Etiket: yerel seçimler

  • ‘Aleviler ‘Kent Uzlaşısı’nda güçlü bir biçimde yer almalı’ -VİDEO

    ‘Aleviler ‘Kent Uzlaşısı’nda güçlü bir biçimde yer almalı’ -VİDEO

    PİRHA- DEM Parti’nin toplumun tüm kesimlerini içine dahil ederek, birlikte yaşam ve yönetme modeli olarak ifade ettiği ‘Kent Uzlaşısı’nın Aleviler açısından önemine değinen DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Alevilerin, özelde de Alevi kadın ve gençlerin Kent Uzlaşısı’nda çok güçlü yer almaları ve sözlerini söylemeleri gerekiyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 31 Mart yerel seçimlerde izlenecek yol haritası kapsamında ‘Kent Uzlaşısı’ modelini hayata geçireceklerini duyurmuştu. Kent Uzlaşısı stratejisi ile kenti var eden, yaşatan sosyal ve siyasal dinamikleri geniş ölçekte kapsayan tüm kurum, kuruluş, toplumsal taraflar ve siyasi aktörlerle görüşmek ve ortak mücadeleyi örmek amaçlanıyor.

    DEM Parti Eş Genel Başkan Başkan Yardımcısı Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Kent Uzlaşısı’nda Alevilerin yer almasının önemine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİLER YEREL SİYASETTE SÖZÜNÜ SÖYLEMELİ”

    Yüksel Mutlu; Alevilerin yaşadıkları katliam ve soykırımlar, karşı karşıya oldukları asimilasyon politikaları nedeniyle örgütlenmeleri gerektiğinin altını çizdi. Bunun da yerel siyasette, belediyelerde ve kendi kurumlarında varlık göstererek sağlamlaştırılacağını belirten Mutlu, Kent Uzlaşısı’nın Aleviler açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

    Alevilerin kent dinamiği içerisinde önemli bir rolünün olduğunu söyleyen Mutlu, “Alevilerin çok güçlü bir demokrasi anlayışı ve mücadeleleri var. Bu anlamda Alevilerin Kent Uzlaşısı’nda çok güçlü yer almaları ve sözlerini söylemeleri gerekiyor. Başvuruları yoksa bile gerekli yerlere gidip önerilerini sözlü veya yazılı olarak sunabilir. Bu öneriler doğrultusunda yerelde çalışmalarımızı gerçekleştireceğiz” dedi.

    ALEVİLERE YEREL YÖNETİMLERE KATILMA ÇAĞRISI

    Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile Alevilere dönük asimilasyon politikalarının devam ettirilmek istendiğine işaret eden Mutlu, “AKP burada kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Alevilerin kendi inancına sahip çıkması, asimilasyona karşı mücadele etmesi, AKP’nin Alevisi olmayarak kendi yolunu, hakikatini bulması için yerel yönetimler başta olmak üzere siyasetin her kademesinde kendi sözünü söylemesi gerekiyor” diyerek, Alevilere yerel yönetimlere katılma çağrısı yaptı.

    DEM Parti’nin bu anlayışla mücadele ettiğini vurgulayan Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kent Uzlaşısı dediğimizde Alevilere de kent siyasetinin kapısının açılması, belediye hizmetlerinden yararlanması ve yerel yönetimlerde aktif olarak yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Aleviler yerine bir söz kurmak istemiyoruz. Alevilerin aday olup, oralarda hizmet gerçekleştirmesinin daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle Alevi nüfusunun çok olduğu kentlerde Aleviler aday olmalıdırlar. Kendilerini ifade etmeleri, belediyelerin kendilerine nasıl hizmetler sağlayacağını kendilerinin belirlemesi önemli.”

    “ALEVİ KADINLAR VE GENÇLER AKTİF SİYASETTE YER ALMALI”

    Yüksel Mutlu, Alevi çalışmalarında kadın ve genç sayısının azlığına değinerek, “Kadın ve gençlik öncüdür, onların olmadığı bir hareket eksiktir. Bu nedenle Alevi kadın ve gençlerin talepkâr olmaları anlamında alan açmak gerekiyor. DEM Parti olarak yerellerde daha çok Alevi gençlerin ve kadınların yerel siyaset alanlarına başvurmalarını, il genel meclis üyeliği, belediye meclis üyeliği, muhtarlıklar konusunda daha çok talepkâr olmaları gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü kendi toplumlarının sorunlarını ancak buralarda kendileri özne olarak çözebilirler” sözlerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

  • Bodrum Kadın Platformu seçim deklarasyonunu açıkladı

    Bodrum Kadın Platformu seçim deklarasyonunu açıkladı

    Bodrum Kadın Platformu, yerel seçimlere ilişkin açıkladığı deklarasyonda, eşit temsiliyetin sağlanması çağrısında bulundu.

    Bodrum Kadın Platformu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Bodrum binasında 31 Mart yerel seçimlerine dair taleplerine ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına açıklamayı yapan Aynur Dik, kadın haklarının baskılanmasına yönelik tavrın eril siyasetin söylemlerinde ve uygulamalarında kendini gösterdiğini belirtti. Dik, “Her fırsatta kadını yok sayan bir dil kullanmaktan çekinmeyen iktidarın temsilcileri, bir gece kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden imzalarını çektiler. Kadınların mücadelesi ile kazandıkları bütün kazanımlara saldırdılar, saldırmaya devam ediyorlar. Biz kadınlara karşı geliştirdikleri söylemleri de haklarımıza yönelik eylemlerini de unutmayacağız” dedi.

    “EŞİT TEMSİLİYET MOR ÇİZGİ OLMALI”

    Demokrasinin gücü ve öneminin eşit temsil ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Dik, adil ve kapsayıcı bir Türkiye isteniyorsa eşit temsilin siyasi partilerin de kırmızı çizgisi olması gerektiğini söyledi. Dik, “Cinsiyet kotası olmalı (geçici bir çözüm), Fermuar sistemi uygulanmalı (aday listeleri bir kadın bir erkek olarak hazırlanmalı). Siyasi partiler kanununda, seçim kanununda, siyasi parti tüzüklerinde ve anayasada ‘eşit temsil’ için özel önlemler alınmalı, Siyasi partiler kadın adaylara seçim dönemi boyunca kampanya çalışmaları için finansal destek sağlamalı. Siyasette kadının adı yok. Toplumun yarısını oluşturan kadınlar erkek -egemen siyasette var olabilme mücadelesi içerisinde. 2024 yerel seçimler herkes için kritik bir öneme sahip. En çok da kadınlar için. 31 Mart 2024 seçimlerinde kadınlar yerelde yönetimlerde de eşit temsil edilmeli, seçilebilir sıralardan ve bölgelerden aday gösterilmelidir. Unutmayalım, kadın yoksa eşitlik yok; kadın yoksa kapsayıcılık yok” ifadelerini kullandı.

    TALEPLER 

    Dik, Bodrum Belediyesi’nden yapılmasını bekledikleri talepleri de şöyle sıraladı:

    “* Yerel Eşlik Eylem Planının izleme ve revize edilme sürecine tüm kadınların; parti ve STK temsilcileri ile bağımsız feminist kadınların katılımının sağlanmalı.

    * Belediye, Yerel Eşitlik Eylem Planında taahhüt ettiği faaliyetleri eksiksiz yerine getirmelidir. Bu süre. şeffaf bir şekilde izlenmeli ve değerlendirilmelidir.

    * Eşitlikçi ve şiddetsiz bir kent yaratma iddiası, bütün kadınları kapsayacak bir temsilciler koordinasyonu ile izlenmeli ve değerlendirmeye açık olmalıdır.

    * Yerel Eşitlik Eylem Planının en önemli şartlarından biri olan ‘toplumsal cinsiyet eşitliği için politika oluşturma, planlama, uygulama, değerlendirme gibi tüm süreçlerde kapsayıcı ve etkin katılımın sağlanması’ ilkesi Bodrum’da hayata geçirilmelidir.

    * Bodrum Belediyesi, kadınların yerel yönetimde etkin temsili için farklı görüşlerden gelen bütün kadınları içeren bir toplumsal cinsiyet eşitliği koordinasyonunu benimsemelidir.”

    “‘MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Platform olarak, kadınların yerel yönetimde eşit temsilini sağlamak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek için çabalarının devam edeceğini belirten Dik, “İktidarın bütün saldırılarına karşı direnen kadınlar olarak kazanımlarımızı sonuna kadar savunacağız ve yeni kazanımlar için mücadelemizden, dayanışmamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Tam da bu nedenle, Bodrum’daki kazanımlarımızı birilerinin sunduğu nimet olarak görmüyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hatimoğulları: DEM Parti gelecek bu devran dönecek-VİDEO

    Hatimoğulları: DEM Parti gelecek bu devran dönecek-VİDEO

    PİRHA- Partisinin Kadın Parlamento Grubu’nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kadının adını silmek isteyenlere, bize ‘Siz yoksunuz’ diyen anlayışa karşı bizler vardık, varız, var olacağız, diyoruz. Varlığımızı eşitlik, özgürlük, adalet, barışı tesis ettiğimiz erkek egemen zihniyetinden kurtulduğumuz bir sistemi kurana dek devam edecek ve varlığımız burada büyüyecek” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kadın Parlamento Grubu’nda konuştu. Grup toplantısına Barış Anneleri ve Adalet Nöbeti eylemcileri katıldı. Pazar günü Santa Maria Latin Katolik Kilisesi’nde ayinlerini gerçekleştirdikleri sırada IŞİD’in üstlendiği saldırıyı anımsatan Tülay, ne zaman seçimler olsa, Türkiye’nin başka gündemleri olsa IŞİD’in ortaya çıktığını belirtti.

    ANNELERİN TALEPLERİ

    Kürt sorunundaki çözümsüzlük ve çatışma sürecinin derinleştiğini dile getiren Hatimoğulları, Kürt halkının onurlu barış talebine iktidarın silahla, tankla, topla, SİHA, İHA’larla cevap verdiğini kaydetti. Hatimoğulları, “Bu durumu protesto etmek için cezaevlerinde siyasi tutsaklar açlık grevi başlattı ve bu açlık grevini desteklemek üzere dışarıda, dört bir yanında analar adalet nöbetinde. Bir yandan açlık grevleri sürüyor, bir yandan adalet nöbetini beraber sürdürüyorlar. Onların talepleri tıpkı cezaevinde esir tutulan, siyasi rehine tutulan çocukları ve yoldaşları gibi Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi, ağırlaştırılmış tecridin kalkmasıdır” dedi.

    “ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜNDE YERİMİZİ ALACAĞIZ”

    Adalet Nöbeti’nde olan annelerin söylediği şarkıların, türkülerin, anlattıkları hikayelerin mücadelenin 40 yıldır nasıl örüldüğünü gösterdiğine dikkat çeken Hatimoğulları, “Dişleri ve tırnaklarıyla kazıyarak bu mücadeleyi büyüttü analarımız, Kürt halkı ve Kürt kadınlar bu mücadeleyi büyüttü ve günümüze kadar taşıdı. 1 Şubat’ta Kürdistan’ın pek çok kentinden bir yürüyüş başlayacak. 1 Şubat’ta Kars’tan ve Van merkezden iki kol şeklinde başlayacak olan büyük özgürlük yürüyüşü 15 Şubat’a kadar devam edecek. Peki bu yürüyüşün amacı nedir? Bu yürüyüş cezaevlerinde başlayan açlık grevleri ve adalet nöbeti ile aynı amacı taşımaktadır. İmralı tecridinin ortadan kalkması ve Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi. Ve elbette ki bu yürüyüşteki her uğrak alanlarımızda çeşitli yerlerde kadınlarla,  işçilerle, emekçilerle buluşmalar. Türkiye’de yaşanan bütün sorunların Kürt sorunuyla bağlantısını kuran bir yerden bu yürüyüşümüz gerçekleşecek. DEM Parti olarak bizler de bu yürüyüşte yerimizi alacağız ama sadece DEM Parti olarak değil. Aydınlar, yazarlar, bu ülkede demokrasi isteyen güçlerin temsilcileri de bizlere eşlik edecekler” sözlerini kullandı.

    “BÖLGE CİDDİ BİR SAVAŞLA KARŞI KARŞIYA”

    Hatimoğulları’nın konuşmasının satır başları şöyle:

    “Mutlak tecrit insanlık suçudur. Hapishanedeki açlık grevlerinde tablo ağırlaşmadan diyalog sürecinin başlaması gerektiğini her fırsatta vurguladık. Bizler DEM Parti olarak diyalog ve müzakere partisi olarak çağrımızı buradan yineliyoruz. Türkiye’de 84 milyon yurttaşımız bu savaş ve çatışma ortamından etkilenmektedir. Kürt halkına diz çöktürmek için çöktürme planını devreye koydular. Kürt halkı değil diz çökmek, sesini bütün dünyaya duyuracak kadar güçlü bir örgütlenmenin içine girmiş durumdadır. Bu direnişi bu şekilde kıramazsınız. Rusya Ukrayna savaşı, İsrail Filistin, Suriye, Rojava, Irak, Federe Kürdistan, İran, Pakistan, karmakarışık. Kızıldeniz’de konumlanmış olan gemilerin namluları adeta halkların üzerine dönmüş durumda. Burada altını çizdiğim şeye hep berabere çok dikkat edelim. Savaş bir genişleme eğilimi içerisindedir. Bütün bölgemiz ciddi bir şekilde savaşla karşı karşıyadır.  Türkiye bu denklemden asla azade değildir. İşte bizler o yüzden diyoruz ki Kürt sorununu çözelim ki dışarıya karşı da bu savaş atmosferine karşı da bir toplumsal bütünlük içerisinde hep birlikte Türkiye halkları olarak dayanışma içinde karşı koyabilmeyi başarabilelim.

    “BİRLİKTE OLMAZSAK BİRLİKTE YENİLİRİZ”

    Bakın birlikte var olmazsak, küresel saldırıların karşısında birlikte yeniliriz. Bu cümleye hep birlikte dikkat edelim. Özellikle iktidar partisine sesleniyorum. Dediğimizi iyi anlamalarını, iyi idrak etmelerini istiyorum. Bu cümleyi tekrar ediyorum. Birlikte var olmazsak küresel saldırılar karşısında birlikte yeniliriz. Evet değerli Türkiye halkları, cezaevlerinden, adalet nöbetinden, büyük özgürlük yürüyüşünden demokrasinin sesi yükselecek. Barış talebi yükselecek. Gelin bu taleplere Türkler, Araplar, Ermeniler, Lazlar, Çerkesler, Pomaklar ve burada sayamadığım bütün halklar, bütün inançlar olarak bizler bu coğrafyanın kadim halkları olarak gelin bu sese hep beraber kulak verelim. Farklılıklarımızla bizler güçlü, bütünlüklü, moralli bir toplumu hep beraber inşa edebiliriz ama bunun için de eşit yurttaşlık hakkının inşa edilmesi de şarttır. Savaş çığırtkanlığı yapan erkek akla karşı biz kadınlar barışı inşa etme cesaretini hep birlikte büyütmek durumundayız. Türkiye’nin batısındaki değerli kadınlara sesleniyorum; ülkedeki çatışma süreci devam ettikçe, ülkede baskı düzeni artıyor, ülkenin siyasi iklimi gittikçe sertleşiyor.

    “İKTİDAR KÜRT SORUNUNU ÇÖZMEK İSTEMİYOR”

    Demokrasi, kadın hakları, insan hakları, doğa hakları bütün bunlar hepsi toprağa gömülüyor ve adeta biz bunlardan artık bahsedemez ve bu konudaki haklarımızı talep edemez bir duruma getiriliyoruz. Daha çok kadın şiddete uğruyor, daha fazla kadın cinayeti işleniyor böylesi atmosferlerde. Yaşadığımız yoksulluk da bütün bunların cabası. Asgari ücrete zam yapıldığı ayda sadece bir ay içerisinde 700 ürüne zam geldi. Bazı ürünlere 2 kez bazı ürünlere 3 kez zam geldi. Bizler çok derin bir yoksullukla karşı karşıyayız. Hak talep etmeye kalkışınca açız açıktayız, evsiziz kira ödeyemiyoruz, fatura ödeyemiyoruz dediğimizde ise ‘Oturun yerinize siz teröristsiniz’ yaftalamasını yapıyorlar bizlere. Aynı dinden, inançtan, coğrafyadan olan Kürt halkının taleplerine kulak vermek, demokratik zeminde Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini sağlamak batı için de çok önemlidir, Türkiye halkları için de çok önemlidir. Bizlerin kendimizin asli sorunlarının, Kürt sorununun ön plana çıkartılarak, savaş ve çatışma ön plana çıkartılarak üstünün örtülmesini istiyor bu iktidar. İktidar bu ülkeyi daha kolay yönetebilmek için, muhalefeti daha kolay bastırabilmek için Kürt sorununu çözmek istemiyor ve bu nedenle de gündemden düşürmüyor bu süreci. İnsani düzeyde geçinilebilecek ücret talep etmek biz kadınların hakkıdır.

    “KATLEDİLMEK İÇİN DOĞMADIK”

    Adalet Bakanlığı ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı paralel zamanda medeni kanun çalıştayı düzenlediler. Bunu kamuoyuna şöyle sundular. Medeni kanunda iyileştirme yapacağız ve kadınların lehine yasalar çıkaracağız ama inan ki külliyen yalan. Her yerde yalan söyledikleri gibi burada da yalan söylüyorlar. Bakın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ne diyor. Süresiz nafaka adil bir durum değildir. Yani bu çalıştaylarda kadınların kazanımı olan nafaka hakkını ellerinden almak için çalıştay düzenliyorlar. Bu çalıştayı bize kadınlar için iyi şeyler yapıyormuş gibi anlatıyorlar. ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ dedik, onlar ‘Ne alakası var İstanbul Sözleşmesi’nin’ dediler ve İstanbul Sözleşmesi’ni lağvettiler. İstanbul Sözleşmesi lağvedildikten sonra yüzlerce kadın erkekler tarafından katledildi. Her gün en az bir kadın erkekler tarafından katlediliyor. Bakın geçen hafta İstanbul Yedikule Hastanesi’nde görevli doktorun bir hemşireye gerçekleştirdiği cinsel saldırı tüm delileri ve failin kabulüne rağmen faili aklama çalışmaları devam etti. Yine bir kaç gün Ankara’da Ayşegül katledildi. Daha kaç kadının öldürülmesini bekliyoruz. Daha kaç kadının ölümünü erkek yargı izleyecek. İşte çalıştaylara konu olması gereken konular bunlar ama onlar nafaka kadını alırız konuşuyorlar. Bizler yaşamak için doğduk. Erkekler tarafından katledilmek için doğmadık. Yaşam hakkı en önemli haktır. Yaşam hakkı olmadıktan sonra geri kalan hiçbir hakkın anlamı yoktur. Biz kadınlar yaşamak için birbirimize tutunarak, birbirimizden güç almaya devam edeceğiz. Örgütleneceğiz. Hep beraber kazanacağız.

    “DEM PARTİ ANADOLU’DUR, MEZOPOTAMYA’DIR”

    Aday tanıtımı yaparken elbette bizim geleneğimiz olan, bizim açımızdan olmazsa olmaz çalışanlarımızdır biliyorsunuz, Kadın Meclisi’nin özgün çalışmalarıdır. Kadın çalışmalarımızın özgünlüğüdür. Öğleden önce kadın adaylarının tanıtımını çok sıcak bir ortamda yaptık. Rengarenk giyinmişti kadınlar. Her biri kendi geleneğini yansıtıyordu. İşte DEM Parti bu demektir. DEM Parti o fotoğrafa bakıldığında görülecektir ki Anadolu’dur, Mezopotamya’dır, Türkiye’dir. Çok farklı halklardan, inançlardan, geleneklerden kadın ve erkekler aday oldu. Öyle muazzam bir deneyime imza attık ki biz bu halk oylamasında Türkiye’de ve dünyada eşine, benzerine rastlanılmamıştır. Dün her yerden analar, kadınlar bu mücadelede bedel ödemiş emek vermiş insanlar geldi. O halk oylamasında kendi belediye meclis üyelerini ve belediye eşbaşkanlarını seçtiler. Halk sandığa giderek iradesini ortaya koydu. O irade ki kayyıma ilk kırmızı kartı gösteren bu halk oylaması olmuştur arkadaşlar. ve biz burada yağmur çamur kar kış demeden gelip oy kullanan çalışma yürüten başta analarımıza, kadınlara, gençlere, Parti Meclisi üyelerimize, il ilçe yöneticilerimize, bize bu demokrasi şölenini yaşattıkları için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Biz bu maçı kazanacağız.

    “KAYYIMLAR UZAYDAN MI GELDİ?”

    Ben soruyorum AKP Genel Başkanı’na, kayyımları uzaylılar mı atadı, kayyımlar uzaydan mı geldi. Belediyelerimize kayyım atayan onlar değilmiş gibi konuşuyorlar. Halkın siyasi tercihlerine saygı duymayan onlar, yalan söyledikleri zaman yüzleri kızarmıyor. Çünkü bu onların gerçek yüzü. Merak etmeyin, sandıktan çıkan HDP’nin rengine tahammülü olmayanlara karşı 31 Mart’ta kazanacağımız büyük zafer ile onlara yanıt olacağız. Onların yalanları 31 Mart’ta sandıklardan geri dönecek. Yaptıkları bütün siyasi ayrımcılığın, gaspın, kayyım yolsuzluklarının hepsini bizler sandıklardan geri çevireceğiz. Onların belediyeciliğinde hırsızlık var, kayyım atama var, seçme ve seçilme hakkına saygı duymamak, şantiyecilik var, rantçılık var. İşte bu onların yerel yönetim anlayışı. Bizim belediyeciliğimizde ise kadın belediyecilik anlayışı var. Toplumcu, ekolojik, demokratik anlayışı var.  Bizler bunu bu seçimlerden sonra en üst seviyeye taşıyarak bütün dünyaya örnek olacağız.

    “DEM GELECEK VE DEVRAN DÖNECEK”

    Buradan DEM Parti’yi yeterince tanımayan kadınlara seslenmek istiyorum. Lütfen DEM Parti’nin çalışmalarını tek tek takip edin. DEM Parti kadınların lehine sosyal çalışmaların içinde bulunan neredeyse tek parti, kadınlar böylesi bir partiyi daha çok sahiplenmeli. Kendi sorunlarını dile getiren, yerel yönetim anlayışında kadınları merkezine alan bir anlayışa, kadınlar daha fazla sahip çıkmalıdır. Bugün meclis grubumuzu kadınlarla yaptık. Kadınlar olarak bütün Türkiye dünyaya barış mesajımızı, çözüm talebimizi, yaşadığımız şiddet karşısında yaşam hakkımızı savunmak üzere burada kadınlarla birlikte bütün dünyaya mesajımızı vermek istedik. Kadının adını silmek isteyenlere bizleri siyasetten, sanattan, bilimden, iş yaşamından, felsefeden kopartıp eve hapsetmek isteyen, sadece yemek ve çocuk yapmamızı isteyen, yani bize ‘Siz yoksunuz’ diyen anlayışa karşı bizler vardık, varız, var olacağız diyoruz. Varlığımızı, eşitlik, özgürlük, adalet, barışı tesis ettiğimiz, erkek egemen zihniyetinden kurtulduğumuz bir sistemi kurana dek devam edecek ve varlığımız burada büyüyecek. Dem gelir devran döner, işte bu bizim kampanyamızın yeni sloganı. Dem gelecek ve devran dönecek. Bizler geleceğiz, kadınlar gelecek, gençler gelecek, işçiler gelecek, emekçiler gelecek barış anaları gelecek, DEM Parti gelecek ve bu devran dönecek.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin’de usülsüzlük: AKP’li başkan ve ilçe emniyet müdürü de hayalet seçmen – VİDEO

    Mersin’de usülsüzlük: AKP’li başkan ve ilçe emniyet müdürü de hayalet seçmen – VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, usulsüz seçmen taşıma girişimlerine AKP’li Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak’ın ve Akdeniz Emniyet Müdürü Ebubekir Fil’in de dahil olduğunu söyledi. Bozan, “Bu kişilerin farklı ilçelerde oturmalarına rağmen seçime az bir zaman kala adreslerini Akdeniz ilçelerine taşıdıklarını tespit ettik. Bu durum AKP, Emniyet ve kent bürokrasinin Akdeniz Belediyesi için her türlü usulsüzlüğü göze aldığını gösteriyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Örgütü, 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimler öncesi, kentin farklı ilçelerinden Akdeniz ilçesine taşındığını tespit ettikleri şaibeli seçmenlere ilişkin il örgütünde basın toplantısı yaptı.

    Açıklamaya DEM Parti İl Eş Başkanı Reşat Aşan, Akdeniz İlçe Eş Başkanları Sevim Müjde ile Nizar Esen, DEM Parti Akdeniz Belediye Eş Başkan Adayı Hoşyar Sarıyıldız ve DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan katıldı.

    “AKDENİZ BELEDİYE BAŞKANI VE İLÇE EMNİYET MÜDÜRÜ DE HAYALET SEÇMEN LİSTESİNDE”

    Toplantıda ilk olarak konuşan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Reşat Aşan, usulsüz seçmen taşıma işlemlerini yakından takip ettiklerini ifade ederek, “Halkın iradesini gasp edenlere karşı alandayız. Tüm bu hilelere karşı Akdeniz Belediyesi’ni geri alacağız” dedi.

    DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, ‘hayalet seçmen’lere karşı 1 Ekim tarihinden bu yana alanda olduklarını, bu usulsüz ‘hayalet seçmen’ taşıma girişimlerinde kentte üst düzey bürokratların da yer aldığını belirtti. Bozan, AKP’li Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak’ın ve Mersin Akdeniz İlçe Emniyet Müdürü Ebubekir Fil’in de ‘hayalet seçmen’ listesinde yer aldığına dikkat çekti.

    “AKP’NİN KİRACILIĞINA SON VERECEĞİZ”

    Ali Bozan, Belediye Başkanı Güktak’ın Yenişehir ilçesinde ikamet etmesine rağmen ailesinin ve kendisinin de bulunduğu 28 seçmeni Akdeniz ilçesinde bulunan Dikilitaş Mahallesi’nde bir yere taşıdığını ifade etti. Gültak’ın bu seçmen taşıma işlemini Mayıs seçimlerinde yaptığını tespit ettiklerini söyleyen Bozan, “Bu neyi gösteriyor biliyor musunuz? Akdeniz Belediye Başkanı, belediye seçimlerini kaybedeceğini anlamış ki kendisinin ve ailesinin oyuna muhtaç olduğunun farkında. Yani bu kadar çaresizler, bu kadar düşmüşler. Bunun bir gün tespit edileceğini hiç düşünmediniz mi?” diye sordu.

    “DEM Parti 31 Mart seçimlerinde kiracı olan AKP’nin Akdeniz Belediyesi’ndeki kiracılığına son verecek” diyen Bozan, bunun sözünü halka verdiklerini de kaydetti.

    EMNİYET MÜDÜRÜ DE SEÇMEN KAYDINI TAŞIMIŞ

    Akdeniz Emniyet Müdürü Ebubekir Fil’in de Mezitli ilçesinde otururken, kendi ikametini Akdeniz İlçesi’nde bulunan Siteler Mahallesi’ne taşıdığının da bilgisini de veren Bozan, emniyet müdürünün Mayıs seçimlerinde Akdeniz Belediye Başkanı ile beraber sandıkların kurulduğu okullarda provokasyon yarattığını da hatırlatarak, “Fil de kendisi ve ailesiyle beraber 11 kişiyi Akdeniz İlçesi’nde bulunan Siteler Mahallesi’ne taşıdı. Bu tespitten sonra o adrese arkadaşlarımız 3 gün boyunca gitti ama hiç kimse o adreste görünmüyordu” dedi.

    “EMNİYET MÜDÜRÜ AÇIĞA ALINMALI”

    AKP, Emniyet ve kent bürokrasinin Akdeniz Belediyesi için her türlü usulsüzlüğü göze aldığını ifade eden Bozan, usulsüz seçmen taşıma işleminden sonra yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:

    • Seçmen kayıtlarına yaptığımız itirazlar üzerine şu ana kadar yapılan tahkikatların yeniden yapılması gerekmektedir.
    • Usülsüz seçmen kayıtlarını yapan nüfus memurları hakkında soruşturma açılmalı ve görevden alınmalılar.
    • İçişleri Bakanlığı, Akdeniz İlçe Emniyet Müdürü hakkında soruşturma başlatmalı ve açığa alınmalı.
    • Akdeniz Belediye Başkanı, Akdeniz’de yaşayan yurttaşlar başta olmak üzere 85 milyon yurttaştan özür dilemeli.

    PİRHA/MERSİN

  • Hendekçi: İktidara karşı sosyalist-feminist örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz – VİDEO

    Hendekçi: İktidara karşı sosyalist-feminist örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz – VİDEO

    PİRHA – Mecliste kadın kotasını dahi temsili düzeyde kullanan bir iktidarın olduğu Türkiye’de 31 Mart yerel seçimlerine gidildiğini söyleyen Mor Dayanışma’dan Hazal Hendekçi, “Bizler kadınlar olarak bulunduğumuz her alanda sosyalist-feminist mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Ciddi anlamda kadın düşmanı politikaları olan bir iktidarla mücadele ediyoruz. Bunun temeli de örgütlü mücadeleden geçiyor” dedi. 

    31 Mart’ta yerel seçimler gerçekleştirilecek. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak yerel seçimlerde gösterilecek adayların belirleneceği ön seçim ve aday tanıtım toplantıları yapıyor. DEM Parti, ilk defa ön seçim çalışması yaparak atama olmadan adaylarını belirliyor.

    Yerel seçimlere doğru giderken partilerin meclisteki kadın temsiliyetleri, eş başkanlık ve belediyelere atanan kayyumlar üzerine Mor Dayanışma’dan Hazal Hendekçi ile konuştuk.

    Hazal Hendekçi, yerel seçimlere doğru giderken Türkiye’deki ortamı değerlendirdi.  Hendekçi, “Sadece kadın kotasını dahi temsili düzeyde kullanan, bundan yaklaşık birkaç ay önceki bir basın toplantısını bir kadın milletvekilini ‘gel sen de görün’ diyerek çağırmış bir iktidarın olduğu bir ülkede yerel seçime doğru gidiyoruz” dedi.

    “DEM PARTİ’NİN TABANI ÖNEMSEYEREK ÇALIŞMA YAPMASI ÇOK KIYMETLİ”

    Hendekçi, DEM Parti’nin yapmış olduğu ön seçim çalışmalarının Türkiye muhalefetine bir çağrı niteliği taşıması gerektiğinin altını çizerek, “Bu tamamen bir partinin yukarıdan ataması değil. Tabanı önemseyerek böyle bir çalışma yapmaları çok kıymetli” ifadelerini kullandı.

    “DEM PARTİ YILLARDIR KENDİ İÇİNDE KADIN TEMSİLİYETİNİ ÖNEMSİYOR”

    Hendekçi, eski adıyla HDP şu anki adıyla DEM Parti’nin, yıllardır kendi içinde kadın temsiliyetini önemsediğini belirterek, “Bunu zaten eş başkanlık sisteminden de görebiliyoruz” dedi.

    Hendekçi, eş başkanlığa dair şu ifadelere yer verdi:

    “Buldukları her ilçede her kurumda eş başkanlığı getiriyorlar. Tabii ki bir partideki kadın temsili sadece bunun üzerinden olmaması gerekiyor. Çünkü eş başkanlığın da kendi içerisinde problemleri var. Sonuçta sadece bir kadın da başkan olabilirken yanına bir erkeği de koyma gereksinimi duyuyorlar. Yine de parlamentodaki muhalefete nazaran tabii ki öncü bir adımdır. Bu bizim için de çok kıymetli.”

    Türkiye’de hiçbir muhalefette gerçek anlamda bir kadın temsiliyetinin bulunmadığını söyleyen Hendekçi, “Aslında tamamen açık bir kadın bakış açısı, Feminist bir mücadele hiçbir partide yok. Bizim mücadelemiz bundan kaynaklıdır. Biz kadınlar olarak her alanda mücadelemizi sürdürebildiğimizi, her alanda varlığımızı devam ettirebildiğimizi söylüyoruz. Bunu gerek 25 Kasım’da sokaklarda gerek 8 Mart’ta görüyoruz” diye konuştu.

    “SES ÇIKARMAZSAK BİR GÜN O KAYYUM CHP’Lİ BELEDİYEYE DE BAŞKA BELEDİYELERE DE ATANIR”

    Kayyum hakkında konuşan Hendekçi, kayyumun tamamen halkın seçimine direkt müdahale etmek olduğunu söyleyerek, “Kayyum atanmış belediyelere baktığımızda bunlar maalesef Kürdistan’da olan belediyeler. Şu an DEM Parti’nin birçok eş başkanı hiçbir altyapısı olmadan, dosyalar açılmadan dahi içerideler. Biz sosyalist-feminist mücadelemizle her zaman kayyumlara karşı birlik çağrısında bulunduk. Her zaman Kürt kadınlarının yanındayız. Her zaman Kürt siyasetçilerle ortak mücadele etmek istiyoruz. Kayyum şu an bir CHP’li belediyeye atanmıyor ancak Kürdistan’a ses çıkarmazsak bir gün o kayyum CHP’li belediyeye de atanır başka belediyelere de atanır. Burada hiçbir ayrımcılığı gözetmeden totalde mücadele etmek gerekiyor” diye belirtti.

    “TÜM KIZ KARDEŞLERİMİ ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUM”

    Hendekçi, kadınlara şu çağrıyı yaptı:

    “Bizler kadınlar olarak bulunduğumuz her alanda sosyalist-feminist mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Çünkü ciddi anlamda kadın düşmanı politikaları olan bir iktidarla mücadele ediyoruz. Bu mücadelenin temeli de örgütlü mücadeleden geçiyor. Buradan tüm kız kardeşlerimi de beraber örgütlü mücadele etmeye çağırıyorum.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • DEM Parti Mersin’de ön seçim startını verdi-VİDEO

    DEM Parti Mersin’de ön seçim startını verdi-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti’nin Mersin’de Akdeniz Belediye Eş Başkan adaylarını belirleyeceği ön seçim ve aday tanıtım toplantısı başladı. Yoğun katılımın olduğu ön seçimde aday adayları kendilerini tanıttı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin’de 31 Mart yerel seçimlerinde gösterilecek adayların belirleneceği ön seçim ve aday tanıtım toplantısı Şah Düğün Salonunda başladı. Akdeniz Belediye Eş Başkanlarının seçileceği oylamada yaklaşık bin 400 delegenin oy kullanması bekleniyor. Oylamanın adaylardan ikisinin yüzde 50’yi geçmemesi halinde ikinci tur yarın yapılacak.

    1400 delegenin oy kullanacağı ön seçimde konuşan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, parti olarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, “Seçimlerle halk kendi adaylarını belirleyecek. Bu şimdiye kadar Türkiye’de ilk deneyim olacak. Demokrasi tarihimiz bakımından komisyonlara, genel merkezle bırakılmayan bir iradenin yeni, tarihi bir pratik olacağını söylemek isterim” dedi.
    Akın’ın konuşmasının ardından belediye eşbaşkanı aday adayları kendilerini tanıttı. Daha sonra halk oylamasına geçildi.

    Akdeniz Belediyesi Eş Başkan aday adayları şöyle: Fatma Demir, Hülya Ayhan, Nuriye Arslan, Zerife Genç, Hoşyar Sarıyıldız, Mehmet Alış, Mehmet Altuntaş, Mehmet Şirin Kaya.

    PİRHA/ MERSİN

  • DEM Parti’nin adaylar için ön seçimleri 13-14 Ocak’ta

    DEM Parti’nin adaylar için ön seçimleri 13-14 Ocak’ta

    PİRHA – DEM Parti MYK toplantısında 31 Mart yerel seçimlerinde gösterilecek adaylar için ön seçimin 13-14 Ocak’ta yapılması kararlaştırıldı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplandı. Yaklaşık 10 saat süren toplantıda ön seçimlere ve kent uzlaşısına ilişkin önemli kararlar alındı.

    KİMLER GÖREV ALACAK?

    Ön seçimlerin yaklaşık 50 merkezde13-14 Ocak tarihlerinde yapılması karara bağlanarak görev alacak yüzlerce parti yöneticisinin görevlendirilmesi tartışıldı. Buna göre Parti Meclisi üyeleri, milletvekilleri, Kadın Meclisi üyeleri, Gençlik Meclisi üyeleri, ilçe yöneticileri ve sivil toplum kurumları temsilcilerinin ön seçim yapılacak kentlerde görev alması kararlaştırılırken görev alacak heyetler, ön seçimin sağlıklı ve şeffaf şekilde yapılması için ön bilgilendirme toplantıları yapacak. Kentlerde yer alacak delege listelerinin tamamlanması için de çalışmalar hızlandırıldı.

    KENT UZLAŞISI İÇİN TEMASLAR YOĞUNLAŞTIRILACAK

    DEM Parti’nin “Kent Uzlaşısı” çalışmalarının da kent kent netleşmesi için planlama yapıldığı belirtildi. Buna göre; Hatay, Mersin, İstanbul ve Ankara’da demokrasi güçleri, STK’lar ve siyasi partiler ile temaslar yoğunlaştırılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ekolojistlerden siyasi partilere çağrı

    Ekolojistlerden siyasi partilere çağrı

    Yerel seçimlere ilişkin açıklama yapan Ekoloji Birliği, siyasi partilere çağrıda bulunarak öneri ve taleplerini sıraladı. 

    Ekoloji Birliği, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlere ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Yerel yönetimlerin her türlü tahakkümden, baskıdan, kayyım politikalarından uzak bir şekilde halkın, ekoloji, kadın ve emek hareketlerinin taleplerini gözetmesi gerektiği belirtilen açıklamada, “Yerel yönetimlerde adaylık süreçleri kapanmadan ve listeler 20 Şubat’ta İl-İlçe Seçim Kurulları’na verilmeden önce ekoloji hareketi içindeki dostlarımızı yerel yönetim süreçlerine müdahil olmaya, destekledikleri partilerden veya bağımsız aday olmaya çağırıyoruz” denildi.

    TALEPLER SIRALANDI

    Ekoloji hareketinden aday adaylığı için başvuru yapanların seçilebilir yerlere ve sıralara yerleştirilmesi çağrısı yapılan açıklamada, siyasi partilerden şu taleplerde bulunuldu:

    “* Sadece insan merkezli değil, insan ve tüm diğer canlılarla birlikte doğayı bir bütün olarak gören bakış aşısını esas almanızı,
    * Sermayenin değil, halkın çıkarlarını ve doğanın yararını öncelemenizi,
    * Rant ve beton-asfalt belediyeciliği değil, toplumsal hizmet belediyeciliği uygulamanızı,
    * İklim ve afet acil eylem planlarını hazırlamanızı ve uygulamanızı,
    * Yerel yönetimlerde ‘iklim değişikliği birimi’ kurmanızı,
    * Strateji planlarını hazırlarken doğanın korunmasını, iklim değişikliğini, toplumsal cinsiyet eşitliğini, toplumun tüm dezavantajlı grupların ihtiyaçlarını gözetmeniz
    * Yoksulluğun önlenmesi için ihtiyaç sahibi yurttaşlara, kadınlara dönük istihdam arttırıcı projeleri yaşama geçirmenizi,
    * Tüm kararları halk meclisleri, mahalle meclisleri gibi katılımcı, şeffaf ve eşitlikçi mekanizmalarla birlikte almanızı, kent konseylerine işlerlik kazandırmanızı ve denetime açık olmanızı,
    * Ekolojik bir bakış açısı ile düzenlenmiş ücretsiz okul öncesi eğitim kurumları ve sağlık birimleri açmanızı,
    * Yurttaşın sağlıklı ve ucuz gıda gereksinimini sağlamak üzere ekolojik üretici ile tüketiciyi buluşturan yerel pazarlar, kapitalist ilişkileri yeniden üretmeyecek sosyal marketler, kooperatifler açmanızı,
    * Enerji sarfiyatının azaltılması için enerji tasarrufu, enerji verimliliği, akıllı binalar konusunda somut politikalar geliştirmenizi,
    * Kuraklığın iyice arttığı günümüz Türkiyesi’nde, yaşamın kaynağı olan su kaynaklarına sahip çıkmanızı ve suyun tüm canlılara ücretsiz ve temiz bir şekilde ulaştırılması için gerekli önlemleri almanızı,
    * Suyun ticarileşmesini önleyecek yerel çalışmalar yapmanızı,
    * Ekokırıma yol açan projelere karşı havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması konusunda somut adımlar atmanızı ve ekokırımın suç sayılması ve cezalandırılması konusunda yürütülen kampanyaya destek vermenizi istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Muhtar adayı Yeşilırmak: Hem erkek egemen sistemin hem kapitalizmin saldırısı var-VİDEO

    Muhtar adayı Yeşilırmak: Hem erkek egemen sistemin hem kapitalizmin saldırısı var-VİDEO

    PİRHA- Küçükçekmece’ye bağlı Atakent Mahallesi Muhtar Adayı Özge Erdoğan Yeşilırmak seçimlerde kadın kotası tartışmalarına dikkat çekerek “Neden kotalaştırılıyoruz çünkü toplumun her alanında hayatın yüklerinin çoğu kadınların üzerinde. Bu çekirdekten yaşadığımız aile içerisinde de böyle” dedi. 

    Yerel seçimler yaklaşırken birçok tartışmayı da beraberinde getiriyor. Bu sorunların başında kadınlar açısından eşit temsiliyet, yerel yönetimlerin sorumlulukları, çevre ve ekolojik problemler yer alıyor.

    Bu kapsamda İstanbul Küçükçekmece’ye bağlı Atakent Mahallesi Muhtar Adayı Özge Erdoğan Yeşilırmak‘la konuştuk.

    Yeşilırmak, demokrasiyi, eşit yurttaşlığı, özgürlüğü, özellikle kadınların siyasette ve yerel yönetimlerde var oluş biçiminin önemini dile getirmenin hedeflerinden en büyüğü olduğunu söyledi.

    Kadınların mücadelesini, seçme ve seçilme hakkının ‘verilen’ değil alınan bir hak olduğunun vurgulayan Yeşilırmak, şunları ifade etti:

    “Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi 10. Maddesinde şöyle bir söz geçer, kadınların dar ağacına çıkma hakkı varsa seçilme hakkı da olmalı. Kadınlar yüzyıllardır bu topraklarda ne kadar ezilse de ne kadar ötekileştirilmeye çalışılsa da hep bir mücadeleyi diri tutmuşlar. Ülkemizde Cumhuriyet öncesi dönemde Osmanlı’da da çeşitli çevrelerin kadın hakları mücadelesi bu konuda yapılan yayın çalışmaları ile birlikte Cumhuriyete taşınmış ve 1934’te böyle bir kazanım elde edilmiştir. Bu tümüyle kadınların mücadelesi ve kadınların direngenliğiyle kazanılmış haklardan bir tanesidir.”

    “KİMSE BİZE TEPEDEN HAKLAR VERMEYECEK”

    Kadın savunma ağının kurucu üyelerinden olan Yeşilırmak, her daim mücadelenin gerekliliğini kaydetti.

    Yeşilırmak, “Cumhuriyet döneminde de hep tartışılan kadınların siyasette varoluş biçimi, kadın kotaları gibi sözlerin temelinde aslında neden kotalaştırıldığımıza bakmak gerektiğini düşünüyorum. Neden kotalaştırılıyoruz çünkü toplumun her alanında hayatın yüklerinin çoğu kadınların üzerinde. Bu çekirdekten yaşadığımız aile içerisinde de böyle. Evin sorumluluğu, bakım hizmetleri, bununla birlikte istihdamda var olamamak bütün sorumluluklarımızın bizden çaldığı vakitle kadınların ekonomik özgürlüğüne kavuşamaması bunlar topyekün sorunlar. Bunları çözmek için de kimse bize tepeden haklar vermeyecek diyerek, bütün bunlar için mücadele etmeyi sürdürüyoruz” dedi.

    “SOSYAL DEVLET ANLAYIŞININ KADINLARI KORUMAK, KOLLAMAK GİBİ GÖREVLERİ VAR”

    Yeşilırmak, yerel yönetimlerin ve iktidarın kadınlara karşı sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getirmediğini hatırlatarak, “Yaşadığı alanda şiddet gören, toplumsal ayrımcılığa uğrayan kadınların ve tüm ayrımcılığa uğrayan bireylerin de elbette ilk elden destekleşebileceği alanlar olmalı. Evet günümüzde şiddet, kadın cinayetleri ne yazık ki çok yaygın. Kadın sığınma evleri konusuna gelecek olursak kadınları sığınma evlerine ihtiyaç duymayacak şekilde korumak ve kollamak gibi görevleri var, sosyal devlet anlayışının böyle bir işleyişi olması gerekirken, bizim ülkemizde ne yazık yerel yönetenler tarafından böyle bir sistem kurulabilmiş değil” diye konuştu.

    “BETONLAŞMAYA NE KADAR İHTİYACIMIZ VAR?”

    İstanbul’un deprem gerçekliğini bir kez daha hatırlatan ve ekolojik sorunlara dikkat çeken Özge Erdoğan Yeşilırmak, şöyle devam etti:

    “Keşke böyle bir durum olmasa ortada ama keşke demektense sonrasındaki keşkelerimizin önünü kesmek gerekiyor diye düşünüyorum. Doğal afetler nasıl bir felakete dönüşüyor, bunun etkenleri neler önce bunu görmek gerekiyor. Hem erkek egemen sistemin hem kapitalizmin birlikte yürüttüğü bir saldırı var ortada. Bu saldırı ne kadar bazı kesimlerce ilerleme, modernleşme, çağdaşlaşma gibi yorumlansa da bizim bildiğimiz böyle bir gerçeklik yok. Her yere kurulmak istenen hidroelektrik santralleri, rüzgâr enerjisi sistemleri ve bunların kimilerinden nispeten iyi olduğu konuşulsa da şöyle bir gerçekliğe bakmak lazım.

    Türkiye’de enerji açığı ne noktada, bizim ne kadar enerjiye ya da ne kadar betonlaşmaya ihtiyacımız var. Oksijen alanlarımız, nefes alanlarımız bu kadar daralmışken neden betonlaşmanın, enerji kaynaklarını yeniden bir yerleri yok ederek ortaya koymanın ihtiyacını hissediyoruz. Yine bu kapitalist sistemin kendisini besleyecek bir hamle. Asla halkın yararına olmayan projeler hem Anadolu’da hem İstanbul’da yapılıyor. İşte hemen yaşadığımız yerin yakınında Kanal İstanbul projesi var. Bizi de çok yakından etkileyecek bir proje ama insanların da şöyle bir yaklaşımı var. -Tabi empoze edilen fikirlerden ötürü rantlaşmanın ne kadar içselleştiğini gösteren- ‘buraya gelirse bizim oradaki üç beş metrekare toprağımızın değeri artacak’ diye düşündürülen insanlar var.  Bunun aslını göstermek gibi bir yükümlülüğümüz var. Yerel yönetimlerin hepsi için hem afetlere karşı hazırlık, hem sonrasında yapılacak şeyler, hem yaşadığımız alanların yaşanılabilir yerler olması için mücadeleyi yürütmekte yine bu yerellerin meselesi.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Kadın Koalisyonu’ndan siyasi partilere: Kadın örgütlerini muhatap alın!

    Kadın Koalisyonu’ndan siyasi partilere: Kadın örgütlerini muhatap alın!

    PİRHA- Yaklaşan yerel seçimlere ilişkin açıklama yaparak siyasi partilere yol haritası sunan Kadın Koalisyonu “Kadın örgütlerini muhatap alın” diye seslendi. 

    Kadın Koalisyonu, dijital medya hesabından yerel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Kadın Koalisyonu olarak 2002 yılından bu yana kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşamın her alanına eşit katılımlarının sağlanması için mücadele ettiklerini belirten Kadın Koalisyonu, “Bu mücadele kapsamında, belediyelerin çalışmalarını kadın örgütleriyle izliyoruz” dedi.

    “HAK ETTİĞİMİZİN GERİSİNDEYİZ”

    Gerçekleştirdikleri izleme çalışmalarına işaret edilen açıklamada, “Gerçekleştirdiğimiz izleme çalışmaları bize gösteriyor ki; kadın örgütleri olarak sabırla, belediyelerin daha eşitlikçi politikaları hayata geçirmesi için; fon yaratımından gönüllü desteğine kadar tüm enerjimizi ortaya koyup bilgi, birikim ve ağlarımızı seferber etsek de hak ettiklerimizin çok gerisindeyiz” denildi.

    “HAKKIMIZ OLANI İSTİYORUZ”

    En büyük çabayı toplumsal cinsiyet eşitsizliği perspektifi olmayan belediye yöneticilerinin bu meseleyi kavramasını sağlamak için verdiklerinin vurgulandığı açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “İyi bir çalışma ortaklığı yakaladığımız yöneticilerin yeniden adaylaştırılması ya da olumsuz deneyimlerle karşılaştıklarımızın adaylaştırılmaması hususunda belirleyici olabileceğimiz kanallar yok. Siyasi partilerin merkezi aday belirleme süreçlerini benimsemesi, kayyum uygulamaları ile merkezi yönetimin vesayetini sürekli olarak belediyeler üzerinde hissettirmesi bizi en temel demokratik işleyişlerden uzaklaştırırken iyi niyet temennilerinde bulunmak istemiyoruz. Kötünün iyisini değil hakkımız olanı istiyoruz.”

    SİYASİ PARTİLERE YOL HARİTASI

    Tüm siyasi partilere çağrıda bulunularak bir yol haritasının sunulduğu açıklamanın devamında şöyle denildi:

    “Biz sizlerin yapmadığı denetimi, yöneticilerini belirlediğiniz belediyelerde yaptık, sonuçlarını da sizinle paylaşıyoruz. Buyurun kendinizi buna göre değerlendirin. Eğer eşitlikten bahsetmek istiyorsanız size bir yol haritası sunuyoruz, alın bunu seçim programlarınızda kullanın.

    Eşit temsil ve eşit katılımın seçim programlarında, toplumsal cinsiyet eşitliği hedefinin somut adımlarının belediyelerinizde hayata geçmesi ve takibinin güvencesini verin!

    Kadınların kendi hayatlarından yola çıkarak yıllardır mücadelesini verdikleri eşit yurttaş olma talebinin somut adımlarını seçim programınızda açıklayın!

    Belediye yönetimlerinde kadınlar yok denecek kadar az. Az kadın sistematik olarak dışlanan kadın demektir. Bu aldatmacayı kabul etmeyeceğiz. Belediye başkanlıklarında, belediye meclislerinde cüzi sayıda kadın değil, tam eşitliği sağlayın!

    Belediyeler, yetki ve sorumluluk alanında yaşayan tek bir yurttaşı, toplumsal grubu dışarda ve geride bırakamaz. Herkesi içermek için herkesin sesine kulak verin; dili, dini, etnik, cinsel kimliği, yaşam biçimi, koşulları çeşitli grupların katılımını güvence altına alın!

    Kadınları ve kadınların meselelerini içermeden demokratik bir seçim sürecinden söz edilemez! Bu nedenle kadın örgütlerini muhatap alın!

    Toplumsal cinsiyet eşitliği, kararlı bir siyasi irade gerektirir; bu iradeyi gösterin!”

    TAKİPÇİSİ OLUNACAK

    Açıklamada, kadın örgütleri olarak şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da yapılanların ve yapılmayanların takipçisi olacaklarının altı çizildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • DEM Parti: Hedefimize ulaşmak için çeşitli iş birlikleri kurarak ilerleyeceğiz

    DEM Parti: Hedefimize ulaşmak için çeşitli iş birlikleri kurarak ilerleyeceğiz

    PİRHA – Dem Parti, yerel seçimlere ilişkin yol haritasını açıkladı. Parti Meclis sonuç bildirgesinde “Türkiye’nin batısında tüm siyasi aktörlerle görüşmek, müzakere etmek, birlikte yürümek, ortak mücadeleyi örecek kent uzlaşısı zeminini oluşturmayı öncelikli görev olarak görüyoruz” ifadelerine yer verildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 15-16 Aralık’ta yaptığı Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından sonuç bildirgesini paylaştı. Yazılı yapılan açıklamada “Kent Uzlaşısı ile halklar yönetecek!” vurgusu öne çıktı.

    Kapsamlı tartışmaların yürütüldüğü PM toplantısında dünya ve Ortadoğu’daki gelişmelerin yanı sıra Kürt sorunu, tecrit ve yerel seçim gündemleri ele alındı.

    “DEMOKRATİK CUMHURİYET’E ULAŞMA İRADEMİZ GÜÇLÜDÜR”

    DEM Parti Parti Meclisi, yerel seçimlere dair izlenecek yol haritasını da belirlerken şu açıklamayı paylaştı:

    “2023 yılının son günlerine girdiğimiz bu zamanda, yıl boyunca halklara sefalet, acı ve ölüm; kendisine ve yandaşlarına şatafat, lüks, israf getiren bu sistemi değiştirecek Demokratik Cumhuriyet’e ulaşma irademiz ve umudumuz güçlüdür. Kürt sorununda demokratik çözümün dışlandığı, şiddet ve baskının esas alındığı her dönem, siyasal, toplumsal, ekonomik, ekolojik krizler ortaya çıkmakta ve hayatı yaşanmaz kılmaktadır. Bu gerçeklik Türkiye siyasi tarihinin kanunu haline gelmiştir. Kürt sorununu inkar, bir halkı ve kolektif haklarını, statü sorununu inkar etmektir. 21. yüzyılda artık Kürt halkının kolektif haklarını ve siyasi iradesini yok sayarak gidilecek bir menzil kalmamıştır.

    Tecrit derinleştikçe Türkiye’deki bütün sorunlar daha da derinleşmektedir. İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan mutlak tecrit ve iletişimsizlik politikalarıyla inkar sürdürülmek istenmektedir. Mutlak tecrit bir yönetim sistemi, ideolojik-politik bir kuşatmadır. Bu kuşatma, Kürt sorununda çözümsüzlüğü derinleştirmektedir. DEM Parti olarak inkarcı iktidar ve devlet aklının tutunduğu son dal olan tecridi ortadan kaldırıncaya kadar mücadelemizi yükselteceğiz.

    “TÜRKİYE HALKLARINA KAZANDIRACAĞIZ!”

    Parti Meclisimizde kamuoyunun merakla beklediği yerel yönetim seçimlerine ilişkin de tartışma yürütülmüştür. Bu tartışmalar ışığında ilkesel tutumumuz belirlenmiştir.

    Bu kapsamda:

    2024 yılı yerel yönetim seçimleri, sonuçları itibariyle bölgede ve Türkiye’de ciddi siyasi etkiler ortaya çıkaracaktır. Bu seçimlerin belirleyici partisi olarak sorumluluğumuzun bilincindeyiz.

    Türkiye’nin sorunları ancak müzakere yöntemleriyle çözülür. Bu nedenle siyasi partiler arasında diyalog ve müzakerelere kıymet biçiyoruz. Yerel demokrasi, demokratik uzlaşı, özgür siyaset, evrensel insan hakları ve kadın özgürlükçü politikaları esas alan herkesle müzakere etmeye hazırız.

    İdeolojik-politik duruşumuz ve siyaset dilimizle ne statükocu ne de restorasyoncu çizgiye benziyoruz. Demokrasi, barış, özgürlük ve adalet değerlerini örecek 3. yol temel stratejik hattımızdır. DEM Parti kendisini mücadele ve müzakere partisi olarak görmektedir. Bu yol, sadece seçimde kazanım elde etme yolu değildir. Bu yol, aynı zamanda Kürt sorununun demokratik çözümü, kayyım gasplarına karşı halk iradesine sahip çıkma, yolsuzluğa ve çürümüşlüğe karşı halkın işine, aşına, yaşamına ve özgürlüğüne sahip çıkma yoludur.

    İzleyeceğimiz stratejiyle 2024 yılı yerel seçimlerinde kayyım atanan belediyelerimizi, yeniden halk iradesiyle yönetmek üzere geri alacağız. Bunun yanı sıra daha önce yönetiminde bulunmadığımız birçok il, ilçe, belde belediyesinin seçimlerini kazanacak ve halkı yolsuzluktan, rant şebekelerinden ve kimliğimizi inkar edenlerden kurtaracağız. Bu hedefimize ulaşmak için parti adımızla çeşitli iş birlikleri ve güç birlikleri kurarak ilerleyeceğiz.

    Türkiye’nin batısında ise kenti var eden, yaşatan sosyal ve siyasal dinamikleri geniş ölçekte kapsayan tüm kurum, kuruluş,  işçi, emekçi, ekolojist, kadın, gençlik, halklar ve inanç örgütleri, siyasi partiler, emek ve meslek örgütleri, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlar, tüm toplumsal taraflar ve siyasi aktörlerle görüşmek, müzakere etmek, birlikte yürümek, ortak mücadeleyi örecek Kent Uzlaşısı zeminini oluşturmayı öncelikli görev olarak görüyoruz.

    Başta Emek ve Özgürlük İttifakının tüm bileşenleri olmak üzere yerel yönetimleri bir rant dağıtma merkezi haline getiren anlayışın karşısında halkçı, ekolojik, kadın özgürlükçü çizginin biçim verdiği bir yerel yönetim anlayışını ve bu çizgiyi benimseyen tüm toplumsal, siyasal dinamiklerle güçlendirecek, ortak- kolektif bir alternatif anlayışın büyütülmesi için rolümüzü oynayacağız.

    Her bağımsız siyasi partinin yapacağı gibi yerel yönetim seçimlerinde kendi adaylarımız ve listelerimizle kent yönetimlerinde yer alma eğilimimiz, PM toplantımızdaki tartışmalarla daha fazla güçlenmiştir. Parti Meclisimiz, partimizin tüm kurullarıyla kapsayıcı, katılımcı, şeffaf ve demokratik aday olma süreçlerinin; yerel seçimlerin hazırlık çalışmalarında önemli bir aşama olduğunu vurgulamış ve sürecin bir demokrasi şölenine dönüşecek şekilde devam ettirilmesinin önemini vurgulamıştır.

    Kimsenin şüphesi ve kuşkusu olmasın ki halkımızın çıkarına olmayan tek bir denklemin bile kurulmasına izin vermeyeceğiz. Bilakis vereceğimiz kararlar ve kuracağımız stratejik denklemlerle bütün Türkiye halklarına kazandıracağız!

    Parti Meclisimizde ortaya çıkan irade, önümüzdeki yerel seçimlerde sadece bir başarıyı değil; büyük bir zaferi getirecek. Biz kazanınca bu ülkenin ezilenleri, emekçileri, dışlananları, yok sayılanları kazanacak, kentler kazanacak.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hatimoğulları’ndan hükümete Filistin tepkisi: Sadece kola ile alıp veremedikleri var

    Hatimoğulları’ndan hükümete Filistin tepkisi: Sadece kola ile alıp veremedikleri var

    PİRHA – HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, Meclis konuşmasında iktidarın, Filistin politikasını eleştirdi. Hatimoğulları, “İsrail ile hiçbir askeri anlaşmaya son verilmedi, sadece kola ile alıp veremedikleri var” ifadelerini kullandı. Hatimoğulları seçimlere yönelik de “Gençler, kadınlar, engelliler, bir adım önce çıkın ve bulunduğunuz her yerde aday olmak için başvurularınızı yapın” çağrısında bulundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, haftalık Meclis Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları’nın öncelikli dikkat çektiği konu madencilerin maruz kaldığı iş kazaları oldu. Hatimoğulları, “Madenciler yaşam ile ölüm arasındaki incecik çizgide yaşamlarını sürdürüyor” diyerek şöyle devam etti:

    “Dün 4 Aralık Madenciler Günü idi. Ne yazık ki Türkiye’de bugüne kadar maden ocaklarındaki göçüklerde, adına kaza dedikleri ama aslında cinayet olan göçüklerde yaşamını kaybeden madenci kardeşlerimiz var. Soma daha dün gibi hafızalarımızda. Rant ve sermaye çıkarları için ölümlere göz yumuluyor. Sağlıksız olan maden işletmelerine ruhsat veriliyor. Maden ocaklarında hayatını kaybeden madencileri saygıyla anıyorum. Geçtiğimiz günlerde katledilen Vezir Muhammed’i de saygıyla anıyorum.

    Madenci kardeşlerim; yeryüzü ısınsın diye, üretim çarkları dönsün diye sürekli yaşam ile ölüm arasındaki incecik çizgide yaşamlarınızı sürdürüyorsunuz. Güvencesiz bir şekilde, yarınınızın belli olmadığı bir şekilde. Bu ödediğiniz bedellere karşı mücadelenizin tarihine baktığımızda, zengin bir mücadele tarihine de sahipsiniz. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak; geçinebilecek bir ücret, sosyal haklar ve ölüme yol açmayacak iş koşulları talebiniz için sizlerin dün olduğu bugün de yanınızdayız. Dünya Madenciler Gününüzü kutluyorum, mücadelenizde başarılar diliyorum.

    “ÖLÜMLERDEN BAHSETMEK ZORUNDA KALIYORUZ”

    Ne yazık ki bu kürsüye her çıktığımızda, ölüm yerine yaşamı anlatmak isterken yine ölümlerden bahsetmek zorunda kalıyoruz. Çünkü coğrafyamızda coğrafyamızdaki savaşlar, coğrafyamızdaki çatışmalar bitmek bilmiyor. Ve bizler de ölümlerden bahsetmek zorunda kalıyoruz. İsrail Gazze’yi bombalamaya devam ediyor her gün. 2000’e yakın Filistinli küçük çocuk yaşamını kaybediyor, katlediliyor. Açıklanan rakamlara göre ölü sayısı 20 bine dayanmış. Ama gerçek sayının bundan çok daha yüksek olduğunu biliyoruz. Zaten ne doğal afetlerde ne de savaşlarda ve çatışmalarda ne yazık ki gerçek rakamlara ulaşamayız.”

    “LAHEY’DE YARGILANACAKLARDAN BİRİ DE ERDOĞAN’DIR”

    Tülay Hatimoğulları, “Bu savaşı durdurmalıyız” diyerek siyasi iktidarın politikalarını da eleştirdi. “Lahey’de yargılanacaklardan biri de Erdoğan’dır” diyen Hatimoğulları, konuşmasının devamında şu konulara değindi:

    “Ateşkes derhal sağlanmalıdır. Bu konuda yaptırım gücüne sahip olanlar ne yazık ki hamaset siyasetini bir türlü bırakmayıp sadece timsah gözyaşı dökmeye devam ediyor. Bütün dünya ne yazık ki bu savaşa, mazlum Filistin halkının katledilmesine seyirci kalmış durumda. Konuşan da boş konuşuyor. Erdoğan “Netenyahu tarihe ‘Gazze kasabı’ olarak geçti, Lahey’de yargılanmalı” diyor. Örnek olarak da Miloseviç’i veriyor. Ama Rojava’da savaş suçu işleyen iktidarın mimarı olduğunu kendisi unutuyor. Rojava’da katledilen Kürt halkının ve küçücük bebeklerin nasıl katledildiğini unutuyor ve burada payı olduğunu unutuyor. Lahey’de yargılanacak o kadar insan var ki bunlardan biri de Erdoğan’dır.

    Söylediğiniz şeyin doğru olduğunu biz de düşünüyoruz ama peki bunun için siz ne yapıyorsunuz? Koca bir hiç! Bu kürsüye her çıktığımızda bunu ifade etmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin İsrail ile olan askeri ve ticari anlaşmalarından birine son verdiklerine tanık olduk mu? Hayır. Sadece kola ile alıp veremedikleri var. Onları bir politik tavır olarak satıyorlar. İç siyaseti belirlemek için bunu yaptığını defaatle söyledik. Bunlar gazel okuyor. Geçen hafta partimiz bir grup önergesi verdi. Filistin sorununu gelin gündeme alalım, parlamentoda bir komisyon kuralım, çalışma yürütelim diye önerdik. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisinin Filistin için verdiği teklif, AKP ve MHP oyları ile reddedildi. Buradan soruyoruz: Siz neyden kaçıyorsunuz? Neden bir komisyon oluşmasından ya da parlamentoda bir çalışma yürütülmesinden kaçıyorsunuz?

    Gelin mazlum Filistin halkı ve bölgedeki Kürt sorunu da dahil olmak üzere sorunların çözümü için hep birlikte elimizi taşın altına koyalım. Ne Kürt ne Arap ne Türk ne Acem ne Ermeni hiçbir yurttaşın, coğrafyamızdaki hiçbir insanın yaşamını kaybetmemesi için gelin hep birlikte Ortadoğu’da barış ağacını hep beraber dikelim.

    “TOPRAĞA KAYYIM ATAMA UYGULAMASI”

    Biliyorsunuz depremde neredeyse Hatay’ın üçte ikisi yok olmuş durumda. Gittiğimizde bir kez daha depremi konuştuk acı acı, deprem konutlarının başlamamış olmasını konuştuk. Kış koşullarıyla birlikte yırtılan çadırları konuştuk, su damlayan konteynerlere kadınların o yaşamı nasıl sığdırmaya çalıştıklarını konuştuk. Barınamadıklarını, aç kaldıklarını konuştuk.

    En son biliyorsunuz yine bu parlamentoda çıkan kararlardan biri “rezerv alan planı”ydı. Pilot bölge Antakya seçildi. 207 hektarlık alan rezerv alan ilan edildi. Bu yaklaşık 50 bin insanın yaşam alanına denk geliyor. Depremzede yaşadığı şokun ikincisini bu haberle birlikte yaşadı. Yaşadığımız deprem evlerimizi başımıza yıktı ama bu haber bir kez daha oradaki halkın başına çadırlarını ve konteynerlerini yıktı. Bu uygulama tam anlamıyla toprağa da kayyım atama uygulamasıdır. İlla istiyorsan ey Erdoğan, önce sarayını rezerv alanı ilan et. Biraz itibarından vazgeç ve insanların yaşam alanlarının nasıl kurulması gerektiğine bak. Antakya’nın bir deney tahtası olarak kullanılacağını zaten hepimiz biliyoruz. Başta İstanbul olmak üzere Maraş, Adıyaman, Malatya bu rezerv alan ilanıyla mevcut iktidarın yandaşı olan sermayeye bir kez daha peşkeş çekilecek. Afet riski var diyerek de toplumda meşruiyet oluşturmaya çalışıyorlar.

    “DEPREMZEDENİN KANI ÜZERİNDEN PARA KAZANIYOR”

    İnsan yaşamı bizim için her şeyden önemlidir, bu konuda önlem alınmalıdır. Bu çağrımızı yaptık ama çağrımızı Erdoğan yanlış anlamış. Erdoğan kendi sermayesine peşkeş çekmek üzere depremzedenin kanı üzerinden para kazanmayı helal gören bir yaklaşım içinde. Rezerv alan ilanı bu anlama gelir. Deprem bizim gündemimizden hiçbir zaman çıkmasın. Depremzedelere sözümüz olsun ki depremi unutmadık, unutturmayacağız ve sonuna kadar sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz.

    “SÖZ VERİYORUZ”

    Kayyım atanmış birçok yerin sokaklarında olduğu gibi her yer toz duman. Yolları kazmışlar. Saray tarafından atanmış memur olan o kayyım sanki o halktan intikam alsın diye görevlendirilmiş. Sokakları toza toprağa boğarak, yaşamı felç ederek kendilerine oy vermemiş halka adeta işkence yapma görevi verilmiş kendisine. Mısır’a gideniniz vardır. Sina Çölünün tozları yüzünden sokaklarda yürüdüğünüzde peçeteyle yüzünüze sildiğinizde hemen sapsarı bir tabaka birikir. Suruç tam da böyleydi. Suruç sanki Türkiye’nin, Kürdistan’ın bir kenti değil de Sina Çölünün ortasına kurulmuş bir kent. Fakat Suruç halkının bu kayyımlara karşı iradesini de gördük ziyaretimizde. Sadece Suruç değil, kayyım atanmış bütün belediyelerde başta Kürt halkı olmak üzere orada yaşayan halkların o beton duvarları yıkma iradesini gördük. Söz veriyoruz; o betonları paramparça edeceğiz.

    “KAYYIM STAJINI ŞİMDİ BÜTÜN TÜRKİYE’YE YAYIYORLAR”

    Kayyım stajını HDP’nin belediyelerinde yaptılar ama şimdi bütün Türkiye sathına yaydılar. Meslek odalarına, sendikalara, üniversitelere; onlara biat etmeyenlere, onların çizgisinde olmayanlara kayyım atayan bir anlayıştır bunlarınki. Askeri cunta yönetimine rahmet okutan bu anlayışı kabul etmemiz mümkün değil. Bizler dün olduğu gibi bugün de TTB’nin yanındayız. TTB, haklı bir mücadele veriyor.

    Geçtiğimiz günlerde kucağımıza nur topu gibi bir sorun daha atıldı: Saadet zinciri fon yolsuzlukları. Kimin eli kimin cebinde belli değil diyeceğim ama inanın el de belli cep de belli. Bankacılardan futbolculara, Mehmet Ağarlara, Saray’a kadar uzanan büyük bir yolsuzluk ve hırsızlık trafiği var. Susurluk trafiğini hatırlayın, devlet-mafya-siyaset üçgeni vardı. Meğer ki biz Susurluk’ta sadece fragman izlemişiz, asıl film şimdi oynuyor, asıl senaryo şimdi hayata geçmiş.

    “ASGARİ ÜCRETLİ NEYE, NASIL VE NEDEN SABRETSİN?”

    Dün Kasım ayının enflasyon oranları açıklandı. TÜİK verilerine göre enflasyon aylık bazda 3.28, yıllık bazda 61.98. TÜİK verileri tabii ki Saray’da hazırlanıyor, bilimsel olarak yapılan araştırmalarla hazırlanmıyor ki. O yüzden TÜİK’ten duyduğunuz her şeyi 2-3 ile çarpın ki asıl rakama ulaşın. ENAG’ın verilerine göre aylık baz 5.58, yıllık baz da enflasyonda yüzde 127.27. Bakan Şimşek şöyle bir açıklama yaptı. “Sabretmemize değecek” dedi. Onu Süpermen olarak ekonominin başına getirdiler. IMF’siz IMF uygulayan bir bakan. Onun IMF politikalarını nasıl hayata geçirmek isteyen birisi olduğunu, IMF’siz IMF’yi uygulayan, kemer sıkmayı dayatan biri olduğunu biz çok iyi biliyorduk. Ama topluma “süper bakan” geliyor diye anlattılar ve bu bakanın söylediği şey sabretmemize değeceği. Bakana soruyoruz: 7.500 lira alan emekli, 11.402 lira alan asgari ücretli neye, nasıl, ne şekilde ve neden sabretsin? En önemli soru neden sabretsin? Arkasından ne gelecek bunun? Zam zulüm dışında ne geliyor ki sabretsin. Hırsızlık ve enflasyon canavarı dört yanımızı sarmışken, yurttaşa sabretmeyi müminlikle eş değer gösteren AKP anlayışını buradan reddediyoruz. Sabretmeyeceğiz, haykıracağız, açız diye bağıracağız. Barınamıyoruz diye bağıracağız.

    “KADINLAR, GENÇLER, ENGELLİLER, ADAY OLMAK İÇİN BAŞVURUN”

    Bölgemizde ve bütün dünyada onca sorunun devam ettiği bir dönemde tabii ki bizler aynı zamanda yerel seçimlere de hazırlanıyoruz. Adaylarımızı en geniş kent uzlaşısıyla belirleyeceğimizi kamuoyuna ifade etmiştik. Erkek egemen anlayışa karşı kadınların, gençlerin ve engellilerin bir adım öne çıkmasını istiyoruz. Özellikle kadınların, gençlerin ve engellilerin başvurularında daha büyük bir artış bekliyoruz. Buradan da onlara çağrımızı yapıyoruz: Bir adım önce çıkın ve bulunduğunuz her yerde aday olmak için başvurularınızı yapın. Toplumun tüm halklarını, inançlarını, renklerini ve seslerini bizler bu dönemde Türkiye’nin dört bir yanında aday göstereceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • HEDEP Sözcüsü Doğan: Tüm illerde kendi adaylarımızla seçime girme eğilimi çıktı-VİDEO

    HEDEP Sözcüsü Doğan: Tüm illerde kendi adaylarımızla seçime girme eğilimi çıktı-VİDEO

    PİRHA-HEDEP Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere adaylarımızla girme eğilimi ortaya çıktı. Bu karar PM’de değerlendirilecek” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Sözcüsü Ayşegül Doğan, dün başlayan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına dair açıklamalarda bulundu. Doğan, partinin Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Hakkari gezisi sırasında sarf ettiği, “Halkımız bizden sadece Kürdistan değil, her yerde seçime girmemizi istedi” açıklamasını hatırlatarak, HEDEP’in her yerde aday çıkarma önerisinin MYK toplantısında tartışıldığını ifade etti.

    HEDEP MYK’de yerel seçimlerde Türkiye’nin her yerinde kendi adaylarıyla girme eğiliminin ortaya çıktığını aktaran Doğan, “Bu karar PM’de değerlendirilecek. Daha önce birinci ve ikinci parti olduğumuz yerlerde aday adayı başvurularımızın 27 Kasım’da başladığını ve 10 Aralık’a kadar süreceğini açıklamıştık. Batı illerinde de komisyonlarımız kuruldu. Aday adayı başvurularını almaya başladık. Yani Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere kendi adaylarımızla girmek için hazırlıklarımız tamamlandı” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Tezcan Karakuş Candan, Çankaya Belediye Başkanlığı’na aday adayı olacak

    Tezcan Karakuş Candan, Çankaya Belediye Başkanlığı’na aday adayı olacak

    PİRHA – Tezcan Karakuş Candan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanlığı’ndan istifa ederek, Çankaya Belediye Başkanlığı’na aday adayı olduğunu duyurdu.

    TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, 2014 yılından bu yana sürdürdüğü Şube Başkanlığı’ndan 30 Kasım 2023’te istifa etti. Candan, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Çankaya Belediyesi’ne başkan olmak için görevinden ayrıldı.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan istifa mektubunu da sundu.

    “BUNU DENEMEKTEN UZAK DURMAK OLMAZDI”

    Tezcan Karakuş Candan, yönetim kuruluna sunduğu istifa mektubunda şunları dile getirdi:

    “Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı olarak, Cumhuriyet’in Başkentinin korunması, sağlıklı kentleşme politikaları ve nitelikli mimarlık mücadelesinde, bana vermiş olduğunuz sorumluluğu her hal ve şart altında bayrağı yere düşürmeden onurla taşıdım. Atatürk Orman Çiftliği mücadelesinden Kaçak Saray’a, Saraçoğlu Mahallesi’nden, İller ve Bankası’na kadar Cumhuriyetin mirasını koruma ve daha iyi bir mimarlık ve sağlıklı kent mücadelesinde verdiğiniz destek en büyük enerjimdi, öyle de olmaya devam edecek.

    Hakkımda açılmış asılsız soruşturmalar, hukuksuz verilmiş hükümler, Çankaya Belediyesi’ndeki devlet memurluğumdan iktidar eliyle hukuksuz ihraç edilmem rant ve rejimle hesaplaşan çevrelerin, bizi susturmaya mücadeleyi engellemeye yönelik adımlarıydı.

    “İLK KADIN VE İLK MİMAR BELEDİYE BAŞKANI OLMAK İÇİN AYRILIYORUM”

    Bugüne kadar bana verilen görevlerden, sorumluluklardan kaçmadım, kaçmam da. Yerel yönetimlerde sorumluluk alma iddiasını ortaya koymam gerektiğine dair pek çok yerden, meslektaşlarımdan, halktan gelen taleplerle bu yerel yönetim seçimlerinde gösterilen teveccüh bana verilen yeni bir görevdi. Bu görev meslek ortamımız adına, 1970’li yıllarda Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanlığı’nın ardından toplumcu belediyeciliğin Ankara’da ki temsilcisi olan Vedat Dalokay’dan sonra yeni bir deneyim olma potansiyelini içeriyor. Bunu denemekten uzak durmak olmazdı.

    Bu nedenle onurla taşıdığım Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanlığı’ndan, Cumhuriyet’in 100. yılında Cumhuriyet’in kalesi Çankaya’ya, Çankaya Belediyesi’ne, ilk kadın ve ilk mimar belediye başkanı olmak için ayrılıyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yerel seçim tarihi Resmi Gazete ile duyuruldu

    Yerel seçim tarihi Resmi Gazete ile duyuruldu

    PİRHA – Yerel seçimlerin 31 Mart’ta yapılması kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Yüksek Seçim Kurulu kararına göre mahalli idareler seçimi 2024 yılı Mart ayının son pazar günü olan 31 Mart’ta yapılacak. Karar Resmi Gazete’den de duyuruldu.

    Seçmen kütüğü güncellemeleri, 1 Ekim tarihinden YSK tarafından belirlenecek seçim takvimi başlangıç tarihine kadar yapılabilecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Mehmet Ali Bul: Demokratik siyasetin önü açılmalı-VİDEO

    Mehmet Ali Bul: Demokratik siyasetin önü açılmalı-VİDEO

    PİRHA- Yerine kayyım atanan ve 2016 yılında gözaltına alınıp tutuklanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Ali Bul Cezaevlerinde hak ihlallerinin giderek arttığını ifade ederek, “Türkiye’de bir bütün olarak demokratik değerlerin işlediği bir sivil anayasa ve ülkedeki demokratik siyasetin önünün açılması gerekiyor” dedi.

    Yerine kayyım atanan ve 2016 yılında gözaltına alınıp tutuklanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Ali Bul tahliye oldu. 17 Kasım 2016 yılında “terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanan ve Tunceli 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 8 yıl 9 ay hapis cezası verilen Bul, 5 Eylül’de Sincan 1 Nolu F tipi Cezaevi’nden tahliye edildi.

    Mehmet Ali Bul ile cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri, Alevi inancına yönelik asimilasyon politikaları, kayyım politikasına ilişkin sohbet ettik.

    Cezaevlerinde hak ihlallerinin giderek arttığını ifade ederek sözlerine başlayan Mehmet Ali Bul, “Türkiye’de bir bütün olarak demokratik değerlerin işlediği bir sivil anayasa ve ülkedeki demokratik siyasetin önünün açılması gerekiyor” dedi.

    “KAYYIM POLİTİKASINA KARŞI YEŞİL SOL PARTİ’NİN YEREL SEÇİMLERE KATILMAMASI GEREKİYOR”

    PİRHA: İKTİDARIN KAYYIM POLİTİKASINA KARŞI NELER YAPILMASI GEREKİYOR?

    MEHMET ALİ BUL: Bizden sonraki seçimlerde tekrar kayyımun atanması bundan sonraki seçimlerde de kazandığımız yerlere kayyım atanacağının göstergesi. O yüzden ben Yeşil Sol Parti’nin yerel seçimlere katılmaması gerektiğini düşünüyorum. Seçimleri protesto edecek bir pozisyon alınması gerekiyor.

    Bu politikaya ancak böyle cevap olunabilir, aksi takdirde 40 yıldır süren sorunun çözümü aşamasında herkesin daha aklı selim düşünmesi gerekir diye düşünüyorum. Yerel seçimlerde 100 tane belediye alsak da ikinci gün kayyım atandığı zaman seçime girmenin bir anlamı yok. Kayyım politikasına karşı Yeşil Sol Parti’nin seçimleri boykot ederek bir cevap olabileceğini düşünüyorum.

    “DERSİM CİDDİ BİR GÖÇ VERDİ”

    -Cezaevinden çıktıktan sonra Dersim’e ilişkin izlenimleriniz nelerdir?

    3-4 günlük bir süreç ama ekonomik duruma bakmaksızın geleceğe olan umutsuzluğun kentte ciddi bir göç verdiğini kalanların da uyuşturucu bataklığına sürüklendiğini gördüm. Daha dinamik ve canlı bir Dersim görmedim.

    “5 YIL BOYUNCA TECRİT UYGULANDI”

    -Cezaevinde yaşadığınız bir anınızı anlatabilir misiniz?

    2 sene boyunca Kocaeli’de kaldım daha sonra Ankara’ya götürüldüm. 5 yıl boyunca Ankara’da İdris Baluken ile birlikte kaldım. İki kişi spora çıkıyorduk, iki kişi dışında oturduğumuz ve konuştuğumuz kimse olmadı. Voleybol veya basketbol oynadığımızda birbirimizi alkışlıyorduk. 5 yıl boyunca bize iki kişilik bir tecrit uygulandı, uygulamalar insani değildi ama bizi insan sevgisinden uzaklaştırmadı.

    “SÜREKLİ YENİ TİP CEZAEVLERİ YAPARAK ÜLKENİN SORUNLARINI ÇÖZMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    -Y ve S Tipi Cezaevleri yapılarak ne amaçlanıyor?

    Zindanların tarihine bakıldığında her dönemde kendine özgü uygulamaları mevcut. 2000’li yıllarda F Tipi Cezaevleri hayata geçirildiğinde 32 insan öldürüldü. F Tipi Cezaevlerinde sadece fiziksel değil aynı zamanda ruhsal bir işkenceye dönüşen bir model. Alfabede harf bırakmadılar sürekli yeni tip cezaevleri yaparak ülkenin sorunlarını çözmeye çalışıyorlar bu durum da ülkedeki kaosu derinleştirdiğini görüyoruz. Hiç kimse ülkedeki sorunları mahkemelere ve cezaevlerine havale ederek çözmemiştir.

    “ALEVİ İNANCINA YÖNELİK ASİMİLASYON BİR DEVLET POLİTİKASIDIR”

    -Alevi inancına yönelik asimilasyon politikaları sürüyor yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Sadece AKP döneminde değil uzun yıllardır Alevi inancı dışlandı. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında bağlama sazları yasaklandı. Alevilere uygulanan asimilasyon politikasını baş mimarı da CHP’dir ve bu devletin bin asırdır süren bir politikasıdır. Alevi inancını ötekileştirme politikalarının devamıdır. Alevilere yönelik asimilasyon politikası CHP döneminde yaşanmıştır ve AKP döneminde de bu politikalar devam ettiriliyor.

    Mehmet Ali Bul ile sohbetimiz Selahattin Demirtaş’ın bestelediği ‘Sarılmaz yürek yarası’ türküsünü seslendirmesiyle sona erdi.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi açıklandı!

    Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi açıklandı!

    PİRHA- Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi açıklandı. Kadına, topluma ve doğaya dayalı yerel yönetim mesajı verilen bildirgede “Kayyımların pratiğine bakıldığında, meselenin Kürt kimliğine ve değerlerine son derece planlı bir siyasi ve idari hamle olduğu görülecektir. Fakat Kürt kimliğine saldırıları ile sınırlı kalmayan bu yeni rejim, bugün tüm Türkiye’yi etkisi altına almış durumdadır” denildi.

    Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu tarafından 26 Eylül’de “Kayyım Rejimini Yıkma ve Demokratik Yerel Yönetimleri İnşa Zamanı” çağrısı ile yapılan Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı sonuç bildirgesi paylaşıldı.

    İzmir HDP İl Binasında katledilen Deniz Poyraz’a atfedilen konferansa dair “AKP-MHP iktidarı, toplumu nefessiz bırakan çoklu krizler yaratmaya devam ederken, bu yıkıntılar arasından demokrasiyi kurtarma ve toplumu savunma mücadelemiz aralıksız sürüyor” denildi.

    “BU BASKICI VE ZORBA ANLAYIŞTAN KURTULMAK İÇİN…”

    Yazılı yapılan açıklamada, yerel demokrasi vurgusu yapılarak şu ifadeler kullanıldı:

    “Türkiye’yi Demokratikleştiriyor, Kürt Halkının Özgürlüğünün Yolunu Açıyoruz!

    31 Mart seçimlerinde Türkiye’yi demokratikleştirme, Kürt halkının özgürlüğünü sağlama yaklaşımımız kapsamında kayyım atanan belediyeleri geri alarak amacımızı gerçekleştirdik. Aynı zamanda bu başarı ile Kürt halkının ulusal birlik çalışmalarına yerel demokrasiyi esas alan yeni bir boyut kazandırdık. Yaşanan birtakım sorunlara rağmen bu ittifaktan ulusal birlik ruhunu güçlendiren sonuçlar elde edildi.

    31 Mart’ta yürüttüğümüz çoklu stratejik hedeflerin başarısı neticesinde, seçimlerin üzerinden henüz 1 yıl dahi geçmemişken erken seçim talepleri daha sık dillendirilmeye başlandı. Seçim başarımız iktidarın baskıcı politikalardan sonuç alamayacağını bir kez daha açığa çıkardı. Demokratik ülke umudunu büyütmek için halkın, sivil toplumun, kadınların, ekoloji hareketlerinin hep birlikte hareket edebileceği bir örgütlülüğü yaratma mücadelesi yürütüyoruz.

    Türkiye halklarından aldığımız destek ve stratejik tutumumuzu büyük bir heyecan ve coşkuyla sürdürerek bu baskıcı ve zorba anlayıştan kurtulmak için demokratik mücadelemizi sonuca götürme amacı taşıyoruz.”

    “TOPLUMCU BELEDİYECİLİK MİRASINI SAHİPLENECEĞİZ!”

    “Yıllar boyunca demokratik belediyecilik uygulamaları devletin sistematik olarak hedefi olmuştur. Nerede bir demokratik uygulama veya yönetim var ise devlet güçleri tarafından ortadan kaldırılmak istenmiştir. Tüm bu saldırılara ve zorba uygulamalara karşın 1979 yılından bugüne kadar devredilen toplumcu belediyecilik anlayışını geliştirmek ve sahip çıkmak bizler için tarihsel bir anlam ve önem taşımaktadır.

    Halkların Demokratik Partisi’ne dek süren siyasal gelenek ve yerel yönetim pratiği ‘toplumsal inşayı’ sağlamayı hedefledi. HDP bu deneyimlerin zenginliğine yaslanarak demokratik yerel yönetimler çizgisini sahiplendi ve büyüttü. Toplumsal inşa mücadelemizin merkezinde eşitlikçi bir ilişkinin tesis edildiği, özgür kadın kültürünün hayat bulacağı inancı bulunuyor. Eşbaşkanlık başta olmak üzere kadın özgürlükçü kentleri, kadın belediyeciliği ve kadın kurumları varılan aşamanın önemli kazanımları oldu.”

    “KAYYIMLARA KARŞI HER ALANDA SON SÖZÜ BİZ SÖYLEYECEĞİZ!”

    “Kayyım atama kararı 2014 yılında yapılan MGK toplantısında planlanarak hayata geçmiştir.  Çöktürme planı çerçevesinde hayata geçirilen kayyım rejimi, uygulamaları açısından ikinci bir Şark Islahat Planı’dır. 2016-2019 arasındaki kayyımların pratiğine bakıldığında, meselenin Kürt kimliğine ve değerlerine son derece planlı bir siyasi ve idari hamle olduğu görülecektir. Fakat Kürt kimliğine saldırıları ile sınırlı kalmayan bu yeni rejim, bugün tüm Türkiye’yi etkisi altına almış durumdadır.

    Seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesinin adı olan kayyımlar, Türkiye halklarının ve demokrasi güçlerinin kazanımlarını yok sayma çabasıdır. Kayyım uygulaması, demokratik toplumun iradesine karşı tahammülsüzlüğün ve anayasal tüm hakları askıya almanın tezahürüdür.

    Bizler, bu saldırılara karşı her şartta iradesine sahip çıkan bir siyasi geleneğin temsilcileriyiz. Kayyım uygulamalarını kanıksamaya mahal vermeden demokratik mücadelemizi devam ettirecek ve öz gücümüzden asla taviz vermeden kayyımlara karşı son sözü biz söyleyeceğiz.

    Kayyımlar gidecek, Biz’ler kalacağız!”

    “EŞBAŞKANLIK SİSTEMİNİ UYGULAMAYA DEVAM EDECEĞİZ!”

    “Eşbaşkanlık radikal demokrasi anlayışına dayanan ileri düzeyde demokratik bir sistemdir. Erkek siyaset karşısında eşbaşkanlık mor çizgimizdir demekten vazgeçmedik. Eşbaşkanlık sistemi toplumsal bir dönüşümün simgesidir, kadınların siyasette karar mekanizmalarında yer almalarını sağlayarak eril sistemin tahakkümcü yaklaşımını yerle bir eden bir sistem olacaktır. Bu sistem kadının da erkeğin de kendini demokratikleştirme, özgürleştirme mücadelesinin en yoğun verildiği zemindir. Bu yüzden otoriter ve kadın düşmanı sistemin ağır saldırısına uğrayarak, kriminalize edilmek istenerek, dava dosyalarında suç olarak gösterilmeye çalışılarak bizleri yargılamak isteyenleri mahkeme salonlarında yargıladık. Eşbaşkanlık sistemimizle kadın özgürlükçü belediye anlayışımızı, kadın kurumlarımızı hedef göstererek halkların, kadınların iradesine kayyım atayanlara en büyük cevabı yine kadınlarla yürüttüğümüz ortak mücadelemizle vereceğiz.

    Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki, eşbaşkanlık sitemimiz tüm dünyaya örnek olacak bir model olmuştur.”

    “YEREL DEMOKRASİ ANLAYIŞINDA ISRARCIYIZ!”

    “Yerinden yönetim ve halkın yönetimi partimizin Yerel Yönetimler alanındaki anlayışının temelini oluşturur. Merkezi idarenin yerel yönetimler üzerinde kurmak istediği baskıcı ve kısıtlayıcı sisteme karşı Yerel Yönetimlerin demokratik özerkliğini savunmaya devam ediyoruz.

    Merkezi Devlet ve iktidar hastalığını aşarak doğa, toplum, sınıf ve cinsiyet hiyerarşisini yenmek ve demokratik toplumu inşa için yerel yönetimler belirleyici bir konumdadır. Köyler, sokaklar, caddeler, mahalleler, semtler, şehirler ve kentler demokratikleşmedikçe yeni yaşamı inşa edemeyiz.

    Halkın yönetimde söz sahibi olduğu ve katılımcılık esasına dayalı bir yerel yönetimler sistemi bizler açısından vazgeçilmezdir. Halk için olanı halkın hizmeti için kullanmak ve kullanım alanlarına da halkın karar vermesini sağlamalıyız.

    Bizler, köylerimizdeki ve şehirlerimizdeki suyun, kuşun, böceğin, taşın, havanın, alt yapının, tarımın, dilin, kültürün, sağlığın, eğitimin, toplumun demokratik yaşamını var etme gücüne sahibiz. Demokratik yerel yönetimleri inşa etmek için ağaç budamak gerekirse ağaç budayacağız, çöp toplamak gerekirse çöp toplayacağız, ders almak veya vermek gerekirse onu yapacağız, tartışmak gerekirse tartışacağız. Kısacası emek verecek, inanacak ve var edeceğiz.

    Bugüne kadar ki tüm eksiklik ve hatalarımızı göz önünde bulundurarak emek ve inançla mücadelesini yürüttüğümüz Üçüncü Yol’da iktidarcı ve devletçi anlayışın bir uzantısı olmak için değil; kadına, topluma ve doğaya dayalı bir belediyecilik ve yerel yönetim anlayışı için şimdi harekete geçme zamanı diyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ozan İsmail İpek’ten ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ bestesi-VİDEO

    Ozan İsmail İpek’ten ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ bestesi-VİDEO

    PİRHA – Halk Ozanı İsmail İpek, İstanbul seçimlerinin tekrarlanması kararı ardından Ekrem İmamoğlu’na “Her şey Çok Güzel Olacak” bestesiyle desteğini gönderdi. İpek, “Padişah yanlısı olup haksızlıklarını öven ozanların hiçbirisinin ismi yok. Ama Pir Sultan kellesini vermiştir. Nesimi gerçeği söylemiş, derisi yüzülmüştür. Mansur gerçeği söylemiş Bağdat’ta asılmıştır. İşte biz onların torunlarıyız” dedi.

    Maraşlı halk ozanı İsmail İpek, 77 yıllık ömrüne tam 23 albüm, yüzlerce şiir ve sayısız konser sığdırdı. İpek, son müzik çalışmasını Kürt dilinde yaparak 16 eserden oluşan çalışmasını sevenlerine ulaştırdı.

    “Maraş yöresine ait sevda türküleri ve ağıtlar okudum” diyen İpek’in albümünde Kobanê için de söylediği bir ezgi yer alıyor.

    “İsmail İpek yıllarını verdi bu sanata” diyerek sözlerine başlayan ozan, “Âşık Veysel’den başla rahmetli olan çok ozanla dostluk yaptım. Tiyatro, film sanatçıları olsun hepsiyle arkadaşlığım oldu. Feyzullah Çınar’la 20 yıllık arkadaşlık yaptık. Aynı iş yerinde çalıştık. Âşık Mahsuni, çocukluk arkadaşım, aynı ilçenin köylerindeyiz” dedi.

    “PİR SULTAN ABDAL HALA DİMDİK AYAKTA”

    Bu aralar daha çok şiir yazmakla zaman geçirdiğini söyleyen İpek, “Ozan, haksıza karşı mücadele eden, haklının yanında olanlardır” diyerek genç ozanlara da destek verdiğini şu sözlerle anlattı:

    “Bu sene serbest şiir yazmaya başladım. Amatörce diyelim. Çünkü hep kafiyeli yazıyoruz. Ayrıca kitap okuyorum. Halk Ozanları Kültür Derneği’ne 15 günde bir araştırmacı çağırıp şiirler, deyişler okuruz. Gençlere de elimizden geldiği kadar yardım ediyoruz. Şiir yazma ve ahlak konusunda… Benim gençlere birinci tavsiye ettiğim şey her zaman dürüst, ahlaklı olmaktır. Sanatçının güzel sesi olup saz çalabilir ama dürüstlük, ahlaklı olmak her şeyden daha üstündür. Zaten ozan ismi, halkın dertlerini çilelerini dile getiren kişidir. Halkın yanında zalime karşı mazlumdan yana olanlardır. Haksıza karşı mücadele eden haklının yanında olanlardır. Korkmadan çekinmeden bir ülkenin sanatçıları için savaş dönemi, diktatörlük dönemi, politik dönemler, bu ülkede yaşayan sanatçılar için bir sınav niteliğini taşır. Kimi sanatçılar bu sınavlarda başı dik olarak çıkar kimisi de ömür boyu utanç içinde yaşarlar. 600-700 sene olmuş, asırlar geçmiş Pir Sultan Abdal hala dimdik ayakta. Çünkü zalime karşı direnmiş, savaş vermiştir. Haksızlığa karşı gelmiştir. Ozanlık öyle olmalı. Gerçekten de haksızlığa karşı ben de şahsen diğer arkadaşlarım gibi az da olsa bedelini ödedim. Şiirlerim, türkülerim için birkaç cezaevinde yattım.”

    “SARAYDAN YANA OLANLAR UTANÇ İÇİNDE YAŞAYACAKLAR”

    AKP’nin YSK Temsilcisi Recep Özel’in, Ekrem İmamoğlu’na destek paylaşımlarında bulunan ünlülere yönelik “Şimdi Ekrem için sıraya girdiler! Adaletinizin terazisini sileyim paslanmasın!” sözlerine de gönderme yapan Ozan İpek, şunları söyledi:

    Kim ne derse desin haksızlığa karşı gelen sanatçılar, başı dik yaşayacaktır. Torunları onlarla gurur duyacaktır. Ama saraydan yana olanlar ömür boyu utanç içinde yaşayacaklardır. Padişah yanlısı olup haksızlıklarını öven ozanların hiçbirisinin ismi yok. Ama Pir Sultan kellesini vermiştir. Nesimi gerçeği söylemiş, derisi yüzülmüştür. Mansur gerçeği söylemiş Bağdat’ta asılmıştır. İşte biz onların torunlarıyız. Köroğlu, Dadaloğlu gibi yakın Cumhuriyet ozanlarından Hasan Hüseyin Korkmazgil gibi, Ahmet Arif gibi, Nazım Hikmet gibi ozanlar her zaman halkın içinde, gönlünde yaşar. Onlar ömür boyu yaşar ve ölmezler. Ama öbürleri solup giderler.”

    “HAKSIZLIĞA UĞRAYAN HER KİM OLURSA ONUN YANINDAYIM”

    İstanbul yerel seçimlerinde ‘tekrar’ kararının alınması ardından Ekrem İmamoğlu’na destek olmak için “Her Şey Çok Güzel Olacak” adlı bir de ezgi besteleyen İpek’in aktarımları şöyle:

    “Politik seçimlerde hiçbir partiden yana olmam ama haksızlığa karşı olduğum için bunu yazdım. Haksızlık yaptılar. Bir insan, halkın oylarıyla Yunanistan, Bulgaristan gibi devletlerin tüm nüfusu kadar seçmeni olan bir şehrin seçilmişi olan adama çok haksızlık ettiler. Haksızlığa uğrayan her kim olursa olsun onun yanında yer alırım.”

    “Ben Bir Ozanım” ve “Hasan Emmi” adlı iki şiir de kaleme alan İpek şöyle devam etti:

    Ben Bir Ozanım

    “Ben bir ozanım, halkımın sesiyim

    Ben hissettiğim her şeyin sesiyim

    Toprağın, taşların, kayaların, ağaç yapraklarının hışırtısının,

    Suyun şırıltısının, yağmurun sesiyim

    Çünkü ben bir ozanım,

    Dağlarda yankılanan, esen rüzgârın sesiyim

    Ceylanların, aslanların kükremesinin,

    ormanda böceklerin cırıltısının,

    kuşların cıvıltısının sesiyim

    Çünkü ben bir ozanım.

    Bulutların gürlemesinin, yıldırımın şakırtısının sesiyim

    Irmakların, sellerin coşmasının,

    Denizlerin dalgalarının gümbürtüsünün, balıkçılarının sesiyim

    Çünkü ben bir ozanım.

    İşçinin, emekçinin, çiftçinin sesiyim.

    Karanlık gecelerde koyunun, çobanın sesiyim

    Aydınlık günlerin, güneşin, ayın ve yıldızların,

    Mehtap’ın sessizliğinin sesiyim.

    Çünkü ben bir ozanım.

    Her sesin ardındaki tınısının sesiyim.

    Bağlamanın, kavalın, neyin, meyin, değişlerin

    Ağıtların, ağlamanın, gülmenin sesiyim.

    Tüm güzelliğin, barışın sesiyim

    Kardeşliğin, insanlığın sesiyim.

    Çünkü ben bir ozanım, halk ozanıyım”

     

    HASAN EMMİ

    Hasan emmi insan ömrü dallarda dökülen yaprak gibi

    Zamanı gelince dökülür gider,

    Yürek yanmayınca gözlerden yaş gelmez

    Ah be Hasan emmi, içim yanıyor içim

    Sağ dediler, sol dediler

    Alevi dediler Sünni dediler

    Ülkenin gençlerini birbirine kırdırdılar Hasan emi

    12 Eylül zebanisini ortaya çıkardılar,

    Ah be Hasan emmi o günleri hatırladıkça içim yanıyor içim Hasan emmi

    O ne yaptı bilir misin Hasan emmi,

    Nice genç fidanları zindanlarda çürüttü.

    Kimisini astı hatta yaşı küçük olanların yaşını büyüttü astı Hasan emmi.

    Yüzlercesini işkence tezgâhlarında sakat bıraktı,

    İğdiş etti ah be Hasan emmi.

    İçim yanıyor içim.

    Devrimci, yurtsever gençleri öldürdüler

    Yaşamdan koparttılar gencecik fidanları yok ettiler Hasan emmi.

    12 Eylül zebanisinin marifetlerini saymakla bitmez Hasan emmi.

    Hangi birini anlatayım içim yanıyor, Hasan emmi.

    Şimdi de korku imparatorluğunu yarattılar,

    Konuşan dilleri kestiler, düşünen beyinleri şişlediler,

    Hasan emmi İnsanların arasına nifak soktular,

    Hâlbuki insan insandır.

    Dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun insan insandır, Hasan emmi.

    İnsanları birbirine düşman ettiler,

    Komşular birbirine gidip gelmez oldu, Hasan emmi.

    Müslüman’ı, Hristiyan’ı,  Ermeni’si, Yahudi’si, Keldani’si, Süryani’ si, Kürdü, Türkü

    Ne olursa olsun insan, insandır, Hasan emmi.

    Cami, kilise, havra, medrese, cemevleri her biri kendi tınısıyla, ezanıyla,

    Çanıyla, bağlamasıyla özgürce seslensin,

    Kardeşçe, eşitçe

    Ah be Hasan emmi

    Ne çare ki, fitneler, fesatçılar, çıkarcılar, işbirlikçilerle bırakmıyor,

    Hasan emmi bırakmıyor.

    İçim yanıyor içim, Hasan emmi içim yanıyor.

    Cebrail ARSLAN-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Dersim’de belediye meclis üyelerine KHK engeli

    Dersim’de belediye meclis üyelerine KHK engeli

    PİRHA – 31 Mart yerel seçimlerinde Tunceli Belediye meclis üyesi seçilen Hıdır Demir, Özcan Ateş, Candan Badem ve Metin Kılıç’ın mazbataları, KHK’lerle ihraç edilmeleri gerekçe gösterilerek savunmaları istendi. 

    Dersim’de belediye meclisine seçilen 4 kişi hakkında Tunceli Valiliği, YSK’ye mazbataların geçerli olup olmadığını sordu.

    Tunceli Belediyesi meclis üyeleri Hıdır Demir, Özcan Ateş, Candan Badem ve Metin Kılıç’ın Yüksek Seçim Kurulu tarafından KHK’ler ile ihraç edilenlerin kamu görevinde bulunamayacakları belirtilerek savunmalarının alınması istendi.

    Belediye meclis üyelerinin 7 gün içerisinde savunma yapması bekleniyor.

    Ayrıca Dersim merkez Meşeyolu Köyü muhtarı seçilen Hakkı Suvan ile Ovacık’a bağlı Gözeler Köyü muhtarı seçilen Turgay Bilge’nin de KHK’lerle ihraç edilmesi gerekçe gösterilerek İlçe Seçim Kurulları tarafından savunmaları istendi.

    PİRHA/DERSİM

  • YSK, KHK’liler ile ilgili başvuruları reddetti

    YSK, KHK’liler ile ilgili başvuruları reddetti

    PİRHA -31 mart yerel seçimlerinin ardından kazanmalarına rağmen OHAL döneminde Kanun Hükmünde Kararname ile görevden alınanlara mazbata verilmemesine ilişkin HDP’nin yaptığı başvuruya YSK olumsuz yanıt verdi.

    Bazı belediyelerde başkan veya belediye meclis üyesi seçilmelerine rağmen mazbata verilmemesi üzerine HDP, Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuştu. Başvuruyu görüşen YSK, KHK ile ihraç edilenlerin mazbata alamayacağına karar verdi.

    KHK’li seçilmişler ile ilgili HDP’nin ‘Olağanüstü Başvuru’sunu görüşen YSK, yaklaşık 2,5 saat süren tartışmaların ardından  başvuruyu 7’ye 4 oy ile reddetti.  HDP, YSK üyeleri hakkında “görevi kötüye kullanma” gerekçesiyle HSK’ya da başvuruda bulunmuştu.

    HDP tarafından yapılan açıklamada, “Adaylık başvurusu sırasında KHK’li adayların seçime girmesine onay veren YSK, bu adaylar seçildikten sonra haklarında ‘mazbata alamayacakları ve belediye başkanı olamayacaklarına’ dair hüküm kurdu.” dedi.
    “TASARLANMIŞ BİR SİYASİ KOMPLONUN PARÇASI”
    HDP daha önce yaptığı açıklamada, YSK’nin tuzakçı bu tutumunu, “tasarlanmış bir siyasi komplonun parçası” olarak nitelendirmiş, seçilmemiş adaylara mazbata verilmesini ise YSK’nin kayyım ataması ve kendisini halk iradesinin yerine koyması olarak tanımlamıştı.

    Diyarbakır’da Eş Başkan Hülya Alökmen Uyanık, Diyarbakır Bağlar’da Zeyyat Ceylan, Hakkari’de Eş Başkan Seher Kadiroğlu Ataş, Van Edremit  ilçesinde Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ve bazı belediyelerde belediye meclisine seçilenler KHK ile ihraç edilmiş olmaları nedeniyle mazbata verilmemişti.

    (HABER MERKEZİ)