Etiket: 10 ekim ankara gar katliamı

  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na dair önemli gelişme!

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na dair önemli gelişme!

    PİRHA- Antep Bölge İdare Mahkemesi, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na dair 3 polise ilişkin soruşturulmasına izin verilmemesi kararını kaldırdı. Kararı olumlu gören 10 Ekim Barış Derneği, kararın diğer davaları da etkileyeceğine dikkat çekti.

    Antep Bölge İdare Mahkemesi’nden 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na dair önemli bir karar çıktı. 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda ihmali olduğu iddia edilen 3 polisin soruşturulmasına izin vermeyen Antep Valiliği’nin bu kararını kaldırdı.

    10 Ekim Barış Derneği, mahkemenin kararına dair yazılı açıklama yaptı. 10 Ekim Ankara Garı Katliamının üzerinden 10 yıl geçtiği hatırlatılan açıklamada, “Katliamın ilk gününden bu yana böyle bir katliamın kamu görevlilerinin bilgisi ve dahli olmadan yapılamayacağını dile getirdik. Bu süre zarfında mahkemeden soruşturma açılması taleplerimiz her defasında istedik. Ne yazık ki, mahkeme 10 senedir bu taleplerimizi görmezden geldi reddetti. Valilikler kamu görevlileri için soruşturma izni vermeyi reddetti. Bu valilik makamlarından birisi de Gaziantep Valiliğidir” denildi.

    Katliamda kullanılan bombanın yapımında kullanılan gübrenin satışının ihbar edilmesine rağmen buna yönelik soruşturma yapmayan ve bu ihbarı görmezden gelen 3 güvenlik görevlisi için soruşturma izni verilmediğinin aktarıldığı açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Konu idare mahkemesine taşındı ve nihayet dün Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin kararıyla Valiliğin soruşturma izni vermeme kararı kaldırıldı. Böylelikle 3 güvenlik görevlisinin soruşturulması, yargılanmasının önü açıldı. Bu karar sadece 10 Ekim Ankara Garı Katliamı davasını değil, bütün benzeri katliam davalarını etkileyecek bir karardır. Bu karar 10 Ekim Ankara Garı Katliamı ailelerinin, yaralılarının, avukatlarının ısrarlı, inatçı çabalarının bir sonucudur. Bu davayı asla bırakmayacağız. Gerçek failler, azmettirenler, göz yumanlar ortaya çıkıncaya kadar adalet mücadelesine devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de 10 Ekim anması: Adalet sağlanana kadar mücadele edeceğiz!- VİDEO

    Mersin’de 10 Ekim anması: Adalet sağlanana kadar mücadele edeceğiz!- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak, “Adalet sağlananıncaya ve failler ceza alana kadar mücadele etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 10 Ekim 2015’te Ankara’da düzenlenen katliamın 10. yılında Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda bir araya gelerek yaşamını yitirenleri andı. “10 Ekim’den bugüne barış, adalet, eşitlik” yazılı pankartının açıldığı anmada “Katiller bulunsun, hesap sorulsun”, “10 Ekim’i unutma unutturma” ve “Yaşasın barış, bijî aşıtî” sloganları atıldı.

    Burada yapılan basın açıklaması metnini okuyan platform dönem sözcüsü Kemal Göksoy, katliamda yetkililerin sorumluluğu olduğunu belirterek, “Yaralılarımıza ambulans yerine TOMA gönderenleri de affetmiyoruz. Bu saldırının ardından tek bir kamu görevlisinin bile istifa etmemesini, hesap vermemesini unutmuyoruz. Adalet yerini bulana kadar durmayacağız!” dedi.

    Açıklamanın ardından 10 Ekim tanıkları o gün yaşananları anlattı. Anma, güvercinlerin barışa vesile olması dileğiyle uçurulduktan ve karanfil bırakılmasının ardından eylem sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Ankara Gar Katliamı tanığı Karasu: O gün barış ve umut katledildi- VİDEO

    Ankara Gar Katliamı tanığı Karasu: O gün barış ve umut katledildi- VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın tanıklarından Eğitim Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Nermin Karasu, katliamın hesabının verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “O gün sadece insanlar değil umutlarımız da katledildi. Biz adaletin yerini bulmasını bekliyoruz. Katliamın hesabı verilmelidir” dedi.

    Türkiye tarihinin en büyük katliamlarından biri olarak hafızalara kazınan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 10 yıl geçti. Barış talebiyle bir araya gelen on binlerce insanın hedef alındığı saldırıda, 103 kişi yaşamını yitirdi, yüzlercesi yaralandı.Saldırının tanıkları, yaşadıkları acıyı hala ilk günkü tazeliğiyle taşıyor.

    O tanıklardan biri de Eğitim Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Nermin Karasu. PİRHA’ya konuşan Karasu, “Bizi barışa giderken katlettiler. O gün orada sadece insan değil, umut öldürüldü” sözleriyle hafızalara kazınan o karanlık günü anlattı.

    “SESSİZLİK HEPİMİZ TEDİRGİN ETTİ”

    Katliam günü hiçbir güvenlik önleminin alınmadığını söyleyen Nermin Karasu, alanda polisin olmadığını ve derin sessizliği herkesin kaygı verici bulduğunu aktardı. Karasu, “Biz umut ve taleplerle yola çıkmıştık. Şiddetin karşısında, savaşsız ve sömürüsüz bir yaşam talep ediyorduk. Bu yüzden biz o yolculuğa “umut yolculuğu” diyorduk. Mersin’den otobüslere binerek sabahın erken saatlerinde Ankara’ya vardık. Alana vardığımızda ise alışık olduğumuz güvenlik önlemlerinin hiçbirinin olmadığını fark ettik. Ne bir polis, ne bir bariyer… Sessizlik çok büyüktü. Kendi aramızda ‘Bu kadar sessizlik hayra alamet değil, sakın kötü bir şey olmasın’ diye konuşmaya başladık. O an içimizde bir tedirginlik oluştu” dedi.

    “BARIŞA VE UMUDA KAN BULAŞTI”

    Karasu, o gün yaşananları şöyle anlattı:

    “Kortej başlamadan önce, birkaç kadın arkadaş çay almak için mitingin kenarındaki ağaçların yanına yöneldik. Tam o an… sadece bir adım attık ve patlama oldu. İnsanlar havaya uçtu. Gördüğüm ilk şey, ağaçtan damlayan kandı. Ağaçtan et parçaları dökülüyordu. Önümüzde kopmuş bir kol vardı. Etrafta onlarca insan yerdeydi. Ne yapacağımızı bilemeden hemen bayrakları aldık. O bayraklarla bedenlerin üzerini örttük. Çığlıklar yükseliyordu. Ellerimiz kana bulandı. Barışa kan bulaştı. Umuda kan bulaştı. Ankara Garı’na, tarihe kan bulaştı. Yüzlerce yaralı yerdeydi. Kimi kucağında bir yaralıyla, kimi bir cenazeyle en yakın hastaneye doğru koştu. Ama yollar kapalıydı. Polis tomaları gelmişti ama yaralılara yol açılmıyordu.”

    “DEVLET ÖNLEMEDİ, HALA HESAP SORMUYOR”

    Katliamın ardından geçen 10 yıla rağmen ne faillerin tam olarak ortaya çıkarıldığını ne de adaletin sağlandığını belirten Nermin Karasu, devletin hem saldırı öncesinde hem sonrasında sorumluluğunu yerine getirmediğini vurguladı. Güvenlik zafiyetine ve yargı sürecindeki belirsizliklere dikkat çeken Karasu, “Biz arkadaşlarımızı sonsuzluğa uğurladık ama adalet hala sağlanmadı. O saldırganların Antep’ten giriş yaptığı, istihbarat birimlerine bilgi verildiği sonradan ortaya çıktı. O halde neden önlem alınmadı? Bu insanlar araç değiştirerek nasıl Ankara’nın göbeğine kadar gelebildi? Neden o gün bir tane bile güvenlik önlemi yoktu? Bu sorular hala cevap bekliyor. Biz, arkadaşlarımızın anısına yürütülen mücadeleyi sahipleniyoruz ve unutmayacağız. Bir daha böyle bir vahşetin, böyle bir katliamın yaşanmaması için hafızamızı diri tutacağız” diye konuştu.

    ADALET TALEBİ

    Katliamın yarattığı travmanın bireysel değil, toplumsal bir yara olduğunun altını çizen Karasu, barış ve özgürlük talebiyle yola çıkanların adalet arayışının da bitmediğini ifade etti:

    “O gün sadece insanlar değil, umutlarımız da katledildi. Barışın istenmediği, özgürlüğün reddedildiği çok açık bir şekilde ortaya kondu. O günden sonra hiçbirimiz aynı kalamadık. O kanın bulaştığı yerden bir daha eskisi gibi dönemedik. Hepimizin içinde o yaralı taraf kaldı. Bir toplumun barış içinde yaşayabilmesi için adaletin işlemesi gerekir. Birbirini ötekileştirmeden, düşmanlaştırmadan yaşamak ancak ortak duyguda, barış ve özgürlük talebinde buluşmakla mümkündür. Ancak 10 yıldır süren bu yargı süreci ne tamamlanabildi ne de gerçek sorumlular yargı önüne çıkarıldı. Zaman aşımı tehlikesi artık çok yakın. Daha önce başka davalarda da zaman aşımlarının nasıl işlediğini gördük. Biz adaletin yerini bulmasını bekliyoruz. Katliamın hesabı verilmelidir. Adalet hakkımız, ölüm değil yaşam bizim hakkımız. Çünkü biz yaşamak için gitmiştik. Ölümle geri döndük.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ DOSYA

    10 Ekim’in 10. yılı: 103 insana söz verdik unutturmayacağız
    10 Ekim Gar Katliamı yaralılarından Değirmenci: Barış için miting olsa, aynı heyecanla gidip katılırım
    Ankara Gar Katliamı tanığı Özkan Uç: O görüntüleri 10 yıldır hafızamdan silemedim

  • 10 Ekim Gar Katliamı duruşması ertelendi; 16 firari sanık yargılanıyor, 5 sanık Suriye’de-VİDEO

    10 Ekim Gar Katliamı duruşması ertelendi; 16 firari sanık yargılanıyor, 5 sanık Suriye’de-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması görüldü. Duruşma 17 Haziran 2025 tarihine ertelendi. Duruşma sonrasında adliyenin önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Bu katliam ülkenin en büyük katliamı. 16 firari sanığın da hala yargılandığı en büyük IŞİD katliamlarından birisi. 5 sanığın Suriye’de olduğunu 1 sanığın Irak’ta oldugunu resmi yazışmalar ile tekrar hatırlattık” denildi.  

    10 Ekim Ankara katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmadan sonra Sıhhiye Adliyesi’nin önünde basın açıklaması yapıldı.

    “MÜCADELEMİZİN BİTMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

    10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, “Bugün 10 Ekim katliamının davasının yeni bir aşamasına geldik. Sözümüzün bitmediğini bir kez daha herkese gösterdik. Özellikle Suriye’deki gelişmelerin ışığında bizim mücadelemizin bitmesi mümkün değildir” dedi.

    “BOŞ SANIK SANDALYELERİ İLE YÜRÜTÜLEN DAVALAR UÇLARINIZA DOKUNUYOR”

    10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Mehtap Sakinci 9 yılı geride bıraktıklarını belirterek şunları söyledi:

    “Adalet talebimizin karşılanmadığı bir noktada duruyoruz. Gerçekten dile kolay 10 yıldır bir mücadelenin içindeyiz. Daha 10 yıl önce araştırılması gereken kişiyle ilgili taleplerimiz bugün maalesef 10 yılında yine reddediliyor. Zaten zaman aşımı denilen çilenin tam da ortasındayken bunların gözümüzün içine baka baka yapılıyor olmasına artık şaşırmıyoruz. Bu dosya kapsamında da artık sürecin çok daha güçlü bir şekilde takip edildiğine dair de kamuoyuna bir bilgi vermek istiyoruz. Daha bitmedi, daha devam ediyor. Evet, sözümüz bitmedi, devam ediyor ama adalet mücadelesi kapsamında da görüyoruz ki 10 yıl hiçe sayılarak geçilen, adil soruşturma yapılmadan geçirilen 10 yıldan sonra 10 yıl daha bu süreçlerin devam edeceğini görüyoruz. Yine taleplerimizin büyük bir kısmıyla ilgili sonuç alamamış olmamışa rağmen biz bu sürecin gerçek anlamda artık değiştirilmesinin umuduyla devam edeceğimizi belirtmek istiyorum.

    “MÜCADELEDEN VAZGEÇMİYORUZ”

    Daha canlı bombasını, canlı bombacılardan birinin tespit edilmediği, onun bile merak edilmediği 10 Ekim Katliamı dosyasında firari 16 sanığın hiç merak edilmeden bugüne kadar getirilen sürece de hayret etmekten de geri duramıyoruz. Yani bir ülkede, Türkiye Cumhuriyet tarihi en büyük sivil katliamı dedikleri bu katliam kapsamında 10 yıldır daha ikinci canlı bombanın kim olduğunu dahi merak etmeyen bir sistemin, zaten kırmızı bültenle aranan 16 firari sanığın da artık bir an önce getirilmesine dair harekete geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bizim uçlarımıza dokunuyor boş sanık sandalyeleriyle yürütülen davalar. Biz temmuz ayında verilen karar sonrasında da, bu duruşmada da öfkeli, daha güçlü, daha metanetli bir şekilde doldurmaya devam edeceğimizin de bilinmesini istiyoruz. Biz 4 ay önce haksızlığa uğradığımız duruşma salonlarında tekrar gelip, yine doldurabilir, aynı şeyi söyleyebiliyorsak yani gerçek adalet gelinceye kadar biz bu sürecin takipçisi olacağız diyorsak demek ki daha çok yolun başındayız. Bütün kamuoyuna bu sonraki duruşma tarihi olarak belirlenen 17 Haziran 2025’te bu davanın takipçisi olmaya çağırıyoruz. Dediğimiz gibi de gerçek adalet gelinceye kadar, kamusal sorumluluğu olan herkes yargılanıncaya kadar, bu sürece A’dan Z’ye katkı sunan herkesin bir bir yargılandığı günü görünceye kadar bu mücadeleden vazgeçmiyoruz. Kimse de vazgeçirmeye çalışmasın.”

    “BU KATLİAMDA KORUNANLAR VAR”

    Avukat İlke Işık ise, bütün dünyanın IŞİD’i konuştuğu günlerden geçtiğimizi belirterek, “Bu katliam ülkenin en büyük katliamı. 16 firari sanığın da hala yargılandığı en büyük IŞİD katliamlarından birisi. 5 sanığın Suriye’de olduğunu 1 sanığın Irak’ta oldugunu resmi yazışmalar ile tekrar hatırlattık. En azından başlangıç sayabileceğimiz bir ara varar verildi. İnsanlığa karşı işlenen bir suçun sanıklarını bu katliamı gerçekleştirdiler. Boş sanık sandalyeleri ile bu duruşmaya gelip gideceğimizi sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bu katliamda korunanlar var. Kamu görevlilerine gidilmesini istemiyorlar. Bu dosyayı hala bizden saklayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı var. Mücadeleye etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “AİLELERİN YANINDA OLACAĞIZ”

    DEM Parti Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan “Türkiye’nin yargı pratiğini 100 yıldır biliyoruz” diyerek şunları ekledi:
    “Bu yargı süreci aslında bir sınav ama bu sınava da iyi bir iş çıkarılmıyor. Geç gelen adaletin adalet olmadığını hepimiz biliyoruz. Biz Türkiye yaşayan toplum adaleti birlikte getireceğiz. Bu iktidar bizi mahkemelerde süründürüp bizi pes ettirmek istiyorlar. Bu mahkemelerden adalet beklemek saflık olacaktır. Ailerin yanında olacağız.”

    “YILLARDIR BU SANIK SANDALYELERİ NEDEN BOŞ”

    EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “Yılllardır bu sanık sandayeleri neden boş?Bugün Suriye’de yaşanan gelişmelerden kendinize övünç kaynakları çıkarıyorsunuz. Suriye’de el birliği yaptığınız bu cihatçı çeteler ile bu ülkede katliamlar olmaması için ne yapmayı düşünüyorsunuz? 10 Ekim Katliamı davasındaki adalet arayışımız bütün yurttaşların davasıdır. 10 Ekim Gar Katliamı bizim için çözülmemiş tüm katliamların merkezinde durmaya devam edecektir” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de Gar Katliamı protestosu: Katliamın gerçek sorumluları yargılanmalı-VİDEO

    Dersim’de Gar Katliamı protestosu: Katliamın gerçek sorumluları yargılanmalı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 104 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılında Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada katliamın arka planının aydınlatılması istenerek, “Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkarıp barış ve demokrasiyle taçlandırarak yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, karanfillerimize armağan edeceğiz” denildi.

    10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda IŞİD tarafından yapılan katliamda yaşamını yitiren 104 kişi Dersim’de kitlesel bir basın açıklamasıyla anıldı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “10 Ekim Ankara Katliamı unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” pankartının açıldığı açıklamayı, Büro Emekçileri Sendikası Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu okudu.

    “KATLİAMIN ARKA PLANI ADINLATILSIN”

    Gar Katliamı’nın üzerinden 9 yıl geçtiğini belirten Sinan Ulu, “Dokuz yıl önce bugün binlerce yurttaşımız emek, barış ve demokrasi mitingine katılmak için ülkenin dört bir yanından yola çıkmış, Ankara Garı önünde buluşmuştu. Ancak saat 10.04’te birbiri ardına patlayan iki bomba gözlerindeki gülümsemeyi, dillerindeki barış türkülerini hedef aldı. IŞİD üyesi iki canlı bomba tarafından gerçekleştirilen kanlı saldırı ile bağrımıza adeta onlarca kara saplı bıçak saplandı. Gar Katliamı, Türkiye tarihinin en büyük katliamı olarak kapkara bir sayfa olarak tarihimize geçti. Bu dava bizler için bitmemiştir. Katliamın sadece maşası olanlara, tetikçilere ceza verilmesi yeterli değildir. Bizler en başından beri katliamın arka planının aydınlatılmasını, katliamın gerçek sorumlularının yargılanmasını istiyoruz” dedi.

    “10 EKİM KATLİAMI’NIN UNUTTURULMAK İSTENMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    10 Ekim’de yaşamını yitiren barış karanfillerine verdikleri sözleri unutmadıklarını ifade eden Sinan Ulu, şöyle devam etti:

    “Bu topraklarda katliamlar ile hesaplaşmak için mücadele verenlerin karşısına dikilen duvarları, konulan engelleri en iyi bizler biliyoruz. Barış karanfillerimize sözümüz var. O duvarların tuğlalarını çekip çıkaracağız. 10 Ekim Katliamı’nda rolü olan, görevini ihmal eden, katliama yol veren, hangi mevki ve makamda olursa olsun tüm sorumlular yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar adalet yürüyüşümüzü hep birlikte sürdüreceğiz. 10 Ekim Katliamı’nın unutturulmak istenmesine izin vermeyeceğiz. Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkarıp barış ve demokrasiyle taçlandırarak yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, karanfillerimize armağan edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Mesut Mak ve Adil Gür Dersim’de anıldı-VİDEO

    10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Mesut Mak ve Adil Gür Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Mesut Mak ve Adil Gür Dersim’de mezarları başında anıldı. 9 yıl önce Ankara’da Türkiye tarihinin en kitlesel katliamlarından birinin yaşandığını ifade eden EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “10 Ekim sadece yoldaşlarımızı andığımız gün değildir 10 Ekim artık bölgede ve ülkemizde barış mücadelesinin günüdür” dedi.

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 104 kişi yaşamını yitirmişti ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür, Dersim’de Atatürk Mahallesi’nde bulunan mezarları başında anıldı. Anmaya Mak ve Gür’ün yakınlarının yanı sıra Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri katıldı.

    “10 EKİM ARTIK BARIŞ MÜCADELESİNİN GÜNÜDÜR”

    9 yıl önce Ankara’da Türkiye tarihinin en kitlesel katliamlarından birinin yaşandığını ifade eden EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “10 Ekim’de yapılmak istenen barış mitingine 2 IŞİD canisinin yaptığı canlı bomba saldırısıyla 104 insanımızı kaybettik. Mesut Mak ve Adil Gür yoldaşımız başta olmak üzere 104 insanımızı saygıyla anıyoruz. Bugün Ortadoğu’da ve bölgede yaşanan savaş, soykırım ve katliamlar 9 yıl önce emek ve demokrasi güçlerinin yaptıkları bu mitingle ve hayatını kaybeden yoldaşlarımızın ne kadar değerli bir mücadele için yan yana geldiğini bize gösteriyor. O nedenle 10 Ekim sadece yoldaşlarımızı andığımız gün değildir 10 Ekim artık bölgede ve ülkemizde barış mücadelesinin günüdür” diye belirtti.

    “KATLİAMDA PARMAĞI OLAN HERKES AÇIĞA ÇIKARTILSIN”

    7 Haziran 2015 yılındaki seçimlerin Türkiye’de yeni bir başlangıç olduğunu belirten ESP PM Üyesi Orhan Çelebi, “Seçim sonuçlarını hazmedemeyen iktidar yaptığı saldırılarla kendisine yeni bir yol açmak istedi. 5 Haziran’da Amed’de HDP mitingine yapılan saldırı, 20 Temmuz’da Suruç’taki katliamla devam ettirildi ve 10 Ekim Gar Katliamı bu sürecin devamı olarak tarihe geçti. Bugün yeni bir adım atmak isteyenlerin öncelikle bu katliamlarla yüzleşmesi gerekiyor. 10 Ekim Katliamı’nda parmağı olan herkesin açığa çıkartılarak halklara hesap vermesi gerekiyor” dedi.

    “YOLDAŞLARIMIZIN BARIŞ MÜCADELELERİNİ YÜKSELTMEMİZ GEREKİYOR”

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Adil Gür’ün arkadaşı Kamer Yoltay ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “10 Ekim Katliamı’ndan sonra adalet yerine getirilmedi ve hiçbir kamu görevlisi yargılanmadı ve katliamın failleri yargılanmadı. Bizim saldırılara hedef olmamızın temel nedeni devrimci, solcu olduğumuz için bunları yaşadık. Bizim sorgulamamız gerekiyor siz bizim barış isteyen çocuklarımızı neden öldürdünüz diye? Asla bu katliamı unutmamamız gerekiyor, yoldaşlarımızın barış mücadelesini yükseltmemiz gerekiyor.”

    Yapılan konuşmaların ardından 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür’ün mezarlarına karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • PSAKD: Ankara Gar Meydanı bizim için Madımak’tır, Maraştır unutmadık, affetmeyeceğiz!

    PSAKD: Ankara Gar Meydanı bizim için Madımak’tır, Maraştır unutmadık, affetmeyeceğiz!

    PİRHA-PSAKD Genel Merkezi, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılında yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “10 Ekim Ankara Gar Meydanı, bizim için Kerbela’dır, Sivas Madımak’tır, Maraş’tır, Suruç’tur, Roboski’dir, Gazi’dir, Gezi’dir. Unutmadık, affetmeyeceğiz” denildi.

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TMMOB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla 10 Ekim 2015 yılında Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne IŞİD tarafından yapılan canlı bombalı saldırıda 104 kişi hayatını kaybetmiş, 20’si çocuk yaklaşık 500 kişi de yaralanmıştı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı sebebiyle yazılı açıklama yaptı.

     “ANKARA GAR KATLİAMI’NI 9. YILINDA DA UNUTMUYORUZ, AFFETMİYORUZ”

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 9 yıl geçtiği belirtilen açıklamada, “İnsanlık tarihinin ve 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin en korkunç katliamlardan biri olan Ankara Gar Katliamı’nı 9. yılında da unutmuyoruz, unutturmayacağız, affetmiyoruz. İnsanlığa karşı işlenmiş bu korkunç suçun, bütün sorumlularından, azmettiricilerinden, suça yardım ve yataklık edenlerden, bu karanlık zihniyete kol kanat geren iktidar sahiplerinden mutlaka hesabını soracağız. 10 Ekim Ankara Gar Katliamı, başkentin tam ortasında, bütün devlet ve güvenlik bürokrasinin gözleri önünde gerçekleşti. Gelinen aşamada ortaya çıkan gerçekler, bu katliamın önünün açıldığını ve katillere bizzat yardım edildiğini gösteriyor” denildi.

    “10 EKİM ANKARA GAR MEYDANI BİZİM İÇİN KERBELA’DIR, MADIMAK’TIR, MARAŞ’TIR”

    10 Ekim Katliamı’nın sorumlusunun kendi iktidarını korumak için ülkeyi kaosa sürüklemekten çekinmeyen AKP iktidarı olduğu belirtilen açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “10 Ekim Ankara Gar Meydanı, bizim için Kerbela’dır, Sivas Madımak’tır, Maraş’tır, Suruç’tur, Roboski’dir, Gazi’dir, Gezi’dir. Unutmadık, affetmeyeceğiz. 10 Ekim davası sonuçlandı. Ne yaralıların üstüne gaz sıkan polisler, ne ihmali olan kamu görevlileri yargılandı. Ne vali, ne bakan, ne emniyet müdürü, ne jandarma, hiçbiri hakkında dava açılmadı. Ankara Katliamı’nın sorumlularını tanıyoruz. Sorumlusu 7 Haziran seçimlerinde umduğunu bulamayan AKP iktidarıdır.

    Bizler, tarih boyunca karanlığa ve siyasi ikbalini katliamlara bağlayanlara teslim olmadık, olmayacağız. İktidarın tüm baskılarına rağmen emek, barış ve demokrasiye inananların mücadelesi sürüyor ve sürecektir. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak 10 Ekim Ankara Katliamı davası devam ediyor. Bu dava gerçek sorumlular yargılanana kadar devam edecektir. Yitirdiğimiz arkadaşlarımızın bizlere bıraktığı en değerli emanet olan emek, barış, demokrasi mücadelesini de hep beraber, kol kola omuz omuza büyütmeye kararlıyız. Emek kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Güvenliğimiz sağlanmamıştı, ölüme terk edildik; kapanmayacak yaralar açıldı’-VİDEO

    ‘Güvenliğimiz sağlanmamıştı, ölüme terk edildik; kapanmayacak yaralar açıldı’-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaralanan Canan Neval Salış, “Yaşananları atlatmak, tam olarak iyileşmek mümkün değil. Kapanmayacak yaralar açıldı bizde. İnsanlar barış istedikçe savaş, ölüm politikaları daha da arttı ancak bizler barışta ısrarcıyız. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TMMOB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla 10 Ekim 2015 yılında Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne IŞİD tarafından yapılan canlı bombalı saldırıda 104 kişi hayatını kaybetmiş, 20’si çocuk yaklaşık 500 kişi de yaralanmıştı.

    Katliam sanıklarına ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), saldırıda Türkiye hükümetinin/devletinin “sorumluluklarını yerine getirdiğine” karar vererek ihlal görmedi. Ancak katliama tanık olan herkes, emniyet güçlerinin herhangi bir arama, güvenlik tedbiri almadığı konusunda ortaklaşıyor.

    Katliamda ağır yaralananlardan biri olan Canan Neval Salış, önlemlerin alınmadığının altını çizerek katliam günü yaşananları PİRHA‘ya anlattı.

    “GÜVENLİĞİMİZ SAĞLANMAMIŞTI, ÖLÜME TERK EDİLDİK”

    Mersin’den Ankara’ya kalabalık bir şekilde gittiklerini ve yolda herhangi bir arama-kontrol noktasının olmadığını belirten Canan Neval Salış, “Patlamadan önce coşkulu bir atmosfer vardı ama polisin neredeyse hiç olmaması şaşırtıcıydı. Normal şartlarda böyle programlarda yüzlerce polis olurdu ama o mitingde yok denilecek kadar azdı polis. Yol boyunca hiçbir arama noktası olmadı. Hiçbir şekilde güvenlik önlemlerimiz alınmamıştı” dedi.

    Patlama sebebiyle iki ağır ameliyat geçiren Salış, o güne dair şunları anlattı:

    “İlk patlamada ne olduğunu anlayamadım, sadece yere düştüğümü hatırlıyorum. Yanımdaki arkadaş beni tuttu ve bize bomba attılar dedi. Ayağa kalkmaya çalışırken ikinci patlamada oldu ve kalkamadım bir daha. TTB’deki doktorlar ilk müdahaleyi yapmak için geldiklerinde acil bir şekilde hastaneye götürülmem gerektiğini, yoksa benim de öleceğimi söylediler. Göğüs kafesimden giren bilye sırtımdan çıkmıştı o da akciğer zarımı delmişti. İki bilye de boynumdan girip sırtımdan çıkmıştı. Her anını hatırlıyor olmak çok kötü. Polisler biber gazı attığı için bilincimi kaybettim sonrasında. 20- 25 dakika geçmesine rağmen ambulanslar gelmedi, o gün ölüme terk edildiğimizi düşündük, birçok insan yakınını kaybetti.”

    “KATLİAM, KAPANMAYACAK YARALAR AÇTI”

    Geçirdiği iki ağır ameliyattan sonra fiziksel olarak iyileşmesi 5 ayı bulan Salış, “Fiziken iyileştim fakat psikolojik olarak bunu atlatmak, tam olarak iyileşmek mümkün değil. Kapanmayacak yaralar açıldı bizde. İnsanlar barış istedikçe savaş ve ölüm politikaları daha da arttı. Bunun sistemsel olduğunu, devletin bir politikası olduğuna inanıyorum. Ama bu böyle sürmeyecek. Barış için mücadelemiz sürecek. Sürdürülen savaş ortamına karşı barışta ısrarcıyız ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara Garı önünde anıldı: Öfkemiz büyüyor-VİDEO

    10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara Garı önünde anıldı: Öfkemiz büyüyor-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da 10 Ekim 2015’te Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne dönük IŞİD saldırısında hayatını kaybeden 104 kişi, katliamın 9’uncu yılında Ankara Garı önünde anıldı. Anmada konuşanlar, katliamlara karşı ortak mücadele çağrısı yaptı. 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Mehtap Sakinci, “Katliama olan öfkemiz her geçen gün daha da büyüyor” dedi. 

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırının üzerinden 9 yıl geçti.

    Katliamda yakınlarını kaybedenler, yaralananlar, çok sayıda siyasetçi ile sendika ve meslek örgütü temsilcisi buluştu ve Ankara Garı’da yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının olduğu pankartla yürüdü.

    Yürüyüşün ardından katliamın gerçekleştiği saat olan 10.04’te saygı duruşuna geçilirken katliamda yaşamını yitirenlerin adları okunup saygı duruşundan bulunuldu.

    “Annelerin Çığlığı” isimli 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler adına yapılan heykelin, heykeltıraşı Metin Yurdanur, “Buradaki anıt, annelerin çığlığı adını taşır, annelerin gözyaşı adını taşıdır” diyerek heykeli tanıttı.

    Basın metnini 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Mehtap Sakinci okudu.

    “ÖFKEMİZ HER GEÇEN GÜN DAHA DA BÜYÜYOR”

    108 ay önce katliamda 104 kişi hayatını yitirirken, 500’e yakın kişinin de yaralandığını ve sakat kaldığını belirten Sakinci, şunları söyledi:

    “Türkiye tarihinin en büyük sivil katliamında kaybettiğimiz bütün canlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Onlara olan hasretimiz ve yaşanan katliama olan öfkemiz her geçen gün daha da büyüyor.

    Ülke tarihinin en büyük katliamı denilip akabinde 3 gün yas ilan edilen 10 Ekim Ankara Katliamı; geride kalanların emek ve çabası ile 9. yılında da unutulmuyor, unutturulmayacak.

    Bizler Türkiye’deki emek barış demokrasi bileşenleri ile aileler olarak; sözün bittiği, umudun tükendiği ve öfkenin hepimizi teslim aldığı bir noktada; 10 Ekim’in adalet ve unutturmama mücadelesinin kurumsal olarak yürütülmesi amacıyla derneğimizi kurmuştuk.

    Dernek olarak, başta gerçek adalet talebimiz olmak üzere, Orta Doğu ülkelerine mahsus katliamları unutma ve yok sayma pratiğini de kırmayı hedeflerken, derneğimizin Türkiye kamuoyunda da etkin bir güç ve siyasetler üstü bir kurum olarak da kabul edilmesini amaçlamaktayız.”

    “10 EKİM ANKARA KATLİAMI KESİNLİKLE SİYASİ BİR CİNAYETTİR”

    Önceki katliam yargılamalarından ders çıkarmış, matem tutmak yerine adalet mücadelesine sahip çıktıklarını belirten Mehtap Sakinci, Türkiye’de ilk defa insanlığa karşı suç kavramı, yargıya konu edilmiş olmasına karşın, gelinen noktada tüm koşulları oluşan insanlığa karşı suç mahkeme tarafından kabul görmemiş, daha az ceza verilmesi öngörülerek, yeniden cezasızlık pratiğinin işletildiğini vurguladı.

    Sakinci, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu yönüyle, ’10 Ekim Ankara Katliamı insanlığa karşı suç kabul edilmeyecek ise hangi suç insanlığa suç kapsamında değerlendirilecek’ diye sorguladığımız bu davanın hiç şüphesiz ülke yargı tarihi bakımından büyük bir adaletsizlik örneği olarak ortada durduğu aşikardır.

    Ceza dosyası kapsamında dosyaya katılanlar olarak bizlerin talepleri ile damla damla kazandırılan deliller ile artık hepimiz biliyoruz ki; bugün devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden IŞİD saldırıları ile dönemin siyasilerinin söylemlerinden de anladığımız üzere; 10 Ekim Ankara Katliamı kesinlikle siyasi bir cinayet olarak apaçık ortada duruyor.”

    “CHP TARAFINDAN ANIT AÇILIŞINDA MİSAFİR OLARAK SÖZ HAKKI KULLANABİLECEĞİMİZ SÖYLENDİ”

    Dün gerçekleştirilen anıt açılışına neden ailelerin katılmadığını açıklayan Sakinci şunları söyledi:

    “Bugüne kadar 108 aydır anmalarımızı bu geçici sembolik anıt etrafında gerçekleştirdik. Ne var ki geçici olarak yerleştirilen bu sembolik anıt katliamın neden olduğu derin acının temsili için yeterli olmayıp üstelik kaybettiğimiz arkadaşlarının fotoğraflarının olduğu bu geçici panonun zaman zaman faşist saldırılara maruz kaldığına da tanıklık ettik.

    Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile yürüttüğümüz görüşmelerde, katliamın yaşandığı meydanda kalıcı bir mekânsal düzenleme yapılması konusunda fikir birliğine varmamız üzerine bu alanda değerli sanatçı heykeltraş Metin Yurdanur’un ‘Annelerin Çığlığı’ adını verdiği eseri ile kaybettiğimiz 104 insan ve katliamı unutturmama sözümüzü tutmuş olacağını düşünerek, o günün gelmesini sabırsızlıkla beklemiştik.

    Aylardır açılması için tüm süreci derneğimiz olarak takip ederken, anıtın açılışına dair anma programının da yürütücülüğü bizzat CHP Genel Başkanı sayın Özgür Özel tarafından da bize bırakılmış ve işaret edilen tarihte açılışın yetiştirilmesi için bürokratik tüm temalarda yine derneğimiz özne olarak kabul edilmişti. Ancak, açılışa saatler kala akşam 20.30 sularında CHP Genel Merkezi İl Teşkilatı tarafından derneğimiz aranarak, sürecin Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) geçtiği ve derneğimizin isterse ‘misafir’ olarak söz hakkı kullanabileceği, ABB açılış protokolü uygulanacağı ve derneğin bileşenlerinin söz hakkı kullanmayacakları şeklinde bir bilgi verilmiştir.”

    “ANNELERİN ÇIĞLIĞI ADLI ANIT, BİZ OLMADAN AÇILARAK ANNELERİN GÖZYAŞINA NEDEN OLMUŞTUR”

    Anıt açılışına Heykeltıraş Metin Yurdanur’un dahi katılımına gerek duyulmadığını belirten Sakinci, şunları aktardı:

    “CHP Genel Merkezi ile yapılan yaklaşık 5 saat süren sözlü diyalog aracılığıyla derneğimiz ile pazarlık yapılmak istenmiştir. Yaptığımız müzakereler sonucunda anlamış bulunmaktayız ki; adına çözüm yolu denilerek önümüze koyulan seçenekler derneğimizi, tüm bileşenleri ve CHP arasında tercihe zorlanarak, siyaseten bürokratik dayatmalar ile derneğimiz açılışa katılamama konusunda seçeneksiz bırakılmıştır.

    Kaldı ki, böyle bir konumda çok sesli temsiliyeti bulunan derneğimizin yıllardır onca emek vererek dün açılışa konu edilen anıtın açılışı, hiçbir karşılık beklemeyerek gönülden emek veren heykeltraşın dahi katılımına gerek duyulmaksızın yapılmıştır.

    Annelerin Çığlığı adlı anıt, biz olmadan açılarak annelerin gözyaşına neden olmuştur. Gözyaşı döktüğümüz bilinmesine karşın anıt açılışı konusunda taleplerimizi yok sayan konunun muhatapları anıt açılışını sadece bir iş olarak görerek, siyasi bir üstünlük yarışına girmiştir. Bu ülkede acımızın yok sayılmasına defalarca tanık olan bizler, olay mahalline inşa edilen anıtın biz olmadan açılışına da tanık olduk.”

    “İKTİDAR IŞİD İLE VARLIĞINI SÜRDÜRMEK İSTEDİ”

    DEM Parti Eş Genel Baskanı Tülay Hatimoğulları, konuşmasında katliamın önünün açıldığına vurgu yaparak, “9 sene bugün gibi. Bu alan kana bulandı. Barışa kan sıçrattılar. Onları unutturursak, yeni katliamlara kapı açmış oluruz. Bu iktidar, 15 Temmuz’dan sonra daha faşistleşen iktidar, 10 Ekim Katliamı’nı gerçekleştirdi. IŞİD’in önünü açtılar. Bu iktidar IŞİD ile varlığını sürdürmek istedi. Herkesin haberi vardı. Tutanaklara bakarsak bu katliamın önünün nasıl açıldığını görürüz. Bizler yitirdiğimiz canlarımızı unutmayacağız. Demokrasiyi tesis etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Barış kazanana denk mücadele devam edeceğiz” diye konuştu.

    “KATLİAMLARIN BEDELİNİ ÖDEYECEKSİNİZ”

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise bir gün bu katliamların hesabının er ya da geç halka verileceğinin altını çizerek, “Mutlaka bu katliamların bedelini ödeyeceksiniz. 10 Ekim’de insanlık suçu işlendi bugün de İsrail barbarlığı Filistin’de suç işliyor. Bu ülkede emekten yana, demokrasiden yana olanların barış mücadelesi devam etti, devam ediyor. 10 Ekim’de yitirdiğimiz canlarımızı, barış güvercinlerimizi asla unutmayacağız” dedi.

    “BU KATLİAM PLANLI BİR KATLİAMDIR”

    KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz de “104 yoldaşımız huzurunda saygı ile eğiliyorum. Bu katliam planlı, programlı hazırlanan bir katliam. İktidarı ile medyası ile katliamları aklımızdan silmeye çalışıyorlar. Bizim birbirimizden farkımız yok. Katliamların arkasında olanlar ellerini sallayarak geziyorlar” diye konuştu.

    “BARIŞ İÇİN DAHA ÇOK MÜCADELE ETMELİYİZ”

    DİSK adına konuşan Tayfun Görgün barışı savunmanın bu ülkede zor olduğunu belirterek, “Büyük bedeller ödenir. Bu büyük bedelleri ödeyerek barışı savunmaya devam edeceğiz. Barış olmadan ne olduğunu görüyoruz. Barışı savunmak çok değerli. Barış için daha çok mücadele etmeliyiz, daha çok bir arada olmayız” diye konuştu.

    “BİZİ KANA BULADILAR, HİÇBİR KAMU GÖREVLİSİ YARGILANMADI”

    TMMOB‘dan Özgür Topçu ise “Dile kolay 9 yıl önce emeğin, demokrasinin, barışın sesini duymak için bir araya geldiler ama bizi kana buladılar. Hiçbir kamu görevlisi 9 yıldır yargılanmadı. Acımız geçmedi ama öfkemiz de dinmedi. Bizler bu ülkede nefes aldığımız sürece arkadaşlarımızı unutmayacağız” diyerek gerçek sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da “Bu hakikat ve adalet arayışı için birleşmek lazım. Birlikte mücadeleye ihtiyaç var” diyerek herkesi mücadeleye davet etti.

    “YİTİRDİKLERİMİZİN SORUMLULUĞU HEPİMİZİN OMZUNDA”

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) adına konuşan Dr. Önder Okay, “Yitirdiklerimizin sorumluluğu hepimizin omuzlarında. Bu sorumluluk ile emek, demokrasi mücadelesine devam edeceğiz” dedi.

    İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban da, katliamların unutulmayacağına vurgu yaptı.

    Yapılan konuşmaların ardından katliamda hayatını kaybedenlerin anısına karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de Gar katliamcıları lanetlendi: Failleri gizleyenler bu suçun ortağıdır!- VİDEO

    İzmir’de Gar katliamcıları lanetlendi: Failleri gizleyenler bu suçun ortağıdır!- VİDEO

    PİRHA- İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatının kaybeden 104 kişiyi andı. Alsancak Garı önünde toplanan demokrasi güçleri, “İnsanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Barış savunucusu dostlarımızın hayatlarından, acılarımızdan oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz” dedi. 

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırının üzerinden 9 yıl geçti.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde IŞİD saldırısı ile gerçekleştirilen saldırıda katledilenleri anmak için Alsancak Garı önünde 10 Ekim Barış Derneği’nin “10 Ekim’i unutmayacağız, unutturmayacağız” pankartını açtı. Sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Amed, Suruç Ankara katil sarayda”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişinin katıldığı anmada yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “ASIL FAİLLER YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMADI”

    Açıklamada, Gar Katliamı’nın ülke tarihinde en büyük sivil katliamı olduğuna vurgu yapılarak, “Saldırganları sınırdan başkentin ortasına kadar getiren asıl failler ve buna göz yumanlar, ihmali olanlar hiçbir zaman yargı önüne çıkarılmadı. Türkiye tarihinin en fazla can kaybının yaşandığı bu saldırıda, polisin görevlerinin gereğini yapmak yerine yaralılara yardım etmeye çalışan halka yönelik müdahaleleri ve ambulansların alana girmesinin engellenmesi ve bu yüzden daha fazla sayıda insanın ölmesi toplumun hafızasında canlılığını korumaktadır. Firari sanıklar yakalanamadı. Ve yine bizlerin, barış ve demokrasi savunucularının, adaletin tecelli ettiğine inanmamız bekleniyor. Kamu görevlilerinin saldırıdan önceki ve saldırı sırasındaki kasıt ve ihmalleri hakkında hiçbir zaman etkin bir soruşturma  yürütülmedi. Katliamda yaşamını yitirenlerin, yaralananların, onların yakınlarının ve bizlerin acılarını ve vicdanlarını tatmin edecek bir soruşturma, bir yargı süreci asla yürütülmedi” denildi.

    “ACILARIMIZDAN OY DEVŞİRENLERİ ASLA AFFETMEYECEĞİZ!”

    10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nın gerçekleştiği süreçte, AKP iktidarının gücünün erimeye başlayarak Haziran 2015 seçimlerinden tek başına hükümeti kuracak oyu sağlayamamış durumda olduğu hatırlatılarak, şöyle devam edildi:

    “Bir yandan istikşafi görüşmeler adı altında toplumu oyalayan iktidar, bir yandan da kazanacağı yeni bir seçimin zeminini hazırlıyordu. 5 Haziran 2015 Diyarbakır, 20 Temmuz 2015 Suruç ve 10 Ekim 2015 Ankara Garı katliamları bu süreçte yaşandı. Türkiye’yi özgürlükler-güvenlik ikileminde güvenlik yönünde tercih yapmaya zorlayan iktidar, Kasım 2015’de yapılan yeni seçimi kazandı ve yaşanan saldırılar, bombalı eylemler bıçak gibi kesildi. İlan ediyoruz ki; insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Barış savunucusu dostlarımızın hayatlarından, acılarımızdan oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz.”

    “KATLİAMIN HEDEFİ, DEMOKRASİ VE BARIŞ TALEP EDENLERDİ”

    Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin barış ve demokrasi mücadelelerinin devam ettirileceğine değinilen açıklamada, “Şu husus açıkça ortadadır ki; Ankara Garı Katliamı’nın hedefi demokrasi ve barıştır, demokrasi ve barış talep edenlerdir. Hedef bizleriz. Tarih boyunca barışı ve demokrasiyi savunanlara yönelik saldırılar barış ve demokrasiye olan talebi, umudu ve mücadeleyi hiçbir zaman ve hiçbir şekilde yok edemedi, engelleyemedi. 10 Ekim 2015’de, Ankara Garı’nda yapılan saldırıda yitirdiğimiz canlar, yaralanan dostlarımız, bize bu uğurda verilen mücadelenin bayrağını devrettiler. Bizim görevimiz, gerici faşist saldırılar karşısında birlikte mücadele etmek, barışa ve demokrasiye dair umudu diri tutmak, umudumuzu gerçekleştirmektir. Bu süreçte asla yılmayacağız, asla teslim olmayacağız. Katliamda yaşamını yitiren canlarımızı bitmeyen bir özlemle ve sevgiyle anıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklama alkış ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • DAD: Ankara’da yitirdiğimiz canların barış mücadelesini sürdüreceğiz

    DAD: Ankara’da yitirdiğimiz canların barış mücadelesini sürdüreceğiz

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin açıklama yapan DAD genel merkezi, “Yitirdiklerimize borcumuzu, rızalı-ikrarlı birlik ve mücadelemizi demokratik cumhuriyetle taçlandırarak ödeyebiliriz. Barış inşacısı olarak Ankara’da toplanan canlara bağlılığın gereği olarak mücadelelerini sürdürme sözü veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) genel merkezi, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 9’uncu yıl dönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. İktidarın 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarını hazmedemeyip ülkede kaos yarattığına dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “12 Eylül rejimi sonuçlarının gittikçe yükselen demokratik mücadeleyle aşınmakta ve aşılmakta olduğunu gören; konjoktürel durumdan faydalanarak dışarıda da yayılma emelleri olan muktedirler, daha merkezi ve otoriter rejim niyetlerini tek adam yönetimiyle çoktan ilan etmişlerdi. 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarının tanınmaması ve bir şiddet dalgasıyla toplumun sindirilmesi süreci, Suruç, Amed ve Ankara Gar katliamlarıyla zirveleşen bir dizi katliamla gerçekleştirilmişti.

    “TÜRKİYE, TERÖR ÖRGÜTLERİNİN LOJİSTİĞİNİ SAĞLADI”

    Türkiye muktedirleri Suriye savaşına müdahil olmuş, ülke dünyanın dört bir yanından gelen cihatçının, özel savaş elemanlarının ve El-Nusra-DAİŞ gibi örgütlere lojistik sağlamanın geçiş güzergâhına çevrilmişti. Yine bu süreçte, halklarımızda karşılık bulan, umut yaratan Kürt barışı ve demokratikleşme umudu da çoktan rafa kaldırılmıştı.

    Barış ve demokrasi halklarımızın, emekçi, kadın ve tüm ötekileştirilenlerin ihtiyacı iken; otoriter ve anti demokratik bir rejim ise bir bütün olarak, tüm kesimleriyle muktedirlerin tercihiydi. Zira barışın, demokrasinin, rızalı-ikrarlı birliğin hakim olacağı bir ülkede faşizmin ve dizginsiz sömürünün, kadın ve çocuk cinayetlerinin, ötekileştirmelerin, vahşi kâr güdüsüyle ekolojik yıkımların zemini mümkün olamayacaktır. Zirveleşmiş bir tahakküm ve talan için, rızasız yolun muktedirleri açısından faşizm koşulları bir gereklilikti.

    “BİRÇOK KATLİAM PLANLANARAK YAPILDI”

    Küresel güçler ve bölgesel hegemon merkezler, Ortadoğu’nun yeniden dizaynı mücadelesine doğrudan ya da dolaylı biçimde müdahil olmuş ve olmaktadırlar. DAİŞ bu politikaların ürünü ve sonucudur. Gar katliamı, Türkiye tarihinde siyasal İslamcı akımlardan DAİŞ denen ve soykırımcı-tecavüzcü katil sürüleri eliyle gerçekleştirilen pek çok insanlık suçlarından biridir. Ve bu katliamın, tıpkı Suruç, Amed, Maraş, Sivas, Malatya, Gazi, Gezi gibi pek çok katliamla aynı merkezden planlanarak gerçekleştirildiğini bilmekteyiz.

    Ortadoğu merkezli olarak sürmekte olan 3. Dünya savaşı halklarımıza sadece ölüm ve zulüm getirmektedir. Devletler, emperyalist merkezler otoriter, anti demokratik rejimlerle kendilerini bu sürece hazırlamış, halklarımıza, cümle mazlumlara sefaleti, zulümü ve ölümü reva görmüş ve görmekteler. Emekçilere dayatılan sefalet, kadın ve çocuk cinayetleri, Kürt ve Alevi karşıtlığının vardığı düzey ve yarattığı yıkım, bölgesel gerici rejimlerin ve akımların halklara yaşattıkları, Filistin halkına yaşatılan, canlı yayınlarda izletilen vahşi soykırım mazlumların rızalı-ikrarlı birliğini yaşamsal kılmaktadır.

    MÜCADELEYİ SÜRDÜRME SÖZÜ

    Bu bağlamda, Gar şehitleri ve diğer tüm hak mücadelesinde yitirdiğimiz canlar, bunları gören bir yerden mazlumların rızalı-ikrarlı demokratik birliği mücadelesinde verdiğimiz bedellerdir. Mahkemelerden adalet çıkmadı ve çıkmayacağını görmekte, bilmekteyiz. Yitirdiklerimize borcumuzu rızalı-ikrarlı birlik ve mücadelemizi demokratik cumhuriyetle taçlandırarak ödeyebiliriz. Barış inşacısı olarak Ankara’da toplanan canlara bağlılığın gereği olarak mücadelelerini sürdürme sözü veriyoruz. Huzurlarında dara duruyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ankara’da 10 Ekim Anması yürüyüşle başladı-VİDEO

    Ankara’da 10 Ekim Anması yürüyüşle başladı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da 10 Ekim 2015’te Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne dönük DAİŞ saldırısında hayatını kaybeden 103 kişi, katliamın 9’uncu yılında Ankara Garı önünde yapılacak anma yürüyüşle başladı.

    IŞİD’in 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda 103 yurttaşın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan katliamının üzerinden 9 yıl geçti. Gerçek suçlular, katilleri azmettirenler, görevi ihmal edenler, saldırıya göz yumanlar hala yargı önüne çıkarılmadı. 26 Haziran 2024’te görülen davada karar açıklandı. Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi ancak ailelerin adalet mücadelesi hala sürüyor.

    Ankara’da 10 Ekim 2015’te Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne dönük DAİŞ saldırısında hayatını kaybeden 103 kişi, katliamın 9’uncu yılında Ankara Garı önünde anılacak.

    Anma için toplanan kitle, katliamda kaybedilenleri anmak üzere Ankara Garı’na yürüyor. Yürüyüşe DEMPARTİ Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve milletvekilleri katıldı.

    Ayrıntılar gelecek…

    PİRHA/ANKARA

  • Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Arslan: 10 Ekim, barışın kanatlarının kırıldığı gün oldu- VİDEO

    Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Arslan: 10 Ekim, barışın kanatlarının kırıldığı gün oldu- VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı tanıklarından olan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan, Mersin’den Ankara’ya barış umuduyla gittiklerini ancak katliamla birlikte bu umudun paramparça olduğunu ifade etti. Arslan, “Kafamı kaldırıp etrafıma bakmaya cesaret edemiyordum. Umutların tükendiği, barışın kanatlarının kırıldığı bir olaydı. O umut paramparça oldu” dedi.

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TMMOB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla 10 Ekim 2015 yılında Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne IŞİD tarafından yapılan canlı bombalı saldırıda 104 kişi hayatını kaybetmişti.

    Katliam tanığı olan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan, o gün yaşananları PİRHA‘ya anlattı.

    “BARIŞ UMUDUMUZ PARAMPARÇA OLDU”

    2015 yılında iktidarın çözüm sürecini sonlandırması ve çatışmalı ortam yaratması sebebiyle barış isteyen sivil toplum örgütlerinin bu mitingi organize ettiklerini belirten Nuriye Arslan, Mersin’den Ankara’ya büyük umutlarla ve coşkuyla gittiklerini söyledi.

    Yolda herhangi bir aramaya takılmadıklarını, alanda da polis sayısının çok az olmasının herkeste şaşkınlık yarattığını ancak kendisinin bunu barış sürecinin etkisi olarak yorumladığını dile getiren Arslan, o gün yaşananlara dair şunları söyledi:

    “Barış mitinginin toplumun özlemini duyduğu barış ortamına vesile olacağını düşünerek oraya gittik. Yürüyüşe geçmeden önce türküler söylenerek halaylar çekiliyordu. Ben de halaya girmek için o tarafa gittiğimde birinci patlama gerçekleşti. Çok korkunç bir sarsıntıydı, başta ne olduğunu idrak edemedim. Yanımdaki genç elimden tutup bu bir patlamaya benziyor demesiyle ikinci patlama da gerçekleşti. Patlamanın basıncının kafam gövdemden kopmuş gibi acı hissettim. Herkes bir tarafa savruldu, kaçıştı. Orada bulunan sağlıkçılar hemen müdahale ettiler yaralılara fakat gaz bombasının sıkılmasıyla göz gözü göremez hale geldi. Kafamı kaldırıp etrafıma bakmaya cesaret edemiyordum. Yürüyen birinin üzerinde insan parçaları gördüm. Başka bir vatandaş baştan aşağıya kandı ve o şekilde feryat ediyordu. Umutların tükendiği, barışın kanatlarının kırıldığı bir olaydı. O umut paramparça oldu.”

    “KATLİAM BARIŞA YÖNELİKTİ, ÇOK FAZLA ARKADAŞIMIZI KAYBETTİK”

    Oradaki katliamın barışa yönelik bir katliam olduğunu ifade eden Arslan, “Çok fazla insanı, arkadaşlarımızı kaybettik. Bir daha böyle katliamların yaşanmaması için herkes üzerine düşeni yapmalı. Toplumun bütün kesimlerini dahil ederek savaşın önünde durmak lazım, barışı inşaa etmek lazım” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Doktor Antmen, Gar Katliamı’nı anlattı: Gülerek gittik, 103 insanın ölümüyle döndük- VİDEO

    Doktor Antmen, Gar Katliamı’nı anlattı: Gülerek gittik, 103 insanın ölümüyle döndük- VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda birçok yaralıya ilk müdahaleyi yapan Eski Mersin Tabip Odası Şube Başkanı Doktor Mehmet Antmen, “Güle oynaya gitmiştik ve ne yazık ki 103 insanın ölümüyle döndük. Bu katliam bizi yıllarca bırakmayacak bir psikolojik durum içerisine soktu. Bir daha benzer acıları yaşamamak için barıştan başka çıkar yolumuz yok” dedi.

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TMMOB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla 10 Ekim 2015 yılında Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne yapılan canlı bombalı saldırıda 103 kişi hayatını kaybetmişti.

    IŞİD’in iki canlı bomba ile gerçekleştirdiği saldırı, Türkiye tarihinde en çok insanın hayatını kaybettiği katliam olarak kayıtlara geçti. Canlı bombalardan birinin, aynı yıl Suruç’ta intihar saldırısını düzenleyen canlı bomba Abdurrahman Alagöz’ün kardeşi Yunus Emre Alagöz olduğu ortaya çıktı.

    Katliamın üzerinden 9 yıl geçse de hafızalardaki yeri ilk günkü gibi. Ankara Katliamı’nda bulunan ve o zaman Mersin Tabip Odası Başkanı olan Doktor Mehmet Antmen, 10 Ekim Katliamı’na ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “10 EKİM, YARATILAN KORKU İKLİMİNİN SONUCUYDU”

    7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimlerden sonra AKP iktidarının seçim sonuçlarını hazmedemeyip, korku iklimi yarattığını ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamının da bu sebeple yapıldığını söyleyen Mehmet Antmen, “Seçimden sonra AKP’de ciddi bir kriz başlamıştı ve 7 Haziran‘da çoğunluğu oluşturabilmek için çok ciddi terör eylemlerine başlamıştı. İktidar 20 Temmuz’da Suruç‘ta 30 gencin öldürülmesine göz yummuştu. Ardından 22 Temmuz’da 2 polis Şanlıurfa’da öldürülmüştü, faili meçhul cinayete kurban gittiler. Hemen sonrasında da hükümet barış sürecinin sona erdiğini açıkladı. Bir dizi karanlık eylemler meydana geliyordu o süreçte. Ankara’da yaşanan katliam da bu karanlık eylemlerin en korkunç olanlarından biriydi” dedi.

    “POLİSİN GAZ ATMASI ÖLÜMLERE NEDEN OLDU”

    10 Ekim günü emniyet güçlerinin herhangi bir güvenlik önlemi almadığını, meydanda polis görmediklerini belirten Antmen, katliam gününe dair şunları anlattı:

    “Mersin’de tüm emek ve demokrasi güçleri ile birlikte 10 Ekim’e gitmeye karar verdik ve 15’e yakın otobüsle Ankara’ya gittik. 10 Ekim’de Ankara’ya gittiğimizde polisin olmaması dikkatimizi çok fazla çekti. Bütün eylemlerimizde yüzlerce, binlerce polis olmasına rağmen o gün Ankara’da bir tane bile polis göremedik. Ne bir arama vardı ne de bir önlem vardı. Emniyet güçleri tamamen geri çekilmişlerdi ve istasyon alanına girişte hiç kimse aranmadı. En ufak bir emniyet önlemi alınmamıştı.

    TTB kortejinde 50-60 kişiydik ve ilk bomba patladıktan hemen sonra bombanın patladığı yere doğru koşarak gittik. Biz daha varmadan ikinci bomba patladı. Tam bir katliamdı, 100’lerle ifade edilecek kadar yaralı vardı ve çoğunun da durumu çok ağırdı. Yaralıları hayatta tutabilmeye ve yeni can vermiş olanları hayata döndürmeye çalıştık. Hafif yaralıları da ambulansa, özel araçlara bindirip hastaneye yetiştirmeye çalıştık ama daha çok bir canlandırma faaliyeti gördük orada. Bombalar patladıktan 15- 20 dakika sonra ortalık bir gaz bombasına boğuldu. Öncesinde hiçbir önlem almayan emniyet güçleri yakınları ölen ya da yaralanan ve duruma tepki gösteren insanları dağıtmak için biber gazı attı. Kalbi çarpan ama nefes alamayan bir vatandaş vardı, kalp masajı yapıyorduk, solunum desteği sunmaya çalışıyorduk. Ama biber gazı yüzünden o vatandaşı bırakıp, gazın etkisinin dışına çıkmaya çalıştık. Çünkü biz de nefes alamaz duruma gelmiştik ve 5 dakika falan o gaz sahasının dışında nefes almaya çalıştık. Sonra gözlerimiz yana yana bıraktığımız kişinin yanına döndük ancak ne yazık ki yaşamını kaybettiğini gördük. Kurtarabilir miydik bilmiyorum çünkü çok ağır yaralıydı ama polisin attığı gaz sebebiyle bile ölen kişiler oldu.”

    “BARIŞTAN BAŞKA ÇIKAR YOLUMUZ YOK”

    İktidarın barış, demokrasi, insan hakları gibi bir derdi olmadığını; tek derdinin iktidarını sürdürmek olduğunu belirten Antmen, “Güle oynaya gitmiştik oraya ve ne yazık ki 103 insanın ölümüyle döndük. Bu katliam bizi yıllarca bırakmayacak bir psikolojik durum içerisine soktu. 40 yıldır bir yandan Kürt gençleri öldü bir yandan emniyet güçleri öldü ve ne yazık ki hala da ölmeye devam ediyorlar. En başta Kürt sorununun çözülmesi için bile bu savaşın bir an önce durması gerektiğini düşünüyorum. Barış ortamının tesis edilmesi gerekiyor. Emek ve demokrasi güçleri olarak barışın tesis edilmesi konusunda bugüne kadar yaptıklarımızdan daha fazlasını, elimizden gelen her şeyi yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Barıştan başka çıkar yolumuz yok” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • AİHM, 10 Ekim Gar Katliamı’nda hükümetin ihmali olmadığını öne sürdü

    AİHM, 10 Ekim Gar Katliamı’nda hükümetin ihmali olmadığını öne sürdü

    PİRHA – AİHM, 103 kişinin katledildiği Ankara Gar Katliamı’na ilişkin yapılan başvuruda, Türkiye devletinin herhangi bir ihmali olmadığına, “üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğine” karar verdi. 

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İŞİD’in Ankara Tren Garı Meydanı’nda 10 Ekim 2015’te düzenlediği ve 103 kişinin katledildiği saldırıda Türkiye hükümetinin/devletinin “sorumluluklarını yerine getirdiğine” karar vererek ihlal görmedi.

    Katliamda yaralanan insan hakları savunucusu Selçuk Coşkun tarafından AİHM’e yapılan başvuruda, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinde yer alan yaşam hakkını ihlal ettiği belirtildi. Ancak mahkeme başvuruya ilişkin yaptığı değerlendirmede, yaşam hakkının ihlal edilmediğine hükmetti.

    AİHM kararında, 10 Ekim 2015’teki mitinge katılanların hayatına dair açıktan, somut ve spesifik bir tehdit olmadığını belirterek, yetkililerin bu bağlamda yeterli tedbirleri aldığını savundu.

    Mahkeme, kararı oybirliğiyle aldı.

    Kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesine göre, yetkililerin halkı, önceden belirlenemeseler bile her türlü terör eylemi riskine karşı korumakla yükümlü olduğu belirtildi. Mahkeme, kamuoyuna duyurulmuş geniş katılımlı etkinlikler için bu sorumluluğun daha da arttığını ifade ederek, özellikle yakın zamanda ölümcül saldırılar da yaşanmış ve hala tehditler varken yetkililerin farkındalığının daha yüksek olması gerektiğini kaydetti. Mahkeme, genel olarak yetkililerin görmezden gelemeyeceği bir “terör tehdidi” olsa da, 10 Ekim 2015’te düzenlenen miting için spesifik, somut ve acil bir tehdit olmadığını savundu. Bu nedenle mahkeme, Türk devleti yetkililerinin bu bağlamda alınabilecek gerekli tedbirleri aldığını öne sürdü.

    (HABER MERKEZİ)

  • 10 Ekim Davası’nda karar duruşması: Avukatlar cübbelerini çıkarıp ailelerin yanına geçti

    10 Ekim Davası’nda karar duruşması: Avukatlar cübbelerini çıkarıp ailelerin yanına geçti

    PİRHA-Ankara Tren Garı Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde IŞİD’in düzenlediği terör saldırısında 103 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin görülen davada bugün karar çıkması bekleniyor. Davanın avukatları cübbelerini çıkartıp ailelerin yanına geçti.

    Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesi Adliye önünde açıklama yapıldı. Açıklamaya 10 Ekim Derneği üyeleri, katliamda ölenlerin aileleri, siyasetçiler, STK temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

    Açıklamanın ardından, 10 Ekim 2015’te Ankara Gar Meydanı’nda meydana gelen, 103 kişinin hayatını kaybettiği Gar Katliamı Davasının karar duruşması başladı. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Çok sayıda milletvekili, meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı duruşmada Suruç Katliamında hayatını kaybedenlerin aileleri de hazır bulundu.

    Davada, 26 sanıktan 10’u hakkında hüküm verilecek. Saldırıya ilişkin IŞİD üyesi oldukları düşünülen 16 kişi halen firari durumda. Geçen celselerde insanlık suçu ile yargılanan Erman Ekinci hakkında da karar verilecek. Ekinci, duruşmaya mazeret dilekçesi ileterek SEGBİS ile katıldı.

    Başlangıcında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, “Türkiye’de yaşanmış en büyük katliam, 103 insanımız hayatını kaybetti, yüzlerce insan yaralandı. Yüzlerce meslektaşımızın yaşam hakkının korumak zorunlu bir unsudur ve TBB duruşma katılması zorunludur. Katliamda bir avukat olan Avukat Uygar Coşkun da hayatını kaybetti” diyerek duruşmaya TBB olarak katılma talebinde bulundu.

    Mahkeme, TBB’nin talebini kabul etti.

    “ADALET İSTİYORUZ”

    Avukatlar alkışlarla cübbelerini bırakıp ailelerin yanına geçti. Avukatların bu tepkisi salonda uzun süre alkışlandı ve aileler “Adalet istiyoruz” sloganı attı.

    Bu tepkinin ardından hayatını kaybedenlerin aileleri söz istedi. Mahkeme Başkanı ise salonda hoparlör olmamasını gerekçe göstererek mümkün olmadığını ifade etti. Çocuklarını, dostlarını kaybettiklerini, tüm duruşmaları takip ettiklerini ifade eden aileler söz almakta ısrarcı oldu. Avukatlar bundan önceki duruşmaların mikrofonla yapıldığını hatırlatırken Avukat Mehtap Sakinci, “Biz söz hakkımızı kullanmadan, karar veremezsiniz. Bu hukuka aykırıdır. Hoparlör getirilene kadar bekleyeceğiz” dedi. Avukat Murat Yılmaz da “Bu meseleyi çözemiyorsanız o cübbeye çıkaracaksınız” diyerek tepki gösterdi.

    Mahkeme Başkanı, mikrofon temin edilmesi için duruşmaya 15 dakika ara verdi.

    “BİZİ İNSAN OLDUĞUMUZ İÇİN KATLETTİLER, BU İNSANLIĞA KARŞI SUÇ DEĞİLSE NE?”

    Aranın ardından 10 Ekim Derneği Başkanı İsa Kocabıyık söz aldı. Kocabıyık, “Bizi insan olduğumuz için katlettiler. İnsanlığa karşı suç değilse ne bu, bu alacak verecek davası mı? O dönemin başbakanı 7 Haziran ile 1 Kasım arasında olanları açıklarsam yer yerinde oynar demesi bu yargılamanın konusu değil mi? Arkanızda ‘adalet mülkün temeli’ yazıyor. Biz mülk istemiyoruz, adalet istiyoruz. Birkaç IŞİD’li katile diz çökmeyiz, biz adaletin peşindeyiz” dedi.

    “TORUNUM BABASINI HİÇ GÖREMEYECEK”

    Katliamda hayatını kaybeden Güney Doğan’ın annesi Derman Doğan, “Benim torunum babasını hiç göremeyecek. O gün bana ‘babaanne bana dokunma, baba acısı çekiyorum’ diyor. Anne olarak evladınızı görmek istiyorsunuz ama hayatta en çok istediğiniz ne diye sorsalar bir kez evladıma sarılmak isterim. Siz adaletin anlamını anca anlarsınız. Bu mücadelenin devamını, biz adalet istiyoruz. Gerçek adaleti istiyoruz. Onlar orada keyif çatarken, biz acı çekiyoruz. Onlar yaşarken ben evladımı göremiyorum. Bunu düşünerek adalet, adalet, adalet istiyorum” diye konuştu.

    “VİCDANINIZ YOK MU? BİZİM CİĞERİMİZ YANIYOR”

    Kormaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik ise şunları söyledi:

    “Çocuklarımız ne askerler ne insanlar ölsün diye barış talep etti. Siz bizim oradaki duygularımızı yok sayarak ret verdiniz. İnsanlık suçunu reddediyorsunuz ama bunun ucu size de dokunacaktır. Hiç suçu olmayan çocuklar katledildi. Siz bunu mahkemece değerlendirdiniz mi? Bu insanlık suçunu tüm ısrarlara rağmen reddediyorsunuz. Siz burada ısrarla suçlulara ceza vermiyorsunuz, tutuklamaktan imtina ediyorsunuz. Korkmaz’ım yaşasaydı düğün yapacaktım, benim en çok istediğim şeydi. Benim çocuğum ölürken üzerine gaz bombası atıldı, nefesi kesilerek hayatını kaybetti. Hiç vicdanınız yok mu, bizim ciğerimiz yanıyor. Bu ülkede belki sizin yerinizde onlar oturacaktı. Bizim buradaki tek talebimiz adalet istiyoruz, hala adalete güvenimiz var. İnsanlığa karşı suç işlemiş katile, suç işlememiş diyorsunuz. Bir gün sıra sizin çocuklarınız başına da gelecektir. Bir gün bizler suçluları yargılayacağız.”

    “BİLDİĞİNİZ HALDE ENGELLENEMEYEN KATLİAM VAR”

    Başak Sidar Çelik’in annesi Hatice Çevik yıllardır davayı takip ettiklerini belirterek, “Bildiğiz halde engellenmeyen bir katliam var. Sizlerden adaletin sağlanması için elinizden geleni yapmanızı istiyoruz. Bizler hala başımızı yastığa koyduğumuzda uyuyamıyoruz. Bizler ölene kadar bu yas devam edecek. Sizin de  rahat uyuyabilecek bir karar vermenizi talep ediyoruz. Sanık sandalyeleri boş, tüm faillerin buraya getirilmesi, yargılanmasını istiyoruz” dedi.

    “BURADAKİ HUKUKSUZLUĞU GİZLEMEK İSTİYORLAR”

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan da söz alarak “Bu ülkede en büyük adalet sarayları yapılıyor ama içinde adalet yok” dedi. Ülkeyi yönetenlerin Türkiye’nin en gelişmiş ülkelerden olduğunu söylediğini ama 9 yıldır adalet arayan ailelere bir mikrofon vermediğini ifade eden Aslan, “Buradaki hukuksuzluğu gizlemek istiyorlar” ifadelerini kullandı.

    “IŞİD BU KATLİAMI TEK BAŞINA YAPMADI”

    HDP Eş Genel Başkanı Cahit Kırkazak ise şunları söyledi:

    “Bu davanın barışa yönelik bir saldırının yargılanması olduğunu bilincinde olmanız gerekiyor. Bu katliamı yapanlar IŞİD’liler ama IŞİD tek başına mıydı ona bakmak lazım. IŞİD bu katliamı tek başına yapmadı. 2 duruşma öncesinde o katillerden Yakup Şahin, mahkemenin olaydan 3 gün önce teknik takibe almış. Bütün bunlara bakıldığı zaman IŞİD bu katliamı tek başına yapmadı. İşbirlikçisi var o da AKP’dir. İnsanlığa suç tanımı çok açık net ceza sistemine girdi. Bu kavram mevzuatla sınırlandırılamaz. Vicdan şudur; ortak kanı, ortak akıl, empati kurmaktır, vicdan en yumuşak yastıktır. Barış mücadelesine bir katkı sunabilirsiniz.”

    “SORUMLULAR YARGILANMADAN DAVANIN BİZİM AÇIMIZDAN KAPANMASI MÜMKÜN DEĞİL”

    Ardından konuşan Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk ise, “Biliyoruz ki esas sorumlular yargılanmadığı sürece bu davanın kapaması bizim açımızdan mümkün değildir. Arkadaşlarımızı anmak istediğimizde bize saldırdılar, onların yasını tutamadık. Bu davalar bize yetmez gibi hakkımızda yeni davalar açılabildi. Zaten bu yargı bu devlet tarafını defalarca kez belli etti. 10 Ekim’de katledilen hiçbir arkadaşımızı unutmadık, katillerinden hesap soracağız demek için buradayız. Sarayın iktidarına, yargısına güvenmiyoruz. Biz azmimizi mücadelemizden alıyoruz. Gözümüzün içine bakamayanlar şunu bilsin ki tüm dünyanın tarihini ezilenler yazmıştır. Siz bugün burada alacağınız kararla insanlığa karşı işlenmiş suç olarak kabul etmezseniz, siz de tarihin çöplüğünde yerinizi almaya karar vermiş olacaksınız” dedi.

    “SONUNA KADAR BARIŞ MÜCADELESİNİN İÇİNDE OLACAĞIZ”

    KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak şunları söyledi:

    “O gün 27 KESK üyemiz hayatını kaybetti. İnsanlık suçu ya da savaş suçu bu konularla ilgili oluşturulmuş olan uluslararası hukuksal metinler, insanlık tarihin yaşamış olduğu çok büyük acılar sonrası ortak akılla oluşturulmuştur. O metinleri dikkate almamak, acıları görmezden gelmektir. Eğer orada güvenlik alınmadıysa, alınmak istenmediği içindir. Burada alınacak karar bizlerin savaşlar karşısında, hukuksuzluklar karşısında halkın, emekçilerin tavır koyma hakkının da devamının güvenceye alınıp alınmaması anlamına gelir. Bugün burada adaleti en azından bir düzeyde de olsa buradakiler acısından karar çıkmadığı taktirde ülke büyük bir karanlığa çekilir. Umutların tükendiği bir yerden size sesleniyoruz; biz umudun yeniden yeşermesini istiyoruz. Sonuna kadar barış mücadelesinin içinde olacağız.”

    “EĞER BİZ SİVAS’IN HESABINI SORABİLSEYDİK, MARAŞ KATLİAMINI YARGILAYABİLSEYDİK, 10 EKİM KATLİAMI OLMAYACAKTI”

    Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu ise şu ifadeleri kullandı:

    “İnsanın nasıl etiğe bağlı olması gerekiyorsa hakimler de insan olması nedeniyle etik bir müzakere sonucu kararı almalıdır. Bugün sizden etik kaygılarla karar almanızı istiyorum.”

    CHP’li vekil Orhan Sarıbal, “Eğer biz Sivas’ın hesabını sorabilseydik, Maraş katliamını yargılayabilseydik, 10 Ekim katliamı olmayacaktı. Bu dava siyasi bir dava ama siz vesayetten kurtulabilirseniz hukuki bir dava olacak” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Söz alan TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, mitingin tertip komitesinde yer aldığını ifade ederek “Tertip komitesi olarak yaşadığımız her şeyi anlattık. Geri dönüp baktığımızda miting için Ankara Valiliğine başvuran biri olarak patlamadan hemen önce yaşananları öğrendik ve taşlar yerine oturdu. Bizim kanaatimizde insanlığa karşı işlenmiş suç olarak tarihe geçmiş bu davanın, hukuksal anlamda da aynı şekilde değerlendirilmesi. Mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Avukat Nuray Özdoğan ise , “Bu katliama eli değmiş kim varsa hepsinden şikayetçiyiz, hiç kimsenin kanı yerde kalmayacak” diye konuştu.

    Duruşmaya 14:30’a kadar ara verildi.

    SİZDE HİÇ VİCDAN YOK MU?”

    Aranın ardından söz alan Mustafa Çete “Zamanında araştırma yapılsaydı katliam olmayacaktı. İnsan yaralandıktan sonra kendini nasıl kurtarmayı düşünür. Bir katliamda canını kurtarmak aklına gelir ama bizin aklımıza 1 Mayıs katliamı geliyor. Bu ülke katliamlar ülkesine dönecek. Hem tertip komitesinin hem de yetkili emniyetin dinlenmesini istedim. Tertip komitesi dinlendi ama emniyetten kimse yok. Elinizde bu kadar delili var ama araştırma yapılmıyor. Onca talepte bulunduk, ben 600 km yolu aşıp buraya gelirken sizden bunları dinlemeye mi geliyorum? Bu kadar anne ağladı, ben hala ağlıyorum. Sizde hiç vicdan yok mu? Adalet gelsin bu ülkeye ben hiçbir mahkemeyi kaçırmıyorum. Bu mahkeme o gün biber gazını atıldığını bile kabul etmiyor, bunun hesabını siz sormayacaksak kim soracak, siz hesabını sormayacaksanız biz mi soracağız bunun hesabını?” diye sordu.

    “AVUKATLARIMIZA CÜBBELERİNİ ÇIKARTTIRAN ADALET SİSTEMİ UTANSIN”

    Daha sonra katliamda ölen Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak söz aldı. Mak, “Sizden dilenmiyorum, talep ediyorum bu dava sizin boynunuzun borcu. Bugün avukatlara teşekkür ederim. Yıllardır bu dosyaya emek veren avukatlarımıza cübbelerini çıkarttıran adalet sistemi utansın.” dedi.

    “DÜŞMAN HUKUKU İŞLETİLEN BİR ORTAMDA, SİZLERİN VİCDANINA HİTAP ETMEYİ DOĞRU BULMUYORUM”

    Osman Turan Bozacı’nın oğlu Çağlayan Bozacı şunları söyledi:

    “Açıkça düşman hukuku işletilen bir ortamda, sizlerin vicdanına hitap etmeyi doğru bulmuyorum. Çünkü vidan iyi ile kötü orasında süregelen savaşta muhakeme edebilmektir. Ancak bu açıkça savaştır. Hukuka göre karar vereceksiniz ama bence adil olmayacak. Siz hukuka göre karar vermek istemiyorsunuz. Neden insanlığa karşı suç tanımını inatla vermiyorsunuz. Buradan sizin çıkarınız nedir? Hepimiz aslında bildiğimiz şeyi birbirimize söylüyoruz. Biz bir tane bekçinin düğmesini kopardığımızda bu işin sonunu nereye gideceğini herkes biliyor. Adalet beklemek, vicdanlara seslenmek düşman hukuk işletildiği bir ortamda doğru gelmiyor. Bugün adalet isteyenler günün birinde adalet dağıtacak bir konuma eriştiklerinde inanın hepinize adaleti en doğru şekilde tartarak verecektir. Bir gün bu kantar sizi de tartacaktır, bizi hayata bağlayacak şey o büyük günün geleceğine olan inancımızdır.”

    “DEVLETİN HER KADEMESİNDEN ŞİKAYETÇİYİM”

    Ata Önder Atabay’ın annesi Halime Atabay ise “Benim çocuğum öğrenci yetiştirecekti. Bu devlet insanları yaralı bıraktı. Bizler adalet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Biz yanıyoruz. Ben çocuğumun her gün mezarına gidiyorum, köz gibi yanıyorum. Düğün tarihi aldım ama düğününü yapamadım. Bu acı değil mi? Anlayana acı, vicdansıza değil. Biz adalet istiyoruz. Biz 9 yıldır yollardayız. Devletin her kademesinden şikayetçiyim” dedi.

    “KATLİAMIN EN BÜYÜK SUÇLUSU VALİ”

    Mustafa Budak’ın eşi Hanife Budak, “Katliamın en büyük suçlusu vali. Bizim gördüğümüz acıyı onlar da yaşasınlar eğer adaleti yerine getirmiyorlarsa. Adalet istiyoruz, sanıkların yargılanmasını istiyoruz. Herkes için adalet istiyoruz” diye konuştu.

    “ARKADAŞLARIMA MÜDAHALE ETMEYE ÇALIŞIRKEN, ÜSTÜMÜZE GAZ ATTILAR”

    SES Eş Genel Başkanı Sıddık Akın ise şöyle konuştu:

    “’Sıddık bize yardım et’ sözü hiç aklımdan çıkmıyor. Ben arkadaşlarıma müdahale etmeye çalışırken, bizim üstümüze gaz attılar. Arkadaşımın eli elimdeyken, müdahale etmek için o gazın dağılmasını bekledim. Hiç aklımdan çıkmıyor. Toplumun örgütleri yapıları bir miting almada tereddüt ettiler. Bu devlet güvenliğimizi sağlayacak mı? Bu ülkeye yapılan kötülüklerden birisi demokrasiden uzaklaşmaktır. Orada yaralıyken bizim zamanında onlara müdahale edemediğimiz arkadaşlarımız için dönemin emniyet müdürünün burada yargılanmasını istiyorum.”

    “TALEBİMİZ DAVANIN İNSANLIĞA KARŞI SUÇ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİDİR”

    İHD Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban şunları söyledi:

    “Yaşamın her alanına yayılan cezasızlık kültürüne son verilmesi gerekiyor. Böyle katliamların bir daha yaşanmaması için etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir. Bu dava insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Türkiye tarihinde onlarca benzer suçlar işlenmiş ancak gerçek failler yargılanmamıştır. Heyetinizden talebimiz katliam mağdurlarının acılarını dindirecek şekilde bu davanın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesidir.”

    “ASLA BU DAVANIN TAKİPÇİSİ OLMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Kokmaz Tedik’in babası Erdoğan Tedik ise, “Gerek Ortadoğu’da gerekse ülkemizde bir savaş ortamında emek ve demokrasi güçleri Ankara’da bir barış mitingi düzenledi. Ben de ailemle birlikte Ankara’ya geldim. Gaziantep’ten çıktıklarında yolda arama noktaları kaldırılmış ve bu kişiler alana kadar getirilmiş. Bu insanlar için hiçbir işlem yapılmadı. 19 tane İŞİD’liye ceza vermeleri bizim içimizi soğutmadı. Bunlara yol veren tüm kamu görevlilerin yargı önüne çıkarılmasını talep ediyoruz. Kamu görevlilerin görmemezliğini es geçiyorsunuz. Asla bu davanın takipçisi olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Biz gerçek yargılama istiyoruz, adalet istiyoruz. Yaşamımız değişti. Barış bedel istiyor, barış bedel istiyor” dedi.

    “ÜLKE OLARAK ÇÖKTÜK, BİZ BİTTİ DEMEDEN BU DAVA BİTMEZ”

    KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz ise şunları söyledi:

    “Ben burada sapa sağlam duruyorum. Arkadaşlarım öldüğü için sağlam duruyorum. Karar verildi aslında biz dönüp tarihi davaları okuyoruz. Biz yaşadık, biz kıyameti yaşadık. Biz bunu hak etmiyoruz, bu devlet bize bunu yapmamalı. Bu yargılamalar neden işkenceye döner? Bu davanın kararı da kamunun vicdanında verildi. Yakınlarını kaybetmiş herkese karşı kendimi suçlu hissediyorum. Yok mudur bu devletin keşkesi? Biz bugün devletin hakimine biz katledildik, içişleri bakanı biliyordu emniyet biliyordu diyoruz. Bunun kendisi psikolojik baskıdır, işkencedir. Evet beden bütünlüğümüzde bir şey yok ama ülke olarak çöktük. Biz bitti demeden bu dava bitmez, bu dava da öyle olacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Fırat’tan hükümete: Gar Katliamı ile ilgili gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?

    Fırat’tan hükümete: Gar Katliamı ile ilgili gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?

    PİRHA – Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Ankara Katliamı’na dair İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması üzerine meclise soru önergesi verdi. Fırat, ilgili bakanlara “Katliamla ilgili tüm gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır? Katliamı organize eden en önemli failler neden canlı ele geçirilmemiştir?” sorularını yöneltti. 

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nı Meclis’e taşıdı.

    Fırat, “104 insanımızın yaşamını yitirdiği, resmi kaynaklara göre 391 insanımızın yaralandığı Ankara Gar katliamında ihmali ve sorumluluğu bulunan en alt düzeyden en üst yetkililere kadar bütün kamu görevlileri ile birlikte bu eylemi planlayan ve yardım edenlerin yargı önüne çıkartılması yaşanan acıları bir nebze hafifletebilecektir” diyerek Ankara Katliamı’na dair İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması üzerine soru önergesi verdi.

    “BUGÜNE KADAR DAVA AÇILMADI”

    Fırat, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen aydınlatılmayı bekleyen hala pek çok karanlık noktanın bulunduğunu vurgulayarak “Katliamla ilgili İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından düzenlenen ön raporda bir kısım Ankara Emniyet Müdürlüğü amirleri hakkında katliamdan önce gelen istihbaratları gizlemeleri ve dikkate almamaları sebebiyle soruşturma açılması gerektiği belirtilmiştir. Ancak bu rapora rağmen hiçbir polis amiri hakkında soruşturma yapılmamıştır”dedi.
    Fırat, aynı zamanda 32 IŞİD’li hakkında bugüne kadar dava açılmadığını da belirterek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması üzerine şu soruları yöneltti:

    “KATLİAMLA İLGİLİ TÜM GERÇEKLER NEDEN KAMUOYUNA AÇIKLANMAMAKTADIR?”

    “Tüm bunlara göre;

    Adalet Bakanlığı’na verdiğimiz sorularımız:

    1- Katliamın ardından soruşturma savcıları neden ilk iş olarak dosyaya kısıtlılık uygulanmasını istemiştir?
    2- Katliama dair mülkiye müfettişleri raporunun bazı bölümleri neden mahkeme dosyasında ısrarla saklanmaktadır? Raporda gizlenen hangi gerçekler vardır?
    3- Sanıklara ait dijital deliller ve sanıklar hakkındaki istihbarat raporları neden dosyaya gönderilmemiştir?
    4- Bu katliamın failleri bugüne kadar neden yargılanmamaktadır?
    5- Katliam faillerinden bazılarının gerçek kimlikleri neden hala neden tespit edilmemiştir? Faillerinin bir kısmı hakkında neden dava bile açılmamıştır?
    6- Katliamla ilgili tüm gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?
    7- Katliamın talimatını verdiği anlaşılan Ebu Zeyneb kod adlı IŞİD emirinin gerçek kimliği neden tespit edilmemiş ve hakkında neden dava açılmamıştır?

    “RAPORDA GİZLENEN HANGİ GERÇEKLER VAR?”

    İçişleri Bakanlığı’na verdiğimiz sorular;

    1- Katliamı organize eden en önemli failler neden canlı ele geçirilmemiştir?
    2- Katliama dair mülkiye müfettişleri raporunun bazı bölümleri neden ısrarla saklanmaktadır? Raporda gizlenen hangi gerçekler vardır?
    3- Katliamdan önce gelen istihbaratları gizlemeleri ve dikkate almamaları sebebiyle soruşturma açılması gerektiği mülkiye müfettişleri raporunda belirtilmesine rağmen hiçbir polis amiri hakkında neden soruşturma yapılmamıştır?
    4- Katliamdan 10 gün önce bomba malzemesi alırken ihbar edilen katliam failleri neden katliamdan önce yakalanmamışlardır?
    5- Katliamdan önce haklarında ihbar olmasına ve teknik takipte olmalarına rağmen Gaziantep emniyetinin bu katliam faillerini neden yakalamadığı ve katliamı soruşturan Ankara emniyeti ve Ankara savcılığı bu ihbarla ilgili evrakı neden gizlemektedir?
    6- Katliamdan önce adım adım izlendikleri anlaşılan katliam faillerinin ve canlı bombaların sınırdan geçmelerine kimler neden göz yummuştur?
    7- İlhami Balı, yıllar boyunca tüm faaliyetleri emniyet ve jandarma tarafından sıkı takipte olmasına ve hakkında çok sayıda soruşturma bulunmasına rağmen neden yakalanmamıştır?
    8- IŞİD militanlarının sınır geçişlerine göz yuman kamu görevlileri hakkında neden hiçbir işlem yapılmamıştır? Sınırlardaki IŞİD faaliyetleri bilinmesine rağmen binlerce militanın sınırdan geçişine kim nasıl izin vermiştir?
    9- Sanıklara ait dijital deliller ve sanıklar hakkındaki istihbarat raporları neden dosyaya gönderilmemiştir?
    10- Katliam faillerinden bazılarının gerçek kimlikleri neden hala neden tespit edilmemiştir?
    11- Katliamla ilgili tüm gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?
    12- Katliamın talimatını verdiği anlaşılan Ebu Zeyneb kod adlı IŞİD emirinin gerçek kimliği neden tespit edilmemiş ve hakkında neden dava açılmamıştır?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Gar Katliamı IŞİD’e ihale edildi; Davutoğlu’nun da katliamda sorumluluğu var’-VİDEO

    ‘Gar Katliamı IŞİD’e ihale edildi; Davutoğlu’nun da katliamda sorumluluğu var’-VİDEO

    PİRHA- 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın toplumun barış talebine yönelik İŞİD’e ihale edilen bir katliam olduğu vurgusu yaparak, “IŞİD taşeron olarak kullanıldı. O günden bugüne barış taleplerine saldırılar devam ediyor. Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamı’nda ne kadar sorumluluğu varsa, Ahmet Davutoğlu’nun da bu katliamda sorumluluğu vardır. Kendisi o dönem başbakandı” dedi.

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik İŞİD’ın gerçekleştirdiği bombalı saldırının üzerinden 8 yıl geçti.

    CAN TV’de Veli Haydar Güleç’in hazırlayıp sunduğu ‘Candan Bakış’ programında konuşan 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 2015 yılında çözüm sürecinin bitirilmesi kapsamında toplumun barış talebinin katliamlar ile cezalandırıldığını söyledi. Kenanoğlu, katliamın IŞİD’e ihale edilerek barış talebinin yerini savaş çığırtkanlığının almasına zemin hazırlandığını ifade etti.

    “BARIŞ TALEBİNE KARŞI SAVAŞ KONSEPTİ KURULDU”

    Kenanoğlu, 2015 yılında çözüm sürecinin bitirilmek istenmesine dair yükselen itirazların, savaş konsepti ile susturulmak istendiğine değinerek şunları belirti:

    “Veli Saçılık, ’10 Ekim Ankara Gar Katliamı IŞİD’in saldırı değil üzerimize salınmasıydı’ demişti. Önemli bir tespitti. 2015 yılı çözüm sürecinin bitirilerek çatışmalı sürecin başlatıldığı, insanların evine ateş düşerek tekrar cenazelerin geldiği bir süreçti. Çatışmalı sürecin başlamasına yönelik ciddi itirazlar var. Bir asker cenazesinde rütbeli bir subay haykırarak, ‘Neden bu ölümler var. Yoktu da niye oldu’ diyerek bir itirazda bulunuyordu. Toplumun genelinden de böyle itirazlar vardı ve itirazları durdurmaları gerekiyordu. Bir savaş konsepti başlamıştı ve bu savaşın desteklenmesini bekliyorlardı. Çözüm sürecine ciddi bir destek ardır ve bu desteğin sürdürülmesi, toplumun savaş çığırtkanlığı yapması gerekiyordu. Barış taleplerine karşı cezalandırmanın bir süreci olarak başladı ve yüzlerce insanın katledilmesiyle başladı.”

    “KATLİAM IŞİD’E ‘İHALE’ EDİLMİŞTİ”

    Katliamın IŞİD’e ‘ihale’ edilerek barış isteyenlerin cezalandırılmak istendiğini ifade eden Kenanoğlu, “Toplumun önemli kesimlerinden yükselen barış talebinin, çatışmalı sürece olan itirazın sonlandırılması ve toplumun baskılanması için ihale edilen bir katliamdı. Bunları biliyoruz ve mahkeme belgelerine yansıdı. Ankara Valiliği yeterli önlem almadığı için suçlu bulundu ve tazminata mahkum edildi. IŞİD taşeron olarak kullanıldı. O günden bu güne barış taleplerine karşı saldırılar devam ediyor” dedi.

    “DAVUTOĞLU’NUN KATLİAMDA SORUMLULUĞU VARDIR”

    Ankara Katliamı’ndan sonra dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun ‘oylarımız arttı’ açıklamasını hatırlatan Kenanoğlu, “O gün katliamın olduğu yerdeydim ve o gün adli tıpta görev yaptım. Ekim ayı ve insanlar battaniyeler ile dışarıda sabahladılar. Yakınlarını kaybedenler acı içerisinde beklerken, adli tıp binasının hemen yanı başında fişek gösterisi vardı. Bu çok zorumuza gitmişti. Valiyi aradım ve bunun durdurulmasını istedim, lakin müdahale edemediklerini söylediler. Hiç kimse aklayıp paklamasın; Ahmet Davutoğlu o katliamdan sonra ‘oylarımız arttı’ demişti. Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamı’nda ne kadar sorumluluğu varsa Ahmet Davutoğlu’nun da bu katliamda sorumluluğu vardır. Kendisi o dönem başbakandı” şeklinde konuştu.

    Programın tamamına buradan ulaşabilirisiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Dersim’de 10 Ekim anması: İktidar, katliamları önlemek yerine adeta yol verdi-VİDEO

    Dersim’de 10 Ekim anması: İktidar, katliamları önlemek yerine adeta yol verdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 104 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim Ankara Katliamı’nın sekizinci yıl dönümünde Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada “Aradan geçen sekiz yılda patlamadan kaynaklı çok sayıda arkadaşımız farklı organ kayıplarıyla hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadır” denildi.

    10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda IŞİD tarafından yapılan katliamda yaşamını yitiren 104 kişi Dersim’de kalabalık bir basın açıklamasıyla anıldı. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan açıklamaya Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve demokratik kitle örgütü katıldı.

    “Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” pankartının açıldığı açıklamayı, Tüm Bel Sen Dersim Şube Başkanı Mazlum Doğan okudu.

    “İKTİDAR, KATLİAMLARI ÖNLEMEK YERİNE ADETA YOL VERDİ”

    Cumhuriyetin 100 yıllık tarihinin en büyük katliamı olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı üzerinden koca 8 yıl geçtiğini belirten Mazlum Doğan, “Aradan geçen 8 yılda patlamadan kaynaklı çok sayıda arkadaşımız farklı organ kayıplarıyla hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadır” dedi.

    “Yüreğimiz kan ağlarken birileri statlarda barış karanfillerimizi yuhalattı, insanlık suçları işleyen cani bir örgüte selam yolladı” diyen Doğan, iktidarın tutumunu hatırlattı:

    “Bizler ülkemizin geleceğine kara bir leke olarak düşen katliamda yitirdiklerimizi birer birer toprağa defnettiğimiz sıralarda katliamı önlemek bir yana adeta yol veren iktidar anketlerle oy hesabı derdine düştü. Katliam milyonların ruhunda, yüreğinde derin yaralar açarken, acının bir nebze olsun hafiflemesi için katliamın gerçek sorumlularının yakalanmasını beklerken yetkililer “kokteyl örgüt” diyerek ilk karartmayı yaptılar! Barış karanfillerimizin aileleri, yakınları, avukatları ve biz mücadele arkadaşları katliamın gerçek suçlularının açığa çıkması için kılı kırk yararak belge ve delil ararken, idareciler delilleri ‘dolaplarda unuttular’, kimisini de imha ettiler”

    “HER ÜÇ KATLİAM BÜYÜK BENZERLİKLER GÖSTERİYOR”

    10 Ekim katliamından önce aynı merkezden planlandığı düşünülen 5 Haziran 2015 Diyarbakır ve 20 Temmuz 2015 Suruç katliamlarına da vurgu yapan Doğan, “Her üç katliamın sadece planlaması değil sözümüz ona ‘ihmaller zinciri’ de büyük benzerlikler taşımaktadır. Her ne hikmetse her üç katliamın öncesinde güvenlik güçleri ortadan kaybolmuş, arama noktaları kaldırılmıştır! Her üç katliamın dava süreci de birkaç maşaya ceza verilerek kapatılmak istenmektedir. Ve katliamlar zincirinin iktidarı sarsılan AKP’nin yeniden çoğunluğu sağlamasıyla bıçakla kesilir gibi kesilmesi, sürecin politik arka planı için kafalardaki en önemli soru olarak varlığını korumaktadır” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin’de 10 Ekim anması: Katilleri tanıyoruz, unutturmayacağız! – VİDEO

    Mersin’de 10 Ekim anması: Katilleri tanıyoruz, unutturmayacağız! – VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 104 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim Ankara Katliamının sekizinci yıl dönümünde anma etkinliği düzenledi. Anmada yapılan basın açıklamasında “Biz, bu bombaları patlatan katliamcıları da koruyup kollayanları da tanıyoruz. Bu katliamı yapanlardan hesap sorana kadar mücadelemiz devam edecek” denildi.

    10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda IŞİD tarafından yapılan katliamda yaşamını yitiren 104 kişi Mersin’de anıldı. Mersin Emek ve DemokrasiPlatformu tarafından Özgür Çocuk Parkında yapılan anmaya Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve demokratik kitle örgütleri katıldı.

    “Unutmadık, affetmiyoruz” yazılı pankartın açıldığı anmada, yaşamını yitirenlerin fotoğraflarına karanfiller bırakıldı.

    “SALDIRI NEDEN ÖNLENMEDİ?”

    Anmada yapılan basın açıklamasını Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay okudu. Özbay, aradan geçen 8 yıla rağmen acı ve öfkenin her gün büyüdüğünü söyledi.

    Özbay, katliamın göz göre göre yapıldığını belirterek, “10 Ekim’den 22 gün önce Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yazışmalarında Ankara’da canlı bomba eylemi yapılacağına dair bilgiler olmasına rağmen niye önlem alınmadı? Mitingin izinli olması ve 3 kere miting tertip komitesiyle toplantılar yapılmasına rağmen niye tertip komitesiyle saldırı olacağı paylaşılmadı? Herhangi bir güvenlik zafiyeti yoktur derken, bu katliam nasıl gerçekleşti?  Güvenlik zafiyeti yoksa emniyet müdürü niye görevden alındı?  Ankara katliamında adı geçenlerin Suruç katliamıyla bağlantılarının kesin olmasına rağmen niye en ufak bir önlem alınmadı?” sorularını sordu.

    Katliamı her ne pahasına olursa olsun unutturmayacaklarının altını çizen Özbay, “10 Ekim Ankara katliamının üzerinin örtülmesine, Ankara’nın kirli karanlık dehlizlerine hapsedilmesine izin vermeyeceğiz.  Bedeli ne olursa olsun emek, barış ve demokrasi mücadelemizden asla ve asla geri adım atmayacağız. Her zaman faşizme karşı omuz omuza olacağız. Bu katliamı yapanlardan hesap sorana kadar mücadelemiz devam edecek” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMIN HESABINI SORACAĞIZ”

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Avukat Ali Bozan, aradan geçen 8 yılda bir değişmediğinin altını çizerek, “Mahkeme tutanaklarına İŞİD olarak yazılsada katliamın arkasındaki güçler açığa çıkarılmadığı için katliam zihniyeti devam ediyor. İŞİD’e karşı mücadele edenler yargılanıyor. Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin Ankara’da katledilen canlarımızın hesabını soracağız” dedi.

    Katliamda yaralılara ilk müdahaleyi yapan doktor Mehmet Antmen, polisin yaralılara ve sağlık çalışanlarına gaz sıktığını hatırlatarak, “Bu en az patlatılan bombalar kadar ağır ve acı vericiydi” dedi.

    PİRHA/MERSİN