Yazar: 1-Editör

  • Kazım Koyuncu ölümünün 16. yılında Fındıklı’da anıldı-VİDEO

    Kazım Koyuncu ölümünün 16. yılında Fındıklı’da anıldı-VİDEO

    PİRHA-“Şair Ceketli Çocuk” olarak tanınan, şarkıları ve sözleriyle hafızalarda yer edinen müzisyen, söz yazarı, oyuncu ve aktivist Kazım Koyuncu, Fındıklı’da anıldı.

    Kanser nedeniyle 33 yaşında hayatını kaybeden, sanatıyla Karadeniz müziğini geniş kitlelere tanıtan Koyuncu, Fındıklı’da anıldı. Yapılan törende Fındıklı Belediyesi Kadın Korosu, Grup Metano ve Murat Özbulut da sahne alarak Koyuncu’nun ezgilerini seslendirdi.

    PİRHA/RİZE

     

     

  • Türmen: Alevilere yönelik AİHM kararlarının uygulanmaması kabul edilemez-VİDEO

    Türmen: Alevilere yönelik AİHM kararlarının uygulanmaması kabul edilemez-VİDEO

    PİRHA-Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen, Alevilerin inanç özgürlüğü ile ilgili bütün problemlerinin aslında halledilmiş durumda olduğuna işaret ederek, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, zorunlu din dersini kaldırın, cemevlerini ibadethane olarak tanıyın diyor. Problemler, hükümetin Avrupa İnsan Hakları kararını uygulamamasından çıkıyor” dedi.

    Aleviler hakları konusundaki mücadelesi devam ederken, Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yargıcı Rıza Türmen, Alevilerin inanç özgürlüğüne ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Problemlerin, hükümetin AİHM kararlarını uygulamamasından çıktığının altını çizen Türmen, “Hükümet bu kararları uygulasa Alevilerin problemleri çözülmüş olacak” ifadelerini kullandı.

    “AHİM KARARLARININ UYGULANMASI GEREKİYOR”

    Öncelikle AİHM kararlarının uygulanmasını sağlamak gerektiğini belirten Türmen, “Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, Alevi çocuklara zorunlu din dersi verilmemesi, cemevlerinin masraflarının hükümetçe ödenmesi gibi maddeler AİHM kararlarında yer alıyor. Bu kararlar tanınmayınca Alevilere yapılan işlem hukuka aykırı oluyor, ayrımcılık oluyor ve inanç özgürlüğüne aykırı oluyor” dedi.

    “MAHKEMELERİN DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NDAN GÖRÜŞ ALIP KARAR VERMESİ OLACAK İŞ DEĞİL”

    Türmen, mahkemenin Alevi davalarının bir tanesinde karar verirken Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüş aldığını ifade ederek, “Mahkeme Aleviliğin ne olduğuna dair Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüş alıp ona göre karar veriyor. Bu laik bir ülkede olacak bir iş midir? diye sordu.

    “ALEVİLERE YÖNELİK AHİM KARARLARININ UYGULANMAMASI KABUL EDİLECEK BİR DURUM DEĞİL”

    “Alevilerin kendilerini nasıl tanımladıklarına Diyanet İşleri Başkanlığı’nın değil, kendilerinin karar vermesi lazım”  ifadelerini kullanan Türmen, şöyle devam etti:

    “Cemevi nedir, ne değildir buna Aleviler karar verir. Kararların uygulanmasından Bakanlar Kurulu sorumlu ve Alevilerin oraya görüş bildirmesi lazım. Bu kararların uygulanması için ‘Bu kararlar uygulanmıyor, çocuklarımız hala zorunlu din dersi görüyor, hala cemevleri ibadethane sayılmıyor’ diyerek Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin üzerine gitmek gerekiyor. Çünkü bu kabul edilecek bir durum değil.”

    Türmen, Türkiye’de nelerin hukuka ve inanç özgürlüğüne aykırı olduğunun kararlarda yazdığını söyleyerek, “O kararları mutlaka uygulatmak ve Alevilerin daha özgür, inançlarına saygı duyulacak bir şekilde yaşamaları lazım” dedi.

    “SİVAS KATLİAMI SÖZÜN BİTTİĞİ YER”

    Açıklamasında Sivas Katliamı’na ilişkin de konuşan Türmen, şu ifadeleri kaydetti:

    “Sivas Katliamı sözün bittiği yer. Alevilere yönelik sürekli bir pogrom ve Alevileri sürekli bir sindirme çabası, asimile etme çabası var. Alevilerin Türkiye’de pogrom olmadan yaşayabilmesi lazım. İnanç özgürlüğü bir tarafa bir de can emniyeti meselesi var.”

    “İKTİDAR YARGIYI, BASKI ARACI OLARAK KULLANIYOR”

    Türkiye’deki yargı sistemini eleştiren Türmen, son olarak şunları söyledi:

    “Sivas Katliamı yapan avukatlardan biri milletvekili oldu, kimisi ufak cezalar aldı. Katliamı yapanlar konusu ise her zaman olduğu gibi kimin yaptığı belli olmadı vs. derken unutuldu.

    Türkiye’de yargının bağımsız olmadığını herkes biliyor. Türkiye’de iktidarın denetimi altında bir yargı var. İktidar, hakimler ve savcılar kurulu aracığıyla yargıyı baskı aracı olarak kullanıyor. Sulh Ceza Hakimlikleri de iktidarın sopası.
    Alevilerin birleşip kendi haklarına sahip çıkması lazım.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar Garip Dede Dergahında anılacak-VİDEO

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar Garip Dede Dergahında anılacak-VİDEO

    PİRHA-2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 35 can 4 Temmuz Pazar günü Garip Dede Dergahında anılacaklar. 

    Garip Dede Dergahında, 2 Temmuz Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren canları anma programı düzenlendi. Anma, 4 Temmuz Pazar günü saat 17:00’de başlayacak.

    Anma etkinliğinde, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat konuşma yapacak. Sanatçılar Tolga Sağ, Muharrem Temiz ve Özlem Taner de deyişler seslendirerek canları anacaklar.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla düzenlenen Demokrasi Konferansı, Aleviler cephesinden değerlendirildi. PİRHA’ya konuşan Alevi katılımcılar bu konferansın demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğu vurgusu yaparak, Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına mücadeleye devam edeceklerini söylediler.

    İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla ‘Büyük Demokrasi Konferansı’ düzenlendi.

    Konferansın bileşenleri arasında Aleviler de yer aldı.

    İstanbul’da düzenlenen ‘Büyük Demokrasi Konferansı’na katılan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek, DAD Basın sekreteri Bülent Felekoğlu, Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, konferansı Aleviler cephesinden ele alarak PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundular.

    “BİZ ALEVİLER OLARAK DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ORTAKLAŞMAK İÇİN BURAYA GELDİK”

    Demokrasi Konferansı’nın Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğunu belirten Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Eğer Türkiye’de demokrasi mücadelesi gelişecekse böyle yapılarla gelişecek ve büyüyecek. Ülkenin dört bir yanında çığlıklar yükseliyor. Dolayısıyla bu çığlıkların güçlü bir sese dönüşmesinin yolu bu tür çalışmaları Türkiye’nin her tarafına yaymaktan geçiyor. Biz Aleviler de, demokrasi mücadelesi veren diğer yapılarla bir arada olmak ve demokrasi mücadelesinde ortaklaşmak için buraya geldik. Ben konuşmacıları ve katılımcıları dinlediğimde içimden ‘Evet bu sefer olacak gibi’ dedim.”

    “BÖYLE BİR DÖNEMDE ÇOBAN ATEŞLERİ YAKMAK ÇOK DEĞERLİ”

    Demokrasi Konferansı’nın çok önemli ve değerli bir konferans olduğuna dikkat çeken Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek de, Demokrasi Konferansı’nı, bir araya gelme ve birlikte mücadele etme sürecini 1980’den sonraki sürece benzettiğini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Dolayısıyla Türkiye’deki ‘ötekiler’ dediğimiz Kürtler, Aleviler, son 10 yıl içerisinde toplum tarafından ötekileştirilenler ve demokrasi çıtasının her gün biraz daha yerlerde süründüğü, mafyokrasi dediğimiz yeni sistemin egemen olmaya çalıştığı bir dönemde çoban ateşleri yakmak çok değerli. Burada ifade edilen İkizdere’den çevrecilere kadar, gençlerden LGBT+ bireylere kadar herkesin ortak talebini bir çatı altında toplamak, hem ülkeye hem dünyaya tek ses olarak haykırmak çok değerli ve çok önemli. Buradaki çalışmaların her tarafa yayılmasını umuyorum.”

    Gülçiçek, Koçgiri bölgesi şahsında genel bir değerlendirme yaparak, “Asimilasyon sonucu geldiğimiz nokta, demokrasinin olmadığı, tek sesin, tek tipin olduğu her yerde diğerlerinin kendini ifade etmesi gerçekten çok zor” dedi.

    “DEMOKRASİYİ, REFAH İÇERİSİNDE YAŞAMANIN YEGANE KRİTERİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Bu toprakların bir çok inancın ve halkın bir arada yaşadığı topraklar olduğuna ve bunların ülkenin zenginlikleri olduğu değerlendirmesinde bulunan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, şunları söyledi:

    “Eğer bu ülkeyi yönetenler bu zenginliğin farkına varır ve bu yönde bakış açısı geliştirirlerse bu mozaik, bu farklılıklar bize gerçekten daha iyi şartlarda yaşamanın, daha özgür bir yaşamın ve kendimizi daha iyi ifade etmenin zeminini oluşturabilir. Ancak milliyetçi ve baskıcı bakış açıları ve yönetim biçimleri bu topraklardaki yaşamımızı gerçek anlamda zehir ediyor ya da bize zulmediliyor algısını oluşturuyor. O nedenle Demokrasi hepimiz için vazgeçilmez temel bir ihtiyaç.

    Biz Divriği Kültür Derneği olarak, iki yıl önce ‘Acil Demokrasi’ temasıyla bir genel kurul yaptık, sonuç bildirgesi yayınladık. Demokrasiyi, huzurlu refah içerisinde yaşamanın yegane kriteri olarak görüyoruz. Bu sebeple Demokrasi Konferansı’nın bir bileşeni olduk. Bu topraklarda demokrasiyi sonuna kadar yaşayacağımız günleri hep birlikte inşa etmeyi umut ediyorum.”

    “BİZ KADINLAR, HAKLARIMIZDAN, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Alevi kadınları temsilen de konferansta bulunduğunu söyleyen Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Demokrasi Konferansı’nı hem Aleviler hem de kadınlar cephesinden şu ifadelerle değerlendirdi:

    “Bu coğrafyada kadınlar, hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorlar, katlediliyorlar, şiddete maruz kalıyorlar ve temel haklarından yoksun haldeler. Alevi kadınlarının bu yoksunluğunun üzerine biraz da inançsal anlamda ötekileştirilmeleri sorunu da ekleniyor. Dolayısıyla biz alevi kadınlar için, kadın olmak, bu ülkede yaşıyor olmak daha da zor bir hale geliyor, her geçen gün daha da zorlaşıyor. O yüzden biz haklarımızdan, özgürlüklerimizden ve İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “GERÇEK DEMOKRASİ OLUŞMADAN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZI ALAMAYACAĞIMIZI BİLİYORUZ”

    Konferansın oluşum sebebini “Türkiye’de yaşanan anti demokratik uygulamaların insanlara fazlasıyla yansıması ve herkesin bundan rahatsız olması” ifadeleriyle tanımlayan  Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise Alevilerin de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, kuruluşundan bugüne kadar yok sayılan, inkar edilen, asimilasyon politikalarına ve katliamlara maruz kalan yanlarıyla en çok anti demokratik uygulamalara uğrayan bir toplum olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:

    “Aleviler olarak derdimiz mücadelemizde karşılık bulmayan taleplerin demokrasi içerisinde diğer güçlerle ortaklaşa verilecek mücadele ile taleplerimize ulaşabilmek. Cumhuriyet tarihinde biz Alevilere eşit yurttaşlık hakkı tanımayanların ilerleyen süreçte de tanımayacağını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de gerçek demokrasi oluşmadan eşit yurttaşlık hakkımızı alamayacağımızı biliyoruz. Bundan sonraki sürecin yerellerde hayat bulup, tüm Türkiye’de bir demokrasi mücadelesinin sürdürülmesi konusunda çalışmalarımız olacak. Diğer güçlerle birlikte Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına yürüttüğümüz faaliyetlerimiz devam edecek.”

    “BİZ ALEVİLER DEMOKRATİK DİNAMİKLER İLE BİRLİKTE GÜÇLÜ BİR SÜREÇ YÜRÜTMEK İSTİYORUZ”

    DAD Basın Kekreteri Bülent Felekoğlu da bu sürecin Aleviler için önemli bir süreç olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Demokrasi dinamikleriyle güçlü ortaklaşmalar yaşamak açısından bizim için önemli. Biz Aleviler, yaptığımız forum içerisinde izlediğimiz süreç gibi Türkiye’nin tüm demokratik dinamikleriyle güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz. Demokrasi Konferansı bunun için bir fırsat. Birçok dinamikle bir araya gelme fırsatımız oldu ve bunu geliştirerek, güçlendirerek yerel ayaklarını da oluşturabilirsek, Türkiye’de gidecek olanlara kapıyı gösterecek ve gelecek olanlara da ışık olabilecek bir süreci birlikte başarabiliriz. Demokrasi Konferansı bu anlamda bir birlikte çalışma başarısı ve birlikte çalışmanın öğreticiliği ile devam ediyor. Başarılarımız ve başarısızlıklarımız bizim birlikte ders çıkardığımız süreçtir.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • Şenyaşar ailesi, adalet mücadelesinde herkesten destek istiyor-VİDEO

    Şenyaşar ailesi, adalet mücadelesinde herkesten destek istiyor-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da, Dr. Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Demokrasi Konferansı’nın katılımcıları arasında Şenyaşar ailesi de yer aldı. Konferans’ta konuşan Emine Şenyaşar, “Ailemi yok ettiler. Dayanacak gücüm kalmadı” diyerek, verdikleri adalet mücadelesine destek istedi.

    İstanbul’da Dr. Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde yapılan Demokrasi Konferansı’nın katılımcıları arasında Şenyaşar ailesi de yer aldı.

    Urfa’nın Suruç ilçesinde 24 Haziran 2018 Genel Seçimleri öncesi 14 Haziran’da AKP milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının saldırısında eşi ve iki oğlunu kaybeden Emine Şenyaşar ile saldırıdan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar konferansta PİRHA‘ya yaptıkları açıklamada mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini ifade ettiler.

    “EŞİM VE ÇOCUKLARIM VAHŞİCE KATLEDİLDİ”

    Konferansta Kürtçe seslenen anne Emine Şenyaşar, eşi ve çocuklarının vahşice katledildiğini söyledi. Şenyaşar, bir oğlunun dükkanında diğer oğlu ve eşinin ise hastanede kameralar önünde katledildiğini dile getirdi. Hastanedeki kamera kayıtlarının yetkililerce yok edildiğini belirten Şenyaşar, katiller dışarıda gezerken bir oğlunun ise cezaevinde tecrit altında tutulduğunu ifade etti.

    “SADECE ADALET İSTİYORUM”

    Verdikleri adalet mücadelesi sırasında sürekli göz altılara maruz kaldıklarını, yaşadıkları zulmün devam ettiğini dile getiren Şenyaşar, şu ifadelere yer verdi:

    “Biz ne yapmıştık. O kadar vahşiler ki. Erdoğan, Halil İbrahim Yıldız’ı milletvekili yapıyor. Onun faizcilik, hırsızlık, katliam yaptığını bilmiyor mu? Ailemi yok ettiler. Dayanacak gücüm kalmadı. Evimde duramıyorum. Sabah evden çıkıp adliye önüne gidiyor, akşam dönüyorum. Sadece adalet istiyorum. Cezaevindeki oğlumu artık serbest bıraksınlar. İstediğim şey yalnızca adalettir. Bu mücadelede yalnız kalıyoruz. Herkesten mücadelemize destek vermelerini istiyoruz.”

    “ADALET YERİNİ BULUNCAYA DEK MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Ferit Şenyaşar ise yaptığı konuşmasında katliamın üzerinden 3 yılı aşkın süre geçmesine rağmen soruşturma dosyası üzerinde halen “gizlilik kararı” bulunmasına dikkat çekti. Etkin bir soruşturma yürütülmediğini söyleyen Şenyaşar, bu nedenle annesiyle beraber adalet mücadelesi yürüttüklerini, ama sadece adalet istedikleri için defalarca gözaltına alındıklarını vurguladı. “Adalet yerini buluncaya dek mücadelemize devam edeceğiz” diyen Şenyaşar, herkesten destek istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Koronavirüs nedeniyle 59 kişi daha yaşamını yitirdi

    Koronavirüs nedeniyle 59 kişi daha yaşamını yitirdi

    PİRHA-Koronavirüs salgını nedeniyle son 24 saatte 59 kişi daha yaşamını yitirirken, 5 bin 703 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı koronavirüsü günlük tablosunu paylaştı. Tabloya göre, salgın nedeniyle son 24 saatte 59 kişi yaşamını yitirirken, 5 bin 703 yeni vaka tespit edildi.

    Toplam vaka sayısı 5 milyon 393 bin 248’e, yaşamını yitirenlerin sayısı da 49 bin 417’ya yükseldi. İyileşen sayısı 5 milyon 254 bin 708 oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD İstanbul Şubeleri Sivas anma programını açıkladı-VİDEO

    PSAKD İstanbul Şubeleri Sivas anma programını açıkladı-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, 2 Temmuz Sivas Katliam’ında yaşamını yitiren  canları anmaları kapsamında İstanbul ve Sivas anma programını açıkladı. Açıklamada, 26 Haziran’da Kadıköy İskele’de saat 14.00’te buluşuyoruz. Tüm dostlarımızı Kadıköy İskele meydanına bekliyoruz.
    Sivas’ı unutmayacağız, unutturmayacağız! Sivas’ın ışığı sönmeyecek” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, Eğitim-Sen Kadıköy Şubesi’nde basın toplantısı yaparak, 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın yıldönümü kapsamında İstanbul ve Sivas anma programını açıkladı.

    Toplantıya PSAKD Genel Merkez Yöneticisi Hüseyin Ağçal, PSAKD Kartal Şube başkanı Ali Yürümez, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, PSAKD Zeytinburnu Şube Başkanı Zeynel Zor katıldı.

    Basın toplantısında,  26 Haziran Cumartesi, saat 14.00’te Kadıköy İskelesi’nde düzenlenecek olan ‘2 Temmuz Sivas Madımak Şehitlerini Anma Programı’na katılım çağrısı yapıldı.

    Basın metnini PSAKD Genel Merkez Yöneticisi Hüseyin Ağçal okudu.

    Basın açıklamasında şu başlıklara değinildi:

    “EŞİT YURTTAŞ OLMAYA DUYDUĞUMUZ İNANÇLA YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”

    Ülkemizin en acı günlerinden biri olan 2 Temmuz 1993’te yaşanan katliamın izlerini her geçen gün hatırlıyoruz ve her geçen gün acısını yaşıyoruz. Ülkemizin karanlığa teslim olmaması için 28 yıl önce olduğu gibi bugün de ışık saçmaya, aydınlığı getirmeye, eşit yurttaş olmaya duyduğumuz inançla yolumuza devam ediyoruz.

    “SİVAS’IN ACISI HALA TAZE, İÇİMİZ HALA KANIYOR”

    Sivas’ta yakanlar daha sonra iktidar oldular, Sivas’ta yakanlar serbestçe dolaştılar, Sivas’ta yakanlar aklandı “milletimiz için ülkemiz için hayırlı olsun” dediler, Sivas’ta yakan Katil Ahmet, ülkeyi yöneten aynı zihniyet tarafından affedildi.
    Sivas’ın acısı hala taze, hala kanıyor içimiz. 1980 darbesi sonrası açılan karanlık süreç, ülkenin gerici faşist bir yönelime girmesi sonrasında 90’lar da işlenen cinayetlerin katliamların sorumlularını bize göstermektedir. Ülkemizi İslamcı faşist bir anlayışla yönetmek isteyenlerin İlerici Aydınlara, Devrimcilere, Kürtlere ve aydınlık Türkiye’nin savunucusu biz Alevilere karşı işlediği katliamların sorumluları ortaya çıkarılmadı, hesap vermediler.

    “ÜLKEMİZİN GEÇMİŞLE YÜZLEŞMESİ VE KATİLLERDEN HESAP SORULMASI GEREKMEKTEDİR”

    Derin Devlet dedikleri aslında ülkeyi yönetenlerin Mafya-Çete-Siyaset üçgenin de işlenen cinayetler ve karanlığın ülkeye çökmesinin önünü açan uygulamalardan başka bir şey değildir. Bugün daha açık görülmektedir ki devletin bir çok kurumu mafyatik ilişkilerle ülkeyi karanlığa sürüklemiş, sonunda mafyayı devlete ortak etmişler ve bir bütün olarak çürümüşlerdir.

    Ülkemizin bu karanlıktan çıkması için geçmişle yüzleşmesi ve bu katliamların azmettiricilerinden ve katillerden hesap sorulması gerekmektedir. Başka çıkış yolu yoktur. Ülkemizin her yurttaşını kapsayan eşit yurttaşlık ilkeleriyle yeniden kurulması ve eşitsizliklerin, adaletsizliklerin artık ortadan kaldırılması gerekmektedir.

    “SİVASTA YİTİRDİĞİMİZ 33 CANIMIZIN ANISINA TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE OLACAĞIZ”

    Bizler bu ülkenin aydınlığa çıkması için mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz ve mutlaka kazanacağız. Bu inanç ve kararlılıkla bir kez daha Sivas’ta yitirdiğimiz 33 canımızın anısına Sivas’ta, İstanbul’da ve Türkiye’nin her yerinde alanlarda olacağız.

    26 Haziran 2021 Kadıköy İskele de saat 14.00’de buluşuyoruz. Tüm dostlarımızı Kadıköy İskele meydanına bekliyoruz.
    Sivas’ı unutmayacağız, unutturmayacağız! Sivas’ın ışığı sönmeyecek!

    PİRHA/İSTANBUL

  • Murtaza Demir’in ‘Cami istemeyiz’ dediği için yargılandığı dava 16 Kasım’a ertelendi-VİDEO

    Murtaza Demir’in ‘Cami istemeyiz’ dediği için yargılandığı dava 16 Kasım’a ertelendi-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in, Tokat’taki Keçeci Baba Dergahının camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazı nedeniyle yargılandığı davanın 2’nci duruşması Çağlayan’da Adliyesi’nde görüldü. Duruşma 16 Kasım 2021’e ertelendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı ve aynı zamanda Madımak Katliamı tanıklarından Murtaza Demir, Keçeci Baba Dergahının camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazı nedeniyle yargılanıyor.

    Murtaza Demir’in yargılandığı davanın 2’nci duruşması bugün (22 Haziran Salı) Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi, 9’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Murtaza Demir’e TKP Heyeti, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yöneticileri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yöneticileri ve yurttaşlar destek verdi.

    “BİZ SADECE ALEVİLİĞİ DEĞİL, ÜLKEYİ KAYBEDİYORUZ”

    Murtaza Demir, duruşma sonrası PİRHA‘ya konuşarak şu açıklamayı yaptı:

    “Bu davadan yola çıkarak, Aleviler hep birlikte ‘sizin yaptığınız ayıptır, bizim yıllardır inancımız böyledir, bizim inancımıza saldırmaya hakkınız yoktur. Madem anayasa var, yasa var, devlet var, sistem var, ortada laiklik diye bir kurum var. Bütün bu yapılar mevcutken siz bunu yapamazsınız’ demelidirler. Bunu bireysel olarak ya da bir kaç kişiyle değil, gür bir sesle söylememiz gerekir. Bunu söyleyebilir, bu anlamda organize olabilirsek; bize, inancımıza ve kültürümüze yapılan bu saldırıyı püskürtebiliriz.”

    Demir, duruşmanın 16 Kasım’a ertelendiğini belirterek, “16 Kasım’da kamuoyunu tatmin edecek bir sayıda mahkemeye gelir, terbiyelice, bize yakışan bir biçimde meseleyi izah edersek, bu mesele bizim inancımız açısından bir kazanım olur. Gasp edilen hakkımızın geriye alınması, bize iade edilmesi bakımından, susulmamalı, hep birlikte mücadele edilmelidir. Biz sadece Aleviliği değil, ülkeyi kaybediyoruz” dedi.

    “İNANÇLARA AYNI MESAFEDE YAKLAŞMAK DEVLETİN LÜTFU DEĞİL, GÖREVİDİR”

    Avukat Tugay Topbaş ise bütün inançlar ve dinler konusunda Türkiye’nin de imzalamış olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne işaret ederek şunları söyledi:

    “Bugün Türkiye’ye hakim olan dini anlayış, anlamak ve içselleştirmek zorundadır. Çağdaş yaşamın, insanlığın bugün geldiği noktanın İnsan Hakları bilincinin bizi getirdiği nokta bütün inançlara aynı ve eşit mesafede yaklaşması zorunluluğudur. Bu devletin bir lütfu değil, görevi ve mecbur olduğu bir davranış biçimidir. Bu nedenle Alevilerin de bu tür durumlarda devletten bir lütuf bekliyormuş gibi bir hisse kapılmadan bunun hakları olduğunu bilerek ve bu bilinçte ısrar ederek, haklarını, inançlarını ve özellikle kültürlerini korumaları şarttır.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Köy muhtarı: Keçeci Baba Türbesinin elimizden alınıp cami yapılması bizleri üzüyor-VİDEO

    Köy muhtarı: Keçeci Baba Türbesinin elimizden alınıp cami yapılması bizleri üzüyor-VİDEO

    PİRHA- Tokat’ta bulunan Alevi Erenlerinden Keçeci Baba Türbesi’nin yıllardır cami olarak kullanılmasına karşı çıkan Keçeci köyü Muhtarı Mahmut Arslan, “İbadetlerine karşı değiliz. Türbenin alt tarafına cami yapılabilirdi ama bizim tarihi türbemizi elimizden alıp da cami yapmaları bizleri üzüyor” dedi.

    Tokat’ın Erbaa ilçesinde Alevi yurttaşların yaşadığı Keçeci köyünde Horasan erenlerinden Keçeci Baba Türbesi’ne 2014 yılında müftülük tarafından camiye çevrilerek kadrolu imam atandı ve 5 vakit ezan okunmaya başlandı. İnançlarına saygı gösterilmesini istediklerini belirten Alevi yurttaşlar yıllardır tepkilerini dile getirdiler.

    “TARİHİ TÜRBEMİZİ ALIP, CAMİ STATÜSÜNE KOYMALARI BİZİ ÜZÜYOR”

    Köy Muhtarı Mahmut Arslan, “Camiye, namaza ve ibadete karşı değiliz. Burası sadece Alevilerin türbesi, tekkesi değil. Burada ibadet edip, duasını edip, şifasını alıp kurbanlar kesen Sünni kesimden de insanlarımız var. İbadetlerine karşı değiliz. Türbenin alt tarafına cami yapılabilirdi ama bizim tarihi türbemizi elimizden alıp da cami statüsüne çevirmeleri bizleri üzüyor” dedi.

    “TÜRBENİN, MEDRESE OLARAK BIRAKILMASINI TALEP EDİYORUM”

    Geçmişte dergahın camiye dönüştürülmesi konusunda bir takım yanlışlar olduğunu belirten Arslan, konuya ilişkin taleplerini ise şöyle ifade etti:

    “Devletten, türbenin statüsü olarak burayı medrese olarak bırakmasını, gerekirse aşağı taraflarına bir cami yapılmasını, oraya gelen Sünni arkadaşlarımızın orada ibadetini yerine getirmesini talep ediyorum.”

    KEÇECİ BABA

    Keçeci Baba Horasan’dan Anadolu’ya gelen Sancaklı evliyalarındandır. 13. yüzyılda yaşadığı ve Hacı Bektaş Veli’nin amcası olduğu rivayet ediliyor. Keçeci Baba, Ahi Mahmut Veli, Şah Mahmut Veli, Gül Ahi Baba gibi adlarla da anılır.

    PİRHA/TOKAT

  • Topçu: Alevilerin sorunlarının bir danışmana havale edilmesi ciddiyetsizliktir-VİDEO

    Topçu: Alevilerin sorunlarının bir danışmana havale edilmesi ciddiyetsizliktir-VİDEO

    PİRHA- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Ali Arif Zeybek’in Türkiye’nin bir çok kentinde Alevi kurumlarına ziyaret gerçekleştirmesini değerlendiren DAD Eş Genel Başkanı Saime Topçu, Alevilerin sorunlarının bir danışmana havale edilmesinin devletin Alevilere ne kadar ciddiyetsiz yaklaştığının göstergesi olduğunu belirtti. 

    Alevi toplumu haklarının, somut taleplerinin hükümet tarafından kabul edilmesini beklerken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Ali Arif Zeybek, Türkiye’nin bir çok kentinde Alevi kurumlarına ziyaret gerçekleştiriyor. Kurumlara ve inanç önderleri, ‘bir ihtiyacınız var mı?’ sorusuna muhataplarının devlet olduğunun cevabını verirken, Alevilerin haklarının iadesi istediler.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Ali Arif Zeybek’in cemevleri ve Alevi kurumlarına yaptığı ziyaretleri değerlendiren Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Saime Topçu, ziyaretlerdeki amacın cemevlerini kendilerine bağlamak ve burada kendi Alevilerini oluşturmak olduğunu belirtti.

    Alevilerin sorunlarının bir danışmana havale edilmesinin, devletin Alevilere ne kadar ciddiyetsiz yaklaştığının göstergesi olduğunu vurgulayan Saime Topçu, “Devletin kendi içerisinde bu kadar birbirine girdiği, bazı rasyonel dinamiklerini kaybettiği süreçte herkes kendini Aleviler üzerinden temize çekmeye çalışıyor. Herkes kendini Aleviler üzerinden var etmeye çalışıyor” dedi.

    ”’NEYE İHTİYACINIZ VAR’ BASİTLİĞİ OLMAMALI”

    Saime Topçu, Türkiye’nin ancak demokratik ve eşit yurttaşlık temelinde Türkiye halklarına çözüm üretebileceğine inandığının altını çizerek, şunları dile getirdi:

    “Eğer Alevileri dinlemek istiyorlarsa, Aleviler zaten her platformda sözlerini söylüyor ve taleplerini dile getiriyorlar. Biz Aleviler Türkiye halkları ile rızalaşabilecekleri, herkesin kendini güçlü ifade edebileceği yaklaşımlara, platformlara ihtiyaç duyuyoruz. Bunun da bu iktidar döneminde olmayacağı, net bir şekilde kanaat getirdiğimiz bir durumdur.

    Yeni bir restorasyon sürecine girilmek isteniyorsa bunun yöntemi Aleviler için uygun görülmüş bir danışmanın “Neye ihtiyacınız var?” basitliği olmamalıdır. Bu bizim rızalığımızın olmadığı ve bu yaklaşımın ne kadar gayriciddi olduğunu gösteren bir durumdur. Aleviler bu tür yaklaşımları çok iyi tanıyor. Buna tamah edenler şu hakikati iyi görmeliler: Eğer kendi toplumları için gerçekten hizmet yürüttüklerini düşünüyorlarsa, bu hizmeti toplumun değerlerine layık bir şekilde yürütmeleridir.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Demir: Alevi dergahının gasp edilmesini yazdığım için dava açılması hazin!-VİDEO

    Demir: Alevi dergahının gasp edilmesini yazdığım için dava açılması hazin!-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir, Tokat’ta bulunan Keçeci Baba Dergahının camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazı nedeniyle yargılanıyor. Demir hakkında açılan davanın ikinci duruşması, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı ve aynı zamanda Madımak Katliamı tanıklarından Murtaza Demir, Tokat’ta bulunan Keçeci Baba Dergahının camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazı nedeniyle yargılanacak.

    22 Haziran Salı günü, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülecek olan duruşma öncesi PİRHA‘ya konuşan Murtaza Demir, “Saldırı, Alevi ibadethanesinedir ve Alevi inancınadır. Buradaki muhatap Murtaza Demir değil, Alevilerdir. Aleviler kendi geçmişlerine, kendi inançlarına, kendi ibadethanelerine sahip çıkmalılardır” ifadeleriyle duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

    “KAMUOYUNUN DESTEĞİNİ MUTLAKA KABUL ETMEK GEREKİYOR”

    Demir, kişi olarak yüzlerce davadan yargılandığını söyleyerek şunları kaydetti:

    “Bir dönem Sivas Katliamı sonrası açılan davalar nedeniyle sürekli Ankara Adliyesindeydim. Bu dönemde “böyle bir dava yürütüyorsunuz ama bunu kendiniz açısından sosyal, siyasal amaçlarla kullanıyorsunuz” denilir kaygısıyla görsel basına ve sosyal medya gibi mecralara çok başvurmadım. Aslında bugün de böyle düşünüyorum, doğru bulmuyorum. Sessiz sedasız gider, bazen tek başıma, bazen bir kaç yakın arkadaşımla duruşmalara katılırdım.”

    Demir, 22 Haziran’da görülecek olan duruşma için Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ile Almanya’dan ve Avusturya’dan arkadaşlarının istemiyle bir görsel hazırlanarak, sosyal medyada paylaşıldığını söyledi.

    “ÜLKEMİZ ÇETELER ÇÖPLÜĞÜNE DÖNÜŞTÜ”

    “Ülkemiz çeteler çöplüğüne dönüştü” ifadesini kullanan Demir, “Toplumda her gün yeni bir çete olayı paylaşılıyor. Hükümetin ne kadar çürüdüğü, devletin ne kadar çürütüldüğü, hazinenin adeta yağmalandığı bilgileri her gün tek tek ortaya çıkıyor” dedi.

    “BENİM İBADETHANEME SALDIRIYORSUNUZ, BENİ AŞAĞILIYORSUNUZ”

    Demir, “Hazin olan şu ki, bütün bunlar karşısında sessiz kalan savcılar, bir Alevi dergahının gasp edilmesi noktasında bir yazı yazmam nedeniyle bana dava açıyor. Aslında davanın Alevi dergahını gasp edenlere karşı açılması gerekmez mi?” diye sorarak, şöyle devam etti:

    “Ben bu meseleyi şu şekilde algılıyorum: Siz bir Alevi köyünde yaşıyorsunuz ve orası binlerce yıldır önemli bir dergah, insanlar bu şekilde itikat ediyor, böyle inanıyorlar. Böyle inandıkları için içlerinden çete çıkmıyor, alçak ve bölücü çıkmıyor. Bu köyde, böyle bir sosyal yaşam sürdürüyorlar. Ama siz burayı kendinize benzetmek amacıyla bozuyorsunuz. Bugün çetelerin, alçakların, dini kullanarak her türlü kepazeliği yapanların üretildiği bir mekana çevirmek istiyorsunuz.

    Bu aslında başka bir anlamda şudur: Bana küfrediyorsunuz. Benim ibadethaneme saldırıyorsunuz, beni aşağılıyorsunuz. Dolayısıyla savcı, beni aşağılayan, inancımı, ibadethanemi dergahımı, geçmişimi, kültürümü aşağılayan insanlara, şahıslara, çevrelere değil, “Niye yapıyorsunuz” diye soran bana dava açıyor.

    Bunu bir bütün olarak ele aldığımızda, böyle bir şey Ortaçağ’da bile çok az görülür. Biz 21. yüzyılda yaşıyoruz. İletişimin, teknolojinin, insan hakları kavramlarının bu derece yol aldığı, mesafe kat ettiği bir dönemde bunu yapıyorsunuz. Böyle insanlık dışı bir muamele ile karşı karşıyayız.”

    “BU, İNSAN ONURUNA SALDIRIDIR”

    Açılan davanın insan onuruna saldırı olduğunun altını çizen Demir, şu ifadeleri paylaştı:

    “İnsan onuru, bedeli, karşılığı ne olursa olsun, bu saldırı karşısında sessiz kalamaz ve bunun için mücadele etmeye, her şeyi göze almaya değer. Nesimiler, Mansurlar, Pir Sultan Abdallar, Sivas şehitleri, Çorumlar, Maraşlar, Gaziler, Dersimler; Bizim geçmişimiz bu mücadelelerle dolu. Şimdi tarihi bilmeyenler bizi bu tür araçlarla, devletin yargısını yanına alanlar, kolluk güçlerini yanına alanlar bizi bu tür aşağılık saldırılarla püskürteceklerini, korkutacaklarını, sindireceklerini sanıyorlar. Tarihe baksalar aslında böyle olmadığını görecekler. Biz mücadeleyi devam ettireceğiz. Biz inancımızı yaşamaya devam edeceğiz. Bu inancı, kültürü dedelerimizden nasıl devralmışsak, çocuklarımıza da aynı şekilde bozmadan devretmenin mücadelesini ve kavgasını vermeye devam edeceğiz. Bunu yapacağız, korkmuyoruz.”

    “MUHATAP MURTAZA DEMİR DEĞİL, ALEVİLERDİR”

    Bu olay çevresinden bakıldığı zaman ulusal mahkemelerin verdiği, devletin, hükümetin tanımadığı “Cemevleri ibadethanedir” denilen kararların mevcut olduğu vurgusu yapan Demir, duruşma öncesi destek çağrısı amacıyla şu ifadelere yer verdi:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı kararlarda “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir” deniliyor ve siz bu ibadethaneye saldırıyorsunuz. Dolayısıyla saldırı, Alevi ibadethanesine ve Alevi inancınadır. Buradaki muhatap Murtaza Demir değil, Alevilerdir. Aleviler kendi geçmişlerine, kendi inançlarına, kendi ibadethanelerine sahip çıkmalılardır ve yarın Murtaza Demir’e değil, kendi inançlarına sahip çıkacak şekilde, örgütlü bir biçimde mahkemeye gelmelidir. Kürsüde oturan yargıç, Murtaza Demir’in yalnız olmadığını görmelidir. Murtaza Demir’i mahkum etmekle işin bitmeyeceğini anlamalıdır. Bunun muhatabı Aleviler, bütün demokratlar, bütün solcular, demokrasiden, laiklikten ve insan haklarından yana olan herkestir. Yarın bu anlamda destek verilmesini, birlikte olmayı çok arzu ederim.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • Aday: Alevi dünyasını Dersim’de buluşturacağız-VİDEO

    Aday: Alevi dünyasını Dersim’de buluşturacağız-VİDEO

    PİRHA-HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu “Herkes için Adalet buluşmaları” kapsamında Dersim’de 25-26 Haziran tarihlerinde toplantı düzenleyecek. Toplantıya dair konuşan HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Nesimi Aday, Alevi dünyasını Dersim’de buluşturmayı hedeflediklerini belirtti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu “Herkes için Adalet buluşmaları”na, Dersim’de devam ediyor.

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu, “Herkes için adalet buluşmaları” kapsamında, “Canlar hakikat ve adalet için buluşuyor” mottosu ve “Herkes için adalet” sloganı adı altında Alevileri bir araya getirecek toplantı düzenliyor.

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Nesimi Aday, “Canlar hakikat ve adalet için buluşuyor” ve “Herkes için Adalet” sloganı adı altında düzenlenecek olan toplantının ayrıntılarını PİRHA’ya paylaştı.

    “BÜTÜN ALEVİ DÜNYASINI DERSİM’DE BULUŞTURACAĞIZ”

    Programın, Türkiye’deki bütün Alevi çeşitliliğinin dikkate alınarak hazırlandığını belirten Aday, program katılımcıları ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

    “Bektaşi Babalarından, Alevi Pirlerine, Analarına kadar herkesi davet ettik. Yani her kesimden temsiliyet olacak. Pirler, analar, federasyon başkanları, konfederasyon başkanları, dernek başkanları, cemevi başkanları başta olmak üzere, yine Alevi alanında yazan araştırmacı yazarların da içinde olduğu geniş bir yelpaze olacak. Olanaklar ölçüsünde bütün Alevi dünyasını Dersim’de buluşturacağız.”

    “HAKİKAT VE ADALET İÇİN CANLARI DERSİM’DE BİR ARAYA GETİRMEK İSTİYORUZ”

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu tarafından bir süredir adalet buluşmalarının yapıldığını söyleyen Aday, şöyle devam etti:

    “Herkes için adalet buluşmaları, partimizin yaklaşık bir yıldır yürüttüğü bir kampanyaydı. Bu kampanya doğrultusunda halklar için adalet, inançlar için adalet, kadınlar için adalet, çocuklar için, ekoloji için adalet gibi isimler altında çeşitli faaliyetler, etkinlikler yürütüyorduk.

    Yaklaşık bir yıl önce Hatay’da halklar buluşması yapmıştık, Türkiye’deki bütün halkları bir araya getirmiştik. Partimiz yine yakın zamanda Mart ayında, Ankara’da Demokratik İslam buluşması yapmıştı. Şimdi de Dersim’de canlar buluşmasını hazırlıyoruz. Hakikat ve adalet için canları Dersim’de bir araya getirmek istiyoruz.”

    “ALEVİLER DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİ”

    Aday, toplantının amacına ilişkin şunları kaydetti:

    “25 Haziran’da Dersim’de bütün canlarla bir araya geleceğiz. Buradaki amacımız, Türkiye’nin içinde bulunduğu bu sıkıntılı süreçte canların ne tür sıkıntılar yaşadığı, ne tür talepleri olduğu, ortak bir vatan için ne tür beklentiler olduğu, eşit yurttaşlık temelinde Demokratik bir Türkiye için çok büyük bedeller ödedi , dolayısıyla bütün bu bedelleri ödeyen, sıkıntıyı en çok yaşayan, bu sistemin en büyük zulmünü gören Alevilerin beklentilerini, önerilerini almak için 25 Haziran’da Dersim’de bir toplantı yapacağız. Orada yüz yüze, cemal cemale bir araya geleceğiz.”

    Aday, 26 Haziran’da çalışmanın devam edeceği bilgisini paylaşarak, “Munzur Gözeleri’ne, o bölgede başta Ana Fatma Ziyareti olmak üzere bir gezi programımız var. Doğrusu bu bir inanç gezisi, yani Alevi inancına, ritüellerine uygun bir şekilde, lokmalar ve dualar eşliğinde bir gezi olacak” dedi.

    “DERSİM, ALEVİLER İÇİN ‘ANA VATAN’ İMGESİ TAŞIYOR”

    Bu toplantının amaçlarından bir tanesinin de Türkiye’nin bir çok bölgesindeki Alevileri bir araya getirmek olduğunu dile getiren Aday, “Yani Alevilerin “Yol bir, sürek bin bir” mottosu üzerine hareket edip, bütün anlayışları Dersim’e götürmeye çalışıyoruz. Burada Dersim’i seçmemizin amacı, Dersim Aleviler için bir rıza şehri olarak görülüyor. Bir çok Alevi Ocağı Dersim’dedir. Bu anlamda Aleviler için bir “Ana vatan” imgesi de var. Bundan dolayı Ana Fatma’nın huzurunda, darında; Munzur Baba’nın, Düzgün Baba’nın sofrasında Alevileri, onları mihman etmek için bu buluşmanın Dersim’de gerçekleşmesinin kıymetli olacağını düşündük” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER TARİH BOYUNCA KIRIMLARA, SOYKIRIMLARA UĞRADI”

    Organize suç örgütü başı Sedat Peker’in, Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Derin Mehmet’in adamlarının planları bir cemevine saldırıdır” şeklindeki iddiasına yönelik, “Mehmet Ağar ve ekibinin Aleviler üzerine olası bir provokasyonunu da konuşmak gerekiyor” diyen Aday, şunları söyledi:

    “Aleviler son süreçlerde kamuoyunun da izlediği, gördüğü gibi, suç örgütü Sedat Peker’in de ifşa ettiği, Alevilere yönelik yeni bir saldırı olabileceği bilgisi var. Aslında biraz bunu da konuşmak için oradayız. Yani Aleviler için biz ne yapabiliriz, onlar birlikte ne yapabilir, bunları da konuşmak için orada olacağız. Konuşulan bu haber, bu olasılık Alevileri tedirgin etmiş durumda. Çünkü Aleviler tarih buyunca kırımlara, soykırımlara uğradılar. En yakını Gazi Mahallesi olaylarıydı, Sedat Peker’de bunu söylemişti. Yani Mehmet Ağar ve ekibinin Aleviler üzerine olası bir provokasyonunu da konuşmak gerekiyor.”

    “ALEVİLERİN İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA, ONLARIN SÖZÜ OLMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    Bu bağlamda parti olarak, Alevilerin istekleri doğrultusunda onların sözü olmaya çalışacaklarını ifade eden Aday, son olarak şunları ekledi:

    “Biz de siyaset kurumu olarak desteklerimizi sunacağız. Alevileri olası bir sıkıntıdan kurtarmak için elimizden ne geliyorsa bizler de yapmayı düşünüyoruz. 25 Haziran’da bütün canlarla yüz yüze cemal cemale söyleşeceğiz, bütün bunları konuşacağız. Demokratik bir toplum için, özgür yurttaşlık için canların fikirlerini alıp, ona göre biz de HDP olarak, Alevi canlar için üstümüze düşen ne varsa yapacağız.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyor-VİDEO

    Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyor-VİDEO

    PİRHA- EŞİK tarafından düzenlenen mitingde bir araya gelen binlerce kadın ve LGBTİ+ HDP’ye yönelik saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın fotoğraflarını taşırken, iktidara “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz’ mesajı verdi.

    “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” demek için EŞİK tarafından düzenlenen miting, Maltepe miting alanında yapıldı. İstanbul’un pek çok ilçesinin yanı sıra Konya, Bursa, Balıkesir, Gömeç, Elazığ, Tekirdağ, Isparta, Datça, Kırklareli’nin aralarında olduğu çok sayıda kentten kadınlar ve LGBTİ+’lar isyanlarını buluşturdu.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) tarafından düzenlenen “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” mitingi için binlerce kadın İstanbul Maltepe miting alanında buluştu. Kadınlar miting alanına yürüyüş yaparak geldi.

    Sosyalist Kadın Meclisleri, Özgür Genç Kadın, Yeni Demokrat Kadın ve HDK’li kadınlar İdealtepe köprü altında buluştu. Miting alanına “Yaşasın kadın dayanışması”, “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganıyla yürüdü. Polis “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganının yasadışı olduğunu iddia ederek kadınlara müdahale tehdidinde bulundu. Kadınlar polisin tehdidine slogan atmaya devam ederek yanıt verdi.

    İki ayrı arama noktasından geçerek miting alanına gelen kadınlar ve LGBTİ+’lar pankartları, dövizleri ve sloganlarında İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediklerini taşıdı. Polis gökkuşağı bayraklarına el koyarken, polisin LGBTİ+ bayraklarına el koyma saldırısı üzerine kitlenin bir kısmı ikinci arama noktasında polis barikatlarını yıkarak miting alanına girdi.

    Mitinge katılan kadınlar ve LGBTİ+’ların büyük bir kısmı Deniz Poyraz’ın resimlerini taşıdı. Mitingde bir araya gelenler “Deniz Poyraz isyanımızdır”, “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları atarken, “İstanbul Sözleşmesi bizim” sloganını hep bir ağızdan haykırdı. 

    Mitinge, Sosyalist Kadın Meclisleri, Özgür Genç Kadın, Halkların Demokratik Kongresi Kadın Meclisleri, Hakların Demokratik Partisi Kadın Meclisi, Özgür Kadın Hareketi, TİP’li kadınlar, EKA, Emek Partili Kadınlar, Ekmek ve Gül, Tuzla’dan Genç Kadınlar, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, Gülsuyu Gülensu Kadın Dayanışma Evi, Üniversiteli Kadınlar, Yeni Demokrat Kadın, Kızıl Okyanus LGBTİ, Sosyalist Kadın Hareketi, Kadın Zamanı Derneği, Kadın Savunması, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Nar Kadın Dayanışması, KESK Kadın Meclisi, Gömeç Kadın Konseyi, Burhaniyeli Kadınlar, Kocaeli Kadın Platformu, Kırmızı Biber Derneği, Datça Kadın Platformu, Demir Leblebi, DİSK’li Kadınlar, İşçi Emekçi Kadın Komisyonları, İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Deva ve CHP’li kadınlar katıldı.

    Ortak metni kadınlar ve LGBT+’lar okudu. “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” denilen açıklamada sözleşmeyi savunmaya devam edeceklerinin altını çizdiler.

    Kalben’in sahne almasıyla başlayan miting Pınar Aydınlar’ın söylediği türkülerle kadınların halaylarıyla sürdü.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Anne Elvan’dan karara tepki: Emir veren kişi yargılanana kadar durmayacağım-VİDEO

    Anne Elvan’dan karara tepki: Emir veren kişi yargılanana kadar durmayacağım-VİDEO

    PİRHA-Gezi direnişi sırasında polisin gaz fişeğiyle vurulan Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin görülen davada karar açıklandı. Sanık polise 16 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Karara isyan eden anne Gülsüm Elvan, “16 kiloya 16 yıl…Çocuğum için emir veren kişi yargılanana kadar durmayacağım” dedi. 

    Gezi direnişi sırasında Okmeydanı’nda başından hedef alınarak vurulan Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili açılan davanın karar duruşması İstanbul Adliyesi 17’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme, sanık Fatih Dalgalı‘yı kasten öldürme suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 16 yıl 8 ay hapse çarptırdı. Sanık tutuklanmadı.

    ANNE GÜLSÜM ELVAN: 16 KİLOYA 16 YIL

    Kararın ardından konuşan Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm elvan, sanık polise verilen cezaya, “16 kiloya 16 yıl…Çocuğum için emir veren kişi yargılanana kadar durmayacağım” diye isyan etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Buldan Hatay’daydı: Alevi canlarımızın sorunlarını dile getirmek sorumluluğumuzdur

    Buldan Hatay’daydı: Alevi canlarımızın sorunlarını dile getirmek sorumluluğumuzdur

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP vekilleri, Kadın Meclisi üyeleri, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve Hatay İl Kadın Meclisi üyelerinden oluşan heyet, “Kadınlar için adalet” kampanyasının ikinci etabı olan “Kadın yoksulluğuna hayır” buluşmalarına Çukurova’da devam ediyor.

    HDP Eş Genel Başkan Buldan’ın da dahil olduğu heyet bugün Hatay’daydı.

    Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “İnançlıyız. Kadın mücadelesi ile kadınların birlikteliği ile kazanacağız. Bugün Hatay’da bu buluşmayı gerçekleştiriyorsak kadın mücadelemiz sayesindedir” dedi.

    “BİZ KADINLAR YÜZYILLARDIR ATAERKİL SİSTEME KARŞI MÜCADELE EDİYORUZ”

    SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce ise “Biz kadınlar yüzyıllardır ataerkil sisteme karşı mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz zorlu, ama bizim de kararlılığımız var. Her zaman görülmeyen bir emeğimiz var. Buna karşı da mücadele ediyoruz. İstanbul Sözleşmesi için mücadele ediyoruz” diye konuştu.

    “AKP’NİN HAKSIZLIKLARINA KARŞI ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Kadınları selamlayarak konuşmasına başlayan HDP Eş Genel Başkan Pervin Buldan ise şunları kaydetti:

    “Antakya’da sevgili canlarla buluşmanın onurunu yaşıyorum. Antakya gibi savaşların ve çatışmaların olmasını istemeyen, her zaman halkların ortak yaşamını savunan bir kentten Türkiye halklarına seslenmek onur verici. Bu ülkede adaletin kırıntılarının kalmadığı bir dönem yaşıyoruz. Bunun acısını büyük bedeller ödeyerek sürdürüyoruz.

    Bizler geçmişe bakıyoruz, bu ülkede büyük zulümlerin yaşandığına her zaman tanıklık ettik. Ama en büyük haksızlıkların yaşandığı AKP döneminin bedelini yaşıyoruz. Hiçbir dönemde bu kadar zulmün yaşandığına tanık olmadık. Cumhuriyetten beri bu ülkede faili meçhuller oldu ama bu dönemde sadece Kürtlere zulüm yapılmıyor. Bu ülkede AKP gibi düşünmeyene, adalet diyene, demokrasi savunana haksızlık var. 19 yıldır Kürdün de, Alevinin de, Arapların da, Ermenilerin de, kadınların da, her kesimin AKP’ye itirazı var.”

    Buldan, tutuklu HDP’lilere sözleri olduğunu da ekleyerek, “Bugün arkadaşlarımız Kobanî Davası’ndan yargılanıyorlar. Davanın sonucunda Türkiye’nin demokratik siyasette nasıl evrileceğine tanıklık edeceğiz” dedi.

    “MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    “Bu yargılamanın sonucunda kaybeden Kürtler ve HDP olmayacak. Kaybeden AKP ve IŞİD olacak. Biz bu ülkede savaşların olmaması için büyük bir mücadele veriyoruz ve mücadelemiz devam edecek” diyen Buldan, AKP’den adalet ve demokrasi beklemeyeceklerini, adalet ve demokrasiyi Türkiye halklarının getireceğini söyledi.

    “ALEVİ CANLARIMIZIN SORUNLARINI DİLE GETİRMEK SORUMLULUĞUMUZDUR”

    Buldan, ziyaret ettikleri türbedeki konuşmasında Alevilerden de bahsederek şunları söyledi:

    “Kadın yoksulluğu kampanyamızda Hatay’dayız. Kadınların sesi olmaya çalışıyoruz. Bugün Alevi canlarımızla bir aradayız. Biliyoruz ki Alevilerin de çok büyük sorunları var. Kendi inançlarının gereklerini özgürce yerine getiremeyen Alevi canlarımızın sorunlarını dile getirmek sorumluluğumuzdur. HDP demek, geleceğe dönük ortak yaşamı birlikte kurmak demek. Komşu ülkelerimizde de çatışma istemiyoruz. Suriye sınırında bu mesajı vermenin önemli olduğunu düşünüyorum. Özgür bir yaşamın mücadelesini halklarla birlikte kazanacağız. Bu ülkeye barışı AKP’ye rağmen getireceğiz. Bu ülkede tecridi de kaldıracağız ölümler durduracağız, barışı sağlayacağız.”

    “ALEVİLERİN, ERMENİLERİN, KÜRTLERİN KADERLERİ AYNI, MÜCADELESİ ORTAKTIR”

    Heyet, daha sonra Samandağı’nda Hz. Hızır makamını ziyaret etti. Ardından, Vakıflı Köyünde bulunan Surp Asdvadzadzin Kilisesini ziyaret etti. Kilise yetkilileri ile görüşen heyet, mum yakarak dua etti. Kısa bir konuşma yapan Buldan, “HDP’nin bu ülkede yok sayılan tüm öteki kimlik ve inançların partisi olduğunu belirterek, “Alevilerin, Ermenilerin, Kürtlerin kaderleri aynı. Ancak ortak mücadele ile birlikte başarmanın yollarını bulmalıyız” dedi.

    “KOOFERATİFİN GELİRİ KADINLARA VE OKUYAN ÇOCUKLARA GİDİYOR”

    Daha sonra kadın kooperatifinde çalışan kadınları ziyaret eden Buldan ve beraberindeki heyet, kadınların neler yaptığını sorarak yaşadıkları zorlukları dinledi.

    Kooperatifteki kadınlar, yaptıkları ev yapımı ürünleri sattıklarını ifade ederek, “5 kadınız, şimdi 35 kadın olduk. Ceviz, turunç, kabak reçelleri; zeytinyağları ve defne sabunu üretiyoruz. Satış noktamız burası. Kartımızı dağıtıyoruz. Kargo ile ürün gönderiyoruz. Genelde burada yetişen ürünleri değerlendiriyoruz. Gelen misafirlerin kalabileceği bir pansiyonumuz da var. 2005’te bu kooperatifi kurduk. Kooperatifin geliri kadınlara ve okuyan çocuklara gidiyor” dediler.

    PİRHA/HATAY

  • Hubyar Sultan AKD yöneticisi kadınlardan ırkçı doktor hakkında suç duyurusu-VİDEO

    Hubyar Sultan AKD yöneticisi kadınlardan ırkçı doktor hakkında suç duyurusu-VİDEO

    PİRHA-Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Dernek Başkan Yardımcısı Aynur Yıldırım ve Avukat Eda Kurt, Alevi ve Kürt kadınlarına yönelik cinsiyetçi ve ırkçı ifadeler kullanan, hakaret eden Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu hakkında İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundular. 

    İstanbul İl Ambulans Komuta Kontrol Merkezi Başhekimi Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu‘nun kendisine ait olduğu belirtilen Twitter hesabından Alevi ve Kürt kadınlarına karşı ahlaksız ve ırkçı ifadeler yazması toplumun büyük tepkisine yol açtı.

    Yalova’daki Alevilerin ardından İstanbul’da Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nden kadınlar da Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Dernek Başkan Yardımcısı Aynur Yıldırım ve Avukat Eda Kurt, Kürtlere ve Alevilere yönelik cinsiyetçi ve ırkçı ifadeler kullanan Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu hakkında Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundular.

    “ADİL YARGILAMA OLMADIĞI SÜRECE ALEVİLERE DÖNÜK NEFRET DİLİ DEVAM EDECEK”

    Suç duyurusunun ardından PİRHA‘ya konuşan Hubyar Sultan AKD Genel Sekreter Yeşim Kantekin, “Biz Hubyar Sultan AKD olarak Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu’nun sosyal medya aracılığıyla yaptığı hem cinsiyetçi hem de ırkçı açıklamalardan dolayı sessiz kalmamayı her zaman kendimize önemle atfediyoruz. Hubyar Sultan geçmişten bu yana tavrı itibariyle de böylesi hak mücadelelerine hiç bir zaman sessiz kalmadı. Bu konuda da sessiz kalmamayı önemsiyoruz. Bu yasal sürecin takipçisi olacağız” dedi.

    “SÜRECİN TAKPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Kantekin şöyle devam etti:

    “Adil yargılamaya olan güvenimizin çok daha sarsıldığı süreçlerden geçiyoruz. Hukukun hiç bir zaman ezilenlerden yana olduğunu görmedik. Bu nedenle toplumsal bilinçaltında hem Alevilere dönük oluşan nefret söyleminin, adil yargılama olmadığı sürece devam edeceğinin farkındayız. Ama biz yine de yasal sürecimizi başlatıp, sürecin takipçisi olma konusunda ısrarcı olacağız.”

    Hubyar Sultan Dernek Başkan Yardımcısı Aynur Yıldırım ise “Bugün Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yönetim kurulu üyesi iki kadın olarak Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu hakkında suç duyurusunda bulunduk. Sosyal medya da yaşanan olayı şiddetle kınıyoruz, tepkiliyiz ve konunun sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi.

    “CİNSİYETÇİ VE FAŞİST BİR SÖYLEM; KINIYORUZ”

    Cumhuriyet Halk Partisi Başakşehir Meclis üyesi olan Av. Eda Kurt, grup adına suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti.

    Kurt, “Grup olarak ırkçı doktor hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bu cinsiyetçi, faşist bir söylemi kınıyoruz. Üstelik bu  söylemde bulunan kişinin bir doktor olduğuna, insanlık adına çalışmak için, namus ve şerefi üzerine yemin etmiş bir doktor olduğunu düşündüğümüzde çok ciddi bir çöküşü gösteriyor. Üniversitelerin bilim insanı yetiştirmesi konusundaki yetersizliği de aslında bu ve geçmişte bunun gibi geçmişte de yaşadığımız söylemlerde ortaya çıktı” şeklinde konuştu.

    AVUKAT ASLAN YILDIRIM’DAN ALEVİ KADINLARA DESTEK

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nden kadınların suç duyurusunda bulunmasını desteklemek amacıyla adliyeye geldiğini söyleyen Av. Aslan Yıldırım da şunları söyledi:

    “Türkiye’nin demokrasi, insan hakları mücadelesinde önemli bir yere sahip olan Hubyar Sultan’ın, bugün bir pratiğiyle daha buradayız. Ben hem bir Alevi can olarak hem mesleği avukatlık, toplumun savunma refleksini pratiğe geçiren bir insan olarak, Hubyar Sultan’daki kadın canlarımızın bugün savcılığa vermiş oldukları suç duyurusuna destek olmak amacıyla bulunuyorum. Kendilerini mücadelelerinde yalnız bırakmayacağız. Hem hukuki anlamda destek olmaya devam edeceğiz, hem de demokrasi ve insan hakları noktasında özellikle sistemsel ve yapısal olarak ezilenlere, dışlananlara, yok sayılanlara karşı bütün bu nefret suçu ve ayrımcılık ile destek olmaya devam edeceğiz.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • 16 HAZİRAN 2021 ÇARŞAMBA-GÜNDEM

    16 HAZİRAN 2021 ÇARŞAMBA-GÜNDEM

    -Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yöneticisi kadınlar, Twitter üzerinden 2013 ve 2014 yılında paylaşıldığı görülen tweetlerde Kürtlere ve Alevilere yönelik cinsiyetçi ve ırkçı ifadeler kullanan doktor hakkında suç duyurusunda bulunacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube YK üyesi Niyazi Üçgül İstanbul Ayazağa cemevi önüne konulan hoparlör ve Kars’ın Sarıkamış ilçesi Sallıpınar köyüne yapılan cami  ile ilgili PİRHA’ya açıklamada bulundu. Üçgül yaptığı açıklamada, “Biz daha önce tarihimizde Maraş’ı, Sivas’ı, Gazi’yi, Gezi olaylarını gördük ve toplum olarak ciddi anlamda sıkıntılar yaşadık” dedi. Üçgül “Biz artık bu konuların geride kalmasını istiyoruz. Biz bu ülkede herkesin inanan, inanmayan ya da dini görüşü, siyasi görüşü ne olursa olsun el, ele kol, kola vermiş bir yaşam oluşturulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.  GÖRÜNTÜLÜ

    – Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak (Socax) köyünde yaşayan Durna ve Hüseyin Çakal, eski cemlere olan özlemlerini dile getiriyorlar. Nüfusun çoğunun yurtdışına göç ettiğini söyleyen Çakal çifti, “İnancımız güzeldi. Köylüler bir araya gelip ibadetlerini yapıyordu. Pirlerimiz Adıyaman’dan, Malatya’dan geliyordu. Bugün bunların hiçbiri kalmadı” diyerek geçmişe ve inançlarının geriye düşmesine derin bir ah çekiyorlar. GÖRÜNTÜLÜ

    -Mersin Eğitim İzleme Kurulu, aylık çalışma raporunu Eğitim Sen Şubesi’nde kamuoyuyla paylaşacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Mersin Kadın Platformu, “İstanbul mitingine giderken büyük kadın buluşması” şiarıyla Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda kadınlar açıklama yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

    – 15-16 Haziran işçi direnişinin yıldönümü dolayısıyla Mersin’de basın açıklaması düzenlenecek.GÖRÜNTÜLÜ

     

  • ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu, Alevilerin sesinin duyulmasına hizmet etti-VİDEO

    ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu, Alevilerin sesinin duyulmasına hizmet etti-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Garip Dede Dergahında 12 Haziranda ‘Demokrasi ve Aleviler’ başlıklı toplantıyı değerlendiren Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ve DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, Alevilerin sesinin duyulması konusunda önemli bir çalışma olduğunu kaydettiler. 

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahında ‘Demokrasi ve Aleviler’ başlıklı toplantı ve forumu Aleviler cephesinden değerlendirildi.

    Toplantı ve forumunun ardından PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulunan Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, forumdan olumlu tepkiler alındığını ifade ettiler ancak bazı kurumların yeterli duyarlılığı göstermemesini eleştirdiler.

    “ALEVİLER BU ÜLKENİN AYDINLIK YÜZÜ”

    Türkiye’nin ciddi bir demokrasi sorunu olduğunu belirten Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, “Türkiye yangın yerine dönmüş durumda Türkiye’nin dört bir yanında çığlıklar yükseliyor. Ülkenin üzerine çöreklenen bu kara bulutları dağıtacak olan yapının en önemli ayaklarından bir tanesi Aleviler. Çünkü Aleviler bu ülkenin aydınlık yüzü” dedi.

    Can, şu anda ülkede bir korku ikliminin egemen olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

    “Korku bulaşıcıdır ama cesaret de bulaşıcıdır. Bizim biraz birbirimize dokunmaya, temas etmeye ihtiyacımız var. Çünkü korku iklimi herkesi bir biçimiyle bulundukları noktada mıhladı. Ama buna karşın ülkenin dört bir yanında haykırışlar, sesler var. Bunları merkezileştirmek, bunları ortaklaştırmak gerekiyor. Bu noktada Aleviler, bugüne kadar getirdikleri inançlarıyla, birikimleriyle, deneyimleriyle ve mücadele birikimleriyle bu sürecin motor gücü olabilirler.”

    “DEMOKRASİ VE ALEVİLER FORUMU, ALEVİLERİN SESİNİN DUYULMASINA HİZMET ETMİŞTİR”

    Demokrasi ve Aleviler forumunun Alevilerin birliği açısından önemli bir çalışma olduğuna dikkat çeken Can, “Demokrasi Konferansı Türkiye’deki bütün bu dağınıklığı ortadan kaldırmak için verilen bir işaret fişeğidir. Dolayısıyla bu işaret fişeğinin önemli dinamiklerinden bir tanesi Aleviler olacaktır. ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu, Alevilerin birliğine hizmet etmiş midir diye bakıldığında ise en azından Alevilerin sesinin duyulmasına hizmet etmiştir, diyebiliriz. “Alevi örgütleri bütünlüklü olarak bu konferansta var mıydı?” diye bakacak olursak da, yanıtı bir soru işaretidir. Önümüzdeki süreçte insanların öne çıktıkları ve birbirlerine dokundukları müddetçe bir sürü insanın sürece dahil olacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRASİ VE ALEVİLER FORUMU, ASIL AMACINA ULAŞTI”

    Forumun amacına ve sonuçlarına ilişkin konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise Demokrasi Konferansı Alevi bileşenleri olarak 12 Haziran’da Garip Dede Dergahında yapılan ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumunun asıl amacına ulaştığını söyledi.

    Mevcut olan anti demokratik uygulamaların arttığı bir dönemde Alevilerin de bu konuda rahatsızlığını dile getirmesi ve nasıl bir demokrasi istediğine yönelik olan tartışma amacımız aslında hedefine ulaştı” şeklinde konuşan Deniz, konuya ilişkin görüşlerini dile getirirken şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye’den ve Avrupa’dan bir çok Alevi kurum yöneticisi ve bireysel olarak katılan canlarımız bu tartışmayı yaptılar ve bir sonuç bildirgesi çıkardılar. Bizim bu forumu yapmadaki asıl nedenimiz, 24 Haziranda yapılacak olan Demokrasi Konferansı ve sonrasında yerellerde uygulanacak olan konferans çalışmalarına Alevi kurumlarını da dahil edebilmek, demokrasi güçleriyle ortak hareket edebilme, ortak mücadeleyi geliştirme ve yaşam kültürünün alt yapısını yapmaktı.”

    “BU KONUDA DUYARLI DAVRANMAYAN KURUMLARIMIZ OLDU”

    Deniz, foruma daha çok kurumun ve daha çok yerelin dahil olması beklentisinde olduklarını paylaşarak şunları kaydetti:

    “Şu anki çalışmalar fena değil. Dileğimiz daha çok kurumun ve daha çok yerelin buraya dahil olmasıydı. Ama maalesef ki bu konuda çok duyarlı davranmayan kurumlarımız oldu. Özellikle merkezi yapılanması ve çoklu şubesi olan kurumlarımız, sanki ülkede çok güzel bir demokrasi var ve Aleviler hiç anti demokratik uygulamalara maruz kalmıyormuş gibi bir tavırla uzaktan izlemeyi tercih ettiler.

    Sürecin şunu getireceğini düşünüyorum. Yaşanan baskılar ve sindirme politikaları devam ettiği sürece, ilerde bu kurumlarımız da konuya müdahil olmak zorunda kalacaklardır. Ama genel çerçeveden baktığımızda, Alevi hareketinde en azından bunu tartıştırmak bile değerliydi. Çünkü Alevi hareketi son süreçte, özellikle pandemi sürecinde durgunluk ve pasifize durumdaydı. Tümünü harekete geçirmek iyi olurdu ama kısmi olarak da bir karşılık bulur diye düşünüyorum.”

    “ALEVİLER OLARAK KENDİ İÇ SORUNLARIMIZA VURGU YAPTIK”

    Demokrasi Konferansı’nın Türkiye’deki çok yönlü hak arama örgütlerini, Türkiye’nin farklı dinamiklerini bir araya getirme hedefinde, birlikte söz kurma ve demokratik ısrardaki çalışma kültürünü geliştirmek fikirlenmesiyle açığa çıktığını ifade eden  DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, “Rıza Türmen’in de bu yöndeki bir ön önerisiyle demokrasi birliği içerisinde bir manaya kavuştu” dedi.

    Felekoğlu, forumdan önemli tepkiler alındığını belirterek şunları söyledi:

    “Son iki yıldır Aleviler içerisinde bir durağanlık hakimdi. Bir çok Alevi düşünür, kanaat önderi söz kurma alanı ile alakalı bir eksiklik yaşıyordu. Bunun öncesinde bir birlik süreci vardı. Birlik süreci içerisinde bazı durumlar olgunlaştı. Fakat son iki yılda bu durumlar birbirinden uzaklaştı. ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumumuzda, Aleviler olarak aslında daha çok kendi iç sorunlarımıza vurgu yaptık. Katılımcıların çoğunda kendimize bakmamız gerektiği, kendimizdeki eksikliği görmemiz gerektiği ve bu yönüyle, forumun buradan da söz kurması gerektiği yaklaşımı vardı.”

    “DEMOKRASİ VE ALEVİLER FORUMU, DERLİ TOPLU BİR FORUM OLDU”

    “Biz genel boyutta Alevilerin işçilerle, ekolojistlerle ve diğer hak örgütleriyle ve yapılarla olan ilişkisi içerisinde kendi sözünü taşımak istedik. Sonrasında çok olumlu tepkiler aldık” ifadeleriyle konuşan Felekoğlu, şunları kaydetti:

    “Bu süreçte emeği geçen her arkadaş önemli roller üstlendiler ve gerçekten derli toplu bir forum oldu. Bütün katılımcıların ortak yorumu derli toplu olmasındaki uyumluluk ilişkisiydi. Katılan her konuşmacı ve fikir bildiren her can, bunu büyük bir olgunlukla ifade etti.

    Aleviler Türkiye’deki tüm demokratik arayışlar, tüm hak arayışlarıyla iş birliği yapmak, bunları güçlendirmek için ellerinden gelen dayanışmayı göstermek durumunda. Biz Demokrasi Konferansına fikirlerimizi taşırken, Alevilerin de yaklaşımının güçlü anlaşılması için elimizden geleni yapacağız. Biz Alevilerin süreç içerisinde demokrasiyi içselleştirmek ve kendi iç demokrasimizi, kadının, gençliğin temsiliyeti konusunda bir yoğunlaşmaya ihtiyacımız olduğu açıktır.”

    Diren SATI/İSTANBUL

     

  • Demokrasi ve Aleviler Forumu Sonuç Bildirgesi: Gücümüzü kadim inancımızdan alan Alevileriz

    Demokrasi ve Aleviler Forumu Sonuç Bildirgesi: Gücümüzü kadim inancımızdan alan Alevileriz

    PİRHA-Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri, 12 Haziran’da gerçekleştirilen “Demokrasi ve Aleviler” Forumunun sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, “Sesimizi birlemek için gayret gösterdik. Biz gücümüzü kendi kadim inancımızdan alan Alevileriz” 

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahında ‘Demokrasi ve Aleviler’ başlıklı toplantı ve forumunda Demokrasi Konferansı, Aleviler cephesinden değerlendirildi.

    Toplantı ve forumunun ardından Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri tarafından, “Demokrasi ve Aleviler Forumu Sonuç Bildirgesi” açıklandı.

    “FORUMDA SESİMİZİ BİRLEMEK İÇİN GAYRET GÖSTERDİK”

    “Demokrasi ve Aleviler Forumu Sonuç Bildirgesi” şu şekilde:

    “Demokrasi konferansına giderken Aleviler, kurum yöneticileri, Alevi hak mücadelesinde emek veren canlar “Demokrasi ve Aleviler” başlıklı bir hibrit katılımlı Forumda sözümüzü birlemek için gayret gösterdik. Alevilerin katkıları ve diğer mücadele dinamikleri ile ortaklaşmak elzemdir. Güvercin tedirginliğinde olmadan, baskıya hakarete uğramadan, güzel bir gelecek umut eden; doğayla barışık, eşit yurttaş olacağımız bir ülke için 24 Haziran 2021 de gerçekleştirilecek olan ’Demokrasi Konferansı’na birlikte söz kurmak, acılarımızı ve umutlarımızı paylaşmak için Aleviler olarak bugün bir araya geldik.

    “BİZ GÜCÜMÜZÜ KENDİ KADİM İNANCIMIZDAN ALAN ALEVİLERİZ”

    Rıza Şehri hedefi olan; ikrarlı, rızalıklı ve toplumsal olan Yol’umuz kendine reva görmediğini başkalarına reva görmeyen, 72 millete varlığın birliğine bir nazarda bakar. Her kesilen ağaçta, her kuruyan derede, her katledilen kadında, her kaygılı gençte, her evladını arayan ananın yanında, işini kaybeden emekçide, yok sayılan engellide, yasaklanan dilde, kimlikte, Gazi’de, Gezi’de, ötekileştirilen her sorunda, nerede bir haksızlık varsa orada Pir Sultan olmayı bilmiştir. İnancımızı tarif edenlere, başka inançların kalıplarına hapsetmeye çalışanlara sözümüz; biz gücünü kendi kadim inancımızdan alan Alevileriz.’

    “KAĞIT ÜZERİNDE KALAN DEMOKRASİ VE LAİKLİKLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Katlimize ferman çıkararak; Selçuklu’dan, Osmanlıya yaşanan katliamlar, kıyımlar, yok sayma, asimilasyoncu ‘’devlet aklı’’ Cumhuriyet’le de devam etmiştir. Bugün de süren hak ihlalleri, düşünce suçlarıyla cezaevleri dolu, cinsiyetçi, tekçi, sömürücü baskı hali ile suç üreten bir sistemle, kağıt üzerinde kalan demokrasi ve laiklikle karşı karşıyayız.
    Alevi köylerine cami yapılarak, diğer yandan zorunlu din dersleriyle eğitimde asimilasyona gidilmiş; sağlığa, eğitime, sosyal yaşama ayrılan paylar neredeyse yok edilerek, vergilerimizden alınan büyük bir pay Diyanet’e aktarılmıştır.

    “ORTAK AKIL VE KOLEKTİF EMEKLE HAREKET ETMEK KIYMETLİDİR”

    Günümüz Türkiye’sinde cenazelerin bile gömülemediği, insanlığa karşı işlenmiş suç ve suçluların korunup kollanarak, dergahlar ve kutsal değerlerimiz gasp edilerek yaşam alanlarımız tahrip edilmiştir. Yaşananlardan ders çıkararak, Demokrasi Konferansıyla yeniden tüm dinamiklerle bir araya gelerek, tehlikelere karşı önlem almalıyız. Dert bizde, derman ellerimizdedir. Ortak akıl ve kolektif emekle hareket etmek kıymetlidir.

    “İYİLERİN KAZANDIĞI RIZA ŞEHRİNİ İNŞA EDEBİLİRİZ”

    Devleti değil yurttaşlarını koruyan bir Anayasa ile birlikte yaşama kültürünün tohumları atılarak, damlaların derya oluşturduğu, iyilerin kazandığı rıza şehrini inşa edebiliriz. Alevilerin yolu yaşamı doğayı ekolojiyle bütünlüklü gören, katılımcı, şeffaf, eşitlik, İnanç ve düşünce özgürlüğü, adalet isteyen, hesap veren, hesap soran, denetlenebilir, eşit temsiliyeti öngören bir ülkeyi birlikte kurmak isteyenlerle kesişecektir.

    “TÜM SORUNLARLA YÜZLEŞMEDEN DEMOKRASİ İNŞA EDİLEMEZ”

    Anayasal hakkın güvencede olmasının koşullarından biri de, bilimsel anadilde eğitimin, yaratılan fırsat eşitliğiyle, özgür düşünme ve örgütlenmenin önünü açarak; aklın ve bilimin süzgecinden geçmesidir. Demokrasinin olmazsa olmazı açlığın olmadığı, barınma hakkının ve adil paylaşımın olduğu üretim ekonomisinden geçer. Tüm sorunlarla yüzleşmeden demokrasi inşa edilemez. Demokrasi dinamikleriyle, aşure gibi farklılıkların bir arada, kendi renginde, kendi tadında ortak bir tat var ederek barışı, sevgiyi birlikte yeşertebiliriz.

    “DEMOKRASİ TOPLUMLARINDIR, DEVLETLERİN DEĞİL”

    Demokrasi toplumlarındır, Devletlerin değil. Toplumlar, deryayı oluşturan damlalardır. Demokrasi, damlaların birlikte yaşam çabasıdır. Toplumların dili adalettir. Yaklaşımımız büyük adalet ile devleti küçültmektir. Adalet duygusuyla güçlenip, cümle varlıkla birlikte yaşam düsturunu, paylaşarak geleceğe umutla bakabiliriz. Demokrasi bizler için sadece talep meselesi değil, rızalı yaşam biçimimizin bir gerçeği olarak yaşamsal ihtiyaçtır.

    “EŞİT YURTTAŞ OLACAĞIMIZ BİR ÜLKE İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ VE BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”

    Karşı çıktığımız şeyleri yapmayarak; demokrasinin hayata geçirilmesinin ağır sorumluluklarının bilincindeyiz. İstediğimiz demokratik özgür yaşamı önce kendimiz ve temsil ettiğimiz kurumlarda içselleştirerek; kadınlarımız ve gençlerimizin geniş katılımını önemseyerek olacağını da biliyoruz. Samimiyetle inanıyoruz ki bugünden sonra bulunduğumuz alanlarda birbirimize dokunarak başka bir dünyayı mümkün kılabiliriz.

    İnsan değerleriyle, haklarıyla insandır. Bu güzel yürüyüş, farkındalıkla başlar. Farkında olan korur ve sorumluluk üstlenir. Eşit yurttaş olacağımız, Demokratik Laik bir ülke için mücadele edeceğiz ve birlikte kazanacağız. Gerçeğe Hü.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • AABF üyesi Viyana Alevi Toplumu, yapacağı yeni kampanyaları ve çalışmaları açıkladı

    AABF üyesi Viyana Alevi Toplumu, yapacağı yeni kampanyaları ve çalışmaları açıkladı

    PİRHA-Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF)’nun üye derneklerinden olan Viyana Alevi Toplumu Derneği 13 Haziran tarihinde 6. Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Sonuç bildirgesini yayınlayan dernek, yeni dönemde yapacağı kampanyaları ve çalışmaları açıkladı. 

    13 Haziran 2021 tarihinde 6. Genel Kurulu’nu gerçekleştiren Viyana Alevi Toplumu, genel kurul sonuç bildirgesini açıkladı.

    “Başarıdan başarıya Viyana Alevi toplumu 6. Genel Kurul Sonuç Bildirgesi” şu şekilde:

    “Genel Kurul, başından sonuna kadar ufuk açıcıydı ve coşkulu bir atmosferde birlik ve dayanışma ruhuyla tamamlandı. Önceki kurumlar (yönetim, denetim ve disiplin kurumları), korona salgınına rağmen iki yıl boyunca Alevilik aşkıyla gönül rahatlığı içinde tamamladıkları görevlerini Genel Kurul’a sundular, kendi özlerini Dar’a çektiler. Yeni seçilen yönetici kurumlar da, Genel Kurula taşınmış bu görevi aynı Alevilik aşkıyla devraldılar.

    Genel Kurul sadece Viyana Alevi Toplumu Derneği’nin genel faaliyetlerini değerlendirmekle kalmadı, aynı zamanda güncel ve gelecek için perspektif sunan yeni kampanyalar yürütmek amacıyla özel görev alanlarını da belirledi.

    YENİ YÖNETİMİN SÜRDÜRECEĞİ YENİ KAMPANYALAR VE ÖZEL GÖREV ALANLARI

    Yeni yönetimin sürdüreceği yeni kampanyalar ve özel görev alanları kısaca şunlardır:

    1. UNESCO’nun 2021 yılını “Hace Bektaş Veli’yi, Yunus Emre’yi ve Ahi Evren’i Anma Kararı”nı iyi değerlendirmek için Aleviler’e hem büyük bir fırsat doğuyor, hem de büyük bir görev düşüyor. Buradan hareketle Aleviliğin Anadolu’daki felsefi ve sosyal kurumsallaşmasının temellerini atmış bu üç önderi anmayı ve onların ilkelerini topraktan çıkararak insanlığa taşımak için büyük ve yaygın kampanyalar yürütülecektir.
    2. Aleviliğin ve Aleviler’in en önemli kurumlarından biri ve kişiler-arası “İkrar Kapısı” olan Musahiplik (Yol-Kardeşliği) kendiliğinden sönmüştür ve önceki biçimiyle yeniden kurulmasının koşulları da yoktur. Bu nedenle Musahipliğin yani Yol-Kardeşliği’nin temel ve amacının birlik ve dayanışma olduğunu anlarsak, kurumlar-arası Musahipliğin yani Yol-Kardeşliğinin günümüz ve gelecek açısından olağanüstü değerde yeni bir perspektif olduğunu da anlamış oluruz. Çünkü önceden kişiler-arası olan İkrar (birlik) ve dayanışma, şimdi kurumlar veya dernekler arasında yaşanacak ve böylece birlik ve dayanışmanın ekseni genişleyecek ve dinamizmi büyüyecektir. Kurumlar-arası Musahiplik yani Yol-Kardeşliği önümüzdeki Tüzük Kurultayı’da tüzüğümüze de eklenecektir. Bundan daha güzel ne olabilir?
    3. Örgütlenmede yeni kurumlaşmalara gidilecektir. En temel kurumlar tabii ki varlıklarını sürdürecektir. Fakat bu temel kurumların görevlerini hafifletmek ve üretken insan potansiyelini derneklerde birleştirmek için gençlikten kadınlara, sosyal, kültürel ve sanatsal alanlardan sportif alanlara kadar pek çok yeni örgütlenmeler üzerine düşünmek ve örgütlenmeye gitmek, gelecek açısından kaçınılmazdır.
    4. Aleviler’in tarihi katliamlarla doludur. Egemen sınıflar bu katliamların üzerini her zaman örtmek istediler ve isteyeceklerdir. Fakat hepimiz biliyoruz ki, Aleviler üzerinde yeni katliam planları ve provokasyonlar bitmiş değildir. Bu nedenle de bugün, her zamankinden daha çok birlik zamanıdır. Bu birlik, Serçeşme’nin yolundan giderek akıl ve bilim gözüyle bugüne ve geleceğe bakmayı gerektirir. Böylece, tarihte yaşanmış Alevi katliamlarının politik ve zihinsel arka-planını iyi anlamak, yeni kuşaklara ve dünyaya anlatmak bizim görevimizdir.”

    (HABER MERKEZİ)