Etiket: Xızır

  • Mezitli Cemevi’nde Xızır muhabbeti yapıldı-VİDEO

    Mezitli Cemevi’nde Xızır muhabbeti yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Mezitli Cemevi’nde “Kendini bilen Hızır’dır” başlıklı muhabbet gerçekleştirildi. Muhabbette Xızır ayının Aleviler için önemi vurgulanarak, herkesin birbirinin Xızır’ı olması gerektiği belirtildi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mezitli Cemevi, Mehmet Turan Dede, Sanatçı- Akademisyen Gani Pekşen, yazarlar Abbas Tan ve Piri Er’in katılımıyla “Kendini bilen Hızır’dır” başlıklı muhabbet gerçekleştirdi.

    Sanatçı- Akademisyen Gani Pekşen, deyişler okuyup deyişlerdeki sözleri yorumlayarak, sözlerin manalarıyla dinlenmesi gerektiğini ifade etti.

    Mehmet Turan Dede de, Alevi inancında Xızır’ın yerine dair değerlendirmelerde bulunarak, “Bizler varoluşu anlamaya çalışanlarız. Bunun için en önemli unsurlarından biri de Xızır’dır. Çünkü Xızır deyince Hakk diyoruz” dedi.

    Yazar Abbas Tan, hiçbir inancın sorgulanmadığını söyleyerek, “Bizler kendimizi ifade etmek zorunda kalıyoruz. Deyişlerimizde, ulularımızın sözlerinde Alevilik anlatılır. Yeter ki anlaşılsın” diye belirtti.

    Yazar Piri Er, Alevi süreklerindeki Xızır’a dair açıklamalarda bulundu. Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan Alevilerin ocak ve şubat aylarında Xızır ayını kutladıklarını ve oruçlarını tuttuklarını dile getiren Piri Er, batıda ve Trakya bölgesinde Hıdırellez olarak tanımladıklarına işaret etti.

    Muhabbet soru-cevap ile sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Ali Ekber Erden: ‘Xızır lokması’ diyerek Diyarbakır’da çocuklarımıza armağanlar verdik-VİDEO

    Ali Ekber Erden: ‘Xızır lokması’ diyerek Diyarbakır’da çocuklarımıza armağanlar verdik-VİDEO

    PİRHA- AABF Hessen bölgesi İnanç Kurulu Başkanı Ali Ekber Erden, “Xızır herkesin yoldaşı, sırdaşı, haldaşıdır” diyerek Diyarbakır’daki okul çağındaki çocuklara ‘Xızır lokması’ niyetiyle temel ihtiyaç malzemesi dağıttıklarını anlattı.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde düzenlenen Hızır cemine katılan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Hessen bölgesi İnanç Kurulu Başkanı Ali Ekber Erden, Diyarbakır’da PİRHA’ya konuştu.

    1976 yılından beri Almanya’da yaşadığını belirten Erden, 2005 yılında Frankfurt’un Friedberg bölgesinde kurdukları cemevinde post dedeliği yaptığını söyledi.

    Almanya’nın Hessen bölgesinde 17 cemevinin olduğunu aktaran Dede Ali Ekber Erden, o cemevlerinin de inanç kurulu başkanlığını yapmakta.

    “XIZIR HER KESİN YOLDAŞIDIR”

    Dede Ali Ekber Erden ile ‘Xızır’ inancına dair konuştuk. Dede Erden, Xızır ayının Alevi toplumu için neden kutsal olduğunu ve geçmişte Xizir ayında yapılan cemlerin detaylarına ilişkin şunları anlattı:

    “Xızır cümlemizin yardımcısı olsun. Xızır, hiçbir canımızı zorda, darda bırakmasın. Ne dileğimiz varsa Bozatlı Xızır, onun beklentisini kabul eylesin. Xızır ayı bizde kutsaldır. Türkiye’de, Anadolu coğrafyasında Xızır, bereketi getirirdi, yeşilliği getirirdi. Xızır, güzelliği, kardeşliği, birlik ve beraberliği getirirdi. Xızır ayında küskünler, dargınlar barışırdı, sevgi vardı, birlik vardı. Ayrıyeten Xızır ayında görgü cemleri yapılırdı.

    Alevilikte müsahiplik vardır. Müsahiplik bizim için çok kutsaldır, çok ağır bir davadır. Görgü cemleri yapılırdı. Müsahipler dar didar olurdu. Pirlerin mürşitlerin huzurunda cemler yapılırdı.

    Xızır her şeyin başıdır. Xızır, herkesin yoldaşı, sırdaşı, haldaşıdır. Gerçekten de Xızır bizim için kutsaldır. Bu ayda da 3 gün oruç tutuldu. Diyarbakır Cemevine mihman oldum. 3 gündür buradayız. Perşembe akşamı Diyarbakır cemevinde Xızır cemi yaptık. Almanya’dan buraya gelmemizin nedenlerinden bir tanesi de buradaki canlarımıza Xızır lokması dağıttık. Okullarda da çocuklarımıza ‘Xızır lokması’ diyerek ayakkabısından ceketine, kırtasiyesinden, çantasına çocuklarımıza armağan ettik. Xızır çocuklarımızın yanında olsun. Onlara zihin açıklığı versin.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Mezitli Cemevi’nde ‘Kendini bilen Hızır’dır’ başlıklı muhabbet gerçekleştirilecek

    Mezitli Cemevi’nde ‘Kendini bilen Hızır’dır’ başlıklı muhabbet gerçekleştirilecek

    PİRHA- Mezitli Cemevi’nde 12 Şubat Cumartesi saat 13.00’te “Kendini bilen Hızır’dır” başlıklı muhabbet gerçekleştirilecek.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mezitli Cemevi, Mehmet Turan Dede, Sanatçı- Akademisyen Gani Pekşen, yazarlar Abbas Tan ve Piri Er’in katılımıyla “Kendini bilen Hızır’dır” başlıklı muhabbet gerçekleştirilecek.

    12 Şubat Cumartesi günü saat 13.00’te düzenlenecek panel Mezitli Cemevi’nde yapılacak.

    PİRHA/MERSİN

  • Kete: Xızır’da ısrar özgürlükte ısrardır, bu da insanlıkta ısrar etme manasına gelir-2

    Kete: Xızır’da ısrar özgürlükte ısrardır, bu da insanlıkta ısrar etme manasına gelir-2

    PİRHA- Evrendeki ikrarlık ve rızalık ilişkisinin ahlak ve özgürlük üzerine olduğunun altını çizen Pir Zeynel Kete “Xızır’da ısrar özgürlükte ısrardır, bu da insanlıkta ısrar etme manasına gelir. Alevi toplumu bu kadim akılla, direnişçi Alevi hakikatini güncellerse ‘Rıza Toplumu’nu inşa edebilir” dedi. Kete ayrıca, “Alevi inancında kadın mürşidi kâmilullahtır. Yolun sahibi Anadır, sır anadadır, nur candadır, can canan ile Ananın deryasında damladır” ifadelerini kullandı. 

    Aleviler için kutsal kabul edilen Hızır ayı içerisindeyiz. Alevi inancında ve toplumsallığında Xızır’ın anlamı ve önemine dair  Şıx Çoban Ocağı’ndan Pir Zeynel Kete sorularımızı cevapladı.

    “BÜTÜN HAK YOL YASASI XIZIR AKLI ÜZERİNE İNŞA EDİLMİŞTİR”

    DİREN KESER: Xızır’ın Reya Haqi Aleviler için yeri ve önemi tarihi nedir? Dersim Reya haq inancındaki yeri nedir? 

    ZEYNEL KETE: Rêya Heq Alevi mensupları gulbanklarını söylerken Xızır’dan, Haktan, Bahri xweda’dan başlayarak Ortadoğu’dan ve Mezopotamya da hakikat ve özgürlük arayışında bulunan bütün hakikatçilerin isimlerini söylerler. Bu şu anlama geliyor. Xızır aklı olmadan hiç bir peygamber, hakikat ve özgürlük arayışçısı, Evliya, Enbiya hak deryasında kendisini var edemez. Bütün peygamberler Xızır aklına ulaşarak peygamber olmuşlardır. Bu akıl olmasa 124 bin Nebi 18 bin alem olmazdı. Bütün Hak yol yasası ( Hakkın emri rızası) Xızır aklı üzerine inşa edilmiştir. Evrendeki çark-ı pervaz da bu akıl üzerinde var olmuştur.

    Xızır aklı, Gılgameş destanında utnapiştim şeklinde görünmüş, Zerdüşt peygamberi dağa çıkaran dağ keçisi (Bezkuvi) donunda yaşlı bir bilge, Cebrail’e rehberlik yapan arifane ve dervişane pir u Pak bir akıl,  İbrahim’e ikrarlaşmayı anlatan masum u paklığı temsil eden İsmail’in duruşu, Musa’ya Kızıldeniz’den kaçışı gösteren akıl, İsa peygambere Meryem aklı ve duruşu, Muhammed Mustafa’ya Kırklar Cemi’nde gelen nida olan yol gösteren Nur u Ali ve Selman-ı pak, kadınların darına durduğu Ana Fatma Xızır aklına örnektirler. Kısacası inancımıza göre Xızır aklı olmadan hiç bir peygamber peygamberlik yapamaz, Hakikat ve özgürlük arayışında hiç kimse bulunamaz.

    Xızır inancı bir çok kültürde farklı isimlerle anlatılsa da manası aynıdır. Hak deryası yasası değişmez. Araplarda İlyas ve İdris, Elenler’ de Gloukos, Zerdüşt inancında, Avesta’da Gund Hazra, Asurlarda Hıziri, Ermenilerde Sarkis gibi. Dersim’de genellikle Xızır, İlyas şeklindedir.

    Şunu diyebiliriz Xızır inancı Rêya Heq Alevi inancında önemlidir, bu inancın içinde en fazla Dersim’de mihenk taşıdır. Xızır Dersim coğrafyasında Hakk’ın kendisidir. “Bin bir ismi vardır biride Xızır/ Her nerede çağırsam orada hazır”  ya da ” Her yerde biz Hakkı hazır biliriz/ Kamil insanları Xızır biliriz/ Bundan gayrısını sıfır biliriz/ Tahmininiz yanlış biz kör değiliz” denilerek çark-ı pervaz halinde olan, zamana anlam katan,  xêlas (zorda, Darda kurtaran) manasına gelir. Xızır Hakk yasasında zamanın çarkıdır. Dersim’de bütün yeminler, ikrarlaşmalar, Xızır üzerinedir. Xızır üzerine yemin edildi mi kesinlikle inanılır.

    “RIZA TOPLUMU İKRARLIK VE RIZALIĞI ESAS ALIR”

    -Xızır cevheri ve aklının, ahlakla nasıl bir ilişkisi vardır? Xızır ahlakı bu yanıyla Rıza toplumun ahlakı olarak görmek mümkün mü?

    Eskiden beri yol ulularımız “edep erkan” derlerdi. Önce edep sonra erkan. Ahlaklı ve buna uygun davranma. Ahlak insana mahsus bir davranıştır. Duygu, akıl ve mantık ölçüleri ahlakta önemlidir. Genel anlamda mutlak olarak iyi olduğu düşünülen ya da belli bir yaşam anlayışından kaynaklanan davranış ve kurallar bütünü, ilkeler bütünü veya huy olarak düşüne biliriz. Toplumunun belirlediği iyi kötü kurallar.

    Rıza Toplumu ikrarlık ve rızalığı esas alır. Cümle cana niyaz olunur. Cümle can Hakk’ın varlığının en büyük delilidir. Kainat Hakk’ın cemalini gösterir. Cümle can Hakk’tan bir parçadır. Deryanın damlasıdır. Bundan dolayı Rêya Heq Alevi inancı kâinat ile yâr olmayı en büyük ahlak olarak kabul eder. On sekiz bin alem bir zerre de mevcuttur. Evrene karşı sorumlu olmak, evrenle yar olmak bir ahlak ölçüsüdür.

    Evrendeki ikrarlık ve rızalık ilişkisi ahlak ve özgürlük üzerinedir. Bütün evrenin Hakk’ı bilinir. Eskiler dua ederken “ya Hêq, ya Xizir tü pêşta rızkê têr u tur, dar u bêr bidî. Zikê gürê har, marê tazî terkî.  Pêşta rizkê dêr u çîran düra ye zav u zêçen mê bidi” Bu istem yada dua başka hangi inançta vardır. Kâinat ile en üst düzeyde empati kurmak en büyük ahlaktır. Ne demek istiyor; “ya Hakk ya Xızır önce kuşların, hayvanların, sonra ağaçların, bitkilerin rızkını veresin. Çıplak yılanın ve aç kurdun hakkını gözetesin, rızkını veresin. Önce kapı komşunun rızkını sonra çocuklarımın rızkını veresin.” Evrenin, bitkilerin, hayvanların, kurdun, kuşun, yerin, göğün, komşularının hakkını, varlığını kendi varlığından önce kabul eden bir anlayış evrendeki ikrarlık ve rızalığı en üst düzeyde gösterir. Burada bir toplumun politik hafızası söz konusudur.

    Alevi inancında “rızkımı veren xweda’dır, kula mihnet eylemem” derler. Devletçi uygarlığa, iktidara, Nahak zihniyete boyun eğmek en büyük ahlaksızlıktır. Dik durmasını bilmeyen ahlaksızdır. Ahlak vicdanla ilgilidir aynı zamanda. Rıza toplumu, rıza kapısı muhannet kapısı değildir. Nahak anlayışa muhannet denir, muhannetin kapısına gidilmez. “Kadir mevlam senden bir isteğim var/ Beni muhannete muhtaç eyleme” denilmiştir.  Muhannet rureştir (yüzü kara), bexerdir (hayırsız), nursuzdur. Alevi cıvatında ceza var eza yoktur. Zaman ve mekan ayrımı yapılmadan hemen hemen her toplulukta; yalan söylemek, cinayet, yalan, zina, hırsızlık, iftira hoş görülmez. Buna toplumsal ahlak veya toplumsal hakikat diyoruz.

    TOPLUMSAL HAKİKAT XIZIR CEVHERİDİR

    Kısacası Xızır hakikati aynı zamanda zorda, darda olana nazar etmektir. Toplumsal hakikat Xızır cevheridir. Xızır sürekli çarkı pervaz halindedir. Durağanlık kabul edilmez. Bütün evren semah döner. Duranın ahlakı yoktur. Bir birimizin Xızır’ı olmak ahlakı bir duruştur.

    Alevi inancında eline, beline, diline sahip olmak bir ahlak ölçüsüdür. Gündelik yaşam bu düstur üzerinedir. Zerdüşt inancında, “iyi düşün, iyi yap, doğru söyle. Kötü ruhun değil, iyi ruhun yanında ol” Oruç elle, belle, dille tutulandır. Zerdüşt peygamberde hakikat “Druğ” karşıtlığıdır. Kürtçedir, yalan anlamına gelir. iki yüzlü, fesat, yalan, hile tamda devletli uygarlığın işidir. Rıza Toplumunda, rıza şehrinde bunların yeri olmaz.

    “BÜTÜN CÜMLE CAN, DOĞAYA ŞÜKRANDA BULUNMAK İÇİN ORUÇ TUTAR”

    -Bu ayda aynı zamanda Xızır 0rucu tutulur.

    Xızır orucu Gaxand’tan sonra başlar. Çıley Rêş de denilir. Mevsimin en zor anlarıdır. İklim olarak son derece çetin, zor, darlığın, kıtlığın yaşandığı demlerdir. Ocak ayının ortasında başlar, Şubat ayının ortasında son bulur. Dört hafta devam eder. Cümle can dardadır.

    Xızır orucuna genelde salı günü başlar, perşembe günü biter. Üç günlük bir oruçtur. Cuma günü ise Gavut yapılır. Gavut kutsal bir yemektir.

    Kışın çetin şartlarında kurtulmak, cümle canın kendi varlığını devam ettirmek, bahara kapı aralamaktan dolayı Ana Mêzin (doğa, büyük anneye) şükran borcudur. Bütün cümle can, kendi varlığını, doğumunu, devamını sağladığı için doğaya şükranda bulunmak için oruç tutulur. Aynı zamanda darlıkta kurtulmanın nişanesidir.

    Xızır aynı zamanda ‘Xweza’ manasına gelir. Kendi doğumunu gerçekleştiren, varlığını devam ettiren, kendini var eden manalarına gelir. Zor şartlarda çıkarak bütün cümle canın varlığını devam ediyor olması önemlidir. Kış bir nevi zorluktur, zulmattır. Bu zor günlerden sonra Hewtemal ve Newroz gelir. Kainatın doğumunu gerçekleştirmesi, vücut bulması, baharın bedenleşmesidir. Artık şardan kurtulmanın habercisidir. Bundan dolayı oruç tutulur. Çünkü Xızır ayından hemen sonra Mart ayı yani Newroz gelir. Yeni gün, yeni yaşamdır. Bunun sevinci vardır. Bütün canlılar çarka girerler, diriliştir. Baharla beraber bütün cümle can renklenir, bir biri ile niyazlaşarak varlığını devam ettirmenin sevincini yaşarlar. Çar anasır bir libasa bürünür, Hakk diye görünür.  Baharla beraber cemre havaya, suya toprağa düşer. Evrende enerji dolaşır. Çar anasır ikrarlaşır. Birbirine rıza gösterirler. İnsanlar da zorda ve dardan kurtulduklarından dolayı sevinçliler, hasret gidericiler. Zorluktan kurtulmanın vefa borcu vardır. Bunu oruçla tamamlarlar.

    “BÜTÜN EVREN SEMAH DÖNÜYORSA, XIZIR ANDA VE MEKÂNDA HAZIR VE NAZIRDIR”

    -Xızır’ın bir mekanı var mıdır ve zamana dayalı mıdır?

    Elbette ki Xızır, hazır u nazırdır. Dersim’de “Xızırê kal hazır û nazirê” denilir. “İhtiyar Xızır hazır ve Nazırdır” buradaki  “kal” daha çok kemalet sahibi, bilge anlamına gelir. Evren sürekli bir çark-ı pervaz halindedir. Cümle can kendi varlığını, doğumunu gerçekleştirir. Çark-ı pervazın bir sebebi vardır. Biz buna Xızır gayreti diyoruz. Bütün evren semah dönüyorsa, Xızır anda ve mekânda hazır ve nazırdır. Xızır yoksa Hakk’ta yoktur. Hakikat Xızır’ın kendisidir. 124 bin nebi 18 bin alem Xızır çarkında gayrete girmektedir.

    Xızır ayında her ocak piri mutlaka talibine uğrar, halini hattını sorar, erkandan geçirir. Dar didar, görgü, pirin taliple buluşması genelde Xızır ayında olurdu. Xızır cemleri bağlanır, Xızır kurbanları tığlanırdı. Xızır anlatıları, muhabbetler, cemler, sabahlara kadar sürerdi. Bu cıvatlarda Xızır hafızalarda yenilenirdi. Hakk görünür kılınırdı. Küskünler, dargınlar barışırdı.

    “ALEVİ İNANCINDA KADIN MÜRŞİDİ KÂMİLULLAHTIR”

    -Xızır ve Ana arasındaki ilişki nedir? Anaların her kelamı sezisi, hisleri, duyguları, yaşamı Xızır’la nasıl bütünleşti?

    Alevi inancında kadın mürşidi kâmilullahtır. Yolun sahibi Anadır, sır anadadır, nur candadır, can canan ile Ananın deryasında damladır. Hakk en iyi şekilde kadının bedeninde kendini gösterir. Kadın canlılığın bütün yaşam evrelerini bedeninde taşır. Çar anasır kadının bedeninde mevcuttur. Nasıl ki çar anasır Haktır, Xızır yoksa Hak da yoktur, Hak doğum kapısı ile ispat olur. Hak kapısı rahim kapısıdır. Hak bu kapıdan tecelli eder. Kendinden olan, kendini var eden, kendinden doğan, vardan nur olan kapı kadından mevcuttur.

    Evrendeki varoluşun devamı, kendini var etme, var oluş gayreti, krizden kaostan kurtuluş nasıl Xızır’ın özellikleri ise aynı özellikler kadınında özellikleridir. Varoluş, bereket, gayret çarkı varoluş kapısı kadının aklında, bedeninde mevcuttur. Bundan dolayı kadının kemaleti, mürşidi kâmilullah olması Xızır aklı ile yakın özelliklerdir.

    Hakk yol kadın komları, Qilanlar ( kılanlar) ocak örgütlemesinin en eski şeklidir. İnsan bilincinin farkına vardığı ilk şey tek başına yaşamayacağı gerçeğidir. Birlikte kom olarak yaşama bilinci bir kemalet kazandırmıştır insana. Bu kemalet kadının sezisi, hisleri, duygularında net olarak görülmektedir. Ahlaki politik toplum dediğimiz inancımızda ki karşılığı ‘Rıza Toplumu’ olan yaşam anlayışı kadın komlarından görünür olmuş, ilk şeklini almıştır. Rêya heq Alevi coğrafyasında, özellikle Dersim bölgesinde ‘Qıle’ kelimesi hala kullanılıyor. Qıle; Kemalet sahibi, bilge kadın, tanrıça Ana kadın manalarında kullanılmaktadır.

    ANAKADIN XIZIR GAYRETİ İLE TOPLUMSAL RIZALIĞI İNŞA ETMİŞTİR

    Genellikle bilge, kominal düşünen, ahlaki ve politik tarzı olan, bilgelik, önderlik, mürşit anlamlarında kullanılır. Mesleki hane haline getiren, evi xwenedan haline getiren, sorun çözen, xweneyî kuran, çar anasırı ocakta bir araya getirip ocağı yakan Ana kadının kemaletidir. Sorun çözme, çark-ı pervaz halinde olma, barışı sağlama, bereket, bilgelik gibi sıfatlar aynı zamanda Xızır’ın sıfatlarıdır. ‘Rıza Toplumu’nu var eden akıl, başta ahlak, politika ve rızık (ekonomi) alanlarında ciddi bir gayret içindedir. Biz buna Hakk aşkı ve Xızır gayreti diyoruz. Bu alanlarda Anakadın Xızır gayreti ile toplumsal rızalığı inşa etmiştir. Bütün gayret ocak mensuplarının ‘Rıza Toplumu’ şeklinde, cıvat halinde olarak, beslenme, barınma, öz savunma, ekonomi, ve üretimi ikrar ve rızalıkla yürütmektir. Doğum ve doyum yasası arasında ikrarlı bir ilişki vardır. Doğmak ve cümle canın doyması hakkın emri rızasıdır.

    Şimdi unutulmuş ama pirlerimiz sofraya gulbank verirken “xwena xizir bî, destê hêşîn navdabî” derlerdi. Yani “eviniz Xızır’ın hanesi olsun, yeşil el sofranızda, hanenin içinde eksik olmasın” manasına gelir.

    Kandili kudrette yanan nur yeşil renkte idi. Bu yeşillik Ana Fatma’yı kadını temsil ediyor. Bundan dolayı “heşîni” (yeşerme, yeşillik, varlığının devamı, bereket) anlamlarına gelmektedir. “Hu,hû he (tanrı, Hakk), Şin ( yeşerme), Ni- Nu (yeni) anlamlarına gelir. Heşîni; Hakk’ın yeniden görünür kılınması anlamına gelir. Cümle can, çar anasırda Hakk yeniden görünür kılınır. Bütün bu sıfatlar kadında mevcuttur, aynı zamanda Xızır gayretinde de bunlar mevcuttur. Kısacası Xızıri özellikler Ana Kadın’da mevcuttur.

    Geleneksel cem erkanlarımızda Anasız erkan yürütülmez. Ana yolun sahibidir, erkeğe yolu öğretir, postun sahibidir, gözetleyenidir. Ana cem erkanında postu serendir. Post; kemaleti, bilgeliği, sorunları çözmeyi, yolun hakikatini, özgürlüğü temsil eder.

    Gelinen aşamada, Aleviler, Alevi kurumları kadın aklı ve kadın değerlerini tanımaz hale gelmişlerdir. Alevilikte kadın mürşidi kâmilullahtır ama Alevilerde bu hakikat unutulmuştur. Alevi kurumları, siyasi ve politik alan, Alevi erkanları kadınsız bırakılmıştır. Mevcut kurumlarda iktidar, Nahak akıl biriktirilmektedir. Nemrudi zihniyet, kendi halinde doğal bir şekilde, Hakk’ın emri rızası ile gelişecek olgular değildir. İktidar ittifakla kurulur. Hile, yalan, zor, Nahak akıldır. Ana Kadın aklı, bireye, topluma, doğaya ikrarlı; Toplumsal ahlakı ve vicdanı esas alan, evrenle en üst düzeyde empati kuran, çar anasırı Hakk bilen, moral değerleri en üst düzeyde içselleştiren, etik ve estetik bir akıldır. Bu aklın, sezginin, duygunun yeniden toplumsal alana akması için Alevi erkanlarının tümünde kadın tarihsel yerini almalıdır. Mevcut kurumlarda kadının iradesi esas alınmalı, sorunların çözümünde çit ( kadının başındaki beyaz örtü) etrafında ikrarlaşmalar sağlanmalıdır. Ananın sütünü Hakk etmek lazım. Bu süt hakkı hak edilmezse, nahak zihniyet hanelerinize kadar girecektir.

    “KENTTE DARDA OLAN CANA EL UZATARAK ANCAK ONUN XIZIRI OLUNUR”

    -Xızır Alevi doğuşuyla İnancıyla, yaşamıyla, tarihiyle yeniden nasıl buluşturulabilir?

    Gelinen aşamada Alevi nüfusunun büyük bir çoğunluğu kentlerde yaşamaktadır. Kentleşme ile beraber dernekleşme başladı. Kentlerde dernekler hakikat inşa merkezleri olmalı. Alevilerin demokrasi talepleri yüksek olmalı. Yaşadıkları mekânlarda her mekanı, cemhane haline getirmeli. Kentte darda olan cana el uzatarak ancak onun Xızırı olunur. Aleviler enerjilerini cemevi yaptırmaya, karşıtlık oluşturmaya harcamadan, emek barış demokrasi insan hakları, hakikat ve özgürlük arayışında olan bütün canlarla birlenmelidir. Ancak o zaman birbirlerinin Xızırı olunur.

    “XIZIR’DA ISRAR ÖZGÜRLÜKTE ISRARDIR”

    -Xızır’da ısrar “İnsan ve insanlıkta ısrar” ise, Alevi toplumu özgürlük aklını Xızırla yakalaması mümkün müdür?

    Alevi inancında Hakk aşkı ve Xızır gayreti olduğu müddetçe darda ve zorda kalınmaz. Bu gayret ‘Rıza Toplumu’nu canlı tutma gayretidir, ahlaki ve politiktir, hakikat ve özgürlük arayışını esas alır. Özlemin, umudun adıdır. Hızır Nahak zihniyete karşı, Hakk’ı görünür kılmanın özlemi, direncidir. Zulme karşı hakikatin ve özgürlüğün beden bulma halidir.

    Bütün evren semah dönerken, cümle can beden bulmakta, libasa bürünüp Hakk diye seslenmektedir. Çar anasır bir libasa bürünüp, var oluş çemberini tamamlayıp Hakk diye beden bulur. Bu yeniden doğuş anlamına gelir. Zalimin zulmüne karşı, bütün canların kendini yenilemesi lazım. Xızır’da ısrar özgürlükte ısrardır, bu da insanlıkta ısrar etme manasına gelir. Alevi toplumu bu kadim akılla, direnişçi Alevi hakikatini güncellerse ‘Rıza Toplumu’nu inşa edebilir. SON

    Diren KESER/ADANA

    İLGİLİ HABER

    >Pir Zeynel Kete: Xızır aklı kadın aklıdır

  • ‘Xızır’ı bilen kavgadan, hileden, bencillikten uzak durur’

    ‘Xızır’ı bilen kavgadan, hileden, bencillikten uzak durur’

    PİRHA-Adana Dersimliler Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Yılmaz Zeroğlu, Xızır ayına dair yaptığı değerlendirmede, Dersim’de her bölgede Xızır orucunun art arda tutulduğunu belirterek, “Geçmişin değerleri ve kültürü üzerinden yol almalıyız” dedi.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Hızır ayı içerisindeyiz. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur.

    Xızır lokması olarak da bilinen Qavut’a ilişkin bilgi veren Zeroğlu, ‘Köyümüzde yakılan ateşin üzerinde daha önce buğday kızarıncaya kadar karıştırılırdı. Bizim yöremizde bijerik de denir. Kavrulan buğday daha sonra el taşına (Destar) konur ve un haline gelene kadar işlem devam eder. Lokma hazır hale getirildikten sonra bir kısmı ‘Xızır’ın lokmasıdır’ denilerek pencerenin önüne konurdu” dedi.

    Xızır inancını bilen insanın kavgadan, hileden, bencillikten uzak, birlik, kolektif ve barış içinde yaşamı savunacağının altını çizen Zeroğlu, “Günümüzde bundan giderek uzaklaştık. İnancımız ve değerlerimiz üzerinde tahribat yaratmaya dönük politikalar sürüyor” diye konuştu.

    Gençlere de seslenen Zeroğlu, “İçimizdeki ve dışımızdaki politikalara karşı kültürümüze, değerlerimize ve inancımıza sahip çıkmalıyız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ADANA

     

  • Pir Zeynel Kete: Xızır aklı kadın aklıdır-1

    Pir Zeynel Kete: Xızır aklı kadın aklıdır-1

    PİRHA- Xızır ve Xızır ayına dair değerlendirmede bulunan Şıx Çoban Ocağı’ndan Zeynel Kete, Xızır’ın ‘Rıza Toplumu’ özelliklerini yaşayanların zulme karşı sığındıkları varoluş ve kurtuluş aklı olduğuna işaret ederek, “Xızır aklı kadın aklıdır” dedi. Kete, Xızır’ın yaşamla iç içe olduğunu vurguladı. 

    Aleviler için kutsal kabul edilen Hızır ayı içerisindeyiz. Alevi inancında ve toplumsallığında Xızır’ın anlamı ve önemine dair  Şıx Çoban Ocağı’ndan Pir Zeynel Kete sorularımızı cevapladı.

    Diren KESER: Xızır ayı içindeyiz. Xızır denince ilk hissettiğiniz duygu nedir?

    PİR ZEYNEL KETE: Zorda, darda kurtulmak, Gûman(umut) sahibi olmak. En zor şartlarda bile umudunu yitirmemek, umudu yeşertmek, birlikte gayret etmek, bu gayretle doğumu gerçekleştirmek, büyük bir gayretle çark-ı pervaza girmek aklıma geliyor.

    “XIZIR TOPLUMSAL DOĞAMIZDIR, YAŞAMLA İÇ İÇEDİR”

    -Xızır, inancımızın, mihenk taşı olarak kutsanır. Xızır Aleviler için neden bu kadar önemlidir?

    Rêya heq Alevi toplumu farklı coğrafyalarda farklı isimlerle anılsa da Xızır bütün süreklerimizde kutsaldır. Temelinde hakikat ve özgürlük arayışında kriz ve kaos ortamında kurtuluşun aklıdır. Bu manada bakıldığında Alevi süreklerinin hepsinde Nahak zihniyete karşı hakikat ve özgürlük arayışı mevcuttur, bundan dolayı Xızır inancı da mevcuttur. Xızır Hakk’tır, Xızır yoksa Hakk’ta yoktur. Rêya heq Alevi inancını en iyi Xızır ile açıklayabiliriz. Xızır bu inancın kök hücresidir. Direnişçi Alevi hakikati, kominal demokratik değerleri en iyi şekilde Xızır aklında form kazanmıştır. Bu akıl civakidir. Xızır inancı, bu inancın aklı yaşamdan kopuk değildir. Xızır bir nevi toplumsal doğamızdır, yaşamla iç içedir.

    “XIZIR İNANCIMIZIN KİMLİĞİDİR”

    Xızır, Rêya heq Alevi inancının kimliğidir. Rêya heq Alevi inancı toplumsal ahlakı esas alır, ‘Rıza Toplumu’nu esas alır. Bundan dolayı Hakyol Alevi sürekleri devlet dışı toplumu temsil ederler. Devlete rağmen ‘Rıza Toplumu’ özelliklerini günümüze kadar yaşatmışlardır. Tarihin her döneminde hakikat ve özgürlük arayışında bulunmuşlar. Bundan dolayı Nahak zihniyetin baskısından kurtulmamışlar. Bu arayıştan dolayı tarihin her döneminde savaşlar ve katliamlara uğramışlar. Savaştan, katliamdan, şiddetten, ölümden, sürgünden, tacizden, tecavüzden, açlıktan ve gözyaşından bağımsız bir yaşamları olmamıştır. Doğaldır ki bu kadar kriz güçlü bir Xızır aklına sahip olmayı gerektiriyor. Bundan dolayı Xızır inancımızın mihenk taşıdır, kimliğidir. Rêya heq Alevi inancının geçmişini ve geleceğini en iyi şekilde Xızır kimliği ile bilince çıkara biliriz. Bir nevi ‘Rıza Toplumu’ özelliklerini yaşayanların zulme karşı sığındıkları varoluş, xêlas (kurtuluş) aklıdır.

    “XIZIR DEVAMLI ÇARK-I PERVAZ HÂLİNDEDİR”

    -Xızır kimdir? Nerden geliyor köken olarak. Aleviler neden bu kadar Xızır’ı kutsuyorlar? Bütün, Alevilerin dualarının başlangıcı Xızır’la başlar. Bu kerametin nedeni nedir?

    Rêya Heq Aleviler bütün gulbanklarında “Hakk aşkı Xızır hikmeti ile” diyerek başlarlar. Kavramları, kelimeleri, kuramları manasına uygun kullanmak kemalettir. Bundan dolayıdır “Gerçeğe Hü” diyoruz. Kelimeler gerçeği görünür kılmanın aracı olabileceği gibi gerçeğe perde çekmenin araçları haline gelebilirler.

    Xızır Rêya Heq Alevi inancının kimliğidir demiştim. Kullanılan kelimeler, kelimelerin fonetik ve etimolojik kökeni, o toplumun hangi zihniyet yapılanmasından olduğunu gösterir. Ayrıca hangi kültürel ortamdan, coğrafyadan geldiği hakkında bilgi verir. Dil bir toplumun kazandığı zihniyet, ahlak, estetik duygu ve düşüncelerin toplumsal birikimidir, bu bakımdan kimliktir.

    Xızır Kürtçenin Kurmanci lehçesinde xızr (saf düşünce, saf ruh), Xweza (doğa, tabiat, doğal), Zayin (doğum, doğmak) manalarına karşılık gelmektedir. Hakikati görünür kılmak doğum, çark-ı pervaz, zaman ve mekan ile ilişkilidir. Hakk doğum ile vücut bulur, Xızır yoksa Hakkta yoktur dedik. O halde Xızr’ın doğum (zayîn) ile ilişkisi vardır. Hakk doğumla ispat olur. Doğum ise Hakk kapısıdır, cümle can bu kapıda vücut bulur.

    “KENDİNİ VAR ETME, KENDİ DOĞUMUNU GERÇEKLEŞTİRME MANASINA GELİR”

    Xızır devamlı çark-ı pervaz hâlindedir. Evren de sürekli çark-ı pervaz hâlindedir. Sürekli dönme bir arayış anlamına gelir. Tabiatta devamlı bir devri daim vardır. Bütün evren semah dönüyor. Bu çark aynı zamanda, cümle canın kendi varlığını devam ettirme, sürdürme, kendi doğumunu gerçekleştirme, kendinde var etme durumudur. Bu durum xweza manasına gelir. Xwe “kendisi”,  za ise “doğum” manasına gelir. Bütün cümle canın ikrarlaşarak, rızalık üzerine birbirleri ile çark-ı pervaz halinde doğum kapısına (Hak kapısı) yol alması manasına gelir. Kendini var etme, kendi doğumunu gerçekleştirme manasına gelir. Bu mana aynı zamanda krizde ve kaosta, hakikat ve özgürlük arayışında sürekli kendi kurtuluşunu, varlığının devamını sürdürme, kendini var etme, özgürleşme, yeniden doğuşu, don değiştirme(xras gühêrtin) manalarını ifade eder.

    “XIZIR AKLI; ANA KADININ, DOĞANIN AKLININ TOPLUMSAL YAŞAMDAKİ KARŞILIĞIDIR”

    Xızır aynı zamanda yeşillik anlamına gelir. Arapça’ da “al- khidr” (yeşil) kelimesinden türetilmiştir. Kürtçenin Kurmanci lehçesinde “Hêşîn, hêşînî (yeşerme, yeşillik)  manasına gelir. Pirlerimiz sofralarımıza gulbank verirken “Destê hêşîn hertim navdabî” derlerdi. ( Yeşil el her daim içinde olsun.) Genellikle yeşillik “Ana Fatma’nın eli” ile özdeştir, bu son derece önemlidir. Bütün kâinatın ikrarlaşarak çarka girerek doğum kapısına gelmesi neyi ifade eder? Doğum kapısı rahîm değil midir? Bu kapı bütün canlı varlıkta mevcut değil midir? Kendi varlığını devam ettiren, kendini var eden, doğumunu gerçekleştiren doğa değil midir? Biz doğaya xweza diyoruz. O halde yeşil el; kadını, kadının bereketini, Ana Fatma’nın bereketini temsil eder. Ayrıca kadın doğa ile özdeş kabul edilir. Rêya heq Alevi inancı doğal toplum ya da ‘Rıza Toplumu’ şeklinde ifade edeceğimiz bir inançtır. ‘Rıza Toplumu’ temelinde Ana kadının bilgisinin, ete kemiğe büründüğü, sistemleştiği, ahlaki politik toplumu anlatır. Bu mana ile bakıldığında Xızır aklı Ana kadının, doğanın aklının toplumsal yaşamdaki karşılığıdır.

    Bütün kelamlarda, mesellerde Xızır beyaz sakallı, elbiseleri erkek elbisesi, elinde asası olan bir yaşlı bilge şeklindedir. Ama Xızır aklı kadın aklıdır. Kadın aklını nasıl olurda götürüp bir erkekle simgesinin başına inşa ettiler. Erkek bedeni üzerinde kadın aklı, doğa ananın ölümsüzlük bilgisini nasıl yerleştirdiler? Bu ne anlama geliyor? Bunu iyi düşünmek gerekiyor.  Bundan dolayı Xızır’ın Rêya heq Alevi inancında yeri ve önemi fazladır. Amacımız mürşidi kâmilullah olan Ana kadının ölümsüzlük bilgilerini barındırır. Bu inancın kültürel kodları Dersim coğrafyasında daha çok görünürdür.

    “XIZIR AKLINA SAHİP OLMAYAN PİR OLAMAZ”

    -Pir ile Xızır arasında bir ilişki var mıdır?

    ” Pir kavramı cinsiyetçi bir tanımlama değildir, yani pir deyince erkek akla gelmemelidir. Kadın ve erkek her iki cinsi tanımlamaktadır. Ayrıca Ocak evladı olmak pir olmaya yetmiyor. Kemalet, bilgelik, ahlaki ve politik duruş, ‘Fam u Gûman’ sahibi olmak, zulme karşı dik durmak gerekiyor. Her şeyden önce yola ikrar bent olmak şarttır. Yolun hakikati talibe tercih hakkı tanımıştır. Talip ikrar verdiği, Heq kıllesi kestiği ocakta yola gönül veren bu inancın boyasına boyanan, dededen babadan tanıdığı pir evlatlarından birisine karar kılar. Aslında hakikatçi bir pir de hangi evladının bu makama laik olacağını bilir, yolda yürürken bu temsiliyet kendisini gösterir, çeşitli nişaneleri vardır. Talibin tercihi önemlidir.

    “KIRKLAR CEMİNDE SELMAN-I PAK, XIZIR FORMUNDADIR”

    Pir’ in her yönüyle, zahir ve batın da pak olması gerekir. Xızır aklına sahip olmayan pir olamaz. Özellikle zihni pak, aklı pak, nuru pak olması lazım. Bu yönüyle Xızır saf aklı temsil eder. Rêya haq Alevi inancında paklık xras gühêrtin (Don değiştirme) ile mümkündür, buda hakikat ve özgürlük arayışı ile olur. Hakikat arayışı olmayan saf akla sahip olmaz. Zihni ve aklı paklık nahak zihniyete bulaşmamakla mümkündür. Bu da cıvat kültürü ile olur. Cıvat olmazsa derde derman da bulunmaz. Xızır aklı ancak cıvat ile mümkündür ve cıvatta Xızır hazır u nazırdır. Birimiz kırkımız kırkımızda birimiz için düsturu en büyük cıvattır. Cıvat toplumsallıktır. Bilgelik, kemalet, turap olmak,  Hakkı kendinden görmek, ikrarında daim ve kaim olmak, rızasız yaşamamak, ele, bele, dile nazar etmek, Hakk’ın emri rızasını bilmek, kadını mürşidi kâmilullah kabul etmek, devletten dur deryada ısrar etmek, ahlaki ve politik olmak paklıktır. Bundan dolayı ‘pir u pak’ denilir. Pirlik makamı paklıkla özdeş kabul edilmiştir. Kürt kökenli Zerdüşt filozofu olan ve Muhammed Mustafa’ya, Ali’yel Murteza’ ya rayberlik yapan, yol gösteren, darlıkta onlara Xızır olan Selman-ı Farisi’ye Selman-ı pak demek hayli düşündürücüdür. Kırklar ceminde pars toplayan sürekli hareket halinde olan, dışarıda bulunan Selman-ı Pak Xızır formundadır.

    “PİRLİK, HAKİKATLE TOPLULUK ARASINDA KÖPRÜ OLMAKTIR”

    Rêya heq Alevi inancında pir olmak “Serdar” olmaktır, yani ‘Dar’ın tepesinde durmaktır. Uçurumun kenarında Hakk aşkı Xızır gayreti ile kanatlanmayanlar, hakikate köprü olamayanlar, kendisini şerbet yapıp yol evladına içiremeyen nasıl pir olur ki? Pir ‘pire’dir. Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinde ‘pire’ köprü demektir. Hakikatle topluluk arasında köprü olmaktır.

    Bir çok şahsiyeti “pir” yapan hakikat ve özgürlük arayışındaki duruşu, serden geçmesi belirleyicidir. İkrar iradeli olmak, tam bir dik duruş gerektiriyor. Hz. Hüseyin’i pir yapan, ocak mensubu olması, tembur çalıp erkan yürütmesi, taliplerinin olması değil, zalimin zulmüne karşı serden geçtiliğidir, ikrar iradeli duruşudur. Pir Sultan, Hızır Paşa’ya karşı zindanlarda haykırarak ‘açılın kapılar şaha gidelim’ dediği için pir olmuştur. Aynı şekilde Pir Seyid Rıza, tekçi zihniyete karşı ilerleyen yaşına rağmen dik duran, talipleri ile ikrar verip bu uğurda serden geçtiği için pir olma sıfatını kazanmıştır. Bu manada pir bir kişi değildir, bir kurumdur, pirlik kurumu diyebiliriz.

    Ben “Dede” sıfatının sonraları Rêya heq Alevi inancında yer aldığına inanıyorum. Şu anda günlük dilde talipler, pir, mürşit ve rayber üçlüsüne de dede diye hitap edebiliyorlar. Daha çok Bektaşiliğin etkisindeki bir tanımlamadır.

    Rêya heq Alevi inancında ocaklar birbirlerine ikrar vermişlerdir. Bu yönüyle “El ele el Hakk’a denilerek” hiyerarşi ortadan kaldırılmıştır. Pirin de Piri vardır, ona mürşit denir, kendi ocağında olduğu gibi başka bir ocak evladı olabilir, sonuçta hepsi yolun talibidir. Hakk yolu var ederken kendisi de yola talip olmuştur.

    Devamı yarın…

    Diren KESER/ADANA

     

  • Dersim’de bir halk geleneği: Xece Ana Gujiye’yi anlattı-VİDEO

    Dersim’de bir halk geleneği: Xece Ana Gujiye’yi anlattı-VİDEO

    PİRHA- Xece Ana Dersim’de unutulmakla yüz yüze kalmış olan Gujiye’yi PİRHA’ya anlattı. Kışın en soğuk zamanlarında dayanışmanın kadınlar eliyle nasıl yürütüldüğünü aktaran Xece Ana, hovtemala kadar yaşlı kadının ev ev dolaştığını ve bereketi arttırdığını dile getirdi.

    Köyden kente göç, insanın insanla, doğa ve doğadaki canlılarla ilişkisini de zayıflattı. Zayıflayan bu ilişki ağı beraberinde geleneksel ve inançsal bazı değerleri de ortadan kaldırdı.

    Gujıye de bunlardan biri. Özellikle Dersim coğrafyasında yüzyıllar boyu sürdürülen Gujıye zorunlu göçlerin artmasıyla yapılamaz duruma geldi.

    Gaxan sonrası Xızır ile paralel bir şekilde kutlanan ve kadınların merkezinde olduğu Gujiye’yi, evine misafir olduğumuz Xece Ana’dan (Hatice Dikme) dinledik. Köy ve köydeki inançsal ve geleneksel ritüelleri anlatan Xece Ana’nın gözleri ışıldıyor ve yüzüne özlemle karışık bir gülümseme yerleşiyor.

    Köylerde şubat ayının zorlu geçtiğini aktaran Xece Ana, başlıyor Gujıye geleneğini anlatmaya.

    Yaşlı kadının (Pire) elinde bastonuyla ev ev dolaştığını söyleyen Xece Ana, “Her evin bir günü vardı ve o evin sahibi bu ritüeli yerine getirirdi. Kapı komşusu da o eve gelip ne hazırlanmışsa yerlerdi. Günü gelen evin sırasında hava çok fırtınalıysa komşular sen yaşlıyı sinirlendirmişsin o yüzden gök gürültüsü var deniliyordu” dedi.

    “YAŞLI KADIN BASTONUNU ALIRDI VE İLK EVE DOĞRU YOL ALIRDI”

    Xece Ana, yaşlı kadının (Pire) köyün ilk baştaki evine gittiğine işaret ederek, şunları aktardı:

    “Yaşlı kadın bastonunu alırdı ve ilk eve doğru yol alırdı. Ev sahibi sobasını yakardı, masanın üstüne bardağını, yere de minderini indirirdi. Sonra dışarı çıkıp ‘fukara yaşlı gel otur’ derdi. Sonra havalar ısınmaya(güneş çıkmaya) başlayınca zırfet yaparlardı. Bu sefer başka bir eve giderdi sonra diğer evin sahipleri de dışarı çıkar bastonunu alıp  ‘yaşlı yaşlı gel, içeride soba yanıyor’ derlerdi. Sobanın kenarına minder koyarlardı, yöresel yemekler yapılırdı. Sırayla diğer evlere giderlerdi. Sıra sonuncu eve geldiğinde ve eğer fırtına kopmuşsa sen pireyi (yaşlıyı) sinirlendirmişsin o yüzden bugün fırtına var. Böyle bütün evleri şubat ayı bitene kadar gezerlerdi.”

    “GUJİYE BİTTİĞİNDE BÜYÜK VE KÜÇÜK HOWTEMAL BAŞLAR”

    Gujiye bittiğinde mart ayının başladığını dile getiren Xece Ana, o günleri şöyle anlattı:

    “Bu ayda da büyük ve küçük howtemal başlıyor. Yağmur yağdığında hayvan derisinden yapılan yayığın ağzına huni koyardık ve dışarı bırakırdık ki bereket içeriye girsin. İlk gök gürlediği zaman evin büyüğü evde ağır olan bir şeyi alıp kaldırırdı ki evin rızkı, bereketi o kadar ağır ve çok olsun. Daha sonra herkes dışarı çıkıp yağmurda doğaya şükretmek için dua edilir ve yağmur suyunu yüzüne sürerlerdi o dönemler öyleydi. Derelerden su getirirdik çocuklara banyo yaptırırdık, hedik yapardık suyu ahırlara serperdik bereketli olsunlar diye. Böyle böyle kış mevsimini bitirirdik.”

    “O ZAMANLAR BAMBAŞKAYDI VE ÇOK GÜZELDİ”

    Howtemal süreçlerinde gök gürlediği zaman ip bağlandığına dikkat çeken Xece Ana, “Bunun sebebi de kötülüklerin (yılanların, kurtların, ayıların saldırılarına karşı) ağzının bağlanması anlamında ipe düğüm atılıp derin bir yerde taşın altına gömerlerdi. Gömdükten sonrada bütün kötülükler bizden uzak dursun denilirdi. Küçük ve büyük howtemalde niyazlarımızı dağıtırdık, oruçlarımızı tutardık. O zamanlar bambaşkaydı ve çok güzeldi” diyerek köy ve köyün tüm zorluklarına karşın yaşadıklarının özlemini ifade etti.

    Diren KESER-Nuray ATMACA/PİRHA

  • FEDA: Alevilerin fişlendiği, şeriata çağrıların yapıldığı bu süreçte bir birimizin Xizir’ı olalım

    FEDA: Alevilerin fişlendiği, şeriata çağrıların yapıldığı bu süreçte bir birimizin Xizir’ı olalım

    PİRHA-  Xizir ayı dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan FEDA, “Alevi inancında Xizir; zalime karşı mazlumun can yoldaşı, umudu ve yaşama direncidir” dedi. Açıklamada, “Alevilerin fişlendiği, köyleri ve evlerinin işaretlendiği, şeriata çağrıların yapıldığı, zorunlu din dersleri ile Sünni Hanefi Mezhebinin dayatıldığı bu süreçte gelin bir birimizin Xizir’ı olalım” çağrısı yapıldı. 

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Xizir ayı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    FEDA, başta Raya(Rêya)Heq süreğinden Aleviler olmak üzere, Mezopotamya ve Anadolu’nun kadim halklarının ve inançlarının, Şubat ayını Xizir ayı diye karşıladıklarını hatırlatarak, “Xizir ayında Pîrler talıblarını ziyaret eder, cem yürütürler” dedi.

    Bu cemlerde inanç sahiplerinin siyasal, sosyal, kültürel, inançsal, maddi ve manevi sorunlarının sistemin polisine, askerine ve yargısına muhtaç kalmadan inancın ahlaki ve etik değerlerine göre çözüme kavuşturulduğunu belirten FEDA açıklamasına şöyle devam etti:

    “Raya(Rêya)Heq- Alevi inancı; cümlesinde Heq/Haq’ı gördükleri için tüm varlıklara kutsallıkla yaklaşır, cümle canla ikrarlıdırlar. İnancın evliya, enbiya ve ziyaretleri arasında en önde gelen kutsalı Xizir’ dir. Xizir; her durumda ve koşulda aranan, yardıma çağrılan ve sonsuz derecede güven duyulan, barışın, paylaşmanın, ortaklaşmanın kutsalıdır. Raya Heqî-Alevi inancında; “Ya Xizirê /Xiziro Kal diye yardıma çağrılan Xizir, insan ve doğadaki her şey ile Tanrı arasında bir yerde durduğuna inanıldığından, sadece insan için değil, tüm doğa ve eko-sistem için kutsal kabul edilir. Îniyi (Kaniyê) Xizir’ ı, Kalê Sipê, Gola Xizir’ı, Kemara Xizir’ı diye ziyaret kabul edilmesinden de anlaşılacağı üzere, Xizir’ın aynı zamanda doğayı ve doğadaki canlı-cansız tüm varlıkları koruduğuna inançları çok güçlüdür. Aleviler; “her an ve her yerde hazır ve nazır”, “cantêzik” olduğuna inandıkları için karda, tipide, denizde ve doğal afetlerde; “Ya Xizir’i kelek û gemîyan” diye çağırırlar. Raya Heqî-Alevilerin yaşadığı Toros-Zagros dağ silsilesinde, kış mevsiminde tipi ve fırtına hiç eksik olmadığından, bu aylarda yardıma çağrılan Xizir için hem oruç tutulur, hem Xizir günü kutlanır. Bu üç günlük oruç ve Xeylas’ ta, Xizir’ın temiz kalpli insanlara göründüğüne inanılır. Bu nedenle mümkün olduğunca kötülüklerden uzak, ahlaklı ve temiz kalpli olmayı esas alır Aleviler.

    “XİZİR ORUCU LOKMASI DAĞITILMADAN ÖNCE KEDİ VE KÖPEKLER DOYURULUR”

    Aleviler, Xizir Orucu lokmasını dağıtmadan önce, varsa kedi ve köpeklerini doyururlar. Evin pencere önlerine kuşlara, evin uygun köşesine, ya da odalardan birine evliyalar için lokma indirirler. Önce komşularına, sonra hane halkının lokmasını pay ederler. Alevi inancında tüm canlıları gözeten, onları pay ve hak sahibi gören ortaklaşmacı bir toplumsallık söz konusudur. Dua eden kendisinden ve ailesinden önce, cümle alemde darda, zorda ve yolda olanlara, çaresiz ve kimsesizlere, kapı komşuları ile tanıdıklarına dua eder, sonra ailesi ve kendisi için dileklerde bulunur.

    “XİZİR ORUCUNUN ÜÇÜNCÜ GÜNÜNDE MİSAHİBİN EVİNE GİDİLİR”

    Xizir Orucunun üçüncü günü akşamı, herkes kendi misayiv (misahib)’nin evine gider. Yanlarına niyaz-/miyazını alırlar. Misayivlerine ve birinci derecede yakınlarına hediye götürürler. Ziyarete gittikleri misayiv onlara kurban keser, çeşitli hediyeler sunar. Bütün bunlar Xizir’in, korku ve cezanın değil, barışın, sevginin, paylaşmanın ve ortaklaşmanın kutsalı olduğunu göstermektedir. Xizir’dan korktukları için değil, onun sırrına ermek istedikleri için üç gün oruç tutar, Cem yürütür ve bayram yaparlar. Xizir sadece dar günün dostu da değildir. O aynı zamanda bolluğun ve bereketin de kutsalıdır. Aleviler, misafir oldukları evin ikramı sonrasında, teşekkürle birlikte, “Xane Xizir bo” (Hızır’ın hanesi olsun) dileğinde bulunurlar.

    “ALEVİ İNANCINDA XİZİR, ZALİMA KARŞI MAZLUMUN CAN YOLDAŞI, UMUDU VE YAŞAMA DİRENCİDİR”

    Alevi inancında Xizir; zalime karşı mazlumun can yoldaşı, umudu ve yaşama direncidir. Alevilerin fişlendiği, köyleri ve evlerinin işaretlendiği, şeriata çağrıların yapıldığı, zorunlu din dersleri ile Sünni Hanefi Mezhebinin dayatıldığı bu süreçte gelin bir birimizin Xizir’ı olalım. Başta her sürekten Aleviler olmak üzere, vicdan sahibi herkesle zulme ve zulmata karşı gün dayanışmanın, birlikte olmanın günüdür diyoruz.

    Asma Xizir’i Firaz Bo! Meha Xizir’ i Pîroz Be! Xizir Cümlemizin Yar ve Yardımcısı Olsun!

    (HABER MERKEZİ)

  • Eren Yıldırım Dede: Hızır’ın eli olup, Hızır lokmalarımızı ihtiyacı olanlara ulaştıralım-VİDEO

    Eren Yıldırım Dede: Hızır’ın eli olup, Hızır lokmalarımızı ihtiyacı olanlara ulaştıralım-VİDEO

    PİRHA-Hızır ayına ilişkin PİRHA’ya konuşan Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, ülke ve dünya olarak zor günlerden geçildiğini ifade ederken, “Yaşadığımız şu zor ve sıkıntılı günlerde en çok ona ihtiyacımız var aslında. Çünkü Hızır birliktir, beraberliktir. Yardımlaşma ve dayanışmadır. Hızır’ın lokmaları ihtiyaç sahiplerine ulaşsın isterim” dedi.

    Hızır ayı Alevilerde kutsal kabul edilir. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır Aleviler için bir kurtarıcıyı temsil eder.

    Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkânları kurulur. Hızır orucu tarihleri Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde değişiklikler gösterse de Ocak ayının sonlarından itibaren başlayarak Şubat ayı ortalarına kadar devam eder.

    Oruçlar bazı yörelerde 7 gün tutulur. Dersim yöresinde köy ve aşiretlere göre değişkenlik göstererek 4 farklı haftaya yayılır. Bu tamamen coğrafi şartlar ve pirlerin talipleriyle buluşabilmesiyle ilgili bir durumdur. Hızır orucu gece yarısından itibaren başlar ve akşam gün batımına kadar devam eder. Hızır oruçlarıyla beraber sadece bir yıl geride kalmaz, aynı zamanda bütün canlılar açısından oldukça zorlu geçen kış şartları da yavaş yavaş sona ermeye başlar.

    “ŞU ZOR GÜNLERDE EN ÇOK HIZIR’A İHTİYACIMIZ VAR”

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, Hızır ayına ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. “Hızır birliktir, beraberliktir” diyen Yıldırım, Hızır lokmalarının ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını arzu ettiğini kaydetti. Yıldırım, şunları söyledi:

    “Hızır ayındayız. Her zor anımızda Hızır’ı çağırırız. Karanlıklardan, çaresizlikten ona sığınırız. Güneşimiz, yıldızımız, dolunayımızdır Hızır. Kötülüğe karşı iyilik, karanlığa karşı ışık, zalime karşı Şah-ı Merdan, umutsuzluğa karşı umut ve yüreğimizdeki aşktır, ışıktır Hızır. Bizi kimsesiz bırakmayandır aslında. Aşk ile çağırırız her daraldığımızda, umudumuz filizlenir yüreğimizde, ona her seslenişimizde. Yetiş çağrımıza ya Bozatlı Hızır deriz ve yanı başımızda buluruz. Yaşadığımız şu zor ve sıkıntılı günlerde en çok ona ihtiyacımız var aslında. Çünkü Hızır birliktir, beraberliktir. Yardımlaşma ve dayanışmadır.

    Tüm dünyayı etkisi altına alan, kasıp kavuran koronavirüs salgını ve beraberinde yaşanan ekonomik olumsuzluklar, ülkemizdeki maddi imkansızlıklar sebebiyle yaşanan bu zor süreçte sizlerin lokmaları, Hızır’ın lokmaları ihtiyaç sahiplerine ulaşsın isterim. Hızır inancının asıl amacına hizmet etmesi düsturuyla Hızır’ın eli olup, Hızır lokmalarınızı, ihtiyaç sahibi olanlara veya topluma ışık olmak, hizmet etmek, dayanışmak için yol yürüyen cemevlerimize yapmanızı arzu ederim. Bu duygu ve düşüncelerle sevgi ve umudun boz atlısı olan Hızır’ın darda kalanlara yardım geleneğinin bütün insanlarda vücut bulması dileğiyle Ali haldaşımız, Hızır yoldaşımız olsun.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Xece Ana: Şehirde inancımıza dair her şey unutuldu-VİDEO

    Xece Ana: Şehirde inancımıza dair her şey unutuldu-VİDEO

    PİRHA- Dersimli Hatice Dikme (XECE Ana), köyde yapılan Gaxan ritüellerine dair PİRHA’ya konuştu. Şehirlerde itikat ve kültürün zayıfladığını belirten Xece ana, yeni neslin duyarsızlığından kaynaklı üzüntüsünü dile getirdi.

    Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan bir yönüyle yeni yılın gelmesini müjdelerken, diğer taraftan toplumsal dayanışmanın adıdır. Alevi toplumu eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşılarken, bolluk, bereket için lokmalar pişirilip dağıtılır.

    Köylerde kapı kapı tüm evlerin dolaşıldığı ve un, şeker, yağ, dut, pekmez vb. ürünlerin toplanarak yapılan lokma ile bütün köy halkı bir evde toplanır deyişler, hikayeler eşliğinde gece boyu muhabbet edilir.

    Alevi toplumsallığının mihenk taşlarından ona Gaxan şehirlere göçle birlikte de yaşatılmaya çalışılıyor.

    Dersim’in Pülümür ilçesinde 1970’li yıllarda Adana’ya göç eden Hatice Dikme (Xece Ana), Gaxan’da neler yapıldığını PİRHA’ya anlattı.

    “GAXAN, XIZIR VE HEFTEMAL’IN BİR BİRİNİN DEVAMIDIR”

    Gaxan’da oruç tuttuklarını belirten Xece Ana, şimdilerde bu ritüellerin zayıfladığını söyledi.

    Xece Ana, yapılan ritüellerin toplumsal ve inançsal karşılığının olduğunun altını çizip, “Kutsal gördüğümüz ve kötülüklerden, hastalıklardan, kirliliklerden arındığına inandığımız suyla (Munzur, Pülümür çayı) çocuklarımızı yıkardık. Geri kalan suları da hayvanlarımızın üstüne serperdik” diyerek, geçmişte su ile kurdukları bağı özetledi.

    Xece Ana, Gaxan, Xızır ve Heftemal’ın bir birinin devamı olduğunu vurgulayarak, “Göme ve kavut pişirirdik, pişirilen bu niyazları da komşularla paylaşırdık. Bu gün şehirlere geldik ve herşey geride kaldı. Yeni nesil inancımızın ritüellerini bilmiyor” dedi.

    Çocukken Xızır’ı gördüğünü anlatan Xece Ana, itikatın zayıfladığını ve inancın unutulmayla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek, anılarını paylaştı.

    Diren KESER/ADANA

  • FEDA: Qal Gaxan’da kırgınlıklar yerine cümle canlarla ikrarlaşma yaşanır

    FEDA: Qal Gaxan’da kırgınlıklar yerine cümle canlarla ikrarlaşma yaşanır

    PİRHA – Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Mezopotamya geleneği olan Qal Gaxan’a ilişkin açıklama yaptı. Dayanışmanın bir diğer adı olarak tariflenen Qal Gaxan’a dair “Yoksul aileleri ve çocuklarını mutlu etme, hastaları ziyaret etme, paylaşarak ve ortaklaşarak zoru birlikte aşmaya çalışmanın, beliren umudu sevinçle kutlamanın ortaklaşmacı kültürüdür” ifadeleri kullanıldı.

     

    Mezopotamya geleneği olan Qal Gaxan kutlamalarına başlandı. FEDA, genelde 25 Aralık-1 Ocak arasında kutlanan Qal Gaxan kültürüne dair açıklama yaptı.

    FEDA’nın Qal Gaxan’a dair yazısında, Aralık ayının son haftasında aşırı kar yağışı sonucu ulaşımın güç hale geldiği ve oluşan sert iklim koşullarında insanların kendi yerleşkelerinde kalmaya mahkum olduğuna işaret edildi. Qal Gaxan kutlamalarının zorlu kış şartlarının hüküm sürdüğü bu günlerde başladığının altını çizen FEDA, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Qal Gaxan ile başlayan bu süreç Xizir ayı ile devam eder, gece ve gündüzün eşitlendiği Newroz’da zirvesini yaşar. Son yıllarda yılbaşı ile ilişkilendirilmek istense de, miladi takvime göre kutlanan yılbaşı kutlamalarından çok daha önceleri, Mezopotamya’da kutlana gelen sosyal ve kültürel bir etkinliktir Qal Gaxan.
    Qal Gaxan; paylaşmanın, dayanışmanın ve ortaklaşmanın kültürel ve sosyal değerler bütünüdür. Başta tarihi Dersim Eyalet sınırlarında yaşayan Raya (Rêya) Heq inanç sahipleri olmak üzere, Mezopotamya coğrafyasının farklı halklarınca kutlanan bu etkinliğin tarihi bin yıllar öncesine dayanır. Bin yılların süzgecinden geçerken değişime uğrasa da bugün yer yer tarihsel misyonuna uygun kutlanmaya da devam ediliyor. Yoksul aileleri ve çocuklarını mutlu etme, hastaları ziyaret etme, onlarla dayanışarak, paylaşarak ve ortaklaşarak zoru birlikte aşmaya çalışmanın, beliren umudu sevinçle kutlamanın ortaklaşmacı kültürüdür.
    Bu anlamda dilsel, kimliksel, kültürel ve inançsal değerleri toplumsallaştırmanın ve onları yeni kuşaklara aktarmanın bayramıdır Qal Gaxan. Qal Gaxan’da kavga, husumet ve kırgınlıklar yerine barış ve sevginin ortaklaşılması ve cümle canlarla ikrarlaşma yaşanır. Bu ikrarlaşma nedeni ile canlı cansız tüm varlıkların hakkına saygı duyulur, adil ve eşitlikçi yaklaşımla kurda kuşa lokmalar pay edilir.
    Qal Gaxan ê şima bimbarek bo!
    Qal Gaxan ê xwe pîroz be!
    Gaxan’ınız kutlu olsun!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Hakan Kerimoğlu Gağan, Xızır, Howtemal ve Kara Çarşamba’yı anlattı-VİDEO

    Yazar Hakan Kerimoğlu Gağan, Xızır, Howtemal ve Kara Çarşamba’yı anlattı-VİDEO

    PİRHA- Araştırmacı-Yazar Hakan Kerimoğlu, kış mevsimi ile başlayan ve Raa Heqî Alevilik inancının kutsallık ile birlikte yas atfettiği günleri olan Gağan, Xızır, Howtemal ve Kara Çarşamba’ya (Carşema Şîyaye) dair PİRHA’ya konuştu. Kerimoğlu, Gağan, Raa Heqi-Kırmanc halk takviminde 10. aydır. Gaxan yeni yıl değildir. Yeni yılımız 21 Mart’a denk gelen Newroz’dur” dedi. 

    Uzun süren araştırma ve gözlemlerini paylaşan Araştırmacı-Yazar Hakan Kerimoğlu, Raa Heqî(Alevi) takvimi olarak da bilinen halk takviminin asimilasyoncular tarafından inkar edilerek tanınmak istenmediğine işaret etti.

    Bu bayramlar ve kutsal günler için kabul gören tarihlerde Gağan ile başlayan ilk sürecin Kırmanclıkta ve diğer bir çok toplumlarda bütün yıl boyunca ekilip biçilerek kışlığa hazırlanan lojistik bayramı olduğunu ifade eden Kerimoğlu, Gağan’ın sosyal yardımlaşma olduğunu söyledi. Ayrıca, Gaxan’ın Raa Heqî halk takviminde 10’ncu ay olduğuna dikkat çeken Kerimoğlu, Gağan’ın yeni yıl olmadığını dile getirdi. Kerimoğlu, yeni yılın 21 Mart’a denk gelen Newroz olduğunu sözlerine ekledi.

    Raa Heqî halk takviminde Xızır ayında haftanın 8 gün ve ayın da toplamda 32 güne tekabül ettiği bilgisini paylaşan Kerimoğlu, dört haftanın her bir haftasında farklı bölge ve aşiretlerin Xızır orucu tuttuğuna değinerek, Xızır  ayının-orucunun 12-13-14 Şubat diye belirlenen belli günlere sığdırılmasının doğru olmayacağını belirtti.

    Xızır ayından sonra yeni bir zaman, yeni bir döneme girebilmesi için doğanın gerekli koşulları sağlayabilmesinin ancak  cemrelerin düşmesi ile gerçekleşeceğine değinen Kerimoğlu, düşen bu üç cemreden sonra doğa ve canlılar için hayatın yeniden hareketlenmesinin Howtemal’a denk geldiğinin altını çizdi.

    Bölge insanının yaşamın bu dönemde oluştuğuna kanaat getirdiğini sözlerine ekleyen Kerimoğlu, ilk 7 günde iyi şeylerin var olduğuna-varlık kazandığına, diğer 1 günde ise kötü şeylerin varlık kazandığına inanıldığına vurguda bulundu. Geri kalan bir günün ise Çarşamba gününe denk geldiği için yas tutulduğuna işaret eden Kerimoğlu, Howtemal ve Kara Çarşamba’nın karıştırılmaması gerektiğini dile getirdi.

    “GAXAN KIŞA HAZIRLANAN ERZAK BAYRAMIDIR; YILBAŞI DEĞİLDİR”

    PİRHA: Kültürel ve tarihsel değerler, yeni nesillerin tarih ile arasındaki bağı kuruyor. Bu değerler arasında da topluma en fazla sirayet eden, ilgilendirenler ise bayramlar oluyor. Mezopotamya toplulukları içerisinde de özellikle Gaxan, Howtemal, Xızır, Newroz özellikle çok zengin geçen bayramlar. Bölge bölge olarak Gaxan, Gaxand, Gaxandê, Gaxend, Goxan, Kosegeli, Kalo vb. adıyla kutlanıyor. En önemli karakterler de Khalo Gaxan ve eşi Fatike’dir. Onlar, kapı kapı gezer, yiyecek toplarlar. Toplanan yiyecekler pişirilerek pay ediliyor. Yani bir erzak-gıda bayramı da diyebilir miyiz? Siz Gaxan’ı nasıl değerlendiriyorsunuz ?

    HAKAN KERİMOĞLU: Gağan, Kırmanclıkta ve diğer bir çok toplumlarda bütün yıl boyunca ekilip biçilen, sağılan, kışlığa hazırlanan lojistik bayramıdır. Yanı sıra kışlığa hazırlanan yiyeceğin bayramıdır ve sosyal yardımlaşma dayanışmasıdır. Gağan, ayrıca Raa Heqi-Kırmanc halk takviminde 10. aydır. Gağan yeni yıl değildir. Yeni yılımız 21 Mart’a denk gelen Newroz’dur. Gaxan’da yapılan kutlamalar genelde erzak ve onun bereketi üzerinedir. Günümüz Miladi takvimine göre 22 Aralık’ta başlar ve Ocak ayının 20’sin de sona erer. Bu günler içerisinde Gağan için ritüeller, kutlamalar, cemler yapılır.

    Köy ortamında ve bir toplum içerisinde birlikte hareket etmek için bir araya gelinir. Belki birinin erzağı iyi çıkmamış veya kışa hazırlığı iyi geçmemiştir. Bunlar genelde birlik ceminde sorulur. Yine bir heyet seçilir; bu heyete de Kalo denilir. Bölge bölge ritüelleri farklıdır. Ev ev gezerek erzak toplarlar. Bu bazen gıdadır, bazen yiyecektir, bazen de giyimdir. Bunlar toplanarak bir araya getirilir ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılır. Yine onun bereketi için hububat olan buğday veya mısır kaynatılır, dağıtılır. Aynı zamanda hayvanlara yedirilir. Yine kendi ahırında kaç hayvanı varsa, bir kat fazlası ipe hedik dizilir ve ahıra asılır. Gelecek üretim yılı için hayvanlarının sayısı bir kat fazla olması istenir. Pişirilen bulgur veya makarna içerisine belirlenmiş iki nişan konulur. Bunlardan birinin ismine rızık, diğerinin ismine rençberlik verilir. Aynı yemekten yenir ve kimin kaşığına denk gelir ise; eğer rızık nişanı ise o kişinin rızıklı olduğu düşünülür. O rızık nişanı götürülüp bir çuvalın içerisine konulup saklanılır. Tarım üzerine olan rençberlik nişanı kime denk gelmiş ise oda ahırda bir yere konulur. Orada da hem rızıklı olduğu hem de hayvanlarının çoğalacağı düşünülür.

    Bacalardan içeriye su dökülür. Evler temizlenir. Dökülen su daha çok yine bereket içindir. Su, aynı zamanda dinginliktir, sağlıktır ve yaşamın kendisidir.

    “DERSİMLİLER KENDİ HALK TAKVİMİNİ KULLANIYORDU”

    Raa Heqî Alevi takvimi dediniz. Bunu biraz açar mısınız.

    Bizim takvimimiz çok önemlidir ve hassastır, şaşmaz. Gağan’ın 10. ay olduğunu söyledik. Bugün ki Miladi takvime baktığınız da doğmak, olmak anlamını taşır. Bu takvim İsa’nın doğumundan alınmıştır. Bu sıfır kabul edilerek 2021 yılına değin gelmiştir. Bu da 13. Papa tarafından 1582 yılında ortaya çıkarılmıştır. İlkin Avrupa’da kullanılmış ve daha sonra yayılmıştır. Bu takvimin Türkiye’ye gelişi 1925 yılının sonlarını bulmuş ve 1926 yılında kabul edilmiştir. Dersim’de ise bu takvim okullar ile birlikte geldi. Ama bizler toplum içerisinde kendi takvimimizi kullanıyorduk.

    Miladi takvimde ay isimleri değişmemiştir. Eylül ayına September denir. Seten, Latince’de yedidir. September yedinci ay demektir. Günümüzde ise dokuzuncu aydır. Yani Miladi takvime göre 2 ay ileridedir. Yine Ekim ayı için October denir. Octo (okta) sekiz, Octonber ise sekizinci ay demektir. Onun ardından gelen Kasım ayı için November denir ve dokuzuncu aydır. Yine Aralık ayı olan 10. aya Miladi takvimde December (Desenber) denir. Buradaki ‘Des’ kelimesi yine 10’dan kök almıştır.

    “XIZIR ORUÇLARINI BELLİ GÜNLERE SIĞDIRMAK YANLIŞTIR”

    Yine yakın zamanda Xızır ayları vardı. Bölgede ve bir çok yerde Aleviler Xızır’ı karşıladı. Lokmalar dağıtılıp, kavutlar yapıldı. Xızır’a dair neler söyleyebilirsiniz?

    20 Ocak’tan sonra takvim işlediğinde Xızır başlar. Biz 32 günü dört haftaya bölmüşüzdür çünkü; bizde hafta 8 gündür. Bütün insanlık, doğa ve hayvanlar için Xızır çok önemlidir. Xızır yardım edendir, darda olana yetişendir; darında hazır ve nazır olandır. Cana can veren ya da can kurtaran birine can adanılmaz. Bu çok yanlıştır. Xızır adına başka birine yardımda bulunuruz. Xızır orada bir simgedir, içimizdeki manevi güçtür. Xızır ayında evimize gelen birini boş çevirmezdik. Belki bu Xızır’ın donuna girmiş fakirdir denirdi. Herkes kendi durumuna göre ona bir şey verirdi. Dört haftanın her bir haftası farklı bölge ve aşiretlerde Xızır orucu tutulurdu. Xızır 12-13-14 diye belirlenen üç gün değildir. Bu çok yanlıştır.

    “ÇIRA YAŞAMIN KAYNAĞIDIR, IŞIĞIDIR”

    Bunun yanı sıra evli olmayanlar Xızır’ın son günü oruç tutar, su içmez çünkü evlenecekleri kişinin o gece rüyasına gireceği ve kendisine su vereceğine inanılır. Xızır ayının olduğu ay boyunca gün batımında evlerde de çerağlar yakılır…

    Hiç evlenmemiş kimseler yine o gün Xızır için oruç tutarlar. Tuzlu yiyecek yerler. Ya da bu yiyecek hiç tuzlu da olamayabilir. Sonuç olarak insan kendini ona inandırmıştır. Belki de rüyasında görmek istediği kişi vardır. Evleneceği köyden veya çeşmeden bir insanın elinden su içtiğinde su duru ise yaşamının iyi geçeceğine inanılır. Suyun temizliği veya kirliliği kader veya hayat çizgisidir. Xızır’a olan bağlılığından dolayı kişi kendini ona ayarlamıştır.

    Xızır ayında aslında bizim oralarda her gün cem yapılır. Dergahlarımızda çıra hiç sönmez. Çünkü çıra yaşamın kaynağıdır, ışığıdır. Sevginin, barışın, dostluğun, özgürlüğün ve birçok şeyin simgesidir. Xızır aylarında kendi evlerimizde de çıramızı yakarız.

    İnsanlığın var olduğundan beri Xızır’ın var olduğunu, çağrıldığını düşünüyoruz. Çünkü her zaman yardım, dayanışma vardır. Xızır zaten birinin yardımına koşan hızlı neferdir. Dolayısıyla bunu tam olarak yerinde uygulamamız için kendi felsefemizin realitesini yaşatıp toplumu bilinçlendirmeliyiz ve gerçek anlamda kendimizi kutlamalı, anmalıyız. Biz kendi gerçek felsefemizi ortaya koyup yaşatmak istiyor isek. Doğruların anlatılması, gerçek realitenin ortaya konulması istenmiyor. Bir doğru üzerinde birleşelim Xızırımızı, Gaxanımızı, Howtemalımızı ve yas olan Kara Çarşamba’yı da gerçeğinde, özünde yaşayalım.

    “ÜÇ CEMREDEN SONRA HAYATIN YENİDEN HAREKETLENMESİ HOWTEMAL’A DENK GELİR”

    Xızır orucunun ardından hemen sonra havaya, suya ve toprağa cemre düşüyor. Bu üç cemreden sonra hayatın yeniden hareketlenmesinin Howtemal’a denk geldiğini ifade etmiştiniz. Buna biraz değinebilir misiniz?

    Yeni bir zaman, yeni bir dönem için önce doğanın o koşulları sağlaması lazım. Önce 3 tane cemre düşer. Dilimiz olan Kırmancki’de periyot olarak gün vakitlerine cema sodir, cema perut, cema sonî, cema sevî denir. Bu şu demek; sabah vakti, öğle vakti , akşam vakti ve gece vakti. Böyle cem dönüyor. Cem, kainatta olup biten tüm hareketlerin, aksiyonların ortak adıdır. Bir bitkinin oluşu, tohum vermesi, insanın doğması-yaşaması-hareketi-Hakk’a yürümesi, bir yıldızın oluşması-patlaması-sönmesi, rüzgarın sesi, suyun akışı, yağmurun yağması ve bulutun oluşması bir bütün olarak cemin kendisidir. Burada da karşılıklı bir fikir alışverişi, aksiyon var. Bu da muhabbet cemidir. Biz bunu semah figürleri ile anlatırız. Her cemin semah figürü de ayrıdır. Hakk’a yürüme ceminin, birlik ceminin, görgü veya Xızır ceminin figürleri farklıdır.

    Cemre yani dilimizdeki ‘Ra’ doğmak, açmak anlamındaydı. Ortaya çıkmaktı, yol almaktı, felsefeydi. Ayın 19’un da ilk cemre düşer. 7-8 gün aralıkla ikinci cemre düşer. Son cemre de 5-6 Mart’ta düşer. Hemen peşinden Howtemal başlar. Cemre havaya düştü ve bir hava açımı oldu. Bir tohumun döllenmesi için oluşan faktör. Sonra suya, daha sonrasında da toprağa düşer. Hava, toprak, su yaşamın sürdürülmesi için gerekli olandır. Bu üç cemreden sonra hayatın yeniden hareketlenmesi tekrar Howtemal’a denk gelir.

    “HOWTEMAL İÇİN KUTLAMALAR YAPILIR, KARA ÇARŞAMBA İÇİN YAS TUTULUR”

    Bölgede yaşayan Aleviler, dünyanın yedi günde varlık kazandığına, kötülükler ve belaların ise Çarşamba günü varlık kazandığına inanıyor. Haftanın 8 gün olarak belirlendiği bu zamanda ilk 7 günde iyiliklerin varlık bulduğuna inanıldığı için Howtemal, bu tarihler arasına rast gelen çarşambalara “Kara Çarşamba” deniyor…

    Bütün toplumlar var oluşu kendilerine göre takvimlendirirler. Belli bir zaman ölçüsü koyarlar. Bu kimine göre bir hafta, kimine göre dört hafta, kimine göre de 16 gündür. Bizde Howtemal 16 gündür. İlk haftasına küçük Howtemal, ikinci haftasına büyük Howtemal deriz. Haftanın 8 gün olduğunu söylemiştik. Varoluş bu iki haftayı (16 günü) kapsayan zamanda olmuştur. Big bang patlamasından sonra kainat oluşumu halen devam ediyor. Bitkiler kış ayı ile birlikte yaşamını dondurur; Howtemal ile canlılık kazanır, Newroz ile birlikte tekrardan çiçek açmaya ve ürün vermeye başlar. Yine kış uykusuna yatmış hayvanlar vardır. Bu Howtemal döneminde onlar da tekrardan canlılık kazanırlar. Bizim insanlarımızda hayatın bu dönemde oluştuğuna kanaat getirmiştir. Buda 8 günde olmuştur. İlk 7 günde iyi şeylerin var olduğuna, varlık kazandığına, diğer 1 günde ise kötü şeylerin varlık kazandığına inanılır. İlk 7 güne Howtemal (dilimizde de yedi anlamındadır), o bir günde Çarşamba gününe denk geldiği için Kara Çarşamba denir. İyiliklerin olduğu Howtemal için kutlamalar yaparız. Kara Çarşamba denilen yasta da yas tutarız. İkisini birbirine karıştıranlar var. Aynı şeyler değildir. Aynı zaman döngüsü içerisinde olmuş, birbiri ile ilişkili ama farklı kutlama ve yaslardır.

    “BU 7 GÜNDE KUTLAMALAR YAPILIR, 7 ÇEŞİT TAHIL PİŞİRİLİR, LOKMALAR DAĞITILIR”

    Kendi bölgemizden bir ritüeli örnek vermek istiyorum. Kara Çarşamba’da sabahın erken saatlerinde köyden biri kalkar, araziden kesilip getirilen kuşburnu ağacının dallarından çember yapılırdı. Bu çemberin içinden her aile bireyi üç defa geçerdi. Böylelikle günahlarından arındığına inanılır, hastalıklardan kurtulduğuna ve kötülüklerden korunduğuna inanılırdı. 

    Küçük Howtemal’da gezegeni var edecek hava, su, toprak ve güneş oluştu. Canlıların kendisi için büyüklük gördüğü şey kendi yaşamının huzurudur. Onu huzur içerisinde yaşamaktır. İkinci bölümde ise tabiatın varlığı, canlıların varlığı ortaya çıkmıştır. Buna da büyük Howtemal denmiştir. Bu 7 günde kutlamalar yapılır. 7 çeşit tahıl ürünü pişirilir. Lokmalar yapılır, dağıtılır. Jar û diyarlarda lokmalar dağıtılır. Orada çıralarını yakarlar. Yine Howtemal cemi yapılır. Kara Çarşamba da yas ritüelleri yapılır. Bu anmada kuşburnu (şilan) ağacından bir dal kesilir ve bir çember oluşturulur. Gülbenkler ile onun içerisinden geçilir. Buranın içerisinden geçen her kişi Çarşamba’nın kötülüğünden arınmış olur. Hem arınmış hem de o iyiliğe sahip olmuş olur.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • Mersin Cemevi’nde Xızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Xızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Alevilerin kutsal ayı olan Hızır ayında Mersin Cemevinde sınırlı sayıda katılımla Hızır cemi gerçekleştirildi.

    Mersin Cemevinde sınırlı sayıda katılımla Hızır cemi gerçekleştirildi.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim ve kurul üyesi Baki Erdoğan tarafından yürütülen cemde AKD Genel Sekreteri Ali Özveren, Önceki dönem Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu, Mersin Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz’ın yanı sıra yurttaşlar hazır bulundu.

    Pandemi koşularından kaynaklı sınırlı sayıda katılımla gerçekleştirilen cemde çerağlar uyandırıldı, deyişler söylendi ve kadınlar semah döndü.

    ABF ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz tarafından Hızır ayının ve Hızır’ın Alevilikteki yerine ilişkin konuşma yaptı.

    Kılavuz’un konuşmasının ardından lokmalar pay edildi, çerağlar sırlandı.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Özen: Xızır bu alemde, bu doğada; Xızır sensin, benim-VİDEO

    Özen: Xızır bu alemde, bu doğada; Xızır sensin, benim-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Xızır’ın bütün Alevi süreklerinin ortak paydası olduğuna vurguda bulunarak, “Xızır zorda, darda kalan insana yetişendir. Sensin, öbürüdür, berikidir, benim” dedi. 

    Aleviler için kutsal olan aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayları tutulan oruçlar ve dağıtılan lokmalarla devam ediyor.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Maraş yöresinde Xızır karşılama geleneğini anlattı.

    “XIZIR ORTAK PAYDAMIZDIR”

    Xızır aylarında Alevi toplumunun en fazla huzura ihtiyaç duyduğu bir süreçte Alevilere ait ev ve köylerinin işaretlemeleri ile birlikte nefret suçları hız kazandı.

    “Xızır Alevilerin en önemli inancıdır” diyen Özen, tüm farklılıklara rağmen Alevi sürekleri içinde Xızır’ın ortak payda olduğuna işaret etti.

    Özen, “Xızır Alevi inancında aslında şahsen en çok değer verdiğim bir kavramdır” diyerek şöyle devam etti:

    “Bizdeki Xızır öyle aksakallı kır atlı Xızır değil. Xızır her şeydir, Xızır zorda, darda kalan insana yetişendir. Sensin, öbürüdür, berikidir, benim. Onun için biz hep Xızır’a inanmışız.  Bu alemde, bu doğada, bu dünyada her ne varsa, her şeydir. Alevilerin en önemli inancıdır. Biliyorsunuz Alevilikte de farklı görüşler ve farklı yorumlar var. Fakat Xızır bizim ortak paydamızdır.”

    “HAKİKAT MUHABBETLERİ YAPILIR”

    Xızır ayının Maraş’ta muhabbet ile karşılandığını söyleyen Özen, “Biz de Xızır orucu tutulur, lokmalar dağıtılır hatta kurbanlar da kesilir. Biz hakikatçılarız.  Hakikatçılarda Xızır cemi değil,  Xızır muhabbetleri vardır, biz muhabbet yaparız. Xızır ayı boyunca olanaklarımız olduğu sürece her gün muhabbet olur, sohbetler olur” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ ANKARA

  • Musa Kargın: Xızır, insanlıktan, yardımseverlikten yana olmanın bir sembolüdür-VİDEO

    Musa Kargın: Xızır, insanlıktan, yardımseverlikten yana olmanın bir sembolüdür-VİDEO

    PİRHA-Dede Kargın Ocağı dedelerinden Musa Kargın, Xızır inancını anlattı. Kargın, “Xızır inançlara göre farklı yorumlanmaktadır. Neticede baktığımız zaman hepsinin çıkış noktası Xızır, insanlıktan, güzellikten, yardımseverlikten yana olmanın bir sembolüdür” dedi.

    Dede Kargın Ocağı dedelerinden Musa Kargın, Xızır inancını anlattı.

    Musa Kargın, “Xızır inançlara göre farklı yorumlanmaktadır. Neticede baktığımız zaman hepsinin çıkış noktası Xızır, insanlıktan, güzellikten, yardımseverlikten yana olmanın bir sembolüdür” dedi.

    “BU SENEKİ OLUMSUZLUKLAR XIZIR CEMİNİ CEMEVİNDE YAPMAMIZA ENGEL OLDU”

    Her sene cemevinde Xızır cemi gerçekleştirdiklerini söyleyen Kargın, şunları kaydetti:

    “Bu seneki olumsuzluklar cemevinde Xızır cemini yapmamıza engel oldu. Sadece  biz Xızır’ın darda ve zorda kalanlara yardım ettiği inancıyla, genelde hangi simayla, hangi kılıkla geleceğini bilemediğimiz için kimin Xızır olduğunu bilememekteyiz. Onun için anlatım ve bilgin insanlarımızın ifadelerine göre Xızır, bir peygamber olarak nitelendirilmektedir. Yalnız Allah tarafından ona verilen ileri görebilecek bir kapasitesi olduğu bilinmektedir. Netice bazı işaretler olduğunu geçmişteki yaşlılarımız anlatırlar. Bereket getirdiğine inanılmaktadır. Genelde gıdaların, un, yağ bunların üzerinde elinin işareti olduğunu söylerler. Yarım torbadaki unun dolu olduğu, yarım küpteki yağın dolu olduğu yalnız oradaki bir işaret bırakıldığını bunun da Xızır’ın bereketi olduğu söylenmektedir.”

    “XIZIR DOĞRULUKTAN, GÜZELLİKTEN, FAKİRİN HALİNİ ANLAMAKTAN YANADIR”

    Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerde de Musa ile arkadaşlık ettiğini ve sabırla, şükürün Xızır’da sonsuz olduğunu belirten Musa Kargın, “Bu sabır ve şüküre Musa a.s’ın katlanamadığından dolayı bazı sorular yönelttiğini, Xızır ise burada arkadaşlığını sonlandırmaya çalıştığını ifade etmektedir. Yalnız sonuçta Xızır ileriyi gördüğü için Allah tarafından verilen bir ferasetle ileriyi gördüğü için yaptığı tüm işlerin ilerisini düşünerek yapıyor. Oysaki Musa a.s o zamana göre bulunduğu ana göre değerlendirdiğinden dolayı ileriyi fark edememektedir ve Xızır ilerisini açıklayarak, ‘Ey Musa git ümmetine peygamberlik yap, sen benim sabrıma ve şükrüme tahammül edemezsin.’ Bu tür rivayetler mevcuttur. Biz de bunu örnek alırsak Xızır, doğruluktan güzellikten hayırseverlikten, fakirin halini anlamaktan yana olduğunu, ondan dolayı genelde bütün hizmetlerinde hep fakirlerin baz alındığını anlatılmaktadır” diye konuştu.

    “XIZIR TÜM İNSANLARIN YARDIMINA KOŞSUN”

    “Biz de bu inanç üzerine Xızır’a olan saygımızdan dolayı onu cemlerimizde anarak onu yad  ediyoruz” diyen Kargın, “Xızır tüm insanların yardımına koşsun. Darda, zorda kalanlara Allah’ın emri ile yardımda bulunsun bu bizim temennimizdir. Bundan sonraki yıllarımızda, yaşantımızda biz Xızır’ı tekrar yad ederiz, ona içtenliğimizi belirtiriz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • DAD Adana Şubesi, Xızır ayı dolayısıyla çerağ uyandırıp, lokmaları pay etti

    DAD Adana Şubesi, Xızır ayı dolayısıyla çerağ uyandırıp, lokmaları pay etti

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adana Şubesi, Xızır ayı dolayısıyla çerağ uyandırıp lokmaları pay etti, “Zorda ve darda olan canların birbirlerinin Xızırı olma zamanıdır” denildi.

    Xızır ayında olduğumuz bu günlerde Aleviler bulundukları her yerde Xızır lokmalarını pay etti. Xızır Orucu da pandeminin gölgesinde tutuldu, tutulmaya devam ediliyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adana Şubesi, çerağ uyandırıp, Xızır lokmalarını pay etti.

    “‘YA XIZIR’ ÇOCUKLARIN İLK DUYDUKLARI KELİMEDİR”

    Etkinlikte DAD Eşbaşkanları Sevgi Avcı ve Zeynel Kete birer konuşma yaparak, Xızır’ı anlattı.

    Kete, “Alevi inancında her günün, her ayın, her mevsimin, değişimin bir manası vardır. Binlerce yıllık yaşanmışlık, tecrübe, his, sezgi bu manaya derinlik kazandırmıştır. Xızır da bu kadim kutsallarımızdandır. Xızır toplumumuzun inanç, itikat, kültür yaşamında en önemli günlerdir, en temel değerlerden biridir, toplumsal yaşamımızın canlı bir damarıdır. Çocukların belki de ilk duydukları kelimedir, ‘Ya Xızır’ diyerek ilk yakarıştır” dedi.

    “XIZIR, ZALİMİN ZULMÜNE KARŞI HAKİKAT VE ÖZGÜRLÜK ARAYIŞINI BARINDIRIR”

    Alevi toplumu büyük bir coşku ile bu günleri beklediğinin vurgulayan Kete, “Xızır, zalimin zulmüne karşı hakikat ve özgürlük arayışını barındırır, sürekli canlı tutar. Aleviler en zor şartta umudunu yitirmeden, zulme karşı mücadele ederken,” Ya Xızır ” demişlerdir ve Xızır aklı başlı başına kültürel bir direniştir. Bundan dolayıdır ki Nahak zihniyet Xızır aklını sevmez. Yeniden doğusun ismidir, umuttur, direnmektir. En zor şartlarda kurtuluşun aklıdır. Günümüzde rıza toplumu sürekleri ancak ve ancak Xızır aklı ile kurtulurlar. Bu akıl ikrar ve rızaligi esas alır, zalime biat etmez. Zorda ve darda olan canların birbirlerinin Xızırı olma zamanıdır” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından lokmalar pay edilerek, deyişler söylendi.

    PİRHA/ADANA

     

  • DAD Mersin Şubesi Xızır lokmalarını paylaştırdı-VİDEO

    DAD Mersin Şubesi Xızır lokmalarını paylaştırdı-VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi Xızır ayı dolayısıyla lokmalarını paylaştırdı. Seyit Sabun Ocağı evlatlarından Mehmet Seyitalioğlu “Xızır, yokluğa, kötülüğe ve her türlü olumsuzluğa karşı duruşun ve çözümün adıdır” derken, DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu da, “Baskının, zorun kaldırılması için verilen mücadelenin enerjinin kendisidir” diye konuştu. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi Xızır ayı dolayısıyla dernek binasında lokmalarını paylaştırdı.

    Pandemiden dolayı katılımın sınırlı tutulduğu lokmada Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eş Başkanları, Demokratik Kitle Örgütü Temsilcileri hazır bulundu.

    Seyit Sabun Ocağı evlatlarından Mehmet Seyitalioğlu, tarafından çerağ uyandırıldı.

    Seyitalioğlu, “Xızır, yokluğa, kötülüğe ve her türlü olumsuzluğa karşı duruşun ve çözümün adıdır” derken, DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu da, “Baskının, zorun kaldırılması için verilen mücadelenin enerjinin kendisidir. Bulunduğumuz coğrafyada halkların kendi kimliğinin inancını yaşamak isteyenlere büyük bir zulüm var. Baskı gören bütün halkların ve inançların yan yana gelerek, ikrarlaşarak yol alması gerekmektedir” ifadelerine yer verdi.

    Katılımcıların kısa konuşmalarının ardından lokmalar pay edildi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Yazar Seyfettin Elaldı: Hızır, dört kitap dinlerinden de çok eskidir

    Yazar Seyfettin Elaldı: Hızır, dört kitap dinlerinden de çok eskidir

    PİRHA- Yazar Seyfettin Elaldı ‘Xizir (Hızır)’ başlıklı yazısı ile içinde bulunduğumuz ayı “neşe ve bayram” günleri olarak tarif ederken, “Xizir en eski köklü inançlardan biridir. Xizir en başta temizlik, dayanışma, çaresizliğe çare sembolüdür” dedi.

    Baba Mansur Ocağından Yazar Seyfettin Elaldı (Seyfi Mûxûndû) kaleme aldığı ‘Xizir (Hızır)’ başlıklı yazısı ile içinde bulunduğumuz ayın özelliklerini anlattı.

    Aynı zamanda eğitimci olan Seyfettin Elaldı, Hızır’ın Alevi inancında bir matem ve ağıt karşılığı olmadığını belirterek bir tür ‘bayram’ niteliği taşıdığını söyledi. Elaldı, Hızır’ın Kale Gaxand (yılbaşı) ile başladığını belirterek 21 Mart Newroz ile de son bulduğunu aktardı.

    Seyfettin Elaldı, geçmişten günümüze gelen şu Hızır duasını da paylaştı:

    “Ya Xizir, Ya Xizir, Ya Xizir,

    Ya Xizir’ê kalê rî sipî, Ya Xizir’ê ser Kelek û gemîyan,

    Ya Xizir’ê ser rê û dirban, Tu ji mera ardimçî buwîy.

    Yê ki nexaşe ser rê û çolane, Berf û pûk û ğezewanda mane,

    Tu jêra desti gar wîy.

    Nexaşan ra pîr û kalanra balîfwîy, Rêwîçîyan ra, rê;

    Yê ki ser rê û dirbanda,

    Bêsuc bê gune Mapisanda mane,

    Wan ra nig û Quwet wiy.

    Yê ki tengîyandane wan ra  per û qanat wîy.

    Birçîyan ra, Sêwiyan ra sî û Sutar wîy.

    Sufreyê Haq  nesîw wîy,

    Bi destê kesk û Hêşîn xarin nesîw wîy.

    Ya Xizir, Ya Xizir, Ya Xizir’ê kalê rî sipî

    Tu kalê roy tengîye yî,

    Tu kesî tengîyê da nehelî.

    Roja mahşerê Diwana Elî da yaz kî

    Hû bi eşqa Xizir wîy…”

    EN KÖKLÜ İNANÇLARDAN BİRİSİ HIZIR!

    Seyfettin Elaldı, Hızır’ın en köklü inançlardan biri olduğunun da altını çizdi. Hızır’ın en başta ‘temizlik, dayanışma, çaresizliğe çare sembolü’ taşıdığını söyleyen Seyfettin Elaldı, şu bilgileri aktardı:

    “Hızır ayı başlayınca her şeyden evvel ev temizliği yapılır. Evin içi şerbetlenir, yani yer ve duvarlar boyanır gibi kireçli su ile temizlenir. Kaynatılmış buğday (hedik) ipe dizilip ahıra asılır. Bereketli olacağına inanılır. 12-13-14 Şubat’ta oruç tutulur. Oruç süresince 12 imam süresi tersine oruç Hızır sembolü olan su ile açılır. Gençler yemekten sonra tuzlu yiyecekler yiyip su içmeden uyurlar ve gece rüyada kimin elinden su içerlerse onunla evleneceği umudu yaşarlar. Yas tutulmaz bilakis neşe ve bayram havası ile sürdürülür. Oruç açılırken Kurmanci okunan dua ise:

    “Xana Xizir wîy. /

    Çaviya Mansur, /

    Ava Minzûr wîy. /

    Dostê me buxwe, /

    Dijmin jî kur bîwîy, /

    Fitara me nezara Xizirda qewûl biwîy”

    Türkçesi:

    (Hızır hanesi ola, Mansur’un gözesi ola, Dostlarımız yesin, Düşman kör olsun. İftarımız Hızır nazarında kabul ola.)

    Kirmacki (zazaki) dua ise:

    “Ya bimbarek!/

    Xêr ama xêr şêrê/ 

    Şifte hometa xo peroyîne re,/

    Dora ra têpîya ma rê bêrê comerdîye./

    Ma; Oeda û bela ra/ Tenge û xirave ra,/

    Bixelesne ra, /

    Ma bindestîye de meverde,/

    Otacî xayîn ü mixenetî meke.”

    Türkçesi:

    (Ya mübarek! Hayır ile geldin hayır ile gidesin. Önce bütün kullarına, sonra da bize cömertliğini göster. Kaza ve beladan, Zahmet ve kötülükten kurtar. Altta koma bizi. Haine ve muhannete muhtaç eyleme.)”

    “ÜRÜNLERİN BOL OLMASI İÇİN HAVAYA QAUT SAVRULURDU”

    Seyfettin Elaldı, Hızır oruçlarının tutulduğu günlerde yapılan ritüeller hakkında da bilgi paylaşarak, “Qaut-Qawut-Kavut, buğdayın sacdan kavrulup (kavurga) el değirmeninde öğütüldükten sonra suda haşlanıp pilav haline getirilir. Ortası çukurlaştırılıp, yağ dökülür lokma halinde yağa batırılarak yenir. Köy halkı ev ev gezerek her hanede bu lokmadan nasiplenip yerler. Eskiden yapılan cemde Hızır Qautu yendikten sonra sofraya getirilen kaşıklar ateşe atılır. Eğer ateşte yanmayan bir kaşık varsa bu Hızır’ın yemek yediği kaşık olarak inanılır” dedi.

    Elaldı, Hızır ayında hazırlanan ‘Kavut’a dair de şunları kaydetti:

    “Hızır Qaut’u buğday kavrulup öğütüldükten sonra toz halinde üstü düzeltilip üstü açık bırakılır. Ertesi sabah üzerinde el izi olup olmadığına bakılır. Bunun sebebi Xizir el vurup vurmadığına bakılır. Eğer üzerinde el izi varsa Hızır’ın geldiğine inanılır. Ayrıca toz halindeki Qaut’tan bir avuç dışarıda havaya savrulur. Bunun yapılmasının sebebi ise o yıl ürünlerin bol olması yani bereketli olması dileğinde bulunulur. Yaz için de bir miktar Qaut ayrılır. Yazın harmanda buğday ile samanı ayırmak, yani savurma yapmak için Qaut havaya atılıp Hızır’dan rüzgar estirilmesi dilenir.

    Kışın tipi ve fırtınalarda ise bunun tam tersi bir istekte bulunulurdu. Yola giden insanların yolu açılması tipi ve fırtınanın kesilmesi amacı ile Qawut havaya atılarak rüzgârın kesilmesi talep edilirdi.”

    Yazar Seyfettin Elaldı, Hızır ayında ziyaret edilen mekanları ve kutsal görülen aksesuarları da şu şekilde sıraladı:

    Gola Xizir (Hızır Gölü)

    Dîyara Xizir (Hızır Dağı/Hızır Diyarı)

    Xana Xizir (Hızır Mekanı/Hızır Ocağı)

    Nigê Xizir (Hızır’ın ya da atının ayak izi)

    Çoy Xizir (Hızır’ın değneği, Hızır’ın Asası)

    Kanîya Xizir (Hızır pınarı)

    Destê Xizir (Hızır’ın el izi)

    “XİZİR, DÖRT KİTAP DİNLERİNDEN DE ÇOK ESKİDİR”

    Alevilerde Hızır’ın bir dayanışma sembolü olduğunu anlatan Seyfettin Elaldı, “Darda kalana yardım Hızır’ca bir davranıştır” diyerek Hızır hakkındaki bilgilerini şu şekilde sıraladı:

    “Eğer yardım elimizi uzatmıyorsak Ali-Xizir bizden yüz çevirir. Bu yaşam Alevi’nin temel düşüncelerinden biridir. Hızır, mevcut Dört Kitap dinlerinden çok eskidir ve Sümerlerin eski derya ve yer tanrıları ikilemiyle, hatta Sümerler’den önceki aynı inanç öğeleriyle ilişkilidir. Xizir, bütün inanç çağlarını, insanlığın inanç evrelerini kendi özetinde sunan bir simgedir.

    İyilik, doğruluk, dürüstlük ve bilgelik gibi yüksek ahlak ve erdem simgesidir. Yani O her dönemde bu doğrultuda yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ankara DAD’ta Hızır sohbeti yapılarak çerağ uyandırıldı-VİDEO

    Ankara DAD’ta Hızır sohbeti yapılarak çerağ uyandırıldı-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Hızır Muhabbeti yaparak çerağ uyandırdı. Ana İlkin Yüksel, “Hızır doğanın ta kendisidir” diyerek yöresel kültürlerin gençlere aktarılması gerektiği mesajını verdi.

    Alevi inancının en temel değerlerinden olan Hızır ayı, birçok yerde tutulan oruçlar ile devam ediyor.

    Her yıl oruçların ardından tutulan cemler bu yıl pandemi sebebiyle yapılamazken, sınırlı sayıda bir araya gelinerek Hızır sohbetleri yapılıyor.

    DAD Ankara Şube’sinde düzenlenen sohbette Hızır’ın farklı yörelerde nasıl karşılandığına dair bilgiler paylaşıldı.

    DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, pandemi sebebiyle kısıtlı katılım üzerinden program oluşturduklarını ifade ederek “Hızır, toplumumuzun inanç ve kültür yaşamında en önemli günlerden biridir; toplumsal değerimizdir” dedi.

    Sohbet öncesinde ilk olarak Kureyşan Ocağı mensubu Ana İlkin Yüksel Çağlayan, “Kim ki dardadır, kim ki hastadır, kim ki kimsesizdir sen gel ya Hızır” diyerek çerağ uyandırdı.

    “HIZIR, DOĞANIN TA KENDİSİDİR”

    Dersim’de Hızır’ın nasıl karşılandığını dair konuşan Ana Çağlayan, “Özümüze dönebilmek için sık sık bir araya gelmeliyiz. Yöresel kültürümüzü gençlerimize öğretmeliyiz” diyerek şunları aktardı:

    “Hızır, kış aylarında karşılanır. Çünkü kışın zorlukları vardır ve bizler dağ bölgelerinde yaşayan insanlarız. Oraların yoksulluğu, karı, odunsuzluğu, susuzluğu olur. O günlerde insanların sığınacağı bir gönül gerekir. Öyle olunca da Hızır babamıza sığınılır. Biz Hızır’a sığınınca bereketiniz, huzurumuz oldu. Çünkü Hızır, toprağın, havanın, suyun, ateşin kendisi; yani Hızır, doğanın ta kendisidir. Doğanın insanları olduğumuz için de terk etmedik. Büyüklerimizden ne gördüysek bugüne kadar getirmeye çalıştık. Ne kadar başarılı olduk bu da tartışılır. Çünkü asimile olmaya yenik düştük.

    Hızır günlerinde dedelerimiz hazırlıklarını yapar, niyaz ederdi. 4 hafta boyunca oruçlar tutulurdu. Yapılan lokmadan bir parça damın üzerine konulurdu. Bir kuş gelip onu alırdı. Hangi yöne giderse o kuş, o yöne gelin gidilirdi ya da o yönden köyümüze gelin geleceğine inanılırdı. Bu kültür zamanla kayboldu.”

    “HER ŞEYE RAĞMEN YİNE YAN YANA DURABİLİYORUZ”

    Kantarma Sinemilli Ocağı’ndan Pakize Sinemillioğlu da sohbet de söz alan bir diğer isim oldu. “Osmanlı’dan Kaçmak için hep uçsuz bucaksız bölgelere yerleşmişiz” diyen Pakize Sinemillioğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Aleviler olarak ne yaşadıysak hep insan olduğumuz için yaşadık. Hep darda olanın yanında durduğumuz için çektik. Hep yan yana durduğumuz, haksızlıklara karşı olduğumuz için kötülükler yaşadık. Ama her şeye rağmen bugün burada yine yan yana durabiliyorsak bu çok büyük bir kıymet. Onun için diyorum ki Hızır yardımcımız olsun. Biz bütün kötülüklerin karşısında durmaya devam edeceğiz.”

    “HIZIR’IN, MUHAMMED VE ALİ’DEN BİR ADIM ÖNDE OLDUĞU SÖYLENİR”

    Sarı Saltuk Ocağı evlatlarından Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz da kendi yöresindeki Hızır kültürünü anlattı.

    Kılavuz, “Hızır’ın eve geleceğine inanılırdı” diyerek herkesin oruç tuttuğunu söyledi. Kılavuz, tutulan oruçların son gününde özellikle gençlerin biraz daha susamak için tuz yediğini anlatarak şöyle devam etti:

    “İnsanlar, Hızır’ın gelmesini dört gözle beklerlerdi. Perşembe günü orucun son günü olurdu ve o gün cem tutulur, kurbanlar kesilirdi. Daha sonra Hızır’ın olmazsa olmazı kavuttur. Buğdaylar kavrulur, el değirmeninden çekilir diğer gün de misafirlere, yoksullara paylaşılırdı. Dersim yöresinde Hızır inancı daha farklı. Hızır, Hazreti Ali, Hazreti Muhammed’den daha sık kullanılır ve yardıma çağrılır. Yani Hızır’ın, Muhammed ve Ali’den bir adım daha önde olduğu söylenir.”

    “TÜM BU DARLIĞA HIZIR YETİŞSİN”

    Sohbette söz alan bir diğer isim Hatice Çevik oldu. “Hızır demek insanlık için en büyük değerlerden birisidir” diyen Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hızır’a tanrısal bir kavram yüklenmiştir. Çünkü mazlumun, çaresizin, hasta olanın imdadına yetişendir. Hızır, dün de vardı bugün de var. Bugün belki daha da çok gerekli. Çünkü şehirlerde mazlumların direnişi, darlığı var. Tüm bu darlığa Hızır yetişsin. Hızır evrenseldir. Nerede bir insan, nerede bir canlı darda ise Hızır’ı çağırdığında Hızır onun darına yetişir. Hızır başka inançlarda, farklı isimlerle anılabilir ama özünde aynı değeri, umudu taşır.”

    Vartolular Derneği Başkanı Özgür Yetiş Aslan da kendi yöresinde Hızır’ın nasıl karşılandığını anlattı. “Hızır’ın özellikle çocukluğumda çok derin izleri var” diyen Aslan, şunları söyledi:

    “Annem ile yaşadığım çok önemli bir dönem var. Hayvanların eritilmiş kuyruk yağından, Amerikan bezinden çerağ yapılır ve dürülür mum haline getirilirdi. O mumlar müsahibimizin mezarında, köyün çeşmesinde, evimizin kapı eşiğinde, hayvan barınağının bir köşesinde ve adak adadığımız, lokmalarımızı dağıttığımız ziyarette niyaz edilerek yakılırdı.”

    Yapılan sohbetlerin ardından “Birbirimize Hızır olmalıyız” diyen Ana İlkin Yüksel Çağlayan çerağları sırladı. İlkin Ana, sonrasında yapılan lokmaları canlara pay etti.

    Program Zakir Murat Yılmaz ve İmam Bakır’ın seslendirdiği deyişler ile son buldu.

    PİRHA/ANKARA

      

     

  • Bülbül: Alevi inancı ritüellerini doğadan, yaşamın değişkenliğinden alır!

    Bülbül: Alevi inancı ritüellerini doğadan, yaşamın değişkenliğinden alır!

    PİRHA-HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Hızır/Xızır erkanı hakkında yazılı bir metin paylaşarak Hızır/Xızır orucunun içeriğine dair bilgi verdi. Bülbül “Hızır/Xızır doğanın kendisidir” dedi. 

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Hızır/Xızır erkanı hakkında yazılı açıklama yaparak “Xızır Orucunun tutulmasında murat edilen şey; doğanın yeniden canlanışı, bolluk, bereket için dardan kurtulmaktır” dedi.

    Alevi toplumunda Hızır/Xızır’ın ‘değişim, devri daim ve yeniden oluşum’ anlamı taşıdığını belirten Kemal Bülbül, Alevi inancının ritüellerini doğadan, yaşamın değişkenliğinden aldığını belirtti. Bülbül, Alevi inancının akışını düzenleyen bir takvim olduğunu da aktararak, “İnancımızda yıl ikiye ayrılır(dı!). Birinci bölüm; Soğuk – Kasım, İkinci bölüm;  Sıcak-Hızır, Xızır” bilgisini verdi.

    “KÜÇÜK ÇİLE İLE HIZIR/XIZIR ERKANI BAŞLAR”

    Kemal Bülbül, eski tarihte yılın 1. yarısının ‘soğuk/kasım’ olarak adlandırıldığını belirterek “Bu ayların 180 gün devam edip, 6 Mayıs Hıdırellez günü bittiğini ifade etti. Bülbül, 10-20 Kasım arasının ise ‘koç katımı’ olarak bilindiğini söyleyerek “Bolluk bereket, üreme için koç katımı bayram şenliği gibi yapılır. 22 Aralıkta başlayıp 5 Şubatta biten 45 günlük süreye ‘Zemheri’, 5 Şubat’ta başlayıp 21 Mart’ta biten süreye de ‘Hamsin’ adı verilir” İfadelerini kullandı.

    HDP’li Bülbül, 21 Aralık’ın kış mevsiminin başlangıcı olarak bilindiğine işaret ederken, 21 Aralık-30 Ocak arasının ‘Büyük Çile’ olarak isimlendirildiğini de sözlerine ekledi. “Büyük Çile/Çille kara kış diye bilinir ve 6/9 Ocak arasında zemheri fırtınası olur. (Çılle; Kürtçe ve Farsça Çıl: Kırk sözcüğünden gelir) 30 Ocak’ta başlayıp 20 Şubat’ta sona eren süre ise ‘Küçük Çile’ diye bilinir” diyen Bülbül, “Küçük Çile ile birlikte Hızır/Xızır Erkanı başlar” dedi.

    “HIZIR/XIZIR DOĞANIN KENDİSİDİR” 

    Kemal Bülbül, Hızır/Xızır’ın doğa ile bütün olduğunu ifade ederken, “Kendi kendine devri daim olur, ürer ve üretir. Bu anlamda Kürtçe ve Farsça’da Xwede (Allah/Tanrı) sözcüğü; kendiliğinden, kendinden veren, kendinden üreyen, üreten, devri daim olan anlamına gelir” dedi. Bülbül, Alevi inancında Xızır Orucu’nun önemine vurgu yaparak şu aktarımda bulundu:

    “Xwede sözcüğü, HÜDA biçiminde Allah/Tanrı anlamında Türkçeleşmiştir.

    Küçük çile günlerinin 13, 14, 15 Şubat günlerinde Xızır Orucu üç gün (Kimi Alevi topluluklarda bir hafta da tutulduğu olur.) tutulur. Xızır Cemi yapılır. Alevi İnancında Xızır Orucu çok önemlidir. Sağlık koşulları uygun olan canlar mutlaka bu orucu tutmalıdır. Xızır Orucunun tutulmasında murat edilen şey; doğanın yeniden canlanışı, bolluk, bereket için dardan kurtulmaktır. Çünkü 13, 14, 15 Şubat ile birlikte kışın, soğuğun çilesi bitmeye yüz tutar.

    Bazı Alevi topluluklarda Xızır orucu bir hafta önce veya bir hafta sonra tutulabilir. Bunun sebebi pirlerin taliplerini ziyaret edebilmesi için sağlanmış bir uyarlamadır. Takvim değişik diye inançta farklılık var tartışması yersizdir.

    Kış ve soğuğun bitmesi cemre düşmesi ile başlar. Cemre düşmesi hemen Xızır Orucunun ardından gelir.

    BİRİNCİ CEMRE:  19/20 ŞUBATTA havaya,

    İKİNCİ CEMRE:      26/27 ŞUBATTA suya,

    ÜÇÜNCÜ CEMRE:  5/6 MARTTA Toprağa düşer.

    Her cemre düşüşünde sıcaklık artar. Ama cemre aralarında hava sıcaklığında iniş, çıkışlar olur. Dikkat edilirse cemreler, hava, su toprak diye devam eder. Yani hava sıcaklığı ve mevsim dönümü yukarıdan başlar. Bu dönüşüm dört elementin buluşması, kaynaşması, yaşamın canlanmasına zemin hazırlaması ve kış ile birlikte durağanlığa, dinlenmeye giren yaşamı Hızır’ın yeniden var etmesidir. Cemre düşmesi dört elementin (Çar Anasır) buluşmasıdır. Hava, Su, toprak… 4. element cemrenin kendisidir. Cemre, ateş, ateş topu demektir.”

    Kemal Bülbül, yılın 2. yarısının; sıcak, Xızır; yeşillik, bolluk, bereket anlamında olduğunu ifade ederek, “21 Mart Newroz/Nevruz Bayramı ile başlayan bahar 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece yaz mevsimine dönüşür ve 8 Kasım’a kadar devam eder. Hıdırellez Bayramı Gregoryan Takvimine göre (Miladi Takvim) 6 Mayıs günü, Jülyen (Rumi Takvim) takvimine göre 23 Nisan günü kutlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “HIZIR/XIZIR KARALARIN, TOPRAKTAKİ YAŞAMIN KORUYUCUSUDUR”

    Bülbül, “Hızır/Xızır Abı Hayat (Bengi Su) içerek ölümsüzlüğe ermiştir” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Hızır/Xızır bir kişiden çok bir durum, biçim, hal ve dönüşüm, yani harekettir. Doğanın kendisidir. Ancak Alevilik onu somutlamak açısından ‘Ermiş insan’ anlamında ifade eder.

    Hızır/Hıdır/Xızır Anlamı; yeşillik, karada ve suda darda kalanlara yardım eden, kurtaran…

    Bitki ve hayvanlarda; Bolluk, bereket, üreme, yeşillik, bahar…

    Dertlilere dermen, hastalara şifa…

    Uğur, isteğine, dileğine, murat ettiğine kavuşmak…

    Himmet, keramet, aşk…

    Hızır/Xızır karaların, topraktaki yaşamın koruyucusu ve yaratıcısıdır.

    İlyas ise denizlerin, ummanların, sudaki yaşamın koruyucusu, yaratıcısı ve gözeticisidir.

    Xızır ile İlyas 6 Mayıs günü buluşurlar ve karada, suda bolluk, bereket, devridaim başlar… Yaşam yeniden canlanır. Bu buluşmayı kutlamak amacıyla Hıdırellez Bayramı yapılır.

    Ya Xızır… Sağlık, bolluk, bereket, mutluluk ve barış içinde, eşit, özgür yaşam için…

    Kerem eyle, Himmet eyle, Aşk eyle…”

    PİRHA/ANKARA