Yazar: Eyub

  • Suriye’deki katliamlar Defne’de protesto edildi

    Suriye’deki katliamlar Defne’de protesto edildi

    PİRHA- Hatay’ın Defne ilçesinde, Suriye’de yaşanan katliamlara karşı Sevgi ve Hoşgörü Platformu tarafından bir miting düzenlendi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın da katıldığı mitingde, Suriye’de Alevilere, Hristiyanlara ve diğer topluluklara karşı yapılan katliamlar protesto edildi.

    Hatay’ın Defne ilçesinde, Suriye’de yaşanan katliamlara karşı Sevgi ve Hoşgörü Platformu tarafından bir miting düzenlendi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları’nın da katıldığı mitingde, ‘Suriye’de emperyalizm, Siyonizm ve onların taşeron örgütleri insanlığı katlediyor’ yazılı pankart taşındı, Suriye’de yapılan katliamlar protesto edildi.

    Tülay Hatimoğlulları, sosyal medya hesabından mitingle ilgili şu açıklamayı paylaştı:

    “Bugün Hatay Defne’de Suriye’de yaşanan katliamlara ses çıkarmak için bir araya geldik. Bir kez daha söylüyoruz! Suriye’de yaşayan Alevilerin, Hristiyanların; Dürzîlerin, Süryanilerin, Kürtlerin, Arapların ve Türkmenlerin hakları ve yaşamları ancak demokratik bir Suriye’nin inşasıyla garanti altına alınabilir.”

    PİRHA/HATAY

  • 23 ARALIK 2024 PAZARTESİ -GÜNDEM

    23 ARALIK 2024 PAZARTESİ -GÜNDEM

    -Saat 17.30’da İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’nde, öğrencilerin hukuksuz bir şekilde yurttan atılmasına karşı açlık grevi ve oturma eylemi yapılacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Kuzey Suriye’de katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için, İHD Mersin Şubesi, Kadın Gazeteciler Derneği ve DİSK Basın-İş Sendikası tarafından, saat 12.30’da açıklama yapılacak. GÖRÜNTÜLÜ

  • İstanbul Barosu’ndan yargı kurumlarına: Hukuka saygı duyun

    İstanbul Barosu’ndan yargı kurumlarına: Hukuka saygı duyun

    PİRHA- İstanbul Barosu, SİHA saldırısıyla öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’le ilgili yaptığı yazılı açıklama nedeniyle, hakkında soruşturma başlatılmasına tepki göstererek, yargı kurumlarını, ‘Anayasaya ve hukukun genel ilkelerine saygı duymaya’ davet etti.

    İstanbul Barosu, Kuzey ve Doğu Suriye’de Türkiye’ye ait SİHA saldırında öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’le ilgili yaptığı yazılı açıklama nedeniyle hakkında soruşturma başlatılmasına tepki gösterdi. Baro, yaptığı yazılı açıklamada tüm Anayasal kuruluşları ve hukuk kurumlarını, ‘Anayasaya ve hukukun genel ilkelerine saygı duymaya’ davet etti.
    TÜM ANAYASAL KURUMLARI HUKUKUN GENEL İLKELERİNE SAYGI DUYMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
    Baronun yaptığı açıklama şöyle:
    “Baromuz, Anayasamız ve Avukatlık Yasası’nın 76, 95 ve 97. maddeleri gereği ‘Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak’ görevi gereği, söz konusu metni paylaşmıştır.
    Baromuzca yapılan açıklamada ‘Terör örgütü propagandası yapma’ ve ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ile ilişkilendirilebilecek hiçbir beyan yer almamaktadır. Bu itibarla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atfen basına yansıyan haberlere konu isnatlar ve açıklama metnimiz arasında doğrudan veya dolaylı bir bağ kurulması kesinlikle olanaksızdır. Kaldı ki, açıklama metninde Türkiye Cumhuriyeti ve kurumlarına yönelik hiçbir olumsuz ifade ve suçlama yer almamaktadır.
    Her zaman insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunan Baromuz, tüm Anayasal kuruluşları ve hukuk kurumlarını, usul kuralları başta olmak üzere, Anayasaya, yasalara ve hukukun genel ilkelerine saygı göstermeye çağırır.”

    (HABER MERKEZİ) 

  • İstanbul’da mahkemeye sevk edilen 6 gazeteci tutuklandı

    İstanbul’da mahkemeye sevk edilen 6 gazeteci tutuklandı

    PİRHA- Dün Şişhane’de gözaltına alınıp bugün Çağlayan Adliyesi’ne getirilen çoğu gazeteci olan 14 kişiden 9’u tutuklandı.

    Kuzey ve Doğu Suriye’de öldürülen gazeteciler için düzenlenen açıklamaya katılan 6 gazeteci ve 3 siyasetçi tutuklandı.

    Tutuklanan gazeteciler: Gülistan Dursun, Pınar Gayıp, Serpil Ünal, Hayri Tunç, Enes Sezgin, Osman Akın

    Tutuklanan diğer isimler: Can Papila, Haci Ugis, İmam Senol.

    Adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edilen gazeteciler Zeynep Kuray Yadigar Aygün, Mahsum Sağlam ile Yağmur Filiz ve Pelin Laçin adli kontrol ile serbest bırakıldı.

    NE OLMUŞTU

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ve DİSK Basın-İş öncülüğünde bir araya gelen gazeteciler, Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeleri takip ederken Türkiye SİHA’sı ile katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için 21 Aralık’ta Istanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan Şişhane Meydanı’nda açıklama yapmak istedi. Çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisilerinin de destek verdiği açıklamaya saldıran polis, 59 kişiyi gözaltına aldı.
    Gözaltına alınanlardan 45 kişi emniyet işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, 14 kişi ise savcılığa sevk edildi. Savcılık, 14 kişiden 5’ini adli kontrol, 9 kişiyi  ise “örgüt propagandası yapmak” ve “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet” iddiasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk etti.
    (HABER MERKEZİ)
  • Tokatlılar madenlere karşı açıklama yaptı

    Tokatlılar madenlere karşı açıklama yaptı

    PİRHA- Tokat’ın Günçalı ve Killik köylerinde verilen maden arama ruhsatına karşı, PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevinde açıklama yapıldı. Açıklamada, “Tek kuru dalını dahi koparıp evimize getirmediğimiz, kadimden beri kutsal Çalbaba ormanımıza ÇED’siz girip ibadet alanımızı delik deşik etmek isteyen şirket, ruhsatın aşamalarını tamamlayamamıştır” denildi.

    HLC Kıymetli Madenler ve Yatırım AŞ’ne Tokat’ın Günçalı ve Killik köylerinde verilen maden arama ruhsatına karşı, PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevinde açıklama yapıldı. Açıklamada, verilen maden arama ruhsatına karşı Günçalı, Güzelce ve Killik köyleri halkı tarafından açılan davanın, 30.12.2024 günü, saat 14.30’da yapılacak duruşmasına katılım çağrısı yapıldı. Açıklamaya katılan Tokatlı yurttaşlar, bölgelerinde değerli maden arama ve işletme faaliyetlerini istemediklerini belirttiler.

    “İBADET ALANIMIZI DELİK DEŞİK ETMEK İSTİYORLAR”

    Açıklamada, 1955 hektar alanda 7 yıllığına arama ruhsatı alındığı belirtilen ve Tokat Günçalı Köyü Derneği Başkanı Nuri Güler adına okunan basın metninde şunlar belirtildi:

    “Günçalı köylülerince, arama ruhsatı açıkça hukuka aykırı olması bir yana, belgeleri de eksik olan şirketin sahaya girmesine karşı çıkılmıştır.  Yani, ÇED gerektirmeyen ön arama döneminin bitmesine rağmen, ÇED gerektiren genel arama döneminde sondaj makinaları ile sahaya hukuksuz bir şekilde girmek isteyen şirket, köy halkınca gösterilen haklı tepki üzerine sahaya girememiştir. Böylece, tek kuru dalını dahi koparıp evimize getirmediğimiz, kadimden beri kutsal Çalbaba ormanımıza ÇED’siz girip, ibadet alanımızı delik deşik etmek isteyen şirket, ruhsatın aşamalarını tamamlayamamıştır.

    Normal koşullarda iptal edilmesi ve hatta başından itibaren verilmemesi gereken arama ruhsatı, yaptığımız CİMER başvurularına rağmen MAPEG tarafından iptal edilmemiş; böylece aşamaları tamamlanamayan ruhsat korunmuştur.

    Geçtiğimiz aylarda ise, Çayören Köyü’ndeki meralık alandan ruhsat sahasına girmek için ilgili birimlere başvuru yapan şirketin hukuksuz başvurusu, Günçalı Köyü Derneği ile bölgedeki muhtarlarımızın süreci takibi sayesinde, bu kez de Mera Komisyonu tarafından geri çevrilmiştir.

    “ÇET SÜRECİ İŞLETİLMEDEN YASA DIŞI RUHSAT VERİLDİ”

    Anlaşılacağı üzere, ÇED süreci işletilmeksizin verilen yasa dışı ruhsatın aşamalarını da tamamlayamayan şirket, ruhsat iptal edilmesin diye ve yeniden ruhsat alıp masraf etmemek adına, her türlü yolu denemektedir.

    Bilinmelidir ki; bölge halkı olarak Anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız ve madencilik faaliyetlerine asla açılmaması  gereken bir bölgede verilen değerli maden arama ruhsatı iptal edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

    Ruhsatın iptal edilmemesi durumunda ise, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler gereğince korunan bir alanda yer alan ruhsat sahasındaki kutsal Çalbaba ormanımızı, gelecek nesillerin emaneti olan sularımızı, değerli tarım topraklarımızı; yaban vatanın kurdunu, kuşunu, ayısını, endemik bitkilerini, yani gözümüz gibi korumamız gereken biyoçeşitliliği, ne MAPEG’e, ne de gözünü para hırsı bürümüş HLC’ye ya da doğa rantçısı başka şirketlere yok ettirmeyeceğiz.

    Sularımız, ormanımız, topraklarımız, siyanüre bulanarak kirletilmek içinde değerli maden çıkarmak üzere, yerli görünümlü maden şirketlerinin emrine verilemeyecek, işgal ve talana açılmayacak kadar değerli bizim için.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Adıyaman’da deprem paneli: Temiz gıda, temiz su, temiz hava yok -VİDEO

    Adıyaman’da deprem paneli: Temiz gıda, temiz su, temiz hava yok -VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da ‘Depremde değişen hayatlarımız’ konulu panel yapıldı. TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Ali Kanatlı, “Temiz hava yok. Beton santralleri, taş ocakları her tarafta. Temiz gıda yok, temiz su yok. Güven yok, servis yok, para yok, yiyecek yok. 22. ayda işte bu durumdayız” dedi.

    ‘Depremde değişen hayatlarımız’ konulu panel, Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda yapıldı. Panele Prof.Dr. Mehmet Zencir, Dr. Ali Kanatlı, Doç.Dr. Erdal Yavuz, Doç.Dr. Atilla Tekin, Rengin Hüsniye Kılınç katıldı.

    “22. AYDA TEMİZ HAVA, TEMİZ SU, TEMİZ GIDA YOK”

    Devleti yönetenlerin vatandaşı düşünmediğini, bunu yaşanan tüm depremlerde gördüklerini belirten Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Dr. Ali Kanatlı, “Hatay’da 177 tane konteyner kent var ve bunlarda 227 bin insan yaşıyor. Adıyaman’da sanırım 20 bin metrekare içinde 80 bin insan yaşıyor. 20 bin metrekare içinde yaşayan bu insanların sorunlarını tahmin edersiniz. Özellikle kadınların 20 bin metrekare içinde nasıl yaşayacağını. Anne sabahleyin uyanacak çocuğunu okula gönderecek servis varsa, hadi servis de yok. Okullaşma da azaldı, çocukların artık okula gitmediğini görüyoruz. Çünkü güven yok, servis yok, para yok, yiyecek yok. 22. ayda işte bu durumdayız” dedi.

    Hatay’daki konteyner kentlerin durumuna değinen Kanatlı, “Konteyner kentte iki gündür su yok. İnsanlar su kuyruğunda su tankeri gelmiş. İçindeki suyun ne derece sağlıklı olduğunu da bilmiyoruz. Birçok konteyner kentimizde elektrik kesintileri, su kesintileri var, internetin gelmediği birçok yer var. Düzenli değil. Temiz hava yok. Beton santralleri, taş ocakları her tarafta. Temiz gıda yok, temiz su yok” diyerek zor yaşam koşullarını anlattı.

    “AFETLERDE SAĞLIK TARTIŞMASINI TEK BAŞINA HEKİMLER YAPAMAZ”

    Afetlerde sağlık tartışmasını tek başına hekimlerin, sağlıkçıların yapamayacağını ifade eden Türk Tabipler Birliği (TTB) Afetlerde Sağlık Hizmetleri Yönetimi Akademisi’nden Prof.Dr. Mehmet Zencir, “Tüm toplumla birlikte yapılması gerekir diye bu akademiyi kurduk ve bu akademide çalışmalarımızı genişletmeye çalışıyoruz” dedi.

    “İNTİHAR, MADDE KULLANIMI VE ŞİDDET OLAYLARI ARTTI”

    Yaşadıkları sorunlara değinen Adıyaman Tabip Odası Başkanı Doç.Dr. Erdal Yavuz, şunları kaydetti:

    “Hekim sorunlarımız var. Sağlık tesisleriyle ilgili sorunlarımız var. Yine tıp eğitimi ilgili asistan hekim sorunları var. Barınmayla ilgili sorunlarımız, çevre sağlığı, altyapı, birinci basamak sorunları gibi birçok sorunlarımız devam etmekte. Tabii toplumsal sorunlarımız hepimizi ilgilendiren, her alanı ilgilendiren sorunlar. Psikiyatrik sorunlar, intiharlar, madde kullanımı ve şiddet olaylarının ilimizde arttığını görüyoruz.”

    “DEPREMZEDELERİN YÜZDE 77’SİNİN DEPRESYON BELİRTİLERİ TAŞIDIĞI GÖRÜLMÜŞ”

    Adıyaman’da depresyonla ilgili bir tarama yapmadıklarını vurgulayan Adıyaman Üniversitesi, Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Doç.Dr. Atilla Tekin, Maraş bölgesinden bir taramanın bulgularını paylaşarak şunları kaydetti:

    “Üçüncü aydan sonra depremzedelerin yüzde 77’sinin klinik olarak depresyon tanı kriterlerini karşılamasa bile depresyonun belirtilerini taşıdığı gösterilmiş. Bu çok yüksek bir oran. Niye? Çünkü Marmara depreminden sonra birinci yılın sonunda depresyon yaygınlığı üçte bir oranındaydı. Öyle tahmin ediyorum ki yine bu oran Marmara depremine göre çok daha yüksek olacaktır. 6 Şubat depremlerinden etkilenen depremzedelerin yüzde 75’inden fazlasında depremden sonra sigara kullanımının arttığını, yüzde 31,7’sinin ise alkol kullanımının arttığını ifade ediyor. Bu arada bu çalışmanın data seti verileri Adıyamanlı depremzedelerden oluşuyor. Onu da ifade etmek istiyorum. Tamam deprem çok böyle kitlesel etkisi olan bir doğal afet ama peki ne oluyor? Yani hani depremden etkilenmiş bireyler ya da depremden etkilenecek bireylerde, depremden sonra ruh sağlığı problemiyle karşılaşma olasılığının çok daha fazla olduğunu bize gösteren bazı risk faktörleri var. Bunların en önemlileri, üzerinde en fazla uzlaşılmış olanlarını buraya koydum. Eğer geçmişte bir psikiyatrik rahatsızlığınız varsa, yani iyileşmiş olsanız bile geçmişte bir travmatik yaşam olayına maruz kaldı iseniz ve yalnızsanız, yani sosyal desteğiniz zayıf ise bu sizin deprem gibi bir doğal afetlerden sonra ciddi psikiyatrik problemler yaşama olasılığınızın toplumun geri kalanından daha yüksek olduğu anlamına gelir.”

    İktidarların çıkar uğruna neleri nasıl heba ettiğini çok net gördüklerinin altını çizen Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman Şubesi Eş Başkanı Rengin Hüsniye Kılınç ise şunları ifade etti:

    “Savaş gibi, yoksulluk gibi doğal afetler gibi insanca yaşamanın önüne geçen şeylerin aslında çok önlenebilecekken, nasıl başımıza geldiğini gördük. Bizleri deprem öldürmedi. Orada aslında bu denetimsiz kalan, iktidar eliyle oluşturulan sermayeye verilen denetimsizlik gibi, aslında bu yapılar bizleri öldürdü.”

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Kırklareli Topçu Baba Cemevi, Trakya Bektaşileriyle buluşma toplantısı yaptı -VİDEO

    Kırklareli Topçu Baba Cemevi, Trakya Bektaşileriyle buluşma toplantısı yaptı -VİDEO

    PİRHA- Kırklareli Topçu Baba Cemevi, Trakya Bektaşileriyle bir toplantı düzenledi. Toplantıda, asimilasyon politikalarının son dönemde değiştiğini belirten ABF Başkanı Mustafa Aslan, “Politika şu; Siz bizim kardeşimizsiniz. Biz sizi çok seviyoruz ama bizim dediğimiz gibi inanmıyorsunuz. Bizim dediğimiz gibi inanmanıza ihtiyacımız var diyorlar” değerlendirmesini yaptı.

    Kırklareli Topçu Baba Cemevi, Trakya Bektaşileriyle bir toplantı düzenledi. Toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan, Kırklareli Üniversitesi’nden akademisyen Ali Çakır ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Araştırmacı-Yazar Aydın Deniz katıldı.

    “BİZİ BÖLMEYE, BİRBİRİMİZDEN AYIRMAYA YÖNELİK ADIMLAR ATILIYOR”

    Toplantıda bir konuşma yapan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Araştırmacı-Yazar Aydın Deniz, özellikle Hacı Bektaş anmalarından sonra federasyonun aldığı karar doğrultusunda bölgelerde toplantılar yapma kararı aldıklarını, bu toplantılar sayesinde hem bölgedeki sorunlar hem de genel sorunlar üzerine halkla buluştuklarını belirterek, şunları söyledi:

    “İstanbul, Bursa’da yaptık ve şimdi Trakya’da bunu gerçekleştiriyoruz Alevi Bektaşi toplum üzerine çok ciddi, cumhuriyetin ikinci yüzyılında farklı asimilasyon politikaları uygulanmaya başladı. Bugüne kadar bizi zorunlu din dersleri ve diğer taktiklerle asimile etmeye çalışmaları yetmedi. Şimdi farklı direkt dokunarak, direkt kurum insanlarımıza, dedelerimize, babalarımıza, muhtarlarımıza dokunarak asimile etmeye, bizi eritmeye, inancımızı tamamen yok etmeye yönelik girişimlerin kurumsal olarak devletin eliyle yapıldığına hepimiz şahit olduk. Özellikle Hacı Bektaş anmalarında zaten işgal altında olan dergahımız üzerine, bir de etkinliklerimizi işgal etme cüretini gösterdiler. Bizi bölmeye, birbirimizden ayırmaya, düşünsel fikirsel olarak da koparmaya yönelik ciddi adımlar atılıyor ve halen de özellikle Trakya bölgesinde buna yönelik ciddi girişimleri var.

    “SON DÖNEMDE POLİTİKALARINI DEĞİŞTİRDİLER”

    Bu inancın bu topraklarda her dönem yok sayıldığını ifade eden Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan da şunları kaydetti:

    “Peki ne yaptılar? Katliama maruz bıraktılar. Sürgüne, soykırıma uğrattılar. Görmediler, hakaret ettiler. Ya da bunlar zındık, bunlar kafir, bunlar bizden değil dediler. Şimdi son dönemlerde politikalarını değiştirdiler. Politika şu; Siz bizim kardeşimizsiniz. Biz sizi çok seviyoruz Çok da iyi insanlarsınız. Ama bizim dediğimiz gibi inanmıyorsunuz. Bizim dediğimiz gibi inanmanıza ihtiyacımız var diyorlar ve buna karşı da bugüne kadar babalarınızın, dede babalarınızın, mürşitlerinizin, pirlerinizin, dedelerinizin, yol ulularınızın size öğrettiği inanç yanlış, siz yanlış biliyorsunuz Biz size sizin inancınızı tarif etmek istiyoruz diyorlar”

    PİRHA/KIRKLARELİ

     

     

     

    Ali Çakır (Kırklareli Üniversitesi- Akademisyen)

     

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan

     

    Araştırmacı-Yazar Aydın Deniz ( Hübyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı)

  • 25 KASIM 2024 PAZARTESİ-GÜNDEM

    25 KASIM 2024 PAZARTESİ-GÜNDEM

    -Prof. Dr. Şükrü Aslan, günümüz Diyanet İşleri Başkanlığı’nı “Bir tür imparatorluk” sözleriyle ifade ederek devlet üzerindeki yüküne işaret etti. Aslan, “Cumhuriyetin ilk yıllarındaki diyanet ile bugünkü diyaneti aynı kategoride değerlendiremeyiz. Bugünkü diyanet, herkesi kendisi gibi düşünmeye mecbur eden bir ikinci devlet gibi. Hatta belki de asıl devlet gibi” yorumunu yaptı. GÖRÜNTÜLÜ

    – İngiltere Alevi Kültür Merkezi yöneticisi kadınlar 25 Kasım Uluslararası Kadina Şiddetle Mücadele Günü’ne ilişkin konuştu.GÖRÜNTÜLÜ

    -Karakoçan Belediye Eş Başkanları Songül Düzgün, 25 Kasım’a çağrı yaptı. GÖRÜNTÜLÜ

    -DAD Mersin Şubesi Eş Başkanı Hüseyin Aral’ın Seyit Rıza anmasından dolayı hakkında soruşturma açılması ve yurtdışı çıkış yasağı almasına ilişkin saat 12.00’de dernek binasında basın açıklaması yapılacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Akdeniz Belediyesi Kadın Danışma Merkezi’nin açılışı saat 13.00’te yapılacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Mersin Kadın Platformu, saat 18.30’da Kushimoto Sokağı’nda 25 Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yürüyüş yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla saat 19.30’da Taksim Tünel’de buluşacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Ankara Kadın Platformu, saat 19.00’da Kolej Metrosu’nda bir araya gelerek 25 Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yürüyüş yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

    – PSAKD Yenimahalle Şubesi ve Cemevi’de, “Cumhuriyet tarihinde ilk Alevi Örgütlenmesi” isimli panel düzenlendi. GÖRÜNTÜLÜ

  • Ev hapsi verilen Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan: Suç unsuru sayılan konuşmam bir hakikattir-VİDEO

    Ev hapsi verilen Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan: Suç unsuru sayılan konuşmam bir hakikattir-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiği mahkemece, ev hapsi ve yurt dışı yasağı konarak serbest bırakıldı. DEM Parti Dersim İl Örgütü’nde açıklama yapan Birsen Orhan, “İktidar ve onun aygıtları kendilerince suç üretebiliyorlar. Suç unsuru sayılan konuşmam bir hakikattir ve ben o hakikati dile getirmekten hiçbir zaman çekinmeyeceğim. Bu halka 1938 yılında da travmalar yaşatıldı bugün de yaşatılmaya devam ediliyor” dedi.

    İçişleri Bakanlığı tarafından yerine kayyım atandığı gün hakkında gözaltı kararı çıkarılan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, sabah saatlerinde ifade vermek üzere Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. Buradaki işlemleri tamamlandıktan sonra adliyeye getirilen Birsen Orhan, savcılık tarafından  “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ile “Kamu görevlisine hakaret” iddialarıyla tutuklama talebiyle Tunceli Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlik ifadesi alınan Birsen Orhan, adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı. Birsen Orhan’a ev hapsi ve yurt dışı yasağı adli kontrolü verildi.

    Verilen ev hapsi ve yurt dışı yasağı kararının ardından, aralarında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, İttifak bileşenleri ve Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak’ın da olduğu heyet DEM Parti İl binasına gelerek açıklama yaptı.

    “GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    Kürtler ve Alevilerin yaşadıkları haksızlıklar ve hukuksuzlukların hat safhada olduğunu dile getiren Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, ” Dolayısıyla bugün de açığa çıkan sürece şaşırmadık. İktidar ve onun aygıtları kendilerince suç üretebiliyorlar. Dosyamda tamamen hak ve hukuktan uzak ne idüğü belirsiz haber sitesinin yayınlamış olduğu görüntü nedeniyle hakkımda gözaltı kararı çıkmıştı. Biz hakkımda verilen karara sevinmiyoruz çünkü 8 arkadaşımız gözaltına alınmıştı bunlarda 2 tanesi de tutuklandı. Suç unsuru sayılan konuşmam bir hakikattir ve ben o hakikati dile getirmekten hiçbir zaman çekinmeyeceğim. Bu halka 1938 yılında da travmalar yaşatıldı bugün de yaşatılmaya devam ediliyor. Belediyemiz gasp edildiği için biz onları işgalci olarak nitelendirmekten geri adım atmayacağız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de 2 kişi tutuklandı

    Dersim’de 2 kişi tutuklandı

    PİRHA- Dersim’de kayyım protestolarında gözaltına alınan 5 kişiden 2’si tutuklanırken 3 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı.

    2 KİŞİ TUTUKLANDI

    Dersim’de kayyım protestolarında gözaltına alınan 5 kişiden Sezai Aksürek ve Fethi Kaykaç tutuklanırken, Mehmet Demir, Timur Alp İbrahimoğlu, Baran Baran adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı -VİDEO

    Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı -VİDEO

    PİRHA- Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anısına bir anma programı gerçekleştirildi. Programda yazar Hasan Hayri Ateş, Dersim Soykırımı ve Seyit Rıza’nın idamlarına giden sürece dair bir sunum yaptı, Sunumun ardından Hakan Aday, Dersim’den kılamlar seslendirdi.

    Dersim İnşa Kongresi, Weil am Rhein Cemevi ve St. Louis Alevi Kültür Merkezi birlikte Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anısına bir anma programı gerçekleştirdi.

    Program, çerağ uyandırılması ve gulbang verilmesiyle başladı. Etkinliğin açılışında, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam sürecine ve Dersim soykırımına dair bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Anma programında yazar Hasan Hayri Ateş, Dersim Soykırımı ve Seyit Rıza’nın idamlarına giden sürece dair bir sunum yaptı, soykırımın tarihsel boyutlarını ele aldı ve günümüze olan yansımalarını detaylı bir şekilde aktardı. Sunumun ardından Hakan Aday, Dersim’le ilgili kılamlar seslendirdi.

    Yazar Hasan Hayri Ateş, katılımcılardan gelen soruları yanıtladıktan sonra etkinlik, lokmaların paylaşılmasıyla sona erdi.

    PİRHA/FRANSA

  • PSAKD Ankara Şubesi Yola Emek Grubu: Örgütümüzün idarecilere değil iradeye ihtiyacı vardır -VİDEO

    PSAKD Ankara Şubesi Yola Emek Grubu: Örgütümüzün idarecilere değil iradeye ihtiyacı vardır -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Ankara Şubesi yönetimine aday olan Yola Emek grubu, bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Örgütümüzün idarecilere değil iradeye ihtiyacı vardır. Mevcut durum tam olarak idare etme durumudur ve bu da eşit yurttaşlık mücadelesini gerileterek zaafa uğratmaktadır” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi yönetimine aday olan Yola Emek grubu bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı grup adına şube yönetim kurulu başkanlığına aday olan Cemal Tatar Okudu.

    “ÖRGÜTÜMÜZÜN İDARECİLERE DEĞİL İRADEYE İHTİYACI VARDIR”

    Ankara şubesinin yalnızca bir şube değil Pir Sultan Abdal örgütlülüğünün kalbi olduğunu belirten Tatar, “Çok iyi biliyoruz ki, örgütümüzün idarecilere değil iradeye ihtiyacı vardır. Mevcut durum tam olarak idare etme durumudur ve bu da eşit yurttaşlık mücadelesini gerileterek zaafa uğratmaktadır. Oysa ihtiyacımız olan tam anlamıyla Pir Sultan Abdal’ın iradesini yükseltmektir. Bu dağınıklığa ve sorumluluktan kaçma haline dur demek için, yılgınlığın yarattığı tükenmişlik ve moral bozukluğuna karşı, omuz omuza Pir Sultanın yoluna turab olmaya geliyoruz” dedi.

    “MADIMAK’TA 33’ÜMÜZÜ TOPRAĞA VERDİK AMA MİLYONLARIMIZ YARALIDIR”

    Örgütün hak ettiği yerde olmadığı noktasında herkesin mutabık kaldığını vurgulayan Tatar, “Eşit yurttaşlık mücadelemizi disiplinli bir program ile sürdürmenin hayati öneminin bilincindeyiz. Bu bilinç ve disiplin ile, bir tarafından şubemizi toparlarken bir yandan da asli görevimiz olan Madımak anma programlarımızı yılın 12 ayına yayarak sürdüreceğiz. Bu bağlamda, Madımak katliamını bizzat yaşamış bir şube olarak diyoruz ki, 33’ümüzü toprağa verdik ama milyonlarcamız yaralıdır. İşte bu sorumluluğu taşıyabilmenin bilinci ile geliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

    “DOSTTAN GELEN SİTEM İKRARDIR DİYECEĞİZ”

    Yola Emek grubu adına aday olan Cemal Tatar, şunları ifade etti:

    “Davamıza sahip çıkacağız, yolumuzdan ve mücadelemizden de asla vazgeçmeyeceğiz. Yürürken kimseyi yarı yolda bırakmadan, kendi sorumluluğumuzdan kaçmadan, kimseyi suçlamadan, dostlukla, yoldaşlıkla kardeşçe omuz omuza yürüyeceğiz. Eleştiriye sonuna kadar açık olup dosttan gelen sitem ikramdır diyeceğiz. Kırdığımız varsa düzeltecek, döktüğümüz varsa toplayacağız. Bu dağınık ve zor günleri hep birlikte aşacağız.

    “NASIL BİR ÜLKE DÜŞLÜYORSAK ÖYLE BİR ÖRGÜT OLACAĞIZ”
    Nasıl bir ülke düşlüyorsak öyle bir örgüt olacağız. Tarih tanıktır ki, bu ülkenin devrimcileri ve demokratları Alevilerin dostlarıdır, Dostlarımızla omuz omuza yürüyeceğiz. Ortak sorunlarımıza ortak akıl ile çözüm bulacağız. Ne Sivas’ın ne de ülkemizin ışığını söndürmeyeceğiz.
    Başta üyelerimiz ve dostlarımızla yeniden güven tazeleyerek, iş üreterek örgüt bağını güçlendireceğiz. Çünkü bizim üyesi olduğumuz Ankara şubesi, ülke geneline ve hatta dünya Alevi örgütlülüğüne rehber olmuştur. İşte bu bağlamda bir kez daha söylüyoruz; Geçmişine sahip çıkamayanlar geleceğe yürüyemezler. Bu onurlu tarih bizimdir!”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Munzur Baba’nın taşına toprağına, suyuna hiç kimse dokunamaz’ -VİDEO

    ‘Munzur Baba’nın taşına toprağına, suyuna hiç kimse dokunamaz’ -VİDEO

    PİRHA- Dersim Ovacık’taki Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünün düşürülmesine tepkiler sürerken, verilen bu kararı Munzur Gözeleri’nin merkezinde köylülere ve ziyaretçilere sorduk. Bu kararın rant amaçlı verildiğini vurgulayan yurttaşlar, Munzur Gözeleri’nin bir inanç merkezi olduğunu ve bu şekilde korunması gerektiğini söylediler.

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescillenen Dersim’in Ovacık ilçesindeki Munzur Gözeleri, 28 Temmuz 2023’te statüsü düşürülerek, ‘Nitelikli Doğal Koruma alanı’ olarak ilan edilmişti.

    Dersim Alevileri için kutsal sayılan en önemli yerlerden birisi olup son yıllarda doğal güzellikleri nedeniyle turizme de açılan Munzur Gözeleri’nin 1. Derece doğal Sit alanı olmaktan çıkarılıp, statüsünün 2’nci dereceye düşürülmesine karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu, bu kararının iptali yönünde Erzincan İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Açılan bu dava kapsamında mahkeme heyeti, 1 Kasım’da Munzur Gözelerinde keşif yaptı.

    Kamuoyunda ciddi tepkilere yol açan bu kararı Munzur Gözelerinde köylülere ve gözeleri ziyarete gelen yurttaşlara sorduk. Ağırlıklı görüş bu kararla birlikte Munzur Gözelerinin ranta açılacağı yönünde. Talep olarak da buranın bir inanç merkezi olduğu ve bu şekilde korunması gerektiği vurgulandı.

    “BÖLGE HALKININ YÜZYILLARDIR KUTSAL SAYDIĞI BİR MEKAN KORUNMALIDIR”

    Verilen bu kararla birlikte şok olduklarını belirten Ovacık Mıkıkan (Tepsili) köyünden Emin Artut, “Neyi amaçladıkları pek bilinmemekle beraber çok olumlu baktığımız bir olay değil. Böyle bir yer sit alanındaysa, böyle bir basit bir şekilde sit alanı olmaktan çıkarılmamalı. Burası bölge halkının, yılların, yüzyılların getirdiği inançla birlikte kutsal saydığı bir mekan. Doğal haliyle korunmasından yanayız. Sit alanı olarak dokunulmazlık özelliği nedeniyle bu şekilde kalmalı diye düşünüyorum” dedi.

    Munzur Gözeleri’nin sit alanı olmaktan çıkarılmasının altında, özel yapılaşmaya doğru bir adım olduğuna dair kuşkuları olduğunun altını çizen Artut, “Bugüne kadar burayı bu noktaya getiren bölge halkıdır. Burada yaşayan genci, yaşlısı, canlısı, hayvanı, kuşu, kedisi, köpeği, dağı, yılanı, hepsi buranın bu hale gelmesinde payı olan canlarımızdır” diye görüş belirtti.

    “MUNZUR BABA’NIN OCAĞINA KİMSE KARIŞAMAZ”

    Gözelerde çıra satarak geçimini sağlayan kadınlardan biri tepkisini, “Munzur Baba herkesin ibadet yeridir, Cenab-ı Allah fırsat vermesin” diyerek dile getirdi.

    Bu karara kesinlikle karşı olduğunu ve kabul etmeyeceğini söyleyen ve yine Gözelerde çıra satan Birgül Ağdoğan, “Burası 1’inci derece sit alanı olarak kalacak. Burası korunacak. Burada bizim ziyaretlerimiz var. Burada bizim lokma dağıttığımız, dua ettiğimiz, çıra yaktığımız yerlerimiz var. Munzur Baba’nın taşına toprağına hiç kimse dokunamaz, karışamaz. Burası bizim inanç ve ibadet yerimiz. Munzur Baba’nın ocağı var burada. Munzur Baba’nın ocağına kimse karışamaz” dedi.

    “GECE GÜNDÜZ DURMAZ ÇAĞLAR SUYUN”

    Gözelerde dedelik yapan Ali Baba, Munzur’un sularının senede bir ay bembeyaz aktığını ve o ayın bu ay olduğuna dikkat çekerek tepkisini dörtlüklerle dile getirdi ve herkesi Munzur Baba’ya davet etti:

    “Her derde dermanmış alabalığın
    Dilerim mevladan şenlensin dağın.
    Gece gündüz durmaz çağlar suyun.
    Hiç mi kesilmiyor senin soluğun.
    Pir Sultan Abdal’ım Ali’dir Munzur,
    Nerede çağırsan orada hazır.
    Onun 366 gözesi nazır,
    Cemali nurdandır ya Munzur Baba.”

    “BİRLİKTE HAREKET EDERSEK MUNZUR KURTULUR”

    Kırmancki konuşan köylü bir kadın da, “Buranın kaderi ve Munzur’un akıbeti insanlarımızın elindedir. Eğer insanlarımız birlikte hareket ederlerse Munzur kurtulur. O kadar gazeteci geliyor, konuşuyor ama bir şey değişiyor mu? Hayır. Ancak birlikte arkasında durursak değişir” değerlendirmesinde bulundu.

    “KORUMA STATÜSÜ ALEVİLERİN İNANÇ MERKEZİ OLDUĞU İÇİN DÜŞÜRÜLÜYOR”

    Kaz Dağları ziyaretinden sonra babasıyla birlikte Munzur Gözelerini görmeye gelen Malatya Arguvanlı İnan Karaca ise, kararı yanlış bulduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “Zaten cemevlerinin ibadethane sayılmaması da buranın birinci derecede sorunu. Dersim dediğimiz yer, çoğunlukla Alevilerin yerleşik olarak yaşadığı bir yer. Durumu böyle değerlendirirsek bu ziyaretler, Munzur Baba, Düzgün Baba buralar daha çok Alevi yurttaşların inanışları doğrultusunda biçim alan yerler. Buranın 1’inci derece sit alanlarından çıkartılmasını ben tamamen buna bağlıyorum.

    Balıkesir’den, Kaz Dağları’ndan geliyorum. Ora gayet güzel korunuyor. Orada da aynı buradaki gibi doğal kaynak suyu var ama orada bir inanç yeri yok. Ora bu şekilde korunurken, ben buranın bir inanç merkezi olması sebebiyle tamamen bilinçli bir şekilde 1’inci derece koruma statüsünden çıkartıldığını düşünüyorum.”

    Bektaş Karaca da kararı doğru bulmadığını belirterek şunları ekledi: “Buraya ilk defa geldim. Bu kararın doğru olmadığının farkındayım. Aslında tüm insanların da bunun farkında olduğunu biliyorum. Buranın koruma statüsünün rant için düşürüldüğüne inanıyorum.”

    “GÖZELERİN DOĞALLIĞININ VE GÜZELLİĞİNİN BOZULMAMASI GEREKİR”

    Yüzyıllardır bedel ödediklerini ve bu bedeli de ödeyeceklerini söyleyen Ziyaret köyünden Huri Ağdoğan, “Munzur’umuza hiçbir zaman dokunamazlar. Munzur’umuz hep özgür akacaktır. Rica ediyoruz. Buralarda sit alanı falan istemiyoruz. Zaten Munzur suyunu kaldırırlarsa buralarda gerçekten yaşanılmaz” şeklinde görüş belirtti.

    Gözeleri turistik olarak ziyarete gelen İbrahim Sarı, Munzur Gözeleri’nin doğallığının, güzelliğinin bozulmaması ve insanların yaşamına müdahale edilmemesi gerektiğini vurguladı.

    “BÖYLE BİR DOĞAL GÜZELLİK BAŞKA HİÇBİR YERDE YOK”

    Böyle bir doğal güzelliğin başka hiçbir yerde bulunmadığını ifade eden Gazeteci Serdar Duman, “Burası Munzur’un ana kaynağı. Tam tersine her zaman 1’inci derece sit alanı olarak korunması ve üzerinde daha da durulması gerekiyor. Hatta sadece buranın değil Munzur Vadisi’nin, vadisiyle, dağlarıyla birlikte çok iyi bir şekilde korunması gerekiyor. Hepimiz biliyoruz ki, buradaki bitki çeşitliliği ve florasına baktığımız zaman çok zengin bir coğrafya” dedi ve şunları ekledi:

    “Hatta burası üzerinde daha ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Çünkü çok eksikliklerin olduğunu görebiliyoruz.  Mesela hiçbir şekilde piknik yapılmaması gerekiyor. Burada endemik bitki çeşitliliği çok fazla. Onların fotoğraflanıp üzerine isimlerinin yazılması ve açıklamalarının yapılması, tabelalar konularak insanların da bunlara bakarak onların korunması gerektiğini anlamaları gerekiyor.”

    Sadece Munzur Gözeleri’nin değil Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden, güneyine her taraf ranta açıldığını vurgulayan Duman, “Anadolu coğrafyasının, Trakya’nın, Ege’den Karadeniz’e, yaşadığımız coğrafyaya kadar her tarafında muazzam zenginlikler var. Bunların korunması gerekiyor. Her şeyi ranta peşkeş çekmek doğru bir şey değil. Buraları atalarımızdan miras aldık. Çocuklarımıza, torunlarımıza kesinlikle miras bırakmamız gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİLERİN KUTSİYET ATFETTİĞİ BU ALANIN TALANINA İZİN VERMEMELİYİZ”

    Hasan Şadoğlu adlı yurttaş, “Munzur’un sit alanından çıkarılmasına ve bazılarına peşkeş çekilmesine karşıyız. Haklarımızı sonuna kadar savunacağız” dedi.

    Gözelerin statüsünün ikinci dereceye düşürülmesinin kesinlikle ranta açılması anlamına geleceğini belirten insan hakları savunucusu Gönül Sonbahar, “Bu talan, bu yağma rantı destekleyecektir. Turizmi destekleyecektir. Burada taş ocakları kurulması, belki ihaleye açılıp Munzur Su dışında başka firmalara verilerek tekrar suyun ticarileştirilmesi söz konusu olacaktır. Biz Dersim’de yaşayanlar olarak, buranın, özellikle Dersim Alevilerinin kutsiyet atfettiği bu alanın asla talanına, yağmasına izin vermemeliyiz, vermeyeceğiz de. Bu alanlar kapitalist sistemin ranta çevireceği alanlar değildir. Türkiye’nin dört bir tarafı, doğası talan edilmekte, kapitalist işletmelere peşkeş çekilmektedir. Munzur Gözeleri’nde de amaçlanan budur. Bunu asla kabul etmeyeceğiz” tespitinde bulundu.

    Gözelerin bulunduğu Ziyaret köyünden Nuray Aydoğan ise, “Ben birlik beraberlik olmamızı istiyorum ama onu yapmıyoruz. Burası eski düzenine gelsin. Sit alanından çıksın, tekrar ibadet yeri olsun. Böyle bir şey olamaz. Böyle giderse biz yarın, öbür gün burada dışarı da çıkamayacağız” diyerek tepkisini gösterdi.

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

  • Bakırhan Mardin’den seslendi: Bizlere diz çöktüremezsiniz -VİDEO

    Bakırhan Mardin’den seslendi: Bizlere diz çöktüremezsiniz -VİDEO

    PİRHA- Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk’ün görevden alınarak yerine kayyım atanması üzerine Mardin’e gelen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Sizler yalan dolanlarınızla bizlere diz çöktüremezsiniz. Söz veriyoruz size bu kayyımcı anlayışa, sizin iradenizi yok sayanlara asla geçit vermeyeceğiz” dedi. 

    Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk’ün, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak yerine kayyım atanması üzerine Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları Mardin’e gittiler.

    Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin önünde konuşan Tuncer Bakırhan, karara tepki gösterdi. Burada yapılan açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da katıldı.

    “BİR YANDAN YENİ SÜREÇ DEYİP DİĞER YANDAN SİYASİ SOYKIRIM YAPIYORLAR”

    İktidarın bir taraftan çözüm beklentisi yaratıp ‘yeni bir süreç’ ve ‘normalleşme’ dediğini ama tam 8 yıl önce 4 Kasım’da yaptıkları siyasi soykırımı tekrar ettiğini belirten Bakırhan, “Bunlar yalancıdır, bunlar riyakardır, bunlar ikiyüzlüdür. Bunlar ‘çözüm’ dediklerinde zulüm, bunlar ‘normalleşme’ dediklerinde kayyım, bunlar ‘adalet’ dediklerinde adaletsizlikle karşı karşıya kalıyoruz. Bu yalancılar, bu inkarcılar, Kürdü, Türkiye halklarını reddedenler zannediyorlar ki Kürtler bu kayyımcılara, bu talancılara baş eğecekler. Çok iyi bilsinler ki Seyit Rıza ne yaptıysa, Şeyh Sait ne yaptıysa, Mazlumlar, Denizler, Sakineler ne yaptıysa Kürt halkı, Türkiye halkları da onların yaptıklarını yapacaktır” dedi.

    “NE KAYYIM NE ZULÜM ASLA KARŞILIĞINI BULMAYACAKTIR”

    Ne kayyımın ne zulüm politikalarının ne yalanların ne de hilelerin kendilerine diz çöktürmeyeceğine vurgu yapan Bakırhan, “Seyit Rıza’nın dediği gibi ‘sizler yalan dolanlarınızla bizlere diz çöktüremezsiniz.’ Biz de diyoruz ne yalan ne talan ne zulüm asla Mardin’de Amed’de Kürt coğrafyasının hiçbir yerinde bizleri yıldıramayacaktır. Bizlere diz çöktüremeyecektir. Utanmazlar bu 3’üncü dönemdir kayyım atıyorsunuz. Demek ki kayyım politikalarınız karşılık bulmadı, seçimde kayyım politikalarınız kaybetti inkar politikanız kaybetti. Şimdi seçimde kaybettiğiniz buralara hileyle dolanla yalan yanlış yargı kararlarıyla birlikte gasp etmeye çalışacaksınız. Söz veriyoruz size bu kayyımcı anlayışa bu sizin iradenizi yok sayanlara asla geçit vermeyeceğiz. Sokakta mecliste yaşamın her alanında emekçilerle yoksullarla ezilenlerle birlikte bu talancı bu savaş sever kayyımcı zihniyeti el birliği ile göndereceğiz. Sizler yanımızda olduğunuz müddetçe burada olduğu gibi iradenize sahip çıktığınız müddetçe ne talan ne yalan ne kayyım ne de zulüm Kürdistan topraklarında asla karşılığını bulmayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

    “BU TOPRAKLARA BARIŞ VE ADALET GELENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Ortak mücadele vurgusunu öne çıkaran DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Mardin’den çağrılarını yenilediklerini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Mardin’den çağrımızı yeniliyoruz. Bu kayyım sisteminden vazgeçin, bu kayyım sisteminin kimseye yararı yok, bu kayyım sistemi iflas etti. Tekrar Mardin halkının iradesinin tecelli etmesi için bu yalancı talancı kayyımcı anlayışı bırakın eş başkanlarımız yönetimiyle bu kenti yönetsin. Durmayacağız mücadele edeceğiz. Direneceğiz, bu topraklara barış adalet gelince kadar halkımız kendi kimlikleriyle eşit yurttaş oluncaya kadar hep birlikte mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz.”

    PİRHA/MARDİN

  • Ovacık Belediyesi’nden Dersim Belediyesi’ne toplu taşıma için otobüs desteği

    Ovacık Belediyesi’nden Dersim Belediyesi’ne toplu taşıma için otobüs desteği

    PİRHA- Araç ve makine parkı oldukça eski olan ve uzun zamandır yenilenmeyen Dersim Belediyesi’ne, Ovacık Belediyesi’nden destek geldi. Ovacık Belediyesi, ilçe merkezi ile Konutlar ve Cemevi arasında çalışan toplu taşıma otobüsünü geçici süreyle Dersim Belediyesi’ne tahsis etti.

    Kayyım ve önceki dönem belediye başkanlığından yönetimi büyük borçla devralan Dersim Belediyesi’nin yaşadığı zorluklar uzun zamandır konuşuluyordu.

    Dersim Belediyesi’nin mevcut borçlarının yanı sıra araç ve makine parkı da oldukça eskimiş durumda. Sık sık arıza yapan ve sayı olarak da yetersiz olan toplu taşıma otobüsleri yüzünden ulaşımda ciddi sıkıntılar yaşanıyor.

    Tüm bu sıkıntılardan dolayı Ovacık Belediyesi, ilçe merkezi ile Konutlar ve Cemevi bölgesi arasında yolcu taşıyan büyük otobüsünü, geçici süreyle Dersim Belediyesi’ne tahsis etti.

    Dersim Belediyesi’ne bağlı çalışmaya başlayan otobüs, Dersim kent merkezinden Gazik (Cumhuriyet Mahallesi) ve Afet Konutları hattında yolcu taşımaya başladı.

    Dersim Belediyesi, bu girişiminden dolayı Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e, ‘Dayanışma büyütür’ mesajıyla teşekkür etti.

    “ARAÇLARIMIZI EN EFEKTİF BİR ŞEKİLDE KULLANMAK İÇİN DAYANIŞMA GÖSTERMEYİ DOĞRU BULDUK”

    Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ise konuyla ilgili PİRHA’ya yaptığı açıklamada şunları belirtti:

    “Dersim’de acil bir sorun oluştu. Biz de zaten kış aylarında bu büyük otobüsümüzü kendi ilçemizde kar sebebiyle çalıştıramıyoruz. Belki 15 gün biz de zorlanacağız ama oradaki halk için de acil bir durum oluştuğundan dolayı bu desteği vermeyi doğru bulduk. Ayrıca biz de kış aylarında Dersim Belediyesi’nin katkılarıyla bir kepçe desteği alacağız ve kar temizliğine daha hızlı müdahale etmeye çalışacağız. Kısacası il ve ilçelerimizde karşılıklı mevcut araçlarımızı en efektif bir şekilde kullanmak için dayanışma göstermeyi doğru bulduk.”

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Gözeleri’nde keşif yapıldı; Dersimlilerden tepki: Karar hukuka aykırı, iptali zorunludur -VİDEO

    Munzur Gözeleri’nde keşif yapıldı; Dersimlilerden tepki: Karar hukuka aykırı, iptali zorunludur -VİDEO

    PİRHA- Dersim Ovacık’taki Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünün düşürülmesine karşı TMMOB tarafından açılan dava kapsamında bugün yapılan keşif öncesi Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada karara tepki gösterilerek, bu kararla kutsal bir mekanın tahribatına izin verileceği belirtildi. Ayrıca Bakanlık kararının hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesinin zorunlu olduğu belirtildi. 

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescillenen Dersim’in Ovacık ilçesindeki Munzur Gözeleri, 28 Temmuz 2023’te statüsü düşürülerek, ‘Nitelikli Doğal Koruma alanı’ olarak ilan edilmişti.

    Dersim Alevileri için kutsal sayılan en önemli yerlerden birisi olup son yıllarda doğal güzellikleri nedeniyle turizme de açılan Munzur Gözeleri’nin 1. Derece doğal Sit alanı olmaktan çıkarılıp, statüsünün 2’nci dereceye düşürülmesine karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının iptali yönünde Erzincan İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Davada tescil edilen alanlardan yalnızca Munzur Gözelerine ilişkin kısmın yürütmesinin durdurulması ve iptali istendi.

    Açılan bu dava kapsamında bugün mahkeme heyeti Munzur Gözelerinde keşif yaptı. Keşfin heyetinin gelişinden önce Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, gözelerin girişinde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama öncesinde çerağ uyandırıldı. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Barosu, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası, TMMOB Dersim İl Koordinasyonu, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Dernekleri Federasyonu, Munzur Çevre Derneği, Ovacık Belediyesi Başkanı Mustafa Sarıgül, Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya ile siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Keşfin hemen öncesinde Gözelerin girişinde toplanan kalabalık, buradan göze alanına yürüdü. Yürüyüşten sonra Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan açıklamayı Erdal Kınaş okudu.

    “MUNZUR GÖZELERİ BÖLGE İNSANININ KİMLİĞİNİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR”

    Dersim’in doğal ve kültürel zenginlikleri yalnızca yerel halk için değil, tüm insanlık için büyük bir değer taşıdığını belirten Kınaş, “Bu zenginlikler, özgün coğrafyası, eşsiz ekosistemi ve derin tarihi ile bölge insanının kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Dersim halkının sorumluluk bilinciyle koruduğu bu miras, 1. Derece Doğal Sit Alanı statüsü sayesinde bugüne dek varlığını sürdürmüştür. Ancak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 18 Temmuz 2023 tarihli kararı, bu mirasa ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Munzur ve Pülümür Vadileri’nin ‘Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ ve ‘Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tescili, ekolojik değerlerimizi ve halkın iradesini hiçe sayarak bölgede yapılaşma ve doğal kaynakların talan edilmesine zemin hazırlamaktadır” dedi.

    “BU KARAR GERİ DÖNÜLMEZ BİR TAHRİBATA YOL AÇACAKTIR”

    Kınaş, bu alanın, ender bulunan özellikleri nedeniyle bilimsel çalışmalar dışında her türlü yapılaşmadan uzak tutulması gereken bir bölge olarak değerlendirildiğini ancak buna rağmen, Munzur Gözeleri’ni yapılaşmaya açmayı hedefleyen projelerin uzun yıllardır gündeme geldiğini vurguladı.

    Kınaş, şunları kaydetti:

    “Bakanlığın bu alana ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ statüsü vermesi, yalnızca koruma derecesini düşürmekle kalmamış, aynı zamanda bölgede gerçekleştirilebilecek faaliyetlerin kapsamını da genişletmiştir. Munzur Nehri’nin 65 kilometrelik sağ ve sol kıyılarının koruma statüsünden çıkarılmasıyla birlikte yöremiz balıkçılık, taş, kum ve çakıl ocakları gibi şantiye faaliyetlerine açılmaktadır. Bunun yanında yüzlerce maden şirketinin ruhsat sahibi olduğu ilimizde bu düzenleme, maden arama ve çıkarma faaliyetlerini, güneş enerjisi santrali kurulmasını ve turizm yatırımlarını kolaylaştırmaktadır. Tüm bu ticari faaliyetler, Munzur’un doğal dengesini bozarak geri dönülmez bir tahribata yol açacaktır.

    “KORUMA STATÜSÜNÜN KALDIRILMASI RANT UĞRUNA YOK EDİLMESİNE ZEMİN HAZIRLIYOR”

    Koruma statüsünün kaldırılması, Munzur’un doğasının rant uğruna yok edilmesine zemin hazırlayan bir karar niteliğindedir. Bu durum, korunması gereken alanların yapılaşmaya açılmasına, doğal dengenin bozulmasına ve kültürel ile ekolojik değerlerin zarar görmesine yol açacaktır. Koruma-kullanma dengesini, Anayasa’yı, uluslararası sözleşmeleri, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nu ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu hiçe sayan bu kararın kamu yararı ile hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Bakanlık kararı hukuka uygun değildir ve iptali zorunludur.

    “EKOLOJİK VE KÜLTÜREL YAPIYI TEHLİKEYE SOKAN BİR KARAR”

    Platformun ardından TMMOB üyesi Uğur Beycan, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Ovacık Belediyesi Başkanı Mustafa Sarıgül ve Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu da birer konuşma yaparak karara tepki gösterdiler.

    TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu üyesi (İKK) Uğur Beycan, Munzur Gözeleri gibi bölgelerin ‘hassas koruma alanı’ statüsünden çıkarılmasının ekolojik ve kültürel yapıyı tehlikeye sokabileceğine dikkat çekti. Beycan, özellikle maden ve inşaat faaliyetlerinin çevreye olası zararlarına vurgu yaparak, bu kararın Munzur Nehri’nin çevresine de olumsuz etkileri olabileceğini belirtti.

    “BURADA YAPILACAK BİR FAALİYETİN BÜTÜNLÜĞÜ BOZUCU ETKİSİ VAR”

    Konuşma ve protestolarından ardından Erzincan İdare Mahkemesi heyeti, aralarında çevre mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, jeomorfolog, ekolog ve peyzaj mühendisinin de bulunduğu uzman bilirkişiler ile birlikte, jandar ekipleri gözetiminde keşif yaptı. Keşifi kalabalık bir yurttaş topluluğu da izledi.

    Davayı açan TMMOB adına alanda bulunan TMMOB Hukuk Müşaviri Ferhat Çelepkolu keşif heyetine bir sunum yaptı. Bilimde sınırların keskin hatlarla çizilemeyeceğini, bir bölgede belli bir alanı kesin korunacak hassas alan ilan edip suyun çıktığı gözeleri farklı bir koruma statüsüyle korumanın mümkün olmayacağına vurgu yapan Çelepkolu, “Burada yapılacak bir faaliyetin bütünlüğü bozucu etkisini takdirinize bırakıyoruz. Hazırlayacağınız rapor iki şeyi tespit etmiş olacak; birincisi bu alanın özellikleri nelerdir? Bu alanın önemi nelerdir? Bunun tespitine yaramış olacak, ikincisi de bu alanda hangi faaliyetlere izin verilebilir; bunu görmüş olacağız. Söylemiş olduğumuz gibi kesin korunacak alanlar ile nitelikli doğal koruma alanlarında birtakım farklılıklar mevcut. Kesin korunacak alanlarda yapı yasağı bulunmakta ancak nitelikli doğal koruma alanı ilan edilmesiyle burada yapılaşma faaliyetleri söz konusu olacak” değerlendirmesinde bulundu.

    “HUKUK TOPLUMUN HASSASİYETLERİNE GÖRE KARAR VERMELİDİR”
    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete de keşif heyetine, Munzur Gözeleri ve bu toprakların binlerce yıldır kutsalları olduğunun altını çizerek, “Bu topraklar Raya Haq diye tanımladığımız Alevi inancımızda adeta bizim genetik şifremizdir. Asırlardır burada insanlarımız ibadetlerini yerine getirmiştir. Büyüklerimiz burada sigara dahi içmezdi havası kirlenir diye. Bura bizim kimliğimizdir ve kendi doğal haliyle kalmalıdır. Hukukun da toplumumuzun hassasiyetini göz önüne alarak bir karar vermesi gerektiğine inanıyorum.”

    Keşifte ayrıca Türkiye Barolar Birliği Kent ve Hukuk Komisyonu Üyesi avukat Barış Yıldırım da söz alarak heyete sunum yaptı.

    PİRHA/DERSİM

  • 28 EKİM 2024 PAZARTESİ-GÜNDEM

    28 EKİM 2024 PAZARTESİ-GÜNDEM

    -Diyanet’in tarihsel ve güncel görevini, toplumdaki yerini, laikliğe karşıtlığını, kadınlara bakışını, Alevi toplumu üzerindeki etkisini Yazar Ali Yılırım ile konuştuk. GÖRÜNTÜLÜ

    – DEM Parti Mersin İl Örgütü, bugün saat 17.30’da il binası önünde, ‘Savaşa karşı barışı savunuyoruz’ konulu bir basın açıklaması yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

  • Bingöl’de Amedspor taraftar grubu Barikat’tan kadınlarla dayanışma-VİDEO

    Bingöl’de Amedspor taraftar grubu Barikat’tan kadınlarla dayanışma-VİDEO

    PİRHA- Artan kadın katliamlarına karşı Bingöl’de Amedspor taraftar grubu Barikat’ın Bingöl Temsilciliği Olan Barikat Çewlig kadınlarla dayanışma adına Bingöl’de gül karanfil dağıttı.

    Bingöl’de Amedspor taraftar grubu, barikat artan kadın katliamlarına karşı, kadınlara dayanışma adına Bingöl’de Çarşı Mahallesi ve Üniversite kız öğrenci yurtları önünde gül karanfil dağıtıldı.

    Yapılan etkinlikte kadınlarla bir araya gelen taraftar grubu kadın cinayetlerine tepkilerini dile getirdi. Bingöl halkı ve üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, kadın öğrenciler Bingöl’de ve Bingöl Üniversitesi’nde karşılaştıkları problemleri ve endişelerini dile getirdi.
    Etkinlik sonrası üniversite çevresinde ‘Kadına ve çocuğa dokunma şiarıyla kampüslerdeyiz. Jin Jiyan Azadi’ broşürleri dağıtıldı.

    PİRHA/BİNGÖL

     

  • 21 EKİM 2024 PAZARTESİ-GÜNDEM

    21 EKİM 2024 PAZARTESİ-GÜNDEM

    -Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Köyceğiz Şube YK üyesi Nejla Genç, “Alevi inancı ve kültürünün kendisi için uzak bir inanç, bir kültür olmadığı için yönetimde yer aldım. Yönetimde olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu belirtti. GÖRÜNTÜLÜ

    -Bebekleri öldüren Yenidoğan çetesini protesto etmek amacıyla bugün saat 12.30’da, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde, ‘Özel hastaneler kamulaştırılsın! Parasız sağlık #HakkımıVer’ başlıklı bir basın açıklaması yapılacak.

  • Freiburg Alevi Dergahı’nda Birlik Cemi: Ana rızalık kapısıdır -VİDEO

    Freiburg Alevi Dergahı’nda Birlik Cemi: Ana rızalık kapısıdır -VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu’na (FEDA) bağlı Freiburg Alevi Kültür Dergahı’nda Birlik Cemi yapıldı. Cemi yürüten Pir Hüseyin Bildik, Alevi inancında ananın önemine değinerek, “Bizim öğretimizde ana kutsaldır. Ana doğurandır, ana besleyendir, ana ocaktır. Ana rızalık kapısıdır” dedi.

    Demokratik Alevi Federasyonu’na (FEDA) bağlı Freiburg Alevi Kültür Dergahı’nda Birlik Cemi yapıldı. Cemi Pir Hüseyin Bildik yürüttü.

    Dua ve rızalık alınmasıyla başlayan Cemde, Alevi inancında ananın yerine değinen Pir Hüseyin Bildik, “Bizim öğretimizde, inancımızda ana kutsaldır. Ana doğurandır, ana bağışlayandır, ana besleyendir, ana ocaktır. Diyor ki Hünkar Hacı Bektaşi Veli, ‘Sevgi, muhabbet kaynar ocağımızda, bülbüller şevke gelir gül açar bağrımızda. Kinler yok olur aşkı meydanımızda. Aslanlarla ceylanlar dost olur.’ O dostluk anaya ait bir dostluktur. O sevgi ananın sevgisidir, şefaatidir” dedi.

    “İNANCIMIZDA ANA RIZALIK KAPISIDIR”

    Her şeyin doğum yoluyla geldiğini belirten Bildik, “Bizim yolumuzda, inancımızda 124 bin nebi geldi ama bunları doğuran da bir anaydı. Alevilik doğuma inanan bir inançtır. Vahdet-i vücutçu bir inançtır. Her şey doğum yoluyla kendini ispat eder. Doğum olmadan, hak mekan ve vücut bulmadan hiçbir canlı cana gelmez. Yani rahmet deryasından akıp nur deryasına gelir. Nur deryasında da Hakkın emri ve rızası ile dünyaya gelir. Bir gün de hakkın emriyle tekrar bu dünyayı terk edeceğiz” diyerek ananın rızalık kapısı olduğunun altını çizdi.

    PİRHA/FREIBURG