Etiket: açıklama

  • ‘Hayır’ın sesini susturamayacaksınız’

    ‘Hayır’ın sesini susturamayacaksınız’

    PİRHA- Dün sabah saatlerinde Mersin başta olmak üzere birçok kentte, eş zamanlı yapılan operasyonlar sonucu yaşanan gözaltılara tepkiler devam ediyor. Mersin gazeteciler Cemiyetinde (MGC) yapılan ortak açıklamada “‘hayır’ diyen gençleri gözaltına alarak, tutuklayarak bir korku imparatorluğu kurmaya çalışsa da her yerde ‘hayır’ın sesini yükseltmeye devam edeceğiz” denildi.

    Mersin’de aralarında PSAKD, Devrimci Parti gibi demokratik kitle örgütü ve siyasi parti bir araya gelerek MGC binasında açıklama yaptı. Grup adına ortak açıklama metnini okuyan İsa Uğur Erdoğan, “hayır” çalışması yürütenlerin baskı altına alınmaya çalışıldığına dikkat çekti. Erdoğan şunları ifade etti:

    ‘’Başkanlık referandumuna 11 gün kala, devletin tüm olanaklarıyla ‘evet’ çalışmaları sürdürülürken; ‘hayır’ memleketin her yerinde saldırıyla karşılaşıyor. Binlerce liralık reklam panoları, devlet kurumlarının ‘evet’ seferberliği, o da yetmezse gözaltılarla başkanlık referandumuna sayılı günler kala ‘hayır’ diyen milyonlardan nasıl korktuklarının ifadesi oluyor. AKP memleketin her noktasında ‘hayır’ sesini kısmaya çalışsa da, ‘hayır’ diyen gençleri gözaltına alarak, tutuklayarak bir korku imparatorluğu kurmaya çalışsa da her yerde ‘hayır’ın sesini yükseltmeye devam edeceğiz.’’

    Diren KESER/MERSİN

  • Hızır Cemi’nde Vali’yi posta oturtanlardan açıklama-VİDEO

    Hızır Cemi’nde Vali’yi posta oturtanlardan açıklama-VİDEO

    PİRHA –1 Mart 2017 tarihli “Xızır Ceminde Vali, posta oturdu” başlıklı haberimize muhataplarından yaklaşık bir ay sonra cevap geldi. “Gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek insani düşüncelere ve ALEVİLİK ilkelerine ters düşer. İnsanları yok yere karalamak ve İNCİTMEK ALEVİLİK inancında yoktur” denilen açıklamayı olduğu gibi veriyoruz. PİRHA olarak cevabi yazımızla birlikte haberi olduğu gibi bir kez daha yayınlıyoruz.

    Ali BÜYÜKŞAHİN, Naci DEDEOĞLU, Garip BOZKURT, Mahmut DOLAŞ Dedeler ve Alevi Kültür Dernekleri Adıyaman şub. Baş. Rıza TANRIVERDİ imzasıyla yayınlanan açıklamada Pir Haber Ajansı’nın, “Xızır Ceminde Vali, posta oturdu” başlığıyla yalan, yanlış haber yaptığını iddia etmektedirler.

    Yine “Gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek insani düşüncelere ve ALEVİLİK ilkelerine ters düşer. İnsanları yok yere karalamak ve İNCİTMEK ALEVİLİK inancında yoktur” denilerek hem karalama yaptığımız hem de Alevilik ilkelerine ters düştüğümüz belirtilmektedir.

    Pirlerimizden kendi hatalarını gören ve kendilerini dara çeken bir açıklama beklerken böyle talihsiz bir açıklama geldi. Bu talihsiz açıklamaya karşı zorunlu olarak savunma hakkımızı kullanmak durumunda kaldık.

    Biz biliyoruz ki bu inançta sorgulananmaz hiçbir  makam, mevki yoktur. Her talibin bir Piri her pirin bir piri piranı vardır. Yani talip piri, pir talibi yolu esas alarak dara çekebilir. Kal û Beladan bu güne bu inancın taşınmasında rol oynayan en temel ilkelerinden biri de bu eşitlik kavramıdır. Amaç yolu yürürken yola hizmettir. Yolun gerçek manada sürdürülmesidir. Yolun yozlaştırılmadan, sağa sola saptırılmadan, asimilasyona uğratılmadan, başka güçler tarafından kullanılmadan sürdürülmesidir. Bu nedenle açık davranılır ve “Gönül kalsın yol kalmasın” ilkesi esas alınır.

    Bu haberi yapmaktaki amacımız yola hizmet ettiğine inandığımız pirlerimizi rencide etmek değil, tam tersine yürüdüğümüz yola döşenmiş dikenleri birlikte ayıklamaktı.

    Bu esastan yola çıkarak birkaç noktaya değindikten sonra Pirlerimizin açıklamasını olduğu gibi vereceğiz. Ayrıca yaptığımız haberi, görüntüleriyle birlikte verip takdiri okuyuculara ve Alevi kamuoyuna bırakacağız.

    “PİRLERİMİZ İNANCIMIZIN ÖNCÜLERİDİR”

    * Herhangi bir siyasetçi veya devlet yetkilisi herhangi bir camiye, kiliseye veya sinagoga girip hadi bana inancınızın bazı kesitlerinden -örneğin hadi bana bir namaz kıl gibi- gösteri olarak sunun diyebilir mi? Yanlış anlaşılmasın kimse Cemevlerine gelmesin demiyoruz. Gelen misafirler olur bunların ağırlanması yönetim odalarında, konferans salonlarında vb olmalıdır. Cem salonunda Cem anında değil.

    * Orası bizim ibadet yerimiz. Pirlerimiz de bizim inancımızın öncüleridir. O posta oturan pirlerimiz basit bir rütüeli yerine getirmenin ötesinde kendilerinden önceki kuşaklardan aldıklarıyla yeni kuşakları eğitmek ve inancımızı geleceğe taşımak misyonuna sahiptir. Bunun da en temel yeri cemdir. İnancımızda protokollere yer yoktur. Cemlerimizde Pirlerimizin dışında otoriteler, yetkili makamlar konuşmaya başlamış ve hele hele bunu seçim öncesi seçim propagandasına çevirmiş ise orada bir sıkıntı var demektir. “Posta oturtmadık” deniliyor. Kaldı ki görüntüler onu söylemiyor. Hadi posta oturtmadığınızı kabul edelim. Ceme almadığınızı da iddia edebilir misiniz?

    Ancak elimizdeki görüntülere baktığımızda Garip Bozkurt dede ceme başlamak için ceme katılanlardan rızalık alıyor. Yine aynı dede semaha durulup, deyişler okunduktan sonra “Giden, Duran” duası okuyor. Yani ceme başlama ve bitirme duaları veriliyor. Bu cem değil de nedir?

    “BİR DEFAYA MAHSUS SEMAH DÖNÜLEBİLİR Mİ?”

    * “Konukların isteği üzerine deyişler eşliğinde bir defaya mahsus semah dönüldü. Yani orada CEM amaçlı hiç bir şey yapılmadı” deniyor. Bu cümle bile tek başına orada yaşananların inancımıza aykırı olduğunu gösteriyor. Zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal “Bir defa delmekle anayasa delinmez” diyordu. “Ne demek bir defaya mahsus semah dönüldü?” İnancımızda derin bir anlama sahip olan semahlarımızı gösteri aracına dönüştürmek ne kadar doğru?

    * Bizim inancımızda semaha durmak cemlerimizin 12 hizmetinden biri olarak bilinir ve herhangi bir şekilde gösteri amaçlı kullanılamaz. Çarka durmak anı hariç semaha duranlar hiçbir şekilde posta oturan Pirlere sırtını dönmez. Önünden geçerken yüzünü döner ve niyaz eder. Çünkü o post Pirlerin pirini temsil eder. Görüntüler bize gösteriyor ki Niyaz edilen pirlerin yanında oturanlar vali, asker vb yetkililerden oluşmaktadır. “Posta oturtmadık” deniyor. Pir niyaz edilirken hemen yanındakiler de niyaz edilmiş olmuyor mu? Post deyince aklımıza ne geliyor?

    “PİRLERİMİZLE BİRLİKTE DARA DURMAYA HAZIRIZ”

    Son olarak: Pir haber ajansı olarak gücümüz oranında yola hizmet etmeye talip olmuşuz. Yaptığımız her şey doğrudur, hatasız bir habercilik yapıyoruz iddiasında değiliz. İnancımızda yaşanan bir tartışma veya sıkıntıdan dolayı canlar birbirinden razı değilse bunun yolu Pirlerinin huzurunda dara durmaktan geçiyor. İmzacı pirlerimiz “Gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek insani düşüncelere ve ALEVİLİK ilkelerine ters düşer” diyerek PİRHA’yı suçluyor. Biz de o ceme o insanların alınmasını doğru bulmadık, cem erkanına propaganda yapmalarını doğru bulmadık. O cemi yöneten pirlerimizin hata yaptığını düşünerek haberimizi yaptık ve haberimizin arkasındayız.

    Yakın tarihte İnanç Kurulu adı altında bir Pirler Meclisi Kuruldu. Bizler Pir Haber Ajansı’nın tüm çalışanları olarak Pirler Meclisi’nde dara durmaya hazırız. Yalan haber yaptığımızı iddia eden Adıyamanlı pirlerimiz de buna razıysa Pirler Meclisi’nde veya kendilerinin önereceği Pirlerin huzurunda birlikte dara durmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz. 29 Mart 2017

    Saygılarımızla /Pir Haber Ajansı

    ****

    Pir Ali BÜYÜKŞAHİN, Pir Naci DEDEOĞLU, Pir Garip BOZKURT, Pir Mahmut DOLAŞ ve Alevi Kültür Dernekleri Adıyaman şub. Baş. Rıza TANRIVERDİ’nin Pirha hakkında kamuoyu ile paylaştığı metnin tamamı aşağıdaki gibidir

    Kamuoyuna Duyurulur-

    21/02/2017 tarihinde Adıyaman Karapınar Cemev’inde Alevi Kültür dernekleri şubesinin düzenlediği Hızır etkinliğine, Vali, protokol, Sivil toplum kuruluşları, siyasi parti teşkilatları ve çok sayıda sivil halk ilgi göstererek yoğun bir kalabalık oluşturmuştu.

    İddia edildiği gibi konuk olarak gelen devlet erkanı, Dedeler postuna oturtulmadı. Çünkü post serilmedi. Cem amaçlı bir işlem yapılmadı. 12 Hizmet görülmedi, İkrar Cem’i veya Görgü Cem’i yapılmadı. Dolaysıyla Hızır lokması günü sadece bir etkinlik olarak düzenlenmiştir. İkram edilen Hızır lokmasından sonra konuşmalar yapıldı. Günün önemine ve Hz. Hızır’ın barışın, sevginin, hoşgörünün, birlik ve beraberliğin sembolü olduğuna ilişkin konuşmalar yapıldı. Daha sonra konukların isteği üzerine deyişler eşliğinde bir defaya mahsus semah dönüldü. Yani orada CEM amaçlı hiç bir şey yapılmadı.

    Ne var ki “Pirha – Pir Haber Ajansi” adlı haber sitesi ilgilileri konuyu başka yöne çekip, yanlış bir haber yaparak “Dedeler ile dernek başkanı Vali ve protokolü pir postuna oturttular” şeklinde yayınladıkları haberi gördük. Bundan Pirha – Pir Haber Ajansi adlı haber sitesi sahiplerini kınıyor ve üzüntülerimizi belirtiyoruz. Orada söz konusu edilen Dedeler ne yaptıklarının farkında ve bilincinde olan kişilerdir. Onları haksız yere eleştirmek yerine, Alevilerin sorunlarını dile getirmek ve çözüm yollarını aramak daha iyi olur diye düşünüyoruz. Gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek insani düşüncelere ve ALEVİLİK ilkelerine ters düşer. İnsanları yok yere karalamak ve İNCİTMEK ALEVİLİK inancında yoktur. ALEVİLİK’te sevgi, saygı, hoşgörü ve konukseverlik (Mihmandarlık) ilkeleri daima ön plandadır.

    Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur…….

    ****

    Sözkonusu haberimizi de hiçbir değişikliğe uğratmadan olduğu gibi burada görüntüleriyle birlikte bir kez daha yayınlayarak takdiri kamuoyuna, bizi takip eden okuyucu ve izleyicilere bırakıyoruz.

    XIZIR CEMİNDE VALİ, POSTA OTURDU

    PİRHA -Adıyaman Yeni Mahalle Cemevinde yapılan Hızır Ceminde bir skandal yaşandı. Cemde Adıyaman Valisi Abdullah Erin, Cemi yürüten Pir Ali Büyükşahin, Pir Garip Bozkurt ve zakirler ile birlikte Posta oturdu. Oysa Cemde posta pirler ve zakirler dışında kimse posta oturamaz. 

    Adıyaman Yeni Mahalle Cemevinde yapılan Hızır Ceminde Adıyaman Valisi Abdullah Erin’in posta oturması gözlerden kaçmadı.

    Adıyaman’da Yeni Mahalle Cemevinde Hızır cemi yapıldı. Yapılan Ceme Pir Ali Büyükşahin, Pir Garip Bozkurt, Pir Mahmut Dolaş, Adıyaman Valisi Abdullah Erin, Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcısı, Garnizon Komutanı, Emniyet Müdürü, CHP il ve ilçe yöneticileri, AKP il yöneticileri, Ülkü ocakları temsilcileri ve ilde bulunan birçok STK temsilcisi katıldı.

    Alevi Kültür Dernekleri Yeni Mahalle Cemevinde verilen lokmaya halkın yoğun ilgisi vardı. Cemevi salonunda verilen lokmaların ardından Hızır Ceminin yapılacağı salona geçildi.

    Burada açılış konuşmasını yapan AKD Adıyaman Şube Başkanı Rıza Tanrıverdi, Adıyaman’ın bütün kesimlerinden yurttaşların ceme katıldığından dolayı mutlu olduğunu ifade ederek ceme katılanlara teşekkür etti.

    Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin ise Hızır ayının hoşgörü ve darda olana yardımcı olmak olduğunu ifade ederek, Hızır orucu hakkında bilgi verdi. Pir Büyükşahin’in ardından cemevinde kurulan konuşma kürsüsüne çağrılan Adıyaman Valisi Abdullah Erin Cemevinde bulunan yurttaşlara hitap etti.

    Yapılan konuşmaların ardından Hızır Cemi yapılırken, cem sırasında Adıyaman Valisi Abdullah Erin’in, Cemi yürüten Pir Ali Büyükşahin, Pir Garip Bozkurt ve zakirler ile birlikte Posta oturması ise gözlerden kaçmadı.

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Katliamdan sorumlu karanlık güçleri devlet korudu’

    ‘Katliamdan sorumlu karanlık güçleri devlet korudu’

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi tarafından 22 kişinin hayatını kaybettiği Gazi Katliamı’nın 22. yıldönümü nedeni ile açıklama yapıldı.

    Dernek binasında yapılan açıklamada, yaşanan olay ve sonrasındaki gelişmeler yer verilirken, olayla ilgili görülen davalar, “hukuksuz bir biçimde sonuçlandı” denildi. PSAKD Malatya Şube Başkanı Mehmet Topal açıklama yaptı. Açıklamasında 4 güne yakın süren olaylarda 22 kişinin hayatını kaybettiğini 300’den fazla insanın yaralandığını hatırlatan Topal, o dönem olayın sorumlusu hiçbir üst düzey yetkilinin yargılanmadığına dikkat çekti.

    “SORUMLULAR YARGILANMADI”

    “Katliamın failleri olarak  yargılanan güvenlik görevlilerinden sadece ikisine sembolik ceza verilmesi, asıl sorumluların  yargıdan kaçırılması manidardır” diyen Topal sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizlerin beklentisi bu katliamı gerçekleştirenlerin, katliam emrini verenlerin, bütün sorumluların yargı önüne çıkartılıp hak ettiği cezaya çarpıtılması idi. Ancak öyle olmadı. Gazi davası sürecinde yaşanan hukuksuzluklar, bu provokasyonu gerçekleştiren karanlık güçlerin devlet tarafından korunduğunu gözler önüne serdi. Hayatını kaybeden tüm canların arkadan hatta tek kurşunla katledildikleri yapılan otopsi raporları ile kanıtlandı. İnsanlarımız, gençlerimiz ve genç kızlarımız polis copları altında saçlarından sürüklenerek postallar altında ezildiğine  coplar ve sopalarla dövülen bir genç kızımız öldü diye çöplüğe atıldığına dair görüntüleri bütün dünya televizyonlarda  gördü ve buna şahit oldu.”

  • ‘Sömürüye karşı Fatma Ana mücadelesi vereceğiz’

    ‘Sömürüye karşı Fatma Ana mücadelesi vereceğiz’

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreteryası, 8 Mart nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, zalimlere ve adaletsizliğe karşı durarak dayanışmayı güçlendireceklerini vurguladı. Açıklamada, Zeynep Anadan aldığımız düsturla, Zeynebi duruşumuzla, kadınların yaşam hakkını, eşit işe eşit ücret hakkını, kendi yaşamları hakkında kendi kararlarını verme haklarını savunacağız” denildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreterliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    Bursa’da Emekçi Kadınlar Günü etkinliği için çıktıkları yolda meydana gelen trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen emekçi 7 kadını anan Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreteryası, yaralı kadın emekçilere de acil şifalar diledi. 

    “FATMA ANA MÜCADELESİNİ TÜM HAKSIZLIKLARA KARŞI VERECEĞİZ”

    Türkiye’de her geçen gün artan ve meşrulaşan kadına yönelik şiddete, kadın cinayetlerine, emek sömürüsüne, haksızlıklar silsilesine seyirci kalmayan bir inancın talipleri olarak zalime karşı Zeynep Ana olacaklarını belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreteryası  açıklamasında şunları dile getirdi.

        “Erkeğin dişinin sorulmadığı muhabbetin dilinde buluşarak, Kadıncık Ana ile Hacı Bektaş Veli misali aslanlar ile ceylanların zıtlığını değil eşitliğini ortaya koyacağız. Biz Alevi kadınlar, tarihimizden, geçmişimizden aldığımız öğreti ile Fatma Ana mücadelesini tüm haksızlıklara karşı olduğu gibi kadın meselesinde de vereceğiz.”

    “KADINLARIN YAŞAM HAKKINI SAVUNACAĞIZ” 

    Biz Aleviler, Zeynep Anadan aldığımız düsturla kadın hak mücadelesinde öteden beri vardık, var olacağız” denilen açıklamada, “Zeynebi duruşumuz ile nerede bir mazlum varsa, nerede hakkı muktedirler tarafından gasp edilmiş bir Can varsa ona omuz verip birlik içerisinde mücadele ettik. Bunu en çok kadınlık onurumuz ile yaptık, yapacağız. Kadınların yaşam hakkını, eşit işe eşit ücret hakkını, kendi yaşamları hakkında kendi kararlarını verme haklarını savunacağız” ifadeleri kullanıldı.

    “KATLEDİLEN KADINLARIN HUKUK MÜCADELESİNE EL VERECEĞİZ”

    İstanbul Küçükarmutlu’daki evine yapılan baskında polis kurşunuyla hayatını kaybeden Dilek Doğan’ın katledilmesinin de hatırlatıldığı açıklamada, “Dilek Doğan nezdinde faşist ve erk zihniyet tarafından katledilmiş tüm kadınların ve onlardan geriye kalanların hukuk mücadelesine el vereceğiz. Kadın bedenine yönelik yapılan her türlü saldırıya karşı mücadele edeceğiz, kadınlığımızdan utanç değil onur duyduğumuzu meydanlarda haykıracağız” denildi.

    “DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİRECEĞİZ”

    Zalimlere ve adaletsizliğe karşı durarak dayanışmayı güçlendireceklerini vurgulayan Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreteryası açıkalamasında şu ifadelere yer verdi:

        “Sokaklarda, meydanlarda, evlerde, kurumlarda her yerde kadınlar birlik olacağız, diri olacağız! Çoğulcu, eşit, demokratik, özgür bir ülke için, erkeğin kadına üstünlüğünün olmadığı bir gelecek için, tekçi zihniyetten, erkek egemen zihniyetten kurtulmak için faşizmi ve diktatörlüğü yıkacak olan kadınlardır. ”   (N.M)

  • ‘Alevilerin Hüseyni duruşunun gereğidir Hayır’- VİDEO

    ‘Alevilerin Hüseyni duruşunun gereğidir Hayır’- VİDEO

    PİRHA- Almanya’da yaşayan Aleviler referandumda neden hayır diyeceklerini PİRHA’ya anlattı.

    İktidarın inşa etmeye çalıştığı diktatörlüğü kabul etmediklerini belirten Melek Ana, bunun Alevi felsefesine de ters olduğunu söyledi. Alevilerin cumhuriyet tarihi boyunca baskı altında kaldıklarını ve katliamlara uğradıklarını ifade eden Melek Ana, eşitliğe adalete ihtiyacı olan bir toplum olduğumuzu da sözlerine ekledi.

    Referandumun saltanatın kurumsallaşması olarak değerlendiren FEDA Pirler Kurulu Üyesi Mustafa Deprem de, insanlık değerlerinin saltanatın başına geçen kişinin gözlerinden değerlendirileceğinin altını çizdi. ”Hayır demek demokrasi ve insanlık görevidir” diyen Deprem , ”Görülüyor ki bir Kerbela olayı ile karşı karşıyayız’’ şeklinde konuştu. Ortadoğu’nun haritasının değiştirilmek istendiğine vurgu yapan Deprem, insanlığı yoketmek isteyen diktatörlüğe karşı birlikte mücadele etmenin Alevilerin Hüseyni duruşlarının bir gereği olduğunu söyledi.

    Pir Mustafa Aslan ise neden hayır dediğini şöyle ifade etti:

    ”Kirli bir savaş, zülüm altında bırakılan insanlık dramla karşı karşıya. Bunu sinsice bir politika ile ‘ben diktatörlüğümü size onaylatıyorum’ demeye getiriyor. Referandumla kendi zulmüne referans aramaktadır. Hak ve hakikattan kaynaklı varlık sebebimiz olan gerçeklere sahip çıkmak için hayır diyeceğiz. Zulüm hiçbir inancın özü değildir.”

    Pir Veli Uğur da Aleviliğin yaşamına aykırı bir sistem kurulduğunu belirterek, birazcık yoldan, erkandan nasibini alan bir Alevinin buna evet demeyeceğini ifade etti.

    Ayten Şimşir ise süreci sadece referandum üzerinden değerlendirmemek gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    ”Alevilere yönelik geliştirilen bir politika var. Alevi açılımından dem vurarak alanlarda politika yapan bir zihniyet kendi nefis deryasında boğulmak üzere. Aleviler başta olmak üzere diğer inançları yok sayan bir zihniyetle başbaşayız. Görevden alınan bir çok memur ne hikmetse Alevi-Kürt kökenli. Biz Aleviler hayır diyeceğiz.’’

    Elif Sonzamancı/LEVERKUSEN

    Haberin videosu:

  • ‘Zulmün bertaraf edilmesi için Hayır’

    ‘Zulmün bertaraf edilmesi için Hayır’

    PİRHA- Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Êzîdî Dernekleri Federasyonu (FKE) ve Kürdistan İslam Topluluğu’ndan (CÎK) oluşan Mezopotamya İnançlar Platformu referandumda hayır diyeceklerini açıkladı. Konuya yönelik yapılan basın açıklamasında ”Zulme karşı, hakikat yolunda zalimlere hayır diyoruz” denildi.

    Platform adına açıklamayı Mustafa Deprem okudu. Deprem 15 yıldır iktidarda olan AKP’nin farklı inançlara, etnik gruplara, işçilere, sanatçılara, akademisyenler ve gazetecilere yaşam koşulları bırakmadığını belirterek, kadına şiddetin de AKP döneminde arttığını söyledi.

    İnançların özü olan ahlakın, bu iktidar döneminde ayaklar altına alındığını savunan Deprem, şunları ifade etti:

    ”AKP eliyle dinler düşman ilan edilmiş, bu iktidar güçlendikçe inanç ve düşünce özgürlüğü ortadan kaldırılmıştır. Herkese ve her kesime demokrasi özgürlük diyerek, iktidara gelen bu hükümet  kendinden olmayan kesimleri yavaş yavaş derdest etmiştir. Kürt açılımı diyerek Kürtler, Alevi açılımı denilerek Aleviler üzerinde takiye yapılmıştır. Cami-cemevi projesi ile asimilasyon politikalarını zirveye taşımışlardır. İnanç özgürlüğü diyerek Hristiyan ve Êzidi inancına mensup halkları etkilemeye çalışmış,  sonra da miting meydanlarında Êzidiliği, Zerdüştlüğü düşman ilan etmiştir. Türk- İslam sentezi dışında olan ve kendisine biat etmeyen bütün islami kesimleri de baskı altına almıştır.”

    Deprem, referandum seçimlerinde ‘Hayır’ gerekçelerini ise şöyle açıkladı:

    ”Bizler Mezopotamya İnançlar Platformu olarak bu referandumda hayır, diyoruz.

    -Şehirlerin, mezarlıkların, ibadethanelerin yıkımına hayır diyoruz.

    -Kadınların, gençlerin ve çocukların katledilmesine hayır, diyoruz.

    -Halk tarafından seçilmişlerin hapishanelere doldurulmasına hayır, diyoruz.

    -Bilim insanlarının ve yüzbinlerce insanın haksız yere görevlerinden ihraç edilmesine hayır, diyoruz.

    -Gazetecilerin doğru haber yapma ve doğruları yazma haklarının ellerinden alınmalarına hayır, diyoruz.

    -Halklarımızın ve inançlarımızın üzerindeki zorbalığın ve zulmün bertaraf edilmesi için hayır diyoruz.

    -İslamı siyasetlerine alet ettikleri için hayır diyoruz.

    -Din adamlarının ve imamların istihbarat elemanı olarak kullanılmasına,  faşizm ve turanizme alet edilmelerine hayır diyoruz.

    -Diktatörlüğe, faşizme ve zulme karşı herkesi hayır demeye çağırıyoruz”

    Haberin videosu:

     

  • ‘Xızır, darda, zorda olanların yardımcısıdır’

    ‘Xızır, darda, zorda olanların yardımcısıdır’

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Xızır ayına ve Xızır’a ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. DAD, Xızır’ın darda, zorda, zulumatta olanların yardımcısı ve yoldaşı olduğunu kaydetti.   

    Alevilerin kutsal ayı olan Xızır ayında oruçlar tutulurken, Xızır cemleri de yapılıyor.
    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Xızır ayına ve Xızır’a ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Alevilerin inancının en yoğun yaşandığı aydır. Barışın paylaşımın, arınmanın ayıdır. Xızırın evlerimizi ziyaret ettiği, rüyalarımıza girdiği, sofralarımıza bereket verdiği aydır” denildi.

    Xızır’ın darda, zorda, zulumatta olanların yardımcısı ve yoldaşı olduğunu belirten DAD açıklamasında, Xızır için şu ifadelere yer verdi:

    “Alevi inancında Kır atına binen hızır, dağları taşları, karları, boranları, fırtınaları aşarak imdada yetişen aksakallı evliyadır. Kış’ı yaz’a,  karanlığı aydınlığa çıkaran nur ve sırdır. Adaletine ve bereketine oruçlar tuttuğumuz, kurban, lokma ve niyazlarımızı pay ettiğimiz, hasta ve yoksulları ziyaret ettiğimiz niyaz olduğumuz ayımızdır. Tüm alevi yol süreklerinin tuttuğu oruçlar, kestiği kurbanlar, pay ettiği lokmalar Hak, Hızır, Düzgün Baba, Munzur Baba, Ana Fatma katında kabul ola. Xızır darda, zorda zulumatta olana yardım ola. Barışa, kardeşliğe,  çözüme vesile ola.”  (N.M)

     

  • Alevilerden açıklama: KHK’lere boyun eğmeyeceğiz

    Alevilerden açıklama: KHK’lere boyun eğmeyeceğiz

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşeni olan dernek ve vakıfların başkanları ve üyeleri Alevi oldukları için KHK ile ihraç edilen kamu çalışanlarının tekrar işe dönmesi için bu akşam sokağa çıktılar. 

    Alevi derneklerine ve cemevlerine üye kamu çalışanlarının yeni KHK ile görevlerinden ihraç edilmelerini protesto etmek için İstanbul, Ankara, İzmir ve Ankara’da Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşeni olan dernek ve vakıflar sokağa çıkarak basın açıklaması yaptılar.

    ‘MESLEĞİMİZİN ELİMİZDEN ALINMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ’

    İstanbul’da Galatasaray Lisesi önünde bu akşam saat 18.30’da biraraya gelen Aleviler, “Boyun eğmiyoruz, haksızlıklara hayır diyoruz” şiarıyla açıklama yaptı.

    Açıklamaya PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Başkanı Aydın Deniz, ABF Kadın Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu, mesleklerinden ihraç edilen PSAKD Eğitim Sekreteri Songül Tunçdemir, İstanbul Kartal PSAKD yöneticisi Ali Haydar Sarıkuş, PSAKD Zeytinburnu Şube Yöneticisi Şahin Tümüklü ve çok sayıda alevi yurttaş katıldı.

    Açıklamada ilk olarak konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Başkanı Aydın Deniz, son yayınlanan KHK ile iş hakları gasp edilenler için burada olduklarını söyledi.

    Ardından ihraç edilen PSAKD Eğitim Sekreteri Songül Tunçdemir söz aldı. Tunçdemir konuşmasında, yüzyıllardır hep baskılara maruz kaldıklarını, sokaklarda patlayan bombalarla, ihraç edilmelerle susturulmaya çalışıldıklarını ifade ederek, “Yılmayacağız, mücadeleye devam edeceğiz. Direneceğiz ve geri döneceğiz.”dedi.

    İhraç edilen İstanbul Kartal PSAKD yöneticisi Ali Haydar Sarıkuş da, 15 yıllık eğitim emekçisi olduğunu ve bu süreçte iktidarın nitelediği gibi değil kendi anlayışlarıyla mesleklerini icra etiklerini belirtti. “Çalmadık, çırpmadık, yolsuzluk yapmadık. Kimse emeğimizi elimizden alamaz.Demokratik insanlar olarak direniş ve dayanışmayla onların iktidarını yıkacağız. Pir Sultan daima bizimledir. Yılmayacağız, direneceğiz.” şeklinde konuştu.

    İhraç edilen PSAKD Zeytinburnu Şube Yöneticisi Şahin Tümüklü ise kendi büyüttüğü canavarın kendisine başkaldırdığı bir 15 Temmuz darbesi yaşadıklarını vurgulayarak, “Kendi anlayışlarına karşı çıkanları tasfiye etmeye başladılar. Tasfiye edemediklerini de öldürmek gibi bir anlayışları var. Alevileri, kadınları LGBTİ’lileri yok ederek kendi tekçi zihniyetlerini devam ettirmeye çalıyorlar. Ama biz teslim olmayacağız.” dedi.

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan da bir konuşma yaptı. Kaplan, Türkiye’nin 15 Temmuz’dan bu yana ciddi bir travma yaşadığını belirterek, “Aslında gerçek darbeyi yaşıyoruz şu anda. 15 Temmuz’dan sonra alelacele kapatılan televizyonların mallarının TMSF’ye devredilmesi ve bunların satışa çıkarılması da bunun göstergesidir. Şu ana kadar 30 bine yakın kamu emekçisinin işine son verildi.” ifadelerini kullandı.

    Kaplan, 2 gün önce yayınlanan KHK ile bir çok eğitimcinin açığa alındığını söyleyerek, “Bizler bunu kabul etmeyeceğiz. İhraç edilen arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız. Bizler korkumuzu Hüseyin olduk Kerbela’da bıraktık, Pir Sultan olduk Sivas’ın zindanlarında bıraktık, Koray olduk Madımak’ta bıraktık, Berkin olduk meydanlarda bıraktık.” dedi.
    Basın açıklamasını ABF Kadın Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu okudu. Konuşmalar sırasında “Baskılar bizi yıldıramaz, direne direne kazanacağız” sloganları atıldı.

    İZMİR’DE AÇIKLAMA 

    İzmir de ise eski Sümerbank önü, konak Meydanı’nda toplanan Aleviler bir basın açıklaması yaptılar. ABF gençlikten Fazlı Aslan’ın yaptığı açıklamada, KHK’lerle işten ihraç etmelerin kendilerini yıldıramayacağını belirterek, iktidarın baskılarına boyun eğmeyeceklerinin altını çizdi.

    ANKARA’DA AÇIKLAMA

    KHK’lerle işlerinden ihraç edilen Alevi kamu çalışanları için Ankara’da da açıklama yapıldı. Bu akşam saat 17:30’da Yüksel Caddesi İnsan Hakları anıtı önünde biraraya gelen Alevi kurum temsilcileri ve üyeler, iktidarın baskısını protesto ettiler.
    Ankara’daki açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Dr. Tuncer Baş, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun Onursal Başkanı Turgut Öker, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından Kemal Bülbül, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın eski Başkanı Ercan Geçmez de katıldı.

    Bir basın açıklaması yapan ABF Genel Başkanı  Muhittin Yıldız, ilerici, solcu, Alevi kamu çalışanlarının işten atılmasının kabul edilemeyeceğini belirterek, KHK’lerle işten atılanların işe geri dönmesi için direnişi sürdüreceklerini kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Aleviler ihraçlara karşı bugün alanlara çıkıyor

    Aleviler ihraçlara karşı bugün alanlara çıkıyor

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşeni olan dernek ve vakıflar bugün (9 Şubat) Alevi oldukları için KHK ile ihraç edilen kamu çalışanlarının tekrar işe dönmesi için açıklama yapacaklar. 

    Alevi derneklerine ve cemevlerine üye kamu çalışanlarının yeni KHK ile görevlerinden ihraç edilmeleri Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşeni olan dernek ve vakıfları harekete geçirdi.

    İhraçlara sert tepki gösteren Federasyon Genel Başkanı Muhittin Yıldız yaptığı açıklamada, bugün ABF bileşenleri Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel başkanı Tuncer Baş, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ve MYK üyeleriyle birlikte KHK ile işlerinden ihraç edilen Alevi yöneticilerin tekrar işlerine dönmelerini isteyeceklerini  bildirdi.

    Yıldız, açıklamaların eş zamanlı olarak İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana’da yapılacağını kaydetti.

    Bu arada, ABF’nin bildirdiğine göre, İstanbul’da Galatasaray Lisesi önünde bu akşam saat 18.30’da “Aleviler boyun eğmiyor, haksızlıklara hayır diyor” şiarıyla açıklama yapılacak.   (N.M)

     

     

  • 18 barodan açıklama: Diktatörlüğe dönüştürür

    18 barodan açıklama: Diktatörlüğe dönüştürür

    Aralarında İzmir ve İstanbul barolarının da bulunduğu 18 baro tarafından yapılan ortak açıklamada ‘başkanlığı’ içeren anayasa değişikliğinin demokratik sistemin ortadan kaldırılması olduğu belirtilerek, “Bir kişi dünyanın en demokrat insanı bile olsa bu kadar yetki ve sorumsuzlukla yine bir diktatöre dönüşeceği açıktır” denildi.

    Ege ve Marmara bölgesinden 18 baro başkanı, ‘başkanlığı’ da içeren anayasa değişikliği referandumuna ilişkin Genişletilmiş Ege ve Marmara Bölge Baro Başkanları Toplantısı’nda bir araya geldi.

    Toplantının ardından hazırlanan ortak metinde, değişikliğin demokratik sistemi ortadan kaldıracağı ve sonucunun diktatörlük olacağı vurgulandı.

    Ortak metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Ülkemiz anayasa değişikliği adı altında Hükümdar yetkilerine sahip, ama adı Cumhurbaşkanı olan, bütün erkleri elinde bulunduran tek kişinin iktidarına sürüklenmektedir. Bu, süslenmiş anayasa paketi adı altında halkımızın oyuna sunulmaktadır.

    Anayasalar toplumsal uzlaşma ve mutabakat metinleridir. Oysa bu Anayasa değişikliği, henüz teklif aşamasında bile toplumu birleştirmek yerine ayrıştırıp bölmeye başlamıştır. Yetkisini anayasadan alan ve görevi insan haklarını savunmak olan Barolar olarak görmekteyiz ki, bu anayasa değişiklik paketi halkımızın hiçbir temel sorununa çözüm getirmediği gibi, kuvvetler birliği sistemi getirmekle parlamenter demokrasimizi ortadan kaldırmaktadır.

    Ülkeyi ve insanlarının hak ve özgürlüklerini bir kişiye teslim etme girişimidir. Bu bir kişi dünyanın en demokrat insanı bile olsa bu kadar yetki ve sorumsuzlukla yine bir diktatöre dönüşeceği açıktır. Parlamenter demokratik sistemin ortadan kaldırılması girişimidir.

    Cumhuriyetin kurucu değerlerine saldırıdır. Sadece yürütme yetkisini değil, yasama ve yargıyı da tek elde toplamaktır. Yurdumuzu ve milletimizi bir tek kişinin iradesine ve insafına bırakacak bu değişiklik önerisine sessiz kalmıyoruz. Bu ne bir kişinin, ne bir partinin meselesidir. Bu ne iktidar, ne de muhalefetin yanında olmak değildir. Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğinin yanında olmaktır. Meselemiz, memleket meselesidir ve bu memleket hepimizindir.”

    Açıklamada imzası bulunan baroların isimleri şöyle:

    Aydın Barosu, İstanbul Barosu, Antalya Barosu, Ankara Barosu, Balıkesir Barosu, Bilecik Barosu, Bursa Barosu, Çanakkale Barosu, Denizli Barosu, Edirne Barosu, İzmir Barosu, Kırklareli Barosu, Kocaeli Barosu, Manisa Barosu, Muğla Barosu, Sakarya Barosu, Tekirdağ Barosu, Yalova Barosu

  • Hakka yürüyen Cilasun dede için DAD açıklama yaptı

    Hakka yürüyen Cilasun dede için DAD açıklama yaptı

    PİRHA-Alevi Piri Ali Haydar Cilasun’un hakka yürümesi vesilesiyle  (DAD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı.

    27 Aralık 2016’da hakka yürüyen ve Almanya’nın Başkenti Berlin’de sırlanan Alevi Piri Ali Haydar Cilasun’un hakka yürümesi vesilesiyle Demokratik Alevi Derneği (DAD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı.

    DAD Genel Merkezi tarafından yaptığı yazılı açıklamada, “Yol ulumuz Pirimiz Ali Haydar Cilasun hakka yürüdüğü haberini üzüntü ile aldık. 90 yıllık ömrünü Alevi yoluna ve felsefesine adamanın yanında mazlumların saflarından hiç ayrılmayan pirimiz, biz yol taliplerine büyük değerler bırakarak dünyasını değiştirmiştir. Ak sakalındaki nurla her daim yolumuza ışık olmuştur. Başta Aleviler olmak üzere tüm ezilen halklarımızın başı sağ olsun. Nur içinde yatsın devri daim olsun” denildi.

    (my/

     

  • DAD: Zulme boyun eğmeyeceğiz

    DAD: Zulme boyun eğmeyeceğiz

    PİRHA-Demokratik Alevi Derneği Genel merkezi yazılı bir açıklama yaparak son zamanlarda Aleviler üzerinde artan nefret söylemi, gözaltı ve yargılamalara tepki gösterdi.

    Yapılan yazılı açıklamada “Alevilere dönük baskı ve tehditler iktidarlar tarafından sistemli bir şekilde yürütülmektedir. Alevi temsilcilerinin olmadığı her platformda Alevilerin değerleri tartışılıyor ve her türden hakaret ve tehdit yapılıyor. Bu durumu kabul etmediğimizi ve şiddetle kınadığımızı paylaşmak istiyoruz” denildi.

    “Aleviler eski Aleviler değildir” denilen açıklamanın devamında “Bir yanağına vurulduğunda diğer yanağını göstermenin anlamı kalmadığının farkındalar. Zora ve zulme boyun eğmenin zalimin safında olmak olduğunu, bundan sonra dosta dost, düşmana düşman ilkesiyle hareket edeceğiz” denildi.

    Aleviler olarak eşit yurttaşlık hak ve özgürlüklerimize sahip olmak ve kullanmak istiyoruz denilen açıklamada son olarak “iktidarı toplumsal kutuplaştırma çalışmalarından vazgeçmeye, cihatçı ve selefi örgütlenme zeminini yaratmaya son vermeye çağırıyoruz. Son zamanlarda Alevi yurttaşlara dönük gözaltı, tutuklama ve yargılamaları kabul etmiyor ve buna son verilmesini bekliyoruz. Bu antidemokratik uygulamalara karşı sessiz kalmayacak ve her türlü demokratik tepkiyi göstereceğimizin bilinmesini istiyoruz” denildi.

  • Dolar ve euro yeniden yükseldi

    Dolar ve euro yeniden yükseldi

    ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Janet Yellen’in faiz artışlarının beklentilerden daha hızlı yapılması gerektiğini belirten konuşmasının ardından küresel piyasalarda yükselen dolar 3.80 lirayı, euro da 4.05 lirayı aştı.

    Fed Başkanı Janet Yellen, yaptığı bir konuşmada faiz oranlarını “önümüzdeki iki yıl içinde bir kaç kez” artırmasını beklediğini ifade etti. Yellen, faiz artışlarını yapmakta gecikmenin, enflasyon ve mali istikrarsızlık nedeni olabileceği uyarısında bulundu.

    Fed Başkanı’nın açıklamalarının ardından yükselen dolardaki artış, “güçlü dolar hakkında endişelerini” açıklayan Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna yalnızca bir gün kalması nedeniyle sınırlı kaldı.

  • Kılıçdaroğlu ile Bahçeli görüştü

    Kılıçdaroğlu ile Bahçeli görüştü

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Lider Devlet Bahçeli, anayasa değişiklik teklifinin ikinci turu öncesi Meclis’te bir araya geldi. 43 dakika süren görüşmeden sonra Kılıçdaroğlu, “Anayasa değişikliğine ilişkin kaygılarımı paylaştım” açıklamasında bulunurken, Bahçeli ise açıklama yapmayarak tek cümleyle “Sayın genel başkan gerekeni söyledi” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün Genel Kurul’da başlayacak anayasa değişikliği görüşmelerinin ikinci turu öncesi Meclis’te bir araya geldi. Bahçeli’nin makam odasına liderler içeri girerken, grup başkanvekilleri içeri girmedi. İki lider arasındaki görüşme 43 dakika sürdü.

    KILIÇDAROĞLU: KAYGILARIMI PAYLAŞTIM

    Görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu açıklama yaptı. Çok kısa bir açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, “MHP demokrasi tarihinin çok önemli bir partisidir. Bugünlerde benim şahsen görüşmeye ihtiyacım vardı. Sayın başkanı ziyaret ettim. Lütfedip kabul ettiler. Anayasa değişikliğiyle ilgili kaygılarımı kendisiyle paylaştım, kendisine teşekkür ederim” dedi.

    BAHÇELİ’DEN TEK CÜMLE

    Bahçeli ise, gazetecilerin “Sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?” sorusuna “Sayın Genel Başkan gerekeni söyledi” cevabını verdi.

  • Kılıçdaroğlu ile Bahçeli görüştü

    Kılıçdaroğlu ile Bahçeli görüştü

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Lider Devlet Bahçeli, anayasa değişiklik teklifinin ikinci turu öncesi Meclis’te bir araya geldi. 43 dakika süren görüşmeden sonra Kılıçdaroğlu, “Anayasa değişikliğine ilişkin kaygılarımı paylaştım” açıklamasında bulunurken, Bahçeli ise açıklama yapmayarak tek cümleyle “Sayın genel başkan gerekeni söyledi” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün Genel Kurul’da başlayacak anayasa değişikliği görüşmelerinin ikinci turu öncesi Meclis’te bir araya geldi. Bahçeli’nin makam odasına liderler içeri girerken, grup başkanvekilleri içeri girmedi. İki lider arasındaki görüşme 43 dakika sürdü.

    KILIÇDAROĞLU: KAYGILARIMI PAYLAŞTIM

    Görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu açıklama yaptı. Çok kısa bir açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, “MHP demokrasi tarihinin çok önemli bir partisidir. Bugünlerde benim şahsen görüşmeye ihtiyacım vardı. Sayın başkanı ziyaret ettim. Lütfedip kabul ettiler. Anayasa değişikliğiyle ilgili kaygılarımı kendisiyle paylaştım, kendisine teşekkür ederim” dedi.

    BAHÇELİ’DEN TEK CÜMLE

    Bahçeli ise, gazetecilerin “Sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?” sorusuna “Sayın Genel Başkan gerekeni söyledi” cevabını verdi.

  • Yargıçlar Sendikası: Tepki göstermek yurttaşlık görevidir

    Yargıçlar Sendikası: Tepki göstermek yurttaşlık görevidir

    Yargıçlar Sendikası anayasa değişikliğine tepki gösterdi. Yapılmak istenen anayasa değişikliğinin otoriter yönetimi öngördüğü ifade edilen açıklamada, “Baskı düzenin devamlı kılınması ortamında bu Anayasa değişikliği halka rağmen nasıl gerçekleştirilecektir?” diye soruldu.

    Evrensel’in aktardığına göre, değişiklikle bütün yetkilerin cumhurbaşkanında toplanacağı, cumhurbaşkanının “tek seçici-tek belirleyici-tek sınırlayıcı” olacağı bunun da baskı rejimi olacağı uyarısı yapılan açıklamada, “Ülke yönetimine dair tüm yetkilerin tek kişide toplanması ulusal egemenlik hakkının devri ve demokrasiden vazgeçmek demektir” denildi.

    Anayasa değişikliğinin ‘yangından mal kaçırırcasına’ ülke gündeme sokularak, halkın demokrasi ve özgürlük talebi başta olmak üzere, geniş halk kitlelerine hiç bir şey sunmadan çıkarılma aşamasına gelindiği ifade edilen açıklamada, “OHAL koşullarında yapılacak bu değişiklik, içerdikleri ve temel amacı ile otoriter ve teokratik bir yönetim yaratmaktan başka bir sonuç vermeyecektir. Bu tutuma tepki göstermek her yurtseverin yurttaşlık ödevidir” denildi.

  • Eğitim-Sen: KHK’larınıza teslim olmayacağız

    Eğitim-Sen: KHK’larınıza teslim olmayacağız

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN), binlerce kamu çalışanının hukuksuz OHAL KHK’ları ile işten çıkarılması ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. “KHK’larınıza teslim olmayacak, zulmünüze boyun eğmeyeceğiz!” başlıklı açıklamanın tamamı şöyle:

    “ZULMÜNÜZE BOYUN EĞMEYECEĞİZ!”

    “6 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan 679 sayılı KHK ile yine binlerce kamu emekçisi haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edildi.

    Son ihraç dalgasının içerisinde, yaşamları boyunca emekten, demokrasiden ve barıştan yana olan 44’ü akademisyen ve 2’si idari personel olan üyelerimiz de yer almıştır. Amasya Üniversitesi’nden 1, Ankara Üniversitesi’nden 9, Gazi Üniversitesi’nden 1, Ege Üniversitesi’nden 7, Mardin Artuklu Üniversitesi’nden 12, Munzur Üniversitesi’nden 11, Muş Alparslan Üniversitesi’nden 2, Selçuk Üniversitesi’nden 1 akademisyen üyemiz ihraç edilmiştir. Munzur Üniversitesi’nde idari personel olarak görev yapan Şube Sekreterimiz ve yine aynı üniversitede idari personel olarak görev yapan, aynı zamanda da sendikamız Yükseköğretim Bürosu’nda çalışmalarımıza katkı sunan bir üyemiz de ihraç edilmiştir.

    Bugüne kadar yayınlanan KHK’lar ile MEB bünyesinden toplam 30514 öğretmen, yükseköğretim alanında ise toplam 4504 akademisyen ve 1096 idari personel ihraç edilmiştir. Sendikamız üyelerinden ise 747 öğretmen, 117 akademisyen ve 8 idari personel olmak üzere toplam 872 üyemiz ihraç edilmiştir. İstatistiğin zihinlerde yarattığı o duygusuz mesafe kimseyi yanıltmamalıdır! 872 üyemizin her biri yıllardır el ele verdiğimiz, aynı derdi paylaştığımız mücadele arkadaşımızdır.

    Yaşanan bu hukuksuzluk bir kez daha göstermiştir ki savaşa karşı barışın sesi olan, hukuk tanımaz rektörlere boyun eğmeyen, bilim özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü için mücadele eden, cübbesine iktidar iliği açmayan akademisyenler düşüncelerinden dolayı sistematik biçimde baskıya maruz kalmakta, ihraç edilmektedir.

    “AKADEMİK ÖZGÜRLÜKLER AYAKLAR ALTINA ALINMAKTADIR” 

    Üstelik yaşananların vahameti öyle noktalara ulaşmıştır ki Ege Üniversitesi Rektörlüğü daha önce hiçbir üniversitede yaşanmayan bir skandala imza atmıştır. Rektörlüğün savcılıkla yürüttüğü sözlü görüşmeler sonucunda ortada yazılı herhangi bir talimat vb. olmaksızın, ihraç edilen üyelerimizin odalarının kilitleri değiştirilmiş ve üyelerimizin odalarına girmesi engellenmiştir. Bu süre zarfında ise savcılık, rektörlük tarafından suç duyurusu yapılacağını belirtmiş ve odalarda arama yapılabilmesi için bu suç duyurusunun yapılmasını beklemiştir. Dolayısıyla, yaratılan fiili duruma uygun yargı kararı yaratılmıştır. Ege Üniversitesi Rektörlüğü, elinde hiçbir kanıt olmadan bugün(09.01.2017) suç duyurusunda bulunmuş, akademik özgürlükleri ayaklar altına almıştır.

    YÖK ise kuruluş felsefesine uygun biçimde tarihsel misyonunu yerine getirerek sorgulamayan, eleştirmeyen, iktidarın hassasiyetlerini gözeterek düşünen “makbul akademi” yaratmanın derdine düşmüştür.

    Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki baskıyla, tehditle, ihraçla, açığa almakla hiçbir üyemize diz çöktüremeyecek, hiç birini yalnızlaştıramayacaksınız! Akademiyi dört duvar arasına sıkıştırmanıza ve üyelerimizi hakikat arayışından koparmanıza izin vermeyeceğiz! Bu hukuksuzlukların üstesinden hep birlikte, el ele vererek ve örgütlü mücadelemizi yükselterek geleceğiz!”

  • FEDA katledilen 3 kadın devrimciyi anacak

    FEDA katledilen 3 kadın devrimciyi anacak

    9 Ocak 2013 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te katledilen üç Kürt kadın devrimci için bir açıklama yayınlayan Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) “Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez’i saygı ve nimetle anıyoruz. Mücadelelerini inandığımız yolla yaşatacağız” ifadesini kullandı.

    FEDA açıklamasında, Paris katliamının arkasındaki güçlerin yargılama sürecinde ortaya çıkarılmadığı ifade edilerek, en son tetikçi Ömer Güney’in mahkemenin başlamasına az bir zaman kalan ölmesinin kaygı ve kuşku yarattığı belirtildi. Bu durumun Fransız adaletine gölge düşürdüğünün kaydedildiği açıklamada “Ömer Güney’in normal bir hastalık ile ölmesi bu davanın tarihsel haklılığını ortadan kaldırmaz tam tersine insanlık bu tarihi davaya şahitlik etmeye davam edecektir” vurgusunda bulunuldu.

    “DAVANIN TAKİPÇİSİYİZ”

    Bu davanın sonuçlanıp gerçeklerin gün yüzüne çıkacağı güne kadar takipçisi olacağını belirten FEDA, “Bizim demokratik talebimiz budur. Bu sessizlik ve suskunluğun arkasında ‘devletleri ve katilleri koruma, kollama’ anlayışının sürdürülmesindeki ısrar ‘ekonomik, askeri, siyasi çıkar ilişkileri’ dokunulmaz kılmaktan başka bir şey değildir. Kimler korunuyor ve ne uğruna korunuyor. Şimdiye kadar bu tarihi davanın görülmemesi ‘koruma kollama’ anlamına gelir” açıklamasında bulundu.

    Açıklamada son olarak şunlar ifade edildi:

    “Mezopotamya ve Anadolu Alevi Kürt Kızılbaş İnanç Topluluğu olarak, “bu üç Kürt devrimci kadına yapılan katliamı kendi inancımıza ve değerlerimize yapılmış bir katliam olarak görüyoruz. Bunun için FEDA olarak, 7 Ocak Paris yürüyüşüne üç canımızın anısına bağlı kalmak için ‘katil-tetikçi Emevi-Muaviye’ zalimlerden mazlumun ahını sormak için başta Fransa’da yaşayan Aleviler olmak üzere Avrupa’daki tüm Alevi canları katılmaya çağırıyoruz.” (S.K)

     

  • İzmir valisinden açıklama

    İzmir valisinden açıklama

    Vali Ayyıldız, “Elde olan verilere bakılarak eylemi yapanın PKK olduğu değerlendirilmektedir. Şehit polisimizin şüphesi sonucu asıl saldırı engellendi. Başka bir yerde eylem olma ihtimaline karşı tam bir teyakkuz halindeyiz” dedi.

    İzmir Valisi Erol Ayyıldız, saldırı ile ilgili şu bilgileri verdi:

    “Bayraklı Adliyesi’nin önünde bir araç geçerken polis noktasında durdurmak ve aramak istenmesi sonucu çatışma çıktı. Bu çatışma sonucu bombalı araç patlatıldı. Maalesef çıkan çatışma sonucu bir polis bir mübaşir şehit oldu. 5 yaralı var bazılarının durumu ağır.  Yanlarında iki adet kaleşnikof tüfek sekiz tane fişek ve el bombaları, tahmin ediyorum sekiz tane de el bombası ele geçirildi. Teröristlere ait olduğunu değerlendirdiğimiz bir araç daha kontrollü bir şekilde patlatıldı. Elde olan verilere bakılarak eylemi yapanın PKK olduğu değerlendirilmektedir. Şehit polisimizin şüphesi sonucu asıl saldırı engellendi. Aracı durdurmak istemesi sonrası teröristler kaçıyor. Aracı patlatıyorlar. Şehit kardeşimiz karşılık veriyor.

    Tüm imkanlar ve ihtimaller değerlendiriliyor. Üçüncü şahıs… Olabilir veya olmayabilir. Başka bir yerde eylem olma ihtimaline karşı tam bir teyakkuz halindeyiz. İnşallah varsa yakalanır.”

    RTÜK olay yeri görüntüleriyle ilgili geçici yayın yasağı getirdi.

  • ‘Laikliği savunmak her yurttaşın görevidir’

    ‘Laikliği savunmak her yurttaşın görevidir’

    Mersin Halkevleri, geçtiğimiz günlerde İstanbul Okmeydanı’nda bir kahvede “cihatçı çetelere karşı laikliği savunacağız” içerikli bir bildiriyi okudukları için gözaltına alınan iki halkevi üyesi Ayşegül Başar ve Hamit Dişkaya’nın tutuklanmasını protesto etti.

    Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde dernek adına açıklama yapan Şamil Işık Cevahir “ bu ülkede devlet işine başlayan herkesin ettiği yeminde yer alan ilkelerden biri de laikliktir. Laikliği savunmak her yurttaşın görevidir. Anayasada yer alan laikliği savunmak suç sayılamaz” dedi.

    “Laiklik toplumsal barışın da, demokrasinin de ön koşuludur” diyerek sözlerine devam eden Cevahir “Ekonominin çöktüğü, ülkenin kan gölüne çevrildiği günlerden geçiyoruz. Aydınları, gazetecileri, milletvekillerini, öğrencileri, gençleri, demokratları cezaevine tıkayan bu anlayışa karşı birlikte kardeşçe özgür bir yaşamı savunacağız” dedi.

    İki dernek üyesinin serbest bırakılmasını isteyen Cevahir “ Cihatçı katilleri ülkemizden çıkarın, katliamın faillerini yakalayın. Halkı kin ve nefrete teşvik eden yandaş medyayla, halka saldırmaktan vazgeçin. Her katliam sonrası devrimci ve yurtseverlere saldırmaktan vazgeçin. Bizler gerici ve yobazların bu ülkeyi mahvetmesine izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Diren Keser-MERSİN