Etiket: Xızır ayı

  • Ana Rukiye Hurustan’dan Kürtçe Xızır ağıtı-VİDEO

    Ana Rukiye Hurustan’dan Kürtçe Xızır ağıtı-VİDEO

    PİRHA- Babamansur Ocağı’ndan Ana Rukiye Hurustan’ın Xızır aşkı ile Kürtçe seslendirdiği ağıt birçok kişide farklı duygular oluşturdu.

    Çocukluğundan bu yana yolu süren Ana Rukiye Hurustan’ın, ‘Ya Sûwarê Peşiya Ro Welatê, Ya Xizirê Ser Kelek û Gemîyan / Ey Güneş Ülkesinin Önündeki Süvari, Ey Gemilerin ve Kayıkların Üzerindeki Hızır” olarak tanımladığı Xızır gayreti hala canlılığını koruyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi’nin Xızır Muhabbetinde anadili olan Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinde Xızır ağıtını seslendiren Ana Rukiye Hurustan’ın Xızır aşkı ses tonuna yansıyor.

    İşte Ana Rukiye Hurustan’ın Kürtçe seslendirdiği o Xızır ağıtı:

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • Mezitli Cemevi’nde ‘Kendini bilen Hızır’dır’ başlıklı muhabbet gerçekleştirilecek

    Mezitli Cemevi’nde ‘Kendini bilen Hızır’dır’ başlıklı muhabbet gerçekleştirilecek

    PİRHA- Mezitli Cemevi’nde 12 Şubat Cumartesi saat 13.00’te “Kendini bilen Hızır’dır” başlıklı muhabbet gerçekleştirilecek.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mezitli Cemevi, Mehmet Turan Dede, Sanatçı- Akademisyen Gani Pekşen, yazarlar Abbas Tan ve Piri Er’in katılımıyla “Kendini bilen Hızır’dır” başlıklı muhabbet gerçekleştirilecek.

    12 Şubat Cumartesi günü saat 13.00’te düzenlenecek panel Mezitli Cemevi’nde yapılacak.

    PİRHA/MERSİN

  • FEDA: Alevilerin fişlendiği, şeriata çağrıların yapıldığı bu süreçte bir birimizin Xizir’ı olalım

    FEDA: Alevilerin fişlendiği, şeriata çağrıların yapıldığı bu süreçte bir birimizin Xizir’ı olalım

    PİRHA-  Xizir ayı dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan FEDA, “Alevi inancında Xizir; zalime karşı mazlumun can yoldaşı, umudu ve yaşama direncidir” dedi. Açıklamada, “Alevilerin fişlendiği, köyleri ve evlerinin işaretlendiği, şeriata çağrıların yapıldığı, zorunlu din dersleri ile Sünni Hanefi Mezhebinin dayatıldığı bu süreçte gelin bir birimizin Xizir’ı olalım” çağrısı yapıldı. 

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Xizir ayı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    FEDA, başta Raya(Rêya)Heq süreğinden Aleviler olmak üzere, Mezopotamya ve Anadolu’nun kadim halklarının ve inançlarının, Şubat ayını Xizir ayı diye karşıladıklarını hatırlatarak, “Xizir ayında Pîrler talıblarını ziyaret eder, cem yürütürler” dedi.

    Bu cemlerde inanç sahiplerinin siyasal, sosyal, kültürel, inançsal, maddi ve manevi sorunlarının sistemin polisine, askerine ve yargısına muhtaç kalmadan inancın ahlaki ve etik değerlerine göre çözüme kavuşturulduğunu belirten FEDA açıklamasına şöyle devam etti:

    “Raya(Rêya)Heq- Alevi inancı; cümlesinde Heq/Haq’ı gördükleri için tüm varlıklara kutsallıkla yaklaşır, cümle canla ikrarlıdırlar. İnancın evliya, enbiya ve ziyaretleri arasında en önde gelen kutsalı Xizir’ dir. Xizir; her durumda ve koşulda aranan, yardıma çağrılan ve sonsuz derecede güven duyulan, barışın, paylaşmanın, ortaklaşmanın kutsalıdır. Raya Heqî-Alevi inancında; “Ya Xizirê /Xiziro Kal diye yardıma çağrılan Xizir, insan ve doğadaki her şey ile Tanrı arasında bir yerde durduğuna inanıldığından, sadece insan için değil, tüm doğa ve eko-sistem için kutsal kabul edilir. Îniyi (Kaniyê) Xizir’ ı, Kalê Sipê, Gola Xizir’ı, Kemara Xizir’ı diye ziyaret kabul edilmesinden de anlaşılacağı üzere, Xizir’ın aynı zamanda doğayı ve doğadaki canlı-cansız tüm varlıkları koruduğuna inançları çok güçlüdür. Aleviler; “her an ve her yerde hazır ve nazır”, “cantêzik” olduğuna inandıkları için karda, tipide, denizde ve doğal afetlerde; “Ya Xizir’i kelek û gemîyan” diye çağırırlar. Raya Heqî-Alevilerin yaşadığı Toros-Zagros dağ silsilesinde, kış mevsiminde tipi ve fırtına hiç eksik olmadığından, bu aylarda yardıma çağrılan Xizir için hem oruç tutulur, hem Xizir günü kutlanır. Bu üç günlük oruç ve Xeylas’ ta, Xizir’ın temiz kalpli insanlara göründüğüne inanılır. Bu nedenle mümkün olduğunca kötülüklerden uzak, ahlaklı ve temiz kalpli olmayı esas alır Aleviler.

    “XİZİR ORUCU LOKMASI DAĞITILMADAN ÖNCE KEDİ VE KÖPEKLER DOYURULUR”

    Aleviler, Xizir Orucu lokmasını dağıtmadan önce, varsa kedi ve köpeklerini doyururlar. Evin pencere önlerine kuşlara, evin uygun köşesine, ya da odalardan birine evliyalar için lokma indirirler. Önce komşularına, sonra hane halkının lokmasını pay ederler. Alevi inancında tüm canlıları gözeten, onları pay ve hak sahibi gören ortaklaşmacı bir toplumsallık söz konusudur. Dua eden kendisinden ve ailesinden önce, cümle alemde darda, zorda ve yolda olanlara, çaresiz ve kimsesizlere, kapı komşuları ile tanıdıklarına dua eder, sonra ailesi ve kendisi için dileklerde bulunur.

    “XİZİR ORUCUNUN ÜÇÜNCÜ GÜNÜNDE MİSAHİBİN EVİNE GİDİLİR”

    Xizir Orucunun üçüncü günü akşamı, herkes kendi misayiv (misahib)’nin evine gider. Yanlarına niyaz-/miyazını alırlar. Misayivlerine ve birinci derecede yakınlarına hediye götürürler. Ziyarete gittikleri misayiv onlara kurban keser, çeşitli hediyeler sunar. Bütün bunlar Xizir’in, korku ve cezanın değil, barışın, sevginin, paylaşmanın ve ortaklaşmanın kutsalı olduğunu göstermektedir. Xizir’dan korktukları için değil, onun sırrına ermek istedikleri için üç gün oruç tutar, Cem yürütür ve bayram yaparlar. Xizir sadece dar günün dostu da değildir. O aynı zamanda bolluğun ve bereketin de kutsalıdır. Aleviler, misafir oldukları evin ikramı sonrasında, teşekkürle birlikte, “Xane Xizir bo” (Hızır’ın hanesi olsun) dileğinde bulunurlar.

    “ALEVİ İNANCINDA XİZİR, ZALİMA KARŞI MAZLUMUN CAN YOLDAŞI, UMUDU VE YAŞAMA DİRENCİDİR”

    Alevi inancında Xizir; zalime karşı mazlumun can yoldaşı, umudu ve yaşama direncidir. Alevilerin fişlendiği, köyleri ve evlerinin işaretlendiği, şeriata çağrıların yapıldığı, zorunlu din dersleri ile Sünni Hanefi Mezhebinin dayatıldığı bu süreçte gelin bir birimizin Xizir’ı olalım. Başta her sürekten Aleviler olmak üzere, vicdan sahibi herkesle zulme ve zulmata karşı gün dayanışmanın, birlikte olmanın günüdür diyoruz.

    Asma Xizir’i Firaz Bo! Meha Xizir’ i Pîroz Be! Xizir Cümlemizin Yar ve Yardımcısı Olsun!

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Xızır kolektif biçimde hayat sürmenin en güzel örneğini sergiler’-VİDEO

    ‘Xızır kolektif biçimde hayat sürmenin en güzel örneğini sergiler’-VİDEO

    PİRHA- Binboğa Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği yöneticisi Özkan Çinpolat, hakikatçı Alevilik geleneğinde Xızır’ı karşılama ritüellerini anlattı.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayı, birçok yerde tutulan oruçlar sonrasında bağlanan cemler ve lokmaların paylaşılması ile devam ediyor.

    “Hakikatçılar Xızır’a çok büyük anlam yüklüyorlar” diyen Binboğa Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği üyesi Özkan Çinpolat, Xızır ayının Aleviler için önemini ve Maraş yöresindeki Xızır’ı karşılama ritüellerini anlattı.

    “XIZIR, KOLLEKTİF HAYATIN EN GÜZEL ÖRNEĞİ”

    PİRHA: Xızır ayındayız. Her bölgede Xızır farklı karşılanıyor, farklı cemler yürütülüyor. Sizin kendi bölgenizde Xızır nasıl algılanıyor, nasıl tarif ediliyor?

    ÖZKAN ÇİNPOLAT: Bizim Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Binboğa köyünde biliyorsunuz hakikatçılar var. Hakikatçılar Xızır’a çok büyük anlam yüklüyorlar. Diğer bölgelerden farklı olarak biraz daha inançsal boyutunda, gelenek, görenek kısmında Xızır ayının bolluk, bereket getireceğine, baharın müjdecisi olduğuna dair bir inanış var. İnsanların birbiriyle yardımlaşması, dayanışması, kolektif bir biçimde hayat sürmesinin en güzel örneklerini sergilerler. İnsanlar lokmalarını hazırlarlar birbirleriyle paylaşırlar, zor günde olanlar birbirleriyle dayanışma içerisinde olurlar.

    “KÜSKÜNLÜKLER XIZIR AYINDA UNUTULUYOR”

    Günümüzde eski gelenek, görenek, kültür yaşatılabiliyor mu?

    Köylerden kentlere göçlerle beraber köylerimiz insansızlaştırılmaya çalışılıyor. Köylerde kalan insanlar ise Xızır’ı ellerinden geldiği kadar sürdürmeye çalışıyorlar. Akşam bir araya gelip oruçlarını açıyorlar. Hastalıklı olmayanlar oruçlarını tutmaya özen gösteriyorlar. Çünkü bu gerçekten onlar için çok büyük önem taşıyor. İnsanlar birbirleri ile olan ilişkisini, küskün, dargın olanların birbirlerine olan yaklaşımının hepsini Xızır ayında unutuyor ve bir araya gelip dayanışma gösteriyorlar.

    Birçok yörede Hızır oruçlarından sonra Hızır cemi yapılır. Sizin bölgenizde de böylesi bir gelenek söz konusu mu?

    Bizim bölgede böyle bir şey var ama kendi ilçem için bunu söyleyemem. Afşin’de yapılmıyor fakat Elbistan’da,  Pazarcık’ta, Nurhak’ta bu cemler yapılıyor. İmkânı olanlar canlarımız oraya gidip yapılan bu cemlere katılıyorlar.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Özen: Xızır bu alemde, bu doğada; Xızır sensin, benim-VİDEO

    Özen: Xızır bu alemde, bu doğada; Xızır sensin, benim-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Xızır’ın bütün Alevi süreklerinin ortak paydası olduğuna vurguda bulunarak, “Xızır zorda, darda kalan insana yetişendir. Sensin, öbürüdür, berikidir, benim” dedi. 

    Aleviler için kutsal olan aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayları tutulan oruçlar ve dağıtılan lokmalarla devam ediyor.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Maraş yöresinde Xızır karşılama geleneğini anlattı.

    “XIZIR ORTAK PAYDAMIZDIR”

    Xızır aylarında Alevi toplumunun en fazla huzura ihtiyaç duyduğu bir süreçte Alevilere ait ev ve köylerinin işaretlemeleri ile birlikte nefret suçları hız kazandı.

    “Xızır Alevilerin en önemli inancıdır” diyen Özen, tüm farklılıklara rağmen Alevi sürekleri içinde Xızır’ın ortak payda olduğuna işaret etti.

    Özen, “Xızır Alevi inancında aslında şahsen en çok değer verdiğim bir kavramdır” diyerek şöyle devam etti:

    “Bizdeki Xızır öyle aksakallı kır atlı Xızır değil. Xızır her şeydir, Xızır zorda, darda kalan insana yetişendir. Sensin, öbürüdür, berikidir, benim. Onun için biz hep Xızır’a inanmışız.  Bu alemde, bu doğada, bu dünyada her ne varsa, her şeydir. Alevilerin en önemli inancıdır. Biliyorsunuz Alevilikte de farklı görüşler ve farklı yorumlar var. Fakat Xızır bizim ortak paydamızdır.”

    “HAKİKAT MUHABBETLERİ YAPILIR”

    Xızır ayının Maraş’ta muhabbet ile karşılandığını söyleyen Özen, “Biz de Xızır orucu tutulur, lokmalar dağıtılır hatta kurbanlar da kesilir. Biz hakikatçılarız.  Hakikatçılarda Xızır cemi değil,  Xızır muhabbetleri vardır, biz muhabbet yaparız. Xızır ayı boyunca olanaklarımız olduğu sürece her gün muhabbet olur, sohbetler olur” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ ANKARA

  • ‘Xızır umut kapısı, bahara kavuşma umuduyla yaşanan bir inançtır’-VİDEO

    ‘Xızır umut kapısı, bahara kavuşma umuduyla yaşanan bir inançtır’-VİDEO

    PİRHA-Xızır inancını anlatan Derviş Cemal Ocağı’ndan Pir Hasan Hayri Şanlı ve Şeyh Delil Berxecan Ocağı’ndan Fırat Gezici, “Xızır umut kapısı, halkın bir zorluktan bir darlıktan çıkma umuduyla, bahara kavuşma umuduyla yaşanan bir inançtır. Xızır’ın Alevilikte ki önemi dar günlerde, zor günlerde hazır ve nazır olmasıdır” dedi.

    Aleviler için kutsal olan aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayı devam ediyor.

    Derviş Cemal Ocağı’ndan Pir Hasan Hayri Şanlı ve Şeyh Delil Berxecan Ocağı’ndan Fırat Gezici Xızır ayını anlattı.

    “ESKİDEN CEM YAPILIRDI VE TOPLUM BİRBİRİYLE KAYNAŞTIRILIRDI”

    “Biz doğaya inanırız bizim dinimiz doğaya inanmak” diyen Derviş Cemal Ocağı’ndan Pir Hasan Hayri Şanlı, Xızır ayına dair Dersim’deki gerçekleşen ritüellere değindi. Şanlı, “Kış ayları gelince malımız, davarımız hep içeride, sabah insanlar kalktığı gibi önce ahıra gider malına davarına bakar ondan sonra da Munzur’a iner ellerini yıkarlar ve dua ederler. Derlerdi ki  Munzur Baba toplumumuza refah ve mutluluk getir, 38 gitti bir daha geri dönmesin diye dua ederler. Biz doğaya inanırız, bizim dinimiz doğaya inanmak. Mesela görgü cemlerimiz vardı yani sorgulanma, arınma, barıştırılma. Bu yıl niyaz pişirdik ve babamın mezarına gittik orada dağıttık. Eğer eskisi gibi olsaydı o akşam ceme de gelirlerdi perşembe akşamı komşular niyazlarıyla beraber gelirlerdi. Cemde dargın olanlar barıştırılırdı, sorun çözülürdü sorun çözüldükten sonra babam diyordu ki gelin komşular birliğimiz, huzur ve güven için gelin hakka çağıralım deyip sazını alır ceme başlardık. Gaxan ayı geldiği gibi cemler başlar her hafta cem yapılırdı toplum birbiriyle kaynaştırılırdı. Bazı yerlere sekiz gün oruç tutuyorlardı, kurbanları vardı kurbanlarını kesiyorlardı birde kavut yapıyorlardı o akşam da cem yapılır ve insanlar toplanırlardı” diye vurguladı. 

    “ARTIK ESKİ RİTÜELLER YERİNE GETİRİLMİYOR”

    Xızır ayının Dersim’de özel olarak karşılandığına işaret eden Şeyh Delil Berxecan Ocağı’ndan Fırat Gezici ise Dersim’in hemen her yerinde bir Xızır nişangahı olduğunu söyledi.

    Dönem içinde gerçekleşen ritüel uygulamalarının zayıfladığına ayrıca değinen Gezici şöyle konuştu:

    “Xızır umut kapısı, halkın bir zorluktan bir darlıktan çıkma umuduyla, bahara kavuşma umuduyla yaşanan bir inançtır. Xızır’ın Alevilikte ki önemi dar günlerde, zor günlerde hazır ve nazır olmasıdır. Xızır’ın Dersim’de ayrı bir özelliği var Xızır’ın Dersim’de her yerde nişangahı var. İnsanlar oralara gidip niyazlanırlar. İnsanlar buğdayı kızartırlar yüksek bir yere koyarlar sabah kalktıklarında ilk olarak o tepsiye bakarlar eğer tepside el izleri varsa Xızır buradan geçmiştir ve bolluk, bereketlik gelmiştir o eve. İnsanlar o gün kavut yapar, göme yaparlar ev ev dolaşırlar, mezar ziyaretleri yaparlar. Akşam da köylüler toplanır ve dede insanlardan rızalığını alır ve insanlara da birbirinden rızalığını aldırır, duasını ve gülbengini verir ve cem yapar. Şuan da Xızır ritüelleri eskisi gibi değil çünkü; eskiden dedeler, pirler, talipler hep beraberdi, bir okul gibi birbirlerini eğitirlerdi. Şimdi pirler, talipler birbirinden kopuk yaşıyorlar ve bu ritüeller yerine getirilmiyor. Artık ne pirlik, ne kirvelik, ne de musahiplik biliniyor, bunlar hep inanç sisteminin eksikliğinden kaynaklanıyor. Köylerin boşaltılması, insanların birbirinden uzak yaşaması gibi engelleyici durumlar da var.”

    CİHAN BERK/DERSİM

  • ‘Xızır, yeniden doğuşun mührüdür; yaraların merhemi, ekinlerin bereketi, suyun zelâl oluşudur’

    ‘Xızır, yeniden doğuşun mührüdür; yaraların merhemi, ekinlerin bereketi, suyun zelâl oluşudur’

    PİRHA-Xızır ayına ilişkin konuşan Kureyşan Ocağı mensubu Ana İlkin Yüksel Çağlayan, “O olmadan yürünmez hiç bir yol. O, kudret o Hakk’a gidilen yolda rehberdir. Sevgide yeşillik, inanç ve itikatta ilk ve son kabul kapısıdır” dedi.

    Neval Tuğrul, Ana İlkin Yüksel Çağlayan ile röportaj havasında muhabbet gerçekleştirdi. Çağlayan, Xızır ile var olan inanca sahip insanların, Xızır’ı yok saymalarının kendi var oluşlarıyla birlikte evreninde gerçekliğini yok saymak olduğuna vurguda bulundu.

    Aleviler için kutsal olan aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayı devam ediyor.

    Neval Tuğrul ile Kureyşan Ocağı mensubu Ana İlkin Yüksel Çağlayan arasında gerçekleşen muhabbeti olduğunu gibi paylaşıyoruz.

    Neval Tuğrul: Senle yapacağımız muhabbetten önce isterim ki okuyucularda seni tanısın. Biraz kendini anlatır mısın?

    İlkin Yüksel Çağlayan: “Dersim kökenli olup Dersim’den uzaklarda büyüdüm. Burada büyüseydim sanmıyorum öze varabilirdim. Sistemin içinde kalan mutlaka sistemden bir şeyler alıyor. Uzaklığım (bedenen) ruhumu korudu. Ruhum tek başına izledi Dersim’i. Sevgiyi, aşkı, Düzgün Bawa’yı, Munzur Bawa’yı, Gole Çetu’yu… Her şeyi izledim sessizce. İrdeledim ve sorguladım… Tek başıma kimseye danışmadan kimsenin fikrini almadan. İzledim sadece ve yıllarımı aldı bu süreç. İyi ki de almış o yılları, konuşunca bile hüznüme gülümsüyorum.”

    “O OLMADAN OLMAZ HİÇBİR ŞEY”

    Neval Tuğrul: Alevilerin ibadet takviminde önemli bir yere sahip olan Xızır ayındaydık ve Xızır aşkına, Xızır için yapılan ibadetler tutulan oruçlar bu hafta son buldu. Xızır ayı ne zamandır, bu ayda ibadet ve ritüeller nasıl olur, kaç gün oruç tutulur gibi bilgiler zaten yazılı ve kayıtlı hale dönüştü ve yeterince aktarılıyor artık. Bu gün Xızır ayının tamamlanmış olması vesilesiyle meyman olduk sana. Rızan varsa Xızır’ın sendeki manasını paylaşabilir misin bizlerle?

    İlkin Yüksel Çağlayan: Onun varlığı içimdedir. Mekânı ruhumdur. Aklim, bedenim zikrimdir. O olmadan olmaz hiçbir şey. O olmadan yürünmez hiç bir yol. O hissedilmeden erilmez hiç bir makama. Makam dediğim hani dünyevi bir başkanlık bir müdürlük falan değildir. O, kudret o Hakk’a gidilen yolda rehberdir. Sevgide yeşillik, inanç ve itikatta ilk ve son kabul kapısıdır! O itikattın deryasında eflatundur. Onsuz hiç bir evrensel bilgi (şifre) alınmaz. Evrenselliğe Xızır el verir, nefes katar nefesine. Xızır babamızı tam anlayıp oturtan ruh hiç bir kaybında onu suçlamaz aklından bile geçirmez onun suçluluğunu, (yani yetişmemiş olmasını) bu hadsizlik olur onun yüceliğine.

    Neval Tuğrul: Xızır’ı anlayanın onu suçlamayacağını ilk nasıl fark ettin? İnsanın anlamlardan bu kadar uzaklaştığı bir zamanda anlamanın sırrı nedir?

    İlkin Yüksel Çağlayan: Denk gelirdim arada evlatları öldürülmüş analara. Onlar ağıtlarında hiç suçlamıyorlardı. Sadece sevgiliye dert anlatıyorlardı. Anlamıyordum o vakitler. Benim oğlum öldürülse Xızır’ı da Düzgün Bawa’yı da reddederdim diyordum kendime. Evladım öldürülecek ve ben onlara isyan mı etmeyeceğim diye irdeliyor ve yoruyordum… Bilinç denilen o zıkkım öğretilmişliklerle doludur. Anlamak zekayla olmuyormuş. Bunu öğrendim. Anlamak (hissetmek) ruhlara bahşedilen bir enginlikmiş meğerse. Ruhun bildiğini zavallı akil nerden bilsin?

    Neval Tuğrul: Öğretilmişliklerden kurtulmak için sorgulamak gerekir o zaman. Bunca öğretilmişlikten ve gerici düşüncelerden arınıp  Xızır’a atfedilen manayı anlamak, onu bilmek zor değil mi?

    İlkin Yüksel Çağlayan: Yaşamın içinde sorgulamayanlar sıradan kalırlar. Sorgulamak sürüyü terk etmeyi gerektirir! Atalarımız, ezelden, ebediyetten sorguladılar ve hep ayrı durdular yobazlıktan. Onlar yenilmediyse biz neden yenilelim ki? Onlarda var olan bizde neden yok olsun ki? Hangi güç yeterdi biz bizi terk etmeyince, bizim ışığımızı hangi karanlık alabilirdi bizden! Alamazlar, almaları mümkün değildir. Ancak biz izin verirsek onlar bizi karartabilirler. Buna izin vermemektir Xızır’ı bilmek.

    Neval Tuğrul: Sorgulamadan manaya ulaşılmaz elbette. Herkesin sorgulamaktan kaçıp ruhsuz, tabiri caizse birer robota dönüştüğü bu zamanda köklerinden kopmadan sorgulamak çok zor iş.Dersimli bir Ana olarak Dersim’de yaşanan  inanç biçimi sorgulamalarında belirleyici oldu mu?

    İlkin Yüksel Çağlayan: Sorgulanmayan hiç bir şey yerini bulmuyormuş. Ben sorgularken güzel Nevalim niçin başkasıyla meşguldüm? Ne pir ne hakk nede hakikati sorguladım. Biz niye başkayız? Biz kimiz, kimlerdeniz? Neden Pir kıymetli? Neden Düzgün Bawa kutsal? Neden Munzur’a hem ağıt hem aşk olunurdu? Güneşe nenelerimiz niye yakarırdı? (Hoş geldin. Xer ama. Karşılama…) Neden niye/kime, kim için… İçinlerle devrildim, evrildim. Bir hasrette yandım hastalandım. Kimseden bir açıklama beklemedim. Ben bunu bulacağım dedim. Dersim (Mamekiye) bu acı ve aşk ile yoğrulmaya razı geldiğimde; Kavradım ki biz bize yolcu imişiz! “Irkımız yok” diyen atalarımıza küstüm, onlara kızdım, onlar da üzülsünler ben gibi dedim çok zamanlarda! Irkımız yoksa biz kimiz diyecektik soranlara.

    “XIZIR EVRENİN KİLİDİDİR”

    Neval Tuğrul: Güneşe secde eden bu kadim felsefede doğanın ve evrenin döngüsü içinde Xızır kimdi? Onu bilmek senin özünde hangi gerçeğin kapılarını açtı?

    İlkin Yüksel Çağlayan: Xızır deryaların, denizlerin, ummanların sonsuzluğun sorumlusudur. Onu bilmeyen öz hep yenilir. Hani yaradan diyordu ki; “Beni unutmazsanız bana geri döneceksiniz” Xızır’dan geçmeyen ona nasıl dönsün ki? Xızır evrenin kilididir. Yaraların merhemi, ekinlerin bereketi, suyun zelâl oluşudur. Gönüllerin muradı, yaralı ciğerlerin sabrı, zulme dayanmanın noktasıdır. Yeniden doğuşun mührü, ruhların ummanıdır. Daha başka neyi anlatmak gerekir ki…”

    Neval Tuğrul: O zaman kendini bilmek Xızır’ı bilmektir, Xızır’ı bilmek Evren’i bilmektir diyebiliriz. Peki dünyevi gerçeklere karşı Xızır ile açılan kapılardan geçip evrenin ve kainatın ummanına dalmak her insanın yapabileceği bir şey mi?

    İlkin Yüksel Çağlayan: Xızır ile var olan bir inancın insanları, onu yok sayarken kendi var oluşlarıyla birlikte evreninde gerçekliğini yok sayarlar. Gerçekliği inkâr kendini yok ediştir! Dünyevi gerçeklere yenik düşenler. Kâinatın gerçekliğine kanat çırpamazlar… Yürekli insanların işidir kâinatla dans etmek!.

    “XIZIR YAŞAMIN ŞİFRESİ VE MÜHRÜDÜR”

    Neval Tuğrul: Bunca zorluğun, darlığın içinde sonsuz sorgulamalarla yapayalnız bir yolculuk bu. Ruh ile bakmaya erdiğinde ışığın sevgi olmuş. Şehir şehir, ülke ülke, insan insan bazen ayaklarınla, bazen ruhunla gezerken insan kılığındakiler veya insan “oğlu” nun sana engel olduğu zamanlarda Xızır’ı hissettin mi?

    İlkin Yüksel Çağlayan: O zorlu sorgulamalarda bir baktım ki dilim her hep “Ya Xızır” diyor… Ya Xızır, Ya Xızır Ya Xızır… Sonu yoktu bu inlemelerimin. İçimdeki acıydı Xızır. O acıda bana dokunsun diye mi bekliyordum bilmiyorum… Hatırladığım tek şey, Seni seversem, mutlaka sen de seviyorsun. Ben seni bulacağım. O nefessiz vakitlerimde ondan hiç vaz geçmedim. Bir an bile. Onun beni duyacağını bana yol göstereceğine inandım. Karşılığında bir ödül bir madalya beklemeden onu sadece aşk kadar derin bir ateşle sevdim. Ayrı kalmışlıkta, hasrette yanan bir yavuklu gibi sevdim sadece. Sadece sevdim. Sevgiye değen her duygu can bulurmuş. O vakitler bilmiyordum.

    Neval Tuğrul: Dokundu mu ruhuna Xızır? Nasıl varlık/can buldu? Evliyalar, Erenler, Yol Evlatları yüreğine yoldaş oldu mu?

    İlkin Yüksel Çağlayan: Dedelerimizin yüreklerine bin yüreğimi kurban ederim. Xızır aşkında, Düzgün Bawa’nın mekanında. Cesarettir Xızır’ın dokunduğu ruhlar. Bu yüzden atalarımızın cesareti bu asırda bile sorgulanır. Bilmeyenler sorgularlarsa cevap bulurlar. Xızır hava, Xızır su, Xızır bilgi, Xızır yaşam, Xızır merhamet, Xızır barış, Xızır adalet, Xızır bahardır…  Xızır yaşamın şifresi ve mührüdür. Alabilenlere aşk olsun..

    PİRHA/DERSİM

  • FEDA, İsviçre’de Xızır lokması pay etti-VİDEO

    FEDA, İsviçre’de Xızır lokması pay etti-VİDEO

    PİRHA-FEDA, Xızır ayı dolayısıyla Rathaus Meydanında Xızır lokması pay etti.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayı, birçok yerde tutulan oruçlar sonrasında bağlanan cemler ve lokmaların paylaşılması ile devam ediyor.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Xızır lokmasını, öncelikle İsviçre Zürich Bahnhofunda bulunan Hahnhofhilfe yardım kurumuna teslim etti. Ardından, Rathaus Meydanında, Pir Mahmut’un verdiği Gülbengle lokmalar cümle canla pay edildi.

    Pir Mahmut Utabay kısa konuşma yaptı. Utabay, “Yardıma muhtaç bir misyon olarak yüklenmiştir. Lokmalarımızın bir kısmını bir hayır kurumuna bağışladık orada yardıma muhtaç insanlar bu lokmaları pay aldılar. Geri kalan lokmalarımızı da kendi aramızda paylaştıracağız onun için buradayız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD İstanbul şube Xızır lokması pay etti

    DAD İstanbul şube Xızır lokması pay etti

    PİRHA-DAD, Xızır Ayı vesilesiyle Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemeevi’nde lokma dağıttı.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayı, birçok yerde tutulan oruçlar sonrasında bağlanan cemler ve lokmaların paylaşılması ile devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Xızır Ayı vesilesiyle Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Cem bağlayıp, lokma dağıttı. İlk olarak çerağların uyandırıldığı cemde Hızır’a ilişkin bilgiler verildi. Ardından semahlar dönüldü, lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçı Zeynep Kılıç: Xızır Alevi kültüründe simgesel anlamda kurtarıcı, yol gösterici ve umuttur-VİDEO

    Sanatçı Zeynep Kılıç: Xızır Alevi kültüründe simgesel anlamda kurtarıcı, yol gösterici ve umuttur-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Zeynep Kılıç, içinde bulunduğumuz Xızır ayına ilişkin “Xızır Alevi kültüründe simgesel anlamda kurtarıcı, yol gösterici ve umuttur. Dirilmenin, var olmanın adı zalime ceza yoksula şifadır. Dileklerin gerçekleştiricisi, toplumun birlik ve beraberlik simgesidir” dedi.

    Aleviler için kutsal olan aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayı devam ediyor.

    Dersim inancında Xızır her yerde olduğunu vurgulayan Dersimli sanatçı Zeynep Kılıç, “Mesela zorlu bir işe girdiğimizde önce ya Xızır deriz bizim darımıza yetişeceğine inanırız. Xızır benim için büyük bir enerji kaynağıdır benim için var olan zor durumumda yetişeceğine inandığım bu dersim inancı ve kültüründe de bu böyledir her zor durumumuzda Xızır diye sesleniriz çağırırız” dedi.

    “XIZIR AYI BOLLUĞUN VE BEREKETİN AYIDIR”

    Xızır Alevi kültüründe simgesel anlamda kurtarıcı, yol gösterici ve umut olduğunu söyleyen Kılıç, “ Dirilmenin, var olmanın adı zalime ceza yoksula şifadır. Dileklerin gerçekleştiricisi, toplumun birlik ve beraberlik simgesidir. Eskiden köydeyken çocukluğumdan hatırlıyorum cemler tutulurdu. Ama köy evlerinde kalabalık olup bir araya gelinirdi niyazlar yapılır, lokmalar dağıtılırdı her köyde Xızır ziyareti vardı ziyaretlere gidilir orada çerağlar yakılır, niyazlar dağıtılırdı. Birlik ve beraberlik içerisinde yapılırdı. Xızır ayı bereketin ve bolluğun ayıdır. Mesela çeşmelere gidilir oradan sular getirilip evlerin içine serpilir, ahırlara serpilir bolluk bereket olsun diye. Şuan günümüze baktığınızda şehirlerde bu gelenek pek uygulanmıyor” diye konuştu.

    “YENİ NESİLE BU RİTÜELLERİN UNUTULMAMASI İÇİN AKTARMAMIZ LAZIM”

    Bu ritüellerin unutulmaması için evimizde çocuklarımıza bunu anlatıp bunları yaşamamız gerekiyor ki yeni nesile bu kültürü aktarabilelim diyen Kılıç şöyle konuştu:

    “Köyde yaşıyor olsaydık bu kültürü daha fazla devam edebilirdik günümüze kadar getirebilirdik ama insanlar farklı yerlere yerleşti farklı yerlerde yaşamlarını sürdürüyorlar. Şimdi ne kadar bunları yerine getiriyorlar bilemiyorum ama eskiden bunlar vardı. Ama günümüzde biz bunları evimizde uygulamıyorsak, geleceğe taşınmaz” dedi.

    CİHAN BERK/DERSİM

  • Bornova Dersimliler Derneği, Xızır lokmalarını paylaştırdı-VİDEO

    Bornova Dersimliler Derneği, Xızır lokmalarını paylaştırdı-VİDEO

    PİRHA- Bornova Dersimliler Derneği, Xızır ayı dolayısıyla lokmalarını paylaştırdı.

    Hızır ayında olduğumuz bugünlerde Aleviler bulundukları her yerde Hızır lokmalarını palaştırmaya devam ediyor. Hızır Orucu da pandeminin gölgesinde tutuluyor.

    Bornova Dersimliler Derneği pandemi koşullarına uygun olarak Xızır lokmalarını paylaştırdı. Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz’ın lokma duası verdiği lokma paylaşımına çok sayıda yurttaşın yanı sıra Bornova Belediye Başkanı Mustafa İduğ da katıldı.

    Pandemi nedeniyle lokmalar paylaştırılmak üzere kolilere paketlenirken, bir çok yurttaş da pişirdikleri lokmalarını beraberinde getirdi.

    “DERSİM ÜZERİNDEKİ BASKI, İNKAR VE İMHA DEVAM EDİYOR”

    Xızır ayının barış ve dayanışma ayı olduğuna vurguda bulunan Bornova Dersimliler Başkanı Barış Çelik, Dersim coğrafyası üzerinde inkar ve talan projelerinin hız kesmeden devam ettiğine dikkat çekti.

    Son dönemlerde hız kazanan siyanürle maden aramaları, inanç mekanlarına iş makineleri ile müdahaleler, ekosistemin tahrip edilmesi, avcılık ve dağ keçilerinin toplu ölümleri ile Dersim’in tümden bir imha politikası ile karşı karşıya kaldığına işaret eden Çelik, şunları belirtti:

    “Dersim kadınlara güne ilk Xızır ile başlarlar. Çocuklarına, bebeklerine ilk Xızır’ı öğretirler. Bizler bu kültürü ve inancı bu kurumlarda yaşatmaya çalışıyoruz. Lokmalar paylaşıldığında insanlar küskün de olsa o lokmaları geri çevirmezler. Xızır barış, kardeşlik ve saygı ayıdır. Lokmaları ilk doğadaki canlılar ile daha sonra kendimiz ile paylaşırız. 38’den bu yana katliam ve baskılara da maruz kalsak hiçbir zaman bu inançtan vazgeçmemişizdir. Baskı, inkar ve imha politikaları her daim devam etti. Ziyaretlerimizin dokusu ile oynanmak istenmektedir. Munzur Gözeleri peyzaj çalışmalarına açıldı. Ormanlarımız düzenli olarak yakılmaktadır. Herkesin kutsal saydığı dağ keçileri avcılık adı altında katledilmektedir. Maden arama şirketlerimizi siyanür ile doğamızı talan etmektedir. İmara açılan arsalar dışarıdan getirilenlere peşkeş çekilmektedir. Gülistan Doku daha bulunamamıştır ve kanayan yaramız olmuştur. Dersim, devrimci değerleri olan bir şehirdir ve bu gibi sorunlara çözüm üretecektir. Bunu da Türkiye halkları ile birlikte dayanışma ile başaracağız.”

    Pandemi nedeniyle kolilere hazırlanan lokmalar, Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz’ın gülbenkleri ile ihtiyaç sahiplerine paylaştırıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Dersimlilere Xızır’ı sorduk: Kalbimizdeki dayanışma kültürüdür Xızır-VİDEO

    Dersimlilere Xızır’ı sorduk: Kalbimizdeki dayanışma kültürüdür Xızır-VİDEO

    PİRHA-Dersimli yurttaşlara, Xızır ayını sorduk. “Xızır, Alevi inancında büyük bir öneme sahip. Eskiden yerine getiriliyordu ama bu inancımız son yıllarda unutulmuş gibi” ifadelerini kullandı. Yurttaşlar Xızır’ın bir dayanışma kültürü olduğunu vurguladılar. 

    Aleviler için olan Xızır ayı devam ediyor. Dersimlilere Xızır’ı sorduk.

    “XIZIR İNSANLARIN KALBİNDEKİ DAYANIŞMA KÜLTÜRÜDÜR”

    Dedelerinden kalma bir gelenek olduğunu söyleyen Ali Rıza Gözlü, Bunu kendi çocuklarımıza da öğretmek için yapmaya çalışıyoruz. Xızır ayında lokmamızı hazırlıyoruz, bazıları kurban kesiyor, niyaz pişiriyor, mumunu yakıyor bu şekilde bu inancımızı kaybetmemeye çalışıyoruz” dedi.

    Xızır ayının toplumsal bir yaşamın ritüeli olduğunu belirten Veysel Aksoy, “Yaşam içerisindeki dayanışma kültürüdür. Zorda olana yardım etme, kolektif bir yaşamın ortaya çıkardığı bir inanç biçimidir. Günümüzde bu kültür kendi yaşamımızda pek pratikleşmiyor sadece belirli aylarda kurban kesme ve niyaz dağıtmayla sınırlı kalıyor. Xızır insanların kalbindeki dayanışma kültürüdür” diye konuştu.

    “ESKİYE DAİR BİR ŞEY BULAMIYORUM”

    Suna Çiçek ise “Xızır ayını çocukluğumdan bilirim üç gün oruç tutulurdu” diyerek şunları kaydetti:

    “Pir, taliplerine gelirdi. Bizde buğday sacda kavrulur, el değirmeninde öğütülür ve kavut denilirdi buna. Perşembe günü kavut yapılırdı ama şimdi dönüp baktığımda eskiye dair hiçbir şey bulamıyorum.”

    “İNANCIMIZ SON YILLARDA UNUTULMUŞ GİBİ”

    Hasan Sönmez ise Xızır ayını şöyle anlattı:

    “Hz. Ali ve Hz. Fatma’nın çocuklarının hastalanıp üç gün yatağa düşmesiyle beraber tuttukları üç günlük Xızır orucu o günden bugüne geleneksel olarak devam etmektedir. Fakat bugün bu oruçlar toplumsal olarak yaygın değil de bireysel olarak tutulmaktadır. Eski ritüellerini kaybetmiştir. Bunun nedeni de köylerden olan göçler, pirlik sisteminin değişmesi, bilimsel verilerin daha farklı bir ortama dönmesiyle beraber Xızır ayında oruç tutma azaldı.”

    “İNSANLARI AYDINLATMAMIZ LAZIM”

    Xızır orucunun Alevi inancında büyük bir öneme sahip olduğunu söyleyen İbrahim Aşkın, “Eskiden bu inancı yerine getirebilmek için birlik beraberlik vardı. Bu inancı dayanışma sonucu herkes yerine getiriyordu. Ne yazık ki inancımız son yıllarda unutulmuş gibi. Sürdürülen bu inancın bizden sonraki kuşaklara sürdürülebilir bir duruma getirmek için bizim de bu konuda insanları aydınlatmamız lazım” dedi.

    Niyaz dağıtıyorduk, ziyaretlere gidiyorduk diyen Hüseyin İnaç da, “Kutsal mekânlarımıza gidip niyazımızı dağıtıyorduk. Bu sene evde pişirdik, komşulara dağıttık her sene yapıyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İmam Bakır: Ceme bir aşk meydanı olma hissiyatını veren zakirlerdir-VİDEO

    İmam Bakır: Ceme bir aşk meydanı olma hissiyatını veren zakirlerdir-VİDEO

    PİRHA- İmam Bakır, zakirliğin Alevi inancındaki karşılığını ve Xızır’ın önemini anlattı. Bakır, “Zakir, ceme gerçekten bir aşk meydanı olma hissiyatını veren, ruhsal anlamda en büyük yürütücüdür” dedi. 

    Alevi inancında kutsal bir yer edinen Xızır ayının önemini bir de Zakir İmam Bakır’ın dilinden dinledik. Darda ve zorda olana yetişen Boz Atlı Xızır, deyiş ve nefeslerde nasıl anlatılıyor, Adıyamanlı Zakir İmam Bakır anlattı.

    Uzun yıllar müzik eğitmenliği de yapan İmam Bakır, deyiş ve nefeslerin kendisinde uyandırdığı duyguyu ve bağlama ile olan buluşmasını şu sözlerle anlattı:

    “Deyişlerin, aslında melodilerden daha çok içindeki anlam ve manaya biraz yürek ve kulak vermek gerektiğini düşünüyorum. Derinlikli insan, bilincini, gönlünü ve yüreğini verdiği zaman ruhsal anlamda gerçekten de doğa, evren bütün kavramları sözlü bir şekilde içeren, melodik formatıyla müthiş bir etkisi oluyor. Deyişleri dinlerken müthiş bir haz aldım. Gerçekten kendimi içinde buldum ve onu da kendi içimde keşfetmem gerektiğinin farkına varıp ve bağlamaya başladım.”

    “XIZIR BİZİM İÇİMİZDE”

    Zakir İmam Bakır, Xızır’ın her dönemde ve birçok kutsal kitapta da farklı isimlerle karşılığı olduğunu belirterek “Rey-hak Alevi inancında Xızır farklı bir yer edinmiş. Xızır denince güneşin bize verdiği enerji, ayın, yıldızların bize verdiği o nur geceyi aydınlatan, her zaman ve yaşamın her alanında her nefes alışverişimizde aslında Xızır ile bire biriz” ifadelerini kullandı.

    Xızır’ın insan içinde olduğunu söyleyen İmam Bakır, anlatımına şu sözlerle devam etti:

    “Sen Xızır’sın, ben Xızır’ım. Sen benim Xızır’ımsın, ben senin Xızır’ınım. Bizim kültürel anlamda da günlük yaşamımızda da yerden kalkarken bile ‘Ya Xızır’ deyip kalkılır. Ya da bir işe başlanacağı zaman ‘Ya Xızır’ deyip ondan destur, himmet alıp bu şekilde işe başlanır.

    Biri güzel bir şey yaptığı zaman, bir yardımda, katkıda bulunduğu zaman ‘Xızır Yoldaş’ın olsun, arkadaşın olsun,  Xızır her daim seninle olsun’ denilir. Xızır bizim kültürümüzün en büyük parçasıdır.”

    “ZAKİR, RUHSAL ANLAMDA CEMLERİN EN BÜYÜK YÜRÜTÜCÜDÜR”

    İmam Bakır, ‘Alevi inancında, cemlerde zakirliğin nasıl bir önemi var’ sorusuna da yanıt verdi. Bakır, bağlı olduğu Avuçan Ocağı’ndan Seyit dededen çok feyz aldığını ifade ederek şunları aktardı:

    “Zakirlik anlamında ilk ceme katıldığımda 9 yaşındaydım. Cemlerden önce Salı çarşamba ve perşembe oruç tutulur, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gün olan Perşembe bizim için kutsaldır. Cemlerimiz genelde o gece yapılır. Herkesin getirmiş olduğu Xızır lokması bugünkü yapılan cemlerde olduğu gibi cemden sonra tüm canlarla paylaşılır. O gün Xızırın kültürü, biçimi, felsefesi, inancı nedir biraz daha farkına varıyorsun.

    Dedelerimiz eskiden cemlerde kendileri çalıp, söyleyip cemleri yürütürlerdi. Benim ve benim gibi olan canlarımızın desteği ile dedelerimizin yanında zakirlik yapmaya çalışıyoruz.

    “ZAKİR CEMLERDE YÜREKLERE DOKUNANDIR”

    Zakirliğin kültürümüzdeki ve cemlerdeki yerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Pirden, dededen sonra cemin yürütmesinde, cemin gerçekten bir aşk meydanı olması hissiyatını veren, ruhsal anlamda en büyük yürütücüdür diye düşünüyorum. Zakir, nefesi, sesi, sesinin yanıklığıyla, deyişleriyle, duazlarıyla, mersiyeleriyle yüreklere dokunandır. Cemlerde zakirliğin büyük bir önemi var, diye düşünüyorum.

    “ÖZGÜN CENAZE ERKANI SÜREÇ İÇERİSİNDE ASİMİLE OLDU”

    İmam Bakır, cenaze erkânlarında, nefeslerin bağlama ile birlikte seslendirmesine de değinerek “Buna karşı olanlar açısından bir çelişki söz konusu. Bizim erkânımız tamimiyle cemdir. Görgümüzde, sorgumuzda, mahkememiz de, öğretimimiz de orasıdır. Canlarımızın bağlama eşliğinde, nefeslerle cenaze erkânı yürütülmesi çok doğrudur” dedi. Bakır, “Yapılanlar belki de geç kalınmışlıktır” diyerek şöyle devam etti:

    “Toplumun sürekli baskı altında olması, inancın yasaklı olması, sürekli kendi yaşamını idame etmek gibi telaş içerisinde olduğu için kendisine ait özgün cenaze erkânı süreç içerisinde bir şekilde asimile oldu.
    İçerisinde yaşadığı toplumu inançlarına, dini biçimine göre biraz da kendini kabul ettirmek adına bunu başkasını yadırgamak ya da yanlıştır demiyorum tabii ki herkes inandığı şekilde ibadet ritüelini de cenaze erkanı da yürütebilir.

    Bağlamayla, nefesle, dedenin gülbeng ve önderliğinde o meydanı açması, Hakk’a yürümüş olan canımızın o şekilde sırlaması bana göre çok çok yerinde ve doğru bir tavırdır.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Pir Mustafa Mısır: Xızır inancı görmezden gelindi, ötelendi, değersiz kılındı

    Pir Mustafa Mısır: Xızır inancı görmezden gelindi, ötelendi, değersiz kılındı

    PİRHA- Üryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır, Alevi toplumunun kutsallarından Xızır inancının görmezden gelindiğini ve ötelendiğini söyledi. Mısır, “Bugünkü gibi yollar, uçaklar, arabalar yoktu ve bu insanların çoğu yolsuz, yolaksız yerlerde yaşıyorlardı. Ama oturup kalkmaları Xızır’la idi. İnsanlar dört gözle Xızır ayını beklerdi. Şimdi ise Aleviler kendi eli ile Xızır’ı değersiz kılıyor’ diye konuştu.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayı, birçok yerde tutulan oruçlar sonrasında bağlanan cemler ve lokmaların paylaşılması ile devam ediyor.

    Üryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır, Xızır aylarının Aleviler için önemini ve Maraş-Malatya-Adıyaman hattındaki Xızır’ı karşılama ritüellerini PİRHA’ya anlattı.

    “XIZIR İNANCI GÖRMEZDEN GELİNDİ, ÖTELENDİ” 

    Mısır, kışın tüm zor şartlarına rağmen rutin işlerin yapıldığına ve büyük bir heyecan ile Xızır ayının beklendiğine dikkat çekerek, Xızır’ın Alevilerin günlük işlerinden toplumsal ilişkilere dair yaşama sirayet ettiğine değindi.

    Mısır, “Hızır’ın bir sıfatı yok. Bizim orada Xızır her gittiği yere bereket getiren, zorda kalanın derdine derman olandır. Xızır insan donunda insana yaklaşır, yardım eder. Xızır bereket, aynı zamanda yokluktur da. Sana her şeyi bahşedendir ama sen onun gereklerini yerine getirmediğinde elinden her şeyi alanda odur. Hakk’ı, Xızır’ı yüreğinde taşımıyorsan ve kendin Xızır olamıyorsan onu çağırmanın da bir anlamı yok. Son dönemlerde ise İslamiyet ile birlikte ehlibeytin inancımıza girmesi ile Xızır inancı görmezden gelindi, ötelendi” diye konuştu.

    “BİZ PARASIZ YAŞAMAYI BİLEN BİR TOPLUMDUK”

    “Aleviler doğaya inanan bir inancın evlatları. Yeri gelir çeşmenin gözüne, ağacın dibine, dağın başına veya ziyaretine gider” diyen Mısır, Xızır ayından hemen önce Maraş- Malatya hattında Gaxan (serê salê –yılbaşı) ile iç içe olan Xızır’ı karşılama ritüellerinin büyük bir heyecan ile yapıldığına vurguda bulundu.

    Mustafa Mısır, şöyle konuştu:

    “İnancımız yerin, göğün ve doğanın inancıdır. Bugünkü gibi yollar, uçaklar, arabalar yoktu ve bu insanların çoğu yolsuz, yolaksız yerlerde yaşıyorlardı. Ama oturup kalkmaları Xızır’la idi. İnsanlar dört gözle Xızır ayını beklerdi. Xızır ayının gelmesinden önce 21 Aralık en uzun ve en karanlık gecedir. 21’inden sonra serê  salê  (senenin başı) gelirdi. Geleneksek kutlamada hepimiz erkektik ve hiç kadın yoktu. Birine kadın elbisesi giydirilir, diğer erkek ise Xızır’ın donuna girer, ak sakallı yapılırdı. O kış gününde kapı kapı gezilirdi. O zaman paranın bir kıymeti yoktu, ki parada yoktu. Biz parasız yaşamayı da bilen bir toplumuz. Gittiğimiz evlerden un, bulgur alırdık. Bütün haneleri gezerdik. Toplanan un ile bir kömbe (niyaz-lokma) yapılırdı. Artan ise ihtiyacı olan ailelere bacadan bir iple bağlanarak verilirdi. Kimin getirdiği bilinmezdi.”

    “DARDA OLANA ELİNİ UZATMAZ İSEN XIZIR SENİN CARINA NEDEN YETİŞSİN?”

    Pir Mustada Mısır, zorlu geçen kış şartlarında toplumsal dayanışma ile kimsenin aç kalmadığını ifade etti.

    Mısır, ayrıca Xızır günü genç erkek ve kadınların tuzlu gıdalar alarak su içmediğini, o gün kim rüyada gördüğü kişiye su verirse onunla evleneceğine inandıklarını sözlerine ekleyerek, “Xızır sevginin inancıdır. İnsanlar dört gözle Xızır ayını beklerdi. Hızır hangi eve gelirse bereketlidir, korunaklıdır. Saklayandır, bekleyendir, gözleyendir. Lokmalar yapılıp dağıtılırdı. Hatta lokmanın içinde Kürtçe pîroz koyardık; kimin payına düşer ise o daha çok şanslıdır. 3 gün oruç tutarlardı. Herkes tutardı ama bu oruçları en çok gençlere sevdiriyorlardı. 3 gün boyunca su içilmiyordu. Kim yediği tuzlu lokma sonrası rüyasını görür ise onun muradı kabul olurdu. Eğer rüyada bir genç bir kadın bir erkeğe yada erkek bir kadına su veriyor ise onun dileği kabul oluyordu. İnsanlar saf, temiz ve dürüstlerdi. Bir insan saf, temiz ve dürüst ise Xızır zaten onunla beraberdir. Babam bazen odun keser iken, ‘Oğlum büyük kütükleri saklayın Xızır ayında sabaha kadar yansın. Geçenlerde bulunduğumuz bir yerde köylümüz olan bir doktor hastanede yatıyordu. Köyde olan babası beni aradı ve ‘Piro, Hakk çocuğumu bana bağışlasın diye kolu komunun kapısına gittim niyaz oldum’ dedi. İnancın güzelliğine bakın. Şimdi sen onun yüreğindeki sevgiyi, inancı alırsan geriye ne kalır? Bomboş bir şey kalır. Sen darda, zorda olana elini uzatmaz, düşeni kaldırmaz, ağlayanı güldürmez isen sen dara düştüğünde Xızır senin carına neden yetişsin ki? Yanındaki, karşısında olanı sevmeyen görünmeyeni nasıl sevsin?” diye belirtti.

    Ersin ÖZGÜL/ALMANYA

     

     

     

     

  • Zeynel Batar Dede: Xızır ayı gelip geçiyor ne pir ne de bir cem görüyoruz-VİDEO

    Zeynel Batar Dede: Xızır ayı gelip geçiyor ne pir ne de bir cem görüyoruz-VİDEO

    PİRHA -Alevilerin kutsal ayı olan Xızır ayının önemini PİRHA’ya anlatan Celal Abbas Ocağı dedelerinden Zeynel Batar, “Xızır aynı zamanda yeşil anlamına geliyor. Xızır nereye gitmişse orayı yeşillendirmiş oraya bolluk, bereket getirmiştir” dedi.

    Alevilerin kutsal ayı olan Xızır ayı devam ederken, bu ayın önemini ve Xızır ayında yapılanları Celal Abbas Ocağı dedelerinden Zeynel Batar, PİRHA’ya anlattı.

    “XIZIR AYI ALEVİLİKTE KUTSALDIR”

    Xızır ayının Alevilikte kutsal olduğunu belirten Zeynel Batar, “Xızır ayı dediğimiz zaman cem yapılır. Pirler, rayberler, mürşitler gelir ve taliplerinde misafir gelir ve bu ay bitene kadar cem yapılır. İnsanlara nasihat verilir, kurbanlar kesilir, niyazlar dağıtılır, gülbengler verilirdi eski dönemlerde böyleydi. Mesela biz Çarşamba günü gidiyorduk 1 hafta veya 15 gün kalıyorduk ve her gün bir evde cem yapılıyordu. Her gün gülbeng, dua, niyaz veriliyordu. Murat isteyenler geliyordu meydana serper oluyorduk çocuğu olmayanlara çocuk, ağrısı olanlar geliyordu serper oluyorduk ağrıları düzeliyordu, şifa buluyordu. Dargın, küskünler varsa o gün biz onları barıştırıyorduk, ben buna şahidim biz böyle gördük Xızır ayını” dedi.

    “XIZIR DARDA OLANLARA YETİŞİR”

    Xızır’ın yeşil anlamına geldiğini söyleyen Batar, şöyle devam etti:

    “Xızır nereye gitmişse orayı yeşillendirmiş oraya bolluk, bereket getirmiştir. Xızır murat verendir, gençlerin muradını verendir. Bu ayda üç gün oruç tutarlardı, orucun üçüncü gününde akşam yemeğini yedikten sonra su içmiyordu. Gece kesinlikle rüya görüp kendi kısmetini görüyorlardı. Xızır dünyanın sahibidir, bütün dağların bekçisidir. Xızır darda olanlara yetişir. Mesela şu an kavut yapılıyor sonra o kavutu götürüp evin üstüne indiriyorlar, mübarek gelip elini koyardı veya atının nalı görünüyordu böyle kerametler, böyle güzel günler vardı.

    “DAĞLAR KADAR FARK VAR”

    Eskiyle şimdiye baktığımız zaman dağlar kadar fark var. Eskiden Xızır ayında insanlar bir araya gelip hak muhabbeti yaparlardı, insanlar bir araya gelip muhabbet edip Xızır’ın vasıflarını konuşurlardı. Şimdi Xızır ayı gelip geçiyor ne pir, ne rahber, ne mürşit görüyorsun ne de bir cem görüyorsun.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersim’in kadim Xızır’ı karşılama ritüeli: Xızır’ın eli Qavut- VİDEO

    Dersim’in kadim Xızır’ı karşılama ritüeli: Xızır’ın eli Qavut- VİDEO

    PİRHA- Aleviler için kutsal olan aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayı devam ediyor. İzmir’de Xızır hazırlıklarına başlayan Pir Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz, uzun süredir Xızır’ı karşılama olan Qawut lokması geleneğini devam ettiriyor.

    Her yıl karşılanan Xızır, aylarında oruç tutulur, qavut yapılır, ziyaretlere gidilerek lokmalar pay edilip çerağlar yakılır, kurbanlar kesilir. Bu gelenek kapsamında yapılan en önemli ritüellerden biri de kavrulmuş öğütülmüş buğdaydan yapılan qavuttur. Köylüler bir araya gelip lokma yapar. Qavut yapılıp ocak önüne konur ve Xızır’ın o evi ziyaret ederek Qavut’tan lokma alacağına inanılır.

    Xızır’ın bu Qavut’tan lokma alması berekettir, bolluktur. Bunun yanı sıra evli olmayanlar Xızır’ın son günü oruç tutar, su içmez çünkü evlenecekleri kişinin o gece rüyasına gireceği ve kendisine su vereceğine inanılır. Xızır ayının olduğu ay boyunca gün batımında evlerde de çerağlar yakılır.

    Birbiri ile bağlantılı olan Gaxan, Xızır ayları, Kara Çarşamba (Çarşema Reş) ve Hawtemal/Heftemal gibi kutsat günler 90 günlük kara kış içerisinde yerini alıyor. Kışın başlangıcı olarak kabul edilen 21 Aralık en uzun ve en karanlık gecedir.

    Xızır orucu için esas alınan 30 Ocak sıradan bir tarih olmanın ötesinde önemli bir geleneğin sembolüdür. Xızır için belirlenmiş bugün, 21 Aralık’ta başlayan kış mevsimi süresince bölgede uygulanan Gaxan, Kara Çarşamba ve son olarak da Hawtemal/Heftemal bağlamında ele alınmalıdır. Bu bayramlar ve kutsal günler için kabul gören tarihler, 90 günlük kış mevsimini 40-20-30’lu dilimlere ayıran eski bir gelenekle ilişkilidirler. Bu bağlamda Gaxan ile başlayan ilk kırk günlük dilim ”Büyük Çile” (çile, Kurmanci ve Farsça’da kırk anlamına gelir) olarak adlandırılır ki, bu da 30 Ocak’ta kapanır. İlk kırk gün aynı zamanda dervişlerin çile çekme dönemlerine denk gelir ve bu Xızır Orucunun başladığı gün bitirilmiş olur. 30 Ocak’tan 20 Şubat’a kadarki süreye ise ”Küçük çile” denmektedir. Küçük Çile’nin başlangıcı Hızır Orucu’na, sonlandığı 20/21 Şubat ise kime yörelerde Hıdırnebi kutlamalarına vesile olur. İklim açısından ele alındığında bu aynı zamanda kış mevsiminin en soğuk ve fırtınalı günleriyle özdeşleştirilir. 21 Şubat’tan sonra kış çözülmeye başlar ve aşamalı olarak gelecek baharın habercileri doğada görünürler. Böylece, Kara Çarşamba ve Hawtemal/Heftemal için hazırlıklar da başlamış olur.

    “XIZIR AYINDA HERKES BARIŞIR, KİMSE BENLİK YAPMAZDI”

    Zorlu geçen kış şartlarında toplumsal dayanışma ile kimsenin aç kalmadığını hatırlatan Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, Dersim’de Xızır orucunun aşiretler arasında belli sıra ile tutulduğunu ifade etti.

    Xızır ayı gelmeden önce küskülerin ve dargınların bu aya özel olarak hassasiyet gösterdiği ve barıştığına işaret eden Takmaz, Alevilerin gördüğü en büyük zararın halk mahkemeleri olan dar kültürünün darbelenmesi olduğuna vurgu yaptı.

    Takmaz, “Köylerde Qavut komşular ile birlikte yapılıyordu. Onlarla bir araya gelinirdi. Bu aya içerisindeki Salı-Çarşamba-Perşembe günleri niyet edilir ve bir aşiret oruç tutardı. Diğer hafta farklı bir aşiret oruç tutardı. Yani bu ay Xızır ayıdır. Gaxan’ın bitiminden sonra Xızır ayı başlar. Kışın tipidir ve soğuktur. Erzakları az olanlar vardı. O ay boyunca lokmalar ve kurbanlar dağıtılır, geri kalanı fakirlere giderdi. Kış vakti kimse aç kalmazdı. Xızır bittikten sonra Hıdırellez başlar. Yaz dönemi hasat ayıdır ve çalışma dönemidir. Aleviler bu ayda asla küs kalmazdı. İşte Aleviliğin burada gördüğü en büyük zarar halk mahkemelerinin kalkmasıdır. Sorgu ve denetimin kaldırılmasıdır. Her talibin piri geliyordu. Onların geleceğini bilen herkes barışırdı. Onlar dahi kimseyi küs bırakmazdı. Kimse de benlik yapmazdı. Barışmaya gelmeyen, benlik yapanın kimse ne ekmeğini yer ne de suyunu içerdi” diye konuştu.

    “EVLER TEMİZLENİR, DÖRT GÖZLE XIZIR BEKLENİRDİ”

    “Dört gözle Xızır’ı bekliyorduk” diyen Hatun Takmaz ise  Qawut’un zahmetli bir iş olduğunu ve şehirlerde öğütme taşları olmadığı için zaman içinde kaybolduğunu, yapılmamaya başlandığını dile getirdi.

    Hatun Takmaz, ayrıca Xızır günü genç erkek ve kadınların tuzlu gıdalar alarak su içmediğini,  o gün kim rüyada gördüğü kişiye su verirse onunla evleneceğine inandıklarını sözlerine ekleyerek, şunları şöyledi:

    “Perşembe günü temizliğimizi yapıyorduk. Kömbemizi, niyazlarımızı pişirirdik. Eskiden unu bir gün önce kimsenin girmediği bir odaya koyuyorlardı. Ertesi gün erkenden kalkıp bakıyorlar eğer işaret varsa unda, ahıra gider kapısını açar, hangi hayvan kapının arkasında ise onu getirip kurban kesiyorlardı. Ziyaretlerimize, mezarlarımıza giderdik. Lokmalarımızı dağıtırdık. Her tarafa kar yağardı, beyaza bürünürdü. Xızır günleri hep güneşli oluyordu. Aklıma hep güneş geliyor o günlere dair. Eskiden dövüşlü, kavgalı kimse olmazdı. Kimse küs kalmazdı. Küs olanlar dahi Xızır ayında barışırlardı. Şimdi insanlar birbirini öldürüyorlar.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • 15 yaşındaki Arjin için Xızır’ın anlamı- VİDEO

    15 yaşındaki Arjin için Xızır’ın anlamı- VİDEO

    PİRHA- 15 yaşındaki Arjin Bahar Reçber, Xızır’ın kendisi için ne anlam ifade ettiğini anlattı.

    Gazi Cemevi’nde tanıştığımız Arjin, dönem dönem hizmet yürüttüğünü ve cemlere katıldığını söylüyor.

    Alevi olmaktan çok mutlu olduğunu dile getiren Arjin, “Xızır Alevilik ile bütünleşmiş bir inanç” diyerek dara düştüğünde onun adını kullanmaktan, onu çağırmaktan vazgeçmediği söylüyor.

    Arjin, dünyasındaki Xızır’ı şöyle anlatıyor;

    “Alevi olmaktan çok mutluyum. Bizde Xızır orucu 3 gün tutulur. Xızır, Alevilik ile bütünleşmiş bir inanç. Cemlere pandemidden önce katılıyorduk. Semah dönülür. Her Perşembe akşamı güzel geçer. Bizimkiler hep ‘Xızır yardımcın olsun’ der. Xızır herkese yardım eden yani insanların içinde olan bir şey olarak geliyor bana. Başım dertte olduğunda Hızır yardımcım olsun derim.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Birçok sıkıntı yaşadık, Xızır dedik ve her zaman sorunlarımıza çare bulduk’-VİDEO

    ‘Birçok sıkıntı yaşadık, Xızır dedik ve her zaman sorunlarımıza çare bulduk’-VİDEO

    PİRHA- Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi’nde hizmet yürüten kadınlar Xızır ayına dair paylaşımda bulundu.

    Sosyalleşmenin ve dayanışmanın daha da zorlaştığı salgın sürecinde karşılanan Xızır ayı tüm heyecanını korurken, pişirilen lokmalar pay ediliyor.

    Pandemi sürecinden kaynaklı Xızır ayının kalabalık geçmediğine işaret eden kadınlar, Alevi inancında çok yönlü ve köklü bir yere sahip olan Xızır’ın yine de büyük bir heyecanla karşılandığını vurguladılar.

    “SORUNLARIMIZA XIZIR DİYEREK ÇARE BULDUK”

    Naciye Reçber,  Xızır ayının dostluk, dayanışma, kardeşlik ifade ettiğine belirterek, “Ayrıca kırgını, dargını barıştırmak ve insanlar darda, zorda olduğunda nasıl yardımcı olabileceğimizi anlamaya çalıştığımız bir dönem. Gazi Cemevinde pandemi olmasaydı Xızır ile ilgili daha kapsamlı çalışmalarımız olabilirdi. Şuan için bir planlama yapıp Xızır lokmalarımızı birlikte pay etmeyi planlıyoruz. Lokmalarımızı pay edip birlikte oruçlarımızı tutmak istiyoruz” diye konuştu.

    Gazel Arslan ise,  “Xızır bolluk bereketliliktir. Xızır yar ve yardımcımızdır. Biz insanoğlu doğduğumuzdan beri problemler çözmekle meşgulüz. Birçok sıkıntı yaşadık, Xızır dedik ve her zamanda sorunlarımıza çare bulduk” ifadelerini kullandı.

    Xızır kendisi için kutsallık taşıdığına vurguda bulunan Elmas Aydın da, “Darda kaldığımız zaman ya Xızır dediğimiz zaman içimiz ferahlar daha mutlu oluruz. Orucumuzu tutup, lokmamızı dağıttığımız zaman rahatlıyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Düzgün Baba ziyaretgahında Xızır Cemi yapıldı-VİDEO

    Düzgün Baba ziyaretgahında Xızır Cemi yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba ziyaretinde, Xızır ayı vesilesiyle dualar eşliğinde çıralar yakıldı, deyişler okundu, semahlar dönüldü, Hızır kavutu pişirildi, kurbanlar kesildi, lokmalar pay edildi.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Xızır ayı başladı. Dersim’in Nazimiye İlçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi, düzenlediği Hızır Ayı Düzgün Baba Ziyaretgahında gerçekleşti. Sanatçıların, ilçe ve çevre köylerden yurttaşların yoğun katıldığı Hızır ayına, iki saatlik yoğun kara rağmen yürüyerek Düzgün Baba ziyaretgahına ulaşıldı. Kureyşan Ocağı Pirlerinden Cemal Can’ın gülbenleriyle çıralar yakıldı, deyişler okundu, semahlar dönüldü.  Pişirilen Xızır kavutu, kesilen kurbanlar ve lokmalar pay edildi.

    “KUTSAL MEKANLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, geçen yıl 50 yıl aradan sonra Düzgün Baba Cemevinde Hızır cemi gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu yılda Düzgün Baba Ziyaretgahına çıktıklarını dile getiren Kırmızıçiçek, “Bizim pirlerimiz, rayberlerimiz, mürşitlerimiz en son 1970’li yıllarda en zemheri soğukların olduğu dönemlerde buraya gelip burada çile çekerlermiş. Cem bağlarlarmış, inanç ve itikatlarımızın gereğini yerine getirirlermiş. Yıllar sonra biz bu yolun evlatları olarak pirlerimizin, analarımızın, bu yolu bugünlere getiren insanı kamillerimizin evlatları olarak bu mekana gidelim dedik. Bu karar yine Alevilik, dilimiz, kültürümüz, toplumsal, yaşamımız üzerinde, bu kadar asimilasyon politikalarının yürütüldüğü, yoğun baskının olduğu bir dönemde gerçekleştiriyoruz. Özellikle bir tarikat kuşatmasıyla karşı karşıyayız.  Böylesi dönemlerde yol evlatlarına düşen en büyük görev ‘sözümüz pratiğimizdir’ şiarıyla bu yolu yaşatmak gerekiyor. Bunun yolu yordamı da buralara gelmekten, Jaaru diyarlarımıza, ziyaretlerimize, kutsal mekanlarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Bu yüzden pirlerimiz düştü önümüze gerçekten çok duygusal bir ortamdı. Dualar eşliğinde yukarı çıktık” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Gebze Şubesi’nde Xızır Cemi tutulacak

    DAD Gebze Şubesi’nde Xızır Cemi tutulacak

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Gebze Şubesi’nde bugün Xızır Cemi tutulacak.

    Xızır orucunun son günleri yaklaşır iken DAD Gebze Şubesi Xızır Cemi gerçekleştirecek. Pir Sefa Öztürk’ün yürüteceği Xızır Cemi bugün saat 18.00’de başlayacak.

    (HABER MERKEZİ)