Etiket: 10 ekim ankara gar katliamı

  • 10 Ekim Ankara Katliamının 4. yılı: Unutturmayacağız-VİDEO

    10 Ekim Ankara Katliamının 4. yılı: Unutturmayacağız-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Der, KESK, DİSK, TMMOB ve TTB, 10 Ekim Ankara Gar katliamının 4. yıl anması için basın toplantısı yaparak “Nasıl ki Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum’u unutmadıysak 10 Ekim Katliamının da takipçisi olacağız” dedi.

    Haberin videosu

    103 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce yurttaşın ise yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamının 4. yıl anması için 10 Ekim Der, KESK, DİSK, TMMOB ve TTB katılım çağrısı yaptı.

    10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneğinde yapılan basın toplantısında konuşan Mehtap Sakinci Coşgun, 48 aydır adalet arayışlarının sürdüğünü söyleyerek “Adalet arayışımızı 4. yıla tekabül eden 10 Ekim 2019’da da sürdüreceğiz. Başka çaremiz de yok. Kamuoyuna, emek, barış, demokrasi bileşenleri adına buradan çağrıda bulunuyoruz; eğer 10 Ekim Ankara Gar Katliamında hayatını kaybedenlere, orada bedenen yaralananlara adalet gelmeyecekse bu ülkede hiç kimseye adalet gelmeyecektir” dedi.

    “10 EKİM’İ DE UNUTMAYACAĞIZ”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik AKP’ye muhalefet eden tüm kesimlere yönelik yoğun bir baskı sürecinin söz konusu olduğunu ifade ederek şunları aktardı:

    “Diyarbakır’da 5 Haziran’da patlayan bomba ile birlikte katliamlar silsilesi yaşadık. Bir kez daha bu katliamlar silsilesi içerisinde yaşamını yitiren herkesi KESK olarak saygıyla anıyoruz. Katliam sonrasındaki mahkeme süreçlerinde kamu görevlilerinin, o dönemki siyasi iktidarın sorumluluğu, katliamda etkilerinin ve bu örgütle ilişkilerinin olduğu da tutanaklara yansıdı. Bunlara rağmen 4 yıllık süreç içerisinde hiçbir kamu görevlisinin yargı önüne çıkartılması kabul edilemez. Yargılama sürecinin adil yürütülmeği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ahmet Davutoğlu’nun 7 Haziran ile 1 Kasım süreci içerisinde Türkiye’de olup bitenlerle ilgili yapmış olduğu açıklamada siyasilerin sorumluluğu açıkça ortaya konulmuştur. Biz bir kez daha başta Davutoğlu olmak üzere kamu görevlilerinin yeniden mahkeme önüne çıkartılması ile ilgili Kasım ayında görülecek duruşmada mahkeme heyetinden bunu talep edeceğiz. Sivas, Çorum, Maraş katliamlarını nasıl unutmadıysak 10 Ekim Katliamının da takipçisi olacağız.”

    “CUMHURİYET TARİHİNİN PLANLI EN BÜYÜK KATLİAMI”

    DİSK Genel Sekreteri Cafer Konca ise “Cumhuriyet tarihinin planlı, programlı en büyük katliamının 4 yılındayız” diyerek, işçi kesimi olarak 10 Ekim’de anmanın yapılacağı Gar meydanı önünde olacaklarını ifade etti.

    Konca şunları söyledi:

    “Her geçen gün acımızın daha da derinleştiği, öfkemizin arttığı bu katliama karşı faillerin ortaya çıkması gerektiği için bir mücadele içerisindeyiz. Zamanın devrik başbakanı patlamadan sonra ‘Oylarımız arttı’ dedi ve geçtiğimiz günlerde de ‘Eğer konuşursam hiç kimse insan yüzüne çıkamaz’ demişti. Bu bir itiraftır. Eğer bu ülkede adalet var ise Davutoğlu’nun sorgulanması ve ne konuşmak istediğinin mutlaka öğrenilmesi, yargılanması gerekir.”

    “BU İNSANLIK DÜŞMANI SUÇU UNUTTURMAYACAĞIZ”

    TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz da “Türkiye’de insanlar ne zaman eşitlik isteyip sömürüye karşı çıktıysa egemen çevreler, meydanları kana bulanmıştır” dedi ve şöyle devam etti:

    “Biz benzer katliamları 1977 1 Mayıs’ında, Çorum’da, Maraş’ta, Madımak’ta yaşadık. Bu etkinlikleri kana bulayanlar, insanlık düşmanı eylemlere yön verenler, bu siyasi ortamı oluşturanlar aslında o eylemlerde kendilerini patlatanlardan çok daha fazla suçludurlar. Ankara’da kaybettiğimiz 103 arkadaşımızı hasretle anıyoruz. Onların verdikleri mücadeleye sahip çıkacağız. Bu insanlık düşmanı suçu unutturmayacağız.”

    “UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    TTB Merkez Konsey Başkanı Sinan Adıyaman da IŞİD’lilerin tek başına söz konusu katliamı yapamayacağına dikkat çekerek şöyle devam etti:

    “Gerçek faillerinin ortaya çıkarılması için ‘unutmayacağız, unutturmayacağız’ dedik. Mahkemelerde destek sunduk ama maalesef şu ana kadar bunu tam olarak başaramadık. Ama bu işin peşini bırakmayacağız. Gerçek suçlular ortaya çıkana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz ve bunun için de diğer örgütlerle beraber tüm hekim arkadaşlarımızı, sağlık emekçilerini ve tüm ülke halkı 10 Ekim’de ailelerle dayanışmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • Yaralı: Sivas’ı, Maraş’ı unuttuk. Bizim derdimiz de unutulmasın-VİDEO

    Yaralı: Sivas’ı, Maraş’ı unuttuk. Bizim derdimiz de unutulmasın-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamında davalı taraf olan İçişleri Bakanlığının kendi avukat vekâlet ücretlerini mağdurlardan tahsil etme girişimine tepkiler büyüyor. Bombalı saldırı sonucu yüzde 94 engelli olan Gökhan Yaralı, “Karşımızda bir tür vicdansızlar ordusu bulunuyor. Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum’u unuttuk. 10 Ekim de unutulmasın” diyerek katliamın 4. yılında yapılacak anmaya dikkat çekti.

    HABERİN VİDEOSU

    10 Ekim Ankara Gar Katliamının mağdurları, davalı taraf olan İçişleri Bakanlığının kendi avukatlık ücretlerinin ailelerden talep etmesine tepki gösterdi.

    IŞİD saldırısı sebebiyle vücudunun birçok yerinde kalıcı hasar oluşan Gökhan Yaralı, İçişleri Bakanlığının talebini “vicdansızlık” olarak yorumlarken “Katliamdan sonra 90 gün hastanede yattım. Bir bacağımı kaybettim ve yüzde 94 engel oranına sahip oldum. Kulağımda, dolaşım sistemimde çeşitli hasarlar oluştu. Bununla birlikte birçok arkadaşımı da kaybettim” dedi.

    “PARA TALEBİ NE VİCDANİ NE DE AHLAKİ”

    Gökhan Yaralı, mağdur olan taraf iken söz konusu bakanlığın para talebini öğrendiğinde “Hiç vicdani bulmadım” diyerek şunları aktardı:

    “Kanayan bir yaramız var. Bunun üzerine ‘tuz ekmek’ tabiri gibi cuk oturdu. Bu olayı kafamda çok düşündüm ve bizden talep edileni iki yere konumlandırdım. Bir; bunu istemek ne ahlaki ne de vicdani geldi bana. 7- 8 yaşındaki çocuklardan, eşini kaybetmiş kişilerden, kolu-bacağı kopmuşlardan ‘şu kadarlık bir dava açtım. Bu kadarını kazandın. Kaybettiğin kısmın avukatlık ve mahkeme masraflarını talep ediyorum’ demek bana hiç vicdani gelmedi. Olayın hukuksal boyutuna da baktığımda, evet bu olayı vicdansız bir şekilde düşünebilirsin ama mahsup edersin. Evet ben sana şu kadar para ödemekle yükümlü oldum ondan düşersin. Kişiye parasını verirsin, tedavisini yapsın, çocuğunun okulunu ödesin vesaire… Ama bunu da yapmadı. Hem ‘senin paranı ödemiyorum’ diyor. ‘Bütçede yer yok’ diyor. Hem de işin kendisine gelen kısmında ‘paramı da alırım’ diyor. Bu bana ne insanı geldi ne vicdani. Hukuki bir yere de oturtamadım.”

    “KARŞIMIZDAKİ VİCDANSIZLAR ORDUSU”

    Mağdurlar olarak 4 yıllık süreçte hiçbir kazanımlarının olmadığına vurgu yapan Yaralı, dava sürecinin devam ettiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Davam sürüyor. İstenen bu avukatlık ücretini duyurabildiğimiz kadar insanlara duyurmak istiyoruz. Çünkü bu bir vicdan olayı. Düşünebiliyor musunuz, 4 yaşındayken babanızı kaybetmişsiniz, devlet sizden ‘bana şu kadar borçlusun’ diyor. O çocuğun yerine kendinizi koyabiliyor musunuz? Eşinizi kaybetmişsiniz, kolunuzu, bacağınızı kaybetmişsiniz… Birçok tedavi masraflarını cebinizden karşılamışsınız ve karşınızda bir vicdansızlar ordusu.”

    “BİZİM DERDİMİZ UNUTULMASIN”

    Katliamın dördüncü yılında yapılacak kitlesel anma törenine de değinen Gökhan Yaralı, saldırının yaşandığı yerde henüz bir anıt olmamasını ise şu sözlerle eleştirdi:

    “Önce şunun altını bir çizelim; bu Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı. Belki de Avrupa’nın en büyük katliamlarından… Cumhurbaşkanlığı Sarayına 3 kilometre, Anıtkabir’e 700 metre mesafede yaşandı. İnsanların çanta ile giremediği yere iki kişi 100 kilo patlayıcı sokup bizleri öldürdüler. Yaklaşık 700 insan fiziki zarar gördü, 100’ün üzerinde insan katledildi. Bugün orada bir anıt var mı? Bu ülkenin yönetenleri, oradan geçerken bir anıt olmamasından dolayı rahatsız olmuyorlar mı? O insanları seversin ya da sevmezsin. Ölenler arasında öğrenciler, işçiler, memurlar, avukat, doktor bu ülkeye emek veren insanlar vardı. Barış, emek, demokrasi adına gelen insanların katledildiği bir alan orası. Sembolik konan bir anıt sürekli saldırıya uğruyor ve yönetenler bu işe sessiz kalıyorlar. Biz, ‘cebinizden para çıkmasın. İzin verin bizler yapalım’ dedik. ‘Elimizi o taşın altına da sokalım’ dedik. Fakat bu ülkede her şey unutuluyor. Sivas’ı unuttuk. Maraş’ı, 1977 1 Mayıs’ını unuttuk ve bugün de 10 Ekim’i unutuyoruz. Bizim derdimiz unutulmasın. Şu çok vicdani değil mi; evet anıt yok. Anma yapacağız ama dönemin başbakanı çıkıp ‘2015 Haziran ile Kasım arasında olanları anlatırsam kimileri insan yüzüne çıkamaz’ diyor. Bu araştırılması gereken bir konu değil mi? Bunu söyleyen devletin 2 numaralı insanı. Hatta yürütmenin başı. Bedenini orada bırakan bir insan olarak merak ediyorum, ne oldu 2015 Haziran ile Kasım arasında? O süreç arasında onlarca patlama oldu ve Davutoğlu bu konuyu ‘terör’ meselesi konuşulurken dile getiriyor. Bir sürü katliam oldu. Her şeyden önce bundan sonraki katliamların önüne geçmek için bunların aydınlatılması gerekir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • HDK’den 10 Ekim Katliamı açıklaması: Bütün sorumlular açığa çıkarılsın!

    HDK’den 10 Ekim Katliamı açıklaması: Bütün sorumlular açığa çıkarılsın!

    PİRHA- 103 kişinin hayatını kaybettiği, 500’den fazla kişinin yaralandığı 10 Ekim Ankara katliamının 3. yılı dolayısıyla açıklama yapan HDK, katliamın bütün sorumlularının açığa çıkarılmasını istedi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 103 kişinin hayatını kaybettiği, 500’den fazla kişinin yaralandığı 10 Ekim Ankara katliamının 3. yılı dolayısıyla açıklama yaptı. Açıklamada,“Acımız ve öfkemiz ilk günkü kadar taze. Toplumun vicdanında ve yüreklerde derin yaralar açan bu katliamın faillerini ve arkasındaki güçleri katliamın 3. yılında bir kez daha lanetliyoruz” denildi.

    HDK açıklamasında, “Lanetlemekle yetinmiyor, hesap soruyor ve hatırlıyoruz. Hatırlıyoruz; çünkü ancak hafızamızı ve toplumsal bilincimizi diri tutarsak bu katliamın amacını ve arkasındaki güçleri açığa çıkartabileceğimizi biliyoruz. Katliama ön gelen ve 2013-2015 yılları arasında süren ‘barış ve demokratik çözüm’ için müzakereler dönemi, topluma rahat bir nefes aldırttığı gibi halkların barış umudunu yeşertmiş, özgürlük ve demokrasi taleplerini yüksek sesle dillendirmelerini sağlayacak bir iklim yaratmıştı” diye kaydetti.

    Açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “HALKLAR, TOPYEKUN SAVAŞ İLE TESLİM ALINMAK İSTEDİ” 

    “Ancak sürece ilişkin yegâne barometresi, onlara mutlak iktidar yolunu açacak oylar olan AKP/Erdoğan iktidarı, yerel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde umduğunu bulamamış, ‘mutabakatın buzdolabına kaldırılması’nı Ağrı provokasyonu ve 7 Haziran seçimleri arifesinde gerçekleşen HDP’ye yönelik bombalı saldırılar izlemişti.  Bu saldırılara rağmen HDP etrafında kenetlenen emek, barış ve demokrasi güçleri, 7 Haziran seçimlerinde büyük bir başarı elde ederek 80 vekille parlamentodaki yerini alırken, Türkiye halklarına tekçiliği dayatanların parlamentoda çoğunluğu kazanmasının da önüne geçmişti. Barıştan, eşitlikten ve özgürlükten yana olanların kazandığı mevziler karşısında dehşete düşen egemenler, başka bir hayatı inşa etmek üzere düşlerinin peşine düşen 33 genci aramızdan alan Suruç Katliamının ardından kent kuşatmaları ile kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı, sivil demeksizin onlarca hatta yüzlerce cana mal olan, halkalara karşı topyekûn savaşı yükseltmişlerdi. Bir yandan toplumu korku ve panikle teslim almaya çalışırken, bir yandan da milliyetçi histeriyi körüklemeye devam etmişlerdi.

    “GAZ BOMBALARI İLE SALDIRILARAK AMBULANSLAR ENGELLENDİ” 

    İşte tam böyle bir dönemde, ‘Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi’ demek için her ilden, her dilden, her kültürden, her kimlikten on binlerce yürek, Türkiye’nin başkentinde bir araya geldi. Tek silahları sevgi dolu yürekleri ve barışa dair umutları olan bu güzel insanlar barbarca katledildi. Patlamanın hemen ardından yaşamını yitirenlerin cansız bedenleri ve yaralıların üzerine gaz bombalarıyla saldırılarak tıbbi müdahalenin önüne geçildi, ambulansların alana gelmesi engellendi. Katliam alanı Toma’larla yıkanarak deliller karartıldı. Failler apaçık ortadayken, “kokteyl örgüt” açıklamalarıyla hedef saptırılmaya çalışıldı. Soruşturma sürecinde, davanın takipçilerinin ısrarlı çabasıyla, faillerin emniyet/MİT mensupları tarafından izlendiği açığa çıktı. Ne var ki, bir tek kamu görevlisi, bir tek polis memuru, bir tek emniyet müdürü bile yargılanmadı.

     “KATLEDENLERİ, HİMAYE VE AZMETTİRENLERİ HATIRLAYACAĞIZ” 

    Ancak hafızamızın nisyan ile malul olduğunu sananlara bir kez daha sesleniyoruz; bu katliamın perde arkası aydınlatılana, ihmali veya desteği olan tüm yetkililer yargı önüne çıkartılıp cezalandırılıncaya kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.
    Hatırlayacağız; canlarımızı katledenleri, katilleri himaye ve azmettirenleri.
    Hatırlayacağız; “Ankara’daki terör saldırısı sonrası kamuoyunun nabzını tutuyoruz. Oylarımızda bir yükseliş trendi var.” diyenleri.
    Hatırlayacağız; yitirdiklerimizi.
    Onlara sözümüz; sömürünün ve talanın olmadığı, eşitliğin, barışın, kardeşliğin egemen olduğu bir ülke ve yaşam olacak.
    Halkların Demokratik Kongresi olarak, katledilenlerin hesabını sormak ve sorumluların yargılanmasını sağlamak için 10 Ekim Katliamını protesto eylemleri ve barış şehitlerini anma etkinlerinde orada olacağımızı ilan ediyor; barış ve demokrasiden yana tüm güçleri etkin olarak katılmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)