Etiket: abdal musa

  • Özer: Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Abdal Musa Türbesi’nin elektrik giderlerini ödemiyor -VİDEO

    Özer: Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Abdal Musa Türbesi’nin elektrik giderlerini ödemiyor -VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültürü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, derneğin faaliyetleri ile ilgili PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Abdal Musa Türbesi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait olmasına rağmen elektriğini biz ödüyoruz. Bu yetmezmiş gibi halka açık olan çevre aydınlatma gideri de bizden alınıyor” dedi.

    Abdal Musa Kültürü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, derneğin faaliyetlerine dair PİRHA‘ya konuştu.

    2022 Yılında Abdal Musa Kültür Sanat Anma Etkinlikleri düzenlediklerini belirten Özer, kendileri açısından programın nitelikli olduğunu, katılımın ise güçlü geçtiğini belirtti.

    “ÇEVRE AYDINLATMASININ ABONELİĞİ DAHİ BİZİM ÜZERİMİZE”

    Mehmet Özer, dernek olarak birçok zorluk yaşadıklarının ise altını çizdi. Aş ocağı için odun bulamadıklarını anlatan Özer, “Ocak sistemine geçtik. Artık tüp kullanıyoruz. Bir an önce doğal gazın gelmesini bekliyoruz” dedi.

    Özer, elektrik faturalarından dolayı zorlandıklarını da belirterek “Bu ay ödediğimiz elektrik gideri 11.700 TL. Esas bu konularda devletten destek bekliyoruz. Türbe, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait olmasına rağmen elektriğini dernek olarak biz ödüyoruz. Bu hoş bir şey değil. Halka açık bir yer. Çevre aydınlatmasının aboneliği dahi bizim üzerimize, biz ödüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “DERGAHIN TAHSİSİNİ BEKLİYORUZ”

    Toplanan lokmalarla 40 öğrenciye burs verdiklerini de anlatan Mehmet Özer, “Dernek olarak en büyük etkinliğimiz bu” diyerek gelir kazanmak adına geliştirdikleri projeyi de şu şekilde anlattı:

    “Bir inşaatımız var. Bayram Kaya Kültür Parkı içeresinde kafeterya inşası yapıyoruz. Mart ayında bitireceğimiz büyük bir kafeterya olacak. Vatandaşlara kiraya verip buranın kullanımını da halka açacağız. Burası aynı zamanda bizim kültür binamız. Kültür binamız devlete ait bir yer. Yerin bize verilmesi için tahsisini bekliyoruz. Tahsisini verirlerse Antalya Büyükşehir Belediyesi ile birlikte inşaatına başlayacağız.
    Kasaphane olsun, yemekhane olsun, buraların tadilatı ve bakımı yapılacak. Şu anda Büyükşehir belediyesi bir şey yapamıyor. Çünkü tahsisi verilmedi. 2021 yılından bu yana hala tahsis yazısı gelmedi, onu bekliyoruz. Tahsisi şu an Kültür Bakanlığı’nda onay bekliyor. Kaymakam ve valilikten onayı alındı, sadece Kültür Bakanlığı onayı bekleniyor o da olursa burada büyükşehir 7-8 milyonu bulacak bir inşaata başlayacak. Ayrıca buraya yedi ulu ozanımızdan Hacı Bektaş Veli’nin, Pir Sultan Abdal’ın, Kaygusuz’un ve 12 imamların fotoğraflarıyla geniş görkemli bir yürüyüş yolu projesi var. Köyün içindeki yol şu an dar. Biraz genişleme olacak fakat evler olduğu için fazla değişiklik yapamıyoruz. Yol, mecburen köyün içinde geçecek.

    Biz burada hizmetkarız. Her zaman canlarımızın gelmesini bekleriz. Her zaman Abdal Musa’yı ziyaret etmeleriniz isteriz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Dergâhı Postnişini’nden iktidara: Sen önce cemevini yasal statüye kavuştur–VİDEO

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini’nden iktidara: Sen önce cemevini yasal statüye kavuştur–VİDEO

    PİRHA – Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacağı belirtilen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına ilişkin konuştu. İktidara seslenen Eriş, “Konuşacak hiçbir şey yok. Önce sen bizim ibadethanemizi yasal bir statüye kavuştur bakalım” dedi.

    Alevi inancını özgün bir inanç olarak tanımayıp ‘Kültürel faaliyet’ kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlamak isteyen AKP iktidarına tepkiler dinmiyor.

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacağı belirtilen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına dair konuştu. Hükümetin samimi olmadığına vurgu yapan Hüseyin Eriş, “Bu mevcut düzen 20 yıldan beri iktidarda. Ne düşündüğünü, tercihlerinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla samimi olmadığını hatta cemevlerinin yasal statüye kavuşması için hiçbir adım atmadığını, hala cemevlerinin ibadethane statüsünde olmadığını söyleyen bir düşünceyi biz kabul etmiyoruz” dedi.

    “ALEVİLİK HAYATIN KENDİSİDİR”

    Hüseyin Eriş, “Biz dedeler, babalar olarak bunların Aleviliğe verebileceği hiçbir şey olmadığını söyleyebiliriz” diyerek şöyle devam etti:

    “Çünkü bir geçmişi, cemevlerine karşı bir duruşları var. Cemevlerinin ibadethane olmadığını, hala daha ısrarla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ibadethane statüsünde bir karar aldığı halde mevcut iktidarın bunu kabul etmediği bir dönemde bunları konuşmak abesle iştigaldir diye geliyor bana. O yüzden de samimi görmüyorum.

    Aleviler 1000 yıldan beri hatta insanlığın var oluşundan bu tarafa vardır. Alevilik bir inançtır, Alevilik bir kültür bir yaşam biçimidir, Alevilik hayatın kendisidir. Kadınıyla, erkeğiyle, çevresiyle, ağacıyla, kuşuyla Alevilik vardır, bundan sonra da var olacaktır. Bunu seçmeye, bunu bölmeye iktidarların gücü yetmemiştir, bugünkü iktidarın da gücü yetmeyecektir.”

    “ÖNCE İBADETHANEMİZİ YASAL BİR STATÜYE KAVUŞTUR BAKALIM”

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, AKP’nin 2023 seçimlerine yatırım yaptığını belirterek, “Alevilere yapılan, ağzına bir bal çalmaktır. Bunu kabul eden Aleviler olmayacak mıdır? Olacaktır. Pir Sultan, bunu yüzlerce yıl önce söylemiş ‘Her ağacın kurdu özünden olur’ diye. Bizi bizden başkası bölüp parçalayamaz. Dolayısıyla bunlar olacaktır ama Alevilik devam ediyor, edecek. Daha insanlık var olduğu sürece de kendi başına özgür çevresiyle kadınıyla, erkeğiyle, bütün evren ile yaşamaya devam edecektir” dedi.

    Samimiyet olmadığını ifade eden Eriş, şunları kaydetti:

    “Madem ki 1400 cemevini gezdin, buraya da geldiler. Bizim birinci talebimiz ‘cemevleri ibadethanemizdir’ bunu bir geçirelim bakalım meclisten. Yani bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne rağmen hala daha mevcut iktidar bunu göz ardı ediyorsa biz neyi konuşacağız? Konuşacak hiçbir şey yok ki. Önce sen bizim ibadethanemizi yasal bir statüye kavuştur bakalım. Ben ne yapacağım senin seçeceğin 11 adamı, bana ne yapacak?

    Kültür Bakanlığına bağlandığımızda Kültür Bakanlığı bize ne yapacak? Cemlerimizi mi değiştirecek? 12 hizmetimi kaldıracak? Kadınları cemevinden mi dışlayacak? Ne yapacak. Bunlar konuşulacak şeyler değil, samimi olmak lazım. Sen bizi tanımıyorsun ki kardeşim. Sen bizi tanımadın ki. Sen bizi olması gereken birinci sınıf vatandaş sıfatında görmüyorsun ki. Biz neyi tartışacağız?

    Aleviler işini bilir Alevilik devam eder onu bölmeye parçalamaya kimsenin gücü yetmez, bugüne kadar yetmemiş bugünden sonra da yetmeyecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Aleviler Abdal Musa Türbesindeydi; ‘Zalimliğe boyun eğmemek için Aleviyiz’-VİDEO

    Aleviler Abdal Musa Türbesindeydi; ‘Zalimliğe boyun eğmemek için Aleviyiz’-VİDEO

    PİRHA- Antalya’daki Alevi örgütleri, Tekke Köyü’nde yer alan Abdal Musa Türbesi’ni ziyaret etti. Burada lokmalar pay edilirken, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Alevi olmanın önemini vurgulayan bir konuşma yaptı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ile Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubeleri, Elmalı ilçesindeki Tekke Köyünde yer alan Abdal Musa Türbesine ziyaret düzenledi.

    Ziyaretin ardından katılımcılar, kendi aralarında lokmalar topladı. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda Hakk’a yürüme erkanlarını yürüten Ali Ünsal, lokma gülbengi okudu. Ardından toplanan lokmalar pay edildi.

    HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, program dahilinde Abdal Musa Tanıtma Derneği idari binasına asılan “Cemevleri İbadethanemizdir” pankartının altında konuşma yaptı. “Neden Aleviyiz?” sorusunu dair Erdoğan, şunları söyledi:

    “Evreni, dünyayı, insanı, en doğru bir şekilde tanımlamak, kavramak, anlamak ve yaşamak için Aleviyiz.

    Neden Aleviyiz?

    Asırlardır baskılara, katliamlara, itiraflara, maruz kalan bir toplumun mazlum bireyleri olarak haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmemek için Aleviyiz.

    Neden Aleviyiz?

    İnsanlığa ışık saçmış erenlerin evliyaların, cümle kâmil insanların şerefi ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz.

    Neden Aleviyiz?

    Elimize, belimize, dilimize sahip olmak için aşımıza, işimize, eşimize sadık olmak için özümüze, gözümüze, sözümüze bağlı kalmak için Aleviyiz.

    Neden Aleviyiz?

    Yozlaşıp da değerlerimize yabancılaşmamak için yozlaşıp da gerici geleneklere inanç dememek için Serçeşme’den yoksun kalmamak için Aleviyiz.”

    Yapılan konuşmaların ardından toplanan yurttaşların hep birlikte attıkları “Cemevleri ibadethanemizdir” sloganlarından sonra ziyaret son buldu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Postnişin Eriş’ten hükümete: Eşit vatandaşlık istiyoruz, Kerbela’ya götürülmeyi değil-VİDEO

    Postnişin Eriş’ten hükümete: Eşit vatandaşlık istiyoruz, Kerbela’ya götürülmeyi değil-VİDEO

    PİRHA-AKP tarafından 300 dede için planlanan Kerbela gezisine tepki gösteren Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, “Siyasi iktidar Alevileri yok sayıyor. Yok sayılan Alevilerin Kerbela’ya gitmek gibi bir dertleri olmaz. Biz eşit vatandaşlık istiyoruz. Hak ve özgürlüklerimizi istiyoruz” dedi.

    Abdal Musa Dergâhı postnişini Hüseyin Eriş, belirlenecek 300 dedenin AKP hükümeti tarafından organize edilen program kapsamında Kerbela’ya götürülmek istenmesine ilişkin PİRHA‘ya konuştu. Siyasi iktidarın Alevileri yok saydığını belirten Eriş, “Biz eşit vatandaşlık istiyoruz. Hak ve özgürlüklerimizi istiyoruz” dedi.

    “YOK SAYILAN ALEVİLERİN KERBELA’YA GİTME DERTLERİ YOK”

    “Bu mevcut iktidarın siyasi bir tercihi” diyerek sözlerine başlayan Eriş, iktidarın Alevileri tanımadığını söyledi. Eriş, planlanan programların çıkar amaçlı olduğunu belirtirken, şöyle konuştu:

    “Bugüne kadar Alevilerin en elzem olan cemevleri yasal bir statüye kavuşmadıysa, bu iktidar bunu yasal olarak kabul etmediyse zaten Alevileri yok sayıyor demektir. Yok sayılan Alevilerin ne talebi olabilir ki? Yok sayılan Alevilerin Kerbela’ya gitmek gibi bir dertleri olmaz. Çünkü yoklar yani. Yok olan bir şey yoktan var olmaz ki. Dolayısıyla bu iktidarın tercihi. İktidar, “Alevi halkına biraz yakın olabilir miyiz? Bunlardan bir şeyler koparabilir miyiz?” diye düşünüyor.”

    “EŞİT VATANDAŞLIK İSTİYORUZ BAŞKA DERDİMİZ YOK”

    İçişleri Bakanlığı yetkililerinin kendilerini de ziyaret ettiğini kaydeden Eriş, “Bizim buraya kadar geldiler. Bizden taleplerimizi sordular. “Ne ihtiyacınız var? Ne tür talepleriniz var?” dediler. İlk talebimiz cemevlerinin yasal statüye kavuşmasıydı. Biz hiç kimseden bizi Kerbela’ya götürün demedik. Kerbela‘ya götürülme talebimiz olmadı. Olmaz da zaten. Dolayısıyla da bu konudaki düşüncelerimiz net. Biz eşit vatandaşlık istiyoruz. Hak ve özgürlüklerimizi istiyoruz. Cemevlerimizin yasal statüye kavuşmasını istiyoruz. Dolayısıyla biz de Türkiye’de birinci sınıf vatandaş olmak istiyoruz. Başka bir derdimiz yok” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/Elmalı-ANTALYA

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi yürüttü.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi yürüttü. Muhabbet Cemi, Hacı Bektaş Veli ocağı yol yürütücüsü Süleyman Demir, Gülçin Akça, Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Hayri Aslandoğan ve Akın Gülyurt tarafından yürütüldü.

    Zakir Hayri Aslanboğa Kaygusuz Abdal’la ilgili yaptığı bilgilendirmede, ülkenin en ünlü şairlerinden olan Kaygusuz Abdal Alanya Sancağı beyinin oğlu ve asıl isminin ise Gaybî’ olduğunu ifade ederek, “Alevilik inancında genelinde ikrar cemi tekrar aynı bedende ikinci kez de doğmak anlamındadır. Bu yerine getirilir ve hak yolunda kabul edilir. Elmalı Tekke köyündeki Pir Abdal Musa dergahında yıllarca hizmet eder aynı zamanda bu yolda pişer. 4 kapı 40 makamdan geçer. Abdal Musa Kaygusuz Abdalı bir gün yanına çağırır ve Kaygusuz Abdal’a bir posta iki kişi oturmaz der ve onu gözcü olarak Mısır’a görevlendirir ve 40 tane derviş verilir. Finike Limanı’nda Mısır’a doğru yolculuk yapar ve orada dört tane Alevi dergâhı kurar” diye konuştu.

    Ardından yol hizmetkarı Süleyman Demir ise Kaygusuz Abdal’la ilgili şunları ifade etti:

    “Anadolu’da dört dergahtan birincisi Hacı Bektaş Veli Dergahı, ikincisi Ruşenler Köyü /Yunanistan Evros İli, Russa Köyü) yakınında bulunan  Seyit Ali Sultan Dergahı, üçüncüsü Abdal Musa Dergahı, dördüncüsü ise Mısır’da Nil kenarında Kasrü’l-ayn Dergahı. Bu dergahta yetişen aşıklar, sadıklar, saz ehli, söz ehli, muhabbet ehli dervişler dergahlarda bütün çevredeki toplumu eğiterek Anadolu Aleviliğini öğretiyorlar.”

    12 Hizmet tamamlandıktan sonra yol hizmetkarı Zakir Süleyman Demir, Mustafa Sazcı, Hayri Aslandoğan ve Akın Gülyurt ‘un söylediği deyişler ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ve lokmaların pay edilmesi ile cem erkanı tamamlandı.

    PİRHA/ANTALYA

  • Budala Sultan Türbesi’nde bir kadının ağıt yakması duygusal anlar oluşturdu-VİDEO

    Budala Sultan Türbesi’nde bir kadının ağıt yakması duygusal anlar oluşturdu-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da bulunan Budala Sultan Türbesi’nde bir kadının, anadilinde söylediği ağıtları duygusal görüntüler oluşturdu.

    Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tekke Köyün’de bulunan Abdal Musa Türbesi’nin birkaç yüz metre ilerisinde bulunan Budala Sultan Türbesi’nde bir ananın, anadili Kürtçe’de söylediği ağıtları PİRHA kamerasına yansıdı.

    Budala Sultan Türbesi’ne niyaz olan bu ananın yaktığı ağıtlar duygusal görüntüler oluşturdu.

    Her yıl çok sayıda Alevi yurttaşın ziyaret edip niyaz olduğu Budala Sultan Türbesi’nin yanı başında bulunan dilek ağacına herkes bir bez bağlayarak muratta bulunuyor.

    Abdal Musa Türbesi’nin güneyindeki tepe üstünde bulunan türbe Budala Sultan’a aittir. İçinde bir adet sanduka bulunmaktadır. Bu türbenin hemen yanında yani güney tarafında genişçe bir alanda kırklar makamı mevcut olup, ortasında da semah meydanı vardır.

    Cebrail ARSLAN /ANTALYA

     

     

  • Antalya’da Alevilerden, Abdal Musa Türbesi’ne ziyaret sonrası muhabbet- VİDEO

    Antalya’da Alevilerden, Abdal Musa Türbesi’ne ziyaret sonrası muhabbet- VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği, Elmalı Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Türbesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ardından yapılan muhabbette söz alan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği YK Üyesi Kemal Çiçek, “Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği üzerinden yapılan söylemleri kabul etmiyoruz. Yıllardır farklı partilere oy veriyoruz ama hiçbir zaman hiçbir partiyi inancından dolayı sorgulamadık” dedi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği, Elmalı Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Türbesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Zakir Mustafa Sazcı deyişler söyleyerek, gülbeng okundu.

    Daha sonra Budala Sultan Türbesi’ne geçildi ve bu ziyaretin ardından Abdal Musa Kültür Tanıtma ve Yaşatma Derneği konferans salonunda bir araya gelindi.

    Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, Naciye Çokbilir, Zakir Hayri Aslanboğa ve Kader Bahadır katılımcıların rızalıklarını alarak muhabbet erkanı oluşturdu.

    “KILIÇDAROĞLU’NUN ALEVİLİĞİ ÜZERİNDEN SÖYLENEN SÖZLERİ KABUL ETMİYORUZ”

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği YK Üyesi Kemal Çiçek, bir konuşma yaptı.

    Çiçek, “Özellikle son yıllarda kültürümüzün, inancımızın asimile edilmesine ilişkin bir çalışma var. Her gün kamuoyunda görüyoruz ve yaşıyoruz. Bizimle ilgili söylenen sözlerden de rahatsızız. Özellikle bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun Aleviliğinden dolayı yapılan söylemleri kabul etmiyoruz. Yıllardır farklı farklı partilere oy veriyoruz ama hiçbir zaman hiçbir partiyi inancından dolayı sorgulamadık, sorgulamayız da. Sorgulamak bizim kültürümüzde, felsefemizde, anlayışımızda yoktur. Diyanet İşleri Başkanı’nın özellikle Tunceli Cemevini ziyaret etmesi, bu yolu sürdürenlere karşı bir asimilasyon ve yok etme politikasıdır. Bugün huzurunda olduğumuz Abdal Musa’yı, Hacı Bektaşi Veli’yi yetiştiren kadındır. Bu anlamıyla bu salonda yoğunluklu olarak kadın canlarımız var. Bu yolun sürdürülmesine gönül vermiş, ikrar vermiş bizler bu yolu yaşamalı ve yaşatmalıyız.”

    Çiçek’in yaptığı konuşmadan sonra zakirler deyişler söyledi. Ardından da pişirilen lokmalar gelen canlara pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Aleviler Finike’de Kâfi Baba Türbesi’ni ziyaret etti: Diyanet türbelerimizden elini çekmeli-VİDEO

    Aleviler Finike’de Kâfi Baba Türbesi’ni ziyaret etti: Diyanet türbelerimizden elini çekmeli-VİDEO

    PİRHA-Antalya’nın Finike ilçesinde bulunan Kâfi Baba Türbesi’ne ziyaret gerçekleştiren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri, nefesler seslendirerek, semah döndüler. Türbede yapılan konuşmalarda Diyanet’in Alevi türbelerinden elini çekmesi istendi. 

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği yöneticileri ve üyeleri, Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Turunçova, Yuvalılar Köyü’nde bulunan Kâfi Baba Türbesi‘ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette Kızıldeli Ocağı evlatlarından yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, türbe içerisinde nefesler, deyişler dillendirdi. Verilen gülbengin ardından türbe önünde semah dönüldü.

    “KADINCIK ANA İKİ KİŞİYE HACI BEKTAŞ’IN EMANETLERİNİ VERİYOR”

    Kâfi Baba Türbesi ile ilgili olarak bilgiler veren Araştırmacı-Yazar Ali Aksüt, Alevi-Bektaşi kültürü için önemli bir mekanda olduklarını kaydetti.

    Aksüt, “Burası 1326 yılında Bursa fethedildiği zaman; Kadıncık Ana Hacı Bektaş Veli’nin dergahında iken iki kişiye Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin emanetlerini veriyor. O iki kişiden biri Abdal Musa, biri de Seyitali Sultan Kızıl Deli. Abdal Musa 1326 yılında Bursa’nın fethinden sonra dervişler ile hükümetin arası bozulunca, “Senin başkentin, sarayın sana kalsın” dercesine Ege üzerinden Aydınoğulları’nın içerisine geliyor. Aydınoğulları’nın içerisinde kaldıktan sonra Denizli yatağında Yatağan Baba’dan tekrar el alıyor oradan da ‘Dağbağ’ dediğimiz dağlardan, denizlerden aşarak bu bölgeye geliyor. Bu bölgeye gelişinde tarihi bir önem olsa gerek. Abdal Musa rastgele bir şahsiyet değil. O insan bu bölgeye geliyor. Bu bölgede ifşaata başlıyor ve Abdal Musa bizim tarihimizde ‘Piri Sani’ diye adlandırılıyor. Birinci Pir Hacı Bektaş Veli’dir. Piri Sani 2. pir demektir. Yani “Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hakk’a yürüdü. Bundan sonra bu yolu yürütecek ikinci insan sensin” demektir. Kadıncık Ana eliyle ona bu görev veriliyor. İşte o güzel insan geliyor, burada dergahını kuruyor. Belli bir süre sonra da Elmalı Tekke köyüne gidiyor ve orada tekrar dergahını kuruyor. Orada da Hakk’a yürüyor” ifadelerini kullandı.

    “KUTSAL OLAN BİR MEKAN ALEVİ DERGAHINA ÇEVRİLİYOR” 

    Aksüt, dergaha ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Peki Abdal Musa’nın yanında kimler var? Alevi Bektaşi edebiyatının piri saydığımız Kaygusuz Abdal, Alanya beyi Hüsamettin Mahmut’un oğlu ve Karamanoğullarından. Hüsamettin Mahmut orada bir bey olacakken beyliği terk edip efsaneye göre “bir geyiğin ardına düştü de geliyor” deniyor ya bir geyiğin aslında ardına düştüğü falan yok. O bir sembolik sevgi anlatımı. Yani atalarının inancı olan bir tekkeye geliyor. İşte o sırada Kaygusuz Abdal ile birlikte buraya bir derviş daha geliyor. Buranın adı Saklı Su (Zengerder) ve sanırım eskiden Hristiyan dünyasından kalma bir mabet, sunak yeri olsa gerek. Yani burası yine bir kutsal mekân. O kutsal mekânı bir Alevi Bektaşi dergahına çeviriyorlar ve burada dergahını açıyor.”

    “TÜRBELERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkan Yardımcısı Emire Ulutaş ise Alevilere ait dergah ve türbelere sahip çıkılması gerektiğini söyledi. “Burası Alevi kurumlarına ait yerlerdir” diyen Ulutaş, şöyle konuştu:

    “Bizim isteğimiz Diyanet’in derhal elini türbelerimizden, ziyaretgahlarımızdan çekmeleridir. Ayrıca bu türbelere sahip çıkılmalı. Bunun gibi bir çok türbe var. Hala bakımsız halde olan örneğin Bali Baba Türbesi. Bizim değerlerimiz olan inançlarımızı besleyen büyük ulularımızın türbelerine sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.”

    “DİYANET’İN İKİ GÖREVLİSİ HİZMETLERİMİZİ ENGELLİYORDU”

    Kızıldeli Ocağı evladı yol yürütücüsü, Mustafa Sazcı da gerçekleştirilen ziyarete ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “Diyanet tarafından asılan tabela ile birlikte Alevilerin burada inanç esaslarına uygun bir şekilde yolunu erkanını sürmeleri yasaklanıyordu. Lokma dağıtmak, delili uyarmak telli Kur’an dediğimiz bağlamayla nefesleri dinlendirmek burada yasaklanmış ve iki Diyanet görevlisi tarafından engelleniyordu. Geçen yıl buraya geldiğimizde ciddi şekilde mücadele sonucu burada yolumuzu, erkanımızı yaşatabileceğimiz bir ortam yarattık.

    Bugün görüyoruz ki mücadelemiz sonuçlarını vermiş durumda. Kâfi Baba Türbe kapısına Diyanet tarafından asılmış olan İslamcı bir hurafe sayılan ancak Alevi Bektaşilerin inanç esaslarını yok sayan tabela bugün buradan kaldırılmış oldu. Onun dışında dergâh içerisinde bizler canlarla birlikte nefeslerimizi dillendirdik, semahlarımızı döndük, gülbengimizi verdik ve dergâh önünde tekrar semahlarımızı döndük. Bugün burada verilmesi gereken mücadelemizin başarıya ulaşması diğer dergahlarda da bunu yapabileceğimizin bir göstergesi haline geldi.

    “DİYANET’İN EL KOYDUĞU DERGAHLAR ALEVİLERE İADE EDİLMELİ”

    Antalya’da bulunan 46 dergahın korunması için mücadele edilmesi gerektiğini belirten Sazcı, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Bugün Antalya’da bulunan 46 dergâhın korunması, Diyanet tarafından el konulan dergahların tekrar Alevi kurumlarınca sahiplenilerek, Alevilere iade edilmesi konusunda büyük bir mücadele vermesi gerektiğini bizler düşünüyoruz. Bugün buraya gelen canların ayaklarına sağlık. Hakk erenler her ne dilekle her ne muratla geldilerse dileklerini, gönülden muratlarını versin aşk ile.”

    Cebrail ARSLAN/Finike-ANTALYA

     

     

     

     

     

     

     

  • Gülçin Akça: Alevi örgütlülüğünde kadınların adı yok denecek kadar az; eril dil hakim-VİDEO

    Gülçin Akça: Alevi örgütlülüğünde kadınların adı yok denecek kadar az; eril dil hakim-VİDEO

    PİRHA-Antalya’daki Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça, dernek faaliyetlerine ilişkin konuştu. Akça, “Alevi örgütlülüğünde kadınların adı yok denecek kadar az. Bizler mutfaklarımızda lokmaları pişiriyoruz, cem evlerinin temizliğini yapıyoruz, etkinlikler olduğu zaman mümkün olduğunca yapabileceğimizin azamisini yapıyoruz. Ama seçme, yönetimde karar verme aşamasına geldiği zaman kurumlarımızda kadınlarımız yok” dedi.

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça, dernek faaliyetlerini PİRHA‘ya anlattı.

    Derneğin 2004 yılında kurulduğunu belirten Akça, “2009 yılında Hacı Bektaş Dergahı’na ikrar vererek elli kadar canımızla birlikte Yol’a girdik. Yılda bir görgü cemimiz yapılıyor. Her perşembe çok acil, zaruri bir durum olmadığı sürece birlikte burada gönülleri birliyoruz, aramızda bir müşkül varsa onları çözüyoruz. Dergâhtan görevli Dertli Divani babamız her yıl gelir, görgümüzü, sorgumuzu yapar” ifadelerini kullandı.

    PİRHA: Dernek bünyenizde kadın ve gençlik komisyonları var mı varsa çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

    GÜLÇİN AKÇA: Hepimiz burada bir canız. Ayrı bir komisyon şeklinde değil de, semah öğreten hocamız var. Ayrıca vakıf bünyesinde ve cemevi içerisinde saz kursu veren canımız var. Perşembe günleri semah hocamız burada gençlere semah öğretiyor. Yola dair yine aynı şekilde bilgileri paylaşıyorlar. Bu şekilde götürmeye çalışıyoruz.

    Dergâhtan icazetli olarak Yol yürütücüsü Süleyman babamızın rehberliğinde her perşembe burada muhabbetlerimizi yapıyoruz. Güzel bir topluluk, cana yakın bir topluluk bir aile gibiyiz. Burada birbirimizin acısına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sevinçte de birlikteyiz, üzüntüde de birlikteyiz. Ailemizden çok onları özlüyoruz, onlarla birlikte olmaktan mutlu oluyoruz.

    “ARAMIZDA FON OLUŞTURDUK, BİR BİRİMİZE YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    PİRHA: Antalya Manavgat’tan başlayan ve Antalya’nın birçok bölgesine yayılan yangınla ilgili mağdur olan yurttaşlarımıza ilişkin Abdal Musa Derneği olarak bir çalışmanız oldu mu?

    Vakıf bünyesinde cemevi olarak bir yardımlaşma sağlandı. Buradan toparlanan yardımlar Alevi köylerine iletildi. Cemevi olarak toplu şekilde gitti. Yardımlaşmayı cemevi bünyesinde yaptık. Pandemi süresince de kendi içimizde de birçok arkadaşımız turizm sektöründe çalışıyordu, işten ayrıldılar. Kendi aramızda bir fon oluşturduk. Mümkün olduğunca bir birimize kıt kanaat da olsa yardımcı olmaya çalıştık. Bu süreci bu şekilde atlatmaya çalışıyoruz.

    PİRHA: Alevi örgütlerinde, yönetimlerde yeterince kadınları göremiyoruz. Bir kadın olarak, aynı zamanda Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı olarak buna ilişkin neler söyleyeceksiniz?

    Bu konuda ben çok yaralıyım, çok üzgünüm. Alevi örgütlülüğünde kadınların adı yok denecek kadar az. Bizler mutfaklarımızda lokmaları pişiriyoruz, cem evlerinin temizliğini yapıyoruz, etkinlikler olduğu zaman mümkün olduğunca yapabileceğimizin azamisini yapıyoruz. Ama maalesef seçme, yönetimde karar verme aşamasına geldiği zaman kurumlarımızda kadınlarımız yok. Ya bir tane ya iki tane sembolik olarak kadınlar listeye sokuluyor ama karar aşamasında kadınların kesinlikle sözü yok.

    Onun yanı sıra cemlerimizde post makamında kadınlarımız yok, dedelerimiz oturuyorlar, yanlarında bir ana, bacımız yok. Örgüt toplantıları oluyor, masanın arkasında bütün erkek yöneticiler diziliyorlar, yine kadınlarımız yok. Ben tepkimi koyduğum zaman “Var da biz mi koymadık?” diyorlar.
    Varız, hep birlikte varız. Siz önümüzü açın, bize engel olmayın. Nice cevherli kadınlarımız var, başarılı olabilecek kadınlarımız var diyorum ama çok büyük bir mücadele, çok zor bir mücadele. Bu teorikte var pratikte yok.

    PİRHA: Peki neden?

    Eril bir dil hâkim. Kadına mücadele etmek düşüyor, yani bizim payımıza hep mücadele düşüyor. Mücadele edeceğiz hakkımızı almak için. Oralarda var olmak için yönetimlerde söz söyleyebilmek için. Eğer yedi kişiden ibaret bir yönetim varsa beşi de, altısı da, yedisi de neden kadın olmasın? Kadınların olduğu yerde zaten kavga olmaz. Sulh olur, barış olur güzel şeyler paylaşılır. Biz bunun mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Kadınlar olarak hep birlikte el ele omuz omuza vereceğiz dayanışarak başaracağız.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Kepez’de evde cem yapıldı; ‘Asıl cem, kişi kendini pişirerek yola girdikten sonra olur’-VİDEO

    Kepez’de evde cem yapıldı; ‘Asıl cem, kişi kendini pişirerek yola girdikten sonra olur’-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da Aleviler, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği öncülüğünde Kepez ilçesinde bir evde cem oldu. Yapılan muhabbette, kalabalık salonlarda, rızalık alınmadan yapılan cem ibadetlerinin Yol inancına aykırı olduğu vurgusu yapıldı. Cemde, okullardaki din dersleri üzerinden çocuklara dayatılan asimilasyon da ele alındı.

    Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği, Antalya’nın Kepez ilçesine bağlı Ayanaoğlu Mahallesinde cem gerçekleştirdi.

    Semah eğitmeni Turgay Satılmış’ın evinde yapılan ceme Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça, Mehmet Gündoğdu, Zakirler Süleyman Demir, Hayri Aslandoğan ve canlar katıldı. Yapılan muhabbetlerde deyişlerin, nefeslerin anlam ve içeriği ile zorunlu din dersleri konuları tartışıldı.

    “TİYATRO GİBİ YAPILAN CEMLER CEM DEĞİL”

    Zakir ve yol yürütücüsü Süleyman Demir, muhabbete başlayan isim oldu. Demir, günümüzde yapılan kalabalık cem biçimlerini eleştirerek şunları söyledi:

    “Dede alışmış, dernek cemlerine hazırlanırken kravatını takıp geliyor. Bildiğimiz sözcükleri; ‘Hakk için ibadet yapıyoruz’ deniliyor. Alevilikte cennet-cehennem kaygısı yok. Alevi Bektaşilerde cennet-cehennem, huri, kılman için ibadet anlamında muhabbet yapılmaz. Burada yapılan muhabbetler, kısaca birbirimizle rızalaşacağız, sohbetlerimiz, gönül birliğimiz, rızalık olunca bir deyiş söyleyip açacağız. Görgü, sorgu olmayan Alevi cemlerinin sadece bir gösteri amaçlı tiyatro yapar gibi hizmetleri sadece  ‘Allah, Allah ah Hüseyin vah Hüseyin’ ağla git, bu cem değil. Asıl cem, kişi kendini pişirerek yola girdikten sonra olur. Cemevleri büyüdü, salonlara 500-1000 kişi geliyor, kimse kimseyi tanımıyor. Rızalık alacaksın. Nasıl alacaksın? Kimse kimseyi tanımıyor. Kimse kimseye vekil, kefil değil. O zaman cem olmuyor. 500 kişi 1000 kişi toplanıp öyle tiyatro gibi yapılan cemler cem değil. Ama bizler buradayız. Bir Balım Sultan muhabbetiyle yapılan sohbet ayrı bir şey.”

    “ALEVİLİK DİN DEĞİL FELSEFEDİR”

    Yol yürütücüsü Mehmet Gündoğdu ise ‘4 Kapı 40 makam’ ile ilgili bilgiler verdi. Gündoğdu, Alevi Yolunun bir din değil, felsefe olduğunu vurgulayarak “Bizim felsefemizde Dört Kapı 40 Makam’da 4 ana sır vardır. Hava, su, ateş ve topraktır. Biz burada bu hizmeti yaparken yeri süpürdük, temizledik, toprağı anlattık elimize su döktük, suyla arındık. Çerağ uyandırdık ateşi kutsadık, sazlarımızla havayı kutsadık. Bunlar bizim felsefemizin içinde olmazsa olmazları, aynı zamanda 4 kapının kurallarıdır” ifadelerini kullandı.

    ÇOCUKLARIMIZI ÇOK CİDDİ BİR TEHLİKE BEKLİYOR, GÖZARDI EDİLEMEZ”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça ise okullardaki zorunlu din dersi uygulamalarına dikkat çekerek şunları söyledi:

    20. Eğitim Şura toplantısı oldu ve bu toplantıda 4-6 yaş arasındaki anaokuluna giden çocuklara din eğitimi verilmesi önerisi çıktı. Bunun arkasından Milli Eğitim Bakanlığı var. 4+4+4 uygulaması da aynı şekilde bu eğitim şurasının önerisi ile gündeme gelmişti, daha sonra yasallaştı. Ve önümüzdeki günlerde anaokuluna giden çocuklarımıza din eğitimi verilecek. Bununla ilgili bir çalışma başlatıldı. Alevi örgütleri, demokratik örgütler, bu arada imza kampanyası başlattı. Ama toplumun bu konuda çok uyanık olması lazım. Çünkü 4-6 yaşında anasınıfına giden bir çocuk, daha soyut kavramlara hazır değildir. Onlara somut objelerle hitap edebilirsiniz. O yaştaki çocuk daha evreni, çevresini, hayvanları, eşyayı tanımaya çalışırken çocukların aklına, ‘İşte sen şunu yaparsan cehenneme gideceksin. şunu söylersen cennete gideceksin’ gibi kavramlarla beyinleri kirlenecek.

    Bizim çocuklarımız, torunlarımız tehlikeye açıklar. Bu konuda çok duyarlı olmamız gerekiyor. Bu anlamda hareket halinde imza toplayan kurumlara destek vermemiz gerekiyor. Çocuklarımızı çok ciddi bir tehlike bekliyor. Biz, ‘okullarda din dersi kaldırılsın’ mücadelesini verirken, bunun üstüne üstlük anasınıfındaki çocukların hurafelerle beyinlerini kirletecekler. Bu eğitimi alan çocuklar artık biat kültürüne alışmış ve sorgulamayan çocuklar olacak. Bu çocuklar, ne gördülerse inanacaklar. Böyle bir kalıp içerisinde bir nesil yetiştirilmek isteniyor. Çok çok büyük bir tehlike, bu göz ardı edilemez.”

    “ASİMİLASYONUN HIZINI GÖRÜYOR MUSUNUZ?” 

    Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ise köylere yapılan camiler ile sürdürülen asimilasyon politikalarına dikkat çekti. Demir, “Cami projeleri Alevi köylerine ilk Tunceli’nin dört köyünde muhtarla konuşarak yapıldı. İlk başlangıç noktası orası. Bir deneme yapıyorlar; ‘yol yapacağız, edeceğiz’ diye başlanıyor. Bütün Alevi köylerine camileri yaptılar ve birer hoca da atadılar. Köylüler, önce gülüp geçtiler. Tabi ‘bizi mi değiştirecekler?’ dediler ama köydeki camiler ve atanan hoca sonucu, şu anda bütün Alevi köylerinin yüzde 90’ı Hakk’a yürüme erkanını İslam’a göre yapıyor. Orada yetişen çocuklarımızı düşünün. Hocaya, camiye alıştılar. Onlardan gelecekler de Sünni İslam’ın yasalarına alışacak. Yetmedi ‘Arapça öğreteceğiz, Osmanlıca öğreteceğiz’ diye derslerde işlenen konulara Kur’an da eklenecektir. Asimilasyonun hızını görüyor musunuz?” diye sordu.

    İÇİMİZE GİRMİŞ OLAN BU ASİMİLASYONU SÖKÜP ATMAMIZ LAZIM”

    Muhabbette söz alan Yol yürütücüsü Mehmet Gündoğdu ise asimilasyonun Alevi toplumu içinden de yöneltildiğini ifade ederek “Özeleştiri yapmamız gerekiyor” dedi.
    Gündoğdu, “Biz içimizde Allah, Muhammet, Hasan, Hüseyin, Ali, 12 imamlar verip veriştiriyoruz. Bunlar İslam… Sorguladınız mı hiç? Bunlar ne zaman girdi bizim içimize? 1500 yıl sene önce girdi. Şah İsmail’in yoluyla, Balım Sultan yoluyla girdi. Ondan önce var mıydı? Yoktu. ‘Abdal Musa Cemi’ diyoruz. Abdal Musa cemini biz öldürdük, bitirdik. Abdal Musa Cemi öyle değil, Abdal Musa cemi bir sohbet bir muhabbet demektir. Ama biz bitirdik. Bizim bir kere içimize girmiş olan bu asimilasyonu içimizden söküp atmamız lazım. O da pek kolay olmuyor. Ama benim vicdanım rahat değil, çünkü kandırıldık. Adamlar çok güzel çalışıyorlar. 500 yıl önce içimize girmiş zaten onu da söküp atamıyoruz. Ne yapacağımızın cevabı herkesin kendi vicdanında…”

    “ÖRGÜTLERİMİZE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM”

    Yeniden söz alan Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça ise “Demokratik bir devletin aslında dini olmaz” dedi. Akça, Diyanetin varlığını eleştirdiği konuşmasında “Biz şimdi ‘din dersleri kaldırılsın’ derken ana sınıflarına da din dersi koyuyor. Çocuklarımızın geleceği kontrol altına alınmış oluyor. Buna şiddetle tepki vermemiz lazım. Buna tepki veren örgütlerimize sahip çıkmamız lazım. Çocuğa, hiç kimse din öğretmez, öğretmemesi lazım. Kişi ne zaman 18 yaşına geldi, kendi araştırır ve bulur. Eğer bir devlet dini öne sürüyorsa orada laiklik bitmiştir, orada cumhuriyet bitmiştir” şeklinde konuştu.

    Çerağların uyandırılmasıyla başlayan muhabbet ceminde 12 hizmetlerin ardından lokma gülbengi ile cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘Semah dönerken posta yüzümüzü döneriz, çünkü orası güneştir’-VİDEO

    ‘Semah dönerken posta yüzümüzü döneriz, çünkü orası güneştir’-VİDEO

    PİRHA-Antalya’daki Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği’nde yapılan muhabbet ceminde deyişlerin, semahın anlam ve önemi konuşuldu. Cemde ayrıca hasta tutukluların tahliye edilmeleri gerektiği de vurgulandı. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça, Mehmet Gündoğdu ile zakirler Süleyman Demir, Hayri Aslandoğan’ın katılımıyla, deyişlerin, nefeslerin anlam ve içeriği ile birçok konu başlığının tartışıldığı muhabbet cemi gerçekleştirildi.

    Zakir, yol yürütücüsü Süleyman Demir, perşembe günleri bir araya gelerek Anadolu kültürü ile semah ve hizmetlere ilişkin gençleri bilgilendirdiklerini söyledi.

    4 KAPI 40 MAKAM: İNSANLARIN GEÇECEĞİ VE BİR ŞEYLER ÖĞRENECEĞİ DÖRT AŞAMA

    Mehmet Gündoğdu ise ‘4 kapı 40 makam’ ile ilgili olarak bilgiler verdi. Gündoğdu şöyle konuştu:

    “4 kapı dediğimiz; insanların geçeceği dört aşama veya bu öğretiden geçip bir şeyler öğreneceği 4 kapı, 4 yol anlamında genelde söylenirken; Şeriat Kapısı, Tarikat Kapısı, Marifet Kapısı, sırrı Hakikat Kapısı ama aslı bunun birinci kapı, hak hukuk kapısı, ikinci kapı yol kapısı, üçüncü kapı gerçekten marifet, dördüncü kapı da gerçekten sırrı hakikat kapısı.

    Aynı zamanda bu kapılara eşdeğer olarak dört ana sır dediğimiz; hava, ateş, su ve toprak. Hava, oksijen alıp da karbondioksit verdiğimiz yani bilgiyi aldığımız kötüleri attığımız, hakkı ve hukuku öğrendiğimiz, akıl baliğ yaşa geldiğimiz, olayları kavradığımız anlamındadır.

    İkincisi; ateş dediğimiz yoldur, yola girmektir ve kolay bir olay değil. Çünkü pirlerimiz diyor ki “Bu bir rıza lokmasıdır, yiyemezsin demedim mi.” Aynı zamanda yine pirlerimiz diyor ki “Bu ateşten bir gömlektir, demirden leblebidir yiyemezsin giyemezsin.” Yola girdiğin andan bu yoldan dönülmez. Orası bizim yolumuzdur o yol hünkarın çizdiği ve bize anlattığı yoldur.

    İnsanın varoluşundan bu tarafa gelen yol. Bugüne eriştiği bizim şu anda gördüğümüz ve bildiğimizdir. Üçüncü kapı dediğimiz marifet makamıdır. Marifet makamı kişinin yola giren canın kendisini yetiştirmesidir. Kendini yetiştiren can, marifet ehli olmuştur artık onun marifeti vardır. Dördüncü kapı sırrı hakikat kapısı; sırrı hakikat kapısında da biz dedik ki toprak niye toprak?

    Çünkü toprak bize her şeyi verendir. Bu vücudu bize veren de topraktır. Çünkü bütün gıdayı ondan alıyoruz sonunda da bu vücudu geri o toprağa veriyoruz. Aldığımız borcu ödüyoruz işte sırrı hakikat dediğimiz odur. Yine pirlerimiz derki; “Ölüm ölür, biz ölmeyiz”. Ölmediğin şey nedir? Bilgimizdir, felsefemizdir o felsefe ölmez. Çünkü o felsefenin içinde insan vardır.

    “SEMAH DÖNERKEN YÜZÜMÜZÜ POSTA DÖNERİZ ÇÜNKÜ ORASI GÜNEŞTİR”

    Gündoğdu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bütün evren zaten semah dönüyor. Bütün yıldızlar kendi etraflarında dönüyorlar. Aynı zamanda uydularının etrafında dönüyorlar. Dünya nasıl güneşin etrafında dönüyorsa; ay, dünyanın etrafında dönüyorsa bizim vücudumuzda da -ki biz bu vücuda küçük evren diyoruz- bir, içinde yaşadığımız büyük evren var. Bir de küçük evren var. Bu küçük evrenin içinde de o hücrelerin içinde atomlar elektronlar semah dönüyorlar. Biz de semah dönüyoruz.

    Semahı ne yönde dönüyoruz? Batıdan doğuya doğru dönüyoruz. Neden batıdan doğuya doğru? Çünkü dünyamız güneşe doğru dönüyor. Burada güneş aynı zamanda post anlamındadır. Niye posta yüzümüzü döneriz? Semah dönerken posta yüzümüzü döneriz, arkamızı dönmeyiz. Çünkü orası güneştir. Bütün evren semah dönüyor, yanıyor güneşte. Nasıl yanıyor? Güneş aydınlatarak yanıyor. Bizim pirlerimiz de aydınlatarak, yanıyorlar. Aslına ermek demek, o aslı bulmak demek, o hakikat kapısına doğru gitmek demek.Bizim yolumuzda beş vakit diye bir derdimiz yok onlarla avunacak bir problemimiz yok.”

    “CEMEVLERİMİZİ, CAMİYE ÇEVİRİYORLAR”

    Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ise büyükşehirlerdeki cemevlerinde yürütülen ceme değinerek, şunları söyledi:

    “Bizim cemlerimizi, camiye çeviriyorlar. Ne yazık ki İstanbul’da yapılan ve televizyondan gösterilen cemler bir kalıba sokulmuş. Kadını erkekten ayırmış. Başlarını örterek içeri giriyorlar. Minbere dede oturmuş. Dededen başka kimse soru sormuyor. Muhabbet edilmiyor. Deyişlerin açılımı yapılmıyor. Böyle olduğu zaman kadın erkek diye bir ayrım yapıldığı zaman hünkarın sözünü reddetmiş oluyorsun.”

    Hayri Aslandoğan da “Buraya pişmeye geldim. Hakikat yoluna girmeye çalışıyorum. Tabi ki aşamaları var” dedi.

    “HASTA TUTUKLULARIN DURUMU ÇOK CİDDİ FAKAT HİÇ KONUŞULMUYOR”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça ise cezaevlerindeki hak ihlalleri ile hasta tutukluların durumuna dikkat çekti.

    Akça şöyle konuştu:

    “Cemlerimizde, gündeme dair konulara mutlaka değinmemiz lazım. Gündemi burada tartışmamız lazım. Birkaç gün önce katıldığım bir toplantıda gerçekten çok canım acıdı. Birçok kişinin bundan haberi yok. Cezaevlerinde bir çok hasta tutuklu var. İnsan Hakları Vakfı’nın verdiği rapora göre 1605 tane hasta var. 605 tanesi ise ağır hasta. Kendi ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzaklar. Tedavi için tahliye edilmeleri gerekiyor.

    Bu insanlar için gündem oluşturmak lazım. Bu insanlar kendi ihtiyaçlarını cezaevinde karşılayamıyorlar. Hastaneye götürüyorlar, getiriyorlar. Koronavirüs nedeniyle bir odada 15 gün tecride alıyorlarmış. Zaten kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Araştırma hastanelerinde verilen rapor yetmiyormuş. İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gitmeleri gerekiyormuş. Hastayı bindiriyorlarmış arabaya, 8-10 saat gidiyormuş zaten ağır hasta. Oradan da “Hayır çıkmasına gerek yok” diye karar veriyorlarmış.

    “AĞIR BİR YARA ASLINDA”

    Bu sen de olabilirsin, ben de olabilirim, annem de, babam da olabilir, aile yakınlarınız da olabilir. Yani hastalık bu, herkesin başına gelebilir. Ama bu bir türlü gündeme girmiyor. Hiçbir şekilde bu konuşulmuyor. O insanlar orada çaresiz. Dışarıya hiçbir şekilde kendini ifade edemiyorlar. Mesela böyle bir tartışma açıldı. Bunları buralarda konuşmamız lazım. Bu hasta tutuklular çok ağır bir yara aslında. Gündeme dair şeylerde konuşmamız gerekiyor.”

    Çerağların uyandırılmasıyla başlayan muhabbet ceminde 12 hizmetlerin ardından lokma gülbengi ile cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Abdal Musa Birlik Cemi yapacak

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Abdal Musa Birlik Cemi yapacak

    PİRHA-AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, 19 Aralık’ta Abdal Musa Birlik Cemi yapacak.

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, 19 Aralık saat 18:00’de Abdal Musa Birlik Cemi yapacak. Dede Mehmet Karabulut’un yürüteceği cem sonrasında, lokmalar da pay edilecek.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Elmalı’daki mevsimlik işçiler: İnsanca yaşamak istiyoruz; devlet destek vermiyor-VİDEO

    Elmalı’daki mevsimlik işçiler: İnsanca yaşamak istiyoruz; devlet destek vermiyor-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Dergâhı civarında mevsimlik işçi olarak çalışan işçiler, yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirdi. İnsanca koşullarda yaşamadıklarını kaydeden işçiler, “Devlet hiçbir destek de bulunmuyor. Alevi canlar, lokmalarını bizlerle paylaşıyorlar. İnsanca yaşamak istiyoruz” dedi.

    Mevsimlik işçiler, ülkenin dört bir yanında ağır çalışma koşulları, kazançlardaki adaletsizlik ve kimliksel dışlanmalar gibi birçok sorun ile karşı karşıya.

    Mevsimlik işçi olarak çalışmak üzere Adıyaman’dan Antalya Elmalı’daki Abdal Musa Dergâhı’nın bulunduğu yere gelen tarım işçileri yaşadıklarını PİRHA‘ya anlattı.

    “İNSAN YERİNE KONULMUYORUZ”

    1200 km’lik bir yoldan geldiklerini belirten işçi Müjdat Konaç, yaşadıkları yerde karşılaştıkları sorunları dile getirdi. “Bizi insan yerine koyup da iyi bir yer vermiyorlar” diyen Konaç, konakladıkları alandan duydukları şikayetten bahsetti.

    Konaç, şöyle konuştu:

    “Eğer ki biz buraya 1200 km yoldan geldiysek; bizi sevgiyle, saygıyla karşılayın. Bize güzel bir yer verin ki biz de gelelim, oralara konalım. Suyumuz, banyomuz olsun ki biz de rahatımıza bakalım. İyi, kötü çadırda rahat olmaz ama yine de idare ederiz. Herkes kendi çıkarına bakıyor. Çıkarları oldu mu hemen gelip bize yapışıyorlar. Çıkarları olmadı mı bizi tanımıyorlar.

    15 senedir Ankara’da kalıyorum. Orada geri dönüşüm işini yapıyorum. Bu geri dönüşüm işi eskiden serbestti. Ama şimdi ona da el koydular. Bize çok gördüler. Şu an belediye kendi arabalarıyla topluyor. Eskiden karton topluyorduk fakat şimdi onu da alamıyoruz.”

    “ALEVİ CANLAR, LOKMALARINI BİZLERLE PAYLAŞIYOR”

    “Ne yapalım gidecek bir yerimiz, aylığımız, varlığımız yok. Evlerimizden başka hiçbir şeyimiz yok” diyen Konaç, emeklerinin karşılığını alamadıklarını kaydetti.

    Konaç, yaşadıkları yerde 160-170 TL’ye yaptıkları işi Antalya’da 100 TL’ye yaptıklarını vurgulayarak; “Boş kaldığımız günler Abdal Musa Türbesi’nde Alevi can dostlarımız yemek yapıyorlar, lokma dağıtıyorlar. Sağ olsunlar bizlerle beraber paylaşıyorlar. Boş kalmadığımız günlerde zaten işteyiz. Onun için ben devlete tekrar söylüyorum bize güzel bir işyeri veya bize şans tanısalar olmaz mı? Olur her türlü olur. Başkasının yaptığı işi biz de yaparız. Elin yapamadığı işi biz yapıyoruz ama yine de kimseye yaranamıyoruz.
    Bu çevrede en ufak bir hırsızlık olsa bir şey olsa bizi sorumlu tutarlar. Abdal Musa Türbesi’nin orada boş bir kesim alanı var. 8-10 senedir gelip orada çadırımı kuruyordum. Bu sene başka bir yerde kurduk” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET HİÇBİR ŞEKİLDE DESTEK VERMİYOR”

    İşçilerden İsmail Konaç ise günlük yevmiyelerin düşük olmasından duyduğu rahatsızlığı ifade etti. “Ne iş olursa yapıyoruz” diyen Konaç, “Çadırımızı Abdal Musa Türbesi’nin üzerine kurmuşuz. Geceleri çadırlar çok soğuk oluyor. Düzgün bir işimiz yok. Devlet bize destek vermiyor. Burada bir kamp olsaydı. Ev başı bir salon olsaydı yine yeterdi bize ama o da yok.

    Sabahtan akşama kadar çocuklar titriyorlar. Biz devletten destek bekliyoruz. Burada 35 kişiyiz. 400’e yakın burada çalışan var. Devlet bize yardım etsin. Bize bir yer göstersin, bir iş yeri versin. Biz de evimizden çıkmayalım, memleketimizden ayrılmayalım” şeklinde konuştu.

    “ÇALIŞMAK DEĞİL, OKUMAK İSTİYORUM”

    Mevsimlik işçi olarak çalışan çocuklar da var. Onlardan biri de Mehmet Ali Tokmak. Okumak istediğini söyleyen Tokmak, şunları dile getirdi:

    “Çalışmaya geldim fakat emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Dağlık alanda çadırlarda duruyoruz. Biz çalışmak istemiyoruz okumak istiyoruz. Sabah 05.00’de kalkıyoruz. Okulumu açsınlar. Ben okula gitmek istiyorum. Roman olduğum için beni okuldan dışladılar. “Sen Roman çocuğusun, burada okuyamazsın” diyerek, hep kağıtlarımı, defterlerimi yırtıyorlardı. İstanbul’da Fatih’te okulum. Okulumda okumak istiyorum. “Okulumu değiştireyim” dedim. Müdür muavini, “Senin babanın malı mı burası?” dedi. Burada benim gibi üç, dört tane çocuk daha var.”

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

     

  • Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Dergahı postnişini Hüseyin Eriş yaptıkları cemin tarihini ve kadınların erkanlardaki yerine dair PİRHA’ya konuştu. Eriş, “Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden kadınsız cem, kadınsız ibadet, kadınsız yaşam olmaz” dedi.

    Abdal Musa Dergahı postnişini ve dedelik görevi yapan Hüseyin Eriş yaptıkları cem erkanının tarihini ve kadınların erkanlardaki yeri üzerine konuşarak kadını temel alan bir anlayıştan geldiklerini ve kadınlar olmadan yaşamın olmayacağını belirtti.

    “KADINCIK ANA’NIN YORUMLADIĞI ŞEKİLDE BEKTAŞİYİZ”

    Abdal Musa Dergahı postnişini olduğunu ve 1997 yılından bu yana da dergahın hizmetlerini inançsal boyutta götürmeye çalıştığını ifade eden Eriş şunları dile getirdi:

    “Cem erkanlarında posta oturuyoruz. Ayrıca bizdeki cem erkanları biraz daha farklı oluyor. Bektaşi erkanı bizimki. İlk erkanı Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana icra ettiği için biz bu geleneğin 12 hizmet cem erkanını devam ettiriyoruz. Biz Bektaşi’yiz. Ama Balım Sultan’ın yorumladığı şekilde Bektaşi değiliz. Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana’nın erkanı yorumladığı şekilde Bektaşi’yiz. Biliyorsunuz Suluca Kara Höyük’te (Nevşehir İl merkezinin 45 km kuzeybatısında Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın kuzeydoğusunda Savat Mahallesi sınırları içinde yer alan yer) birçok etnik kökenden, birçok ırktan, inançtan insanlar var ve bu insanların hepsi bir araya geliyor bu cem erkanı düşünülüyor. Hacı Bektaş Veli bunu ortaya getiriyor ama bunun uygulayıcısı olarak icra eden olarak ömrü buna yetmiyor. Bunun icra edeni bildiğiniz gibi Abdal Musa, Kaygusuz ve Kadıncık Ana’dır. Bu erkanı biz burada yaşıyoruz, sürdürüyoruz. Bizim erkanlarda talip olur, taliplikten sonra ise derviş olur. Bunlar bir aşamadır. Bir okulu düşünün dervişlik hizmet makamıdır, dervişlikten sonra baba makamı yani icra makamı gelir. Kadıncık Ana’mız sadece ayakçı postunda ayakçı yardımcılığı yapar.”

    “KADIN OLMADAN ERKAN YÜRÜTÜLMEZ” 

    Kadınların neden postta değil de hizmette göründüğünü de sorduğumuz Eriş, “Kadıncık Ana olmadan bu erkan olmazdı. Abdal Musa, Kaygusuz ile birlikte Kadıncık Ana marifetiyle cem yaptı. Kadın orada erkanda olmadan cem olmaz. Yani aslında ana erkil bir toplumken Sünni-İslam şeriatıyla ataerkil topluma geçmişiz. Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Kadının hak ve özgürlükleri konusunda ayrışmalarımız var. Dolayısıyla biz bunları hep yaşamışız, bundan sonra da yaşıyoruz. Erkanlarda her hizmetin sahibi vardır, her hizmetin piri vardır. Baba babalık görevini yapar, gözcü gözcülük görevini yapar, saki sakilik görevini yapar. 12 hizmetin sahibi vardır ve onlar bu cemi yürütür” dedi.

    “KADINSIZ BİR CEM, KADINSIZ BİR YAŞAM YOKTUR BİZDE”

    Demsiz cem yapmadıklarını vurgulayan Eriş; “Mutlaka dem vardır bizde. Saki İmam Hüseyin pir olarak bilinir. O olmazsa zaten cem olmaz, hizmetten bir tanesi eksik kalmış olur” dedi. Eriş kadınların cem erkanlarındaki yeri ile ilgili son olarak şunları aktardı:

    “Adıyaman’da kadın eşiyle birlikte yemek yemiyor. Kadınlar bu kadar geri planda. Buradaki mesele İslamın Anadolu’ya gelip oralarda kendisini kabul ettirmesidir. Bizim cem erkanı bu değil ki. Kadın olmadan ceme girilmez. Ama sen oturupta kadınla yemek yiyemiyorsan orada bir sorun vardır. Dolayısıyla Selçuklu’dan da bu tarafa ama özellikle Osmanlı’da Yavuz’dan sonraki İdris’i Bitlisi Alevileri silmiş süpürmüş, Türkmenleri silmiş süpürmüş, kadını yok saymış. Aynı şeriatta olduğu gibi kadına değer biçmiş ve kadını geri plana itmiş. Ama işin özünde kadınsız bir ibadet, kadınsız bir eylem bizde yoktur. Eski Türklerde de bu böyle. Hakan var öbür tarafında Hatun var. Zaman zaman asimilasyona uğramışız. Bu her dönemde olmuş ama özünü hep korumuş cemler. Kadın artık her ne kadar tam değerine oturtulmasa da  bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden cemsiz kadın, kadınsız cem olmaz. Kadınsız ibadet olmaz, kadınsız yaşam olmaz.”

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

  • Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi üyelerinin Abdal Musa sevgisi-VİDEO

    Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi üyelerinin Abdal Musa sevgisi-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Dergâhı’na ziyaret gerçekleştiren Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi yönetici ve üyeleri, ziyarete ilişkin duygularını PİRHA’yla paylaştı.

    İstanbul Kartal’daki Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi yönetici ve üyeleri Abdal Musa’ya gerçekleştirilen ziyaretin ardından PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Aslen Tokatlı olduğunu belirten Altın Ercan; “35 senedir burada yaşıyorum. Bir kızım, bir de oğlum var. İkisi de evlendi gitti. Tek başıma kaldım. Çocuklarım benden kopmasın her zaman yanımda olsunlar. Allah milletimizi kötü insanlardan korusun. Bizim de inancımıza göre Allah bizim iyi niyetimize göre versin, kötüleri başımızdan alsın silsin süpürsün, derdimize derman, şifa olsun” ifadelerini kullandı.

    Cemevi yönetim kurulu üyesi Elif Hocaoğlu, Abdal Musa’ya ilk defa geldiğini söylerken, ziyaretin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

    Reyhan Baran ise kurban kestiğini ifade ederken, “Bu sene tekrar kurban getirdim, çocuklarımın kurbanı vardı. Abdal Musa’dan şifa buldum. Şefaat buldum tekrar geldim. Hüzünlüyüm, mutluyum” dedi.

    Elif Ergül de “Abdal Musa’ya oğluma dilekler dilemeye geldim. Sağlıklar dilemek için geldim. Oğlum felç oldu yatıyor. Çocuklarım Allah hayırlı hayırlı işler vere, aşlar vere, uzun ömürler vere. İyilik şifa vere” diye konuştu.

    Abdal Musa’ya ilk kez geldiğini belirten Gülseren Karamanoğlu ise “Böyle bir etkinlikte bulunduğum için çok mutluyum. Allah herkese buralara gelmeyi nasip etsin. Yani sonuçta kültürümüzü insanlara tanıtmak aktarmak güzel bir şey” şeklinde konuştu.

    Seyfettin Bulut, “Yılda en az 10- 15 sefer ziyarete geliriz. Abdal Musa’ya geldiğimizde içimiz daha bir hoş olur. Finike’de Kahir Baba türbemiz var. Biz Kara Yağmur Ocağı’ndanız. Abdal Musa törenlerine her zaman katılırız. 2 yıldır tören olmadı. İnşallah ileri ki günlerde virüs olayından memleketimiz ve tüm insanlar kurtulur. Burada yine aynı törenlerimizi, etkinliklerimizi bütün canlarımızla birlik, beraberlik içinde yaparız” ifadelerini kullandı.

    Hanım Saltık da “Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi ile beraber dergahımıza geldik. İlk sefer geliyorum, çok mutluyum, çok huzurluyum. Allah cümlemizin dileğini muradını versin” dedi.

    İlhamı Yüce, “Abdal Musa, saadet bulduğumuz bir yer. Çok değerli bir zat yatıyor burada. Piri Sina diye anılıyor. Değişik isimlerle de anılıyor. 1400 yıldır belki daha fazla zamandır burada bulunuyor. O yüzden çok mutluyuz, Allah herkese nasip etsin diyoruz. Herkesin buraya gelmesini ve görmesini diliyoruz  Maneviyatı güzel. Yolumuz, birliğimizi daim olsun. Hakk, Muhammed, Ali herkesin yardımcısı olsun diyorum” diye konuştu.

    Ali Çetinkaya da şunları söyledi:

    “Bugün Pirimiz Abdal Musa’yı ziyarete geldik. Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi’nin bu sene birçok hizmetine dahil olduk. Önce Hacı Bektaş gezisi düzenledi. Sonrasında ise Pir Abdal Musa ziyaretini birlikte yaptık. Burada olmaktan bu insanlarla birlikte olmaktan son derece mutluyuz.”

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

  • Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı çalışmalarını anlattı-VİDEO

    Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı çalışmalarını anlattı-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, derneklerinin faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. Özer, “Kadınlara ve gençlere yönelik kurslar vereceğiz. Köyümüzün öğrencilerine burs veriyoruz. Ayrıca dedelerimizle birlikte semah grupları kuracağız” dedi.

    Antalya’nın Elmalı ilçesi Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, derneklerinin faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. Özer, kadınlara, gençlere ve öğrencilere yönelik projeler hayata geçireceklerini belirterek, dedelerle birlikte semah grupları kuracaklarını söyledi.

    “KADINLARIMIZA, GENÇLERİMİZE, ÖĞRENCİLERİMİZE YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZ VAR”

    Yönetime geldiklerinden bu yana uyum içerisinde çalışma yaptıklarını ve bir bütün olarak hizmetleri gönüllü olarak yürüttüklerini ifade eden Özer sözlerine şunları dile getirdi:

    “Pandemiden dolayı gelen ziyaretçi sayımız geçen yıllara nazaran az. Tabi bunun bağışlara da çok büyük etkisi oldu. Ama ona rağmen beş ayda iyi bir yol kat ettik. Derneğimizin bütün geçmişten kalan borçlarını ödedik. Şu anda kamu kurumlarına hiçbir borcumuz yok. Elektriğimiz kesikti onu açtırdık, yeni aboneliğimizi aldık. Ayrıca köyümüzün (Tekke) 30 öğrencisine burs vermek için faaliyetimiz başladı.

    ÖĞRENCİLERE 8 AY BURS

    Çocuklarımızın ilk burs paraları ıban numaralarına yattı. Çocuklarımıza burs verme işlemlerimiz 8 ay devam edecek. Burs vereceğimiz öğrenci sayısını da artırmaya çalışıyoruz. Kadın kollarımız, kadın girişimciler üzerinden kurslar başlatacak. Dikiş, nakış kursları vs olacak. Gençlerimize yönelik saz kursu, semah kursu açtırmayı da düşünüyoruz.”

    “DEDELERİMİZLE BİRLİKTE SEMAH GRUPLARI KURACAĞIZ”

    Dedelerle birlikte semah grupları kuracaklarını da belirten Özer, “Dedelerimizle beraber semah grubu kuracağız. Hatta bu grubun iki tane olmasını istiyoruz. Birincisi gençler için olacak ikincisi ise yönetime ait bir semahçılar olacak. Gelecek yılı 2022’de Haziran’ın son haftasında büyük bir katılımla bir anma töreni yapmayı düşünüyoruz. Şu anda da Büyükşehir Belediyesi’nin bir konaklama tesisi, yol projesi ve çevre düzenlemesi projesi var. Şu an çizim aşamasındalar. Bunlar gerçekleştiği takdirde çok güzel bir potansiyelle törenlerimizi yapacağız. Başarılı olacağımıza inanıyoruz. Hakk yardımcımız, Pir yardımcımız olsun diyoruz” diye konuştu.

    “TÜRBEMİZİN BULUNDUĞU ALANIN ÇEVRE DÜZENLENMESİNİN YAPILMASI İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”

    Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, “Büyükşehir Belediyesi’nin bu projesinin içerisinde sıcak asfalt projesi de var. Elmalı’dan çıktığımız an sıcak asfaltla türbenin önüne kadar geleceğiz.  Belediye tarafından belirtilen tarih 2022’nin Mart ayı. Dernek olarak takipçisi olacağız. Çevre düzenlememiz biraz kötü. Türbemizin bulunduğu alan çok geniş olduğundan kontrolü zor oluyor. Büyükşehir Belediyesi ve Elmalı Belediyesi ile birlikte buranın düzenlenmesini sağlamaya çalışacağız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

     

  • Abdal Musa Dergahı Mürşidi Ali Koca: Elmalı’nın 18 köyü Bektaşiydi, şimdi 2 köy kaldı-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı Mürşidi Ali Koca: Elmalı’nın 18 köyü Bektaşiydi, şimdi 2 köy kaldı-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Dergahı Mürşidi Ali Koca, Abdal Musa’ya ve türbesine ilişkin konuştu. Koca, “Elmalı’nın 18 tane köyü Bektaşilik tarikatına girdi. Fakat 2 köy kaldık, Elmalı da bitti. Elmalı‘nın köylerinde dahi dergâhı çoktur. Türbeleri vardır, dervişleri vardır” dedi. 

    Antalya Elmalı Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Dergahı Mürşidi Ali Koca, PİRHA’ya dergahı ve Abdal Musa’yı anlattı.

    Antalya Elmalı Tekke Köyü’nün Bektaşi dedesi olduğunu belirten Ali Koca, “Abdal Musa Sultan’ın dergâhında mürşitlik yapıyorum. Abdal Musa Sultan İmam Rıza torunlarından gelme Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin de amca uşağıdır. Yani  Abdal Musa’nın babası amcaoğlu, bir kuşak aşağı olunca amca uçağı” dedi.

    Ali Koca, Abdal Musa’ya ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Abdal Musa Sultan 1337 yılında doğdu, 1436 yılında ise Hakk’a yürüdü. Bunlar 6 arkadaş. Abdal Musa, Geyikli baba, Börklüce Mustafa, Arnavut Kemal, Torlak Kemal, Şeyh Bedreddin. Abdal Musa’nın dördüncü dergâhı burada. Aydın Ortaklar’da bir dergah kuruyor. Ortaklar’dan sonra Uçarsu tarafında bir dergâh kuruluyor. Orada da yapamıyor bedduasını yaptıktan sonra buraya geliyor.”

    “ELMALI’NIN ÜÇTE İKİSİ ALEVİ-BEKTAŞİ’YDİ”

    Elmalı’nın üçte ikisinin yani 18 köyünün Bektaşi olduğunu ancak şu an 2 köyün Alevi-Bektaşi olarak kaldığını söyleyen Ali Koca, “Elmalı’nın 18 tane köyü Bektaşilik tarikatına girdi. Fakat 2 köy kaldık. Elmalı da bitti. Elmalı‘nın köylerinde dahi dergâhı çoktur. Türbeleri vardır, dervişleri vardır. Şu gördüğünüz yola kadar olan bölümde Abdal Musa’ya ait dervişler, hiç evlenmemiş kişiler, yoldan bu tarafı Tekke Köyü’nde hizmet eden kişiler ulu kişiler, benim gibi mürşitlik yapanlar. Onları koyduk buraya türbeye.”

    Abdal Musa Sultan’ın 1336 yılında Hakk’a yürüdükten sonra 1450 yılında türbe yapıldığını hatırlatan Ali Koca, “Alemi som altındı. Benim aklım erdi ereli kurşunlar dört sefer değişti. Hep çalıyorlar kurşunları. O zamandan bu yana bizim köyde erkânları vardır, Abdal Musa postu vardır. Abdal Musa dergâhı ise burası. İmam Rıza torunlarından gelmedir. Ehli beyti seven beni sever, ehlibeyt ti mi sevmeyen beni sevmez. Resulullah efendimizin en güzel bir hadisi vardır. Benim taliplerime hacca gitmek gerekmez, benim evlatlarım ziyaret etsin, hacları kabuldürler. İşte buraya ne kadar geliyorlar hacı olarak ta memleketlerine gidiyorlar” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ ANTALYA

     

  • Uğur Mumcu Cemevi, Abdal Musa Dergahı’nda cem tutacak- VİDEO

    Uğur Mumcu Cemevi, Abdal Musa Dergahı’nda cem tutacak- VİDEO

    PİRHA- Kartal Uğur Mumcu Cemevi bu akşam Abdal Musa ziyaretine doğru yola çıkacak.

    Alevi Dernekler Federasyonu bileşeni olan Uğur Mumcu Cemevi, Abdal Musa ziyareti için bu akşam yola çıkacak.

    3 gün sürecek programda Abdal Musa Dergahı’nın yanı sıra Uçansu ve Yeşilgöl ziyaret edilerek cem tutulacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Abdal müzisyen Yüksel Çakır, Ankara sokaklarında bozlak ezgileri çalıp söylüyor-VİDEO

    Abdal müzisyen Yüksel Çakır, Ankara sokaklarında bozlak ezgileri çalıp söylüyor-VİDEO

    PİRHA-Abdal geleneği ile büyümüş olan müzisyen Yüksel Çakır, 5 yıldır Ankara sokaklarında bozlak ezgileri çalıp söylüyor. “Bizler gönül insanıyız” diyen Çakır, müzisyenliğin aile geleneği olduğunu belirterek “Saz-söz ruhun gıdası ve biz de icra ederek gıdamızı alıyoruz” sözleriyle sanatının detaylarını anlattı.

    Bozlak sanatçısı Yüksel Çakır, uzun yıllardır sazı ve sesiyle Kızılay sokaklarına farklı bir hava katıyor. Çakır, her gün ayağında sivri burun deri ayakkabı ve yöresel şapkası ile adeta sahneye çıkar gibi sokaktaki yerini alıyor. Duruşu ile tam bir Orta Anadolu insanı profilinde olan Çakır, bugünlerde Bozlak tekniğini hakkı ile icra eden az sayıda müzisyenden biri…

    DÜĞÜN SAHNELERİNDEN SOKAKLARA…

    Yozgat’ın Yerköy ilçesinde doğduğunu söyleyen Yüksel Çakır, kökenlerinin Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine kadar uzandığını belirtti. “Bizlere ‘nerelisin?’ derlerse ‘Hacıbektaşlıyız’ diyoruz. Ali soyundanız” diyen Çakır, gençliğinin ise Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde geçtiğini anlattı. O bölgede 30 sene düğünlerde çalıp söylediğine işaret eden Yüksel Çakır, müziğe başladığı dönemi şu sözlerle özetledi:

    “Oturduğumuz yerde Abdallar topluluğu vardı. Yüzlerce müzisyenin içerisinde ustalarımızın yanında yetiştik. Ayrıca müzisyenlik bizde baba mesleğidir. Kırşehir’de 30 yılın ardından aşiretimiz dağıldı. Ben de Ankara’ya geldim. Fakat şimdi her taraf düğün salonu oldu. Bizlerin yaşı da kemale erdi. O nedenle böyle caddelerde çalıyorum. 5 senedir sokaklarda müzik yapıyorum. Çocuklarım da artık kendilerine bir hayat kurdu. Ben ve annem aynı evde yaşıyoruz. Yaptığım işle bir şekilde kazanıp ihtiyaçlarımızı çıkartıyorum. Kimseye muhtaç olmadan kendimize yetiyoruz. Bir evim ya da emekli aylığım yok. Garibanlık çekerek yaşıyoruz işte.”

    “ÇALIP SÖYLEYEREK GIDAMIZI ALIYORUZ”

    Ekonomik zorluk çekse de yaptığı işe gönülden bağlı olduğunu söyleyen Yüksel Çakır, “Babamdan kalma mesleği icra ediyorum. Bizler gönül adamıyız. Bu sazı çalmadan edemeyiz” diyerek müzik ile bağını şu sözlerle anlattı:

    “Yar aşkıyla bizlerin de bağrı yandı. Ustamız Neşet Ertaş gibi bizler de kara sevdaya tutulduk ama çaldığımız saz ile de avunduk. Bu nedenle başka meslek seçemeyiz. Müzik ruhun gıdasıdır. Biz de çalıp söyleyerek gıdamızı alıyoruz. Herkes de ilgiyle dinliyor. Mesleğimiz sıradan bir iş de değil. Başka meslek de yapmış olsak biz bu sazı bırakmayız.”

    “BABADAN OĞULA AKTARMA GELENEĞİ PEK KALMADI”

    Yüksel Çakır, saz çalıp söyleme geleneğinin geçmişe kıyasla zayıfladığına da vurgu yaptı. Artık öğrenci yetiştiremediklerini söyleyen Çakır, popüler kültürün yerel müzikleri olumsuz etkilediğini şu sözlerle anlattı:

    “Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde çokça düğünlerde çalardık. Hatta İstanbul’a dahi düğünlere giderdik. O süreçte yanımızda elemanlar da yetiştirdik. Fakat şimdiki yeni nesil pop müzik dinliyor. Ancak bizim müziğimiz çok daha sağlam. Yetiştirdiğimiz o elemanların her biri, koşullardan ötürü farklı işlere girip çalışmaya başladı. Önceki gibi babadan oğula aktarma olayı da pek kalmadı. 35 sene önce Antalya’da gazinoda bir kemancı ile birlikte çalıştım. O dönemde sanat müziği dahil her müzik çalardım. Bizim yörenin ezgileri de istenirdi. Ama şimdi öyle değil. Gençler Avrupa’ya, müziklerine yöneliyor.”

    “SANATÇILAR, EKMEK PARASI İÇİN İNŞAATLARDA ÇALIŞIYOR”

    Yüksel Çakır, bağlama, keman, zurna ve davul çaldığını belirterek Abdallarda bu dört enstrümanın yaygın olduğunu belirtti. Çakır, Kültür Bakanlığının bozlak sanatına sahip çıkması gerektiğini de söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bizim gibi insanlara destek olunmalı. Ailedeki son çalıp söyleyenim. Benden sonra bu işi icra eden yok. Şimdilerde bu işi hakkı ile yapamayanlar sahipleniyor, sahnelere çıkartılıyor. Düğünlere dahi götürülmeyen sanatçılar, ekmek parası için inşaatlarda çalışıyor. Yeni nesilin Avrupa’ya özenmesi kendi sanatımızı da yok ediyor.

    Yerköy ilçesinin Bağlarbaşı Mahallesi’nde belki de 100 kadar sanatçı vardı. Çok daha sağlam müzisyenlerdi. Bizler de onların yanında yetiştik. Şimdiki halk sadece oyun havası dinler oldu. Dinlesinler ancak kendi müziğimizi neden bırakıyorlar? Sanat ile alakası olmayan insanlara değer verdiler. Gerçek sanatçılar da değer görmeyince tekrar farklı illere göçtüler. Kimi hurdacılık, kimi inşaat, kimi de kapıcılık yapmaya başladı. Ben şimdi sokakta müzik yaptığımda ise ilgi ile izliyorlar. Sanki buralarda hiç sanatçı görülmemiş gibi.”

    “ABDAL TOPLULUĞU BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMALI”

    Yüksel Çakır, son olarak Abdal toplumunun birlikteliğine vurgu yaparak “Biz Abdalların soyu Hünkar Hacı Bektaş Veli ve Ali’den gelir. O yolu kaybetmemeliyiz. Eskiden cem görür, Abdal Musa’ya ziyaret olurdu. Yine o yoldan gidilmesi lazım. Abdal topluluğu birbirine sahip çıkmalı. O kültürü kaybetmemek lazım. Bizlere dünyanın malını da verseler Ali soyundanız; çünkü bu dünyanın servetidir. O nedenle bu değerleri kaybetmemek lazım” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Abdal Musa Derneği Başkanı Özer: Kurslar açıp, öğrencilere burs vermeyi düşünüyoruz-VİDEO

    Abdal Musa Derneği Başkanı Özer: Kurslar açıp, öğrencilere burs vermeyi düşünüyoruz-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, dernek faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Özer, “Bu yıl pandemiden dolayı yapamadığımız Abdal Musa Şenlikleri’ni önümüzdeki yıl yapacağız. İlerleyen tarihlerde semah ekibi oluşturmak için kurs ve yanı sıra saz kursu açmayı düşünüyoruz” dedi. 

    Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer dernek faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Özer pandemiden dolayı yapmak istedikleri birçok etkinliği hayata geçiremediklerini belirterek, 1 Temmuz itibariyle normalleşmeye geçilmesiyle birlikte faaliyetlerini arttırdıklarını anlattı. Özer, Abdal Musa anmasını önümüzdeki yıl yapacakalarını belirterek, semah ve saz kursları açacaklarını, öğrencilere burs vereceklerini sözlerine ekledi.

    “ABDAL MUSA ŞENLİKLERİ’Nİ ÖNÜMÜZDEKİ YIL YAPACAĞIZ”

    Pandeminin, gerçekleştirmek istedikleri birçok faaliyeti olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Özer şunları dile getirdi:

    Derneğimiz 1984 yılında kuruldu. O günden bugüne etkinliklerimiz hep devam etti. Ancak pandemiden dolayı izin verilmediği için anma etkinliklerimizi uzun bir süre yapamadık. Abdal Musa Şenliklerimiz Haziran ayının son haftasında yapılıyordu. Pandemiden dolayı 1 Temmuz itibari ile normalleşmeye geçildiği için etkinlik tarihimizde geçtiğinden dolayı bu şenliğimizi seneye gerçekleştireceğiz. 36’ncısı düzenlenecek olan etkinliğimiz perşembe günü sabah başlar ve konuşmacılarla, konserlerle, türbe ziyaretleriyle devam eder. Pazar günü öğleden sonra da sonlandırılır. Tüm halkımızın katılmasını isteriz. Etkinliklerimizi kalabalık bir şekilde yapmak isteriz. Umarım bu hastalık da biter.”

    “KURSLAR AÇIP, BURS VERMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    Pandemiden dolayı hiçbir etkinlik gerçekleştiremediklerinden bahseden Özer, “Ancak pandemide rahatlama başladıktan sonra aş evimizde yemek pişirme, lokma çıkarma, kurban kesme işlemlerimiz devam ediyor. İlerleyen tarihlerde semahçılar oluşturmak için kurs ve yanı sıra saz kursu açmayı düşünüyoruz. Ayriyeten üniversitede okuyan ve onun dışında dışarıda okuyan lise öğrencileri için burs vermeyi düşünüyoruz. Dernek olarak köyümüze bütün etkinliklerde yardımcı olmaya çalışıyoruz. 21-23 Ağustos tarihleri arasında Hacı Bektaş Veli şenliklerine güçlü bir şekilde katılmayı düşünüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/Elmalı-ANTALYA