Yazar: diren keser

  • Mezitli’de aşure lokması paylaşıldı: Toplumsal barış, eşit yurttaşlık öne çıktı-VİDEO

    Mezitli’de aşure lokması paylaşıldı: Toplumsal barış, eşit yurttaşlık öne çıktı-VİDEO

    PİRHA- Mezitli Cemevin’de paylaşılan aşure lokmasında günümüz Kerbelalarına dikkat çekilerek, toplumsal barış ve eşit yurttaşlık vurgusu yapıldı.

    Alevi toplumu ve kurumları aşure lokmalarını paylaşmaya devam ediyor. Mezitli Cemevi tarafından lokma paylaşımında bulundu. Onlarca yurttaşın katıldığı lokma paylaşımı Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Hasan Kılavuz’un lokma gulbangıyla başladı.

    Mezitli Cemevi Başkanı Ferdi Koç, Hüseyni duruşa dikkat çekerek, “Kerbela’da bugüne uzanan bu miras bize gösteriyor ki, adalet saraylarda değil, halkın ortak mücadelesinde filizlenir. Dayanışma büyüdükçe sömürü ve zulüm geriler, kardeşlik büyüdükçe ayrımcılık ortadan kalkar. Nasıl her malzeme kendi lezzetini koruyorsa, toplumda farklılıklarıyla birlikte anlam kazanır. Toplumsal barış ancak  eşit yurttaşlık temelinde kurulabilir” dedi.

    Konuşmaların ardından deyişler ve nefesler okunup semah dönüldü. Ardından aşure lokmaları paylaşıldı.

    Mersin Pazarcıklılar Derneği de, aşure lokması paylaştı. Dernek binasında yapılan aşure paylaşımına demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra onlarca yurttaş katıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Ben yemek yerken ayılar dut yerdi’-VİDEO

    ‘Ben yemek yerken ayılar dut yerdi’-VİDEO

    PİRHA- 1994 yılında boşaltılan Dersim’in İksor köyüne 27 yıl sonra dönen Ali Haydar İpekoğlu, yeniden yaşam kurduğu köyünda doğayla kurduğu bağı, yaban hayvanlarıyla iç içe geçen yaşamını, köyün sorunlarını ve barışa dair düşüncelerini PİRHA’ya anlattı.

    İksor, adını İksor Vadisi’nden alan, sırtını Tujik Dağı’na yaslayan bir köy. Tarihi boyunca iki kez boşaltıldı. İlki Dersim Tertelesi’nde, ikincisi ise 1994 yılında. Aradan geçen yılların ardından başlayan bireysel dönüşler, köyde yaşamı yeniden yeşertmeye çalışıyor.

    Bu dönüşlerden biri de Ali Haydar İpekoğlu’na ait. 2021 yılında köyüne yerleşen İpekoğlu, bugün hayvancılık, arıcılık ve tarımla yaşamını sürdürüyor. Bir yandan yıllardır çözülemeyen altyapı sorunlarıyla mücadele ederken, diğer yandan doğayla kurduğu yaşamı koruyor.

    Yıllarca sessiz kalan köyünde bugün yeniden yaşam kurmaya çalışan İpekoğlu’nun hikâyesi, yalnızca bir köye dönüşü değil; insanla doğa arasında yeniden kurulan güvenin de hikâyesi.

    “SAĞLIK AÇISINDAN BULUNMAZ BİR YER”

    1994 yılında köyün boşaltıldığını, 2021 yılına kadar köyde yaşam olmadığını belirten İpekoğlu, son yıllarda köye kısmi dönüşlerin başladığını söyledi.

    Hayvancılık, arıcılık ve tarımla uğraştıklarını belirten İpekoğlu, tüm eksikliklere rağmen köy yaşamını “sağlık açısından bulunmaz bir yer” olarak tanımladı.

    Ancak yıllarca boş bırakılan köyde altyapı sorunlarının hala çözülemediğini belirterek şunları söyledi:

    “Köyde yaşam var, güzellik var ama yolumuz bozuk, elektriğimiz yok. 5 ev var ve elektriğimizi güneş panelinden alıyoruz. Çünkü köy boş göründüğü için resmi olarak elektrik verilmiyor. Yazın idare ediyoruz ama kışın güneş dağların arasından geç çıktığı için panellere yetmiyor. Elektriksiz kalıyoruz.”

    DOĞAYLA KURDUĞU GÜVEN

    İpekoğlu’nun köye dönüşüyle birlikte en dikkat çekici değişimlerden biri yaban hayvanlarıyla kurduğu ilişki oldu. İki yıl boyunca köyde tek başına yaşayan İpekoğlu, zamanla dağ keçilerinin, ayıların ve diğer yaban hayvanlarının kendisine alıştığını anlattı.

    “Ben köye geldikten sonra ne kadar dağ keçisi varsa hepsi yanıma geldi. Eskiden insanları gördüğü zaman kilometrelerce uzağa kaçarlardı ama 2021’de ben buraya geldiğimde bütün yaban hayvanları etrafıma toplandı. Ben iki yıl burada yalnız kaldım. Gündüzleri dağ keçileri geliyordu, akşamları ayılar etrafıma toplanıyordu.

    Ayılar dut yerdi, alıç yerdi, mamuk yerdi, armut yerdi. Benim hiçbir zaman onlarla bir sorunum olmadı. Ben kapımın önünde yemek yerken onlar dut yerdi. Ben öğlen yemek yerken onlar ceviz yerdi. Şimdi demek ki, insanlarla doğanın ne kadar iç içe olduğunu o zaman daha iyi anladım.”

    “İNSAN DOĞAYA EN FAZLA ZARAR VEREN VARLIKTIR”

    Doğaya, coğrafyaya ve diğer canlılara en büyük zararı insanın verdiğini söyleyen İpekoğlu, yıllardır doğayla iç içe yaşamanın kendisine bunu açıkça gösterdiğini ifade etti.

    “Ayıları, keklikleri, geyikleri, tilkileri vuran demek ki insanlarmış, yaşamı zehir eden insanlarmış. Ben tilkilerle, ayılarla, geyiklerle iç içe yaşadığım için, beni şikâyet ettiler. Şimdi bu hayvanlar ne zaman canavarlaştı ki biz insanlaştık? İnsan doğaya en fazla zarar veren varlıktır. Hayvanlar hiç bu doğayı kirletmedi.”

    “MEGA KENTLER ÖLÜMDÜR!”

    Doğayla iç içe üretmenin insanı özgürleştirdiğini söyleyen İpekoğlu, büyük kentlerdeki yaşamın insanı üretimden ve doğadan kopardığını savundu. Kent yaşamını eleştiren İpekoğlu, şunları söyledi:

    “Mega kentlerdeki insanlar ayakta yaşayan ölülerdir. Geceleri çalışırlar, gündüzleri de uyurlar ve de tramvaylarda uyuyarak işe giderler. Büyükşehirler aslında ölümdür. Ama buralar insanlar için yaşam alanıdır. Burada yaşayanların düzenli bir hayatı olur. Hayvancılık yaparlar, arıcılık yaparlar, tarımcılık yaparlar. Çok iyi geçinirler. Çünkü dünyanın kuruluşundan beri sıcak para olmadığı zaman yüzlerce aile hayvancılık yaparak yaşadı.

    Şimdi insanlar en büyük yoksulluğu ve açlığı yaşıyor. Çünkü asgari ücret demek ayakta yaşayan ölü demektir. Buradayken zenginlerdi. Büyük kentlere gittiler, yoksul aileler oldular. Üretmeyen bir toplum yoksul bir toplumdur. Asgari ücretle çalışacaklarına, garsonluk yapacaklarına gelsinler köylerinde meyvelerini, bahçelerini eksinler. Hayvancılığını yapsınlar. Zengin olsunlar.”

    BARIŞ VE BİRLİKTE YAŞAM VURGUSU

    Dağların arasında kurduğu yaşamı anlatırken ülkenin geleceğine ilişkin düşüncelerini de paylaşan İpekoğlu, barışın ve birlikte yaşama kültürünün güçlenmesi gerektiğini söyledi.

    “Ülkemizde ne yazık ki uzun süredir büyük sıkıntılar yaşandı. Umarım Barış Süreci devam eder. Ülkemizin sorunları daha da rahat çözülür. Bu toplum ön yargılarını ne zaman kıracak? Birlikte nasıl yaşayacak? Birlikte nasıl bir ülkenin zenginliklerinin farkına varacak, birlikte yaşamını nasıl fark edecek? Toplum eğer birbirine düşman edilirse, toplum birbirine ön yargılarla bakarsa bu ülke insana zor olur, yaşamı zor olur, harap olur. Toplum birbirine güvenirse, toplum birbirini anlayabilirse, ülkesinde nasıl özgürce yaşanır anlayabilirse bu ülke çok huzurlu bir ülke olur.”

    “FARKLILIKLAR BİR ARADA YAŞARSA GÜZEL OLUR”

    İnsanın diliyle, kültürüyle ve inancıyla yaşamasının önemine vurgu yapan İpekoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Farklılar bir arada yaşanırsa güzel olur. İnançlar bir arada yaşanırsa güzel olur. Ama farklılıklar tekleştirilirse, inançlar tekleştirilirse yaşam güzel olmaz. Baskıyla hiçbir şey yürümez, şiddetle hiçbir şey yürümez. Herkes kendisini inandığı gibi yaşarsa, herkes kendisini konuştuğu gibi yaşarsa, kendi tarihini yaşarsa güzel olur.”

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • 05 TEMMUZ 2026 PAZAR-GÜNDEM

    05 TEMMUZ 2026 PAZAR-GÜNDEM

     

    -1994 yılında köyü boşaltıldıktan sonra 2021 yılında Dersim’de İksor köyüne dönen Ali Haydar İpekoğlu, köye dönüş hikayesini anlattı-GÖRÜNTÜLÜ

  • Sivas Zara’da Yol’da Birlik Cemi etkinliği düzenlendi-VİDEO

    Sivas Zara’da Yol’da Birlik Cemi etkinliği düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Sivas Zara ilçesine bağlı Yeşildere Köyü’nde bulunan Derviş Cemal Ocağı’nda Yol’da Birlik Cemi etkinliği düzenlendi.

    Lokmaların paylaşıldığı, deyişlerin ve nefeslerin okunduğu, semahların dönüldüğü etkinlikte yapılan konuşmalarda kültürün, inancın önemine vurgu yapılarak, birlik ve barış mesajı verildi.

    Sanatçılar Ali Sizer, Kutsal Evcimen ve Cihan Çelik Kürtçe ve Türkçe deyiş ve nefesler seslendirdi.

    PİRHA/SİVAS

  • Mersin Dersimliler Derneği’nde aşureler pay edildi-VİDEO

    Mersin Dersimliler Derneği’nde aşureler pay edildi-VİDEO

    PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği aşure lokması paylaştı. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte yapılan konuşmalarda, barış ve dayanışma mesajları verildi.

    Mersin Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nde aşure paylaşımı yapıldı. Aşure lokmasına Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, DEM Parti Mersin İl ve İlçe Örgütü, CHP Mersin İl ve İlçe Örgütü, demokratik kitle örgütleri, yöre dernekleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açılış konuşması yapan Mersin Dersim Derneği Başkan Nurşen Çığlık, aşurenin birliğin ve beraberliğin simgesi olduğunu belirterek, Çığlık, “Aşure lokmalarımız dostluğa, barışa, dayanışmaya, yardımlaşmaya ve sevgiye vesile olsun” dedi.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz’un okuduğu gülbengin ardından aşure lokmaları paylaştırıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • DAD İstanbul Şube’de aşureler pay edildi-VİDEO

    DAD İstanbul Şube’de aşureler pay edildi-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, aşure lokmalarını paylaştı. Gültan Kışanak, yaptığı konuşmada, Aleviliğin zulme karşı direnişi ortaya koymanın adı olduğunu vurgulayarak, Barış Süreci’ne sahip çıkılması çağrısında bulundu.

    Yası Kerbela (Muharrem) Orucu’nun ardından aşureler paylaşılmaya devam ediliyor. DAD İstanbul Şubesi de Gazi Mahallesi’nde aşure lokması paylaştı.

    DAD İstanbul İl Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, yaptığı konuşmada günümüz Yezitlerine karşı Hüseyni duruşun sahibi olunması gerektiğini belirtti.

    “ZULME KARŞI DİK DURMANIN ADIDIR”

    Siyasetçi Gültan Kışanak da, Alevi inancının geçmişte kalan bir inanç olmadığının altını çizerek, “Aleviliğin yolunda yürüyerek doğru yaşamı kurabiliriz. Kerbela sadece tarihte kalmış bir gün değildir. Bugünün sorunlarına cevap olmamız bir yaşam var. Alevilik yaşayan bir inaçtır. Ruhumuzda, sözümüzde, eylemimizde yerine getirmemiz gereken bir inançtır. Alevilik zulme karşı direnişi ortaya koymanın adıdır. Hüseyni duruş gerektiğinde bedel ödemeyi göze almak ama asla boyun eğmemeyi günümüze dair de anlatan bir duruştur” dedi.

    Barış Süreci’ne dikkat çeken Kışanak, “Bu sürecin bize yüklediği sorumluluklar var. Biz Aleviler, zulme karşı direnenler olarak süreci sahiplenip harekete geçmeliyiz” diye konuştu.

    Yapılan konuşmalar ardından aşureler pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de aşure barış için paylaşıldı-VİDEO

    Dersim’de aşure barış için paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Dersim İl Örgütü Yası Kerbela Orucu’nun tamamlanmasının ardından aşure pay etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (Dem Parti) Dersim İl Örgütü, Yası Kerbela Orucu dolayısıyla Sanat Sokağı’nda aşure lokması pay etti.

    Aşurenin pay edilmesine DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eşbaşkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak da katıldı.

    Aşure lokmasının paylaşılmasında konuşan DEM Parti İl Örgütü Eşbaşkanı Özcan Ateş, lokmalarının barışa ve özgürlüğe vesile olmasını diledi. Ardından Baba Mansur Ocağı’dan Ana Narin’in çeraxları uyandırması ve lokma gulabangının vermesinin ardından aşure pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Cumartesi Anneleri, Hasan Gülünay’ın akıbetini sordu!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri, Hasan Gülünay’ın akıbetini sordu!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen Hasan Gülünay’ın akıbetini sordu.

    Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanması için İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda eylemlerinin 1110’uncusunu gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde Hasan Gülünay’ın akıbetini soran Cumartesi Anneleri/İnsanları, kayıplar bulunana, hesap verilene kadar mücadele edeceklerini söyledi.

    “BAŞVURULAR SONUÇSUZ KALDI”

    Eylemde, basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Sekreteri Jiyan Kaya okudu.

    Hasan Gülünay’ın çalıştığı işyerini arayan ve kendisini “Terörle Mücadele Şubesi”nden olarak tanıtan bir kişinin Gülünay’ı gözaltına aldığını ifade eden Jiyan Kaya, ailenin dönemin İstanbul Emniyeti’nde görev yapan Hüseyin Kocadağ ile görüştüğü, Kocadağ’ın “Hasan Gülünay sağ, içeride. İşkence izleri iyileştikten sonra gözaltına alındığını açıklayacaklar” dediğini, aynı dönemde gözaltında bulunan iki kişinin de Gülünay’ı emniyette gördüklerini ve yapılan işkenceye tanık olduklarını bildirdiklerini belirtti.

    Ailenin tüm resmi kurumlara yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını vurgulayan Kaya, yargı makamlarının etkili bir soruşturma yürütmediğini ifade ederek, dosyanın zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldığının altını çizdi: “Kaç yıl geçerse geçsin; Hasan Gülünay için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    Ardından Gülünay’ın kızı Deniz Gülünay’ın gönderdiği mesajı kayıp yakını Maside Ocak okudu.

    “BİZE ‘UNUTUN’ DEDİLER. BİZ BUNU KABUL ETMEDİK”

    Mektupta şu ifadeler yer aldı:

    “O gün yalnızca bir insan kaybolmadı. Bir ailenin hayatı, dört çocuğun çocukluğu ve bir ülkenin hafızasında açılacak kapanmaz bir hikaye başladı. Bu bir kayıp hikayesi değil. İnkarın ve cezasızlığın hikayesidir. O günden sonra hayatımız beklemek, adalet, hukuk, hakikat, zaman aşımı kelimeleriyle geçti. Önce saatleri bekledik, sonra günleri, sonra yılları. Her kapı çalındığında babamdan haber geldi sandık. Her telefonda ona ne olduğunu duymayı umduk ama hiçbir şey olmadı. Yalnızca sessizlik büyüdü. Bize sürekli kayıp dediler ama ben o kelimeye hiçbir zaman inanmadım. Çünkü kayıp tesadüf çağrıştırır. Oysa burada bir tesadüf değil bir süreç vardır. Devletin karanlık elleri muhalif olanı susturmak için organize olmuştu. Babam bulunmadı. O yüzden ben hep şunu söyledim. Babam kayıp değil. Devletin sistematik yok etme politikası sonucu gözaltında kaybedildi.

    Buna faili meçhul dediler ama aslında faili vardı. Sadece adı söylenmiyordu. Ben büyüdükçe eksikliğim de büyüdü. Çünkü bazı eksikler zamanla kapanmıyor. Aksine insanın içinde derinleşiyor. Bir çocuğun hayatında babasızlık sadece bir yokluk değil, sürekli devam eden bir soru haline geliyor. Ben hep aynı soruyu sordum. Babam nerede? Bu soru yıllar içinde değişmedi. Sadece ağırlığı arttı. Çünkü cevap verilmediği her gün o sorunun anlamı biraz daha büyüdü. Bize ‘unutun’ dediler. Biz bunu kabul etmedik. Çünkü kabul etmek olanı normalleştirmek olurdu. Oysa olan şey normal değildi. Bugün hala aynı yerdeyim. Aynı sorunun içindeyim ve biliyorum ki bu sadece benim sorum değil. Bu ülkede evladını, kardeşini, eşini, babasını kaybeden herkesin sorusu aynı. Biz cevap bekliyoruz ve bu soru cevaplanana kadar susmayacağız. Burada olacağız.”

    Eylem, Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Munzur Suyu, doğayla ikrarlı olana selam duruyor!-VİDEO

    Munzur Suyu, doğayla ikrarlı olana selam duruyor!-VİDEO

    PİRHA- Akışının şarkılara, romanlara, öykülere, şiirlere ilham olmuş Munzur Suyu, doğayla ikrarlı insana selam duruyor.

    Kapitalizmin kök salmaya çalıştığı, insanı ve doğayı kirlettiği, suyu zehirlediği, yerin altını üstüne getirdiği dünyamızda suyunun berraklığı, direniş ezgilerine ilham olan akışıyla Dersim’in sembol yeri: Munzur Suyu.

    Alevi toplumunun doğduğu yeri ziyaret kabul edip, niyaz olup, yalın ayak yürüdüğü Munzur Gözeleri’ni “kirletmeyin, etrafa şişe atmayın, piknik alanı olarak kullanmayın” uyarısı yapılmaya devam ediliyor.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • 04 TEMMUZ 2026 CUMARTESİ-GÜNDEM

    04 TEMMUZ 2026 CUMARTESİ-GÜNDEM

    -Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Bulam beldesinde Tütünün her aşamasında emek veren kadınlar, sigortasızlık, sağlık sorunları ve devletin tütün satışına getirdiği kısıtlamalarla mücadele ediyor. GÖRÜNTÜLÜ

    -Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanması için İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda saat:12.00’de eylemlerinin 1110’uncusunu gerçekleştirecek.GÖRÜNTÜLÜ

    -Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Foça Bağarası Cemevi’nde, barışın ve kardeşliğin egemen olduğu güzel bir dünya için Aşure lokması saat :17.00’de paylaşılacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Mersin Dersimliler Derneği Aşure Lokması paylaşacak. GÖRÜNTÜLÜ

    – DEM Parti Dersim İl Örgütü Sanat Sokağı’nda aşure lokmalarını pay edecek. GÖRÜNTÜLÜ

     

  • Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı!

    Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı!

    PİRHA- Komedyen Deniz Göktaş, “dini değerleri aşağılama” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla tutuklandı.

    “Ölü Deniz” stand-up gösterisinin ardından hedef alınan ve önce “dini değerleri aşağılama” ardından “cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan komedyen Deniz Göktaş, dün havalimanında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı.

    Sabah saatlerinde savcılığa sev edilen Göktaş, “dini değerleri aşağılama”, “cumhurbaşkanına hakaret” iddialarıyla tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, aynı iddialarla Göktaş’ın tutuklanmasına karar verdi.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • ‘Dersim ortak yaşamın adıdır! Doğamızı, suyumuzu ve inancımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz!’-VİDEO

    ‘Dersim ortak yaşamın adıdır! Doğamızı, suyumuzu ve inancımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz!’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu, Pülümür’de yaptığı açıklamada, altın, bakır, krom ve diğer madenler adına yürütülen faaliyetler, “kalkınma”, “yatırım” ve “istihdam” söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Bağır Dağı da, Hel Dağı da, Munzur da satılık değildir” dedi.

    Dersim, yüzyıllardır doğayla uyum içinde kurulmuş bir yaşamın adıdır. Munzur’un berrak suları, Pülümür Vadisi, Bağır Dağı, Hel Dağı, kutsal ziyaret yerleri, ormanları ve meraları yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların ortak mirasıdır. Bugün bu miras, uluslararası madencilik tekelleri ile onların yerli ortaklarının yağma politikalarıyla kuşatma altında.

    Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu, Pülümür’de maden projelerine karşı açıklama yaptı. DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun destek verdiği açıklamayı Engin Tekin okudu.

    Altın, bakır, krom ve diğer madenler adına yürütülen faaliyetler, “kalkınma”, “yatırım” ve “istihdam” söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığının altını çizen Tekin, “Oysa yaşanan deneyimler bunun tam tersini göstermektedir. Maden şirketleri geldikleri her yerde geriye kuruyan dereler, kesilmiş ormanlar, kirlenmiş topraklar, göç etmek zorunda kalan köylüler ve yoksullaşan halk bırakmaktadır” dedi.

    “DERSİM YAŞAMDIR, TARİHTİR, KÜLTÜRDÜR, İNANÇTIR”

    Dersim’in önemli bir bölümünün maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirten Tekin, “Yaklaşık 150’yi aşkın ruhsat ve ruhsat başvurusu, bu kadim coğrafyayı uluslararası sermayenin kâr alanına dönüştürme planının bir parçasıdır. Sermaye için Dersim yalnızca çıkarılacak maden rezervidir; bizim için ise yaşamdır, tarihtir, kültürdür, inançtır” diye konuştu.

    “DERSİM’İ SAVUNMAK; HERKESİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR”

    “Bağır Dağı’nı dinamitlemek yalnızca bir dağı parçalamak değildir; Alevi inancına, Dersim’in ortak hafızasına ve halkın kutsallarına yönelmiş bir saldırıdır” diyen Tekin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hel Dağı’na, Karagöz’e, Karagöl’e, Pülümür Vadisi’ne uzanan her kepçe, yalnızca toprağı değil; geleceğimizi de hedef almaktadır. Dersim, Türkiye’nin en zengin biyolojik çeşitlilik alanlarından biridir. Yüzlerce endemik bitki türü, dağ keçileri, boz ayılar, vaşaklar ve sayısız canlı bu coğrafyada yaşamaktadır. Munzur ve Pülümür yalnızca Dersim’in değil, bütün Anadolu’nun en önemli su havzalarındandır. Bir kez kirletilen suyu, yok edilen ormanı ve bozulan ekolojik dengeyi geri getirmek mümkün değildir. Doğa bir meta değildir. Dağlar, dereler ve ormanlar alınıp satılacak ticari mallar değildir. Bunlar bütün canlıların ortak yaşam alanlarıdır. Su yaşamdır; yaşam alınıp satılan bir meta değildir. Bugün doğayı savunmak, aynı zamanda yaşamı, emeği, kültürü ve halkın geleceğini savunmaktır. Dersim’i savunmak; yalnızca Dersimlilerin değil, temiz suya, sağlıklı gıdaya ve yaşanabilir bir geleceğe sahip çıkmak isteyen herkesin ortak sorumluluğudur.

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM”

    Dersim’i maden şirketlerine teslim etmeyeceklerini vurgulayan Tekin, Bağır Dağı da, Hel Dağı da, Munzur da satılık değildir. Kutsallarımızı, derelerimizi, ormanlarımızı ve yaşam alanlarımızı sermayenin kâr hırsına kurban etmeyeceğiz. Bütün Dersim halkını, köylüleri, gençleri, kadınları, emek ve demokrasi güçlerini, çevre örgütlerini, meslek odalarını ve yaşam savunucularını ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, ekolojik kıyımla karşı karşıya olduklarını ifade ederek, “Sermayeye açılan bir doğa var. Önümüzdeki süreçte geleceğimizle ilgili tehlike var. Aynı zamanda Dersim coğrafyası Reya Haq coğrafyasıdır. Coğrafyamıza, inancımıza, ziyaretgahlarımıza dokunulmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM 

     

     

  • Çorum Katliamı’nın 46. yılı: Barış’ı Kadeş Meydanı’ndan bütün ülkeye yayalım!-VİDEO

    Çorum Katliamı’nın 46. yılı: Barış’ı Kadeş Meydanı’ndan bütün ülkeye yayalım!-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları öncülüğünde Çorum Katliamı’nın 46. yılında Çorum’da anma gerçekleştirildi. Anmada konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, “Tarihte ilk barış anlaşması Kadeş Meydanı’nda yapıldı. Buradan Anadolu’nun barışı götürebilecek projeler geliştirelim. Barış olmazsa olmazımızdır. Barış olursa Çorum’da barışının anıtını, Madımak’ı ‘Utanç Müzesi’ yapabiliriz” dedi.

    Çorum’da 1980 yılının mayıs ayının son günlerinde başlayıp temmuz ayına kadar süren, resmi verilere göre 57 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı ve çok sayıda ev ile iş yerinin tahrip edildiği Çorum Katliamı’nın 46. yılında yürüyüş düzenlendi.

    Yüzlerce yurttaşın, Alevi kurumunun ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katıldığı yürüyüşte atılan sloganlarda, Çorum Katliamı’nın hesabının verilmesi çağrısı yapıldı.

    HBVAKV Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy, Alevi toplumu olarak başka acılar yaşanmaması için barış talebinde ısrarcı olduklarını belirterek, Çorum Katliamı’nın yapanların ve emri verenlerin açığa çıkartılmasını talep etti.

    Yürüyüşün ardından Alevi kurumları adına Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez konuştu.

    “KADEŞ MEYDANI’NDAN BÜTÜN ANADOLU’YA BARIŞI ÖRELİM”

    Ercan Geçmez, Çorum halkına seslenerek, “Tarihte ilk barış anlaşması Kadeş Meydanı’nda yapıldı. Buradan Anadolu’nun barışı götürebilecek projeler geliştirelim. Barış olmazsa olmaz bir şeydir. Barış olursa Çorum’da barışının anıtını, Madımak’ı ‘Utanç Müzesi’ yapabiliriz. O zaman bu ülke aydınlığı, eşitliği görecek, yoksulluk yok olacaktır. Biz Aleviler birlikte yaşamanın mücadelesini veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz” dedi.

    Anma semahların dönülmesiyle sona erdi.

    PİRHA/ÇORUM

  • Avustralya’da, Sivas Madımak Katliamı anması: Madımak neden korunmadı?-VİDEO

    Avustralya’da, Sivas Madımak Katliamı anması: Madımak neden korunmadı?-VİDEO

    PİRHA- Avustralya Melbourne’de bulunan Hallac-ı Mansur Cemevi’nde Sivas Madımak Katliamında katledilen 33 yazar, sanatçı, aydın anıldı. Anmada, “Madımak Oteli neden korunmadı? İnsanlar neden saatler boyunca kurtarılmayı bekledi? Saldırganlar neden engellenmedi? Katliamın arkasındaki tüm bağlantılar neden ortaya çıkarılmadı? Devlet neden gerçek anlamda yüzleşmedi?” soruları soruldu.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde bir çok merkezde açıklama, yürüyüş ve anmalar yapıldı. Avustralya’daki anma Melbourne’de bulunan Hallac-ı Mansur Cemevi’nde gerçekleştirildi.

    “İNSANLIK SUÇUDUR”

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu ve bağlı kurumların düzenlediği anmada konuşan AFA Genel Başkanı Suzan Saka, ırkçı, gerici ve faşist çevreler tarafından günler öncesinden hedef gösterilen etkinlik ve katılımcılar özellikle Aziz Nesin ve Pir Sultan Abdal’ın düşünceleri üzerinden saldırıların odağı haline getirildiğini vurgulayarak, “Madımak Oteli saatler boyunca kuşatma altında kaldı. Taşlar atıldı, tehditler savruldu, otel otel ateşe verildi. Ve devlet oradaydı, polis oradaydı, asker oradaydı. Ancak insanlar tam 8 saat boyunca kurtarılmayı beklerken müdahale edilmedi. İnsanlar göz göre göre ölüme terk edildi. Milyonlarca insan bu vahşeti televizyon ekranlarından izledi. Aileler ekranların başında çaresizlik içinde sevdiklerinin hayatta kalmasını umut etti. Ancak beklenen yardım gelmedi. 33 can ve 2 otel görevlisi yaşamını yitirdi. Sivas katliamı yalnızca bir grup saldırganın gerçekleştirdiği bir suç değildir. Sivas Katliamı nefret söyleminin, ayrımcılığın ve cezasızlık anlayışının yarattığı bir insanlık suçudur” dedi.

    “TARİH VE HUKUK ÖNÜNDE SORUMLUDUR”

    Bu katliamın sorumluluğu yalnızca ateşi yakan ellerinde olmadığının altını çizen Saka, “Bu katliamı gerçekleştirenler kadar bu saldırıyı önleme sorumluluğunu yerine getirmeyenler, yurttaşlarını korumayanlar ve olay karşısında gerekli iradeyi göstermeyen devlet kurumları da tarih önünde ve hukuk önünde sorumludur” diye belirtti.

    “MADIMAK OTELİ NEDEN KORUNMADI?”

    “Madımak Oteli neden korunmadı? İnsanlar neden saatler boyunca kurtarılmayı bekledi? Saldırganlar neden engellenmedi? Katliamın arkasındaki tüm bağlantılar neden ortaya çıkarılmadı? Devlet neden gerçek anlamda yüzleşmedi? Mahkeme salonlarında ailelere neden şiddet uygulandı? Tutuklanan saldırganlar neden serbest bırakıldı? Neden bu dava zaman aşımına uğratıldı?” diye soran Saka, 33 yıldır bu soruların cevaplarını beklediklerini ifade etti.

    Katliamın faillerinin belli olduğuna dikkat çeken Suzan Saka, “Katilleri alkışlayanlar, saldırıyı gerçekleştirenler, bu suça ortak olanlar ve bu suçu önleme sorumluluğunu yerine getirmeyenler tarih önünde sorumludur. Bizler buradan açıkça söylüyoruz; İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Hiçbir yıl, hiçbir siyasi karar, hiçbir hukuki engel hakikatin üzerini örtemez. Uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suçlar zaman aşımına uğramaz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Mersin’de Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Mersin’de Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında Mersin’de bulunan Madımak Anıtı önünde anma yapıldı. Anmada, cezasızlık politikasına dikkat çekilerek, “Bugün bizlere düşen görev; kin değil adalet, intikam değil hukuk, ayrışma değil kardeşlik, nefret değil barış dilini büyütmektir” denildi.

    Mersin Cemevi, 2 Temmuz Madımak Barış ve Kardeşlik Parkı’nda Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında anma töreni düzenledi. Törene demokratik kitle örgütü temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Törende yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Ardından Mersin Cemevi Kadın Komisyonu Sözcüsü Aysel Kılavuz, 2 Temmuz 1993’ün Türkiye’nin toplumsal belleğine kara harflerle kazınan, insanlığın vicdanında derin yaralar açan bir tarih olduğunu belirterek, “Sivas Katliamı; karanlığın aydınlığa, nefretin kardeşliğe, bağnazlığın bilime ve sanata yönelttiği en acı saldırılardan biridir. Bu acıyı unutmamak, unutturmamak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.

    “KATLİAM TÜM YÖNLERİYLE AYDINLATILMALI”

    Geçen yıllar boyunca adaletin tam anlamıyla sağlanamamış olması, toplumsal vicdandaki yarayı daha da derinleştirdiğini vurgulayan Kılavuz, “Katliamın tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların hesap vermesi ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve insan haklarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. İnancı, kimliği, düşüncesi ya da yaşam biçimi ne olursa olsun herkesin eşit yurttaşlık hakkına sahip olduğu; hiçbir ayrımcılığın ve nefret söyleminin yaşam bulmadığı bir ülke özlemi, Sivas’ta yitirdiğimiz canlara karşı en büyük sorumluluğumuzdur” diye belirtti.

    “NEFRET DEĞİL BARIŞ DİLİNİ BÜYÜTMEKTİR”

    Madımak, yalnızca geçmişin acısını hatırlatan bir bina değil; toplumsal belleğin, yüzleşmenin ve vicdanın simgesi olması gerektiğinin altını çizen Kılavuz, şunları ifade etti:

    “Katledilenlerle katliama ortak olanların aynı zeminde anılması, adalet duygusunu zedelemekte ve acıları yeniden büyütmektedir. Sivas Katliamında ateşe yazılan isimlerden Metin Altıok’un son sözü: “Birimize bir şey olursa ne yaparız?Kalanlar, ölenler için şiirler yazar,” Ateşe yazılmış isimlerimizi anarak hep yaşatacağız! Bugün bizlere düşen görev; kin değil adalet, intikam değil hukuk, ayrışma değil kardeşlik, nefret değil barış dilini büyütmektir. Çünkü biliyoruz ki geçmişle yüzleşmeyen toplumlar, aynı acıları yaşamaya mahkûmdur.

    İnsan haklarından, özgürlükten, eşitlikten, laiklikten, demokrasiden ve barış içinde bir arada yaşamaktan yana olan herkesle birlikte bir kez daha haykırıyoruz: Sivas’ı unutmadık! Unutmayacağız! Unutturmayacağız!”

    Anmada Zakir Rıza Aydın deyişler okudu, ardından Mersin Cemevi üyesi kadınlar semah döndü. Ardından anıta karanfiller bırakılıp mumlar yakıldı.

    Bir diğer anma Mersin Cemevi’nde yapıldı. 33 sanatçı, yazar, aydın adına cemevinde Madımak Oratoryası sahnelendi. Semra Turaç Çelik’İn hazırladığı oratoryada Reyhan Kurtulmaz Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu ve Hasret Gültekin’den eserler seslendirdi.

    Anmada Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz ve Prof. Dr. Erkan Aktaş da birer konuşma yaparak, katliamın unutulmaması için adalet ve yüzleşme çağrısında bulundular.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi: Hakikat, adalet ve yüzleşme talebimizden vazgeçmeyeceğiz!-VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: Hakikat, adalet ve yüzleşme talebimizden vazgeçmeyeceğiz!-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında katledilenleri andı, adalet çağrısını yineledi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılına ilişkin basın açıklaması yaptı. Dernek binasında yapılan açıklamayı İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya, okudu.

    KATLİAM AYDINLATILMADI

    Sivas Madımak Katliamı’nın, yaşam hakkına, düşünce ve ifade özgürlüğüne, inanç özgürlüğüne ve eşitlik ilkesine yönelik, insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri olduğunu vurgulayan Kaya, “Aradan geçen yıllara rağmen katliamın tüm boyutlarıyla aydınlatılması sağlanmamış, gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmamış, kamu görevlilerinin sorumluluğu etkin biçimde soruşturulmamıştır” dedi.

    “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Sivas Madımak Katliamı’nın, ağır insan hakları ihlallerinde cezasızlığın kurumsallaşmasının en çarpıcı örneklerinden biri olduğuna dikkat çeken Kaya, şunları ifade etti:

    “İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı kabul edilemez. Katliamın yaşandığı Madımak Oteli’nin Utanç Müzesine dönüştürülmesi yönündeki toplumsal talebin karşılanmaması da geçmişle yüzleşme iradesinin eksikliğini göstermektedir. İnsan Hakları Derneği olarak taleplerimiz: İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımını ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Sivas Madımak Katliamı dosyası yeniden ele alınmalı; kamu görevlileri dâhil tüm sorumlular hakkında etkili ve bağımsız soruşturma yürütülmelidir. Katliamın tüm bağlantılarının ortaya çıkarılması için bağımsız bir Hakikat Komisyonu kurulmalıdır. Madımak Oteli Utanç Müzesi olarak düzenlenmelidir. 2 Temmuz, “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçları Kınama Günü” olarak kabul edilmelidir. Sivas’ta yitirdiğimiz canları saygıyla anıyor; ailelerinin, yakınlarının ve adalet mücadelesini sürdüren herkesin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.  Unutmadık. Unutturmayacağız. Hakikat ve adalet mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • Sivas Madımak Katliamı’ndan katledilenler Avustralya’da anıldı-VİDEO

    Sivas Madımak Katliamı’ndan katledilenler Avustralya’da anıldı-VİDEO

    PİRHA-Avustralya Coburg Lace Park’ta (Çorum Parkı) bulunan anıt önünde Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı.

    Sivas, Dersim, Çorum ve Maraş katliamlarının tarihlerinin yer aldığı Avustralya Coburg Lace Park’taki Çorum Parkı Anıtı önünde Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında katledilen 33 aydın, yazar, sanatçı, semahçı anıldı. Anma gülbeng okuması ve çerağ uyandırmasıyla başladı.

    “KATLİAMLARIN SONA ERMESİ İÇİN BİRLİK OLALIM”

    Anmaya katılan yurttaşlar Sivas Madımak Oteli’deki katliamda yaşamını yitirenleri anarken, katliamların sona ermesi çağrısında bulundular.

    PİRHA/AVUSTRALYA

     

     

  • 33. yılında Sivas Madımak Katliamı anması: Unutmayacağız, unutturmayacağız!-VİDEO

    33. yılında Sivas Madımak Katliamı anması: Unutmayacağız, unutturmayacağız!-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları öncülüğünde Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Sivas’ta anma gerçekleştirildi. Anmada, 

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sivas Şubesi ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sivas Şubesi önünde buluşan ve Madımak Oteli önüne doğru yürüyüşe geçen Aleviler sık sık ‘Sivas’ı unutma, unutturma’, Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Karanlığa teslim olmayacağız” sloganlarını attı.

    Kortejin ön saflarında, Madımak şehitlerinin fotoğrafları taşınıyor. Yürüyüşte ayrıca katledilen 33 canın isimleri okunarak hep bir ağızdan ‘yaşıyor’ denildi.

    Yürüyüşe, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı.

    KATILIMCI KURUMLAR

    Anmaya Madımak’ta katledilenlerin aileleri başta olmak üzere Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Halkların Demokratik Kongresi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) , Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Emek Partisi (EMEP), Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Halkevleri, Devrimci 78’liler Federasyonu, Kamu Emekçileri Sendikası Federasyonu (KESK) Şubeler Platformu, Eğitim-Sen, Zara Dernekler Federasyonu, Dersim Dernekleri ve çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü ve demokrasi örgüt temsilcileri katıldı.

    MADIMAK OTELİ ÖNÜNDE SEMAHA DURULDU

    Sivas Seyrantepe’den başlayıp, Mevlana Caddesi üzerinden Hükümet Meydanı önünden eski Madımak Oteli’nin bulunduğu yere kadar yapılan yürüyüşte, katliamda yaşamını yitiren sanatçıların seslendirdiği deyişler de çalındı.

    Kitle Madımak Oteli’nin önünde bir araya geldi. Ardından semaha duruldu.

    PİRHA/SİVAS

     

  • Tuncer Bakırhan: Alevisiz barış olmaz!-VİDEO

    Tuncer Bakırhan: Alevisiz barış olmaz!-VİDEO

    PİRHA- Sultangazi Alevi Kültür Derneği Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yapılan Sivas Madımak Katliamı anmasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevisiz barışın olmayacağını vurgulayarak, “Alevilerin mücadelesini sahipleniyor, taleplerini her zaman dile getiriyoruz.  DEM Parti Alevilerin partisidir” dedi.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde, katledilen 33 sanatçı, aydın, yazar, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde anıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Gazi Şehitleri Cemevi ve Habibler Cemevi’nin düzenlediği anmada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuştu.

    Bakırhan, Alevisiz barışın olmayacağını vurgulayarak, “Alevilerin mücadelesini sahipleniyor, taleplerini her zaman dile getiriyoruz.  DEM Parti Alevilerin partisidir” dedi.

    MÜCADELE VURGUSU!

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Emin olun bugün burada olduğu gibi yaşamın her alanında haksızlıklara karşı, zulme karşı, Yezitlere karşı bir arada olabilirsek yeni Sivas’lar yaşamayız. Yeni Gazi’ler, Dersimler, Koçgiriler yaşamayız.

    Sistem açık ve net bir şekilde tek bir millete ve inanca indirgemiş bir Türkiye toplumu yaratmaya çalışıyor. Bizler de bunun karşısında inancımızı, renklerimizi ve kimliklerimizi yaşatmaya çalışıyoruz. Ama bir eksiğimiz var. Sistemin bu tekçi anlayışına karşı bir biçimiyle bir arada birlikte omuz omuza güçlü bir şekilde mücadelemizi ortaya koyamadık.

    Bu katliamlarda kaybettiğimiz canlara bir öz eleştirimiz oldu. olsun. Bu Sivas’ta yitirdiğimiz yazarlara, sanatçılara, kadınlara, gençlere ve çocuklara öz eleştirimiz olsun. Sivas’ın, Gazi’nin, Dersim’in ve benzer diğer katliamların olmasında güçlü bir irade ortaya konulabilseydi bugün başka bir Türkiye’de yaşıyor olabilirdik.

    Daha dün 33 yıl önce Sivas Madımak’ta büyük bir katliam Türkiye tarihine kara bir leke düştü. Güpegündüz devlet kontrolünde ve denetiminde insanlar Madımak’ta diri diri yakıldı. Bu kara lekeyi kabul etmiyoruz.

    Bu katliamları unutmuyoruz, unutmayacağız. Ama bu bu ve benzer katliamların yaşanmaması için de birlikte ve bir arada olmalıyız. Kürt’ün barış arayışıyla Alevi’nin eşit yurttaşlık arayışı, kadının haklarının arayışıyla, gençlerin geleceğinin arayışıyla, emekçilerin alın terinin karşılığını arayışı aynı mücadelenin bir ürünüdür. Dolayısıyla bu sistemden memnun olmayan, bu sistemin katliamlarından, ötekileştirici politikalarından bıkan bizlerin önümüzdeki günlerde daha fazla dayanışma içerisinde olması ve mücadele etmesi gerekiyor.”

    “ALEVİSİZ BİR BARIŞ OLMAZ”

    Türkiye’de bir barış süreci yaşandığına dikkat çeken Bakırhan, “Bu süreç AKP ile işbirliği yaptığımız anlamına gelmesin. O masada Kürtlerin demokratik haklarının olduğu kadar Alevi yurttaşlarımızın eşit yurttaşlık hakkı da var. O masada dilini ve kimliğini konuşamayan inancını özgürce yaşayamayan Türkiye’de bütün hakların ve inançların hakkı var. Bizim olduğumuz yerde Alevisiz bir barış olmaz. Alevilerin olmadığı bir toplumsal barış toplumsal barış değildir” diye belirtti.

    “33 canımız kaybedildi, 33 yıl geçti ama hala aydınlatılmadı” diyen Bakırhan, bu katliamları yapanları ve bu katliamların arkasında duran kim olursa olsun hepsinin demokratik bir yargı karşısında yargılanmasını hep birlikte sağlayacaklarını söyledi.

    “DEM PARTİ ALEVİLERİN PARTİSİDİR”

    DEM Parti’nin sadece Kürtlerin değil, Alevilerin de partisi olduğunun altını çizen Bakırhan, “Alevilerin derdini kendisine dert edinen bir duruş içerisinde olmaya çalışıyoruz. Emin olun bu ülkenin en güçlü dinamiği Aleviler, Kürtler, devrimciler ve sosyalistlerdir, kadınlardır. Bir arada birlikte omuz omuza demokratik hak ve özgürlüklerimizi sahiplenir. Kürt’ü kardeş görür. Ezilen emekçiyi, ezileni kardeş görebilirsek kadını genç yol arkadaşı olarak görebilirsek bizim başaramayacağımız hiçbir şey yoktur” ifadelerine yer verdi.

    Anma sanatçılar Gülcihan Koç, Gani Pekşen ve Aşık Alican’ın seslendirdiği deyiş ve nefeslerle sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL