PİRHA- Adana’ da Madımak Hafıza Merkezi tanıtılıp, ‘Çok Kötü Bir Şey Oldu- Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’ isimli belgeselin gösterimi yapılacak.
AABK’nın ( Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu) öncülüğünde Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Tanıtımı ve Çok Kötü Bir Şey Oldu- Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film belgeselinin özel gösterimleri devam ediyor.
Daha önce Ankara ve İstanbul‘ da tanıtımı yapılan belgeselin Adana‘ daki gösterimi 2 Haziran Pazar 14.00’da Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi Salonu’nda yapılacak.
“33 CANIMIZI UNUTMAYACAĞIZ”
Konuya ilişkin açıklama yapan AABK Başkanı Hüseyin Mat ‘‘Çukurova’daki Alevi canlarımızı, onların dostlarını ve tüm demokratları gösterimin yapılacağı Adana ‘daki buluşmaya çağırıyoruz. Adana, Mersin, Tarsus, Osmaniye, Ceyhan, Antakya, İskenderun, Samandağ başta olmak üzere salonda görmek istediğimiz çok dostlarımız var. Gökyüzüne anıt dikiyoruz. Sivas Madımak Katliamı ve 33 canımızı unutturmayacağız ve hesabını soracağız. Zaman aşımı kararlarını da tanımıyoruz. 30 yıl boyunca ailelerimiz, kurumlarımız ve dostlarımızın ısrarlı ve direngen mücadelesini selamlıyoruz. Bizim için hiçbir şey bitmedi. Yeni başlıyoruz. İlk günkü öfke, acı ve kararlılıkla…‘‘ dedi.
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’ndan(AABK), Koç Üniversitesi yurdunda kalan Alevi öğrenciye aynı odayı paylaştığı ırkçı iki saldırganın işkence etmesine tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan AABK, “Koç Üniversitesi bir eğitim merkezi mi yoksa bir cezaevi mi? Böyle bir muamele nasıl yaşanabilir?” diye sordu. Konfederasyon, savcılığın açtığı soruşturmanın takipçisi olacaklarını da kaydetti.
TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre saldırı geçen 15 Kasım gecesi yaşandı.
21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti. Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.
Alevi ve Kürt öğrenciye yapılan işkenceye bir tepki de Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’ndan(AABK) geldi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, “Koç Üniversitesi bir eğitim merkezi mi yoksa bir cezaevi mi? Böyle bir muamele nasıl yaşanabilir?” diyerek Koç Üniversitesi’ne tepki gösterdi.
Konuyla ilgili savcılığın açtığı soruşturmanın takipçisi olacaklarını belirten AABK, şu açıklamayı yaptı:
“Koç Üniversitesinde TÜBİTAK birincisi F. B., Kürt ve Alevi olduğu için aynı odada kaldığı 2 öğrenci tarafından saldırıya uğradı. Kemerle dövüldü, yüzüne ütü basılmak istendi, kesici aletle yaralandı.
Üniversite yönetimi bu durama dair bugüne kadar suskunluğunu korurken, işkenceye uğramış olan gencimizi bir kez daha mağdur etmiştir. Konu basına düştükten sonra yaptıkları açıklama ise gecikmiş olduğu kadar da yetersizdir.
Koç Üniversitesi bir eğitim merkezi mi yoksa bir cezaevi mi? Böyle bir muamele nasıl yaşanabilir?
AKP’nin yaratmak istediği şiddet silsilesiyle varlığını sürdürme konusunda ne kadar kararlı olduğu, bu güne kadar yaptığı politikalarla açıkça gördük. Buna dur denilemez ise daha büyük olaylarla karşı karşıya kalacağımız aşikardır.
Konuyla ilgili savcılığın açtığı soruşturmanın takipçisi olacağız.
Herkesi sorumluluğa davet ediyor ve gençlerimizin üzerinden çirkin emelleri olanları kınıyor ve uyarıyoruz.
PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu temsilcileri, DEM Parti’yi ziyaret etti. Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, “Aleviler bu ülkede Türk İslam baskısı ile çokça katliamlara maruz kaldı. Son süreçte Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile bir devşirme politikası söz konusu” dedi. AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise Maraş’a gitmeden önce siyasi partileri ziyaret ettiklerini belirtti.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve beraberindeki heyet, DEM parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüştü.
DEM Parti Genel Merkezi’nde yapılan görüşmede Eş Genel Başkanlara DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu eşlik etti.
Heyette, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı ve Konfederasyon Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Dalkılıç, İsviçre Alevi Federasyonu Genel Başkanı ve Konfederasyon Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, İngiltere Alevi Kültür Derneği-Cemevi Başkanı İbrahim Has, Kıbrıs Cemevi Başkanı Cengiz Demir, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri Hukuk Danışmanı Şebnem Özdemir, Yol TV Genel Müdürü Özkan Lafatan, Yol TV Genel Yayın Yönetmeni Mahmut Akgül, Britanya Alevi Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Gül, Britanya Alevi Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Doğan Erdoğan, İsviçre Alevi Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Bektaş yer aldı.
“ALEVİLER BU ÜLKEDE KATLİAMLARA MARUZ KALDI”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak, “Alevi kurumlarıyla gücümüz, aklımız yettikçe bir arada olmaya çalıştık. Aleviler bu ülkede Türk İslam baskısı ile çokça katliamlara da maruz kaldı. Son süreçte Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile bir devşirme politikası söz konusu. Topluma daha fazla bir hegemonya kurma amaçları var. Eğitimi dinselleştirme, ÇEDES projesi karşısında ciddi mücadele vermeliyiz. Ortak mücadele etmeye de devam edeceğiz. Hızır yar ve yardımcımız olsun. Maraş Katliamı yıldönümündeyiz. Yitirdiklerimizi anıyorum. Tekrar hoşgeldiniz” dedi.
“AVRUPA’DA ALEVİLER OLARAK BÜTÜN YASAL HAKLARIMIZI ELDE ETTİK”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise “Hızır sizlerin de yardımcısı olsun. Zor bir süreçteyiz. Bizi temsil eden Celal dedemizin aranızda olması önemli bir fırsattır. Bu masa etrafında çokça bir araya geldik. Maraş’a gitmeden önce siyasi partileri ziyaret ediyoruz. Biz de Avrupa’da Aleviler olarak bütün yasal haklarımızı elde ettik. Çünkü Aleviler örgütlendiler. Aleviler , Avrupa’da nerede yaşıyorsa yönetmeye de ortak oldular. Ayrıca Avrupa devletlerinin anayasasında din ve inanç özgürlüğü var ve bunları uygulamakta yükümlüler. Bu hakların Türkiye’de de olmasını istiyoruz. Birlikte kazanacağımıza inanıyoruz. Dedelerimiz gülbeng isterken kurdun kuşu hakkı için de, ezilenler için de hak ister. Biz de bu niyetle mücadale yürütüyoruz. Bu vesileyle buradayız” diye konuştu.
PİRHA-ABF’nin Genişletilmiş Danışma Kurulu’nun sonuç bildirgesi açıklandı. Seçimlerin ardından şeriatçı politikaların hayatın her alanına sirayet ettiği vurgulanan bildirgede, “Tüm devrimci demokrat çevrelere, 2024 yılının ırkçılıkla mücadele ve eşit yurttaşlık yılı olarak ilan etmeyi önermekteyiz. Tarihimizden aldığımız güç ve bilinç ile ırkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız” denildi.
Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) Genişletilmiş Danışma Kurulu 21-22 Ekim’de Hacıbektaş’ta yapıldı. Toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) temsilcileri katıldı.
Toplantıda; ÇEDES ile başlayan ve yeni müfredat ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) tanınan eğitim yetkileri ile eğitimin dinselleştirmesine yönelik yapılacak eylemler, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı geliştirilecek tavır hakkında görüşler, Maraş Katliamı’nı anma hazırlıkları ve İnanç Meclisi’nin oluşturulması ile ilgili konular tartışıldı.
“ŞERİATÇI POLİTİKALAR HAYATIN HER ALANINA SİRAYET ETTİ”
Seçimlerin ardından şeriatçı politikaların hayatın her alanına sirayet ettiği vurgulanan açıklamada, “Emeği ile geçinmeye çalışan milyonlarca yurttaşı açlık ve sefalete mahkûm eden iktidar, tek çarenin şeriatçı yaşam olduğunu dayatmaktadır. İçerde herhangi muhalif bir sese tahammül edemeyen iktidar, Orta Doğu ve dünyada demokrasi havarisi kesiliyor. Özellikle İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalar konusunda ikiyüzlü politika sürdürüyorlar. Bu, kuzuyu kurt ile yiyip, çoban ile ağlama politikasıdır. Aleviler, İsrail Devleti ve Hamas’ın sivilleri katlettiği bilinci ile tüm savaşlara karşıdır. Suriye’de, başta Aleviler, Ezidi’ler ve Kürtler katledilirken, bırakalım karşı çıkmayı açıkça taraf olanlar bugün demokrasi ve adaletten bahsedemez. Ülkemizi ve Orta Doğu’yu kan gölüne dönüştüren Büyük Orta Doğu Projesi’dir. Dolayısıyla dökülen kandan Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanı da sorumludur. Danışma kurulumuzun toplandığı 21 Ekim günü, Hünkâr’ın huzurunda inancımızda doğa ve insan yaşamının kutsallığı vurgusunun yapıldığı basın açıklaması ile başta Orta Doğu olmak üzere yaşanan savaşların biran önce bitirilmesi ve barış için girişimlerin başlatılması çağrısı da yapıldı” diye belirtildi.
Alevi örgütlenmesinin ırkçı ve şeriatçı saldırılara karşı hayati öneme sahip olduğu vurgulanan açıklamanın devamında şunlar belirtildi:
“AKP’nin Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve ÇEDES projeleri ile yoğunlaştırdığı asimile ve yok sayma saldırılarına karşı sahada somut adımların atılacağına vurgu yapıldı. Bu çok yönlü kuşatmanın kırılması Alevi hareketinin ilkeli duruşu ile olacaktır. Bu bağlamda, 16 Eylül’de İzmir’de “Laik yaşam laik eğitim ve eşit yurttaşlık hakkı” şiarı ile yapılan mitingin ikinci ayağının İstanbul’da yapılması kararı alındı. Danışma kurulu olarak; Alevilik ve Alevilerin küresel kuşatma ve saldırı altında olduğu bilinci ile birleşik mücadeleyi yükselteceğimizin altını bir kez daha çizeriz.
Bu bağlamda örgütü güçlendirmek, federasyona daha çok cemevini katmak önemlidir. Köylerde ve mahallelerdeki dernekler, federasyonlar ve cemevleri ile daha kapsamlı görüşmeler yapılacaktır. Örgütlerimizi güçlendirirken, örgütsel bütünlüğümüze zarar verecek faaliyet sürdüren yapıları federasyonumuza asla bileşen olarak almama kararlılığına devam edeceğiz. Bu, hükümetin “Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı” ve ÇEDES benzeri saldırılarına karşı direncimizi artıracaktır. Kurumsallaşmanın gereği ve yeni dönem örgütlenme süreci için, diplomasi gruplarının oluşturulması, ortak mücadele hattı için, 5-10 yıllık stratejik programların çıkarılması, Dede-Ana-Baba örgütsel eğitimlerinin yapılması önemlidir.
“IRKÇI VE ŞERİATÇI SALDIRILARI DURDURACAĞIZ!”
AKP’nin yargı sisteminin Madımak Katliamı davasını zamanaşımına uğratırken, bir yandan da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın affı ile Madımak katilleri serbest bırakıldı. Yine AKP polisi, taraftan da bileşenimiz PSAKD’nin genel başkanı, genel sekreter ve örgütlenme sekreteri ve federasyonumuzun iki genel başkan yardımcısını ters kelepçe ile gözaltına alıyor. Danışma kurulumuz, bu saldırıları kınarken, eşit yurttaşlık mücadelemizden asla geri adım atmayacağımızın altını çizeriz. Danışma kurulumuza katılan kurumlarımızdan, AABK’nin Madımak Katliamı’nın 30. yılında yaptığı ‘Sanal Müze’ çalışmasının sunumu, küresel kuşatmaya karşı küresel örgütlülüğümüzün bir yanıtı niteliğinde olmuştur. Aleviler ırkçı ve şeriatçı AKP’den demokrasi beklemiyoruz. Bugün anayasa değişikliği teklifi yapanlar ile ‘’kindar ve dindar nesiller’’ diyenler aynı kişilerdir. Biz Aleviler olarak kadın, çocuk, doğa, devrimci, demokrat ve bilim ile gidilen yola düşman olanlarla asla yan yana gelmeyecektir. Cezaevleri AKP muhalifleri ile doluyken yeni anayasadan bahsedenler, aslında rejimi tamamen değiştirme çabası içindedir. 22 yılda anayasanın ilk 4 maddesi dışında hemen hemen tümünü değiştiren AKP, şeriat düzenini meşrulaştırmak istiyor.
45. yılında Maraş Katliamı’nda Hakk’a yürüyen canlarımızı anma programı için Maraş yerelde ilçelerde ve köylerde halk toplantıları yapılarak anma programına davet etme kararı alındı. İnanç Meclisi’nin toplantıya katılan musahip kurumların da katkıları ile birlikte biran önce oluşturulması kararı alındı. 35 yılı aşan ‘’eşit yurttaşlık’’ mücadelemizin yeni bir aşamasına geldiğimiz bilinci ile tüm devrimci demokrat çevrelere, 2024’ün “Irkçılıkla mücadele ve eşit yurttaşlık” yılı olarak ilan etmeyi önermekteyiz. Danışma kurulumuz, ülkemizde ve Avrupa merkezli Dünya örgütlülüğümüzü selamlarken, önümüzdeki zorlu süreci omuz omuza vererek aşacağımızı bir kez daha belirtiriz. Tarihimizden aldığımız güç ve bilinç ile ırkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız.”
PİRHA- AABK 6 Şubat depremlerinin ardından yapılan yardımlar adına Alevi halkına teşekkürlerini sunarak, desteğin devam edeceğini duyurdu.
Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyonu (AABK) 6 Şubat 2023’te gerçekleşen Maraş merkezli depremlerin ardından çok sayıda yardım organize etti. Bu yardımları Alevi halkının da desteğiyle gerçekleştirdiklerini ifade ederek, teşekkür mesajı yayınlayan AABK, şu ifadelere yer verdi:
“Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, 6 Şubat 2023 depremi sonrasında Türkiye’ye yardım amacıyla düzenlediğimiz deprem çağrısına destek veren herkese yürekten teşekkürlerimizi sunarız. O günden bu yana öğrencilerin eğitimlerine devam etmelerine öncelik vererek barınma konusunda çok önemli yardımlarda bulunduk. Avustralya’dan gelenler de dahil olmak üzere katkılardan yararlanan öğrenci sayısına ilişkin ayrıntılar için lütfen Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın ekteki açıklamasına bakınız. Federasyon olarak acıları hafifletmeye devam edeceğiz. Cömert desteğiniz için bir kez daha teşekkür ederiz.”
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) yapımcılığını üstlendiği Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Sanal Müze’si bu akşam saat 20.00’de açıldı.
2 Temmuz 1993’te radikal dinci faşistlerin Madımak Oteli’ni ateşe vererek katlettiği 33 insan için oluşturulan Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Sanal Müze’si bu akşam saat 20:00’de açıldı.
Proje Koordinatörü ve Sanal Müze Yönetmenliğini yapan Eylem Şen, çalışmanın detaylarını PİRHA’ya anlattı.
Sanal Müze’de, katliamda yaşamını yitiren 33 kişi için birer oda oluşturduklarını belirten Eylem Şen, 3D olarak tasarlanan projeye dair şunları söyledi:
“10 Haziran’da Dijital Kütüphane’yi açmıştık, Hafıza Merkezi ise 5 temel çalışmadan oluşuyor. Bunlardan birisi de Sanal Müze. Sanal Müze’de Madımak Katliamı’nda hayatını kaybeden herkes için birer oda yaptık. Bunlar aynı zamanda sergi odaları. Madımak Oteli odalarına bir takım referanslar içeriyor. Odaların şekli, yataklar, komidinler gibi bir takım benzer durumlar mevcut. Fakat bunun daha da ötesinde burada hayatını kaybeden insanların, tüm bu otelde yaşanılanlardan da öte birer hayat hikayeleri, tutkuları, hayalleri var. Ayrıca onların sevenleri de var. Bunları anlatmak, göstermek istedik. Dolayısıyla aslında bu odalar aynı zamanda sergi odaları. Onlarla ilgili hatıraların, onların anılarının, onlara ait eşyaların sergilendiği odalar… 3D bir platform bu yani. İçerisinde 360 derece dolaşabildiğimiz, aynı zamanda 3D modellenmiş onlara ait eşyaların sergilendiği birer çalışma yaptık. Bu çalışmayı yapabilmek için ilk önce ailelerle ve tanıklarıyla görüşmeler gerçekleştirdik.”
Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’nin bir bölümü olarak oluşturulan sanal müzenin senaryo yazarlığını Bülent Yıldız yaparken, görsel tasarımcı ve küratörlüğünü ise Günseli Baki üstlendi. Projenin illüstratörlüğünü Sena Şat, 3D animatörlüğünü Batuhan Köksal, görsel iletişim tasarımlarını ise Mahir Akkoyun yaptı.
Projeye çok sayıda müzisyen de destek verdi. Her odada bir ezginin duyulduğu bilgisi verilirken, Sanal müzenin müzik koordinatörlüğünü ise Kemal Dinç üstlendi. Proje kapsamında Fazıl Say, Serenad Bağcan, Zuhal Olcay, Zülfü Livaneli, Erdal Erzincan, İlkay Akkaya, Sakina Teyna, Suavi gibi pek çok sanatçı da eserlerini paylaştı.
İngilizce ve Türkçe olarak yayımlanacak odaların Türkçe metinlerini Memet Ali Alabora, İngilizce bölümleri ise Richard Hamer seslendirdi.
Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Sanal Müze’sine www.madimak.orgwww.madimak.org adresinden ulaşabilirsiniz.
PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ÇEDES protokolüne karşılık Avrupa Parlamentosu önünde basın açıklaması yaptı. Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık” vurgusunun yapıldığı açıklamada AİHM’ e çağrı yapılarak “Türkiye hükümetinin, Zorunlu Din Dersleri davasında AİHM kararlarının uygulaması konusunda gerekli yaptırım gücünü kullanmasını talep ediyoruz” denildi.
AKP-MHP Hükümetinin okullarda yürürlüğe koyduğu dinci politikalara Avrupa’dan da tepki yükseldi. AABK, Avrupa Parlamentosu önünde kitlesel basın açıklaması yaparak “Laik yaşam, laik düzen, laik eğitim için, laik okullarda evrensel değerlere evet” mesajını verdi.
“OKULLARI CAMİLEŞTİRMEK İÇİN”
Fransızca, İngilizce, Türkçe ve Almanca okunan basın açıklamasında ÇEDES Projesinin, farklı olan herkese meydan okuduğuna dikkat çekildi.
Açıklamanın Türkçesini Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanı Rozbi Demir okudu. AKP’nin projeyle birlikte öğrencilere mezhepçiliği dayattığını belirten Demir, şu açıklamayı paylaştı:
“AKP Hükümeti, 20 yıldır istikrarlı bir şekilde kamu eğitimi sistemini kökten dinci bir anlayışla yeniden şekillendirmektedir. Evrensel değerlere dayanan laik, demokratik ve bilimsel bir eğitim sistemi yerine, İslamcı nesiller yetiştirmek amacıyla dinci/mezhepçi bir hegemonya kurmaya odaklanmıştır.
Şimdi de ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesi aracılığıyla bir ‘Değerler Eğitimi’ kisvesinde imamları camiden okula taşımak, diğer deyişle okulları camileştirmek için adım atmaktadır.
Mezhepçi bir bakış açısıyla imamlara, vaizlere ve din görevlilerine yüklenen bu görev, elbette evrensel değerleri kapsayıcı bir şekilde sonuçlanamaz. Herhangi bir pedagojik formasyonu da bulunmayan bu görevlilerin henüz öğrenme çağındaki çocuklara belli bir mezhebin indirgeyici kurallarını dikte etmekten başka hiçbir katkısı, daha doğrusu zararı dokunamaz. Hedeflenen şey, açıkça mezhepçiliğin örgütlenmesidir.
Tam da bu hedef doğrultusunda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın önderliğinde, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile eğitimde işbirliği protokolü imzalanarak ÇEDES projesinin Türkiye çapında yaygınlaştırılmasına ivme katıldı. Henüz şimdiden İzmir’deki 842 okula Sünni imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atandı.
Yasalara ve laikliğe aykırılığına rağmen, bu proje de facto uygulamaya alındı.
Okul içinde ve dışında ise camilerde Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslamcı cemaatler, öğrenciler için etkinlikler düzenleyerek dini telkinlerde bulunacak.
Okullarda ‘Değerler Kulübü’ adı altında mezhepçi yapılar kurulacak ve bu yapılar, Diyanet Gençlik Merkezleri’nde yerini alacak.
‘ÇEDES Uygulama Mekânları’ adı altında İslamcı mekanlar ve camiler kullanılacak.
Diyanet Gençlik Merkezleri’nde ‘gönüllü’ görev alacak öğrenciler, il ve ilçe müftülüklerince belirlenecek.”
“İNANÇ VE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRIDIR”
Okullara imam atamayı hedefleyen projenin evrensellikten ve pedagojik formasyondan uzak olduğuna da vurgulayan Demir, şunları aktardı:
“Evrensel değerler yerine mezhepçi kurallar, öğretmenler yerine imamlar, okullar yerine medreseler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın alanına da Diyanet İşleri Başkanlığı kurgulanarak, yetki, görev ve sorumlulukların devri sağlanıyor.
Farklı kültürleri bulunan vatandaşların, belli bir dinin ve mezhebin değerleriyle zorunlu olarak yetiştirilmesi amacını taşıyan bu projeye derhal son verilmelidir.
Eğitim, çok kültürlü toplumlarda herkesin farklılıklarıyla, eşit koşullarda, eşit haklarla bir arada yaşama kültürüne hizmet etmelidir. Bu eğitim laiklik, demokrasi, eşitlik, özgürlük, barış, sevgi, saygı, dayanışma, insan haklan ve dünyanın doğal kaynaklarının dikkatli ve özenle korunmasını teşvik etmek ve öğretmek için verilen bir eğitimdir. Çünkü çocuklar ancak evrensel değerlerle gerçeğe ulaşabilir.
Laiklik elbette her inancın kendi değerlerini kendi inanç dünyasında, kendi inanç toplumu içinde ve özel alanda vermesi özgürlüğünü de kapsar. Fakat bu özgürlük hakkı, devletin zorlayıcı imkanları kullanılarak, okul gibi kamusal alanlarda çok farklı kültürlerden gelen vatandaşları sadece belli bir dinin ve mezhebin temsilcileri kullanılarak tek bir değer altında birleştirme gayesiyle suiistimal edilemez.
Devlet eliyle mezhepçi değerler eğitimi verilmesi eşitliğe, din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğüne aykırıdır ve bu konu tartışmaya kapalıdır. Eğitimi dinselleştirmek için siyasal İslamcı Ulemaya teslim etme gayesini artık saklama gereği dahi duymayan AKP hükümeti, Türkiye’yi evrensel değerlerden koparmaktadır.”
AKP hükümetine seslenen Demir, zorunlu din derslerinin son bulması gerektiğini yineleyerek, AIHM kararlarını uygulanması çağrısında bulundu.
ÇEDES projesi dahil olmak üzere, İslamcı dernek, vakıf, cemaatler ve tarikatlarla imzalanan tüm protokolleri iptal edilmesi gerektiğinin altını çizen Demir, “Anayasanın laiklik ve eşitlik ilkesine, 430 sayılı Tevhidi Tetrisat Kanunu, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 7354 Öğretmen Meslek Kanunu, 222 sayılı Eğitim ve Öğretim Kanunu, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ aykırı olan, eğitimde dinselleştirme uygulamalarına son verin. Çocuklarımızın ve ülkemizin aydınlık geleceğinin teminatı olan laik, demokratik, ücretsiz ve bilimsel eğitime geri dönün. Çünkü laik yaşam, laik düzen ve laik eğitim toplumsal çoğulculuğun gereği ve toplumun barış içinde yaşamasının teminatıdır. Bu nedenle çağdaş, demokratik, sosyal ve eşitlikçi bir devletin farklı kültürlerden gelen öğrencilerin laiklik ve bilimsel temelde evrensel değerler eğitimi vermesine evet, mezhepçi dayatmalarına ise hayır diyoruz” dedi.
“YAPTIRIM GÜCÜNÜ KULLANILSIN”
Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu önünden AB Konseyi Komitesine seslenen Demir, “Türkiye hükümetinin, Zorunlu Din Dersleri davasında AİHM kararlarının uygulaması konusunda gerekli yaptırım gücünü kullanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
Demir, sözlerini şöyle tamamladı:
“Laik yaşam, laik düzen ve laik eğitim sevdalısı tüm toplumsal kesimlere sesleniyoruz; Evrensel Değerler Eğitimine evet, mezhepçi dini değerler dayatmasına hayır demek için, Alevi, Musevi, Hristiyan, Ateist ve devletin Sünniliği’ne itiraz eden Müslümanların çocuklarına, laik okullarda imamların değerler eğitimi vermesine hayır demek için, laik okullarda namaz kılmanın değil, demokrasi, insan hakları, adalet ve toplumsal barışın öğretilmesi için, laik, bilimsel, demokratik, kamucu, ücretsiz eğitim hakkı için hepinizi 16 Eylül 2023 tarihinde İzmir’de gerçekleştireceğimiz yurttaşlık” mitingine davet ediyoruz.”
Açıklamanın ardından Avrupa’nın birçok ülkesinden Strazburg’a gelen Alevi kurum temsilcileri konuşarak, mitinge katılım çağrısında bulundular.
PİRHA- Depremin ilk günlerinden itibaren bölge halkının yaralarını sarmak için faaliyet gösteren Avrupa Alevi Birlikleri (AABK) ile bileşenleri depremzede öğrencilere destek verdi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanları Nevim Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Zeynel Abidin Koç oluşan heyet Mersin Cemevini ziyaret ederek, Mersin’de bulunan depremzede öğrencilerine kırtasiye desteğinde bulundular.
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz,’’ 6 Şubat depreminden sonra Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu deprem bölgesine önemli yardımları olmuştur. Türkiye’de 5 bin öğrenciye kırtasiye yardımı yapıldı. Bizlerde Mersin’deki öğrenciler için kontenjan istedik. Mersin’de 250 öğrencimiz belirlenmesinde, okul müdürlerinin desteğiyle olmuştur. İlkokul, ortaokul, lise müdürlerimize eğitime gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür ederiz” dedi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat da,’’ Avrupa’da faaliyet yürüten 14 Alevi kurumun desteğiyle kırtasiye yardımı gerçekleştirdik. Ülkemizdeki depremlerde üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmek için çalışıyoruz. Avrupa da toplanan bağışların, depremden etkilenen çocuklarımızın ve gençlerimizin kırtasiye malzemesi ve burs olanağı sağladık. Gelen yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya devam edeceğiz.Destek ve bağışlarını bizlerden esirmeyen tüm canlara teşekkür ederiz” diye konuştu.
PİRHA- 6 Şubat depremlerinde yara alan kentleri ziyaret eden AABK Eşit Başkanları, depremzede öğrencilere okul araç gereç yardımında bulundu.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanları Nevim Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Zeynel Abidin Koç ve Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez’den oluşan heyet Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi’ni ziyaret ederek, depremzede öğrencilere okul araç gereç yardımında bulundu.
Heyet yardım dağıtımının ardından Adıyaman’a doğru hareket etti.
PİRHA- AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Kerbela katliamında kadın mücadelesinin rolüne vurgu yaparak, “Zeynep Ana’nın mücadelesi eğer olmamış olsaydı Kerbela’da Yezitle Hüseyin’in karşılaşmasında, Hüseyin’in yenilgisiyle sonuçlanan bu olay tarihe bu şekilde geçmeyecekti” dedi.
Muharrem ayı Aleviler için yas ayıdır. Muharrem’de, 680’de Kerbela’da Yezit tarafından katledilen İmam Hüseyin ile 71 kişi için matem orucu tutulur. Bölgeden bölgeye farklılıklar gösterse de özünde yas tutmak, yaşananları unutmamak, tekrar yaşanmasına izin vermemek vardır.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, matem orucuna dair konuştu. Kamilağaoğlu, Kerbela katliamında kadın mücadelesinin rolüne vurgu yaptı.
“MATEM ORUCU HER TÜRLÜ HAKSIZLIĞA KARŞI VERİLEN MÜCADELEDİR”
AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, yaşanan diğer katliamlarında bir Kerbela olduğunu hatırlattı. Kamilağaoğlu, Kerbela’da yaşananların günümüze kadar unutulmadan gelmesinde kadınların rolüne de değinerek, “Suruç katliamını saygıyla anıyorum unutmayacağımızı hatırlatmak istiyorum orada yaşanan da bir Kerbela katliamıdır. Kerbela’nın bir öğreti olduğunu, bir kadın mücadelesi olduğunu da aynı zamanda düşünüyorum. Ana Fatma ile başlayan bir kadın mücadelesi olarak görüyorum. Zeynep Anayla doruk noktasına ulaştığını görüyorum. Zeynep Ana’nın mücadelesi eğer olmamış olsaydı Kerbela’da Yezitle Hüseyin’in karşılaşmasında, Hüseyin’in yenilgisiyle sonuçlanan bu olay tarihe bu şekilde geçmeyecekti” dedi.
Zeynep Ananın tarihi direnişi sonucu Kerbela’nın tarihe geçtiğini vurgulayan Kamilağaoğlu, şunları dile getirdi:
“Aleviler, matem orucunu her türlü haksızlığa karşı verilen mücadelenin bir anlamı olarak tutuyorlar. Tüm dünyada, yaşadığımız bölgede, yaşadığımız ülkede, bu katliamların tekrar yaşanmaması için matem orucu tutuyorlar. Özellikle bu 12 gün hem Türkiye’de hem Avrupa’da çok sıkça Aleviler Alevi kültür merkezlerinde ve cemevlerinde buluşurlar, konuşurlar, sohbetini yaparlar asıl istedikleri bu katliamlar bir daha yaşanmasındır. Kadın katliamları yaşanmasın, inançlarından kimliklerinden, politik düşüncelerinden dolayı insanlar ötekileştirilmesin, faili meçhullara kurban gitmesin, kadınlar haksız yere katledilmesin bunun sohbeti yapılıyor. Bu yaşanılan olayları Aleviler Kerbela olarak görüyor. Bunun mücadelesini veriyor.”
“FARKLI MEYVELER VE YEMİŞLER ÖZÜNÜ KAYBETMEDEN HARMANLANIR”
Kamilağaoğlu, matem orucunun sonunda yapılan aşurelerin önemine dikkat çekerek, “Matemin sonunda yapılan aşureler çok kıymetli, çok önemli. Kendi özünü koruyan farklı meyvelerin, farklı yemişlerin harmanlandığı ve hiçbirisinin de kendi özünü kaybetmeden, yenildiği zaman her meyvenin kendi tadıyla insanı mutlu eden bir aşure ile sonuçlanır. Aleviler aşure çorbası yaparak bunu taçlandırıyorlar. Bu bir öğretidir. Biz bu olaydan nasıl ders çıkaracağız, biz bu olayların olmaması için nasıl birlikte mücadele vereceğimizin adıdır Kerbela” diye konuştu.
PİRHA-Alevilerin Sesi Dergisi’nin 277. Sayısı, Cumhurbaşkanı Adayı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu kapağına taşıyarak, “Hakk Eyvallah Piro” başlığıyla çıktı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) yayın organı olan ve 1994 yılından bu yana aylık olarak yayınlanan Alevilerin Sesi dergisinin yeni sayısı, “Hakk Eyvallah Piro” başlığıyla okuyucuyla buluştu.
“TÜRKİYE DEĞİŞİM FIRSATINI KAÇIRDI”
Alevilerin Sesi Dergisi’nin 277. Sayısı’nda yer alan bazı yazıların başlıkları şu şekilde:
-Rae Heq Anlayışımız “Yol Gidenindir”
-Veysel’de Aleviliği Görmek İçin Bir Çaba
-Türkiye Değişim Fırsatını Kaçırdı
-Kuşatma Altında Kader Seçimi
-Alevi ve Kürtler Eşit Yurttaşlar
-Kadınlar İçin En Kritik Seçim
-St. Pölten Cemevi’nde 5 Yıldan Sonra Yeniden Cem Olduk
-Alevilik Dersleri İçin Berlin Cemevi’nden Önemli Bir Adım Daha
PİRHA-6 Alevi kurumu yazılı bir açıklama yaparak ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediklerini belirterek, “Hızır aşkına ayağa kalkın” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) 28 Mayıs günü yapılacak olan ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada Kemal Kılıçdaroğlu’nun desteklendiği kaydedildi.
“KILIÇDAROĞLU’NU DESTEKLİYORUZ”
Açıklama şu şekilde:
“Ülkemize, çocuklarımıza ve geleceğimize Hızır olacağız. Hırsızlığa, yalana, talana, katilleri affedenlere, dini inançları sömürenlere, Alevi-Kürt-Ermeni düşmanlığı yapanlara, yoksul halk çocuklarının ölümünden rant devşirenlere, kadın düşmanlarına, eğitimi ve çocuklarımızın geleceğini tarikatlara teslim edenlere, doğayı yağmalayanlara, siyasi, dini ve etnik linç kültürünü savunup, kendisi gibi olmayanları dışlayanlara, çocuk tecavüzcülerini savunanlara, kardeşi kardeşe kırdırıp oy peşinde koşan siyasetçilere karşı; Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz.
Çünkü biz; barış içinde, sevgiyle yaşayacağımız vatanımıza yani geleceğimize sahip çıkıyoruz. Türkiye “Direnen Bir Demokrasi’ye” sahip çıkan, Otokrasiye teslim olmayı reddeden halkların ülkesidir. Yaygınlaşan ultra milliyetçiliğe, Siyasal İslamcılığa, Kürt, Alevi, mülteci düşmanlığına karşı toplumun direnen yarısına ve demokrasi kavgasına omuz vereceğiz. Unutma 28 Mayıs’ta Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin, Sünnilerin yani bu topraklarda varolmuş tüm halkların ve inançların, düşmanca değil dostça, nefret içinde değil sevgiyle bir arada yaşadığı bir ülke için oy kullanacağız.
PİRHA-Seçim çalışmalarını sürdüren Yeşil Sol Parti İstanbul 1. bölge milletvekili adayı Turgut Öker bugün Burgazada Cemevi ile Büyükada Cemevi’ni ziyaret etti. Ada esnafı ile de sohbet eden Öker, “Bizler seçildikten sonra Alevi toplumunun sesi olmak, sorunlarını gündeme getirmek üzere adayız. O yüzden birinci oy Kılıçdaroğlu’na, ikinci oy da Yeşil Sol Parti’ye diyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeşil Sol Parti İstanbul 1. bölge milletvekili adayı Turgut Öker bugün Burgazada Cemevi ile Büyükada Cemevi’ni ziyaret etti. Cemevlerinin yanı sıra ada esnafıyla da bir araya gelen Öker, sayılı günler kalan seçim için halktan destek istedi.
“ALEVİ TOPLUMUNUN SESİ OLMAK İÇİN ADAYIZ”
Seçmenlerle konuşan Öker, şunları kaydetti:
“Halkımızın vicdanı belirleyici olacak. 1. bölge açısından şöyle bir durum var. Bu bölgede yaşayan insanlarımız sandığa gittiklerinde ya ittifak uğruna dünyaları bizim dünya ile bağdaşmayan ve seçildikten sonra çekip, kendi partilerine gidecek olanlara oy verecekler. Üzülerek söylemek isterim ki bu kişiler arasında Ensar Vakfı’nın kurucularından birisi de var. Ya ona oy verecekler ya da bize oy verecekler. Cumhurbaşkanlığı seçiminde hepimizin ortak adayı Kemal Kılıçdaroğlu ama burada yaşayanlar parti olarak kendi vicdanlarıyla baş başa kaldığında Aleviliğin örgütlenmesi, Meclis’te sorunlarının çözülmesinde canla başla çalışacak bizlerden yana oy kullanacak.
Selahattin Demirtaş ve diğer tutsak arkadaşlarımızı cezaevinden çıkarmamız lazım. Bizler de seçildikten sonra Alevi toplumunun sesi olmak, sorunlarını gündeme getirmek üzere adayız. O yüzden birinci oy Kılıçdaroğlu’na, ikinci oy da Yeşil Sol Parti’ye diyoruz. Türkiye’de mevcut siyasi partiler arasında “Cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemizdir” diyen başka bir parti yok. Birinci önceliğimiz cemevlerini ibadethane statüsüne kavuşturmak. Bu çok zor bir şey değil. Meclis’teki tek oturumla çözülebilecek bir durum. Parlamentoya gittiğinde bu sorunları çözeceğini vaat edenlere Alevilerin oy vermesi gerekiyor.”
PİRHA – Alevi kurumları “evet açıkça söylüyoruz ki, bu inanç kimliğinin evladı olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanındayız ve onu destekliyoruz. Ancak, bunun sebebi sadece kimliği değil, nitelikleridir. Uzlaştırıcı kişiliğidir. Dürüstlüğü ve tek adam rejimine karşı demokrasi ile ilgili vaadleridir” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu(ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK), Alevi Kültür Dernekleri(AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu(AABF), Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğini açıkladığı videoya ilişkin ortak yazılı bir açıklama yayınladı.
13.Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” başlığıyla yayınladığı videonun Alevileri ve Alevi kurumlarını memnun etmekle birlikte bir o kadar da endişeye ve üzüntüye sevk ettiği belirtildi.
“Kimliklerimiz onurumuzdur, eşit yurttaşlık ve laik-demokratik cumhuriyet temel taleplerimizdir” başlığıyla yapılan açıklamanın tamamı şöyle:
“KİMLİĞİNİ AÇIKLAMAYA ZORLAMA İNSAN HAKKI İHLALİ”
“13.Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu, kimliğini açıklamasına zorlayan yaklaşım, bu ülkede hala ayrımcılığın, inkarcı ve asimilasyoncu politikaların hangi boyutta olduğunun göstergesidir.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylıkta adı geçtiği günden beri nasıl bir linç kampanyası ile karşı karşıya kaldığı ortadadır. Alevi kimliği üzerinden, insanlık dışı, ırkçı ve orta çağ kalıntısı bir zorbalıkla karşılaşan sayın Kılıçdaroğlu’nun dün yayınlanan ve kimliğini deklere ettiği videosu, biz Alevileri ve Alevi kurumlarını memnun etmekle birlikte bir o kadar da endişeye ve üzüntüye sevk etmiştir.
Memnun olduk çünkü; bu ülkede yıllarca Alevi olduğunu söyleyemeyen bizler eğer bugün sokakta, okulda, işyerinde ve siyasette evet ben Aleviyim diyebiliyorsak bunu ödediğimiz ağır bedellere ve kurumlarımızın kararlılıkla sürdürdüğü eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesine borçluyuz. Bu güne bu mücadele sayesinde geldik. Endişelendik ve üzüldük çünkü, hiçbir demokratik ülkede insanlar kimliklerini açıklamaya zorlanamazlar. Böyle bir zorlama insan hakkı ihlalidir.
“AYRIMCILIKTAN VE HAKSIZLIKLARDAN KURTULAMADIK”
Kimlikler üzerinden siyaset yapmak ne yazık ki bizim gibi demokrasiden ve laiklikten nasiplenmemiş ülkelere aittir.
Aleviler ve Alevi kurumları olarak biz hiçbir zaman insanları ırkları, inançları, dilleri ve milliyetleri üzerinden yargılamadık ve ayrımcılığa tabi tutmadık. Ancak, buna rağmen ayrımcılıktan ve haksızlıklardan kurtulamadık.
Bugüne kadar oy verdiğimiz adayların kimliklerini sorgulamadık ama bizler her alanda kimliğimiz üzerinden dışlandık ve ayrımcılığa uğradık. Bunun bütün sebebi yukarıda da belirttiğimiz üzere laik ve demokratik Cumhuriyetten mahrum oluşumuzdur.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da ifade ettiği gibi, esas olanın dürüstlük, çağdaşlık, liyakat olduğunu göremeyen ve duyguları ile hareket eden hiçbir toplum ilerleyemez. Ortadoğu devletlerine benzemekten de kurtulamaz. Alevi kurumlarının yegane çabası ve mücadelesinin temeli budur.
Aklın ve bilimin ışığında ilerleyebilmemizin, kültürel yönden zenginleşebilmemizin, eşit yurttaşlar olarak, barış içinde ve kardeşçe birlikte yaşayabilmemizin yolu laik ve demokratik Cumhuriyettir.
Sevgili Canlar,
Evet biz Aleviler Hak, Muhammed, Ali inancına sahibiz, insan-ı kamil olmaktır gayemiz, insanın gül cemalidir kabemiz. 72 millete aynı nazarda bakmayanı kendimizden saymayız. Tabiattaki canlı cansız bütün varlıkları Hakk’ın bir zerresi sayar ona göre davranırız. Bir canlıya kıymayı Hakk’a kıymak olarak görürüz. Çalana, şiddet uygulayana, zulmedene, kul hakkı yiyene iyi gözle bakmayız. İncinsek de incitmeyiz. Zulme seyirci kalmayız, zalimi alkışlamayız.
“KILIÇDAROĞLU’NUN YANINDAYIZ”
Evet açıkça söylüyoruz ki, bu inanç kimliğinin evladı olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanındayız ve onu destekliyoruz. Ancak, bunun sebebi sadece kimliği değil, nitelikleridir. Uzlaştırıcı kişiliğidir. Dürüstlüğü ve tek adam rejimine karşı demokrasi ile ilgili vaadleridir. Bu desteğimiz körü körüne bir destek değildir. Kimsenin şüphesi olmasın ki, seçilmesinden sonra taleplerimiz karşısında duyarsız kalması ve topluma verdiği sözleri unutması halinde en büyük muhalefeti yapacak olan da biz oluruz.
Sevgili Canlar;
Yoksulluk, yolsuzluklar, haksızlıklar, açlık, sefalet, ayrımcılık, bunca cahillik ve bunca ölümler kaderimiz olamaz. Tek adam rejimini hak etmiyoruz. Gelin hep birlikte bu ülkeyi özgürleştirelim. Kimliklerimiz hepimizin onurudur. Kimlikler üzerinden siyaset yapanlara fırsat vermeyelim. Laik ve demokratik Cumhuriyeti birlikte inşaa edelim.
Başka Türkiye yok canlar. Kardeşçe ve barış içerisinde birlikte yaşayacağız. Acıyı da, kederi de, sevinci de birlikte duyumsayacağız.
Binbir renkte açan çiçekler misali bu ülkede yaşayan farklı kültür ve inançlardan 85 milyonun ihtiyacı barıştır, huzurdur, iştir, ekmektir ve tabi ki özgürlüklerdir.
Farklılıklarımız, zenginliğimizdir. O halde ayrımcılığa ve adaletsizliklere karşı Türkiye halklarına açık çağrımızdır:
PİRHA- Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, dün akşam “Alevi” başlığı ile yayınladığı videoya olumlu tepkiler yükseliyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yayınladığı mesajda Kılıçdaroğlu’na teşekkür ederek, “bugün Cumhurbaşkanı adayı olan birinin “Ben Aleviyim” demesi Türkiye’nin normalleşmesi açısından bir devrim niteliğini taşıyor ve tabuları yıkıyor” dedi.
Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün akşam “Alevi” başlığı ile yeni bir video yayımladı.
Kılıçdaroğlu, İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım, ben Aleviyim. Hak Muhammed Ali inancı ile yetişmiş samimi bir Müslümanım” diyerek “Allah’ın verdiği bir canım var, kul hakkı yemem. Harama el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum. Cumhuriyet’in bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum, mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz yapan varlığımızdır. Ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir, onları seçemeyiz. Onlarla doğarız, büyürüz ve yaşarız. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst olmayı, ahlaklı olmayı, vicdanlı olmayı, erdemli ve adil olmayı seçebiliriz. Daha iyi bir yaşamı özgür ve zengin bir ülkede yaşamayı seçebiliriz. Ve bu seçimlerimiz hem bizi, hem içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu’nun bu videosu kamuoyunda olumlu tepkiler aldı. Özellikle de Alevi toplumunda heyecan yarattı.
“KÖTÜLÜĞÜ HEP BİRLİKTE YENECEĞİZ”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda, Kılıçdaroğlu’na teşekkür etti.
Mat, mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Teşekkürler Sayın Kılıçdaroğlu… Yıllarca saklı kalan, yıllarca inkar edilen, yıllarca asimilasyona uğrayan, yıllarca katliamlara maruz kalan bir inancın temsilcileri olarak verdiğimiz hak mücadelesinde ne kadar doğru yaptığımızı bir kez daha gördük. Anne/Babaların yıllarca çocuklarına mahallede, okulda, iş yerinde ‘aman sakın Alevi olduğunu söyleme’ dedikleri bir süreçten, bugün Cumhurbaşkanı adayı olan birinin “Ben Aleviyim” demesi sadece Aleviler açısından değil, Türkiye’nin demokratikleşmesi, daha önemlisi normalleşmesi açısından bir devrim niteliğini taşıyor ve tabuları yıkıyor. Alevi, Sünni -Türk, Kürt değil, önce insan olmak lazım…İnsan. Ayrıca bunu söyletenlerin kötülüğünü de hep birlikte yeneceğiz. Aşk ile.”
PİRHA-AABK ve Türkiye’deki Alevi kurumları depremden etkilenen bölgeler ile dayanışmasını sürdürürken, ihtiyaç sahiplerine teslim edilmek üzere gönderilen çadırlar Adıyaman’a ulaştı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile Türkiye’deki Alevi kurumları, 6 Şubat günü Maraş merkezli gerçekleşen depremlerden etkilenen bölgeler ile dayanışmaya devam ediyor. Alevi kurumları tarafından gönderilen çadırlar Adıyaman’ın Pınarbaşı ilçesine bağlı Balıkburnu Köyü’ne ulaştı.
Gönderilen çadırlar Balıkburnu, Şahverdi, Recep, Sarıkaya köylerindeki ihtiyaç sahiplerine dağıtılacak. Ayrıca 20 çadır da Karapınar Cemevine gönderilecek. Oradan dağ köylerindeki ihtiyaç sahiplerine verilecek.
PİRHA- AABK’nin resmi yayın organı Alevilerin Sesi dergisinin 275’inci sayısı ‘Yıkıldık’ başlığıyla çıktı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) resmi yayın organı Alevilerin Sesi dergisinin 275’inci sayısı çıktı.
“DEMOKRATİK, ADİL, ÖZGÜRLÜKÇÜ VE AYDINLIK BİR TÜRKİYE’Yİ BİRLİKTE KURALIM”
‘Yıkıldık’ başlığıyla çıkan derginin Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya tanıtımında şu ifadelere yer verdi:
“Ülke bir türbülanstan geçiyor. Bir yandan depremin yaraları sarılmaya çalışılırken, diğer yandan seçim hazırlıkları başlamış bulunuyor. Yangın yerine dönmüş olan memlekette kimisi dans ederken, kimileri de Hizbullahçılara selama duruyor. Bildik cenah ise, yıkık kentleri bir inşaat rantı olarak görüp ellerini ovuşturuyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde rant uğruna doğaya karşı suçlar işlenmeye devam ediliyor.
Sevgili okur, çevre katliamlarına dur demedikçe, bu beton zihniyeti devam ettikçe, “inşaat ya resulullah” dedikçe biz daha çok can kaybederiz. Bana bir şey olmaz diyerek başınızı çevirdiğinizde aklınıza sadece yaşadığımız şu son deprem felaketini getirin. Yetmiyorsa sel felaketini, yetmiyorsa salgını… 21 yılda ülkeyi sürükledikleri felaket çukurundan çıkarmak için şimdi bir fırsat doğdu. Hafıza emeğiyle, bunca yıl yaşatılan acıları unutmayarak, dayanışmayla birlikte iyileşme fırsatı. Halkımızı haramilere karşı direnişte birleşmeye, YOL açmaya, feyz olmaya, rüzgar boranına dönmeye çağırıyoruz.
Demokratik, adil, özgürlükçü ve aydınlık bir Türkiye’yi birlikte kuralım.
“ACIMIZ VE ÖFKEMİZ BÜYÜK!”
Bu sayımızda:
Alevi kurumlarının deprem sonrası çalışmalarını, bölgenin geleceğine dair değerlendirmelerini “Acımız ve Öfkemiz Büyük!” kapak konumuz ile ele aldık.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve deprem bölgesindeki tüm cemevlerimizin çalışmalarını sizler için derledik.
Abbas Tan’ın bizzat bölgedeki gözlemlerden yola çıkarak kaleme aldığı “Depremin Ardından” başlıklı önemli yazısını, Şükrü Aslan’ın “Depremin Sosyolojisi” ve “Deprem, Sivil Toplum ve Aleviler”, Ragıp İncesağır’ın “Yıkımın Sebebi Kâr ve Rant Hırsı”, Alaattin Şahan’ın “Afet Vurdu, Düzen Vurdu… Ama Bizler Seyirci Kalmayacağız!”, Hasan Bölücek’in “Umudu Büyütecegiz!” yazılarını okuyacaksınız.
Bu önemli dosya konusunun yanı sıra, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü nedeniyle “Kadının ve Kadın Yurttaşın Hakları Bildirgesi”ne, Nevin Sevük’ün “Kadın Hakları İnsan Haklarıdır”, Cengiz Yıldırım’ın UNESCO’nun 2023’ü “Aşık Veysel” yılı ilan etmesinden dolayı kaleme aldığı “Aşık Veysel’in Öyküsü”, Emrah Cilasun’un“At İzi, İt İzi ve Kaybolup Giden Değerler”, Gülistan Elmacıoğlu’nun “Alevi Medyası’nda Yol Ayrımı”, Almanca, Fransızca, İngilizce, Kırmancki yazıları ve tabii kurumsal haberleri ilgiyle okuyacaksınız.
Lütfen, bu sayımızın sayfalarını hızlıca çevirmeyin. Sayfaları çevirmeden önce okumak, bakmak, asla unutmamak gerekiyor. Yeni sayımızda buluşmak dileğiyle yayın ekibi adına hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.”
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimlerindeki tutumunu açıkladı. “Alevilerin eşit yurttaşlık ve eşit haklar talebi yok sayılarak, inkâr edildi” hatırlatmasında bulunan AABK, seçimlerde Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı seçilmesi, Emek ve Özgürlük İttifakı başta olmak üzere Sol İttifak’ın da güçlü bir şekilde meclise girmesi için demokratik dayanışmada bulunacağız” dedi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimlerinde aldığı karar ve tutumunu kamuoyu ile paylaştı.
“Gelin Canlar Bir Olalım” diyen AABK, “Zalime, yolsuza, hırsıza, uğursuza, hukuksuza hak ettikleri dersi hep birlikte verelim. Kritik bir dönemeçten, kritik bir seçim sürecinden geçiyoruz” diyerek AKP-MHP iktidarının politikalarına dikkat çekti.
Türkiye 20 yıldır iktidarda olan AKP hükümetleri tarafından yönetiliyor. 2015 yılından bu yana da küçük ortağı MHP ile bu iktidarı sürdürüyor” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:
“Özellikle son 7 yıldır AKP-MHP ortaklığı dinci, faşist, neoliberal politikaları ile Türkiye halklarını ekonomik ve siyasi bir çöküntüye ve çürümüşlüğe sürükledi.
Halklarımızı bir yandan yoksulluğa, açlığa ve sefalete mahkûm ederken, diğer yandan başta Aleviler, Kürtler ve Sosyalistler olmak üzere en küçük bir muhalif sese bile tahammül etmeyerek gözdağı, şiddet, tutuklama ve baskıları temel politikası haline getirdi.
Torba yasalarla her türlü hukuksuzluk, inkâr ve adaletsizlik kural haline getirilirken, biz Alevilerin eşit yurttaşlık ve eşit haklar talebi yok sayılarak, inkâr edildi.”
Demokrasi, eşit yurttaşlık ve adalet için oy vermeye çağrı yapan AABK, “Bu önemli ve kritik dönemde temel görevimiz en geniş şekilde toplumumuzu seçimler konusunda bilgilendirmek, oy kullanmalarını sağlamak olmalıdır. Bu ceberut koalisyonu yani Cumhur İttifakı’nı gönderme zamanı gelmiştir.
Türkiye’de yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimleri ile ilgili tavrımız açık ve nettir: Eşit yurttaşlık ve demokrasi talep ediyoruz! 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak seçimlerde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı seçilmesi, Milletvekilliği seçimlerinde ise Emek ve Özgürlük İttifakı başta olmak üzere Sol İttifak’ın güçlü bir şekilde meclise girmesi için demokratik dayanışmada bulunacağız” ifadelerini kullandı.
“SEÇİM KOMİSYONLARI OLUŞTURULMALI”
Bu süreçte AABK ve bileşenlerine de önemli görevler düştüğü belirtilen açıklamada yapılacak çalışmalar 5 maddede şöyle sıralandı:
“Ortak mücadele ve bağımsız çizgimizle herkesi görev başına çağırıyoruz.
1- Her AKM-Cemevimizde her ülke federasyonlarının bilgisi dahilinde seçim komisyonları oluşturulmalıdır. Kurumumuzun bilgisi ve onayı alınmaksızın oluşturulan seçim komisyonları, kurumumuzu bağlamamaktadır.
2- Federasyon ve bölgelerin durumu dikkate alınarak paneller, tanıtım toplantıları ve muhabbetler örgütlenmelidir. Bu çalışmalarda ittifaklar arasında eşit temsiliyet ilkesi esas alınmalıdır.
3- Cemevlerimizin bulunduğu şehirlerde çevremizdeki dost kurum ve kuruluşlarla birlikte en geniş kitlelerin oy kullanmalarını sağlamak için pratik çalışma ve dayanışma içinde olunmalıdır.
4- Seçim listelerindeki sorunları takip etme ve çözüm bulabilmek için bilgi bankası oluşturmalıdır.
5- Bunlarla birlikte en önemli konulardan birisi ise bağımsız çizgimiz etrafında kurumsal davranarak; seçim sürecinde ve sandık görevlisi olacak sorumlu canlarımızın AKM- Cemevleri’mizde yönetim kurumlarının bilgisi dahilinde olması sağlanmalıdır.
Özellikle bu seçim süreci boyunca kurumlarımızı ve zamanımızı gereksiz tartışmalarla meşgul etmeden, birbirimizi ötekileştirmeden başarılı bir mücadele süreci diliyoruz.
Birliğimiz daim olsun! Emeklerimiz, Mücadelemiz, Demokrasi, Adalet ve Eşit Yurttaşlıkla Taçlansın. Aşk ile.”
PİRHA- Alevi kurumlarının yürüttüğü yardım kampanyası sürüyor. Alevi kurumları adına yapılan çağrıda, “Yapacağınız yardım birebir depremzedelere Alevi kurumları aracılığıyla iletilecektir. Maddi desteğin küçüğü, büyüğü olmadan katkıda bulun” ifadelerine yer verildi.
Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan merkezli deprem felaketinde onbinlerce yurttaş yaşamını yitirirken, yüzbünlercesi de yaralandı ve evsiz kaldı.
Tüm Alevi kurumları da Türkiye ve Suriye’deki deprem felaketinde yaşananlardan dolayı yardım kampanyası yürütüyor. Alevi kurumlar adına yapılan çağrıda, “Bir çok insan hayatını ve sevdiklerini kaybetti. Bir çoğu yaralı. Son yüzyılın en büyük afeti. Binlerce insan, evsiz, yurtsuz kalmıştır. Giden yardımlar yeterli değildir. Özellikle birçok köye hala yardım ulaşmamıştır. Türkiye’deki Alevi örgütleri bölgelerde birebir yardım ve dayanışma için bulunmakta cemevlerimiz hizmet vermektedir. AABK başkanı bizzat yardıma katılmıştır. Depremzedelerin yardıma ihtiyacı her zamankinden çoktur. Yapacağınız yardım birebir depremzedelere Alevi kurumları aracılığıyla iletilecektir. Maddi desteğin küçüğü, büyüğü olmadan katkıda bulun” ifadelerine yer verildi.
PİRHA-AKD Adıyaman Şubesi Yeni Mahalle Cemevi önünden bölgedeki son duruma ilişkin bilgi aktaran AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Adıyaman korkunç. Çok büyük tahribat var burada. Deprem neredeyse burayı yerle bir etmiş. Uzun vadede bizleri bekleyen çok büyük görev ve sorumluluklar olacak” dedi. Mat ayrıca AFAD’ın katkı vermekten çok engel çıkarma çabasında olduğuna dikkat çekti.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, depremin etkilendiği Adıyaman’da Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Adıyaman Şubesi Yeni Mahalle Cemevi önünden izlenimlerini paylaştı.
“YARALARIN KISA SÜREDE SARILMASI ÇOK KOLAY OLMAYACAK”
Adıyaman’daki durumun televizyonlarda görünenden çok daha ağır olduğunu belirten Mat, şunları söyledi:
“Adıyaman korkunç. Çok büyük tahribat var burada. Deprem neredeyse burayı yerle bir etmiş. Görülüyor ki yaraların sarılması kısa sürede çok kolay olmayacak. Uzun vadede bizleri bekleyen çok büyük görev ve sorumluluklar olacak. Buradaki çaresizliği anlatabilmek çok kolay değil. Durumu biraz iyi olanların şehri terk ettiklerini gördük. Ama yoksul, çaresiz ve gidemeyenler sokakta yaşamak zorundalar. Çadırlara en konuluyor. AFAD sürekli engel teşkil ediyor. Katkı vermekten çok engel çıkarma çabasındalar. Buradaki durum televizyonlarda izlediklerinizden çok daha ağır. Herkesten kampanyayı büyütmeyi, destek vermeyi rica ediyorum.”