Etiket: yargıtay

  • HDP’den ilk açıklama: AYM kararı siyasi nefretin boyutunu gözler önüne sermekte

    HDP’den ilk açıklama: AYM kararı siyasi nefretin boyutunu gözler önüne sermekte

    PİRHA-AYM’nin hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulması kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, “Anayasa Mahkemesi hukuka aykırı, siyasi saiklerle karar verdi. Bu karar meşruiyetten yoksundur. Hiçbir izahatı yoktur. Karar, siyasi nefretin boyutunu gözler önüne sermektedir. Bu karar bizleri yıldıramayacak. Aksine faşizme olan öfkemizi daha da büyütecektir” diye konuştu.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemli davada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına tedbiren bloke konulması talebini kabul etti. Kararın ardından HDP sosyal medya hesabından “Hazine yardımı bulunan hesaplarımıza bloke kararı, iktidar talimatı ile uygulanan bir hak gaspıdır. Adil, demokratik bir seçim sürecini engellemeye ve seçmen iradesini yok saymaya dönük olan bu karar ne iktidarın kaybetmesine engel olur, ne bizim daha büyük kazanmamıza!” paylaşımı yapıldı.

    “AYM, HUKUKA AYKIRI, SİYASİ SAİKLERLE KARAR VERDİ”

    HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, AYM’nin kararına ilişkin İstanbul İl Başkanlığı’nda açıklama yaptı. AYM’nin kararını “Bu nihai karar AKP’nin seçim çalışmasıdır” şeklinde değerlendiren Günay şunları söyledi:

    “Anayasa Mahkemesi hukuka aykırı, siyasi saiklerle karar verdi. Partimizin kapatılmasına yönelik davanın açıldığı günden bugüne kadar basın üzerinden sürekli bir algı operasyonu yapıldı. Kararları basın üzerinden aldığımız bir süreç var. Bugün bir kez daha Türkiye’nin en büyük üçüncü partisinin hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulduğunu basından öğrendik. AYM’nin hala resmi bir açıklaması yok. Basına sızdırılan bir algı ve karalama operasyonu ile karşı karşıyayız. AYM bugün evrensel hukuk ilkelerinden yoksun, bütünüyle siyasi utanç verici bir karara imza atmıştır. Demokratik siyasete bugün bir kez daha darbe gerçekleştirilmiştir. Demokratik siyasete düşman bir iktidarın yarattığı iklim bu kararın sebebidir. Tarihe kara bir leke olarak geçen bu karar, halkın iktidara olan öfkesin bilemiş, inancı ve kararlılığını ise daha fazla büyütmüştür. Kimsenin kuşkusu olmasın. Günün sonunda kazanan Türkiye halkları olacaktır. AYM siyasi baskılara bu sefer dayanamamış ve Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin hesaplarına bloke koyma kararı almıştır.

    “MEŞRUİYETTEN YOKSUN VE İZAHATI OLMAYAN BİR KARARDIR”

    Bu karar meşruiyetten yoksundur. Hiçbir izahatı yoktur. Türkiye halklarının nezdinde mahkum edilmiştir. Kabul edilemez bir karardır. Mahkeme hiç incelemeye bile almadan usulden reddetmesi gerekirdi. Mahkemenin adil karar vermesi önünde engellerin olduğu açıktır. Karar, siyasi nefretin boyutunu gözler önüne sermektedir. Hazine yardımının yapılmasına birkaç gün kala Türkiye’nin üçüncü büyük partisine değil, ÖSO çetelerine, beşli çeteye, yandaş patronlara, ranta ve talana gitsin kararıdır. Mafya ile iltisaklı, rant ve talan ilişkilerine batmış, milliyetçi hamasetten başka bir şey bilmeyen, siyasi nefreti köpürtenler, ülkenin yarınına ilişkin hiçbir fikri olmayanların muradını yerine getirenler halk nezdinde mahkum olmuşlardır. Partimizi güçsüz bırakmak, seçim çalışması yapmasını engellemek isteyenlere birkaç sözümüz var. Partimizi tanımayanlar, yılların direniş geleneğinden bihaber olanlar, ayakkabı kutularından, ranttan beslenen partiler halkın gücünün ne olduğunu bilmezler. Bizim pusulamız ve en büyük hazinemiz omuzunda boya sandığı ile seçim otobüsünün peşinden koşan çocuğun gözlerindeki ışıltı, zafere kalkan parmaklarındaki coşkudur.

    “BU KARAR YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Bu karar milyonların vicdanında yok hükmündedir. Bizim en büyük hazinemiz değişim isteyen halkımızın gözlerindeki umut, kalplerindeki inanç, yüreklerindeki kararlılık ve azimdir. Bu karar bizleri yıldıramayacak. Aksine faşizme olan öfkemizi daha da büyütecektir. Şimdi daha inançlı ve daha kararlıyız. Bu topraklara özgürlüğü ve demokrasiyi mutlaka getireceğiz.  HDP, Türkiye’ye mutlaka kazandıracak bir partidir. Bu nihai karar AKP’nin seçim çalışmasıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargıtay Başsavcısı, HDP’nin hazine hesaplarının bloke edilmesini istedi

    Yargıtay Başsavcısı, HDP’nin hazine hesaplarının bloke edilmesini istedi

    PİRHA- Yargıtay Başsavcısı, partinin kapatılması davası kapsamında HDP’nin hazine yardımı bulunan hesaplarının bloke edilmesini talep etti.

    Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) açılan kapatma davasıyla ilgili talepte bulundu.

    HaberTürk’ün haberine göre başsavcı, HDP’nin hazine yardımı bulunan hesaplarının bloke edilmesini talep etti.

    Şahin, HDP’nin kapatılması istemiyle iddianame hazırlamış ve 843 sayfalık iddianamede, 451 partili hakkında siyasi yasak talep etmişti.

    “DEVLET YARDIMLARI PARTİ FAALİYETLERİ DIŞINDA KULLANILIYOR”

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, talebinin gerekçesini ise şu sözlerle özetledi:

    “7 Haziran 2021 tarihli iddianamemiz ve 29 Kasım 2021 tarihli esas hakkındaki görüşümüzde ayrıntılarıyla açıklanan ve davalı partinin terör örgütü ile organik bağını gösteren eylem ve söylemlerine devam ettiği anlaşılmakla, sadece partinin ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılmak gayesiyle verilen devlet yardımlarının parti faaliyetleri dışında terör örgütünün amaçları doğrultusunda kullanılmasının engellenmesi bakımından bu yardımların geri alınmasındaki olası güçlükler gözetilerek, devlet yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasına karar verilmesini yeniden talep etmek zarureti hasıl olmuştur.

    “KAPATILMA DAVASI İVEDİLİKLE GÖRÜŞÜLMELİ”

    Davalı parti ile ilgili açılan davada delillerin toplandığı ve karar aşamasına geldiği de gözetilerek; davalı parti hakkında kapatma kararı veya devlet yardımından yoksun bırakılma kararı verilmesi halinde ödenen ya da ödenecek devlet yardımının harcanma ihtimali nazara alınarak; talebimizin ivedilikle görüşülüp, devlet yardımının bulunduğu banka hesabına dava süresince tedbiren bloke konulmasına karar verilmesi kamu adına arz ve talep olunur.”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli geçtiğimiz ay Anayasa Mahkemesi’ni daha fazla gecikmeyerek kapatma kararı vermeye çağırmıştı. Bu çağrıyı MHP milletvekillerinden de Meclis’te dile getirenler olmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargıtay, Mızraklı hakkında verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin kararı bozdu

    Yargıtay, Mızraklı hakkında verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin kararı bozdu

    PİRHA-Yargıtay, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı hakkında verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin mahkeme kararının, eksik incelemelere ve yetersiz gerekçelere dayanması sebebiyle bozulmasına karar verdi.

    Edirne F Tipi Ceza Evinde tutuklu bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Adnan Selçuk Mızraklı‘nın avukatı Muhsin Bilal, Mızraklı’nın tutukluluğuna yaptıkları itiraza ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre Yargıtay, Mızraklı hakkında verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin mahkeme kararının eksik incelemelere ve yetersiz gerekçelere dayanması nedeniyle bozulmasına karar verdi.

    Bilal yaptığı açıklamada “Hakkında Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 9 Yıl 4 Ay 15 Gün hapis cezası verilmiş ve bu karara karşı tarafımızdan İstinaf yoluna başvurulmuştu. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurumuzun reddine karar vermesi üzerine dava dosyası temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin (bugün öğrendiğimiz) kararı ile İlk Derece Mahkemesi olan Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının eksik inceleme ve yetersiz gerekçelere dayandığı vurgulanmış ve bozulmasına karar verilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “TAHLİYE TALEBİMİZ REDDEDİLDİ”

    Bilal, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

    “Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bozma kararında özetle; Dr. Adnan Selçuk Mızraklı’nın mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle savunma alınmak istenmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu; İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla karar veren Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin cezalandırma kararına dayanak yapılan olgulardan biri olan ve “Mezopotamya Üniversitesinin kurulması çalışması yürüten Mezopotamya Vakfının faaliyetine devam edip etmediği, örgütle irtibatının bulunup bulunmadığını tespit edilmesi” gerektiğinin gözetilmemesi; dosya içeriğinde yer alan tape kayıtlarının ve dijital materyallerin inceleme yapılmaksızın ve bu konuda alınacak rapora karşı sanık ve müdafilerin beyanı alındıktan sonra karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamasının kanuna aykırı olduğu ifade edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3 Ceza Dairesi aynı kararında Dr. Adnan Selçuk Mızraklı’nın tahliye edilmesine ilişkin talebimizin ise reddine karar vermiştir.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargıtay, Kaftancıoğlu’nun cezasını onadı-VİDEO

    Yargıtay, Kaftancıoğlu’nun cezasını onadı-VİDEO

    PİRHA-Yargıtay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun 3 davadan aldığı cezaları onadı, 2 davayı ise düşürdü. Karara dair açıklama yapan Canan Kaftancıoğlu, “Asla durmak, yılmak, yorulmak yok!” dedi.

    Yargıtay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında kararını açıkladı. Yargıtay’ın kararına göre, Kaftancıoğlu’nun 3 davadan aldığı ceza onanırken, yargılandığı 2 dava ise düşürüldü.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na 5 ayrı suçtan verilen 9 yıl 8 ay 20 günlük hapis cezasının 4 yıl 11 ay 20 gün olan bölümünü onadı. Yargıtay, Kaftancıoğlu’na iki suçtan verilen 4 yıl 2 aylık hapis cezasını ise bozdu.

    Kaftancıoğlu da, Yargıtay’ın kararının ardından ilk açıklamasını kişisel Twitter hesabından paylaştığı video ile yaptı.

    Kaftancıoğlu, “Memleketime bahar gelmiş:) Asla durmak, yılmak, yorulmak yok! Nerede olursak olalım çalışacak, umudu örgütleyerek iktidardaki kötülüğü hep birlikte gönderecek, hukukun üstünlüğünü tesis ettiğimizde hep birlikte nefes alacağız… #AzKaldı” notunu düştü.

    Yargıtay’ın Canan Kaftancıoğlu kararının ardından CHP Lideri Kılıçdaroğlu ise yaptığı açıklamada “Partimizin tüm milletvekilleri, derhal İstanbul il başkanlığı binamıza doğru yola çıkın” çağrısında bulundu.

     

    (HABER MERKEZİ)

  • ÖHD Kadın Komisyonu’ndan, Yargıtay’ın Hatice Kaçmaz davasında verdiği karara tepki

    ÖHD Kadın Komisyonu’ndan, Yargıtay’ın Hatice Kaçmaz davasında verdiği karara tepki

    PİRHA-ÖHD Genel Merkez Kadın Komisyonu, Yargıtay’ın Hatice Kaçmaz davasında verdiği karara tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Bu kararın hukuki değil, erkeğin aklandığı kadının suçlandığı bir eril zihniyetle verildiği apaçık ortadadır. Erkek egemen zihniyetini yaşamın tüm alanlarından süpürüp,  eşitlikçi ve  kadın özgürlükçü  bir dünyayı kurana kadar da haykırmaya devam edeceğiz” denildi. 

    Türkiye’de kadın cinayetleri hızla cinskırımına doğru evrilirken Yargıtay Ceza Genel Kurulu tartışmalı bir karara imza attı.

    Yargıtay, Hatice Kaçmaz davasında, Hatice Kaçmaz’ı katleden Orhan Munis’in cinayeti duygusal çöküntü ve hiddet ile gerçekleştirdiği, bıçağı yanına tedbiren almış olduğu, barışma gerçekleşseydi cinayeti işlemeyeceği gibi gerekçelerle cinayetin tasarlayarak gerçekleştirilmediği yönünde karar verdi.

    “ERKEK YARGI KORKUNÇ BİR KARAR VERDİ”

    Konuya dair açıklama yapan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkez Kadın Komisyonu, Yargıtay’ın verdiği karara tepki gösterdi. 2021 yılında erkekler tarafından 339 kadın ve 34 çocuğu  öldürüldüğünü, 96 kadın tecavüze uğradığını, 772 kadın seks işçiliğine zorlandığını, 424 kadın tacize uğradığını, 208 çocuğu istismar edildiğini ve 217 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Erkek yargı verdiği bu korkunç karar ile kadın cinayetlerinde cezasızlık algısını erkek toplumuna yaymaya devam edeceğini ilan etmiştir” denildi.

    “KARARA 14 ERKEK HAKIM İMZA ATTI”

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Bir yandan kadın cinayetlerinde uygulanan kravat indirimi politik malzeme yapılırken, diğer taraftan cezasızlık politikasından ve iktidarın kadın düşmanlığından cesaret alan erkek failler her gün en az 1 kadını katletmeye devam ediyor. İktidarın çıkardığı/ çıkaracağı yargı paketlerinin korumadığı kadınlar olarak erkek şiddetini koruyan bir iktidar ve kadın düşmanı iktidarın yardakçısı bir yargıyla karşı karşıya olduğumuzun bilincindeyiz.

    Hatice Kaçmaz, 2014 yılının Temmuz ayında evinin yanındaki parkta, defalarca evlenme teklifini kabul etmediği katil tarafından 15 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Daha önce birçok kez katilin evlenme teklifini reddeden Hatice ile son kez görüşmek isteyen katil, görüşmeye ayak bileğine bağladığı bıçak ile giderek görüşme esnasında bıçağını çıkartarak Hatice’yi katletti.

    Katil mahkemede işlediği cinayet için “erkekliğime küfür etti’, ‘beni tahrik etti’ dedi, ‘seviyorum’ dedi. Bıçağı yanıma kurban almaya gidiyordum o yüzden aldım” dedi. Ancak tüm bunların olmadığı dosyadaki delillerle ispat edilmesine rağmen ilk derece mahkemesi katil Orhan Munis’i “kasten öldürme suçundan” cezalandırdı.

    YARGITAY CEZA GENEL KURULU, OY ÇOKLUĞU İLE AKILALMAZ BIR KARARA İMZA ATMIŞTIR

    Suç vasfında bariz olarak yapılan hukuki hatanın düzeltilmesi yerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu, oy çokluğu ile akılalmaz bir karara imza atmıştır. Karara 14 erkek hakim imza attı. Kararda, “maktulün kendisinden ayrılma konusunda ısrarcı olması üzerine kapıldığı hiddet duygusunun etkisiyle maktule vurduğu birden fazla defa bıçak darbesi ile ölümüne sebep olduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin aralarında geçen görüşme sonunda isteğinin kabul edilmemesinden kaynaklanan duygusal çöküntü ve hiddetin etkisi altında soğukkanlı bir şekilde düşünmesini engelleyecek şekilde aniden gerçekleştiği,” ifadeleri yer almıştır.

    HAYATLARI YOK EDEN ERKEKLER YENİ CİNAYETLER İÇİN CESARETLENDİRİLİYORLAR

    Bu kararın hukuki delil ve saptamalara dayanılarak değil, erkeğin aklandığı kadının suçlandığı bir eril zihniyetle verildiği apaçık ortadadır. Bu ve bunun gibi tespitleri yapan hukukçuların hem cinsleri olan erkeklerle bağ kurdukları, empati yaptıklarının farkındayız.

    ERKEK ÖLDÜRÜYOR, YARGI AKLIYOR VE DEVLET KORUYOR

    Kadın cinayetini ‘’aşkın hiddetinden’’ safsatasıyla aklayan ataerkil yargının kararlarını tanımıyoruz. Kendisine sistematik şiddet uygulayan ve para karşılığı başka erkeklere pazarlamaya çalışan eşi Hasan Karabulut’a karşı özsavunmasını gerçekleştiren Çilem Doğan’a verilen cezayı kabul etmediğimiz gibi üniformalı yargının Musa Orhan’a verdiği beraat kararını, Ekin Wan’ın çıplak bedenini teşhir edenleri koruyup hukuktan yoksun dosyalarla Kürt kadın aktivistlere ağır cezalar yağdıran yargı kararlarını da kabul etmiyoruz.

    KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu son kararının altında imzası olan hakimler bundan sonra Türkiye’de kadına karşı işlenen suçların objektif olarak azmettiricileri ve kadın katillerinin savunmalarının yol göstericileridir. Buradan bir kez daha haykırıyoruz, erkekleri cinskırımına adeta azmettiren cezasızlık politikalarına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Erkek egemen zihniyetini yaşamın tüm alanlarından süpürüp, eşitlikçi ve  kadın özgürlükçü  bir dünyayı kurana kadar da haykırmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Nevin Yıldırım’ın cezasını onadı

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Nevin Yıldırım’ın cezasını onadı

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kendisine tecavüz, şiddet ve şantaj uygulayan Nurettin Gider’i öldürdüğü için müebbet hapis cezası alan Nevin Yıldırım’ın cezasını onadı.

    Isparta’da kendisine sistematik tecavüz, şiddet ve şantaj uygulayan Nurettin Gider’i öldürdüğü için müebbet hapis cezası alan Nevin Yıldırım’ın cezası Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onandı.

    Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Korukaya köyünde Nevin Yıldırım, kendisine cinsel saldırıda bulunan Nurettin Gider’i 28 Ağustos 2012 tarihinde öldürmek zorunda kalmıştı. “İyi hal” ve “haksız tahrik” indirimleri uygulanmayan Yıldırım’a 2015 yılında müebbet hapis cezası verildi.

    YARGITAY MÜEBBET HAPİS CEZASINI ONADI

    Yıldırım hakkında verilen kararın temyiz edilmesi sonrasında dosya Yargıtay 1. Ceza Dairesine geldi. Temyiz incelemesini tamamlayan daire heyeti, suçun işleniş şekli ile tanık beyanları dikkate alındığında eylemin tek kişi tarafından işlenmediği düşünüldüğünden sanığın suç ortaklarının tespiti için suç duyurusunda bulundu. Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay kararında belirtilen araştırma yapıldıktan sonra 2018’de sanık Yıldırım’ın “kasten öldürme suçundan” müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetti.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yıldırım lehine asgari oranda tahrik indirimi uygulanması gerektiği görüşüyle karara itiraz etti.

    Sabah gazetesinden Mevlüt Hasgül’ün haberine göre, dosyayı değerlendiren Yargıtay Ceza Genel Kurulu müebbet hapis cezasını onadı.

    Gerekçeli kararda, olayda, maktulden kaynaklanarak sanığa yönelen haksız bir fiilin bulunmadığı kaydedildi. Kararda, sanığın rızaya dayalı olarak maktulle yaşadığı birlikteliğin, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmasına yol açmayacağına değinildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’nin savunması Yargıtay Başsavcısının masasında

    HDP’nin savunması Yargıtay Başsavcısının masasında

    AYM, HDP’nin kapatma davasına ilişkin sunduğu ön savunmayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’e gönderdi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatma davası için sunduğu ön savunmasını Yargıtay’a gönderdi.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in bir ay içinde mütalaasını hazırlanması bekleniyor. Savcılık tarafından sunulacak mütalaanın ardından HDP’ye esas savunmasını hazırlamak için bir ay süre verilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersinli kadınlardan Çilem Doğan’a destek: Erkek adalete meydan okuyoruz!

    Mersinli kadınlardan Çilem Doğan’a destek: Erkek adalete meydan okuyoruz!

    PİRHA- Mersinli kadınlar, Çilem Doğan’a verilen 15 yıllık hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasını protesto etti. Yapılan açıklamada “Katil erkekleri, tecavüzcüleri serbest bırakan erkek yargı, yine yaşamını savunan bir kadını cezalandırmayı seçerek bir kez daha şiddet uygulayan erkeklerin sırtını sıvazladı” denildi.

    Yargıtay’ın, Çilem Doğan hakkında açıkladığı karara bir tepki de Mersin’den geldi. Konuya ilişkin basın açıklaması yapan kadınlar, “Özsavunma haktır, cezalandırılamaz” dedi.

    Kadınlar adına ortak basın metnini Zübeyde Sadırlı Akpınar okudu. “Çilem Doğan’a verilen 15 yıl hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasını kabul etmiyoruz” diyen Sadırlı Akpınar, şu açıklamayı yaptı:

    “Katil erkekleri, tecavüzcüleri serbest bırakan erkek yargı, yine yaşamını savunan bir kadını cezalandırmayı seçerek bir kez daha şiddet uygulayan erkeklerin sırtını sıvazladı.

    Çilem Doğan 2016 yılında evli olduğu, yıllarca sistematik olarak şiddetine maruz kaldığı Hasan Karabulut’u özsavunma hakkını kullanarak öldürmüştü. Çilem, sayısını hatırlamadığı kadar çok defa devlet kurumlarına başvuru yapmış, 9 kez koruma kararı almasına rağmen yaşadığı şiddet devam etmişti. Kadın cinayetine giden yolda hayatta kalmayı başaran Çilem Doğan için meşru müdafaa hükümlerini uygulamayan Mahkemenin kararı dün Yargıtay tarafından onandı. Şiddete karşı Çilem’i korumayan devlet, ölmediği için Çilem’i bir kez daha cezalandırmaya kalktı.

    Nadira’nın, Yeldana’nın, İpek’in katillerini, Gülistan’ın faillerini tutuklamayan devlet, Nevin’i, Namme’yi, Çilem’i, Öznur’u, Yasemin’i cezalandırarak erkeklere ‘şiddet uygulayabilirsin, öldürebilirsin’ derken, kadınlara ‘öldürülsen bile kaderine razı ol’ diyor. Susup oturmamızı istiyor. Çilem’in de dediği gibi bu kararla bütün kadınlar hapsedilmek isteniyor. Bize reva gördükleri hayatı reddediyoruz. Adeta tüm kadınlara gözdağı verilmek istenircesine verilen bu karara da erkek adalete de ülkenin dört bir yanında sokaklarda meydan okuyoruz. Çilem’in elleri ellerimizde ne pahasına olursa olsun yaşamlarımızı ve birbirimizi savunacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.

    İstanbul Sözleşmesi’nin hukuksuzca fesh edildiği, 6284’ün uygulanmadığı, erkeklerin cezasızlıkla cesaretlendirildiği koşullarda yaşamlarımızı savunduğumuz her yöntem meşrudur. Özsavunma haktır. Cezalandırılamaz. Çilem’in söylediği gibi biz kadınlar kirpiğimiz yere düşmesin diye omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. Kadın mücadelesi kazanacak. Çilem’i dayanışmanın sıcaklığıyla kucaklıyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Çilem Doğan’dan mesaj: Bu kararla dünyadaki bütün kadınları hapsettiniz

    Çilem Doğan’dan mesaj: Bu kararla dünyadaki bütün kadınları hapsettiniz

    PİRHA- Yargıtay’ın hakkındaki 15 yıl hapis cezasını onadığı Çilem Doğan, gönderdiği mesajda, “15 yıl cezayı onayarak, Çilem Doğan’ı hapsetmediniz. Siz 8 yaşındaki bir çocuğu ve dünyadaki bütün kadınları hapsettiniz” diyerek mücadeleye devam, dedi.

    Adana’da evlendikten iki yıl sonra Hasan Karabulut tarafından fuhşa zorlanan ve şiddet gören, kendisini öldürmek isteyen Karabulut’a karşı 2015 yılında özsavunmada bulunan Çilem Doğan’ın 15 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Bu kararla yeniden cezaevine girecek olan Doğan,  kadınlara mektup yazdı.

    “15 yıl cezayı onayarak, Çilem Doğan’ı hapsetmediniz. Siz 8 yaşındaki bir çocuğu ve dünyadaki bütün kadınları hapsettiniz” diyen Doğan, şunları paylaştı:

    “Erkek adaletten bir şey beklemedik, beklemiyoruz. Yine bizi yanıltmadı. Biz kadınlar ‘Kirpiğimiz yere düşmesin’ diye omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. Kızım ‘Mira Su’ siz kadınlara emanet. Kadın mücadelesi kazanacak. Bütün kadınları dayanışmasının sıcaklığıyla kucaklıyorum…”

    Adana 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde “tahrik ve iyi hal indirimi” ile oy çokluğuyla 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Çilem Doğan, ardından avukatlarının adli kontrol tedbirleriyle tahliye edilmesi yönünde talepte bulunması üzerine mahkeme, 20 Haziran 2016 tarihinde 50 bin TL kefaletle Doğan’ın tahliyesine karar vermişti.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER

    Yargıtay Çilem Doğan’ın cezasını onadı

  • Çilem Doğan’ın davası 4 Kasım’a ertelendi

    Çilem Doğan’ın davası 4 Kasım’a ertelendi

    PİRHA- Öz savuna kullanarak, kendisini fuhuşa sürüklemek isteyen Hasan Karabulut’u öldüren Çilem Doğan’ın Yargıtay 1’nci Ceza Dairesi’ndeki duruşması görüldü. Savcı cezanın onanmasını talep ederken, duruşma 4 Kasım’a ertelendi. 

    Yerel mahkemenin verdiği 15 yıllık hapis cezasına karşı meşru müdafaa talebiyle temyiz başvurusunda bulunan Çilem Doğan’ın Yargıtay 1 Nolu Ceza Dairesi’ndeki duruşması görüldü.

    Tutuksuz yargılanan Doğan, duruşmaya katılmazken, çok sayıda avukatın katıldığı duruşmaya, izleyiciler ve gazeteciler alınmadı.

    Savcı tebliğnamede onama isterken, duruşmada söz alan Doğan’ın avukatları, Yargıtay 1’nci Ceza Dairesi’nin meşru müdafaa hükümlerini uygulandığı bazı emsal kararlarını hatırlatarak, meşru müdafaa kapsamında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 27’nci maddesinin uygulanmasını istedi.

    Avukatların savunmalarının ardından Yargıtay, duruşmayı 4 Kasım’a erteledi. Yargıtay, 4 Kasım’da kararı açıklayacak.

    Duruşma sonrası polisin engellemesine karşın açıklama yapan avukatlar ve kadın örgütü temsilcileri Çilem Doğan’ın beraat etmesi gerektiğini söyleyerek, “Kararın da bu yönlü çıkacağını ve yerel mahkeme kararının bozulacağını umut ediyoruz. Kadın dayanışması güçlendirir. Kadınlar birlikte ve hayatını savunan kadınların yanında olduğu müddetçe bunun hiç de boş bir umut olmadığının farkındayız” ifadelerine yer verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Adana’da evlendikten iki yıl sonra Hasan Karabulut tarafından fuhuşa zorlanan ve şiddet gören Çilem Doğan, kendisini öldürmek isteyen Karabulut’a karşı 2015 yılında öz savunmada bulundu. Tutuklanan Doğan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılandığı Adana 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde “tahrik ve iyi hal indirimi” ile oy çokluğuyla 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kararın ardından dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nde Doğan’ın aldığı 15 yıl hapis cezasının değerlendirileceği ilk duruşma görüldü.

    PİRHA/ANKARA

  • Yargıtay, Dilek Doğan’ı vuran polisin cezasının temyiz başvurusunu reddetti

    Yargıtay, Dilek Doğan’ı vuran polisin cezasının temyiz başvurusunu reddetti

    Yargıtay Başsavcılığı, ev baskınında polis kurşunuyla yaşamını yitiren Dilek Doğan’ı vuran polisin cezasının temyiz başvurusunu reddetti. Yargıtay cezayı onarsa sanık polis 45 gün cezaevinde kalacak.  

    Yargıtay Başsavcılığı, İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Armutlu’daki evinde, 18 Ekim 2015’te özel harekat polisi tarafından vurularak öldürülen Dilek Doğan (25) davasında, sanık polis Y.M.’nin verilen altı yıl üç ay hapis cezası ile ilgili Doğan ailesinin ve Y.M.’nin avukatlarının temyiz başvurularını reddetti. Yargıtay, cezayı onarsa sanık polis cezaevinde bir ay, 15 gün kalacak.

    TEMYİZ TALEBİNİ REDDETTİ

    Yargıtay Başsavcılığı, 10 Haziran tarihli tebliğnamesinde iki tarafın temyiz gerekçelerini açıkladı. Doğan ailesinin avukatları, sanık Moğultay’ın eylemi “kasten öldürme” veya “olası kastla öldürme” gerekçesiyle üst sınırdan ceza verilmesi yönünde başvuruda bulunmuştu.

    Sanık polisin avukatı da, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek, silahın patlamasına Dilek Doğan’ın neden olduğunu, bu yüzden Doğan’ın kusurlu olduğunu öne sürdü. Moğultay’ın söz konusu suçu işlediğine dair yeterli delilin bulunmadığını savunan sanık avukatı, müvekkiline fazla ceza verildiğini ve beraat etmesi gerektiğini savundu.

    Başsavcılık, her iki tarafın da temyiz taleplerini reddetti. Savcılığın kararı Yargıtay 12’nci Ceza Dairesi değerlendirip karara bağlayacak.

    NE OLMUŞTU?

    Sarıyer Armutlu’da 18 Ekim 2015 tarihinde eve yapılan baskın sırasında polisin silahından çıkan kurşun, Dilek Doğan’a isabet etmiş, hastaneye kaldırılan Doğan yaşamını yitirmişti. Dilek Doğan’ın ölümüne neden olan merminin çıktığı silahın sahibi olduğu öne sürülen özel harekat polisi Y.M. hakkında, “Kasten öldürmenin ihmalli davranışla işlenmesi” ve “Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanmak” suçlarından 20 yıldan 26 yıl 5 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davaya bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Mart 2017 tarihinde yaptığı karar duruşmasında polis  Y.M.’yi, “Bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş’ın avukatlarından Yargıtay kararına ilişkin açıklama: Hukukta ısrar edeceğiz!

    Demirtaş’ın avukatlarından Yargıtay kararına ilişkin açıklama: Hukukta ısrar edeceğiz!

    HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verilen 4 yıl 8 aylık hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasına ilişkin açıklama yapan Demirtaş’ın avukatları, “Bu organizasyonun siyasi odaklarca ve siyasi amaçlarla yapıldığı gerçeği herkesçe bilinmektedir” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında 17 Mart 2013 tarihinde İstanbul’da yapılan Newroz kutlamasındaki konuşması gerekçesiyle İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 4 yıl 8 aylık ceza, Yargıtay tarafından onandı. Karara ilişkin Demirtaş’ın avukatları yazılı açıklama yaptı.

    Yapılan açıklamada, Demirtaş hakkında açılan tüm propaganda davalarının Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren ana davası ile birleştirildiği halde İstanbul’da düzenlenen Newroz kutlamasındaki konuşması sebebiyle yargılandığı davanın ısrarla ayrı yürütüldüğüne dikkat çekildi.

    PROPAGANDADAN VERİLEN EN YÜKSEK CEZA 

    İktidarın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), “ihlal” ve “serbest bırakma” kararı verebileceğini gözeterek Demirtaş’ın bir başka suçtan hükümlü olarak cezaevinde olduğunu göstermek amacıyla, 7 Eylül 2018’de kendisine “propaganda” suçundan şimdiye kadar verilen en yüksek ceza olan 4 yıl 8 ay hapis cezası verildiği belirtilen açıklamada, “Aynı davada yargılanan Sırrı Süreyya Önder’e de 3 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Bu dosya İstinaf Mahkemesi’nde iken AİHM, 20 Kasım 2018 tarihli Demirtaş kararında yargılamada ihlal ve derhal serbest bırakma kararı vermiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı gün, ‘Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz’ demişti. Bunun üzerine 4 Aralık 2018 tarihinde, bir dosyanın İstinaf Mahkemesinde karar verilme süresi yaklaşık bir yıl olduğu halde, Demirtaş’ın dosyası için 40’ıncı günde karar verildi ve hakkındaki ceza onandı” denildi.

    KOBANİ DAVASI’NIN DURUŞMA GÜNÜNDE KARAR

    İstinaf Mahkemesi’nin kararının ardından 31 Aralık 2018 tarihinden Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yapıldığı kaydedilen açıklamada, “AYM, Sırrı Süreyya Önder’in başvurusunda ihlal kararı verdi, yeniden yapılan yargılamada ise Sırrı Süreyya Önder beraat etti. Demirtaş hakkındaki başvuru ise 16 Eylül 2020 tarihinde kabul edilemez bulundu. Yapılan bir yasal değişiklik üzerine, 4 yıl 8 aylık hapis cezasına ilişkin karar 25 Ekim 2019 ‘da tarafımızca temyiz edilmişti. 15 Kasım 2019’da Yargıtay’a gönderilen dosya, ne gariptir ki, üstelik de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bozma istemine rağmen, tam da 6-8 Ekim Kobanê davasının ilk duruşmasının yapıldığı 26 Nisan 2021 tarihinde onanmış bulunuyor” ifadelerine yer verildi.

    “HUKUKTA ISRAR EDECEĞİZ”

    AİHM Büyük Dairesinin 22 Aralık 2020 tarihli derhal “serbest bırakma” kararının gereğini yerine getirilmediği vurgulanan açıklamada, “Demirtaş ile ilgili bütün davalarda, 6-8 Ekim Kobanê davası ve HDP ile ilgili kapatma davasında senkronize bir çalışma yürüttüğüne tüm dünya kamuoyu şahitlik etmektedir. Bu organizasyonun siyasi odaklarca ve siyasi amaçlarla yapıldığı gerçeği herkesçe bilinmektedir ve AİHM Büyük Dairesi kararı ile de tescillidir. Hukukta ısrar edeceğiz. Bugün değilse bile bir gün, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı sağlandığında söyleyecek çok sözümüz, yapacak çok işimiz olacak” diye belirtildi. (MA)

     

  • Yargıtay, Demirtaş’ın hapis cezasını onadı

    Yargıtay, Demirtaş’ın hapis cezasını onadı

    Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a, 7 Eylül 2018’de verilen 4 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı.

    Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince 7 Eylül 2018’de verilen 4 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı.

    Kararın, Kobani Davası’nın ilk duruşmasının görüldüğü 26 Nisan’da verilmesi ise dikkat çekti.

    HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, Yargıtay’ın kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Cezanın hukuksuzca verildiği belirtilen açıklamada, “Yargıtay’ın tam da Kobanî Kumpas Davası’nın görülmeye başlandığı 26 Nisan tarihinde bu kararı onaylamış olması, kararın partimize ve seçilmişlerimize karşı yargı eliyle yürütülen tasfiye saldırılarının bir parçası olduğunu göstermektedir” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ahmet Altan cezaevinden çıktı

    Ahmet Altan cezaevinden çıktı

    AİHM tarafından hakkında hak ihlalleri kararı verilen gazeteci-yazar Ahmet Altan tahliye edildi.

    Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin, FETÖ’ye ilişkin “silahlı terör örgütüne yardım” suçlamasıyla hapis cezasına çarptırılan gazeteciler Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkındaki hükmü bozmasının ardından Ahmet Altan’ın tutuklulukta geçirdiği süreyi dikkate alarak tahliyesine karar verdi.

    Cezaevinden çıkan Ahmet Altan’ın kızı Sanem Altan, twitter hesabından “Ağlayamıyorummm bağıramıyorum haykıramıyorım tahliyeee diye.. Böyle büyük sevinçlerin bile nasıl başkalarının acılarına karıştığını işte yine yaşayarak öğreniyorum bu memlekette! Darısı bu ülkenin tüm acıları için.. #hoşgeldinahmetaltan bu sefer gerçekten gel artık ama” paylaşımında bulundu.

    Altan 5 yıldır tutuklu bulunuyordu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Soma Davası başladı-VİDEO

    Soma Davası başladı-VİDEO

    Soma Katliamı yargılanması Yargıtay’ın kararı bozması üzerine yeniden başladı. Duruşma öncesi madenci aileleri adalet talebini yineleyerek, “Tekmelediniz, sonra ise seçim yatırımı yapmak için bir özür dilettirdiniz. O tekmenin acısını bizim yüreğimizden sökecek olan kuru bir özür müydü?” diye sordu.

    Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te meydana gelen patlamayla 301 maden işçisinin yaşamını yitirmesinin ardından “olası kasıtla adam öldürme” suçuyla yargılanan işverenlerin davası Yargıtay’ın kararı bozması üzerine yeniden başladı.

    Duruşma öncesi madenci aileleri, Akhisar İstasyon Meydanı önünde bir araya gelerek yürüyüş düzenledi.

    Duruşma öncesi yapılan ve HDP İzmir Milletvekilleri Serpil Kemalbay ve Murat Çepni, eski milletvekili Melda Onur, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, sendika temsilcilerinin de katıldığı açıklamayı, Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak okudu.

    “O TEKMENİN ACISINI BİZİM YÜREĞİMİZDEN SÖKECEK OLAN KURU BİR ÖZÜR MÜYDÜ?”

    Çolak, katliamın üzerinden geçen 7 yıla rağmen acılarının ilk günkü kadar taze olduğunu vurgulayarak, “Tekmelediniz, sonra ise seçim yatırımı yapmak için bir özür dilettirdiniz. O tekmenin acısını bizim yüreğimizden sökecek olan kuru bir özür müydü? Mahkeme salonlarında verdiğiniz kararlarla, HSK önüne evlatlarımızın toprağını götürürken bizlere biber gazı sıkarak yüreklerimize o tekmeyi her gün attınız. Avukatlarımıza şiddet gösterilmesine göz yumarak, dava karar aşamasına gelmişken, hakimi değiştirerek tekmelediniz.  ‘İnfaz yasası’ adı altında 6 gün biçtiğiniz cezayı bile çok görüp bu kararı bozdunuz. Evlatlarımızın katillerini çıkararak attınız her gün o tekmeyi” dedi.

    “ADALETİ BU ÜLKEDE HERKES İÇİN ARAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    “Adalet sadece sermaye sınıfına ya da nüfuz sahibi olan insanlara olmamalıdır” diyen Çolak, adaleti bu ülkede herkes için aramaya devam edeceklerini söyledi.

    Açıklama ardından aileler duruşmanın görüleceği salona geçti. Yoğun güvenlik önlemleri altında aileler duruşma salonuna alınırken, gazetecilerin telefonları kapatıldı.

    Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada sanık Can Gürkan ve avukatı duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşma mahkeme başkanı tarafından yargılamanın başından bu yana verilen kararların okunmasıyla devam etti. Mahkeme başkanı Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin verdiği kararı okuması ardından duruşma avukatların savunmasıyla devam edecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Av. Piroğlu: Soylu, solcuları, Alevileri öldürenleri terörist görmüyor-VİDEO

    Av. Piroğlu: Soylu, solcuları, Alevileri öldürenleri terörist görmüyor-VİDEO

    PİRHA-Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, Sivas Katliamı’nın 3 firari sanığının “terör listesinde” aranmadıklarının ortaya çıkması üzerine konuştu. Piroğlu, “Süleyman Soylu’nun kendi iç dünyasında bu üç sanığı terörist olarak görmediğini biliyoruz. Soylu, solcuları, Alevileri öldürenleri kendi iç dünyasında terörist olarak görmüyor” dedi.

    Milletvekili Yıldırım Kaya’nın Sivas Katliamı ile ilgili soru önergesine Süleyman Soylu’dan örtülü cevaplar gelmesi ardından davanın avukatı Coşkun Özgür Piroğlu konuştu.

    “Halkta korku ve panik yaratmak, Anayasal düzeni yıkmak ya da değiştirecek eylemler yapmanın” terör eylemi olduğunun altını çizen Piroğlu, Yargıtay’ın Sivas Katliamı hakkında kesinleşmiş “Anayasal düzene karşı işlenmiş olan bir suç” kararını da hatırlattı.

    “3 FİRARİYİ TÖRÖRİST GÖRMEDİĞİNİ BİLİYORUZ”

    Avukat Coşkun Piroğlu, Sivas Katliamının bir terör suçu olduğunu vurgulayarak “Süleyman Soylu için Sivas Katliamı bir terör eylemi midir?” diye de sordu. Av. Piroğlu, “Ama üzülerek görüyoruz ki yakalanmasını istediğimiz kişiler terör listesinde dahi yoklar diyerek şunları aktardı:

    “Devler, ‘terör arananlar listesine kimi zaman Grup Yorum’un elemanlarını bile terör listesine koydu. Üzülerek görüyoruz ki bu listede Sivas Katliamı’nın 3 firari katili yok. Süleyman Soylu, öncelikle şunun cevabını vermeli; bu 3 firari sanık, Süleyman Soylu’ya göre terörist midir değil midir? Süleyman Soylu’nun kendi iç dünyasında bu üç sanığı terörist olarak görmediğini biliyoruz. Zaten Süleyman Soylu’nun artık düşünce yapısını bizler öğrendik. Süleyman Soylu, solcuları, Alevileri öldüren insanları kendi iç dünyasında terörist olarak görmüyor. Bir İçişleri Bakanı’nın, bakan sıfatı ile Yargıtay’ın kesinleşmiş kararı olan bu hususta cevap vermesi gerekiyor. Süleyman Soylu’ya göre bu 3 firari terörist midir, değil midir? Eğer Süleyman Soylu, ‘ben bu 3 firari sanığı terörist olarak görüyorum’ diyorsa o zaman ikinci soruyu sormak lazım. Bu 3 firari sanık, hangi gerekçe ile terör arananlar listesinde yer almıyor? O zaman bu sorunun cevabını da verecek.”

    “KARAMOLLAOĞLU KATLİAMIN EN BÜYÜK SORUMLULARINDAN BİRİSİDİR”

    Piroğlu, siyasilerin Sivas Davasına ilişkin tavrını da yorumladı. CHP ve HDP milletvekillerinin yeteri çabayı göstermediklerini söyleyerek, “Milletvekilleri arasında Yıldırım Kaya dışında gerçek anlamıyla bu konu ile uğraşan ve bizimle yol arkadaşlığı yapan, bu konuda ‘hassas’ diyebileceğimiz milletvekili yok. Bir de şöyle bir durum var; hem HDP hem de CHP liderleri, Karamollaoğlu ile görüşmekteler. Fakat bu iki partideki Alevi milletvekillerinin hiç sesi çıkmadı. Temel Karamollaoğlu bizce katildir. Bu katliamın en büyük sorumlularından birisidir” ifadelerini kullandı.

    “ALMANYA KATİLLERİ KORUYOR”

    Piroğlu, 9 Haziran 2021’de görülecek Sivas Davasında Almanya’nın sorumluluklarına değineceklerini belirterek şunları dile getirdi:

    “Gelecek celse Almanya konusuna yüklenmeyi düşünüyoruz. Çünkü bu 3 firari sanığı yıllardır Almanya koruyor. Almanya, Sivas Katliamının başka sanıklarını da yıllarca korudu. Biz hatta medyadan öğrendik ki Almanya, Sivas Katliamını yapan isimlerden bir tanesine vatandaşlık da vermişti. Bizim amacımız; bu 3 firari sanığın zamanaşımından faydalanmadan, bu dava zaman aşımına uğramadan 3 firari sanığın Türkiye’ye getirilmesi. Almanya’nın bu üç katili iade etmesi ve yaptıklarının yanlarına kar kalmaması bizim öncelikli amacımız olacak.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Yargıtay HDP’ye inceleme başlattı

    Yargıtay HDP’ye inceleme başlattı

     AKP, MHP ve Vatan Partisi’nin defalarca kapatılması çağrıları yaptığı HDP hakkında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı inceleme başlattı.

    Yargıtay Başsavcılığı Siyasi Partiler Bürosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da arasında bulunduğu 108 sanıklı Kobanê iddianamesinin ekleriyle birlikte kendilerine gönderilmesini istedi.

    Kobanê soruşturması kapsamında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da aralarında olduğu HDP’li 9 milletvekili hakkında fezleke düzenlenmişti. Başsavcılık bu fezlekelerin örneğini de istedi. Başsavcılık kaynakları tüm siyasi partilerin faaliyetlerinin takip edildiğini vurgulayarak, söz konusu belgelerin rutin inceleme kapsamında talep edildiğini bildirdi.

    Siyasi partilerin faaliyetlerini izlemekle görevli Başsavcılıkça yapılacak inceleme sonucu, HDP’nin “Örgüt eylemlerinin odağı” olduğu tespit edilirse, HDP hakkında kapatma davası açılması gündeme gelebilecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yargıtay Soma Davası kararını açıkladı

    Yargıtay Soma Davası kararını açıkladı

    PİRHA-Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciasına ilişkin kararını verdi. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’a ‘basit taksirle ölüme neden olma’ suçundan verilen 15 yıl hapis cezası bozulurken 4 sanığın ‘301 kez kastla öldürmek’ suçundan mahkum edilmesi gerektiği belirtildi.

    Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma madeni katliamına ilişkin kararını açıkladı. Holding sahibi Alp Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 37 sanık hakkında verilen beraat kararları Yargıtay tarafından onanırken,  Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’a “basit taksirle ölüme neden olma” suçundan verilen 15 yıl hapis cezası bozuldu.

    Yargıtay, Can Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 4 sanığın “301 kez olası kastla öldürme ve “162 kez olası kastla yaralama” suçlarından mahkum edilmesi gerektiğini belirtti.

    Yargıtay kararında; “Sanıkların tamamının karar alma süreci içerisinde bulunmaları ve şirketteki pozisyonları gereği ocak içerisindeki yüksek riskleri bilmelerine rağmen, ‘olursa olsun’ mantığı ile hareket ederek bu risklerin önüne geçmek için herhangi bir girişimde bulunmayarak, gerçekleşen bu neticeden olası kasıtlarıyla sorumlu tutulmaları gerektiği, böylece sanıklar hakkında 301 kez olası kastla öldürme suçundan ve 162 kez olası kastla yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gözetilmeliydi” denildi.

    Yargıtay ayrıca sanıklar Genel Müdür Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik ve Teknik Müdür İsmail Adalı’nın tahliye taleplerini de reddetti. Tutuklu sanık Teknik Nezaretçi Ertan Ersoy’un cezaevinde geçirdiği süre dikkate alınarak tahliyesine karar verildi. Sanıklar kontrol baş mühendisleri Efkan Kurt ve Adem Ormanoğlu hakkında verilen beraat kararları da bozuldu. 12. Ceza Dairesi, her iki mühendisin “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan cezalandırılması gerektiğini belirtti. Sanık Haluk Evinç hakkındaki mahkumiyet kararı ise eksik inceleme nedeniyle bozuldu.

    HABER MERKEZİ

  • Yargıtay’dan ÇHD davası kararı: Ebru Timtik’e verilen cezayı bozdu!

    Yargıtay’dan ÇHD davası kararı: Ebru Timtik’e verilen cezayı bozdu!

    ÇHD davasında kararını veren Yargıtay, ölüm orucunda yaşamını yitiren Avukat Ebru Timtik’e verilen cezayı bozdu. ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’ya verilen cezayı da bozan Yargıtay, 14 avukatın cezasını ise onadı.

    Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) davasında kararını verdi. Yargıtay kararında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, ölüm orucu eyleminin ardından hayatını kaybeden Ebru Timtik, Barkın Timtik, Ezgi Çakır hakkındaki verilen cezanın bozulmasına hükmedildi. Diğer ÇHD’li 14 avukata verilen hapis cezalarını ise onadı.

    Halk TV’den Can Bursalı’nın haberine göre, 10 yıl 15 ay hapis cezasına çarptırılan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, 18 yıl hapis cezası alan Barkın Timtik bozma kararı olmasına rağmen tahliye talepleri reddedildiği için hapisten çıkamayacak.

    8 yıl hapis cezası verilen Ezgi Çakır tutuklu değildi. 13 yıl 6 ay hapis cezası alan Ebru Timtik ise hayatını kaybettiği için bozma kararı verildi.

    Selçuk Kozağaçlı, Barkın Timtik ve Ezgi Çakır’ın tahliyesi yerel mahkeme kararının ardından söz konusu olabilecek.

    208 günlük ölüm orucu eylemini noktalayan Aytaç Ünsal ile ÇHD’li avukatlar Özgür Yılmaz, Behiç Aşçı, Şükriye Erden, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten, Aycan Çiçek, Naciye Demir, Ayşegül Çağatay, Yağmur Ereren, Didem Baydar Ünsal, Yaprak Türkmen, Ahmet Mandacı ve Zehra Özdemir hakkında yerel mahkeme ve istinafın verdiği kararlar onandı.

    ÇHD davasında avukatlara şu cezalar verilmişti:

    Barkın Timtik: 18 yıl 9 ay

    Özgür Yılmaz: Örgüt üyeliği suçundan 13,5 yıl

    Ebru Timtik: Örgüt üyeliği suçundan 13,5 yıl

    Behiç Aşçı, Şükriye Erden: Örgüt üyeliği suçundan 12 yıl

    Selçuk Kozağaçlı: Örgüt üyeliği suçundan 10 yıl 15 ay

    Aytaç Ünsal, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten: Örgüt üyeliği suçundan 10 yıl 6 ay

    Aycan Çiçek, Naciye Demir: Örgüt üyeliği suçundan 9 yıl

    Ezgi Çakır: Örgüt üyeliği suçundan 8 yıl

    Ayşegül Çağatay, Yağmur Ereren, Didem Baydar Ünsal, Yaprak Türkmen: Örgüte yardım suçundan 3 yıl 9 ay

    Ahmet Mandacı, Zehra Özdemir: Örgüte yardım suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün

  • Yargıtay’dan işe geç gelen çalışanlar aleyhine karar

    Yargıtay’dan işe geç gelen çalışanlar aleyhine karar

    Yargıtay, milyonlarca emekçiyi yakından ilgilendiren karara imza attı. Kararda, sabah mesaiye geç gelip, akşam erken çıkan işçinin tazminatsız şekilde işten çıkarılmasının önü açıldı. 

    Yüksek Mahkeme; mesaiyi savsaklayan işçiye kıdem tazminatı ödenmesi yönünde karara imza atan İş Mahkemesi ile İstinaf Mahkemesi’nin hükmünü bozdu.

    İddiaya göre, çalıştığı şirkette sabah 08.00 mesaisine yarım saat geç kalan akşam da mesaisinden 15 dakika erken çıkan işçi tazminatsız şekilde işten çıkarıldı. İş Mahkemesi’ne başvuran işçi, depo işçisi olarak çalıştığını, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin açık ve kesin bir ifade olmadan sona erdirildiğini dile getirdi.

    Mahkeme, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız nedenle feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına karar verilmesini talep etti. Davalı işveren ise davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiğini, davacının mazeretsiz olarak işe hiç gelmediğini, yahut geç geldiğini veya görev yerini terk ettiğini, fesih işleminin usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istedi.

    Mahkeme; davalı işverenin yapmış olduğu fesih işleminde feshin son çare olma ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdi. Kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulundu. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetti. Kararı davacı işçi temyiz etti.

    YARGITAY: FESİH GEÇERLİ NEDENE DAYANIYOR

    Yargıtay kararında, işçinin işe geç gelip erken çıktığına dair tutanak tutulduğuna dikkat çekti. Davacının savunma vermediği ve davacıya bu nedenle 2 günlük ücretten kesme cezası ve ihtar verildiği, davacının belirtilenlerin doğru olmadığına ilişkin savunma verdiği kaydedildi.

    Kararda; “Davacıya ihtar verildiği, iki gün işe geç geldiği belirtilerek (08.00-16.00 vardiyasına 08.35 ve 09.00’da geldiği) tutanak tutulduğu, davacının savunma vermediği, 17.10.2016 tarihli ihtarname ile davacının iş akdinin feshedildiği anlaşılmıştır. Davalı iş yerinin özelliği ve yapılan işin gereği kesintisiz çalışılması gereken işyerinde mazeretsiz devamsızlıklar yaparak olumsuzluklara yol açan davacının iş akdinin feshinin geçerli nedene dayandığı anlaşılmakla davanın reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. İş Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kabul yönündeki kararı bozularak ortadan kaldırılmıştır. Feshin geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir” ifadesi yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)