Etiket: van

  • ‘AKP’den FETÖ’yü ayıklamak kekten unu ayıklamak gibi bir şey’

    ‘AKP’den FETÖ’yü ayıklamak kekten unu ayıklamak gibi bir şey’

    HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, gündemi değerlendirdi.

    HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbetinin Van ayağı sona erdi. Nöbetin İzmir’e taşınmasından önce Van nöbetinin kapanışı HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay’ın yaptığı konuşmayla son buldu.

    Nöbeti İzmir’e uğurladıklarını belirten Kemalbay, gündemdeki konulara da değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP içindeki Gülen Cemaati üyelerinin temizlenmesi çağrısını eleştiren Kemalbay, “AKP’den FETÖ’yü ayıklamak kekten unu ayıklamak gibi bir şeydir” değerlendirmesinde bulundu.

    Kemalbay, şöyle konuştu:

    Bugün Recep Tayyip Erdoğan diyor ki “parlamenter demokrasi artık yok” Biz uzun süredir bunu söylüyoruz. Faşizm kurumsallaşıyor diyoruz. Parlamenter demokrasiye bizlerin pek çok eleştirisi vardı. Ama biz bu eleştirileri demokrasiyi toplumsallaştırmak, eşit, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşam kurmak için istiyoruz. Tek adam rejimi kendini daha çok tahkim etsin diye değil. Bizim 2 yıldır söylediğimizi bugün Tayyip Erdoğan tekrarladı. Sen “demokrasiyi, parlamenter sistemi kaldırdım” diyebilirsin ama hiçbir şey bitmedi. Mücadele devam ediyor ve bu mücadele kazanacak. Bugüne kadar silahların gölgesinde yönetmeye çalıştın ama görüyorsun ki biz ayaktayız.

    IŞİD MİLİTANI VE GÜLSÜM ELVAN’IN GÖZALTINA ALINIŞINA BAKIN 

    Bir IŞİD militanı yakalanıyor. Zanlı, üzeri doğru düzgün aranmadan gözaltına alınıyor ve kelepçelenmiyor. Sonucunda bir polis memuru öldürülüyor. Daha birkaç gün önce Gülsüm Elvan nasıl gözaltına alınmıştı? Kolu kırılmış, kırık kolu arkadan kelepçelenmiş, kırık kolla saatlerce gözaltında tutulmuştur. Sizler buraya girerken kaç aramadan geçiyorsunuz. Kürt coğrafyasında her sokak başında arama tarama işlemi, her sokak başında kamera var. Fakat IŞİD militanları gözaltında misafir gibi ağırlanıyor. Gülsüm Elvan o eyleme şunun için gitmişti: Berkin’in getiremediği ekmeği Nuriye ve Semih yiyemiyor demişti. Nuriye ve Semih’in sesi olmak için Gülsüm Elvan sokakları terk etmedi. Barışçıl bir eylem için sokaktaydı. Bu işlem devletin nasıl bir işleyişinin olduğunu gösteren bir durumdur.

    Bugün Türkiye’nin her tarafı savaş ve çatışmanın izlerini taşıyor. Dersim cayır cayır yanıyor. 10 gündür Dersim’de asker tarafından çıkarılan yangınlara müdahale edilmiyor. Dersim halkı yangınlara kendisi müdahale etmek için sokağa çıktı. Bugün en sonunda devlet müdahale etmeye karar vermiş. Bu ülkeyi inşaatçı politikalarla tarumar edenler savaş politikalarıyla da tarumar ediyorlar. Biz diyoruz ki faşizmi durduracağız. Çünkü bugün yok ettikleri kolayca yerine konulabilir şeyler de değil. Bugün yok edilenler tarih, doğa ve insanlık.

    “İŞKENCEYE SIFIR TÖLERANSTAN GUANTANAMO’YA GELDİLER”

    Ülkeyi hapishaneye çevirdikleri gibi hapishanelerin içi de yaşanmaz koşullarda. Fiziki koşullar nedeniyle zaten yaşanmazken bir de işkenceyi gündeme getirdiler. Parlak sözler sarf etmeyi çok iyi biliyorlar. İşkenceye sıfır toleranstan Guantanamo’ya geldiler. Siz bu kadar şiddetle, zulümle bir yere gidemeyeceksiniz. Biz hapishanelerde de dışarıda da direnmeye devam edeceğiz.

    İçeride 5 bine yakın HDP’li var. Eş Genel Başkanlarımız, milletvekillerimiz, belediye eşbaşkanlarımız, meclis üyelerimiz içeride. Bu kadar demokratik siyaseti yok ediyorsunuz, bir partiye bu kadar saldırıyorsunuz ama bu partiyi bitiremiyorsunuz. Bitiremeyeceksiniz. Bu operasyonların artık bitmesi gerekiyor. Savaş politikalarının durması gerekiyor. Ama AKP bu politikalardan vazgeçemez, ülkeyi şiddetsiz, baskısız yönetemez.

    Çıkmış diyor ki içinizdeki FETÖ’cüleri ihbar edin. Siz o FETÖ’cülere çok şey borçlusunuz. Siz 15 Temmuz’da FETÖ’nün yaptığını iddia ettiğiniz darbe girişimine sırtınız dayayarak ülkeyi OHAL’le KHK ile yönetmeye çalışıyorsunuz.

    Fethullah Gülen’den rahatsız olduğunuzu hiç zannetmiyorum. AKP’den FETÖ’yü ayıklamak kekten unu ayıklamak gibi bir şeydir. AKP’lilere kolay gelsin.

    Birisi çıkmış demişti ki, ne istedin de vermedim. Bu bir anlaşmanın bozulması demektir. Bu ülkenin onurlu savcıları varsa, bağımsız yargı varsa harekete geçsinler. FETÖ’nün nerede olduğu belli. FETÖ olmadan bu ülke yönetilemediği de belli. AKP iktidarı FETÖ öcüsü olmadan bu ülkeyi yönetemiyor. FETÖ öcüsü AKP-Saray iktidarının koltuk değneği olmuştur.

  • Mor renkleriyle kadınlar ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ndeydi

    Mor renkleriyle kadınlar ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ndeydi

    HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde yerini mor renkleriyle alan kadınlar, tutuklu kadın milletvekilleri ve kadın siyasetçileri selamladı.

    Mor renkleriyle HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde yerini alan kadınlar, tutuklu kadın milletvekilleri ve kadın siyasetçileri selamladı. Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, “Toplumun özgürlüğünün şifresinin kadın özgürlüğü olduğunu biliyoruz ve doğru yoldayız. Saldırı ne kadar büyükse o kadar doğru yoldayız” dedi.

    Van’da mor fularları ve bandajları ile Musa Anter Barış Parkı’na akın eden kadınlar, 5’inci gününde Vicdan ve Adalet Nöbeti’ndeki yerini aldı. Kadınlar parkı, mor kurdale ve balonlar ile donatılan park, parkın girişine asılan beyaz perdeye, “Devlet zulme soyunduğunda, kadınlar direnişi giyinir” sözü ve tutuklu HDP’li milletvekilleri, Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, açlık grevinin 157’nci gününde olan akademisyen Nuriye Gülmen ile Gezi direnişi sırasında sembol olan kırmızı elbiseli kadın, Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren kadınlar, Şengal’de özgürlüğüne kavuştuktan sonra sigarası ile gündeme damgasını vuran kadınların fotoğrafları ile doldurdu.

    FİGEN YÜKSEKDAĞ’IN FOTOĞRAFI YASAK

    Açıklama öncesi parka giren polis, milletvekilliği ve siyasi parti üyeliği düşürülen HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın posterini, “Artık sizin milletvekiliniz değil” gerekçesiyle kaldırmak istedi. Bununla da yetinmeyen polis, asılan fotoğrafları tek tek kontrol ederek, aradığı milletvekilliği düşürülen Van Milletvekili Tuğba Hezer’in fotoğrafının “Yasak” olduğunu söyledi. Yine Diyarbakır’da polis müdahalesi sırasında kadınlara kendini siper eden HDP Milletvekili Feleknas Uca’nın fotoğrafını ise “Direniş sembolüdür” gerekçesiyle “sakıncalı” bulan polis, akademisyen Nuriye Gülmen ile Gezi direnişi sırasında kırmızı kıyafetiyle sembol olan kadının bulunduğu fotoğrafları kaldırdı.

    Ardından HDP Kadın Meclisi günlük basın toplantısını gerçekleştirdi. Parka gelen kadınlar HDP Kadın Meclisi’nin yaptığı açıklamayı izledi. Nöbette bulunan kadın milletvekilleri adına konuşan HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan’ın açıklaması şöyle:

    “BÜTÜN KADINLARA SELAM OLSUN”

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’mizin 19’uncu gününde, Van’da ev sahibi kadın milletvekili olarak size sesleniyorum. Vicdan ve adaletin sesini bugün kadınlar yükseltecek. Adana milletvekilimiz Meral Danış Beştaş ve Urfa Milletvekili Dilek Öcalan adına siz kadınları selamlıyorum. Cinsel istismara ve zulme karşı duran kadınlar var. Savaşsız ve sömürüsüz bir dünya isteyen, yaşadığı her alanda kendi sözünü sürdüren kadınlar, yerel yönetimlerde mücadele veren kadınlar, yerel siyasetten kadınlar, hava ve su kirliliğinden, çevre kirliliğine karşı mücadele eden kadınlar, kültürel zenginlikleri sürdüren, siyasi partilerde temsili olarak görünsün değil, kadın fikri ile bir araya gelen söz sahibi kadınlar var. Savaşa dur diyen, biricik evladını toprağa vermesine rağmen barış mücadelesi yürüten, ellerinden yüreklerinden öptüğümüz barış anneleri var. Bütün kadın arkadaşlarıma binlerce kez selam olsun.

    “KİMLİĞİMİZİ KAZANANA KADAR”

    Fiziken aramızda olmayan kadınlar var. HDP’nin Eş Genel Başkanı ve Van’ın yüzde 75 oy verdiği meşru iradesi olan Figen Yüksekdağ ile Tuğba Hezer aramızda değiller. Haksız ve hukuksuz bir şekilde genel başkanlığı ve milletvekili düşürüldü. Van halkının vicdanın fikrinde ve düşüncesinde karşılığı yoktur. Siyasi rakiplerin aldığı bu karar saldırıdır. Figen Yüksekdağ milyonların iradesidir. Tuğba Hezer, parlamentonun en genç milletvekilidir. Bu karar kadınları siyasetten koparmaya çalışıyor. Çağlar Demirel, Selma Irmak, Aysel Tuğluk, Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel şahsında kadın iradesi tutuklu bulunuyor. Kimliğimizi ve özgürlüğümü kazanana kadar, barışı getirene kadar kimseye boyun eğmeyeceğiz.

    “TOPLUM ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ŞİFRESİ KADIN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR”

    Aramızda olamayan kadın belediye eşbaşkanlarımız var. Onlar aramızda ve bütün kadın eşbaşkanlarımıza selam olsun. 34 belediye kadın Eşbaşkanı arkadaşımız, yüzlerce parti üyesi arkadaşımız siyasetten uzaklaştırılmıştır. Kayyum atanması için sudan sebepler ile tutuklandılar. Halkların iradesi gasp edilmiştir. Bu saldırılar tesadüf değildir, biz büyük bir kadın partisiyiz. Biz onların kodlarını yok ettik. Biz yaşamız. Toplumun özgürlüğünün şifresinin kadın özgürlüğü olduğunu biliyoruz ve doğru yoldayız. Saldırı ne kadar büyükse o kadar doğru yoldayız.

    “YÜKSEKDAĞ, HEZER VE AYDOĞAN İRADEMİZDİR”

    Açık cezaevi görümünde olan alana, engelleri aşarak kadınlar geldi. Devlet zulme soyunduğunda, kadınlar direnişi giyerler. Bu alanda direnişe duran kadınların fotoğraflarına bile tahammül edemediler. Figen Yüksekdağ, Tuba Hezer ve Nursel Aydoğan kadınların iradesidir. Tutuklu belediye eşbaşkanlarımızı bir kez daha saygıyla selamlıyoruz.

    “KADIN KAMUSAL ALAN DIŞINA İTİLİYOR”

    Partimiz HDP’nin doğrudan belediyesi olmasa da bileşenimiz DBP’nin 103 belediyesinde eşbaşkanlık sistemi uygulanıyordu. Hukuksuz olarak atanan kayyumlar ile bu durum değiştirmiştir. Kayyumların ilk işi kadın kurum ve derneklerini kapatmaktır. Kadınlar sadece eşbaşkanlık yaptıkları için yargılanmaktadır. Devlet eşbaşkanlık sistemini tanımadığını söylüyor, ancak tutukladığında eşbaşkan olduğu için yargılayabiliyor. Kadın kamusal alanın itilmeye çalışıyor ve kadın mekanizması yok edilmeye çalışılıyor. Kadın sığınma evlerinin tamamı kapatılarak, kadınlar şiddet gördüğü alana dönmek zorunda bırakılmıştır. Kadın yaşamdan uzaklaştırılarak, asimilasyona sürüklenmiştir.

    “KAYYUM KADIN KAZANIMLARINI HEDEF ALIYOR”

    Eşbaşkanlık sistemi kriminalize edilerek, eşit yaşam ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. OHAL ile kapatılan 24 kadın derneği var. OHAL’i kadınlara, çocuklara, muhaliflere, eşitlik talep eden halklara ilan etmiştir. Kadın dernekleri ve kurumlar kapatılarak, kadın kazanımları hedef alınmıştır.

    “İRADEMİZİ TESLİM ALAMAZLAR”

    Kadınlar Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni sahipleniyor. En çok kadınlar şiddete maruz kalıyor, onursuzluk dayatılan biz kadınlarız, vicdan ve adalet kadınların en temel talepleridir. Toplumu çürüten ve yozlaştıran, tecavüz ve çocuk istismarını yaratan savaşlardır. Biz bunlara dur diyen kadınlarız. İrademizi teslim alınmasına izin vermeyeceğiz.

    ‘GARDİYANLAR BU CESARETİ NEREDEN ALIYORLAR?’ 

    Van cezaevinde saldırılar devam ediyor. Kadınlar bunu protesto etmek için saçlarını kazıttılar. Çünkü saldırılar kadın kimliğine saldırıdır. Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde saldırıya uğrayan Saray Belediyesi Eşbaşkanı Zilan Aldatmaz, darp edilmiş ve merdivenlerden atılmıştır. Seçilmiş belediye eşbaşkanına bu pervazsız saldırıyı gerçekleştirenler hadlerini aşmıştır. Hani seçilmişler atanmışlardan üstündü, gardiyanlar bu cesareti nerden alıyorlar. İşlediğiniz her suçun hesabını yargı önünde vereceksiniz ve biz bunu sormaya devam edeceğiz.

    “NURİYE GÜLMEN KADIN DİRENİŞİ GÜCÜNÜ GÖSTERMİŞTİR”

    157 gündür açlık grevinde olan sevgili Nuriye Gülmen’i anmak istiyorum. Nuriye ihraç edilen yüz binlerin sesi olmuştur. Kadının direnme gücünü göstermiştir. İşimi istiyorum diyerek alanlara çıkmış, Semih ile birlikte faşizmi tüm çıplaklığı ile ortaya çıkarmıştır. Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı bile gözaltına alınmıştır. Buradan Nuriye ve Semih arkadaşlarımızı selamlıyoruz.

    “DERSİM DEVLET ELİYLE ÖLDÜRÜLÜYOR”

    Son birkaç yılda yaşatılan ağır savaşı net bir şekilde görüyoruz. Savaş çürütür, barış özletiyor. Can kayıpları zorunlu göç, yakılan şehirler, işsizlik ve yoksulluk. Bu sadece bizi değil, canlı yaşamı da yok ediyor. Dersim ormanları günlerdir cayır cayır yanıyor. Orada ceylanlar, keklikler ve ağaçlar ile bütün insanlık yanıyor. Dersim yok ediliyor. Bu operasyonların tek amacı, Dersim coğrafyasını yaşanılmaz kılmaktır. Lice’yi yok edenler Dersim’i de yok etmek istiyor. Yandaş kalemlerine de yangın yok dedirtiyor. Heyetimiz Dersim’de halk ile birlikte yangını söndürmeye çalışıyor. Devlet eliyle Dersim öldürülmek isteniyor.

    “GÜÇLÜYÜZ, AYAKTAYIZ”

    Biz kadınlar güçlüyüz ve ayaktayız. Binlercesini tutuklasanız da bitmeyeceğiz. Bir kişi kalsak dahi bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Baskılara rağmen birlikteyiz, birlikte yürüyoruz. Baskının zulmün hiçbir sorunu çözemeyeceğini biliyoruz. Vicdanlar, insanlık, bizler kazanacağız. Mutlaka kazanacağız.”

    Açıklama kadınların uzun süreli zılgıtları ve alkışları ile sona erdi. Kadınlar “Jin jiyan azadî” ve “Bijî berxwedana jinan” sloganları atarak, polis bariyerlerini protesto etti. Kadınlar daha sonra “Erkek adalet değil, gerçek adalet” pankartı önünde fotoğraf çektirdi. Ardından erbaneler eşliğinde seslendirdikleri yöresel ezgiler ve zılgıtlar ile Musa Anter Parkı’nı çevreleyerek halaya durdu. (Kaynak: Dihaber)

     

  • Konca: Vicdan ve Adalet bizi var eden değerlerdir, kaybedersek inancımız da biter-video

    Konca: Vicdan ve Adalet bizi var eden değerlerdir, kaybedersek inancımız da biter-video

    PİRHA- Kısa süre önce cezaevinden çıkan HDP Milletvekili Besime Konca İstanbul’dan sonra Van’da başlatılan Adalet ve Vicdan eylemine katıldı. PİRHA’ya konuşan Konca “Türkiye’de yüz yıldır adalet ve vicdan arayışında olan toplumsal farklılıklar var, kadınlar var, Aleviler var, farklı etnik yapılardan halklar ve inançlar var. Biz HDP olarak yıllardır, bir toplum vicdanıyla toplumdur, adaletiyle insandır diyoruz. Bu gün en fazla bunlara saldırı olduğu için bunları savunuyoruz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU:

    Kısa süre önce cezaevinden çıkan HDP Milletvekili Besime Konca İstanbul’dan sonra Van’da başlatılan Adalet ve Vicdan eylemine katıldı. PİRHA’ya konuşan Konca “İnsanın vicdanen rahat olması, insanın vicdanıyla toplumla ilişkilenmesi, vicdanıyla siyaset yapması, adaleti savunması bizim geleneğimizdir. Bizim kültürümüzdür ve bizi var eden değerlerimizdir. Aksi takdirde vicdanımızı unutursak, adalete olan saldırıya karşı sessiz kalırsak biz insanlığımızı unutmuş oluruz. Biz insanlığımızı kaybetmiş oluruz” dedi.

    “BİR TOPLUM VİCDANIYLA TOPLUMDUR, ADALETİYLE İNSANDIR”

    Konca “Halkların Demokratik Partisi (HDP) olarak başlattığımız Vicdan ve Adalet Nöbeti aslında bir parti olarak kendimiz için başlattığımız bir nöbet değil. Türkiye’de yüz yıldır adalet ve vicdan arayışında olan toplumsal farklılıklar var, kadınlar var, Aleviler var, farklı etnik yapılardan halklar ve inançlar var. Bu gün de en fazla AKP iktidarının eliyle bütün bu farklılıkları yok sayan, farklılıkları düşman gören, demokrasi ve özgürlüklere savaş açılmış bir süreci yaşıyoruz. Biz HDP olarak yıllardır, bir toplum vicdanıyla toplumdur, adaletiyle insandır diyoruz. Bu gün en fazla bunlara saldırı olduğu için bunları savunuyoruz. Bunun için buradayız, bunun için nöbetteyiz” dedi.

    “VİCDAN VE ADALET BİZİ VAR EDEN DEĞERLERDİR”

    “Nöbetimiz her biçimde sürecek, sadece dört ilde kararlaştırdığımız nöbetle sınırlı kalmayacak. Demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet gerçekleşene kadar, Türkiye toplumu olarak, Kürt halkı olarak gerçekleştirene kadar bunu sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulunan Konca inancı ve karakteri gereği Alevi toplumunun başından beri Vicdan ve Adalet arayışında olduğunu belirterek bu eylemde de yerini aldıklarına vurgu yaptı.

    Konca şunları ifade etti; “Alevi halkı olarak da, Alevi inancını yaşayan topluluklar olarak da en fazla adaleti savunan, vicdanıyla adaletiyle inancını mazlum halk olarak, mazlum topluluk olarak yaşayan biz alevi toplumuyuz. En fazla da bu konuda adalet ve vicdan eylemine, nöbetine sahip çıkacak olan da biz alevi kadınlarız, biz alevi toplumuyuz. Bunu geliştirmek bu adalet arayışımızı vicdan arayışımızı büyütmek hepimizin sorumluluğudur. Çünkü bizi var eden bu değerlerdir. İnsanın vicdanen rahat olması, insanın vicdanıyla toplumla ilişkilenmesi, vicdanıyla siyaset yapması, adaleti savunması bizim geleneğimizdir. Bizim kültürümüzdür ve bizi var eden değerlerimizdir. Aksi takdirde vicdanımızı unutursak, adalete olan saldırıya karşı sessiz kalırsak biz insanlığımızı unutmuş oluruz. Biz insanlığımızı kaybetmiş oluruz. İnançlarımızı, kültürümüzü kaybetmiş oluruz.”

    “İNSANLIĞIMIZI KORUYARAK MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    HDP Milletvekili Konca son olarak şunları belirti; “Günümüzde yaşanan bütün inkar ve saldırılar vicdana ve adalete karşıdır. bunu savunmak bir mücadele biçimidir. Sadece bir oturma eylemi bir nöbet devretme biçimi değildir. Bütün farklılıklarımızla eylemimizi büyüteceğiz. Bütün vicdanlar özgür olana kadar, adalet bu ülkede gerçekleşene kadar, insanlığımızı koruyarak bu mücadelemizi sürdüreceğiz.”

     

  • Osman Baydemir: Yepyeni bir faşizan vesayet getirdiniz

    Osman Baydemir: Yepyeni bir faşizan vesayet getirdiniz

    PİRHA-HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti Diyarbakır ve İstanbul’un ardından Van’da 3. gününde devam ediyor. Nöbetin 3. günüde kameraların karşısına geçen HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir, iktidarın muhalefetin hiçbir yerde konuşmasını istemediğini, gerçeği haykıranların ötekileştirildikleri ve izole edildiklerini vurguladı. 

    HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti Van’da 3. gününde sürüyor. Nöbet’te konuşan HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baydemir şunları ifade etti:

    Hiçbir demokrasi anlayışı yoktur ki iktidarlar eleştirilmez olsun. Tam tersi, iktidara sahip olan her hareket, her lider peşinen eleştiri hedefi olmayı kabul etmelidir. Eğer bir lider kendisine yapılacak eleştiriyi vatana ihanetle özdeşleştirirse onun adı diktatörlük olur. Dünyanın neresinde olursa olsun mutlak iktidar kirletir. Ve siz AKP Genel Başkanı, bu ülkede 15 yıldır iktidarsınız. Ve iktidar kirletir. Size gelecek her türlü eleştiri vatana ihanet olarak kodlayamazsınız. Bunun demokrasiyle ilgisi yoktur.

    Bugün muhalefete ‘muhalefet etme’ tehdidi savruluyor. Ne sokakta ne mecliste muhalefet konuşmayacak. Medya gerçekleri yazmayacak, yazanlar cezaevine konacak. Gerçeği haykıranlar ötekileştirilecek, izole edilecek.

    ERDOĞAN DOĞRU SÖYLÜYOR: AYDER’İ REZİL ETTİNİZ

    Bizim yapmamız gereken bir çıkış yolu bulmaktır. Muhalefetin görevi her zaman muhalefet etmek de değildir. Aynı zamanda yol yöntem önermektir. Alternatif sunmaktır. Bir diğer görev de doğruya ‘doğru’ demektir. Mesela AKP Genel Başkanı Erdoğan, bundan 2 gün önce Rize’de çok doğru bir söz söyledi. Partim adına da doğruluyorum. Ne demişti: Allah’ın bize verdiği Ayder bambaşka ama biz Ayder’i kirlettik, rezil ettik. Doğru, siz kirlettiniz, rezil ettiniz. Bu sadece Ayder’le sınırlı değil.

    Ayder, sizin 15 yıllık iktidarınızın çevre politikasının özetidir. Sadece Ayder mi? Hasankeyf, Allianoi, Van Gölü. Bakın Van Gölü ile Van halkı arasına utanç duvarı örülüyor. Bendamasi mıntıkasında 2 derenin yönünü değiştirdiniz. 40 mahallenin nüfusu ekmeğinden oldu. Van’ın kimliği haline gelmiş bir pencereyi kapattınız. HES’lerle ters göçün önüne geçtiniz, milyonlarca İnci Kefali telef oldu. Nasıl ki Ayder’i kirlettiniz, şimdi aynı uygulama Van’da yaşanıyor.

    Bu kirlenme sadece çevre politikalarıyla mı sınırlı? Hayır, yaşamın her alanında mevcut. 14 yıl önce iddia olarak ortaya koyduğunuz değerlere baktığımızda sadece kirlettiniz. Yoksullukla mücadele dediniz, nan’a (ekmeğe) muhtaç hale getirdiniz. Rızkı veren Allah dediniz evet doğru. Ama siz şu anda şirk koşuyorsunuz. 130 bin insanın ekmeğine el koydunuz. Yetmedi, eşini, annesini, babasını nan’a muhtaç etiniz. Nasıl bir akıldır, nasıl bir kindir nasıl bir hırstır bu? Kuruluş iddianızdan tümüyle vazgeçtiniz.

    “SİZ KAYBETTİNİZ”

    Aslında sen 4 yıldır kaybetmişsin. Çünkü insanlar yola çıktığında bir değerleri olur. Şu anda o bütün değerleri siz iktidarda kalmak uğruna heba ettiniz. Hani OHAL’i kaldırmakla övünüyordunuz. OHAL en son 6 şehirde uygulanıyordu. Şimdi 81 ilde OHAL, Kürt coğrafyasında sıkıyönetim var. Hani seçilmişler atanmışların önünde el pençe durmayacaktı. Siz seçilmiş milletvekilini, belediye başkanını, seçilmiş rakibiniz olan lideri cezaevine koyuyorsunuz. Bütün bunları yaparak zaten kaybettiğinizi gösteriyorsunuz. Hani askeri vesayete mücadele verecektiniz. Askeri vesayet bitti, demokrasi güçlerinin ortak mücadelesiyle bitti. Ama siz yepyeni bir faşizan vesayet getirdiniz.

    Oysa muhalefetin, Demirtaş’ın sesine kulak vermiş olsaydın, yazarların, çizerlerin, aydınların sesine kulak vermiş olsaydın ne Ayder kirlenecekti ne de sen kirlenecektin. Muhalefetsiz bir demokrasi, demokrasi değildir. Tek adam rejimidir ve tek adam rejiminin sonu hüsrandır.

    Grup Başkanvekilimiz İdris Baluken, yiğit bir siyasetçi, halkının evladı, cunta kalkışmasından hemen sonra 4 siyasi partinin imzaladığı deklarasyonda imzası var. Ortak bir duruş sergilendi. Sen Baluken’i cezaevine gönderdin. Baluken’e yönelik suçlamalar sadece yaptığı konuşmalardır. AKP Genel Başkanını eleştirmek benim görevimdir, ödevimdir. Ben bunu yapmazsam halkım karşı sorumlu olur. Baluken ne yaptı, tam da şu anda yaptığımı yaptı. Ama şimdi cezaevinde.

    “SÖZDE ŞİKAYETLE BALUKEN YENİDEN TUTUKLANDI”

    30 Ocak 2017’de mahkeme Baluken hakkında tahliye kararı verdi. Kararı verirken de AYM içtihadını gösterdi. Doğru bir karardı. Bu kararı veren mahkeme heyeti başka yerlere sürgün edildi. Bu sadece İdris Baluken’i yargılayan heyete verilen bir ceza değildi. Bütün mahkemelere verilen bir gözdağı idi. 3 Şubat 2017 tarihinde CİMER sistemi üzerinden sözüm ona Cumhurbaşkanına bir şikayet gelmiş . O mektupta denmiş ki “Baluken niye tahliye edilmiş”. O dilekçe Adalet Bakanlığına gönderilmiş, hemen sonra Adalet Bakanlığı ilgili mahkemeye talimat vermiş. Ve sadece 2 hafta tedavi gördüğü hastanede yeniden gözaltına alındı. Yargının neresi bağımsız? Bu ülkede adalet yok. Adaleti bitirdiniz.

    Saray’da bir birim var, HDP milletvekillerinden kimin tutuklanacağı, kimin tutuksuz yargılanacağı, kimin alınıp bırakılacağı, hangi gazetecinin ceza alacağını belirleyen bir birim var. Bu birim kimlerden oluşuyor? Hangi yasal dayanaktan hareketle görev ifa ediyor?

    “Yargı bağımsız” diyorsunuz değil mi, yalan söylüyorsunuz. Yalanla bu gemi yürümez. Öyle bir noktaya geldi ki artık mahkemelerde siz Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’ı yargılamıyorsunuz, Figen Yüksekdağ sizi yargılıyor. Siz Ahmet Şık’ı yargılamıyorsunuz, Ahmet Şık sizi yargılıyor. Sizin rehin aldıklarınız hem demokrasi dersi veriyor hem sizi yargılıyor. Tek bir fark var onlar sizi tutuksuz yargılıyor.

    “SENİN KIRMIZI ÇİZGİN VAR DA BAŞKASININ YOK MU?”

    Kirlilik yaşamın her alanına, siyasetin her alanına dış siyasete de sirayet etmiş. Suriye politikanız başından beri kirli bir politikadır. Kürt düşmanlığı politikanız size kazandırmayacak. Bu ülkenin en büyük kaybı Kürt karşıtlığı politikasından gelecek. Baas rejiminin sonunu getiren 2 temel siyasetten biri Kürt karşıtlığıydı. Bardağı taşıran da Saddam’ın Kuveyt’i işgaliydi.

    Kuveyt’in işgali hangi sonucu çıkardıysa Afrin’in işgali de aynı sonucu çıkarma riskini taşır. Daha büyük felaketler yaşansın istemiyorsanız bu politikadan vazgeçin. Dönüp dolaşıp kırmızı çizgimiz var diyorsun. Senin kırmızı çizgin var da başkasının kırmızı çizgisi yok mu? Bu kırmızı çizgilerden dolayı bu halk sana kırmızı kart gösterdi. Van halkı 16 Nisan’da sana kırmızı kart gösterdi. Kayyum politikalarına, Rojava politikana kırmızı kart gösterdi. Sen halen kırmızı çizgi diyorsun.

    Bu ülkeyi bu yanlıştan çıkaracak yegane güç demokrasinin vicdanin çizgisine geri dönmektir. Vicdan ve Adalet Nöbetimiz bütün bu kirlenmişliklere karşı aydınlık geleceğin kapısını aralamak, kirlilikten arınmak içindir.

    “SEÇİMLE GİTMEMEK İÇİN SAVAŞ ÇIKARDIN”

    Seçimle geldiysen seçimle gitmeyi göze alacaksın. Biz seçimle geldik, seçimle gitmeyi başımız üstüne göze alıyoruz. Sen seçimle gitmemek için savaş çıkardın, savaş. Müzakere masasını devirdin. Eğer 7 Haziran iradesini tanısaydın, koalisyona fırsat verseydin, yeni bir iktidarı kanla inşa etmemiş olsaydın Suriye politikası böyle olmazdı. Şırnak, Nusaybin yakılmazdı. Binlerce insan toprağa düşmezdi. Bu ülke 30 yıldır kazandığı bütün demokratik değerleri kaybetmiş olmazdı. Şu anda Türkiye AB’ye tam üyelik masasında olacaktı. Bu ülkenin yurttaşları pasaportlarıyla özgürce seyahat edebilecekti.

    150 bin kamu emekçisi işinden olmazdı. Çünkü darbe mekaniği harekete geçmezdi. Bütün bunlar senin yanlış politikalarının sonucudur. Bu ülke acı çekmesin, faşizm urumsallaşmasın diye Vicdan ve Adalet Nöbeti. Faşizm rica ve minnetle gitmez. Faşizmin panzehiri cesarettir. Faşizmin panzehiri vicdan ve adalettir.

    Savaş kirletir. Tepeden tırnağa kirletir. Dün Şemdinli Şapatan’dan fotoğraf gösterdim. 77 yaşındaki kadına işkence yapmak kirlenmek değil de nedir? Kürdü meydan dayağından geçirmek kirlenmek değil de nedir? O görüntüler Gazze’de yaşansaydı Müslüman kardeşlerim diye feryat koparacaktın. O 77 yaşındaki anne Rabbim de biliyor sen de biliyorsun senden daha çok iman sahibidir. Neden sessiz kalıyorsun? Kürt annesi olduğu için. O işkence ben insanım diyen herkese yapıldı. O işkence karşısında sessiz duran da dilsiz iblistir.

    Bu savaş sürdükçe bu suçlar devam edecek. Eğer kirlenmekten vazgeçeceksen savaştan, Kürt karşıtlığından, tecritten, tasfiye politikasından vazgeçmelisin. AKP-MHP koalisyonundan vazgeçmelisin.

    “ÖZÜR DİLE YENİ KAPI ARALANSIN”

    Bir başlangıca ihtiyaç var. O başlangıç da şu: Selahattin Demirtaş ve onun şahsında bütün HDP seçmeninden ve halktan özür dilemendir. O özür yeni bir kapı aralayabilir.

    Bak sen 2-3 gün önce Guantanamo modelinden ilham aldığını, tek tip elbiseye geçeceğini söyledin. O günden bugüne 7 cezaevinde gardiyanlar mahkumlara saldırıyor. Hemen yanı başımızda Van T Tipinde de benzer bir olay yaşandı.

    10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçiminin aynı zamanda yıl dönümü. Demirtaş bu seçimde aday olarak AKP Genel Başkanı Erdoğan’la yarıştı. Peki şu anda Erdoğan Külliye’de, Demirtaş nerede? Cezaevinde. Bu demokrasinin vicdanın ahlakın adaletin neresine sığıyor. Diyorsun ki: 80 milletvekili ile parlamentoya gittiler 6-7 Ekim Kobani olaylarını çıkarttılar. Bak bunu da 1 kere de demedin. Hiç Allah’tan korkmuyor musun? Bu yalan ha yalan! 6-7 Ekim olayları 2014’te gerçekleştirdi. HDP barajı 80 milletvekili ile 2015’te aştı. Neden yalan söylüyorsun?

    Diyorsun ki Demirtaş’ın tutuklanmasının sebebi 6-7 Ekim olayları. Demirtaş hakkındaki fezleke 2014 Ekim’inde hazırlanmadı. 2016’da hazırlandı. Savcılar niye 2 yıl bekledi biliyor musun? Senin talimatını beklediler. Ayrıca sen TCK’da olmayan bir suçla isnat ediyorsun. AKP’yi eleştirme suçu, Erdoğan’ı eleştirme suçu. Kılıçdaroğlu tutuklanırsa hiç şaşırmayın. Ama eğer sessiz kalırsak faşizm zorbalığını dayatmaya devam edecek. Ama bugün burada sesimizi ortaklaştırırsak emin olun faşizmin gerilemekten başka şansı yok.

    Mahkeme diyor ki ‘Demirtaş 6-7 Ekim olaylarından dolayı yargılanamaz çünkü böyle bir suç yok. Demirtaş böyle bir çağrı yapsa bile ‘toplantı gösteri yasasına muhalefettir’ diyor. E sen 15 Temmuz’da milleti sokağa çağırdın, 200’ün üzerinde insan öldü. Senin de bundan dolayı yargılanman gerekir. Sen ne yaptığının farkında değilsin.

    Bütün bu kirlenmeler ortadan kalksın diye daha fazla kirlenmemeniz için, bu ülkeyi rezil etmemeniz için durmayacağız, faşizmi durduracağız.

  • Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde Konuşan Baydemir: AKP-MHP ortaklığı ülkeyi zindana çevirdi

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde Konuşan Baydemir: AKP-MHP ortaklığı ülkeyi zindana çevirdi

    HDP tarafından başlatılan Vicdan ve Adalet Nöbeti, Van Musa Anter Parkı’nda 2’inci gününde devam etti. Anadil ve çözüm süreci üzerinden hükümete yönelik eleştirilerde bulunan HDP sözcüsü Osman Baydemir, konuşmasını tamamını Kürtçe olarak yaptı. Baydemir, AKP hükümetinin kendi çıkarı için, barış masasını devirdiğini söyledi.

    Van’daki Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne HDP Sözcüsü Osman Baydemir, HDP Van Milletvekilleri Lezgin Botan, Bedia Özgökçe Ertan, Adem Geveri, Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman ile Şanlıurfa Milletvekili Dilek Öcalan, HDP MYK ve PM üyelerinin yanı sıra HDP, DBP Van il ve ilçe örgütleri de katıldı.

    Burada açıklamalarda bulunan HDP Grup Sözcüsü Osman Baydemir, konuşmasının tamamını Kürtçe yaptı.

    “AKP KENDİ ÇIKARI İÇİN BARIŞ MASASINI DEVİRDİ” 

    HDP Sözcüsü Baydemir, Türkiye tarihindeki en büyük siyasi hamlenin 2013 yılında ilan edilen ‘çözüm süreci’ olduğunu savunarak şunları söyledi:

    Ama bildiğiniz gibi 2013 ile 2015 yılları arasında AKP hükümeti kendi çıkarı için, barış masasını devirdi. Bir kez daha bizim bölgemiz ateş yerine döndü. Bugün bu topraklarda anneler gözyaşı döküyor. Asker, polis, gerilla ya da siviller yaşamını yitiriyor. Bu ölümlerin en büyük sebebi AKP hükümetinin politikaları ve AKP ile MHP’nin ittifakının bir sonucudur. Bu milletin seçilmişleri zindanlarda. Bu da gösteriyor ki AKP yolunu şaşırmış, AKP artık MHP’nin ortağıdır. Bu ortaklık bütün ülkeyi zindana çevirmiş durumda. Bugün birçok yerde 50 bin, 100 bin nüfusu olan bir topluluk devlet statüsü kazanmış, ama bakıyorsunuz ki Türkiye hapishanelerinde bu sayıdan çok daha fazla siyasi tutuklu bulunuyor.”

    “AKP ŞİMDİ GUANTANAMO’YU ÖRNEK ALIYOR”

    Son bir haftada bölgede yaşanan işkence görüntülerine ve Van T Tipi Cezaevi’nde yaşananlara değinen Baydemir, “Van F Tipi Cezaevi’nde kadın tutsaklara yönelik ahlaksız bir şiddet uygulanmıştır. Avukatları gidip görüşemiyor, aileleri haber alamıyor. İşte bu tam bir faşizmdir. AKP şimdi Guantanamo’yu örnek alıyor. Bu kirli politikalarından derhal vazgeçmelerini istiyoruz. Bu topraklarda İskender’ler, Dehak’lar bu halkı esaret altına alamadı ve bundan sonra da alamayacak. Şemdinli’de Şapatan köyünde yaşanan işkenceler kamuoyuna yansıdı. İşte AKP ve MHP’nin ortaklığının sonucudur. AKP ile MHP’nin ortaklığı kurdun ve tilkinin ortaklığıdır. 80 yaşındaki kadına işkence yapılıyor. Eğer bu olay Filistin’de olsaydı Erdoğan bütün dünyayı ‘Müslüman kardeşlerimize işkence yapılıyor’ diye ayağa kaldırırdı. Gelin bu kana ve işkenceye ortak olmayın, gelin MHP ile ortaklıktan vazgeçin. Bu vicdan hareketi sadece HDP’nin değil vicdanı olan herkesin sahip çıkması gerekiyor” ifadesinde bulundu.

    “BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ”

    AKP’nin Kürt düşmanlığı üzerinden siyaset yaptığını ifade eden Baydemir, şöyle devam etti: “Bugün devlet siyasetini Kürt düşmanlığı üzerinden yapıyor. Fırat Kalkanı adıyla Kürtlerin kazanımını engellemeye çalışıyor. AKP Sykes Picot’un devamını istiyor. Amed ve Ankara Garı katliamını yapan IŞİD’liler serbest bırakılırken, barışı ve kardeşliği savunan Sayın Selahattin Demirtaş hala tutuklu bulunuyor. Bu da gösteriyor ki AKP’nin tek derdi Kürt düşmanlığıdır. Ama tarih boyunca Kürtlere düşmanlık yapanlar sonuç alamadılar, bundan sonra da sonuç alamayacaklar. Erdoğan önceki gün Rize’de Efrîn’e saldırıdan söz ediyordu. Peki, Kürt düşmanlığı yapan Saddam Hüseyin’in akıbeti ortada. Saddam Hüseyin o kadar Halepçe’de katliam yaptı, Hiroşima’ya Atom bombası atıldı ama faşizmin yıktığı tüm bu kentler nasıl yeniden inşa olduysa Erdoğan’ın yıktığı Cizre, Gever, Silopi ve Şırnak yeniden inşa edilecek. Bunu hep birlikte başaracağız.”

    Konuşmanın ardından CHP Van İl Başkanı Mehmet Kurukcu ile beraberindeki bir grup HDP’li vekilleri ziyaret ederek destekte bulundu.

  • Van’da Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde ablukaya karşı ses çıkarma eylemi

    Van’da Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde ablukaya karşı ses çıkarma eylemi

    HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin 3’üncü durağı olan Van’da nöbet alanının polis tarafından ablukaya alınmasını protesto için ses çıkarma eylemi yapıldı.

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin 3’üncü durağı olan Van’da halkın parka gelmesine engel olan polis barikatlarına karşı HDP’li vekiller ses çıkarma eylemi gerçekleştirdi.

    HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Bu zulme ve faşizme hayır diyelim” diyerek Van halkını her akşam saat 21.00’de ses çıkarma eylemine çağırdı.

    Musa Anter Barış Parkı’nın bulunduğu alanın polis barikatları ile çevrilerek, halkın HDP’li milletvekillerini ziyaret etmesi engellendi. Engellemelere rağmen gün içinde çok sayıda kişi 5 kişilik gruplar ile dönüşümlü olarak ziyaretler gerçekleştirdi.

    SES ÇIKARMA EYLEMİ

    Ziyaretçiler ile parkın ortasında oluşturdukları çemberle bir araya gelen HDP’li milletvekilleri Bedia Özgökçe Ertan, Lezgin Botan ve Dilek Öcalan, Kürtçe ve Türkçe ezgiler seslendirdi.

    Saat 21.00’de HDP’li milletvekilleri ve ziyaretçiler, ses çıkarma eylemi başlattı. Milletvekillerinin zılgıtları ve alkışlarına, çevrede bulunan yurttaşlar da balkonlarına çıkarak destek verdi.

    Eylemin ardından kısa bir açıklama yapan HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, nöbet eylemini gerçekleştirdikleri parkın polis barikatları ile abluka altına alınmasına tepki gösterdi. Beştaş, ülkede adaletin abluka altında olduğunu söyledi. Halkın mücadelesi ile adaleti sağlayacaklarını dile getiren Beştaş, “Bu abluka, zulmü en çıplak ve karanlık haliyle bize gösteriyor. Biz halkımızla beraber mücadele etmenin yolunu bulacağız. Asla mücadeleden geri durmayacağız” diye konuştu.

    “TÜM VİCDANLAR KAN AĞLIYOR”

    Türkiye’de adaletin inanılmayan bir kavram haline geldiğini ifade eden Beştaş, “Bugün Türkiye’de tüm vicdanlar kan ağlıyor. Adalet, sadece iktidar partisinin tabelasında olan bir kavram olarak kaldı. Ama eminiz ki; Türkiye’deki yurttaşların ezici çoğunluğu vicdan ve adalet için netleşebilir. Bizimle beraber sesini duyurabilir” dedi. HDP’nin, Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni çeşitli eylem ve etkinlikler ile sürdüreceğini aktaran Beştaş, “Tüm Türkiye’ye dayattıklarında başarılı olamamışlardır. Bütün bariyerlere rağmen Van halkı büyük bir direnişle bizi yalnız bırakmamak için bariyerlerin arkalarında bize destek veriyor” diye konuştu.

    Beştaş, “Her tarafı kapatsalar bile, balkonumuzdan, camımızdan ve sokağımızdan edemezler. Bu zulme ve faşizme hayır diyelim” diyerek Van halkını her akşam saat 21.00’de ses çıkarma eylemine çağırdı.

  • ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ Van’da başladı: Basın alınmıyor

    ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ Van’da başladı: Basın alınmıyor

    İstanbul’un ardından Van’ın devraldığı ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ Musa Anter Barış Parkı’na yürüyüşle başladı.

    Sabah saatlerinden itibaren yurttaşların geldiği HDP il binasını TOMA, zırhlı araç ve çevik kuvvet otobüsleriyle ablukaya alan polis, kitlesel yürüyüş yapılmasını engelledi.

    Engellemeye, “Vicdan ve adalet” sloganları atarak tepki gösteren bir yurttaş polislerce gözaltına alındı.

    Engelleme üzerine HDP Sözcüsü Osman Baydemir’in de aralarında bulunduğu HDP’li vekiller Musa Anter Barış Pakı’na doğru yürüyüşe geçti. Polisin “Alkış çalmak yok” ikazlarına rağmen vekiller yol boyunca alkışlarlarla karşılandı.

    SARI BASIN KARTI ŞARTI

    Bariyerlerle çevrilen parka ulaşan vekiller, alkışlar eşliğinde nöbetin tutulacağı alana geçti. Alkış çalan bir yurttaş da parkın girişinde tartaklanarak gözaltına alındı.

    HDP il ve ilçe yöneticilerinin alınmadığı parka, “Sarı Basın Kartı” olmayan hiçbir basın çalışanının girmesine veya çevresinden görüntü almasına izin verilmiyor.

    Gelen yurttaşların polislerce uzaklaştırıldığı parka giren vekiller, basının dahi alınmadığı alanda grup toplantısının yapılıp yapılmayacağını tartışıyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Vicdan ve Adalet Nöbeti bugün Van’da Musa Anter Barış Parkı’nda başlıyor

    Vicdan ve Adalet Nöbeti bugün Van’da Musa Anter Barış Parkı’nda başlıyor

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni devralan Van halkı, Musa Anter Barış Parkı’nda buluşacak. Bugün saat 11.00’de nöbet için gelecek heyet HDP Van il binasında karşılanacak, saat 12.30’da ise grup toplantısı yapmak üzere nöbet eyleminin yapılacağı Musa Anter Barış Parkı’na geçilecek. Nöbete katılacak HDP’li vekiller, “80 milyonun zulme uğramasına karşı nöbetteyiz” diyerek, katılım çağrısı yaptı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından Diyarbakır’da başlatılan, İstanbul’dan sonra Van’da devralınan Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne ilişkin partinin il örgütünde basın toplantısı düzenlendi.

    Toplantıya kent Milletvekili Lezgin Botan, Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, Van İl Eşbaşkanı Gülistan Orhan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eşbaşkan vekili Çetin Ergün ve HDP Parti Meclisi (PM) üyesi Zelal Karakaya katıldı.

    “TOPLUMSAL GÜÇ ADALETİ TECELLİ EDECEK”

    Nöbet eylemine ilişkin bilgi veren Milletvekili Lezgin Botan, asıl darbenin OHAL’in ilan edildiği 20 Temmuz olduğunu belirterek, HDP’nin hükümetin antidemokratik politikalarına karşı mücadele ettiğini söyledi. Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin engellemelere rağmen toplumda büyük karşılık bulduğunu dile getiren Botan, “Toplumsal güç ayağa kalktığı sürece, gerçek adaletin herkes için tecelli edeceğini biliyoruz” dedi.

    Devraldıkları nöbet eyleminin bugün saat 12.30’da Musa Anter Barış Parkı’nda yapılacak grup toplantısı ile sürdüreceklerini açıklayan Botan, “Milletvekillerimiz ve beraberindeki hak savunucuları Van’da bir araya gelecek. Halkımız ve siyasi parti temsilcileri saat 11.00’de heyeti karşılayacak. Vicdan sahibi herkesin nöbete katılacağını ve destek vereceğinin teyidini aldık. Tüm halklar nöbete destek vermeli” diyerek katılım çağrısında bulundu.

    Bugün saat 11.00’de nöbet için gelecek heyet HDP Van il binasında karşılanacak, saat 12.30’da ise grup toplantısı yapmak üzere nöbet eyleminin yapılacağı Musa Anter Barış Parkı’na geçilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ İstanbul’da sona eriyor, Salı günü Van’da sürecek

    ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ İstanbul’da sona eriyor, Salı günü Van’da sürecek

    İstanbul’da 6 gündür devam eden ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ bu akşam saat 18.00’de Kadıköy İskele Meydanı’ndaki uğurlamayla sona erecek. Nöbet Salı günü Van’da devam edecek.

    İstanbul Kadıköy’deki Yoğurtçu Parkı’nda Salı günü başlayan Vicdan ve Adalet Nöbeti bugün sonlanıyor. Nöbeti akşam saatlerinde Van’a devredecek olan HDP’li milletvekilleri, dün gün boyu yoğun geçen ziyaretlerin ardından 6 gündür süren nöbetlerini değerlendirdi.

    Sadece vekiller değil nöbetteki diğer partililer de ikişerli, üçerli gruplar halinde yaptıkları sohbetlerde nöbeti değerlendirdi. Değerlendirmelerin ve tartışmaların ortak noktası, “Engel ve ablukaya rağmen İstanbul nöbeti amacına ulaştı, sıra Van’da” tespiti oldu.

    Her gün saat 11.00’de yapılan grup toplantısında bugün HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nden ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne gönderdiği mesaj okundu. Mesajı okuyan HDP Milletvekili Nadir Yıldırım, daha sonra saat 18.00’de Kadıköy Beşiktaş İskelesi’nde yapılacak final için yurttaşlara çağrıda bulundu.

    Bugün Yoğurtçu Parkı’ndaki ayağı son bulacak Vicdan ve Adalet Nöbeti, salı günü 12.30’dan itibaren Van’da devam edecek.

    Bu arada, Adalet Nöbeti’nin son gününde giriş kapısındakilere müdahale edildi. Polis gazeteci Zeynep Kuray’ın da aralarında bulunduğu 3 kişiyi gözaltına aldı. Polis vekiller dışındakileri parktan çıkardı.