PİRHA-Dersim’in Aktuluk Mahallesi Sorhum Mezrası’nda 11 Ağustos’ta çıkan yangında 30 hayvanı ölen Barış Demir, “Ahırda 30 tane hayvanım ve samanım vardı ama hepsi yandı, kül oldu. Yardım edebilecek kişilerden ahırımın yeniden inşası ve saman, yem konusunda destek olmalarını istiyorum” dedi.
Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi Sorhum Mezrası’nda 11 Ağustos’ta çıkan yangında Barış Demir isimli yurttaşın 30 hayvanı öldü.
“3O TANE HAYVANIM YANDI, KÜL OLDU”
Yangının nasıl çıktığını bilmediğini söyleyen Barış Demir, “Köyümüzde yabancı kimse yok herkes birbirinin akrabası. Olayı fark ettiğimizde ahır yanmıştı, söndürmeye çalıştık ama elimizden hiçbir şey gelmedi. Ahırda 30 tane hayvanım ve samanım vardı ama hepsi yandı, kül oldu. Yangınla ilgili soruşturma devam ediyor. Ben geçimimi hayvancılıkla sağlıyorum. Emeğimizin ve hayvanlarımızın yok olması bize acı veriyor. Herkes ekonomik olarak sıkıntılı bir süreçte ancak iş insanları ve yardım edebilecek kişilerden en azından ahırımın yeniden inşası ve saman, yem konusunda destek olmalarını istiyorum” dedi.
PİRHA- İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Cemevinde henüz bilinmeyen nedenle yangın başladı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekiplerinin alevlere müdahalesi sürüyor.
İstanbul’da bulunan Küçükçekmece Cemevinde bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.
PİRHA- Dersim’in Kacarlar köyünde 17 Temmuz’da çıkan yangında 34 hayvanı telef olan Ergün Haydaroğlu, “Bütün geleceğimiz elimizden kayıp gitti. Tüm dostlardan destek bekliyorum” dedi.
Pertek ilçesinin Kacarlar köyünde 17 Temmuz’da çıkan yangında Ergün Haydaroğlu isimli yurttaşın 34 hayvanı telef oldu.
Ergün Haydaroğlu, yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.
“BÜTÜN GELECEĞİMİZ ELİMİZDEN GİTTİ”
Hayvanları kurtarmak için çok çaba sarf ettiklerini söyleyen Ergün Haydaroğlu, “Bütün geleceğimiz elimizden kayıp gitti. Kimseyi suçlamak istemiyorum ama eğer itfaiye biraz erken gelebilmiş olsaydı bu kadar ağır bir sonuçla karşılaşmayacaktık. 2 gündür ailece ağlıyoruz, elimizden başka bir şey gelmiyor. Beklentimiz, ahırımızın bir şekilde yeniden inşa edilebilmesi, içerisine birkaç hayvan koyarak yeniden hayatımıza başlayabilmek. Benim bunları karşılayacak gücüm yok. Hayvanlarımın hepsini kredi çekerek aldım. Tüm dostlardan destek bekliyorum” dedi.
PİRHA- İzmir’de bir günde 18 yangın çıktı. Bunlardan 11’i kontrol altına alınırken, 7’sine müdahale sürüyor.
İzmir’de gün boyu 8’i orman, 8’i kırsal ve 2’si makilik alanda olmak üzere toplam 18 yangın çıktı. Yangınlara 11 uçak, 27 helikopter, 171 arazöz ve iş makinesi, 972 personel ile müdahale edildi. Yangınlardan 11’i kontrol altına alındı, Çeşme, Menderes, Menemen, Selçuk ve Torbalı ilçelerindeki yangınların kontrol altına alınması için çalışmalar sürüyor.
Menderes Şaşal’da orman, Urla Kuşçular ile Menemen Koyundere’de otluk alan, Tire Bülbüldere’de makilik alan, Menemen-Manisa yolu üzerinde, Çiğli Harmandalı’da otluk ve makilik alanda, Bayraklı çevre yolu tünel çıkışında yol kenarındaki otluk alanda, Bornova Işıkkent ormanlık alanda çıkan yangınlar kontrol altına alındı, bazı bölgelerde soğutma çalışmaları sürüyor.
Çeşme ilçesi Germiyan ile Reisdere mahallelerini birbirine bağlayan yol üzerindeki makilik ve zeytinlik alanda çıkan yangın kontrol altına alındı, alanda soğutma çalışmaları sürüyor.
Menderes Çamönü Köyü’nde ise ormanlık alanda çıkan yangına karadan müdahale sürüyor. Bazı noktalarda yangın kontrol altına alınırken, soğutma çalışmaları yapılıyor. Bazı evler güvenlik nedeniyle tahliye edildi.
Selçuk ilçesi ile Aydın’ın Kuşadası ilçesinin sınırındaki Arvalya mevkiinde, yerleşim yerine uzak ormanlık alanda çıkan yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor. Yangına 4 uçak ve 5 helikopter olmak üzere 9 hava aracı ile 18 arazöz, 5 su ikmal, 5 dozer ile müdahale ediliyor.
Öte yandan akşam saatlerinde Bornova Çamiçi Köyü’nde makilik alanda, Ödemiş Birgi’de otluk ve makilik alanda çıkan yangına müdahale ediliyor.
PİRHA-DEM Parti MYK’si gündem başlığını tartışmak üzere toplandı. Toplantıda Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından yapılan eylemler ile Diyarbakır ve Mardin’de çıkan yangınların gündeme alındığı öğrenildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında Büklüm’de bulunan genel merkez binasında toplandı.
MYK’nin, Hakkari’ye atanan kayyım ve buna karşı verilen mücadelenin sürdürülmesine dair planlamayı ele alacağı öğrenildi. MYK, Van’dan Hakkari’ye yapılması planlanan “Büyük yürüyüşü” de gündemine alacak.
MYK, bunun yanı sıra kayyım atamasına karşı İstanbul’da Barış, Emek ve Demokrasi güçlerinin yapacağı mitinge ilişkin de bir yol haritası belirleyecek.
Öte yandan MYK, Diyarbakır ve Mardin’de DEDAŞ’ın sebep olduğu yangın nedeniyle ölenlerin aileleriyle dayanışma ve katledilen doğanın yeniden canlanması için yapılacak çalışmaları da gözden geçirecek.
PİRHA – Milletvekili Orhan Sarıbal, 15 kişinin yaşamını yitirdiği Mardin ve Diyarbakır’daki yangınlarla ilgili konuştu. Açıklanan resmi bilançonun gerçeği yansıtmadığını söyleyen Sarıbal, “Bir ülkede, vicdanın tükendiği yerde insanlık beklemeyin. Onursuzluğun, haysiyetsizliğin, dışlanmanın, ötekileştirmenin, kirlenmenin, dezenformasyonun en fazlasını görüyoruz.”
Milletvekili Orhan Sarıbal, 20 Haziran’da Diyarbakır’ın Çınar, Mardin’in Mazıdağ ilçelerinde çıkan yangınla ilgili açıklama yaptı. Sarıbal, Tarım ve Orman Bakanı’nı eleştirerek “Gidip görmek, durumu analiz etmek yerine bir açıklamayla yetindi” dedi.
Orhan Sarıbal, yangın sonrası açıklanan resmi bilançonun gerçeği yansıtmadığını ifade ederek “Temel sorun şu, çok şey söylendi, çok şey anlatıldı ama işin hep sonuçları tartışıldı, sonuçları konuşuldu. Bu sonuçlara getiren sebepler olabildiğince konuşulmadı” diye belirtti.
“DEDAŞ’IN ZULÜMKARLIĞI KONUŞULMADI”
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Mecliste yaptığı basın açıklamasında iktidarın, bakanlığın, yıllardır bölgeye dair sorumluluğunu yerine getirmediğini de belirtti. DEDAŞ’ın yangındaki rolüne değinen Sarıbal, şu yorumda bulundu:
“DEDAŞ denen, defalarca gidip yerinde çiftçiye nasıl zulüm çektirdiklerini gördüğümüz bu kuruluşun, bu gücün nereden nasıl aldığını, nasıl bu kadar zulümkar olduğunu konuşan olmadı, olabildiğince ve sadece belirli bir konu üzerinden gidildi.
Neydi konu? Anız mı elektrikten mi? Bir anız meselesine takılındı, duruldu. Vali açıklama yapıyor. Anızlardan kaynaklanan, anız yakmasından kaynaklanan yangın. Vali hakikaten anızın ne olduğunu biliyor mu merak ediyorum. Anız neydi? Peki aynı vali, aynı iktidarın aynı yapının bir ön yargı kültürü üzerinden meseleyi sadece anız yakmaya getirip dayatmasının anlamı ne olabilir? Çok net ve açık oraya gidip yerinde yaptığım tespitte bu yangının DEDAŞ’ın iletim hatlarından kaynaklandığını açık bir şekilde ortaya koyduk. Kaldı ki başka kanıtlar da vardı. Ama birçok kurum ve DEDAŞ da kendi açıklamasını yaparak “bu yangın bizden kaynaklanmadı, bizden elektrik hatlarımızdan kaynaklanmıyor” diye de bir açıklama yaptı. Bu kurumu bu kadar fütursuz hale getiren acaba valinin açıklaması mı? Vali bu açıklamayı yaparken hangi sahiplerle yaptı? Hangi araştırmayı yaptı? Hangi çalışmayı yaptı? Gidip gördük. Uzun yıllardır bakım görmemiş elektrik hatları. Yangının çıktığı o direğin hemen dibine kadar gittim. Yerinde gördüm. Bir çelik direk, arada bir ahşap direk, hiçbir tabanında betonlama yok, sabitleme yok, toprağa gömülü. Bir sonra yine bir çelik direk, ortaya servis, karmakarışık! Durum idare edilsin.
Elimizde belgeler var. O belgelerde DEDAŞ’ın yetkilisi aranıyor. O yetkiliye açık bir şekilde o telefon açılıp DEDAŞ’ın oraya gelen hattının enerjisinin kesilmesi talep edilecek. Saat 22.35 22.36, 20 Haziran Perşembe gecesi. İki arama var. İkisinde de DEDAŞ’ın yetkilisi cevap vermiyor. Ne diyecekler telefonda? Çok rüzgar var. DEDAŞ’ın telleri çok gevşek. Rüzgardan dolayı birbirine değiyor. Şu anda burada elektrik tellerinin çarpışmasından dolayı ortaya kıvılcımlar çıkıyor. Derhal kesilmesi söylenecek, bu. Ama DEDAŞ’ın yetkilisine ulaşılamıyor. Aradan iki üç dakika geçtikten sonra o kıvılcımlar düştüğü yerde henüz hasat olmamış. Başaklarla bunu tespit ettiğimiz tarladaki kalan kül ve danelerden ve saplardaki renklerden rahatlıkla ayrılabilecek bir yangının başlangıcı %100 demiştik, %100 elektrik iletim hatlarından, %100 çünkü anız dediğiniz şey başaklardan tanelerin alındığı geriye sapın ve kökün kaldığı bir yapı. Böyle bir tarlada anız yani biçim yapıldıktan sonra kalan sap ve kökler yandığında, sarımsı, daha açık renkli bir kül tabakası görüyorsunuz. Bizim bildiğimiz doğal kül rengi. Yani gri, açık, kurşuna benzer bir renk. Oysa buğday tanelerinin olduğu, yani biçilmemiş buğdayın başakların hala olduğu bir tarlada yangın olduysa, oradaki kül simsiyah, siyah bir renk.
“ORMANLA BERABER 40 BİN DÖNÜM YANDI!”
15.000 dönümden bahsediliyor. Bütün raporlara, çalışmalara da bakıyorum. Yaklaşık bize gelen bilgiler 40 bin dönüm civarında. Belki bu bütün yanan alan olarak da söylenebilir. Bunun 15.000 dönümünü buğday, arpa yani yanan alanlar olarak değerlendirsek geriye nereden baksanız 25.000 dönümlük bir ormanlık, meşelik alan var. Bunu söyleyen bir tek nokta yok, bir tek kişi yok, bir tek belge yok. Bizzat gözlerimle gördüm, fotoğraflarını çektim. Ağırlıklı meşelik olmak üzere orman vasfı olan yer. Niye bu söylenmiyor? Neden? Niçin? Ormanlar kamu malı olduğu için midir? Kamu kimindir? Kamu kim? Biziz. Halk, oranın halkı. Neden bu ormanlardan bahsedilmiyor?
“SAVCILIK VATANDAŞIN KARIŞIŞINDA”
Diğer bir temel konu. DEDAŞ’ın hatlarından kaynaklandığını söyleyen vatandaş savcılık tarafından suç duyurusuna tabi kalıyor. Nasıl bir hukuk ya bu? Nasıl bir ülke burası? Vatandaş yerinde, tarlasında bunu gösteriyor. Bütün bilimsel veriler var. Kaldı ki eş zamanlı olarak bizim bu yangın elektrik direklerinden çıkmıştır. Kurum ve kuruluşlar da bir anda bütünüyle bu yangının DEDAŞ’ın iletim hatlarından, elektrikten çıktığını net bir şekilde ortaya koydular. Ve bu vatandaş da açık bir şekilde, yurttaş İbrahim Eren bu yangının olduğu yeri, ben de tanıklık ettim, kendisi de oradaydı, net bir şekilde gösteriyor. Yani bu ülkede gerçeği söylemek de suç. Savcılık bu insan hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Nasıl bir hukuk düzeni? Vali hiçbir şey görmeden kalkıp bu anız yanmasından kaynaklanmıştır diyor. Kurumlar da ona riayet ediyorlar. Ama durumu gören adam, gerçeği gören kişi, “bu olmaz, benim canımı da alsınlar, ben gerçeği söylemek zorundayım çünkü benim canım yandı yanıyor” diyor, bu adam hakkında net bir şekilde suç duyurusunda bulunuyor.
“DEDAŞ SÖMÜRGECİ BİR KURUMDUR”
Bu DEDAŞ’ı bu kadar önyargıyla korumak niye? Sömürgeci bir yapıyı, bu kadar koruma nereden gelmektedir? Hangi güçle, hangi anlayışla bu yapılmaktadır? Özelleştirmelerden tutun da bugüne kadar olan tarihsel süreci doğru değerlendirmemiz lazım. Açık bir şekilde. Özelleştirmenin göz bebeği olarak bakmışlardı DEDAŞ’a. Ve yıllarca iktidar elektrikleri de elektrik fiyatı üzerinden destekledi. Unutmayalım, söyleyelim. Şu anda hala 7 saat, 8 saat o bölgede elektrik kesintisi var. Evlerde hasta insanlar var. Solunum cihazına bağlı. Elektrik olmadan olmaz. Artık günümüz şartlarında enerji, elektrik bir insanlık hakkıdır. Söylemeden olmaz. Bugün bu kesintiler açık bir şekilde yapılmaktadır. Ve çok üzgünüm. Özelleştirmeler adı altında belirli şirketlere tanınan imtiyazlar ile o şirketleri böyle vahim ve acı bir olay karşısında bile koruma iş gücüsüyle davranan devlet erki, devleti yöneten siyasal iktidar ve onun valileri de açık bir şekilde bu sömürge sisteminin birer parçasıdır. Hatta ortağıdır. Kendi elleriyle oluşturdukları kartel, DEDAŞ o bölgenin canını okumaktadır.
“HAYSİYETSİZLİK ÇAĞI”
Bir ülkede ya da dünyada ya da nerede olursa olsun vicdanın tükendiği yerde siz hiçbir şey beklemeyin. İnsanlık beklemeyin, vicdan beklemeyin, onur beklemeyin, haysiyet beklemeyin. Onursuzluğun, haysiyetsizliğin, dışlanmanın, ötekileştirmenin, kirlenmenin, dezenformasyonun en fazlasını görüyoruz. Hala bugün iktidar ortağı anız diyor. Hala bazı kurum kuruluşlar, bazı medya anız diyor. Nedir ya? Arız olsa ne olur? Elektrik olsa ne olur? Neredesiniz? Yangın çıkabilir. Neredesiniz?”
PİRHA- Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Çınar ve Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin bölgede başlattığı incelemeler sonucunda olay yeri raporunu tamamladı. Rapora göre, yangının elektrik tellerinden çıktığı kanaatine varıldı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Çınar ve Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin bölgede başlattığı incelemeler sonucunda olay yeri raporunu tamamladı.
Rapora göre yangının elektrik tellerinden çıktığı kanaatine varıldı.
Hasar Tespit Komisyonu Köksalan Mahallesi’nde yürüttüğü kapsamlı incelemeler sonucunda yangının elektrik direğinden çıkan kıvılcımların ekinlerin üzerine düşmesi ile başladığı kanısına vardı. İtfaiye Daire Başkanlığı’nın hazırladığı olay yeri inceleme raporu Cumhuriyet Başsavcılığı ile de paylaşılacak.
PİRHA – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Mardin ve Diyarbakır’daki yangınlarda DEDAŞ’ın baş sorumlu olduğunu söyledi. Bakırhan, yangın sürecinde bölge halkına yönelik ırkçılık yapıldığını belirterek, “Bölgede İHA’lar, SİHA’lar, F16’lar, helikopterler var. Yani zulüm etmek için havada bütün araçları kullanıyorlar, yok etmek için envai çeşit araç gökyüzündedir ama yangın çıktığında yangını söndürecek helikopter yok” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, haftalık Meclis Grup Toplantısında konuştu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan’ın öncelikli başlığı Mardin ve Diyarbakır’da yaşanan yangın oldu.
“FELAKETİN BAŞ SORUMLUSU DEDAŞ’TIR”
Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçesindeki yangın nedeniyle yaşamını yitiren 15 kişinin yakınlarına başsağlığı dileyerek konuşmasına başladı. Yaşanan felakete ilişkin Bakırhan şunları söyledi:
“Bir DEDAŞ belası var, aslında bu defalarca dile getirildi. DEDAŞ bölgede Dehaq olarak anılıyor. Kimse ona DEDAŞ demiyor, ‘Dehaq’ diyor. Bölge halkının aşına, işine, ekmeğine el koyuyor. Bu felaketin baş sorumlusu DEDAŞ’tır. Elektrik faturasını ödeyemeyen çiftçiye ve köylüye anında icra gönderen, malına tarlada el koyan DEDAŞ, elli yıllık odun direklerle hizmet üretiyor. 50 yıldır özellikle Kürt illerinde alt yapı için tek bir yatırım, harcama yapmamış. DEDAŞ da bölgeyi sömürge olarak gördüğü için sürekli artı değerini alarak daha fazla karına kar katmaya çalışmış.
DEDAŞ, Kürt halkının başına bela olmuş bir şirkettir. DEDAŞ ile bölgeye atanan kayyımların zihniyeti aynıdır. Bölgeyi ekonomik ve siyasi olarak sömürge olarak gördükleri için aynı anlayışla yaklaşıyorlar: Rantını elde et ama hizmet üretme! Rantını elde et ama orada felakete sebebiyet verecek altyapıyı düzeltme.
Köylere gittiğimizde insanlar feryat figan ediyordu. Bölgede oksijen tüpüne bağlı yüzlerce insan var. Bir anda oksijen tüpüne bağlı olduğu yerde elektrikler kesiliyor. Bazen saatlerce, günlerce elektrik gelmiyor. Bu zulüm değil de nedir? DEDAŞ zulmü dediğimiz zaman birileri DEDAŞ’a arka çıkıyor. Neden arka çıktıklarını da çok anlamadım. Onların uyguladıkları yöntemleri kendileri de uyguladıkları içindir. DEDAŞ, başta Urfa ve Mardin’deki halkımız olmak üzere bölgedeki tüm insanların yaşamına kastediyor. Çiftçiye verilen hibelere bile el koyuyor. Hizmet etmiyor, insanlara eziyet ediyor. En son olarak da bu katliamda DEDAŞ’ın ihmalinden dolayı insanlarımızı yitirdik, mal kaybı yaşadık.
“ANIZ YANGINI OLMADIĞI TESPİT EDİLDİ”
Bu büyük felaketin tek sorumlusu var, o da DEDAŞ’tır. Yangının hemen ikinci günü Amed Mühendisler Odası’ndan bir heyet olay yerine incelemeye gitti. O incelemede, yangının iktidara yakın medya organlarının dediği gibi bir anız yangını olmadığını raporlarında tespit ettiler. Yine Diyarbakır Başsavcılığı, evet bu da şaşırtıcı, Diyarbakır Başsavcılığı yaptığı ön incelemede yangının elektrik tellerinden çıktığının, DEDAŞ’ın aslında buna sebebiyet verdiğinin raporlarını açık bir şekilde ortaya koydu. Umarım savcılık bu can ve mal kayıpları konusunda raporlarına uygun davranır ve DEDAŞ hakkında gerekli soruşturma ve araştırmaları tamamlayarak katliama sebebiyet verenlerin doğru bir şekilde yargılanmasını sağlar.
Mardin Tabip Odası yangından sonra bölgede incelemelerde bulundu. Mardin’de yanık tedavi ünitesi yok. Yani bir büyükşehirde, 21’inci yüzyılda yanık tedavi edilemiyor. Yangınların sık sık çıktığı bir il. Bölge her anlamda, ihtiyaçları konusunda büyük bir yaptırım altındadır.
İşte bunun hesabını vermeyenler, bu yangına sebebiyet verenlerden hesap sormayanlar, yangının anız yakılmasından çıktığını söylüyorlar. Bugün bir siyasi partinin lideri de ısrarla anız yangını diyor. Yerine gitmeden, incelemeden, yangının ilk çıktığı noktayı görmeden anız olduğunu nereden biliyorlar?
DEDAŞ özel bir şirket. Ayıptır, milliyetçilik yapıyorsunuz ama bari şirketin hatalarını görün. Bunları dile getirin. Bilmiyorsanız da sessiz kalın. Anız yangını diyenlere şunu söylemek istiyorum. Tarlanın biri biçilmiş, diğerinde ekinler yerinde duruyor. Nasıl ekinler yerde dururken komşusu anızını yakacak? Böyle bir şeye şahit oldunuz mu? Bizim bildiğimiz bütün ürünler biçilir, ürün ortadan kaldırılır, daha sonra köylüler anızını yakar. Böyle bir durum yok. Mesele Kürt olunca DEDAŞ’ı korumak ve kollamak için anız yangını diyorlar. Köylüleri suçlu göstermeye çalışıyorlar. Nasıl bugüne kadar işlemiş oldukları günah ve suçların faturasını mağdur olanlara kestilerse, şimdi bu katliamda da yine DEDAŞ’ı aklamaya çalışıyorlar.
“YANGINI SÖNDÜRECEK HELİKOPTER YOK!”
Ağıtlar Kürtçe olunca birileri maalesef bu sesi duymuyor. Hatta zil takıp oynayanları gördük, insanlıktan nasibini almayanları gördük. Yanan Kürt’ün evi olunca, helikopterle müdahale etmemek için bu ülkeyi yönetenlerin gözlerini ve kulaklarını kapattıklarına bu yangında şahit olduk. 2022 yılında yine Türkiye’nin birçok yerinde yangınlar çıktığında hükümet 10 tane gece görüşlü helikopter aldıklarının müjdesini vermişti. Ama bu 10 tane gece görüşlü helikopter Kürt illerinde yok, bölgede yok. Bölgedeki orman yangınlarında yok, bölgedeki tarla yangınlarında yok. Onlar başka yerlerde hizmet veriyorlar. Yanan Kürt’ündür çünkü. Ama bölgede başka bir şey var; başınızı kaldırdığınızda, üç beş kişi bir araya geldiğinde İHA’lar, SİHA’lar, F16’lar, helikopterler var. Yani zulüm etmek için havada bütün araçları kullanıyorlar, yok etmek için envai çeşit araç gökyüzündedir ama yangın çıktığında yangını söndürecek helikopter yok.
Alın size düşmanlık, alın size ikili hukuk. Böyle deyince de kardeşiz, ümmetiz, düşmanlık yapmıyoruz diyorlar. Sizin huzurlarınızda Meclis çatısı altında bir kez daha yinelemek istiyoruz: Bir an önce yangının olduğu yerler afet bölgesi olarak ilan edilmelidir. Bu bir rica değildir, bu bir talep değildir; bu, ülkenin halkı için yapacağı bir zorunluluktur, bir sorumluluktur. Bir an önce Meclis’te hükümet dahil olmak üzere tüm siyasi partiler afet bölgesi ilan etmelidir. Yangından zarar gören yurttaşlarımızın mağduriyetleri acilen giderilmelidir.
“CUMHURBAŞKANI TEK BİR LAF SÖYLEMEDİ”
Böylesine bir felaket yaşanırken, partili cumhurbaşkanı bu felakete ilişkin tek bir laf söylemedi. Bu ülkenin 15 yurttaşı canını yitirdi, onlarcası hastanelerde yoğun bakımda, dünya kadar insanların malı ve ürünü yanmış, yok olmuş, ortada ciddi bir felaket var. Oradan çıkan dumanlar neredeyse Urfa’dan, Antep’ten görülüyor ama bu ülkeyi yöneten cumhurbaşkanı bu meselede sessiz kalmıştır, izlemiştir. Birçok siyasi partinin de liderleri ve merkezleri sessiz kalmışlardır. Evet, bilerek ve isteyerek. Yanan Kürt olduğu için, yanan bölgedeki tahıl olduğu için. Arpanın milliyeti yok, buğdayın milliyeti yok, ay çiçeğinin milliyeti yok. Hepsi aynı fabrikada işleniyor. Mardin’deki buğdayı Trabzonlu da Samsunlu da tüketiyor. İnsana düşmanlık yapıyorsunuz ama bari ürüne düşmanlık yapmayın. Biraz vicdan.
Yangından sonra sosyal medyadan kimi paylaşımlar yapıldı. Yapılan bu paylaşımları hep beraber gördük. Alçaklar sürüsü, evet alçaklar sürüsü, böyle bir felakette bile oh diyebiliyor. Ülkeyi ne hale getirdiler görüyorsunuz. Ülkenin bir bölgesinde bir halkın yaşadığı acılara oh çeken bir toplumla karşı karşıyayız. Bu ülkeyi yönetenler bunu görmüyor mu, utanmıyor mu? Kürt’ün, muhalifin attığı tweete anında müdahale edenler, sabah 4:30’da kapısına polis gönderenler, anında gözaltına aldıranlar “oh iyi oldu, daha fazla olsun” diyen bu alçak sürüsüne tek bir soruşturma dahi açmadılar.
“BUNLARA BOŞUNA ‘PUSU İKTİDARI’ DEMİYORUZ”
Kasayı doldurmak için trafikte radarları öyle yerlere bırakıyorlar ki şaşırırsınız. Üzerine örtü örtüyorlar, ağaç dallarıyla kapatıyorlar ki o geçinemeyen yoksula, bayramda anne babasının elini öpmek isteyen insanlara ceza kessinler. Biz bunlara boşuna “pusu iktidarı” demiyoruz. Vatandaşına pusu kuran dünyada başka bir devlet var mı? Trafikte bile pusu kuruyorlar. Bakın 2024 Mayıs’ında kesilen trafik cezaları ile 2023 Mayıs’ında kesilen trafik cezaları arasında 5 misli fark var. Pusu kuruyor ama sürekli aynı yerde yapılan kazalarda yolları onarmıyor, kaza olmasın diye bir çaba içerisine girmiyor. İşte böyle bir iktidarla karşı karşıyayız. Ekonomi düzeliyor diyorlar. Soruyoruz; kimin ekonomisi düzeldi?
Hakkari’de sadece bir ayda yüz esnaf kepenk kapattı. Ankara değil Hakkari. Küçük bir ilimiz. 100 tane esnaf orada çok önemlidir. Ekonomi iyidir diyorlar ama Edirne’deki esnaf feryat figan ediyor. Türkiye’deki esnaf siftah yapamıyor, asgari ücretli geçinemiyor, emekli geçinemiyor. İnsanlar intihar ediyor. Yoksulluk almış başını gidiyor. Ama onlar ekonomi iyidir diyor. Hangi ülkede yaşıyorlar, nerede yaşıyorlar, ne yiyorlar, ne içiyorlar bilmiyorum.
“VERGİDE REFORM DEĞİL, KAZIK PAKETİ”
Şimdi yeni paket hazırlıyorlar. AKP iktidarı döneminde o kadar çok yeni reform paketi var ki… Ne reformun bir anlamı kaldı ne yeni dediklerinde ne de paket dediklerinde insanlar heyecanlanıyor. Tam tersine korkuyor. Her yeni bize bir maliyet, bir külfet. Her yeni bize kelepçe, her yeni bize verilen cezaları artırıyor. Reklamını yaptıkları şey vergide reform paketi değil. Buna emin olabilirsiniz. Bir kazık paketi hazırlıyorlar. Bu kazık paketinde her şeyden vergi alacaklar. Şimdi gözlerini neye diktiler biliyor musunuz? Restoranlarda çalışanların aldıkları bahşişe. Nasıl vergilendirecekler onu da bilmiyorum. Moto kuryelerden vergi alınmıyormuş. Ne kadar yaratıcılar? Saray medyası moto kuryelerden nasıl vergi alınacağını tartışıyor. Vergi de vergi! Nasıl alacaklarını çok iyi tartışıyorlar. Vallahi helal olsun! İnşallah halkımız bunları görüyor ve gereğini de yapacak. Ben de onlara bir şey hatırlatayım, yazıktır. Türkiye ekonomisi bence biraz daha vergi toplasın da rayına girsin. Bugüne kadar sadece oksijenden vergi almadılar, şimdi akıllarına düşürdük yarın öbür gün aldığımız nefesten de vergi alırlarsa hiç şaşırmayın? Kusura bakmayın, özür diliyorum, bunun sebebi de biz olacağız.
“HÜKÜMETİ KAYYIM ATAMA UTANCINDAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUM”
Ne dedi oradaki amcalar, ağıt yakan gençler, kadınlar? Dediler ki bu felakette bizim yanımızda bir tek belediyemiz vardı. Bakın “belediyemiz” diyorlardı. Ya artık utanın! En zor günlerde halkının yanında olan, halkının yarasına merhem olmaya çalışan belediyeleri gasp ederek halkı yalnızlaştırmak ve çaresiz bırakmak istiyorlar, cezalandırmak istiyorlar. 21’inci yüzyılda böyle bir şey var mı? Oy atacağız, o beş yılda da irademiz gasp edilmesin diye gece gündüz nöbet tutacağız. Bu büyük bir utançtır. Sandık kurmuşsun sonuçları ortaya çıkmış. Niye biz 24 saat belediyelerin önünde belediyelerimizi koruyalım? Böyle bir ülkede demokrasi var diyebilir misiniz? 21’inci yüzyılda hükümeti bu utançtan vazgeçmeye çağırıyorum. Sandık sonuçlarına saygı göstermesini istiyorum. Öyle kayyıma mayyıma geçmişte olduğu gibi kimsenin izin vereceği yok. Bak bunu iyi yazın. Neye mal olursa olsun o belediyeleri koruyacağız. Hem de Türkiye’deki ezilenler ve yoksullar ve emekçilerle birlikte. Bu zam zulüm düzenine, bu karanlık düzene itiraz edenlerle koruyacağız.
29 HAİRAN’DA İSTANBUL’DA MİTİNG
Bunun için de 29 Haziran’da İstanbul’da Emek ve Demokrasi Güçleri öncülüğünde “Emeğimiz ve Özgürlüğümüz İçin Kayyıma Geçit Vermeyeceğiz” sloganıyla bir miting düzenlenecek. Biz de buna katılacağız. Bu vesileyle İstanbul ve bölgede bulunan ve bu karanlık sisteme itiraz eden bütün halklarımızı, en başta kadınları ve gençleri bu mitinge katılmaya, güç ve destek vermeye çağırıyoruz. Hepinizi bu mücadeleye sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Son olarak bir yanımız yangınla, milliyetçilikle, ırkçılıkla mücadele ediyor; diğer yanımız açlık ve sefalet içerisinde ayakta kalmaya çalışıyor. Bu karanlık sömürü düzeninden, bu ırkçı ve ayrımcı zihniyetten kurtulmak için birbirimize sarılmaktan, omuz vermekten başka bir şansımız yoktur. Bunu yapacağımıza eminiz. Güçlerimiz birleştirirsek bu uğursuz ampule, bu ölüm hilaline son vermek mümkündür.”
PİRHA- CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır öncülüğündeki heyet, Diyarbakır ve Mardin arasında yangının meydana geldiği kırsal mahallelerde incelemelerde bulunacak.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır öncülüğünde milletvekilleri Veli Ağbaba, Sezgin Tanrıkulu ve Diyarbakır İl Başkanı İsmail Akyıl’dan oluşan heyet, Diyarbakır ve Mardin’de 15 kişinin hayatını kaybettiği yangın bölgesini ziyaret edecek.
CHP heyeti, ziyaretleri kapsamında, yangının çıktığı bölgede incelemelerde bulunup, hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyede bulunacak.
PİRHA- Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve DEM Partili kadın milletvekilleri 15 kişinin yaşamını yitirdiği yangın bölgesini ziyaret etti.
Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında meydana gelerek 17 kırsal alanı etkileyen ve şuana kadar 15 kişinin ölümüne sebep olan yangında aralarında ağır yaralılarında bulunduğu 40’ı aşkın kişi de yaralandı.
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Mardin ve Diyarbakır’a bağlı köylerde çıkan yangın dolayısıyla köyleri ziyaret ediyor. Ziyarete TJA aktivistleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri, DEM Partili belediye eş başkanları, siyasetçiler Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel ile Ayla Akat Ata ve çok sayıda kadın katıldı.
Milletvekilleri ve birçok kadın belediye eş başkanının da bulunduğu kadın heyeti yangın bölgesindeki köyleri ziyaret ederek yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diledi. Kadın heyeti daha sonra ilk olarak Köksalan Köyü’ne ardından da Yücebağ Köyü’ne geçti.
“BU İHMAL DEĞİL BİR TERCİH”
Yücebağ köyünden yapılan açıklamada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, şu ifadeleri kullandı:
“Bu yangın Türkiye’nin bir başka yerinde gerçekleşmiş olsaydı bu kadar ölümün yaşanmayacağını hepimiz biliyoruz. Yangının ilk olduğu andan itibaren belediye eş başkanlarımız, belediye çalışanlarımız bütün ekipmanları ile birlikte ellerindeki imkanları seferber ettiler. O süreçte Meclis Grubundan arkadaşlarımız da bölgedeki kaymakamlara, valilere ulaşmak için telefonda hiç durmadılar. O gün telefona çıkmayan vali biz gelmeden önce buradaydı. Gerçekleri konuşmak yerine bu devletin Kürdistan’daki ihmallerini kapatmak üzere görev alan vali bizden önce buradaydı. Vali bugün lazım değildi buraya yangının olduğu gün lazımdı. Bu yangını söndürebilecek tek şey helikopterdi. İktidarın verdiği cevap ise ‘gece görüşü olan helikopterimiz yok.’ O zaman diyeceğiz ki bu ülkede gece yangın çıkmasın. Bu bir ihmal değil, bu bir tedbirsizlik değil bu bir tercih. Burası çok acil bir şekilde afet bölgesi ilan edilmeli. Kürdistan insansızlaştırılmak isteniyor. İnsanlar göçe zorlanıyor. Terk etmeyeceğiz, yaralarımızı hep birlikte saracağız.
Buradan sözümüz olsun, bu tür şeyleri tekrar yaşamamak için tedbirimizi de alacağız, yaralarımız da saracağız. Afet bölgesiyle birlikte bu mağduriyeti yaşayan halkımızın her bir ferdi suç duyurusunda bulun sun. 37 yıldır değiştirilmeyen elektrik direkleri için, yangında gönderilmeyen ekipmanlar ve helikopterler için suç duyurusunda bulunalım.”
“AYLARDIR SÜREN DEDAŞ ZULMÜ VAR”
Daha sonra konuşan TJA aktivisti Harika Peker de yangında sorumluluğu olan DEDAŞ personelinin istifasını istedi ve şöyle konuştu:
“Doğa olayı olarak söyleniyor ama bu doğa olayı değil tedbirsizliktir. Tedbir alınmayınca felaket oluşuyor. Bu durum Kürdistan’da yürütülen özel savaş politikalarına bağlıdır. Bu politikalarla halkımız mağdur ediliyor. Kürtlerin doğası katlediliyor, talan ediliyor. Yangına bilerek müdahale edilmedi. Çağrımızdır; Kürdistan’da bir şey olunca, Kürt ve Kürdistan söz konusu olunca herkes sessiz kalıyor. Bugün üç köyü ziyaret ettik. Aylardır süren bir DEDAŞ zulmü var. Bu durumdan sorumlu olan vali ve DEDAŞ sorumluları derhal istifa etmelidir. Giden canların nedeni onlardır. Bizler bu sürecin yakından takipçisi olacağız. Bunu herkes bilsin.”
PİRHA-6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden ve Adalet Nöbetini sürdüren Döne Kaya, “Bütün sorumlular ortada ancak değişen hiçbir şey yok. Bizleri korumakla yükümlü olan yetkililer, ne 6 Şubat’ta ne Mardin-Diyarbakır’da sahada yoktular” dedi.
Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Antakya Fuat Koku Sitesi’nde annesini, kız kardeşini, ağabeyini ve dokuz aylık yeğenini kaybeden Döne Kaya, başlattığı ‘Adalet Nöbeti’ni Ankara Kuğulu Park’ta sürdürdü.
“SORUMLULAR ORTADA ANCAK DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK”
Kaya nöbetinin 8’inci haftasında, Diyarbakır ve Mardin’de yaşananlara dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bütün sorumlular ortada ancak değişen hiçbir şey yok. Yarın yine AFAD yoktu, itfaiye yoktu, Kızılay yoktu diyeceğiz. Bizleri korumakla yükümlü olan yetkililer, ne 6 Şubat’ta ne Mardin-Diyarbakır’da sahada yoktular. Biz sadece müteahhidin sorumlu olmasını istemiyoruz. O izinleri veren bütün kamu personellerinin yargılanmasını istiyoruz. Çünkü kamu personelleri, deprem bölgesinde hala aynı binaların tekrardan dikilmesi için imza atıyorlar ve Hatay, 8. depremini yaşadı. Yarın 9. depremini de yaşayacak. Aynı kamu görevlileri, o binaları diktiği için yine yıkılacak. Biz tekrardan ölmek istemiyoruz. 6 Şubat depremlerinde gördük ki 99 depremlerinden ders çıkarmamışız” dedi.
PİRHA – Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi, yangın bölgesinde anız olmadığını ve hatların geçtiği güzergahlarda yangına karşı bir önlem alınmadığını açıkladı.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Diyarbakır Şubesi, Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına dair yaptığı incelemenin sonuçlarını açıkladı. İncelemede dikkat çekici tespitlere yer verildi.
İncelemede yer alan tespitler şöyle sıralandı:
“* Yangının çıktığı yerin ekili olduğu, anızın olmadığı görülmüştür.
* İletim hatlarında birçok noktada eklerin ve liflenmelerin olduğu tespit edilmiştir.
* Direkteki OG (yüksek gerilim hatlarının, transformatörlerin kondansatörlerin ve anahtarlama cihazlarının aşırı akımlardan korunması için kullanılırlar) sigortalarının yerinde olmadığı, bunun yerine iletkenlerle bypass edildiği ve bu bağlantıların gevşeklikten dolayı arka sebebiyet verebileceği tespiti yapılmıştır.
* Birçok direkte kırık izolatörlerin olduğu bu durumun atlamalara sebebiyet verebileceği teknik açıdan bir veridir.
* OG (Orta Gerilim) hatlarda ekili tarım alanlarında ağaç direkleri mevcudiyeti görüldü. Bu ağaç direklerin kullanılması uygun görülmemektedir.
* Hatların geçtiği güzergahlarda direklerin etrafında yangına karşı bir önlem alınmadığı gözlemlenmiştir. (Direk diplerindeki otların mevcudiyeti vs.) Direk diplerinde süs betonu olmadığı, otların direk dibinde biçilmediği tespiti yapılmıştır.
* OG hatlarının dibindeki ağaçların atlamaya sebebiyet verebileceği gözlemlenmiştir.
* İzolatörlerdeki gevşek ve sıkı bağların tekniğine uygun yapılmadığı gözlemlenmiştir.
* Parafudr olmayışı aşırı gerilimlerin oluşmasına dolayısıyla ark oluşumuna sebebiyet vermektedir. (Hat başlarında hat sonlarında ve Trafo girişlerinde mutlaka parafudr kullanılmalıdır)”
PİRHA – Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin açıklama yayınlayan Demokratik Alevi Federasyonu(FEDA), “Tıpkı 6 Şubat 2023 depreminde olduğu gibi iktidar, yangın bölgesinde yaşayanların Kürt olmasını önemsememiş, ağır tablonun yaşanmasına adeta göz yummuştur” dedi.
Demokratik Alevi Federasyonu(FEDA), Diyarbakır Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin açıklama yayınladı.
“HALKIMIZIN BAŞI SAĞ OLSUN”
FEDA’nın yazılı yaptığı açıklamada, yangında hayatını kaybedenlerin yakınlarına baş sağlığı dilenirken şu ifadelere yer verildi:
“Diyarbakır ve Mardin illerinde çıkan yangında 15 canımız hayatını kaybetmiş, aralarında ağır yaralının olduğu 40 kişi yaralanmış, binlerce evcil hayvan ile bölgenin faunası ve florası çok büyük yıkıma uğramış bulunuyor. Yaşanan yangın sonucu önemli kısmı tarım alanı olan 60 bin dekar arazi ciddi tahribat görmüş, can kayıplarının yanısıra onca emek, üretim ve insan faaliyeti ile birlikte bölge halkının hayvancılık ve tarım alanları kül olmuştur. Öncelikle halkımızın başı sağ olsun diyor, acılı ailelere sabırlar diliyor, içten geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
“ALEVİ CANLARI ZORDA OLANIN HIZIR’I OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
İktidar ve resmi kaynaklar ‘anız yangını’ dese de, bölge halkı elektrik dağıtım hatlarından çıkan kıvılcımların neden olduğunu söyledikleri yangına, yangın söndürme helikopteri ve uçakların geç kalındığı, karadan müdahalenin de yetersiz olduğu bu koşullarda bir kez daha sıradan olan bir afet, ağır siyasal, sosyal ve ekonomik travmaların yaşanmasına yol açmıştır. Tıpkı 6 Şubat 2023 depreminde olduğu gibi iktidar, yangın bölgesinde yaşayanların Kürt olmasını önemsememiş, ağır tablonun yaşanmasına adeta göz yummuştur. FEDA olarak bu anlayışı kınıyor, iktidarı bu ırkçı yaklaşımından vazgeçmeye, yangının neden olduğu zararları karşılamaya, afetlerde alınması gereken önlemlerden sorumlu iktidarı ve kurumları görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. Halkımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, maddi ve manevi yüksek dayanışma içinde olacağımızı ifade ediyoruz. Alevi canları zorda olanın Hızır’ı olmaya çağırıyoruz.”
PİRHA-DEM Parti ve DBP eş genel başkanları yangınların çıktığı bölgeyi ziyaret etti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum” dedi.
Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçesi arasında yaşanan yangında 14 kişi yaşamını yitirdi.
Yangının yaşandığı Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Kelekê mahallesinde kurulan taziyeyi Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Van, Diyarbakır, Mardin Büyükşehir ve ilçe belediye eş başkanları ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin aralarında olduğu heyet ziyaret etti.
“BU ACIYI AZALTACAĞIZ”
Büyük ve ağır bir olay yaşandığını belirten DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “El ele vererek halkımız, ailemizin acısını birlikte paylaşacağız ve bu acıyı azaltacağız. Başta bütün parti ve kurumlarımızla yaşamını yitirenleri anıyor, yaralılara şifalar diliyoruz. Bu yangının sorumlusu DEDAŞ’tır. İlk andan beri biz halkımızın yanındaydık, helikopter istedik ama ateş söndürme helikopteri göndermediler. Gündüz 11’e kadar da kimse ailemize yardım etmedi. Acımız büyük tarif edilemez ama bu acıyı bütün kurumlarımızla azaltacağız” dedi.
“AFET BÖLGESİ İLAN EDİLSİN”
Yangına dair ciddi iddialar olduğuna dikkat çeken DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Yangının DEDAŞ’ın eksiliğiyle çıktığına dair raporlandırma ve görgü tanıkları var. Sabotaj mı DEDAŞ ihmali mi bunun ivedilikle araştırılması gerekiyor. Halkımızın defalarca uyarmasına rağmen halen odun direkleri kullanan DEDAŞ bence buranın sorumlularındandır. Buranın bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi lazım. Burada zarar gören halkımızın da zararlarının tanzim edilmesi gerekiyor” diye belirtti.
‘TOPLUMSAL DAYANIŞMA’ VURGUSU
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, konuşmasında şunları dile getirdi:
“Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. İki eş başkanımız da çok açık ifade etti. Bugün burada acil yapılması gereken buranın Afet Bölgesi ilan edilmesi ve bu şekilde halkımızın mağduriyetinin giderilmesi birinci hedef olarak belirlenmeli. DEDAŞ birinci sorumlusudur. Bugün yiten 14 canın hakkı verilecek cezayla ailelerin yüreği bir nebze olsa soğutulur. DEM Parti olarak bizler hem hukuki hem toplumsal dayanışma bakımından gücümüz yettiğince sizlerin yanında olacağız. Büyükşehri başta olmak üzere diğer belediyelerimizle çalışmalarını yürüttüler, halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Toplumsal dayanışmayla bu acımızı dindireceğiz.”
PİRHA- Mazıdağı ve Çınar ilçeleri mahallelerinde çıkan yangında yaşamını yitirenlerin sayısı toplam 14’e yükseldi.
Mardin’in (Mazıdağı) ilçesine bağlı Kelekê (Yücebağ) ile Diyarbakır Çınar ilçesine bağlı Tobînî (Köksalan) ve Herberê (Yazçiçeği) mahallelerinde çıkan yangında Kerime Erdenli’nin yaşamını yitirmesiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 14’e yükseldi.
Yaşamını yitiren 10 kişi Yücebağ (Kelekê( mahallesinde toprağa verilirken, 4 kişi ise Köksalan (Tobînî) ve Yazçiçeği (Herber) mahallesinde toprağa verildi.
Yaşamını yitirenlerin isimleri şu şekilde: Resul Yılmaz, Şeyhmus Demir, Mezher Demir, Remzi Yılmaz, İsmail Yardımcı, Abdurrahman Buğdaycı, Sinan Deviren, Rezan Yılmaz, Azad Yılmaz, Taliha Demir, Nuri Demir, Fadıl Demir, Kerime Erdenli, Ubeydellah Buğdaycı.
PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu yangın felaketine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, “Devletin bu duruma karşı tepkisiz kalması ise kabul edilemez bir durumdur. Orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesi için daha etkin ve hızlı önlemler alınmasını talep ediyoruz. Ayrıca, yangınların nedenleri konusunda kapsamlı bir araştırma yapılmasını ve sorumluların hesap vermesini istiyoruz” dedi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Diyarbakır ve Mardin’de, iki ilin yakın köy ve mahallelerinde çıkan yangın nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 12’ye yükseldiğini, 78 kişinin yangından etkilendiğini kaydetti.
Koca, “Hastalarımızdan 5’inin tedavi ve takiplerine devam ediyoruz. 5’i de Diyarbakır’da tedavi gören hastalarımızdan 3’ü entübe durumda” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası Başkanı Süleymanoğlu, felakette 500’e yakın koyunun can verdiğini 214 ağır yaralı olduğunu duyurdu.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) yangın felaketine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, “Devletin bu duruma karşı tepkisiz kalması ise kabul edilemez bir durumdur. Orman yangınlarıyla mücadelede yetersiz kalınması, yangın söndürme ekipmanlarının ve personelin eksikliği, yangınlara karşı etkin bir müdahalenin yapılmaması, bu felaketlerin daha da büyümesine neden olmaktadır. Devletin acil olarak yangınlarla mücadele kapasitesini artırması, yangın önleme ve müdahale stratejilerini geliştirmesi gerekmektedir” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yazılı açıklaması şöyle:
“Son dönemde Çanakkale’de başlayarak Türkiye’nin dört bir yanında devam eden orman yangınları ve Diyarbakır ve Mardin’de meydana gelen yangınlar, hepimizi derinden üzmektedir. Bu yangınlar sadece ormanlarımızı değil, aynı zamanda orada yaşayan canlıların, hayvanların ve insanların hayatlarını da acımasız bir şekilde tehdit etmektedir.
Her yangın, doğanın kalbinde onulmaz yaralar açmakta ve ekosistemde geri dönüşü mümkün olmayan hasarlara yol açmaktadır. Yangınların neden olduğu tahribat, sadece doğa ve canlılar için değil, aynı zamanda gelecek nesillerimiz için de büyük bir tehlike oluşturmaktadır.
Devletin bu duruma karşı tepkisiz kalması ise kabul edilemez bir durumdur. Orman yangınlarıyla mücadelede yetersiz kalınması, yangın söndürme ekipmanlarının ve personelin eksikliği, yangınlara karşı etkin bir müdahalenin yapılmaması, bu felaketlerin daha da büyümesine neden olmaktadır. Devletin acil olarak yangınlarla mücadele kapasitesini artırması, yangın önleme ve müdahale stratejilerini geliştirmesi gerekmektedir.
“KAYITSIZ KALAMAYIZ”
Bizler, Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, doğanın ve canlıların acımasız şekilde yok olmasına kayıtsız kalamayız. Orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesi için daha etkin ve hızlı önlemler alınmasını talep ediyoruz. Ayrıca, yangınların nedenleri konusunda kapsamlı bir araştırma yapılmasını ve sorumluların hesap vermesini istiyoruz.
Ormanlarımızı, hayvanlarımızı ve tüm canlıları korumak için herkesin el ele vermesi gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, tüm vatandaşlarımızı daha duyarlı olmaya ve yangınlarla mücadelede aktif rol almaya davet ediyoruz.”
PİRHA- Sağlık Bakanı Koca, Diyarbakır ve Mardin arasındaki anız yangınında yaşamını yitirenlerin sayısının 12’ye yükseldiğini bildirdi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Diyarbakır ve Mardin’de, iki ilin yakın köy ve mahallelerinde çıkan yangın nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 12’ye yükseldiğini, 78 kişinin yangından etkilendiğini kaydetti.
Koca, “Hastalarımızdan 5’inin tedavi ve takiplerine devam ediyoruz. 5’i de Diyarbakır’da tedavi gören hastalarımızdan 3’ü entübe durumda” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasındaki bölgede çıkan yangınla ilgili çalışma yürüten Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası Başkanı Süleymanoğlu, felakette 500’e yakın koyunun can verdiğini 214 ağır yaralı olduğunu duyurdu.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası ve Mardin Hekimler Odası’nın oda başkanları, gönüllü veteriner hekim ve veteriner sağlık teknikerleriyle yangın sahasında çalışma yürütüyor. Çalışmalar, Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi ve il tarım ve orman müdürlükleriyle birlikte sürdürülüyor.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nden yapılan açıklamada, “Hekim Odalarımız ile ilk saatlerden itibaren iletişim kurulmuştur. Yangından daha fazla etkilenen Diyarbakır’da Oda Başkanlığımız, Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile iletişime geçmiştir. Oda Başkanımız gönüllü veteriner hekim ve veteriner sağlık teknikeri arkadaşlarımız ile yangın sahasında yaralı hayvanlara müdahaleye devam etmektedir. Alandan gelen bilgilere göre koyunlar ağırlıkta olmak üzere 500 civarında hayvan ölmüş, çok sayıda hayvan da yaralıdır. Yaban hayvanlarının durumu konusunda ne yazık ki yeterli bilgi alınamamıştır” denildi.
Açıklamada, yangın bölgesinde yaralı bulunan hayvanlar için yapılması gerekenler şöyle anlatıldı:
“Duman ve yangın riskinden dolayı bulabilirseniz kıyafet/örtü ile sarıp bölgeden uzaklaştırılmalı Yangın bölgesinden uzaklaştırılan hayvanı sıcak bir bölgeye alınmalı. Vücut ısısı düşeceği için 25-26 derecede kalmalı. Yanık bölgesini ılık su ile yıkayın. 12-18 derece su ile yıkanması gerekmektedir. Hayvanın yanık bölgesinin üzeri imkanınız varsa steril bir bezi ıslatarak sarılabilir. Hayvanın hareketi kısıtlanmalı. Kutu yada kafes gibi bir alana koyabilirsiniz. Işık ve ses stresinden uzak tutarak en hızlı şekilde veteriner hekime ulaştırmalıdır.”
Yangın bölgesinde bulunan Diyarbakır Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Muhammed Ali Süleymanoğlu yangın bölgesindeki son durumu anlattı.
Bölgede ilk saatten itibaren veteriner odaları arasında iletişim kurulduğu bilgisini paylaşan Süleymanoğlu şunları kaydetti:
“Köksalan Köyü’ndeyiz. Sabah dokuzdan beri üniversite, il tarım ve orman müdürlüğü ve veteriner hekimleri odasından katılan ortalama 50 gönüllü veteriner hekimlerle yaralı hayvanlara müdahale ettik. Şu anda yaralı müdahaleleri sona ermiş durumda. Hafif yaralı hayvanların tedavisi devam edecek. Ortalama 504 can kaybı var. 214 hayvan ağır yaralı. Şu anda veteriner hekim müdahalesi olarak yapabileceğimiz müdahale sadece tekrar. Tedavi edilen hayvanlarının doz tekrarlarının yapılması. Ulaşılmadık hayvan kalmadı. Yangın çıktığı zaman insanlar yanan bir hayvanı gördükleri zaman yapabilecekleri şey, onu güvenli bir yere taşımalı ve tedavi için veteriner hekimi beklemeli. Bunun haricinde olası bir hekim olmaması durumunda ılık suyu ile bir duş aldırılabilir. Yapılabilecek herhangi bir müdahale hayvanın canına sebep olabilir. Yangında boğazı, dili şişen hayvanlara su içirmeye çalışanlar oluyor. Bu tür davranışlarda bulunmasınlar. Gelecek olan yardım ekiplerini beklesinler.”
PİRHA- Balıkesir ve Manisa’daki yangınlar etkili rüzgar nedeniyle kısa sürede yayıldı. Manisa’nın 2 mahallesindeki 145 ev tedbir amacıyla boşaltıldı.
Gün boyu Ege’nin 4 ilinde çıkan orman yangınları Aydın ve İzmir’de kontrol altına alınırken, Balıkesir ve Manisa’da müdahale sürüyor. Etkili rüzgar nedeniyle yapılan müdahaleler sonuç vermiyor.
Balıkesir‘in Kepsut ilçesi Eşeler Mahallesi yakınındaki ziraat alanında henüz bilinmeyen bir nedenden yangın çıktı. Rüzgarın etkisiyle kısa sürede yayılan yangına havadan ve karadan müdahale ediliyor.
MANİSA’DA 2 MAHALLE BOŞALTILDI
Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Yağbasan ve Karasavcı Mahallerinde öğlen saatlerinde başlayan orman yangınına havadan ve karadan müdahale sürüyor. Aşırı sıcak hava ve etkili rüzgar nedeniyle yangına müdahale zorlaşıyor.
65 ev 200 kişinin yaşadığı Karasavcı Mahallesi ile 80 hanede 230 kişinin yaşadığı Yağbasan Mahallesi tedbir amacıyla tahliye edildi. Ayrıca yangına müdahale eden orman personeli E.Y. (21) ve O.E. (42) dumandan etkilendi. Yangın bölgesinde ilk müdahalesi yapılan ve hastaneye kaldırılan 2 orman personelinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Aydın‘ın Koçarlı ilçesi Satılar Mahallesi’ndeki bir evde bilinmeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Alevler bitişikteki evlere de sıçradı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve orman ekipleri sevk edildi. Ekipler yangına karadan müdahale etti. Yangında bir ev tamamen yanarak kullanılmaz hale gelirken, 3 ev ise kısmen zarar gördü. Yangın bölgesinde soğutma ve söndürme çalışmaları devam ediyor.
Aynı saatlerde Aydın’ın Bozdoğan ilçesi Pınarlı Mahallesi’nde de yangın çıktı. Bölgeye itfaiye ve orman ekipleri sevk edilirken, 11’i metruk 13 evin kullanılamaz hale geldiği öğrenildi. Müdahale sonucu yangın kontrol altına alındı.
İzmir’in Torbalı ilçesi Karakızlar Mahallesi’nde ormanlık alanda saat 15.00 civarında çıkan yangın yapılan müdahaleler sonucu kontrol altına alındı.
Diyarbakır ve Mardin arasında çıkan yangına ilişkin açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, kriz masası oluşturduklarını belirterek, “Halkımızı asla yalnız bırakmayacağız. Yaralarımızı birlikte saracağız” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’ın Çınar ve Mardin’in Mazıdağı ilçesinin kırsal mahallerinde meydana gelen yangına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Yangına çevrede bulunan il ve ilçe belediyelerinin imkanlarıyla müdahale ettikleri belirtilen açıklamada, yangın sonrası ihtiyaçların karşılanması için kriz masasının oluşturulduğu kaydedildi.
Bu kapsamda mobil aşevleri, yaşam çadırları ve temel araç gereçlerin bölgeye ulaştırıldığı ifade edilen açıklamada, “Ayrıca yangından ciddi biçimde etkilenen canlılar için belediyelerimiz bünyesindeki veterinerler görevlendirilmiştir. DBP Eş Genel Başkanları, milletvekillerimiz, belediye eş başkanlarımız, il ve ilçe örgütlerimiz ile kent dinamikleri anında bölgeye hareket etmiş, halkımızla birlikte yangına müdahale etmiş ve halkımızın acılarına ortak olmuştur. Bundan sonraki süreçte de yurttaşların ihtiyaçlarının tespiti ve karşılanması konusunda belediyelerimiz üzerine düşen sorumlulukları yerine getirecektir”ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Bu felaketi bizatihi yaşayanlar ve köylüler itiraz ederek yıllardır onarımı yapılmayan elektrik tellerinin yangına neden olduğunu ifade etmiştir. Yaşanan bu büyük felaketin sebebinin açığa çıkarılması için derhal gerekli incelemeler başlatılmalı, yangından etkilenen köylülerin zarar ve ziyan tespiti yapılarak karşılanmalıdır. Bunun dışında tüm halkımızı bu yangında zarar gören yurttaşlarımızla dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz. Yangından etkilenen halkımızı asla yalnız bırakmayacağız; acımızı beraber yaşayacak, yaralarımızı birlikte saracağız.”