Etiket: ziya selçuk

  • Bakan eşine özel skandal talimat: Hasta çocukları göndermeyin

    Bakan eşine özel skandal talimat: Hasta çocukları göndermeyin

    PİRHA- Mersin’in Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okullara yazı göndererek, Ziya Selçuk’un eşi Rana Selçuk’un katılacağı Aylin Şengün Taşçı konserinde, Selçuk’a refakat edecek öğretmen istedi. Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu, gönderilen yazıya tepki göstererek “Öğretmene karşı vahim, bir o kadarda ayıp bir yaklaşım” dedi.  

    Mersin’in Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okullara gönderdiği yazıda, Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk’un eşi Rana Selçuk’un katılacağı Aylin Şengün Taşçı konserinde, Selçuk’a eşlik edecek 2’şer öğretmen görevlendirilmesini istedi. Yazıda, “Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un değerli eşi Sayın Rana Selçuk Hanımefendi’nin Mersin programı çerçevesindeki konsere katılmak üzere okulunuzdan seçilecek iki tane öğretmen bilgilerinin ekteki tabloya işlenmesi” şeklinde talimat verildi.

    Cumhuriyet’ten Abidin Yağmur’un haberine göre Türk Müziğini Tanıtma ve Destekleme Projesi kapsamındaki Aylin Şengün Taşçı konseri için Rana Selçuk’un ziyaret edeceği okullardan velilere gönderilen mesajda ise “Hasta olan çocukları göndermeyin, saçlarına ve giysilerine özen gösterin” denildi.

    Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu, “Ne kadar vahim ne kadar ayıp bir yaklaşım öğretmene karşı. Öğretmeni angarya işlerde, mesai saatleri dışında görevlendirmek başlı başına bir hukuksuzlukken bir de ayrıca öğretmene bakış açısının ne olduğunu ortaya koyuyor. Büyük laflar eden Bakan Ziya Selçuk’un öğretmene bakışı bu işte” diye konuştu.

    HABER MERKEZİ

  • Hatimoğulları’ndan MEB’e: Arapça neden ‘Yabancı Dil’ olarak kabul edilmiştir?

    Hatimoğulları’ndan MEB’e: Arapça neden ‘Yabancı Dil’ olarak kabul edilmiştir?

    PİRHA- HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Arapça’nın yabancı dil olarak seçmeli ders kapsamına alınmasını Meclis gündemine taşıdı. Hatimoğulları, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a “Arapça dili neden ‘Yabancı Dil’ olarak kabul edilmiştir?” diye sordu. 

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen yazı dikkatleri çekti. Bu yazıya göre müfredatta ‘Yabancı Dil’ kapsamında seçmeli ders olarak yer alan Arapça’nın okul müdürlüklerinin imkan ve şartları kapsamında, kendileri tarafından hazırlanıp  Bakanlıkça onaylanacak öğretim programları doğrultusunda okutulabileceği belirtiliyor.

    Ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıfların müfredatında ‘Yaşayan Diller, Lehçeler’ ve ‘Yabancı Dil’ olarak seçmeli dersler yer alıyor. Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından “2020-2021 Eğitim Öğretim Yılında Okutulacak Seçmeli Dersler” başlığı altında Bakan Yardımcısı Mustafa Safran imzası ile 18 Aralık 2019 tarihinde gönderilen yazıda ifade edildiği şekliyle; ülkemizde var olan yaşayan diller ve lehçeleri gelecek kuşaklara aktarabilmek ve bu alanda toplumun da ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla 2012-2013 eğitim öğretim yılından seçmeli olarak uygulanmaya başlanan…” olarak anlatılmaktadır. ‘
    Yabancı Dil’ kapsamında  yer alan Arapça dersinin; okul müdürlüklerinin imkan ve şartlarında , kendileri tarafından hazırlanıp Bakanlıkça onaylanacak öğretim programları doğrultusunda okutulabileceği belirtiliyor.

    Konuyu “18 Aralık Dünya Arapça Günü” vesilesi ile; HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a ilettiği soru önergesi ile Meclise taşıdı.

    Hatimoğulları, Bakan Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    1. Arapça dili neden ‘Yabancı Dil’ olarak kabul edilmiştir? Türkiyeli ve anadili Arapça olan
    yurttaşlar ‘yabancı’ olarak mı görülmektedir?

    2. Tam da Dünya Arapça Günü’nde okullara, 2020-2021 eğitim öğretim yılı için gönderilen
    yazıda Arapça’nın ‘yabancı dil’ statüsü ile müfredatta yer bulması kötü bir tesadüftür.
    Yıllardır müfredatta yabancı dil seçmeli dersi olarak sunulan Arapça dilinin ülkemizde
    yaşayan diller olarak görülmesi için Bakanlığınız tarafından çalışmalar yapılacak mıdır?

    3. “Yabancı Dil’ kapsamında yer alan Arapça dersinin; okul müdürlüklerinin imkan ve şartları
    kapsamında, kendileri tarafından hazırlanıp Bakanlıkça onaylanacak öğretim programları
    doğrultusunda okutulabilecek olması”, bahsedilen “imkan ve şartlar” olmadığı takdirde
    çocuklar tarafından dersin seçilemeyeceği anlamına gelmektedir. Bu da müfredatın
    müdürlükler nezdinde uygulanırlığının keyfiliğine neden olabilir. Buna engel olacak
    çalışmalarınız var mıdır?

    4. Türkiye’de yaşayan halkların anadilinde eğitim alabilmeleri için Bakanlığınız tarafından çalışmalar yapılacak mıdır?

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu, Alevi öğrencilere namaz baskısını Bakan Selçuk’a sordu

    Kenanoğlu, Alevi öğrencilere namaz baskısını Bakan Selçuk’a sordu

    PİRHA – Adıyaman’da Alevi öğrencilere namaz kılmaları için baskı yapıldığı iddialarını HDP’li Kenanoğlu, meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanı Selçuk’a sorumlular hakkında herhangi bir işlemin yapılıp yapılmadığını sordu. 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Adıyaman ili Gölbaşı ilçesinde Belören Çok Programlı Anadolu Lisesinde Alevi öğrencilere namaz kılmaları için baskı yapıldığı ile ilgili iddiaların Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yanıtlanması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

    ANAYASANIN 10. MADDESİNDE HERKES KANUN ÖNÜNDE EŞİTTİR”

    Kenanoğlu, Anayasanın 10. maddesini hatırlatarak, “Herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, devletin, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü olduğu, devlet organları ve idare makamların bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu açıkça belirtilmiştir” ifadelerine yer verdi.

    Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden zarar gördüklerini belirten 14 kişinin başvurusuyla Türkiye’yi, “Daha fazla gecikmeden, ailelerin inanç aidiyetlerini ortaya koymak zorunda bırakılmadıkları bir ders muafiyet sistemi ortaya konulmalıdır” şeklindeki kararını da hatırlatan Ali Kenanoğlu, bu karara rağmen somut bir adımın atılmadığına dikkat çekti.

    Adıyaman’da Menzil tarikatının etkin olduğu, Semerkand adlı dergilerinin okullarda dağıtımının yapıldığı, Alevi evlerinin işaretlenmesi gibi olayların da daha önceleri kamuoyuna yansıdığını kaydeden Kenanoğlu, toplumsal barış açısından farklı inanç ve kimliklerin bir arada yaşamını zedeleyen bu tür olayların üzerine gidilmesi gerektiğini aksi taktirde telafisi imkansız olaylarla karşılaşılacağı uyarısında bulundu.

    “ÖĞRENCİLERE MENZİL TARİKATININ KİTAPLARI DAĞITILDI”

    Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    • Alevi öğrencilere zorla namaz kıldırılması, Alevi kız öğrencilere başlarının örtülmesi için baskı yapılması, kız öğrencilere beden eğitimi dersinin yasaklanması, kız ve erkek öğrencilerin birbirleriyle konuşmasının yasaklanması, mezuniyet törenine sadece erkek öğrencilerin katılması ve mevlid okutulması ile ilgili iddialara ilişkin olarak; sorumlular hakkında herhangi bir işlem başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa neden başlatılmamıştır? Başlatılmışsa nasıl bir işlem yapılmıştır?
    • Söz konusu okulda, öğrencilere Menzil tarikatının kitaplarını dağıtanlar hakkında bir işlem yapılmış mıdır? (HABER MERKEZİ)

     

  • Bakan Selçuk’a din dersi tepkisi: Oyalayıcı cevap sorunu çözmez-VİDEO

    Bakan Selçuk’a din dersi tepkisi: Oyalayıcı cevap sorunu çözmez-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, Haziran ayında zorunlu din dersine ilişkin verdiği soru önergesine Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan cevap geldi. Ancak Kenanoğlu, “Cevap aslında laf olsun diye yazılmış. Bu, sorunu çözmez” diyerek tepki gösterdi. 

    Haber videosu

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Haziran ayında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması için Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi sunmuştu.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, soru önergesine yanıt verdi. Ancak HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu bakanın yanıtını yeterli bulmadı.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a bir dizi soru sorduklarını ve bu soruların Türkiye’deki okullarda okutulan zorunlu din dersleri ile ilgili olduğunu belirten Kenanoğlu, zorunlu din dersine karşı açılan davaları hatırlattı ve “Bakanlıktan gelen cevap aslında laf olsun diye yazılmış bir cevap” dedi.

    Kenanoğlu şunları dile getirdi:

    “Din Kültürü ve Ahlak bilgisi adı altında zorunlu olarak verilen dersler Alevi çocukları başta olmak üzere birçok aile tarafından dava edilmişti. Bu davalar önce iç hukukta kazanıldı. Kazanılmayan davalar ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) götürülmüştü. AİHM’de açılan bu davalar ailelerin lehinde sonuçlandı ve bakanlık bu konuda her seferinde mahkum edildi. Biz de bunun üzerine AİHM kararları ve Danıştay kararları ortadayken bu konularda bir adım atmayı düşünüyor musunuz? Zorunlu din derslerini müfredatta çıkarmayı düşünüyor musunuz? şeklindeki soruları yönelttik. Daha sonra ise ‘Din kültürü dersini bir kültür dersine dönüştürmeyi düşünüyor musunuz? Bunun ile ilgili ne yapıyorsunuz ve bunun ile ilgili bir eylem planından bahsedilmişti bunu yerine getiriyor musunuz?’ dedik.

    “OYALAYICI YANITLAR SORUNU ÇÖZMEZ”

    Bakanlıktan bize bir cevap geldi. Cevap aslında laf olsun diye yazılmış bir cevap. Bu soruların hiçbirisine değinmeden sadece genel politik anlamda bir hitabi dil ile bu işlerde ne yaptıklarını ne ettiklerini aslında din kültür dersini güncellediklerini, çoğulcu bir yapıya kavuşturduklarını ifade ediyorlar. Oysa gerçek böyle değil. Ailelerin itirazları ve davaları halen devam ediyor. Çünkü okullarda Sünni İslam eğitimi veriliyor. Bunların duaları ezberletiliyor. Abdest nasıl alınır, namaz nasıl kılınır? gibi eğitimler veriliyor. Oysa din kültürü dersi böyle değildir. Dinler üzerinde kültürel amaçlı verilen derslerdir. Dinler tarihi ve dinler kültürü gibi. Netice itibarı ile bizim bakandan beklediğimiz bu değildir. Bizim sorularımıza böyle oyalayıcı cevaplar vermeniz bu sorunu çözmez. Tam tersine bu sorunları daha da kangren haline getirecektir. Dolayısı ile siz bu AİHM’in ve Danıştay’ın verdiği kararların gereğini yerine getirin. Bu dersleri öncelikle zorunlu olmaktan çıkarın seçmeli dersler haline dönüştürün. Daha sonra ise onları bir kültür dersi haline dönüştürmenizi size hatırlatıyoruz. Ve bunun gereğini bekliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bakan Selçuk’a zeka taraması tepkisi: Hangi kritere göre yapacaksınız?

    Bakan Selçuk’a zeka taraması tepkisi: Hangi kritere göre yapacaksınız?

    PİRHA- Roman hakları için mücadele eden Hacer Foggo, Türkiye’deki tüm çocuklara zeka taraması yapılacağını açıklayan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a tepki gösterdi. “Soruyorum hangi kriterlere göre çocukların zekasını tarayacaksınız?” diyen Foggo, sözkonusu uygulamanın yanlış olduğunu dört maddede açıkladı.  

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, önceki gün öğrencilerin yetenek ve becerilerinin tespiti çalışmaları kapsamında 800 bin kadar öğrencinin zekâ taramasının yapıldığını belirterek, “2-3 yıl içerisinde bütün Türkiye’deki taramayı bitireceğiz” dedi. Ancak Bakan Selçuk’un bu açıklaması tepki çekti.

    İnsan hakları aktivisti, Roman hakları için mücadele eden Hacer Foggo, facebook hesabı üzerinden yazdığı mesajında “Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Türkiye’deki tüm çocuklara zeka taraması yapılacağını söylemiş ben de soruyorum hangi kriterlere göre çocukların zekasını tarayacaksınız?” diyerek uygulamaya tepki gösterdi.

    Hacer Foggo Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    • RAM’larda zekasını tarayıp kaynaştırma sınıfına gönderdiğiniz çocuklarla yaptığımız çalışmalarda nasıl başarılı olduklarını gördük. Bu çocukları hangi kritere göre kaynaştırma sınıflarına gönderiyorsunuz?
    • Tek odalı evlerde oturan ve derin yoksulluk yaşayan çocukların büyük çoğunluğu ya kaynaştırma sınıflarında ya RAM’larda eğitim görüyor neden? Sizce zekalarında mı problem var yoksa yaşadıkları koşullarla mı ilgili?
    • Yaşadıkları yoksul mahalleler, ailelerin az eğitimli olması nedeniyle kelime bilgileri yetersiz biçimde okula gelen bu çocuklara hemen engelli raporu veriliyor, bu çocukların zeka testine değil okul sonrası mahallelerde sosyalleşebilecekleri merkezlere ihtiyaç var.
    • Çantasına beslenme koyamadığı zamanlarda çocuğunu okula gönderemeyen aileler, yüzleri soluk ve gülümsemeyen yüzlerce çocukla karşılaştım. Hangi kriterle bu çocuklara zeka taraması yapacaksınız? Yetersiz beslenmenin eğitimi nasıl etkilediğini ortaya koyan bilimsel çalışmalar var. Bırakın taramayı bu çocukların kaliteli eğitimi için mücadele edin lütfen?

    PİRHA/İSTANBUL

  • Eğitim-Sen: Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı

    Eğitim-Sen: Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı

    PİRHA – Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) 2018-2019 eğitim öğretim yılını 2326 öğretmenin yanıtladığı anket soruları doğrultusunda değerlendirdi. “Uygulanan eğitim politikalarının velileri ve öğrencileri özel öğretim kurumlarına yönlendirdiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerin %77’si “evet” yanıtını verdi.

     2018-2019 eğitim öğretim yılı yine yoğun tartışmaların gölgesinde sonlandı. Eğitim-Sen, “Bakan Ziya Selçuk tarafından yürütülen değişim algısı ve sorunlara çözüm üretileceği beklentisi çöktü” diyerek tüm yılın değerlendirmesini 2326 öğretmene yönelttiği sorular doğrultusunda yaptı.

    ÖĞRETMENLER EĞİTİM ÖĞRETİM YILINI BAŞARILI BULMADI

    Eğitim-Sen, anket çalışması doğrultusunda öğretmenlerin %48’i, yani 1105 öğretmenin “2018-2019 eğitim öğretim yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “başarısız” yanıtını verdiğini aktardı. Aynı soruya “başarılı” yanıtını verenlerin oranı ise 21 kişiyle sınırlı kaldı.

    İMAM HATİP VE ÖZEL OKULLARA TEŞVİK ARTIYOR

    Raporda 4+4+4 sistemiyle birlikte AKP ve MEB’in hızla özel okulları teşvik ettiğine, devlet okullarını ise imam hatipler ve meslek liselerinin ağırlık kazanacağı şekilde dönüştürdüğüne vurgu yapıldı.

    Özel okullara yönelik talepte ciddi artışların olduğuna dikkat çekilerek “Bu durumun en yakından tanığı olan öğretmenlere ‘Uygulanan eğitim politikalarının velileri ve öğrencileri özel öğretim kurumlarına yönlendirdiğini düşünüyor musunuz?’ sorusunu yönelttiğimizde ankete katılanların sadece % 10’u ‘hayır’ yanıtını vermektedir. Bu soruya öğretmenlerin %77’si (1790 kişi) ‘evet’ yanıtını verirken, %12’si ‘kısmen’ yanıtı vermeyi tercih etti.

    MEB’in ısrarla eğitim sistemindeki sorunun kaynağı olarak ilan ettiği öğretmenlerin böylesine güçlü biçimde eğitim sistemini eleştiriyor oluşu, asıl sorunun yıllardır sistematik biçimde izlenen eğitim politikalarındaki tercihlerde yattığını açıkça gösteriyor” dedi.

    Eğitim-Sen raporunda, AKP’nin temel politika metinlerinde yer alan birçok değişikliğin Bakan Ziya Selçuk tarafından ‘cilalanarak’ kamuoyuna pazarlandığı da ifade edilerek şöyle devam edildi:

    “Her defasında dile getirdiğimiz üzere, eğitim politikaları belirlenirken öğretmenlerin ve öğrencilerin düşünceleri yok sayılmaktadır. Bu durumun en önemli sonucu MEB’in politikalarının gerçekliğini yitirmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. ‘MEB’in sorunları çözmek için ürettiği politikaların gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusuna öğretmenlerin %78’i (1810 kişi) ‘hayır’ derken, ‘kısmen’ yanıtını verenlerin oranı %18 (420 kişi) olarak karşımıza çıkmakta. Öğretmenlerin sadece %3’ünün (70 kişi) bu soruya ‘evet’ yanıtını vermesi, öğretmenler nezdinde eğitim politikalarının gerçekçi görülmediğini göstermektedir.”

    “ÖĞRETMENLER HAK, EŞİTLİK, ADALET VE DEMOKRASİ İSTİYOR”

    Raporda öğretmenlerin iş yaşamındaki memnuniyetinin de altı çizildi. Son iki seçimin temel vaatleri arasında yer alan 3600 ek gösterge, sözleşmeli, ücretli, kadrolu adı altında çalışanların olduğuna işaret edilerek “AKP ve MEB, havuç-sopa taktiğinden vazgeçmedi. Öğretmenlere yöneltilen ‘Sözleşmeli, ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle eşit haklara sahip olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusu  %88 oranında (2056 kişi) ‘hayır’ yanıtı alırken, ankete katılanların sadece %7’si (157 kişi) bu soruya ‘evet’ yanıtı verdi” denildi.

    ÖĞRETMENLER MÜLAKAT SİSTEMİNE “HAYIR” DEDİ

    Eğitim-Sen anketinde en fazla “hayır” yanıtını alan ikinci konu başlığı ise “mülakat” sistemi oldu. Bu uygulamayla liyakat ilkesinin ortadan kaldırıldığını savunulurken “kadrolaşmanın en önemli aracı haline getirilen ve yeni rejim için ‘makbul görülen’ öğretmen inşasında temel rol oynayan mülakat sistemi, öğretmenlerin %94’ü (2194 kişi) tarafından onaylanmıyor. ‘Mülak’ sorusuna öğretmenlerin sadece %3’ü (68 kişi) ‘evet’ derken, %2’si (58 kişi) ‘kısmen’ yanıtını vermeyi tercih ediyor” denildi.

    CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANDIĞINI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

    Eğitimde cinsiyetçi bakış açısı’ başlığı da öğretmenlerin gündeminde olan bir diğer konu başlığı oldu. Öğretmenler “Eğitimde cinsiyet eşitliğinin sağlandığını düşünüyor musunuz?” sorusuna %75’lik kesim (1739 kişi) “hayır” yanıtını verirken, %9’u (199 kişi) “evet”, %15’i (350 kişi) “kısmen” ve %2’si (38 kişi) de “fikrim yok” yanıtını verdi.

    PİRHA / ANKARA

  • Din öğretmeni öğrencilere, solculara hakaret eden kitabı okuttu

    Din öğretmeni öğrencilere, solculara hakaret eden kitabı okuttu

    İstanbul’da bir lisede, Sezai Karakoç’un, “Solcular sömürür” ve “Gözlerini kan bürümüştür” gibi ifadelerin yer aldığı kitabının öğrencilere okutulduğu ortaya çıktı. Bakan Selçuk, “Okuma alışkanlığı kazandırılmak için okutuldu” dedi.

    İstanbul Ümraniye’de bulunan Erkut Soyak Anadolu Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin öğrencilere, Sezai Karakoç’un “Diriliş Neslinin Amentüsü” isimli kitabını okutmasına karşı MEB’den skandal bir savunma geldi.

    Karakoç’un kitabında, “Sağcıyım. Solcular, gerek başkalarını sömürmeleriyle, gerek insanların muhtaç oldukları gerçek barışı doğrudan veya dolaylı olarak yıkmakla toplumların çürümesine sebep olurlar. Kin ve öç tohumları ekerler. Silahları propagandadır. Ne kadınlara, ne yaşlılara, ne yoksullara, ne öksüzlere acırlar. Gözlerini kan bürümüştür” ifadeleri yer aldı.

    NEDEN BU KİTABI OKUTTUNUZ?

    BirGün’de yer alan habere göre bu ifadelerden rahatsız olan bir öğrenci velisi okul idaresine itiraz ederken CHP Bolu Milletvekili Özkan Yalım da konuyu Meclis gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi hazırlayan Yalım, kitabın okutulma nedenini sorarken dağıtıldığı okulların da açıklanmasını istedi.

    ÖĞRENCİYE BAŞKA BİR KİTAP VERİLDİ

    Özkan’ın önergesine yanıt veren Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, kitabın, “Okuma alışkanlığı kazandırılması için” okutulduğunu öne sürdü. Kitabın Bakanlık değil Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni tarafından belirlendiğini ileri süren Selçuk, yanıtında, “Kitabın öğretmen tarafından okuma alışkanlığı kazandırılması amacıyla tavsiye edildiği ancak öğrenci velisinin tavsiye edilen kitap yerine başka bir kitap okunmasını istediği, velinin talebi doğrultusunda öğrenciye başka bir kitap seçimi yaptırıldığı tespit edilmiştir” ifadelerini kullandı.

  • Okullara ‘İsmailağa Kur’an kursunu tanıtın’ talimatı!

    Okullara ‘İsmailağa Kur’an kursunu tanıtın’ talimatı!

    PİRHA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, İstanbul Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini cemaate ve tarikatlara yönlendirdiği iddiası ile ilgili Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, İstanbul Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini cemaate ve tarikatlara yönlendirmesiyle ilgili Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yanıtlanması için TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.

    Kaya, “Çocuklarımızın cemaat ve tarikatlarla ilişkili yapıların eline teslim edilmesi görevi kötüye kullanmak değil midir?” diyerek soru önergesinin devamında şu noktalara dikkat çekti:

    “‘Fatih Kaymakamlığı Fatih İlçe Müftülüğüne bağlı yatılı olarak Hafızlık Eğitimine devam eden İsmailağa Kur’an Kursunun tanıtımını ve öğrenci kayıtları ile ilgili Broşürlerin İlçemizdeki İlkokul, Ortaokul, İmam Hatip Ortaokulu ve İmam Hatip Liselerine duyurulması, ilan tahtalarına asılması ve el broşürlerinin ise dağıtılması ile ilgili, ilgi yazı ekindeki broşürler ekte gönderilmiştir. Okul Müdürlüğünüzce Öğretmenlere, Personellere, Velilere ve Öğrencilere duyurulmasını, ekte gönderilen el broşürlerin çıktıları alınarak ve Müdürlüğümüze teslim edilen broşürlerin Müdürlüğümüz posta evrak odasından teslim alınarak dağıtılmasını, Broşürlerin görünür yerlere asılması hususunda; Bilgileriniz ve gereğini rica ederim’ denilmektedir.

    Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, eğitimle ilgili olmayan bir kurum olan Fatih İlçe Müftülüğü’nün taleplerini, hangi yetkiyi kullanarak okullara göndermiş ve gereğinin yapılması için talimat vermiştir?

    Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün, çocuklarımızı ‘İsmailağa Kur’an Kursu’ adı altında faaliyet yürüten, cemaat ve tarikatlarla ilişkili yapılara yönlendirmesi suç değil midir?

    Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olan Müftülüklerin faaliyetlerini, Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla okullarımızda yürütmesindeki amaç nedir?

    Bu olay istisna mıdır? Türkiye genelinde uygulanmakta mıdır?

    Milli Eğitim Bakanlığımız sorumlular hakkında bugüne kadar bir işlem yapmış mıdır? Yapmamışsa, bir işlem yapacak mıdır?”

    PİRHA / ANKARA

     

     

  • İsmet Süzer: Yeni sistemle çocuklar birer Erdoğan’a dönüştürülmek isteniyor – VİDEO

    İsmet Süzer: Yeni sistemle çocuklar birer Erdoğan’a dönüştürülmek isteniyor – VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıkladığı yeni ortaöğretim modeline tepki gösteren İzmir Eğitim-Sen 6 No’lu Şube Başkanı İsmet Süzer, yeni sistemin gelişi güzel değil programlı, planlı geldiğini belirterek, “18 yıllık iktidarın en son geldiği kertedir. Bu sistemde bütün çocuklarımızı birer birer küçük Recep Tayip Erdoğan’a dönüştürme sistemidir” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Lisede Ne Yaptık?/Ortaöğretim Tasarım Tanıtım Toplantısı”nda eğitim sistemine ilişkin değişiklikleri geçtiğimiz günlerde açıklamıştı. Selçuk yeni düzenlemede liselerde ders sayısının azalacağını, Din Dersi, Tasavvuf Edebiyatı ve İslam felsefesi gibi derslerin zorunlu olacağını, matematik, tarih ve felsefe gibi derslerin ise seçmeli olmasına eğitimciler tepki gösterdi. Ders saatlerinin azalması öğretmenlerin norm fazlası haline gelerek mağdur edilecek.

    “YASALAR KİŞİYE GÖRE UYGULANIYOR”

    Eğitimcilerden açıklanan yeni sisteme tepkiler gelmeye devam ediyor. İzmir Eğitim-Sen 6 No’lu Şube Başkanı İsmet Süzer de açıklanan yeni eğitim sistemine tepki gösterdi. Süzer, gelişmiş toplumlarda oturmuş normların olduğunu,  bu normların anayasa ve yasalarla belirlendiğini belirterek, “Bu normlar kişiye veya iktidara göre değişmez. Bu nedenle sistemleri oturmuştur. Oysa bizde norm olmadığı gibi yasalarda kişiye göre uygulanmaktadır. Bunun en güzel örneği İstanbul seçimlerinde verilen karardır. Kısaca bizde norm yoktur, dolayısıyla eğitim sisteminde de bir norm aramak veya oturmuş bir sistem aramak doğru değildir. Eğitim sistemimiz bundan bağımsız değildir” diye konuştu.

    Türkiye’de iktidara gelen herkesin toplumu kendi siyasi ideolojisi doğrultusunda şekillendirmek istediğinin altını çizen Süzer, “Şu andaki eğitim sistemimiz milliyetçi, ırkçı, asimilasyoncu, cins ayrımcı ve ayrıştırıcıdır. Bu da bugünkü siyasi ve toplumsal sosyolojimizi ortaya çıkarmıştır” ifadelerini kullandı.

    Süzer, yeni sistemin de eskiden faksız olduğu bu sistemle toplumu yeniden şekillendirme ve dizayn etme süreci olarak gördüğünü kaydetti.

    Süzer, “Şimdi AKP’den önce eğitim sistemimiz iddialı olarak yetiştirmek istedikleri kişilik tipi aslında Deniz Baykal kişiliğidir. Yani herkes en az Deniz Baykal kadar milliyetçi ve en fazla onun kadar Müslüman ve Türk olmak zorundaydı. Şimdi ise ideal kişilik Recep Tayip Erdoğan’dır. Burada da herkes en fazla Recep Tayip Erdoğan kadar Türk ve milliyetçi en az onun kadar Müslüman olmak zorundadır deniliyor. Ortak payda da Türklük ve Müslümanlık olunca da diğer öğeler fazla önemsenmiyor. Yani kısacası bilimsellik teferruatta düşüyor.” dedi.

    “YENİ SİSTEMDE FELSEFE, BİLİM, ANALİZ YOK BİAT VE İTAT ÜZERİNE OTURTULUYOR”

    15 Temmuz’dan sonra KESK’in eylem gücünün kırılmaya çalışıldığını ve öğretmen kitlesinde bir sesizlik oluştuğunu söyleyen İsmet Süzer, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ prensibinin geçerli olduğu bir dönemden geçildiğini belirtti. Süzer, “Bu dönemde de bizden istenen şey şu; bu modelde bilim yok analiz yok felsefe yok bu modelde biat et ve itat et üzerine oturtuluyor. Yani kısacası bize sorgulamayın biat edin rahat edin deniliyor. Getirmek istedikleri sistemin özeti budur” dedi.

    “BUGÜNKÜ SİSTEME BİR BARİYER OLUŞTURAMIYORUZ”

    Eğitim-Sen’in çabalarının önemli olduğunu ancak yetersiz kaldığının altını çizen Süzer, şöyle konuştu;

    “Eğitim-Sen’deki eğilimlerde de Deniz Baykal kişiliğini oluşturan eğitimi yeterli gören güçlü gruplar var. Dolayısıyla devam edecek ama asimilasyonu görmeyen, ana dilde eğitimi anlatmayan sadece laikliği ön plana çıkaran bir çizgide şuanda durduğumuzda unutmamak gerekiyor yani aslında Eğitim-Sen olarak büyük bir bariyer oluşturamıyoruz bu günkü sisteme.

    Eğitim-Sen’i Eğitim-Sen yapan tabi ki tüzüğüdür. Laik, bilimsel, ana dilde eğitimi savunmamız gerekiyor oysa biz şu haliyle özellikle sistemin bizim üzerimize baskı yapmasıyla birlikte biz anadildeki eğitimi vazgeçtik, bilimselliği de yutuyor gibi duruyoruz sadece şuanda laikliğe sarılmış pozisyondayız. Buda hem ilkelerimizden vazgeçmemizi hemde aslında mücadelenin doğru gitmemesini sağlıyor.”

    “DERSLERLE ERDOĞAN KİŞİLİĞİNDE BİREYLER YETİŞTİRMEK AMAÇLANIYOR”

    Yeni sistemin daha öncesi kredi sistemin süslenmiş hali olarak değerlendiren Süzer, “Dolayısıyla bu sistem yeni değildir, sadece burada ne öne çıkıyor, Din dersleri, tasavvuf edebiyatı gibi derslerle Recep Tayip Erdoğan kişiliğinde bulunan yeni bireyler yetiştirme amaçlı gelen bir eğitim sistemidir” diye konuştu.

    “ÖĞRETMENLER ARASINDA REKABET OLACAK”

    Seçmeli derslerde öğrencinin istediği öğretmeni seçme hakkının olduğunu dolayısıya bir öğretmende beş kişi toplanırlen bir diğerinde 60 öğrenci tolanacağını söyleyen Süzer, bununda öğretmenler arasında rekabete sebep olacağını ve öğretmenlerin iş barışının bozulmasına sebep olacağından endişeleneceğini belirtti.

    Yeni sistemde ders saatlerinin azaltılmasınını da değerlendiren İsmet Süzer, “Bir çoğu norm fazlası pozisyonuna düşecek bu sistemle birlikte 70 bine yakın insan norm fazlası olacak. Dolayısıyla şuanda atanamayan öğretmenler sorunu dahada artacak. Yani 70 bini eritince dışarıdan öğretmen alamayacak ve buda eğitim sistemini doğrudan etkileyecektir” dedi.

    Okullarda tatil zamanlarının değiştirilmesini ise renklendirme olarak değerlendiren Süzer, tatil zamanlarında ailelerin zorlanacağına dikkat çekti.

    “PARANIZ YOKSA SİYASİ İKTİDAR SİZİ İSTEDİĞİ GİBİ ŞEKİLLENDİRECEKTİR”

    Süzer, özel okuk sayılarının arttığını belirterek, kamuoyuna şunları söyledi;

    “Biz kamuoyuna ve öğretmen arkadaşlara şunu söylüyoruz. Bu yeni model yeni değildir. Dahada karmaşıklığı artıracaktır çünkü bu sitemin 2023 vizyonu TEB MEB’in öğretmen meslek yasasıyla birleştirildiğinde özetle topluma şunu söylüyor. Devlet eğitimden elini çekecek. Eğer nitelikli ve bilimsel eğitim istiyorsanız özel okullara çocuğunuzu gönderin. Dikkat edilirse Narılıdere’de özel okullar devlet okulun sayısında daha fazladır. Dolayısıyla paranız yoksa siyasi iktidar çocuklarınızı istediği biçimde şekillendirecektir diyorlar. Zaten akademik eğitim veren Anadolu Liseler bu iki yıl içinde eritilecek ve kapatılacaktı. Sadece akademik bilgi veren liseler şu haliyle nitelikli liseler olarak adlandırdıkları birkaç Anadolu lisesi, Fen  liseleri ve Sosyal bilimleri kalacaktır. Ayrıca bizim akademi eğitim dediğimiz yani pozitif bilimler veren İmam Hatip Fen Liseleri ve İmam Hatip Anadolu Liseleri açılacak ve çocuklar oraya yönlendirilecek.”

    “18 YILLIK İKTİDARIN EN SON GELDİĞİ SON KERTEDİR”

    Laik, bilimsel, ana dilde eğitimi savunacaklarını bunun için mücadele etmeye devam edecekelrini belirten İzmir 6 No’lu Şube Başkanı İsmet Süzer, “Aslında 17 yıllık iktidar bizi yavaş yavaş alıştıra alıştıra zamanı değil diyerek iyicene suyunu sıkıp ondan sonra bugünkü en san sistemi getirmiştir. Bu sistem MEB’den bağımsız değildir. Hiçkimse kendisini aldatmasın bu sistem gelişigüzel gelmemiştir programlı, planlı gelmiştir. 18 yıllık iktidarın en son geldiği kertedir. Bu sistemde bütün çocuklarımızı birer küçük Recep Tayip Erdoğan’a dönüştürme sistemidir” diye konuştu.

    Semra ACAR/İZMİR

  • MEB’in yeni eğitim modeli: Dinci, ideolojik ve bireyci bir yönelim var

    MEB’in yeni eğitim modeli: Dinci, ideolojik ve bireyci bir yönelim var

    Ziya Selçuk yeni ortaöğretim sisteminin detaylarını açıkladı. Yeni model, 2020 – 2021 yılında 9’uncu sınıftan itibaren uygulanmaya başlanacak.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Lisede Ne Yaptık?/Ortaöğretim Tasarım Tanıtım Toplantısı”nda eğitim sistemine ilişkin değişiklikleri anlattı. Selçuk yeni düzenlemede liselerde ders sayısının azalacağını açıkladı. 9. sınıflarda 15-16 dersten söz ederken, şu anki tasarımda 8 ders olacağını anlatan Selçuk “10. sınıfta 9 ders, 11’inci sınıfta 9’a ve 12’inci sınıfta 7’ye düşecek. Niye azaltıyoruz? Bir çocuğun 15-16 dersi anlaması ve içselleştirmesi mümkün olmuyor” dedi. MEB’in ve Bakan Selçuk’un açıkladığı yeni modeli eğitimciler; dinci, ideolojik ve bireyci yaklaşımı nedeniyle eleştirdi.

    AÇIKLANAN EĞİTİM SİSTEMİNDE NELER ÖNGÖRÜLÜYOR?

    • Ders sayıları azalacak. 9’uncu sınıflarda 8 ders, 10’uncu sınıflarda 10 ders, 11. sınıfta 9 ders, 12. sınıfta 7 ders olacak.
    • Anadolu Liseleri için 9-11 sınıflarda ders saati 35, 12. sınıflarda ise ders saati 24 olacak.
    • Hayal-Etkinlik-Yaşam temalarında çalışmalarla değerlendirilmek üzere kısa adı HEY olan haftalık 5 saatlik zaman dilimleri planlandı. Bununla öğrencilerin tasarım ve uygulama becerilerini geliştirecek etkinlikler yapmaları ve toplumsal fayda çalışmalarıyla yaşamla ilişki kurmaları hedefleniyor. 9-11. sınıflarda haziran ayları ağırlık olarak 5 saatlik portfolyo, sunum, değerlendirme çalışmaları olacak.
    • Bu çerçevede, lisenin ilk üç yılında haftalık okul zamanının 35 saati Akademik Gelişim Programı, 5 saati Hayal-Etkinlik-Yaşam temalı çalışmalar olacak.
    • 12. sınıfta haftalık çizelgede; akademik ders saatleri 24, proje ve sertifika çalışmaları 6, destek ve rehberlik çalışmaları da 10 olmak üzere toplam 40 saat olacak.
    • Okullara Kariyer Ofisleri kurulacak.
    • 11 ve 12. sınıflarda zorunlu hale gelen Bilgi Kuramı dersiyle birlikte öğrencilerin bilginin doğası üzerine yoğunlaşmaları sağlanarak, bilgilerin nasıl elde edildiğinin sorgulandığı, doğruluğunun kanıt temelli gerekçelendirildiği becerilerin kazandırılması hedefleniyor
    • Yeni eğitim sistemine 2020-2021 Öğretim yılında 9. sınıfı okuyacak öğrencilerle başlanacak. Kademeli olarak ilerlenecek.
    • İlk sınav üniversite sınavı 2024 yılında yapılacak.

    BAKAN SELÇUK: LİSELERDE DERSLER AZALACAK

    Yeni düzenlemeyi sadece bir ders çizelgesi olarak görmemek gerektiğini ifade eden Selçuk “Bu Türkiye’nin bir gelecek projesi, bir ekonomi projesi, bir sosyal hayat projesi” dedi.

    2040’lara doğru inanılmaz bir çağın geleceğini, vücudumuzda nano-robotların dolaştığı bir çağa gittiğimizi belirten Selçuk “Biz bu çocukları 2035’lere, 40’lara hazırlıyoruz” iddiasında bulundu.

    HAYATTA PROBLEM ÇÖZMEK ÖNEMLİ

    Soru çözmenin başka, sorun çözmenin başka olduğunu, çocuklar soru şablonlarını ezberleyerek soruları çözebilirler diye konuşan Selçuk “Ama bu soruları çözerken bunun anlamının ne olduğu, neden yapıldığını anlamakta zorlanabilirler. Çocuğun hayatta problem çözmesi önemli. Bir genç işe başladığında iş yerindekiler soru çözmekle ilgilenirler mi? İlgilenmezler, ‘sen problem çözebiliyor musun?’ derler” dedi.

    Okul profili değerlendirme, tasarım beceri atölyeleri, e-portfolyo, e-rehberlik ve benzeri birçok projenin mesleki eğitimde yaptıkları birçok projenin aslında 2023 eğitim vizyonun parçaları olduğunu anlatan Seçuk “Bu parçaların da her birisinin birbiriyle bir bağlantısı var. Yani birbirini tamamlayıcı etkiye sahipler.” 

    “ALGI YARATILIYOR”

    Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan ise MEB tarafından hafta içi yapılan ve Bakan’ın yaptığı yeni açıklamaların ‘Eğitimde sorunları çözüyoruz’ algısı yaratmaya yönelik olduğunu söyledi. Yeni modelin bireyselliğe vurgusuna ve eğitimin pedagojik yanını yok saydığına dikkat çeken Bozdoğan Bakan Selçuk’un 2040 yılına hazırlık yapıyoruz diye açıkladığı modelde zorunlu ortak dersler arasında yabancı dil, teknolojik dersler, çevre bilimi, insan hakları ve demokrasi gibi derslerin bulunmadığını belirten Bozdoğan “Bu çerçeveyle 2040 yılına değil bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek bile mümkün değildir. Model liseleri okul olmaktan çıkaracaktır” dedi.

  • Okullara yeni tatil düzeni: Nisan ve Kasım’da birer hafta ara tatil!

    Okullara yeni tatil düzeni: Nisan ve Kasım’da birer hafta ara tatil!

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okullara yeni tatil düzeni ile ilgili açıklama yaptı. Yeni düzene göre yaz tatili 11 haftaya düşürülürken, 18-22 Kasım 2019’da ilk ara tatil yapılacak. 6-10 Nisan 2020 tarihleri arasında ise ikinci ara tatil verilecek.

    Milli Eğitim Bakanlığı, tatil ve okul zamanlarının daha dengeli ve verimli hale getirilmesi iddiasıyla yeni bir eğitim-öğretim çalışma takvimi modeli hazırladı. 13 haftalık yaz tatili süresi, öğrencilerin öğrenme motivasyonlarını kaybedecek kadar okuldan uzaklaşmamaları için 11 hafta olarak düzenlendi. Yaz tatilinden alınan 2 hafta ise Nisan ve Kasım aylarında birer haftalık ara tatil olarak verilecek. Yeni modele göre artık okullar bir hafta erken açılacak, bir hafta daha geç kapanacak. Ancak bu durum toplam tatil süresini kısaltmayacak.

    Yapılan değişikliğin detayları şu şekilde:

    • 2019-2020 eğitim öğretim yılı 9 Eylül 2019’da başlayacak.

    • 18-22 Kasım 2019’da ilk ara tatil yapılacak. (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 9 gün)

    • 25 Kasım’dan 17 Ocak’a kadar birinci dönem devam edecek.

    • Yarıyıl tatili 20-31 Ocak 2020 tarihleri arasında olacak. (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 16 gün) • İkinci yarıyıl eğitim-öğretim dönemi 3 Şubat 2020’de başlayacak.

    • 06-10 Nisan 2020 tarihleri arasında ikinci ara tatil verilecek. (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 9 gün)

    • 13 Nisan’da başlayacak ikinci dönemin ikinci yarısı 19 Haziran’da tamamlanarak 11 haftalık yaz tatiline girilecek.

    “VERİMLİLİĞİ ARTTIRMAK” İDDİASI

    Yapılandırılmış ara tatillerde çocuklara ve öğretmenlere dinlenme ve etkinliklere katılım imkanı sunulacağını belirten Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Ara tatillerde bir ana tema başlığı altında bilim, kültür, sanat, spor, gezi, fuar gibi etkinlikler planlanacak.” şeklinde konuştu.

    Selçuk, yeni tatil düzeninin temel sebebinin verimliliği arttırmak, öğretmenlerin nefes alabilmesi, öğrencilerin öğrendiklerini içselleştirebilmesi olduğunu açıkladı.

  • ‘Mescitsiz Okul Kalmasın’ projesinin dayatılması insanlık suçudur’

    ‘Mescitsiz Okul Kalmasın’ projesinin dayatılması insanlık suçudur’

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Milli Eğitim Bakanı Selçuk’a tüm okullarda ön görülen “Mescitsiz Okul Kalmasın” projesini sordu. Özen, “Alevi çocukları gibi farklı inançlardaki öğrencilere ibadethanesi olmayan bir yerin dayatılması çok açık ve net insanlık suçudur” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, “Mescitsiz Okul Kalmasın” projesinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmasını Bakan Ziya Selçuk’a sordu.

    İnsan Vakfı’nın “Mescitsiz Okul Kalmasın” projesinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanıp sponsor olunduğunu belirten Özen, bu projeye göre tüm din derslerinin öğrencilere mescitte minder üzerinde verileceğini kaydetti.

    Özen, verdiği soru önergesinde şunları dile getirdi:

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından, tüm il valiliklerine bununla ilgili gerekli hazırlıkların yapılmasına dair talimat bildiren yazılar iletilmiştir. Hâlihazırda 15 okulda yapımları tamamlanan bu derslik hüviyetindeki mescitlerin ilk etapta 90 kadar okula yapılması, sonrasında ise tüm okullara yayılması öngörülmektedir.”

    “TEK İNANÇ DAYATMASI TÜM BİRİMLERDE”

    Bu projenin zorunlu olmasının insan hakkı ihlali olduğunun altını çizen Özen, salt bir inancın ibadethanesi altında farklı inançlardaki çocuklara verilmesi akıllara ciddi soru işaretleri yarattığını belirtti.

    Alevilik gibi bir çok kadim inancın asimile edilmeye çalışıldığını kaydeden Zeynel Özen, tek bir inancın dayatması neredeyse tüm birimlerde hakim olunmaya çalışıldığını ve bunun da diğer farklı inançların geleceğini yok etmeye yönelik olduğunu belirtti.

    Bu uygulamanın  “BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine” tamamen aykırı olduğunu vurgulayan Özen, “Bu nedenle “Mescitsiz Okul Kalmasın” projesiyle Alevi çocukları gibi farklı inançlardaki öğrencilere ibadethanesi olmayan bir yerin dayatılması çok açık ve net insanlık suçudur” dedi.

    “BU PROJE DAYATMA MANTIĞINA SAHİP”

    Bu kapsamda Zeynel Özen, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    • Devletin resmi eğitim kurumlarında farklı inanışlardan olan öğrencilere başka bir inancın ibadethanesinin ve ibadet ritüellerinin dayatılmasının amacı ve nedenleri nelerdir?
    • Milli Eğitim Bakanlığı bu kararıyla sadece bir inanca imtiyaz tanıma ve diğer inançlardaki öğrencilere de dayatma mantığına sahip değilse, benzeri dini projeleri farklı inançların ibadethanesi için de tüm okullarda gerçekleştirmeyi düşünmekte midir?

    PİRHA/İATANBUL

     

  • Hüseyin Gazi Cemevi Başkanı Öz’den Bakan Selçuk’a din dersi tepkisi-VİDEO

    Hüseyin Gazi Cemevi Başkanı Öz’den Bakan Selçuk’a din dersi tepkisi-VİDEO

    PİRHAMilli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un geçtiğimiz günlerde zorunlu din dersine ilişkin yaptığı “devlet politikası var” açıklamasına Hüseyin Gazi Cemevi Başkanı Yazar Gülağ Öz tepki gösterdi. Öz, velilerin din derslerine çocuklarını göndermede özgür olması gerektiğini söyledi.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıklamalarının ardından zorunlu din dersi üzerine tartışmalar yeniden gündeme geldi.

    Konuyla ilgili PİRHA‘ya konuşan Hüseyin Gazi Cemevi Başkanı Yazar Gülağ Öz “Zorunlu din dersini en vahim olaylardan biri” diye tanımladı.

    Din derslerinde Hristiyanlık, Budizm, Brahmanizm gibi Sünni Müslüman inancın dışındaki dinlerin de öğretilmesi gerektiğini savunan Öz, velilerin din derslerine çocuklarını göndermede özgür olması gerektiğini söyledi.

    “ALEVİLERİN DE GÖRÜŞÜNÜN ALINMASI LAZIM”

    Din dersi konusunda Alevilerin de görüşünün alınması gerektiğini belirten Öz konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Gerçekten din dersi yapılacaksa Alevilerin iradesinin tersine bir şey yapılmaması lazım. Alevilerin de görüşünün alınması lazım. Alevi bilim adamlarının, Alevi yazarların, Alevi din adamlarında bu işin içine girerek ortaklaşa bir zemin bulunması lazım.”

    “HÜKÜMETLER AİHM KARARLARINA DİRENİYOR”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) zorunlu din dersi konusunda Türkiye’yi mahkum eden kararları olduğu hatırlatan Öz, “Ama ne yazık ki hükumetler bu kararı uygulamada direniyor. Uygulaması gerekir ki insanlar ülkemizde aydınlığa çıksın, ülkemizde insanlar birbiriyle kardeşliği ve beraberliği öğrensinler.” dedi.

    “YAŞAMIN HER ALANINDA BERABER YAŞAMAYI ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ”

    Öz, beraber yaşamanın önemini vurgulayarak, “Herkes karşılıklı inanca saygı duymak zorundadır. O nedenle hükümletin biz Alevi inancına saygı duymasını diliyorum.” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Selçuk zorunlu din dersine ilişkin yaptığı açıklamada, “Din dersleri içinde ‘zorunluluk’ geçen bir kelimeden bahsediyoruz. Kimin için zorunlu diye baktığımızda bu tartışılır. Zaman içerisinde demokrasinin dönüşmesiyle bazı insanlar başka dersler almak isteyebilir. Devlet politikası var. Bununla ilgili milletimizin beklentisi bizim için önemli.” demişti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Milli Eğitim Bakanı’ndan zorunlu din dersi açıklaması

    Milli Eğitim Bakanı’ndan zorunlu din dersi açıklaması

    CNN TÜRK’te Hafta Sonu programına konuk olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, zorunlu din dersleri ile ilgili “İçinde ‘zorunluluk’ geçen bir kelimeden bahsediyoruz. Zaman içerisinde demokrasinin dönüşmesiyle bazı insanlar başka dersler almak isteyebilir. Bununla ilgili milletimizin beklentisi bizim için önemli” açıklaması yaptı.

    Yaz tatilinin kısalacağı hakkındaki iddialara ilişkin soruları da yanıtlayan Selçuk, ” Bizim tatilimiz uzun. Avrupa ortalaması 200 okul günü. Bizde 180 iş günü var. Şu anda 180 iş gününü hemen artırmak gibi bir derdimiz yok. Önce yapısal olarak bir iyileştirmeye gidelim. Ondan sonra orta vadede 180 iş günü Avrupa’daki gibi 200 gün olabilir” ifadelerini kullandı.

    Selçuk’un konuşmalarından satır başları şöyle:

    “-Eğitimde tümüyle sancısız bir değişim öngörüyoruz. Türkiye’de algısal olarak sık sık değişiklikler yapıldı ve bu çocukların huzursuz olmasına yol açtı.

    -İstiyoruz ki önümüzdeki üç yıl içerisinde neyin hangi aşamada olacağı belli olsun. Net bir yol haritası olsun ve insanlar huzursuz olmasın istiyoruz.

    -Biz yarım insan yetiştirmeyelim, tam insan olsun.

    -Yabancı dil eğitimi için yurt dışına göndermeyi düşünüyoruz.

    -Öğretmenlerimiz için çalışma saatleri, atama durumları düzenlenecek.

    -10 yıllardır süren sorunlar var. Bi kısmı bu yıl içerisinde çözülebilecek sorunlar. Bununla ilgili web sayfası var. Burada sorulara ne zaman neyi yapıp yapamayacağımız konusunda yanıtlar veriyoruz.

    -60 bine yakın sözleşmeli öğretmenimiz var. Bu bir kanun meselesi. Yani Meclis’in karar alması sözkonusu. Ne kadarı Bakanlık olarak çözebileceğiz şeyler; ne kadarı Meclis’in… Bize düşen kısımları biz çözmeye çalışıyoruz. Kanun gerektiren konuları bekliyoruz.

    -680 bin civarında Suriyeli çocuk var eğitim bekleyen. Hala gelen çocuklar var. Net bir rakam veremiyorum.

    -Daha evvel Uluslar arası çocuklar olsun istiyorduk ama bizim çocuklarımızın istikrarını koruyarak. Türkçe öğrenlemerini istiyoruz. Türkiye’yi tanımak istiyorlar. Suriyeli yetiştirmek gibi bir derdimiz yok. Etnik bir davranış sergiliyoruz.

    -Suriyeli öğretmenler var. Hem Arapça hem Türkçe bilen öğretmenlere ihtiyacımız var.

    Yaz tatili kısalacak mı?

    -Tek yarıyıl olmak zorunda değil. 180 iş günü artabilir. Bizim tatilimiz uzun. Avrupa ortalaması 200 okul günü. Bizde 180 iş günü var. Japonya’da 220 gün. Önce yapısal olarak bir iyileştirmeye gidelim. Ondan sonra 180 iş günü Avrupa’daki gibi 200 iş günü olabilir.

    -Türkiye’nin yüzde 90’ı tarım toplumuyken yazın 3 aylık boşluğu bırakmışlar çünkü tarım yapılıyor.
    İş tersine dönmüş yüzde 80’i şehirleşmiş ama bu takvim yine aynı kalmış temel çıkmaz bu.

    -Değişebilir. Şu anda 180 iş gününü hemen artırmak gibi bir derdimiz yok. Önce yapısal olarak bir iyileştirmeye gidelim. Ondan sonra orta vadede 180 iş günü Avrupa’daki gibi 200 gün olabilir.

    -Din dersleri içinde ‘zorunluluk’ geçen bir kelimeden bahsediyoruz. Kimin için zorunlu diye baktığımızda bu tartışılır. Zaman içerisinde demokrasinin dönüşmesiyle bazı insanlar başka dersler almak isteyebilir. Devlet politikası var. Bununla ilgili milletimizin beklentisi bizim için önemli.

    – Andımız kararı 5 yıldır beklemede olan bir karar. Eğitimde vizyonun olduğu bir haftada Danıştay açıklama yapıyor. Gelecekle ilgili bir kurgulama yapmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız ‘neden şimdi çıkıyor?’ dedi haklı olarak. Bu konu bilimsellikle ilgili bir konu değil bu siyasal bir mesele.”