Etiket: 14 mayıs

  • Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Çiçek Otlu: Kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Çiçek Otlu: Kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda-VİDEO

    PİRHA – ESP Eski Genel Başkanı Çiçek Otlu, Yeşil Sol Parti listesinden İstanbul Milletvekilliği için çalışmalarına başladı. Otlu, PİRHA’ya yaptığı açıklamada “Kadının eşitliğinin olmadığı yerde Kürt halkının, Alevilerin, işçi sınıfının kendi mücadelesini kazanamayacağını çok iyi biliyoruz” dedi. 

    14 Mayıs seçimlerine giderken siyasi partilerin milletvekili adayları da netleşti. Yeşil Sol Parti, en çok kadın aday ile yarışa dahil olan parti oldu. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eski Genel Başkanı Çiçek Otlu da İstanbul Milletvekilliği için 3. Bölge 3. sıradan aday gösterilen isim oldu.

    “KADINLAR VİTRİN GİBİ KULLANILMIŞ”

    Çiçek Otlu, Yeşil Sol Parti’nin eşit temsiliyet konusundaki hassasiyetine dikkat çekerek, “Emekçi sol hareketi ve Kürt özgürlük mücadelesi kadınların değiştirme gücünü çok net görmüş, bu yüzden de eşit temsiliyet, eş başkanlık sistemini geliştirmiş durumda. O yüzden bizim tek bir sözümüz var; yaşamak istiyorsak önce kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda” dedi.

    Otlu, kadın temsiliyeti konusunda diğer partilerin yetersiz kaldığını vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Eşit temsiliyet yoksa kotanın uygulanması yönünde fikirlerimiz var. Kotanın uygulandığını da görüyoruz. 200’ün üzerinde kadın adayla bu yıl 28. döneme gideceğiz. Cumhuriyetin 2. yüzyılında herkes, kadın politikalarını açıklıyor. AKP ve MHP ittifakı politikasına baktığımızda kadınları ve gençleri ön plana koyacaklarını söylediler ama gördüğümüz listelerde kadınlar daha çok arka planda ve daha çok vitrin gibi kullanılmış. Kadınların hiçbiri kentlerde 1. sırada gösterilmemiş. CHP ve İyi Parti’de de aynı sorunu görüyoruz ama Yeşil Sol Parti’ye baktığımızda hem 200’ü aşkın kadın aday var, hem de 36’ya yakın ilde 1. sırada kadınların yer alacağını görüyoruz. Büyük ihtimalle 2023 seçimlerinden sonra da seçilme oranı olursa kotanın üzerinde eşit temsiliyete yakın kadın vekille, mecliste kadın rengimizle sözümüzü söyleyeceğimize inanıyoruz.”

    “KADINLAR, BİRÇOK MÜCADELENİN ÖNÜNDE YER ALDI”

    Çiçek Otlu, kadınlar olarak yeni söylemlerinin, “Kadınlar değiştirecek ve bu mücadelede özgürlük kazanılacak” olduğunu belirtti. Otlu, kadın haklarının geri alınması konusunda ısrarcı olacaklarının altını çizerek şöyle devam etti:

    “Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede feshedilmesi ile birlikte başlayan ya da 2016 yılında OHAL ilanı ile birlikte özellikle cinsel taciz, istismar davalarında yargılanan erkeklerin tahliyesi söz konusuydu. Bu dönem bakımından başladığımız bir mücadele var. 2016’dan beri bu erkek faşist rejimine karşı asla kadınlar geri durmadı, sözünü söyledi ve susmadığını, itaat etmediğini, bu rejime haykırdı. Bazen Gülistan Doku’nun mücadelesinde bazen Pınar Gültekin’in mücadelesinde bazen 8 Mart’ta, 25 Kasım’da ya da Kürt özgürlük mücadelesinin herhangi bir talebinde, demokratik Alevi mücadelesi ya da ekoloji mücadelesi önünde hep kadınlar yer aldı. Değiştirecek gücümüzün olduğuna da inanıyoruz. ’21. yüzyıl kadın yüzyılı olacak’ dedik ve bunun ilk aşamasını Rojava devriminde gerçekleştirdik. Şimdi İran’da, Rojhilat’ta çok büyük bir isyan var. ‘Jin, jîyan, Azadî’ gibi bir slogan bütün kadınların evrensel sloganı olmuş durumda. Demek ki 21. yüzyılda kadının olmadığı yerde devrim olmaz. Kadının olmadığı yerde eşitlik olmaz. O yüzden Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında söyleyeceğimiz şey; kadının eşitliğinin olmadığı yerde Kürt halkının eşit olamayacağını, Alevilerin eşit olamayacağını, işçi sınıfının kendi mücadelesini kazanamayacağını çok iyi biliyoruz. O yüzden de kadınların sözü ve değiştirme gücünü bence emekçi sol hareketi, devrim mücadelesi ve Kürt özgürlük mücadelesi bunu çok net görmüş. Bu yüzden de eşit temsiliyet, eş başkanlık sistemini geliştirmiş durumda. O yüzden bizim tek bir sözümüz var; yaşamak istiyorsak önce kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda. O yüzden özgürlük mücadelesini doruk noktasına getirip bu rejimi; erkek egemen rejimi değiştireceğimize inanıyoruz.”

    “EMEK SEFERBERLİĞİNE GİRİŞECEĞİZ”

    İstanbul Milletvekili adayı Çiçek Otlu, sahada nasıl çalışma yürüteceklerini anlattı. Otlu, “Çok zorlu bir süreç olacak. Gerçekten tarihsel ve kritik bir süreç. Ve bu süreçte sadece vekil adayları değil, aynı zamanda halkımızla birlikte büyük bir emek seferberliğine girişeceğiz. Büro açılışlarımızdan bire bir kitle çalışmasına, bütün halkımızı, yani sadece Kürt halkını değil, Türk halkını, Arap, Laz, Çerkez, Roman, Ermeni, dini inanç olarak Hristiyanları, Yahudileri, kimler varsa herkese bize oy vermeye ve bu iktidarın değişmesi gerektiğine ikna edeceğiz. Bu dönem gerçekten birlikte kazanacağımız bir dönem.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Dersimli gençler: AKP iktidarı geleceğimizi yok etti, özgür bir Türkiye istiyoruz -VİDEO

    Dersimli gençler: AKP iktidarı geleceğimizi yok etti, özgür bir Türkiye istiyoruz -VİDEO

    PİRHA-21 yıllık AKP iktidarının gençlerin geleceğini yok ettiğini vurgulayan gençler, “Mecliste bulunan siyasi partilerin gençlerin sorunlarını yeterince ele aldıklarını düşünmüyoruz. En büyük talebimiz parasız, bilimsel, eşit, anadilde eğitim. Barınma sorunu yaşamadığımız, hem okuyup hem de çalışmak zorunda kalmadığımız ve kendimizi her alanda istediğimiz şekilde ifade edebileceğimiz özgür bir Türkiye istiyoruz” dediler.

    14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi yapılacak. Aleviler, Kürtler, kadınlar, gençler, işçiler, emekliler gibi birçok kesim, seçimlerde iktidar değişirse taleplerinin yerine getirilmesini istiyor.

    Dersim’de yaşayan gençler, seçimlerin ardından iktidar değişikliğinde yeni hükümetten beklentilerini, taleplerini PİRHA ile paylaştılar.

    “SİYASİ PARTİLER GENÇLERİN SORUNLARINI YETERİNCE ELE ALMIYOR”

    14 Mayıs seçimlerinde ilk kez oy kullanacağını söyleyen Rohat Ateş, “İktidar değişirse barınma sorununun ortadan kalkması, herkesin eşit haklarda eğitim alması ve gençlerin eleştirisini rahat bir şekilde yapabileceği bir ortamın oluşturulmasını istiyoruz. Mecliste şu an ki siyasi partilerin gençlerin sorunlarını yeterince ele aldıklarını düşünmüyorum çünkü mecliste şu an genç insanların, genç vekillerin sayısı yeterli değil. Yaşlı insanların da gençleri yeterince anlayabileceklerine inanmıyorum” diye belirtti.

    “KENDİMİZİ İFADE EDEBİLDİĞİMİZ ÖZGÜR BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ”

    20 yıldır gençlerin hiçbir talebinin duyulmadığını belirten Eylül Yantemur de, “Bir seçime hazırlanıyoruz. Sadece seçim dönemlerinde vaatler veriliyor. Gençlerin hiçbir talebinin karşılanmadığını görüyoruz. Zaten 20 yıllık bir Türkiye enkazını bize bırakan Cumhur İttifakı’ndan tabi ki gençler olarak memnun değiliz. Millet İttifakı’nın gençlerin bütün taleplerini yerine getireceğini sanmıyorum. Biz gençler olarak bu 20 yıllık iktidarın gitmesini istiyoruz. Bu enkazın artık bir şekilde bitmesi gerekiyor. Gençler ve toplumun bütün diğer kesimlerinin talepleri ve ihtiyaçları meclis gündemine gelmeli ve karşılanmalı. En büyük talebimiz parasız, bilimsel, eşit, anadilde eğitim koşullarının sağlanması. Barınma sorunu yaşamadığımız, hem okuyup hem de çalışmak zorunda kalmadığımız ve kendimizi her alanda istediğimiz şekilde ifade edebileceğimiz özgür bir Türkiye istiyoruz” dedi.

    “ANADİLİNDE EĞİTİM VERİLMESİ LAZIM”

    Sefkan Kazan ise AKP-MHP iktidarının gençler üzerindeki baskısının giderek çoğaldığını ifade ederek şunları kaydetti:

    “Bu iktidarın bir an önce değişmesi gerekir. Herhangi bir siyasi partinin, CHP veya AKP’nin gençler üzerinde ilerletici adımlar atmadığını düşünüyorum. İlkokuldan başlayarak üniversiteye kadar anadilde eğitimin verilmesi için gerekli çalışmaların yapılması lazım, kimse dilinden mahrum edilmemeli. Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir ülke ise anadilde eğitimin verilmesi lazım. Üniversitelerde ayrı bir bölüm açılabilir anadilde eğitim için. Yeni gelecek iktidardan anadil konusunda çalışmalar yapmasını istiyoruz.”

    “AKP İKTİDARI GENÇLERİN GELECEĞİNİ YOK ETTİ”

    20 yıllık AKP iktidarının gençlerin geleceğini yok ettiğini vurgulayan Bişeng Aşula, “Her yerde üniversitelerin açıldığı, üniversite mezunlarının iş bulamadığı bir süreç var. Türkiye hukuk devletinden anti-demokratik uygulamaların olduğu bir ülkeye dönüştü. Bu nedenle her 10 gençten 7’si yurtdışına gidiyor. Millet İttifakı’nın, Cumhur İttifakı’na göre daha demokratik bir tutumu var ama gençlerin taleplerini dile getirmediği ve taleplerimizi yerine getiremeyeceğini görmekteyiz. Seçimlerde Cumhur İttifakı’nın karşısında Millet İttifakı’nı (Kılıçdaroğlu) destekleyeceğiz ama Millet İttifakı gençlerin, kadınların, işçilerin sorunları etrafında ne kadar yer alıyor. Bizim talebimiz parasız, ana dilde, bilimsel bir eğitim. Seçimden sonra bu taleplerimizin karşılanması gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Yüksel Genç: Yeşil Sol Parti 2018’i aşan bir sonuç alabilir-VİDEO

    Yüksel Genç: Yeşil Sol Parti 2018’i aşan bir sonuç alabilir-VİDEO

    PİRHA- 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere dair PİRHA’nın sorularını yanıtlayan Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, 14 Mayıs seçimlerinin tarihi bir seçim olduğuna vurgu yaparak, “Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP’nin tam desteğini almasını sağlayacak süreç sağlıklı örülür ise ilk ilk turda Kılıçdaroğlu seçilir” dedi.

    14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimi’ne bir aya yakın bir zaman kalırken, alanlar ısınmaya başladı. Partiler aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunarken, adaylar şehirlerinde çalışmalarına başladı.

    Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu, hem sosyal medya üzerinden hem de alanlarda seçim çalışmasını yürütürken, Emek ve Özgürlük İttifakı da Yeşil Sol Parti ve TİP ile yoluna devam ediyor.

    Sandık güvenliği, ittifakların seçime yansıması, 14 Mayıs’ın sonuçları gibi konulara dair Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    “14 MAYIS BİR KADER SEÇİMİ”

    PİRHA- 14 Mayıs seçiminin tarihsel bir karşılığı var. Birinci yüzyılını geride bırakıyor. Peki ikinci yüzyıla geçişe dair ne gibi emareler var? Bir değişim (yeni anayasa vb.) öngörüyor musunuz?

    Yüksel GENÇ: Türkiye açısından ciddi bir kırılmanın işaret fişeklerini taşıyor. Çünkü bu seçim sıradan yönetim belirleme ve temsilci seçme, hükümet kurmakla ilgili belirlenecek bir bireyleri ya da temsilcileri seçmekle ilgili bir seçim değil. Bu seçim toplumun nasıl bir Türkiye’de yaşamak istediğini ve yaşamak istediği Türkiye’ye nasıl katılacağına dair önemli bir irade bildirimi içeriyor. Dolayısıyla bu seçimler Türkiye’de bir rejim değişikliği, bir rejim oylamasının da bütün unsurlarını taşıyor. Ya insanlar mevcut tek parti Cumhur İttifakı’nın devamını isteyecek cumhuriyetin yeni yüz yılında. Ya insanlar tek partili cumhurbaşkanlığı sisteminin ortaya çıkardığı tahribatları gidermeyi vaat eden ama geçmiş parlamenter sistemin özünü büyük oranda koruyan vaatlerde bulunan yeniden devlet ve toplum kurma düzenine evet diyecek bir tür restorasyon sürecine evet diyecek ve orada yaşayacak, ya da bu toplum yönetilme ve yönetme sürecine katılabileceği daha çoğulcu temel tarihsel sorunlarını çözmüş, geçen yüzyıldan kalmış tüm sorunlarıyla yüzleşmiş ve yeni bir yüzyıla temizlenmiş, aklanmış bir biçimde, dahası temiz bir sayfayla girmeyi oylayacak. Dolayısıyla bütün bu oylamalar içerisinde bir kader seçimi demek pekala mümkün.

    14 Mayıs’ın ardından 15 Mayıs sabahı aslında biz hangi Türkiye’ye uyanacağımızı o sandıktan çıkan sonuçlara göre muhtemelen görmüş olacağız. 14 Mayıs seçimlerinde eğer demokratik cumhuriyeti temsil eden siyasetler meclise yoğun bir biçimde, etkili bir biçimde girerse, karar süreçlerini, anayasal süreçleri, devletin sistemsel ve rejimsel idari değişim süreçlerinde belirleyici rol oynayabilecek biçimde gelebilirse, Türkiye’nin demokratikleşme hikayesinde yeni bir dönemin başlaması ve güçlü demokratikleşme zeminlerine dair toplumun kendi iradesini ele almış olduğu anlamına gelir.

    Yine 14 Mayıs’ın akşamında sandıktan cumhurbaşkanlığı seçimi açısından muhalefetin ortak adayı olan Kılıçdaroğlu çıkar ise kuracak düzenin bir parlamenter düzen olacağı ve yeniden devlet sisteminin kurumsal yapının ve toplumsal düzenin ona göre kurgulanacağı yeni bir dönem olacak demektir. Yok mevcut olana dair irade çıkar ise tek partili cumhurbaşkanlığı sisteminin derinleşerek süren otoriterleşme döneminde merkezileşme ve muhafazakarlaşma daha da belirgin hale gelecek. 14 Mayıs’ın akşamında çıkacak sonuç ne olursa olsun Türkiye’de yeni bir dönem başlayacaktır.

    “50+1 AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARIYLA BERABER DEĞERLENDİRİLMELİ”

    -Seçimlerde 50+1 adına kurulmuş ittifaklar söz konusu. Bu ülkenin demokratikleşmesine nasıl yansıması olacak?

    Bu sistem aslına bakarsan bütün siyasetleri ve toplumsal tabanları bir nevi birbirine gebe bırakan, birbirine mecbur bırakan bir sistem olarak karşımıza çıktı. Çünkü yüzde 50+1 çoğunluk elde edebilmek için siyasetlerin birbiriyle çatışan belki de ayrışan tüm yanlarını bir süre için görmezden gelerek ortak iş birliği yapma sorumluluğunu açığa çıkarıyor. Bu durum aynı zamanda Türkiye’yi iki siyasal kutuba bölmekle ilgili bir zeminin de oluşmasına da vesile oluyor. Bir yandan tüm siyasetlere, özellikle de toplumsal tabanı oldukça sınırlı olan siyasetlerin de dikkate alınmasına vesile olurken, diğer yandan Türkiye’yi iki ayrı parçaya bölen görünümünün kendisi Türkiye’de uzun yıllardır ortaya çıkan kutuplaşma ve ayrışmayı da derinleştirebilecek özellikler taşıyor. O yüzden yüzde 50+1 meselesinin avantaj ve dezavantajlarıyla beraber değerlendirmek faydalı olacaktır.

    Türkiye’de böyle oldukça simbiyotik bir ilişkinin kendisiyle, partiler arası ilişkinin kendisiyle seçim sürecine tanıklık etmiş oluyoruz. Belki birbirinden farklı siyasetlerin ortak bazı kulvarlarda bir arada bir şeyler yapabiliyor olması, bu kadar bölünmüş bir toplum için verimli, anlamlı diye düşünülse bile ayrışmayı daha da katılaştırma, keskinleştirme riskinin de olduğunun altını çizmek mühim.

    “BİRLİKTE GÜÇLENMEK ZORUNDALAR

    -50+1’in sonunda ne olur?

    Bir kere mevcut ittifaklar içerisine baktığımızda ve cumhurbaşkanlığı adaylığında ortak adaylık meselelerine baktığımızda hem Cumhur İttifakı’nın hem de Millet İttifakı’nın adayının yüzde 50+1’i bulduğumuzu söylemek çok güç. İttifaklar dışındaki ilişkilere ve siyasal taban hareketlerine ihtiyaç duydukları çok açık. Özellikle bu konuda en büyük blok oya sahip olan ve sonucu değiştirecek nitelikte olan HDP’nin temsil ediyor olması ve HDP’nin bu iki blokta da yer almıyor olması aslında ittifak kuran partilerin HDP’nin oylarına mecbur olma sürecini de birlikte işletmiş oluyor. Aslında bu mecburiyetler silsilesi, pragmatist siyaset açısından, reel siyaset açısından kimi sorunların çözümü, kimi meşruluk alanlarındaki egemen tartışma biçimlerinin dönüşümüne vesile olabilecek yanlar taşısa bile şimdiye kadarki sürecin ne yazık ki daha çok teknik düzende geliştiğini de belirtmek gerekiyor.

    Emek ve Özgürlük İttifakını farklı bir noktadan değerlendirmek gerekiyor. Kürt sorununun çözümünü isteyen Kürtler, emek hareketinin güçlenmesini ve eşit paylaşım arzu eden emekçiler, işçiler, toplumsal cinsiyetçiliğin yıkılmasını isteyen eşitlikçi bir düzenin kadın lehine kurulmasını arzu eden feministler ve kadın hareketi üyeleri, doğanın yaşamın bir parçası olarak toplumsal doğanın dengelenerek yürümesi gerektiğini düşünenlerin yer aldığı bir ses var içerisinde. Daha da büyütmek mümkün. Dikkat edilirse Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçmen skalası insanların dünya görüşleri yani muhafazakar, milliyetçi, dindar, seküler gibi bir ayrışım üzerinden değil Türkiye’nin temel demokratikleşme, eşitlik ve özgürlük problemlerine sirayet eden ve bu konuda talepleri olan seçmen. Dolayısıyla tam bu noktada Emek ve Özgürlük İttifakı’nın diğer iki ittifaktan farklı olarak ittifaklaşmaları zorunlu. O yüzden birlikte güçlenmek zorundalar. Ne yaparlarsa yapsınlar seçmen motivasyonunu güçlendirme zorunluluğuyla ve sorunuyla karşı karşıya olduklarını unutmamaları gerekiyor.

    “KILIÇDAROĞLU KÜRTLER İLE DOĞRU BAĞ KURARSA İLK TURDA SEÇİMİ ALIR”

    -Bu seçimlerde sonuçları açısından ne bekliyorsuz?

    Doğrusu Türkiye için ilginç bir panorama çıkacak. Saha ölçümlerimiz, cumhurbaşkanlığı seçimi açısından kritik bir süreci işaret ediyor. Aslında bakarsanız Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP’nin tam desteğini almasını sağlayacak süreç sağlıklı örülür ise ilk ilk turda Kılıçdaroğlu seçilir. Henüz Kürt seçmenin bir blog olarak Kılıçdaroğlu’nu desteklemesine dair süreç bir yere varmadı. Kürt seçmenle HDP’nin seçmeniyle Kılıçdaroğlu daha böyle yakın temasa girmiş değil. O seçmene güven veren, o seçmenin sonrası süreç içinde aslında taleplerinin gözetileceği, korunacağı, izleneceği ve gereğinin yapılacağına dair işaretler, söylemler kuran süreç istikrarlı biçimde henüz yürümüyor. Bu iyi bir durum değil. Çünkü HDP seçmeninin bir kısmının hem Cumhur İttifakı hem Millet İttifakı adayı açısından yaklaşımında birbirlerinden farklı olmadığı, Kürt sorununun çözümüne ve Kürtlerin taleplerine dair yaklaşımlarda cesur olamayacakları, geçmiş bagajlarıyla yol alabilecekleri kaygısı henüz duruyor. Bu kaygıyı giderebilmek için seçmen temaslarını Kılıçdaroğlu’nun arttırması gerekiyor. Bu konuda hem sahanın hareketlendiğini ısındığını söylemem zor. Bir aylık süre içerisinde bunu başarabilirlerse HDP seçmeni blok olarak Kılıçdaroğlu’na oy verir hale getirebilir iseler seçim ilk turda bitebilir.

    “YEŞİL SOL PARTİ HDP’NİN 2018’DE ALMIŞ OLDUĞU OYUN ÜSTÜNE ÇIKABİLİR”

    -Yeşil Sol Parti açısından seçimlerden ne bekliyorsunuz, sahadan gözleminiz nedir?

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın en büyük gücü içindeki en büyük güç HDP yerine seçime girecek olan Yeşil Sol Parti görünüyor. Yeşil Sol Parti HDP’nin seçmen kitlesinin büyük bir kısmını kendisine konsolide edebilme gücüne ve potansiyeline sahip. Bizim yaptığımız saha araştırmaları da HDP seçmeninin neredeyse yüzde 90’a yakınının, HDP kapatılır ise zaten seçimde HDP’nin işaret ettiği siyaset olan Yeşil Sol Parti’ye oy vereceğini belirtmiş olması, bu konudaki blok tutumu, kararlı tutum da gösterir. Kaldı ki Yeşil Sol Parti’ye oy verecek olan seçmen tabanı, 90’lı yıllardan bu yana çok sayıda partilerinin kapatılmış olmasından kaynaklı olarak tecrübeli, deneyimli ve bu deneyime istinaden çok hızlı bir biçimde işaret edilmiş siyasete oy verme yeteneğine sahip bir siyaset. Bu konuda sahada çok fazla sorun çıkmayacaktır. Buradaki mesele Yeşil Sol Parti’nin kendisini seçmen nezdinde daha motive edici, hedef seçmenin daha firesiz bir biçimde yansımasını sağlayacak süreçleri sağlıklı kurması, aday profilinden söylem skalasına kadar süreci yönetmeye ve vaat diline kadar bir bütün seçim sürecini sağlıklı yürütebilirseler HDP’nin 2018’de almış olduğu oyun üstüne çıkabilirler. Ama bunun hızlı bir biçimde yükselme trendi taşıdığını, son bir ayın çok kıymetli olduğunu aday ilanları ve aday ilanları ardından ortaya çıkacak mobilizasyonla hareketliliğin seçmende yaratacağı motivasyonun bu ivmeyi yukarıya hızla daha yüksek biçimde taşıyacağını söyleyebilirim.

    Buna bağlı olarak şunu da söylemek gerekiyor. Meclis çoğunluğunun hem Cumhur İttifakı’nı temsil eden parti hem Millet İttifakı’nı temsil eden partiler arasında yakın olacağını tahmin ediyoruz şu aşamada görüşmelerimizle. Ve her ikisinin de yasama görevini yaparken özellikle yasal değişiklikler ve kimi idari değişiklikler konusunda ülkenin vizyonunu, anayasal düzeni ve yeniden yapılanmasını belirleyecek düzenlemeler konusunda, her iki siyaset de -eğer beklenen ve olunan biçimde süreç yürür ise-Emek ve Özgürlük İttifakı’nın temsilcileriyle yol almak zorunda kalacaklar. Bu yüzden seçim sonrası meclise Yeşil Sol Parti güçlü ve çok sayıda temsilciyle gelebilir ise demokratikleşme ve temel sorunlarının çözüldüğü yeni bir toplumsal sözleşmenin demokratikleşme lehine yeniden ele alınacağı bir meclis dönemini karşılayacağımızı söylemek mümkün.

    “SANDIK GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYACAK ÖNLEMLER ALINMALI”

    -Sandık güvenliği bir diğer önemli konulardan biri. Bu konuda ne dersiniz?

    Seçim sürecinin kendisi önemli olmakla birlikte sandık sürecinin en az saha ve seçmen yoğunluğu kadar önemli olduğunu bize gösteren deneyimler yaşandı. Türkiye’de çok uzun süredir özellikle de 2015 sonrası seçimlerde daha yüksek perdeden sandık sürecinin güvenilir yürümediğine dair tartışmalar sayım sürecinin güvenilir ve şeffaf yürümediğine dönük tartışmalar yürüyor ne yazık ki.

    Bu konuda bu kadar kadersel bir seçim yaşandığı bir zaman diliminde bu konunun her şeyden önemli olduğunu, sandık güvenliğinin siyasi partiler nezdinde ciddi anlamda sağlanması gerektiği, sandık güvenliği dışında sandıktan çıkan oyların doğru tasnifinin, doğru duyurusunun, doğru hesaplanmasının sağlanması sürecinin özellikle muhalefet siyaseti yürüten partiler nezdinde oldukça ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum.

    Muhalefet yeni yöntemler geliştirmek durumunda. Aksi halde sandık güvenliği ,seçim güvenliği şaibesinin bu seçimlerde, çok fazla dile gelme olasılığı olur. Özellikle iktidarın el değiştirmesi halinde bu dönemden, çıkar devşirenler, bu siyasi anlayışın kendisi etrafında gelecek kurgusu olanların oldukça şiddetli ya da bazı farklı yönelimlerinin olması pekala mümkün. Dijital yönelimlerin güvenlik yönelimlerin olması ve zaafların olması pekala mümkün. Bütün bunların önlenebilmesi, sandık sürecinin iyi yönetilebilmesi, saha sürecinin en az saha sürecinde seçmenin konsolidasyonunu sağlayacağımız kadar önemli. Hatta giderek çok daha önemli bir hal alıyor. Onu da söylemek durumundayız.”

    Diren KESER/PİRHA

  • Yeşil Sol Parti’nin en genç adayı Dilan Güler: Kadının gücünü göstermek istiyoruz-VİDEO

    Yeşil Sol Parti’nin en genç adayı Dilan Güler: Kadının gücünü göstermek istiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti’den Antep milletvekili adayı olan 18 yaşındaki Dilan Güler, kadın seçmenlere seslenerek “Lütfen sistem partilerinden uzak durun. Bu, hepimizin kaderini değiştirebilecek bir şans diyebilirim” dedi. Güler, “Elimi taşın altına koydum. Susmak istemedim” ifadelerini kullandı. 

    18 yaşındaki Dilan Güler, Yeşil Sol Parti çatısı altında Antep’te milletvekili adayı olarak ismini listelere yazdırdı. En genç aday olan Güler, 2 milyonun üzerinde nüfusu olan Antep’te sokaklara çıkarak 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler için partisine oy isteyecek.
    2018’de yapılan seçimlerde 14 milletvekili çıkan Antep ilinde HDP’nin bir milletvekili bulunuyor. Dilan Güler bu sayının daha da çoğalması için yürütecekleri çabanın altını çiziyor.

    “HALKIMIZ ZULÜM GÖRÜRKEN BEN SUSMAK İSTEMEDİM”

    Dilan Güler, Kürtlerin, Arapların, Türklerin ve birçok inanç kesiminin yaşam sürdüğü Antep’te nasıl bir siyasal faaliyet yürüteceğini anlattı. Yeşil Sol Parti’den 5. sıra adayı olan Güler, Antep’in Nizip ilçesinde doğup büyümüş ancak aslen Urfa-Bozovalı olduğunun altını çizdi. Lise eğitimini yakın zamanda bitirdiğini aktaran Güler, siyaset ile nasıl tanıştığını ise şu sözlerle anlattı:

    “Çekirdekten yetişmeyeyim diyebilirim. Babam, siyasete uzun yıllarını verdi ve halkımız gibi birçok bedeller ödedi. Annem de babam da şu anda partinin yönetiminde yer almakta. Kendim için ‘parti çocuğuyum’ diyebilirim. Çünkü içerisinde büyüdüm. Halkımız bu kadar zulüm görüp, bedeller öderken ben de susmak istemedim. Halkımın sesi olmak istedim. Genç bir kadın temsilcisi olarak Yeşil Sol kadın partisinde ben de yer almak istedim.”

    “KADININ GÜCÜNÜ ONLARA GÖSTERMEK İSTİYORUZ”

    Dilan Güler saha çalışmalarını nasıl yapacağını ise şu sözlerle anlattı:

    “Bütün adayların olduğu gibi benim de projelerim var. Öncelikle ev ev, sokak sokak gezeceğiz. Meydanlara çıkıp, mitinglerde coşacağız. Sokaktaki söylemim ise; ben bir kadın temsilcisi olarak kadınlar için bu yola girdim diyebilirim. 18 yaşındayım ve elimi taşın altına koydum bu yaşımda. Kadınlara yönelik zulüm, cinayet gibi durumların olmasını istemiyoruz ve bu konuda mücadele etmek istiyoruz. Kadının gücünü onlara göstermek istiyoruz. AKP iktidarının bir daha tekrar etmemesi için biz kadın olarak mücadele etmek istiyoruz.”

    “SUSMAMALIYIZ!”

    Dilan Güler milletvekili adayı olmasındaki en büyük sebeplere de dikkat çekti. AKP’nin politikalarına karşı siyasette yer almak istediğini belirten Güler, “Sayamayacağım kadar yanlış ve beni öfkelendiren durumla karşılaştım” dedi.

    Güler, özellikle çocuk istismarı suçlarına karşılık hükümeti eleştirerek şunları söyledi:

    “Beni en çok üzen, çocuk istismarı olayına karşı toplumun susturulması konusu oluyor. Susmamalıyız. Ayrıca kadın cinayetleri nedeniyle de susmamalıyız. Bizler boş yere adalet, barış, hak, hukuk istemiyoruz. Biz bu suçlara karşılık mücadele etmek istiyoruz.”

    “HEPİMİZİN KADERİNİ DEĞİŞTİREBİLECEK BİR ŞANS”

    Antepli seçmenlere de seslenen Dilan Güler, “Lütfen sistem partilerinden uzak durun. Bu hepimizin kaderini değiştirebilecek bir şans diyebilirim. Lütfen kadınlar olarak Yeşil Sol Parti’ye gelin. Kaderimizi değiştirmek bizim elimizde. Bir kadın olarak sizi mecliste savunmak istiyorsam sizlerin de benimle beraber olmanız lazım” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Kuralar çekildi, partilerin pusuladaki yerleri netleşti!

    Kuralar çekildi, partilerin pusuladaki yerleri netleşti!

    PİRHA – Yüksek Seçim Kurulu’nda partilerin oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için kura çekimi yapıldı.

    Seçmenler, 14 Mayıs’ta hem Cumhurbaşkanı hem de milletvekili seçimi için sandık başına gidecek.

    Seçime girecek ittifak ve siyasi partilerin oy pusulasındaki yerleri de netleşti. YSK’de saat 14.00 itibarıyla başlayan kura çekimi 14.30 itibarıyla sona erdi.

    Cumhurbaşkanı seçimi için oy pusulalarının basımına 12 Nisan’da, milletvekili seçiminde kullanılacak oy pusulalarının basımına ise 19 Nisan’da başlanacak.

    PARTİLERİN OY PUSULASINDAKİ YERLERİ

    Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) – 20. sıra

    Anavatan Partisi – 12. sıra

    Türkiye Değişim Partisi (TDP) – 2. sıra

    Vatan Partisi – 16. sıra

    Milli Yol Partisi – 15. sıra

    Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) – 14. sıra

    ATA İttifakı – 19. sıra

    Hak ve Özgürlükler Partisi – 4. sıra

    Sosyalist Güç Birliği İttifakı – 5. sıra

    Cumhur İttifakı – 8. sıra

    Güç Birliği Partisi – 17. sıra

    Millet İttifakı – 18. sıra

    Yeni Türkiye Partisi – 1. sıra

    Genç Parti – 6. sıra

    Yenilik Partisi – 13. sıra

    Büyük Türkiye Partisi – 10. sıra

    Millet Partisi – 3. sıra

    Adalet Birlik Partisi – 11. sıra

    Memleket Partisi – 7. sıra

     

    İttifakların kendi içindeki sıralamaları da şu şekilde belirlendi:

    Ata İttifakı

    Zafer Partisi – 2. sıra

    Adalet Partisi – 1. Sıra

     

    Cumhur İttifakı

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) – 4. sıra

    AKP – 2. sıra

    Yeniden Refah Partisi (YRP) – 3. sıra

    Büyük Birlik Partisi (BBP) – 1. Sıra

     

    Emek Ve Özgürlük İttifakı

    Yeşil Sol Parti – 1. sıra

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) – 2. Sıra

     

    Millet İttifakı

    İYİ Parti – 5. sıra

    Gelecek Partisi – 1. sıra

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) – 3. sıra

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) – 4. sıra

    Saadet Partisi (SP) – 6. sıra

    Demokrat Parti (DP) – 2. Sıra

     

    Sosyalist Güç Birliği İttifakı

    SOL Parti – 3. sıra

    Türkiye Komünist Hareketi (TKH) – 2. sıra

    Türkiye Komünist Partisi (TKP) – 1. sıra

     

    Milletvekili aday listelerinin son teslim tarihi ise 9 Nisan Pazar. Hazırlanan milletvekili aday listeleri saat 17.00’ye kadar YSK’ya teslim edilecek.

    Yüksek Seçim Kurulu aynı gün partilerin aday listelerini incelemeye başlayacak. 19 Nisan’da da Yüksek Seçim Kurulu milletvekili kesin aday listelerini ilan edecek.

    Gümrük kapıları ile yurt dışında oy verme işlemi ise 27 Nisan’da başlayacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Deprem Dayanışma Platformu: Sorunlar ağırlaşıyor, dayanışmaya ihtiyaç var-VİDEO

    Ankara Deprem Dayanışma Platformu: Sorunlar ağırlaşıyor, dayanışmaya ihtiyaç var-VİDEO

    PİRHA- Ankara Deprem Dayanışma Platformu, depremzedelerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalarını sürdürüyor. Platform üyeleri Sevinç Koçak ve Mustafa Karabudak, en temel sorunun barınma konusunda olduğunu belirterek “Ankara’ya gelenler halen yerleşik bir hayat kurabilmiş değil. Eşya ihtiyacı devam ediyor. Yardımların sürdürülebilir olması için dayanışmaya ihtiyaç var” çağrısında bulundular.

    İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi’nin çağrısıyla 12 Şubat’ta kuruluşu ilan edilen Ankara Deprem Dayanışma Platformu, depremzedeler için dayanışma çağrısını sürdürüyor.

    Platform üyelerinden Sevinç Koçak, depremzedeler için halen çok sayıda ihtiyacın olduğunu ifade etti. Koçak, 6 Şubat’tan sonra en çok göç alan illerden birinin de Ankara olduğunu belirtti.

    EN BÜYÜK İHTİYAÇ BARINMA!

    Sevinç Koçak, deprem bölgesinde geçici barınma alanlarının hızlı şekilde yapılmamış olması nedeniyle göçlerin yaşandığını belirterek şunları söyledi:

    “Depremin ilk haftası buradaki sivil toplum örgütleri ve gönüllüler, bölgeye yardım için büyük bir dayanışma gösterdi. Ama sonrasında Ankara’da ciddi bir ihtiyaç da ortaya çıktı. Çünkü çok sayıda depremzede geldi. Onun için bizler, bir araya geldik ve Ankara Deprem Dayanışma Platformu‘nu oluşturduk.

    Platform sahada aktif çalışma yürütmeye çabalıyor. Her türlü çalışma grubumuz var. Hem temel ihtiyacı karşılayabilecek hem de özel alanlara dair çalışma gruplarımız var. Barınma çalışma grubumuz, gıda, giysi ve eşya ihtiyaçlarını karşılayan bir grubumuz; kadın, çocuk, mülteci, engelli, sağlık, eğitim, psikososyal, hukuk, lgbti+ gibi çok sayıda çalışma grubumuz da var. Şu an Ankara’daki temel en büyük ihtiyaç barınma ile ilgili sorunlar. Yerel yönetimler üzerinden geçici barınma alanları öncelikle koordine edildi. Ancak şu anda Ankara’da tam olarak kaç insanın ikamet ettiğinin sayısı ne yazık ki veri olarak elimizde mevcut değil. 750 bin ile 850 bin arasında bir rakamdan söz ediliyor.”

    “İSTİHDAM KONUSUNDA CİDDİ BİR SORUN MEVCUT”

    Sevinç Koçak, deprem bölgesinden halen Ankara’ya bir göçün söz konusu olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Ankara’ya göçün yanı sıra tersine bir göç de söz konusu. Barınma sorunu, insanların uzun süre burada kalmasına engel oluyor. Mesela birkaç gün önce Kızılcahamam ilçesinde kalan 3 aileye, 15 Nisan’a kadar termal tesislerde kalabileceği söylenmişti ama 1 Nisan itibariyle çıkmaları talep edildi. O insanlar, bölgeden alınıp hızlı bir şekilde Araplar Aile Yaşam Merkezi’ne yerleştirildi. Buradaki böyle geçici barınma alanlarında da sıkıntılar var. Ayrıca istihdam sorunu da önemli. Bir şekilde insanlara gıda temin edilebiliyor ama istihdam konusunda ciddi bir sorun olduğu için buradaki kalıcılık sürdürülebilir olamıyor. O nedenle tersi bir göç de mümkün. Ancak kötü hava koşullarından kaynaklı kalınmaz durumda olan çadır alanlarından insanlar göç etmek için hala destek istiyorlar.”

    “ZAMAN GEÇTİKÇE İNSANLARIN GÜNDEMİ DE DEĞİŞİYOR”

    “İlk kaygımız, insanların güvenli bir alanda temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyor olması” diyen Sevinç Koçak, acil ihtiyaçlar konusunda yurttaşlara şu çağrıda bulundu:

    “Yerle bir olmuş şehir ve hayatlar içerisinde insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içerisindeler. İlk haftalarda insanlar büyük bir motivasyon ile ellerinden gelen her türlü yardımı yaptılar. Ama zaman geçtikçe insanların gündemi de değişiyor. Ancak depremden etkilenip Ankara’ya gelen insanlar için hayat öyle değil. Hala yerleşik bir hayat kurabilmiş değiller ve çok sayıda ihtiyaç var. Mesela temel ihtiyaçlar; gıda sürekli ihtiyaç olan bir durum. Bu nedenle bizlerin de hala dayanışmaya ihtiyacımız var. Deprem dediğimiz şey şöyle değil; 3 ay sonra her şey yoluna girecek değil. Coğrafyanın büyük bir kesimini etkileyen bir afetten bahsediyoruz. Dolayısıyla bu uzun soluklu bir süreç. Bu sadece deprem bölgesi için değil Ankara için de durum böyle. Dolayısıyla da burada da dayanışmayı güçlendirip büyütmeye ihtiyacımız var.”

    SEÇİM SÜRECİ DEPREMİN ÖNÜNE GEÇTİ!

    Ankara Deprem Dayanışma Platformu üyesi Mustafa Karabudak ise belediyelerin gösterdiği yerleşim yerlerinin dışında birebir evler bulup eşya temini yaptıklarını anlattı. “Ancak nakliye sorunumuz var ve bir türlü çözemedik” diyen Karabudak, “Hijyen malzemesi ve gıda sorunu da halen devam ediyor. Ayrıca iş ihtiyacı da kendini göstermeye başladı. İnsanlar gelip bir ev kiralayıp, eşyalarını bir şekilde denkleştirdiler ancak şu anda iş ihtiyaçları var. Dayanışma bir yere kadar oluyor ve sorunlar da gittikçe ağırlaşıyor. Seçimle birlikte depremzedelerin durumu gündemden düşüyor” diye belirtti.

    “GERİ DÖNMEK İÇİN HAVALARIN ISINMASINI BEKLİYORLAR”

    Mamak Afet Dayanışma Platformu’nun da depremzedeler ile dayanışmak adına yeni girişimlerde bulunduğunu belirten Karabudak şöyle devam etti:

    “Son yaptığımız toplantıda depremin gündemden düştüğü öngörüldü ve bu sebeple Mamak’ta pazarlarda, kalabalık mekanlarda bildiri dağıtılıp insanlar duyarlı olmaya çağrıldı. Ayrıca bu konuya ilişkin basın açıklamaları yapmayı da düşünüyoruz. Çünkü bu konuyu bir şekilde gündemde tutmalıyız. Hala depremzedeler gelip bizlere başvuruyorlar. Ben, eşya komisyonundayım. Sabah kalktığımda telefonumda birçok arama ve ihtiyaç listesi gönderenlerle karşılaşıyorum. Özellikle gelenlerin beyaz eşyaya ihtiyacı var ve biz bu ihtiyaçları tam anlamıyla çözemiyoruz. Özellikle gönüllülerin oluşturacağı ağı genişletmek lazım. Koordineli şekilde çalışmamız gerekir. Başka türlü bu süreci aşamayız. Depremin hemen sonrasında depremzedelerin hesaplarına 10 bin lira gibi bir paranın yatırılacağı söylenmişti ancak görüştüğümüz kişilerin hemen hemen hiçbiri bu parayı da alamamış. Evlerin hasar durumuna göre o parayı veriyorlarmış. Çok sayıda aile, havaların ısınmasını bekliyor. Geri dönme gibi bir düşünceleri mevcut. ‘Memleketimizde kalmak istiyoruz’ diyorlar. Gelenlerin uyum sorunu da oluşuyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Moers Alevi Kültür Merkezi’nden ‘Türkiye’nin kader seçimi’ başlıklı panel

    Moers Alevi Kültür Merkezi’nden ‘Türkiye’nin kader seçimi’ başlıklı panel

    PİRHA – Moers Alevi Kültür Merkezi, “14 Mayıs 2023 Türkiye’nin kader seçimi” başlıklı panel düzenleyecek.

    Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Moers Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, 14 Nisan’da Türkiye’de yapılacak seçimlere ilişkin panel düzenleyecek.

    “14 Mayıs 2023 Türkiye’nin kader seçimi” başlıklı panelde Moers AKM Başkanı İmam Vural, Gazeteci Fuat Ateş, CHP NRW Başkanı İbrahim Vural ve HDP Eski Milletvekili Doç. Dr. Ahmet Yıldırım konuşmacı olarak yer alacak.

    Moers AKM yönetimi, 16 Nisan saat 13’te yapılacak panele katılım çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Menemen Şube Başkanı Onay: Herkes için eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz-VİDEO

    PSAKD Menemen Şube Başkanı Onay: Herkes için eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde tek adam rejiminin gönderilmesi gerektiğini ifade eden PSAKD Menemen Şube Başkanı Ali Ekber Onay, “Eğer Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olursa biz eşit yurttaşlık istiyoruz ama sadece Aleviler için değil, Kürtler, Ermeniler için de, kimliği ve inancı ne olursa olsun bu ülkede yaşayan herkesin eşit haklara sahip olmasını talep ediyoruz. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Menemen Şube Başkanı Ali Ekber Onay ile 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerden sonra Alevilerin talepleri ve nasıl çalışma yürütecekleri üzerine konuştuk.

    “SEÇİMLERDE TEK ADAM REJİMİNİN KALDIRILMASI GEREKİYOR”

    Seçimlerde tek adam rejiminin kaldırılması gerektiğini ifade eden Ali Ekber Onay, “Eğer Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olursa biz eşit yurttaşlık istiyoruz ama sadece Aleviler için değil Kürtler, Ermeniler için de kimliği ve inancı ne olursa olsun bu ülkede yaşayan herkesin eşit haklara sahip olmasını talep ediyoruz. Umarım artık Türkiye’ye demokrasi gelir ama Alevilerin taleplerinin karşılanacağına da pek emin değilim. Altılı masaya baktığımızda vicdanım bazı şeylere el vermiyor. Sivas Katliamı’nı, Diyarbakır zindanında katlettikleri insanların, ’emrini ben verdim’ diyen insanların, Tansu Çiller döneminde Meral Akşener’in İçişleri Bakanlığı döneminde yaptıklarından vicdanen rahatsızım ama bu rejimin değişmesi için de bazı şeylere katlanıp bu iktidarı değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    “EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI İSTİYORUZ”

    Alevilerin taleplerinin karşılanmasını istediklerini belirten Onay, şunları ifade etti:

    “Zorunlu din derslerinin kaldırılması, eşit yurttaşlık hakkının tanınmasını istiyoruz ama eğer Alevilerin talepleri karşılanmazsa da Alevilerin dik duruşu olacaktır. AKP iktidarı Türkiye’yi 10 yıl geriye götürdü o yüzden umarım iktidar değişirse ülkeye bir demokrasi gelir, Kürt sorunu çözülür, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu ülkede iyi şeyler yapacağına inanıyorum ama eğer o da taleplerimizi yerine getirmezse ülke 20 yıl daha geriye gider.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • Britanya Seçim Koordinasyonu: 14 Mayıs ülke siyasal tarihinin en önemli seçimi-VİDEO

    Britanya Seçim Koordinasyonu: 14 Mayıs ülke siyasal tarihinin en önemli seçimi-VİDEO

    PİRHA-14 Mayıs günü yapılacak olan seçimlere ilişkin açıklama yapan Britanya Seçim Koordinasyonu, “Ülkemiz 14 Mayıs’ta siyasal tarihinin en önemli seçimini yapacak. Bu seçim karanlığa gömülmüş, yalnızlaşmış bir ülke mi, yarına umutla bakan, dünyayla uyumlu, hem içeride, hem de dışarıda birlikte yaşayabileceğimiz bir ülke mi tercihin yapılacağı bir seçim” ifadelerini kullandı.

    Britanya Seçim Koordinasyonu, 14 Mayıs günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçim çalışmalarının startını verdi, halkları oy kullanmaya çağırdı. Koordinasyon adına yapılan açıklamayı Feyzullah Cinpolat okudu.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “SİYASAL TARİHİNİN EN ÖNEMLİ SEÇİMİ”

    “Ülkemiz 14 Mayıs’ta siyasal tarihinin en önemli seçimini yapacak. Bu seçim karanlığa gömülmüş, yalnızlaşmış bir ülke mi, yarına umutla bakan, dünyayla uyumlu, hem içeride, hem de dışarıda birlikte yaşayabileceğimiz bir ülke mi tercihin yapılacağı bir seçim.

    Anti -demokratik ve hukuk tanımaz sisteme karşı dünde olduğu gibi bugünde safımız belli. Buradan hareketle bugün safları sıklaştırmanın, mücadeleyi büyütmenin yaşamsal önem taşıdığı bir dönem. Vereceğimiz mücadele, ortaya koyacağımız dayanışma ile 15 Mayıs sabahına daha umutlu uyanacağız.

    Bunu görüyoruz, buna inanarak mücadeleyi büyütüyoruz. İnsanımıza, halklarımıza; açlık, yoksulluk, işsizlik, katliamlar, savaşlar, yasaklar, tutsaklıkları yaşatıyorlar.. Depremde, yangında, selde, şantiyelerde, fabrikalarda, sokaklarda öldürüyorlar bizi. Öldürüyorlar ve bunu bize bir kader diye anlatmaya çalışıyorlar.

    “ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ”

    Yaşadıklarımız iktidarın gerici, ırkçı, asimilasyoncu, kara para ve ranta dayalı insanı ve doğayı yok sayan politik tercihlerinin sonucudur. Dün de böyleydi, bugün de böyle. Bu iktidardan ve türevlerinden tabii ki başka bir şey de beklemiyoruz. Onlar görevini yapıyor. Ama böyle devam etmeyecek. Onlar nasıl kendi görevlerini yerine getiriyor, bizler de üzerimize düşeni yapacağız.

    Direneceğiz. Vaz geçmeyeceğiz. Teslim olmayacağız. Daha güzel günlere olan inançla mücadeleyi, birliği ve dayanışmayı büyüteceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki; bunları birlik ve dayanışma ile aşarız … Önce: Birlik-Dayanışma-Kardeşlik… Sonra: Adalet-Özgürlük-Demokrasi..

    Tüm ülke için Refah, huzur, mutluluk ancak o zaman ve bu şartlarda mümkün olabilir Ama tüm bu taleplerimiz Akp ve şürekâları gitmeden olmaz. Çünkü tüm sorunları bunlar yarattı, tüm sorunların nedeni kendileri. Ve biliyoruz ki; sorunun nedeni ve kaynağı olanlar, sorunları çözemez.

    “DEMOKRASİ İLE FAŞİZM ARASINDA TERCİH YAPILACAK”

    Hepimizin bildiği gibi, başta ülkemiz olmak üzere, yurt dışında yaşayan insanlarımızın da seçimlerde oy kullanacak olmaları nedeniyle; dünyanın dört bir yanında her inanç, aidiyet, sınıf ve ırktan halklarımız bu seçimin bir parçası, çıkacak sonucun belirleyicisi olacak. Bu seçim kazanılmış bir çok hakkımızın, evrensel değerlerin, hukuk, adalet, demokrasi, kadın ve insan haklarını savunanlar ve koruyanlarla, bu değerlere düşman, gerici, yobaz ve
    ırkçı partiler ve yöneticileri arasında tercihte bulunacağımız bir seçim olacak.

    Bu seçim; demokrasi-faşizm, hukuk-hukuksuzluk, özgürlük-yasak, refah-yoksulluk, umut-umutsuzluk arasında tercih yapacağımız bir seçim olacak. Bu seçim; yarına umutla bakan çocukların, yasama sevincini iliklerine kadar hisseden gençlerin, nu seçim; yaşam alanları daraltılmak, toplumdan ve toplumsal yaşamdan izole edilmek istenen, insanca yaşamları Taliban kafalılarca pazarlık konusu edilen kadınlarımızın varlık-yokluk seçimi.

    Yerinden yurdundan sürülen mültecilerin, iliklerine kadar sömürülen çocuk işçilerin, çocuk gelinlerin, sokakta katledilen kadınların seçimi. Bu seçim silahlarla abluka altına alınan şehirlerimizde , cenazelerimizin yerlerde günlerce kaldığı , tankların arkasında sürüklendiği faşist sisteme karşı bir seçim ,bu seçim kendinden başka herkese düşman olan tek adam rejiminin siyasi görüşleri nedeniyle tutsak ettikleri insanlarımızın özgürlük mücadelesi seçimi.

    “MÜCADELEYİ HEP BERABER BÜYÜTECEĞİZ”

    Bu seçim yeniden ve hep birlikte inşa edeceğimiz demokratik, laik, eşit, çağdaş ve hukuka bağlı bir ülke özlemimizi gerçek edeceğimiz günlerin müjdecisi bir seçim. Bu mücadeleyi hep beraber büyüteceğiz .

    1-21. Yüzyılda ülkedeki her inancın olması gerektiği gibi , Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin lütuf olarak değil insan haklarının gereği olarak karşılanması gerekmektedir.

    2-Türkiye’nin çok kimlikli çok kültürlü , çok dilli ve çok inançlı yapısını kapsayıcı olarak eşit ve adil bir anayasa düzenlemesi yapılmalıdır. Evrensel hukuk kuralları gereği bu bir zorunluluktur.

    3-Devlet eliyle yapımına teşvik edilen ve politik olan Kadına yönelik şiddetin , bir an önce yasal ve uygulanan cezalarla engellenmesi, ayrıca kadına yönelik şiddeti engellemede çok önemli yeri olan İstanbul Sözleşmesinin tekrar ivedilikle yürürlüğe geçirilmesi gerekmektedir.

    4-Din kisvesi altında yapılan çocuk istismarı fetvalarının bir an önce durdurulması , cemaatlere ve Türk milliyetçi kurumlara verilen çocukların yakın akrabalarına teslim edilmesi gerekmektedir .

    5-Türkiye’nin Suriye ve Irak’a yönelik askeri operasyonları bir an önce sonlandırılmalı ,Faşist devletin Kürt halkına yönelik saldırgan , baskıcı ve katletme üzerine kurulu politikaları bir an önce terkedilmelidir.

    “ÜÇÜNCÜ YOL VAR”

    Türkiye halklarını, ezilen, sömürülen, katledilen, yok sayılan insanlarımızı, kadınlarımızı, gençlerimizi görmezden gelen sisteme karşı; ranta, talana, inkara, asimilasyona, etnik kökenlere karşı ırkçı saldırılara , anti demokratik uygulamalara, ülkemizi karanlığa sürüklemek isteyen; başını gerici, ırkçı, faşist, AKP-MHP’nin çektiği, Talibancı ittifaka karşı; hayır üçüncü yol var, üçüncü yol emek ve özgürlük ittifakı diyoruz.

    Bizler Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri, Britanya Seçim Koordinasyonu olarak bu bilinçle hareket edecek, bu bilinçle alanlarda olacağız. Seçim gününe kadar bu çalışmaları ve mücadeleyi sizlerle birlikte örecek, birlikte büyüteceğiz. İşte bizler de bunları bilerek çıkacağız sokağa, bunları bilerek ulaşacağız insanlarımıza, bunları bilerek hep beraber mücadelemizi çoğaltıp büyüyerek, gideceğiz seçim sandıklarına.

    Eşit, özgür demokratik, adil bir yaşam talebimiz. Bunu hep birlikte başaracağız. 15 Mayıs sabahında ülkemizin ve yurtdışında yaşayan insanlarımızın derin bir nefes alarak, yarınlara daha umutlu bakacağına olan inançla tüm dostlarımızın Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yanında olacağına inanıyor Britanya Seçim Koordinasyonu olarak hepinizi sevgi, saygı ve en derin devrimci duygularımızla selamlıyoruz.”

    “SAFLARI SIKLAŞTIRMANIN ÖNEM TAŞIDIĞI DÖNEMDEYİZ”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekili Osman Baydemir ise yaptığı konuşmasında şunları kaydetti:

    “Ülkemiz 14 Mayıs’ta siyasal tarihin en önemli seçimini yapacak. Bu seçim karanlığa gömülmüş, yalnızlaşmış bir ülke mi? Yarına umutla bakan, dünyayla umutlu hem içeride hem de dışarıda birlikte yaşayabileceğimiz bir ülke mi tercihi yapılacak bir seçimdir. Anti demokratik hukuk tanımaz sisteme karşı dün de olduğu gibi bugün de safımız belli.

    Bundan hareketle bugün safları sıklaştırmanın, mücadeleyi büyütmenin, yaşamsal önem taştığı bir dönemdeyiz. Vereceğimiz mücadele, ortaya koyacağımız dayanışma ile 15 Mayıs sabahına daha umutlu uyanacağız. Bunu görüyoruz. Buna inanarak mücadeleyi büyütüyoruz. İnsanlarımıza, halkımıza açlık, yoksulluk, işsizlik, katliamlar, savaşlar, yasaklar yasaklar tutsakları yaşatıyorlar. Depremde, yangında, selde, şantiyelerde, fabrikada, sokaklarda
    öldürüyorlar bizi. Öldürüyorlar ve bunu bize bir kader diye anlatmaya çalışıyorlar. Yaşadıklarımız iktidarın geçici, gerici, ırkçı, asimilasyoncu, kara para ve ranta dayalı insani ve doğayı yok sayan politik terhislerinin sonucudur.

    Dün de böyleydi, bugün de böyle. Yaşadıklarımız iktidarın gerici, ırkçı, asimilasyoncu, kara para, ranta dayalı
    İnsanı ve doğayı yok sayan, politik tercihlerinin sonucudur. Burayı iki defa okur, kusura bakmayın. bu iktidardan ve türevlerinden tabii ki başka bir şey bekleyemeyiz. Onlar görevlerini yapıyorlar. Ama böyle devam etmeyecek.”

    PİRHA / BRİTANYA

  • Dersimliler: Seçimde tüm sol partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısında girmeli-VİDEO

    Dersimliler: Seçimde tüm sol partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısında girmeli-VİDEO

    PİRHA-Türkiye İşçi Partisi’nin 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde bazı illerde kendi amblemiyle seçimlere girmek istemesine tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Bütün sol ve sosyalist partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında birleşmeli, çünkü seçimlerde birlik olunmazsa oylarda bölünmeler olur” dedi.

    Türkiye 14 Mayıs’ta yapılacak seçime kilitlenmiş durumda. Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlere ortak girme kararı alırken Türkiye İşçi Partisi (TİP) bazı illerde ittifak içinde ayrı listeler halinde girmeyi planlarken Emek Partisi (EMEP) ise, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Yeşil Sol Parti listelerinden seçime girme kararı aldı.

    Dersimli yurttaşlara, Türkiye İşçi Partisi’nin 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde bazı illerde kendi amblemiyle seçimlere girmek istemesini sorduk.

    “BİRLİKTE HAREKET EDİLMEZSE OYLAR BÖLÜNECEK”

    Bütün sol ve sosyalist partilerin Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında seçimlere girmesinin daha iyi olacağını belirten Abuzeyd Çağlar, “Herkes kendi adayıyla girerse milletvekili sayılarında kayıplar olur ve AKP’ye çalışmış gibi olurlar. Bütün sosyalist partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında birleşmeli çünkü artık birlik zamanıdır başka çaremiz yok” dedi.

    Muhalefet partilerinin birlik içerisinde iktidarı ele geçirme amacında olması gerektiğini ifade eden Bülent Yüksel, “Recep Tayyip Erdoğan şimdiye kadar seçimleri siyasi partiler bölündüğü için kazanmıştır, sol partiler neden bölünmeyi seviyor da birlikte hareket etmeyi sevmiyor. Birlikte hareket edilmezse oylar bölünecek, ben seçimlere muhalefet partilerinin birlikte girmelerinden yanayım” diye belirtti.

    “SEÇİMLERDE, SOL VE SOSYALİST SİYASİ PARTİLERİN BİRLİK OLMASI GEREKİYOR”

    14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde sol ve sosyalist siyasi partilerin birlik olması gerektiğini vurgulayan Tekin Can, “Seçime ittifak çatısı alında değil de ayrı girilirse bu durum AKP’ye yarar. Ama seçimlerde birlik olursa birkaç milletvekili daha fazla çıkarılır, birlikten güç doğar” diye ifade etti.

    Tüm sol ve sosyalist partilerin Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında seçimlere girmelerinin daha iyi olacağını söyleyen Hasan Toksöz de, “Seçimlerde muhalefet partilerinde birlik olmazsa oylarda bölünmeler olur. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın güçlü olduğu yerde tek parti girebilir ama güçlü olmadıkları yerde birleşmeleri lazım” dedi.

    Her siyasi partinin seçimlere ayrı girmesi oyların bölünmesine sebep olacağını belirten Zenan Sönmez ise, “O yüzden ortak bir milletvekili adayı çıkartmaları daha mantıklı. Artık bir şeylerin değişmesi gerekiyor ama her parti farklı aday çıkaracaksa bir şeylerin değişmesi pek mümkün olmaz. Partiler birleşirse en azından oylar bölünmez” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Türkiye’de iktidar değişirse umutlarımız yeşerecek-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Türkiye’de iktidar değişirse umutlarımız yeşerecek-VİDEO

    PİRHA-14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde iktidarın değişmesi gerektiğini vurgulayan Dersimli yurttaşlar, “Eğer seçimlerde iktidar değişirse ülkede her şey çok güzel olacak. 2023 seçimleri çok önemli. Türkiye’nin Afganistan, Pakistan gibi olma yolunda ilerlemesini mi istiyoruz yoksa demokrasi ve adalet anlamında 2023 vizyonuna yakışır şekilde ilerlemesini mi istiyoruz? Biz bunun seçimini yapacağız” dedi.

    14 Mayıs’ta cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri yapılacak. Dersimli yurttaşlara, seçimlerde iktidar değişirse yeni iktidardan beklentilerini sorduk.

    “İKTİDAR DEĞİŞSE BİLE ÜLKEDEKİ SORUNLAR HEMEN ÇÖZÜLMEZ”

    Seçimlerden sonra iktidar değişse bile ülkedeki sorunların hemen çözülemeyeceğini vurgulayan bir yurttaş, “İktidar değişirse millet biraz rahatlar ama sorunlar çözülmez. Ekonomi birkaç ayda düzelecek bir durumda değil. Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı olursa vatandaşlar biraz rahatlar” diye ifade etti.

    Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa ülkenin rahatlayacağını belirten Orhan Aktaş, “Ülke bitmiş halde, yapılacak bir şey yok, Kılıçdaroğlu gelirse belki bir şeyler yapar, düzelir ama bu da epeyce zaman alır” dedi.

    Sultan Ergün ise, “Öğrenciler hep boşta, insanlar işsiz. Kılıçdaroğlu başa gelirse seviniriz” diye belirtti.

    “İKTİDAR DEĞİŞİRSE ARTIK KARDEŞÇE YAŞAMAYA BAŞLARIZ”

    Millet İttifakı kazanırsa ülkenin daha da güzelleşeceğini söyleyen bir yurttaş da, “İktidar değişirse insanlar daha mutlu olur ve artık kardeşçe yaşamaya başlarız” dedi.

    Tek isteğinin Recep Tayyip Erdoğan’ın gitmesi olduğunu ifade eden Adil Arslan, “Hükümetten şikâyetimiz çok. İşsizlik diz boyunda, İzmir’den geliyorum, nereye gidersem gideyim gençler işsiz ama Recep Tayyip Erdoğan işsizlik düştü diyor. İşsizlik nerede düştü Türkiye’de işsizlik %50’yi buluyor, iktidar ise işsizlik %20’lerde diyor. Yalan söylüyorlar” diye ifade etti.

    Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa Türkiye’ye huzur ve adalet geleceğini söyleyen Suat Alan, “Türkiye’de ekonomik kriz var herkes işsiz. Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa ülke ekonomisi düzelir, şimdiki hükümet ülkeyi sattı, bitirdi” diye belirtti.

    Seçimlerde iktidar değişirse toplumun beklentisinin çok olacağını söyleyen Hasan Yılmaz, “Türkiye’de hayat pahalı, işsizlik çok, insanlar ekonomik krizden dolayı çarşıda hiçbir şey alamıyor. Eğer Kılıçdaroğlu sözünde durursa ülkede her şey çok güzel olacak. Ülkede iktidar değişirse her şey çok güzel olacak” diye konuştu.

    “İKTİDAR DEĞİŞİRSE UMUTLARIMIZ YEŞERECEK “

    Beklentilerinin iktidarın değişmesi olduğunu söyleyen Haydar Satoğlu da, “İktidar değişirse ülkede bazı şeyler mutlaka değişecektir, en azından umutlarımız yeşerecek” diye belirtti.

    21 yılını heba eden AKP iktidarının gitmesini canı gönülden istediğini belirten Ercan Çallı, “Millet İttifakı bileşenlerine baktığımda çok bir beklentim maalesef yok ama Kemal Kılıçdaroğlu faktörü bu anlamda çok önemli. Millet İttifakı’nda bulunan partilerin ne oldukları belli olduğu için bu partilerden pek bir umudum yok. O yüzden ben genel seçimlerde Emek ve Özgürlük İttifakı’nın desteklenmesinden yanayım. Yeni gelecek iktidardan gençlerin önünün açılmasını, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını, KHK ile işten çıkarılanların işlerine geri dönmesini ve cezaevlerinde boş yere yatan on binlerce siyasi tutsağın bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını istiyorum. 2023 seçimleri çok önemli. Türkiye’nin Afganistan, Pakistan gibi olma yolunda ilerlemesini mi istiyoruz, yoksa demokrasi ve adalet anlamında 2023 vizyonuna yakışır şekilde ilerlemesini mi istiyoruz? Biz bunun seçimini yapacağız” dedi.

    “HALKIN SEÇTİĞİ YÖNETİME KAYYIM ATANMAMALI”

    Seçimlerde hükümetin değişmesi ümidinin olduğunu belirten Birsel Beltan, “Bir ülkede bir iktidar 20 yıl boyunca ülkeyi yönetmemeli. Halk ülkeyi yöneten hükümeti beğenmiyorsa o hükümetin değişmesi gerekiyor, devlet kimsenin tekelinde olmamalı. Seçimlerde halkın seçtiği yönetime kayyım atanmamalı, insanların yaptığı seçimlere saygı duyulmalı. İnsanlar Türkiye’de zor durumda, hükümeti eleştiren herkes cezaevine atılıyor. Ülkede insan kalmadı, herkes yurtdışına gitmek zorunda kalıyor. Deprem bölgesinde insanlar yardım istiyor ama devlet yardım etmiyor halk yardım ediyor. Eğer devlet yardım isteyen yurttaşlarına en son yardım ediyorsa o zaman o ülkede devlete ihtiyaç yoktur. Bırakın halk kendi kendini yönetsin. Ülkenin gidişatı hiç iyi değil, inşallah seçimlerde hükümet değişir, ümitle Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasını bekliyoruz. Kim gelirse gelsin ama bu hükümetin ve bu sistemin değişmesi şart” dedi.

    Seçimde iktidar değişirse Aleviler ve Kürtlerle ilgili sorunların çözülmesi gerektiğini dile getiren Hasan Yıldız da, “İktidar değişirse yeni iktidardan beklentim şu: Siyasi tutsakların özgür bırakılması ve ülkede insan hakları konusunda adımlar atılması gerekiyor. Ekonomik anlamda insanlar çok zor durumda. Dersimde insanlar market market dolaşıp ucuz bir şeyler bulmak istiyor. Ülkede gelir dağılımı eşit bir şekilde olmuyor, zenginler ve fakirler kaldı, orta sınıf diye bir şey kalmadı” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • KESK: Tercihimizi emekten, demokrasiden, laiklikten yana kullanıyoruz-VİDEO

    KESK: Tercihimizi emekten, demokrasiden, laiklikten yana kullanıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere dair tutum belgesini açıkladı. KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Kamu emekçileri, düşünce, ifade, inanç özgürlüğü ile örgütlenme hakkına yönelik ihlallerin ve baskıların son bulacağı, zorunlu din dersleri uygulamasına son verileceği, demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlayan TMK’nın kaldırılacağı, siyasal programları destekleyecektir” dedi.

    Kamu emekçileri, 14 Mayıs 2023’te yapılacak Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri seçimlerine dair 35 maddeden oluşan Seçim Tutum Belgesi’ni açıkladı.
    KESK Genel Merkezinde yapılan basın toplantısında “Tek adam rejimine hayır! Tercihimizi emekten, eşitlikten, demokrasiden, adaletten, laiklikten, özgürlükten yana kullanıyoruz” yazılı pankart açıldı.
    Basın toplantısına, KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri de katıldı.

    “SİLAHLANMAYA DEĞİL EĞİTİME, SAĞLIĞA BÜTÇE”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, seçim tutum belgesini okuyarak, “Toplumu otoriterliği ile boğan, emekçileri uyguladığı sermaye politikaları ile yoksullaştıran, yoksunlaştıran, geleceğimizi tek adamın keyfi kararlarına bağlayan bir sistemin sürmesi ya da sona ermesi arasında bir tercih yapacağız” dedi.

    Kamu emekçilerinin, yapılacak seçimleri dönüm noktası” olarak gördüğünü belirten Bozgeyik, şunları kaydetti:

    “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adıyla yaşama geçirilen bu sistem iddia edildiği üzere toplumsal sorunlara hızlı, etkili çözümler getirmediği gibi kamu kurumlarının çökmesine, liyakatsizliğin, kayırmacılığın yaygınlaşmasına, hukuksuzluğun derinleşmesine, adaletsizliğe, yoksullaşmaya, ayrımcılığa ve kutuplaşmaya neden olmuştur.

    Kamu emekçileri bu seçimde öncelikle en kararlı biçimde bu tek adam sistemine “hayır!” diyecektir.
    Kamu emekçileri kaynaklarımızın güvenlik harcamalarına ve silahlanmaya değil eğitime, sağlığa, temel kamusal hizmetlere ayrılması, onurlu bir barışın sağlanması, diyalog ve müzakereye dayalı çözüm süreçleri için, oy verecektir.
    Son 20 yıllık süreç aynı zamanda bir gericileşme, dinselleşme, laiklikten uzaklaşma süreci olarak yaşanmıştır. Eğitimin içeriği dinselleştirilmiş, okullar imam-hatipleştirilmiş, siyaset ve yargı dinsel referanslarla belirlenir hale gelmiştir. Zayıflayan kamu hizmetlerinin yarattığı boşluğu dolduran, iktidar tarafından desteklenen tarikatlar yaşamın her alanında belirleyici bir toplumsal ve ekonomik güç haline gelmiştir.
    Kamu emekçileri birlikte yaşamın güvencesi olan gerçek ve özgür laiklik ilkesinin geçerlilik kazandığı, tarikat yapılarına desteğin kesildiği, eğitimdeki dinselleşmeye son verilip bilimsel temelde eğitimin yaygınlaştığı bir Türkiye için oy verecektir.”

    DEMOKRATİK HAK VE ÖZGÜRLÜKLER VURGUSU!

    Mehmet Bozgeyik, kamu emekçilerinin taleplerini de sıralayarak şöyle devam etti:

    Kamu emekçileri,
    • Yıllardır uygulanan neo liberal politikaların ve özelleştirmelerin ret edileceği,
    • Çalışma yaşamının demokratikleştirileceği,
    • Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik başta olmak üzere tüm kamusal hizmetlerin herkes için eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir hayata geçirileceği,
    • Çalışma hakkının gereğinin yerine getirileceği, İnsanca yaşanacak bir ücretin sağlanacağı,
    • Vergi adaletinin esas alınarak herkesin gelirine göre vergilendirileceği,
    • “Eşit İşe Eşit Ücret” ilkesinin benimseneceği,
    • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinin ön plana alınacağı,
    • ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası standartlar çerçevesinde gerçek ve özgür TİS gerçekleştirileceği, grev hakkının engellenmesinden vazgeçileceği, bu çerçevede 4688 sayılı yasanın değiştirileceği,
    • Çalışanların ortak örgütlenmesini içeren yasal düzenlemenin yapılacağı,
    • Çalışanları bölen, iş ve ücret güvencesini tehdit eden her türlü istihdam biçiminin kaldırılacağı, esnek, kuralsız, performansa göre çalışmaya-ücretlendirmeye son verileceği, kurallı çalışma, iş güvenceli ve kadrolu istihdamın sağlanacağı,
    • Atama, yer değiştirmelerin ve istihdamın siyasal çıkarlardan arındırılacağı,
    • Asgari Geçim Standardı Tespit Komisyonu tarafından belirlenecek bir tutarın Temel Gelir Güvencesi olarak verileceği,
    • Ek ödemelerin emekliliğe yansıtılacağı,
    • Çalışma yaşamında ayrımcı, cinsiyetçi politikalara son verilerek kadınları daha fazla sefalete, yoksulluğa, açlığa mahkûm eden politikaların terk edileceği ve istihdamda kadın-erkek eşitliğinin sağlanacağı,
    • İstanbul Sözleşmesi feshinin iptal edilerek etkin uygulanacağı,
    • ILO’nun 190 sayılı İşyerinde Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesi’nin onaylanacağı ve gerekli denetim mekanizmalarının kurulacağı,
    • Kadınların iş yerlerinde maruz kaldığı cinsiyete dayalı her türlü şiddet, ayrımcılık ve mobbingi önleyici mekanizmaların oluşturulacağı, kadın beyanının soruşturmanın başlatılması için yeterli görüleceği,

    8 Mart’ta tüm kamu çalışanı kadınların ücretli izinli sayılacağı,
    • Sendika, siyasi ve felsefi düşünce, etnik köken, inanç, cinsiyet, engellilik, yaş, LGBTİ+’lere yönelik ayrımcılığa son verileceği,
    • Eşit, özgür, demokratik ve laik bir Türkiye’de halkların kardeşçe bir arada yaşamasının sağlanacağı, Kürt sorununun demokratik, barışçıl ve müzakereler yoluyla kalıcı şekilde çözüleceği,
    • Başta eğitim olmak üzere anadilde kamusal hizmetler önündeki engellerin kaldırılacağı,
    • Üniversitelerin her açıdan özerk, özgür ve demokratik bir niteliğe kavuşması için karar ve denetim süreçlerinde kişilerin değil, kurulların egemenliğinin esas alınacağı, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik özyönetim ve özdenetim modelinin hayata geçirileceği,
    • 12 Eylül hukukunun aşılarak demokratik dönüşüm için kapsamlı bir programın hayata geçirileceği,
    • Düşünce, ifade, inanç özgürlüğü ile örgütlenme hakkına yönelik ihlallerin ve baskıların son bulacağı, zorunlu din dersleri uygulamasına son verileceği, demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlayan TMK’nın kaldırılacağı,
    Artan yoksulluğa, gelir bölüşümü adaletsizliğine ve açlığa karşı emekçi halkları koruyacak, insanların hayatlarını iyileştirecek, kendilerine nitelikli zaman bırakacak, onları güçlendirecek ve geleceğe daha umutla bakabilmelerini sağlayacak, hem üretimdeki emekçileri, hem işsizleri, hem de kadınları güçlendirecek, aynı zamanda doğadaki müşterek varlıklarımızın daha az tüketilmesine yardımcı olabilecek ekoloji dostu, siyasal programları destekleyecektir!”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Grup Başkanvekili Beştaş: Yeni bir yaşamı inşa edeceğiz-VİDEO

    HDP Grup Başkanvekili Beştaş: Yeni bir yaşamı inşa edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- İktidarın depremden geçen süreye karşın ders almadığını belirten HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Deprem en çok kıyıları vurdu, dolgu alanlarında inşa edilen binaların yıkıldığını gördük. Şimdi yine kıyılar dolduruluyor ve yeni deprem alanları yaratılıyor. 14 Mayıs’tan sonra bunların tümü ortadan kalkacak. Kıyıları değil cepleri dolduruyorlar” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerledirmede bulundu.

    Meral Danış Beştaş, Cumhur İttifakı’nın Meclis gündemini giderayak doldurmaya çalıştığını aktararak, “Oysaki Türkiye’nin tartışması gereken temel mesele böyle bir afet sonrası afeti felakete dönüştüren iktidarın yeni düzenlemeler yapması gerekliliğiydi. Depreme karşı önlemleri nasıl alabiliriz, hangi yöntemlerle bu denetimi yoğunlaştırabiliriz teklifi gerekiyordu. İlk yapılması gerekenin kurumlara özellikle mimarlar mühendisler odasından geri aldıkları yetkilerin iade edilmesi gerekiyordu” dedi.

    “14 MAYIS’TAN SONRA BUNLARIN TÜMÜ ORTADAN KALKACAK

    AKP çevreye rant gözüyle baktığını belirten Meral Danış Beştaş, “Bu düzenleme aynı zamanda ekolojik yıkıma büyük bir davetiye de çıkıyor. Deprem en çok kıyıları vurdu, dolgu alanlarında inşa edilen binaların yıkıldığını gördük. Şimdi yine kıyılar dolduruluyor ve yeni deprem alanları yaratılıyor. Aslında yıkılacak yeni yerler yapılıyor. Bu da depremden ne kadar ders alındığını ortaya koyuyor. 3 ay sonra iptal edilecek, yürürlükten kaldırılacak yasalar yapılıyor. 14 Mayıs’tan sonra bunların tümü ortadan kalkacak. Kıyıları değil cepleri dolduruyorlar. Yıkılacak yeni yerler yapıyorlar. Vatandaş da bütün bunları görüyor. Biz HDP olarak depremden hemen sonra Afet ve Acil Müdahale İhtisas Komisyonu kurulması teklifini verdik. Tabii ki bu, bu iktidar döneminde olmayacak” diye konuştu.

    195 ülke ve 15 bölgedeki özgürlüklerin değerlendirildiği Freedom House’nin yayınladığı demokrasi raporuna dikkat çeken Beştaş,  Türkiye’nin durumunun rapora aynen yansıdığını söyleyerek, Türkiye özgürlük endeksinde Tanzanya ile yarıştığını vurguladı.

    “DEĞİŞİKLİĞİ HEP BİRLİKTE YAPACAĞIZ”

    14 Mayıs’tan sonra Türkiye’nin özgürlükler ülkesi olmasını sağlayacaklarını söyleyen Beştaş, “Sendikal alandan, düşünce ve ifade özgürlüğüne, kadın haklarına, bütün hak öznelerine dair değişikliği hep birlikte yapacağız” şeklinde konuştu.

    “KADINLAR OLARAK YENİ BİR YAŞAMI İNŞA EDECEĞİZ”

    Depremde en büyük acıyı kadınların yaşadığına işaret eden Meral Danış Beştaş, “8 Mart’ta Nurhak ve İslahiye’deydim en büyük acıyı kadınlar yaşıyor. En temel ihtiyaçlara ulaşamıyorlar kendi üzerlerine yüklenmiş olan ev içi emeği zor koşullarda sürdürmeye çalışıyorlar. Tüm bunların yanında toplum yaşam alanlarında kadınlarını yaşamanın zor olduğunu söylemek gerekmiyor sanırım. Deprem enkazında biz kadınlar yeni bir yaşamı inşa edeceğiz” diye belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Erdoğan, 14 Mayıs’ı işaret etti

    Erdoğan, 14 Mayıs’ı işaret etti

    PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimler için 14 Mayıs’ı işaret etti.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. “Bu millet 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır” diyen Erdoğan, deprem öncesi seçimler için işaret ettiği 14 Mayıs’ı bir kez daha yineledi.

    “Depremleri engelleyebilmemiz mümkün değildir” savunması yapan Erdoğan, konuşmasının büyük bir bölümünü “kentsel dönüşüme” ayırdı. Depremin yarattığı enkazın kentsel dönüşümün yapılmamasına bağlayan Erdoğan, muhalefeti suçladı.

    Depremzedelerin “Devlet yok” tepkilerine rağmen devletin deprem bölgesinde olduğunu iddia eden Erdoğan, iktidarı eleştiren muhalefete seçim tarihiyle yanıt verdi. Erdoğan, şöyle dedi: “Bu millet inşallah vakit geliyor, 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır. Asla böyle kuru-sıkı atanlara prim vermeyecektir.”

    Deprem bölgesi Adıyaman’da “helallik istemesi” sonrası kamuoyunun tepkisini çeken Erdoğan, “Tabi birileri için ağzına geleni söylemek kolay. Onlar deprem bölgesine gidip, sadece konuşacak, poz verecek, yaşanan acıların istismarını yapacak. Enkazları kaldıracağız, yaraları saracağız. Yıkılanların yerine daha iyisi yapacağız, insanımızın önüne daha iyi bir hayat süreceğiz. Eksiklerimizi söylemek, helallik istemek zafiyetimiz değildir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş’tan açıklama: Hukuki durumum uygun değil, çıkacak adayın yanındayım

    Demirtaş’tan açıklama: Hukuki durumum uygun değil, çıkacak adayın yanındayım

    PİRHA- Cumhurbaşkanlığı adaylarının kimler olacağı tartışmaları devam ederken, HDP heyeti Edirne Cezaevi’nde Demirtaş’la görüştü. Yapılan görüşmede Demirtaş’ın heyete teşekkür ettiğini ve kendisinin hukuki durumunun adaylık için uygun olmadığını belirterek, partinin bu konuda yapacağı çalışmaların destekçisi olacağını vurguladı. 

    Edirne Cezaevi’nde tutulan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile HDP heyeti görüştü. Adaylık konusunun konuşulduğu görüşmeye dair açıklama yapan HDP, “Bir heyetimiz, kendisinin cumhurbaşkanı adaylığı konusunda dün (26 Ocak) Edirne Cezaevinde görüşme yaptı. Yapılan görüşmede Demirtaş heyete teşekkür ederek, kendisinin hukuki durumunun adaylık için uygun olmadığını belirtti ve partinin bu konuda yapacağı çalışmaların destekçisi olacağını vurguladı. Emek Özgürlük İttifakı’nın adayı olarak ortaya çıkacak ismin arkasında duracağını ifade eden Demirtaş, partiyle birlikte seçim kampanyasını ve çalışmalarını en verimli şekilde sürdürme kararlılığında olduğunu bir kez daha dile getirdi” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sancar: Gücümüze inanıyoruz, kararlıyız; 14 Mayıs halkların miladı olacaktır!-VİDEO

    Sancar: Gücümüze inanıyoruz, kararlıyız; 14 Mayıs halkların miladı olacaktır!-VİDEO

    PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan Mithat Sancar, “HDP’nin kapısına kilit vurulsun’ diyor. Yahu ‘Biz anahtar partiyiz’ diyoruz, onlar kilitten söz ediyor. Tonlarca kilit getirseniz hepsini açarız. Milyonlar hak ve özgürlük için seçimlerini yapmış, o güzel günü bekliyor. Halk kararı verecek ve bu düzene noktayı kalın bir şekilde koyacaktır” ifadelerini kullandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis’teki grup konuşmasında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

    Bu haftaki grup toplantısına, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerinden Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Ankara İl Başkanı Şükran Doğan, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Genel Sekreteri Emre Öztürk, EHP Sözcüsü Özge Akman, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyeleri Perihan Koca, Juliana Gözen, Pelin Kahiloğulları, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Sözcüsü Barış Kayaoğlu, yöneticileri Erdal Ataş, Dilşat Cambaz Kaya, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün’ün yanı sıra Kurdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Başkanı Bayram Bozyel, Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız, PM üyesi Haydar Cihaner katıldı.

    “GİDİŞLERİ MUHTEŞEM OLACAK”

    Sancar’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

    Zorlu olduğu kadar umutların ve heyecanın da giderek yükseldiği bir atmosferde seçim sürecine hazırlanıyoruz. Hayatımızı umudumuzu geleceğimiz ekmeğimizi ve sabrımızı tüketmek isteyen bu iktidar düzeninin, bu rejimi bir an önce gönderecek olmanın hayali bile o kadar güzel ki. Gidişlerinin nasıl muhteşem olacağını anlatmaya bile gerek yok. Milyonlar hak ve özgürlük meşalelerini yakmışlar o güzel günü bekliyorlar. Kutsal bir yürüyüş bu ve başarıyı mutlaka getirecek güçlü bir irade bu. Seçim tarihi aşağı yukarı netleşti. AK Parti genel başkanı 14 Mayıs olarak açıkladı. Bugüne kadar zamanında olacak diyordu her sözü gibi bundan da caydı. Bizler HDP ittifaklarımız halkımız hangi tarihte yapılırsa yapılsın bu seçime hazırız. Bu seçim kararının açıklanacağı an cumhurbaşkanının görevden affını isteme anına dönüşecektir. Seçimlerde de halk en büyük kararı verecek ve bu düzene noktayı kalın bir şekilde koyacaktır.

    “ÜSKÜDAR’IN YOLUNU BULAMAYACAKLAR”

    Bu kez iktidarın atı alıp Üsküdar’ı geçmesi o kadar kolay olmayacak. Atı da Üsküdar’ın yolunu da bulamayacaklar. Önümüzdeki seçimler bir seçimin ötesinde anlama sahiptir. Bunun iktidar da farkında. Sadece bir parlamenter ve cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Yaşamak istediğimiz ortak geleceğin belirlenmesi seçimi olacaktır. Bu seçim bir rejimi oylama seçimi olacaktır.

    “HER TÜRLÜ ZORLUĞA HAZIRIZ”

    Bizler için geleceği kurma, mücadeleyi büyütme meselesidir. Sadece sandıkla sınırlı bir olay değil. Bugünden itibaren sandığa kadar, sandıktan sonra geleceğin her anını birlikte belirleyeceğimiz bir süreçtir bu. Bizler en büyük demokrasi ittifakıyla, Emek ve Özgürlük İttifakı ile yürüyoruz bu süreci. Bu ittifakı daha da büyütüp bütün ezilenleri, bütün mazlumları bir araya getirmek istiyoruz. Onların seçiminde halk yok, yoksullar, kadınlar, gençler yok. Bu ülke yok aslında onların seçimlerinde. Sadece bir tek şey var, kendi saltanatı. Halkın üzerine karabasan gibi çöktükleri kötülük düzenini sandıktan da çıkartmak istiyorlar. Bu seçimler çok çetin bir mücadeleye sahne olacaktır. Biz her türlü zorluğa hazırız.

    “SANKİ SEÇİME DEĞİL, SAVAŞA HAZIRLANIYORLAR”

    Bu seçimlere hukukun demokrasini askıda olduğu ağır bir siyasi tecrit koşullarında giriyoruz. HDP başta olmak üzere tüm demokratik toplumsal muhalefet her gün yeni saldırılarla karşı karşıya bırakılıyor. Cumhur İttifakı, sanki seçimlere değil savaşa hazırlanıyorlar. Kampanyalarını seçim değil bir savaş kampanyası gibi yürütüyorlar. Çünkü korkuları büyüktür. Çünkü kaybederlerse sonucun ne olacağını hepimizden çok daha iyi biliyorlar. İşte hakkımızda açılan kumpas davaları, yürümekte olan kapatma davası, Hazine yardımına bloke konması kararı, muhalefete yönelik siyasi yasak kuşatması, medya üzerinden yürütülen tetikçilik faaliyeti, bunların her biri bu rejimin seçim kampanyasının araçları olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü bu karanlık ittifakın halka sunabileceği herhangi bir olumlu vaadi kalmamıştır. Siyasi bir meseleleri yoktur. Bu ülke için bu karanlıktan başka bir gelecek tahayyülleri de yoktur. Çünkü çözümün değil sorunların odağı olan bir iktidar olarak bir varlık meselesi mücadelesi yürüttüklerini biliyorlar o nedenle ellerinde kalan baskı, yasak, hukuk dışılık dışında herhangi bir aracı yöntemi kullanacak durumda değiller. Bu ülkenin etrafına cezaevi duvarları örmeye çalışıyorlar. Bunların seçim kampanyası kelepçe siyasetidir, cendere siyasetidir, kuşatma siyasetidir.

    “GÜR SESLE BAĞIRIYORUZ; SAVAŞA HAYIR”

    Emekliden emekçiden dar gelirliden yoksullardan EYT’lilerden esirgenen kaynaklar nereye gidiyor biliyoruz, işte bu düzenin yalan ve kara propagandasına harcanıyor. Troller ordusuna ve en büyük kalem savaş politikasına harcanıyor. Bu iktidar savaş politikalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Savaş politikalarıyla toplumsal muhalefet güçleri arasına nifak sokmaya çalışıyor.  En savaş karşıtı ittifakı oluşturmak demokrasi yürüyüşünün en önemli hedeflerindendir. Hep birlikte açık ve gür bir sesle bağırıyoruz; savaşa hayır.

    “MUHALEFET SESSİZ KALAMAZ”

    Bugün iktidarın küçük ortağı esti, gürledi yine. Anayasa Mahkemesi’ni tehdit etti. Açık ve net bir şekilde şantaj yaptı. Artık Anayasa diye bir şey kalmadı. Anayasa’yı ayaklar altına almak konusunda en ufak bir çekinceleri yok. Çünkü kurtuluşları zorbalıktadır. ‘Eğer bu kararı derhal HDP aleyhine almazsanız hainsiniz’ diyor. Yargıya bundan daha açık tehdit olabilir mi? Bu sadece MHP’nin söylemi olarak anlaşılmamalıdır. Bu iktidarın, rejimin politikasıdır. O yüzden yapılan her şey birlikte yapılmaktadır. Hesabını da halka birlikte verecekler. İktidar kanadında kalan muhalefet partilerine de sesleniyoruz: Bu kadar açık Anayasa ihlalleri, bu zorbalık karşısında sessiz kalamazsınız. Sessiz kaldığınız her zorbalığın pratiği, eninde sonunda ülkeye egemen kılınmak istenen sistemin bir aynasıdır. Bu planları hep birlikte bozalım. Bu hepimizin halka karşı tarihi sorumluluğudur.

    “TONLARCA KİLİT GETİRSENİZ HEPSİNİ AÇARIZ”

    ‘HDP’nin kapısına kilit vurulsun’ diyor. Yahu ‘Biz anahtar partiyiz’ diyoruz, onlar kilitten söz ediyor. Tonlarca kilit getirseniz hepsini açarız. Bu ülkede kilit üreticileri sizin taleplerini karşılayacak üretimi bile yapamazlar. Öyle anahtarlar var ki elimizde, koyduğunuz her kilidi çatır çatır açacağız. Bu kararlılık seçimlerde, en fazla 4 ay sonra sizin kapınıza halkın kilit vurduğu tarih olacaktır.

    “14 MAYIS HALKLARIN MİLADI OLACAK”

    Bizler bir cumhurbaşkanı adayı çıkaracağımızı ilan ettik. Diyoruz ki bu topraklarda yaşayan tüm halkların adayını tartışıyoruz. Böyle bir aday çıkarmak istiyoruz. Alın teri dökenlerin, kadınların, gençlerin temsilcisi olacak. Meclisi en geniş katılımla, tüm renklerin, halkların temsil edildiği bir platforma çevirmek istiyoruz. Yani halkların demokratik meclisini yaratmak istiyoruz. Buna gücümüz var. Gücümüze inanıyoruz, kararlıyız, hepimiz buna odaklanmış durumdayız. 14 Mayıs halkların miladı olacaktır. Gün bizim, güneş bizim. Göğsümüzde ateş bizim. El ele olduğumuz bu güzel ülke bizim. Dün bizim, yarın bizim. İnşa edeceğimiz yeni yaşam bizim. Hasrete vurduğumuz mayısta, haziranda gülmek bizim.

    PİRHA/ANKARA