Etiket: 8 mart

  • 8 Mart’ta Dersim’de kadınlara soruşturma: Dövizler ‘suç’ sayıldı, Meclis’e taşındı!

    8 Mart’ta Dersim’de kadınlara soruşturma: Dövizler ‘suç’ sayıldı, Meclis’e taşındı!

    PİRHA – Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kentte gerçekleştirilen mitingde kadınların taşıdığı dövizlere yönelik güvenlik güçlerinin engellemelerini ve sonrasında başlatılan soruşturmaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Kordu, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

    Kordu, önergesinde 8 Mart mitingi sırasında güvenlik güçlerinin bazı dövizleri alana keyfi şekilde sokmadığını, hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden dövizlerin zorla ellerinden alınmaya çalışıldığını belirtti. Milletvekili, aynı dövizlerin basına yansıdığı üzere daha sonra soruşturma konusu yapıldığını ve aralarında 72 yaşında bir kadının da olduğu 7 kadının “örgüt propagandası” iddiasıyla ifadeye çağrıldığını hatırlattı.

    Önergede, soruşturmanın gerekçesi olarak dövizlerde DEM Kadın, DBP Kadın Meclisi ve TJA (Tevgera Jinên Azad) isimlerinin ve logolarının yer almasının gösterildiği kaydedildi. Kordu, Kirmanckî dilinde “Eve Xoverestiye Ra Ozadiye Bena Qome Demokratik Muneme” – Türkçesiyle “Direnişle Özgürleşiyor, Demokratik Toplumu Örüyoruz” yazan dövizlerin keyfi biçimde engellendiğini ifade etti.

    Kordu, 8 Mart’ta birçok ilde benzer slogan ve dövizlerin taşınmasına rağmen sadece Dersim’de kadınlar hakkında soruşturma başlatılmasının, kolluk kuvvetlerinin uygulamalarında eşitlik ilkesine aykırı ve siyasi saiklerle hareket edildiğini gösterdiğini vurguladı.

    Milletvekili Kordu, İçişleri Bakanlığı’na şu soruları yöneltti:

    1. Dersim’de 8 Mart etkinliğinde taşınan dövizler gerekçe gösterilerek kaç kadın hakkında soruşturma açılmıştır?
    2. Aynı dövizlerin başka illerde taşınmasına rağmen neden yalnızca Dersim’de soruşturma başlatılmıştır?
    3. Dövizlerde yer alan TJA ifadesi hangi hukuki gerekçeyle suç unsuru sayılmıştır? Bu değerlendirme hangi mevzuata dayanmaktadır?
    4. 8 Mart miting alanına girişte bazı dövizlerin alana alınmaması talimatını kim vermiştir?
    5. Kırmancki yazılı dövizlerin güvenlik güçlerince zorla alınmaya çalışılmasıyla ilgili herhangi bir idari inceleme başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa sonucu nedir?

    Kordu, kadınların demokratik ve meşru örgütlenme faaliyetlerinin keyfi biçimde kriminalize edilmesine karşı kamuoyunun bilgilendirilmesini istedi.

    PİRHA/ANKARA

  • 8 Mart dövizleri gerekçe gösterildi: DEM Partili kadınlar ifadeye çağrıldı

    8 Mart dövizleri gerekçe gösterildi: DEM Partili kadınlar ifadeye çağrıldı

    PİRHA- Dersim’de 8 Mart etkinliğinde taşınan dövizler gerekçesiyle DEM Partili 4 kadın, “örgüt propagandası” iddiasıyla emniyete ifade vermeye çağrıldı.

    Dersim’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerinde taşınan dövizler gerekçe gösterilerek DEM Partili kadınlar hakkında soruşturma başlatıldı.

    Aralarında DEM Parti milletvekili danışmanı Cemile Ataş, Dersim Belediye Meclis Üyesi Filiz Gülmez ve Sakine Gökmen’in de bulunduğu toplam 4 kadın, “örgüt propagandası” iddiasıyla emniyete ifade vermeye çağrıldı.

    Soruşturmanın gerekçesi olarak, 8 Mart etkinliğinde taşınan dövizlerde TJA (Tevgera Jinên Azad) isminin yer alması gösterildi.

    PİRHA-DERSİM

  • MARDEF’ten Köln’de 8 Mart etkinliği-VİDEO

    MARDEF’ten Köln’de 8 Mart etkinliği-VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Köln’de dayanışma etkinliği düzenledi. Konuşmalarda kadınların şiddet, savaş ve ayrımcılığa karşı mücadelesine vurgu yapıldı.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla “Jin – Jiyan -Azadî” şiarıyla dayanışma etkinliği düzenledi

    Köln’deki EuroSaal’da yapılan etkinlik saygı duruşu ile başladı.

    Almanya Tilkiler Sosyal Dayanışma Derneği Eşbaşkanı Maviş Torunoğlu dünyanın birçok yerinde kadınların hala şiddet, ayrımcılık ve savaş politikalarının yarattığı yıkımla karşı karşıya olduğu belirtilerek, buna rağmen kadınların dayanışmasının ve örgütlü mücadelesinin umut ve değişimin en güçlü kaynağı olmaya devam ettiğini belirtti.

    MARDEF Eşbaşkanı Hatice Sonzamancı ise Maraşlı kadınların tarihsel direnişine ve kadın özgürlüğü mücadelesine dikkat çekti. Sonzamancı, Maraş’ın toplumsal hafızasının acı ve direnişle yoğrulduğunu belirterek, kadınların yalnızca evlerin değil, aynı zamanda kimliğin, kültürün ve toplumsal hafızanın taşıyıcısı olduğunu vurguladı.

    Sonzamancı, yakın zamanda Pazarcık’ta yaşanan kadın cinayetinin bu sistemin en somut örneklerinden biri olduğunu belirterek, kadınların yaşam hakkının hala ciddi bir tehdit altında olduğunu söyledi.

    Etkinlikte Mardef Kadın Tiyatro Grubu “Değişen Değiştirir” adlı gösterisiyle sahne aldı.

    Program kapsamında Klamen Maraşe , Binevş Ciziri ve Ali İkizer sahne alarak eserlerini seslendirdi.

    Programın sonunda davul zurna eşliğinde halaylar çekildi.

    PİRHA-KÖLN

  • Mersin’de Feminist Gece Yürüyüşü yapıldı: Özgürlüğümüzden vazgeçmiyoruz!-VİDEO

    Mersin’de Feminist Gece Yürüyüşü yapıldı: Özgürlüğümüzden vazgeçmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bu yıl 12’ncisi düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’nde kadınlar, kapitalist sistemin tüm dünyada kadınların ve çocukların hayatlarını yoksullaştırmayla, gericilikle ve savaşlarla kuşattığını vurgulayarak, “Hayatlarımızdan, varoluşumuzdan ve özgürlüğümüzden vazgeçmiyoruz” dedi.

    Mersin’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bu yıl 12’ncisi düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’ne, yüzlerce kadın katıldı.

    Kushimoto Sokağı’nda bir araya gelen kadınlar, Özgecan Aslan Meydanı’na “Jın, Jiyan, Azadi”, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganıyla yürüdü.

    “MÜCADELEMİZ DEMOKRATİK TOPLUM YARATANA KADAR SÜRECEK”

    Yürüyüşün ardından konuşan Özgür Kadın Hareketi’nden (Tevgera Jinên Azad-TJA) Sara Kaya, “Mirabel Kardeşlerden Sakinelere, Leyla Şaylemezler’e, Fidan Doğan’lara kadar kadınların mücadelelerini selamlıyoruz. Onları anıyoruz ve mücadeleleri karşısında eğiliyoruz. Kadın özgürleşmeden, toplum özgürleşmeden mücadelemiz sonuna kadar sürecek. Cezaevindeki kadınlardan Rojava’daki kadın direnişçilerine kadar kadınları selamlıyoruz. Mücadelemiz demokratik toplum yaratana kadar sürecek” dedi.

    “HER YERDEN İSYANIMIZI KUŞANIP GELDİK”

    Mersin Kadın Platformu adına açıklamayı Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy okudu. Çiğdem Göksoy, kadın cinayetlerine, dinci-gericiliğe, tarikatlara ve patriyarkaya karşı feminist isyanla yan yana olduklarını belirterek, “Emeğimiz ve hayatlarımız için bir araya geldik, “eşit ve özgür bir yaşamda ısrarcıyız” diyerek feminist isyanımızın sesini sokaklardan ve meydanlardan yükseltiyoruz. Baskı ve şiddetle bizi susturmaya çalışanlara, bedenlerimiz üzerinde hakimiyet kurmak isteyenlere ve yaşamlarımıza saldıranlara karşı; bizleri hapsetmeye çalıştıkları evlerden, emeğimizi sömürdükleri işyerlerinden ve gericilikle kuşatmaya çalıştıkları kampüslerimizden, bizi yok saymaya çalıştıkları her yerden isyanımızı kuşanıp geldik” diye konuştu.

    “SAÇ ÖRGÜLERİMİZ GİBİ DAYANIŞMAYI ÖRÜYORUZ”

    Patriyarkal kapitalist sistemin tüm dünyada kadınların ve çocukların hayatlarını yoksullaştırmayla, gericilikle ve savaşlarla kuşattığını vurgulayan Aksoy, şunları dile getirdi:

    “Epstein dosyalarıyla emperyalistlerin kadınların ve çocukların bedenleri ve yaşamları üzerinden onları kaçırarak, bir adaya kapatıp sömürerek kazanç sağladığını bir kez daha gördük. Emperyalist Amerika ve Siyonist İsrail suç ortaklığı İran halkını 9 gündür katlediyor. Defalarca füzelerle vuruldukları okulda 170 kız çocuğunun olduğunu öğrendik. Saldırılarda ölenlerin sayısının 1332 ve yüzlerce yaralının da olduğu haberlerini görüyoruz. Afganistan’da kölelik yasallaşırken kadınların ve kız çocukların okuması yasaklanıyor. Suriye’de, Rojava’da işidli çeteler katlettikleri kadınların bedenlerini savaş ganimeti olarak görülüp intikam aracına dönüştürülürken Türkiyede internet üzerinden göçmen kadınlar satılıyor. Bizler Filistin’den İran’a, Afganistan’dan Rojova’ya, Türkiye’den Suriye’ye emperyalizmin, siyonizmin, gerici rejimlerin saldırıları karşısında saç örgülerimiz gibi dayanışmayı örüyoruz.”

    “NE MÜCADELEMİZ NE İSYANIMIZ BİTMEYECEK!”

    Çiğdem Göksoy, “Hayatlarımızdan, varoluşumuzdan ve özgürlüğümüzden vazgeçmiyoruz. Birbirimiz ve kendimiz için eşit ve güvenceli yaşayabildiğimiz, özgür olabildiğimiz kentleri beraber, mücadelemizle kuracağız. Kazanılmış haklarımızı aldığımız gibi eşit, özgür ve güvenceli bir yaşamı patriyarka ve erkek devletten söke söke alana kadar ne mücadelemiz ne isyanımız bitmeyecek!” ifadelerine yer verdi.

    Açıklamanın ardından kadınlar, stranlar eşliğinde halaylar çekti.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Taksim’de kadın seli: Engellemelere rağmen binlerce kadın Feminist Gece Yürüyüşü’nde!-VİDEO

    Taksim’de kadın seli: Engellemelere rağmen binlerce kadın Feminist Gece Yürüyüşü’nde!-VİDEO


    PİRHA- İstanbul’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen 24. Feminist Gece Yürüyüşü başladı. Taksim ve çevresindeki yasaklar ile polis barikatlarına rağmen kadınlar ve LGBTİ+’lar Sıraselviler’den yürüyüşe geçerken kalabalığın ucu bucağı görünmüyor.

     8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbul’da düzenlenen 24. Feminist Gece Yürüyüşü için binlerce kadın ve LGBTİ+ akşam saatlerinde Beyoğlu’nda bir araya geldi. Saat 19.30’da başlaması planlanan yürüyüş için gün boyunca Sıraselviler Caddesi ve çevresinde toplanan kalabalık, sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçti.

    İstanbul Valiliği’nin aldığı karar doğrultusunda Taksim ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. İstiklal Caddesi’ne çıkan birçok sokak polis bariyerleriyle kapatılırken, Taksim ve Şişhane metro istasyonlarının bazı çıkışları da kapatıldı.

    Tüm engellemelere rağmen Sıraselviler’de toplanan kadınlar ve LGBTİ+’lar pankartlar, dövizler ve sloganlarla yürüyüşe başladı. Katılımcılar yürüyüş boyunca “Jin, jiyan, azadî”, “Yaşasın kadın dayanışması” ve “Feminist mücadele kazanacak” sloganları attı.

    Cadde boyunca uzanan kalabalığın ucu bucağı görünmeyen bir kitle oluşturduğu görülürken, yürüyüşe katılanlar kadına yönelik şiddete, eşitsizliğe, yoksulluğa ve ayrımcılığa karşı taleplerini dile getiriyor.

    Her yıl 8 Mart akşamı düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü, İstanbul’da kadınların ve LGBTİ+’ların en kitlesel buluşmalarından biri olarak biliniyor. Bu yıl da yasaklara ve yoğun polis önlemlerine rağmen binlerce kişi Taksim’de yürüyüşünü sürdürüyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sezen Aksu’nun 8 Mart hediyesi: “Tuz” şarkısı kadın dayanışmasıyla dijitalde!-VİDEO

    Sezen Aksu’nun 8 Mart hediyesi: “Tuz” şarkısı kadın dayanışmasıyla dijitalde!-VİDEO

    PİRHA- Söz ve müziği Sezen Aksu’ya, prodüksiyonu Sertap Erener’e ait “Tuz” şarkısı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde 8 kadın sanatçının sesiyle dijital platformlarda yayınlandı. Şarkı ve klip, kadın dayanışmasını ve doğayla ilişkiyi öne çıkarıyor.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak hazırlanan “Tuz” şarkısı söz ve müziği Sezen Aksu’ya, prodüktörlüğü ise Sertap Erener’e ait olarak dijital platformlarda yayımlandı. Şarkının klibi, 8 Mart’ta izleyiciyle buluştu.

    Projede Ceylan Ertem, Karsu, Selin, Sena Gül, Safiye, Öykü Dörter ve Eftalya Yağcı olmak üzere toplam 8 kadın sanatçı yer aldı. Ayrıca Başak Doğan şefliğindeki “Chromas” korosu da şarkıda vokal desteği sağladı. Klibin yönetmenliğini Ömer Çelik üstlendi.

    Farklı vokal ve müzik tarzlarının bir araya geldiği şarkının klibinde kadın dayanışması ve doğayla kurulan bağ öne çıkıyor. 6 Mart itibarıyla dijital müzik platformlarında dinleyicilerle buluşan şarkının sözleri, kadınların yaşamla kurduğu ilişkiden ilham alıyor:

    “Kara kışta açan kardelen
    Suyu ekmeği yoktan var eden
    Tohumuyum buğday başağının
    Sürgünüyüm zeytin ağacının
    Toprağıyım ana kucağının
    Tuzuyum yaranın gözyaşının”

    Sezen Aksu’nun imzasını taşıyan “Tuz” 8 Mart vesilesiyle kadınların sesini ve dayanışmasını müzikle görünür kılmayı amaçlayan bir proje olarak dikkat çekiyor.

    HABER MERKEZİ

  • Antalya’da kadınlar meydanları doldurdu!-VİDEO

    Antalya’da kadınlar meydanları doldurdu!-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Meydanları dolduran kadınlar, “Haklarımızı, kazanımlarımızı, sokakları bizden almak isteyenlere karşı buradayız. Kadın cinayetlerine, erkek şiddetine, aile politikalarına, güvencesizliğe cezasızlık politikalarına karşı sokaktayız. Hayatlarımızdan, birbirimizden, özgürlüğümüzden vazgeçmiyoruz. Baskılarla, şiddetle hayatlarımızı teslim almaya çalışanlara karşı susmuyoruz, sokakları terk etmiyoruz” dedi.

    Kadınlar Türkiye ve dünyanın bir çok merkezinde hakları için sokaklara, meydanlara çıktı. Antalya’da Aydın Anza Parkında biaraya gelen kadınlar kortejler eşliğinde kadınlar Cumhuriyet Meydanı’nda yürüyüş gerçekleştirdi

    “VARDIK, VARIZ VAR OLACAĞIZ”

    Kadınlar, yüzyıllardır bastırılmak, susturulmak istenen seslerini haykırmaya geldiklerini belirterek, “Bu düzen bizim emeğimizle ayakta duruyor ama bize yoksulluk reva görülüyor. Bu düzen bizim sırtımızdan yükseliyor ama bize şiddet, güvencesizlik ve korku dayatılıyor. Buradayız ve bu meydan emeği sömürülen, hakkı gasp edilen, yaşamı tehdit altında olan kadınların meydanıdır! Bu meydan haklarına hayatlarına sahip çıkan, vardık, varız var olacağız diyen kadınların meydanıdır! Bizi yok sayanlara karşı inatla buradayız!” dedi.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ BİR GECEDE YOK SAYANLARA KARŞI BURADAYIZ”

    Her gün en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüklerine dikkat çeken kadınlar, “Her gün hayatlarımız, düşlerimiz, geleceğimiz karartılıyor! Ve her defasında aynı cümleler, “Kıskançlık”, “anlık öfke”, “iyi hal”… Hayır! Her cinayet politiktir! İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen irade politiktir. Cezasızlık politiktir! Kadınları korumayan mekanizmalar politiktir. Cezasızlıkla beslenen erkek şiddetine karşı buradayız. İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede yok sayanlara karşı buradayız. Bir kişi daha eksilmemek için buradayız” diye belirtti.

    “NEFRETE İNAT YAŞASIN HAYAT DİYORUZ”

    Açıklamanın devamında şunları ifade ettiler:

    “Bugün buraya görünmeyen emeğimizin sesini yükseltmeye geldik. Siyasal islam kapımıza dayanmışsa susmayacağız! Eğitimi karanlığa teslim etmek isteyenlere boyun eğmeyeceğiz! Çocuklarımızı tarikatlara, cemaatlere teslim etmeyeceğiz! Kız çocuklarının hayallerini küçültmeye çalışanlara karşı hayallerimizi büyüterek cevap vereceğiz! Okulları itaat mekânına çevirmek isteyenlere karşı Biz laikliği, bilimi, eşitliği savunacağız! Asla vazgeçmeyeceğiz, kamusal alanlardan çekilmeyeceğiz!

    LAİKLİK YOKSA EŞİTLİK YOKTUR! LAİKLİK YOKSA ÖZGÜRLÜK YOKTUR!

    LGBTİ+’lara yönelik nefret politikalarıyla, yargı paketleriyle, “makbul aile” dayatmalarıyla toplumu tektipleştirmek isteyenlere, bedenleri hedef göstererek, kimlikleri şeytanlaştırarak, aşkı suç gibi göstermeye çalışanlara karşı

    Militarizm büyüdükçe şiddet büyüyor, şiddet büyüdükçe kadınların yaşam alanı daralıyor. Silahlara ayrılan bütçelerin eğitime, sağlığa, sosyal haklara ayrıldığı bir dünya mümkün! Bu topraklarda ölüm değil hayat büyüsün diye, yıkım değil umut çoğalsın diye barışı savunmaya devam edeceğiz! Çünkü barış olmadan eşitlik olmaz! Barış olmadan özgürlük olmaz! Kadınlar özgürleşmeden dünya değişmez!”

    Basın açıklamasının ardından Kürtç.e ve Türkçe söylenen şarklılarla çekilen halaylarla etkinlik sona erdi.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • DBP Kadın Meclisi: Jin Jiyan Azadi kadın özgürlüğünün ve demokratik toplumun ifadesidir!

    DBP Kadın Meclisi: Jin Jiyan Azadi kadın özgürlüğünün ve demokratik toplumun ifadesidir!

    PİRHA- DBP Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kadınların tarihsel direnişine dikkat çekerek, kadın özgürlüğü olmadan demokrasinin ve kalıcı barışın mümkün olmadığını vurguladı.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada kadınların yüzyıllardır süren özgürlük mücadelesine dikkat çekilerek, 8 Mart’ın erkek egemen sisteme karşı kadınların örgütlü direnişinin simgesi olduğu vurgulandı.

    Açıklamada 8 Mart’ın tarihsel arka planına değinilerek, 1857 yılında New York’ta eşit işe eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebiyle direnen işçi kadınların mücadelesinin bu günü tarihsel bir direniş gününe dönüştürdüğü hatırlatıldı. 1910 yılında Kopenhag’da Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart’ın uluslararası bir mücadele günü olarak kabul edildiği belirtilerek o günden bu yana kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin büyüyerek sürdüğü ifade edildi.

    Kadınlara yönelik şiddet, yoksullaştırma politikaları, emeğin güvencesizleştirilmesi ve irade gaspı uygulamalarının günümüzde artarak sürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, kadın cinayetleri ve cezasızlık politikalarının erkek egemen devlet anlayışının kadın yaşamını değersizleştiren yönünü ortaya koyduğu kaydedildi.

    Açıklamada, kadın bedeni ve emeği üzerindeki tahakkümün toplumsal yaşamın birçok alanında yeniden üretildiği belirtilerek, buna rağmen kadınların bu saldırılar karşısında her dönemde direnişi büyüttüğü vurgulandı.

    Kürt kadın hareketinin uzun yıllara dayanan örgütlü mücadelesinin bu direnişin güçlü örneklerinden biri olduğuna işaret edilen açıklamada, Kürt kadınlarının hem ulusal inkâr politikalarına hem de erkek egemen zihniyete karşı çift yönlü bir mücadele yürüttüğü ifade edildi. Kadınların eşbaşkanlık sistemi, kadın meclisleri ve öz örgütlülük mekanizmalarıyla siyasetten yerel yönetime kadar birçok alanda özne haline geldiği belirtildi.

    Açıklamada, “Jin, Jiyan, Azadî” felsefesinin kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün merkezine koyan bir paradigma haline geldiği vurgulanarak, bu anlayışın demokratik toplum inşasında önemli bir rol oynadığı ifade edildi.

    DBP Kadın Meclisi açıklamasında, kadın özgürlüğü olmadan demokrasinin, demokrasi olmadan da kalıcı barışın mümkün olmayacağı belirtilerek, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir yaşam perspektifinin toplumsal dönüşümün kadın öncülüğünde gerçekleşmesini esas aldığı kaydedildi.

    Kadınların söz ve karar sahibi olmadığı hiçbir sistemin adil ve meşru olmayacağına dikkat çekilen açıklamada, kayyım politikalarına, irade gaspına, savaş ve kriz siyasetlerine karşı kadınların ortak mücadelesinin büyütülmesi gerektiği vurgulandı.

    Açıklamada ayrıca farklı kimliklerden, inançlardan ve halklardan kadınların kuracağı dayanışmanın özgürlüğün çoğalmasının güvencesi olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

    “8 Mart bizler için yalnızca bir anma günü değil, özgür yaşamı kurma iddiamızın ilanıdır. Geçmişin direniş mirasını sahipleniyor, geleceğin demokratik toplumunu kadın öncülüğünde inşa etme kararlılığımızı yineliyoruz.”

    DBP Kadın Meclisi açıklamanın sonunda başta Kürt kadınları olmak üzere dünyanın dört bir yanında direnen tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü selamlayarak, “Mücadelemizden, dayanışmamızdan ve umudumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Jin, Jiyan, Azadî” mesajını paylaştı.

    HABER MERKEZİ

  • Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş: Kadınların eşit ve özgür olduğu bir toplum için mücadele sürecek!

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş: Kadınların eşit ve özgür olduğu bir toplum için mücadele sürecek!

    PİRHA- Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığın yalnızca kadınların değil tüm toplumun meselesi olduğunu belirterek, eşitlik, adalet ve dayanışma temelinde kadınlarla omuz omuza mücadele edeceklerini vurguladı.

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Karadaş, kadınların eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesinin toplumsal barış ve insanlık değerleri açısından hayati önemde olduğunu belirtti.

    8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığını ifade eden Karadaş, dayanışmayı büyütmenin ve eşitliği savunmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Karadaş, “Dayanışmayı büyütmek, eşitliği savunmak ve birbirimize Hızır olmak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.

    Kadınlara yönelik şiddet, sömürü ve ayrımcılığın kabul edilemez olduğunu dile getiren Karadaş, bu durumun yalnızca kadınların değil tüm toplumun sorunu olduğunu belirterek, “Kadınlara yönelik her türlü şiddet, sömürü, yok sayma ve değersizleştirme yalnızca kadınların değil, bütün toplumun meselesidir. Buna karşı durmak adaletin, insanlığın ve vicdanın gereğidir” ifadelerini kullandı.

    Alevi inancının eşitlik ve paylaşım anlayışına vurgu yapan Karadaş, kadınların sözünün, iradesinin ve emeğinin esas alındığı bir toplumsal düzen için mücadele edeceklerini söyledi.

    Karadaş açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
    “Alevi canlar olarak kadınların sözünün, iradesinin ve emeğinin esas alındığı, toplumsal hayatın her alanında saygı gördüğü eşit ve adil bir düzen için mücadele etmeye devam edeceğiz. Eşitlik, adalet ve dayanışma yolunda kadınlarla omuz omuzayız.”

    Karadaş, açıklamasını Alevi inancında önemli bir yere sahip olan dayanışma vurgusuyla tamamlayarak, “Hızır cümle canların yardımcısı olsun” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Esra Çiftçi: Kadınların direnişi toplumun hafızasını ve vicdanını ayakta tutuyor!-VİDEO

    Esra Çiftçi: Kadınların direnişi toplumun hafızasını ve vicdanını ayakta tutuyor!-VİDEO

    PİRHA- SEVDER’in 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediği etkinlikte konuşan gazeteci Esra Çiftçi, kadınların tarih boyunca yalnızca kendi hakları için değil toplumun hafızasını, adalet duygusunu ve yaşam iradesini korumak için mücadele ettiğini söyledi. Çiftçi, kadınların direnişinin toplumsal vicdanı uyandıran bir güç olduğunu vurguladı.

    Sevdilli ve Çevre Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (SEVDER), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte konuşmacı olarak gazeteci Esra Çiftçi yer alırken, program sanatçı Gülten Benek’in dinletisiyle sona erdi. Konuşmasında kadınların tarihsel direnişine dikkat çeken Çiftçi, kadınların mücadelesinin yalnızca hak arayışı değil aynı zamanda toplumsal hafızayı ve özgürlük iradesini koruma mücadelesi olduğunu ifade etti.

    Kadınların tarih boyunca sadece kendi hakları için değil, toplumun, kültürün ve yaşamın kendisi için mücadele ettiğini ifade eden Çiftçi, bu mücadelenin geçmişte kalmış bir hikâye olmadığını söyledi.

    “Dersim’den Maraş’a, Çorum’dan Sivas’a kadar bu coğrafyada kadınlar yalnızca varlıklarını korumadı aynı zamanda adaleti, özgürlüğü ve yaşam hakkını savundu” diyen Çiftçi, kadınların direnişinin toplumsal vicdanı harekete geçiren bir güç olduğunu dile getirdi.

    “ÖRGÜLER SESSİZ BİR HAYKIRIŞA DÖNÜŞÜYOR”

    Konuşmasında Kürt kadınlarının son dönemde gerçekleştirdiği saç örme eylemine de değinen Çiftçi, bu eylemin güçlü bir sembolik anlam taşıdığını belirterek, “Sadece saçlarını örüyorlar ama o örgüler sessiz bir haykırışa dönüşüyor. Bu küçük gibi görünen eylem dünyanın dört bir yanında yankı buldu ve kadınların bedenleriyle verdikleri direnişin sembollerinden biri haline geldi” ifadelerini kullandı.

    “KADIN YALNIZCA AİLE İÇİNDE DEĞİL, TOPLULUK İÇİNDE DE HAFIZANIN TAŞIYICISIYDI”

    Çiftçi, kadınların saçlarının kesilmesinin tarih boyunca bir aşağılama ve kontrol yöntemi olarak kullanıldığını hatırlatarak, özellikle 1938 Dersim sürecinden sonra kadınların saçlarının kesilmesinin kimliği ve hafızayı hedef alan bir politika olduğunu söyledi.

    “Dersim’de kadın yalnızca aile içinde değil, topluluk içinde de hafızanın taşıyıcısıydı. Saçına dokunmak aslında belleğe dokunmaktı” diyen Çiftçi, bu uygulamaların sonraki dönemlerde de farklı biçimlerde devam ettiğini belirtti.

    12 Eylül askeri darbesi sırasında cezaevlerinde kadınların saçlarının zorla kesildiğini hatırlatan Çiftçi, bunun resmî olarak disiplin gerekçesiyle açıklansa da gerçekte itaat üretmeyi amaçladığını ifade etti. Çiftçi, 1990’lı yıllarda gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde saç kesme tehdidinin kadınlara yönelik sistematik bir sindirme yöntemi olarak kullanıldığını da söyledi.

    IŞİD’in özellikle Kürt kadınlarını hedef alan saldırılarına da değinen Çiftçi, bu saldırıların kadınların özne olma iradesini hedef aldığını belirterek şöyle konuştu:

    “Kadına yönelik saldırı bedene yönelmiş gibi görünse de aslında kolektif bir varlığa yöneliktir. Bu nedenle kadınların saçlarını örmesi kesintiye uğratılmak istenen şeyi yeniden kurma iradesidir. Koparılmak istenene bağ ekler, yalnızlaştırmaya karşı temas üretir.”

    İran’da Mahsa Amini’nin öldürülmesinin ardından kadınların başlattığı protestolara da değinen Çiftçi, “Jin, Jiyan, Azadî” sloganının yalnızca bir slogan değil, bir yaşam iradesi olduğunu söyledi.

    “DAYANIŞMAYI BÜYÜTTÜ!”

    Çiftçi, İran’da kadınların saçlarını kamusal alanda kesmesinin rejimin beden üzerindeki mutlakiyet iddiasına karşı bir reddiye olduğunu belirterek, Rakka sonrasında ortaya çıkan saç örme eylemlerinin ise şiddetin mantığını bozarak dayanışmayı büyüttüğünü dile getirdi.

    Konuşmasında Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara da değinen Çiftçi, 7 Mart’ın Suriye’de Alevi kadınların, çocukların ve yaşlıların hedef alındığı katliamın yıldönümü olduğunu hatırlattı. Çiftçi, 2025 yılında yaşanan saldırılarda kadınların kaçırıldığını, tehdit edildiğini ve cinsel şiddete maruz bırakıldığını ifade etti.

    Şengal’de Ezidi kadınlara yönelik saldırıları da hatırlatan Çiftçi, tarih boyunca kadınların zulme boyun eğmediğini vurguladı.

    “KADINLARIN MÜCADELESİ ÖZGÜRLÜĞÜN, ADALETİN VE HAYATIN MÜCADELESİDİR”

    Kadınların yalnızca kendi kimliklerini değil aynı zamanda toplumu, kültürü ve yaşamı savunduğunu belirten Çiftçi, “Kadınların mücadelesi sadece kadınların mücadelesi değildir. Bu, özgürlüğün, adaletin ve hayatın mücadelesidir” dedi.

    Kadınların dayanışmasının toplumsal değişimin en güçlü kaynaklarından biri olduğunu söyleyen Çiftçi, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Kadınları korumak bir toplumu modern göstermez. Kadınlarla eşit bir hayat kurmak o toplumu gerçekten insan yapar. 8 Mart, kadınların korkuyla değil özgürlükle, sessizlik değil sözle var olduğu bir geleceğe tutulan ısrarın adıdır.”

    Konuşmasının sonunda kadın direnişinin tarihsel sembollerini anan Çiftçi, “Ana Fatma’dan Zarife Hatun’a, Mahsa Amini’ye kadar direnen tüm kadınların mirasıyla bugün buradayız. Onlar bize direnmeyi öğretti. Bugün biz de onların yolundan gidiyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de kadınlar ayakta: Dersim’i Dersim yapan kadınlardır!-VİDEO

    Dersim’de kadınlar ayakta: Dersim’i Dersim yapan kadınlardır!-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kadınlar, Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, burada yapılan konuşmaların ardından halaya durdu. Coşkulu geçen kutlamada, ‘Barış’ mesajı öne çıktı.

    Dersim’de kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Sanat Sokağı’nda biraraya geldi. Dersim Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar mitingin yapıldığı Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüdü. Yapılan yürüyüşte, “Yoksulluğa, Eşitsizliğe, Şiddete ve Savaşa Karşı Örgütlü Mücadeleye” pankartı açıldı.

    Yürüyüşteki yüzlerce kadın, sık sık “Jin, Jiyan, Azadi”, “Gülistan Doku Nerede” sloganları attı. Yürüyüşün Seyit Rıza Meydanı’nda son bulmasının ardından, 8 Mart mitingi başladı.

    Miting alanına girilirken, güvenlik güçlerinin kimi dövizlerin alana almaması üzerine DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, konuyla alakalı yetkililerle görüşmeye gitti. Yetkililerin pankart ve dövizlerin alana sokulmaması yönündeki tavrı devam edince tartışma yaşandı. Kordu’nun elindeki, “Eve Xoverestiye Ra Ozadiye Bena Qome Demokratik Muneme” yazılı pankartın güvenlik kuvvetlerince zorla alınması sebebiye Kordu, elinden yaralandı. Ayrıca alana alınmayan başka pankartlarında olduğu ve Ekmek ve Gül Dergisi’nin de alana alınmadığı belirtildi.

    Miting programı kapsamında ilk önce Dersim Kadın Platformu’nun 8 Mart dolayısıyla hazırlamış olduğu metin okundu:

    DERSİM KADIN PLATFORMU: ÖRGÜTLÜ KADIN MÜCADELESİNİ BÜYÜTECEĞİZ

    Dersim Kadın Platformu adına konuşan Elif Yıldız, açıklamada, kadınların ağır emek koşullarından, yoksulluğa, şiddete ve istismara maruz kaldıkları belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    “169 yıl önce New York’ta tekstil işçisi kadınlar ağır çalışma koşullarına ve düşük ücretlere karşı örgütlü olarak grev gerçekleştirdi. Bugün bizler de emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatını kaybeden kadınların mücadelesini selamlıyoruz. Ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye ve baskıya karşı sesimizi yükseltiyoruz.”

    Yıldız, ekonomik krizin en ağır yükünü kadınların taşıdığını vurgulayarak, artan işsizlik ve güvencesizliğe dikkat çekti: “Kadınların yüzde 69’u asgari ücret ve altında çalışıyor. Kamusal kreşlerin ve bakım evlerinin yokluğu kadın istihdamının önünde engel olmaya devam ediyor. Beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bu derin yoksulluğu en çok hisseden yine kadınlardır” dedi.

    Açıklamada kayıp kadınlar ve kadın cinayetleri de gündeme getirildi. 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetinin hâlâ açıklanmadığı hatırlatıldı: “Dosya üzerindeki gizlilik kararı kaldırılmadı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir an önce faillere yönelik işlem yapmasını ve toplumu bilgilendirmesini talep ediyoruz. Biz kadınlar, Gülistan Doku’yu ve Rojin Kabaiş’i unutmadık, unutturmayacağız” denildi.

    Kadınların evde, iş yerinde ve sokakta ölümle burun buruna yaşadığı ifade edilen açıklamada, şiddetin cezasız bırakıldığı ve adalet sisteminin erkekten yana tavrının sürdüğü kaydedildi: “Şiddet, taciz ve tecavüz vakalarında gerekli tedbirler alınmıyor, failler tutuklanmıyor. Fail, şiddeti önlemeyenlerdir; tarikatlardan hesap sormayanlardır. İşte bu yüzden kadın cinayetleri politik” olduğu vurgulandı.

    Yıldız, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun’un etkin uygulanması çağrısı yaparak, kadın ve LGBTİ+ düşmanlığına karşı mücadelenin süreceğini belirtti.

    DERSİM BELEDİYESİ EŞ BAŞKANI BİRSEN ORHAN: 8 MART BİZ KADINLAR İÇİN BİR ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜDÜR

    Tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayarak başlayan yerlerine kayyum atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, “Biz buraya bugün sadece 8 Mart’ı kutlamak için bir araya gelmedik. Tarih boyunca direnen kadınların mücadelesini devam ettirmek için geldik. 8 Mart biz kadınlar için bir özgürlük yürüyüşüdür. Kadınlar evde direndi, tarlada, sokakta, fabrikada direndi ve hala da direnmeye devam ediyor. İşte bugün, bu kentin kadın vekiline elindeki 8 Mart pankartı nedeniyle zorbaca müdahale ettiler” dedi ve konuşmasına katledilen, kaybedilen, şiddete uğrayan kadınlara değinerek devam etti:

    “Mücadele var oldukça umut vardır. Evet, bizler bugün bu meydanda katledilen, kaybedilen, iradesi yok sayılan tüm kadınların sesiyiz. Okulda, derste katledilen Fatma öğretmenin, Tavşantepe’de Narin’in, Van’da Rojin’in, Dersim’de Gülistan Doku’nun sesiyiz. Bizler kucağına evladının kemikleri kargoyla gönderilen ve eline verilen Halise Ana’nın sesiyiz. Bizler sokak ortasında cenazesi kurda kuşa yem edilen bekletilen Taybet Ana’nın sesiyiz. Bizler Jiyan Azadi felsefesini kendine rehber edinen, yaşamak ve yaşatmak için zindanlarda, sürgünlerde direnen tüm kadınların sesiyiz” dedi.

    Orhan, konuşmasının sonunda şunları belirterek, “Dersim’de fuhuş, uyuşturucu, her türlü çirkinlik yaratılmaya çalışıyor. Ama şunu unutmasınlar ki biz varız, buradayız. Buradaki her bir kadının, her bir annenin saçının telinde bir hafıza var. Ve bizler de bu hafızanın mirasçıları olarak bu zulmünüze, bu çeteleşmenize, bu çürümüşlüğünüze izin vermiyoruz” dedi ve konuşmasını sonlandırdı.

    DEM PARTİ DERSİM MİLLETVEKİLİ AYTEN KORDU: ŞİMDİ DİRENEN KADINLARIN ZAMANI

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesine dikkat çekti. Konuşmasında Dersimli kadınların bu toprakların direniş kültürünü var ettiğini vurgulayan Kordu, “Dersim’i Dersim yapan kadınlardır. Kadının emeğiyle, aklıyla ve duygu dünyasıyla özgür bir yaşamı inşa edeceğiz” dedi.

    Kordu, Ortadoğu’da süren savaşlara ve kadının bedeni üzerinden yürütülen politikalara da değinerek, hegemonik güçlerin ve bölgedeki otoriter rejimlerin kadınları araçsallaştırdığını belirtti: “Ne emperyalist müdahaleleri ne de bu topraklarda kadınları yok sayan iktidarları kabul ediyoruz. Tek yol demokratik cumhuriyettir” ifadelerini kullandı.

    Suriye’de yaşanan Alevi soykırımını anımsatan Kordu, yaşamını yitiren bütün kadınları ve canları saygıyla andıklarını söyleyerek, “Özgür ve eşit bir yaşam inşa edilene kadar mücadelemiz sürecek” dedi. Etkinlikte LGBTİ+’lara yönelik güvenlik uygulamalarını da eleştiren Kordu, “Her mazlumun, her ötekinin hakkı bu meydandadır. LGBTİ+’ların da hakları vardır ve onların sesi burada yükselecek” dedi.

    Kadınların örgütlü mücadelesini büyütme çağrısı yapan Kordu, “Ekmek de bizim, gül de bizim, mücadelemiz de bizim” diyerek konuşmasını tamamladı.

    Dersim’deki 8 Mart kadın mitingi, sanatçı Zeynep Kılıç ve ekibinin sahne almasıyla devam etti. Miting, Kılıç’ın seslendirdiği stranlara, halaylar çeken kadınların zılgıtlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir dünya mümkün!’-VİDEO

    ‘Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir dünya mümkün!’-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklama yapan Samandağ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Hülya Nehir, “Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir dünya mümkündür. Bunun için savaşın, şiddetin, ayrımcılığın ve eşitsizliğin karşısında durmaya; dayanışmayı büyütmeye, haklarımızı savunmaya ve yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Samandağ Kadın Dayanışma Derneği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı dernek başkanı Hülya Nehir okurken, açıklamaya AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz ve kadınlar katıldı.

    Hülya Nehir, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, kadınların fırsat eşitliği, özgürlük ve yaşam hakkı için verdiği mücadelenin tarihsel hafızası olduğunu vurgulayarak, “Bugün 8 Mart’ı anarken dünyanın dört bir yanında kadınların ve çocukların savaş, şiddet, zorla ve erken yaşta evlendirilme ve zorunlu göçle karşı karşıya bırakıldığı bir dönemden geçiyoruz” dedi.

    “ALEVİ KADINLAR KAÇIRILIYOR”

    2025 yılının 7-9 Mart günlerinde Suriye’de yaşanan ve uluslararası raporlara da yansıyan kitlesel katliamların üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlatan Nehir, “Bu gün kitlesel olmasa da Alevi  köylerinde devam eden katliamlar, gözleri önünde evlatları katledilen anneler, annelerinin gözü önünde katledilen evlatlar , kaçırılan kız çocukları, tecavüze uğrayan ve köleleştirilen kadınlar her gün canımızı yakmaya devam etmektedir. Bu katliamların ardından hayatta kalabilen birçok insan Türkiye’ye sığınmak istemiş ancak Türkiye devleti insani yardım koridorunu açmamıştır. Bugün sınır hattında güvenlik kaygısıyla yaşamını sürdürmeye çalışan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler bulunmaktadır. Oysa sığınma temel bir insan hakkıdır ve insanların güvenli, sağlıklı ve haklara erişebilecekleri bir yaşam sürmesi hiçbir koşulda pazarlık konusu yapılamaz” diye konuştu.

    ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarına da dikkat çeken Nehir, “Biz biliyoruz ki hiç bir özgürlük bombalarla gelmez” dedi.

    “CEZASIZLIK POLİTİKALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN SÜRMESİNE YOL AÇIYOR”

    Kadın örgütlerinin verilerine göre 2025 yılında Türkiye’de en az 294 kadın katledildiğini, 297 kadının ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğine işaret eden Nehir, şunları dile getirdi:

    “Her biri yarım bırakılmış hayatlar, geride kalan çocuklar ve adalet bekleyen aileler demektir. Bu kadınların önemli bir kısmı en yakınındaki erkekler ve partnerleri tarafından öldürüldü. Uygulanmayan yasalar, cezasızlık politikaları, iyi hal indirimleri ve verilen takipsizlik kararları kadına yönelik şiddetin sürmesini pekiştirirken; psikolojik, ekonomik, fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet farklı biçimlerde devam etmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkılması ve 6284 sayılı Kanun’un sürekli hedef gösterilmesi kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit eden bir atmosfer yaratmaktadır. Bununla da yetinilmeyerek iktidar ve ona yakın çevreler tarafından kadın ve LGBTİ+ karşıtı nefret söylemi yaygınlaştırılmakta, laik ve demokratik bir anlayışla hazırlanan ve kadınların yüz yılı aşkın mücadelesinin kazanımlarını içeren Medeni Kanun dahi tartışmaya açılarak kadınların temel haklarını geriye götürecek girişimlerin önü açılmaktadır.

    AFETLERİN YARATTIĞI EŞİTSİZLİKLERİ DE UNUTMUYORUZ

    6 Şubat depremleri yalnızca kentleri değil, zaten var olan toplumsal eşitsizlikleri de derinleştirdi. Depremden etkilenen bölgelerde yaşayan kadınlar yalnızca evlerini değil, güvenli yaşam alanlarını, sosyal destek ağlarını ve ekonomik güvencelerini de kaybetti. Toplu barınma alanlarında yaşanan güvenlik, mahremiyet ve hijyen sorunları kadınların gündelik yaşamını daha da zorlaştırırken; çocuk, yaşlı ve engelli bakımının neredeyse tamamı kadınların omuzlarına yüklendi. Afet sonrasında kadınların hizmetlere, kaynaklara ve karar alma mekanizmalarına erişimi daha da sınırlı hale geldi. Tam da bu nedenle kadınların bir araya gelebildiği güvenli dayanışma alanları yalnızca bir ihtiyaç değil, yaşamı yeniden kurabilmenin en temel koşullarından biridir.”

    “KADINLARIN DAYANIŞMASI YALNIZCA YARALARI SARMAKLA KALMAZ; AYNI ZAMANDA YAŞAMI YENİDEN KURAR”

    Samandağ Kadın Dayanışma Derneği bünyesinde kurulan Samandağ Kadın Yaşam Merkezi, Aralık 2023’te deprem sonrası ortaya çıkan ihtiyaçlara yanıt verebilmek ve kadınların yeniden güçlenebileceği güvenli bir alan yaratmak amacıyla hayata geçirildiğini ifade eden Nehir, kadınların dayanışması yalnızca yaraları sarmakla kalmaz; aynı zamanda yaşamı yeniden kurar, umudu büyütür ve daha adil bir geleceğin kapısını aralayacağını belirtti.

    “DAYANIŞMAMIZDAN DOĞAN GÜÇ GELECEĞİ DEĞİŞTİRECEK EN BÜYÜK UMUTTUR”

    Kadınların yaşam hakkının tartışılamayacağının altını çizen Nehir, “Kadınların güvenliği pazarlık konusu yapılamaz, özgürlüğü ertelenemez. Kadın emeğinin görünmez kılınmasına, kadın bedeni ve yaşamı üzerinde söz sahibi olmaya çalışan her türlü iktidar ve anlayışa karşıyız. Kadınların eşitliği, hakları ve onurlu yaşam talebi geri alınamaz. Kadınların sesi de mücadelesi de susturulamaz. Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir dünya mümkündür. Bunun için savaşın, şiddetin, ayrımcılığın ve eşitsizliğin karşısında durmaya; dayanışmayı büyütmeye, haklarımızı savunmaya ve yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadınların mücadelesi yaşamın ta kendisidir; durdurulamaz ve dayanışmamızdan doğan güç geleceği değiştirecek en büyük umuttur” ifadelerine yer verdi.

    Açıklamanın ardından Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, 6 Şubat Derneği Başkanı Semir Rende, Alevi Kültur Dernekleri Gaziantep Şube Başkanı ve Gaziantep CHP Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hasan Çolak dernekte yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

    PİRHA/SAMANDAĞ

  • PSAKD Bornova Cemevi Kadın Meclisi: Kadın cinayetleri tesadüf değil, politiktir!

    PSAKD Bornova Cemevi Kadın Meclisi: Kadın cinayetleri tesadüf değil, politiktir!

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Bornova Cemevi Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte bir araya gelerek kadın mücadelesinin önemini vurguladı. Kadınlar, savaşlara, yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve katliamlara karşı eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Pir Sultan Abdal Bornova Cemevi Kadın Meclisi, kadın cinayetlerine, şiddete ve eşitsizliğe karşı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Kadın Meclisi adına Fatma Ertaş okudu.

    Ertaş, açıklamasına şu sözlerle başladı: “Bugün burada yalnızca bir günü kutlamak için değil; savaşlara, yoksulluğa, şiddete, sömürüye, katliamlara karşı; eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için, mücadeleyi, dayanışmayı büyütmek için bir aradayız. 8 Mart, kadın işçilerin direnişinden, emeğinden doğan bir mücadele günüdür” dedi.

    Ertaş, kadın işçilerden Bacıyan-ı Rum’a, Fatma Ana ve Kadıncık Ana’dan Clara Zetkin ve Rosa Lüksemburg’a, Mirabel Kardeşler’e uzanan mücadele mirasını gururla taşıdıklarını vurguladı.

    “KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”

    2025 yılında Türkiye’de en az 299 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 94 kadının ölümünün ise şüpheli olarak kayda geçtiğini belirten Ertaş, “Yani neredeyse her gün birden fazla kadın katledildi. Kadın cinayetleri tesadüf değildir! Kadın cinayetleri politiktir!” dedi.

    İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, cezasızlık ve yetersiz önlemlerin şiddeti cesaretlendirdiğini ifade eden Ertaş, Pir Sultan Abdal Derneği üyesi Alev Koç’un eşi tarafından katledilmesini hatırlatarak, “Sesiniz olmaya devam edeceğiz, mücadelemizi sürdüreceğiz” mesajı verdi.

    Ertaş, konuşmasında sınır ötesinde devam eden şiddet ve soykırıma da değindi:

    “Suriye’de Alevi soykırımı hala devam ediyor. Kadınların, çocukların maruz kaldığı katliamlar, yerinden edilme ve şiddet bir insanlık suçu olarak tarihe geçiyor. Alevi katliamları politiktir!”

    “HİÇBİR GÜÇ KADINLARIN ÖRGÜTLÜ İRADESİNDEN BÜYÜK DEĞİLDİR”

    Kadınların eşit işe eşit ücret, güvenceli çalışma ve laik, bilimsel eğitim hakkı için yan yana durması gerektiğinin altını çizen Ertaş, “Emeğimizin karşılığını alana dek, özgürlüğümüzü kazanana dek ve adalet yerini bulana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir güç kadınların örgütlü iradesinden büyük değildir” dedi.

    Ertaş, açıklamasını Kadıncık Ana’nın mücadelesi ve Pir Sultan Abdal’ın direnişiyle selamlayarak “Yaşasın 8 Mart! Yaşasın Kadın Dayanışması! Jin, Jiyan, Azadî! Kadın, Yaşam, Özgürlük!” sözleriyle tamamladı.

    Açıklama sonrası sinevizyon gösterimi yapıldı ve hemen ardından PSAKD Bornova korosu sahne aldı. Etkinlik ezgilerle sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Dersim Barosu: 8 Mart, kadınların hak mücadelesinde hesap günü!

    Dersim Barosu: 8 Mart, kadınların hak mücadelesinde hesap günü!

    PİRHA – Dersim Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, kadına yönelik şiddet, eşitsizlik ve savaş koşullarında kadınların maruz kaldığı ihlallere dikkat çekti.

    Açıklamada, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığı aynı zamanda kadınların yaşam hakkı ve adalet talebini yükseltme günü olduğu vurgulandı. Dersim Barosu, silahlı çatışmalardan ekonomik eşitsizliğe, zorla evlendirmelerden çocuk yaşta evliliklere kadar kadınların karşılaştığı ihlallerin küresel bir gerçeklik olduğunu belirtti.

    “Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri yalnızca bireysel suçlar değil; toplumsal eşitsizlikten beslenen yapısal bir insan hakları sorunudur” denilen açıklamada, devletlerin uluslararası sözleşmeler ve anayasal yükümlülükler çerçevesinde etkili önlemler alması gerektiği ifade edildi.

    Dersim Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu, “Dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara yönelik şiddete, savaşa ve cezasızlığa karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. 8 Mart yalnızca dayanışmanın değil, aynı zamanda hesap sormanın günüdür” sözleriyle mesajını sonlandırdı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim SES ve Eğitim-Sen Kadın Meclisleri 8 Mart kahvaltı etkinlikleri düzenledi!- VİDEO

    Dersim SES ve Eğitim-Sen Kadın Meclisleri 8 Mart kahvaltı etkinlikleri düzenledi!- VİDEO

    PİRHA- Dersim SES ve Eğitim-Sen Kadın Meclisleri, ayrı ayrı düzenledikleri kahvaltı buluşmalarında sendikalı kadınlarla bir araya geldi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle yapılan buluşmalarda kadınlar, halaylar çekti, bilgi yarışmaları düzenledi resimler yaptı ve geleceğe mektuplar yazdı. 

    KESK bileşenlerinden Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası(SES) ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası(Eğitim-Sen), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla sendikalı kadınlarla birlikte kahvaltı etkinliğinde buluştu.

    “İSYANDA BİZ, DAYANIŞMADA BİZ”

    SES Kadın Meclisi buluşması, şubenin Kadın Sekreteri Sevgi Erol’un konuşmasıyla başladı. Erol, kadınların tarihsel mücadelesine dikkat çekerek, eşitlik ve özgürlük taleplerini yineledi:

    “Sevgili kadınlar, hoş geldiniz. Sizleri Dersim Ses Kadın Meclisi olarak selamlıyoruz. 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü, 1857’de ABD’de bir tekstil fabrikasında çalışan yaklaşık 40 bin emekçi kadının eşit işe eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebiyle greve gitmesi, polisin müdahalesi sonucu çıkan yangında 129 kadın işçinin hayatını kaybetmesiyle başladı”

    Erol, konuşmasına şöyle devam etti: “Kadınların katledildiği ve kadın kimliğinin yok sayıldığı bu süreçte, kadın mücadelesinin ruhunu yaşatmak ve büyütmek için bir arada olmalıyız. İsyanda biz, dayanışmada biz, gelecekte biz, alanlarda biz” diyerek, açıklamanın sonunda 8 Mart çalışmaları için emek veren tüm kadınlara teşekkür etti.

    Açıklamanın ardından kahvaltıya geçen kadınlar, daha sonra halaylar çekti, bilgi yarışması düzenledi ve en son geleceğe notlar bıraktılar.

    “YAŞASIN ÖRGÜTLÜ KADIN MÜCADELESİ”

    Eğitim-Sen’in kadın buluşması da Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi’nin açılış konuşmasıyla başladı. Kadınların bir çok yönden baskı ve saldırılara maruz kaldığını hatırlatan Çiftçi, “Dünyada ve Türkiye’de yaşanan ekonomik krizlerin, otoriter politikaların ve savaşların bedelini en çok kadınlar çekiyor” dedi ve Neoliberal politikaların kadın emeğini ucuz ve güvencesiz hale getirdiğine dikkat çekerek, esnek çalışma modellerinin ve kamusal hizmetlerin tasfiyesinin kadınların yükünü artırdığı ifade etti.

    Kadınların hem ekonomik hem de şiddet kıskacında olduğunu söyleyen Çiftçi, “Türkiye’de kadınların yalnızca ekonomik eşitsizliklerle değil artan erkek şiddeti ve cezasızlık politikalarıyla da karşı karşıyadır. Her gün ortalama üç kadının öldürüldüğü, aynı gün içinde altı kadının hayatını kaybettiği günlerden geçiyoruz. Kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü kurumların sorumluluklarını yerine getirmemesi, şiddeti önleyici politikaların uygulanmaması ve cezasızlık kültürü kadın cinayetlerini besliyor”  ifadelerini kullandı.

    Konuşmanın ardından kahvaltıya geçen kadınlar, kahvaltıdan sonra halaylar tuttu ve hep beraber resim atölyesi çalışması yaptılar.

    PİRHA/DERSİM

     

  • MARDEF Kadın Meclisi’nden 8 Mart çağrısı: Kadın dayanışmasını büyütelim!-VİDEO

    MARDEF Kadın Meclisi’nden 8 Mart çağrısı: Kadın dayanışmasını büyütelim!-VİDEO

    PİRHA- Köln’de MARDEF tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenecek etkinlikte müzik, tiyatro ve dayanışma mesajları yer alacak. Etkinlikten elde edilecek gelirin tamamı Rojava’daki kadınlara gönderilecek.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla “Jin – Jiyan -Azadî” şiarıyla dayanışma etkinliği düzenliyor. Program, 8 Mart 2026 Pazar günü saat 14.00’te Köln’deki EuroSaal salonunda yapılacak.

    Kadın özgürlüğü, dayanışma ve eşitlik vurgusunun öne çıkacağı etkinlikte müzik, tiyatro ve konuşmalar yer alacak. Program kapsamında Binevş Ciziri ve Ali İkizer sahne alacak. Ayrıca Klamen Maraşe müzik dinletisiyle etkinliğe katkı sunacak.

    Etkinlikte Mardef Kadın Tiyatro Grubu “Değişen Değiştirir” adlı gösterisiyle sahneye çıkacak. Programda ayrıca Agam Davul Zurna performansı, 8 Mart açıklaması ve kadın dayanışma mesajları da yer alacak.

    KÖLN’DE DÜZENLENECEK ETKİNLİĞE KATILIM ÇAĞRISI

    MARDEF Kadın Meclisi yaptığı açıklamada tarih boyunca kadınların patriyarkaya, savaşa, yoksulluğa ve sömürüye karşı mücadele ederek yaşamı savunduğu ifade edildi.

    Açıklamada, bugün dünyanın birçok yerinde kadınların hala şiddet, ayrımcılık ve savaş politikalarının yarattığı yıkımla karşı karşıya olduğu belirtilerek, buna rağmen kadınların dayanışmasının ve örgütlü mücadelesinin umut ve değişimin en güçlü kaynağı olmaya devam ettiği kaydedildi.

    Ortadoğu’da kadınların özgürlükleri ve toplumun geleceği için ağır bedeller ödediğine işaret edilen açıklamada, özellikle Rojava’da kadınların eşit, demokratik ve özgür bir toplumsal düzeni inşa etme iradesini savunduğu vurgulandı. Bu nedenle kadın dayanışmasını büyütmenin her zamankinden daha önemli olduğu ifade edildi.

    MARDEF Kadın Meclisi, bu bilinçle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Köln’de yapılacak etkinliğe katılım çağrısı yaptı. Etkinlikten elde edilecek gelirin tamamının Rojava’daki kadınlara dayanışma amacıyla ulaştırılacağı belirtildi.

    PİRHA-KÖLN

  • İHD’li kadınlar: İhtiyacımız olan ‘aile yılı’ değil, ‘İstanbul Sözleşmesi’dir!- VİDEO

    İHD’li kadınlar: İhtiyacımız olan ‘aile yılı’ değil, ‘İstanbul Sözleşmesi’dir!- VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim ve Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, kadın cinayetlerinin artırdığına dikkat çekerek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanması çağrısında bulundu. Kadınların sadece erkekler tarafından değil erkek zihniyetini taşıyan siyasal iktidar tarafından korunmadığına dikkat çeken DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, devletin kendi sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.

     

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Komisyonu üyeleri bir çok kentte 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamına basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamalarda, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe konulması çağrısı öne çıktı.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET POLİTİKTİR”

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde Dersim İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Komisyonu, erkek egemen şiddete, kadın cinayetlerine ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı basın açıklaması yaptı.

    Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasını İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    Açıklamada, “Biz kadınlar güvende değiliz, yaşam güvencemiz yok. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri 11 Mayıs 2011’de ortaya konan iradeye dönmeye ve sözleşmeyi yeniden imzalamaya davet ediyoruz” denildi.

    “KADINLAR YAŞAM GÜVENCESİNDEN YOKSUN”

    Nurşat Yeşil, Türkiye’de erkek egemen, militer ve feodal değer yargılarının olağanüstü derecede içselleştirildiğine dikkat çekerek, bunun bir sonucu olarak da kadına yönelik şiddetin sistematik ve yaygın biçimde uygulandığı vurgulandı.

    İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HATIRLATMASI!

    Nurşat Yeşil, İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik şiddet konusunda bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı uluslararası metin olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:

    “2025’in ‘aile yılı’ ilan edilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarının yasaklanması, kadınların en çok şiddete maruz kaldığı alanın aile içi olduğunu görmezden gelmektir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinin birinci koşulu İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmektir. ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ söylemi bir slogandan ibaret değildir. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri, 11 Mayıs 2011’de ortaya konan iradeye geri dönmeye ve İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalamaya davet ediyoruz. Kadına yönelik şiddet politiktir. Devletin dili ne kadar sert, ayrıştırıcı ve ötekileştirici olursa şiddet de o ölçüde artar. Biz kadınlar yaşamdan yanayız.”

    “KADIN TARİHİN EN ESKİ SÖMÜRGESİDİR”

    Açıklamanın ardından konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, “Zihniyet olarak aile ve sosyal hizmetler başlığıyla kadınların yaşamalarının bu kıskaç içerisinde yer alması bile bize bu coğrafyada kadınlara nasıl yaklaşıldığını göstermekte. Aile yılı diyerek kadınları 4 duvar arasına hapsetmek isteyen kadınları erkeklere muhtaç kılmaya çalışan bir siyasal iktidarla karşı karşıya” olduklarını belirtti.

    Ayten Kordu, “Kadınlar, tarihin en eski sömürgesidir. Bugün de bu sömürge zihniyeti devam ediyor” diyerek, konuşmasına şöyle devam etti: “AKP iktidar olduğu süreçten beri uyguladığı politikalarla kadınlara şunları söylüyor: ‘Kadınlar eşit olamaz, kadınların iradesi olamaz.’ Bunula kadınlar erkek devlet şiddetiyle baş başa bırakılarak aileye erkeğe mahkum ediyor.. Aile yılı ilan eden iktidarın aile yılın ilan edildiğinden bu yana kadınlar en çok aile içinde erkekler tarafından katlediliyor.”

    Kadınların sadece erkekler tarafından değil erkek zihniyetini taşıyan siyasal iktidar tarafından korunmayarak, var olan İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilerek ve 6284 kadını koruma yasasını etkin uygulanmamasını sağlayarak kadınlar katledildiğine dikkat çeken Kordu, devletin kendi sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR”

    İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu da, Aile ve Sosyal Hizmetler Mersin İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Fatoş Sarıkaya, 2025 yılında 294 kadın erkekler tarafından öldürüldüğünü, 297 kadının ise şüpheli biçimde yaşamını yitirdiğini vurgulayarak, “Biz insan hakları savunucusu kadınlar olarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin birinci koşulunun İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmek olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” söylemi içi boş bir slogan değildir. Bu sözleşme, erkek egemen zihniyetle mücadele etmek üzere kadınların emeğiyle hazırlanmış, uluslararası kabul görmüş bir şiddet önleme mekanizmasıdır” dedi.

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

     

  • Antalya’dan 8 Mart Mesajı: Bu düzeni kadınlar yıkacak!-VİDEO

    Antalya’dan 8 Mart Mesajı: Bu düzeni kadınlar yıkacak!-VİDEO

    PİRHA – Antalya Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, savaş politikalarına, şiddete ve güvencesizliğe karşı kadınların örgütlü mücadelesinin büyütüleceği vurgulandı.

    Basın toplantısı, Eğitim Sen Antalya Şubesi lokalinde gerçekleştirildi. Platform adına açıklamayı Çağrı Sert okudu.

    Açıklamada, dünyada savaşların ve katliamların sürdüğü bir dönemde kadınların emeğe ve barışa sahip çıktığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Bu düzeninizi kadınlar yıkacak. Savaş düzeninizi, aile düzeninizi, şiddet düzeninizi, güvencesiz düzeninizi kadınlar yıkacak.”

    Kadınların kendi kimliği, sözü ve özgürlüğüyle var olma mücadelesini sürdürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, aynı dayanışma ve direnişin LGBTİ+lar ve çocuklar için de gösterileceği ifade edildi.

    Açıklama, “Yaşasın 8 Mart! Yaşasın örgütlü kadın mücadelesi!” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/ANTALYA

  • Mersin’de 8 Mart’ta yapılacak yürüyüşe katılım çağrısı: Alanları birlikte dolduralım!

    Mersin’de 8 Mart’ta yapılacak yürüyüşe katılım çağrısı: Alanları birlikte dolduralım!

    PİRHA- 8 Mart etkinlikleri kapsamında Mersin Kadın Platformu açıklama yapıp kadınları 8 Mart’ta yapacakları yürüyüşe katılmaya çağırırken, İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi de, cezaevlerinde bulunan kadınları yaşadıkları hak ihlallerine dair açıklama yaparak, cezaevinde bulunan kadın tutuklulara kart gönderdi. 

    Mersin Kadın Platformu, 8 Mart’a çağrı yaptı. İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi’nde yapılan açıklamayı platform üyesi Aşenur Önal yaptı.

    “Bugün burada hayatlarımızı kuşatan eşitsizliğe, şiddete ve ayrımcılığa karşı sözümüzü büyütmek için bir aradayız” diyen Önal, yüzyılı aşkın bir süredir kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesi olan 8 Mart’ın, kadınlara bir kez daha haklarının lütufla değil, mücadeleyle kazandığı, kaybetmemek için de örgütlü olunması gerektiğini hatırlattığını söyledi.

    “AYRIMCILIĞA KARŞI EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİMİZİ YÜKSELTMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Önal, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Artan kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümleri ve erkek şiddeti, yaşam hakkımızın sistematik biçimde tehdit altında olduğunu bir kez daha göstermiştir. LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı yasa değişiklikleri ve nefret söylemleri de bu patriyarkal rejiminin bir parçasıdır. Bu ayrımcı ve dışlayıcı yasa değişiklikleri ile toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan düzenlemeler, yalnızca LGBTİ+’ların değil tüm toplumun haklarına yönelmiş açık bir saldırıdır. Ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık talebimizi yükseltmekten vazgeçmeyeceğiz.”

    “KADIN CİNAYETLERİ SON BULSUN”

    Mersin Kadın Platformu olarak yaşam haklarından, eşitlik taleplerinden, özgürlükten ve adaletten vazgeçmeyeceklerini belirten Ayşenur Önal, “Kadın cinayetlerinin son bulduğu, şiddetin önlendiği, LGBTİ+’ların eşit yurttaşlar olarak özgürce yaşayabildiği, emeğimizin görünür ve güvenceli olduğu bir toplumu feminist mücadelemizle mümkün kılacağız. Bu kapsamda 8 Mart haftası boyunca Mersin’de düzenleyeceğimiz yürüyüşler, basın açıklamaları, paneller ve dayanışma etkinlikleriyle sesimizi büyüteceğiz” dedi.

    “ALANLARI BİRLİKTE DOLDURALIM”

    8 Mart’ta saat 19.30’da Kushimoto Sokağı’nda gerçekleştirecekleri 12. Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılım çağrısında bulunan  Ayşenur Önal, “Tüm kadınları ve LGBTİ+’ları 8 Mart’ın dayanışma ruhuyla bu mücadelede yan yana durmaya, sesimizi büyütmeye ve alanları birlikte doldurmaya çağırıyoruz” diye belirtti.

    İHD MERSİN ŞUBESİ: KADIN MAHPUSLAR İNSAN ONURUNA AYKIRI KOŞULLARDA TUTULMADIR

    İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi de, cezaevlerinde bulunan kadınları yaşadıkları hak ihlallerine dair açıklama yaparak, cezaevinde bulunan kadın tutuklulara kart gönderdi.

    Açıklamada konuşan İHD Mersin Hapishane Komisyonu üyesi Nurgül Elveren, kadın mahpusların kalabalık ve sağlıksız koğuşlarda tutulduğunu, temiz suya ve hijyen malzemelerine düzenli erişemediklerini, regl ve kişisel bakım ihtiyaçları yeterince karşılayamadıklarını ifade etti.

    “KADINLAR ÖZGÜRLÜKLERİNDEN YOKSUN BIRAKILAMAZ”

    Nurgül Elveren, kadınların özgürlüklerinden yoksun bırakılması, insan onuruna aykırı koşullarda tutulmalarını meşru kılmayacağının altını çizerek, şu çağrıda bulundu.

    “-Kadın cezaevlerindeki hijyen, sağlık ve yaşam koşulları derhal insan onuruna uygun hale getirilmelidir.

    -Kadınlara yönelik kötü muamele, çıplak arama ve mahremiyet ihlallerine son verilmelidir.

    -Hasta, hamile ve lohusa kadınların sağlık hizmetlerine engelsiz erişimi sağlanmalıdır.

    -Çocuklarıyla kalan kadınlar için çocukların üstün yararı gözetilmeli; çocukların cezaevi koşullarında tutulmasına son verecek alternatifler geliştirilmelidir.

    -Kadın mahpusların sosyal, kültürel ve iletişim haklarına yönelik keyfi kısıtlamalar kaldırılmalıdır.

    -Bağımsız izleme mekanizmalarının cezaevlerine düzenli ve etkili erişimi sağlanmalıdır.”

    PİRHA/MERSİN

  • DAKB’den 8 Mart’ta küresel dayanışma çağrısı!

    DAKB’den 8 Mart’ta küresel dayanışma çağrısı!

    PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, 8 Mart dolayısıyla yayımladığı açıklamada savaşların, otoriter rejimlerin ve eril egemen politikaların en ağır yükünü kadınların taşıdığını vurguladı. Açıklamada, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve küresel kadın dayanışması çağrısı yapıldı.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü değil, kadınların yüzyıllardır süren direncinin, hafızasının ve örgütlü iradesinin adı olduğu vurgulandı.

    Alevi kadınların inanç, emek ve cesaretle ördüğü mücadelenin evrensel kadın yürüyüşünün ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilirken, dünyanın dört bir yanında kadınların benzer eşitsizlikler ve şiddet politikalarıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

    “SAVAŞLARIN YÜKÜNÜ KADINLAR TAŞIYOR”

    Açıklamada, savaşların ve otoriter rejimlerin en ağır bedelini kadınların ödediği belirtilerek özellikle Suriye’de süren savaşın kadınların yaşamında derin yaralar açtığı kaydedildi. Yerinden edilme, göç yollarında kaybolan hayatlar, zorla evlendirmeler, cinsel şiddet ve yoksulluğun kadınları kuşattığı vurgulandı.

    Ezidi kadınlar için 8 Mart’ın soykırımın tanınması ve kaybolan kadınların akıbetinin sorulması anlamına geldiği ifade edilirken, Süryani kadınlar açısından 1915’te yaşanan ve “Seyfo (Kılıç Yılı)” olarak anılan katliamların unutulmaması gerektiği belirtildi.

    İran’da kadınların zorunlu kurallara ve toplumsal baskılara karşı direnişinin, kadın bedeni üzerindeki devlet kontrolüne karşı bir isyan olduğu kaydedildi.

    “JİN JİYAN AZADİ” FELSEFESİYLE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ

    Açıklamada, Rojava, Türkiye, İran ve Rojhelat’ta kadınların kendi örgütlülüklerini yaratarak toplumsal dönüşümün öncüsü olduğu ifade edildi. “Jin Jiyan Azadi” perspektifinin yalnızca eşitlik talebi değil, kadın, yaşam ve özgürlük felsefesinin pratiğe dönüşmesi olduğu vurgulandı.

    Kadın bedeninin savaşın cephesi haline getirildiğine dikkat çekilen açıklamada, “Bir yerde bir kadın susturuluyorsa o sessizlik hepimizin yüreğinde yankılanır” denildi. Alevi inancının “cana kıymamayı” esas aldığı belirtilerek, kadınlara yönelen her türlü şiddetin insanlık onuruna karşı işlenmiş bir suç olduğu ifade edildi.

    EŞİT YURTTAŞLIK VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU

    Açıklamada, 8 Mart’ın aynı zamanda:

    • İnançların kamusal alanda yok sayılmasına karşı eşit yurttaşlık talebi,

    • Cemevlerinin tanınmamasına ve kutsal mekanların gaspına karşı kimlik ve inanç özgürlüğü mücadelesi,

    • Eril egemen zihniyete karşı örgütlü direniş,

    • Kadınların bireysel ve toplumsal özgürlük iradesinin ifadesi olduğunu vurguladı.

    Açıklamada ayrıca kadın cinayetlerinde, savaşlarda ve şiddet politikaları sonucu yaşamını yitiren tüm kadınlar anıldı. “Her birinin adı hafızamızda, her biri mücadelemizin çağrısıdır” denildi.

    HABER MERKEZİ