PİRHA- Antalya’nın Kepez ilçesinde, Suriyeli sera işçilerinin kaldığı konteynerde çıkan yangın büyük bir faciaya yol açtı. Yangında hamile bir kadın ile 5 çocuğu yaşamını yitirirken, baba ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.
Gece saatlerinde çıkan yangında toplam 6 kişi hayatını kaybederken, yaralılar hastanede tedavi altına alındı. Olayla ilgili başlatılan soruşturmada 3 kişi gözaltına alındı.
Yangın, Antalya’nın Kepez ilçesine bağlı Gaziler Mahallesi’nde saat 01.30 sıralarında meydana geldi. Suriyeli tarım işçilerinin kaldığı konteynerde henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın kısa sürede büyüyerek tüm yapıyı sardı.
İhbar üzerine olay yerine itfaiye, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürülürken, konteynerde yapılan incelemede 7 aylık hamile Leyle Elali (27) ile çocukları Muna Ahmed (9), Fatma Ahmed (8), Hayat Ahmed (7), Iman Ahmed (5) ve Mahmud Ahmed’in (4) hayatını kaybettiği belirlendi.
Yangında baba ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılırken, yaralanan diğer kişilerin tedavisi sürüyor. Yetkililer, yaralılardan birinin hayati tehlikesinin bulunduğunu bildirdi.
Olayla ilgili açıklama yapan Antalya Valisi Hulusi Şahin, “Anne ile yaşları 4 ila 9 arasında değişen 5 çocuğu kaybettik. Yaralılardan biri hayati tehlike kaydıyla takip ediliyor” dedi.
Yangının çıkış nedenine ilişkin soruşturma başlatılırken, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 3 kişi gözaltına alındı.
Mahalle Muhtarı Süleyman Kaplan ise yangının, gece saatlerinde yakılan mangal ateşinin sönmemesi sonucu çıkmış olabileceğine dair duyum aldıklarını ifade etti. Kaplan, bölgede itfaiye istasyonu bulunmamasına da dikkat çekerek, “Daha önce defalarca talepte bulunduk ancak sonuç alamadık. İtfaiyenin uzak olması müdahaleyi geciktiriyor” diye konuştu.
Yangının kesin çıkış nedeni yapılacak teknik incelemenin ardından netlik kazanacak.
PİRHA – Kocaeli’nin Dilovası ilçesindeki Ravive Kozmetik’e ait fabrikada 6 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin ön rapor açıklandı. Raporda, patlamanın alkolün kazana aktarımı sırasında statik elektrik boşalması sonucu meydana geldiği belirtildi. Fabrikada çocuk işçilerin çalıştırıldığı, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı, denetimlerin ise usulsüz biçimde yapıldığı ortaya çıktı.
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik’in dolum tesisinde 8 Kasım Cumartesi günü çıkan yangında 2’si çocuk, 4’ü kadın olmak üzere toplam 6 işçi yaşamını yitirmişti. Yangında hayatını kaybedenlerin kimlikleri Şengül Yılmaz (56), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (15), Cansu Esatoğlu (15), Hanım Gülek (65) ve Esma Dikan (31) olarak açıklanmıştı.
Yangına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 kişiden, şirket yetkilileri Kurtuluş Oransal, İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör “olası kastla öldürme” suçlamasıyla tutuklandı. Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü ise “suçluyu kayırma” suçlamasıyla tutuklanırken, 4 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
YANGIN STATİK ELEKTRİK NEDENİYLE ÇIKTI
Hazırlanan ön raporda, işletmede etil alkol ve esans karışımıyla parfüm üretildiği, yangının üretim süreci sırasında alkolün kazana aktarımı esnasında statik elektrik boşalması veya elektriksel kontak kaynaklı tutuşma sonucu çıktığı belirtildi.
Yangının ardından yapılan incelemelerde, işyerinde daha önce üretim yapılmadığı ancak kısa süre önce yeniden üretime geçildiği ortaya çıktı. İşçilere iş güvenliği eğitimi verilmediği, koruyucu ekipman sağlanmadığı, işçilerin sigortasız çalıştırıldığı ve fabrikanın “çok tehlikeli” sınıfta yer almasına rağmen yangın merdiveni, alarm, sulu söndürme sistemi gibi önlemlerin bulunmadığı belirlendi.
DENETİMLER USULSUZ YAPILMIŞ
Fabrikada çalışan işçiler, denetimlerin göstermelik yapıldığını belirterek, iş müfettişleri veya zabıta ekiplerinin geldiği zamanlarda sigortasız çalışanların dışarı çıkarıldığını anlattı. Bir işçi yakını, “Denetime geldiklerinde içeride sadece sigortalı birkaç kişi bırakılıyordu. Denetimden sonra herkes geri çağrılıyordu. Zabıta ekipleri de fabrikadan ürün alıp gidiyordu” ifadelerini kullandı.
Fabrikada çocuk yaşta işçilerin de çalıştırıldığı, 15 yaşındaki iki kız çocuğunun da yangında yaşamını yitirdiği belirlendi. Tanık anlatımlarına göre, yangın sırasında çıkış kapısının kilitli olduğu, küçük bir kapının önünde de malzeme yığınlarının bulunduğu tespit edildi. Bu nedenle birçok işçinin alevlerden kaçamadığı öğrenildi.
Olay sonrası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SGK Kocaeli İl Müdürü ve bazı İŞKUR yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 7 kişiyi açığa aldı. Dilovası Belediyesi ise Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz, Zabıta Müdürü Nizamettin Balcı ve 3 zabıta memurunu görevden uzaklaştırdı.
Fabrikada çalışanlar, yangın sırasında yaşananları “Çalışanlar çıkışa ulaşamadı, alevlerin arasında kaldılar. Canlı canlı yandılar” sözleriyle anlattı. İşçiler, yıllardır süren kayıt dışı çalıştırma, güvenliksiz üretim ve denetimsizlik zincirinin bu faciaya yol açtığını belirtti.
PİRHA-Sivas’ın İmranlı ilçesi, Maden ve Borular köyleri arasında yer alan Gollan mevkinde yangın çıktı.
Sivas İmranlı ilçesi Maden ve Borular köyleri arasındaki Gollan mevkinde yangın çıktı. Araziden yükselen dumanları gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Bölgeye itfaiye ve Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.
PİRHA- DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, artarak devam eden orman yangınlarının sorumlusunun AKP hükümeti olduğunun altını çizerek, “Ülke yanıyor, yarısı kavruluyor, küle dönmüş, orman bakanı en iyi yangını söndürme yolunun yangının çıkmasını engellemek olduğunu söylüyor. O zaman soruyoruz niye bunu engellemiyorsunuz? Niye bu ülkedeki İHA-SİHA teknolojisini erken uyarı sistemini gerçek anlamda orman yangınlarını engellemek için kullanmıyorsunuz?” diye sordu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, güncel gelişmelere ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi.
Türkiye’nin dört bir yanında başlayan ve gün geçtikçe yayılan orman yangınlarına dikkati çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Yüreğimiz, geleceğimiz, toprağımız yanıyor. Bununla beraber milyonlarca canlı da yanıp kül oluyor. Her yangının içimizi dağladığını, her yangında bu ülkede milyonlarca insanın sessiz gözyaşları döktüğünü de biliyoruz. Halk hep beraber ağlarken, hep beraber yüreği kavrulurken ne yazık ki bu ülkenin iktidarı süreci seyretmekle ya cumhurbaşkanı başdanışmanı gibi sosyal medya hesabından dua etmekle ya da olaya kayıtsız kalıp aslında hiçbir şey olmamış gibi kafasını kuma gömmekle meşgul” dedi.
“Ülkenin milyonlarca liralık kaynakları yanıp kül oluyor. Bütün bunlara kader dememizi, doğal karşılaşmamızı bekleyen bir anlayış karşımıza çıkıp doğru dürüst bir açıklama yapmadan bunları normalleştirmeye çalışıyor. Öncelikle bir kez daha söyleyelim bu yangınların sorumluluğunu sadece iklim krizine ve artan hava sıcaklığına yüklemek en büyük haksızlıklardan biridir. Bu yangınların en büyük sorumlusu önlem almayan AKP hükümetidir. Önlem almayan kurumlardır ve bakanlığın bizzat kendisidir.
Kendilerine Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Bu sudan ölümleri başsağlığı dileyerek geçiştirmeyi de kabul etmiyoruz. Vicdanımız bunu kabul etmiyor, bunlar kader değil, önlenebilecek ölümlerdir. Ancak Türkiye’de ne yazık ki bunlar önlenemediği için insan yaşamı sudan ucuz olduğu için her gün yeni ölümlerle yeni yaşam kayıplarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bir hafta önce ameliyat olduğu için yangın söndürmeye gönderilen ve bu sırada kalp krizi geçiren işçiyi de ifade etmek istiyorum. Bir hafta önce ameliyat olan işçinin dinlenmesi gerekirken, orman alanlarına sürülmesi göz göre göre sağlık ve yaşam hakkının hiçe sayılmasıdır.
Devasa ormanlar günlerce yanıyor. Geçmişte 24 saatte kontrol altına alınan yangınlar şimdi günlerce devam ediyor, kontrol altına alınamıyor” diye kaydetti. Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları söyledi: “İletişim Başkanlığı’nın verilerine bakacak olursak 1 Ocak ve 6 Temmuz tarihleri arasında bin 351’i ormanlık alan olmak üzere, bin 830 orman dışı toplam 3 bin 181 yangın çıkmış. Sadece Haziran-Temmuz 2025’te yani bir aylık süreçte en az 650 yangın çıktı. Bu yangınlar binlerce alana tekabül ediyor. 23-24 Temmuz arasında yani iki günde 10 bin hektar alan yanmış, 2-3 günde yanan orman alanı en az 15 bin futbol sahasına tekabül ediyor. Bu anlamıyla burada devasa bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu sıradan bir yangından bahsetmediğimizi ve geleceğimizi, önümüzdeki onlarca yılı etkileyecek devasa bir felekatle karşı karşıya olduğumuzun altını çizmek gerekiyor.
Yangın söndürme için norm kadro 25 bin olması gerekirken sadece 12 bin personel var ve bunların çoğunun kayıtlı olmadığını görüyoruz. Maliye personel almayın diyor maliyetleri artırıyor kemer politikası uyguluyor ama bu kemer sıkma politikası günün sonunda şu ana kadar 14 insanın yaşamına mal oldu. Bu yıl yaşanan yangınları da milyonlarca doların kaybına neden oldu. En önemlisi de orman habitatının yok olmasına neden oldu.
Ülke yanıyor, yarısı kavruluyor, küle dönmüş, orman bakanı en iyi yangını söndürme yolunun yangının çıkmasını engellemek olduğunu söylüyor. O zaman soruyoruz niye bunu engellemiyorsunuz? Niye bu ülkedeki İHA-SİHA teknolojisini erken uyarı sistemini gerçek anlamda orman yangınlarını engellemek için kullanmıyorsunuz? Bu çıkan yasaların sermaye lehine olduğunu, maden şirketleri lehine esnetmek için çıkarılan ticari yasalar olduğunun altını çizmek istiyoruz. AKP’nin en büyük düşmanlığı doğaya karşıdır, halka karşıdır. Bugün bu ülkede bu kadar çok orman yangını çıkıyorsa, bütün yeşil alanlar imara açılıyorsa, kıyı hattı oradaki yaşayan halka değil de bazı turizm şirketlerine peşkeş çekiliyorsa, bunun sorumlusu sermayeden yana olan iktidarın bizzat kendisi olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.”
Kars’ın Kağızman ilçesinde etkili olan sele dikkati çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, kouşmasını şöyle sürdürdü:
“8 köyümüzü çok ciddi bir şekilde tahribat yaşadı. Evler, hayvan barınakları çok ciddi bir şekilde zarar gördü. Tek tesellimiz can kaybının olmaması. Fakat artık bu can kayıplarını olmamasının ötesinde yitip giden özellikle diğer canlıların hesaba katılması gerekiyor. Duranlar, Keşkıran, Yağlıca, Kuruyayla, Güngendi başta olmak üzere 8 köy zarar gördü. Burada zarardan sonra bütün bu zararı gidermek için yine köylünün seferber olduğunu, köylünün yardımlaşma ve dayanışmayla süreci aşmaya çalıştığını görüyoruz. AFAD yok, yine devlet yok. Büyük bir devletsizlik kriziyle karşı karşıyayız. Yetkili kurumlar kafasını kuma gömüyor, neredeyse ilk anda görünüyor ama sonrasını takip eden yok. Zarar ziyanı tazmin eden yok, Köylünün halkın yanında olmak yok. Sadece ve sadece sosyal medyada dua ederek süreci kurtarmaya çalışan bir akılla karşı karşıyayız. Oysaki devletin sorumluluğu önlem almaktır, duayı halkımız zaten ediyor. bugün yetkili kurumlara değil icracı olmaya görevlerinin gereklerini yerine getirmeye çağırıyoruz.
Bütün bunların temelinde Kapitalist Modernite’nin doğanın sömürüsü üzerinde yarattığı, doğayı bir sömürü aracı olarak görme zihniyeti olduğunu görüyoruz. Azami kâr peşinde koşan şirketler ve iktidarlar doğayı geri dönüşü olmayan yıkımlarla baş başa bırakıyorlar. Kapitalizmin doğaya tahakkümü ve saldırısı, kaynakları sonuna kadar sömürme isteğinin kendisi eko sistemde büyük tahribatlara neden oluyor. Doğa karşıtı tüm politikalara karşı tüm canlıların yaşam hakkını korumayı esas almaya devam ediyoruz.”
PİRHA- Bursa’da çıkan orman yangını yerleşim yerine sıçradı. Karahıdır, İğdir ve Avdancık mahallelerinde toplam 1765 kişi tahliye edildi. Karabük’teki yangın ise 5’inci gününde devam ediyor.
Bursa’nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasındaki ormanlık alanda çıkan yangına müdahale havadan ve karadan aralıksız sürüyor. Gürsu’nun İpekyolu Mahallesi’ndeki TOKİ Konutları ile Kestel’in Ağlaşan Mahallesi arasında dün akşam saatlerinde başlayan yangın, rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüdü. Yangına hem karadan hem de havadan müdahale başlatıldı.
Yangının Gürsu ilçesine doğru ilerlemesinden dolayı Karahıdır Mahallesi tedbiren boşaltıldı. Alevlerin yaklaşması nedeniyle İğdir Mahallesi ile Osmangazi ilçesine bağlı Avdancık Mahallesi de tahliye edildi.
Bursa Valiliği, sanal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada yangınlara dair müdahalelere kapsamında Gürsu ilçesinin kırsal mahallelerinde tahliye çalışmaları yapıldığı belirtildi. Açıklamaya göre Karahıdır Mahallesi’nde 170 hane, 708 kişi, İğdir Mahallesi’nde 220 hane, 600 kişi, Avdancık Mahallesi’nde 90 hane, 457 kişinin yani toplamda Bin 765 kişi tahliye edildi.
MÜDAHALE GECE BOYUNCA SÜRDÜ
Açıklamada ayrıca yangının Karahıdır’da yerleşim alanına ulaşmadan kontrol altına alındığı, İğdir’de ekiplerin mahalleye sıçramayı önlemek için yoğun çaba sarf ettiği ve Avdancık’ta tahkimatın sağlandığı belirtildi. Yangına gece boyunca Bin 163 personel ve 496 araçla karadan müdahale edildi. Günün ilk ışıklarıyla birlikte havadan müdahale de yeniden başladı.
ÇEVRE YOLU ULAŞIMA AÇILDI
Yangın nedeniyle dün gece saat 23.00 sularında trafiğe kapatılan Bursa Çevre Otoyolu’nun Yıldırım kavşağı ayrımı–Bursa Doğu kavşağı ile Bursa Doğu kavşağı–Turanköy kavşağı bölümleri, yeniden ulaşıma açıldı.
SAFRANBOLU’DA YANGIN 5’İNCİ GÜNÜNDE
Karabük’ün Safranbolu ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangına müdahale 5’inci günde devam ediyor. 18’den fazla köy ve 50’den fazla mahallenin tahliye edildiği Karabük’te alevler Karabük-Ankara kara yoluna ulaştı.
Safranbolu ilçesi Çavuşlar köyü Mezarlık mevkisindeki ormanlık alanda 23 Temmuz Çarşamba günü saat 14.42’de çıkan yangının söndürülmesi için ekiplerin çalışması sürüyor.
Zaman zaman alevlerin ve dumanın arttığı bölgede, rüzgarın etkisiyle yayılan yangına müdahale ediliyor.Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, AFAD, Kızılay, jandarma, belediyeler, DSİ, il özel idareleri, Kardemir ve sivil toplum kuruluşlarının destek verdiği yangın söndürme çalışmalarında 2 uçak ve 23 helikopterin kullanıldığı belirtildi.
Öte yandan, merkez ilçeye bağlı Cemal Ovası köyü ile Cumayanı köyündeki bir mahalle tahliye edildi. Yangın nedeniyle boşaltılan köy sayısı 18’e, mahalle sayısı ise 50’ye yükseldi.
Karabük Valiliği, orman yangını nedeniyle trafik güvenliği açısından kapatılan Karabük-Ankara kara yolunun kontrollü olarak ulaşıma açıldığını bildirdi.
PİRHA- Kartalkaya faciasıyla ilgili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u görevden alma çağrısı yapan Özgür Özel, Meclis’te de gerekli yasal değişikliklerin yapılmasını istedi. Muhalefet partilerinin grup yönetimlerine ziyaretlerde bulunacaklarını belirten Özel “Bu bakan yargılansın’ önerisinde ortaklaşmak için çaba sarf edeceğiz” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Özel, konuşmasına Bolu’da Grand Kartal Otel’de yaşanan yangın faciasına değinerek başladı.
Facianın ardından tartışmalara neden olan raporu anımsatan Özel, “Adalet Bakanı’nın önce resmi yazı ile görevlendirdiği, sonra kabul etmeyip, “Bu rapora Bolu Belediyesi’ni ilave etmezseniz almayız” dedikleri, “Bu rapordan Turizm Bakanlığı’nı çıkarmazsanız almayız” dedikleri rapora “korsan” dediler” dedi.
Özel‘in konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:
“İçişleri Bakanı olay günü tüm sorumluların 10 gün içinde belirleneceğini taahhüt etmişti. Bugün o sözün üzerinden tam 14 gün geçti. Sorumlular ortada yok. Sorumluluklar ortada yok.
Resmi görevlendirme yazısını açıkladık. O günkü 7 kişilik bilirkişi heyeti, mesleki namuslarına da kişisel onurlarına da sahip çıktılar ve suçlu görmediklerini o rapora ilave etmediler.
O günden bugüne yeni bilirkişiler geldiler, birkaç gün çalıştılar ama ne eski rapor ne ayrı bir rapor ortada hiçbir rapor yok.
Oysa gözaltındakiler hâkim karşısına çıkarken o rapora göre sorumlulukları belirlenecek, gözaltından tutukluğa sevki talep edilecek ya da edilmeyecek. Hâkim tarafından karar bilirkişinin bulduklarına göre verilecekti.
RAPOR AKP’LİLERDEN OLUŞUYOR
Raporun iki parçası birbirini suçlayan AKP’lilerden ve onların atadıklarından oluşuyor. Ne raporda ne bir başka yerde olmayan sorumluluğu sosyal medya faaliyetiyle CHP’ye yüklemeye çalışanların milletin gönlünde yeri olmadığı, herkesin bu meseleyi doğru yerden okuduğunu gördüler.
14 gündür kıpırdayamıyorlar. 14 gündür bilirkişi raporu olmaksızın tutuklamalar yapıldı ve 14 gündür hâlen daha Bolu Cumhuriyet Başsavcısı’nın Ankara’dan yediği tazyik üzerine hakikatten “AK Parti’yi nasıl sıyırırım, buraya Cumhuriyet Halk Partisi’ni nasıl bulaştırırım?” bunun çabası var.
İçişleri Bakanı hâlen daha verdiği söze rağmen sessiz bir şekilde duruyor. Bu utanç, maalesef. Bu mızrak daha fazla bu çuvala sığmaz. Bu utanç daha fazla gizlenemez ama bekleyecekler, bekliyorlar.
“BU BAKANI DERHÂL GÖREVDEN ALINIZ”
Erdoğan’a sesleniyorum. Ankara İl Kongresi ayıplı bir işti. Yanlış yaptınız. Şimdi büyük kongreyi beklemek daha büyük bir yanlıştır. Bu bakanı derhâl görevden alınız. Onu ne gün görevden alırsanız alın şu gerçeği değiştiremezsiniz: Bu bakanı da iktidarınız boyunca bu ülkeye felâketler yaşatan bütün bakanları da atayan kalem sizsiniz. Kalem sizin, mürekkep sizin, sorumlu sizsiniz. Bunu değiştiremezsiniz.”
Yangın faciasıyla ilgili TBMM’de kurulan Araştırma Komisyonu hakkında konuşan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meclis, facianın araştırılmasıyla ilgili bir araştırma komisyonu kurdu. Elbette oy da verdik, üye de veriyoruz, çalışmalarını da bekliyoruz. Ancak bu komisyonun otele gidip “Yangın nasıl çıkmış? Sorumlu kimmiş? Neymiş?” diyerek bir süreç içinde yer alması yerine bu komisyonun Kartalkaya yangınından hareketle Türkiye’de bir daha benzer facialar yaşanmasın diye, bir anneanne 6 torununu birden kaybetmesin diye, bir baba iki oğlunu, onun iki oğlunu elleriyle toprağa görmesin diye, okullar kapanıp da karne sevinciyle eve koşan 36 bebek, evlat dün okul başı yapamayıp sıralarında karanfiller olmasın diye bu Meclis’in oturup bütün kanunları, bütün mevzuatları, sorumluluk alanlarını, yetkileri, eksik yetkilendirmeleri mutlaka doğru tarif etmesi ve Türkiye’yi bir daha bu meclis üyelerinin yaşanmayacağı şekilde gerekli yasal düzenlemeleri yapması bu Meclis’in önemli görevidir.”
“SAVCI SORGULAMIYOR”
Yangından sorumlu olanların Ankara’da olduğunu vurgulayan Özel, “Bunları bir savcı tutup da sorgulayamıyor. Örneğin Turizm ve Kültür Bakanı’na sorulacak çok sorunun, arılanacak çok cevabın ve gerçekten sorulacak bir hesabın olduğuna bu milletin yüzde 99,9’u ikna olmuş durumda” diye konuştu.
Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ama bunu yapmak için bir soruşturma komisyonu kurmak gerekiyor Meclis’te. Bakanlar, Meclis’te kurulacak bir soruşturma komisyonu, bunun kurulma talebi suç duyurusudur. O dilekçenin Meclis’e gelmesi savcılık aşamasıdır. Meclis’teki komisyonun oluşturduğu raporun oylanması mahkemeye sevktir. Kabulü Yüksek Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’nin yargılamayı yapmasıdır.
İşte bunun için bu Meclis’e görev düşüyor ama maalesef 16 Nisan 2017 referandumu bir tek adam rejimi yaratırken sahada işlenen suçların Ankara’da, tepedeki sorumlularını, bazen ve veya iş birlikçilerini sorgulayamama konusunda da kendisine önemli güvenceler aldı.”
BAKAN ERSOY İÇİN PARTİLER ZİYARET EDİLECEK
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yargılanmasıyla dikkat çeken bir çıkış yapan Özel, “Bütün muhalefet partilerinin grup yönetimlerine ziyaretlerde bulunacağız. “Bu bakan yargılansın” önerisinde ortaklaşmak için çaba sarf edeceğiz” ifadelerini kullandı.
İKTİDAR 21 YILDA 8 KEZ İMAR AFFI ÇIKARDI
Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinin 2. yıldönümü olduğunu anımsatan Özel, iktidarın 21 yıldır 8 kez imar affı çıkardığını belirtti.
Özel, şunları söyledi:
“11 kentimizi yıkan 53.000’in üzerinde vatandaşımızın hayatını kaybetmesine sebebiyet veren ve ülkeyi o güne kadar 21 yıldır toplayan 3 trilyon dolardan fazla parayı 8 kez çıkardığı imar aflarıyla toplayıp dirençli kentler için bir kuruş harcamayan, o depremin olmaması için bir kuruş harcamayan, yalnızca imar affından 26 milyar lira toplayan, 21 yılda 3 trilyon dolar vergi toplayan ve bu faciaya engel olamayanların bu millete hem öncesindeki sorumlulukları hem deprem olduğu andan itibaren ki beceriksizlikleri, 3 gün boyunca harekete hazır Türk ordusunu korkuyla kışlada tutmaları, millet sefalet içinde, ayakları bileklerine kadar suda dururken, ilk önce hiç olmazsa bir çadır beklerken, kar altında, yağmur altında, çamur içinde duruyorken çadır sattıranları ve daha depremin 3. gününde seçim odaklı konuşmalara başlayanları, “1 yıl içinde herkes evine girecek” diyenleri unutmadık.
Depremin ardından yapılan yargılamalar tam bir fiyaskodur. 2.031 soruşturma var, 1.397’si hakkında iddianame düzenlenmiş. Yani her 3 sorumludan biri şu ana kadar savcı karşısına bile çıkmamıştır. Ayrıca 2.031 dosyadan karara bağlananlar 75’tir. Oran yüzde 2,7’dir. Yani her 100 sorumludan 97’si henüz haklarında bir karar verilmemiştir.
ENFLASYON VE ASGARİ ÜCRET TEPKİSİ
Erdoğan’a sokağa çıkma çağrısında bulunan Özel, “Buradan salon adamı Erdoğan’a, sıcak salon seven Erdoğan’a, atadıklarının alkışını milletin teveccühü sayan Erdoğan’a diyorum ki: Sokağa çık, oraya git, isyanı gör. Millet açtır, açıktadır, perişandır” diye konuştu.
Özel, konuşmasında Türkiye genelinde yaşanan konut krizine de değindi. Özel, OECD’nin yayımladığı raporu hatırlatarak “Türkiye enflasyonda dünyanın en kötü 6. ülkesi. Bizden iyi 5 ülke Zimbabve, Sudan, Güney Sudan, Arjantin ve Venezuela. Daha önce en kötü 5. ülkeydik. Bir ülkeyi geride bıraktık diye düşünürken öğrendik ki Sudan ve Güney Sudan ayrı ayrı enflasyonları olan iki ülke olarak ikisi de bizden kötüymüş. Açlık sınırı 22.131 lira olarak açıklanmıştır ve 22.104 lira olan asgari ücret cebe girmeden altında kalmıştır. Ocak enflasyonuna göre asgari ücretten 1.100 lira uçtu” şeklinde konuştu.
PİRHA – Öğrenci Veli Derneği, Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen Milli Eğitim Bakanlığı’nın yangında hayatını kaybeden 36 öğrenci için bir açıklama yapmamasına tepki gösterdi. Veli Der, MEB’in sorumluluklarını yerine getirmesi için de çağrıda bulundu.
Öğrenci Veli Derneği (VELİ-DER), 21 Ocak’ta, Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasında hayatını kaybeden öğrencileri anarak Milli Eğitim Bakanlığı(MEB)’nın sorumluluklarını yerine getirmesi için çağrı yaptı.
“MEB BİR AÇIKLAMA YAPMADI”
Veli Der Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Aysun Eren, Türkiye’de insan yaşamının sudan ucuz olduğu gerçeğiyle baş edemez noktada olduklarını ifade ederek, “En son Kartalkaya yangın faciasında da gördüğümüz gibi 36 çocuğumuz, Türkiye’nin çeşitli illerinden tatil için geldikleri otelde yaşamlarını kaybettiler. Hayata, okullarına, sıralarına dönemeyecekler” dedi. Eren, insan eliyle, alınmayan önlemler yüzünden 36 çocuğun hayattan koparıldığını da belirterek devamında şunlara yer verdi:
“Bu acı 36 çocuğumuzla ve yakınlarıyla sınırlı değil elbette. En temel yaşam hakkı tehdit altında olan bir çağ nüfusundan bahsediyoruz. Yetişkinlerin dahi baş etmesinin güç olduğu felaketler, çocuklar için, geleceğimiz için tehdit oluşturmaktadır. Hal böyleyken, yaşanan faciadan yaklaşık bir hafta geçmesine rağmen MEB’in konuya dair bir açıklama yapmadığına tanıklık ettik. Bu elim facianın MEB’in gündeminde olup olmadığını, kaybettiğimiz 36 öğrenci ve eğitim emekçisine dair bilgi sahibi olup olmadıklarını bilmiyoruz.
“SİYASİ İKTİDARIN VE MEB’İN SORUMLULUKLARI VARDIR”
Okulların açılmasına bir hafta kala okul arkadaşlarını sıralarında göremeyecek çocuklara kurulacak sözü bilmiyoruz!
Olağanüstü durumlarda çocukların ruhsal sağlıklarının korunmasına yardımcı olmak ve psikososyal destek sağlamak gibi gündemleri var mı, bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz ki siyasi iktidarın ve Milli Eğitim Bakanlığının öğrencilerimizin ve memleketin geleceğine dair sorumlulukları vardır.
Milli Eğitim Bakanlığının, yangın faciasında yaşamlarını yitiren öğrencilerimizin, hangi illerde, hangi okullarda olduğunu tespit etmesini öğrencilerimize etkilenme durumuna göre psikolojik yardım çalışmasını ivedilikle planlamasını talep ediyoruz.
“İNSANLARIN GÜVENLİ BİR YAŞAM SÜREBİLMESİ DEVLETİN SORUMLULUĞUNDADIR”
Yarım kalan hayallerin, hayatların sayısız örneklerini yaşayan öğrencilerimizin yaşam haklarına, hayatlarına ve hayallerine sahip çıkma sorumluluğunu hatırlatıyoruz. Tek bir çocuğumuzun, öğrencimizin dahi hayattan koparan ihmallere tahammülümüzün kalmadığını ve adil yargılanma olmadan ruhsal iyileşmenin olmayacağını hatırlatmak istiyoruz. İnsanların güvenli bir yaşam sürebilmek, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumak devletin sorumluluğu olduğunu hatırlatmak istiyoruz.”
PİRHA- Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de çıkan yangın faciasında 78 kişinin hayatını kaybetmesi Dersim’de protesto edildi. Yapılan açıklamada, “En son ne zaman ve kim tarafından denetlendiği belli olmayan bir yapıda meydana gelen yangın kader değil katliamdır” denildi.
21 Ocak’ta Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Grand Kartal Otel’de çıkan yangın faciasında 78 kişi yaşamını yitirdi. Yangın faciasında aralarında işletme sahibinin de olduğu 12 kişi gözaltına alındı.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Kartalkaya’da gerçekleşen yangın faciasına ilişkin Yeraltı Çarşısı’nın üstünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına Erdal Kınaş okudu. Açıklamada, ‘Bolu’daki ölümlerim gerçek sorumlusu iktidarın denetimsizliği ve sermayenin kâr hırsıdır’ pankartı açıldı.
“YAŞANAN CAN KAYIPLARININ SORUMLUSU SİYASAL İKTİDARIN RANAT VE TALANA DAYALI POLİTİKALARIDIR”
En son ne zaman ve kim tarafından denetlendiği belli olmayan bir yapıda meydana gelen yangının kader değil katliam olduğunu belirten Erdal Kınaş, “Maden ocaklarında, yurtlarda, orman yangınlarında, işçi cinayetlerinde ve depremlerin sonucunda sayısız defa tanık olduğumuz üzere, ilk iş olarak yayın yasağı getirilmesi ve devletin tüm yetkililerin sorumluluktan kaçması gerçeklerin üzerini kapatmaya yönelik bir adımdır. Yaşanan can kayıplarının sorumluları, başta siyasal iktidarın rant ve talana dayalı neoliberal politikaları ile cezasızlık ve kuralsızlık politikalarıdır. Devlet kurumlarının ve organlarının işlevsizleştirilmesi, kamu hizmetlerinin piyasaya açılması yangın sonrasında en acı şekilde görülmektedir. Bu tür felaketler ne kaderdir ne de tesadüftür; bunlar, kâr hırsıyla hareket eden sermaye sınıfı ve onu denetlemekten kaçınan siyasal iktidarın yarattığı yapısal sorunların, kapitalist sistemin kanlı yüzüdür” dedi.
“GÜVENLİ BİR YAŞAM HER YURTTAŞIN EN TEMEL HAKKIDIR”
Güvenli bir yaşam hakkının her bir yurttaşın en temel hakkı olduğunu vurgulayan Kınaş, konuşmasının devamında şunları ifade etti:
“Bu hak, sorumluluk sahibi tüm kurumlar tarafından korunmalıdır. Yaşam hakkının öncelikli olduğu, kamusal güvenliğin esas alındığı bir düzeni hep birlikte inşa edebiliriz. Bugün mücadele etmek, gelecekte benzer acıların yaşanmasını önlemenin en önemli yoludur. Yaşanan felaket, yalnızca bir tesiste değil, bu düzenin her köşesinde süregelen çürümüşlüğün bir ürünüdür. Bu çürümüşlüğü değiştirmek, örgütlü mücadeleyle mümkündür. Hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Tüm ülkemizi yasa boğan bu acı olayın takipçisi olacağımızı, tüm sorumlular yargı önünde gerekli cezayı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.”
PİRHA – AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, 78 kişinin hayatını kaybettiği Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel yangınıyla ilgili Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.
Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de meydana gelen yangına dair AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, yangın faciasının araştırılması istemiyle Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.
Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: “Bolu’daki otel yangınının tüm yönleriyle araştırılması; ihmal, hata ve kusuru olanların belirlenerek gereken cezayı alması için hazırlamış olduğumuz Araştırma Önergesi, Grup Başkanımız Sayın Abdullah Güler tarafından Meclis Başkanlığına sunuldu” açıklamasında bulundu.
Bakanlığın verilerine göre 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangını araştırmak üzere 6 savcı, 4 başmüfettiş ve 7 kişilik bilirkişi heyeti görevlendirildi.
PİRHA- Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Otel’de çıkan yangında yaşamını yitirenlerin sayısı 79’a yükseldi.
Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Kartal Grand Otel’de çıkan yangın faciasında yaşamını yitirenlerin sayısı 79’a çıktı.
Grand Kartal Otel’de çıkan yangında hayatını kaybeden 79 kişinin kimlik tespit çalışmaları sürüyor. Şu ana kadar 56 kişinin kimliğinin belirlendiği çalışmalar kapsamında DNA testleri yapılıyor.
Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de meydana gelen yangında 76 kişi yaşamını yitirdi. 12 katlı ve 238 misafir kayıtlı otelde çıkan yangına dair soruşturmada gözaltı sayısı 11’e yükseldi. Soruşturma kapsamında Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener ve İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun gözaltına alındı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sanal medya hesabından yaptığı açıklamada başlatılan soruşturma kapsamında yangına ilişkin olarak 7 kişilik bilirkişi heyetin incelemelerinin devam ettiğini belirterek, şunları paylaştı:
“Bolu Kartalkaya’da meydana gelen otel yangınıyla ilgili Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan adli soruşturma büyük bir hassasiyetle çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir. Soruşturma kapsamında şu ana kadar aralarında Bolu Belediyesi İtfaiyeden Sorumlu Başkan Yardımcısı, Bolu Belediyesi İtfaiye Müdürü, işletme sahibi, şirket genel müdürü ve otel müdürünün de aralarında bulunduğu toplam 11 kişi gözaltına alınmıştır. Alanında uzman 7 kişilik bilirkişi heyetinin incelemeleri devam etmektedir. Hepimizi derinden üzen yangın felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum.”
PİRHA- Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Otel’de çıkan yangında yaşamını yitiren 76 kişiyi anan ABF ve ADFE, sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundu.
Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Grand Kartal Otel’de çıkan yangın faciasında yaşamını yitirenlerin sayısı 76’ya çıktığını açıkladı.
51 kişinin de yaralandığı yangın faciasında aralarında işletme sahibinin de olduğu 9 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
Alevi Bektaşi Federasyonu ve Türkiye Alevi Federasyonu yazılı yaptıkları açıklamada yaşamını yitirenleri anarak, olayda sorumluluğu bulunanların derhal tespit edilip yargı önüne çıkarılmasını ve gereken cezaları almalarını talep etti.
ABF: SORUMLULAR YARGI ÖNÜNE ÇIKARILIP GEREKLİ CEZALARI ALMALI
ABF ve ADFE’nin açıklamaları şöyle:
Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde bir otelde çıkan yangında 76 canımızı Hak’ka uğurladık, 51 canımız da yaralandı. Bu elim olay, yüreklerimizi dağlamış, büyük bir acıya sebep olmuştur.
Otelin olası bir yangına karşı hiçbir önlem almadığı, yangın merdiveninin bile bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Turizm Bakanlığı’nın denetiminde olan bu bölgede yaşanan ihmaller zinciri, ağır bir bedelle sonuçlanmıştır. Hak, adalet ve vicdanın gereği olarak bu olayda sorumluluğu bulunanların derhal tespit edilip yargı önüne çıkarılmasını ve gereken cezaları almalarını talep ediyoruz.
Hakk’a yürüyen canlarımızın yakınlarına sabır, yaralı canlarımıza acil şifalar diliyoruz. Bu acının tekrar yaşanmaması için ihmallerin son bulmasını, önlemlerin artırılmasını ve can güvenliğinin kutsal bir değer olarak ele alınmasını bekliyoruz.
Canlarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız!
ADFE: BENZER ACILARIN YAŞANMAMASI İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALI
Bolu’da yaşanan ve 66 canın hayatını kaybetmesine neden olan otel yangını, bizleri derin bir üzüntüye boğmuştur. Kaybettiğimiz canların yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Devirleri daim olsun, ışıklar içinde uyusunlar…
Bu trajik olayda yaşanan ihmaller ve denetim eksiklikleri, felaketin boyutlarını büyütmüştür. Bir daha benzer acıların yaşanmaması için sorumluların derhal hesap vermesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini önemle ifade ediyoruz.
Birlikte, daha güvenli bir toplum inşa etmek için hepimizin sorumluluğu büyüktür. Yaşamını yitiren canlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyor, ışıklar içinde uyumalarını temenni ediyoruz.
PİRHA- Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Otel’de çıkan yangında 66 yurttaş yaşamını yitirdi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Grand Otel’de çıkan yangında, yaşamını yitirenlerin sayısı 66’ya, yarlıların sayısı 51’e yükseldiğini açıkladı. Yerlikaya, saat 15:00’de yaptığı açıklamada ise ölenlerin sayısının 66’ya yaralı sayısının 51’e yükseldiğini açıkladı.
PİRHA- Balıkesir’in merkez Karesi ilçesinde patlayıcı üretilen bir fabrikada yaşanan patlamada 12 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.
Balıkesir’in merkez Karesi ilçesine bağlı kırsal Kavaklı Mahallesi’nde patlayıcı üreten bir fabrikada patlama ve çökme meydana geldi. Çıkan yangın sebebiyle bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.
Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, fabrikanın kapsül üretimi yapılan bölümünde patlamanın teknik bir sebeple meydana geldiğini açıkladı.
Bu arada, Balıkesir’de patlamanın meydana geldiği fabrikanın ortağı Ömer Faruk Kalyoncu çıktı.
Şirketin yönetim kurulunda yabancı isimler bulunuyor. Ticaret Bakanlığı’nın kayıtlarına göre ZSR Patlayıcı Sanayi Anonim Şirketi’nin yönetim kurulunda Milan Jurek ve Zbynek Brazda bulunuyor. Şirketin diğer yönetim kurulu üyeleri ise Zafer Topaloğlu, Halil Oğuzhan ve Nezih Ecertaş.
PİRHA- Mersin’de Nur Pınarı Vakfı’na ait Kuran kursu inşaatında çalışan işçilerin kaldıkları evde çıkan yangında iki kişi hayatını kaybetti, dört kişi yaralandı. İnşaatın kaçak olduğunu, işçilerin sigortasız çalıştırıldığını ve yangında ağır ihmallerin olduğunu belirten Avukat Mervan Reşitoğlu, vakfın araştırılması yönünde bütün delillerin savcılığa verilmesine rağmen vakıfla ilgili herhangi bir süreç başlatılmadığını ifade etti.
Mersin’in Mezitli ilçesine bağlı Fındıkpınarı Mahallesi’nde inşaat işçilerinin kaldığı evde meydana gelen yangında iki kişi yaşamını yitirdi, dört kişi de yaralandı. İşçilerin çalıştıkları inşaatın Nur Pınarı Vakfı’na ait Kuran kursu olduğu, yapının kaçak olduğu ve hiçbir işçinin sigortasının yatmadığı ortaya çıktı.
Yangında yaşamını yitiren Abdullah Reşitoğlu’nun akrabası olan Avukat Mervan Reşitoğlu, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.
İHMALLER ZİNCİRİ
Vakfın inşaatında yatakhane olmasına rağmen işçilere ahşap bir gecekondu tahsis edildiğini söyleyen Reşitoğlu, “İşçiler, yangından önce defalarca elektrik tesisatında sorun olduğunu, bu sorunun giderilmesini talep etmişler. Ancak işverenlerin gözünü o kadar para hırsı bürümüş ki, hiçbir önlem almadan hiçbir tehlikenin önünü almadan işçileri bu şekilde çalıştırmışlar” dedi.
“SAVCILIK HAREKETE GEÇMEDİ”
Yapılan inşaatın belediyede, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda kaydı bulunmadığını, kaçak bir yapı olduğunu belirten Mervan Reşitoğlu, “Bu kaçak yapının temelinden bitim aşamasına kadar hiçbir yerde kaydı yok ve hiçbir işinin sigorta kaydı yapılmamış. Bu yapının Nur Pınarı Vakfı’na ait kadın Kuran kursu olduğuna dair elimizde belgeler var. Tüm belge ve yangına dair delilleri savcılığa sunduk” diye konuştu.
Vakfın kurumsal kimliğinin araştırılması, yetkililerin bulunması, ihmali olanların kusurları oranında cezalandırılması talebiyle tüm delilleri savcılığa veren Reşitoğlu, aradan 20 gün geçmesine rağmen vakıfla ilgili herhangi bir süreç başlatılmadığını ifade etti.
“‘SURİYELİ’ DİYE YALAN HABERLER YAPILDI”
Bazı medya organlarında yaşamını yitiren işçilerin Suriyeli olduğu yönündeki haberlere tepki gösteren Reşitoğlu, şunları söyledi:
“Hayatını kaybedenler Türk vatandaşı olmalarına rağmen Suriyeli diye haberler yapıldı. Türkiye’de Suriyelilere karşı bir antipati mevcut. Özellikle işverenlerin yapıyı kaçak bir şekilde yaptırmaları, işçilerin sigortalarını yatırmamalarından dolayı bu durumun ortaya çıkmasını engellemek ve halkın tepkisini dindirmek için böyle yalan bir beyanda bulunduklarını düşünüyoruz.”
ADALET TALEBİ
Son olarak adalet talebinde bulunan Avukat Mervan Reşitoğlu, “Bu insanlar ağır bir ihmal sonucu yanarak öldüler. Bu ihmale sebebiyet veren kurum, kuruluş ve şahısların ortaya çıkarılıp yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını istiyoruz” dedi.
PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İzmir’deki bir yangında 5 çocuğun yaşamını yitirmesindeki nedenleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a sordu. Fırat, “Bu ailenin geçim ve yaşam şartlarını karşılanması için gereğini yapmayan bakanlığınızın ilgili tüm yetkili ve sorumluları hakkında bir işlem yapılacak mıdır?” sorusunu gündeme getirdi.
İzmir’de bir annenin hurda toplamaya çıktığı esnada 5 çocuğunun yangın sebebiyle hayatını kaybetmesi ülkeyi adeta hüzne boğdu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İzmir’deki facianın sebeplerinin açığa çıkarılması ve aileye yöneltilen asılsız iddialar hakkında TBMM’ye soru önergesi sundu.
EVE 18 ZİYARET GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ!
Milletvekili Celal Fırat, önergesinde aileye maddi yardım yapıldığı yönündeki iddiaların altını çizerek şu açıklamayı yaptı:
“İzmir’de hurda toplamaya çıktığı esnada yangın çıkan evde hayatını kaybeden 5 çocuğun annesi Melisa Sinem Akcan, ‘Ben 110 bin liralık yardım almadım, bırakın 100 bini hiç yardım almadım. Asla para almadım. Tersine bana 8 bin liralık yardım yapılıyordu, onu da 4 bin liraya indirdiler. Bu dört bin lira ile 5 çocuğuma nasıl bakarım?’ ifadeleri basına yansımıştır.
Aile Bakanlığı kaynakları, İzmir’de beş çocuğun ölümünden sonra, ‘Aileye ağustos ayından bu yana toplam 110 bin lira sosyal yardım desteği sağlandı’ açıklaması yapmıştı. Ayrıca Bakanlık ekiplerinin ailenin bulunduğu eve 18 ziyaret gerçekleştirdiği öğrenilmişti.”
FIRAT: HANGİ BEYAN DOĞRU?
DEM Parti Milletvekili Celal Fırat Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
“-İzmir’de beş çocuğun ölümü ile sonuçlanan aileye yetkililer 110 bin lira yardım yapıldığını açıklarken, ölen çocukların annesi ‘böyle bir yardım almadığını, aksine 8 bin liralık yardımın 4 bin liraya düşürüldüğünü’ söylüyor. Bakanlığınız bu beyanların hangisinin doğru olduğunu açıklayacak mıdır?
-Eşi cezaevinde olan ve hurda toplayarak geçimini sağlamaya çalışan bu aileye 4 bin lira yardım yeterli midir?
-Bakanlığınızın açıklamasına göre 18 kez ziyaret ettiğiniz bu ailenin, yaşadığı evin basına yansıyan son derece yoksunluk ve yoksullukla ayan görüntüsüne rağmen nasıl bir yardımda bulunulmuştur? Neden hiçbir iyileştirici girişim olmamıştır?
-Bütün bu yoksulluk ve çaresizlik içinde yaşamak zorunda kalan ve çok acı bir sonla karşılaşan bu ailenin geçim ve yaşam şartlarını karşılanması için gereğini yapmayan bakanlığınızın ilgili tüm yetkili ve sorumluları hakkında bir işlem yapılacak mıdır?”
PİRHA- İzmir’in Selçuk ilçesinde bir evde çıkan yangında, evde yalnız olan 5 çocuk dumandan etkilenerek yaşamını yitirdi.
İzmir Selçuk ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde, bir evde elektrik sobasının devrilmesi sonucu yangın çıktı. Çevredekilerin yangını fark edip durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirmesiyle yangın yerine sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Bu sırada hurda toplama işinden dönen anne de olay yerine geldi.
Yangında evde bulunan ve dumandan etkilenen 5 çocuktan 3’ü olay yerinde hayatını kaybederken diğer 2 çocuk ambulansla hastaneye kaldırıldı. 2 Çocuk kaldırıldıkları hastanede yaşamlarını yitirdi.
PİRHA- İzmir’de devam eden orman yangınları nedeniyle, yüzlerce kişi evlerinden tahliye edildi.
İzmir’in Karşıyaka ilçesi Yamanlar mevkiinde 15 Ağustos’ta çıkan yangın sürüyor. Yangın geniş bir alana yayılırken, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İzmir’deki yangından etkilenen ve tahliye edilen bölgeleri paylaştı. Yerlikaya’nın açıklamasına göre, Sancaklı Mahallesi’nde 170, Doğançay Mahallesi’nde 500, Zübeyde Mahallesi’nde 50, Onur Mahallesi’nde 80 olmak üzere toplam 800 yurttaş tahliye edildi. Bayındır ilçesinde çıkan yangında ise 100 yurttaş evlerinden tahliye edildi.
Yangın bölgesinde açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise, Karşıyaka’daki yangının piknik ateşinden çıktığını açıkladı. Ödemiş ilçesinde bağlı Beydağ’daki yangının, 2 çocuğun attığı sigara izmaritinden kaynaklandığı açıklandı.
Karşıyaka’da başlayan ve devam eden yangına sabah saatlerine yeniden havadan müdahale başladı.
PİRHA- Dersim’in Kocakoç (Pax) köyünde çıkan yangın yapılan müdahalenin ardından söndürüldü.
Dersim merkeze bağlı Kocakoç (Pax) köyünün kırsalında dün gece saatlerinde çıkan yangın Dêrsim Belediyesi ekipleri ve yurttaşların birlikte müdahalesiyle söndürüldü.
Karşıyaka ilçesinde dün akşam başlayan orman yangını rüzgarın etkisiyle geniş bir alana yayılırken, yerleşim yerleri tahliye edilmeye başlandı.
İzmir Karşıyaka ilçesi Yamanlar Dağı Karatepe mevkisindeki ormanda, dün saat 21.00 sıralarında başlayan yangın büyüyor. Henüz bilinmeyen nedenle çıkan yangına dün akşam başlayan havadan ve karadan müdahale devam ederken, alevler deprem sonrası yapılan rezerv alana çok yaklaştı. 6’ncı ve 7’nci etaplar dumandan yoğun etkilendi. Alevlerin etkisi altına aldığı Sancaklı Mahallesi’ndeki yurttaşlar bölgeden tahliye edilmeye başlandı.
Yine Karşıyaka ilçesinin belli noktalarında elektrik kesintileri de yaşandı. Doğançay bölgesine de sıçrayan alevlerden dolayı bazı hayvanların damları yandı. Diğer hayvan damları da boşaltılıyor. Öte yandan Karşıyaka’daki belediye şantiyesi de boşaltıldı.
Hızı saatte 60 kilometreyi bulan rüzgar nedeniyle söndürme çalışmalarında güçlük yaşanırken, bölgeye takviye olarak 2 uçak, 1 helikopter, 4 arazöz, 1 su ikmal aracı takviye olarak gönderildi.
Konuşa ilişkin açıklama yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay ise, “Rüzgar yangının etkisini bir çok yere dağıtıyor. Arkadaşlarımız kontrol altına almak için yoğun şekilde çalışıyorlar. 600’e yakın personel, ilçe belediyelerinin desteği ile 30’un üzerinde yangın söndürme aracı ile bölgedeyiz. Yangının yerleşim yerlerine ulaşmaması için ekiplerimiz var gücüyle çalışıyor” ifadelerini kullandı.