Etiket: 8 mart

  • Alibeyköy’de 8 Mart etkinliği

    Alibeyköy’de 8 Mart etkinliği

    PİRHA – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri İstanbul’da devam ediyor. Alibeyköy’de bulunan sivil toplum örgütleri bir araya gelerek 8 Mart’ı kutluyor.

    İstanbul Alibeyköy’de 11 Mart (Yarın) sivil toplum örgütleri, Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu çatısı altında “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Birliği ‘Hayır’ diyor”  başlığı altında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayacaklar. Etkinliğe Cumartesi Anneleri, Kanun Hükmünde Kararname ile işten çıkarılan kadınlar, konuşmacı olarak ABF Kadın İnsiyatifi katılacak.

    Etkinlikte Şiirler okunacak, Barış Çığlık Kadın Korosu, Pirsultan Kadın Korosu, Pirsultan Kadın Şiir Korosu, Sanatçı Ali Akalın ve Ali Tan sahneye çıkacak.

    Adres Bilgileri şöyle;

    Karadolap Mah. Veysel Karani Cad. No:3 Alibeyköy / Eyüp – İSTANBUL

    Dünya Ehlibeyt Teras Katı ÇEDF Sosyal Tesisleri

     

  • Anneden kızına uzanan bir direniş serüveni

    Anneden kızına uzanan bir direniş serüveni

    PİRHA- Mine Kaynak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaşam mücadelesini PİRHA’yla konuştu. Kaynak, tüm kadınlara kimlikleri ve renkleriyle her alanda seslerini ve mücadelelerini yükseltmeleri çağrısında bulundu. 

    Kürt, Ermeni ve Çingene bir kadın… 3 çocuğu bir de torunu olan Mine Kaynak, Türkiye’de birçok kadının benzer hikâyesini taşıyor, farklılığı ise mücadelesinde. Genç yaşta zorla evlendirilen ardından da şiddete maruz kalan Kaynak, ‘kim ne der’ kaygısını bir yana bırakıp boşanarak ilk mücadelesine başlamış. Ardından çevresinde yaşananlara duyarsız kalmayarak insan hakları savunuculuğu ile de hayata tutunmuş. Çeşitli dönemlerde yaşadığı tutukluluk süresi ve gözaltında uğradığı işkenceler nedeniyle rahmi alındı, beyninde lezyonlar oluştu. Yine de mücadeleden geri durmayan Kaynak, OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan bir radyo da yıllarca emek verdi. Şimdi de yerleşik yaşamın mülkiyeti beraberinde getirdiğini düşünerek göçebe bir hayata adım atmış. Sırt çantası ile ürettiği kadar tüketerek yaşıyor.

    Bu mücadele serüveni ise annesi Gülten teyzeden ona miras. 150 bin işçinin, 1970 Haziran’ın 15 ve 16’sında, Türkiye sanayisinin merkezi olan İstanbul-İzmit hattında, temel önemdeki sanayi dallarında iş bırakarak, uzun yollar kat ederek, yolu üstüne çıkan polis ve asker barikatlarını çatışarak ve 3 can vererek aştığı mücadele ve 15-16 Haziran direnişinin sembol isimlerinden biri olan Gülten Tunca.

    Anneden kızına uzanan direniş öyküsünü Mine Kaynak PİRHA’ya verdiği röportaj da anlattı.

    KÜRT, ÇİNGENE VE ERMENİ

    Mine Kaynak kimdir? Sizi tanıyabilir miyiz?

    Kendimi tanıtmak konusunda bir sıkıntı yaşıyorum. (Gülüyor) İnsanlar sorduklarında nerelisin ve nesin sorusu benim için sıkıntılı. Çok uzun bir süre önce bir kitap okumuştum. Yeryüzü lanetlileri o kitabı okuduğumda, şöyle bir duyguya kapılmıştım. Sanırım yeryüzünün lanetlilerinden biri de benim. Çünkü Kürt bir ailenin kızıyım. Bir tarafım Çingene ve son zamanlarda da bir tarafımın da Ermeni olduğunu öğrendim.  İstanbul’a göç ettik uzun zaman önce.  İstanbul ‘a doğup büyüdüm. Bir evlilik sürecinden geçtim. 3 çocuğum var. Hepsi üniversiteyi okuyup bitirdi. Hem anneyim hem uzun zamandır insan hakları ve kadın aktivisti olarak çalışmalar yürüttüm. Yaklaşık 20 yılı aşkındır radyo programcısıyım. Çeşitli radyolarda programlar yaptım. Ama en çok ve en fazlada muhalif kimliğimle ve kadın kimliğimle sisteme karşı durmaya çalıştım. Çünkü biz aşiretlerle büyüyen çocuklarız. Çok genç yaşta evlendirilmiş olmanın getirdiği o tepki birikimiyle biraz da kadın kimliğine sahip olmaya çalıştım. Bende annem gibi şiddet dolu bir evliliğinden geçtim. Öylesi bir evlilikten kurtulmak değil. İçinde direnmek kişiyle de direnmek anlamına geliyor. Tüm ailemin baskılarına rağmen ailede ayrılmak olmaz. İşte bir kadının yerin kocasının yanıdır, evine geri döneceksin. Şiddet görmen, çocukların şiddet görmesi, zorla çalıştırma kadın kimliğinin yerle bir edilmesi falan bunlar toplum içinde ve aile içinde önemli değil. Buna karşı bir başkaldırıyla yaşama tutunmaya çalıştım. Ve bir gün çok tuhaf bir şekilde çocuklarımı aldım ve terk ettim İstanbul’u ve Adana ‘ya yerleştim. Yeni bir hayatım başladı.

    MÜCADELE DOLU BİR YENİ HAYAT

    ‘Kim ne der’ kaygısını bir yana bırakıp iki çocuğunuzla nasıl bir yaşama başladınız?

    2 çocuğumla Adana’ya geldiğimde tek şansımın iyi bir çevreyle tanımış olmam. Bilinçli ve demokrat bir çevre. Meslek edindim. Kendimi geliştirdim. Ve çok severek yaptığım radyo programcısı oldum. Yine bir kadın olarak kadın bilinciyle hareket edip, kadın ve insan hakları mücadelesini bulunduğum her alanda yürüttüm.

    Cezaevi süreçleriniz de oldu. Neler yaşadınız?

    Evet. Dönemsel cezaevi süreçlerim oldu. Günümüzde olduğu gibi keyfi gerekçelerle tutukluluk ve gözaltı yaşadım. En barizi ise 8 Mart’ta giydiğim kırmızı bluzumun örgüt üniforması olarak gösterilmesiydi. Bu gerekçe ile 8 ay tutuklu kaldım. Bende içerideki hasta tutuklulardan biriydim. Kalp romatizmam vardı. Cezaevi idaresi tarafından tedavim engelleniyordu.  Bütün kanım iltihaplandı. Ranzadan kalkamaz durumdaydım.

    İÇERDE VE DIŞARDA DAYANIŞMA ÇOK ÖNEMLİ

    Tedavinizin engellenmesi ne kadar sürdü?

    Bir gün çok ilginç bir şey oldu. Cezaevlerinde mektuplar çok önemlidir. O dönem tıp fakültesi öğrencisi olan bir tutukludan mektup geldi bana. Tedavimin engellendiğini öğrenmiş ve bunun üzerine mektup yazmış. Mektubu ilk açıp okuduğumda aslında mektubun ilk iki sayfası cezaevi idaresine yazılmış, iki sayfa da revir doktoruna yazılmış, geri kalan sayfalarda bana yazılmış. Mektubu okuduğumda bana yazılmış bölümleri tam okurken baktım mazgal açıldı. Gardiyanlar hastaneye sevkim yapıldığını söylediler.  Bu mektubun benim tedavim için çok etkili olduğunu düşünüyorum.  Böylelikle tutukluluğumun ilk üç ya da dördüncü ayından sonra tedavi oldum. Bu yüzden içerde ve dışarıda dayanışmanın çok önemli olduğuna inanıyorum.

    Başka nasıl engellerle karşılaştınız?

    Cezaevinde özellikte tutsakların kazanılmış haklarının geri alma noktasında daha direngen ve daha tutarlı davranmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü cezaevi idaresi her zaman keyfi yaptırımlarda bulunuyor. Genelgelerde olmayan koşulları dayatıyor. O zamanlarda oğlum 10 yaşlarındaydı. Ve ben aylarca görüşe çıkarılmamıştım. Cezaevi yaka kimlik kartını almadığım için görüşe çıkarılmıyordum. Görüş ve iletişim cezaları alıyordum. Çünkü beni 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlerinden ötürü tutuklamışlardı. Çok meşru ve bir kadın olarak en doğal hakkımdı o etkinliklere katılmam. Fakat verdikleri yaka kartında terörist eyleminde yakalanmaktan tutuklu olduğum yazıyordu. Ve ben terörist değildim ve ben bunu kabul etmiyordum. Bu yaka kartını kabul etmiyorum dediğimde ceza alıyordum. Oğlum görüşüme geldiğinde eline küçük bir kâğıt veriyorlardı. O kâğıtta annen seninle görüşmek istemiyor deniliyordu ve gönderiliyordu. Yani bir çocuğu annesinden kopartmak, bir çocuğun dünyasında yaratılan travmadır.

    Cezaevinde başka ne tür baskı uygulamaları vardı?

    Karataş kadın cezaevi yeni bir cezaeviydi. Rutin aylık koğuş aramaları dışında keyfi olarak jandarma, askerler ve komutanlar girerdi, iç çamaşırlarımıza kadar arama yapılırdı. Kadın kimliğimiz aşağılanırdı. Buna karşı geldiğimizde coplanırdık. En çok dayatılan ise hastane ve mahkemeye götürüp getirildiğimizde ayakkabılarımızın çıkarılması dayatılmasıydı. Ve bir günde ayakkabımı çıkarmadığım için gardiyanların saldırılarına maruz kaldım. Gardiyanlar yetmezmiş gibi cezaevi müdürü askerleri de üzerime saldırttı. Gardiyanlar coplarıyla askerler tekmeleriyle bana saldırıyorlardı. Ve orada bulunan yaşlı bir kadın gardiyan bana “kızım ne olur çıkar ayakkabılarını biz dayanamıyoruz artık” dedi. Ayağa kalktığımda, komutanın ayağıyla terliği önüme atıp ve küfretti. Sonra karga tulumba beni koğuşa götürdüler oradan da tek kişilik hücre cezası verip, hücreye attılar beni.

    Şimdi sağlık sorunlarınız var mı?

    Gözaltında yaşadığım işkencelerden ötürü ciddi sağlık sorunlarım başladı. Aldığım darbelerden ötürü rahmimde çürümeler oldu. Beynimde lezyonlar oluştuğu söylendi. Devletin şiddeti her alanda güncelliğini koruyor ne yazık ki.

    Şu an nasıl bir hayata devam ediyorsunuz?

    1 buçuk yıldır yerleşik yaşamıyorum. Yerleşik yaşamın mülkiyeti de beraberinde getirdiğini düşünüyorum. Geri dönüşüm üzerine çalışıyorum. Sırt çantamla geziyorum ve geçimimi takı yaparak sağlıyorum. Ürettiğim kadar tüketiyorum. Yeni ve fazla çok bir şey kullanmıyorum. 3 ay ise sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı bölgeye yardım götürdüm. Çocuklarla takı yaptık.

    Peki, geçen bu zorlu mücadele sürecinde kadınlara nasıl bir öneri de bulunursunuz?

    Tüm kadınların öncelikle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutluyorum. Tüm engellemelere ve yasaklara rağmen Türkiye’de de kadınlar tarafından daha coşkulu ve kararlı bir biçimde kutlanmalıdır. Dünya da ve ülkemizde emekçi kadınların verdiği mücadeleleri anmak günün anlam ve önemlidir. Hele ki ülkemizde yaşanan ve her geçen gün daha da artmakta olan kadına karşı yapılan saldırı ve katletmeler karşında, kadın mücadelesini ve direnişini daha da anlamlı kılmaktadır. Böylelikle kadınlar kimlikleri ve renkleriyle her alanda seslerini ve mücadelelerini yükseltmeleri çağrısında bulunuyorum.

    Soldan ikinci kadın Gülten Teyze.

    TULUMLARINI GİYİP ŞARTELLERİ İNDİRDİ

    Şimdi de biraz anneni senin gözünden tanıyalım. Annen, 15-16 Haziran işçi direnişinin en ön saflarında yer alan ve direnişi örgütleyen kadınlardan biri olarak bildiğimiz Gülten Teyzeyi bize biraz anlatabilir misiniz? Bu direnişi nasıl örgütledi?

    Annem zaten tanınır eylem günü çekilen o muhteşem direniş fotoğrafıyla. Annem, 15-16 Haziran işçi direnişinin başladığı gün işçi tulumlarını giyiyor ve direnişi örgütlüyor. İşte direnişin başladığı gün tulumlarını giyiyor ve fabrikaya gidiyor. Ardından fabrikaya girer girmez elektrik şartellerini indiriyor. Fabrikadaki işçilere gerici baskı yasalarıyla, emekçilerin sendikal haklarının ellerinden alınmaya çalışmasına karşı fabrikada çalışan işçileri mücadeleye çağıran bir konuşma yapıyor. Daha sonra çalıştığı fabrikadaki tüm işçilerin önüne geçerek Çayırova’dan Taksim’e kadar yürümeye başlıyorlar.

    O DA BİR ÇOCUK GELİN

    Peki, 15-16 Haziran işçi direnişi öncesi Gülten ablayı nasıl anlatırsınız?

    Ülkemizde genel olarak, erken yaşta evlendirilen kız çocuklarının çoğu 15 yaşın altında. Annemde bu çocuklarda biri olarak, eğitim hakkı elinden alınmıştır. Hayali olan mesleği seçememiş. Zorla evlendirilip, çocuk doğurmak ve ev işleri yaptırılmıştır. Annem anlatırdı bize, daha 13 yaşında sokakta oyun oynarken, işte oyunundan alıkonularak eve getiriliyor. Üzerine bir gelinlik giydiriliyor. Annem tabi bunu oyun sanıyor. Ve buna çok seviniyor. Oyun sandığı evliliği tüm şiddetiyle yaşıyor annem. Ve bu şiddet dolu evliliğinden 4 çocuğu da oluyor annemin. İşte günün birinde annemin kocası, annemin üzerine kuma getiriyor. Anneme de artık bu evin hanımı yeni evlendiği kadın olduğunu söylüyor. Annem bu duruma karşı çıkıyor ve kocası tarafından çok kötü dövülüyor. O gece annemin kocası uyuduktan sonra, annem 4 çocuğunu alıp evden ayrılıyor. Bir akrabasının evinde sığınıyor. Sonra Tuzla’da bir evde hizmetçi olarak çalışıyor. Çocuklarını tek başına öyle büyütmeye çalışıyor.

    İLK SINIFSAL MÜCADELESİ FABRİKADA BAŞLADI

    Sonra annem Arçelik Fabrikasında yeni bir işe başlıyor. Ve yeni çalıştığı fabrikada babamla tanışıyor. Aşkları örgütlü bir yaşamda, mücadele ederek sürdürüyorlar. Ve 15-16 Haziran işçi direnişinin en ön saflarında yer alıyorlar. İşte annem ilk sınıfsal ve cinsel kimliğini tanıma ve bilinçlenmesi o dönemde başlıyor.

    ÖNCE KOCASINI SONRA KIZINI KAYBETTİ

    15-16 Haziran işçi direnişinden sonra babam yaşamını yitirdi. Toplumda içinde yine yalnız yaşayan bir kadın annem. Altı çocuğun ve evin geçimi tek başına annemin omuzlarında kalıyor. Bu defa ne yazık ki annem akli dengesini yitiriyor. 18 ay Bakırköy Ruh ve Akıl hastanesinde yattı. İlk elektro-şok tedavisi annemin üzerinde deneniyor Türkiye’de. Hiç unutmuyorum bir gün hastanede annemi ziyaret etmeye gittiğimde elleri ve kollarını yatağa zincirlemişlerdi. Uzun bir tedavi sürecinden sonra annem ancak iyileşebildi. Yine kaldığı yerden yaşama tutunmaya çalışıyordu. Bu defa ise 16 yaşındayken ablamı kaybediyor. Ablam kayboluyor ve bir gün sonra da bize ölüsü getiriliyor. Gözaltında kayıpların olduğu bir dönem. Ama yine de net olarak bilinmiyor.

    Annem yaşadığı sağlık sorunlarından sonra çalıştığı Arçelik fabrikasından malulen emekli oldu. Yine bizim geçimimizi sağlamak için sebze ve meyve yetiştirerek pazarla da satıyordu. Böylelikle evin ekonomik geçimini sağlıyordu.

    BİZLERE ÇOK ŞEY BIRAKTI

    Bir insan böylesi bir yaşama daha ne kadar direnebilir ki?

    Gülten abla olarak herkesin tanıdığı annem bu mücadeleleri vermiş ve daha sonrasında da kansere yakalandı zaten. Geçirdiği ameliyatlardan sonra doktor anneme 2 yıl kadar yaşayacağını söylemişlerdi. Annem çok gülmüştü buna. “ben yaşamda çok direndim, sanırım buna da direnirim” diye tepki göstermişti. Sonrasında annem 6 yıl yaşadı ve 6 yılın sonunda annemi kaybettik.

    Biz sınıf çalışması yaptığımızda annem bize bu sınıf mücadelesi böyle yapılmaz diyordu. Geçmişte yaşadığı deneyimlerini gençlere hep aktarırdı. Çukurova’da çok sevilen ve sayılan biriydi. Sürekli ziyaretçileri olurdu. Ve bizlere çok şey bıraktı.

    Sevim Kahraman

    HABERİN VİDEOSU

     

  • İstanbul’daki Karerli kadınlar 8 Mart için bir araya geldi

    İstanbul’daki Karerli kadınlar 8 Mart için bir araya geldi

    PİRHA – 8 Mart etkinlikleri İstanbul’da,  Derneklerde, Cemevlerinde  kutlanmaya devam ediyor. Bingöl Karer Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği‘nin organize ettiği etkinlikle kadınlar gününü kutladı.

    İstanbul Küçükköy’de bulunan Bingöl Karer Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği‘inde (Binkard) bir çok kadın biraraya gelerek 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutladı. Dernekte duvarlara “Kadına kalkan eller kırılsın” “Kadın Anadır, Köle değil” “Kadına saygılı ol çünkü o insanlığın anasıdır” dövizleri asıldı. Etkinlikte 8 Mart’ın önemini anlatan bir konuşma yapıldı.

    8 MART’IN ÖNEMİ

    8 Mart öyle sıradan seçilmiş bir gün olmadığına dikkat çekilen konuşmada, “8 Mart 1857’de Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York kentinde dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi daha iyi koşullarda çalışmak istedikleri için greve başladılar, ancak polis işçilere saldırdı. Bunun ardından fabrikaya kitlenen işçiler, fabrikada çıkan yangından kurtulmaya çalıştı fakat fabrika önünde kurulan barikatlar kaçmalarına engel oldu ve 123 kadın işçi burada hayatını kaybetti. Bu olayda hayatını kaybedenlerin cenazesine on binler akın etti” diye anlatıldı. Bu günün bir mücadele sonucu ortaya çıktığını belirten kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlaması için Ankara’ya gitmek üzere yola çıkan Türk Metal Sendikası 1 No’lu Şube üyesi kadınları taşıyan otobüsün kaza yapması sonucu yaşamını yitiren 7 kadını da anmadan geçmedi.

    Nazım Hikmet’in ‘Kimi der ki kadın Uzun kış gecelerinde yatmak içindir. Kimi der ki kadın Yeşil bir harman’ şiirini okudu.

    Etkinliğe katılan eğitimci Halis Yurtsever’de kısa bir konuşmanın ardından kendi yazdığı zazaca bir şiiri seslendirdi.

    Etkinlikte konuşan Hakife Anne ve beraberindeki kadınlar hep bir ağızdan ‘Hayır Hayır Hayır’ diye seslendiler. Hayır’ın sebebini ise Hakife annenin yanında oturan birbaşka Alevi kadın dile getiriyor; “Konuşan, sesi çıkan herkesi içeri alıyorlar. Bu nasıl adalet. Biz böyle bir Türkiye’de mi yaşayacağız. Türkü, Kürtü, Tatı olsun ne olursa olsun biz Türkiye bayrağının altında yaşıyoruz. Bizim için ayrı gayrı yoktur. Biz peygamber zamanında da ezildik şimdide eziliyoruz. Kim Cumhurbaşkanı, Başbakan oluyorsa hep bana bana bana diyor, fakir fukarayı kimse görmüyor” diye konuştu. Konuşmanın ardından dernekte bulunan kadınlar bu sisteme mahkum değiliz, referandum kararlarını ise hep bir ağızdan ‘Hayır Hayır Hayır’ diye haykırıyorlar.

    Etkinlik muhabbetlerin ardından son buldu.

    Semra Acar/ İSTANBUL

    Haberin Videosu

     

     

  • ‘Aleviliğin esası olan ‘ocak’ bile kadınsal dile aittir’

    ‘Aleviliğin esası olan ‘ocak’ bile kadınsal dile aittir’

     

    PİRHA- Dersim’de Kadınlar 8 Mart vesilesiyle PİRHA’ya  konuştu. Kadın özgürlüğü Aleviliğin felsefesinde ifade edildiğini belirten kadınlar, Alevi yaşam biçiminden uzaklaştıkça kadınların yalnızlığı ve sömürüsü daha da derinleştiğine dikkat çekti

    “KAPATILAN TV’LERİN BİR ÖZELLİĞİ DE KADIN HAKLARINI SAVUNMALARIYDI”

    8 Mart etkinliği için Dersim’de bulunan HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik kapatılan kanalların bir özelliğinin de “kadın haklarını” savunmak olduğunun altını çizerek. “Mevcut medya iktidarın yaklaşımına paralel erkek dilini kullanmaktadır. Kadını yok saymış ve dışlamıştır. Dili iktidarın dilidir” dedi.

    “OCAK KELİMESİ BİLE KADINSALDIR”

    Dersim’li kadınlar ise Alevilik bağlamında kadın haklarına dikkat çektiler. “Aleviliğin kadına bakışına ilişkin örnek vermekten ziyade onun felsefesine bakmak gerektiğini söyleyen İlkay Oğuz, “Aleviliğin yaşam biçimi kadının özgürlüğünü esas almaktadır, Ocak kelimesi bile kadınsal bir dilin Alevilikteki yansımasıdır. Özünde düşünce sisteminin yaşamda yer bulmasıdır” dedi.

    “İTİKATIMIZDA KADIN ÇOK ÖNEMLİDİR”

    Diren Günal’da anadilinde Aleviliğin kadına bakışını anlattı. Günal, “ İtikamızda kadın çok önemliydi. Alevilik asimile edildikçe kadının önemi de azaldı” dedi.

    “YENİDEN  ALEVİ YAŞAM BİÇİMİNE DÖNMELİYİZ”

    “Alevilikte kadının değeri çok yüksekti” diyen Zeynep Altun ise, “Yeniden Alevi yaşam biçimine dönerek, kadınların hakkettiği yere yeniden gelmesini sağlamak gerekir dedi.

    Ahmet BAKIR (DERSİM)

    HABERİN VİDEOSU

  • Gazi Cemevi’nde 8 Mart coşkuyla kutlandı

    Gazi Cemevi’nde 8 Mart coşkuyla kutlandı

    PİRHA – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü İstanbul’da çeşitli etkinliklerle kutlandı. Gazi Cemevi kadın meclisi’de Cemevinde kadınlar günü etkinliği düzenledi. Çok sayıda kadının katıldığı etkinlikte türküler söylendi, halaylar çekildi ve tiyatro gösterimi yapıldı. 

    İstanbul Gazi Mahallesinde Gazi Cemevi Kadın Meclisi 8 Mart etkinliği düzenledi. Yüzlerce kadının katılım gösterdiği etkinliğe HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş’de katıldı.

    Arzu Tali’nin sunuculuğunu yaptığı etkinlikte ilk olarak okuma yazma öğrenmek için kursa giden kadınlara sertifika verildi. Sertifika Çilem Küçükkeleş tarafından verildi. Küçükkeleş, Kadınların dünyayı çok iyi okuduğunu, sertifikanın teknik bir şey olduğuna dikkat çekti.

    Sertifika verildikten sonra konuşma yapan Küçükkeleş, “Bizim öncelikle muradımız 8 Mart sadece emekçi kadınların alanda kutladığı bir etkinlik değil, en çokta biz Alevi kadınların bütün cemevlerinde kutlayabileceği bir etkinlik olmasıydı” dedi.

    “SOFRANIN ATIK YİYENİ, EKMEĞİN BAYATINI YİYEN BİZ OLDUK”

    Küçükkeleş’in konuşması şöyle;

    “Bu ülkede çok savaşlar yaşandı, dar zamanlar gelip geçti, bizim başımıza gelenlerde aslında kimsenin başına gelmedi. Bu ülkede “gavurun parası da karısı da helaldir” aklıyla bizim geçtiğimiz her katliamda Alevi kadınları binlerce bedel ödediler. Yetmedi kadın oldukları içinde dünyanın taciziyle, tecavüzcüsüyle karşı karşıya kaldılar.

    Yolumuz zordu, meşakkatliydi ama öyle bir noktaya geldi ki bütün bu kapalı dünya bizi de kendi kurumlarımızda, işte Alevi kadınları çok özgürdür, Alevilikte demokrasi vardır o kadınlar istediği gibi yaşayabilir hikayesinin altında biz biliyoruz ki sofranın artık yiyeni, ekmeğin bayatını yiyeni biz olduk.”

    “BİRLİKTE MÜCADELE VERİRSEK KAZANACAĞIZ”

    Bir ülkede gerçek bir demokrasi yoksa eğer sadece Alevi kadınlarının özgür olması asla mümkün değildir. Bunu en çok yaşadığımız AKP sürecinde de bire bir yaşadık, tanık olduk. Bu ülkede gerçek bir demokrasi olursa yalnız bizim değil tüm kadınlarında korunacağı bir dünyanın ancak ve ancak güvenli olacağını hep birlikte mücadelesini verirsek kazanacağını biliyoruz değerlendirmesinde bulunan Küçükkeleş “Şimdi bu kadar zor süreçte, bu kadar dar süreçte Yezit bu kadar kapımıza dayanmışken bize de gerçekten Hz. Zeynep’in görevi ciddi anlamda düşüyor. Biz biliyoruz Hz. Zeynep Kerbela’dan çıkarken kent kent gezdiğinde Yezid’in ne olduğunu anlatmasaydı eğer bugün Yezid’e lanet değil, Hz. Yezit diye anılacaktı. Bu kadar büyük bir görevle başladığımız yolda bugün Yezid’in kim olduğunu söylemezsek eğer, Yezit’ler tarihe Yezit olarak değil, belkide peygamber olarak geçmek üzere siyaset yapıyorlar olacaklardı. Ama biz biliyoruz Yezid’in kim olduğunu ve bir kez daha Hz. Zeynep gibi kapı kapı anlatmaya devam edeceğiz. Alevi, Sunni, Türk, Kürt nerede olursak olalım kadınız. Doğal olarak kadınlıktan gelme hakkımızı, kadın olduğumuz için vicdanımızı konuşturmak zorundayız” dedi.

    “KADINLAR ‘HAYIR’ ŞİARINI MUTLAKA BİRLİKTE BÜYÜTMELİ”

    Küçükkeleş “Kadın arkadaşlara zor bir görev düşüyor. Yakın zamanda referandumla karşı karşıyayız. Doğal olarak kadınlar ‘Hayır’ diyor şiarını mutlaka hep birlikte büyütmeliyiz. Ya bu eşiği atlatacağız ya da önümüze gelen bu sistem, Yezidin sistemi olacak. Doğal olarak da konu komşumuz, sağımızda, solumuzda kim ama kim varsa mutlaka iletişime geçmek, mutlaka ‘Hayır’ demek üzere sandığa götürmek zorundayız. Bu sandıktan ‘Hayır’ çıkarsa ülkeye barış gelecek. ‘Hayır’ çıkarsa bu ülkede Alevilerle, Kürtlerle, Kadınlarla yol yürümeden asla bir anayasanın olmayacağı görülecek” dedi.

    Son olarak Küçükkeleş, “Umudumuzu kırmayalım ve AKP’nin oyununa gelmeyelim. Güçlü olan biziz, doğal olarak biz kazanacağız. Tüm kadınların 8 Martı kutlu olsun” diye konuştu.

    Gazi Cemevi’nde yapılan kadınlar günü etkinliğinde şiirler okundu, Erdem Oral ve Gülsüm Gül sahne aldı.. Türkülerin söylendiği etkinlik halaylarla devam etti.

     

    Sokak Kültürü Tiyatro Topluluğu, Gülhan Öztürk, Mevlüde Elif Düztaş, Malik Enes Gümüşlü ‘Recim’ adlı tiyatro oyununu oynandı.

    Tiyatro oyunundan sonra etkinlik son buldu.

    Semra Acar / İSTANBUL

    Haberin Videosu

     

     

  • ‘Sömürüye karşı Fatma Ana mücadelesi vereceğiz’

    ‘Sömürüye karşı Fatma Ana mücadelesi vereceğiz’

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreteryası, 8 Mart nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, zalimlere ve adaletsizliğe karşı durarak dayanışmayı güçlendireceklerini vurguladı. Açıklamada, Zeynep Anadan aldığımız düsturla, Zeynebi duruşumuzla, kadınların yaşam hakkını, eşit işe eşit ücret hakkını, kendi yaşamları hakkında kendi kararlarını verme haklarını savunacağız” denildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreterliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    Bursa’da Emekçi Kadınlar Günü etkinliği için çıktıkları yolda meydana gelen trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen emekçi 7 kadını anan Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreteryası, yaralı kadın emekçilere de acil şifalar diledi. 

    “FATMA ANA MÜCADELESİNİ TÜM HAKSIZLIKLARA KARŞI VERECEĞİZ”

    Türkiye’de her geçen gün artan ve meşrulaşan kadına yönelik şiddete, kadın cinayetlerine, emek sömürüsüne, haksızlıklar silsilesine seyirci kalmayan bir inancın talipleri olarak zalime karşı Zeynep Ana olacaklarını belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreteryası  açıklamasında şunları dile getirdi.

        “Erkeğin dişinin sorulmadığı muhabbetin dilinde buluşarak, Kadıncık Ana ile Hacı Bektaş Veli misali aslanlar ile ceylanların zıtlığını değil eşitliğini ortaya koyacağız. Biz Alevi kadınlar, tarihimizden, geçmişimizden aldığımız öğreti ile Fatma Ana mücadelesini tüm haksızlıklara karşı olduğu gibi kadın meselesinde de vereceğiz.”

    “KADINLARIN YAŞAM HAKKINI SAVUNACAĞIZ” 

    Biz Aleviler, Zeynep Anadan aldığımız düsturla kadın hak mücadelesinde öteden beri vardık, var olacağız” denilen açıklamada, “Zeynebi duruşumuz ile nerede bir mazlum varsa, nerede hakkı muktedirler tarafından gasp edilmiş bir Can varsa ona omuz verip birlik içerisinde mücadele ettik. Bunu en çok kadınlık onurumuz ile yaptık, yapacağız. Kadınların yaşam hakkını, eşit işe eşit ücret hakkını, kendi yaşamları hakkında kendi kararlarını verme haklarını savunacağız” ifadeleri kullanıldı.

    “KATLEDİLEN KADINLARIN HUKUK MÜCADELESİNE EL VERECEĞİZ”

    İstanbul Küçükarmutlu’daki evine yapılan baskında polis kurşunuyla hayatını kaybeden Dilek Doğan’ın katledilmesinin de hatırlatıldığı açıklamada, “Dilek Doğan nezdinde faşist ve erk zihniyet tarafından katledilmiş tüm kadınların ve onlardan geriye kalanların hukuk mücadelesine el vereceğiz. Kadın bedenine yönelik yapılan her türlü saldırıya karşı mücadele edeceğiz, kadınlığımızdan utanç değil onur duyduğumuzu meydanlarda haykıracağız” denildi.

    “DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİRECEĞİZ”

    Zalimlere ve adaletsizliğe karşı durarak dayanışmayı güçlendireceklerini vurgulayan Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreteryası açıkalamasında şu ifadelere yer verdi:

        “Sokaklarda, meydanlarda, evlerde, kurumlarda her yerde kadınlar birlik olacağız, diri olacağız! Çoğulcu, eşit, demokratik, özgür bir ülke için, erkeğin kadına üstünlüğünün olmadığı bir gelecek için, tekçi zihniyetten, erkek egemen zihniyetten kurtulmak için faşizmi ve diktatörlüğü yıkacak olan kadınlardır. ”   (N.M)

  • ‘Dayanışma ile mücadeleyi yükseltmeliyiz’-VİDEO

    ‘Dayanışma ile mücadeleyi yükseltmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Millevekili Hüda Kaya, kadınların ortaklaşarak dayanışmayı güçlendirmeleri gerektiğini vurguladı. 

    HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kay, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Kaya, kadınların evrensel anlamda bir sinerji ortaya çıkaracakları eril, egemenci, yaptırımcı, tekçi tüm zihniyetlere karşı kendi kimlikleri ve renkleriyle var oluşlarını ortaya koymaları gerektiğini söyledi.

    Kaya, “Türkiye’de de bu anlamda her farklı kimlikten, inançtan, düşünceden kadınların, yaşamın kaynağı olmanın bilinciyle birlikte bir hareket ortaya koyabilmeleri son derece gerekli. Keşke daha erkenden böylesine küresel bir kadın bilinci toplumlarda gerçekleşebilmiş olsaydı, diyebileceğimiz bir durum”dedi.

    Kadınların bilinçlenip dayanışmayı güçlendirmeleri gerektiğini vurgulayan Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kadınların dünyasına girmemiz gerekiyor. O kadınların diline vakıf olmamız gerekiyor ki, biz onların anladığı dilden, onların hassasiyetleri üzerinden, onların dünyalarından o kadınlarımıza ancak ulaşabiliriz. Ve bunun için bu kadın dayanışmasını, kadın renkliliğini artırma ve bu dayanışmayı daha da güçlü kılma yönünde attığımız her adım bizim için çok güzeldi demekten daha öte, yetersiz gözüyle bakmalıyız ve daha güçlü bir adım için yol açmalıyız.” (HABER MERKEZİ)

    HABERİN VİDEOSU

     

  • Alevi Kadınlar: Mücadele edersek kazanırız-VİDEO

    Alevi Kadınlar: Mücadele edersek kazanırız-VİDEO

    PİRHA – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, kadınlar İstanbul’da Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda biraya geldi. Alevi kadınlar, “Hak hakikat kadındır, yalana ‘Hayır’ sloganıyla,  Demokratik Alevi Kadın Hareketi pankartıyla eylemde yer aldılar.

    İstanbul’da ve Türkiye’nin bir çok yerinde erken kutlanan 8 Mart Kadınlar Günü eyleminde, Alevi Kadınlar ‘Demokratik Alevi Kadın Hareketi’ pankartıyla yer aldılar. PİRHA mikrofonuna konuşan Sümbül Beltir ve Fazile Elsever önemli değerlendirmelerde bulundular.

    “MÜCADELE EDERSEK KAZANIRIZ”

    Demokratik Alevi Kadın Hareketi’nde yer alan Sümbül Beltir, “Sürekli alanlardayız ve alanlarda olmamız gerekiyor” dedi.  Beltir, “Gerçekten Alevilik inancı hak ve hakikati temel alan bir inançtır. O yüzden biz Alevi kadınlar da hak ve hakikat savunucuları olarak daha çok alanlarda olmamız gerekiyor” diye konuştu.

    Referandumda ‘Hayır’ diyeceklerini belirten Sümbül Beltir, “Özellikle Aleviler ve bütün ezilen halkların ‘Hayır’ demesi gerekiyor. Ama bunun için hepimizin çalışması gerekiyor. Emek vermemiz, mücadele etmemiz gerekiyor. Yoksa kazanamayız. Mücadele edersek kazanırız” dedi. Beltir son olarak, “Hak ve hakikat mutlaka kazanır” diye vurguluyor.

    “KADINLARLA HER ŞEY DAHA GÜZELDİR”

    Demokratik Alevi Kadın Hareketi’nde yer alan Fazile Elsever ise şöyle konuştu:

    “Bütün kadınlar bir aradayız. Bu dünyanın yarısı kadındır. Kadınlar isterse eğer eşitsizliği, adaletsizliği yıkar. Buna inanıyorum. Biz kadınlar hak ve hakikat yolunda yürürken hak hakikat kadındır, diyoruz. Kadınlarla her şey güzeldir diyoruz” dedi.

    “Hak hakikat kadındır, yalana ‘Hayır’ sloganı atan Elsever, Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun. İnşallah bize huzur, mutluluk ve barış getirir dileklerinde bulundu. (HABER MERKEZİ)

    HABERİN VİDEOSU

     

     

  • Adıyamanlı kadınların 8 Mart hazırlığı

    Adıyamanlı kadınların 8 Mart hazırlığı

    PİRHA-8 Mart için çalışmalar yürüten Adıyaman Kadın Yaşam Derneği (AKAYDER)  Başkanı Suna Ateş, “Bizim için mücadele dört duvar arasında yapılan bir şey değildir. Biz sokaklarda, alanlarda, evlerde neresi olursa olsun mücadele etmeye devam edeceğiz ”dedi.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününe hazırlanan kadınlar, Türkiye genelinde yapacakları kutlamaların hazırlıklarına alanlarda, sokaklarda ve mahallelerde yaptıkları çalışmalarla devam ediyorlar.

    Bu kapsamda Adıyaman’da çalışmalarını sürdüren OHAL kapsamında çıkartılan KHK’lerle kapatılan Adıyaman Kadın Yaşam Derneği (AKAYDER)  Yönetim Kurulu Üyeleri 8 Mart için yoğun bir şekilde çalışmalar yürütüyor. AKAYDER  Başkanı Suna Ateş, kadının toplumdaki önemi ve 8 Mart çalışmaları ile ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “HİÇ BİR GÜÇ BİZİ DAVAMIZDAN VAZGEÇİREMEYECEK”

    Adıyaman Kadın Yaşam Derneği (AKAYDER)  Başkanı Suna Ateş, “Gerçekten emek sarf eden emeğiyle kendisini var etmeye çalışan kadın direnişi ve duruşuyla kendini var etmeye çalışan tüm kadınları selamlıyorum. Son zamanlarda ülke genelinde yaşadığımız OHAL süreci, KHK’lerle derneklerin kapatılmasının toplum üzerinde bazı olumsuz etkileri oldu. Ama hiç bir güç OHAL ve KHK’ler bizi kendi davamızdan, mücadelemizden ve duruşumuzdan vazgeçiremeyecek. Çünkü biz biliyoruz ki hak verilmez alınır. Bu bizim en büyük ilkelerimizden bir tanesidir. Biz bu ilke doğrusunda mücadele etmeye ve mücadelemizi yükseltmeye devam ediyoruz” ifadelerini kulandı.

    “SOKAKLARDA MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    “OHAL kapsamında çıkartılan KHK’lerle çoğu kadın dernekleri olmak üzere önce faaliyetleri durduruldu daha sonra kapatıldı” diyen Ateş, şunları kaydetti:

    “Adıyaman’daki Kadın Yaşam Derneği de bu derneklerden bir tanesi. Dikkat ettiğimizde kadın derneklerinin çoğunlukta olduğunu biliyoruz. Çünkü erk, iktidar biliyor ki kadın susturulursa toplum susturulabilinir. Kadın varsa, kadın mücadele ediyor, direniyorsa toplumun yükselişine ve mücadelesine engel olamayacaklarını çok iyi biliyorlar. Biz kadınlar olarak şunu çok iyi biliyoruz. Biz derneği dört duvar arasına hapseden bir zihniyete sahip kadınlar değiliz. Bizim için mücadele dört duvar arasında yapılan bir şey değildir. Biz sokaklarda alanlarda evlerde neresi olursa olsun mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    “SESİMİZİ GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE DUYURACAĞIZ”

    “Clara Zetkinlerden geldi bu mücadele ruhu” diyen Ateş, “ 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Uluslararası kabul edilen bir gün. Ama maalesef ülkemizde yasakçı zihniyet hala kadınların alanlara çıkmasından korktuğu için kadınların eylem ve etkinliklerine engel koymaya çalışmaktadırlar. Fakat hiçbir engel bizi durduramayacak. Biz mücadele etmeye devam edeceğiz. 8 Mart’ı gerek sokakta gerek alanlarda ve salonlarda en güçlü sesimizi duyurmak için kutlamalar yapacağız” dedi.

    Adıyaman’da kadınların yoğun ilgisi ile karşılaştıklarını ifade eden Ateş, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne mahallelerde, sokaklarda ve evlerde yaptığımız çalışmalarla hazırlanıyoruz. Adıyaman’da alanda yapacağız etkinliğe yasak getirildiği için 11 Mart’a Can salonda saat.12.00 ve 16.00 arası yapacağımız şölenle kutlayacağız” diye konuştu.

    Haberin videosu

    Mustafa Yüksel-ADIYAMAN

  • Mersin’de kadınlardan ortak ses: HAYIR

    Mersin’de kadınlardan ortak ses: HAYIR

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar günü yaklaşırken, kadınlar eylem ve etkinliklerle seslerini yükseltmeye devam ediyor. Mersin Kadın Platformu tarafından Balıkçılar Barınağı’nda şenlik gerçekleştirildi.

    Halaylarla başlayan etkinlikte ilk olarak platformun basın metni okundu. Platform adına açıklamayı okuyan Demet Bayar, 8 Mart dünya kadınlar günün tarihsel sürecine değinerek şunları belirtti:

    “Erkek egemen zihniyete karşı yaşam hakkımız, özgürlüğümüz, emeğimiz, bedenimiz ve nice taleplerimiz ve haklarımız için yüzyıllardır bir araya gelen biz kadınlar, bu 8 martta da bir araya gelerek, tüm baskılara, saldırılara rağmen haklarımızı bir kez daha alanlardan haykırıyoruz. Bize dayatılan referandumla birlikte bu alanda geleceğimizle ilgili daha büyük bir tehdide karşı buluştuk. Telafisi imkânsız olacak olan, haklarımızı, kazanımlarımızı elimizden almaya çalışan bir rejim değişikliğidir. Ancak biz kadınlar biliyor ve inanıyoruz ki, bu saldırıları bizim gücümüz ve mücadelemiz püskürtecektir.”

    Arından etkinliğe katılan kadınlar söz alarak, kadın cinayetlerine, savaşa, tacize ve tecavüze hayır diyoruz dedi.  7 renk korosunun şarkılarıyla etkinlik sona erdi.

    Diren Keser/MERSİN

     

  • Kadınlar ‘Hayır’ pankartlarıyla meydanda

    Kadınlar ‘Hayır’ pankartlarıyla meydanda

    PİRHA – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, kadınlar çeşitli etkinliklerle kutlanmaya devam ediyor.

    İstanbul Bakırköy  meydanında binlerce kadının ‘Hayır’ yazılı pankartıyla ve tüm renkleriyle alana giriyorlar. Birçok kadın platformunun pankartının bulunduğu mitingde, ‘Demokratik Alevi Kadın Hareketi’ kendi pankartlarıyla katıldı.

    Mitingde sık sık ‘AKP elini bedenimizden çek,’ ‘Jin, Jiyan, Azadi’ sloganları atılıyor.  Eylem, erbane çalan kadınların coşkulu halaylarıyla devam ediyor. (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Hayır çalışmalarıyla birlikte yürüyecek bir 8 Mart olacak’-VİDEO

    ‘Hayır çalışmalarıyla birlikte yürüyecek bir 8 Mart olacak’-VİDEO

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri ve İstanbul Temsilcisi Fidan Ataselim 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü PİRHA’ya değerlendirdi. Ataselim “Bu yıl Hayır çalışmalarıyla birlikte yürüyecek bir 8 Mart olacak” dedi.

    Kadın Cinayetlerini durduracağız Platformu Genel Sekreteri ve İstanbul Temsilcisi Fidan Ataselim, “Hep birlikte Hayırlı bir 8 Mart’ı karşılıyoruz” diyerek 8 Mart’ın gücünün ve kadın kitlelerinin bir araya gelişinin Hayır’ı güçlendireceğini kaydetti.

    Ataselim, şu anki araştırma sonuçlarına göre Hayır’ın çok önde olduğunu ve önde olan bu Hayır’ın içerisinde de cinsiyet olarak kadınların önde olduğunu vurguladı.

    “KADIN İŞSİZLİĞİNDE AVRUPA’DA ÜÇÜNCÜ SIRADA”

    Türkiye’nin kadın işsizliğinde Avrupa’da üçüncü sırada olduğu bilgisini veren Ataselim, “Bu çok ciddi bir sorundur. Bununla birlikte kadına yönelik şiddet hala devam etmekte. Kadın cinayetlerini durdurmakla ilgili somut bir adım atılmamaktadır” diye ifade etti.

    “TEK ADAMIN YÖNETTİĞİ BİR SİSTEMDE İSTİKRAR OLMAYACAK”

    Başkanlık sistemine gerekçe olarak söylenilen şeylerden birinin de istikrarın sağlanması olduğunu vurgulayan Ataselim, “Hepimiz hatırlarız. Önceki seçimlerde de hep istikrar vaadi ile bana oy verin diye çalışmalar yaptılar ve istikrarın olmadığı ortada. Bütün yetkilerin cumhurbaşkanında toplanmasıyla mı istikrar gelecek. Gelmeyecek bunu biliyoruz. Tek adamın yönettiği bir sistemde istikrarın olmayacağını biliyoruz ve olmadı şimdiye kadar. Bu açıdan bu istikrarın da geçersiz bir söylem olduğu ortada” diye kaydetti.

    Ataselim, anayasa tartışmalarının aceleye getirildiğini, bu sistemi önerdikleri zaman da başkanlık sistemi değil partili cumhurbaşkanlığı diye sunmaya çalıştıklarını ama yasama, yürütme, yargı yetkisinin hepsinin cumhurbaşkanında toplandığı bir sistem olduğunu söyledi.

    Ataselim kararsız olan kadınlara da şöyle sesleniyor: “Pahalılık, dışarı çıktığımız zaman her an bir yerde bomba patlayabilir güven sorununun oluyor olması, istikrarın hiç söz konusu dahi olmuyor olması, her gün kadınların öldürülüyor olması, 2016 yılında 328 kadın öldürüldü. Bunları çözecek olan şey bütün yetkilerin tek bir adamda toplanıyor olması olabilir mi? Yani başkanlık sistemi bunlara çözüm olabilir mi? Bu soruyu herkes kendine sorsun ve buna göre oyunu kullansın cevabını versin. Biz çözülmeyeceğini biliyoruz ve bu yüzden Hayır diyoruz ve kadınların en başta Hayır demesi gerektiğini düşünüyoruz.”

    “BAŞKANLIK SİSTEMİ OLSAYDI İSTİSMAR ÖNERGESİ HEMEN GEÇECEKTİ”

    Ataselim AKP’nin hızlı karar alabileceğiz propagandasına ilişkin de şunları belirtti: “Meclisin feshedilmesinden bahsediyoruz. Biz tüm toplumda hak arayanlar bir problem olduğu zaman çözecek olan mekanizma olarak meclisi danışacağımız yer olarak görürüz. Orada bütün fikirler tartışılır, görüşülür ve bir karara varılır. Meclis feshedildiği durumda evet daha hızlı karar alınır ama şunu düşünün. Çocukların istismarcısıyla evlendirilmesinin söz konusu olacağı önerge eğer başkanlık sistemi ya ada partili cumhurbaşkanlığı sistemi oluyor olsaydı hemencecik geçiyor olacaktı. Bu çocuklar için iyi bir şey mi olacaktı. Hızlı demek bunu doğuracaktı. O istismar önergesinin geçmesi anlamına gelirdi. Ama bir meclisimiz olduğu için tüm kamuoyu bir araya geldi ve o meclisi kadınlar doldurdu ve önerge geçmedi. Hep birlikte başardık bunu.”

    Kritik zamanlarda hızlı karar vermenin iyi bir şey olmadığını belirten Ataselim, “Etraflıca farklı görüşlerden fikir alarak, akıl akıldan üstündür diyerek tartışılıp karar verilmesi gereken süreçlerdir. Onlar bunun karşısında hızlı karar verelim diyorlar. Acele gitmek çok İyi bir yere gitmek anlamına gelmez. Bu yüzden Hayır’lı bir 8 Mart için, Hayır’lı günler için, kadınların Hayır’lı yarınları için hep birlikte referandumda da Hayır diyeceğiz” dedi.

    Suay Abak

    Haberin Videosu

  • Alevi kadınlar ‘Biz varız’ diyor: Meclisini kuruyor

    Alevi kadınlar ‘Biz varız’ diyor: Meclisini kuruyor

    PİRHA-Alevi Bektaşi Kadın Meclisi İstanbul’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na bağlı Okmeydanı Cemevi’nde ilk toplantısını gerçekleştirdi. 

    Alevi kadınlar, ABF, HBVAKV ve çağrıya kulak veren diğer Alevi örgütleriyle beraber Alevi Bektaşi Kadın Meclisi’ni kurmayı amaçlıyorlar. Meclisin ilk toplantısı yoğun bir katılımla Okmeydanı Cemevi’nde gerçekleştirildi.

    Toplantıya ABF bileşeni olan Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Kadın Kolları temsilcileri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kadın Kolları temsilcileri, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri ve İstanbul Temsilcisi Fidan Ataselim ve çok sayıda Alevi kadın katıldı.

    MECLİS KURMA FİKRİ NASIL DOĞDU?

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri Gülizar Taşbilek daha önce PSAKD olarak böyle bir şey düşündüklerini ve ABF Kadın Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu’nun da ABF olarak böyle bir çalışma yapacaklarını söylemesi üzerine birlikte karar verdiklerini ve bu çalışmayı başlattıklarını kaydetti.

    “KERVANIMIZ YOLDA DİZİLECEK”

    Alevi Bektaşi Kadın Meclisi kurucularından Sevim Yalıncakoğlu, çalışmayı şimdilik sadece ABF ve HBVAKV’ndaki  örgütlü kadınlar arasında başlattıklarını,  Türkiye ve dünya genelindeki Alevi kadınlara kadar büyütmeyi hedeflediklerini vurguladı. Alevi kadınların yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin söyleyecek cümleleri olduğunu belirten Yalıncakoğlu, Türkiye’nin diğer illerinde ve bölgelerindeki Alevi kadınların da ne dediklerinin çok önemli olduğunu ve onları da dinleyerek kadınların ortak aklıyla bir meclis oluşturacaklarını ifade etti. Yalıncakoğlu, “Bugün sadece ufak bir tohum attık. Ama bu kervan yolda dizilecek” dedi.

    Genel hatlarıyla kadına karşı şiddetin, 8 Mart’ın ve referandumun konuşulduğu toplantıda kadınlar şikayetlerini ve yaşadıkları sorunları dile getirdiler.

    “KADINLAR YAŞAMDA ETKİN ROL ALACAKLAR”

    Alevi Bektaşi Kadın Meclisi, kurumlarla sınırlı kalmadan Alevi kadınların eşit, özgür, daha adaletli, daha kendi yetki ve karar haklarını kullanabilen kadınlar olarak yaşamda etkin rol almalarını sağlamayı hedefliyor.

    Alevi kadınların sorunlarını meclise taşıyıp, ne gibi çözümler üretilebileceğini tartışıp konuşmayı ve bu çalışmayı Türkiye genelinde büyütmeyi hedefleyen Meclis kurucuları, Alevi kadınları her yerde her koşulda görmek istediklerini ifade ettiler.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Yalçın da, kadınlardan gelen öneriler doğrultusunda hareket edeceklerine, beraber omuz omuza çalışmak istediklerine vurgu yaptı.

    HBVAKV Adana Şube Yöneticisi Gökçe Pişkin kadınların sesini ve gücünü yükseltmek için burada olduklarını belirtti. Bunun sadece bir adım olduğunu ve devamının geleceğini söyleyen Pişkin “Türkiye’deki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve hatta dünyadaki mücadeleye katkı sunmak adına üzerimize düşen her şeyi yapmaya başlayacağız” dedi.

    HBVAKV Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Yalçın ise “Kadına yönelik şiddet, Alevi kadınları da çok kötü etkiliyor. Bununla ilgili neler yapabileceğimize, nasıl hareket edeceğimize hep birlikte karar vereceğiz” dedi.

    ALEVİ KURUMLARINDAKİ KADIN TEMSİLİYETİ

    HBVAKV Ankara Şube Başkanı Birsen Kulu Alevilikte kadın sorununun olmadığını, ancak Alevilerin kadın sorunu olduğunu ifade etti. Alevi örgütlerinde kadın sayısının az olmasının ciddi bir problem olduğunu kaydeden Kulu, “Öncelikle erkek egemen anlayışını yıkmaktan ve kadın temsiliyetini artırmaktan başlayacağız” şeklinde konuştu. Kulu son olarak “Bir örgütte kadın yoksa o örgütün vicdanı yok, gençlik yoksa heyecanı yoktur” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Pir Sultan Abdal Şubesi temsilcisi Dilek Odabaş, Alevi inancında kadınların ve erkeklerin eşit olduğunu ancak toplumsal cinsiyet eşitliğinin Alevi kurumlarında da sağlanamadığını, buna karşı çözüm aramalarının sonucunda bir araya geldiklerini ifade etti.

    Odabaş, “Kadınlar kendi şarkılarını söylemediği sürece başkalarının şarkılarını dinlemeye mecburdur. Biz kendi şarkılarımızı kendimiz söyleyeceğiz ve dünyayı emeğimizle güzelleştireceğiz“ dedi.

    “8 MART’TA KENDİ PANKARTIYLA ALANLARDA”

    Kuruluş aşamasında olan Alevi Bektaşi Kadın Meclisi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün İstanbul’daki ayağında yani 5 Mart’ta kendi pankartıyla alanlarda olacak.

    Şimdilik sadece İstanbul’da olan bu toplantının ikincisi İzmir’de geçekleşecek. Daha sonra Türkiye genelinde bütün bölgelerde bu örgütlenmenin diğer ayakları da oluşacak.

    Toplantılar sonucunda 40 kişilik bir meclis oluşturulacak ve bunun ardından da Büyük Alevi Kadın Kurultayı yapılması planlanıyor.

    Suay Abak/İSTANBUL

    Haberin Videosu

    https://cp-test.pirhaberajansi.com/alevi-kadinlar-b…lisini-kuruluyor-43684.html

  • ‘Bize dayatılan karanlığa teslim olmayacağız’

    ‘Bize dayatılan karanlığa teslim olmayacağız’

    PİRHA-  Dersim Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü ‘Hayır’ Kampanyasına dönüştürecek. AKP’nin kadın politikasını eleştiren platform, “Biz kadınlara dayatılmak istenen karanlık geleceğe teslim olmamak için emekçi kadınlar günü çalışmalarını hayırı örgütlemeye dönüştüreceğiz” dedi.

    Dersim kadın Platformu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin basın toplantısı yaptı. Toplantıda platform adına açıklamayı yapan Dersim Belediyesi İl Genel Meclis üyesi Derman Tekin Tarancı, “Demokratik bir anayasa, barışçıl bir ülke ve gerçek bir adalet için “OHAL’de Hayır” sloganıyla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü çalışmalarını başlattıklarını bildirdi.

    AKP hükümeti döneminde kadınların çok zor süreçler yaşadığını, kadının kaç çocuk doğurmasından, ne giyeceğine kadar birçok konuya müdahale edildiğini belirten Tarancı, “Kadının mahremiyeti kalmadı’ dedi.

    Verilere göre AKP hükümeti döneminde kadın cinayetlerinin yüzde bin dört yüz arttığını, 2017’in ilk ayında 37 kadının öldürüldüğünü, 34 çocuğun istismara uğradığını ve 14 kadına cinsel şiddet uygulandığını söyleyen Tarancı, kadınların yaşam alanlarına dair üretilen cinsiyetçi politikaların  baskı ve ölümlerden başka bir şey getirmediğini dile getirdi.

    Tarancı, “Kadınlara yönelik tacizin, tecavüzün şiddetin ve cinayetlerin bu denli artmasının temel nedeni her gün yapılan düzenlemeler ile erkekleri daha fazla güçlendiren, kadınları değil erkekleri koruyan ‘erk zihniyeti’ ile yapılmış yasalardır. Yasaları yapanlar meclis kürsülerinden yaptıkları konuşmalar ile bu yasalara da sahip çıkmayı ihmal etmemişlerdir” dedi.

    “BİZE DAYATILAN KARANLIĞA TESLİM OMAYACAĞIZ”

    “Bir kereden bir şey olmaz, o saatte sokakta ne işi var” sözleri ile katilleri, tecavüzcüleri koruyanlar, bugün de anayasayı değiştirmeye kalkıyorlar’ diyen Tarancı; bugün getirilmek istenen anayasanın demokratik bir anayasa olmayacağını ifade etti.

    Tarancı, “Bize dayatılmak istenen karanlık geleceğe teslim olmamak için, çocuklarımızın savaşlarda kırılmasını engellemek için, barış içinde yaşayacağımız bir ülke için, kadınlara ve LGBTİ’lilere yönelik cinsiyetçi politikalara dur demek için ‘Hayır’ diyoruz” dedi.

    “38 RUHUYLA MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ”

    “Unutulmamalıdır ki Dersim’in 38’den bu yana süregelen mücadele ruhu bugün de biz kadınlar ile devam etmektedir. Her alanda sözümüzü söylemeye devam edeceğiz” diyen Tarancı, AKP hükümetinin ilan edilen OHAL sürecini kendi için adeta fırsata çevirip yapmak istediklerini gerçekleştirme gayreti içinde olduğunu söyledi.

    Tarancı, konuşmasında şunları vurguladı:

    “Biz kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü bize dayatılmak istenen böyle kara bir tablo ile karşılıyoruz. 8 Mart bugün dünden daha fazla önem taşımaktadır. Gerek 38 den bu yana Dersim tarihinden, gerek dünya kadınlarının mücadele tarihinden aldığımız güçle, biriktirerek, birleşerek bu mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. OHAL’e, darbelere, tek adam tek parti rejimine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.”    (HABER MERKEZİ)