Etiket: abdal musa

  • Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı protesto edildi!-VİDEO

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı protesto edildi!-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Anma Etkinlikleri’ne katılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yetkilisi yurttaşların protestosuyla karşılaştı.

    42. Ulusal, 12. Uluslararası Abdal Musa Anma Etkinlikleri sürüyor. Yoğun katılımın olduğu anma etkinliklerine katılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yetkilisi yurttaşlar tarafından protesto edildi.

    Alkışlarla protesto edilen yetkili, yoğun protestoların ardından kürsüden ayrıldı.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • ‘Tarih boyunca komünal yaşamı savunduğumuz için katliamlara uğradık’-VİDEO

    ‘Tarih boyunca komünal yaşamı savunduğumuz için katliamlara uğradık’-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal’ın anlatıldığı Muhabbet Cemi’nde konuşan yol yürütücüleri, Alevi dergahlarının birer “üniversite” olduğunu vurgulayarak, tarih boyunca Alevilerin eşitlikçi ve ortak yaşam anlayışı nedeniyle zulme ve katliamlara maruz bırakıldığını ifade etti.

    Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal’ın yaşamlarının anlatıldığı Muhabbet Ceminde, Alevi dergâhlarının tarihsel rolüne ve komünal yaşam geleneğine dikkat çekildi. Cem’de yapılan konuşmalarda, Alevilerin yalnızca inançlarından değil, eşitliğe ve ortak yaşama dayalı toplumsal örgütlenmeleri nedeniyle geçmişten bugüne zulüm ve katliamlara maruz kaldıkları vurgulandı.

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Cemi; derneğin Eşit Başkanları Baba Süleyman Demir ve Gülçin Akça ile Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından zakir İlyas Şimşek tarafından yürütüldü.

    “ABDAL MUSA’YI YETİŞTİREN KADINCIK ANA’DIR”

    Cem’de konuşan Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, Abdal Musa’nın Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda Kadıncık Ana’dan eğitim aldığını belirterek, “Abdal Musa bu dergâhta aldığı eğitimle yol erkânını yürütmüştür” dedi.

    Abdal Musa’ya dair anlatılan kerametlerin ve söylencelerin tarihsel bir arka plana sahip olduğunu ifade eden Şimşek, “Uçarsu efsanesi, Murat Baba’nın değirmeni gibi anlatılar vardır. Bunlar söylence gibi görünse de tarihsel gerçekliğe dayanır. Çünkü yazılı tarih zayıf olduğu için bu bilgiler dedeler ve dervişler aracılığıyla nakil yoluyla aktarılmıştır” diye konuştu.

    “DERGÂHLARDA KOMÜNAL YAŞAM SÜRÜYORDU”

    Abdal Musa Dergâhı’nın 600 dönümlük bir arazi üzerine kurulu olduğunu belirten Şimşek, tarihsel kaynaklarda bu alanda komünal bir yaşamın sürdürüldüğünün açıkça görüldüğünü söyledi. Şimşek, “Abdal Musa dergâhında yönetim rızalıkla yürütülüyordu. İnsanlar birlikte üretiyor, birlikte tüketiyordu. Sistemden uzak, ortak yaşam esas alınıyordu” dedi.

    Osmanlı döneminde savaşta başarı göstermeyenlere dergâh açma izni verilmediğini aktaran Şimşek, Abdal Musa’nın tahta kılıçlı dervişleriyle Bursa’nın fethine katıldığını ve bu nedenle dergâh açma izni aldığını ifade etti.

    “KAYGUSUZ ABDAL’IN YOL’a GİRİŞİ TARİHSEL BİR KIRILMADIR”

    Kaygusuz Abdal’ın Yol’a girişinin sıradan bir olay olmadığını vurgulayan Şimşek, Alanya Beyi’nin oğlunun tüm makam ve iktidarı terk ederek dergâha sığındığını hatırlattı. Şimşek, “Bugün bir cumhurbaşkanının oğlunun gelip bir cemevine hizmet ettiğini düşünebilir miyiz? Ama Alanya Beyi’nin oğlu geliyor, benliğini bırakıyor, hiçlik makamında hizmete başlıyor” dedi.

    Kaygusuz Abdal’ın isminin Abdal Musa tarafından verildiğini aktaran Şimşek, “Kaygusuz dergâha geldiğinde çok kaygılıydı. Abdal Musa ona, ‘Kaygını geride bırak, bundan sonra adın Kaygusuz olsun’ dedi” ifadelerini kullandı.

    “DERGÂHLAR BİRER ÜNİVERSİTEYDİ”

    Daha sonra söz alan Yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir, Alevi dergâhlarının yalnızca inanç merkezleri değil, aynı zamanda eğitim ve üretim merkezleri olduğunu belirtti. Demir, “Hacı Bektaş Dergâhı’ndan sonra Seyyid Ali Sultan, ardından Abdal Musa Dergâhı kurulmuştur. Kaygusuz Abdal ise Mısır’a gönderilerek Kasr-ı Ayn dergâhını kurmuştur. Bu dergâhların tamamı birer üniversite niteliğindedir” dedi.

    “ALEVİ DERGÂHLARININ BULUNDUĞU HER ALANDA KOMÜNAL YAŞAM VARDIR”

    Evliya Çelebi’nin anlatılarına değinen Demir, Abdal Musa Dergâhı’nda değirmenlerin, hayvanların ve toprakların ortak kullanımda olduğunu söyledi. Demir, “Topraklar birlikte ekilir, ürünler eşit biçimde paylaşılırdı. Kimsenin ‘benim’ dediği bir şey yoktu” diye konuştu.

    Alevilere yönelik tarihsel baskıların nedeninin inançtan ziyade bu yaşam biçimi olduğunu vurgulayan Demir, “Biz Ali’yi, Hasan’ı, Hüseyin’i sevdiğimiz için değil; eşitliğe dayalı komünal yaşamı savunduğumuz için katliamlara uğradık” ifadelerini kullandı.

    Muhabbet Cemi, gülbenglerin okunması, deyiş ve nefeslerin söylenmesiyle devam etti. Semahların dönülmesinin ardından çerağlar sırlanarak lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘Alirıza Özdemir’in buraya gelmesine de engel olduk’

    ‘Alirıza Özdemir’in buraya gelmesine de engel olduk’

    PİRHA – “Dergâhlarımızı İstiyoruz” yürüyüşü ardından ‘T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Abdal Musa Kültür ve Cemevi’ yazılı tabela önünde fotoğraf veren Alevi kurum başkanları, gelen tepkilere yanıt verdi. Söz konusu tabelanın 1996 yılında Bakan Fikri Sağlar döneminde asıldığını ifade eden kurum yöneticileri, “Buranın, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile uzaktan yakından ilgisi yok. Alirıza Özdemir’in buraya gelmesine de engel olduk” diye belirtti.

    Antalya Alevi Bileşenleri tarafından 22 Haziran’da “Dergâhlarımızı İstiyoruz” talebiyle yapılan yürüyüşe çok sayıda çatı kurum temsilcisi de destek vermişti. Yürüyüş sonrasında ‘T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Abdal Musa Kültür ve Cemevi’ yazılı tabela önünde fotoğraf çekilen kurum temsilcileri, kimi çevrelerce eleştiriye maruz kaldı.

    “ALİRIZA ÖZDEMİR, KÖYE DAHİ GELEMEDİ!”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, gelen tepkiler üzerine PİRHA’ya konuştu. Söz konusu tabelanın Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile alakası olmadığını söyleyen Erçe, şunları aktardı:

    “Tekke Köyü, Elmalı’da yani Abdal Musa’nın Dergahının olduğu yer. Abdal Musa Dergahı da Hacı Bektaş Dergahı gibi Kültür Bakanlığı’nda. Bizler, buraları geri almak için mücadele ediyoruz zaten. Bu önünde resim çektiğimiz yer esasında Kültür Bakanlığı’na ait bir kültür merkezi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’yla uzaktan yakından alakası yok. Kültür Bakanı Fikri Sağlar zamanında yapılmış bir kültür merkezi burası. Bu tabela yeni asılmış değil. Kültür Bakanlığı’na ait bir kültür merkezi burası ancak Abdal Musa Derneği burayı kullanmaya başlıyor ve cemevine dönüştürüyor. Cemevine dönüştürünce de tabelanın altına ‘cemevi’ yazısını da yazıyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile uzaktan yakından ilgisi yok. Ayrıca bu dernek, bu sene bizimle hareket ederek dergâha ilk defa birlikte yürüyüş düzenledik ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanını Tekke köyüne, Abdal Musu’ya sokmadık, gelemedi. Hatta öncesinde gelip ‘Burası bizim, Kültür Bakanı’na ait. Size burada bir şey yaptırtmayacağız’ diyenler oraya giremediler. Maalesef bütün dergahlarda ‘Kültür Bakanlığı’ yazıyor. Biz de oraları geri istediğimizi bir kez daha haykırdık.”

    “FOTOĞRAFA İTİRAZ EDENLERİ HACIBEKTAŞ’A BEKLİYORUM”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da söz konusu cemevinin bağımsız olup anma etkinliklerini yapan bir derneğe bağlı olduğunu belirtti.

    “Orası bir dergâh ve dergâhlarımız Kültür Bakanlığı’na bağlı! Bu bağımsız dernekle biz ilk defa böyle bir uyum içerisinde götürüyoruz süreci. Daha önce Abdal Musa etkinliklerine bu derece dahil olamıyorduk. Bu yıl orada Alirıza Özdemir’in, Esma Ersin’in gelmesine engel olduk. Bu dernek o binanın içerisinde yer alıyor. Yani insanlar akıl tutulması yaşıyor. Madem öyle ben de bu fotoğrafa itiraz eden bütün arkadaşları Hacıbektaş’a bekliyorum. Gelsinler hep birlikte karşı duralım.”

    PİRHA/ANTALYA

  • Baba Eriş: Suriye’deki katliamın durması için Türkiye’deki rejimin değişmesi şart-VİDEO

    Baba Eriş: Suriye’deki katliamın durması için Türkiye’deki rejimin değişmesi şart-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Dergâhı Postnişini Baba Hüseyin Eriş, Suriye’deki Alevilere yaşatılan katliamı dünyanın gördüğünü vurgulayarak, “Ama şu anki düzende Amerika, İsrail, İngiltere ve diğer emperyalist güçler insanlık dışı, ahlak dışı, vicdan dışı hareketler yapıyorlar. Suriye’de başa gelen HTŞ resmen kendisinden başkasını düşünmüyor. Selefi anlayış böyledir. Aleviliği farklı inançları kabul etmez. Suriye’deki katliamın durması için Türkiye’deki rejimin değişmesi şart” diye belirtti.

    Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Alevilerin de tedirginliği arttı. Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşam sürmekteydi. Şam’ın düşmesinin ardından HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve SMO’lular başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti. Kadınları ve çocukları kaçıran silahlı gruplar, köyleri yağmalayıp, ateşe verdi.

    Abdal Musa Postnişini Baba Hüseyin Eriş, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Suriye’deki Alevilerin katliamdan ve soykırımdan kurtulup rahata kavuşması için Türkiye’deki bu düzenin değişmesi gerektiğini belirten Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, “Onun dışında zaten bugünkü iktidardaki adamların tercihi belli. Aleviler yok sayıyorlar” dedi.

    Aleviler olarak Suriye’de yaşanan katliamı uluslararası kurumlara anlattıklarını ifade eden Eriş, “Zaten dünya bunu görüyor. Ama şu anki düzende Amerika, İsrail, İngiltere ve diğer emperyalist güçler insanlık dışı, ahlak dışı, vicdan dışı hareketler yapıyorlar. Suriye’de başa gelen HTŞ resmen kendisinden başkasını düşünmüyor. Selefi anlayış böyledir. Aleviliği farklı inançları kabul etmez” diye belirtti.

    “SURİYE’DE KATLİAMIN DURMASI İÇİN DÜZENİN DEĞİŞİMESİ GEREKİR

    Suriye’deki katliamın sona erdirilmesinde Türkiye Cumhuriyeti’ hükümetinden bir şey beklemenin zor olduğunu belirten Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Mevcut bu hükümet değişir yerine daha demokrat daha seküler bir yapı gelirse o zaman işler düzelir.  Suriye değil, Suriye’deki Aleviler değil, Ortadoğu’daki bütün halklar ve inançlar belki bir rahata kavuşurlar. O yüzden kesinlikle bu düzende katliamlar durmaz, durmayacağını da biliyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’ndeki cemde Şah Hatayi anlatıldı-VİEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’ndeki cemde Şah Hatayi anlatıldı-VİEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Şah İsmail’in (Şah Hatayi) yaşamı anlatıldı. Hatayi’nin Alevi Bektaşi edebiyatında önemli şairlerden biri olduğu belirtildi. Cemde ayrıca 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler de anıldı. 

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Şah İsmail’in (Şah Hatayi) yaşamı anlatıldı.

    Cem erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/ Yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Barış karabatak, Onurcan Doğancı, Taylan Doğan  katıldı.

    “ALEVİLER CEMLERİ SEYİRLİK İÇİN DEĞİL, GÖNÜLLERİ BİRLEMEK İÇİN YAPARLAR”

    Cemin seyirlik için yapılmadığını belirten Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Baba Süleyman Demir, “Cem bir araya gelmek, muhabbet etmek, dost gönlü kazanmak ve gönülleri birlemek, bir etmek manasındadır. Cemde küsülü, dargın, alacaklı, verecekli herhangi bir sorun varsa bunlar giderilir. Alevi Bektaşi Kızılbaş öğretisinde ceme eşikten içeri girdikten sonra kadın erkek farkı yoktur, herkes candır. Aleviler Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet dönemi de dahil hiçbir zaman mahkemelere gitmediler, halk mahkemesi dediğimiz cem meydanında bütün sorunları çözmüştür” dedi.

    Süleyman Demir, “Aşık Hatayi’nin özellikle Alevi Bektaşilerin yaşadığı Arnavutluk’tan Mısıra kadar olan bölgelerde yürütülen cemlerde şiirleri ve deyişleri söylenmezse eksiklik olarak hissedilir” diye belirtti.

    10 Ekim Gar Katliamı’nın 9 yıl dönümünde yaşamını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça da “Bugün hepimizin de bildiği gibi onlar büyük bir bedel ödediler, tarihe adlarını yazdırdılar ama o katliama sebep olan o gençlerin katledilmesine sebep olan kişilerin yarın adları bile hatırlanmayacak” diye konuştu.

    “ŞAH HATAYİ ALEVİ BEKTAŞİ EDEBİYATININ ÖNEMLİ ŞAİRLERİNDENDİR”

    “Şah İsmail’in (Hatayi) Alevi Kızılbaş Safevi devletinin kurucusu olduğunu belirten Akça, şunları ifade etti:

    “Şah İsmail mahladı Şah Hatayi olarak anılıyor. Alevi Kızılbaş, Alevi Bektaşi edebiyatında önemli şairlerinden biridir. Şah Hatayi deyişlerinde aşkı insanlığı ve adaleti işlemiş ve ayrıca tasavvufi deyişleri de vardır. 1487-1524 yılları arasında yaşamıştır.”

    “GAR KATLİAMI’NDA KATLEDİLENLER SADECE KENDİLERİ İÇİN DEĞİL BİZİM İÇİN DE ORADAYDILAR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı gençliğinden Bayram Satılmış da Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 insanı anarak, “Onlar bizim için orada öldüler sadece kendileri için değil. Orada katledilen arkadaşlarımızın hepsi Aleviydi diye katliamı kınamıyoruz, onlar iyi ve güzel şeyler için oradaydılar. Bu canlarımızı her yıl anmamız gerekiyor. Sadece Ankara Gar Katliamı’nı değil bununla birlikte Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum ve benzer katliamları kınamamız, kaybettiğimiz canlarımızı içimizde yaşatmamız gerekiyor” diye kaydetti.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘Cami imamı bizim köylü, cenazelerimizde imam dua okur, deyiş okunmaz!’ -VİDEO

    ‘Cami imamı bizim köylü, cenazelerimizde imam dua okur, deyiş okunmaz!’ -VİDEO

     PİRHA- İkrar verdikten sonra cemlere katıldığını belirten Abdal Musa Tekke köyünden Yol hizmetkarı Kazım Zeybek, 30 yıldır cemlerde hizmetleri yerine getirdiğini söyledi. Zeybek’in anlatımları asimilasyonun nasıl yapıldığını göz önüne serdi. Cami imamının kendi köylüleri olduğunu belirten Zeybek, Hakk’a uğurlamanın evin önünden yapıldığını, duayı ise imamın yaptığını, deyiş okunmadığını ifade etti. 

    Alevi Erenlerinden Abdal Musa’nın türbesinin bulunduğu Tekke köyünden Kazım Zeybek, Aleviliğe, cemlere ve Hakk’a uğurlamaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Kazım Zeybek, 20’li yaşlarında cemlere girmeye başladığını belirterek, “30 yılı aşkın süredir cemlerde hizmetlerde bulunuyorum. Cemlerde Dede ve Baba postuna oturmanın dışında 12 hizmetlerin tamamında görev yaptım. 5 yıldır da sakkacı (Cemde susayanlara su dağıtan) hizmetini yürütüyorum” dedi.

    Bektaşi olduklarını belirten Zeybek, “Sadece ben ikrar vereceğim zaman karşımda bir baba, rehber tutarım. Mesela sen benim rehberim olacaksın, ben senin eteğine yapışırım. Sen duanı okursun benim rehberliğimi kabul edersin, Yolumdan geçirirsin” diye belirtti.

    “BEKTAŞİLERDE OCAK İSTEMİ OLMADIĞI İÇİN DEDELİK YOKTUR”

    Bektaşilerde Dedelik olmadığını belirten Zeybek, “Baba da bir parça bilgisi varsa Yola da sahip birisi ise onu Baba yaparız. Bizde Babayı bütün canlar seçer” dedi.

    Baba olan kişinin canlar tarafından oyla seçildikten sonra Dedeye gidip ondan rızalık alması gerektiğini belirten Zeybek, “Baba olan kişi dededen tarikat rızalığı alır. Rırızalık almadan Baba olamaz. Oturduğun postu hak edeceksin. Ne ile nasıl hak edeceksin? Bilgiyle” diye konuştu.

    EN BÜYÜK ASİMİLASYON HAKK’A UĞURLAMADA!

    Abdal Musa Tekke köyünde Hakk’a yürüme erkanlarının her zaman Türkçe olarak yapıldığını da belirten  Kazım Zeybek, şunları kaydetti:

    “Bir kardeşimiz vefat ettiğinde onun cemini yaparız. 3 gün Hakk’a yürüyen kişinin evinde yemek pişmez. 3 gün boyunca millet yemeğini cenaze evine getirir. 3. günden sonra cenaze evinde yemek yapılır ve o cenazenin yemeği verilir. Bizim cenazelerde Arapça hiçbir şey okunmaz, Türkçe yapılır. Cenazelerimizde deyiş okunmaz. Sadece ölen kişinin cenazesi evinin önünde yıkandıktan sonra imam duasını okur. Cami imamı da bizim köylümüzdür. Cenaze evinde cenaze yemeği bittikten sonra da imam değil sadece bizim Babalarımız tarafından tarikat duası yapılır. Bizdeki cenaze erkanı bu şekilde yürütülür.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Demir: Semahlarımızı Sivas’ta yanan canların aşkına dönüyoruz-VİDEO

    Demir: Semahlarımızı Sivas’ta yanan canların aşkına dönüyoruz-VİDEO

    PİRHA-3 Gün süren Abdal Musa Anması’nın 2. gününde de dergah ziyaretine yoğun ilgi oluştu. Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Süleyman Demir, “Semahlarımızı Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’ta, Gazi’de yanmış, yakılmış bütün canların aşkına döneceğiz” dedi.

    Abdal Musa Anma Törenleri’nin 2. gününde de dergah ziyareti için çok sayıda yurttaş bölgeye akın etti.

    Birçok ilden dergah ziyareti için Antalya’nın Elmalı ilçesindeki Tekke köyüne gelen Alevi yurttaşlar, akşam saatlerinde çalınan deyişlerle semah döndü.

    Uluslararası çapta 19., Türkiye’de ise 40’ıncısı düzenlenen Abdal Musa Anmasına Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve birçok Alevi kurum temsilcisi katıldı.

    Elmalı Anfi tiyatro alanını dolduran binlerce kişi, Eylül Deniz, Çelebi Eren Özütemiz ve Özlem Özdil’in seslendirdiği ezgilere eşlik etti. Program kapsamında Abdal Musa Semah Ekibi, Antalya Alevi Bileşenleri Semah Ekibi ve Karacaahmet Semah Ekibi de yöresel semahlarla gecede yer aldı.

    “SEMAHLARIMIZ SİVAS’TA YAKILMIŞ TÜM CANLAR İÇİN…”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Süleyman Demir de gecede kısa bir konuşma yaptı. Demir, “Devletin hiçbir zaman dedesi, zakiri olmaz. Devlet evrenseldir. Evrensel hukuk kurallarına göre hareket eder. Devletin dili, dini, ırkı, mezhebi olmaz. İnsan, insandır. Bizler, 72 millete bir nazarda bakarız” dedi.

    Süleyman Demir, Alevi kurum ve temsilcilerinin, devletten maaş almasını eleştirerek “Hınzır Paşalık yapanları, Aleviler olarak şiddetle kınıyoruz. Bizler, bugün semahlarımızı Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’ta, Gazi’de yanmış ve yakılmış bütün canların aşkına döneceğiz” diye de ekledi.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Antalya’da Abdal Musa Anmasında deyişler söylendi, semahlar dönüldü-VİDEO

    Antalya’da Abdal Musa Anmasında deyişler söylendi, semahlar dönüldü-VİDEO

    PİRHA-19. Uluslararası 40. Ulusal Abdal Musa Anma Etkinlikleri bu sabah saatlerinde gülbeng okunarak başladı. 3 gün sürecek etkinlikler kapsamında bugün Abdal Musa Türbesi ziyaret edildi, aşıklar yarışması yapıldı, semah dönüldü.

    19. Uluslararası 40. Ulusal Abdal Musa Anma Etkinlikleri, bugün Elmalı Tekke Mahallesi’nde saat 12.00’de türbe ziyareti ile başladı.

    Alevi-Bektaşi toplumunun önemli inanç önderlerinden Abdal Musa, Antalya’nın Elmalı ilçesi Tekke köyünde anılıyor. Tekke Köyü’nde 40’uncu ulusal Musa Abdal etkinlikleri bugün sabah saatlerinde gülbeng okunarak başladı. Binlerce yurttaşın katıldığı etkinlikte Abdal Musa Türbesi ziyaret edildi.

    Abdal Musa, Tekke köyünde yaşamış ve burada dergahını kurarak inanç ve kültür yaşamına iz bırakmasından dolayı her yıl düzenlenen etkinliklerle anılıyor.

    Anma kapsamında sabah erken saatlerde köylüler, hediyelik eşyadan, yiyecek ve içeceğe kadar birçok stant açtı. Abdal Musa Türbesini ziyaret eden yurttaşlar ise lokmalarını pay ederek ziyarete niyaz ettiler.

    Anmaya Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk dışında birçok Alevi Ocağı Pirleri katıldı.

    Grup Yarenler, Cemil Per-Doğukan Karasu, Özde Semahçıları, İbrahim Pala-Orhan Gürsoy, Nurtepe Cemevi Semahçıları, Konyaltı Cemevi Korosu anmada hazır bulundu. Deyişler okundu, semahlar dönüldü.

    Erdal Erzincan sahneye çıkarak türküler seslendirdi.

    PİRHA/ANTALYA

  • ‘Hakk’a uğurlama cemlerde olduğu gibi saz ve deyişlerle olur’-VİDEO

    ‘Hakk’a uğurlama cemlerde olduğu gibi saz ve deyişlerle olur’-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yapılan muhabbet ceminde konuşan Musa Kazım Engin dede, Alevi inancında ölüm ve öteki dünya olmadığını belirterek, Alevi inancının Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal’ın ışığı ile bugünlere geldiğini kaydetti. Engin ayrıca Hakk’a uğurlama erkanının cemlerde olduğu gibi saz ve deyişlerle yürütüldüğünü vurguladı. 

    Antalya’da Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yapıldı. Ceme, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Kureşan Ocağı evlatlarından Musa Kazım Engin ve Zakir Barış Karabatak, Onur Can Doğancı katıldı.

     “ALEVİ İNANCINDA ÖLÜM VE ÖBÜR DÜNYA KAVRAMI YOKTUR”

    Kureşan Ocağı evlatlarından Dede Musa Kazım Engin yaptığı konuşmasında, “Yunus der ki ölür ise ten ölür canlar ölesi değil. Tabii ki biz o can kavramını içimizde taşıyoruz. Yunus 800 yıl evvel söylemiş bu sözü. Biz ölüme inanmayız, Alevi Bektaşi inancı ölüme inanmaz. Sadece ‘don değiştirdi kalıp değiştirdi Hakk’tan geldi yine Hakk’a gitti’ deriz. O nedenle ‘ölürse ten ölür canlar ölesi değil’ sözü buradan gelir” dedi.

    “ALEVİLER HİÇBİR ZAMAN ZALİMLERE BİAT ETMEMİŞTİR

    Alevi inancının Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal’ın ışığı ile bugünlere geldiğini belirten Engin, “Bizleri bugünlere taşıyan, getiren ve her türlü zulme rağmen o ışığı, o aydınlığı ısrarla taşıyan, ısrarla devam ettirenlerdir. Çünkü tarih boyunca hiçbir zaman biat etmemişler. Hiçbir zaman devletin, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın koyduğu sınırlara, kurallara ve mecburiyetlere hiçbir zaman uymamışlar. Peki karşılığı ne olmuş?  Karşılığı ölüm olmuş, sürgün olmuş, katliam olmuş” diye belirtti.

    “BİZ CEMLERİMİZİ VE CENAZE ERKANLARIMIZI SAZLA, DEYİŞLERLE, NEFESLERLE YAPARIZ”

    Cemleri ve Hakk’a yürüme erkanlarını telli kuran olarak bilinen bağlamalarla yaptıklarını vurgulayan Engin, şöyle devam etti:

    “Cemlerimizi kuran dediğimiz bağlamalarımızla yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Yüzyıllardır bunu yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Bu bir cem midir? Evet cemdir. Bizim Hakk’a yürüme erkanlarımız da bir cemdir. Biz Hakk’a yürüme erkanlarında sırtımızı canlara dönerek Hakk’a yürüme erkanı yapmıyoruz. Biz cemal cemale bir yarım ay biçiminde yapıyoruz. Tabutun bulunduğu tarafta Hakk’a yürüyen canın ailesi, eşiti çocukları musahibi varsa müsahibi. Niçin oradalar? Karşısında olan canlara hesap vermek için oradalar. Biz hesabımızı bu dünyada görüyor, öbür tarafa bırakmıyoruz. Bizim halk, mahkemelerimiz burada. Biraz evvel hizmet için rızalık aldık. Biz rızasız hiçbir şey yapamayız. Bizim yolumuzun temeli rızalığa ve ikrara dayanır. İkrarsız da hiçbir şey yapamayız. Pir Sultan Abdal diyor ya “İkrarsız şeytan-ı lain üçüncü ölmem bu hain, Pir Sultan ölür dirilir.”

    Gülbenklerin okunması, deyiş ve nefeslerin söylenerek semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Sazcı: Cemevi Başkanlığı dergahlarda etkin olmak istiyor, gerekirse protesto edilmeli -VİDEO

    Sazcı: Cemevi Başkanlığı dergahlarda etkin olmak istiyor, gerekirse protesto edilmeli -VİDEO

    PİRHA- 16 Ağustos tarihinde Hacı Bektaş Veli ve 24-26 Haziran tarihinde yapılacak Abdal Musa anma etkinlikleri ile ilgili Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın olumsuz etkisine dikkat çekti. Alevi kurumlarının dergahlarda yaptığı anmaların Cemevi Başkanlığı tarafından yapılmak istendiğini belirten Sazcı, “Gerekirse Aleviler tarafından protesto edilmeli” dedi. 

    MHP destekli AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Aleviler tarafından kabul görmedi.

    Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir Alevi müessesesi olmadığı Alevi Bektaşi toplumunun açık ve net bir şekilde açıkladığını belirtti.

    Sazcı, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev yapan kişiler cemevleri ile görüşmelerinde, ‘AİHM kararlarını uygulatmak için geliyoruz. İktidar bir kapı açtı, biz de bu kapıdan yararlanalım, iktidarla görüşmelerimizi sağlayalım, cemevleri ibadethane olarak kabul edilsin’ gibi yaklaşımla cemevlerindeki kişilerle, dedelerle, zakirlerle iletişime geçtiler” dedi.

    Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın başında bulunanların, kendilerine bağlanmayı reddeden Alevi kurumlarını terörize ettiğini belirtti.

    Doç. Dr. Ayfer Karakaya’nın Alevi Bektaşi dijital arşivi oluşturmak için çalışma başlattığını hatırlatan Sazcı, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı burada kendine bir pay çıkardı. Bir çalışma içerisine girdiler. İktidar her zaman Ali Bektaşi toplumunun lehine olabilecek çalışmaların karşısında yeni bir çalışmayı oluşturuyor. Maalesef bunda başarılı oluyor. En büyük örneği Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapmış oldukları program, Nevruz için ve daha önce de Alevi ozanları için yapmış oldukları program var” diye ifade etti.

    “ALEVİ KURUMLARININ BOŞ BIRAKTIĞI ALANLAR CEMEVİ BAŞKANLIĞI TARAFINDAN DOLDURULUYOR”

    Alevi Bektaşi kurumlarının bıraktığı boş alanların Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı tarafından doldurulduğunu belirten Sazcı, şöyle devam etti:

    “Onların yapacağı Hacı Bektaş Veli anması Alevi- Bektaşi kurumlarının yapmış olduğu tarihte gerçekleşecek. Buna karşı şu an henüz Alevi kurumlarından herhangi bir açıklama olmamakla birlikte buna karşı doğru bir tepki de verilmiyor. Bu da açıkçası bizim eksik bıraktığımız bir alan ve iktidar bunu dolduruyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı çalışma sadece Hacı Bektaş Veli Dergahı ile de kalmayacak. Alevi Bektaşiler özlem ve hasretle bekledikleri Abdal Musa açılışı, İzmir Tire’de bulunan Ali Baba Dergahı açılışı, Hamza Baba’nın açılışı, Hüseyin Gazi Dergahı’nın açılışı gibi  açılışları iktidarın kontrolündeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yapacak gibi duruyor. Saydığım dergahların mütevelli heyetinde olan kişiler doğrudan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı  içinde yer alıyor.
    Burada iktidarın görevlendirdiği bu kişileri hem kurumlardan hem dergahlarımızdan sürmek, buna karşı ciddi bir mücadele içerisine girmek gerekiyor.

    “ALEVİLER TARAFINDAN PROTESTO EDİLMELİ”

    Aynı gün yeni bir etkinlik gerekiyorsa gövde gösterisi yapılmalı. Dergahlarımızı geri istiyoruz yalın ayak yürüyoruz, diye Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapmış olduğumuz çalışmanın bir benzeri o gün orada yapılmalı. Gerekiyorsa yürüyüşle, eylemlerle o dergahların bize ait olduğu ortaya konulmalı, orada yapılan anmanın da bizler tarafından yapıldığı ve bizlerin rızası olmadan hiçbir devlet kurumunun böyle bir anmayı yapamayacağının belirtilmesi gerekiyor. Aksi takdirde biz geri adım atarsak iktidar bize 2-3 geri adım attırmayı deneyecektir. Yaşadığımız tarihsel süreç açıkçası bunu gösteriyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA  

  • Postnişin Hüseyin Eriş: Devlet kendi Alevisini yaratmak için 1951’den beri uğraşıyor-VİDEO

    Postnişin Hüseyin Eriş: Devlet kendi Alevisini yaratmak için 1951’den beri uğraşıyor-VİDEO

    PİRHA- AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikalarını değerlendiren Abdal Musa Dergahı  Postnişini Hüseyin Eriş, “Cemevlerine mescit açılma iddiaları doğru ise Alevi toplumu çok büyük tepki gösterir. Böyle bir girişim Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dibe batması demektir” dedi.

    MHP destekli AKP hükümetinin asimilasyon politikalarını ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in iki yıl önce yazdığı bir yazısında cemevlerine mescit yapılması önerisinin hayata geçirilme iddialarını Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BAŞLI BAŞINA BİR SKANDAL

    Alevi toplumuna yönelik gerek Selçuklu gerek Osmanlı gerekse Cumhuriyet döneminde bu tür oyunların hep oynandığını belirten Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, “Bu oyunları biliyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in cemevlerini tanımaması başlı başına bir skandal. Tanımadığın bir yere nasıl mescit yapıyorsun? Bu tutmaz. Çok büyük tepki alırlar ve bunu kimse ciddiye almaz. Böyle bir girişim Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dibe batması demektir” dedi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN ‘ABDAL MUSA ŞENLİKLERİNİ BİZ YAPALIM’ TEKLİFİNİ KABUL ETMEDİK”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı ile bir araya gelip görüştüklerini belirten Eriş, “Görüştüğümüzde ‘Abdal Musa şenliklerini biz yaparız’ dedi. Ben de kendisine neden siz yapmıyorsunuz? Bu şenlikleri biz 40 yıldır yapıyoruz dediğimde, o zaman sustu. Biz size inanacaksak ve de bizi kendinize inandıracaksınız bizim ibadetimize, bizim inancımıza çomak sokmayın, bizim değerlerimizin aslını bozmayın, dedim” diye ifade etti.

    DEVLET KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAK İÇİN 1951 YILINDAN BERİ UĞRAŞIYOR”

    Bu yapılan girişimlerin devletin birer projesi olduğunu vurgulayan Eriş, şöyle devam etti:

    “Bu Balım Sultan’da böyle olmuş, 1951 yıllarında Sersem Ali Baba’da böyle olmuş. Hacı Bektaş Veli Dergâhına dedelik, babalık kurumunun başına Ali Paşa’yı atamış. Alevi Bektaşileri kontrol edebilmek için kendisine daha yakın Ali paşayı dede yapmış.

    “ALEVİLER OYUNA GELMEZ”

    2. Murat döneminde Hacı Bektaş Veli Dergâhının içine cami yapıldı. Antalya Elmalı’da Abdal Musa’nın merkezine cami yapılmış, onu oradan zamanında Aleviler kaldırmışlar. Alevilere yönelik asimilasyon politikası için Selçuklu da, Osmanlı da, bugünkü Cumhuriyet de her türlü oyunu denemiş. Alevilerin üzerindeki oyunlar hala devam etse de Aleviler bu oyunlara gelmez. Ne olursa olsun, aç kalır, susuz kalır ama kendi kişiliğinden, onurundan, duruşundan,  inandığından ödün vermez.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Postnişin Hüseyin Eriş: Siyasal iktidar itaat eden bir toplum yaratmak istiyor-VİDEO

    Postnişin Hüseyin Eriş: Siyasal iktidar itaat eden bir toplum yaratmak istiyor-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümeti tarafından Biyoloji ders kitabında “evrim teorisi”nin yerine “yaratılış teorisi”ne verilmesine tepki gösteren Abdal Musa Dergahı Postnişini Hüseyin Eriş, “Bugünkü siyasal  iktidar kimsenin bir şey öğrenmesini istemiyor. İnsanların biat etmesini, itaat etmesini istiyor. Bütün amaç bu” dedi. 

    2017-2018 eğitim öğretim yılında müfredattan ‘Hayatın Başlangıcı ve Evrim’ ünitesini kaldırıp evrim teorisiyle ilgili bilgileri ders kitaplarından çıkaran iktidar 2024-2025 eğitim öğretim yılında ise biyoloji ders kitabında ‘yaratılış teorisi’ne yer verdi.

    ÇEDES projesiyle imamların derslere girmesi, seçmeli din derslerinin zorunlu hale getirilmesi gibi politikalar ile eğitimin dincileştirilmesi konusunda tartışmalar sürerken, eğitimde gerici bir adım daha atılmış oldu.

    Konuya ilişkin Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “İKTİDAR KENDİNE BİAT EDEN, İTAAT EDEN TOPLUM İSTİYOR”

    Biyoloji ders kitabında evrim teorisinin yerine yaratılış teorisinin müfredata konulmasının sadece Alevi toplumunun meselesi olmadığını vurgulayan Eriş, “Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak bugünkü düzenin, iktidarın yaptığı şey şu: Bu insanlar öğrenmesin, bilmesin sürekli bize biat etsin, itaat etsin biz de iktidarımızı sürdürelim. Sanıyorum bütün amaç bu” dedi.

    “OKULLAR HİÇ KİMSENİN MABEDİ DEĞİL”

    Eriş,”Bu mesele sadece Alevilerin meselesi değil. Orası okul, kimsenin dini mabedi değil. Farklı inançta insanlar var. Çağdaş, özgün eğitime yaratılış dersini koyamazsın” diye tepki gösterdi.

    “OKUMAYAN, ELEŞTİRMEYEN, SORGULAMAYAN İNSAN YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    “Öğrenmeyen, okumayan, eleştirmeyen, sorgulamayan insan yaratılmaya çalışılıyor” diyen Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, şunları kaydetti:

    “Bir gün gelir kendin de gömülür gidersin bu alem içerisinde. O yüzden Aleviler her zaman ülkesini, insanını, çevresini, doğasını korumuştur, koruyacaktır. Bundan sonra da buna devam edecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Postnişini Eriş de Cemevi Başkanlığı’na gitmiş: Bir girdabın içine çekiliyoruz

    Abdal Musa Postnişini Eriş de Cemevi Başkanlığı’na gitmiş: Bir girdabın içine çekiliyoruz

    PİRHA-Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na giderek Alirıza Özdemir’’le görüşen Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, “Kültür Bakanlığının Abdal Musa Türbesi içerisinde bulunan antik tiyatro yemekhane, kasaphane gibi yerlerin tadilatı, tamiratı, bakımı için ayrılan 12 milyon TL bütçeye ve  dergah içerinde bulunan arsanın kendilerine  tahsisine ilişkin Alirıza Özdemir’i ziyaret ettiklerini belirtti. 

    Alevi örgütlerinin ve Alevi toplumunun karşı çıkmasına rağmen bazı derneklerin temsilcileri, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ve kurumun başına getirilen Alirıza Özdemir’i ziyaret ediyor.

    Antalya-Elmalı’da bulunan Tekke Köyü Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği yöneticileri ve üyelerinden oluşan heyetin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Alirıza Özdemir’i ziyaret ettiği ortaya çıktı. Yapılan ziyareti Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kendi sitesinde yayınladı.

    Söz konusu ziyaretle ilgili Abdal Musa Postnişini aynı zamanda Tekke Köyü Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Eriş, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “DERGAHIMIZIN TAMİRİ, TADİLATI İÇİN KÜLTÜR BAKANLIĞI 12 MİLYON TL SÖZÜ VERDİ”

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yaklaşık 2 ay önce Abdal Musa Dergahı’na ziyarete geldiğini aktaran Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, “Kültür Bakanı buralara bir iki düzen verelim dedi. Bizim antik tiyatro da eskimişti, çürümüştü. Orayı güçlendirmek, karşıda bulunan yemekhanemiz ve kasaphanemiz bayağı eskimişti, ‘orayı yapalım’ dedi. Biz de tamam yapın, dedik” diye belirtti.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Tekke Köyü Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği’ne 12 milyon TL bütçe ayrıldığı bilgisini aktaran Eriş, şunları belirtti:

    “Bizim burada bir Ali Baba vardı. Bizim mürşitlerimiz, babalarımız hepsi türbeye konulmuştu. Birileri bizi şikâyet etmişti. Vakıflardan bir müfettiş gelmişti sorgulamak için. Orada mezarları görmüş. Oranın SİT alanı olduğunu ve bize verilmesi için dilekçe vermiştik. Bize gelen şahıs ‘Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na gidin, size yardımcı olsun’ demişti.”

    ALİRIZA ÖZDEMİR’DEN “TÖRENLERİ BİZ YAPALIM” TEKLİFİ

    Bunun üzerine Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alirıza Özdemir ile görüşmek için gittiklerini belirten Eriş, “Ziyarete gider gitmez başkan (Alirıza Özdemir) törenleri kendilerinin yapacağını söylediğinde ben ‘olmaz’ dedim. ‘Törenleri biz yapacağız derseniz, bize bunu dayattığın zaman biz hiçbir şeyi kabul etmeyiz’ dedim” diye konuştu.

    “BİZE VERDİKLERİ SÖZLERİ YERİNE GETİRSİNLER YETER”

    Her yıl Abdal Musa Törenlerini yaptıklarında Kültür Bakanlığı’ndan destek aldıklarını aktaran Eriş, “Törenleri yaptığımız zaman Kültür Bakanlığı’na dilekçe yazıyoruz, destek alıyoruz. Hazırladığımız afişlere logosunu da koyuyoruz. Kültür Bakanlığı bize 3-5 kuruş verirse veriyor, vermezse ‘canın sağ olsun’ diyoruz işimizi yürütüyoruz” dedi.

    Abdal Musa Anma Törenleri yapıldığında kendilerine bilgi verilirse Kültür Bakanlığı’nın yaptığı gibi Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı olarak maddi yardımda bulunacaklarını belirtiklerini aktaran Eriş, “Biz de yardımcı olursanız eyvallah dedik. Ayrıca Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bizim tavrımızı biliyor. Bize verdikleri sözleri yapsınlar” ifadelerini kullandı.

    Abdal Musa Anma Törenleri’nin yapıldığı yerin 2015 yılına kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın üzerinde olduğu bilgisini de aktaran Eriş, “Burası Kültür Bakanlığı üzerindeydi ama muhtarlığa tahsisliydi. 2015 yılından itibaren Büyükşehir Belediyesine geçtikten sonra burası açıkta kaldı. Bize, ‘burasını bir protokolle size teslim edelim’ dediler. Onun üzerine Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na gittik. Aslında meselenin özünde bu vardı, onun için gittik” dedi.

    “KENDİMİZ İÇİN ÖZEL BİRŞEY İSTEMİYORUZ” 

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na hala şüpheyle baktığını vurgulayan Eriş, şöyle devam etti:

    “Ben de sizin gibi düşünüyorum ama benim düşüncem şu: Yardım yaparlarsa yapsınlar. Biz kendimiz için özel bir şey istemiyoruz. Hatta bize ‘Oraya bir görevli verelim’ dediler. Biz bunu kabul etmeyiz dedik. Ama bu şekilde yardım olursa ve buralara bakım olursa tamam dedik.”

    “BU GİRDABIN İÇİNE ÇEKİLİYORUZ”

    Alevilik bir kültürmüş gibi Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması ve cemevlerinin bu kuruma bağlanmasına Alevilerin karşı çıkmasına, böyle bir kurumu tanımadıklarını açıklamalarına rağmen bu görüşmeyi neden yaptınız sorumuza ise Eriş, şu yanıtı verdi:

    “Evet ben de biliyorum. Biz de bu girdabın içine çekilmeye çalışılıyoruz. Fakat köyde de yöremizde de birçok Alevi kurumları da hizmet yapılıyorsa engellemeyin yapsın, dediler. Bizim tavrımız yine belli. Düşünce olarak dün neysek bugün de oyuz. Bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama şu anda kafamız karışık. Ama tavrımız net. Kendilerine ‘siz bilirsiniz demeyiz’ dedim.”

    “BÜTÜN ALEVİ KURUMLARINIZIN KARŞI OLDUĞUNU ALİRIZA ÖZDEMİRE AKTARDIM”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Alirıza Özdemir’i tanımadığını belirten Eriş, “Ama o beni iyi biliyor. İlk vardığımız zaman Hüseyin baba diye hitap etti, beni bildiğini söylüyor. Bir ay içinde Abdal Musa’ya geleceğim, dedi. O zaman daha net bir şekilde biz tavrımızı ortaya koyarız. Güzel işler yaparsanız biz sizinle oluruz, dedim. Ama ben yine şüphe ile bakıyorum. Benim her zaman tavrım aynı. Çünkü ortada bütün Alevi toplumun, Alevi cemaatinin bir görüşü var ‘Size böyle bakıyoruz’ diye. ‘Bunu biliyorsunuz’ diye kendisine söyledim. Biz de ‘eğer icraatlarınızı samimi görürsek birlikte oluruz, samimi görmezsek birlikte olamayız’ dedim” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:

    AKD Antep Şubesi yöneticileri, Cemevi Başkanlığı’na ödenek için gitmiş!
    Alevi Kültür Dernekleri Antep Şubesi yöneticilerinden Cemevi Başkanlığı’na ziyaret!
    ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    ‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    ‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    Posnişini Eriş: Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığını samimi görürsek birlikte oluruz-FOTO

     

  • Özer: Abdal Musa Anması’nda yeni cumhurbaşkanımızı ağırlamak istiyoruz- VİDEO

    Özer: Abdal Musa Anması’nda yeni cumhurbaşkanımızı ağırlamak istiyoruz- VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, Abdal Musa Anma Etkinliği’ne dünyanın dört bir yanından katılımların olduğunu hatırlatarak, Cumhurbaşkanlığı seçimini Kılıçdaroğlu’nun kazanması halinde anmayı kendisiyle birlikte taçlandırmak istediklerini ifade etti.

    Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, 23-24- ve 25 Haziran’da yapılacak olan 18. Uluslararası 39. Ulusal Abdal Musa Anma Etkinliği’nin hazırlık çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Özer, “Önümüzde 14 Mayıs seçimi var. Bu seçimde sandıktan Türkiye için iyi bir sonuç çıkarsa bunu anma etkinliğimiz ile taçlandırmayı düşünüyoruz” dedi.

    ANMAYA DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN KATILIM

    Mehmet Özer, anma etkinliğine dünyanın dört bir yanından katılımların olduğunu söyleyerek, “Abdal Musa felsefesini öğrenmek isteyen, Abdal Musa’yı tanımak isteyen bütün canlar burada oluyor. Biz bütün canlara aynı nazarda bakarak, toplumla bu şekilde kucaklamak istiyoruz. Etkinliklere bütün canlarımızı, bütün dünyayı davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “SEÇİMDEN YANA UMUTLUYUZ”

    “Büyük bir katılımla yeni cumhurbaşkanına ev sahipliği yapmaktan gurur duyacağız” diyen Özer, seçim sonuçlarından yana umutlu olduklarını sözlerine ekledi.

    Programın içeriğine ilişkin de bilgi veren Mehmet Özer, “Tiyatro sanatçılarımız, deyişlerimiz, semahlarımız, aşık yarışmalarımız olacak” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü. Dernek Başkanı Gülçin Akça, Alevi kadın yol önderlerinin mücadeledeki yerlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğine vurgu yaparak Alevi örgütlenmesinde kadın ayağının zayıf kaldığını söyledi. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi gerçekleştirildi. Ceme, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Ocağı evlatlarından Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı, Zakir Hayri Aslanboğa, Zakir Barış Karabatak katıldı.

    “ANALARIN TARİHİ BİR GÜN ANLATILACAK”

    Yapılan muhabbet ceminde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne vurgu yapan Süleyman Demir, Alevi örgütlenmesinde kadınların mücadelesine vurgu yaparak, “Yaşadığımız deprem topluma çok büyük bir travma yaşattı. Çünkü biz de burada o canlarla birlikte hem mihman edip ağırlıyoruz. Hem de gelip gidenlerin duygularını birebir gördüğümüz için o acıyı hak kimseye yaşatmasın, Hızır yardımcıları olsun. Tarihte Alevi kadınlarla birlikte başlayan Güzide Ana, Ahi Ana, Rum Abdal Ana, Rum Baciya Anadolu manasına gelen bir kavram anaların tarihi olarak anlatılacak” dedi.

    “KADIN ALANINA, HAYATINA MÜDAHALE EDİLDİ”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça, “13 yüzyılda Avrupa coğrafyasında kadının hiç adı yok, kadınlar kölelerden dahi alt seviyede. Roma İmparatorluğu’nda baba evinden koca evine giden kadın belli bir mal birikimiyle gitmezse orada da bir nüfus sahibi olamıyor. Dolayısıyla çocuğu da hiçbir söz sahibi olmuyor. Avrupa coğrafyasında bu böyle. Anadolu’ya gelince Anadolu’da 1200’lü yıllarda biliyorsunuz Babai isyanı ile birlikte bir halk hareketi var. Bu halk hareketi içerisinde Hacı Bektaş dergâhında Kadıncık Ana, o dergâh içerisinde bulunan diğer kadın Bacıyanı Ana Rum denilen bir kadın örgütlülüğü var. Bu kadın örgütlülüğü şimdiki örgütlülükten çok daha çağdaş diyebilirim. Mesela Hünkâr geldiği zaman Kadıncık Ananın evine misafir oluyor, onun sözüyle dergaha kabul ediliyor. Böyle bir sistem var. O dönemde tek tanrılı dinlerin müdahale alanı kadın alanı, kadın hayatı. Kadınla ilgili o dönemdeki özgür kadın, söz sahibi olan kadın yavaş yavaş baskı altında kalarak daha çok içine kapanmaya başlıyor” diye konuştu.

    “KADINLARIN DERGAH İÇERİSİNDE BİR ŞİKAYET MAKAMI VAR”

    Alevi kadınların Hacı Bektaş Dergahında kendilerini anlatabilecek bir kadın makamı olduğunu belirten Akça, “Dergahlarda mesela çalıp söyleyen kadın aşıklar var. Bu baskıyla artık kadınlar erkek mahlasıyla şiirlerini söyleyebiliyorlar. Kadın ismi ile şiir söylediği zaman tepki alacağı için erkek isimlerinin arkasına sığınarak şiirlerini, deyişlerini okuyorlar. Ben bir gün tanık oldum buna. Dergaha gittiğim zaman talipler pirlerinin yanına gidecek iken önce ananın yanına gidiyorlar. İşte sana bir şikayetimiz var ‘kocam içkiyi çok kaçırdığı zaman beni dövüyor’. Bu şekilde anayla muhabbetleri var ve ana kocayı çağırıyor uyarıyor. Ana bacıların bir şikayet makamı var. Hünkâr, ‘kadın-erkek fark yoktur’ demişse de günümüze geldiğimizde maalesef diğer canlarımız da dâhil Alevi örgütlerimizde, siyasi partilerde her yerde kadın maalesef ikinci plana atılıyor” ifadelerini kullandı.

    “ÖRGÜTLERDE KADINLAR GÖRÜNMÜYOR, SEMBOLİK KALIYOR”

    Akça, şöyle devam etti:

    “Biz kadınlar inanılmaz bir mücadele veriyoruz, örgütlerde sözümüzü dinletmeye çalışıyoruz. Alevi Bektaşi öğretisinin yaşamaması gereken şeyleri biz buralarda yaşıyoruz. Ama ben inanıyorum ki kadın dayanışmasıyla birbirimize dokunarak, birbirimizin eline sıkı sıkıya sarılarak bunları aşacağız. Post makamında, örgütlerde, yönetim kadrosunda kadınlar hiç yoklar. Yönetimler hazırlanıyor kadınlar bir veya iki sembolik kadın konuyor. Kadınların yüzü görünmüyor, söz sahibi erkekler karar alıyorlar. Kadınlar da onaylamak zorundalar. Biz hepimiz bir Zarife Anayız, Kadıncık Anayız inanın. Şu deprem süresince bir aylık süre içerisinde kadınlar burada müthiş bir mücadele verdiler inanılmaz özveriyle koşturdular, çok fazla fedakârlık yapıldı. Örgütlerde kadınlar göz ardı edilmemeli.”

    “ANALAR, PİRLER GİBİ BÜTÜN HİZMETLERİ GÖRÜRDÜ”

    Kızılderili Sultan Ocağı evlatlarından yol hizmetkarı Mustafa Sazcı ise şunları vurguladı:

    “Alevi felsefesine baktığımızda durum öyle mi. Bir de geleneksele bakalım bizim mesela ocaklarımız vardır ocaklarımızda dedelerin pirlerin müşriklerin olduğu gibi analar da vardır. Her makamın bir anası vardır. Rayber analarımız vardır, pir analarımız vardır, mürşit anılarımız vardır, âşık sadıklarımız vardır.

    Afe Ana kendi yöresinde hakikatçi ozanlarından hakikat âşıklarındandır. Hatta Osman Dağlı Maklsudi mahlas soyadlı devrimci ozanımızda Afe ana tarafından yetiştirilmiştir. Bizim böyle analarımız var. Mesela Maraş Pazarcık yöresinde Fatma Ana, Arzu Ana var Elif Ana var. Onun dışında Dersim yöresinde Kureyşan Ocağının, Baba Mansur ocağının anaları var. Analar da tıpkı o dönemin pirleri dedeleri gibi hizmet yürütür talibini görür kısacası dedenin yaptığı bütün hizmetleri analar da görürdü.

    Onun dışında bizim Adana yöresinde Kara Dede vardır. Kara Dedenin talipleri vardır her geldiğinde diğer ocakların taliplerine de uğrar. Orada Sarı Saltuk, Kızıldeli Sultan, Zeynel Abidin Ocağının talipleri var.  Kara Dede geldiğinde eşini ‘piro piro’ diye çağırırdı biz de bilmiyoruz. Niye acaba kendisi pirken eşine anaya piro diye çağırıyor? Aslında Alevi felsefesinin kadına bakışını çok güzel özetliyor bence. Dedem neden eşine piro diye çağırıyorsun dediğimizde Dede dedi ki; ‘Baba Naci’yi irşat eden Ana Naciye’nin kendisiydi, Şahı Merdan Ali irşad eden ana Fatma’nın kendisiydi, Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi irşat eden Kadıncık Ananın kendisiydi. Serçeşme’nin başında oturan hünkar değil Kadıncık Ananın kendisidir, mürşididir.”

    “GÜZİDE ANA’NIN DEYİŞLERİ MUHABBETLERDE SÖYLENMEKTE”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği YK üyesi Zehra Demir ise bilgi Güzide Ana hakkında bilgi vererek, ” Gelenekleri ve şiirleri küçük yaşta babası Feyzullah Çelebi’den ve Hacı Bektaş dergâhındaki ileri gelenlerden öğrenmiştir. Deyişleri çok yaygın olarak bilinmekte, cem ve muhabbetlerde söylenmektedir Asıl adı Güzide’dir” dedi.

    Muhabbet ceminde gülbenglerin ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi. Ardından Tahtacı Alevi kadınlar mengi döndüler.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Antalya HBVAKV Cemevinde depremzedeler için yataklar hazırlandı, kahvaltı ve yemek veriliyor-VİDEO

    Antalya HBVAKV Cemevinde depremzedeler için yataklar hazırlandı, kahvaltı ve yemek veriliyor-VİDEO

    PİRHA-Antalya’ya gelen depremzedelere ilişkin yürüttükleri çalışmaları anlatan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Zakir Süleyman Demir, “Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı cemevimizde 40-50 civarında yatak hazırladık. Sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeği veriyoruz. Burayı toplama merkezi yaparak gelen yardımları paketliyoruz” dedi. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ile depremzedelere yönelik barınma ve ihtiyaçlarının karşılanması için yürütülen faaliyetlere ilişkin konuştuk.

    “HBVAKV CEMEVİMİZDE 40-50 YATAKLIK YER HAZIRLADIK”

    Depremden etkilenen insanların Antalya’ya da geldiklerini kaydeden Demir, “Depremden sonra canlar mecburen bu tarafa gelmeye başladı ve biz de Antalya Alevi bileşenleri olarak Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi, Abdal Musa Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi ve Halkevleri olarak Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı cemevimizde 40-50 civarında yatak hazırlayarak, sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeği gibi ihtiyaçları gidermeye başladık. Burayı toplama merkezi yaparak gelen yardımları paketliyoruz” dedi.

    “Deprem bölgesinden gelip burada ev bulup yerleşen, zorda kalan canlar gelip buradan gıdasını, giyeceğini alıyor. Burada kalanların da ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyoruz” diyen Süleyman Demir şöyle devam etti:

    “Bu zor zamanda yanlarında olmak için 15-20 gönüllümüzle birlikte yardımcı olmaya çalışıyor bu yarayı hep birlikte sarıp aşmayı düşünüyoruz elimizden geldiğince. Bire bir görüştüğümüzde en son yaşanan yer sıkıntısı şimdi bulunmuyor. Antalya özellikle öğrenci kenti, turistik bölge olduğu için en büyük problem kalacak yer olmaması. Oteller Mart’ın 15’inden sonra hizmet verecek veya hazırlık yapacak. Oradaki depremzede canlar boşalacak ve büyük bir sıkıntı yaşanacak. Alevi kurumları olarak gücümüzün yettiğince en azından çözüm bulununcaya kadar sıkıntı yaşayan canların yanlarında olmayı düşünüyoruz. O yüzden birinci sıkıntı kuru gıdadan iç çamaşırına kadar her şey lazım. Çünkü geldiklerinde sadece sırtındaki ceketle çıkmışlar.”

    “ALEVİ KURUMLARI ÜLKE GENELİNDE KOORDİNELİ ÇALIŞTI”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, depremden sonra Alevi kurumlarının koordineli bir şekilde çalıştıklarını da belirterek, “Toplanan lokmalar, bağışlar burada paketlenip veriliyor. Dergâhın payı da burada ayrılıyor. Planlı ve projeli gitmemiz lazım. Ara ara sıkıntılar da yaşıyoruz ama olacak o kadar. Türkiye genelinde Alevi kurumlarımız çok koordineli çalıştı. Antalya’da Altınova Cemevi, Zeytinköy‘deki cemevlerimiz yerlerini açarak depremzedelere hizmetlerini veriyorlar. Alevi bileşenleri ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte bu mücadeleyi halk olarak hep beraber vermemiz gerekiyor. Ne yazık ki devlet burada çok yetersiz kaldı. Halktan geleni halka geri dağıtmak için elimizden geleni yapıyoruz. Buradan bütün dostlara çağrımız, birlik olma zamanı. Herkesi bizleri desteklemeye, yanımızda olmaya bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Zorunlu din dersindeki nefret söylemine Zakir Demir’den tepki: Deşifre edilmeli-VİDEO

    Zorunlu din dersindeki nefret söylemine Zakir Demir’den tepki: Deşifre edilmeli-VİDEO

    PİRHA- Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in Aleviler hakkındaki nefret söylemine ilişkin konuşan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, “Öğretmen, çocukları seven, sayan, her çocuğu aynı düzeyde görendir. Bu öğretmenin bu tavrı hiç yakışık almadı, şiddetle kınıyoruz” dedi. 

    Bursa’nın Osmangazi ilçesinde Hürriyet Anadolu Lisesi’nde görevli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz hakkında, Aleviliğe ve Alevilere karşı nefret söyleminde bulunduğu gerekçesiyle açılan suç duyurusunda iddianame hazırlanarak dava açıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada hazırlanan iddianame Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunuldu.

    İddianamede öğretmen hakkında; sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığı dayanarak aşağılama suçundan altı aydan bir yıla kadar hapis cezası istendi. Tepkilere rağmen Cengiz’in hala görevde olması dikkat çekiyor.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol yürütücüsü, Zakir Süleyman Demir, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in Aleviler hakkındaki nefret söylemine ilişkin konuştu.

    “BU ZİHNİYETE TAVİZ VERİLDİ”

    Bir öğretmenin ve kadının böyle bir söylemde bulunmasının üzücü olduğunu ifade eden Demir,  “Böyle bir şeyi düşünmek, böyle bir şey söylemek İslamiyet’in neresinde var? Hangi ayetinde insanı hor görmek var, dil, din, ırk, mezhep ayrımı var? Böyle düşündüğümüz zaman gerçekten bir yere koyup bir yere sığdıramıyoruz. Yani hiç yakışık almayan bir şey. Önce bizleri tanısınlar. Alevi Bektaşi Kızılbaş öğretisi nedir, yaşam kültürleri nedir, kadına bakış açıları nedir, insanlığa bakış açısı nedir öğrensinler. Bu zihniyete taviz vere vere geleceği yer burasıydı. Bu kadının bu söyleminin buraya kadar gelmesi normal bir şey değil. Öğretmen demek öğretici, çocukları seven, sayan, her çocuğu aynı düzeyde görendir. Bu öğretmenin tavrı hiç yakışık almadı, şiddetle kınıyoruz” dedi.

    “ALEVİLERE NİCE SALDIRILAR OLDU”

    ‘Yezit, Muaviye zihniyetinde olanlar ancak bunu söyleyebilir’ diyen Demir, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bunu söyleyen gerçekten insanlık çağının gerisinde kalmış, bağnaz, yoz, yobazdır. Devleti yöneten, yürüten hükümetlerin de buna el atması lazım ama ne yazık ki başımızdaki de aynı zihniyette. Bunun gibi Alevilere nice baskılar, zulümler, cemevlerine saldırılar yapıldı. Zorla köylerimize cami yapıp imam atadılar. Yani asimilasyonun bir nevi okul seviyesine kadar gelmiş olduğunu görüyoruz. Buna karşı başta kurumlarımız olmak üzere örgütlenip ırk, din, dil, mezhep ayrımı yapan, insanlığa aynı nazarda bakmayan bu zihniyetleri bir an önce deşifre etmeliyiz. Yeri geldiği zaman hep birlikte olup bütün kurumlar olarak bunların görevden alınması için ne gerekiyorsa yapmamız gerekiyor. Kendi haline bıraktığımız zaman olmuyor.”

    “KURUMLARIMIZ BİRLİK BERABERLİK İÇERİSİNDE OLMALI”

    Zakir Süleyman Demir son olarak, “Dedelerimiz kendilerini yetiştirip biraz daha evrensel olarak bunlara eğilmeli. Yeri geldiğinde bu sohbetlerin, muhabbetlerin cemlerimizde olması gerekiyor. Sadece sembolik hizmetler yürütüp gitmek değil, güncel gelişmeler muhabbetlerimizde, cemlerimizde olmalı. Yol yürüten Aşık, Baba, Zakir, Ana hepsinin her konuda bilgi sahibi olması gerekiyor. Çünkü bunlar birbirini tamamlayan şeyler. O yüzden kurumlarımız özellikle birlik beraberlik içerisinde olup bunları deşifre etmeli” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü. Cem’de konuşan Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, “Doğa bizim için Hızır’ın, Hakk’ın ta kendisidir. Biz onları ayrı gayrı olarak görmüyoruz. Dünyada yaşanan iklim krizine karşı Aleviler olarak sorumluluk sahibi olmamız gerekiyor” dedi.

    Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü. Cem erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve yol yürütücüsü zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça ve zakir Barış Karabatak katıldı.

    Geçtiğimiz aylarda Bursa’da bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni tarafından Alevilere yönelik gerçekleştirilen nefret söylemine değinen Süleyman Demir şunları söyledi:

    “Doğuştan Hakk’a yürüyene kadar bir sorgu, görgü içerisinde yürütülen, insan merkezli, rızalık olmadan hiçbir şey olmayan bu yolu tanımadan, bilmeden Alevi öğrenciye yönelik nefret söyleminde bulunan bir öğretmen bu sözleri nasıl ifade eder, insanın aklı almıyor. Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Bütün çocukları eşit bir şekilde görerek onu yetiştirmesi gerekirken söylenen bu cümleleri şiddetle kınıyoruz.”

    “HÜSEYİN’İ DURUŞU YİTİRMEK ÜZERELER”

    Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından yol hizmetkârı Mustafa Sazcı ise AKP tarafından dedelerin Kerbela’ya götürüleceği program hakkında konuştu. Kerbela’ya gidecek olanları eleştiren Sazcı şunları söyledi:

    “Dedelerimizin bizlere sürekli söylediği “Hüseyin’i duruş” çağımızın en büyük sorunlarından birisi. Alevi yol, erkanı, hizmet yürütücülüğüne soyunmuş ocak evlatları, pirleri, rehberleri, mürşitleri maalesef ki geçmişten bugüne sürdürdükleri Hüseyin’i duruşu yitirmek üzereler. İktidar eliyle yapılan politikalardan görüyoruz. Bunlardan birisi de önümüzdeki aylarda hayata geçirilecek olan Alevi vasfını kullanan dedelerin Kerbela’ya yapacakları ziyaret. Öncelikle biz Kerbela’nın ziyaret edilmesine karşı değiliz. Bundan önce geleneksel anlamda  yol erkan  hizmetleri yürütürken dedelerimiz, pirlerimiz Kerbela’yı ziyaret ediyorlardı ama bunlar devlet eliyle değildi.

    Dedelerimiz üzerine basa basa Hüseyin’i duruştan bahseder. İmam Hüseyin evladı olduğunu söyleyenler bugün Yezid zihniyetinin sahibi olan saray iktidarına boyun eğiyor, onların parasıyla Kerbela‘ya gidiyor. Bugün Kerbela‘ya giden, AKP’nin kuracağı Alevi masasında görev alacak dedeleri de artık toplumumuzda düşkün ilan etmek zorundayız. Berkin Elvanı, Ali İsmail Korkmaz’ı katledenler, Roboski, Gezi’yi Gazi’yi yapanları, Dersim’de, Çorum’da, Maraş’ta bizi katledenler, Ortadoğu’yu kana bulayanlarla iş birliği tutanları da onların ardılları olarak görmek zorundayız.”

    “DOĞA BİZİM İÇİN HIZIR’IN KENDİSİDİR”

    Sazcı, Aleviliğin doğa sever yönünden de bahsederken, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz de bu dönemlerde safımızı belli etmeliyiz. Bugün mücadele zamanı. Biz ancak mücadele ile yolumuzu sürdürmüş oluruz. Kurdun, kuşun, börtü böceğin, dağın taşın da hakkını rızasını gözeten bir toplum olarak bizlerin bir sorunu daha var. Dersim’de dağ keçileri vardır. Dersim özelinde Kızılbaşlığın en kutsal olan alanıdır. Derler ki onlar Hızır’ın davarıdır. 2-3 gün önce dağ keçileri vuruldu. Devletin eskiden beri sürdürdüğü bir soykırım geleneği vardı. Bu bitmiş değil. Günümüzde bu inanç kırımına çevrildi.

    Doğa bizim için Hızır’ın, hakkın ta kendisidir. Biz onları ayrı gayrı olarak görmüyoruz. Dünyada yaşanan iklim krizine karşı Aleviler olarak sorumluluk sahibi olmamız gerekiyor. Toplumdan bağımsız değiliz. Ekolojik dengenin bozulmasının önüne geçmeliyiz. Onun dışında kutsal mekanlarımız olan makamlara sahip çıkmalıyız. Nerede bir doğa katliamı varsa onların karşısında direnmekle yükümlüyüz. Çünkü katledilen Hakk’ın kendisi. Ses çıkarmak zorundayız.”

    Muhabbet ceminde gülbenglerin okunmasın ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Bizden alınan vergileri Diyanete helal etmiyoruz-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Bizden alınan vergileri Diyanete helal etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin son süreçte Alevilere yönelik attığı adımları samimiyetsiz bulan Abdal Musa Dergahı Postnişini Hüseyin Eriş, “Alevi toplumunu ilgilendiren bu yasayı kabul etmek mümkün değil. Devletten, düzenden herhangi bir sözleşmeli veya sözleşmesiz statü ve herhangi bir ücret istemiyoruz. Bizden alınan vergileri de Diyanete helal etmiyoruz” dedi.

    Abdal Musa Dergahı Postnişini Hüseyin Eriş, büyük tepkilere rağmen AKP tarafından Meclis’ten geçirilen torba yasa ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Meclis’ten geçen yasayı tanımadıklarını ifade eden Eriş, şunları söyledi:

    “Gerçekten Alevi toplumunu ilgilendiren bu yasayı kabul etmek mümkün değil. Sana ne? Niye karışıyorsun bizim ibadetimize, inancımıza? Burada yapılmak istenen nedir? Her zaman söylediğim gibi samimiyet yok. Bu samimiyetsizliktir. Alevi inancını İçişleri Bakanlığına, Kültür Bakanlığına bağlı bir daireye ve Cumhurbaşkanlığına bağlamak kimsenin haddine mi? Bizim inancımızı böyle dairelere bağlamak, torbalara koymak olabilir mi? Bizimle dalga geçildiğini düşünüyorum. Gerçekten samimi olmadıklarını düşünüyorum.”

    “DİYANETE HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ”

    Torba yasa konusunda Alevi toplumunun da aynı şeyleri düşündüğünü söyleyen Eriş, Bu torba yasanın en çoğu, fakiri ilgilendiren tarafı, sözleşmeli babalara, dedelere maaş verilmesi konusu. Size ne? Dedelerin inancıyla yolu dizayn etmek sizin haddinize mi? Bırakın bu işleri. Bir derdiniz, oy kaygınız varsa başka yönlerden halletmeye bakın. Biz devletten, düzenden herhangi bir sözleşmeli veya sözleşmesiz statü ve herhangi bir ücret istemiyoruz. Bizimle oynamayın. Biz sizden hiçbir hak talep etmiyoruz ama şunu da söylüyoruz. Bizden alınan vergileri Diyanete hakkımızı helal etmiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

     

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi: Talipler de ocakların sahibidir -VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi: Talipler de ocakların sahibidir -VİDEO

    PİRHA- Antalya’da Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yapıldı. Cemde, musahip olunması için önce Yola ikrar verilmesi gerektiği belirtilirken, Alevi inancına ocak evlatlarının yanı sıra taliplerin de ocakların sahibi olduğu vurgulandı. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi gerçekleştirildi. Ceme, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit başkanı Gülçin Akça, Abdal Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Ocağı evlatlarından Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı, Zakir Hayri Aslanboğa, Zakir Barış Karabatak ve Mehmet Gündoğdu katıldı.

    Yol yürütücüsü Zakir olan Süleyman Demir, “Süpürgeyi çaldık toprağı kutsadık, suyla elimizle döndürdük suyu kutsadık, Hakk nuru denilen bilgiyi temsil eden çerağı uyandırdık, ateşi kutsadık. Alevilikte bir Yol süreği vardır, bu Yol süreği içeresinde 4 Kapı 40 Makam aşaması dediğimiz. Kişi, reşit yaşa gelince ikrar verip Yola girdikten sonra Alevilik Yolu başlar. Alevilik Yolu ikrarla başlar, sonra musahip olur, musahiple sürer. Musahiplik zor bir görev olduğu için Yol sekteye uğramasın diye Yolun mürşitlerinden Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Hamdullah Veli Çelebi efendimiz, ‘kişi önce ikrar versin sonra musahip olsun’ diye güncellemiştir. Musahip olan canların önce yıllık görgü ve sorgusu yapılır. Cem meydanına gelir, bir yıl içerisinde alacaklı verecekli, küskünü, dargını, bir suç işlediyse bu meydanda sorulur. Musahip, ikrar, dar cemleri ile birlikte normal cemler de yapılır. Bu cemler hiçbir zaman öbür dünya için yapılanı cemler değildir. Cennete cehenneme gideceğiz, huri kılman alacağız diye değil, asıl gerçek olan bu dünyadaki insanların gönlünü almak, gönlünü kazanmak için yapılan cemlerdir. Bana kul hakkıyla gelme diyorsa, bizdeki karşılığı ‘o kişi düşkün sayılır ceme alınmaz’ dedi.

     “BİZİM YOLUMUZ 4 KAPI 40 MAKAMDAN GEÇİYOR”

    Yol Talibi Mehmet Gündoğdu ise yaptığı konuşmasında ateş, su, toprak ve havanın varlığı, yaratan ve varlığın birliğini meydana getiren elementler olduğuna değinerek, “Bizim yolumuz 4 Kapı 40 Makamdan geçiyor. 4 Kapı 40 Makam dediğimiz bizim Şeriat Kapısı, Tarikat Kapısı, Marifet Kapısı, Sırrı Hakikat Kapısı’dır. Burada hizmetler görüldüğü gibi yeri süpürdüler, toprağı kutsadık, çerağ uyandırdık. Ateşi kutsadık, su ile elimizi yıkadık, suyu kutsadık, nefesler, deyişler söyledik havaya kutsadık” şeklinde konuştu.

    Yola girmek isteyene, “Gelme, gelirsen dönme, gelenin malı dönenin canı burada” denildiğini aktaran Gündoğdu, şöyle devam etti:

    “Marifet Kapısı da su gibi arıdır. Sırrı Hakikat Kapısı da topraktır. Çünkü ne deriz; biz toprağa turab olduk, toprakla bir olduk. Toprak bize her şeyi verendir. Bizim büyümemiz, gelişmemiz hep topraktandır, gıdamızı da topraktan alıyoruz. Hepsi bu topraktan geldiği için içimize işledi, biz de geliştik insan olduk. Ama bir gün gelecek bu toprağın bize verdiklerini biz geri toprağa vereceğiz.”

    Kızıldeli Ocağı’na bağlı Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı ise, “4 Kapı 40 Makam bizim ocakta anlatışı yapılırken şöyle söylenirdi: Şeriat bir gemidir, talip şeriat gemisine biner tarikat denizinde yüzer, tarikat denizinde açıldıktan sonra dalgıç olur o da marifettir. Arifliğin sembolüdür. Hakikat Bahri’ne dalar, o Bahri’n içerisindeki incinin içerisindeki mercana ulaşmasına Sırrı Hakikat denir. Makamlar var, kapılar var, ancak bu kapıları nasıl yürüteceğiz, nasıl yaşatacağız, nasıl icra edebileceğiz. Bu konuda da biraz samimiyet gerekiyor. Bu hizmeti yürüten rehberlerin de pirlerin de, mürşitlerin de samimiyetinin tamamen eksik olduğunu, Yolu, erkanı net bir şekilde anlayamadığınızı düşünüyorum. Bu son süreçte özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Dergahını ziyareti, daha sonra Şahkulu Dergahında yaptığı konuşmalar, sonrasında açıkladıkları torba yasa ile gündeme gelen ve bugün bizi temsil ettiğini iddia eden dedelerin de ocakların da Aleviliği ne kadar anladıklarının göstergesi haline geldi” dedi.

    “ALEVİ İNANCINI OCAK EVLATLARINA BIRAKMAMALIYIZ, TALİPLER DE OCAKLARIN SAHİBİDİR”

    “Hakikat kapısı diyoruz. Bu ocakların hizmetini yürütebilmek dört kapının ilmine vakıf olan kişilerin harcıdır” diyen Sazcı şunları kaydetti:

    “Torba yasanın açıklanmasıyla birlikte Antalya’da cemevlerinde bulunan dedelerin ‘devlet bana da maaş versin, ben de Ocak evladıyım’ diye sıraya girdiğini görüyoruz. Bunlara karşı bizim toplumumuzun da Yola sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Şuna bırakmamak gerekiyor. Alevi inancını dedelere, Ocak evlatlarına bırakmamalıyız. Talipler de ocakların sahibidir, Yolun sahibidir. Ocağına sahip çıkarsan o zaman talip olabilirsin.

    “CEMEVLERİNDE BU MUHABBETİ BULAMIYORUZ”

    Daha önceleri bazı cemevlerinde  cemlere katılıyordum bir cami imamı gelir minberine oturur vaaz verir gibi. Bizim dedelerimiz de ona döndü aslında yol bunu buyurmuyor. Yol, ‘dede sen postuna otur talibe vaaz ver, talip konuşmasın, sadece dinlesin, seni sorgulamasın seni eleştirmesin’ demiyor. Yol muhabbeti buyuruyor, biz bu muhabbet ortamlarını cemevlerinde maalesef bulamıyoruz. Bu nedenle Abdal Musa derneğinde yapılan bu muhabbet cemi, erkanları önemli.

    Kaldı ki Hüdayi baba diyor ya ‘Hüdayi’yim Hüdamız var/ dost elinden bademiz var/muhabbetten gıdamız var/ ölüm ölür biz ölmeyiz. Muhabbetten gıda alan bir toplumdan bahsediyoruz. Bu toplumun en büyük anlamda inancını yaşadığı cem muhabbet cem hizmeti. Oradan bu muhabbeti çekersek, yolu kendi ellerimizle katletmiş oluruz.

    “BİZ GENÇLER YOLA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Özellikle yaşlı canlarımız tarafından son süreçte ‘gençler ibadetten koptu, gençler Yola sahip çıkmıyor’ deniliyor. Ben bunun tam tersini düşünüyorum. Gençler olarak biz büyüklerimizden daha çok sahip çıktığımızı düşünüyorum son süreçte. Üniversitelerde farklı bölümlerde genç akademisyen adayları öğrenciler, bunun yanı sıra geleneksel Alevi müziğine sahip çıkarak yaşatan birçok gencimiz var. O nedenle canlardan benim tek ricam, deneyimlerinizi, ocaklarda eski sürdürdüğünüz Yol erkan hizmetlerinde duyduklarınızı bizlere aktarın.

    “ZEYTİNKÖY’DEKİ ABDALLARA SAHİP ÇIKALIM”

    Ben bir ocak evladıyım bir pirin hanesinde büyüdüm. Geleneksel anlamda da ocağımızda Yol hizmetler yürüyordu ancak bu imkana sahip olmayan bir çok canımız var. Antalya Zeytinköy uyuşturucuyla, fuhuşla bilinen mahallelerden birisi. Bu mahalle bir Alevi mahallesi %100 Alevi bir mahalle. Yaklaşık 50 yıldır Yol erkan hizmetleri yürütülmüyor. Yürütülmemesinin yanı sıra gençlerin çoğu uyuşturucu kullanıyor. Bunun yanı sıra uyuşturucu satıcılığı, fuhuş gibi hiçbir topluma hiçbir insanlığa yakışmayan faaliyetler içeresindeler. Bu bizim ayıbımız. Ben kendi üzerime alıyorum. 21 yaşında bir genç olarak ben bunda kendimi sorumlu hissediyorum. Belki benim de yapabileceğim işler vardı orada, yapamadım. Genelde Abdalları gördüğüm zaman, ‘onlar çingene onlara bulaşmayalım’ gibi bir durumumuz var. Onlar bizim canlarımız. Nefeste de diyor: Abdallığın binasını sorarsan Allah bir Muhammed, Ali Abdaldır/ Hakikat ilminin  aslın sorarsan cümle ululardan ulu Abdaldır. Abdallık makamı bizim için kutsal bir makamdır. Abdallık kültürü de Abdalar da bizler için koparmayacağımız parçalarımızdan birisidir. Bu nedenle oradaki Abdallara sahip çıkması gerektiği taraftarıyım.

    “KURUMLARIMIZ ABDALLARA SAHİP ÇIKMALI”

    Derneklerimiz uzun süredir Abdalları hiçe sayıyor.  7 Alevi kurumu ortak açıklama yaptılar, bir tane Abdal derneği yok, bir tane Abdalların kurumu yok. Abdallar adına, kurumlar adına açıklama yapacak kişi sayısı olukça az. Abdalların sorunu dile getirebilecek kimse yok. Biz neyiz? Alevi kurumları olarak kendi canlarımıza sahip çıkamıyorsak burada oturmamızın ne faydası var, diye düşünüyorum. O nedenle sorumluluk duymamız gerektiğini düşünüyoruz. Orada gencecik çocuklar uyuşturucuya fuhuşa bulaşıyor. Bunların hepsi bizlerin  boynunun  vebali.Bu sorunu çözebilmek için de o canları tanımak gerekiyor. Gidelim, uyuşturucuyu bu işi bitirelim diyemeyiz. Hepimizin yapabileceği şeyler sınırlı, kısıtlı. Kaldı ki bu bir sistem politikası. Bu sistem politikası devam ettiği için zor ancak şunu yapabiliriz. O canlara tanış olmak onlarla muhabbete geçebilmek en azından kendi düşüncelerimizi onlara aktararak farklı düşünmelerini sağlayabilmek en iyi yol olacaktır. Onları artık görmemiz, tanımamız çözüme ilişkin en büyük ilerleme olacak diye düşünüyorum.”

    Cem’de gülbenglerin ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA