Etiket: ziya selçuk

  • Ziya Selçuk istifa etti

    Ziya Selçuk istifa etti

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, görevinden istifa etti, yerine yardımcısı Mahmut Özer atandı.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un istifa kararının ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeni atama kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararda, Ziya Selçuk’un “Görevden af talebinin kabul edildiği” belirtilirken, göreve Bakan Yardımcısı Mahmut Özer atandı.

    İstifa kararı sonrası sanal medya hesabından açıklama yapan Selçuk, “Milli Eğitim Bakanlığı görevim bugün itibarıyla nihayetlenmiştir. Bana ülkemin çocukları için çalışma imkânı sağlayan Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum. Milletimize, eğitim ailemize, birlikte görev yaptığım Bakan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Görev yaptığım süre boyunca birlikte çok kıymetli çalışmalara imza attığımız değerli çalışma arkadaşım Bakanımız Sayın Mahmut Özer Bey’e ve göreve yeni başlayan Bakan Yardımcılarımıza başarılar diliyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Bakan Selçuk ‘idam, kafa kesme’ resimlerine cevabını verdi!

    Bakan Selçuk ‘idam, kafa kesme’ resimlerine cevabını verdi!

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk, Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen’in, ‘idam, kafa kesme’ sahnelerinin resmedildiği ‘çocuk dergisi’ hakkındaki soru önergelerini cevapladı. Ancak Bakan Ziya Selçuk, hiçbir sorumluluk üstlenmedi.

    Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen’in çocuk dergisindeki ‘idam, kafa kesme’ sahnelerinin resmedildiği görseller birçok kesimin tepkisine neden olmuştu.

    CHP ve HDP milletvekilleri de konuyu Meclis gündemine taşıyarak Bakan Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle soru önergeleri vermişti. CHP’li Yıldırım Kaya, Diyanet-Sen yöneticileri hakkında ayrıca suç duyurusunda da bulunmuştu. Kaya, Bakan Selçuk’a, “Diyanet-Sen Çocuk dergisinin dağıtımı yasaklanacak mıdır? Çocuklarımızın zihinsel ve ruhsal gelişimini bozan dergiyi çıkartan Diyanet-Sen yöneticileri hakkında yasal işlem başlatılacak mıdır? sorularını yöneltirken, HDP’li Semra Güzel de Selçuk’un yanıtlaması istemiyle “Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen’in çıkarmaya başladığı çocuk dergisinde kullanılan savaş, idam ve kafa kesme görselleri bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir? Kullanılan görseller çocuklar için pedogojik açıdan uygun mudur? Uygun değilse birçok uzman tarafından pedagojik açıdan son derece sakıncalı bulunan dergiyi çıkaranlar hakkında herhangi bir idari soruşturma başlatılacak mıdır? Söz konusu derginin yayınını durdurmak için herhangi bir girişimde bulunacak mısınız?” sorularını yöneltmişti.

    BAKANDAN TEK CÜMLELİK YANIT!

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, soru önergelerine tek bir cümle ile yanıt verdi. Konu hakkında değerlendirme yapmayan Selçuk, “Soru önergesinde belirtilen konuda, bakanlığımız görev, yetki ve sorumluluk alanlarına giren herhangi bir husus bulunmamaktadır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Yıldırım Kaya’dan Diyanet-Sen’e suç duyurusu!

    CHP’li Yıldırım Kaya’dan Diyanet-Sen’e suç duyurusu!

    PİRHA-CHP Milletvekili Yıldırım Kaya, Kamu Sendikaları Konfederasyonu’na (Memur-Sen) bağlı Diyanet-Sen’in çıkardığı Diyanet-Sen Çocuk dergisinde kafa kesme, idam, savaş, ayağından zincirle prangalanmış çocuk görselleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Meclis’te yaptığı basın toplantısında Diyanet-Sen’in çıkardığı çocuk dergisini gündeme getirdi.

    Milletvekili Yıldırım Kaya, Diyanet-Sen Çocuk dergisindeki kafa kesme, idam, savaş, ayağından zincirle prangalanmış çocuk görsellerinin kabul edilemez olduğunu ifade ederek konuya ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

    HUKUKEN DE SUÇTUR!”

    Yıldırım Kaya, Milli Eğitim Bakanı ile Aile ve Sosyal Hizmet Bakanı tarafından yanıtlanması için bir de soru önergesi hazırladı. Kaya, Diyanet-Sen Çocuk dergisindeki görsellerin, çocukların psikolojisini bozacağı, zihinsel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkileyeceğine vurgu yaparak “Aileler de olayı endişeyle karşılamıştır. Diyanet-Sen’in görev ve sorumluluk alanına girmeyen, çocukların psikolojisini bozan görselleri içeren bir dergiyi çıkarması hukuken de suçtur” dedi.

    Milletvekili Yıldırım Kaya, kaleme aldığı önergesinde “Diyanet-Sen Çocuk dergisinin çıkartılma amacı nedir? Diyanet-Sen Çocuk dergisinin dağıtımı yasaklanacak mıdır? Dergiyi çıkartan, Diyanet-Sen yöneticileri hakkında yasal işlem başlatılacak mıdır? Dağıtımı yapılan Diyanet-Sen Çocuk dergisi toplatılacak mıdır?” sorularını yöneltti.

    PİRHA/ANKARA

  • Özen: ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ diyen Feyzi Gürtürk’ü görevden alacak mısınız?

    Özen: ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ diyen Feyzi Gürtürk’ü görevden alacak mısınız?

    PİRHA-İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü’nün, “Alevi köyüne okul yaptırmam” sözleri üzerine konuyu Meclise taşıdı. HDP’Lİ Özen, Bakan Ziya Selçuk’a “Mezhepçi bir yaklaşımla engel olduğu belirtilen il Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk hakkında bir soruşturma açmayı düşünüyor musunuz? sorusunu yöneltti.

    Elazığ’ın merkeze bağlı Uzuntarla Köyü’ndeki okul, 2016 yılında yaşanan depremin ardından ağır hasar aldığı gerekçesiyle yıkılmıştı.

    230 öğrencisi olan okulunun tekrar yapımı için ihalesi yapılmasına karşın, Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk tarafından okulun yapımının engellendiği belirtildi.

    Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk’ün, “Alevi köyüne okul yaptırmam, peşine düşmenizin bir anlamı yok” sözleri üzerine HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen konuyu Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a sordu.

    Milletvekili Zeynel Özen, il milli eğitim müdürünün ayrımcı, mezhepçi bir yaklaşım içerisinde olduğunu belirterek Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    -Elazığ’ın merkeze bağlı Uzuntarla Köyü’nde 230 öğrenci bulunmasına rağmen yatırım planında olan, ihalesi dahi yapılan köy okulunun inşası neden başlamamıştır?

    -Tüm yasal yükümlülüklerinin tamamlanmasına karşın 5 yıldır bu köy okulunun inşa edilmesine engel olan ve 230 öğrencilerin mağdur edilmesine neden olan gerekçeler hakkında herhangi bir araştırmanız var mıdır?

    -Uzuntarla Köy okulunun yapımına mezhepçi bir yaklaşımla engel olduğu belirtilen il Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk hakkında bir soruşturma açmayı düşünüyor musunuz?

    -Uzuntarla Köy okulunun inşaatının önündeki keyfi engellerin kaldırılıp tamamlanması ve eğitim-öğretime başlaması için herhangi bir planınız var mıdır?

    PİRHA/ANKARA

    İlgili Haberler

    Alevi kurum başkanlarından, ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ diyen müdüre tepki
    Kenanoğlu’ndan önerge: Alevi köyüne okul yapımını Milli Eğitim Müdürü neden engelliyor?
    ‘Elazığ Milli Eğitim Müdürü, Alevilere yönelik nefret suçu işlemiştir görevden alınmalı!’
    Akbulut ve Geçmez’den o müdüre tepki: Alevilere saldıranlar terfi alıyor
    CHP’li vekillerden ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ diyen müdüre tepki

  • ‘İl Milli Eğitim Müdürleri, köylere servis gitmediğini dahi bilmiyor!’

    ‘İl Milli Eğitim Müdürleri, köylere servis gitmediğini dahi bilmiyor!’

    PİRHA-Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, iktidarın pandemi sürecindeki eğitim politikalarını eleştirerek “Bakan Ziya Selçuk’un okullarında durumlar iyi olabilir ancak genel anlamda iyi değiliz. İktidar, onlarca gökdelen yerine okul inşa edip süreci hafifletebilirdi” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, CAV TV’de “Bu Sabah” adlı programa katılarak ‘salgın ve eğitime yansıması’nı değerlendirdi.

    Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, öğretmenleri aşılanması konusunda henüz net bir takvimin olmadığını belirterek “Milli Eğitim Bakanı algı yönetmeye çalışıyor” dedi.

    Kurul, “Bakan Ziya Selçuk’un sözlerine güvenme noktasında eğitim emekçilerinin endişeleri var” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bakanının ya da Cumhurbaşkanlığı Eğitim Kurulu’nun, eğitime dair her şey yolundaymış gibi açıklama yapması bir algı yönetimidir. Eğitimde işler hiç yolunda değil. Milli Eğitim Bakanının kendi özel okullarında işler yolunda olabilir ama eğitimin bütününe baktığımızda bilgilerin bakanının ifade ettiği kadar iyi olmadığını ortaya koyuyor. Gittiğimiz okulların tamamında öğretmenlerin birçoğu kederli ve mutsuz. Çünkü öğretmenlerimiz, mesleki özelliğinden arındırılmış, meslekleri değersizleştirilmiş, çocuk bakımı düzlemine indirgenmiş bir durum var. Genel olarak toplumda, kenara çekilme, sessiz kalma halinin hakim olduğunu görüyoruz.

    ÖĞRENCİLER BİLDİKLERİNİ DE UNUTTU!

    Örneğin bir öğretmenimizin sözünden bahsetmek isterim. ‘Çok üzgünüm. Öğrencilerimi bir yıl sonra bıraktığım noktada bulamadım. Önceki öğrettiklerim dahi unutulmuş durumda’ dedi. Öğrencilerimizin tekrar kültür, sanat, spor dallarında canlanabilmeleri adına ne yapabiliriz sorusunu tüm eğitimciler ile birlikte soruyoruz ancak diyorlar yeterli kaynaklar karşı karşıya kalmıyoruz yani okullara yeterli bütçe ayrılmıyor.

    15 saat eğitim çalışmaları yapan öğretmenlerimiz var. Ama bir taraftan da artan hayat pahalılığı, vergi artışları… Bu durum öğretmenlerin ücretlerinin ciddi anlamda enflasyon karşısında erimesine yol açtı. Dolayısıyla hayat bir yandan son derece eşitsiz koşullarda akarken bir taraftan da öğretmenlerin özverili çalışmalarını görmek gerçekten anlamlı. Ama Ziya Selçuk’un bahsettiği bir konu vardı; ‘yeterli kaynak ayrılsa çok daha farklı şeyler yapabiliriz’ diye. Dolayısıyla ‘bugün her şey yolunda’ demek önceki sözle kuşkusuz çelişiyor.

    “ONLARCA GÖKDELEN YAPAN İKTİDAR OKUL DA İNŞA EDEBİLİRDİ”

    2021 yılı Merkezi eğitim bütçesi içerisinde Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan pay küçük de olsa Covid-19 koşullarını gözettiğimizde azalmış durumda. Buna karşın özellikle güvenlik alanında % 28 oranında bir kaynak ayırma söz konusu iken, Diyanet İşleri Başkanlığına her yıl artarak kaynak transfer edilirken Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrılan kaynakların daha sınırlı kaldığı görünüyor. Onlarca kat gökdelenler diken bir siyasi yapı, hızlı bir biçimde okulları bu süreçte inşa edebilirdi. Öğretmenler ‘Neden hala kalabalık okullar var?’ diye soruyor. Dolayısıyla kaynaklar iki temel hizmet olan eğitim ve sağlık yerine diğer alanlarda kullanılıyor. Bizler, deste deste paraların sayıldığı videolarda iktidara yakın kişiler görüyoruz. Bunlar kamuoyunun vicdanını gerçekten derinden yaralıyor. Birileri paralar içinde yüzerken eğitim alanında bütçe sorununun yaşanması çok ciddi bir sorun.

    TOPLU TAŞIMA YASAKKEN OKULA NASIL GİDİLECEK?

    Mahalle mektebi olgusu bitirildiği için, en iyi okulun en yakındaki olması gerektiği düşüncesi hayata geçirilmediği için çocuklar bugün kentin çok uzağında okula gidiyor. O nedenle çocukların karşısında bir ya da iki vasıta ile okullara gitmek zorunluluğu oluyor. Bu da trafik akışında ciddi sorunlara yol açıyor.

    Peki bu çocuklar şimdi yürüyerek mi gidecek? Velilerin arabaları olmadığı zaman nasıl okullara eleştirecekler? Hem belli saatlerde eve kapanma, aynı zamanda da toplu taşımaya binememe… Peki bu çocuklar için ayrıca bir önlem alınacak mı?

    YETKİLİ, KÖYLERE ULAŞIMIN OLMADIĞI BİLGİSİNDEN YOKSUN!

    Örneğin Diyarbakır’da İl Milli Eğitim Müdürü, kent çeperlerine toplu taşıma hizmetinin kapanmadan bu yana gönderilmediğini, bugüne kadar o çocukların toplu taşımadan yoksun olduğunu bizim üyelerimizden öğrendi. Çocuklar okula nasıl gittiler, bunu sorgulayan yok. Dolayısıyla kamu yönetimi adeta tasfiye ediliyor. Yurttaşların kamusal alana güveninin tamamen sarsıldığını, bir öfkenin sürekli olarak doğduğuna da tanıklık ediyoruz.

    Bu hayat bizim. Bu hayat iktidarın elverdiği biçimde evin içine, iş yerine sığdırılmış bir hayat değil. Hayat çok daha geniş kapsamlı ve canlı.”

    “ÖĞRETMENLER KORKU İÇERİSİNDE”

    Aşı konusu bizim için çok önemli. Öğretmenlerimizin kendilerini daha güvende hissederek okul ortamına gelmelerine ve bu motivasyonla derslerine girmelerinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Kaygı ve korku içerisinde öğretmenin kendisini yeterince eğitim sürecine veremeyeceği gibi bir yargı ile de bu sürece başlıyoruz.

    Covid-19 salgınının belki de bizi 2 yıl kadar daha uğraştırıcı varsayımı ile uzaktan eğitim, dijital eşitsizliklerin giderilmesi konusunda çalışmalar yapılmalı. Sadece eleştirmek değil aynı zamanda eğitim politikası üretmek gibi bir çalışmanın da içerisinde olacağız.”

    PİRHA/ANKARA 

  • Lale Karabıyık: Yüz yüze eğitimle birlikte 26 öğretmen yaşamını yitirdi

    Lale Karabıyık: Yüz yüze eğitimle birlikte 26 öğretmen yaşamını yitirdi

    PİRHA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, kırk gün içerisinde 26 öğretmenin koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirmesine değinerek “Herkes için en güvenli çatı olması gereken okullar salgın yayılımında büyük risk taşımaya devam ediyor” dedi.

    CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, yaptığı basın açıklaması ile öğretmenler ve öğrenciler arasında artan koronavirüs vakaları ve öğretmenlerin aşıya erişimde yaşadıkları sorunlara değerlendirdi.

    Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda 2 Mart’ta başlayan yüz yüze eğitimin plansızlık nedeniyle karmaşaya yol açtığını kaydeden Karabıyık, “24 Şubat’ta koronavirüs aşısı olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, aynı günlerde öğretmenlerin aşılanma sürecinin başladığını müjdelemesine rağmen, aradan geçen neredeyse 50 günde, 1 milyonu aşkın öğretmenden sadece yüzde 10’unun aşılandığını yine kendisi açıkladı. Bu beyan, öğretmenlerin aşılanmasında yaşanan başarısızlığın itirafı niteliğindedir; ayrıca öğretmenlerin aşılanmadan yüz yüze eğitim ve sınavlarda riske atıldığının göstergesidir. Bu süreçte ayrıca, köy okulu öğretmenlerinin birçoğu asgari ücretin dahi çok altında çalıştırılan ücretli öğretmenlerden oluşması sebebiyle aşılanacak öğretmenler kategorisine alınmadı. Okullarda bulunan öğretmenler dışındaki eğitim emekçilerinin aşı takviminde adı dahi geçmedi” dedi.

    40 GÜNDE 26 ÖĞRETMEN HAYATINI KAYBETTİ!

    2. Doz aşısı tamamlanan öğretmen sayısının ne olduğuna dair bilgilerin ise paylaşılmadığına dikkat çeken Karabıyık şöyle devam etti:

    “Covid-19’a yakalanan öğretmenler, ‘Önlemler ciddiyetsiz. Salgında yalnız bırakıldık, düzenli test ve aşı istiyoruz’ diyor; ancak bu yaşanan sorunlar görmezden gelinerek okullarda ciddi önlemler alınmadı, test yapılmasına başlanmadı. Bu nedenle, herkes için en güvenli çatı olması gereken okullar salgın yayılımında büyük risk taşımaya devam ediyor. Ülke genelinde artan vaka sayılarına rağmen devam eden yüz yüze eğitim ve yüz yüze sınavlar nedeniyle, Türkiye’nin dört bir yanından gelen kapanan okul, sınıf, koronavirüse yakalanan öğretmen ve öğrenci haberleri almaya devam ediyoruz.

    Yüz yüze eğitimin başladığı 2 Mart’tan bu yana yaklaşık 26 öğretmenin hayatını kaybettiğini biliyoruz. Öğretmenlerimiz canı pahasına yüz yüze eğitime devam ederken, aşılanma sürecinin de vakit kaybetmeden tamamlanması gerekiyor. Öğretmenlerimizin öğrencilerine, öğrencilerimizin sınıflarına ve arkadaşlarına, öğretmenlerine kavuşmasını hepimiz isteriz; ancak bunu sağlamak için alınması gereken tedbir ve önlemleri dikkate almak önceliğimiz olmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Eğitim Sen: Milli Eğitim Bakanı’nı uyarıyoruz, eğitim uzaktan olmaz!

    Eğitim Sen: Milli Eğitim Bakanı’nı uyarıyoruz, eğitim uzaktan olmaz!

    PİRHA-Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un “Salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak” sözlerini eleştirdi. Yapılan açıklamada “Türkiye’de mevcut koşullarda yüz yüze eğitimde bile onca sorun varken, uzaktan eğitim uygulamalarını kalıcı hale getirmeye çalışmak öğrencisiz ve öğretmensiz okullar ve üniversiteler istendiğini göstermektedir” denildi.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Covid-19 salgını nedeniyle zorunlu olarak geçilen uzaktan eğitim sistemine yönelik “Salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak. EBA altyapımızı güçlendirdik” sözlerine, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’ndan (Eğitim Sen) tepki geldi.

    Eğitim Sen, yazılı yaptığı açıklamada, eğitimin amaçları ve hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi açısından eğitimin yüz yüze yapılmasının esas olduğunun altı çizildi. Açıklamada ayrıca, uzaktan eğitimin ancak yüz yüze eğitimi desteklemek amacıyla yapılabileceğine de vurgu yapıldı.

    “OKULLAR AYNI ZAMANDA BİR YAŞAM ALANIDIR”

    Eğitim Sen açıklamasında, “Yüz yüze eğitimin çocuklarımız ve gençlerimiz açısından ne kadar önemli ve hayati bir konu olduğunu son bir yıl içinde yaşananlar fazlasıyla göstermiştir” ifadesine yer verilerek şu bilgiler paylaşıldı:

    “Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un iddiasının aksine uzaktan eğitimin kalıcı hale getirilmesi doğru değildir. Çünkü okullar aynı zamanda bir yaşam alanı, başka çocuklarla, farklı öğretmenlerle karşılaşma alanıdır. İnsani güç ve yetilerin açığa çıktığı, hep birlikte gelişme, güçlenme ve özgürleşme alanıdır. Uzaktan eğitim uygulamalarıyla bu temel kazanımları sağlamak mümkün değildir. Üstelik uzaktan yapılan eğitim değil, sadece öğretimdir. Sayın Bakan’ın da çok iyi bildiği gibi, eğitim ve öğretim amaçlar ve hedefler açısından farklıdır.

    Okullar, çocuk ve gençlerin her bakımdan sosyalleşmesini sağlayan en önemli kurumların başında gelmektedir. Çocuk, okulda yaşıtlarıyla birlikte yaşayarak onlarla yaşamı ve çalışmayı öğrenir. Diğer sosyalleşme araçlarına nazaran okul, daha örgütlü ve resmi bir kurumdur. Yüz yüze eğitimle sadece bilgi ve beceri kazanılmaz, aynı zamanda toplu yaşamanın kuralları ve sorumlulukları da öğrenilir. En iyi okul en yakın olan, en iyi öğretmen yüz yüze gelinen, en yakın öğretmendir.

    Okuldaki eğitim ile sosyalleşmenin kalıpları genişler ve daha karmaşık toplumsal sorunlarla mücadele etme yeteneği kazanılır. Yüz yüze eğitimi başarı ile uygulayan toplumlarda kendisiyle barışık, topluma ve kendisine faydalı, kendini geliştiren, araştıran ve sorgulayan sağlıklı bireylerle karşılaşılır. Türkiye’de mevcut koşullarda yüz yüze eğitimde bile onca sorun varken, uzaktan eğitim uygulamalarını kalıcı hale getirmeye çalışmak öğrencisiz ve öğretmensiz okullar ve üniversiteler istendiğini göstermektedir.

    Uzaktan eğitimi kalıcılaştırmak, özellikle küçük çocuğu olan çalışan kadınlar açısından son derece olumsuz sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Esnek çalışma uygulamalarının hedef kitlesinin kadın emekçiler olduğu dikkate alındığında, uzaktan eğitim uygulamalarının sadece öğrenciler açısından değil, çalışan ebeveynler açısından da olumsuz sonuçlarının ortaya çıkması kaçınılmazdır.”

    “UZAKTAN EĞİTİME ERİŞEMEYEN BİR MİLYON ÖĞRENCİ VAR”

    Türkiye’de, ne yüz yüze eğitimle ne de uzaktan eğitimle eşitlik ve adaletin sağlanamadığına değinilen açıklama şu şekilde devam etti:

    “Uzaktan eğitim uygulamalarının bir diğer boyutu ise eğitim emekçileri açısından uzaktan çalışma ya da evden çalışma uygulamasının kalıcı hale getirilmesidir. En yaygın esnek çalışma biçimlerinden birisi haline gelen uzaktan çalışma uygulamaları ile eğitim emekçilerinin ekonomik, sosyal, mesleki ve özlük hak kayıplarının gündeme gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

    MEB’in resmi açıklamalarına göre, aradan bir yıl geçmesine rağmen hala uzaktan eğitime erişemeyen bir milyonun üzerinde öğrenci bulunmaktadır. Milli Eğitim Bakanı’na tavsiyemiz, uzaktan eğitim uygulamalarını kalıcı hale getirmek yerine, eğitime erişim başta olmak üzere yıllardır eğitimin çözüm bekleyen temel sorunlarına, eşitsizliklere ve adaletsizliklere yoğunlaşması, kalıcı çözümler üretmek için çalışmasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bülbül’den Bakan Selçuk’a: Finike’de imam ve eşleri ile ilgili uygulamadan haberdar mısınız?

    Bülbül’den Bakan Selçuk’a: Finike’de imam ve eşleri ile ilgili uygulamadan haberdar mısınız?

    PİRHA- Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Antalya Finike’de imamların ve eşlerinin öğretmen yetersizliği bahane edilerek istihdam edildiklerine dair haberlerden yola çıkarak konuyu soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı. 

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, AKP’nin geçtiğimiz yıl Mart ayından bu yana askıya aldığı yüz yüze eğitim sürecinin bir süredir “kısmen” açılmış olduğu Antalya Finike’de imamların ve eşlerinin öğretmen yetersizliği bahane edilerek istihdam edildiklerine dair haberlerden yola çıkarak konuyu soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

    Bülbül soru önergesinin gerekçesini şöyle açıkladı:

    “Yazılı ve sosyal medyada AKP’nin geçtiğimiz yıl Mart ayından bu yana askıya aldığı yüz yüze eğitim sürecinin bir süredir “kısmen” açılmış olsa da Antalya Finike’de imamların ve eşlerinin öğretmen yetersizliği bahane edilerek istihdam edildiklerine dair haberlere yer verilmektedir.
    Haberin ayrıntılarında Antalya’nın Finike ilçesindeki köylerde kurulan EBA eğitim merkezlerinde öğretmen ve internet erişiminin olmadığı, çocukların eğitiminin köy imamları ve imam eşlerine emanet edildiği öne sürülmektedir.
    Konu ile ilgili açıklama yapan Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul’un Finike’de ve köylerindeki öğrencilerin haftada iki gün yüz yüze eğitim için taşıma merkezli köye götürüldüğünü, geri kalan günlerde ise köylerde imam ve imam eşleri tarafından “eğitim” verildiğini söylemektedir.
    Finike İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün EBA destek noktası açtığı bu köylerde öğretmenlerin ve internet erişiminin olmadığı, eğitimin ise imam ve imam eşleri tarafından sözde eğitim öğretim faaliyetini sürdürdüğünü beyan etmektedir.
    Yüz binlerce öğretmenin atamasının yapılmadığını hatırlatan Kurul, Millî Eğitim Bakanlığını göreve çağırarak sözlerini şöyle tamamlamaktadır: “Bizim köylerimizde imam ve eşleri eğitim veriyor. Bu kabul edilebilir değil, bilimsel ve laik eğitime aykırı bu durum hakkında Bakanlığın gerekli işlemleri başlatmasını bekliyoruz.”

    Milletvekili Kemal Bülbül bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    “*Bakanlığınız Finike’de öğretmen eksikliği bahanesiyle istihdam edilen imam ve imam eşleri ile ilgili uygulamadan haberdar mıdır?

    *Eğer haberdar ise bu uygulamamanın sorumluları hakkında herhangi bir soruşturma açmış mıdır?

    *Yüzbinlerce öğretmenin atamasının yapılmadığı bir ortamda imamlara ve eşlerine “sözde öğretmenlik” yaptırılması hangi gerekçelere dayandırılmaktadır?

    *Başarılı olursa bu “pilot uygulamanın” ülke çapında yaygınlaştırılması için Bakanlığınız herhangi bir girişimde bulunacak mıdır?

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Ersoy’dan MEB’e: 13 gerici cemaat ve tarikatla yapılan protokolleri iptal edecek misiniz?

    Ersoy’dan MEB’e: 13 gerici cemaat ve tarikatla yapılan protokolleri iptal edecek misiniz?

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a gerici vakıflar ile yapılan protokolleri gündeme getirdi. Ersoy, “Milli Eğitim Bakanlığı neden hep aynı vakıflarla protokol imzalamaktadır? Bakanlığınız laik bilimsel eğitimi esas almış dernekler ile neden protokol imzalamamaktadır?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Ensar Vakfı ve Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) gibi vakıflar ile yapılan protokolleri, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

    Ersoy, Millî Eğitim Bakanlığı başta değerler eğitimi olmak üzere gerici vakıflar ile protokoller yaparak okullarda eğitim verilmesi amacı ile aralarında çocukların istismara uğradığı Ensar Vakfı ve Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) gibi gerici vakıflar ile protokolleri yenilediğini hatırlatarak, “Bu vakıfların okullarda eğitim vermesi yargı tarafından iptal edilse de Millî Eğitim Bakanlığı yargı kararını tanımayarak protokollerini iptal etmemiştir” dedi.

    Başta Eğitim-Sen ve yurttaşlar bu protokollerin iptal edilmesi için yargıya başvuru yapıldığını ve Ensar Vakfı ile yapılan protokole Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı verdiğinin ifade edildiği önergede, şunlara dikkat çekildi:

    “Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Ensar Vakfı arasında protokol imzalanmıştır. Bu protokolü Eğitim-Sen Antalya Şubesi yargıya taşımıştır ve Antalya 4. İdare Mahkemesi bu protokolün Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve 1739 sayılı Milli Eğitim temel yasasına aykırı olduğuna karar vermiştir.

    TÜGVA ile ilgili kararda ise “MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün görev ve yetkisi dikkate alındığında dava konusu işlemlerin MEB’e bağlı resmi ve özel bütün temel eğitim ve ortaöğretim okulları/kurumları ve ortaokullarına yönelik kısmının yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu” şeklindedir.

    Milli Eğitim Bakanlığının dinci gerici vakıf ve dernekler ile yapmış olduğu bu protokoller yargı tarafından iptal edilse de bakanlık buna uymayarak bu vakıfların okullarda eğitim vermesini sağlamakta ve devam ettirmek için de yargı kararlarını tanımamaktadır.”

    “LAİK BİLİMSEL EĞİTİMİ ESAS ALMIŞ DERNEKLER İLE NEDEN PROTOKOL İMZALAMAMAKTADIR?”

    Ersoy, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    “*Bakanlığınız ile Ensar Vakfı arasında imzalanan eğitim protokolüne ilişkin Danıştay’ın vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararı neden uygulanmamaktadır?  Bakanlığınız Ensar Vakfı ile neden hala okullarda eğitim faaliyetini sürdürmektedir?

    *Bakanlığınız, son 10 yılda vakıf ve dernek adı altında 13 gerici cemaat ve tarikatla protokole imza atmıştır hem yurttaşlardan gelen tepkiler hem de yargı kararları dikkate alındığında bu protokolleri iptal edecek misiniz?

    *Milli Eğitim Bakanlığı neden hep aynı vakıflarla protokol imzalamaktadır? Bakanlığınız laik bilimsel eğitimi esas almış dernekler ile neden protokol imzalamamaktadır?

    *İstanbul Ataşehir’de Ensar Vakfı tarafından basılan “İkra-3 el’Vera, Tanı Kendini” isimli kitap okullara dağıtılmış ve Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürünün giriş yazısı da kitapta yer almıştır. Millî Eğitim Bakanlığı olarak, okullarda laik ve bilimsel eğitim karşıtı olan dinci gerici vakıf ve cemaatlerin faaliyette bulunması, yargı tarafından iptal ediliyor olmasına rağmen neden hala faaliyetlerine izin veriyorsunuz?

    *Milli Eğitim Bakanlığı neden tüm protokollerini Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Ensar Vakfı, Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’yla (TÜRGEV), Nur Cemaati’ne yakın Hizmet Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı(İHH), Türkiye Diyanet Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Türkiye Maarif Vakfı, Koru-Der, Hayrat Vakfı, İnsan Eğitimi Kültür Yardımlaşma Vakfı, İyilik Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (İYİLİKDER), Yoksullara Yardım ve Eğitim Vakfı gibi dinci vakıflar ile yapmıştır?

    *Milli Eğitim Bakanlığı okullarda öğrencilerin akademik başarılarının yanında “bilim”, “sanat”, “kültür”, “spor” ve “toplum hizmeti” gibi faaliyetleri kendisi üstlenmeyip bu faaliyetleri dinci vakıf ve cemaatlerden yapmasını istemektedir?”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Bülbül’den Bakan Selçuk’a: Kürtlerin ders kitaplarından çıkarıldığına dair iddialar doğru mudur?

    Bülbül’den Bakan Selçuk’a: Kürtlerin ders kitaplarından çıkarıldığına dair iddialar doğru mudur?

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, MHP’nin itirazı dolayısıyla 9. sınıflar tarih kitabının 2020 baskısında Kürtlerle ilgili bölümlerin çıkarılmasını hazırladığı soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, MHP’nin itirazı dolayısıyla 9. sınıflar tarih kitabının 2020 baskısında Kürtlerle ilgili bölümlerin çıkarılmasını hazırladığı soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

    Bülbül, soru önergesinin gerekçesinde şu bilgileri verdi:

    “Yazılı ve görsel medyada Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), 9. sınıflar tarih kitabının 2020 baskısında Kürtlerle ilgili bölümlerin bir kısmının kitaptan çıkarıldığına dair haberler yer
    almaktadır. MEB’in Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) geçen yıl 9. sınıfların tarih kitabında Kürtlerle ilgili yer alan bilgilere itiraz ettiği ve MEB’in de yeni tarih kitaplarında söz konusu beyanların yer aldığı bölümlerin bir kısmını çıkardığı, bir kısmını da değiştirdiği, kitapta Kürtlerin İslamiyeti kabul ile ilgili kaynak olarak gösterilen Belazuri’nin “Futuhu-l Buldan” eserine dair görselin de çıkarıldığı iddia edilmektedir.
    2019-2020 eğitim öğretim döneminde 9. sınıflara okutulan tarih ders kitabında yer alan “Türklerin İslamiyeti Kabulü” başlığı altında Müslümanlarla Kürtlerin kitlesel olarak ilk karşılaşmasının Dört Halife döneminde yaşandığı belirtilerek, “Kürtler Araplar’dan sonra Müslümanlığı kabul eden ilk topluluk oldu” ifadelerine yer verilmiştir.
    Kitabın 2019 baskısında “İslamiyet’in Araplar dışında Türklerin Acemlerin Berberilerin ve Kürtlerin arasında benimsenmesinden” bahsederken, 2020 baskısında “Kürtler” ibaresi
    çıkarıldığı beyan edilmektedir.
    9. sınıf tarih kitabının 2019 yılındaki baskısında “İslamiyet Araplar ve Türkler dışında Acemler, Berberiler ve Kürtler tarafından da benimsendi” denilirken 2020 baskısında
    “İslamiyet Araplar ve Türkler dışında Acemler ve Berberiler tarafından da benimsendi” denilerek cümleden sadece Kürtler kelimesi atıldığı dile getirilmektedir.
    2019 baskısında Kürtlerin Müslümanlaşması bilgisine üç kısa paragrafla Belazuri’den alıntı yapılarak anlatıldığı halde 2020 baskısında Kürtlere yer verilmediği, sadece “Acemler ve Berberiler gibi İslamiyet’i kabul eden topluluklardan biri de bölgede yaşayan Kürt aşiretleridir” vurgusuyla yetinildiği öne sürülmektedir. 2019 yılında yayımlanan kitapta sahabe Caban El Kurdi’den bahsedilip Kürtlerin Müslümanlaşma sürecinin Hz. Muhammed döneminde başladığı aktarılırken 2020 yılındaki 9. sınıf tarih kitabında bu bilgiler yer verilmediği iddia edilmektedir.”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Kitabın 2019 baskısında “İslamiyet’in Araplar dışında Türklerin Acemlerin Berberilerin ve Kürtlerin arasında benimsenmesinden” bahsederken, 2020 baskısında “Kürtler” ibaresinin çıkarılması kabul edilemez” dedi.

    Bülbül bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından şu soruların yanıtlamasını istedi:

    “1- Kürtlerin ders kitaplarından çıkarıldığına dair iddialar doğru mudur? Eğer doğru ise Bakanlığınızın gerekçesi ve sorunun çözümü konusunda ne tür girişimlerde bulunacaktır?

    2- Bu uygulama ülkemizin çokkültürlü, çokdilli ve çokdinli yapısı ile çelişmemekte midir?

    3- Çeşitlilik ve farklılığın zenginliğe dönüştürülmeye çalışıldığı bir dönemde bu uygulama İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne, Birleşmiş Milletler ve altında ülkemizin imzasının olduğu uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil etmez mi?”

    PİRHA/ ANKARA

  • 21 Eylül’de yüz yüze eğitime sadece okul öncesi ve 1’inci sınıflar başlayacak

    21 Eylül’de yüz yüze eğitime sadece okul öncesi ve 1’inci sınıflar başlayacak

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 21 Eylül’de yüz yüze eğitime sadece okul öncesi ve 1’inci sınıflar başlayacağını açıkladı.
    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,  21 Eylül’de yüz yüze eğitime sadece okul öncesi ve 1’inci sınıflar başlayacağını açıkladı. Selçuk, yüz yüze eğitime başlama konusunda veli rızasının önemli olduğunu belirterek, “Velilerimiz isterlerse öğrenciyi yüz yüze eğitime göndermeme konusunda mazeret beyan edebilirler. Bu durumda öğrencimiz, uzaktan eğitime devam edecek ve devamsız sayılmayacaktır” dedi.
    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitime ilişkin açıklamalarda bulundu.
    Selçuk, “21 Eylül’de olarak belirlediğimiz başlangıç tarihinde, yüz yüze eğitim öğretime sadece halihazırda zaten açık olan okul öncesi öğrencilerimiz ve okulla duygusal bir bağ kurma ihtiyacında olan birinci sınıf öğrencilerimizle, ilk uyum haftasında 1 gün, daha sonraki haftalarda ise haftada 2 gün olacak şekilde başlayacağız. 21 Eylül’den itibaren geçecek üç haftanın sonunda diğer kademelerde ve sınıflarda eğitim-öğretime başlama konusunda süreci yeniden değerlendireceğiz” dedi.
    AŞAMALI VE SEYRELTİLMİŞ BAŞLANGIÇ
    Selçuk, 21 Eylül 2020 Pazartesi günü “aşamalı ve seyreltilmiş” olarak başlayacak olan okullarda yüz yüze eğitim öğretime ilişkin açıklama yaptı. Bakan Selçuk, “Salgın sürecinin en başından bu yana dünyayı izliyoruz. Hepinizin bildiği gibi, Sağlık Bakanlığımız ve Bilim Kurulunun değerlendirmeleri doğrultusunda ve bilimsel veriler ışığında kararlar alıyor, bu kararları en doğru şekilde uygulama yoluna gidiyoruz. Avrupa ülkelerinin tamamına yakınında okullar, tüm kademe ve sınıflarda yüz yüze eğitime başladı. Ancak biz, ülkemizde daha kontrollü ve aşamalı bir başlangıçtan yanayız” diye konuştu.
    İKİLİ  EĞİTİM
    Selçuk şöyle devam etti:
    “Buna göre 21 Eylül olarak belirlediğimiz başlangıç tarihinde, yüz yüze eğitim öğretime sadece -hâlihazırda zaten açık olan okul öncesi öğrencilerimiz ve okulla duygusal bir bağ kurma ihtiyacında olan birinci sınıf öğrencilerimizle, ilk uyum haftasında 1 gün, daha sonraki haftalarda ise haftada 2 gün olacak şekilde başlayacağız. 21 Eylül’den itibaren geçecek üç haftanın sonunda diğer kademelerde ve sınıflarda eğitim-öğretime başlama konusunda süreci yeniden değerlendireceğiz. Yüz yüze eğitime başlama konusunda veli rızası, bizim için önemlidir. Velilerimiz isterlerse öğrenciyi yüz yüze eğitime göndermeme konusunda mazeret beyan edebilirler. Bu durumda öğrencimiz, uzaktan eğitime devam edecek ve devamsız sayılmayacaktır. Bu kademeler de Sağlık Bakanlığı tavsiye kararları doğrultusunda, sınıf mevcudu yüz yüze eğitim için gruplara ayrılarak azaltılacaktır ve çocuklarımızın okulda kalış süreleri kısaltılacaktır. Eğitim, yüz yüze eğitime ek olarak uzaktan eğitim yolu ile devam edecektir. Böylece hem yüz yüze eğitim hem de uzaktan eğitim imkânları bir arada kullanarak eğitim öğretime devam edilecektir. Sınıf mevcudunda sağlanan azalma, okul servislerine de aynı oranda yansıyacaktır.”
    (HABER MERKEZİ)
  • Yeni eğitim-öğretim yılı uzaktan eğitimle başladı

    Yeni eğitim-öğretim yılı uzaktan eğitimle başladı

    Yeni eğitim- öğretim yılının açılışını yapan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Uzaktan eğitim uygulaması 18 Eylül’e kadar sürecek. Yeni takvim için gerekli işlemler sürüyor” dedi.

    Yeni eğitim-öğretim yılı uzaktan eğitimle başladı. Açılışla ilgili açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Uzaktan eğitimi ayın 18’ine kadar bu şekilde sürdüreceğiz” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Ankara Muazzez Karaçay İlkokulu’nda 2020-2021 eğitim-öğretim yılı açılışına katıldı. İlk ders zilini çalan Selçuk, açılış konuşmasında, “Bugün çok özel bir gün oldu. Ders programımız hazır. Bütün öğretmenlerime kolaylıklar diliyorum ve hayırlı olsun diyorum. Uzaktan eğitim uygulaması 18 Eylül’e kadar sürecek” dedi.

    Selçuk, “Çocuklarımız için hazırız. Yeni takvim için gerekli işlemler sürüyor. Öğretmenlerimiz farklı platformlardan da çocuklarla erişim sağlayabilir” ifadelerini kullandı.

    Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu ve Millî Eğitim Bakanlığı salgının durumuna göre yüz yüze eğitim takvimini kararlaştıracak. (HABER MERKEZİ)

  • Bülbül’den Bakan Selçuk’a: Pandemi sürecinde ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    Bülbül’den Bakan Selçuk’a: Pandemi sürecinde ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    PİRHA – HDP’li Kemal Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a “Bakanlığınız pandemi sürecinde salgını en az kayıpla atlatabilmek için eğitimin bütün paydaşlarının sağlıklı ve düzenli olarak bildirilmesine yönelik ne tür çalışmalar yapmaktadır?” diye sordu. 

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, koronavirüs salgınının kadınlar üzerindeki yıkıcı etkilerinden yola çıkarak UNESCO’nun bu salgının özellikle kız çocuklarını orantısız bir şekilde etkileyeceğini, eğitimdeki cinsiyet farklılıklarını daha da artıracağını ve cinsel istismar, erken hamilelik ve erken ve zorla evlilik vakalarının artabileceğine dair uyarılarından hareketle hazırladığı soru önergesiyle sorunu meclis gündemine taşıdı. 

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Bülbül, pandemi salgınının mevcut tüm eşitsizlikleri artırdığını, özellikle kadınlar üzerindeki etkilerinin daha yıkıcı olduğunu belirtti.

    Koronavirüs salgını nedeniyle 193 ülkede okulların kapanmaya zorlandığını hatırlatan Bülbül, “UNESCO, bu salgının özellikle kız çocuklarını orantısız bir şekilde etkileyeceğini, eğitimdeki cinsiyet farklılıklarını daha da artıracağını ve cinsel istismar, erken hamilelik ve erken ve zorla evlilik vakalarının artabileceğini belirtmektedir” ifadelerini kullandı.

    “SALGININ CİNSİYET EŞİTLİĞİ ÜZERİNDE DERİN ETKİLERİ OLACAK”

    Eğitim konusunda uzman kişi ve kurumlar Türkiye’de de salgının cinsiyet eşitliği üzerinde derin, uzun süreli etkilerinin olacağını ve gerekli tedbirler alınmazsa bunun özellikle eğitimdeki kız çocukları ve kadınlar üzerindeki yansımalarının oldukça tahripkâr bir nitelik taşıyacağını dile getirdiğini kaydeden Bülbül, verdiği önergede şu ifadelere yer verdi:

    “Covid-19 salgınının yarattığı etkilerin sebebiyle birçok aile okul kapanmaları, kesintili çalışma programları ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle stres ve kargaşa yaşamakta, gelecekleri hakkında endişe duymaktadır. Bu bağlamda toplumun ve bireylerin paniğe kapılmadan salgına karşı alınan tedbirleri uygulaması ve davranışlarını kontrol edebilmesi son derece önemlidir.

    Bu nedenle de, şok etkilerini en aza indirgeyebilmek amacıyla bir dizi önlemin alınması gerekmektedir. Bakanlığınızın bu temelde kamuoyunu sağlıklı bir şekilde düzenli olarak bilgilendirmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Salgını en az kayıpla geride bırakmak ve bu süreçte edinilen tecrübelerle daha adil, eşit ve kapsayıcı bir eğitim anlayışını hayata geçirmek en öncelikli hedefler arasında olmalıdır. Siyasal görüş farklılıklarının, etnik, dinsel ve kültürel çeşitliliğin bir zenginlik olarak algılanması yerine egemenlerce tehdit olarak kabullenilmesi doğal olarak eğitim süreçlerinin de bu yaklaşımlar uyarınca tasarlanmasına, monokültürü esas alan eğitim politikalarının oluşturulmasına sebep olmaktadır. Toplumun dezavantajlı kesimlerinin giderek daha zayıf ve kırılgan bir hal almasına yol açan bu anlayış gelişmişlik düzeyi açısından farklı nitelikler taşıyan sınıflar ve gruplar bütüncül ve kapsayıcı bir nitelik taşımayan eğitim politikaları yüzünden fırsat eşitsizliğinin mağduru olarak eğitim süreçlerinin dışına düşmektedir.

    “SÖZEL VE SAYISAL BECERİLER KRİTİK ÖNEME SAHİP”

    Teknolojinin çeşitlendiği, yaygınlaştığı ve yoğunlaştığı ortamlarda sözel ve sayısal beceriler ile problem çözme becerileri kritik öneme sahip. Bu temel becerilerin güçlü olmadığı durumda, dijital araçlara erişim olsa dahi etkili kullanım olmayabilir; öğrenenler, bilgi alma ve iletişim kurmanın ötesine geçemeyip bilgiyi bulma, anlama, analiz etme, üretme ve paylaşabilme aşamalarına gelmeyebilir. Bu nedenle temel becerilerin, çocuğun iyi olma hali için kritik önemde olan erken çocukluk döneminden başlayarak geliştirilmesi ve ilerleyen kademelerde birbirinin üstüne inşa edilerek güçlendirilmesi, bununla eşzamanlı olarak da sosyal duygusal becerilerin desteklenmesi gerekiyor.”

    Bülbül, bu bağlamda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    • Unesco’nun pandemi sürecinde özellikle kız çocuklarını orantısız bir şekilde etkileyeceği, eğitimdeki cinsiyet farklılıklarını daha da artıracağı, cinsel istismar, erken hamilelik, erken ve zorla evlilik vakalarının artabileceğine dair açıklamalarından hareketle Bakanlığınız pandemi sürecinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesine duyarlı bir eğitim modelinin geliştirilmesine dair herhangi bir çalışma yapmakta mıdır?
    • Bakanlığınız pandemi sürecinde salgını en az kayıpla atlatabilmek için eğitimin bütün paydaşlarının sağlıklı ve düzenli olarak bildirilmesine yönelik ne tür çalışmalar yapmaktadır?
    • Bakanlığınız uzaktan eğitim sürecinde ülkemizin etnik, dinsel ve kültürel çeşitliliğini yansıtan ve farlılığın bir tehdit değil de zenginliğe dönüştürülmesi için herhangi bir hazırlık yapmakta mıdır?
    • Pandemi sürecinde açığa çıkan bir başka önemli sorun da temel becerilerin, çocuğun iyi olma hali için kritik önemde olan erken çocukluk döneminden başlayarak geliştirilmesi ve ilerleyen kademelerde birbirinin üstüne inşa edilerek güçlendirilmesi ihtiyacıdır. Bununla eşzamanlı olarak da sosyal duygusal becerilerin desteklenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bakanlığınız uzaktan eğitim sürecinde erken çocukluk döneminde çocukların ve ailelerinin desteklenmesi amacıyla ne tür çalışmalar yapmaktadır? (HABER MERKEZİ)
  • HDP’li Bülbül’den, Selçuk’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi

    HDP’li Bülbül’den, Selçuk’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi

    PİRHA- HDP’li Bülbül, MEB Ziya Selçuk’a “Sisteme tüm öğrencilerin sağlıklı bir şekilde ulaşması için gereken altyapının sağlanması ve anadilinde eğitimin verilmesi konusunda siyasi bakanlığınız tarafından herhangi bir hazırlık yapılmakta mıdır?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un cevaplaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

    Bülbül, tüm dünyada yaşanan ve etkisi gün geçtikçe artan yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle, UNESCO’nun paylaştığı son verilere göre 31 Mart itibarıyla, 185 ülkede okullarda eğitime ara verildiği, bu sebeple tahminen yaklaşık 2 milyar öğrenci okula gidemediğinin belirtildiğini ifade ederek, Türkiye’de yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, şu soruları sordu:

    “1. Bakanlığınız tarafından eğitim emekçilerinin istekleri dışında görev tanımına ve uzmanlık alanına uygun olmayan işlerde görevlendirilmelerinin önüne nasıl geçileceğine dair herhangi bir çalışma yapılmakta mıdır?

    1. Bakanlığınız uzaktan eğitim sürecinde en kırılgan gruplardan biri olan özel eğitime ihtiyaç duyan dezavantajlı grupların (görme, işitme, bedensel engelli vd.) ihtiyaç ve beklentilerini karşılamak üzere neler yapmaktadır?
    2. Bakanlığınız Ocak-2020 dönemi olarak ataması yapılan 20.000 öğretmen hâlâ göreve başlatılmadığı için mağdur oldukları, atanan öğretmenlerin mağduriyetlerinin giderilmesi için herhangi biri girişimde bulunmakta mıdır?
    3. Uzaktan eğitim sistemi sebebiyle, özellikle Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı illerde çocuk ve gençlerin eğitim hakkına erişimde yaşadığı sorunlar katlanarak artmıştır. Bu sebeple, sisteme tüm öğrencilerin sağlıklı bir şekilde ulaşması için gereken altyapının sağlanması ve anadilinde eğitimin verilmesi konusunda siyasi bakanlığınız tarafından herhangi bir hazırlık yapılmakta mıdır?
    4. Uzaktan eğitim sürecinde birçok üniversite öğrencilerle PDF olarak ders içeriklerini paylaşmaktadır. Teorik derslerde kısmen sorun olmasa da uygulama gerektiren derslerde verimli olmamaktadır. Bunun için yaz aylarında telafi derslerinin yapılması planlanmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • 31 Ağustos’ta uzaktan, 21 Eylül’de yüz yüze eğitim başlayacak

    31 Ağustos’ta uzaktan, 21 Eylül’de yüz yüze eğitim başlayacak

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okulların 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle açılacağını ve 21 Eylül’de Bilim Kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda yüz yüze eğitimin başlamasına karar verildiğini duyurdu.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bilim Kurulu Toplantısı ardından okulların açılmasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Selçuk, okulların 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle açılacağını ve 21 Eylül’de Bilim Kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda yüz yüze eğitimin başlamasına karar verildiğini duyurdu.

    “ÖZEL OKULLAR 17 AĞUSTOS’TA AÇILABİLİR”

    Özel okulların dilediği takdirde 17 Ağustos’tan itibaren eğitim faaliyetlerine başlayabileceğini de açıklayan Selçuk, “Yüz yüze eğitim alamayan öğrenciler eğitimlerine uzaktan eğitim araçlarıyla devam edecekler. Okullarla ilgili herkesin sağlık durumu takip altında olacak. Ailesinde ya da yakın çevresinde virüs tanısı konmuş kişiler tespit edilecek ve gerekli önlemler alınacaktır. Okullarda maske ve benzeri hususlardaki standartlar da belirlenmişti. Bu kılavuz çerçevesinde öğrenci, öğretmen ve velilerimiz için bir takım rehberler hazırladık” dedi.

    “2 BİN DENETMEN SAHADA”

    Maske tedariğinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanacağını da söyleyen Selçuk, şöyle konuştu: “Okullarımızın uyması gereken hijyen standartları konusunda bir takım kılavuzlar hazırlamıştık. Denetleme için 2 bin denetmenimiz sahalardalar.  Okulun ilk haftasında özel bir uyum programı ortaya koyacağız. Öğretmenlerle ilgili daha önce bir çalışmamız olacak, çocuklarımız için bir hafta boyunca uyum çalışması devam edecek. Okullarımızın temizliği için personel alımımız devam ediyor. Okullarla ilgili ihtiyaç kalemleri tek tek çıkarılmış, nelere ihtiyaç olduğu somut olarak ortaya konulmuştur. Buna uygun şekilde okullarımıza mali destek vermek ve diğer teknik destekleri sağlamak için de gereken planlamaları yaptık. İl müdürlerimizle bir toplantımız var. Kısa zaman içerisinde öncelikli okullarımızdan başlamak üzere bu destekler ulaştırılacak. Bakanlık bürokratlarımız risk analizlerine katılıp o illerdeki çalışmaları takip etme imkânı bulacaklar. Bilim Kurulu’nu bilgilendirmeyi ve önümüzdeki yol haritasını ortaya koymayı planlıyoruz.”

  • Dersim’de öğrencilerin barınma sorunu Bakan Selçuk’a soruldu

    Dersim’de öğrencilerin barınma sorunu Bakan Selçuk’a soruldu

    PİRHA – Dersim’de barınma sorunu yaşayan öğrencilere yurtlarda disiplin cezası verildiği ve öğrencilerin yurtlardan çıkarılmasını HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Milli eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim’de öğrencilerin yaşadığı yurt sorunlarını Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından cevaplaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

    Önlü soru önergesinde, Munzur Üniversitesi’nde eğitimlerine devam eden öğrencilerin son zamanlarda özellikle barınma konusunda birçok zorlukla karşılaştıklarını belirterek, “Üniversite öğrencilerinin öğrenim süreleri boyunca eksiksiz ve arzu ettikleri düzeyde yaşamaları için başta barınma ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Ancak Munzur Üniversitesi’nde eğitimlerine devam eden öğrenciler son zamanlarda özellikle barınma konusunda bir çok zorlukla karşılaşmaktadırlar. Yurt kapasitelerinin dolu olmasından kaynaklı kalacak yer problemi yaşayan ve ev kiralamak zorunda kalan öğrenciler, artan kira bedellerini karşılamakta güçlük çekmekte ve bu sorun giderek büyümektedir. Özellikle Dersim’de uzman çavuş, asker ve polislerin kaldıkları lojmanların yıkılmasıyla birlikte kentte kira bedellerinde büyük artışlar gerçekleşmiştir. Evlerini öğrenciler yerine memurlara vermek isteyen ev sahiplerinin öğrencileri arayarak evlerinden çıkmalarını istediğine dair bilgiler tarafıma iletilmiştir” dedi.

    Kira bedellerinin arttığına dikkat çeken Önlü, bu bağlamda Bakan Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    • Munzur Üniversitesi’nde hali hazırda eğitim gören öğrenci sayısı kaçtır?
    • Dersim’de üniversite öğrencilerinin kalabilecekleri kaç öğrenci yurdu bulunmaktadır? Bu yurtların toplam kapasitesi nedir? Dersim’de bulunan öğrenci yurtlarına son 5 yıl içerisinde ne kadarlık bir zam yapılmıştır?
    • Munzur Üniversitesi’nde okuyan ve yurtlarda kalan öğrencilerin, yurt paralarını geciktirdiklerinde disiplin cezası aldıkları ve yurtlardan atıldıkları doğru mudur?
    • Son 1 yıl içerisinde kaç üniversite öğrencisi disiplin cezası nedeniyle yurtlardan atılmışlardır?
    • Son 1 yıl içerisinde kaç üniversite öğrencisi yurt kirasını geciktirdiği için yurtlardan atılmıştır?
    • Munzur Üniversitesi’nde eğitime devam eden öğrencilerin yaşadıkları barınma sorunu konusunda ne tür çalışmalar yapmaktasınız? Bu sorunun ortadan kaldırılması amacıyla yurt sayısının arttırılması konusunda hali hazırda bir çalışmanız var mıdır?
    • Munzur Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerin kaçı bakanlığınızdan burs almaktadır? Bursların miktarı ne kadardır? Bu burslar öğrencilerin temel ihtiyaç ve barınma ihtiyaçlarını karşılamakta mıdır? PİRHA/DERSİM
  • Evde eğitim süreci 30 Nisan’a kadar uzatıldı

    Evde eğitim süreci 30 Nisan’a kadar uzatıldı

    PİRHA – Bilim Kurulu toplantısı sonrası Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıklamalarda bulundu. Açıklamada, uzaktan eğitim sürecinin 30 Nisan’a kadar uzatıldığı belirtildi. 

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama gerçekleştirdi.

    Koca, bugünkü Bilim Kurulu toplantısında eğitimi ele alacaklarını duyurmuştu. Milli Eğitim Bakanı Selçuk, uzaktan eğitimin 30 Nisan’a kadar devam edeceğini açıkladı.

    Sağlık Bakanı Koca, yaptığı açıklamada 60 yaş üzeri iki hastanın bugün tedavisinin tamamlanarak taburcu edildiğini bildirdi.

    “ELİMİZDEKİ EN BÜYÜK KOZ YAKALANMAMAK”

    Açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:

    “Bir virüs dünyayı tehdit ediyor. 185 ülkede 8 milyara yakın insan her gün hastalığa yeni yakalanan insanların sayısını endişe içerisinde öğrenmeyi bekliyor. Bilim bugün için büyük vaatlerde bulunamıyor. Bu insan sağlığının yeni ve sırrı tam olarak çözülememiş düşmanı. Elimizdeki en büyük koz yakalanmamak.”

    “Koronavirüse karşı verdiğimiz mücadelenin başarısı tek tek bireylere bağlıdır. Devlet bu mücadelede yaptırım gücü olan bir kılavuzdur. Mücadeleyi organize eden bir güçtür. Hiçbir sağlık grubu, hekim virüsün size bulaşmasını önleyemez. Bunu siz önleyebilirsiniz. Gerekli durumlarda maske takarak önleyebilirsiniz. Temastan kaçınarak önleyebilirsiniz. ”

    “Sevgili gençler, insan sayısının arttığı her ortam riskin arttığı ortamdır. Büyük şehirlerimizde caddeler, meydanlar, kapalı mekanlar sosyal mesafenin korunamadığı ortamlardır. Risk altına giriyorsunuz, belki hasta olmuyorsunuz ama öldürücü bir virüsün taşıyıcısı oluyorsunuz. Sabah sizi evden uğurlayanlar akşam neyle karşılaşacaklarını bilmiyor. Daha büyük acılara aracılık etmeyin.”

    “ORTA YAŞLARDA VAKA SAYISI AZ DEĞİL”

    “Orta yaşlarda vaka sayısı az değil. Virüs genç, yaşlı, orta yaşlı ayrımı yapmıyor. Farkında olmadığınız bir şey varsa virüs bunu ortaya çıkarıyor. Dikkatli olamlısınız, sosyal hayatınızı asgari düzeye indirmelisiniz. Büyüklerimizin ziyaretine gitmek sakıncalı, onları korumak zorundayız. Sevdiklerimizle, yakınlarımızla birbirimizi biraz özleyelim.”

    “Milletimizin evlatları, bakın ben çocuk doktoruyum. Tavsiyelerime uymanız gerekir, dışarıya çıkmak yok, misafir gelirse sarılmak, el öpmek yok. Sevgimizi saygımızı uzaktan gösteriyoruz.”

    “Okullarımız koronavirüs nedeniyle tatile girdi şeklinde bir kanı var, bu yanlıştır. Eğitim devam ediyor. Şu an ara verilen eğitimin bir süreliğine internet ve televizyon üzerinden devam ediyor. Bu esasında eğitimde yaygın hale gelen bir modeldir. Uygulamayı lütfen tatil olarak görmeyin. Derslerinden, arkadaşlarından geri kalmasınlar. Verilen ara uzatılacak, Sayın Bakanım söylemiş olacak, çocuklarınızın sağlığı konusunda endişeli olmayın. Dışarı çıkmamalarına dikkat edin.”

    “Koronavirüs salgınında ölüm oranı düşük ama hastalığı ağır geçirmese de herhangi birimiz hiç ummadığımız kadar ölüme yol açabiliriz. Sağlıklı görünen başka birisi ölüm sebebi olabilir. Gençliğimize, sağlığımıza, yaşımıza güvenmemeliyiz. Virüsün yol açacağı sonucu bilemeyiz. Hele sigara içiyorsa asla bilemeyiz.”

    “30 NİSAN TARİHİ ORTAKLAŞA KARARLA ORTAYA KONULDU”

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk‘un açıklamaları şöyle:

    “Meseleye nasıl baktığımızı paylaşma fırsatımız oldu. Mesele dünya tarihinde ilk kez karşılaşılan bir mesele. Bu bağlamda biz bakanlık olarak meseleye pedagojik olarak bakıyoruz ama çocuklarımızın sağlığı birinci referans noktamız. Eğitimsel olarak ortaya çıkan ihtiyaçları da bütün ülkeleri günlük olarak izleyerek tespit etmeye çalışıyoruz. Bakanlık uzaktan eğitime televizyon yoluyla başladı, bu hafta test haftamızdı. Önümüzdeki haftadan itibaren çok daha dolu programlarla yapmaya devam edeceğiz. En kısa sürede yüz yüze eğitimle telafi yapma çalışmalarımız devam ediyor. Telafinin ne zaman olacağı Bilim Kurulu’nun önerileriyle doğrudan ilgili. Eğitimde elbette kayıplar olacaktır ama vatandaşlarımızın müsterih olmasını isterim. Her türlü eğitsel ihtiyaçların tamamlanması ve sınavlar konusunda her türlü senaryoya hazırız. Eksik bırakmadan bu yolculuğu yürüteceğiz.”

    “Bilim Kurulu’nun da önerisiyle önümüzdeki tatil sürecini, evde eğitim süresini bir müddet daha uzatma ihtiyacı oldu. 30 Nisan tarihi ortaklaşa kararla ortaya konuldu.”

    “Çocukların ruhsal sağlığı da çok önemli, bizim televizyon yoluyla ulaşmaya çalıştığımız içeriklerde çalışmalarımız artacak. Bugünkü çalışmalardan dolayı bütün heyetlere teşekkür ederim. Gereken her türlü tedbirin alınacağını ifade etmek isterim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Bakan Selçuk da rahatsız olmuş; peki görevden alacak mı?-VİDEO

    Bakan Selçuk da rahatsız olmuş; peki görevden alacak mı?-VİDEO

    Milli Eğitim Bakanı Selçuk, Eba TV’deki Adnan Menderes’in idam görüntüleri hakkında açıklama yaptı.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Eba TV’deki Adnan Menderes’in idam görüntüleri hakkında açıklama yaptı.

    Ziya Selçuk açıklamasında, “Güvenip denetleme ihtiyacı duymadığım ekibin hazırladığı görüntüleri onaylamıyorum” dedi.

    Selçuk, ”Etkinlik saati görüntülerini ben de onaylamıyorum ve çocuklara uygun olmadığını düşünüyorum. Gözden kaçırdığım bir kaç dakikalık bir görüntünün üzerine titrediğim sisteme verdiği zararı konuşuyor olmanın ne kadar rahatsız edici olduğunu anlatamam” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Twitter hesabından bir açıklama paylaştı. Selçuk, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

    ”Bir haftada 3 yeni kanal kurup içeriklerini hazırlamak için ben ve ekibim büyük bir gayretle çalıştık. Dersleri merkez alarak yüzlerce çekimin tamamını kontrol ettik. Bu yoğun süreçte üzülerek ifade ediyorum ki, görev dağılımında kendilerine güvenerek denetleme ihtiyacı duymadığım ekibin hazırladığı etkinlik saati görüntülerini ben de onaylamıyorum ve çocuklara uygun olmadığını düşünüyorum.
    Nasıl ki okullarımızdaki içeriklere hassasiyet gösteriyorsak yayınlara da göstereceğiz. Hepimiz için yeni ve zorlu bir süreç. Bu konuda sizlerin de anlayışınızı rica ederim. Gözden kaçırdığım bir kaç dakikalık bir görüntünün üzerine titrediğim sisteme verdiği zararı konuşuyor olmanın ne kadar rahatsız edici olduğunu anlatamam.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Depremde zarar gören 80 okul için yıkım kararı

    Depremde zarar gören 80 okul için yıkım kararı

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, deprem sonrası hasar tespiti yapılan 4 ildeki 80 okulda eğitim ve öğretim faaliyeti yapılmayacağını, hasarlı 80 okul için yıkım kararı verildiğini açıkladı. 

    Katıldığı bir televizyon kanalında eğitim gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Elazığ’daki depremden hemen sonra bölgede yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda hasar gören eğitim kurumlarının belirlendiğini ifade etti.

    Bakan Ziya Selçuk, çalışmalar sonucunda bölgede yaklaşık 80 okulda eğitim öğretim faaliyeti yapılmayacağını söyledi. Bu okullar hakkında yıkım kararı verildiğini dile getiren Selçuk, bunlardan 32’si Elazığ’da, 27’si Malatya’da, 14’ü Adıyaman’da ve 7’sinin Diyarbakır’da olduğunu aktardı.

  • MEB: Alevi öğrencilere zorla namaz kıldıranlar hakkında soruşturma sürüyor

    MEB: Alevi öğrencilere zorla namaz kıldıranlar hakkında soruşturma sürüyor

    PİRHA – Adıyaman ili Gölbaşı İlçesinde Belören Çok Programlı Anadolu Lisesinde Alevi öğrencilere namaz kılmaları için baskı yapıldığı iddiaları ile ilgili olarak HDP’li vekil Kenanoğlu’nun verdiği önergeye Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan yanıt geldi. Bakanlık, söz konusu kamu görevlileri hakkında ön soruşturmanın devam ettiğini kaydetti. 

    Adıyaman ili Gölbaşı ilçesinde Belören Çok Programlı Anadolu Lisesinde Alevi öğrencilere namaz kılmaları için baskı yapıldığı iddiaları ile ilgili olarak HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi vermişti.

    “ÖN SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR”

    Kenanoğlu, verdiği önergede Selçuk’a şu soruları sormuştu;

    • Alevi öğrencilere zorla namaz kıldırılması, Alevi kız öğrencilere başlarının örtülmesi için baskı yapılması, kız öğrencilere beden eğitimi dersinin yasaklanması, kız ve erkek öğrencilerin birbirleriyle konuşmasının yasaklanması, mezuniyet törenine sadece erkek öğrencilerin katılması ve mevlid okutulması ile ilgili iddialara ilişkin olarak; sorumlular hakkında herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?

    a- Başlatılmamışsa neden başlatılmamıştır?

    b- Başlatılmışsa nasıl bir işlem yapılmıştır?

    • Söz konusu okulda, öğrencilere Menzil tarikatının kitaplarını dağıtanlar hakkında bir işlem yapılmış mıdır?

    Milli Eğitim Bakanlığı; Kenanoğlu’nun verdiği önergeyi yanıtladı. Bakanlık, Adıyaman Valiliğince konuya ilişkin disiplin soruşturması ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin yargılanması hakkında başlatılan ön inceleme çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

    “OSAMANGAZİ İLKOKULU ‘AZ HASARLI’ TESPİT EDİLDİ”

    Öte yandan HDP’li Kenanoğlu, İstanbul Silivri merkezli depremde çok sayıda hasar gören yapılar arasında yer alan ve Sancaktepe ilçesinde bulunan Osmangazi İlkokulu’nun duvarlarında çatlaklar oluşmuş, teknik ekiplerce az hasarlı raporu verilmişti. Konuyla ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a verdiği önergeye de cevap geldi. Bakanalık, gerekli hasar tespit çalışmalarının yapıldığını sözü edilen Osmangazi İlkokulu’nun ‘az hasarlı’ olarak tespit edildiğini belirtti.

    (HABER MERKEZİ)