Etiket: 8 mart

  • HDP Kadın Meclisi: Yaşamak yaşatmak için 8 Mart’ta alanlardayız

    HDP Kadın Meclisi: Yaşamak yaşatmak için 8 Mart’ta alanlardayız

    HDP Kadın Meclisi, “Yaşamak, yaşatmak, haklarımız ve hayatlarımız için 8 Mart’ta alanlardayız” sloganıyla 8 Mart’a hazırlanıyor. Meclis’in, eylem ve etkinliklerinde açlık grevlerine dikkat çekilecek. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, “Yaşamak, yaşatmak, haklarımız ve hayatlarımız için 8 Mart’ta alanlardayız” şiarıyla karşılıyor. Türkiye ve bölge kentlerinde eş zamanlı olarak 1 Mart tarihinde başlayacak 8 Mart eylem ve etkinlikleri, 1- 8 Mart tarihleri arası olmak üzere bir hafta boyunca devam edecek.

    KADIN TUTUKLULARA KART GÖNDERİLECEK  

    Kadın Meclisi, Türkiye ve bölge kentlerinde 8 Mart eylem ve etkinlikleri kapsamında, miting, paneller, gece yürüyüşleri, mahalle ziyaretleri, kadın buluşmaları ve cezaevindeki kadın tutuklulara kart gönderme gibi bir dizi etkinlik gerçekleştirecek.

    AÇLIK GREVLERİ DAMGASINI VURACAK

    Etkinliklerine, tecridin kaldırılması talebiyle 111 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in eylemiyle aynı taleplerle cezaevlerinde devam eden açlık grevleri damgasını vuracak. HDP Kadın Meclisi, Güven’in ve açlık grevindeki eylemcilerin talebini, 8 Mart’ta alanlara taşırmak, talebin toplumsallaşmasını sağlamak ve kadınlar açısından görünür kılınması hedefleniyor.
    “MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ”
    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü ve Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, bu dönem 8 Mart’ı ‘tarihsel bir dönemde’ karşılayacaklarını söyledi. Hem açlık grevleri eylemlerinin hem de yerel seçimlere gidilen bir süreçte 8 Mart’ı karşıladıklarını dile getiren Taşdemir, “8 Mart’ı bu yıl farklı olarak bir kadın direnişi de olan açlık grevi direnişini ve onun taleplerinin mücadelesini yükseltme, kadınların emeğine, bedenine toplumsal kazanımlarına yönelik gelişen devlet ve erkek şiddeti karşısında bir kez daha alanda olma ve yerelden sesi yükseltme günü olarak algılıyoruz. Bütün etkinlik ve eylemlerimizi bu perspektifle yükselteceğiz” diye konuştu.

    “AKP İKTİDARI BEKA SORUNUDUR”

    Taşdemir, kadına yönelik şiddetin, cinayetin, kadın yoksulluğunun her geçen gün arttığı bu dönemde en fazla bedeli kadınların ödediği ve en fazla sorumluluk üstlenenin de kadınlar olduğunun altını çizdi. Taşdemir, şöyle devam etti: “Bizim açımızdan açlık grevinin kendisi aynı zamanda bir demokrasi, barış, toplumsal sorunların çözüm talebidir.  Kadınlar cephesinden de bu mücadelenin yükseltilmesi, tecridin kırılması, Leyla Güven şahsında somutlaşan direnişin kendisine de ses olmanın bu açıdan tarihsel bir buluşma olarak da düşünüyoruz 8 Mart’ı. Bu iktidarın uygulamaları kadınların geleceği alanlar açısından tehlike oluşturuyor. Kadınlar açısından bir beka sorunudur AKP iktidarı. Kadınlar bu motivasyonla sokağa çıkıyorlar.”

    KADINLARA ÇAĞRI

    Taşdemir, kadınlara da 8 Mart’ta eylemlere katılma çağrısında bulunarak, “Kadınlara sokağa çıkmasını, eylem ve etkinliklere katılmasını, hem kendini hem toplumunu hem de yerelini savunması gerektiği çağrısında bulunuyoruz” dedi.  (HABER MERKEZİ)

  • 8 Mart Berlin’de resmi tatil ilan edildi

    8 Mart Berlin’de resmi tatil ilan edildi

    Almanya’da Berlin eyaleti 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü resmi tatil ilan etti.

    DW Türkçe’nin haberine göre, Almanya’nın Berlin eyaletinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün resmi tatil günü olmasına karar verildi. Berlin eyalet parlamentosunda yapılan oylamada, konuyla ilgili yasa değişikliği koalisyondaki Sosyal Demokrat Parti (SPD), Sol Parti ve Yeşiller Partisi’nden milletvekillerinin oyları ile kabul edildi. Yapılan değişiklik bu yıldan itibaren uygulanmaya başlanacak ve 8 Mart 2019 eyalette resmi tatil günü olacak.

    Oylamada 147 milletvekilinden 87’si evet oyu kullanırken 60’ı karşı çıktı. Parlamentodaki oylama öncesi uzun ve sert tartışmalara neden olan teklife CDU (Hristiyan Demokrat Birlik) ve AfD (Almanya için Alternatif) partilerine mensup milletvekilleri karşı çıktı.

    AfD, 31 Ekim’in Hristiyanlıktaki reformlara atfen resmi tatil olmasından yana tavır aldı. SPD, Sol Parti ve Yeşiller adına yapılan açıklamalarda ise 8 Mart’ın resmi tatil günü olmasının kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yolunda sembolik bir önemi olduğu belirtildi. Açıklamalarda dini bir gün yerine ülkede yaşayan herkesi kucaklayacak bir günün resmi tatil yapıldığı ifade edildi. (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Kadıköy Şubesi kadınlar günü etkinliği düzenliyor

    PSAKD Kadıköy Şubesi kadınlar günü etkinliği düzenliyor

    PİRHA- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi bir etkinlik düzenleyecek. 

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi 11 Mart Pazar günü saat 13:00 da İçerenköy Cemevinde bir etkinlik düzenleyecek.

    Günün anlam ve önemini anlatan konuşmanın ardından çocuk korosu, semah, şiir dinletisi ve kadın korosu sahne alacak.

     

  • Mersin Dersimliler Derneği’nde halaylarla 8 Mart kutlaması-VİDEO

    Mersin Dersimliler Derneği’nde halaylarla 8 Mart kutlaması-VİDEO

    PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği’nde bir araya gelen kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü halaylarla kutladı. 

    Mersin Dersimliler Derneği Kadın Kolları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği gerçekleştirdi. Dernek binasında yapılan kutlamaya çok sayıda kadın katıldı. Etkinlikte kısa bir konuşma yapan dernek başkan yardımcısı Nurşen Çığlık, 8 Mart’ın tarihsel sürecine değinerek, “Birlikte güç olmanın, dayanışmanın anlamı bugünlere taşındı. Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadınlar” dedi.

    Yapılan konuşmanın ardından etkinlik, lokmaların paylaşılması ve halaylarla  sona erdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Tunçdemir: Duygu ile bağlanılan her dava başarı ile sonuçlanır-VİDEO

    Tunçdemir: Duygu ile bağlanılan her dava başarı ile sonuçlanır-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi 9. Olağan Genel Kurulu’nda başkanlığa seçilen, KHK ile ihraç edilen eğitim emekçisi Songül Tunçdemir PİRHA’ya konuştu. Tunçdemir, 8 Mart’ın ve kadınların yaşamın her alanında kendilerini var edebilmelerinin önemine değindi. 

    Bir buçuk yıl önce KHK ile ihraç edilen resim öğretmeni Songül Tunçdemir direnen bir kamu emekçisi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi Genel Eğitim Sekreteri Songül Tunçdemir, daha öncesinde de 3. dönem Malatya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde başkanlık yaptı. Bir buçuk yıldır İstanbul’da yaşayan Tunçdemir, son 2 aydır da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi’nin başkanlığını yürütüyor.

    Alevi kurumlarındaki yönetimlerinde kadınlara rastlamak pek mümkün değil. Bundan dolayı da Tunçdemir’in Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Kartal Şubesi’nde başkan olması bir o kadar önemli.

    BAŞKAN OLARAK ÇALIŞMALARA BAŞLADI

    Başkan olur olmaz çalışmalarına da başladı Songül Tunçdemir. Kartal Şube’de iki türlü projelerinin olduğunu söyleyen Tunçdemir, “Prefabrik olan cemevimizi büyütmek için belediyeye proje taslağını verdik. Görüşmelerimiz devam ediyor. İki katlı bir cemevi yaptıracağız. Onunla beraber önemli olan cemevinin içini doldurabilmek. Cemevlerini eğitim yuvasına çevirmek istiyoruz. Bu okullardaki asimilasyonun karşısında durmak için” dedi.

    ALEVİLİK DERSLERİ VE BİLİMSEL EĞİTİMLER

    Bunun ilk adımını da yaz okulları kurduklarını aktaran Tunçdemir, geçtiğimiz haftalarda da kış okulu projesini gerçekleştirdiklerini söyledi. “Çocuklara resim müzik semah, ritim, sportif etkinliklerin olduğu ders verdik. Cemi anlattık. Ve Türkçe, Matematik ve İngilizce kurslarını başlatacağız. Bunun yanında Alevilik derslerini de vereceğiz. Salı günü burada sohbetlerimiz oluyor. Her hafta Alevilik ile ilgili konuşmalar, tartışmalar yapılıyor. Her Perşembe cemimiz oluyor burada. Daha çok gençlik komisyonumuz oluştu” diyen Tunçdemir, çalışmalara devam ettiklerini vurguladı.

    Tunçdemir, olabildiğince mahallenin, ilçenin, ilçede yaşayan Alevi vatandaşların ihtiyaçlarına göre her türlü etkinliği yapacaklarını ifade etti. 

    “YÖNETİMLERDE KADINLARIN ÇOK AZ YERİ VAR”

    Kadınların Alevi kurumlarında çok nadir olarak yönetimlerde yer aldığına dikkat çeken Tunçdemir şöyle konuştu:

    “Aleviliğin özüne baktığınız zaman kadın erkek eşitliği var. Can kavramı var fakat bildiğiniz gibi biz başka dinlerin egemenliği altında yaşamışız. Onlardan etkilenmişiz. Asimilasyon sürecinden geçmişiz ama bütün ideolojilerle inançlarla onların taraftarları arasındaki kaçınılmaz mesafe maalesef biz Alevilerde de oluştu bu yaşadığımız son süreçte. Bunu Alevilerdeki can kavramını yaşayamıyoruz. Felsefemizi bugüne kadar tam anlamıyla getirmiş değiliz. Farklı kesimlere göre Alevi kadını birkaç adım daha ileride fakat özüne uygun bir şekilde değil. Bizim yönetimlerde çok az yerimiz var. Mesela biz PSAKD Alevi hareketinin lokomotifi biliyorsunuz. Kadınların daha çok olması gerekirken, maalesef çok az şubemizin başında kadın arkadaşımız var. Şu anda da iki kadın arkadaşız. Bunu artırmaya yönelik çalışmalarımız olacak. Kadın toplantılarımız olacak. Komisyonumuzu kurduk. Daha iyiye gideceğimize inanıyorum.”

    “DUYGU İLE BAĞLANILAN HER DAVA BAŞARI İLE SONUÇLANIR”

    Kadınlarda da bir kabullenmenin olduğunu söyleyen Tunçdemir, nedenlerini şöyle anlatıyor:

    “Gelip yöneticilik yapamazlar mı? Çok daha iyi yapacaklarına inanıyorum. Fakat evdeki paylaşımın sadece kadınlara kalması, kadınların bunu kabullenmesi dışarıdaki etkinliklerde erkeğin hep ön planda olması, sendikaya derneğe gidecek ilk kişinin sanki erkek olması gerekiyor gibi bir algı var. Bu algının yıkılması gerekiyor. Kadınlar en güzelini yaparlar. Çünkü kadınlar daha çok duygusal ve daha temiz yaparlar. Duygu ile bağlanılan her dava başarı ile sonuçlanır.”

    “Yaşadığımız coğrafyada bütün kadınlar aynı sorunlarla karşılaşıyor. Kadın sorunu neyse Alevi kadın sorunu da ondan etkileniyor” diyen Tunçdemir, “Kadına yönelik her türlü şiddetten bizler de etkileniyoruz. Yönetici kademelerinde olmamaları. Biz kız çocuklarımızı okutuyoruz. Daha iyi yerlere gelmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Erkek çocuğu neyse kız çocuğu da aynıdır bizim için. Fakat sistemle bağlantılı olarak yaşanan her türlü sorundan bizler de etkileniyoruz” ifadelerini kullandı.

    Aleviliği yansıtmada kadının yerinin önemli olduğuna vurgu yapan Tunçdemir, “Çocuğu yetiştiren annedir. Önce bilinçlenmesi gerekiyor annenin inanç konusunda. Katılması gerekiyor her şeye. Kendini geliştirmesi gerekiyor ki çocuğunu kendi inancına, kültürüne göre yetiştirsin. Kadınlar geldiği zaman çocukları da geliyor. Ama erkekler geldiği zaman çocuklarını getirirken zorunlu hissetmiyor. Kadının olduğu yerde çocuk da gelir ve etkilenir. Bu yüzden kadınların daha çok katılması lazım” dedi.

    “KADININ KURTULUŞU KENDİ ELİNDE”

    “Kadının kurtuluşu kendi elinde” diyen Tunçdemir, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yapacakları etkinlikleri anlatarak mücadele çağrısı yaptı:

    “Hiçbir erk rahatını bozup da kadına haklarını vermez. Erkeklerin de işine geliyor yani. Kadın kendini yetiştirecek. Daha cesaretli, ön planda olmasını bilecek.

    Henüz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesinde yeniyiz. Çalışmalarımız oldu cemevinde. 8 Mart yaklaşıyor bununla derneğimizde etkinlikler olacak. 3 Mart’ta film gösterimi ile kadınlarla buluştuk. 8 Mart sonrasında da eylem ve etkinliklerimiz çoğalacak.” (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda ‘Hayır’ dedi-VİDEO

    Kadınlar Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda ‘Hayır’ dedi-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nı dolduran kadınlar ‘Hayır’larını haykırdı. Kadınlar mücadele çağrısı yaptı: “Eşitsiz bu hayatı bizi dar edenlere ve her gün Evetlere zorlayanlara ‘Hayır’ diyoruz.”

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Bakırköy Meydanı’nda büyük bir coşkuyla kutlandı. ‘Elinden geleni yapana erkek, kafasına koyduğuna yapana kadın denir’, ‘Hadi ordan eril’ gibi özgün pankartlar, terazi kefesi ile adaletsizliği, cübbeler ile yargının bağımlılığını anlatan kadınlar yağmura rağmen alanları doldurdu.

    Rengarenk kıyafetleri ile OHAL’in ardından süren baskılara rağmen mücadeleyi yükselten kaydınlar türküler ve zılgıtlarla yürüdü.

    Yürüyüşte konuştuğumuz boş bir terazi taşıyan Nur Öztürk, “Ülkemizdeki adaletsizliği simgeliyor elimdeki terazi. Her gün kadın cinayetleri var. Kıyafetlerimizden dolayı yargılanıyoruz. Mağdurlara cezalar kesiliyor. Eşitsiz hayata bizi bu hayata dar edenlere, her gün Evetlere zorlayanlara Hayır diyoruz” ifadelerini kullandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri Gülizar Taşbilek de, “Kadın tacizi, tecavüzüne, yapılan haksızlıklara ve cezasızlığa hayır diyoruz” dedi.

    “HALK İSEK HALK GİBİ DURMALIYIZ”

    Elinde erbanesiyle yürüyüş alanında yerini alan Eylül Dinner de şöyle konuştu: “Kadınlar eşitsizliğe, kavgaya, şiddete hayır diyor. Daha fazla kadın istiyoruz alanlarda. Eşitlikten yanayım ama o eşitliği sağladığında daha fazla yanında olacağım. Taciz tecavüz olaylarına sessiz kalınmaması gerekiyor. Halk isek halk gibi durmalıyız.”

    “GÖKKUŞAĞININ HAKİM OLDUĞU GÜNLERE…”

    Başında kasketiyle gelen Selin Tok da, “TMMOB’lu kadınlar olarak geldik eyleme. saldırıların bu kadar arttığı dönemde eşit işe eşit ücret için çıktık alanlara. Artık yeter diyoruz. 8 Mart’taki feminist yürüyüşünde de alanlarda olacağız. Tüm şiddete rağmen kadınlar sokaklarda ve kadınlar birlikte güçlüyüz. Ve biz kazanacağız, diyoruz. Daha parlak günlerde gökkuşağının hakim olduğu günlerde barış içinde yaşayacağız” dedi.

    Sabiha Bahar kızı ile birlikte gelmiş eyleme. 9 yaşındaki kızı, “Kadın özgürlüğü için buradayız annemle birlikte” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar alanlardaydı: Vardık, varız, var olacağız-VİDEO

    Kadınlar alanlardaydı: Vardık, varız, var olacağız-VİDEO

    PİRHA- Tüm baskı politikalarına rağmen kadınlar, İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda “Savaşa, OHAL’e, cinsiyetçiliğe karşı emeğimizi, kimliğimiz ve özgürlüğümüz için direniyoruz” diyerek alanları doldurdu.

    İstanbul 8 Mart Kadın Platformu Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda miting düzenledi. Yoğun sağanak yağışa rağmen kadınlar Dikilitaş’tan yürüyerek alana zılgıtlar, sloganlarla girdi. Binlerce kadının katıldığı mitingin yapıldığı alana, “Dinciliğe, gericiliğe, erkek egemen zihniyete karşı yaşasın kadın mücadelemiz” pankartı asıldı. Mor rengin hakim olduğu alanda kadınlar çalan müzikler eşliğinde halay çekti. Saygı duruşuyla başlayan mitingde “Çarxa Şoreşe” okundu.

    “VARDIK VARIZ VAR OLACAĞIZ”

    Mitingde ilk olarak konuşan KHK ile ihraç edilen KESK üyesi Sema Uçar, Bakırköy ve Kadıköy’de yaptıkları eylemlerine değindi. Uçar, “Kuşkusuz bizi bir araya getiren KHK ile işlere geri dönme talebidir” diyerek, tek taleplerinin iş olmadığını, aynı zamanda barış ve özgürlük olduğunu ifade etti.  Yaşamın her alanında erkek egemenliğine karşı direndiklerini dile getiren Uçar, “Bir direnişi örgütlenerek kadın yoldaşlığının önemine inandık. Nerede olursak olalım; içeride, dışarıda, evde, işte özgürlük mücadelesi veren kadınlarla bir araya geldik. Mücadelemiz sürecek. Vardık varız var olacağız” dedi.

    “BÖLGEDE BARIŞ, ÜLKEDE HUZUR”

    Esenyalı Kadın Dayanışması Üyesi Adile Doğan da, baskılar arttıkça bir arada olmaya daha da önem verdiklerini dile getirdi. Doğan, “Her alanda erkek ve kadın eşitliğini sağlayacak uygulamalar istiyoruz. Bölgede barış, ülkede huzur istiyoruz. Çocuk tecavüz ve istismarına izin veren yasalar istemiyoruz. Çocukları koruyan yasalar istiyoruz” dedi.

    “BİRLİKTE GÜÇLENİYORUZ”

    Konuşmaların ardından ortak basın açıklaması Kürtçe ve Türkçe okundu. Açıklamayı Kürtçe Baran Bozyel, Türkçe ise Şenay Kumuz okudu.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yaşamlarımızı ve haklarımızı 8 Mart’ın coşkusuyla ve kadın direnişinin ruhuyla savunuyor, birlikte güçleniyoruz. Eril sistemin kadın düşmanlığı dün nasılsa bugün de bütün saldırganlığı ile kadınların deneyimleri ve hayatları üzerinden devam ediyor. Bu nedenle bugün kimliğimize, kazanımlarımıza daha fazla sahip çıkma, daha gür bir sesle haykırma günüdür.”

    “BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK İÇİN MÜCADELE”

    Savaş, yaşamdan yana olmak yerine ölümü seçmektir. Yaşam hakkının ihlal edilmesidir.  Bir buçuk yılı aşkın süredir OHAL ve KHK hukuksuzlukları ile devleti yönetenler, ülkedeki şiddeti günden güne perçinliyor. Bu şiddet ortamı savaşın bir alanı olarak görülen kadınların bedenleri üzerinden kendini devam ettiriyor. Nerede olursa olsun savaş öncelikle kadınların ve çocukların hayatlarını ellerinden alıyor. Son olarak Efrin’e savaş ilan eden ve sınır ötesi operasyona girişen hükümet, aynı savaşı içerideki muhaliflere yöneltmekten geri durmuyor, barış talebini terörize ediyor. Irkçı ve faşist söylemlerle savaşı meşru gösterip barışı illegalize eden, toplumu kutuplaştıran tek adam rejimini sağlamlaştırmaktan başka bir amacı olmayan bu politikaları kabul etmiyoruz. Barış ve özgürlük için mücadele ediyoruz!”

    PERVİN BULDAN KADINLARI SELAMLADI

    Açıklamanın ardından konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, binlerce kadına Kürtçe ve Türkçe selam vererek 8 Mart’larını kutladı. Pervin, cezaevinde olan tüm tutuklu siyasetçilere de selam gönderirken, konuşması sık sık “Jin jinyan azadi” sloganı ile kesildi. Kadınlar Pervin’i alkış ve sloganlar eşliğinde uğurlarken, miting Mizgin Tahir’in şarkıları eşliğinde çekilen halay ve atılan sloganlar ile devam etti.

    MİTİNGTEN NOTLAR…

    • AKA-DER’in “Savaşa, sömürüye, istismara karşı kadınlar örgütleniyor” pankartına ise arama noktasında el konuldu.
    • Beyaz tülbent ve yöresel kıyafetleriyle alana giriş yapan bir grup Barış Annesi ise dikkat çekti.
    • Kampüs Cadıları, cadı şapkalarıyla, mühendis kadınlar ise baretleriyle alana giriş yaptı.
    • Adalet terazisi elinde taşıyan kadın da adalet talebini dile getirdi.
    • Bazı kadınlar ise siyah çarşaflarıyla alana girdi.
    • Yağan yağmurdan kaynaklı şemsiye taşıyan kadınlar, şemsiyelerini kadının rengiyle süsledi.
    • ‘İşine geleni yapana erkek, kafasına koyduğunu yapanlara kadın denir’, ‘Erkek iktidar savaş biz, barış istiyoruz’, ‘Kadınlar sükutta değil isyanda güzel’, ‘Sokak seni çağırıyor’ gibi değişik pankartlar açıldı. (HABER MERKEZİ)

     

  • Pervin Buldan: Bu ittifakın adı kadın ittifakı-VİDEO

    Pervin Buldan: Bu ittifakın adı kadın ittifakı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’ndaki 8 Mart mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Bizim ittifakımız seçim ittifakı değildir. Bu ittifakın adı kadın ittifakı, Türkiyeli kadınların ittifakı, özgürlük ittifakıdır” dedi. 

    İstanbul 8 Mart Platformu’nun “Savaşa, OHAL’e, cinsiyetçiliğe karşı emeğimiz, kimliğimiz ve özgürlüğümüz için direniyoruz” şiarıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda düzenlediği mitingde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan konuştu.
    Konuşmasına kadınları Kürtçe ve Türkçe selamlayarak başlayan Buldan, “Bugün dünyanın dört bir yanında alanlarda olan, kendi özgürlüğü demokrasi ve barış için alana çıkan kadınlara sevgilerimizi gönderiyorum” diyerek devam etti. Cezaevindeki kadın siyasetçileri selamlayan Buldan, “Selam olsun bugün Bakırköy ve Kandıra cezaevlerinde zılgıtlarıyla birlikte dört duvar arasından bizlerle olan kadınlara, Sebahat Tuncel’e, Figen Yüksekdağ’a ve tüm tutuklu kadınlara selam olsun. Onlar bugün aramızda değiller, bugün cezaevinde rehin tutuluyorlar. Ama şunu bilsinler; milyonlar onlarla, biz onlarlayız” dedi.
    “BASKI VE ŞİDDET KADINLARIN BİRLİĞİYLE YIKILACAK”
    Yaşamın her alanında şiddete ve baskıya maruz kalan, iradesi yok sayılan kadınların protesto ettiğini dile getiren Buldan, “Emekçi, işçi kadınlar yaşamın her alanında eşlerimize, kocalarımıza, abilerimize itaat etmiyoruz diyorlar. Sizin de emirlerinize biat etmiyoruz. Çünkü bu ülkeyi yönetenler kadınların iradesini yok sayıyor, kadınları siyasetin arkasına atmak istiyor” dedi. Buldan, “Bir kez daha ifade ediyoruz. Kadınlar sizin her türlü gasp, şiddetinize karşı omuz omuza olacak. Ve bu zihniyeti özgürlük talebiyle yıkacak. Biz bu ülkede en mağdur olanlar, acı çekenler ve gözyaşı dökenleriz. Ama AKP’ye karşı ön saflarda mücadele edeceğiz. Kadınların eşitlik mücadelesi yüz yıllardır devam ediyor. Ancak bugün kadın özgürlük mücadelesine karşı yürütülen baskı ve şiddet zihniyeti kadınların birliğiyle yıkılacaktır” dedi.
    “ÜLKEYİ AĞLAYAN ANNELER VE TABUTLARINA SARILAN ÇOCUKLAR ÜLKESİ YAPTINIZ”
    Annelerin artık gözyaşı dökmesini istemediklerini belirten Buldan, şöyle devam etti: “Bizler, bu ülkede anneler ağlasın istemiyoruz. Gençleri toprağa vermek istemiyoruz. AKP hükümetine, zihniyetine seslenmek istiyoruz. Sizler Efrin’e giderken ‘Türkiye’yi korumak adına giriyoruz’ diyorsunuz; ama bu ülkede bir çocuğu dahi koruyamayacak durumdasınız. Kadın şiddetini durduramayacak durumdasınız. Çocuklarımızı Efrin’de yaşamını kaybetsin diye doğurmuyoruz. Çocuklarımızı sizlerin savaşında yaşamını yitirsinler diye doğurmuyoruz. Bizler kapımıza gelen her cenaze ve tabuttan rahatsızız. Siz bu ülkeyi ağlayan anneler ülkesi ve tabutlarına sarılan çocuklar ülkesi yaptınız. Kadınların mücadelesi sizlerin savaş politikalarınıza geçit vermeyecek. Özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle bunları aşacağız.”
    “SİSE NİNE ÖZGÜR OLANA KADAR..”
    Buldan, “Figen Yüksekdağ özgür olana kadar,  70 yaşındaki Sise anne özgür olana kadar, Sebahat  Tuncel aramızda olana kadar, Gülten Kışanak buraya gelinceye kadar bizler özgürlük ve eşitliğimizi alıncaya kadar bu mücadelemiz devam edecek” dedi. Bir ülkede kadın özgür olmadan o ülkenin de özgür olmadığını söyleyen Buldan, “ Türkiye özgür olmadan Ortadoğu ve dünya özgür olmaz. Özgürlük mücadelemiz bu ülkeye demokrasi gelene kadar devam edecek. Tek bir insanın burnu kanamayana kadar devam edecek” diye konuştu.
    “JİN, JİYAN, AZADİ”
     AKP-MHP seçim ittifakına da dikkat çeken Buldan, şöyle konuştu: “HDP olarak sizlerle beraber yapacağımız ittifakı açıklıyoruz. AKP-MHP ittifakına karşı bizim de ittifakımız var. Bizim ittifakımız seçim ittifakı değildir. Seçimden sonra devam edecek bir ittifaktır. Bu ittifakın adı kadın ittifakı, Türkiyeli kadınların ittifakı. Kürt, Türk, Arap bütün halkların ittifakı, barış ittifakıdır. Özgürlük ittifakıdır. Kalıcı bir ittifaktır. Herkese hayırlı olsun. Herkesi bu ittifaka davet ediyoruz. Türkiye’nin değişmesini isteyen herkese bu çağrıyı yapıyoruz. El ele vererek eşitlik, demokrasi ve özgürlük için bu ittifakı yapıyoruz. Bunun için yola çıktık. Umudumuz çok büyük. Çünkü biz cesaretin partisiyiz. Biz cesareti meydana çıkan kadınlardan sizlerden alıyoruz. Yolumuz uzun, karşımızda ceberrut bir hükümet sistem ve anlayışı var. Bu yüzden uzun bir yol. Ama bu yol onurlu bir yol.  Tüm yoldaşlarıma bu onurlu yolda başarılar diliyorum. Kazanacağımız günler yakındır. Jin, jiyan, azadî.” (HABER MERKEZİ)
  • İl il 8 Mart eylem ve etkinlikleri

    İl il 8 Mart eylem ve etkinlikleri

    Türkiye’nin dört bir yanından binlerce kadın, 1857 yılında bedenleriyle yaktıkları meşaleyi yarınlara taşımak için alanlara çıkıyor…

    Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar, yaşamın her bir yanını baskı, sömürü, şiddet, istismar, taciz, tecavüz, savaş, OHAL ve katliam politikaları ile zapturapt altına almaya çalışan iktidar anlayışına karşı yaşam alanlarını savunmak için sokaklarda olacaklar.

    2018’in 8 Mart’ını, Türkiye’nin birçok ilinde eylem ve etkinliklerle karşılıyor kadınların programları şöyle:

    İSTANBUL

    *8 Mart Kadın Platformu çağrısıyla
    4 Mart Pazar günü – Saat 13.00’da 
    Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda miting

    ANKARA

    *Ankara Kadın Platformu 8 Mart mitingi
    4 Mart Pazar Günü- Saat 15.00’da 
    Çankaya Belediyesi önünde

    *Yenimahalle
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şubesi ve Cemevi’nin çağrısıyla; ‘Kadın Olmak’ paneli
    5 Mart Pazartesi – Saat 19.30’da 
    Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde

    İZMİR

    *İzmir Kadın Platformu
    8 Mart Perşembe – Saat 19.00 
    Alsancak Leman Kültür Cafe önünde buluşulacak.

    ADANA

    *KESK’li kadınlar ile Adana Kadın Platformunun çağrısıyla miting;
    8 Mart Perşembe – Saat 18.30’da 
    Uğur Mumcu Meydanı’ndan başlayarak Atatürk Parkı’na yürüyüş

    *Tutuklu kadınlara kart gönderme
    6 Mart Salı – Saat 13.30’da

    DERSİM

    *Seyit Rıza meydanında kitlesel basın açıklaması olacak.
    8 Mart Perşembe – Saat 12.00 – 15.00 

     

  • Malatya Demokratik Kadın Platformu: Katil, kadını korumayan politikalar

    Malatya Demokratik Kadın Platformu: Katil, kadını korumayan politikalar

    PİRHA- Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde yaşayan Hakan Fırat, kendisinden boşanmak isteyen eşi Kübra Fırat’ı (21) av tüfeğiyle vurarak öldürdü. Malatya Demokratik Kadın Platformu yaptığı açıklamada, “Katil, erkek egemen zihniyet. Katil, kadını korumayan politikalar, söylemler” dedi.

    Malatya’da dün akşam saatlerinde eşinden boşanmak isteyen 21 yaşındaki Kübra Fırat, eşi Hakan Fırat tarafından pompalı tüfekle öldürüldü. İddialara göre olay esnasında Kübra Fırat’ın kardeşi Mustafa Güngör de olay yerinde ağır yaralandı.

    Konuya ilişkin Malatya Demokratik Kadın Platformu adına açıklama yapan Beyhan Bali, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü arifesinde yine bir kadın cinayeti yaşandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Ardı arkası kesilmeyen cinayetler karşısında kadınlar ölüm kalım savaşı veriyor. Her geçen gün kadın cinayetleri, istismar, taciz haberleri artarken iktidarın söylemleri bu cinayetlerin yaşanmasını engellemek bir yana, meşrulaştırıyor. Medeni kanunda yer alan boşanma hakkının dahi erkek egemen zihniyet tarafından ölümle cezalandırıldığı bu gibi cinayet haberlerini her geçen gün daha fazla duyar olduk Bu cinayetler yaşanmadan kadının yaşam ve boşanma hakkını garanti altına alan önlemlerin alınması gerekiyor. Katil, erkek egemen zihniyet. Katil, kadını korumayan politikalar, söylemler. Katil, iyi hal indirimi ve haksız tahrik indirimi yapan yasalardır. Bizler katili tanıyoruz. Affetmeyeceğiz. Malatya Demokratik Kadın Platformu olarak bu cinayetin takipçisi olacağız. Katilin gerekli cezayı alması için mücadele edeceğiz.” (HABER MERKEZİ)

  • İsyanı kadın gazeteciler yazacak

    İsyanı kadın gazeteciler yazacak

    8 Mart’ta kadınların isyanını duyuracak olan kadın gazeteciler, tutuklu arkadaşları için de alanlarda olacaklarını belirterek, “Hem isyanın bir parçası olacağız hem de o isyanı daha geniş kesimlere yaymak için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    Türkiye’nin her yerinden 8 Mart için kadınlar kendilerine dayatılan şiddet ve cinsiyetçi politikalara karşı sokaklara çıkmaya hazırlanırken kadın gazeteciler de kalemleri, kameraları ve fotoğraf makineleriyle kadınların sesi olacak. Yazacakları haberler, çektikleri fotoğraf ve görüntülerle kadınların sesini, zılgıtını, rengini kamuoyuna duyuracak olan gazeteciler, herkesi 8 Mart’a çağırdı.

    KARVAR: İSYANIN PARÇASI OLACAĞIZ
    Türkiye’de gazeteci olmayın, “ateşten gömlek” sözleriyle tanımlayan Özgür Gelecek gazetesi muhabiri Rahime Karvar, haber takibi sırasında kadın gazetecilerin birçok hak ihlaliyle karşılaştığını belirtti. Kadın dilinden, kadın bakış açısından, kadın aklından haber yapan sitelerin çok sık kapandığı bir tabloyla 8 Mart’ı karşıladıklarını ifade eden Karvar, kadın bakış açısıyla gazetecilik yapmanın önemine dikkat çekti. Karvar, “Sur’da evine, yaşam alanına sahip çıkmaya çalışan kadınların sesini duyuran zaten çok nadir gazeteler var. Mersin’de hamile olduğu için bir kadın işten çıkarıldı. Bizim bu gerçekleri görüp anlatabilmemiz için sadece gazeteci olmamız da yeterli değil, aynı zamanda bir kadın aklına, bilincine de sahip olmamız lazım” dedi.
    Yaşamın her alanında erkek egemen zihniyetin olduğunu dile getiren Karvar, dolayısıyla kadın gazetecilerin varlığının önemli olduğuna vurgu yaptı. 8 Mart’ta da alanlarda olup kadınların özgürlük çığlıklarını, zılgıtlarını, sloganlarını aktarmaları gerektiğini ifade eden Karvar, “Bunu kameralarımızla yaparken, oraya bakan gözün bir kadın gözü olması da çok ciddi anlamda önemlidir. Biz de 8 Mart’ta alanda olacağız. Hem o isyanın parçası olacağız hem de o isyanı daha geniş kesimlere yaymak için elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

    METE: EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI KADINLAR ALANLARDA

    Ajansımızın editörü Nilgün Mete, 8 Mart’ın kadınların haksızlığa karşı başkaldırdığı, sesini yükselttiği bir gün olduğunu söyledi. Yapılan araştırmalara göre; Türkiye’de kadınların 3’te 2’sinin iş bulamadığını ifade eden Mete, şöyle devam etti: “İş bulsa da düşük ücretlerle ve saatlerce çalıştırılıyor. Özellikle tekstil işkolu ve basında da bu böyledir. İnanılmaz bir emek sömürüsü var. Dolayısıyla 8 Mart emek sömürüsüne karşı kadınların seslerini yükselteceği bir gündür. 8 Mart; kadınların, cinsiyetçi, erkek egemen, gerici, ayrıştırıcı sisteme karşı başkaldırdığı, biz varız dediği gündür. Evde, çalışan, işsiz, emekli tüm kadınlar emekçidir. Kadınlar, 8 Mart’ta alanlarda olmalı ve taleplerini bir kez daha haykırmalıdır.”

    KEPENEK: KADINLARIN SESİNİ DUYURACAĞIZ
    Tutuklu gazetecilerin arasında kadın gazetecilerin de olduğunu hatırlatan Jinnews muhabiri Evrim Kepenek, “8 Mart yaklaşırken kadın gazetecilerin bu şekilde baskı altına alınmasını, cezaevine konulmasını, haberlerinin suç unsuru olarak kabul edilmesini elbette kabul etmiyoruz. Kadın gazeteci arkadaşlarımız şu an her ne kadar da cezaevinde olsalar da bizlere haber gönderiyor. Bugün arkadaşlarımız cezaevinde olabilir; ama onlar yine kadın gazeteciliğinin, kelimeleriyle, sözleriyle, yaptıklarıyla bir neferi olmaya cezaevlerinden devam ediyorlar” dedi. “8 Mart’ta da elbette kalemlerimizle, kameralarımızla, fotoğraf makinelerimizle, gazeteci arkadaşlarımızla sokaklarda olacağız” diyen Kepenek, kadınların sesini, isyanını ve mücadelelerini her platformda duyuracaklarını ifade etti.
    DEMİR: GURBETELLİ ERSÖZ’LERDEN ALDIĞIMIZ MİRASLA…
    Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Necla Demir de, tutuklu kadın gazetecileri hatırlatarak, “Bu 8 Mart’ı da dört duvar arasında geçirecekler. Ama biz biliyoruz ki kadınlar güçlü ve nerede olurlarsa olsunlar umudu yeşertmeyi başarıyor. Emek ve kimlik mücadelesi de veren bu kadınlar bulundukları her yeri 8 Mart alanı haline getirmeyi de bilir” dedi. Kadınlara dönük saldırıların şiddetli ve can yakıcı bir hal almaya başladığını dile getiren Demir, 8 Mart’ı kadın kaleminden yansıtacak olanların yine kadın gazeteciler olacağını ifade etti. Demir, “Gazeteciliği kadın perspektifiyle yapan kadınlar var oldukça 8 Mart’ın anlam ve önemi de kendisini net olarak ortaya koyacaktır diye düşünüyorum. O yüzden de bu mesleği yapmamıza ışık olan Gurbetelli Ersöz’lerden aldığımız mirasla, tutuklu bulunan ve bu mesleği onur ve kimlik bilinciyle yapan tüm meslektaşlarımın 8 Mart’ını kutluyorum” diye konuştu.

    GÜNDÜZ: KAMERALARIMIZIN IŞIKLARINI KADINLAR İÇİN AÇACAĞIZ

    Sendika.org muhabirlerinden Gül Gündüz, yaşamın her alanında olduğu gibi haber takibi sırasında da birçok ayrımcılıkla karşılaştıklarını dile getirerek, “Ancak, kadınların sesini kadınların dilinden yazmaktan bir an olsun geri durmuyoruz. Makbul kadınlık sınırını aşarak sahada da bürolarımızda da kadınların sözünü büyütmeye çalışıyoruz. Bu anlamda kadın gazeteciler olarak bizler yalnızca haber takibi yapmakla kalmıyor, aslında haberin dilini de kendimizden kuruyoruz” dedi. Gündüz, bu 8 Mart’ta da kadınların, “Eşitlik, özgürlük, laiklik için susmayacağız” demeye devam edeceklerini belirterek, “Bizler de kameralarımızın ışıklarını onların sesini daha gür duyurabilmek için açacağız” dedi.

    ŞAHİN: COŞKUYU YANSITACAĞIZ

    Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Semiha Şahin de, kadın gazetecilerin OHAL’den sonra birçok baskıyla karşı karşıya kaldığını ve hedef gösterildiğini söyledi. Kadın haberciliği yapan sitelerin ve gazetelerin kapatıldığını hatırlatan Şahin, “Devlet; artık bu gazetecidir, görevini yapıyor. Bu aktivistir sloganını haykırıyor diye bakmıyor. İtiraz eden her sesi kendisine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Çünkü yalan ve korkuyla idare etmeye çalışıyorlar. Biz hangi basın organında çalışırsak çalışalım muhalif sesini dile getiren herkes onlar bakımından bir tehdit unsuru haline geliyor. Biz bunlara rağmen yine alanlarda olacağız” dedi. 4 Mart’ta Bakırköy’de yapılacak mitinge çağrı yapan Şahin, “Biz kadınların mitingini takip edeceğiz. Mümkün oldukça kadınların coşkusunu, renklerini yansıtmaya çalışacağız” diye konuştu.

    URUN: VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ

    Özgürlükçü Demokrasi gazetesi editörü Hicran Urun, Türkiye’de şiddetin özellikle OHAL’in ilanından sonra iktidarın milliyetçilik ve cinsiyetçilik söylemleri üzerinden beslendiğini belirterek, “Bugün özelikle Efrin savaşıyla birlikte ana akım medya neredeyse ‘tek ses’ halinde savaş çığırtkanlığını beslerken, buna karşı çıkan itiraz eden en ufak bir ses bile bastırılmaya çalışıyor. Gazetemizin internet sitesi BTK tarafından tam 69 kez engellendi. Hemen her gün bir çalışma arkadaşımız gözaltına alınıyor. Ancak biz biliyoruz ki, asla bir parçası olmayacağımız ve karşısında durmaya devam edeceğimiz bu milliyetçi ve cinsiyetçi politikalar toplumu yıkıma ve kutuplaşmaya götürür. Bunun olması şiddetin daha artması demektir ki bundan en fazla etkilenen kesimler de kadınlar ve çocuklar olur” diye konuştu.
    Kadınların bu politikalar karşında güçlü bir şekilde durduğunu dile getiren Urun, “Bu 8 Mart’ta da kadınlar sloganlarını artan şiddet, çocuk istismarı, emek sömürüsü ve savaşa karşı belirledi. ‘Biat etmeyen ve itirazlarını yükselten’ kadınların, mağduriyetinden öte mücadelesini, sözünü ve sesini görünür kılmak kadın gazeteciler olarak bizim temel aldığımız bir anlayıştı. Bu 8 Mart’ta da savaşa, şiddete ve emek sömürüsüne karşı ‘vardık, varız var olacağız’ diyen kadınların sesini yükseltmekle birlikte, kadın gazeteciler olarak biz de özgür basın üzerindeki baskı ve engellemelere karşı ‘vardık, varız, var olacağız’ diyeceğiz” dedi.

    ÜNAL: COŞKUYU HALKA ULAŞTIRACAĞIZ

    Mücadele Birliği muhabiri Serpil Ünal,  kadınların 8 Martı’nı kutlayarak, “Mücadele Birliği kadın muhabirleri olarak bu yılda ‘Mart İsyandır’ diyerek mücadeleyi yükselterek 8 Mart’ta sokaklardan, meydanlardan isyan, devrim, özgürlük çığlığını yükselten kadınlarla birlikte olacak ve bu mücadele coşkusunu emekçi halklara ulaştıracağız” dedi.

    KURAL: TUTUKLU ARKADAŞLARIMIZ İÇİN YÜRÜYECEĞİZ

    Bianet muhabiri Beyza Kural ise şunları söyledi: “Her sene, ne kadar mücadele etsem de, erkekliğin dört yanımı sarmış bir bulut gibi bastırdığını hissettiğim bir an oluyor. Kadınlar olarak birlikte olduğumuz anlar, yalnız olmadığımı hissettirip, bu bulutu başımdan atmak için mücadeleye devam etme gücü veriyor. Geçtiğimiz haftalarda senenin o zamanına geldim ve 8 Mart’ın geliyor olması bana güç verdi. İstiklal Caddesi’nin ara sokaklarından, bunca yasağın ortasında, nehirler gibi akıp birleştiğimiz o an çok güçlü hissediyorum. Bu yıl, cinsiyetçi söylemlerle yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklanan kadın arkadaşlarımız için de yürüyeceğiz. Biliyorum, yalnız değiliz.”
    Kaynak: Mezopotamya Ajansı
  • Antalya’da Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerinin programı açıklandı

    Antalya’da Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerinin programı açıklandı

    PİRHA – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamaları çerçevesinde programlar kadınlar tarafından birçok kentte açıklandı. Antalya’da da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü etkinliklerinin programları belli oldu.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamaları çerçevesinde programlar kadınlar tarafından birçok kentte açıklandı. Programlarda kutlamadan çok “mücadele” teması öne çıkıyor. Antalya’da da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü kapsamında yapılacak etkinliklerin programı belli oldu. Çeşitli kadın toplulukları farklı zamanlarda yapacakları etkinliklerle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü karşılayacak.

    “EMEK, BARIŞ, ÖZGÜRLÜK İÇİN İSYANDAYIZ”

    ‘Biz kadınlar; Emek, barış ve özgürlük için isyandayız!’ şiarıyla Antalya Kadın Platformu’nun çalışmaları 3 Mart Cumartesi günü 15.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak basın açıklamasıyla başlayacak. 5 Mart Pazartesi 12.30’da Güllük Postanesi önünde bir araya gelecek olan Kadın Platformu üyeleri cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü kadınlarla dayanışma amacıyla kart gönderecek.

    Antalya Halkevi 29 Şubat 14.30’da Kadının Fendi (2010) film gösterimiyle Antalya Halkevi’nde 8 Martı karşılamak için buluşacak.

    8 Mart Günü 12.30’da Büro Emekçileri Sendikası (BES), saat 19.00’da Antalya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (ASMO) etkinlikler kapsamında basın açıklaması düzenleyecek.

    Feminist Gece Yürüyüşü ise her yıl olduğu gibi bu yıl da 8 Mart’ta Üçkapılar’dan başlayacak. ‘Kadın dayanışmasında kadınların mücadelesini,sesini paylaşmak,bir araya gelip birbirimizden güç almak için buluşalım’ diyen feministlerin yürüyüşü 19.00-20.00 saatleri arasında.

    Ayrıca Ekmek ve Gül okur grubu da 10 Mart günü Aydın Kanza Parkı Kültür Salonu’nda ‘Kadınlar Ekmek ve Gül için el ele veriyor’ diyerek kadın işçi ve emekçilerin uğradığı haksızlıklar, artan kadına şiddet olayları ve kadın cinayetleri, çocuk gelinler ve müftü nikahı gibi kadın sorunlarına dikkat çekmek için tiyatro gösterisi düzenleyecek. (HABER MERKEZİ)

  • Canan Kaftancıoğlu: Kadın emeği hunharca sömürülüyor

    Canan Kaftancıoğlu: Kadın emeği hunharca sömürülüyor

    PİRHA-8 Mart’a ilişkin sorularımızı yanıtlayan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, kadın emeğinin hunharca sömürüldüğünü söyledi. AKP’nin izlediği politikalar yüzünden kadının adının her geçen gün iş hayatından silindiğini belirten Kaftancıoğlu, üretenin kadınlar olduğu bir toplumda yönetenin de kadınlar olacağı bir geleceğin yakın olduğunu vurguluyor. 

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    Türkiye’de kadınların durumunun hiç iç açıcı olmadığını vurgulayan Kaftancıoğlu, AKP’nin izlediği politikalar yüzünden kadının adının her geçen gün iş hayatından silindiğini kaydetti.

    Kadın emeğinin sömürüldüğünü dile getiren Kaftancıoğlu, “Eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi haklarından mahrum kadınlar, bir insanın en temel hakkı olan yaşama hakkından mahrum bugün. AKP iktidarı döneminde katlanarak artan kadın cinayetleri bunun en somut örneği” dedi.

    Canan Kaftancıoğlu, “Üretenin bizler olduğu bir toplumda yönetenin de bizler olacağı bir gelecek yakın” diyor.

    İşte  CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun 8 Mart’a ilişkin sorularımıza verdiği yanıtlar:

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşıyor. Türkiye’de kadınların, emekçi kadınların durumunu nasıl özetlersiniz?

    Kadınların haklarını dünyadaki birçok ülkeden erken kazandığı ülkemizde kadınlar olarak gelinen nokta hiç iç açıcı değil. Nüfusun neredeyse yarısını oluşturan kadınlar, eğitim hakkından erkeklerin beşte biri kadar yararlanmakta, çalışma hayatında ise aynı koşullardaki bir erkekten daha az kazanmaktadır. AKP’nin izlediği politikalar yüzünden kadının adı her geçen gün iş hayatından silinmekte, kullanılan siyasi dil sebebiyle kadına çalışma hayatında psikolojik baskı-şiddet uygulamak çalışan tarafından hak görülmektedir. Muktedirin ideolojik yaklaşımından kaynaklı bakış açısı çalışan kadın eşittir “ahlaksız kadın.” Diğer yandan ise eve ve erkeğin tahakkümüne mahkum ederek geçim sıkıntısını kum torbasına dönüştürmekte. Merdiven altı diye tabir ettiğimiz alanlarda kadın emeği hunharca sömürülür hale gelmiştir.

    AKP iktidarıyla kadınların her anlamda haklarından mahrum olduğunu düşünüyor musunuz? Eğer düşünüyorsanız bunun için ne yapılmalı?

    Evet, düşünmekle kalmıyor, bütün kadınlar gibi görüyorum aynı zamanda. Eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi haklarından mahrum kadınlar, bir insanın en temel hakkı olan yaşama hakkından mahrum bugün. AKP iktidarı döneminde katlanarak artan kadın cinayetleri bunun en somut örneği. Kendini birey olarak varedemeyen yığınla donanımlı ve akıllı hemcinsim var. Kadın cinayetlerine karşı caydırıcı cezalar uygulanmasını bırakın, teşvik eden söylemler ve cezalar izleniyor. Bunun için yapılacak olan, kadınların yanyana gelip sahip olduğu haklara sahip çıkmalarıdır. Bu toplumu aydınlık yarınlara taşıyacak olan kadınlardır.

    Sizce cinsiyetçi, erkek egemen bakış açısı nasıl yok edilebilir? Nasıl bir mücadele yöntemi izlenmeli?

    Erkek egemen bakış açısının yıkılması için kadınların hayatın her alanında daha görünür olması gerekir. Bunun yolu da biz kadınların her türlü olumsuzluğa rağmen hak verilmez alınır şiarıyla yan yana mücadeleyi büyütmemizden geçiyor. Ancak böylesi bir mücadele ile erkek egemen bakışın egemen olduğu iktidar alaşağı edilebilir. Kadın mücadelesini büyütürken, bu mücadelenin sadece kadınların değil toplumların kaderini değiştireceğini unutmamalı.

    “ÜRETEN KADINLAR YÖNETEN DE KADINLARIN OLACAĞI GELECEK YAKIN”

    Kadınlara ne mesaj vermek istersiniz?

    Kadınlar olarak asla yalnız olmadığımızı ve yalnız yürümediğimizi bilmeliyiz her şeyden önce. Yaşadığımız ve her geçen gün artan onca olumsuzluğa rağmen tarih kadınların dünyayı nasıl değiştirebildiklerinin örnekleriyle dolu. O nedenle korkuluyor ve daha çok saldırılıyor. Daima söylediğim gibi üretenin bizler olduğu bir toplumda yönetenin de bizler olacağı bir gelecek yakın. Tersten bakışla, kadın haklarının bu derece geriletildiği ve dolayısıyla gericileşen bir toplum kadına yeni mücadele alanları açıyor. Ve o mücadelenin sonu tüm insanlık için aydınlık bir gelecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Kadınlar, Dünya Emekçi Kadınlar Günü için alanlarda olacak

    Alevi Kadınlar, Dünya Emekçi Kadınlar Günü için alanlarda olacak

    PİRHA – İstanbul’da kadınlar, 8 Mart’ı, “Savaşa, OHAL’e, cinsiyetçiliğe karşı emeğimiz, kimliğimiz ve özgürlüğümüz için direniyoruz” şiarıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda kutlayacak. Alevi kadınlar 8 Mart’a çağrı yaparak, “Siyasal refleksi her ne olursa olsun, bu iktidarın belirlediği kimliklere itiraz etmek için, ötekiye itiraz etmek için bütün Alevi kadınları alanlara davet ediyoruz, yan yana olmaya davet ediyoruz”dedi.  

    İstanbul’da kadınlar “Savaşa, OHAL’e, cinsiyetçiliğe karşı emeğimiz, kimliğimiz ve özgürlüğümüz için direniyoruz” şiarıyla, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitinginde bir araya gelecek.
    4 Mart Pazar günü saat 13.00’te Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda yapılacak mitinge, kadınlar hummalı bir şekilde hazırlık yapıyor.
    Barış temalı mitingde, kadınlara ve çocuklara yönelik artan cinsel saldırı ve şiddet politikası kınanacak. Tek ses olmayı hedefleyen kadınlar, Olağanüstü Hal (OHAL) ve Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK) karşı itirazlarını dile getirecekler.
    “AKP DİYANET ELİYLE HAYATI DİNSEL GERİCİLİKLE KUŞATIYOR”
    PİRHA’ya konuşan Alevi Kadınlar 4 Mart mitingine kitlesel katılım çağrısında bulundu. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği GYK Üyesi Songül Tunçdemir, AKP’nin siyasal islamı meşrulaştırma, günlük hayata entegre etme ve her alanı muhafazakarlaştırma politikalarının ülkenin üzerine kara bulut gibi çöktüğünü söyledi.
    Alevilerin yılardır Diyanet’in kaldırılması için mücadele ettiğini söyleyen Tunçdemir, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son dönemde skandal açıklamalar yaptığını belirterek şunları söyledi:
    “AKP’nin hedeflediği toplumsal hayatı düzenlemeye, gündelik hayatın tümüne ilişkin kuralları oluşturmak için fetva vermeye yönelen bir işlev üstleniyor. Nikahsız el ele gezilemeyeceği, Alevilerle evlenmenin günah olduğu, kadınların nasıl davranması gerektiğine ilişkin sayısız saçmalığa imza atmaktadır. Yaşadığımız son süreçte özellikle de OHAL döneminde yasalarda yapılan değişikliklerle kadınların mücadele ile kazandığı yasal kazanımları bir bir elinden alınıyor. AKP iktidarı, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla, gündelik hayatın bütün alanlarını dinsel gericilikle kuşatıyor.”
    “Toplumsal yaşamın her alanında kadın erkek eşitliğini esas alan bir inanca sahip olan kadınlar olarak, kadınlara yapılan ikinci sınıf olma muamelesini kabul etmiyoruz” diyen Tunçdemir, “Biz Aleviler, Dini referanslarla yönetilen değil, evrensel değerlerle yönetilen laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti istiyoruz” dedi.

    “8 MART’TA ALEVİ KADINLAR DA KİTLESEL OLARAK ALANDA OLACAK”

     

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün birlik, dayanışma ve mücadele günü olduğunu ve bugün mücadeleyi her zamankinden daha fazla yükseltmek gerektiğini söyleyen Tunçdemir, “Eşit yurttaşlık hakkı için, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve zorunlu din derslerinin kaldırılması için, kadına yönelik her türlü ayrımcılığın son bulması için ve tabi ki OHAL’in kaldırılması ve KHK’lerin iptal edilmesi için 8 Mart’ın mücadeleci ruhunu paylaşmak üzere, Alevi kadınlar olarak 4 Mart’da Bakırköy’de yapılacak olan mitingde ve 8 Mart’ta yapılacak olan yürüyüşe kitlesel olarak katılacağız” dedi.
    “EMEK SÖMÜRÜSÜNE İTİRAZ EDEN KADINLARIN YAN YANA OLMASI GEREKİR”
     
     Demokratik Alevi Derneği Yöneticisi Selda Güneş de 8 Mart’ın emekçi kadınlar günü olduğunu söyledi.

    Güneş, 8 Mart’ın önemini şöyle anlattı:

    “Tekstil işçisi kadınlar kendilerine dayatılan çalışma saatlerine ve ücreti protesto etmek için  eylem gerçekleştirdiler. Ve buna karşı olarak o dönemin iktidarı onların kapılarını kapatarak yüzlerce kadının yanmasına neden oldu. Dolayısıyla bu bir kadın jinekoloji testiydi aynı zamanda. Kadın emeğinin sistem tarafından hiçleştirilen, tamamen yıkılarak onu köleleştirmek adına baskı haliydi. 8 Mart’ı o anlamda diğer kadın günlerinden ayıran yegane özelliği emek sömürüsüne itiraz eden  kadınların yan yana olmasıdır. Sistemin tüm baskılamalarına rağmen kadınların direnişinin günü olması. O yüzden de her şeyden önce kah ev işçisi olsun kah normal üretim bandı içinde olsun her dönem emeğiyle başka bir yerdedir. Her zaman emekçidir. Kadın yaşamı üretendir ve yaşamı yöneten öznesidir. 8 Mart’ta bu bilinçle sokakta olmak, çok önemli.”
    “ERİL İKTİDARCI ANLAYIŞLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
    Sosyal alan içerisinde kadının kadın kimliğiyle var olmasını tamamen engelleyen eril iktidarcı bir anlayışla karşı karşıya olduklarını söyleyen Selda Güneş, “Bütün iktidarlar erkektir. Dolayısıyla bu güne kadar mevcut erkek iktidarlarda Alevi kadınları özellikle sistemin ötekisi  olarak tanımlanmıştı bu coğrafyada. Kürt kadınları gibi, Ermeni kadınları gibi bunlar öğrenilmiş kimlikler. Cins bilincinden bağımsız bir şey bu. Bu bir sosyolojik haldir. Kadının ötekileştirilmesi bir devlet politikasıdır” ifadelerini kullandı.
    “9 YAŞINDA KIZ ÇOCUĞUNA NİKAH KIYILAMAZ, DİYECEĞİZ”
    Alevi kadınları olarak 4 Mart’ta ve 8 Mart’ta alanlarda olacaklarını söyleyen Güneş, şunları kaydetti:
    “Biz emeğimizle, kimliğimizle varız diyeceğiz. 13 yaşında ya da annesinin dirseğinden tahrik olanlarla yan yana bir hayat istemiyoruz diyeceğiz. İstediğimiz kıyafeti giymek istiyoruz diyeceğiz. Dar pantolon da giyeriz, bu tecavüze bir sebep değildir diyeceğiz. 9 yaşında kız çocuklarına nikah kıyılamaz diyeceğiz. 9 yaşındaki çocuk 9 yaşında çocuktur, kadın olarak görülemez,  9 yaşındaki çocuğu kadın olarak görenlere karşı sokaklarda olacağız.”

    “ALANLARDA OLMAK İNSANİ BİR GÖREVDİR”

    8 Mart’ta alanlarda olmak insani bir görev olduğunu söyleyen Güneş, “Çünkü kadın olmak aslında insan olmaktır. İnsanı doğuran kadındır” dedi.

    Güneş Alevi kadınlara seslenerek, “Siyasal refleksi her ne olursa olsun, bu iktidarın belirlediği kimliklere itiraz etmek için, ötekiye itiraz etmek için bütün Alevi kadınları alanlara davet ediyoruz, yan yana olmaya davet ediyoruz. Hangi pankartın arkasında olduğumuz önemli değil, pankartımız insan ve kadın olsun. Alevi kadın olsun sadece aynı pankart arkasında durabilelim istiyoruz. Herkesi alanlara davet ediyoruz” çağrıda bulundu.
    “KADIN CİNAYETLERİNE DUR DİYELİM”

    PSAKD GYK Üyesi Gülizar Taşbilek ise kadın olmanın zor olduğunu Türkiye’de kadın olmanın daha da zor olduğunu söyleyerek şunları belirtti:

    “Dünya Emekçi Kadınlar Günü özellikle şu son yıllarda ülkemizde dünya emekçi kadınların mücadelesinin kutsallığını anlamamız için yaşananlar somut bir şekilde anlatıyor. Kadın olmak zor, Türkiye’de kadın olmak bir başka zor. Düşünün ki kocanız, sevgiliniz, babanız, kardeşiniz sizin hayatınıza son verme hakkını kendilerin de bulabiliyorlar. Bunun adına da namus töre deme yüzsüzlüğüyle kendilerini savunup bir de kravat takıp, cezanın indirimini alıyorlar.”
    Türkiye’de kadını savunan bir yasa ya da mercinin olmadığını söyleyen Taşbilek, “Aile bakanı, çocuk bedenlere yapılan tecavüze bir kereden bir şey olmaz, diyor. Gün geçmiyor ki onlarca kadın tacize tecavüze maruz kalmasın, gün geçmiyor ki onlarca kadın sokak ortasında katledilmesin, kadın cinayetlerinin bu ülkede namus kisvesi adı altında yaşanmalarına bir dur demek lazım.”
    “4 MART’TA TACİZLERE KARŞI ALANLARDA OLALIM”
    Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’na ülke bütçesinin yarısının ayrıldığını söyleyen Gülizar Taşbilek, “Diyanet’in saçma sapan verdiği fetvalar bu işin sorumlularından biridir. Diyanet 9 yaşındaki çocuğa nikah kıydırma fetvası gibi yüzlerce saçma kararları çocuk bedenleri üzerinden verilebiliyor” dedi.
    Türkiye’de kadınlara yapılan haksızlığa, kadın ve çocuk cinayetlerine, tacizlerine karşı sesimizi yükselteceğimiz 4 Mart’ta Bakırköy Meydanı’na herkesi sokağa çağırıyoruz” dedi.
    (HABER MERKEZİ)
     
  • KESK’li kadınlar 8 Mart’ta ‘Başka bir dünya mümkün’ diyecek

    KESK’li kadınlar 8 Mart’ta ‘Başka bir dünya mümkün’ diyecek

    PİRHA- KESK’li kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde alanlarda olacaklarını duyurarak, “Biz  kadınlar  adil, eşit, özgür, laik, dayanışmacı ve barış içinde yaşayacağımız bir dünyayı yaratmak için kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu biliyoruz. Bize dayatılan yoksulluğu, şiddeti, ayrımcılığı, gericiliği ve savaşı kabul etmiyoruz” dedi.   

    KESK’li kadınlar 8 Mart’a ilişkin basın toplantısı düzenledi. KESK Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy’un yaptığı açıklamada, 8 Mart’ta alanlarda olacaklarını açıkladı.

    Atasoy, “Ataerkil kapitalist sistemin  yarattığı eşitsizliklerin derinleştiği, tüm dünyada sağcı, milliyetçi ve dinci iktidarlar eliyle kadınlara dönük saldırıların  pervasızca  arttığı bir  ortamda  karşılıyoruz 8 Mart’ı. Bu 8 Mart’ta dünyanın dört bir yanında kadınlarla  ayrımcılığa, şiddete, güvencesizliğe ve savaş politikalarına karşı alanlarda  itirazlarımızı,  sözlerimizi ve taleplerimizi   buluşturarak ‘başka bir dünya mümkün’ çağrısını yenileyeceğiz” dedi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Çünkü bu haliyle dünya henüz kadınlara, yoksul emekçilere ve ezilen halklara eşitlik, barış, adalet ve özgürlük sunmaktan çok uzak.Ülkemizde toplumsal yaşamı yeniden dizayn etme çabasıyla tekçi, militarist, milliyetçi, dinci ve cinsiyetçi eksende uygulamaya konan politikalar biz  kadınları  kamusal alandan ve mücadeleden uzaklaştırmayı hedeflemekte. Uzunca bir süredir yeni rejim inşası için kullanılan OHAL VE KHK düzeninde tüm kesimlere yönelik baskı  ve sindirme politikaları  hayata geçirilmekte ve bu saldırılar en fazla kadın kimliğine dönük olarak gerçekleşmektedir.

    Her türlü baskı ve sindirme çabasına rağmen biz kadınlar alanlarda olmaktan ve sözümüzü söylemekten geri durmadık. OHAL nedeniyle sokakların yasaklandığı, barış talebinin vatan hainliğiyle eş değer tutulduğu, kadın yaşamının fetvalarla biçimlendirilmeye çalışıldığı, taciz,tecavüz, kadın ve lgbti cinayetlerinin dur durak bilmediği, çocuk istismarının giderek arttığı ve yasalarca normalleştirilmeye çalışıldığı, esnek-güvencesiz çalışmanın temel istihdam biçimine dönüştürüldüğü ve en temel haklarımızın dahi kullanılamaz hale getirildiği koşullarda defalarca kez yasakları tanımadığımızı gösterircesine sokaklara çıkarak, itirazlarımızı alanlarda dile getirmeyi başardık.”

    KESK’li kadınlar olarak; büyük bedellerle yaratılan, kadınların kendi hayatlarını ve dünyayı dönüştürme mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ta yine alanlarda olacaklarını belirten Atasoy, “İş yerlerimizde emeğimizin, iş güvencemizin ve eşitliğin sağlandığı çalışma koşullarının yaratılması için kadın emekçilerle bir araya gelerek, örgütlenerek,  8 Mart’ ta alanları en geniş kadın kitleleriyle buluşturmak için çalışmalar yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

    8 MART ETKİNLİKLERİ

    Atasoy, bu yıl “Emek, eşitlik ve barış hakkımızın peşindeyiz” şiarıyla KESK olarak 8 Mart’a ilişkin gerçekleştirecekleri etkinliği şöyle sıraladı:

    • 28  Şubat Çarşamba günü( bugün) illerde eş zamanlı olarak 8 mart programımızı açıklayarak tüm kadınları 8 mart’a alanlara çağırıyoruz.
    • 3 Mart Cumartesi günü, OHAL’ e  ve KHK’ lere karşı oturma eylemleri yaparak, haksız hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin işlerine iade edilmesini talep edeceğiz.
    • 6 Mart salı günü kadınların yaşam hakkı başta olmak üzere tacize, tecavüze, çocuk istismarına, hayatın her alanında ikincilleştirilen kadın kimliğine ve kadın emeğine kulağını, gözünü kapayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya KESK’li kadınlar olarak yazdığımız ortak mektubumuzu göndererek, ASPB’nın cinsiyetçi  politikalarını teşhir edeceğiz.
    • 8 mart   günü tüm illerde kadın platformlarıyla, emek -meslek örgütlerinden ve siyasi partilerden kadınlarla, eşitlik, özgürlük ve barış isteyen tüm kadınlarla birlikte alanlarda olacağız. Ayrıca, ülkemizde ohal, grev yasaklama bahanesi olarak kullanılırken, dünyanın çeşitli ülkelerinde 8 mart kadın grevi  örgütleyen kadınları bulunduğumuz her yerden selamlayacak, dayanışma amaçlı uluslararası grev metnini okuyarak destekleyecek ve destek açıklamalarımızı 8 mart akşamı sosyal medya aracılığıyla  kız kardeşlerimize ulaştıracağız.
    • Tüm bunların yanında baskı ve şiddet ortamını arttıran, en büyük travmanın,en ağır sonuçların yine kadın ve çocuklar tarafından yaşandığı savaş politikalarına karşı ‘Kadınlar neden barış istiyor’ başlıklı kadın buluşmaları gerçekleştirerek barış ısrarımızı yenileyeceğiz.

    Atasoy, “Biz  kadınlar  adil, eşit, özgür, laik, dayanışmacı ve barış içinde yaşayacağımız bir dünyayı yaratmak için kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu biliyoruz. Bize dayatılan yoksulluğu, şiddeti, ayrımcılığı, gericiliği  ve savaşı kabul etmiyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • Diyarbakır ve Ankara’da 8 Mart programları açıklandı

    Diyarbakır ve Ankara’da 8 Mart programları açıklandı

    Diyarbakır ve Ankara’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenecek etkinliklere ilişkin programlar açıklandı. Ankara Kadın Platformu, 8 Mart’ı ‘Dayanışmayla Güçleniyoruz Hayatı Örgütlüyoruz’ şiarı ile Çankaya Belediyesi önünde kutlayacak.

    Ankara Kadın Platformu, yaptığı basın toplantısı ile 8 Mart programını açıkladı. ‘Dayanışmayla Güçleniyoruz Hayatı Örgütlüyoruz’ diyerek alanlara çıkacak kadınlar, 8 Mart’ı, 4 Mart Pazar günü saat 15.00’da Çankaya Belediyesi önünde kutlayacak.

    Ankara Kadın Platformu, yaptığı basın toplantısı ile 8 Mart programını açıkladı. Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan basın toplantısına çok sayıda kadın katıldı. 8 Mart programını açıklayan Ankara Kadın Platformu, 8 Mart’ın eşitlik, özgürlük ve insanca bir yaşam için mücadele eden, direnen kadınların hikayesi olduğunu vurguladı. Platform adına açıklamayı okuyan Fatoş Erol, “Bu yıl da dünyanın dört bir yanında milyonlarca kadınla birlikte yine alanlardayız. Dayanışmayla büyüttüğümüz mücadelemizde birbirimize güç katıyor, hayatı örgütlemeye devam ediyoruz” dedi.

    “OHAL İLE 11 KADIN 1 ÇOCUK DERNEĞİ KAPATILDI”

    “OHAL düzeniyle, baskılarla kadın ve LGBTİ+ bireylere yönelik saldırıların artarak devam ettiği bir süreçteyiz” diyen Erol, kadın mücadelesinin sesini boğmak için kadın derneklerinin ve yayınların kapatıldığına dikkat çekti. OHAL dönemindeki saldırılara dikkat çeken Erol, “KHK’lerle işten atılıyoruz, seçilmiş kadın belediye başkanları, milletvekilleri tutuklanıyor, mücadele eden kadınlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, kadınlar bebekleriyle cezaevlerine giriyor. Mücadele ile kazandığımız haklarımıza ve hayatlarımıza dönük saldırılar karşısında şimdiye kadar susmadık, susmayacağız” ifadelerini kullandı. Erol, “Karşımızda tecavüzleri aklamak için yasa çıkarmaya çalışan, ‘9 yaşında çocuk evlenebilir diyen’, çocuk yaşta doğum yapanları gizleyen, Ensar’ı aklayan, tecavüzcülere, katillere iyi hal indirimleri uygulayan çürümüş erkek egemen bir sistem var”dedi. Cinsel suçların tedavi edilecek hastalık gibi gösterilerek faillerin cezai sorumluluğunu ve devletin cinsel saldırıyı önleme yükümlülüğünü ortadan kaldırıldığını aktaran Erol, “Çocuk istismarı bir hastalık değil cinsel şiddet türü ve iktidar kurma biçimidir”şeklinde konuştu.

    “KADINLARIN KATLEDİLMESİ  1 YILDA YÜZDE 25 ARTTI”

    Yaşam hakkının öncelikle devlet tarafından savunulması gereken temel bir hak olduğunun altını çizen Erol, kadınların yaşamı savunduğunu ve kendilerine dayatılmak istenen eril iktidarı kabul etmediklerini söyledi. Kadın cinayetleri sayısının bir önceki yıla göre yüzde 25 artarak 409 olduğunu ifade eden Erol, şiddet ortamına ve savaş politikalarına dikkat çekerek, “Savaş kadın ve çocuklar için açlık, yoksulluk, taciz, tecavüz ve ölüm demektir. Kadınlar barış demekten ve yaşamım savunmaktan vazgeçmeyecek” dedi. Erol, “Bizde bu korkunç tabloyu değiştirecek umut ve direnç var” diyerek tüm kadınları 4 Mart Pazar günü saat 15.00’de Ziya Gökalp Caddesi Çankaya Belediyesi önünde buluşmaya davet etti. Geçtiğimiz hafta gözaltına alınan Platform üyesi Halkevci kadınların da yanlarında olduklarını söyleyen Erol, “Kadın mücadelesini baskı ve gözaltılarla susturamazsınız.” dedi.

    DİYARBAKIR

    Dicle Amed Kadın Platformu (DAKP), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü programını Eğitim- Sen Diyarbakır 1 No’lu Şubesi’nde yaptığı basın toplantısıyla açıkladı.

    DAKP üyesi avukat Gülşen Özbek’in açıkladığı 8 Mart programı şöyle:

    1 Mart

    • Diyarbakır’daki Galeria Sergi Salonu’nda ‘Kadınların objektifinden 8 Mart’ fotoğraf sergisi.
    • Urfa Kapı’da saat 13.00’da bir araya gelecek olan kadınlar On Gözlü Köprü’de dilek feneri uçuracak.
    • NCity Avşar Sineması’nda saat 18.00 ve 20.00 arasında ‘Hükümet Kadın’ film gösterimi yapılacak.

    2 Mart

    • Türkiye genelinde cezaevinde bulunan kadın tutsaklara saat 11.00’da Ofis Postanesi’nden kart gönderilecek.
    • Tekstil atölyelerinde çalışan emekçi kadınlarla bir araya gelinerek karanfil dağıtılacak. (13.00-17.00)
    • “Agora” filmi NCity Avşar Sinemalarında gösterilecek. (18.00-20.00)

    3 Mart

    • Kaybedilen-katledilen kadınların anısına Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde oturma eylemi ve basın açıklaması gerçekleştirilecek. (11.00)

    4 Mart

    • Rojava Parkı’nda bir araya gelecek olan kadınlar Şeyh Sait Meydanı’na kadar ‘Bisiklet Turu’ gerçekleştirecek. (13.00)

    5 Mart

    • Kadınlar Demir Otel’de “1325 Sayılı BM, Kadınlar Barış Güvenlik” konulu panel gerçekleştirecek. (13.00-17.00)
    • NCity Avşar Sinemalarında “Peki Şimdi Nereye” adlı film gösterimi gerçekleştirilecek. (18.00-20.00)

    6 Mart

    • NCity Avşar Sinemalarında “Tek Başına” film gösterimi gerçekleştirilecek. (18.00-20.00)

    7 Mart

    • Anons araçlarından gün boyu Diyarbakır’ın tüm ilçelerinde 8 Mart çağrısı yapılarak bildiri dağıtılacak.
    • NCity Avşar Sinemalarında “Hakikatin Gücü” film gösterimi gerçekleştirilecek. (18.00-20.00)

    8 Mart

    • 8 Mart Mitingi İstasyon Meydanı’nda (5 Haziran Meydanı) gerçekleştirilecek. (10.00-17.00)

    9 Mart

    • “Sevgili Arsız Ölüm” isimli tiyatro oyunu Amed Şehir Tiyatrosu’nda kadınlarla buluşacak. (15.00)
    • Sanat Sokağı’nda bir araya gelecek olan kadınlar Eğitim Sen 1 Nolu Şubeye kadar meşaleli yürüyüş gerçekleştirecek. (18.30-20.00)

    10 Mart

    • Dicle Üniversitesi Köprüsü’nde toplanacak olan kadınlar ‘Doğa Yürüyüşü’ gerçekleştirecek. (09.00)
    • 8 Mart etkinlikleri 10 Mart’ta saat 15.00 ve 19.00’da “Sevgili Arsız Ölüm” tiyatro oyunuyla sona erecek.

     

  • Hamburg’da Alevi kadınlardan 8 Mart paneli: Yol kadındır

    Hamburg’da Alevi kadınlardan 8 Mart paneli: Yol kadındır

    PİRHA-Almanya’nın Hamburg kentinde 8 Mart’a ilişkin düzenlenen panelde, Alevi toplumunda kadınların dünü ve bugünü konuşuldu.

    Haak-Bir kadın kolları tarafından düzenlenen ve yoğun ilginin olduğu ”8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” etkinliğinde,düzenlenen panele konuşmacı olarak davet edilen araştırmacı yazar Gülfer Akkaya, ”Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar”, ”Yol Kadındır” adlı son kitapları ve  Alevi toplumunda kadınların dün ve bugünkü durumu konularına değindi.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar  günü tarihçesini anlatan Seval Ünlü, bugün  Türkiye’de ve Dünya’da kadınların karşılaştığı sorunları değinerek, kadınlara yönelik şiddetin boyutunu rakamlarla anlattı.

    Her yıl, Haak-Bir bünyesinden faaliyet yürüten bir kadına ”Yılın Emekçi Kadını” ödülü veren dernek, bu yıl inanç kurulu üyesi ve dernek faaliyetlerinde en aktif üye Zehra Yavuz’u ödüle laik gördü. Etkinlik, Haak-Bir kadınlar korosu’nun ”Kadınlar  Dağlara Doğru” türküsüyle başladığı programında, 11 Mart günü yaşamını yitiren Halk Müziği Sanatçısı Emre Saltık ”Bekleme Yar” türküsü seslendirilerek anıldı. Program,  kadınlardan oluşan bağlama grubunun dinletisi ile devam etti. Etkinlikte Serkan Yavuz, ve Birol Topalak kadınlar ile ilgili şiirleri seslendirirken, Tiyatro Asmin’den Ferman Karayiğit, dinlerde kadının yerini sorgulayan tiyatral bir sunum gerçekleştirdi.

    SIR İÇİNDE SIR OLANLAR: ALEVİ KADINLAR
    Etkinlik, araştırmacı yazar Gülfer Akkayanın konuşmacı olarak katıldığı panel ile devam etti. Gülfer Akkaya, ”Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar” ve ”Yol Kadındır” adlı son kitapları ile Alevilik ve Alevi toplumunda kadınların dün ve bugünkü durumunu, yerini detaylarıyla ele almış biri olarak yaptığı çalışmalardan bahsetti. Alevilik inancının kadim ve kadıncıl bir inanç olduğunu aktaran Akkaya, Alevilik inancına ve Alevi toplumuna ait bilgileri yepyeni bir perspektif ve açıdan, kadınlar penceresinden ele aldı.
    ERKEKLEŞTİRİLEN KADINLAR
    Alevi kozmogonisi, Alevi anlatıları, temel metinler, deyişler ve Alevilerin tarihinden yola çıkarak tarihsel kaynaklarıyla Alevilikte ve Alevilerde kadının bugüne dek nasıl var olduğunu ayrıntılarıyla aktardı.
    Akkaya, Alevilik inancındaki kadıncıl unsurların kaynaklarını kadim toplumların kadıncıl unsurlarıyla ilişkilendirerek, Alevilerdeki kadın erkek eşittir fikrinin de yine buralardan kaynaklandığına değindi.
    Bugün ise artık Alevi toplumunun bu özelliklerinden sıyrılarak, kadıncıl yanlarını yitirerek erkekleştiğini belirten Akkaya, böyle yaparak Alevilerin aslolarak Alevilikten uzaklaştıklarının altını çizdi.
    Alevilikte kadın erkek eşit ama Alevilerde eşit değil diyen Akkaya, Alevi toplumunu kendi inancını kadınların durumu açısından da yeniden öğrenmeye, hatırlamaya ihtiyacı olduğunu belirtti.
    Alevilik inancındaki kadıncıl özellik nedeniyle son kitabına Yol Kadındır adını verdiğini belirten Akkaya, Alevilerin bu değerli özelliğinin kaybedilmemesi gerektiğin, Alevilerin buna sımsıkı sarılması gerektiğini söyledi.
    ALEVİ KADIN MÜCADELESİ
    Aleviliğin kadıncıl yanının başta kadın hareketi olmak üzere, özellikle Alevi kadınların mücadelesinde çok önemli kazanımlara neden olduğunu, bu nedenle Alevi kadınların Aleviliğin bu kadıncıl yanına sahip çıkarak mücadelelerini sürdürmeleri gerektiğini aktaran Akkaya, bunun için bugün sayısı iyice azalan Anaların güçlenmesi ve çoğalası için Alevi kadınların özellikle çabalaması gerektiğini belirtti.
    Panel yoğun soru ve cevaplardan sonra Akkaya’nın kitaplarını imzalaması ile son buldu. (Haber Merkezi)
  • Köln kadınlarla rengarenk oldu-VİDEO

    Köln kadınlarla rengarenk oldu-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Tuğba Hezer Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin ve üyeliğinin düşürülmesini kınayarak , “HDP üyeliğini Erdoğan’ın talimatları mı belirledi ki düşürme kararı onların olsun? Yüksekdağ bizlerin temsilcisidir. Görevinin son verme kararını da halk verir’’ şeklinde konuştu.

    Almanya’nın Köln kentinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle bir miting düzenlendi.

    Köln Merkezi Tren Garı önünde biraraya gelen kadınlar, rengarenk kıyafetleri ile halaylar çektiler. Daha sonra Merkezi Tren Garı’ndan Heumark Meydanı’na kadar 2 kilometrelik bir alanda yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüş sırasında Alman kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bildiri de okundu. Yürüyüş’te sık sık ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganları atıldı.

    Heumark’ta yapılan mitingte söz alan HDP Milletvekili Tuğba Hezer, 8 Mart’ta bütün kadınların meydanlarda kararlılıkla mücadelelerini yükselttiklerini söyledi. Figen Yüksekdağ’ın milletvekiliğinin ve üyeliğinin düşürülmesini de kınayan Hezer, “HDP üyeliğini Erdoğan’ın talimatları mı belirledi ki düşürme kararı onların olsun. Yüksekdağ bizlerin temsilcisidir. Görevinin son verme kararını da halk verir’’ şeklinde konuştu.

    Kadınların türküler eşliğinde çektiklerin halayın ardından eylem sona erdi.

    Elif SONZAMANCI

  • ‘Eril zihniyete karşı örgütlü mücadele şart’

    ‘Eril zihniyete karşı örgütlü mücadele şart’

    PİRHA-Adıyaman’da 8 Mart etkinlikleri çerçevesinde şölen düzenledi. Etkinliğe HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım, HDP Gurup Başkan vekili Filiz Kerestecioğlu, PSAKD, AKD, İHD yöneticilerinin yanı sıra yüzlerce kadın katıldı.

    Adıyaman Kadın Platformunun 8 Mart vesilesiyle düzenlediği etkinliğe HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım, HDP Gurup Başkan vekili Filiz Kerestecioğlu, PSAKD, AKD, İHD yöneticilerinin yanı sıra yüzlerce kadın katıldı. Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan etkinlikte kadınlara kadın mücadelesinin anlam ve önemine değinin slayt gösterisi yapıldı.

    Can Düğün salonunda düzenlenen etkinlikte kadınların giydiği yöresel kıyafetlerle salonda renkli görüntüler oluştu. Salona “Kadın direnişi ile özgürlük kazanacak”, “Vahşette sınır tanımayanlara karşı direnişte sınır tanımayacağız”, “Özgür kadınla demokratik Ulusa” pankartları asılırken  “Jin Jiyan Azadi”, “Biji 8’te Adare”, “Yaşasın 8 Mart” sloganları atıldı.

    “ERİL ZİHNİYETE KARŞI ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Adıyaman Kadın Platformu adına konuşan Ayşegül Yücetaş, “Yaşanan çağın kadınların özgürleşmesi için bir umut çağı olduğunu belirterek, verilen mücadele ile umutlarının büyütüldüğünü ifade etti. OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar ile binlerce kadın emekçinin ihraç edildiğine dikkat çeken Yücetaş, “Biz kadınlar örgütlü olduğumuz müddetçe bu eril zihniyete karşı mücadele verebiliriz. Biz cinsiyetsiz, özgürlükçü demokratik bir toplumu savunuyoruz. AKP hükümetinin en büyük korkusunun kadınların özgürlüğüdür. OHAL yasaları ile emeğimizin gasp edilmesine hayır, diyoruz. Biz kadınlar tek adam rejimine hayır, diyoruz. Özgür yaşam ve özgür toplum için hayır, diyoruz. Hayır demek bir isyan ve bir başkaldırıdır” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK KOLAY DEĞİL”

    Kadın olmanın ne Türkiye’de ne de dünyada kolay olmadığını ifade eden  HDP Gurup Başkan vekili Filiz Kerestecioğlu da, “Türkiye’de on binlerce kadının sokaklarda nasıl direnerek mücadelelerini büyüttüklerini  gördük. Kadınlar her türlü erkek egemen sisteme karşı mücadelelerini sürdürecektir. Biz bir kadın partisiyiz. En fazla kadın milletvekili olan bir partidir. Sizlerin emeğinin toplumsallaşması gerçekten kollektif hale gelmesi işte o emeği kollektif olması gerekmektedir. Milletvekili adayı olmakta kolay olmuyor. Kadınların verdiği mücadele herkesin verdiği mücadeleden bin kat daha değerlidir. Kadınlar sokakta evde her yerde mücadele veriyoruz” dedi.

    “YA HEP BERABER, YA HİÇ BİRİMİZ”

    “Biz mecliste parlamento kadın gurubu olan tek partiyiz” diyen Kerestecioğlu, “Görüşleri bizden aynı olmasa her hangi bir kadının çektiği sıkıntı hangi partili olursa olsun biz onlarında yanında olacağız. Zaten böyle bir parti olduğumuz için baskı altına alınıyoruz. Tutuklu olan vekillerimizden 7’si kadındır. Ya hep beraber ya hiç birimiz diyerek mücadele edeceğiz” dedi.

    HDP Gurup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu konuşmasında şunları ekledi:

    “14 yıldır Tayip Erdoğan ne istediyse elde etti. Bu ülkede ne kadar çok şiddet ve patlama olduysa bütün bunların sorumlusu 14 yıldır bu ülkede iktidar olan hükümettir. Bu hükümet çözüm sürecinin ortadan kaldırıp masayı tekmeleyerek barışı bitirmiştir. Ama tekrar kurulacaktır kuşkumuz yoktur. Bunlar kadınların her türlü emeklerine müdahale eden bir hükümet ve kişi, ben başkan olacam, diyor. Hayır, kadın yine hayır diyecektir. Kadınların emeğinin karşılığı verilmeden bir anayasa yapılabilir mi? Elbette yapılamaz. Barış için bir çaba göstermeden bu ülkede askeri, sivili ve gerillası ile gençlerimizin ölmemesi için bir çaba içerisinde olmadan bir anayasa yapılabilir mi? Evet bu ülkede halkların inançların kadınların isteği olmadan bir anayasa olamaz. Çünkü anayasa bir toplumsal uzlaşmadır. İşte böyle bir anayasaya canı gönülden evet deriz. Ancak böyle yoksayıcı bir anayasa hayır, diyeceğiz. Hayır, birlikte geleceğimizi kazanalım. Kadınlar başta olmak üzere toplum olarak hepimizin geleceği için hayır, diyeceğiz” diye konuştu.

    Kerestecioğlu’nun konuşmasından sonra etkinlik Ruken Yılmaz’ın söylediği ezgiler ile sona erdi.

    Haberin videosu

    Mustafa Yüksel/ADIYAMAN

  • Ankara’da 8 Mart Coşkusu

    Ankara’da 8 Mart Coşkusu

    PİRHA – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği Ankara Kurtuluş Parkında düzenlendi. Katılımın yüksek olduğu etkinlikte kitlede moral oldukça yüksekti.  

    Ankara Kurtuluş Meydanında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Etkinliği düzenlendi. Etkinlik 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamasına gitmek üzere Bursa’dan yola çıkan Türk Metal Sen Sendikası üyesi 7 kadının yaşamını yitirenlerin şahsında tüm yaşamını kaybedenler anıldı.

    “Dünyanın dört bir yanında alanlardayız, birlikte güçlüyüz, dayanışmayı ve mücadeleyi büyütüyoruz” denilerek 158 yıl önce eşit bir yaşam için, hayatımız için, insanca çalışma koşulları için işçi kadınların greviyle başlayan 8 Mart yolculuğu kesintisiz, soluksuz geldi o günden bugüne. Süregelen erkek egemen sistemin özgürlüğümüze, emeğimize, bedenimize yönelik baskı ve şiddeti hep var oldu. Biz kadınlar, erkek devletin eril yasalarına, baskılarına, saldırılarına kendi öz gücümüzle engel olduk” ifadeleri kullanıldı.

    Etkinlikte referandum ve OHAL süreci ise şöyle değerlendirildi;

    “OHAL’i olağanlaştıracak, otoriter rejim değişikliğini hayata geçirmek üzere topluma dayatılan bir referandum süreci var. Bu sistem içi bir düzenleme gibi yansıtılsa da aslında bir anayasa değişikliğinden çok, halkın tüm kazanımlarını yok etmek üzere devletin yeniden yapılandırılmasıdır. Eğer bir anayasa değişikliği yapılacaksa, bu değişiklik kadınların haklarını gözetmeden, kadınların iradesini yok sayarak yapılamaz. Bu nedenle, biz kadınların uzun yıllar süren mücadelesi sonucu elde ettiğimiz kazanımlarımız için bugün burada ‘Hayır’ diyoruz.”

    Kadınlar ‘Hayır’ nedenlerini ise şöyle sıralıyorlar;

    -Çocuk istismarcılarını aklamak için önümüze konulan yasaya ‘Hayır’ dedik. Meclisin önünü, içini ve alanları doldurarak yasayı geri çektirdik.

    -Kürtaj yasağına ‘Hayır’ dedik. Engelledik.

    -Yasaklara, baskılara karşı ‘Hayır’ dedik sokaklarda olduk.

    -Grevlerde, direnişlerde, eylemlerde baskılara karşı ‘Hayır’ dedik en ön saflarda yer aldık.

    -Yaşadığımız coğrafyada siyasi iktidarın git gide şiddetlenen kadın düşmanı politikalarını biliyor ve ‘Hayır’ demeye devam ediyoruz.

    -Taciz, tecavüz, kadın cinayetleri, çocuk istismarı ve kadının çalışma yaşamına yönelik saldırılar artarak devam ederken biz kadınlar erkek devletin bütün yasalarına ve yasaklarına ‘Hayır’ diyoruz.

    -Bütün şiddetiyle devam eden ve kadın bedeni üzerinden de saldırılarını sürdüren savaşın şiddetine karşı çıkıyor ve ‘Hayır’ diyoruz.

    -Bir gecede çıkan KHK’lara karşı işimiz, ekmeğimiz için direnişi ve dayanışmayı büyüttük, ‘Hayır’ dedik.

    Bu yıl da 8 Mart’ta bizi hayatta tutan, özgürleştiren tüm ‘Hayır’ları mızı birleştirerek meydanlara çıktık.

    F tipi Kandıra cezaevinde tutuklu bulunan HDP Eş Başkanı Figen YÜKSEK Dağ’ın 8 Mart  mesajı okundu.

    Etkinlik müzük eşliğinde çoşkulu halaylarla son buldu.

    Cebrail Arslan / ANKARA