Etiket: 10 ekim

  • 10 Ekim Ankara Katliamı davasında ara karar verildi

    10 Ekim Ankara Katliamı davasında ara karar verildi

     10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin süren yargılamanın beşinci grup duruşmasında mahkeme, 18 sanığın tutukluluğunun devamına karar verdi, davası 22-23 Kasım’a ertelendi.

    10 Ekim 2015’te KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlemeyi planladığı Emek, Barş ve Demokrasi Mitingi öncesinde tarihi Ankara Garı önünde IŞİD’in gerçekleştirdiği katliama ilişkin yargılamada beşinci grup duruşma görüldü.

    BirGün’den Hüsyin Şimşek’in haberine göre mahkeme, tutuklu 18 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanık ifadelerinde adı geçen polislerin mahkeme huzurunda dinlenilmesine karar verilerek, dava 22-23 Kasım’a ertelendi.

    102 kişinin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren davanın beşinci grup duruşması ikinci gününde, sanıkların mağdur avukatlarına yönelik ifadeleri ve tutuklu sanıklardan Hacı Ali Durmaz’ın avukat Hatice Aydın’ın ailelere yönelik ifadesi tepki çekti.

    “POLİSLERİN TANIKLIĞINA BAŞVURULAMIYOR”

    Duruşmanın ilk bölümünde mağdur avukatları, katliamın planlanması ve gerçekleştirilmesine yönelik ihmallere değindi. Antep’te görevli iki polis memurunun beşinci grup duruşması sona ermesine rağmen hala “tanık sıfatı ile” ifadesinin alınamamasını eleştiren avukatlar, “Mahkemenin yazısına gelen yanıtta, polis memurlarının ikametgahlarında oturduğu fakat o an orada bulunmadığı belirtiliyor. İki polis memurunun tanıklığına başvurulamayacak durumda mıyız” diye sordu.

    “SUSKUNLUĞUMUZ ZAYIFLIK DEĞİL”

    Mağdur avukatlarının ardından sanık avukatlarının esasa ilişkin beyanlarına alındı. Bu sırada söz alan sanık Hacı Ali Durmaz’ın avukat Hatice Aydın, 10 Ekim katliamından “olay” diye bahsetti. Avukat Aydın’ın bu ifadesine tepki gösteren katılımcılar ise 10 Ekim’de bir “olay”ın değil, katliamın yaşandığını ifade etti. Bunun üzerine katılımcılara dönen avukat Aydın, “Bizim suskunluğumuzu zayıflık olarak görmeyin” dedi. Avukat Aydın, onlarca polis memurunun ve jandarmanın bulunduğu salonda, yeterli güvenlik önleminin alınamadığını da öne sürdü. Avukat Aydın’ın bu ifadelerinin “tehdit” olduğunu söyleyen katılımcılar ise müdahale etmeyen mahkeme heyetine ve avukat Aydın’a tepki gösterdi.

    AVUKATA TEHDİT

    Sanık avukatlarının beyanlarının ardından sanıklar kendilerini savundu. Bir kısım sanık savunma yapmak istemezken, sanıklardan Talha Güneş, bir mağdur avukatının, başka bir örgütün savunucusu olduğu iddiasında bulundu. Mağdur avukatının HDP ile de ilişkisinin olduğunu öne süren Güneş’e avukatlar ve katılımcılar tepki gösterdi. Bu sırada diğer sanık Mehmedin Baraç, aynı avukatı sözlü olarak tehdit etti.

    ‘DOSYAMIZ AYRILSIN’ TALEBİ

    Tutuklu sanıkların büyük bir bölümü, son taleplerinin dinlendiği sırada mahkeme heyetinden davalarının yerel mahkemelere aktarılmasını talep etti. Antep, Adıyaman ve Elazığ gibi kentlerde de yargılanan bazı sanıklar söz alarak, dosyalarının 10 Ekim katliamı davasından ayrılarak bu kentlerdeki mahkemelere gönderilmesini talep etti. Mahkeme heyeti bu talebi reddetti.

  • DİSK Başkanı Beko: Ankara Katliamı’nın arkasındaki gerçek ortaya çıkarılmalı-VİDEO

    DİSK Başkanı Beko: Ankara Katliamı’nın arkasındaki gerçek ortaya çıkarılmalı-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nı takip eden Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “Eğer siz Ankara’da yaşanan bu katliamı bütün gerçekleriyle ortaya çıkarmazsanız, başka katilleri onların arkasındaki karanlık güçleri siz adalete teslim edemezseniz bu ülke katliamlar ülkesi olacak” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    10 Ekim Ankara Katliamı Davası 5’inci grup duruşması dün başladı. Bugün 2’inci gününde devam ediyor. Davayı takip eden Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK Genel Başkanı Kani Beko davayı PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Beko, “2 yıl önce Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamının yaşandığı yer olan başkentte kaybettiğimiz 102 barış güvercini, barış elçisi adına ben gerçekten bugün duruşmadayım. Duruşmaları bugüne kadar takip ettim bundan sonrada takip edeceğim” dedi.

    “BU DAVADAN DERS NİTELİĞİNDE KARAR ÇIKMALI”

    Bu davanın ders niteliğinde bir dava olması temennisinde bulunan Beko şöyle konuştu:

    “Biz 2 sene önce de aynı şeyi söylemiştik. Eğer siz Ankara’da yaşanan bu katliamı bütün gerçekleriyle ortaya çıkarmazsanız, başka katilleri onların arkasındaki karanlık güçleri siz adalete teslim edemezseniz bu ülke katliamlar ülkesi olacak. Dolayısıyla daha birçok masum insan ölecek demiştik. Nitekim bu katliamdan sonra 25 yakın ülkemizde bombalar patladı. Dolayısıyla bundan sonra bu topraklarda ve Ortadoğu’da insanlarımızın ölmemesi için mutlaka bu davadan ders niteliğinde bir karar çıkması gerekir inancındayım.”

    Beko, “2 yıl önce 250 bine yakın Ankara’ya gelen Barış Demokrasi Özgürlük elçilerine saygı ve sevgilerimi sunarken 2 yıl önce kaybettiğimiz bu güzelim insanlarımızı şehitlerimizi saygı sevgi ve özlemle anıyorum” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN /ANKARA 

  • Ankara Katliamı’nın 5. duruşması devam ediyor

    Ankara Katliamı’nın 5. duruşması devam ediyor

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı davasının 5. duruşması görülüyor. 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının 5. tur duruşması Ankara Adliyesi’nde başladı. İki gün sürecek olan duruşmada, bombacılar hakkında saldırı öncesi gelen istihbaratlar, mahkeme heyetine sunulacak ve kamu görevlilerinin katliamda ihmali olduğu şüphesi bir kez daha gündeme gelecek.

    KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin 10 Ekim 2015’te düzenlediği “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi”nde 102 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliam davası Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor.

    DURUŞMA ÖNCESİNDE AÇIKLAMA

    Duruşma öncesinde Ankara Adliyesi önünde açıklama yapıldı. 1 dakikalık saygı duruşunun yapıldığı açıklamada, “10 Ekim’i unutma unutturma” sloganları atıldı. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği (10 Ekim-Der) Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, 15 gün sonra 2. yıl dönümüne gireceklerini ve 1,5 yıldır adalet mücadelesi verdiklerini hatırlattı.

    Mahkeme salonuna geçen aileler adliyedeki tadilat çalışmaları nedeniyle duruşma salonunun bir alt katında bekletildi. Müşteki ve sanık avukatları ayrı ayrı bölümlerden salona alındı.  Duruşmaya izleyici olarak CHP Milletvekili Şenal Sarıhan, HDP Milletvekili Müslüm Doğan,  DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eş Genel Başkanları Aysun Gezen ve Mehmet Bozgeyik, TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz,  EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, EMEP MYK üyesi Levent Tüzel, Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Doğan katıldı.

    10 Ekim Derneği Başkanı Avukat Mehtap Sakıncı Coşkun yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

    “25 Ekim 2017 bugün Ankara gar katliamının 5 tur duruşmalarında yine hep birlikteyiz. 15 gün sonra Türkiye tarihinin en büyük katliamının 2. yıldönümünde yine hep beraber olacağız. Yaklaşık 1.5 yıl devam eden adalet mücadelesinin ne kadar meşakkatli ve zor olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün ve yarın da yargılamanın 5.tur duruşmalarında da  kamuoyununa sesleniyoruz. Diyoruz ki 10 Ekim için gelmeyecek adalet,  hiçbir şekilde gelmeyecek. Bu yüzden adalet mücadelemizde ve 15 gün sonra Ankara Garı önünde yapacağımız anmada vicdanları olanlara sesleniyoruz. Diyoruz ki mücadelemizde emek, barış ve demokrasiye dair umudumuza katkı sunun. 2 gün boyunca devam edecek olan duruşmalara herkesin katkı sunmasını ve bu süreçte 10 Ekim Katliamı’nın hiçbir şekilde unutturulmasına izin verilmesin istiyoruz.”

    SANIKLAR SALONDA

    Sanıkların hepsi duruşma salonuna getirildi. Aydın Barosu davaya müdahillik talebinde bulundu. Sanıklardan Resul Demir, Burak Ormanoglu, Metin Akaltın ve Erman Ekici’nin heyetin reddi konusundaki talepleri ret edildi.

    Davanın tutuklu sanıklarının isimleri şöyle: İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Hakan Şahin, Yakup Şahin Yakup Karaoğlu, Metin Akaltın, Erman Ekici, Burak Ormanoğlu, Hacı Ali Durmaz Abdülmüttalip Demir, Talha Güneş ve Abdulhamid Boz, Suphi Alpfidan, Hatice Akaltın, Esin Durgun. Firari sanıklar sanıklar ise şöyle; Ahmet Güneş, Bayram Yıldız, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Hasan Hüseyin Uğur, İlhami Balı, Kasım Dere, Muhammet Zana Alkan, Mustafa Delibaşlar, Nusret Yılmaz, Ömer Deniz Dündar, Savaş Yıldız, Yakup Selağzı, Kenan Kutval, Walentina Slobodjanjuk ve Cebrail Kaya.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • 10 Ekim Katliamı’ndan yaralı kurtulan öğretmen Kılıç: Derin bir travma yaşıyoruz-VİDEO

    10 Ekim Katliamı’ndan yaralı kurtulan öğretmen Kılıç: Derin bir travma yaşıyoruz-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Katliamı’ndan yaralı kurtulan Öğretmen Solmaz Kılıç, derin bir travma yaşadıklarını belirterek, “IŞİD’liler piyon. Bunları yönlendirenlerin sanık sandalyesinde olduğu güne kadar bu davanın peşinde olacağım” dedi. Ankara Katliamı davasına ilişkin izlenimlerini de aktaran Kılıç, “Katliam günü alınmayan güvenlik önlemlerinin mahkemede alındığına dikkat çekerek, ciddi anlamda bir tacizle karşı karşıya kaldıklarını belirtti. 

    Haberin Videosu

    10 Ekim 2015’te emek ve demokrasi örgütlerinin çağrısıyla Ankara’ya gidenler arasında bulunan ve katliamdan yaralı kurtulan öğretmen Solmaz Kılıç, geçtiğimiz günlerde 4. duruşması görülen Ankara Katliamı davasına ilişkin izlenimlerini PİRHA’ya anlattı.

    Ankara Garı önünde toplandıklarında polisin olmamasının ve güvenlik kontrolünün  dikkat çekici olduğunu vurgulayan Kılıç, bu durumun kendisinde şüphe uyandırdığını söyledi. Birleşik Taşımacılık Sendikası’ndan arkadaşlarıyla birlikte toplanma yerine gittiğini söyleyen Kılıç, arkadaşlarıyla sohbet ederken patlama olduğunu ve Adana’dan gelen 14 demiryolcu arkadaşının katledildiğini ifade etti.

    “Arkamı dönüp fotoğraf çekmeseydim belki de bugün yaşamıyor olacaktım” diyen Songül Kılıç, “Uzunca bir dönem yaşadığımdan da utanmaya başladım. Ben çok şükür yaşıyorum diyebilecek durumda değiliz, birçok arkadaş aynı düşüncede. Patlamadan sonra hastanede kaldım. Sonraki kaybettiklerimden haberim olmadı. Sonraki süreçte söylediler. Büyük bir travma’tik  bir durum yaşadık.

    TİHV’in yönlendirmesiyle psikolojik yardım aldıklarını belirten öğretmen Kılıç, şunları kaydetti.

    “Ben çok dazla gidemedim. Tekrar o travma’yı yaşamak istemedim. Aylarca günlük hayatımın kalitesi bozuldu. 11 yaşında bir kızım var. Çok korktu çantamı ve telefonumu ona verdiklerinde öldüğümü düşünmüştü. Kızım da o travmayı atlatabilmiş değil. Benim hiçbir eylem ve etkinliklere katılmamı istemiyor. Seni kaybetmek istemiyorum, diyor kızım.”

    “IŞİD’LİLER PİYON, ONLARI YÖNLENDİRENLER YARGILANMALI”

    Öğretmen Songül Kılıç, katliamın kendisini nasıl etkilediğini şöyle anlatıyor:

    “Okuluma çok fazla adapte olamamaya başladım. Ders anlatırken, çevremdeki insanlarla diyalog kurmamaya, konuşmamaya başladım. Sosyal bir insan olmama rağmen içime kapandım bir biçimi ile ve hiç uyumuyordum, uyku problemim vardı. Sürekli ağlıyordum, sürekli ağlıyordum. Bunları yaşadım. Bunları birçok arkadaşımız yaşadı. Çok arızalı değildim ama hep diyorum arkadaşlara fiziki olarak ağır yara almamış olabilirim ama derin bir travma yaşıyoruz,  derin bir yara aldık, derin acılar yaşıyoruz hepimiz.”

    “İŞİD’lilerin piyon olarak tanımlıyorum. Bunları yaptıranların bu sanık sandalyesinde olduğu güne kadar bu davanın peşinde olacağım, devam edeceğim” diyen Öğretmen Songül Kılıç, önceki gün görülen duruşmayla ilgili de izlenimlerini aktardı.

    Mahkemede, katliamda yaşamlarını yitirenlerin ailelerine hakaretler edildiğini ifade eden Kılıç, “Biz sükuneti korumaya çalıştıkça onlar bizi tahrik ve provoke etmeye çalıştılar” dedi. Sanıkların mahkemedeki rahatlıklarına dikkat çeken Kılıç, bu kadar rahat davranmalarının destek aldıklarını gösterdiğini belirtti.

    “OHAL GEREKÇE GÖSTERİLDİ”

    Yargılanan IŞİD üyelerinin mahkemede “Burada bizim dinimiz yargılanıyor” diyerek bir savunma yaptıklarını söyleyen Kılıç, mahkemeden önce tren garından başlayarak adliyenin önüne kadar yürümelerinin engellenmeye çalışıldığını kaydetti. Engellemenin gerekçesi olarak OHAL’in gösterildiğini belirten Kılıç, basın açıklaması, toplantı, basın açıklaması gibi toplu etkinliklerin valilik kararıyla yasaklandığı cevabı aldıklarını vurguladı.

    “PSİKOLOJİK BASKI YAPIYORLAR”

    Daha önce mahkemelerde kendilerine kimlik kontrolü yapılmadığını da ekleyen Kılıç şunları belirtti:

    “Kimliklerimize tek tek bakmaya başladılar. Her yerde kameralar vardı. Ciddi anlamda bir tacizle karşı karşıyaydık. Psikolojik bir baskı yapıyorlar bize. Almanya’dan gelen avukat arkadaşlarımızı mahkemeye almadılar. ‘Hiç bir şekilde alamayız. Valilik kararıdır. Bununla ilgili bir yazı geldi bize’ dediler. Hatta 2. günde tekrarlandı bu itekleme durumu. Davaya müdahil olmak istediler, duruşmaya da alınmadılar. Bırak onu adliye binasının bahçesine bile almadılar.”

    Mahkemede tacizleri ve tehditleri devam eden sanıkların reddi hakime gitmek istediklerini kaydeden Kılıç, mahkemenin 25, 26, 27 Eylül’e ertelendiğini söyledi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Dicle Deli’nin babası Faik Deli: Bu ülkeye yeniden barış tesis edilmeli-VİDEO

    Dicle Deli’nin babası Faik Deli: Bu ülkeye yeniden barış tesis edilmeli-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim 2015 yılında emek ve meslek örgütleri tarafından düzenlenen barış mitinginde 2 İŞİD çetesi tarafından patlatılan bombalar sonucunda yaşamını yitiren Dicle Deli’nin babası ve 10 Ekim Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Faik Deli patlama öncesi, sonrası ve devam eden mahkeme sürecini PİRHA’ya anlattı. Deli, “Bu ülkeye yeniden barış tesis edilmeli” dedi. 

    Haberin Videosu

    10 Ekim 2015 yılında ülkenin kötü gidişatına, bozulan toplumsal barışa dur demek için ülkedeki sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, sivil örgütlerin ortaklaşarak aldıkları karar doğrultusunda Ankara’da yapılması planlanan miting için Ankara Garı önünde toplanıldı. Ancak 2 İŞİD çeteci tarafından patlatılan bombalar sonucunda 103 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda yaşamını yitirenlerden 17 yaşındaki lise öğrencisi Dicle Deli’nin babası Faik Deli PİRHA’ya konuştu.

    “DEVLETİN KOLLUK KUVVETLERİ GÜVENLİK TEDBİRİ ALMADI”

    10 Ekim günü asli görevi vatandaşı, etkinliği düzenleyen kurumların barış ve demokrasi yanlılarının can güvenliğini, eylem güvenliğini korumak olan devletin güvenlik güçlerinin o gün ortalıkta görünmediğine dikkat çeken Deli, “Eylemci eylem kararı alır, eylem yerine gider, eylem ve etkinliğini düzenler, çevre ve can güvenliğini almakta devletin kolluk kuvvetlerinin alacağı bir şey. Ama 10 Ekim’de sanki yer yarılmıştı, devletin güvenlik görevlileri tamamıyla yerin altına girmişler. Saat 10.04 geçe Ankara Garı’nın önünde hiçbir engele takılmadan gelip kortejin içinde halay çeken, türkü söyleyen, barış hemen şimdi diyen insanların içinde iki canlı bomba İŞİD katilleri kendilerini patlatarak 100 canın hayatını kaybetmesine, bizim tespitlerimize göre 459-460 insanın ciddi anlamda yaralanmasına neden olmuştur” dedi.

    “BU PATLAMADAN HÜKÜMET SORUMLUDUR”

    Bugüne kadar Ankara Katliamı davasının dört duruşmasının yapıldığını belirten Faik Deli, bugüne kadar başta aileler olmak üzere, avukatlar, arkadaşları, yoldaşları bu patlamada sorumluluk payı olan kamudaki görevlilerin bu davaya dahil edilmesi gerektiğini istediklerini vurgulayarak şunları ifade etti:

    “Ama maalesef bugüne kadar herhangi bir kamu görevlisi müfettişlerin raporlarına girmiş olmasına rağmen, kamudaki görevlilerin kusurlarının olduğu söylenmesine ve belirtilmesine rağmen, mahkeme şu ana kadar kamudan herhangi birini çağırıp sorgulamış değil. Ankara Emniyet Müdürü, Ankara Valisi, güvenlik şube müdürü, bu işten birinci derecede sorumludur. Adalet Bakanı sorumludur. O gün daha bombalar patlatıldıktan sonra insanlar can havliyle kendilerini kurtarmaya ve yaralı arkadaşlarını kurtarmaya çalışırlarken emniyet yetkilileri kitlenin üzerine plastik mermi, su ve gaz bombalarıyla saldıran ve onun emrini veren Ankara’daki güvenlik müdürleri bire bir sorumludur. Sonuç olarak Sağlık Bakanı, Adalet Bakanı sorumludur, bir bütün olarak birinci dereceden başbakan ve bir bütün olarak hükümet sorumludur.”

    “HÜKÜMET ÜÇ MAYMUNLARI OYNUYOR”

    10 Ekim’den bu yana devletin ailelerin yaralarını sarmak için herhangi bir girişimlerinin olmadığını kaydeden Faik Deli, zaman zaman kimi ailelerin tehditlere maruz kaldığını ancak bunu takip ettiklerini, bunun hesabını soracaklarını ifade etti.

    Devletin, 15 Temmuz Darbe girişiminde hayatını kaybedenlerin ailelerine maddi manevi  destek sağladığını söyleyen Deli, “Ancak 21 aydır davaları devam eden ve barış istemekten başka hiçbir suçları olmayan, bütün o acılarına rağmen halen barış diyen o ailelerin hangi derdine bu hükümet, bu devlet el uzatmış. Hangi sorunlarını çözmüş, hiç birini. 3 maymunları oynuyorlar. Kulakları sağır, dilleri kesilmiş ve gözleri kör. Hiç bir şekilde olumlu şekilde bizimle her hangi bir bağlantı kurulmamış” dedi.

    “ANMA SONRASI POLİS BASKI UYGULADI”

    Son görülen dava öncesi hayatını kaybedenlerin mezarlarını ziyaret eden Deli, anma yerinden ayrılırken polisin baskı uyguladığını belirten Faik Deli, 10 Ağustos’ta görülen davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

    ” Mahkeme salonuna girerken avukatların kimlikleri çıkartılarak belirli sayıda avukatın gireceği söylendi. Mahkeme içerisinde ki mahkeme heyetinin bizlere karşı tutumu ise, orada tutuklu olan İŞİD terör örgütünün mensupları çıkıyor dakikalarca İŞİD’in   propagandasını yapabiliyor, gerektiğinde de oradaki  aileleri dönüp tehdit edebiliyor, mahkeme başkanının buna ilişkin herhangi bir tavrı yok. Ailelerden bir tanesi de oradan bağırıp müdahale ettiği zaman azarlıyor. Dolayısıyla biz aileler olarak bu yaşadığımız bütün olumsuzluklara rağmen halen bu ülkede barış diyoruz, barış diyoruz, barış diyoruz” ifadelerini kullandı.

    Olağanüstü hal gerekçesiyle KHK’lerle bu ülkede hayata geçmeyen anti demokratik uygulamaların kalmadığına dikkat çeken Faik Deli, “Kamu emekçileri işlerinden atılıyor, akademisyenler işlerinden atılıyor. Kimin terör örgütü yaftasıyla suçlanacağı bilinmiyor. Kimsenin yarına dair güvencesi yok” dedi.

    “BU ÜLKEYE YENİDEN BARIŞ TESİS EDİLMELİ”

    Bu ülkede yeniden barışın tesis edilmesi gerektiğini kaydeden Faik Deli, “Şimdi yeniden halkların kardeşliği diyoruz. Bu ülkede bir an önce toplumsal barışın tesis edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın barış. Umuyoruz ki bir an önce bu yaralı insanların hayatını kaybeden insanların yakınlarının yüreği soğutulacağı bir şekilde karar olur. Kamuda sorumluların adaletin önüne çıkarılır.  Adalet dediğimiz şey gökyüzü ile yeryüzü arasındaki direktir. O direk yıkıldığı zaman herkes o direğin altında kalır” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA