PİRHA- Van’ın Tuşba ilçesinde meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki deprem çevre bölgelerde de hissedildi. İlk veriler, herhangi bir can veya mal kaybına ilişkin net bir bilgi olmadığını gösteriyor.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından paylaşılan ilk bilgilere göre, Van’ın Tuşba ilçesi merkezli 5.2 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi.
Depremin Tuşba merkezli olarak meydana geldiği, sarsıntının Van ve çevre illerde hissedildiği bildirildi.
Depremin derinliği ve etkilediği alanlara ilişkin teknik verilerin henüz netleşmediği, saha tarama çalışmalarının sürdüğü aktarıldı.
Yetkili kurumların bölgedeki incelemelerine devam ettiği, can ve mal kaybına ilişkin resmi açıklamaların ilerleyen saatlerde netleşmesinin beklendiği ifade edildi.
PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik gerçekleştirdiği saldrılara karşı 10 kentte alana çıktı. Kadınlar, yaptığı açıklamayla tüm kadınları Alevilere yönelik soykırım suçlarına yönelik suçlara karşı birlikte mücadele etmeye çağırarak, ” Emperyalistlerin ve siyonistlerin siyasi, askeri ve ticari çıkarları için körüklediği bölgesel savaşın, derinleşen sömürünün ve soykırımın karşısında hayatları için direnen Gazzeli, Rojavalı, İranlı, Suriyeli, Alevi, Dürzi, Ermeni, Süryani, Kürt tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceğiz” dedi.
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik saldırılarına dair birçok kentte açıklama yaptı.
İSTANBUL
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik saldırılarına karşı İstanbul’un Teşvikiye semtinde bulunan Suriye Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Çok sayıda kadının katıldığı açıklamada, “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor, susmuyoruz” pankartı açıldı. Kadınlar ayrıca, “Alevi kadınlar yalnız değildir”, “Kadın dayanışması sınırları aşıyor” yazılı dövizler taşıdı. Açıklama boyunca sık sık “Jin şer naxazın, aşitî dixwazin”, “Jin, jiyan, azadî”, “Biji tekoşîna jinê”, “Alevi, Dürzi, Kürt, Êzidî kadınlar yalnız değildir” sloganları atıldı.
Bugün gerçekleşen eylemde basın açıklamasını kitle adına Gülyeter Aktepe okudu. “Suriye’de HTŞ ve yönlendirdiği cihatçı çetelerin sürdürdüğü Alevi soykırımına karşı kadınların yanındayız, bugün burada eylemdeyiz” denilen açıklamada “Tüm kadınları Alevilere yönelik soykırıma, bu kapsamda da kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz.” denildi.
ANKARA
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi çağrısıyla bir araya gelen çok sayıda kadın Ankara Yüksel Caddesi’nde yapılan açıklamayla Suriye’de Alevi kadınlara yönelik sistematik saldırıları kınadı.
İnisiyatif adına açıklamayı okuyan Ece Yılmaz, Alevilere yönelik soykırıma, bu kapsamda da kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleye çağırarak, “İçinde yaşadığımız, haklarımız, hayatlarımız için mücadele ettiğimiz bu ülkenin, kadınların bir mal gibi alınıp satılmasında, köleleştirilmesinde, Alevilere yönelik suçlardaki payına karşı çıkacağız. Çünkü bizim için barış, bu coğrafyada eşit ve özgür bir yaşam kurabilmek demek. Emperyalistlerin ve siyonistlerin siyasi, askeri ve ticari çıkarları için körüklediği bölgesel savaşın, derinleşen sömürünün ve soykırımın karşısında hayatları için direnen Gazzeli, Rojavalı, İranlı, Suriyeli, Alevi, Dürzi, Ermeni, Süryani, Kürt tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceğiz. Tüm kadınları Alevilere yönelik soykırıma, bu kapsamda da kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz” diye belirtti.
Açıklama sloganlar ve alkışlar eşliğinde son buldu.
MERSİN
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi çağrısıyla Suriye’deki Alevi kadınlara yönelik sistematik şiddeti protesto eden Mersin Kadın Platformu üyeleri, Pozcu GMK Bulvarında bir araya geldi. “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor, susmuyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Alevi kadınlar yalnız değildir”, “Katil HTŞ Suriye’den defol” ve “Yaşasın kadın dayanışması” sloganları attı.
Platform adına basın metnini okuyan Zübeyde Akpınar, 12 bini aşkın Alevi kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını, toplu tecavüze ve cinsel işkenceye maruz bırakıldığını, köleleştirildiğini söyledi. Kadınları kaçıran çetelerin Türkiye’de şebekeleri olduğuna dikkat çeken Akpınar şunları dile getirdi:
“27 Haziran 2025 tarihinde Reuters Haber Ajansı’nda yayınlanan haberde, kadın ticareti yapan ve fidye isteyen bu cihatçıların Türkiye’de de şebekelerinin olduğu açıkça belgelendi. Buna seyirci kalınmasından güç bulan çeteler, bugün aynısını Dürzi kadınlara ve çocuklara yapmaya başlıyor. Kaçırılan Alevi kadınların yakınları, fidyelerin İzmir’de ve Mardin’de bulunan kişilere ve şirketlere ait banka hesaplarına gönderildiğini ve Türkiye’de kayıtlı telefon numaralarından kadınlar için bin 500 ila 100 bin dolar aralığında para istendiğini aktarıyor. Bu konuda bir suç duyurusu yapıldığını biliyoruz. Biz de buradan soruyoruz: Bu hesaplar, telefon numaraları kimlere ait? Bu ülkeyi yöneten AKP ve MHP, “devlet başkanı” statüsüyle, kırmızı halılarda karşıladıkları cihatçıların sürdürdükleri Alevi soykırımı hakkında bir şey yapacak mı? Yoksa bu suça ortak olmaya devam mı edecek? Kadınların ganimet gibi alınıp satılmasına onay mı verecek, fidye isteyenleri mi kollayacak?”
Yaşananları normalleştirmeyeceklerini belirten Zübeyde Akpınar, tüm kadınlara Alevilere yönelik soykırıma, kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleyi birlikte yükseltme çağrısı yaptı.
İZMİR
İzmir’de Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Alevi kadınlar üzerinde yapılan soykırıma karşı bir araya geldi.
Alsancak’ta bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde gerçekleşen eyleme çok sayıda kadın katıldı.
‘HTŞ’ye destek soykırımı besliyor’, Soykırımcı Colani hesap verecek’, ‘Alevi kadınlar yalnız değildir’, ‘Jin Jiyan azadi’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’, ‘Barış için ısrar ediyoruz’ sloganlarının atıldığı eylemde ortak basın metnini Aysel Önen okudu.
Açıklamada, kadınların bölgedeki soykırımlara ve özellikle kadınlara yönelik suçlara karşı sessiz kalmamaya ve dayanışmayı büyütme çağrısı yapıldı. Açıklamada, barışın, eşit ve özgür bir yaşam kurma mücadelesiyle mümkün olacağı vurgulandı.
VAN
Van merkez İpekyolu ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kadınlar “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor” yazılı pankart açıldı. Açıklamaya yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Neslihan Şedal, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Van İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ile çok sayıda sivil toplum örgütü üye ve temsilcisi kadın katıldı.
İnisiyatif adına açıklamayı okuyan Van Star Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Meryema Aslan, her savaşta kadınların bedeninin bir savaş alanına döndüğünü ifade edere, “Kadınların bedensel bütünlüğünü ihlal etmek, sistematik cinsel şiddet, bir tür ele geçirme, aşağılama, işgal ve tahakküm aracı, yer yer de soykırımın önemli bir boyutu haline geliyor. Bugün Suriye’de bir süredir Alevilere ve şimdi Dürzilere yapılanlara, tam da bu nedenle, dünyanın ve bu coğrafyanın her yanında kadınlar olarak sessiz kalmamak zorundayız” diye belirtti.
HATAY
Hatay’ın Defne ilçesinde Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, aynı kapsamda “Suriye’de Alevi kadınların yanındayız, soykırım ve patriyarkaya karşı isyandayız” sloganıyla Necmi Asfuroğlu Anadolu Lisesi önünde bir açıklama yaptı. Açıklamaya çok sayıda kadın katıldı; basın metnini ise Hülya Kavuk okudu.
Hülya Kavuk, Suriye’de HTŞ ve yönlendirdiği “cihatçı çetelerin” sürdürdüğü Alevi soykırımına karşı kadınların yanında oldukları için bugün burada eylemde olduklarını ifade etti. Kadınların yıllardır; “Kadınların bedeni savaş meydanı değildir” dediğini ancak her savaşta ve her iktidar kavgasında kadınların bedeni bir savaş alanına döndüğünü vurguladı.
DİYARBAKIR
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nin çağrısıyla bir araya gelen Dicle Amed Kadın Platformu (DAKP), Yenişehir ilçesinde bulunan AZC Plaza önünde açıklama yaparak HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik saldırılarını protesto etti. Açıklamada “Suriye’de HTŞ Alevi kadınlara soykırıma maruz bırakıyor susmuyoruz” pankartı açılarak “Jin jiyan azadî” sloganı atıldı.
Açıklamayı okuyan DAKP üyesi Çağla Sanay, kadınların savaşlardan gördüğü zararlara dikkat çekerek kadın bedeninin de savaş alanına döndürüldüğünü söyledi. Çağla Sanay, “Bu Gazze’de, İsrail’in hapishanelerinde, Filistinli kadınlara yönelik cinsel şiddet olarak tezahür ediyor örneğin. Türkiye’de bir Kürt kadın olan Garibe Gezer’in cinsel saldırı sonrası cezaevinde ölüme sürüklenmesi de böyle bir pratik. Bugün Suriye’de bir süredir Alevilere ve şimdi Dürzilere yapılanlara, tam da bu nedenle, dünyanın ve bu coğrafyanın her yanında kadınlar olarak sessiz kalmamak zorundayız” diye konuştu.
URFA
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi ve Urfa Kadın Platformu üyesi kadınlar, Suriye’de Alevi kadınların kaçırılmasına ilişkin Novada Park önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor susmuyoruz” yazılı pankartın açıldığı açıklamada inisiyatif adına konuşan Mizgin Kurtoğlu, kadınların bedenlerinin savaşlarda hedef olduğunu belirtti. Suriye’deki Alevi kadınlara dönük katliamların korkunç boyutlara ulaştığını ifade eden Mizgin Kurtoğlu, “Türkiye’nin de dahilliğiyle bu suç ilk kez işlenmiyor. Bundan 11 yıl önce Êzidî kadınlara yönelik soykırım başladığında 6 binden fazla kadın ve kız çocuğu kaçırılmış, köle pazarlarında satılmıştı. Yine Türkiye’deki şebekeler söz konusuydu. Satılan kadınlar çocuklar Ankara’ya Antep’e getirilmişti” diye hatırlattı.
“Bizim için barış bu coğrafyada eşit ve özgür bir yaşam demek” diyen Mizgin Kurtoğlu, tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceklerini söyledi.
Açıklama “Alevi kadınlar yalnız değildir” sloganlarıyla son buldu.
PİRHA – DEM Parti Van Milletvekili Gülderen Varlı, Meclis’te yaptığı konuşmada, Suriye’de Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde kadınlara yönelik sistematik saldırıların arttığını belirtti. Varlı, bu saldırıların insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi ve Van Milletvekili Gülderen Varlı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Ortadoğu’da süren savaşların en büyük bedelini kadınların ödediğini vurguladı. Özellikle Suriye’nin Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde kadınlara yönelik sistematik saldırıların arttığını belirten Varlı, bu saldırıların insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Gülderen Varlı, IŞİD zihniyetindeki çeteler tarafından gerçekleştirilen saldırılarda Alevi kadınların kaçırıldığını, işkenceye uğradığını, cinsel şiddete maruz kaldığını ve infaz edildiğini belirterek, yaşananların DAİŞ’in Ezidi kadınlara yaptığı zulmün bir devamı niteliğinde olduğunu söyledi.
“BU VAHŞETİ KINIYORUZ”
“Bugün kaçırılan kadınların çoğunun akıbeti bilinmemektedir. Bu sadece Alevi toplumuna değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu vahşeti kınıyor, kadınların yaşam hakkını savunuyoruz,” diyen Varlı, bu konuda sessiz kalan uluslararası kurumları da eleştirdi.
Milletvekili Varlı ayrıca, Suriye’de Alevi kadın kırımına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla 19 Temmuz’da İstanbul’dan Van’a 7 farklı kentte düzenlenecek olan ve “Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi” öncülüğünde gerçekleşecek kadın eylemlerini de selamladı.
“Alevi kadınlar yalnız değildir!” diyen Varlı, kadınların mücadelesini sahiplenmeye ve dayanışmayı büyütmeye çağırdı. Varlı, uluslararası kuruluşlara da kadın kırımına karşı acilen harekete geçme çağrısı yaptı.
PİRHA- DEM Parti Mersin Kadın Meclisi ve TJA, Milletvekili Nevroz Uysal Aslan’ın Van’da polis şiddetine maruz kalmasına tepki gösterdi. Yapılan basın açıklamasında, “Bizler TJA’lı kadınlar olarak Newroz Uysal, Neslihan Şedal, Helin Demirtepe şahsında yoldaşlarımıza yönelik erkek devlet şiddetine ve kadın düşmanı anlayışa karşı mücadelemizi büyütme sözü veriyoruz. Erkek devlet şiddetine karşı nerede olursak olalım örgütlü mücadelemizi en büyük dayanak görerek, jin jiyan azadi felsefemizin ışığında direnişimizi büyüteceğiz” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Kadın Meclisi ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) Van’da DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan’ın polisin saldırısına maruz kalmasına ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Erkek devlet şiddetine karşı jin jiyan azadi” pankartını taşıyan kadınlar sık sık; “jin, jîyan, azadî” sloganlarını attı.
Ortak basın metnini DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş okudu.
“İKTİDAR SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne yaklaşırken erkek-devlet şiddetine karşı direnişi büyüteceklerini dile getiren Bedriye Kuş, AKP’nin, direnen kadınların ve Kürt halkının kazanımlarını gasp etmeye çalıştığını vurguladı. Bedriye Kuş, “AKP faşist iktidarının, direnen kadınların bileşkesi olan TJA kimliğine saldırısı tesadüf değil. Kadınları şiddet cenderesi altına alarak baskılayan, kazanımlarını gasp eden, mücadelesini kriminalize etmek için hukuksuzca gözaltı ve tutuklama talimatı veren iktidar, suç işlemeye devam etmekte” dedi.
Nevroz Uysal Aslan’ın polisin saldırısına maruz kalmasına tepki gösteren Bedriye Kuş, şu ifadeleri kullandı:
“Erkek devlet şiddetini sürekli hale getiren bu iktidarın politikaları sonucunda, TJA’lı kadın yoldaşlarımız Şırnak Milletvekilimiz Newroz Uysal ve Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanımız Neslihan Şedal, polis şiddetine maruz kalmıştır. Newroz yoldaşımız başta olmak üzere kadınlara yönelik bu üniformalı şiddeti, 5 bin yıllık erkek egemen anlayışın kadın düşmanı tarihinden biliyoruz; bu tekçi, cinsiyetçi zihniyetin sürdürücüsü faşist iktidarların teşvik ettiği kadın kırımlarından tanıyoruz. Günlerdir kazanımlarını korumak ve irade beyanlarını ortaya koymak için direnen, protesto eden kadınlara her türlü şiddet uygulanmıştır. Van sanat sokağında kadın yürüyüşüne müdahale ederek kadınlara şiddet uygulayan, Helin Demirtepe arkadaşımıza kasıtlı bir şekilde şiddet uygulayan polis cesaretini erkek devletten almaktadır. Bu zihniyetin bir sonraki adımı halkın seçilmiş milletvekiline, belediye eş başkanına saldırmak oldu. Bizler TJA’lı kadınlar olarak Newroz Uysal, Neslihan Şedal, Helin Demirtepe şahsında yoldaşlarımıza yönelik erkek devlet şiddetine ve kadın düşmanı anlayışa karşı mücadelemizi büyütme sözü veriyoruz. Erkek devlet şiddetine karşı nerede olursak olalım örgütlü mücadelemizi en büyük dayanak görerek, jin jîyan azadî felsefemizin ışığında direnişimizi büyüteceğiz. Kazanımlarımızı haklarımızı ve hayatlarımızı bizler koruyacağız. Örgütlenen kadınlar kazanacak, direnişimiz kazanacak!” diye konuştu.
PİRHA- CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ile beraberindeki heyet, DEM Parti Van İl örgütünü ziyaret etti. Ziyarette konuşan CHP Grup Başkanvekili Mahir Başarır, kayyımı kabul etmeyeceklerinin altını çizerek, “Biz demokrasinin tüm kurallarını hukuk devleti yasa devletini ilke ve kurallarının uygulanmasını istiyoruz. Bir hakkın teslimi için hep birlikte tepki vermek için buradayız. Kabul etmiyoruz etmeyeceğiz, teslim olmuyoruz olmayacağız” dedi.
CHP heyeti, kayyım atanan Van’a gitti. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır başkanlığındaki heyeti, DEM Parti Van il binasına yapılan ziyaretin ardından ortak açıklama yaptı.
Burada ilk olarak konuşan DEM Parti İl Eşbaşkanı Veysi Dilekçi, Türkiye halkları bugün bu hukuksuzluğu asla kabul etmediğini söyledi.
Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan, Türkiye halklarına seslenerek, “Birlikte onurlu özgür yaşama iradesine karşı yapılan bu saldırılar karşısında bizler, toplumsal barış ve birlikte yaşama iradesini her koşulda savunmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceğini karartan 85 milyon insanın geleceğini karartan bu bir avuç kayyım şakşakçısı ve hırsızlık heveslilerine ortalığı bırakmayacaktır” diye konuştu.
DEM Parti Van İl Örgütü ziyaretinin ardından konuşan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise, “İrademizi vermiyoruz vermeyeceğiz. Bunu hep birlikte yapacağız. Bu sadece Van’ın sorunu değil 86 milyonun sorunu” dedi.
Ardından konuşan CHP Grup Başkanvekili Mahir Başarır, kayyımı kabul etmeyeceklerinin altını çizerek, “Biz demokrasinin tüm kurallarını hukuk devleti yasa devletini ilke ve kurallarının uygulanmasını istiyoruz. Bir hakkın teslimi için hep birlikte tepki vermek için buradayız. Kabul etmiyoruz etmeyeceğiz, teslim olmuyoruz olmayacağız. İrademizi vermiyoruz vermeyeceğiz. Bunu hep birlikte yapacağız. Bu sadece Van’ın sorunu değil 86 milyonun sorunu. Hukuku hukuk kurallarını anayasayı bir kez ihlal edilince buna seyirci kalırsak hiç bir seçimin artık bu ülkede anlamı olmaz. Hiç kimse bana bir şey olmaz demesin susarsak bir gün herkesin kapısı sabah 06.00’da çalınır. O yüzden demokrasi için hukuk için adalet için hep birlikte olacağız. Van’ın iradesini, 1 milyon 200 bin Van halkını yalnız bırakmayacağız” şeklinde konuştu.
Başarır’ın ardından heyetteki CHP milletvekilleri de birer konuşma yaptı.
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın da katılımıyla Van’da kayyıma karşı kitlesel yürüyüş yapıldı.
Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanması üzerine kentte kitlesel yürüyüş yapıldı. Yürüyüşe, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Dönem Sözcüsü Juliana Gözen, Yeşil Sol Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Naci Sönmez, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkan Yardımcısı Senem Deniz Kural, Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Yürütme Kurulu üyesi Orhan Kök, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Genel Başkanı Feray Mertoğlu, milletvekilleri ve belediye eş başkanları katıldı.
Alkış ve sloganlarla yürüyüşe destek vermek isteyen kitlenin kitlenin eş genel başkanlarla bir araya gelmesine izin vermeyen polis, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
BAKIRHAN: BU BİR İŞGAL DEĞİL DE NE?
Yürüyüş sonrası ilk olarak konuşan Tuncer Bakırhan, polisin halka dönük saldırısına tepki göstererek, Türkiye’nin tüm kentlerinden polislerin Van’a getirildiğini vurguladı. Bakırhan, “Şu an alınan önlemlere, TOMA’lara Türkiye’nin dört bir yanından buraya yığılan kolluğa bakılırsa bu ülkede demokrasi olduğunu söyler misiniz? Van bu ülkenin bir kentidir der misiniz? Bu bir işgal değil de nedir. Böyle bir görüntü Türkiye’nin başka bir yerinde var mı? Bu sömürge hukuku değil de nedir? Gençlerin işkenceyle gözümüzün önünde gözaltına alındığı, insanların bizimle buluşmasının engellendiği, Van halkıyla bizim aramıza bariyer kalkan koymaya çalışan bu aklı kınıyorum” dedi.
Van halkının iradesine sonuna kadar sahip çıkacağının altını çizen Bakırhan, “Van halkı 14-14 yaparak size en büyük cevabı verdi. Van halkı, ‘Bekir Kaya’yı alırsınız, belediyeyi gasp edersiniz ama ben de sandıkta hesabı 14-0 ile sorarım’ dedi. Sizler buradan ders çıkarma yerine 3 dönemdir Kürt halkının iradesine kayyım atayarak, bu halkı durduracağınızı, kıracağınızı davasından, kimliğinden vazgeçireceğinizi mi düşünüyorsunuz. Van yiğitlerin, barış annelerinin onurluca mücadele eden yılmayan kadınların kentidir. Van umudun, özgürlüğün, demokrasinin peşinde konuşan gençlerin kentidir. Van yenilmez, pes etmez, gaspçı, hırsız kayyımlara asla onay vermez. 14-0 bizim için bir künye sizin de alnınıza yazılmış kara bir lekedir. Ama lekeden utanır mısınız onu bilmem” sözlerini kullandı.
“VAN HALKI TARİH YAZDI”
Tülay Hatimoğulları da, 31 Mart yerel seçimlerinde Van’ın oy oranıyla tarih yazdığını belirterek, “Sizler 31 Mart’ta bu haksızlığa ‘dur’ dediğiniz için bugün rövanş almak istediler. Bu halktan öç almak isteyen bir yaklaşımdır. Van halkının 14-0 başarısını hazmedemeyen bu iktidarın uygulamasıdır. İsrail Filistinlilere nasıl davranıyorsa; o belediyeye sabaha karşı girişleri aynı fotoğraftır. Adeta başka bir ülkeyi işgale gider gibi kenti işgal etmiş durumdalar” diye konuştu.
İktidarın kent uzlaşısı ile kazanılmış belediyelere de saldırdığını söyleyen Hatimoğulları, “Bugün sadece Kürtlerin seçtiği belediyelere değil sadece Kürt halkının ittifak kurduğu belediyelere değil aynı zamanda ‘Kent Uzlaşısı’ ile seçilmişlere dönük de operasyonlar hız kesmiyor. Bugün etekleri o kadar tutuşmuş ki iktidarı kaybetme korkusu onlara o kadar sinmiş ki İstanbul’da ‘Kent Uzlaşısı’ yapılmış yerlere de operasyonlar gerçekleştirdiler ve birkaç gün önce çok sayıda insanı tutukladılar. Bu faşizan ve otoriter uygulamalar devam ettikçe bizler halkımızla beraber bu ülkede yaşayan bütün farklı halklar ve inançlarla beraber daha büyük ‘Kent Uzlaşıları’ kuracağız. Çok daha büyük demokrasi mücadelesi yürüteceğiz” dedi.
“EŞ BAŞKANLARIMIZ SEÇİLDİKLERİ İÇİN TUTUKLU”
Çiğdem Kılıçgün Uçar ise kayyıma çağrı yaparak, şunları söyledi:
“O koltuk eş başkanlarımıza, Van halkına iade etmelidir. Onların yeri orası değil. Eş başkanlarımız suçlu oldukları için değil seçildikleri için tutuklanıyorlar. Van çok büyük acılar çekti, bunu büyük bir direniş kültürüne dönüştürdü. Bu bitmeyen bir direniş, bitmeyen bir mücadele. Kürt halkı belediyeleri kazanarak, parlamentoda yer alarak bir şey anlatıyor devlet aklına, diyor ki; Kürt sorunu artık çözülmelidir. Bu sorunun çözümü de sayın Abdullah Öcalan’dır. Hepimizin yüreği, gözü, kulağı sayın Öcalan’ın açıklamasındadır. Dolayısıyla bu direnişin Öcalan’ın yapacağı tarihi açıklamayla buluşacağına inanıyorum. Kayyıma karşı mücadelemiz yarın da, diğer günlerde de devam edecek.”
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, parti genel merkezinde ‘Süreç ve Kayyım’ konusuna ilişkin açıklama yaptı. İktidara seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Diyalog sürecini darbelemeyi mi hedefliyorsunuz?” diye sorarken, Tuncer Bakırhan da, “Van’da iradesine sahip çıkan halkımız gibi mücadele edeceğiz, direneceğiz” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Kürt sorununun çözümüne dair devam eden tartışmalara ve kayyım atamalarına ilişkin partilerinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.
Kayyımı, “Darbe” olarak nitelendiren ve her gün devletin ve iktidarın şiddeti ile karşı karşıya geldiklerini belirten Tülay Hatimoğulları, şunları ifade etti:
“Bugün sabaha karşı Van Büyükşehir Belediyemiz’e kayyım atandı. Bugün günlerden 15 Şubat. 15 Şubat Sayın Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirildiği gündür. Siz değerli basın emekçileri bizi her gördüğünüzde bize şu soruyu sordunuz; Sayın Öcalan’dan beklenen açıklama acaba böylesi sembolik bir günde yani 15 Şubatta mı gerçekleşecek diye. Bizde hazırlıklar yetişirse olabilir ama kuvvetle muhtemel hazırlıklar yetişmeyecek sonrasına bırakılacak demiştik. İşte böyle sembolik bir günde ve Van gibi başarılı ve halkın direnişinde sembolleşen bir ilimizin büyük şehir belediyesine böyle bir günde kayyım atandı.
Biz bugüne kadar AKP’nin sarayın nasıl çalıştığını çok iyi biliyoruz. Bu sembolik günlere kendisinin nasıl önem atfettiğini çok iyi biliyoruz. Buradan sizler aracılığıyla Saraya ve doğrudan Erdoğan’a soruyoruz; Siz bugün Van’a kayyım atayarak ne yapmaya çalışıyorsunuz? Siz bugün Van’a kayyım atayarak var olan diyalog süreci dinamitlemek mi hedefliyorsunuz? Barış sürecinin konuşulduğu ve toplumun umutlandığı bir dönemde bu diyalog sürecini darbelemeyi mi hedefliyorsunuz?”
“SAMİMİYETE DAVET EDİYORUZ. AMACINIZ NEDİR?”
Tuncer Bakırhan da, İçişleri Bakanı talimatıyla halkın iradesine kayyum atandığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:
“Bunu kabul etmek, buna itiraz etmemek bizim defterimizde yazmaz. Bizim mücadele geleneğimiz, gaspa ve antidemokratik uygulamalara karşı mücadele eden bir gelenektir. Sandıkta yenişemeyeceksin, 14’te 14 yapacak Wan halkı, sana kayyımcu politikalarına büyük bir ders verecek.
Hiç olmamış bir suçu, yargı eliyle bir suçmuş gibi gösterip ceza vereceksin. Korsanvari bir şekilde, çetevari bir şekilde gecenin saat ikisinde gaz bombalarıyla, plastik mermilerle Wan Belediyesini basacaksın. Gazetecileri, orada iradesine sahip çıkan halkı gözaltına alacaksın, ters kelepçe vuracaksın. Emin olun, bu kötülüğü, bu düşmanlığı kimse unutmaz. Bu kötülük, bu düşmanlık yargının verdiği kumpas bir kararla örtülemez. 14’te 14 yapan onurlu Van halkı kendi iradesine sahip çıkacaktır.
Bakın sabah akşam terör ha terör. Allah aşkına sizin huzurlarınızda Türkiye halklarına seslenmek istiyorum; sandıkta iradesini seçen halkın iradesine sahip çıkması mı terördür? Sayın Recep Tayyip Erdoğan 3 günlük yurtdışı gezisinde çözüm, demokrasi deyip nutuklar atıyordu. Tam da Türkiye’ye indiği saatlerde ayağının tozuyla kayyım atandı. Kim inanır dışarıdaki nutuklara. İnsanlar iradesi gasp edilen Wan halkının iradesine atanan kayyımlara bakarak sizin notunuzu verebilir.
Samimiyete davet ediyoruz. Amacınız nedir? Siz Kürt sorunu denilince ne anlıyorsunuz, ne yapmaya çalışıyorsunuz? Gerçekten bir çözümden mi yanasınız bu tartışmaların bir çözüme evrilmesinden mi yanasınız yoksa bunları da gerekçe yaparak halkların iradesini gasp etmeye mi çalışıyorsunuz. Biraz net olun, mertçe cevabını verin. Biz mertçe bir kez daha çözümden barıştan demokrasiden müzakereden yanayız diyoruz. Şimdi soruyoruz; iktidara yürütme erkine siz neden yanasınız? Siz ne istiyorsunuz ve siz bu gaspçı anlayışınızı nereye kadar devam ettireceksiniz? Bir taraftan bu gaspçı çetevari yaklaşımlar diğer taraftan çözüm olmaz!
Bu yol yol değil. Bu yol sandıkta halkın iradesine çarpar. Wan’da olduğu gibi 14’te 14 olur, tabela partisi olur. Biz eş başkanımızla birlikte MYK üyelerimizle birlikte birazdan Van’a geçeceğiz. Wan’da iradesine sahip çıkan halkımızla birlikte olacağız. Onlar gibi mücadele edeceğiz direneceğiz. Bu gaspı bu siyasi darbeyi kabul etmeyeceğiz. İktidarı bu gaspçı anlayıştan vazgeçirene kadar da mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz.”
PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun yaptığı açıklamada, “Ne DDK yasaları ile aldığınız özel yetkiler ne basına uyguladığınız ambargo ve gözaltılar, ne grev yasaklarınız ne kayyum politikalarınız ne siyasetçilere kurduğunuz kumpaslarınız ne seçim, sandık oyunlarınız ne de gerici faşist rejim hevesleriniz sökmeyecek. Asla başaramayacaksınız” denildi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, “Halk iradesi gasp edilemez, grev yasakları kabul edilemez. Direnen işçilerin ve Van halkının yanındayız” diyerek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına Mustafa Taşkale okudu.
“Olağan sayılmayacak bir dönemden geçiyoruz. Son dönemde yaşanan ekonomik ve siyasal gelişmeler de bunu gösteriyor” diyen Taşkale şunları ekledi:
“Ne DDK yasaları ile aldığınız özel yetkiler ne basına uyguladığınız ambargo ve gözaltılar, ne grev yasaklarınız ne kayyum politikalarınız ne siyasetçilere kurduğunuz kumpaslarınız ne seçim, sandık oyunlarınız ne de gerici faşist rejim hevesleriniz sökmeyecek. Asla başaramayacaksınız.
Gaziantep Başpınar OSB’de işçilerin düşük ücret dayatmasına karşı verdikleri mücadele giderek yayılıyor. Birçok fabrikada sayısı binleri bulan işçiler, patronların yüzde 30 zam dayatması karşısında direnişlerini birleştireceği günün gecesinde Gaziantep Valiliği tarafından özellikle işçilerin yapabileceği her türlü eylem ve etkinliğe yasak kararı getirildi. Bizler bu yasaklamalara yabancı değiliz! Saraydaki tek adam iktidarı, 21 grev yasağı ile grev yasağı şampiyonu olarak tarihe geçmiş bir iktidardır. Antep Valisi de onun yolunda yürüyor. En son 2 bin metal işçisinin grevini yasakladı. Ama 2.000 metal işçisi bu emperyalist tekellere hizmet eden grev yasağını tanımadı ve fiilen grevlerini sürdürdüler.
Tek adam iktidarı izlediği ekonomi programı ile ülke adeta ekonominin ağır yükünü işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, üretici köylünün sırtına yüklendiği; patronlara da daha çok teşvikler verildiği, onların ihya edildiği bir hale getirildi. Bugün Gebze’den İzmir’e, İstanbul’dan Ankara’ya, Batman’dan Bursa’ya birçok şehirde işçiler bu sefalete karşı sesini yükseltiyor, eylemler yapıyor, greve çıkıyor.”
“SEÇİM SONUÇLARINI TANIMAYAN BİR İKTİDARIN DEMOKRATİK MEŞRUİYETİ OLAMAZ”
Van Büyükşehir Belediye Başkanı Abdullah Zeydan’a verilen 3 yıl 9 ay hapis cezasının, AKP’nin kayyum atama sürecini işletmek için attığı bir adım olduğunu söyleyen Taşkale, “İktidar, önce cezai süreçleri kullanarak seçilmiş yerel yöneticileri hedef almakta, ardından bu cezaları gerekçe göstererek kayyum atamaktadır. Böylece seçim sonuçları işlevsiz hale getirilmektedir. Halkın iradesini yok sayan bu müdahaleler, seçimlerin yalnızca bir meşruiyet aracı olarak kullanıldığını, ancak sonuçlarının iktidarın çıkarlarına göre şekillendirildiğini gösteren otoriter bir yönetim anlayışını ortaya koymaktadır. Bu süreçte yargı tamamen araçsallaştırılarak merkezi otoritenin güçlendirilmesi sağlanmakta, yerel yönetimler ise sistematik şekilde zayıflatılmaktadır. Kayyum atamalarını halkın iradesine yönelik açık bir saldırı olarak görüyor ve reddediyoruz. Bu uygulamalar, seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldırarak demokrasiyi fiilen işlevsiz hale getirmekte, yerel yönetimlerin özgünlüğünü yok etmektedir. Seçim sonuçlarını tanımayan bir iktidarın demokratik meşruiyeti olamaz” dedi.
PİRHA-DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu Meclis’te yaptığı konuşmada, “AKP cemaatin iktidar içerisindeki kumpasları ve yıllarca iktidara giden yollarını döşedi, tüm devlet yapısını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirdi, bugün aynı zihniyetin kayyım atamaları, siyasi operasyonlar ve siyasallaşan yargı eliyle devam ettiğini bir kez daha buradan söylemek istiyorum” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu Meclis’te kayyım atamalarına ilişkin konuştu.
“BU ÜLKEDE DARBE MEKANİĞİ, SÜREKLİ, HER AN DİRİ TUTULAN BİR ZİHNİYETLE İŞLEDİ”
FETÖ örgütlenmesinin Meclis’te sıklıkla tartışıldığını hatırlatan Ayten Kordu, aynı zihniyetin kayyım atamaları, siyasi operasyonlar ve siyasallaşan yargı eliyle devam ettiğini belirtti. Kordu şunları söyledi:
“Bu iktidarın kendisinin FETÖ örgütünü içerisinde barındırdığı, büyüttüğü ve daha sonra terör örgütü ilan edip kendisinin malına, mülküne çöktüğü ve cezaevlerinde soktuğu bir cemaatten bahsediyoruz. Bu ülkede darbe mekaniği, sürekli, her an diri tutulan bir zihniyetle işledi. Türkiye’deki derin yapının AKP’nin iktidarını korumak adına toplumun muhalif kesimlerine yönelik, özellikle de Kürt halkına karşı nasıl kullanıldığını görmek gerekiyor. AKP cemaatin iktidar içerisindeki kumpasları ve yıllarca iktidara giden yollarını döşedi, tüm devlet yapısını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirdi, bugün aynı zihniyetin kayyım atamaları, siyasi operasyonlar ve siyasallaşan yargı eliyle devam ettiğini bir kez daha buradan söylemek istiyorum. “
“TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİK YAPISINI TEHDİT EDEN BİR ADIM”
Kayyım atamalarını Türkiye’nin demokratik yapısını tehdit eden bir adım olarak değerlendiren Kordu, “İstanbul’daki belediyelerin kent uzlaşısıyla seçilen üyelerinin gözaltına alınıp açıkça uzlaşının hedef alınması ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Abdullah Zeydan’la ilgili siyasi yargının kararı bunun en net örneklerinden bazılarıdır. Türkiye’deki bu tehdit sadece bir siyasal krize işaret etmekle kalmaz, aynı zamanda tüm demokratik yapının zayıflamasına ve toplumun huzurunun bozulmasına yol açmaktadır” dedi.
“TÜRKİYE HALKLARI İRADESİNE SAHİP ÇIKMALI”
Türkiye halklarını tehditlere karşı birleşmeye çağıran Ayten Kordu, “Cemaatin AKP’nin iktidarını korumak adına kullandığı yöntemlerin hâlâ günümüzde aynı şekilde devam etmesi toplumsal ve siyasal adaletsizliklerin derinleşmesine sebep olmaktadır.
Bu noktada yalnızca Kürt halkı değil, tüm Türkiye halkları bu tehditlere karşı birleşmeli; demokrasiyi, eşitliği, özgürlüğü ve barışı mutlaka savunmalı ve iradesine sahip çıkmalıdır” diye konuştu.
PİRHA – Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Karara tepki gösteren Abdullah Zeydan, “Askerlerin ifadeleri ve bilirkişi raporu lehimize olduğu halde karar siyasi talimatla verilmiştir” dedi.
Abdullah Zeydan’ın “örgüte yardım etmek” iddiasıyla yeniden yargılandığı davanın 8’inci duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Abdullah Zeydan, duruşmaya katılmazken dosyanın avukatı Mahsuni Karaman da dosyadan çekildi. Mehmet Emin Aktar, davanın avukatı olarak dosyaya katılarak süre talebinde bulundu.
Davanın avukatı Mehmet Emin Aktar, yaptığı savunmada, mahkeme heyetinin “güvenlik” önlemi alınması için İl Emniyet Müdürlüğü’ne müzekkere yazmasına tepki gösterdi. Aktar, “Benim savunma yapmamı beklemeksizin siz dün verdiğiniz yazıyla, kararınızı belirlediniz. Savunma yapmak benim ve müvekkilimin hakkıdır. Bu adil yargılamanın gereğidir. Siz süre vermeyerek, bunu ihlal ettiniz” dedi.
Av. Aktar, “Bugünkü tutumunuz adil yargılamayı ihlal ediyor ve tarafsızlığınızı ihlal etti. Bu nedenle mahkemeyi reddediyorum” diye belirtti. Aktar, reddi hakim talebinde bulundu ancak mahkeme, bu talebi de reddetti. Aktar, talebinin reddedilmesine dair, “Makul süre verilmezse hem adil yargılama hem de savunma hakkı ihlal edilir” dedi.
Mahkeme, “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeye teşebbüs” iddiasıyla Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan’a 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi.
NE OLMUŞTU?
Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HDP) milletvekillerine yönelik 4 Kasım 2016 yapılan operasyonlar kapsamında dokunulmazlığı kaldırılarak tutuklandı. Zeydan hakkında “örgüte yardım etmek” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla dava açıldı. “Örgüte yardım etmek” iddiasına, Zeydan’ın 2015’te Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde canlı kalkan eylemine katılarak, “yasaklı bölgeye girdiği” iddiası gerekçe gösterildi. Diğer suçlamaya ise, Zeydan’ın yaptığı bir konuşmada “PKK sizi tükürüğünde boğar” sözleri gerekçe gösterildi.
Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Zeydan’a “yasak bölgeye girdiği” iddiasıyla “örgüte yardım etmekten” 5 yıl; “PKK sizi tükürüğünde boğar” sözleri nedeniyle ise “Basın yayın yoluyla örgüt propagandası yapmaktan” 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.
Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, 26 Mayıs 2021’de “örgüte yardım etmek” iddiasıyla verilen 3 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezası kararını onadı. Ancak diğer ceza bozuldu. Bozmaya, Zeydan’ın “yasaklı bölgeye girip girmediğinin” tespiti için keşif yapılmadığı, bu konuda araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu gerekçeleri gösterildi.
Yerel mahkemenin toplamda verdiği 8 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezasının 5 yıl 2 ayını tutuklu geçiren Zeydan, 6 Ocak 2022’de tahliye edildi.
Kararın bozulmasının ardından Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılama başladı. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ve avukatların talebiyle, Zeydan’ın yasak bölge içinde bulunup bulunmadığının tespiti için keşif yapıldı.
Zeydan’ın yargılanmasına gerekçe gösterilen “yasak bölgeye girme” suçlaması, bilirkişinin raporuyla çürüdü. Raporda, Zeydan’ın yasak bölgeden 13,6 kilometre uzakta olduğu tespitine yer verildi.
“Yasaklı bölge girmek” iddiasına dair daha önce ifade veren karakol komutanının beyanları da bilirkişi raporuyla örtüştü.
PİRHA- Van Bahçesaray Belediyesi’ne kayyım atandı.
Van’ın Bahçesaray Belediye Eş Başkanı Ayvaz Hazır’a “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla 3 yıl 11 ay hapis cezası verilmesinden sonra belediyeye kayyım atandı. Karar Belediyede tebliğ edilirken eş başkanların kararı imzalamadığı bilgisine ulaşıldı.
PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, sağlık alanında süren şiddet eylemlerine dikkat çekti. Aynı gün içerisinde iki farklı şehirde sağlık çalışanlarına yönelik vakalar nedeniyle açıklama yapan TTB, “Artık yeter! Sağlık kurumlarına ateşli silahla girmek yasaklansın, sağlıkta şiddet yasa teklifi önerimiz hayata geçirilsin!” çağrısını yaptı.
Sağlık alanında yaşanan şiddet vakaları can almaya devam ediyor.
2 Ekim’de Van Erciş Devlet Hastanesi’nde yaşanan silahlı çatışma sonucu Emrah Budak adlı sağlık emekçisi yaşamını yitirirken, biri hastane polisi olmak üzere üç kişi de yaralandı.
Aynı gün içerisinde Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi’nin acil servisi önünde iki grup arasında yaşanan silahlı çatışmada ise bir kişi ağır yaralandı.
Yaşanan şiddet vakaları nedeniyle TTB Merkez Konseyi bir kez daha yetkilileri uyardı. Sağlıkta şiddet yasa teklifinin yürürlüğe konulmasını isteyen TTB, şu açıklamayı yaptı:
“Artık yeter! Sağlık kurumlarına ateşli silahla girmek yasaklansın, sağlıkta şiddet yasa teklifi önerimiz hayata geçirilsin!
Yaşamını yitiren çalışma arkadaşımızın ailesine, yakınlarına ve sağlık camiasına başsağlığı; her iki olayda yaralananlara geçmiş olsun diliyoruz.
Üzgünüz ve de öfkeliyiz!
Sağlık kurumlarının her türlü şiddetin görülebildiği, silahların patladığı, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının yanı sıra hastaların ve hasta yakınlarının yaşamlarının risk altında olduğu, ülkenin en güvensiz mekanlarına dönüşmesine öfkeliyiz!
TTB olarak sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik hazırlayarak TBMM’ye sunduğumuz ve hemen her fırsatta Sağlık Bakanlığı ile TBMM’de grubu bulunan siyasi partilere anımsattığımız yasa teklifi önerimize kayıtsız kalınmasına öfkeliyiz!
Yasa teklifi önerimizde de yer verdiğimiz, “Sağlık kurumlarına ateşli silahla girmek yasaklansın” çağrılarımıza kulak tıkanmasına, önleyici tedbirlerin ısrarla alınmamasına öfkeliyiz!
PİRHA – Rojin Kabaiş’in otopsi işlemlerinde, vücut bütünlüğünün bozulduğu belirtildi, boynunda ve sırtında morluklar tespit edildi.
Van’da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni Van Gölü Malla Kasım kırsal mahallesi sahilinde bulunan Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in otopsi işlemleri yaklaşık 8 saat sürdü.
Vücut bütünlüğü bozulan Kabaiş’in boynunda ve sırtında morluklar tespit edildi. Rojin’in ailesi kızlarını elbisesinden teşhis etti. Rojin’den, alınan 100’den fazla numunenin bir kısmının Van ATK’ye bir kısmının ise İstanbul ATK’ ye incelenmek için gönderileceği belirtildi.
Rojin’in ön otopsi inceleme sonucu raporu Van Borusu’na verilmedi. Savcılığın dosyaya “gizlilik kararı” getirdiğini belirten baro, bu karar nedeniyle bilgi ve belgelerin kendileriyle paylaşılmadığını aktardı.
Rojin kadınların omuzlarında son yolculuğuna uğurlandı.
PİRHA-Kayıp üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in cansız bedeni bulundu.
Van’da kaybolan Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in cansız bedeni bulundu.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “27 Eylül 2024 Cuma günü KYK yurdundan ayrılan ve 18 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş kızımızın maalesef cansız bedeni ekiplerimiz tarafından Van Gölü Molla Kasım Köyü sahilinde bulundu” açıklaması yaptı.
PİRHA- Van’da 17 gündür kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’i arama çalışmaları devam ediyor. Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, “Rojin’in suda olmadığı gerekçesiyle bir yerde tutulduğunu düşünüyoruz ve hayatta olduğuna inanıyoruz” dedi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’ten 17 gündür haber alınamıyor. 27 Eylül’de kaldığı yurtta akşam yemeğini yedikten sonra dışarı çıkan ve haber alınamayan Kabaiş’in 27 Eylül’de saat 18.30 sıralarında Van Gölü Sahili’ne çakıl taşı toplamaya gideceğini söylediği, birlikte gitmeyi teklif ettiği arkadaşının olumsuz yanıt verdiği tespit edildi.
Telefonla konuştuğu annesine markete gidip, kahve, su ve kek alacağını söyleyen Rojin için polis, Jandarma Sahil Güvenlik, AFAD ve Büyükşehir Belediyesi’nin itfaiye ekipleri arama çalışması başlattı. 28 Eylül’de Van Gölü Sahili’nde Rojin’e ait cep telefonu, kulaklık, kek ve su bulundu.
“YAŞADIĞINA İNANIYORUZ”
Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, umutlarını kaybetmediklerini ve Rojin’in hâlâ hayatta olduğuna inandıklarını dile getirerek, “Rojin’in suda olmadığı gerekçesiyle bir yerde tutulduğunu düşünüyoruz ve hayatta olduğuna inanıyoruz” dedi.
PİRHA – Van’da üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş ile lise öğrencisi Sümeyye Aziz’den günlerdir haber alınamıyor.
Van’da 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş ile 15 yaşındaki lise öğrencisi Sümeyye Aziz’den günlerdir haber alınamıyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Kabaiş’den 27 Eylül’den bu yana haber alınamıyor. Aile, durumu iki gün sonra kendilerine haber veren Seyyid Fehim Arvasi Kız Yurdu yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulundu.
Kabaiş’e ait cüzdan, telefon, su ve kek, sahilde bulundu. Kabaiş için Van Gölü’nde arama yapılıyor.
SÜMEYYE AZİZ’DEN 11 GÜNDÜR HABER ALINAMIYOR
İpekyolu ilçesine bağlı Bahçıvan Mahallesi’nde yaşayan 15 yaşındaki lise öğrencisi Sümeyye Aziz’den de 11 gündür haber alınamıyor. Aziz’den, 19 Eylül’de okula gideceğini söyleyerek evden çıktığından beri haber alınamıyor. Aile bireylerinin arama çalışmaları sonuç vermedi.
Van Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Star Kadın Derneği’nden de “olayın takipçisiyiz” açıklaması geldi.
PİRHA-Hasta tutuklu Makbule Özer, 254 günün ardından cezasını tamamlayarak tahliye oldu.
Van’ın Edremit ilçesinde “örgüte yardım etmek” iddiasıyla 9 Mayıs 2022 tarihinde tutuklanan ve 7 Eylül’de tahliye edilen 82 yaşındaki Makbule Özer, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “cezaevinde kalabilir” raporu sonrası 22 Mart’ta tekrar tutuklandı.
Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre; Hasta tutuklu Özer, 254 günlük tutsaklığının ardından cezasını tamamlayarak, tahliye oldu.
PİRHA- Van’da yapılan kadın çalıştayında konuşan Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, “Rejimin eril, sömürgeci, ayrımcı politikalarına karşı eşitlik ve özgürlük bayrağının yükseleceği, merkezileşmeye karşı yerel demokrasilerin güçleneceği bir yapı inşa ediyoruz ” dedi.
Van Büyükşehir Belediyesi tarafından 2025-2029 Kadın Stratejik Planlama Çalıştayı düzenlendi. Kentte bir otelde düzenlenen çalıştaya Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel, DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Neslihan Şedal, Büyükşehir Kadın Politikalar Başkanı Refike Sönmez konuşmacı olarak katılırken, DEM Parti’nin 14 kadın belediye eşbaşkanı, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Tevgera Jinên Azad (TJA), DEM Parti Kadın Meclisi üyeleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, STAR Kadın Derneği’nin yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütünün kadın temsilcisi ve üyeleri katıldı.
“KADINLAR KENDİ GELECEKLERİNİ KURACAK”
Jinnews’te yer alan habere göre; çalıştayın açılış konuşmasını yapan Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, çalıştayın kadınların kendi geleceklerini kendi elleriyle örmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Bir kentin, ülkenin veya dünyanın geleceği planlanırken, bunun kadın olmadan olamayacağını defalarca ispatlamış bir gelenekten geldiklerini söyleyen Şedal, “Bu nedenle bir söz kurulurken, bir karar verilirken, bir planlama yapılırken, en iyi ve güçlü sözü bizler söyleyeceğiz. Bunun için tam bir kararlılık içerisindeyiz. Nitekim yerel yönetimlerde ve diğer tüm kurumsal yapılarda var olan eşbaşkanlık sistemi bunun ispatı niteliğindedir. Bunun için çokça bedel ödedik. Ama azim ve kararlılığımızdan zerre bir şey kaybetmedik. Belki de bizleri bu kadar dirayetli ve ayakta tutan gerçeklik bu kararlılıktır” dedi.
“YEREL YÖNETİMLER KADINLA BAŞLAR”
Van zaferi ve 14’te 14 yapmanın kendilerine büyük bir sorumluluk yüklediğini ifade eden Şedal, şöyle devam etti:
“Kentlerimizi kayyımların tahribatından kurtarmak için yola çıktık ve tüm çabamız daha yaşanılır kentler oluşturmaktır. Rejimin eril, sömürgeci, ayrımcı politikalarına karşı eşitlik ve özgürlük bayrağının yükseleceği, merkezileşmeye karşı yerel demokrasilerin güçleneceği bir yapı inşa ediyoruz. Yerel demokrasi kadın ile başlar. Kadın özgürlükçü belediyeciliği amasız fakatsız devam ettireceğimizi ısrarla vurguladık. Bizim yönetimimizde özgür ve eşit bir yaşam için kadınlar özgün ve özerk olarak örgütlenir. Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet bunun vücut bulmuş halidir. Bizler kentlerimizi ayrımcılıktan, eşitsizlikten ve cinsiyetçilikten arındırdığımız müddetçe başarılı bir yerel yönetimden bahsedebiliriz. Erkek şiddetine karşı her alanda etkili mücadele yürütebilirsek anlamlı bir iş yaptığımızdan söz edebiliriz. Kadınların toplumsal, ekonomik ve kültürel gelişimini destekleyecek projeleri hayata geçirdiğimiz oranda gerçek manada varlığımızdan bahsedebiliriz. Şiddetsiz bir yaşamın olanaklarını kadınlarla birlikte inşa edeceğiz.”
“EŞİTLİKÇİ BÜTÇE MODELLERİ YARATMALIYIZ”
Halkın tercih ve ihtiyaçlarını esas alan demokratik, katılımcı, ekolojik, kadın özgürlükçü bir kent planlamasının mümkün olduğunu ifade eden Şedal, engelsiz kent, enerjisini üreten kent, kadın kenti, sakin kent, ekolojik kent gibi pilot belediyecilik uygulamalarını hayata geçirmeleri gerektiğini söyledi. Neslihan Şedal konuşmasını, “Siyasal alanda olduğu gibi iktisadi alanda da demokratikleşme ve yerelleşmeyi büyütmemiz gerekiyor. ‘Bütçe haktır ve halkındır’ ilkesi etrafında; katılımcı, toplumsal cinsiyete duyarlı ve ekolojik bütçe modelleri yaratmamız gerekiyor. Güçlü yerel demokrasi için toplumcu ekonomiyi esas almalıyız. Tüm belediyelerimizde engellilere, yaşı ilerlemiş bireylere, çocuklara, kadınlara, yoksullara, mültecilere ve diğer dezavantajlı bırakılan gruplara öncelik vermeliyiz. Bunları başarmak elbette ki kolay olmayacaktır. Ancak azim ve kararlılığımız bu zorlukların da üstesinden gelecektir. Nasıl ki bu büyük bir özveri ve çabayla kentlerimizi kayyım belasından kurtardıysak ve 14’te 14 yaparak bir ilke imza attıysak, bu hizmetlerin pratikleşmesini de sağlayabiliriz” diyerek bitirdi.
“KADINLARIN SÖZ KURMASINI ÖNEMSİYORUZ”
Ardından konuşan DEM Parti İl Eşbaşkanı Gülşen Kurt, “31 Mart seçimlerinde önemli bir başarı elde ettik. Bizler başarının ardından demokratik, ekolojik kadın eşitlikçi paradigma ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün burada bulunan tüm kadınların stratejik planda yer alması söz kurması bizler için çok önemli. Burada 5 yıllık çalışma planına dair kadınların söz kurmaları ve fikirlerini paylaşmaları bizler için çok önemlidir” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından belediyenin kadın çalışmalarına dair sinevizyon gösterimi yapıldı.
PİRHA- “İradeye Saygı Yürüyüşü” Van’da devam ediyor. Van Milletvekili Zülküf Uçar, “Hakkari belediye eş başkanımız Sıddık Akış nezdinde Kürt halkının iradesi gasp edildi ve darbe yapıldı” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Hakkari Belediyesi’ne 3 Haziran’da kayyım atanmasına karşı başlatılan “İradeye Saygı Yürüyüşü” Van’ın Başkale ilçesinde devam ediyor. Yürüyüşçüler, Ova Dinlenme Tesisleri’nde açıklama yaptı.
“İradeye saygı, kayyıma geçit yok” pankartı önünde açıklama yapan Van Milletvekili Zülküf Uçar, “Hakkari belediye eş başkanımız Sıddık Akış nezdinde Kürt halkının iradesi gasp edildi ve darbe yapıldı. Bu yüzyıllık sömürgeci aklın tezahüründen başka bir şey değildir. Yüzyıldır Kürt halkının iradesi, varlığı, statüsünü ve son olarak seçme ve seçilme hakkını elinden almıştır. Bu faşist ve sömürgeci akla karşı yapılan iradeye saygı yürüyüşüdür” dedi.
“MİLYONLAR BİZİMLE BİRLİKTE”
Eylemlerinin sadece yürüyüşçülerle sınırlı olmadığını milyonların arkalarından olduğunu ifade eden Uçar, “Bu ülkeye elbette demokrasi gelecektir. Elbette bu demokrasi ve adalet Kürt halkı ve dostlarının mücadelesiyle gelecektir. Bugün aynı zamanda JİTEM tarafından katledilen Vedat Aydın’ın da saygıyla anıyoruz. Bizler, Hakkari halkıyla birlikte direnişte olacağımızı belirtiyoruz” diye konuştu.
PİRHA- ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporuyla tutuklanan 82 yaşındaki hasta tutuklu Makbule Özer, cezaevinde kalıp kalamayacağına dair ATK raporu için İstanbul’a götürüldü.
Van’da yaklaşık bir ay önce Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “cezaevinde kalabilir” raporu verdiği 82 yaşındaki Makbule Özer, kamuoyunda oluşan tepkilerin ardından ATK’nin yeniden bir rapor düzenlemesi için İstanbul’a gönderildi.
“Örgüte yardım etme” iddiasından tutukluyken ATK’nin “cezaevinde kalamaz” raporuyla önce cezası bir yıl ertelenen ardından yine ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporuyla tutuklanan Özer, yaklaşık bir aylık tutukluluğunun ardından dün yeni bir rapor için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) sevk edildi.