Yazar: diren keser

  • Fethiye Yıldırım: Hüseyin’in duruşu zulme karşı insanlığın ortak vicdanıdır-VİDEO

    Fethiye Yıldırım: Hüseyin’in duruşu zulme karşı insanlığın ortak vicdanıdır-VİDEO

    PİRHA- DAD Genel Merkez Yöneticisi Fethiye Yıldırım, Muharrem ayının Aleviler açısından yalnızca bir matem dönemi değil, zulme karşı direnişin ve hakikatin yanında durmanın simgesi olduğunu belirtti. Kerbela’nın tarihsel bir olay olmanın ötesinde günümüze uzanan bir ders olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Hüseyin’in duruşu, haksızlığa karşı boyun eğmemenin ve insanlık adına barışı savunmanın adıdır” dedi.

    DAD Genel Merkez Yöneticisi Fethiye Yıldırım, Muharrem ayı ve Kerbela’nın Alevi toplumu açısından taşıdığı anlamı anlatarak, Muharrem orucunun yalnızca bir ibadet değil, zulme karşı direnişin ve hakikatin yanında durmanın simgesi olduğunu söyledi.

    KERBELA, BİAT ETMEYENLERE YÖNELİK BİR KATLİAMDIR

    Yıldırım, Kerbela’nın Aleviler için bir matem günü olarak anıldığını belirterek, yaşananların yalnızca tarihsel bir olay olmadığını ifade etti. Kerbela’da masumlara yönelik büyük bir zulmün yaşandığını vurgulayan Yıldırım, “Orada biat etmeyen bir düşünceye karşı vahşet uygulanmıştır. Bu bir katliamdır. Kerbela, haksızlığa karşı sergilenen bir duruştur. Bu nedenle Alevi toplumu Hüseyin’i bir duruş, Hüseyin’in mücadelesini ise bir direniş olarak görür” dedi.

    “HÜSEYİN SAVAŞMAYA DEĞİL, BARIŞI SAĞLAMAYA GİTMİŞTİ”

    Hz. Hüseyin’in çatışma yaratmak amacıyla hareket etmediğini ifade eden Yıldırım, “Hz. Hüseyin kimseyle savaşmak için gitmemiştir. Tam tersine sorunları çözmek ve ortamı yatıştırmak için çaba göstermiştir. Ancak Yezid ve Muaviye zihniyetinin iktidar hırsı, çatışmacı anlayışı Kerbela’da büyük bir trajediye yol açmıştır” diye konuştu.

    “SUSUZLUKLA TESLİM ALMAK İSTEDİLER”

    Kerbela’da Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin günlerce susuz bırakıldığını hatırlatan Yıldırım, bunun insanlık dışı bir uygulama olduğunu söyledi.

    Yıldırım, “Bir insanı aç ve susuz bırakmak korkunç bir şeydir. Buna rağmen Hüseyin kendi ailesi ve yol arkadaşlarıyla birlikte boyun eğmemiştir. Çünkü ortada büyük bir haksızlık vardı. Yezid’in zulmüne biat etmeyi kabul etmemiştir. Hüseyin’in yaşaması Yezid’in iktidarı açısından bir tehdit olarak görülüyordu. Çünkü Muaviye ile başlayan saltanat düzeni ancak muhalif seslerin susturulmasıyla devam edebilirdi” ifadelerini kullandı.

    Kerbela’da yaşanan en büyük acılardan birinin çocukların susuz bırakılması olduğunu belirten Yıldırım, bu olaylardan çıkarılması gereken önemli dersler bulunduğunu belirterek, “Susuzluktan nefesi kesilen bir çocuğunu kucağına alan Hüseyin, Yezid’in ordusuna dönerek kendisi için değil, çocuk için bir damla su istemiştir. Ancak o sırada atılan bir ok çocuğun boynuna saplanmıştır. Bu, insanlık tarihinin en büyük acılarından biridir” dedi.

    ANA FATMA’NIN YASIYLA BAŞLAYAN MUHARREM

    Alevilerin Muharrem ayının ilk gününü Ana Fatma’ya adadığını hatırlatan Yıldırım, bunun nedeninin Kerbela’da yaşanan büyük acı olduğunu dile getirdi.

    “Orada bir annenin yaşadığı tarifsiz acı vardır. Ana Fatma’nın yası da buradan başlar. Bu nedenle Muharrem’in ilk günü ona adanır. Bu yalnızca geçmişe ait bir yas değil, aynı zamanda haksızlığa karşı bir duruştur” diye konuştu.

    “KERBELA BİTMEDİ, FARKLI BİÇİMLERDE DEVAM ETTİ”

    Kerbela’nın yalnızca tarihte yaşanmış bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yıldırım, zulüm ve katliamların farklı dönemlerde devam ettiğini ifade ederek, “Kerbela hiçbir zaman bitmedi. Dersim Katliamı’ndan dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan katliamlara kadar benzer acılar yaşandı. Ortadoğu’da IŞİD’in yaptıkları da aynı zihniyetin ürünüdür. Zalimlerin yöntemleri değişse de zulmün kaynağı olan anlayış değişmemiştir. Muaviye zihniyeti farklı biçimlerde günümüze kadar gelmiştir” dedi.

    “MUHARREM ORUCU ZULME ORTAK OLMAMAYI ÖĞRETİR”

    Muharrem orucunun yalnızca aç kalmak olmadığını ifade eden Yıldırım, bu ibadetin Kerbela’da yaşanan acıları anlamaya yönelik güçlü bir sembol olduğunu söyledi.

    Yıldırım, “Biz bu yası öylesine derin yaşamışızdır ki onlar aç kaldığı için biz de aç kalırız. Bıçak kullanmayız, su içmeyiz. Çünkü Kerbela’da insanların en temel hakkı olan su onlardan esirgenmiştir. Bir insanın başka bir insana bunu yapmaya hakkı yoktur. Hele ki Müslümanın Müslümana bunu yapması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

    “HAK LOKMASI DAYANIŞMANIN VE PAYLAŞIMIN SEMBOLÜDÜR”

    Muharrem orucunun ardından dağıtılan lokmaların da önemli bir anlam taşıdığını belirten Yıldırım, bunun paylaşım ve dayanışma kültürünü güçlendirdiğini kaydederek, “Orucun ardından dağıtılan hak lokması, insanların birbirleriyle dayanışmasını sağlar. Komşudan komşuya ulaşan lokmalar, ortak yaşamı ve paylaşımı büyütür. Bu aynı zamanda barışın ve kardeşliğin sembolüdür. İnsanların bir araya gelmesini, birbirinin acısını paylaşmasını sağlar” ifadelerini kullandı.

    “HÜSEYİN’İN DURUŞU İNSANLIĞA ÖRNEK OLMALI”

    Yıldırım,  Kerbela’dan çıkarılması gereken en önemli dersin zulme karşı sessiz kalmamak olduğunu vurguladı.

    “Hüseyin zulme karşı susmamıştır, haksızlığa boyun eğmemiştir. Bizler de bugün her türlü zulüm karşısında aynı duruşu göstermeliyiz. İnsanlık adına barışı savunmalı, kimsenin inancından, dilinden, kimliğinden dolayı ötekileştirilmediği bir dünya için mücadele etmeliyiz. Katliamların yaşanmadığı, insanların birbirini kırmadığı, eşit ve özgür bir ülke ve dünya istiyoruz” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

     

  • Dersim’de görevli uzman çavuş 18 yaşından küçük kız çocuğunu alıkoydu!

    Dersim’de görevli uzman çavuş 18 yaşından küçük kız çocuğunu alıkoydu!

    PİRHA-Dersim’de A.Ç adlı uzman çavuş, 18 yaşından küçük kız çocuğunu Tunceli Öğretmenevi’nde alıkoydu. Olayın üzeri uzman çavuşun ceza almaması için kapatıldığı iddia edildi.

    Dersim’de görev yapan uzman çavuş 18 yaşından küçük kız çocuğuna istismar girişiminde bulundu. Olay 19 Haziran tarihinde yaşandı. Öğretmenevinde yer ayıran Dersim’de görevli bir uzman çavuş, 18 yaşından küçük kız çocuğunu odaya aldı. Durumu fark eden görevliler askeri personeli uyarmasına rağmen, uzman çavuş odayı görevlilerin üzerine kapattı.

    Öğretmenevi yetkililerinin müdahalesiyle kız çocuğu odadan çıkarılırken, öğretmenevine çağrılan polis ekibi tutanak tutmadan olay yerinden ayrıldığı ortaya çıktı.

    Olayın üzeri uzman çavuşun ceza almaması için kapatıldığı iddia edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin Cemevi’nde ‘Aleviliğin kentleşmesi’ konuşuldu-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde ‘Aleviliğin kentleşmesi’ konuşuldu-VİDEO

    PİRHA- Yası Kerbela Orucu’nun açılmasının ardından yapılan sohbette “Kentleşme Sürecinin Alevi İnancı Üzerindeki Olumlu ve Olumsuz Yönleri” konuşuldu. 

    Yası Kerbela Orucu tutulmaya devam ediyor. Mersin Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar oruç açtı. Rıza Aydın nefes ve deyişler okunup, semah dönüldü. Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Baba Mansur Ocağı’ndan Hasan Kılıç, “Kentleşme Sürecinin Alevi İnancı Üzerindeki Olumlu ve Olumsuz Yönleri” başlıklı konuşma yaptı.

    Kır inancı olan Aleviliğin göçlerle birlikte kentlere taşındığını belirterek, “Kentlere yerleşen Alevilerin Sünni inancının dayatmalarına maruz kaldığını, bir çok yurttaşın Aleviliğini sakladı” dedi.

    Konuşmanın ardından çerağlar sırlanıp, sohbet sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • 23 HAZİRAN 2026 SALI-GÜNDEM

    23 HAZİRAN 2026 SALI-GÜNDEM

    -Gülistan Doku davasının Erzurum’a taşınmak istenmesine ilişkin Pir Sultan,Abdal Antalya Şube Kadın Sekreteri Hatice Demir Aksoy PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.GÖRÜNTÜLÜ

    -Suriyedeki Katliamlara Karşı Dayanışma İnsiyatifi, Mersin’de saat 17:30’da açıklama yapacak.GÖRÜNTÜLÜ

  • Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut tutuklandı!

    Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut tutuklandı!

    PİRHA- CHP’li Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut ve 7 kişi tutuklandı.

    Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Silifke Belediyesi’ndeki bazı kamu görevlileri ve bu kişilerle irtibatlı olduğu değerlendirilen kişiler hakkındaki ihbarlar doğrultusunda başlatılan soruşturma kapsamında Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut’un da bulunduğu 7 kişi tutuklandı, 11 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Öğretmenlerin açlık grevi 8. gününde!-VİDEO

    Öğretmenlerin açlık grevi 8. gününde!-VİDEO

    PİRHA-Eylemlerinin 9, açlık grevinin 8. gününde talepleri karşılanmayan öğretmenler, tüm engellere rağmen direnişlerine devam edeceklerini açıkladı.

    Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) Ankara Şubesi önünde başlattıkları eylemlerine devam ediyor.

    Eylemlerinin 9, açlık grevinin 8. gününde talepleri karşılanmayan öğretmenler, tüm engellere rağmen direnişlerine devam edeceklerini açıkladı: “Dün uygulanan orantısız şiddetin üzerine bugün bizlerle dayanışmaya gelen dostlarımız ve halkımızın verdiği güçle bizlerin de direnişi daha sağlam hale geldi. Haklı mücadelemiz tüm engellere rağmen sürecek, destekleriniz ve dayanışmanızla güçlüyüz. Haklarımızı alana kadar Ankara’yı terk etmeyeceğiz. Mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    HABER MERKEZİ

  • Avukatı Ali Çimen: 25 kişilik şüpheli listesi hazırladık!

    Avukatı Ali Çimen: 25 kişilik şüpheli listesi hazırladık!

    PİRHA- Gülistan Doku soruşturmasının dosya avukatı Ali Çimen, 25 kişilik şüpheli listesi hazırladıklarını açıklayarak, O. Yıldız’ın soruşturmaya eklenmesi için gerekli şikayetlerde bulunduklarını belirtti.

    5 Ocak 2020’de kaybettirilen Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasının dosya avukatı Ali Çimen, 25 kişilik şüpheli listesi hazırladıklarını açıkladı.

    Çimen, sosyal medya platformu X’den yaptığı paylaşımda, şunları belirtti:

    “Gülistan Doku dosyası kapsamında Örtbas ekibinde yer alan 25 kişilik şüpheli listesi tarafımızca hazırlanmıştır. Bu kişiler baştan suçlu ilan edilmeyecek olup Baş şüpheli T. SONEL tarafından yanlış yönlendirilenlerde muhakkak vardır. Malum şüpheli T. SONEL dönemin en üst düzey kamu görevlisidir. Yine dosyamız maktulüne yönelik cinsel saldırı olayının yaşandığı ve Uyuşturucu içilen yer olan Gençlik Merkezini valilikten sözleşmeli olarak suç tarihinde İşleten O. YILDIZ’ ın soruşturmaya eklenmesi için gerekli şikayetimizi yaptık.”

    HABER MERKEZİ

  • Antalya’da ‘Alevi Örgütlenmesinin Geleceği Nasıl Olmalı?’ paneli düzenlendi-VİDEO

    Antalya’da ‘Alevi Örgütlenmesinin Geleceği Nasıl Olmalı?’ paneli düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Kepez Alevi Bektaşi Kültür Derneği tarafından Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Korkmaz Tedik Konferans Salonunda “Alevi Örgütlenmesinin Geleceği Nasıl olmalı?” panelinde Alevi inancının yarına taşınması için Alevi örgütlenmesinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

    Kepez Alevi Bektaşi Kültür Derneği tarafından Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Korkmaz Tedik Konferans Salonunda “Alevi Örgütlenmesinin Geleceği Nasıl olmalı?” başlığı altında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker’in katıldığı panel gerçekleştirildi.

    Panelde Kepez Alevi Bektaşi Kültür Derneği Başkanı Abidin Özkan yaptığı açılış konuşmasının ardından Turgut Öker, konuştu.

    “TÜZÜĞÜMÜZ SENDİKA TÜZÜĞÜ”

    Turgut Öker, Alevi örgütlenmesinin 40 yılının muhasebesinin yapılması gerektiğini belirterek, “40 yıl önce örgütlenirken hiçbirimiz Aleviliğin tarihsel sürecini, geçmişini ayrıntılarla bilmiyorduk. Köylerde uygulanmış Alevilik artık şehirlerde uygulanmıyor ve yok olacak başlıkları atılıyordu. O koşullarda örgütlenildi ve örgütlenirken de bizden önceki kuşaklardan bize aktarılan bir miras yoktu. Bu nedenle de Avrupa’da örgütlenirken yaygın Almanya’daki sendikaların tüzüğünü esas aldık. Alevi Kültür Merkezi örgütlüyoruz. Ama tüzüğümüz sendika tüzüğü” dedi.

    “ALEVİLİĞİN TARİHSEL DEĞERLERİNİN YAŞAMASI GEREKİYOR”

    Dernekler masasının kuralları neyse onları esas aldıklarının altını çizen Öker, “En azından Aleviliğin bütün dünyada bir inanç topluluğu olarak görülmesi, tanınması bunlar çok doğru şeyler oldu. Fakat şu an biz bu geldiğimiz noktada şu anki örgütlenme biçimimizde Aleviliği yaşatma şansına sahip değiliz. O yüzden benim tartışma açtığım şey gelin örgütlenmemiz biz A’dan Z’ye öğretimimize uygun yapalım. Bu kapsamda her attığımız adımın öğretimize, inancımıza uygunluk arz ederek yol almamız gerektiğine inanıyorum. Yani bizim kıblemiz dernekler masası olmamalı. İç işleyişimizde bizim mutlaka Aleviliğin o tarihsel değerlerinin yaşaması gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    Geçen hafta Çorum’da açılan aşevine dikkat çeken Öker, “Çorum’un yaptığını Antalya niye yapmaz? Ne engel var? Çorum yapabiliyorsa niye burası yapmaz? Yapmak zorundayız” diye belirtti.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Maraş’ta yurttaşlar taş ocağı projesine tepki gösterdi: Mücadele edeceğiz!-VİDEO

    Maraş’ta yurttaşlar taş ocağı projesine tepki gösterdi: Mücadele edeceğiz!-VİDEO

    PİRHA- Maraş’ın Tut Dağı etrafındaki köyleri etkileyecek Taş Ocağı projesine tepki gösteren yurttaşlar, “Bizler yaşadığımız çevreyi, suyumuzu, toprağımızı ve geleceğimizi koruma sorumluluğu taşıyoruz. Bu sorumluluk doğrultusunda demokratik ve hukuki haklarımızı kullanarak mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    Maraş’ın Türkoğlu İlçesi’ne bağlı Cennetpınarı Köyü’nde (Mole Uson) yapılmak istenen Taş Ocağı’na yurttaşların tepkisi yükseliyor. Tut Dağı etrafındaki köyleri etkileyecek projeye karşı Alevi kurumları, yöre dernekleri ve çevre örgütlerinin temsilcileri yanı sıra yurttaşlar Cennetpınarı’nda ve bölgemizde taş ocağı istemiyoruz” pankartı açarak açıklama yaptı.

    “DOĞA BİZİM ORTAK MİRASIMIZ”

    Basın açıklamasını okuyan Filiz Yornuk, söz konusu maden projesinin doğal yaşam alanlarını, tarım arazilerini, su kaynaklarını ve bölgenin ekolojik dengesini ciddi şekilde tehdit ettiğini vurgulayarak, “Maden faaliyetleri yaratacağı çevresel tahribatlar yanı sıra bölge halkının sağlığını, ekonomik faaliyetlerini ve yaşam kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler yaratacağı açıktır. Bizler doğanın ve çevrenin yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin de ortak miras olduğunu inanıyoruz” dedi.

    “PROJE İPTAL EDİLSİN”

    Kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna doğal kaynakların tahrip edilemesine ve geri dönülmez çevresel zarar görülmesini kabul etmediklerini belirten Filiz Yornuk, “Maden projeleri ile ilgili kararlar alınırken bölge halkının görüşleri dikkate alınmalı. Çevresel etkileri bilimsel ve şeffaf bir şekilde değerlendirilmeli ve kamu yararı her türlü ticari çıkarın üzerinde tutulmamalıdır. Ancak bugüne kadar yürütülen süreçte halkın endişelerini yeterince dikkate alınmadığını görmekteyiz. Burada yetkililere çağrımızdır; Projenin çevresel etkilerini bağımsız uzmanlar tarafından yeniden değerlendirilmeli” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ!”

    Filiz Yornuk, doğal yaşamı, su kaynakları ve tarımsal üretimi tehdit eden uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulunarak, “Kamu yararı esas alınarak karar verilmelidir. Bizler yaşadığımız çevreyi, suyumuzu, toprağımızı ve geleceğimizi koruma sorumluluğu taşıyoruz. Bu sorumluluk doğrultusunda demokratik ve hukuki haklarımızı kullanarak mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Yurttaşlarda, tarım ve hayvancılık yaptıklarının altını çizerek, taş ocağının açılması durumunda doğanın ve ekonomik faliyetlerinin yok olacağını söyleyerek, projeye tepki gösterdi.

    PİRHA/MARAŞ

  • İslahiyeli yurttaşlar: Adımlar atılsın! – VİDEO

    İslahiyeli yurttaşlar: Adımlar atılsın! – VİDEO

    PİRHA – Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair konuşan İslahiyeliler, kalıcı bir barış ve ekonomik kalkınma için iktidarın bir an önce somut adımlar atması gerektiğinin altını çizdi.

    Türkiye’de Kürt sorununun çözümü ve barış ortamının inşasına yönelik tartışmalar sürerken, Antep’in İslahiye ilçesinde yaşayan yurttaşlar ve DEM Parti yöneticileri sürece dair beklenti ve kaygılarını dile getirdi.

    “TEORİDE BARIŞ, PRATİKTE KAYYIM VE TUTUKLULUK VAR”

    Tartışılan sürecin adının henüz net konulamadığını ve pratikte karşılık bulmadığını belirten DEM Parti İslahiye Eş Başkanı Yüksel Yıldırım ve yönetim kurulu üyesi Abdullah Deniz, devletin bir an önce yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı. Barış ihtimaline karşı iyi niyetlerini koruduklarını ifade eden parti yöneticileri; cezaevlerinde hukuken beraat etmiş kişilerin dahi bırakılmamasının derin kuşkular yarattığına dikkat çekti. Sürecin en büyük kazancının can kayıplarının durması olduğunu belirten Yıldırım, kafalardaki soru işaretlerinin kalkması için hükümetin somut adımlarla güven vermesi gerektiğini söyledi.

    “KÜRT TARAFI BARIŞTA ISRARCI, İKTİDARDAN SAMİMİ HAMLE YOK”

    İslahiyeli yurttaşlar Mustafa Arslan ve Muzaffer Telek ise 100 yıllık tarihi bir sorunun çözümü için büyük bir fırsat yakalandığını, ancak iktidar kanadından samimi bir yaklaşım göremediklerini belirtti. Bugüne kadar barış, huzur ve istikrar adına adımların hep Kürt tarafınca atıldığını ifade eden yurttaşlar; bu süreçte kayyum politikalarına son verilmesi ve binlerce siyasi tutsağın serbest bırakılması gerektiği çağrısında bulundu. Sadece “Kürt’üm” dediği veya Kürtçe şarkı söylediği için insanların hafif gerekçelerle yıllarca cezaevinde tutulduğunu dile getiren Telek, “Sadece ‘kardeşiz’ deyip izlemekle barış olmaz, adaletsizlikler giderilmelidir” dedi.

    “BARIŞ VE DEMOKRASİ YOKSA EKONOMİ DE DİBE VURUR”

    Sürecin uzamasının halkta umutsuzluğa yol açtığını belirten yurttaşlardan Mehmet Aslan, iktidarın sorunu çözmek yerine süreci kendi varlığını sürdürme hesaplarına uydurmaya çalıştığını savundu. Süreçle birlikte iki taraftan da cenazelerin gelmemesinin çok değerli bir kazanç olduğunu hatırlatan Aslan, barış ve demokrasi inşa edilmediği sürece ülkedeki ekonomik çöküşün de durdurulamayacağını, kalkınmanın tek yolunun kardeşlikten geçtiğini ifade etti.

    “ADIM ATILSIN”

    Sürecin gidişatını önemsediklerini fakat atılan adımları kesinlikle yeterli bulmadıklarını belirten Şahin Temtek ise son dönemde Kürtlere yönelik ırkçı söylemlerin yeniden tırmanışa geçtiğine dikkat çekti. Somut adımların atılmamasının yanı sıra nefret dilinin de devreye girmesinin süreci zedelediğini ifade eden Temtek, bu tarz yaklaşımların devam etmesi halinde masada kalmanın bir anlam ifade etmeyeceğini belirterek iktidarı somut hamleler yapmaya davet etti.

    Cevahir FINDIK/İSLAHİYE

     

  • Öğretmenlere müdahale, çok sayıda gözaltı var!-VİDEO

    Öğretmenlere müdahale, çok sayıda gözaltı var!-VİDEO

    PİRHA- Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, hakları için Ankara’da yapmak istedikleri yürüyüşe polis biber gazıyla müdahale etti, çok sayıda öğretmen gözaltına alındı.

    Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) Ankara Şubesi önünde başlattıkları açlık grevi ve nöbet eylemini 7’nci gününde de sürdürdü.

    Kızılay’da bulunan Madenci Anıtı’na yürümek isteyen öğretmenlere PSAKD, DEM Parti ve CHP’nin olduğu çok sayıda kurum destek verdi.

    Yürüyüşe müdahale eden polis çok sayıda yurttaşı gözaltına aldı. Biber gazından etkilenenler hastaneye kaldırıldı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Onur Sefer’in ailesi: Oğlumuzun katillerini bulun! -VİDEO

    Onur Sefer’in ailesi: Oğlumuzun katillerini bulun! -VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinde 2017 yılında aracında göğsünden vurulmuş halde ölü bulunan 25 yaşındaki Onur Sefer’in anne ve babası adalet çağrısında bulunarak, “Oğlum 9 sene önce silah ile vurulmuş. Oğlumun katilleri daha yakalanmamış. Oğlumun katillerinin bir an önce yakalanmasını istiyorum” dediler.

    Dersim’in Hozat ilçesinde 2017 yılında aracında göğsünden vurulmuş halde ölü bulunan 25 yaşındaki Onur Sefer’in şüpheli ölümü, aradan geçen 9 yıla rağmen aydınlatılmadı.

    “ADALET İSTİYORUM”

    Onur Sefer’in annesi Sultan Sefer ve babası Süleyman Sefer, çocuklarının intihar etmediğini vurgulayarak, katillerin bulunmasını istedi.

    KIZ ARKADAŞINA DİKKAT ÇEKTİ

    Anne Sultan Sefer, Onur’un kız arkadaşına dikkat çekerek, “Çocuğumuz sabah kalktı, kızın yanına gitti ve bir daha gelmedi. Kız yaptı. Korkudan söylemiyorlar” iddasında bulundu.

    “ONUR’U ÖLDÜRDÜLER”

    Onur Sefer’in öldürülmeden bir gün önce arkadaşları olduğunu söyleyen bir kaç kişinin evlerine geldiğini ve Onur’u sorduğunu belirten anne Sultan Sefer, o günü şöyle anlattı:

    “Onlar gitti. Şüphelendim. Arkalarından gittim. ‘Korkma, bir şey yok,’ dediler. Akşam Onur geldi. Sordum: “Gelip, gitsinler. Bir şey olmaz,” dedi. Sonra oğlum intihar etmiş dediler.

    Onur’u öldürüp, tüfeği yanına koymuşlar. Bir ayakkabı ayağında yokmuş. Gidenler görmüşler. Çocuğun ayakkabısı bir tane yokmuş.

    Bizi çürüttüler. Ne oldu? Biz kime ne yaptık? Zor bir acı. Öyle kolay değil. En sevgili çocuğumuzdu.”

    “ÇOCUĞUMA SAHİP ÇIKIN”

    Çocuğunun cinayetinin üzerinden 9 yıl geçtiğini, ancak dosyada bir ilerleme olmadığının altını çizen anne Sultan Sefer, “Ne gecemiz var, ne gündüzümüz” diyerek kamuoyunu Onur Sefer dosyasına sahip çıkmaya çağırdı: “Siz sahip çıkın. Ne olur? Siz sahip çıkın.”

    “KATİLLERİ BULUN”

    Baba Süleyman Sefer de, oğlunun katillerinin bir an önce bulunmasını istedi. Baba Süleyman Sefer, “Oğlum toprağın altında çürüdü, katilleri ise dışarıda volta atıyorlar. Katillerin bir an önce yakalanmasını istiyorum.Adalet istiyorum” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Öğretmenlerin hakları için başlattıkları açlık grevi 5. gününde!-VİDEO

    Öğretmenlerin hakları için başlattıkları açlık grevi 5. gününde!-VİDEO

    PİRHA- Öğretmenlerin hakları için başlattıkları açlık grevi 5. gününde devam ederken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde yapmak istedikleri açıklama sonrası 8 öğretmen gözaltına alındı.

    Özel sektör öğretmenlerinin Ankara’daki sendika merkezinde açlık grevi 5 gündür sürüyor. Açlık grevindeki öğretmenler bugün otobüsle gittikleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı.

    “YÜZ BİNLERCE ÖĞRETMENİN HAKKINA GİRİYORSUNUZ!”

    Yapılan açıklamada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sermayenin yanında yer aldığı belirtilerek, şunlar ifade edildi:

    “İşveren derneklerini ikna edemeyen, onlara sözünü geçiremeyen bir Bakanlık gerçekliğini kabul etmiyoruz! Bu sendikanın yetki, toplu iş sözleşmesi hakkı yok! Sendikamız, kısa sürede en hızlı örgütlenen sendika olarak tarihe geçmişken, Sendikamızın resmî olarak 12 binden fazla üyesi varken, torba işkolu nedeniyle TİS hakkı yok! Onlarca öğretmen 5 gündür açlık grevinde! Türkiye’nin her yerinde dayanışma eylemleri düzenleniyor! Herkesin gözü kulağı bizde, biz bunu biliyoruz! Yüz binlerce öğretmenin hakkına giriyorsunuz! Biz işçiye sahip çıkan bir bakanlık istiyoruz! Tırnaklarımızla kazıyarak kazandığımız o toplantıyı tekrar almadan Bakanlık önünden ayrılmıyoruz!

    Açıklama sonrasında öğretmenlere polis müdahale etti. Müdahale sırasında 8 öğretmen gözaltına alındı.

    HABER MERKEZİ

     

  • ‘Çerçeve Yasa’ yolda!

    ‘Çerçeve Yasa’ yolda!

    PİRHA- Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair beklenen yasal düzenlemelere ilişkin konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, yasa çalışmasının yakın zamanda Meclis’e geleceğini belirtirken, DEM Partili yetkililerde hazırlığın sürdüğünü söyledi.

    Adalet Bakanı Akın Gürlek, Rize Valiliği’nde yaptığı basın toplatısında Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair beklenen yasal düzenlemelere ilişkin konuştu.

    Gürlek, süreç ile ilgili yasa çalışmasının kısa sürede Meclis’e geleceğini söyleyerek, “İnşallah bir yasa çalışması Meclis’e gelecek. Artık yüzyılın devlet projesinin son aşamalarına kadar, birçok kazasız belasız önemli bir yol ayrımına geldik. İnşallah kanunla da taçlanacak. Çok kısa sürede de bu kanun inşallah yürürlüğe girecek” dedi.

    MA’ya konuşan ve iktidarın hukuk kurmaylarının Adalet Bakanlığı bünyesinde bir yasal çerçeveyi hazırladığını söyleyen DEM Partili yetkili, önümüzdeki hafta yapılan görüşmelerden sonra DEM Parti İmralı Heyeti’nin tekrar İmralı Adası’na giderek Abdullah Öcalan ile görüşeceğini söyledi.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • ‘Taş ocağının açılmasının göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır?’

    ‘Taş ocağının açılmasının göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır?’

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ın Türkoğlu ilçesinde, Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde bulunan Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) Kürt Alevi mahalleleri/köyleri sınırlarında bir taş ocağı açılmasına tepki göstererek, “Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında yer alan Kürt Alevi yerleşimlerinde uzun yıllardır devam eden göçün, 6 Şubat depremlerinin ardından daha da arttığı bilinmektedir. Bakanlığınız, bölgede planlanan taş ocağı ve madencilik faaliyetlerinin tarımsal üretim, hayvancılık ve kırsal yaşam üzerindeki etkilerinin göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?” diye sordu.

     

    Maraş’ın Cennetpınar (Uson) ve Bayramgazi (Şoquliyon)  köylerinde taş ocağı açılmak isteniyor.

    Maraş’ın Türkoğlu ilçesinde, Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde bulunan Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) Kürt Alevi mahalleleri/köyleri sınırlarında bir taş ocağı ve buna bağlı arama faaliyetleri yürütülmek istendiği yönünde bölge halkının ciddi endişeleri bulunuyor.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Kürt Alevi köylerine taş ocağı açılma girişimini Meclis gündemine taşıdı. Kordu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından cevaplandırılmasını istemiyle sorular sordu.

    “BÖLGE YER ALTI SU KAYNAKLARI BAKIMINDAN DA HAYATİ ÖNEME SAHİP BİR ALANDIR”

    Yerel halkın aktardığı bilgilere göre yaklaşık 100 hektarlık (1.000 dönüm) alan için arama ruhsatı alındığı, bölgede sondaj ve karot çalışmalarına başlanması planlandığını belirten Kordu, “Söz konusu alanın çevresinde yaklaşık 1.500 dönümlük verimli tarım arazisi, zeytinlikler, küçükbaş hayvan çiftlikleri dahil çeşitli hayvancılık faaliyetleri ve kırsal yaşam alanları bulunmaktadır. Bölge sakinleri, yapılması planlanan faaliyetlerin tarımsal üretime, su kaynaklarına, mera alanlarına, biyolojik çeşitliliğe ve yaşam alanlarına zarar vereceğini ifade etmektedir. Bölge yer altı su kaynakları bakımından da hayati öneme sahip bir alandır” dedi.

    “İZİN VERİLMESİ KAMU YARARI İLKESİYLE BAĞDAŞMAMAKTADIR”

    Ayrıca söz konusu bölgenin, 6 Şubat 2023 depremlerinde en ağır yıkım ve tahribatın yaşandığı yerlerin içerisinde yer aldığını vurgulayan Kordu, “Deprem sonrası kırılganlığı artan bu coğrafyada yapılacak çalışmaların çevresel etkilerinin yanı sıra jeolojik güvenlik açısından da ciddi riskler doğurabileceği yönündeki kaygılar bilimsel olarak incelenmeden herhangi bir faaliyete izin verilmesi kamu yararı ilkesiyle bağdaşmamaktadır” diye belirtti.

    “Yerel halkın yoğun ve haklı itirazları sonucunda sondaj çalışmaları geçici olarak bir hafta ertelenmiş olsa da bu durum kalıcı bir çözüm sunmamaktadır” diye Kordu, şunları belirtti:

    “KÜRT ALEVİ YERLEŞİMLERİNİN BULUNDUĞU BİR COĞRAFYANIN PARÇASIDIR”

    “Büyük çaplı yarma, sondaj ve karot gibi detay arama faaliyetleri için “Çevresel Etki Değerlendirmesi” (ÇED) raporu alınması yasal bir zorunluluktur. ÇED süreci işletilmeden ve bölgenin ekolojik, jeolojik, tarım ve hayvancılık dinamikleri gözetilmeden ruhsat tanzim edilmesi hukuka, kamu yararına ve çevre mevzuatına açıkça aykırıdır.

    Bunun yanı sıra söz konusu bölge, Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında yer alan Kürt Alevi yerleşimlerinin bulunduğu bir coğrafyanın parçasıdır. Bu hatta uzun yıllardır ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerle yaşanan göç olgusu, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından daha da hızlanmıştır. Bölge halkının kendi köylerinde ve yaşam alanlarında kalabilmesini sağlayan en temel unsurlardan biri verimli tarım arazileri, hayvancılık faaliyetleri ve doğal kaynaklara dayalı kırsal üretim imkânlarıdır. Tarım alanlarını, meraları, su kaynaklarını ve ekolojik yaşamı tehdit eden madencilik ve taş ocağı faaliyetlerinin yaygınlaştırılması; bölge halkının geçim kaynaklarını zayıflatma, kırsal yaşamı sürdürülemez hale getirme ve göçü daha da derinleştirme riski taşımaktadır. Bu durum yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda bölgenin demografik yapısını etkileyen, kırsal alanların insansızlaşmasına yol açabilecek ciddi bir sosyal ve ekonomik mesele olarak değerlendirilmelidir.”

    DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, Kurum’un yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:

    -Maraş’ın Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde bulunan Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) mahalleleri/köyleri civarında yürütülmesi planlanan arama ve/veya taş ocağı faaliyetlerine ilişkin Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde verilmiş herhangi bir çevresel izin, uygunluk görüşü veya değerlendirme kararı bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa bunların kapsamı nedir?

    -Söz konusu ruhsat sahasının çevresinde yer alan tarım arazileri, zeytinlikler, mera alanları, hayvancılık faaliyetleri, su kaynakları ve yerleşim alanları bakımından herhangi bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?

    -Bölgede planlanan sondaj, karot ve yarma çalışmalarının kapsamı nedir? Bu faaliyetlerin yalnızca sınırlı teknik arama faaliyetleri kapsamında mı değerlendirildiği, yoksa ileri aşama arama ve işletme faaliyetlerine hazırlık niteliği taşıyıp taşımadığı hususunda Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?

    -Ruhsat sahasında veya ilerleyen süreçte gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetler için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin işletilmesi gerekip gerekmediği konusunda Bakanlığınızın görüşü nedir? ÇED süreci işletilmeden kapsamlı sondaj, yarma veya detay arama çalışmalarına izin verilmesi mümkün müdür?

    -6 Şubat depremlerinden etkilenen bu bölgede, jeolojik riskler, yer altı su rejimi ve deprem sonrası çevresel hassasiyetler dikkate alınarak herhangi bir bilimsel inceleme veya risk analizi yapılmış mıdır? Yapılmışsa sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?”

    -Bölge halkının yoğun itirazları, açılan davalar ve yürütmenin durdurulması talepleri dikkate alınarak; söz konusu faaliyetlerin durdurulması veya yeni izin süreçlerinin askıya alınması yönünde Bakanlığınız tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmakta mıdır?

    -Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında yer alan Kürt Alevi yerleşimlerinde uzun yıllardır devam eden göçün, 6 Şubat depremlerinin ardından daha da arttığı bilinmektedir. Bakanlığınız, bölgede planlanan taş ocağı ve madencilik faaliyetlerinin tarımsal üretim, hayvancılık ve kırsal yaşam üzerindeki etkilerinin göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?

    -Bölge halkının başlıca geçim kaynaklarını oluşturan verimli tarım arazileri, zeytinlikler, meralar ve hayvancılık faaliyetlerinin zarar görmesi halinde ortaya çıkacak ekonomik kayıplara ilişkin Bakanlığınız tarafından herhangi bir analiz yapılmış mıdır? Söz konusu faaliyetlerin yerel halkın geçim kaynaklarını ortadan kaldırarak kırsal alanların insansızlaşmasına yol açma riski konusunda Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Mersin Cemevi’nde Yası Kerbela Orucu’nun dayandığı temeller konuşuldu-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Yası Kerbela Orucu’nun dayandığı temeller konuşuldu-VİDEO

    PİRHA- Yası Kerbela Orucu’nun açılmasının ardından yapılan sohbette konuşan ersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin, Yası Kerbela Orucu’nun dayandığı temelleri anlattı.

    Yası Kerbela Orucu tutulmaya devam ediyor. Mersin’de Mersin Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar oruç açtı. Rıza Aydın nefes ve deyişler okurken, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin, “Yası Kerbela Orucu’nun dayandığı temeller” başlıklı konuşma yaptı.

    “KİN TUTULMAZ, KOMŞULAR İNCİTİLMEZ, İNSANLAR AĞLATILMAZ”

    12 İmam Muharrem Orucu, yalnızca aç kalmak değil; nefsi terbiye etmek, gönül kırmamak, can incitmemek, kin tutmamak, dedikodudan uzak durmak ve yaşamın her alanında Hakk’ın rızasını gözetmek olduğunu vurgulayan Erdoğan Sevin, “Muharrem günlerinde; hayvan kesilmez, et ve etli yemekler yenilmez. Kavga edilmez, gönül kırılmaz, hiçbir cana eziyet edilmez. Ağaçlara, dallara ve doğaya zarar vermemeye özen gösterilir. Düğün, nişan, doğum günü gibi kutlamalar ve eğlencelerden uzak durulur. Küfür edilmez, kin tutulmaz, komşular incitilmez, insanlar ağlatılmaz, dedikodu yapılmaz” dedi.

    “GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ALEVİLER NİCE KERBELALAR YAŞADI”

    Orucun, nerede olunursa olunsun güneşin batmasıyla açıldığını belirten Sevin, “Geçmişten günümüze Aleviler nice Kerbelalar yaşamalarına rağmen yollarını, erkânlarını ve inançlarını unutmamış; Muharrem matemini tutarak, lokmalar paylaşarak, aşureler kaynatarak ve cem erkânlarını yürüterek Hak-Muhammed-Ali yoluna bağlılıklarını sürdürmüşlerdir” diye konuştu.

    Erdoğan Sevin Dede’nin konuşmasının ardından semah dönüldü. Çerağlar sırlandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Karmezli yurttaşlar: Aylardır logar patlamış ilgilenen yok!-VİDEO

    Karmezli yurttaşlar: Aylardır logar patlamış ilgilenen yok!-VİDEO

    PİRHA-3 Aydır logarı patlayan ve hastalık saçan Karmezli yurttaşlar isyan etti. Gerekli başvuruları yapmalarına karşın köyle ilgilenilmediğini belirten köylüler, sadece kepçe istediklerini, yetkililerin ise kepçeyi dahi köye ulaştırmadığını ifade etti.

    Dersim merkeze bağlı Hosor (Kopuzlar) Köyü’nün Karmez (Karyemez) Mezrası’nda yaşayan yurttaşlar sorunlarının giderilmemesinden ve seslerinin duyulmamasından şikayetçi.

    DERSİM MERKEZE 20 KM UZAKLIKTAKİ KÖYE KEPÇE ULAŞMIYOR

    3 Aydır logarı patlayan ve hastalık saçan Karmezli yurttaşlar isyan etti. Gerekli başvuruları yapmalarına karşın köyle ilgilenilmediğini belirten köylüler, sadece kepçe istediklerini, yetkililerin ise kepçeyi dahi köye ulaştırmadığını ifade etti.

    “NEDEN KÖYÜMÜZÜN YOLU YAPILMIYOR?”

    Köylerindeki yol sorununa da dikkat çeken köylüler, “14 yıldır buradayız. Vali köylere yol yaptığını söylüyor. Yapıyor da biz neden görmüyoruz. Bizimki yol değil mi? Neden köyümüzün yolu yapılmıyor? Biz insan değil miyiz?” diye sordu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Emek mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel’-VİDEO

    ‘Emek mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel’-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de sanatseverlerle buluşan “Emek ve İnsan” sergisine dair konuşan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, emeğin mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel olduğunu belirtirken, Ressam Veli Mert, Türkiye’deki tüm sanatçıları, tüm sendika üyelerini eserleriyle sergiye katılmaya çağırdı.

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Eğitim -Sen Mersin Şubesi 3. Ulusal Resim Sergisi’ni “Emek ve İnsan” başlığıyla sanatseverlerle buluşturdu.

    Yenişehir Belediyesi Ahmet Yeşil Sanat Galerisi’nde 30 Eylül’e kadar açık kalacak sergiye dair Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül ve Barış Akademisyeni Ressam Veli Mert, ajansımıza konuştu.

    “ULUSAL BOYUTUNU ÖN PLANA ÇIKARDIK”

    “Emek ve İnsan” şiarıyla düzenledikleri serginin emeğin en yüce değer olduğunu göstermek için oluşturduklarını belirten Sümbül, “Üçüncüsünü düzenliyoruz. Birincisini sendikamızın terasında düzenlemiştik. İkincisini Denizcilik Müzesi’nde düzenlemiştik. Üçüncüsünü de böyle bir ortamda düzenleyerek ulusal boyutunu daha ön plana çıkarmaya çalıştık” dedi.

    “EMEK MÜCADELEYLE, DAYANIŞMAYLA, SANATLA VE HEP BİRLİKTE VAR OLMAYLA GÜZEL”

    Eğitim-Sen’in emek mücadelesi verirken, dayanışma örgütü olarak gücünü ortaya koyarken, baskılara, sürgünlere ve ihraçlara rağmen dimdik ayakta durduğunu vurgulayan Sümbül, “Emekle insanı buluşturan bu örgütün aynı zamanda üyelerimizin, meslektaşlarımızın, sanatçılarımızın eserlerini emekle ve sendikayla buluşturma, aynı zamanda da Mersin’le ve Türkiye’yle tüm sosyal medya üzerinden de tüm dünyayla buluşturma gibi bir çabamız vardı. Bu çabayı hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Gerçekten emek mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel” diye belirtti.

    “SANATIN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ ORTAYA KOYDUK”

    Ressam Veli Mert, sergiyi açmalarındaki amacın sanatın birleştirici gücünü sendikanın faaliyetleri içerisine koymak olduğunu ifade ederek, “Bu önemli bir etkinlik. Çünkü Türkiye’deki sanatçıların, Eğitim-Sen’in böyle bir projesinin olduğu vizyonunu ve perspektifini Türkiye’nin kültür sanat politikaları içinde bir yeri olduğuna dair bir alan açmaktı. Bunu başardığımızı düşünüyorum” şekline konuştu.

    “VAN’DAN İSTANBUL’A, KARS’TAN MUĞLA’YA ULAŞTIK”

    Sergide belli bir temayı koymadıklarının altını çizen Mert, “İnsan ve emek üst başlıklı kaldı. Ve dolayısıyla da sanatın kendi emeğini gösterimi için bir alan açmış olduk. Sergiyi farklı kentlerde de sanatseverlerle buluşturmak istiyoruz. Daha kesinleştirmemekle beraber Diyarbakır’da Çand Amed’te düşünüyoruz. Ankara’da Çankaya Kültür Merkezi’nde, İstanbul’da da İstanbul Eğitim Sen’in sahip çıkmasıyla bu sergiyi İstanbul’da da paylaşmak istiyoruz. Bu anlamda Edirne’den Hakkari’ye tam olarak olmasa da Van’dan İstanbul’a, Kars’tan Muğla’ya ulaştığımızı söyleyebilirim” ifadelerine yer verdi.

    “SENDİKA ÜYELERİNİ VE SANATÇILARI SERGİMİZE BEKLİYORUZ”

    Ressam Veli Mert, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Eğitim Sen üyesi olan görsel sanatlar ve resimle ilgilenen öğretmenlerin bu kadar büyük ses getiren etkinlik varken, artık boş durmaması gerekiyor. Özellikle sendikaya aidiyetleri açısından artık buna katılmalarının bir motivasyon aracı olduğunu, aidiyetlerini güçlendireceğini, bilmeyenler açısından da sendikamızın onlara bir vizyon koyduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    Türkiye’deki tüm sanatçıları, tüm sendika üyesi dostlarımızı bu sergiye katılım için teşvik ediyorum. Onları bekliyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Arjantin’de insan hakları mücadelesinin sembol isimlerinden Lidia Taty Almeida yaşamını yitirdi!

    Arjantin’de insan hakları mücadelesinin sembol isimlerinden Lidia Taty Almeida yaşamını yitirdi!

    PİRHA- 50 yıl boyunca Arjantin’de zorla kaybedilen oğlu Alejandro’nun akıbetini öğrenmek için mücadele yürüten sembol isim Lidia Taty Almeida 95 yaşında yaşamını yitirdi.

    Arjantin’de insan hakları mücadelesinin sembol isimlerinden Plaza de Mayo Anneleri üyesi Lidia Taty Almeida, 95 yaşında yaşamını yitirdi. Lidia Taty Almeida, askeri diktatörlük döneminde zorla kaybedilen oğlu Alejandro’nun akıbetini öğrenmek için yaklaşık 50 yıl boyunca mücadele yürüttü. 1977’den bu yana her Perşembe günü Buenos Aires’teki Plaza de Mayo Meydanı’nda düzenlenen eylemlere katılan Lidia Taty Almeida, kaybedilen çocuklarının akıbetini soran annelerin öncülerinden biri olarak tanındı. Oğlu Alejandro, Haziran 1975’te anti-komünist paramiliter gruplar tarafından kaçırılmış, bir daha kendisinden haber alınamamıştı.

    Plaza de Mayo Anneleri, Lidia Taty Almeida’nın son günlerine kadar çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, onun adalet ve hakikat mücadelesinin kuşaklara ilham verdiğini vurguladı. Eski Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernández de Kirchner ise Lidia Taty Almeida’yı “hayata saygı duyan, yorulmak bilmeyen bir savaşçı” sözleriyle andı.

    Lidia Taty Almeida, diktatörlük döneminde zorla kaybedilen binlerce kişinin akıbetinin ortaya çıkarılması ve sorumluların yargılanması için yürütülen mücadelenin en tanınan isimlerinden biri olarak hafızalarda yer edindi.

    HABER MERKEZİ

  • Bahçelievler Cemevi’nde ‘Muharrem Ayı ve Kerbela’ konuşuldu -VİDEO

    Bahçelievler Cemevi’nde ‘Muharrem Ayı ve Kerbela’ konuşuldu -VİDEO

    PİRHA- Bahçelievler Cemevi’nde Muharrem Ayı sebebiyle “İnanç ve hafıza ekseninde Muharrem Ayı ve Kerbela” konulu sohbet yapıldı.

    Bahçelievler Cemevi’nde Yası Kerbela Orucu’nun birinci gününde “İnanç ve hafıza ekseninde Muharrem Ayı ve Kerbela” başlıklı sohbet yapıldı.

    ADFE Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş’ın konuşmacı olarak katıldığı sohbette Zakir Murat Yaman ve Feraye Güler deyiş ve nefesler okudu.

    Ufuk Emre Bektaş, Kerbela’nın önemine ve Aleviler için ne anlam taşıdığına dair değerlendirmelerde bulundu. Yapılan sohbetin ardından lokmalar pay edilerek oruçlar açıldı.

    PİRHA/İSTANBUL