Etiket: yargıtay

  • Berkin Elvan’ı katleden polisin cezası Yargıtay tarafından onandı

    Berkin Elvan’ı katleden polisin cezası Yargıtay tarafından onandı

    PİRHA-Gezi Parkı direnişinde Berkin Elvan’ı attığı gaz fişeğiyle katleden polis Fatih Dalgalı’nın 16 yıl 8 aylık cezası Yargıtay tarafından onandı.

    Gezi Parkı direnişinde 15 yaşındaki Berkin Elvan, polis Fatih Dalgalı’nın attığı gaz fişeği nedeniyle ağır yaralanmış ve 269 gün komada kalıp 11 Mart 2014’te yaşamını yitirmişti.

    Berkin Elvan’ı katleden polis Fatih Dalgalı hakkında İstanbul 17’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme, Dalgalı’nın, Elvan’ı “olası kasıtla” öldürdüğüne karar verdi.

    Karar istinafa taşınırken; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, Fatih Dalgalı’nın “çocuğu olası kastla öldürme” suçundan cezasını onadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Pınar Gültekin’in katili Cemal Metin Avcı’ya haksız tahrik indirimi!

    Pınar Gültekin’in katili Cemal Metin Avcı’ya haksız tahrik indirimi!

    PİRHA- Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı dosyasında Yargıtay, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını bozdu. Yargıtay, “niteliksiz kasten öldürme ya da eziyet çektirerek öldürme suçundan haksız tahrik uygulanarak cezalandırılması gerektiği” kararını verdi.  

    Muğla’da 2020 yılında Cemal Metin Avcı, Pınar Gültekin’i işkence ederek katletti. Katliam ardından fail, kardeşi Mertcan Avcı’dan yardım istedi. Yerel mahkeme, Cemal Metin Avcı’ya önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Sonra da bu cezada haksız tahrik indirimi uygulayarak 23 yıla düşürdü. Mertcan Avcı ile diğer sanıklar ise beraat etti.

    Dosya temyize gitti. İzmir İstinaf Mahkemesi yerel mahkemenin kararını bozarak Cemal Metin Avcı’ya ağırlaştırılmış müebbet, kardeşi Mertcan Avcı’ya ise 4 yıl hapis cezası verdi.

    Dosya bir kez daha temyiz edilince bu kez Yargıtay iki kararı da bozdu. Yargıtay, canlı olarak Pınar Gültekin’i yakan sanığın tasarlayarak ve canavarca hisle öldürme suçundan değil, niteliksiz kasten öldürme ya da eziyet çektirerek öldürme suçundan haksız tahrik uygulanarak cezalandırılması gerektiği kararını verdi. Alınan karara 5 kişilik heyetteki iki üye ise muhalefet şerhi koydu.

    Yargıtay, “canlı canlı yakılarak öldürme canavarsa hisle değildir” diyerek ağırlaştırılmış müebbet hapis kararını bozdu. Yargıtay, “niteliksiz kasten öldürme yada eziyet çektirerek öldürme suçundan haksız tahrik uygulanarak cezalandırılması gerektiği” kararını verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Selçuk Mızraklı’nın cezası onandı; Mızraklı’dan tepki: Sizin önünüzde diz çökmedim

    Selçuk Mızraklı’nın cezası onandı; Mızraklı’dan tepki: Sizin önünüzde diz çökmedim

    PİRHA- Selçuk Mızraklı’ya verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası, Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi tarafından onandı. Mızraklı, karara tepki göstererek, “Dedem Seyit Rıza’nın da dediği gibi ‘Ben sizin yalanlarınızla, iftiralarınızla baş edemedim, bu bana dert oldu. Ben de sizin önünüzde boyun bükmedim, diz çökmedim, bu da size dert olsun’” dedi. DEM Parti ise yaptığı açıklamada, kararın ‘Yok hükmünde’ olduğunu bildirdi. 

    Görevden alınarak yerine kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’ya verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası, Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi tarafından onandı.

    Karara, Selçuk Mızraklı sosyal medya hesabı üzerinden karara tepki gösterdi. “İşte, yeni bir karar daha çıkmış” diyen Mızraklı, şu açıklamayı yaptı:

    “Onur ve insanlık yürüyüşümüzde nice canlarımızı yitirdik, rejimin mahkemelerinde onbinlerce hukuksuzluk, adaletsizlik belgesi kararlarına tanık olduk. Dedem Seyit Rıza’nın da dediği gibi: ‘Ben sizin yalanlarınızla, iftiralarınızla baş edemedim, bu bana dert oldu. Ben de sizin önünüzde boyun bükmedim, diz çökmedim, bu da size dert olsun’.”

    DEM Parti de, görevden alınarak yerine kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’ya verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasının Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi tarafından onanmasını “Yok hükmündedir” diyerek kınadı.

    DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu’nun açıklamasında şunlara yer verdi:

    “31 Mart 2019’da Diyarbakır halkının iradesiyle seçilen ve Büyükşehir Belediye Eş Başkanlığı görevinden kayyım darbesiyle uzaklaştırılan Adnan Selçuk Mızraklı’ya verilen 9 yıl 4 ay 15 günlük hapis cezası Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onanmıştır. Bu, hukuki değil siyasi bir karardır. Bu yargı darbesi, başta Diyarbakır halkı olmak üzere Kürtler ve demokratik kamuoyu nezdinde yok hükmündedir.

    İktidarın siyasi operasyonlarına ön ayak alan yargının eliyle Kürtlere, seçilmiş iradelerine ve muhaliflere amansız bir düşman hukuku uygulanmaktadır. Yüz binlerce vatandaşın oyuyla seçilen Mızraklı’ya hukuksuz bir biçimde verilen ceza ile yurttaşların seçme ve seçilme hakkı yok sayılmıştır. Ayrıca demokratik meşruiyetin temel şartı olan halk egemenliği Kürtler özelinde ihlal edilmiştir.

    “YARGI DARBESİYLE TASFİYE ÇABASI, BİZE ASLA GERİ ADIM ATTIRAMAYACAK”

    Demokratik siyaset alanını yargı darbeleriyle tasfiye etme çabası, bize mücadelemizden asla geri adım attıramayacaktır. Yapılan bu darbeler boşa kürek çekmektir. Kürt siyasetçiler, tarih boyunca faili meçhul cinayetler, cezaevleri ve birçok kirli yöntemle susturulmaya çalışılmış, ancak onurlarından ve barış ve özgürlük mücadelelerinden asla vazgeçmemiştir. Yapılan bu yargı darbelerine rağmen, ne Mızraklı ne de tek bir tutsak arkadaşımız zulüm düzeni karşısında asla başını eğmeyecektir.

    Taraflı ve bağımlı iktidar yargısının vermiş olduğu bu kararın, evrensel demokratik hukuk ilkeleri çerçevesinde ve Diyarbakır halkı nezdinde bir hükmü ve değeri yoktur. Bu haksız ve hukuksuz kararı en sert biçimde kınıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk adaylıktan çekildi

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk adaylıktan çekildi

    PİRHA- AYM’nin TİP Milletvekili Can Atalay kararını tanımayan Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk, 35 tur boyunca hiçbir adayın seçilme yeterliliği sağlayamadığı Yargıtay Başkanlığı yarışından çekildiğini açıkladı. Şentürk, seçimlerin son turunda 104 oy almıştı.

    Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’nın 4 yıllık görev süresinin dolması nedeniyle yapılan başkanlık seçimleri çıkmaza girdi.

    8 Mayıs’ta gerçekleştirilen 35. tur oylamasında da hiçbir aday seçilme yeterliliğini sağlayamazken 3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk adaylıktan çekildi.

    Şentürk konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Süreçte oluşan tıkanmanın giderilmesi ve Yargıtayımızın kurumsal itibarının korunması amacıyla birinci başkanlık adaylığından çekiliyorum” ifadesini kullandı.

    Şentürk’ün mevcut Yargıtay Başkanı ve adayı Mehmet Akarca’yı destekleyeceği öğrenildi.

    YARGITAY BAŞKANI 35 TUR BOYUNCA SEÇİLEMEDİ

    Yargıtay Başkanlığı görevine 24 Mart 2020’de seçilen Akarca’nın 4 yıllık görev süresi 24 Mart itibarıyla doldu.

    Bu kapsamda Yüksek Mahkemenin 4 yıl boyunca görev yapacak yeni başkanını belirlemek için Yargıtay üyeleri 25 Mart Pazartesi günü sandık başına gitti.

    Seçimin ilk 35 turunda hiçbir aday, 348 Yargıtay üyesinin salt çoğunluğu olan en az 175 oyu alamadı. Başkanlık seçiminin 36. turu 13 Mayıs Pazartesi günü gerçekleştirilecek.

    36. tur oylamada, Mehmet Akarca ve 3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez yarışacak.

    ŞENTÜRK, AYM’NİN CAN ATALAY KARARINI TANIMAMIŞTI

    Şentürk, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Atalay kararını tanımamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yargıtay, Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in hapis cezasını onadı

    Yargıtay, Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in hapis cezasını onadı

    PİRHA-Yargıtay 3. Ceza Dairesi, ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile Avukat Barkın Timtik’in cezalarını onadı.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ile Halkın Hukuk Bürosu’ndan (HHB) avukatlar hakkında açılan davada kararını açıkladı.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ile Avukat Barkın Timtik hakkındaki cezaların onanmasına hükmeden Yargıtay, yargılanan diğer avukatlarla ilgili istinaf incelemesi kararı verdi.

    Yargıtay 3. Ceza DAİRESİ kararında, “Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını, delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiğini, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığını” yazdı.

    ÇHD davasında, Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’e “örgüt üyeliğinden” 12’şer yıl, Oya Aslan’a 10,5 yıl cezanın yanı sıra, propaganda cezaları verilmişti. Diğer tüm avukatlara ise 6 yıl 3 aya varan cezalara hükmedilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Deniz Poyraz davasında taleplerin reddini istedi

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Deniz Poyraz davasında taleplerin reddini istedi

    PİRHA- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Deniz Poyraz davasında etkili soruşturma yapılmadığı ve delillerin toplanmadığı yönünde yapılan başvurunun reddini istedi.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne düzenlediği silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davada verilen karara dair itirazların reddini istedi. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’ne gönderilen mütalaada, iki tarafın avukatlarının yaptığı başvuruların reddedilmesini ve ilk derece mahkemesinin verdiği kararın onanması istendi. Yargıtay savcısı, Deniz Poyraz ailesinin avukatlarının delillerin toplanmadığı, etkili bir soruşturma ve kovuşturma yapılmadığı yönündeki başvurularının reddedilmesini istedi.

    NE OLMUŞTU?

    HDP İzmir İl Örgütü’ne 17 Haziran 2021’de silahlı saldırıda bulunan Onur Gencer, parti çalışanı Deniz Poyraz’ı katletmişti. Olay sonrası tutuklanan Gencer hakkın açılan dava, 27 Aralık 2022’de İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde karara bağlandı.

    Mahkeme, Gencer’e “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, “konut dokunulmazlığını ihlal”, “mala zarar verme” ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçlarından ise 9 yıl hapis cezası verdi.

    Poyraz ailesinin avukatları, kararı istinaf mahkemesine taşıdı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, 19 Ekim 2023’te başvuruyu esastan reddetti.

    Dava avukatlarından Türkan Aslan Ağaç, bunun üzerine Yargıtay’a itirazda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargıtay, gazeteci Ali Barış Kurt’un hapis cezasını onadı

    Yargıtay, gazeteci Ali Barış Kurt’un hapis cezasını onadı

     PİRHA- Yargıtay, Sosyal medya paylaşımları ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanan Ali Barış Kurt hakkında verilen 2 yıl 4 aylık hapis cezasını onadı.

    Sosyal medya paylaşımları ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanan Ali Barış Kurt’un temyize gönderilen dosyası incelendi.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından Kurt hakkında verilen 2 yıl 4 aylık hapis cezasını, “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması”na karar vererek onadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi Mersin’de protesto edildi-VİDEO

    Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi Mersin’de protesto edildi-VİDEO

    PİRHA – Mersin’de TİP Mersin İl Örgütünün çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesini protesto etti. Yapılan açıklamada, “Can Atalay er ya da geç esir tutulduğu o dört duvar arasından çıkacak. Hatay halkı vekiline kavuşacak” denildi.

    Tutuklu Milletvekili Can Atalay AYM’nin hak ihlali kararı vermesine rağmen tahliye edilmezken, vekilliğinin düşürülmesi için TBMM’de Yargıtay kararı okundu. Kararın okunması Meclis’te ve ülkenin bir çok kentinde protesto edildi.

    Mersin’de TİP Mersin İl Örgütünün çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine tepki gösterdi. TİP Mersin İl Başkanı Ahmet Paket, Yargıtay’ın kararının yok hükmünde olduğunun altını çizerek, “Yok hükmünde olan karar sonrası verine kararlarda yok hükmündedir” dedi.

    Açıklamayı okuyan TİP üyesi Ceren İnan, Türkiye’de artık bir anayasanın bulunmadığı, anayasal güvencelerin ortadan kaldırıldığı, TBMM tarafından tescillendiğine dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Sanılmasın ki yılacağız, sanılmasın ki pes edeceğiz, ‘öyle olsun’ diyeceğiz. Biz bugün, bir kez daha yeniden başlıyoruz. Buradan bu hukuksuz kararın alınmasında en ufak bir payı olanlara, kararın altına imza atanlara sesleniyoruz: Bu ülkenin tarihinin en aydınlık sayfalarından biri olan Gezi Direnişi’ni kirletebileceğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Ölümü reva gördüğünüz, ölüme mahkum ettiğiniz Hatay halkının iradesini hiçe saymanın hesabını mutlaka vereceksiniz.

    Halkımıza da buradan bir çağrı yapıyoruz: Biz, Saray’dan büyüğüz, biz iktidarlardan, patronlardan büyüğüz. Bu yüzden şimdi bir kez daha yan yana gelmek, yeniden mücadele etmek zorundayız. Can Atalay er ya da geç esir tutulduğu o dört duvar arasından çıkacak. Hatay halkı vekiline kavuşacak.”

    PİRHA/MERSİN

  • Tutuklu TİP Milletvekili Can Atalay’ın vekilliği düşürüldü!-VİDEO

    Tutuklu TİP Milletvekili Can Atalay’ın vekilliği düşürüldü!-VİDEO

    PİRHA – Tutuklu Milletvekili Can Atalay AYM’nin hak ihlali kararı vermesine rağmen tahliye edilmezken, vekilliğinin düşürülmesi için TBMM’de Yargıtay kararı okundu.

    TİP Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi hakkındaki karar, Meclis Genel Kurulu’nun bugünkü oturumunda gündeme alındı. Kararın Danışma Kurulu’nda AKP ve MHP’nin önerisi ile gündeme alınmasının ardından CHP kapalı oturum yapılmasını istedi.

    CHP’nin Kapalı oturum talep ettiği önergesinde, “Konu yalnızca bir milletvekilinin seçme seçilme hakkının engellenmesi değil açık biçimde anayasanın ihlal edilmesi ve yüksek yargı organları arasındaki çatışma üzerinden anayasal düzenin işlemez hale getirilmesidir. Türkiye cumhuriyeti Anayasası’nın ihlali anlamına gelen ülkemizin ve demokratik rejimin geleceğini tehdit eden bu gelişmeyi değerlendirmek üzere kapalı oturum talep ediyoruz” denildi.

    AKP’li Bekir Bozdağ’ın, kapalı oturum oylaması yapılacağı yönündeki konuşması esnasında  muhalefet milletvekilleri sıralara vurarak durumu protesto etti.

    Kapalı oturum için izleyiciler ve gazeteciler Meclis genel kurulundan dışarı çıkarıldı.

    Atalay kararını AKP’li Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ okudu. Kararın okunmasının ardından Atalay’ın milletvekilliği düştü.

    BAŞ: SİZE BOYUN EĞMEYECEĞİZ

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın okutulduğu TBMM oturumunda yaptığı konuşmada  “Öldürseniz de, vekilliğimizi düşürseniz de size boyun eğmeyeceğiz!” dedi.

    “TARİHE YÜZ KARASI OLARAK GEÇTİNİZ”

    Meclis’te bulunan muhalefet milletvekilleri tepki göstererek, “Yazık tarihe yüz karası olarak geçtiniz” dediler.

    TİP’LİLER SOKAĞA ÇIKIYOR

    Türkiye İşçi Partisi, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi üzerine yurdun dört bir yanında sokağa çıkacağını duyurdu.

    Erkan Baş’ın konuşması 
    Meclis’te kararın Bekir Bozdağ tarafından okunması ve vekillerin tepkisi

    PİRHA/ANKARA

  • Yargıtay Anayasa Mahkemesi’ni bir kez daha tanımadı

    Yargıtay Anayasa Mahkemesi’ni bir kez daha tanımadı

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkında verdiği ihlal kararını, Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi bir kez daha reddetti.

    Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi, cezaevinde tutulan Türkiye İşçi Partisi  (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen ikinci ihlal kararını da tanımadı.

    Yargıtay, ihlal kararının “hukuki değeri olmadığına” ve AYM kararına uyulmamasına karar verdi.

    (HABER MERKEZİ)

    >Can Atalay AYM’nin kararına rağmen bir kez daha tahliye edilmedi

  • Anayasa Mahkemesi, Can Atalay için ikinci kez hak ihlali kararı verdi

    Anayasa Mahkemesi, Can Atalay için ikinci kez hak ihlali kararı verdi

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Can Atalay’ın tahliyesi ve hakkındaki yargılamanın durması isteminin reddedilmesi üzerine yapılan hak ihlali başvurusunu ikinci kez görüştü. Atalay için ikinci kez hak ihlali kararı verildi. Atalay’ın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verildi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Gezi Parkı Davası’nda hakkında 18 yıl hapis cezası kararı verilen Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay’ın bireysel hak ihlali başvurusunu 25 Ekim’de görüşmüştü. Can Atalay’ın ‘Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma’ hakkı ile ‘Kişi hürriyeti ve güvenliği’ haklarının ihlal edildiğine karar verilmişti.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyayı Yargıtay’a göndermiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı konunun 3. Ceza Dairesi tarafından değerlendirilmesi gerektiği yönünde mütalaa vermiş, Daire ise Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyulmamasına hükmedip Atalay hakkında ihlal kararı veren Yüksek Mahkeme üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vermişti.

    Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararına uyulmaması nedeniyle Yüksek Mahkeme’ye ikinci kez başvuru yapılmıştı.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), cezaevinde tutulan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay için bir kez daha hak ihlali kararı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargıtay, Ali İsmail Korkmaz davasında AYM’in ‘eziyet’ kararına uymadı

    Yargıtay, Ali İsmail Korkmaz davasında AYM’in ‘eziyet’ kararına uymadı

    PİRHA- Gezi Direnişi sırasında Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesine ilişkin görülen davada Yargıtay, AYM’nin ‘eziyet’ suçundan da ceza verilmesi yönündeki kararına rağmen, sanık polise ‘kasten basit yaralama’ suçundan verilen 7 ay 15 gün hapis cezasını onadı.

    Eskişehir’de Gezi Direnişi sırasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın davasında Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bozma kararı sonrası yerel mahkemenin polis Hüseyin Engin‘ine verilen 7 ay 15 gün hapis cezasına aile itiraz edip Yargıtay’a taşımıştı.

    AYM’nin “Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan eziyet yasağının ihlal edildiği değerlendirilmiştir” kararına rağmen hem yerel mahkeme hem Yargıtay, ‘eziyet’ suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını savunarak AYM kararına uymadı.

    Yargıtay, polis Hüseyin Engin’e ‘kasten basit yaralama’ suçundan verilen 7 ay 15 gün hapis cezasını onadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • HEDEP Sözcüsü açıkladı: Kısa adımız olan HEDEP değiştirilecek-VİDEO

    HEDEP Sözcüsü açıkladı: Kısa adımız olan HEDEP değiştirilecek-VİDEO

    PİRHA- HEDEP Sözcüsü Ayşegül Doğan, Yargıtay’ın partinin kısaltmasına ilişkin itirazına dair, “Partinin uzun ismi değişmeyecek, sadece kısa adı olan HEDEP değiştirilecek” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Sözcüsü Ayşegül Doğan, gündemdeki konular ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın partinin kısaltması olan HEDEP’e ilişkin itirazına dair Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    Doğan, partinin uzun isminin değiştirilmeyeceğini belirterek, “Sadece kısa adımız olan HEDEP değiştirilecek” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargıtay’tan, HEDEP ismini kabul etmemek için ilginç gerekçe

    Yargıtay’tan, HEDEP ismini kabul etmemek için ilginç gerekçe

    PİRHA- Yargıtay, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) isminin Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) olarak değiştirmesini kabul etmedi. HEDEP bu konuda açıklama yapacak. 

    Yargıtay, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) isminin Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) olarak değiştirmesini kabul etmedi.

    Parti isminin kısaltması olan HEDEP’in daha önce kapatılan Halkın Demokrasi Partisi’ni (HADEP) andırdığı gerekçesiyle reddeden Yargıtay, bu benzerliğin Siyasi Partiler Yasası’na aykırı olduğunu iddia etti. HEDEP’e gönderilen yazıda HEDEP, kısaltmasının değiştirilmesi istendi.

    HEDEP, kararını hukukçular ile yapacağı toplantıdan sonra verecek. HEDEP Sözcüsü Ayşegül Doğan’ın konuya ilişkin yarın açıklama yapacağı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Barosu’ndan Yargıtay üyeleri hakkında suç duyurusu, hükümete uyarı-VİDEO

    İstanbul Barosu’ndan Yargıtay üyeleri hakkında suç duyurusu, hükümete uyarı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Barosu, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi için TBMM’ye gönderilen Yargıtay kararına tepki olarak Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan baro adına Başkan Filiz Saraç, “Yargının hakemliğe değil, bağımsız ve tarafsız olmaya ihtiyacı vardır. Siyasal erki elinde bulunduranlara sesleniyoruz. Yargıya müdahale etmekten vazgeçin” dedi.  

    Anayasa Mahkemesi(AYM), 27.10.2033 tarihinde tutukluluğu devam eden Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay hakkında “Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini” belirtmişti. Bu karara rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesi Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için kararın bir örneğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na gönderilmesine, Anayasa hükümlerini ihlal eden ve kendisine verilen yetki sınırlarını yasal olmayacak şekilde aşarak hak ihlalinin kabulü yönünde oy kullanan ilgili Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına” şeklinde karar vermişti.

    Bu kararın ardından İstanbul Barosu ‘Hukuk Devletine Saygı’ talebiyle Çağlayan Adliyesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı baro adına İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç okudu. Saraç’ın okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi;

    “Anayasanın, yüksek bir mahkeme olan Yargıtay tarafından çiğnendiği, yürütme erki temsilcilerinin yaptıkları açıklamalarla yargı bağımsızlığının olmadığını bir kez daha ortaya koyduğu, ama hepsinden vahimi bu olağanüstü hukuksuzluğun olağanlaştırılmaya çalışıldığı bir sürecin içerisindeyiz.
    Anayasa Mahkemesi 25.10.2023 günlü kararıyla, Hatay Milletvekili ve Baromuzun üyesi Av. Şerafettin Can Atalay’ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğine karar vermiş ve bu karar 27.10.2023 günlü Resmi Gazetede yayımlanmıştı.
    Kararın hüküm kısmında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2021/178) GÖNDERİLMESİNE denilerek ihlalin nasıl ve hangi mercii tarafından giderileceği belirtilmişti.
    Buna rağmen bugün önünde açıklama yaptığımız adliyedeki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararıyla ilgili bir karar vermeden Mahkeme başkanı imzası ile dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermiş ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hakkında yok hükmündeki kararı ile ilgili 01.11.2023 tarihinde Baromuzca Hakim ve Savcılar Kuruluna suç duyurusunda bulunulmuştu.
    Hukuk adına yapılması gereken Yargıtay 3. Ceza Dairesinin ı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine iade etmesi, Hakim ve Savcılar Kurulunun ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hakkında derhal soruşturma açmasıydı.
    Ancak süreç hukuk çerçevesinde ilerlememiş, Yargıtay 3. Ceza Dairesi 08.11.2023 tarihinde Türk hukuk sistemi ve Ceza Muhakemesi hukukunda olmayan bir şekilde:
    “…Anayasa Mahkemesi’nin anılan kararına UYULMAMASINA,
    -hükümlü Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için kararın bir örneğinin TBMM Başkanlığı’na GÖNDERİLMESİNE,
    Anayasa hükümlerini ihlal eden ve kendisine verilen yetki sınırlarını yasal olmayacak şekilde aşarak hak ihlalinin kabulü yönünde oy kullanan ilgili Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda BULUNULMASINA,.” şeklinde karar vermiştir.

    Anayasanın 153. Maddesinde yer alan “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” şeklindeki açık hükmüne rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bu kararı vermesi TCK’nın 257.maddesi bağlamında görevin kötüye kullanılması ve TCK’nın 109.maddesi bağlamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacak niteliktedir. Hukuk Devleti açısından da kaosa yol açacak, yerel mahkemelerin de Yargıtay Daire kararlarına uymayıp suç duyurusunda bulunabilmesinin yolunu açmaktadır.
    Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkan ve Üyelerinin yargıya duyulması gereken güveni zedeleyen ve suç oluşturan eylemleri dolasıyla İstanbul Barosu tarafından gerekli cezai soruşturma için Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Ayrıca gerekli disiplin soruşturması için Yargıtay Yüksek Disiplin Kurulu ve Hakim ve Savcılar Kurulu’na da suç duyurusunun bir örneği gönderilmiştir. Bu hukuksuzluğa hep beraber karşı durmak veya bir başka deyimle hukuka hep beraber sahip çıkmak için bu suç duyurusu tüm meslektaşlarımızın da imzasına açılmıştır. Bugün itibariyle 3.235 İstanbul Barosu mensubu meslektaşımız da suç duyurusuna imza vermişlerdir, bu imzalarda bugün Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na iletilecektir.

    “ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİ HEDEF GÖSTERMEK SUÇ TEŞKİL EDER”

    Yine süreçte bazı basın organlarınca Anayasa yargısını, anayasa yargısının fonksiyonu ve hukuk sistemindeki konumunu hiçe sayan ve Anayasa yargısını itibarsızlaştırmaya yönelik ifade ve ithamlarda bulunulduğu gibi, Anayasa Mahkemesi üyeleri açıkça hedef gösterilmiştir. Bu durum Türk Ceza Kanunu’na göre açıkça suç teşkil etmektedir.
    Anayasanın 2. maddesine göre Cumhuriyetimiz demokratik laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
    Hukuk devleti ilkesi; devletin tüm organlarının üstünde hukukun mutlak egemenliğinin bulunmasını, yasa koyucunun da her zaman anayasa ve hukukun üstün kuralları ile kendisini bağlı saymasını gerektirir. Bu bağlamda yasa koyucunun yasal düzenlemelerin yapılması sırasında yaparken ki takdir yetkisi, sınırsız ve keyfi olmayıp, hukuk devleti ilkeleriyle sınırlıdır.

    “HUKUK DEVLETİ KAVRAMINI TEMELDEN SARSAR”

    Başka bir deyişle hukuk devleti kuralları belirli, bireylerin öncesinde kuralları ve yaptırımlarının öngörülebilir olduğu devlettir. Yürütmenin beğenmediği karar olunca müdahale ettiği sistemde hukuki öngörülebilirlik ve belirlemede yoktur. Böyle bir durum Anayasa’nın değiştirilmez hükümleri içerisindeki hukuk devleti kavramını da temelden sarsar.
    Yargının hakemliğe değil, bağımsız ve tarafsız olmaya ihtiyacı vardır. İstanbul Barosu ve burada bulunan meslektaşlarımız adına siyasal erki elinde bulunduranlara sesleniyoruz. Yargıya müdahale etmekten vazgeçin.”

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Yeni Şafak, Anayasa Mahkemesi üyelerini hedef gösterdi

    Yeni Şafak, Anayasa Mahkemesi üyelerini hedef gösterdi

    PİRHA- Yargıtay’ın, Anayasa Mahkemesi (AYM) ile ilgili kararı tepki almaya devam ederken iktidara yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak Gazetesi, hak ihlali kararı veren AYM üyelerini hedef gösterdi. Yeni Şafak Gazetesi haberinde, AYM üyelerinin “PKK ve FETÖ’ye kapı açtıkları” iddasında bulundu.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Türkiye işçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay için hak ihlali kararı vererek, tahliyesinin gerektiğine hükmeden Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını değerlendirirken, tarihe geçecek bir hükme imza attı.

    8 Kasım’da Yargıtay, AYM kararına rağmen Atalay’ın tahliyesini reddederken, hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi üyelerinin yetkilerini aştığını belirtti. TİP’ten milletvekili seçilmesinin ardından Atalay’ın tahliye talebini reddeden Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bu kararını yerinde bulmayan ve Atalay’ın tahliyesinin gerektiğine karar veren AYM’yi tanımadı. Daire, AYM üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulunma kararı aldı. Dün akşam üzeri açıklama yapan Yargıtay Başkanlığı ise Anayasa Mahkemesi’ne ağır suçlamalar yönelterek, 3. Ceza Dairesi’ni savundu. Yargıtay Başkanlığı açıklamasında, “Hukuk sistemini kaosa sürükleyecek vahim kararlar alıyor, anayasa koyucunun iradesini yok sayıyor! dedi.

    Daire’nin kararı ve suç duyurusu ardından tartışmalar büyürken, Yeni Şafak gazetesi de Atalay hakkında hak ihlali görüşüyle tahliye kararı veren AYM üyelerinin fotoğraflarını yayımlayarak hedef gösterdi.

    YENİ ŞAFAK, “AYM ÜYELERİNİN GÜLEN VE KARAYILAN’A DOKUNULMAZLIK VERECEĞİNİ” İDDİA ETTİ

    Hak ihlali görüşüne imza atan AYM üyelerinin fotoğraflarını “FETÖ ve PKK’ya kapı açtıkları” iddiasıyla paylaşan Yeni Şafak, haber metninde şu ifadeleri kullandı:
    “Atalay hakkında verilen hak ihlali kararına göre; Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen, Erzurum’dan milletvekili adayı olsa ve kazansa, Anayasa Mahkemesi, 15 Temmuz hain darbe girişimini görmezden gelip üstüne terörist başına dokunulmazlık verecek. Ya da terör örgütü PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan, Şanlıurfa’dan milletvekili adayı olsa ve kazansa Anayasa Mahkemesi yine istediği takdirde teröristi Gazi Meclis’e sokup üstüne de dokunulmazlık verecek. Mahkeme, tutuklu bulunan HDP eski Eş Başkanı terör tutuklusu Selahattin Demirtaş için de ‘hak ihlali’ kararı vermişti.”

    Yeni Şafak gazetesinin bu manşetine tepki doğurdu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yargıtay Başkanlığı’ndan AYM açıklaması: Hukuku kaosa sürüklüyor

    Yargıtay Başkanlığı’ndan AYM açıklaması: Hukuku kaosa sürüklüyor

    PİRHA-Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin arkasında duran Yargıtay Başkanlığı, Anayasa değişikliği istediğinin sinyalini vererek, “AYM, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alıyor” dedi.

    Yargıtay Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) tutuklu milletvekili Can Atalay hakkında verdiği “hak ihlali” kararını tanımayan ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin arkasında durdu. Yargıtay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, AYM’nin yetkisini aştığı savunuldu.

    Açıklamada, “Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru incelemelerinde zaman zaman anayasal ve yasal sınırları aşarak Yargıtay ve Danıştay uzman dairelerince geliştirilen yerleşik içtihatları ters yüz edecek, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alması, kesin hüküm etkisini tamamen devre dışı bırakılmasına neden olmaktadır” ifadelerine yer verildi.

    “YARGITAY ADİL YARGILAMANMA HAKKININ TEMİNATIDIR”

    Açıklamada, “Bilindiği üzere, Anayasamızın 146, 154 ve 155’inci maddelerinde yüksek mahkemeler; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay olarak düzenlenmiş olup, birbirlerine üstünlük sıralaması öngörülmemiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında olduğu gibi kesinleşmiş tüm mahkeme kararları herkes için bağlayıcıdır. Yargıtay 6 Mart 1868 tarihinde kurulmuş, 155 yıllık köklü bir geçmişe sahip, adli yargının en üst temyiz mercii olup üyelerinin tamamı alanlarında uzman ve deneyimli yüksek hakimlerden oluşmaktadır. Anayasa’nın m.154/1’e göre, ‘Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Anayasa’nın 154’üncü ve Yargıtay Kanunu’nun 13’üncü maddesine göre, Yargıtay’ın adli yargı alanında hukukun ülkede eşit şekilde uygulanmasını sağlama görevi bulunmaktadır. Hukukun objektif, belirli ve öngörülebilir olması, eşitlik ve hukuki güvenliğin ve özellikle de adil yargılanma hakkının teminatıdır” denildi.

    “AYM DAVALARI YENİDEN İNCELEMEYE YETKİLİ BİR MAKAM DEĞİLDİR”

    Anayasa’nın 148. Maddesinde AYM’nin görev ve yetkilerinin tanımlandığı belirtilen açıklamada, “Bu görevler arasına 07.05.2010 tarih ve 5982 sayılı Anayasa değişikliği ile ‘bireysel başvuru’ da eklenmiş, 2012 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Bireysel başvuru incelemelerinde Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için ‘olağan kanun yollarının tüketilmesi’ şarttır. Yine Anayasa’nın 148/5 hükmüne göre, ‘Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.’ şeklindeki hüküm ile bireysel başvurunun yargısal sınırı çizilmiştir. Bu haliyle bireysel başvuru; temel hak ve özgürlüklere yönelik hukuka aykırı müdahalelerin kanun yollarında giderilememesi halinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Olağan veya olağanüstü kanun yolu değildir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi adli ve idari mahkemelerce verilen kararları bozan bir mahkeme olmadığı gibi istinaf ve temyiz mercii olarak davaları yeniden incelemeye yetkili bir makam da değildir” ifadelerine yer verildi.

    “AYM YASAL SINIRLARINI AŞTI”

    Açıklamanın devamında şunlar yer aldı: “Buna karşın, Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru incelemelerinde zaman zaman anayasal ve yasal sınırları aşarak Yargıtay ve Danıştay uzman dairelerince geliştirilen yerleşik içtihatları ters yüz edecek, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alması, kesin hüküm etkisini tamamen devre dışı bırakılmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan, bir kısım kamuoyunun gündemini meşgul eden davalar üzerinden uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut anayasal düzen bir kenara bırakılarak Anayasa Mahkemesinin ‘süper temyiz mahkemesi’ olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmuştur. Temel hak ve özgürlüklerin korunması, yalnızca Anayasa Mahkemesinin değil, tüm yargı organlarının görevidir. Türk yargı sisteminin gerçekten mevcut olan yapısal sorunlarının çözümü için elverişli bir araç olması ümit edilen bireysel başvurunun, mecrasından çıkması, yargı sistemini zayıflatan sistemsel bir sorun haline gelmiştir.

    Bireysel başvuru sisteminin faaliyete geçmesinden itibaren yukarıda özetlenen sorunlar Anayasa Mahkemesi üyelerinin de bulunduğu bilimsel toplantılarda defaatle ifade edilmesine, Yargıtay Başkanı’nın adli yıl açış konuşması ile yıl sonu basın değerlendirme toplantılarında ve Danıştay Başkanı tarafından Danıştayın kuruluş yıldönümü toplantısında gündeme getirilmesine karşın, Anayasa Mahkemesinin kararlarındaki anayasal ve yasal yetki aşımı olarak değerlendirilen benzer uygulamalar artarak devam etmiştir. Bizatihi Anayasayı korumak amacıyla kurulan Anayasa Mahkemesi, tartışmalara konu olan davada, anayasa koyucunun iradesini yok sayarak Anayasa’nın 83’üncü maddesindeki atıf nedeniyle somut olaya uygulanması gereken 14’üncü maddesini işlevsiz bırakmıştır.

    “HEDEF GÖSTERİLMESİ SON DERECE VAHİM”

    Anayasal düzene uymayan bu bakış açısının etkisi ile bazı kararlarda yüksek mahkeme olan Yargıtay ve Danıştay’ın derece mahkemesi olarak nitelendirilmesi, tartışmalara konu olan Şerafettin Can Atalay dosyasında olduğu gibi terör suçlarına bakan ve tamamen yargısal bir görev ifa eden Yargıtay 3. Ceza Dairesinin ’88. Anayasa Mahkemesince tespit edilen ihlalin altında yatan sorunları giderme yönünde kamu gücünü kullanan makamlar genel bir yükümlülüğe sahip olmasına karşın Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi içtihadına aykırı davranmış, benzer ihlalleri önleme yükümlülüğünü yerine getirmemiş; aksine başvurucunun anayasal haklarını -Anayasa’nın parlamentoya verdiği bir yetkiyi kullanarak- daraltıcı bir şekilde yorumlamak suretiyle ihlal etmiştir.’ biçimindeki sözlerle anayasayı ihlal suçunu işlediği ithamında bulunularak hedef gösterilmesi gibi son derece vahim, kabul edilemez hukuki hatalar, bireysel başvuru kararlarının vazgeçilmez dili olmuştur.

    HAKSIZ TEPKİLER

    Yukarıda örneklenerek değinilen Anayasa Mahkemesinin uygulamalarının doğurduğu hukuki sonuçlar gözetilmeksizin, bir yüksek mahkeme olan Yargıtay ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin yargısal görev ve yetkisi kapsamında verdiği kararlara yönelik yüksek yargı kurumlarının saygınlığını zedeleyen ve eleştiri sınırlarını aşan haksız tepkiler üzüntüyle karşılanmaktadır. Hukuki güvenliğin, toplumsal barışın ve hukuki öngörülebilirliğin sağlanması bakımından Anayasa’dan aldığı yetkiyle Yargıtay, bireysel başvurunun mevcut haliyle uygulanmasının doğurduğu sorunların giderilmesi ve karşılaştırmalı hukukta kabul edilen standartlara göre geliştirilmesi konusunda ihtiyaç duyulan, anayasal ve yasal çalışmalarda gerekli desteği sağlamaya her zaman hazırdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Barosu’dan Yargıtay tepkisi: Halkın iradesine vurulmuş bir darbe-VİDEO

    Dersim Barosu’dan Yargıtay tepkisi: Halkın iradesine vurulmuş bir darbe-VİDEO

    PİRHA- Dersim Barosu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki göstererek, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Anayasal düzenin, bizzat yüksek yargı organları tarafından ihlal edilmesi de kabul edilemez. Başta Yargıtay 3. Dairesi olmak üzere, Anayasal düzene karşı açıkça suç işleyen tüm yargı mensupları hakkında ivedilikle gerekli soruşturmalar başlatılmalıdır” denildi.

    Dersim Barosu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki göstererek, Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya avukatlar, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Basın açıklamasını avukat Çağla Yolaşan okudu.

    “MAHKEME KARARLARININ UYGULANMADIĞI BİR ÜLKEDE HUKUK DEVLETİNDEN BAHSEDİLEMEZ”

    Toplumun adalet duygusunun bu kadar zedelenmiş olmasının vahim bir durum olduğunu belirten Çağla Yolaşan, “Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararında tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılması ve bahsi geçen ihlal kararının gereğinin yerine getirilmesi yalnızca ilgili derece mahkemelerinin değil, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yargı organları olmak üzere kamu gücünü kullanan diğer organların da görevidir. Can Atalay hakkında derhal yeniden yargılama, yasama dokunulmazlığı kapsamında durma ve tahliye kararı verilmelidir. Mahkeme kararlarının uygulanmadığı bir ülkede hukuk devletinden bahsedilemez.

    “ANAYASAL DÜZENE KARŞI SUÇ İŞLEYEN YARGI MENSUPLARI HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILMALI”

    Anayasal düzenin, bizzat yüksek yargı organları tarafından ihlal edilmesi de kabul edilemez. Başta Yargıtay 3. Dairesi olmak üzere, Anayasal düzene karşı açıkça suç işleyen tüm yargı mensupları hakkında ivedilikle gerekli soruşturmalar  başlatılmalıdır. Bu karar hem açıkça gayrimeşrudur, hem de halkın iradesine vurulmuş bir darbedir” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Erdoğan’dan ‘Yargıtay’a destek

    Erdoğan’dan ‘Yargıtay’a destek

    PİRHA- Erdoğan, “Yargıtay kararı bir kenara atılmaz. AYM maalesef yanlışları arka arkaya yapar hale geldi” dedi. Erdoğan, Yargıtay’ı eleştiren AKP’lilere yönelik de “Eğer partimden bazı arkadaşlar da burada Yargıtay’ı yerip, Anayasa Mahkemesi’ne övgüler düzüyorsa onlar da yanlış yapıyorlar” diye konuştu.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi (AYM) arasında yaşanan krize ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM tarafından TİP milletvekili Can Atalay hakkındaki ‘hak ihlali’ kararına uymayarak, AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin konuşan Erdoğan, “AYM birçok yanlışları arka arkaya yapar hâle geldi” diye savundu.

    “YARGITAY’IN ALDIĞI KARAR ASLA BİR KENARA ATILAMAZ”

    Erdoğan, ‘yargı krizi’ne ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

    “Her şeyden önce Yargıtay’ın bir yüksek mahkeme olduğunu herhalde kimse inkâr edemez. Anayasa Mahkemesi bu noktada maalesef birçok yanlışları da arka arkaya yapar hale geldi. Bu da bizi ciddi manada üzmektedir. Şu an itibarıyla Yargıtay’ın aldığı karar asla bir kenara atılamaz, itilemez. Anayasa Mahkemesi’nin kararına karşı Yargıtay da şu anda demiştir ki ‘Sen yüksek mahkemeysen ben de yüksek mahkemeyim ve yüksek mahkeme olarak da şu anda sizinle ilgili bir yaptırımı ben de talep ediyorum.’ Bu talebinin gereğini bekliyor ve bu talebine karşı bunun gereğini yerine getirecek olan merci neresiyse o merciden bu talebini istiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Avukatlar, Yargıtay’ın kararını protesto etti-VİDEO

    Avukatlar, Yargıtay’ın kararını protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da Yargıtay’ın kararını protesto eden avukatlar, “Hukuk siyasetin oyuncağı olamaz” dedi.

    Ankara Barosu üyesi avukatlar, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi hakimlerine yönelik suç duyurusu girişimi ardından Ankara’da eylem yaptı.

    Avukatlar, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğuna ilişkin hak ihlali kararı veren AYM hakimlerine yönelik hukuki itirazını “Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tasfiye etme girişimi” olarak yorumladı.

    Ankara Adliyesi önünden Yargıtay Başkanlığı’na yapılan yürüyüşe, avukatlar ellerinde Anayasa ve sırtlarında cübbeleri ile katılırken, eyleme HEDEP’li milletvekilleri de destek verdi. Avukatlar “Hukuk siyasetin oyuncağı olamaz. Savunma susmadı susmayacak. Hak hukuk adalet” sloganları eşliğinde Yargıtay başkanlığına yürüyüş yaptı.

    “YARGI ELİYLE HUKUKA KARA LEKE SÜRÜLDÜ”

    Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, yürüyüş öncesi yaptığı açıklamada “Sesimizi çıkartmaya her türlü eylemlerimize devam edeceğiz” diyerek şunları söyledi:
    “Bu ülkenin hukukçularına, bu ülkenin insanlarına hiçbir şekilde reva görülmemesi gereken, yargı eliyle hukuka sürülen kara lekenin, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi arasında başlayan çekişmenin bu ülkeye yansımalarını ne yazık ki hep beraber yaşıyoruz. O yüzden hukuka sürülen bu lekenin kaldırılması ve buna bir son verilmesi için gelinen noktada yargının sürekli tartışmaların odağında olması ama en çok da siyasi amaçları ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için kullanılmasından da duyduğumuz rahatsızlıkla, bugün Türkiye’nin dört bir yanından gelen avukat meslektaşlarımız ve baro başkanlarımızla birlikte Yargıtay’ın önünde cübbelerimizle bulunup, Anayasalarımızı Yargıtay’ın önüne bırakacağımız bir süreç başlatıyoruz. Ankara Barosu avukatları olarak bu yürüyüşü onurlu bir şekilde başlatmanın gururunu duyuyoruz.”

    PİRHA/ANKARA