Etiket: yürüyüş

  • 10 baro başkanından İstanbul’da açıklama: Tehlikedeyiz

    10 baro başkanından İstanbul’da açıklama: Tehlikedeyiz

    10 ilin baro başkanları, ’24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’ nedeniyle İstanbul’da ortak bir basın açıklaması yaptı. İstiklal Caddesi üzerinde buluşarak İstanbul Barosu’na yürüyen avukatlar halen cezaevinde bulunan ve aralarında ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da bulunduğu meslektaşlarının açlık grevine başladığını duyurdu.

    İstanbul Barosu üyesi avukatlar ’24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’ nedeniyle Taksim İstiklal Caddesi’nde bir araya geldi. ‘Avukatların sesi kesilirse yurttaşların nefesi kesilir’ sloganıyla düzenlenen yürüyüşe  CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP milletvekilleri Musa Piroğlu ile Filiz Kerestecioğlu da katıldı.

    Avukatlar katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, gazeteci Uğur Mumcu ve KHK ile kapatılan ÇHD’nin Genel Başkanı tutuklu avukat Selçuk Kozağaçlı ile tutuklu diğer avukatların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşıdı.

    Avukatlar, ‘Avukat susmadı susmayacak’, ‘Tutsak avukatlar yalnız değildir’, ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz’, ‘Devrimci avukatlar onurumuzdur’, ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’, ‘Tahir Elçi onurumuzdur’, ‘Avukat susmaz susturulamaz’, ‘Faşizme karşı omuz omuza’ sloganları atarak İstanbul Barosu’ na yürüyüş düzenledi.

    Baro önünde, İstanbul, İzmir, Aydın, Diyarbakır, Adana, Antalya, Bursa, Mersin, Edirne ve Antep baro başkanları birer konuşma yaptılar.

    “SENİN İÇİN DİRENDİK EY HALKIM, UNUTMA BİZİ”

    İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Tehdit edildik, darp edildik, tutuklandık. Tahir Elçi olup öldürüldük” diyerek şöyle konuştu:

    “Kavili davasında olduğu gibi avukatı savcılığa şikayet eden yargıçlar tanıdık. Bürosuna gelip ellerindeki fotoğraflarla soruşturulan avukatlar gördük. Polisler büro kapılarına dayandı bu ülkede. Bunu da yazdı tarih. Bu sadece İstanbul’da duyulan örnekler. Müvekkiliyle görüştürülmeyen avukatlar, karakolda polis tarafından darp edilen avukatlar gibi birçok örnek yaşadık.”

    Durakoğlu, “Hacizlerde karşılaştığımız tehlikeler cabası. Silahların gölgesinde duruşmalara katıldık. Bizi hiçbir tehdit yıldırmadı. Hep direndik. Senin için direndik biz hep ey halkım. Unutma bizi halkımız. Sadece para kazanmak değil mücadelemiz. Bizimkisi özünde bir demokrasi mücadelesi, hukuk devleti için mücadelemiz. Hukuk güvenliğin olsun diye bu. Unutma bizi. Teslim olursak senin de kalmaz hukuk güvenliğin. Biliyoruz bizim sesimiz kesilirse senin de nefesin kesilir. Buradan tüm dünyaya sesleniyoruz: Hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğiz. Avukatların sesi kesilirse yurttaşların da nefesi kesilir. Kesmeyiz. Biz avukatız. Herkese bir gün lazım oluruz” diye konuştu.

    “SAVUNMA SUSMADI, SUSMAYACAK”

    Adana Barosu Başkanı Veli Küçük: Bugün Mersin Barosu başkanımızla havalimanından doğrudan Silivri Cezaevi’ne giderek Selçuk Kozağaçlı meslektaşımızı ziyaret ettik. Tutsak meslektaşlarımızın yaşadıkları haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı ne yazık ki açlık grevine başladıklarını sizlerle paylaşıyorum. Vücut bütünlüklerini hiçe sayarak bugün ülkemizde yaşanan tek adam rejimini, polis devleti uygulamalarını protesto etme ve seslerini duyurma adına yaptıkları açlık grevini saygıyla karşılıyorum. Ben de bugüne kadar iki dosyadan yargılanan ve beraat eden bir meslektaşınız olarak hukuksuzluklara karşı bir kez daha haykırıyorum. Savunma susmadı susmayacak.

    Aydın Barosu Başkanı Gökhan Bozkurt: Bugün barolarda avukat hakları merkezi varsa bunların kurulmasına sebep olan bu sisteme yazıklar olsun. Bugün 24 Ocak 2019 Tehlikedeki Avukatlar Günü’nün Türkiye’ye ithaf edilmesine sebep kim varsa yazıklar olsun. Avukat olarak kendi hakkımızı aramak için azıcık yürüdük diye önümüze çöp koyan kim varsa yazıklar olsun. Mahkeme koridorlarında kutsal savunma hakkı yerine gelsin diye adil yargılanma hakkı kullanılsın diye meslektaşlarıma sataşarak elleri kelepçeli olarak mahkemelere getirildiklerini gördük. Eğer sizi rahatsız ettiysek verdiğimiz rahatsızlık insanların hak arama mücadelesidir. Bizim için onurdur.

    Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan: Bu meydanda bir avukat kalana kadar hedeflerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Yaşasın avukatlar, yaşasın tam bağımsız savunma.

    Bursa Barosu Başkanı Gürkan Altun: Biz avukatlar tarih boyunca bedel ödedik. Asla savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Biz Bursa’da son 30 yılda polis işkencesinde, müvekkil fiilinde yurttaşların karşısında avukatların darp edildiğini gördük. Biz 12 Eylül darbesinin Bursa Barosu’nda Mehmet Cengiz’in fotoğrafı var diye ‘indir’ diyenlere ‘benim gücüm yetmez sıkıysa gel sen indir’ diyen bir baroyuz. Tahir Elçi, Ali Gündağ katledildi. Son avukat cüppesini çıkartana kadar bu mücadele asla son bulmayacak.

    Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın: Üzülerek şunu söylüyorum 3 yılı aşkın süre oldu Tahir Elçi davasında bir arpa boyu yol almadılar. Tüm barolara sesleniyoruz: Sesinizi yanımızda daha güçlü duymak istiyoruz. Selçuk Kozağaçlı ve arkadaşlarının davası asıl konuşulması gereken meselelerden biri. Her gün tehlike altında olan sadece avukatlar değil savaş bir halk sağlığı sorunudur diyen Türk Tabipleri Birliği, hak savunucuları tehlike altında.

    Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez: Bugün eğer buradaysak, eğer avukatlar tehlike altındaysa bu Türkiye’nin hak arayan bir Türkiye  olmadığını gösteriyor. Eğer OHAL kalkmasına rağmen OHAL İnceleme Komisyonu hâlâ faaliyetteyse Türkiye’nin bir özgürlük ülkesi olmadığını gösteriyor. Bizler Türkiye’nin tarihi boyunca vardık, bundan sonra da var olmaya devam edeceğiz. Burada, duruşma salonlarında, her yerde vatandaşlarımızın bize ihtiyaç duyduğu her yerde biz nefes oluyoruz. Bunun için ses olmaya devam edeceğiz.

    İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel: Özlem hukuk devletine, demokrasiye, insan haklarına özlem… Tarihimizin hiçbir döneminde bu kadar karanlık bir dönem yaşamadık. İnsanlar düşündüklerini ifade ettikleri için, hak aradıkları için, sosyal medya paylaşımları için gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, sesleri kısılıyor. İstiyorlar ki susalım, istiyorlar ki iyi çocuklar olalım. Öldürülsek de bitirilmemiz mümkün değil.

    Edirne Barosu Başkanı Alper Pınar: Bizler hukukun üstünlüğünü sonuna kadar yürüteceğiz. Biz avukatlar olarak susmayacağız. Tek başına bir hiçiz. Hep birlikte mücadelemize devam edeceğiz.

    Antep Barosu Başkanı Bektaş Şarklı: Avukatlar olarak biz Tahir Elçi olduk canımızı verdik. Biz hak ve özgürlük adına her zaman ses olmaya devam edeceğiz. Biz savunma makamıyız, biz avukatız, hiçbir zaman susmayacağız. Bunu aşana kadar Tahir Elçi olacağız, Selçuk Kozağaçlı olacağız. (Gazeteduvar)

  • Sağlıkçılardan şiddete karşı ‘sessiz çığlık’ yürüyüşü-VİDEO

    Sağlıkçılardan şiddete karşı ‘sessiz çığlık’ yürüyüşü-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Bahçelievler’de bulunan özel bir hastanede görev yapan doktor Fikret Hacıosman’ın, bir hastasının silahla açtığı ateş sonucu öldürülmesine tepki gösteren sağlıkçılar bugün ‘sessiz çığlık yürüyüşü’ düzenledi. 

    İstanbul’da doktor Fikret Hacıosman’ın, hastası tarafından başından tabanca ile vurularak öldürülmesinden sonra hekimlerin tepkileri devam ediyor. Tabip odalarının eylemlerinin ardından bir protesto da hekimler, sendikalar ve STK’lardan geldi.

    Sağlık emekçilerine yönelik şiddete karşı İstanbul’da “Sessiz-Siyah Çığlık Yürüyüşü” yapıldı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi önünde toplanan sağlıkçılar, il sağlık müdürlüğüne yürüdü.

    Burada açıklamaya yapan doktorlar, etkin bir “Sağlıkta Şiddeti Önleme” yasasının Meclis’ten geçirilmesini istedi. Açıklamada; “Masaya vurulan yumruğa da, suratımıza çarpılan kapıya da, kafamızda kırılan kaldırım taşına da, başımıza sıkılan kurşuna da alışmayacağız kanıksamayacağız” denildi.

    İSTAHED Başkanı Dr. Kutbettin Demir, “Üzgün, kırgın, yasta ve öfkeliyiz” diyerek, “Sessiz Siyah Çığlık” adıyla gerçekleştirdikleri yürüyüşle güvenli çalışma ortamı taleplerini dile getirdiklerini söyledi. Demir, “Biz can kaygısı güderken, şiddete uğrayacak mıyız diye endişe ederken sağlık hizmeti veremeyiz. Ne faydalı olabiliriz, ne de hekimlik yapabiliriz. Güvenli bir çalışma ortamı olması bizim bir insan olarak en doğal hakkımız. Meclisten talebimiz net. Biz, sağlıkta şiddet yasasının çıkarılmasını talep ediyoruz. Etkin ve caydırıcı bir yasa talep ediyoruz. Bu şiddet vakaları son bulsun istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “ŞİDDETE ALIŞMAYACAĞIZ, KANIKSAMAYACAĞIZ” 

    İstanbul Aile Hekimliği Derneği Genel Sekreteri Aslı Öncel, sağlık alanında çalışmanın en riskli meslek gruplarından biri haline geldiğini dile getirerek, “Bu hepimizin ayıbıdır. İnsanı yaşatmak için çalışan sağlık mensupları olarak bu şiddete alışmayacağız, kanıksamayacağız.” dedi.

    Öncel, “Alo 184” hattının kapatılmasını ve sağlıkta şiddet yasasının çıkarılmasını istediklerini belirterek, “Bu şiddetin müsebbibi biz değiliz. Bizler terör boyutundaki şiddetin çözümünü ısrarla talep etmeye devam edeceğiz. Türk Ceza Kanunu’na iki madde eklenmelidir. Bunlar; ‘Sağlık çalışanına görevi esnasında ya da görevinden dolayı şiddet uygulayan kişi iki ila dört yıl arasında hapis cezası ile yargılanmalı ve bu ceza ertelenmemeli’, ‘Sağlık sunumunu da engellemiş ise yani diğer vatandaşların sağlık hakkını da gasp etmişse ceza yarı oranda artırılmalı’ bu iki madde kesinlikle çıkarılmalı.” diye konuştu.

    “GEREKİRSE SÜRESİZ İŞ BIRAKACAĞIZ” 

    Aile Hekimleri Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Gürsel Özer de “Maalesef bu bir terör eylemidir artık. Biz bugün sessiz yürüdük. Eğer sağlıkta etkin bir şiddete karşı yasa çıkmazsa sesimizi çıkartarak çığlığımızı duyuracağız. Yine bu tür eylemlerimiz devam edecek. Gerekirse süresiz iş bırakacağız.” dedi.

    Türk Sağlık Sen İstanbul Şube Başkanı Ufuk Tuğrul da “Ne yazık ki bir doktorumuzu daha cinayete kurban verdik. İlk olmadı, böyle devam ederse son da olmayacak. Gelin şiddeti beraber çözelim. Çünkü sağlık çalışanları sadece güvenli bir ortamda çalışmak ve akşam olduğunda sağ salim ailesine kavuşmak istiyor.” diye konuştu.

    Gruptakiler, İl Sağlık Müdürlüğü önüne, saldırılar sonucu yaşamını yitiren sağlık personellerinin fotoğraflarını ve karanfiller bıraktı.

    Bir doktorun kucağındaki bebeğiyle yürüyüşe katıldığı görüldü.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş başlatan Güngördü ve Yerdelen bugün Eskişehir’de-VİDEO

    İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş başlatan Güngördü ve Yerdelen bugün Eskişehir’de-VİDEO

    PİRH-KHK ve güvenlik soruşturmaları ile işsiz kalan Kenan Güngördü ve Sinan Yerdelen, İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş başlattı. Yürüyüşün 6’ncı gününde Eskişehir’e ulaşan Güngördü ve Yerdelen, burada yaptıkları açıklamayla hükümete tepki gösterdi.

    3 yıl 3 aydır Zeytinburnu Belediyesinde taşeron olarak çalışan Kenan Güngördü ve Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 3 yıl çalışan Sinan Yerdelen, güvenlik soruşturması kapsamında işten çıkartıldı. Yapılan uygulamaya tepki gösteren Güngördü ve Yerdelen, İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş başlattı.

    “İKTİDARIN HİÇBİR VEKİLİNE GÜVENMİYORUZ”

    Yürüyüşlerinin 6’ıncı gününde Eskişehir’de olan ve burada açıklamalarda bulunan Güngördü, 180 gündür işsiz olduklarını vurguladı. Sendikalı oldukları için işten çıkartılan arkadaşlarının haklarını aradıklarını belirten Güngördü, “Hani sendikaya üye olabiliyorduk hani demokrasi vardı. Hani hukuk vardı. AKP iktidarı hukuka aykırı davranıyor. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. 180 gündür açız. Biz bu haksızlığı anlatmak için yola çıktık. 1 Ekim’de meclis açılıyor. Biz iktidara gitmeyeceğiz. Biz iktidara itaat etmiyoruz. İktidarın hiçbir vekiline güvenmiyoruz. Meclis önünde emekçi arkadaşlarımızla basın açıklamasında bulunacağız. Ve bu hukuksuzluğu anlatacağız. Biz korku imparatorluğunu yıkmaya çalışıyoruz. Umarız bu bir başlangıç olur. Binlerce emekçi işsiz ve aç fabrikaların önünde oturuyorlar. Biz inanıyoruz ki ileride çok büyük bir başkaldırış başlayacak. Halkı aldatıyorlar. İşçi ve emekçiler çok yakın zamanda bu korku imparatorluğunu yıkacaklar ve harekete geçecekler. AKP ve uzantıları kaçacak yer arayacaklar. Çünkü öfkemiz çok büyük. OHAL kapsamında KHK ile atıldım. Biz haklı olduğumuzu düşündüğümüz için harekete geçtik. Bizi illegal örgütlerle suçluyorlar. Mahkemeye gittik mahkemeleri kazandık. Mahkemeyi yok sayıp tek güç onlarmış gibi davranıyorlar” dedi.
    Açıklama sonrası Güngördü ve Yerdelen Ankara’ya doğru harekete geçti.

  • EMK sözcüsü Alınak ‘Vahşete karşı hak yürüyüşü’ başlattı

    EMK sözcüsü Alınak ‘Vahşete karşı hak yürüyüşü’ başlattı

    Emekçilerin Özgürlük Kongresi (EMK) sözcüleri Mahmut Alınak ve Arkadaş Canpolat, başta Cumartesi Anneleri olmak üzere muhalif kesimlere yönelik saldırı ve tutuklamaları protesto amacıyla Şırnak’ın Cizre ilçesine ‘Vahşete karşı hak yürüyüşü’ başlattı.

    Alınak ve Canpolat, konuya ilişkin yürüyüşün başladığı İstasyon Meydanı’nda, 5 Haziran’daki mitingde bombalı saldırının yapıldığı noktada basın açıklaması yaptı. Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Alınak ve Canpolat, söz konusu protesto, ‘Vahşete karşı hak yürüyüşü’ sloganıyla gerçekleştiriliyor.

    Konuşmasında, Cumartesi Anneleri’nin eylemine yönelik saldırıya ve yasağa değinen Alınak, “Cumartesi Anneleri’ne karşı girişilen düşmanca saldırı bir kez daha gösterdi ki, AKP, bizi kurduğu ‘vahşet düzenine’ kölece çivilemek istiyor. Biz, bu cehennem hayatı ve boynumuza geçirilmek istenen esaret zincirini reddediyoruz. Devletin başındakilerle dolar milyarderi mutlu azınlığın dışında kalan tüm toplum, bugün bir onur ve esaret sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. Ya onurumuza sahip çıkıp bu esarete hayır diyeceğiz, ya da paspasmışız gibi, bizi ayakaltına almalarına evet diyeceğiz. Biliyoruz ki ‘aynı gemideyiz!’ yalanıyla bizi uyutmaya çalışıyorlar. Oysa onlar tarihte İspanyol sömürgecilerin Amerikan yerlilerine yaptıkları gibi geminin kral dairesinde keyif çatarken, bizler geminin hapishane olarak kullanılan hizmetçiler bölümünde cehennem hayatı yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “VAHŞETE KARŞI HAK YÜRÜYÜŞÜ”

    İstasyon Meydanı’ndan başlattıkları yürüyüşü günlük 40 kilometre yol kat ederek, Cizre’de sonlandıracaklarını belirten Alınak, yaptıkları yürüyüşün nedenini şu sözlerle anlattı: “Hayvanlara bile reva görülmeyecek dil yasağını; Kürtçe, Arapça, Çerkesçe, Lazca ve diğer mazlum dillere vurulan prangalara, siyasetçilerin düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde çürütülmelerini, cezaevlerinde sürüp giden barbarlıkları, memur ve işçilerin KHK’lerle işlerinden atılarak işsizliğe mahkum edilmelerini, milyonlarca gencin bitmez çilesi olan işsizliği, halkın insanca yaşama hakkını elinden alan zincirleme zamlar ve hayat pahalılığını, milyonlarca emekçinin bir kasırga gibi vuran zamlar ve hayat pahalılığı karşısında eriyen asgari ücretle yaşamaya mahkum edilmelerini, mevsimlik işçilerin acınası ücretlerle kölece çalıştırılmalarını, milyonlarca esnafın tekelci sermaye karşısında iflasa sürüklenip işsizler ordusuna  katılmalarını, halka ait olan yer altı ve yerüstü zenginliklerin yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmesini ve bu zorba düzeni korumak için halkın parasının savaş uçaklarına, füzelere, silaha, tank ve topa harcanmasını protesto etmek için ‘vahşete karşı hak yürüyüşünü’ başlatıyoruz.”

    Açıklamanın ardından Alınak ve Canbolat Cizre’ye doğru yürüyüşe başladı. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kirli ellerinizi cemevimizden çekin’

    ‘Kirli ellerinizi cemevimizden çekin’

    PİRHA – Gazi Mahallesi Köşe durağında bir araya gelen Gazi halkı, 22 Temmuz günü Küçük Armutlu Cemevi’ne yapılan baskını ve bu baskına tepki gösteren Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın tutuklanmasını bir yürüyüşle protesto etti.

    Gazi Mahallesi Köşe durağında bir araya gelen Gazi halkı, Armutlu Cemevi’ne yapılan polis baskını ve Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın tutuklanmasını protesto etmek için Gazi Cemevi’ne yapılan yürüyüşle protesto etti.

    “Kirli ellerinizi cemevlerimizden çekin! Cemevleri ibadethanemizdir! / Gazi Halkı” yazılı pankart arkasında bir araya gelen kitle, Gazi Cemevi önüne kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca “Devletin Alevisi olmayacağız!”, “Onlar Yezit, biz hep Hüseyin!”, “Aleviyiz, haklıyız, kazanacağız!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Zeynep Yıldırım serbest bırakılsın!” sloganlarının atıldığı eylem, Gazi Cemevi önünde yapılan bir basın açıklaması ile sonlandırıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Cemevi için arsa sözü veren belediye başkanı sözünde durmadı’-VİDEO

    ‘Cemevi için arsa sözü veren belediye başkanı sözünde durmadı’-VİDEO

    PİRHA – Esenlerde bulunan Anadolu Canlar Derneği, Esenler Belediye Başkanlığına cemevi için arsa talebiyle yürüyüş yapmak istedi. Polis dernek binasını yoğun ablukaya alarak yürüyüşe izin vermedi.

    Esenlerde bulunan Anadolu Canlar Derneği, bugün saat 13:00’te dernek binası önünde toplanarak Esenler Beledisi’ne yürümek istedi.

    Polis tarafından engellen dernek üyeleri Esenler Turgut Reis Mahallesi’nde bulunan dernek binasına gelerek, polisin ablukasını ve Esenler Belediye Başkanı’nın tutumunu protesto ettiler.

    Dernek adına konuşma yapan Başkan Cemal Özdemir, 120 bin Alevinin yaşadığı Esenler’e, cemevi talebini belediye başkanına daha önce ilettiklerini hatırlattı.

    Özdemir, Belediye Başkanı bir arazi üzerinde bize söz vermesine rağmen şimdi o arazide dört adet camii projesi yapıldığını ve cemevinin olmadığını belediye meclis üyelerinden öğrenmiş olduklarını söyledi. 

    Özdemir, ayrıca Esenler’e cemevi kazandırana kadar mücadelenin süreceğinin altını çizdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Münih’te binlerce kişi yeni Polis Yasası’na karşı yürüdü

    Münih’te binlerce kişi yeni Polis Yasası’na karşı yürüdü

    Almanya’nın Bavyera eyaletinde parlamentodan geçirilen yeni Polis Yasası, 30 bin kişi tarafından protesto edildi. 

    Almanya’nın Bavyera eyaletinde muhafazakar Hısristiyan Sosyan Birlik (CSU) tarafından hazırlanan ve parlamentodan geçirilen yeni Polis Yasası’na karşı günü Münih’te yapılan gösteriye 30 bin kişi katıldı. Yoğun katılım nedeniyle Marienplatz’da yapılması planlanan başlangıç mitingi iptal edildi.

    Pankart ve dövizlere yeni Polis Yasası’nın temel hak ve özgürlükleri yok edeceğine dair sloganlar yazılırken, hükümete yasayı derhal geri çekme çağrısı yapıldı.

    90 kadar örgüt ve kurumun içinde yer aldığı inisiyatin çağrısı yapılan gösteriye sendikalar da katıldı. Ayrıca gençlik örgütleri ayrı bir kortej halinde yürüdü.

    POLİS DEVLETİNE GİDİŞ

    CSU tarafından Bavyera’da uygulamaya koyduğu Almanya’da polis devletinde gidiş konusunda bir örnek teşkil ediyor. Önümüzdeki Eylül ayında yapılacak parlamento seçimlerinde salt çoğunluğu kaybetmenin endişesi içinde olan Eyalet Başbakanı Markus Söder, daha çok iş güvenlik, sığınmacılar ve Hıristiyanlık değerlerini korumayı öne çıkararak seçimleri kazanmayı planlıyor. Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer de aynı zamanda CSU’nun başkanı. O da ülke genelinde bu gerici politikalara destek veriyor ve diğer eyaletlerde de benzer adımların atılması için çaba harcıyor. Bavyera’da hazırlanan yasada şimdiye kadar milliyetçi olduğu için kullanılmayan pek çok kavram meşru hale getirildi. Bunların başında ise “vatanı koruma” geliyor. Yeni Polis Yasası ile birçok hak yok ediliyor. Şüpheliler vücut tarayıcı, drone, kamera ve böcekle sürekli kontrol altında tutulması, ev hapsi, elektronik ayak bileği kelepçesi aracılığıyla 24 saat kontrol altında tutulması ve hiçbir dayanağı olmadan internet bilgilerinin araştırılması, değiştirilmesi veya silinmesine imkan sağlıyor. Ayrıca, Bavyera hükümeti polisin en küçük şüphede hakim kararı olmaksızın insanları tutuklayabileceği koşulları hazırlıyor. Yasayla polise üç ay boyunca istediği şeyi yapma hakkı veriliyor, ancak üç ay sonra hakim gözaltının uzatılıp uzatılmayacağına karar verme yetkisine sahip olacak.

    Gözaltı süresinin sonsuza kadar uzatılabileceği eleştirileriyle karşılaşan bu madde, Bavyera Eyalet Parlamentosu’nda geçen yıl oylanarak kabul edildi. Şimdiki adımla polisin potansiyel tehlikeli olduğunu sadece tahmin ettiği bir kişiyi en az 3 ay hapse atabilmesi sağlanmış oluyor.
    Polise bu şekilde geniş yetkiler tanıyan yasaya karşı eyaletteki partiler, sendikalar ve ilerici örgütler tarafından aylardır yapılan bilgilendirme toplantıları, kitlesel mitingle anlamlı bir protestoya dönüşmüş oldu.

    Ancak buna rağmen eyalet hükümeti geri adım atma niyetinde olmadığını açıkladı. Eyalet İçişleri Bakanı Joachim Hermann yasa ile insanların kendilerini daha fazla güvende hissedeceğini ve kriminal olaylarda daha etkili mücadelenin önünün açılacağını iddia etti.

    Yeşiller, SPD ve Sol Parti ise yasaya karşı anayasa mahkemesinde başvuruda bulunacaklarını açıkladılar.

  • Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine tepki: Hükumet, iyileştirmek varken kolaycılığı seçiyor – VİDEO

    Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine tepki: Hükumet, iyileştirmek varken kolaycılığı seçiyor – VİDEO

    PİRHA – Şeker fabrikalarının özeleştirilmesine karşı Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapan Tokat, Yozgat, Amasya, Kastamonu, Erzincan yöre derneği, “Devlete ait ve halkımızın vergileri ile kurulmuş işletmelerin özelleştirmesinden vazgeçilmelidir” dedi. 

    Tokat, Yozgat, Amasya, Kastamonu, Erzincan yöre dernekleri şeker fabrikalarının özelleştirilmesini protesto etmek için İstanbul’daki Taksim Tünel Meydanında bir araya gelerek Galatasaray Lisesine yürüyüş gerçekleştirdi. “Şeker fabrikaları halkındır satılamaz. Özelleştirmelere yabancı şirketlere peşkeş çekilmesine hayır” pankartı açan kitle yürüyüş boyunca “Şeker vatandır vatan satılamaz”, “Fabrikalar halkındır satılamaz”, “Glikozlu şeker yemeyeceğiz”, “Şekerde yalana, talana hayır”, “Glikoz lobisi ülkemizden defol”, “Şekerin tadını kaçırma sabrımızı taşırma”, “Vatanı satanı biz de satarız” sloganları attı. Yürüyüşe yöre derneklerinin yanı sıra Emek Partisi, CHP, HDP ile çok sayıda yurttaş destek verdi.

    “HÜKÜMETİN ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARINDAN KURTULMASINI İSTİYORUZ”

    Galatasaray Lisesi’ne gelen kitleden ilk konuşan Tüm-Tok Derneği Başkanı Hasan Bayrak, 14 tane şeker fabrikasının yağmasına karşı çıkmak için toplandıklarını söyledi.  Bayrak, “Dün iki tane daha fabrika satıldı. Biz şeker fabrikalarının satılmasına karşı çıkıyoruz. Hükumetin özeleştirme politikalarından kurtulmasını istiyoruz” dedi.

    Bayram’ın ardından konuşan CHP Sivas Milletvekili Ali Akyıldız,  Türkiye’deki bütün şeker fabrikalarını gezdiğine değinerek, “Şeker fabrikaları sorunu siyasi bir sorun değildir. Bunu siyasete alet etmedik, etmiyoruz. Şeker fabrikaları sorunu bir vatan sorunudur. Bu, sağlık sorunudur. Gelin uluslararası sermayeye taşeronluk yapmayın yerli ve milli olun” dedi.

    MÜCADELE VURGUSU YAPILDI

    Akyıldız’ın ardından söz alan HDP 25. dönem milletvekili Ali Kenanoğlu da daha önce özelleştirmeler yapıldığını  ve bunların hata olduğunun hükumet tarafından kabul edildiğini söyledi. Kenanoğlu, HDP olarak özelleştirmelere karşı olan mücadele edeceklerini söyledi.

    Kenaoğlu’nun ardından CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İlgin, cumhuriyetin değerleri olan şeker fabrikalarının satıldığına dikkat çekti.  İlgin, “Özelleştirmeyi istemiyoruz. Kim istiyor? Evet biliyoruz isteyen bir kişi var. O da hiç fabrika inşa etmemiş” dedi.

    Aşkale Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Murat Demir de, “Hükumetin her şeyi özel sektöre devrediyor. Her şeyi satıyor. İyileştirmek varken kolaycılığı seçiyor. Biz buna karşıyız. Şeker fabrikaları milli kurumlardır” dedi.

    “ŞEKER FABRİKALARI TEMEL ÜRETİM TESİSLERİNDENDİR”

    Konuşmaların ardından Tokat İl Dernekleri Federasyonu Başkanı Halil Bakan basın açıklamasını okudu. Bakan, 21 Şubat 2018 tarihli Resmi Gazete sayısında  Bor, Çorum, Kırşehir, Yozgat, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Turhal, Afyon, Alpullu, Burdur, Elbistan ve Muş Şeker fabrikalarının satışının gündeme geldiğini söyledi.

    Bakan, “Şeker fabrikaları en temel üretim tesislerindendir. Fabrikaların özelleştirilmesi satılması ya da kapatılması pancar üreticisi köylüleri, mevsimlik tarım işçileri, esnaf ve nakliyeciler ile hayvancılık işletmeleri açısından bakıldığında tam bir çöküş demektir” dedi.

    En büyük tehlikenin ise şeker pancarından üretilen şeker yerine nişasta bazlı şekere (NBŞ) geçilmesi olduğunu aktaran Bakan, “Nişasta bazlı şekerin ithal edildiğini hesaba kattığımızda yabancı ülkelere döviz ödeyerek hem ekonomik bağımlılığımız artmakta hem de dış ticaret açığımız büyümektedir” dedi.

    “20 YILDA ŞEKER PANCARI ÜRETİCİSİ SAYISI 300 BİN AZALDI”

    Şeker fabrikasına ilişkin sayısal veriler de paylaşan Bakan, son 20 yılda 405 bin olan şeker pancarı üretici sayısının 105 bine düştüğünü anlattı. Bakan, “31 şeker fabrikası aynı zamanda dört alkol fabrikası, beş makine fabrikası, bir elektromekanik aygıtlar fabrikası, bir tohum işleme fabrikası ve bir araştırma Enstitüsü’nün kurulmasına önayak  olmuştur” dedi.

    Daha önce özelleştirilen Tekel Sigara Fabrikasının akıbetine de değinen Bakan, “Bu iktidar tarafından özelleştirilerek satılan, sonra kapatılan ve daha sonrada yıkılan Tekel Sigara Fabrikasının enkazı halen taş yığını olarak duruyor. Tokat Turhal Şeker Fabrikasının sonucu da farklı olmayacaktır” ifadelerine yer verdi.

    TALEPLER

    Fabrika satışlarının engellenmesinin uluslararası NBŞ tekellerinine “dur” demek olduğuna işaret eden Bakan, son olarak taleplerini sıraladı:

    -Şeker fabrikasını özelleştirmesinden vazgeçilmelidir

    -Devlete ait ve halkımızın vergileri ile kurulmuş işletmelerin özelleştirmesinden vazgeçilmelidir.

    -Üretim özendirilmeli halkın işsizliği önlenmelidir.

    -Halkımızın işine aşına el sürmekten vazgeçilmelidir.

    -Yeni fabrikalar açılmalıdır. (HABER MERKEZİ)

  • Valilik, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmayı yasakladı

    Valilik, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmayı yasakladı

    PİRHA- Alevi kurumlarının Maraş Katliamı’nın 39. yıldönümü dolayısıyla yapacakları anma ve etkinlikler Maraş Valiliği tarafından yasaklandı. Maraş’ta bir ay boyunca, “gösteri yürüyüşü, miting, anma etkinliği, stant açma, basın açıklaması ve benzeri etkinlikler” yasaklandı.

    Avrupa’dan ve Türkiye’den Alevi kurumları, katliamın 39. yılı dolayısıyla bir hafta öncesinde Maraş’a giderek 23 Aralık’ta anma gerçekleştirecek. Anma öncesi Erenler Kültür Derneği Başkanı Müslüm İbili ile birlikte 7 kişilik düzenleme kurulu Maraş Valiliğine başvurdu. Başvuru dilekçesinde “Gaziantep yolu üzerinde bulunan Tren Gar İstasyon Meydanı’nda toplanarak 19-26 Aralık 1978 katledilen insanları anmak konulu açık hava toplantısı ve basın açıklaması yapmak istiyoruz” denildi.

    “İdarece; ilimiz sınırları içerisinde tesis olan huzur ve güven ortamı ile milli güvenlik ve kamu düzeninin bozulmaması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. Maddesi, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesi, 2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11. Maddesi (m) bendi doğrultusunda il genelinde yapılacak toplantı, gösteri yürüyüşü, miting, anma etkinliği, çadır kurma, stant açma, basın açıklaması ve benzeri etkinliklerin 12.12.2017 günü saat 08.00’den 12.01.2018 günü saat 17.00’e kadar yasaklanmıştır.”

    Alevi kurumları, Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenleri 23 Aralık’da Maraş’da anacaklarını açıkladı. Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu öncülüğünde anmadan bir hafta önce Maraş’a gidilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Barış Elçi’si Taksim’de yürüyüşle anıldı-VİDEO

    Barış Elçi’si Taksim’de yürüyüşle anıldı-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ölümünün 2. yıldönümünde İstanbul’da da anıldı. Taksim’de gerçekleşen yürüyüşe cüppeleri ile katılan avukatlar, Tahir Elçi’nin fail ya da faillerinin bulunması istedi.

    Haberin Videosu

    Tahir Elçi ölümünün 2. yılında Diyarbakır ve İstanbul Barosu’nun ortak düzenlediği yürüyüşle anıldı. Yürüyüşe Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, HDP milletvekilleri Garo Paylan, Filiz Kerestecioğlu ve HDP eski milletvekilleri Hasip Kaplan ve Abdullah Levent Tüzel, CHP milletvekili Mahmut Tanal, İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, Sakarya Barosu Başkanı Zafer Kazan, Avukat Kemal Aytaç, İHD İstanbul Şubesi ile çok sayıda kişi destek verdi.

    “Tahir Elçi ölümsüzdür”, “Barış elçisi”, “Hepimiz Tahir Elçi’yiz”, “Katilleri arıyoruz” dövizlerinin taşındığı yürüyüşte Kürtçe ve Türkçe “Seni unutmayacağız” ve Tahir Elçi’nin son sözleri olan “İnsanlığın bu ortak mekanında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz” yazılı pankart taşındı. Fransız Konsolosluğu önünden başlayan yürüyüşte “Tahir Elçi ölümsüzdür”, “Tahir Elçi onurumuzdur”, “Hepimiz Elçi’yiz öldürmekle bitmeyiz” sloganları atıldı.

    “ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMÜYOR”

    Galatasaray Meydanı’nda son bulan yürüyüşün ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. İlk konuşmayı yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, Tahir Elçi’nin bütün yaşamını insan haklarına, demokrasiye adadığını vurgulayarak, yıllarca ailelerinin yanından alınarak işkence tezgahlarından geçirilen ve bedenleri kaybedilen insanların faillerini bulmaya çalıştığını kaydetti. Hükümetin Tahir Elçi cinayetini aydınlatacağına ilişkin verdiği sözleri hatırlatan Özmen, Elçi cinayetinin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen bir tek şüphelinin bile yakalanamadığını ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini vurguladı.

    “BİR ARPA BOYU YOL ALINAMADI”

    Özmen’in ardından söz alan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Tahir Elçi’nin sadece bir baro başkanı olmadığını barış için mücadele eden örnek bir insan ve barış Elçi’si olduğunu kaydetti. Tahir Elçi’nin hukuk çerçevesi içinde mücadele ettiğini belirten Durakoğlu, ölümünün insanlık açısından çok önemli bir kayıp olduğunun ve 2 yıl boyunca soruşturmasında bir arpa boyu bile yol alınamadığının altını çizdi.

    “YENİ KÖPRÜLER KURMAMIZ GEREKİYOR”

    Durakoğlu’nun ardından konuşan Sakarya Barosu Başkanı Zafer Kazan, Tahir Elçi’nin ismi gibi bir elçi olduğunu, bir köprü olduğunu belirtti. İnsanlığın yeni köprüler kurması gerektiğini vurgulayan Kazan, Tahir Elçi’nin bu topraklarda yaşayan halkların barış içerisinde yaşamalarını istediğini ifade etti. (HABER MERKEZİ)

  • Barcelona’da yüz binlerce kişi tutuklu Katalan siyasetçiler için yürüdü

    Barcelona’da yüz binlerce kişi tutuklu Katalan siyasetçiler için yürüdü

    Barcelona’da yüz binlerce kişi, tutuklu Katalan siyasetçilerin serbest bırakılması için gösteri düzenledi.

    Barcelona kentinde yüz binlerce kişi, tutuklu Katalan siyasetçilerin ve sivil toplum örgütleri yetkililerinin serbest bırakılması için eylem yaptı.

    Göstericiler, “Puigdemont bizim başkanımızdır”, “Hiç olmadığı kadar birlik içindeyiz. Meşru hükümetimizi savunacağız” ve “Demokrasi yardım istiyor, Avrupa nerede?” sloganları attı.

    Bağımsızlık yanlısı sivil toplum örgütlerinin çağrısıyla düzenlenen gösteriye çok yüksek bir katılım olurken, Katalonya’nın farklı yerlerinden 900 otobüsün Barcelona’ya gittiği belirtildi.

    Barcelona şehir polisine göre 750 bin kişinin katıldığı gösteride, Katalonya Parlamentosunun 27 Ekim tarihinde ilan ettiği tek taraflı bağımsızlık ilanı kararı sonrasında “devlete başkaldırma, ayaklama ve kamu malını kötüye kullanma” iddiasıyla açılan soruşturma kapsamında, tutuklanan eski 8 Katalonya yerel hükümet üyesi ile bağımsızlık yanlısı sivil toplum örgütlerinden iki yetkilinin serbest bırakılması talep edildi.

    NE OLMUŞTU?

    İspanya ile Katalonya arasında 1 Ekim’den beri anayasal bir kriz söz konusu.

    Katalonya Özerk Bölgesi, parlamentonun gittiği oylama sonrası 27 Ekim’de bağımsızlığını ilan etmişti.

    Katalonya’nın tek taraflı bağımsızlık ilanından saatler sonra İspanya, Anayasa’nın 155. maddesini yürürlüğe sokarak Katalonya parlamentosunu feshetmiş, Katalonya Başkanı Carles Puigdemont ve hükümetini görevden aldığını duyurmuştu.

    Katalonya Başkan Yardımcısı Oriol Junqueras, Puigdemont’un hâlâ özerk bölgenin başkanı olduğunu ve Madrid’in ‘darbesini’ kabul etmediklerini söylemişti.

    İspanya merkezi hükümeti ise bağımsızlık ilan eden Katalonya’nın özerkliğini elinden almasının ardından kamu kuruluşlarının idaresine de el koymak için hazırlıklara başlamıştı.

    Son olarak İspanya Yüksek Mahkemesi, Katalonya Bölgesel Parlamentosu’nun 27 Ekim’de yaptığı bağımsızlık ilanını iptal ettiğini açıklamıştı.

    İspanya Yüksek Mahkemesi Sözcüsü ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin Katalan üst düzey yetkililerini 2-3 Kasım’da ifade vermeye çağırdığını duyurmuştu.

    Halen Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Carles Puigdemont, İspanya’ya dönmesi durumunda adil yargılanma garantisinin olmadığını söylemişti.

    Puigdemont’un avukatı da Katalan liderin mahkemeye gelmesi için “ortamın uygun olmadığını” belirtmişti.

  • Sayacılar hakkını arıyor: Önümüze engeller koydular; ama biz yılmayacağız-VİDEO

    Sayacılar hakkını arıyor: Önümüze engeller koydular; ama biz yılmayacağız-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da Bağcılar Güneşli’de eylem yapan saya işçileri “Hakkımızı alana kadar devam edeceğiz” dedi.İstanbul Sayacı Sanatkarları Odası Başkanı Muharrem Kökoğlu, sayacıların eylemlerinin ilk Adana’da başladığını ve Adana’daki sayacıların istedikleri zamları aldıklarını kaydetti. 

    Haberin Videosu

    Bir haftadır iş bırakma eylemi yapan saya işçileri bugün Bağcılar Güneşli’de basın açıklaması yaparak yürüyüş gerçekleştirdiler. Saya işçileri adına konuşan İstanbul Sayacı Sanatkarları Odası Başkanı Muharrem Kökoğlu, sayacıların eylemlerinin ilk Adana’da başladığını ve Adana’daki sayacıların istedikleri zamları aldıklarını kaydetti.

    Antep, Konya, İzmir, Kayseri, Manisa gibi, birçok ilde iş bırakma eylemlerinin devam ettiğini belirten Kökoğlu, “Atmış olduğumuz bu kıvılcım büyümekte” diyerek bütün saya sanatkarlarının bu eyleme destek vermelerini istediklerini vurguladı.

    “İSTEDİĞİMİZİ ALANA KADAR İŞ BAŞI YAPMAYACAĞIZ”

    Yarın İstanbul’da bir haftalık eylem sürecinin tamamlanacağını söyleyen Kökoğlu, taleplerinin şu anda görüşülmekte olduğunu ve istediklerini alana kadar da iş başı yapmayacaklarını ifade etti. Yarın Aymakop Ticaret Merkezi’nde sayacıların, ayakkabı sanayicilerinin ve Esnaf ve Sanatkarlar Odası Konfederasyonu’nun katılacağı bir toplantı düzenleneceği bilgisini veren Kökoğlu, bu toplantıda taleplerini dile getireceklerini, haklarını alana kadar da eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.

    “ESNAFIMIZ KAYIT DIŞI ÇALIŞMASIN”

    Bir geçiş döneminde olduklarını ve bu dönem fiyat listesini hazırlamak istediklerini söyleyen Kökoğlu, “Esnafımız kayıt dışı çalışmasın, hakkını alsın istiyoruz. Sigortaları olsun, insanca yaşasınlar. Diyoruz ki sigorta primleri çok yüksek. Küçük esnaflar için bu primler aşağı çekilmeli” dedi.

    “SAYACILAR MAĞDUR”

    Kökoğlu, sendikayla görüştüklerini ve sendikanın sayacıların taleplerini Türk-İş’e götüreceğini kaydetti. Kimsenin mağdur olmasını istemediklerini söyleyen Kökoğlu, “Bizler şu anda mağduruz. Ayakkabı sektörü şuanda mağdur. İstiyoruz ki bu sorunlar çözülsün, kimse mağdur olmasın” şeklinde konuştu.

    “YARATTIĞIMIZ DİRENİŞ ATMOSFERİ TÜM TÜRKİYE’YE ÖRNEK TEŞKİL EDECEK”

    Eylemlerinde sadece sayacılardan değil bütün sektörlerden destek aldıklarını belirten Kökoğlu, istedikleri zammı alamasalar bile yarattıkları direniş atmosferinin Türkiye’ye örnek teşkil edeceğinin altını çizdi. Bugüne kadar yaptıkları hiçbir eylem ve yürüyüşte çevreye bir sıkıntı yaşatmadıklarını ifade eden Kökoğlu, “Önümüze envai çeşit engeller, barikatlar koydular. Ama biz yılmayacağız” dedi.

    Kitle tarafından “Sayacı uyuma mesleğine sahip çık” sloganları atıldı. Kökoğlu, “Sayacı artık uyumuyor, uyumayacak” dedi.

    Açıklamanın ardından Güneşli’de yürüyüşe geçen sayacılar sık sık “Sayacı uyuma mesleğine sahip çık”, “Güneşli uyuma esnafına sahip çık”, “İsteriz isteriz hakkımızı isteriz”, “Sayacı uyuma emeğine sahip çık”, “Sayacı buraya”, “İşte sayacı işte emniyet” sloganları attılar.

    İsmet SEFER-Suay ABAK/İSTANBUL

  • Aleviler kortejler halinde Kartal Meydanı’na yürüyor-VİDEO

    Aleviler kortejler halinde Kartal Meydanı’na yürüyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumları kortejler halinde İstanbul Kartal Meydanı’na yürüyor. 

    HABERİN VİDEOSU

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Alevi Derneği, Garip Dede Dergahı üyeleri ve yöneticileri  bilimsel, anadilde, laik, parasız eğitim sloganlarıyla yürümeye başladı.

    “Anadilde eğitim, ekolojik inançsal soykırıma karşı Hüseyinleşeceğiz, zulüm altındaki her mekan Kerbala’dır, doğamızdan kutsalımızdan elinizi çekin” dövizleri açıldı.

    Bu arada, Alevi kurum temsilcileri, CHP ve HDP milletvekilleri, alana girdi.

  • Kılıçdaroğlu yürüyüşünün ikinci gününde

    Kılıçdaroğlu yürüyüşünün ikinci gününde

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Adalet Yürüyüşü’nün ikinci gününde kendisini ve partisini hedef alan açıklamalar yapan MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yanıt verdi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlattığı “Adalet Yürüyüşü’nün ikinci gününe başladı. Öncesinde de, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin dünkü açıklamalarına yanıt verdi.

    Partisinin milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından dün Ankara’dan İstanbul’a ‘Adalet Yürüyüşü’ başlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü ikinci gününde.

    Yürüyüşe sabah saat 08.00’de başlayan Kılıçdaroğlu, öncesinde yaptığı açıklamada Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Baçeli’nin kendisini ve partisini hedef alan açıklamalarına yanıt verdi.

    Kılıçdaroğlu, Bahçeli’nin “Akılsız başın cezasına ayaklar çekermiş. CHP’liler aklını başına alsın” şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

    “Eğer yürüyüşler yasal ölçüler içinde yapılıyorsa hiçbir şey olmaz. İnsanlar zaten sabah akşam yürüyorlar. Metroya, otobüse binerken yürüyorlar. İş yerlerine giderken, gelirken yürüyorlar. Yürümenin suç olduğunu da ben ilk kez duyuyorum. Böyle bir şey söz konusu değil. Tam tersine biz ülkemizde birlikte yaşamayı, barışı, huzuru, egemen kılmak için yapıyoruz. Sayın Bahçeli hiç meraklanmasın, onun da adalete ihtiyacı olacak. Hep birlikte adalet yürüyüşümüzü bu eleştirilere rağmen yerine getireceğiz.”

    Dün dinlenmeden uzun bir yürüyüş gerçekleştirdiklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, yürüyüşle ilgili ise ‘yorgunluk hissetmiyoruz’ demenin doğru olmayacağını ancak ‘yorulduk’ diye ah vah etmeyeceklerini de söyledi.

    CHP lideri, bugünkü yürüyüşte belli etapların dinlenilerek geçirileceğini, sonra asıl hedefe ulaşılacağını da ekledi.

    Kılıçdaroğlu, bugün toplam 22 kilometrelik bir yürüyüş planladıklarını söyledi.