Etiket: 10 ekim

  • Dersim ve Samsun’da 10 Ekim anması: Er ya da geç demokrasi kazanacak

    Dersim ve Samsun’da 10 Ekim anması: Er ya da geç demokrasi kazanacak

    PİRHA- 10 Ekim 2015’te IŞİD tarafından Ankara’da gerçekleştirilen katliamda yaşamını yitirenler Dersim’de ve Samsun’da da anıldı.

    10 Ekim 2015’te IŞİD tarafından Ankara’da gerçekleştirilen katliamda hayatını kaybedenler Dersim ve Samsun’da da anıldı.

    Anma programlarına Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin yanı sıra demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    DERSİM

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelen yurttaşlar, Gar Katliamında hayatını kaybedenleri andı.

    Öğlen saatlerinde mezar anması yapan kitle akşam Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Ortak hazırlanan açıklamayı Özcan Gürtaş okudu.

    “IŞİD KARANLIĞINA TESLİM OLMADIK, OLMAYACAĞIZ”

    10 Ekim anmalarına katılan yurttaşlara yönelik fişleme, sorgulama ve soruşturma faaliyetleri yürütüldüğünü ifade eden Gürtaş, “Dünyada bu katliamın benzerleri olduğunda kamusal bir politika ile toplumun acısı onarılmaya çalışılmaktadır. Bu ve benzeri günlerde onarıcı bir yaklaşımla resmi anma günleri ilan edilmektedir. Yaşamını yitirenlerin hatıralarının yaşatılması ve ailelerinin rehabilitasyonu için gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Ancak Türkiye’de 10 Ekim Katliamı da dahil yaşanan bu durumlara ilişkin toplumsal bir yaklaşım ve politika söz konusu değildir. Bizler bu hafızanın barış politikasından yana yeniden kurulması için mücadele edeceğiz. Birçok yerde 10 Ekim Şehitlerinin adının yaşatıldığı mekanların arttığını görüyoruz. Bunların çoğalması, katliamı gerçekleştirmek isteyenlerin karanlığına en güzel yanıt olmaktadır. Evet bizler IŞİD karanlığına, siyasi ikbalini oraya bağlayanlara teslim olmadık, olmayacağız” diye konuştu.

     “ER YA DA GEÇ DEMOKRASİ KAZANACAK, BARIŞ KAZANACAK!”

    Gürtaş sözlerine şöyle devam etti:

    “Öte yandan insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak 10 Ekim Ankara katliamı davası devam ediyor. Bu dava gerçek sorumlular yargılanana kadar devam edecektir. Yitirdiğimiz arkadaşlarımızın bizlere bıraktığı en değerli emanet olan emek, barış, demokrasi mücadelesini de hep beraber, kol kola omuz omuza büyütmeye kararlıyız. Er ya da geç, sorumlular cezalandırılacak; emek kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacak!”

    SAMSUN

    Samsun’da Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla bir araya yurttaşlar 10 Ekim’e dair açıklama yaparak, katliamda yaşamını yitirenleri andı.

    DİSK, KESK, TMMOB ve TTB adına yapılan açıklamayı KESK Dönem Sözcüsü Ersin Gür okudu.

    “ANKARA KATLİAMI SİYASİ BİR CİNAYETTİR”

    Geçen 7 yılın ardından yargılama sürecine değinen Gür şunları kaydetti:

    “Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıllarda, tutuklu sanıklar yönünden 10 Ekim Davası karara bağlandı ve 9 kişi hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. Ayrıca, Ana dosyadan tefrik edilen firari sanıkların yargılandığı dosya, Türkiye’de ilk defa İnsanlığa Karşı Suç kavramının yargıya konu edilmiş dosyası oldu. Bu yönüyle 10 Ekim Katliamı davası, Türkiye siyasi tarihi ve yargı tarihi bakımından da bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Ceza dosyası kapsamında dosyaya katılanlar olarak bizlerin talepleri ile damla damla kazandırılan deliller ile artık hepimiz biliyoruz ki; bugün 7. Yıl anmasını yaptığımız, devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden 10 Ekim Ankara Katliamı bu açıdan siyasi bir cinayet konumundadır.”

    “SORUMLULARINI UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞİZ”      

    Bu davanın gerçek sorumluları yargılanana kadar mücadelelerine devam edeceklerini vurgulayan Gür, “Yitirdiğimiz arkadaşlarımızın bizlere bıraktığı en değerli emanet olan emek, barış, demokrasi mücadelesini de hep beraber, kol kola omuz omuza büyütmeye kararlıyız. Er ya da geç, sorumlular cezalandırılacak; emek kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacak! Kaybettiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız! Sorumlularını unutmayacağız, affetmeyeceğiz! Yaşasın Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelemiz” dedi.

    HABER MERKEZİ

  • Mersin Emek ve Demokrasi güçleri: Gerçeklerin üstü örtülemeyecek -VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi güçleri: Gerçeklerin üstü örtülemeyecek -VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim 2015’te IŞİD tarafından Ankara’da gerçekleştirilen katliamda yaşamını yitiren 104 kişi Mersin’de anıldı. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay, “Ankara katliamında adı geçenlerin Suruç katliamıyla bağlantılarının kesin olmasına rağmen niye en ufak bir önlem alınmadı? Ancak, ne yaparlarsa yapsınlar gerçeklerin üstü örtülemedi, örtülmeyecek” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim 2015’te IŞİD tarafından Ankara’da gerçekleştirilen katliamda hayatını kaybedenleri andı.

    Anma programına Mersin Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin yanı sıra demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Özgecan Aslan Meydanı’nda yapılan açıklamada ‘Katilleri tanıyoruz unutturmayacağız’, ‘Hesabını soracağız, barış ve demokrasiyi getireceğiz’ pankartı açıldı. “Ankara’yı unutma unutturma”, “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganları atılan anmada yapılacak açıklama öncesi Sanatçı Serdar Keskin barış türküleri okudu.

    Daha sonra kitle adına açıklamayı okuyan MEDP Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay, bu ülkede barış, demokrasi ve adalet istemenin çok zor olduğunu, bedel ödemeyi gerektirdiğini aktardı.

    “DEMOKRASİ DİYE HAYKIRAN İNSANLARA SALDIRARAK KATLİAM YAPANLARIN HEDEFİ NEYDİ?”

    Ankara’da yapılan katliamın planlı olduğunun altını çizen Özbay, bu patlamaları ve katliamcıları koruyanları Madımak’tan, Roboski’den, Diyarbakır’dan, Suruç’tan tanıdıklarını belirterek, “Saraylarını, saltanatlarını kurtarmak için Türkiye’yi kanlı bir sürecin içine çekenlere karşı ülkenin dört bir yanından gelen Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla on binlerin buluştuğu, kucaklaştığı, aynı türküleri söyleyerek, aynı halaya aynı horona durarak, emek, barış, demokrasi diye haykıran insanlara saldırarak katliam yapanların hedefi neydi?” diye sordu.

    “GERÇEKLERİN ÜSTÜ ÖRTÜLMEYECEK”

    10 Ekim’den 22 gün önce Emniyet’in Ankara’da canlı bomba eylemi yapılacağına dair bilgiler olmasına rağmen neden önlem alınmadığını soran Özbay, “Mitingin izinli olması ve 3 kere miting tertip komitesiyle toplantılar yapılmasına rağmen niye tertip komitesiyle saldırı olacağı paylaşılmadı? Herhangi bir güvenlik zafiyeti yoktur derken, bu katliam nasıl gerçekleşti?  Güvenlik zafiyeti yoksa emniyet müdürü niye görevden alındı?  Ankara katliamında adı geçenlerin Suruç katliamıyla bağlantılarının kesin olmasına rağmen niye en ufak bir önlem alınmadı? Ancak, ne yaparlarsa yapsınlar gerçeklerin üstü örtülemedi, örtülmeyecek” dedi.

    “HESAP SORANA KADAR MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    10 Ekim Ankara katliamının üzerinin örtülmesine izin vermeyecekler mesajını veren Özbay devamında şunları kaydetti:

    “Bedeli ne olursa olsun emek, barış ve demokrasi mücadelemizden asla ve asla geri adım atmayacağız. Bizler emek, meslek örgütleri ve demokrasi güçleri olarak tüm dost kurumlarla beraber yoldaşlarımızın, barış şehitlerimizin mücadelesini yaşatmak için her zaman bir arada olacağız. Her zaman faşizme karşı omuz omuza olacağız. Diktatörlüğe geçit vermeyeceğiz. Onlar kaybedecek biz kazanacağız. Bu katliamı yapanlardan hesap sorana kadar mücadelemiz devam edecek.”

    “PATLAMASINDAN SONRA ORAYA ATILAN GAZLAR ÖLÜM SAYISINI ÇOK DAHA ARTTIRDI”

    Ardından söz alan katliamın tanıklarından Mersin Tabip Odası üyelerinden Mehmet Antmen, katliamda yaralanan hastalara müdahale ettikleri sırada polislerin gaz sıktığını belirterek, “Patlama öncesi etrafta hiçbir polis yokken bombalar patladıktan sonra polisler gelmeye başladı. Hayata döndürmek için bir şeyler yapmaya çalışırken orada o insanı orada bırakıp gazın olmadığı alana gitmek zorunda kaldım, ne yazık ki geriye döndüğümde o arkadaş yaşamını yitirmişti. Bombanın patlamasından sonra oraya atılan gazlar ölüm sayısını çok daha arttırdı. Bizlere müdahale fırsatı verilseydi belki daha az kayıplar verecektik. Yaralılara müdahale edildiği sırada gaz bombası sıkan polisler en az katliamı gerçekleştirenler kadar sorumlu, hayatım boyunca unutmayacağım. Her 10 Ekim’de çok daha kalabalık bir şekilde bu barış elçilerini anmaya devam edeceğimize söz veriyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

     

  • 10 Ekim’de katledilenler İstanbul’da anıldı-VİDEO

    10 Ekim’de katledilenler İstanbul’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim 2015’te IŞİD tarafından Ankara’da gerçekleştirilen katliamda hayatını kaybedenler, Kadıköy’de anıldı. İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ertuğrul Oruç yaptığı açıklamada, “Hak talep eden herkesin vatan haini ilan edildiği, polis ve yargının sindirme, medyanın ise yalan ve çarpıtma aracına dönüştüğü bu iklimde; AKP-MHP koalisyonuna bir kez daha sesleniyoruz: ezberinizde olan katliamcı yöntemleri aklınızdan bile geçirmeyin” dedi.

    10 Ekim 2015’te IŞİD tarafından Ankara’da gerçekleştirilen katliamda hayatını kaybedenler, İstanbul Kadıköy’de anıldı.

    Anma programına 10 Ekim Barış Derneği, DİSK, KESK, TMMOB, TTB ile İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Eylemde sık sık ‘10 Ekim’in hesabı sorulacak’, ‘10 Ekim’i unutma, unutturma’, ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi’ sloganları atılırken; katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları da alanda açıldı.

    Saygı duruşu ile başlayan eylemde hayatını kaybedenlerin isimleri tek tek okunarak ‘Yaşıyor’ diye sloganlar atıldı.

    “BUGÜN DE ÜLKEYİ KAOS ORTAMINA SÜRÜKLEMEK İSTEYENLER VAR”

    Ardından 10 Ekim’de hayatını kaybeden Dicle Deli’nin babası Faik Deli söz aldı. Deli şunları dile getirdi:

    “Adaletsizliğe karşı Ankara’ya akın ettik. Kızım Dicle ile gittik. Ankara’ya varıncaya kadar çeşitli engellemeler ile karşılaşıyorduk. 9 Ekim akşamı yola çıktığımızda yollar açıktı. Ama o yolları katil DAİŞ’e de açmışlardı. Güvenliğimizi sağlaması gerekenler yaralı arkadaşlarımızın üzerine kimyasal gazlar ile saldırdılar. Çoğu arkadaşımız gazlardan boğularak katledildi. Ambulanslar yarım saat sonra geldi. Ailelerimiz çeşitli soruşturmalar geçirdi. Tehdit edildi. Sorumluluk koltuğunda oturanları ne yazık ki yargının karşısına çıkaramadık. Bakanlıklar, istihbarat ve emniyet örgütlerinin olayda birinci derece sorumluluğu var. Özür diliyorum yoldaşlarım sizleri koruyamadık. Ama söz veriyorum mücadele bayrağınız yere düşmeyecek. Bugün de ülkeyi kaos ortamına sürüklemek isteyenler var. Ama beraber olursak bunu engelleyebiliriz. Acımız ve öfkemiz çok büyük ama demokrasiye olan inancımız da çok büyük.”

    “104 İNSANIMIZIN PARÇALANMIŞ BEDENLERİ ARASINDA ADALET ARAYIŞIMIZIN 7. YILI”

    Daha sonra hazırlanan ortak açıklamayı İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ertuğrul Oruç okudu.

    ‘Attığımız twitten, söylediğimiz söze kadar her adımımızı izleyen, polis devleti uygulamalarını üniversitelerden işyerlerine kadar her yerde yaygınlaştıran, basın açıklamalarını engelleyip, konserleri yasaklayarak herkese ve her şeye müdahale eden AKP iktidarının hesabını vermediği, ülkemiz siyasi tarihinin en vahşi katliamının, 2015 yılı 10 Ekim’inin üzerinden yedi yıl geçti’ diyerek sözlerine başlayan Oruç, şunları ifade etti:

    “Bugün 10 Ekim; seçim sonuçlarını, halkın oy tercihini beğenmeyenlerin kontrgerilla yöntemlerini devreye sokarak seçim öncesi toplumdaki korkuyu yayma ve muhalifleri sindirme amaçlı bir katliamı Ankara’nın ortasında gerçekleştirebildiğinin, AKP’nin iktidarı kaybetmemek için katliam dâhil her şeyi göze alabileceğinin açığa çıktığı kanlı gün. Bugün 10 Ekim; 2015 yılı seçim sürecinde DİSK-KESK-TMMOB ve TTB’nin çağrısı ve demokratik kurum, dernek, sendika, siyasi parti ve inisiyatiflerin katılımı ile gerçekleştirilen ‘Emek – Barış –Demokrasi’ talepli mitingin daha başlamadan kana bulandığı; bayrakları ve flamaları ile halay çekenlerin bedenlerinin parçalandığı; insanlık düşmanlarının iktidarlarını sürdürebilmek için herkese kıyabileceklerini bir kez daha gösterdikleri Ankara Gar katliamının ve bu katliamda yitirdiğimiz 104 insanımızın parçalanmış bedenleri arasında adalet arayışımızın yedinci yılı…”

    “SEÇİMLERE GİDERKEN EZBERİNİZDE OLAN KATLİAMCI YÖNTEMLERİ AKLINIZDAN BİLE GEÇİRMEYİN”

    Kapitalizmin doğamızı ve tüm yaşam alanlarımızı tükettiğini, rant ve kâr döngüsü için hayatlarımızın piyasaya sürüldüğünü, pazarı büyütme girişimlerinin bölgesel savaşlara dönüştüğü bir dünyada yaşadığımızı ifade eden Oruç, “Bu sistemin ülkemizdeki taşeronu olan AKP iktidarının derinleştirdiği bu karanlık günlerde, enflasyonun, pahalılığın, emek sömürüsünün tahammül edilemez hale geldiği; itiraz eden, hak talep eden herkesin vatan haini ilan edildiği, polis ve yargının sindirme, medyanın ise yalan ve çarpıtma aracına dönüştüğü bu iklimde; AKP-MHP koalisyonuna – Cumhur ittifakına bir kez daha sesleniyoruz: ezberinizde olan katliamcı yöntemleri aklınızdan bile geçirmeyin… 1977 1 Mayıs Taksim katliamının, Sivas Madımak vahşetinin, 10 Ekim öncesi Suruç’ta gençleri öldüren bombaların da, birçok aydın, gazeteci, yazar ve siyasetçinin ölümü ile sonuçlanan siyasi suikastların da, o dönem siyasi krizlerini ve seçimlerini etkileme ve iktidar paylaşımı için toplumsal atmosfer yaratma amaçlı olduğunu artık herkes görüyor” diye konuştu.

    “TOPLUMU KAOS VE ŞİDDET SARMALINA SÜRÜKLEYENLERİ AFFETMEYECEĞİZ”

    Oruç son olarak şunları aktardı:

    “Bu nedenle, 10 Ekim 2015 yılında katledilen arkadaşlarımıza sahip çıkmanın en güzel ve en anlamlı yolu bir daha bu ülkede böylesi katliamların yaşanmasını engellemekten geçiyor. Bu tür provokasyonları hiç kimsenin aklından geçiremediği, niyetlenenlerin heveslerinin kursaklarında kalacağı, faillerin azmettiricileri ile birlikte en ağır cezalara çarptırılacağı bir toplumsal refleksi ve kararlılığı büyütmek zorundayız. Bilinmelidir ki, insanlığa karşı işlenen katliamların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. DİSK-KESK-TMMOB ve TTB’nin çağrısı ve İstanbul Emek, Barış, Demokrasi Güçlerinin de katılımıyla bugün burada bir araya gelen bizler ve ülkemizin dört bir yanında meydanlara çıkan arkadaşlarımız Saray rejimini sürdürebilmek için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri affetmeyecek, 10 Ekim’de Ankara’da kaybettiğimiz arkadaşlarımızın değerli anısına sahip çıkmaya devam edeceğiz!”

    Okunan ortak açıklamanın ardından eylem alkış ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • CHP’li vekiller: Katliamın failleri ve azmettirenleri belli, yakında gerekli cezayı görecekler -VİDEO

    CHP’li vekiller: Katliamın failleri ve azmettirenleri belli, yakında gerekli cezayı görecekler -VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim 2015’te IŞİD’in bombalı saldırısı sonucu yaşamını yitiren 104 insan, 7. yılında anıldı. Ankara Garı önünde yapılan anmaya katılan CHP’li Milletvekilleri Veli Ağbaba ile Ali Mahir Başarır, “Bu katliamın arkasındaki güçler bulunmadığı sürece ve 2015’in o karanlık sayfaları aydınlatılmadığı sürece Türkiye’ye adalet gelmez” dediler. Vekiller, AKP iktidarından adalet beklenmeyeceğinin de altını çizdiler.

    Emek ve meslek örgütlerinin ‘Emek, Barış ve Demokrasi’ talebiyle düzenlediği mitinge katılmak için Türkiye’nin farklı kentlerinden 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da bir araya gelen binlerce insana yönelik barbar IŞİD çetelerinin gerçekleştirdiği katliamın üzerinden 7 yıl geçti. 7 yıllık süreçte yargılama anlamında kayda değer ilerleme sağlanamadı.

    Katliamın gerçekleştiği yer olan Ankara Garı önünde yapılan anmaya katılan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, yaşanan sürece dair konuşarak katliamın üzerinde 7 yıl geçmesine rağmen hala adaletin sağlanamadığına dikkat çekti.

    “BU KATLİAMIN ARKASINDAKİ GÜÇLER BULUNMADIĞI SÜRECE ADALET GELMEZ”

    Katliamın arkasındaki gerçek güçlerin yargılama süreci boyunca ortaya çıkarılmadığını söyleyen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “Bu katliamın arkasındaki güçler bulunmadığı sürece ve 2015’in o karanlık sayfaları aydınlatılmadığı sürece Türkiye’ye adalet gelmez. Bu katliamın aslında adım adım geldiğini tüm Türkiye gördü. Adeta Kırmızı Pazartesi gibi bir cinayetin işleneceğini herkes biliyordu. Ve maalesef engel olunmadı. 20 Temmuz’da 33 insanın katledildiği Suruç Katliamı ile işareti verilen bir katliamdı. 10 Ekim’de o Suruç’taki katilin kardeşi burada bir bomba patlattı. Devlet bu cinayetin arkasındaki güçleri biliyor. Kimlerin cinayet işleyeceğini, kimlerin bomba patlatacağını da biliyor ama görmezden gelerek davrandılar. Sonucunda iki tane katil gelip burada bomba patlattı. Yüzlerce insan hayatını kaybetti” diye konuştu.

    “O YILLARDA TÜRKİYE’NİN SINIRLARI YOL GEÇEN HANINA DÖNMÜŞTÜ”

    O yıllarda Türkiye’nin adeta IŞİD’in lojistik merkezi olduğunu kaydeden Ağbaba, şunları aktardı:

    Adeta Türkiye’nin sınırları yol geçen hanına dönmüştü. Dünyada ne kadar IŞİD’e katılmak için gelen katil varsa Türkiye sınırlarından geçiyordu. Bugün de askerleri yakanlar serbest bırakılmış dışarıda geziyor, onlarla birlikte yemek yiyenler, kahvaltı yapanlar dışarıda gezmeye devam ediyor. Burada adaletin sağlanabilmesi için bu katillerin arkasındaki gerçek güçlerin mutlaka bulunması lazım. Ancak o zaman insanlar biraz teselli bulmuş olur. Sadece 10 Ekim’in değil, Merasim Sokak, Güvenpark, Kayseri, Beşiktaş, Reina katliamları gibi tüm katliamların arkasındaki güçlerde bulunmalıdır. Katilleri ayırmak doğru değil, kurbanları ayırmak doğru değil. Yargılama sürecinde olayın üzerinin kapatılması için bir süreç işletildi ve o süreç hala devam ediyor.”

    “BU İKTİDARDAN ASLA ADALET BEKLEMİYORUM”

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ise, “Bu ülkede her şeyden önce insanlık zaman aşımına uğramış durumda. Bu ülkede bu iktidardan asla adalet beklemiyorum. Failler belli, azmettirenler de belli. Bir seçim öncesi halkı tehdit eder gibi bu ülkeyi kana buladılar ve 104 vatandaşımızı kaybettik. Peki ne oldu? Yargıda bir arpa boyu kadar yol alınamadı. Bir kez daha söylüyorum, failler belli. Çok yakın bir zamanda gerçek suçlular, azmettiriciler gerekli cezayı görecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Bülbül: Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelası’dır-VİDEO

    Bülbül: Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelası’dır-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Gar Katliamı’nın 7. yılı nedeniyle bir mesaj paylaşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelasıdır” dedi. 

    10 Ekim 2015 yılında emek meslek örgütlerinin Ankara’da ‘Emek, Barış ve Demokrasi’ talebiyle düzenlediği mitingte Gar Meydanı’nda toplanan kitleye karşı IŞİD barbarlarının düzenlediği bombalı saldırıda 103 insan katledildi, yüzlerce insan da yaralandı. Bugün Türkiye’nin pek çok yerinde katledilenler anılıyor.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de Gar Katliamı’nın 7. yılı dolayısıyla bir mesaj paylaştı. Bülbül,  Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelasıdır” dedi.

    Bülbül’ün mesajı şöyle:

    “İnsanlığa, kadına, çocuklara, barış hakkına, emeğe, emekçiye, karşı işlenmiş bir suçtur! Gar Katliamı 10 Ekim 2015, Kerbela Katliamı 10 Ekim 680. Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelası’dır! Kerbela’nın katili Yezit’tir! Gar Meydanı’nın Katili IŞİD’dir. IŞİD’e yardım, yataklık yapan AKP’dir!

    PİRHA/ANKARA

  • İHD, bu ayki barış nöbetini 10 Ekim Aileleriyle birlikte tuttu -VİDEO

    İHD, bu ayki barış nöbetini 10 Ekim Aileleriyle birlikte tuttu -VİDEO

    PİRHA-İHD Ankara Şubesi, her ayın ilk Cuma günü tuttuğu barış nöbetini bu hafta 10 Ekim Aileleri ile birlikte gerçekleştirdi. Nöbete ilişkin konuşan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “DAİŞ isimli çete Türkiye tarihinin en büyük katliamını gerçekleştirdi. Aradan geçen 7 yılda aileler, barış demeye devam ediyor. Barış istemeye devam ediyor” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, her ayın ilk Cuma günü tuttuğu barış nöbetini bu hafta 10 Ekim Aileleri ile birlikte gerçekleştirdi.

    ‘Barış hakkını savunuyoruz, barışa ihtiyacımız var, barış için nöbetteyiz” sloganıyla şube binasında tutulan nöbete çok sayıda demokratik kitle örgütü de destek verdi.

    “YENİ BİR BARIŞ SÜRECİNE VE BU SÜRECİN İNŞASINA İHTİYACIMIZ VAR”

    Nöbete ilişkin konuşan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, başlattıkları nöbetlerin amacının yeni bir barış sürecinin inşa edilmesine katkı sağlamak olduğunu belirtti.

    Ülkeye barışın gelmesini sağlamak için mücadele etmeye devam ettiklerini kaydeden Türkdoğan, şunları ifade etti:

    “Barış hakkımızı yüksek sesle savunmaya devam ediyoruz. Bu ülkenin en büyük sorunu çatışma ve savaştır. Bu çatışma ve savaşlar sona ermediği sürece bu topraklara barış gelmeyecektir. Dolayısıyla bizim yeni bir barış sürecine ve bu sürecin inşasına ihtiyacımız var. Bu çatışmaların, savaşların yarattığı kayıplar çok yüksek. Yaşanan ekonomik krizin baş faktörü de çatışma ve savaşların yarattığı ağır ekonomik maliyetlerdir.”

    “10 EKİM’İN ÜZERİNDEN 7 YIL GEÇTİ VE BİZ HALA BARIŞ İSTEMEYE DEVAM EDİYORUZ”

    10 Ekim Aileleriyle birlikte barış nöbetlerini gerçekleştirdiklerini anımsatan Türkdoğan, “10 Ekim’de hepimiz barış için Ankara Gar önünde toplanmıştık ama hunharca bir saldırıya uğradık. DAİŞ isimli çete Türkiye tarihinin en büyük katliamını gerçekleştirdi. Aradan geçen 7 yılda aileler, barış demeye devam ediyor. Barış istemeye devam ediyor. Adalet istiyoruz. Dava devam ediyor. Hala kamu görevlileri yargılanmadı. Görevlileri sadece görevden alındılar. Halbuki yargılanmaları gerekiyordu. 10 Ekim Gar Katliamında sanıklara karşı insanlığa karşı suçtan dava açılmadı. Hepimiz hakikatin ortaya çıkmasını ve adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Barış nöbetlerimiz her ay devam edecek. Her ayın ilk Cuma günü tüm şubelerimizde barış nöbetlerimizi tutmayı sürdüreceğiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davası bir kez daha ertelendi-VİDEO

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı davası bir kez daha ertelendi-VİDEO

    PİRHA- Ankara Gar Katliamı’nın 17. duruşmasında da karar çıkmadı. Sanık Erman Ekici’nin tutukluluğunun devamına, kamu görevlilerinin soruşturulması ve istihbarat raporlarının mahkemeye getirilmesi taleplerinin reddine karar veren mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 27 Aralık 2022’ye erteledi.

    104 insanın yaşamını yitirdiği, 500’den fazla insanın ise yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasına bugün devam edildi. Katliamın 7. yılında firari sanıklar yönünden devam eden davanın 17’nci duruşması Ankara Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Tanıkların ve sanıkların dinlendiği duruşmada, mağdur ve sanık avukatlarının savunmasının ardından mahkeme heyeti kararını açıklamak için yarım saat ara verdi.

    KAMU GÖREVLİLERİNİN SORUŞTURULMASI VE İSTİHBARAT RAPORLARININ GETİRİLME TALEPLERİ REDDEDİLDİ

    Verilen aranın ardından açıklanan kararda, mahkeme heyeti; hakkında yakalama kararı bulunan sanıkların yakalanmasına, kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmasının katkı sağlamayacağı gerekçesiyle reddine, istihbarat raporlarının mahkemeye getirilmesi konusundaki reddine, sanık Erman Ekici’nin tutukluluğunun devamına karar verdi.

    Bir sonraki duruşma 27 Aralık 2022’ye ertelendi.

    “KATİLLERİ TANIYORUZ”

    Duruşma sonrasında Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Av, Mehtap Sakinci, aileler olarak adalet mücadelesinin bitmeyeceğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Önceki duruşmalara da öfkeli geliyorduk ama bugünkü duruşmanın şöyle bir özelliği vardı; 4 gün sonra katliamın 7. yılı dolacak. Yıldönümü arefesindeyiz. Yine bütün taleplerimizin reddedilmesine dair sonuçlarla duruşma salonlarından çıkıyoruz. 18. duruşmaya maalesef yine hiçbir kazanım olmadan devam edeceğiz. Maalesef adalet mücadelesi anlamında bir adım yol kat etmeksizin devam edeceğiz. Biz uğraşmaya, çabalamaya devam ettikçe aslında zorla getirtilen birkaç tanığın soyut ifadeleri dışında aslında çok fazla ilerleyemediğimizi görüyoruz. Biz aileler olarak başından beri katilleri tanıyoruz. Gerçek katiller yargılanmadan gerçek adalet gelmeyecek demiştik. Bu ülkede güvenin tamamen yitirildiği adalet müessesesi ile ilgili dertlerimiz maalesef çığ gibi büyümeye devam ediyor. Biz yine pazartesi günü olay mahalline, katliamın 7. yılında 10.04’te katliamın unutturulmamasına dair verdiğimiz söz için gar önünde olacağız.”

    “BU YARGI İKİYÜZLÜ DAVRANMAKTA”

    Av Eylem Sarıoğlu da “Gerçeğin açığa çıkması, gerçek katillerin hesap vermesi ve cezalandırılması için uğraşıyoruz” diyerek mahkeme kararlarını kınadı. Sarıoğlu şu konuşmayı yaptı:
    “Gelmeyen adaletin yeni katliamların habercisi olduğunu biliyoruz. Türkiye’deki yargı pratiği bugüne kadar bütün katliamlar açısından cezasızlıkla sonuçlandığı için yeni katliamların örgütlenmesi açısından faillere güç vermektedir. Bunun bilinciyle 10 Ekim Katliamının sorumlularının açığa çıkarılması için uğraşıyoruz. Bugün yargının aslında bu davaya bakış açısını ortaya koyduk. Adalet talep edenlere karşı gözünü, kulağına tıkayan, görmezden gelen bir yargı pratiği ile karşı karşıyayız. Sadece ellerindeki sanıkları yargılayan ama bu katliamın gerçekleşmesinde kamu görevlilerinin yargılanmaması için çabalayan bir yargıyla karşı karşıyayız. Bu yargı iki yüzlü davranmakta ve adalet talep eden, sevdiklerin arkasından yas tutan, ‘barış’ diyen insanları yargılama konusunda hiçbir şekilde tereddüt etmemiştir.”

     

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Gar Katliamı duruşmasında mahkemeden avukatların MİT sorusuna engelleme

    10 Ekim Gar Katliamı duruşmasında mahkemeden avukatların MİT sorusuna engelleme

    PİRHA- Ankara Gar Katliamı’nın 17. duruşmasında IŞİD’in Türkiye Emiri olduğu belirtilen ve tutuklu olan Kasım Güler tanık olarak dinlendi. Güler IŞİD Emiri olmadığını savunurken, avukatların Kasım Güler’e sorduğu soruların yanıtlanmasını mahkeme heyeti engelledi. Aileler durumu protesto etti.

    104 insanın yaşamını yitirdiği, 500’den fazla insanın ise yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davası devam ediyor.

    Katliamın 7. yılında firari sanıklar yönünden devam eden davanın 17’nci duruşması Ankara Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

    Saat 10.00’da başlayan duruşmada kimlik beyanlarının ardından duruşmaya geçildi.

    KASIM GÜLER TANIK OLARAK DİNLENDİ: DAEŞ EMİRİ DEĞİLİM

    IŞİD’in Türkiye Emiri olduğu söylenen tutuklu Kasım Güler tanık olarak dinlendi. IŞİD Emiri olmadığını söyleyen Kasım Güler ifadesinde şunları dile getirdi:

    “Halep’te insani yardım için çalıştım. Silahım vardı ama hiç eyleme girmedim. Çatışmalarda ağır yaralandım. Ben de Müslüman biriyim ve İslam devletinde, Suriye’de yaşamak istedim. DEAŞ adına kesinlikle eğitimlere katılmadım. 3 ay hastanede kaldım. 10 Ekim 2015’te evde yatıyordum. Olanlardan haberim yoktu. İlhami Balı ile cezaevinde tanışmıştım. Yunus Durmaz, Ahmet Güneş ile Antep’ten tanışıyorum. 2017’nin son dönemine kadar hastanede kaldım. Sonrasında ailemi Suriye’den çıkarttım. Sonra internette kırmızı bültenle arandığımı gördüm. Ben de İdlip’e geçtim. Gelirim yoktu. Yardımlarla geçiniyordum. 3 kez ameliyat oldum. 2021 Nisan ayında Suriye içerisinde yakalandım. Sonrasında Türkiye’ye geçirildim. Gözüm kapalıydı, nerede olduğumu bilmiyordum. DAEŞ Emiri değilim.”

    KASIM GÜLER, EMNİYETTEKİ İFADESİNİ ‘BASKI ALTINDAYDIM’ DİYEREK KABUL ETMEDİ

    Duruşmanın devamında mahkeme başkanı, daha önceden Kasım Güler’in emniyete verdiği ifadeyi okudu. Mahkeme başkanının okuduklarının kendi sözleri olduğunu kabul eden Kasım Güler, baskı altındayken o ifadeleri verdiğini söyledi.

    Kasım Güler daha sonra, mahkeme başkanının okudukları arasından sadece, “3. evliliğim Azeri bir kadın ile oldu. Bir de çocuğum dünyaya geldi” ifadesini kabul etti. Mahkeme başkanı da bunun üzerine “Diğerleri yanlış bir tek bu mu doğru?” diye sordu.

    KASIM GÜLER, AVUKATLARIN SORULARINI YANITLAMADI

    Duruşmanım devamında Av. Eylem Sarıoğlu, tanığa sorular yöneltti.

    “Afganistan’da, Pakistan’da hiç bulundunuz mu? Yunus Durmaz ile karşılaştınız mı?” diye soran Sarıoğlu’na tanık, “Sorulara cevap vermeyeceğim” dedi.

    Av. Sarıoğlu’nun “Suriyeye gittiğiniz dönemde sınır geçişleri nasıldı?” sorusuna ise “O dönem çok rahat gidip geliniyordu” dedi.

    MİT SORUSUNUN YANITLANMASINI MAHKEME HEYETİ ENGELLEDİ

    Avukat Sarıoğlu’nun “MİT neden sizi pazarlık konusu yaptı?” sorusu üzerine mahkeme başkanı, avukatı uyararak “Tanığı yargılamıyoruz. Bildiğini söyler, bilmediğini bilmiyordur” dedi. Bunun üzerine mahkeme salonundan tepki yükseldi.

    Av. Doğan Senemoğlu, söz alarak “İnsanlığa karşı suç” üzerinden mahkemenin yürütülmek istendiğini belirtti. Mahkeme başkanı bunun üzerine mahkemeye ara verdi. Aileler, mahkeme heyetini alkışlarla protesto ederek salondan çıkmadı.

    “‘KATİLLER HESAP VERSİN’ DİYENLER YARGILANIYOR”

    Av. Sevinç Hocaoğulları da şu savunmayı yaptı:

    “Bu yargılamanın ne kadar önemli olduğunu hep söyledik. Bu bir siyasi katliamdır. Sorumluların tamamının açığa çıkarılması gerekir ki adalet yerini bulsun. Katliama göz yuman kamu görevlilerinin açığa çıkarılması için taleplerimiz oldu. 10 Ekim’de o alana kimyasal gazla saldıran tek bir görevlinin yargılaması olmadı. Mahkeme kararı aracılığı ile neyin suç olup olmadığını bir kez daha sorguladı ve orada insanlar can çekişirken gaz ve plastik mermi kullanabilir, denildi.
    Yargının, adalet talebine bir yaklaşımı var. Katliam günü o alanda ambulans bulundurmayıp önlem alınmayan insanlar öldürülebilir olarak görüldü. Ardından kimyasal gazlarla müdahale edildi. Kan anonsu yapan bir sendika yöneticisi dahi yargılandı. İki kişi, kaçarak bölgeden ayrılan polislere ait polis aracını kullanarak hastaneye yaralı taşıdığı için yargılandı. Anma yapan insanlara müdahale edildi, yargılandılar. Hala anıt yok, insanlar yas tutup anma yapamıyor. Haklarında dava açılıp, polis şiddetine uğrayan insanlar var. ‘Duruşmaya girmeyeceğim’ deyip mahkemeyi protesto eden avukat arkadaşımız dahi yargılamaya uğradı. Bunlar yapılanlar kısmıydı.
    Siz heyet de mahkemede yapılmayanlar kısmında bulunuyorsunuz. Adaletin sağlanacağı bir karar verilmedi. Bu süreçte basın özgürlüğüne de müdahale edildi. Basın çalışanlarına davalar açıldı. Yüksek güvenlikli bir mahkemede sizler adaleti sağlayabilir misiniz? Demek ki bir güvenlik sorunu var. Aileler sabah basın açıklaması için adliye bariyerleri dışına çıkarıldı. Ama katliam günü bir güvenlik yoktu. Sağlamayanlar da yargılanmadı. Katliam failleri korunuyor. ‘Katiller hesap versin’ diyenler ise yargılanıyor.”

    “ARTIK BİR ŞEYLERİN DEĞİŞMESİ GEREKİYOR”

    Av. Mehtap Sakinci ise şunları ifade etti:

    “7. yılında artık adalet anlamında bir şeylerin değişmesi gerekiyor. İnsani tepkilerimiz yeri geldiğinde salon boşaltılarak cevap veriliyor. Bizim tahammülsüzlüğümüz yok. Duruşma ilerletilsin diye katkı sunmak için buraya geliyoruz. Direnci kırılarak ilerleyen bir katliam yargılaması bu. Gerçek faillerin yargılanacağı bir günün hayali ile yaşıyoruz. Sanki suçlu bizmişiz gibi davranılıyor. Yakınlarımızın eşyaları bize kemikleriyle birlikte verildi. Biz böyle süreçler yaşadık. O yüzden Türkiye’de hangi katliama dair böyle süreç işletiliyor? Bu süreçte yüreği tükenen insanlar olarak, adaleti yüksek sesle talep eden insanlar olarak bu salona bakmanızı istiyoruz.”

    Duruşmaya verilen aranın ardından saat 13:40 itibari yeniden avukat savunmasına geçildi.

    “YARGITAY BU DOSYA KARŞISINDA GÖZLERİNİ KAPATMIŞTIR”

    Av. Eylem Sarıoğlu da duruşmada şunları kaydetti:

    “Yargılamanın ilk anından itibaren dosyadaki eksiklere defalarca kez değindik. Soruşturmanın yürütülme şekline ilişkin itirazlarımızı defalarca kez belirttik. 7 Kasım 2016’da başlayıp 56 celsede eksikleri gidermeye çalıştık ama mahkeme heyeti yargılamaya son verip gerekçeli karar ile yargılamaya son verdi. Ciddi bir yargıtay kartı beklerken 26 sayfalık bir karar dosyası geldi. Bu kadar yazılmış çizilmiş delil varken yargıtay, dosyayı kapattı. Ailelerin adalet talebini görmezden gelip, sanıkların korunduğu bir karar.
    Siz, mahkeme başkanı olarak tanığa Müslüman Gençler Derneği’ni bilip bilmediğini sordunuz. Bu dernek altında nasıl örgütlendiklerine dair fikir yürüttüğünüz için bu soruyu sordunuz. Peki Antepteki yetkililer bunu görmedi mi? Oradakilerin sorumlulukları yok mu? İlhami Balı için ‘Şeyhim, emirim’ diyen kamu görevlileri yargılansın, araştırılsın dediğimiz halde yargıtay kararında bir şey göremedik. Dilimizde tüy bitti denecek noktadayız. Kamu görevlilerinin yargılanması talebimiz malesef yargıtay kararında bir cümle bulunmamakta. Dosya eksik, örgüte ilişkin şema yok, dedik. Hala sanık olması gerekenlere ilişkin değerlendirme yapıyorsak bu durumun kendisi bile yargılamanın ne kadar eksik olduğunu göstermekte. Yargıtay, bu dosya karşısında gözlerini kapatmıştır. Kapattığı aslında insanların adalet talebidir. Lütfen biraz özen. Biraz özen diyoruz.”

    “IŞİD İNSANLIĞA AKRŞI SUÇ İŞLEYEN BİR ÖRGÜTTÜR”

    Av. Senem Doğanoğlu, 10 Ekim Gar Katliamı’nın neden ‘İnsanlığa karşı suç’ olarak ele alınması gerektiğini anlatarak şu savunmayı yaptı:

    “İnsanlığa karşı suç değerlendirmesine, talebine yargıtay bozma kararı verdi tabi ki. Yani yargıtay Erman Ekici’nin yargılamasını görüyor, kabul edilebilir deyip insanlığa karşı suç kararını vermiyor. Biz bu talepten vazgeçmeyeceğiz. ISİD insanlığa karşı suç işleyen bir örgüttür.
    Bütün sanıklar Suriye’de. İadeler konusunda iki ülke arasında 1982’den beri bir anlaşma var. Bizler, dosya dahilinde orada olan isimlerin iadesini talep etmekteyiz. Sanıkların iadesi prosedürü 7 yıldır başlatılmıyorsa bu artık devletin sorumluluğuna girer. İade süreci için Adalet Bakanlığı’na yazı yazmanızı talep ediyoruz.”

    “ANKARA EMNİYETİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMANIZI İSTİYORUZ”

    Av. İlke Işık ise “Ankara’nın göbeğinde yapılan bu katliamın dünya ölçeğinde pek örneği yoktur” diyerek şunları söyledi:

    “Bu dosyada bir temelden imtina ediliyor. Bu yargılamaya sadece IŞİD katliamı diye bakıldı. ‘Yargıladık, ceza verdik ve bir kısmı da kayıp’ deniliyor. Ama yargılama kapsamının bu olmadığını söylemeye devam edeceğiz. IŞİD harici bir sorumlu yok denilip tek bir istihbarat bilgisini dahi alamıyoruz. Bir dönem bu ülkenin sınırlarını IŞİD kontrol etti. O nedenle bu konuşmalar bitmeyecek. İlhami Balı’nın bu ülkede konuşulmasına, istihbarat ile olan ilişkisinin açığa çıkarılmasına engel olamazsınız. Ahmet Davutoğlu’nun dinlenmesi konusu da dahil varolan duvarın, engelin birincisi bu.
    İnatla görmezden gelinen kayıp klasörler, Nizip Emniyeti ve Ankara Emniyet Müdürlüğü… İnanılmaz bir şey. Yakup Şahin bu katliamın en önemli ismi. Çok açık, bu dosya Nizip tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderiliyor. İlginç tarafı, Yakup Şahin yakalandıktan sonra ‘beni Antep’e götürün, yer göstereceğim’ diyor. Depolar gösteriliyor ve raporlar tutuluyor. Ankara Emniyeti hiç bir şey yapmıyor. Evrakları yok ediyorlar. Katliama yol veriyorlar. Ankara Emniyeti hakkında suç duyurusunda bulunmanızı istiyoruz. 4 yıl sonra kayıp klasörlerin olduğunu öğrendik. O gün yoldan geçen dolmuşlar, trafik polislerinin terk ettiği araçlar ambulans yapıldı. İşte devam eden mücadele böyledir. Bir daha böyle katliam yaşanmasın diye bu yargılama boyunca aileler buraya geldi.”

     IŞİD yöneticiliğinden yargılanan Erman Ekinci ise SEGBİS ile bağlanarak, “Yöneltilen hiçbir suçlamayı kabul etmeyerek “adamı Ankara’ya ben getirmemişim ama yargılanıyorum. Yargıtay, benim Ebu Talha olduğuma nasıl inandı bilemiyorum” dedi.
    Ardından sanık avukatı söz alarak “Atatürkü sevmeyip, laikliği kabullenmeyip Suriyeye giden herkes IŞİD’li mi oluyor. Bunları söyleyenler ırkçılık yapıyordur” dedi. Bunun üzerine aileler itirazda bulunarak “provoke etme” dedi.
    Sanık Avukatı ise ailelere dönüp “Ben sizin bildiğiniz avukatlardan değilim. Terbiyeli olun” şeklinde bağırınca mahkeme başkanı, duruşmaya 15 dakika ara verdi.

    SANIK AVUKATLARI: ERMAN EKİCİ İLE İLGİLİ HİÇBİR DELİL YOK, TAHLİYE EDİLMELİ

    8 sanık avukatı, verilen aranın ardından savunmasına şu sözlerle devam etti:
    “Eğer bu dava bir tiyatro değil ise Erman Ekinci serbest bırakılmalı. Bir tane görüntüsü, parmak izi yok. 2 tanık kadın, Erman Ekici’yi Suriye’de gördüğünü söylüyor. Kadın hakları falan filan deniliyor… Sen nasıl bir erkeğin gözünün içine bakarsın ve böyle tariflersin? Suriye’ye gitmek suç mu? İlhami Bali sadece sınır geçişini sağlayan bir isim. Gereksizce büyütüldü. Avukatlar da öylesine bahsediyor ki adam burada olsa kendisiyle gurur duyacaktır. Erman Ekinci’nin bu isimlerle, olaylarla ilgisi yoktur. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum.”

    Duruşmaya yarım saat ara verildi. Ardından ara karar okunacak.

    IŞİD’İN TÜRKİYE EMİRİ OLDUĞU BELİRTİLEN KASIM GÜLER KİMDİR? 

    Terörden Arananlar Listesi’nde kırmızı kategoride yer alan IŞİD’in “Türkiye vilayeti sorumlusu Ebu Usame el Türki” kod adlı Kasım Güler,  Türkiye’de eylem yapmayı planladığı bilgisi üzerine Suriye’de yakalanmıştı. Sorgulanmak üzere Türkiye’ye getirilen Kasım Güler’in silah ve patlayıcılarla yasa dışı yollardan Türkiye’ye geçme hazırlığında olduğu belirlenmişti. Kasım Güler’in 2008-2010 yıllarında Afganistan-Pakistan bölgesine geçerek çatışma alanlarında faaliyet gösterdiği, 2014’te IŞİD’e katıldığı tespit edilmişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu şahıs hakkında “Anayasal düzeni ihlale teşebbüs” suçundan dava açmıştı.

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası’nın 17. duruşması başladı

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası’nın 17. duruşması başladı

    PİRHA-Ankara Gar Katliamı’nın 17. celse duruşması Ankara’da görülmeye başlandı.

    104 insanın yaşamını yitirdiği, 500’den fazla insanın ise yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davası devam ediyor.

    Katliamın 7. yılında firari sanıklar yönünden devam eden davanın 17’nci duruşması Ankara Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

    Saat 10.00’da başlayan duruşmaya, yakınlarını kaybedenlerin yanı sıra sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileri de katıldı.

    Bir önceki duruşmada SEGBİS arızası nedeniyle bağlantı kurulamadığı için IŞİD’in Türkiye Emiri Kasım Güler tanık olarak dinlenememişti. Bu duruşmada Güler’in yanı sıra sanık Erman Ekici de SEGBİS yoluyla hazır edildi.

    Kimlik beyanlarının ardından duruşmaya geçildi.

    SANIK OLMAMASINA RAĞMEN SALONA ÇOK SAYIDA POLİS KONUŞLANDIRILDI

    CHP Milletvekili Mahmut Tanal, duruşma salonunda sanık olmamasına rağmen çok sayıda çevik kuvvet polisinin konuşlandırılmasına tepki gösterdi. Tanal mahkeme heyetine, “Sayın başkan, bu kadar polise ne gerek var? Duruşmanın silahların gölgesinde ilerlemesine ne gerek var? Lütfen çıkarın” dedi.

    Mahkeme başkanı ise Tanal’ın talebini sert karşılayarak, “Biz polisten de sizden de tehdit görmüyoruz. Mahkemeye müdahale etmeyin” dedi.

    Duruşma, tanıkların dinlenmesi ile devam ediyor.

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim’de katledilenler anıldı: Yasla geçirdiğimiz 14’üncü bayram

    10 Ekim’de katledilenler anıldı: Yasla geçirdiğimiz 14’üncü bayram

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı 81’inci ayında anıldı. Yapılan anmada, İŞİD’in Türkiye örgütlenmesinin tekrar yapılandığına dikkat çekilerek, “81 aydır süren adalet arayışımız ve barış mücadelemiz bitmeyecek. Katledilenlerden aldığımız inançla mücadeleyi sonuna kadar götürmekte kararlıyız” denildi.

    10 Ekim Barış Derneği, Ankara’da 10 Ekim 2015’te gerçekleştirilen ‘Barış Mitingi’ne yönelik IŞİD’in bombalı saldırısında yaşamını yitiren 104 kişi için Ankara Tren Gar’ı önünde anma gerçekleştirdi.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı pankartın taşındığı anma, katliamın gerçekleştiği saat 10.04’de yapılan saygı duruşuyla başladı.

    Anmada sık sık ‘10 Ekim’i unutma, unutturma’, ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi’, ‘Suruç için adalet, herkes için adalet’ sloganları atıldı.

    Anmada yapılan açıklamayı, 10 Ekim Barış Derneği yönetiminden İshak Kocabıyık okudu.

    “YASLA GEÇİRDİĞİMİZ 14’ÜNCÜ BAYRAM”

    Acıyla, öfkeyle, yasla geçirdikleri 14’üncü bayram olduğunu söyleyen Kocabıyık, “Bundan 10 gün sonra Suruç Katliamının 7’nci yıldönümü. 33 düş yolcusunu orada kaybettik. Suruç’ta hayatını kaybedenlerin yolu bizim yolumuzdur, düşleri bizim düşümüzdür. Onların yapmak istedikleri bize borçtur. Bu borcu yerine getirmekten bir gün bile geri durmayacağız” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET IŞİD’E SES ÇIKARMIYOR”

    IŞİD’in Türkiye örgütlenmesinin tekrar yapılandığına vurgu yapan Kocabıyık, sözlerine şöyle devam etti:

    “Elleri silahlı, yüzleri kapalı fotoğraflar yayınlandı. Bizim sanal medya paylaşımlarımızı noktasına virgülüne kadar takip eden devlet, IŞİD’in Türkiye’de yapılanmasına ses çıkarmıyor. Hatta tesadüfen ellerine geçerse birkaç gün sonra serbest bırakmakta beis görmüyor. Kanlı ve karanlık günler 5 Haziran 2015’te IŞİD’in Diyarbakır saldırısıyla başladı. Orada patlatılan canlı bomba, 20 Temmuz’da tekrar kendini gösterdi. Sonrasında 10 Ekim ve daha niceleri yaşandı. Ancak 81 aydır süren adalet arayışımız ve barış mücadelemiz bitmeyecek. Katledilenlerden aldığımız inançla mücadeleyi sonuna kadar götürmekte kararlıyız. Bir gün bile barış gelecekse, o bizim mücadelemizle gelecek. Diyarbakır’dan, Suruç’a acılarımızı birleştirerek mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”

    “SURUÇ KATLİAMI’NI ANMAK İÇİN GÜVEN PARK’TA OLACAĞIZ”

    Gençlik Örgütleri’nden Zeynep Ülger de anmada söz alarak, “7 yıldır Suruç için adalet, herkes için adalet çağrısını büyütüyoruz. Biliyoruz hedef sadece Suruç değil. Suruç’ta yoldaşlarımızı katledenler 3 ay sonra 10 Ekim’de 103 canımızı aldı. Suruç’ta, 10 Ekim’de, Amed’de ve diğer tüm katliamlarda kaybettiğimiz yoldaşlarımızın hesabını sormak için sokaklardayız. Herkesi 20 Temmuz’da 18.00’de Güvenpark’ta ‘Suruç için adalet herkes için adalet’ demeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Korku iklimini tesis ettikleri en kritik gün 10 Ekim 2015 günüdür’

    ‘Korku iklimini tesis ettikleri en kritik gün 10 Ekim 2015 günüdür’

    PİRHA-CAN TV’de katıldığı programda Ankara Gar katliamına ilişkin konuşan dava avukatlarından İlke Işık, “Korku iklimini tesis ettikleri en kritik gün 10 Ekim 2015 günüdür aslında. Hiçbirimizin hayatı eskisi gibi olmadı o günden sonra. Bu ülkenin emek, demokrasi güçleri olarak altı yıldır hukuk mücadelesi yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

     

    Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen katliam altıncı yılında. Gar katliamı davasının avukatlarından İlke Işık, CAN TV‘de yayımlanan “Can’da Bu Sabah” programına katılarak, davaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “FİRARİ SANIKLARI BULMAK İÇİN BİR ÇABA HARCANMADI”

    Firari sanıkların yargılandığı davanın 12. duruşması 3 Eylül 2021 günü Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Bir sonraki celse 24 Kasım’a ertelenirken, dosyaya dair konuşan İlke Işık, “Altı yıldır devam eden bir yargı süreci var. Sekiz ay süren bir sorgulama süreci oldu. Bu dosyada iddianame kısıtlılık altında ve bizim hiç görmediğimiz bir süreçte hazırlandı” dedi.

    19 sanığın halen tutuklu olduğunu belirten İlke Işık, Savcılar bu dosyayı 72 klasör ile açmışlardı. Şu an gelinen aşama ise 250 klasör. Her yerden bilgi geliyor ve daha toplanması gereken bilgi var. Nitekim bir kısım sanıkta firariydi. Asla bulunmadı bu sanıklar. Bulunması için bir çaba da harcanmadı. Bunların nerede olduğuna ve yakalanmalarına ilişkin yürüttüğümüz bir çaba var” diye konuştu.

    IŞİD’in insanlık suçlarına da değinen İlke Işık, üç firari sanığın Suriye’deki kamplarda olduğuna dair bilginin geldiğini söylerken, “Biz yaklaşık iki yıldır bu tanıkların kamplardan Türkiye’ye getirtilmesi ve yargılanmalarının başlamasını talep ediyoruz. Ama bunlara ilişkin bile toplantıda hiçbir şey yapmayan bir yargı pratiği var karşımızda” diye belirtti.

    “O GÜN ALANI GAZA BOĞAN POLİSLERE BİR TANE SORUŞTURMA AÇILMADI”

    Avukat İlke Işık, katliamda sorumluluğu olan hiçbir kamu görevlisine aradan geçen altı yılda soruşturma açılmadığını belirtti. Canlı bombaların patlamasından sonraki süreci hatırlatan İlke Işık, şunları dile getirdi:

    “O gün alanı gaza boğan çevik kuvvet polisleri ile yaralıların üzerinden geçen TOMA’ları, akrepleri alana sokan polis memurları ve polis müdürleri hakkında bile bir soruşturma açılmadı. Tüm başvurularımız yanıtsız kaldı. Anayasa Mahkemesi’nde bekleyen dosyalarımız var.

    Ankara’nın orta yerinde 103 insanın ölümüne neden olabilecek kadar büyük bir katliamı, bir gece önce karayoluyla yola çıkıp resmen ellerini kollarını sallayarak Ankara’ya giren iki canlı bombanın, hiçbir kamu görevlisinin sorumluluğu olmadan gerçekleştirebilmesi mümkün mü?

    Gerçekten mümkün değil. 2015 dönemini düşünmek durumundayız. Bizim dosya net delillerle dolu. Belki de ilk kez böyle bir katliamda bu kadar çok delil var.

    Gaziantep’in nasıl IŞİD’in üssü haline gelmiş olduğunu çok net görüyoruz dosyaların üzerinden. Bakın sanıkların daha önce yakalanmadığını söylüyorum. Bu katliamı planlayanları Gaziantep Emniyeti daha önce yakalamış olsaydı, şunu çok net söylüyoruz ki bu katliam gerçekleşmeyecekti. Katliam planının önceden çökmesini sağlayacak hiçbir önlem yapmamış bir Gaziantep Emniyeti ve Valiliği vardı.”

    “SORUMLULUĞU OLAN KAMU GÖREVLİLERİ DE YARGILANMALI”

    “Adıyaman’da bütün canlı bombalar örgütlenmiş” diyen İlke Işık, “Suruç’un canlı bombacısıyla Ankara’nın canlı bombacısının kardeş olması ve üç ay arayla iki katliam örgütleyebilmesi olağan kabul edilebilecek bir şey mi? Sınırların IŞİD’in kontrolünde olması ve İlhami Balı denen adamın askerleri tesis etmesi, kaçakçılarla muhabbet etmesi, oradaki her şeyi belirleyebilir olması normal bir şey mi?” diye sordu.

    Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün 10 Ekim günü gereken emniyetleri almadığını kaydeden İlke Işık, şunları söyledi:

    “Ankara Emniyeti’nin orada arama noktası kurmaması, tertip komitesine 62 tane istihbarattan bahsetmemiş olması, 14 Eylül günü gelmiş istihbaratın gizlenmiş olması ve gizlendiğinin kanıtlarla hem amirleri tarafından söylenmiş olduğu gibi kocaman gerçeklerden bahsediyoruz. Buna rağmen hiçbir kamu görevlisinin sorumluluğu yok diyorlar. Biz de tam olarak altı yıldır bunu tartışıyoruz. Deliller çok net. Ancak tüm kamu görevlilerini yargıladığınızda biz bu dosya için adaletten söz edebileceğiz.”

    “KORKU İKLİMİNİ YARATTIKLARI EN KRİTİK GÜN 10 EKİM’DİR”

    “Adalet her dosyada olmayan şey” diyen Işık,  2015 yılındaki sürece değinerek, şunları aktardı:

    “7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasındaki dönemden bahsediyoruz. “Kaos istiyorsunuz demek ki” diye söylenen sözlerden sonra gerçekleşen katliamlar zincirinden ve katliamdan sonra anket yaparak oylarını kontrol eden bir siyasal iktidardan söz ediyoruz. Haziran ve Kasım seçimleri arasında AKP çok açık söyledi ve bunu hiç gizlemedi de. Tekrar kaybettiği, iktidarı test etmek istiyordu ve bunun için Sedat Peker de söyledi ya, “korku iklimine ihtiyaçları vardı”. Korku iklimini yarattıkları, tesis ettikleri en kritik gün 10 Ekim 2015 günüdür aslında.

    Hiçbirimizin hayatı eskisi gibi olmadı o günden sonra. Aslında hiçbir zaman şahane bir demokrasi ülkesi değildik. Ama 10 Ekim’den sonraki hayatı an be an hepimiz yaşıyoruz. Çok kritik bir kırılma noktasından bahsediyoruz. Bu kırılma noktasında ki güne ilişkin devletin gösterdiği muazzam bir direnç bizim karşımızdaki.”

    “DEVLET, HİÇBİR ZAMAN YURTTAŞI ADALETLE BULUŞTURMADI”

    Avukat İlke Işık, ülke hafızasına yer edinmiş diğer katliamlara dikkat çekerek, “Sivas katliamından Hrant dosyasına kadar Maraş’tan Çorum’a kadar memleketteki bütün katliam dosyalarına bakalım. Bu bir pratik ve belirli bir durum. Devlet asla sorumlularını çıkarıp, yurttaşı adaletle buluşturmadı bu ülkede. Buna hep direndi. 2015 katliamlar döneminde de aslında yaşadığımız bu. Devlet adalet mekanizması aracılığıyla diyor ki “Hiçbir kamu görevlisine dokunmayacak ve bu dönemi böyle hiç tartıştırmadan geçiştirmeye çalışacağım”. Ama öyle olmuyor. Bakın katliamın altıncı yılındayız ve hiç kimse unutmadı. 2015 dönemini hiç kimse unutmadı. Çünkü unutulabilecek bir dönem değil” ifadelerine yer verdi.

    Müvekkillerinin içinde olduğu adalet mücadelesinin çok zor olduğunun altını çizen İlke Işık,. “Ama bir yandan da zor koşullarda devam eden büyük bir dayanışmadan söz ediyoruz. Bakın müvekkillerimiz altı yıldır hiçbir duruşmayı kaçırmadılar. Bu ülkenin emek, demokrasi güçleri olarak bir hukuk mücadelesi yürütüyoruz” diye belirtti.

    “TANIKLIĞINI ANLATAN MUHTARI MAHKEME BAŞKANI SUSTURDU”

    Duruşmalarda yaşananlarla ilgili olarak da konuşanİlke Işık, “Tanık dinletme taleplerimiz bile reddediliyor. Son duruşmada sınır köyündeki bir muhtar inanılmaz şeyler söyledi. Oradaki istihbarat subaylarıyla, askerlerle görüştüğünü, İlhami Balı ile pazarlık yaptığını anlattı. Hâkim sözünü kesti. “Konuşmayacaksın” dedi. Böyle korkunç şeyler yaşıyoruz. 2015 Türkiye’sindeki o karanlığı aydınlatmak durumundayız. 10 Ekim 2015 günü memleketin o kırıldığı güne dair adaleti bu ülkede yaşayan herkesin yaşam hakkı için, herkesin geleceğe umutla bakabilmesi için çok önemli görüyoruz. Muazzam bir dayanışma var ve onunla yol alıyoruz. Elbet adalet tesis edilecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Ankara Gar Katliamı protestosu online ortamda yapılacak

    Ankara Gar Katliamı protestosu online ortamda yapılacak

    PİRHA-Ankara Gar Katliamında yaşamını yitirenler için her ayın 10’unda düzenlenen anma, sokağa çıkma yasağı nedeniyle online yapılacak.  
    10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği (10 Ekim-Der), 103 kişinin anısına her ayın 10’unda Ankara Tren Garı önünde yaptığı anma törenini bu ay online düzenleyecek.
    Sokağa çıkma yasağına denk gelmesi üzerine online yapılacak 63. Ay anması ‘#10Ekim63ayunutmadık’ etiketiyle saat 20:00’de yapılacak.
  • ’10 Ekimi unutmadık, unutmayacağız’-VİDEO

    ’10 Ekimi unutmadık, unutmayacağız’-VİDEO

    PİRHA-Mersin ve Adana Emek ve Demokrasi Platformu, 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 103 barış şehidini andı. Anmalarda “10 Ekimi unutmadık, unutmayacağız” mesajı verildi.

    Haberin videosu;

    Mersin’de Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda yapılan anmada katliamda yaşamını yitiren 103 kişinin fotoğraflarının yer aldığı pankart açıldı. “103 barış elçisinin unutmadık unutmayacağız” dövizlerinin taşındığı anmada, “10 Ekimi unutmadık unutmayacağız” sloganı atıldı.

    “SAVAŞTAN, GERİLİMDEN BESLENEN KARANLIK ODAKLAR KATLİAMLA CEVAP VERDİLER”

    Katliamda hayatını kaybedenler için saygı duruşuyla başlayan anmada ortak basın metnini Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şube başkanı Mahmut Sümbül okudu. ‘Savaşa inat, barış hemen şimdi’ diyenlere düşmanca saldırıldığını söyleyen Sümbül, “Türkiye’nin dört bir yanından gelen on binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingimize savaştan, gerilimden, kaostan, kutuplaşmadan beslenen karanlık odaklar katliamla cevap verdiler. 103 insanımızı yitirdiğimiz, yüzlerce insanımızın fiziksel, yüzbinlerce insanımızın ruhsal olarak yaralandığı 10 Ekim Katliamı, emek, barış ve demokrasi uğruna ödenen ağır bedellerden sadece biridir” dedi.

    Sümbül, “Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkararak barış ve demokrasiyle taçlandıracak, emeğin ve bir arada yaşama iradesinin egemen olduğu Türkiye’yi yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, 103 karanfilimize armağan edeceğiz” diye konuştu.

    “10 EKİM CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK KATLİAMI”  

    HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan ise, katliam girişimleri ve katliamlar faillerinin bilindiği katliamlar olarak tarihe geçtiğini söyledi. 10 Ekim Katliamı’nın Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı olduğunu hatırlatan Turan, “Dava dosyaları incelendiğinde bu saldırının iktidar tarafından kolaylaştırıldığı, iktidar tarafından bir takım karanlık odakların, DAİŞ terör örgütünün önünün açıldığı çok açık bir şekilde görülüyor. Bu dava 5 yıldan beri karanlık adliye koridorlarında devlet bürokrasisinin dehlizlerinde kaybedilmek isteniyor” ifadelerini kullandı.

    Katliamda yaşamını yitiren Gazi Giray’ın kızı Zine Giray barış ve demokrasi istemekten vazgeçmeyeceklerini belirtirken, sendikacı Sedat Başkavak da demokrasi mücadelesini yükseltme çağrısında bulundu.

    Etkinlik, şiir okunup, katliamda yaşamını yitiren 103 yurttaşın fotoğraflarının bulunduğu pankartın üzerine karanfil bırakıldıktan sonra sonlandı.

    “EMEK-BARIŞ ve DEMOKRASİ MÜCADELESİ KAZANACAK!”

    Adana ise Gar Meydanı’nda bir araya gelen Emek Demokrasi Platformu Bileşenleri, bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Ardından katılımcılar adına basın açıklamasını KESK Dönem Sözcüsü adına BES Şube Başkanı Fatma Sarıoğuz Güney okudu. Güney, “DİSK-KESK-TMMOB ve TTB olarak; 10 Ekim Ankara Katliamı’nın beşinci yıldönümünde sözümüzü bir kez daha yineliyoruz: Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkararak barış ve demokrasiyle taçlandıracak, emeğin ve bir arada yaşama iradesinin egemen olduğu Türkiye’yi yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, 103 karanfilimize armağan edeceğiz” dedi.

    PİRHA/MERSİN-ADANA

  • Hıdır Demir: ‘Herkesin davaya sahip çıkmasını istiyorum’-VİDEO

    Hıdır Demir: ‘Herkesin davaya sahip çıkmasını istiyorum’-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde yaralanan EMEP İl Yöneticisi Hıdır Demir, “Katliamın üzerinden beş yıl geçti ancak katliamın henüz gerçekten hesabını soracak bir yol alınmadı” dedi.

    Haberin videosu;

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 103 kişi yaşamını yitirmiş ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.

    “10 EKİM GÜNÜ BİR TANE TRAFİK POLİSİ BİLE YOKTU”

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde yaralanan Hıdır Demir, “Evet katliamın üzerinden 5 yıl geçti ancak henüz gerçekten hesabını soracak bir yol alınmadı. Gerek Ankara’daki davada, merkez davada ve gerekse buradaki yerel davalarda gerçekten somut bir durum ortaya çıkmış değil. Miting günü Ankara’da toplandığımız zaman daha önce mitinglere gittiğimizde ilin dışında polisin mitinge hakim olduğu aramalardan geçirildiğini, toplanma yerlerinde olsun, şehrin girişlerinde olsun büyük önlemlerin alındığını biz biliriz. 10 Ekim günü alana gittiğimizde orada tek bir trafik polisinin bile olmadığı çok şüpheci bir şekilde gördük. Dolayısıyla devletin bizzat bunun örgütleyicisi olduğunu biliyoruz” dedi.

    Demir, “Emniyetin, MİT’in ve birçok devlet yetkilisinin bu konuda hiçbir alaka ve ilgisinin olmadığı yönünde mahkeme sonuçlandı. Aksine bütün deliller devletin bizzat haberinin olduğunu göstermektedir. Hükümet tarafından ülke sosyal, siyasal ve ekonomik açıdan yönetilemez duruma geldi ve bütün bunları yönetemeyen iktidar ne yaptı; faşizan yöntemlere başvurdu ki faşizmin tarifi de böyle bir şeydir. Eğer siz ülkeyi yönetemez hale geldiğinizde ülkedeki yönetimi yeniden elinizde tutmanız için bütün gelişmeleri kanla bastırmak icraatına girdi faşizmin tariflerinden biride böyledir” diye konuştu.

    “EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ DAVANIN PEŞİNİ BIRAKMAMALI”

    “Mahkemeler devam etmekte ama suçluların çoğu kaçtı, cezaevine girip çıkanlar ve ülke dışına çıkarılanlar oldu. Bu süreçte gerçekten insanların gözünün içine baka baka ya kaçırıldı ya da gitmelerine müsaade edildi” diyen Hıdır Demir, “Davadan beklentimiz Türkiye’de ki emek ve demokrasi güçleri olarak bu davanın peşini bırakmamalarıdır. Böyle olduğu takdirde ilgili kurumların adalet önüne çıkarabilip cezalandırabileceğine ve talepleri taze tutarak yapılan işlemler üzerinden bizim lehimize karar çıkabileceğine inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    Demir,“10 Ekimle ilgili çağrım Suruç olsun, bombalamalar olsun benzer katliamların yaşanmaması ve bunlara artık son verilmesi için Türkiye’deki tüm emek ve demokrasi güçlerinin 10 Ekim davalarına ciddi bir şekilde kendi davasıymış gibi sahip çıkması ve bu talebin taze tutulmasını istiyorum. Eğer öyle yapılırsa bir sonuca gidebiliriz ama gerçekten Türkiye’de ki emek ve demokrasi güçleri bu konuda rahatsız olan tüm kesimlerin gelecekte Türkiye’de böyle şeylerle karşı karşıya kalmaması için herkesin duyarlı olması ve bu davaya  sahip çıkmasını talep ediyorum“ dedi.

    “BARIŞ TALEBİ İSTEYENLERİN BU TÜR OLAYLARLA KARŞI KARŞIYA KALMASI BENİ DERİNDEN ETKİLEDİ“

    Hıdır Demir konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Ben orada yaralandım bir yılı aşkın süre çeşitli zorluklar çektim. Beni orada her şeyden önce ülkemde çok basit bir barış talebi isteyen insanların bu tür olaylarla karşı karşıya kalması beni çok derinden etkiledi.  Barış talebi için sokağa gidip bunu talep etmek karşı tarafı bu kadar zalimce iten bir durumdur. Bendeki ruh hali yaşamımda daha sonraki mücadeleler içerisinde attığım her adımda acaba duygusuyla yaşadım ancak bütün bunları aşmaya çalıştım, bu duyguları çevreme hissettirmemeye çalıştım. Emek ve demokrasi mücadelesinde geri kalmamak üzere daha da ileri düzeyde görev almak mücadele etmek üzere de kendimi hep bu konuda hazır tutmaya çalıştım” diye konuştu.

    DERSİM/PİRHA

     

  • Deniz Mak: ‘Ne siyasi partiler ne de sendikalar elini taşın altına koydu’-VİDEO

    Deniz Mak: ‘Ne siyasi partiler ne de sendikalar elini taşın altına koydu’-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Katliamı’nın 5. yıldönümünde PİRHA’ ya konuşan Deniz Mak, “Maalesef siyasi partiler ve sendikalar adalet yürüyüşüne verdiği desteği 10 Ekime vermediler ” dedi.

    Haberin videosu;

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 103 kişi yaşamını yitirmiş ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.

    “ADALET YÜRÜYÜŞÜNE VERDİĞİNİZ DESTEĞİ ADALET ARAYANLARA VERMEDİNİZ”

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde hayatını kaybeden Mesut Mak’ın kardeşi Deniz Mak,”5 yıl içerisinde avukatların ve ailelerin desteği oldu onun dışında herhangi bir destek olmadı. 9 Temmuz’da ‘Adalet Yürüyüşü’nün son günü vardı, 10 Temmuz’da da Ankara Katliamı’nın mahkemesi vardı. Adalet arayanlar ile adalet aramayanlar arasındaki farkı zaten orada görebilirsiniz. 9 Temmuz’da adalet yürüyüşüne on binlerce hatta yüzbinlerce insan katıldı, oradan yüzde birlik bir katılım olsaydı o dönem belki de dava sonuçlanmıştı. Ne kadar kalabalık olsa o kadar ses getirir ama maalesef siyasi partiler olsun sendikalar olsun adalet yürüyüşüne verdiği desteği 10 Ekim’e vermediler” dedi.

    Deniz Mak, pandemiden dolayı davanın sürekli ertelendiğini ifade ederek, “Gerçek kişiler ortada yok, ufak kişiler yargılanıyor. O zamanki başbakan ne dedi oylarımız arttı bu tür insanların yargılanması gerekirken sonuç ortada yani. Mahkemeden umudum yok, birkaç ufak kişinin üzerine yükleyecekler, mahkemede sonuçlanacak yani bu işi yapanlar yargılanmayacak nasıl biz elimizi kolumuzu sallayarak geziyorsak onlarda elini kolunu sallayarak gezecekler. Dediğim gibi herhangi bir siyasi oluşumdan o günden bu güne kadar en ufak bir destek görmedik. Adalet yürüyüşüne verdiğiniz desteği buna da verin” çağrısında bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Kenanoğlu: Rojava aynı zamanda Alevi bölgesidir-VİDEO

    Kenanoğlu: Rojava aynı zamanda Alevi bölgesidir-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Türkiye’de Aleviler okul müdürü bile olamazken Afrin’de kantonun eş başkanı bir Alevi idi. Peki, ne oldu?  Oradaki Alevilerin yurtları talan edildi. Şimdi, siz Türkiye’de Alevilere yaşam hakkı vermeyeceksiniz ama gidip Suriye’de Alevileri koruyacaksınız, öyle mi?” dedi.

    HABERİN VİDEOSU 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu meclisteki genel kurul konuşmasında, 10 Ekim Ankara Gar katliamına, Diyanete, Suriye’de başlatılan operasyona, Alevilere ve çevre sorunlarına ilişkin konuştu.

    10 Ekim Ankara Gar katliamı sırasında orada bulunduğunu söyleyen Kenanoğlu, “Nasıl acılar yaşandığını, neler yaşandığını yakından bilen ve iki gün boyunca da Adli Tıpta görev yapan birisiyim. Dolayısıyla orada yaşanılan ve poşetlerle gelen cesetlerin ve o ailelerin yaşadıklarının tarifi mümkün değil. Bütün acılı ailelerin acısını paylaştığımızı ve yaşamını yitiren canları da saygıyla andığımızı ifade ediyor ve katliamcıları da lanetliyorum.” dedi.

    “MUAVİYE İSLAMI ŞU ANDA DİYANET’İN İSLAMIDIR”

    Konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bu katliamı IŞİD’in düzenlediği artık tartışılmaz bir gerçek ama netice itibarıyla IŞİD militanları, kilometrelerce uzaktan elini kolunu sallayarak hiçbir arama noktasına uğramadan -hani siz bir ilden başka bir ile giderken kaç kez aracınız durduruluyor ve arama noktalarında aranıyorsunuz gerek trafik polislerince gerekse asayiş güvenlik görevlilerince- Antep’ten yola çıkıyorlar Ankara’ya kadar geliyorlar hiçbir aramaya tabi tutulmadan ve Ankara’da da elini kolunu sallayarak garın orada kendileri patlatarak 103 canımızın katledilmesine, 500 insanımızın da yaralanmasına neden oluyorlar. Bunları gündeme getirdiğimizde de konu başka türlü tartışılıyor. 10 Ekim 680, aynı zamanda Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da katledildiği bir gün. Hazreti Hüseyin’i katleden zihniyet siyasal İslamcıların atası olan Muaviye ve Muaviye’nin sistemini yürüten oğlu Yezit’tir. Bir kere bunu çok net bir tanımlayalım, yani Yezit’in kim olduğunu bilelim. Yezit, aynı zamanda, bir İslam halifesidir; bunu da bilelim. Yani ‘Yezit’e lanet’ derken kimi lanetlediğimizi de bilelim. Hazreti Hüseyin Kerbela’da Muaviye İslamı’nı reddetmiş birisidir ve orada çok meşhur bir sözü vardır. Atasının İslam’ını, babasının, dedesinin İslam’ını değiştirenlere, onu siyasallaştırıp bir yönetim tarzı olarak ortaya koyanlara karşı o İslam’la vedalaşmak gerektiğini söyleyen, Muaviye İslam’ını o anlamıyla reddeden birisidir. Muaviye İslamı şu anda Diyanetin İslamıdır. Diyanetin sahiplendiği, uyguladığı İslam Muaviye İslam’ıdır; bunun adını da çok net koyalım.”

    Suriye’ye yönelik operasyona da değinen Kenanoğlu, “Suriye’den, Rojava’dan, buradaki savaştan ve Kürtlere yönelik hedeften bahsediliyor, ben başka bir boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Evet, orada Kürtlerin siyasal statüsüne yönelik bir saldırı var ama Rojava bölgesi, aynı zamanda bir Alevi yerleşim bölgesidir.” dedi.

    “TÜRKİYE’DE YAŞAM HAKKI VERMEDİĞİNİZ ALEVİLERİ SURİYE’DE Mİ KORUYACAKSINIZ?”

    Afrin’de Alevilerin yoğunluklu yaşadığına değinen Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’de Aleviler okul müdürü bile olamazken bu meclisin 7 bin 800 tane personeli içerisinde bir elin parmakları, iki elin parmakları kadar Alevi çalışan kalmadığı bir yerde Afrin’de kantonun eş başkanı bir Alevi idi. Peki, ne oldu? Buraya gittiniz, burayı ÖSO çetelerine teslim ettiniz; o bölgede, Afrin bölgesinin dağlarında, köylerinde yaşayan Alevilerin dağlarını, taşlarını, ormanlarını talan ettiler onlar ve burada  İYİ PARTİ’nin ve CHP’nin Balıkesir milletvekili bu kürsüden söyledi. 50 bin ton zeytin türevi çalındı ve bunlar Türkiye üzerinden yurt dışına satıldı. Bir kısım zeytin ağaçları yakıldı. Bu insanların yurtları böyle talan edildi, oradaki Alevilerin yurtları böyle talan edildi. Şimdi, siz Türkiye’de Alevilere yaşam hakkı vermeyeceksiniz ama gidip Suriye’de Alevileri koruyacaksınız, öyle mi? Bırakın bu işleri ya kimse size inanmaz bu konuda. Şimdi, bu anlamıyla samimi olun.”

    “TOPRAĞIMIZI, SUYUMUZU YOK EDİYORLAR”

    Kenanoğlu ayrıca Türkiye’de yapılmak istenen enerji santrallerine değindi ve bunların getireceği zararların ortadan kaldırılmasını talep etti:

    “JES’ler konusunda şunu söyleyeyim: Jeotermal enerji santralleri, atom enerji santralleri, hidroelektrik santralleri bizim toprağımızı, suyumuzu, dağımızı, taşımızı, ormanımızı yok ediyor. Vatanseverlik sizin siyasi hedeflerinize evet demek değildir. Vatanseverlik bu vatanın dağına, taşına, toprağına, suyuna sahip çıkmak demektir ve biz de bu anlamıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin verdiği önergeyi gönlümüzün rahatlığıyla, içimiz yanmadan çok rahatlıkla evet diyoruz ve bunun araştırılmasını talep ediyoruz ve bunun neticesinde buranın getireceği, bu uygulamanın getireceği zararların da ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz, destekliyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kaybettiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız! Sorumlularını affetmeyeceğiz!’-VİDEO

    ‘Kaybettiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız! Sorumlularını affetmeyeceğiz!’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de sendikalar öncülüğünde 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Açıklamada, “Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yitirdiğimiz arkadaşlarımızın en büyük emanetidir. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” denildi.

    Dersim’de KESK ve DİSK, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleşen açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sendika temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK KİTLE KATLİAMI”

    Açıklamayı okuyan Eğitim SEN Dersim Şube Başkanı Eylem Eslek, “10 Ekim 2015 sabahında , Ankara garında, yüreklerinde sevgi, gözlerinde gülücük, dillerinde barış türküleri olan on binlerce kişi kardeşçe yan yana bulunuyordu. O karanlık dönemde hepimize umut veren bu coşkulu birliktelik saat 10’u 4 geçe birbiri ardına patlayan iki bomba ile kana bulandı. IŞİD üyesi iki canlı bomba tarafından gerçekleştirilen bu kanlı saldırı sonucunda 103 arkadaşımız hayatını yitirdi. 500’e yakın arkadaşımız yaralandı ve sakat kaldı. Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Arkadaşlarımıza olan hasretimiz, her geçen gün daha da büyüyor” ifadelerini kullandı.

    “MAHKEME CESUR ADIM ATMADI; VİCDANLARDA ADALET TECELLİ ETMEDİ”

    10 Ekim davasına ilişkin aktarımlarda bulunan Eslek, şunları kaydetti:

    “Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl Ağustos ayında 10 Ekim Davası karar bağlandı ve 9 kişi hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. Dosyaları ayrılan 16 firari sanık hakkındaki davanın üçüncü duruşması 21 Kasım’da görülecek.

    Katliama ilişkin dava iddianamesi mahkemeye sunulduğu günden itibaren yürütülen soruşturmanın olayı tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturmaktan uzak olduğunu ifade ettik.

    3 yıldır yapılan her duruşmada, katliamda ihmali olan kamu görevlilerinin ve sorumlulukları bulunan siyasetçilerin de yargılanması gerektiği dile getirildi. Ne yazık ki mahkeme bu doğrultuda cesur bir adım atmadı ve bu eksik karar sonucunda kamuoyu vicdanında adalet tecelli etmedi.

    Saldırı sonrasında yaptığı “patlama sonrasında oylarımız yükseliyor” sözleriyle hafızalarımızda yer eden dönemin Başbakanı, geçtiğimiz aylarda “7 Haziran-1 Kasım seçimleri arası dönemdeki defterler açılırsa birçok siyasetçi insan içine çıkamaz” açıklamasında bulundu.

    Bu sözler,katliamın siyasal boyutları konusundaki endişe ve iddialarımızın haklılığını göstermiştir.Buradan davanın görülmekte olduğu mahkeme heyetini bir kez daha göreve çağırıyoruz: Bu açıklama hem bir ihbar, hem de itiraf kabul edilmelidir. Başta dönemin başbakanı ve içişleri bakanı olmak üzere dönemin siyasileri davaya dahil edilmelidir.”

    “KARARLI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    “Yakın tarihimizin en karanlık döneminin aydınlığa kavuşması için siyasetçileri de ellerine vicdanlarına koymaya, gerçekleri açıklığa kavuşturmaya çağırıyoruz: Türkiye’nin barış umuduna darbe vuran, insanları sokağa çıkamaz hale getiren 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan olayların arkasında hangi siyasetçiler var? Suruç ve Ankara Garı’nda yaşanan katliamların siyasal sorumluları kim? Bilinmelidir ki, insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Kardeşlerimizin hayatlarından, bizlerin acılarından oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz” diye konuşan Eslek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yitirdiğimiz arkadaşlarımızın en büyük emanetidir. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.,

    Katliamın dördüncü yılında, bombaların patladığı bu günde,  bir kez daha sesleniyoruz: Kaybettiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız! Sorumlularını unutmayacağız, affetmeyeceğiz! Yaşasın Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelemiz. Yaşasın Halkların Kardeşliği.”

    PİRHA/DERSİM

  • PSAKD: Ankara’da yaşamını yitiren yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var

    PSAKD: Ankara’da yaşamını yitiren yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 4. yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, “Barış ve kardeşlik uğruna 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı katliamında canlarını vermekten çekinmeyen yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var. Onları gerçek anlamda anmak ‘Barış’ şiarını yükseltmekten geçer” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Gar katliamına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak katliamda yaşamını yitirenler andı.

    Açıklamada, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde barış uğruna katledilen yoldaşlarının acısını halen yüreklerinde taşıdıklarını aktararak, o günden bugüne siyasal iktidarın savaş politikalarında bir değişiklik olmadığı kaydedildi.

    “SAVAŞ; ACI, KAN VE GÖZYAŞI DEMEK”

    TSK’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyonuna tepki gösterilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Siyasal iktidar ömrünü uzatmak ve yönetememe krizinin üstünü örtmek için savaş politikalarında ısrar etmektedir. Başka bir ülkenin topraklarına müdahale etmek doğru değildir. Bu varolan sorunları daha da ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Suriye’nin geleceğine Suriye halkları karar vermelidir. Ayrıca Kürt sorunu güvenlik eksenli baskıcı ve inkarcı politikalarla değil demokratik ve özgürlükçü politikalarla çözülebilir. Batılı emperyalist ülkeler ise Suriye’de izledikleri kışkırtıcı politikalarla Suriye’nin yıkımında önemli rol oynamışlardır. Bu yüzden Ortadoğu halkları emperyalizme karşı biraraya gelmeli; savaş ve sömürü politikalarına karşı Ortadoğu’da özgür, eşit, demokratik, kardeşçe bir yasam inşa etmelidirler. Savaş acı, kan ve gözyaşı demektir. Savaş halklar arasına kin ve nefret tohumları ekmektir. Savaş emperyalistlerin ve bölge egemenlerinin çıkarları uğruna masum insanların ölmesidir. Kısacası halkların savaştan bir kazancı yoktur. Halkların lehine olan barış ve kardeşliktir.”

    “KATLİAMIN GERÇEK SORUMLULARI HALA YARGILANMADI”

    “Barış ve kardeşlik uğruna 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı katliamında canlarını vermekten çekinmeyen yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var” denilen açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:

    “Onları gerçek anlamda anmak ‘Barış’ şiarını yükseltmekten geçer. 10 Ekim katliamında yitirdiğimiz yoldaşlarımız da bu savaş politikalarının kurbanı olmuş, bütün istihbarat bilgilerine rağmen önlem alınmamış, katiller emniyet birimlerinin gözü önünde miting alanına girmiş ve katliamı gerçekleştirmişlerdir. Katliamdan sonra insanlarımızın üzerine gaz sıkılmış ve ambulanslar bekletilmiştir. Katliamdan sonra açılan davada bir avuç kişiye göstermelik olarak ceza verilmiş, ama katliamın gerçek sorumluları yargılanmamışlardır. Hiçbir kamu görevlisine bu katliamdaki sorumluluklarından dolayı işlem yapılmamıştır. Katliamın üzeri kapatılmıştır. Katliamın gerçek sorumluları yargı önüne çıkarılıp hesap verinceye kadar mücadelemiz devam edecektir. 10 Ekim Katliamında yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyoruz. Barış ve kardeşlik bayrağını onların bıraktıkları yerden daha da yükseğe taşıyacağız. Anıları mücadelemizde yaşayacak. 10 Ekim katliamını unutmadık, unutmayacağız!” (HABER MERKEZİ)

  • HBVAKV: 103 canımızı asla unutmadık ve unutturmayacağız

    HBVAKV: 103 canımızı asla unutmadık ve unutturmayacağız

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, 10 Ekim’in 4. yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, “Katliamın tüm sorumluları yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar öfkemizi diri tutacak, katliamın unutturulmak istenmesine asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı 10 Ekim Ankara katliamının 4. yıldönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaparak katliamda yaşamını yitirenler andı.

    Açıklamada, “Ülke tarihinin en acımasız katliamının üzerinden dört yıl geçmiş olmasına rağmen, kalbimizdeki acı ve yüreğimizdeki sancı ilk günkü gibi tazeliğini koruyor” denildi.

    “ALEVİLER HER ZAMAN BARIŞI SAVUNMUŞLARDIR”

    Açıklamanın devamı şöyle:

    “Tam da dört yıl önce bugün Ankara’da savaşa karşı yürüyen canlarımız ne yazık’ki bugün 10 Ekim sınır ötesi barış pınarı adı altında bir harekat düzenleniyor olması ne tesadüf. Ülkemiz bunca ekonomik işsizlik ve yoksulluk sıkıntıları yaşarken yeri geldiğinde bağımsızlıkta ve özgürlükten bahsedenler ne yazık ki başka bir ülkenin sınırlarına operasyonlar düzenleye bilmektedir. Biz Aleviler her zaman savaşlara karşı barışı savunmuşuz savaş nerede yaşanırsa yaşasın karşısında barışı savunmaya devam edeceğiz savaşın değil barışın kazanımı olur.

    10 Ekim 2015’te ölüme karşı ısrarla yaşamı savunanlar, ‘Artık kimse ölmesin’ diye haykırırken, Ankara’ya kadar göz göre göre gelen IŞİD canileri tarafından patlatılan canlı bombalarla vahşi bir katliamın kurbanları oldular. Her birimiz annelerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, yoldaşlarımızı canlarımızı kaybettik.

    Katliam sonrasında emniyet güçlerinin yaralıları hedef alan şiddeti ve biber gazlı saldırısı çok sayıda arkadaşımızın hayatını kaybetmesine neden oldu. Saldırı sonrasında 500’ü aşkın arkadaşımız yaralanırken, halen çok sayıda arkadaşımız farklı organ kayıplarına uğrayarak hayatını sürdürmeye çalışıyor.

    Siyasi iktidarın 10 Ekim’de yaşanan katliamın üzerini örtmek için yoğun çaba harcaması, olayda ihmali bulunan kamu görevlilerinin somut delillere rağmen yargıdan kaçırılması ve bugüne kadar kaybettiğimiz canlarımızı anmamıza bile polis şiddeti ile yanıt verilmesi, 10 Ekim katliamının asıl failleri hakkında yeterince ipucu vermektedir.

    10 Ekim katliamını planlayarak yapanlar da, önceden haber aldıkları halde hiçbir önlem almayıp, katillerin arkasındaki güçlerin ortaya çıkmasını engelleyenler de bellidir. Katiller tespit edilmiş ancak, katliamın yaşanmasında ihmali olanlar, katliamı önleyebilecekken, kılını kıpırdatmayanlar hala görevlerinin başındadır.

    “UNUTMAYACAĞIZ”

    Siyasi iktidarın 10 Ekim katliamında asıl sorumluların hesap vermesini engellemek için attığı bütün adımlara rağmen emek, barış ve demokrasi mücadelemizden geri adım atmayacağımız bilinmelidir. Katliamın tüm sorumluları yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar öfkemizi diri tutacak, katliamın unutturulmak istenmesine asla izin vermeyeceğiz.

    10 Ekim 2015’den bu yana yaşadığımız acı çok büyük ve tarifsizdir. Dört yıl içinde ne yüreğimizdeki acı, ne de öfkemiz dinmemiştir. Türkiye’nin en kanlı katliamlarından birisi olan 10 Ekim katliamının insani değerlerini yitirmemiş milyonlarca insanın yüreklerini yaktığını, içini acıttığını biliyoruz.

    “TÜRKİYE UZUN SÜREDİR ŞİDDET VE BASKI İKLİMİNDE YAŞAMAKTADIR”

    Türkiye, uzun süreden beri yoğun bir şiddet ve baskı ikliminde yaşamaktadır. 10 Ekim Katliamı, içinde bulunduğumuz baskı ve korku rejimine giden yolda en önemli ve trajik sembollerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Ülkemizin bu karanlıktan kurtulması, başta Çorum, Maraş, Sivas katliamları olmak üzere 10 Ekim o dönemde birbiri ardına yaşanan kitlesel katliamlarla hesaplaşılmasıyla mümkündür. Bu hesaplaşma, yitirdiğimiz canlarımızın ve ailelerine karşı en büyük sorumluluğumuzdur.

    Yoldaşlarımızı kaybetmiş olmamız, onların inandıkları değerleri, uğruna canlarını verdikleri barışı kazanmak için mücadele görevini bizlerin, hepimizin omuzlarına yüklemiştir. Üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin, 10 Ekim katliamının üzerinin örtülmesine, asıl sorumluların korunmasına ve yaşananların üzerinin örtülmesine asla izin vermeyeceğimiz bilinmelidir.

    Her dönem iktidarın hedefinde olan emek, barış ve demokrasi savunucuları olarak, ayrım yapmaksızın herkesin eşit yurttaşlık ve haklar temelinde, barış içinde bir arada yaşaması için ölümü değil, yaşamı ve yaşatmayı ısrarla savunmaya devam edeceğiz. Bizleri korkutmaya, yıldırmaya, sindirmeye çalışanlar, ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar, yılmayacağız ve katilleri asla affetmeyeceğiz. 10 Ekim Ankara katliamında kaybettiğimiz 103 canımızı yoldaşlarımızı asla unutmayacağız ve unutturmayacağız.” (HABER MERKEZİ)

  • 10 Ekim’de yaşamını yitirenler, Dersim’de anıldı-VİDEO

    10 Ekim’de yaşamını yitirenler, Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA- Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Dersim’de mezarları başında anıldı.

    HABERİN VİDEOSU

    Dersim KESK Şubeler Platformu, katliamda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür’ün Atatürk Mahallesi’nde bulunan mezarları başında anma gerçekleştirdi.

    Anmaya Mak ve Gür’ün yakınlarının yanı sıra KESK üyeleri ve bazı siyasi parti temsilcilerinin katıldı.

    Hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunun ardından KESK adına konuşan Eğitim-Sen şube başkanı Eylem Eslek, “Bir annenin gözyaşından daha önemli ne olabilir diyoruz. Barış istiyoruz talepli miting düzenlendi. Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamıdır yaşadığımız. Biz orada 103 arkadaşımızı kaybettik. Bir şekilde yaramız kabuk bağlıyor ama o kabuğun içindeki acı hiç dinmiyor. Bizim yapmamız gereken katliamı affetmemektir. Bizler affetmiyoruz, unutmuyoruz ve unutturmayacağız” dedi.

    Açıklamanın ardından mezarlara çiçek bırakılırken niyaz da dağıtıldı.

    PİRHA/DERSİM