Etiket: AABK

  • AABK’dan inanç merkezlerine yönelik saldırılara tepki: Failler derhal açığa çıkarılsın!

    AABK’dan inanç merkezlerine yönelik saldırılara tepki: Failler derhal açığa çıkarılsın!

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Dersim’deki Düzgün Baba Mekânı ve Maraş’taki Elif Ana Türbesi yerleşkesine yönelik gerçekleştirilen saldırıları lanetleyerek, inanç merkezlerinin yasal güvenceye alınması ve faillerin derhal açığa çıkarılması çağrısında bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Dersim’in Nazımiye ilçesindeki en önemli ziyaretgâhlardan biri olan Düzgün Baba Mekânı’nda “Ayak İzleri” olarak bilinen nişanelerin tahrip edilmesi ve Maraş’ın Pazarcık ilçesindeki Elif Ana Türbesi yerleşkesinde bulunan Mehmet Baba heykelinin ateşe verilmesi üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan ortak açıklamada, bu saldırıların yalnızca fiziki bir zarar değil, doğrudan Alevi/Kızılbaş inancının hafızasına, kültürüne ve ortak vicdanına yönelik ağır bir müdahale olduğu vurgulanarak, yetkililer idari ve hukuki tedbirleri almaya çağrıldı.

    “İNANÇSAL BELLEĞE VE ORTAK VİCDANA AĞIR BİR SALDIRI”

    Düzgün Baba Mekânı’nın Dersim coğrafyasının inançsal belleği ve hakikat yolunun en önemli sembollerinden biri olduğunu belirten AABK, yüzyıllardır niyazların tutulduğu ve lokmaların pay edildiği bu kutsal alanların toplumun manevi varlığının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Pazarcık’ta Elif Ana Türbesi yerleşkesindeki heykelin ateşe verilmesiyle tırmanan olayların Alevi toplumunda derin bir endişe ve rahatsızlık yarattığı aktarıldı.

    İnanç mekânlarının, hangi inanca ait olursa olsun insanlığın ortak değeri olduğunun altını çizen konfederasyon, bu merkezlerin korunmasının devletin anayasal sorumluluğunda olduğunu hatırlattı.

    “MEVCUT POLİTİKALAR SALDIRILARA ZEMİN HAZIRLIYOR”

    Son dönemde farklı bölgelerde ziyaretgâhların, mezarlıkların ve ocakların çeşitli gerekçelerle tahrip edilmesine tepki gösterilen açıklamada, iktidarın politikalara yönelik sert eleştiriler yer aldı. Gerekli önlemlerin alınmamasının kabul edilemez bir ihmal olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Ne yazık ki; mevcut iktidar, sorumluluğunu yerine getirmek yerine bu saldırılara çanak tutmaktadır. Devletin kolluk kuvvetlerinin zarar verdiği Zini Gediği anıtı, baraj suları altında bırakılmaya çalışılan Jara Gola Çetu, inanç merkezisi statüsü verilmeyen Bawa Düzgîn ve Çorum’da bulunan Koyunbaba Dergahı’nın bahçesine cami inşa edilmesi gibi saldırılara maruz kalınmaktadır. Eşit yurttaşlık haklarımızı ihlal eden ve kutsal mekanlarımıza yönelik saldırılara olanak tanıyan iktidarın karşısında durmaya devam edeceğiz.”

    Alevilerin tarih boyunca kendi değerlerini dayanışma, rızalık ve hakikat ilkeleriyle koruduğunu hatırlatan AABK, bugün de ayrıştırıcı değil, birleştirici bir dilin güçlenmesi gerektiğini vurguladı.

    Tüm Alevi kurumlarını ve duyarlı kamuoyunu inanç merkezlerine sahip çıkmaya davet eden konfederasyon, başta Dersim ve Pazarcık halkı olmak üzere tüm topluma dayanışma mesajı göndererek, faillerin bulunması ve benzer olayların tekrar etmemesi için hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını kamuoyuna duyurdu.

    HABER MERKEZİ

  • DEM Parti, Alevi kurum temsilcileriyle görüştü

    DEM Parti, Alevi kurum temsilcileriyle görüştü

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevi örgütleri temsilcileri ile bir araya geldi.

    Alevi kurum temsilcileri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile bir araya geldi.

    DEM Parti genel merkezinde yapılan görüşmede Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Saymanı Nurullah Esat Ünsal ve beraberindeki heyet yer aldı.

    Yapılan görüşmede, ortak mücadele ve dayanışma vurugusu yapılırken, Hüseyin Mat Bakırhan’ı Almanya’da yapacakları “Be Ona-Birlik Festivali”ne davet etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • AABK 8. Olağan Genel Kurulu tamamlandı: Cem ibadetimiz, cemevi ibadethanemizdir-VİDEO

    AABK 8. Olağan Genel Kurulu tamamlandı: Cem ibadetimiz, cemevi ibadethanemizdir-VİDEO

    PİRHA-  Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun Bühl Cemevi’nde gerçekleştirdiği 8. Olağan Genel Kurulu’nda, Alevi inancının kadim ve bağımsız bir yol olduğu vurgulandı. Genel Kurul’da asimilasyon ve inkâr politikalarına karşı ortak mücadele çağrısı yapılırken, kadınların ve gençlerin Alevi hareketindeki kurucu rolünün altı çizildi.

     Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 31 Ocak- 1 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Bühl kentinde bulunan Bühl Cemevi’nde 8. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. İki gün süren tartışmaların ardından farklı ülkelerin federasyonlarından 15 kişilik bir yönetim seçildi. Genel kurulun ardından sonuç bildirgesi yayınlandı.

    GENEL KURULDA BİRLİK VE ORTAK MÜCADELE VURGUSU

    Genel Kurul’da, Avrupa’daki Alevi örgütlülüğü ile Türkiye’deki Alevi hareketinin tarihsel, inançsal ve siyasal bütünlüğünün vazgeçilmez olduğu bir kez daha vurgulandı.
    AABK, Türkiye’de Alevilere yönelik uzun yıllardır sürdürülen ve son dönemde yoğunlaşan devlet baskısı, asimilasyon ve inkâr politikalarına karşı ortak ve güçlü bir mücadele hattının zorunluluğuna dikkat çekti. Devlet eliyle kurulan ya da desteklenen paravan yapılar üzerinden Alevi örgütlülüğünün hedef alınmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı ve toplum, örgütlü yapısına sahip çıkmaya çağrıldı.

    ASİMİLASYON POLİTİKALARINA KARŞI NET TUTUM

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden yürütülen politikalara ilişkin değerlendirmede, bu sürecin açık bir asimilasyon politikası olduğu belirtildi. Sonuç bildirgesinde AABK’nin tutumu net biçimde ortaya konuldu:
    “Alevilik, kadim, özgün ve bağımsız bir inançtır. Hiçbir siyasi iktidarın, devlet kurumunun veya başka bir din anlayışının alt başlığı değildir. Cem ibadetimizdir, cemevleri ibadethanemizdir.”

    Genel Kurul, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı” maarif modeliyle tekçi ve ideolojik bir eğitim anlayışını kurumsallaştırma çabasına karşı örgütlü mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini karara bağladı. Alevi çocuklarını asimilasyona zorlayan bu modele karşı durmanın toplumsal bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

    IRKÇILIĞA, AYRIMCILIĞA VE NEFRET SÖYLEMİNE KARŞI ÇAĞRI

    Avrupa genelinde yükselen ırkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve nefret söylemlerine de dikkat çekilen bildirgede, bu politikaların yalnızca Alevilere değil tüm toplumsal kesimlere yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğu ifade edildi. AABK, demokratik kazanımların savunulması ve uluslararası dayanışmanın büyütülmesi yönündeki kararlılığını yineledi.

    Suriye’de Alevilere, Kürtlere, Dürzilere, Hristiyanlara ve diğer halklara yönelik soykırım, baskı ve sistematik şiddete karşı aktif bir mücadele hattının benimsendiği açıklandı. AABK, siyasi, diplomatik ve örgütsel tüm imkânlarıyla bu saldırıların karşısında durmaya devam edeceğini ilan etti.

    Önümüzdeki dönem için belirlenen temel mücadele başlıkları ise şöyle sıralandı:
    • Alevilere yönelik saldırıların uluslararası kamuoyunda görünür kılınması,
    • Uluslararası insan hakları mekanizmaları nezdinde hukuki, siyasi ve diplomatik girişimlerin güçlendirilmesi,
    • Alevi toplumunun meşru taleplerinin kararlılıkla savunulması.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • AP’de Rojava için ortak çağrı: Harekete geçin!

    AP’de Rojava için ortak çağrı: Harekete geçin!

    PİRHA- Avrupa Parlamentosu Kürt Dostluk Grubu Strasbourg’da Rojava’daki son gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Kobanê’deki insani durum, saldırılar ve ateşkes ihlalleri gündeme gelirken; AP üyeleri, DEM Parti temsilcileri ve AABK Diplomasi Komisyonu müdahale, diplomatik baskı ve dayanışma çağrısı yaptı.

    STRASBOURG’DA ROJAVA GÜNDEMİ: AP’DE BASIN TOPLANTISI

    Avrupa Parlamentosu (AP) Kürt Dostluk Grubu, Rojava’daki son gelişmelere ilişkin Strasbourg’daki Avrupa Parlamentosu binasında basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısı, Kürt Dostluk Grubu Koordinatörleri Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı Grubu’ndan Andreas Schieder, Sol Grup (GUE/NGL) üyesi Per Clausen ve Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı Grubu’ndan Leoluca Orlando tarafından organize edildi.
    Toplantıya DEM Parti Strasbourg Temsilcisi Faik Yağızay’ın yanı sıra AP’deki Sosyalistler ve Demokratlar İttifakı Grubu üyeleri Evin İncir ve Thijs Reute katıldı.

    YAĞIZAY: KOBANÊ YOĞUN SALDIRI ALTINDA

    Basın toplantısında ilk olarak konuşan Faik Yağızay, Rojava’daki insani duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kobanê’nin yoğun saldırı altında olduğunu, su ve elektrik kesintilerinin yaşandığını vurgulayan Yağızay, uluslararası güçleri ve özellikle ABD’yi acil müdahaleye çağırdı.

    Kürt Dostluk Grubu koordinatörlerinden Andreas Schieder ise mevcut durumun son derece kritik olduğunu belirterek, Avrupa Parlamentosu’nun Rojava için en önemli diplomatik platformlardan biri olduğunu ifade etti. Schieder, sivillerin korunması, demografik değişimlerin önlenmesi ve Rojava’daki demokratik yapının desteklenmesi gerektiğini söyledi.

    Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı Grubu’ndan Leoluca Orlando da konuşmasında, Kuzey ve Doğu Suriye’de ciddi bir askeri tırmanış yaşandığını belirterek, Şam’daki geçiş hükümetine bağlı güçlerin ve Türkiye destekli silahlı grupların özerk yönetim bölgelerine yönelik koordineli saldırılar yürüttüğünü söyledi. Orlando, ateşkes ilan edildiği yönündeki açıklamaların sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini kaydetti.
    AP üyesi Evin İncir ise “Avrupa Birliği’nin tüm kurumları aracılığıyla, ister Parlamento, ister Konsey, ister Komisyon olsun, harekete geçmesi gerekiyor. Dolayısıyla burada olmayan ve gündeme alınmasına karşı çıkan grupların da bir adım daha atmaları gerektiğini düşünüyorum“ şeklinde çağrı yaptı.
    Sol Grup (GUE/NGL) üyesi Per Clausen, Rojava’ya yönelik saldırıların sürdüğünü ve gerçek bir ateşkesin bulunmadığını belirterek, Avrupa Birliği’nin saldırılar sona erene kadar HTŞ yönetimine yönelik tüm yardımları askıya alması gerektiğini söyledi. Son olarak konuşan AP üyesi Thijs Reute ise Türkiye’nin bölgedeki rolüne dikkat çekerek, saldırıların durdurulması için Ankara’ya da diplomatik baskı uygulanması gerektiğini vurguladı.

    AABK DİPLOMASİ KOMİSYONU PARLAMENTERLER İLE GÖRÜŞTÜ

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Diplomasi Komisyonu ise konuya yönelik yaptığı açıklamada Avrupa Parlamentosu’nda DEM Parti temsilcilerinin öncülüğünde, Suriye ve Rojava’daki gelişmelere ilişkin kapsamlı açıklamaya katıldıklarını, basın açıklamasının ardından Avrupa Parlamentosu üyeleriyle karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını ifade etti.
    Açıklamada „Görüşmelerde, Suriye ve Rojava’daki güncel gelişmelerin yanı sıra Kürt halkının, Alevilerin ve bölgede yaşayan tüm ötekileştirilen inanç ve kimliklerin karşı karşıya olduğu sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı“ diye belirtildi.

    AABK Diplomasi Komisyonu bu konuda çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.

    AVRUPA’DA KURUMLARDAN ORTAK AÇIKLAMA: BİZLER BU SESSİZLİĞE RAZI DEĞİLİZ

    Öte yandan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) , Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) ortak yaptıkları yazılı açıklamada Suriye’de Aleviler, Kürtler, Dürziler, Ezidiler ve diğer inançsal ve etnik azınlıklara yönelik katliamların sürdüğü belirtilerek, sessizliğe karşı toplumsal dayanışma ve tanıklık çağrısı yapıldı.
    Açıklamada, “Bugün Suriye’de, dünyanın gözleri önünde; Aleviler, Kürtler, Dürziler, Ezidiler ve diğer inançsal ve etnik azınlıklar, yalnızca kimlikleri nedeniyle katlediliyor, yerlerinden ediliyor ve yok sayılıyor. Çocuklar öldürülüyor, anneler evlatsız bırakılıyor, topraklar sessiz çığlıklarla doluyor.Yaşanan bu büyük acılar çoğu zaman rakamlara indirgeniyor, haber aralarında kayboluyor ve sessizliğe gömülüyor. Oysa yaşananlar bir istatistik değil; açık ve ağır bir insanlık dramıdır” ifadelerine yer verildi.

    “BİZLER BU SESSİZLİĞE RAZI DEĞİLİZ”

    Açıklamanın devamında, “Suriye’de azınlıklara yönelik olarak devam eden bu saldırılar; insanlığa karşı işlenmiş ve işlenmekte olan suçlardır. Uluslararası hukuka göre bu suçlar cezasız bırakılamaz, görmezden gelinemez” denildi.
    Açıklamada, “Bugün Rojava’ya saldıran DAİŞ, El Kaide ve HTŞ çetelerinin meşrulaştırılması asla kabul edilemez. HTŞ kontrolündeki kamplardan serbest bırakılan DAİŞ üyelerinin, yarın yeniden Alevilere ve dünyanın dört bir yanında masum sivillere yönelik saldırılar gerçekleştireceği açıktır” ifadeleri kullanıldı.
    “Ortadoğu’da halkları birbirine kırdırmayı hedefleyen, emperyalist emellerin hayata geçirilmesine ve bunun bedelini halkların kanıyla ödemesine göz yummayacağız” denilen açıklamada, “Mazlumların birlikteliğini esas alan; barışın ve ortak yaşamın tesisi için öz savunma temelinde direnen Alevilerin ve Rojava halklarının yanındayız” vurgusu öne çıktı.
    Basın emekçileri, gazeteciler ve kamuoyuna çağrı yapılan açıklamada, “Kalemleriyle, kameralarıyla ve sesleriyle bu acılara tanıklık etmeye, gerçeğin karanlıkta kalmamasına çağırıyoruz. Çünkü sessizlik suça ortaklıktır; tanıklık ise direniştir” denildi.

    PİRHA-ALMANYA

  • Alevi İnanç önderi Şeyh Selim Varlı’nın gözaltına alınmasına PSAKD ve AABK’dan tepki

    Alevi İnanç önderi Şeyh Selim Varlı’nın gözaltına alınmasına PSAKD ve AABK’dan tepki

    PİRHA-AABK, AAAF ve PSAKD, Alevi inanç önderi Şeyh Selim Varlı’nın gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Şeyh Selim Narlı’nın gözaltına alınması bütün bir toplumun inancına yapılmış bir saldırıdır. Şeyh Selim Narlı’nın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” denildi.

    Hatay’da yaşayan Alevi inanç önderi Şeyh Selim Varlı’nın gözaltına alınmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), yazılı açıklama yaparak Alevi inanç önderi Şeyh Selim Varlı’nın gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    “DERHAL SERBEST BIRAKILMASINI İSTİYORUZ”

    Alevi dedesi Şeyh Selim Narlı’nın gözaltına alınmasını kınayan AABK‘nin yaptığı açıklamada, “Şeyh Selim Narlı, yaşamı boyunca Alevi katliamlarını cesurca dile getirmiş, Alevi halkının acılarını ve adalet arayışını her ortamda onurla savunmuş bir kanaat önderidir. Bugün karşı karşıya kaldığı haksız gözaltı ve sindirme girişimi, yalnızca bu haklı mücadelesinin sonucudur. Alevi halkının Suriye’de uğradığı katliam ve soykırımlara karşı sesini yükseltmek her onurlu insanın görevidir. Şeyh Selim Narlı’nın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” denildi.

    “KANAAT ÖNDERIMIZIN YANINDAYIZ”

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada şunlar dile getirildi:

    Şeyh Selim Narlı, inancımızın, kültürümüzün ve tarihsel varlığımızın yılmaz savunucusudur. O, halkının sesi olmayı, kanaatlerini özgürce dile getirmeyi ve barışı savunmayı kendisine görev edinmiş bir önderdir. Onun tek silahı söz, tek gücü ise hakikate olan inancıdır.

    Bir kanaat önderinin yalnızca fikirlerini dile getirdiği için gözaltına alınması; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda güvence altına alınan ifade ve inanç özgürlüğüne, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’ne ve demokratik değerlere açıkça aykırıdır.

    Bizler, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu olarak; Kanaat önderimizin gözaltına alınmasını esefle kınıyoruz. Bu haksız ve kabul edilemez uygulamanın derhâl son bulmasını, Şeyh Selim Narlı’nın acilen ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Buradan bir kez daha hem Türkiye kamuoyuna hem de uluslararası topluma sesleniyoruz:Kanaat önderlerini susturmak, bir halkın sesini kısmaktır. Bu tür baskılar, toplumsal barışı zedeler, halkların umutlarını kırar. Biz susturulamayız, biz susmayacağız.”

    Uluslararası kurumlara çağrıda bulunulan açıklamada, “Birleşmiş Milletler’i, Avrupa Konseyi’ni, Avrupa Parlamentosu’nu ve tüm uluslararası insan hakları kuruluşlarını, bu haksız tutuklamaya karşı tavır almaya davet ediyoruz. Demokratik değerleri ve temel hakları savunan tüm kurum ve kuruluşlara sesleniyoruz: Adaletin, özgürlüğün ve insan onurunun yanında durunuz. Unutulmasın ki; bugün Şeyh Selim Narlı’ya yapılan haksızlık, yarın tüm topluma yöneltilecek bir tehdit anlamına gelmektedir. Bizler, barışa, adalete ve birlikte yaşam kültürüne inanan bir topluluk olarak, kanaat önderimizin yanında olduğumuzu yüksek sesle ilan ediyoruz” denildi.

    “BÜTÜN BİR TOPLUMUN İNANCINA YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    PSAKD, tarafından yapılan açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Bizler Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak biliyoruz ki; hakikati dile getirmek suç değildir. Alevilerin uğradığı katliamları, işkenceleri, yaşadığı acıları haykırmak; bu toplumun tarihsel belleğini savunmaktır. Şeyh Selim Narlı’nın gözaltına alınması, yalnızca bir kişiye değil; bütün bir toplumun inancına, vicdanına ve hafızasına yapılmış bir saldırıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurum başkanlarından Hacıbektaş’a çağrı: 16-17-18 Ağustos’ta Hünkar’ın huzurunda buluşalım-VİDEO

    Alevi kurum başkanlarından Hacıbektaş’a çağrı: 16-17-18 Ağustos’ta Hünkar’ın huzurunda buluşalım-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum başkanları 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak, 62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısı yaptı. Başkanlar, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinliği ise kınayarak yurttaşların bu etkinliğe katılmaması çağrısında bulundular.

    62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikler eleştirilirken, herkes 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş Belediyesi ile ortaklaşa yapılacak etkinliğe davet edildi.

    “HACIBEKTAŞ’TA YAPILACAK ALTERNATİF ETKİNLİĞE KATILMAMAYA DAVET EDİYORUM”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Yıllardır Alevileri inkâr eden, yok sayan, her türlü asimilasyon politikası uygulayan AKP iktidarı bu yıl Hacıbektaş’ta 12-13 Ağustos’ta alternatif etkinlik yapmaktadır. Bu alternatif etkinliğe katılmamaya, reddetmeye, asıl olan 16-17-18 Ağustos’ta hep birlikte Hünkar’ın huzurunda buluşmaya davet ediyorum” dedi.

    “TALEPLERİMİZİ BİR KEZ DAHA EN YÜKSEK SESTEN DİLE GETİRECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABF) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da 16-17 ve 18 Ağustos tarihlerinde Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde bir araya geleceğiz. Gönüllerimizi birleyeceğiz ve taleplerimizi bir kez daha en yüksek sesten dile getireceğiz. Her yıl düzenlemiş olduğumuz bu etkinliğe yönelik iktidarın hazımsızlığı devam ediyor. Özellikle son birkaç yıldır alternatif etkinlikler koyarak, yapmış olduğumuz etkinliklerin altını boşaltarak kendi tahakkümlerini kurma noktasında büyük bir çaba harcıyorlar. Yapılan bu anti-demokratik uygulamalar ve yapılan bu haksızlıklar karşısında bizler her yıl serçeşmemizde, pirimizin huzurunda, kararlılığımızı bir kez daha dünyaya sesleneceğiz” diyerek herkesi Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurumlarının yapacağı ortak etkinliğe davet etti.

    “ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI KARŞISINDAKİ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, bütün yurttaşları Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerine çağırarak, “Alevileri asimile etmek için kurulmuş olan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın 12-13 Ağustos Hacıbektaş’ta yapmış olduğu etkinliği kınıyoruz ve karşısındaki mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGÂHI SERÇEŞMEMİZDİR”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı reddettiklerini belirterek, şunları ifade etti:

    “Hacı Bektaş Veli Dergâhı serçeşmemizdir, mabedimizdir, ibadethanemizdir. Kültür Bakanlığı’na bağlı Cemevi Başkanlığı’nın alternatif olarak düzenlediği 12-13 Ağustos tarihinde yapılacak olan etkinliğe ilişkin tüm canlarımıza, tüm kurumlarımıza çağrımızdır; bu yapıyı reddediyoruz. Bu alternatif törenlere katılmıyoruz. 16, 17, 18 Ağustos’ta bir olmak, iri olmak, dergahımıza, inancımıza sahip çıkmak üzere herkesi Serçeşme’ye bekliyoruz. Gelin canlar, bir olalım.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI SİVAS KATİLLERİNİ SERBEST BIRAKAN ZİHNİYET TARAFINDAN OLUŞTURULMUŞTUR”

    Cemevi Başkanlığı’nın düzenleyeceği etkinliğe kimsenin katılmaması gerektiğinin altını çizen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, şunları kaydetti:

    “Sivas katillerini serbest bırakan bir zihniyet tarafından oluşturulmuş olan ve Aleviliğin bir anlamıyla asimilasyon üssü haline getirilmiş Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı’nın Hacıbektaş’ta yapmayı planladığı alternatif etkinliğe canlarımızı katılmamaya çağırıyorum. 16, 17, 18 Ağustos tarihlerinde Aleviler ve Alevi kurumları tarafından Hacıbektaş Belediyesi’nce ortak düzenlenecek olan anma etkinliğinde Hacıbektaş’ta bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

    PİRHA/ANKARA

  • Almanya’nın başkenti Berlin’de Madımak Katliamı yürüyüşü!-VİDEO

    Almanya’nın başkenti Berlin’de Madımak Katliamı yürüyüşü!-VİDEO

    PİRHA- 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın 32. yılında Almanya’nın Berlin kentinde bir ara gelen yüzlerce yurttaş katledinleri andı, “Unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    32. yılında Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anılmaya devam ediliyor. Almanya’nın Berlin kentinde bir ara gelen yüzlerce yurttaş katledinleri anmak, faillerden hesap sormak için yürüyüş düzenledi.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu ve Berlin Alevi Toplumu-Cemevi’nin çağrısı ve onlardan kurumun desteğiyle bir araya gelen yüzlerce yurttaş “Unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    PİRHA/ALMANYA

  • ‘Alevi kurumları, yalnızca taleplerini ileten değil, süreçte mücadele eden aktör olmalı!’

    ‘Alevi kurumları, yalnızca taleplerini ileten değil, süreçte mücadele eden aktör olmalı!’

    PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın, Alevi toplumu açısından “umut verici” olduğunu ifade etti. Kamilağaoğlu, “Alevi kurumları, bu süreçte yalnızca taleplerini ileten değil, aynı zamanda anayasa tartışma sürecinin içerisinde toplumsal demokratik dönüşüm için mücadele eden bir aktör olmalıdır” diye de ekledi.

    Abdullah Öcalan’ın ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ardından PKK’nin silah bırakma kararı, ülkede yeni bir siyasi atmosfer oluşturdu. İktidar partisi de muhalefet de Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü konusunda fikirlerini sundu ancak hükümet nezdinde henüz somut bir adım atılmadı.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulması önerilen komisyona dair de henüz net bir açıklama yapılmadı.

    Sürecin bir diğer merakla beklenen başlığı ise yeni anayasa çalışmaları konusu. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından çalışmalara başlandığı ifade edilse de anayasa hazırlıklarında hangi evreye varıldığı da bilinmeyenler arasında.

    “DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜN BAŞLANGICI”

    Sürecin öznelerinden olarak gösterilen Alevi toplumu da Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı olumlu yorumladı. AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu da sürece dair Pir Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı.

    “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, Alevi toplumu nezdinde nasıl okundu?” sorusuna Kamilağaoğlu şu yanıtı verdi:

    “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, Alevi toplumu açısından umut verici ve çok değerli olmakla birlikte temkinli bir şekilde karşılanıyor. Aleviler, tarihsel olarak katliamlardan geçmiş, dışlanmış, inançları görmezden gelinmiş yok sayılmış bir topluluk. Bu nedenle her çağrı, Alevi toplumu tarafından önceki yaşadıkları tecrübelerin süzgecinden geçirilerek değerlendiriliyor. Bizim için barış, sadece silahların susması değil, toplumsal adaletin tesisi, eşit yurttaşlık, ana dil ve inanç özgürlüğünün tanınmasıdır. Aleviler bu çağrıyı, inançlarının tanındığı, eşit yurttaşlık temelinde bir demokratik dönüşümün başlangıcı olarak görmek istiyor. Ama, bugüne kadarki devletin uygulamaları ve devlete karşı duydukları güvensizlikten dolayı son dönemki gelişmelere temkinli yaklaşıyor.”

    “ALEVİLİK, ANAYASAL DÜZEYDE İNANÇ OLARAK TANINSIN!”

    Nevin Kamilağaoğlu yeni anayasa çalışmalarına dair de görüş belirtti. Alevi toplumunun, yeni anayasada görmek istediği başlıklara değinen Kamilağaoğlu, şunları söyledi:

    “Yeni bir anayasa, geçmişin ayrımcı, baskıcı, inkarcı uygulamalarını tekrar etmeyecek demokratik ve çoğulcu toplumsal bir sözleşme olmalıdır. Bizler, yeni anayasada laikliğin gerçek anlamda uygulanmasını, tüm inanç gruplarına, farklı kimliklere eşit mesafede olmasını görmek istiyoruz. Zorunlu din derslerinin kaldırılmasını, inançlara eşit yaklaşmayan, yok sayan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasını tüm inançlara eşit yaklaşan yeni bir yapının kurulmasını istiyoruz. Aleviler, Aleviliğin anayasal düzeyde bir inanç olarak tanınması, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulmasını en temel hakkımız olarak görüyoruz.”

    “İKTİDARIN SAMİMİYETİNE DAİR CİDDİ ŞÜPHELERİMİZ VAR”

    AKP-MHP Hükümetinin, yeni anayasa taslağı için kendisine yakın kimi Alevi şahsiyetlerle görüştüğü iddiaları ise kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Nevin Kamilağaoğlu da “ihanet içinde olan çevrelerin, devletle Aleviler adına kurdukları ilişkileri bizim için yok hükmündedir” dedi.

    Kamilağaoğlu, “Mevcut iktidar, Anayasa Mahkemesi’nin Alevilik hakkında lehte kararlarını uygulanmayıp, AİHM’in kararlarını da tanımayan bir pozisyondayken şimdi nasıl bir anayasa taslağı öngörüyor dersiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

    “Bu soru, çok haklı bir toplumsal sorgulamayı yansıtıyor. Evet, AYM ve AİHM kararları açıkça Aleviliğin bir inanç olarak tanınması gerektiğini ortaya koymasına rağmen bu kararlar hayata geçirilmiyor. Çünkü ulus devlet projesinde devletin dini tekçilik ve Aleviliğin inkarı üzerine kurulmuştur. Bu durum yüz yıldır devam ediyor. İktidara kim gelirse gelsin durum değişmiyor. Şu anda yine iktidarda olan siyasi iradenin samimiyetine dair çok ciddi şüphelerimiz ve güvensizliklerimiz var.

    Alevi toplumu olarak şunu söylüyoruz: İktidar gerçek bir demokratik anayasa hazırlamak istiyorsa önce mevcut hukuk kararlarına uymalı, uygulamalı ve eşit yurttaşlık ilkesini pratiğe geçirmelidir. Alevilik, herhangi bir pazarlığın ya da temsil iddialarının asla söz konusu olamaz. Bizler şeffaf, katılımcı ve hak temelli bir anayasa sürecinin ancak tüm inanç ve kimliklerin tam temsiliyle mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Kimi ihanet içinde olan çevrelerin devletle Aleviler adına kurdukları ilişkiler bizim için yok hükmündedir.”

    “DEMOKRASİ, ALEVİLER İÇİN HAYATİ BİR MESELE”

    “Aleviler için demokratikleşme, sadece oy verme, sandığa gitme hakkı değil” diyen Kamilağaoğlu, cümlelerine şöyle devam etti:

    “Gerçek demokratikleşme, inanç özgürlüğünün ve ana dilin güvence altına alınması, kültürel hakların tanınması ve devletin tüm yurttaşlara eşit yaklaşmasıyla mümkündür. Gerçek demokratikleşme halkın yönetime katılma hakkıdır, örgütlenme hakkıdır, sendikalaşma hakkıdır; özgür medya, bağımsız yargı, bağımsız üniversitelerdir.

    Aleviler, artık kamusal alanda var olabilmek, ibadetlerini özgürce yerine getirebilmek, eğitimde ve kamu hizmetlerinde ayrımcılığa uğramak istemiyor. Demokratikleşme, toplumun her kesiminin kendisini özgürce ifade edebileceği bir yapının kurulmasıdır. Bu nedenle demokrasi, bir bütün olarak insan hakları; kadın, çocuk, doğa, hayvan hakları, Aleviler için doğrudan hayati bir meseledir.”

    “ALEVİ KURUMLARI, TOPLUMU DOĞRU BİLGİLENDİRMELİ”

    AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Alevi kurumlarının mevcut süreçte nasıl rol alması gerektiğinin de altını çizerek, “Alevi örgütleri, somut olarak ne yapmalı?” sorusunu şu cümlelerle yanıtladı:

    “Alevi kurumlarının, kurum yöneticilerinin bugünkü en önemli görevi, toplumu doğru bilgilendirmek, talepleri ortaklaştırıp birlikte hareket etmektir. Bu süreçte kurumsal ayrışmaları bir kenara bırakarak, eşit yurttaşlık temelinde birleşik bir duruş sergilemek gerekir. Somut olarak, anayasa çalışmaları ile ilgili kendi taleplerini bir belge haline getirilerek kamuoyu ile paylaşılmalı. Ayrıca Alevi kurumları, ulusal ve uluslararası düzeyde insan hakkı temelli faaliyetlerini artırılmalı, her hukuk mücadelesinde gençler başta olmak üzere kadınların sürece aktif katılımı sağlanmalıdır. Sonuç olarak, Alevi kurumları, bu süreçte yalnızca taleplerini ileten değil, aynı zamanda anayasa tartışma sürecinin içerisinde toplumsal demokratik dönüşüm için mücadele eden bir aktör olmalıdır.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Mat: Alevilere yeni anayasa ‘daveti’ samimiyetten uzak ve göstermelik

    Mat: Alevilere yeni anayasa ‘daveti’ samimiyetten uzak ve göstermelik

    PİRHA- AKP’nin yeni anayasa çalışmaları kapsamında Alevi bilim insanlarını davet ettiğini kamuoyundan öğrendiklerini belirten AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Demokrasiye ve hukuk devletine gerçek anlamda bağlılık gösterilmeden atılacak her adım, meşruiyetten yoksun kalmaya mahkûmdur. Aksi takdirde anayasa adı altında yürütülen bu tartışmalarda biz yokuz” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, anayasa tartışmaları üzerine sosyal medya hesabı üzerinden bir yazı paylaştı.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN TEMEL TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNDİ”

    AKP’nin yeni anayasa çalışmaları kapsamında Alevi bilim insanlarını davet ettiğini kamuoyundan öğrendiklerini belirten Mat, “Bu çağrı, 2009–2010 yıllarında gerçekleştirilen Alevi Çalıştayları’nı hatırlatıyor. O dönem de benzer bir diyalog zemini oluşturulmuş, ancak sonuçlar açısından Alevi toplumunun temel talepleri görmezden gelinmişti” dedi.

    “DEVLET, ‘VERİLENLE YETİNİN’ DEDİ”

    Yapılan çalıştaylarda Alevilerin dile getirdiği taleplerin hiçbirinin hayata geçirilmediğini hatırlatan Hüseyin Mat, Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olarak kabul edilmesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesi, Alevi katliamlarıyla devletin yüzleşmesi, Alevi dergahlarının Alevilere iade edilmesi, Alevi taleplerinin anayasal güvence altına alınması. Bu talepler karşısında devletin tavrı netti: ‘Verilenle yetinin’” diye kaydetti.

    “SAMİMİYET YOK, DÜRÜSTLÜKTEN ESER YOK”

    Yeni bir anayasa tartışmasının samimiyetine inanmanın mümkün olmadığını belirten Hüseyin Mat, şu ifadeleri kullandı:

    “Yaklaşık 15 yıl sonra, yine Alevi akademisyenleri davet ederek yeni anayasa meselesini konuşmak istediklerini bildiriyorlar. Bu tabloya bakınca, insanın gülmemesi elde değil.
    Çünkü bu çağrıyı yapan iktidar; Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayan, adalet sisteminin tarafsızlığına gölge düşüren, yargının, yürütmenin vesayeti altına alındığı bir düzenin mimarıdır.

    Bugün Türkiye’de toplumun büyük bir kesimi, yargının en az güven duyulan kurumların başında geldiğini düşünüyor. Bu koşullar altında, yeni bir anayasa tartışmasının samimiyetine inanmak mümkün değildir. Samimiyet yok. İnandırıcılık hiç yok. Dürüstlükten eser yok. Alevilerle ne konuşulacak? Alevi toplumu ve kurumları yıllardır demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir sivil anayasa talebinde bulunmaktadır. Bu talepler defalarca dile getirilmiş, yazılı metinlerle ve on binlerce imzayla karar alıcılara sunulmuştur.”

    “ERDOĞAN’IN YENİDEN CUMHURBAŞKANI OLMASININ ÖNÜNÜ AÇMAYA YÖNELİK HERHANGİ BİR ADIMA DESTEK VERMEYİZ”

    “Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olmasının önünü açmaya yönelik herhangi bir adıma ne destek veririz ne de bu tür bir çabanın parçası oluruz” diyen Hüseyin Mat, şunları ekledi:

    “Önce mevcut anayasaya uyun, AİHM kararlarını uygulayın, adaletin terazisini doğru tutun, hukuku siyasetin gölgesinden kurtarın. Ve en önemlisi, Cemevlerini ibadethane olarak kabul ettiğinizi açıkça ilan edin. Bu koşullar sağlanmadığı sürece yapılan bu tür ‘davetler’, samimiyetten uzak ve sadece göstermelik girişimler olarak kalacaktır.s

    Demokrasiye ve hukuk devletine gerçek anlamda bağlılık gösterilmeden atılacak her adım, meşruiyetten yoksun kalmaya mahkûmdur. Aksi takdirde anayasa adı altında yürütülen bu tartışmalarda biz yokuz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat, gözaltına alındı!

    Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat, gözaltına alındı!

    PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat, İzmir Havalimanı’nda gözaltına alındı.

    73 yaşındaki Sakine Mat İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan gözaltına alındı.
    Gözaltı gerekçesi henüz öğrenilemezken AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, İzmir Barosu’ndan avukatların, konuyla ilgilendiklerini belirti.
    Konuyla ilgili PİRHA’ya konuşan Mat, “Ben de kısa süre önce haber aldım. Annem ve babam. birlikte İzmir’den giriş yaptı. Annemi gözaltına almışlar ve biz de şu an kendisinden haber almaya çalışıyoruz. Babamla birlikte 2-3 ay kalmak için İzmir’e gitmişlerdi ancak uçaktan iner inmez gözaltına aldılar. Biz de henüz bir kontak kurmuş değiliz. İzmir Barosu’ndan avukatlar konuyla ilgili girişimde bulunuyorlar” dedi.

    AABK de konuya ilişkin yazılı açıklama paylaşarak şu ifadelere yer verdi:

    “Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat’ın, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda polis ekipleri tarafından gözaltına alındığını üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz.
    Hiçbir hukuki ve insani gerekçeyle izah edilemeyecek bu uygulamayı kınıyor, Sakine Mat’ın derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”
    (HABER MERKEZİ)
  • Alevi kurumları BM’ye başvurdu: Gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz

    Alevi kurumları BM’ye başvurdu: Gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz

    PİRHA – AAAF, AABK ve ABF Birleşmiş Milletler(BM) Güvenlik Konseyi’ne Suriye’de yaşanan katliamın son bulması için başvuru yaptı. Yapılan başvuru sonrası yayınlanan yazılı açıklamada, “Her gün bir yenisi eklenen bu insanlık suçlarına son vermek üzere hazırlıkların başlatılmasını, acil müdahale için gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz” denildi.

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu(AAAF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Birleşmiş Milletler(BM) Güvenlik Konseyi’ne Suriye’de yaşanan katliamın son bulması için başvuru yaptı. Başvuru sonrası yazılı açıklama yayınlandı.

    “HER GÜN YENİ BİR ŞİDDET HABERİ İLE KARŞI KARŞIYA KALINMAKTADIR”

    BM’ye yapılan başvuru sonrasında açıklama metninde şunlara yer verildi:

    “Suriye’de bugün şiddetin aldığı yeni boyut önümüze insan hakları yönünden acil görevler yüklemektedir. Açık savaşın yerini terör, insanlığa karşı suç ve soykırım tehditlerine bıraktığına dair kaygılar giderek yaygınlaşmaktadır. Savaşın çok taraflı yaşanan süreci savaş sonunda da çok taraflı bir kaos ortamı doğurmuş ve stabilizasyon ve huzur beklentilerini boşa çıkarmış durumdadır. Bu aynı zamanda bitti sanılan savaşın kaos ortamında devam ettirilmesine de zemin hazırlamaktadır. Kendi topluluklarının silahlı gücüne dayanmayan veya bölge devletlerinin korunmasına sığınmayan gruplar açısından bu yeni süreç giderek yaygınlaşan bir şiddet doğurmakta ve güçsüz ve korunmasız topluluklara karşı her gün yeni bir şiddet haberi ile karşı karşıya kalınmaktadır.

    GEREKLİ BAŞVURULARI BAŞLATMIŞ BULUNUYORUZ

    Bu yeni sürecin en kırılgan ve şiddete hedef olan topluluğu ise Hristiyan gruplar, Dürziler, İsmailler ile birlikte Arap Alevileridir. Suriye’deki Hristiyan topluluklar kaygılı biçimde beklerken Alevi topluluklar diğer bazı güçlerden farklı olarak kendi bağımsız savunmalarını örgütleme yoluna gitmeyip demokratik yolların işletilmesini bekledikleri için açık ve kolay bir hedef olarak görünmektedir. Ayrıca selefi grupların dini liderlerince doğrudan Alevileri hedef alan şiddet çağrısı yapılmaktadır. Yeni Suriye’nin kurucu güçleri dışında bırakılan Alevilerin yaşadığı şiddet, insan kaçırma, işkence, cinayet ve toplu infazlara uzanan ve giderek yaygınlaşan bir yıkımla beraber korku ve kaygıları da büyütmektedir. Yaşanan bu yaygın ve tekrar ederek büyüyen şiddet insanlığa karşı suç boyutuna kadar ulaşmış ve gelecekteki toplu katliam, göç ve iskan ile asimilasyon politikalarına uzanacağına dair anlaşılabilir korkuları da açığa çıkarmıştır. Bizler aşağıdaki adları geçen ve yüzbinlerce üyesi bulunan demokratik kitle örgütleri olarak BM’nin ilgili kurullarını harekete geçirmek üzere gerekli başvuruları başlatmış bulunuyoruz.

    DESTEK ÇAĞRISI

    Öncelikle BM Güvenlik konseyi; Suriye Özel raportörlüğü ve insan hakları yüksek komiserliğinden her gün bir yenisi eklenen bu insanlık suçlarına son vermek üzere hazırlıkların başlatılmasını, acil müdahale için gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz.. Ulusal ve uluslararası kamuoyundan tırmanan şiddet ve şiddet tehdidi nedeniyle insan hayatına ve Suriye’nin yerli ve en büyük nüfuslardan birisine sahip Alevilerin hayat hakkının korunmasına dair destek beklediğimizi duyuruyoruz. Sessizliğin her geçen gün büyüyen şiddet nedeniyle yeni insan hayatlarının kurban edilmesine yol açtığını, hep birlikte şiddete karşı durarak BM başta olmak üzere uluslararası kurumları harekete geçirmemiz gerektiği hususunun altını çiziyoruz. Sesimizi, sözümüzü birleştirelim ve Suriye ve dünyanın daha birçok yerinde şiddet karşısında korunma bekleyen halklara da yeni bir umudun yolunu açalım. Suriye halklarının yanında olduğumuzu ve adil bir gelecek umutlarını paylaştığımızı ilan ediyor ve şiddetin hüküm sürmediği bir Suriye için elele vereceğimizi duyuruyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarından gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki: Halk TV yalnız değildir

    Alevi kurumlarından gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki: Halk TV yalnız değildir

    PİRHA-Alevi kurumları, gazeteci Barış Pehlivan, Serhan Asker ve program sunucusu Seda Selek “bilirkişi” soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Gözaltılar halkı teslim almaya yönelik bir gözdağıdır. AKP hükümeti gözaltılarla, tutuklamalarla, sindirme hayalleri kurarken unutmasınlar ki halkın tamamını esir alamazlar” denildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun işaret ettiği bilirkişiyle yaptıkları telefon görüşmesini “izinsiz olarak kayda alarak paylaştıkları” suçlamasıyla gazeteci Barış Pehlivan, Serhan Asker ve program sunucusu Seda Selek “bilirkişi” soruşturması kapsamında gözaltına alındı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), gazeteci Barış Pehlivan, Serhan Asker ve program sunucusu Seda Selek “bilirkişi” soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “TÜRKİYE FAŞİZME TESLİM OLMAYACAK”

    Alevi kurumları tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Halk TV gazetecilerinden Serhan Asker, Barış Pehlivan ve Seda Selek gazetecilik faaliyetlerinden dolayı gözaltına alındı. Görülen o ki bu gözaltılar halkı teslim almaya yönelik bir gözdağıdır. Ülkede denetimsizlikten bir otelde insanlar gözler önünde yanarak can verirken, maden kazaları olurken, binalar insanların başına yıkılırken, geziden 12 yıl sonra insanlar tutuklanırken ve en önemlisi halk yoksulluk kıskacında yaşamaya çalışırken halkın sesi olan gazetecilerin gözaltına alınması ülkede ses çıkaran herkesi sindirmeyi hedeflemektedir.

    Ama hiçbir güç halkın gücünün üstünde değildir ve sonunda halk bu zalimliğe gerekli cevabı verecektir. Başta Aleviler olmak üzere derdi halkın refahı olan muhalifler korku duvarını yıkmıştır artık. Halkının derdini kendi derdi bilmeyenin piri olmaz diyen Pir Sultan Abdal direnen halkların ışığı olmuştur. AKP hükümeti gözaltılarla, tutuklamalarla, sindirme hayalleri kurarken unutmasınlar ki halkın tamamını esir alamazlar. Eşitlik, demokrasi ve adalet mücadelemizin önüne geçemeyeceksiniz. Bu vesile ile bir kez daha haykırıyoruz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Halk TV yalnız değildir” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Halk TV’ye ‘bilirkişi’ soruşturması: 3 gazeteci gözaltına alındı

  • İki Alevi örgütü Avrupa Birliği’nin harekete geçmesi için Strazburg’da açıklama yapacak

    İki Alevi örgütü Avrupa Birliği’nin harekete geçmesi için Strazburg’da açıklama yapacak

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile Avrupa Arap Alevi Federasyonu, Suriye’de cihatçı çetelerin mazlum halka yönelik saldırılarıyla ilgili Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 4 Ocak saat 11:00’de Strazburg’da kitlesel bir basın açıklaması yapacak. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile Avrupa Arap Alevi Federasyonu, Suriye’de son süreçte cihatçı çetelerin halkı tehdit eden uygulamaları nedeniyle Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek ve Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 4 Ocak 2025’te saat 11:00’de Strazburg’da kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını duyurdu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile Avrupa Arap Alevi Federasyonu, 4 Ocak’ta yapılacak açıklamaya Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile Avrupa Arap Alevi Federasyonu tüm sivil toplum kuruluşlarını, insan hakları savunucularını, demokratik kitle örgütlerini ve duyarlı kamuoyunu basın açıklamasına katılmaya davet etti.

    “SURİYE HALKININ CAN VE MAL GÜVENLİĞİ TEHLİKEDE, AB ACİL SORUMLULUK ALMALI”

    İki Alevi örgütünün açıklama ve çağrı metni şu şekilde:

    Suriye’de son dönemde yaşanan kaygı verici gelişmeler, Suriye halklarının can güvenliğini ve mal varlığını ciddi şekilde tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.

    Cihatçı çetelerin mazlum Suriye azınlık halklarına yönelik saldırıları her geçen gün artarak devam etmektedir. Bu durum, uluslararası kamuoyunun ve özellikle Avrupa Birliği’nin acil sorumluluk almasını zorunlu kılmaktadır.

    Bu kapsamda, Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek ve Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 4 Ocak 2025 tarihinde, saat 11:00’de Strazburg’da kitlesel bir basın açıklaması düzenlenecektir.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Avrupa Arap Alevileri Federasyonu’nun bugün gerçekleştirdiği toplantıda alınan karar doğrultusunda, tüm sivil toplum kuruluşlarını, insan hakları savunucularını, demokratik kitle örgütlerini ve duyarlı kamuoyunu bu önemli basın açıklamasına katılmaya davet ediyoruz.

    Birlikte güçlü, birlikte dayanışma için buluşalım!”

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Dersim’deki kayyıma ortak tepki: Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz!

    Dersim’deki kayyıma ortak tepki: Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz!

    PİRHA – DİK, FDG, AABK, FEDA, DSKD, DKG ve ADEF, Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımlara tepki gösterdi. Ortak yapılan açıklamada, “Kayyum darbesine karşı açıktan ve en güçlü şekilde tavır almanın tüm Alevi toplumunun ve kurumlarının tarihsel görevidir. Dersim ve Ovacık’a kadar halkın direnen iradesini selamlıyoruz. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz” denildi.

    DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı. Halkın, belediye binasına girmesine engel olan kolluk güçleri, belediye binasını beton bariyerlerle çevirdi.

    Dersim’e atanan kayyımlara tepkiler yükselmeye devam ederken Dersim İnşa Kongresi (DİK), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği (DSKD), Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG) ve Avrupa Demokratik Dersim Dernekleri Federasyonu (ADEF), ortak yazılı bir açıklama yaptı.

    “MUHALİF TÜM ÇEVERELER KAYYUM TEHDİDİ ALTINDADIR”

    Kurumların ortak açıklamasında 2016’da çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe sokulan kayyum uygulamasının yasal dayanağı olmadığı halde bir yönetim biçimi haline getirildiği vurgulandı. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Kayyum diktası başlangıçta her ne kadar Kürt halkının iradesi ile seçilmiş HDP Belediyeleri’ni hedeflemiş olsa da, günümüzde tüm muhalif kesimlerin başında sallandırılan bir Demoklesin kılıcı haline gelmiştir. Son on yılda çok açık bir şekilde görüldüğü üzere üniversitelerden, meslek kurumlarına, sendikalardan barolara kadar siyasi iktidara muhalif tüm sivil toplum örgütleri ve çevreler kayyum tehdidi altındadır.

    AKP/MHP diktası bir yandan açıktan darbe yaparken, öte yandan ‘Kültür Bakanlığı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’ örneğinde görüldüğü üzere kimi zaman da dolaylı yöntemlerle kayyum uygulamasını sürdürmektedir. Tüm bunların sonucudur ki, Türkiye Erdoğan’a tanınan özel yetkiler sonucu kararnamelerle yönetilen olağanüstü hal rejimine mahkum edilmiştir. Bu durum yalnızca kayyum darbesine maruz kalanların değil; çoğulcu demokrasi, insan hak ve özgürlükleri sorunudur.

    “AMAÇ, KUTSAL MEKANLARI, DOĞAYI YAĞMAYA AÇIK HALE GETİRMEK”

    Öte yandan kayyum darbesinin siyasi iktidarın mantığına göre farklı amaçlara odaklandığı da, üzerinde önemle durulması gereken bir olgudur. Buna göre Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyum atama, aynı zamanda buraya yönelik geliştirilen özel politikalarla doğrudan ilintilidir. Dersim’in, cumhuriyetin kuruluşundan günümüze toplumsal mühendislik politikalarının temel uygulama alanı seçildiği, bilinmektedir. AKP/MHP iktidarında ise inancın başkalaştırılması, demografik yapının dönüştürülmesi, Alevi inancının kutsal mekanı doğanın anlam kaybına uğratılarak yağmaya açık hale getirilmesi, dil kırım politikalarının nihayete ulaştırılması temel amaç olarak benimsenmiştir.

    “AÇIKTAN TAVIR ALMAK TARİHSEL GÖREVDİR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi başta olmak üzere AKP/MHP iktidarı devletin tüm kurumlarını kurucu politikanın güncelleştirilmesi kapsamında seferber ederek, Dersim toplumunun kültürel kimliğini ve yaşamını çok katmanlı bir ideolojik, siyasi ve inançsal kuşatmaya almıştır. Halk iradesi ile seçilmiş Dersim Belediyesi tüm bu kuşatmalara karşı bir nefes borusu, bir direnç alanıdır. Kayyum darbesi ile bu nefes borusu kesilmek ve Dersim toplumunun kurucu politika bağlamında dönüştürülmesi nihayete ulaştırılmak istenmektedir. Bu bağlamda Dersim’e sahip çıkmak, kayyum darbesine karşı açıktan ve en güçlü şekilde tavır almak tüm Alevi toplumunun ve kurumlarının tarihsel görevidir.

    “ONURUMUZA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, Dersim’e sefer olur, ama zafer olmaz. Dersim halkı bugün de kayyum darbesine karşı direniyor, iradesine sahip çıkıyor. Esenyurt’tan, Batman, Mardin, Halfeti, Dersim ve Ovacık’a kadar halkın direnen iradesini selamlıyoruz. Dersim ve Ovacık yalnız değildir. Kayyum derhal geri çekilmeli, belediye yönetimi halkın seçilmiş iradesine teslim edilmelidir. Kayyum darbedir, irade gaspıdır. Bu faşizan uygulamaya derhal son verilmelidir. Dersim onurumuzdur, onurumuza sahip çıkıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumlarından Aydınlık’ın manşetine tepki: Bunlar asılsız saldırılar, itibarsızlaştırma operasyonları!

    Alevi kurumlarından Aydınlık’ın manşetine tepki: Bunlar asılsız saldırılar, itibarsızlaştırma operasyonları!

    PİRHA -Aydınlık gazetesinin itibarsızlaştırma operasyonuna 5 Alevi Alevi kurumundan sert tepki geldi. Ortak açıklama yapan Alevi kurumları, 6 Şubat Maraş merkezli 11 ilde meydana gelen depremin ardından AABK tarafından toplanan yardım paralarının kaybolduğu iddiasının asılsız ve itibarsızlaştırma operasyonu olduğunu belirtti. Açıklamada, “Bağışlar ve hak lokmaları eksiksiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Alevi toplumunun dayanışma kültürüne zarar vermek amacıyla yapılan bu saldırıları ve resmi ideolojilere hizmet eden tutum ve davranışları asla kabul etmiyoruz, kınıyoruz” denildi.

    Vatan Partisi’nin yayın organı Aydınlık gazetesinin “AABF’nin topladığı deprem paraları kayıp” manşetiyle Almanya Alevi örgütlenmesine saldırması Türkiye’deki Alevi kurumlarının tepkisini çekti.

    Ortak yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri(AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV) ve Türkiye Alevi Federasyonu(ADFE), 6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli 11 ilde meydana gelen depremin ardından AABK tarafından toplanılan yardım paralarının kaybolduğu iddiasının asılsız olduğunu bildirdi.

    Büyük itibarsızlaştırma operasyonlarının yapıldığını vurgulayan Alevi kurumları, AABK tarafından toplanan bağışların, Türkiye’deki Alevi kurumları aracılığıyla depremde mağdur olan canlara ulaştırılması için yoğun ve ciddi bir çalışma yürütüldüğünü hatırlatttı.

    Açıklamada, “Bu bağışlar ve hak lokmaları eksiksiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Özellikle Alevi toplumunun deprem yardımları süresince gösterdiği çaba ve özveri, deprem bölgelerinde takdirle karşılanmış ve birçok kişi tarafından örnek gösterilmiştir. Alevi toplumunun dayanışma kültürüne zarar vermek amacıyla yapılan bu saldırıları ve resmi ideolojilere hizmet eden tutum ve davranışları asla kabul etmiyor, kınıyoruz” denildi.

    “HER ADIMI BİRLİKTE PLANLADIK”

    Alevi kurumlarının ortak yaptığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Türkiye Alevi kurumları olarak, 6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli 11 ilde meydana gelen depremin ardından, Hızır gibi afet bölgesine yetişerek ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak için büyük bir çaba sarf ettik. Depremin ilk gününden itibaren, elimizdeki tüm imkanları seferber ederek yapılması gereken her ne varsa yapmaya çalıştık. Bu çalışmalarımızda, özellikle Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve bileşenlerinden Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) büyük katkı ve desteği olmuştur. Depremin ilk gününden itibaren her adımımızı birlikte planlayarak koordineli bir şekilde ilerledik. Devletin yardım elini uzatmadığı, acil ihtiyaçları bile karşılayamadığı günlerde bizler Alevi Kurumları hiç kimseyi birbirinden ayırt etmeden tüm imkanlarımızı seferber ettik.

    “AABK TARAFINDAN TOPLANAN BAĞIŞLAR DEPREMDE MAĞDUR CANLARA ULAŞTIRILMIŞTIR”

    AABK tarafından toplanan bağışlar, Türkiye’deki Alevi kurumları aracılığıyla depremde mağdur olan canlarımıza ulaştırılması için yoğun ve ciddi bir çalışma yürütülmüştür. Bu bağışlar ve hak lokmaları eksiksiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Özellikle Alevi toplumunun deprem yardımları süresince gösterdiği çaba ve özveri, deprem bölgelerinde takdirle karşılanmış ve birçok kişi tarafından örnek gösterilmiştir.

    Ancak, böylesine fedakarlıkla yapılan bu yardımları itibarsızlaştırmaya çalışan bazı kişilerin, özellikle geçmişte Alevi kurumlarında yöneticilik yapmış olanların sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği asılsız saldırılar anlaşılır gibi değildir. Bu paylaşımların kontra haber siteleri ve gazetelerinde yayınlanması Alevi hareketini hedef alan saldırılara dönüşmektedir.

    “BÜYÜK İTİBARSIZLAŞTIRMA OPERASYONLARI”

    Bu büyük itibarsızlaştırma operasyonlarının kimler tarafından organize edildiğinin ve kimlerin işbirliği ile yapıldığının farkındayız. Alevi toplumunun dayanışma kültürüne zarar vermek amacıyla yapılan bu saldırıları ve resmi ideolojilere hizmet eden tutum ve davranışları asla kabul etmiyor, kınıyoruz. Saygılarımızla”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avrupa Alevi Çalıştayı Sonuç Bildirgesi’nde ‘Demokratik değerler, laiklik ve eşit yurttaşlık’ vurgusu

    Avrupa Alevi Çalıştayı Sonuç Bildirgesi’nde ‘Demokratik değerler, laiklik ve eşit yurttaşlık’ vurgusu

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 21-22 Eylül 2024 tarihlerinde Strasburg’da gerçekleşen Avrupa Alevi Çalıştayı’nın sonuç bildirgesini yayımladı. Bildirgede çalıştayın, Avrupa ve Türkiye’den geniş bir katılımla başarılı bir şekilde tamamlandığı belirtilerek, “Bu süreçte demokratik değerler, laiklik ve eşit yurttaşlık mücadelesi ana ekseni oluşturacaktır” denildi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 21-22 Eylül 2024 tarihlerinde Strasburg’da gerçekleşen Avrupa Alevi Çalıştayı’nın sonuç bildirgesini yayımladı. Bildirgede, Alevi kurum yöneticileri, inanç önderleri, Ocak, Sürek ve topluluk temsilcileri, medya temsilcileri, sanatçılar ve akademisyenlerin katıldığı Çalıştayın, Avrupa ve Türkiye’den geniş bir katılımla başarılı bir şekilde tamamlandığı belirtildi.

    “GELECEK DÖNEME DAİR BİR YOL HARİTASI OLUŞTURULDU”

    Avrupa Alevi Hareketi’nin, kuruluşundan bu yana neredeyse yarım yüzyıldır büyümeye ve kendini yenilemeye devam ettiği, çağın ihtiyaçlarına uygun çalışma yöntemleri geliştiren hareketin, örgütlendiği ülkelerde devletler tarafından tanınan bir kurum olmayı başardığı vurgulanan bildirgede, şunlara yer verildi:

    “Konfederasyonumuz, gerçekleştirdiği Çalıştayda son 35 yılın kapsamlı bir değerlendirmesini yapmış, mevcut toplumsal dinamikler ışığında karşı karşıya olduğumuz tehlikeleri tespit etmiştir. Bu olası tehlikeleri fırsata dönüştürecek stratejik çalışmaları belirleyerek, gelecek döneme dair bir yol haritası oluşturmuştur.

    Çalıştayın sonucunda, geleceğe yönelik kritik ve yönlendirici kararlar alınmıştır.

    İki gün süren yoğun çalışmalar ve analizler sonucunda hazırlanan sonuç bildirgesi, örgütümüzün geleceği için stratejik bir rehber niteliğinde kabul edilmiştir. Bu rehber, ilerleyen süreçte toplumsal sorunların çözümünde yol gösterici olacaktır.

    “DAHA KAPSAYICI VE KATILIMCI BİR ÖRGÜTLENME MODELİ BENİMSENDİ”

    21-22 Eylül Avrupa Alevi Çalıştayı Sonuç Bildirgesi:

    1- Birlik ve Beraberlik Vurgusu: Alevi toplumu olarak birlik ve beraberliğimizin her zamankinden daha güçlü olması gerektiği vurgulanmıştır. Avrupa genelinde daha kapsayıcı, demokratik ve katılımcı bir örgütlenme modeli benimsenmiş, bu modelin tüm Alevi toplumunu kucaklayacak şekilde uygulanacağı teyit edilmiştir.

    2- İnanç ve Kimlik: Alevilik kendine özgü bir inançtır. Alevi inancının ve kimliğinin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması, Alevi örgütlenmesinin en temel önceliklerinden biri olarak belirlenmiştir. İnanç, Yol-Erkân kurullarımız başta Avrupa ve Türkiye olmak üzere; tüm dünya Alevi, Bektaşi kurullarıyla çalıştay ve benzeri çalışmalar yapacaktır.

    KADIN VE GENÇLİK TEMSİLİYETİNİN ÖNEMİ

    3- Alevi Kadın Hareketi: Alevi toplumunda kadınların daha güçlü ve etkin bir şekilde yer alabilmeleri için kadın hak mücadelesinin desteklenmesi kararlaştırılmıştır. Bu doğrultuda, toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurumsal ve kamusal düzeyde sağlanması ve kadın haklarının korunması konusunda daha etkin çalışmalar yapılacak, kadınların karar alma mekanizmalarında eşit temsiliyeti sağlanacaktır.

    4- Alevi Gençlik Hareketi: Alevi gençliğinin örgüt içinde daha aktif rol alabilmesi, temsiliyetinin arttırılması için tüzük ve çalışma programlarında gerekli düzenlemelerin yapılması kararlaştırılmıştır. Gençlerin düşünceleri ve önerileri, geleceğe yönelik stratejilerin oluşturulmasında temel unsurlar olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda gençliğe; eğitim, kültür ve siyaset alanlarında daha fazla fırsat tanınacaktır.

    “CEMEVLERİNİ AYNI ZAMANDA YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA MERKEZLERİNE DÖNÜŞTÜRECEĞİZ”

    5- Eğitim, Kültür ve Sanat: İbadethanemiz olan Cemevlerimizi; aynı zamanda kültür ve sanat, eğitim, dayanışma ve yardımlaşma merkezlerine dönüştüreceğiz. Yaşamın her alanına dokunabilmek için çalışma programları, konseptler hazırlanacak; Cemevlerimize üye kazandırmak amacıyla faaliyet alanlarımız genişletilecektir. Avrupa’da hayata geçmiş olan Alevilik derslerinin, üniversitelerdeki kürsülerin korunması ve bu kazanımların büyütülmesi için gerekli çalışmalar arttırılacaktır. Eğitim kurumlarını cemaat ve tarikatlara teslim eden, eğitimi aklın ve bilimin dışına çıkaran; tekçi, inkarcı, ırkçı, cinsiyetçi ve gerici eğitim politikalarına, ÇEDES gibi projelere ve en önemlisi Türkiye Yüzyılı Maarif modeli adı verilen müfredata karşı Türkiye’de sürdürülen mücadeleye destek artarak devam edecektir.

    6- Alevi Medyası: Yayın organlarımız olan Alevilerin Sesi Dergisi, Yol Tv, Yol Haber Portalı ve sosyal medya hesaplarının teknik ve içerik açıdan güçlendirilmesi; görünürlüğünün, okunurluğunun ve kurumsallığının arttırılması kararlaştırılmıştır. Bu amaçla tüm Alevi medya kuruluşlarıyla ortak çalıştaylar yaparak güç birliğine gidilecek ve Dünya Alevi Haber Ajansı kurulacaktır.

    “DEMOKRATİK DEĞERLER, LAİKLİK VE EŞİT YURTTAŞLIK MÜCADELESİ”

    7- Siyaset ve Aleviler: Alevilerin bağımsızlık çizgisine sahip çıkarak siyasi arenada daha etkili bir şekilde temsil edilmesi için yeni stratejiler geliştirilmiştir. Alevi toplumunun ulusal ve uluslararası platformlarda daha aktif yer alması, haklarının savunulması ve siyasi katılımın artırılması için çalışmalar yürütülecektir. Bu süreçte demokratik değerler, laiklik ve eşit yurttaşlık mücadelesi ana ekseni oluşturacaktır.

    8- Diplomasi: Uzun yıllardır altyapısı hazırlanan ve açılışı gerçekleştirilen Diplomasi ve Uluslararası İlişkiler Temsilciliği’nin çalışmalarına güçlü bir biçimde başlanacaktır. Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve ulusal parlamentolarla yakın çalışma içerisinde olunacaktır. Uluslararası alanda Alevi toplumunun sesi olmak ve tüm ezilen, haksızlığa uğrayan halkların, inançların haklarını savunmak asli görevimiz olacaktır. Türkiye’de Alevilere ve mazlumlara yönelik hak ihlallerinin dünya kamuoyuna duyurulması ve bu haksızlıklara karşı mücadele etme noktasında sorumluluk alınacaktır.

    “TOPLUMSAL SORUNLAR KARŞISINDA ORTAK MÜCADELE”

    9- Toplumsal Dayanışma: Avrupa’daki sivil toplum kuruluşları, parlamentolar, yerel yönetimler ve toplumsal gruplarla iş birlikleri güçlendirilerek, toplumsal dayanışma ağları genişletilecektir. Özellikle toplumsal sorunlar karşısında ortak mücadele yöntemleri geliştirilecektir.

    10- Yükselen Irkçılık: Avrupa’daki tüm ırkçı ve gerici faaliyetlere karşı kararlılıkla mücadele edilecektir. Bu anlamda siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak hareket edilecektir.

    “BU YOL HARİTASI KARARLI VE GÜÇLÜ ADIMLAR ATMAMIZI SAĞLAYACAK”

    11- Avrupa ve Türkiye Alevi Hareketi: Türkiye ve Avrupa Alevi hareketinin ortak bir vicdan ve akılla yürüttüğü demokratik cumhuriyet, laiklik ve eşit yurttaşlık mücadelesi kararlılıkla sürdürülecektir.

    12- Alevisiz Alevilik Başkanlığı: Asimilasyon üssü haline getirilen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz. Bu gibi kurum, kuruluş ve organizasyonların tümüne karşı kararlı mücadelemiz devam edecektir.

    12 başlıkta özetlenen bu yol haritası, Alevi toplumunun geleceğine yönelik daha kararlı ve güçlü adımlar atmamızı sağlayacak; birlik ve beraberliğimizi pekiştirecek; mücadelemize ivme katacaktır. Demokrasi, insan hakları ve laiklikten yana olan tüm canları birlikte mücadeleye davet ediyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AABK, Strasbourg’da Diplomasi Ofisi’ni açtı

    AABK, Strasbourg’da Diplomasi Ofisi’ni açtı

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu’nun yanında Diplomasi Ofisi’nin açılışını yaptı. AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yaptığı açılış konuşmasında, Diplomasi Ofisi’nin sadece Alevilerin değil tüm dünyanın merkezi olacağını söyledi. Avrupa Birliği’nin Alevilerin yaşadığı katliamlar ve olumsuzluklar karşısında iki yüzlü politika işlediğine de değinen Mat, “Kim Anayasada almış olduğu sorumluluğu yerine getirmiyorsa onun karşısında bu temsilcilik olacak” diye konuştu.

    Canlı yayın linki

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Strasbourg’da Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile daha sağlıklı ve kalıcı politikalar geliştirmek, diplomatik ilişkileri güçlendirmek amacıyla Avrupa Parlamentosu’nun yanında Diplomasi Ofisi açtı.

    Diplomasi Ofisi’nin açılışına Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz’ın yanı sıra hem Türkiye’de, hem Avrupa’dan birçok Alevi kurum temsilcisi ve çok sayıda kişi katıldı.

    EMRE: BURASI MAZLUMLARIN YERİ OLACAK

    Deyişler ve nefeslerin seslendirilmesiyle başlanan açılışta, AABK İnanç Kurulu adına Derviş Cemal Ocağı’ndan Pir Ecevit Emre, gulbang verdi. Emre, “Bugün bizler için tarihi bir gün. AABK büyük bir kurum. Artık buradan diplomasi çalışmasını yürüteceğiz. Burası mazlumların yeri olacak. Dini, dili, rengi ne olursa olsun Alevi toplumu olarak ezilenlerin yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Ardından Alevi kurum başkanları birer söz aldı. İlk sözü alan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Diplomasi Ofisi’nin açılmasının Türkiye’ye de örnek olması gerektiğini söyledi.

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, de, “Bu yüzyıl diplomasi yüzyılıdır. Türkiye gibi hukukun ayaklar altında olduğu bir ülkede insan haklarını savunan bir ofisin açılması çok önemlidir”dedi.

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise “Yüzyıllardır Türkiye’de inancımıza yönelik her türlü asimilasyon katliamın duyulması artık Türkiye ile sınırlı kalmaktan çıktı. İnancımıza yapılan asimilasyon ve katliamlar Avrupa’da da duyuluyor. Burada olduğumuz için onur duyuyoruz” diye konuştu.

    ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, da Diplomasi Ofisi’nin Türkiye’nin Avrupa’ya çıkış noktası olacağını dile getirdi.

    MAT: BURASI SADECE ALEVİLERİN DEĞİL DÜNYANIN TEMSİLCİLİĞİ OLACAK

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AABK adına yaptığı açılış konuşmasında şunları kaydetti:

    2024 Avrupa Alevi hareketinin başlangıcının 34. yıl dönümü. Avrupa’daki Aleviler 34 yıldır örgütlenip anayasal haklarını almış durumda. Bugünlere kolay gelmedik. Burada olmayan ama bugünlere gelmemizde çok mücadele eden, bedel ödeyen canlarımız var. 35 yıl önce bu yola baş koyan, her türlü zorluğa rağmen, başta kurucu üyelerimiz olmak üzere hepsinin önünde saygıyla eğiliyoruz. Yaşamlarını kaybeden canlarımıza da saygı ve hürmetlerimizi sunuyoruz. 35 yıllık vermiş olduğumuz mücadele çizgimiz ilkelerimiz bizim nasıl Aleviler olduğumuzu gösterdi. Aleviliğin tarifi der ki; 72 millete aynı nazarda bakarsın, dili dini rengi ne olursa olsun zalime karşı mazlumun yanında olursun. Bu ilkelerle birleşen Aleviler Avrupa’da da mücadele etti. Bu hareket asla bir devletin, siyasi partinin dilimine girmedi. Bağımsızlık çizgisine sarıldı. Yine bağımsızlık çizgisine dört elle sarılacak. Dünyanın neresinde, kim eziliyorsa biz onun tarafı olmak için bu temsilciliği açtık. Burası Türkiye’deki başta Kürtlerin, kadınların, çocukların merkezi olacak. Burası sadece Alevilerin değil, demokrasiye inanmış özümsemiş herkesin merkezi olacak.

    “AVRUPA BİRLİĞİ’NİN İKİ YÜZLÜ POLİTİKASI DOĞRU DEĞİL”

    Avrupada ırkçılık devam ediyor. Özellikle Türkiye’den gelen Aleviler olarak Türkiye’de yaşadığımız sorunlar, katliamlar bu olumsuzluklar karşısında da Avrupa Birliğinin iki yüzlü politikası da doğru değil. Parlamento 200 metre ötemizde. AİHM zorunlu din dersleri, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala için verilen kararları uygulamıyorsa biz bunun da karşısında duracağız. Kim almış olduğu sorumluluğu, Anayasada almış olduğu sorumluluğu yerine getirmiyorsa onun karşısında bu temsilcilik olacak.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Türkiye ve Avrupa Alevileri bir demokrasi mücadelesi veriyor. Kurulan ucube kamu kuruluşu olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı yıkana kadar bu temsilcilik çalışmalarını sürdürecek. Asla o kurumu tanımıyoruz bizim açımızdan yok hükmündedir. Burası sadece Alevilerin değil dünyanın temsilciliği olacak.”

    Mat’ın konuşmasının ardından Strasbourg’da bulunan AABK Diplomasi Ofisi’nin açılışı gerçekleştirildi.

    PİRHA/FRANSA

  • AABK, 20 Eylül’de Strazburg’da Diplomasi Ofisi’ni açıyor

    AABK, 20 Eylül’de Strazburg’da Diplomasi Ofisi’ni açıyor

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Strazburg’da Diplomasi Ofisi’ni açıyor. Açılışın duyurusunun yapıldığı açıklamada, “Bu ofis, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile daha sağlıklı ve kalıcı politikalar geliştirmek, diplomatik ilişkileri güçlendirmek amacıyla kurulmuştur” denildi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Strazburg’da Diplomasi Ofisi’ni açıyor. Konfederasyonu sosyal medya hesabında ofisin açılışını duyuran bir açıklama yayınladı.

    “BU OFİS, HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA BİR SAVUNMA MERKEZİ OLACAKTIR”

    AABK, bu ofisin, uluslararası ilişkileri güçlendirmek ve diplomatik çalışmaların daha etkin bir şekilde yürütülmesi adına önemli bir adım olacağının altını çizerek açıklamasında şunlara yer verdi:

    “Bu ofis, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile daha sağlıklı ve kalıcı politikalar geliştirmek, diplomatik ilişkileri güçlendirmek amacıyla kurulmuştur. Diplomasi Ofisi, Avrupa ve Türkiye Alevi Hareketi’nin anayasal haklarının elde edilmesi konusunda önemli bir rol üstlenecektir. Özellikle Türkiye’de Alevilerin maruz kaldığı, inkarcı, ayrımcı ve asimilasyoncu politikaların Avrupa kamuoyuna daha etkin bir şekilde duyurulmasına katkı sağlayacaktır. Diplomasi Ofisi, özelikle Avrupa ve Türkiye’de olmak üzere, dünya genelinde kadınlara, gençlere, inanç ve etnik kimliklere yönelik yapılan haksızlıklar karşısında bir savunma merkezi olacaktır.

    Ezilenlerin sesi olacak bu ofis, toplumsal adaletin sağlanması için aktif rol oynayacaktır. Ayrıca, insan hakları ihlalleriyle mücadele ederek herkesin eşit haklara sahip olduğu bir dünya için çalışacaktır. 20 Eylül 2024 tarihinde Strazburg’da Avrupa Parlamentosu’nun yanında açılışını yapacağımız Diplomasi Ofisi hepimize hayırlı olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerin Sesi Dergisi’nin 287. sayısı ‘Madımak’ başlığıyla çıktı

    Alevilerin Sesi Dergisi’nin 287. sayısı ‘Madımak’ başlığıyla çıktı

    PİRHA- Alevilerin Sesi Dergisi’nin 287. sayısı okuyucusuyla buluştu. Yeni sayıda Madımak Katliamı kapağa taşındı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) 1994 yılından bu yana aylık olarak yayınlanan yayın organı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 287. sayısı, ‘Madımak; Yüzleşme, Hesaplaşma, Mücadele, Hafıza, Hakikat, İnat’ başlığıyla okuyucu ile buluştu.

    Derginin bu sayısında Madımak Katliamı’nın 31. yılındaki anmalar, Avrupa’da aşırı sağcıların oylarını yükseltmeleri, Madımak belgesi gösterimleri, Almanya’da Alevilik derslerinin kayıt formunda yer alması, Cumartesi Anneleri’nin 100. hafta eylemleri gibi birçok konu işlendi.

    Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Kırmanca/Zazaca yayınlanan bu sayının yazı başlıkları şöyle:

    Alevilerin Sesi Dergisi’nin 287. sayısında yer alan bazı başlıklar:

    📌  Madımak Hafıza Merkezi Tarihi Bir Sorumlulukla Yolculuğuna Başladı!
    Şimdi sıra emeğimizin dünyaya açılmasında! – ERDAL KILIÇKAYA
    📌  Madımak Ölümsüzleri 31. Yılında Sivas’ta Anıldı
    📌  Avrupa Alevi Gençler Birliği Yola Çıkıyor! – AAGB
    📌  Aşırı Sağcılar Oylarını Yükseltti – İHSAN DİLBER
    📌  Her Şeye Rağmen – NEVİN SEVÜK
    📌  Yol’un Her Hali – ALİ RİZA AKYOL
    📌  Akademisyenler Yalnız Değildir – ABF
    📌  Haq Yolu İnanç Kuralları – İHSAN DİLSİZ – ERDOĞAN BİÇİCİ
    📌  Hafızanın Kaydı: Madımak Sözlü Tarih Görüşmeleri – DOSYA
    📌  “Yangın”dan Kurtarılabilenler… – KELİME ATA
    📌  Sözlü Tarih Çalışmaları – OZAN ÇAVDAR
    📌  Prof. Dr. Şükrü Aslan ile Söyleşi – ALEVİLERİN SESİ
    📌  “Çok Kötü Bir Şey” – TANIL BORA
    📌  Acılar Paylaşarak Azalır Sevinçler Paylaşarak Çoğalır – CEMAL ŞAHİN
    📌  Artık Hiç Bir Şey Eskisi Gibi Olmayacak – BURHANETTİN KAYA
    📌  Ne Hissettim, Tanıklığı Anlatmak Nasıldı? – CEVAT ÜSTÜN
    📌  Çok Kötü Bir Şey Oldu – HALDUN AÇIKSÖZLÜ
    📌  Tarihe Not Düşüldü – AYŞE GÜROCAK
    📌  Size Çok Kötü Bir Şey Oldu mu? – BEKTAŞ BALCI
    📌  Toplumun Haysiyetini Korumayı Bilmesi Lazım – ÜMİT KIVANÇ İLE RÖPORTAJ / İRFAN AKTAN
    📌  Bir Yol Olunmalı – AV. SEYİT SÖNMEZ
    📌  Babamın İzinden: Alevilik Üzerine İlk Adımlarım – YASEMİN EYCAN İLE RÖPORTAJ / ALEVİLERİN SESİ
    📌  “Kınamalı Sizi Hakkı Sevmeyenler” – AYHAN YALÇINKAYA
    📌  Belediye İle Cemevi İşbirliği – ULAŞ YUNUS TOSUN
    📌  Rheda Wiedenbrück Cemevi 35. Yılını Kutladı – AHMET YILMAZ
    📌  ‘Alevilik İnancı’ Başlığı Artık Kayıt Formunda – ULAŞ YUNUS TOSUN
    📌  ‘Çok Kötü Bir Şey Oldu’ Belgeselinin Gösterimi Gerçekleşti – ULAŞ YUNUS TOSUN
    📌  “12. Britanya Alevi Festivali Katılımcılarına Teşekkürler” – BAF
    📌  Ressam İsmail Çoban’a Borç Sonrası İcra Şoku – MEHMET TANLI
    📌  Köln’de Cumartesi Annelerinden 1000. Hafta Eylemi – Mehmet TANLI
    📌  Mersin’de Madımak Katliamını Anma Programı Yapıldı
    📌  Erklärung und Glückwünsche zum 75-jährigen Jubiläum des Grundgesetzes  – DEUTSCH

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’, 29 Haziran’da İstanbul’da gösterilecek

    ‘Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’, 29 Haziran’da İstanbul’da gösterilecek

    PİRHA – 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde dinci/faşist kalabalıklar tarafından katledilen 33 can ve katliam sürecine dair Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’nin tanıtımı ve “Çok Kötü Bir Şey Oldu’ belgesel filmi, 29 Haziran Cumartesi günü İstanbul’da Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gösterilecek. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) öncülüğünde Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Tanıtımı ve Çok Kötü Bir Şey Oldu- Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film belgeselinin özel gösterimleri devam ediyor.

    Yönetmenliğini Ümit Kıvanç’ın yaptığı “Çok Kötü Bir Şey Oldu” adlı belgeseli 29 Haziran’da İstanbul’da Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gösterilecek.

    Programın detayları şöyle:

    Saat 13.00: Sanal Müze Filmi ‘Unutulmayan’

    Saat 14.00: Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Sunumu

    Saat 15.30: ‘Çok Kötü Bir Şey Oldu’ Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film

    İlk olarak 18 Mayıs’ta Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gösterilen “Çok Kötü Bir Şey Oldu” – Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’in orijinal müzikleri Erdal Erzincan imzası taşıyor.

    Belgesel film, 25 Mayıs’ta da İzmir’de gösterilmişti.

    PİRHA/İSTANBUL