PİRHA- Kağıthane Dersim Dernekleri, İstanbul Kağıthane’de Gağan etkinliği düzenledi.
Kağıthane Dersim Dernekleri, Gağan bayramının unutulmaması ve geleneğin devam ettirilmesi adına bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, CHP ve DEM Parti ilçe yöneticileri katıldı. Düzenlenen etkinlik kapsamında Kağıthane ilçesinin Nurtepe mahallesinde, esnaflar ziyaret edilerek yeni yılları kutlandı. Esnaf ziyaretinin ardından ise dernek binasında mini bir konser verildi. Kibar Askan’ın verdiği konserin hemen akabinde ise lokmalar pay edilerek birlik mesajı verildi.
PİRHA- Gağand bayramı Dersim’in merkez köylerinden Pilvenk(Dedeağaç)’te devam ediyor. Düzenlenen Cem töreni ile yeni yıl karşılandı. Etkinlik lokmaların pay edilmesinin ardından, Qal û Fatik oyunuyla sona erdi.
Halklar, Gağand bayramıyla yeni yılı karşılamaya devam ediyor. Bu kapsamda bir kutlamada Dersim’in merkez köylerinden biri olan Pilvenk’te gerçekleşti. Niyaz ve dualarla başlayan programın devamında Cem töreni yapıldı. Gerçekleştirilen Cem töreninde Gağand bayramının anlam ve önemine dikkat çekildi ve birlik mesajı verildi.
Cem töreninin ardından yemek ve lokmalar dağıtıldı. Dağıtılan lokmalar sonrasında ise Qal û Fatik oyunu sergilendi. Eğlenceli görüntülere sahne olan Qal û Fatik oyunuyla beraber Gağand kutlaması sona erdi.
PİRHA – Munzur Üniversitesi öğrencisi Ayşe Rozerin Cihangir, Gülistan Doku’nun kaybedilişinin 6. yılında PİRHA’ya konuştu. Gülistan’ın akıbetine dair hâlâ hiçbir somut bilgi bulunmadığını vurgulayan Cihangir, “Gülistan’ın hâlâ bir cenazesi yok. Ailesi yasını bile tutamıyor; bu bile onlara fazla görülüyor” dedi.
Munzur Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Doku’nun kaybedilişinin üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen dosya hâlâ aydınlatılmadı. Gülistan Doku’nun, en son üvey babası polis olduğu belirtilen Zaynal Abarakov ile birlikte görüldüğü bilinirken, aradan geçen yıllara rağmen akıbetine dair net bir bilgiye ulaşılamadı.
Gülistan Doku’ya ne olduğu konusunda bugüne kadar hiçbir somut bulgu elde edilemedi. Geçtiğimiz yıl dava dosyası yeniden incelemeye alınsa da dosyadaki sır perdesi aralanmadı. Kent genelinde kamera sistemleri ve kontrol noktalarıyla üst düzey güvenlik önlemleri bulunmasına rağmen, dosyada ilerleme sağlanamaması kamuoyundaki soru işaretlerini büyütüyor.
“ÜNİVERSİTEYE KORKUYLA BAŞLADIK”
Gülistan Doku’nun kaybedilişinin 6. yılında Munzur Üniversitesi Psikoloji Bölümü son sınıf öğrencisi Ayşe Rozerin Cihangir ile görüştük. Cihangir, üniversiteye başladığı dönemi şu sözlerle anlattı:
“Ben bu şehre okumaya geldiğimde Gülistan’ın kaybedilişinin üzerinden iki yıl geçmişti. Üniversiteye korkularla başladık. Çünkü bir kız kardeşimiz kaybedildi ve olay intihar süsü verilerek kapatılmak istendi.”
Gülistan Doku’nun kaybedilmesinin ardından sürecin örtbas edilmeye çalışıldığını belirten Cihangir, özellikle ailenin ve kadınların susturulmak istendiğini söyledi:
“Gülistan’ın akıbeti hakkında hâlâ hiçbir bilgi yok. Bir cenazesi bile yok. Ailesine bu bile çok görülüyor. Yas tutmalarına dahi izin verilmiyor.”
“BU KADAR GÜVENLİKLİ BİR KENTTE İZ BULUNMAMASI TESADÜF DEĞİL”
Dersim’deki yoğun güvenlik önlemlerine dikkat çeken Cihangir, bu koşullarda yaşanan kayboluşun ‘bilinmemesinin’ mümkün olmadığını ifade etti:
“Her tarafı kameralarla izlenen bir şehirden ve üniversiteden bahsediyoruz. Bu kadar güvenliğin olduğu bir yerde bir kadının kaybolması ve hiçbir ize rastlanmaması tesadüf değil. Bu durum bizde de ciddi bir korku yarattı. Kendimi güvende hissetmiyorum.”
Gülistan Doku’nun dosyası aydınlatılmamışken, başka üniversitelerde yaşanan benzer olayların endişeyi büyüttüğünü söyleyen Cihangir, Rojin Kabaiş örneğini hatırlattı:
“Sadece Munzur Üniversitesi’nde değil, bütün üniversite kampüslerinde güvenliğimize dair tereddütlerimiz var. Gülistan Doku olayı çözülmemişken, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Rojin Kabaiş’in katledilmesi ve olayın üstünün örtülmeye çalışılması, biz üniversiteli kadınlarda ekstra bir korku yaratıyor. Bu durum, faillerin sistemle iç içe olduğu gerçeğini de ortaya koyuyor.”
Kadınlar açısından üniversitelerde genel bir güvensizlik hali olduğunu ancak bunun bölge üniversitelerde daha yoğun hissedildiğini belirten Cihangir, şunları söyledi:
“Bütün üniversitelerde bu korku var ama bölge üniversitelerde baskıyı daha derinden hissediyoruz. Çünkü burada sistematik bir durum söz konusu. Kadınlara yönelik genel bir savaş politikası var ve bunu burada daha çıplak biçimde görüyoruz.”
“UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”
Kadınların ancak örgütlü mücadeleyle kendilerini koruyabileceğini vurgulayan Cihangir, özsavunmanın önemine dikkat çekti:
“Yok edici erkek aklına karşı kadınların yapması gereken şey, özsavunmayı geliştirmek. Ancak örgütlü ve özsavunmacı pratiklerle bu zihniyete karşı durabiliriz.”
Ayşe Rozerin Cihangir, Gülistan Doku, Rojin Kabaiş ve Narin Güran davalarının takipçisi olacaklarını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Kadın katliamlarının önüne geçmek için bu mücadeleyi bırakmayacağız. Kız kardeşlerimizin akıbetini öğrenene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Gülistan’ı, kaybettirilen ve katledilen hiçbir kadını unutmadık, unutmayacağız. Mücadelemizi de yaşatacağız.”
PİRHA- AHAD-DER Başkanı Hamit Karaoğullarından, Suriye’de sürdürülen Alevi soykırımına tepki göstermek amacıyla 3 Ocak’ta yapılacak olan eylem için çağrıda bulunarak, “Yayladağı sınır kapısında olalım” dedi.
HTŞ ve ona bağlı çetelerin Alevi halkına yönelik saldırıları soykırım boyutuna ulaşmış haldeyken, dünya kamuoyu katliamlara karşı sessizliğini koruyor. Aleviler, bu katliam operasyonlarına karşı tepkilerini sürdürürken, tüm dünya kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla Cumartesi saat 14.00’de Yayladağı Sınır Kapısı’nda buluşarak mücadele çağrısında bulunacak.
Alevi kurum ve örgütlerinden “Suriye’de Alevi katliamını durdurun” şiarıyla eyleme katılım çağrıları devam ediyor. Bu çağrılardan biri de Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD-DER) Başkanı Hamit Karaoğullarından geldi. Karaoğullarından yaptığı çağrıda, “Suriye’deki Alevi katliamını dillendirmek, hak ve hakikati haykırmak için görmeyen, duymayan ve konuşmayan dünya kamuoyuna bir kez daha seslenebilmek adına Yayladağı sınır kapısında olalım” dedi.
PİRHA- Dersim Kadın Platformu, Gülistan Doku’nun akıbetini sormak için 5 Ocak’ta gerçekleştirilecek eyleme katılım çağrısında bulundu.
5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kayıp olan ve akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’nun durumu belirsizliğini koruyor.
Gülistan’ın kaybedilişinin 6. yılında Dersim Kadın Platformu, “Unutmayacağız! Peşini Bırakmayacağız” diyerek davanın takipçisi olduklarını kaydetti.
Platform adına açıklama yapan Munzur Üniversitesi Öğrencileri ve yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, 5 Ocak’ta ypacakları eyleme katılım çağrısında bulundu.
PİRHA- Gağand coşkusu sürerken, bir kutlama da Muğla’nın Datça ilçesinde gerçekleştirildi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi’nde yapılan kutlamada, lokmalar pay edildi.
Halklar, kadim bir gelenek olan ‘Gağand Bayramı’nı karşılamaya devam ediyor. Anadolu halklarınca kutlanan ve yeni yılın karşılandığı Gağand Bayramı, Aralık ayının ortalarında başlıyor, Ocak ayının ortalarına kadar devam ediyor.
Her ne kadar Dersim ve Koçgiri bölgelerinde yoğun olarak kutlansa da, Gagand olarak anılan yeni yıl karşılama dönemi, Datça’da anlamlı bir buluşmayla karşılandı.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi’nde gerçekleştirilen etkinlikte; Gağand geleneğine uygun olarak Şir -Babiko hazırlandı. Hazırlana lokmalar yurttaşlarla paylaşıldı.
Kutlamada eski yıl geride bırakılırken, yeni yıl için barışa vesile olması istendi.
PİRHA- Ana dilinde şarkılar yazıp yorumlayan ve derleme çalışmalarıyla dikkat çeken müzisyen Umut Gündüz, yeni albüm çalışmasıyla dinleyicilerin karşısına çıktı.
Sanatçının yeni kısa albümü, önceki projelerinde olduğu gibi şair ve ozanların eserlerinden yapılan derlemelerden oluşuyor.
Özellikle Kırmancki (Zazaca) için modern müzik üretimine odaklanan Umut Gündüz, bu çalışmasıyla kültürel mirasın korunmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına katkı sunmayı hedefliyor. Üç eserden oluşan kısa albümde yer alan sözler, Kırmancki edebiyatın önemli şair ve ozanlarının eserlerinden derlendi.
Geleneksel sözlü kültürü çağdaş müzik anlayışıyla buluşturan sanatçı, üretim sürecine dair düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor:
“Ozanların değerini yaşarken bilmeliyiz.”
Umut Gündüz’ün yeni kısa albüm çalışması, dijital müzik platformlarında dinleyiciyle buluştu.
PİRHA- Demokratik Bölgeler Partisi(DBP), paylaştığı yeni yıl mesajında, 2026 yılının barış,özgürlük, adalet ve demokrasi getirmesini diledi.
Demokratik Bölgeler Partisi, tüm halkların yeni yılını kutlayarak, 2026 yılının barışa vesile olmasını temenni ettiklerini söyledi.
DBP’nin yeni yıl mesajı şöyle:
“Amed’den Urmiye’ye, Qamişlo’dan Hewler’e; Kürdistan’ın dört bir yanında yaşayan Kürt halkının ve dünyanın tüm halklarının yeni yılını yürekten kutluyoruz. Geride bıraktığımız yılda, tüm baskılara ve inkâr politikalarına rağmen barış umudu yeniden yeşermiştir. 2026 yılında bu umudun filizlenmesi, kök salması ve kalıcı bir barışa dönüşmesi için daha çok mücadele edecek, daha çok örgütleneceğiz.
Türkiye halklarının özgürlük, demokrasi ve adalette buluşabilme inancının diri olduğunu son bir yılda herkes çok açık bir şekilde gördü. Bu anlamıyla, 2026 yılının, halkların iradesinin güçlendiği, barışın toplumsallaştığı ve demokratik toplumun inşasında yeni bir eşik olduğu bir yıl olacağına inanıyoruz.
Bu umut ve inançla, yeni yılın halklarımıza barış, özgürlük, adalet ve demokrasi getirmesini diliyoruz.”
PİRHA – Dersim’de etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle okullar tatil edilirken, çocuklar bu durumu fırsata çevirdi. Kentin dört bir yanında sokağa çıkan çocuklar, kar topu oynadı, kardan adam yaptı, kayarak karın keyfini doyasıya çıkardı.
Soğuk hava yurt genelinde etkisini sürdürürken, Dersim’de gece saatlerinden itibaren başlayan kar yağışı yaşamı da beyaza bürüdü. Kar yağışı nedeniyle bazı yollar kapanırken, eğitime ara verilmesiyle birlikte çocuklar soluğu sokaklarda aldı.
Ellerinde poşetlerle yokuşlardan kayan, arkadaşlarıyla kar topu savaşı yapan çocuklar, beyaz örtünün tadını çıkararak kente neşeli görüntüler kattı. Karla kaplanan sokaklar, kısa süreliğine de olsa çocuk kahkahalarıyla ısındı.
Veliler ise bir yandan soğuğa karşı önlem alırken, bir yandan da çocuklarının kar sevincine eşlik etti. Dersim’de kar yağışı, günlük yaşamı zorlaştırsa da çocuklar için eğlenceye dönüştü.
PIRHA- Dersimli yurttaşlar, yeni yılın tüm dünya için barış ve kardeşlik getirmesini dileyerek, mutlu, sağlıklı ve güzel bir yeni yıl temennisinde bulundular.
Dünya 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatıp, ikinci çeyreğine geçmeye hazırlanırken, Dersimli yurttaşlar yeni yıl dilek ve temennilerini PİRHA mikrofonuna anlattı.
Yeni yıl mesajlarında barış ve kardeşlik temennisi ön plana çıkarken, 2026 yılının herkes için mutlu, sağlıklı ve güzel bir yıl getirmesi istendi.
PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eş Başkanları Nurşat Yeşil ile Özgür Ateş, DEM Parti Dersim İl Eş Başkanları Hümeyra Tusun Yeğin ile Özcan Ateş, ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi ve EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, 2026 yılına dair mesajlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Yapılan açıklamalarda barış, demokrasi, özgürlük ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıkarken, yeni yıla mücadele vurgusuyla girildi.
İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı uzun yıllardır mücadele yürüten Aleviler, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. Kurum temsilcileri, 2025 yılının da baskı politikalarına karşı mücadelenin sürdüğü bir yıl olduğunu vurgularken, 2026’da bu mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Dersim’deki kurum temsilcileri yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.
“DAHA ÖZGÜR YILLARA”
İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, 2026 yılına dair beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:
“2025 yılında başlayan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini, çıkarılacak yasalarla 2026 yılında daha sağlam temellerle ilerlemesini; kimsenin dilinden, dininden, ırkından, cinsel yöneliminden dolayı ayrıştırılmadığı, tüm insanların onurda ve haklarda eşit olduğu, kadınların ve LGBTİ+’ların daha özgür yaşadığı bir toplumu 2026 yılı için diliyorum, temenni ediyorum.”
İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş ise yeni yıl mesajına kültürel ve toplumsal barış vurgusuyla başladı:
“Öncelikle tüm halkımızın Gağan bayramını kutlayarak başlamak istiyorum. Barışın coğrafyamızda egemen kılınması için, savaşsız, sömürüsüz bir dünya için 2026’ya dair beklentilerimizin bu yönde olmasını diliyor ve temenni ediyorum.”
“BARIŞIN YILI OLSUN”
DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, 2025 yılının toplumsal baskılar ve savaşlarla geçtiğine dikkat çekerek, barışın somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguladı:
“Öncelikle 2025 yılını da aslında bir önceki yıllardan çok farksız yaşamadık. Yani genel olarak toplumsal baskı, demokrasinin olmayışı, kadına, çocuğa ve doğaya yönelik yapılan saldırılarla geçti. Diğer yandan dünyada da yaşanan savaşlar bizleri olumsuz anlamda etkiledi. O yüzden 2026 yılının ülkemize, Orta Doğu’ya ve tüm dünyaya öncelikle barış getirmesini istiyorum. Bu atılan barış adımlarının somut adımlarla ilerlemesi toplum açıdan çok önemli. Bunların dışında kadına yönelik şiddetin olmadığı, çocukların şiddete uğramadığı, öldürülmediği, doğanın katledilmediği, emekçilerin hakkını aldığı, güzel, mutlu, huzurlu bir yıl diliyorum.”
DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş ise tarihsel acılara işaret ederek barış ve kardeşlik çağrısı yaptı:
“Geçtiğimiz yıllar bu topraklarda katliamlar, zulümler yaşandı. Temennimiz odur ki bundan sonraki yıllarda, bu acı ve katliamların son bulmasıdır. Her halkın kendi diliyle, rengiyle, kimliğiyle, inancıyla özgür yaşamasını istiyoruz. Çocuk çocukluğunu, yaşlı yaşlılığını mutlu ve huzurlu yaşasın. Yeni yıl halkımızın berrak suyunun kirlenmediği, savaşların ve ölümlerin olmadığı, doğanın katledilmediği, börtü böceğin öldürülmediği, barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir yaşam diliyorum. Özelde Kürt halkının ve tüm dünya halklarının yeni yılını kutluyorum.”
“EMEKÇİLERİN ÖZGÜR OLDUĞU BİR YIL OLSUN”
ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, 2025 yılının emekçiler ve ezilen halklar açısından zorlu geçtiğini belirterek, yeni yıl için mücadele ve umut vurgusu yaptı:
“2025 yılı, Türkiye işçi sınıfı, emekçileri ve ezilen halklar açısından büyük zorlukların, büyük sıkıntıların ve büyük mücadelelerin olduğu bir yıl oldu. Bu yıldan aldığımız güçle yeni yılı selamlamak istiyoruz. Özellikle başta Kürt halkının, Kürt ulusunun barış ve demokrasi mücadelesinde atmış olduğu yeni bir adım var. Umarım bu karar Kürt halkına, Kürt ulusuna ve ezilen halklara adil, demokratik bir barışı getirir. Diğer yandan grevlerin, direnişlerin, işçi kıyımlarının, çocuk ölümlerinin, çocuk işçi ölümlerinin ve kadın ölümlerinin çokça arttığı bir yılı geride bıraktık. Yeni yılın en azından bunların olmaması ve ezilen halkların, işçi sınıfının, emekçilerin, gençlerin, çocukların ve kadınların özgür olduğu, mutlu olduğu, gerçekten gelecekleri konusunda herhangi bir kaygı yaşamadıkları bir yıl olmasını temenni ediyorum ve yeni yılda da en azından dünya halklarının savaşsız, sömürüsüz bir yaşamı inşa etmesini temenni ediyoruz.”
“2026 BİZİM YILIMIZ OLACAK”
EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul ise mücadele çağrısını büyüterek 2026’ya dair umutlu bir mesaj verdi:
“2025 yılını tamamlayarak bir yüzyılın ilk çeyreğini de tamamlamış olduk. Bu yılda da işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadeleyle dolu bir yıl oldu. Tabii ki egemen sınıflar bakımından da kendi tahakkümlerini arttırmak, kendi tahakkümlerini kurmanın bir yılı olarak devam etti. 2026’nın işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadelenin kazanacağı bir yıl olacağını umuyoruz. Mücadelemizi birleştirir, beraber hareket eder, vitesi yükseltirsek 2026 yılı bizim yılımız olacaktır. Herkese mutlu yıllar.”
PİRHA- Malatya’da Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER), yeni yıl dolayısıyla tutsaklara dayanışma kartları gönderdi.
Malatya’da Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER), DEM Parti ve Demokratik Alevi Dernekleri yeni yıl dolayısıyla mahpuslara dayanışma kartları gönderdi.
Tutuklu Aileler Derneği(TUHADFED) adına konuşan Perihan Yücekaya, yeni yıl dolayısıyla Türkoğlu ve Akçadağ cezaevlerinde tutulan siyasi tutuklulara kartpostallar gönderildiğini belirterek, bunun yalnızca bir dayanışma mesajı değil; barış, diyalog ve çözüm iradesinin toplumsal bir ifadesi olduğunu söyledi.
Kurumlar adına açıklamaya Perihan Yücekaya yaptı.
“YENİ YILDA BARIŞ VE ÇÖZÜM İÇİN HUKUKUN ÖNÜ AÇILMALIDIR”
Açıklamada, cezaevlerinde keyfi disiplin cezaları, iletişim ve görüş kısıtlamaları, yayınlara erişim engelleri, sağlık hakkı ihlalleri ve insan onurunu zedeleyen uygulamaların yaygın biçimde sürdüğü belirtilerek, bu durumun yalnızca tutukluları değil, toplumsal barışa olan güveni de zedelediği kaydedildi.
Kalıcı barış ve demokratik bir geleceğin, çatışmayı derinleştiren politikalardan değil; hukukun evrensel ilkelerine dönüşten ve diyalogdan geçtiği vurgulanan açıklamada, özgürlüklerinden yoksun bırakılan siyasetçiler, emekçiler ve barışın öncüleriyle ilgili sorunlar çözülmeden toplumsal normalleşmeden söz edilemeyeceği ifade edildi.
Son açıklanan yargı paketinin barış ve çözüm sürecinin gereklerini karşılamaktan uzak olduğu belirtilen açıklamada, siyasi tutuklular meselesinin bilinçli biçimde dışarıda bırakılmasının güven ve normalleşme ihtiyacını boşa düşürdüğü dile getirildi.
Perihan Yücekaya, başta Abdullah Öcalan olmak üzere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilenler açısından “umut hakkının” tanınmasının, cezaevlerindeki baskı ve hak ihlallerinin sona erdirilmesinin, hasta tutukluların serbest bırakılmasının ve siyasi tutuklulara yönelik yasal düzenlemelerin yapılmasının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda barış sürecinin ilerlemesi açısından da kritik olduğunu söyledi.
Açıklama kalıcı barışın hukuka dönüşle, cezaevlerinden başlayacak bir normalleşmeyle ve cesaretle kurulacak diyalogla mümkün olduğu vurgusuyla sona erdi.
PİRHA- Pertek ilçesinin Zervek ve Sefkar köylerine, Özen Grup Şirketi tarafından inşa edilen kaçak ‘GES Projesi’nin kaldırılması talebiyle, kaçak GES alanına gelen köylüler, PİRHA’ya konuştu. Kaçak yapının biran önce kaldırılmasını isteyen köylüler, yetkililere çağrıda bulundu.
Özen Grup adlı şirket tarafından Zervek ve Sefkar köy sınırları içerisinde ve yerleşim alanlarının hemen bitişiğinde güneş enerjisi sistemi kuruldu. Kaçak olarak inşa edilen proje yaklaşık 15 ay sürdü. Köylülerin başından beri itirazına rağmen devlet yetkililerince müdahale gerçekleşmezken, proje tamamlandıktan sonra kaçak olduğuna dair mahkeme kararı çıkarıldı. Şu an projenin durumu belirsizliğini korurken, henüz resmi bir açıklama yok.
Söz konusu kaçak olarak inşa edilen proje alanının çevre köylerinde yaşayan yurttaşlar, kaçak yapının biran önce kaldırılmasını istiyor.
“YAŞAM ALANLARIMIZDA GES İSTEMİYORUZ”
Hayvancılık yaparak geçimini sağladığını belirten Eyüp Dal, “Evimizin geçimini hayvancılık yaparak sağlıyoruz. Ama bu proje yapıldığı için mera ve su yollarımız kapandı. Yollar kapandığı için hayvanları götürürebileceğimiz başka bir alan yok. Eğer bu proje kaldırılmazsa hayvanlarımı satmak zorunda kalacağım” diyerek bundan sonra geçimini nasıl sağlayabileceğini bilmediğini ve geçimini sağlayabilmek için göç etmek zorunda kalabileceğini söyledi.
“EKİM YAPIYORUZ, HAYVANCILIK YAPIYORUZ”
Çevre köylülerden Asya Aslaner de “Biz burada ekin ekiyoruz. Hayvancılık yapıyoruz. Bu yüzden burada böyle bir şey yapılmasını kabul etmiyoruz” dedi ve bu tip projelerin köylerden ve insanların yaşam alanlarından uzak yerlerde yapılması gerektiğine dikkat çekti.
“TARIM ARAZİSİNDE KAÇAK PROJE OLAMAZ”
Projenin kaçak olarak yapıldığını, tarım alanında olduğunu belirten Fatma Güneri, ise “Bu proje kaçak olarak, bizim rızamız alınmadan yapıldı. Tarım arazisi içinde böyle bir proje olamaz. Biz bu topraklarda tarım ve hayvancılık yapıyoruz” dedi ve konuşmasının sonunda bu projenin hukuki olarak mümkün olmadığını belirtti.“
“SÜREÇ KÖYLÜLERDEN GİZLİ YÜRÜTÜLDÜ”
Demirsaban köy muhtarı Abidin Çam, “Ben bu proje inşa edilmeye başlandığından beri köy muhtarıyım. Normalde proje yapılırken bana haber verilmesi gerekiyordu. Ama bu sürecin hiç bir aşamasında bilgilendirilmedim. Projenin inşa edildiği alan tarım alanıdır. Tarla el değiştirmiş ve ekim yapılmamış. Daha sonra devlet burayı araziye çevirmiş. Bunu yasaya uydurarak yapmışlar. Tabi tüm bu süreç köylülerin bilgisi dışında işletilmiş. Diğer taraftan yasa diyor ki bu projeleri tarım, hayvancılık ve yaşam alanlarının dışında yapacaksın. Aslında yapı her ne kadar yasaya uydurulmuşsa da yasaya ve hukuka aykırı bir şekilde inşa edilmiştir” diyerek projenin aslında kanunsuzca yapıldığını söyledi.
Abidin Çam konuşmasının devamında ise, “Burası kaçak olduğu için mühürlendi. Ama devamında ne olacak bilmiyoruz. Sürekli devlet ve kamu yararı denilerek bunlar yapılıyor. Biz bu durumdan çok büyük üzüntü duyuyoruz. Bu tip projeler inşa edilirse burdaki yaşam biter” dedi ve hukuki mücadeleye sonuna kadar devam edeceklerinin mesajını verdi.
PİRHA- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) Malatya il örgütü, Leyla Zana’ya yönelik cinsiyetçi ve ırkçı saldırı için ve Roboski Katliamı yıl dönümü dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “Leyla Zana’ya cinsiyetçi saldırının savaşı kışkırtma aracı olarak kullanılmasını kabul etmiyoruz!” denildi.
Dem Parti Malatya il örgütü, Emeksiz Üst Kavşağında basın açıklaması gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen basın açıklamasında, Roboski Katliamı’nın 14. yıl dönümü dolayısıyla yaşamını yitirenler anıldı ve yeşil sahalarda Kürt siyasetçi Leyla Zana’ya yönelik yapılan küfürlü tezahüratlara sert tepki gösterildi.
Leyla Zana için yapılan açıklamayı Dem Parti Malatya İl Eş Başkanı Nurhayat Şimşek okurken, Roboski Katliamı için yapılan açıklamayı ise DEM Parti Malatya İl Eş Başkanı Musa Güz okudu.
“LEYLA ZANA’NIN HEDEF ALINMASININ TESADÜF OLMADIĞINI BİLİYORUZ”
Leyla Zana’ya yönelik yapılan saldırıların tesadüf olmadığını, Leyla Zana’nın Kürt siyasetinde temsil ettiği pozisyon üzerinden yürütülen barış sürecine saldırıldığına dikkat çeken Nurhayat Şimşek, “Bu saldırı herhangi bir biçimde değil, doğrudan kadın kimliğini hedef alarak, kadınlığı bir aşağılama malzemesi haline getirerek yapılıyor. Bunu yaparken kadınlara yönelik sistematik bir erkek şiddeti ve cinsel sömürü pratiğini küfür haline getiriyor. On binlerce erkek, böylece, hep bir ağızdan Kürt kadın mücadelesine küfretmiş oluyor. Kimi çevrelerin fütursuzca bu hakarete sahip çıkması da, kadınlık üzerinden aşağılamanın onların gözünde alkışlanacak bir şey olduğunu gösteriyor” denildi.
Şimşek açıklamanın sonunda şunları dile getirdi:
“16 Aralık’tan bu yana gururla bir kadına söven erkeklerin tespit edilmesini talep ediyoruz ve haklarında suç duyurusunda bulunuyoruz. Kürt kadın siyasetçi kimliğiyle saldırıya uğrayan Leyla Zana’nın yanında olduğumuzu, hiçbir kadının küfrün ve şiddetin nesnesi olmadığı bir dünya için mücadeleye devam edeceğimizi ilan ediyoruz.”
“ROBOSKİ KATLİAMI DEVLETİN VE İKTİDARIN SINAVIDIR”
DEM Parti Malatya İl Eş Başkanı Musa Güz, Roboski Katliamı’nın faillerinin tespit edilmesi çağrısında bulunurken şunları dile getirdi:
“Bugün yıl dönümü olan 28 Aralık 2011 günü, Şırnak ili Uludere ilçesi Roboski köyünde sınır hattında Türk Silahlı Kuvvetleri Kuvvetlerine ait savaş uçaklarının bombalaması sonucu çoğu çocuk yaşta olmak üzere 34 sivil hayatını kaybetmiştir. Katledilen yurttaşlarımız için bugüne kadar ne failleri bulunmuş ne de gereken adil yargılama sistemi uygulanmamıştır” dedi ve devamında ise, “Roboski Katliamı’na dair hukuki sivil süreç tarafsız ve bağımsız bir şekilde yeniden başlatılmalı. Failler tespit edilerek kasıt ve kusuru olan tüm kamu görevlileri yargı önünde hesap vermelidir. Roboski devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda barış ve adaletin yolu öncelikle Roboski Katliamı’nın aydınlatılmasından geçmelidir” denildi.
PİRHA- Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus’taki Aleviler, bugün hem yaşanan katliamları protesto etmek hem de “Siyasi Federalizm” ve “Kendi Kaderini Tayin Hakkı” talebiyle sokaklardaydı. Alevilerin gerçekleştirdiği barışçıl eylemlere Geçiş Hükümeti’nin cevabı silahla oldu. Protestolarda en az 8 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.
Esad hükümetinin devrilip, yerine HTŞ çetelerinin geçmesinden bu yana Suriye’deki Alevi katliamları gündemden düşmüyor. En son Humus’taki Alevilere dönük saldırılar yaşanırken, bugünde Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus’taki barışçıl protesto eylemlerinde sokağa çıkan Aleviler katledildi.
“Siyasi Federalizm” ve “Kendi Kaderini Tayin Hakkı” talebiyle sokaklara çıkan protestocular, Geçiş Hükümeti’nin ve çetelerinin saldırısına uğradı. Sahadan gelen bilgilere göre en az 8 kişinin öldüğü ve onlarca kişinin yaralandığı yönünde. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) paylaştığı bilgilere göre; barışçıl başlayan eylemler, güvenlik güçleri ve kendilerini “Sivil Barış Komiteleri” olarak adlandıran yönetim yanlısı milislerin organize saldırılarına sahne oldu.
“SAHADAN KATLİAM HABERLERİ GELMEYE DEVAM EDİYOR”
Lazkiye’deki gösterilerde toplanan binlerce kişiye çete güçleri ateş açarak karşılık verdi. Göstericilerin üzerine araç sürülerek ezilmeye çalışıldığı ve çok sayıda kişinin darp edildiği belirtildi. Göstericiler üzerine açılan ateşte en az 6 göstericinin yaşamını yitirdiği, onlarca kişinin yaralandığı öğrenildi.
Ceble kentindeki protestoculara, HTŞ çetelerince satır, pala ve bıçaklarla saldırı düzenlendi. Saldırıda çok sayıda gösterici ağır yaralanırken, yaralıların durumu ciddiyetini koruyor. Bir göstericinin yaşamını yitirdiği belirtildi.
SOHR, güvenlik güçlerinin olayların dünya kamuoyuna yansımasını önlemek amacıyla gazetecileri ve kayıt almaya çalışan aktivistleri hedef aldığını, kameralara el konulduğunu aktardı.
Protestocular, “Federalizm bölünme demek değildir”, “Alevi, Sünni, Hıristiyan, Dürzi, Kürt hepimiz kardeşiz”, “Siyasi ademi merkeziyetçilik istiyoruz” sloganları ile protestolarını halen devam ettiriyor.
PİRHA – Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Demirsaban köyünde, Özen GES adlı şirket tarafından köy yerleşim alanlarının bitişiğine kurulan güneş enerjisi santraline (GES) tepki gösterildi. Sekasur Çevre Platformu, projeye ilişkin yapılan teknik incelemelerde mevzuata aykırılıklar tespit edildiğini belirterek, santral alanının mühürlendiğini açıkladı. Platform, projenin iptal edilmesini, kurulan panellerin sökülmesini ve şirkete cezai işlem uygulanmasını talep etti.
Pertek ilçesi Demirsaban köyünde yaklaşık 15 aydır devam eden süreçte, Özen GES adlı şirket tarafından köy sınırları içerisinde ve yerleşim alanlarının hemen bitişiğinde güneş enerjisi panel sistemi kuruldu. Aynı proje kapsamında köy merkezinde, evlerin ve ahırların bitişiğine enerji aktarım istasyonu inşa edildi. Çalışmalar sırasında çok sayıda panel kurulurken, iş makineleriyle kazı yapıldı, orman örtüsü söküldü ve alan tel örgülerle çevrildi. Ayrıca şirket tarafından alanda bina ve prefabrik yapılar inşa edildi.
TEKNİK İNCELEME: MEVZUATA AYKIRI VE KAÇAK
Sekasur Çevre Platformu, söz konusu alanın aktif tarım arazilerinin ortasında yer aldığını ve köylülerin mera alanlarına geçişini kısıtladığını belirtti. Açıklamada, projenin yöre halkının görüşleri alınmadan başlatıldığı ve sürecin “oldubittiye getirilmeye çalışıldığı” vurgulandı.
23 Aralık 2025 tarihinde İl Özel İdaresi ve teknik heyet tarafından yapılan incelemeler sonucunda, GES projesinin mevzuata aykırı şekilde yürütüldüğü ve gerekli yasal süreçlerin işletilmediği tespit edilerek panel sisteminin kurulduğu alanın mühürlendiği aktarıldı. Yapılan teknik tespitlerin, alandaki çalışmaların en başından itibaren hukuksuz ve kaçak olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.
“UCUZ ENERJİ” ADI ALTINDA DOĞA TAHRİBATI
Basın açıklamasında, “ucuz ve temiz enerji” söylemiyle hayata geçirilen ancak denetimsiz ve kontrolsüz biçimde yürütülen bu tür projelerin, kamu yararı gözetilmeden şirketlerin kârını büyütmeye hizmet ettiği belirtilerek, doğa tahribatının geldiği noktaya dikkat çekildi. Bugüne kadar yapılan itirazların haklılığının bir kez daha ortaya çıktığı vurgulandı.
Sekasur Çevre Platformu adına açıklamayı platform yöneticisi Erhan Doğru okudu. Açıklamada, Dersim coğrafyasının baraj, maden, GES ve RES projeleriyle bütünlüklü bir saldırı altında olduğu ifade edilerek, “Şirketler aracılığıyla doğamız katledilmekte, insanlarımız yaşam alanlarından koparılmaktadır” denildi.
Platform, kaçak olduğu tespit edilen GES projesinin derhal iptal edilmesini, kurulu güneş panellerinin sökülmesini ve alanda oluşan tahribatın giderilmesi için iyileştirici önlemlerin alınmasını istedi. Ayrıca şirket faaliyetlerinin sonlandırılması ve sorumlular hakkında cezai işlem uygulanması çağrısında bulunuldu.
NEDEN DENETLENMEDİ?
Açıklamada yetkililere şu sorular yöneltildi:
“Mevzuata aykırı olduğu tespit edilen bu yapıyla ilgili neden bugüne kadar etkin bir denetim yapılmamıştır? Kaçak ve hukuka aykırı kurulumlara neden göz yumulmuştur? Yöre halkı neden sürecin dışında bırakılmıştır? Bu iş ve işlemlerle ilgili idari soruşturma başlatılmış mıdır, ihmali olanlar tespit edilmiş midir?”
Sekasur Çevre Platformu, doğanın ve yaşam alanlarının sermayeye peşkeş çekilmesine izin vermeyeceklerini vurgulayarak, mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
PİRHA – Suriye’nin Humus kentinde Alevilere yönelik saldırılara tepkiler sürüyor. Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD-DER), yaptığı yazılı açıklamayla Humus’ta Alevilere ait İmam Ali Bin Abi Talib Camisi’ne yönelik bombalı saldırıyı kınadı. Açıklamada, saldırıların münferit olmadığı vurgulanarak, “Bu saldırılar, Alevilere yönelik tarihsel, planlı ve çok katmanlı bir yok etme politikasının güncel bir tezahürüdür” denildi ve dünya kamuoyuna saldırıların durdurulması çağrısı yapıldı.
Suriye’nin orta kesiminde yer alan Humus’ta, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Vadi el Dahab Mahallesi’ndeki İmam Ali Bin Abi Talib Camisi, 26 Aralık 2025 tarihinde bombalı saldırının hedefi oldu. Saldırıda çok sayıda Alevi yaşamını yitirdi. HTŞ’ye yakınlığıyla bilinen “Saraya Ansar al-Sunna” adlı yapı saldırıyı üstlenerek, camiyi “Alevilere ait bir merkez” olduğu gerekçesiyle hedef aldıklarını duyurdu.
Saldırıya yönelik tepkiler devam ederken, AHAD-DER yaptığı yazılı açıklamayla yaşananların bir “mezhepler arası çatışma” ya da münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
“ALEVİLERE DÖNÜK YOK ETME POLİTİKASININ GÜNCEL TEZAHÜRÜ”
AHAD-DER açıklamasında, Humus’ta yaşananların Alevilere yönelik tarihsel, planlı ve çok katmanlı bir yok etme politikasının parçası olduğu vurgulandı. Açıklamada, saldırıların emperyalist müdahaleler, bölgesel gericilik ve mezhepçi karşı-devrimci şiddetin ortak ürünü olduğu ifade edildi.
Cami saldırılarının bir inanç gerilimi değil, etnik-dinsel temizlik stratejisinin bilinçli bir aracı olduğu belirtilen açıklamada, Alevilere yönelik saldırıların temel amaçları şu şekilde sıralandı:
Alevi varlığını fiziksel olarak tasfiye etmek,
Alevilerin yaşadığı bölgeleri demografik olarak boşaltmak,
Emekçi halkların ortak yaşam zeminini yok ederek karşı-devrimci bir düzen kurmak.
Açıklamada, saldırıyla hedef alınanın yalnızca bir yapı olmadığına dikkat çekilerek, “Hedef alınan; Alevilerin kamusal alandaki varlığı, toplumsal hafızası ve birlikte yaşama iradesidir” denildi.
Humus örneğinde caminin ibadet mekânı olmaktan çıkarılarak, silahlı mezhepçi grupların ideolojik karargâhına dönüştürüldüğü belirtilen açıklamada, bu mekânların nefret söyleminin üretildiği ve Alevilere yönelik şiddetin meşrulaştırıldığı merkezler haline getirildiği vurgulandı.
“HUMUS’TAN MARAŞ’A UZANAN TARİHSEL SÜREKLİLİK”
AHAD-DER, saldırıların tarihsel bir sürekliliğin parçası olduğuna dikkat çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Humus’taki saldırılar tarihsel bir sürekliliğin parçasıdır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan Gazi’ye ve bugün Suriye’de Humus, Lazkiye ve kırsal bölgelere uzanan bu hat; Alevilere yönelik sistemli dışlama, şeytanlaştırma ve imha politikalarının kesintisizliğini göstermektedir.”
Açıklamanın sonunda, saldırıların tesadüf olmadığı, Alevileri coğrafyadan silmeyi, hafızayı yok etmeyi ve geleceği imkânsız kılmayı hedefleyen sistemli bir soykırım projesinin parçası olduğu vurgulandı.
AHAD-DER, dünya kamuoyuna şu çağrıyı yaptı:
“Bu insanlık suçunun ve Alevilere yönelik soykırım projelerinin acilen durdurulması vicdani bir zorunluluktur. Dünya kamuoyu bu saldırıları ve bu politikaları derhal durdurmalıdır.”
PİRHA – Dersim’de Gağand kutlamaları, bölge bölge ve köy köy sürerken, bugün kent merkezinde de renkli görüntülere sahne oldu. Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelen yurttaşlar, Qal û Fatik ekibinin geleneksel temsili eşliğinde Gağand’ı karşıladı.
Dersim Kültür ve Doğa Dernekleri (DKDD) ve Dersim Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, ‘GAĞAN AMO XÊR AMO’ (Gağan geldi hoş geldi) şiarıyla gağand etkinliği düzenledi.
Davul ve zurna eşliğinde başlayan etkinlikte Qal û Fatik ekibi, çarşı merkezinde dolaşarak Gağand geleneğine uygun biçimde hediyelerini topladı. Kent merkezinde gerçekleştirilen yürüyüş, yurttaşların yoğun ilgisiyle karşılandı.
Gağand hediyeleri toplanmadan önce, geçtiğimiz Haziran ayında Hakka yürüyen Uzun Mehmet (Mehmet Yıldız)’ın dükkânı ziyaret edildi. Önceki yıllarda Qal û Fatik ekibinde yer alan Uzun Mehmet anısına lokma pay edilerek niyaz verildi.
Anma ziyaretinin ardından ekip, davul ve zurna eşliğinde çarşı merkezinde tur atarak Gağand hediyelerini toplamaya başladı. Renkli görüntülerin oluştuğu etkinlik boyunca yurttaşlar alkış ve zılgıtlarla kutlamalara eşlik etti.
Çarşıdaki turun ardından saat 15.00’te yeniden Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelindi. Meydanda lokmalar paylaşıldı, niyazlar verildi. Paylaşım ve birlik vurgusunun öne çıktığı etkinlik, Gağand’a özgü ritüellerin tamamlanmasıyla sona erdi.
PİRHA- Dersim’in birçok bölgesinde Gağan kutlamaları devam ediyor. Öğlen saatlerinde Ovacık çarşı merkezinde toplanan Qal û Fatix grubu, yöresel kıyafetler giyinerek davul zurna eşliğinde gağan lokmalarını topladı.
Ser Sala Nû, bir diğer deyişle yeni yılın gelişi Dersim’in birçok yerinde kutlanmaya devam ediyor. Yeni yıl ve doğanın uyanışını temsil eden ritüellerle yapılan kutlamalar, renkli görüntüleri de beraberinde getiriyor.
Gağan ritüelinde ‘Fatik’ rolünü üstlenen Emre Kaç ile geleneğin detaylarını konuştuk. Aralık ayını ‘Gağan’ olarak adlandırdıklarını söyleyen Emre Kaç, “Bu ayda niyaz yapar, ziyaretlere gider, cem tutarız. Ayrıca yöresel yemeklerimizi yapar ve hayvanların bereketi artsın diye ahırlara edik asarız” dedi.
Gağan ayında küskünlüklerin bittiği ve barışın sağlandığı bir ay olduğunu söyleyen Emre Kaç, “Gağan ayının barışın, bereketin, güzelliğin, kardeşliğin yaşam bulmasına vesile olmasını diliyoruz” diye konuştu. Emre Kaç, Gağan geleneğinin devam etmesi gerektiğine de dikkat çekti.
Qal û Fatix grubu, Ovacık İlçe merkezinde gezerek ‘Gağan’ hediyelerini topladı. Yöresel kıyafetlerin yanı sıra davul zurna eşliğinde gezinen ekip, renkli görüntüler oluşturdu.