Etiket: AKD

  • Kritik bir dönemde Alevi Bektaşi Federasyonu’nu parçalama girişimi

    Kritik bir dönemde Alevi Bektaşi Federasyonu’nu parçalama girişimi

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkez, yazılı bir açıklama yaparak, ABF’de görev alan yönetim, denetleme, disiplin kurulu asil ve yedek üyelerinin görevlerinden istifa etmelerine karar verdiklerini duyurdu. AKD açıklamasında, ABF’nin mevcut yapısının Alevilerin birikmiş çözüm bekleyen sorunlarına çözüm bulmaktan uzak, ideolojik temelli sen-ben kavgasına sürüklendiğini, yeni bir çalışma üretemediğini iddia etti.

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkez Yönetim Kurulu, yazılı bir açıklamayla ABF’de görev alan yönetim, denetleme, disiplin kurulu asil ve yedek üyelerinin görevlerinden istifa etmelerine karar verdiklerini bildirdi.

    ‘ABF’NİN İTİBARI KALMADI’ SUÇLAMASI

    ABF’nin yalnızlaştırıldığını, itibarının kalmadığını, mali kaynakların çar çur edildiğini, ABF’nin borç bataklığına çekildiğini öne süren AKD, açıklamasında  “Alevi kurumlarının bir kuvvet olduğunu anlayan siyasi oluşumların yapılarımıza sızmaya başlaması örgütlerimizin zayıflamasına ve giderek ana eksenlerinin kaymalarına neden olmaya başladı” suçlamasında bulundu.

    AKD’YE GÖRE ABF ALEVİLİĞİ SİYASALLAŞTIRMIŞ!

    ABF üzerinden yürütülmeye çalışılan Aleviliğin siyasallaştırıldığı, bazı marjinal siyasi yapılara eklemlendiği de iddia edilen açıklamada, ABF’nin mevcut yapısının Alevilerin birikmiş çözüm bekleyen sorunlarına çözüm bulmaktan uzak ideolojik temelli sen-ben kavgasına sürüklendiği öne sürüldü.

    AKD BÖLGESEL ŞUBE BAŞKANALRIYLA TOPLANTI YAPACAK

    AKD Yönetim Kurulu, saydığı gerekçeler üzerine ABF’de görev alan yönetim, denetleme, disiplin kurulu asil ve yedek üyelerinin görevlerinden istifa etmelerine ve mevcut ABF oluşumundaki yerlerinin değerlendirilmesi ve örgütsel geleceklerinin tartışılmasını sağlamak amacıyla bölgesel şube başkanları ile toplantılar yapılmasına karar verdiklerini açıkladı.    (HABER MERKEZİ)

  • AKD Tarsus Şube’nin olağanüstü kongresi ertelendi

    AKD Tarsus Şube’nin olağanüstü kongresi ertelendi

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Tarsus Şubesi’nin Olağanüstü Kongresi çoğunluk sağlanamadığı için ertelendi. 504 üyeden 150’sinin hazır bulunduğu kongre 30 Nisan pazar gününe alındı.

    3 yönetim kurulu üyesinin istifası sonucu genel merkez kararıyla olağanüstü kongre kararı alınmıştı. PİRHA’ya açıklama yapan bölgeden sorumlu genel merkez yöneticisi Ali Özveren yaşanan sorunların giderilmesi ve daha güçlü bir yönetim oluşturmak için olağanüstü kongreye gidildiğini belirterek, 30 Nisan pazar günü kongrenin salt çoğunluk aranmaksızın gerçekleşeceğini ifade etti.

    Diren Keser/MERSİN

     

  • Mehmet Bozkurt’tan AKD ve Doğan Demir’e çağrı!-VİDEO

    Mehmet Bozkurt’tan AKD ve Doğan Demir’e çağrı!-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Derneği’nin kapatılan Karşıyaka Cemevi Şube Başkanı Mehmet Bozkurt, AKD genel merkezinin kararını PİRHA’ya değerlendirdi. İnanç kurulunda pirlere ve dedelere gittiklerini belirten Bozkurt; “İnanç kurulunda maruzatımızı dilimiz döndükçe anlattık. Dara durmak istediğimizi söyledik, ‘dar’ın tek taraflı olmayacağını ve genel merkezi de çağırıp bir karara varacaklarını’ söylediler. Biz onların kararına bağlı ve sadık kalacağız” dedi.

    Yakın zamanda genel kurulunu yaparak yeni yönetimini  belirleyen AKD Karşıyaka şubesi genel merkez tarafından kapatılmıştı. AKD genel merkezi yaptığı yazılı açıklamada, kapatmaya gerekçe olarak genel kurulda tüzüğün açıkça ihlal edildiğini belirtmişti.

    “İHRAÇ EDİLMEN GEREKİYOR DENDİ”

    Sözlerine Yamanlar cemevindeki 1.5 yıllık yönetimi zamanında AKD genel merkezi tarafından rahat yüzü verilmediğini belirten Bozkurt, “Alevilerin derdi örgütlenip, güçlenmek iken, Doğan Demir kendi yönetebileceği ve şahsını makamında tutabileceği örgütleri güçlendirip diğerlerini ise küçültüp kontrol etmeye çalışıyor. Yönetime  geldiğimiz günden beri bizi siyasete malzeme edip yaptırımlar uygulayarak bizi halktan uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu çabaları halk tarafından boşa çıkarılınca da inancımızda ve tüzükte de olmayan yöntemlerle şubeyi dağıtmaya çalışıyor” diye belirti.

    Üyeliği düşürülen ve disipline sevk edilen Bozkurt, disiplin kurulunun kendisinin ihracı ile ilgili hiçbir şeyi açıklayamadığını belirterek, “Disiplin kuruluna neden ihraç edildiğimi sorduğumda ‘özür dileriz ama ihraç edilmen istendi onu yapıyoruz’ cevabı verildi. Disiplin kurulunda olan başkan İstanbul Maltepe belediyesinde meclis üyesi, diğeri Buca’da kantin müdürü. Şimdi soruyorum meclis üyesi ve kantin şefini disiplin kuruluna getirip iş ve siyasi rantla bağlarsan disiplindeki işleyişi ve hakkaniyeti nasıl sağlar?” diye çağrıda bulundu.

    “DOĞAN DEMİR’İN YANLIŞLARINA DUR DEDİK”

    Genel kurul kararı alındığını ve AKD’nin kurula müdahale ettiğini belirten Bozkurt; “AKD genel merkezi yine siyasetle olan işbirliğini devam ettirdi. Genel kurul kararı alındığı zaman Doğan Demir buradaki ilçe başkanı ve Bayraklı Belediyesi ile birlikte liste oluşturdular. Seçim günü Bayraklı Belediyesinin Başkanı korumaları ve güçleriyle seçime dahil olmalarına rağmen 273 oy farkla yönetimi aldık” dedi. Seçimin iptalinine gidilmesi dahil hiçbir hukuki açık bulunmayınca tek çare olarak şubenin feshedildiğini belirten Bozkurt “Düşünün ki; 3000 üyesi, arabası, parası olan ve öğrencilere burs ile ders veren bir aktif kurumu işlevsiz ve atıl diye fesh ediyorsun. Aynı gün ise işlevsiz ve atıl dediğin derneğin yerine başka bir şube açıyorsun. Hemde aynı yerde ve aynı mahallede. Peki buna kim inanır? Burada Doğan Demir’in bizim halkla bütünleşmemizden ve inancımızı sahiplenmemizden olan rahatsızlığını görüyoruz. Asıl rahatsızlığı ise 60 delegemizin genel merkez seçimlerinde Doğan Demir’e dur diyecek bir örgüt olmasıdır. Çünkü biz; çıkar ve menfaat gözetmeden haklının yanında olması gereken bir tutumun takipçiyiz. İşte bu yüzden bizden kurtulmanın başka yolunu bulamadığından bizleri tasfiye etti” diye belirtti.

    “HALK BİZE VE ŞUBEMİZE SAHİP ÇIKTI”

    İzmir Alevi Kültür Derneği adında yeni bir dernek açtıklarını belirten Bozkurt; “Yeni derneğimizi açmadan önce üyelerimizle durum değerlendirme toplantısı yaptık. Bütün üyelerimiz hizmetlerimizin, yeni oluşacak derneğimizin takipçisi ve destekçisi olacaklarını belirttiler. Biz hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edip hizmet veriyoruz. Genel merkez işlevsiz ve atıl dediği şubenin tekrar peşine düşmüş durumda. Ne istiyorsunuz bizden? Bizleri insanlarımızla başbaşa bırakın” diyerek tepkisini dile getirdi. Genel merkezin kendilerinden kurtulduğununu dile getiren Bozkurt “Biz 16 öğrenciye burs veriyorduk. Her ayın belli günü hesaplarına para yatıyordu. Düşünün bu ayda öğrencilerin bu parada gözleri ve beklentileri var ama siz şubenin parasına el koyuyorsunuz. Burada çalışan 4 tane emekçi insanımız var. Genel merkez bu paraya el koyarken, emek ve hizmet eden bu 4 candan helallik alma ihtiyacını duymadı mı? Çalışan sigortalı canımızın işine son verilip ve hakkı teslim edilmeden bu yapılan emeğe ne kadar saygıdır Doğan Demir ve GYK” diye seslendi.

    “KİMSENİN DEĞİL KENDİMİZİN ALEVİSİ OLACAĞIZ”

    Bütün bu yapılanların haksız ve mesnetsiz olduğunu düşündükleri için hukuki itirazların yapıldığını belirten Bozkurt; “Derneğimizin işlevsiz ve atıl olmadığı, faaliyet raporları ve genel kurula katılan üye sayısının açık olduğu evraklarla hukuki itirazlarımızı yaptık. Sanırım kısa sürede yürütmeyi durdurma kararı çıkar. Bugün de birbirimizi daha fazla sahiplenme, daha fazla safları sıklaştırma ve yan yana durma ihtiyacı dururken ne yazık ki Doğan Demir bizi birbirimize düşürmenin yolunu tercih ediyor. Böylesi seçim arefesinde, olağanüstü süreçlerde bizi bizlerle uğraştırmaya çalışıyor. Bizler burada bize ihtiyaç hissedilmediği an, halkın bizi sahiplenmediği an onurlu insanlar olarak görevi sahiplerine yani asil üyelere bırakmayı biliriz. Bu yolun sevdalıları, gönüllüleri olarak emek ediyoruz ve emek ederken de birilerinin değil kendi Alevimiz olacağız” diye vurguladı.

    “DOĞAN DEMİR ABF’NİN HİÇ BİR KARARINA UYMUYOR”

    Bozkurt, Doğan Demir’in çatı örgütü olan ABF’nin hiçbir kararına uymadığını belirterek “ABF’nin hiçbir kararına uymuyor ama kendi şubelerinin kendisine biat etmesini istiyor. Ama siz federasyonla hiçbir kararda olmayacaksınız, yan yana durmayacaksınız ama kendi şubelerinizi kendi yaptığınız haksızlıklara katkı koymaya zorluyorsunuz. Bu Alevilikle, hakkaniyetle bağdaşacak bir tutum değil. Biz bu tutumu kınıyoruz ve protesto ediyoruz” dedi.

    “PİRLER VE İNANÇ KURULUNA GİDECEĞİZ”

    İnanç kurulunda pirlere ve dedelere gittiklerini belirten Bozkurt; “İnanç kurulunda maruzatımızı dilimiz döndükçe anlattık. Onlarda bu işin takipçisi olacağının sözünü verdiler. Dara durmak istediğimiz zaman ise dar’ın tek taraflı olmayacağını ve genel merkezi de çağırıp bir karara varacaklarını söylediler. Biz onların kararına bağlı ve sadık kalacağız. Umarım genel merkezde bu çağrıya kulak verecektir” dedi.

    “HAK ETTİĞİMİZ YERİ BULACAĞIZ

    Bozkurt son olarak şunları belirti; “İsmimizin bu tür olaylarla anılmasından üzgünüz ama bize de başka bir şans bırakmadılar. Oysa bizim görevimiz Alevi toplumunun örgütlülüğünü nasıl geliştireceğimiz, sivil toplum örgütleri ile nasıl daha fazla yan yana duracağımız, ülkenin geleceğini nasıl belirleriz diye dururken onun bunun Alevisini yaratmaya çalışıyoruz. Bunun bir an önce son bulmasını diliyorum. Ben Karşıyaka şubesinin hak ettiği yer ve yönetimiyle beraber kendi haline bırakılacağı günleri diliyorum, bekliyorum.”

    ERSİN ÖZGÜL / İZMİR

    HABERİN VİDEOSU

     

  • AKD’nin, kendi şubesi ile imtihanı

    AKD’nin, kendi şubesi ile imtihanı

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi, derneğin Karşıyaka Şubesi’nin kapatılmasıyla birlikte başlayan tartışmalar nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “05 Mart tarihinde yapılan şube olağanüstü genel kurulunda, genel merkez yöneticilerimizin tespitleri ve genel kurul divan tutanağına göre derneğimiz tüzüğü açıkça ihlal edilmiştir. Bu nedenle Genel Merkez olarak yetkimizi kullanarak Karşıyaka Şubesi’ni kapatmış bulunuyoruz” denildi.

    AKD Karşıyaka Şubesinde sular durulmuyor. Cemevine gelir getiren düğün salonunun belediye tarafından yıkılmasının ardından bu kez de, AKD Genel Merkezi tarafından kapatıldı. Konu Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun toplantısına getirildi. Kurul, Şube yöneticileri ve halkı dinledikten sonra, AKD Genel Merkezi’nin de dinlenmesine ve bu dinlenmenin sonuncuna göre hareket edilmesine karar verdi.

    DAHA ÖNCE BELEDİYE CEM YAPILAN SALONU YIKMIŞTI

    Daha önce Bayraklı Belediyesi tarafından cemevine gelir getiren düğün salonunun yıkılmasının ardından Alevi Kültür Merkezi Karşıyaka Şubesi, bu kez de, kendi genel merkezi tarafından kapatıldı. Ancak bu uygulama sorunu çözmek yerine giderek derinleştirdi. Görevden alınan AKD Karşıyaka Şube (Yamanlar Cemevi) yöneticileri kapatılan ve mal varlıklarına el konulan şubenin usulsüz olarak kapatıldığını, kendilerinin, yapılan seçim neticesinde yeniden seçildiklerinin altını çizerek, “Bize belli görüşlere hizmet ettiğimiz söyleniyor, ancak cemevi olarak kullandığımız düğün salonunu yıkan Bayraklı Belediyesi’yle birlikte iş tutarak şubemizi kapatan Genel Merkez siyasi davranmış olmuyor mu?” ifadesini kullandı.

    AKD GENEL MERKEZİ YAZILI AÇIKLAMA YAPTI

    Bütün bu tartışmalar üzerine AKD Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Şube olağanüstü genel kuruluna gitmeyi kararlaştırmış, şubemizin olağanüstü genel kurul yapmasında sakınca görülmediğinden kontrol edilen hazırun listesi onaylanarak şubeye gönderilmiştir. Ancak 05 Mart 2017 tarihinde yapılan şube olağanüstü genel kurulunda genel merkez yöneticilerimizin tespitleri ve genel kurul divan tutanağına göre derneğimiz tüzüğü açıkça ihlal edilmiştir. Bu nedenle Genel Merkez olarak yetkimizi kullanarak Karşıyaka Şubesini kapatmış bulunuyoruz” denildi.

    Açıklamada ayrıca “Derneğimiz örgütlüğünü ve disiplinini, tüzüğünü hiçe sayan, genel kurulunda seçilmiş meşru yöneticilerine hakaret ölçülerine varan küstahça saygısızca davranış içinde bulunan, kendilerini merkezi yönetimin üstünde sayan, kendi genel merkezlerini itibarsızlaştırmaya çalışan kişilere karşı Alevi örgütlülüğünün daha fazla zarar görmemesi için Genel yönetim kurulumuzun bu zorunlu kararı alarak uygulamaya koymaya hukuken, vicdanen hakkı ve yetkisi vardır. Sonucu ne olursa olsun kararımızın arkasındayız. Bizleri birbirimize düşürmeye, çatışma ve kaos ortamı yaratmaya çalışanların gayretlerini hep birlikte boşa çıkaracağız” ifadelerine de yer verildi

    KONU ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU’NUN GÜNDEMİNDE

    Öte yandan sorun ABF İnanç kurulunun da gündemine geldi. İnanç Kurulu, ABF’nin Buca Şubesi’nde yapacağı olağan toplantının öncesinde konuyu tartıştı. Divan kapatılan AKD Karşıyaka Şubesi’nin yönetim kurulu ve toplantıya katılan kitleyi dinledi. Divan AKD’nin Genel Merkezi’nin de dinlenmesini ve bu dinlenme sonucu karar vermenin doğru olacağını belirtti.

     

  • ‘İkrarsız Alevilik olmaz’

    ‘İkrarsız Alevilik olmaz’

    PİRHA – Hacı Bektaşi Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, İnanç kurulundan sorumlu Baba Mansur Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül ve Pir Nurettin Aksoy, İnanç kuruluna ilişkin değerlendirmelerde bulundular. 

    İstanbul Tuzla’da biraraya gelen ABF İnanç kurulu toplantısına Hacı Bektaşi Veli Postnişini Veliyettin Ulusoy, ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, İnanç Kurulu Pirleri Hüseyin Güzelgül,  Nurettin Aksoy, Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Hacı Bektaşi Veli Kültür Derneği Başkanı Tuncer Baş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan, Dede Ergül Şanlı, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Yürütme Kurulu Üyeleri Onur Kaya, Aydın Deniz ile Vedat Kara katıldı.

    Toplantıya  gülbangla ve cerağın uyandırılmasıyla başlandı. Toplantıda, ABF’nin kurmuş olduğu İnanç Kurulu’na ilişkin Veliyettin Ulusoy ve Alevi kurum başkanları değerlendirmelerde bulundular. Toplantının ilk konuşmasını ABF Başkanı Muhittin Yıldız yaptı.

    Yıllardan beridir inanç ayağının eksik olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Ülke gündemiyle alakalı bazı gelişmelerden dolayı, bu dönem yol haritamızı inancın oluşmasında etkin hale getirdik” dedi Pirler Meclisi toplantılarına dikkat çekti.

    Muhittin Yıldız

    Yıldız’ın İnanç kuruluna ilişkin kısa bilgi vermesinden sonra Hacı Bektaşi Veli Postnişini Veliyettin Ulusoy inanç kuruluna ilişkin konuştu.

    “LİSAN OLARAK KİRLENDİK”

    “Alevi Örgütlenmesi Alevi Kızılbaş Örgütlenmesi, Avrupa’da olsun Türkiye’de olsun çok kısa sürede çok büyük işler başardı” diyen Ulusoy, “Alevilerin inanç boyutunun eksik olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

    “İnanç boyutumuz çok eksikti. Aynı zaman da bu göçlerin sonucunda da yolumuzu kaybettik, Bugün Cem adı altında Cemler yapıyoruz ama Ceme benzemeyen Cemler yapıyoruz. Lisan olarak kirlendik, kendi lisanımızı unuttuk, komşu inançların yani sunni inancın lisanını kullanmaya başladık. Küçük bir örnek; Hakka yürüme erkânıyla ilgili vakfımızın bir çalışması vardı. 60 üzerinde erkân topladık.  Bu erkânların içinde hepsi birbirinin aynısı, sadece bir tanesi Tahtacıların erkanı Aleviceydi. Öbürleri hem lisan yönünden kirliydi hem de sunni inancın etkisi altında kalınmış erkânlardı. Bu sadece bir örnek. Bakın Cenaze namazı diye bir şey bulamazsınız. Sunnilik açısından baktığımızda cenaze namazı namaz olması için secde olması şart, o da yok. Cenaze namazı diye bir şey yok. Bizim inancımızda yok. Hakka yürüme erkanını sazla, sözle, deyişle, duvazla, nefesle, devriyayla hazırladık. Tabi bu devrin kertği değil, sizlerin çalışmaları sonucunda oldu. Beraber çalışmak, el ele vermek, zaten bizim arzumuz ve isteğimiz. Bu çalışmada bütün gönlümle bütün kalbimle ve kurduğumuz vakıfla, örgütümüzle bu düşüncenin yanındayız. Önce yolumuza sahip çıkacağız.”

    “İKRARSIZ ALEVİLİK OLMAZ”

    Hacı Bektaşi Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy Alevi yoluna ilişkin tavsiyelerini ise şöyle açıklıyor;

    • Alevi doğulmaz Alevi olunur. Bunun için de ikrarı muhakkak öne çıkarmamız lazım. Yani dedelerin taliplerini yıllık görgüden geçirmeleri lazım. İkrarlarının alınması lazım. O zaman yolla yaklaşırız, yoksa yoldan uzaklaşırız. İkrardır, bizi bu yolla bağlayan, bizi bu düşünceye getiren. İkrarsız Aleviliğin olamayacağını toplumumuza aşılamamız lazım. Bu olmazsa olmazı Alevi Bektaşi Kızılbaş toplumunun, bu bizim oto kontrolümüzdür. Eğer birisi derse ki Alevi doğulur, o ikrarını inkar ediyordur demektir.
    • Dilimizde o kadar fazla yabancı kelime var ki, Alevice olmayan. Cebimde bir aşure gülbengi var tamamen sunnice. Ama biz bir hazine üzerinde oturuyoruz. Bu hazine deyişler, duazlar, nefesler devriyeler içinde hepsi var. Küçük bir örnek daha vermek gerekirse, biliyorsunuz görgüde yedullah ayeti okunur. Yedullah ayetinin manası ne desek pek çoğumuz bilmeyiz. Yedullah ayetini doğru dürüst telaffuz da edemeyiz. Çünkü 6.yüzyıl Arapçasıdır. Bugün biliyorum diyenler de emin olun 6.Yüzyıl Arapçasını bilmiyordur. Şöyle dedik biz ona: Küçük bir örnek; talip duruyor dedenin önünde, dede artık pençeden ya da erkandan geçirecek. Dedenin sözü şu: ‘Secde haktır Ademe seyrangahı zaleme el ele el hakka dedik geldik bu deme. Hal erenler halidir, yol erenler yoludur. Gafil olmayın canlar, inen ustas elidir deyip hak Muhammed Ali deyip görgüden geçme işi. Burada el ele el hakka demek, yedullah ayetinin Alevicesidir. Deyişlerde söylenen şeklidir ve tam onikiden vuran bir manasıdır. Buna çok dikkat etmemiz lazım. İkrar ve lisana dikkat ettiğimizde zannederim doğru yolda oluruz.

    Son olarak  bu çalışmaları kutladığını söyleyen Veliyettin Ulusoy, “El ele vermek tabi ki çok önemli. Çalışmaları kutluyorum. Takip ediyorum, doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum. Yanınızda olduğumu, birlikten, beraberlikten yana olduğunu belirtmek isterim” diye konuştu.

    Veliyettin Ulusoy

    “OTUZ YILDIR BU MÜCADELEYİ VERİYORUZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulundan Sorumlu Baba Mansur Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül de, İnanç kuruluna ilişkin konuşmasını yaparak şunları söyledi:

    “ABF’ye bağlı bütün kurumlar, HBVAKF’den daha büyük Türkiye’de Alevi örgütlülüğü yok. Bu örgütlülük, Aleviler konusunda hak mücadelesi vermiş, eşit yurttaşlık konusunda Alevilerin asimilasyona uğramaması adına büyük mücadeleler vermiştir. İnançsal olarak yaptığımız ibadetlere bu kurumlar saygı göstermiştir. Alevilik konusunda dergahlar yıllarca mücadele vermiştir. Alevi kurumları da 30 yıldan beri bu mücadeleyi sürdürmüştür.

    “OCAK VE DERGAH SİSTEMİ ÜZERİNDE YÜRÜMÜŞTÜR”

    Bu iki sistem üzerinde yürümüştür. Bir dergah, bir de ocaklar üzerinde. Alevilik bugünlere kadar taşınmıştır. Ayrılmaz bir parçasıyız. Bütünlük içinde var olduğumuz müddetçe Alevilerinde istemleri bu doğrultudadır. Bizi yok etmeye çalışan Ebu Sufyan zihniyetli devlet, diyanet ve devşirme hocaları yetiştirerek bizlerin kurumlarına göndererek, bizlerin asimilasyonuna yol açmışlardır. Sadece Alevi kurumları asimilasyona karşı mücadele ile çare bulamazlar. Bundan dolayı bir inanç kurulması ve birlikte mücadele vermesi gerekiyor. Biz de bu aşkla hem dergah hem de ocak sistemi üzerinden bu geleceğimiz olan gençlere, çocuklara iyi bir miras bırakmak için pirler, ulular aşkına İmam Hüseyin, Hacı Bektaş Veli aşkına yola revan olduk.

    “EBU SUFYAN ZİHNİYETİNE KARŞI BİRLİK OLMA ZAMANI”

    ABF’ye bağlı HBVAKF, dergahlar ve ocaklar olmak üzere biz bir bütünüz. Hiç kimse bizi ayıramaz. Devşirme hocaları yetiştirip içimize gönderen, gri pasaportlarla Avrupa’ya insan yetiştirip gönderen zihniyete karşı birlik olma zamanı. Eğer biz birlik olursak, muhatap alınacak yerde bu kurum olur. Biz zorunlu din derslerinin kaldırılmasını savunurken diğer tarafta kendisini Alevi temsilcisi olarak sayan kurumlar ise kitaplara alınsın dediler. Ve başlıkları Alevilik, ve altını dolduran zihniyet ise Ebu Sufyan ve Emevi zihniyeti ile doldurmaya başladılar. Bizde ayrı gayrı olmaz. Eri erden canı candan ayırmak asla olamaz. Biz bir bütünlük içerisinde bu toplumu biraraya getirip kaynaştırıp Aleviliği özü ile yaşatmamız gerekir.

    El ele el hakka düsturuyla örül kalsın yol kalmasın, yol herşeyden uludur düsturuyla yola çıkmışız. Asla bu ikrardan da vazgeçemeyiz. Dünya ikrar üzerine kurulmuştur. O düsturla yola çıktığımıza göre Postnişinimizin ve tüm ocakların himmeti ile bunu başarırız diyorum.”

    Hüseyin Güzelgül

    “GELECEK NESİLLERE YOL ERKANI YAŞATMAK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulundan sorumlu Nurettin Aksoy ise şunları belirtti;

    “Yaptığımız hizmetin sadece özüne dönmek olduğunu, geçmişte nasıl ocaklar birbirleriyle dayanışma içindeyse, eksiklerimizi yerine getirerek tamamlayacağız. El ele el hakka düsturuyla birbirimizden haberdar olarak ya da bize ulaşamayan merkezlerimizle, oluşan asimilasyonun önüne geçmek, birlikte olmak ve varlığımızdan haberdar olmak, yol erkanı hep birlikte yol sürmek. Gelecek nesillere yol erkanını yaşatmak.  Bunun için gerekli olan şeyleri eksikleri yerine getirmek istiyorum.”

    Nurettin Aksoy

    “BU KURUL BİR BİRLİKTELİK DEĞİL”

    Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat ise Türkiye’de son süreçte yaşananlara değinerek şöyle konuştu;

    “Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Burada asıl olan samimiyet, ikrar, gelenek ve göreneklerimize sımsıkı sarılmak. Türkiye’de diğer halkların sıkıntı yaşadığı gibi Aleviler de bunlardan payını alıyor. Bu süreçte Alevi örgütleri ciddi eleştiri de alıyorlar. Farklı alanlarda, halkı umutlandıracak birşeyler yapmadığımız için ciddi şekilde eleştiriler aldık.

    Bu birliktelik kuru bir birliktelik değil. Elele verirsek  Türkiye’de yaşayan Alevilerin, bütün halkların umudu oluruz diye düşünüyorum. Aleviler geleneklerinden, göreneklerinden ciddi bir şekilde soyutlanmış. Her gün daha da yozlaşıyoruz, inancımızın içinde olmayan rütüellerle bize bir gömlek giydirmeye gayret ediyorlar.

    Bu zalimlerin karşısında durmak lazım. Ulularımızın bize gösterdiği yola ışık tutarak geleceği şekillendireceğimize inanıyorum. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın ekseninde bakarsak gerçekten yarın bu masalarda oturamayacak hale geliriz.

    Alevi Kurumlarında da PSAKD, AKD, HBVAKV gibi kurumlarımızın içinde ciddi değişim yapmalıyız” dedi.

    Celal Fırat

    “ALEVİ HAREKETİNDE BİR DÖNÜM NOKTASI”

    Alevi Bektaşi Federasyonun düzenlemiş olduğu toplantıda Alevi Kurum Yöneticileride İnanç Kuruluna ilişkin değerlendirmelerde bulundular.

    İlk konuşmayı Pir Sutan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan Yaptı. Kaplan İnanç boyutunun eksik olduğuna dikkat çekerek şunları belirtti;

    “Genel başkanlık görevini aldıktan sonra şubeleri gezdiğimizde özellikle bizim mücadele anlamında siyaset anlamında örgütlerimizde sadece inanç anlamında bir eksiklik olduğunu gördüm. Bunun için tüzükte olmasına rağmen bir inanç kurulunun kurulması gerektiğinden yola çıktık. Ve bunu ABF’nin bünyesinde hayata geçirirsek diğer örgütlerle bir bütünlük arz eder diye düşündük. Pirlerimiz bu taşın altına elini koydular. Gerçekten Alevi hareketinde bir dönüm noktası inanç kurulumuz.

    “İNANÇ KURULUNA BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”

    Diğer Alevi kurumlarını ziyaret ettiğimizde bir beklenti içerisindeler. Nedir bu beklenti: Dedelerimizin eğitimi, kurumlarımızda Cem erkanı yürüten dedelerimizin aynı dili konuşması gerekir. Yine cenaze erkanı yürütmesi konusunda, Alevi kurumları ve Alevi toplumu büyük sıkıntı içerisinde. Bunlarında yine bir dile, bir müfredata oturması gerekir. Onun için inanç kuruluna büyük görevler düşmektedir. Kurumlarım tüm desteğini almış durumdalar. Biz genel başkanlar ve kurumlar olarak bunların altyapılarını hazırlayacağız.

    Biz burayı bir okul gibi çalıştırmamız gerekir. Yine Serçeşme Vakfımızı da yanımıza alarak orayı da bir okul gibi yaparak Alevi hareketine sahada yetişmiş bilinçli inanç insanlarına ihtiyacımız var.”

    Gani Kaplan

    “İNAN. KURULU ELZEM BİR İHTİYAÇTI”

    Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş, üzerimize düşen neyse yapmaya hazır olduğunu söyleyerek şöyle dedi;

    “Kadimden bugüne gelen bu yolda bize öncülük eden, elimizden tutan yol yürüten, efendilerimizin, pirlerimizin, dedelerimizin bugün yine yol aşkına yürüttükleri bir post hizmetidir. Bu yolun türabı olarak biz üzerimize ne düşerse yapaya hazırız. El ele el hakka düsturuyla bugün elzem olan bir ihtiyacı dedelerimiz, inanç önderlerimiz bize sunmaya yolu yürütmeye başladılar” dedi.

    “TÜRKİYE’DE YENİ BİR SİSTEM OLUŞTURACAĞIZ”

    Son olarak Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Doğan Demir de şunları kaydetti;

    “İnanç kurulu elzem bir şekilde oluşması gereken çalışma. Burada başta ben olmak üzere bütün Alevi kurumlarının eksiğiydi inanç kurulu. ABF’nin başlatmış olduğu önemli bir çalışma. Dört beş aydır süregelen bir çalışma var. Bütün örgütlerimizle başta AKD, PSAKD, HBVAKV olmak üzere federasyonumuzun başlatmış olduğu bu çalışmayı hepimiz destekliyoruz. Bu gecikmiş bir çalışma ama iyi gidiyor. 3-4 Martta yapacağımız finalle bütün inanç kurullarımızı oluşturacağız. Türkiye’de yeni bir sistem oturtacağız çünkü en büyük eksikliğimiz devletin bütün asimilasyonuna karşı Alevilerin bütün direncine rağmen inançsal anlamda örgütlenemediğini gördük. Biz her ne kadar kurumsal olarak örgütlensekte inanç bizim eksik tarafımız burada onu tamamlamaya çalışacağız. Umarım önümüzdeki zamanlarda daha iyi şeyler olacak. Biz bütünlük içerisinde önce Alevi toplumu daha sonra bu ülkede yaşayan herkesi kucaklayacak bir yapı oluşturup İnanç önderlerimiz, pirlerimiz ve dedelerimiz sayesinde bu toplumsal uzlaşıyı da bu sayede sağlamış oluruz.”

    FİNAL 3-4 MART’TA İSTANBUL’DA

    Alev Bektaşi Federasyonu’nun 3-4 Mart’ta İstanbul’da yapacağı Büyük Pirler Meclisi toplantısına Hacı Bektaşi Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy da katılarak destek vereceğini söyledi. Toplantı lokma duasıyla son buldu.

    Semra Acar/ İsmet Sefer

    Haberin Videosu

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • ‘Referandum Aleviler için bir dönüm noktası’

    ‘Referandum Aleviler için bir dönüm noktası’

    Nisan ayında yapılması planlanan referandumda en net tavrı Aleviler koyacak. Alevi kanaat önderlerinden Müslüm Doğan ve Ali Kenanoğlu, Siyasal İslam kuşatmasına karşı, Alevilerin hayırlı bir sonuç için topyekün görev almaları gerektiğini söyledi.
    Anayasa değişikliği maddeleri Meclis Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen iki oturumda oy çokluğuyla kabul edildi. Şimdi ülkeyi bir referandum süreci bekliyor.

    Referandum yaklaştıkça toplumun farklı dinamikleri; sendikalar, dernekler, siyasetçiler ve inanç çevreleri kararlarını açıklayıp, çalışmalara başladılar.

    Bu referandum Türkiye’de her dönem yok sayılan ve ötekileştirilen Aleviler açısından da çok önemli bir yerde duruyor. Yıllardır Sünni İslam kıskacında asimile edilmeye çalışılan Alevi toplumu, bu sefer daha derinlikli bir çemberin içine alınmayla karşı karşıya.

    Bu farkındalıkla geçtiğimiz günlerde, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Derneği (AKD), Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) gibi çok sayıda Alevi kurumu gerçekleştirdikleri bir toplantıyla, başkanlık sistemine ilişkin tavırlarını ‘hayır’ olarak deklare ettiler.

    Biz de referandum sürecini ve çıkan sonucun Alevilere etkisini, Alevi kanaat önderlerinden Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Vakfı kurucusu Ali Kenanoğlu ve HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ile konuştuk.

    ‘ALEVİLERİ DAHA FAZLA KUŞATACAKLAR’

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Alevilerin beklentilerinin yapılacak olan Anayasa değişikliğinde kesinlikle karşılanmadığına vurgu yaparak, yeni anayasayla yeni bir devlet düzeninin geleceği ve bunun adının Siyasal İslam olduğunu söyledi. Doğan, şunları aktardı: “Yeni bir sistem denenecek. Devletin ideolojisi değişmiştir. Devletin yeni ideolojisi; inançları ve ideolojileri kendi çıkarları için kullanan, dinin özgün halinin dışındadır. Buna Siyasal İslam deniyor. Bu yeni sistem karşısında Alevileri daha da ağır bir süreç beklemektedir. Sünni İslam anlayışı bu kez Alevileri daha fazla kuşatıp; asimilasyon süreçleriyle karşı karşıya bırakacak. Aleviler yine yok sayılacak, Alevilerin kurumlarına karşı kuşatmalar devam edecektir” dedi.

    ‘BU SÜRECİ HAYIRLI GEÇİRMELİYİZ’

    Alevilere bir çağrı yapan Doğan, yol ve öğretinin her zaman demokratik bir toplum düzeni istediğini vurgulayarak, “Özgür, demokratik bir gelecek inşasında bu süreç çok önemlidir. Biz, ‘hayır’la bu süreci inşa edersek, gelecekteki mücadelemiz çok daha iyi ve anlamlı olacaktır. Bu süreci hayırlı geçirmekten başka bir yolumuz yoktur” şeklinde konuştu.

    ‘ANAYASAL DÜZENLEME ŞART AMA’

    Müslüm Doğan, bunca zaman ulus devletin tartışılmasının temel kaynağının; tekçi geçmiş ve bu geçmişi sürdürme niyeti olduğunu ifade ederek, Cumhuriyet’in Sünni bakıştaki tercihinin artık kabul edilemez olduğunu söyledi. Doğan şunları belirtti: “Anayasal bir düzenleme artık ihtiyaçtır. Nedir bu ihtiyaç, nasıl karşılanacak diye sorulursa, anayasal yurttaşlıkta hiçbir ırkın tanımlanmadığı, ortak vatanımızda yaşayan tüm etnik yapıların birlikte tanımlanacağı yani demokratik ulus olarak tanımlayabileceğimiz bir tanımlama sorunlarımızı çözecektir. Aynı sorun Aleviler için de söz konusudur. Ancak Cumhuriyet’in Sünni bakıştaki tercihi nedeniyle bu toplumu sürekli olarak bir asimilasyon sürecine tabii tutması ve Sünnileştirmesi artık kabul edilemez boyuta ulaşmıştır. Alevi toplumu özgür ve demokratik laik bir toplumda, özgün inancını yaşamak istiyor. Anayasal bir güvence istiyor. İnancının ve öğretisinin kurumlarını, erkanını yaşamak istiyor. Kurumlarının iadesini istiyor. Sonuç olarak eşit yurttaşlık temelinde inanç ve öğretilerinin tanınmasını istemektedir.”

    ‘GEÇMİŞİ ARAYACAK DURUMA DÜŞEBİLİRİZ’

    Ali Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı müfredatlarının tamamına Aleviler olarak itirazlarının olduğunu dile getirerek, geçmiş dönemlerdeki müfredatların Aleviler açısından asimilasyonu dayatan bir yapıda olduğunu belirtti. Kenanoğlu: “Aleviler üzerinde bir asimilasyona yol açıyordu daha önceki müfredat. Bu mevcut müfredat bunun da ötesinde. Din dersleriyle ilgili bölümün ne olacağını henüz açıklamadılar. Bugünkü müfredata bakılırsa geçmişi aratacak türden. Aslında müfredatlar bir tarafa, bunları uygulayan öğretmenler konusu çok daha sıkıntılı. Dindar ve kindar nesil yetiştirme projesi, geçmişteki öğretmenleri aratacak uygulamalara sokacaktır. Biz bu müfredatı hem Alevilik açısından hem de genel olarak; çoğulcu, demokratik ve bilimsel eğitime sevk edecek bir müfredat olmadığını vurguluyoruz.” ifadelerini kullandı.

    ‘BLOK HALİNDE ‘HAYIR’ OYU KULLANACAK TEK TOPLUM ALEVİLER’

    Yapılması planlanan referandum ve yeni anayasanın, Aleviler açısından bir gelecek vaat etmediğine dikkat çeken Kenanoğlu, “Alevilerin özgün olarak yaşadığı, inançlarını özgürce yaşadığı ülkeler demokratik ülkelerdir. Bu yeni başkanlık sistemi ise; tek millet, tek toplum, tek inanç üzerine kurulan bir sistemi getirmektedir. Muhafazakar, milliyetçi bir toplum yaratmaktadır. Bu durum Alevilerin hayrına değildir. Blok halinde ‘hayır’ kullanacak tek toplum kesimi Alevlerdir. Bütün ideolojik siyasal farklılıklarına rağmen ‘hayır’ oyu kullanacaklardır. Aleviler nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya kaldıklarını biliyorlar. ‘Hayır’ oyu vermekle kalmayacaklar. Alevi kurumları başkanlık sisteminin geçmemesi için de çalışma yürütecekler” şeklinde konuştu.

    ‘TOPYEKÜN GÖREV ALINMALI’

    Ali Kenanoğlu, bu oylamanın Aleviler açısından bir dönüm noktası olduğuna vurgu yaparak, “Alevi kurumları bu konuda kendilerini sorumlu hissetmeli ve çalışma yürütmelidir. Bu seçim siyasi partiler üzerinden yürümeyecek. Aleviler bu sorumluluğu üstlenmeli. Birer siyasi parti gibi ‘hayır’lı bir sonuç çıkması için topyekun görev almaları gerekiyor.” dedi.

    Özgür Aydın – ANF
  • Zeynel Odabaş”TV10 tüm ezilenlerin sesiydi”

    Zeynel Odabaş”TV10 tüm ezilenlerin sesiydi”

    PİRHA- OHAL kapsamında KHK ile kapatılan TV 10 çalışanlarının başlattığı Cumartesi eyleminin bu hafta 17. si yapıldı.Yapılan eyleme destek veren Sultangazi Pir Sultan Cem evi Başkanı Zeynal Odabaş, “Alevilerin sesi TV10’a sahip çıkmak için buradayız” dedi.

    OHAL kapsamında KHK ile kapatılan TV 10 çalışanlarının başlattığı Cumartesi eyleminin bu hafta 17. si yapıldı. Galatasaray Meydanı’nda toplanan yurttaşlar “Alevilerin sesi TV 10 susturulamaz”, pankartı açarak sık sık “Alevilerin sesi susturulamaz” sloganı attı. Yapılan eyleme TV 10 çalışanları, AKD Sultangazi Pir Sultan Cem evi Başkanı Zeynal Odabaş, ABF kadın örgütlenme sekreteri Sevim Yalıncakoğlu, Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut Cemevi yöneticileri, HDP MYK üyesi Çilem Küçükkeleş ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan, TV10 yönetim kurulu üyesi Rohat Emekçi, TV10’un, Alevilerin, Türkiye halklarının, kadınların ve ezilenlerin sesi olduğunu ifade ederek, “Sesimizin rengiyle her hafta burada olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “TV10  BAŞTA ALEViLER OLMAK ÜZERE BÜTÜN EZİLENLERİN SESİYDİ”

    “TV10 Muharrem ayında kapatıldı. Hızır ayındayız, Alevilerin sesi TV10’a sahip çıkmak için buradayız” diyen Odabaş, “Sizleri Pir Sultan Abdal’ın direnişi ve İmam Hüseyin duruşuyla selamlıyorum. TV10’un son programı AKD Sultangazi Pir Sultan Cem evi’nde yassı matem ayı olan Muharrem ayında Pirlerimiz, Analarımız ve Zakirlerimiz ile yapıldı. Demokrasinin, özgürlüğün, ezilenlerin ve Hakikatin sesi olan TV10 o gün kapatıldı. Hızır ayındayız, Hızır darda olana yardımcı olandır. Bizlerde bu gün kapatılan televizyonumuza destek olmak için buradayız” dedi.

    “HEP BARIŞTAN YANA OLDUK”

    “Bizler bu ülkede, demokrasiden, özgürlükten, barıştan, hoşgörüden, kardeşlikten ve hukukun üstünlüğünden vazgeçmedik” diyen Odabaş, “Bizlere bu gün lazım olan hukukun yarında bu zalimlere lazım olabileceği için buradayız. Kerbela’dan buyana nerede ezilen varsa yanında durduk.Ezilenlerle birlikte mazluma karşı mücadele ettik ve etmeyede devam edeceğiz” dedi

    Eylem Mert Kısa’nın söylediği deyiş ve Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut’un okuduğu Gulbang ile sona erdi.

    Mustafa Yüksel – İSTANBUL

  • Mersin Cemevi İnanç Kurulu Pirlerinden Doruk’a tepki

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Pirlerinden Doruk’a tepki

    PİRHA- Öğretim görevlisi Bekir Kürşat Doruk’un Alevilerle ilgili “Aleviler dine dair her şeyi yanlış anlamış, Aleviler içki içip sapıtıyorlar” ifadelerine bir tepki de Mersin Cemevi inanç kurulu üyesi pirlerden geldi.

    Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Teknolojileri Eğitim Anabilim Dalı Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Bekir Kürşat Doruk’un derste Alevilerle ilgili kullandığı ifadelere tepki gösteren Mersin Cemevi İnanç kurulu başkanı Erdoğan Sevim Dede ve İnanç kurulu üyeleri Baki Erdoğan Dede, Hüseyin Soysüren Dede ile Kazım Baran Dede kullanılan dili “rencide edici ve nefret üreten olarak” değerlendirdi.

    “BU TÜR AÇIKLAMALAR DÜŞMANLIKLARI ARTIRIR”

    Baba Mansur Ocağı Pirlerinden olan Erdoğan Sevim, bilim üretmesi gereken bir kurumda görev yapan bir akademisyenin böylesi bir açıklamayı yapıyor olmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, “üniversitenin rektörünü ve diğer ilgili kurumları soruşturma açmalı. Bu tür açıklamalar düşmanlıkları arttırır. Herkes aklını başına toplasın. Hakaret ederek, nefret söylemini arttırarak bir yere varılmaz” dedi.

    “MİLYONLARCA İNSANIN İNANCIYLA ALAY EDİLİYOR”

    Baba Mansur Ocağı Pirlerinden Baki Erdoğan’da, geçmişten ders çıkarılmadığını ifade ederek, “üniversiteler bu tür nefret söylemini mi öğretiyor çocuklara” dedi. Erdoğan “Milyonlarca insanın inancıyla alay eden, laf söyleyenlere karşı, öncelikle cumhuriyet savcılarını harekete geçmeye çağırıyorum” dedi.

    “GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BU TÜR SÖYLEMLERLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Sinemili Ocağı Pirlerinden Hüseyin Soysüren ise “geçmişten günümüze bu tür söylem ve uygulamalarla karşı karşıya kalmışız” diyerek, “bir akademisyenin bu söylemlerde bulunması manidardır” dedi.

    “HADDİNİ BİLMELİ”

    Ağuçan Ocağı Pirlerinden Kazım Baran ise akademisyen Kürşat doruk’u kınıyorum diyerek, haddini bilmesi gerektiğini söyledi.

    DORUK’UN GAFLARI BİTMEK BİLMİYOR

    Doruk, matematik sınavında ise “Ali namazını kılar ve günahlardan kaçar ise dünyada huzurlu olur veya Allah’a asker olur önermesinin karşıtını, tersini ve karşıt tersini bulunuz” sorusunu sordu. Öğretim görevlisi Doruk’un, derslerinde cinsiyetçi ifadeler kullandığı, kadınların asıl yerinin “dışarısı değil evin içi olduğunu” söyleyen Doruk’un derste “Müslüman kadınlar kara çarşaf giymeden önce ne giyiyordu, kendi evleri o zamanlar onların en güzel giysileriydi” gibi ifadeler kullandığı belirtildi.

  • ‘Alevilere yönelik bu hakaret ve ayıp hemen düzeltilmeli’

    ‘Alevilere yönelik bu hakaret ve ayıp hemen düzeltilmeli’

    PİRHA- AKP Maraş Büyükşehir Belediyesi’nin, Terolar köyündeki Cemevi’ni taziye evi olarak adlandırdı. Belediyenin cemevine yönelik hakaretine Maraş Narlı Cemevi Başkanı Hüseyin Koç’tan tepki geldi. 

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM)  Cemevleri Alevilerin ibadet alanlarıdır, kararını AKP’nin Maraş Büyükşehir Belediye’si yok saydı. Maraş Terolar Köyü’ndeki cemevini, AKP Büyükşehir Belediye’sin ibadet alanı değil taziye evi olarak göstermesine Alevilerden ve Alevi kurumlarından büyük tepki geldi.

    PİRHA’ya konuşan Maraş Narlı Cemevi Başkanı Hüseyin Koç, Alevilerin bu süreçte birlik olması gerektiğini belirterek, “Alevilere yönelik yapılan bu hakaretin ve ayıbın hemen düzeltilmesi gerekiyor,” dedi.

    “BU HAKSIZLIĞA ORTAK TAVIR ALMALIYIZ”

    Koç, “Cemevi yapılırken birçok yere başvurduk ancak kimseden ses çıkmadı. Bu olayın buralara kadar geleceğini tahmin ediyorduk. Bugün Maraş’taki Aleviler ve Alevi köy dernekleri bu yapılan haksızlıklara karşı ortak tavır ve mücadele vermesi gerekiyor” diye konuştu.

    “BİZ ALEVİLERİ YILLARDIR HAZMEDEMİYORLAR”

    Alevilere yönelik bu yapılanları doğru bulmadıklarını belirten Koç, “Alevileri yıllardır hazmetmeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu yapılanlara karşı mücadele edeceğiz ve çalışma yürüteceğiz. Genel merkezimiz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’yle hukuksal olarak tüm yolları deneyeceklerini” vurguladı.

    İsmet Sefer/İSTANBUL

  • Alevi federasyonlarından ‘ölüm tehditlerine’ suç duyurusu

    Alevi federasyonlarından ‘ölüm tehditlerine’ suç duyurusu

    Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu ve Alevi Bektaşi Federasyonu, sosyal medyada Alevilere hakarette bulunup tehdit eden Muş Alparslan Üniversitesi öğretim üyesi Abdulkadir Şen ile katıldığı televizyon programında Alevi örgütü temsilcilerine ölüm tehdidinde bulunan Türkmen Alevi-Bektaşi Derneği Başkanı Özdemir Özdemir hakkında suç duyurusunda bulundu.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan dilekçede, Abdulkadir Şen’in 13 Aralık 2016 tarihinde Twitter hesabından yaptığı Halep paylaşımlarında, Alevi, Caferi ve Şii inançlarına sahip olan kişileri hedef gösterdiği ve soykırım ve öldürme tehdidinde bulunduğu belirtilerek Şen’in, “Soykırım çağrısı yapma, tehdit, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanmasını engelleme, nefret ve ayrımcılık, hakaret, suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve iftira” suçlarından cezalandırılması istendi.

    Türkmen Alevi-Bektaşi Derneği Başkanı Özdemir Özdemir hakkında sunulan dilekçede de, Özdemir’in katıldığı bir televizyon programında Alevi kurum başkanlarına hitaben sözleri nedeniyle, “Tehdit, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanmasını engelleme, nefret ve ayrımcılık, hakaret, suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve iftira” suçlarından cezalandırılması talep edildi.

    “SOYKIRIM VE TEHDİT İÇERİKLİ SÖYLEMLERİ KINIYORUZ”

    Suç duyurularının ardından Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Rıza Eroğlu tarafından ortak basın açıklaması okundu.  Eroğlu, söz konusu kişilerin sosyal ve görsel medyada yapmış oldukları “Soykırım ve tehdit içerikli” söylemleri kınadıkları belirtilerek, “Temel felsefesi hoşgörü ve eşitlik olan Alevi toplumunun temsilcileri olarak; AHİM kararlarına, AİHS’e ve Anayasamızın eşitlik, din ve vicdan hürriyetlerini yok sayan, olağanüstü dönemlerin yaşandığı ülkemizde; toplumun birlik ve beraberliğini bozan, ayrımcılık, kin ve nefret içeren bu tür söylemleri bugüne kadar duymamazlıktan gelen AK Parti iktidarını sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz” dedi.

    Geçtiğimiz günlerde AKP’ye yakınlığıyla bilinen Türkmen Alevi-Bektaşi Derneği Başkanı Özdemir Özdemir, Kanal A’da katıldığı Haber Merkezi programında Alevileri hedef alan konuşması hakkında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter, Muş Alparslan Üniversitesi’nde araştırma görevlisi Abdulkadir Şen hakkında ise SYKP Samandağ İlçe Örgütü ve Alevi Bektaşi Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Av. Cafer Koluman ve Av. Selvinaz Gamze Tokhay suç duyurusunda bulunmuştu.

     

  • Bahçeli’yi eleştiren Alevi Dedesine işten atma tehdidi

    Bahçeli’yi eleştiren Alevi Dedesine işten atma tehdidi

    OHAL ile birlikte ve son dönemde hızla artan sosyal paylaşımlar gerekçe gösterilerek gözaltı, tutuklama, ihraç ve işten atılmalar gündemdeki yerine korumaya devam ediyor.

    İfade özgürlüğünün bu denli baskı altına alındığı bu dönemdeki son olay ise İzmir’in Aliağa ilçesinde yaşandı. İzmir Aliağa Cemevi Dedesi Baba Mansur Ocağından Pir Gökmen Savak çalıştığı İzmir Aliağa Belediyesi’nden sosyal medya üzerinden MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi eleştirdiği için keyfi olarak işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya.

    CHP döneminde açılan sekreter ve dedelik ile ilgili iki kadrodan dedelik hizmetleri bölümünde taşeron işçi olarak çalışmaya başlayan Pir Gökmen Savak MHP döneminde de işe devam ettiklerini ve zor zamanlar yaşadıklarını söyledi. MHP’li Belediye’nin keyfi şekilde kendisini işten attığını dile getiren Savak, “Mevcut belediye başkanının bize karşı çok fevri  çıkışları var. Söylemlerimizi beğenmiyor. Kendi işçisi olarak da gördüğü için bize telefonla tebliğ edildi belediye muhasebesinden, ‘belediyedeki işinizden çıkarıldınız’ diye. Gerekçe olarak da, ‘Devlet Bahçeli ile ilgili sosyal medyadaki paylaşımım’ gösterildi” dedi.

    “HAKARET ETMEDİM”

    Pir Gökmen Savak sosyal medya hesabı üzerinden yazdıklarının hiçbir şekilde hakaret içerikli olmadığını söyledi. Savak şu ifadeleri kullandı. “Sayın Devlet Bahçeli’ye hakaret içerikli paylaşım yayınladığıma dair söylentiler kesinlikle yalan ve sansasyonel bir eylemdir. Yaptığım paylaşım gayet uygar ve etiktir. Şu anda benim sayfamda da hala mevcuttur. Dileyen kişiler bakabilirler. İnsanların kalbine giremeyen zavallılar bu seferde yaptıkları haksızlıkları meşrulaştırma yoluna gidiyorlar.”

    Daha çıkışının verilmeyip hakkında hukuki bir soruşturma yürütülmediğini de söyleyen Savak, “Geri adım atılma söz konusu. Fakat bu oyalama politikası ise eğer tüm hukuki yollara başvuracağız” dedi.

    “MÜCADELE EDEN DEDELER AYRIMCILIĞA UĞRUYOR”

    Yaşanan hukuksuzluk ve son dönemde halka yönelik baskı ve sindirme politikalarını kınayan Savak, ardından da Alevi dedelerinin düştüğü durumu şu sözlerle anlattı:

    “İçimiz o kadar acıyor ki. Artık düşünemiyoruz, konuşamıyoruz. Ekonomik ve hukuksal anlamda artık hukukun H’si kalmadı. Halkı terbiye etmeye,  kısıtlamaya çalışıyorlar. Alevi toplumunun ekonomik sıkıntıları ve dedelerin düştüğü durum çok acı. Bu tür insanlara peşkeş çeken, umreye giden dedeler bolluk içinde yaşarken, akıntıya karşı duran bir şekilde mücadele eden ekonomik anlamda cemevleri veya dergahlardan uzaklaştırılmaya çalışılan Alevi dedesi olarak ben de bu şekilde bir tehdit ile karşı karşıyayım.”

    AKD BAŞKANI DOĞAN: KEYFİ BİR UYGULAMADIR

    Gökmen Savak’ın da üyesi olduğu Alevi Kültür Derneklerinin Genel Başkanı Doğan Demir PİRHA’ya verdiği görüşte konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Tabii eleştirmek başka hakaret etmek başka. Paylaşımını daha görmedim. Belediye Başkanını aradım fakat ulaşamadım. MHP Genel Başkan Yardımcısını arayıp durumu bildirdim. Varsa böyle bir sıkıntının giderilmesi konusunda haber bekliyorum. Bizim kültürümüzde kimseye hakaret etmek yoktur. Sonuçta eleştirebilir ama hakaret etmek doğru değildir. Zaten hakaret içeren bir şey yoksa keyfi bir uygulamadır. Son zamanlarda Türkiye’de bu tür nedenlerden dolayı çok sayıda insan işten atılıp, açığa alınıyor. Tam bir kaos ortamı doğmaya başladı. Oradaki dedemizin de sosyal paylaşımdan dolayı eğer sadece eleştirdiği için işten çıkarılıyorsa bu biraz düşündürücü. Belediye Başkanı ile mutlaka bunu görüşeceğim. İşin doğrusu neyse onu yapacaklar. Amaç bir siyasi parti ile Alevileri karşı karşıya getirmek değil. Burada arkadaşımız eksik, bir hata yaptıysa bile bu işten atılma gerekçesi olmamalı. İnsanların ekmeği ile oynamak çok doğru değil. Burada da dedemizin de kendine çok dikkat etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sonuçta Alevi dedesinin kendisini bu konuda masaya yatırması, varsa bir eksiğimiz onu da bizim gidermemiz gerekiyor.”

    Sevim KAHRAMAN

  • Çorum Katliamında yaşamını yitirenler 35’nci yılında anıldı

    Çorum Katliamında yaşamını yitirenler 35’nci yılında anıldı

    1980 yılının Mayıs ve Temmuz aylarında yaşanan Çorum Katliamı, binlerce kişinin katıldığı yürüyüşle anıldı. Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarını da hatırlatan binler ‘Sorumlular hesap versin’ dedi

    Çorum’da 1980 yılında Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamda yaşamını yitirenler 35’nci yılında anıldı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı Genel Merkezi, Alevi Kültür Merkezleri Derneği, Alevi-Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği, KESK, CHP, HDP, Birleşik Haziran Hareketi, Halkevleri ve köy derneklerinin katılımı ile düzenlenen yürüyüşe binlerce yurttaş katıldı. Resmi rakamlara göre 57 kişinin öldürüldüğü, yüzlerce kişinin de yaralandığı katliamın hesabının sorulması çağrısında bulunan binler; Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarının da sorumlularının ortaya çıkarılmasını istedi.

    ’29 Mayıs-4 Temmuz 1980 unutmadık, unutturmayacağız’ yazılı bir pankartın açıldığı yürüyüş Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nin önünden başladı. Kitle, Bahabey ve Gazi caddeleri boyunca “Faşizme ölüm, halka hürriyet”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “İnadına özgürlük”, “Çorum’u unutma, unutturma”, “Gün gelecek devran dönecek, katiller halka hesap verecek” sloganlarını attı. Basın açıklamasının da yapılacağı Postane önüne gelen kitle burada 35 yıl önce katledilenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

    Anmaya katılan HDP İstanbul Milletvekili Turgut Öker, burada yaptığı konuşmada, “Hiçbir güç, kompleksinden dolayı Alevilerin bir arada oluşunu engelleyemez. 35 yıl önce bu toprakları kana bulayan zihniyet ortadan kalkmış değildir” dedi.

    ‘DOSYALAR YENİDEN AÇILSIN’
    Katliamda yaşamını yitirenlerin avukatlarından Sadık Eral ise faillerin halen yargılanmadığını vurguladı. Eral, “Katliamlarla yüzleşilmeden yenileri engellenemez. Maraş, Sivas ve Çorum’da yaşananların hafızalardan silinmemesi ve tekrarlanmaması, insanlık onuru açısından önemlidir. Mahkemede bazı kişiler cezalandırılmış ancak Çorum Katliamı tam olarak aydınlatılmamıştır. Dosyalar yeniden açılmalı, failler yeniden yargılanmalıdır. Geçmişimizi başkaları yazdı, geleceğimizi biz yazalım” diye konuştu.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ise Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaşi Veli Kültür Vakfı’nın bundan sonra Türkiye’deki anma etkinliklerini tek elden yapacağını söyledi.
    orgn: link

    Çorum Katliamı 35.yıl 03Temmuz2015
    Çorum Katliamı 35.yıl 03Temmuz2015
  • Alevilikte  semahın anlam ve içeriği;

    Alevilikte  semahın anlam ve içeriği;

    Asırlar boyunca gizli kalmış bir inanç, bu inancı yaşatmak uğruna can vermiş yüzbinlerin direngenliğinde, günümüzde karın altındaki kardelenler gibi başını göğe uzatıyor; yüzyıllardır üzerini örten kar ve soğuğa aldırmadan… Bu öyle bir inanç ki, renkleriyle göz alıcı, direngenliği ile şaşırtıcı… Bilinmek, sevilmek, korunmak, tarif edilmek istiyor bu kardelen…Rengini, kokusunu, güzelliğini yalnızca ıssız dağ başlarına çıkanlar değil, herkes fark etsin istiyor. Çünkü artık yalnızca ıssız dağ başlarında değil, dünyanın dört bir yanında yaşıyor  bu inancın mensupları.

    Sözünü ettiğimiz, hem tarihsel hem de sosyolojik olarak bir kardelene benzettiğimiz şey, Anadolu ve mezopotamya topraklarının çok özgün inancı olan, onca araştırma ve incelemeye karşın hala gerçek anlamıyla bilinmeye, keşfedilmeye, fark edilmeye ihtiyaç duyulan Aleviliktir.  Bizim ise bu kısa yazıda üzerinde asıl durmak istediğimiz Alevilikte Semah konusudur.

    Semah, Arapca kökenli bir sözcüktür. İşitmek, uçmak ve gökyüzü gibi anlamları vardır. Ayrıca terim olarak, müzik ezgilerini dinlemek, kendinden geçip dönmektir. Bu nedenle Alevilerin yaptıkları inançsal ritüele semah deniyor. Eldeki verilere göre semah sadece Alevilikte değil, bölgemizin eski  inaçlarında da görülmektedir. Günümüzdeki yaygın inanışa göre Aleviler semahın ilk defa arşı aladaki kırklar ceminde dönüldüğüne inanırlar. İyi incelendiğinde semahın her figüründe bir anlam olduğu görülecektir. Semahta esas olarak gezegenlerin, güneş çevresinde dönüşleri simgelenir. Semah, günümüz inanışına göre ilk defa Kırklar meclisinde gerçekleştirilen inançsal bir ibadettir.

    Semahın temel figürü bir yandan kendi ekseni etrafında dönerken, bir yandan da bir daire üzerinde yapılan dönüştür. Semah hem kendi ekseni hem de güneş çevresinde dönen gezegenlere,  kendi çevrelerinde ve başka gök adalarının çevresinde dönen gök adalarına kadar, en küçükten en büyüğe  yaşamın varoluşunun her evresinde var olan temel döngünün stilize edilmiş halidir.

    Evrende her şeyin dönmesi olgusu Alevi ayetlerinde “bütün evren semah döner” dizesi ile en güzel ifadesine kavuşur. Semah yürümek Cem ayinine görsel olduğu kadar anlam bakımından da bir zenginlik katar.  Aslında Semah ile Kozmos’un ruhu Cem Ayinine taşınmış olmaktadır. Semah aynı zamanda kadim bir bilginin görsel bir şölene ve kutsal bir gösteriye dönüştürülmüş halidir. Semah aynı  zamanda Hakk ile bütünleşme halinin, yani var oluşun sembolüdür.  Ana rahminde Kırkların  tek bir cana dönüşmesini kutlamanın sembolüdür.

    Aleviler için nasıl ki toplu olarak cemsiz ibadet düşünülmezse,  semahsız da cem yürütülmesi düşünülemez. Alevilik gerçeğin kendisi olduğu için semah da gerçeğin parçasıdır.

    Bir inanışa göre semah ilk defa Arş-ı Ala’da  kurulan Kırklar Meclisinde Kırklar tarafından dönülmüştür. Yeryüzünde dönülen semah bu semahı yad etmek içindir. Bu yüzden semah yürünürken, “semahımız Kırklar Semahı olsun” diye dua edilir.

    Bu duada şunlar söylenir; “semahlar saf ola, münafıklar berbat ola, gönüller abad ola.  Yiğitler meydan ola, yardımcımız mert ola. Hizmetlerimiz boşa gitmeye, seyir için olmaya. Hak için ola. Döndüğümüz semahlar Kırklar’ın döndüğü semah ola. Birliğimiz, dirliğimiz ve beraberliğimiz kaim ola, daim ola. Dergah-ı ilahiye kayıt ola. Gerçeğe Hü.”

    Kırklar Meclisi ve Kırklar Cemi günümüz Aleviliğinde değişik söylencelere konu olmuştur. Bunun en bilineni ise  Muhammedin misafir olduğu Kırklar Meclisi ve Cemi söylencesidir. Günümüzde içeriği hayli boşaltılmış olsada, eğer dikkatle incelenirse Muhammed’in girdiği Kırklar Meclisinde ne yöneten, ne de yönetilen vardır. Herkes eşittir bu mecliste. Nitekim Muhammet ne zamanki ”yoktan var olmuş bir yoksul oğluyum” demiş, ondan sonra içeri girmesine müsaade  edilmiştir. Yani kırklar meclisine katılan Muhammet artık bir peygamber değildir. Sıradan bir insandır. Çünkü Alevi yolunda yöneten seçilerek o makama gelir ve istenmediği zaman görevden alınır. Her Alevi ceminde Mürşit-Pir- Rehber katılanların rızalığını alarak cem yürütebilir.

    Kırklar Meclisi söylencesinde görüldüğü üzere  Kırkların tanrı katında yürüttükleri ibadet Namaz değil, kadın erkek birlikte yüz yüze yapılan cem olup semah yürümektir, burada hiyerarşi tanımaz bir eşitlik esastır. Öyküde de görüldüğü gibi Kırklar Muhammed’in Peygamberliğini tanımıyorlar. Ancak Muhammet bu kimliğininden sıyrılarak bu meclise giriyor. Muhammed’in “siz bu mecliste kimsiniz?” Sorusuna “Biz Kırklarız”, “küçüğünüz ve ulunuz kimdir?” sorusuna ise; “küçüğümüz de ulumuz da uludur,  kırkımız bir, birimiz kırktır” diye cevap verilmiştir.  Evet Muhammet Kırkların Meclisine katılmıştır.  Kırkların sayısı önceden tamdır. 22 erkek, 17 kadın ve onlara yiyecek aramaya giden Selmanı Farisi eder 40.

    Anlaşılacağı gibi, Kırkların Meclisine katılan Muhammet bu mecliste yapılan cem ile Alevi yoluna kabul edilmiştir. Yola kabul edilmiş ve Mürşit makamına seçilmiştir. Kırklar Meclisinde bir üzüm tanesini şerbet yaparak 40’a bölen Muhammet sınavı geçmiştir. Yani 40. Günün bitiminde ana rahmindeki cana verdiği şerbetle can katmıştır. Ve Kırklar bu yüzden Muhammedin de katılmasıyla hep birlikte semaha durarak  bu bir oluş anını kutlamıştır.

    Yine bazı Alevi araştırmacıları ise Kırklar söylencesini bir başka açıdan değerlendirmektedir.  Bu anlayışa göre ; aslında Kırklar meclisi ismini Ana rahminde  40. Günün bitimiyle bir can haline gelen insan embriyonundan almaktadır. Alevilik varlığın doğum kapısından geldiğine inanır. Doğum kapısından çıkıp gelenler Hakk’ın varlığını ve birliğini ispat etmişlerdir. Hakk doğumda ispat olduğundan dolayı, doğumda olan sevgi Hakk’ın sevgisidir.  Bu sevgi her kimde olursa Hakk onlarda mevcuttur. Hakk’ın emri ile doğan evlat ta Hakk ile bir doğar ve ana babasını Hakk bilir.  Yani sözün özü Ana rahmi cem olunan yer, rahim kapısı ise hak kapısıdır. Hakkın evi ana rahmidir. İnsan ruhunun hakka ulaşacağı güne değin yaşama açılan kapısıdır.

    Zaman içinde takiyye yapmak zorunda kalan Aleviler Arş-ı alada tutulan ilk cem söylencesini ortaya atarak sırrı Muhammet-Ali perdesi ile örtmüşlerdir. Çünkü kendilerini İslam perdesi ile perdeleyen Aleviler özellikle 16. Yüzyıldan itibaren yaşamlarını sürdürebilmek için inançta takiyye yoluna giderek varlıklarını sürdürme kararı almışlar, bunun yanında bölgenin egemen devletlerinin baskısıyla birlikte de giderek zaman içinde, kuşaklar arası bilgi aktarımının zayıflığının da etkisiyle takiyeyi bir gerçeklikmiş gibi algılamaya başlamışlardır.

    Alevi inanç önderleri de bu yolu sürdürebilmek için sırrı sadece, sır saklayacaklarına inandıkları çok küçük bir kesime aktarmışlardır. Batında başka, Zahirde ise başka davranılmıştır. Alevinin hakikati doğum kapısıdır. Çünkü Alevi hiç bir şeyin yoktan var olmayacağını bilir.

    “Kırklar  arş üstüne kurdular cemi

    Muhabbet hakkoldu sürdüler demi

    Balçıktan yarattı Mevla Adem’i

    Ben ol zaman atam belinde idim” (Yeksani)

     

    Aleviler yaradılışa değil varoluşa inanırlar;

    “Alevilerde temelde Allah anlayışı yoktur. Yaradılışa inanmazlar. Aleviler, insanin evrimci bir mantıkla yaratıldığına inanırlar; ancak, Müslüman olmak zorunda kaldıklarında, bu inanışlarını saklamak zorunda kalmışlardır. Bu sırrı bildiğini inandığım Başköylü Hasan Efendi adlı Alevi piri, “Varlığın Doğuşu” adlı kitabında bu konuyu şöyle açıklar: “Baba mayayı ana sütüne katar, ana rahminde vücut tutar. Mayalanan maya 40 gün mayada kalır. 41. gün vücut  hasıl olur.” Yani anne rahmindeki mayalanma 40 gün sürer. 41. gününde insanin ilk şekli oluşur. İlk insanın oluşumu 40. günden sonra, 41. günde gerçekleşir. Anne rahminde bebeğin ilk nüvesi tamamlanır. Bu da Alevi inancında çok önemli bir yer işgal eden “Kırklar Cemi-Meclisi” inancıdır.

    “Kırklar Cemi”, insanin ilk kez belirmesi, ilk insanin ana rahminde toparlanması, cem olmasıdır. Bu da başka bir alemde, “Kubbe-i Rahman’da yani ana rahminde gerçekleşmektedir. Cem kavramı anne rahminde oluşan insanin ilk toparlanmasını, cem olmasını anlatmaktadır. Kırklar cemi ve semah insanın ana rahminde mayalandığı ilk 40 gün ile ilgilidir. 40 günden sonra da 41 yoktur. Yani Kırklar bir’e dönüşmektedir. Zaten Kırklar Söylencesi’nin bütün anlatımları da buna dönüktür. Kırklar cinsiyetsizdir, cinsiyet henüz oluşmamıştır. Bu yüzden Sırrı Hakikat Kapısı’ndan geçip Kırklar Cemi’ne girenlerin cinsiyetinin olmadığı kabul edilir. Bir başka deyişle, Adem’in Allah tarafından çamura şekil verilerek; kadının da onun kaburgasından yaratıldığı inanışına karşı, Aleviler evrimci bir mantıkla meseleye bakarlar. Ve insanın evrimin bir sonucu olarak doğduğuna inanırlar. Kırklar Cemi’yle de, erkeğin spermlerinin, kadının rahim içinde bulunan yumurtasını döllemesiyle ortaya çıkan embriyonun yolculuğunu tasvir ederler. Yani Semah sözle söylenemeyen bilimsel gerçeğin dans ile anlatılmasıdır. İlk 40 günün anlatılmasıdır. Alevi inanışı bu bilimsel düşüncenin sır edilmesidir.

    Bugünün yaşayan Aleviliğine dışardan baktığımızda müslüman gibi görülen, ancak kendi içlerinde evrim inancını yasamaya çalışan bir topluluk görmekteyiz. Kendilerine ne kadar öz müslümanız deselerde kendilerini “Hak Ehli Erenleri” diye tanımlayan bir grup, İslam kapıyı çaldığında korkudan, “Biz de Müslüman olduk” diyorlar. Ama kendi inançlarını, bir nevi Sebataycılar gibi sırra büründürüyorlar.

    Oysa yaşam biçimlerine baktığımızda, inanç ritüellerini incelediğimizde Alevilerin bilimle ilgileri olduğunu görürüz. Alevilerin tanrı/kul ilişkisi üzerine kurgulanmış, oluşa değil yaratılışa inanan, semavi dinlerle ve dolayısıyla islam diniyle öz itibariyle bir ortaklığı yoktur. İşin özü Alevilerin inanılan biçimiyle herhangi bir dinle de ilişkileri yoktur.

    Aleviler tarihte kendi dünyalarında doğuma inanıyorlar. “Bunlar, çok büyük bir ihtimalle Harran Üniversitesi ya da bu üniversiteye bağlı çevredeki eğitim kurumlarında çalışmalarını sürdürüyorlar. Bunların ortaya koyduğu bilim felsefesi de zamanla, özellikle Anadolu coğrafyasına yayılıyor. Bu felsefeye inananın topluluklar sayesinde kitleselleşiyorlar. Örneğin Baba İshak, Baba İlyas gibi erenlerin köyleri Harran etrafındadır. Onların izlerini sürerseniz, o coğrafyaya ulaşırsınız.

    Aleviliğin Orta Asya’dan gelmediği bellidir. İddiam da şudur, bundan böyle hiç kimse Alevilerin cemlerinin ve semahlarının Orta Asya’dan eski Türk inançlarından ve Şaman ayinlerinden geldiğini söyleyemez. Çünkü aralarında çok farklı kozmik ve mitolojik farklılıklar var. Birbirine çok zıt iki sistemdir. Orta Asya kültürü ve Şaman, Kutup Yıldızı merkezli düşünür, dünya merkezli düşünmez. İnanışa göre Kutup Yıldızı’nın etrafında dönen bütün gök cisimleri dönmektedirler. Orta Asya’dan gelmedikleri bellidir ama kimdir bu Aleviler? Dediğim gibi evrimci düşünceyi benimsemiş farklı topluluklardır. “ (Sırrı Öztürk)

    Semah Nedir?

    Semah, Aleviliğin önemli inanç-kültür unsurlarındandır. Semavi dinlerde kadın ve erkeğin birlikte ibadet olarak müzik ve söz eşliğinde semah dönmesi kabul edilemez bir olgudur. Bu nedenle Semah geleneğinin kökeni bir çok araştırmacı tarafından ve bir çok pir-dede tarafından  gerek Kırklar Cemi ile gerekse İslam’dan çok öncesi birçok inanç ve gelenekler ile açıklanmaktadır. Semah aynı zamanda Aleviliğin temel ibadeti olan Cem’in de önemli bir parçasıdır. İlahi bir aşk olarak görülür.

    Semahlar normalde kadın erkek karışık, yalın ayak, baş açık, bele kuşak bağlanarak yapılmaktadır. ‘’Başım açık yalın ayak yürütün,  Sen merhamet eyle lebi balım yar’’ Ve genelde semah yapılan meydanın bir köşesine mum yakılır. Semahın yöresine ve türüne göre semah edenlerin sayısı da değişebilmektedir. Semaha kalkanlar, uzaydaki gezegenler gibi birbirlerine dokunmadan, daire şeklinde ve karşılıklı durarak semah ederler.

    Kızılbaş-Alevi yolunda semahın, Kırklar Meclisi ile başladığına inanılmakta ancak bu Meclisin kimlerden oluştuğu, nerede oluştuğu tartışması hala sürmektedir. Tartışılması da doğaldır. Çünkü 500 yıldır kendisini İslam perdesiyle perdeleyen Aleviler doğal olarak Kırklar Meclisi olayını da İslami söylemle perdelemişlerdir.  Gerçeği bilenler sadece yola inanan Pirlerdir.

    Semah ; cem sırasında Oniki hizmetten biri olan saz ve söz eşliğinde kadın erkek olarak yapılan hareketleri ifade etmektedir. Tarih boyunca  İslami anlayış için müzik ve semah eşliğinde yapılan cemler dinsel açıdan sakıncalı görülmüştür. Oysa Kızılbaş Alevilik yolunda müzik ve semah, öğretinin, inancın, ibadetin ta kendisidir. Alevilikte, sazsız sözsüz semahsız ibadet olmaz.

    Semah sırasındaki hareketlerin değişik anlamları bulunmaktadır. Gökyüzünde uçmak, evrenin dönüşü gibi dönmek, turnalar gibi  kanat çırpıp uçmak, haktan alıp halka vermek, paylaşmak gibi değişik bölümle farklı simgesel anlamlar vardır.

    Kişi Semahın manevi atmosferine adapte olarak Semaha girer, Semahlarda bireyin bağımsızlığı ana ilkedir, hiçbir biçimde Semahçılar arasında el ele tutuşulmaz, her Semazen kendi içinde bağımsızdır. Semah, nefsin kötü arzu ve isteklerinden ve korkularından arınıp ruhsal olarak özüne, aslına yönelmedir. Semah gitmek, Hakk’a ulaşmada vesiledir.

    Semah normalde Cem’de dönülür (Dönmek hiçbir şeyin durmadığını ölmediğini hareket edip değiştiğini sembolize eder.)

    Yüzün üzerinde semah çeşidi vardır, hepsinin ortak özelliği, ağır tempoyla başlar, hızlanır ve yavaşlayarak durur. Duyguların/ruhun uçuş ve geri dönüşünü sembolize eder.Semahta kadın ve erkek şarttır, bununda birlik, eşitlik, yaradılış, sevgi, karşıtların birliği gibi çok derin anlamları vardır.

    Semah yalın ayak dönülür, duygular dünyasında uçulsa da gerçeğe, doğaya/toprağa bağlılığı sembolize eder. Bazı semahlarda avuçlar yer ve gökyüzüne döndürülür, yerle gök arasında (hava ve toprak/ tanrı ve insan) arasında bağ kurulur. Gözler genellikle el/avuç içine bakar, bu da aynada kendini (insanda tanrıyı) görmeyi sembolize eder.(Aynayı tuttum yüzüme Ali göründü gözüme. Nazar eyledim özüme Ali göründü gözüme)

    Semahta kalbe, götürülen eller, Alevilerin bir tür selamıdır. İçten ve kalpten sevgi ve yola bağlılığı sembolize eder. Semahlardaki figürler doğadaki canlı varlıkların özelliklerini, emek, sevgi, birlik vb. çeşitli konuları sembolize eder.

    Alevilerin yaşadığı yörelere özgü 100’e yakın farklı semah tipleri ve değişik adları bulunmaktadır. Bunlardan en tanınmışları Kırklar Semahı, Turnalar Semahı, Gönüller Semahı, Kırat Semahı, Hubyar Semahı gibi adlarla bilinen değişik yörelere ait semahlardır.

    Bütün semah türlerinde ortak olan özellik, yavaş hareketlerle başlayıp, giderek hızlanmasıdır. Semah, ağırlama, yürüme ve hızlanma olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Zakir, semah deyişini bu bölümlerin ritmine uygun çalarken, semahçılar da buna uygun olarak hareket ederler.

    “Bütün evren semah döner

    Aşkından güneşler yanar

    Aslına ermektir hüner

    Beş vakitle avunmayız”(Hüdai)

    1960’lara kadar bir kapalı toplum inancı olarak yaşayan Alevilik, bu nedenle ibadetlerinde de çeşitlilikler göstermektedir. Alevi ibadetin en önemli inanç ritüeli olan Semah’ta bölgelere göre şekilsel farklılıklar göstermektedir. Ancak öz aynıdır. İçerik aynıdır değişik olan semahın yürüyüş (dönüş) biçimleridir. Birde semah yürünmesi için saz eşliğinde çalınan deyişler farklılık gösterebilmektedir.

    Semah Çeşitlerinden örnekler;

    1) KIRKLAR SEMAHI

    Kökenini, Kırklar Cemi’nden alan Semahtır. Aleviler arasında en yaygın semahtır. Hz. Muhammet’in, Hz. Ali’nin ve kadın- erkek canların yer aldığı 40 kişinin bulunduğu Kırklar Meclisi’ni sembolize eder.

    Üç zamanlıdır. Dua, ağırlama ve yeldirme (hızlı) bölümlerden oluşur. Genellikle cemlerde yaşlı canlar bu semahı dönerler. Aleviler arasında en yaygın dönülen semahtır.

    2) TURNALAR SEMAHI

    Turna kuşunun, Alevi edebiyatında özel bir yeri vardır. Turna ile Hz. Ali arasında bir ilişkinin olduğu varsayılır. Turna semahı, turna kuşunun figürlerine dayanır. Hareketler; turnanın hareketlerine benzer. Yavaş ve olgundur.

    “Yemen ellerinden beri gelirken

    Turnalar Ali’mi görmediniz mi?

    Havanın yüzünde semah dönerken

    Turnalar Ali’mi görmediniz mi?”

    3) KIRAT SEMAHI

    Semahların geneli kadın ve erkek canların birlikte dönmesine karşın Kırat Semahını bacılar dönerler. Bu semahta; güneş çevresindeki gezegenlerin dönüşü sembolize edilir. Köklerini ateş ve güneşi kutsayan bölgenin eski inançlarından almaktadır.

    “Kırat bu dağları aşmalı bugün

    Dostun ellerine düşmeli bugün…”

    4) TAHTACI SEMAHI

    Antalya- Toros yöresindeki Tahtacı Türkmenler’in döndüğü semaha bu ad verilir.

    Bir bacı ile bir erkek can birlikte semah dönerler. Daha fazla kişi ile dönülen ve adına Tahtacı Semahı denenlerde vardır.

    Semahlarda, ellerin yukarıdan alıp aşağıya verme şeklindeki figürü Hak’tan alıp halka vermek anlamına gelmektedir. Bu sosyal bölüşümdeki adaleti sembolize eder.

    5) TRAKYA SEMAHI

    Semahlar; bulundukları yörenin halk dansları ile etkileşim içinde bulunurlar. Bu nedenle yöresel farklılıklar görülür. Trakya semahları da yöredeki halk sanatının zaman , zaman etkisini ifade etmektedirler.

    6) URFA SEMAHI

    Bu semahta Urfa’daki Aleviler’in adeta damıtılarak korunan semahlarıdır. Bunlar içinde en özgünü ise; Urfa- Kısas Semahıdır. Urfa Semahı da genel özellikleri ile birlikte biraz Urfa etkisini de taşımaktadır.

    7) AFYON SEMAHI

    Afyon denilince akla Emirdağ’ın Karacalar Köyü Alevilerinin döndüğü semahlar gelir. Muhammet- Ali Semahı, Sikke Semahı ve İllallah Semahı en bilinen Afyon yöresi semahlarındandır. Kadın ve erkek canlar birlikte semah dönerler. Genellikle 6 bacı 6 erkek birlikte semaha kalkarlar.

    8) RODOS SEMAHI

    Osmanlı döneminde Anadolu’dan Rodos’a yerleştirilen Alevi’lerin döndüğü semahlardır. Semah’ın yerel kültürden etkilenmediğini söylemek olası değil. Bu nedenle Rodos Semahı; Anadolu- Rodos karışımı bir birleşim sayılır.

    9) LADİK SEMAHI

    Adını Samsun- Ladik’ten alan Ladik Semahını 8 bacı, 8 erkek can döner.

    Semaha şu deyişle başlanır:

    “Salını salını geldim köyüne

    Güzeller başıma toplansın diye

    Herkes sevdiğini almış yanına

    Güzeller pazarı kurulsun diye”

    10) HACIBEKTAŞ SEMAHI

    Hacı Bektaş Veli’ye saygı semahıdır. 8-12 can ile dönülür. Sağ el göğüste mühürlenmiş olarak semaha başlanır.

    Söylenen nefeslerden birisi:

    “Değişmek istemem bin peygambere

    Yarab dertlilere pir eyle beni”dir.

    11) HUBYAR SEMAHI

    5 Bacı 4 erkek can ile dönülür. Kollar sarkık, öne doğru eğilmiş olarak semaha başlanır.

    Semah sırasında; hem kendi, hem daire ekseni etrafında dönerler.

    Semahlar içinde ritmik olarak en hareketli dönülen semah sayılır.

    “Beylerimiz elvan gönül üstüne

    Ağlar gelir pirim Abdal Musa’ya

    Urum abdalları postun eğnine

    Bağlar gelir Pirim Abdal Musa’ya…”

    12) Kürt Alevileri Semahları;; Sivas, Erzincan, Tokat, K. Maraş, Dersim, Malatya, Bingöl, Elazığ, Adıyaman ve Urfa gibi illerde karşılaşılan semahların  en ayırt edici özelliklerini, “usul değişimi” oluşturur. Buna göre, semahın ‘ağırlama’sından ‘çarh’ bölümüne doğru giderek artan temposu içinde, usul değişimleri meydana gelmektedir.

    Semah etmek, ibadet etmektir.

    Semah ibadet halidir, Süslü-püslü giyecekler giyerek yapılan semahın sadece foklorik anlamı olur ki ibadetten dışlanmış olur. Günümüzde bir çok cem evinde ve Alevi derneklerinde folklorik semah ekipleri oluşturulmuş bulunmaktadır. Elbette yeni kuşaklara inanç ritüellerimizi öğretmek çok iyi bir hizmettir.  Ancak Cem ve Cem’lerde yürütülen Semah hizmeti ibadet hizmetidir ve yalnızca Alevi ibadet yerlerinde semah dönmek haktır. Semahımıza ve inancımıza saygısızlık yapmıyalım, yaptırmayalım. Semah, benlikten arınmaktır, Hakk ile Hakk olmaktır. Kırklar Meclisi’nde ki aşk ve cebze halidir ve semahın adresi de “Kırklar Meclisi” dir.

    “Vardım kırklar meydanına

    Gel berü hey can dediler

    Yüz sürdüm ayaklarına

    Gir işte meydan dediler

     

    Kırklar bir yerde durdular

    Yerlerinden yer verdiler

    Meydana sofra serdiler

    El lokmaya sun dediler

     

    Gir semaha aşk ile Hakk’a

    Silinsin pak olsun ayna

    Kırk yıl bir kazanda kayna

    Daha çiğsin yan dediler”  (Şah Hatayi)

    Semah etmek; Bir kuşun kanadında, güneşin etrafında, bulutların üstünde dönmektir. Aynı dünya gibi, ay gibi, evrendeki yıldızlar gibi, kıştan yaza, geceden gündüze dönmek. Insanı merkez, elini ayna yapmak ve aynada özünü seyretmek. Insanı sevmek, paylaşmak, inanmak ve arınmak. Turna olup hakka ve hakikate doğru göçmek gökyüzüne ağmak, karanlıkta, aydınlık yürekte ışık ve bir deyiş, bir nefes  olup dönmek ve birlik olmak, birliğe, kardeşliğe, insan sevgisine ağmak ve kendi gerçeğini kavrayıp dönmektir.

    “Ay Ali’dir gün Muhammed

    Üç yüz altmış  altı sünnet

    Balıklar da suya hasret

    Çarh dönerler göl içinde

     

    Göl içinde çarha döner

    Susuzluktan bağrı yanar

    Müminler secdeye iner

    Seyir var seyir içinde” (Pir Sultan)

    Günümüzde hem sırrı bilenler azaldı, hem de sırrı aktaracak talip kalmadı. Pir ve talip ilişkisi bozuldu, bilimle, akıl ile hareket eden Pirlerin yerini, Pir maskeli müslüman imamlar aldı. Cem evlerimizde imamlar bulundurulmakta. Yolun başını  haramiler kesmiş durumda. Özellikle 12 Eylül darbesi ile başlayan son 35 yıllık süreç Alevilerin büyük kesimini Hakk gerçeğinden kopardı. Talipler görgüden geçmez oldu. Müsahipler birbirini göremez oldu. Musahiplik yeni kuşaklara aktarılamadı. Pir talibini, talip Pirini unuttu. Sırrı bilen Ocak pirlerinin yerini dernek, vakıf  dedeleri aldı. Kısacası yol bozuldu. Yolun bozulmasıyla birlikte, onun ibadeti de yapılmaz oldu. Yapılan ise Hakk için değil seyir için yapılır hale geldi.

    12 Eylül’den bu yana Alevi çocuklarına 34 yıldır zorla Sünni İslamiyet dersleri verilmektedir. Bu Alevi inancında büyük bir kırılmaya yol açmıştır. Öyle ki bugün Alevi asimilasyonu bizlere Alevi açılımı olarak sunulmaya çalışılmaktadır. Alevilerin önemli kesimi de bu Açılım oyunlarına gelmektedir. Evrensel bir inanç olan Alevilik İslami bir mezhep olarak bile kabul  görmemekte bir tarikat muamelesi görmektedir.

    Alevinin kutsal semahı, insanın var oluşunun sembolü, birliğin, kardeşliğin, eşitliğin ve özgürlüğün sembolü semahımız bu içeriklerinden boşaltılarak folklorik bir oyun derecesine indirilmekte, Alevinin ceminde deyişlerimizin, beyitlerimizin yerini kurandan sureler, abdestler, namazlar, islam ilahileri almaktadır. Kendini bu hakikat yolunun yolcusu sayanlara düşen büyük sorumluluklar bulunmaktadır. Pir ile talibi buluşturmak zorundalar. Yola yeniden ikrar vermek zorundalar. Görgüden geçmek zorundalar. Yola girmek için de müsahip olmak zorundalar.

    Yeni bir başlangıç yapmanın asgari koşulları bunlardır.  Semahımızı gerçek içeriği ile yürüyeceğimiz bir ortam yaratmanın yegane yolu bu asgari şartları yerine getirmekten geçiyor.

    Yararlanılan kaynaklar ;

    * Kadimden sonsuza Alevilik yazıları (Dede Turabi Akbal )

    * Kimlik Mücadelesinde Alevilik; (Erdoğan Yalgın)

    * Aleviliğin Gizli Tarihi; (Erdoğan Çınar)

    * Hakk’ın Emri Rızası: (Başköylü Seyyid Hasan Efendi)

    * Anadolu Aleviliği; (Esat Korkmaz)

    * Alevilerin Büyük Sırrı; (Ünsal Öztürk)

  • Maraş katliamında hayatını kaybedenler Mersin’de anıldı

    Maraş katliamında hayatını kaybedenler Mersin’de anıldı

    PİRHA- Kahramanmaraş katliamının 38. yıldönümünde, Mersin’de anma etkinliği gerçekleştirildi.

    Katliamın 38 yıldönümü nedeniyle Mersin Cemevi’nde düzenlenen programa CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı, CHP Parti Meclis Üyesi Ali Öztunç, Araştırmacı Yazar Erdoğan Aydın, Av. Kemal Alhaslıoğlu, Alevi Kültür Dernekleri Şube Başkanı Hasan Kılavuz ve davetliler katıldı. Katliamda hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının bulunduğu dev fotoğrafın önüne kırmızı karanfiller bırakıldı ve saygı duruşunda bulunuldu.

    Alevi Kültür Dernekleri Şube Başkanı Hasan Kılavuz, katliamları yapanların devamlı devletin koruma ve gözetim altında tutulup korunduğunu söyledi. Kılavuz’un açıklaması şöyle:
    “Faşist katillerin suçlarının üzeri örtülmüş, gizlenmiş, belgeler ve kanıtlar ortadan kaldırılmıştır. Bu güne kadar bu katliamları gizlemeye çalışan yetkililer bütün katliamları unutmamızı söylüyor. Bu kuşku ve güvensizliğin son bulması, mevcut iktidarın bir adım atması lazım. Yoksa insanları karşı karşıya getirerek, bir kısmını ötekileştirerek, kendi evimizde dahi toplanmamıza tahammülleri yok. Bu toplantıyı vilayete bildirmek zorunda kaldık.”

  • ‘İktidar suç ortağıdır’

    ‘İktidar suç ortağıdır’

    Alevi Kültür Dernekleri  Antakya Defne Şubesi tarafından, Maraş Katliamı’nın 38 yıl dönümüne ilişkin basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, katliamı yapanların hala cezalandırılmamasının bugünkü iktidarı suç ortağı yaptığı belirtildi.

    Açıklamayı yapan Alevi Kültür Dernekleri Defne Şubesi Başkanı Sait Altun, Maraş Katliamı’nın yıldönümünde, katliamı kınamak için biraraya gelen Alevilerin Maraş’a sokulmamasını kınadı. Altun, Aleviler olarak katliamın sorumlularının ortaya çıkması için sonuna kadar mücadeleye devam edeceklerini söyleyerek, “Devlet bu katliamlarla yüzleşmeden, sorumluları bulup cezalandırmadan,aleviler mücadelelerini bitirmeyeceklerdir’ dedi.

  • Maraş Katliamı lanetlendi: Unutturarak kurtulamazsınız!

    Maraş Katliamı lanetlendi: Unutturarak kurtulamazsınız!

    38 yıl önce Maraş Katliamı’nda  hayatını kaybedenleri anmak için bir araya gelen Aleviler, Maraş’ta yapımı devam eden cemevinin önünde biraraya geldi.

    Yörük Selim mahallesinde gerçekleştirilen yürüyüşün ardından konuşmalar yapıldı. Yapılan anmaya CHP ve HDP milletvekillerinin yanı sıra PSKAD Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş-ı Derneği Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Başkanı İsrafil Erbil, Avrupa  Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker, Avrupa Alevi Hareketi ve Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu Muhittin Yıldız ve pek çok yönetici de katıldı.

    İlk olarak Almanya Alevi Birlikleri İnanç Kurulu Başkanı Cafer Kaplan konuştu. Kaplan “Bugüne kadar anmalarımızı bile yasak kapsamına alanlar barışı, kardeşliği, sevgiyi savunduğumuzu gördün” dedi.

    YILDIZ: BARIŞ SAVAŞÇISI OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ

    Daha sonra Alevi Bektaşi Federasyonu Muhittin Yıldız konuştu. Yıldız “Bizim her zaman şiarımız barış olmuştur. Onun için barış savaşçıcı olmaya devam edeceğiz” dedi.

    ÇANKAYA: MESAJIMIZI İYİ İZLESİNLER

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 2. Başkanı Mehmet Ali Çankaya ise “Burada verdiğimiz her mesajı iyi izlesinler. Bizer buraya yüzleşmeye ve kardeş olmaya geliyoruz” açıklamasında bulundu.

    ÖKER: ANMAYI ENGELLEYENLER İNSANLIK ÖNÜNDE UTANÇ İÇİNDELER

    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker , “Burada insanların kaybettiklerini anmalarını bile engelleyen zihniyet belki sayısal azlıktan dolayı mutludur ama insanlık önünde utanç içinde olduklarını görmelidir” dedi.

    BAŞ: İKİ ASKERİN YAKILMASI DAHA ÖNCE BU TOPRAKLARDA YAŞANDI

    Hacı Bektaş Veli AKV Genel Başkanı Tuncer Baş ise, iki askerin yakılmasının daha önce bu topraklarda da yaşandığını belirterek “Bunun önünde durmazsak daha yaşanacaktır” dedi.

    DEMİR: TEK İSTEĞİMİZ DAVALARIN GERİ AÇILMASI

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir de, “Bizim bu hükümetten tek isteğimiz geriye dönük davaların tekrar açılması” dedi.

    KAPLAN: İNSAN YAKANLARLA MARAŞ KATLİAMINI YAPANLAR AYNI ZİHNİYETTE

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise “Cizre’de bodrumda insanları yakanlarla askerleri yakanların, Maraş’ta katliam yapanların zihniyeti aynıdır” dedi.

    Kurum temsilcilerinin yaptıkları açıklama sonrası ABF Genel Başkan Yardımcısı Sevim Yalıncakoğlu basın metnini okudu.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “38. yılında bir kez daha Maraş’ta Katliamda yitirdiğimiz Canları anmaya geldik. 38 yıl sonra tam da burada, 5 canımızın hunharca katledildiği bu mahallede yeniden Cem olduk. Bu 5 Canımızın huzurunda mezar yerleri bile belli olmayan yüzlerce canımızın anısına buraya bir de Cemevi yapıyoruz. Bundan sonra da inatla ve inançla bir araya gelmeye ve katliamı unutturmamaya kararlıyız.

    “ACILAR YOK SAYILARAK DİNMEZ”

    Bilmeliyiz ki yaralar unutarak kapanmaz. Acılar yok sayılarak dinmez.

    Yüzleşmeliyiz…

    Yüzleşeceğiz ki bir daha bu acıları yaşamayalım. Bu katliamı yapanlar ve buna ortak olanlar da yaptıklarının ne kadar vahşice bir eylem olduğunu idrak etsinler ve bilsinler. ! Amacımız intikam almak değil.Aksine bu utanç unutulmasın ki bir daha olmasın!

    “GERÇEK SUÇLULAR CEZALANDIRILMADI”

    38 yıl geçmesine rağmen hala katliamın ardındaki gerçek suçlular cezalandırılmamış, Devlet arşivlerine, Genelkurmay arşivlerine davanın avukatları dahi erişememiş ve engellenmiştir. Dava dosyası kamuoyundan hukuksuz bir şekilde gizlenmektedir. Katledilenlerin mezarları kaybedilmiş ve sorumlular cezasız bırakılmıştır. Devlet bir an önce bu tutumundan vazgeçmeli ve dava dosyalarını hukukçulara açmalıdır.

    Bu katliamdan Hak’ka yürüyen canların sayısını belirleyemediğimiz gibi isimlerine dahi ulaşamadığımız canların varlığını düşünüyoruz. Devlet bu katliamın doğrudan içinde olduğu için 38 yıl geçmesine rağmen katliamla yüzleşilmesine de engel olmaktadır.

    “HER YIL ENGELLENİYORUZ”

    Biz her yıl anmaya geldiğimizde engelleniyoruz, araçlarımız bekletiliyor, saldırıya uğruyoruz ve sürekli bir saldırı ile karşılaşacağımız tehdidi ile sindirilmeye çalışıyoruz. Bizim amacımız acımızı paylaşmak. Çünkü bizim inancımız ağaca toprağa ikrar vermiş bir inançtır. Bu topraklar Alevilerin kadim topraklarıdır. Aşıklarımızın sadıklarımızın yetiştiği topraklardır. Bizi buradan göç ettirmeye çalışılması Alevi asimilasyonudur. Bunun farkındayız ve toprağımıza sahip çıkacağız. Asla bu topraklardaki kadim Yolumuzun yok edilmesine izin vermeyeceğiz!

    “SENEYE YİNE MARAŞ’TA OLACAĞIZ”

    Can’lar biz seneye yine burada Maraş’ta olacağız, her 2 Temmuz’da yine Sivas’ta olacağız, her 3 Temmuz’da yine Çorum’da olacağız, her 12 Mart’ta yine Gazi’de olacağız. Gezi’de yitirdiğimiz çocuklarımızı, Cemevimizin avlusunda vurulan Canımızı ve dahi nice insanlık suçu olan katliamları unutturmayacağız.

    “ZULÜMLER KARŞISINDA YOLUMUZDAN DÖNMEDİK”

    Kerbela’dan bugüne zalimlerin karşısında Hüseyin olduk Zeynep Ana olduk. Hiçbir zulüm karşısında yolumuzdan dönmedik, nerede bir katliam varsa mazlumların tarafında olduk. Boyun eğmedik bundan sonra da boyun eğmeyeceğiz. Pirimiz Hünkâr Hacı Veli’nin bilinci Pir Sultan’ın direncini her zaman yüreğimizde ve gönlümüzde taşıyacağız.

    “DAVAMIZ DİVANA KALMAYACAK”

    Buradan biz Aleviler olarak ilan ediyoruz! Davamız Divana Kalmayacak!”

    Basın açıklaması sonrası yürüyüş gerçekleştirerek anma sonlandırıldı.

    Diren Keser – MARAŞ

               

     

     

  • Maraş’ta Canlar Anıldı – FOTOĞRAFLAR

    Maraş’ta Canlar Anıldı – FOTOĞRAFLAR

    Aleviler, #Maraş’ta 38 yıl önceki katliamda yaşamını yitiren canlarımızı anmak için Yörükselim Mahallesinde bir araya geldi. Sabahın erken saatlerinden itibaren Yörükselim mahallesinde olağanüstü  güvenlik önlemleri alındı. Alevi kurumları alana ulaşmakta güçlük çekerken şehre giren yolların kapatıldığı ve Alevi kurum temsilcilerinden oluşan bir heyete izin verildiği bildirildi. Maraş Valiliği toplu gösteri ve basın açıklamalarını bir ay süreyle yasakladığını açıklamıştı. Maraş Valiliğinin kentteki tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamasına rağmen bir anma gerçekleştirilirken, anmada katliamda hayatını kaybedenler anıldı. Yörükselim Mahallesinde pankartlı yürüyüşün ardından bir basın açıklaması yapan Alevi kurum temsilcileri 38. yılında Maraş katliamı nezdinde tüm katliamları lanetlediler.   Yapılan açıklamada 38 yıl geçmesine rağmen hala katliamın ardındaki gerçek suçluların cezalandırılmadığına dikkat çekildi.

    38 yıl önce Maraş’ta hayatını kaybedenleri anmak için bir araya gelen Aleviler, Maraş’ta yapımı devam eden cemevinin önünde buluştu. Yörük Selim mahallesinde gerçekleştirilen yürüyüşün ardından konuşmalar yapıldı. Yapılan anmaya  CHP ve HDP milletvekillerinin yanı sıra PSKAD Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş-ı Derneği Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir,   İngiltere Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Almanya Alevi Dernekleri Federasyonu Onursal başkanı Turgut Öker, Avrupa Alevi Hareketi ve Türkiye Alevi Federasyonu yöneticileri de katıldı.
    İlk olarak Almanya Alevi Birlikleri İnanç Kurulu Başkanı Cafer Kaplan konuştu. Kaplan “Bugüne kadar anmalarımızı bile yasak kapsamına alanlar barışı, kardeşliği, sevgiyi savunduğumuzu gördün” dedi.
    Daha sonra Alevi Bektaşi Federasyonu Muhittin Yıldız konuştu. Yıldız “Bizim her zaman şiarımız barış olmuştur. Onun için barış savaşçıcı olmaya devam edeceğiz” dedi.
    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 2. Başkanı Mehmet Ali Çankaya ise “Burada verdiğimiz her mesajı iyi izlesinler. Bizer buraya yüzleşmeye ve kardeş olmaya geliyoruz” açıklamasında bulundu.
    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker , “Burada insanların kaybettiklerini anmalarını bile engelleyen zihniyet belki sayısal azlıktan dolayı mutludur ama insanlık önünde utanç içinde olduklarını sörmelidir” dedi.
    Hacı Bektaş Veli AKV Genel Başkanı Tuncer Baş, iki askerin yakılmasının daha önce bu topraklarda da yaşandığını belirterek “Bunun önünde durmazsak daha yaşanacaktır” dedi.
    AKD Genel Başkanı Doğan Demir ise “Bizim bu hükümetten tek isteğimiz geriye dönük davaların tekrar açılması” dedi.
    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise “Cizre’de bodrumda insanları yakanlarla askerleri yakanların, Maraş’ta katliam yapanların zihniyeti aynıdır” dedi.

    Basın açıklamasını ise Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu okudu. 38 yıl geçmesine rağmen hala katliamın ardındaki gerçek suçluların cezalandırılmadığını söyleyen Yalıncakoğlu,  dava dosyasının da kamuoyundan hukuksuz bir şekilde gizlendiğini ve Türkiye’nin artık katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini söyledi.

    https://youtu.be/8FFDOYfOjrg

      
         





     

  • ‘Birlikte yaşama umutlarımızı yok edemeyecekler’

    ‘Birlikte yaşama umutlarımızı yok edemeyecekler’

    Maraş Katliamını Anma Platformu’na bağlı dernekler bir araya gelerek 38. yılında Maraş Katliamını andı. Açıklamaya konuk olarak Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Avrupa Birliği Eski Bakanı ve HDP Kocaeli eski milletvekili Ali Haydar Konca, CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay, CHP İzmit İlçe Başkanı Mehmet Ümit üçükkaya, Alevi Kültür Dernekleri Kocaeli Şube Başkanı Birol Sağlam, CHP İl Kadın Kolları Başkanı Sevim Korkmaz Pekyörür, CHP İl Gençlik Kolları Başkanı Murat Erinç, CHP İzmit İlçe Gençlik Kolları Başkanı Devrim Bal, Tavşantepe Cem Evi Başkanı Ali Ekber İncesu ve çok sayıda davetli de hazır bulundu.

    “KATLİAMLARI ASLA UNUTMAYACAĞIZ”

    Demokrat Kocaeli’nin haberine göre, gerçekleşen programda açılış konuşmasını yapan Alevi Kültür Dernekleri Kocaeli Şube Başkanı Birol Sağlam,“Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da,  Sivas’ta, Cizre’de, Ankara’da, Beşiktaş’ta ve en son Kayseri’de yapılan katliamları Unutmadık, unutmayacağız, asla bağışlamayacağız.  Bugün Maraş katliamının üzerinden 38 yıl geçmiştir.  Önceki yıllarda olduğu gibi bu yılda ülkemizde artarak devam eden şiddet ortamından kaynaklı OHAL ve yayınladığı KHK’ler ile hukukun üstünlüğü ve  temek hak özgürlüklerimizin kısıtlandığı, düşüncelerimizin hapsedilmeye çalışıldığı bir siyasi ortamda yaşamaktayız” dedi.

    “İNADINA BERABERİZ”

    Kritik bir süreçten geçtiklerini ifade eden Sağlam, “ Hedef Kürtler veya Aleviler değil.  Asıl hedef Türkiye’dir. Alet olmayacağız. Bugüne kadar ekmeğimizi, aşımızı paylaştığımız; et ile tırnak, bir elmanın diğer yarısı olduğumuz bu ülkenin her ferdi ile birlikte, emperyalizm ile mücadele etmeye devam edeceğiz. İnadına biriz, İnadına beraberiz.  Dün  Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da,  Sivas’ta, Gazi’de yapılan katliamlar, bugünde AKP  iktidarında Gezi’de, Ankara’da, Beşiktaş’ta, Kadıköy’de planlı olarak  katliamlar devam etmektedir.  Ancak  ne sıkıyönetimleriniz  ne OHAL kapsamında KHK’larınıız, ne ekmek almaya giden çocuklarımızı sokak ortasında vurdurmanız, ne çocukları öldürülen anaları, yaptığınız seçim mitinglerinde yuhalatmanız ne de  cem evlerine cümbüş evi diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmanız,  bizim  özgürce, kardeşçe, insanca birlik ve beraberlik içinde yaşama umutlarımızı  yok edemeyecek” sözlerine yer verdi.

    “İNSAN HAKLARINDAN YANAYIZ”

    Programa konuk olarak katılan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ise şunları kaydetti: “Türkiye çok önemli bir süreçten geçiyor ve acaba sıra bize mi geldi kaygısı yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a mektup yazdım, siyasilerle görüştüm, bu algının kötü olduğuna ve bu algının değiştirilmesi gerekliliğine dikkat çektim. Biz Aleviler her zaman olduğu gibi bu dönemde de demokrasiden, insan haklarından yana olmak zorundayız. Gözaltına alınsak da, ötekileştirilsek de bunları yapmak durumundayız.

    MÜCADELE VURGUSU

    Biz Maraş’ın 38. yılında her şeye rağmen birlikteyiz. Yılmadan korkmadan mücadele etmek zorundayız. Tarih bizi haklı bulacak. Biz dik durmaya, onurlu durmaya mecburuz. Biz asla boyun eğmeyeceğiz. Biz bu ülkenin aydınlık geleceği için bir platform oluşturmak zorundayız. Biz kimsenin inancıyla alakamız yok. Bu kurumda ne kadar Alevi varsa o kadar da Sünni var. Bu memleket bizim, bu ülke bizim. Sonuna kadar direneceğiz. Ali Akdemir FETÖ’den gözaltına alınabiliyorsa hepimiz alınabiliriz, yıllarca hapishanede kalabiliriz ama biz vazgeçmeyeceğiz.”

  • Maraş’ta yaşamını yitirenler Mersin’de de anıldı

    Maraş’ta yaşamını yitirenler Mersin’de de anıldı

    Mersin Cemevi’nde düzenlenen programa CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı, CHP Parti Meclis Üyesi Ali Öztunç, Araştırmacı Yazar Erdoğan Aydın, Alevi Kültür Dernekleri Şube Başkanı Hasan Kılavuz ve davetliler katıldı. Katliamda hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının bulunduğu dev kolaj fotoğrafın altında mum yakanlar, fotoğrafın önüne kırmızı karanfiller bırakırken saygı duruşunda bulunuldu. Katliamda çekilen fotoğraflardan oluşan slayt gösterisi gerçekleşti.

    “KATLİAMIN ÜZERİ ÖRTÜLMÜŞTÜR”

    Alevi Kültür Dernekleri Şube Başkanı Hasan Kılavuz yaptığı konuşmada, katliamları yapanların devamlı devletin koruma ve gözetimi altında tutulup korunduğunu söyleyerek, “Faşist katillerin suçlarının üzeri örtülmüş, gizlenmiş, belgeler ve kanıtlar ortadan kaldırılmıştır. Bu güne kadar bu katliamları gizlemeye çalışan yetkililer bütün katliamları unutmamızı söylüyor. Bu kuşku ve güvensizliğin son bulması, mevcut iktidarın bir adım atması lazım. Yoksa insanları karşı karşıya getirerek, bir kısmını ötekileştirerek, kendi evimizde dahi toplanmamıza tahammülleri yok. Bu toplantıyı vilayete bildirmek zorunda kaldık” dedi.

    “MÜCADELE ŞART”

    Maraş’ın Terolar Köyü’nde mülteci kampı kurulduğunu hatırlatan CHP Parti Meclis Üyesi Ali Öztunç ise “Kurulmasın diye uğraştık ama karşımızda devlet gücü var. Baş etmek gerçekten zor.  Önümüzdeki süreçte bir olmamız gerekiyor. Birlikten başka çaremiz yok. Önümüzdeki aylarda Türkiye’nin önüne, bizlerin varolma mücadelesi gelecek. Bir olmazsak, işe siyaset karıştırırsak kaybederiz. Bizi yaşatmazlar. Başkanlığı kastettiğimi anlıyorsunuz. Bunu getirilerse sıkıntı günler yaşarız. Bakmayın Fethullah ile kapıştığına, yine bir araya gelirler” ifadelerini kullandı. (S.K)

     

  • ‘Devlet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli’

    ‘Devlet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli’

    19-25 Aralık 1978 tarihinde yaşanan saldırılar sonucu yüzlerce Alevi Maraş’ta katledildi. Aradan geçen 38 yılda gerçekler açığa çıkartılamazken, anma yapmak isteyen Alevi örgütlerine her yıl olduğu gibi bu yılda OHAL gerekçe gösterilerek izin verilmiyor.

    Yasaklamaya ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi Kültür Dernekleri(AKD) Akdeniz bölge sorumlusu Ali Özveren, Maraş Katliamını unutmamak ve unutturmamak, bir daha Maraş, Sivas, Çorum, Gazi olmaması için, Maraş’ta anma yapmak istediklerini belirterek, devletin Maraş Katliamıyla yüzleşmesi gerektiğini ifade etti.

    “DEVLET ARŞİVLERİ AÇARSA O ZAMAN ACILAR DİNER”

    Özveren, Maraş anmalarının Sivas Madımak anması gibi kalabalıklar tarafından sahiplenilmesin diye yasaklandığını belirterek, “Ne zamanki devlet, arşivleri açar, gerçekler ortaya çıkarsa, ne zamanki anıt yapılırsa o zaman acılar diner” dedi.

    “DÖNEM, YEZİT, MUAVİYE DÖNEMİ GİBİ”

    Muaviye’nin, yezidin dönemi gibi bir dönemden geçiyoruz diyen Özveren “Biz eşit yurttaşlık talepleri doğrultusunda, demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu ülkede Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayrımı olmadan birlikte yaşamak istiyoruz” dedi.