Etiket: yerel seçim

  • ’17 milyon TL borcumuz var, ana hedefimiz gelir ve gider dengesini sağlamak-VİDEO

    ’17 milyon TL borcumuz var, ana hedefimiz gelir ve gider dengesini sağlamak-VİDEO

    PİRHA-Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin, Nazımiye Belediyesi’nin ekonomik durumunun çok kötü olduğunu belirterek, “Zor bir durumdayız. Bunun temelinde ise ilçemizin nüfusunun çok az olması. Geçmişe dönük kurum borçlarının olması sebebiyle İller Bankası’ndan gelen bütçe kesintiye uğrayarak geliyor. İller Bankası’ndan gelen parayla personelimizin maaşlarını düzenli olarak ödememiz mümkün değil” dedi.

    Ali Emrah Tekin, 31 Mart yerel seçimlerde Nazımiye’de CHP’den aday olup % 53 oyla belediye başkanı seçildi.

    Yerel seçimlerin üzerinden 6 ay geçti. Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin ile Nazımiye’nin sorunlarını, şimdiye kadar yaptıkları projeler ve bundan sonra yapacaklarıyla ilgili konuştuk.

    “HEDEFİMİZ BELEDİYENİN GELİR VE GİDER DENGESİNİ SAĞLAMAK”

    Nazımiye Belediyesi’nin ekonomik durumunun içler acısı olduğunu belirten Ali Emrah Tekin, “Zor bir durumdayız. Bunun temelinde ise ilçemizin nüfusunun çok az olması, geçmişe dönük kurum borçlarının olması sebebiyle İller Bankası’ndan gelen bütçe kesintiye uğrayarak geliyor. İller Bankası’ndan gelen parayla personelimizin maaşlarını düzenli olarak ödememiz mümkün değil. İcrada olan borçlarımızı silmek için maalesef belediyemize ait bir kamyonumuzu satmak zorunda kaldık. Şu anda mali bir disiplin uygulamaya çalışıyoruz ve gereksiz bir harcamaya gitmiyoruz. Ana hedefimiz Nazımiye Belediyesi’nin gelir ve gider dengesini sağlamak” diye belirtti.

    “İLÇE NÜFUSUNU 2 BİNİN ÜZERİNE ÇIKARTMAMIZ GEREKİYOR”

    Belediyeyi devraldıklarında 17 milyon TL borç olduğunu vurgulayan Tekin, “Temmuz ayında İller Bankası’ndan bize yaklaşık 800 bin TL veriliyordu, kurum borçları sebebiyle %40 kesintiye uğrayarak elimize yaklaşık 400-450 bin TL civarı bir tutar geçiyordu. Kadrolu personellerimizin maaşları yaklaşık 510 bin TL’ydi. SGK primleri, emekli sandığı kesenekleri gibi vergileri ödememek koşuluyla. Maalesef istemeyerek ve üzülerek bazı arkadaşlarımızla yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. İller Bankası’ndan bu kadar düşük paranın gelmesinin temelinde ilçemizin nüfusunun az olması yatıyor. O yüzden ilçe nüfusumuz 2 binin üzerine çıkartabilirsek bizim için çok önemli bir başarı olmuş olacak. Bu şekilde İller Bankası’ndan gelen pay yükselecek ve belediye asli görevlerini rahatlıkla yerine getirebilecek. Bütün Nazımiyelilere çağrı yapıyoruz ve ikametgahlarını buraya almalarını istiyoruz” dedi.

    “UFAK YATIRIMLARI BİLE FİNANSE EDEMİYORUZ”

    Nazımiye’nin geçmişten bugüne kadar ihmal edilen bir ilçe olduğunu dile getiren Tekin, şunları dile getirdi:

    “Altyapı ve üstyapı açısından birçok eksiği var. Öncelikle bunların giderilmesi gerekiyor. Elektrik üretim tesisi kurarak hem belediyemize ekstra bir gelir kaynağı hem de elektik şirketlerine verdiğimiz paradan muaf olmuş olacaktık. Ancak şu anda belediyenin ekonomik durumundan dolayı böyle bir proje yapmamız mümkün değil. Bu süre içerisinde ilişkilerimizle birlikte yollarımızı yapmaya başladık. Bu aşamada ufak dokunuşlarla ilerlemeye devam edeceğiz. Eğer yakın ve orta vadede gelir-gider dengesini sağlayabilirsek bundan sonraki süreç hem belediyemiz hem de halkımız için daha iyi olacak. Çok küçük bir belediye olmanın bazı dezavantajları var, çok ufak bir yatırımınızı bile finanse edemiyorsunuz. Geçmiş dönemde olduğu gibi bu dönemde de CHP’li belediyelerle iş birliği içerisinde olacağız. Projelerimiz sadece altyapı ve üstyapıya ilişkin olmayacak aynı zamanda ilçemizdeki kültür ve sanat gibi alanlarda da organizasyonlar yapmayı planlıyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Pülümür Belediye Başkanı Tosun: En büyük sorunumuz imar ve atık arıtma-VİDEO
    -Mazgirt Belediyesi’nin bütçesi 339 bin TL, personel gideri 500 bin TL; borcu 45 milyon TL-VİDEO
    -Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya: İmkansızlıklar içerisinde güzel şeyler yapmak istiyoruz-VİDEO
    -‘Borcumuz yok; Ovacık’ın acilen bir koruma imar planına ihtiyacı var’-VİDEO

  • ‘Borcumuz yok; Ovacık’ın acilen bir koruma imar planına ihtiyacı var’-VİDEO

    ‘Borcumuz yok; Ovacık’ın acilen bir koruma imar planına ihtiyacı var’-VİDEO

    PİRHA-Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, daha yaşanabilir bir Ovacık yaratmak için çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Ovacık’ın acilen bir koruma imar planına ihtiyacı var, biz parça parça imar çalışması yapıyoruz” dedi. Önümüzdeki süreçte Ovacık’ta kültür-sanat başta olmak üzere eğitim, spor ve atölye alanlarında birçok çalışma başlatacaklarını söyleyen Sarıgül, “Ovacık için önemli olan atık su arıtma tesisi projesi tamamlanıp faaliyete girdi, daha önce kanalizasyonlar Munzur’a akıyordu” diye konuştu. 

    Mustafa Sarıgül, 31 Mart yerel seçimlerde Ovacık’ta CHP’den aday olup % 33 oyla belediye başkanı seçildi. Sarıgül, 2019 yılındaki yerel seçimlerde de yine Ovacık Belediye başkanı seçilmişti.

    Yerel seçimlerin ardından 5 ay geçti. Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile Ovacık’ın sorunları, şimdiye kadar yaptıkları projeler ve bundan sonra yapacaklarıyla ilgili konuştuk.

    “GEÇMİŞ DÖNEMDEN YENİ DÖNEME DEVREDEN HERHANGİ BİR BORCUMUZ YOK”

    2019 yılından beri Ovacık Belediye Başkanlığı yaptığını ifade eden Mustafa Sarıgül, “Bizim belediyemizin geçmiş 5 yıldan yeni döneme devreden herhangi bir borcu yok. Ancak yeni dönemde iktidarın tasarruf adı altında kısıtlamaya gitmesinden kaynaklı hizmet etme noktasında çok büyük bir sıkıntıya girdik. Belediyemizden emekli olacak insanları da düşündüğümüzde emekli ikramiyelerini hesapladığımızda biz de ödeme noktasında zorlanmaya başladık. Şu anda işçi maaşlarında bir sorun yok ancak bu ekonomik gidişat böyle gitmeye devam ederse işçi maaşlarında zorlanacağımız kesindir. Şu anda ilimizde de Türkiye’nin birçok yerinde de belediyeler işçi maaşlarını dahi ödeyemez halde. Biz en azından personel maaşlarını ödemeye çalışıyoruz. Çünkü personel maaş alamayınca belediyedeki rutin işler de yürümüyor. Ovacık’ın diğer ilçelerden farklı olarak kışın kar temizliği belediye için %100 maliyet söz konusu. Bizim sadece bir kar sezonunda kepçe ve mazot giderimiz 2 milyon TL’ye yakın bir harcama yani belediye bütçesinin %10’una denk geliyor. O yüzden biz özellikle akaryakıt konusunda çok zorluk çekiyoruz. Sürekli bir kaynak yaratma derdindeyiz, henüz metropol belediyelerden bir destek almadık ama çabalarımız devam edecek” dedi.

    “DAHA ÖNCE KANALİZASYONLAR MUNZUR’A AKIYORDU, ATIK SU ARITMA TESİSİ YAPTIK”

    Ovacık için önemli olan atık su arıtma tesisi projesinin tamamlandığını belirten Mustafa Sarıgül, “Atık su arıtma tesisi yaptık bugün 80 milyon TL bir değeri var. Ancak biz arıtma tesisine 12 milyon TL borçlandık, borçlanmayı taksitler halinde ödüyoruz. Şimdiye kadar ödeme noktasında bir sorun yaşamadık ancak arıtma tesisi faaliyete girdiğinden dolayı elektrik ve personel gideri olmak üzere aylık 300 bin TL gideri oluştu. Ekonomik olarak bizim için zorlu bir tesis ancak biz her şeye rağmen arıtma tesisini işletmek istiyoruz çünkü kanalizasyonlar daha önce Munzur’a akıyordu. Ayrıca su kenarındaki işletmelerin atıklarının da atık su arıtma tesisine bağlanması noktasında çalışma yapacağız” diye ifade etti.

    “OVACIK’IN ACİLEN KORUMA İMAR PLANINA İHTİYACI VAR”

    Türkiye’de üretim krizi olduğunu vurgulayan Sarıgül, şöyle devam etti:

    “Ülkede şeklen üretim yapılıyor deniliyor ancak ülkede üretim sıfır noktasına kadar düşmüş durumda. Çünkü üretim maliyetleri çok yüksek, iktidarın tarımsal ve hayvancılık politikalarından dolayı. Ovacık’ın diğer ilçelere göre turizm konusunda bir çekiciliği var. Ovacık’ta turizm konusunda bir tesisleşme var ancak bu tesisleşme ilçede bir kriz yaratacak. Ovacık’ın acilen bir koruma imar planına ihtiyacı var, biz parça parça imar çalışması yapıyoruz. Ovacık’ın imar çalışmasını bitirdikten sonra imar sahamızın dışında olsa bile suya kıyısı olan yerlerde koruma imar planı yapıp, bu 5 yıl içerisinde çarpık yapılaşma ve dengesiz turizm yapılaşmasına bir düzen vermek istiyoruz.”

    “KIŞ AYLARI İÇİN SOKAK HAYVANLARININ BARINMA ALANLARI YOK”

    3 yıldır sokak hayvanları için kısırlaştırma çalışmaları yaptıklarını söyleyen Sarıgül, “Bu yıl daha profesyonel çalışıyoruz, haftanın iki günü kısırlaştırma çalışması yapıyoruz. Gençlerin kurduğu koru sev yaşat oluşumu da hayvanlara yiyecek veriyor. Kış aylarında sokak hayvanlarının barınma alanları yok ve kış aylarında sokak hayvanları donarak ölebiliyorlar. İlçemizde 4-5 noktada sokak hayvanların korunabileceği ve beslenebileceği bir alan yaratırsak kış ayları için çok iyi olur. Hayvanların uyutulmasına şiddetle karşıyız. Elimizden geldiğince besleyecek, kısırlaştıracak, bakımlarını yapacağız ve birlikte yaşamaya çalışacağız” diye konuştu.

    “EVLERE İÇİLEBİLİR SU GETİRMEK İSTİYORUZ”

    İşçi parası gibi ekonomik sebeplerle iş insanlarından yardım talebinde bulunmadıklarını dile getiren Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Ovacık’ın dört tarafı sularla çevrili ancak musluklardan temiz su içemiyoruz. 5 yıl içerisinde evlere içilebilir su getirmek istiyoruz. Bizim aslında 2020 yılında bitmiş bir içme suyu projemiz var ancak iktidar tarafından halen imzalanmadığı için şu an da proje bekliyor ve ne zaman yapılacağı daha belli değil. O yüzden biz daha fazla beklememek için kendi çabamızla 1 aydır Ovacık’ın her tarafındaki suları inceliyoruz. İmar planlarından dolayı çocuklar ve gençlerin kullanım alanları hiç yok. Ovacık’ta parklarımız, yürüyüş yollarımız yok. Daha yaşanabilir bir Ovacık yaratmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki süreçte Ovacık’ta kültür-sanat başta olmak üzere eğitim, spor ve atölye alanlarında birçok çalışma başlatacağız. Bu çalışmalarda materyal konusunda önemli bütçelere ihtiyaç duyuluyor. Bu konuda çok zorlanıyoruz o yüzden yardım edebilecek kişilerden desteklerini bekliyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Pülümür Belediye Başkanı Tosun: En büyük sorunumuz imar ve atık arıtma-VİDEO
    -Mazgirt Belediyesi’nin bütçesi 339 bin TL, personel gideri 500 bin TL; borcu 45 milyon TL-VİDEO
    -Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya: İmkansızlıklar içerisinde güzel şeyler yapmak istiyoruz-VİDEO

  • Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya: İmkansızlıklar içerisinde güzel şeyler yapmak istiyoruz-VİDEO

    Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya: İmkansızlıklar içerisinde güzel şeyler yapmak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Hozat Belediyesi’nin borcunun 8,5 milyon TL olduğunu söyleyen Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya, “Bize İller Bankası’ndan 1 milyon 600 bin TL geliyor ancak 600 bin TL’si borçlardan dolayı kesiliyor. Aylık işçi giderimiz 2 milyon 247 bin TL. Böyle olunca da belediye olarak çok zorlanıyoruz, işçilere 2 aydır yarım yarım maaş ödüyoruz. Biz Hozat’ı halkımızla birlikte yöneterek, imkansızlıklar içerisinde güzel şeyler yapmak istiyoruz” dedi.

    Aydın Kaya, 31 Mart yerel seçimlerinde Hozat’ta Sol Parti’den aday olup % 23 oyla belediye başkanı seçildi.

    Yerel seçimlerin ardından 5 ay geçti. Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya ile Hozat’ın sorunları, şimdiye kadar yaptıkları projeler ve bundan sonra yapacaklarıyla ilgili konuştuk.

    “BORCUMUZ 8,5 MİLYON TL”

    Hozat Belediyesi’nin borcunun 8,5 milyon TL olduğunu söyleyen Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya, “Kaybettiğimiz 13 mahkeme var, icralar geldi ama durdurduk. Bir binamızı satışa çıkardık, eğer satılırsa borcumuzu ödeyeceğiz. Seçimleri kazandıktan sonra bize 5,5 milyon TL SGK borcu geldi. Bize İller Bankası’ndan 1 milyon 600 bin TL geliyor ancak 600 bin TL’si kesiliyor borçlardan dolayı. Benim aylık işçi giderim 2 milyon 247 bin TL. Böyle olunca da belediye olarak çok zorlanıyoruz, işçilere 2 aydır yarım yarım maaş ödüyoruz. Sadece işçi maaşlarından her ay 1 milyon içerideyiz. Bunun en büyük nedeni bizden önceki belediye başkanı gitmeden 16 işçi işe alması. Dokuzuncu ayda işçi almış sonra çıkarmış daha sonra ocakta yeniden işçi almış. İşçilere % 80 zam vermiş, sendikalı yapmış ve biz şu an kitlenmiş durumdayız. İşçileri işten çıkarmak istemiyoruz, sorunlarımızı çözmek için çalışıyoruz” dedi.

    “MAHALLE MECLİSLERİNİN ARDINDAN KÖY MECLİSLERİNİ KURMAK İSTİYORUZ”

    Halkın talebi üzerine düğün salonu yaptıklarını belirten Aydın Kaya, “Bu yıl 30-35 tane düğün yapıldı ve belediye olarak biz de ekonomik olarak rahatladık. Hozat’taki mezbahaneye yıllardır el sürülmemişti, biz işçilerimizle birlikte orayı yeniledik. Hozat’ta her evin otlarını biçtik, yıllardır toplanmayan gübreleri halkımızın bahçeleri ve tarlalarına taşıdık. Ahırları ve dere yataklarını ilaçladık, bu yıl sineğin en az olduğu yer Hozat’tı. Çocuklarımız için Diyap Ağa Mahallesi’nde oyun parkı yaptık. Mahalle meclislerini kurduk şimdi de Köy meclislerini kurmaya çalışıyoruz. Biz Hozat’ı halkımızla birlikte yönetmek istiyoruz. İmkânsızlıklar içerisinde güzel şeyler yapmak istiyoruz. Emeklimiz, memurumuz kredi kartıyla benzin alıyor belediyeye. Halkımız çok duyarlı kendilerine teşekkür ediyorum” diye belirtti.

    “KİRALAR 15-20 BİN TL, KONUT TALEBİ ÇOK FAZLA”

    Hayvancılığın Hozat’ta en önemli geçim kaynağı olduğunu dile getiren Kaya, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Biz de Hozat Belediyesi olarak hayvancılığın daha da geliştirilmesi için çalışmalar yapıyoruz. İmar revizyonunu yaptık, konut talebimiz çok fazla. Hozat’ta bile ev kiraları 15-20 bin TL ise, bu halk için her şey bitmiştir. Köpek barınağımız çok yetersiz, imkânlarımız yok. Belediyenin ekonomik durumu olmadığı için yemek konusunda sıkıntı yaşıyoruz. 1-2 tane ek köpek barınağı yaptık, ülkeyi yönetenlerin zamanında bu konuya müdahale etmemesinden kaynaklı bugün köpekler uyutulmak isteniyor. Ben köpeklerin uyutulmasını doğru bulmuyorum. Kısırlaştırma yapıyoruz, şu anda % 80’ini bitirdik.

    Hozat’ın altyapısı ve üstyapısı yok her gün bir yer patlıyor, arıtmamız yok şu andaki imkânlarımızla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama ilerleyen süreçte daha da güzel şeyler yapacağız. Biz çözüm için buradayız. Kooperatif kurmak istiyoruz. Kadınları alana çekmek istiyoruz. 40-50 kadına istihdam açıp tekstil üzerine bir çalışma yürütmek istiyoruz. Doğalgaz Pertek ve Çemişgezek’e geldi Hozat için de 2025 yılı sözü verdiler. Okullarımız yok, öğretmenlerimiz yetersiz böyle olunca da aileler çocuklarını başka yerlere götürdüler. Hozat giderek küçülüyor, biz de bu yüzden nüfusun tekrar buraya gelmesi için çalışmalar yapıyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Pülümür Belediye Başkanı Tosun: En büyük sorunumuz imar ve atık arıtma-VİDEO
    -Mazgirt Belediyesi’nin bütçesi 339 bin TL, personel gideri 500 bin TL; borcu 45 milyon TL-VİDEO

  • Dersim’de halay çektikleri için 15 kişi hakim karşısına çıktı; duruşma 4 Aralık’a ertelendi

    Dersim’de halay çektikleri için 15 kişi hakim karşısına çıktı; duruşma 4 Aralık’a ertelendi

    PİRHA-DEM Parti’nin Dersim’deki ön seçimlerinde halay çektikleri gerekçesiyle 15 kişi hakkında açılan dava Tunceli Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma 4 Aralık’a ertelendi. 

    DEM Parti’nin Dersim’deki ön seçimlerinde halay çektikleri gerekçesiyle ‘Örgüt propagandası’ iddiasıyla 15 kişi hakkında açılan dava Tunceli Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma avukatların savunmalarını yapması için 4 Aralık’a ertelendi.

    Halay çektikleri için yargılananlar; DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Esma Ataş, DEM Parti PM Üyesi Hebun Aslan, Bağlar Belediye Eş Başkan Yardımcısı Jiyan Aslan, Pir Haber Ajansı Muhabiri Nuray Atmaca, Cemile Ataş, Besime Gök, Nazlı Çelik Öz, Barış Göktepe, D.B., Y.Ö., N.Y., Özer Laçin, Sevim Sağlam, Leyla Aslan.

    PİRHA/DERSİM

  • Peri’de seçimleri AKP kazandı

    Peri’de seçimleri AKP kazandı

    PİRHA- YSK’nın yerel seçimleri yenileme kararı aldığı Peri beldesinde seçimleri AKP adayı Ali Aydın kazandı.

    Yüksek Seçim Kurulu’ nun (YSK) yerel seçimleri yenileme kararı aldığı, 1700 seçmenin bulunduğu Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Peri (Akpazar) beldesinde 31 Mart’ta yapılan seçimlerde CHP’nin adayı Zeynel Yıldırım 471, AKP’nin adayı Ali Aydın 467, DEM Parti adayları Orhan Çelebi ve Naciye Aslan ise 274 oy almıştı.

    Elde edinilen bilgilere göre Peri’deki seçimleri AKP adayı Ali Aydın kazandı. AKP 644, CHP 420, DEM Parti 220

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Belediye Eş Başkanları mazbatalarını aldı-VİDEO

    Dersim Belediye Eş Başkanları mazbatalarını aldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak mazbatalarını aldı. Mazbataların alınmasından sonra belediye binasının önünde konuşan Birsen Orhan ve Cevdet Konak, “Oy veren vermeyen herkese hizmet edeceğiz” dedi.

    Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak mazbatalarını aldı. Mazbataların alınmasından sonra yürüyüş gerçekleştiren kitle belediye binasının önünde açıklama yaptı. Açıklamaya Dersim Belediye Eş Başkanları, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Eski Dersim Belediye Eş Başkanı Mehmet Ali Bul, Dersim İttifakı bileşenleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak, mazbataların alınmasından sonra belediye binasının önünde konuşma gerçekleştirdi.

    “HERKESE EŞİT HİZMET GÖTÜRECEĞİZ”

    Dersim İttifakı bileşenleri ve kadınlara teşekkür ederek sözlerine başlayan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, “Bugün mazbatalarımızı aldık ve halkımızın takdiriyle bu göreve geldik. Hiç kimsenin şüphesi olmasın bize oy versin vermesin herkese eşit hizmet götüreceğiz. Hep birlikte Dersim’i yeniden inşa edeceğiz” dedi.

    “RANTA, TALANA VE YAĞMAYA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Dersim halkının kendilerine verdikleri vekalete ikrar verdiklerini söyleyen Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, “Bizden önceki arkadaşların beş yıllık bir emeği var, bu yüzden emek veren arkadaşlara teşekkür ediyoruz. Görevi devraldıktan sonra Dersim Belediyesi’nin bütün envanterini halkımızla paylaşacağız. Halkımız Dersim İttifakı’na güvensin oy veren, vermeyen herkese hizmet götüreceğiz. Dersim İttifakı olarak ranta, talana ve yağmaya izin vermeyeceğiz

    PİRHA/DERSİM

  • Akademisyen İsmet Konak: AKP iktidarının artık halkla gönül bağı kurması imkansız-VİDEO

    Akademisyen İsmet Konak: AKP iktidarının artık halkla gönül bağı kurması imkansız-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin paradigmasının 31 Mart Yerel Seçimlerinde iflas ettiğini belirten Akademisyen İsmet Konak, “31 Mart seçimlerinin sonucu kitlelerde ümit, umut ve sevinç yarattı. Halkta bir değişim talebi var ve bu durum 31 Mart’ta sandığa yansıdı. Şu an AKP iktidarı büyük bir çıkmazın içerisinde. AKP iktidarının artık halkla gönül bağı kurması imkansız” dedi.

    31 Mart 2024 Yerel Seçim sonuçları muhalefet partilerinin kazanımı ile sonuçlandı. MHP destekli AKP Hükümeti, birçok ilde belediyeleri kaybederken, Kürt illerinde ise taşımalı oylar toplumun tepkisini çekti.

    Akademisyen İsmet Konak, 31 Mart seçimlerinde çıkan sonucu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “HALK, 31 MART’TA AKP’NİN ÜZERİNDEN SİLİNDİR GİBİ GEÇTİ”

    AKP’nin paradigmasının 31 Mart’ta iflas ettiğini belirten İsmet Konak, “21 yıl sonra AKP iktidarı da MYK toplantısında bunu kabul etmişti. AKP rejimi 9 yıldır halkın üzerinden silindir gibi geçti ancak 31 Mart seçimlerinde halk AKP’nin üzerinden silindir gibi geçti” dedi.

    AKP’nin, halkın müştereklerine saldıran bir rejim yarattığını belirten Konak, “AKP, halkı son damlasına kadar sağılması gereken bir inek olarak görme küstahlığına sahip ve bu küstahlık sandıkta cezasını çekti. 1 yıl önce genel seçimler olmuştu ve bu seçimlerde Erdoğan rejimi iktidarını konsolide etmiş gibi gözükmüş ve hiç yıkılmayacak gibi bir imge oluşturmuştu. Dolayısıyla iktidara muhalif olan kesimde bir ümitsizlik yaratmıştı. AKP’ye oy verenlerde ise ekonominin iyileşeceğine yönelik bir beklenti vardı ancak bu beklentiler karşılık bulmadı” diye konuştu.

    “DEĞİŞİMİN OLMASINI SAĞLAYAN EN ÖNEMLİ FAKTÖR YOKSULLUK”

    Akademisyen İsmet Konak, 31 Mart’ta yapılan seçimlerde değişimin olmasını sağlayan en önemli faktörün yoksulluk olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Ülkedeki ekonomik buhran derinleşti ancak AKP iktidarı bu konuda bir önlem almadı. İkinci önemli etken ise genel seçimlerden sonra CHP’de bir kongre oldu ve CHP daha muhafazakar, milliyetçi bir kimliğe büründü. Hem Ekrem İmamoğlu hem de Özgür Özel’de tecessüm eden bir kimlik ve bundan sonra AKP’nin tabanı artık bu iki figüre kendini daha yakın hissetmeye başladı. Daha önce CHP’nin başında olan Kılıçdaroğlu’nun sahip olduğu etnik ve dini kimliği AKP’nin tabanında pek kabul görmüyordu. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte CHP daha fazla kabul görecektir. Zaten bu kentlerde seçim sonucu da bunu gösteriyor.”

    “AKP İKTİDARI BÜYÜK BİR ÇIKMAZIN İÇERİSİNDE”

    31 Mart seçimlerinin başarısının sadece CHP’nin başarısı olmadığını ifade eden İsmet Konak, “Seçim başarısında DEM Parti ve bileşenlerinin de ciddi bir etkisi var. 31 Mart seçimlerinde kent uzlaşısı politikası uygulandı ve bu politika içerisinde birçok kentte CHP’ye destek verildi ve saray rejimi geriletildi. Bu bir taktikti, bu tür taktikler seçimlerde uygulanır. 31 Mart seçimlerinin sonucu kitlelerde ümit, umut ve sevinç yarattı. Halkta bir değişim talebi var ve bu durum 31 Mart’ta sandığa yansıdı. Şu an AKP iktidarı büyük bir çıkmazın içerisinde. Erdoğan, seçimden sonra ‘Halkla gönül bağımızı kuvvetlendirmemiz lazım, yoksa toparlanamayız ve güneşe karşı olan buz gibi eririz’ diyor. Ancak AKP iktidarının artık halkla gönül bağı kurması imkansız” diye belirtti.

    “KÜRT İLLERİNDE HALKIN İRADESİ YOK SAYILDI”

    31 Mart’ta Kürtlerin yaşadığı kentlerde Erdoğan rejimine karşı halkın büyük bir reaksiyon gösterdiğini ve büyük bir coşkuyla sandıklara gittiğini vurgulayan Konak, şunları kaydetti:

    “Ancak Erdoğan rejiminin bazı oyunları, senaryoları, taktikleri neticesinde Bitlis ve Şırnak’ta istenen sonuç alınamadı. AKP iktidarı buralara taşımalı seçmen, polis ve asker götürdü. O yüzden halkın iradesi yok sayıldı, ayaklar altına alındı. 21. yüzyılda Türk ulus devleti ciddi bir bekâ ve adaptasyon sorunu ile karşı karşıya. AKP iktidarı yeni Osmanlı politikasını uygulamaya çalışıyor. Kürt illerinde ve Kürdistan’ın diğer parçalarında bunu görebiliyoruz. Bu politika Türk devletini bir noktaya götürmez.

    Kürtlere boyun eğdirerek, onlara kulluk, köleliği zorlayalım diyerek bir politika uygulayalım derlerse kaybederler. Sonuçlar onlar için iç açıcı olmaz. Charles Darwin, ‘Zeki ve güçlü olan ayakta kalmaz, değişime adapte olan ayakta kalır’ diyor. Dolayısıyla Türk ulus devletinin 21. yüzyılın ruhuna uygun hareket etmesi lazım ve değişime adapte olması lazım. Yerinde yönetim, öz yönetim, ademi merkeziyetçilik, eşit yurttaşlık, hukukun bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü gibi bu kavramları dikkate alarak refleks göstermesi gerekir. Eğer bunlara dikkat etmezse bekâ sorunu daha fazla derinleşecektir.”

    Cihan BERK/DİYARBAKIR

  • Dersim Peri’de seçimler yenilenecek

    Dersim Peri’de seçimler yenilenecek

    PİRHA-Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Peri (Akpazar) beldesinde seçimlerin yenilenmesine karar verildi. Yenilenecek seçim, 2 Haziran 2024 Pazar günü gerçekleştirilecek.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Peri (Akpazar) beldesinde seçimlerin yenilenmesine karar verildi.

    31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Peri beldesinde CHP’nin adayı Zeynel Yıldırım 471 oy alırken AKP’nin adayı Ali Aydın 467, DEM Parti adayı Orhan Çelebi ise 274 oy almıştı.

    AKP, Örs Mahallesi’nde kurulan sandıkta yaklaşık 20 seçmene sandık kurulu tarafından belediye başkanlığı pusulası verilmediği ve bunun da seçim sonucunu değiştirebileceğine ilişkin İlçe Seçim Kurulu’na başvuru yaptı. Başvuruyu görüşen Seçim Kurulu, beldedeki seçimlerin yenilenmesine karar verdi. Peri’deki seçim, 2 Haziran 2024 Pazar günü gerçekleştirilecek.

    PİRHA/DERSİM

  • Van’da halk iradesine sahip çıktı: Direniş sokaklara yayıldı

    Van’da halk iradesine sahip çıktı: Direniş sokaklara yayıldı

    PİRHA- Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlığını kazanan Abdullah Zeydan’a mazbata verilmemesi üzerine kentin her yerinde protestolar başladı. Tüm sokak ve caddelerde ateşler yakıldı, yollar trafiğe kapatıldı.

    Van’da halk, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesinin AKP’nin “talimatıyla” geri alınmasını ve Van İl Seçim Kurulu’nun, mazbatanın seçimde yaklaşık 30 puan fark yiyen AKP’li Abdulahat Arvas’a verilmesini protesto ediyor.

    ESNAF KEPENK KAPATTI

    Kentte Cumhuriyet ve Maraş cadelerine çıkan binlerce kişi, ara sokaklarda çöp kovaları ve direklerle barikatlar kurdu. Bazı noktalarda ateşler yakıldı. Esnafların tümü kepenk kapattı.

    Polis, gaz bombaları ve tazyikli suyla protesto eylemindeki yurttaşlara saldırdı. Saldırılar nedeniyle çok sayıda kişi yaralandı. Polisin, DEM Parti Van İl Örgütü binasından içeri girdiği ve gaz bombaları attığı iddia edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özel’den tepki: Van halkının iradesini hiçe saymak, ona pusu kurmaktır!

    Özel’den tepki: Van halkının iradesini hiçe saymak, ona pusu kurmaktır!

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının geri alınmasına tepki göstererek, “Cuma akşamı saat 16.55’te, Diyarbakır’dan gidip bir başvuruyla bunu iptal ettirmek, Van halkının iradesini hiçe saymak, ona pusu kurmaktır” dedi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu (seçilme) haklarının geri alınmasına tepki gösterdi.

    ANKA’ya konuşan Özel, “Seçim sonuçları hakkında yaptığı balkon konuşmasında, gerçi birinci parti olan partimizi kutlamadı ama, seçim sonuçlarına saygılı davranacağını ifade eden bir konuşma yapmıştı. Ben bu konuşmayı önemsedim. Orada öyle konuşup da sonra rakibinin üç katı kadar oy alan bir büyükşehir belediye başkanı varken ona tuzak kurup ikinci olana mazbatayı vermeme rezaletine kalkışırlarsa söylediği bütün sözler hükümsüz hale gelmiş olur” ifadelerini kullandı.

    “VAN HALKINA SAYGILI OLMAK BOYNUMUZUN BORCU”

    Özel, şunları kaydetti:

    “Çünkü aday zamanında başvurmuş, temyiz kağıdını almış, memnu hakların iadesi hallolmuş, aylarca kampanya yapmış. Cuma akşamı saat 16.55’te, Diyarbakır’dan gidip bir başvuruyla bunu iptal ettirmek, Van halkının iradesini hiçe saymak, ona pusu kurmaktır.

    Partisi birinci parti olduğu halde ‘Erdoğan muhtar bile olamaz’ kararıyla başbakan olamıyorken CHP buna da karşı çıkmıştı” diyen Özel, “Şimdi de Van halkı üç kat fazla oy vererek birisini kendisine büyükşehir belediye başkanı seçiyorsa buna karşı saygılı olmak hepimizin boynunun borcu.

    Buna karşı yapılacak bir kumpas, ikinciye mazbata verme gibi bir rezalet Erdoğan’ın söylediği bütün sözleri hükümsüz kılar. O zaman balkonda doğru söyler, sarayda şaşar. Balkonda doğru söyler, YSK’da şaşar noktasına gelir. Bunu geçmişte İstanbul seçimlerini tekrar ederken yapmışlardı. Bedelini ağır ödediler.”

    NE OLMUŞTU?

    Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu hakları, Adalet Bakanlığı’nın seçime 2 gün kala mesai bitiminden 5 dakika önce yaptığı itiraz üzerine geri alındı.

    DEM Parti’nin açıklamasına göre 29 Mart 2024 Cuma günü mesai bitimine beş dakika Adalet Bakanlığı idari bir karar ve yazıyla, 2022 yılında memnu haklarını alan ve tüm yasal denetimlerden geçen Zeydan’ın memnu haklarına itiraz etti.

    Mahkeme aynı gün kesinleşmiş memnu hak kararını geri aldı ve memnu hak talebini reddetti. Karar henüz kesinleşmeden, itiraz ve temyiz hakkı kullanılmadan da YSK’ye bildirimde bulundu. YSK daha önce Zeydan’ın adaylığını onaylamıştı.

    Van İl Seçim Kurulu, mazbatanın seçimde yaklaşık 30 puan fark yiyen AKP’li Abdulahat Arvas’a verilmesine karar verdi. DEM Parti karara tepki göstererek itirazda bulunulduğunu bildirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Akdeniz’de binlerce yurttaş DEM Parti’nin seçim kutlamalarına katıldı- VİDEO

    Akdeniz’de binlerce yurttaş DEM Parti’nin seçim kutlamalarına katıldı- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti’nin, belediye seçimlerinde Akdeniz ilçesini kazanmasına ithafen gerçekleştirdiği seçim kutlamalarına binlerce kişi katıldı. Kutlamada konuşan Akdeniz Belediye Eş Başkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız, kirli siyaset yürütenlere en güzel cevabı halkın sandıkta verdiğini belirterek, “Söz verdiğimiz gibi belediyemizi kazandık ama işimiz bitmedi, daha yeni başlıyor” dediler.

    Mersin Akdeniz Belediyesi, gerçekleştirilen yerel seçimler sonucunda Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) kazandığı belediyelerden biri oldu.

    İki dönem boyunca Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından kazanılan ancak kayyım atamalarıyla gasp edilen, 2019 yılında da AKP yönetimine geçen Akdeniz Belediyesi, yüzde 36,92 oyla DEM Parti yönetimine geçti. Akdeniz Belediyesi’nin 7 yılın ardından yeniden kazanılmasına ithafen Akdeniz ilçesinde bulunan Şevket Sümer Mahallesi’nde büyük bir kutlama gerçekleştirildi.

    Akdeniz halkı, akın akın kutlama alanına gelirken alan saatler içinde binlerce insanla doldu. Birçok Akdenizli de kutlamaları balkonlardan, çatılardan izledi. Havai fişeklerin atıldığı, meşalelerin yakıldığı, konfetilerin patlatıldığı, zılgıtlar ve halaylar ile coşkunun doruklarda yaşandığı kutlamada sık sık “Jin, jiyan, azadî”, “Akdeniz bizimdir bizim kalacak”, “Mersin sizinle gurur duyuyor” sloganları atıldı. Gençlerin, kadınların, çocukların, her yaştan insanın katıldığı kutlama konuşmalar ile devam etti.

    “KAZANDIK, BELEDİYEMİZİ ALMAYA GELİYORUZ”

    Kutlamada ilk olarak konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Akdeniz’in eski Belediye Başkanı Muhammet Mustafa Gültak’ın seçime 2 gün kala Akdeniz Belediyesi’nin etrafını tellerle çevirdiğini anımsatarak “İşte, her şeye rağmen kazandık. Kazandık ve belediyemizi almaya geliyoruz. Helal olsun sana Akdeniz, helal olsun sana mersin. Her biji Akdeniz” diye konuştu.

    Daha sonra söz alan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Aylar önce Akdeniz bizimdir bizim olacak diyorduk sözümüzü tuttuk, Akdeniz’i aldık. Şimdi de diyoruz ki Akdeniz bizimdir bizim kalacak. DEM özgürlüğün demmi, DEM başarının demmi” dedi.

    “HALK SANDIKTA GEREKEN CEVABI VERDİ”

    Ardından söz alan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, kutlamaların Newroz coşkusuna dönüştüğünü kaydetti. Cezaevinden mücadeleyi yükselten tutuklu siyasetçilerin selamını ileten Sarıyıldız, şunları söyledi:

    “Sözlerimizi bir bir tutuyoruz. Nasıl ki kampanyanın başlangıcında işgalci Gültak’ı göndereceğiz dediysek ve gönderdiysek, bütün sözlerimizi de bu şekilde tutacağız. Halkımız 31 Mart’ta kirli siyaset yürütenlere en güzel cevabı verdi. Söz verdiğimiz gibi belediyemizi kazandık ama işimiz bitmedi, daha yeni başlıyor. Kürtlerin, Türklerin, Romanların, Arapların kardeşçe yaşadığı bu güzel kentte Türkiye’ye örnek bir belediyecilik anlayışıyla hizmet getireceğiz. Akdeniz’i barış ve kardeşlik şehri yapacak mıyız, barış diyecek miyiz? Hep birlikte verdiğimiz bütün sözlerimizi yerine getireceğiz.”

    “GASPA KARŞI SİYASETİMİZLE ALANLARDA OLACAĞIZ”

    Akdeniz Belediye Eş Başkanı Nuriye Arslan da seçim çalışmalarında yer alan herkese teşekkür ederek sözlerine başladı. Seçimler boyunca kendilerine yöneltilen kirli siyasete işaret eden Arslan, söz konusu siyasete karşı en güzel cevabın Akdeniz halkı tarafından sandıkta verildiğini belirterek şunu kaydetti:

    “Biz buradayız. Başarımızla hepinizi selamlıyoruz. Buradan Şırnak’ı da selamlıyoruz. Biliyoruz ki Şırnak’ta halkımız başarı sağladı ancak iktidar gasp siyasetiyle yeniden kazandığını söylüyor. Tüm bunlara karşı, bizler siyasetimizle alanlarda olacağız. Bu başarının sahibi olan sizler karşısında eğiliyorum. Serkeftin, serkeftin, serkeftin.”

    Kutlamalar, DEM Parti heyeti ve Akdeniz Belediye Eş Başkanlarının konuşmalarının ardından devam etti.

    PİRHA/ MERSİN

  • DEM Parti Çankaya Belediyesi Adayları: Çankaya kirli siyasete sıkışmış!-VİDEO

    DEM Parti Çankaya Belediyesi Adayları: Çankaya kirli siyasete sıkışmış!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Çankaya Belediyesi Eş Başkan Adayları Türkan Demir ve Tanju Gündüzalp PİRHA’ya konuştu. Çankaya’nın sorunlarını vurgulayan Adaylar, çözüm önerilerini sıraladılar.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 31 Mart Yerel Seçimlerine kısa bir zaman kalmışken seçim çalışmalarını yoğun bir tempoda sürdürüyor. Ankara’nın en kalabalık ilçelerinin başında gelen Çankaya, siyasi partiler için önem teşkil ediyor.
    DEM Parti Çankaya Belediyesi Eş Başkan Adayları Türkan Demir ve Tanju Gündüzalp, Çankaya bölgesinde yaşanan sorunlara ve yerel yönetim planlamalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÇANKAYA TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK İLÇELERİNDEN BİRİ”

    Çankaya’nın Ankara’nın ve Türkiye’nin en büyük ilçelerinden biri olduğunun altını çizen Türkan Demir, “Çankaya da Ankara gibi kirli havasıyla, kirli suyuyla ve boş tarım arazileriyle ve pek çok buna dayalı sorunlarını konuşabileceğimiz bir alan. Gerçekten Ankara’nın havası çok kirli. Çankaya da trafiğin çok yoğun olduğu, aracın çok yoğun olduğu bir alan. Raylı sistemin hızlı bir şekilde etkili kullanılması gerekiyor. Araçların şehir merkezinden çekilmesi gerekiyor. Boşaltılmış ve yayalaştırılmış cadde, sokak, meydanların olması gerekiyor. Hızlı ve etkili bir ağaçlandırmanın yapılması gerekiyor. Suyuyla ilgili de biliyorsunuz suyu içemiyoruz, kullanamıyoruz. Suyun hızlıca musluktan içilebilir hale getirilmesi gerekiyor ve kent çeşmeleri öneriyoruz. Çankaya bölgesinde yüzde yüz ayrıştırılmış bir çöp sistemi kurulabilir” dedi.

    “İLÇEDE YAŞAYANLARIN FİKİRLERİNİ TOPLAYARAK İLERLEMEMİZ GEREKİYOR”

    Tanju Gündüzalp, “Çankaya; Türkiye’nin batıdaki birçok belediye gibi ranta, betona, kaldırımları dahil asfalta ve kirli siyasete sıkışmış bir yer” diyerek Çankaya’nın sorunlarına işaret etti.

    Gündüzalp, şu ifadeleri kullandı:

    “964 bin nüfuslu yer sanki tek bir parçaymış gibi, tek bir yaklaşımla yönetiliyor. Halbuki her bölgesinin, her semtinin farklı ihtiyaçları var. Belediyede esas yapılması gereken kentin, ilçenin yaşayanlarının fikirlerini toplayarak ilerlemek. Gencinden çocuğuna LGBTİ+’sından kadınına, engeli olanından yaş almışına, Çankaya’nın yaşayanlarının hepsinin kenti kullanma miktarları farklı. Tüm bu öncelikli grupların hepsini ayrı ayrı gözeterek ve onlarla birlikte, onlara danışarak, onların örgütlerine, derneklerine ya da kendi kuracakları mahalle meclislerine danışarak yol almamız gerekiyor. Dolayısıyla da bizim öncelikli olarak kentin yaşayanlarıyla birlikte yönetmek, birlikte paylaşmak ve ne yaptığımızı da şeffafça ifade etmek şeklinde bir yerel yönetim anlayışımız var.

    “NE YAPTIĞIMIZI ŞEFFAFÇA İFADE EDECEK BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞIMIZ VAR”

    Yerel demokrasinin aslında kolu kanadı kırılmış olsa da önemli aparatlarından biri muhtarlıklardır. Muhtarlardan bilgi alarak değil, muhtarlar aracılığıyla mahallelerde, 123 mahallede sokak temsilcilerinden, mahalle meclisine oradan kent meclislerine, oradan da belediyede mutlaka bu konuyla ilgili kurulmuş sadece bir kişinin, bir genel başkan yardımcısının olmadığı beş on kişilik bir birimin baktığı, tüm mahallelerden gelen ihtiyaçları, istekleri, önce buranın yaşayanlarının mutluluğu ve kentin ezilen emekçilerini önceleyen, ilçenin daha az yatırım almış bölgelerini önceleyen bir belediyecilik çok önemli.”

    “MOR BAYRAKLI KADIN İŞLETMELER YAPACAĞIZ”

    Türkan Demir, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü yerel yönetim anlayışını benimsediklerini vurgulayarak, “Çankaya, uzun süredir erkekler tarafından yönetilen bir belediye. Birincisi; eş başkanlık sistemiyle, eşit temsiliyet ve kadın istihdamını önceleyerek, güçlendirilmiş Kadın Daire Başkanlığı ve LGBTİ Daire Başkanlığı kurmayı planlıyoruz. 29 ayrı daire başkanlığı var Çankaya’da ama sadece 9’unu kadınlar yönetiyor. Problem sadece bu da değil, 123 mahalleli Çankaya’da sadece 15 kreş mevcut. Bir tane sığınma evi mevcut. Dolayısıyla hem kadınlar hem LGBTİ’lerle ilgili sığınma evlerinin arttırılması gerekiyor. Bunun dışında canlı yayınlanmış belediye meclisi toplantıları önemli, yani şeffaflık. Bütün bütçesinin kentin bileşenlerinin bilgisine açılmış, ayrıntılı bilgilendirmeler yapılmış bir belediye anlayışı önceliyoruz. Bunun dışında mor bayraklı kadın işletmeleri öneriyoruz. Takas pazarlarını örgütlemek ve hep birlikte bunu yaşama geçirmek istiyoruz” diye konuştu.

    “SOKAĞI PAYLAŞTIĞIMIZ CANLILARIN HER TÜRLÜ İHTİYAÇLARINI BELEDİYELER KARŞILAMALI”

    Çankaya’nın sokak canlılarına dair de çok ciddi problemlerinin olduğunu belirten Demir, “Çankaya sokak canlılarına ilişkin sadece bir barınak aklıyla yaklaşıyor meseleye. Bunun çok büyük sıkıntı yarattığını düşünüyoruz. Birlikte hayatı, sokağı paylaştığımız canların da her türlü ihtiyacının belediyeler, yerel yönetimler tarafından giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çankaya aynı zamanda yoğun bir biçimde öğrencilerin yaşadığı bir şehir. Daha etkili bir ulaşım önerimiz var. Ulaşımın öğrenciler ve elli yaş üstü için de ücretsiz olmasını istiyoruz” diye ekledi.

    “HER MAHALLEDE YAŞAM SOKAKLARI OLUŞTURACAĞIZ”

    DEM Parti’nin Kürt illerinde büyük bir yerinden demokrasi deneyimi olduğunu ve yerel yönetimlerle ilgili deneyimlerini ve birikimini ‘Özgür Kentler’ kitapçığında bir araya getirdiğini belirten Tanju Gündüzalp, şunları kaydetti:

    “Su ve ulaşımı ucuzlaştırmak ya da ücretsizleştirmek ilk eylemlerimizden birisi olmak zorunda. Haricinde her mahallede bir yaya, yaşam sokağı oluşturmayı planlıyoruz. Yaşadığı yerin uzağına gidemeyen; yaş almışından okuldan çıkmış çocuğuna, ev emeği ile hayatını devam ettiren kadınından LGBTİ+’sına ve engeli olduğu için evinden çok uzaklaşamayanına hepsinin kullanabileceği her mahallede birer yayalaştırılmış yaşam sokağı gerekiyor. Ağaçlandırılmış, ışıklandırılmış, oturma ve oyun alanıyla gece gündüz, 24 saat yaşayan bir sokak.
    Önemli olan mahallenin insanlarının birbiriyle dayanışacağı, örgütleneceği mekanlar yapmak. Bunun için de gerekiyorsa her mahallede adım adım bir ya da iki parseli yıkıp orayı yeşil alana çevirip içine de bir tane yapı oturtup, açık alanda mahallelinin bir araya gelmesini önemsiyoruz. Buna boşaltma mimarlığı diyoruz.”

    “15 DAKİKALIK KENT PROJESİ, RANTLA KENTLERİ YÖNETMEYE ÇALIŞAN AKLA ÖRNEK OLACAK”

    Gündüzalp, ‘15 dakikalık kent’ projesi ile belirlenen bölgelerde, projenin örnek modellerini hayata geçirmek istedikleri belirterek şunları söyledi:

    “15 dakikalık kent; üç kilometre ya da on beş dakika içerisinde bir günlük ihtiyaçlarınızın hepsini karşılayabildiğiniz bir kent kurgusudur. Yani kamusal ihtiyaçlarınız, işiniz, sosyal faaliyetleriniz, eviniz, ulaşım, eğitim, sağlık hepsine ulaşabildiğiniz bir plan. Bu dünyanın birçok yerinde denenmeye ya da oturtulmaya çalışılıyor. Ama çok yeni bir konu, biz de bunun modelini üretmek istiyoruz. Bunu hemen tüm Çankaya’ya adapte etmek diye bir iddia gerçekçi olmaz ama bunu bir semtte, bir bölgede modelleyerek bir örnek yaratıp sadece rantla, sadece inşaatla kentleri yönetmeye çalışan akla karşı alternatif bir örnek üretmemiz gerekiyor.”

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

  • Dersim İttifakı bileşenleri, Esentepe Mahallesi’nde yurttaşları ziyaret etti-VİDEO

    Dersim İttifakı bileşenleri, Esentepe Mahallesi’nde yurttaşları ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim İttifakı bileşenleri ve Dersim Belediye Eş Başkan Adayları Birsen Orhan ile Cevdet Konak, seçim çalışması kapsamında Dersim’in Esentepe Mahallesi’nde yurttaşları ziyaret etti.

    31 Mart’ta yapılacak Yerel Seçim yaklaşırken, Dersim İttifakı bileşenleri seçim çalışmalarını sürdürüyor.

    Dersim İttifakı bileşenleri ve Dersim Belediye Eş Başkan Adayları Birsen Orhan ile Cevdet Konak, seçim çalışması kapsamında Dersim’in Esentepe Mahallesi’nde yurttaşları ziyaret etti. İttifak bileşenleri yürüyüşte sık sık ‘Dersim biziz kazanacağız’ sloganları attı.

    Yurttaşlar, Dersim İttifakı bileşenlerine evlerinden alkış ve zafer işaretleriyle destek verdi. Esentepe Mahallesi’ndeki seçim çalışması ittifak bileşenlerinin çektikleri halaylarla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘DEM gelirse Adalar’da devran döner’ – VİDEO

    ‘DEM gelirse Adalar’da devran döner’ – VİDEO

    PİRHA- Yerel Seçimler 31 Mart’ta yapılacak. PİRHA’ya konuşan DEM Parti Adalar Belediye Eş Başkan Adayları Kristin Selekman ve Mehmet Galip Ataş, adalar halkının sorunlarına dikkat çektiler. Çalışmalarını anlatan adaylar, kazandıkları taktirde adaların tarihi dokusunu, çok kimlikli yapısını koruyacaklarını belirterek, her adaya bir aşevi de kuracaklarını kaydettiler. 

    31 Mart 2024 Yerel Seçim çalışmaları hızla devam ediyor. İstanbul’a bağlı Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’nın bağlı olduğu Adalar İlçesi belediye başkanlığına Halkların Eşitlik ve Demokrasi (DEM) Partisi’nden aday olan Kristin Selekman ve Mehmet Galip Ataş çalışmalarına ilişkin PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.

    SELEKMAN: ADALARIN TARİHİ DOKUSUNA ZARAR GELMEMESİ İÇİN ADAY OLDUM

    35 yıldır Adalı olduğunu ve son iki yıldır Heybeliada’da ikamet ettiğini ifade eden Kristin Selekman Ermeni kimliğinin onu her zaman siyasete yakın tuttuğunu belirterek, “Burada 35 yılımız geçti. Tarihi dokunun, ekosistemin tahrif edilmeye çalışıldığını gözlemliyoruz. Bir Adalı olarak ve son iki yıldır Ada’da yaşayan biri olarak bu durum beni çok üzüyor. Ben de, adalara bir katkım olabilir, buranın tarihi dokusuna zarar gelmemesi için elimden bir şeyler gelebilir diye düşünerek aday oldum” dedi.

    “ADALARIN ÇOK KİMLİKLİ, ÇOK DİNLİ YAPISI YOK SAYILIYOR”

    Selekman, Adaların çok kimlikli, çok kültürlü, çok dilli, çok dinli yapısının yok sayıldığını belirterek şöyle devam etti:

    “Bizim parti dışında çok dilli belediyeciliği yerel yönetimlere yerleştireceğiz ibaresi kullanan hiçbir parti yok. Özellikle bizlerde kadın istihdamı çok önemli, kadın özgürlük hareketi çok önemli. Bunlarla ilgili de diğer siyasi partilerin hiçbir maddesi yok. Biz adaların kozmopolit yapısına uygun olarak çok dilli, çok kimlikli yönetimi burada yerleştirmek istiyoruz. Eş başkanlık, eşit temsiliyet ve kimliklerin eşit temsiliyetini sağlamak istiyoruz. Diyanete her sene milyonlarca lira bütçe ayırılıyor. Camiler dışındaki ibadethanelere bütçe ayrılmıyorsa diğer kimlikleri yok saymak oluyor.”

    “HER ADADA BİR AŞEVİ KURACAĞIZ”

    Adalar Belediyesi Eş Başkan Adayı Mehmet Galip Ataş ise adada ekonomik sorunları olan yurttaşların sorunlarını belediye bünyesinde çözeceklerini söyledi.

    Aktaş şunları ifade etti:

    “Burada kronikleşmiş birkaç sorun var. Bunun önde gelenlerinden bir tanesi çöp sorunu. Bir diğeri kıyılarımızın işgal altında olması. Ben hep söylüyorum Adalar işlenmemiş bir mücevher. Biz bunu işletmeye geliyoruz. Adalılarla beraber çok kimlikli, çok dilli bir belediyecilik yapmayı planlıyoruz. Ortak akılla belediyeyi yönetceğiz. Her altı ayda bir Adalılar bizi sorgulayabilir, giderlerimize bakabilir. Eş başkanımızla da konuştum belediyeden maaşımızı almayarak öğrencilere bu bütçeyle burs vermek istiyoruz. Adalar’da 450’ye yakın öğrenci var okulun yanında evi olsa bile öğle aralarında evine gidip yemeğini yiyip geri dönemiyor. Hiçbir anne baba ertesi gün çocuğunun beslenmesine ne koyacağım diye düşünmeyecek. Belediye olarak öğlen yemeklerini biz vereceğiz. Her adada bir aşevi kurmayı planlıyoruz. Herkesin evine sıcak yemek girecek. Bütün Adalılar’dan desteklerini bekliyoruz. DEM gelirse Adalar’da devran döner.”

    “ALEVİLERİN DE İNANÇLARI BASKI ALTINDA”

    DEM Parti Adalar İlçe Eş Başkanı Cemallettin Efe de Adalar’ın Aleviler için de İstanbul’daki önemli yerleşim alanları arasında olduğunun altını çizerek şunları aktardı:

    “Adaların en temel özelliklerinden biri azınlıkların burada ikamet etmesi. Burası daha önce Ermeniler’in ve Rumlar’ın yoğunlukta yaşadığı bir ilçe. 1700’lerin ortalarında ilk defa Erzincan’dan Aleviler bahçıvanlık işleri için buraya getirilmiş. Adalar’a 60’lı yıllarda çok yoğun bir göç oldu. Bu süreçte Burgazada’da bir cemevi kuruldu ve hala faaliyet gösteriyor. Burgazada’daki cemevi, sadece cemevi vazifesi görmüyor. Aynı zamanda kültürel bir merkez. Ada’nın çeşitli etnisitesinden ya da inançlarından olan insanların muhabbet ettiği, zaman zaman tiyatro ve benzeri kültürel etkinlikler gerçekleştirdiği bir yer. Büyükada’da da üç yıldır bir cemevi var. Buradaki cemevi daha çok Aleviler’in cenaze hizmetlerini yürütüyor. Aleviler de Rumlar gibi Ermeniler gibi azınlıkta olan ve inançları baskı altında tutulan bir toplum. Burada inançsal bağlamda, birbirine tolere etme kabullenme ve bunu bir zenginlik olarak görme konusunda Aleviler’in önemli bir işlevi olduğunu düşünüyorum.”

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/İSTANBUL 

  • DEM Parti Bingöl Belediye Eş Başkan adayları: Biz vaat etmiyoruz, söz veriyoruz-VİDEO

    DEM Parti Bingöl Belediye Eş Başkan adayları: Biz vaat etmiyoruz, söz veriyoruz-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Bingöl Belediye Eş Başkan adayları Aydın Bürçün ve Çiçek Ariç, projelerini PİRHA’ya anlattı. Çiçek Ariç, “Bingöl’ün sorunlarını halkımızla birlikte tartışıp, çözeceğiz” derken, Aydın Bürçün ise, “Halkımızın hayatını zorlaştıran sorunları ortadan kaldıracağız” diye konuştu.

    31 Mart Yerel Seçim çalışmaları sürerken, DEM Parti Bingöl Belediye Eş Başkan adayları Aydın Bürçün ve Çiçek Ariç, Bingöl’ün sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini PİRHA‘ya anlattılar.

    “EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİ GÖÇ”

    Bingöl’ün temel sorunun işsizlik olduğunu belirten Çiçek Ariç, “Bingöl hayvancılık ve tarım kenti olmasına rağmen şu anda tarım ve hayvancılığın bittiği bir kent. Bu durumdan dolayı da Bingöl’de 3-4 bin insanın göç ettiği söyleniliyor. Bingöl’ün en büyük sorunlarından biride göçtür. İşsizliğin olduğu yerde insanlar doğdukları ama doyamadıkları yerleri terk etmek zorunda kalıyorlar” dedi.

    Ariç, Bingöl’de su, altyapı ve üstyapı sorunları olduğunu da belirterek şunları kaydetti:

    “Bingöl küçük bir yer olmasına rağmen ulaşım sorunu var, Bingöl’de belediye otobüsü yok. Biz Bingöl halkına vaatte bulunmuyoruz, söz veriyoruz. Bingöl’de kadınların sosyal alanları yok, o yüzden biz belediyeyi kazandığımız zaman kadınlara sosyal yaşam alanları, kadın kooperatifleri, kreş yapma sözü vererek kadınları evden çıkartarak sosyal yaşam alanlarına katmak istiyoruz. Yol, köprü, altyapı gibi projeler belediyenin yapması gereken asli görevleridir ve vaat olarak verilmemesi gereken şeylerdir. Asıl belediyecilik toplumcu bir anlayışı ortaya koymaktır. Bingöl’ün sorunlarını halkımızla birlikte tartışıp, çözeceğiz.”

    “HALKIMIZIN HAYATINI ZORLAŞTIRAN SORUNLARI ORTADAN KALDIRACAĞIZ”

    Bingöl’ün deprem deprem bölgesi olduğunu vurgulayan Aydın Bürçün da “Biz belediyeye geldiğimizde öncelikli konularımızdan biri deprem konusu olacak. Deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrasına ilişkin projelerimiz olacak” dedi.

    Bürçün, Bingöl’ün dört tarafının sular ile çevrili olmasına rağmen su sorunu yaşandığını söyledi.

    Bürçün şöyle devam etti:

    “Biz belediyeye geldiğimizde su sorununu da çözeceğiz. Bingöl’de ulaşım sorunu da var ve burada belediye otobüsü yok ama biz Bingöl’ün ulaşım sorununu çözeceğiz. Gençlik merkezileri kuracağız, mahallelerde sosyal etkinlikleri artıracağız. Yürüyüş yolları ve insanların zaman geçirebileceği yeşil alanların sayısını çoğaltacağız. Kadınlara belediye bünyesinde istihdam alanları yaratacağız. Bingöl Belediyesi’ni kazandığımızda ekmek fabrikasını kuracağız ve orada kadınları istihdam edeceğiz. Bugün biz projelerimizde sosyal ve kültürel çalışmalardan bahsetmemiz gerekirken ne yazık ki 21. yüzyılda olmamıza rağmen sudan, imardan ve yeşil alandan bahsediyoruz. Biz halkımızın hayatını zorlaştıran sorunları ortadan kaldıracağız. Geri kalan projelerimizi de halkımızla beraber gerçekleştireceğiz.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/BİNGÖL

  • DEM Parti, Çocuk Seçim Beyannamesi’ni açıkladı

    DEM Parti, Çocuk Seçim Beyannamesi’ni açıkladı

    PİRHA-DEM Parti, Çocuk Seçim Beyannamesi’ni açıkladı. Beyannameyi okuyan DEM Parti Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Beritan Güneş, “Yerelin en dinamik özneleri çocuklarla bütün yaşam alanlarımızı yeniden inşaya geliyoruz. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü yeni yaşamı çocuklarla birlikte kurmaya geliyoruz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan Helin Hasret Şen Çocuk Hakları Akademisi’nde, Çocuk Seçim Beyannamesi’ni açıkladı. Açıklamaya çocuk alanında çalışan Sivil Toplum Örgütleri (STÖ), Belediye eşbaşkan adayları ve çok sayıda kişi katıldı.

    Beyannameyi partinin Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Beritan Güneş okudu. Güneş, “Demokratik siyaset zeminini yerel dinamiklerle örmeye, kentleri tüm özneleriyle yönetmeye geliyoruz! Yerelin en dinamik özneleri çocuklarla bütün yaşam alanlarımızı yeniden inşaya geliyoruz. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü yeni yaşamı çocuklarla birlikte kurmaya geliyoruz” dedi.

    “ÇOCUK KURUMLARINI YENİDEN HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

    Açıklanan beyanname şöyle:

    “* OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerle sömürge valisi gibi hareket eden kayyımlar eliyle toplumdan çalınan tüm çocuk kurumlarını yeniden hayata geçirip geliştireceğiz.

    * Çocuk politikalarını hayata geçirmek için belediyelerimizde Çocuk Politikaları Daire Başkanlığı kuracağız. Daire Başkanlığı bünyesinde oluşturulacak birimlerinde; çocukların katılım hakkı gereğince, kendi yaşamları ve yaşam alanları üzerinde söz kurabileceği, politika yapım ve karar alma süreçlerinin birer öznesi olabilecekleri demokratik siyasetin bir aracı olarak çocuk meclislerini çocuklarla birlikte yapılandıracağız.

    * Farklı yerellerde oluşan çocuk meclislerinin bir araya gelerek ortak çalışmalar yürütmesini teşvik edeceğiz. Böylece farklı yerellerdeki çocuk meclislerinin ortak gündemler etrafında toplanıp sorunların çözülmesine ilişkin kolektif aklın hayata geçirilmesine ön ayak olacağız.

    * Çocuk meclisleri bünyesinde oluşturulacak olan ‘Çocuk Danışma Kurulu’nu esas alarak çocukların yararlanabilecekleri mekânlar (park, oyun merkezleri, kütüphane vb) inşa etmenin yanı sıra, şehirleri çocuk dostu hale getireceğiz.

    * Çocuk yoksulluğuyla mücadele ve çocukların işçileştirilmesinin önüne geçmek için temel gelir güvencesi ve ona eşlik edecek ücretsiz sağlık, barınma, ulaşım gibi hakların güvence altına alınması için çalışmalar yürüteceğiz.

    “EKOLOJİK ÇOCUK KOOPERATİFFLERİ KURACAĞIZ”

    * Yaşamın özneleri olan çocukların, dayanışma ekonomisi içerisinde üretirken öğreneceği, deneyim kazanabileceği mekanizmalar olarak çocuklarla birlikte ekolojik çocuk kooperatifleri kuracağız.

    * Çocukların anadillerinde kültürel-sanatsal, bilimsel, sportif deneyimler yaşayabileceği, oyunlar oynayabileceği ve sosyalleşebileceği mekânların yaratılması için çocuklarla birlikte çocuk akademilerini hayata geçireceğiz.

    * Siyasal İslam referanslarını esas alan tarikat, cemaat ve diğer oluşumların, dini araçsallaştırarak çocukları kendi politik gündemlerinin nesnesi haline getiren pratiklerine karşı; özgürlükçü laik bir anlayışı esas alan çocuk meclisleri, çocuk akademileri, çocuk kooperatifleri gibi mekanizmalar aracılığıyla, yerinden, eşit katılım hakkıyla biçimlenmiş, yeni bir yaşamı çocuklarla beraber inşa edeceğiz.

    * Çocuk yoksulluğunu önleyici politikalar geliştireceğiz. Çocukların yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme hakkına erişimini sağlamak için her mahalleye erişilebilir gıda bankaları kuracağız.

    * Çocuk politikalarını, çocuklarla birlikte ve çocukların ihtiyaçları ile sorunlarını esas alarak geliştireceğiz. Çocuklara duyarlı bütçelemeyi hayata geçireceğiz.

    * Belediyelere ilişkin tüm yasal düzenlemelerde ‘Çocuk Etki Değerlendirmesi (ÇOED)’ uygulamasını esas alacağız.

    “ÇOCUKLAR İÇİN FARKINDALIK EĞİTİMLERİ DÜZENLEYECEĞİZ”

    * Nöroçeşitli çocukların yaşamın bütün alanlarına özgürce katılımını sağlamak için gerekli tedbirleri alarak kentleri erişilebilir hale getireceğiz.

    * Nöroçeşitli çocukların bağımsız yaşam koşullarını kazanabilmeleri adına gerekli olan ergoterapi, oyun terapisi, konuşma terapisi vb. eğitimlerin ücretsiz ve kişiselleştirilmiş olarak, sınırlama olmaksızın karşılanmasını sağlayacağız.

    * Çocuklarda her türlü bağımlılığının son bulması için önleyici ve koruyucu politikaları hayata geçireceğiz.

    * Özel savaş ve kapitalizmin yoksullaştırma politikalarından biri olarak kullanılan ve Türkiye genelinde 9 yaşa kadar inen uyuşturucu bağımlılığına son vermek için etkin politikalar üreterek aileler ve çocuklar için farkındalık eğitimleri düzenleyeceğiz.

    * Biliyoruz ki çocukların kamusal alanlarının tamamen ellerinden alınması, madde bağımlığını doğrudan etkileyen etmenlerin başında geliyor. Ancak bundan sonra aileler madde bağımlılığı konusunda kendilerini çaresiz hissetmesinler. Bağımlılıkla mücadelede demokratik kitle örgütleri, çocuk ve gençlik kurumları ile birlikte çalışarak çocukları ve gençleri bu belaya bulaştıran iktidar politikalarına karşı kendi birimlerimizi kuracağız.

    * Alanın uzmanlarından oluşan ve belediyelerimiz bünyesinde oluşturacağımız ‘Madde Bağımlılığı ile DEM Mücadele Birimi’ni 1 Nisan itibariyle halkımız tek adres olarak görebilir. Çocuk komisyonumuz bunun güvencesi ve sözü olacaktır.

    * Göçmen ve mülteci çocukların toplumsal yaşamın her alanına eşit katılımlarını sağlayacağız.

    * Evlilik adı altında çocuk istismarını önlemek için etkin bir mücadele yürütecek, farkındalık yaratıcı faaliyetleri yürüteceğiz.

    * 18 yaşına kadar tüm çocuklar için şehir içi ulaşımı ve kültürel etkinliklere katılımı ücretsiz hale getireceğiz.

    * Tüm çocuklara ve ebeveynlere ergen sağlığına dair çalışmalar yürüteceğiz.

    * Başta kız çocukları olmak üzere bütün çocukların eğitimlerini sürdürebilmeleri için ücretsiz yurt, servis ve internet hizmeti sağlayacağız.

    “ÇOCUKLAR İÇİN BİLİM, DOĞA VE KÜLTÜR MERKEZLERİ AÇACAĞIZ”

    * Çocuk bakım hizmetlerini yaygınlaştıracağız.

    * Çok dilliliği esas alan kreşler açarak çocuklara tam gün hizmet vereceğiz.

    * Sokakları, ulaşım araçlarını, parkları ve oyun alanlarını nöröçeşitli çocuklar dahil bütün çocuklar için erişilebilir ve güvenli hale getireceğiz.

    * Çocuklar için bilim, doğa ve kültür merkezleri açacağız.

    * Kolektif hafızanın yeni kuşaklara aktarımını sağlamak için çocuk oyunlarını, hikâye ve masallarını derleyeceğiz. Çocukların derlenen bu materyallere erişimi için Masal Evleri/Oyun Evleri/Mala Çirokbêjan inşa edeceğiz.

    * Kültürel asimilasyonun önüne geçmek için tüm yerellerde geleneksel ezgilerin kayıt altına alındığı ve bu ezgiler ile geleneksel sanatçıların yeni kuşaklara öğretildiği ‘Çocuk Müzik Evleri’ kuracağız.

    * Çocuklara yönelik gerçekleştirilen her türlü şiddet ve istismarı önleyici tedbirleri alacağız. Bu amaçla Çocuk ihmal ve istismarına karşı “mücadele ve danışma” birimi kurarak yetişkinlere ve çocuklara yönelik farkındalık yaratma çalışmaları yürüteceğiz.

    * Toplumda cinsiyetçi iş bölümünü pekiştiren kalıplara karşı toplumsal cinsiyet eşitliğini ve özgürlüğünü esas alan çalışmalar yürüteceğiz.

    * Çocuklarla ilgili çalışmalar yürüten sivil toplum örgütleri ve yerel dinamiklerle işbirliği yapacak ve bu kurumların faaliyetlerini destekleyeceğiz.

    * Kanunla ihtilaflı hale getirilmiş çocuklara hukuki ve psikolojik destek sağlayacağız.

    * Tüm okullarda ve köylerde gezici ve ücretsiz ağız ve diş sağlığı taraması çalışmalarını yaygınlaştıracağız, ihtiyacı olanlara ücretsiz tedavi hizmeti vereceğiz.

    * Çocuklara hizmet üreten her kurumda istihdam sağlayacağız.

    * Ülkenin deprem kuşağında olması sebebiyle, muhtemel depremlere hazırlıklı olunması adına belediyelerimizde kurulacak olan Afet Koordinasyon Biriminin çalışmalarını çocukları da esas alarak yapılandırmasını sağlayacağız. Çocuklara güvenli yaşam alanları sağlamak için yerellerimizde tüm yapıları depreme karşı dayanıklı hale getireceğiz ve güçlendireceğiz. Yeni yapıları deprem gerçeğini dikkate alacak şeffaf, denetlenebilir bir anlayışla inşa edilmesini sağlayacağız.

    * Deprem gerçekliğine ilişkin çocuklarda farkındalık yaratacak çalışmalar yürüteceğiz.

    * Çocuklarla ilgili atacağımız her adımda; başta BM Çocuk Haklarına dair Sözleşme olmak üzere, uluslararası çocuk hakları belgelerini referans alacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Halkın katılmadığı, denetlemediği, rızalık vermediği bir yönetim demokratik olamaz’

    ‘Halkın katılmadığı, denetlemediği, rızalık vermediği bir yönetim demokratik olamaz’

    PİRHA- Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanıyken Ekim 2016’da gözaltına alınıp tutuklanan Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, PİRHA’nın sorularını yanıtladı. Kışanak, Ankara halkının önüne demokratik bir seçenek sunmak için belediye başkan adayı olduğunu belirterek, “Halkın katılmadığı, denetlemediği, rızalık vermediği bir yönetim demokratik olamaz” dedi. Kışanak, Kayyım Yasası’nın değiştirilmesi için de mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. 

    Yerine kayyım atanarak 31 Ekim 2016 tarihinde tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak’ın azami tutukluluk süresi 25 Ekim 2023’te doldu ancak hala tahliye edilmedi.

    Türkiye yasalarına göre öngörülen tutukluluk süresi 2 yıl, ancak çok istisna hallerde bu süre toplamda 7 yıla çıkarılabiliyor. Gültan Kışanak için bu süre 25 Ekim’de doldu ancak hala tahliye kararı verilmiyor. Kışanak’ın tahliye edilmemesini eleştiren avukatlar “Bu hukuka karşı hiledir” diyor

    Kışanak, 30 Mart 2014’te yapılan yerel seçimde yüzde 55 oyla Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı olmuştu. Daha göreve geleli iki yıl olmuşken, 25 Ekim 2016’da gözaltına alındı, 30 Ekim’de kaçma şüphesiyle tutuklandı. Oysa soruşturma başladığında yurt dışındaydı ve ülkeye gelmişti. Tutuklanmasından 2 gün sonra, yani 1 Kasım 2016’da, Etimesgut Kaymakamı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum olarak atandı.

    2016 yılından bu yana Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutulan DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Gültan Kışanak, PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    PİRHA-Çok uzun yıllardır cezaevindesiniz, koşullarınız ve sağlık durumunuz nasıl?

    GÜLTAN KIŞANAK: Türkiye’de genel olarak cezaevlerinin hali biliniyor. F Tipi cezaevlerinin koşulları daha ağır ama iyiyim, moralim çok güçlü. Kimi kronik rahatsızlıklarım var, onlarla da başa çıkabiliyorum. İnsan hasta tutukluların durumunu düşününce kendi halinden bahsetmeye utanıyor. Bu vesileyle tüm kamuoyuna hasta tutsaklar için duyarlılık çağrısı yapmak istiyorum. Bu insani ve vicdani bir sorumluluktur, gereğini yerine getirmeliyiz. Hasta tutuklular dışarıda tedavi imkanlarına kavuşmalı.

    “HALKIMIZ OYUNU KULLANACAK, İRADESİNE SAHİP ÇIKACAK”

    -Sürekli kapatılmakla yüz yüze olan bir parti tarihiniz var. Bunu Türkiye siyasi tarihi açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun son genel seçimlerde olduğu gibi hemen seçim öncesine denk getirilmesi ne anlam içeriyor ve siyaseti, seçmeni nasıl etkiliyor?

    DEM Parti’nin takipçisi olduğu siyasal gelenek tam 34 yıldan beri baskı altında tutuluyor. Kaç parti kapatıldı. Son olarak HDP hakkında açılan kapatma davası, genel seçimlerde halkı seçeneksiz bırakmak için kullanıldı. Bu seçim sürecine de hilelerle başladılar. Güvenlik gerekçesiyle birçok il ve ilçeye binlerce “görevli seçmen” kaydırıldı. DEM partiye yönelik gözaltı operasyonlarının ardı arkası kesilmiyor. Halkı baskı altında tutup, iradesini engellemek istiyorlar. Bu seçimde iktidarın yıldırma, korkutma taktikleri bir kez daha yenilgiye uğrayacaktır. Halkımız seferberlik ruhuyla seçim çalışmalarına katılacak, oyunu kullanacak ve iradesine sahip çıkacaktır. Buna inanıyorum.

    “ANKARA HALKININ ÖNÜNE DEMOKRATİK BİR SEÇENEK SUNMAK İÇİN ADAY OLDUM”

    -DEM Parti’nin Ankara Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayı olarak gösterildiniz. Neden Ankara? Cezaevi koşullarında nasıl bir seçim çalışması yürüteceksiniz?

    Halkın gerçek sorunlarını siyasetin gündemine taşımak, konuşulmayanı konuşmak; kayyumlara, kadın haklarına yönelik saldırılara, savaş politikalarına “dur” diyecek güçlü bir muhalefet açığa çıkartabilmek için aday oldum. Siyaset iki kutba sıkıştırıldı, toplum radikal milliyetçilik kıskacına alındı.

    Ankara halkının önüne demokratik bir seçenek sunmak için aday oldum. Ayrıca siyasetin halk için, halkla birlikte yapılması gerektiğini, bir koltuk kazanma yarışı olmadığını göstermek gerekiyordu. Bu mesajları en güçlü şekilde verebileceğimiz yer cumhuriyetin başkenti Ankara’ydı. Halkımızın bu mesajları sahiplendiğini ve sandıkta güçlü bir yanıt vereceğini görüyorum. Ben mümkün olduğu kadar dışarıdaki kampanyaya mesajlarımla, röportajlarla katılmaya çalışıyorum. Ama görüyorum ki kampanyanın gerçek sahipleri siyasetin özneleri kadınlar, gençler, emekçiler ve tüm demokratlar yola çıkmış güçlü bir çalışma yürütüyor. Bana da bu emeğe ve mücadeleye layık olmak düşüyor.

    “HALKA SEÇENEKSİZ OLMADIĞINI GÖSTERMEK GEREKİYOR”

    -Yerel seçimler siyasi mahpuslara nasıl yansıyor? Onlar bu süreci nasıl değerlendiriyor?

    Seçimden seçime sürüklenme hali ve halkın gerçek sorunlarına değinmeyen muhalefet halleri herkesi epeyce bıktırmıştı. Benim adaylığım da etkili oldu herhalde, şimdi herkes canla başla kampanya için çalışıyor. Fikirleriyle, önerileriyle, mesajlarıyla bana ve kampanyaya katkı sunuyorlar.
    Aramızda birkaç ay önce tutuklanıp gelenler de var. Onlar dışarıda da bir bıkkınlık olduğunu söylüyor. 25 yaşına gelmiş bir gencin AKP iktidarı dışında bir iktidar görememesi, iki kez üst üste halkın iradesine kayyum atanması, sandığa olan güveni sarsmış. Demokratik muhalefetin, halkın bir şeylerin değişeceğine inandırması ve değişim için mücadele etme kararlılığın vurgulaması gerekiyor. DEM Parti’nin seçime kendi adaylarıyla girmesi ve ön seçim yapması halkı yeniden seçimlere motive etti. Bu motivasyonun yükseltilmesi gerekiyor. Buradaki personelden gördüğüm kadarıyla iktidar yanlısı seçmende de sorunların çözüleceğine dair bir inanç kalmamış. Hatta seçimden sonra ekonomik krizin daha da derinleşeceğini biliyorlar. Hani ailede ‘zorba babalar’ için söylenen “kötü ama ne yapalım başımızdan eksik olmasın” yaklaşımı vardır ya, iktidar ve seçmenin hali biraz buna benziyor. Halka seçeneksiz olmadığını göstermek gerekiyor. DEM Parti’nin üçüncü yol stratejisi işte bu nedenlerle çok önemli.

    “BİZİM YEREL YÖNETİM ANLAYIŞIMIZIN TEMELİNDE KENTLİ HAKLARI YATAR”

    -DEM Parti olarak sizi diğer partilerden ayıran belediyecilik anlayışı nedir? Farklı inançlar, kimlikler, toplumsal kesimler bu yerelin içinde kendisini nasıl bulacak?

    Bu soruyu somut örnek vererek cevaplamak istiyorum. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Alevi, Sünni, Ezidi, Kürt, Türkmen, Ermeni meclis üyelerimiz vardı. Belediye meclis üyelerimizden oluşan Halklar ve İnançlar Komisyonu’muz vardı. Bu komisyonda her kimlik ve inanç grubunun temsilcileri yer alıyordu ve belediyenin tüm çalışmalarına bu komisyon aktif olarak katılıyor taleplerini, önerilerini söylüyor eleştirilerini yapıyordu. Bu çalışma kentsel hizmetlerde ayrımcılığın önüne geçtiği gibi; toplumsal uzlaşı kültürünün gelişmesine de katkı yapıyordu.

    Ben bu çalışmalar nedeniyle de yargılanıyorum. Alevi vatandaşlarımıza ücretsiz cemevi tahsis ettiğim için yargılanıyorum. IŞİD zulmünden kurtularak kentimize gelen insanların ihtiyaçlarını karşılamak için kurban bağışı kampanyası açmakla suçlanıyorum. Şeyh Said ismi bir meydana verildiği için de yargılanıyorum.

    Bizim yerel yönetim anlayışımızın temelinde kentli hakları yatar. Bir kentte yaşayan herkesin öncelikli kendi kimliğiyle, inancıyla yaşama hakkı, dilini kültürünü geliştirme ve gelecek kuşaklara devretme hakkı ve belediyenin de bu hakların kullanımı konusunda hizmet üretme görevi vardır. Ben göreve geldiğimde, ilk iş olarak halka açık sosyal formlar yaptık. Bu formlarda kentteki tüm farklı kesimleri, görüşleri, talepleri dile getirildi. Sosyal formlardan çıkan sonuçlara göre Diyarbakır Kentli Hakları Bildirgesi hazırladık. Bu bildirgede kentte yaşayan herkesin ayrımsız bir şekilde hakları sıralanıyordu ardından da belediyeye düşen görevler sıralanıyordu. Bizim yönetim anlayışımız demokratiktir, katılıma ve denetime açıktır, ekolojiktir. Kentte yaşayan tüm varlıkları haklarını korumayı esas alır; her türlü ayrımcılığa karşı mücadele etmeyi öncelik olarak kabul eder.

    “KAYYIM YASASI’NIN DEĞİŞTİRİLMESİ İÇİN MÜCADELE EDİLMELİ”

    -Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanıyken tutuklanıp hapse konuldunuz ve onlarca belediyede olduğu gibi sizin de yerinize kayyım atandı. Kayyım aklında ve politikasında ısrar ne anlama geliyor?

    Kayyım siyaseti, halkın iradesi karşısında anlamını yitirmiştir. Artık iktidarın kayyım atamaktan vazgeçeceğini düşünüyorum. Ama tüm demokrasi güçleri kayyım yasasının değiştirilmesi için güçlü bir mücadele sergilemeli. Kayyımlardan köklü kurtuluş ancak bu yasanın değişmesiyle olur. O yasa orada durduğu sürece muhalif hiçbir belediye güvende değildir.

    “MUHALİF BELEDİYELERİN KADERİ AKP İKTİDARININ KEYFİNE KALMIŞTIR”

    -Yerel yönetimler ile demokrasi ilişkisi açısından Türkiye’nin nasıl bir yerinde yönetim perspektifine ihtiyaç olduğunu düşünüyorsunuz ve bunun Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünde oynayacağı rolü nasıl izah edersiniz?

    Yerel yönetimler halkla en yakın yöntemlerdir. Halkla belediye yönetimi her gün yüz yüzedir. Bu nedenle yerelde ihtiyaçları, sorunları tespit etmek, çözüm üretmek ve hesap vermek çok daha kolaydır. Halkın yönetime doğrudan katılması mümkündür. Çağımızda artık bir ülkedeki demokrasinin kalitesi, yerel demokrasinin gücüyle ölçülüyor. Yerelde demokrasi yoksa genelde hiç olmaz. Bunu yaşadık, yaşıyoruz. Merkezi iktidar otoritesini, yerel demokrasiyi tasfiye ederek inşa etti. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik şartını imzalayan Türkiye’nin yerelin yetkilerini arttırması, merkezin vesayetini kaldırması gerekiyordu. Ancak AKP iktidarı tam tersine belediyelerin yetkilerini daha da kısıtladı. İmar yetkisinden tutalım tarihi SİT alanlarının korunmasına kadar; borçlanma yetkisinden tutalım sosyal hizmetlere kadar birçok alana bakanlıklar eliyle müdahale etti. Bununla da yetinmedi belediye kanununu değiştirerek İçişleri Bakanına seçimle iş başına gelmiş belediye başkanını ve belediye meclisini kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan görevden alma yetkisi verdi. Bu yetki merkezi iktidara verilmiş keyfiyet hakkıdır. Kayyım rezaleti bu yasaya dayanıyor. Tüm muhalif belediyelerin kaderi AKP iktidarının keyfine kalmıştır. Toplumsal tepkiyi göğüsleyeceğine göz kestirdiği an görevden alma imkanına sahiptir.

    Kendisine demokratım diyen herkes, tüm muhalefet öncelikle bu yasanın değiştirilmesi ve yerel demokrasinin yeniden inşa edilmesi için mücadele etmeli. Yerel demokrasinin önemine çarpıcı bir örnek daha vererek bu konudaki değerlendirmemi bitirmek istiyorum, çünkü epeyce geniş bir konu. Örneğin belediyeye ait bir kurumda bir çocuğa yönelik taciz suçu işlendiğinde o belediye başkanı sokağa çıkamaz, görevi bırakmak zorunda kalır. Ama sık sık iktidarın koruması altında olan çocuklara yönelik cinsel saldırı haberleri duyuyoruz. Ne oluyor? “Adli ve idari soruşturma açıldı” denilip mesele kapatılıyor. İlgili bakanı kim görecek, kim tepki gösterecek… Kamu yönetiminde halk denetimi en güçlü denetimdir. Yerelde bu denetimi yapmak mümkündür, merkezi yönetimde ise halk ancak gösterildiği kadarını görüyor. Kürt sorununun çözümü konusunda yerel demokrasi tabii ki önemli ancak tüm Türkiye için ne kadar önemli olduğunu anlamazsak, yerel demokrasi sorununu çözemeyiz. Egemenler, sanki Kürtler ayrıcalık istiyor gibi göstererek, yerel demokrasi talepleri bastırılıyor.

    “KENT YÖNETİMİNDE HALKIN RIZASI OLMALI”

    -Kent uzlaşısı neden önemli ve bunu sadece seçim ile bağlantılı düşünenler var. Sizce kent uzlaşısı nedir ve neden önemlidir?

    Kent uzlaşısı, bir kentte yaşayan insanların rızasına dayanır. Alevi inancında “rızalık” çok önemlidir. Cemlerde lokma dağıtıldıktan sonra “herkes hakkına oldu mu razı?” diye üç kez sorulur. Rızalık alınmadan tek bir lokma çiğnenmez.
    Kent yönetiminde de halkın rızası olmalı. Rızalık sürecinin aday belirleme aşamasından itibaren işletilmesi çok önemlidir. Ancak aday belirleme ve seçim süreciyle sınırlı tutulamaz. Kentteki sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, inanç grupları, farklı kimlikler, mahalle meclisleri, kadın meclisleri, ekoloji örgütleri ve aktivistler ile belediyenin birlikte çalışması gereken yapılardır. Halkın katılmadığı, denetlemediği, rızalık vermediği bir yönetim demokratik olamaz.

    “ALEVİ KADIN TUTUKLULAR OLARAK DEDE TALEP ETTİK, TALEBİMİZ KABUL EDİLMEDİ”

    -Kürt ve Kadın kimliğinizin yanısıra Alevi kimliğinizle hatta Ocak evladı olarak da biliniyorsunuz. Bu kimliğinizden hareketle Alevi toplumuna, kurum ve örgütlerine bir mesaj vermek isterseniz ne söylemek istersiniz, beklentileriniz nedir?

    Aleviler de tüm ötekiler gibi “teklik” dayatmasına karşı eşit yurttaşlık mücadelesi veriyor. Ben de bu mücadelenin bir parçasıyım. Tekçi zihniyetin baskı ve asimilasyon politikalarına karşı direniyorum, mücadele ediyorum. Ankara adaylığımda hücrede de olsam bu mücadeleyi sürdürmenin bir yolu. Bin yıllardan beri yaptıklarımız, yaşadıklarımız, öğrendiklerimiz, öğretilerimiz, inancımız, yaşam felsefemiz, yaratımlarımız, acılarımız, sevinçlerimiz bizlere bu kimliği kazandırdı. Hak yolunu, yol eyledik “Yol bir, sürek bin birdir” diyerek bu günlere geldik. Şimdi Aleviliğin kadim köklerinden koparmaya çalışıyorlar. Tekçi zihniyet, bireyi ve toplumu köklerinden koparma, iradesini yok sayma ve egemen olanın kimliğini giydirme zorbalığıdır. Bu zorbalığa karşı direnmek, Aleviliğin felsefesinde var. Biz de inancımızın gereğini yerine getiriyoruz. İçeride de aynı baskı devam ediyor. Cezaevlerinde vaiz var, manevi rehberlik yapıyor. Bakanlık “iyi hal değerlendirme kriterleri” arasında “vaizle görüşme, dini günlerde yapılan etkinliklere katılma” gibi kriterler de var. Cezaevi gözlem kurulları isterse, Alevi tutuklulara dini etkinliklere katılmadıkları için “iyi hal” vermeyebilir. Yani cezası bittiği halde cezaevinden çıkamaz. Bunun örnekleri de var.

    Geçen şubat ayında Xızır nedeniyle Alevi kadın tutuklular olarak biz de dede ile görüşme talep ettik, fakat talebimiz kabul edilmedi. Cezaevi müdürü “Bizim yapabileceğimiz bir şey yok, Bakanlığın emri” diyerek konuyu kapattı. Dilekçelerimize resmi yanıt da henüz verilmedi.

    Can olmak için cem olmak, yani birlik olmak gerekir. Hücre duvarlarının anlamı yok, bizim birliğimiz gönülden gönüle… Xızır hepimizin yar ve yardımcısı olsun.

    GÜLTAN KIŞANAK KİMDİR?

    15 Haziran 1961’de Elâzığ’da doğdu. Çocukluk ve gençlik yıllarını Elazığ’da geçirdi, lise yıllarında siyasetle ilgilenmeye başladı. Elazığ Öğretmen Okulu’nu bitirdikten sonra 1978’de Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü’ne girdi. 19 yaşında üniversite ikinci sınıf öğrencisiyken gerçekleşen 12 Eylül darbesi sırasında tutuklandı. 1980 ve 1982 yılları arasında Diyarbakır Cezaevi’nde tutuldu. İşkenceler gördü. İki yıl süren tutukluluğun ardından Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü tamamladı.

    1991’de stajyer olarak girdiği Güneş gazetesinin ardından Yeni Ülke, Özgür Gündem ve Özgür Ülke gazetelerinde gazeteci, yazı işleri müdürü ve yayın koordinatörü olarak çalıştı. 1990’lı yılların başında bir grup arkadaşı ile Toplumsal Direniş gazetesini kurdu ancak gazete fazla uzun ömürlü olmadı. 1997 yılından itibaren kadın hareketi içinde yer aldı. Diyarbakır’a dönerek kadın hakları savunucusu bir gazeteci olarak çeşitli derneklerde aktif görev yaptı. Diyarbakır Bağlar Belediyesi’nin sosyal proje danışmanı olarak çalıştı.

    2007 genel seçimlerinde Demokratik Toplum Partisi’nin desteklediği bağımsız Diyarbakır milletvekili olarak meclise seçildi. 2009 yılında Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasının ardından Barış ve Demokrasi Partisi (BDP)’ne geçti. Partinin genel başkanlığını Selahattin Demirtaş ile birlikte eş başkan sıfatıyla üstlendi. 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan 2011 Türkiye Genel Seçimleri’nde BDP’nin desteklediği bağımsız aday olarak Siirt’ten meclise seçildi.

    2014 yerel seçimlerinde BDP’den Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanı seçildi. 30 Ekim 2016’da ‘PKK üyesi olmak’ iddiasıyla tutuklandı. Yerine, Etimesgut Kaymakamı Cumali Atilla kayyım olarak atandı.
    Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan Kışanak, Kobani davasında yargılanan isimler arasında. Evli ve 1 çocuk annesidir.

    Dilan MORSÜMBÜL/PİRHA

  • TİP, Gökhan Zan’ın adaylığını geri çekti

    TİP, Gökhan Zan’ın adaylığını geri çekti

    PİRHA-TİP, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Gökhan Zan’ın adaylığını geri çektiklerini duyurdu. Yapılan açıklamada, “Partimizin asla tasvip etmeyeceği ilişkilere girdiğine dair çeşitli iddialar tarafımıza ulaşmıştır” denildi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP), Hatay Büyükşehir Belediyesi Adayı Gökhan Zan’ın adaylığını geri çektiklerini açıkladı.

    “HATAY HALKINI SEÇENEKSİZ BIRAKMAMAK İÇİN ADAY GÖSTERDİK”

    TİP’in konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunlar dile getirdi:

    “Ülkemizin yaşadığı büyük yıkımların suçlusu olan AKP’nin yerel seçimde Hatay’dan gösterdiği Büyükşehir Belediye Başkanı adayı karşısında, yine bir deprem suçlusu olan mevcut belediye başkanı Lütfü Savaş’ın Hatay halkının tüm itirazlarına rağmen yeniden aday gösterilmesi üzerine, Türkiye İşçi Partisi olarak, Hatay halkını seçeneksiz bırakmayacağımızı ilan edip Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığı için girişimlerde bulunduk. Bu girişimler sonucunda Hatay halkının çeşitli temsilcilerinin ve önde gelen kanaat önderlerinin de inisiyatifiyle deprem günlerindeki özverili çalışmasıyla tanınan eski milli futbolcu, Hataylı spor insanı Gökhan Zan ortak bir iradeyle önerilen isim oldu. Partimiz ise “Hatay İttifakı” olarak adlandırılan bu iradeye saygı duyduğunu belirtti ve partimizin üyesi olmayan Gökhan Zan’a adaylık sırasını verdi.

    “TASVİP ETMEYECEĞİMİZ İLİŞKİLER”

    Türkiye İşçi Partisi olarak, Hatay halkının iki deprem suçlusu arasında bir seçime zorlanmasının ve Lütfü Savaş’ın CHP adayı olarak dayatılmasının telafisi mümkün olmayan bir ayıp olduğunu ve acılı Hatay halkına bir hakaret anlamı taşıdığını tekrar ifade ediyoruz. Bununla birlikte, Hatay İttifakı’nın ortak aday olarak önerdiği Gökhan Zan’ın partimizin asla tasvip etmeyeceği ilişkilere girdiğine dair çeşitli iddialar tarafımıza ulaşmıştır.

    “GÖKHAN ZAN KUMPAS DİYOR

    Gökhan Zan söz konusu iddiaların kendisine yönelik bir kumpas olduğunu ve hukuki süreci başlatacağını partimize iletmiştir. Ancak, her ne kadar süreç hukuki mercilere taşınacak olsa da, en ufak bir şaibenin varlığına bile göz yummayacağımızı ve kumpas ve şantaj gibi yolları alışkanlık haline getirmiş olan düzen siyasetine olan kapanmaz mesafemizi hatırlatıyor, Gökhan Zan’ın adaylığını geri çektiğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.

    Türkiye İşçi Partisi, mücadelesini sadece ve sadece halkın gücüyle, halkın çıkarları doğrultusunda ve halkın sesini güçlendirmek amacıyla yürütür. Türkiye İşçi Partisi, alacağı her türlü kararı yetkili kurullarında alır ve kurulları aracılığıyla uygular. Türkiye İşçi Partisi, şimdiye kadar hiçbir siyasi grup ya da partiyle pazarlık ilişkisi kurmamış, bundan sonra da kurmayacaktır. Siyasetin kirli pazarlıklarla, kumpas ve şantajlarla yürütüldüğü bir ülkede temiz, dürüst ve şeffaf siyasette inat eden Türkiye İşçi Partisi olarak, ilkelerimizin üzerine hiçbir gölge düşmemesi için bugüne kadar olduğu gibi azami hassasiyeti göstereceğiz.

    “BU TABLO İÇİN ÖZÜR DİLİYORUZ”

    Başta Hatay halkına olmak üzere, Türkiye’nin gönlü TİP’ten yana atan tüm emekçilerine kararımızı duyuruyor, istemeden de olsa parçası olduğumuz bu tablo için özür diliyoruz.

    Partimiz, halka karşı işlenmiş bir suça bulaşmış hiç kimseyi desteklememeyi, dolayısıyla Hatay’da da deprem suçlarında ve yıkımda payı bulunan iktidar ve ana muhalefet adayları karşısında mücadele etmeyi ve halkımızı onlara oy vermemeye çağırmayı görev bilir.

    Mücadelemizde, haysiyetimizde, ilkelerimizde inat edeceğiz. Türkiye İşçi Partisi, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da pazarlıksız, tavizsiz, düzen siyasetinin kirli ve yozlaşmış ilişkilerinden tamamen uzak bir kimlikle yürüyüşüne devam edecektir.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim İttifakı, Pertek’te seçim bürosu açtı: Halkın karar verdiği bir yönetim kuracağız -VİDEO

    Dersim İttifakı, Pertek’te seçim bürosu açtı: Halkın karar verdiği bir yönetim kuracağız -VİDEO

    PİRHA- Dersim İttifakı, Pertek’te seçim bürosu açılışı gerçekleştirdi. AKP-MHP hükümetinin bu ülkeye kan kusturduğunu belirten DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “31 Mart’ta gireceğimiz bu seçim aslında sadece bir yerel yönetim sadece bir belediye başkanlığı seçimi değildir. Bu seçim bundan önceki tüm seçimleri aşan bir rejim seçimidir” dedi.

    Dersim İttifakı, Pertek’te seçim bürosu açılışı gerçekleştirdi. Açılışa Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, SMF MYK Üyesi Mahir Gürz, eski Dersim Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Ali Bul, Pertek Belediye Başkan adayı Kenan Çetin, Dersim İttifakı bileşenleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “HALKIN KARAR VERDİĞİ BİR YÖNETİM KURACAĞIZ”

    Pertek’i 10 yıldır AKP ve burjuva muhalefetinin yönettiğini ifade eden EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Pertek’te geleneği güçlü olan bir partiyiz. 50 yılı aşkın bir süredir bu topraklarda demokrasi, barış ve sosyalizm mücadelesini yükseltmeye çalışıyoruz. Bu süreç içerisinde pratik olarak belediye yönetiminde olduk. On yıl boyunca belediyecilik yaptık, olumlu yaptığımız şeyler yanında, eksik kaldığımız taraflar da var. Bunlardan ders çıkararak hareket ediyoruz. Eksikliklerimizi görüp ama olumlu yanlarımızı da daha da büyüteceğimize söz veriyoruz. Belediyede, halkın en üst organ olarak karar verdiği bir yönetim kurmaya çalışacağız” dedi.

    “YENİ BİR YEREL YÖNETİM MODELİ ORTAYA KOYACAĞIZ”

    AKP-MHP hükümetinin bu ülkeye kan kusturduğunu belirten DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Bu hükümet Kürt sorununu ve Alevi meselesini çözmüyor. Kendi Alevisini ve Kürdünü yaratmaya çalışıyor. 31 Mart’ta gireceğimiz bu seçim aslında sadece bir yerel yönetim, sadece bir belediye başkanlığı seçimi değildir. Bu seçim bundan önceki tüm seçimleri aşan bir rejim seçimidir. Ya biz bu seçimde gerçekten demokrasiyi seçeceğiz ya da uzun yıllar faşizme teslim olacak bu ülke. Halkın kendini ifade ettiği demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü sorunlarımıza çözüm bulmayı hedef koyan yeni bir yerel yönetim modeli açığa çıkartacağız” diye belirtti.

    YEREL YÖNETİMLERDE DAHA GÜÇLÜ OLACAĞIZ”

    Pertek’in emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin önemli merkezlerinden birisi olduğunu vurgulayan SMF MYK Üyesi Mahir Gürz, “Dersim, genel toplumsal mücadelenin bir parçası olarak emek, demokrasi ve özgürlük güçlerinin önemli bir deneyiminin de olduğu bir kent. Dolayısıyla deneyimlerimizi, eksiklerimizi, hatalarımızı görerek yerel yönetimlere daha güçlü bir biçimde görev ve sorumluluk alacağız” diye ifade etti.

    “GERÇEK ANLAMDA YOKSULU GÖZETECEĞİZ”

    İnsanlara ucuz konut imkânı yaratacaklarını dile getiren Pertek Belediye Başkan adayı Kenan Çetin, “Kadın kooperatifimizle çalışma içerisinde olacağız, feribotta stantlar açacağız. İttifak güçlerimizle bir mekanizma oluşturduk, işçi alımlarında halka gideceğiz. Gerçek anlamda yoksulu gözeteceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Mazgirt ittifak adayı Rıza Cangöz: Belediyeyi halkımızla birlikte yöneteceğiz-VİDEO

    Mazgirt ittifak adayı Rıza Cangöz: Belediyeyi halkımızla birlikte yöneteceğiz-VİDEO

    PİRHA- Dersim İttifakı Mazgirt Belediye Başkan Adayı Rıza Cangöz, Mazgirt’in AKP iktidarı tarafından tahribata uğratıldığını ve birçok sorunu olduğunu söyledi. Cangöz, “31 Mart yerel seçimlerinde Mazgirt’i kazanmamız için herkesin desteğine ihtiyacımız var. Seçimleri halkımızla birlikte kazanacağız ve Mazgirt’i halkımızla birlikte yöneteceğiz” dedi.

    Dersim’de ittifakın Mazgirt Belediye Başkan Adayı Rıza Cangöz, Mazgirt’in sorunlarını ve çözüm önerilerini PİRHA’ya anlattı.

    “MAZGİRT TARİHİ BİR KENT”

    Mazgirt’in birçok sorunu olduğunu belirten Rıza Cangöz, “Doğamız, inancımız ve kültürümüz tahribata uğratılmış” diyerek Mazgirt geçmişte Dersim’in en kalabalık ilçelerinden birisi olduğunu ifade etti. Cangöz, Mazgirt’in bugün her özelliği ile Dersim’in en zayıf ilçesinden biri haline getirildiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Mazgirt tarihi bir kent. Burada inanç türbeleri, Ermeni mezarlıkları, kiliseler, sinagoglar ve dünyanın en büyük ikinci kalesi var. Seçimi kazandığımız zaman orta vadede Mazgirt’i turizm açısından geliştirme projemiz var. Mazgirt Kalesi’ni turizme açarak teleferik ve sosyal tesis yapmayı planlıyoruz.

    Yerel yönetimi kazandığımız zaman sosyal projeler gerçekleştireceğiz. Yaşlılar, hastalar, kadınlar ve gençlerimizin sorunlarını çözeceğiz. Her evde mutlaka bir yaşlı, hasta var ve onlar zor durumda. Bu sorunlara ilişkin hasta nakil aracı, ambulans ve bakımevleri yapacağız. Bir düğmeyle bize ulaşabilecek şekilde bir sistem geliştireceğiz.

    Gençlere yönelik ise sivil toplum örgütleri ile birlikte çalışarak eğitim bursu vereceğiz. Ayrıca Mazgirt’in sokaklarını kışın çamurdan, yazın ise tozdan kurtarmak için çalışma yürüteceğiz.”

    “İLÇENİN GELİR KAYNAĞINI YÜKSELTECEĞİZ”

    Mazgirt’in coğrafi olarak verimli ve geniş bir araziye sahip olduğunu ifade eden Rıza Cangöz, “Üretim anlamında Mazgirt’te bulunan kadın kooperatifiyle işbirliği içerisinde olarak çalışmalar yürüteceğiz. Mazgirt’te önemli geçim kaynaklarından olan badem ve dut için festivaller yapılabilir. Buradaki nohut, mercimek ve fasulye üretimi için tohum bankacılığı projesi gerçekleştireceğiz. Halkımızla beraber üretim yaparak Mazgirt’i kalkındıracağız. Halkımızın büyük bir ulaşım sorunu var. Haftada iki sefer Elazığ’a araç kaldırmayı planlıyoruz. Ayrıca mahallelere de araç koyarak halkımızın Mazgirt’e gelişini kolaylaştıracağız. Böylece ilçenin gelir kaynağını da yükselteceğiz” diye belirtti.

    “SEÇİMLERİ HALKIMIZLA BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”

    Mazgirt’in AKP iktidarı tarafından tahribata uğratıldığını ifade eden Cangöz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Mazgirt bir yıkım içerisinde. O yüzden herkesin el vermesi gerekiyor. 31 Mart yerel seçimlerinde Mazgirt’i kazanmamız için herkesin desteğine ihtiyacımız var. Seçimleri halkımızla birlikte kazanacağız ve Mazgirt’i halkımızla birlikte yöneteceğiz.”

    Cihan BERK/DERSİM