Etiket: 10 ekim ankara gar katliamı

  • Ankara Katliamı’nda yitirilenler Malatya’da anıldı, güvercinler uçuruldu-VİDEO

    Ankara Katliamı’nda yitirilenler Malatya’da anıldı, güvercinler uçuruldu-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı’nda düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybedenler için Malatya’da anma töreni düzenlendi.

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik İŞİD gerçekleştirdiği bombalı saldırının üzerinden 8 yıl geçti.

    Malatya’da 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde İŞİD saldırısı ile gerçekleştirilen saldırıda katledilenleri anmak için Özalper Sağlık Ocağı önünden Barış Güvercinleri Anıtı’na yürüyüş düzenlendi. Anıt önünde düzenlenen törende, saldırının gerçekleştiği saat 10.04’te hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    GÖKYÜZÜNE GÜVERCİNLER BIRAKILDI

    Katliamda yaşamını yitirenler için Barış Güvercinleri Anıtı’na yürüyüş düzenlendi. 10.04’te anıt önünde katliamda ölenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Ardından gökyüzüne güvercinler bırakıldı. Yaşamını yitirenlerin aileleri anıta mum ve karanfiller koydu.

    10 Ekim Aileleri adına konuşan Abdullah Bakış, 8 yıldır adalet mücadelesi verdiklerini belirterek, “Yargılama sürecinde ortaya çıktı ki devletin güvenlikle ilgili bütün kurumlarının bilgisi olduğu halde katliam adım adım gelmiş. Hakikat ortaya çıksın diye çaba gösterdik, hâlâ da gösteriyoruz. Avukatlarımızın bin bir zahmetle ortaya koyduğu deliller yok sayıldı. Katliamı aydınlatabilecek nitelik taşıyan devletin kendi soruşturmaları, istihbarat raporları görmezden gelindi. Emniyet müdürlüğü mahkemenin kendisinden istediği bilgiler için “yok” demeye bile tenezzül etmedi, cevap vermedi” diye konuştu.

    “BARIŞ BORCUNU ÖDEMEKTE KARARLIYIZ”

    Bakış, katliamda katillere yol verenler ve katliamın asıl sorumluları yargı önüne çıkarılıncaya ve cezalandırılıncaya kadar mücadele edeceklerini dile getirerek, şunalrı ifade etti:

    “Bu 8 yıl, devlet ve siyasi iktidar tarafından bizim taleplerimizi yok saymakla, katliamın üstünü örtme gayretiyle geçti. Bizim açımızdan ise adalet arayışıyla, barış isteğiyle geçti. Biliyoruz, Türkiye’de adaletin tesisinin ne kadar zor olduğunu. Savaş çığlıklarının çoğaldığı dönemlerde ‘barış’ diye haykırmanın nelere mal olduğunu biliyoruz. Yaşıyoruz. Sesimizi çoğaltmaktan, dayanışmayı örgütlemekten başka bir yolumuz yok. Katledilen kardeşlerimiz, anne-babalarımız, çocuklarımız, yoldaşlarımız bu ömürlerini bize borç olarak bıraktılar. Bu borç adalet mücadelemizle, barış mücadelemizle, eşitlik, kardeşlik mücadelemizle ödenebilecek bir borçtur. Bu borcu ödemekte kararlıyız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu ömür bizde olduğu süre unutmayacağız, unutturmayacağız bu katliamı hatırlatacağız” dedi.

    PİRHA/MALATYA

  • Baş: Bu ülkede barışı, kardeşliği bombalayanları asla affetmeyeceğiz-VİDEO

    Baş: Bu ülkede barışı, kardeşliği bombalayanları asla affetmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- TİP Genel Başkanı Erkan Baş “Özgürlük Yürüyüşü”nün 10. gününde Tarsus’ta. baş burada yaptığı açıklamada, Ankara Gar Katliamı’nda katledilenleri andı, adaleti sağlayıncaya kadar katillerin ve katilleri koruyanların peşinde olacaklarını söyledi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın, partisinin Hatay Milletvekili Can Atalay ve Gezi tutuklularının tahliye edilmemesine karşı Hatay’dan başlattığı, Ankara’da sona ermesi planlanan “Özgürlük Yürüyüşü” 10. günde Mersin Tarsus’da devam ediyor.

    “10 Ekim’de katledilen canlar” için yürüyen Erkan Baş’a, Tarsus Belediye Başkanı Haluk Bozdoğan, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tarsus Şubesi eşlik ediyor.

    “BİR KATLİAMIN ÜZERİNİ ÖRTMEK İÇİN…”

    Ankara Gar Katliamı’nda katledilenler için bir açıklama yapan Baş, şu sözlere yer verdi:

    “Bugün 10 Ekim, 8 yıl önce bu ülkede yaşayan, yüreği barıştan, kardeşlikten, adaletten yana atan herkesi hedef alan ve 103 canımızı yitirdiğimiz Ankara Gar Katliamı’nın yıl dönümündeyiz. Sadece barış istediklerini dile getirmek için, sadece adalet istediklerini, emek mücadelesini güçlendirmek istediklerini söyledikleri için toplanan kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, yoldaşlarımıza, canlarımıza doğrudan iktidarın desteklediği, iktidarın önünü açtığı bir barbarlar sürüsünün, hain saldırısının neticesinde kardeşlerimizi kaybettik.

    Bugün üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen hala bu katliamın faillerini açığa çıkartmamış olmaları bize bir şey gösteriyor. Evet, ortada sözde bir dava var,  bu dava devam ediyor fakat bu davayı takip ettiğimizde gördüğümüz şudur: bir katliamı açığa çıkartmak için değil, bir katliamın üzerini örtmek için, bir katliamı bütün ayrıntılarıyla açığa çıkartmak, faillerini açığa çıkartmak cezalandırmak için değil, üzerini örtüp unutulmasını sağlamak için yapıyorlar. Buradan açık ve net ifade ediyoruz, asla unutmayacağız, asla unutturmayacağız.”

    “UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞİZ”

    İktidarın aynı yaklaşımla iktidar koltuğunu devam ettirmek için elinden geleni yaptığını ifade eden Baş, “Unutmayalım ki 10 Ekim Katliamı’nın hemen öncesinde Suruç’ta sosyalist gençleri hedef alan benzer bir katliam gerçekleşmişti. Hemen arkasından Ankara’daki katliam iktidarın o dönem iktidarını kaybetme korkusuyla içine girdiği telaşın ve toplumu teslim alma girişimlerinin bir sonucuydu. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu ülkede yüzbinlerce insan olarak bu gerici yobaz iktidara, bunların işbirlikçisi, bunların desteğiyle palazlanan o IŞİD çetelerine asla teslim olmadık. Sonuna kadar bu yürüyüşü devam ettireceğiz. Bu katliamda payı olan, bu katliamı gerçekleştiren, örgütleyen, talimatı veren, siyasi zemini oluşturan, bu katliamı önlemesi gerekirken bunu yapmayıp, 103 canımızı aramızdan alan, bu ülkede barışı, kardeşliği bombalayan, bu ülkede savaş yanlısı politikalarla kendi iktidarını devam ettirenlere karşı mücadelemiz devam edecek. Katilleri ise asla unutmayacağız, asla affetmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ADANA

     

  • Yeşil Sol Parti : 10 Ekim Ankara Gar Katliamı insanlığa karşı işlenmiş suçtur!

    Yeşil Sol Parti : 10 Ekim Ankara Gar Katliamı insanlığa karşı işlenmiş suçtur!

    PİRHA-Yeşil Sol Parti, 10 Ekim Gar Katliamı’nın 8. yıldönümüne ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “10 Ekim Ankara Gar Katliamı insanlığa karşı işlenmiş suçtur. Katliamın gerçek failleri, bağlantıları ve siyasi sorumlularının yargılanması için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Ankara Tren Garı önünde Emek, Barış, Demokrasi Mitingi için toplanan kitleye düzenlenen canlı bombalı saldırıda 104 kişi hayatını kaybetti. IŞİD’in iki canlı bomba ile gerçekleştirdiği saldırı, Türkiye tarihinde en çok insanın hayatını kaybettiği katliam olarak kayıtlara geçti. Katliamın üzerinden 8 yıl geçti.

    Yeşil Sol Parti Merkez Yürütme Kurulu, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 8. yıldönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    “DAVA KARANLIKTA BIRAKILMAYA ÇALIŞILMIŞTIR”

    Yeşil Sol Parti açıklamada, davanın karanlıkta bırakılmaya çalışıldığını belirterek şu ifadelere yer verdi:

    “10 Ekim 2015 tarihinde çeşitli sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin çağrısı ve onlarca kurum ve kuruluşun katılımı ile Ankara Gar Meydanı’nda ‘Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ düzenlenmiş, Türkiye’nin dört bir tarafından yüzbinlerce insan Ankara Gar Meydanı’nda toplanmıştır. Miting alanına yürüyen binlerce barış sevdalısının bulunduğu Tren Garı kavşağında IŞİD barbarları tarafından 3 saniye arayla 2 canlı bomba saldırısı gerçekleştirilmiş ve bu katliamda 104 insan yaşamını yitirmiş, yüzlerce insan da yaralanmıştır.

    Katliam anında, alanda ilk yardımla kurtarılabilecek insanlara kolluk kuvvetleri tarafından gaz ve su sıkılmış, etrafta onlarca hastane varken yüzlerce yaralının olduğu alana ambulanslar hızlı müdahale edememiştir. Miting günü, alanda on binlerce yurttaş toplanmışken, trafik uygun vakitte kesilmemiş, adım başı kimlik kontrolünün yapıldığı bir ülkede, arama noktaları devre dışı bırakılmıştır.

    Türkiye kamuoyu ve aileler katliamın gerçek sorumlularının yakalanmasını ve gerekli hukuki sürecin işletilmesini beklerken yetkililer “kokteyl örgüt” diyerek davadaki ilk karartmayı yapmışlardır. Aradan geçen süre içerisinde ortaya çıkan gerçekler ışığında; gerek İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin katliamdan önce bu konuda istihbarat olduğunu ancak bu istihbaratın dikkate alınmadığını gösteren raporu, gerek olay günü alanda yeterli sayıda kontrol ve denetim yapacak kolluk gücünün bulundurulmaması katliamın göz göre göre yapıldığını göstermiştir. Nitekim yakalanan IŞİD militanlarının ifadeleri de katliamda sorumluluğu bulunan kişi ve kurumları ortaya çıkarmıştır. Ancak tek bir kamu görevlisi dahi yargılanmamış, dava karanlıkta bırakılmaya çalışılmıştır.

    Türkiye tarihinde sivillere yönelik gerçekleştirilen en büyük katliamlardan biri olan Ankara Gar Katliamı, aradan geçen 8 yıla rağmen hala aydınlatılmamış, canlı bombaların Suriye sınırından Türkiye’ye hangi bağlantılarla girdiği, Türkiye’de nerelerde konakladığı, Türkiye’nin başkenti olan Ankara’ya kadar tüm yollardan denetimsiz şekilde nasıl geçtiği kamuoyuna açıklanmamıştır.”

    “KATLİAMI AZMETTİREN VE YARDIM EDEN KARANLIK GÜÇLERİ DE TANIYORUZ”

    10 Ekim Gar Katliamı sürecinde iktidarın kamu görevini yerine getirmediğini vurgulayan Yeşil Sol Parti  “Katliamın en önemli faillerinin davada söz kurmadan kolluk kuvvetleri tarafından şaibeli operasyonlarla öldürülmesi davanın karanlıkta bırakılmak istendiğini düşündürmektedir. Emniyet başta olmak üzere katliamda sorumluluğu bulunan yetkililere dair herhangi bir hukuki süreç işletilmemiştir.

    Hala devam eden mahkemede yargılanması gerekenlerin önemli bir kısmına ulaşılmamış, tüm deliller toplanmamış, toplanan delillerde de delil güvenliği sağlanmamıştır.

    İktidar kamu görevini yerine getirmek yerine yaşamını yitirenlerin yakınları ve adalet isteyenleri susturmaya çalışmaktadır. 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınlarının fişlenmesi ve gözaltına alınması, 10 Ekim mitingine veya yıldönümünde anmalara katılanların kamudan ihraç edilmesi, 10 Ekim’in yıl dönümlerinde anmaların yapılmasının engellenmesi, anma anıtının tahrip edilmesi ve etkili bir yargılamanın yürütülmemesi gibi uygulamalar, bu katliamın mağdurlarının ve onlarla dayanışma içinde olanların hedef alındığını göstermektedir.

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nı planlayanları da azmettiren ve yardım eden karanlık güçleri de tanıyoruz. Katliamın gerçek failleri, bağlantıları ve siyasi sorumlularının yargılanması için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • İzmir’de 10 Ekim anması: Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamı aynı merkezden planlandı-VİDEO

    İzmir’de 10 Ekim anması: Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamı aynı merkezden planlandı-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatının kaybeden 104 kişinin anıldığı İzmir’de, Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarının aynı merkezden planlandığına dikkat çekilerek, “Bir kez daha savaş rüzgârlarının estirildiği bu dönemde ülkemizde, bölgemizde ve dünyada bedeli ne olursa olsun barış politikasını savunacak, emek ve demokrasi mücadelesini yükselteceğiz” denildi.

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik İŞİD gerçekleştirdiği bombalı saldırının üzerinden 8 yıl geçti.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde İŞİD saldırısı ile gerçekleştirilen saldırıda katledilenleri anmak için Alsancak Gar önünde. 10 Ekim Derneğinin “10 Ekim’i unutmayacağız, unutturmayacağız” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Amed, Suruç Ankara katil sarayda”, “Katil İŞİD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldığı anmada yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    ‘KOKTEYL ÖRGÜT’ TEPKİSİ

    Açıklamayı okuyan KESK Dönem Sözcüsü Mustafa Güven, katliamın üzerinden geçen 8 yıla rağmen failler ve sorumluların açığa çıkartılmayarak davanın üstünün kapatılmak istendiğini belirtti. Güven, “Yüreğimiz kan ağlarken birileri statlarda barış karanfillerimizi yuhalattı, insanlık suçları işleyen cani bir örgüte selam yolladı! Bizler ülkemizin geleceğine kara bir leke olarak düşen katliamda yitirdiklerimizi birer birer toprağa defnettiğimiz sıralarda katliamı önlemek bir yana adeta yol veren iktidar anketlerle oy hesabı derdine düştü. Katliam milyonların ruhunda, yüreğinde derin yaralar açarken, acının bir nebze olsun hafiflemesi için katliamın gerçek sorumlularının yakalanmasını beklerken yetkililer “kokteyl örgüt” diyerek ilk karartmayı yaptılar!” dedi.

    “DİYARBAKIR, SURUÇ VE ANKARA KATLİAMI AYNI MERKEZDEN PLANLANDI”

    Güven, 10 Ekim Katliamından önce aynı merkezden planlandığını belirttiği Diyarbakır ve Suruç katliamları hatırlatarak, “Her üç katliamın sadece planlaması değil sözümüz ona “ihmaller zinciri” de büyük benzerlikler taşımaktadır. Her ne hikmetse her üç katliamın öncesinde güvenlik güçleri ortadan kaybolmuş, arama noktaları kaldırılmıştır! Her üç katliamın dava süreci de birkaç maşaya ceza verilerek kapatılmak istenmektedir. Ve katliamlar zincirinin iktidarı sarsılan AKP’nin yeniden çoğunluğu sağlamasıyla bıçakla kesilir gibi kesilmesi sürecin politik arka planı için kafalardaki en önemli soru olarak varlığını korumaktadır” şeklinde konuştu.

    “DELİLLER GİZLENEREK FAİLLER KORUNDU”

    Katliamı önünün açıldığını ifade eden Güven, yargılama boyunca delillerin gizlenerek sorumlular hakkında hiçbir soruşturma açılmadığını kaydetti. Güven, “Katliamla bağlantılı oldukları tespit edilen ve açık kimlikleri bilinen IŞİD militanları hakkında bir işlem yapılmadığı gibi, bütün evraklar avukatlarca sunulmasına karşın savcılığın aldığı kısıtlılık kararıyla dosya gizlenmektedir. Katliamın planlayıcısı ihbar edildiği, katliamdan bir gün önce kimlik bilgileri tespit edildiği halde hakkında hiçbir işlem yapmayan kamu görevlileri ve yargılama boyunca delilleri gizleyerek, evrak göndermekten imtina ederek görevini yapmayan kamu görevlileri hakkında tek bir işlem yapılmamıştır. Kamu görevlilerinin sorumluluklarını ortaya seren mülkiye müfettişleri raporunun elde edilmesi için açılan ve kazanılan davaya rağmen bugün hala evraklar katılan avukatlarına verilmemiştir. 8 yıldır katliamın aydınlatılması, gerçek faillerin açığa çıkarılması için talep edilen esaslı bilgi ve belgelerin neredeyse tamamı, büyük bir engelleme gayretiyle reddedilmiştir” diye konuştu.

    “BARIŞ MÜCADELELERİNİ BÜYÜTECEĞİZ”

    Katliamda katillere yol verenler ve katliamın asıl sorumluları yargı önüne çıkarılıncaya ve cezalandırılıncaya kadar mücadele edeceklerini dile getiren Güven, “Bugün; 42 ilde defnettiğimiz canlarımızın, yüzlerce yaralımızın ve on binlerce yoldaşımızın sözü işçilerin, kamu emekçilerinin eylemlerinde ve grevlerinde, kadınların özgürlük mücadelesinde, ekoloji savunusunda yaşıyor. Bizler IŞİD’e ve IŞİD zihniyetine, gericiliğe, laiklik karşıtı faaliyetlere, halklarımızın düşmanlaştırılmasına teslim olmadık, olmayacağız. Bir kez daha savaş rüzgârlarının estirildiği bu dönemde ülkemizde, bölgemizde ve dünyada bedeli ne olursa olsun barış politikasını savunacak, emek ve demokrasi mücadelesini yükselteceğiz. Yitirdiğimiz arkadaşlarımızın bizlere bıraktığı en değerli miras olan emek, barış, demokrasi mücadelesini hep beraber, kol kola omuz omuza büyütmeye kararlıyız” diye belirtti.

    “ONLARIN BAYRAĞINI TAŞIYORUM”

    Ardından katliamdan yaralı olarak kurtulan Murat Akçalı söz aldı. Akçalı, 20 şarapnel parçasının hala bedeninde olduğunu söyleyerek, “Onlar bombada bilyelerin hızını kesmeseydi yanınızda olmayacaktım. Ben onların bayrağını taşımaya çalışıyorum” dedi. Ardından Nihat Berham’a ait bir şiir okudu.

    Anma, yaşamını yitirenlerin mezarlarını ziyaretlerle devam edecek.

    PİRHA/İZMİR

     

  • 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara Garı önünde anıldı-VİDEO

    10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara Garı önünde anıldı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da 10 Ekim 2015’te Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne dönük DAİŞ saldırısında hayatını kaybeden 104 kişi, katliamın 8’inci yılında Ankara Garı önünde anıldı. Anmada Türkiye tarihinin katliamlar tarihi olduğuna dikkat çekilerek, “Katliamları Maraş’ta, Suruç’ta, Madımak’ta yaşadık. Bu katliamı yapanlarla hesaplaşmamız gerekiyor. 10 Ekim Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Üzerini örtmeye çalışanlar en az yapanlar kadar suçludur” denildi.

    IŞİD’in iki canlı bombayla KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin “Emek, Demokrasi, Barış” mitingine yönelik saldırısının üzerinden 8 yıl geçti. 10 Ekim 2015’te yapılan  katliamda 104 kişi hayatını kaybederken yüzlerce kişi de yaralandı.

    Katliamda yakınlarını kaybedenler, yaralananlar ile emek ve demokrasi güçlerinden örgütlerinin temsilcileri buluştu ve Ankara Garı’a yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının olduğu pankartla yürüdü. Yürüyüşte “gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek” ve “faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı.

    Çok sayıda siyasetçi ile sendika ve meslek örgütü temsilcisi de 10 Ekim Katliamı anmasına katıldı. Katliamın gerçekleştiği saat olan 10.04’te saygı duruşuna geçildi. Katledilenlerin isimleri okunarak “yaşıyor” diye haykırdı.

    Yürüyüşün ardından katliamda yaşamını yitirenlerin adları okunup saygı duruşundan bulunuldu.

    “ADALET YERİNE GELİNCEYE KADAR MÜCADELEYE DEVAM”

    10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı İshak Kocabıyık, yaptığı açıklamada, şunları ifade etti:

    “8 senedir bütün engellemelere, baskılara rağmen boyun eğmedik, diz çökmedik. 8 yıldır adalet peşindeyiz, barış istiyoruz. Adalet ve barış talebimiz tekrarlanıyor. Bilineni tekrarlamak istiyoruz: 8 sene önce IŞİD’li 2 canlı bomba bütün kontrollerden geçerek, ellerini kollarını sallayarak başkentin göbeğine kadar gelip kendilerini patlattı. 104 canımız hayatını kaybetti. 500’den fazla kişi yaralandı.
    Yargılama sürecinde ortaya çıktı ki, Marquez’in Kırmızı Pazartesi kitabında anlatıldığı gibi, devletin güvenlikle ilgili bütün kurumlarının bilgisi olduğu katliam, adım adım gelmiş. Bir devlet düşünün ki, kendi insanına karşı yapılan katliama sessiz kalsın. Sessiz kalmayı bırakın; katillere yol versin, sırtlarını sıvazlasın.
    Yargılama sürecinde hakikat ortaya çıksın, adalet gerçek anlamda tesis edilsin diye çaba gösterdik. Hala da gösteriyoruz.

    Avukatlarımızın binbir zahmetle ortaya koyduğu deliller yok sayıldı. Katliamı aydınlatabilecek nitelik taşıyan devletin kendi soruşturmaları, istihbarat raporları görmezden gelindi. Emniyet müdürlüğü mahkemenin kendisinden istediği bilgiler için “yok” demeye bile tenezzül etmedi, cevap vermedi.
    Katliamın olduğu yere bir anıt yapılsın, bu anıt bizim yasımız olsun, toplumsal hafızamızda 10 Ekim Katliamı’nı unutturmasın istedik. Bırakın anıt yapılmasını, meydan düzenlemesini, Belediye Meclisi’nin bu konuda almış olduğu karar bile saklandı, uygulanmadı.

    İşte 8 yıl böyle geçti. Bu 8 yıl, devlet ve siyasi iktidar tarafından bizim taleplerimizi yok saymakla, katliamın üstünü örtme gayretiyle geçti. Bizim açımızdan ise adalet arayışıyla, barış isteğiyle geçti. Biliyoruz Türkiye’de adaletin tesisinin ne kadar zor olduğunu. Savaş çığlıklarının çoğaldığı dönemlerde “barış” diye haykırmanın nelere mal olduğunu biliyoruz. Yaşıyoruz. Sesimizi çoğaltmaktan, dayanışmayı örgütlemekten başka bir yolumuz yok. Şenyaşar ailesinin adalet haykırışı ile 10 Ekim Ailelerinin haykırışı aynıdır, birdir. Madımak aileleri ile Suruç ailelerinin sesi aynıdır, birdir. Roboski ailelerinin çığlığı bizim de çığlığımızdır. 5 Haziran 2013’te Diyarbakır’da biz de öldük. Gözaltına alınan, tutuklanan gazetecilerin devlet nezdindeki suçlarından biri de bizim yanımızda olmaları, bize ses olmalarıdır.

    “BURADAYIZ, BURADA OLACAĞIZ”

    Muktedirlerin, demokratik siyasetin zeminini, yükselen baskıcı otoriter faşizan bir rejimle kaplama niyet ve düşünceleri bizim sesimizi boğmaya yöneliktir, biliyoruz.
    Madımak Katliamı suçlularının türlü gerekçelerle af edilmeleri, davanın zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesi aynı zamanda bize de bir ihtardır.
    Soma’da madenci yakınına atılan tekme aynı zamanda bize de atılmıştır. İş cinayetlerine dönüşen iş kazaları sesimiz kısılsın diyedir.
    Bu toprakların bütün zenginliğini yağmaya açanlar, bir avuç şirkete, sermaye grubuna peşkeş çekenler talan edenler, ekokırım yapanlar adalet arayışımıza, barış isteğimize kulak asmayanlardır.

    Bütün bunlar bize gösteriyor ki, 10 Ekim 2015 Gar Katliamı bitmedi. Yargılama süreciyle devam ediyor. Anıt Meydan için projelerimize izin vermemekle devam ediyor. Her yıl dönümü anmasında bize çıkarılan zorluk ve engellerle devam ediyor. Bizi zulümle, baskıyla, hatta ölümle korkutmak, terbiye etmek isteyenler bilsinler ki, bizim yaşadığımız hayat, Soma’da katledilen madenci kardeşlerimizinden kalan ömürdür. Madımak’ta yakılan Koray Kaya’dan kalan ömürdür. Şenyaşar ailesinin katledilen fertlerinden kalan ömürdür. 33 Düş Yolcusu’ndan kalan ömürdür. Bu meydanda katledilen 104 kardeşimizden kalan ömürdür. Katledilen kardeşlerimiz, anne babalarımız, çocuklarımız, yoldaşlarımız bu ömürlerini bize borç olarak bıraktılar. Bu borç adalet mücadelemizle, barış mücadelemizle, eşitlik, kardeşlik mücadelemizle ödenebilecek bir borçtur. Bu borcu ödemekte kararlıyız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu meydan, Barış Meydanı oluncaya kadar, bu meydana bu katliamı hatırlatacak anıt yapılana kadar buradayız. Burada olacağız.”

    “KATLİAMA YOL VERENLER YARGILANACAK”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik Filistin İsrail savaşına değinerek, “Biz 8 yıl önce de 10 Ekim’de emekten, demokrasi ve barıştan yana olan güçler ile burada yanana alanlardaydık. Bizim için asıl adalet mücadelemiz bu katliama yol verenlerin yargı önüne çıkarılması ile sağlanacak” dedi.

    “UNUTMADIK UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Disk Başkanı Arzu Çerkezoğlu da, “8 yıl sonra hiç bitmeyen öfkemiz ile bir kez daha söylüyoruz ‘unutmadık unutturmayacağız.’ İktidarlarını savaştan yana kuranlar kaybedecek. Emek kazanacak, demokrasi kazanacak” diye konuştu.

    “BU KATLİAMI YAPANLARLA HESEPLAŞMAMIZ GEREKİYOR

    TMMOB adınan da Emin Korkmaz konuştu. Korkmaz, katliamın emrni verenlerin geçen sürede açığa çıkarılmadığına işaret ederek, “Bizler o gün bir canımız daha toprağa düşmesin diye barış sesimizi yükseltirken, günümüzü karanlığa çevirdiler. Bizler özgürlük için seferber olurken, o günü karartanlar, tomaları üzerimize salanlardır, sorumlulukları yargılamayanlardır. O günü karartanlar, katliamın arkasında kokteyl örgüt arayanlardır. Türkiye katliamlar tarihidir. Katliamları Maraş’ta, Suruç’ta, Madımak’ta yaşadık. Bu katliamı yapanlarla heseplaşmamız gerekiyor. 10 Ekim Katliamı insanlığa karşı işelenmiş bir suçtur. Üzerini örtmeye çalışanlar en az yapanlar kadar suçludur. Bu ülkeyi barışın, özgürlüğün ülkesi haline getirene kadar mücadele edeceğiz” şeklinde ifade etti.

    Yapılan konuşmaların ardından katliamda hayatını kaybedenlerin anısına karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ’90’lı yıllarda işkence ile yarım bıraktıklarını 10 Ekim 2015’te Mesut Mak’ı katlederek tamamladılar!’

    ’90’lı yıllarda işkence ile yarım bıraktıklarını 10 Ekim 2015’te Mesut Mak’ı katlederek tamamladılar!’

    PİRHA- Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak, 90’lı yıllarda eşine işkence uygulayan ve ağır sağlık sorunları yaşatan güçlerle, 10 Ekim Gar Katliamı’nda sorumlu olanların aynı güçler olduğunu söyledi. Mak, “Mesut’a profesyonelce ağır işkence uygulayanlar onun ölmeyeceğini ama hastalıklarla sürüneceğini söylüyordu. Öyle de oldu. 90’lı yıllarda yarım bıraktıkları işi 10 Ekim 2015’te Mesut’un yaşamına son vererek tamamladılar” dedi. 

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği, TMOBB ve siyasi partilerinde aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne düzenlenen saldırıda 103 kişi hayatını kaybetti.

    IŞİD’in iki canlı bomba ile gerçekleştirdiği saldırı, Türkiye tarihinde en çok insanın hayatını kaybettiği katliam olarak kayıtlara geçti. Canlı bombalardan birinin aynı yıl Suruç’ta intihar saldırısını düzenleyen canlı bomba Abdurrahman Alagöz’ün kardeşi Yunus Emre Alagöz olduğu ortaya çıktı.

    Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Tarım Orkam Sen İzmir Yöneticisi Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak ile eşinin gençlik yıllarındaki mücadelesini, işkence süreçlerini, sendika mücadelesini, sürgün dönemlerini, Ankara patlamasını, Dersim’e götürülüşünü, kızı Deniz ile olan paylaşımlarını, mahkeme süreçlerini, adalet arayışını ve barışı konuştuk.

    “İNANARAK YAPIYORDU”

    Evrim Mak, eşi Mesut Mak’ın çocukluğundan gençliğine kadar yaptığı her şeyi inanarak yerine getirdiğini  söyleyerek şöyle anlattı:

    “Mesut gerçekten çok değerli bir insandı. Tanıyabileceğim en dürüst, samimi,  en içten bir insandı. Mesut, doğruluğu ve mücadelesine olan samimiyeti ile ön plandaydı. Ölümü yaşadıktan sonra hayata daha farklı bakmaya başlıyorsun, bazı şeylerin değeri daha da artıyor. Üniversitenin siyasetin içerisindeydik, ama kim mücadele içerisinde samimi, inanarak yaptığına bakmıyorsun. Bizler mücadeleye ne kadar samimi bakıyoruzu sorguluyoruz. Mesut bu işi inanarak yapan bir insandı.

    Mesut çok küçük yaşta Dersim’de babasının yanında sanayide çırak olarak işe başlamıştı. Babasının torpilini gören bir çırak değil; aksine diğer çocuklara örnek olsun diye küçük bir hatasında usta gibi davranan bir yerdeymiş. Bir takım şeylere duyarlılığı, sınıf mücadelesi, kitap okuması orada başlıyor.”

    MESUT MAK’A 90’LI YILLARDA İŞKENCE 

    Politik mücadele ile tanışan eşinin 90’lı yıllarda gördüğü işkencelerin yansıması olarak ağır hastalıklara yakalandığını sözlerine ekleyen Evrim Mak, “90’lı yıllar ülkemizde çok zor bir dönemdi. En ufak bir sesin çıkardığında sesin çıkıyor. Mesut o dönem gençlik yıllarından insanları örgütlemeye çalışan birisi. Çok basit bir şeyden gözaltına alınıyor ve ciddi bir işkenceye maruz kalıyor. O işkencelerini anlatıyordu ama bunu bir övünme sebebi görerekten değil. Evlendiğimiz dönemde Mesut’ta bir takım sağlık sorunları çıktı. Şeker ve tansiyon hastalığının yanında böbreklerinde sorun çıktı. Çünkü işkencecisi çok profesyonel bir işkence yöntemi kullanmış. Kısa boylu birinin kendisini boks torbası gibi kullanarak göğsüne yumruklar attığını anlatıyordu. Elektirik veriliyor” diye anlattı.

    “90’Ll YILLARDA YARIM BIRAKTIKLARI İŞİ 10 EKİM’DE TAMAMLADILAR”

    Mesut Mak’a 90’lı yıllarda ağır işkence uygulayan ve ağır sağlık sorunları yaşatan güçlerle, 10 Ekim Katliamı’nda sorumlu olanların aynı güçler olduğunu yutkunarak söyleyen Evrim Mak, “Hastaneye yatırıldığında doktor Mesut’un bu yaşta pankreatit olmasına şaşırıyor. Sigara ve alkol kullanmadığını öğrencince Mesut’a ‘boksör müsün’ diye soruyor. O yaşta görülen pankreatit bir boksör hastalığı olarak görülüyor. Doktora gördüğü işkenceyi ve göğüslerine aldığı darbeleri söyleyince doktor pankreatitin işkenceden kaynaklandığını söylüyor. Mesut’u işkence eden kişi, ‘Senin buradan ölün çıkamayacak ama sürüneceksin, sağlık sorunu yaşayacaksın’ diye söylüyor. Öyle de oluyor ve sonrasında bu hastalıkları çıkıyor. 90’lı yıllarda yarım bıraktıkları işi 10 Ekim’de 2015’te hayatına son vererek tamamladılar. O işkenceyi yapan güçlerle, o günde katliama sebep olanlar aynı kişilerdi” ifadelerini kullandı.

    SÜRGÜN, BASKI, POLİS TEHDİTLERİ…

    Evrim Mak, eşinin maruz kaldığı mobing ve sürgün süreçlerine ilişkin ise şunları kaydetti:

    “Memur olarak çalışmaya başlayınca Dersim’den Urfa’ya, Bilecik’e, İstanbul’a ve oradan da Balıkesir’e sürgüne geliyor. Her gittiği şehirde polislerin kapısını çalarak ‘burada olduklarına’ dair gözdağı veriyorlarmış. Evlenmeye karar verdiğimizde bunları bana anlattı ve aynı şeyleri yaşayabileceğimizi söylüyordu. İş yerinde yaşadığı mobingleri daha az yaşayacağını düşünerek İzmir’e tayinini istedi. TEDAŞ özelleşince kurum değiştirmek zorunda kaldı Tarım İl Müdürlüğü’nde işe başladı. Orada da hemen Tarım-Orkam Sen sendikasının üyesi oldu. İzmir’e gelmemiz Mesut’un üzerinde o baskıyı azaltmadı.  Sendikalı olmasından kaynaklı baskılar ve mobingler devam etti.”

    7 HAZİRAN SEÇİMLERİ, SURUÇ VE DİYARBAKIR PATLAMALARI

    7 Haziran seçimlerinden hemen sonra müzakere sürecinin bitilmeye çalışıldığını kaydeden Evrim Mak, eşi Mesut’un ise barış sürecinin devam etmesi için çabaladığını belirterek, “2015 7 Haziran seçimleri bir milat oldu ve bir takım olaylar yaşandı. Bir barış sürecinde girilmişti ve insanların ölmediği bir ortamı izliyorduk. 7 Haziran’dan sonra hızlıca bambaşka bir şeyler yaşanmaya başladı. Ülkede sıcak bir gündem vardı, bir taraftan da Suriye’de yeni gelişmeler oluyordu. IŞİD diye bir şey çıktı ve yoğunca konuşuluyordu. Kanım donarak izliyordum. 10 Ekim’den önce Suruç ve Diyarbakır’da bombalar patlıyordu. Bir süreç vardı ve bitirilmeye çalışılıyordu. Hangi barış diyordum? Bir anne çocuğunun cesedinin parçalarını eteğinde topluyor, diğeri ise çocuğunu gömemediği için buzdolabında saklıyor. Biz ne ile barışacağız diyordum. Mesut politik bakıyordu ve barış sürecinin devam etmesi için çabalıyordu” diye ekliyor.

    “BEN, MESUT VE DENİZ BİRLİKTE ANKARA’YA GİDECEKTİK”

    Eşi Mesut Mak’ın Ankara’da mitinge gidiş kararını Evrim Mak şöyle anlattı:

    “Mesut 10 Eylül’ün örgütlenmesi için sendikada toplantılara katılıyor. Mitinge benim ve kızımız Deniz’in gelmesini istiyordu. Barış deyince insan heyecanlanıyor. İçimde bir korku vardı; bir anne olma hissiyatı ile başımıza bir şey gelir mi diye düşünüyordum. Suruç Katliamı’ndan sonra ‘Mesut çember daralıyor sanki sıra bize de gelecek ‘ cümlesini kullandığımda ise, ‘Evet gelebilir ama elimizi çekip oturamayız. Sesimizi çıkarmamız lazım’ diyordu. Mitingden bir önceki gün beraber gitmeye karar vermiştik. Akşam yola çıkmadan önce kızımız Deniz’in ateşi vardı ve son anda gitmekten vazgeçtik.

    “DÜĞÜN ELBİSESİ OLUR YA ÖYLE BİR ELBİSE GİYDİ”

    Tıraş olmuştu ve eve gelmişti. Memurdu çok fazla paramız pulumuz da yoktu. Herkesin dolabında düğün için iyi bir elbisesi olur ya; Mesut’un da öyle bir elbisesi vardı. Bir yıl önce aldığı ve ayağına hiç giymediği bir ayakkabısı vardı. Kaldığımız lojman Ege Üniversite’nin yakınındaydı. Kızımla birlikte Mesut’u yolcu ettik ve o görüntü hiç aklımdan çıkmıyor. Deniz ağladı ve ‘Baba ne olursun gitme’ dedi. Mesut, ‘söz kızım yarın akşam evde olacağım’ dedi. İnsanlar verdiği sözü tutmalı diye nasihatte bulunan baba o gün sözünü tutamadı ve geri gelemedi.”

    “TELEVİZYONU AÇTIM VE…”

    Evrim Mak, babasının kendisini aradığı ve patlamayı öğrendiğinde, “En son yola çıktıkları akşam 11-11.30 gibi konuştuk. En fazla gaz sıkar, tazyikli su ile müdahale ederler diye bekliyordum. Kızımızın ateşi olduğu için gece birkaç kez yanına gitmiştim ve uyuyamamıştım. Sabah 10. 30’a doğru babam aradı ve Mesut’u sordu. Bir patlama olduğu bilgisini verdi. Televizyonu açtım ve halay çekilerken patlayan o bombanın görüntüsünü gördüm. O arada sürekli telefonum çalıyordu ama ben Mesut’u arıyordum. Telefonu sürekli meşguldü. Deniz uyandı ve o telaşlı halimi görünce hızlıca televizyonu kapattım” dedi.

    “MESUT’U KAYBETMİŞTİK”

    Evrim Mak, eşi Mesut Mak’ın arkadaşlarının o kötü haberi verdiği anı, “Yayını izlediğimde polisler alana gaz atıyordu. Bomba patladıysa polisler neden insanların üzerine gaz atıyor diye soruyorum. Tek istediğim Mesut’un sesini duymaktı. Meğerse her şey olmuş ve bana söylememişler. Mesut’a beni aramadığı için o kadar öfkeliydim ki. Meğerse herkes Mesut’u aradığı için telefon meşgul çalıyormuş. Kapımız çaldı ve dışarıda bekleyen arkadaşları eve geldi Mesut’u kaybettiğimizi söylediler” cümlesiyle anlattı.

    “MESUT BELKİ DE HAYATTA OLACAKTI”

    Kan kaybı yaşayan eşine sağlıkçıların müdahale etmesine izin verilmeyerek biber gazı sıkıldığını ve belki de müdahale edilse Mesut Mak’ın hayatta olabileceğine dikkat çeken Evrim Mak, “Ben bunu çocuğuma nasıl anlatacağım diye kahrımdan ölüyordum. 7 yaşındaki bir çocuğa neyi anlatabilirdim ki? Ankara’ya doğru yola çıktım. Adli tıp önü çok kötüydü. Herkes adli tıp önünde çığlıklarla yakınlarını bekliyordu. Her şey o kadar değersizdi ki. Mesut’un bedenine çok sayıda bilye gelmişti. Otopsi sonuçları geldiğinde ölüm sebebi ise kasığına gelen bilyeden sonra kan kaybı yaşanmasıydı. Oradaki sağlıkçılara gaz sıkılıyor ve o anda yaralılara müdahale edemiyorlar. Bir tampon yapılsa ve müdahale edilse belki de Mesut hayatta olabilirdi. Yaralı insanların üzerine polislerin gaz atmasını cevaplayamıyorum” diyerek isyan ediyor.

    “RÜYALARINDA DERSİM’İ GÖRÜYORDU, O DERSİM’E AİTTİ”

    Evrim Mak, eşi Mesut Mak’ın Dersim’e defnedilme sürecine dair, ‘O Dersim’e aitti’ diyerek şöyle devam etti:

    “Mesut espirilerinde ‘Ölürsem beni Dersim’e götürün, mezarım orada olsun’ diyordu. Büyükler geldi benim düşüncemi aldılar ve Dersim’e götürelim dedim. İnanılmaz şekilde Dersim’i seviyordu ve oraya aitti. Evliliğimiz süresince her yaz Dersim’e gidiyorduk. Rüyalarında sürekli Munzur’u görüyordu. ‘Evrim Munzur’daydım, kana kana su içiyordum’ diyordu. Dersimlilerin bir hikayesi vardı. Munzur her yıl bir tane kurban alırmış. O yılın kurbanı da Mesut oldu diye düşünüyorum kafamda. Bunların hiç birini hak etmedik.”

    “8 YILDIR YAS YAŞAMIYORUM, ÖFKEM BİTMİYOR”

    Evrim Mak, yas sürecini yaşayamadığını ve aradan geçen 8 yılda öfkesinin hiç dinmediğini dile getirerek, “İnsanların evlerine yazın karıncalar gelirdi. Alt katta otururken bizim eve de çok gelirlerdi. Ben karınca ilacı alarak üzerlerine sıkıyordum. Mesut, ‘Evrim yapma, onların gelmesine engel olacak başka bir şey bul. Öldürme, onlar savunmasız, ellerinde silah yok‘ derdi. Ankara’ya giden insanlar savunmasızdı, oraya bayram kıyafetleriyle gittiler. Bu insanlar oraya savaşa gitmediler. Demokratik bir ülke talep etmek için oraya gittiler. Bunun karşılığı bu olmamalıydı. Hangi savaşta 103 insanı birden aniden öldürmüşler midir? O kadar kalleşçe ki kabul edemiyorum. Ölüm gerçektir ve normal ölümlerde insan üzülür, kabullenir. Öldükten sonra yas durumun olur. Ben süreci 8 yıldır yaşamadım. 8 senedir içimdeki öfkeyi dindiremiyorum ve bu beni bitiriyor. Bu bireysel değil toplumsal bir travma” şeklinde konuşuyor.

    DENİZ, BABASININ HAYATTA OLMADIĞINI ÖĞRENİYOR

    Evrim Mak, kızı Deniz’e babasının hayatta olmadığını anlatmaya çalıştığı süreci de şöyle dile getirdi:

    “Kızımıza söylemeden önce psikolog bir arkadaşımdan yardım istedim. Mesut’u defnettikten bir gün sonra Deniz Dersim’e geldi. Sabah kalktığında babasını sorunca, ‘Babanı kaybettik, gelmeyecek’ dedim. Yastıkları felan fırlattı. Ağlayarak boynuma sarıldı ve, ‘Anne bize şimdi kim bakacak’ dedi. Hiç beklemediğim bir şeydi. Çocuklar için bu çok önemliymiş. Dışarıya çıktı, salıncakta sallandı. Sonrasında o salıncağı babasının salladığını söyledi, meğer ise öyle hayal etmiş. Mezara götürdüğümüzde ise yaklaşmadı bile.

    “MESUT KIZINI ÇOK SEVİYORDU”

    Kızını çok seviyordu. Onu öptüğünde şekerinin düştüğünü söylüyordu. İyi kötü bir arabamız var, ‘öne deniz binecek onunla gezeceğiz’ diyordu. Babası işten gelmesine yakın gözleri parlıyordu. İyi bir eğitim almasını istiyordu. Evladına bırakabilmek için de o evi almıştı. Denizle ikimiz artık baş başa kalmıştık. Ailem ara ara gelip gidiyordu. Birine alışmayalım, giderlerse daha kötü oluruz diye düşünüyordum. Deniz o ara ölümle ilgili sorular soruyor ve ben o dönem çok kötüyüm.
    O süreçte Deniz’in okula ve benim işe başlamamla topluma karışma sürecimiz başladı. Sabah kalktığında diyorsun ki o duygular olmayacak ama öyle normalleşmiyor. Deniz bu yaz tatilinde Dersim’e gitti ve babasının mezarını ziyaret etti. Çok ağlamış. Önceden hiç ağlamıyordu. Psikologlar derneği bu süreçte bize danışmanlık yaptılar.”

    “OYSA Kİ İNSANA BENZİYORLARDI!”

    2016 yılında başlayan yargılamaya dahil olan Evrim Mak, katliamın faillerine, ‘oysa ki insana benziyorlardı’ diyerek şaşırdığını söylüyor. Avukatların çabaları ile faillerin geçmişine dönüp bilgilerin ortaya çıktığına dikkat çeken Mak, “İlk duruşmaya katıldığımızda avukatlar kendimi kontrol etmemi öfkelenmememi söylüyordu. Avukatlar, bombaların nereden geldiği, patlayıcıların nereden alındığı, Ankara’ya kadar kimin eskortluk yaptığına dair dosyaları sunuyorlardı. Onlar ise kabul etmiyorlar, bildiğiniz o kadar insana benziyorlar ki. Kendi kendime acaba yanlış insanlarla mı mahkemeliğiz diye kendime soruyorum. Saçları kısa, traşlı ve normal kıyafetliler. Sonraki duruşmalarda avukatlarımızın çabaları ile çıkarılan fotoğraflar var. Bir bakıyorsun ki IŞİD içerisinde sakallı, silahlı fotoğrafları var” sözleriyle karşılaştığı durumuna tepki gösteriyor.

    “ZAAFİYETİ OLANLARIN SORUŞTURULMASINI İSTİYORUZ”

    Katliam faillerinin tüm ihbarlara rağmen elini kolunu sallayarak katliamı gerçekleştirmesinde sorumluluğu bulunanların yargılanmasını istediklerini vurgulayan Evrim Mak, “O dönem bakıyorsun ki Suriye’den silahlar gelip gidiyor. Yaralı bir İŞİD üyesi o dönem Hatay’da tedavi ediliyor. Antep’te bir İŞİD üyesi nitrat almaya gidiyor ve onlarca kilo istiyor. O dönem nitrat alımına bakanlık belli yasaklar getirmiş. Gübre satan esnaf emniyete ihbarda bulunuyor ama hiçbir şekilde soruşturma yok. Eskortluk yapan adam Ankara’ya iki canlı bombayı getiriyor. Normal bir eylemde insanlar her yerine kadar aranırken bu canlı bombalar buraya nasıl giriyor. 60’a yakın ihbar geliyor. Emniyet ,tertip komitesine böyle bir eylem ihbarı aldığına dair uyarıda bulunmuyor. Bunu yapanlar İŞİD ama güvenlik zafiyetinde bulunan tüm kurumların, kişilerin soruşturulmasını istiyoruz. Ailelerin çığlıklarını hala unutamıyorum” diye konuştu.

    “ÜLKEDE BARIŞA TAHAMMÜL YOK”

    Katledilen 103 canın emek, demokrasi ve barış talebiyle Ankara’da olduğunu hatırlatan Evrim Mak, devlet geleneğinin hala ‘barışa’ tahammül edemediğini sözlerine ekleyerek, “Oraya giden eşin, kardeşin, akraban, yoldaşın her kimse üç taleple gitti; emek, demokrasi ve barış. Demokrasiyi andığınız an patlamalar ve ölümler oluyor. 90’larda toroslar ile kaybedildi, işkencelerde kaybedildi. Bu ülkenin demokrasiye tahammülü yok. Mesut ve oraya gidenlerin talepleri sonrasında daha da geriye gitti. Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile insanlar ekmeğinden oldu, hiçbir şeyi olmayan insanlar gözaltına alınıyor. Korku toplumu yaratmak istiyorlar. Bu sürecin olumlu bir yere evrilebilmesi için muhalif kesimlerin üzerinden korkuyu atması gerekiyor. Korku bizlere kazandırmaz” vurgusu yapıyor.

    “UNUTULMAMASI ÇOK DEĞERLİ, UNUTMAK İHANETTİR”

    Evrim Mak, son olarak unutmamaya dair çağrıda bulunarak şunları ekledi:

    “Sizinle görüşeceğimizi 10 Ekim Ailelerine söyledim. 8 yıldır dinmeyen bir acı. O öfkeyi ne dindirebilir? Mahkeme süreçlerinde sorumluların adil yargılanması, adaletin yerini bulması bize iyi gelebilir. Unutulmaması bizim için çok değerli. Unutulmasının hepimize, insanlığa ihanet olduğuna inanıyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde 10 Ekim Katliamı’nın unutulmamasına dair bir anıt yapıldı. Bu bizi çok mutlu etti. Sadece İzmir’de kalmamalı. Asıl anıtın Ankara Garı önünde olması gerekiyor.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • 10 Ekim Ankara Katliamı 7’inci yılında: Unutmadık, unutturmayacağız!

    10 Ekim Ankara Katliamı 7’inci yılında: Unutmadık, unutturmayacağız!

    PİRHA- Türkiye tarihinin en büyük katliamlarından biri olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı 7’inci yılını geride bıraktı. Çözüm sürecinin bittiği, savaş tamtamlarının çalındığı bir zamanda 7’den 70’e yüz binler, barışın sesini yükseltmek için Türkiye’nin dört bir yanında barış şarkılarıyla Ankara’nın yolunu tutmuştu. İŞİD ve İŞİD’i destekleyenler ise barışın sesini kısmak için 104 canı katletti. Bugün ise bir çok kentte katliamda yaşamını yitirenleri anmak ve barışın sesini yükseltmek için binlerce yurttaş alanlara çıkıyor.

    Mayıs 2015’de başlayan, ardından Suruç ile devam eden ve sonrasının da geleceği herkesçe bilinmesine karşın, Ankara yollarına düşenler “inadına barış” demek için Ankara Garı önünde toplanmışlardı.

    2 IŞİD üyesi de, mitingi kana bulamak için mahkeme kayıtlarına göre Antep’ten yola çıktılar. 10 Ekim sabahı ise (Evrensel gazetesinin yayınladığı görüntülerinde görüldüğü üzere) katliamı gerçekleştirmek için Ankara garına gittiler.

    Toplanmaya başlayan gruplar barış halayları çekip, barışı haykırırken, 2 IŞİD üyesi ise üzerine bağladıkları bombaları patlatıp 102 insanı öldürdü, yüzlercesini de yaraladı. Katliamın yaşandığı anı anlatanlar “Yaşanan tam bir vahşet. Ayakta kalmayı başaranlar ise atılan gaz bombası ve tazyikli suyla yerlere yığıldı” diyerek katliamı ve hemen ardından yaşananları özetliyordu.

    Katliamda yaşamını yitirenler ülkenin bir çok kentinde toprağa verildi. Daha sonra açılan davalardaki bilgilere göre, istihbarat birimlerinin IŞİD’in toplu gösterilere dönük saldırı gerçekleştirebileceği bilgisinin olduğu, ancak saldırının engellenmediği ortaya çıktı.

    HÜKÜMET KANADI

    Katliamın yaşanmasının ardında kameraların karşısına geçen bakanlar ölü sayısının 86’ya yükseldiğini ancak güvenlik zafiyetinin olmadığını savundu. Gazetecinin İçişleri Bakanı Selami Altınok’a sorduğu “İstifa edecek misiniz?” sorusu karşısında Adalet Bakanı Kenan İpek’in gülümseyerek cevap vermesi büyük bir tepkiyle karşılanmıştı.

    Dönemin Başbakan’ı Ahmet Davutoğlu ise “Türkiye hukuk devletidir” diyerek “Bu insanlar kendilerini patlatmadan bir şey yapılamaz” dedi.

    Davutoğlu 1 Kasım seçimleri öncesi ise yaptığı bir konuşmada, “Ankara’daki terör saldırısı sonrasında anket yaptık ve kamuoyunun nabzını tutuyoruz oylarımızda bir yükseliş trendi var” demesi de tepkilere neden olmuştu.

    104 insanın yaşamını yitirdiği, 500’den fazla insanın ise yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamının 7. yılında firari sanıklar yönünden devam eden davanın 17’nci duruşması Ankara Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz hafta görüldü.

    Tanıkların ve sanıkların dinlendiği duruşmada, mağdur ve sanık avukatlarının savunmasının ardından mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 27 Aralık 2022’ye erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Düzgün Baba’da 10 Ekim’de katledilenler için çerağ uyandırıldı-VİDEO

    Düzgün Baba’da 10 Ekim’de katledilenler için çerağ uyandırıldı-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler için Düzgün Baba’da pir ve anaların katılımıyla katledilen canların anısına çerağ uyandırıldı.

    Ankara Tren Garı önünde 10 Ekim 2015’te KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 100 kişi yaşamını yitirmiş 400’ü aşkın kişi de yaralanmıştı. Saldırıda ağır yaralanan 4 kişi daha farklı tarihlerde yaşam mücadelesini kaybetmişti.

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı sonucu yaşamını yitiren 104 kişi için Düzgün Baba’da pir ve anaların katılımıyla katledilen canların anısına çerağ uyandırıldı. Pir Kâzım Açıktepe 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler için gülbeng verdi.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD’tan 10 Ekim açıklaması: Ankara Gar meydanı Kerbela meydanı olmuştur

    DAD’tan 10 Ekim açıklaması: Ankara Gar meydanı Kerbela meydanı olmuştur

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nın asıl faillerinin 7 Haziran seçimlerinden sonrası toplumsal muhalefeti, barış isteyenleri tehdit eden iktidar olduğuna işaret eden Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), sorumluların yargılanması için mücadele çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İŞİD’in bombalı saldırısında 104 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Katliamı’na dair açıklama yaptı. 6 yıldır adaletten yoksun yürütülen adalet mücadelesinin hatırlatıldığı açıklamada, katliamın barış, demokrasi ve özgürlük istemine karşı gerçekleştirildiği vurgulandı.

    Adaletin yerini bulması ve katliamda sorumlu olanların yargılanması için mücadeleye etme çağrısı yapan DAD açıklamasında, “ 7 Haziran seçimlerinden sonra yapısal kriz arttıkça iktidarın toplumsal muhalefeti, barış isteyenleri, farklılıklarla ikrarlı yaşamı savunanları tehdit ettiğinin en somut göstergesi Ankara Gar katliamıdır. Sürekli kaos, belirsizlik, tehdit ortamı oluşturarak demokratik siyaset mücadelesi veren kesimlerin mücadelesini etkisiz hale getirmeye çalıştıkları bilinen bir gerçektir” ifadelerine yer verildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri’nin (DAD) açıklaması şöyle:

    “ANKARA GAR MEYDANI KERBELA MEYDANI OLMUŞTUR”

    “Irak Şam İslam Devleti ( IŞİD) tarafından 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen katliamın altıncı yılındayız. Altı yıldır devam eden adaletten yoksun bir hukuk süreci devam ediyor. 19 sanığın tutuklu olduğu, duruşmalarda adalet adına, insanlık adına, vicdan adına bir arpa boyu yol alınmadığı bir yargı süreci ile karşı karşıyayız.  Bu katliamda sorumlu olan üç firari sanığın Suriye’de kamplarda olduğu bilindiği halde tutuklanıp getirilmemesi adaletin kimden yana işlediğinin somut delilidir. 10 Ekim Ankara Gar meydanı Kerbela meydanı olmuştu. Katliam anına kadar ortalıkta görülmeyen güvenlik güçleri bombaların patlaması ile alanı gaza boğmuşlardı. Gazlarla, tomalarla, akreplerle saldırarak ilk yardımı engelleyenlerin hiç biri yargılanmadı.

    “ANILARI ÖNÜNDE DARDAYIZ”

    “Suruç’ un canlı bombacısı ile Ankara Gar katliamının bombacısının kardeş olması, üç ay arayla katliamın meydana gelmesi tesadüf müdür? Ankara’nın orta yerinde gündüz gözüyle bir katliam işlendi. Yüz üç barış elçisi, yüz üç hakikat arayışçısı Hak ile Hak oldular, Hak meydanına mihman oldular. 7 Haziran seçimlerinden sonra halkın özgür iradesine tahammül edemeyen Nahak zihniyetin temsilcileri, katliamdan sonra oylarının yükseldiğini söyleyerek “iktidar için her şey meşrudur” fikrinde birleştiler. 7 Haziran seçimlerinden sonra yapısal kriz arttıkça iktidarın toplumsal muhalefeti, barış isteyenleri, farklılıklarla ikrarlı yaşamı savunanları tehdit ettiğinin en somut göstergesi Ankara Gar katliamıdır. Sürekli kaos, belirsizlik, tehdit ortamı oluşturarak demokratik siyaset mücadelesi veren kesimlerin mücadelesini etkisiz hale getirmeye çalıştıkları bilinen bir gerçektir. Ankara’da ülkenin baş kentinde, gündüz gözüyle farklılıklarla barış içinde yasamayı haykıran 103 barış şehidini asla unutmayacağız, unutmayacağız. Adaletin yerini bulması için, katliamda sorumlu olanların yargılanması için mücadeleye devam edeceğiz. Anılarının önünde dardayız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Adıyaman’da anıldı-VİDEO

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Adıyaman’da anıldı-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Adıyaman’da anıldı. Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılan anmada “Bugün 6. yıl anmasını yaptığımız, devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden 10 Ekim Ankara Katliamı siyasi bir cinayettir” denildi.

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 103 kişi yaşamını yitirmiş ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 6. yıldönümünde Demokrasi Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya HDP Adıyaman önceki dönem Milletvekili Dr. Behçet Yıldırım, Kömür Belediye Başkanı Erkan Karakaş, HDP Adıyaman İl Örgütü, Adıyaman Barosu Şube Başkanı Bilal Doğan ve KESK bileşenleri katıldı.

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu adına basın açıklamasını Adıyaman Eğitim-Sen Şube Başkanı Abdullah Demir okudu.

    “KARDEŞLERİMİZİN HAYATLARINDAN OY DEVŞİRENLERİ ASLA AFFETMEYECEĞİZ”

    Herkese umut veren coşkulu birliktelik, birbiri ardına patlayan iki bomba ile kana bulandığını söyleyen Demir, “IŞİD üyesi iki canlı bomba tarafından gerçekleştirilen kanlı saldırı sonucunda 104 arkadaşımız hayatını yitirdi. 500’e yakın arkadaşımız yaralandı ve sakat kaldı. Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Arkadaşlarımıza olan hasretimiz, her geçen gün daha da büyüyor. Ceza dosyası kapsamında dosyaya katılanlar olarak bizlerin talepleri ile damla damla kazandırılan deliller ile artık hepimiz biliyoruz ki; bugün 6. Yıl anmasını yaptığımız, devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden 10 Ekim Ankara Katliamı siyasi bir cinayettir. Bilinmelidir ki, insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Kardeşlerimizin hayatlarından, bizlerin acılarından oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • İstanbul’da anma: Bizim çocuklarımız neden öldürüldü?-VİDEO

    İstanbul’da anma: Bizim çocuklarımız neden öldürüldü?-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya gelen yüzlerce yurttaş, Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Anmada, yapılan açıklamada, “Türkiye’nin barış umuduna darbe vuran, insanları sokağa çıkamaz hale getiren 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan olayların sorumlusu kimdir? Bizim çocuklarımız neden öldürüldü?” diye soruldu.

     

    Ankara Gar Katliamı’nın 6. yıldönümünde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mimarlar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipler Birliği (TTB) ve 10 Ekim Barış Derneği’nin öncülüğünde İstanbul Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya geldi.

    Sık sık katliamda yaşamını yitirenlerin isimleri okunduğu açıklamayı 10 Ekim gazisi Özer Değirmenci okudu.

    7 Haziran 2015 Seçimleri sonrasında ülkeye egemen hale getirilmeye çalışılan şiddet ve korku iklimine karşı barışı, demokrasiyi ve emeğin haklarını savunmak için DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak onbinlerce yurttaşın “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne katıldığını hatırlatan Değirmenci, “10 Ekim 2015 sabahında bu alanda yüreklerinde sevgi, gözlerinde gülümseme, dillerinde barış türküleri olan on binlerce kişi kardeşçe yan yana bulunuyordu. O karanlık dönemde hepimize umut veren bu coşkulu birliktelik saat 10’u 4 geçe birbiri ardına patlayan iki bomba ile kana bulandı” dedi.

    10 Ekim Katliamı’nın hukuki sürecinin paylaşan Değirmenci, “5 yıldır katıldığımız her duruşmada, katliamda ihmali olan kamu görevlilerinin ve sorumlulukları bulunan siyasetçilerin de yargılanması gerektiğini dile getirdik. Ne yazık ki, geçen bu süreçte mahkeme heyetinin değiştiğine, katılan ve mağdur olanların sanık olarak addedildiğine, “adalet” isteyenlerin mahkeme salonlarından çıkarılmak istendiğine tanıklık ettik. Mahkeme salonlarında denk gelmediğimiz adalet, kamuoyu vicdanında da tecelli etmiş değil!” diye konuştu.

    Yakın tarihin en karanlık döneminin aydınlığa kavuşması için siyasetçileri de ellerine vicdanlarına koymaya, gerçekleri açıklığa kavuşturmaya çağıran Değirmenci, “Türkiye’nin barış umuduna darbe vuran, insanları sokağa çıkamaz hale getiren 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan olayların sorumlusu kimdir? Bizim çocuklarımız neden öldürüldü?” diye sordu.

    İnsanlığa karşı işlenen suçların faillerini gizleyenler, suçların ortağı olduğunun altını çizen Değirmenci, “İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Kardeşlerimizin hayatlarından, bizlerin acılarından oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz” diye belirtti.

    “10 Ekim katliamı, kendinden önce aydınlatılmamış 5 Haziran 2015 Diyarbakır ve 20 Temmuz 2015 Suruç katliamları gerçek anlamda araştırılsa ve failleri bulunsaydı hiç yaşanmayacaktı” diyen Değirmenci, şunları ifade etti:

    “Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yitirdiğimiz arkadaşlarımızın en büyük emanetidir. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Katliamın 6.yılında, bombaların patladığı bu acı dolu meydandan bir kez daha sesleniyoruz: Kaybettiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız! Sorumlularını unutmayacağız, affetmeyeceğiz! Yaşasın Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelemiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İzmir’de 10 Ekim anıtı açıldı: Gar katliamı siyasi bir cinayettir-VİDEO

    İzmir’de 10 Ekim anıtı açıldı: Gar katliamı siyasi bir cinayettir-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de, 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına yapılan, ’10 Ekim Anıtı’nın açılışı gerçekleşti. Açılışta yapılan açıklamada, AKP hükümetinin, iktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürüklediği vurgulanarak, insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenlerin katliamın ortağı olduğu belirtildi.

    İŞİD’in bombalı saldırısı sonucu 103 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Katliamı’nın yıldönümünde, İzmir’de Alsancak Garı önünde yaşamını yitirenler anısına anıt açılışı yapıldı.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde İŞİD saldırısı ile gerçekleştirilen saldırıda katledilenleri anmak ve katliam anısına Alsancak Garı önüne dikilen anıtın açılışını gerçekleştirdi. 10 Ekim Derneğinin “10 Ekim’i unutmayacağız, unutturmayacağız” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “savaşa hayır barış hemen şimdi”, “faşizme karşı omuz omuza” ve “karanlığa teslim olmayacağız” “katil İŞİD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Serpil Kemalbay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Kani Beko, İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Tunç Soyer ve çok sayıda kişi katıldı.

    10 Ekim’e hayatını kaybedenler anısına yapılan saygı duruşuyla başlayan etkinlik, katliam anıtına karanfil bırakma ile devam etti.

    TUNÇ SOYER: KATLEDİLENLERİN BARIŞ HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ

    10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, Ankara Gar katliamı ile ülkedeki demokrasi ve barış sesinin susturulmaya çalışıldığını dile getirerek, “10 Ekim saldırısı bu sesi boğmak, susturmak istemiştir. Ülkemizi dipsiz bir kuyuya sürükleme girişimi ve insanlığa karşı bir vahşet girişimi olarak belleğimize kazınmıştır. Göreve geldiğimde 10 Ekim anıtı yapma sözü vermiştim. Çünkü biliyorum ki; hafıza ve vicdandan başka geleceğimizi kurtaracak başka bir şey yok. Bu anıt barış yolunda yaşamını yitiren kardeşlerimizin anısına duyduğumuz vefanın eseridir. Yitirdiğimiz canlarının anısına koşulsuz şartsız sahip çıkarak onların barış hayalini gerçekleştirmeyi görev biliyoruz. Savaşa karşı barışı, baskıya karşı özgürlüğü ve sömürüyü karşı emeği yılmadan ve korkmadan savunmaya devam edeceğiz. Yaşamını yitirenleri anıyor, hepimizi karşı işlenen bu insanlık suçunu lanetliyorum” diye konuştu.

    “10 EKİM KATLİAMI SİYASİ BİR CİNAYETTİR”

    Basın açıklamasını okuyan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı,  katliama ilişkin kamu görevlileri ve siyasetçilerinde yargılanması gerektiğini ifade ederek “Ceza dosyası kapsamında dosyaya katılanlar olarak bizlerin talepleri ile damla damla kazandırılan deliller ile artık hepimiz biliyoruz ki; bugün 6’ıncı yıl anmasını yaptığımız, devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden 10 Ekim Ankara Katliamı siyasi bir cinayettir. Yakın tarihimizin en karanlık döneminin aydınlığa kavuşması için siyasetçileri de ellerine vicdanlarına koymaya, gerçekleri açıklığa kavuşturmaya çağırıyoruz. Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yitirdiğimiz arkadaşlarımızın en büyük emanetidir. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    “ADALET GELMEZ, ADALETİ BİZ GETİRECEĞİZ”

    Sarı’nın ardından konuşan 10 Ekim Aileleri Derneği üyesi ve HDP Suruç eski belediye eşbaşkanı Hatice Çevik, 6 yıldır hayatın yakınlarını kaybedenler için eskisi gibi olmadığını belirterek, “Bizi hayatta tutan tek bir şey var o da mücadele azmimizdir. Adalet gelmez biz adaleti getireceğiz. Türkiye’de adalet arayan o kadar çok kişi var ki; biz emek ve demokrasiyi isteyenler, hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Bütün inancımız ve çabamız bunun içindir. Yıllardır tiyatro sahnesi gibi bir katliam davası takip ediyoruz. Bu katliama yol verenler ortaya çıkmadığı sürece biz mücadelemize devam edeceğiz” diye belirtti.

    “BU ALANDA BARIŞ UMUDUNU YEŞERTİYORUZ”

    Eşini Ankara katliamında kaybeden Evrim Mak da umutlarını ve geleceklerini katlettiklerini ifade ederek, ” Katliamla birlikte bütün ülkeye korku salmaktı. Bugün de görüyoruz ki asla bunu başaramayacaklar. Umutlarımızı yağmaladılar bugün bu anıt sayesinde umudu ve barışı yeşertmek için bu alanda bulunuyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Açıklama sloganlar ve zılgıtlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Tarsus’ta anıldı-VİDEO

    10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Tarsus’ta anıldı-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 6. yılında yaşamını yitirenleri Tarsus Emek Ve Demokrasi Güçleri yürüyüşle anarak, “Unutmadık, unutmayacağız. Alevi, Sünni, inançlı, inançsız, Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez ve her dilden, her kültürden, her inançtan, her milliyetten Türkiye halkları kol kola barış türkülerini bu meydanlarda söylemeye devam edeceğiz” dedi.

    Tarsus Emek Ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 6. yılında yaşamını yitirenleri yürüyüşle andı.

    Yarenlik alanında bir araya gelen siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve onlarca yurttaş katliamda yaşamını yitirenleri andı.

    Tarsus Emek Ve Demokrasi Güçleri adına PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe açıklamayı okudu.

    “7 HAZİRAN SEÇİMLERİ SONRASINDA KARANLIK GÜÇLERİN PEŞ PEŞE KATLİAMLARI DEVREYE SOKTU”

    Ülkenin hızla içerisine sürüklendiği savaş ortamına karşı DİSK, KESK, TMMOB, TTB tarafından “Savaşa Hayır barış hemen şimdi “ çağrısıyla Ankara’da düzenlenen “Barış, Emek ve Demokrasi Mitingine IŞİD çeteleri tarafından düzenlenen bombalı saldırı sonucu 103 canın katledildiğini ve yüzlercesinin yaralandığını hatırlatan Erçe, 7 Haziran seçimleri sonrasında karanlık güçlerin peş peşe katliamları devreye soktuğunu belirtti.

    Tarsus’tan birlikte yola çıktıkları Metin Peşmen, Leyla Çiçek ve Orhan Işıktaş’ın da olduğu pek çok insan hayatını kaybettiğini ifade eden Erçe, “Geçen yaz kaybettimiz Ümit Ender’in de aralarında olduğu yüzlerce arkadaşımız yaralandı. Polisin yaralılara yardım etmek isteyen arkadaşlarımıza yönelik kullandığı biber gazı yüzünden de yaralı pek çok arkadaşımızı kaybettik.  Dönemin başbakanı katliamın ardından oy oranlarımız arttı açıklaması yaptı” dedi.

    “TÜRKİYE HALKLARI KOL KOLA BARIŞ TÜRKÜLERİNİ SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Katliamın üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen firari sanıklar hala yakalanmadığına dikkat çeken Erçe, şunları ifade etti:

    “200’ü aşkın klasörden oluşan belgeler ve kanıtlar katliamın göz göre göre geldiğini, engellenmediğini açığa çıkarmasına, avukatların kamuoyuna yaptığı açıklamalardan bildiğimiz üzere pek çok belgede IŞİD ile kamu görevlileri arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilere dair kanıtlara rağmen bu ilişkilerin açığa çıkarılması talepleri reddedildi. Katliamın tertiplenmesinde kamu görevlilerinin sorumlulukları açığa çıkarılmadı. Katliamın gerçek sorumluları yargı önüne çıkarılmadı.

    10 Ekim katliamının siyasi sorumluları bugün ekonomik ve siyasi kriz içerisinde kendi iktidarlarını korumak uğruna yine nefret politikaları, savaş politikaları ile ülkeyi karanlığa sürüklemeye çalışıyorlar. Katliamda  yitirdiklerimizin emek, barış, eşitlik mücadelesi ise işçilerin, gençlerin, kadınların, doğasını savunanların mücadelesinde yaşıyor.

    Katliamın 6. Yıldönümünde bir kez daha tekrar ediyoruz. 10 Ekim katliamının üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz. Kaybettiğimiz arkadaşlarımızın hesabını mutlaka soracağız. Bu çeteleri bölgemizde barındıran, onlara kol kanat geren yerli işbirlikçiler er ya da geç hesap verecek. Barış güvercinlerine verdiğimiz sözü asla unutmayacağız. Alevi, Sünni, inançlı, inançsız, Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez ve her dilden, her kültürden, her inançtan, her milliyetten Türkiye halkları kol kola barış türkülerini bu meydanlarda söylemeye devam edeceğiz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • 10 Ekim 2015’te katledilenler ‘İnadına ve Hala Barış’ sloganı ile anılacak

    10 Ekim 2015’te katledilenler ‘İnadına ve Hala Barış’ sloganı ile anılacak

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 6. Yılında yaşamını yitirenler için anma programı “İnadına ve Hala Barış” sloganı ile yapılacak.

    Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı olan 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler 6. yılında Ankara’da anılacak.

    “İnadına ve Hala Barış” sloganı ile yapılacak anma etkinliklerinin ilki 9 Ekim Cumartesi günü Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde olacak. “2015’ten bugüne katliamlar ve Cezasızlık” başlığı ile yapılacak panelin ardından “Barışa uçan kanatlar” sergisinin açılışı yapılacak.

    10 Ekim Pazar günü ise 09:30’da katliamın yaşandığı yer olan Ankara Garı önünde toplanılacak. 10:04’te başlayacak anma ile birlikte gökyüzüne siyah balonlar gönderilecek. Saat 14:00’te ise mezar ziyaretleri gerçekleştirilecek.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Gar Katliamı duruşmasında mahkeme başkanından soruları cevaplamayan tanığa teşekkür

    Gar Katliamı duruşmasında mahkeme başkanından soruları cevaplamayan tanığa teşekkür

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nın firari sanıklarının yargılandığı davanın 11’inci duruşması bugün görüldü. Tanıkların dinlendiği duruşmada, tanıklar mağdur avukatlarının sorularını mahkeme başkanının teşvikiyle cevapsız bıraktı.

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı davası 16 firari sanık üzerinden devam ediyor. Davanın 11’inci duruşması Ankara Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Davaya, ailelerin yanı sıra HDP ve CHP milletvekilleri de yoğun ilgi gösterdi.

    “MAHKEME BAŞKANI SORULARI CEVAPLAMAYAN TANIĞA TEŞEKKÜR ETTİ”

    Duruşma, müştekilerin yoklamasının alınmasının ardından tanık beyanları ile başladı. Sanıklardan Savaş Yıldız’ın eşi tanık Hülya Yıldız, eşiyle 6 yıldır görüşmediğini, halen Suriye’de olduğunu bildiğini söyledi. Yıldız, Suriye’de yaşadığı 3 yıl boyunca diğer tanıklarla ilişkili olmadığını ifade etti. Yıldız ayrıca, 2015 yazında eşiyle kaçak olarak Suriye’ye gittiklerini de söyledi.

    Tanık Hülya Yıldız, müşteki avukatlarından Av. Murat Kemal Gündüz’ün sorularını da yanıtladı. Yıldız, sorulan soruları “Hatırlamıyorum”, “Tanımıyorum” sözleriyle cevaplarken mahkeme başkanı tanığı sürekli “Cevap vermek zorunda değilsin” diyerek uyardı. Mahkeme başkanı sorgunun ardından ise tanığa teşekkür etti.

    MAĞDUR AİLELERİ MAHKEME BAŞKANINA TEPKİ GÖSTERDİ

    Bu duruma Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik, “Tanık ne söyledi bu katliamı aydınlatacak ki teşekkür ediyorsunuz. Biz davayı aydınlatmaya çalışıyoruz; siz tanığa sürekli ona cevap vermek zorunda değilsiniz diyorsunuz. Ben oğlumu kaybettim, kendim yaralandım. Siz nasıl sorulara cevap vermek zorunda değilsiniz dersiniz? Katliamın açığa çıkmasını istemiyor musunuz?” sözleriyle tepki gösterdi.

    “SURİYE’DE FAALİYET YÜRÜTTÜK”

    Firari sanıklarından Ömer Deniz Dündar’ın kardeşi Mahmut Gazi Dündar’ın eşi tanık Merve Dündar; sanık Walentina, Ömer Deniz Dündar ve Muhammed Zana Alkan’ı tanıdığını, 2018’den beri kendilerinden haber almadığını, yaşayıp yaşamadıklarını bilmediğini söyledi. Dündar, 2013 yılında Suriye’de bulundukları sırada İHH’den yardım paketleri geldiğini, içinde kahvaltılık malzemeler olduğunu anlattı. Bu yardımları dağıttıklarını belirten Dündar 2020 yılında insan kaçakçılarına 12 bin dolar ödeyerek Türkiye’ye döndüğünü anlattı. Dündar ayrıca firari sanıklardan Ahmet Güneş’in Emir olduğunu, Cüheyman olarak bildiği firari sanık Mustafa Delibaşlar’ı ise Antep Emiri olarak bildiğini ve şu anda esir kampında olduğu duyumunu aldığını söyledi.

    AVUKATLAR BİR KEZ DAHA AYNI TALEPLERİNİ YİNELEDİ

    Mağdur avukatları söz alarak dosya kapsamında geçmişte dinlenen kadın tanıkların ifadelerine binaen dosyada ki sanıklarla bağlantılı diğer tanıklarında dinlenmesini, kamplarda tutulduğu söylenen firari sanıkların yerlerinin araştırılmasını, firari sanıklardan IŞİD’in sınır Emiri olarak bilinen İlhami Balı’nın sınırda ilişki kurduğu belirlenen kişilerin mahkeme huzurunda dinlenmesini, katliam öncesinde istihbarat edinmelerine rağmen gereken önlemleri almayan kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmesini talep etti.

    AVUKATLARIN TALEPLERİ KISMEN KABUL EDİLDİ

    Avukatların taleplerinin alınması sonrasında katliam davasının tutuklu sanığı Erman Ekici’nin savunması alındı. Savcılık mağdur avukatların sanık hakkındaki tüm taleplerinin kabul edilmesi ve Erman Ekici’nin tutukluluğunun devamı yönünde mütalaasını verdi.

    Yarım saat ara verilen duruşmada aranın ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Heyet, mağdur avukatlarının taleplerinden sadece tüm dijital materyallerin yeniden incelenmesi ve Kuteybe Hammet isimli tanığın dinlenmesini kabul ederek tutuklu sanık Erman Ekici’nin tutukluluğunun devamına karar verdi.

    Bir sonra ki duruşma 3 Eylül 2021’e ertelendi.

    ANKARA/PİRHA

     

     

     

     

  • 10 Ekim Gar Katliamında kaybedilenler 50. ayında anıldı-VİDEO

    10 Ekim Gar Katliamında kaybedilenler 50. ayında anıldı-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları 50. ay anması için bir araya geldi. 10 Ekim Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, “Eğer yaşam hakkını korumayan bir ülkede yaşıyorsanız Dünya İnsan Hakları Haftası sıradan bir süreç olmaktan öteye gidemiyor.” dedi.

    Haberin videosu

    IŞİD’lilerin saldırısı sonucu, 10 Ekim 2015’te yaşamını yitiren 103 yurttaş için Ankara Garı önünde anma yapıldı.

    50. Hafta anmasına yaşamını yitirenlerin yakınları katılırken, gar meydanına 103 yurttaşın fotoğrafları serildi.

    Katliamın yaşandığı yaşandığı saat olan 10:04’te saygı duruşunda bulunan aileler, ardından “10 Ekim’i unutma, unutturma.” sloganı attı.

    10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, yaptığı konuşmada Dünya İnsan Hakları Haftasına atıfta bulunarak “Her insan hakları haftasında bedel ödeyenler olarak buruk bir şekilde bu süreçleri takip ediyoruz” diyerek şunları aktardı:

    “50 aydır buradayız. Bizi buraya getiren acı, mücadele halen çok yeni. Aradan geçen aylara, günlere rağmen her koşulda; soğukta, sıcakta burada olmaya devam ediyoruz. Hala içleri yanan insanlar olarak… Bugün burada hava koşullarına rağmen anma yapıyoruz. Tam da dünya İnsan Hakları Günü’nde buradayız. Ne mutlu ki biz, ölümleri değil yaşamları savunanlar olarak bugün burada anma ile birlikte Dünya İnsan Hakları Günü’nü de yadetmiş oluyoruz. Dünyada pek çok kıyımın dillerinden, ırklarından dolayı ötekileştirilen insanların toplu halde katledilmelerinden sonra Dünya İnsan Hakları Haftası bahşedilmiş ve yaşam hakkının bütün haklardan daha değerli olduğunu düşündükten sonra kutlanmaya değer bir hafta olarak görülmüş.

    Biz her insan hakları gününde bedel ödeyenler olarak buruk bir şekilde bu süreçleri takip ediyoruz. Eğer yaşam hakkını korumayan bir ülkede yaşıyorsanız Dünya İnsan Hakları Günü sıradan bir gün olmaktan öteye gidemiyor. Bu ülkede yaşam hakkı için verdiğimiz mücadelenin çok büyük bir kıymeti var ve biz gerçek adaleti talep etmeye devam edeceğiz.”

    ‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇ’ YARGILAMASI

    Mehtap Sakinci Coşgun, konuşmasında devam eden mahkeme sürecine de değinerek önemli yol katettiklerini söyledi ve şöyle devam etti:

    “Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk defa ‘insanlığa karşı suç’ tartışmasıyla bir sanık artık mahkeme önünde. Devlete, mahkemeye, bize hesap vermek zorunda. Çünkü ilk defa 10 Ekim Ankara Garı Katliamı özelinde insanlığa karşı suçu tartışıyoruz. Gerideki 18 tutuklunun da aynı şekilde insanlığa karşı suç tartışmasıyla bu sürece dahil edilmelerini sağlayacağız.

    Gelinen aşamada dava bizim için sıfırdan başlamış bir hale geldi. Bu bizi daha çok umutlandırmalı. Bizler kazanımlarla dolu 50 ayı geride bırakmış olacağız. Burada her ay olmanın önemi büyük. Bu süreci dayanışma ile örüyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ‘Bu toprakların ihtiyacı adalet, demokrasi ve barıştır’

    ‘Bu toprakların ihtiyacı adalet, demokrasi ve barıştır’

    PİRHA- DİSK, KESK, TMMOB, TTB, Suriye operasyonuyla hiçbir sorunun çözülemeyeceğini ifade ederek, “Emperyalist güçlerle girilen pazarlıklarda izin verilen bir kapsamda, onların sattığı ve satacağı silahlarla, hepimizin geleceğini tehdit edebilecek tehlikeli vaatlerde bulunarak, üstelik başka bir ülkenin toprağında askeri bir operasyona girişmenin kimin ihtiyacına yanıt verdiği büyük bir soru işaretidir” dedi.

    DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürüttüğü Suriye operasyonu ile mevcut temel sorunların çözülemeyeceğini belirterek yazılı bir açıklama yaptı.

    “Suriye’de girilmek istenen yeni maceranın, daha önce girilen maceralarda olduğu gibi, bu temel sorunları çözmek bir yana daha da derinleştireceği açıktır” ifadelerinin yer aldığı metinde “Tehlikenin farkındayız” denildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bizler bu ülkenin işçileri, kamu emekçileri, mühendisleri, mimarları, şehir plancıları ve hekimleri olarak tehlikenin farkındayız.

    Türkiye’yi yönetenlerin yıllardır tüm uyarılara kulak tıkayarak ve hatta uyarıda bulunanları ‘hain’ ilan ederek Suriye’deki savaşa müdahil olmaları ülkemize ve bölgeye bugüne kadar büyük bedeller ödetti.

    Dört yıl önce bugün, 10 Ekim 2015’te Ankara’da Emek-Barış-Demokrasi mitinginde yaşanan ve 103 insanımızı yitirdiğimiz katliam, bu ağır bedellerden sadece biridir. Ortadoğu’daki savaş politikalarının besleyip, büyüttüğü, Türkiye’de yüzlerce insanımızı aramızdan alan katliamları gerçekleştiren IŞİD’in, dünyanın dört bir yanından gelen ve yurttaşı oldukları hiç bir ülkenin geri almak istemediği binlerce üyesinin ‘gardiyanlığı’ gibi ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyayız.

    Emperyalist güçlerin kapışma alanı haline gelen bir bataklıkta, emperyalist güçlerle girilen pazarlıklarda izin verilen bir kapsamda, onların sattığı ve satacağı silahlarla, hepimizin geleceğini tehdit edebilecek tehlikeli vaatlerde bulunarak, üstelik başka bir ülkenin toprağında askeri bir operasyona girişmenin kimin ihtiyacına yanıt verdiği büyük bir soru işaretidir.”

    “TEMEL SORUNLAR DERİNLEŞİR”

    “Ülkemize, bu ülkede yaşayan yurttaşlara, temsil ettiğimiz üyelerimize sorumluluğumuzun gereği olarak tarihe not düşmek boynumuzun borcudur: Böylesi bir askeri maceranın hiçbir sorunu çözmeyeceğini, aksine ülkemizin temel sorunlarını derinleştireceğini görenler için, göz göre göre susma zamanı değildir.

    Ülkemizin temel sorunu rekorlar kıran işsizliktir, yağmur gibi yağan zamlardır, yoksullaşan milyonlardır.

    Ülkemizin temel sorunu demokrasinin ve adaletin yıkımıdır.

    Ülkemizin temel sorunu bir arada, barış içerisinde, kardeşçe yaşama umudunun karşına dikilen ayrımcı, kutuplaştırıcı, ötekileştirici politikalardır.

    Suriye’de girilmek istenen yeni maceranın, daha önce girilen maceralarda olduğu gibi, bu temel sorunları çözmek bir yana daha da derinleştireceği açıktır.

    DİSK-KESK-TMMOB ve TTB olarak, 103 arkadaşımızı yitirdiğimiz 10 Ekim Ankara katliamının dördüncü yıldönümünde bir kez daha söz veriyoruz: Emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu Türkiye’yi yitirdiğimiz canlara armağan edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de 10 Ekim anması-VİDEO

    İzmir’de 10 Ekim anması-VİDEO

    PİRHA- İzmir Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Ankara Katliamı’nın 4. yıldönümünde yaptığı açıklamada, “Suruç ve Ankara Garı’nda yaşanan katliamların siyasal sorumlularının kimler olduğu ivedilikle ortaya çıkartılmalıdır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    İzmir’de Emek ve Demokrasi Cephesi ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde gerçekleştirdiği anma etkinliğiyle Ankara Tren Garı Meydanı’nda 10 Ekim 2015’te katledilen 103 insanı andı.

    Hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının olduğu anmada, “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Onlara sözümüz barış olacak”, “Katillerden hesabı gençlik soracak”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı. Anmada 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nden Mustafa Özdağ ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı söz alırken katledilen 103 kişinin adları anılarak 1 dakika saygı duruşunda bulunuldu.

    “FAİLLERİ SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI YAPAN AKP İKTİDARI”

    Hem dünyada hem de Ortadoğu’da daha fazla insanın ölmemesi, annelerin ağlamaması için yapılan mitingde DAİŞ eliyle 103 kişinin katledildiğini söyleyen Mustafa Özdağ, barış ve demokrasiyi savunan tüm insanlığa bomba atıldığını, arkasındaki güçlerin tek adam düzenini ikame eden, savaş kışkırtıcılığına soyunan AKP iktidarı olduğunu belirtti. Özdağ, katliamdan sonra ülkenin parlamenter rejimin ortadan kaldırılarak, emekçileri ve ezilenleri faşizme mecbur bırakan bir ekonomiye teslim edildiğini söyledi.

    “SORUMLULAR YARGILANMADI”

    Basın metnini okuyan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, geçen yıl karara bağlanan 10 Ekim Davası’nda 9 kişi hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verildiği belirterek, dosyaları ayrılan 16 firari sanık hakkındaki davanın üçüncü duruşmasının da 21 Kasım’da görüleceği hatırlattı. Açıklamada, katliamda ihmali olan kamu görevlilerinin ve sorumlulukları bulunan siyasetçilerin de yargılanması taleplerinin reddedilerek, yapılan adli işlemlerin göstermelik kaldığı vurgulandı.

    “7 HAZİRAN VE 1 KASIM ARASI SORUŞTURULSUN”

    Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “7 Haziran-1 Kasım seçimleri arası dönemdeki defterler açılırsa birçok siyasetçi insan içine çıkamaz” açıklaması hatırlatan Sarı, başta dönemin Başbakanı ve İçişleri Bakanı olmak üzere dönemin siyasileri hakkında gerekli adli işlemlerin başlatılması gerektiğe dikkat çekti. Sarı, “Yakın tarihimizin en karanlık döneminin aydınlığa kavuşması için Türkiye’nin barış umuduna darbe vuran, insanları sokağa çıkamaz hale getiren 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan olayların arkasında hangi siyasetçilerin bulunduğu, Suruç ve Ankara Garı’nda yaşanan katliamların siyasal sorumluları kimler olduğu ivedilikle ortaya çıkartılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “SAVAŞA KARŞI OLMAK YEGANE POLİTİKADIR”

    İnsanlığa karşı işlenen suçların faillerini gizleyenlerin de suçun ortağı olduğunu dile getiren Sarı, 103 canın bıraktığı barış ve kardeşliğini savunmanın onlara ve halklara borçları olduğunu vurguladı. Sarı, şunları kaydeti:

    “Yakın tarihimizdeki katliamlar, siyasiler tarafından topluma empoze edilen ayrımcılık ve nefret söylemlerinin ürünüdür. Savaş söylemleri nedeniyle yitirdiğimiz canlarımızı andığımız bugün, halkların barış içinde yaşadığı bu kadim coğrafyaya reva görülen savaşın ve yıkımın bir örneği ile yine karşı karşıyayız. Halklarımıza ölüm, acı ve yoksulluktan başka bir şey getirmeyecek olan savaşa karşı durmak, barış politikalarını savunmak, bu ülkede bir daha 10 Ekimlerin yaşanmasını engelleyecek yegane politikadır. 103 canımızın, bizlere miras bıraktıkları barışı ve kardeşliği savunmak onlara ve halklarımıza borcumuzdur.”

    Açıklama alkışlar ve sloganlar eşliğinde son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • 10 Ekim anmasına gazeteciler alınmadı

    10 Ekim anmasına gazeteciler alınmadı

    PİRHA- 10 Ekim katliamının dördüncü yıl dönümünde Ankara Tren Garı önünde yapılmak istenen anmaya gazeteciler alınmadı.

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 4. yılında yaşamını yitirenler için yapılmak istenilen anmaya gazeteciler alınmayarak bölgeden uzaklaştırıldı.

    103 kişinin yaşamını yitirdiği yüzlerce yurttaşın da yaralandığı 10 Ekim Gar Katliamı anmasının üzerinden 4 yıl geçti. KESK, DİSK,  TMMOB, TTB ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği tarafından Ankara Garı önünde yapılan anmaya yüzlerce yurttaş katıldı. Tren garına giden tüm yollar polis bariyerleri ve belediyeye ait kamyonlarla kapatıldı. Anma için gelen yurttaşların çantaları dahi güvenlik gerekçesiyle alana alınmadı.

    ANMAYA YİNE BASIN ENGELİ

    Katliamda yaşamını yitirenler için yapılan 4. yıl anmasında alana girmeye çalışan gazeteciler, polis engeliyle karşılaştı. Kurum kartlarının geçersiz olduğunu iddia eden polisler “Sizleri güvenlik gerekçesiyle almıyoruz. Başka ne açıklama bekliyorsunuz? Polemik yaratmadan uzaklaşın” diyerek gazetecilerin haber yapmasına engel oldu.

    PİRHA / ANKARA

  • AYM’den sendikalara ‘Grev yapamazsın’ cezası – VİDEO

    AYM’den sendikalara ‘Grev yapamazsın’ cezası – VİDEO

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi, 10 Ekim 2015’te yaşanan Ankara Gar Katliamı ardından iki günlük iş bırakma grevi yapan KESK-DİSK-TMMOB ve TTB için  ‘sendikal değil siyasal bir eylem’ gerekçesiyle çeşitli disiplin cezaları verdi. Karara tepki gösteren KESK’liler, “Barışı, demokrasiyi emeği savunmanın sendikal hak olduğunu gör(e)meyen AYM kararını kınıyoruz” dedi.

    Haberin videosu

    10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı ardından olayın aydınlatılması adına 2 günlük iş bırakma grevi yapan KESK-DİSK-TMMOB ve TTB’ye Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından çeşitli disiplin cezaları verildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), AYM kararını değerlendirmek üzere genel merkez binasında merkez yürütme kurulu üyeleriyle birlikte açıklama yaptı.

    Basın açıklamasını okuyan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Her seferinde karşımıza dikilen demokrasi ve barış karşıtlığı ile 10 Ekim’de yaşadığı acıyı yeniden yeniden yaşamamız isteniyor” diyerek şunları söyledi:

    “YARALARIMIZA BİR KEZ DAHA TUZ BASILMIŞTIR”  

    “Son olarak tam da 103 karanfilimizi dördüncü yıldönümünde andığımız bugünlerde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir kararla 10 Ekim’de açılan yaralarımıza bir kez daha tuz basılmıştır.

    Bilindiği üzere 24’ü bağlı sendikalarımızın üyesi ve onların yakını olmak üzere 103 canımızı hunharca aramızdan koparan 10 Ekim Katliamı’nın hemen ardından dönemin hükümeti üç günlük ulusal yas ilan etmiştir.

    Ancak ilan edilen üç günlük yasın sadece göstermelik olduğu kısa sürede açığa çıkmıştır. Çünkü katliamın faillerini ve arkasındaki güçleri açığa çıkarmakla görevli olanların hem katliamda hayatını kaybedenleri suçlayan hem de katliamdan sağ kurtulanları hedef gösteren açıklamalara ardı ardına imza atmaya devam etmiştir.

    Öte yandan demokrasi ve barış karşıtları 10 Ekim Katliamı’nda hayatını kaybeden ve sağ kurtulanları suçlayıcı açıklamalarla yetinmemiş, katliamı protesto eden basın açıklamalarına ve katliamın hemen ardından KESK-DİSK-TMMOB-TTB olarak yaşamını yitiren arkadaşlarımızı anmak, cenazelerini kaldırmak, hain katliamı lanetlemek ve sorumluların açığa çıkarılmasını talep etmek için 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde hayata geçirdiğimiz greve katılan binlerce üyemiz hakkında soruşturma açmıştır. Söz konusu soruşturmalar soncunda üyelerimizin önemli bir kısmına çeşitli disiplin cezaları verilmiştir. Söz konusu disiplin cezalarına karşı açılan sınırlı dava, üyelerimiz lehine sonuçlanırken mahkemelerin çoğu üyelerimize verilen disiplin cezalarını onamıştır.

    Bunun üzerine sendikalarımız çeşitli disiplin cezaları verilen üyeleri adına, örgütlenme özgürlüğünün ihlali konusunda Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.”

    “SENDİKAL HAKLARIN BÖLÜNMEZLİĞİ İLKESİ GÖZ ARDI EDİLMİŞTİR”

    “Buna göre AYM, konfederasyonumuz kararı doğrultusunda 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde yapılan greve katıldığı gerekçesi ile idare tarafından 1/30 aylıktan kesme cezası verilen ve mahkeme süreçleri ile cezası kesinleşen Akbulak’a ilişkin bireysel başvuru hakkında öncelikle iş bırakma eyleminin bir sendikal hak olmadığına dolayısıyla sendikal eylem kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir.

    Mahkemenin 12-13 Ekim tarihlerinde hayata geçirdiğimiz grevin sendikal hak olmadığına ilişkin değerlendirme yaparken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin sendikal faaliyetlerin engellenmesine ilişkin Türkiye aleyhine verdiği kararlardan ve Uluslararası Çalışma Örgütünün temel sözleşmelerinden alıntılar yapılsa da söz konusu karar ve sözleşmelere ruhunu veren sendikal hakların bölünmezliği ilkesi göz ardı edilmiştir.

    Söz konusu Anayasa Mahkemesi kararı ile yargının siyasal iktidara ne kadar bağlı hale getirildiği bir kez daha çarpıcı bir şekilde ortaya konulmuştur.

    Kısacası Anayasa Mahkemesi 103 kişinin canına binlercesinin yaralanmasına mal olan bir katliamın ardından arkadaşlarımızı anmak, cenazelerini kaldırmak, hain katliamı lanetlemek ve sorumluların açığa çıkarılmasını talep etmek için 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde hayata geçirdiğimiz grevi sendikal değil, siyasal bir eylem olarak değerlendirerek söz konusu greve katılanlara verilen disiplin cezalarının yerinde olduğuna hükmetmiştir.

    Bırakın ILO sözleşmelerini, AHİM kararlarını mevcut 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu bile birinci dereceden yakınını kaybeden kamu emekçilerine yedi gün izin hakkı tanımaktadır.”

    PİRHA / ANKARA