Etiket: vali

  • İstanbul Kartal’da çöken binada yaşamını yitirenlerin sayısı 11’e yükseldi

    İstanbul Kartal’da çöken binada yaşamını yitirenlerin sayısı 11’e yükseldi

    İstanbul’un Kartal ilçesinde dün çöken binanın enkazından bugün 8 kişinin daha cesedi çıkarıldı. Olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 11’e yükseldi.

    İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Kartal’da dün çöken binadan 3 kişinin cesedinin çıkarıldığını açıkladı. İlerleyen saatlerde 4 kişinin cesedine ulaşıldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 1 kişinin daha çıkarılmasıyla ölü sayısının 11’e yükseldiğini açıkladı.

    “YARALILARIN 3’Ü YOĞUN BAKIMDA”

    İstanbul’un Kartal ilçesinde dün çöken binada çalışmalar sürüyor. Konuyla ilgili açıklama yapan İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, 3 kişinin daha cesedine ulaşıldığını söyledi. Yerlikaya, “Maalesef hayatını kaybedenler vatandaş sayımız 6’ya ulaşmış bulunmaktadır. Kimlik tespit çalışmalarına başladık. Bu öğrenildikten sonra sizlerle paylaşılacak. Hepimizin başı sağ olsun” dedi.

    Yaralı sayısının 13 olduğunu belirten Yerlikaya, “Yaralılarımızın hepsini ziyaret ettik. 3 tanesi yoğun bakımda. Diğer hastalarımızın genel durumları iyi” diye konuştu.

    Enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Vali Yerlikaya, “Tabi 2 binanın riskini göz önünde bulundurarak, 2 binada lazer sistemiyle en ufak hareketleri dahi takip ediliyor ki enkaz üzerinde çalışan arkadaşlarımızın can güvenliği sağlanmış olsun” ifadelerini kullandı.

    ÇEVRE İLLERDEN TAKVİYE EKİP

    Enkaz altında kaç kişinin olabileceği sorusu üzerine AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, “Hâlâ kaç kişi olduğunu söylememiz mümkün değil ve bunu söylememiz doğru değil, çalışmalar devam ediyor. Belli bir kattayız demek de doğru değil çünkü binanın öne doğru geldiğini biliyoruz. Biz hem tünel usulü hem de farklı usulleri kullanarak AFAD, JAK, itfaiye ekipleriyle uyum içerisinde devam ediyoruz” yanıtını verdi.

    Çevre illerden ekipler gelmesiyle ilgili “İstanbul’da yeterli ekip yok muydu?” sorusunun gündeme geldiği söyleyen Güllüoğlu, “İstanbul’da bu konuda yeterli ekip vardı. Onlar ihtiyaç olması halinde takviye olmak üzere geldiler. Kaldı ki ne kadar süreceğini bilmediğimiz çalışmalarda bu tedbir olarak yaptığımız bir şeydir. Çalışmalar uzadıkça personelimizin enerjisinin düşmemesi için yedekleyerek çalışmamız gerekiyor. Yoksa bir eksiklik olduğu için takviye gelmedi” dedi.

    “HAYATINI KAYBEDENLERİN SAYISI 11’E YÜKSELDİ”

    İstanbul Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, saat 19.15’te, 4 kişinin daha cesedinin çıkarıldığı ve ölü sayısının 10’a yükseldiği belirtildi.

    Akşam saatlerinde basın toplantısı düzenleyen İçişleri Süleyman Soylu, 1 kişinin cesedine ulaşıldığını açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cemevi önündeki korsan hoparlör sorunu sürüyor-VİDEO

    Cemevi önündeki korsan hoparlör sorunu sürüyor-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki elektrik direklerine bağlanan korsan hoparlörün tüm resmi kurumlara başvurulmasına rağmen  aylardır kaldırılmamasına ve sorumluların bulunmamasına tepki gösteren cemevinin dedesi İbrahim Erdoğan, “Bu sorunun kaynağının nerede olduğuna ilişkin devlet bize hesap vermek zorundadır” dedi.

    Geçtiğimiz aylarda bir sabah İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki elektrik direklerine hoparlör takıldı. İki direkte bulunan beş hoparlörden ezan sesi yükselmeye başladı. Son hoparlör ise aşure lokmalarının dağıtıldığı gün takıldı. Kim tarafından konduğu belli olmayan, beş vakit ezan yayını yapan ve mahalleli tarafından tepki ile karşılanan korsan hoparlörler tüm resmi kurumlara başvurulmasına rağmen halen kaldırılmadı.

    Ayazağa Cemevi önüne takılan ve halen kaldırılmayan 6 korsan hoparlöre ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi ve Ağuçan Ocağı dedelerinden İbrahim Erdoğan Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “TÜM RESMİ KURUMLARA BAŞVURDUK SONUÇ ALAMADIK”

    Ayazağa Cemevi’nin önüne geçtiğimiz aylarda 6 tane korsan hoparlörün getirilip takılarak ezan dinletildiğini belirten Erdoğan, “Bu hoparlörlere gerek olmadığını çünkü bütün camilerde ezanı herkes duymakta. Ayazağa’da en az 8 tane cami var zaten. Bu camilerin bölgedeki halka yeterli geldiğini yetkililere söyledik. Bu 6 tane korsan hoparlörü getirip Ayazağa Cemevi’nin önün takılmasının art niyetli olarak yapıldığını söyledik. Ve resmi makamlar olan kaymakamlığa, belediyeye, müftülüğe başvurduk. Bunların hiçbirinde sonuç alamadık” dedi.

    “DEVLET BİZE HESAP VERMEK ZORUNDA”

    “Belediye kaymakamlığa, kaymakamlık belediyeye, kaymakam valiye yönlendiriyor ve bu zamana kadar sorunu çözemediler” diyen Erdoğan, “Halen bu sorun devam ediyor. Bu art niyetlilere karşı devletin gücünün de zayıf olduğuna inanıyoruz. Bu sorunun kaynağının nerede olduğuna ilişkin devlet bize hesap vermek zorundadır.” şeklinde konuştu.

    PİRHA İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER

    Korsan hoparlörden Müftülüğün haberi yokmuş 

    Korsan hoparlör olayı meclise taşındı

  • Maraş anmasına izin vermeyen belediye başkanı neden Maraş Derneği kuruyor?

    Maraş anmasına izin vermeyen belediye başkanı neden Maraş Derneği kuruyor?

    PİRHA- Maraş Katliamı’nda sünni ve yerli halk kullanılarak devlet tarafından organizeli bir katliamın uygulandığı belirten Britanya Alevi Federasyonu, Maraş’ta katliamda yaşamını yitirenleri anmak için yapılmak istenen etkinliğe izin vermeyen Maraş Belediye Başkanı’nın Londra’da dernek kurma amacını sordu.  

    Britanya Alevi Federasyonu, Maraş Belediye Başkanı’nın İngiltere’de Kahramanmaraş Derneği kurduruyor olmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, derneğin AKP’yi temsilen kurulduğu ve İngiltere’de yaşam alanlarını kısıtlamaya yönelik faaliyetler içerdiği belirtildi.

    AKP güdümlü bir derneğin kurulmasının öncelikli ihtiyaçlarının olmadığını söyleyen Britanya Alevi Federasyonu, Maraş belediye başkanı ve valisinden katliamda yaşamını yitirenlerin anılması, katliamla yüzleşilip özür dilenmesi talebinde bulundu.

    “ANMAYA İZİN VERMEYEN BİRİNİN DERNEK KURMA AMACI NE?”

    Yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi.

    “Ülkemizdeki birçok Alevi katliamı ve 12 Eylül gibi Alevileri de hedef alan darbelerden sonra Aleviler yurt dışına çıktı. İngiltere bu ülkelerin başında gelmektedir. Bu nedenle, İngiltere’de yaşayan Türkiyelilerin yaklaşık yüzde sekseni Alevidir. Aleviler 1978’de Maraş’ta katledildiler. Devlet bu katliamın organize edeni ve uygulayanıdır. Sünni ve yerli halk kullanılmıştır. Aşırı sağ guruplar da tetikçilik ve kışkırtıcılık yapmıştır. Maraş’ta katliamın anma etkinliğine izin vermeyen Maraş Belediye Başkanı’nın Londra’da Maraşlılara dernek kurma amacını merak ediyoruz. İngiltere, CHP ve HDP’nin yüzde seksen iki oy aldığı Türkiyelilerin yaşadığı bir ülke. İngiltere, Aleviler ve Kürtler başta olmak üzere kendi ülkesinde baskı gören halkların kimliklerini daha iyi ifade ettiği ve özgür yaşayabildiği bir ülke. İngiltere’de faaliyet yürüten Maraşlı derneklerimiz mevcuttur. Bunlar Paz-Der, Kaşanlılar, Alxaslılar, Köşk, Tilkililer, El-Com, Göksunlular gibi kurumlarımız çok değerli çalışmalar yapmaktadır. Dolayısı ile yeni kurulacak derneğin AKP’yi temsilen kurulduğu ve İngiltere’de de yaşam alanlarımızı kısıtlamaya yönelik faaliyetler ve lobi çalışmaları yapacağı şimdiden ayan beyan ortadadır. Bu ülkede AKP güdümlü bir Kahramanmaraş derneği kurulması öncelikli ihtiyaçlarımız arasında değildir.

    YÜZLEŞME VE ÖZÜR

    “Kahramanmaraş Belediye Başkanı ve Kahramanmaraş Valisi’nden öncelikli olarak taleplerimiz;

    • Maraş Katliamı’nda kaybettiğimiz ve Kahramanmaraş Belediyesi tarafından toplu mezarlara defnedilen canlarımızın mezarlarının nerede olduğunu bilmek istiyoruz.
    • Kahramanmaraş Belediyesi’nin Maraş’ta katledilen canlarımız anısına bir anıt yaptırmasını talep ediyoruz.
    • Kahramanmaraş Belediye Başkanı ve Vali başta olmak üzere, Maraş’ta katledilen canlarımızın ailelerinden özür dilemesini ve AKP’nin katliamla yüzleşmesini istiyoruz.
    • Maraş’ta her yıl aralık ayında yapılan ve her yıl inatla Vali ve Kahramanmaraş Belediyesi tarafından yasaklanan anma etkinliklerinin yasaklanmadan özgürce yapılabilmesini istiyoruz. Bu nedenle, İngiltere Kahramanmaraşlılar derneği kurucularının, üyelerinin, taleplerimizi dikkate almaları ve Türkiye’nin gelmiş olduğu kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı girişimleri İngiltere’ye taşımadan önce yukarıdaki taleplerimizin gerçekleşmesi için yardımcı olmaları gerekmektedir.” (HABER MERKEZİ)
  • İstanbul Valisi ekmek fiyatlarını açıkladı

    İstanbul Valisi ekmek fiyatlarını açıkladı

    PİRHA- 200 gram ekmek 1 lira, 250 gram ekmek ise 1,25 liraya satılacak. 

    İstanbul Valisi Vasip Şahin, ekmek fiyatlarına ilişkin açıklama yaptı.

    Şahin, “200 gram ekmek 1 lira250 gram 1,25 liraya tüketiciye ulaştırılacak. İstanbul’da 2016’dan bu yana değişen bir fiyat yok” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal da, Halk Ekmek olarak 250 gram ekmeği 75 kuruştan satacaklarını duyurdu.

  • Pir Kete: Tekçi zihniyetin temsilcileri cemevine mihman sayılmaz

    Pir Kete: Tekçi zihniyetin temsilcileri cemevine mihman sayılmaz

    PİRHA- Dersim’de Aşure lokması vermek için Valilik ve müftülükle ortak program yapan cemevi yönetimine Şıh Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete tepki gösterdi. Kete, “Sorun Aşureyi ve Kerbela’yı nasıl andıkları değildir. Alevilerin hakikat hattına karşı, içimizdeki Hınzır paşalar eliyle Alevilik ahlaki ve politik özünden uzaklaştırılıyor. Alevilik egemenlerin elinde bir araca dönüşmüştür. Dersim’deki Reya Heq Alevi toplumunun duyguları istismar edilmiştir” dedi. 

    Tunceli Valiliği, müftülüğü ve cemevinin ortaklaşa düzenlediği “Aşure, Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerini anma” programına tepki gösteren Şıh Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete  Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Dersim’de yaşananın karşıt Alevilik olduğunu belirten Kete, “Aleviler binlerce yıldır Yass-ı Muharrem orucunu tutarlar. Özellikle Mezopotamya ve Ortadoğu’da krizden ve kaostan kurtuluştan sonra Ana Mêzin ( Büyük Ana Doğa)’ya bir minnet borcu olarak şükran aşını pişirirler. Kerbela ile beraber Hz. Hüseyin ve kendine inananlar katledildiler. İmam Zeynel Abidin’in hayatta kalmasından dolayı, bir şükranda bulunmak için 12 gün oruçtan sonra, Aşure pişirilir ve pay edilir” diyen Kete şöyle devam etti:

    “Alevi inancında yas; tarihle bütünleşme, yüzleşme, unutmama, yaşanan anın tarih olduğu bilincine varma, geçmişe dönmek, hissetme, hafızayı tazeleme, nefis iktidarını yenme, ruhsal ve bedensel ikrarlaşmayı tamamlama, zalimin zulmünü ve zalimi bilince çıkarma, içe bakış yöntemi ile ” kimlik” yenileme, tarih bilincini geliştirme manalarına gelir. Bu yönüyle bakılırsa “yas” bir kimlik edinmedir. Hz. Hüseyin’in duruşu bir hakikat ve özgürlük arayışıdır. Her hakikat arayışı bir duruştur. İlk tavır çok önemlidir. “Yanlış hayat doğru yaşanmaz” sözü Hz Hüseyin’in şahsında bir daha görünür kılınmıştır. Yezit tarafından dayatılan ikrarsız ve rızasız yaşamı reddetmiştir. Hz. Hüseyin zihin olarak İslamiyetteki hakikat paydasını görünür kılmaya çalışmıştır. Bundan dolayı Emevi İslam anlayışının temsilcileri ile bir kopuş yaşamıştır. Her hakikat yürüyüşü Nehak zihniyetten kopuşu gerektirir. Hz. Hüseyin bu kopuşun sonunda serden geçerek pir olmuştur.”

    “AŞURE VE KERBELA KAVRAMLARININ İÇİ BOŞALTILMIŞTIR”

    Dersim’de valiliğin, müftülüğün ve cemevi yetkililerinin ortaklaşa düzenledikleri  aşure programının, Hz. Hüseyin’i ve Kerbela şehitlerini anma ve lokma erkanından ziyade bir merasim olarak tanımlanması gerektiğini ifade eden Kete, şunları kaydetti:

    “Aşure ve Kerbela kavramlarının içi boşaltılmıştır. Alevi kavramlarına Marifet gözüyle bakmak lazım. Gelinen aşamada yaşananlar sadece Dersim ile sınırlı değildir. Alevilik ikrarsızların elinde bir araç haline gelmiştir. Alevileri bekleyen tehlike büyüktür.” Karşıt Alevilik” kurumsallaştırılıyor. Nasıl ki ” Yezit” şahsında somutlaşan Emevi İslam anlayışı; İslamiyet’i demokratik, ahlaki politik özünden kopardıysa, İslamiyeti,, sömürünün, iki yüzlülüğün, yalanın, hilenin üstünü örten bir araç haline getirdiyse, arsız, pirsiz nursuzların eliyle Rêya Heq Alevi inancı özünden koparılarak, iktidarın hizmetine sunularak Hızır aklından uzaklaştırılıp ” karşıt Alevilik” inşa edildiği bilinmelidir.  Alevilik devletle bir çatışma ve uzlaşma değil, devlet zihniyetinden uzak, deryada ısrar etmektir. Alevi inancında otoriteye rıza gösterilmez. Mesele otoriteyi tanıma ve karşı olma değil; nehaka rağmen yola talip olup, rızalığı esas alma vardır.”

    “ALEVİLİK AHLAKİ VE POLİTİK YÖNÜNDEN UZAKLAŞTIRILIYOR”

    Kete, sorun Aşureyi ve Kerbela’yı nasıl andıkları değildir. Alevilerin hakikat hattına karşı, içimizdeki Hınzır paşalar eliyle Alevilik ahlaki ve politik özünden uzaklaştırılıyor. Alevilik egemenlerin elinde bir araca dönüşmüştür. Dersim’deki Reya Heq Alevi toplumunun duyguları istismar edilmiştir. Cemevleri araç haline getirilerek, binlerce yıllık iktidara bulaşmayan Alevi hakikati minaresiz cami haline gelen cemevlerine sıkıştırılıyor. Nasıl ki Yezit ile beraber İslam’ın demokratik yönü Kerbela’da toprağa gömüldüyse, üzerine tuz ekildi ise, günümüzde ise Reya Heq Alevi inancının Serçeşmesi olan Dersim’de, hêrda devreşte, mekanê Duzgun’da ” “küfe Ruhunu” temsil edenlerle Alevi hakikati toprağa gömülmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

    “AŞURE KAZANI BİRİ BİN YAPAR”

    “Cemevlerinin ve dernekleşmenin araç haline gelmesiyle inancımızın ne hale getirildiği görülmektedir “diyen Kete şunları kaydetti:

    “Dersim’de yaşanan aslında Alevi inancının, toplumsallığının çarmıha gerilmesidir. Son dönemlerde Alevi coğrafyasında HES’lerin yapılması, maden ocaklarının açılması boşuna değildir. Aşure Alevi inancında hakkın emri rızasını savunan farklılıkların birbirlerine hakimiyet kurmadan birarada yaşamanın adıdır aynı zamanda. Aşure kazanı biri bin yapar. Kazanın kendisi ‘Rıza toplumunu’ temsil eder, ruhsal ve bedensel ikrarlaşmayı sağlamayanlar bu tadı bozar. Kerbela’ yı bilince çıkarmayanlar, yolu nursuza, arsıza düşüren cemevi yöneticileri ve pir olduğunu söyleyenler ancak ikrarından dönenlerdir. Aşure’deki tamlar çeşitlilik içinde birlikteliği temsil eder. Birinin varlığı ötekinin varlığı ile anlam bulur. Mülki erkanın Dersim’de yapmaya çalıştığı ise tek tipleştirerek inancı özünden uzaklaştırmaktır.”

    “ALEVİ İNANCINI DEVLET AKLI İLE BÜTÜNLEŞTİRİP ÖZÜNDEN KOPARIYORLAR”

    Bütün Aleviler bilmeliler ki, mevcut dernekleşme ve cemevi anlayışı Alevi hakikatini görünür kılmıyor. Muhammed Mustafa’yı peygamberlik sıfatı ile ceme almayan bir gelenekten geliyoruz. Haneye alınmaması sadece fakirliği dile getirmesi ile ilgili değildir. Xızır aklı ile bütünleşmesidir. Dersim ve bir çok yerde erkan yürüten, posta oturanların “ikrarsızları” ceme almaları bir üst aklın sonucudur. Bir projedir. Alevi inancını devlet aklı ile bütünleştirip, tektipleştirerek özünden koparmaya çalışıyorlar. Son dönemlerde Alevi – Bektaşi havzalarına yönelmesinin nedeni de budur”” diyen Kete şöyle devam etti:

    “TEKÇİ ZİHNİYET BİZİM İÇİN MİHMAN SAYILMAZ”

    “Daha önceleri Erzincan’da, Adıyaman’da, Ankara’da ve bir çok yerde cem erkanı sırasında, erkana ara verilerek mülki erkan ceme alınmış, posta oturtulmuştur. Erkana uymayan bu davranış ” mihman” kavramıyla savunulmuştur. Alevilikte ” Mihman” haneye nur taşıyandır. Nur taşımayana ” bexer (Hayırsız) denilmektedir. Yolu arsıza düşüren, ikrarsız olan, hakkın rızasını bilmeyen, Nehak zihniyete biat eden, bütün tekçi zihniyetlerin temsilcileri bizim için mihman sayılmaz. Nursuz olan doğal olarak düşkündür.”

    “ALEVİ TOPLUMSALLIĞI DAĞITILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Zeynel Kete, “Nahak zihniyeti ve Hınzır paşalar ile Alevi toplumsallığının dağıtılmaya çalışıldığına vurgu yapan Kete, “Alevi aklı ile bakıldığında ilk varoluş nedeni topraktır. Toprak inancımızda mülk değildir, hêrda devreştir. Bizler toprakla yâr olmuşuz. Turab olma bir makamdır. Alevilikte kutsal olan aynı zamanda toplumsaldır. Başta cem erkanlarımız olmak üzere bütün kutsallarımız tarihsel ve kültürel değerleri ile birlikte çarmıha geriliyor. Yaşanan sorunu kişilere indirgemek, müftülüğü mesul tutmak, karşıtlık oluşturarak dillendirmek istenen şeydir” diye belirtti.

    “ALEVİLER HER TÜRLÜ NEFİS İKTİDARINDAN ARINMALI”

    Kete son olarak şunları ifade etti:

    “Bizim inancımızda mazlum çaresiz, zaman sahipsiz değildir. Zor aklı bu çarkın içinde bütün yol hakikatlerinin doğumunu gerçekleştirecektir. Hak için söz söyleyeceğiz. Alevilerin bu kutsal ayda, Hüseyni nuru, gayreti, kemaletin, ikrarlı duruşu için kutsallarına karşı özünü dara alıp, çerağ uyandırarak, darı didar olmaları lazım. Aleviler her türlü nefis iktidarından aklen, ruhen ve bedenen arınması lazım. Buna kendini bilmek denir. Zihni pak, aklı pak, nuru pak, yola ikrar veren, darı didar olan Alevi pirleri ve dernek yöneticileri yolun devamını sağlar. Kendini bilen yolu pirsize, nursuza, arsıza, hırsıza düşürmez.”

    PİRHA/İSTANBUL
    .

  • Artvin Valiliği Cerattepe Buluşmasını yasakladı

    Artvin Valiliği Cerattepe Buluşmasını yasakladı

    Artvin Valiliği, Cerattepe Buluşmasına bayramı gerekçe göstererek izin vermedi. Yeşil Artvin Derneği valiliğin yasak kararını kınayarak tüm Artvinlileri Kafkasör yaylasında piknik yapmaya çağırdı.  

    Artvin Valiliği Kafkasör yaylasında yapılması planlanan Cerattepe Buluşmasına bayram tatili yoğunluğunu gerekçe göstererek izin vermedi.

    Yeşil Artvin Derneği valiliğin bu yasakçı tutumunu kınayarak tüm Artvinlileri Kafkasör yaylasında piknik yapmaya çağırdı.

    30 YILI BULAN CERATTEPE MÜCADELESİ

    Artvin’in tepesinde işletilmek istenen altın madenine karşı yıllardır direnen Artvinliler, bu süre boyunca sürekli bir şekilde devlet kurumlarının engellemelerine maruz kaldılar. Artvin’in içme suyu havzasında yer alan altın madeninin kent açısından bir yıkım olacağını ortaya koyan bilimsel verilere, mahkeme kararlarına ve neredeyse kentin tamamının karşı çıkışına rağmen AKP hükümeti Cerattepe’de altın işletilebilmesi için yandaş sermayedar Cengiz Holdinge her türlü kolaylığı sağladı. Cerattepeye iş makinelerinin çıkarılmasını önlemek için Kafkasör yaylasına  giden yolu araçları ile tıkayarak barikat kuran Artvinliler, kente gönderilen 7 ilin polis ve jandarmasının gazlı joplu saldırısına üç gün boyunca direndiler. Daha önce “ya Artvin ya maden” diyerek madenin işletilemeyeceğine karar veren mahkemeler de bir süre sonra bu kararı veren hakimlerin sürgün edilmesi sonrası yeniden açılan dava da bu sefer tam tersi kararlar verilerek hukuksal olarak altın madeninin önünü açtılar. İş makinelerinin zorla Cerattepeye çıkarılmasından birkaç ay sonra maden alanına yapılan inceleme gezisinde gazeteciler şirketin doğa talanına şahit oldular.  Tüm olumsuzluklara rağmen Artvinliler 30 yılı bulan Cerattepeyi koruma mücadelesini kararlılıkla devam ettiriyorlar.

    OHAL ARTVİN’DEN KALKMAMIŞ!

    Bu mücadelenin bir parçası olarak Türkiye’nin dört bir yanındaki Artvin Dernek ve Vakıfları ile Yeşil Artvin Derneği tarafından 19 Ağustos’ta yapılması planlanan “Cerattepe için Artvin Buluşması” Artvin Valiliğinin engeline takıldı. OHAL sürecinde aylarca kentteki gösteri ve toplantıları yasaklayan valilik, OHAL’in kaldırıldığının ilan edilmesine rağmen adeta bunun Artvin için geçerli olmadığına dair bir karara imza attı.

    YANILMIŞIZ!

    Konuyla ilgili Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan imzasıyla yapılan açıklamada, dernek olarak Cerattepe Buluşması için Artvin Valiliğine 25 Temmuzda izin başvurusu yaptıklarını belirtildi. Kafkasör yaylasında piknik ve Çoruhparkta konserler şeklinde yapılması öngörülen etkinliklere OHAL’in kalkmış olmasının da memnuniyeti ile bu kez izin verileceğini düşündüklerini ifade eden Karahan,  “İzin taleplerimizin artık kabul edileceği ve bu kez bir kişi değil, tüm halkın söylediklerine bir kez olsun kulak verileceğini  düşündük doğal olarak. Yanılmışız!” dedi.

    “DEMOKRASİ AYIBI”

    Valiliğin üç hafta önce yapılan izin başvurusuna önceki gün gönderdiği yanıtla “Etkinliğin Bayram tatiline denk geldiği, çok sayıda turist olduğu, yoğunluğun bayramlarda arttığı ve vatandaşların mağduriyetlerinin olmaması …. “ gerekçeleriyle izin vermediğini dile getiren Karahan, “Toplumun en masum taleplerini bile karşılayamamak, öte yandan bir kente ve ülkeye ciddi zarar verdiği ortada olan bazı özel kişilerin her türlü talebine büyük bir aşk ile olumlu cevap vermek, en hafif deyimle bir demokrasi ayıbıdır” dedi. Yapmak istedikleri etkinlikte sadece doğayı ve çevreyi koruma içerikli konuşmalar yapılacağını aktaran Karahan, “etrafa asit maden suyu, civa ve ağır metal, milyonlarca ton hafriyat atmayacak, suları zehirlemeyecek, ormanları kesmeyecektik. Sahi bunlar olurken sayın valiliğimiz bir şeyler yapıyor mu? Mesela derelerin suyunu bir kez tahlil ettirdiler mi? Ormanlara dökülen hafriyatlara ilgili falan ve filan sayılı yasa ve yönetmeliklere göre gereğini yaptılar mı? Yoksa bu makamın görevi toplum sağlığı yerine konuşanları susturmak mıdır? Biz yine de hatırlatalım dedik. Bir Vali’nin görevi toplumuna kulak vermektir. Artvin halkı bir vatan haini muamelesi görmekten bıkmıştır ve ziyadesiyle incinmiştir. Bunu muameleyi hakkedecek hiç bir şey yapmamıştır?” dedi.

     PİKNİK YAPACAĞIZ, VALİ DE DAVETLİ 

    Yeşil Artvin Derneği olarak, Artvin Valiliğini kendi ayıbıyla baş başa bırakarak, iptal edilen etkinliklerin yerine Kafkasör Mesire yerinde tüm Artvinlileri ve Artvinin misafirlerini piknik yapmaya davet ettiklerini belirten Karahan, şunları söyledi:

    “Lütfederlerse Sayın Vali de bayramlaşmak için pikniğimize katılabilirler. Bunun için bir izin talebine gerek bulunmamaktadır. Biz iyi biliyoruz ki ‘Vatanseverlik, ülkeyi sevmektir, hükümetleri değil’ Artvin halkı defalarca kanıtlamıştır vatanseverliğini. Madene karşı olunduğu için vatan haini madenciyi sevince vatansever olunmuyor.”

  • 4 yaşındaki Leyla kaçırılmış ve aç bırakılmış

    4 yaşındaki Leyla kaçırılmış ve aç bırakılmış

    18 gün önce kaybolan Leyla’nın ölüm sebebinin 8-10 gün aç kalması olduğu ortaya çıktı. Vali, Leyla’nın bedeninde herhangi bir istismar izine rastlanmadığını açıkladı.

    Ağrı’da Ramazan bayramının ilk günü ailesi ile birlikte bayram ziyareti için gittiği Bezirgan Köyü’nde kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir, Ağrı’da toprağa verildi. Leyla’nın babası cenaze töreninin yapılmasını istemedi.

    Ağrı Valisi Süleyman Erbal, yaptığı basın açıklamasında, Leyla’nın ölüm sebebi 8-10 gün aç bırakılması olduğunu söyledi.

    Vali, “Darp ve yaralama izi yok, istismar ve tecavüz emaresi yoktur” açıklamasını yaptı.

    Erbal’ın tam açıklaması ise şöyle:

    Otopsi ve değerlendirmeler neticesinde yavrumuzun kaybolduktan sonra 8-10 gün içerisinde ölmüş olduğu sonucuna varıldı. Daha sonra da, bir yerde bekletilmiş ve bulunmasından 2-3 gün önce de, bulunduğu suyun içerisine bırakılmış. Ölüm nedeni, 8-10 gün aç bırakılması.

    Çocuğun cesedinde herhangi bir darp ve yaralama izi mevcut değil. O süre zarfında vahşi hayvan yaralaması da söz konusu değil.

    (Cinsel istismar sorusuna) Vücudundaki izler güneş yanığı. Çocukla ilgii herhangi bir istismar, tecavüz emaresi de yok.

    Bu sabaha karşı yavrumuzun otopsisi tamamlandı ve aile gelenekler gereği bekletilmeden defnedilme talebinde bulundu. Sabah saat 05.00 itibarıyla teslim edildi ve aile ile köylüler yavrumuzun cenazesini defnettiler. İnşallah son kaybolan yavrumuz olur diye temenni ediyorum.

    (Kaçırılma sorusuna) Bazı ipuçları ve gözaltı var. Çalışmalar titizlikle devam ediyor. Jandarma ve emniyet güçleri yoğun şeliklde çalışıyor. Gözaltı sayısını veremem ama bu bir kaçırılma olayı.

    Yavrumuz, daha önce AFAD ekipleri ve profesyonel balık adamlar tarafından defalarca bakılan; drone tarafından da defalarca görüntülenen bir yerde bulundu. Eldeki deliller, en fazla birkaç gün önce oraya bırakıldığını gösteriyor… Çay içmek için oraya giden bir köylü tarafından bulundu.

  • Dersim Gazik’te Batmanlı ve Diyarbakırlı 4 kişi okulda bekletiliyor

    Dersim Gazik’te Batmanlı ve Diyarbakırlı 4 kişi okulda bekletiliyor

    PİRHA- Dersim Gazik’te bulunan Diyap Ağa İlkokulu’nda 4 kişi memleketleri Batman ve Diyarbakır olduğu için valinin isteği üzerine okulun bir köşesinde bekletiliyor. Atatürk Anadolu Lisesi’nde Vali ve kayyum Tuncay Sonel’in okula ziyareti sonrasında ayağa kalkmayan öğrenci genç gözaltına alındı, sonra serbest bırakıldı. 

    Dersim’de halk sandık başına giderken, Gazik’te bulunan Diyap Ağa İlkokulu’nda 4 kişi memleketleri Batman ve Diyarbakır olduğu için valinin isteği üzerine okulun bir köşesinde bekletiliyor. Polis olayı soranlara ve bekleyenlere ‘gitmezseniz başınız ağrır’ diyerek tehditte bulundu.

    Öte yandan, Atatürk Anadolu Lisesi’nde Vali ve kayyum Tuncay Sonel’in okula ziyareti sonrasında ayağa kalkmayan öğrenci genç, yarım saat kadar polis gözetiminde tutuldu. Vekiller ve avukatların gelmesiyle genç serbest bırakıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de bombardıman: Yaşamını yitiren Güneş’in naaşı valilik kararıyla cemevine kabul edilmedi

    Dersim’de bombardıman: Yaşamını yitiren Güneş’in naaşı valilik kararıyla cemevine kabul edilmedi

    PİRHA – Dersim Nazimiye’ye bağlı Uzun Tarla (Han) köyünün önceki günlerde bombalanması sonucu yaşamını yitiren bir yurttaşın daha naaşı Tunceli Cemevi tarafından kabul edilmedi. Köyde yaşayan Ercan Güneş ile birlikte OHAL boyunca Dersim’deki askeri operasyon ve bombardımanlarda 5 kişi yaşamını yitirdi. 

    Dersim’in Nazmiye ilçesine bağlı Uzuntarla (Han) köyü yakınında devam eden askeri operasyon kapsamında bölgede üç gündür havadan bombalanıyor. Bombardımandan etkilenerek evlerini tek etmek zorunda kalan köylüler, geri dönemedi. Hava bombardımanında, köyün merkezi ve çevresi kobra tipi helikopterler tarafından tarandığı bildirildi. Köylüler, bombaların köye yakın düşmesi sonucu, Pülümür ilçesine bağlı Kırmızı Köprü’ye sığındı. Geceyi burada geçiren köylüler gün içinde döndükten sonra askerler tarafından engellendi. “Güvenlik” gerekçesiyle yapılan engellemeye rağmen evine gitmek isteyen Mustafa Uçan isimli köylü gözaltına alınarak Dersim merkeze götürüldü. Kent merkezine ulaşan yaklaşık 15 köylü, Dersim Barosu’na başvurarak yardım talebinde bulundu.  Dersim merkez, Hozat ve Çemişgezek ilçelerinde sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında Hozat Kavuktepe köyü Muhtarı Hıdır Güneş, Devrim Korkmaz, Erkan Çelik, Düzgün Aydın ve ismi öğrenilemeyen 8 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan Devrim Korkmaz adliyedeki ifadesinden sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    VALİLİK KARARI GEREKÇE GÖSTERİLDİ

    Bu bombalamalar sonucu köyde yaşayan Ercan Güneş adlı bir yurttaş ise yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren Güneş’in naaşı devlet hastanesinden yakınları tarafından alınarak hakka uğurlama erkânı için Tunceli Cemevi’nde götürüldü. Ancak cemevi yönetimi valilik kararını gerekçe göstererek naaşı cemevine kabul etmedi. Bunu üzerine Güneş’in yakınları naaşı tekrardan devlet hastanesi morguna götürdü.

    90’lı yıllardaki köy yakma boşaltmalardan nasibini alan Dersim Nazimiye’ye bağlı Uzun Tarla (Han) köyünde günlerdir askeri hareketlilik eksik olmuyordu. Son günlerde bu operasyonlara kobra tipi askeri helikopterler de dahil edilmesi sonrası başlatılan bombardımanda Ercan Güneş yaşamını yitirmiş, onlarca köylü evini terk etmiş, Mustafa Uçan da gözaltına alınmıştı.

    OHAL BOYUNCA DERSİM’DE 5 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

    Olağanüstü Hâl’in birinci yılı geride kalırken, Dersim’de askeri operasyon ve bombardımanlarda 5 sivil yaşamını yitirdi.

    1 Ağustos 2016’da Hozat’ın Pakire köyünde babasını imzaya götüren Mesut İlkbahar, askerlerin açtığı ateş sonucu katledildi. İlkbahar dosyasına “gizlilik” kararı veren savcılık, suçlular hakkında ise herhangi bir soruşturma açmadı.

    9 Ağustos 2016’da bombardıman alanına zorla gönderilen Türk Telekom çalışanlarından Şükrü Abay, nereden geldiği belli olmayan tek kurşunla yaşamını yitirdi. İşçilerin, “Tüm güvenliği sağladık. Her yerde sadece bizim özel birliklerimiz var” zorlamasıyla alana gittiği öğrenildi.

    6 Eylül’de Seyid Rıza Meydanı’nda Kobra tipi zırhlı polis aracı 71 yaşındaki Naciye Özdemir adlı kadını ezdi. Bu olaya ilişkin açılan dava sürüyor.

    Munzur Vadisi’nde operasyona çıkan askerlerin 20 Eylül’de taradığı minibüsün şoförü Ersin Demir (28) yaşamını yitirdi. Yine Venk köyünde ikamet eden İrfan Top ise askerlerin açtığı ateş sonucu ayağından yaralandı.

    İki gün önce ise Nazimiye ilçesine bağlı Uzuntarla (Han) köyünün helikopterlerce bombalanması sonucu Ercan Güneş yaşamını yitirdi. (HABER MERKEZİ)

  • Önlü’den Dersim Festivalini yapacak olan kayyuma tepki-VİDEO

    Önlü’den Dersim Festivalini yapacak olan kayyuma tepki-VİDEO

    PİRHA- 16 yıldır yapılan Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin bu yıl Dersim Belediyesi’ne atanan kayyum tarafından gerçekleştirilecek olmasına Dersim HDP Milletvekili Alican Önlü tepki gösterdi. Önlü, geleneksel hale gelen Dersim Festivali’ni aynı tarihlerde yapacağını söyleyen valinin aslında mülki amirlik sıfatını kaybetmiş, kayyumla gelen ve aynı zamanda bir AKP ve MHP il başkanı gibi çalışan biri olduğunu vurguladı.

    HABERİN VİDEOSU

    2000 yılından beri yapılan Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin bu yıl Dersim belediyesine atanan kayyum tarafından gerçekleştirilecek olmasını HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü PİRHA’ya değerlendirdi.

    Geleneksel hale gelmiş Dersim Festivali’ni aynı tarihler arasında kayyumla atanan belediyenin kendisinin yapacağını açıkladığını belirten Önlü, ancak hiçbir kurumun bu açıklamaya itibar etmediğini söyledi. Önlü, “O zaman festivali önümüze koymalıyız. Ve her sene yaptığımız festival gibi programlar, konserler, panelleri yapmasak da, Dersim’e gidip ziyaretlerimizi ziyaret edip mumlarımızı yakmak bile ciddi bir cevap olacaktır” dedi.

    “SESİNİ DUYURMAK İÇİN HERKESİ DERSİME ÇAĞIRIYORUZ”

    “Kurumlarımızın bu sene yönünün Dersime dönmesi gerekir” diyen Önlü, “Bütün etkinliklerimizi 2017 yılına yayalım. Tatile gidenler, kurum olarak etkinlik yapmak isteyenler ve tüm planlarını yapmak sesini duyurmak için herkesi Dersim’e çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    HABER MERKEZİ

  • Hızır Cemi’nde Vali’yi posta oturtanlardan açıklama-VİDEO

    Hızır Cemi’nde Vali’yi posta oturtanlardan açıklama-VİDEO

    PİRHA –1 Mart 2017 tarihli “Xızır Ceminde Vali, posta oturdu” başlıklı haberimize muhataplarından yaklaşık bir ay sonra cevap geldi. “Gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek insani düşüncelere ve ALEVİLİK ilkelerine ters düşer. İnsanları yok yere karalamak ve İNCİTMEK ALEVİLİK inancında yoktur” denilen açıklamayı olduğu gibi veriyoruz. PİRHA olarak cevabi yazımızla birlikte haberi olduğu gibi bir kez daha yayınlıyoruz.

    Ali BÜYÜKŞAHİN, Naci DEDEOĞLU, Garip BOZKURT, Mahmut DOLAŞ Dedeler ve Alevi Kültür Dernekleri Adıyaman şub. Baş. Rıza TANRIVERDİ imzasıyla yayınlanan açıklamada Pir Haber Ajansı’nın, “Xızır Ceminde Vali, posta oturdu” başlığıyla yalan, yanlış haber yaptığını iddia etmektedirler.

    Yine “Gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek insani düşüncelere ve ALEVİLİK ilkelerine ters düşer. İnsanları yok yere karalamak ve İNCİTMEK ALEVİLİK inancında yoktur” denilerek hem karalama yaptığımız hem de Alevilik ilkelerine ters düştüğümüz belirtilmektedir.

    Pirlerimizden kendi hatalarını gören ve kendilerini dara çeken bir açıklama beklerken böyle talihsiz bir açıklama geldi. Bu talihsiz açıklamaya karşı zorunlu olarak savunma hakkımızı kullanmak durumunda kaldık.

    Biz biliyoruz ki bu inançta sorgulananmaz hiçbir  makam, mevki yoktur. Her talibin bir Piri her pirin bir piri piranı vardır. Yani talip piri, pir talibi yolu esas alarak dara çekebilir. Kal û Beladan bu güne bu inancın taşınmasında rol oynayan en temel ilkelerinden biri de bu eşitlik kavramıdır. Amaç yolu yürürken yola hizmettir. Yolun gerçek manada sürdürülmesidir. Yolun yozlaştırılmadan, sağa sola saptırılmadan, asimilasyona uğratılmadan, başka güçler tarafından kullanılmadan sürdürülmesidir. Bu nedenle açık davranılır ve “Gönül kalsın yol kalmasın” ilkesi esas alınır.

    Bu haberi yapmaktaki amacımız yola hizmet ettiğine inandığımız pirlerimizi rencide etmek değil, tam tersine yürüdüğümüz yola döşenmiş dikenleri birlikte ayıklamaktı.

    Bu esastan yola çıkarak birkaç noktaya değindikten sonra Pirlerimizin açıklamasını olduğu gibi vereceğiz. Ayrıca yaptığımız haberi, görüntüleriyle birlikte verip takdiri okuyuculara ve Alevi kamuoyuna bırakacağız.

    “PİRLERİMİZ İNANCIMIZIN ÖNCÜLERİDİR”

    * Herhangi bir siyasetçi veya devlet yetkilisi herhangi bir camiye, kiliseye veya sinagoga girip hadi bana inancınızın bazı kesitlerinden -örneğin hadi bana bir namaz kıl gibi- gösteri olarak sunun diyebilir mi? Yanlış anlaşılmasın kimse Cemevlerine gelmesin demiyoruz. Gelen misafirler olur bunların ağırlanması yönetim odalarında, konferans salonlarında vb olmalıdır. Cem salonunda Cem anında değil.

    * Orası bizim ibadet yerimiz. Pirlerimiz de bizim inancımızın öncüleridir. O posta oturan pirlerimiz basit bir rütüeli yerine getirmenin ötesinde kendilerinden önceki kuşaklardan aldıklarıyla yeni kuşakları eğitmek ve inancımızı geleceğe taşımak misyonuna sahiptir. Bunun da en temel yeri cemdir. İnancımızda protokollere yer yoktur. Cemlerimizde Pirlerimizin dışında otoriteler, yetkili makamlar konuşmaya başlamış ve hele hele bunu seçim öncesi seçim propagandasına çevirmiş ise orada bir sıkıntı var demektir. “Posta oturtmadık” deniliyor. Kaldı ki görüntüler onu söylemiyor. Hadi posta oturtmadığınızı kabul edelim. Ceme almadığınızı da iddia edebilir misiniz?

    Ancak elimizdeki görüntülere baktığımızda Garip Bozkurt dede ceme başlamak için ceme katılanlardan rızalık alıyor. Yine aynı dede semaha durulup, deyişler okunduktan sonra “Giden, Duran” duası okuyor. Yani ceme başlama ve bitirme duaları veriliyor. Bu cem değil de nedir?

    “BİR DEFAYA MAHSUS SEMAH DÖNÜLEBİLİR Mİ?”

    * “Konukların isteği üzerine deyişler eşliğinde bir defaya mahsus semah dönüldü. Yani orada CEM amaçlı hiç bir şey yapılmadı” deniyor. Bu cümle bile tek başına orada yaşananların inancımıza aykırı olduğunu gösteriyor. Zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal “Bir defa delmekle anayasa delinmez” diyordu. “Ne demek bir defaya mahsus semah dönüldü?” İnancımızda derin bir anlama sahip olan semahlarımızı gösteri aracına dönüştürmek ne kadar doğru?

    * Bizim inancımızda semaha durmak cemlerimizin 12 hizmetinden biri olarak bilinir ve herhangi bir şekilde gösteri amaçlı kullanılamaz. Çarka durmak anı hariç semaha duranlar hiçbir şekilde posta oturan Pirlere sırtını dönmez. Önünden geçerken yüzünü döner ve niyaz eder. Çünkü o post Pirlerin pirini temsil eder. Görüntüler bize gösteriyor ki Niyaz edilen pirlerin yanında oturanlar vali, asker vb yetkililerden oluşmaktadır. “Posta oturtmadık” deniyor. Pir niyaz edilirken hemen yanındakiler de niyaz edilmiş olmuyor mu? Post deyince aklımıza ne geliyor?

    “PİRLERİMİZLE BİRLİKTE DARA DURMAYA HAZIRIZ”

    Son olarak: Pir haber ajansı olarak gücümüz oranında yola hizmet etmeye talip olmuşuz. Yaptığımız her şey doğrudur, hatasız bir habercilik yapıyoruz iddiasında değiliz. İnancımızda yaşanan bir tartışma veya sıkıntıdan dolayı canlar birbirinden razı değilse bunun yolu Pirlerinin huzurunda dara durmaktan geçiyor. İmzacı pirlerimiz “Gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek insani düşüncelere ve ALEVİLİK ilkelerine ters düşer” diyerek PİRHA’yı suçluyor. Biz de o ceme o insanların alınmasını doğru bulmadık, cem erkanına propaganda yapmalarını doğru bulmadık. O cemi yöneten pirlerimizin hata yaptığını düşünerek haberimizi yaptık ve haberimizin arkasındayız.

    Yakın tarihte İnanç Kurulu adı altında bir Pirler Meclisi Kuruldu. Bizler Pir Haber Ajansı’nın tüm çalışanları olarak Pirler Meclisi’nde dara durmaya hazırız. Yalan haber yaptığımızı iddia eden Adıyamanlı pirlerimiz de buna razıysa Pirler Meclisi’nde veya kendilerinin önereceği Pirlerin huzurunda birlikte dara durmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz. 29 Mart 2017

    Saygılarımızla /Pir Haber Ajansı

    ****

    Pir Ali BÜYÜKŞAHİN, Pir Naci DEDEOĞLU, Pir Garip BOZKURT, Pir Mahmut DOLAŞ ve Alevi Kültür Dernekleri Adıyaman şub. Baş. Rıza TANRIVERDİ’nin Pirha hakkında kamuoyu ile paylaştığı metnin tamamı aşağıdaki gibidir

    Kamuoyuna Duyurulur-

    21/02/2017 tarihinde Adıyaman Karapınar Cemev’inde Alevi Kültür dernekleri şubesinin düzenlediği Hızır etkinliğine, Vali, protokol, Sivil toplum kuruluşları, siyasi parti teşkilatları ve çok sayıda sivil halk ilgi göstererek yoğun bir kalabalık oluşturmuştu.

    İddia edildiği gibi konuk olarak gelen devlet erkanı, Dedeler postuna oturtulmadı. Çünkü post serilmedi. Cem amaçlı bir işlem yapılmadı. 12 Hizmet görülmedi, İkrar Cem’i veya Görgü Cem’i yapılmadı. Dolaysıyla Hızır lokması günü sadece bir etkinlik olarak düzenlenmiştir. İkram edilen Hızır lokmasından sonra konuşmalar yapıldı. Günün önemine ve Hz. Hızır’ın barışın, sevginin, hoşgörünün, birlik ve beraberliğin sembolü olduğuna ilişkin konuşmalar yapıldı. Daha sonra konukların isteği üzerine deyişler eşliğinde bir defaya mahsus semah dönüldü. Yani orada CEM amaçlı hiç bir şey yapılmadı.

    Ne var ki “Pirha – Pir Haber Ajansi” adlı haber sitesi ilgilileri konuyu başka yöne çekip, yanlış bir haber yaparak “Dedeler ile dernek başkanı Vali ve protokolü pir postuna oturttular” şeklinde yayınladıkları haberi gördük. Bundan Pirha – Pir Haber Ajansi adlı haber sitesi sahiplerini kınıyor ve üzüntülerimizi belirtiyoruz. Orada söz konusu edilen Dedeler ne yaptıklarının farkında ve bilincinde olan kişilerdir. Onları haksız yere eleştirmek yerine, Alevilerin sorunlarını dile getirmek ve çözüm yollarını aramak daha iyi olur diye düşünüyoruz. Gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek insani düşüncelere ve ALEVİLİK ilkelerine ters düşer. İnsanları yok yere karalamak ve İNCİTMEK ALEVİLİK inancında yoktur. ALEVİLİK’te sevgi, saygı, hoşgörü ve konukseverlik (Mihmandarlık) ilkeleri daima ön plandadır.

    Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur…….

    ****

    Sözkonusu haberimizi de hiçbir değişikliğe uğratmadan olduğu gibi burada görüntüleriyle birlikte bir kez daha yayınlayarak takdiri kamuoyuna, bizi takip eden okuyucu ve izleyicilere bırakıyoruz.

    XIZIR CEMİNDE VALİ, POSTA OTURDU

    PİRHA -Adıyaman Yeni Mahalle Cemevinde yapılan Hızır Ceminde bir skandal yaşandı. Cemde Adıyaman Valisi Abdullah Erin, Cemi yürüten Pir Ali Büyükşahin, Pir Garip Bozkurt ve zakirler ile birlikte Posta oturdu. Oysa Cemde posta pirler ve zakirler dışında kimse posta oturamaz. 

    Adıyaman Yeni Mahalle Cemevinde yapılan Hızır Ceminde Adıyaman Valisi Abdullah Erin’in posta oturması gözlerden kaçmadı.

    Adıyaman’da Yeni Mahalle Cemevinde Hızır cemi yapıldı. Yapılan Ceme Pir Ali Büyükşahin, Pir Garip Bozkurt, Pir Mahmut Dolaş, Adıyaman Valisi Abdullah Erin, Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcısı, Garnizon Komutanı, Emniyet Müdürü, CHP il ve ilçe yöneticileri, AKP il yöneticileri, Ülkü ocakları temsilcileri ve ilde bulunan birçok STK temsilcisi katıldı.

    Alevi Kültür Dernekleri Yeni Mahalle Cemevinde verilen lokmaya halkın yoğun ilgisi vardı. Cemevi salonunda verilen lokmaların ardından Hızır Ceminin yapılacağı salona geçildi.

    Burada açılış konuşmasını yapan AKD Adıyaman Şube Başkanı Rıza Tanrıverdi, Adıyaman’ın bütün kesimlerinden yurttaşların ceme katıldığından dolayı mutlu olduğunu ifade ederek ceme katılanlara teşekkür etti.

    Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin ise Hızır ayının hoşgörü ve darda olana yardımcı olmak olduğunu ifade ederek, Hızır orucu hakkında bilgi verdi. Pir Büyükşahin’in ardından cemevinde kurulan konuşma kürsüsüne çağrılan Adıyaman Valisi Abdullah Erin Cemevinde bulunan yurttaşlara hitap etti.

    Yapılan konuşmaların ardından Hızır Cemi yapılırken, cem sırasında Adıyaman Valisi Abdullah Erin’in, Cemi yürüten Pir Ali Büyükşahin, Pir Garip Bozkurt ve zakirler ile birlikte Posta oturması ise gözlerden kaçmadı.

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Aleviliğe yapılan en büyük ihanettir’

    ‘Aleviliğe yapılan en büyük ihanettir’

    PİRHA- Adıyaman Yeni Mahalle Cemevinde yapılan Hızır Ceminde Valinin ve beraberindekilerin posta oturtulmasına tepki gösteren ABF Başkanı Muhittin Yıldız, “Hz. Hüseyin postuna  yapılmış bir ihanettir. Ona yapılan ihanet tüm Alevi toplumuna yapılmış ihanettir” dedi.   

    Adıyaman Yeni Mahalle Cemevinde yapılan Hızır Ceminde, dedelerin, pirlerin bile rızalık almadan oturmadığı posta, Adıyaman Valisi Abdullah Erin ve beraberindeki yetkililer oturdu.

    Valinin ve beraberindekilerin Cemi yürüten Pir Ali Büyükşahin, Pir Garip Bozkurt ve zakirler ile birlikte Posta oturması Aleviler tarafından sert tepkiyle karşılandı.

    Cemevinde yaşanan bu duruma ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Adıyaman Valisi Erin’in posta oturtulmasının kabul edilemeyeceğini belirterek, “Alevi toplumu adına üzgünüm. Bunu yapanlar ve yaptıranlar cemevi dedesinden tutun, cemevi başkanına kadar Aleviliğe ihanet etmişlerdir. Bu dedeler hakkında kurum başkanlarıyla görüştükten sonra gerekli işlemleri yaptıracağız. kimsenin hakkı yok bunu yapmaya” dedi.

    “Emevi ve Yezit zihniyeti olanları Hz. Hüseyin postuna oturtamazlar” diyen Yıldız, “Bizim için çok üzücüdür. Aleviler yara almışlardır. Dün kamuoyunda tartışılan bir konuyla alakalı ne kadar incindiysek bugün de çok büyük bir şekilde yaralandık bu haberi duyduktan sonra” ifadesini kullandı.

    Alevi Bektaşi İnanç kurulu’na valiyi posta oturtan dedelerle ilgili kanaatlerini ileteceklerini belirten ABF Başkanı, sözkonusu cemevinin AKD’ye bağlı olması dolayısıyla Genel Başkan Doğan Demir’le de görüşeceğini söyledi. Yıldız, “Gerekli işlemleri yapması için kendisine söyleyeceğim, yapılmadığı taktirde de biz ABF olarak gerekeni yaparız” dedi.

    Vali ve diğer görevlilerin sınırlarını dedelerin ve cemevi yöneticilerinin tarif edeceğini, belirleyeceğini söyleyen Muhittin Yıldız, şöyle konuştu:

          “Onlar bizim edebimizi, yolumuzu bilmezler. Eğer bizim yolumuzu erkanımızı bilmiş olsalardı yıllardan beri bizlere karşı bu ceberrut uygulamaya karşı bizim yanımızda olurlardı. Dolayısıyla onlar bizim postumuzu ne kadar önemsediğimizi, ne kadar önemli olduğunu bilmezler. Dolayısıyla orada dedelik yapan, sözüm ona dedeyim diyen kişi, bunu bildirmeliydi. Onların çizgilerini çizdirmeliydi. Nerede oturacaklarını o tarif edecekti. Onlar  İmam Hüseyin postuna oturamazlar. Bu Aleviliğe yapılmış, yola yapılmış en büyük ihanettir.”

    Adıyaman Yeni Mahalle Cemevi dedesiyle ilgi yaptırım anlamında bir kararı Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndaki dedelerin, pirlerin vereceğini ifade eden ABF Başkanı Muhittin Yıldız, “Düşkün mü ilan ederler, ihraç mı ederler onu bilemem. Hz. Hüseyin postuna  yapılmış bir ihanettir. Ona yapılan ihanet tüm Alevi toplumuna yapılmış ihanettir. Yenilecek yutulacak bir olay değildir. Derhal gereğinin yapılması için bütün işlemleri başlatacağım” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)

    Xızır Ceminde Vali, posta oturdu

  • ‘Aleviler “geri zekalı” mı ki? Bir vali yok, kaymakam yok!’

    ‘Aleviler “geri zekalı” mı ki? Bir vali yok, kaymakam yok!’

    PİRHA- Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı Dedelerinden Adıgüzel Erbaş, Alevilerin tarihte hiç rahat etmediklerini belirterek, sürecin Alevilerin aleyhine işlediğini vurguladı. Erbaş, eğitim müfredatının da gerici olduğunun altını çizdi.  

    Geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Alevilerin en çok Adnan Menderes ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan zamanında rahat ettiklerini söylemişti. Soylu böyle söylerken, iktidara yakın akademisyenler de Alevilere yönelik nefret söylemlerini sürdürüyor. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Teknolojileri Eğitim Anabilim Dalı Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Bekir Kürşat Doruk’un derste Alevilerle ilgili “Aleviler dine dair her şeyi yanlış anlamış, Aleviler içki içip sapıtıyorlar” ifadelerini kullandığı basında yer aldı. Daha önce de Muş Alparslan Üniversitesi’nde araştırma görevlisi Abdulkadir Şen Alevilere hakaret etmişti.

    Hem Soylu’nun açıklamaları, akademisyenlerin nefret söylemleri ve eğitim müfredatının iyice gericileştirilmesine Alevilerin tepkisi yükseliyor.

    ALEVİLER HİÇ RAHAT ETMEDİ 

    Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı Dedelerinden Adıgüzel Erbaş, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’deki sürecin Alevilerin lehine gelişmediğini belirten Erbaş, televizyon kanallarında, gazetelerde ve kentlerde Alevilerin canını sıkan, aşağılayan olaylar yaşandığına dikkat çekti.

    “Erdoğan dönemini yaşayarak görüyorum” diyen Adıgüzel Erbaş Dede, “Aleviler tarihte hiç rahat etmemişlerdir. Nasıl rahat etmişler? 81 ilin valisi var. Bir Alevi vali var mı? 800 kaymakam var, bir  Alevi kaymakam var mı? 15 orgeneral var, bir Alevi orgeneral var mı? Yani bunu söylerken biraz sağduyulu olmak gerekir. Süleyman Soylu’nun sağduyulu olmadığını biliyorum ben. Aleviler gerizekalı mı? Bir tane vali yok, kaymakam yok” ifadelerini kullandı.

    EĞİTİM MÜFREDATI GERİCİ”   

    Eğitim müfredatının gerici olduğunu belirten Adıgüzel Erbaş Dede, şunları kaydetti:

    “Bilimsel eğitimden uzaklaşan gerici ve şeriatçı bir müfredattır. Eğitim Bir-Sen’in hazırladığı bir müfredattır. Gericidir, şovendir. Atatürk ilkeleri, İnönü tarihteki yerini almışlardır. Onları müfredata alsalar da almasalar da İnönü’nün 2. dünya savaşına ülkemizi sokmayışı ve Mustafa Kemal’in bağımsızlık mücadelesi verişini onlar yazsa da bu halk biliyor, yazmasa da halk biliyor. Ancak Eğitim Bir-Sen’in hazırladığı gerici bir müfredattır. Ülkeyi adım adım şeriata götüren bir müfredattır. Çocuklarımızı gericileştiren bir müfredattır.”

    “BAŞKANLIĞA HAYIR”

    Başkanlığı öngören Anayasa değişikliğine de tepki gösteren Adıgüzel Erbaş Dede, “Hayırda hayır vardır, onu beğenirim.  Ben severim Hayır’ı. Zaten gülbanglarımızda da ‘vakitler hayır ola’ diye başlıyoruz” diyerek referandumda hayır diyeceğinin sinyalini de verdi.

    Nilgün Mete-Semra Acar/İSTANBUL

     

  • Ölen Alevi polisin ailesine cami baskısı

    Ölen Alevi polisin ailesine cami baskısı

    Diyarbakır’daki bombalı saldırıda yaşamını yitiren dört polisten biri olan Şenali Ocak’ın cenazesi bugün İzmir’de toprağa verildi.

    Çiğli Harmandalı’nda oturan aile cenazeyi Küçük Çiğli Cemevinden kaldırmak istedi.

    AİLEYE CAMİ İÇİN BASKI YAPILDI

    Ancak dün ailenin evine gelen Vali, Kaymakam ve Garnizon Komutanı askeri tören düzenleneceğini, bu nedenle cenazenin Bostanlı Beşikçioğlu camiinden kaldırılacağını söyledi.

    Evrensel’de yer alan habere aile cemevi konusunda ısrar edince tartışma yaşandı.

    Bugün Ocak’ın cenazesi Beşikçioğlu camiinden kaldırılarak, Pınarbaşı Şehitliğine defnedildi.

    NE OLMUŞTU?

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde hafriyat ve molozların döküldüğü alanda önceki gün meydana gelen patlamada 4 polis hayatını kaybetmişti.

  • İzmir valisinden açıklama

    İzmir valisinden açıklama

    Vali Ayyıldız, “Elde olan verilere bakılarak eylemi yapanın PKK olduğu değerlendirilmektedir. Şehit polisimizin şüphesi sonucu asıl saldırı engellendi. Başka bir yerde eylem olma ihtimaline karşı tam bir teyakkuz halindeyiz” dedi.

    İzmir Valisi Erol Ayyıldız, saldırı ile ilgili şu bilgileri verdi:

    “Bayraklı Adliyesi’nin önünde bir araç geçerken polis noktasında durdurmak ve aramak istenmesi sonucu çatışma çıktı. Bu çatışma sonucu bombalı araç patlatıldı. Maalesef çıkan çatışma sonucu bir polis bir mübaşir şehit oldu. 5 yaralı var bazılarının durumu ağır.  Yanlarında iki adet kaleşnikof tüfek sekiz tane fişek ve el bombaları, tahmin ediyorum sekiz tane de el bombası ele geçirildi. Teröristlere ait olduğunu değerlendirdiğimiz bir araç daha kontrollü bir şekilde patlatıldı. Elde olan verilere bakılarak eylemi yapanın PKK olduğu değerlendirilmektedir. Şehit polisimizin şüphesi sonucu asıl saldırı engellendi. Aracı durdurmak istemesi sonrası teröristler kaçıyor. Aracı patlatıyorlar. Şehit kardeşimiz karşılık veriyor.

    Tüm imkanlar ve ihtimaller değerlendiriliyor. Üçüncü şahıs… Olabilir veya olmayabilir. Başka bir yerde eylem olma ihtimaline karşı tam bir teyakkuz halindeyiz. İnşallah varsa yakalanır.”

    RTÜK olay yeri görüntüleriyle ilgili geçici yayın yasağı getirdi.

  • FETÖ’dan tutuklu Kaymakam Vali yardımcısı oldu

    FETÖ’dan tutuklu Kaymakam Vali yardımcısı oldu

    Gümüşhane Vali Yardımcılığı görevine atanan Hüseyin Avcı’nın, FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu olduğu ortaya çıktı.

    Konya’nın Kulu İlçesi Kaymakamı Hüseyin Avcı, 1 Aralık tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 2016/681 sayılı kararname ile Gümüşhane Vali Yardımcılığı’na atandı.

    Ancak bugüne kadar göreve başlamayan Hüseyin Avcı’nın, Fethullahcı Terör Örgütü soruşturması kapsamında tutuklandığı öğrenildi.

     

  • Süleymancılar cenazeye valinin aracıyla gitti iddiası

    Süleymancılar cenazeye valinin aracıyla gitti iddiası

    Aladağ’daki yurtta çıkan yangında yaşamını yitiren 10’u öğrenci olmak üzere 12 kişi toprağa verildi. 6 evladını yangına kurban veren Köprücük köylülerinin anlattıkları, öğrencilerin nasıl tarikat yurduna itildiğini gösterdi. 

    Adana’nın Aladağ ilçesinde Süleymancılar tarikatına bağlı yurtta çıkan yangında hayatını kaybeden öğrencilerden 6’sı Köprücük köyünde gözyaşları içerisinde toprağa verildi. Yangında yaşamını yitiren Tuğba Aydoğdu’nun annesi Teslime Aydoğdu, “Çaresizlikten kızımı o yurda verdik. Yüreğimizi yaktılar” dedi. Aynı tarikatın ilçedeki erkek yurdunda kalan iki öğrenci, “Yurtta dayak diyoruz, bazen sabah kahvaltı verilmiyor, aç gidiyoruz okula” derken, öğrencinin annesi, “Toplandık ilçe milli eğitim müdürüne gittik, devlet yurdu istediğimizi söyledik. Müdürse bize tarikat yurdunu gösterdi, gidin orada kalın dedi” iddiasında bulundu.

    Cumhuriyet Gazetesinden Alican Uludağ, cenaze sonrası izlenimlerini şöyle yazdı:

    “Aladağ’daki özel yurt katliamında en çok kaybı, ilçeye bağlı Köprücük köyü verdi. 6 evladını kaybeden köy, Aladağ’ların tepesinde şehir merkezine 140 kilometre, ilçeye ise 2 saat uzaklıkta bulunuyor. Adana Asri Mezarlığı’nın morgunda tutulan cenazeler, sabah saatlerinde toprağa verilmek üzere Kışlak, Köprücük ve Karahan köylerine gönderildi. Cumhuriyet olarak, Köprücük’teki cenaze törenini izlemek için yola çıktığımızda, köylünün yaşadığı çaresizliği, yoksulluğa tanık olduk.

    KÖYE 2 SAATLİK YÜRÜYÜŞ   

    Köprücük’e çıkan dağ yolunun girişinde cenazeye gelen araçlar jandarma tarafından durduruldu. Yüzlerce araç, konvoy halinde köy yoluna gidemediği için bekliyordu. Yol toprak olduğu için sadece 4×4 araçların geçişine izin verildi. Bu nedenle normal otomobiller yola devam edemedi. Cenazeye gelen yüzlerce kişi, mıcır veya asfalt dökülmeyen 10 kilometrelik çamurlu köy yolunu yürüyerek kat etmek zorunda kaldı. Aladağ’ın eteklerinden zirveye doğru uzanan yoldan köye yürüyerek ulaşmamız 2 saat sürdü.Kızımı çaresizlikten verdim

    Yangında yaşamını yitiren öğrencilerden Sümeyye Yetim, Nurgül Pertek, Zeliha Avcı, Tuğba Aydoğdu, Bahtınur Baş ve Sevim Köylü için köy mezarlığının yanında cenaze töreni düzenlendi. Tuğba Aydoğdu’nun annesi Teslime Aydoğdu, ağıt yakarken, “Çaresizlikten verdim oraya. Kızımı yaktılar, ciğerimi yaktılar. Çıkamadı o ateşten” dedi.

    adana-yurt-cenaze4

    SÜLEYMANCILAR TÖRENDE

    Törene AB Bakanı Ömer Çelik, Adana Valisi, Belediye Başkanı ile bazı milletvekilleri katıldı. Bunun yanı sıra Süleymancılar Tarikatı’ndan olduğu tahmin edilen çok sayıda kişinin de köye gelmesi dikkat çekti. Törenin ardından omuzlara alınan cenazeler, ağıtlar arasında mezarlığa götürülerek defnedildi. Cenaze namazını kıldıran Adana Müftüsü, yangını “kadere” bağlayan ve öğrencilerin ilim, irfan ve Kuran yolunda öldüklerini anlatarak, tarikat yurdunu normalleştiren bir konuşma yaptı.

    aladag-suleymancilar

    “ÇOCUKLARIMIZI KEFENLE VERDİLER”

    Törenin ardından protokol, polis helikopteri ile köyden ayrılırken, gözü yaşlı köy halkı acılarıyla baş başa kaldı. Köyde kiminle konuşsak, çaresizlikten, devletin sorunlarına çare bulamadığını anlatıyor. Torununu yitiren Bekir Göktaşoğlu, bir gün Süleymancılar tarikatından kişilerin köye geldiğini ve “Siz bize çocuklarınızı verin, biz sahip çıkarız” dediğini anlattı. Aladağ’da devlet yurdu yıkıldığı için mecburen bunu kabul ettiklerini söyleyen Göktaşoğlu, gözyaşlarını tutamayarak “Sahip çıkacağız diye aldılar, kefen içinde verdiler” dedi.

    adana-yurt-cenaze3

    TARİKAT YURDUNDA DAYAK DA VAR!

    Köyün ortaöğretim yaşındaki erkek çocukları da Aladağ’da yine Süleymancıların erkek yurdunda kalıyor. Adını yazmadığımız bir anne, şunları anlattı: “Biz okuyamadık, çocuklarımız okusun diye ilçeye götürdük. Çünkü burada ortaokul yok. İlçede bir devlet yurdu vardı. Onu yıktılar. Oğlum Süleymancıların erkek yurdunda kalıyor. 6. sınıf öğrencisi. Burada oğlum ve diğer çocuklar dayak diyor. Yurt görevlileri, çocukları ailenize sakın anlatmayın diye tehdit ediyormuş.” Bu sırada annesinin yanına gelen 6. sınıf öğrencisi, yurtta yaşadıklarını anlatmak istiyor ama korkusu yüzüne yansıyor. Annesinin ısrarı üzerine ancak konuşabiliyor. Sabah okula gittiklerini, akşam 4’te yurda geldiklerini söyleyen bu öğrenci, “Yurtta etüt diye bize dini eğitim veriyorlar. Kuran derslerinde okuyamadığımızda yurt hocaları bize vuruyor. Terlikle kafamıza vurdukları oluyor. Birkaç defa da hocalar, ayaklarımızın üzerine çıkarak, kaç kiloyum söyle diyerek bizi cezalandırıyor. Akşam yurttaki bu dersler yüzünden 12’de, 1’de yatıyoruz” diye konuştu.

    VELİLER DEVLET YURDU İSTEMİŞ

    İlçedeki yurt sorunu nedeniyle köylüler olarak toplanıp Aladağ Milli Eğitim Müdürü’nün yanına gittiklerini söyleyen anne, “Müdür beye, biz devlet yurdu istiyoruz dedik. Milli Eğitim Müdürü ise yurt yok, özel yurda gidin, nasıl olsa orası da ücretsiz diyerek tarikat yurdunu gösterdi” dedi. Oğlu ile yanımıza gelen başka bir anne de erkek yurdundaki dayak olayını doğruluyor. Bu annenin oğlu da birkaç sabah kahvaltı verilmediği için okula aç gittiklerini söylüyor.

    SÜLEYMANCILAR VALİNİN ARACINDA

    Dönüş yolunda helikopterle giden müftünün aracında kendimize yer bulabildik. Arkası açık 4+4 aracın kasasına bindiğimizde, yanımızdaki kişilerin Süleymancılar Tarikatı’ndan olduğunu konuşmalarından anladık. Yurt hizmetlerini övmeye çalışan bu kişiler, Köprücük köyüne Adana Valisi’nin aracıyla gittiklerini söyledi.

    aladag-cenaze-1-aralik-2016-3

    OKUL, YOL, ELEKTRİK YOK

    Aladağ’a bağlı Köprücük ve hemen yakınındaki Mengez köyünün sorunları dikkatlerden kaçmıyor. Köyün en önemli sorunu okul ve yol. Her iki köyde birer ilköğretim okulu var. 10’ar öğrencisi olan bu okullarda birer öğretmen görev yapıyor. Kadın olan bu öğretmenler, korktukları için beraber kalıyorlarmış. Köyde sık sık elektriklerin kesilmesi, kar yağdığında dış dünya ile iletişimlerin kesilmesi, yolların kapanması başlıca sorunları. Bunları çözmesi gereken vali, belediye başkanı ise bunca zamandır bir çözüm bulmamış. Köylü sahipsiz ve çaresiz olduklarını anlatıyor. Vali ve belediye başkanı da cenaze töreninin ardından köylünün sorunlarını dinlemeden helikopterle köyden “kaçtı.” Köylüler, akşamla birlikte çöken karanlık içinde acılarıyla baş başa, “kaderlerini” yaşamaya devam etti.

    BAKAN ÖMER ÇELİK’TEN SOĞUK ESPRİ

    Törenin ardından protokol, taziye çadırında bir süre oturdu. Bu sırada köyde tek başına kalan Ümmü Dönmez adlı yaşlı kadın “Gösterin bana valiyi, ondan hesap soracağım” diyerek protokolün yanına gitti. Ümmü Dönmez, köyün yolunun bozuk olduğunu, ortaokul olmadığını, elektriklerin sık sık kesilmesi ve günlerce gelmemesi nedeniyle karanlıkta oturduğunu
    anlattı. Bakan Ömer Çelik ise “Loş ışıkta, romantik ortamı seviyorsun” diyerek espri yapmaya kalktı.”