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) vasıtası ile bu anmaları devam ettiriyoruz. Bu yılda Şişli Kent kültür Merkezi’nde (Cemil Candaş Kültür Merkezi) 16 Kasım Cumartesi günü saat 18:00’de yapacağımız etkinlikle Dersim ileri gelenlerini ve Seyitlerimiz  unutturmamak ve anmak için bir arada olacağız. Bu anmamıza, yapılan bu zulmü unutturmamak  ve unutmamak adına herkesi destek olmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Mersin Cemevi: Diyalogdan rahatsız olanlar sorunun çözümünü istemeyenlerdir

    Mersin Cemevi: Diyalogdan rahatsız olanlar sorunun çözümünü istemeyenlerdir

    PİRHA- Mersin Cemevi Yönetim Kurulu, Diyanet’in cemevi ziyaretinin bir kazanım olduğunu belirterek, görüşmede hiçbir taviz verilmeden Alevilerin taleplerine ilişkin görüşlerini bildirdiklerini ve Diyanet’in kaldırılıp devletin tüm inançlara eşit mesafede durma talebinden asla vazgeçmeyeceklerini yinelediklerini vurguladı. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin Cemevi Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz’u ziyaret etmesine yönelik gelen tepkilere ve eleştirilere ilişkin Mersin Cemevi Yönetim Kurulu yazılı bir açıklama yaptı.

    Yapılan açıklamada, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Mersin Valisi Ali İhsan Su’nun ve Mersin İl Müftüsü Şaban Kondi’nin Mersin Cemevi’ni ziyaret etmeleriyle ilgili bazı Alevi kurum başkanları ve temsilcilerinin sosyal medya aracılığıyla ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz’a, Alevi dili, adabı ve erkânıyla bağdaşmayan saldırılarda, hatta yargısız infaza varan hakaretlerde bulunmalarını esefle karşıladıklarını belirttiler.

    Açıklamada, “Hasan Kılavuz Dede’nin 45 yıldır Avrupa, Türkiye Alevi hareketi, örgütlülüğü içinde nasıl bir davranış ve söylem sergilediği, Alevi yol, erkân ve değerlerinden asla taviz vermediği tüm Alevi kamuoyu tarafından bilinmektedir” denildi.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Diyanet İşleri Başkanı Sunni-İslam inancının en yetkili temsilcisi olarak, farklı bir inancın en üst temsilcisi olan ABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz Dede’yi ziyaret etmesi, son otuz yıldır Avrupa ve Türkiye Alevi kurumlarının verdikleri mücadelenin sonucu bir kazanım olduğunu belirtmek isteriz. Ziyaret talebi Mersin İl Müftüsü Sn. Dr. Şaban Kondi, Mersin Valisi Sn. Ali İhsan Su ve Diyanet İşleri Başkanı Sn. Prof. Ali Erbaş’tan gelmiştir.

    “ALEVİCE KARŞILANMIŞ VE UĞURLANMIŞ”

    Ziyaret taleplerini reddetmeyi Alevi adabına yol ve erkânına uygun bulmadık. Önemli olan ziyaret sırasında konuşulanlardır. Hiçbir taviz verilmeden, Alevi talepleri Alevi yol diliyle ifade edilmiş, ziyaret edenler Alevice karşılanmış ve uğurlanmıştır. Görüşmede Alevilerin yıllardan beri biriken sorunları yazılı ve görsel basın önünde açık şekilde dile getirilmiştir. Kimsenin öküz altında buzağı aramasına gerek yok. Herkes kendi noksanını görüp arif olmalı.

    “KİMSE GERİ ÇEVRİLMEDİ”

    Geçmişten günümüze kadar Alevi dergâhlarını ziyaret eden, devlet adamları ve farklı inanç önderlerinin hiçbiri kapıdan geri çevrilmedi. 1960 yılından beri Alevilerin en büyük ziyaretgâhı olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı bütün devlet adamları tarafından ziyaret edilmektedir. Bu ziyaretler sırasında bütün Alevi kurum başkan ve temsilcileri oradaydı. Kimse engellenmedi. Engellemek yolumuza, geleneklerimize uymaz. Geçmişte Alevi çalıştaylarına çağrılanlar arasında Alevi kurumlarının temsilcileri ve kanaat önderleri vardı. Hiç birisi gitmemezlik yapmadı. Bugün Diyanet işleri Başkanı’nın gelişine tepki gösterenlerin o gün bir tepkileri olmadı.

    “ÇÖZÜM İSTEMİYORLAR”

    Mersin Cemevi Alevice çalışmalarıyla bütün inançların, kültürlerin ve siyasi anlayışların ilgi odağı haline gelmiştir. Bu da inancımızı kamuoyunda görünür ve saygın hale getirmiştir. Dün “Cemevleri cümbüş evidir”, “Cemevleri kırmızı çizgimizdir” diyen anlayış temsilcileri bugün Cemevimizi ziyarete geliyorlarsa bu Aleviler açısından önemli bir kazanımdır. Cemevlerimize yasal statüsü talebimiz devam edecek, istem ve taleplerimizde de yol dili kullanılacaktır. Sorunlar her zaman diyalogla çözüme kavuşturulmuştur. Diyalogdan rahatsız olanlar sorunların çözümünü istemeyenlerdir.

    Diyanet işleri Başkanlığının kurumumuzu ziyaret talebi bu dik duruşumuzun ve inancımızdan taviz vermediğimizin bir sonucudur.

    Tüm Alevi kurumlarının talebi demokratik ve laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması ve devletin tüm inançlara eşit mesafede durması talebidir. Bu talebimizden asla taviz vermedik ve vermeyeceğiz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de 1 ay boyunca eylemler yasaklandı

    Dersim’de 1 ay boyunca eylemler yasaklandı

    PİRHA- Tunceli Valiliği, bir ay boyunca açık alanda yapılacak eylem ve etkinlikleri yasakladı.

    Tunceli Valiliği, Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine atanan kayyumlara karşı yapılan eylem ve etkinlikleri gerekçe göstererek, kentte 1 ay boyunca eylem ve etkinlikleri yasakladı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından 4-5 Eylül tarihleri için Türkiye genelinde aldığı eylem kararına atıfta bulunan açıklamada, kentte valilik ve kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinliklerin haricinde açık alanda gerçekleşebilecek her türlü eylem ve etkinlilerin 30 gün süreyle yasaklandığı belirtildi.

    Bu karar emniyet tarafından Sanat Sokağı’nda iki gündür kayyumlara karşı oturma eylemi yapan HDP’ye tebliğ edilirken, HDP Dersim İl Eşbaşkanları Özlem Toprak ve Hıdır Çiçek, emniyet amirleri ile yaptıkları görüşmelerde, kayyumlara karşı yapılan eylemlerin suç olmadığını, anayasal bir hak olduğunu belirterek, oturma eylemini yapacaklarını ifade etti.

    Yapılan görüşmeler sonucu HDP’liler, Sanat Sokağında başlattıkları oturma eylemine devam etti.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Dersimli kadınlar olarak taciz politikasına karşı susmayacağız’

    ‘Dersimli kadınlar olarak taciz politikasına karşı susmayacağız’

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi Kadın Meclisi, Munzur Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Cem Tekinoğlu’nun üniversitede öğrenim gören kadın öğrencileri bazı kaymakam ve valilerle zorla cinsel ilişkiye zorladığı iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Munzur üniversitesindeki taciz Dersimli kadınların tarihsel direnişini hedef almıştır” denildi.

    24 Haziran 2019 tarihinde bazı sosyal medya hesaplarına yansıyan iddialara göre Munzur Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Cem Tekinoğlu’nun üniversitede öğrenim gören kadın öğrencileri bazı kaymakam ve valilerle zorla cinsel ilişkiye zorladığı iddia edilmişti.

    Dersim İnşa Kongresi Kadın Meclisi taciz iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Dersim Munzur Üniversitesi’nde Bilgi işlem Daire Başkanı Cem Tekinoğlu’nun kadın öğrencileri taciz ettiği ve nüfuslu kişilere pazarladığı veya pazarlamak istediği yönünde basına haberlerin yansıdığı ve kamuoyunda tartışıldığı belirtilen açıklamada, “Sömürgeci faşist devletin Kürdistan’a ve özellikle Dersim’e bu anlamda ‘özel ilgi’ gösterdiği bilinmektedir. Öyle ki Dersimli kadınlar özel savaşın bir parçası olarak hedeflenmektedir” denildi.

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Dersim ve Kürdistan halkı, kadını; onuru, öncüsü ve yol erkan yürütücüsü olarak görmektedir. Bunun bilincinde olan sömürgeci, soykırımcı erkek devlet Dersim’de de ‘önce kadını vurun’ şeklindeki tarihsel mirasını politika haline getirmiştir.

    Faşist erkek devlet sistemi iyi bilmelidir ki, Dersim kadını 1937/38 soykırımında tecavüzcü sömürgeciliğin kolluk güçlerine karşı teslimiyet yerine uçurumlardan kendini atarak direniş çizgisini belirlemiştir.

    “KİRLİ SOYKIRIMCI ZİHNİYETE KARŞI BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Böylesi yüce bir onurun timsali kadınların ardılları olarak biz Dersimli kadınlar bugün de sistematikleşmiş kirli soykırımcı zihniyete karşı boyun eğmeyerek direnişimizi yükselteceğimizi vurguluyor, faşist sömürgeciliğin kirli politikalarının Dersim’de yaşamsallaşmasına izin vermeyeceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.

    “DERSİMLİ KADINLAR OLARAK TACİZ POLİTİKASINA KARŞI SUSMAYACAĞIZ”

    Kürt devriminde kadın öncülüğündeki Dersim direnişçiliği çok yönlü dersler içermektedir. Sadece sosyal ve kültürel bir devrim değil eril sömürgeci zihniyeti de kökünden sarsmıştır. Bu nedenledir ki hedef tahtasına oturtulan biz Dersimli kadınlar, yaşanan taciz ve kirli politikalar karşısında susmayacağız. Zira Munzur’un kutsallığı kadın direnişi ve mücadelesiyle anlam kazanmaktadır.

    Bilim ve akademi işleri yerine ahlaksızlığın merkezi haline getirilmek istenen Munzur Üniversitesi yönetimini, Cem Tekinoğlu denilen şahsın kadınlarımıza yönelik cinsel saldırısına karşı göreve çağırıyoruz.

    “BU ZİHNİYETİ TOPLUM ÖNÜNDE MAHKUM EDECEĞİZ”

    Cinsel şiddet ve ahlaksızlığa maruz kalan kardeşlerimize yapılan bu saldırı Dersim halkına ve kadınına yapılan bir saldırıdır. Dersim halkını ve kadınlarını kirli yaşam tuzağına düşürme politikalarına karşı başta biz kadınlar susmadan, korkmadan, çekinmeden Cem Tekinoğlu ve bunun gibi unsurları deşifre edip bu zihniyeti toplum önünde mahkum edeceğiz. Egemenlerin temel düsturu olan ‘bir toplumu düşürmek istiyorsan önce kadınlarını düşür’ politikasını yüzlerine çarpacağız.

    Dersim kadını, tarih boyunca onurunu yaşam gerekçesi yapmıştır ve bu ilelebet sürecektir. Bu ışık doğrultusunda faşist egemen sistemin her türlü ahlaksız ve düşürücü politikalarına karşı kadının örgütlü gücüyle sonuna kadar direneceğiz.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim’de olaylı gece:3 kişi gözaltına alındı

    Dersim’de olaylı gece:3 kişi gözaltına alındı

    PİRHA – Dersim’de dün akşam saatlerinde Valinin korumalarına hakaret ettiği gerekçesiyle Mavi Köprü mevkiinde U.T. adlı genç gözaltına alındı.

    Dersim’de dün akşam saatlerinde Valinin korumalarına hakaret ettiği gerekçesiyle Mavi Köprü mevkiinde U.T. adlı genç gözaltına alındı. Olay yerine çok sayıda polis sevk edilirken gözaltına alınan genç emniyete götürüldü. Öte yandan belediye binasının önünde çıkan arbedede bir kişi gözaltına alındı. Polislere hakaret ettiği belirtilen şahıs belediye önünde nöbet tutan bekçilerle arbede yaşadı, sonrasında TEM ekiplerine teslim edilerek emniyete götürüldü.

    Yeni mahalle de bir evde çıkan yangına ilişkin başlatılan soruşturmada E.T. adlı kadın gözaltına alındı. Çıkan yangının mahalle sakinlerinin sabotaj ihtimalini söylemesi sonrası gözaltına alınan E.T. polis ekiplerince gözaltına alındı. (HABER MERKEZİ)

  • 1 Mayıs için Taksim Meydanı’na yine izin yok

    1 Mayıs için Taksim Meydanı’na yine izin yok

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Taksim Meydanı için yapılan başvuru İstanbul Valiliği tarafından reddedildi. 

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB), 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü Taksim’de kutlamak için yaptıkları başvuruyu reddetti.

    Geçtiğimiz günlerde de valilik yetkilileriyle görüşen heyete, sözlü olarak Taksim Meydanı’nın kutlamaya açılmayacağı aktarıldığı belirtildi. (HABER MERKEZİ)