Etiket: 25 kasım

  • Mersin’de kadınlar alandaydı: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz-VİDEO

    Mersin’de kadınlar alandaydı: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Mersin Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar yürüyüş düzenledi. Yürüyüşte kadın mücadelesinin tüm dünyaya yayıldığına dikkat çekilerek, Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Farsça olmak üzere 4 dilde açıklama yapıldı.

    Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım etkinlikleri kapsamında Kusimato Sokak’ta bir araya gelerek, yürüyüş yaptı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan‘ın katıldığı ve sık sık savaşa, şiddete karşı sloganların atıldığı yürüyüş boyunca “Jın, Jıyan, Azadi” sloganı ile İran’daki kadınların direnişine destek verildi.

    Yüzlerce kadın Özgecan Aslan Barış Meydanı’na yürüyerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Yürüyüş sonrası kadınlar, Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Farsça olmak üzere 4 dilde basın metnini okudu.

    “ERKEK ADALET DEĞİL, GERÇEK ADALET!”  

    Yapılan açıklamada, şunlara dikkat çekildi:

    “1981’den bu yana dünyanın dört bir yanında biz kadınlar; toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, erkek şiddetine, tecavüze, tacize, savaşa, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyoruz.

    Türkiye’nin dört bir yanından, Arjantin’e, Şili’ye, Polonya’dan, Afganistan’a, İran’a dünyanın her yerinden yükselen kadın direnişleri İran’da katledilen Jina Mahsa Amini’nin ardından diktatörlüğe, otoriter rejimlere, ataerkiye karşı meydan okuyor .

    “Kadın cinayetleri münferit değil, politiktir” demek için alanlardayız. İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece yarısı kararıyla iptal edilmesi şiddet faillerini cesaretlendirirken, mücadeleyle elde edilen tüm kazanımları ortadan kaldırmak için iktidar adeta biz kadınlara savaş ilan etmiş durumda. Her ay onlarca kadın koruma kararına rağmen katledilirken, 6284 sayılı yasa uygulanmıyor, hatta yasanın sağladığı haklar kısıtlanmaya çalışılıyor. Erkek yargı her fırsatta kadın katillerine iyi hal ve haksız tahrik indirimi için gerekçe bulmaktan geri durmuyor. “Erkek adalet değil, gerçek adalet!” demek için 25 Kasım’da alanlardayız.

    Kimliğimizi yok sayanlara, bizleri erkeğe, sermayeye ve devlete daha da bağımlı hale getirmek için her türlü krizi fırsata çevirmenin hesabını yapanlara karşı emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki binlerce yıllık erkek egemen denetimine son vermek ve ‘Aileye köle olmayacağız!’ ‘Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz’ demek için sokaktayız.

    Kadınlar olarak daha fazla yoksulluk, şiddet, göç ve ayrımcılık anlamına gelen savaşların son bulması, eşit ve özgürce bir arada yaşamamızın sağlanacağı demokratik koşulların oluşması için ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi!’ demek için sokaktayız.

    Emeğimizin yok sayılmasına, işsizliğe, yoksulluğa, güvencesiz, kayıt dışı sömürü koşullarında çalışmaya karşı, güvenceli çalışma, güvenli gelecek talebimizi haykırmak için sokaktayız.

    Hakları için sokağa çıkanlar polis şiddetine maruz kalıyor. Kadınlar ve LGBTİ+’lar cinsel tacizle gözaltına alınıyor. Erkek devlet şiddetine son demek için sokaklardayız.

    “FAŞİST İKTİDARLARI SARSIYORUZ”

    Tüm bu saldırılara rağmen dünyanın dört bir yanında faşist iktidarları sarsıyoruz. İran’da “Bizi zorla kendi cennetinize götüremezsiniz” diyerek sokakları isyan alanlarına çeviren Arjantin’de “bir kişi daha eksilmeyeceğiz” diyerek adliye binasını ateşe verenleriz. Kürtaj yasaklarına karşı Polonya’da, ABD’de ‘benim bedenim benim kararım’ diyen milyonlarız. “İstanbul Sözleşmesi bizimdir!” diyerek Türkiye’nin tüm kentlerinde sokakları terk etmeyenleriz. ‘İtaat et, rahat et!’ diyenlere inat, isyan ediyoruz, örgütleniyoruz ve mücadele ediyoruz. Baskılara boyun eğmiyor, kadın katliamlarına, savaşlara, yoksulluğa, militarizme, homofobiye, doğa ve yaşam alanlarımızın talanına karşı sokakları terk etmiyoruz.”

    Tarsus Kadın Platformu da, Yarenlik Meydanı’nda 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Ankara’daki 25 Kasım eyleminde 7 kadın gözaltına alındı -VİDEO

    Ankara’daki 25 Kasım eyleminde 7 kadın gözaltına alındı -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da kadınlar, 25 Kasım dolayısıyla ‘Erkek ve devlet şiddetine itaat yok, isyan var’ sloganıyla alanlardaydı. Eylem yerine gelmek isteyen 7 kadın taşıdıkları dövizlerin ‘yasak’ olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı.    

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde Ankara’da da kadınlar alanlardaydı.

    Sakarya Caddesi’nde toplanan kadınlar burada basın açıklaması yaptı. Caddeye çıkan sokaklarda polisler tarafından kapatıldı. Eyleme katılmak isteyen kadınlar polis aramasından geçtikten sonra alana alındı.

    7 KADIN GÖZALTINA ALINDI  

    Polis arama noktalarında bazı pankart ve dövizlere el koydu. Özellikle LGBTİ+ bayrak ve simgelerine izin vermeyen polis alana dövizleriyle girmek için direnen 5 kadını gözaltına aldı. Basın açıklaması yapıldıktan sonra dağılan kadınlardan 2’si daha gözaltına alındığı bilgisi verildi.

    Alanda bulunana avukatlar, gözaltına alınan kadınların Ankara Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüğünü bildirdi.

    İranlı kadınların mücadelesine selam gönderen kadınlar, ana pankartlarının polis tarafından alana alınmadığını da ifade ederek duruma tepki gösterdi. Yapılan müzakere sonucu üzerinde ‘Erkek ve devlet şiddetine itaat yok, isyan var’ yazılı pankart içeriye alındı.

    Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen ve alana giren kadınlar ‘Erkek ve devlet şiddetine itaat yok, isyan var’ pankartı açtı. Kadınlar sık sık ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Dünyayı yerinden oynatacağız’, ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’, ‘Kadınlar savaş istemiyor’, ‘Kadınları değil katilleri yargıla’ sloganları attı.

    “GEÇTİĞİMİZ 25 KASIM’DAN BU YANA 376 KADIN ERKEK ŞİDDETİYLE KATLEDİLDİ”

    Pankartın alana alınmasıyla Türkçe ve Kürtçe olarak yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde; AKP-MHP ittifakının, kadın mücadelesinin kazanımlarını hedef alan politikalarıyla mücadele ediyoruz. Kadına yönelik şiddeti önleme yükümlülüğü olan devlet; kadınlara yönelik işkenceye varan özel savaş uygulamalarıyla, cezasızlık politikasıyla, erkek yargı mekanizmasıyla, İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere kadın kazanımlarını hedef alan hukuksuz uygulamalarıyla şiddetin bizzat faili durumunda. Geçtiğimiz 25 Kasım’dan bu yana 376 kadın erkek şiddetiyle katledildi. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri her geçen gün artarken, bu ölümlere ilişkin etkin soruşturma yürütülmüyor, cinayetlerin üstü kapatılmaya çalışılıyor.

    “İTAAT YOK İSYAN VAR DEMEK İÇİN SOKAKLARDAYIZ!”

    Kadın mücadelesini her alanda yargılamaya çalışanlar, kadın ve LGBTİ+ katillerine kol kanat geriyor. Gözaltılarla, tutuklamalarla kıramadıkları kadın iradesini, hapishanelerde çıplak aramayla, işkenceyle, tecritle kırmaya çalışıyorlar. Mirabel Kardeşler’in de, Mahsa Amini’nin de, Nagihan Akarsel’in de failini yüzyıllardır tanıyoruz. Bu yüzden gücümüzü birbirimizden, sınırları aşan dayanışmamızdan alıyoruz. İran’da özgürlüğü için mücadele eden, yaşamları ellerinden alınan, idamla yargılanan kadınların her bir saç teli için isyanı büyütüyoruz. İran’da, Türkiye’de dünyanın her yerinde yaşamlarımızı karartmak isteyenlere karşı itaat yok isyan var demek için sokaklardayız!

    “İKTİDAR İSE HÂLÂ ILO 190’I İMZALAMIYOR”

    Kadını aileden ibaret görenler; boşanmaları zorlaştırıp, Aile İrşad Büroları eliyle kadınları susmaya zorluyorlar. Aileye hapsedilmeyi reddediyoruz! Bizler aile değil kadınız! Anayasa değişikliği ile kadınların özgürlüğünü diline dolayanlar, kadınların nafaka hakkına dâhi göz koyuyorlar. ‘Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum’ diyen Erdoğan’ın izinden gidenler, kadına yönelik şiddetin nedeni olarak yine kadınları gösterdi. Kadınlar hâlâ eşit işe eşit ücret alamıyor, iktidar ise hâlâ Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesi olan ILO 190’ı imzalamıyor. Eşitliğe inanmayanlara, emek düşmanlarına karşı itaat yok isyan var demek için sokaklardayız!

    “SAVAŞ VE NEFRET POLİTİKALARINA BÜTÇE AYRILIYOR

    Açıklanan 2023 bütçesinde sadece savaş ve güvenlik harcamalarına ayrılan pay 2022 bütçesini ikiye katlıyor. Diyanete 7 ayrı bakanlıktan daha fazla bütçe veriliyor. Savaş ve nefret politikalarına karşı itaat yok, isyan var demek için sokaklardayız. Eşit ve adil bir dünya kurana kadar, var gücümüzle haykırmaya devam ediyoruz; erkek ve devlet şiddetine karşı itaat yok isyan var!”

    PİRHA/ANKARA

     

  • İstanbul’da kadınlar Taksim Tünel Meydanı’na yürüyor

    İstanbul’da kadınlar Taksim Tünel Meydanı’na yürüyor

    25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde, “Özgürlüğümüz için susmuyoruz. Hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. Erkek devlet şiddetine itaat etmiyoruz” sloganıyla Taksim Tünel Meydanı’na yürümek isteyen kadınların direnişi sürüyor.

    İstanbul’da binlerce kadın 25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde “Özgürlüğümüz için susmuyoruz. Hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. Erkek devlet şiddetine itaat etmiyoruz” şiarıyla General Yazgan sokakta bir araya geldi. Yürüyüş öncesi Beyoğlu’nun Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi başta olmak üzere birçok cadde ve sokak polisler tarafından bariyerlerin yanı sıra zırhlı araç ve çevik kuvvet araçları ile ablukaya alındı.

    Polis ablukasına karşı direnen kadınlar, General Yazgan sokakta bir araya gelerek  “Jin jîyan azadî”, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”, “Katledilen kadınlar isyanımızdır”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Erkek adalet değil gerçek adalet” ve “Semra Güzel onurumuzdur” sloganları attı. Uzun süre sloganlarla polis ablukasına direnen kadınlar, katledilen kadınların isimlerini söyleyerek hep bir ağızdan “burada” denildi.

    GAZETECİLER ENGELLENİYOR

    Polis tarafından ablukaya alınan kadınlar, tüm engellemelere rağmen direnirken kadınların direnişini görüntülemek isteyen gazeteciler ise alandan uzaklaştırılmaya çalışılıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kadınlar olarak her alanda her türlü şiddete maruz kalıyoruz’-VİDEO

    ‘Kadınlar olarak her alanda her türlü şiddete maruz kalıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da kadınlara 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne giderken şiddeti ve çözümünü sorduk. Kadınlar,  “Sadece ceza ile şiddet sorunu çözülmez. Bu sosyolojik, psikolojik de bir meseledir. Çok yönlü ele alınmalı ve devlet buna etkin bir şekilde el atmalıdır” dedi.

    Kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde; eşit, özgür, şiddetsiz bir dünya için birçok ilde sokaklarda olacaklar.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne giderken Ankara’da kadınlara şiddeti ve çözümünü sorduk. Ülkede her alanda kadına yönelik şiddet olduğunu belirten kadınlar, devletin gerekli önlemleri almamasını eleştirdi. İstanbul Sözleşmesi’nin önemini vurgulayan kadınlar, etkili önlemlerle şiddetin önüne geçileceği görüşünde.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ÇOK KIYMETLİYDİ, ÇIKILDIKTAN SONRA ŞİDDET OLAYLARI ARTTI”

    İşte kadınların verdiği yanıtlar:

    -Ülkemizde her gün, her dakika, her alanda kadına yönelik şiddet var. Kadınlara yapılan eziyet kabul edilebilir gibi değil. Devlet gerekli önlemleri almıyor. Şiddetle mücadelenin önüne geçebilmek için eğitim de çok önemli. İnsana saygı temelli bir eğitim verilse bunlar yaşanmaz.

    -Cezalar kesinlikle caydırıcı değil. Yaşananların üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Kapatmak asla çözüm getirmez. İstanbul Sözleşmesi çok kıymetliydi. Ancak asılsız söylemlerle bu sözleşmeden çıkıldı ve kadına yönelik şiddette artışlar yaşandı.

    -Ben bir kadın olarak kendimi, gezerken, çalışırken, okula giderken özgür hissetmiyorum. Özellikle akşamları tedirgin oluyorum. Giydiğim kıyafetlere dikkat etmek zorunda kalıyorum. Daha etkin cezalar uygulamaya sokulmalı.

    “ÇALIŞTIĞIM YERLERDE ŞİDDETE TANIK OLDUM, KENDİM DE AYRIMCILIĞA MARUZ KALDIM”

    -Ülkemizde bir zihniyet sorunu da var. Erkeği üstün gören bir anlayış söz konusu ve bu yüzden de her alanda erkekleri savunuyorlar, haklı çıkarmaya çalışıyorlar.

    -Yolda yürürken arkamdan bir erkek geliyorsa tedirgin oluyorum. Bu beni korkutuyor. Bir kadın olarak kesinlikle caydırıcı cezalar getirilmeli ve aileler çocuklarını iyi yetiştirmeli. Kadın erkek eşitliği üzerine yetiştirmeliler.

    -Ben hemşireyim. Çalıştığım yerlerde birçok kez kadına yönelik şiddete tanık oldum. Kadın olduğum için kendimde ayrımcılığa maruz kaldım. Kadınlar bir araya gelmeli, örgütlenmeli ve birbiriyle dayanışmalı diye düşünüyorum.

    -Ülkemizde çok fazla şiddet var. Sadece fiziksel şiddet değil, kadınlara psikolojik, ekonomik gibi birçok alanda şiddetin her türlüsü uygulanıyor. Son yıllarda artık sokağa çıkmaya korkar olduk. Önceden geceleri bile çıkıp eşimizle, dostumuzla gezebiliyorduk rahatça. Şimdi gündüz bile başımıza ne geleceği belli değil. Yasalar erkeklerin lehine uygulanıyor. Kadınlar böylelikle sindirilmeye, korkutulmaya çalışılıyor.

    “SADECE CEZA VERMEKLE ŞİDDET SORUNU ÇÖZÜLMEZ”

    -Bir kadın olarak özellikle akşamları yolda yürürken tedirgin oluyorum. Eve gidene kadar birini arıyorum, telefonla konuşuyorum. Başıma bir şey gelirse bilinsin diye. Erkekler cinayet işleyeyim, taciz edeyim, tecavüz edeyim nasıl olsa iki gün sonra dışarı çıkarım, diye düşünüyor. Yasalar onları cesaretlendiriyor.

    -Ülkede adalet sadece baştakilere laf söylendiği zaman işliyor. Onun dışında kimsenin can ve mal güvenliği yok. Sadece ceza ile şiddet sorunu çözülmez. Bu sosyolojik, psikolojik de bir meseledir. Çok yönlü ele alınmalı ve devlet buna etkin bir şekilde el atmalıdır. Bu durum hemen çözülecek bir sorun değil. Zaman alacaktır ama etkili yöntemler uygulanırsa çözülmeyecek bir şey değil. Şiddetin önüne geçebiliriz.

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Kadınlar, eşit, özgür, şiddetsiz bir dünya için 25 Kasım’da alanlarda olacak

    Kadınlar, eşit, özgür, şiddetsiz bir dünya için 25 Kasım’da alanlarda olacak

    PİRHA- Kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde; eşit, özgür, şiddetsiz bir dünya için birçok ilde sokaklarda olacaklar.

    25 Kasım’da kadınlar eşit, özgür ve şiddetsiz bir dünya için birçok ilde sokaklarda olacaklar.

    İl il yapılan eylem çağrıları şöyle:

    İSTANBUL

    25 Kasım Cuma

    25 Kasım Kadın Platformu çağrısıyla

    Saat: 19.00

    Yer: Taksim-Tünel

    ANKARA

    25 Kasım Cuma

    Ankara Kadın Platformu çağrısıyla

    Saat: 18.30

    Yer: Sakarya Caddesi

    İZMİR

    25 Kasım Cuma

    İzmir Kadın Platformu çağrısıyla

    Saat: 18.30

    Yer: Alsancak, Sevinç pastanesi önü

    ADANA

    25 Kasım Cuma

    Adana Kadın Platformu çağrısıyla

    Saat: 17.30

    Yer: Düş Yolcuları Parkı’ndan Atatürk Parkı’na

    ANTALYA

    25 Kasım Cuma

    Antalya Kadın Platformu’nun çağrısıyla basın açıklaması

    Saat: 18.30

    Yer: Attalos Meydanı

    AYDIN

    25 Kasım Cuma

    Aydın Kadın Platformu çağrısıyla basın açıklaması

    Yer: Sevgi Yolu

    Saat: 17.00

    MANİSA

    25 Kasım Cuma

    Manisa Kadın Platformu çağrısıyla basın açıklaması

    Saat 18.00

    Manolya Meydanı

    BALIKESİR

    25 Kasım Cuma

    Balıkesir Kadın Platformu’nun çağrısıyla basın açıklaması

    Saat: 17.30

    Yer: Alihikmet Paşa Meydanı

    BURSA

    25 Kasım Cuma

    Bursa Kadın Platformu’nun çağrısıyla

    Saat: 18.30

    Yer: Fomara’dan Kent Meydanı’na yürüyüş

    ÇANAKKALE

    26 Kasım Cuma

    Çanakkale Ekmek ve Gül Grubu çağrısıyla basın açıklaması

    Saat: 18.30

    Yer: Çanakkale Belediyesi Yazar ve Sanatçı Evi

    DERSİM

    26 Kasım Cumartesi

    Basın açıklaması

    Saat: 12.30

    Yer: Sanat Sokağı Seyit Rıza Meydanı

    ESKİŞEHİR

    25 Kasım Cuma

    Eskişehir Demokratik Kadın Platformu çağrısıyla

    Saat: 18.30

    Yer: ESPARK Bağlar Kapısı

    KAYSERİ

    25 Kasım Cuma

    Kayseri Kadın Platformu çağrısıyla

    Saat: 18.00

    Yer: Kayseri Cumhuriyet Meydanı

    KOCAELİ

    25 Kasım Cuma

    Kocaeli Kadın Dayanışmasının çağrısı ile basın açıklaması

    Saat: 18.30

    Yer: Merkez Bankası önü

    MALATYA

    26 Kasım Cumartesi

    Malatya Demokratik Kadın Platformu çağrısıyla basın açıklaması

    Saat: 14.00

    Yer: Soykan Parkı

    MERSİN

    25 Kasım Cuma

    Mersin Kadın Platformu çağrısıyla basın açıklaması

    Saat: 18.30

    Yer: Kushimato Sokağı

    MUĞLA

    25 Kasım Cuma

    Menteşe Kadın Platformu çağrısıyla

    Saat: 17.00

    Yer: Muğla Sınırsızlık Meydanı

    SAMSUN

    25 Kasım Cuma

    Samsun Kadın Dayanışması çağrısıyla basın açıklaması

    Saat: 18.00

    Yer: Vergi Dairesi önü

    URFA

    25 Kasım Cuma

    Basın açıklaması

    Saat: 13.00

    Yer: İHD binası

    VAN

    25 Kasım Cuma

    Saat: 12.00

    Yer: HDP İpekyolu İlçe binası önünde toplanıp Özgül Center’a yürünecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Demokratik Kadınlar Birliği: Direnişlerimizle tarih yazmaya devam ediyoruz

    Demokratik Kadınlar Birliği: Direnişlerimizle tarih yazmaya devam ediyoruz

    PİRHA- Demokratik Kadınlar Birliği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ ne dair yazılı bir açıklama yaparak, “Emeğimizin, bedenimizin, kimliklerimizin sömürüsüne karşı çok sayıda direnişlerle tarihimizi yazdık, yazmaya da devam ediyoruz. Tüm kadın canlarımızı sokakta özgürlük isyanına katılmaya, örgütlenmeye, birliktelikleri çoğaltmaya davet ediyoruz” dedi. 

    Demokratik Kadınlar Birliği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ ne dair yazılı bir açıklama yayınladı.

    Kadına yönelik şiddetin dünyada yaşanan gelişmelerden ayrı düşünülmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, kadınların örgütlenmesinin önemi vurgulandı.

    “KADINLAR ARTIK HER YERDE ÖZGÜN SÖZ SÖYLEYEN, ÖZGÜN ÖRGÜTLEYENLERDİR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “21. yüzyılın çeyrek asrında kadın mücadelesi ‘Jin, Jiyan, Azadi’ talebiyle girmiş bulunuyor. Bunu söyleme gerekçelerimizi hatırlamakta yarar görüyoruz. Artık sofrada yeri sarı öküzden sonra anılanlardan değiliz. Güçlü erkeğin arkasında değil 5 adım önündeyiz. Gölge yapmazlarsa emeğimizin, bedenimizin, kimliklerimizin sömürüsüne karşı çok sayıda direnişlerle tarihimizi yazdık, yazmaya da devam ediyoruz. Fabrikalardan, tarlalara, köylerden, kentlere, Diasporada, her yerde özgün söz söyleyen, özgün örgütleyenleriz.

    “KADINLARIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ BÜYÜYOR”

    Modern çağların savaşlarında ganimet olmaktan kurtulamamış olsak da, savaş baronlarına karşı en güçlü sözü söyleyen güç durumundayız. Faşizmin, gericiliğin, kol gezdiği Latin Amerika’da, Ortadoğu’da, Rojava’da, İran’a, Türkiye’den, Irak’a her yerde kadın mücadelesi özgürlüklerin sembollü olmuştur. Kadın mücadelesi ahlaksız, faşist gericilerin korkulu rüyasına dönüşmüştür. Mirabel kız kardeşlerimizin özgür, adil, eşitlik ideallerine hükmedemeyenler bedenlerine hükmederek teslim aldıklarını düşünmüşlerdir. Ama ne yazık ki o düşünce sahipleri ve onların takipçileri tarihin çöp sepetlerinde yerlerini almıştır. Beritanlar, Zarifeler, Fidanlar, Sakineler, Denizler, Nagihanlar, Mahsa Aminilerin sözleri insanlığa yön veriyor. Yürütüyor özgürlüğe, yürüyüşün adresleri oluyor.

    “ÖRGÜTLEMEYİ BÜYÜTMEYİ İLKE EDİNEMEZSEK ERİL FEODAL GERİCİLİĞE TESLİM OLURUZ”

    Bu yılın 25 Kasım’ını da kadın cinayetlerinin, savaşın ve şiddetin hız kesmediği eril zihniyetin ahlaksız politikalarıyla girmiş bulunuyoruz. Biz Raya Haq savunucusu can kadınlar da AKP-MHP rejiminin çıkardığı torba yasasıyla eril, tekçi ve islamileştirilmek istenen bir inanca itilip hapsedilmek isteniyoruz. Can olmaya, rızalıkla yol yürümeye, yolumuzu örgütlemeyi büyütmeyi ilke edinemezsek eril feodal gericiliğe teslim oluruz. Biz Raya Haq inancını yürüten kadın canlar kendimizi bize bunu reva görenlere karşı doğru bir örgütlülüğe dönüştürüp kendi isyanımızı da, İran’da ki Molla rejimine karşı isyanı yükseltenlerle buluşturamazsak Rojava’da yükselen kadın devrimine sırtımızı dönersek Türkiye’deki örgütlü kadın mücadelesinin yükselişinde kendimizi göremezsek ne yasayı nede yasa koyuculara karşı duruşumuzu güçlendiremeyiz ve yasa koyucuları durduramayız. Bu nedenle kadına yönelen şiddeti de bu politikalardan bağımsız ele almadığınızı bir kez daha hatırlatmak isteriz.

    “TÜM KADINLARI ÖRGÜTLENMEYE VE BİRLİKTELİĞİ ÇOĞALTMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Savaşa karşı isyanımızla, her renge her dile aynı nazarda yaklaşımı esas alan inancımızı sahiplenmek bedenimize, emeğimize, doğamıza, kültürümüze, dilimize sahip çıkmayı görev olarak bilmeliyiz. Bu mücadele iradeyle, sahiplenilerek ve inanalar yürüdük ve yürüyeceğiz. Bu temelde sözümüzü tüm kadın canlarımıza verirken, 25 Kasım kadına yönelik şiddete karşı ortak mücadele gününde başta biz Avrupa’da yaşayan kadın canlarımızı sokakta özgürlük isyanına katılmaya, örgütlenmeye, birliktelikleri çoğaltmaya davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Şişli Kaymakamlığı’ndan 25 Kasım konserine ‘güvenlik’ engeli

    Şişli Kaymakamlığı’ndan 25 Kasım konserine ‘güvenlik’ engeli

    Kadın Zamanı Derneği’nin 25 Kasım etkinliği kapsamında sanatçı Rewşan Çeliker’in katılımı ile düzenleyeceği konser, “güvenlik” bahane edilerek engellendi. 

    Kadın Zamanı Derneği’nin 25 Kasım kapsamında, Şişli Belediyesi Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde Kürt sanatçı Rewşan Çaliker’in katılımı ile düzenleyeceği dayanışma konseri, “güvenlik” bahane edilerek, yazılı bir gerekçe sunulmadan engellendi.

    Günler öncesinden konser duyurusunu yapan derneğe Şişli Belediyesi, Şişli Kaymakamlığı’nın konseri engellediğini sözlü olarak aktardı.

    KADININ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAYANLAR…

    Etkinliklerinin engellemesine dair yazılı bir açıklama yayınlayan Kadın Zamanı Derneği, “19 Kasım 2022 tarihinde Şişli Belediyesi Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenleyeceğimiz dayanışma konseri, yazılı hiçbir gerekçe gösterilmeden, sözlü olarak güvenlik gerekçe gösterilerek engellenmiştir. Kadınların güvenliğini sağlamayanlar, şiddetle mücadeleye bütçe ayırmayanlar kadınların yan yana gelmesini güvenliğe aykırı buluyor. 25 Kasım’a giderken biliyoruz ki, yan yana geldiğimiz her alan kadın düşmanı politikalar üreten zihniyet için tehdit oluşturuyor. Ancak bizler konserlerde, sokaklarda, evlerde, her yerde yan yana gelmekten, dayanışmaktan, haklarımızdan, hayatımızdan vazgeçmeyecek, özgürlüğümüz için mücadele edeceğiz. Ve ileri bir tarihte bizlerle dayanışma içinde olan tüm kadınlarla yeniden buluşacağız” ifadeleri ile yasaklamaya tepki gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Mamak Şubesi, ‘25 Kasım’a giderken’ paneli düzenleyecek

    PSAKD Mamak Şubesi, ‘25 Kasım’a giderken’ paneli düzenleyecek

    PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi, yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin panel düzenleyecek. Söz konusu panelde, kadına yönelik şiddet toplumsal gerilimler bağlamında değerlendirilecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şubesi, yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin panel düzenleyecek.

    20 Kasım Pazar günü saat 13:00’te Tuzluçayır’daki Başkınık Köy Derneği’nde yapılacak panelde, kadına yönelik şiddet toplumsal gerilimler bağlamında değerlendirilecek.

    PSADK Mamak Şubesi Kadın Sekreteri Bahtiyar Atakay’ın kolaylaştırıcılığıyla yürütülecek panelde, CHP PM üyesi siyasetçi Yaşar Seyman, Prof. Dr. İnci Özgür İlhan ve Sosyolog Aslıhan Han konuşacak.

    Konuşmaların ardından Grup Tersname konser verecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Kadın Platformu’ndan 25 Kasım çağrısı: Haklarımız için sokaklarda olacağız-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu’ndan 25 Kasım çağrısı: Haklarımız için sokaklarda olacağız-VİDEO

    PİRHA- Ankara Kadın Platformu, yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin açıklama yaparak, “Haklarımızı savunmak için, ‘Erkek ve devlet şiddetine karşı itaat yok isyan var’ demek için sokağa çıkıyoruz!” dedi.

    Tüm dünyada başta kadınlar olmak üzere birçok kesim 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde alanlarda olacak.
    Ankara Kadın Platformu üyeleri de, ‘Erkek ve devlet şiddetine karşı itaat yok isyan var!’ sloganıyla 25 Kasım’da alanlarda olacaklarını açıkladı.
    TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde yapılan basın açıklamasını platform üyesi Ece Türközü okudu.

    “KADIN CİNAYETLERİ VE ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

    ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne, Dominik’te Mirabel Kardeşleri katleden Trujillo diktatörlüğünün kadın düşmanı politikalarını aratmayan AKP-MHP ittifakının, kadın mücadelesinin kazanımlarını hedef alan politikalarıyla gidiyoruz’ denildi.

    Kadın cinayetlerine dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kadınlara yönelik saldırıların her geçen gün derinleştiği ve kadınların dünyanın dört bir yanında diktatörlere karşı örgütlendiği, direndiği, isyan ettiği bir süreci yaşıyoruz. Kadına yönelik şiddeti önleme yükümlülüğü olan devlet; kadınlara yönelttiği işkenceye varan özel savaş uygulamalarıyla, cezasızlık politikasıyla, erkek yargı mekanizmasıyla, İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere kadın kazanımlarını hedef alan hukuksuz uygulamalarıyla şiddetin faili durumunda. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri her geçen gün artarken, bu ölümlere ilişkin etkin soruşturma yürütülmüyor, cinayetlerin üstü kapatılmaya çalışılıyor. için sokağa çıkıyoruz!

    “KADINA KARŞI ŞİDDET COĞRAFYALARA GÖRE ŞEKİL DEĞİŞTİRSE DE ÖZ OLARAK AYNI”

    Yaşamak istiyoruz diyen kadınlara sokakları yasaklayanlar, aynı sokaklarda şeriat propagandası yapanların, nefret yürüyüşüne çıkanların güvenliğini sağlıyor. Gözaltılarla, tutuklamalarla kıramadıkları kadın iradesini, hapishanelerde çıplak aramayla, işkenceyle kırmaya çalışıyorlar. Kadın mücadelesine yönelik baskı ve yok etme politikalarına itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz! Coğrafyalara göre biçim değiştirse de erkek ve devlet şiddetinin aynı sistemden beslendiğini biliyoruz. Mirabel Kardeşler’in de, Mahsa Amini’nin de, Nagihan Akarsel’in de failini yüzyıllardır tanıyoruz. Bu yüzden gücümüzü birbirimizden, sınırları aşan dayanışmamızdan alıyoruz.

    “TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNE KARŞI SOKAĞA ÇIKIYORUZ”

    Kadını aileden ibaret görenler; boşanmaları zorlaştırıp, Aile İrşad Büroları eliyle kadınları susmaya zorluyorlar. Aileye hapsedilmeyi reddediyor ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini savunanlara itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz! Tarikat yurtlarında çocuklar istismara maruz bırakılırken çocukları korumayanlar, bugün aileyi koruduklarını söylüyorlar. Anayasa değişikliği ile kadınların özgürlüğünü diline dolayanlar, kadınların nafaka hakkına dâhi göz koyuyorlar. Nefret yürüyüşleriyle LGBTİ+ düşmanlarına kol kanat gerenlere, onur yürüyüşlerine saldıranlara, homofobiye, taransfobiye itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz!

    “HAKLARIMIZI SAVUNMAK İÇİN SOKAĞA ÇIKIYORUZ”

    Siyasal iktidarın erkek devlet ittifakı, kadın emeğini değersizleştirerek emek sömürüsünü her geçen gün daha da derinleştiriyor. Kadınlar için esnek ve güvencesiz çalışma biçimi kalıcı hale getirilirken, kadının kariyeri çocuk doğurmaya indirgeniyor. Açıklanan 2023 bütçesinde sadece savaş ve güvenlik harcamalarına ayrılan pay 2022 bütçesini ikiye katlıyor. Diyanete 7 ayrı bakanlıktan daha fazla bütçe veriliyor. İktidarın savaşı ve sermayeyi besleyen ekonomi politikaları yoksulluğu her geçen gün daha da derinleştiriyor. Kadınlar en temel ihtiyaçlarına bile ücretsiz ulaşamıyor. Kürtaj yasağı, kadınları merdiven altı yerlerde kürtaj olmaya mecbur bırakarak yaşamlarını tehdit ediyor.

    “ERKEK VE DEVLET ŞİDDETİNE KARŞI SENİ DE SOKAĞA ÇAĞIRIYORUZ”

    Biz kadınlar, kadına yönelik şiddetin her türlüsü ile mücadele ettik, etmeye devam ediyoruz. Ankaralı kadınlar olarak; 25 Kasım Cuma günü saat 18.30’da Sakarya Meydanı’nda erkek ve devlet şiddetine karşı sesimizi yükseltiyoruz. Umutsuzluğu birlikte yok edip, cesareti kenetlenen ellerimizde hissediyoruz. Erkek ve devlet şiddetine karşı itaat yok isyan var demek için seni de çağırıyoruz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Sarıhan: Diyanetin söylemleri akıl ve bilimle bağdaşmıyor, kadınlar sorgulamalı

    Sarıhan: Diyanetin söylemleri akıl ve bilimle bağdaşmıyor, kadınlar sorgulamalı

    PİRHA-25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Can TV’de yayınlanan ‘Kadınca’ programına katılan Avukat Şenal Sarıhan, Diyanetin söylemlerinin akıl ve bilimle bağdaşmadığını vurgulayarak, sorgulamaları için kadınları uyardı. 

    Avukat Şenal Sarıhan, ’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ kapsamında Can TV’de yayınlanan Gazeteci Dilek Şirin‘in hazırlayıp sunduğu ‘Kadınca’ programının konuğu oldu.

    “DİYANETİN SÖYLEMLERİNİN AKIL VE BİLİMLE İLGİSİ YOKTUR”

    Sarıhan programda yaptığı konuşmada, AKP iktidarının İstanbul Sözleşmesi’nin feshi kararıyla bir kez daha kadınlara karşı samimiyetsizliğini gösterdiğine dikkat çekerek, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bugün yaptığı tüm açıklamalarının bilimsellikle ve inançla hiçbir alakasının olmadığını belirtti.

    Sarıhan, kadınların Diyanetin açıklamalarını sorgu ve sualden geçirmelerinin de önemine değinerek, küçük yaşlarda evlendirilmek istenen kız çocuklarının veya akrabaları ile ilişkilerinin nasıl olması gerektiği konusunda da yine akla, inanca ve bilime uyulması gerektiğini kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kaftancıoğlu: Kadın düşmanı olan bu iktidarı göndereceğiz-VİDEO

    Kaftancıoğlu: Kadın düşmanı olan bu iktidarı göndereceğiz-VİDEO

    PİRHA – CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslarası Mücadele Günü sebebiyle Taksim’de kadınlarla bir araya geldi. Can TV mikrofonuna konuşan Kaftancıoğlu, “Cezasızlık politikasını uygulayan bir iktidar olduğu sürece kadın cinayetleri her geçen gün artarak devam edecek. Bunun önüne geçebilmenin yolu kadın düşmanı iktidarı göndermektir. Görüyorsunuz göndereceğiz onları” dedi. 

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslarası Mücadele Günü sebebiyle Taksim’de Can TV mikrofonuna konuştu.

    Kaftancıoğlu, her geçen gün artan kadın cinayetlerine ve şiddetine dikkat çekerek, “Bu ülkeyi yöneten iktidarın ne yazık ki tacizcilerden yana, kadını mağdur edenlerden yana, kadını güçsüzleştirenlerden yana tarafını belli ettiği için biz tam da onun karşısında; kadınların yanında kadın mücadelesinin yanında ve kimliği, yaşam tarzı ne olursa olsun kadın özgürlüğünün yanında mücadelemizi büyütüyoruz. Tek adama karşı çok kadının ne kadar güçlü olduğunu, eninde sonunda sonuç alacağını buradan haykırıyoruz” dedi.

    “KADIN CİNAYETLERİNİN ÖNÜNE GEÇEBİLMENİN YOLU KADIN DÜŞMANI İKTİDARI GÖNDERMEKTİR”

    Kaftancıoğlu, kadın cinayetlerinin politik olduğundan söz ederek; cinayetlerin ve şiddetin siyasi iktidarın bakışından kaynaklı olduğunu kaydetti.

    Kaftancıoğlu şöyle devam etti:

    “Biz yıllarca kadın cinayetleri politik derken ya da kadına şiddet sebebinin altında yatan siyasi bakıştır derken tam da bunu kastediyorduk. Bugün ülkemizdeki kadın cinayetleri de kadına karşı uygulanan şiddet de siyasi iktidarın bakışından kaynaklıdır. Bugün cezasızlık politikasını uygulayan bir iktidar olduğu sürece üzülerek söylüyorum kadına şiddeti de kadın cinayetleride bu şekilde her geçen gün artarak devam edecek. Bunun önüne geçebilmenin yolu kadın düşmanı ve erkek egemen bakışın hakim olduğu iktidarı göndermektir. Görüyorsunuz göndereceğiz onları.”

    “KADINI GÜÇLENDİREN POLİTİKALAR HAYATA GEÇMELİ”

    Kaftancıoğlu, sosyal devlete vurgu yaparak, “Biz kadını önceleyen, kadını özgürleştiren ve kadını sadece korumakla değil, kadını güçlendiren bir istihdamda var eden politikaları ve bu politikaları uygulayacak sosyal devleti hayata geçirdiğimizde bunların hiçbirini konuşmamıza gerek kalmayacak” diye belirtti.

    Berfin YILDIZ/ İSTANBUL

  • Mersin’de kadınlar seslendi: Birlikte daha güçlüyüz-VİDEO

    Mersin’de kadınlar seslendi: Birlikte daha güçlüyüz-VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu’nun çağrısıyla yüzlerce kadın yürüyüş düzenlerken, yapılan açıklamada kadınların birlikte mücadelesine vurgu yapıldı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde bir çok kentte olduğu gibi Mersin’de de kadınlar alanlardaydı. Mersin Kadın Platformu’nun çağrısıyla yüzlerce kadın, Mersin’in Yenişehir ilçesindeki Kushimoto Sokağı’ndan Özgecan Aslan Barış Meydanı’na kadar yürüyüş düzenledi.

    Kadınlar, yürüyüşte, “Erkek, devlet şiddetine karşı özsavunmaya” pankartı açtı. Erkekler tarafından katledilen kadınların fotoğraflarının taşındığı yürüyüşte katledilen kadınların isimleri okunarak ‘burada’ denildi.

    Kadınların yürüyüşüne bir süre sonra polisler tarafından barikat kurulurken, kadınların direnişi sonucu cadde açılmak zorunda kaldı.

    Özgecan Aslan Barış Meydanı’na ulaşan kadınlar burada açıklama yaptı. Platform adına açıklama yapan Derya Narlı, Gülbahar Şofer kadınların birlikte mücadelesi sonucu İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden hayata geçireceklerini belirterek, kadın dayanışmasına işaret ettiler.

    KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, Mirabel kardeşlerinin verdiği mücadelenin bugünde devam ettiğini ifade ederken, HDP Mersin milletvekili Fatma Kurtulan da, polisin kadınlara barikat kurmasını kınayarak, “Gelip ‘siyasi sloganlar atmayın’ diyorsunuz. Hükümet istifa dememiz size neden dokunuyor. Bundan utanmıyor musunuz? Hükümet istifa demeye devam edeceğiz. Biz kadınlar her yerde baskıya karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Ankara Kadın Platformu: Her türlü yasağa ve baskıya karşı isyandayız-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: Her türlü yasağa ve baskıya karşı isyandayız-VİDEO

    PİRHA- ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ nedeniyle Ankara Kadın Platformu’nun çağrısı üzerine Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen kadınlar, “Kadınlar bir taraftan katledilme politikalarıyla hedef alınırken, diğer bir yandan gözaltında çıplak arama işkencesi ve kaybedilme tehditti ile sindirilmek isteniyor. Her yeri bir isyan alanına çevirmeye, birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

    Kadınlar Ankara’da ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ nedeniyle Ankara Kadın Platformu’nun çağrısı üzerine Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi.

    ‘Savaşa, yoksulluğa, erkek ve devlet şiddetine karşı birlikte mücadeleye’ yazılı pankart açan kadınlar, ‘İsyanımız bitmedi bitmeyecek’, ‘Erkek, devler şiddetine karşı her yerdeyiz’, ‘Şiddeti üreten devlet şiddeti yok edemez’ yazılı dövizler taşıdı. Eylemde sık sık ‘Deniz Poyraz ölümsüzdür’, ‘Jin Jiyan azadî’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’, ‘Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa’, ‘Hükümet istifa’, ‘Sokakları da meydanları da terk etmiyoruz’ sloganları atıldı. Kadınlar, erkekler tarafından öldürülen kadınların isimlerini okuyarak, ‘isyan’ diye haykırdı.

    Eyleme çok sayıda kadının yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu, Serpil Kemalbay, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Semra Güzel, Birleşik Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan katıldı.

    Eylemde yapılan açıklamanın Türkçesini İlkay Ersuz Kürtçesini ise Türkan Demir okudu. Şiddetin her türlüsüne karşı kadınların isyanının büyüdüğüne dikkat çeken kadınlar, patriarkal ve kapitalist sistemin doğa ve insan üzerindeki sömürüsünün her geçen gün katmerleştiğini vurguladılar.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMİYORUZ”

    Ersuz, sözlerine; “Şiddetin her türlüsüne karşı, dünyanın dört bir yanından kadınların isyanı büyüyor. 2021 yılında, ‘İstanbul Sözleşmesi bizim ve asla vazgeçmiyoruz, sokaklarda uygulatacağız dedikten sonraki ilk 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü, erkek ve devlet şiddeti karşısında birbirimiz için isyanı büyüterek karşılıyoruz” diyerek başladı.

    “ERKEKLER DEVLET ELİYLE CESARETLENDİRİLİYOR”

    Ekonomik krizle beraber kadın işsizliğinin de arttığını ifade eden Ersuz, savaşa değil kadınlara bütçe ayrılması gerektiğini belirtti. Ersuz şunları dile getirdi:

    “Kadınların eşit ve özgür bir yaşaması mücadele verenler ise iktidar bloğu tarafından terörist ilan ediliyoruz. Doların 13’e ulaştığı bir ülkede, kadınların yoksulluğuna yoksulluk eklenirken; cinsiyetçi iş bölümü ile kadınlar hem evde çalışmak zorunda hem de eve ek gelir getirmek için güvencesiz çalışma koşullarına itilmektedir. Evde, sokak ortasında, işyerinde katledilen veya devletin kolluk güçleri desteğiyle kaçırılan ve kaybedilmeye çalışılan kadınlara her gün bir yenisi daha ekleniyor. Neredeyse 2 yıla yakındır Gülistan Doku’dan haber alınamıyorken, Nadira ve Yeldana’nın katilleri korunmaya devam ediyor. Kürt illerinde savaş ve işgal politikalarının bir parçası olarak, İpek Er’in katili Musa Orhan devlet zırhı ile korunurken erkekler devlet eliyle cesaretlendiriliyor. İzmir’de devletin kontrgerilla örgütü SADAT ile ilişkili olan Orhan Gencer Deniz Poyraz’ı katletti. Kadınlar bir taraftan katledilme politikalarıyla hedef alınırken, diğer bir yandan gözaltında çıplak arama işkencesi ve kaybedilme tehditti ile sindirilmek isteniyor.”

    “KADIN DÜŞMANI TEKMİLİ BİRDEN TÜM ERKEKLİĞİN KARŞISINA DİKİLİYORUZ”

    Dünyada dinsel baskılarla kadınların bedenlerine ve yaşamlarına, LGBTİ+ların var oluşlarına yönelik saldırıların arttığını aktaran Ersuz sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Fetvalarla bizim yaşamımızı kuşatmaya çalışan Diyanet’in karşısına dikiliyoruz. Diyanet kapatılsın! Yaşamlarımıza saldıran kontrgerilla ittifakının karşısına dikiliyoruz: İttifakınız bozulacak, kadınlar yaşayacak. Kadın düşmanı tekmili birden tüm erkekliğin karşısına dikiliyoruz: Uykularınız kaçsın, erkek ve devlet şiddeti son bulacak! İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararına karşı isyandayız! Her türlü yasağa ve baskıya karşı isyandayız! Her gün erkek devlet şiddetiyle katledilen kadınlar için isyandayız! ‘Ev işi kadın işidir’ diyen ataerkiye karşı bakım hizmetlerinin toplumsallaştırılması için isyandayız!”

    “HER YERİ BİR İSYAN ALANINA ÇEVİRMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Binlerce yıllık erkek egemen sömürü düzenine karşı isyanda olduklarını ve birlikte mücadele etmenin önemli olduğunu söyleyen Ersuz; “Her türlü yasağa ve baskıya karşı isyandayız. Her gün erkek devlet şiddetiyle katledilen kadınlar için isyandayız. Birlikte mücadele ile sokaklarda meydanlarda, yeniden kuracağız cinsiyetsiz, eşit ve özgür bir ülkeyi. Birbirimiz için birlikte mücadele ediyoruz, etmeye devam edeceğiz ve bir kez daha 25 Kasım alanlarından erkek şiddetine, yoksulluğa, AKP-MHP ittifakına, kadın düşmanlığına karşı başta kadınlar olmak üzere tüm toplumu, her yeri bir isyan alanına çevirmeye, birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

    Yapılan açıklamanın ardından eylem türküler, şarkılar ve zılgıtlar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul’da 25 Kasım: İstiklal Caddesi’nde yürüyüşe geçen kadınlara polis müdahale etti-VİDEO

    İstanbul’da 25 Kasım: İstiklal Caddesi’nde yürüyüşe geçen kadınlara polis müdahale etti-VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde binlerce kadın, “Erkek devlet şiddetine karşı isyanımız bitmedi, büyüyor. Umudumuz gücümü birbirimizde” diyerek Taksim Tünel Meydanı’nda yürüyüşe geçti. Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapmak isteyen kadınların önünü İstiklal Caddesi’nde kesen polis, göz yaşartıcı gaz kullanarak müdahalede bulundu.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yüzlerce kadın 25 Kasım Kadın Platformu’nun öncülüğünde Taksim Tünel Meydanı’nda bir araya geldi. “Erkek devlet şiddetine karşı isyanımız bitmedi, büyüyor. Umudumuz, gücümüz bir birimizde” sloganıyla bir araya gelen kadınlar, meydanda taleplerini haykırdı.

    Kadınların buluşması öncesi, Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi başta olmak üzere birçok cadde ve sokak bariyerlerin yanı sıra çevik kuvvet araçları ile ablukaya alındı. Polis ablukasına rağmen kadınlar, Tünel Meydanı’nda pankartları ile toplandı.

    Kadınlar sık sık, “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz”, “Kadınlar artık susmayacaklar, susmayacaklar”, “Zıpla zıpla zıplamayan Tayyip’tir”, “Deniz Poyraz ölümsüzdür”, “Erkek adalet değil gerçek adalet” sloganları atıyor. Eylemde, “Patriarkaya karşı feminist özsavunmaya”, “Hükümet istifa”, “Ellerimizi ve sesimizi birleştiriyoruz”, “Aradığınız makbul kadına ulaşılamıyor, şu anda Taksim’de direnişte”, “Jin jiyan azadi”, “İsyanı yükselt”, “Şüpheli kadın ölümü yoktur, gizlenen erkek şiddeti vardır”, “Hasta kadın tutsaklara özgürlük”, “Kürdüz kadınız buradayız” dövizleri taşındı.

    YÜRÜYÜŞE GEÇEN KADINLARA BİBER GAZLI MÜDAHALE
     Tünel Meydanı’nda, “Erkek-devlet şiddetine karşı isyanımız bitmedi, büyüyor. Hayatlarımız için mücadeleye” pankartını açan binlerce kadın, İstiklal Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçti.
    Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapmak isteyen kadınların önü polis barikatları ile kesildi. Yürümek isteyen kadınlara polis göz yaşartıcı gaz ile müdahalede bulundu.
    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

     

  • Covid-19 salgınından 222 kişi yaşamını yitirdi

    Covid-19 salgınından 222 kişi yaşamını yitirdi

    Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son 24 saate 24 bin 467 kişinin testi pozitif çıktı, 222 kişi yaşamını yitirdi.

    Sağlık Bakanlığı, korona virüsü salgınına ilişkin günlük resmi verileri açıkladı. Buna göre son 24 saate 24 bin 467 kişinin testi pozitif çıktı, 222 kişi vefat etti, iyileşenlerin sayısı 29 bin 639 oldu.

    Son 24 saatte 363 bin 043 Covid-19 testi yapıldı.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca mesajında “Hayatın bir süre daha salgın koşullarında devam edeceği gerçeğine alışmamız gerekiyordu. Bu adaptasyonu çoğumuz sağladık. Bir kısmımızsa, salgın yokmuş gibi davranmayı seçiyor. Hepimiz için doğru olan, hayatı normale yaklaştırırken salgınla mücadelenin şartlarına da uymaktır”dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Kadın Platformu: Kadınların en küçük haklarına dahi savaş ilan edildi

    Dersim Kadın Platformu: Kadınların en küçük haklarına dahi savaş ilan edildi

    PİRHA-25 Kasım dolayısıyla Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapan Dersim Kadın Platformu, “Kadınların kağıt üstündeki en küçük haklarının dahi ortadan kaldırılması için iktidar adeta bir savaş ilan etmiş durumda” dedi. Açıklamada, “Adalet yok, hukuk yok, kadınların başvurup cevap alabilecekleri, destek bulabilecekleri devlet kurumlarının kapısı kadınların yüzüne çarpıyor” ifadeleri yer aldı.

    Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Şiddet Kaderimiz Değil Birlikte Değiştireceğiz” pankartı açıldı.

    Platform adına açıklamayı Dersim Yenigün Kadın Derneği Yöneticisi Fatoş Taşkale okudu. Taşkale, kadınların dünyanın dört bir yanında eşitsizliği, yoksulluğu, savaşları ve şiddeti üreten erkek egemen kapitalizme karşı alanlarda olduğunu söyledi.

    “KADINLARIN EN KÜÇÜK HAKLARINA DAHİ ADETA SAVAŞ İLAN EDİLDİ”

    Evde, sokakta, işyerinde ve siyasetteki şiddetin iç içe geçerek arttığını ifade eden Taşkale, iktidar politikalarının sonucu kadına yönelik şiddetin daha da arttığını savundu. İstanbul Sözleşmesi’ne atıfta bulunan Taşkale, “Kadınların kağıt üstündeki en küçük haklarının dahi ortadan kaldırılması için iktidar adeta bir savaş ilan etmiş durumda. Adalet yok, hukuk yok, kadınların başvurup cevap alabilecekleri, destek bulabilecekleri devlet kurumlarının kapısı kadınların yüzüne çarpıyor. Kürt kadın siyasetçiler, kadın kurumları bu kadın düşmanı politikalardan en çok pay alanlardan oluyor. Kayyımlar eliyle tasfiye edilmeye çalışılan kadın kurumları, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda iktidarın nasıl bir yol haritası çizdiğini de gösteriyor” ifadelerini kullandı.

    GÜLİSTAN DOKU’DAN HALA HABER YOK

    Kadına yönelik şiddetin her yerde olduğu gibi Dersim’de de arttığını ifade eden Taşkale, iki yıldır Gülistan Doku’dan haber alınamadığını hatırlattı. Yaşamak için mücadelenin tek seçenek olduğunu kaydeden Taşkale, her yerde kadınların mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

    PİRHA / DERSİM

     

  • DAD’lı kadınlar: Lütuf değil, hakkımız olduğu için cemevinde bulunmak istiyoruz!-VİDEO

    DAD’lı kadınlar: Lütuf değil, hakkımız olduğu için cemevinde bulunmak istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- DAD Ankara Şube Ana Fatma Cemevi’nden kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle açıklama yaparak “Kadın-erkek ayrımının olmadığını, hepimizin ‘can’ olduğunu belirtsek de bu söylemin lafta kaldığını görüyoruz” dedi.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Ana Fatma Cemevi’nden kadınlar bir açıklama yaparak Alevi inanç değerlerinin yaşama geçirilemediğini belirtti.

    “LÜTUF OLDUĞU İÇİN DEĞİL, HAKKIMIZ OLDUĞU İÇİN…”

    “Eril zihniyet sahipleri, özlerini dara çekmelidir” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Dünyanın dört bir yanında her gün kadınlar şiddete maruz kalıyor, öldürülüyor, zulüm görüyor. Bu şiddeti daha görünür kılmak adına ilan edilen 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde biz de Alevi kadın perspektifinden söz kurmak istiyoruz.

    Eril zihniyet, yüzyıllardır her alanda kadını baskı altına almaya çalışmış, yok saymıştır. Bunu yaparken de şiddetin her türlüsünü kendine araç edinmiştir. Bir kadın bu şiddete evde, işte, okulda ve bunun gibi birçok alanda maruz kalıyor. Eril zihniyetin tam tersine ‘yol anadır’ diyen bu inancı yaşarken, Alevi kadını öncelikle eril devletin şiddetine maruz kalıyor. Baskı, bununla sınırlı kalmayıp birçok katman barındırıyor. Ne yazık ki Alevi toplumu içinde de devam ediyor. Alevilerin görece daha eşitlikçi olduğu algısı da yaşanan bu şiddeti gölgeliyor. Görünmeyen, tanımlanmayan bir şiddetle nasıl mücadele edeceksiniz? Kadın-erkek ayrımının olmadığını, hepimizin ‘can’ olduğunu belirtsek de bu söylemin lafta kaldığını görüyoruz. Bir inancın değerleri yaşama geçmediğinde, inanç nasıl varlığını sürdürebilir? Bu anlamda bu eril zihniyet sahipleri kendi özlerini dara çekmelidir! Evde, işte, okulda, dernekte, cemevinde bir lütuf olduğu için ve sözde değil, hakkımız olduğu için ve bir kadın özgünlüğü ile bulunmak istiyoruz. ‘Hakikatin kapısıdır’ dediğimiz kadınları, hafızamıza sahip çıkmaya, mücadeleye ve daha çok söz kurmaya çağırıyoruz.

    Kadına şiddetin her türlüsünün, her alanda karşısındayız. Bizler Ana Fatma’nın, Zarife Ananın, Elif Ananın, Kadıncık Ananın ışığında yolumuza ve yolumuzun değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.

    Katledilen tüm kadınlar adına özümüz dardadır. Aşk ile…”

    PİRHA/ANKARA

  • HDK Kadın Koordinasyonu: Ayşe Gökkan’a verilen 30 yıllık ceza, kadın düşmanlığını ifşa etmektedir

    HDK Kadın Koordinasyonu: Ayşe Gökkan’a verilen 30 yıllık ceza, kadın düşmanlığını ifşa etmektedir

    PİRHA-25 Kasım dolayısıyla bir açıklama yayımlayan HDK Merkezi Kadın Koordinasyonu, “Kendi varlığını kadınların bedeni, kimliği ve emeğinin sömürüsü üzerine inşa eden erkek egemenlikli sistem, elindeki tüm araçlarla cinsiyetçiliği yeniden üretmekte ve sürdürülebilirliğini şiddetini kurumsallaştırarak sağlamaktadır. TJA sözcüsü arkadaşımız Ayşe Gökkan’a verilen 30 yıllık ceza iktidarın kadın düşmanlığını ifşa etmektedir” ifadelerine yer verdi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Merkezi Kadın Koordinasyonu 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. “Erkek devlet şiddetine karşı direnişteyiz, alanlardayız” denildi.

    25 Kasım tarihine ilişkin hatırlatmanın yapıldığı açıklamada, “Dominik Cumhuriyeti’nde erkek egemenliğinin baskı ve zor politikalarını boyun eğmeyen Mirabel kız kardeşlerin direnişi ile açığa çıkan mücadele, bugün tüm kadınların ortak eylem ve direniş günü olarak büyümeye devam ediyor” ifadeleri kullanıldı.

    “ERKEK EGEMENLİKLİ SİSTEM CİNSİYETÇİLİĞİ YENİDEN ÜRETMEKTEDİR”

    HDK Merkezi Kadın Koordinasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Kadınların neredeyse kendi tarihiyle eş zamanlı seyreden erkek-devlet şiddeti bugün içinde yaşadığımız sistemin, patriyarkanın temel karakteri ve varlık gerekçesidir. Kendi varlığını kadınların bedeni, kimliği ve emeğinin sömürüsü üzerine inşa eden erkek egemenlikli sistem, elindeki tüm araçlarla cinsiyetçiliği yeniden üretmekte ve sürdürülebilirliğini şiddetini kurumsallaştırarak sağlamaktadır. Son yıllarda Türkiye başta olmak üzere tüm dünyada artan şiddet, kadın cinayetleri, kürtaj yasakları, yoksulluk, nefret cinayetleri vb. uygulamalar iktidarların kadın düşmanı politikalarda nasıl ortaklaştığını gözler önüne sermektedir. Kadını ve sınırı namus olarak tanımlayan akıl, erkek devlet şiddetinde sınırları ortadan kaldırıp tekleşebilmekte, sınırların erkekliğini yeniden teyit etmektedir.

    Tüm yaşam alanlarımıza sirayet eden toplumsal cinsiyet eşitsizliği, sosyal, siyasal ve ekonomik zeminlerde tarihsel ve güncel olarak deneyimlediğimiz erkek egemenliği, kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkına gasp eden erkek-devlet aklı, cezasızlık politikalarıyla hakim kılınan erkek adalet, işyerlerinde yaşanan cinsel şiddet ve mobbing, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine karşı geliştirilen saldırılar olmakla birlikte toplumu dizayn etmeninde önemli bir aracı haline getirilmiştir.

    “DEVLETLER CEZASIZLIĞI, POLİTİKA HALİNE GETİRMİŞTİR”

    COVİD-19 salgınıyla birlikte açığa çıkan “hayat eve sığar” söylemi bir politika ve toplum mühendisliği olarak topluma dayatılmış, katmerleşen sömürü, şiddet ve yoksullukla en fazla biz kadınlar ve mücadelemiz hedef alınmıştır. Kadın beyanını ve toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan İstanbul Sözleşmesini kendisine en büyük tehdit olarak gören iktidar bloğu, kendi yararlılığını toplumun yararlılığı olarak ilan etmiş ve pratiği olarak sözleşmeden çekilmiştir.

    Kadın cinayetlerinde erkeklere verilecek ceza ve yaptırımları kendilerine verilmiş bir ceza olarak tanımlayan devletler/ iktidarlar bunun pratiği olarak cezasızlığı bir politika haline getirmiştir. AKP/MHP iktidar bloğunun çeteler eliyle Afrin ve Rojava’da yürüttüğü erkek devlet şiddeti, kadın devrimine ve tüm kadınlara mal olan kazanımlara dönük bir saldırıdır. Yine Cezaevlerinde kadın tutuklulara dönük yaşanan çıplak arama, taciz, tecavüz ve saldırılar, erkek egemenliğinin kadın mücadelesi ile yürüttüğü savaşın sınırlarını tarif etmede önemli bir işaret.

    “AYŞE GÖKKAN’A VERİLEN 30 YILLIK CEZA KADIN DÜŞMANLIĞINI İFŞA EDİYOR”

    Uzun yıllar kadın mücadelesinde aktif rol almış ve emek vermiş olan TJA sözcüsü arkadaşımız Ayşe Gökkan’a verilen 30 yıllık ceza iktidarın kadın düşmanlığını ifşa etmekle birlikte, kadın mücadelesinin kazanımlarının yarattığı etkiyi göstermek açısından da önemli bir yerde duruyor. Yine öz savunma hakkını kullanarak yaşamını koruyan Çilem Doğan’a verilen ceza, erkek devlet şiddetinin ve cezasızlık politikasının en yalın örneğidir.

    Tüm bu saldırılar karşısında kadınların en önemli dayanağı/ öz savunması elbette ki tarihsel olarak yarattığı ortak mücadele zeminidir. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini her türlü şiddet yöntemi ile bastıran, erkek yasalarla kendi şiddetini ve geleceğini güvence altına almaya çalışan erkek egemen sistem, hakları ve hayatları için yeni mücadele yöntemleri ile sokakları terk etmeyen kadınların direnişinin yeni yaşamın, eşit ve özgür bir yaşamın habercisi olduğunu biliyor. Ve tüm saldırılarını bu bilgi üzerine inşa ediyor. Halkların Demokratik Kongresi Kadın Meclisleri olarak kadınların direniş ve mücadelesinin önemli bir durağı olan 25 Kasım’da haklarımız, hayatlarımız ve geleceğimiz için tüm kadınları hep birlikte alanlarda olmaya yeni yaşamın yürütücüsü olmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da kadınlar 27 Kasım’da da Kadıköy’de eylemde olacak

    İstanbul’da kadınlar 27 Kasım’da da Kadıköy’de eylemde olacak

    PİRHA-Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle kadınlar alanlara çıkıyor. Kadın örgütleri bir açıklama yayımlayarak 27 Kasım Cumartesi günü İstanbul Kadıköy’de düzenlenecek eyleme çağrıda bulundu.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kadınlar “Eşit, özgür olacağız. Şiddetsiz, sömürüsüz bir dünya kuracağız” diyerek alanlara çıkıyor. Bir açıklama yayımlayan kadın örgütleri, 27 Kasım günü İstanbul Kadıköy’de yapılacak olan eyleme çağrıda bulundu.

    Açıklamada “Kadınlar tüm bu zorluklara rağmen eşit ve özgür yaşamak için mücadeleden hiç geri durmuyor. AKP- MHP iktidarı gerici ve baskıcı politikalarını sürdürüyor. Kadınların kendi hayatlarına dair kararları şiddetsiz, özgürce alabilmesi ve sömürüyü ortadan kaldırarak eşitçe yaşayabilmesi için hep beraber mücadele edeceğiz” denildi. 

    27 Kasım Cumartesi günü yapılacak olan eylem Kadıköy’deki Beşiktaş İskelesi önünde saat 18.00’de başlayacak.

    “KADINLAR, MÜCADELEDEN HİÇ GERİ DURMUYOR”

    Dünya genelinde pandemi ve ekonomik krizin etkisiyle kadınların maruz bırakıldığı eşitsizlikler ve haksızlıklar arttığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    Kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından, en çok evlerinde öldürülürken, pandemide evlerde failleriyle baş başa bırakıldı. Kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve kadına yönelik şiddet arttı. Türlü bahanelerle ilk işten çıkarılan, eğitim hayatından ilk koparılan kadınlar oldu. İşçi kadınlarınsa yükleri çocuk ve hasta bakımı, temizlik derken iki kat arttı. İş yerlerinde güvencesizlik, esnek çalışma koşulları, mobbing ve baskılar en çok kadınları etkiledi. Göçmen kadınlar ve LGBTİQ+’lar bu dönemde en çok yalnız bırakılanlar oldu. 

    Kadınlar tüm bu zorluklara rağmen eşit ve özgür yaşamak için mücadeleden hiç geri durmuyor. Dünyanın her yerinde ve bu topraklarda da meydanları doldurmaya, hakları için direnmeye, ortak gelecekleri için örgütlenmeye devam ediyor.”

    “AKP-MHP İKTİDARI GERİCİ POLİTİKALARINI SÜRDÜRÜYOR”

    Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasına da değinilirken; “AKP- MHP iktidarı gerici ve baskıcı politikalarını sürdürüyor. Kadınları koruyacak olan 6284 sayılı kanun gibi nice kazanılmış haklarımızı da ortadan kaldırmak için hazırda bekledikleri açık. Saray Rejimi şiddet faili erkekleri soruşturmak yerine, sömürüsüz, eşit ve özgür yaşam talebi etrafında bir araya gelen kadınlara, öğrencilere, LGBTİQ+lara, emekçilere saldırıyor. Cinsel saldırı failleri, kadın katilleri serbest gezerken; kendisini savunan kadınlara ya da şiddete duyarsız kalmayanlara verilen cezalarda da görüyoruz ki şiddeti en önce yargı aklıyor. 

    Krizde temel ihtiyaçlara her gün zam yapılıyor; emekçi halk, en çok da kadınlar yoksullaşıyor. Siyasi iktidar sömürü düzeninin gereğini layıkıyla yerine getiriyor patronlarla kol kola yürüyor. Bizler bu saldırıların bütünlüklü olduğunu biliyoruz” denildi.

    “EŞİT, ÖZGÜR, SÖMÜRÜSÜZ BİR DÜNYA MÜMKÜN”

    Kadınlar açıklamayı şu sözlerle sonlandırdı:

    “Kadın cinayetlerini ve kadına yönelik her türlü şiddeti durdurmak, şüpheli kadın ölümlerindeki gerçeği açığa çıkarmak için, 

    – Yeterli sayıda sığınakların, cinsel şiddet kriz merkezlerinin kurulması için, 

    – 6284 sayılı kanunun ve kazanılmış haklarımızın etkin uygulanmasını sağlamak, daha birçok hakkımızı kazanmak için, 

    – İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatmak için, 

    – Bakım, temizlik, yemek gibi hizmetlere bütçe ayrılmasını, bunların kamusal olarak düzenlenmesini sağlamak için, 

    – Tüm yaşam alanlarında ve işyerlerinde ücretsiz kreşlerin açılması için, 

    – İş yerlerinde taciz, mobbing ve baskının son bulması, sendikalaşma ve örgütlenme hakkına sahip çıkmak için, 

    – Gerici politikaların karşısında laiklik için, 

    – Fiili “kürtaj yasaklarını” kaldırmak için, 

    – Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerine karşı her türlü ayrımcılığı sonlandırmak için, 

    – Patronları ve onların siyasi temsilcilerini, şiddet uygulayan erkekleri kollayanları yenmek için, 

    – Kadınların istihdama katılımı önündeki tüm engelleri kaldırmak için, 

    Kadınların kendi hayatlarına dair kararları şiddetsiz, özgürce alabilmesi ve sömürüyü ortadan kaldırarak eşitçe yaşayabilmesi için hep beraber mücadele edeceğiz. Eşit, özgür, şiddetsiz ve sömürüsüz başka bir ülke, başka bir dünya mümkün.”

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Kadın Meclisi: Biz baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik

    PSAKD Kadın Meclisi: Biz baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik

    PİRHA- ’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ nedeniyle yazılı bir açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi, “Biz kadınlar, baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik” dedi. Kadın Meclisi, “Bilincimiz, inancımız ve irademizle İstanbul Sözleşmesi’ nden vazgeçmediğimizi bugün bir kez daha haykırıyoruz. Biz kadınlar, susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” vurgusunda bulundu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.

    “Biz kadınlar, baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik” diyen PSAKD Kadın Meclisi, “Erkek egemen anlayışı kısacası bu düzenin tüm baskıcı dayatmalarını reddediyor ve dayatmalara sadece 25 Kasım’larda değil her gün isyan ediyoruz. Bizlerin fikri ve iradesi yok sayılıp “bizim için” bizlere rağmen yapılmak istenen her şeyi reddediyor, isyanın sesini her alana taşıyoruz” dedi.

    Açıklama şöyle:

    “Biz kadınlar, baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik.
    Bizim köklerimiz insanlık tarihine şefkatin, sevginin, barışın ve direnişin sembolü olarak yazılıdır.
    Bozuk düzenin çarkını kırmak için örgütlenen biz Alevi kadınlar, şeriata karşı laiklikten, sömürüye karşı özgürlükten asla vazgeçmeyeceğiz.
    Alevilik kadının iradesi üzerine kurulmuştur. Özellikle son yirmi yıldan bu yana yoğunlaşarak devam eden tekci ve cinsiyetçi zihniyet, özellikle çocuk ve kadınlara ülkeyi cehennem etmiştir. Artık ülkemizde gün geçmiyor ki bir taciz-tecavüz haberi, bir ölüm haberi daha almayalım.
    Son 10 yılda artan şiddet, taciz ve tecavüz vakaları, suçluların herhangi bir cezaya tabi tutulmaması ve sırf mahkemedeki ‘iyi hal’den dolayı uygulanan ceza indirimleri, iktidarın suçluyu teşvik edici yaptırımlar uygulaması ülkemizin hukuk gerçeklerinden. Kadına atılan tokat, uygulanan darp, hakimin karşısına geçen suçlunun boynundaki kravat ile beraber iyi hal oluveriyor, gelsin ceza indirimi! Tecavüz söz konusuysa şayet kadının ne giydiği, kahkahasının desibeli, bakire olup olmaması cezayı belirliyor. Görüyoruz ki cezalar suçluyu aklamaya, kadınları toplum hayatında geri plana itmeye, soyutlamaya yönelik. Kadınların hayatını eve sığdırma telaşında olan bir adalet anlayışı var karşımızda.

    “SUÇLULAR ‘İYİ HAL’, ‘TAHRİK’ İNDİRİMLERİYLE ÖDÜLLENDİRİLİYOR”

    Biz bunlara; Ensar Vakfı’nda 45 çocuk tecavüze uğradığında “bir kereden bir şey olmaz” diyen bakanlardan, bir kadın beli kırılana kadar dövüldüğünde “kız mıdır kadın mıdır bilmem” diyen başbakanlardan, bir kadın gece tecavüze uğradığında “o saatte orada işi neymiş” diyen tecavüz savunucularından aşinayız, bunları tanıyoruz.. Hiçbir önlem alınmadığını aksine suçluların “iyi hal” , “tahrik” gibi indirimlerle “ödüllendirildiğini” biliyoruz.

    “NASIL GÖRMEZDEN GELEBİLİRİZ?”

    Zaman aşımına uğrayarak kapanan dosyalar, fail-i meçhuller, cesedi dahi bulunamamış kadınlar… Kısacası cezasız kalan sayısız suçlu, cezayı alsa bile kısa zaman içerisinde aramıza dönen yüzlerce sapkın karakterli insan; uygulanmayan adalet… Aile onayıyla, mahkeme izniyle gerçekleştirilen evlilikler; çocuk yaştaki gelinler. Tecavüz edenle evlendirilen çocuklar kadar iki ailenin arasındaki müzakereler sonucunda yapılan iş anlaşması misali evlilikler de aynı zihniyetin ürünüdür. İstatistiklere bakıldığında bu evliliklerin büyük bir çoğunluğunun kadınların ölümüyle son bulduğu gerçeğini nasıl görmezden gelebiliriz?

    “KAYBETTİĞİMİZ HER KADININ HESABINI SORACAĞIZ”

    Suçluya kelepçeyi altın misali takıp, ödülmüşçesine sokaklara çıkarırsanız; şiddete, tacize ve tecavüze dur diyemezsiniz. Kaybettiğimiz her kadının hesabını soracağız!
    Süreç içerisinde seçilmiş yönetim kadroları çözüm üretememiş, üstelik bir de büyüyen krize sebebiyet vermişlerdir Çözümün ne ‘muhalefet’ partilerinde ne de iktidarın vereceği cezalarda olmadığını biliyoruz. Tüm bunlara baktığımız zaman diyoruz ki: Tek çözüm, kadın dayanışması ve kadın mücadelesi.
    Biz kadınlar, emeğini ve kavgasını erkeklerin gölgesinde bırakmayacak kadar cesur, kararlı ve inançlıyız. Bizler mücadele bayrağını hayatımızın her alanında yükselteceğimizi biliyor ve bunun bilinciyle dimdik yürüyoruz cinsiyetçiliğin karşısında. Biliyoruz ki bu bayrak bizim en büyük silahımız! Yaşamı ve mücadeleyi omuzlamanın en önemli görevimiz olduğunu görüyoruz.

    “BİZLERİ KİMSENİN KORUYUP KOLLAMASINA İHTİYACIMIZ YOKTUR”

    Biz kadınlar; görünmeyen emeğin sınıfı, yarınların yaratıcısıyız. Evde, sokakta, iş yerinde, okulda kısacası hayatın her alanında, yaşama emek ve değer katarken insan olmamızın gereği kimliğimizi, kişiliğimizi, bedenimizi ve onurumuzu da kendi bilincimizle yükseltecek güce ve cesarete sahibiz. Bunun içindir ki bizleri kimsenin koruyup kollamasına, sahiplenip himaye altına almasına ihtiyacımız yoktur. Bizler, tarih boyunca; zulme de, acıya da aman demeyenleriz. Katledilen kız kardeşlerimizin sesini mücadelemize şiar edinip yası değil isyanı örenleriz.
    Üzerimizde baskı kurmaya çalışan eril iktidar, özünde din referansından beslenmektedir. Erkek egemen anlayışı kısacası bu düzenin tüm baskıcı dayatmalarını reddediyor ve dayatmalara sadece 25 Kasım’larda değil her gün isyan ediyoruz. Bizlerin fikri ve iradesi yok sayılıp “bizim için” bizlere rağmen yapılmak istenen her şeyi reddediyor, isyanın sesini her alana taşıyoruz.
    Bilincimiz, inancımız ve irademizle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi bugün bir kez daha haykırıyoruz. Biz kadınlar, susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!!!

    PİRHA/ İSTANBUL