Etiket: 8 mart

  • Dersim’de 8 Mart’a doğru kadın buluşması: Direniş ve özgürlük öne çıktı!-VİDEO

    Dersim’de 8 Mart’a doğru kadın buluşması: Direniş ve özgürlük öne çıktı!-VİDEO

    PİRHA- Gültan Kışanak ve Yüksel Mutlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen Dersim kadın buluşmasında, kadın mücadelesi, özgürlük ve eşit yurttaşlık vurgusu öne çıktı. Etkinlikte, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne giden süreçte kadın dayanışması ön plana çıkarıldı.

    Dersim’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne giden süreçte, Gültan Kışanak ve Yüksel Mutlu’nun katılımıyla “Kadın Buluşması” gerçekleştirildi. Etkinlik, “Direnişle özgürleşiyor, demokratik toplumu örüyoruz” şiarıyla birçok kadının yoğun katılımıyla gerçekleşti.

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin’in moderatörlüğünde yapılan buluşmaya, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da katıldı.

    Hümeyra Tusun Yeğin açılış konuşmasında, “Dersim’de 8 Mart’a doğru gidilirken 8 Mart’ın başlangıcını bu kadın buluşmasıyla veriyoruz. 8 Mart günü yapacağımız kadın mitingine kadar etkinlik ve programlarla kadın dayanışmasını ve emeğini ön plana çıkaracağız” dedi.

    “TOPLUMSAL HAFIZA KADINLAR SAYESİNDE BUGÜNE TAŞINDI”

    Yüksel Mutlu, güçlü toplumsal hafızanın kadınlar sayesinde bugüne taşındığını vurgulayarak, “Bugün inancımız, itikatımız, dilimiz ve kültürümüz yaşıyorsa kadınlar sayesinde. 8 Mart’a gittiğimiz bu süreci varlık-yokluk meselesi olarak görüyoruz. Kadın varlığı ve toplumsallığı açısından çok önemli bir süreçtir. Eğer gençler kendi kültüründen uzaksa, uyuşturucu kullanımı ve çeteleşme artmışsa bu bizim sorunumuzdur” diye konuştu.

    Kadınların kadın-erkek eşitliğini sağlamak için uzun yıllardır mücadele ettiklerini ifade eden Yüksel Mutlu, Kürt özgürlük hareketinin öncülük ettiği Eş Başkanlık sisteminin bugün bir gerçeklik haline gelmesinin verilen mücadelenin ve bedellerin sonucu olduğunu söyledi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu Demokratik Toplum sürecine değinen Yüksel Mutlu, “Eğer bu ülkede tarihsel bir yüzleşme olacaksa Kürtlerle, Alevilerle ve diğerleriyle olmalı. Ermeni meselesiyle, kadınlarla da yüzleşme olmalı. Her gün 6 kadının öldürüldüğü bir ülkede yaşıyorken bir anda İstanbul Sözleşmesi vazgeçmek, 6284’ten vazgeçmek, erkek egemen iktidarının göz koyduğu küçücük nafakaları bile vazgeçmek aslında iktidarın bu topluma, kadına yönelik politikasının net bir ifadesidir. Dolayısıyla 37-38’den bugüne bu coğrafya bir asimilasyon politikasıyla yok edilme politikasıyla kimi zaman savaş kimi zaman da asimilasyon son huzuruyla devam ederken en azından şunu yapabilmeliyiz. Biz inancımıza, itikatımıza ve kimliğimize ne kadar sahibiz, sahip olabilir miyiz? Bunun için ne yapmalıyız? Ve bunun mücadelesini nasıl yürütmeliyiz? Bu özgürlük arayışımızın en temel argümanı olmalı” dedi.

    “ÖZGÜRLÜK SORUMLULUKLA ANLAM KAZANIR”

    Gültan Kışanak ise buluşmada şunları söyledi: “Burası Beselerin, Zarifelerin mekanı, hepimizin ser çeşmesi. Özgürlük sorumlulukla anlam kazanır. Kadınlar, sorunlarını başkalarından talep eden değil, kendi çözen pozisyonda olmalıdır. Alevilikte canlar eşittir; kadın ve erkek ilişkisi eşitlik üzerinedir. Lakin geleneksel anlayış ve erkek egemen devlet sistemi nedeniyle tahribatlar var. Kadınlar baskı ve şiddetle karşı karşıya.”

    “Bu toprakların mayasında eşitlik, özgürlük ve demokratik bir yaşam var” diyen Gülten Kışanak “ Bu inanç, bu kültür bize bunu öğretiyor. Yeter ki biz bu değerlere sahip çıkalım. Yeniden kendi ayaklarımızın üzerinde duracak bir iradeyi yaratabiliriz. Dersim sadece bir şehir değil, bir kimliktir. Kadın olmak bir kimliktir, Kürt olmak bir kimliktir; ama Dersimli olmak da özgürlüğüyle, direnişiyle bir kimliktir. Dersimli kimliğini korumak, bu kimliği gelecek kuşaklara taşımak istiyorsak Dersimli olarak yaşamak zorundayız. Dilimiz ve inancımız bu kimliğin iki temel taşıdır. Bu coğrafya yüzyıllardır haksızlığa karşı direniyor. Dersim halkı her zaman mazlumun, haklının yanında oldu. Bu toprakların direnişi; işgale, asimilasyona, inkâra karşı bir direniştir. Bugün de aynı iradeyle, aynı bilinçle mücadele etmeliyiz” diye söyledi.

    Kışanak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle kendimizden başlayarak ikrar vereceğiz, daha sonra bu ikrarı yaşadığımız toplumsallığa yayacağız. Dersim kimliğine gücünü katan şey direniş kültürüdür; haklının yanında durmak ve haksızlığın karşısında olmakla ilgilidir.”

    Etkinlik, Kışanak ve Mutlu’nun konuşmalarının ardından soru-cevap bölümüyle devam ederek katılımcılara deneyimlerini paylaşma imkânı sağladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Saraçhane Parkı’nda Kadın Buluşması: 8 Mart’ta alanlarda olalım!-VİDEO

    Saraçhane Parkı’nda Kadın Buluşması: 8 Mart’ta alanlarda olalım!-VİDEO

    PİRHA- Kadınlar, Saraçhane Parkı’nda açıklama yaparak, kadınları 8 Mart’a çağırdı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gerçekleştireceği etkinliklerin startını İstanbul Fatih’te Saraçhane Parkı’nda verdi. “İsyanımızla direnişi, direnişle özgür ve eşit yaşamı örüyoruz” şiarıyla gerçekleştirilen etkinliğe çok sayıda kadın katıldı.

    DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, yapmak istedikleri yürüyüşün polislerce kurulan barikatlarla engellendiğini belirterek, “Bugün kadınları katledenlerle kadınların dayanışmasına barikat kuranların zihniyetleri aynıdır” dedi.

    Ortadoğu’da baskılara rağmen kadınların direndiğini ifade ederek, “Afganistan’da Taliban’a karşı İran’da Molla rejimine, cezaevinde, Suriye’de Kürt, Arap, Alevi kadınlar direniyor. Rojavalı kadınlar direniyor ve yeni bir yaşam modeli örüyoruz. Rojava’da direnen kadınlar örnek oluyor. Orada direnen kadınlara yönelik saldırılar tüm kadınlara yöneliktir. Orada kadınların saç örgülerini sosyal medyada paylaştı. Ama saçını ören kadınların dayanışması yükseldi. AKP iktidarı da saçını ören kadınları gözaltına aldı. Biz kadınlar kendimize ait bir ülkeyi inşa edeceğiz. Tüm halkların anadilleriyle eşit olduğu yani demokratik bir ülkeyi kuracağımızın sözünü veriyoruz” diye konuştu.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili ve Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sözcüsü Kezban Konukçu, DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu ve Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Didem Betül Göçer de 8 Mart’ta dayanışma ile alanları dolduracaklarını belirterek, tüm kadınları alanlara çağırdılar.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 23. Feminist Gece Yürüyüşü ardından 200 gözaltı-VİDEO

    23. Feminist Gece Yürüyüşü ardından 200 gözaltı-VİDEO

    PİRHA- 23’üncü Feminist Gece Yürüyüşü’nde buluşan binlerce kadın ayrımcılığın, eşitsizliğin, şiddetin, sömürünün olmadığı bir dünyada ısrar ettiklerini  belirterek, “Eşit ve özgür bir dünya kurmadan bitmeyecek bu isyan” mesajını verdi.  

    Cihangir, Karaköy ve İstiklal Caddesi’nden Sıraselviler’e yürüyen kadınlar ellerinde düdük, bayrak ve dövizlerle yürüyor. Kadınlar ellerinde, “Barış da bahar da kadınlarla gelecek”, “İsyan”, “Erkeklere makul bir mücadele borcumuzyok”,  “Fail erkek hasta değil, ataerkinin sağlıklı oğludur” dövizleri ve “Jin jiyan azadî”, “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları ile caddeye farklı noktalardan yürümeye başladı.

    Kadınlar aynı zamanda şarkılar eşliğinde de yürüyor.

    Sıraselviler caddesinde bir araya gelen kadınlar, “Feminist mücadelemiz hayatlarımızı, dünyayı değiştiriyor” yazılı dev pankart taşıdı. Kadınlar, “Jin jiyan azadî”, “Zıpla zıplan, zıplamayan Tayyip’tir”, “İnadına isyan inadına isyan inadına özgürlük” sloganları atarak ellerinde “6284’ü uygula”, “Biz sizin yakamadığınızın cadıların torunlarıyız” ve “Her dilde yan yana kadının fıtratı direniş” dövizlerini taşıdı.

    Kitlesel halde yürüyen kadınlar Cihangir otoparkta açıklama yaptı. Açıklama Kürtçe, Arapça ve Türkçe okundu.

    “DÜNYAYA İSYAN EDİYORUZ”

    Açıklamada kadınların birbirinden aldığı güç ile bir arada olduğunu dile getirilerek, “Biz gücümüzü yüzlerce yıllık feminizm tarihinden, kadınların coğrafyaları ve kıtaları aşan ortak deneyiminden, bugün Arjantin’de her şeye rağmen sokağa çıkıp yüzbinleri bulan kadınlar ve LGBTİ+’lardan, biz gücümüzü Orta Doğu’da seküler bir alternatifi mümkün kılan Kürt kadınlardan, Filistin’de, Gazze’de yasını direnişe dönüştüren ve ne olursa olsun yaşamı sürdürmeyi başaran kadınlardan, gücümüzü Suriye’de her şeye rağmen ‘bizsiz bir rejim inşa edemezsiniz’ deme cesaretini gösteren kadınlardan, gücümüzü ABD’de transfobinin iktidarına karşı yaşamını savunan translardan alıyoruz ve sesimizi onların sesine katıyoruz. Savaşla yeniden kurmakta oldukları dünyaya isyan ediyoruz” denildi.

    “SUSTURMAYA, SİNDİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    “Mücadelemizden, hayatlarımızı, dünyayı değiştirmemizden irkilenler bizlere saldırılarının dozunu her gün biraz daha artırıyor” denilen açıklamanın devamında şu ifadeler dile getirildi:

    “Bu saldırıyla bir gün İstanbul Sözleşmesi feshediliyor, öteki gün ‘aile yılı’ ilan ediliyor. Otoriter muhafazakar rejimler, kendi ahlaklarını yasaya dönüştürmeye, hayatlarımızı daraltmaya çalışıyor. Bizleri yok etmeyi umuyorlar. Pınar Gültekin’in canavarca hisle öldürülmediğini söyleyenler, Narin’in başına ne geldiğini çözmekle uğraşmıyor, Dina’nın maruz kaldığı ırkçı şiddeti ortaya çıkarmaya tenezzül etmiyor. Tüm bu adaletsizliklere karşı itiraz edenleri, yaşamın böyle, yaşamın adaletsiz, yaşamın eşitsiz sürmemesi gerektiğini söyleyenleri susturmaya, sindirmeye, yok etmeye çalışıyor.

    “MÜCADELEMİZ HAYATLARIMIZI VE DÜNYAYI DEĞİŞTİRİYOR”

    “Bizlerse susmuyoruz. Özgürlüğün kadınların dayanışmasıyla, yan yana direnmesiyle mümkün olduğunu feminizmden öğrendik. İstanbul’da 40 sene önce feministler ‘İsyanı var bizde haksız yüzyılların. Özlemi var bizde geniş hayatların’ diyerek sokaklara çıktı. Biz bu geniş hayatlara sahip çıkıyoruz, haksız yüzyılların hesabını soruyoruz. Özgür hayatları almadan bir yere gitmiyoruz. Ayrımcılığın, eşitsizliğin, şiddetin, sömürünün olmadığı bir dünyada ısrar ediyoruz. Erkek şiddetini önlemeyip ‘kadınlar faillere kapıyı açıyor’ diyenlere karşı, bizi bakım emeği ve yoksulluğa mahkum etmeye, eşitlik politikaları yerine aileyi güçlendirme adı altında kadınları sindirmeye karşı, homofobi ve transfobiyi norm haline getirmeye çalışanlara, seçtiklerimize kayyum atayarak irademizi yok sayanlara karşı, eylemlerimize, fikirlerimize, birlikteliğimize müdahale eden, gözdağı veren, şiddet uygulayanlara karşı yaşasın feminist mücadelemiz. Feminist mücadelemiz hayatlarımızı ve dünyayı değiştiriyor. Eşit ve özgür bir dünya kurmadan bitmeyecek bu isyan.”

    Açıklamanın ardından kadınlar bir süre “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz”, “Partriyarka gidecek biz kalacağız”, “Yaşasın 8 Mart, yaşasın feminist mücadelemiz”, “Sokakta isyan var”, “Jin jiyan azadi”  sloganları attı.

    200’E YAKIN KADIN GÖZALTINA ALINDI

    23’üncü Feminist Gece Yürüyüşü sonrası alandan ayrılan kadınlar polis tarafından ablukaya alındı. “Tayyip kaç kaç kaç, kadınlar geliyor” sloganı atıldığı ve “2911 sayılı kanuna muhalefet” gerekçesiyle kadınları darp eden polis, aralarında gazetecilerin de olduğu 200’e yakın kadını darp ederek ve ters kelepçeyle gözaltına aldı. Kadınlar gözaltılara sloganlarla karşılık verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Antalya’da kadınlar meydanları doldurdu: 2025 yılını ‘aile yılı’ değil ‘kadın yılı’ ilan ediyoruz-VİDEO

    Antalya’da kadınlar meydanları doldurdu: 2025 yılını ‘aile yılı’ değil ‘kadın yılı’ ilan ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da meydanlara çıkan kadınlar, “8 Mart’ta da demokrasi, eşitlik, barış ve özgürlük talebimizi yükseltiyor, 2025 yılını “aile yılı” değil “kadın yılı” ilan ediyoruz” dediler.

    Antalya’da kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Antalya Aydın Kanza Parkı’nda biraraya geldi. Kadınlar buradan Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Saygı duruşuyla başlayan mitinge Kürtçe ve Türkçe basın metni okudu.

    Antalya Kadın Platformu tarafından yapılan açıklamayı Eğitim Sen Antalya Şube Kadın Sekreteri Özlem Yavuz okudu.

    Kadınlar olarak, her 8 Mart’ta emek sömürüsüne, savaşlara, yoksulluğa, eşitsizliklere, adaletsizliğe ve kadınları yok sayanlara karşı sözünü dile getirdiklerini ve meydanları doldurduklarını söyleyen Yavuz, “AKP’nin, yerlilik ve millilikle kuşatılmış tek tip aile anlayışı dayatan geleneksel cinsiyet rollerini ve eril tahakkümü pekiştiren düzenlemelerine, “aile yılı” adı altında kadınları birey olarak tanımayan, emeğini ve kimliğini görünmez kılmaya çalışmasına, çocuk, yaşlı, hasta, engelli bakımının sosyal devletin sorumluluğu olduğunu unutup tüm bunların kadına yüklenmesine, “Kadınların iş ve aile yaşamını uyumlulaştırması “adı altında güvencesiz, kısmi, uzaktan, esnek çalışmayı esas alan istihdam politikalarıyla, ekonomik bağımsızlıklarının kısıtlamasının hedeflemesine; Şiddete maruz kaldığımızda “aile birliği”ni koruma bahanesiyle sessiz kalmamızın beklenmesine karşı çıkıyoruz. . Esnek ve güvencesiz istihdam değil güvenceli istihdam, güvenli iş yerleri istiyoruz” dedi.

    “AİLE YILI DEĞİL KADIN YILI İLAN EDİYORUZ”

    Yavuz, kayyumlarla yerel yönetimler bünyesindeki cinsiyet eşitliği temelli kurullar ve merkezlerin işlevsizleştirildiğini ifade ederek, “Buna karşı ses yükseltmekse suç sayılıyor. Sağ muhafazakâr otoriterliğin yükseldiği dünya düzeninde ırkçıların, aşırı sağın oylarının arttığı, bazı ülkelerde hükümet ortağı olduğu Batı’nın, Ortadoğu’yu dilediklerince şekillendirme girişimlerinin bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağını görüyoruz. Tüm bunlara karşı bu 8 Mart’ta da demokrasi, eşitlik, barış ve özgürlük talebimizi yükseltiyor, 2025 yılını “aile yılı” değil“ kadın yılı” ilan ediyoruz. Savaş politikalarına son verilsin! Kaynaklar eğitime, sağlığa ve kadın istihdamına aktarılsın! ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılsın! diyoruz” diye konuştu.

    “EŞİTSİZLİĞE KARŞI BİRLEŞELİM”

    Kadınların aileleri içinde, evde, sokakta ve işyerlerinde güvende olması için İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesi çağrısında bulunan Yavuz, şunları ifade etti:

    “İşyerinde şiddet ve tacizin önlenmesini düzenleyen ILO’nun 190 Sayılı Sözleşmesi’ne taraf olunsun ve sözleşmeyle ilgili düzenlemeler yapılarak uygulamaya konulsun, ev işçilerinin insana yakışır çalışma teminatı İLO C189 Sayılı Sözleşme imzalansın diyoruz. Kadın emeğini görünmez kılan, kadınları yoksullaştıran, güvencesizleştiren ve yaşam hakkını elinden alan, otoriter politikalarınızı kabul etmiyoruz. Kadınların uğradıkları eşitsizlik, ayrımcılık ve sömürüye karşı seslerini daha fazla yükseltebilmeleri, taleplerini alanlarda dillendirebilmeleri için 8 Mart’ın Türkiye’de tüm kadınlar için resmî tatil ilan edilmesini talep ediyoruz. Geçmişten bugüne mücadele ederek, örgütlenerek, direnerek ve dayanışarak dünyayı değiştiriyoruz: Bizi evle, savaşla, yoksullukla ve baskıyla kuşatmaya çalışan erkek egemen sistemin getirdiği eşitsizliğe, baskıya ve bizi susturmaya, haklarımızı gasp etmeye çalışanlara karşı birleşelim, mücadeleyi büyütelim. Kadınlar örgütlendiğinde, birlikte mücadele verdiğinde dünya değişir!”

    PİRHA/ANTALYA

  • Karakoçan’da 8 Mart coşkuyla kutlandı: Barışı da baharı da kadınlar getirecek!-VİDEO

    Karakoçan’da 8 Mart coşkuyla kutlandı: Barışı da baharı da kadınlar getirecek!-VİDEO

    PİRHA-Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde 8 Mart Kadınlar Günü coşkuyla kutlandı. Özgürlüğün kadınların eliyle geleceğini söyleyen Karakoçan Belediye Eş Başkanı Songül Düzgün, “Barışı da, baharı da kadınlar getirecek. Eğer bir kadın özgürleşirse toplum özgürleşir. Kadınların haklarını alamadığı sürece bu dünyaya adalet gelmez” dedi.

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde özel bir düğün salonunda 8 Mart Kadınlar Günü coşkuyla kutlandı. 8 Mart kutlamasına DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, DEM Parti Elazığ il ve ilçe yöneticileri, Karakoçan Belediye Eş Başkanı Songül Düzgün ve birçok kadın katıldı. Şölenin yapıldığı salona “ Kadın kırımına isyan ediyor özgürlüğe yürüyoruz”, “Sözümüz bitmedi şiddeti birlikte durduracağız” pankartları asıldı.

    “8 MART, YALNIZCA BİR KUTLAMA DEĞİLDİR”

    Şölende ilk olarak söz alan Karakoçan Belediye Eş Başkanı Songül Düzgün, 8 Mart’ın kadınlar için yalnızca bir kutlama olmadığını belirterek, “8 Mart ezilen kimliğimizin, görünmeyen kimliğimizin açığa çıkarıldığı bir gündür. Bizler egemen zihniyete karşı yalnızca bugün değil yaşamın bütün alanlarında mücadele ediyoruz. Fabrikada, tarlada, belediyelerde, sokaklarda, evlerde her yerde kimliğimizi, benliğimizi, mücadelemizi savunmak için direnişe devam ediyoruz. Bizler bu sisteme karşı ataerkil sisteme karşı paradigmamızla yaşamı daha güzelleştireceğiz” dedi.

    “YAŞASIN KADIN MÜCADELEMİZ”

    Savaşları kadınların ortadan kaldıracaklarını vurgulayan Songül Düzgün, “Barışı da, baharı da siz kadınlar getireceksiniz. Eğer bir kadın özgürleşirse toplum özgürleşir. Kadınların haklarını alamadığı sürece bu dünyaya adalet gelmez. Biz biliyoruz ki kadınlar mücadelesini büyüterek haklarını alarak adaleti, barışı bu ülkeye getirecektir. Yaşasın kadın mücadelemiz” diye belirtti.

    “BARIŞIN FİLİZLENMESİ İÇİN DAHA FAZLA ALANLARDA OLACAĞIZ”

    Bu yıl 8 Mart ve Newroz’un başka bir anlamı olduğunu söyleyen DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Sayın Öcalan’ın ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısıyla geldiğimiz şu noktada barış çağrısının açtığı kapı ile 8 Mart’ı ve Newroz’u kutlayacağız. Sayın Öcalan’ın bugün açtığı kapı aslında hepimizin özgürlük ve adalet mücadelesidir. Biz bu mücadelenin daha ileri gitmesi için kadınlar olarak 8 Mart’a büyük görevler aldık. Onun için bu 8 Mart bambaşka bir 8 Mart, bu 8 Mart belki de önümüze konulan bir özgürlük, adalet, eşitlik, Kürt sorununun demokratik çözümü için bize kapı aralayacaktır” diye konuştu.

    Yapılan konuşmaların ardından Derya Cengiz ve Peyv Quartet grubunun söylediği şarkılar eşliğinde halaylar çekildi.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Ankara’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor-CANLI

    Ankara’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor-CANLI

    Ankara’da kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutluyor. Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla; demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri, kadın örgütleri ve çok sayıda kadın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü sebebiyle bir araya geldi.

  • İstanbul’da kadınlar ‘Aile Bizi Hayat(ta) Bağlamaz’ dedi-VİDEO

    İstanbul’da kadınlar ‘Aile Bizi Hayat(ta) Bağlamaz’ dedi-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle İstanbul Kadıköy’de bir araya gelen kadınlar, “Aile Bizi Hayat(ta) Bağlamaz” dedi.

     

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü İstanbul’da coşkuyla kutlandı. Kadıköy rıhtımda biraraya gelen kadınlar, “Batsın batsın aileniz batsın. Jin, jîyan, azadî. Kadın cinayetleri politiktir”  sloganlarını atarak kadına yönelik şiddete dikkat çekti.

    Mor renginin hakim olduğu alanda, cezaevinde olan siyasi tutuklular ile katledilen kadınların fotoğrafları da taşındı.

    Alevi örgütlerinin yanı sıra DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da meydanda kadınlarla biraraya geldi.

    “KATLEDİLEN KADINLAR İSYANIMIZDIR”

    2024 yılında en az 394 kadının, erkekler tarafından katledildiğini söyleyen kadınlar, AKP-MHP Hükümetinin kadın politikalarını da eleştirdi. LGBTİ+’ların pankart ve dövizlerinin alana alınmadığını söyleyen yurttaşlar, yasaklamaları ıslıklarla protesto etti. Kadınlar ayrıca, kutlamanın yapılacağı alana yürümek isteyen 9 kadının da gözaltına alınmasını kınadı.

    “FAİLLER ÖDÜLLENDİRİLİYOR, 6284 HEDEF ALINIYOR”

    Kadınlar, haklarına yönelik saldırılara dikkat çekerek Türkçe ve Kürtçe basın açıklaması yaptı.

    Kadınlar adına ortak basın açıklamasını Hazal İlik, Şükran Demir ile Devrim Edepali okudu. “Bugün 8 Mart’ta, bir kez daha İstanbul’dan haykırıyoruz: Emeğimiz, Eşitliğimiz, Özgürlüğümüz ve Savaşa Karşı Barış için Birlikte Mücadeleye!” diyen kadınların açıklaması şu şekilde:

    “İktidar, ‘Aile Yılı’ adı altında sunulan cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren uygulamalarla, kadınların esas sorumluluğunu aile bakımı ve ev işleri olarak tanımlayan, iş hayatını ise bu kapsamda esnek ve düşük ücretle çalışmadan ibaret gören anlayışı daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda önce trans kadınların hormon ilaçlarına kısıtlama getirerek hormon tedavisi hakkını engellemeye çalışanlar, şimdi de ‘genel ahlak’ kavramıyla ortaya attıkları yasa tasarıları ile toplumsal yaşamı dini referanslarla inşa etmeye; kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını biyolojik cinsiyete sıkıştırmaya, eşitlik ve özgürlük mücadelesini engellemeye, kamusal alanda olmak istedikleri gibi var olma haklarını kısıtlamaya çalışıyorlar. Kabul etmiyoruz!

    ‘Aile yılı’ kapsamında kadınlara ‘müjde’ diye duyurdukları esnek çalışmanın, gerçekte evdeki erkeğe bağımlılık, sosyal güvencesizlik, ücretlerin ‘harçlık, katkı’ diyerek düşürülmesi, sendika hakkının gaspı, işsizlik, yoksulluk ve şiddete daha açık hale gelmek demek olduğunu biliyoruz.

    TTL Tütün, Digel Tekstil, TKIS Blind, Sunel Tütün, Askaynak (Kaynak Tekniği), Temel Conta, Chinatool, Hitachi, Polonez, Çelikaslan, Hepsijet’te çalışan ve daha birçok işçi kadına adeta kölelik koşulları dayatılıyor. Havalandırma sisteminin olmaması nedeniyle zehirli havayı soluyor, yazın kavurucu sıcaklıkta, kışın ise donacak kadar soğukta çalışmak zorunda kalıyorlar. Tuvaletler sıklıkla kilitli, kadın işçilere ya hiç içme suyu verilmiyor ya da sadece bir yudum su sunuluyor. Kadınlar bayılana kadar bant başında fazla mesaiye bırakılıyor, taciz, hakaret ve baskılar ise günlük ve sıradan olaylar haline geliyor. Tüm bu insanlık dışı koşullara karşı başlayan direnişlerin en ön saflarında kadın işçiler duruyor, mücadelenin en önünde duruyor. Eşit işe eşit ücret, güvenceli çalışma, sendikal hak ve özgürlüklerimiz için birlikte mücaleye!

    İktidar, “doğurun” diyerek ucuz iş gücü yaratmayı hedeflerken, çocuk koruma sistemi, çocukların gelişiminin ve eğitiminin takibinin yapılacağı kamusal mekanizmalar yok ediliyor. Doğum kontrolü, kürtaj ve aile planlaması gibi temel haklar hedef alınıyor. Bizzat Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı eliyle gerçekleştirilen teşvikler ve yanlış bilgilendirmelerle kadınların sağlığı tehdit ediliyor.

    Gazeteciler, LGBTİ+ aktivistleri, sendikacılar, siyasi parti üyeleri ve yöneticilerinden oluşan, bugüne kadar bu alanları birlikte doldurduğumuz, kadınların kurtuluş mücadelesinin parçası olmuş 16 kadın arkadaşımızın ardından 19 kadın arkadaşımız daha iktidarın elinde sopaya dönüşen yargı tarafından alıkonuldu, tutuklandı. 8 Mart çağrılı buluşmalar kolluk kuvvetlerinin ablukası altında gerçekleşiyor, kadınların mücadelesi baskı altına alınmak isteniyor. Kadın hareketinden yol arkadaşlarımızı sorgusuz sualsiz tutuklayan yargı, Pınar Gültekin’in katilini, canavarca hisle öldürme suçundan kurtarmaya çalışıyor! Öldürülen kadınların çoğu, evli oldukları ya da boşandıkları erkekler tarafından katlediliyorken, boşanmalara arabuluculuk getirilmesi sürekli gündeme getiriliyor. İstanbul Sözleşmesi’nin ardından 6284 hedefe konuluyor, cezasızlık politikalarıyla failler adeta ödüllendiriliyor. Bu politikalar sonucunda, geride bıraktığımız 2024 yılında 394 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Faillerin %42’si, kadınların evli olduğu erkeklerdi. İktidarın baskı ve korku aracı haline getirdiği yargı, kadınları katledenler için adeta can simidi oluyor. Kabul etmiyoruz!

    Emperyalist güçlerin savaşları, tüm dünyada büyük yıkıma neden oluyor. Ortadoğu’daki paylaşım savaşlarına karşı kadın haklarını ve kazanımlarını dayanışmamızla savunmaya devam edeceğiz. Filistin, Irak, Suriye, İran ve Rojava’daki kadınlarla dayanışmamızı güçlendiriyoruz. Kadınlara ve çocuklara yönelik katliamlara karşı, başta kadınlar olmak üzere tüm halkların savaşa karşı eşit, özgür ve bir arada yaşama taleplerini savunuyoruz. Kadınların özgürlüğünü temel alan, Ortadoğu’da barış, Türkiye’de demokrasi için sesimizi yükseltiyoruz!

    Polonez’de direniş alanına kurulan polis barikatlarını yıkan işçi kadınlar biziz. Chinatool’da insanca bir ücret mücadelesinin en önünde durarak haklarını kazanan kadınlar biziz. Ayşenur ve İkbal için kadın cinayetlerine karşı binlerle kampüsleri dolduranlar biziz. Yunanistan’da, İspanya’da, Sırbistan’da ve tüm Ortadoğu’da meydanları dolduran biziz. Kadınlara dönük baskı ve saldırılara rağmen direnen kadınlar ışığımız olmaya devam ediyor. Umudu büyütecek olan da biz kadınlar olacağız, bizim örgütlü mücadelemiz olacak!

    Şiddet ve sömürü düzenine karşı eşit ve özgür birlikte bir yaşam için, savaşa karşı barış için, haklarımız ve hayatlarımız için birlikte mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz! ‘Aile yılı’ dedikleri yılı, kadınların mücadele yılı yapmanın sözünü veriyoruz. Yaşasın kadın dayanışması!”

    Basın açıklaması ardından kadınlar hep birlikte halaylar çekip, dans etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı: İnadına barış diyeceğiz-VİDEO

    Dersim’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı: İnadına barış diyeceğiz-VİDEO

    PİRHA– Dersim’de kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle bir araya geldi. Coşkulu geçen kutlamada, ‘Barış’ mesajı öne çıktı.

    Dersim’de kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Sanat Sokağı’nda biraraya geldi. Dersim Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar mitingin yapıldığı Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüdü. Yapılan yürüyüşte, “Savaşa, kayyıma, şiddete, güvencesizliğe karşı alanlardayız” pankartı açıldı.

    Kadınlar, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “ Kayyım defol, Dersim bizimdir” sloganları atarak, Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü.

    Dersim Kadın Platformu adına ortak metni Serpil Argın okudu. Argın, “Bizler de bu yıl 8 Mart’ı bugünün sağ, muhafazakâr ve gerici iktidarlarının yoksulluk, istikrarsızlık, şiddet; daha çok kriz getiren, ırkçı, ataerkil kapitalizmine, savaşlarına ve nefret söylemlerine isyanımız ve öfkemizle; geçmişten aldığımız mirası yükselterek geleceğe taşımak için alanlardayız” dedi.

    “KATLİAMCI, AYRIŞTIRICI, TEHDİTKÂR POLİTİKALARA DERHAL SON VERİLMELİDİR!”

    “Kayyımlar eliyle irademiz yok sayılıyor” diyen Argın, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz kadınlar olarak, temsilde cinsiyet eşitliği ve kadınların ihtiyaçlarına yönelik bir yerel yönetim anlayışını savunurken seçilmiş belediye başkanlarımıza atanan kayyumları kabul etmiyoruz! Gülistan Doku’ ya ne olduğu sorusunun cevaplanmadığı, şüphelilerin gerekli yargılanma süreçlerinden geçmediği bir atmosferde güvenlikten söz edilemez! Gülistan’ın akıbetini açığa çıkarmadan bu kente kırk yıl boyunca kayyım atasanız da biz kendimizi güvende hissetmeyeceğiz.

    Nasıl bir Suriye inşa etmek istedikleri bu katliamlarla daha da gün yüzüne çıkıyor. Buradan halkların barış içinde yaşayacağı bir Suriye için cihatçı gruplara verilen desteklerin bir an önce çekilmesi çağrısını yapıyoruz. Suriye’yi yeni gerilim ve çatışmalara sürükleyen, etnik ayrımları derinleştiren, katliamlara yol açan, sivil halkı tehdit eden katliamcı, ayrıştırıcı, tehditkâr politikalara derhal son verilmelidir!

    Kadın siyasetçiler, mücadele arkadaşlarımız hâlâ cezaevlerinde. Bir yandan da kayyum atamaları, haksız ve mesnetsiz tutuklamalar devam ediyor. Biz kadınlar olarak barışın tarafında olduğumuzu bu meydandan bir kere daha ifade ediyoruz. Barış içinde, eşit, özgür, şiddetsiz ve insanca yaşayacağımız bir yaşamı kazanıncaya dek mücadelemizi sürdüreceğimizin sözünü bir kere daha veriyoruz.”

    “İNADINA BARIŞ DİYORUZ”

    Yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan da, kadın tutukluların ve barikatları yıkarak mücadeleyi sürdüren kadınları selamlayan Birsen Orhan, “Bizleri tutuklasalarda, zindanlarda çürütselerde sizden korkmuyoruz, buradayız, bu meydanlardayız, tüm kadınlarla sesimizi yükseltiyoruz. Erkek egemen zihniyetinin evde, okulda, sokakta her yerde şiddetine maruz kalıyoruz. Halen Gülistan Doku’nun akıbetini sorarken, Narin Güran’ın, Rojinlerin akıbetini sorar duruma geldik. Kadın mücadelesini yürütenleri ise tutukluyorlar” diye belirtti. İmralı’dan gelen asrın çağrısına dikkat çeken Birsen Orhan, “Barışın yeneni, yenileni yoktur. Barışın inşasında temel mihenk taşı biz kadınlarız. İnadına barış diyoruz” dedi.

    “ALEVİ KATLİAMLARINI KINIYORUM”

    Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, Alevilerin, Kürtlerin, kadınların yüz yıllık zulüm politikasına karşı özgürlüğe inancını yitirmediğini vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “ Bu sistem ilk olarak kadınların haklarına el koyarak, sistemini kurmuştur. Bizde bu topraklarda Kürdü, Alevisiyle, sosyalistiyle yan yana geldik. Bu örgütlülüğümüzden devlet aklı korkuyor. Buna karşı çok daha fazla örgütlü olmalıyız. Kadını eve hapseden, köleleştiren, emeğini görmeyenlere karşı mücadelemizi yükseltmeliyiz” ifadelerini kullandı. Güvenli ve demokratik ailenin, kadın özgürlüğünün gelişmesiyle mümkün olacağını kaydeden Ayten Kordu, “İktidarın aile yılını kabul etmeyeceğiz. Biat etmeyeceğiz.

    Sayın Öcalan’ın dediği gibi bu coğrafyada barışı kadınlar kuracak. Barış, eşitlik, özgürlük demektir. Biz kadınlar olarak, barış sesine kulak verdik, arkasındayız dedik. Barışın örülmesi için sonuna kadar arkasında olacağız. 50 yıldır bu ülkede Kürtleri, Alevileri ‘terörist’ ilan ettiniz. Sayın Öcalan bir çağrı yaptı. O zaman devlete diyoruz ki; ‘Bu tarihsel süreç için demokratik açılımları gerçekleştirin.’ Siz yapmasanız da biz kadınlar olarak demokratik toplumu inşa edeceğimizi bir kez daha dile getiriyoruz.”

    Biz Kızılbaş kadınlar olarak sizin zulmünüze karşı sesimizi yükseltecek. Türkiye’ye sesleniyoruz, çetelere verdiğiniz destekten vazgeçin. Suriye halkları demokratik cumhuriyet inşa etmek istiyor. Alevi katliamlarını kınıyorum. Alevi kadınları olarak halkların inançlarına yönelik saldırılara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Miting sanatçı Ayfer Düzdaş’ın sahne almasıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • ÖHD Kadın Komisyonu: Erk zihniyeti yıkarak eşit ve özgür bir yaşam kuracağız-VİDEO

    ÖHD Kadın Komisyonu: Erk zihniyeti yıkarak eşit ve özgür bir yaşam kuracağız-VİDEO

    PİRHA-ÖHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, dernek binasında açıklama yapıp, cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi. Yapılan açıklamada, “Tüm dünyada iktidarlar, kadın düşmanı politikalarla ataerkil bir sistem yaratsa da biz kadınlar erk zihniyeti yıkarak eşit ve özgür bir yaşam kuracağımızı 8 Mart’ta bir kez daha yineliyoruz” denildi.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle dernek binasında açıklama yapıp, cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi. Açıklamayı komisyon adına Sebahat Gençtarih, okudu.

    “EŞİT VE ÖZGÜR BİR YAŞAM KURACAĞIZ”

    Kadın mücadelesinin yaşamın her alanında devam ettiğini belirten Sebahat Gençtarih, “Bugün de bu mücadelenin en önemli günlerinden biri. Kadınların 1908 yılında çalışma hayatındaki sömürülmeye karşı başlattıkları direniş her gün yaşamın farklı bir alanında farklı yüzlerle ama aynı direniş ruhuyla devam etmektedir. Baskı ve şiddet, bireylerde kişisel ilerlerken iktidar eliyle toplumsal şiddete dönüşmekte ve bu zihniyet bireylerdeki cins nefretini ve şiddeti derinleştirmektedir. Tüm dünyada iktidarlar, kadın düşmanı politikalarla ataerkil bir sistem yaratsa da biz kadınlar erk zihniyeti yıkarak eşit ve özgür bir yaşam kuracağımızı 8 Mart’ta bir kez daha yineliyoruz” dedi.

    “CEZASIZLIK POLİTİKASIYLA KADINA YÖNELİK ŞİDDET ARTTI”

    Kadın cinayetlerinin arttığını vurgulayan Gençtarih, “Geçtiğimiz 2024 yılında kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerin sayısı en üst seviyelere ulaşmıştır. 2024 yılında 394 kadın cinayeti ve 259 şüpheli ölüm, 2025 yılı Ocak ayında 33 kadın cinayeti, Şubat ayında ise 16 kadın cinayeti ve 21 şüpheli ölüm gerçekleşmiştir. Bu veriler kadınlara yönelik şiddetin cezasızlık politikası ile beslendiğini ve her gün artarak devam ettiğini göstermektedir. Ve yine verilere göre kadın cinayetlerinin %70 inden fazlası aileden gelmekte, yani baba, eş, kardeş tarafından gerçekleşmektedir. İktidar tarafından kutsanmış aile kavramı ile kadın, bir yandan şiddet gördüğü aileye mahkum edilmeye çalışılmakta, bir yandan da cezasızlık politikasıyla kadına yönelik şiddetin atmasına yol açmaktadır” diye konuştu.

    “KADINLARIN HAK MÜCADELESİNİN YANINDA OLACAĞIZ”

    Kadınların her yerde sesini yükseltmeye ve mücadele etmeye devam ettiğini ifade eden Gençtarih, şunları dile getirdi:

    “Kadınların nafaka ve boşanma hakkını gasp etmeye çalışan, şiddet döngüsü içerisinde evliliklerin devamına zorlayan zihniyetle sonuna kadar mücadele edeceğiz. HDK soruşturması kapsamında tutuklanan ve çıplak aramaya maruz bırakılan kadın tutsakların yanında yer alacağız. Erk zihniyetin bir parçası olan kayyım politikalarına karşı direnen ve sokaklarda meydanlarda sesini yükselten, bu nedenle şiddete ve gözaltına alınan kadınlar başta olmak üzere; eşit ve özgür bir yaşam mücadelesinde devlet şiddetine uğrayan tüm kadınların hak mücadelesinin yanında olacağız.

    Katledilen, kaybedilen kadınların hesabını soracağız, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmamızla, “Jin Jiyan Azadi” sloganıyla alanlarda olacağız. Zindanlarda, meydanlarda, sokaklarda, evlerde, adliyelerde, fabrikalarda direnen kadınların mücadelesini büyüteceğiz. Tek adam rejimi ile bir gece yarısı feshedilen İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere tüm kazanımlarımızdan asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha yineliyoruz. Kadınların her alanda özgür ve eşit haklarla var olması, kendisine biçilen toplumsal rollere değil kendi kimliği ile toplumda yer almasını, haklarının korunması, geliştirilmesi, toplumsal eşitsizliğin ortadan kalkması, adil, eşit, insan onuruna yaraşır şekilde yaşaması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Tüm meslektaşlarımızı kadın düşmanı yasa tartışmalarına ve uygulamalarına karşı kadın özgürlük mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • DEM Parti Mersin’de Kadın Şöleni düzenledi: Barışı kadınlarla inşa edeceğiz-VİDEO

    DEM Parti Mersin’de Kadın Şöleni düzenledi: Barışı kadınlarla inşa edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti’nin 8 Mart Kadın Şöleninde konuşan Sebahat Tuncel, “Kürt sorununun demokratik siyaset alanında çözülmesi konusunda sorumluluk üstlenmesi gerekir. Bunun bir ayağı devlet, bir ayağı halk, bir ayağı kadınlardır” dedi.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Kadın Meclisi ve Tevgera Jinên Azad (TJA- Özgür Kadın Hareketi) Akdeniz ilçesinde kadın şöleni gerçekleştirdi.

    Şölen alanına Türkçe ve Kürtçe “Kadın kırımına isyan ediyor. Özgürlüğe yürüyoruz” pankartı asıldı. Miting alanına ulusal kıyafetleri ile gelen kadınlar seslendirilen şarkılar eşliğinde halay çekerken, sık sık “Jin jiyan azadi” sloganları attı.

    TUTUKLU EŞ BAŞKAN NURİYE ARSLAN’IN 8 MART MESAJI OKUNDU

    Şölende ilk olarak konuşan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, kadınların 8 Mart’ını kutladıktan sonra yerine kayyım atanan ve tutuklanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Aslan‘ın kadınlara gönderdi 8 Mart mesajını okudu. Nuriye Aslan’ın mesajı şöyle:

    “Son dönemde barışın ve demokratik çözümün yeniden tartışıldığı bir süreçten geçiyoruz. Ancak barışı konuşmanın en büyük şartı, halkın iradesine saygı duymak, hukuksuz tutuklamalara ve kayyum rejimine son vermektir. Çünkü barış, ancak adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün olduğu yerde yeşerebilir. Ve biliyoruz ki, kadınlar bu sürecin en güçlü öncüleridir. Hayatın her alanında kadının özgürleşmesi ve eşit eş yaşam sağlanmadan ortaya koyulan demokratik toplum paradigmasının başarıya ulaşması mümkün değildir. Cinsiyet eşitliği temelinde bir demokrasi ve halk iradesi, bu paradigmanın en temel dayanaklarıdır. Ancak bugün, yerel yönetimlerde halkın seçtiği temsilciler yerine kayyumlar atanmakta, pek çok kişi fikirleri ve mücadelesi nedeniyle cezaevlerinde tutulmaktadır. Bugün halk iradesi ile seçilen belediye eş başkanları tutuklanırken, gerekçe olarak eş başkanlık uygulaması soruşturma dosyalarında suç dayanakları olarak öne sürülmektedir.

    Gerçek barış; baskıların sona erdiği, halk iradesine saygı duyulan, hukukun üstünlüğüne ve cinsiyet eşitliğine dayanan bir dünyada mümkündür. Ve biliyoruz ki, kadınlar bu sürecin en güçlü taşıyıcılarıdır. Bu yüzden, cezaevlerinde de dışarıda da mücadele eden tüm kadınları selamlıyorum. Eşit, özgür ve demokratik bir geleceği birlikte inşa edeceğimize olan inancımla, tüm emekçi kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”

    ‘HER GÜN KADINLAR KATLEDİLİYOR’

    Ardından konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, kadınların her gün erkek şiddeti ve cinayetlerle burun buruna yaşadığını belirtti. 2024’te 394 kadının erkekler tarafından katledildiğini hatırlatan Koca, “ Her gün onlarca kadın kardeşimizin ölümü şüpheli bir şekilde kadın cinayetleri rekorları olarak yazılıyor. Ancak kadın cinayetlerine karşı kadınlar ve hakları için mücadeleyi sokaklarda, meydanlarda büyütmeye ve yeni bir yaşamı müjdelemeye devam ediyorlar” dedi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısına da değinen Perihan Koca, “İmralı’da Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın çağrısıyla Kürt halkı bu memlekete bir kez daha barış elini uzatmıştır. O barış elini bu topraklarda, bu memlekette en önde, en büyük sorumlulukla, işte beyaz tülbentli, barış annelerimiz öncülüğünde biz kadınlar yeşerteceğiz. Kadınların hakları için mücadele edeceğiz. Ve ama bir yandan savaşın en büyük mağduru olan kadınlar olarak barışı biz inşa edeceğiz” sözlerini kullandı.

    SEBAHAT TUNCEL: BİZ KADINLAR KÖLE DEĞİLİZ

    Şölende son olarak konuşan siyasetçi Sebahat Tuncel konuştu. Tuncel, kadınların ülkenin dört bir yanında kendilerine dayatılan şiddete, sömürüye karşı direndiklerini vurguladı. “Biz kadınlar köle değiliz. Biz kadınlar nesne değiliz” diyen Tuncel, şunları söyledi:

    “Bizim bedenimiz, emeğimiz alınıp satılamaz. Biz kadınlar özgür bireyleriz. Beş bin yıldır erkek egemen sistem bize köleliği dayatıyor. Zulmü dayatıyor. Sessizliği dayatıyor. Bize tek vaat ettiği şey nedir? Erkeğin kölesi olmak, devletin kölesi olmak. İşte biz bunu kabul etmiyoruz. Reddediyoruz. Buna karşı özgürlük mücadelesi veriyoruz.  İlk eşitsizlik kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikle başlamıştır. İlk emek sömürüsü kadının emeği sömürülmüştür. İlk kadının bedeni sömürülmüştür. İlk eşitsizliğin yaşadığı yerde adaletsizliğin, hiyerarşinin, tahakkümün, şiddetin zorun olduğu yer orasıdır. Bu şiddet politikasını, eşitsizlik politikasını gidermek kadın özgürlük mücadelesi yürüyenlerin en temel görevidir.”

    “BARIŞ İÇİN HERKES SORUMLULUK ALMALI”

    Sebahat Tuncel de Öcalan’ın çağrısına değinerek, “Bu önemli ve tarihi bir çağrıdır. Gerçekten Kürt sorununun savaş ve çatışma zemininden çıkması isteniyorsa yapılması gereken şey bunun olanaklarını yaratmasıdır. Yani Sayın Öcalan’ın özgür çalışır koşullarının yaratılması lazım. Özgürlük koşullarının yaratılması lazım. Biz Kürtler yıllardır barış olsun diye mücadele ediyoruz, direniyoruz. Bunun da bedelini ödüyoruz. Barış olsun dediğimiz için zindanlara atıldık. Şimdi çıktık yine barış olsun diyoruz. Cezaevine girmeden kayyum atıyorlardı. Çıktık, hala kayyum atıyorlar. Bunun değişmesi lazım. Bunun değişmesi için de Kürt sorununun demokratik siyaset alanında çözülmesi konusunda sorumluluk üstlenmesi gerekir. Bunun bir ayağı devlet, bir ayağı halk, bir ayağı kadınlar” diye kaydetti.

    Suriye’de Alevilerin katledildiğine de dikkat çeken Tuncel, ortak mücadelenin gerekliliğine vurgu yaptı. Tuncel son olarak şunları söyledi:

    “Yeni bir süreç başlıyor. İşimiz çok, zamanımız yok. O açıdan herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi lazım. En nihayetinde her savaşın bir barışı vardır. Barışı güçlüler yapar. Ve barışın inşa edilmesi için hepimize görev düşüyor. Gerçekten barış istiyorsak hepimiz elimizi taşın altına koyacağız ve barış inşa edeceğiz.”

    Sebahat Tuncel’in konuşması ardından şölen, sanatçı Nuray Balık’ın seslendirdiği şarkılardan sonra sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Kordu’dan 8 Mart’ın resmi tatil olması için kanun teklifi: Toplumsal farkındalığı güçlendirecektir!

    Kordu’dan 8 Mart’ın resmi tatil olması için kanun teklifi: Toplumsal farkındalığı güçlendirecektir!

    PİRHA – DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 8 Mart’ın resmi tatil olması için TBMM’ye kanun teklifi verdi.

    Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 8 Mart Kadınlar Günü’nün resmiyet kazanması ve tatil günü olmasına dair kanun teklifi hazırladı.

    2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Kanununda değişiklik yapılmasına dair Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teklif sunan Ayten Kordu, “Genel Gerekçe” olarak “8 Mart’ın resmi tatil günü ilan edilmesi, kadın emeğinin ve mücadelesinin kurumsal düzeyde tanınmasını sağlayarak eşit ve adil bir toplum inşasına katkı sunacaktır” vurgusunu yaptı.

    “EŞİT VE ADİL BİR TOPLUM İNŞASINA KATKI SUNACAKTIR”

    DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, ilgili kanun teklifinde şu ifadelere yer verdi:

    “8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların hak mücadelesini ve toplumsal cinsiyet eşitliğini vurgulayan uluslararası bir gündür. 1857’de ABD’de tekstil işçisi kadınların başlattığı grevle temelleri atılan ve 1910’da Clara Zetkin’in önerisiyle resmileşen bu gün, 1977’de BM tarafından da tanınmıştır. 8 Mart, yalnızca bir kutlama değil, kadınların sosyal, ekonomik ve politik haklarını savundukları, mücadelelerini görünür kıldıkları önemli bir gündür. Bu anlamda 8 Mart kadınların her alanda yaşadığı ayrımcılık, yoksulluk, şiddet, baskı ve daha bunun gibi birçok hak ihlaline karşı bir araya geldikleri kazanılmış bir mücadele günüdür.

    Tarih boyunca cinsiyetçi ve ayrımcı politikalarla kadın emeği değersizleştirilmiş, düşük ücretli ve güvencesiz işlerde istihdam edilerek ekonomik hayatta ikinci durumda bırakılarak geri plana itilmiştir. Ev içi emeği de ücretsiz ve görünmez hale getirilmiştir. Kadınlar tüm kamusal alanlardan dışlanarak toplumsal ve siyasi katılımlarına engeller konmuştur. 8 Mart, bu duruma karşı kadınların haklarını savundukları, meydanlarda seslerini yükselttikleri bir gündür. Ancak birçok kadın, iş yükü veya ekonomik koşullar nedeniyle bu eylemlere katılma fırsatı bulamamaktadır. Bu nedenle, 8 Mart’ın resmi tatil ilan edilmesi, kadınların mücadeleye katılımını artırarak toplumsal farkındalığı güçlendirecektir.

    Birçok ülkede resmî tatil olan 8 Mart, kadınların dayanışma içinde etkinlikler düzenlediği, eşitlik ve özgürlük taleplerini dile getirdiği bir gün olarak değerlendirilir. Türkiye gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yoğun olduğu ülkelerde de bugünün tatil ilan edilmesi, kadın hareketlerinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda kadına yönelik şiddet, iş yerinde ayrımcılık ve eşitsiz ücret gibi yapısal sorunlara karşı devletin sorumluluk almasını teşvik edecektir.

    8 Mart’ın resmi tatil günü ilan edilmesi, kadın emeğinin ve mücadelesinin kurumsal düzeyde tanınmasını sağlayarak eşit ve adil bir toplum inşasına katkı sunacaktır. Bu sebeplerle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün resmi tatil ilan edilmesi amacıyla hazırlanan bu kanun teklifinin kabul edilmesini arz ve teklif ederim.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de kadınlar, 8 Mart kapsamında cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi-VİDEO

    Dersim’de kadınlar, 8 Mart kapsamında cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi-VİDEO

    PİRHA- Dersim Kadın Platformu, 8 Mart kapsamında cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi. Kadınların her yerde mücadelesinin devam ettiğini vurgulayan DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, “8 Mart vesilesiyle bizlerde tutuklu kadın arkadaşlarımıza kart göndermek istedik, umut ediyoruz ki bir sonraki 8 Mart’ta arkadaşlarımızla birlikte halaylarımızı çekeriz” dedi.

    Dersim Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında cezaevlerinde bulunan kadınlarla dayanışmak amacıyla kart gönderdi. Etkinliğe Dersim Kadın Platformu üyeleri ile DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da katıldı.

    Yazılan kartları göndermeden önce postane önünde açıklama yapıldı. Kırmancki açıklamayı DEM Parti eski Dersim İl Eş Başkanı Esma Ataş okurken Türkçe açıklamayı ise DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin okudu.

    “8 MART VESİLESİYLE TUTUKLU ARKADAŞLARIMIZA KART GÖNDERMEK İSTEDİK”

    Kadınların her yerde mücadelesinin devam ettiğini vurgulayan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, “8 Mart vesilesiyle bizlerde tutuklu kadın arkadaşlarımıza kart göndermek istedik çünkü zindanlarda çok sayıda arkadaşımız, yoldaşımız var. Onları mutlaka aramızda görmek istiyoruz umut ediyoruz ki bir sonraki 8 Mart’ta arkadaşlarımızla birlikte halaylarımızı çekeriz” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından postaneye giderek yazılan kartlar cezaevlerine gönderildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Üniversitesi öğrencileri: Öz savunma bilincini geliştirerek sorunların üstesinden gelebiliriz-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencileri: Öz savunma bilincini geliştirerek sorunların üstesinden gelebiliriz-VİDEO

    PİRHA-Kadınların hayatın her alanında büyük sorunlar yaşadığını dile getiren Munzur Üniversitesi öğrencileri, “Artık arkamıza bakmadan yürümediğimiz bir an bile yok. Bizler öz savunma bilincini geliştirdiğimiz sürece bütün zorlukların üstesinden gelebileceğimizi düşünüyoruz” dedi.

    8 Mart’ın sadece bir kutlama değil, aynı zamanda kadınların hakları, özgürlükleri ve eşitlik mücadelesinin sürdüğü bir gündür. Kadınların karşılaştığı şiddet, ekonomik zorluklar, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ve diğer eşitsizlikler üzerine farkındalık yaratmak, bu günde önemli bir yer tutmaktadır.

    Munzur Üniversitesi öğrencileriyle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘ne ilişkin konuştuk.

    “ÖZ SAVUNMA GELİŞTİRDİĞİ SÜRECE HER ZORLUĞUN ÜSTÜNDE GELECEĞİZ”

    Üniversitede kadınların en büyük karşılaştığı zorlukların başında flört şiddetinin geldiğini söyleyen Berna Doğan, “8 Mart’ın çok derin ve tarihsel anlamı var benim için. Kadına şiddettin her yönüyle karşı karşıya geliyoruz. Bu durum 1800’li yıllarda da aynıydı. Öz savunma bilinci olmayan pek çok kadın arkadaşlarımız bulunmakta. Toplumun belirlenmiş olduğu normlar var ve bu normlara uyum sağlamayan insanların, bu toplumda olmadığını gösteriyor. Kadın mücadelesinin yanında oluyormuş gibi yapan birçok kesim var. Kadınlar hayatın her alanında büyük sorunlar yaşıyor. Bugün arkamıza bakmadan yürümediğimiz bir an bile yok. Kadın mücadelesi deyince hep kadınlardan söz ediliyor. Biz kadınlardan ziyade erkeklerinde bir mücadele yürütmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kadın mücadelesine en çok onların erkeklerin sahip çıkması gerekiyor. Son bir ayda net bir sayıda emin olamamakla birlikte 135 kadın katledildi. Kadınlar her türlü şiddete maruz kalıyor. Bunların içerisinde güzel şeylerde oluyor. Kadın mücadelesi de daha da örgütleniyor. Bizler öz savunma bilincini geliştirdiğimiz sürece bütün zorlukların üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum” dedi.

    “TOPLUMSAL CİNSİYET KALIPLARININ KALDIRILMASI GEREKİYOR”

    Kadınların ekonomik özgürlüğüne ulaşma mücadelesine dikkat çeken Ceren İzol, “Toplumsal cinsiyet kalıplarının kaldırılması gerekiyor. Bir kadın isterse her şeyi başarabilir. Maddi anlamda desteklenmeyen kadınlar olduğu zaman geçimleri daha zor oluyor. Daha fazla çalışmak zorunda kalıyorlar, daha dik durmaya çalışıyorlar ve herkesten daha fazla çalışıyorlar. Kadınlar ekonomik özgürlüğünü almak için çok çalışıyorlar” diye belirtti.

    “KADINLARIN AYAKLARININ ÜZERİNE DURMAYA ÇALIŞMASIIN EN ÖNEMLİ ADIMI EĞİTİMDİR”

    Kadınların eğitimle güçlenmesini ve kendi ayakları üzerinde durmaları gerektiğini vurgulayan Jiyan Turan, “Bir kadının, bir erkeğe ya da etrafında herhangi birine bağlı kalmadan ayaklarının üzerinde durmaya çalışmasının en önemli adımı eğitimdir. Ülkemizde şiddete maruz kalan birçok kadın var. Bu kadınların bir çiçek gibi açılmasını ve aydınlık günlere ulaştığını anlatan kısa film çekmek isterdim. Günümüz sosyal medya çağı, sosyal medyada birçok olayı sesimizi duyurmak için kullanıyoruz. Örneğin Narin Güran olayı medyada paylaşıldı ve ses getirdi herkes bunu konuştu. Kadınların seslerini bu şekilde duyurabiliriz. Televizyon ve sinemada erkekler daha çok ataerkil görülürken kadınlar ise ezik ve cinsel obje olarak kullanılıyor bunun düzelmesi lazım” diye konuştu.

    Beritan AVCI/DERSİM

  • ‘Özgürleşen kadın, köleliğin zincirlerini kıran bir toplum demektir’

    ‘Özgürleşen kadın, köleliğin zincirlerini kıran bir toplum demektir’

    PİRHA – Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, 8 Mart’ı “Direnişin en güçlü şekilde filizlendiği gün” olarak tarifleyerek mücadele vurgusu yaparak, “Biliyoruz ki birlikte üretir, birlikte yönetirsek, sömürü düzeni nefes alamaz! Çünkü bu düzenin temeli, yalnızca kadının emeğine ve özgürlüğüne el koymaya dayalıdır” ifadelerine yer verdi.

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne dair yazılı açıklama paylaştı.

    Özgürleşen kadının, toplumu daha ileriye taşıyacağı vurgusunu yapan Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “8 Mart’ı yalnızca bir tarih olarak değil, tüm dünyada kadınların yaşamı, emeği ve özgürlüğü için verdiği mücadelenin simgesi olarak görüyoruz. Bu özel gün, zulmün en ağır biçimlerine tanıklık etmiş ancak aynı zamanda direnişin en güçlü şekilde filizlendiği bir gündür. Kadınlar, tarladan fabrikaya, evden okula kadar yaşamın her alanında sömürüyle karşı karşıya kalmıştır.

    Kapitalist sistem ve emek sömürgecileri, kadın emeğini görünmez kılmaya ve değersizleştirmeye çalıştı. Oysa kadınların nasırlı ellerine bakmak bile bu sömürünün izlerini görmek için yeterlidir. Sömürü yalnızca bir cinse özgü değildir; ancak erkek egemen zihniyet, kadınlar üzerindeki baskıyı derinleştirerek bu düzeni kendine dayanak yapmıştır.

    Peki, biz soruyoruz; yaşamı var eden, büyüten, birleştiren kadını neden yok etmek isterler? Neden onun emeğine, söz hakkına ve hatta bedeni üzerindeki haklarına el koymaya çalışırlar?

    Çünkü bilirler ki, kadın özgürleşirse toplum da özgürleşir. Kadın emeği ayağa kalktığında, sömürü düzeninin temelleri sarsılır. Kadının aklı, iradesi ve siyaseti alanlara taşındığında, baskı düzeni kendine yaşam alanı bulamaz. İşte bu yüzden, kadını susturmak isterler. Çünkü bilirler ki, özgürleşen bir kadın, köleliğin zincirlerini kıran bir toplum demektir.

    Biz kadınlar yalnızca evlerde, köylerde ya da tarlalarda değil, siyasetin her alanında varız ve var olmaya devam edeceğiz. Çünkü siyaset, bizim için yalnızca bir yönetim biçimi değil, yaşamı yeniden örgütlemenin, adaleti tesis etmenin ve ortak yönetimi hayata geçirmenin bir yoludur.

    Kadınların karar alma mekanizmalarından dışlanmasına karşı bizler, halkın iradesini esas alan demokratik yönetimleri savunuyoruz. Savaş ve şiddet politikalarına karşı barışın, hakikatin ve ortak yaşamın dilini büyütüyoruz. Çünkü biliyoruz ki, barışın inşasında kadınların sözü, emeği ve direnişi vardır. Bugün kadınlar yalnızca kendi bedenlerinin ve yaşamlarının sahibi değil, kolektif mücadelenin öncüsü ve toplumun gerçek kurucularıdır.

    Yaşamı Yeniden İnşa Ediyoruz!

    Biz, Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi olarak, adaletsizliğe ve sömürü düzenine karşı sesimizi yükseltiyor, dayanışmayı büyütüyor, kolektif üretimi ve ortak yönetimi esas alıyoruz. Kadınların emeği ve iradesi, yalnızca toplumun değil, insanlığın kaderini değiştirecek güce sahiptir.

    DÜZENİN TEMELİ, KADININ ÖZGÜRLÜĞÜNE EL KOYMAYA DAYALIDIR”

    Maraş’ta yaşamı yeniden inşa ederken, kadınların rehberliğini temel alıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, kadın yalnızca üretimin değil, yeniden doğuşun ve direnişin de öncüsüdür. İlk fidanlarımızı kadınların elleriyle toprağa buluşturarak gösterdik ki; toprak ana ile kadının bağı, yaşamın yeniden inşasında kök salan bir direniştir. Kadın yalnızca ekmez; korur, büyütür ve yeniden var eder.

    Kadınlar yalnızca üretim süreçlerinde değil, yerel yönetimlerde, meclislerde ve toplumsal karar mekanizmalarında da söz sahibidir. Kadının siyasetteki varlığı, yalnızca bir temsiliyet meselesi değil, aynı zamanda kurucu ve dönüştürücü bir güçtür. Kadınlar, dışlanmaya ve köleleştirilmeye karşı yalnızca direnmekle kalmaz, bu düzeni sorgular ve değiştirmeye kararlıdır. Bizler, kadınların özgürlüğü ve eşitliği için verdiğimiz mücadelede asla geri adım atmayacağız!

    Ve biz biliyoruz ki birlikte üretirsek, birlikte yönetirsek, birlikte paylaşır ve dayanışırsak, sömürü düzeni nefes alamaz! Çünkü bu düzenin temeli, yalnızca kadının emeğine ve özgürlüğüne el koymaya dayalıdır. Kadınlar, sadece bir iş gücü değil, toplumu yeniden inşa eden, değişimin ve direnişin taşıyıcısıdır. Tıpkı toprak gibi… Toprak, milyonlarca canlıyı besler, şekillendirir ve her baharda yeniden doğuşu müjdeler. Kadın da yaşamı var eder, korur ve büyütür. Bu yüzden hem kadın hem de toprak kutsaldır.

    Biz, Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi olarak, kadını yalnızca rehberimiz değil, onursal başkanımız olarak da kabul ettik. Bugün kooperatifimizin onursal başkanı bir anadır. Bizler, Mezopotamya’nın kadim topraklarında, direnişin ve özgürlüğün dilini konuşan kadınlar olarak buradayız. Ve biliyoruz ki ‘Jin, Jîyan, Azadî’ yalnızca bir slogan değil; yaşamı yeniden kurmanın, özgürlüğü ilmek ilmek örmenin sesidir. Bu, kadınların özgürlüğüyle kurulan bir toplumun da inşa edilmesinin sesidir. O yüzden bugün bir kez daha haykırıyoruz; Jin, Jîyan, Azadî! Kadının özgürlüğü, yaşamın özgürlüğüdür! Sömürüye ve baskıya karşı direniş, her kadının hakkıdır!

    8 Mart’ta, yaşamı var eden, emek veren, bedel ödeyen ve geleceği yeniden kuran bütün kadınları sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz. Direnişin ve özgürlüğün sesini birlikte yükseltelim!”

    PİRHA/MARAŞ

  • Ayfer Artan: Alevi kurumlarında kadın temsiliyeti gittikçe düşmekte! -VİDEO

    Ayfer Artan: Alevi kurumlarında kadın temsiliyeti gittikçe düşmekte! -VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şube Eşit Başkanı Ayfer Artan, Alevi kurumlarında kadınların görünür olmamasındaki asıl etmenin erkekler olduğunu ifade etti. “Erkek canların, kendilerini eleştirmesi lazım” diyen Artan, “Özellikle Türk-İslam sentezinden etkilenenler, evde de kurumlarda da kadınları ikinci plana atmaya başladı” eleştirisinde bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu. Artan, Türkiye’deki kadınların, ağır çalışma koşullarına maruz kaldıklarını ve işsizlikle tehdit edildiklerini söyledi.

    Ayfer Artan, taciz ve mobbingin de çok rastlanan şiddet biçimleri olduğunun altını çizdi. Kadınların, her geçen gün daha da yoksullaştığına işaret eden Artan, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bu yoksullaşma sürecinde kadınların omuzlarındaki yük iki kat artıyor. Mevcut iktidarın tercihi patrondan yana olduğundan dolayı bu yoksulluk rant, eşitsizlik, şiddet olarak kadınlara geri dönüyor. Mevcut iktidar, aslında şu an baktığımızda kadınları bir kalıp içine sokmakta; ne giyeceğimizi, hangi işlerde çalışacağımızı, nasıl geçineceğimizi, nasıl konuşacağımızı dahi yönlendiriyor, egemen olan sınıfın ihtiyacına göre belirliyor. Bununla beraber Türkiye’de her gün kadın katliamları haberleriyle uyanıyoruz. Ama bu haberler mevcut sistem sorunu olarak servis edilmiyor ve bu gündüz haber programlarıyla magazinleştirilerek servis ediliyor.”

    “KADINLARIN YÜKLERİ ÇOK FAZLA”

    Ayfer Artan, Türkiye’deki kadınların çalışma hayatında yeterince yer alamamalarına da değindi. Artan, şunları söyledi:

    “Aslında kadınlara ekonomik şiddet olarak da değerlendiriliyor. Ataerkil sistemde eve ekmek getirenin kadının asli görevi değil de erkeğin görevi olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla da kadının çalışma koşullarına baktığımızda kadın hep ikinci planda. ‘Huzurlu aile’ ya da ‘Mutlu aile’ modeli yalanıyla kadını eve kapatma söz konusu. Bununla beraber kadınların aslında yükleri çok fazla. Çünkü engelli, yaşlı, hasta, çocuk bakımı, evin düzeni kadının üzerinde. Böyle olduğu zaman da kadın, çalışma hayatından koparılıyor. Hatta Türkiye’de yapılan istatistiğe göre bir milyondan fazla kadın, çocuklarına bakmak için çocuk bakımından dolayı işinden ayrılıyor veya bir çalışma hayatına atılmıyor. Kadının toplum ve aile içindeki statüsünün yükselebilmesi için eğitimde, çalışma hayatında ve erkeklerle eşit sorumluluklarla haklara sahip olması gerekiyor. Hükümet ya da iktidarların, erkek egemen zihniyetinden çözüm bekleyen değil de kadının kendi mücadelesiyle Türkiye’nin demokratikleşme politikasına yön vermesi gerekmektedir.

    DAYANIŞMA VE BİRLİK İÇERİSİNDE OLMA GÜNÜ

    1908 yılında New York’ta 15 bin işçinin daha az mesai ve daha fazla ücret talebiyle başlattığı direniş, bugün daha anlamlı ve daha geniş kitleler tarafından mücadeleye devam ediliyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, işçi kadınların ekonomik ve politik haklarıyla ilgili bir gün olduğu kadar aynı zamanda kadınların dayanışması ve birlik içerisinde olma günüdür. 8 Mart, tüm kadınların ezilme ve sömürüsüne karşı hayatın her alanında mücadelesinin bir sembolüdür. Kadınların mücadele eden, direnen, Zeynep Anaların, Clara Zetgin’lerin, evlatlarının kemiklerini yıllarca bıkmadan, yılmadan arayan Cumartesi Annneleri’nin, Ege’de ve Karadeniz’de doğa talanına ‘dur’ diyen kadınların, bununla beraber Gezi şehitleri annelerinin el ele yürüdüğü; yoksulluğun, ayrımcılığın, devlet ve erkek şiddetinin, tacizin, tecavüzün olmadığı bir yaşam ve eşitlik için özgür bir dünya kuracakları bir gündür diye düşünüyoruz.”

    “ALEVİ ÖĞRETİSİNİN DIŞINA ÇIKIYORUZ!”

    Ayfer Artan, Alevi Bektaşi toplumundaki kadın bakış açısını da yorumladı. “Alevi Bektaşi ve Kızılbaş inancında kadın ve erkek ayrımı yoktur, hepsi candır” diyen Artan, şöyle devam etti:

    “Kadına ve erkeğe verilen statü arasında herhangi bir fark yoktur. Alevi Bektaşi ve Kızılbaş inancında canlar yan yana, tüm toplumsal değerlerde mücadele ederler. Yaşatmak ve yaşamak ilkeleri Alevi Bektaşi ve Kızılbaş inancının, felsefesinin ve kültürünün temel esaslarındandır. Kadın sömürüsü 8 Mart’ta anlam bulsa da toplumda taşan tecridi başka inanç ve etkin kimliklerimize karşı olan saldırılarda yürütülen cinsiyetçi, dinci, milliyetçiliğe karşı ortak yürütülen kadın mücadelelerinin ortaklığından kadının demokratik, özgür, adil bir yaşamı sağlanana kadar mücadele içinde yer alacağımızı buradan söylemek istiyorum.

    ‘Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde/Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde/Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok/Noksanlık eksiklik senin görüşünde.’

    Her ne kadar Alevi inancının felsefesinde eşitlik ve can kavramı olduğunu söylesek de pratikte bir takım eksikliklerden de söz etmek gerekiyor. Kurumlarımızda, cemevlerinde yeteri kadar kadın canları görememekteyiz. Çünkü yaşadığımız toplum, özellikle bu Türk-İslam sentezinden etkilenenler, evde de kurumlarda da kadınları ikinci plana atmaya başladı.

    Genel başkanlık düzeyinde erkekler yer almakta. Kurum ve şubelerin başkanlarına baktığımızda genelde erkekler yer almakta. Çok az sayıda kadın arkadaşımız görev almakta. Dolayısıyla Alevi öğretisi ve felsefesinin biraz dışına çıktığımızı görüyoruz. Bu konuyla ilgili ciddi anlamda son dönemlerde de sıkıntılar yaşamaktayız. Çünkü kadınların kadın temsiliyeti gittikçe düşmekte.

    Burada aslında erkeklerin rolü daha büyük. Çünkü hep kendileri çıkmak için uğraşıyorlar ve savaşıyorlar. Kadın arkadaşlara birazcık daha yol açmaları ve yol açmaları lazım. Düşünsenize bir şubenin başkanlığını otuz yıl, yirmi yıl bir erkek arkadaş yürütüyor. Dolayısıyla bu kadın arkadaşa yer açma ya da yerine gelecek bir cana yer açma gibi bir şey söz konusu olamıyor. Kadınlar gittikçe uzaklaşıyor. Sadece buna bir örnek verdiğimizde bir diğer şey de bir şubenin seçimi oluyor ve iki kadın arkadaş kıran kırana mücadele ediyor. Sonuçta kimin için mücadele ediyor. Bu kurumun genel başkanının yine bir erkek aday olacaktı ve o başkan seçilecek. Keşke genel başkanlık düzeyinde de kadınlar bu konuda mücadele etse ve kadınlar ön saflarda olsa. Kadınlara daha geniş kapsamlı alan açılsa. Bizim buradaki eksikliğimiz Alevi öğretisi ve felsefesinden uzaklaştığımızın ve bu eksikliğimizi de görmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.

    Cemlerimizi bir elin parmağını geçmeyecek kadar Ana yürütmekte. Eskiden böyle değildi. Yıllar öncesine gittiğimizde analarımız cem yürütürdü ama bugün baktığımızda cemleri genelde dedeler yürütüyor. O posta başta hep erkekler, dedeler oturuyor. Neden analarımızı cenaze ve cem erkanında artık görmemekteyiz? Bu da bir eksiklik aslında, kendimizi eleştirmemiz gerekiyor. Erkek canların da kendilerini eleştirmesi lazım. Çünkü kadınlara bu anlamda yer açmaları, teşvik etmeleri lazım. Kadınların önünü açmadığınız, teşvik etmediğiniz zamanlarda hep kendileri ön planda olduğunda bu tarz sıkıntıları da daha da yaşamış olacağız.

    Kadın gücüne olan inancımızla 8 Mart birlik, dayanışma ve mücadele gününü selamlıyoruz.”

    Eren GÜVEN-Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • ‘Kadın cinayetlerinin olmaması, emeğinin sömürülmemesi için alanlarda olacağız’-VİDEO

    ‘Kadın cinayetlerinin olmaması, emeğinin sömürülmemesi için alanlarda olacağız’-VİDEO

    PİRHA-Kadınlar olarak şiddetin ve ekonomik sömürünün arttığı bir süreçte 8 Mart’ı karşıladıklarını belirten aktivist Nurşat Yeşil, “Kadın cinayetleri giderek artan bir ivmeyle devam ediyor. 2024 yılında 280 kadın katledilmiş ama bir o kadar da şüpheli kadın ölümü var. Şiddetten uzak, barıştan yana, kadın cinayetlerinin olmadığı, kadınların emek alanında sömürülmediği taleplerle 8 Mart’ta alanlarda olacağız” dedi.

    Kadınlar bu yıl da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü erkek şiddeti, nefret söylemleri, nafaka hakkına saldırılar, kadın bedeni üzerinde tahakküm kuracak doğum politikaları, fail erkeklere uygulanan cezasızlık gibi birçok ayrımcı sorunla karşılıyor.

    Dersim Kadın Platformu öncülüğünde Dersim’deki kadınlar saat 12.00’de Sanat Sokağı’nda bir araya gelip Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapıp miting gerçekleştirecek.

    Kadın hakları mücadelesi yürüten aktivist Nurşat Yeşil ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘ne ilişkin konuştuk.

    “KADINLAR HALEN 180 YIL ÖNCEKİ TALEPLERİNİ HALEN DİLLENDİRİLİYOR”

    8 Mart’a giderken New York’ta dokuma işçisi kadınlardan bugüne kadar kadınların hem emek hem de yaşam alanlarındaki taleplerinde herhangi bir gelişmenin olmadığını belirten Nurşat Yeşil, “1857 tarihinde kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle başlattıkları mücadele bugün yine emek alanında kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle devam ediyor. Aradan 180 yıl geçmesine rağmen maalesef kadınların taleplerinde mücadelesinde herhangi bir değişiklik yok. Sosyal, hukuki ve politik alanda da baktığımızda kadınların bugüne kadar verdikleri mücadele ile birlikte gelinen aşama kesinlikle küçümsenemez ama genel taleplere bakıldığında da 180 yıl önceki taleplerin halen dillendiriliyor olması aslında erkek egemen sistemin kadınlar üzerindeki baskısında herhangi bir değişiklik olmadığını görüyoruz. Kadınlar artık çalışma alanda, kamusal alanda daha çok yer alıyorlar ama kadınlar aslında verdikleri emeğin karşılığını almadan çalışıyorlar” dedi.

    “KADIN CİNAYETLERİ, ARTAN BİR İVMEYLE DEVAM EDİYOR”

    Kadına yönelik şiddetin katlanarak arttığını vurgulayan Nurşat Yeşil, “20-30 yıl önce daha az olan kadına yönelik şiddet kavramı bugün günümüzde hayatımızın her alanında. Ekonomik şiddet, sosyal şiddet, psiko-sosyal şiddeti gibi birçok şiddeti kadınlar yaşıyorlar. Kadın cinayetleri giderek artan bir ivmeyle devam ediyor. 2024 yılında 280 kadın katledilmiş ama bir o kadar da şüpheli kadın ölümü var. 2025 yılı Ocak ayında 30’a yakın kadın katlediliyor ve bir o kadar da şüpheli kadın ölümü var. Neredeyse artık günde 2-3 kadının öldürüldüğü, kadın cinayetlerinin gittikçe arttığı ve devlet politikalarıyla da bunun iyice beslendiği bir dönemi yaşıyoruz. Kadınların katillerinin iyi hal indirimleriyle cezalandırılmadığı bir süreçte kadın cinayetlerinin de gittikçe arttığını görüyoruz” diye belirtti.

    “8 MART’TA ALANLARDA OLACAĞIZ”

    Kadınlar olarak şiddetin ve ekonomik sömürünün arttığı bir süreçte 8 Mart’ı karşıladıklarını dile getiren Yeşil, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Taleplerimiz her zaman şiddetten uzak, barıştan yana, kadın cinayetlerinin olmadığı, kadınların emek alanında sömürülmediği taleplerle 8 Mart’ta alanlarda olacağız. Dersimli kadınlar olarak 8 Mart’ta savaşa, şiddete, çocuk istismarlarına ve kadın cinayetlerine karşı alanlarda olacağız. 8 Mart Cumartesi günü saat 12.00’de Sanat Sokağı’nda toplanıp Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüp miting yapacağız. Sanatçı dostlarımız bizlerle birlikte olacak zılgıtlarla ve halaylarla 8 Mart’ı kutlayacağız. Tüm kadınları mitingimize bekliyoruz.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Mersin’de kadınlardan yaşam zinciri: itaat etmiyoruz – VİDEO

    Mersin’de kadınlardan yaşam zinciri: itaat etmiyoruz – VİDEO

    PİRHA-Mersin Kadın Platformu, erkek-devlet şiddetine karşı yaşam zinciri oluşturarak, özgürlüğü savunduklarını kaydetti.

    Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Forum Alışveriş Merkezinde yaşam zinciri oluşturdu.

    “Kadın zinciri ile sesleniyoruz; yaşamak, özgürleşmek, değiştirmek için sokaktayız” diyen kadınlar, mor kurdelelerle oluşturdukları zincirde erkekler tarafından katledilen kadınların fotoğraflarını taşıdı.

    “Birbirimiz ve hayatlarımız için sokaktayız” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Jin jîyan azadî”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadınlar birlikte güçlü”, “Katledilen kadınlar isyanımızdır” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını Berivan Özlü okudu.

    “KADIN+’LARIN TEMEL HAKLARI SALDIRI ALTINDA”

    Yaşam zincirinin kadınların bir araya gelişini ve gücünü simgelediğini belirten Berivan Özlü, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne sayılı günler kala biz kadınlar, sokakları birbirimize kenetlenerek, yaşam zincirimizle dolduracağız. Erkek egemenliğinin baskısına, patriyarkanın şiddetine, emeğimizin sömürülmesine ve haklarımızın gasp edilmesine karşı, birlikte direniyoruz” dedi.

    Özlü, Türkiye’de ve dünyada kadınların, LGBTİ+’ların en temel haklarının saldırı altında olduğuna dikkat çekerek İstanbul Sözleşmesi’nin önemine vurgu yaptı. Sözleşmenin feshinden sonra kadınların erkek şiddetine daha açık hale geldiğinin altını çizen Özlü, “Kadın cinayetlerine, çocuk istismarlarına, LGBTQ+’lara yönelik nefret saldırıları, çalışma hayatında güvencesizleştirme ve yoksullaştırma politikalarına, savaş ve göç politikalarının kadınlara yüklediği ağır bedeller her geçen gün artarak devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çekilme kararı, kadın cinayetlerinin artmasına yol açtı. 6284 sayılı yasa hedef gösteriliyor, kadınların koruma talebi görmezden geliniyor. Kadınları şiddetle baş başa bırakmaya çalışan erkek egemen politikalar, hepimizin hayatına kast ediyor” diye konuştu.

    “8 MART’TA MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ”                    

    8 Mart’a dair katılım çağrısı yapan Özlü, şu ifadeleri kullandı:

    “Cezasızlığa, Yoksulluğa, Savaşa Karşı Yaşam Zincirini Kuruyoruz! Kadın cinayetlerinin, trans cinayetlerinin, iş cinayetlerinin, savaşlarda ölen kadınların hesabını soruyoruz. Şiddeti aklayan, kadınların haklarını gasp eden yargı ve devlet politikalarına karşı adalet istiyoruz. Savaşa, militarizme, ırkçılığa karşı barış içinde bir dünyayı savunuyoruz. Emek sömürüsüne, yoksulluğa, güvencesizliğe karşı insanca bir yaşam talep ediyoruz. Şiddete, yoksulluğa ve erkek egemen sisteme karşı feminist mücadeleyi büyütüyoruz. Eşit, özgür ve sömürüsüz bir yaşam için, feminist dayanışmamızı büyütüyoruz. Yaşam zinciriyle sesleniyoruz: Vazgeçmiyoruz, itaat etmiyoruz, hayatlarımızdan ve haklarımızdan elinizi çekin!”

    PİRHA/ MERSİN

  • Alevi kadınlardan 8 mart mesajı: Baharı getirenler kadınlar olacak!-VİDEO

    Alevi kadınlardan 8 mart mesajı: Baharı getirenler kadınlar olacak!-VİDEO

    PİRHA – İngiltere’de yaşam süren Alevi kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne dair mesaj verdi. Şiddetin son bulması için dayanışma vurgusu yapan kadınlar, “Sokaklarda savaşa, şiddete karşı direnenlerin kadınların olduğunu görüyoruz. Bu anlamda kadın mücadelesi, barış için çok kıymetli” ifadelerini kullandı.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü, birçok devlet tarafından hala kabul görmüyor ya da özünden uzak yorumlanıyor. Türkiye’deki hükümetler de 8 Mart’ı daima mücadele yönünü görmeyerek sadece sembolik kutlamalar yaptı.

    Dünya kadın hareketleri ise “Direnişin simgesi” olarak 8 Mart’ı karşılamakta. İngiltere’deki Alevi kadınlar da 8 Mart’a ilişkin mesaj vererek “Birlikte mücadele” vurgusu yaptı.

    “KADINLARIN ÖZÜNDE HER ZAMAN BARIŞ VAR”

    İngiltere Tavlalılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Şehriban Aygün, kadınların daima mücadele içerisinde olduklarını belirterek şu mesajı verdi:

    “Sadece 8 Mart günü değil, aslında bütün yıl boyunca kadınların mücadelesi söz konusudur. Kadınlar doğdukları ve ergen oldukları süreçten sonra her zaman yük omuzlarının üzerinde oluyor. Kadınların her zaman hayatları mücadele ile geçmiştir. Anneler, çocuk doğurup büyütüyor ve onlara her şeyi vermeye çalışıyor, topluma faydalı olsun diye bireyler yetiştirmeye çalışıyor. Tabii ki bunun da zorlukları var ama kadınların özünde her zaman barış, iyilik vardır.”

    “CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL!”

    Kadın katliamları konusunda da görüş belirten Şehriban Aygün, şunları söyledi:

    “Maalesef kiminin faili meçhul oluyor kimi failler ise ortaya çıkıyor. Genelde erkekler, egolarından ve kıskançlıklarından dolayı kadınları öldürmeyi kendilerinde hak görüyor. Ama öyle bir hakları yok. Maalesef cezalar da caydırıcı olmadığı için hafifletici sebeplerle devam ettikleri için mahkemelerde bir adam, takım elbisesini giyinip kravatını taktığı zaman bile 2-3 sene indirim alabiliyor. Maalesef bunları yaşıyoruz.

    KADIN DAYANIŞMASI VURGUSU!

    Dayanışma ise ortamına göre değişiyor. Türkiye’de bunun çok daha zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü herhangi bir şey için sokağa çıkıp protesto etseniz mutlaka hükümet tarafından bir yaptırımı oluyor. Bizler İngiltere’de yaşıyoruz, bazı şeyler bizim için biraz daha rahat. Burada, Türkiye’ye kıyasla biraz daha rahatız diyebilirim.”

    “BARIŞ İÇİN KIYMETLİ BİR MÜCADELE!”

    Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Fatma Yıldırım Polat da 8 Mart’a ilişkin duygu ve düşüncelerini paylaştı. Polat, “Öncelikle tüm kadınlarımızın, canlarımızın, kızlarımızın 8 Mart’ını kutluyorum. Her 8 Mart’ta olduğu gibi tüm canlarımızı mücadeleye, dayanışmaya bekliyoruz. Aslında 8 Mart ve kadınlarla ilgili söylenecek çok şey var. Sokaklarda savaşa, şiddete, acıya karşı direnen kadınların olduğunu görüyoruz. En çok da kadınları sokakta görüyoruz. Bu anlamda kadın mücadelesi, barış için dayanışma için çok kıymetli diye düşünüyorum. Günümüzdeki savaşlarda hala kadının ganimet olarak görüldüğü bir topluluk var. Bunlara karşı da mücadele etmek tabii ki de kadınların en büyük görevidir diye düşünüyorum. Savaşlarda kadını yok etmeye yönelik bir şiddet söz konusu. Çünkü kadını yok ettiğin zaman toplumu da yok etmiş oluyorsun. Tüm kadınların, kadınlar gününü kutluyor, sevgilerimizi sunuyoruz” diye belirtti.

    “KADINLAR, BAHARI GETİRENLER OLACAK”

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanı Dilek İncedal da 8 Mart’a dair şu mesajı paylaştı:

    “Bu yıl da 8 Mart, savaşın, ırkçılığın, hak gasplarının, baskının, zulmün altında kutlanacak. Ama biliyoruz ki kadınlar her zaman baharı simgeleyen, baharı getirenler olacak. Dayanışmayı bu dönemde daha çok yükseltmek ve mücadele etmek gerekiyor. Kadınların emeğinin görünür kılınması için çok fazla çaba sarf etmemiz gerekiyor. Dünya Emekçi Kadınlar Günü tüm canlara kutlu olsun.”

    “KADINLAR, DÜNYAYI YÖNETMELİ”

    Halk Müziği Sanatçısı Cemile Gülbudak da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayarak duygu ve düşüncelerini paylaştı. Gülbudak “Kadınlar, birbirinin kurdu değil yurdu olmalı. Kadınlar, dünyayı yönetmeli diye düşünüyorum ama eleştirenler olacaktır. Kadınlara olan şiddet dünyanın her yerinde var. Bunun önüne geçilmesini temenni ediyorum. Her gün onlarca canımızın katledildiğini görüyoruz ama önüne de geçilmiyor. İsterim ki bu sorunun önüne bir an önce geçilsin ve daha farklı yasalar çıkarılsın.”

    Elif TABAK/İNGİLTERE

  • ‘Kadınlar öldürülmesin, faillere caydırıcı cezalar verilsin’-VİDEO

    ‘Kadınlar öldürülmesin, faillere caydırıcı cezalar verilsin’-VİDEO

    PİRHA-8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin konuşan Dersimli kadınlar, “Günümüzde kadınlar katlediliyor, tecavüze uğruyor. Kadınları öldürenlere ilişkin caydırıcı bir ceza yok. İstense kadın katliamları önlenebilir” dedi.

    Kadınlar bu yıl da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü erkek şiddeti, nefret söylemleri, nafaka hakkına saldırılar, kadın bedeni üzerinde tahakküm kuracak doğum politikaları, fail erkeklere uygulanan cezasızlık gibi birçok ayrımcı sorunla karşılıyor.

    Dersim Kadın Platformu öncülüğünde Dersim’deki kadınlar saat 12.00’de Sanat Sokağı’nda bir araya gelip Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapıp miting gerçekleştirecek.

    Dersim’de yaşayan kadınlarla, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘ne ilişkin konuştuk.

    “KADINLARIN BİRLİK OLMASI LAZIM”

    Kadınların istediğinde 8 Mart’ta devrim yapabilecek güçte olduğunu belirten Senem Tacay, “Kadınlarımız erkekler tarafından şiddet görüyor ve bu bizi çok üzüyor. Bu durumun üstesinden gelmek için kadınların birlik olması lazım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hep beraber Seyit Rıza Meydanı’nda olalım” diye belirtti.

    “KADINLARIN ÖLDÜRÜLMEMESİ İÇİN CAYDIRICI BİR CEZA YOK”

    Bir kadını öldürme hakkını erkeklere kimin verdiğini sorarak sözlerine başlayan Senem Yumlu ise, “Günümüzde kadınlar katlediliyor, tecavüze uğruyor ama kadınlar kendi özgür dünyasında bırakılırsa çok güçlüdür. İstense kadın katliamları önlenebilir. Kadınların dayanışması var ama sadece belirli günlere sıkıştırmamamız gerekiyor. Kadınlara hayatın her alanında değer verilmeli. Kadınları acımasızca katledenler kendilerini sorgulamaları lazım. Kadınları öldürenlere ilişkin caydırıcı bir ceza yok, eğer kadın öldürdükten sonra bir kapıdan girip diğer kapıdan çıkıyorsa bunu düşünmek lazım” diye konuştu.

    “KADINLAR ÖLDÜRÜLMESİN”

    Hatice Yağcı, ise konuşmasında şunları ifade etti:

    “Kadınlar öldürülmesin, kimse kadınların öldürülmemesine dair önlem almıyor. Kadınlar olarak öldürülmeyi hak etmiyoruz. Her gün kadınlarımız öldürülüyor ama hiçbir şey değişmiyor.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Tülay Hatimoğulları: Barış bir siyasi pazarlık konusu olamayacak kadar değerli ve önemlidir-VİDEO

    Tülay Hatimoğulları: Barış bir siyasi pazarlık konusu olamayacak kadar değerli ve önemlidir-VİDEO

    PİRHA-Abdullah Öcalan’ın, barış çağrısıyla Türkiye’de ve Ortadoğu’da barışın ve demokrasinin kapılarını ardına kadar araladığını vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu çağrı asrın barışı ve çözümün en güçlü zeminini sağlamıştır. Artık korkuların, kaygıların, sendromların değil, demokrasi, eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerinin yaşamlarımızı belirleyeceği bir döneme girmeye yakınız” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Meclis’te kadın grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE DERHAL GERİ DÖNÜLMELİDİR”

    İktidarın kadınların sosyal ve siyasal haklarını, kazanımlarını güçlendirmek yerine 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan etmesine tepki göstererek sözlerine başlayan Tülay Hatimoğulları, “Bu ilanın hemen ardından kadınların doğurup doğurmayacağına, kaç çocuk doğuracaklarına, bütün bunlara reisli aile modeliyle karar vermeye kalktılar. Bu amaçla nüfus politikaları kurulu ve aile enstitüsü kurdular. Bizler aileyi korumak ve güçlendirmek adı altında kadının emeğine, bedenine, sağlığına ve tüm yaşamına müdahale eden politikalara karşı derhal geri adım atılmasını istiyoruz. Gebeliği engelleyici yöntemleri, kürtajı, hatta sezeryanla doğumu dahi anormal gösteren politikaları asla kabul etmiyoruz. Kadın bedeninden ve sağlığından elini çek ey iktidar. Bedenimizden elinizi çekin. Erkek şiddetini önlemenin yol haritası çok açıktır. Öncelikle İstanbul Sözleşmesi’ne derhal geri dönülmelidir. 6284 sayılı kanunun her maddesi etkin bir şekilde hayata geçirilmelidir. Kadınlara dayatılan yoksulluk ve bütçelemede reva görülen sefalet anlayışından derhal vazgeçilmelidir” diye belirtti.

    “KAYYIM REJİMİNİ ASLA KABUL ETMEDİK, ETMEYECEĞİZ”

    Kayyımların kadınların iradesinin gaspı anlamına geldiğini söyleyen Tülay Hatimoğulları, “Kadınların siyasette ve yerel yönetim mekanizmalarında dışlanması demektir. Yerelde yaşayan kadınların haklarına ve yaşamlarına ve yerel yönetim hizmeti almalarına müdahale demektir. Eş başkanlığa ve eşit temsiliyete, demokratik, ekolojik ve özgürlükçü yerel yönetim modelimize müdahale demektir. Biz kadınlar kadın kazanımlarına en büyük saldırı biçimlerinden biri olarak bu kayyım rejimini görüyoruz. Asla kabul etmedik, etmeyeceğiz. Kayyımlar gidecek, kadınlar ve halk kalacak, seçilmişler kalacak. 8 Mart’ta hep birlikte alanlarda, meydanlarda olacağız. Türkiye kadın hareketi, feministler, Kürt kadın hareketi ile el ele verip Türkiye’nin dört bir yanını mora boyayacağız. Bizler Kadın Meclisi’mizle, ‘Kadın Özgürlük Mücadelesiyle Barışı Örgütlüyoruz’ şiarıyla alanlarda ve meydanlarda olacağız” diye ifade etti.

    “HERKESİN EŞİT VE ADİL BİR YAŞAMI PAYLAŞACAĞI DEMOKRATİK BİR ZAMANDIR”

    Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli çağrısında yeni dönemin temel şifresinin demokratikleşme mücadelesi olduğunu söyleyen Tülay Hatimoğulları, “Demokratikleşme mücadelesinin devrimci öznesi kadınlardır. Demokratikleşme devrimci olmanın, sosyalist olmanın ilk şartı kadın meselesine özgürlükçü yaklaşmaktır. Tarihin en derin sömürüsüne maruz bırakılan kadınlarla eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelemizi taçlandıracağız.’ Kadın özgürlük mücadelesinin yarattığı büyük umut ve kararlılığın altını çizen Sayın Abdullah Öcalan, tüm kadınlara en içten selam ve saygılarını gönderdi. 27 Şubat 2025 tarihinde bütün dünya tarihi bir ana tanıklık etti. Sayın Abdullah Öcalan, barış ve demokratik çağrısıyla Türkiye’de ve Ortadoğu’da barışın ve demokrasinin kapılarını ardına kadar araladı. Bu çağrı asrın barışı ve çözümün en güçlü zeminini sağlamıştır. Artık korkuların, kaygıların, sendromların değil, demokrasi, eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerinin yaşamlarımızı belirleyeceği bir döneme girmeye yakınız. Bu dönem kimsenin birbirine üstünlük sağlayacağı bir dönem değildir. Herkesin eşit ve adil bir yaşamı paylaşacağı demokratik bir zamandır” dedi.

    “ÖCALAN’IN ÇAĞRISIYLA ORTADOĞU VE TÜRKİYE’DEKİ TÜM DİNAMİKLER KAZANACAK”

    Türkiye’nin önümüzdeki süreçte temel mücadele dinamiğinin demokrasi, adalet ve özgürlük olduğunu ifade eden Hatimoğulları, “Emin olun ki iktidar ve muhalefet ve toplum asrın çağrısını yerine getirdiği an sadece Kürt halkı değil, bütün Türkiye halkları ve inançları hep birlikte çok büyük kazanacak. Sayın Öcalan’ın çağrısıyla Ortadoğu ve Türkiye’deki tüm dinamikler kazanacak, Türkiye mutlaka ve mutlaka barışa kavuşacak. Sayın Öcalan’ın yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na dünyadan, bölgeden ve Türkiye’den tarihte eşine az rastlanan bir destek var. Şimdi bu sürecin toplamı bakımında adım atma sırası ve sorumluluk iktidar ve devlettedir. Her bir destek açıklaması bu ülkede yüzyıldır yanan ateşe su dökmektir. Ülkenin demokratikleşmesine eşsiz katkılar sunmak demektir. Ne mutlu demokratik çözümden yana olanlara ne mutlu barış için mücadele edenlere ne mutlu insanca ve demokratik yaşam diyenlere” diye konuştu.

    “TÜM HALKLAR KAZANACAK”

    Artık toplumun kendini özgürce ifade etme zamanı olduğunu dile getiren Hatimoğulları, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Biz de diyoruz ki yüz yıllık kapatılan ifade kanalları açılınca demokrasinin zemini güçlenir. Demokratikleşme bu ülkenin geleceğinin sigortasıdır. Demokratik uzlaşı ve özgür siyaset gelecek kuşaklara bırakacağımız en önemli ve en temel mirastır. Gelin yarınlarımızı hep birlikte kuralım diyoruz. Buradan Türk halkına seslenmek isterim. Bu gelişmelerin barışla ve çözümle nihayetlenmesi zannetmeyin ki sadece Kürt halkına yarayacak. Ama emin olun ki burada Kürt halkı kadar Türk halkı ve bu coğrafyada yaşayan diğer bütün halklar kazanacak. Bu bütün halkların ortak yaşam başarısının altına imza atmak olacak. Hepimiz eşit kendi dilimiz ve inancımızla özgür yaşayabileceğimiz bir düzenin inşası olarak okunmalıdır bu süreç. Demokrasi ve eşitlik halkların alınması hiçbir halkı bölmez. Her halkın birbirine karşı saygısını, sevgisini ve birlikteliğini büyütür.”

    PİRHA/ANKARA