Etiket: yerel seçimler

  • PSAKD Antalya Şube üyesi Panuş: Yaşanabilir bir kent istiyoruz-VİDEO

    PSAKD Antalya Şube üyesi Panuş: Yaşanabilir bir kent istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-31 Mart’ta yapılacak Yerel Seçimlere ilişkin düşüncesini ve taleplerini dile getiren PSAKD Antalya Şube üyesi Ayşe Ponuş, “Yerel yönetimlerde halkın karar alma süreçlerine mutlaka dâhil olması gerektiğini vurguladı. Panuş, “Bir partiye oy verirken benim haklarımı koruyor mu? Korumuyor mu? Seçim beyannamesini okumak projelerine bakmak gerekiyor. Okumdan ve bakmadan  rastgele oy vermemeliyiz?” dedi.

    31 Mart Yerel Seçimleri pazar günü yapılacak. Seçimlere yönelik PSAKD Antalya Şube üyesi Ayşe Ponuş, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Yerel yönetimlerin çok geniş bir hizmet alanını kapsadığını belirten PSAKD Antalya Şube üyesi Ayşe Panuş, “Ağaçların sökülmesinden kreşe kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Yerel yönetimlerden biz kadınlar ne istiyoruz?  Başta yaşanabilir yer istiyoruz. Benim yaşadığım yerde inanılmaz bir şekilde orman kıyımı var. Bağ bahçeler kesiliyor, yerine siteler, evler yapılıyor, doğa yok oluyor” dedi.

    “BELEDİYELER HERKESE RUHSAT VERİYOR, DOĞA YOK OLMAKLA KARŞI KARŞIYA”

    Kumluca’da yaşadığını, belediyenin herkese bina ruhsatı verdiğini belirten Panuş, “Dağ, taş, her yerde korkunç bir yapılaşma var. Önüne gelen herkese otel, pansiyon açsın diye ruhsat veremezsiniz. Buna dur demek gerekiyor. Belediyelerin bunu acilen çözmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Yaşadığı yerde birçok köyün olduğunu söyleyen Panuş, “Bu köylerde ulaşımda sorunlar yaşanıyor. Günün belli saatlerinde ek araçlar konularak ulaşım sorunlarını çözmek gerekir. Köy okulları kapatıldı. Tekrar bu okulların eğitime açılması çok elzem bir ihtiyaç” diye belirtti.

    “KREŞ SAYISI ÇOK YETERSİZ”

    Kreşlerin ve kadın sığınma evlerinin yetersiz sayıda olduğunu ve ihtiyaca cevap vermediğini belirten Panuş, şunları ifade etti:

    “Her mahallede kreşlerin olması şart. Bir diğer sorun kadın sığınma evleri. 100 bin nüfusu olan bir yerde sadece bir tane kreş var bunun sayısını daha da artırmak gerekiyor. Kadın şiddete uğradığı zaman ulaşabileceği hukuki ve psikolojik mekanizmalar yok. Sığınma evleri ile beraber danışma merkezleri olmalı. Kadınlar sağlığa ulaşım noktasında sıkıntı yaşıyorlar, kadın sağlığı merkezleri mutlaka açılmalı. Bütün bunlar yasada var ama uygulanmıyor.

    “YETERLİ SAYIDA HASTA BAKIM EVLERİ AÇILMALI”

    Kadınlar çalışsa bile evlerde yaşlılara ve çocuklara bakmak zorunda kalıyorlar. Yaşlı bakımevlerinin açılması gerekiyor. Norveç’te bakım evleri var. Siz istediğiniz zaman çocuğunuzu oraya bırakabiliyorsunuz. 7/24 çalışan kreşler 7/24 çalışan hasta bakım merkezleri var. Burada da bu tür merkezlerin açılması gerekiyor.”

    Ayşe Panuş, merkezi alanlarda geniş parkların olması gerektiğini vurgulayarak, “Kadınlar dışarıya çıktıkları zaman para harcamadan bile bir yerde oturup arkadaşlarıyla buluşabilmeli. Spor merkezleri olmalı” dedi.

    “KÖY OKULLARI YENİDEN EĞİTİME AÇILMALI”

    Köylerde sağlık ocakları olmadığını, kadınların sağlık problemi yaşadıklarında merkeze gelmek zorunda kaldıklarını belirten Panuş, “Belli merkezlere yakın yerlerde mutlaka kadın sağlığı merkezleri açılması gerekiyor. Kadınlar için sürekli açılan dikiş kursları, anne çocuk sağlığının ötesinde marangozluk kursu gibi, aşı kursu gibi kurslar olmalı ve bunların saatleri kadınlara uygun olmalı” diye vurguladı.

    “GECELERİ SOKAKLAR DAHA AYDINLIK OLMALI”

    İnsanların geceleri rahatlıklar sokağa çıkabilmesi için sokak aydınlatmalarını olması gerektiğini belirten Ayşe Panuş, “Birçok yerde aydınlatma yok. Çünkü geceleri aydınlık olması bizim için daha güvenilir. Kadınlar için sokaklara butonlar konulmalı. Kadın herhangi bir şekilde şiddete uğradığı ya da hayatı riskte olduğu zaman kolaylıkla polis merkezine, hastaneye ulaşmanın koşulları yaratılmalı” dedi.

    “PİKNİK ALANLARI ÇÖPTEN GEÇİLMİYOR”

    Kumluca’da herhangi bir piknik alanına gidildiğinde her yerin çöp içerisinde olduğunu belirten Panuş, şöyle devam etti:

    “Halkın söz sahibi olabilmesi için önce halkın değişmesi gerekiyor. Ormanlar çöp deryası. Buraları çöp deryasını yapan bu zihniyetin değişmesi gerekiyor. Köyler, asfalt istiyor. Oraya asfalt geldiği an ekolojiden bahsedemeyiz. Başka türlü çözüm yolları bulunmalı. Başkaları nasıl çözmüşler? Bakmak lazım. Mutlaka tabii ki halkın karar alma süreçlerine katılması gerekiyor. Gördüğüm kadarıyla Kumluca’da o kadar parti var ama ne bir tane kadın il encümen adayı ne de kadın başkan var. Bir partiye oy verirken benim haklarımı koruyor mu? Projelerine bakmam gerekiyor, okumdan rastgele oy vermemeliyiz?”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • TİP Muratpaşa Adayı Güneşhan: Halkçı ve sosyal belediyeciliği inşa edeceğiz-VİDEO

    TİP Muratpaşa Adayı Güneşhan: Halkçı ve sosyal belediyeciliği inşa edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Türkiye İşçi Partisi Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Ayfer Güneşhan, seçildiği taktirde rantçı değil halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışı inşa edeceklerini vurguladı. Çocuklara, gençlere, kadınlara, yaşlılara yönelik birçok projeleri olduğunu belirten Güneşhan, “Hep birlikte özlemini duyduğumuz, hak ettiğimiz belediyeciliği yeniden yaratmak için beraber el ele çalışacağız” dedi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Ayfer Güneşhan adaylığı açıklandığı günden beri Muratpaşa’da yoğun bir çalışma yürütüyor.

    Sosyalist bir parti olduklarını, rantçı değil, halkçı bir belediyecilik anlayışını savunduklarını belirten TİP Antalya Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Ayfer Güneşhan, “Muratpaşa’da sosyal belediyecilik anlayışı inşa edip, aday çıkardığımız bütün bölgelerde bu bilinçle ve bu ideolojiyi temsilen belediyecilik anlayışımızı gerçekleştireceğiz” dedi.

    “MURATPAŞADA HALKIMIZIN BÜTÜN İHTİYAÇLARINI GİDERECEĞİZ”

    Muratpaşa sınırları içerisinde bütün yurttaşların ihtiyaçlarının giderilmesi için herkese eşit hizmet götüreceklerini belirten Güneşhan, “Temel sorunlarına baktığımız zaman aslında 2 bölge arası sınıf farklılığı bariz bir şekilde görülüyor. Aynı şekilde hizmetin de ona göre gittiğini görüyoruz ve bu durum Muratpaşa için ciddi bir rahatsızlık yaratmaktadır” diye konuştu.

    MUTATPAŞADA ALT YAPI YOK, TEMİZLİK YOK”

    Muratpaşa’da yeterli sayıda kreşlerin olmadığını, insanların sosyalleşebilecek alanlardan yoksun olduğunu vurgulayan Güneşhan, şöyle devam etti:

    “Sokaklarına baktığımızda temizlik yok, alt yapı yok. Muratpaşa Antalya’da en çok göç alan yerler arasında geliyor ve dolayısıyla buna hazırlıklı bir ilçe olmadığını düşünüyoruz. Mevcut yönetimin de bu anlamda gerekli hazırlıkları ya da gerekli yatırımları yapmadığını düşünüyoruz.

    “MURATPAŞADA MEVCUT BELEDİYECİLİK RANT ÜZERİNDEN YAPILIYOR”

    Muratpaşa’da belli bir kesimin zenginleşmesi ve rant için yapılan bir belediyecilik anlayışı hâkim. Bunun karşısında olmak adına kadınlar, çocuklar, gençler, dezavantajlı bireyler için de Muratpaşa’da yaşayan tüm halk için olabilecek, onların yaşam koşullarını iyileştirebilecek her türlü sosyal proje ve altyapı çalışmalarıyla bu sorunları çözebilmek adına hizmet için gelebileceğimizi söylüyoruz.

    “MURATPAŞA’DA HER MAHALEYE KREŞ AÇACAĞIZ” 

    Muratpaşa’ da kreş sayısı oldukça yetersiz. Çocuklarını güvenle bırakacağı alanların az olduğunu, olan yerlerin de neredeyse aldıkları maaşları kadar olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla biz bütün mahallelere, bütün kadınların çocuklarını güvenli bir şekilde bırakabilecekleri bir kreş açalım istiyoruz. Bu kreşin de sadece mesai saati içerisinde değil, akşam da aynı şekilde hizmet verip o kadının sosyalleşebilmesi için eşiyle, ailesiyle, sevdikleriyle beraber mesai bitiminden sonra çıkabileceği çocuğunu güvenle bırakabileceği bir ortamı yaratmak istiyoruz.”

    “YÜKSEK KİRA FİYATLARINDAN DOLAYI ÖĞRENCİLERİMİZ OKULLARINA KAYITLARINI YAPTIRAMIYOR”

    Muratpaşa’nın en önemli sorunlarından bir diğerinin de barınma sorunu olduğunu belirten Güneşhan, “Özellikle öğrenci arkadaşlarımız artan kira fiyatlarından dolayı kayıtlarını dondurmak zorunda kaldılar. İlk defa üniversiteyi kazanmış ve Akdeniz Üniversitesi’ne gelme durumunda olan öğrenciler de maalesef buradaki kira fiyatlarının çok yüksek olmasından kaynaklı kayıtlarını yaptırmadılar” dedi.

    ANTALYA’DA YETERLİ SAYIDA ÖĞRENCİ YURDU YOK”

    TİP Antalya Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Ayfer Güneşhan, belediyeyi kazandıklarında yapmayı planladıkları projeleri şöyle sıraladı:

    “Antalya’da öğrencilerimizin için yeterli sayıda yurt yok, yurtlar yapacağız. Diğer temel sıkıntılarımızdan bir tanesi de engelliler sorunu. Hem engelli olan dostlarımız için hem de aileleri için rehabilite merkezleri açacağız. Birlikte yan yana gelebilecekleri sosyalleşebilecekleri sosyal tesislerin sayısını çoğaltarak bunlara psikolojik destek sağlayacağız.

    “YAŞLI HASTALARIMIZIN TEDAVİLERİNİ EVLERİNDE YAPACAĞIZ”

    Yaşlı hasta bakımında ise direkt onların evine gideceğiz. Doktorlarımızla, hemşire arkadaşlarımızla birlikte, gerek temizlik olsun, gerek sağlık olsun eğer hastanede yatmak gibi bir durumu yoksa ayakta tedavi edilmesi için evlerine hizmet götürerek gerçekleştireceğiz.

    Türkiye işçi partisi olarak bugün aday olduğumuz Muratpaşa Belediyesi’nde de diğer ilçelerimizde de aynı şekilde taşıdığımız ideolojinin temsilcisi olarak sosyal belediyecilik anlayışıyla çıktığımız bu yolda hep birlikte özlemini duyduğumuz, hak ettiğimiz belediyeciliği yeniden oluşturmak için hep beraber el ele, Oylar TİP’e, oylar Ayfer Güneşhan’a diyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • EHP, Yerel Yönetim Programını açıkladı

    EHP, Yerel Yönetim Programını açıkladı

    PİRHA- Emekçi Hareket Partisi (EHP), yerel yönetimlerde atacakları ilk adımları açıkladı. EHP, belediyelerin halk meclisleri ile yönetileceğini söyledi.

    Emekçi Hareket Partisi, yerel yönetimlerde atacakları ilk adımları açıkladı. Belediyenin halk meclisleri ile yönetileceği söylenen açıklamada halkın gıda ihtiyacını karşılamak için her mahalleye Halk Market açılacağı belirtildi. Ayrıca otopark sorununun çözümü için yeraltı otoparklarına dönüşümün gerçekleştirileceği ve kazanılan alanların yeşil alana çevrileceği açıklandı.

    EHP, İstanbul Bahçelievler’de Feyzanur Yılmaz’ı, Kağıthane’de Sibel Uzun’u, Sultangazi’de Onur Keşt’i, Ankara Yenimahalle’de Sanem Deniz Kura’ıl ve İzmir Çiğli’de Hilal Susuz’u bağımsız adayları olarak gösterdi.

    “TEK BAŞKAN DEĞİL HALK MECLİSİ YÖNETECEK”

    EHP, yaptığı açıklamada yerel yönetim projelerini şu şekilde belirtti:

    Halk, belediyeye taleplerini ileten konumda değil, kararlarıyla doğrudan etkileyen konumda olacak. Kent konseyleri, halk meclislerinin koordinasyonu olarak aktif olacak. Söz, yetki, karar gerçek anlamda halkın olacak.

    “HALKIMIZ GIDA TEKELİNDEN KURTULACAK”

    Belediye temel ihtiyaçların üretimine yönelik yatırımlar yapacak. Her mahalleye Halk Market, Halk Süt, Halk Et, Halk Lokantası girecek. Halkımız gıda tekellerinden kurtulacak, ucuz gıda ve yiyeceğe ulaşacak.

    “TÜM OTOPARKLAR YER ALTINA TAŞINACAK”
    Tüm otoparklar yer altına taşınacak. Yer üstünde tek bir otopark kalmayacak. Yer üstünde artık kaos değil huzur olacak. Yer üstünde, çocukların özgürce koşacağı, oksijene doyacağı yeşil alanlar olacak.

    “ORTAK ALANLARDA BULUŞACAĞIZ”
    Yaşam alanımız olan her binayı, her sokağı ortak alanlarla dolduracağız. Kolektif alanlarımızda tartışma kültürünü yeniden canlandıracağız. Buluşmak, vakit geçirmek için özel şirket yapılarına, AVM’lere mahkum olmayacağız.

    “BİNALAR YEŞİL ALANA KAVUŞACAK”
    Binaların çatılarını yeşil alanla ve güneş panelleriyle dolduracağız. Binalarda yeşil alana kavuşacak, enerji üretimine katkı sağlayacağız. Sürdürülebilir enerji ile hem ucuzluk sağlanacak, hem iklim kriziyle mücadele edeceğiz.

    “SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ KULLANIMINI İLÇEYE YAYACAĞIZ”
    Sürdürülebilir enerji kaynaklarınının kullanımını ilçeye yayacağız. Her yeni bina yağmur suyu toplayacak. Yağmur suyu hasadıyla şehirlerimizdeki gelecek su kıtlığına ve kuraklığa önlem geliştireceğiz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Halkımızı 31 Mart’ta Dersim İttifakı etrafında birleşmeye çağırıyoruz’-VİDEO

    ‘Halkımızı 31 Mart’ta Dersim İttifakı etrafında birleşmeye çağırıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Dersim İttifakı, Dersim merkezde ve ilçelerde seçim çalışmalarını sürdürüyor. Dersim İttifakı bileşenlerinden DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş, SMF MYK Üyesi Mahir Gürz ve EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, halka 31 Mart Yerel Seçimlerinde Dersim İttifakı etrafında birleşme çağrısında bulundu. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emek Partisi (EMEP), Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Partizan’ın yer aldığı Dersim İttifakı, kent merkezinde ve ilçelerde seçim çalışmalarını sürdürüyor.

    Dersim İttifakı bileşenlerinden DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş, SMF MYK Üyesi Mahir Gürz ve EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, seçim çalışmalarına dair değerlendirmelerde bulundu.

    “DERSİM HALKININ DEVRİMCİ GÜÇLER ETRAFINDA BİRLEŞMESİ GEREKİYOR”

    Yerel seçim çalışmalarını ittifak güçleri ile birlikte yürüttüklerini belirten DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş, “Mahalle komisyonlarının belirlediği yerlere ekipler olarak çalışmalara gidiyoruz. Belediye başkan adaylarının hem bizimle hem de kendilerine özgü çalışmaları var. Kararsız seçmenlere ilişkin belediye başkan adaylarıyla birlikte çalışma yürütüyoruz. Şu anda yaptığımız çalışmalarda karşılaştığımız atmosferde Dersim İttifakı’nın yerel seçimi kazanacağına dönük bir izlenim bizde oluştu. Dersim Türkiye’nin tek Alevi kentidir, bu kimliğimizi unutmadan sandığa gitmemiz gerekiyor. Dersim’de Alevilerin, Kürtlerin, yoksulların, emekçilerin haklarını savunan bütün siyasi partiler Dersim İttifakı çatısı altında bir araya gelmiştir. Kurulan ittifak Dersim halkının yıllardır özlemini çektiği bir tablodur. Bu siyasi hareketler bir araya gelmişse Dersim halkının da bu devrimci güçler etrafında birleşmesi gerekiyor. Halkımızı 31 Mart’ta Dersim İttifakı etrafında birleşmeye davet ediyoruz” dedi.

    “YÜKSEK OY ORANIYLA KAZANMAYI HEDEFLİYORUZ”

    İttifakın oluşum sürecinde yaşananlardan dolayı halkta olumsuz bir zemin oluştuğunu ifade eden SMF MYK Üyesi Mahir Gürz ise “Fakat gelinen aşamada Dersim İttifakı bileşenlerinin yoğun çalışma pratiğiyle birlikte Dersim halkının sorunları ve çözüm önerileri doğrultusunda son bir ayda iyi bir yol aldık. Dersim İttifakı’nın belirlediği programda mahallelerde yürüttüğümüz çalışmalarla birlikte ilk başta oluşan belirsizlik atmosferi şu anda kırılmış durumda. Dersim İttifakı’nın politik duruşuna yakışır bir şekilde 31 Mart’ta yüksek bir oy farkıyla kazanmayı hedefliyoruz. 31 Mart’ta Dersim halkının çok net bir şekilde Dersim İttifakı’nın ortaya koyduğu politik irade etrafında birleşeceği noktasında hiçbir kuşkumuz yok. Dersim halkını Dersim İttifakı etrafında birleşmeye çağırıyoruz” diye belirtti.

    “31 MART’TA TEK ADAM İKTİDARINI ZAYIFLATMAK ÖNEMLİ”

    EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, ellerinden geldiğince her ilde yerelin özgünlüğünü düşünerek en geniş demokrasi ittifakını kurma çabası içerisinde olduklarını dile getirerek şöyle devam etti:

    “Dersim açısından baktığımızda daha önceki seçimlerde ayrı giren siyasi partilerin bu seçimde yan yana gelerek Dersim İttifakı’nı oluşturduk. Seçim çalışmalarımız belediye başkan adayları ile birlikte mahallelerde evleri ziyaret ederek yüz yüze yaptığımız çalışmalarla devam ediyor. Yaptığımız çalışmalarda halkımızın hem takdiri hem de eleştirileriyle karşılaşıyoruz. Halkımızın eleştirileri bizim açımızdan iyi çünkü böylece hatalarımızdan ders çıkararak iyi yaptığımız şeyleri geliştireceğimize inanıyoruz. Dersim İttifakı olarak temel anlayışımız halkın kendi seçme ve seçilme hakkına sahip çıkarak halkın kendi iradesini yerel yönetime yansıtma hedefindeyiz. 31 Mart seçimleri ile birlikte tek adam iktidarını zayıflatmak önemli. Halkımızı, Dersim merkez ve ilçelerde kurduğumuz Dersim İttifakı adaylarına oy vermeye ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • DEM Parti Belediye Eş Başkan adayları: Karakoçan’ın çok sorunu var, çözeceğiz-VİDEO

    DEM Parti Belediye Eş Başkan adayları: Karakoçan’ın çok sorunu var, çözeceğiz-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Karakoçan Belediyesi Eş Başkan adayları Songül Düzgün ve Cafer Oğur, çalışmalarını projelerini PİRHA’ya anlattı. Songül Düzgün, “Bu coğrafyayı gençler için yaşanabilecek bir duruma getireceğiz” derken, Cafer Oğur ise, “Halkımızla belediyeyi yöneterek, Karakoçan’ın sorunlarını gidereceğiz” diye konuştu. Adaylar, iktidarın Karakoçan’a hayali seçmen getirdiğini de kaydettiler. 

    31 Mart Yerel Seçim çalışmaları sürerken, DEM Parti Karakoçan Belediyesi Eş Başkan adayları Songül Düzgün ve Cafer Oğur, Karakoçan’ın sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini PİRHA‘ya anlattılar.

    “KARAKOÇANLILAR, AYRIM YAPILMADAN HİZMET YAPILMASINI İSTİYOR”

    İnsanlar arasında ayrım yapılmasının en temel sorun olduğunu ifade eden Karakoçan Belediyesi Eş Başkan Adayı Songül Düzgün, “Halkın en büyük isteği ayrım yapılmadan hizmet yapılması. Karakoçan’da altyapı sorunu, gençlerin kendilerine ait sosyal alanının olmaması, gençlerin göç etmek zorunda kalması, gençlerin madde bağımlılığı ve sistemin kadınları dört duvar arasına sıkıştırması en önemli sorunlar. Biz de bu sorunları çözmek istiyoruz” dedi.

    KADINLARA VE ÇOCUKLARA DÖNÜK PROJELER

    Kadınlara yönelik belediye bünyesinde kadın birimleri, kadın kooperatifleri ve kadın atölyeleri oluşturmaya dönük projeleri olduğunu belirten Düzgün şunları kaydetti:

    “Çocukların da zaman geçirebilecekleri, eğlenebilecekleri ve kendilerini geliştirebilecekleri alanlar yok. Belediye bünyesinde kreş ve gündüz bakım evinin yapılmasına yönelik bir projemiz var. Karakoçan’da mahallerimizde su sorunu yaşanıyor. Mevcut belediyenin bazen günlerce mahallelerimize su götürmediğini biliyoruz. İnsanlar evlerine su götüremediğini ve ağaçlarının kuruduğunu söylüyorlar. Biz de bu soruna ilişkin her mahalleye bir çeşme projesi gerçekleştireceğiz. Böylece insanlar su sorunu giderilene kadar mağduriyet yaşamayacaklar.”

    “GENÇLERİMİZİ KARAKOÇAN’DA TUTACAĞIZ”

    Ana dil konusuna da değinen Songül Düzgün, “2014 yılında belediyeyi aldığımızda yaptığımız gibi yeniden dil kursları açarak ana dilimizin unutulmaması için projemiz var. Kültürel anlamda erbane, bağlama, gitar ve kültürel oyunlarımızın oynandığı tiyatroların yapılacağı alanlara dönük projelerimiz var. Gençler hem ekonomik hem de siyasal olaylardan kaynaklı buradan başka yerlere göç ediyor. Karakoçanlı birçok iş insanımız var, burada iş istihdamı sağlayarak gençlerimizi Karakoçan’da tutacağız. Gençlere sosyal alanlar yarattığımız zaman başka yerlere göç etmek zorunda kalmayacaklar. Bu coğrafyayı gençler için yaşanabilecek bir duruma getireceğiz” dedi.

    “KARAKOÇAN HALKI OY KULLANSIN, KENTİ KADERİNE TERK ETMEYELİM”

    Karakoçan’ın değişim istediğini vurgulayan Songül Düzgün, “İktidar, Karakoçan’a oy taşıma yapıyor. Karakoçan’ın kaderini burada yaşamayan insanlar değil Karakoçan halkı belirlemeli. O yüzden bütün Karakoçanlılar 31 Mart günü gidip oylarını kullansınlar ve bu kenti kendi kaderine terk etmesinler” ifadelerini kullandı.

    “KARAKOÇAN’IN ÇOK SORUNU VAR”

    Karakoçan’da çok sorun olduğunu belirten Karakoçan Belediyesi Eş Başkan Cafer Oğur ise “Yıllardır Karakoçan’ı yönetenler hep rant peşinde koştular. Yılardır Karakoçan’ı yönetenler buraya hiçbir hizmet yapmadı. Karakoçan’ın altyapısı, üst yapısı kaldırımları, yolları büyük bir sorun. 2024 yılındayız ama Karakoçan’da sık sık elektrik kesintileri yaşanıyor. Yağmur yağdığı zaman sokaklar sele dönüşüyor. Seçimi kazandığımızda önümüzde büyük sorunlar olduğunu biliyoruz. Ama biz Karakoçan’ın sorunlarını çözmek için geliyoruz. Halkımızla belediyeyi yöneterek, Karakoçan’ın sorunlarını gidereceğiz. Çünkü biz çalmak için değil gerçek anlamda belediyecilik olarak halkın olanı halka vermeye geliyoruz” dedi.

    “TARIM VE HAYVANCILIĞI GELİŞTİRECEĞİZ”

    Karakoçan’ın fay hattı üzerinde olduğunu belirten Oğur, şöyle devam etti:

    “Karakoçan depremle yüz yüze olan bir kent. Ancak bugüne kadar yapılan binalar, verilen imar izinlerinin hiçbirisi depreme dayanıklı değil. Karakoçan’da deprem için toplanma yerleri yok, belediyeyi yönetenler şimdiye kadar depremle ilgili hiçbir önlem almamış. Biz belediyeyi kazandığımızda depremle ilgili adımlar atacağız. Karakoçan tarım ve hayvancılıkla geçinen bir yerdir. Her tarafta şeker pancarı, buğday, arpa ve mısır ekiliyordu ama şu anda iktidar tarımı bitirme noktasına getirdi. O yüzden insanlar tarım ve hayvancılıktan uzaklaşmış durumda. Bizim en büyük iddialarımızdan biri de Karakoçan’da tarım ve hayvancılığı geliştirmek.”

    İKTİDARIN KARAKOÇAN’A HAYALİ SEÇMEN GETİRMESİ

    İktidarın dışarından Karakoçan’a asker, polis ve seçmen getirdiğini söyleyen Cafer Oğur, “Bu hayali seçmenlere karşı bizim mutlaka bir cevabımızın olması lazım. Karakoçan’ın iradesini bir saatliğine gelip burada oy kullanacak Yozgatlı, Afyonlu, Ankaralı, Maraşlı insanlar belirlemesinler. Bütün Karakoçanlılara, 31 Mart’ta Karakoçan’ın iradesini Karakoçan’a teslim etmesi çağrısında bulunuyorum.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/ELAZIĞ

  • CHP’nin adayı Kotan: 41 projeyi Konyaaltı halkının önerileriyle hazırladık-VİDEO

    CHP’nin adayı Kotan: 41 projeyi Konyaaltı halkının önerileriyle hazırladık-VİDEO

    PİRHA-Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Cem Kotan, seçildiği taktirde Konyaaltı’nı halkla birlikte yöneteceğini vurguladı. 41 projenin tamamının Konyaaltı’nda yaşayan halkın önerileri doğrultusunda hazırlandığını belirten Kotan, Alevi Bektaşi Cemevi Derneği’nin de yaptıkları etkinliklerde belediyeden izin almasına gerek olmadığını kaydetti. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Cem Kotan, adaylığı açıklandığı günden beri Konyaaltı’nda yoğun ve tempolu bir çalışma yürütüyor.

    41 yaşında 1 çocuk babası Kotan, 30 yıldır Antalya’da yaşıyor. Kotan, “20 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir dönem gençlik kolları başkanlığı, kurultay delegeliği ve 2010- 2019 yılları arasında Muratpaşa Belediyesi Meclis Üyeliği, 2019- 2024 yılları arasında da yine büyükşehir belediyesinde önemli görevlerde bulundum” dedi.

    “BEN BİR BELEDİYECİYİM”

    10 yıldır belediyenin içerisinde olan biri olarak Selçuk Üniversitesi Yerel Yönetimler ve Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu olduğunu belirten Cem Kotan, “Hem bu işin mutfağında bulundum, hem de akademik olarak okullarını okudum. Ben bir belediyeciyim. Benim mesleğim bu. Yeri geldi bürokrat, yeri geldi işçi olarak çalıştım. Bir emekçi olarak belediyeden ayrılarak belediye başkanı adayı oldum” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in takdiriyle belediye başkanlığına aday gösterildiğini vurgulayan Kotan, “Ocak ayının 11’nde seçim çalışması başladı. 2 aydan bu yana bu seçim çalışmalarını yapıyoruz” dedi.

    “EKONOMİNİN BOZULMASI İLE BİRLİKTE BELEDİYELERİN YÜKLERİ DE AĞIRLAŞTI”

    Ekonominin bozulması ile birlikte belediyelerin yüklerinin daha da ağırlaştığını belirten Kotan, şunları kaydetti:

    “20 yıl önce belediyeler yol alt yapı, üst yapı noktasında hizmet ederken, ekonominin kötüleşmesiyle birlikte belediyelerimiz daha çok sosyal anlamda görev yapmak durumunda kaldı. Yaşlılarla, çocuklarla ilgili projeler geliştirmek zorunda kaldılar. Belediyelere baktığın zaman iktidarın yarattığı durumdan kaynaklı olarak belediyelere birçok görev düştü. Konyaaltı’nda ve Antalya’da sosyal politikalar üzerinden yapılan belediye hizmetlerini daha da genişletmeyi düşünüyoruz. Kreşlerimiz var ancak çocuklarımız için açılan kreşleri iki katına çıkaracağız. Çünkü çok büyük bir ihtiyaç. Şu anda çocuklarımızın 3 yaşını doldurduktan sonra kreşe gitmesi gerekiyor. Kreş ücretlerinin ne kadar yükseldiğini biliyoruz. O yüzden bütün ailelerin ulaşması için kreşi iki katına çıkaracağız.”

    “GÖREVE GELİR GELMEZ İLK İŞİMİZ ÖĞRENCİLERİN BARINMA SORUNUNU ÇÖZMEK”

    Üniversite öğrencilerinin en büyük sorununun barınma sorunu olduğunu belirten Kotan, “Öğrencilerin barınma sorununu gidermek için göreve geldikten sonra hemen bir yurt yapmayı istiyoruz. Aslında yurtlarımız var, bunu daha da genişletmeyi düşünüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediyelerinde uygulanan üniversite öğrencilerimiz için ücretsiz ya da minimum ücretli lokantalar ve yemekhaneler açmak istiyoruz. Yemekhaneleri sadece öğrencilerimiz için değil, dar gelirli vatandaşlarımızın için de düşünüyoruz” dedi.

    “YENİ ANNE OLAN KADINLAR İÇİN YEMEK VE TEMİZLİK HİZMETİ GÖTÜRMEK İSTİYORUZ”

    Yeni anne olan Konyaaltı’nda yaşayan kadınlar için belli bir süre yemek ihtiyaçlarını da gidermeyi düşündüklerini belirten Cem Kotan, “Yemeklerin yanında temizlik hizmetlerini de götürmek istiyoruz. Çocuk parklarını daha güvenli hale getirmek için güvenlik kameraları taktırmak ve yaz aylarında sıcaktan korunmaları için gölgelendirme yapmak istiyoruz” diye konuştu.

    “KONYAALTINDA KADINLAR İÇİN HOBİ ATÖLYELERİ KURACAĞIZ”

    Cem Kotan, yapmayı planladıkları projeleri şöyle sıraladı:

    “Hayvan severler için, vefat eden hayvanlar için can dostlar mezarlığı yapacağız. 41 tane projemiz var. Yine yaşlılarımız için alzheimer merkezi açmak istiyoruz. Bu 41 projeye bakıldığında toplumun ihtiyacı olan ve çocuğumuzdan yaşlısına kadar hepsinin hayatına etki edebilecek projeler. Engelliler için hobi bahçesi açmak istiyoruz. Down sendromlu hastamızdan, otizm hastası olan insanlarımıza kadar hizmet etmek istiyoruz. En iyi yolları, en iyi kaldırımları en iyi parkları, kapalı yüzme havuzu, spor salonu ve bunun yanında en iyi sosyal demokrat belediyeciliği de yapacağız.”

    “MUHTARLAR MECLİSİ’Nİ KURACAĞIZ”

    Seçim bittikten sonra Muhtarlar Meclisi’ni oluşturacaklarını belirten Kotan, “39 mahalle muhtarımızı 3 ayda bir toplayarak belediye meclisinde olduğu gibi Muhtarlar Meclisi kuracağız. Mahallelerimizin sorunlarını dinleyeceğiz. Belediyeye geldiğimizde biz 3 ay boyunca hangi hizmetleri yaptığımızı muhtarlarımızı anlatacağız. Muhtarlarımız da bize 3 ay önce geldiklerinde bahsettikleri sorunların hallolup hallolmadığı noktasında bizden hesap soracaklar, biz de onlara hesap vereceğiz” şeklinde ifade etti.

    “YILDA 2-3 DEFA MAHALLE HALKIYLA TOPLANTILAR YAPACAĞIZ”

    Cem Kotan, seçildikten sonra mahalle toplantıları yapacaklarını da belirterek, şunları ifade etti:

    “Mahallemizin sorunlarıyla alakalı senede en az 2 veya 3 defa toplantılar yapıp çözümlerini birlikte bulacağız. Ben yaptım değil, biz yaptık cümlesi çok değerlidir. Çünkü katılımcı bir belediyecilik anlayışı bizim için çok önemli. Çünkü biz yetkilerimizi onlarla paylaşacağız. Bu benim için çok değerli. Konyaaltı eğitim noktasında da kültür noktasında da çok zengin bir yer. Konyaaltı halkı sorgulayan, araştıran insanların bulunduğu bir yer. Şu anda çocuklar kurulan etüt merkezlerinden yararlanıyorlar ancak göreve geldiğimiz zaman bunları daha da genişleteceğiz.”

    “KARATEPE KÖYÜ’NÜN CEMEVİ ARSA SORUNUNU ÇÖZECEĞİZ”

    Konyaaltı’nda Karatepe Mahallesi’nde (Karatepe Köyü) cemevi yeri olmadığı için okul binasının kullanılmasına ilişkin de “Semih Başkan (Semih Esen) Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkanı. Ben de şu anda Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkan adayıyım. Semih başkanın verdiği söz bizim sözümüz. Seçilirsek sorunun çözümü için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    “KONYAALTI CEMEVİ,YAPACAKLARI ETKİNLİKLER İÇİN BİZDEN İZİN ALMASINA GEREK YOK”

    Alevi Bektaşi Cemevi Derneği’nin herhangi bir etkinlik yapıldığında belediyeyeye bilgi vermek zorunda kalmasını da değerlendiren Cem Kotan, “Öncelikle cemevi ile ilgili yasal düzenlemeye bakmak lazım. Bir etkinlik yaptıklarında bizden izin almalarına gerek yok. Karar aldıklarında biz de kendilerinin yanlarında olacağız” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Kenanoğlu: Gültan Kışanak’ın serbest bırakılıp seçim çalışmalarına katılmasını bekliyoruz-VİDEO

    Kenanoğlu: Gültan Kışanak’ın serbest bırakılıp seçim çalışmalarına katılmasını bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA- 27. Dönem Milletvekili Ali Kenanoğlu, DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Gültan Kışanak’ın serbest bırakılması için çağrı yaptı. Kenanoğlu, “Gültan Kışanak’ın bir an önce serbest bırakılmasını ve Ankara’daki seçim çalışmalarına katılmasını bekliyoruz. Gültan Kışanak yalnız değildir” dedi.

    Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, 6-8 Ekim 2014’te IŞİD’in saldırılarına karşı yapılan eylemler gerekçe gösterilerek Kobani Davası kapsamında tutuklanmıştı. 7 Yıllık uzun tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmeyen Gültan Kışanak, DEM Parti’nin Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı olarak gösterildi.

    1. dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da Gültan Kışanak’ın serbest bırakılması için çağrı yaptı.

    “GÜLTAN KIŞANAK YALNIZ DEĞİLDİR”

    Gültan Kışanak’ın DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı olduğunu, ancak haksız bir şekilde 7 yıldır cezaevinde tutulduğunu söyleyen Ali Kenanoğlu, “Hakkında bir hüküm verilmemesine rağmen 7 yıldır cezaevinde. Uzun tutukluluk süresi dolduğu halde serbest bırakılmıyor. Aday olduğu kentte seçim çalışmalarına katılamıyor ve cezaevinde olanaksızlıklar içerisinde adaylık sürecini yürütmeye çalışıyor. Gültan Kışanak Kürt kimliğinin yanı sıra kadın ve Alevi kimliğine de sahip çıkan birisi. Gültan Kışanak, ayrıca bir ocak evladı. Siyasi hayatı boyunca Alevi hak mücadelesini dert edinmiş ve bu konuda çalışmalar yürütmüştür. Alevi toplumunun bireyleri olarak Gültan Kışanak’ın bir an önce serbest bırakılmasını ve Ankara’daki seçim çalışmalarına katılmasını bekliyoruz. Gültan Kışanak yalnız değildir” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • KESK, 31 Mart’a giderken ‘Seçim Tutum Belgesi’ni açıkladı- VİDEO

    KESK, 31 Mart’a giderken ‘Seçim Tutum Belgesi’ni açıkladı- VİDEO

    PİRHA- 31 Mart Yerel Seçimlerine giderken KESK, ‘Seçim Tutum Belgesi’ni açıkladı. Konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Konfederasyonumuz, devletin ve sermayenin mutlak iktidarına, toplumun ve doğanın talan edilerek nesneleştirilmesine, insanın ve toplumun güvencesiz kılınmasına, yaşam alanlarımız üzerinde denetim kurulmasına karşı emek ve demokrasi mücadelesini bir arada yürütmeyi esas almaktadır” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Genel Meclis üyelerinin katılımıyla basın toplantısı düzenledi.

    31 Mart Yerel Seçimlerine dönük tutumunu açıklayan KESK, “2024 yerel seçimlerine doğru giderken derinleşen yönetememe krizinden çıkamayan iktidar bloğu, seçim alanlarında demagojik söylem ve milliyetçilik yarışı üzerinden tehlikeli ayrışmalara neden olmaktadır” vurgusunu yaptı.

    “YEREL SEÇİMLER KAMU EMEKÇİLERİNİ YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR”

    KESK’in tutum belgesini, KESK Eş Başkanı Ayfer Koçak okudu. Yerel seçimlerin kamu emekçilerini yakından İlgilendirdiğini belirten Koçak, şu açıklamayı yaptı:

    “Tüzüğümüzde de yer aldığı üzere; konfederasyonumuz devletin ve sermayenin mutlak iktidarına, toplumun ve doğanın talan edilerek nesneleştirilmesine, insanın ve toplumun güvencesiz kılınmasına, piyasanın dokunulmazlık zırhına büründürülmesine, yaşam alanlarımız üzerinde denetim kurulmasına karşı emek ve demokrasi mücadelesini bir arada yürütmeyi esas almaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini ve özgürlüğü, sermayeden ve devletten bağımsız sendikacılığı savunmakta, söz-yetki-kararı gerçek sahipleri olan emekçilere, halklarımıza verilmesi mücadelesini yürütmektedir. Eşit ve özgür yurttaşlığı yeni anayasanın esası olarak gören, düşünce ve ifade özgürlüğünü, bilimselliği, laikliği vazgeçilmez ilke olarak kabul eden, farklılıklarımızla birlikte yeni bir yaşamı inşa eden bir anlayışı savunmaktadır.

    Kuruluşundan bugüne sendikal hak ve özgürlükler mücadelesini ülkemizin emek, demokrasi, eşitlik, laiklik, özgürlük ve barış mücadelesinin ayrılmaz bir parçası kabul eden Konfederasyonumuz; demokratik dönüşümün ve toplumsal demokrasinin pratikleşme alanı olan yerel yönetimlerin emekten yana, demokratik, katılımcı, şeffaf, toplumsal cinsiyet eşitliğini odağına alan, özgürlükçü ve ekolojik bir biçimde yeniden yapılanmasını en temel ilkelerden biri olarak kabul etmektedir.”

    KESK SEÇİM TUTUMUNU AÇIKLADI!

    Koçak, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde KESK’in tutumunu şu şekilde sıraladı:

    Emekçilerin demokratik, ekonomik, sosyal ve özlük haklarına öncelik vererek çalışanları gözeten,

    Başta toplu sözleşme ve grev hakkı olmak üzere emekçilerin sendikal hak ve özgürlüklerini tanıyan,

    Tüm yönetim düzeylerinde kadınların eşit temsiliyetini esas alan,

    Kentlerin toplumsal mülkiyeti olan kamusal alanları sermayenin değil, toplum ve halk yararına kullanan,

    Barınma ihtiyacını karşılamak üzere başta öğrenciler olmak üzere engelliler, yaşlılar, kadınlar, işsizler vb. toplumun dezavantajlı kesimlerine yönelik konut ve sosyal alanların inşasına gerekli bütçeyi ayıran,

    Depreme ve afetlere dirençli konut inşa eden,

    Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla eksiksiz bir biçimde yaşama geçirilmesi gerektiğine inanan, yerel düzeyde bunun gereklerini yerine getiren,

    Karar alma ve denetleme mekanizmalarında gerçek katılımcılığı ve şeffaflığı gözeterek, yönetimleri halkın katılımına açan ve “geri çağırma” ilkesini kabul eden,

    Eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaklaşım üzerinden çok kültürlü, çok dilli ve çok kimlikli yaşamı birer zenginlik olarak görerek birlikte yaşamı temel alan, kamusal hizmetleri herkes tarafından ulaşılabilir, nitelikli, eşit, parasız ve anadilinde sunan;

    Yurttaşlar arasında kan bağı, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, din veya inanca dayalı hiçbir ayrımcılığa izin vermeyerek; yerelleri eşitlik idealinin yaygınlaşma alanları olarak gören,

    Yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocukların toplumsal yaşama katılımını artırmaya yönelik ücretsiz sosyal ve kültürel tesisler ile kreşler, bakımevleri ve eğitim merkezleri oluşturmayı hedefleyen,

    Ulaşım, temiz su, alt yapı, ısınma, çöp vb. hizmetlerin halka doğrudan, sürekli, nitelikli ve ücretsiz ulaştırılmasını birincil görevi olarak gören,

    Ormanları, mera ve yaylaları betonlaşmaya, talan ve ranta karşı imara kapatan,

    Kentsel dönüşüm vb. uygulamaları rant ve talan aracı olarak değil, değişik kültürlerden insanların beraber yaşayabilecekleri bir kent algısı üzerinden ele alan,

    Hayvanları ölüme terk eden her türlü barınağı, parkı vb. kapatan, hayvan haklarını savunup gereğini yapan,

    Demokratik ve katılımcı bir yerel yönetim anlayışının öncelikle il genel ve belediye meclislerinde karşılık bulması gerektiğine inanan, gereğini yerine getiren,

    Yerel yönetimleri birer şirket olarak değil, halka hizmet veren kurumlar olarak gören ve yerel hizmetlerin verilmesinde kar değil, toplumsal yararı esas alan,

    Yerel hizmetlerin sunumunda özelleştirme ve taşeronlaştırmaya karşı çıkan,

    Tarikat ve cemaat yapılarına karşı mücadelede yerel yönetimlerin önemini kavrayan ve bu ve benzeri yapılara karşı geleceğimiz olan çocuklarımızın hayatına sahip çıkmayı ve mücadele etmeyi önüne hedef olarak koyan,

    Yerel yönetimlerin bütün plan ve uygulamalarını toplum merkezli, eşitlikçi ve demokratik bir biçimde hazırlamayı ve uygulamanın her aşamasında,  sokak, mahalle ve kent meclislerine şeffaf bir şekilde hesap vermeyi taahhüt eden,

    Bütçe hakkı kapsamında katılımcı, şeffaf, hesap verilebilir, toplumsal cinsiyete duyarlı ve ekolojik bütçe oluşturma süreçlerini işleten,

    Üretimden tüketime kadar bütün toplumsal süreçlerin adil, eşit ve demokratik işleyişini savunan,

    Yerel yönetimleri, doğa insan yabancılaşmasının aşılmasının temel alanı olarak kabul edip, her düzeyde “tavizsiz” bir şekilde ekolojik yerel yönetim anlayışını esas alan,

    Yerellerde yaşayan halkı evrensel kültür ve gelişmelerle buluşturmaya yönelik sosyal ve kültürel katılım projeleri oluşturmayı hedefleyen,

    Mülteci, sığınmacı ve göçmenlere yönelik ayrımcılığın son bulması ve haklarını kullanmaları önündeki engellerin kaldırılması için mücadele eden, anlayış ve programların taşıyıcısı adaylara oy verilmesini savunmaktadır!

    PİRHA/ANKARA

  • Pertek ittifak adayı Kenan Çetin: Sorunları çözen bir belediye anlayışını kuracağız-VİDEO

    Pertek ittifak adayı Kenan Çetin: Sorunları çözen bir belediye anlayışını kuracağız-VİDEO

    PİRHA-Dersim İttifakı Pertek Belediye Başkan adayı Kenan Çetin, halkla birlikte şu anda yakın, orta ve uzun vadede yapılacakları planladıklarını söyledi. Çetin, “Tarihine, inancına, diline, kültürüne sahip çıkan bir belediye yönetimi olacak. Sorunla karşılaştığında sorunla boğuşan değil de çözümüyle uğraşan bir belediye anlayışını kuracağız” dedi.

    Dersim’de ittifakın Pertek Belediye Başkan Adayı Kenan Çetin, Pertek’in sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini anlattı.

    “DERSİM’DE DEPREM GERÇEKLİĞİ VAR”

    2004 ile 2014 yılları arasında belediye başkanı olduğunda arıtma tesisiyle ilgili Su, Kanalizasyon ve Altyapı Projesi’ne başvuru yaptıklarını ifade eden Kenan Çetin, “O dönem % 75 hibe hakkı kazanmıştık ancak sonraki dönemler için bu proje yapılmadı. Katı atıkla ilgili tartışma sürüyor Pertek Belediyesi o projeden çekildi. Biz çöple ilgili geri dönüşümü evlerden başlayarak daha profesyonel şekilde yapmayı planlıyoruz. Dersim’de deprem gerçekliği var. Dersim merkezde depreme ilişkin çalıştaylar, sohbetler, söyleşiler oldu. Baronun ve TMMOB’un bu konuya ilişkin yönetmelik hazırlığı Meclis’ten geçti, Pertek’te de bunun yapılması gerekiyor. Sivil toplumu ve muhataplarını da katarak depremle ilgili hangi binaların metruk olduğu, hangi binaların güçlendirilmesi gerektiğini tespit edip çalışmalar yapmamız gerekiyor” dedi.

    “2026 YILINDA DOĞALGAZ ÇALIŞMALARI BAŞLAYACAK”

    Doğalgaz konusunda yetkililerle yaptıkları görüşmelerde 2025 yılı içerisinde yatırım programı sunulduğunu belirten Kenan Çetin, “Doğalgaz ile yatırım programının hayata geçmesi halinde 2026 yılında kazı işlemleri, ana hatları, döşeme işlemleri başlayacak. Sadece Pertek için değil, Çemişgezek ve Hozat için de aynı durum söz konusu. Gençlikle yaptığımız toplantılarda Pertek’te bir kütüphane ihtiyacı olduğunu söylediler, bu ihtiyacı gidereceğiz. Kadınların kooperatif girişimlerini destekleyeceğiz. El ürünleri, el sanatları, becerilerle ilgili her iki feribot günlük çalıştığı için o stantlarımızı düzenli olarak kadın kooperatifiyle takibini sağlayacağız. Tarım ve hayvancılıkla ilgili projelerimiz olacak. Geçmişte sebze ve meyve kurutma gibi projelerimizi geliştireceğiz ve bu çalışmayı ilçeye ve köylere kadar yaymayı düşünüyoruz. Çünkü 20 yıl içerisinde bazı köylerimizde nüfus kalmayacak” diye belirtti.

    “ÖĞRENCİLERE YILLIK 20 BİN TL VERMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    İkametgâhı Pertek’te olan üniversite öğrencileri ve başka yerlerde üniversiteyi kazanan Pertekli öğrencilere yıllık 20 bin TL vermeyi düşündüklerini dile getiren Kenan Çetin, şöyle devam etti:

    “Bu para zaten öğrencilerin hakkı. O yüzden nüfusa kaydolduklarında gelen ödeneğin yarısını öğrencilere aktarmış olacağız. Geçmişte 5 bin nüfusu 7 bin 500’e çıkarabilmiştik bu hedefimizi sürdüreceğiz. Şu anda 6 bin nüfusumuz var, nüfusumuzu 7-8 bine çıkarmak için kafa yoracağız. Hem göçü durdurma hem de dışarıda göç alan bir ilçeyi yaratacağız. Halkla birlikte şu anda yakın ve orta vadede uzun vadede yapılacakları planlıyoruz. Bunu halka sorarak yapıyoruz. Tarihine, inancına, diline, kültürüne sahip çıkan, işte festivali yıl boyu yapan, geçmişte yapılan sinema günleri, tiyatro günlerini devam ettiren bir belediye yönetimi olacak. Yönetim şeklimiz halk meclisinin olduğu bir yönetim şekli olacak. Sorunla boğuşan değil de çözümüyle uğraşan bir belediye anlayışını kuracağız.”

    “İTTİFAKIN YERELE DAYANMASI GEREKİYOR”

    İttifaka yönelik yerele dayanmama eleştirileri olduğunu dile getiren Kenan Çetin, “İttifakın yerele dayanması gerekiyor. Biz seçimi kazandığımızda bir sonraki 5 yılı planlamamız gerekiyor. Gördüğümüz eksikliklerde yerelin esas alınması gerekiyor. Biz bu durumu seçimden sonra değerlendireceğiz çünkü eksikliler var. Pertek’te bir toparlanma var, çalışmanın da motivasyon kazandığını görebiliyorum. Diğer partilerin çalışma ekiplerinin kalabalıklığına baktığımızda biraz daha ileride olduğumuzu düşünüyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Elazığlı yurttaşlar: Belediye başkanlarından hizmet etmesini istiyoruz-VİDEO

    Elazığlı yurttaşlar: Belediye başkanlarından hizmet etmesini istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Belediye başkan adaylarının halktan oy istediğini ancak seçildikten sonra halka hizmet etmediğini dile getiren Elazığlı yurttaşlar, “Seçilecek belediye başkanı bu kentin sorunlarını çözsün. İnsanlara hizmet eden yok, ancak kaldırım yıkıp kaldırım yapılsın” dedi. 

    Yerel seçimler 31 Mart’ta yapılacak. Elazığlı yurttaşlara, seçilecek belediye başkanından ne beklediklerini sorduk.

    “GEZİP OY İSTİYORLAR AMA KAZANINCA BİZİ UNUTUYORLAR”

    Belediye başkanlarının gezip oy istediklerini söyleyen Doğan Bozdoğan, “Böyle bir hayat pahalılığı görmedim. Mağduruz, ekmeğe muhtaç olmuş durumdayız. Bugünkü iktidar kadar sömürücü kimse gelmedi. Bütçeyi boşaltıp götürüyorlar sonrada emekliye para yok diyorlar ama yandaşlarına para dağıtıyorlar” dedi.

    “TRAFİK SORUNU ÇÖZÜLSÜN”

    Emrah Yılmaz ise “Belediye başkanından talebimiz trafik sorununu çözmesidir” diye belirtirken, Suriyeli yurttaş Hamza Elumar, geçici kimliği olduğu için oy kullanamadığını söyledi.

    İsmini vermeyen bir yurttaş ise “Fiyatlar yüksek ve deprem olacak diyorlar ama binalar çok yüksek” diye ifade etti.

    “HİZMET BEKLİYORUZ”

    Belediye başkanlarından halka hizmet etmesini beklediklerini dile getiren Metin Toktaş da, “Köyde oturuyorum araba yok, belediye başkanına haftada iki defa araba vermesini istedim ama yapmadılar” diye konuştu.

    İsmini vermek istemeyen bir yurttaş, “Emekliler olarak sürünmeye devam edeceğiz. Emeklilere 10 bin TL versinler kendileri de 200 bin TL maaş alsınlar. Herkes halkı soyuyor böyle bir devlet yönetimi olur mu? Etiketleri kontrol eden yok, fiyatlar çok yüksek. Eskiden her hafta etiket kontrolü olurdu. Şimdi üç tane market Türkiye’yi eline almış her gün fiyatları değiştiriyorlar. Böyle bir ülke yönetimi olur mu sonra da utanmadan insanlardan oy istiyorlar. Hırsızlara oy vermem, kim gelse çalacak. İnsanlara hizmet eden yok, ancak kaldırım yıkıp kaldırım yapılıyor. Yık, yap, çal politikası devam etti. Bundan sonrada devam edecek” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/ELAZIĞ

  • DEM Parti Elazığ Belediyesi Eş Başkan adayları: Birlikte yaşama kültürünü geliştireceğiz-VİDEO

    DEM Parti Elazığ Belediyesi Eş Başkan adayları: Birlikte yaşama kültürünü geliştireceğiz-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Elazığ Belediyesi Eş Başkan adayları Songül Cengiz ve Hayrettin Kaya, projelerini PİRHA’ya anlattı. Songül Cengiz, “Seçimi kazanırsak, belediyelerimize kayyum atanmadan önceki kadına yönelik projelerimizi Elazığ’da tekrardan hayata geçireceğiz” derken, Hayrettin Kaya ise, “31 Mart Yerel Seçimleri bizim için bir fırsat, biz DEM Parti olarak herkesten destek bekliyoruz” diye konuştu. 

    Yerel seçimler 31 Mart’ta yapılacak. DEM Parti Elazığ Belediye Eş Başkan adayları Songül Cengiz ve Hayrettin Kaya, projelerini PİRHA’ya anlattı.

    “KADINLARA VE GENÇLERE YÖNELİK PROJELERİMİZ VAR”

    Kadına yönelik projeleri olduğunu dile getiren Songül Cengiz, “Belediyelerimize kayyum atanmadan önce kadınlara yönelik çok ciddi projelerimiz vardı. O zaman yaptığımız projelerle kadınlar kendi ayakları üzerinde durmayı başardılar. Seçimi kazanırsak, belediyelerimize kayyum atanmadan önceki kadına yönelik projelerimizi Elazığ’da tekrardan hayata geçireceğiz. Alevi, Sünni, Kürt, Türk ayrımı yapmadan hizmet vereceğiz. Seçimleri kazandıktan sonra açacağımız atölyelerde kimin neye yeteneği varsa o konuda eğitim verilecek ve kadınlar kendi ayakları üzerinde durarak kimseye muhtaç olmadan yaşamlarını sürdürebilecek. Gençlerin temel sorunu işsizlik. Gençler dikkate alınmıyor, seçim zamanı gençlerden oy isteniyor ancak seçimlerden sonra gençler unutuluyor. Biz seçimi kazanırsak gençleri dinleyerek sorunlarına çözümler üreteceğiz” dedi.

    “YEREL SEÇİMLER BİZİM İÇİN FIRSAT”

    31 Mart yerel seçimlerinin kendileri için bir fırsat olduğunu belirten Hayrettin Kaya, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Partimizin üçüncü yol paradigması var. Köy meclisleri ve köy kooperatifleri kuracağız, köydeki kadınlara iş olanakları sağlayacağız, tekstil atölyeleri kuracağız, köylerimize ulaşımı sağlayacağız, yaylaları açacağız. Her yerde atölye boyutlarında da olsa iş imkânları sağlayacağız. Kooperatifler oluşturup, birlikte yaşama kültürünü geliştireceğiz. Biz DEM Parti olarak herkesten destek bekliyoruz.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA-Eyüp HANOĞLU/ELAZIĞ

  • Mamak Belediye Eş Başkan Adayı Elif Kaya: Kentimizi halkla birlikte yöneteceğiz-VİDEO

    Mamak Belediye Eş Başkan Adayı Elif Kaya: Kentimizi halkla birlikte yöneteceğiz-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mamak Belediye Eş Başkan Adayı Elif Kaya, “Biz yetmiş iki millete aynı nazarda, aynı eşitlikte, aynı özgürlükte bakıp, eşit yurttaşlık şiarını hayata geçirerek yaşamı paylaşacağız. Demokratik yerel yönetimlerde bu yaşama ortak olacaklar” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Ankara il, ilçe ve belde adaylarını açıklamış ve Mamak Belediye Eş Başkan adayları Elif Kaya ve Mustafa Uğur Akkay olmuştu.

    DEM Parti Belediye Eş Başkan Adayı Elif Kaya, DEM Parti olarak Mamak’ta benimseyecekleri belediyecilik anlayışını PİRHA‘ya anlattı.

    “KENDİMİZİ DE KENTİMİZİ DE BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ”

    Elif Kaya, DEM Parti’nin belediyecilik anlayışını değerlendirerek, “Kayyumlardan önce çalışan arkadaşlarımız, bırakın Türkiye sınırlarını, dünya sınırlarına ulaşan çalışmaları başardılar. Bizim hedefimizde ekoloji, kadın özgürlüğü, demokrasi, özelden yerele kadar demokratik belediyecilik anlayışı var. Biz belediye anlayışımızda; kendimizi de kentimizi de birlikte yöneteceğiz şiarıyla, halkla birlikte yönetme kararı aldık. Kadınlarla, ezilenlerle, ötekilerle, doğadaki tüm canlılarla birlikte onların yaşam alanlarını güzelleştirmek adına bu çalışmalarımızı ortaklaştırıp hayata geçireceğiz” diye konuştu.

    “BİZ YETMİŞ İKİ MİLLETE AYNI NAZARDA BAKARAK YAŞAMI PAYLAŞACAĞIZ”

    Mamak bölgesinde Alevi nüfusun yoğun olduğunun altını çizen Kaya, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu ülkenin ötekileri Kürtler gibi Aleviler de. Bir Alevi Kürt kadını olarak bunu söylüyorum. Aleviler için tabii ki var çalışmalarımız. Sadece Aleviler değil, kendilerini bu toplumda öteki sayan tüm inançlarla, tüm halklarla birlikte bu çalışmayı yürüteceğiz. Alevilerin ‘yetmiş iki millete bir nazarda bakmak’ deyimi var ya, işte tam da bu DEM Parti’nin anlayışı. Biz yetmiş iki millete aynı nazarda, aynı eşitlikte, aynı özgürlükte bakacağız, eşit yurttaşlık şiarını da hayata geçirerek yaşamı paylaşacağız. Demokratik yerel yönetimlerde bu yaşama ortak olacaklar.”

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

  • EŞİK’ten yerel seçimlere ilişkin 5 acil şart!

    EŞİK’ten yerel seçimlere ilişkin 5 acil şart!

    PİRHA-EŞİK, yerel seçimlere ilişkin 5 acil şartını açıkladı. Açıklamada, “Mor, yeşil ve kamucu politikalarla yönetilen kentlerde eşit, özgür ve şiddetsiz bir hayat istiyoruz!” denildi.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. EŞİK, yerel seçimlere ilişkin 5 acil şartını açıkladı.

    “MOR, YEŞİL VE KAMUCU POLİTİKALARLA YÖNETİLEN KENTLERDE EŞİT BİR HAYAT İSTİYORUZ”

    “Mor, yeşil ve kamucu politikalarla yönetilen kentlerde eşit, özgür ve şiddetsiz bir hayat istiyoruz!” başlığıyla yapılan açıklamada, toplumun demokrasiden giderek uzaklaştırıldığı bir seçim sürecinin yaşandığı belirtilirken, “Yine demokratik yöntemlerden uzak, yüzde 50 cinsiyet açısından eşit temsile kör, sivil toplumu dışlayan, yıkıcı rekabetin egemen olduğu ve siyasete parası olanın katılabildiği bir adaylaş(tır)ma süreci yaşadık. Ülke gündemine ‘eşitlikçi, kamucu, ekolojik ve sosyal belediyecilik nedir? Nasıl mümkündür?’ soruları ve yanıtları yerine doğa talanı, seçim hileleri, hukuksuzluk, yoksullaştırma, şiddeti sıradanlaştırma, algı yönetimi, şantaj ve şeriatın meşrulaştırılması gibi konular hâkim” denildi.

    “5 ACİL ŞARTIMIZI BELİRLEDİK”

    EŞİK; eşitlikçi, mor, yeşil, kamucu belediyecilik için beş acil şart belirlediklerini bildirdi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “‘Eşit Yurttaşlık Hakkı ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Kent Planlaması, Kadınların Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Açıdan Desteklenmesi ve İklim Değişikliğine ve Afetlere Dirençli, Ekolojik Kentler başlıkları şeklinde 5 acil şartımızı belirledik.

    Bu şartlar yerine getirilinceye kadar kararlılıkla, amacımıza ve ülke gerçeklerine odaklanan, dayanışmacı mücadelemize devam edeceğiz. Mücadelemizden, yaşam alanlarımızın rant ekonomisi, kent çeteleri, inşaat tekelleri, kayırmacılık siyasetiyle iç içe yönetilmesine ve her türden eşitsizliği besleyen yerel yönetim anlayışına son verilinceye kadar vazgeçmeyeceğiz” diye kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Türkdoğan: Biri et, diğeri mazot yardımı yapıyor, peki belediyeciliği ne ara yapacaksınız?-VİDEO

    Türkdoğan: Biri et, diğeri mazot yardımı yapıyor, peki belediyeciliği ne ara yapacaksınız?-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Öztürk Türkdoğan, AKP siyasetinin Türkiye’deki hak kavramını “inayet” kavramına dönüştürdüğünü söyledi. Türkdoğan yurttaşların, birçok hakkı konusunda bilgi sahibi olmadıklarını belirterek, “Hiç kimse, halkın yönetime katılımı, talepleri ve beklentileri doğrultusunda kenti yönetmekle ilgili bir şey anlatmıyor. Bunu sadece biz anlatıyoruz” dedi.

    Uzun yıllar İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanlığı yapan Öztürk Türkdoğan, şimdi ise Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Eş Başkan Adayı olarak çalışmalarına başladı. Tutuklu siyasetçi Gültan Kışanak ile birlikte ABB başkanlığına aday olan Türkdoğan, nasıl bir projeyle seçmene ulaştıklarını anlattı.

    “TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNUNU/KÜRT SORUNUNU HATIRLATACAĞIZ”

    Geçmişte Akil İnsanlar Heyetinde de yer alan Öztürk Türkdoğan, Kürt Siyasetçi Gülten Kışanak ile Ankara için mücadele vermenin önemini şu sözlerle açıkladı:

    “Ankara Büyükşehir Belediye başkan adaylığı için Gülten Kışanak sorumluluk alıp eş başkan adayı olduğunu açıklayınca ben de onunla birlikte bu kampanyayı yürütmekten gerçekten onur duydum. Kürt kadın hareketi içerisinde kadın özgürlük mücadelesi yürüten çok değerli bir arkadaşımız, Kürt halkının bir değeridir Gülten Kışanak. Aynı zamanda bir basın emekçisidir Kışanak. Bununla birlikte bizim yerel yönetim anlayışımızı Amed’te bir dönem hayata geçiren kişidir. Kayyum atanması ile birlikte tutuklanan ve 8 yıldır siyasi rehin olarak tutulan bir arkadaşımız Gültan Kışanak. Toplumsal barış, kadın özgürlüğü ve elbette ki siyasal sorumluluğu gereği böyle bir görevi kabul ettiğini de kendisi belirtti.

    Ankara’daki seçim kampanyamızın önemli bir kısmında tabii ki ‘Yerel demokrasi için özgür kentlere’ sloganı ile açıkladığımız seçim bildirgemizi anlatacağız. Ama başkentte Türkiye’nin en önemli sorununu, yani Kürt sorununu ve bu sorunun barış siyaseti ile çözüm yöntemini herkese hatırlatacağız. Çünkü bu sorun çözülmeden Türkiye’de hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Nitekim de düzelmiyor zaten. Şu anda ağır bir ekonomik kriz olmasının en büyük sebebi budur; savaş harcamalarıdır.”

    “MEVCUT ADAYLAR, HÜKÜMETİN YAPMASI GEREKENLERİ VAAT EDİYOR”

    “Yerel Demokrasi ile Özgür Kentlere” bildirgesinin özgün bir fikir olduğunu belirten Öztürk Türkdoğan, yönetim modellerine dair şunları anlattı:

    “Özellikle DEM Parti’nin 3. yol siyasetini, yerel yönetim anlayışını göstermesi bakımından bu bildirge çok özgün önermelere sahip. Bir kere biz, yerel yönetimlerin idari, mali ve siyasi açıdan özerkliğini savunuyoruz. Buna çok basit bir örnek vereceğim; depremin yıl dönümünü yaşadık, hem Türkiye’nin siyasi iktidarı hem de oranın yerel yönetimleri enkazın altında kaldı. On binlerce insanımızı kaybettik. O yerel yönetimlerin hiç yetkisi var mıydı? Yoktu. Bütün yetki AFAD’a verilmişti. AFAD neredeydi? 3 gün ortada yoktu. Peki bizim yerel yönetim anlayışımız kabul görseydi ve bizim yerel yönetim anlayışımıza göre oralar yönetilseydi ne olacaktı biliyor musunuz? Hem halk hızla arama kurtarma çalışmalarında organize olacaktı hem de yerel yönetimler gerekli örgütlenmeyi sağlayacak ve on binlerce insanımızın hayatını kurtaracaklardı. Eğer bir kentin yerel yönetimi o kentin başına bir felaket geldiğinde o felaketi giderecek yetki, ekipman, teçhizat, örgütlenmeye sahip değilse siz ona nasıl ‘yerel yönetim’ diyeceksiniz? Bu vesayetçi bir anlayıştır. Türkiye’deki şu anda yerel yönetim anlayışı vesayetçi, yani merkezi idarenin yerel yönetim üzerindeki vesayetinden başka bir şey değil. Bakın Ankara’da hem mevcut belediye başkanı hem de aday olanlar ne vaat ediyor? Hükümetin yapması gerekenleri vaat ediyorlar. Sosyal yardım vaat ediyorlar. Başka bir vaatleri var mı? Onun dışında standart belediyeciliği anlatıyorlar, başka da bir şey yok. Bir özgünlük yok. Şimdi burada bir tuhaflık yok mu sizce?”

    “PEKİ BELEDİYECİLİĞİ HANGİ ARA YAPACAKSINIZ?”

    Öztürk Türkdoğan, DEM Partili kadınların, 2 Mart’ta Ankara Kuğulu Park’ta Gülten Kışanak için özgün bir çalışma başlatacaklarını da söyledi. ABB Eş Başkan adayı Türkdoğan, “Bu kenti Ankaralılarla birlikte yöneteceğiz” dedi.

    Türkdoğan şöyle devam etti:

    “Mahalle meclislerinden başlayarak halkın yönetime katılması önündeki engelleri kaldıracağız. Örneğin bir mahalleye hizmet mi söz konusu, o mahallede yaşayan insanlara soracağız. Onlar ne talep ediyor öğreneceğiz. Dikkat ederseniz hiç kimse, halkın yönetime katılımı, talepleri ve beklentileri doğrultusunda kenti yönetmekle ilgili bir şey anlatmıyor. Bunu sadece biz anlatıyoruz. Onlar hep sonuç kısmıyla ilgileniyor. İşte ‘şu kadar metro yapacağım, şu kadar sosyal yardım yapacağım, şu kadar et, şu kadar mazot desteği vereceğim, emeklilere şunu yapacağım…’ İyi de bir zahmet o insanlara ihtiyaçları nedir diye bir sorsanıza. Yani kent hakları diye bir kavram var. Bunu diğerlerinden duymuyoruz. Kenti birlikte yönetelim, ihtiyaçları birlikte belirleyelim ve çözümleri birlikte üretelim. Çünkü bu kentin ekonomik kaynağı bu kenti yönetmek için yeterlidir ama halkın katılımını sağlayıcı bir mekanizma kurarsanız ancak bunu yapabilirsiniz.

    “HÜKÜMET PARALARI FAİZCİLERE VE SAVAŞA HARCIYOR”

    Bugün Ankara’da birisi ihaleyi gizli, diğeri ise açık yapıyor! Birisi ne kadar et yardımı yaptığı ile övünüyor öbürü ise ne kadar mazot yardımı yaptığıyla. Bu sosyal devletin görevi değil mi? Peki bu hükümet ne iş yapıyor? Hükümet ise paraları faizcilere ve savaşa harcıyor. Peki siz belediyeler olarak hükümetin bu politikasını eleştirmek, önlemek yerine hükümetin yapması gereken sosyal yardımları yapıp peki belediyeciliği hangi ara yapacaksınız?

    “ÖĞRENCİLER NEDEN TARİKATLARIN YURTLARINA MAHKUM EDİLİYOR?”

    Ankara halkı daha ucuz bir ulaşımı hak etmiyor mu? Öğrenciler ücretsiz ulaşımı hak etmiyor mu? Üniversite öğrencilerinin ücretsiz barınma sorunu neden hala çözülmedi? Üniversite öğrencileri çeşitli vakıf, dernek, tarikatların yurtlarına niye mahkum ediliyor? Kent hakları kapsamında üniversite öğrencilerinin barınma hakkını ücretsiz şekilde sağlayacak ekonomik kaynağa sahipsiniz. Ankara öğrenci ve aynı zamanda emekçi kentidir. İhracatta 3. sırada yer alıyor Ankara ve aynı zamanda bu şehir bir işçi kentidir. Bu işçi arkadaşlarımız şu an yüksek kira nedeniyle çok ciddi sıkıntılar çekiyorlar. Peki siz işçilerin, kamu görevlilerinin daha uygun koşullarda ki benim siyasal anlayışıma göre bunun da ücretsiz temin edilecek ekonomik koşulları vardır, hiç değilse ücretsiz arsayı niye üretmiyorsunuz? Belediye değil misiniz? Hazine arazilerini alın, insanlara arsa temin edin ve maliyetine ev sahibi olunsun. Bunları anlatmıyorlar ama ne anlatıyorlar? Örneğin kentsel dönüşümü anlatıyorlar.

    Ekoloji konusunda da anlatabileceğimiz çok şey var. Örneğin öncelikle su hakkı diye bir şey var. Musluğumuzdan akan suyu içebilmemiz gerekiyor. 15 metreküpe kadar da hiç kimseden su parası alınmaması gerekiyor. 15 metreküpten sonra da katlamalı değil, onu da özellikle söyleyeyim. Çünkü bazıları özellikle öyle yapıyor. Yani bu kadar ekonomik kaynak varken biz musluktan akan suyu neden içemiyoruz?”

    “AKP, HAK KAVRAMINI İNAYET KAVRAMINA DÖNÜŞTÜRMÜŞ”

    Öztürk Türkdoğan, projelerini sokaktaki vatandaşa nasıl anlattıkları konusuna da değindi. Türkdoğan, yerel yönetim konusunda anlatımlarına karşılık yurttaşın tepkisini ise şu sözlerle paylaştı:

    “DEM Parti’nin Türkiye’nin 3. büyük partisi ve 3. yol siyaseti olduğunu, barış siyaseti izlediğini, Türkiye’deki mevcut iktidar ve ona muhalif olan ana muhalefet yapılarının aslında yeni bir şey vaat etmediklerini, tamamen toplumcu, katılımcı, demokratik bir yönetim anlayışına sahip olduğumuzu anlatıyoruz. Yani yönetim zihniyet yapısını anlatmaz ve bu zihniyete değişim ve dönüşüm gerektiğini ortaya koymazsanız söyleyeceklerinizin ayakları havada kalabilir. Bu bir zihniyet değişimi konusudur aynı zamanda. Cumhuriyetin demokratikleşmesine ve barışa inanan insanlar ancak sizi anlayabilirler. Çünkü özellikle AKP iktidarı Türkiye’deki hak kavramını inayet kavramına dönüştürmüştür. İnsanlar, birçok şeyin hakları olduğunu bilmiyor. Bu bakımdan da biz aynı zamanda bir hak siyaseti izliyoruz. Örneğin bugün Türkiye’de milyonlarca emekli var. 16 milyon emeklinin neredeyse 10 milyondan fazlasına ‘aylık 10 bin lira ile geçin’ diyorsunuz, böyle bir şey olabilir mi? Sonra da diyorlar ki ‘gidin belediyeler size sosyal yardım’ yapsın. Bu korkunç bir şey değil mi. Dolayısıyla sokağa bu kavramları anlatıyoruz ve bunun üzerinden aslında farkımızı ortaya koyuyoruz. Bu fark ortaya konduğunda halk bizi daha iyi anlıyor. O nedenle aslında biz Ankaralılara ‘Bakın iki seçenek arasında kalmayın, burada 3. ve doğru bir seçenek var. Hakikaten kentleri özgürleştirecek bir demokratik seçenek var. Dolayısıyla bu seçenek noktasında tercihinizi yapın’ diyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Mersin’de emekten ve halktan yana bir yerel yönetim talebi- VİDEO

    Mersin’de emekten ve halktan yana bir yerel yönetim talebi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu yerel yönetimlerden istek ve taleplerini deklare eden bir basın açıklaması yaparak, emekten ve halktan yana bir yerel yönetim istediklerinin altını çizdi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, yerel seçimlere ilişkin Gazeteciler Cemiyeti’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda platform bileşenleri katıldı. Basın metnini platform adına DİSK/ Genel-İş Sendikası Şube Başkanı Kemal Göksoy okudu.

    YEREL YÖNETİMLERE ÇAĞRI: ‘GÜVENİLİR KENTLER İSTİYORUZ’

    Kemal Göksoy, kentte yaşanan birçok soruna değindi ve yerel yönetimlerin bu sorunları gidermekteki görevini hatırlattı. Ulaşım, ekolojik tahribat, güvensizleşen kentlerde kadınların yaşadıkları problemler, kültür sanat faaliyetlerine erişim gibi sorunları belediyelerin çözmesi gerektiğine işaret eden Göksoy, “Güvenilir, yaşanır kentler istiyoruz” dedi.

    Göksoy, yerel seçimlerin birleşik bir güç olarak davranmanın da aracı olacağına dikkat çekerek, “Bu güç kentleri ranta ve talana açan politikalara karşı hem bir cephe hem de kayyumlar ve kayyum düzenine karşı bir halk savunması olacaktır” diye konuştu.

    TALEPLER SIRALANDI

    Şeffaf, eşitlikçi, emekten ve halktan yana bir yerel yönetim istediklerini belirten Kemal Göksoy, taleplerini şöyle sıraladı:

    “- Şeffaf yönetim, şeffaf bütçe ve harcamalar halka açık olmalı. Tüm bunlarda halkın katılımı, denetimi ve kararı olmalıdır. Yerel demokrasiyi geliştirmek, belediye yönetiminde halkın söz ve karar sahibi olmasını garantiye almanın bir aracı olarak mahalle ve sokak, emek meslek örgütleri, yöre dernekleri, çevre örgütleri, Kültür sanat ve spor kuruluşları, gençlik ve kadınların temsilcilerinden Halk Meclisleri kurulmalıdır.

    -Halk meclislerinin kararları, belediye meclislerince öncelikle gündeme alınıp karara bağlanmalıdır. Halk kendi geleceğine kendisi karar vermelidir.

    -Belediyeler şirket değildir; yerel kamusal hizmetlerin özelleştirilmesi, taşeronlaştırılması ve ticarileştirilmesi kabul edilemez. Kâr getirmediği için, belediyelerin sağlık, eğitim, ulaşım, beslenme, ısınma, konut, sosyal yardım ve kültür harcamaları kısıtlanmamalıdır. Belediyeler, bu hizmetlerin halka nitelikli ve eşit bir şekilde ulaştırılması ve erişimi garantiye alınmalıdır.

    -Üretici ve tüketici kooperatifleri teşvik edilmelidir. Üreticilerin ürünlerinin karşılığını alması, tüketicilerin ise ihtiyaçlarını en ucuz ve kolay şekilde karşılaması, tüccar/rant belediyeciliğinin karşıtı olarak halkçı belediyecilik hayata geçirilmelidir.

    -Eğitim, sağlık, beslenme, ulaşım, kreş, gündüz bakım evi, yaşlı bakım evi gibi kamusal hizmetler belediyelerin başlıca faaliyet alanı olmalıdır.

    – “Kentsel dönüşüm” adı altında yandaş müteahhitlerin talan alanına çevrilen halkın barınma sorunu, –merkezi hükümetin yanı sıra– sosyal konut üreterek yerel yönetimler tarafından çözülmelidir.

    -Halkçı belediyecilik; çeşitli milliyetlerden halka hizmet ulaştırırken ana dilinden kaynaklı mağduriyet yaşanmasının önüne geçecek önlemler almalıdır.

    -Göçmenlerin barınma, istihdam, sağlık, eğitim, beslenme gibi sorunlarının çözümünde belediyeler de sorumluluk üstlenmelidir.

    -Kadının tam hak eşitliğinin sağlanması için yerel yönetimlerde söz ve yetki sahibi olması, tüm karar alma ve denetleme mekanizmalarında varlığı garanti altına alınmalıdır.

    -Cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri tanınarak toplumsal dışlamaya ve şiddete karşı gerekli önlemler alınmalıdır. LGBTİ+’ların kentin üretimine katılması için istihdam hakkı ve eşitlik birimleri burulmalıdır.

    -Gençlerin sosyal, eğitsel, kültürel gelişmesinde ve sosyal alanda temsiliyeti için gençlik merkezleri kurmalı işsizlik, uyuşturucu bağımlılığı ve mafya çetelerinin cenderesinde olan gençlerimize meslek edindirme kursları, spor ve sağlık merkezleri, kültürel ve sanatsal gelişim olanakları sağlanmalıdır.

    -Öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin eline bırakılmaması için; üniversite gençliğinin barınma sorunlarının ortadan kaldırılması için yurtlar açılmalıdır. Üniversite ve Liseye geçiş sınavları için hazırlık ve kurs merkezleri açılmalı ve sayıları arttırılmalıdır.

    -Taşeron ve güvencesiz işçi çalıştırmamalı, işçi sağlığı ve iş güvencesine önem vermelidir.”

    Göksoy, platform olarak yerel yönetimlerin çalışmalarının bu program çerçevesinde yapılıp yapılmadığını 6 aylık periyodlarla değerlendirerek raporunu da kamuoyuyla paylaşacağını duyurarak sözlerini noktaladı.

    PİRHA/ MERSİN

     

     

     

     

  • Alevi Yurttaşlar: Hizmetler ayrım yapılmadan herkese aynı oranda ulaşabilmeli – VİDEO

    Alevi Yurttaşlar: Hizmetler ayrım yapılmadan herkese aynı oranda ulaşabilmeli – VİDEO

    PİRHA – Yerel seçimlere dair beklentilerini ve taleplerini dile getiren Alevi Yurttaşlar, seçimden seçime vatandaşın hatırlandığını belirterek, yönetime kim gelirse gelsin hizmetlerin ayrım yapılmadan herkese aynı oranda ulaştırılması gerektiğini dile getirdiler.

    31 Mart’ta Yerel Seçimler gerçekleştirilecek. Ataşehir İlçesi Mustafa Kemal Mahallesi’nde oturan Alevi yurttaşlara seçilecek yerel yönetimlerden beklentilerini ve taleplerini sorduk.

    Yurttaşlar, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi?” konuşmasını hatırlatarak yerel yönetimlerin tepeden değil tabandan belirlenmesi gerektiğine dikkat çektiler. Yurttaşlar aynı zamanda yaşanan sorunların merkezi yönetimden kaynaklandığına da vurgu yaptılar.

    “SEÇİMDEN SEÇİME HATIRLANIYORUZ”

    Yurttaşların talepleri şöyle:

    Mehmet Yeniyol: Aleviler herhangi bir siyasi partinin arka bahçesi değildir. Mevcut sisteme karşı alternatif olarak bir parti varsa o partiye oy verip mevcut sistemin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Kazanmadığımız bir yerde bir şey talep etmek yanlış olur. Önemli olan önce altyapıyı oluşturarak o çalışmayı yapıp çalıştıktan sonra, talepleri öne çıkarıp uygulayıp uygulamadıklarına ondan sonra bakacağız.

    Ergül Dilek: 70 yaşıma kadar geldiğim bu süreç içerisinde seçimden seçime vatandaş hatırlanıyor. Seçimler bittikten sonra vatandaşlık da bitiyor, sohbet muhabbet de bitiyor, herkes çıkar ve menfaatleri doğrultusunda devam ediyor. Dolayısıyla vatandaş kimsenin umurunda değil. Önümüzdeki yerel seçimler için de iktidar, ‘bizden yana olursanız, bize oy verirseniz size hizmet gelir’ diyorlar. Bunu Cumhurbaşkanı Hatay’daki konuşmasında açık açık söyledi. Bu bence vatandaşı tehdit etmektir. Ben şükürcü bir toplumda yaşamak istemiyorum, bu ülkenin vatandaşı olmaktan da sıkıntı duyuyorum. Sistemi doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.

    Mehmet Çavuş: Kendimi üçüncü sınıf vatandaş olarak görüyorum. Çünkü devlet de belediye de beni öyle görüyor. Kaç tane belediye geldi geçti. Seçiyoruz, geliyor ondan sonra çekip gidiyor. Kimse bizi ne arıyor ne soruyor. Siyasiler de vatandaşı düşünen bir kişi yok. Şimdi seçeriz, 15 gün sonra ara ki bulasın. Bizim talebimiz bize hizmet vermeleri. Bizim mahallenin en acı sorunu uyuşturucu belası.

    Cemal Karataş: Hiçbir parti gözetmeksizin herkes dürüst olsun yeter benim için. Kendi çıkarlarının doğrultusunda konuşmasınlar. Bu hükümetten, bu düzenden çok da bir beklentim yok. Seçim döneminde vaatleri çok oluyor ama herkes sandalyesini kaptığı zaman her şey unutuluyor maalesef. Ben 8 yıl aşçı olarak cemevinde görev yaptım, seçilen partinin genel başkanını, ilçe belediye başkanını 8 defa görmedim.

    Besime Turan: Savaş devam ettikçe yoksulluk, ölümler devam edecek. Bunların olmaması için bir an önce savaşın durması gerekiyor. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Ermenisi, Alevisi, Sünnisi bütün insanların birlikte olup savaşa dur demesi gerekiyor. Bütün canlar bizimdir biz hiçbir canlının ölmesini istemiyoruz. Bugün cezaevlerinde bir tecrit var, tecrite karşı hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Tecrit devam ettikçe ölümler devam edecek. Tecrit içinde tecriti uygulamak hiç doğru bir şey değil. Ki Türkiye’de yasalar olduğu gibi uygulanmıyor. Her gelen yönetim, her gelen hükümet yasaları kendine göre uyguluyor. Böyle sürdüğü sürece de insanlar ölmeye devam edecek, ekonomik sıkıntılar devam edecek. Bugün sokak ortasında kadınlar öldürülüyor. Hiç kimsenin gıkı çıkmıyor. İstanbul Sözleşmesi neden iptal edildi? Önceden bir oluyorsa şimdi on oluyor. Bunu nasıl durduracağız? Sadece yerel yönetimlerde bu olacak diye bir şey yok. Bu temelden başlıyor tepeye kadar gidiyor. Yönetimlerin tepeden değil tabandan başlaması lazım. Halka sorularak seçilmesi lazım. Tepeden önümüze koyulan adaylar bence bizi temsil etmiyor.

    Güler Aras: Biz buranın yapılışından beri buradayız. Ama buralarda ne yapım var ne de bir hizmet var. Çocuklarımız hep kiralarda oturuyor. İmar sorunumuzun çözülmesini istiyoruz. Benim tek istediğim ise insanları birbirinden ayırt etmeyecek, kardeşçe yaşayabileceğimiz, herkese aynı oranda hizmet verilebilecek bir yönetim istiyorum. Her kim gelirse gelsin insanları ayırt etmesin.

    Melek Kayataş: Şu hükümet gitsin ben başka bir şey istemiyorum. Zaten her tarafı batıran bu hükümet oldu. İnsanlar artık markete bile gitmeye korkuyorlar.

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

  • Yüksekdağ: Yerel seçimler bir toplumsal hakikat ve onur direnişidir

    Yüksekdağ: Yerel seçimler bir toplumsal hakikat ve onur direnişidir

    PİRHA- HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, yerel seçimlerde yılmadan hakikati göstermek için çalışmalar yürütülmesi gerektiğini belirtti. Dersim’de ortaya çıkan ittifakı selamlayan Yüksekdağ, “Yaylım ateşi altındaki bir halkın iradesiyle birleşme tavrı bu tarihsel rolün alamet-i farikasıdır” dedi.

     

    2016 yılından bu yana Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ yerel seçimlere ve Kobani Davasına dair sorularımızı yanıtladı.

    PİRHA-Uzun zamandır cezaevindesiniz, belki biraz da suskun görünüyor olabilirsiniz. Birçok kişi Figen Yüksekdağ’ın neler yaptığını merak ediyordur. Bu süreçte neler yaşıyorsunuz, nasılsınız? Kendinizi yalnız hissetme durumunuz var mı?

    Figen Yüksekdağ: Tutukluluk süremiz yedi yılı aştı; elbette aktif siyasi faaliyet yürüten birisi açısından uzun bir süre. Tam da bu nedenle normal bir tutukluluk olarak değerlendirmiyoruz, siyasi rehine hukuku işletiliyor bizler için. Yani özel hukuk, savaş hukuku uygulamasıyla yüz yüzeyiz. Bütün bu süre boyunca sistematik biçimde hapishane ve yargı şiddetine maruz bırakıldık. Siyasi mücadelemizi neredeyse her gün mahkeme ve SEBGİS salonlarında verdik. Büyük mücadeleler ve kazanımlarla sembolize olan bir dönemin intikamını tutsak HDP-DEM’li siyasetçilerden almaya çalıştılar, hala da bu saldırganlık devam ediyor. Bizler de hem tarihi bir dönemin hem de güncel demokratik siyasetin gücünü, dirayetini, azmini korumak için elimizden geleni yaptık, yapıyoruz. Tabii bizim payımıza düşen görev ve duyarlılıklarla birlikte toplumun ve temel politik dinamiklerin demokratik siyasete, onun gücüne, birikimine, mücadele çizgisine ne düzeyde sahip çıktığı, duyarlılık seviyesinin ne olduğu da önemlidir.  Maalesef bu noktada iyi ve yeterli bir politik düzey ortaya konulamadı.

    “AKTİF SİYASETİN MERKEZİ DEM PARTİ YÖNETİMİ VE KADIN MECLİSİ’DİR”

    7 buçuk yıl önce bir siyasi darbeyle gelen, seçilmiş halk temsilcilerinin tutuklanarak rehin alınması saldırısı konusunda yeterli ve birleşik tepki verilmemesi, bu yönelimin sürgit devamına yol açtı. Demokratik birikim ve mevzilerin kaybedilmesi, aşındırılması bir yanıyla rutinleşti ve demokratik siyasetin darlaşıp iddiasızlaşmasına sebep oldu. Biz tutsak siyasetçilerin kendi durumumuzdan çok dert ettiğimiz sorun budur. Diğer yandan biz tutsak kadın siyasetçilerin aktif mecralarda sesimizi daha fazla duyurma, daha görünür olma marjımız oldukça dar. Dışarıda aktif siyaset yaparken de benzer sıkıntılar yaşıyorduk; şimdi bir de hapiste olunca sınırlar, olanaksızlıklar, beşe-ona katlıyor. Hiçbir zaman bu duruma teslim olmadık ama arada bir sitem ettiğimiz, isyan ettiğimiz de yalan değil. Buna karşın gereken her durumda aktif sorumluluk alıp söz söyledik. Halklarımız, kadınlar ve partimiz adına pozitif etki yaratma enerjimizi sonuna kadar kullandık. Aktif siyasetin merkezi DEM Parti yönetimi ve Kadın Meclisi’dir. Bizler siyasi rolümüzü bu ana ekseni güçlendirmek, etkisini arttırmak biçiminde tarif ediyoruz. Bundan sonra da koşullar el verdiğince aynı rolü üstleniriz.
    Temel hatlarını belirttiğim böylesi bir anlayış çerçevesi içerisinde düpedüz bir yalnızlaşma durumu yaşamıyorum elbette. Zaten siyasi iktidar yıllardır beni, bizleri yalnızlaştırmaya, özellikle de kadın siyasetçileri toplumun ve kamuoyunun hafızasından silmeye çalışıyor. Kendini yalnız hissetmek onların bu niyetine yol açmak olacaktır. Hapislik şartlarında ne kadar kolektif düşünürsen o kadar çoğul ve kalabalıksındır. Ben de öyle yapıyorum.

    “SADECE BİZLERİ HAPİSTE TUTMAK AMACIYLA DEVREYE KONMUŞ BİR KUMPASLA YÜZ YÜZEYİZ

    Kobani Davası’yle ilgili siyasi iktidarın size karşı maskeli bir yargılama yaptığını ve yüzünü göstermeye cesaret edemediğini söylemiştiniz. Kobani Davası’nda çıkacak karara yönelik düşünceleriniz neler?

    Figen Yüksekdağ: Siyasi iktidar mahkeme heyetleri ve yargı aracılığıyla bizimle hesaplaşıyor. Hiçbir zaman doğrudan, dürüst, mert bir siyasi yüzle karşımıza çıkmadılar. Baştan sona yalan ve kumpas üzerine kurulu bir davayla rehin alma siyasetini sürdürüyorlar. Kobanê davasının hiçbir aşamasında hukukla, hukukçularla muhatap olmadık. Karşımızda daima AKP, MHP, HÜDAPAR yani gerici faşizan koalisyonun şahikası olan Cumhur İttfakı vardı. Onlar tarafından seçilerek, özel olarak atanmış savcı ve heyet üyeleri de kimliklerini asla gizlemediler. Baştan beri yargı makamı gibi değil, özel savaşın infaz timi gibi çalıştılar. İddianame savcısı MHP’nin  yargıdaki kadrolu elemanı olarak hareket etti. İddianame daha bize ve mahkeme heyetine ulaşmadan MHP sözcüsü içeriğini paylaştı, son olarak da yine aynı savcıdan Sinan Ateş suikasti faillerinin serbest bırakılmasını istedikleri kamuoyuna yansıdı. Yine önceki heyet başkanı dolandırıcılık çetesi kurma ve yönetmekten gözaltına alındı. İtirafçı olması ve istifa etmesi karşılığında serbest bırakıldı. Sayamayacağımız kadar çok hukuk rezaleti eşliğinde, sadece bizleri hapiste tutmak amacıyla devreye konmuş bir kumpas tezgahıyla yüz yüzeyiz.

    “TARİHİN HÜKMÜ VE HALKLARIMIZIN, KADINLARIN ÖZGÜRLÜK, ADALET MÜCADELESİ ASIL SONUCU BELİRLEYECEKTİR”

    19 Aralık 2023’te duruşmaya yüz yüze katılmak için Ankara’ya gittim, fakat davanın ilk gününden bu yana maskesini çıkarmayan heyet başkanının yüzünü yine göremedim. Pandemi bile geçmiş bitmiş ama iktidarın bize yönelik maskeli özel muamelesi bir türlü bitmemişti. Bu durumu 90’lı yılların derin devlet, özel savaş zihniyetine benzetiyorum. O yıllarda gözaltına alınanlar uzun sorgularda işkenceci polisleri görmesin diye gözleri bağlanarak kapatılırdı. Şimdi yargı kurumu siyasi iktidarın şiddet aygıtı olarak çalışıyor ve gayrimeşru işler yapanlar yüzünü kapatıyor. Aslına bakarsanız yargı kurumunun ve özel mahkeme heyetlerinin tamamı bir maske. Siyasi iktidarın verdiği işleri yapan ve saray şürekasının yargı kılığına girmek için yüzüne taktığı bir maske.
    Gerçek böyle olunca Kobanê davasından hukuki bir sonuç, adil bir karar beklemiyorum. Zaten yok hükmünde, zorlamayla üretilmiş iktidarın elinde kılıç gibi kullanılan bir davadır.  Artık sonuç aşamasına geldi ve ağır hapis kararlarıyla sonuçlandırma isteklerini gizleyemiyorlar. Bizler açısından verecekleri hüküm de hükümsüzdür. Tarihin hükmü ve halklarımızın, kadınların özgürlük, adalet mücadelesi asıl sonucu belirleyecektir.

    “SİYASİ İRADE ARAÇSALLAŞTIRILMAMALI”

    -Önümüzde yeni bir seçim süreci var, DEM Parti’li seçmenler Genel seçim sonrası CHP’ye karşı güven eksikliği yaşıyor diyebiliriz. DEM Parti’nin yerel seçim sürecinde nasıl bir strateji uygulaması gerekiyor?

    Figen Yüksekdağ: DEM Parti seçmeni bakımından belirleyici olan siyasi iradesinin araçsallaştırışmaması ve hakkının teslim edilmesidir. Bütün seçim süreçlerinde kilit ve belirleyici olan, bunun karşısında demokratik taleplerine saygı ve güven verici cevaplar isteyen bir toplumsal yapıdan bahsediyoruz. Bu sosyolojik gerçekliği seçim taktiklerine basamak olarak görürseniz sadece siyasal değil sosyal yabancılaşmaya da yol açarsınız. 2023 genel seçimleri sonrasında muhalefetin DEM Parti ile kurduğu ilişki böyledir. İstanbul başta olmak üzere batı metropollerinde DEM tabanı kendi iradesini de görmek istiyor. Doğal ve adil olan budur. Milyonlarca Kürdün ve her inançtan, ulustan emekçi sınıflardan DEM seçmeninin yaşadığı metropollerde yerel seçilmişler belirlenirken bu toplumsallığı dışta tutamazsınız. Eğer böyle bir demokratik uzlaşı gelişirse güven tesis edilebilinir.

    “TATMİN EDİCİ KENT UZLAŞISI OLMADIĞI TAKDİRDE DEM PARTİ’NİN BATI’DA KENDİ ADAYLARIYLA SEÇİME GİRMESİ CİDDİ BİR İHTİYAÇTIR”

    DEM Parti’nin batıda kendi adaylarını çıkararak aktif bir seçim faaliyeti yürütme ihtiyacı da, hakkı da vardır. Eğer demokratik ve tatmin edici bir kent uzlaşısı sağlanamazsa DEM’in batıda kendi adaylarıyla seçim yarışına girmesi ciddi bir ihtiyaçtır. Tabanımızda bu yönlü taleplerin ağırlığı ise sır değildir. Kitlemizi aynı hedef etrafında kenetlemek partinin genel, güncel gelişim stratejisi bakımından da hayati önemdedir. Sonuçta nihai kararı delegelerimiz, parti yönetim kurumlarımız ve DEM kolektifi verecek. Her durumda halkımız partisinin iradesi etrafında en sağlam şekilde birleşmelidir. Gerek iktidardan, gerekse de bir kısım muhalefetten gelen tasfiye operasyonlarına duruşuyla ve siyasi faaliyete katılımıyla cevap vermelidir. Yerel seçim stratejisinin öncelikli hedefi iki kez kayyum atanarak gasp edilen belediyeleri geri almaktır. Tepeden siyasi darbeyle atanan kayyumları halkımız demokratik direnişiyle ve seçimle görevden alacaktır.  Seçimle iş başına gelmeyen, halkın iradesini hiçe sayan ve siyasete karşı yılmadan bıkmadan toplumsal hakikati göstermeliyiz. Yerel seçimler bu bakımdan bir toplumsal hakikat ve onur direnişidir. Başta belediyelerine el konulan Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarının bu irade sınavından başarıyla geçeceğine inanıyorum.

     

    -DEM Parti, EMEP, SMF, TİP, EÖC ve Partizan 31 Mart yerel seçimlerine Dersim’de ittifak olarak gireceklerini kamuoyuna açıkladılar. Bu kararı asıl değerlendiriyorsunuz?

    Figen Yüksekdağ: Doğru olan da halkçı, emekçi, kadın özgürlükçü temelde güç birliğinin sağlanmasıydı, bu noktaya gelinmesi memnuniyet vericidir. Dersim devrimci-demokratik mücadele, halkların ve inançların eşit yurttaşlık, özgürlük hareketi bakımından önemli ve tarihsel bir merkezdir. Bu ağırlığın yüklediği sorumluluğa uygun davranmak önceliklidir. Diğer yandan kamuoyunca bilindiği gibi DEM Parti’nin, yani önceki dönemde HDP’nin kayyum saldırısıyla elinden alınan belediyelerinden birisidir Dersim. Belediye eşbaşkanları hala tutsak. Eşbaşkanlardan birisi olan Nurhayat Altun’la 7 buçuk yıldır burada birlikte yatıyoruz. Bu kadar saldırıya maruz kalan, ödediği bedel bitmeyen bir partinin kayyum darbesine yanıt vermek ve adaleti, halk iradesini, yeniden tesis etmek gibi bir isteği ve hakkı vardır. Bütün emekçi solun, demokrasi güçlerinin bu doğal hak ve iradeye saygı duyarak yanında durması, karşısına çıkmaması gerekir. Adil ve etik olan budur. Dersim emek özgürlük ve demokrasi güçlerinin, sosyalist hareketinin reel siyaset rüzgarına kapılmadan dönemsel ve taktik beklentileri esasa ikame etmeden tarihsel rolüne uygun tutum geliştirmesi gerekiyor. Yaylım ateşi altındaki bir halkın iradesiyle birleşme tavrı bu tarihsel rolün alamet-i farikasıdır.

    Dilan MORSÜMBÜL/PİRHA

  • Deniz: Adaylara ve partilere sıkıştırılmış yerel seçimlerin sorgulanması gerekiyor – VİDEO

    Deniz: Adaylara ve partilere sıkıştırılmış yerel seçimlerin sorgulanması gerekiyor – VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, adaylara ve partilere sıkıştırılmış yerel seçimlerin sorgulanması gerektiğini belirterek, halk meclislerinin önemine vurgu yaptı. Deniz, Aleviler ve Alevi Bektaşi Federasyonu olarak demokrasi güçleriyle mücadeleyi ortaklaştırmak ve sorunlara müdahale etmek için her platformda yan yana gelmek zorunda olduklarını kaydetti.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Yerel Demokrasi Konferansı’nın Aleviler açısından önemi, Alevilerin yerel yönetimlerden temel talepleri ve Alevilere yönelik asimilasyonun sürdürülmesine karşı seçimlere giderken Alevilerin nasıl bir tavır alması gerektiğine dair PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİLERİN YEREL YÖNETİMLERE MÜDAHİL OLMA ŞANSLARI OLACAK”

    Yerel Demokrasi Konferansı’nın Aleviler açısından önemini belirten Aydın Deniz, Alevilerin yerel yönetimlere bu konferans yoluyla müdahil olma şanslarının olacağını söyledi.

    Deniz, “Aleviler bu ülkede hala yok sayılıyor. Yasal olarak inançları yok sayılıyor, ibadethaneleri yok sayılıyor. Dolayısıyla yerellerde biten yasaların getirdiği haklarla beraber Aleviler de kendi haklarına kavuşmuş olacak. Aynı zamanda yerel yönetimlere müdahil olma şansları olacak. Birçok yaşam kentimiz var sırf Alevilerin yaşadığı kentler de var ama o kentlerde ne Alevilerin sözü var ne de Alevilere yönelik bir girişim var. Dolayısıyla alternatif bir yerel yönetimin nasıl olması gerektiği konusunda burada toplumun çeşitli dinamikleri yan yana geldi. Biz de Alevi Bektaşi Federasyonu adına Aleviler adına Alevilerin yerel yönetimlerden talepleri nelerdir ve nasıl olmalı konusunda görüşlerimizi bildirdik.”

    “ADAYLARA VE PARTİLERE SIKIŞTIRILMIŞ YEREL SEÇİMLERİN SORGULANMASI GEREKİYOR”

    Alevilerin inançsal olarak da hem merkezi hükümet hem de yerel yönetimler tarafından tanınması gerektiğine dikkat çeken Deniz, Alevilerin yerel yönetimlerden temel taleplerini ve sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğini şöyle anlattı:

    “Yerel yönetimlerde Alevilerin ibadethanesinin merkezi olarak imar planlarında cemevleri için yer ayrılması gerekiyor. Biz bir yandan kamu hizmeti olarak cenaze hizmetleri veriyoruz. Mesela bu cenaze hizmetlerinde bazı büyükşehirlerde şu an destek alınıyor ama özellikle kırsal kesimlerde bu kamu hizmetini biz kendi imkanlarımızla yürütüyoruz. Kamusal bir hizmet veriyorsanız halkın vergileriyle onun karşılanması gerekir. Yerele yönelik bu yönde önerilerimiz oldu. Yerellerde bulunan özellikle kendi değerlerimiz olan dergahlarımız gibi konulara da değindik. Bunun da şöyle bir önemi var. Ya merkezi olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı şekilde işgal edilmiş dergahlarımız, kendi özgünlüğünden uzaklaştırılarak asimilasyona hizmet ediyor. Dergahlarımızın içine cami yapılıyor, mescit yapılıyor, kuran kursları veriliyor. Bu bizim kabul etmediğimiz bir durum. Merkezi hükümetlerin dışında yerel yönetimler de bu asimilasyona hizmet ediyor. Bundan vazgeçmesi konusunda önerilerimiz var. Yine Alevilerin taleplerinden bir tanesi Madımak’ın utanç müzesi olmasıydı. Biz Madımak Oteli’nin bir hafıza merkezine dönüştürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Dolayısıyla hem yüzleşme hem hatırlatma anlamında bir durum talep ediyoruz.”

    Aydın Deniz, adaylara ve partilere sıkıştırılmış yerel seçimlerin sorgulanması gerektiğinin de altını çizerek, “Yerelde kimler yer alıyorsa o dinamiklerin muhakkak muhatap alınması ve temsiliyette yer alması gerekiyor. Bu yasal statü içerisinde bir temsiliyet değil ama bir önerimiz halk meclisi var. Bu halk meclisinde çeşitli dinamiklerin temsilcileriyle oluşan halkın taleplerinin orada derlenip toplandığı görüşlerin belediye meclisleri tarafından dikkate alınıp uygulanması konusunda önerilerimiz var” diye konuştu.

    “AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYORUZ”

    Camiye, sinagoga, kiliseye temizlik veya başka hizmetler verilirken cemevlerine bunların hiçbir şekilde verilmediğini ve cemevlerinde tamamen Alevi halkının kendi emekleriyle bu işleri yürüttüğünü ifade eden Deniz, şöyle devam etti:

    “Dolayısıyla burada bir ayrımcılığa maruz kalıyoruz. Bu ayrımcılıkların ortadan kalkması konusunda da kendi taleplerimizi halk meclisinde dillendirip bunun belediye meclisleri tarafından dikkate alınması ve uygulanması konusunda bir öneri yaratılması ve bu mekanizmanın oluşturulması Türkiye halkları için çok elzem ve geç kalınmış bir konu aslında.
    Burada kendi özerkliği tamamen ortadan kalkmış oluyor yerel yönetimin. Herkesin kendi açısında talepleri var ve bu taleplerin ortaklaşması ve ortak bir akılla halk meclislerinde hayat bulup belediye meclislerinde, yerel yönetimlerde karşılık bulması gerekiyor. Ancak bu şekilde bir kentteki yaşam hakkının uygulanması hem de mutluluk ve huzurun yakalanması anlamında değerli ve önemli. Bunu hayata geçirmek tabii ki kolay değil. Özellikle baskıcı, faşist, siyasal İslam’a doğru giden bir rejimde bunu yapmak elbette ki zor ama bu konferans bir başlangıç ve öneri konferansı. Bu başlangıcı sürdürme ve bu konuda kararlı hareket etme tamamen buradaki dinamiklere bağlı. En azından bir alternatifimizin olduğunu insanlara gösterebilmemiz açısından bu konferans çok değerli.”

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Aydın Deniz, “Aleviler olarak özellikle Alevi Bektaşi Federasyonu olarak demokrasi güçleriyle mücadeleyi ortaklaştırmak ve geliştirmek adına sorunlara müdahale etmek anlamında her platformda yan yana geliyoruz, gelmek zorundayız. Çünkü Alevilerin de özellikle hükümetin müdahalesi sonrası kendi içinde kutuplaşmasına neden olan asimilasyona hizmet eden adımları son 2 yıldır çok fazla oldu. Buna karşı hem demokrasi güçleriyle demokrasi mücadelesi vermek, hem de Alevi hak taleplerinin karşılık bulması anlamında da mücadeleyi ortaklaştırmak değerli oluyor. Başka platformlarda da yer almaya çalışıyoruz. Mücadeleyi büyütmeye çalışıyoruz.”

    Devrim FINDIK-Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • Bakırhan: Bu seçimde Alevileri yok sayanlara cevabını vereceğiz- VİDEO

    Bakırhan: Bu seçimde Alevileri yok sayanlara cevabını vereceğiz- VİDEO

    PİRHA- Mersin’deki halk buluşmasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bu önemli seçimde yüzyıldır bizi yok sayan bu zihniyete en iyi yanıtı vermek zorundayız. Umudunu bize bağlayan Kürdün, ezilen emekçinin, inancı kabul edilmeyen Alevi’nin, kadınların, gençlerin cevabını bu seçimde vereceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Mersin ziyaretini  Akdeniz ilçesindeki halk buluşmasıyla sonlandırdı. Buluşma etkinliğine DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, DEM Parti Akdeniz Belediyesi Eşbaşkan adayları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız’ın yanı sıra kentte bulunan birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile binlerce yurttaş katıldı.

    “31 MART’TA AKDENİZ’İ ALACAĞIZ”

    Buluşmada ilk olarak sahneye çıkan DEM Parti Akdeniz Belediyesi Eşbaşkan adayları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız kitleyi selamlayarak, bu seçimi kazanacaklarını vurguladı. Ardından Tuncer Bakırhan, Mersinlilere seslenerek 31 Mart Yerel Seçimlerine işaret etti. Akdeniz’i yeniden alacaklarını dile getiren Bakırhan, “Biz bu hırsızları göndereceğiz. Biz tekrardan Akdeniz Belediyesi’ni halk belediyesi yapacağız. Ben inanıyorum ki 31 Mart Yerel Seçimlerinde hem Akdeniz’de hem ülkenin birçok yerinde halkımız kayyumlara, faşizme ve zulme karşı cevap verecek” dedi.

    “ALEVİLERİ REDDEDEN ANLAYIŞA GEREKEN CEVABI VERECEĞİZ”

    Çok önemli bir seçim sürecine girdiklerine dikkat çeken Bakırhan, AKP-MHP iktidarının kendileri için “Tekrar Akdeniz’i kazanamayacak. Kürdistan’da yerel seçimlerini alamayacaklar” söylemine karşı; “Size söylüyorum: Bu yalancılar mı doğru söylüyor yoksa bu halk mı? Değerli halkımız bu önemli seçimde bizler yüz yıldır bizi yok sayan bu zihniyete en iyi yanıtı vermek zorundayız. Bizler bu seçimde umudunu bize bağlayan Kürdün, ezilen emekçinin, yoksulun, inancı kabul edilmeyen Alevi’nin, yoksulların, işsizlerin, kadınların, gençlerin en iyi cevabını onları reddeden bu sisteme bu seçimde vereceğiz. Onların kayyımlarını göndereceğiz. Onların yapmış oldukları usulsüzlükten yolsuzluklarının hesabını soracağımıza emin olabilirsiniz” diye konuştu.

    “MÜCADELEYİ ZAFERE ULAŞTIRACAĞIZ”

    Bakırhan, yürütülen mücadelenin zafere ulaşması için gece gündüz demeden çalışacakları sözünü vererek şunları söyledi:

    “Boşuna mücadele etmiyoruz, direnmiyoruz, bedel ödemiyoruz. Çünkü arkamızda bugün burada olduğu gibi onurlu bir halk var. Size layık olmak için gece demeden, gündüz demeden, saat demeden, uyku demeden sizin taleplerinizin karşılığını bulması için genel merkezimizle birlikte mücadele edeceğimize, sizinle beraber yürüttüğümüz mücadelenin zafere ulaşması için elimizden geleni yapacağımıza emin olabilirsiniz.”

    Bakırhan’ın konuşmasının ardından seçim irtibat bürosu açılışı alkış ve sloganlar eşliğinde açıldı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • DEM Parti’den İstanbul’da aday çıkarma kararı

    DEM Parti’den İstanbul’da aday çıkarma kararı

    PİRHA- Toplanan DEM Parti MYK’si İstanbul’da aday çıkarma kararı aldı. Aday gösterilecek isimler ise henüz netleşmedi. Bolu’da Veli Saçılık’ın adaylığı kesinleşirken, Antalya’da Kemal Bülbül ismi öne çıktı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplandı.

    Yerel seçim gündemi ile toplanan MYK, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) başta olmak üzere batıdaki pek çok il ve ilçede aday çıkarıp çıkarmamayı masaya yatırdı.

    İSTANBUL’DA ADAY ÇIKARILACAK

    Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, toplantıda uzun süren tartışmalar sonucunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi için aday çıkarma kararı alındı. Bu konuda olası isimler üzerinde durulsa da net bir karar çıkmadı.

    BOLU’DA VELİ SAÇILIK

    Toplantıda yine Bolu’da aday çıkarma kararı alındı, Alınan karara göre Bolu’da Veli Saçılık aday gösterilecek.

    ANTALYA İÇİN KEMAL BÜLBÜL İSMİ MASADA

    DEM Parti MYK’si Antalya’da da aday çıkarma kararı aldı. Ancak buradan gösterilecek adayın ismi netleşmedi. Bu konuda daha kentte milletvekilliği de yapan siyasetçi Kemal Bülbül’ün ismi öne çıktığı öğrenildi.

    Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan yarın yapacağı basın toplantısında bir çok kentin adaylarının isimlerini açıklayacağı öğrenildi.